29 Mart 2014

Seçim

Yarın yerel seçimler var. Son yılların en gergin seçim öncesi dönemini yaşadık. Adayların neredeyse unutulduğu bir dönem oldu. Sokaklardaki gürültüsü patırtısı bitecek ama siyasal etkileri uzun süre devam edecektir eminim. Kimsenin birbirine şuna ver buna verme demeye hakkı yok. Zaten kabinde herkes vicdanıyla baş başa kalacak. Verdim-vermedim diye bir açıklama yapmak zorunda değiliz. Mesele sadece bunca geçen zaman içinde olan biteni şöyle bir tartıya koymamız, Demirspor'a, Adana'ya, Ankara'ya kim ne hizmet verdi ya da vermedi kimler neyi yasakladı ya da hayatımızı zindan etti ve karşısında kim neyi dönüştürebilir ve bizim sesimiz olabilir, bunu düşünmekte yatıyor. Tartıp ölçüp biçtikten sonra kendinize verdiğiniz cevap sizi ikna ediyorsa, yolunuza devam edin.

28 Mart 2014

Adana Demirspor:2 - Manisaspor:2

Orduspor maçının kahramanları iş başındaydı; Efe ve Juninho ile 1 puanı kurtardık; 2-0 geriye düşüp de puan almak bu sene rastladığımız bir hadise değildi, genelde tersi olurdu.  Maçın genelinde istekli bir oyun oynadık ama pozisyonları değerlendiremedik ve atamayana attılar. Neyse ki bu kez son dakikada -Erçağ'ın ekstra performansı ile- puanı aldık, 3 haftada 5 puan yaptık. Urfa ve Buca maçlarında da bu şekilde en azından 1 puanı alsaydık şimdi planlarımız farklı olabilirdi.

Kritik 1 Hafta

Son iki maçta alınan 4 puanla biraz rahatladık sanki ve alttaki takımlar da puan kaybetti bu süreçte. Biz işimizi başkalarının kötülüğüne değil, kendi başarımıza bağlamalıyız. 1 hafta içinde 3 maç oynayacağız. Bu akşam Manisa, ardından Salı günü K.Maraş ve Cumartesi de İstanbul BB. Bu üçlüden yine en az 4 puan gerekiyor.

Manisa'yla ilk maçta son dakikada yediğimiz golle berabere kalmıştık; ilk deplasman galibiyetimize çok yakındık. Geçen yıl içeride yenip, dışarıda yenilmiştik. Sonra play-offlarda da rakibimize elenmiştik. Bu sene rakibin

Bu sene yine kritik maçlardan birini oynayacağız; iç sahadaki başarımızı bu maçta göstermemiz lazım. Rakibin play-off umutlarının azalması bizim için avantaj. Son haftalarda korkulu rüya görmemek için bu 1 haftayı iyi geçirmemiz gerekiyor.

23 Mart 2014

KSK:0-Adana Demirspor:0

Zor maçların en rahatından 1 puan aldık. Fena değil. İlk yarıdaki gibi bu maç da zevksiz ve adeta 1 puana kilitlenmişti.

0-0 biten ilk ve gol yemediğimiz 3. maç oldu bu sezon.

Seyircisiz maçta Yıkıla Yıkıla tribündeydi. Kalan 6 maçtan 6 puan almak önemli.

21 Mart 2014

Twitter

Daha önce blog yasaklarında da aynı şey olmuştu; herkes bir yolunu bulup girdi, işini yapmaya devam etti. Şimdi de aklı sıra twitter'ı yasaklayan zihniyete karşı vatandaş kuşunu öttürmeye devam ediyor. Nasıl bir kafa yapısı ki internet denen mecrayla bir yüzyıl öncesinin (13 yıl en azından!) kurallarını uygulamaya çalışıyor; kitapta yazanla hayatın akışı birbirine uymuyor tabii. Vatandaş, iktidara nanik yapmaya devam ediyor.

20 Mart 2014

Zor Maçlar

Kritik Orduspor galibiyetiyle, aşağıyla farkı bir nebze açtık; altımızdaki takımla 4 puan ve düşme hattıyla 7 puan mesafe var. Kalan 7 maçın 4'ü deplasmanda, 3'ü içeride.

İç saha performansımız iyi; bu kategoride 6. sıradayız. Ama dış saha da bir o kadar kötü ve sondan ikinciyiz. Dolayısıyla 3 maçtan alabileceğimiz en fazla puanı almak en büyük kurtarıcımız olacak. Ama Manisa, İstanbul BB ve Fethiye gibi kendi iddiaları için puana ihtiyacı olan ekiplerle oynayacağız. Burada en az 4 puan şart.

Dışarıdaki 4 maçta ise bu hafta KSK'nın ardından Maraş, Tavşanlı ve Denizli gibi düşme potasındaki takımlarla oynuyoruz ki orada da işimiz zor. Bu dörtlüde de en az 1 galibiyet gerekli.

Zor maçlar öncesi, Orduspor maçının ikinci yarısındaki bir istek ve arzu gerekiyor. Futbolcuların bu işi artık bir onur ve haysiyet meselesi olarak görmelerini bekliyoruz. Tabii Ercan Albay'ın bu kritik dönemde takımı ayakta tutacak enerjiyi de vermesini bekliyoruz.

17 Mart 2014

Yunus Gollerine Devam Ediyor

Dün akşam twitter hesabımızdan duyurmuştuk; buraya da ekleyelim. Altyapımızdan yetişen golcümüz Yunus Ünsal, Ankara Demirspor'da 5. maçında 3. golünü attı. Bu kez daha kritik; son dakikada 3 puanı getiren gol... http://www.tff.org/Default.aspx?pageID=29&macId=119946

Tebrikler Yunus, nazar değmesin!
 

16 Mart 2014

Yeni Bir Heyecen Yeni Bir Ruhla!

Hayatımda ilk kez cezalı bir maçı canlı seyrettim. Takımı deplasmanlarda izlemekten daha keyif alıyorum. Bu da benzer bir maçtı, ilginç bir tecrübeydi.  Ben çok sessiz geçecek, sahadakilerin konuşmasını dahi duyacağım diye düşünürken kadın ve çocuk taraftarlar hiç susmadan destek oldular. Sahadan hiçbir şey duyamadım.

Gerçekten çok ama çok tebrikler ve teşekkürler taraftarlara. Haftaya Karşıyaka’nın cezası nedeniyle “erkek” seyircisiz maça bizim ekibi otobüslerle götürebilsek keşke. En önemli özellikleri 90 dakika sürekli desteklemeleri değil ama. Peki ya nedir onları özel kılan?

Her hatadan sonra ana avrat sövmüyorlar. Rakibe ve hakeme küfür edip sahaya bir şeyler atmıyorlar. Kendilerine bizim takımdan bir hedef seçip sürekli eleştirmiyorlar, yuhalamıyorlar. Her maçtan sonra hocanın, teknik ekibin, yönetimin istifasını istemiyorlar. Futbolu çok iyi bildiklerini iddia etmiyorlar. Birkaç kelle alarak bir şeylerin iyi gideceğini düşünmüyorlar. Sadece ama sadece sahaya bakıyor ve takım için bağırıyorlar.

Geçen haftalarda takımın vurdum duymaz bir görüntü içinde oluşu bir taraftar olarak beni aşırı rahatsız ediyordu. Ercan Albay bu işi çözmüş görünüyor. Teknik ekipten konuştuğum hocalar Demirspor’u oyunculara tekrar tekrar anlattıklarını, oyuncuların bu anlamda bilgilendirmeye ve şahsi olarak ilgiye aç olduklarını söylediler. Teknik ekip motivasyon konusunda çok mesai harcıyor. Yine de cezalı maçların takımın imdadına yetiştiğini maalesef söylemem gerek. İki hafta daha taraftar baskısını yaşamayacaklar. Eğer iyi sonuçlar alırlarsa, takımını özleyen taraftar da onları muhakkak bağrına basacaktır. Bizi sıkıntıya sokan puan tablosunu yeniden şekillendirebiliriz böylece.

Oyun ile ilgili olarak, tüm takım iyi konsantre olmuştu. Efe, gol ile sonuçlanan iki koşu yaptı, geriden gelip önce geçmenin keyfinin yaşanmasına vesile oldu. Juninho maçtan önce hocaya “bu maçı bana bırakın” demiş. Sözünü tuttu. Bu arada Erçağ tekrar kendine tabelada yer buldu: Bir gol, bir asist. Juninho’ya asisti geçen seneyi anımsattı, gülümsetti. Yiğitcan çok iyiydi, Şener “ben eskiye dönüyorum” demeye başladı. Gelecek senenin iskeleti kendini belli ediyor. Mesut ikinci yarı girdi, yerinde oynamadı ama verimliydi. Skorda etkisi yüksekti. Özgür iyi maçlarından birisini çıkardı. Ferhat bu takımda en çok eleştirilen oyunculardan birisi ama ben her defasında çok beğeniyorum. Bu hafta da iyiydi. Timur ve özellikle Raşit’i daha etkili görmek istiyorum. Rakipte geçen seneki oyuncumuz Ufukhan kötü bir maç çıkardı, onun için üzüldüm. Bundan sonraki maçlarında başarılar ona da...

Başlıkta “yeni bir heyecan, yeni bir ruhla” dedim. Bu maç haftalardır üstümüzde biriken ölü toprağını kımıldattı. Şimdi sırada deplasmanda ikinci üç puanı almakta ve o toprağı kenara itmekte. Yarın daha iyi olacağız çünkü “yarın” sihirli bir sözcüktür, umudu canlı tutar. Ve Demirspor sahadaysa umut her zaman vardır. 

Adana Demirspor:3 - Orduspor:2

7 hafta sonra kazandık, istediğimiz nefesi aldık. İlk yarı yine umut vermeyen, kazanma azmi olmayan bir oyun vardı. Duran topla gelen golde, Erdi Efendi yine baş roldeydi. Zıplar gibi yapıp zıplamayan bir stoperin arkasındaki rakibine gol attırması... ki bir kaç dakika önce de Yiğitcan-Erdi ikilisi yine aralarına rakip forveti kaçırmıştı.

İlk yarıda tek kıpırdayan isim Juninho, ikinci yarıya damgasını vurdu; devrenin ilk 10 dakikasında gelen iki golle hayata döndük. Penaltıda Efe'nin azmi üçüncü golde de eski günlerden kalma bir Erçağ-Juninho uyumu güzeldi. Juninho 8. golünü attı. Rakibin verdiği boşlukları onunla iyi kullandık. Keşke onu sezonun ikinci yarısında haftalarca kulübede oturtmasaydık... Rostand'sız forvetin biraz daha hareketli olduğunu gördük. Gerçi sorunun Rostand'da değil onu besleyemeyen ortasahada olduğunu düşünüyorum hala.

Ancak sevinmeye alışık olmayan Demirspor taraftarı için maç bitmedi tabii ki, yine son dakikalar kriz halinde geçti. Süleyman Abay'ın uydurduğu bir penaltı ve öncesinde 6 dk uzatma, evlere şenlikti.

Şampiyonluk potasındaki takımların birinden ilk kez 3 puan aldık. Maç boyu hiç susmayan Demirsporlu kadınlara da yine kocaman bir alkış, süperdiniz!

Nefes

Can sıkıcı ve can alıcı günlerde, sokakta gençlerin öldürülüp kimsenin hesabını soramadığı zamanlarda hayatta kalmak bu kadar zor hale gelmişken, akıl sağlığımız zalimlerce zorlanırken yine bir pazar günü tedirginlikle Demirspor maçını bekliyoruz. Keşke bizi üzmese Mavi Şimşek,  hayatta kalmak için mücadele etse, bize azıcık nefes verse....

14 Mart 2014

Metin Gören, Bütün Dünya Dergisi'nde Demirspor'u Yazdı


Biraz gecikmeyle oldu, sevgili Metin Gören abim beni bağışlasın. Gerçi geçen ay Facebook grubumuzda bahsi geçmişti ama blogda yer vermemek olmazdı.
 
Demirspor'umuzun efsane kadrolarında forma giymiş, yılların basın (şimdiki tabiriyle medya) mensubu, futbol yorumcusu, edebiyatçısı ve daha başka güzel özellikleriyle kuşanmış Metin Gören abimiz Başkent Üniversitesi Kültür Yayını olan Bütün Dünya dergisinde her ay futbol ve spor üzerine yazılar yazmakta. Şubat ayki yazısını da Demirspor'a ayırdı.
 
Kendisinin nasıl bir Adana ve Demirspor sevdalısı olduğunu yakından bildiğim için ve kalemine de ayrı hürmet ettiğimden çok leziz bir yazı ile karşılaşacağımı biliyordum. Sağolsun şaşırtmadı beni. Birkaç pasaj alıntılamak istiyorum. Yazının tümü için derginin şubat sayısını edinmenizi tavsiye ederim.
 
“... 1940 yılında Demiryolu işçilerinin yüreklenerek oluşturdukları Demirspor'un yıldızlar topluluğuna ulaşan efsanevi kadrosu, Yenilmez Armada lakaplı su topu takımının şampiyonlukları tekeline alması, Toros Dağları'nın ön bahçesi Çukurova'nın bereketli topraklarını spor verimi yüksek bir konuma getirmiştir. Ve hiçbir ülkenin takım taraftarı, Demirspor'a gönül vermişler dek öfkesini sevgiye, affediciliğe ve sonuna dek gibi sınırsız bir umut yolculuğuna çıkaramamıştır...
 
... Demirspor asansör takım gibi inse de çıksa da, taraftarının yolculuğu keyiflidir ve rahatsızlık vermemektedir. Mavi lacivertli ekibin varlığı, kabadayılar kenti Adana'nın oyun alanlarındaki gövde gösterisi gibidir. Gösterinin sonuçları puan cetveline ne yazılırsa yazılsın önemli değildir...
 
... İtalya'nın liman işçileri takımı Livorno'nun emekçi kardeş takım olarak ilan ettiği Adana'ya gelip dostluk karşılaşması yapması, Adana Demirspor takımının irdelenmesi gereken başka bir cephesidir... Tüm bu gelişmelere karşın Adana Demirspor takımının zengin, orta sınıf ve de yoksulların bir arada soluklandığı bir kulüp olduğunu söylememde hiçbir sakınca yoktur...
 
... Ekonomik boyutları devlet babanın ayırdığı tahsisatın ötesine çıkamayan Demirsporlu oyuncuların, yıllarca mekanları kara trenlerin kompartımanları oldu. Soyundular, giyindiler, otel gibi kullandılar, deplasmana gidilecek kente uğrayan trenlerin arkasına vagonlarını bağlayarak ulaştılar. Ve böylesine koşulların olumsuzluğuna karşın, mavi lacivertli takım nice yıldızları Türk Futboluna hediye etmekten geride kalmadı...”
 
Ellerine sağlık Metin abi, daha nice Demirspor yazıları bekliyoruz senden...

12 Mart 2014

Berkin İçin Mesaj

Adana Demirspor kulübü resmi websitesinden dün hayatını kaybeden Berkin Elvan için baş sağlığı mesajı yayınladı:



11 Mart 2014

Kalem Kırık...

Berkin ölmüş, bir çocuk kalbi daha uçmuş ülkemden, satırlar yaralı. Demirsp.... Berkin öldü Berkin, bir çocuk öldü 15 yaşında bir çocuk...

10 Mart 2014

Dibe Vurduk

Üst üste 5. yenilgiyle bu sezonun en kötü dönemini yaşıyoruz. TD değişiklikleri hiçbir hava yaratmıyor.  Hoca değiştiğinde tek maçlık da olsa bir kıpırdanma olmalıydı; futbolcular bana mısın demiyor. Rezilliğin doruğundalar, isteksiz ruhsuz yenilgiye  tepkisiz oyuna devam.

İlk devre Buca galibiyetinden sonra 7 hafta kazanamamıştık ama beraberliklerle nefes almıştık, şimdi onları bile arıyoruz. Galiba Yücel İldiz'e haksızlık etmişiz.

9 Mart 2014

Tekrar Ercan Albay'a Çıkan Yol

Demirspor teknik adamlığına tekrar getirilen Ercan Albay’ın getirilmesi ile Anadolu takımlarının başları sıkışınca çağırdıkları teknik adamlar listesine Albay’ı da gönül rahatlığıyla ekleyebiliriz artık. Bir zamanlar Adana’da bu rolü  rahmetli Ali Hoşfikirer hocamız üstlenmişti. Kendisine “Şampiyon Ali” lakabı boşa verilmedi. Albay’ın tekrar göreve geldiği MİY maçından önce bu senenin gidişatına şöyle bir göz gezdirmek istedim.

Demirspor yönetimi devre arasında göreve geldiğinde her açıdan karışık bir yapı ile karşılaştı. Ekonomik açıdan nasıl bir enkaz devraldıklarını iş başına gelince daha açık bir şekilde gördüler. Demirspor’un kaç lira borcu olduğu hiçbir zaman tam olarak bilinmez. Dolayısıyla yönetime talip olanlar, yüklenecekleri yükün kaç lira olacağını ve bu borcun artış seyrini asla bilemezler. Aydoğdu, bunları bilerek cesaret gösterdi ve adım attı. Attı ve muhtemelen gördüğü rakamlardan dolayı canı yandı. Devraldığı enkazı ayakları üzerinde durabilecek bir yapıya çevirirse Demirspor tarihinin Atatürk’ü olur. Makus talihi değiştirme şansı şu an onda.
Kulübün ekonomik durumu, işin içine girilmeden bilinmeyebilir. Sportif taraf daha göz önünde. Dışarıdayken takımı izleyip, kafanızda nerelere transfer yapılması gerektiğini düşünebilirsiniz. Listenizdeki oyuncu ve hocalarla görüşürsünüz. Takım için hedef dahi koyabilirsiniz, daha takımın başına gelmeden hem de! Aydoğdu bu hesap kitabı yapmış mıdır? Yaptıysa dahi, Demirspor’un o tarihte ligdeki yeri, yukarıdakilerin performansı, aşağıdakilerin çabası vs. bu hedefi gerçekçi olarak ortaya koymayı engellemiş olabilir. Şu an oynadığımız futbolla aşağıların az yukarısında olmayı hak ediyoruz. Bu saatten sonra aşağıdakilerin can havliyle saldıracaklarını düşününce insanın uykuları kaçıyor. Muhtemelen devir zamanında bu ihtimal çok uzak geliyordu. Ligin yarısını hasbelkader ortalarda tamamlayan takıma bir iki sağlam takviye ile playoff oynatmak, oradan da ikram edilebilecek bir şampiyonlukla tarih yazmak… Ancak ne şampiyonluk yönünde, ne de gelecek seneyi hedefleyen transferler yapıldı. Bunun yanında düşme riskine karşı alınması gereken önlemler alınmadı. Yönetim seneye kendi kuracağı kadro ile şampiyonluk kovalamak adına sezonu ekonomik bir şekilde geçiştirmek istedi, bu arada şansın da yardımıyla playoff trenine atlarız denildi.
Ancak evdeki hesap tutmadı. İşler iyice kötüye gitme eğilimine girdi. Mustafa Uğur’un istifa zamanı çok manidar. Adanaspor maçından önce vedalaşarak kendi adına ikinci Demirspor macerasını en az zararla atlattı. Nurettin Yılmaz ise  kucağında patlamaya hazır bir bomba bulduğunda ufak da olsa geleceğe dair bir umudu vardı. Lakin Adana Demirspor haftalardır oynadığını derbide de oynayınca umutlar söndü. 
Bu noktada yönetim Yılmaz’la da olmayacağına kanaat edip kamuoyunun baskısıyla yeni bir hoca arayışına yöneldi. Böylelikle Ercan Albay ile anlaşıldı. Albay, camiada kriz dönemlerinde iyi işler çıkarmış, kısa süreli olarak maksimum verim alınabilecek bir isim olarak görülüyor. Tribünde sevgi ve saygı ile anılması hem kitleyi yakalamak hem de gelecek sene uzun soluklu anlaşılabilecek ve şampiyonluğa oynatabilecek bir ismin yarım sezon yıpranmasını önlemek adına isabetli bir karar olarak değerlendirilebilir. Tabii bu benim değerlendirmem, belki seneye de Albay ile devam etme niyetinde olabilirler.
Şahsi kanaatim; bizi iki defa şampiyonluğa taşısa da Ercan Albay benim gönlümdeki isim değil. Karşımızda geçen hafta Levent Eriş, bu hafta Yılmaz Vural olunca bu tarafta da benzer isimleri görmek isterim açıkçası. Yine de mevzubahis Demirspor olunca formayı kimin taşıdığına bakmadan başarılı olunmasını can-ı gönülden istiyorum. Umarım Mersin’i yenerek çıkışa geçer ve geleceğe umutla bakabiliriz.

6 Mart 2014

Yıkılmaya Nasıl Gittik?

Gecikmiş bir yazı ama yazmasam olmayacak. Maç yazısı değil bu, bir tersine deplasman çabasının hüsran yazısı. Hayatı saha içindeki gelişmelere bağlı olarak saha dışından tadanların yazısı. Benim de yazım değil münferiden Tayfa'nın yazısı. İsimler mühim değil zorlanan şartlar mühim.

-Hamile eşimi küçük çocuğum ile elinde onca iş varken öylece bırakıp gittim.
-Katılmam gereken bir konferans vardı, katılmadım, babamdan ilave para aldım, yetmedi dayımdan borç aldım, yazmam gereken raporlar vardı, yazamadım.
-Maddi kısıtlar nedeni ile anama, babama gidemezken maça gittim, gizli gizli. Dersleri yetiştirmek için geceli gündüzlü çalıştım. Kendimi kütüphaneye kapattım. Kız arkadaşımla ayrılmanın eşiğine geldik. 1 saatlik uyku ile tribünde yerimi aldım.
-Ailemden habersiz, cebimdeki son parayla gittim derbiye.
-Param yoktu, çıkmaz yollarda borçsuz gitmenin son çaresi İddaa dedim, son parayı da oraya kaptırdım, imkansızlıklarla gittim.
-Özel sektörde izin almak zordur. Yoğun iş temposunun içinde mevcut işleri yetiştirip, maça izin alabilmek için gece gündüz çalıştım, şu an kalan iş nedeni ile gece gündüz çalışmaya devam ediyorum.
-Bir partide seçim öncesi görevliyim. Partinin önemli bir grup toplantısını ektim. Ailem çağırdığında gidemediğimi söyleyen biri olarak Demirspor yüzünden onlarla da papaz oldum.
-Oğlumu kursuna götüremedim, param da yoktu cebimde, evde misafirlerim vardı, onları da ağırlayamamak durumunda kaldım.
 
Kimi çoluğundan çocuğundan, kimi ekmeğinden, kimi huzurundan verdi sizin rezaletinizi izlemek için. Kimi sağlığından, kimi gelecek ayki maddi durumundan oldu sizin ruhsuzluğunuz yüzünden. Hayatının temeline koyduğu takımını kapatmaya uğraşanlara karşı taraftarın verdiği savaşın bir parçası idi bu maç, sizin basiretsizliğiniz bize üç puan kaybettirmedi sadece, bir inat savaşında yara aldırdı.
 
Şimdi çıkıp bize paramız verilmedi demeyin, idmansızdık demeyin, bahane sunmayın, yakışmadı size, bilin ve kabullenin. 
 
Yıkıla Yıkıla'yı bu maçta düstur etmeseniz olmaz mıydı? 

5 Mart 2014

"Bu Rezalete Son Verin"

Bizim hatamız nedeniyle yayınlamakta geç kaldığımız bir yazı ancak sorular ve tespitler hlen güncel; "Coulibaly" Yalçın Çetinkaya arkadaşımızın yazısı:

Bir taraftar olarak derbideki mağlubiyeti, son haftalardaki oyunu içime sindiremeyip, kabullenemediğimden kendimce bir değerlendirme yapma gereği duydum. Bir kulüp; taraftar, yönetim, teknik adam, futbolcu kombinasyonundan oluşur. Ben ortada değerlendirecek bir teknik adam göremediğimden eleştiride bulunmayacağım. Taraftar olarak daha ne yapabiliriz, nasıl destek olabiliriz onu da bilmiyorum açıkçası...

Yönetime; Play-off hedefiyle yola çıkıyoruz dediğiniz takımı, devre arası yaptığınız ucuz transfer politikasıyla küme düşme hattına kadar getirdiniz. Takımı sezon sonu nasıl olsa gideceğim diyen amaçsız kiralık futbolcuyla doldurdunuz. Timur Bayram Özgöz hariç yaptığınız hiçbir transferin ne katkısı ne belli bir kalitesi var. Üç haftadır teknik direktörün kim olduğu, olacağı bile belli değil(di). Kötü gidişe ne zaman el koyacaksınız ? Kurumsallaşma, hedefe oynayacak takım söylemleriniz bu şekilde mi gerçekleşecek ? Lütfen krize bir an önce el koyun.

Futbolculara; Son 6 maçta alınan 1 puan. Öne geçip, mağlup olunan, iki farkla öne geçip kazanılamayan maçlar... Ülkenin en iyi, en cefakar taraftarıyla dalga geçer gibi sahada oynadığınız oyun karakteri... Bildiğim kadarıyla ( yanlış biliyor olabilirim ) maddi bir sıkıntınız da yok. Ligde pek çok takımdaki oyuncular aylardır para alamayıp, sadece onurları için ellerinden geleni yaparlarken, mağlup durumdan maç çevirirken, sizin sahadaki oyununuz utanç verici. Emeğinizin karşılığını almak için nasıl yönetimden para bekliyorsanız, biz de sizden sahada ortaya karakter koymanızı bekliyor, formanın hakkını vermenizi istiyoruz. Tribünde takımını (sizi) yalnız bırakmamak için başka şehirden gelen, maç için saatlerce sırada bekleyen, cebindeki son parasıyla bilet alan, ailesine harcayacağı zamanı maç için kullanan binlerce Demirspor taraftarına, böyle rezil bir futbol oynamaya hakkınız yok ! Bir an önce kendinize gelin, kalan maçlarda bize küme düşme kabusunu yaşatmayın. Zira verdiğiniz sözleri tutmadığınızdan, küme düşme hattı ile kalan puan farkı sadece beş. Kanser ettiniz artık yeter !

4 Mart 2014

Yeni/Eski Albay

Yeni teknik direktör yeni bir kadro yaratamaz ama yeni bir takım yaratabilir. Yeni/eski Demirspor teknik direktörü Ercan Albay'dan da beklentimiz bu yönde; sahadaki 11 adamı ve kenardakilerle birlikte bu kadroyu yeni bir takıma çevirmesi. Takımın iyi yaptıklarını daha iyi yapmasını sağlaması ve kötü yaptıklarından vazgeçmesi. Büyük ihtimalle sahaya aynı isimlerle çıkacağız ama teknik direktörün tüm hafta içi yaptıkları sahaya yansıyacak.

3 Mart 2014

Eleştiriler ve Grup

Forzache Uğur Ali Yıldırım arkadaşımızın yazısı:

Evet bunca yazılan çizilen şeyin çoğunu okudum. Çoğu eleştiriyor ama çoğu gerçekçi değil. Şimşekler Grubundan bahsediyorum ve bir maç etrafında hıncını çıkaranlardan. 

Öncelikle hiç kimsenin olmadığı gibi Şimşekler Grubu ve Liderleri de eleştirilmez değildir.Eleştirilebilir.Eleştirmek için siz ne yaptınız meselesini geçeceğim.Birincisi dün Şimşekler Grubunu bırakın tüm tribünler iyi değildi. Bu bir gerçek ve bunu yapılan yazılı açıklamada da kabul etti zaten grup; ancak dün yazıyla dile getirilen "Grup artık bitmişten tutun da, siz gidin bakan karşılayın'a" kadar hepsi maçın kızgınlığı ile yazılmış kolay dile gelen ama hiç bir yapıcı ya da mantıklı yönü bulunmayan eleştiriler.

Grup artık bitmiştirden başlayalım. Ne bitmiştir, Tribüncülük denilen şey su mudur ki dökülsün, bitsin. Tribüncülük bir yaşam tarzıdır ve onları birileri oraya getirmez. Birileri onlarla beraber hareket eder. İnişli çıkışlı günler olur ve ülkemizde o grubun destekçileri tribün liderlerinin bu hareketlerini genelde eleştiremez, sorgulayamaz ya da serzenişte bulunamaz. Bir çok tribünde ve sitelerinde şunları duydum "bizim dışımızda hiç kimse bu statta barınamaz" "reislerin dedikleri olur" "gruba girmek şöyledir böyledir" ve hatta bizzat Ankara'da başka bir takımın maçını izlerken tribünde yalnızca maç izlemek için orada bulunan ve tribünde çok bir iddiası olmayan seyircilerin gırtlağına çöküldüğünü, zoraki tezahürat yapması için tartaklandığını bile gördüm.

Ben Şimşekler Grubu'ndan böyle bir şeye rastlamadım ki 8 senedir grubun içinde statta bulunurum. Bunun 4 senesi üniversite yıllarımda orada olmamdan dolayı daha etkin geçmiştir. Kimsenin boğazına çöküldüğünü görmedim ki zaten insanın içinden gelmeli tezahürat. Tribünün önde gelenleri kimseyi tartaklamaya çalışmadı, İstanbul takımının formasını giyip kuzey kale arkasına gelenlere serzenişten öte bir tavır ya da saldırı yapıldığını görmedim. Hatta Adanaspor formalı ufak çocukların "hişt geç lan kenara" diye uyarılmasından başka bir muameleye şahit olmadıklarını da gördüm. Harbiden kenara geçip maçı izlediler.
Zannedersem Adem Tel imzalı bir forum yazısında,( adanademirspor.com'da "HAKLI DEĞİLSİN ABİ" başlığını bile hatırlıyorum) toplantılarda ya da forumda konuşulan bir konu hakkında eleştirilere açık olunduğunu ve her denileni kabul etmemelerini ve haksız buldukları yerde söylemeleri gerektiğini yazıyordu.
Maça gelemeyen hiç kimse eleştirilmedi ya da "niye gelmedin?" diye hesaba çekilmedi. 

Gelgelelim Milliyetçi Şimşekler denen sosyal medya oluşumuna. Kendilerinin kim olduğu beni çok ilgilendirmemekle beraber bu sosyal medyadan başka hiç bir yerde göremediğimiz oluşumun, sadece grubun değil taraftarın da benimsediği beste, marş ve pankartların içerdiği gelenek ve duruştan gereksizce (çünkü demirspor taraftarı maça gelenleri görüşüne ya da başka birşeye göre ayırmamıştır) rahatsız olan kişilerce tepkiden kaynaklanan bir refleks ile doğduğunu tahmin ediyorum. 
Bu çok önemli değil daha önce bir takım tepki gruplaşmaları oldu ama Demirspor menfaati gözetilerek halloldu. 
Yalnız dün yapılan istifa çağrısı çok komik geldi açıkçası bana. Grubun bir ara tepki olarak Maratona geçtiğini bile (Aytaç Durak dönemi) hatırlamayacak olanlar, şimdi biz maratondaydık teslim olundu bunun sorumlusu bunlardı vs. gibi şeyler yazdı. Bu yazıyı yazanların Şimşekler Grubu facebook hesabında yorumları, fotoğraf olarak duruyor, ama benim attığım yorumları hemen silme gereği duymuşlar. Neden? Harala gürele "lan oraları alır mıyız, bize yar olur mu bu tribün" diye heveslenip yazı yazmak gayet kolay bence. Ancak bu bir süreç işidir. Tribün ele geçirilmez, şekillendirilir ve bu tribüne gönül koymakla olur. Bu özveriyi görenler de "Adananın gururu" diye tezahürat yapar. Ve gruba yönelik her türlü gerekli gereksiz, mantıklı mantıksız eleştiri hala yorumlar kısmında barınıyor. Çünkü grup bunları silme gereği duymuyor.

Maç satıldı, grup bunu biliyordu sustu falan meselesi de komik geliyor ve çürük bir sataşmadan ileri gidemiyor. Aytaç Durak döneminde Adanaspor'la aynı yükselme grubunda iken maçın verildiğini (ki Aytaç Durak bunu kabul etti) ve bu yüzden takımdan Aytaç Durak'ın gitmesi gerektiğini Durak olayı kabullenmeden yıllar önce en yüksek sesle dillendiren bu gruptu.

İşte tüm bunlar (bence) aslında taraftarın sezon başından bu yana biriken öfkesinden kaynaklanıyor. Kimi galeyana geldi kimi fırsat yakalamaya çalıştı. Ben Şimşekler Grubu'nun avukatı falan değilim ki buna ihtiyaç yok. Grubun her dediğini savunan bir sözcü de değilim ki bu blogdaki yazılarımı biraz okuduysanız bilirsiniz (örneği Yücel İldiz meselesi). Grup daha önce de her şeyin sorumlusu olarak görülüp eleştiri aldı, ama benim bildiğim hata varsa reddedilmedi ve düzeltilmeye çalışıldı. Demirspor taraftarı olarak bence herkes üzerine düşeni yapmalı, elbette eleştirmeli ve bu eleştirilerini direk Grubun liderlerine dahi iletilmeli. Nasıl ulaşılacağını herkes biliyor sanırım. Yeter ki prim yapmak için ya da mantıksızca olmasın.

Uğur-forzache kardeşiniz...

2 Mart 2014

Yine Yeniden: Grubu Eleştirmek

Taraftarın öfkesi bu kez kendine dönmüş durumda. Tribün olarak yanımıza bile yaklaşamayacak grupların ağzına laf düşürmek asıl canımızı sıkıyor. Ama bu öfkenin kendi kendini bitirmeye dönemesi lazım. Öfkemiz daha iyi hale gelmemiz için yardımcı olmalı.

Sezon başından beri yönetime kızdık, onu değiştirdik; teknik direktörlere kızdık onları değiştirdik. Bunlarda bir sonuç almadığımızı gördük. Demek ki yanlışın ne olduğunu tespit ederken o kadar da iyi sonuçlar çıkarmamışız. Her şeyi tek bir kötüyle açıklama hatasına düşmüşüz. Takımda sadece bir kişinin ya da kesimin hata yapması ile kötüye gidilmez. Total bir düzelme gerekir. Parçaları değiştirmek bazen işe yaramaz. Yönetim giderse her şeyin düzeleceğini, teknik direktör gidince her şeyin değişeceğini, Erçağ yedeğe alınca her şeyin düzeleceğini sanan arkadaşlar sanırım yanıldıklarının farkındadır.

Belki de bu yüzden şimdi de tribünün değişmesini istiyorlar. Adını koyalım; Şimşekler Grubu'nu suçluyorlar. Grubun yönetime verdiği destek de eleştirildi, hocalara topçulara verdiği destek de... Halbuki o eski günlerdeki sağa sola saldırsalar terör estirseler ne güzel olurdu değil mi! En azından hıncımız çıkardı birilerinden!

Değil işte, öyle değil... Herkes değiştiği gibi grubun içindeki kuşak da değişiyor. Mesele yeni arkadaşları, yeni üniversite öğrencilerini öne çıkaracak onları aktif hale getirecek adımlar atmak. Nasıl ki eskiden iyi işler yapan arkadaşlar desteklendiyse, şimdi onlar iş güç aile derken biraz kenara çekilince yeni gelecek kişilerin de desteklenmesi bu işin ilk adımı olacaktır. Grubun liderlerinin kimsenin önünü kestiğini sanmıyorum. İşin ucundan tutan, iş yapmak isteyen herkesi desteklediklerini görüyorum çünkü.

Demirspor tribününü eleştiren -hele önlerine millyetçiymiş ,bilmem neymiş sıfatı alıp atıp tutanların- sanal alemin büyüsünden uyanması lazım. Demirspor tribünüyle övünüp, her yerde havasını atıp fotoğraflarını paylaşıp, sonra kızacak bir yer bulamayınca yine tribüne sövmek bana tutarlı gelmiyor. Madem öyle, tribünün yaptığı pankartla, besteyle, kalabalık deplasmanla da övünmeyin bundan sonra.

Twitter'da, facebook'ta bazı arkadaşların yazdığı gibi, eleştirecek çok şey var. Hem grup, hem de tüm tribünler iyi performans göstermedi dün. Takımın kötülüğü hepimize yansıdı. Ama bunu yıkıcı bir eleştiriye döküp, daha dün gelip tribünü hemen değiştirmek isteyenlere dur diyecek birileri de vardır mutlaka. O kadar kolay değil. Mitoz bölünüp envayi çeşit isimle grup kurup sezon içinde dağılıp giden ya da birbiriyle kavga edip duran tribünlere benzemeyecek Demirspor camiası...

1 Mart 2014

Yazıklar Olsun!

Açıkça beraberliğe bağlanmış bir maçı yine elimizle rakibe verdik. İşin kötüsü buna üzülen, reaksiyon gösteren, tepki veren tek bir futbolcumuz yok sahada. İyi günde kötü günde destek verdik, veriyoruz; ama hata yapana ne zaman ceza kesilecek merak ediyoruz? Bu kadar hatanın karşılığı nasıl verilecek?

Bu maç sezonun iyisiyle kötüsüyle unutulacağı bir maçtı. Siz öfkemize öfke kattınız. Yazıklar olsun!