Ana içeriğe atla

Döndüğünüze Göre Kulak Veriniz Osman Hoca...

Osman Hoca'nın gelişine fazlasıyla sevindik. Çünkü skordan daha da önemli olan bizler gibi hisseden insanlar ile çalışmak idi. Bir futbol takımı ile bir camiayı birbirinden ayıran en önemli şeylerden biridir camianın hislerinin olması. Biz de bu duygular ile diğer taraftarlar gibi çağrımızı yaptık ve Demirspor'u istediğimiz kişiye emanet ettik.

Ancak duygular ile hareket etmek kısa vadede sonuç verirken uzun vadede hep mantık kazanır. Mantık ile duygu birleşir ise başarı kaçınılmazdır. Bu nedenle artık duygunun yerini mantığın almasını temenni ediyoruz.

Bu noktadan sonra yapılması gereken çok önemli şeyler var.

1-Futbolculara ruhsuz diyerek ayrılan bir teknik adam döndüğünde takımına neşter vurmaz ise o takımın tüm futbolcularını töhmet altında bırakmış olur. Unutmayalım sadece ruhsuz demedi Osman Hoca, emek hırsızı da dedi futbolculara. O halde kimse o hırsızlar onlarla yolların bir an önce ayrılması gerekir. Yoksa bu itham tüm futbolcuların üzerinde yük olmaya devam edecek.

2-Osman Hoca'nın haklı olduğu noktalar vardı sezon içindeki isyanlarında. Özellikle taraftara karşı federasyonun ve takıma karşı hakemlerin tutumu açısından. Bu gerekçeler ile abartmıyorum en az 10-11 puanımız çalındı. Ancak bu husus bir şeyi gölgelememeli. Hakkımızın yendiği maçlar Demirspor'un tek kale oynadığı, rakibe baskı kurduğu, hakimiyetini kabul ettirdiği maçlar da değildi. Hakkımız yenmeseydi de maç sonuçları değişmeyebilirdi. Çünkü takım savaşmıyor. Bu nedenle Osman Hoca artık isyan psikolojisinden sıyrılmalı ve kendi hatalarına odaklanmalı. Aksi takdirde iyi makyaj ile ancak kendimizi kandırırız.

3-Takımımızın kondüsyonuna ilişkin ciddi şüphelerim var. Bu takım Denizli'ye karşı golü attıktan sonra birden şalter indi. Topçular oynamamaya başladı. Aynı şeyi Erciyes maçında da gördük. Koşmuyor takım. Karşıyaka ve Samsun maçlarında en az 30 dk. sahanın her alanında basan ve diğer kısımlarında da topa hakim olup güzel pas yapan bir takım vardı. Bu takım şu anda sadece idare ediyor. Rahmetli Bekir ÇINAR gibi göbekli ama toptan anlayan futbolcularımız var. Anıl gibi. Özgürcan'ın motivasyonu sıfırın altında. Gücü de öyle görünüyor. Yedek forvetimiz yok. Hüseyin Kala, hiçbir şey yapmasa adrese teslim orta yapıyordu, o da gitti. 

4-Takımımızın futbol sistemini ben çözemedim. Kalecimiz sürekli topu ceza sahasının yakınındaki oyunculara veriyor ve oyun kurmasını bekliyoruz ve bu süreçte baskı yiyor, top kaptırıyoruz ve gol yiyoruz. Bunu defalarca gördük ve işin kötü yanı görmeye devam ettik. Aynı hatalı taktik maç içinde dahi iki kez yapılır, tutmuyorsa değiştirilir. Biz maçlar boyunca hatalarda ısrar ediyoruz.

5-Oyuncu değişikliklerinde -Attamah, Burak ve Pote'yi saymıyorum onlar hep dinç- dinç olduğunu düşündüğümüz diğer adamlar kenara alınıyor. Kenardan gelen de katkı koyamıyor. O halde neden bu değişiklik yapıldı diye kendimize anlatmak durumunda kalıyoruz.

6-Defansımız nal topluyor. Pote ve Burak olmasa küme düşme potasındaydık. Hatta Pote olmasa daha çok gol yerdik. Adam defanstan top çıkarıyor. 

Osman Hocam duruşunuz için teşekkür ederiz. Umarız bu hataları gidermek için gereken önlemleri alırsınız. Sizden ricamız taraftara kulak vermeniz. Dileriz sezon sonunda sonuç ne olursa olsun ne güzel savaştık ama diyebiliriz. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ