29 Eylül 2010

Ankara Demirspor da Mağlup

3.lig. 1.grupta mücadele eden Ankara Demirspor da bu hafta bizim gibi ilk yenilgisini kendi sahasında aldı. İlk üç haftayı 2 galibiyet 1 beraberlikle zirvede tamamlayan Lokomotif, bu hafta Cebeci'de Bursa Nilüferspor'a 5-1 mağlup oldu. 1-0 öne geçtiği maçta önce yenik duruma düşen sonra da kırmızı kartla on kişi kalan mavi-lacivertli ekip, ardından kalesinde 3 gol daha gördü. Ankara Demirspor, grubunda 7 puanla lider Ünyespor'un üç puan gerisinde beşinci sırada.

Takımın resmi sitesi, www.demirspor.org.tr bir süredir host sorunları dolayısıyla kapalı.

28 Eylül 2010

Altyapı'da Bu Hafta

U14'ler Antep Bld.'yi 3-1 yendi. Goller, Berat Demirbuğa, Berk Ortak, Arda Öztep'ten. Arda bu haftayı da boş geçmedi:

U15'ler G.Antep Bş.Bld.'yi 3-1 yendiler ve ikide iki yaptılar:

U16'lar Gaziantepspor'a 1-0 yenildiler.

U17'ler Gaziantepsor'la 0-0 berabere kaldı:

U18'ler Gaziantep'i 2-1 yendi ve onlar da ikide iki yaptı. Goller Sergen Ağlamaz ve Serdar Döndü'den:

Dayan Mustafa...

Böyle haberler gün geçtikçe daha çok yaralıyor beni; trafik kazaları, ani ölümler... Mersin İdman Yurdu oyuncusu Mustafa Aydın'ın İzmir'de kız arkadaşı ile geçirdği trafik kazası... Arkadaşı/nişanlısı Müge Bayrak kazada hayatını kaybetti; Mustafa ise ağır yaralı-yoğun bakımda...

Zeyitnburun'nda futbola başlamış, çeşitli takımlarda oynamış, iki sezondur Sakarya ve Karşıyaka'da kiralıkmış; geçen yıl ikinci yarı Mersin'e gelmiş, bu yıl Mersin formasıyla tüm maçlarda kadroya girmiş '86'lı gencecik bir oyuncu.

Fazla söze gerek yok; Mustafa ölümle hayat arasında. Bu tarafı seçer umarım, buna gücü yeter...

Mersin İdman Yurtlulara bol sabır diliyorum!

Tribünde Olaylar?

Yine aynı terane; yine ekmeklerine yağ sürdük; onlara istediklerini verdik!
Tokatspor maçında, hasılatın Pakistan'daki selzedelere gönderilecek olması, tribündeki kalabalık, pankartlar haber olmadı ama maç sonu birkaç dakikalık kargaşa DHA'nın geçtiği görüntülerle yine ulusal tv'lerde dönüp duruyor, altayazılarda "maçtan sonra olaylar" çıktığı yazıyor.

Golden sonra sahaya atılan koltuklar, özel güvenlikle tartışmanın büyümesi... Münferit vakalar artık göz ardı edilemeyecek kadar önemliler. Tribünde artık herkes birbirinden sorumlu. Olay çıkarma eğilimi gösterenleri frenlemek herkesin görevi...

İşte yine birkaç dakikalık tansiyon yükselmesi ile ulusal basındayız ve büyük ihtimalle ceza alacağız. Artık buna tahammül yok.

Lütfen daha dikkatli olalım.

"Olaylar", grubun olduğu bölümde çıkmadı. Ama hasbelkader grup işin içinde olsaydı Mustafa Tuncel, çoktan ortalığı velveleye vermişti, "kavga eden taraftar istemiyoruz, bize zarar veriyorsunuz" vs açıklamaları ile... O da basın gibi faturayı taraftara, tribüne çıkarmaya hazır. Biz de onlara yardımcı olmayalım.

27 Eylül 2010

Adana Demirspor - Tokatspor Maç Değerlendirmesi

Bugün takımın oyununu iki kısımda değerlendirmek gerekli. İlk kısım değişikliğin olmadığı kısım. Bu aralıkta takım futbol adına herşeyi yaptı. Mücadele etti , top çevirdi , pozisyonlara girdi , herşeyden önemlisi rakibine oyununu kabul ettirdi. Özellikle beraberliği bulduktan sonra yarı bitene kadar rakibi ablukaya aldık. Kaçırdığımız goller atılabilirdi belki atılsa skor farklı olurdu.Fakat bugün takımın mağlup ayrılmasında kaçan gollerden çok yapılan bir değişiklik etkili oldu.

Oğuz takımın zaman zaman adam eksiltmede top kaptırsada ileride top tutabilen tek adamıydı. Zaten ataklar onun üzerinden kurgulanmıştı. Oğuz çıkana kadar rakibe baskı kuran gol arayan taraf bizdik. Cİhan'ın oyuna girmesiyle takım adeta frene bastı. Oğuz kadar seri ve top saklama yeteneği olmayan Cihan Oğuz kadar takıma katkı vermeyince takım kontrolü rakibe kaptırdı. Tam bu dakikalarda kolay yenilen bir gol ile rakibe hayal edemeyeceği bir galibiyeti sunduk. İlk golü yedikten sonra kurduğumuz baskıyı ikinci golü yedikten sonra kuramadık. Bunda Cihan'ın etkisizliği en önemli nedendi. Bir oyuncu ile takımın havası değişir mi ? Değişirmiş bugün kendi adıma bunu gördüm. Oğuz belki çok iyi oynamadı ama takım oyunu üstüne kurulmuş birisinin takımdan çıkması dengeleri bozdu. Üzerine umulmadık bir gol yenilince tekrar toparlanamadık.

Bugün maçın ilk yarısını izleyen kimse bu skoru tahmin edemezdi. Maç kendimize olan güvenin pekişmesi açısından önemliydi. Ama herşey yolunda giderken kendi kendimize maçı rakibe verdik.Kendi evinde kaybedilen her puan şampiyonluktan giden puandır. Bu kadar iyi iken kaybetmemeliydik. Haftaya Kocaeli deplasmanında telefisini yapmak dileğiyle...

26 Eylül 2010

Adana Demirspor:1-Tokatspor:2


5. haftada ilk yenilgimizi aldık. Çok gol kaçırdık, kolay gol yedik. İç sahada yenilgi iyi değil ama iyi tarafından bakalım, yenilmeme baskısını da atmış olduk! Golümüzü penaltıdan Burhan attı. Rakibin ikinci golü, tartışmalı gibiydi...Detaylar Göktuğ'dan gelir birazdan.

Grupta maçlarda çok sayıda kırmızı kart çıktığını belirtmek gerek. Üçü dışında bir veya iki kırmızı kartlı geçti maçlar...:

Ziyaret

Dün vertumnus'u ve babasını ziyarete gittik. Baba iyi görünüyordu; moralleri yerindenydi. Vertumnus ise biraz yorgun gibiydi.

Bir kez daha geçmiş olsun ve acil şifalar!

25 Eylül 2010

Tokatspor maçı ve Bekir Çınar

*Bugün Bekir Çınar'ın aramızdan ayrılışının 40. günü. Onu bir kere daha saygıyla anıyoruz.

*Yarın, 20.30'da kendi sahamızda oynayacağımız Tokat maçının hasılatı, Pakistan'daki sel mağdurları için başlatılan yardım kampanyasına aktarılacak. Maça gitsem mi acaba diye düşünenleri motive edecek bir girişim... Akıl edenlere, öncü olanlara teşekküler.

23 Eylül 2010

Uzun Zaman Oldu...

Kocaeli

Yüzölçümü: 3.626 km²

Nüfus: 1.522.408 (2009)

İl Trafik No: 41

Kocaeli, Marmara Bölgesi’nde bulunan ülkemizin önemli ticaret ve kültür merkezlerinden biridir. Kocaeli iline kültürel niteliğini kazandıran faaliyetlerden biri Değirmendere düzenlenen “Uluslararası Ahşap Heykel Sempozyumu”dur. Eski Yalı Mahallesi’nde bulunan eski evler restore edilerek, bu evlerin çevrelediği ve yüzyıllık çınarların bulunduğu alana 600 kişilik bir amfi-tiyatro yapılmış olup, her yıl düzenlenen Uluslararası Ahşap Heykel Sempozyumu sonunda, parklar ile Çınarlık Meydanı’nda sergilenen heykeller büyük ilgi görmektedir.

Neyse bunlar işin hikaye kısmı. Konuya gelecek olursak:


NASIL GİDİLİR?

Karayolu: Türkiye karayolu ağında trafik yoğunluğunun en yüksek olduğu kesim, Marmara Bölgesi, bölge içinde de en yoğun eksen İstanbul - Kocaeli- Adapazarı güzergahıdır. Terminale belediye otobüsleri ve minibüsle ulaşmak mümkündür.


Denizyolu: Karamürsel - Hereke arasında vapur seferleri düzenlenmektedir. Gebze - Eskihisar' dan Yalova-Topçular' a 24 saat araba vapuru seferleri vardır. Ayrıca İzmit Körfez hattında vapur ulaşımı sağlanmaktadır.


Demiryolu: Kocaeli , İstanbul ve Trakya'yı Anadolu'ya bağlayan demiryolu üzerindedir.


Havayolu: En yakın havaalanı İstanbul Atatürk Havaalanıdır.

Havayolu bize cazip gelmez. Denizyolu desen; Ankara' da ikamet ediyoruz kaç yıldır, deniz tutar bizi bu saatten sonra. Diğer iki seçenek de kanaatimce uygundur.

Biraz erken biliyorum ama ben lafımı söyledim ortaya, üzerine alınan alınsın:) Saygılar sevgiler.....

22 Eylül 2010

Altyapı'da da Sezon Başladı

Altyapı takımlarımızın boy gösterdiği Gençlik Geliştirme Ligi (U18) ve Coca Cola Akademi Ligi'nde (U17 ve daha alt) de yeni sezon başladı. Geçen yıl, rahmetli Bekir Çınar öncülüğünde U18'ten A takıma oyuncular kazandırılmıştı; diğer kategorideki ekiplerimiz ise Türkiye Finalleri'nde boy göstererek gelecek vaat ettiklerini ortaya koymuşlardı.

Bu sezon yine bölgesel liglerde zirveyi zorlayıp, finallere gideceğimize eminiz. Akademi Ligi'nde yeni sezona, Adana Gençlerbirliği maçlarında U14 dışında kayıpsız başladık. U18'in grubu ise daha farklı; orada da ilk hafta kayıpsız.

Haydi çocuklar, aynen devam!

(U18'lerimiz deplasmanda Gaziantep Bş.Bld.'yi 2-0 yendi.)

(U17'de goller Muhittin Tümbül ve Yusuf Kemal Atalay'dan ki kendisi geçen yılın da gol kralları araasındaydı.)

(U16'da goller, Mehmet Çağatay Doğukan[2] ve Serhat Kurtulmuş'tan.)

(U15'te goller Emre Can Dartcı, Önder Sezar Mangu[2], İbrahim Güçlü[2].]

(U14'te tek sayımız, Arda Öztep'ten...)

"hayat ne tuhaf, vapurlar falan..."

Bu aralar Ankara'da işler yoğun... Hepimiz bir taraflarda kişisel uğraşıların peşindeyiz. Geçen sezonki hayalkırıklıkları ve can sıkıntısının ardından, bu sezon da Bekir Çınar'dan yeediğimiz darbe ile iyice sersemlemiştik; mevzûdan iyice koptuk, sıkıntımız ve yorgunluğumuz tavan yaptı. Sezon başladı, yeni pankartlar var, takım iyi gidiyor, deplasmana da gittik ufak da olsa; yine de bir perdenin arkasında gibiyiz. Ama nedenleri var, şöyle ki:

En son gelişme: Enerji kaynağımız ve başyazarımız Vertumnus'un babası, by-pass ameliyatı geçirdi. Haberler iyi; ameliyat başarılı. İş sıkıntıları ile debelenen vertumnus'un bir de bu telaşa girişmesi onu epeyce yordu. Kendisine ve ailesine bir de buradan geçmiş olsun diyelim ve Baba'ya acil şifalar!

Meral "geyik1940" ile FıratAteş'in evliliklerinin ardından düğün, ev, eşya yoğunlukları/teleşları devam ediyor. Ben de aynı süreçteyim. Dükkanlar, pazarlıklar, taşımalar, yüklemeler, tornavidalar, duvar çivileri vs...

Togepy, yeni görevine başladı ancak o da hala evini kuramadı; emlakçılarla müzakereleri devam ediyor. TürkayADS, CEO'luk yolunda ilk adımlarını Sincan kırsalında başladı, staj için yollarda; KürşatADS, yoğun referandum propagandalarının yorgunluğu geçmeden okul telaşına girdi/girecek. Serdanka-sanırım nickini değiştirmiş-, Ünye'de yeni görevine başladı ve gurbette fındık gibi oldu. Ati, Bilkent dağlarını ve havuzlarını bekliyordu hala, en son bildiğim kadarıyla. Black_Silence, yaz tatili yapabildi mi bilemiyorum; yaz okulu ile birlikte ekmek parası derdindeydi en son görüştüğümüzde. Jose Marti, Batı Nil virüsünün yoğunluğunu yaşamıyordur umarım; en son Vertumnus'a yoldaşlık etti hastane nöbetlerinde.

OnurBiçer, askerden döndü ve tatile çıktı; 6 ayın yorgunluğunu atıyor. Mustava, yoğun bir ramazan performansının ardından hayata dönüş sürecinde ve kariyer planlarını gözden geçiriyor.

Şimdilik takvimlerimizde ilk halka 3 Ekim'in üstüne atılmış durumda... Bu sefer deniz kokusu için düşeceğiz yola; Körfez tarafına...

19 Eylül 2010

Elazığspor:1-Adana Demirspor:1

Deplasmandan 1 puanla dönüyoruz. Ümit Teke 'nin 38. golüyle 1-0 yenik duruma düştük ancak 50. dakikada Atahan'ın endirekt serbest vuruştan attığı golle beraberliği yakaladık. Grubun güçlü ekibinden alınan 1 puan, iyi görünüyor. Grupta diğer sonuçlar şöyle:

Balıkesirspor 1 - 0 Pursaklarspor
Konya Şekerspor 3 - 0 Fethiyespor
Pendikspor 3 - 4 Belediye Vanspor
Sakaryaspor 1 - 1 Türk Telekom
Ş.Urfaspor 0 - 1 Tarsus İdm.Y.
Tokatspor 2 - 0 Ofspor
1461 Trabzonspor 2 - 1 Eyüpspor
Kocaelispor 1 - 1 Dardanelspor

18 Eylül 2010

Elazığspor maçı...

Yarın (pazar) deplasmanda Elazığspor ile oynuyoruz. Maç, 20.30'da ve rakibin cezası nedeniyle seyircisiz. Maçı Kanal 9'dan takip edebileceğimiz belirtiliyor çeşitli sitelerde. Kanal 9, uydudan ulusal yayın yapıyor.

Kanalın frekansları, Türksat 3A Bandı/Frekans:12729 Vertical (Dikey):30000/Fec:5/6

Ayrıca websitesinden de takip edilebilir: www.kanal9.com.tr

17 Eylül 2010

"Demirsporlu Olmak II"

Gedikli konuk yazarlarımızdan Nadir "zifiri" Avşaroğlu'nun Demirsporlu Olmak başlıklı yazılarının ikincisini, biraz gecikmeli de olsa yayınlıyoruz. Nadir Abi, bu kez, gurbette Demirsporlu olma hissiyatını yokluyor.

--------------------------------

Zordur gurbette Demirsporlu olmak,
Ankara’da Demirsporlu olmak...

Bu kentteki vatandaş senin Demirsporlu olduğunu öğrendiğinde, kendi futbol birikimini de kanıtlamak istercesine;

“Aslında Adanaspor ile Demirspor birleşse, kesinlikle süper ligde önemli bir takım olurlar” gibi muhteşem bir yorum yapar. Hatta bu durumu biraz da süsleyerek, “takımın adı Adanaspor olur, sizin de renkleriniz olur, iyi olur”. O anda, o kişi tüm nefretimi toparlar, kan beynime çıkar. Tekrar sigaraya başlayasım gelir. Beyefendinin aklına gelen bu dahiyane fikir, benim buz gibi olan sessiz tavrımda son bulur. Ama adam yine de ısrarcıdır.

- Siz Adana takımları olarak birleşmeyi düşünmüyor musunuz ?
- Bekliyoruz.
- Neyi bekliyorsunuz ?
- İstanbul takımlarının birleşmesini bekliyoruz.
- Nasıl yani ya
- Önce Fener ile Galatasaray birleşsin, biz sonra birleşiriz.
- Abi onlar birleşir mi ?
- O zaman bizi niye zorla birleştiriyon. Kaldı ki üç İstanbul takımı birleşse gerek mali yapı, gerek seyirci potansiyeli, dünyanın en güçlü takımı olurlar.
- Abi olmaz öyle şey ya.
- Peki kabul, önce Göztepe ile Karşıyaka birleşsin, biz ondan sonra birleşiriz.
- Yok, yok onlar da birleşmez.
- O zaman bizi niye zorluyorsun be adam....

Anlatamazsın; zordur gurbette Demirsporlu olmak.

Ama güzeldir de Ankara’da Demirsporlu olmak...


Hikaya bilinir; Yunus Emre, Taptuk’un dergahında eğitimini kırk yılda tamamlar. Şeyhinden emir alır, ve halkı aydınlatmak için yollara düşer, yılları gurbet ellerde geçer. Epey zaman sonra Dergaha geri döner, Şeyhi Taptuk’un kendisini unutup unutmadığını da merak etmektedir. Bu kuşkuyu dergâha dönünce şeyhinin hanımına söyler. Ana-bacı ona:

- Ey Yunus der. Şeyhinin gözleri görmüyor artık. Sade kalp gözü açıktır. Sen şu eşiğe otur, Taptuk namaza çıkarken ayağı sana dokunur. Bu kimdir, diye soracak olursa bana, ben kendisine “Yunus” diye cevap veririm. Şayet şeyhin “Bizim Yunus mu” derse anla ki sen hala şeyhinin gönlündesin. Yok eğer: “hangi Yunus” derse vay haline.

Bu hikaye benzer mi bilmiyorum. Ama Ankara’da adama sorarlar;
- Hangi takımı tutuyorsun
Ben özellikle şu şekilde cevaplarım
- Demirspor...

Karşımdaki kişi “Adana Demirspor mu ?” derse
Anlarım ki Demirspor hala gönüllerde.
“Hangi Demirspor” derse
Buz keserim
O kişi benim tüm nefretimi toparlar.
Kafamı duvarlara vurasım gelir
Tekrar sigara içesim gelir.

Velhasılı,
Zordur gurbette Demirsporlu olmak...

Nadir Avşaroğlu

16 Eylül 2010

Erdal'ın Kanalı, Altın Koza'da

Murat Ayman'ın yönetmenliğini yaptığı ve Adana Demirspor'un efsane yüzücülerinden Manş Fatihi Erdal Acet'in hayatını anlatan "Erdal'ın Kanalı" belgeseli, Altın Koza Film Festivali kapsamında Adanalı ile bir kez daha buluşuyor.

Belgeselin gösterimi, 20 Eylül Pazartesi, saat 14.30'da Adana Kültür SAnat Merkezi (Eski Kız Lisesi Binası) Salon 3'te.

Ayrıca bknz: http://www.altinkoza.org/belgesel-filmler/erdalin-kanali/

Aşkın Rengi Masmavi

Başka yerlerde sıkça kullanılmaya başlayan "Aşkın Rengi Masmavi" sloganı, Tayfa'dan Geyik1940'a aitti. Bu sözü kendi hayatında da gerçekleştirdi Meral. Tayfa'nın eskilerinden Fırat Ateş ile hayatlarını birleştirdi: Meral ile Fırat evlendi! İki Demirsporlu, masmavi bir yolculuğa yelken açtı.

Tebrikler, mutluluklar...

15 Eylül 2010

TFF'deki Resmi Site Adresimiz Yanlış

TFF'nin sitesinde, kulüp bilgilerimizin olduğu sayfada, resmi web sitemizin adresinde yanlışlık var. www.adanademirsporkulubu.org.tr olarak yazılan adresin doğrusu, www.adanademirspor.org.tr olacak.



Kulübün bu yanlış bilginin düzeltilmesi için TFF Bilgi İşlem'e başvurması gerekiyor...

Bu uyarıyı daha önce kulübün sitesinde ziyaretçi defterine yazdım ancak yayınlanmadı ve aradan geçen sürede yanlışlık düzeltilmedi. Umarım buraya yazdıktan sonra düzelir.

14 Eylül 2010

Adana Demirspor - 1461 Trabzon Maç Değerlendirmesi

Bugün maç sonunda taraftarın mutluluğu , çıkışta araba kornaları ve sallanan bayraklar maçın en güzel değerlendirmesi olur herhalde.

Takım mücadeleci oyununu bu maçta ortaya koydu. Takımın defans hattı kusursuz oynadı. Stoperlerimizin ayağı yere sağlam basıyor. Maç içinde kurgu nedeniyle tek pozisyon vermedik. Araya atılan toplarda ise kalecimiz kendinden emin çıkışlar ile tehlikeleri geçiştirdi. Beni bugün en mutlu eden kalecimizin performansıydı. Emrah çok yerinde çıkışlarda bulundu.İlk haftaya göre kendisine güveni gelmiş dilimi ısırarak söylüyorum bu sene kaleci sıkıntısı çekmeyiz. Kanatlarda ise Atahan-Caner ikilisi eksiksiz oynadılar. Her ikiside defansta hata yapmadan ileriye destek verdiler. Atahan ortalarda biraz kontrollü olursa daha çok pozisyon buluruz. Caner ise oyunu, sakinliği, ortaları ile en iyilerdendi.

Orta sahaya gelirsek ön liberolarımız İlhan-Ali Kemal ikilisi bugünde iyilerdi. İlhan çok iyi mücadele etti gerçekten kaptanlık bandına yakışır şekilde oynadı. Ali Kemal ise ilk hafta maçına göre biraz tutuktu. Defans görevini yaptı ama hucümda pek etkili olamadı. Sağ açıkta bugün Oğuz vardı. Takımın iyilerindendi. Eğer bu şekilde devam ederse yerini kimseye bırakmaz. Hem genç , hem teknik bir oyuncu.Asistleri ile takıma katkı koyacaktır. Sol açıkta ise Samet oynadı top ayağına yakışıyor ama biraz daha güçlü olması lazım. Açıkcası çok fazla katkı koyamadı. İyi oyuncu olduğu belli ama daha fazla mücadele etmesi gerekir.

Forvet hattına gelirse Burhan tam takım oyuncusu. Kafa toplarına çıkıyor. Rakip savunmaya baskı yapıyor mucizeler yaratmasa bile olması gereken yerde olup gollerini atıyor. Ertan iyileştiği zaman birbirlerini tetikleyip daha başarılı olacaklardır. İsa için bişeyler demek gerekirse bana kalırsa hiçbir özelliği yok. Tamamen şişirme bir adam. Maç boyunca tek katkısı olmadı. Ama hoca ısrar ile çıkarmadı. Bana kalırsa bu takımda oynayamaz.

Genel olarak takımın bu mücadeleci oyunu , maçı bırakmaması , ciddiyeti devam ederse ilerisi için daha güzel günler bizi bekliyor diyebiliriz. Mucize yaratmaya çalışmıyoruz sadece kazanmak için gerekeni yapıyoruz. Futbolun gerçeği olan önce gol yememe kuralına inanmış gözüküyoruz. Bir şekilde gol buluyoruz.İki haftada attığımız korner golleri gibi. Takım yıllardır istediğimiz gibi mücadele ediyor.Bize yolları açık olsun demek düşüyor. Mücadeleye devam...

13 Eylül 2010

Adana Demirspor:2 - 1461 Trabzon:0

3. hafta maçında 1461'i, 2-0 yendik. Goller Burhan'dan.



3. hafta sonunda da gol yemedik. Tebrikler hepinize...

Detayları Göktuğ yazacaktır.

12 Eylül 2010

...

Ağlıyorum...Kaç zamandır ağlıyorum bilmiyorum, göz yaşlarım klavyeye dökülüyor, yarım yamalak görüyorum ekranı

Kerem'in son basketini görüyorum 4 saniye kala
Semih'in son bloğunu görüyorum 0,5 saniye kala

Tutamıyorum, yemin ederim engel olamıyorum saatlerdir gözümden akanlara

Helal olsun hepinize ulan! Helal olsun ulan!

Hanginiz her ne düşünüp oynadıysanız, hanginiz her ne düşünüp seviniyorsanız helal olsun...

Vişegradlı bir kız geçiyor ulan bu gece Drina Köprüsü'nün üzerinden, çiçekli etekleri, dilinde bir neşeli türkü...Bu gece o kadar önemliydi ki ulan benim için...

Ağlıyorum Kızılay'ın ortasında

Ne diyeceğimi, ne yapacağımı bilmiyorum...

Allahınıza kurban ulan hepinizin!!!

Biz bugün kazandık ya, ant olsun yarın zaten bizim...

10 Eylül 2010

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak...

Yıl 1992...
Daha ilkokuldayım. Ancak futbola yönelik olarak o dönemler var olmayan yeteneğim dolayısıyla çok dertliydim. Amcamın boyunun uzunluğundan dolayı lisede basketbol takımında yer alması ile oluşan basketbol ilgisi, bizde kaldığı zamanlarda haftasonu TRT-1'de yayınlanan NBA programını izlemesi ve bana 11. yaş günümde hediye ettiği baskebol topu... Basketbol benim için Kareem ABdul-Jabbar demekti. Ülkemizde -özellikle ismi nedeniyle ;)- en sevilen basketbolcuydu. Bana hediye edilen basketbol topuyla, direkleri minyatür kale olarak kullanılmaya mahkum lise bahçesinin potalarında tek başıma atış yapmaya çalıştığım ve sonra maç yapmak için beni döverek kovan yaşıtlarım. Türkiye'de basketbol o kadar da çok sevilmiyordu o zamanlar...


"Beyaz Gölge"
Yıl 1993...
Hayatımıza, daha doğrusu tek kanalın hala hakim olduğu yıllara basketbol bir kez daha damga vurumaya geliyordu...
Bundan yıllar yıllar önce Balkan Şampiyonu milli takım ve "Beyaz Gölge" dizisinin başarısı basketbolu ülkemizde ikinci en sevilen spor konumuna getirmişti ancak ilerleyen yıllarda esen rüzgar dinmişti. Ta ki Efes Pilsen'in Torino'da Aris'le final oynamasına kadar. Futbolda rüyasını bile göremeyeceğiniz bir şeydi o zamanlar. Bir "Türk Takımı" avrupa kupalarından birisinde final oynuyordu ve bu başarı en çok üzerine titrenen sporda olmuyordu. Tek başına bile tez konusu olacak bu olay bize basketbol günleri rüzgarını geri getirdi. TRT'de o zamanlar sahip olduğu duyarlılık ile efsane dizi "Beyaz Gölge" ile bizi tekrar bir araya getirdi. Basketbol rüzgarı artık daha da sert esmeye başlamıştı. "Efes - Ülker" rekabetinin doğduğu. Sponsorların, müesseselerin ve şehirlerin basketbola ilgisinin arttığı, artık herşeyin futbol olmadığı zamanlar yaşanıyordu.

"Koraç Kupası"
Yıl 1996...
...Petar Naumoski içeri penetre etti, milano savunması ona doğru hamle yaptı ama o hızlı hücumu keserek sete döndü, Murat Evliyaoğlu'na verdi. Hemen faul geldi, Murat Evliyaoğlu birini attı, fark 4'e indi. Artık üçlük de kurtaramazdı. Son bir atışlık vakti kalan Gentile 3'lüğü atmıştı ama şampiyon bizdik. Murat Murathanoğlu'nun dediği gibi "Kupa Bizim"di. Türk Basketbolu o gün tavan yapmıştı. Avrupa Basketbolu'nun o dönem lokomotifi olan İtalyan takımlarını dize getirmiştik.

"Hidayet"
Artık Türk Basketbolunda kulüpler bazında değil Milli Takım bazında başarılar lazımdı. İşte bunun içinde Milli Yıldızlara ihtiyacımız vardı. Harun, Orhun ve Serdar yaşlanmıştı. İbrahim Kutluay ise çok büyük bir skorer olmasına rağmen bir şeyler eksikti. Daha büyük bir yıldız lazımdı. Tüm Dünyanın tanıması gereken gerçek bir süperstar lazımdı. Zaman zaman her star gibi hata yapan ama gerektiğinde liderlik yapacak biri lazımdı. Hiç araştırma yapmaya gerek kalmadan o kendini gösterdi; Hidayet TÜRKOĞLU... İstesek, arasak bulamayacağımız adam, Efsane Efes'in altyapısında karşımıza çıktı. 1999-2000 yılında Sacramento Kings'e transfer oldu. Burada hemen takıma adapte oldu. Çok inişli olmayan, ortalama ama zaman zaman çıkışlar yaşayan ancak hep kendini fark ettiren ilk NBA starımız tüm Türkiye'ye düzenli olarak, gece gece basketbol maçı izletmeye başladı. Tabii açtığı yoldan gelenler çok şey değiştirdi. Mehmet OKUR NBA'de ilk şampiyon olan ve hatta ilk All-star olan Türk olarak tarihe geçmiş olsa da Hidayet'in ilk oluşu onu ayrı bir yere koymamız için yeterlıydi.


2001 senesinde Türkiye'de oynanan Avrupa Şampiyonasında Final oynama başarısı gösteren milli takımımız, 2002 yılında Dünya Şampiyonasında 9. olurken, Japonyada düzenlenen 2006 Dünya Şampiyonasında tüm otoriteleri şaşkına uğratmış ve 6'lığa ulaşmıştı.

Birçok insanın şans olarak adlandırdığı bu aşamalar içinde en önemlisi Türk Basketbolunun artık anlık başarılar sağlayan, Türklerin insani karakterleri olarak addedilen "sabırsızlık" "çabuk başarı bekleyen" "hemen sonuca gitmeye çalışan" imajlarından sıyrılmış olunmasıdır. Daha doğrusu bize yapıştırılmaya çalışılan bu yaftalardan kurtulmuş "yürekler topluluğu" oluşturmuş bir milli takım haline gelinmesi ve Dünya Basketboluna yeni bir savunma sistemi olarak öğretilebilecek ismini çıkartamadığımız, "adam adama alan savunması" denebilecek bir yapı ile savunma yapılmasıdır.

Artık bu ülkenin bir basketbol anlayışı var. Bu anlayış da savunma yapmaya dayalı olarak şekillenmiş baskıcı bir hücum sistemi. 2010 Dünya Şampiyonasında 4'cü bile olsak Türk Basketbolu için artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bizim artık bir Basketbol ekolü olmasak bile bir sistem takımı olduğumuz kabul edilmeye başlanacak. Ve evet...
Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak...

6 Eylül 2010

Balıkesir'den Kesitler













Balıkesirspor:0-Adana Demirspor:1

Balıkesir'den galibiyetle döndük ve ilk üç puanımızı aldık. Deplasman galibiyetleri heerzaman değerlidir ve aslında üç puandan fazlasını ifade eder.

Maça tipik bir deplasman takımı görüntüsüyle başladık ve arkaya atılan toplarla boşluk bulmaya çalıştık. Ev sahibi takım ilk dakikalarda daha hareketliydi. Ancak devre sonuna kadar net bir pozisyonu olmadı. Maçın kırılma anları, tam devre biterken, kontra yakalandığımız topta sahanın en uzun boylu oyuncusu Ali Öztürk'ün altıpasta topa dokunamaması ve ikinci yarının başında da yakın mesafeden kafayla topu dışarı atmasıydı. İkinci yarıya Demirspor ayağa pas yaparak daha derli toplu girdi ve organize atakları oldu. Kanatları kullanmaya çalıştı. Ardından bir kornerle gol geldi. Golün ardından, maçın özet görüntülerinde yer almayan kaleciyle karşı karşıya net pozisyonlar kaçtı. Ali Kemal'in soldan getirip vurduğu bir top diretken dışarı gitti.

Göktuğ'un ilk hafta analizinde olduğu gibi, takımda mücadele azmi gayet iyi. Ancak bitirici oyuncu eksikliği göze çarpıyor. Forvetlerin uyumunun haftalar ilerledikçe oturacağını umuyorum. Yine de birbirlerine asist yapmaya çalışnaları iyiydi; bencil görünmediler. Ertan daha hareketliydi forvette; Aydın'la birlite bu hat daha da güçlencektir. Kanatlarımız sıkıntılı. Volkan Bekiroğlu, buraya iyi gelebilir. Maçın bizim adımıza en iyi oyuncusu, Yükseker Kardeşlerdi. Özellikle 34 numaralı, defansın göbeğindeki Erol, çok kritik toplar kesti ve maçın kaderini etkiledi. Futbolcuların hırsı, bazı pozisyonlarda sert müdahalelere neden oldu; Balıkesirpor'lu oyuncuların, hakemi etkilemeye yönelik abartılı düşüşleri de tansiyonun zaman zaman yükselmesini etkiledi. Hakem kimi zaman kontrolü kaybetti ama gereksiz kart kullanmayarak işin çığrından çıkmasını engelledi.

Maçta ilk 11, şu şekildeydi:

1. Emrah Tuncel
3. Caner Bulut
8. Koray Kurt
9. Ertan Koç
22. Oğuz Başaran
29. Burhan Coşkun
34. Erol Yükseker
44. Murat Akça
47. İlhan Aydoğdu
58. Ali Kemal Yükseker
77. Atahan Menekşe

Son olarak, Balıkesirspor taraftarı bize karşı oldukça centilmendi. Maç öncesi stat dışında ve maçtan önce yan tarafımızdaki tellere gelerek başarılar dilediler. Kendilerine teşekkür ediyoruz.

Maç öncesi takımı çağırdık, maç sırasında kimi zaman tezahürat girdik ve sonunda futbolcular tribüne geldi; kendilerine "gereken" serzenişlerde bulunduk. Umarım, aynı hırsları devam eder de ayak oyunlarının kurbanı olmazlar.

*Maçın özetini buraya tıklayarak izleyebilirsiniz.

5 Eylül 2010

Galibiyet

Tabelaya plakayı yazdık dönüyoruz.Balkes 0-1 Adana Demirspor.Bu galibiyet ilk galibiyet;devamı gelecek bu sene BEKİR ÇINAR için şampiyon olunacak!

4 Eylül 2010

Yollar...



Sezonun ilk deplasmanı için yola koyuluyoruz Şalgam (Hidromek!) Apo ile... Gerçekten özledik bu tedirginliği; dönüyoruz olduğumuz yerde.

Deplasman Şarkısı: Gerçekten Özleyince/Kesmeşeker [Tıkla-Dinle]

"gerçekten özleyince, gerçekten özleyince

görünen o ki yaşadiığımız herşeyin
bir bedeli cekiciliği
vardır, yalnızlıkların

ve dönmek gerek, ve dönmek gerek
gerçekten özleyince, gercekten ozleyince

herkes ektiğini biçer ama herkes
çünkü onlar senin gibi,
çünkü onlar benim gibi,
insanlar aynı yollardan geçen,
insanlar ayrı dilden konuşan...

ve dönmek gerek, ve dönmek gerek
gerçekten özleyince, gerçekten özleyince..."

Kadro

Geçtiğimiz günlerde transfer sezonu sona erdi ve kadromuz şimdilik son halini aldı. Son haliyle Adana Demirspor'un resmi kadrosu, 39 kişi. Listenin detaylarına buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.



Kadroda, genç kuşaktan-'90 ve sonrası doğumlu 11 kişi (Emre Selen, 1994); yaşlılardan-'80 ve öncesi doğumlu 8 kişi (Volkan Bekiroğlu, Osman Demir,1977) var; yaş ortalaması 24,6. Konya Şeker maçında sahaya çıkan 11'in yaş ortalaması se 24,5.

Transferin son günü kadroya dahil olan Volkan Bekiroğlu ve Aydın Tuna ('78), bu ortalamayı yükseltecek. Volkan'ı Adanaspor, Bursaspor ve Trabzonspor'dan hatırlıyoruz. En son Giresunspor'da oynuyordu. Aydın ise Çorumspor'dan geldi ve geçen yıl 10 gol atmıştı.

2 Eylül 2010

Kupadan Elendik

Türkiye Kupası ilk tur maçında deplasmanda Kırıkhanspor'la karşılaştık. Maçın hemen başında Burhan'ın golüyle 1-0 öne geçsek de devre ve normal süre 1-1 sona erdi. Uzatmalarda da gol çıkmadı, penaltı atışlarında ilk penaltıyı Cihan'la kaçırdık ve 5-4'lük skorla elendik.

Bu maçta ilk 11; Emrah-Caner-Koray-Evren-Hakan-Timuçin-Ufuk-Oğuz-Ali Kemal-Burhan-Cihan şeklindeydi.

Balkes!

Balıkesirspor'un sahası Atatürk Stadyumu, Türkiye'de veledroma sahip nadir statlardan biriydi. Stadyumların eskiden tüm spor branşlarına ev sahipliği yaptığı dönemlerde bisiklet antremanları için kullanılan veledromlar, şimdilerde bir bir kaybediliyor. Malum, artık varımız yoğumuz futbol.

Balıkesir Stadyumu'nda bu yaz yenileme çalışmaları yapıldı. Tribün kapasitesi artırıldı. Stadın yeni halinin fotolarını buraya tıklayarak görebilirsiniz.

Balkeslerin taraftar gruplarının ismi "10kolikler". Bence yaratıcı bir isim. Kulübün logosu da oldukça sempatik:

Balkes'ler, geçen yıl 3.ligten yükseldi. 97-2001 arası amatörde kalmışlar; ardından 5 yıllık 3. lig macerası ve şampiyonluk... İlçelerinin takımı Bandırmaspor'la araları iyi değil. Bandırma da geçen yıl 3. ligte şampiyon oldu. Yolumuzun kesiştiği pek fazla anı yok. 1975-76 sezonunda (zaten sadece o yıl 1.ligte oynamışlar), deplasmanda 1-0 kaybedip içeride 2-0 kazanmışız (kaynak: macanilari.com). 1. ligteki ilk iç saha galibiyetleri bize karşı! Bir de, 77-78'de kadromuzda olan ve bizden Beşiktaş'a giden (deli) Nezihi, futbola Balıkesirspor'da profesyonel olmuş.