31 Ocak 2013

#henüzölmedik

Sakaryaspor taraftarı twitter'da #henüzölmedik hashtag'iyle sesini yükseltiyor. Kulüp 2. lig'te dibe demir atmışken, kulüp yeniden kayyumluk oldu. Bir yerde taraftar direniyor ve sesini yükseltiyorsa oraya kulak kesilmek gerekir. Taraftarın gidişata teslim olup, boyun büktüğü, büyük başkanlardan medet umduğu durumları bizzat kendi kentimizdeki örneklerden biliyoruz. Ama Sakaryasporlular da, bizim gibi, bu böyle gitmez diyebiliyor.

Biliyorum, Adana Demirspor tribünü ile Sakaryasporluların arası iyi değil. Halbuki kafa dengi, kalbi aynı yönde atan insanlar... Fikirlerden çok, birkaç gelip geçici maçın anısına takılıp kalmak bana akıl karı gelmiyor. Ben Sakaryaspor'u ve Tatangalar'ı önemsiyorum; duruşlarını beğeniyorum. Sakaryaspor'un da #henüzölmedik çığlığını destekliyorum.

30 Ocak 2013

Demirsporlu Arif Peçenek

Geçtiğimiz gün vefat eden Tavşanlı Linyitspor teknik direktörü Arif Peçenek, futbolu Adana Demirspor'da bırakmıştı. 10 sezon Ankaragücü'nün kalesini koruduktan sonra Adana Demirspor'a gelen Peçenek,  1994-95 sezonunda çoğunlukla yedek kalsa da, 3 maçta ilk 11'de çıkmıştı. Bu maçlarda ilk yarının son haftasında Altay'a da 3-2; ikinci yarının ilk haftalarında da Antalya'ya 2-1 ve Kayseri'ye 2-0 yenilmiştik.






Arif Peçenek'e Allah'tan rahmet, sevenlerine ve futbol camiasına da başsağlığı dileriz.


Konuk Yazar: Mehmet Sonkor

Okuyucularımızdan Mehmet Sonkor'un gönderdiği demirgibiyiz@gmailo.com'a gönderdiği maili paylaşıyoruz. Mehmet Bey, takımda 'mali disiplin yok yalnızca oyuncuların disiplini var' derken, haklı bir noktaya temas ediyor. Altyapı ile ilgili tespitleri de gözden kaçmamalı:
--

"Sizleri altyapıya verdiğiniz önemle tanıdım. Kimsenin altyapıdan bahsetmediği zamanlarda sizler bu futbolcuları isim isim herkese öğrettiniz. Benim de yeğenlerimde altyapıda oynadı birkaç yıl ne yazık ki hem yöneticiler hem oyuncuların hocaları bu oyunculara gereken önemi vermiyor. Aileler de kendi çocuklarını kulübe daha fazla paraya satma peşinde. "Dışarıdan gelene veriyorsunuz da bizim çocuğumuza niye vermiyorsunuz" mantığı hakim. Bu sözler ağır olabilir ama herkesle her ortamda tartışırım. İki taraflı hatalar yüzünden altyapıdan bugüne kadar tek bir oyuncu bile A takıma çıkaramadık. Siz bunu geçenlerde yazmıştınız, "takım altyapısına düşman" diye haklısınız. Bu sezon kadro gittikçe daralırken bile altyapıdan kimseyi almayı akıl edemediler. Aslında bilerek yapmıyorlar bunu.

Bu sezon çok karakterli oyuncuların bir arada olduğu ve yönetimin türlü hatalarına rağmen ayakta kalmayı başarıyor. Yalnız bir iki galibiyet daha alınır ve yönetim hala ödemelerde sıkıntı yaratırsa yeniden antremana çıkmama durumu olabilir. Siz hep yazıyorsunuz mali disiplin diye gerçekten öyle şu anda takımda mali disiplin yok sadece oyuncuların kendi disiplini var. Benim kulübe yakın bir abiniz olarak görüşlerim gözlemlerim budur siz bildiğiniz yoldan devam edin diğerleri sizin yazdıklarınızı yeniden yazıyor zaten. 

Saygılarımla."

29 Ocak 2013

Gündüz Maçları

TV yayınlarının baskısıyla maçlar akşam saatlerine kayınca, aslında bir gündüz eğlencesi olan futbolda gündüz maçları istisna halini aldı. Bizim kategoride iyi kötü güneş ışığı görmek mümkün yine de... Ancak TV baskısına karşı, bir de bizim memleketin sıcak havası eklenince gündüz maçlarını çoğunlukla deplasmanda oynuyoruz. Bu sezon 5 Ocak'ta sadece Samsun maçında gün ışığı vardı; yağmur bulutlarının izin verdiği ölçüde! 5 Ocak'taki ikinci gündüz maçımızı bu hafta Denizli ile oynuyoruz. Sonraki hafta deplasmandaki Konya maçı da gün ışığında.

Bu sezon, deplasmanda Bolu (B),  Erciyes (M), Urfa (G), Buca (M), Tavşanlı (M), Göztepe (G)  maçlarını gündüz oynadık ve 7 puan topladık; bir puan da Samsun'dan, etti 8 (Gündüz oynanan kupa maçını da kaybettik). 21 puandan 8'ini alabilmişiz. Önümüzdeki iki hafta bu açığı kapatalım birazcık...

Demirsporlu Gözüyle Okumak - 4

Demirsporlu'nun hayatının içinde Demirspor oluyor. Okuduğunda, yazdığında, sevdiğinde, yediğinde, içtiğinde bir şekilde bir yerde oluyor Demirspor. Okuduğumuz kitapları sadece kitabın anlattığı şekilde değil, hayatımıza da yorarak algılıyoruz. Bir Demirsporlu da haliyle bu kitaplarda kendi yaşadıklarını, takımını da görüyor. Bu günkü yazıda Thomas More'un Utopia isimli kitabını okurken hissettiklerimi paylaşacağım. Kitap dünya klasiklerine girmiş, yazarı Thomas More da dünyanın unutulmayacakları arasına. Thomas More 1478-1535 yılları arasında yaşamış. Avrupa'da Karanlık Çağ'ın sonları diyebiliriz. Dönemine göre satır aralarında çok cüretkar ifadeleri var. Bir hayali ülke yaratmış. Mükemmel ülke. Bunu da ütopyası olarak adlandırmış. Ancak alıntılarımı Utopia'dan yapmayacağım. Sonrası daha ilginç. Kitabın bitiminde yazarın hayatı ile ilgili araştırmalar var. Sabahattin Eyüboğlu, Vedat Günyol, Mina Urgan hem kitabın dilimize çevrilmesine hem de araştırmalara imza atmışlar. 
 
Thomas More yaşadığı dönemde başbakanlık mevkiine denk bir rütbe olan Lord Chancellor'luğa kadar yükselmiş. Bu yükseliş kafasının kesilmesi ile de son bulmuş. Kendisini başbakan yapan Kral 8. Henry, aynı zamanda celladı da olmuş. Bu yaşam öyküsü neden Demirspor'u anımsatıyor, ona geleyim. Bence bu öykü belli başlı kısımlarıyla bir Bekir ÇINAR öyküsüdür. Aytaç DURAK'ın ataması ile görev başına gelen ama ona dik duran, ona dik durdukça işleri daha da kötüye giden ve hazin bir sona mahkum olan Bekir ÇINAR öyküsüdür. Bekir ÇINAR'ın hayat öyküsünün bu kısmı, diğer kısımları nasıl olursa olsun onu taraftarın gözünde bir Thomas MORE yapmaya yetmiştir.
 
Kitaptan alıntı yapmadığım yerleri kısaca özetleyeyim. Kral'ın haksız vergisine parlamentodayken verdiği bir söylev ile engel olur. Açlıktan ayaklanan halkın zorbaca katledilerek bastırılması girişimlerini engellemek için kendini siper eder. Yargıçlık yaptığı dönemde meslekdaşlarının hatalarını ortaya koyar. Taraftarın, halkın yanındadır desek yeridir. Uzun yazılar genelde okunmaz, ben MORE'un hayatının son dönemlerini alıntılayayım artık.
 
"Sir Thomas More oyununda anlatıldığına göre, ... ... ... ... Eğer More Kral'ın çıkardığı yasaya boyun eğmezse, onu Londra Kulesi'ne kapatmak zorunda kalacaklardır. Karısıyla kızları More'un önünde diz çöküp, bir buyruğu yerine getirmesi için yalvarınca, More, Kral'ın sözünü dinleyeceğini bildirir. Onu tutuklamaya gelenler de, ailesi de sevinç içindedirler. Ne var ki, More'un bir şakasıdır bu; çünkü yerine getireceği buyruk, Londra Kulesi'nde hapis yatmak buyruğudur yalnızca.
 
... ... ... ... More çekildikten sonra, onun yerine Lord Chancellor olan ve beş yıl sonra tıpkı More gibi ölüm cezasına çarptırılan Thomas Cromwell, More'u sorguya çekmiş, Kral'ın merhametli olduğunu, onun hapisten kurtulup insanlar arasına yeniden karışmasını istediğini söylemişti. More, Nisan 1534'te Margaret'e yazdığı bir mektupta, bu öneriyi nasıl karşıladığını anlatır: 'Bu yasada ve bu yasayı çıkaranda kusur bulmak amacını gütmüyorum. Ant içip bu yasaya boyun eğenleri de suçlamıyorum. Ama kendim aynı şeyi yaparsam, ruhumun sonsuza dek lanetleneceğine inanmaktayım... Bana tüm dünyayı bağışlasalar bile, dünya işlerine artık karışmayacağım... Artık aklım fikrim bu dünyadan kurtulmakta... Hiç kimseye kötülük etmiyorum, hiç kimse için kötü söylemiyorum, kötü düşünmüyorum, herkesin iyiliğini istiyorum. Bir insanın yaşayabilmesi için bu yetmiyorsa, yemin ederim ki, yaşamakta gözüm yok... Onun için Kral, şu benim zavallı bedenime canının istediğini yapsın. Keşke işine yarasa benim ölümüm.' More aynı mektupa, Londra Kulesi'ne ayak basar basmaz öleceğini sandığını; hemen öldürülmediği için bir hayli üzüldüğünü de söyler.
 
... ... ... ... Londra Kulesi'ne kapatıldıktan sonra, More'un sağlık durumu iyice bozulmuştu. son aylar kitaplarını elinden almaları; mürekkebi, kalemi olmadığı için mektuplarını yırtık pırtık kağıt parçalarına kömürle yazmak zorunda kalışı da ayrı bir dertti. Ama More vicdanına yapılan baskıya karşı gene de direnmek, hatta güler yüzlü davranmak gücünü buluyordu kendinde. More hapse girdiği ilk aylarda, Kral'ı İngiliz Kilisesi'nin başı yapan yasaya yemin etmeyi iki kez reddetti. İki ağzı da keskin bir kılıca benzetmişti bu yasayı: İnsan buna evet derse, ruhunu; hayır derse, bedenini yitirecekti. More ise ruhunu yok etmektense, bedenini yitirmeye çoktan razıydı.
 
... ... ... ... Bu sessiz direniş karşısında, More'u mahkeme önüne çıkarmaktan başka çare kalmamıştı artık. 1535 yılı Temmuz'un birinci günü yapılan yargılanmasında, More inat etmeyip tutumunu değiştirirse, Kral'ın onu bağışlayacağı kendisine bildirildi. Bıçak kemiğe dayandığı halde More gene direndi: Ona göre suç, düşüncesini başkalarına yaymak ya da uygulamaktı. Oysa o susmuştu sadece. 'Ben böyle sustuğum için, ne sizin yasanız, ne de yeryüzünde herhangi başka bir yasa beni cezalandıramaz.' dedi. Bunu bildiği gibi, yargıçların ne yapıp yapıp onu cezalandıracaklarını da bildiği için, 'Beni cezalandırmaya karar verdiğiniz besbelli,' diye ekledi. Thomas Cromwell'in elinde birer kukla olan bu yargıçlar, 'Kralın Savcısı' Sir Richard Rich'i yalancı tanık olarak kullanmışlardı. Roper'in anlattığına göre, Londra Kulesi'nde More'un kitapları bağlanıp götürülürken, Kral'ın resmi temsilcisi olan bu adam, More ile sözde dostça tartışmış, onu kandırmaya çalışmıştı.
 
... ... ... ... Jüri, sadece on beş dakika süren bir görüşmeden sonra More'un suçlu olduğuna karar verince Başyargıç Audeley, onun ölüm cezasına çarptırıldığını bildirdi. ... ... ... ... More bunları açıkladıktan sonra, kendisini yargılayanlara şunu da söyledi: 'Sizler, Lord Hazretleri, yeryüzünde benim yargıçlarım olup beni ölüm cezasına çarptırdınız. Ama ben, gökyüzünde hepinizle sevinç içinde yeniden buluşabilmek için candan dua edeceğim gene de.'
 
More'un yargılanması sırasında böyle konuşması onun ne denli korkusuz olduğunu gösterir; çünkü bu sözler Sekizinci Henry'yi büsbütün çileden çıkaracak, More'un yalnız ölmesine değil, en korkunç işkencelerden sonra ölmesine neden olabilecekti. Nitekim bu yasaya karşı çıkan kimi din adamları önce asılmışlar, boğulmak üzereyken ipleri çözülmüş, karınları yarılıp, canlı canlı bağırsakları deşilmişti. Bunların arasında yakından tanıdıkları bulunduğu ve bu işkencelerden haberi olduğu için, More mektuplarından birinde böyle bir duruma düşerse, Tanrı'nın ona dayanma gücünü bağışlaması için dua ettiğini söyler. İlkin More'un asılması kararlaştırılmıştı. Ama Kral sonradan bir lütufta bulundu: More'un Tower Hill'de başının kesilmesini emretti. More gene bir şaka yapıp, ileride Sekizinci Henry'nin dostlarının Kral'dan bu çeşit lütuflar istemek zorunda kalmayacaklarını umduğunu söyledi."
 
Spor fonunun haksız uygulanmasına karşı basın açıklamaları ile dik duran, belediyeye meydan okuyan Bekir ÇINAR'ın ihalelerinin olumsuz sonuçlanması, belediyeden takıma akan kaynakların kuruması, tefecilerin eline düşmek zorunda kalması, futbolcuları için arabasını satmak durumunda kalması, plaka projesinin eşgüdümlü olarak baltalanması sadece Bekir ÇINAR'ın şahsi hayatı sonucunda oluşan olumsuzluklar olarak nitelendirilirse buna hak vermek mümkün değildir. 1500'lü yılların krallık İngiltere'sinde Thomas MORE ne ise Adana Demirspor dikta yönetiminde Bekir ÇINAR odur bence. Sözün özü budur.

27 Ocak 2013

Juninho Kariyerinin Zirvesinde

Juninho için ayrı başlık açmamız, bizin hatamız. Lawal'ın gölgesinde kaldı bir süre ama onun gibi yamuk yapmadı bize!

Bence bu adamın sadece bonservisinin değil kütüğünün Adana'ya getirilmesi lazım; hemen Kiremithane nüfusuna alalım arkadaşı.


Jose Carlos Junior -Juninho-, bugün 11.golünü attı ve geçen seneki performasını çoktan aştı. Aslında Juninho Demirspor'da kariyerinin altın dönemini yaşıyor çünkü henüz sezon ortasında kendi gol rekorunu kırmak üzere. Son takımı Levski Sofya'da 15 maçta 6 gol atan Sambacı, bir önceki takımı Slavia Sofya'da ise bir sezonda en fazla 12 gol atmış... (http://en.wikipedia.org/wiki/Jose_Carlos_Junior)

Juninho, hızıyla, isteğiyle ve oyuna olan konsantrasyonuyla bu sezonun en iyilerinden. Sempatik tavırları da cabası! Demirspor tarihinde, rengiyle olmasa da golleriyle ikinci Coulibaly olma yolunda ilerliyor!

Lawallaşma eğilimine girmemesi, dileğiyle...

Ç.Rizespor: 1 - Adana Demirspor: 2

Bir Demirspor klasiği... Maç öncesi yazımda, umudumuzun bu tip favori olmadığı maçları almayı seven Demirspor-ruhunda olduğunu söylemiştim; öyle oldu. Futbolcular değişse bile bazı alışkanlıklar değişmiyor. Geçtiğimiz yıllarda haftalarca yenilmeyen Elazığ'ı 3 golle geçen, evinde yenilmeyen Bandırma'yı yenen Demirspor-ruhu, tüm iddiaları yatırdı yine! Hükümet destekli Rize'yi kendi evinde yendi.

Maşın kadro sürprizi, Rıdvan'dı. 11'de görmeye alışık olmadığımız Rıdvan sağ bekte, Özgür ise sağ önde maça başladı. Maçın genelinde oyuna hakim olan bizdik. Ortasahada iyi kapandık ama topu hücuma iyi çıkaramadık. Yine de bir Luis-Juninho organizasyonunda golü bulduk. Junino'nun markaj altında olmasına rağmen cezasahası dışından şutu müthişti! Golden sonra Luis'le ikiyi bulma şansımız oldu ama Rize kalecisi başarılıydı.

İlk devre sonunda artan Rize baskısı (bir topları direkten döndü), ikinci devre başında golü getirdi ama hemen ardından yine Luis'in kaptığı top ve verdiği pasla Erman'ın boş kaleyi gören Özgür'e pası skoru belirledi. Özgür'ün o saniye orada olması da önemliydi.

Takımda Erman yine kötüler arasındaydı, Taha da savruktu; ikinci yarı oyundan çıkmasa kart görebilirdi. Hüseyin'in istikrarlı savunması takımı toparlıyor; Keremcan'ın azmi de hücumda bize katkı sağlıyor.

Bugün -geçen haftanın aksine- girdiğimiz pozisyonları gole çevirdik. Rize'nin özgüveni, bizim işimize geldi; bu maçı favori olmamanın rahatlığıyla kazandık. Takımın, yönetimin tüm frenlemesine rağmen azimli oyunu, sevindirici. Özellikle deplasman galibiyeti, daha çok sevindirici.

26 Ocak 2013

Mustafa Denizli Demirspor'a Karşı

Mustafa Denizli, teknik direktör olarak Galatasaray, Kocaelispor ve Manisaspor'un ardından 4. takımla Adana Demirspor'a rakip olacak.

Denizli teknik direktörlüğünün ilk dönemlerinde, eski adı 1. Lig olan Süper Lig'te, 1987-88, 1988-89 ve 1991-92 sezonlarında Galatasaray'ın başında Demirspor maçlarına çıktı. (Bu maçlarda sadece 1 beraberliğimiz, 5 yenilgimiz var).

Ardından 1994-95 sezonunda, 1.lig'teki son sezonumuzda, Kocaelispor'un hocası olarak karşımıza çıktı. (Her iki maç da 1-1 bitmiş; o sezon topladığımız az puanların ikisi Denizli'den).

Eski adı 2. lig A kategorisi olan şimdinin 1. Ligi'nde ise, Manisaspor'un hocası olarak 2003-04 sezonunda Demirspor maçları yaşadı.  2A'dan düştüğümüz o sezonki ilk maçta deplasmanda galibiyetimiz (2-1; sanırım anavarza Sezcan o maçtaydı) var ama düşme potasına yerleştiğimiz ikinci maçta Adana'da mağlup olmuştuk (2-5; o sezon 2A'yı Digitürk veriyordu; Mustafa ile tv başında skor beklediğimizi hatırlıyorum).

Denizli'ye karşı ikinci galibiyetimizi yarın alalım!

(Kaynak: mackolik.com arşivi.)

Rize Maçı Öncesi

Rize maçı öncesi yine eksik bir kadro ve kimsenin olmadığı bir yedek kulübesiyle başbaşayız. Karşımızda ise teknik direktör değişikliği ve yeni transferlerle havaya girmiş, geçen hafta farklı kazanmış bir rakip var.

Aslında bu tip tezat durumları Demirspor sever. Yukarıya oynayan takımlara çelme "çakmayı", aynı durumdayken aşağıdakileri sevindirmeyi bir alışkanlık edinmiştir. Umudumuz yine bu romantik, belirsiz, geçmişten gelen hissi duygular...

Gerçekte ise, imza attırdığı bir oyuncuyu diğer yabancısı gönderemediği için kadroya alamayan bir yönetim zihniyeti var. Teknik ekibin de, bugüne kadar yedekteki oyuncuları bir türlü hazırlayamaması ve herkesin aynı ortalamada devam etmesi...

TFF zorunlu kıldığı altyapıdan alınan oyuncular, sadece göstermelik. Erçağ'ın yokluğunda takımı ileri taşıyabilecek oyuncu eksikliğini yine hissedeceğiz. (İrfan, Emre Hasan bu yoklukta gönderilecek futbolcular mıydı?) Erman'ın geçen haftaki tutukluğunu atmasını, Özgür'ün allah rızası için iyi ortalar yapmasını bekleyeceğiz.

Bu karamsar tabloda, takımın kapanıp Rize defansının arkasına atacağı uzun toplar, tek çıkar yolumuz. Juninho-Luis uyumu da bu açıdan önemli olacak.


24 Ocak 2013

20. Yıl

Uğur Mumcu'nun öldürülüşünün 20. yılı... Ne yazık ki ne katiller var ortada ne de sorumlular hesap verdi. Biz ölümler ardından yas tutmaya devam ediyoruz. Devletin gizli oyunlarını ya da devletle oynayanların gölgelerini izlemekten ve sorgulamaktan usandık. Ama "onlar", her kimlerse, işlerini iyi yapıyorlar ve bizi söyletmeye devam ediyorlar.

Uğur Mumcu'nun kızı Özge Mumcu'nun yazısı okunmaya değer: http://t24.com.tr/yazi/bellegimde-mezar-taslari/6144

23 Ocak 2013

Kadroda Değişiklikler

Sezon başı kadro, ilk 5 hafta sonrasında şekillenmişti. O 5 haftada kaybettiğimiz puanlara yandığımızla kalmıştık... Görünen o ki ikinci devre de aynı filmi izleyeceğiz.  Kadroda değişiklikler olası: Gökhan Kaba ve Murat Kalkan ile de yollar ayrılıyormuş.

1 aylık kamp döneminde ne yapıldı? Şimdi gelen oyuncuların alışma dönemini mi bekleyeceğiz? Plansız programsızlığın daniskası!

Benim anlamadığım sabah bir sitede "M.Kalkan devre arası Konya'nın teklifini kabul etmedi, Demirspor'da kalmayı tercih etti" haberini okuyup, öğleden sonra "gitti gidiyor" haberini okumak... Bu nasıl habercilik?

Keza, başka bir futbolcunun gittiğini ve hemen yerine yenisinin alındığını öğreniyoruz. Demek ki yerel basın gelişmeleri ancak kulüp kapısının önünden alabiliyor; daha öteye gitmeye gücü yetmiyor.

Forvet sıkıntısı varken G.Kaba'nın gidişi kötü; Murat Kalkan ise sezon başı Osman Özdemir torpillisi olarak ilk 11'de yer buluyordu ve takımın en zayıf halkasıydı. Geçen senenin o mevkideki iyi ismi Keremcan onu kesmeyi başardı Mustafa Uğur döneminde. Gitmesi hayırlıdır. Ancak yerine kim alınacak, ne kadar para harcanacak, bunu bilmeliyiz. (Kulüp açıklama yaparsa öğreniriz sadece!)

Keza Lawal transferinden (oldu mu?) kulüp ne kadar para kazanacak/kazandı?

Kadro derinliğini altyapıdan gelen oyuncularla kursak fena mı olur? İlk devre yedek başlayıp oyunu değiştiren kaç isim oldu? Bu şansı/şansızlığı biraz da bizim çocuklara tanısak....

GS Üniversitesi Yangını

Dün gece Galatasaray Üniversitesi'nin tarihi binası yandı. Son dönemde o kadar çok olmaya başladı ki tarihi bina yangınları; artık sıradan olay haline geliyor. Bu ve benzeri yangınların klasik ihmal nedenleriyle olduğunu düşünmüyorum. Değerli arazileriyle bu estetik binalar, yerine daha çok rant dağıtacak yeni ucube binalara bırakmaya zorlanıyor.

Nedense elektrik kabloları, hatları hep bizim ülkenin tarihi binalarını yok ediyor. Siz başka ülkelerden bu tip haberleri duyuyor musunuz? Ya da yüce ecdadımızın fetihleriyle övünen cümleleri, neden ecdadımızın estetik işlerini kaybederken göremiyoruz?

Memlekette korumamız gereken değerlerin listesi bu kadar farklılık gösterdikçe, ortak bir dil tutturmamız zor görünüyor.

22 Ocak 2013

Patriotlar!

NATO'nun "vatansever" (patriot) füzeleri cennet vatanımıza teşrif ediyor! Füzelerin başında duracak yabancı askerler de onlarla birlikte, bizi daha iyi korumak için geliyorlar. Savunma amaçlıymış... Bir silahın, bombanın ne zaman savunma yaptığı görülmüş. 11 Eylül'den bu yana "en iyi savunma, saldırıdır" düşüncesine geçilmedi mi? Bizi savunmak için gelen onların vatanseverleri, gerçekten kimi koruyacak, kime saldıracak?

Partirotların Adana'da konuşlanması, memleket için büyük bir ayıp.

Lawal Hikayesi

8 Ocak'ta yazmıştım; Lawal çeşitli sitelerde İstanbul BB'in kadrosunda görünüyor diye. Ardından "Lawal satıldı mı" haberleri çıkmış ve Başkan da "hayır satmadık" demişti. Bugün gelen haberlere göre 700 bin euro'ya satılmış.

Başka bir takıma gitse, yanlışlık olmuş, diyeceğim ama takım aynı takım, para aynı para (hadi 100 bin fazla diyelim!). Yönetim, internete giren herkesin bildiği bu olayı, Adana'dan saklamak için elinden geleni yaptı. Tabii ki mızrak çuvala sığmadı. Bu durum hem yönetimin açıklamalarına güven olmayacağını, hem de transfer işini bilmediklerini birkez daha ortaya koydu.

Lawal'ın satılmasını istemiyordum ancak devre arasındaki gelişmeler bunun mümkün olmayacağını ortaya koydu. Takıma zarar verecek birinin kalması daha kötü olurdu.

Belli ki İBB çoktan futbolcuyu bağlamıştı; bizim yönetim biraz daha para koparır mıyız derdindeydi; başaramadılar. Yanlışlıkla başardıkları bir işi (iyi bir futbolcu transfer etmek) kendilerine yakışan şaşkınlıkla sona erdirdiler. Lawal hikayesi de böylece son buldu.


21 Ocak 2013

Samed Kartal

Samed Kartal, sezon başından beri performansına tek kademe ilerleme ekleyemedi. Hala kötü, hala isteneni veremiyor. Geçen yıl Fethiye formasıyla izlediğimiz Samed'den eser yok. Bu hafta da Bolu maçında topları iyi kullanamayarak pek çok atağı kesti. Takıma devre arasında gelenler bile onun kadar sırıtmadı sahada. Haftanın yoranı oldu.

Sorunu nedir, mevkisini mi beğenmiyor, aklı başka yerde mi; teknik ekibin bu oyuncuyu acilen kendine getirmesi gerekli.

Boluspor Maçına Dair

Devrenin ilk maçında Boluspor'a 1-0 yenildik. Golü yaklaşık 35 mt.den attığı şutla Ali Güzeldal kaydetti.

Takımın genel havası, ilk yarıdakinden farksızdı. Kampta ilk dönemin üstüne ekstra birşey konulmamış gibi görünüyor.

Ortada geçen maçta iki tarafın da pozisyonları oldu. Rakibin golden önce de uzaktan şutları oldu; Şener bunlarda başarılıydı ancak golde ileride yakalandı.

Yeni transferler Taha ve Luis fena gözükmedi. ancak ilk 11'de başlayan Samet yine bekleneni veremedi. İkinci yarıda oyuna giren Cavid ve Berkay, hiçbir fark yaratamadı. Luis tek forvet olarak yalnız kalırken, gol pozisyonları çoğunlukla duran toplar ya da Erçağ'ın kişisel mücadelesi ve zorlamaları ile geldi. İlk yarıda Özgür'ün tek bir isabetli ortası olmadı. İkinci yarıda Keremcan bu konuda daha iyiydi ama ceza sahasında çoğalamadık. Hüseyin, rakibin ataklarını kesmekte etkili ancak topu hücuma sokmakta başarısızdı. Erman, ilk yarıda verdiği hatalı ya da zamanında vermediği paslar ile birkaç atağı tek başına eritti.

Golü yedikten sonra, maçı çevirmeye dair bir çaba görünmedi futbolcularda. Son dakikada Erman'ın kafa şutunda Serdar başarılıydı. Genel olarak Juninho'nun ekikliği hissedildi.

İkinci yarıya puansız başlamak kötü oldu. zorlu bir fikstür var önümüzde ve takım hala bir iki kişinin performansına dayanıyor. Kampın olumlu bir katkısı olmamış görünüyor.




19 Ocak 2013

6 Yıl Oldu!



6 yıl oldu, hala buradayız ahparig!

Ogün'ler sizindir, yarınlar bizim...

Boluspor Maçı Öncesi

Boluspor'la oynadığımız sezonun ilk maçında da Lawal-Juninho ikilisi yoktu; sezonun ikinci devresi başlarken kırmızı-beyazlılar bu şansı yeniden yakaladı. (Gerçi bundan sonra Lawalsız olacağız gibi görünüyor)

İlk 5 haftada oynadığımız takımların en şanslısı Boluspor olabilir; çünkü 1 gün öncesinde teknik direktör değişikliği yaşamış ve yönetimi güven vermeyen bir takım olarak karşılarındaydık. Futbolcuların da bu ortamda kafalarını sahaya vermeleri zordu. Yine de başa baş bir mücadeleyle galibiyeti kaçıran taraf olmuştuk.

İlk maçta sahaya çıkan kadrodan Emre Hasan ve İrfan takımdan ayrıldı, Cavid 11'de yer bulamıyor; yeni isimler ilk kez yer buluyor.

Bu haliyle Boluspor bizi yeniden -ufak tefek de olsa- formda olduğumuz döneme göre değişik bir kadro yakalıyor. Şanslılar...

18 Ocak 2013

Lawal üzerine...

Lawal yetenekli futbolcu. İstediği zaman takıma üst düzeyde katkı koyabileceğini gösterdi.
 
Ancak çok da lakayıt. Futbol disiplini olmadığı izlenimi bırakıyor insanda. Bu nedenle Tavşanlı maçından bugüne değin Lawal'ın satılmasını istiyorum. Burada da -şu kadardan aşağı olmamalı ile başlayan, bir İstanbul takımına şu kadara transfer olmuş ile devam eden- polemikler devreye giriyor.
 
Lawal ile ilgili sorunları ortaya koyalım istedim.
 
-Mustafa Uğur Lawal konusunda başarısız olmuştur. Teknik adamın görevi sadece saha içinde ve antrenman sahasında değildir bence. Futbolcunun/talebesinin takıma bağlılığı, disiplini de onun görev alanındadır. Mustafa Uğur bana göre Lawal'ı yönetememiştir.
 
-Yönetim Lawal'ı ortalama bir fiyata dahi olsa satabilirse mali anlamda başarısız sayılmaz. Kendileri buldular, yoktan kaynak yarattılar sattılar/satabilirler. Olay bence bundan ibarettir. "Daha yükseğe satılırdı o", "Milyon dolarlar ederdi o" gibi düşünceler bence varsayımdan ibarettir. Hatta bana göre, "Lawal'a şu kulüp talip oldu, bu kulüp onu izlemeye aldı" tarzındaki haberler de duyuma dayanmakta, belirsizlik kendini beslemekte, gerçeği yansıtmamaktadır. Demirspor hep varsayımlardan kaybetmiştir.
 
-Yönetim Lawal'ın kampa gelmemesinden dolayı birinci derecede sorumludur. Futbolcu hiçbir yasal dayanağı olmamasına karşın kampa gelmiyorsa, yönetim futbolcu üzerinde ağırlığını hissettirememiş olmasından dolayı sorumludur.
 
-Ayrıca benim aklıma bir soru daha geliyor. Futbolcular bir ara birikmiş alacakları (vurgulayayım) sözleşmeden doğan alacakları ödenmediği için antrenmana çıkmadılar. Sonra bu sorunun aşıldığı söylendi. Sorun şu şekilde aşılmıştı. Bir miktar nakit ve yanlış hatırlamıyorsam Şubat ayı vadeli çek verildi futbolculara. Yani nakdi anlamda futbolcular halen hak ettikleri alacakları tahsil edememiş durumdalar. Varsayım olarak Lawal bu çeki kabul etmezse, bir ihtimal çeki iade ederse, protesto çekerse, bedelsiz olarak serbest kalabilir mi? Bence kalabilir. Böyle bir varsayım eğer gerçekleşirse yönetim başarısızdır, sorumludur gibi sözler gerçekten hafif kalacaktır.
 
Umarım futbolculara ödemeler yapılırken borcun bulunmadığına dair yazılı beyan alınmıştır kendilerinden. 

16 Ocak 2013

Başsağlığı

Adana spor ve basın camiasının müstesna isimlerinden Aytaç Pekkoçak'ı kaybetmenin üzüntüsüyle, tüm sevenlerine başsağlığı dileriz.

14 Ocak 2013

Devre Arasındaki Gelişmelere Dair...

İkinci yarı önümüzdeki hafta sonu başlıyor; devre arasını son birkaç yıla göre daha sakin geçirdik. Teknik direktör ve oyuncu değişiklikleri ile ikinci yarılara sıfırdan baştan başladığımız çok olmuştu. Bu kez görünüm daha derli toplu. Sevindirici bir gelişme...

29 kişilik kadro ile uzun süredir görmediğimiz şekilde gereksiz oyuncu sayısını azalttık. İlk yarıdaki eksikliğimiz kadro derinliğiydi; giden 5 oyuncunun yerine (ikisi neredeyse hiç oynamadı) forvete ve orta sahaya 2 transfer yapıldı. Henüz "derinliği" artırabilmiş değiliz ama kalite düşmedi; yeni transferler direkt oynayacak nitelikte.

Devre arasının gündemi Lawal gitti mi gidecek mi tartışmasıydı; Lawal'dan beklentimizi ikinci yarı azaltmalıyız; çünkü bu kadar dedikodunun ardından ondan iyi bir performans beklemek zor. Teknik ekibin futbolcunun kafasını yeniden sahaya döndürmesi şart.

Ancak eski bir alışkanlık olarak altyapı oyuncularımızı takıma monte edememek ve  yetişsinler diye başka takımlara göndermek işi devam ediyor. A2'nin golcüsü Muhittin K.Maraş'a gitmiş. A2'lerimizin final grubundaki rakipleri ve onların kadroları 2.lig'ten çok mu kötü durumda? Bugüne kadar yetişsin diye gönderilen hangi oyuncumuzu yetişmiş olarak geri aldık? Son 4-5 yılda, yakın bölge takımlarına giden tüm oyuncuların kaderi benzer oldu. Ferami Kuşçu akla gelen ilk örnek. Futbolcuların kendi gitmek istiyor olabilir ama onları burada tutacak zemini hazırlamak da yöneticilerin işi. Ne yazık ki kulübümüz kendi altyapısına mesafeli, hatta düşman!

Devre arası kampındaki iki hazırlık maçı galibiyetle sonuçlandı. Bu da sevindirici bir gelişme. İkinci yarının ilk haftalarında baş ve başaltı takımlarla oynayacağız; Ankaragücü maçına kadar zorlu bir fikstür var; takımın devreye ciddi başlaması ve en azından devre ortasına kadar bu disiplini bozmayıp yerini belli etmesi lazım.

12 Ocak 2013

Luiz Eduardo

Sözleşmesi feshedilen AlHassan'ın yerine forvete, Brezilyalı Luiz Eduardo transfer edilmiş. Geçen 3 sezonda Bulgaristan'ın Montana takımında forma giyiyormuş; 79 maçta 17 gol atmış. bu sezon başında Etar Veliko Tarnovo takımına transfer olmuş ve 8 maçta 2 gol atmış (http://www.transfermarkt.co.uk/en/luiz-eduardo/leistungsdaten-vereindetail/spieler_134242_24078.html).

Forvet bölgesinde eksiğimiz vardı, iyi oldu bu transfer. Gollerine bizde de devam etmesi dileğiyle...



10 Ocak 2013

Gündem Dışı: Sevindirici Gelişmeler!

Memleket gündemi, her an manipülasyona açıkken arada sızan ama görmezden gelinemeyecek önemli olaylar da yaşıyoruz. Anaakım medyanın çok üstünde durmadığı, gör denmediği için göremediği, genel gidişata pek uymayan gelişmeler...

Birincisi, fabrikalarındaki değişikliği ve kazanılmış haklarını geri vermek istemeyen Şişecam işçisinin, fabrikasını terk etmeyip mücadelesini kazanması; (http://www.sendika.org/2013/01/sisecam-iscisi-kazandi/)

İkincisi, bir süredir uslanmaz tavırlarıyla çok bilen "devlet büyüklerini" gıcık eden RedHack faaliyetleri. En son yılbaşında YÖK'ü hackleyip ardından üniversite kayıtlarını ifşa ederek toz kondurulmaz kurumların aslında nasıl çamur içinde olduklarını gösterdiler. (http://www.bianet.org/bianet/toplum/143432-bu-hesapta-ogrenci-yok)

Gündemin gerisinde bırakılan bu iki olaya selamlarımı göndermek istedim. Boyun eğmeyen, herkes gibi olmayan, tavrını koyan, hakkı için mücadele eden herkese selam olsun...

Lawal AFCON'da Yok

Önceki gün Lawal'ın Nijerya'nın Afrika Uluslar Kupası (AFCON) resmi olmayan kadrosunda yer aldığını duyurmuştum ancak goal.com'un haberine göre 9 Ocak'ta kesinleşen 23 kişilik listelerde Lawal yer almadı.

http://www.goal.com/en-ng/news/4687/2013-africa-cup-of-nations/2013/01/09/3631664/nigeria-announce-final-afcon-squad-of-23-players

Lawal genç bir oyuncu; AFCON için tecrübesiz bulunmuş olabilir; zaten daha önce Nijerya'nın U20 kadrosunda yer alıyordu. İleriki yıllarda milli takımda kendisine yer bulacaktır. Hazırlık maçlarındaki performansı da bunu ortaya koydu.

Bizim açımızdan hem avantaj hem dezavantaj olarak görülebilir. Eğer Lawal'ı satmayı düşünüyorsak, Lawal'ın AFCON performansı fiyatını katlayacaktı ve daha iyi bir meblağa satabilecektik. Bu açıdan dezavantaj. Ancak bu futbolcudan yaklaşık 1 ay faydalanamamak lig açısından kötü olacaktı; Avrupa'da birçok takım AFCON'a futbolcularını göndermek istemiyor. Tabii devre başına kadar futbolcuyu hala elimizde tutabilecek yönetim gücümüz varsa...

Lawal'ı satma fikri ve futbolcuda da gitme fikri bu kadar belirginleşmişken ondan sahada istediğimiz verimi almamız zor görünüyor.

Öte yandan Lawal'ın İstanbul BB kadrosunda görüldüğünü de duyurmuştuk; bu gelişmenin ardından haberads'de ve demirsporplatformu'nda konuyla ilgili haberler çıktı. Başkan'ın açıklaması, futbolcunun henüz satılmadığı yönünde. NTV Spor müdürü Devrim Çetin de bugün attığı twitte, Önder Serin'in İstanbul BB'nin teklifini az buldukları için kabul etmediğini yazdı.

9 Ocak 2013

"TFF'deki Resmi Site Adresimiz Yanlış"

Bu uyarıyı, aynı başlıkla 15 Eylül 2010'da yapmıştık (www.adanademirspor.net/2010/09/tffdeki-resmi-site-adresimiz-yanls.html). O günden bugüne değişiklik yok.

TFF'nin kulüp bilgileri kısmında, kulübün website adresi yanlış yazıyor. www.adanademirsporkulubu.org.tr olarak yazılan linke tıklayınca, doğal olarak, hata veriyor.

http://www.tff.org/Default.aspx?pageId=395&kulupID=3603

Kulübün websitesi yenilendi ve güncel tutuluyor; bu hatanın da giderilmesi için tekrar ses verelim. Bakalım iki yıl içinde bir gelişme olacak mı?!

8 Ocak 2013

Lawal, Nijerya'nın Kadrosunda; Ya Bizim?

futaa.com'un haberine göre Lawal, Nijerya'nın Afrika Uluslar Kupası resmi kadrosunda yer aldı. Listenin henüz Nijerya Futbol Federasyonu'nun onayını almadığı haberde ayrıca belirtilmiş.

http://www.futaa.com/football/article/afcon-2013-super-eagles-list-out



Öte yandan tr.eurosport.com'da Lawal, İstanbul BB'nin kadrosunda görülüyor. Demirspor, futbolcunun önceki kulüpleri listesinde yer alıyor.


Taha Yalçıner


Karşıyaka'dan orta saha oyuncusu Taha Yalçıner'i transfer etmişiz. Bu sefer tırnak içinde değil transfer kelimesi; fotoğrafını gördüm inandım. (Farklı sitelerde satırı satırına aynı haber metnini görmek ne kötü! Futbolcunun özgeçmişi, özel haber olarak sunulmaya da devam ediliyor.)

Her futbolcu transferinde söylediğimiz sözü tekrarlayalım; gelen futbolcunun bizi, taraftarı, tribünü, camiayı övmesini istemiyorum; sadece sahada işini yapmasını bekliyorum.

Taha'yı bu seneki maçlarda birkaç kez televizyonda ve Karşıyaka maçında da canlı izleme fırsatı buldum. Takımından mali sorunlar nedeniyle ayrıldı. Düzenli oynayan, hazır bir oyuncu. Tribünün seveceği türde hareketli biri. Emre Hasan Balcı'nın geçen yılki hareketli oyununu gösterebilecek durumda. Stili bana biraz eski Fenerbahçeli Tuncay'ı çağrıştırıyor; fuleli ama savruk, girişken ama aynı derecede sonuç üretici değil. Umarım takımla kısa sürede kaynaşır ve faydalı olur.



Taha, Fenerbahçe altyapısında yetişmiş ve 2007'de profesyonel olmuş.Muğla'da kiralık oynadıktan sonra KSK'ya geçmiş. 4 yıldır orada oynuyor. Çok takım değiştirmemesiş, istikrarı memnuniyet verici. Demirspor'a transferi onun ikinci büyük hamlesi; genç bir oyuncu, kendini göstermek için iyi bir fırsat var önünde.

7 Ocak 2013

demirsporlar.com

Geçen yıllarda başladığımız ancak bir süre ara verdiğimiz demirsporlar.com sitesine güncel bilgiler girmeye devam ediyoruz. Amatör kümelerdeki Demirspor kulüpleri hakkında maç sonuçlarını, güncel ve tarihi bilgilerini paylaşmaya, Demirsporlar geleneğinin izini sürmeye devam ediyoruz.

http://www.demirsporlar.com

6 Ocak 2013

"Adana Erkeğe ve Küfre Kesmiştir"

Pazar pasajı, 2006 yılında çıkan ve yakın zamanda 4. baskısını da yapan Behçet Çelik'in derlediği Adana'ya Kar Yağmış kitabından... Hazır 5 Ocak'ı anarken, Adana'ya dair hissiyatımızı yoklamak adına; kentin kadın hallerinden satırlar; Neslihan Cangöz'ün "Adana Erkeğe ve Küfre Kesmiştir" yazısından:

"Mayıs'tan itibaren başlayan sıcaklarda, bir şehir efsanesi gibi gerçek sıcaklığın aslında 45'in üzerinde olduğu ama infial (!) yaratmamak için anons edilmediği söylenirdi. Sanki spiker 50 derece dese Adanalılar o sıcakta yerinden kalkacak da panik yaşayacak! Bu sıcaklar üstümüze sine, hareketlerimizi yavaşlatır. Ben de dahil hiçbir Adanalı çok hızlı konuşmaz mesela. Veya caddelerde insanlar, arabalara meydan okuyarak, yavaş yavaş yürüyerek karşıya geçer.

Kadınların kılık kıyafeti de diğer sıcak taşra şehirlerinden farklıydı Şehir merkezinde kadınlar sütyenlerinin belli olmasına aldırmaksızın, kolsuz askılı elbiselerle, çorapsız, açık ayakkabılarla Kilis Pazarı'na, serin Taş Mağaza'ya, Büyüksaat yakınındaki Zaimoğlu'na alışverişe giderlerdi. "İzmirli kızlar" kıvamında genellemelerden korkarım ama bizlere "açık saçık" giyinmek doğal gelir.  (...) Aklımda kalan esmer, tombul kollu, göğüs çatalı terlemiş Adanalı kadınlar görüntüsündeki açık saçıklık, hafifmeşreplikten çok o meşhur Adana sıcağının dayatmasıydı. (...)

Burma bilezik ve altın zincir kadınların ziynetinden çok kollarından eksik olmayan benle gibiydi. Mutlaka 22 ayar, kıpkırmızı olacak ve düşük ayarlı olanlar bakır muamelesi görecekti. Düğünlerde altın takılması bir zorunluluk ama ev görmeye giderken veya hasta ziyaretlerinde kolonya-havlu ikilisi yerine zavallı hastanın geceliğine Reşad, sonraki yıllarda Cumhuriyet altını takılması başka hangi şehirde normal karşılanır? (...)

Kadınlar her yerde küfrün doğal nesnesidir de, Adana'daki bu kendiliğindenlik, bu her cümlenin içine serpiştirme, bu yaratıcılık, canlı cansız, kıpırdayan, kıpırdamayan her şeye küfretme hali her yerde bulunmaz! (...) Erkekler küfrederken adeta herkesin kendine ait farklı bir dini, imanı, kitabı hatta Allah'ı varmışcasına 'Allaana kadar' işi uzatır. (...) Asana aslında erkeğe ve küfre kesmiştir. Çabuk öfkelenen ve küfrü basan erkeklere karşılık kadınlar da alttan almak, bazen görünmez olmak, erkekleri sinirlendirmemenin yollarını bulmak gibi hayat kurtaran bilgileri pek erken öğrenirler"
(syf, 373-3745)

5 Ocak 2013

5 Ocak Kutlu Olsun!

5 Ocak 1922'den bu yana bağımsız! Adana'nın 91. kurtuluş yıldönümü kutlu olsun! Darısı Adana'yı içeriden yiyip bitirmeye çalışanlardan kurtuluşa...

4 Ocak 2013

A2 Oyuncularımız Milli Takım Seçmelerinde

A2 takımımızdan 5 oyuncu, kaleci Emre Selen, savunmada Ali Osman Antepli, Mertkan Köziğ ve hücumda Muhittin Tümbül ve Yunus Ünsal, TFF Bölge Karmaları Oyuncu Etkinliği'ne davet edildi. Oyuncularımız Adana Karması formasıyla, Ankara , İstanbul ve D.bakır/Malatya karmalarına karşı oynayacak. Side/Antalya'da  düzenlenen etkinlikte milli takım teknik direktörü Abdullah Avcı da hazır bulunacak.

Gururumuz gençlerimize başarılar diliyoruz.

Mehmet Yılmaz "Transferi"

Adana Demirspor'da transferler, menajerlerin yöneticileri kandırması üzerine kuruludur. Türkiye'nin pek çok kulübünde böyle ne yazık ki. Takımların transfer politikaları, transfer ekipleri, net bütçeleri olmadığı için, ya teknik direktörün elindeki menajer-oyuncu dosyasından "akşam hangi filmi izlesek" dercesine, güya tanıdığı-bildiği futbolcu seçilir ya da menajerin koltuğunun altına kıstırıp getirdiği ve bohçacı kadın edasıyla önümüze serdiği dosyadaki isimlerden biri ya da birkaçı seçilir. Futbolcuya giden kadar menajerlere paralar gider.

Menajer, yöneticileri kandırdığı gibi, oyuncusu hakkında kamuoyu yaratmak için medya temsilcilerini de kandırabilir.

Yöneticilerimizin transfer konusundaki şaşkınlıklarını anlıyorum da bizim yerel medyanın ya da ona alternatif olarak kurulan haber sitelerinin bu kadar kolay yönlendirilmesini anlayamıyorum.

Mehmet Yılmaz "transferi"ni kolaylıkla duyuran, olmuş bitmiş gibi yapan, hatta oyuncunun özgeçmişini sanki özel habermiş gibi yayınlayan siteler neredeyse 12 saat içinde önce görüşmelerin devam ettiğini, sonra da transferin yattığını duyurdu. Büyük ihtimalle kandırılan yöneticilerin uçurduğu haberlerin gazabına uğradılar. Habersiz günlerde, manşetleri doldurmak için kolaycılığa kaçtılar. Yazık...

Futbolcu transferinde, imza atana hatta antrenmana çıkana kadar hiçbir habere inanmıyorum. "Görüştüler, tokalaştılar, selamlaştılar, küstüler, konuşmuyorlar, olabilir, listede, kıskaçta, dirsek temasında" diye biten hiçbir cümleye de...


3 Ocak 2013

A2'nin Golcüleri

Yılın ilk iyi haberi A2'lerimizden geldi; son maçta Urfa'yı 4-1 yendiler ve 47 puanla aynı puandaki Antalya ile birlikte grubu ilk ikide bitirerek Final Grubu'na yükseldiler. Yine kendi alanlarında futbolun zirvesindeki takımlarla mücadele edecekler.

Geçen yıl da U18'de benzer başarıyı gösteren 94'lü kuşağımıza iyi sahip çıkmamız gerekiyor. Bu ekipten profesyonel yapılan Muhittin Tümbül, 22 maçta 11 gole ulaştı. Böylece tek başına gruptaki K.Maraş Belediyesi kadar gol atmış oldu Muhittin! 48 golümüzün pay sahipleri arasında Yunus Ünsal, 10, Yusuf Kemal Atalay 8 ve Recep Çoban da 8 golle öne çıkıyorlar. Forvet sıkıntısı çektiğimiz şu dönemde bu oyuncular bu sayıların yarısına 1. lig'te ulaşamazlar mıydı?

Keza savunma ve orta sahada Mertkan, Ali Osman, Mehmet istikrarlarıyla göz dolduruyorlar.

Gelecek yıl, sadece TFF zorunlu kıldığı için değil, kendi kaynaklarımız kullanmak ve parayı sokağa atmamak için bu isimlerden en az ikisinin düzenli şekilde kadroda, hatta ilk 11'de yer alması gerekiyor.

A2'lerimize şampiyonluk yolunda başarılar diliyorum; hepinizle gurur duyduğumuzu bilin istiyorum!