30 Temmuz 2011

Yönetime Destek?

Taraftar Derneklerinin yaptıkları açıklamalardan sonra, geçtiğimiz gün Adem Tel ve Telat Şahin, Ergun Kara'nın konuğu olarak 1 saati aşkın sürede Demirspor'daki durumu değerlendirdiler; yapıtkları açıklamanın detaylarını anlattılar. (Şu linkten program izlenebilir: http://www.youtube.com/watch?v=GqUnCVVFByY)

Programın sonunda, yapılan açıklamaların yönetime eleştiri olarak algılanmaması istendi ve Demirspor yönetimine sahip çıkıldı. Peki Adana Demirspor yönetimi kim?

Cezaevindeki Tuncel mi, konuyla ilgili hiçbir açıklama yapmayan Levent Özveren mi?

Sesi sedası duyulmayan, varlığı yokuluğu bir yönetimkurulunun diğer üyeleri mi?

Yoksa dün imza töreni düzenleyen Bekir Sıtkı Özer mi?

Taraftarın yaptğı açıklamaların sonrasında gelişen olaylar, gitmeleri istenen kişilerin, Demirspor'u aslında gerçekten yönetenler olduğu ortaya çıkıyor. Geçen iki günde şunlar oldu:

Taraftarların istifasını istediği Bekir Sıtkı Özer, 2.Başkan sıfatıyla altyapıdan profesyonelleştirilen oyuncuların imza töreninde boy gösterdi. (Aslında yönetim benim mesajı verdi.)

Takımdan ayrılması istenen Tanıl ve Ahmet Çenet, suçlamaların asılsız olduğunu ve kendileriyle ilgili yapılan eleştirilere karşı yeni Spor Yasası uyarınca mahkemeye gideceklerini söyledi.

Teknik direktör Ali Güneş'ten herhangi bir açıklama yok; söylenenlere göre futbolculara biz başarılı olursak taraftar susar diyormuş.

Sonuçta taraftarın yaptığı açıklamalar, muhataplarınca dikkate alınmadı. Bekir Sıtkı Özer, Tanıl ve Ali Güneş yerli yerinde duruyor. Gideceklerine ya da gönderileceklerine dair hiçbir emare yok.

"Yönetim" bu kişilerle ilgili harekete geçmediğine, tersine hala yerli yerinde durduklarına göre, "yönetim" kim oluyor?

Adana Demirspor'da bir yönetim zaafı vardır. Demirspor'u kimin yönettiğini bilmiyoruz. Görünen o ki gitmesini istediğimiz kişiler, Demirspor'un asıl yöneticileri. Bu durumda "bu kişiler gitsin ama yönetime destek veriyoruz" cümlesi boşluğa düşüyor.

Ne yazık ki Demirspor'un başkanları, o koltukta oturan, o sıfatı kullanan kişiler değil, kulislerde işler çevrenlerdir. Hedef, o kulisleri ortadan kaldırmak olmalıdır.

27 Temmuz 2011

Değişim Gerekli

Önceki günkü açıklamanın en önemsediğim kısımları şurasıydı:

"Kulübü içerden karıştırma,futbol takımında adamcılık, masör-personel gibi kulüp çalışanlarından bazılarının yetkisini aşıp gizli işler çevirmesi, menajerlere verilen tavizler, bazı hocaların sorumluluğunu kötüye kullanması, bazı futbolcuların Adana Demirspor’a geldikten sonra değişip çok rahat hareket etmeleri ve GRUPLAŞMAYA neden olmaları bunlardan başlıcalarıdır ve bu zihniyetler yıllardan beri DEMİRSPOR’UN kanayan yaralarıdır…"

Blogu önceki yazılarında çokça değindiğimiz, özellikle geçen sezon boyunca vurguladığımız meselelerdi.

Adana Demirspor, değişmek zorunda. Kulübün içine sinmiş parazitlerle gelişip büyümemiz mümkün değil çünkü...

Halihazırda büyük bir yönetim sorunumuz var. Yeni Başkan ortalardaa yok, gelişmeler onsuz ilerliyor. Bilindiğ igibi, eski başkan Mustafa Tuncel, ihaleye fesat karıştırmak iddiasıyla yargılanacak. Aytaç Durak'la giriştiği kavgadan kolayca çıkamayacağı belliydi. Açıkçası ben pek rahatsız olmadım bu gelişmeden, beklenen oldu. Bu gelişmeyi, Adana'nın ve Demirspor'un yenilenmesi için bir fırsat olacağını umuyordum. Ama onsuz devam eden Demirspor'un da karışacağı daha şimdiden belli oldu.

Yıllarca tek adam mantığına sığınan düzenimizin bozulması, fırsat kollayanları harekete geçirdi. Şimdi kendi düzenlerini kurmak isteyecekler. Buna karşı çıkmak zorundayız. Onların düzenine karşı, kendi Demirsporumuzu, taraftarın Demirspor'unu savunmak zorundayız.

Adana Demirspor taraftarı, bu gidişatta söz almaya başladı. Grubun ardından, Adana Demirsporlular Derneği de benzer içerikte bir açıklama yaptı. Bu akşam iki derneğin liderleri, Kanal A'nın Spor Extra programında, saat 1930'da gelişmeleri bir kez de televizyon ekranında değerlendirecekler.

Değişim gerekli. Değişimin, bizim istediğimiz yönde olması için mücadele devam!

26 Temmuz 2011

Bu Kadar Ucuz Mu ?

Lütfi Tanıl Özer; 2010-2011 sezonunda sadece Kırıkhanspor ile oynanan kupa maçında oyuna yedekten girdi. 2009-2010 sezonunda ise sadece 10 maçta oynadı. Gençlerle devam edilen sezonda bu kadar az forma şansı bulması manidar. Bu takımda iki sezonda 60 maça yakın oynayan o kadar oyuncu varken bu şekilde kariyerinde en ufak bir parlama yaşamamış kişiye verilen para takımdaki düzenli oyuncular ile aynı hatta çoğundan fazla bile. Değil bu adama o paraları vermek takımda tutmak bile yanlış oğlu yanlış.

Yıllardır hep aynı seneryoyu izleyip duruyoruz. Ama bu senaryo ilk defa bu kadar fütursuzca ortaya konuyor. Kimin parasını kime veriyorsunuz? Demirspor sizin ve akrabalarınızın ekmek kapısı mı ? Eğer akrabalarınızı kollayacaksanız kendi servetinizden bağışta bulunun.

Ve tüm bunlara göz yuman başka antrenörler ile görüşülürken istifa bile etmeyip sonuna kadar burada kalmanın mücadelesini veren Ali Güneş. Sen nasıl geçen sene bir maç bile oynatmadığın adamla bu şekilde sözleşme yapılmasına göz yumuyorsun.

DEMİRSPOR BÜYÜK CAMİADIR. ONA BU BÜYÜKLÜĞÜ VEREN GEÇMİŞTEKİ ŞEREFLİ OYUNCULARI, YÖNETİCİLERİ GEÇMİŞTEN BU GÜNE YÜCE TARAFTARIDIR. MUHARREM GÜLERGİNLER, MAHMUT KARABUCAKLAR, HACI DÖNERLER,MUHAMMMET KAYMAKLAR, BEKİR ÇINARLAR Ve DİĞERLERİ...
ONLAR BU TAKIMA PARALARINI, ZAMANLARINI, EMEKLERİNİ, ALINTERLERİNİ, CANLARINI VERDİLER. SEN BEKİR SITKI ÖZER SEN BU TAKIMA NE VERDİN ?

DEMİRSPOR TARAFTARI BU İŞİN TAKİPÇİSİ OLMUŞTUR. BUNDAN SONRADA OLMAYA DEVAM EDECEKTİR. ALİ GÜNEŞ, BEKİR SITKI ÖZER, TANIL 5 OCAK STADINDA MAÇ İZLEMEYE SAHAYA ÇIKMAYA O PROTESTOLARA GÖGÜS GEREBİLMEYE CESARETİNİZ VAR MI ? VARSA GÖRELİM...

25 Temmuz 2011

Şimşekler Grubu Basın Açıklaması

Şimşekler Grubu, kulüpte son dönemlerde gerçekleşen can sıkıcı olaylara dair bir basın açıklaması yaptı. Açıklamanın en dikkat çekici noktası, "Biz Adana Demirspor Taraftarları Bekir Sıtkı Özer,Ali Güneş ve Tanıl’ı ADANA DEMİRSPOR’DA İSTEMİYORUZ!!!" cümlesi oldu. Tam metin şu şekilde:

"BÜYÜK ADANA DEMİRSPOR TARAFTARININ DİKKATİNE


Tüm Adana Demirsporluları rahatsız eden gelişmelerden sonra sessizliğimizi
lişmelerden sonra sessizliğimizi ve sakinliğimizi bozma kararı aldık. Çünkü, asli görevlerimizden birisi de Adana Demirsporluları bilgilendirmektir.


Önce şunu belirtmeliyiz ki; geçen aydan bu yana kötü bir süreç yaşadık ve yaşıyoruz.Bu süreçte Adana Demirspor Başkanı Mustafa Tuncel tutuklandı.Başkanımızın bu durumu hepimizi üzmüştür. Tek temennimiz en kısa zamanda kulüp başkanlığı görevine geri dönmesidir. Sayın Tuncel’in yokluğunda Adana Demirspor için hayati önem taşıyan KALICI GELİRLER sekteye uğramıştır. Kalıcı gelirlerin hayata geçeceği ve önemli transferlerin yapılacağı bir zamanda bu durumun yaşanması da manidardır.

Geçen yılda zaman zaman basında dile getirdiğimiz gibi Demirspor’da BAZI ZİHNİYETLER artık değişmek zorundadır.Yoksa başarının gelmeyeceği gibi, kulüp olarak çağdaşlaşmamız mümkün olmayacaktır.

Peki nedir bu zihniyetler? Kulübü içerden karıştırma,futbol takımında adamcılık, masör-personel gibi kulüp çalışanlarından bazılarının yetkisini aşıp gizli işler çevirmesi, menajerlere verilen tavizler, bazı hocaların sorumluluğunu kötüye kullanması, bazı futbolcuların Adana Demirspor’a geldikten sonra değişip çok rahat hareket etmeleri ve GRUPLAŞMAYA neden olmaları bunlardan başlıcalarıdır ve bu zihniyetler yıllardan beri DEMİRSPOR’UN kanayan yaralarıdır…

İşte kulüpte yaşanan son 2 örnek durumun ne kadar VAHİM olduğunu gözler önüne seriyor.


1.si Adana Demirspor Kulübü 2.Başkanı Bekir Sıtkı Özer’in geçen sezonda girişimde bulunduğu gibi,YİGENİ TANIL için ADAMCILIK yaparak 150milyara sözleşmeye imza attırması


2.si ise Teknik Direktör Ali Güneş’in geçen sezon kadrosunda istemeyip hiç forma vermediği Tanıl’ı U DÖNÜŞÜ yaparak kadrosuna alması ve bu imzaya onay vermesidir.


Dış transferde etkili olan ve makul fiyatlarla anlaşan sportif direktör Ercan Aslankeser bu yanlışlara karşı çıkıp tavır koyunca; aynı 2 şahıs tarafından iç transferde etkisiz hale getirilmiş ve kulüp YÜZLERCE MİLYAR zarara uğratılmıştır.

Basından takip ettiğimiz kadarıyla ve eğer ki doğruysa; geçen sene hiç forma giymeyen Tanıl’ın sözleşmesini Kulüp Başkanı Sayın Levent Özveren henüz imzalamamıştır.

Yaşanan bu gelişmelerin de gösterdiği gibi Demirspor’un çıkarları yine HİÇE SAYILMIŞTIR. Bekir Sıtkı Özer ve Ali Güneş kendi çıkarları doğrultusunda kulübün onurunu düşünmemiştir. Adana Demirspor yine kullanılmış ve Demirspor’un büyüklüğü bir kez daha yara almıştır.

Bu saatten sonra kesin ve net bir şekilde KARARIMIZ ŞUDUR;Biz Adana Demirspor Taraftarları Bekir Sıtkı Özer,Ali Güneş ve Tanıl’ı ADANA DEMİRSPOR’DA İSTEMİYORUZ!!! Bu 3 şahıs bavullarını toplayıp Adana Demirspor’dan en kısa zamanda gidene dek mücadelemiz sürecek ve TEPKİMİZİN DOZU ARTACAKTIR…

Sayın Levent Özveren ve diğer yöneticilerimizden beklentimiz ise taraftarın gösterdiği bu hassasiyete duyarsız kalmayıp adı geçen şahıslara karşı AYNI KARARLILIĞI GÖSTERMELERİDİR.

Onların Demirsporumuzu layık olduğu yerlere getirmek adına verecekleri onurlu mücadele, taraftarların kendilerine sevgi-saygı ve güvenini arttıracak, YÜZBİNLER ONLARLA BİR OLACAKTIR…

Adana Demirspor üzerine KİRLİ HESAPLAR içinde olan şahıslar unutmasınlar ki; bu kulüp kimsenin BABASININ ÇİFTLİĞİ DEĞİLDİR. ADANA DEMİRSPOR HALKINDIR, TARAFTARININDIR…

BİZLERDE ŞİMŞEKLER GRUBU OLARAK O TARAFTARIN SESİ VE YÜREĞİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ…

SAYGILARIMIZLA"

20 Temmuz 2011

Yaz Havası

Geç gelen yazın birden bastıran boğuculuğunda, tek nefes aldıran an U13'lerimizin başarısıydı. Finale kadar yenilgisiz gelen Demirspor, finalde Galatasaray'a yenildi.
(fotolar:tff.org.tr)

Daha 13 yaşındalar ama kocaman bir camiayı finalde temsil etmenin sorumluluğu omuzlarında. Daha kolları bacakları, futbolun sertliğine şiddetine bile uygun değil sanki; düşünsenize, sadece 13 yıl önce doğmuşlar. Bizim efsane diye andığımız Demirsporlular, onlar için mitolojik birer öğe. Bizim eskidi dediklerimiz, onlar için ne? Bizim yaşadığımız az sevinçler ve çokça sıkıntılar, onlar için yok. Olmasın da. Onlar yeniden başlasın ve yeniden yazsınlar bu kulübün tarihini. Bildiğimiz herşeyi bize unuttursunlar.

Onlar, bu noktaya kadar geliyorlarsa demek ki fiziğin-kasın kuvvetin ötesinde bir dünyanın içindeler. Onlar ve diğer altyapı oyuncularımız, 14'ünden 18'ine hepsi bu yıl çok iyi iş çıkardı. Bizi hep finallere taşıdılar. Ama biz onları finlae taaşıyabilecek miyiz? Takımımızı bu alt kategorilerde final görmüş oyunculardan kurabilecek miyiz? Bugüne kadar olmadı, bundan sonra olacağına dair de hiçbir emare yok.

-0-

Yaz havası boğucu. Aslında biraz futboldan uzak kalsak ne iyiydi. Ama olmadı. Şike iddiaları, tutuklamalar, içeri giren başkanlar... Nasıl bir oyunun içinde olduğumuzu bize hatırlattılar. Bu oyunu sevmek gerçekten zor. Fiziğin, kasın kuvvetin, paranın ve gücün ötesinde birşeylere sahip olmak gerekli.

Kendini sevdirmemek için elinden geleni ardına koymayan bir memleketin, her alanına sinmiş bu boğuculuk. 30 yıldır bitmeyen/bitirilmeyen bir savaşın aldığı canlar... El bombaların, uçakların, ölenlerin, öldürülenlerin, hamasetin bitmediği bir dilde, sınırda, bucakta yaşayan yetişen gençlerin birbirini anlamasını, birbirine saygı duymasını beklemek ne kadar zor. Bu memlekette 13-15'inde şampiyonluğa koşanlar, sokaklarda oynayanlra, 20'sinde-21'inde ölüme koşuyor; ya da bu oyunun ortasına bırakılıyor, bırakın koşmayı kaçacak yer bulamıyor.

Yaz havası, boğucu. Nefes almak ve dünyayı döndürmek için çok fazla güç gerekli. Nefes alınacak alanlar yaratmak... Elimizden gelen sadece bu.

12 Temmuz 2011

Temizlik

Futbolun kendini, takımlarımızdan daha çok sevmediğimiz sürece, iyi bir oyun izleme şansımız yok. Futbolun gerçekten futbol olması için, takımlarımızın çıkarlarından önce oyunun önceliklerini düşünmemiz gerek. Temiz bir oyun, temiz bir yaşam gibi, kendine dair sorgulamayla mümkün.

Gerçekten temizlenmek mümkün mü? En azından çabalayabiliriz. Başarı olsun da nasıl olursa olsun diye yoal çıkarsak duvara toslamaya mecburuz.

Örneğin, biz, Demirsporlular; para versin de ne olursa olsun diyerek bize sahip çıktığını iddia edenlere, "olmaz" diyebildik mi? Yöneticilerin, menajerlerin, futbolcuların camianın önüne geçmesine engel olabildik mi?

Ama bunun için çabalıyoruz. Elimizden gelenleri, daha güçlü biçimde yapmamız gerekli. En son olaylar: Çok kere bu sitede bahsettiğimiz, yöneticilerin kafasına göre at oynatmaması meselesi... Gayet somut şekilde-bağıra bağıra, gözümüzün içine soka soka, "benim oyuncumu oynatacaksın" diyen yönetici(!) Bekir Sıtkı Özer ve oyuncusu Tanıl... İsimler değişir, Ahmet Mehmet olur. Bu isimlerle Demirspor başarılı olamaz. Bu isimlerin ve bundan sonrakilerin, bizim başarımızda hiçbir katkısı olamaz. Derdimiz, oların bağlantıları, kişilikleri, iş yaşamlraı, aileleri vs. değil. Demirspor'a bir katkı koyup koyamayacağı. Defalarca dile getirdiğimiz gibi, bu zihniyetle başarılı olmak zor.

Şimşekler Grubu da, açık bir şekilde "Bekir Sıtkı Özer'i ve Tanıl'ı istemiyoruz" diye açıklama yaptı. Daha önce bu tip konularda daha temkinli olan grubun da açıkça tavır alması oldukça sevindirici. Bunu geçen sezon boyunca birçok kez ortaya koydular. Aslında kırılma noktası, rahmetli Bekir Çınar'ın yeniden başkan seçilmesi için girişimde bulunmalarıydı. Ardından geçen süreçte ve gelişmelerde tribünün örgütlü gücünün tavrını daha net gördük. Adana tepetaklak giderken ve suspus olmuşken, bu gücün sesini daha güçlü çıkarması gerekiyor.

Memleket futbolu, maddi açıdan aşama kaydederken, çok büyük paralarla çarkı çevirirken, şişenin başarı ve sağlam bir oyun temeli değil, çocuk balonu olduğu her geçen gün ortaya çıkıyor. Balon patladıkça, balonlar şişirilmeye devam ediyor. Biz balona nefes üfleyen değil, daha temiz bir oyun ve daha temiz bir camia için nefes alıp veren tarafta olalım.

4 Temmuz 2011

Ne Mafya Ne İktidar!

Malumunuz, yıllardır kenarda köşede dile getirilen şike ve teşvik primi gibi bu güzel oyunu çirkin kılan mevhumlar, iş 3 egemenlerden birinin başkanına dayanınca birden ilgi odağı oldular. Gözaltına alınanlar, yürütülen soruşturma, binbir türlü "iddia".

Aynı dosya içerisinde midir bilmiyorum, Mustafa Tuncel de hukuki sürecin içerisinde. Adanaspor, Mersin İdman Yurdu, Giresunspor gibi kulağa tanıdık gelen takımlar da yine sürece dahil...

Neler oluyor? Nereden nereye varılıyor?

Sedat Peker'in soyadını alacak kadar yakını bir Giresunsporlu, Eskişehir'e bagajda para götürdüğü iddia edilen Fenerbahçeliler, hatalı gol yemesinin sebebinin şike olduğu iddia edilen Sivasspor kalecisi, Adana Demirspor'un mevcut kulüp başkanı...

Birileri "temizlik" diyor, birileri "rantın el değiştirmesi"

Endüstriyelleşen futbol, oluşturduğu büyük pastayla ağız sulandırmaya devam ediyor. Siyasallaşan yargı, futbola da birebir müdahil oluyor.

İktidardan bağımsız düşünmek mümkün mü? Sanmıyorum...

Bir yandan evet, bir tür temizlik yapılıyor. Bir yandansa bu taraftan bakıldığında görünen şey "patron"ların değişiyor olmasının sancısı. İş futbolla sınırlı değil, silah endüstrisi de nasibini aldı alacak, yakındır.

Çirkin çirkin filler tepişiyor...Kimin kazandığının maalesef bir önemi olmayacak...

Aytaç Durak'ı da, Mustafa Tuncel'i de, 3 egemenleri de, futboldaki çirkin siyasi oyunları da, hepsini yekten eleştiren biz ve bizim gibi gönlü temiz Demirsporlular'ın, ticari borcuna dayanamayarak mavi bir iple kendini asan Efsane Başkanları Bekir Çınar'ın bembeyaz bedeni dışında temiz hiçbir şeyin olmadığı bir dünya yarattılar bu güzel oyundan...

Bugün belki bir kanadınız diğerinden hesap soruyor, kendini sütten çıkma ak kaşık gösterip temizlik yapıyor...

Hiç sevince kapılmayın, gün gelir devran döner...O kanadınızdan da diğerinden de hesabı soracak olan bizleriz...

Bu oyun tertemiz olana dek peşinizdeyiz, hem yargılananların hem yargılayanların!

Ne mafya ne iktidar!
Bu oyun, bizim...

1 Temmuz 2011

Uğurtan Çepni ve Raşit Sevindir

Geçen sezon TFF 2. Lig Beyaz Grup şampiyonu Göztepe'den iki transfer yaptık.

Defans oyuncusu Uğurtan Çepni, teknik direktör Ali Güneş'in Çorumspor'dan öğrencisi. 1983 Berlin doğumlu Uğurtan, 2002'de Kocaelispor'a transfer olarak Türkiye'ye gelmiş. Ardından, Rize, Malatya, Samsun, İstanbul, Eyüp ve Çorumspor formaları giymiş. Geçen yıl 18 maçta kadroya girmiş. 2009-10 sezonunda da yine Çorumspor'un daimi elemanlarından biri olmuş.



Raşit Sevindir, 1986 doğumlu. Fenerbahça altyapısında yetişmiş. 2005 yılında Turgutluspor'da profesyonel olmuş. 2009 yılında Rize'ye, ardında Siirt'e transfer olmuş. Geçen yıl Göztepe'ye gelen oyuncu takımın değişmez isimlerinden biri olmuş. 2009-10 sezonunda da 3. ligte Siirtspor'la playoff'lara kalan kadroda yer almış. 2008-09 sezonunda da Turgutluspor ile bize karşı forma giymiş. Raşit aynı zamanda 2003-04 sezonunda U-18 ve U-19 milli takımlarına da seçilmiş.



İki yeni Demirsporluya tavsiyemiz, açık ve net: Formanın hakkını verin. Aldığınız paranın da hakkını verin. Önceki yıllarda birçok futolcumuz bizi hayalkırıklığına uğrattı, kumpas yaptı, teknik direktör gönderdi, takım içi disiplinsizliğe yol açtı.

Siz yapmayın. Biz size gereken desteği vereceğiz, bundan emin olun.

Yeni Yönetim Harekete Geçti

Tuncel'in tutuklanmasının ardından, 2. Başkan Levent Özveren başkan oldu. Özveren, transfer komitesi başkanıydı; o görevinden ayrıldı ve Fethi Coşkuntuncel komiteye girdi. Özveren, AKP Büyükşehir ve Çukurova Belediye Meclis Üyesi. Özveren'in AKP Adana milletvekili Ömer Çelik'le yakın bağları olduğu da belirtiliyor.

Belediye Meclis Üyeleri'nden oluşan yönetimimizden beklentimiz, sadece beldiye kaynaklarını kullanarak değil kendi kaynaklarını yaratarak bütçü oluşturmaları. Bu kişiler, kendi şirketlerini ve mali işlerini nasıl yönetiyorlarsa, kulübü de aynı adımlarla yönetmelidir. Bunun birinci şartı da doğru bir yönetsel organizasyon ve tanımlanmş görevlerdir.

Başkan Özveren'in bütçe konusunda çalıştığını okuduk. Sağlam bir bütçe, iyi geçecek bir sezonun temelidir. Bu konuda iyi bir çalışma yapılmasını bekliyoruz.

Bu çerçevede ilk transferler yapıldı. Konya Şeker'den, eski oyuncumuz, Süleyman Varlık, Göztepe'den Raşit ve Uğurtan kadroya dahil edildi. Daha önce hatırlattığımız gibi oyuncu seçiminde teknik ekibin beklentilerinin karşılanması ve doğru sözleşmeler yapılması büyük önem taşıyor. Transferlerin ne kadara mal olduğu ve ne kadar ödeme yapıldığı/yapılacağı da kamuoyu ile paylaşılmalı.