Ana içeriğe atla

Şimşekler Grubu'nu Destekliyoruz

Konya'daydık, Güngören maçında. Grubun hemen yanı başındaydım. Sıcağın ve stresin de etkisi ile olacak bir taraftar bıçağını çekiverdi. Sipsivri idi ucu. Güneşte pırıl pırıl parlıyordu. Sağa sola bilinçsizce sallıyordu. İnsanlar arka sıralara birbirlerini ezerek kaçıştılar. Ölmek vardı ucunda, yaralanmak vardı. Göksel TEL gitti, adamın bileğine yapıştı. 
Emin olamadığımız konular oluyordu Şimşekler Grubu'nun aksiyonlarına ilişkin. Doğruyu bulmaya, anlamaya çalışıyorduk. Adres Adem TEL idi. İki saatten az konuşmuyorduk onunla. Tribünde sadece birkaç kişiydik biz ama doğruyu bulma adına saatlerce tartışabiliyorduk.

Kağıt bilet dönemleriydi. Karaborsa bilet satan birkaç kişiyi yakaladıklarını gördüm Şimşek Büfe'nin önünde. Yüzünde koca koca tokat izleri vardı. Öyle bir dövdüler ki onu bir daha Demirsporlu'nun hakkını gasp edemeyecekti.

Türkiye Kupası'nda Rize ile eşleştik. Deplasmanda 2-1 yenildik onlara. Parası yoktu cebinde. Adana'dan otostop ile Rize'ye gitti Ramazan ÖLÇER. Maç bitiminde yağmur yağdı. Şimşekler Grubu pankartı ıslanmış 30 kg. olmuştu. Sırtında otobüs bulana kadar çektiğini kimse çekmemiştir.

Herhangi bir maça girmiştik herhangi bir zamanda. Maç daha başlamamıştı. Tribünler organize halde küfür ediyordu. Sonra bu yukarıda belirttiğim adamlar girdi tribüne. Küfürsüz, bize yakışan şekilde, coşkulu, şen şakrak izledik maçlarımızı. 

Demem o ki; bugün tribünde olaylar daha az ise, küfür daha az ise, daha fazla kadın taraftar varsa tribünde, daha kolay eleştiriliyorsa Şimşekler Grubu, tamamıyla kendileri sayesindedir. Kendileri yüzündendir. "Şimşekler Grubu" kolay olunmuyor. 

Her zorluğun her mücadelenin içinde onlar var. Maçlarda bağırmayan maraton ve diğer tribünler bu gün Grubun performansı kötüydü veya iyiydi diye yorum yapabiliyor. Biz de yapıyoruz eş zamanlı. O mücadelenin içinde olmadan mücadele edenlerin mücadele tarzını eleştiriyoruz. 

Evet hepimizin yaşam tarzı farklı. Evet biz bıçağın üstüne atlayamayız, direklere çıkıp tezahürat yaptıramayız ama biz federasyona, spor büroya, yanlışı yapan kim varsa ona karşı savaşabiliriz. Kolay olan klavye başında grubun hareketlerini sorgulamak. Zor olan tasvip etmediğimiz protestolarının kaynağına ses etmek. 

Bağır Demirsporlu. Harekete geç. Ses ver. Bırak şu klavyeyi, giy formanı ve Demirspor için mücadele et. O mücadele sonrasında biz yine biz bizeyiz. Sokaklar bizim, klavye bizim, tribün bizim. Yine yeriz birbirimizi mesele değil.  Bugün Şimşekler Grubu ile birlikte hareket etme zamanıdır. Onlarla birlikte Demirspor için zor olanla savaşma zamanıdır.

Şimşekler Grubu'nun protestosunu destekliyor ve onlara saygı duyuyoruz. Ancak bu protestoları yetmez. Hep birlikte daha fazlasını yapmaya çağırıyoruz.

Biz birlikte iken biziz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beşiktaş: 3 - Adana Demirspor: 3

 Demirspor bu; her an her şey mümkün. Oyuncular değişse de hem dibe vurup hem son saniyeye kadar heyecan yaşatmak geleneği değişmiyor.  İstanbul'da İnönü'de 3-0'dan maç çevirmek büyük iş. Takımın gerçek gücünü gösterdiği, belki de sezona merhaba dediğimiz maç oldu... Balotelli beklediğimiz patlamayı yaptı; İstanbul' da olması tesadüf değil. İlk yarıda acemice hatalar, Sinan ve Ferhat'ın dağılması, rakibin dalga dalga gelişini durduramamak can sıktı. Aslında kötü değildik ama rakip çok iyi başladı. İkinci yarı başında 3. Golü de yiyince moraller bozuldu. Ama işte Demirspor bu! Yaptı yapacağını... Rakibin oyuncu değişikliklerini lehimize çevirdik. 60. Dakikadan sonra Vargas ve Balotelli'nin şutları son dakikaya kadar umudu taşıdı. Assombalonga'nın dokunuşuyla 1 puana uzandık. Tebrikler, teşekkürler takım; devamı gelsin... 

Karagümrük: 4 - Adana Demirspor: 0

 Kötü başladığımız lige daha da kötüye giderek devam ediyoruz. Çok net bir yenilgiyle gerçeğin tokatını yedik: Sorun Samet Aybaba'da değildi.  Balotelli'yi kontrol altında tutsun diye gelen İtalyan hoca, 15 günde takımı daha iyi hale getirmek yerine tamamen dağıtmış. Çok kötü bir oyunla farklı bir yenilgi aldık ve umarım bu alınan yanlış kararların geri dönüşü için bir dönüm noktası olur. Bir kişinin keyfiyle takım yönetilmez! 

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ