28 Aralık 2015

75 Yaşındayız

Aslında manevisin sen, değerini biz yüklüyoruz sana. Ancak o kadar çok biziz ki; maneviyatın ete kemiğe bürünüyor. O nedenle kavga ediyoruz seninle, o nedenle kızıyoruz sana. Sana anlamlar, karakterler yüklüyoruz. Hatta siyasi bir misyon verdiğimiz de oluyor. Bunca ete kemiğe bürünmüşlükte senin doğum gününü kutlamamak olur mu? İyi ki doğdun Demirsporum. İyi ki hayatımın koyu laciverti, apaçık mavisi oldun.

Hayata karşı savaşlarımızı senin üzerinden veriyoruz Demirsporum. 
Hayatın acımasızlığına senin üzerinden isyan ediyoruz.
Bir şeyleri değiştirme duygusunu senin vesilen ile hayata geçirmeyi istiyoruz.
En kötü günümüzde gülümseyebilmek için seni arıyoruz.
En iyi günümüzde kahrolarak insan olduğumuzu seninle hatırlıyoruz.
Cebimizdeki üç kuruşu sana harcayıp, bir mücadeleye destek olma arzusunu seninle tatmin ediyoruz.
Deplasmanlara gidiyor, çayımızı aşımızı bölüşüyoruz da paylaşabilmeyi tadıyoruz seninle.
Belki normalde uğraşmayacağımız insani bağışlar için senin adını duyurma hevesi güdülüyor bizi.

Kısacası sen bizim insan yanımızsın.
Senin doğum günün ya bugün. 
Aslında hayata ve insanlığa merhaba diyen bizleriz seninle.

Var ol Demirspor, var et Demirspor.
Nice 75 yıllara. 

İlanda yer alan tarih bilgilerini yazım aşamasında olan ADS tarihi kitabımız için sansürlemiş bulunuyoruz.

27 Aralık 2015

Adana Demirspor:2-Ş.Urfaspor:0

2015'in ve devrenin son maçında 3 puanı aldık. İlk kez iki hafta üst üste gol yemedik. Kendi sahamızdaki kötü performansımız maç öncesi tedirgin olmamıza neden olsa da, muhtemelen bazıları son kez Demirspor forması giyen topçular bu kez istekliydi. Maçı kazanmayı gerçekten istediler.  (Anıl ve fazla kiloları bile hareketliydi!) Belki de gidenlerden olmak istemiyorlardır. İkinci devre öncesi potada kalmak için önemli bir maçtı. Haftaiçi hakkında spekülasyon yapılan Pote, özellikle ilk yarı sahanın en iyisiydi.

23 Aralık 2015

Yine Menajerler

Biri geçen yıldan diğer 4 yıl önceden iki yazı, isimler farklı ama konu aynı, değişmeyen dert: Aman menajerlere dikkat! Bir devre arası transfer furyası öncesi, yine oyuna getiriliyoruz, komediden trajediye...

http://www.adanademirspor.net/2011/06/teknik-direktor-ve-transfer-donemi.html

http://www.adanademirspor.net/2015/01/devre-aras-kadro-degisiklikleri.html




Özgür Ortaç Yeniden Milli Takım'da

Altyapı oyuncumuz Özgür Ortaç, U15 Milli Takım'ın İngiltere ile oynayacağı maçın aday kadrosunda yer alıyor. 21 Aralık'ta İngiltere ile oynanan ilk maçta 90 dakika forma giyen Özgür, daha önce üç kez U14 bir kez de U15 milli takım formaları giymişti.

Özgür'ü tebrik ediyoruz!

Özgür'ün milli formaya seçilmesi ile ilgili haber-yorum için bknz: http://www.siporcu.com/detay-sol-ayagi-raket-gibi-kisiligi-10-numara

22 Aralık 2015

Umut Hep Var

Sahada değil sadece Demirspor bunu hep söylüyoruz. Bir kardeşimiz Erzurum'un içinde sadece Ziraat Bankası'nın bir şubeciğinin bulunduğu Tekman İlçesi'nin bir köycüğüne, Hacı Ömer Köyü'ne öğretmen olarak atandı tüm hevesi ve ülkesine faydalı evlatlar yetiştirme arzusu ile. Kitapları yoktu çocukların, kütüphanelerini kurmak da Ankara Tayfası'nın gönlü bol insanlarına düştü. Biliyorum biz okumayan, ezberleyen bir milletiz, biz araştırmayan sembollerle yetinen bir milletiz ama bu zinciri kırabiliriz. Zor değil gerçekten. Yeter ki isteyelim.

Şu çocukların yüzündeki ışık bize güzel bir gelecek olarak dönsün. Zincirlerimizi onlar parçalasınlar.


21 Aralık 2015

Kötü Futbola Ödül: 1 Puan

Futbol yoktu sahada. Altınordu'nun aşırı iştahlı futbolu ne ilk ne de ikinci yarı bize fırsat verdi. Ha, çok iştahlıydılar da kazanacak topu onlar da oynamadı. E ne oldu peki 90 dakika? Ne olacak, futbol diye eziyet seyrettirdiler bize. Peki biz yabancı mıyız bu hisse, değil tabii ki. Yine de unutkan mahlukatlar olduğumuz ve gazla çalıştığımız için hayallere daldık ve bu hafta 3 puanı cepte sandık.

Öncelikle, sahada bir planı olmayan bir Demirspor vardı. Bunu akıldan çıkarmayalım, çünkü planı olmayan bir takım kurban bayramında sahiplerinin elinden kaçan tosuna benzer. Bizim takım da amaçsız bir şekilde koştu durdu. Hani bizim iyi becerdiğimiz ve aslında eleştirdiğimiz uzun toplarla Pote ve Burak'ı arkaya kaçırma operasyonumuz var ya, onu hiç yap(a)madık bu hafta. Bari deneseydik, bari yoklasaydık. Takım ilk haftalardaki paslı oyunu yapmaya çalışıyor ama o zamanlar rakipler daha yaz tatilindeydi. Millet tatilden döndü, hatta tenleri güneşte turuncuya dönenler yanımızdan geçti gitti bile!

Yani köprülerin altında sular aktı. Mevcut kadro yetmiyor. Yetmeyecek. Kaç haftadır bunu söylüyorum. Bunu görmeye profesör olmaya gerek yok elbette. Lakin benim gibi bütçe, gelir-gider durumu, altyapı vs. diyen birisini bile transfere mecbur bırakanlar düşünsün biraz da. Altyapıdan geleceğe dair umut veren bir ışık alamadık 4 yediğimiz Sivas Belediye maçında. Demek ki dışarıdan alınacak. Belediyenin bu kadar işin içindeyken takımı yıkım halinde bırakmaya hakkı yok. Adamsa alınacak, kaynaksa aktarılacak.

Takımı oyuncu bazında ele alacak olursam, ikinci yarıdaki oyunlarıyla defans dörtlüsünü beğendim diyebilirim. Timur'un performansı çıkmayı hak etmiyordu. Anıl ne yaptı, Timur'dan fazla: Hiç. Emin-Attamah ikilisinin amacı nedir, atak kesmek mi, gol atmak mı? İkisini de yapmadılar. Burada bu ikiliyi bozmanın ne zararı olurdu? Anıl'ı buraya alıp Timur oyunda tutulabilirdi. Hatta Astafei bile burada denenebilirdi. Nasıl olsa kazanmak gibi bir gayemiz yoktu, en azından varyasyon denemiş olurduk.

Gerçi transfer dönemi yaklaşıyor, bir çok oyuncu ile yollar ayrılacak gibi duruyor. Attamah'taki isteksizlik bundan dolayı olabilir mi? Ozan, Timur da gidecekler arasında zikrediliyordu. E o zaman göndereceğiniz oyunculara maç başı ödemesi yapmak için mi oynatıyorsunuz? Alın alt yapıdan bir iki çocuğu, onlara primden pay verin. Tamam, oradan bir ışık alamadık ama göndereceğiniz emanetçilerden çok daha fazlasını hak ediyorlar.

Bu kötü futbola hediye olarak 1 puan verildi, teşekkürler Futbol Federasyonu. Hakem de aşırı iyiydi bu arada.

Kaleci Ahmetcan sakin giden maçı sakin tamamladı. En kötü günü bugün değildi, daha zor maçları olacak. Takımın kalecisi gibi hissettsin, öyle sahip çıksın. Kendi kariyeri açısından faydasını görür böyle olursa. Demirspor kendi çocuğuna kale falan vermez. Bunu da bilsin, romantizme girmeden kendini geliştirsin. Abi tavsiyesi.

Tribünlerde armayı temsil eden ve peşinde olan kardeşlerime teşekkürler, ayaklarınıza sağlık. Bir teşekkür de Ankara Tayfası'ndan Fatih ve Esra Taş çiftine. Bizi temsilen İzmir'de, tribündelerdi. Gönül isterdi ki İzmir gülen yüzünü onlara göstersin, olmadı. Bir dahakine inşallah...

Altınordu:0-Adana Demirspor:0

Haftaiçi "hocamız dönsün" diye açıklama yapan topçulara bak. Kendilerini affettirmek için yaptıkları şey: hiçbirşey!  Kötü oyuna iyi sonuç. Bir an önce devre bitsin, herkes yolunu çizsin. Altyapıdan gelen kalecimiz Ahmet güven verdi, bu gecenin tek iyi yanı.

17 Aralık 2015

Döndüğünüze Göre Kulak Veriniz Osman Hoca...

Osman Hoca'nın gelişine fazlasıyla sevindik. Çünkü skordan daha da önemli olan bizler gibi hisseden insanlar ile çalışmak idi. Bir futbol takımı ile bir camiayı birbirinden ayıran en önemli şeylerden biridir camianın hislerinin olması. Biz de bu duygular ile diğer taraftarlar gibi çağrımızı yaptık ve Demirspor'u istediğimiz kişiye emanet ettik.

Ancak duygular ile hareket etmek kısa vadede sonuç verirken uzun vadede hep mantık kazanır. Mantık ile duygu birleşir ise başarı kaçınılmazdır. Bu nedenle artık duygunun yerini mantığın almasını temenni ediyoruz.

Bu noktadan sonra yapılması gereken çok önemli şeyler var.

1-Futbolculara ruhsuz diyerek ayrılan bir teknik adam döndüğünde takımına neşter vurmaz ise o takımın tüm futbolcularını töhmet altında bırakmış olur. Unutmayalım sadece ruhsuz demedi Osman Hoca, emek hırsızı da dedi futbolculara. O halde kimse o hırsızlar onlarla yolların bir an önce ayrılması gerekir. Yoksa bu itham tüm futbolcuların üzerinde yük olmaya devam edecek.

2-Osman Hoca'nın haklı olduğu noktalar vardı sezon içindeki isyanlarında. Özellikle taraftara karşı federasyonun ve takıma karşı hakemlerin tutumu açısından. Bu gerekçeler ile abartmıyorum en az 10-11 puanımız çalındı. Ancak bu husus bir şeyi gölgelememeli. Hakkımızın yendiği maçlar Demirspor'un tek kale oynadığı, rakibe baskı kurduğu, hakimiyetini kabul ettirdiği maçlar da değildi. Hakkımız yenmeseydi de maç sonuçları değişmeyebilirdi. Çünkü takım savaşmıyor. Bu nedenle Osman Hoca artık isyan psikolojisinden sıyrılmalı ve kendi hatalarına odaklanmalı. Aksi takdirde iyi makyaj ile ancak kendimizi kandırırız.

3-Takımımızın kondüsyonuna ilişkin ciddi şüphelerim var. Bu takım Denizli'ye karşı golü attıktan sonra birden şalter indi. Topçular oynamamaya başladı. Aynı şeyi Erciyes maçında da gördük. Koşmuyor takım. Karşıyaka ve Samsun maçlarında en az 30 dk. sahanın her alanında basan ve diğer kısımlarında da topa hakim olup güzel pas yapan bir takım vardı. Bu takım şu anda sadece idare ediyor. Rahmetli Bekir ÇINAR gibi göbekli ama toptan anlayan futbolcularımız var. Anıl gibi. Özgürcan'ın motivasyonu sıfırın altında. Gücü de öyle görünüyor. Yedek forvetimiz yok. Hüseyin Kala, hiçbir şey yapmasa adrese teslim orta yapıyordu, o da gitti. 

4-Takımımızın futbol sistemini ben çözemedim. Kalecimiz sürekli topu ceza sahasının yakınındaki oyunculara veriyor ve oyun kurmasını bekliyoruz ve bu süreçte baskı yiyor, top kaptırıyoruz ve gol yiyoruz. Bunu defalarca gördük ve işin kötü yanı görmeye devam ettik. Aynı hatalı taktik maç içinde dahi iki kez yapılır, tutmuyorsa değiştirilir. Biz maçlar boyunca hatalarda ısrar ediyoruz.

5-Oyuncu değişikliklerinde -Attamah, Burak ve Pote'yi saymıyorum onlar hep dinç- dinç olduğunu düşündüğümüz diğer adamlar kenara alınıyor. Kenardan gelen de katkı koyamıyor. O halde neden bu değişiklik yapıldı diye kendimize anlatmak durumunda kalıyoruz.

6-Defansımız nal topluyor. Pote ve Burak olmasa küme düşme potasındaydık. Hatta Pote olmasa daha çok gol yerdik. Adam defanstan top çıkarıyor. 

Osman Hocam duruşunuz için teşekkür ederiz. Umarız bu hataları gidermek için gereken önlemleri alırsınız. Sizden ricamız taraftara kulak vermeniz. Dileriz sezon sonunda sonuç ne olursa olsun ne güzel savaştık ama diyebiliriz. 

15 Aralık 2015

Osman Hoca Dönsün

Kendisine fevri hareketlerinden dolayı tepki verdik ama biz duygusal bir camiayız. Biz yenilmekten korkmayan çünkü yenilmenin ne demek olduğunu bilen bir camiayız. Biz yenildiğimizde değil pes ettiğimizde, yenilgiyi kabul ettiğimizde yeniliyoruz aslında. O nedenle skor üzerinden değil mücadele üzerinden yorum yapıyoruz.

Erciyes maçı sonrası hepimiz neden bitik hissettik kendimizi, çünkü maç sonucuna talihsizlik diyemiyorduk. Çünkü savaşmadık. Çünkü kemik sesleri gelmedi sahada. Ve buna isyan eden Burak hak ettiği alkışı aldı. Buna isyan eden bir diğer kişi ise teknik adamdı ve bu yılmışlığı hazmedemeyip istifa etti.

Osman Hoca'nın en önemli hatası kendisine verilen tam yetkiyi doğru kullanamaması oldu. Daha kaliteli adam karaktersiz ise ona sahip mi çıkmalıyız yoksa savaşana kucak mı açmalıyız? Biz ikincisini tercih edenlerin camiası olduk hep. Osman Hoca da bunu görecek ve buna göre neşter vuracaktı, vurmadı.

Bu şekilde bizimle birlikte üzülecekse, en önemlisi bize ve duygularımıza kulak verecekse gitmesine hiç gerek yok hocanın. Gelsin birlikte savaşalım, gelsin birlikte yenilelim ve yenildikten sonra hırsımızı birlikte alamayalım ama samimi olalım. Demirsporluluk samimiyet gerektirir. Hırs gerektirir.

Gel Osman Hoca, yeni baştan oynayalım. Kendi içimizdeki ruhsuzlardan başlayarak düşmanımıza karşı önlemlerimiz bıçak gibi keskin olsun. 

14 Aralık 2015

Hakan Kutlu

Demirspor'u tanıyoruz. Bir resmi açıklama görmeden, dedikodular çıkar ve bazı dedikoduları kulak arkası edebiliriz ancak bu gibi konularda bir ön almaz, ses vermez isek olası bir anlaşma sonrasında ses vermiş olmak çok da bir anlam ifade etmeyecektir.

Demirspor'da gündem hızla akıyor. Dün büyük bir hayal kırıklığı, bugün güne yıkılmış başlamış iken Osman Hoca'nın istifası ve devam eden umutsuzluğun yerini iyi bir hoca ile toparlar mıyız sorusuna bırakması, sonra umut kıran bu gibi dedikodular. 

Bırakın arkadaş bizi. Bırakın bir gün acımızı yaşayalım. Bırakın efendi gibi içimiz içimizi yesin, kızalım talihimize. Bırakın bizi bir gün için kendi halimize bırakın. Yok. Derin nefesler alıp sakinleşmeye çalışırken illa bir dedikodu gelip göğüs kafesimize baskı yapacak.

Sayın başkan ve yönetim kurulu üyeleri. Bu kulüpte çok güçlü bir yönetim sergilediğinizi, kentin önemli dinamikleri ile uyum içinde çalışıyor olmanızın bu gücü perçinlediğini biliyoruz. Ancak hep söylüyoruz yine söyleyelim. Demirspor sizinle kurulmadı. Demirspor çok sayıda güçlü ve güçsüz başkanla çalıştı. Demirspor 20 yılı aşkın bir süredir süper ligi görmediği için devasa bir tecrübeye sahip. Futbolcular, yönetici davranışları, teknik ekip davranışları. Hepsi belleğimizde. Sonuçta şunu görüyoruz. Artık aynı uygulamaları farklı kişiler yapınca farklı sonuçlar alınmıyor biz idrak ettik bunu. Sizden çok ama çok rica ediyoruz. Biz taraftarlara yönetsel açılardan kulak verin. 

Sadede geleyim. Biz zamanında Abdülkerim DURMAZ isimli bir teknik adam ile çalıştık. Daha önce yöresel rakip takımların birini çalıştırıyordu. Bize o dönemlerde ağza alınmayacak küfürler etmişti. Çok ısrar ettik almayın diye. Bizi ezdi yönetim ve aldı. Ne oldu, bir süre sonra takım başarısız sonuçlar alınca Abdülkerim DURMAZ'a daha önce ettiği küfürler iade edildi. Taraftar desteğinin hocanın arkasında olmaması hocanın kredisini azaltırken, stresini artırdı. Çalışma koşulları güçleştikçe daha çok hata yaptı. Daha da önemlisi biz kendimize anlatamadık, bize söven adamın bizim başımıza gelmesini. Bunu yapan yönetime karşı defalarca bunu söylemek durumunda kaldık. Yüzlerine vurmak durumunda kaldık. Karşı karşıya geldik onlarla. Oysa gerek yoktu buna. Biz camia olarak tek ses olursak, aramızda kavga etmez, bunlara malzeme vermez isek daha güçlü oluruz, şampiyonluğa oynarız.

Osman Hoca doğrudan Demirspor taraftarına hiçbir şey yapmadı. Ama bir kadın gazeteciye davranışını kendisi özü dilemiş olmasına karşın bugün hatırlamayan var mı? Peki çok eleştiri alan Ünal Karaman'ın kendisini sezon sonuna taraftar nezdinde taşıyacak kredisi nereden geliyordu? Sözün özü Demirspor taraftarı iyi bir teknik adamın yanı sıra hayatının her aşamasında örnek olacak insanlar arıyor sayın yönetim. Bu kişiler ile anlaşılmadığında normal şartlarda başarısızlığa verilecek tepkilerden daha fazlasını alıyor ve süreç yönetilemeze doğru gidiyor. 

Bakınız adı geçen Hakan KUTLU Demirspor'a karşı hakaretvari konuşmuştur. Demirspor maçlarına özel bir güdü ile (türlü sebepleri olabilir-tahmin/duyum paylaşmak yakışmaz) çıkmıştır. Aradığımız duruş onda yoktur. Bu duruş eksikliği kötü günde su yüzüne çıkar ve ola ki kendisine gelen tepkilere ağırbaşlı yaklaşmaz ise burasının Adana olduğu gerçeği ile yüzleşir. Gerek yok olası senaryolara. Sizler de bu tür adımlarla yıpranmayın. 

Taraftara kulak verin, doğru isimlerle krizden çıkalım. Bu güç sizde var.  

13 Aralık 2015

Yeter Ulan Yeter!

Şampiyonluğa oynamayacaksan sorun yok. Mesela sen kümeye oyna, gücün bu olsun, biz anlarız, sonuna kadar destekleriz.

Orta sıraya oynayacaksan oyna, de ki bu sene yok, seneye, tamam ulan, gelecek seneyi bekleriz.

Ama sen bizimle oynuyorsun Adana Demirspor. Onurumuzla oynuyorsun. Sana kolay gelir belki ama hayatımızla oynuyorsun!

Takım gol gelene kadar ısrarlı, istekli, hırslı. Gol geliyor. Takım nerede? Takım duşa gitmiş. İlk yarı sonuna kadar idare ediyor. Gardaş niye gidiyorsunuz duşa, aklınız niye gidiyor? Niye 0-0 gibi oyuna devam etmiyorsunuz?

Emin'i neden aldın hoca? Sakatlandıysa falan tamam da, "taktik" gereği mi aldın oyundan. TAKTİĞİN SENİN OLSUN HOCA? Kurulu takımın aksıyorsa, bu adam mı aksıyor oyunda? Ya da kurulu düzeni bozmak mıdır "taktik" anlayışın?

Arkadaş, oyun kurucu özellikte adamı 80'den sonra alıyorsan, bu adam oyuna ısınana kadar maç bitti zaten. Timur ne yapıyordu da ya da ne yapamıyordu da oyundan aldın? ALLAH AŞKINA, MAL SAHİBİ GİBİ OYNAYAN ÜÇ ADAMDAN BİRİNİ NEYE DAYANARAK ALDIN OYUNDAN? Umut Sözen'i soktuğun gibi geri alsan "hah, helal olsun hoca, hatasını telafi etti" derdim.

Hoca bunları yaparken siz niye uyudunuz, Mojsov, Fereira, Attamah efendiler? Elin oğlu içinizden geçip giderken neredeydiniz? Oğuz efendi, ceza sahasının dibindeki panik halindeki Demirsporlu'ya pas vermek mi büyük kalecilik. O toplar dönüp bize patlar işte böyle.

Lan arkadaş, yeter ya, yeter! YETERİ BİLİYORSANIZ YETER! Bizi madara ettiğiniz her seferde biz sustuk, destekledik. Ama yeteri biliyorsanız YETER. Bak iki taneniz şutlandı. Aklınızı başınıza alın, topunuzu oynayın.

Kazanın demiyorum, TOPUNUZU OYNAYIN. Burak Çalık kadar, Pote kadar, bu maçtaki Timur kadar, iki sene önceki Erçağ Evirgen kadar topunuzu oynayın.

Sedat başkan, mal sahiplerini takımda tut, idare edenleri gönder. Seni mal sahibi gibi gördüğümüz için, kulüp sana emanet olduğu için söylüyorum. Kendi sahasında Sivas Belediye'den 4 yiyen, lig sonuncusundan 1-0'dan maç veren takımın başkanısın. Sokaktaki herhangi birisi değilsin. Umarım sorunu çözersin. Biz çok kayyum tehdidi gördük, çok güya efsane başkan gördük. Ama çok da hakiki efsane başkan gördük. Sen de şimdiden önlem al, hangi listede yer alacağına kendin karar ver.

Adana Demirspor:1-Erciyesspor:2

Ligin son sırasında, 14 haftada 12 gol atabilmiş takıma kendi sahamızda yenildik.  Bravo!

12 Aralık 2015

Başın Sağolsun Göktuğ

Tayfamızın emektarlarından, Demirspor tribünlerinin tanınmış siması Göktuğ arkadaşımızın babasının vefatını üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Yıllar önce, sanırım 2008'teki Karabük maçıydı, keyifli sohbetiyle bizi evinde ağırlamışlardı. Ügü ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.

8 Aralık 2015

Sarmaşık

Tam bir yıl önce Mustafa, Sarmaşık filminin Sundance'ta yarışma heyecanını yazmıştı.(http://www.adanademirspor.net/2014/12/sundance-film-festivalinde-demirspor.html)

Film geçen haftasonu Altın Portakal aldı (Nadir Sarıbacak'ın ödül konuşması canlı yayında sansürlendi). Film vizyona da girdi. Gidip görmek gerekli. Hakkında çokça olumlu eleştiri var. Filmin başrol oyuncusunun Demirspor ürünleriyle, formalarıyla arzı endam etmesi ayrıca önemli ve güzel bizim için. Ki formamızla görünen Nadir Sarıbacak son dönemin yıldızı parlayan alternatif isimlerinden, takip edilmesi gerekiyor. http://www.sarmasikfilmi.com/

Yine bir Demirsporlu, Alper Turgut'un filmle ilgili yorumları da şurada: http://www.beyazperde.com/filmler/film-232790/elestiriler-beyazperde/

6 Aralık 2015

3 Puan ve Fazlası

Malatya'dan 3 puanla dönüyoruz! Oynanan oyunun önceki haftalara nazaran ekstrası pek yok. Pote - Burak Çalık şirketi çalışmaya devam ediyor.

Herkesin birbirini yenme potansiyelinin yüksek olduğu bu ligde ilk etapta başaltında yer edinmek adına bu galibiyet önemliydi. Kağıt üstünde avantajlı görünen fikstürden faydalanamadık, çünkü dediğim gibi, avantaj kağıt üstünden öteye geçmiyor. Lig zorlu ve kopma pek olacak gibi görünmüyor. Biz orta sıra ile farkımızı bir an önce koyarak ligde devre arasına girmeliyiz.

Maçın en önemli isimleri bana göre öncelikle Aykut, Burak Çalık, Attamah ve Pote'ydi. Anıl uzun zaman sonra gelecek için umut verdi. Önceye nazaran daha çalışkan, daha üretkendi. Ancak gereken kadar değil, bunu da not düşelim.

Hüseyin Kala eleştiri alıyor. Katılmıyorum. Takımın aksayan tarafı Hüseyin değil. Kondisyon bazında daha iyi alternatifi olduğunu düşünmüyorum. Atılana kadar sürekli koştu, didindi. Atılması hatalı bir karardı. Ne Timur, ne Astafei farklı nedenlerle buranın oyuncusu değil. Yeni yabancı transfer buraya daha iyi bir alternatif olabilir. Ancak şu an bu mevkide Hüseyin Kala devam edecek. Hocanın tercihinin değişeceğini sanmıyorum. Ancak cezalı olacağı gelecek hafta burada forma bulacak olanın bu şansı iyi değerlendirmesi gerekli.

Malatya taraftarları maç çıkışında bizim otobüslere taş atmışlar. Takım otobüsü de taşlanmış, otobüs şöförümüz Özcan abi yaralanmış. Tüm Malatyaspor camiasını suçlamak doğru olmaz ama şunun üzüntüsünü yaşıyorum ki, o taşları atan insanlık özürlüler Adana'ya gelmeye yüreği yetmeyecek akıl fukaralarıdır. Keşke gelseler de harbi "insanlık" görseler. Maalesef gelemezler...

3 puan aldık, fazlası ne derseniz; özgüven, taraftarla barışma, geleceğe dair umut. Biz her kazanılan 3 puanla bunları tazelemeye hazırız. Taraftar olmak biraz da böyle çocuksu bir heyecanı sürekli yaşamak değil midir?


3 Aralık 2015

Kupadan Elendik

Dün kupadan eledik. Sivas Bld'ye 4-2 yenildik. Bir önceki turu da zar zor uzatmalarda geçmiştik. Yıllardır kupanın gereksiz olduğuna, futbolcuları yorduğuna dair bir algı var. Kısmen haklı da olabilir. Bu sadece bizim için değil pek çok takım için geçerli. Kupa angarya olarak görülüyor. Sırf onun için para ödülleri, maç başına gelir garantisi konusu ama o da tatmin etmiyor kulüpleri. Geçen sezon Sivas'ın teknik direktörü Sergen Yalçın kupa maçlarının gereksizliğini bir şekilde dillendirmişti, elendikleri bir maç sonu.

Demirspor'un her alanda başarılı olmasını isteriz. Gazozuna maçta bile kazanmak, iyidir. Kupadan gelecek gelir fazla bir şeye yaramasa da reddedilecek bir meblağ da değil. Ayrıca grup aşamasında kazandığımız galibiyetler bize bir özgüven olarak dönmüyor mu? geçen yıl Beşiktaş'ı yenmek güzel değil miydi? Ya da 7-8 yıl önce çeyrek finale kadar yükselmek. Olası bir kupa finali?

Sahaya yedeklerle ve altyapı destekli kadroyla çıktık. Bu oyuncular kendilerine verilen şansı kullanamadı. Kadronun rotasyona uygun olmadığını, kenardaki oyuncuların hazır olmadığını gördük. İdeal 11'de sakatlıklar veya cezalılar olunca neden sıkıntı yaşadığımızı anladık. Kulübe sahadakileri zorlamıyor çünkü. Onları çalıştırması ve hazırlaması gereken de teknik ekip. Kenardaki oyuncuların da her an oynayabilecek noktada olması lazım. Bu turu geçsek, gruplarda yedek oyuncular daha çok şans bulup daha hazır hale gelebilirdi.

Dahası, tam da dün gol yeme sorununu yazmışken, bir alt kategorideki takımdan 4 gol yemek! Kendi sahamızda Sivas Bld'den dört gol yedik. Demek ki yedek kalecimiz de aynı derecede kötüymüş. Ahmet Burak Solakel de penaltı yaptırma alışkanlığına devam etti.

Osman Hoca'nın gereksiz gerginlikle herkese posta koymak yerine oyuncularını daha iyi hazırlaması gerekiyor.




1 Aralık 2015

İç Saha ve Gol Yeme Sorunu

Bu sezon iç saha performansımız oldukça kötü. Yarışta geri kalmamızın ilk nedeni bu olabilir. En büyük güvencemiz olan taraftar desteği mi ters tepiyor, yoksa kazanma hırsıyla yüklenen takım gerideki boşlukları mı dolduramıyor? Belki de ikisi birden... Tabii gol diyince akla ilk gelen kaleciler. Her sezon 2 veya 3 farklı kaleci ile oynadık ve beklenen performansı göremedik. Bu sezon da Oğuz henüz herhangi bir maçı tek başına çeviremedi. Golü tek başına kaleciler yemez. İki sezondur orta sahanın savunma yükünü sadece Attamah'a emanet etmemiz, ona eşlik edecek oyunculardan istediğimiz performansı alamamız önemli bir sıkıntı. Savunmanın göbeğindeki istenen ikiliyi bir türlü bulamadı Osman Hoca. Mojsov başta olmak üzere bu hat önemli derecede aksıyor.

Geçen sezon 10 mağlubiyetin sadece ikisini içeride almıştık; bu sezon şimdiden 3 mağlubiyeti gördük. Önceki üç sezon 13 hafta performansları şöyle: 2012-13 3 g-1 b-2 m, 2013-14 2 g-3 b-1 m, 2014-15 3 g-3 b-1 m.

Bu sezon ise 3-1-3'le yola devam ediyoruz. 

Önceki üç sezonun ilk 13 hafta gol yeme oranları şöyle: 
 2012-13 22 (maç başı 1,69) , 2013-14 23 (maç başı 1,76), 2014-15 14 (maç başı 1,07) gol.

Bu sezon 19 (maç başı 1,46) gol. 

Üstümüzdeki 7 takımdan sadece Alanya ile aynı sayıda gol yemişiz (attığımız da aynı!). Altımızdaki takımlardan da sadece son üç sıradakilerden az yemişiz. Onların ikisi de 20 gol.

Son üç sezonda  yenen toplam goller de şöyle: 53 (ort. 1,55), 63 (38 maç, ort. 1,65), 48 (ort. 1,41).

Bu ortalamayı 1,3'lere 1,2'lere düşürmeden önceki sezonlara göre daha başarılı olmamız mümkün görünmüyor. En azından geçen sezonki performansı göstermek için savunmaya toparlamak gerektiği ortada. 

Bu sezon takımlar birbirini yenme kapasitesine daha fazla sahip. Alt sıradaki takımlar da yavaş yavaş toparlanıp yukarıdakilerin canını yakıyor. Geçen sürede kritik bir iki maçı yenilmek yerine beraberlikle tamamlayabilseydik, (örneğin Karabük ve Giresun maçları) şimdi daha iddialı olabilirdik. Puanların çok yakın olduğu sıralamada hızlıca yukarı çıkmak kolay. Yeter ki bir kaç haftalık seri yakalayabilelim. Bugüne kadar sadece iki kere iki maç üstü üste kazanabildik. Kadroda gerekli değişiklikler yapılmadan bu gidişatın tersine dönmesi şimdilik zor görünüyor.



30 Kasım 2015

"Athletic Bilbao, Altınordu ve Altyapılar"

Takipçilerimizden Uğur Ali Yıldırım'ın yazısını paylaşıyoruz; genelde takım kötü giderken hatırlanan ama aslında gündemden düşmemesi gereken bir meseleyi yenide hatırlatıyor: 

"Şimdi bu gündemde hiç yeri değilmiş gibi görünüyor ama aslında tam yeri. Hiç ama hiç kapanmayacak kapanmaması gereken bir konu bu aslında. Alt yapı.

Ankara Tayfası sağolsun alt yapı ile ilgili haberleri buradan takip etme şansımız oluyor ama ben de ne yalan söyleyeyim "Ah ah Altyapıdan oyuncu yok ah ah" diyip hatırlanan ama bu konuya çok da kafa yormayan biriydim. Ta ki Altınordu örneği yüzüme çarpan kadar.

Hepimiz asıl adı Athletic Club olan ama Dünyada Athletic Bilbao olarak bilinen takımı biliriz. Kadrosunda yalnızca Bask olan oyuncuları oynatıyor ve bu geleneğe sıkı sıkıya baskılar. Milli takım gibi görmeleri başka bir mesele burada beni ilgilendiren müthiş bir alt yapıya sahip olmaları.
Athletic Bilbaolular bu alt yapı sistemine LEZEMA diyorlar. Anlamını okumuştum ama şu an hatırlamıyorum. Bu sistem sayesinde bütün Bilbao alt yapı konusunda birbirine bağlanmış durumda. A. Bilbao nun sürekli yeni yıldızlar üretmesine ve Bask bölgesi gibi kısıtlı bir alandan yetişen gençlerin İspanya'da Real Barça gibi devlere kafa tutmasına imkan veriyor. İsmi ülkemizde çok geçmiyor olabilir ama 3 sene önce Uefa finali oynayan, İspanya Kupasında art arda finale kalan ve Barcelona ya 4 gol atan ve Real ile Barça ile birlikte ligden düşmeyen 3 takımdan biri olma başarısını Bilbaolular bu sisteme borçlu . Ve bu sistem beni Endüstriyel futbola karşı durma konusunda hep cezbetmiştir. Nitekim Athletic Bilbao 2. Başkanı Jokin Garatea Altınordu yönetimi ile yapılan toplantıda yaptığı konuşmada, 'futbolun ticari yapısını öldürdüğümüz için bize kızarlar ama bizim yolumuz bu diyerek menajerlerle iş yapmadıklarını, onların aracılığı ile oyuncu almadıklarını kendi yıldızlarını kendilerinin yetiştirdiklerini vurgulayarak, Altyapıda iyiyseniz A takımda da büyük başarılar kazanırsınız' demiştir.

İşte Altınordu ile de yolları alt yapı desteği için yaptıkları toplantıda gerçekleşmiştir. Bu yardımlaşma nasıl işler bilemem ama Altınordu 2. Ligden 1.lige yükseldiği sene yapılanmasını daha önce Bucaspor Futbol Akademisini kuran Seyit Mehmet Özkan`ın kulübün başına geçmesi ile geliştirdi. Takımın alt yapı tesisleri sadece alt yapı oyuncuları için. Çünkü Â takımın tesisleri ayrı. Alt yapı antrenman sahası kakao kabukları ile yapılan çimlere kaplatılması vs. Bunun gibi bir çok tesisleşmede ilke giden Altınordu yaş ortalaması 22 olması ile de 1.ligin en genç takımı. Ayrıntılı bilgi linkte. (http://fourfourtwo.com.tr/2013/12/26/profesyonel-futbol-kulubu-altinordu/)

Genç takımlara en çok oyuncu veren ve Avrupa Şampiyonası da da içinden oyuncu göreceğimizi düşündüğüm Altınordu da Athletic gibi bir ilkeye sahip. İttihat ve terakki kökenlilerin kurduğu Altınordu bünyesinde sadece Türk futbolcuları barındırıyor.

Gelelim Demirspor camiası için fikirlerime. Bu iki kulübün yaptığı gibi bünyemizde sadece Adanalı gençleri barındıran bir takım olsak ne güzel olurdu ancak şu aşamada akıllıca düşünürsek çok gerekli değil. Biz yabancı oynatmaya devam edelim. Edelim de alt yapıları iyice donatalım. Kalıcı gelir elde etmek için yapılan hamleler güzel bunu bir de alt yapılar için hamlelerin takip etmesi gelecek için Demirspor`u çok daha iyi yerlerde görmemişin tek anahtarı olmayabilir ama orada kalmanızı yegane anahtarı. Çünkü kendi özkaynaklarından beslenen bir kulüp ekonomik olarak hep sağlam kalacaktır. Ekonomik darboğazlarda alt yapıdan çok maliyet gerektirmeyen futbolcuların Demirspor'a entegre edilmesi ve diğer takımlara sağlam bedellerle futbolcu gönderme İspanyol takımlarının olduğu gibi bizimde köklüleşmemizde sağlam adımlar sağlayacak ve sorun olan ekonomik sıkıntıları atlatmamızda rol oynayacaktır. Bunun için haddim olmayarak bir kaç önerim olacak.

1. Alt yapı tesisleri gözden geçirilmeli ve her yaş grubunun ihtiyacına yönelik tesisleşmede gidilmelidir.
2. Özellikle bölgemizden başlamak üzere ülkenin her yerinden alt yapıya futbolcu kazanmak için gözlemciler görevlendirilmelidir.
3. Demirspor Futbol Okulları bir akademi halini almalı bölge genç ve çocuklarını bünyesine katmaya burs vs. organizasyonları planlamalıdır. ( Belirlenen sayıda çocuğa-gence burs verme ve Demirspor altyapısını cazip hale getirme bir futbolcuya verilen şu anki paralar düşünüldüğünde çok da maliyetli değil aslında)
4. Altyapı sistemi için bu konuda ülke genelinde genç ligleri için sponsor olan firmalar (mesela Coca Coca gibi isimlerini tesislere verebilecek) ve (fazla bir maliyet gerektirmeyen sadece iyi ilişkiler kurmanın bile yeterli olduğu) altyapı için fikir alınabilecek hatta karşılıklı işbirliği kurulabilecek kulüplere anlaşmak.
5. Gerekli adımlar atılır atılmaz A takım için başta ilk 18 de altyapıdan 3 futbolcu bulundurma ilkesi getirmek. Sistem ürettikçe 18 de 4 hatta 5 futbolcuyu ilk 18 bulundurmak gibi ilkeleri kulübe kazandırılmak.
6.Altyapıdan yetişen futbolcularla onların satışında gelecek transferleri (sonraki satıştan %20 pay gibi) gelire çevirecek ve sürekli getiri sağlayacak sözleşmeler düzenlenmelidir.

forzache Uğur Ali"

28 Kasım 2015

Adana Demirspor:2-Balıkesirspor:2

Adım adım şampiyonluk yarışından kopuyoruz. İç saha fobimiz devam ediyor. Hakemin hatalı penaltısı, son dakika şanssızlığı vs... Artık bunlar mazaret değil. Osman Hoca'nın ciddi bir özeleştiri vermesi gerekiyor. Kadrodaki kimi ısrarlarından vazgeçmesi de gerekiyor. Başta Hüseyin Kala olmak üzere... Oğuz'un da henüz maç çevirebildiğini görmedik. Takımın şimdiden devre arası hazırlıklarına ve kadro değişikliklerine hazırlanması gerekiyor.

Rakip Balıkesirspor

Logolara ilgim var. Öğrenciyken ve dolayısı ile zamanım bolken internette saatler geçirirdim, takım logolarını incelerdim. Özellikle Adana Demirspor için kullanılan farklı logoları araştırırdım.

Logosunu bulamadığım takımlar için üzülürdüm. İnternette olmamak, neredeyse var olmamak gibi bir şeydi. Neyse ki yıllar içinde profesyonel takımların neredeyse tamamının logosu yer aldı internette. Vektörel çizimleri ile uğraşan kardeşlerimizin de çabalarıyla tabii.

Bunca logo içerisinde bir tanesi var ki, bu logoyu hep sevdim, diğerlerinden hep farklı ve hoş gelmiştir bana. Bu hafta evimizde ağırlayacağımız Balıkesirspor logosundan bahsediyorum.


Altmış altı yılında kurulan kulübün logosunda o yılların esintilerini görmek mümkün. Logoda topu büyük bir şevkle ileriye doğru yönlendiren, süren ya da vuran B ve S harflerinin dinamik birleşimi olan futbolcu yer almakta. Memleketin en önemli tarım ürününü logoya koymaktan çok daha yaratıcı bir iş çıkarıldığını söyleyebilirim. Logonun modernizasyonunda kuruluş günlerine daha yakışan bir yazı tipi de kullanılmış. Retro bir hava vermiş bu yazı tipi. Logonun yaratıcısı Erdoğan Güngören ve logo ile ilgili diğer bilgilere buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Ortadaki kalın kırmızı şeridin diagonal olarak yer aldığı eski kullanımlar da oldukça şık ve estetik görünüyor.

İki camia arasında herhangi bir husumetin olmadığı, görece dostça geçmeye aday bir maç bekliyor bizi. Tayfa olarak deplasmanına da gittiğimiz, dostça karşılandığımız bir memleket Balıkesir. Facebook'taki Ankara Tayfası grubumuzun da üyesi olan Balıkesirsporlu Bülent Söğüt abimize de sevgiler gönderiyorum bu vesileyle.

İki takımın da hedefi Süper lig. "Keşke el ele olsa" diyebilirim gönül rahatlığı ile...


1975 / 1976 sezonundan bir gazete küpürü. Kaynak www.balkesarsivi.com

23 Kasım 2015

Herkes İşini Yapsın

Adana Demirspor taraftarı takımını binlerce km.'lik yol yaparak destekleyen bir taraftardır. Bu yol ona ölüm gelmez. Sevgiliye giden yoldur uzayan mesafeler. 

Biraz futbolcu ile taraftarı karşılaştıralım.

Futbolcu uçağa atlar maçın oynanacağı ildeki havaalanına veya en yakın havaaalanına iner. 
Demirspor taraftarı bulabildiği en ucuz ve en konforsuz şehirlerarası araca biner, saatlerce yol gider.

Futbolcu havaalanından bulunduğu bölgenin en iyi otellerinden birine gider.
Taraftar ya yolda sabahlar, ya da uyumadan yeniden yollara düşer.

Futbolcu maçtan sonra duşunu alır.
Taraftar leş gibi terlemiştir, en fazla atletini değiştirebilir.

Futbolcu aynı dönemde taraftarla aynı yere gitmek için para kazanır.
Taraftar para harcar.

Futbolcu ekmeğini futboldan kazanır.
Taraftar ekmeğini keser maça gider.

O nedenle öyle tribünün önünden geçerken el kol hareketleri, küfür, taraftarla tellerin arkasından iletişime geçmek yok. Sen benim ağır eleştirilerim dahil olmak üzere tüm sözlerimi saygı ile dinleyeceksin. Dinlemek zorundasın. Benim çektiğim çilenin yarısını çekmeden kime isyan ediyorsun sen. Sen bana agresif davranacağına, yerde yatan Denizlili futbolcuya git, kalk de, ona agresif davran. Boş boş top bekleyeceğine koş inisiyatif al. İşin özü herkes işini yapsın. Kimseye de kimse hakkında söz söyleme imkanı doğmasın.

Yönetime gelince. Sosyal medyadan futbolculara mesaj veriyorsunuz. Hatırlatmam gereken şeyler var. Bu kadroyu siz kurdunuz. Tahmin ettiğimiz kadarı ile ucuz bir kadro da kurmadınız. Hakan ÇİNEMRE'yi, Artun AKÇAKIN'ı, Tayfur BİNGÖL'ü, Abdülkerim BARDAKÇI'yı vs. gencecik savaşan çocukları siz almamayı tercih ettiniz. Şimdi savaşmayan takım varsa siz de sorumlusunuz.

İkincisi sosyal medyadan kimseyi taraftarın önüne atmaya gerek yok. Kimse elinizi bağlamıyor. Siz kadro dışı bıraktınız, ceza verdiniz, olaya el koydunuz da elinizi biz mi bağladık. Yönetimin görevi mesaj vermek değil, icraat yapmaktır. 

Ayrıca geçmişten farklı şeyler yapayım derken geçmişi unutmamız gerekmez. Ne zaman ki takım içi meseleler ulu orta konuşulmaya başlanır o zaman takımın performansı düşer. O zaman takım yerine bireycilik öne çıkar. 20 yıldır süper lig görmemiş bir camiayız biz. Bu tür açıklamaların sonuçlarını 20 yıldır görüyoruz, 20 yıldır aynı şeyi tekrar tekrar yaşayıp, aynı şeyleri tekrar tekrar söylüyoruz. Geçmiş çok uzakta değil. Hemen yanı başınızda tribünde. Sorun, söyleyelim.

Osman Hocam. Maç sonu açıklamada hakemlere tenkitte bulunmuşsunuz. Bunun haklı gerekçeleri olabilir. Ancak sizin yönetiminizdeki futbolcular oyunu domine edemediler. Rakibe baskı kuramadılar. İki üç topları falan direkten dönmedi. Hırslı değillerdi. İkinci yarıda golü attıktan sonra birden tuhaf şekilde şalteri kapattılar. Sizin yönetiminizdeki futbolcular ligin en dibindeki takımlardan birinden kendi ceza sahası önünde topu çıkaramayıp dakikalarca baskı yedi. Hocam, stresinizi anlıyoruz ama siz de bir rehabilite edin kendinizi. 

Sonuç olarak fikstürümüzün kolay olduğunu düşündüğümüz dönemde anlamsız puan kayıpları ile lider olabilecekken potada anca kalabildik. Herkes işini yaparsa daha çok maç var. Yarın ağlamamak için bugün herkes işine dört elle sarılmalı. 

22 Kasım 2015

Denizlispor:1-Adana Demirspor:1

Şampiyonluğa oynayan takımın böyle hoyratça puan harcama lüksü yok. İçeride kaybedilen 3 puanı mutlaka deplasmanda karşılamak gerekiyordu. Hele ki rakip ligin dibindeyse... Kimse mazeret üretmesin herkes sorumluluğu üstlensin. Başta sahadaki futbolcular. Bu taraftar bu oyunu hak etmiyor.

Hafta içi yapılan açıklamalar içeride sorunlar olduğu hissi veriyor. Futbolcu-teknik adam-yönetici ilişkilerinde sıkıntı var gibi. Osman Hoca sistemden bahsediyor, sisteme uymayan oyuncuları keserim diyor. O zaman ilk yapılacak iş, budur; oynamayan, uyum sağlamayan oyuncuyla yolları ayırmak. Öte yandan bu hocayı, bu oyuncuları seçen de yönetim. Onlar da yola nasıl,  kimle devam edeceğine karar versin.

Ortada bir başarısızlık var ve acilen çözüm içeren adımlar atılmalı. En basitinden, takımı Burak ve Pote'den başka taşıyan yok. Anıl başta olmak üzere bu ikiliye destek olamayan her ismin kulağı mı çekilecek, kadro dışı mı olacak buna karar verilmeli.

13 Kasım 2015

SMS Projesine Dair

Adana Demirspor halkın takımıdır. Halkın takımının halka hitap eden projeler yapması gerektiğini yıllarca söyledik durduk. Bu takımın futbolcularına prim veremediği dönemler oldu. O nedenle küçük büyük demeden hiçbir kalıcı-geçici gelire sırt dönme lüksümüz halen yok. Deplasmana giderken zorluk çektiğimiz dönemleri unutamayız.

Bu nedenle gelirlerini taraftardan toplayacak SMS projesi için yönetime çok teşekkür ederiz. Bildiğimiz kadarı ile eski yöneticilerimizin de bu projede katkıları var. Onlara da teşekkür ederiz. SMS projesine ilişkin olarak geliştirilmesi gerektiğini düşündüğümüz hususlar var. Bunlar gerçekleştirilebilirse proje çok daha sağlıklı işleyecektir.

Öncelikle faturasız hatlardan bağış yapılamadığı yönünde geri bildirim alıyoruz. Önemli bir SMS potansiyelini kaybetmeme adına bu alana eğilinmesi gerektiği kanaatindeyiz.

Diğer taraftan SMS projesinin başarıya ulaşması için bir bütünleyiciye ihtiyacı var. ADS TV. Demirspor'un bir TV kanalı olursa SMS projesinden çok daha sağlıklı gelir elde edilebilecektir. TV yayınlarından kalite beklemiyoruz. İsterse gün boyu klip yayınlasınlar. Demirspor videolarını gün boyu tekrar tekrar da yayınlayabilirler. Yani kaliteli program maliyetleri beklemiyoruz. Beklentimiz ne yayınlanırsa yayınlansın, yayınlarda bir alt yazı olsun ve bu altyazılar taraftarların 1940'a gönderdikleri mesajları yayınlasın. Taraftar küfür içermedikçe SMS yolu ile ADS TV'ye görüşlerini aktarsın. 

Belli dönemlerde (belki günde yarım saat) Demirspor camiasından herhangi biri (futbolcu, yönetici, teknik adam, tribün lideri vs.) ADS TV'de canlı yayına çıksın ve SMS yolu ile taraftarların ilettiği soruları yanıtlasın. Yani SMS projesi sadece gönüllülük esasına değil aynı zamanda katılımcılık esasına dayandırılsın. Bu projenin gerçekleştirilmesi halinde Demirspor'un sadece bugününe değil yarınına da çok önemli katkılar sağlanacaktır.

ADS TV'nin kurulması halinde TV'nin küçük çapta da olsa kendi gelirleri de olacaktır. Bunları TV'nin kurulması projesine sıcak bakılması halinde ayrıca açıklayacağız.  

12 Kasım 2015

Rakı Festivali

Adana Valileri bir garip oluyor. Daha da yükselmek için, Adana valiliği bir basamak. Daha önceki örneklerden biliyoruz. Kamu idaresinin polis marifetiyle tribün üzerinde kurduğu bakı belli.   Geçen yıl 20 bin civarı insanın bu şekilde Kazancılar Çarşısı'na giriş çıkış yaptığı Rakı Festivali olarak bilinen etkinliğe yasak getirilmek isteniyor.  http://www.cnnturk.com/turkiye/adanada-raki-festivaline-yasak-tartisma-baslatti.

Vatandaşın kendi dinamikleriyle geliştirdiği, kendi çapında gülüp eğlendiği, Adana'nın sembol mekanlarını da tanıtmış olduğu bir etkinlik bu. Rakı bunun sadece bir unsuru. Kebabı, şalgamı ve tarihi Adana sokaklarını bir araya getiren, muhabbet etmek, gülüp eğlenmek eksenli bir orginazsoyn. Hayatın her alanını muhafazakarlaştıran zihniyet buna da karşı çıkıyor. Gülmek, eğlenmek de yasak! Bu yasağa karşı, rakı adını çıkarıp, kebap ve şalgam'ı öne çıkarıp Festivali'nin de vali'sini küçültüp yola devam ediyor insanlar.

Kimsenin ağzına zorla içki döküldüğü yok. Vatandaşın cebinden çalanlara, hayatını mahvedenlere, öldürüp süründürenlere çıkaramadığınız sesi gülüp eğlenmeye, içkiye muhabbete çıkarmaya çalışıyorlar. Memleket içki içildiği için mi, rakı yüzünden mi yaşanmaz bir hale geldi, yoksa başka nedenlerle mi?

6 Kasım 2015

Adana Demirspor:2-Giresunspor:3

İç sahadaki sıkıntımız devam ediyor. Şimşekler Grubu olmadan 1-0 yenik başladığımız maçta işler istediğimiz gibi gitmedi. Devre sonunda beraberliği yakalamışken serbest vuruşta Oğuz'un her zamanki etkisizliğiyle yenik duruma düştük. Maçın kötülerinden Aykut'un bir başka hatasıyla hakemin saçma penaltı kararı birleşince maçın kaderi belli oldu. Burak'ın golu sonrasında 10 dk iyi tempo yaptık ama gol atamadık. Serbest vuruşlardaki gereksiz organizasyonlar ve kötü vuruşlar yüzünden bu fırsatları da kullanamadık. Orta sahada Hüseyin'le takım güç kaybediyor. Giresun bu sezon ilk kez 3 gol attı.  Bu bile savunmamızın ne kadar kötü olduğunun göstergesi. Gol atıyoruz ama kolay gol yediğimiz için maçı kazanmak için 2-3 gol bile yetmeyebiliyor. Daha rahat maçlar bizi bekliyor derken, Demirsporlu'ya rahatlığın olmadığını hatırladık.

Şimşekler Grubu'nu Destekliyoruz

Konya'daydık, Güngören maçında. Grubun hemen yanı başındaydım. Sıcağın ve stresin de etkisi ile olacak bir taraftar bıçağını çekiverdi. Sipsivri idi ucu. Güneşte pırıl pırıl parlıyordu. Sağa sola bilinçsizce sallıyordu. İnsanlar arka sıralara birbirlerini ezerek kaçıştılar. Ölmek vardı ucunda, yaralanmak vardı. Göksel TEL gitti, adamın bileğine yapıştı. 
Emin olamadığımız konular oluyordu Şimşekler Grubu'nun aksiyonlarına ilişkin. Doğruyu bulmaya, anlamaya çalışıyorduk. Adres Adem TEL idi. İki saatten az konuşmuyorduk onunla. Tribünde sadece birkaç kişiydik biz ama doğruyu bulma adına saatlerce tartışabiliyorduk.

Kağıt bilet dönemleriydi. Karaborsa bilet satan birkaç kişiyi yakaladıklarını gördüm Şimşek Büfe'nin önünde. Yüzünde koca koca tokat izleri vardı. Öyle bir dövdüler ki onu bir daha Demirsporlu'nun hakkını gasp edemeyecekti.

Türkiye Kupası'nda Rize ile eşleştik. Deplasmanda 2-1 yenildik onlara. Parası yoktu cebinde. Adana'dan otostop ile Rize'ye gitti Ramazan ÖLÇER. Maç bitiminde yağmur yağdı. Şimşekler Grubu pankartı ıslanmış 30 kg. olmuştu. Sırtında otobüs bulana kadar çektiğini kimse çekmemiştir.

Herhangi bir maça girmiştik herhangi bir zamanda. Maç daha başlamamıştı. Tribünler organize halde küfür ediyordu. Sonra bu yukarıda belirttiğim adamlar girdi tribüne. Küfürsüz, bize yakışan şekilde, coşkulu, şen şakrak izledik maçlarımızı. 

Demem o ki; bugün tribünde olaylar daha az ise, küfür daha az ise, daha fazla kadın taraftar varsa tribünde, daha kolay eleştiriliyorsa Şimşekler Grubu, tamamıyla kendileri sayesindedir. Kendileri yüzündendir. "Şimşekler Grubu" kolay olunmuyor. 

Her zorluğun her mücadelenin içinde onlar var. Maçlarda bağırmayan maraton ve diğer tribünler bu gün Grubun performansı kötüydü veya iyiydi diye yorum yapabiliyor. Biz de yapıyoruz eş zamanlı. O mücadelenin içinde olmadan mücadele edenlerin mücadele tarzını eleştiriyoruz. 

Evet hepimizin yaşam tarzı farklı. Evet biz bıçağın üstüne atlayamayız, direklere çıkıp tezahürat yaptıramayız ama biz federasyona, spor büroya, yanlışı yapan kim varsa ona karşı savaşabiliriz. Kolay olan klavye başında grubun hareketlerini sorgulamak. Zor olan tasvip etmediğimiz protestolarının kaynağına ses etmek. 

Bağır Demirsporlu. Harekete geç. Ses ver. Bırak şu klavyeyi, giy formanı ve Demirspor için mücadele et. O mücadele sonrasında biz yine biz bizeyiz. Sokaklar bizim, klavye bizim, tribün bizim. Yine yeriz birbirimizi mesele değil.  Bugün Şimşekler Grubu ile birlikte hareket etme zamanıdır. Onlarla birlikte Demirspor için zor olanla savaşma zamanıdır.

Şimşekler Grubu'nun protestosunu destekliyor ve onlara saygı duyuyoruz. Ancak bu protestoları yetmez. Hep birlikte daha fazlasını yapmaya çağırıyoruz.

Biz birlikte iken biziz.

31 Ekim 2015

Göztepe Deplasmanına Dair

Derbinin yarattığı olumlu hava bu maça da sirayet etti. Takım ve tribün bütünleşmesinin zirve yaptığını söyleyebilirim.

İzmir en sevdiğim deplasmanlardan birisi. Maçın hafta içi olması ilk etapta moral bozdu ama bayrama denk gelmesi mutluluk verdi. Dört kişi sabahın ilk saatlerinde yola düştük, uçağa atladık ve İzmir'e vardık.

Cumhuriyet bayramının belki de en güzel kutlandığı illerden birisi İzmir. Tek adamlığa, birilerinin kulluğuna, eski ve köhne düzene saplanıp kalmaya bu kadar hevesli olmaya ne gerek var. Bize emanet edilen özgürlük düzenine, cumhuriyete sonuna kadar sahip çıkacağız.

Kordon'da, Karşıyaka'da İzmir'i olabildiğince yaşadık ve akşam saatlerinde stada geçtik. Kazanan takım bozulmaz ilkesinden hareketle olsa gerek, Osman hoca derbide tek aksayan oyuncu olarak görünen Özgürcan'ı yanında bekletti ve Timur'a görev verdi. Tespiti yerindeydi ama Özgürcan'ın formsuz olma lüksü pek yok. Form seviyesini yükseltmek için, Özgürcan'ı kazanmak için Osman hocanın bu oyuncuyu hazırlaması gerekli. Allah Pote'ye zeval vermesin ama ligde, hele ki işlerin sertleştiği zamanlarda muhakkak Pote'nin oynayamayacağı maçlar olacaktır. Elimizde iyi bir oyuncu varken üzerine eğilmek gerekli.

Demirspor deplasmanları iyi oynuyor, iyi de oynayacak. Bu kadro yapısı ile, iç sahada kilidi açabilen oyuncu eksikliği ile kapanan takımlara karşı yapabileceklerimiz sınırlı. Ancak; golden sonraki paslaşma becerimizi ve sabrımızı iç sahada gösterirsek olumlu sonuç üretebiliriz.

Maçın yıldızı Pote için paragraf değil, bir sayfa yazmak gerek aslında. O sayfaları da şampiyonluğa saklıyorum. İki gol bir asist ile deplasman fatihi olduğunu ispatladı yeniden. Bu arada, biz bir Mulenga vakası yaşamıştık. Pote için benzerini yaşama lüksümüz yok bu sene. Umarım kötü bir sürpriz yaşamayız.

Şimşekler Grubunun olmadığı deplasman, eksik, riskli... Tribünde bağıran ve destek olmaya çalışan kardeşlerime teşekkürler, nefeslerine sağlık. Ancak maçtan önce Göztepe tribünü ile küfürleşen kardeşlerime "ayıp ettiniz" diyorum. Tribüncülük bu değildi, maçın başlaması ile büründüğümüz kişilik ise tribüncülüktü.

Futbol olarak gelecek haftalara umut aşılayan bir haftayı geride bıraktık. Önümüzde aşılması gereken çok engel olduğunun bilinciyle...

Son olarak, şunu yine yazayım, unutmadığımız bilinsin:

Şimşekler Grubu Yok Edilemez!!!

29 Ekim 2015

Göztepe:1-Adana Demirspor:3

Çok değerli bir deplasman galibiyeti. Burak-Pote attıkça kazanıyoruz. Ama ortasahada istediğimiz değişiklikleri görmek, daha önemli. Bu galibiyetlerin sırrı orada. Deplasman takımı gibi oynadık. Pote'nin gücüyle kaleye gittik ve golleri bulduk. İlk golde Timur'un iyi pası, üçüncü golde Umut'un şık çalımı önemli. 4 haftalık kötü süreçten iyi çıktık.

27 Ekim 2015

Grup Liderlerine Verilen Ceza

Şimşekler Grubu liderlerine verilen/verilecek cezalar, Federasyon'un ve doğrudan ilişkili olduğu siyasi iktidarın toplumu denetleme amacının çok net bir göstergesi. İstedikleri tarzda bir insan ve toplum yaratmak için, tüm farklılıkların törpülenip ortadan kaldırılması hedefi var. Kendilerine biat etmeyen her düşünceyi söküp atmaya çalışıyorlar. Tribünde de hiç bir şeye ses çıkarmayan, -"şak şak" bile değil -"şık şık" alkışını yapıp sessiz sessiz maçını izleyen bir profil yaratmak istiyorlar.

Bugüne kadar Şimşekler Grubu, stat içinde ve dışındaki duruşlarıyla aslında radikal sayılabilecek bir noktaya hiç bir zaman gelmedi. Her zaman itidalli davrandı. Demirspor tribününü sevgi-saygı-bağlılık noktasında birleştirdi. En basitinden, başkalarının bütün seyirci sayısı olacak sayıda binlerce insanı, sadece grup çatısı bir arada tuttu; orkestra gibi yönetti ve denetledi. Belki de bu birliktelik onların gözünü korkuttu. Bir arada olan insanların gücünden korkuyorlar.

Bu birliktelik, yardım dernekleriyle çalıştı, Lösev'e yardım etti (gerçi onlar da artık iktidarın hedefindeler!), Kızılay'a kan bağışı yaptı, köy okullarına kitap kampanyalarına destek verdi. Tribünlerde, pankart, beste, koreografi konusunda daha 2. ligteyken, maçlarımız tv'lerden verilmezken, bu kadar göz önünde değilken (klasik tabirle ıssızlarda-karanlıklarda) yaptılar bu işleri. Bu yörenin, bu memleketin grupları (var mıydı?) asmak kesmek kelle uçurmak derken onlar takımı sahiplenmek, el emeği göz nuru dedi.

Federasyon'un ideal tribünleri bir kaç yüz kişilik, deplasmana gitmeyen, soğukta evinde oturan, çekirdekçi insanlar grubu. Sokakta boyun eğen, tribünde de sesini çıkarmayan takımları, grupları istiyorlar. Taraftar değil seyirci istiyorlar. "Şehrin asi çocukları"nı şehrin sessiz çocuklarına çevirmek istiyorlar. Onlardan her kentte olduğu gibi Adana'da da var zaten. Ama biz onlardan değiliz; olmayacağız. Şimşekler Grubu'nun yarattığı yaşam tarzı, bakış açısı ve kulübünü sahiplenme hissi liderlerine verilecek cezayla son bulmaz. Yine klasik tabirle, düşüncelere mermi işlemez!


Büyüdü Pabuçlar, Evler Büyüdü...

Biz küçücüktük, koca Demirspor da öyle. Güneşte kalmış bir sünger gibi çekmiş büzülmüştü. Kısa pantolonlarımızla, asardık küçük mavi-lacivert kumaşlarımızı balkonlarımıza ve Demirsporla birlikte büyümeyi beklerdik. Biz büyüyelim, Demirspor daha hızlı büyüsün isterdik. Demirspor daha hızlı büyüsün ki; biz mutlu büyüyelim.

Ama biz Demirspor'dan hızlı büyüdük. 

Naklen yayınlarla büyümedik biz.
Köşe yazılarıyla büyümedik.
Hatta radyo anlatılarıyla büyümedik.
Ne bizden menfaat uman siyasilerle büyüdük, ne anında tükenen kombinelerle.
Biz icra konulan otobüslerle büyüdük.
Aylarca parasını alamayan futbolcularla büyüdük.
Üç kuruşa sezon ortasında bizi satan teknik ekiplerle büyüdük.
Hayatımızın en önemli anlarının küçük hesaplara değişildiği dönemlerde büyüyorduk biz.
Travmalarla büyüdük ulan travmalarla.
Açlık grevleri ile büyüdük. 
Mobellaspor'a deplasman yaptık biz.
1 TL'lik eşya piyangoları ile bir hafta sonrasını kurtarmaya uğraşırken hızla büyüdük biz.
Futbolcularımızın ikinci takım formasının olmadığı dönemleri oldu.
Stadımızdan kovulduk.
Tüm bu süreçte inatla büyüdük.

Biz büyürken savaştık.
Savaşırken büyüdük.

Ciğerimizin içine defalarca biber gazı sıktılar da bir sonraki hafta polisten özel gaz isteğinde bulunduk.
Yılmadık biz.
Kolumuza, bacağımıza, kafamıza, neremize denk gelirse jop darbeleri ile büyüdük.
Takımımızı kullanmaya çalışan siyasilere isyan ederek büyüdük.

Bu yazıyı okuyanların hepsi bu sürecin bir parçasını yaşadı. Peki ya Şimşekler Grubu? 
Şimşekler Grubu, sapına kadar, sonuna kadar, en derinden canı yanana kadar bu süreçlerin tamamını yaşadı. Hiçbir acıdan geri durmadı. Onlar geri durmadıkça biz Demirspor'u sevdik.

Bugün Demirspor'a "Asi ve Mavi" diyoruz. Neresi asi Demirspor'un? Dürüst olalım. Asi olan Şimşekler Grubu'dur. Biz Demirspor'u tribünden sevdik. O nedenle isyanı Demirspor'a yüklüyoruz. Şimşekler Grubu'na yüklememiz gereken her şeyi Demirspor'a yüklüyoruz.

İşte bu nedenle bizler birey olarak çok az şeyiz. Ama mesele Demirspor ise Şimşekler Grubu her şeydir. Acı Şimşekler Grubu'dur. İnat Şimşekler Grubu'dur. Mutluluk Şimşekler Grubu'dur. Göz yaşı Şimşekler Grubu'dur. Başarı da hüsran da Şimşekler Grubu'dur.

Bugün Adem TEL mi hedefiniz, Ramazan ÖLÇER mi, Göksel TEL mi? 
Çok eksik kalırsınız. Bizi de alacaksınız. Bugün Ankara Tayfası Şimşekler Grubu'dur. 

Siz camdan köşklerinizden ibaret sanmayın dünyayı. Biz en elitinden en taşralısına sevdamızı tribünde, sokakta büyüttük. Kaybedeceğiniz savaşa girmeyin.

Bugün Şimşekler Grubu tükenmez.

Bir kez daha yüksek sesle haykırıyoruz.

ŞİMŞEKLER GRUBU'NU YOK EDEMEZSİNİZ. 

25 Ekim 2015

Gurbette, Mavi-Lacivert Sevdanın Peşinde (1)

Güzellikler bizim hakkımız. Mutluluk hakkımız. Onu hep arayacağız ve bulduğumuzda da sonuna kadar yaşayacağız. Başlıyoruz galibiyet serisi paylaşımlarına. Açılışı Nuh TAŞ kardeşim yapıyor. Açılış için yaptığı giriş ile sıradakini de işaret ediyor.

----------------------------------------------------------------------

Geçen sezon Mavi-Lacivert anılarımızı birbirimizle paslaşarak burada paylaşmıştık. Bu sezon da benzer bir şey yapmanın tam vakti. Adana masmavi bir güne uyanmışken bugün, bir daha Adana Demirspor'ludur diye ezberletmişken cümle tuhaf renklilere, gurbette derbinin heyecanı yaşayanlar olarak mavi-lacivert heyecanımızı paylaşabiliriz. Başlama vuruşunu yapıp pası Oğuzhan kardeşime atıyorum.

---------------------------------------------------------------------

Mavi-Lacivert mutluluk yaşadık yine. Kocaman bir ailenin koca yürekli küçük bir parçası olarak, gurbette kalabalık bir mutluluk. Ankara sonbaharında, sessizce atıştıran yağmurun altında çığlık çığlığa bir sevinç.

İnsanların bir araya gelmemek için bahane bulmaya çalıştığı bu yalnız yüzyılda, biz gurbette demir gibi bir avuç insan, mavi-lacivert bir inancın peşinde toplandık memleketten uzakta, Demirspor'umuzun peşinde. Hayatın en basit anında bizim için yaşanılacak en güzel “an”ı yakalamak için; omuz omuza, yan yana, aynı marşları yükselten seslerde. Hayatımıza güzel bir an daha kattığın için yaşa var ol Adana Demir.

Son İstasyon Zafer Olacak!

"https://www.youtube.com/watch?v=zCu-Z-ccd18"

24 Ekim 2015

Adana Demirspor:2-Adanaspor A.Ş.:0

Halkın takımı kazandı, tribün kazandı, haksızlığa boyun eğmeyenler kazandı. Şirketler, tek adamlar, formasını atkısını poşete sıkıştıranlar kaybetti.
Kadroda önemli değişikliklerle başladık, çift forvetle Özgürcan ilk 11'deydi. Uğur'un yerine Zafer, Mojsov'un yerine Aykut oynadı. Oyunu kontrol ettik, rakibe oynama fırsatı vermedik. Kilidi, Attamah'ın pasıyla Burak açtı. Astafei muhteşem füzesiyle tabelyaı yazdı. Fazla söze gerek yok,; Adana, Demirsporludur, yeniden başlıyoruz.

Derbi Değil...

Bu günkü maç bir derbi değil. Geçmişleriyle, tarihleriyle, rekabetleriyle bu iki hemşehri ekibin oynadığı maç elbette bir derbi addedilebilir ama bu şekilde mi? Bu tribün yasaklarıyla mı?

Bu hafta Adana'da onlarca maç oynanıyor. Mesela Muharrem Gülergin stadında Adana Gençlerbirliği ile Kuzey Adanaspor karşı karşıya gelecek. İkisi de otuzaltı yıllık kulüpler, dünkü çocuk değiller. Ama bu ikisinin karşılaşması bir derbi anlamı kazanmıyor. İsterse yüz yıllık kulüpler olsunlar, başka bir şeyler gerekiyor derbi olması için.

Derbi demek önce halk desteği demek, sonra tribünde güçlü olmak demek çünkü. Görsellik demek, iştirak demek, gösteri demek. Evet, davul demek, pankart demek, beste demek. Futbolun bu demek olduğunu kravatlı abilere anlatamadık, anlamayacaklar. Hayatımızda her yere sirayet eden kravatı biz de mecbur olduğumuzda takıyoruz, ama bu alan, yani futbol, yani Adana Demirspor kravata teslim edilmeyecek kadar gönlümüzden, bizden, mevcudiyetimizden...

Bu yüzden, derbi değil bugünkü maç. Grup yok, bayrak yok, pankart eh, şov yok, yok oğlu yok... Böyle derbi olmaz. Stadyum dolacaktır, kalabalık olacaktır, gidenlerin hepsi ile gönül bağım vardır, hepsi canımdır ciğerimdir. Ama, organize olmuş taraftar grubunun cezalı olduğu bir maçta, tribünlerin tek yürek olabilmesi için tüm stadın o davulu dinlemesinin gerekli olduğu bir maçta, futbolcunun belki de o davula en çok ihtiyacı olduğu bu maçta bizi cezalandırmak maçı derbilikten çıkardı benim için.

Üç, belki de altı puanlık bir maçtır.

Tek edebildiğim cümle, "bizi küçümseyenlere kesin cezayı" olur. Bizi küçümseyenlere, durdurmak isteyenlere...

23 Ekim 2015

Adana Derbisi Öncesi

Adana Derbileri, geri kalan 32 maçtan daha farklı değil ama tabii ki özgül ağırlığı farklı. Tribünüyle ayakta kalmış, en kötü maçlarında bile 5 Ocak'ta hatrı sayılır kalabalığı toplamış, azıcık iddialı olduğunda ise stadı iğne atsan yere düşmez noktasına getiren bir camia olarak Demirspor'un bu derbilerde sahadaki başarısı aynı oranda değil. Tribünde bizsek, sahada sensin şiarı pek tutmadı ne yazık ki. Ama bu durum bir maçla unutulabilir, değişebilir. İlk yarıda 4 gol bulduğumuz, 1. lig'teki ilk derbi bunun güzel bir örneği.

Geçmiş yıllarda rakibi de potaya girsin diye kent yönetiminin isteğiyle çeşitli güzellikleri yapıldığı, hep hatırımızda, acı hatıra olarak öfkemizi besliyor. O 4 gol belki o öfkenin açığa çıktığı anlar oldu. Son 3 sezonda da iki kez play-off oynayarak Süper Lig'in kapısına biz daha yakın olduk. Şimdi yeniden sezon başındaki azime, umuda ve inada dönmek, yeniden yola çıkmak, memleketteki karanlığı maviye çevirmek için, tribünde bu kez eksik olsak da, Adana Derbisi güzel bir başlangıç olsun.

Halkın iradesine karşı 1 gücün iradesi, kamusalın karşısında özeller Adana'nın yaşadığı zorlukları, iç çatışmayı, eski güzel günlerden uzaklaşmayı da anımsatıyor. Adana'nın başarı hikayeleri, hep Demirspor ve Demirsporlularla birlikte anılır çünkü. Demirspor'un yeniden yükselişi, Adana'nın yeniden hatırlanması ve ayağa kalkması için de fırsat olacak eminim.


Altyapı'da Geçen Hafta

Altyapı'da Elazığspor zaferleriyle geçirdik geçen haftayı. U21 (Gol: Cemre Özcan), U19 Elit (Gol: Mert Can Topal) ve U17'ler (Gol: Erkam Develi) 1-0; U14'lerde de 2-0 (Goller: Emrecan Uzun, Abdulmecit Kumuk) kazandık.

U16'larda 3'er kırmızı kartın çıktığı maçta 1-1 (Gol: Yusuf Emre Alyaprak) berabere kaldık. U15'lerde ise öne geçtiğimiz maçta 1-2 (Gol: Süleyman Akca) yenildik.

U14 ve U15'ler ikinci haftalarını geride bırakırken (ilk hafta Kayseri galibiyetleri), U17 ve U16'lar ilk maçlarını oynadılar bu hafta. U19 Elitler 4G, 4M ile 8. sırada ve U21'ler de 4G, 4B, 2M ile 5. sıradalar.

22 Ekim 2015

Grubun Açıklaması

Şimşekler Grubu son iki haftadır gündemde olan ceza ve maça girmeme konularına açıklık getiren bir basın açıklaması yaptı. 
http://www.mavisimsekler.com/adana-demirspor/simsekler-grubu-basin-aciklamasi.html

Açıklamanın detayları tabii ki önemli ama bu açıklamayı yaptıran genel çerçeveyi kaçırmamak lazım. Ona dair bir iki söz etmek gerekirse: Öncelikle memleket futbolunda tribünü olan kulüpler açıkça baskı altında. Şimşekler Grubu muhalif kimliği nedeniyle bu baskıyı daha çok hissediyor. İçeride-dışarıda, yakın uzak fark etmeden tribünlerdeki yerini hınca hınç dolduruyorlar. Bu da pek çok kesimin gözünü korkutuyor. Baskının ilk nedeni bu.

Grup her zaman takımın başarısı için pek çok şeyi göz ardı etmeye de hazır. Söylenecek çoğu söz, camianın başarı özlemine zarar vermemek için söylenmiyor. Başkan ve yönetimlerden tek beklenti,  başarı. Ama daha yukarıdan gelen baskılara karşı da tribünü sahiplenmek lazım. Bu takımı Şimşekler Grubu olmadan düşünemeyiz. Tribünün sabrını, iyi niyetini  kötüye yormaya ya da kendine yontmaya çalışanlara karşı dikkatli olmalıyız. Tribünün ses çıkarmayan iyi çocuk olmasını istiyorlar. İyi olmakla iyi çocuk olmak arasındaki farkı kaçırmayalım.

Grupta jenerasyon değişirken, yeni nesil kendini gösterirken sıkıntıların yaşanması doğal. Ama grubu kimliğinden uzaklaştırmalarına, Demirspor tribününü başkalarına benzetmelerine izin vermeyelim.

20 Ekim 2015

Burs Bilgilendirmesi

Sevgili arkadaşlar, bu donemde havuzumuzu yaklaşık %35 büyüttük ve aylık olarak 820 TL toplamayı başardık. Bu da toplamda 8 kardeşimize ayda 100 TL burs verilmesi anlamına geliyor. Her ay bir arkadaşımıza 20 TL daha fazla burs vererek aradaki farkı adil dağıtma yolunu seçtik. Başvuruda bulunan herkese olumlu geri dönüş yapmak isterdik ama gücümüz buna yetti.

Geçtiğimiz dönem sürekli burs alanlara dahil edemediğimiz bazı kardeşlerimize tek seferlik burs ödemeleri yapabilmiştik. Bunun nedeni ben aylık ödeme yapamam ama gücüm tek seferlik katkı yapmaya yetiyor diyen Demirsporlu dostlarımız idi. Bu dönem havuzun da genişlemesi ile belki de tek seferlik katkı koyan biri çıkmadı. Geri dönüş yapacağını söyleyen bir arkadaşımız var. Onun dönüş yapması halinde katkı vereceğimiz arkadaş sayısını artırabiliriz.

Burs Verdiğimiz arkadaşlarla özelden iletişime geçtik. Alamayan arkadaşlar üzülmesinler. İhtiyaçlarını karşılamaya gücümüz yetmedi. Kusurumuzu hoş görsünler. Ama başka herhangi bir ihtiyaçları olursa bizimle iletişim kurmaktan çekinmesinler. Gönlümüz imkanlarımızdan geniş ama elimizden geleni yaparız.

Havuza katkı sunmak isteyenlere kapımız her daim acık. Burs havuzuna katkı koymakta olanlar benimle iletişime geçip dekont dahil her türlü bilgiyi alabilirler.

Yeni burs dönemimiz hepimize hayırlı uğurlu olsun.

19 Ekim 2015

Sorunlar Var, Büyüyor

Dün Elazığspor'a 1-0 yenilerek zirveden iyice uzaklaştık. Geçen 8 haftada oynadığımız takımların 6'sı şu anda üzerimizde yer alıyor. Yani dengimiz takımlara diş geçiremedik. Zor fikstürde, en ağır hasarı aldık.  4 haftada sadece 1 puan...

Elazığ maçı, beklediğimiz orta saha değişikliklerine sahne oldu ama bunlar çözüm olmadı. Gol atamadığımız ilk maçtı. Aslında ortada ve beraberlik kokan maçtı. Timur'un süper volesi direkte patlamasa bir puan iyi sonuçtu.

Kırılma anlarında bir veya bir kaç oyuncumuzun basit hataları sonucu belirliyor ve bu hataları telafi edemiyoruz. Bazen kaleci, çoğunlukla savunma oyuncularının bir anlık dikkatsizliği skoru aleyhimize çevirince, takımda bu durumu toparlayıcı bir güç ortaya çıkmıyor. Saha içinde ateşleyici ya da lider olacak isim eksikliği çekiyoruz. Kritik anlarda bir anda skoru değiştiren ya da olumlu bir hareketle takımı rahatlatan toparlayıcı bir isim gerekli. Anıl, bu işi yapması gereken ilk isim olarak akla geliyor ama 8 haftada hiçbir numarasını göremedik.

Geçen yıl Tayfun'un, Artun'un, daha önceki yıllarda Juninho'nun, Erçağ'ın gösterdiği dirence ve parlamaya yakın bir iki isim yaratmalıyız. Örneğin Özgürcan da zaman bulduğu kısa anlarda bu direnci gösterebilirdi.

Geçen haftalar gösterdi ki yabancı tercihlerimiz pek de yerinde değil. Sezon başında bu oyuncuların kısa geçmişlerini tanıtmıştım. Geldikleri takımların çok önemli isimleri değillerdi. Ama burada Türkiye 1.liginde iş yapabileceklerini düşünmüştük. Savunmada Mojsov ve Ferreira, maç kurtarabilen isimler değil. İyi-kötü yanları tartışılabilir ama yabancı statüsünü işgal edecek kalitede değiller. Dün ilk kez 11'de başlayan Astafei de çabukluğuna ve pas trafiğini rahatlatmasına rağmen teknik anlamda oldukça yetersiz ve skoru değiştirme gücünden uzak görünüyor. Tabii özellikle onun düzenli oynayarak takıma biraz daha alışması gerekirdi ama kaybettiğimiz ekstra puanlar bu rahatlığı bize vermiyor. Bu ligte yabancıların kalitesi çok şey fark ettiriyor. Dün Clayton, yaptığı bir driplingle, fark yarattı ve maçı çevirdi.

İlk 4-5 haftada Burak Çalık'ın Pote'ye taşıdığı toplar, asıl enerji kaynağımızdı. Burak'a bir iki isim daha eklemeliydik; bu bazı maçlarda Hüseyin Kala oldu ama maç içinde o kadar değişken performans gösteriyor ki uzun vadede umut vermiyor.

Takımda sorunlar belirince, akla gelen ilk durum para akışındaki sıkıntıdır. Bu durumun da netleşmesi lazım.

Öte yandan bütün bir hafta bu maç ve takım içi sıkıntılar yerine Adanaspor maçındaki tribün cezasının tartışılması iyi olmadı. Başkan Sözlü'nün, kendi siyasi çizgisini kulüp yöneticiliğine çok fazla bulaştırması, saha içi sıkıntıların üstüne, saha dışında da sorun çıkarıyor. Sözlü'nün seçim zamanı partici çizgisini geri plana çekmesi zor tabii ama tribünleri birleştirici, memleketin bu karanlık dönemlerinde daha sakin bir figür olarak ortaya çıkması lazım. Tribünün duygusallığı, yönetime yansımamalı. Takımdaki ve tribündeki sorunların büyümemesi, yönetimin atacağı adımlara bağlı. Bu haftaki Adana Derbisi öncesi, yönetimden sakinleştirici, birleştirici ve sorunlara çözüm üretileceğine dair açıklamalar duymamız gerekiyor.

17 Ekim 2015

Hoşgeldin Demir!

Adamın yüreği büyük, gülümsemesi de. Gülünce yanlara tiyatro perdesi gibi açılan yanakları da kocaman. Işıklarınızı söndürür ve sizi kendi samimi ve zeka dolu dünyasına davet eder. Bu adamı, yani Onur'ların Emer olanını, nam-ı diğer Vertumnus'u ya çok seversiniz, ya da çok seversiniz. Ben çok sevdim.

Adam, "ben Demirsporlu oldum, olucam, bir yol yordam gösterin hele" diye sizi bulmuşsa, siz çok ama çok şanslısınız. Hiçbir hazine, insanın ayağına gelmez çünkü. Ben çok şanslıyım.

Yıllar geçer, büyürsünüz, adam da büyür. Aileler kurarsınız, adam da kurar. Hayaller kurarsınız, ufak tefek, insan/melek karışımlarına dair, etrafınızda cıvıldaşan...

Benim kendi hayallerim doğdular. Kaptan'ın ve Biçer'in hayalleri nefese kavuştular, büyüdüler. Bir tek o adam kalmıştı hayallerini harlayan, bir yandan da yüreğini serinleten Meltem'iyle düşler kuran.

Sonra haber geldi. Meltem fırtınaya dönüştü, koca denize bir fındık kabuğu düştü, tutunmaya batmamaya çalıştı, başardı...

Önce hayatlarındaki pembe rengin ne kadar artacağını düşündüler, sonra "bi dakka, bi dakka, burada gördüğümüz göbek kordonu değilmiş aslında" dediler.

Bir sabah, Ankara son baharını yine ciddiyetle yaşarken gülümsedi adam. Yanakları büyüdü, fırtına hafif bir yağmur ardından tekrar melteme döndü.

Demir geldi... Ankara Tayfasının en yeni üyesi, gönlümüzün Demir Prens'i, hoşgeldin! Babanı ve anneni çok sevdik, seni de çok seviyoruz. Uzun ve sağlıklı bir ömrün olsun oğlum, annenle babanla mutlu büyü inşallah...

Hoşgeldin...



10 Ekim 2015

Katliam

İnsan olmak ne zor bu ülkede,  insan kalmak ne zor. Ölümün karanlık kolları, devlet olup sarıp sarmalamış her yanı. Ne yana kaçsak kan, ne yana koşsak acı. Cumhuriyet tarihinin en karanlık katliamı... Bir daha olmasın diyebilmek ne zor.

9 Ekim 2015

Passoligin Amacı Görünenden Farklı Mı?

Pass, yani geçiş. Liglere geçiş kartı passolig. Bir taraftarı sevdası ile buluşturmak için peyda olmuş bir aracı. Uygulamaya konulması sürecinde yoğun tartışmalara konu olan, ülkemizde zaten yeterince oturmamış taraftarlık kavramına ciddi darbe vurduğu ise kesin olan bir uygulama.

Fayda maliyet analizini daha önce yapmıştık. O nedenle bunun tartışmasına tekrar girmeyeceğiz. Bugün söyleyeceğimiz şey, uygulamanın uygulanmamasına dair.

Bu uygulama tribündeki bir yanlışı düzeltme taahhüdü ile getirildi. Neydi o taahhüt? Artık tribünde aşırılık yapan kendi aşırılığından sorumlu olacak.

Önceden nasıldı, tribünde olaylar çıkardı, edebi ile maç izleyen insanlar da sahanın kapatılması nedeni ile cezalandırılırdı. Devlet bunu gördü ve dedi ki;

-Ver bakalım bana TCKN'ni.
-Ver bakalım fotoğrafını.

Artık ben maça kim gelmiş bileceğim. Koydu önümüze emniyet görevlilerini. Ellerinde video kaydedici bizi kayıt altına aldılar. Yetmedi tribünlerin muhtelif yerlerine kamera yerleştirdiler.

Bu uygulamalara fişleme diye karşı çıkanlar oldu. Bu konuları da tartıştık. Detayına girmeyeceğim. Ama devletin kayıtlarına resmi kanallardan girdiğimiz kesin artık. 

Devlet, bu uygulamasını devrettiği kuruluş eliyle bizden para da aldı. Maç bileti dışında deli dumrul parası diyorum ben buna. Passolig aktifleştirme bedeli adı altında 450.000 TL ödedi Demirspor taraftarı. (yaklaşık 30.000 kart sahibiyiz kişi başı 15 TL) Bunun yaklaşık 150.000 TL'si Demirspor'a aktarıldı. Ama 300.000 TL'yi sevdasına ödemedi Demirspor taraftarı. Hizmet bedeli olarak başkalarının cebine verdi.

Şimdi bir taraftar olarak ne beklemeliyiz. Adı üzerinde HİZMET bedeli. Madem ben bu bedeli ödüyorum, devlet olarak sen de bu hizmeti karşılayacaksın.

Nedir hizmet olarak istediğimiz peki? Devletin asli görevini yerine getirmesidir. Ben para ödemesem dahi yapmak zorunda olduğu şeydir. HUKUKU UYGULAMAK.

Bugün hukukun kıyısından köşesinden geçmiş en okumamış insan dahi bilir. Suç ve ceza bireyseldir. Bu evrensel bir ilkedir. Kimseye işlemediği suçtan dolayı bir ceza verilemez. 

Peki devlet ne yapıyor? Elinde benim resmim var, benim TCKN'm var. Benim kamera kaydım var. Kasanda da benim param var. O halde çıkıp tespit edeceksin, tribünde aşırılık yapan ile yapmayanı ayıracaksın. Ne demek tribün kapatmak. Devletin suç işlemeyen adamı cezalandırma yetkisi ne zamandan beri var?

Peki devlet bunu yapmazsa ne olur? Devlet bunu yapmamakla insanları açık söylüyorum anarşiye sevk etmektedir. Ben yanımdaki küfür eden, koltuk kıran adamla kavga etmezsem, onu dövmezsem (gücüm yeterse) haftaya onun yüzünden maçı izleyemeyeceğim. O halde ben o adamı döveyim. Devlet taraftardan bunu mu istiyor. E adam koltuk kırdığına göre zaten beni döver. Ben efendi adamım. O zaman devlet kurallarına uyan taraftarın dayak yemesini istiyor.

Böyle düzen olabilir mi? Böyle saçmalık olabilir mi?

Bir uygulama geliştiriyorsanız takipçisi olacaksınız. Takip etmiyorsanız, amacınız Demirspor'un taraftarının vermek zorunda kaldığı paraya göz dikmekmiş diye itham edilirsiniz. Vatandaşı devletle karşı karşıya devlet getirmemeli. Bu kadar net. 

Şimdi Şimşekler Grubu isyan ediyor. Şimdi Şimşekler Grubu diyor ki olacaklardan bundan sonra biz sorumluyuz. 

Acaba devlet gerçekten bunu istemiş olabilir mi? Bundan şüphe duymaya başlıyorum artık. Muhaliftir, değildir tartışılır ama muhalif olarak bilinen tribünler ile muhalif olarak bilinmeyen tribünler için zaten her yanı dökülen hukuk kuralları farklı mı uygulanıyor bu ülkede? Muhalif olarak bilinen tribünlerin önüne hep yanlı kararlar verdiği iddia edilen hakemler mi çıkarılacak bu ülkede? Aslında amaç futbolu sahada değil, sokakta kendi kurallarınızla oynayın demek mi? Taraftarı tribünden anarşiye mi çekmek istiyorsunuz? Bu yolla da belli tribünleri ve dolayısı ile tribün kültürünü bitirmek mi asıl amacınız? Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır? Bu nasıl bir ayıptır?

Uygulamasını takip etmeyenlerin, umursamayanların ayıbıdır bu. 

5 Ekim 2015

Geçen Seneyle Garip Benzerlik

Geçen sezon ile benzer bir performans gösteriyoruz. Geçen sezon da ilk 4 hafta mağlubiyet almadıktan sonra, ligin 7. haftasında 3 galibiyet 2 mağlubiyet ve 2 beraberlikle +4 averajla 6 sıradaydık. Bu yıl +3 averajla aynı sayıda galibiyet mağlubiyet ve beraberlik aldık. Hatta geçen sezonunun 5-6-7. haftalarını da 1 puanla kapatmıştık (Kayseri-Adanaspor mağlubiyet, Antalya beraberlik). Daha da garibi, 7. haftada kaleci Serdar kart cezası yüzünden forma giyememiş ve Tolga ilk kez kaleyi korumuştu.

Sorunumuz aynı, çok gol yemek, geçen sezon da 7 golle ilk 6 takım arasında en çok yiyenlerdendik, bu sene biraz daha artırdık bu sayıyı, 11 oldu, bu kez açık ara öndeyiz. Gol yemenin birinci nedeni orta saha savunmasındaki eksiklik bana göre. İki sezondur sadece Attamah'a kalıyor bu iş. Geçen sezon Ferhat, Cumali, Şaban gibi isimlerden alamadığımız verimi bu sezon da Umut Sözen ve Aykut'tan alamıyoruz. Pas trafiğini yönetme konusunda geçen sezon ilk yarıda Alaattin, ikinci yarı Umut Gündoğan'ın hayalkırıklığı bu sezon da Anıl'da toplanmış durumda.  İkincisi duran/yan toplar veya sonrasındaki karamboller. Bu sezon gol yediğimiz hemen her maçta Karabük, Alanya, Samsun maçlarında doğrudan ve dolaylı olarak duran top organizasyonlarındaki dağınıklığımız yüzünden gol yedik. Geçen sezon Serdar, bu sezon Oğuz yan toplarda güven vermedi.

Takımın ortasaha tertibi acilen yenilenmeli; topu Pote'ye taşıyabilen tek elemanımız Burak; onun enerjisiyle ayakta kalıyoruz, o yorulunca oyundan düşüyoruz. Forvete alternatif denemeler yapmak zorundayız; bu konuda Timur denebilir. Geçen yıl golleriyle bizi ayakta tutan Özgürcan, bu kadar az şans almayı hak etmiyor.Keza oynadığı maçlarda göz dolduran Emin'le birlikte çok az şans bulan Zafer de yeni varyasyonlar içinde düşünülmeli.

Ligte kötü fikstürle birlikte hep zirveye oynayan takımlarla karşılaştık ve zorlandık. Şampiyonluktaki rakiplerimize puan kaptırdık. Kayıplar, oynadığımız takımların durumu göz önüne alınınca sürpriz sayılmayabilir. Ama bundan sonra bunları telafi etmek için sürpriz puan kayıpları yaşamamak gerekiyor.

Altyapı'da 1 Galibiyet 1 Mağlubiyet

Altyapı gruplarında U21 ve U19 Elit liglerde de Karabükspor'la mücadele etti takımlarımız. Deplasmanda U21'lerimz volkan Kurul'un kafa glüyel 1-0 kazandık. Volkan'ın bu sezon ikinci golü. U19 Elit'lerde ise yine deplasmanda 2-1 mağlup olduk, 85. dakikada kendi kalemize attığımız golle. Golümüzü atan Arda Öztep ismi, U14'lerden beri sıkça rastladığımız bir isim. Onu da takip etmek gerekiyor. Geçen sezonu U17 takımında 9 golle kapatan Arda, bu sezon da 7. maçta 3. golünü kaydetti.

4 Ekim 2015

Adana Demirspor:1 - Karabükspor:3

Hakem Hakan Ceylan'ın Adana'da yönettiği maçları kazanamamıştık, biri 1.ligteki ilk sezonumuzda Bolu maçı, diğeri önceki sene 2-0'dan 3-2 olan Ankaraspor maçı. Bu kez de öyle oldu. Alakasiz penaltı,  hatalı faul kararlarıyla takımın ipini çekti. Ama tek hatalı o değil. Geçen haftaki gibi hatalı oyuncu değişiklikleriyle Osman Hoca da sorumlu. Ortasaha savunması yapamayan Aykut, Umut Sözen de aynı derecede... Orta sahamızı derleyip toparlayan tek isim Attamah. Bizi hücuma taşıyan da Burak Çalık. Ama Pote'yi iyi marke ettiklerinde topu atacak da kimse kalmıyor. Takımda Hüseyin, Umut, Aykut gibi isimlerin yeri acilen sorgulanmalı. Fikstürümüz kötü, arka arkaya dişli rakiplerle oynuyoruz. Bu süreçte, ikisi iceride olmak üzere 3 haftada 1 puan çok kötu bir performans oldu.

3 Ekim 2015

Rakip Karabükspor...

Karabükspor ile oynadığımız son iki maçı da canlı izleyen şanssız nesildenim. Kötü hatıralar, kötü zamanlar...

1. lige çıktığımızdan beri eski hesapları kapatmaya dair bir motivasyonum vardı, kendi adıma. Zamanla bu azaldı. Şimdi pek de umursamıyorum. Karabük'ün şampiyon olduğu, bizim de acıları oynadığımız yılların hatırası elbette sıcak ama kapatılacak hesapların sonu gelmiyor. Şu Gaziantep BŞB hikayesi de böyle değil mi? Hakan Kutlu'ya bilenmenin bir faydasını görmeyeceğiz. Hatta deplasmanda mağlup olursak daha da harap edeceğiz kendimizi. Gereksiz...

Karabük maçlarının deplasmanda olanına Ankara'dan büyük otobüs kaldırarak belki de bu alanda hoş bir ilk yaşatmış olabiliriz Demirspor tribününe. Maç boyu maruz kaldığımız aşırı kötü tezahürata karşın umursamazlığımızın bizi büyüttüğünü hissettiğimiz anlar... "İşte siz kesif küfrün çamurundan ağzı yüzü görünmeyen yaratıklar, karşımızdasınız ve sadece acıyoruz size."

Sahadaki sonuç değildi ki bizim sınavımız. Bizim alanımız tribünde, yanında, orada olmak. Sıratımız tribün bizim. Ya geçeriz, ya düşeriz. Düşeceksek de, en yakışıklısından ama. Sessiz sedasız, kibritin tükenişi gibi değil. Patlayan benzinlik gibi düşeriz.

Yarın düşmenin değil, havai fişekler gibi patlamanın günü ama. Tribünde bizi oyalayacak her tür düşüncenin, içimizi kemirecek parazitleri bağırarak dışarı atmanın günü. Demirspor da kazanırsa siyah beyaz resimlerdeki hatıralar renklenir, diğer türlü biz görevimizi yaparız ve "Yaşa, Var Ol Demirspor" der, önümüzdeki maçlara bakarız...

Karabükspor şampiyonluk hedefindeki ağır rakiplerden. Alanya gibi, bu hafta hocası istifa etti, değişik bir motivasyondalardır. Kötüyü iyiyle kapatıp kazanalım şu maçı. Sonra da geniş nefesler alıp haftamızı bayram gibi yaşayalım. Hadi bakalım...

1 Ekim 2015

Burs Dönemi Duyurusu

Burs dönemimiz başlıyor...

Sevgili arkadaslar, 

Her eğitim ögretim döneminde istikrarla uygulamaya özen gösterdiğimiz burs katkısını bu sene de devam ettireceğiz. Geçtiğimiz sene 6 arkadaşımıza ayda 100'er TL burs verdik. Havuzumuz genişlediği ölçüde daha fazla Öğrenciye burs vermek ve/veya aylık kişi bası burs tutarımızı artırmayı istiyoruz. 

Burs almak isteyen arkadaşlarımız icin kıstaslarımız Ankara'da olması, Demirsporlu olması ve bizim bu arkadaşları tanıyor olmamızdır. Bu arkadaslar içinden en fazla ihtiyacı olduğunu düşündüğümüz kardeşlerimize burs vereceğiz. Burs başvuruları icin ihtiyac sahibi arkadaşımızın ögrenci olması sart değildir. Mezun olmakla birlikte henüz ise girememiş arkadaslar da başvurabilirler. O zor dönemden geçtiğimiz icin onları da anlıyoruz. 

Ankara dışındaki Demirsporlu kardeşlerimizi gecen sene Üzülerek geri çevirdik. Belki daha cok ihtiyacları vardı. Ancak haliyle bir burs havuzunu yönetiyoruz ve kimlere destek olduğumuzu görmek, bilmek istiyoruz. Burs havuzuna katkı koyan kişilere karşı sorumluluğumuz var. Bu nedenle bu sene de Önceliğimiz Ankara'da yasayan Demirsporlu kardeşlerimiz olacak. 

Başvurularınızı demirgibiyiz@gmail.com adresine yapabilirsiniz. Bana, Yavuz Yıldırım'a veya Mustafa Uçar'a dogrudan ve ozelden ulaşmanız da  mümkün.

Burs vermek isteyenler icin de sevinerek kapılarımız acık. Onlarla da aynı yollardan iletişime geçebiliriz. Burs vermek isteyenlere verdikleri bursun nereye gittiğini gösterecek sekilde dilerlerse her ay dekontlarini verebiliriz. 

Prensip olarak burs verenleri ve Alanları duyurmuyoruz. O kişiler ile ozelden iletişim kuruyoruz. Demirsporlulara katkı vermek bizim icin hep gurur kaynağı olmuştur. Bizimle birlikte bu gururun parçası olacaklara şimdiden tesekkur ederiz.

27 Eylül 2015

Alanyaspor:2-Adana Demirspor:2

Kazanacağımız maçta puan kaybettik. Devrenin sonunda 5 dakikalık hatalar zinciri, oynamaya mecali olmayan rakibe puan kazandırdı. 2-2'den sonra direkten dönen top var. Hakem Onur Karabaş, vermediği penaltı, Oğuz'a gösterdiği kırmızı kart ve rakibe vermediği kartlarla maça hatalarıyla damga vurdu.

Oyuncu değişikliği noktasında Osman Hoca'nın hic bir katkısı olmadı. Giren oyuncular takıma katkı veremedi. Anıl, kocaman bir hayalkırıklığı. Aykut, Umut Demirspor'un hedeflerinden çok uzak isimler. Hüseyin maç içinde bir var bir yok, istikrarsız. Bu maçta da Pote'ye eşlik eden bir tek Burak vardı, erken yoruldu. Topu ayağına her alan  Pote'ye baktı ve ona ulaşmaya çalıştı. Attığı iki süper gol dışında sahanın her yerinde arkadaşlarına yardım etti. Takımın düşen temposunu artırmak için Özgürcan'ın  ya da Astafei'nin enerjisi işe yarayabilirdi.

Kötü bir Alanya'yı yenmek gerekiyordu. Onur Biçer'in twitterda yazdıği gibi keşke herkes işini Şimşekler Grubu gibi iyi yapsa. Demirspor taraftarı 10 saatlik deplasmanda muhteşem desteğiyle yerimizin bura olmadığını haykırdı.

22 Eylül 2015

Altyapı

Antep BB bu hafta canımızı epeyce sıktı, U21 takımımız bu yılki ilk mağlubiyrtini Antep ekibine karşı aldı. İlk 4 haftada 2 galibiyet, 2 beraberlik alan U21'lerimiz deplasmanda rakibine 2-0 yenildi. Arman Bozkaya denetimindeki U21 takımımız ligte 8 puanla 8. Sırada bulunuyor.

U19 elit ligte ise takımımız,  Antep BB'yi deplasmanda Emre Akyüz'ün golüyle 1-0 yenerek 5. Maçında 3. Galibiyetini aldı. U19'larımız Mustafa Diliçıkık denetimindeler...

U19 ve daha alt kategorideki Gelişim Liglerinin başlangıcı ise TFF tarafından ileri tarihe ertelendi.

Demirsporlar

BAL'da mücadele başladı, bu yıl 3 Demirspor farklı gruplarda mücadele ediyor; Ankara Demirspor 2.ligteki ilk galibiyetini bu hafta aldı. Demirsporlarla ilgili haberleri demirsporlar.blogspot.com.tr/ adresinden takip edebilirsiniz.

20 Eylül 2015

Hakan Kutlu vs Osman Özköylü

Hakan Kutlu geçen sene de Antep BB'nin başında Osman Özköylü'nün Osmanlı'sına beklenmedik şekilde çelme takmıştı. Ilk 8 haftada 1 galibiyet alabilen (Ordu'ya) Antep BB, 8 haftada 6 galibiyet alan Osmanlı ile 10 kişi kalmasına rağmen 2-0'dan gelip 2-2 berabere kalmıştı. İkinci yarı ise Osman Özköylü, Urfaspor'la Hakan Kutlu idaresindeki Antep BB'yi 2-0 yenmişti. İki teknik adam arası rekabette bu yıl yine ilk gülen Hakan Kutlu oldu.

Biraz Attamah, Biraz Pote, Biraz Oğuz...

Gaziantep Belediye maçında gözüme çarpan, vasatın üzerine çıkmaya biraz daha gayret gösteren iki oyuncu Attamah ve Pote oldu. Yine de "iyi" kategorisine onlar da giremediler. Olsa olsa, biraz daha gayretli göründüler. Pote ilk dakikalarda yakaladığını atsa kontrayı çok iyi oynayan Burak Çalık belki daha çok oyunun içinde olurdu. Attamah inisiyatif alıp en çok mücadele eden isimlerden birisiydi, ama onun da yetenekleri ve bölgesi itibariyle etkinliği sınırlı. Takım olarak iyi olmak durumundayız.

Burak Çalık ve Anıl bu kilidi açmalıydılar, olmadı. Bunda pas alışkanlığımızı unutmamızın payı büyük. Bu da bizi bir adım geriye götürüyor; Emin bu zinciri dikine olarak kuran ilk oyuncuydu geçtiğimiz haftalarda. O takımı ileri ittirmeyince takım da birbirinden iyice ayrıldı, uzaklaştı. Anıl yer yer üç kişinin arasına dalma ihtiyacı hissettiyse bunu biraz da buna bağlamak gerek.

Anıl geçen sene Umut Gündoğan'ın yapmaya çalıştığı şeyi deniyor, vazgeçmesi gerek: Üç kişilik oynamaya çalışmak. Sen oynama, takımı oynat. Top senin ayağına geldiğinde tüm takım arkadaşların kendilerine pas gelebileceğini, topla buluşabileceklerini hissettsinler. Hissetsinler ki boşa kaçsınlar, defansın arkasına sarksınlar. Bu güveni vermek zorunda olan Anıl'dır. Beklentim budur kendisinden.

Takımın maalesef en kötü performansını Burak Solakel'den gördüğümüze inanıyorum. Bindirmelerdeki yetersizlik, Burak Çalık ile önceki maçları aratan bir iletişimsizlik, basit pas hataları yüzünden ters ayakta yakalanan boksör misali düşürdüğümüz gardımız... Daha iyi maçlar çıkartabileceğini biliyorum Solakel'in.

Defansımız güven vermiyor. Brezilyalı'mız atletik ama yumuşak. Ozan da yürekli ama hamleleri iyi değil. Belki Alanzinho ve formda Kojic dün oldukça iyi günlerindelerdi, her maçta böyle çaresiz kalmayacaktır defansımız. Bu da bir umut. Stoper bölgesinde bir sakatlık daha yaşarsak tahta bacaklı korsan misali sallanır dururuz. Sezon öncesi göze batan Anıl Sarak'ın durumunu tam bilemiyorum. Son çare, boyuyla bosuyla Özgürcan'ı koyacağız oraya gibi görünüyor.

Oğuz hakkında eleştiriler var. Yavuz dahi bir önceki yazıda şöyle bir sarsmış kendisini. Samsun maçındaki saçma goller haricinde yedikleriyle çıkardıklarıyla takımda kalbur üstü oyunculardan birisi bence Oğuz. Dün de kurtardıklarıyla bizi oyunda tuttu. Oyuna dair konsantrasyonunu yitirmedi. Antep'in kalecisi bana göre Oğuz'un yarısı kadar kaliteli bir kaleci ama onu da biz zorlayamadık.

Sağ kanattaki ritimsizlik devam ediyor. Uğur - Hüseyin ikilisinden halen bir patlama göremedik. Gerçi "burası olmuş, tamamdır" dediğimiz sol taraf da kötü maç çıkardı.

Sonuç olarak, iyi değildik, yenildik. İyi olsaydık yenerdik, biraz kıpırdansak beraberliği çıkartırdık. 30. dakikadan devreye kadar gösterdiğimiz iştahı ikinci devre gösteremedik. Yine de iyi bir takımız. Daha iyi maçlarımız olacaktır. Daha kötü de oynayabiliriz ama bunu ispatlamaya ne gerek var, çıkıp aslanlar gibi mücadele edelim. Muhakkak başarılı olacağız.

Maraton'da maç seyretmeyeceğime dair üç sene önce kendi kendime söz vermiştim. Çok sevdiğim kardeşlerim haricinde, genel olarak başı bozukluk ve takımın zararına çalışan avamlıktan dolayı bırakmıştım orayı. Herkesin kendine çeki düzen vermesi gerekiyor. Bu takım bizim takımımız, yolda bulmadık, yarı yolda bırakmayız. Kötüye kötü diyelim ama tepkimizin nerede takıma zarar vermeye başladığını da iyi süzmemiz gerekli...

19 Eylül 2015

Adana Demirspor:1 - Antep BB:2

Beklemediğimiz bir yenilgi aldık. Ne olsa kazanırız havasıyla başlayıp, maç icinde ne yapsak da kazanamayıza dönen bir havada oynadık. Takım kafa olarak tatile erken çıkmış, rakip de etkili olunca işimiz zorlaştı. 5 haftadır bize hareket katan Burak etkisizdi, ama asıl kötü Anıl'dı. Sürekli top kaybetti. Geride kalan haftaların en büyük hayal kırıklığı, Anıl. Pote'yi besleyemedik. Orta sahada hakimiyeti kuramadık, Antep ise Alanzinho ile çok hızlı çıkıp golü atan Sırp forvetlerini iyi kullandı. İlk yarıda farkı açabilirlerdi. Kalede Oğuz güven vermiyor.

Antep BB, geçen sene olduğu gibi canımızı yaktı. Bu sene daha kolay takımlara diş geçirememişti. Bize ise özel motivasyonla oynuyorlar.

Bu yenilgi, ilk tokat olarak dikkate alınmalı. İç sahada zorlanıyoruz.


16 Eylül 2015

Yunus Gollerine Devam Ediyor

Adana Demirspor altyapısından yetişen Yunus Ünsal, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Erzin Belediyespor forması giyiyor. Geçen yıl ilk 11'in önemli oyuncularından biriydi ve sezonu 3 golle tamamladı. Bu yıl biri kupa maçı olmak üzere 4 maçın birinde ilk 11'de başladı ancak yedekten oyuna girdiği iki maçta gol atmayı başardı. Geçtiğimiz hafta Erzin Bld'nin 1-1 skorla bu sezon ilk puanını aldığı maçta rakip fileleri havalandırdı Yunus. Takipte olmaya devam edeceğiz, daha çok başarılarını duyurmak dileğiyle...

Altın Koza'da Demirspor Taraftarı Belgeseli

Facebook grubumuzda yapılan bir paylaşımı buraya da taşıyalım, belki yeni arkadaşlara da ulaşır: 

"Altın Koza Film Festivali'nde finale kalan, Okan Yav ve Serpil Çetin'in yönetmenliğini yaptığı, Adana Demirspor taraftarlarının öyküsünü konu alan "Bir İhtimal Daha Var" belgeseli 18 Eylül Cuma günü 16:00'da Ariplex 4. Salonda gösterime girecektir.


Not : Belgesel ücretsiz olup, gidecek arkadaşlarımızın Adana Demirspor formaları ile gitmeleri rica olunur."

13 Eylül 2015

1461 Trabzon:1-Adana Demirspor:4

Pote-Burak Çalık makinesi işliyor, Demirspor kazanıyor. Burak, 2 asist yapti ve 2 penaltı yarattı. Pote hattrick yaptı. Takım savunmadaki eksiklere rağmen derli toplu ve kazanma arzuluydu. 2-0'ken kaçan penaltı ve ardından rakibin golü yine sinirleri gerdi. Demirspor'un rahat kazanması için en az 4 gol gerek! Bu seneki en iyi yanımız, pozisyonları gole çevirebilmek.  Kazanma ritmi ve alışkanlığı önemlidir. Takım, Osman hocanın disiplini altında bu noktayanhızla yükseldi. Yola devam!

30 Ağustos 2015

Adana Demirspor:1-Boluspor:0

Tek kale oynadığımız maçı son dakikada kazandık. Burak Çalık, maç boyu iyi oyununu nefis bir vuruşla süsledi. Kadro yazılarında en umutlu olduğum isimlerden olduğunu yazmıştım. Yüzümüzü güldürdü.

Bolu tamamen kapandı ve oynatmamaya oynadı. Ortasahada tatlısert oyunlarıyla bizi yavaşlattı. İlk yarıda solda Burak Çalık hareketliydi, Anıl kayıptı. Yine de iyi bir şutu vardı. Çok fazla pozisyon bulduk. Pote'nin ilk yarıda karşı karşıya pozisyonunda kaleci başarılıydı, ikinci yarı düşerken vuruşu çizgiden çıktı. Ferreria kafayla boş kaleye atamadı.

Takım yorgunluk belirtileri gösterirken, uzatma dakikalarında rakip savunmanın bir anlık dağınıklığını iyi değerlendirdik. Üç haftadır gol atma becerisi gösteremeyen Bolu da (tek golü rakibin kendi kalesine attığı) oyunu tıkayarak puan kazanılamayacağını anladı. Maç, hak edenin oldu.

23 Ağustos 2015

Samsunspor:3-Adana Demirspor:3

Takım maça çok coşkulu başladı,  özellikle sol taraftan Ahmet Burak Solakel ve Burak Çalık'la arka arkaya bindirmelerle golün ayak sesleri duyuldu ki 3. Dakikada Pote'nin havada asılı kalıp net kafa vuruşuyla öne geçtik. İlk dakikalarda rakibe önde basıp, kaptığımız toplarla hızlı çıktık. Burak'ın hızı, Anıl'ın tekniği ve Pote'nin kalitesiyle rakibe gereken baskıyı kurduk, deplasman takımı görüntüsü vermedik. Rakibin, bizim geçen haftaki ikinci golümüze benzer golüne yine Pote'nin takipçiliğyle hemen cevap verince maçın gidişatı değişmedi. Devre sonuna kadar önemli bir hata yapmadan maçı tuttuk. İkinci yarı daha düşük tempoda oynanırken, bu kez Hüseyin-Attamah organizasyonuyla 3-1'i yakaladık.

Bu sklrdan sonra rahatlamış ve oyunu kontrolümüze almışken son 10 dakika tüm dengeler değişti. Samsun'un iyi yabancıları  skoru 3-2'ye getirince takım geri çekildi, rakip ise canlandı. Uzafmanın son dakikasında serbest vuruştan golü yedik. Samsun deplasmanında bir puan iyidir tabii ama bu oyunun hakkı 3 puandı.

Gollerde Oğuz'un hatası var. İkisinde de erken çıktı. Ayrıca topu oyuna iyi sokamıyor. Golleri defansın ortasındaki hatalardan yedik. Osman hocanın bu noktaya müdahale etmemesi ilginçti. Deplasmanda 3-1 öndeyken forvet yerine orta sahaya bir oyuncu almak daha mantıklı olabilirdi.

Oyuncular değişiyor ama maçı koparamama hastalığı değişmiyor. İyi oynarken maçı net şekilde -bu Demirspor için artı3 fark demek- koparmak gerek.

Takım iyi; mücadeleye devam!

16 Ağustos 2015

Umut Veren Bir Başlangıç

Sağımızdakine solumuzdakine "şu 77 numaranın adı ne", "sakallı kimdi", "hangileri yabancı bunların" vb. soruları bolca sorduğunuz haftalar bunlar. Ancak bu takımdakiler isimlerini beklenenden daha önce ezberletecek gibiler. Sezonun ilk maçı olmasına, ciddi bir rakibe ve sıcak havaya rağmen oynama, hem de iyi oynama isteği gösterdiler. Takımda bu şevki görmek mutluluk verici. Osman hocanın kazanma karakterini takımına yansıttığını düşünüyorum.

Takımda kalede Oğuz, stoperler Mojsov - Ferreira ve forvet Pote  isimleri tahtaya ilk yazılacak oyuncular gibi duruyor. Ayrıca sol kanadın aşırı çalışkan ve uyumlu görüntüsü iki Burak'ı garantilerin arasına katıyor. Sağ kanat için özellikle Hüseyin'i daha verimli görmek isterdim. Keza bek Uğur da tempoyu artırmalı. Ön liberoda Attamah ağır mesaisini başarı ile sürdürüyor. Yanındaki isim ne kadar Emin olacak, zaman gösterecek. Anıl bu takımı oynatacak isim, klasını belli ediyor.

Yedekten giren Umut, Victor Astafei ve Özgürcan, hocanın ilk tercihleri olduklarını gösterdiler. Uzun maratonda herkesin her an forma şansı bulma ihtimali var, hazır olmak mecburiyetindeler. Mesela, özellikle deplasmanlarda süratli Astafei, kontratak futbolu için iyi bir tercih olabilir. Diğer oyuncular da zamanla dakika alacaklardır. Anıl'ın çıkması taktik gereği olabilir ama burası Adana Demirspor; iki farklı önde olmanın bir anlamı yoktur. Gol ayağı olan oyuncunun her daim sahada kalması bizim için hayati önemde. Diğer yandan kabir azabı yaşamadan maçı tamamlamak da bu sene ezberlerimizin olumlu yönde bozulacağına dair umut verdi. Umut olmadan yaşanmaz zaten...

Maçın "En" Notları:

- Maçın "En" iyisi: Mojsov. Süper lig ayarında oynadı. Sakatlık yaşama potansiyeli var, dikkat!
- Maçın "En" talihsiz anı: Bana göre ofsayt olan ilk golümüz. Neyse ki takım kazanacak top oynadı.
- Maçın "En" renkli anı: Astafei'nin mavi-lacivert kaskı. Çok kereler ve farklı renklerde de göreceğiz sanırım.
- Maçın "En" tatsız anı: Şimşekler Grubu'nun cezalı olması.
- Maçın "En" usandıranları: Çok sayıda gol kaçıran Demirspor forvetleri...