31 Mart 2010

Mavi Ferrari


İki sene önce yine bugünlerde Vertumnus bir yazı kaleme almıştı. Yazıyı burayı tıklayarak okuyunuz isterim.

Yazı, her daim güncel bir özlemi yansıtıyor: Sürekli başarıya, ancak altyapı futbolcularının katkılarından faydalanarak ulaşabiliriz.

Şimdi o yazının önemli figürlerinden Ferami Kuşçu kardeşimiz tekrar gündemde. A takım forması ile ilk asistini yaptı, belki fırsat bulduğunda ilk golünü de atacak. İki sene önce Vertumnus onu ismindeki armoniden dolayı "Mavi bir Ferrari"ye bezetmişti. Bunu tekrar Ferami'ye hatırlatalım. Eğer O ve diğer arkadaşlarımız şans bulabilir ve kendilerine verilen şansı iyi kullanabilirlerse geriden gelen kardeşleri de kulüplerine, formalarına, kramponlarına daha sıkı sarılacaktır.

Kazanan her şekilde Adana Demirspor olacaktır.

Mavi Ferrari'mizin ve diğer kardeşlerimizin yanındayız. Dualarımız Adana Demirspor'la ve sizinle.

29 Mart 2010

Siyasetten İstifa...

Kendisini altında bulunduğu şemsiyeden dolayı seçimler öncesinde çok eleştirmiştik. Bekir ÇINAR, Mustafa TUNCEL, Aytaç DURAK. Bu üçlü çok güçlü demiştim. Ortak hareket etseler gerçekten de çok güçlü olabilirlerdi. Üçü üç yana savruldu.

Şimdi öğrendik ki; Bekir ÇINAR MHP'den ve Belediye Meclisi üyeliğinden istifa etmiş. Dileriz hazır Aytaç DURAK belediye başkanlığından geçici olarak alınmışken, Bekir ÇINAR'ın bu hamlesi kesilen spor fonlarının kulübümüze yeniden aktarılmaya başlaması, belki otopark tahsis edilmesi kapısını aralar.

Kim bilir belki de siyaset üstü olan, Adana'nın olan takımımızın başkanının siyaset üstü olmaması bize bir takım kapıları kapatıyordu. Açılması için gerekli atmosfer var. Umarım iyi değerlendirilir.

Taraftar Bilgi Formları...

Taraftar Bilgi Formu'nda yer alan "Anne Kızlık Soyadı" bölümünün doldurulmasının, formun projelerde değerlendirilmesi açısından zorunlu olup olmadığı hususunda yapılan görüşmeler sonrasında ZORUNLU OLMADIĞI kanaatine ulaştık. Bu bilgiyi vermekten çekinenler formu doldurmamaktansa o bölümü boş bırakarak doldurmayı tercih edebilirler.
Formun doldurulması için emek harcayan taraftarlarımız da diğer taraftarları bu konuda bilgilendirebilirler.

28 Mart 2010

Haftanın Ardından...


Gollerimizi Aydın ve Tayfun attı.


Haftaya bayız.
Diyarbakır'ın rakibi Elazığ,bu yüzden Diyarbakır'ın ligde kalma yolunda özellikle iç sahada puan kaybetmemesi gerekiyor.

26 Mart 2010

Kulübe Gelir Kazandırmak İçin...

Taraftar Bilgi Formları hazırlandı.

Bu formlar kulübümüzün taraftarı ile uzun vadede iletişimini güçlendirmesini sağlayacak. Kulübümüzün taraftarına daha kolay ulaşmasını sağlayacak. Kulübümüze katkı koymak isteyenlere daha kolay erişilmesine imkan verecek.

Bu formlar şu anda Adana'nın birçok yerinde Şimşekler Grubu tarafından gönüllü olarak taraftarımıza doldurtuluyor. Doldurulan formlar kulübümüze teslim edilecek ve bunlar formu dolduran taraftarımıza hiçbir maddi kayıp oluşturmaksızın, gelecekte uygulamaya konulacak proje ve aktivitelerde kolaylaştırıcı bilgi kaynağı olacak.

Örneğin kredi kartı projesi yenileniyor. Bu formu dolduranların kredi kartı almaları daha kolay olacak. Kişiler sadece bu formu doldurarak Banka'ya gitmekten kurtulacaklar. Banka kendilerini kart isteyip istemedikleri konusunda arayacak. Tabi aramadan önce kişiler hakkında Banka tarafından bir ön istihbarat yapılacak kendi veri tabanlarından.

Örneğin kulübümüz taraftarla bütünleşmek mi istiyor? O taraftar formlarını dolduranlar arasında belli dönemlerde çekiliş yapılacak. Kimilerine kombine hediye edilecek, kimine forma, kimine atkı, kimine rozet. Bu iletişimin sağlanması için yönetimin toplanan formları mutlaka muhafaza etmesi lazım. Birer nüsha fotokopi şart. Yönetim dikkate alacaktır bu öneriyi...

O formlar sayesinde takımımız gelirlerini kendisini desteksiz bırakan Adana'nın ileri gelenlerine inat halkından toplayacak. Örneğin 10.000 kişi ayda 5 TL kulübe bağış yapmayı kabul etse yılda 600 bin TL gelirimiz olacak.

Sözün özü halkın takımı halkıyla yükselirken bu formlar çok işe yarayacak. Bu formların hazırlanmasında Ankara Tayfası'nın da katkısı oldu. O nedenle internet ortamında hazırladığımız bir nüsha bizde var. Son hali böyle midir bilmiyorum ama bu bilgileri içeren formların doldurularak kulübe teslim edilmesi veya ADS Store'a verilmesi yeterli olacak.

Resmin üstüne tıklayarak orijinal boyutuna ulaşabilir, çıktı alıp doldurduktan sonra kulübe/ADS Store'a teslim edebilirsiniz. Dileğimiz halkın, takımına sahip çıkması.

Sen De Bana Öyle Öğretmedin Adem Abi...

Adem ATILGAN'dan bahsediyorum. Beni Demirsporlu yapan adam. Yakın aile dostumuz kendisi. Karşısında boynum kıldan incedir. Kendisine çok değer veririm.

Antalya'da deplasmana gittiğimizde belindeki silahı gerektiğinde çekebilecek kadar tepkilerden çekinmeyen dimdik bir adamdır benim tanıdığım Adem abi. Doğru bildiğinden çekinmeyen bir adamdır. Dobradır. İsmi Demirspor ile bütünleşmiştir. Beğenen beğenir, beğenmeyen beğenmez ama bu camianın önemli bir değeridir. Ben böyle tanıdım Adem abimi. Onun ilkeleri ile Demirsporlu oldum. Bir babam bir o.

Ama Adem abi...

Demirspor kulübünün başkanı ben Aytaç Durak'ın elini öper arabasını yıkarım der mi?
Demirspor kulübü Aytaç Duraksız Yenice'ye gidemeyecek haldeyse bunda Aytaç Durak'ın da kabahatinin olduğunu nasıl göremez?
Koca Demirspor kulübünün yönetimlerinin icazete, onaya, atamaya bağlı hale gelmesine nasıl ses etmez?
Aytaç Durak'ın bu kulübe bir tane dahi kalıcı gelir kazandırmamasını nasıl sorgulamaz?
Verilen 1 milyon TL'nin Aytaç Durak'ın atadığı yönetimlerin yükü olduğunu nasıl kabul etmez?

Ben bunları soruyorum Adem abi. Anlayamıyorum.

Bu yazıya yorum almayacağım. Doğruyu zaman gösterecek.

25 Mart 2010

Biz Sabırsız Deyiliz...

Haberleri resmi sitemizden okumak için hevesle giriyorum internete.

Bir de bakıyorum ki; resmi sitede koca bir manşet. Şu futbolcu bizim DEYİLDİR.

Sayın yöneticilerim;

Dilbilgisini biraz daha düzgün kullanan birini bulmak zor DEYİLDİR.
Bu konuda bizlerin beklentisi büyük de DEYİLDİR.
İnternet sitesindeki eksikliklerin giderilmesi hususunda sabırsız da DEYİLİZ.

Ama bu yazım hataları konusu sabırla açıklanacak gibi DEĞİL.
Resmi site, bizlerin düzeyini gösterir.
Bizi böyle tanıtmak da hiç hoş DEĞİL.

Lütfen... Lütfen...

İnanmak?


Defansımız Süleyman Varlık, Van maçı sonrası verdiği demeçle ilgili açıklama yapmış. Herkesin üzerine düşen görevi yapmasına ilişkin bu açıklamasında tüm Demirsporluların takıma sahip çıkması gerektiğini belirtmiş.

Taraftarı mı kastetti acaba? Yoksa Adana şehrini mi?

Süleyman özelinde, tüm Demirsporlu futbolculara şunu demek isterim: Sizlerin özverisini görmezden gelemeyiz, kabul, şampiyonluk iddiamızın sürmesi için canınızı dişinize takıyorsunuz. Yalnız şu var ki, son üç maçtaki form düşüklüğünüzün sebebi taraftar mıdır, sizi yalnız bırakan Adana mıdır? Biz miyiz yoksa? Bu kadar çok sevdiğimiz için, desteklediğimiz için, kabahat bizde mi? Transfere gerek yok, kalan arslanlar bizlere yeter derken yanlış mı yaptık?

Siz pes ettiniz belki Süleyman, biz etmedik ama!

Biz taraftarız, sonunun hüsran olacağını bile bile yine de inanmaya razıyız. Hocamız "inanın" diyor, futbolcumuz "inanın" diyor, yöneticiler "inanın" diyor... Benim için bunlar boş laflar!

Biz yıllardır inanıyoruz, sonunu bile bile inanıyoruz. Bizlere yıllarca "inanın" dediler, gözümüzün içine baka baka bizi kandırdılar. Bu kadar kandırılmaya rağmen hala Demirspor'un peşinde isek artık biz inanmışız, inanmamamışız, bunun bir anlamı yok. Mesele siz ne kadar inanıyorsunuz? Eğer inanıyorsanız inancınızın gereğini yerine getirin. Maraş'ı yenin. Sonra da karşınıza kim çıkarsa devirin.

Devirin Süleyman! Kazanın!

Size zaten gözü kapalı inananlar var! Siz de kendinize inanın artık!

24 Mart 2010

ADS Maksimum Kart Hakkında Duyuru...

ADS Maksimum Kartlar ile doğrudan şu anda bir tane şube ilgileniyor. Ancak o şube de şu an itibarıyla kart basamıyor. Bilgileri ilgili şube müdüründen aldım. Ancak gereksiz iş yükü yaratmamak için kendisine şu anda şubenin adını söylemiyorum. Adana Demirspor görselli kartların oluşturulması için uluslararası bir kuruluş olan Visa'dan Onay alınması gerekiyor. Bu onayın 15 gün içinde geleceğinin beklendiği söylendi.

Onay gelir gelmez kredi kartı broşürleri tüm İş Bankası şubelerine dağıtılacak. Kart basımına geçilecek. Şu anda banka şubelerine gitmek suretiyle kredi kartı başvurusu yapılması halinde çok büyük olasılıkla ADS Maksimum Kart yerine başka bir kart basılarak müşteriye teslim edilecek. O nedenle açıklama yapılmasını beklemek en iyisi.

Açıklama yapılana kadar kimse herhangi bir şubeden kredi kartı başvurusu yapmazsa sonradan sıkıntı yaşanmaz. Yapılması gereken en iyi şey şu an itibarıyla Şimşekler Grubu ile iletişime geçmek.

Yönetim, Taraftar Bilgi Formu adında bir form hazırlattı. Bu formlar kulübe gelir kazandırıcı projelerde de kullanılabilecek. Bu nedenle kredi kartı alınmasını da kolaylaştıracak. Formlara Store'dan veya Grup yetkililerinden ulaşmak mümkün. Bunlardan ne kadar çok doldurulursa kredi kartı başvurusu için o kadar çok ön hazırlık yapılmış olur.

Form doldurmaktan başka bir şey yapmamanızı, mümkün olduğunca çevrenize de form doldurtmanızı tavsiye ediyorum.

Galanın Ardından

Daha önce duyurusunu yaptığımız Erdal Acet belgeselinin galasının ardından, Murat Ayman abimizden gelen not ve fotoğraflar:

"22 Mart 2010 günü Adana Seyhan Oteli'nde 'Erdal'ın Kanalı' adlı belgesel filmimin gösterimi yapıldı. Organizasyonunu Adana Güçbirliği Vakfı'nın (AGV) üstlendiği gösterimin ardından, Vali Yardımcısı Sayın Fikret Deniz tarafından, AGV adına bana ve Erdal Acet'e birer teşekkür plaketi verildi. Sonrasında kısa bir söyleşi ve kokteyl yapıldı.

Adana Valisi Sayın İlhan Atış'ın annesinin ani rahatsızlığı nedeniyle katılamadığı Gala'daki ilgi ve filme ilişkin tepkiler benim açımdan oldukça tatmin ediciydi.

Katılan, destekleyen eleştiri ve önerilerini ileten herkese çok teşekkür ederim.

Not: Bu arada bir bilgi daha vermek istiyorum. Erdal'ın Kanalı filmi, TRT Uluslararası Belgesel Film Yarışması Amatör Kategoride finale kaldı. Sonuçlar Mayıs Ayında açıklanacak. İddialı olduğumuzu söylememe gerek yok sanırım :)

Saygılarımla,

Murat AYMAN "

(Murat Ayman ve Erdal Acet)



(Vali Yardımcısı, Acet'e plaket verirken. Sağda AGV Başkanı Prof. Hamit Serbest)


(Eski yüzücülerimiz; soldan üçüncü Yüzme Federasyonu Başkanı Ahmet Bozdoğan ve sağda Muray Ayman'ın yanında, Bozdoğan'ın hocası ve Adana Futbolu kitabı yazarlarından eski yüzme ajanı Ruhi Polisci.)

Belediye Vanspor Maçı Sonrasına Dair...

Zamanında şampiyonluk hedefi koyulması için baskı yapanların sözüne itibar edilse idi, şu anda bir linç kampanyasının ortasında bulurdu bu takım kendisini.

Bu sene için verilen tek bir söz var, aslında çok farklı sözler var da en son söze itibar etmek istiyoruz. Bekir Çınar yönetimi kulübü aldığı noktadan daha geride bırakmayacak. Bunu izleyeceğiz.

Maç sonrasında Süleyman çıkmış açıklamalar yapmış. Gönderdiği sinyalleri ben maddi sıkıntılar olduğu şeklinde değerlendiriyorum. Demiş ki; biz üstümüze düşeni yapıyoruz. Herkes yapsın. Ben de diyorum ki; bu söz "biz" öznesi ile geçerli bir söz değil maalesef.

Adıyaman maçı ile ilgili söylenecek çok bir sözüm yok ama Elazığ maçında görevini yapan istisnai oyunculardan idi Süleyman. Bununla birlikte Elazığspor ve okuduğum yazılara göre Belediye Vanspor maçlarında görevini yapan, hele hele üstüne düşeni yapan bir takım yoktu sahada. Süleyman'ın üstümüze düşeni yaptık derken kast ettiği, maddi sıkıntılar varken üstümüze düşen sinyal vermekti, onu verdik, şimdi yönetim de gerekeni yapsın, şeklinde bir şey ise makul bir dayanağı olur. Çünkü takım savaşmıyor. Ben galibiyette veya puan kaybedilmesinde değilim. Savaşmayan takım adına savaşmış izlenimi vererek beklenti dile getirmek bence yanlış olmuş.

Ayrıca Adana Demirspor futbolcusu yönetimini basının önüne atmamalıdır. Yönetim bir mücadele veriyorsa mevcut futbolcular için de veriyordur. Kısa vadede üste düşenin alınmasını sağlayabilecek olan bu yaklaşım, sezon sonu değerlendirmelerin farklılaşmasına da yol açabilir. Hak istemenin yolu, yem yapmaktan geçmez.

Öte yandan dışarıdan gördüğüm kadarıyla yönetim bir iletişim sıkıntısı yaşıyor. Kendi verdiği mücadeleye futbolcularını inandıramamış. Yönetsel hata olarak değerlendirilebilir bu husus. Yönetim açıklama yapmalıdır, demelidir ki; futbolculara söyleyecek sözümüzdür yoktur. Onlar maddi sıkıntılar altında mücadele ediyorlar. Biz de bu sıkıntıları çözmek için uğraşıyoruz. Bunun için şunu şunu yapacağız. Bir havuz oluşturup toplanan tüm parayı yine kendilerine vereceğiz. Onları dara düşürmemek için gereken tüm çabayı göstereceğiz. Demiyor işte.

Yönetim kredi kartı projesinde bir girişimde bulundu ama buradan gelecek paraların proje devreye girdikten sonra tahsilatı en iyi ihtimalle üç ay sonra olacak. Bu nedenle bu süre içinde yönetimin umut pazarlaması lazım takımına. Nesine.com projesini yönetim taraftarına pazarlayamadı. Geri bildirimler vermedi. Teşvik etmedi. Oradan gelen cüz'i blok para ile yetindi. Oysa oynanan her kupondan kulübümüze para kalacak. Üzerine gidilmedi. Gidilse ne kadar kalacaktı para belki forma reklamından alınan kadar. Peki buna sırt dönecek maddi gücümüz var mı? Bence yok. Damlaya damlaya göl olmalı. Blok para projelerine verilen önem halkın kaynaklarına da verilmeli. Elde edilen her bir TL dahi futbolculara aktarılmalı. Utanmadan çekinmeden.

Dönüp dolaşıp futbolcuya bir söz daha edelim. Ağzın laf yaparsa para kazanamazsın. Musluğu açmak istiyorsan yüreğin ve ayakların laf yapacak. Son 3 maçta 8 puan kaybettik. Bu maçlardan iyi sonuçlarla ayrılsa idik ne Aytaç Durak direnebilirdi başarınıza ne bir başkası. Cebinize girecek paradan kendinizi bizzat yine siz mahrum ediyorsunuz. Sözleşmenize bakınca profesyonel yazıyor ama bu mantığınızla amatör dahi olamıyorsunuz.

Siz içinizdeki potansiyele güvenin. Biz size güveniyoruz. Gençlerle destekli tecrübeli takım projesine güveniyoruz. İsterseniz yapacağınıza ianıyoruz. Sorunlarınızın çözüleceği hususunda umutluyuz. Sizin Demirspor tarihine yön verme şans ve kudretine sahip olduğunuzu biliyoruz. Bu nedenle gayret bekliyoruz.

Şans ve güç varsa, ilerlemek için gereken tek şey hareket etmektir. Yönetimin de futbolcuların da kıpırdaması lazım.

23 Mart 2010

Haftanın Ardından



Van Gölü'nde Boğulduk

Çok kötü oynamışız, hakem de çok kötüymüş.

Maraş maçının önemi gittikçe büyüyor. Futbolcularımız neden üç hafta önceki hırslarını kaybettiler?

Sorun nedir?

Kendilerine inanıyoruz, bizlere bir mucizeyi yaşatacaklarını düşünüyoruz. Kendileri neden inanmaktan vazgeçer görünüyorlar?

Beyler, lütfen toparlanın. Pazar günü Maraş'ı bizlere daha önce gösterdiğiniz mücadelenizle yenin...

Bu İş İmkansız Değil

Dün akşam Bursa'yı seyrettim. Şampiyonluk yolunda ilerliyorlar. Hem iyi futbol oynuyorlar hem de çok sakinler. Devam ettirebilirler mi, götürebilirler mi? Neden olmasın?

Geçtiğimiz senelerde Manisa, Kayseri, Sivas yukarıyı zorladı. Şimdi de Bursa. Demek ki hem ekonomik olarak hem de anlayış olarak bazı şeyler "diğerleri" lehine değişiyor.

Adana Demirspor için bizim süper lig şampiyonluğu hayallerimiz günden güne ütopyadan çıkıyor, gerçekliğe oturuyor. Atılması zorunlu adımları atarsak, ekonomimizi sağlam tutarsak ve büyük düşünebilirsek biz de neden başarılı olmayalım?

Belki hayalperest diyeceksiniz ama... Biz neden süper ligde şampiyonluk kovalamayalım? Evet ikinci ligdeyiz, diplerdeyiz. Ayaklarımızı yere vurup süratlice yükselmek için daha derine inmemize gerek yok.

Bizim için bir gün "Neden olmasın?" diyebilmemiz imkansız değil.

Bursa maçı bana bunları düşündürdü...

22 Mart 2010

Yönetimin Belediye Hakkındaki Açıklaması...

Demirspor yerel yönetimlerle iyi geçinmek zorunda değildir. Yerel yönetimler Demirspor ile iyi geçinmek zorundadır. Yerel yönetimleri halk seçer. Demirspor halkın takımıdır. Geçtiğimiz dönemde Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin sonuçlarını 1.000 tane oy belirlemiştir. Yerl yönetimler geçmiş, Demirspor kalmıştır. Bu şehirde hiç kimse kendini Adana Demirspor'dan büyük göremez. Kimse Adana Demirspor'u oyuncağı olarak algılayamaz. Korkmaya lüzüm yoktur. Yönetim gayet güzel yapmıştır. Açıklamalarını aynen yayınlıyoruz.

"SAYGIDEĞER DEMİRSPORLULAR

Cuma günü Adana Büyükşehir Belediyesi Basın Bürosundan yapılan açıklamaya istinaden bu açıklamayı yapmak zaruri hale gelmiştir.

Birinci konu; Büyükşehir Belediye Spor Fonu diye bir şey vardır. Spor Fonu Belediye çalışanlarıyla akdedilen toplu iş sözleşmesinin ilgili maddesi gereği spor bedeli adı altında işçilerin maaşından kesilerek oluşturulan havuzun adıdır. İspatı da resmi internet sitemizde yer alan bir belediye işçisinin maaş bordosu örneğidir. Ve Büyükşehir Belediyesi spor fonu kanun gereği Sayıştay ve Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu tarafından denetlenememektedir. O takdirde yapılan açıklamada belirtilen paraları Büyükşehir Belediye Başkanımız kendi cebinden mi vermiştir.

İkinci konu; Demirspor Kulübünün hiçbir açıklamasında Büyükşehir Belediyesi bize yardım etmiyor tabiri kullanılmamıştır. Bizim talebimiz önceki dönemlerde tamamı Demirspor için verilen ancak daha sonra Kulübümüze aktarılmasına son verilen spor fonunun her iki kulübe eşit olarak aylık düzenli şekilde verilmesi olmuştur. Burada anlam verilmeyecek bir şey yoktur.

Üçüncü konu; Belediye basın bürosu açıklamasında profesyonel kulüplere bu yönde yardım yapılmayacağı belirtilmektedir. Malumunuz olduğu üzere Demirspor Kulübü amatör şubesine kulübümüzün bağış makbuzu karşılığı spor fonunda yardım yapılmaktadır. Sayın Büyükşehir Belediye başkanımız daha önce sarı zarflarla kulübümüze ekranlar önünde aktardığı paranın kaynaklarını, verdiği 1 Milyon TL'nin kaynağını açıkladığı takdirde spor fonunun kulübümüze aktarılmayacağının cevabını da daha net almış olacağız. Aynı şekilde 2007 yılı içinde Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafında yapılan resmi açıklamada spor fonunun 3.323,500 TL'lik kısmının Adana Demirspor Kulübü'ne aktarıldığı belirtilmekte iken spor fonunun profesyonel kulüplere aktarılmadığı açıklamasının fiili uygulamayı yansıtmadığı düşünülmektedir.

Dördüncü konu; Bekir ÇINAR ve yönetim kurulu üyelerinin kendi cebinden harcadığı paraya ilişkindir. Bekir ÇINAR kulüp başkanı olarak şuana kadar iddia gelirlerinde tahsil etmesi gereken 116.200 TL'lik tutar kulübümüze bağışlanmıştır. Ayrıca genel yönetim sürecinde gerek Bekir ÇINAR'ın gerekse diğer yönetim kurulu üyelerinin yaptığı birçok harcama, kendi bütçelerinden karşılanmış ve temlike konu edilmemiştir.

Son zamanlarda sürekli olarak yönetimimizin kendi kaynaklarında kulübe ne kadar hibe edeceği veya ettiği konusu gündeme getirilmektedir. Şuana kadar Bekir ÇINAR başkanlığında oluşturulan yönetimler kulübe cebinden 2,9 Milyon TL kaynak aktarmıştır. Aktardığı bu kaynağı diğer yönetimler döneminde aktarılan kaynaklar da dahil değildir. Şuanda yakın zamanda açıklayacağımız üzere kulübümüzün gelirleri üzerindeki haciz ve temlikler nedeni ile zaten bizim bu paraları almamız mümkün değildir. Doğrudur, biz bu paraları kulübün gelirleri üzerine temlik koymak sureti ile yani alacağımızı garanti altına alarak aktardık. Ancak en iyi ihtimalle 2 sene sonra tahsil etmeye başlayacağımız paraların faizlerini talep etmeyeceğiz. Ayrıca temlik sırası bizlere geldiği zaman kulübümüzü gelirsiz bırakmak pahasına temlikleri tahsil etme cihetine de gitmeyeceğiz. Yeri geldiğinde öteleyeceğiz, yeri geldiğinde kısmen tahsilat yapacağız ama bu tutarlar nedeni ile kulübümüzün dara düşmesine asla imkan vermeyeceğiz.

Adana Demirspor Kulübü bağış kapısı değildir. Kimsede bağış yapmayanı neden bağış yapmıyorsun deme hakkına sahip değildir. Sorulacak bir hesap varsa, parayı tahsil etme adına kulübün nefessiz bırakmayı seçip seçmeme noktasında sorulmalıdır. Kimse şuanda tüm gelirleri hacizli, temlikli olan kulübün nasıl yaşadığını sormamaktadır. Kimse şuanda kulübün alacaklarını tahsil etme noktasında olanların kolaylık sağlayıp sağlayamadıklarını sorgulamamaktadır. Herkes varsa yoksa bizim 2 sene sonra ne kadar tahsil edeceğimize bakmaktadır. Bu kulüp şuanda uçurumun eşiğinde ise bunun sorumlusu şu ana kadar kulüpten tek kuruş tahsilat yapmaktan sürekli kaynak aktaran Bekir ÇINAR yönetimi değildir. Bekir ÇINAR yönetimine de sorulacak hesap bir gün kulübü nefessiz bırakırsa sorulmalıdır. Bekir ÇINAR yönetiminin tek bir amacı vardır; Demirspor kulübünü yaşatmak ve birilerinin Adana da tek takım kalsın projesini çürütmektir. Bunun için de sonuna kadar MÜCADELEYE DEVAM edilecektir.

Beşinci konu; kulübümüze yapılan yardımlarla ilgilidir. Bu sezon federasyona yatırılan 1 Milyon TL , önceki yıllardan kalan futbolcu borcudur. Eylül ayından itibaren kulübümüzde açıklamada belirtildiği gibi 750.355 TL değil, 445.925 TL yardım yapılmıştır. 445.925 TL nin de nereye harcandığında kulübümüzün resmi internet sitesinde tablo halinde açıklanmıştır.

Demirspor camiası olarak bizim de anlatmakta güçlük çektiğimiz şey tüm imkanları elinde olan ve Türkiye de hemen hemen tüm il belediyelerinin kulüplerine kalıcı gelir sağladığı bir ortamda yaklaşık 20 yıldır neden Demirspor Kulübü'ne dikili bir ağaç bile reva görülmediğidir? 1994 yılında 1.ligde (Süper Lig) olan takımımızın bugün halen ikinci lig de mücadele vermesinden ve aradan geçen15,5 yıllık dönemde birinci lige hiç görememesinden bir numaralı yöneticisi olan Büyükşehir Belediye Başkanlığının kendisine hiç kusur yüklememesine anlam vermek mümkün değildir. Talep edilmesi halinde yönetimimizde gerekli araştırmalar yapılarak diğer kentlerde belediye başkanlarının kentin kulüplerine nasıl destekler verdikleri belgeleri ile fotoğrafları ile ortaya konulabilir.

Biz hiçbir zaman Büyükşehir Belediyesi bize yardım yapmadı demedik hala tesislerimizde aytaç durak'ın ismi ve büstü "iyi ki varsın başkanım posteri bulunmaktadır. Kendisini verdiği destek kulübümüzce bunca onurlandırılmışken, samimi bir şekilde afişe edilmişken aynı samimiyetin Büyükşehir Belediyesinden beklenmesi son derece normaldir. Biz Büyük Şehir Belediyesinde sarı zarfla lütuf beklemiyoruz hakkımız olan spor fonunun kulübümüze aktarılmasına son verilmesine anlam veremediğimizi ifade ediyor ve hakkımızı tekrar istiyoruz. Kulübümüze kalıcı gelir sağlanmasını istiyoruz açıkçası ülkenin 5. Büyük kentinin takımı olarak çok daha küçük şehirlerinin kulüplerine sağladığı imkanların bizlere sağlanmamasının hakkaniyetsizlik olduğu değerlendirmesinde bulunuyoruz. Hakkımızı istiyoruz, yapılmasını istiyoruz, çok mu şey istiyoruz?"

Dünyanın Tüm Demirsporları#7: Incheon Korail

Madem ki dünyanın neresinde olursa olsun "içinden tren geçen kentleri de başka bir severim, onların Demirsporlu olma ihtimalleri mutlaka vardır..." diyoruz, madem ki Demiryolculuk kültürünün önemli parçalarından birinin demiryollarının spor kulüpleri, bir başka deyişle Demirsporlar olduğuna inanıyoruz, madem ki tüm Demirsporları kan kardeş görüp, tüm Demirsporları seviyoruz, o zaman dünyanın geri kalanında kalan tüm Demirsporları daha yakından tanımanın vaktidir şimdi!


Demiryolcular dünyanın her yerinde futbolda öncülük ediyorlar. En son Latin Amerika'ya uzanmıştık. Uzaklardan devam edip, Uzak Asya'ya geçelim. Güney Kore'nin en eski futbol takımı da bir Demirspor: Incheon Korail.

Güney Kore Demiryolu İşletmesi Korail'in takımı olan ve ülkenin üçüncü büyük kenti Incheon'da kurulan takımın tevellütü 1943. Renkleri, kırmızı-lacivert ki bu renklerin de demiryolu kültürünün ortak renklerinden olduğunu hatırlamakta fayda var.

Kulübün kuruluş adı, Joseon Railway Football Club. 1963'te Railroad Football Club, 1995'te Korean National Railroad Football Club adlarını kullandıktan sonra 2008'de Incheon Korail adını alıyorlar.

Incheon Demirspor, Kore Ulusal Ligi'nde mücadele ediyor. Bu kategori ikinci lig statüsünde ve yarı-prfesyonel olarak tanımlanıyor. En üst ligin adı, K-Ligi. Ancak Yükselme-düşme sistemi pek bizimkine benzemiyor, daha doğrusu yükselme-düşme resmi olarak yok. Bunun genel nedeni, mali meseleler. 2006 ve 2007 şampiyonları, üst lige çıkmayı bu nedenle reddetmişler.

Incheon Demirspor, 2005 Ulusal Lig şampiyonu. 2003'ten beri bu adla organize edilen ligin daimi kulüplerinden.






Bu kenti sevmemiz için bir neden daha: Kentin diğer takımı, 2003 kuruluşlu, Incheon United'ın renkleri. O meseleyi de mavi-lacivertler serisinin koordinatörü togepy'e paslayalım. (Eski Beşiktaşlı Alpay Özalan da bu takımın formasını giymiş.)

Gençlerimizin Ligleri...

U18'lerimiz son maçında sahasında Kahramanmaraşspor'a 1-0 yenildiler. Ligi 5. sırada bitirmelerine karşı A takıma verdikleri oyuncularla şampiyonluk ipini göğüslemiş oldular.

U16'larımız geçtiğimiz hafta ligi 2. sırada tamamlamışlardı. Yusuf Kemal ATALAY 14 golle gol kralı olmuştu.

U15'lerimiz Şubat sonunda ligi 3. olarak tamamlamışlardı. Mehmet Çağatay DOĞUKAN ve Kadir KÖYMEN kardeşlerimiz toplamda attıkları 25 golle dikkat çektiler.

U14'lerimiz Şubat sonunda grubunu lider tamamlayarak Antalya'da düzenlenecek Türkiye finallerine katılmaya hak kazanmışlardı. Önder Sezar MANGU kardeşimizi geçtiğimiz yıllardan da tanıyorduk. Attığı 22 golle yine adını duyurdu. Maalesef maddi imkansızlıklardan dolayı sadece U14 takımımızı finallere gönderebileceğimiz bilgisini aldık. U14'lerimizin grubunda Gençlerbirliği, Trabzonspor ve Fenerbahçe var. İlk maçımızı Gençlerbirliği ile 15 Nisan'da saat 15.30'da oynuyoruz. Bol şanslar arkadaşlar.

Diğer gruptaki takımlar Büyükşehir Belediyespor, Beşiktaş, Bucaspor ve Ankaraspor. Görüleceği üzere 8 takım içinde profesyonel takımı en düşük ligde oynayan takım biziz. Bizim gençlerimiz gerçekten çok iyi. Onlara sahip çıkarsak kaybetme olasılığımız çok düşük. Yeter ki cesaretle güvenelim.

Tüm gençlerimizi tebrik ediyoruz. Dileriz maddi imkanlarımızda iyileşme yaşanır da her kulvarda boy gösteririz.

8,5. Hafta

8. ve 9. haftaların arasında, sekizbuçukuncu haftadayız. Rakipler maçlarını oynadı, biz de salı günü oynayacağız.

Adıyaman üç, Tarsus bir puan yaklaştı. Van ve Kahramanmaraş maçlarını kayıpsız geçmek zorundayız. Bunu başaracak gücümüz var. Kendi göbeğimizi kendimiz kesecek durumdayız.

21 Mart 2010

Bolu'da Belediye Başkanı Var...

Dün yemekli bir toplantıya iştirak ettim. Yemekte Boluspor'da yönetim kurulu üyeliği yapmakta olduğunu ifade eden bir beyefendi ile birlikte idik. Ne kötü oldu değil mi yazını girişi? Sanki başka birinin tarzı gibi...

Her neyse, yemekte sohbet ederken kulübünün gelir yapısına da konu geldi. İlginç açıklamalar duydum kendisinden.

Kentin valisi Boluspor'a üç adet otobüs tahsis edilmesine yardımcı olmuş, bir otobüsün parasının yarısını da üstlenmeyi kabul etmiş.

Kentin belediye başkanı şehrin Abant gişelerini Boluspor'a tahsis etmiş.
Boluspor'a 4 tane fırın tahsis etmiş.
Daha önce sadece Kızılay'ın işletmekte olduğu büfelerin ihalesini Boluspor ve Kızılay'a ortaklaşa vermiş.
Şehrin tüm sokak ve caddelerinin otopark ihalesini Boluspor'a vermiş.
Bunların yanısıra ayda da en az 140 bin TL nakit para desteğinde bulunuyormuş.

Belediye başkanının ve valinin bu destekleri sonrasında kulübün futbolcular dahil kimseye borcu yokmuş.
Yönetim kurulu kendi cebinden tek kuruş koymadan yönetiyormuş kulübü.
Bu nedenle yönetim kurulu toplantıları kulübün geliştirilmesi konusunda gürültülü patırtılı geçiyor ama tek yumruk çıkıyorlarmış dışarı.

Sayın kentin ileri gelenlerine arz olunur.

19 Mart 2010

Hüseyin Özcan, Gençlerimiz ve Elazığspor Maçı...

Hem hafta sonu geliyor, hem askerlik yaklaşıyor, aklımda olanları bombardıman gibi yazayım fırsat buldukça. Zira korkunç bir iş yoğunluğu da var üstümde.

Hüseyin Hoca hakkında tek bir kişiden dahi olumsuz bir şey duymadım. Umarım bundan sonra da duymam.

Hocamız bir strateji belirlemiş Elazığspor maçı öncesinde ve demiş ki; gençler hata yaparlarsa onları kaybedebiliriz. Oynatmayarak onları koruyalım. Hatta bir gazeteci arkadaşımızdan edindiğimiz bilgiye göre Yaşar'ı oyuna alacakmış ama Yaşar kardeşimiz hata yapmaktan korktuğunu, kendisinin hiç özgüveni olmadığını söylemiş Hocamıza.

Kötü bir psikoloji elbet Yaşar kardeşimiz açısından. Bir hafta önce Adıyamanspor karşısında istemeden sebep olduğu penaltı ile mağlubiyeti kendisi üstlendi. Hiç gerek yoktu ama üstlendi kardeşimiz.

Yalnız bir husus var burada. Hüseyin hocamız Yaşar'ı oyuna alsa idi bu maçta onu kaybetme riskimiz yoktu veya çok azdı. Neden mi? Yaşar bizim defans oyuncumuz değil. Yaşar, özgüvenim yok dediği anda alırsınız onu yanınıza, okşarsınız başını. Benim sana güvenim var dersiniz. Dersiniz ki; madem korkuyorsun oğlum, sakın defansa gelme. Git Elazığspor'un defansını yıprat. Sen zaten defans oyuncusu değilsin, forvetsin dersiniz Yaşar'a. Çocuk gider orada yıpratır defansı. Geriye gelmediği için yapacağı hatalar da büyük zararlar doğurmaz. Kazara bir de gol atar veya attırırsa Yaşar baş tacı olur. Adamı kazanırız.

Ben bunu beklerdim Hocam sizden. Kenardan değil sahadan kazanın lütfen gençlerimizi.
Şimdi de Van deplasmanını Yaşar'larla kazanmayı bekliyorum sayın Özcan. Size inandığımızı söylemiştik. Umarım başarılı olursunuz.

Belediyenin Açıklaması...

spor01.com adresinde gördük ki; Büyükşehir Belediyesi yakışıksız bir açıklama yapmıştır. Aslında biraz da malumu ilan etmiştir. Ne demiştir, Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nda spor fonu diye bir şey yok. Hah işte, yıllardır bunu diyoruz. Bu sizin Kanun ile elde ettiğiniz, cebinizden ve/veya belediyenizin bütçesinden çıkan bir para değil. Bunu demekle kalmıyoruz. Diyoruz ki; siz işçilerden spor fonu kesintisi adı altında zorunlu para kesiyorsunuz, sizin yönetiminizde olan AMA SİZİN OLMAYAN bir para var ortada. İşçilerin parası. Sonra bu parayı kendi kafanıza göre dağıtıyorsunuz. Bu hususu Büyükşehir Belediyesi'nin kabul etmiş olması son derece yerinde olmuş.

Gelelim diğer mevzuya. Siz size ait olmayan para ile basın önünde sanki bizi kendi cebinden besliyormuş gibi şov yapıyorsunuz. Sarı zarflar içine doldurduğunuz işçi paraları ile iğrenç bir propaganda yapıp, her iki takımı da buna resmen alet ediyorsunuz. Büyükşehir Belediyesi'nin bu hususu da kabul etmiş olması gayet güzel, gayet yerinde.

Kulüplere yapmış olduğunuz yardımlarla ilgili en ufak bir şeffaflığınız dahi yok. Kaldı ki; yasal düzenlemeler çerçevesinde Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu ve Sayıştay da dahil olmak üzere belediyelere bağlı şirketleri denetleme yetkisine sahip bir kuruluş yok. Sadece vergisel yönden maliye denetimine tabiler. Neyin kaynağının nereden geldiği de belirsiz.

Ondan sonra çıkıp bir de diyorsunuz ki; bu kulübe 1 milyon TL verdim. Büyükşehir Belediyesi 1 milyon TL vermiş ama kimse kusura bakmasın oluşan 8,5 milyon TL'lik borcun da neredeyse tamamının müsebbibi olmuştur. Kendi atadığı, süründürdüğü, dilendirdiği yönetimlerin getirdiği noktalardan mevcut yönetimi suçlamak abesle iştigaldir. Önce bir dönüp aynaya bakmak gerekir.

Büyükşehir Belediyesi çıksın da hesap versin, en ufak bir maliyete dahi katlanmadan, üstelik en az %10 da gelir elde edebilecek olmasına karşın her iki kulübe de neden otopark tahsis etmemiştir? Neden bir tane dahi kalıcı gelir yoktur? Taş atınca kolu mu yorulacaktır hacı başkanın?

Bu kulübün kombineleri elde kaldıysa Büyükşehir Belediyesi kusursuz mudur? Çıkıp 50 iş adamını arayıp alın bunları derse hayır diyebilecek bir Allah'ın kulu yoktur Adana'da! Siz idarecisi olduğunuz kentin takımlarına olması gereken yerde desteği vermeyip, süründürdükten sonra emzik vererek kahraman olmayı kendine yol seçmişsiniz, şimdi çıkmış ahkam kesiyorsunuz.

Öte yandan yıl içinde 750 bin TL daha verildiği söyleniyor. Bunun 100 bin TL'lik kısmı üç gün önce imiş. Kaldı 650.000 TL. 300 bin TL'lik kısmını biliyoruz. Arada bir 350.000 TL kaldı. Onu ben duymamıştım. Haberin aslı varsa yönetimimiz daha da şeffaf olmalı diye düşünüyorum.

Resmi Site Hakkında...

Dedik ki; resmi site yenilensin, logo kirliliği önlensin. Sesimiz için başka yerlere ihtiyaç duymayalım. Kendi sesimizi kendimiz iletelim. Sitemiz aktif olsun, güncel olsun dedik. Hatta başka yerlerin cesaret edemeyeceği konulara bizim sitemiz cesaret etsin dedik.

Bunu yaptı yönetimimiz. Teşekkür ediyoruz.

Ama bizim de isteklerimiz bitmek bilmiyor. Şimdi de istiyorum ki; resmi site resmi olsun biraz. Tamam haberler güncel olsun ama Süleyman'ın bilardoda iyi olduğunu da resmi siteden öğrenmeyelim. Barış'a ise kimsenin masa tenisinde rakip olamayacağını bırakalım eskiler anlatsınlar.

Ayrıca (g) yerine (ğ) görmesek resmi sitede, biraz da yazıma dikkat etsek olacak bu iş.

Bir husus daha var. Resmi siteden anladığımız kadarıyla masörümüz Abdullah Selen iyi çalışıyormuş. Aynen devam masör Apo.

Adana Demirspor'un Kaşar Taraftarı

Adana Demirspor'da "kaşar" tipte diyebileceğimiz bir taraftar tipi var. Bu kaşar taraftarlar artık mevzuya uyanmış, takım hakkındaki gelişmelerden, basına verilen demeçlerden olayların nereye gittiğini, sonraki aşamaları tahmin edebiliyor. Artık bu işin kurdu olmuş ama hala başkalarınca "süt gibi saf" zannediliyor.

Bilirsiniz, kaşar yapmak için sütü bir kalıba koyup iyice sarmak lazım. Güneş göstermemek lazım, nefessiz bırakmak lazım. Böylelikle dışarıda güllük gülistanlık bir hava varken, o tertemiz süt, içindeki bakteriler sayesinde ve karanlıklar içinde kalarak kaşar oluverir.

Süt artık o kadar temiz ve saf değildir. Başka bir boyuta geçer. Artık kaşarlaşmış olsa da içinde minicik bir umut ışığı taşımaktadır. İşte Demirspor'un bu kaşar taraftarı da eskiden süt gibi safken onbeş senedir kapatıldığı tenekesinde güneşli günler göreceğini ummuştur. Bu umut ışığı çok kırılgandır, geçmişin tecrübeleri hep hüsranı göstermiştir çünkü. Her sene karanlıklar artar, temiz taraftarın isyanı da büyür ama nafiledir. Demirspor babaların, emilerin, dayıların, efsanelerin malı olmuştur, tepe tepe kullanılmaktadır. İyi giden şeylerin arasında minicik bir terslik bile kaşar taraftarı endişelendirmeye yeter. Demirspor adına her zaman güzel şeyler olmalıdır artık, basit mağlubiyetler ise elbette önemli değildir. Kaşar taraftar Demirspor'un sıkıntısını galibiyetler-mağlubiyetler ekseninde aramaz, derdi daha derindedir.

Bu sürecin değişmeyeceğini anlayan taraftar artık kaşarlaşmıştır. Sesinin duyulmadığını, duyulan sesinin ise zamanla aleyhine döndüğünü görmüştür. Halbuki bu kaşar taraftar en ufak gün ışığına muhtaçtı, yine de gidişatı göre göre mevcut gün ışıklarının nasıl boğulacağını görebiliyor. Dünden bugüne atılan adımların, açıklamaların, tavırların, yaklaşımların Demirspor'a nasıl zarar verdiğini objektif, yalın, yalansız anlatabilecek bir taraftardır O.

Adana Demirspor'un kaşar taraftarı artık çok tecrübeli. Öyle ki kahvaltı sofralarında kaşar peyniri gibi birilerine ikram ediliyor. Bunu çok iyi biliyor ama sorun etmiyor. Biliyor ki zaman yine kendisini haklı çıkaracak yeniden.

Kaşar eskidikçe kıymeti artar. En çabuk bozulan ise beyaz peynirdir, bir ara ondan da bahsetmek lazım belki.

Adana Demirspor bu gidişle bir çok taraftarını "eski kaşar" mertebesine ulaştıracak. Tenekelerin kapaklarını böyle tutmaya devam ederlerse olacak olan budur.

18 Mart 2010

Perşembe Konukları # 22 : Konserde de Demirspor

--------------------------------------------------------------------------------
Bu hafta blogumuzun takipçilerinden Haşim isimli arkadaşımız güzel bir diyalog ve anısını paylaşmak istemiş bizlerle. Konu Adana Demirspor olunca fırsat avcısı, tanıtım gönüllüsü taraftarımız hemen armamızı ön plana çıkarıvermiş. Siya Siyabend isimli grubun konser görüntülerini paylaşmak düşüyor bize. Siya Siyabend ekşi sözlükte "İstanbulun sokak müziğini gerçek anlamda yaşatan bir topluluk" olarak anlatılmış. Anlamının "Gölgenin Gölgesi" olduğu söyleniyor Siya Siyabend'in. Ancak bu kez "Mavi düşlerin lacivert gölgesi" olarak karşımızdalar. Teşekkür ediyoruz.
--------------------------------------------------------------------------------

Tarih: Şubat 26 2010
Saat: 21.30
Konser: SİYA SİYABEND
Yer: Adana
Bu ana kadar gayet normal sevdiğim bir grup gerek duruşuyla gerek müziğiyle. Bu grubu dinlemek için İstanbul a gitmeyi düşünürken grubun Adana'ya gelmesi kaçırılmaz bir fırsat oldu benim için. Grubu tanımak isteyenler bu videoyu izleyebilirler http://www.youtube.com/watch?v=oGguuVbsnbw&translated=1

Ve konserin olacağı saatte barın önündeydik, daha konser başlamamıştı, fırsatı değerlendirip dışarıda içmeye başladık. Bir kaç tane içtikten sonra grup üyelerinin de dışarıda olduklarını fark ettik. Dışarıda kendi aralarında konuşuyorlardı. Biz de gidip bir merhaba, bir hoş geldiniz demek istedik. Tam yanlarına yaklaşırken kulak misafiri olduğumuz konu DEMİRSPORDU. Kendi aralarında Çarşı grubunun içinde Demirspor diye tezahürat yaptığımızdan ve bize hayran olduğundan, bizim onca olan olumsuzluğa rağmen destek vermeye devam edişimizden, bir de bir türlü forma bulamadıklarından bahsediyorlardı, direk olaya girdik ve şu replikler çıktı ortaya:

Haşim: Beyler forma mı lazım?
Bizon Murat: Efendim, anlamadım!
Haşim: Forma mı arıyorsunuz?
Bizon Murat: Evet, ama bulamadık.
Haşim: İlerde ADS STORE var, oraya bir bakıp gelim.
Bizon Murat: Oraya baktık kapalı.
Haşim: O zaman ben evden getirebilirim.
Bizon murat: Bu iyiliği yapar mısın gerçekten?
Haşim: Evet.
Bizon Murat : Al taksi parası verim, benim param kıymetlidir.
Haşim: Herkesin parası kıymetlidir.
Bizon Murat: Pek öyle olduğunu sanmıyorum, çevrene bir bak neler göreceksin.
Haşim: Ben ikimizden bahsediyorum herkes derken.
Bizon Murat: Adamım…(sustu ve güldü)

Ben fırladım evden formayı aldım geldim. Konser başlamıştı. Formayı sahnede verdim kendisine sahnede üstünü çıkarttı giydi hemen formayı ve konseri Demirspor formasıyla verdi…

Bizon Murat'a saygı ve sevgilerimizle…






(Konu ADS Store'a da gelmişken İbrahim İlya arkadaşımız bir gözlem ve şikayetini paylaşmış bizlerle. Haftaya kendisini konuk edeceğiz.)

17 Mart 2010

Size İnanıyoruz Hocam

Sevgili Hüseyin Özcan hocam. Size inanıyoruz, güveniyoruz. Güvencimiz sadece bizi şampiyon yapacak olmanıza değil. Şampiyon yaparken bizlere üst ligde de oynayabilecek gençler kazandırmanızadır. Biz size bu anlamda da güveniyoruz, güvenmek istiyoruz.

Yıllarca altyapı hocaları bizleri bu sözlerle oyaladı: "Gençler stresi kaldıramaz, onları kazanacağımıza kaybederiz". Biz de inandık onlara, ne de olsa onlar eski futbolculardı, efsanelerdi, futbolcunun halinden en iyi onla anlarlardı.

Yanılmışız Hüseyin hocam, 20 senede altyapıdan çıkan, A takıma hizmet veren futbolcuların sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Kulübümüz yüksek bonservis bedelleriyle satıp para kazanmak bir yana, kendi bünyesinde bile barındıramadı altyapıdan çıkan futbolcuları.

Biz size işte tam bu noktada güveniyoruz, güvenmek istiyoruz. Şu yokluk durumunda elimizde ne varsa azami verim almak istediğinizi biliyoruz. İstiyoruz ki sizin de katkınızla bir kaç sene içinde altyapıdaki futbolcularımızın ufukları genişlesin, A takımda şans bulabilecekleri bilinciyle kendilerini azami geliştirsinler. Çabalarının karşılığı Adana Demirspor forması olarak geri dönsün onlara. Bu Demirspor tarihinde çığır açan bir girişim olur ve bunun yapılması için bundan daha uygun bir zaman olamaz.

Bu çığırı açan teknik adam siz olun Hüseyin hocam. İki yol var önümüzde; ya kolayı seçeceğiz, elimizdekiler bu deyip altyapıya sırt çevirip pahalı transferlerle günü kurtarmaya çalışacağız. Ya da zor olanı deneyip, altyapı ile dış kaynakların ekonomik bir karışımını yapacağız, bunu yaparken dengeyi her zaman altyapıdan yana kuracağız.

Size seçimlerinizde güveniyoruz Hüseyin hocam. Güvenmek istiyoruz, çünkü farkında olamasak da eğer bu sene de bu hamleyi yapmazsak tünelin sonu gerçekten karanlık görünüyor.

Adana ve Demirspor

Son günlerde Aytaç Durak ve Mustafa Tuncel üzerinden yaşananları takip ediyorsunuz sanırım. Etmemek elde değil... Aslında bizim sıkça bildiğimiz ama dedikodu düzeyinde kalan meseleler, içeriden bir "isyanla" ve tabii ulusal basının da üstüne gitmesiyle açık seçik bir hal aldı. İktidar partisinden ayrıldığından bu yana, Durak üzerindeki bürokratik baskının arttığı ve soruşturmaların bir yerden patlak vereceği belliydi. Bu patlak, pek de beklenmedik bir yerden oluştu!

Bu iki ismin bizim için önemi büyük. Çünkü bunlar, Adana'yı olduğu kadar Demirspor'u da yönetti. Adana Demirspor, tıpkı kentin Aytaç Durak hükümdarlığında gün geçtikçe gerilemesi gibi, başarısızlığa demir attı. Takım da kent de "raydan çıktı". İşsizlikte Şırnak ve Hakkari ile zirveyi paylaştık; tarım alanları "AVM" doldu; havaalanı bile bizden uzaklaşma derdinde...

Olan biteni televizyondan, gazetelerden takip ederken yüzüm asılıyor, kaşlarım çatılıyor; ağzımda acı bir tat, boğazımda bir yumru beliriyor; kırmızı-lacivert kravatlar üstüme üstüme gelirken, evimin duvarları "onlar bizim rakibimiz değil" sloganları ile doluyor; haritada her yer Yenice oluyor, bir türlü gidemediğimiz; deplasman yasakları etrafımı çitliyor; "Adana'nın iki takımı birden" tepeme çıkıyor; "rüya takım"lar salonumda tek kale maç yapıyor...

Bir yandan da buruk bir sevinç duyuyorum. Çünkü blogun faaliyet gösterdiği iki yılı aşkın süredir, en başından beri, bu adamlara karşı tavrımız netti. Biz bu zihniyetin Demirspor'u yönetmesini istemiyorduk. Parayı versin, gerisini biz hallederiz kolaycılığına da düşmedik. Biliyorduk ki parayı veren düdüğü çalıyor; yönetimi de hocayı da oyuncuyu da parmağında oynatıyor. Sonuçta aynı zihniyet futbolcu transferinde, kulübün gelir giderlerinde şaibeler yaratıyor; kulislerde, lobilerde, soyunma odasında futboldan başka herşey konuşuluyor. Bu girdaba bir kez girdik mi çıkmak kolay olmuyor.

Defalarca tekrarlanan kongreler öncesi, "Anti-Aytaç Koalisyonları" önerdim; pek çok konuda anlaşamasa da Aytaç Durak zihniyetinin bu takımı yönetmemesi için işbirliğine gitmesini istediğim bir koalisyon önerdim. Gerçekleşmesi güç bir temenniydi. Ancak, karşı bir söz söylemek için gerekli bir adım...

Yine en baştan beri, 15 yıl meselesini gündemde tuttuk. Bu takımın, kenti ve takımı yöneten zihniyet nedeniyle bir çamura saplandığını, bu çamuru yerel basını aracılığı ile palazlandırdığını ısrarla vurguladık. "Aytaç Baba bizi kurtar" diyenlere, "yanlış yapıyorsunuz" dedik. Bu takımı ancak, kendi gücü ve inancı kurtarabilirdi. Demirspor'un geleneğinden beslenen, tarihinden öğrenen, kurumsal temelleri sağlam, geleceğe dair bir bakış açısı olan, en nihayetinde bir kumpas yuvası-ayak oyunları merkezi-pis kokular cenneti değil, bizzat Demirsporlular tarafından yönetilen "spor kulübü" olmasını istedik. Tabii ki ne Durak ne de Tuncel için, ne onun padişahlığından yararlananlar için -ki asıl mesele onlardı; kraldan çok kralcı olanlar- geleneğin, tarihin, efsanenin, geleceğin ve kurumsallığın hiçbir önemi yoktu. Onlar hala Yenice ayranının faydalarından bahsediyorlardı.

Şimdi tüm memleketi Adana'dan yükselen bu pis kokular sarmışken, ne yazık ki koca bir camianın da yıllarca bu kokunun esiri olduğunu bir kere daha hatırlıyoruz. Kişisel çabalarla ya da ufak bir tayfa ile gül kokusu yayabilmek ortalığa epey güçtü. Yine de sesimizin geçen üç yıl içinde yankı bulduğunu söyelyebilirim.

Sonuç olarak, ben bu adamların yönettiği bir Demirspor için değil, hayallerimdeki Demirspor için mücadele ettiğim için mutluyum. Ama etrafımızı saran bu kokunun etkisinden kurtulmak için, daha çok çiçekler ekmemiz gerekecek.

yavuz yıldırım

16 Mart 2010

Gençler Demişken

Gençler demişken, geçtiğimiz günlerde kalecimiz Ömer Kahveci birazdan başlayacak U18 milli maçı kadrosuna alınmıştı. Rakibimiz Ukrayna, maç Gaziantep'te. Umarız bu maçta ilk onbirde kendisine yer bulur.

Milli takım 18.03.2010 tarihinde Ukrayna ile bir karşılaşma daha yapacak. Bu karşılaşma da yine Gaziantep Kamil Ocak stadında oynanacak. Maçın başlama saati ise 14:00.

Gençlerde Bu Hafta

U16 liginde sezon tamamlandı. Takımımız, son haftada lider Gaziantepspor'u 1-0 yendi ve grubu ikinci sırada tamamladı. Statü gereği, gruplarında ilk üç sırayı alan takımlar doğrudan Türkiye finallerine gitmeye hak kazanıyor. Umarım U16'larımızın kaderi U15'ler gibi olmaz ve onları Türkiye finallerinde de takip edebiliriz. Tebrikler arkadaşlar! Ayrıca, 1994 doğumlu Yusuf Kemal Atalay, 14 golle grubun gol kralı oldu. Kocaman bir alkış da Yusuf Kemal'e...



U18 takımımız, geçen hafta kendi sahamızda Elazığ'a 1-0 yenilmişti; bu hafta da lider Kayserispor ile 1-1 berabere kaldı. Son hafta öncesi, grubu 5.sırada tamamlamayı garantiledi. Statüde, Türkiye finallerine 7 gruptan, "federasyonun belirlediği kriterlere göre" 16 takım gideceği belirtiliyor ama bu kriterlere bir ait detay yok. Takımımızın finallere kalması zor görünüyor ancak daha önce de yazdığımız gibi, bu senenin asıl başarısı U18'lerden profesyonel takıma kazandırılan gençlerimiz oldu. Son hafta rakip, K.Maraş.

Tiyatro... Yeniden!

Uğrunda mesafeleri üşenmeden güle oynaya gittiğimiz Adana Demirspor bu hafta bize yine güle oynaya geri dönmeyi çok gördü.

Seyrettiğimiz futbol değildi ne yazık ki. Neden böyle oynadınız sevgili futbolcular? Neden müdahale etmediniz sevgili hoca? Oyundaki tek taktiksel değişiklik Ali'nin sol kanattan sağa geçmesiydi, o kadar.

Elazığ savunmasını hiç de geride kurmadı, ne Ali ne de Cihan bu savunmanın arkasına sarkmak için bir çaba gösterdi. İki bekimiz bindirmeler yapmadı. Tayfun yalnız başına, mücadele ediyor göründü. geriden gelip aldığı iki üç topu uzaktan şut çekerek kullandı. Çok zor değildi Elazığ'a gol atmak. Topu çizgiye dikine indirebilsek pozisyona da rahatlıkla girebilirdik. Maç boyunca sadece ikinci yarının ilk on dakikası dikine oyayarak pozisyon aradığımız zamanlardı. Koca maçın tek güzel görüntüsü; Tayfun'un şutu, kaleci Levent'in kurtarışı...

Maçın bana göre özeti sayılacak iki sahnesi var. Birincisi ikinci yarının ilerleyen dakikalarında rakibin kaleyi karşıdan gören tehlikeli bir yerden kullandığı serbest vuruş. Bu serbest vuruş barajımızda kaldı. Top bizde. Atağa kalkmak, Elazığ'ı eksik adamla yakalamak işten değil. Nedense forvetlerimiz o kadar yorgun ki rakip sahaya en önde koşan kişi Süleyman'dan başkası değil. Şaşkınlıkla izliyoruz Süleyman'ın tek kişilik deparını ve forvetlerimizin izleyişini.

Diğer sahne ise maçın sonunda. Hakem üç dakika eklemiş, üçüncü dakika oynanıyor. Bizim takım rakip yarı sahada top çeviriyor. Şişirme yok, kaleyi yoklama yok, hakem bitiş düdüğünü çalıyor... İbretle izliyoruz.

Maç sonrası maratondan ayrılan herkesin dilinde maçın bağlandığı vardı. İnsanların aklına gelen ilk ve en kötü senaryo bu olsa gerek. Hiçbirisine kızamıyorum, çünkü oynanan tiyatroyu futbolla açıklayamıyorum. Çok kötüydük çok...

Pazar günü oynanan maçların lehimize olması, bundan sonra şansımızın hep yaver gideceğine yorulmasın. Allah bize kendi göbeğimizi kendimiz kesmemiz için şanslar veriyor, biz de harcıyoruz, sonra da isyan ediyoruz. Kaybedilmiş bir şey yok ama kazanılamamış bir çok şey var. Haftalar önce garantileyin de şu ekstaraları Yaşar'ı, Turgut'u, Remzi'yi sahada görelim artık. Gelecek senelerde onlardan faydalanmak zorundayız, başka çaremiz yok! Bunu ne zaman anlayacaksınız, sevgili hoca ve yönetim?

Ayrıca... Maç cumartesi, hava çok güzel, canlı yayın yok, Adana Demirspor lider ve mücadele eden bir takım görüntüsünde, biletlerin tutarı makul... Maraton neden daha da dolmaz, A üst ve altı boş, B üst yarım, altı boş... Bunun üzerine düşünmek gerek, nedenlerini aramak gerek. Belli ki bir kopukluk var bir yerlerde.

Şu var ki, taraftar tiyatro seyretmeye doydu. Bu hafta yine tiyatro vardı, iyi ki de gelmediler.

15 Mart 2010

Haftanın Ardından...


Bu hafta da çok fazla değişen bir şey olmadı. Biz berabere kaldık, takipçilerimiz de berabere kaldı.
Van Belediye haftayı en kazançlı kapatan takım oldu.

6 puan farkla lideriz.

HAftaya Van deplasmanındayız.Tarsus zorlu Elazığ deplasmanında, Adıyaman ise Mardinle oynuyor. Bir aksilik olmaz da yenersek oldukça avantajlı duruma geçeceğiz.

Puan farkında sorun olmasa da 2 haftada 1 puan topladık. Yine bir seri galibiyetlere başlama zamanı geldi.Yoksa kazandığımız özgüveni yeniden kaybedebiliriz.

Bir an önce işi sağlama almalıyız ki sona yaklaşınca küme düşme mücadelesi veren takımlara karşı puan kaybetmeyelim.Play offlarda 1 haftada 3 maç yaptığımızı unutmayalım ve ligin son 1-2 haftasında fiziksel olarak istirahat edip enerji depolayalım, kafamızı puan hesaplarına yorup psikolojimizi yıpratmayalım, ekstra play offlara odaklanalım.

13 Mart 2010

DUYURU

Sitemize ulaşmak isteyenler demirgibiyiz.blogspot.com adresinden sitemize ulaşabilirler. demirgibiyiz.com adresinden girmek mümkün olmuyor. Sanırsam hacklendik :)) İlgililere duyurulur.

12 Mart 2010

Taraftar Takımına Sahip Çıkıyor, Primlere Katkı Koyuyoruz...

Madem halkın iradesi bu şehirde kaale alınmıyor.
Madem basit kavgalar ortasında Adana Demirspor görmezden geliniyor.
Madem takımımıza bu şehrin ileri gelenleri sırtını dönüyor.

O HALDE BİZ VARIZ.
Biz yine varız.
Biz her zaman varız.
Adana Demirspor, ne Bekir Çınar'ın ne Mehmet Gökoğlu'nun ve türevlerinin ne de Aytaç Durak'ın takımıdır.
Adana Demirspor halkın takımıdır.

Taraftarlar olarak biz de gücümüz yettiğince bu maçta galip gelinmesi halinde prim vereceğiz oyuncularımıza.
Kimse yokken biz vardık, kimse yoksa bile biz varız.

Bu daha ilk adım.
Taraftar artık yumruğunu masaya vuracak.
Bizi sallamayanı sallarız.

Devamını bekleyiniz...

(Not: Bu bir Ankara Tayfası hareketi değil, taraftar hareketidir. Öncülüğü için mavilacivert.com yetkililerine teşekkür ederiz.)

11 Mart 2010

Adıyamanspor - Adana Demirspor Maçı Değerlendirmesi

Takım istekli oynayınca , kazanmak için mücadele edince insanın da gidip destekleyesi geliyor.
Adıyaman'ın yakınlığını fırsat bilip yine yollara düştük. ne olur ne olmaz diye ulaşım işini önceden garantiye aldık :)

Deplasman Güzergahı; Elbistan, Nurhak, Kapıdere, Gölbaşı, Adıyaman


Doğu grubunda olmamız ve Doğu illerinde yaşayan Demirsporluları temsilen Cuma günü merkez üssü Elbistan kongresi düzenledik. Antep'ten Şalgam, Adana'dan Göktuğ, Malatya'dan ErnesTo1940 katkıları ile ''Doğu Ekspres'' pankartımızı yaptık.
Daha iyi olabilirdi ; ama zaman sıkıntımız vardı.






Sadece bilmek zorunda kalanların bildiği, bir tarafı dağ bir tarafı uçurum, zamanında da terör olaylarının yaşandığı, birkaç yıla kadar stabilize olan,haritada doğru düzgün görünmeyen ve asfaltı yeni dökülmüş ''Kapıdere'' geçidi.
Demirspor sayesinde gitmediğimiz yer kalmadı. Bir taraftan da orada yaşayan insanları düşününce üzülüyor insan.





Hava ve zemin çok güzeldi. Adıyamanlılar kapalı tribünün tamamını ve maraton tribünün yarısını doldurmuşlardı. Adana'dan Şimşekler Grubu 4 otobüs gelmişti.

Adıyaman stadı 2.lig için gayet hoş, tribünleri maç izlemek için ideal. Yeri de merkezi.

Maç ortada başladı. İlk yarı Adıyaman biraz daha baskın gibi görünse de aslında çok net pozisyon vermedik. İkinci yarı bir şekilde gol atacaktık, önemli olan gol yememekti.

İlk yarı 0- 0 bitti.

İkinci yarı Adıyaman taraftarı çok güzel destekledi takımını, bayağı tezahurat yaptılar. Hakem zaten her pozisyonda faulu veriyordu. Yaşar'ın tecrübesiz müdahalesi sonucu penaltıdan golü yedik. Bekir Başkan penaltı atılırken bakamadı. Arkasını döndü.

Etkili bir atak yapıyorduk, Süleyman yerde yatıyordu.Topu taca atmadık.Adıyaman topu kaptı ve kontratak yaptı.Onlar da topu taca atmadı ve ikinci penaltı oldu. Allahtan Ömer kurtardı.Tribünlere ve futbolculara bir hırs geldi doğal olarak.

Son dakikada duran toptan golü bulduk. Tam bir Arjantin gol sevinci oldu. Millet tellere yığıldı, çıldırdı. Bekir Başkan en üstten en alta kadar koştu.
Sevincimiz kursağımızda kaldı. Talihsiz bir hata yüzünden gol yedik.

Tayfun çok iyi mücadele etti, çok güzel oynadı.

İşin gerçeği Tarsus, Mardin puan kaybedince çok üzülmedik. Bir de sahada mücadele eden, yenilince bunu hazmedemeyen, kazanmak isteyen bir takım görünce insan mutlu oluyor. Genç oyuncularımız hata yapabilir, yetersizler. Adı üstünde hata, istemeden yapılan bir şey. Kaşarlık yapmalarındansa hata yapsınlar.

Yenebilirdik de , berabere de bitebilirdi.Kısmet değilmiş.


Adıyaman taraftarı maç sonunda tam bir centilmenlik gösterdiler. ''Ayağınıza sağlık Adana,yolunuz açık olsun'' tezahuratları yaptılar. Karşılıklı ''mavi-lacivert, sarı- yeşil'' tezahuratlarında bulunuldu. Maç sırasında da toplu şekilde anormal bir davranışta bulunmadılar, takımlarını desteklediler.

Genel olarak da Adıyaman şehrini beğendim. Gayet güzel

Günü Gurbette Termik Santral gibi tamamladık.

Perşembe Konukları # 21 : Zifiri "Demiryolu Hikayeleri - 1" | Bölüm-2

--------------------------------------------------------------------------------
Geçen hafta 1. bölümünü yayınladığımız "Zifiri"ye ait Haydarpaşa yazısının bu hafta 2. ve son bölümünü yayınlıyoruz. Bu bölümde, Haydarpaşa'nın o kendine has dokusunun nasıl bozulmaya çalışıldığından bahsediyor sevgili Zifiri. Demiryolu kültürünün anıtlarından birisi olan Haydarpaşa'yı bize bırakılan korunması en önemli miraslardan birisi olarak görüyor. Sözü ona bırakıyor, yazılarının devamını diliyoruz.
--------------------------------------------------------------------------------

100 yıllık tarihi Haydarpaşa Garı, 2010 kültür başkenti İstanbul’un yeni parti mekânı artık. İlk olarak 2008 yılının son saatlerinde 2009 yılının ilk saatlerinde 2.000 TL bedelle yılbaşı kutlamasına izin verildi. Koskoca tarihi bina merdivenlerden girince bilet gişelerinin olduğu, yüksek tavanlı, süslemeli salon merdivenler ve garın iç kısmı tel örgü ihata duvarları ve siyah perdelerle kapatıldı. Gar Müdürlüğü makamının önüne seyyar wc’ler yerleştirildi ve parti gerçekleştirildi. Sanki o güzel esmer kadın kara çarşaflara sokuldu. Görüntü kirliliği, tarihsel mekanla uyumsuzluk, görgüsüzlük bir yana, yüksek desibelden yapılan müzik yayının yarattığı ses kirliliği ve binaya verdiği zarar...

İlk olarak II. Uluslararası Demiryolu Sempozyumu’nda amacı dışında yasalara aykırı olarak kamunun (yolcuların) kullanımına kapatılan Haydarpaşa Garı, artık tarihsel olayların ve endüstriyel işlevinin dışınca eğlence sektörünün sahnesi olarak kullandırılmaya başlandı. Ücreti bedeli özel organizasyon şirketlerine kiralanan Haydarpaşa Garı; “İstanbul kültür değerlerini halkla buluşturmak, farklı mekanlarda eğlence alternatifi sunmak, eğlence yerlerine yeni bir trend kazandırmak ve kamuya bir gelir kalemi sağlamak” amacıyla(!) kiralanıyor.

Start verildi, artık Haydarpaşa projesi için geri sayım başladı. Marmaray’ın devreye girmesiyle atıl hale gelecek tarihi Haydarpaşa Garı’nın da bulunduğu 1 milyon 300 bin metrekarelik alanı dönüştürecek 5 milyar dolarlık proje 2010 yılında ihaleye çıkacak. İhale yöntemi için TCDD Genel Müdürlüğü 2 ayrı alternatif hazırladı. Birinci alternatif, bir konsept proje hazırlanması ve bunun üzerinde ihaleye çıkılması. İkinci alternatif ise taliplilerin kendi projeleriyle ihaleye katılması olacak. Her iki durumda da ihaleye girecekler, projeyi gerçekleştirdikten sonra 49 yıl işletme yapacaklar.

Hicaz Demiryolunun, Berlin-Belgrat-Bağdat hattının bağlantı noktası; Haydarpaşa Garı halka(!) açılıyor. Devasa kapıları, muhteşem kuleleri, büyüleyici yüzlerce penceresi, mükemmel dış kaplaması, girişindeki güzel geniş merdivenleri ve onların hemen üzerinde çatısında bulunan güzel saati ile masallardan günümüze gelmiş gibi duran böylesine değerli bir tarihi anıt, İstanbul’un en güzel esmeri halka açılıyor.

Artık Haydarpaşa Garı’ndaki etkinliklerin biletleri Biletix’de satılıyor. Organizasyon şirketi tarafından bedeli ödenerek, 14 Şubat 2009 tarihinde “sevgililer günü” kutlaması için verilen partide Haydarpaşa Garı’nın adı; “Clup de Haydarpaşa” olarak seçiliyor. Organizasyon; erkeklere 50 lira, kızlara ücretsiz, ilk içki bedava. Ve insanın aklına Ulaştırma Bakanının “hızlı trene yolcunun ayağı alışın diye 1-2 ay tren beleş olmalı.” sözü geliyor. Organizasyon şirketi de öğüdü almış olmalı ki “kızların ayağı alışsın” diye ücretsiz yapıyor, üstelik ilk içki de beleş.

Gar Binası sanki bu durumu biliyor, hissediyor, Haydarpaşa Garı’nda artık bir terk edilmişlik var. Sanki tüm makinistler lokomotifleri dün getirip oraya bırakıp gitmişler kimse dokunmamış. Her gün trenlerin etrafında arı gibi çalışan temizlik yapan emekçiler, ellerinde telsizle “hoop dur” diyen makasçılar, yeni gelen treni karşılayan 3-5 sevgili veya yaşlı amca, hiç kimse yok gibi. İlk defa öyle terkedilmiş, lokomotif sesleri gelmiyor, bir de sis basmış, trenlerin geldikleri gibi bırakılmış, bu sefer her şey geldiği gibi.

Başlangıç ve bitiş... Kavuşma ve ayrılık... Mutluluk ve hüzün... Sevinç ve acı... ve umut... ve daha nice duygunun mekansal anlatımıdır Haydarpaşa. Yeri, duruşu, büyüklüğü, rengi ve dokusuyla bu duyguların vücut bulduğu gerçek bir mimari örneği, “yaşayan” bir yapıdır. Günümüzde böyle “yaşayan” ve “yaşadığını hissettiren” yapılar pek yok artık. Daha soğuk ve mesafeli duruşlar sergileyen, dışı başka görünüp içi bambaşka olan, anlamsız büyüklükleriyle insanı ezen ve ürküten yapılarla iç içe yaşıyoruz.

100 yıllık Haydarpaşa garı
100 yıllık “tarihi” bina
“Tarih” oluyor.

İstanbul’un en güzel esmer kadını
Artık, halka açılıyor.

Senelerdir içinde nice umutlar barındıran insanları taşıdı
Anadolu’dan, İstanbul’a.
Hayalleri olan, sevdaları olan.
Kimisi kayboluyor bu topraklarda, kimisi kazanıyor.
Umudunu yitirdiğin zaman bu soğuk duvarlarıma yaslan diyor.
Soğuk duvarları olan, taş bir bina.
Böyle bir bina, insanın içinde ki sıcaklığı, hüznü, sevinci nasıl anlayabilir?
Haydarpaşa anlıyor, biliyorum.
Bu devasa bina kavuşturduğu kadar ayırdığı insanları da anlıyor, Onların acılarına ortak oluyor.

Nasıl yapıyor bunu bilmiyorum.
Hissediyorum.


ZİFİRİ

Taraftar Takımına Sahip Çıkıyor, Primlere Katkı Koyuyoruz...

Madem halkın iradesi bu şehirde kaale alınmıyor.
Madem basit kavgalar ortasında Adana Demirspor görmezden geliniyor.
Madem takımımıza bu şehrin ileri gelenleri sırtını dönüyor.

O HALDE BİZ VARIZ.
Biz yine varız.
Biz her zaman varız.
Adana Demirspor, ne Bekir Çınar'ın ne Mehmet Gökoğlu'nun ve türevlerinin ne de Aytaç Durak'ın takımıdır.
Adana Demirspor halkın takımıdır.

Taraftarlar olarak biz de gücümüz yettiğince bu maçta galip gelinmesi halinde prim vereceğiz oyuncularımıza.
Kimse yokken biz vardık, kimse yoksa bile biz varız.

Bu daha ilk adım.
Taraftar artık yumruğunu masaya vuracak.
Bizi sallamayanı sallarız.

Devamını bekleyiniz...

(Not: Bu bir Ankara Tayfası hareketi değil, taraftar hareketidir. Öncülüğü için mavilacivert.com yetkililerine teşekkür ederiz.)

10 Mart 2010

Yönetim Eleştirilerine İlişkin Görüş Yazısıdır!!!

Yazı aslında Doğu Demir isimli okuyucumuzun bıraktığı yoruma istinaden yazılmıştır. Ancak böyle bir yazının yazılması da okyucumuzdan bağımsız olarak gerekmektedir, diye düşünüyorum.

Takımın başına Ocak ayında kendi rızasıyla gelen 11 kişilk yönetim kadrosu kuran ve belirlenmiş projelerle yola çıkan yönetimin 2 ay sonunda böyle bir açıklama yapması uygun mudur?

Uygundur, Doğu Bey. O yönetim kendi kurulunu oluşturmadan önce futbolculara 260 bin TL tutarında şahsi çekini vermiştir. Mehmet Gökoğlu kulübe 100 tane, Önder Serin de 30 tane altın adam getireceğinin taahhüdünde bulunmuştur. Yönetim bununla yetinmemiş istişare toplantısı düzenlemiştir. Oraya siyasiler katılmış ve üstümüze düşen neyse yapmaya hazırız demişlerdir. Ama takıma forma reklamı dahi bulmamışlardır.

Kongre gününde ortaya hiçbir yönetim çıkmamıştır. Çıkan yönetim asla ve asla engellenmemiştir. Mehmet Gökoğlu'nun başkan olduğu ama kendisi tarafından verilmeyen liste ile ilgili sorular yöneltilince kimse listeyi sahiplenmemiştir. Turhan Demirdal bunun üzerine sert çıkış yapmış, Gökoğlu kongreyi terk etmiştir. Yönetimin kongre görüntülerini yayınlaması gerekmektedir. Kendi ceplerinden vermek zorunda oldukları 260 bin TL varken ve yönetim kim olursa olsun destek vereceğini açıklayanlar, mangalda kül bırakmayanlar varken, çekilmenin anlamı da yoktur.

Daha önce borçları gırtlağa dayandırmış, temliklerini ötelemeyerek, yarısını ötelemeyerek kulübü gelirsiz bırakanlara 260 bin TL hediye etmenin mantığı da yoktur.Zaten kimse de çıkmamıştır.

Paraya ihtiyaç olduğu bir dönemde bilet fiyatları neden indirilmiştir?

Bilet fiyatlarından tek kuruş cebimize girmemektedir. Kulübün stat gelirleri üzerinde haciz vardır ve mevcut yönetimin de suçu değildir.

Kırılan kalbi onarmak için yönetim elinden geleni yapmıştır. İsterseniz yaptıkları basın açıklamasını da okuyabilirsiniz. Ancak taraftarın asıl kalbini kıran kaşar futbolcuların üzerine bu denli gidilmemiştir.

Basın açıklamasından önce belediye ile görüşülmesi bir şeyi değiştirmeyecektir.

Adana Türkiye'nin 5. büyük kentidir. Aytaç Durak bu takıma bir otopark dahi tahsis etmemektedir. Ama Kaşsporun dahi otoparkı vardır. Ne bu yönetim döneminde ne de başka yönetimlerde Aytaç Durak bu yolu tercih etmemektedir. Çünkü kendisine yalvarılmasından, tek adam olmaktan hazzetmektedir. Aytaç Durak 100 iş adamını arayıp kombine bileti alacaksınız deseydi, satılmayacak mıydı? Kentinin takımına bu kadar bile destek vermemektedir.

Belediyeyi basının önüne atmak doğru mudur?

Doğrudur. Unutmayınız ki; seçimlerin sonucunu 1.000 tane oy belirlemiştir. Defalarca makul yardımlar için girişimde bulunulmuş, taraftar gitmiş belediye önünde tezahürat yapmış, belediye başkanı oralı dahi olmamıştır. Belediye başkanının bizzat görevidir kentin spor takımına destek olmak. Yapmamıştır bunu.

Yönetimin samimiyeti inceleme konusu değildir.

Bana ise samimi gelmektedir. Yönetimlerin kulübe hibe etmelerine gerek bulunmamaktadır. Hibe eden yönetim APTALDIR. Kesinlikle Bekir Çınar yönetimi de hibe etmemelidir. Şunu da unutmayın. Yönetim parasını almak için görevde değildir. Çünkü temlik alacağı o kadar güçlü bir alacaktır ki; kimse onun tahsil edilmesini engelleyemez. Yönetimdeki ölse varisi alır. O kadar güçlüdür. Nitekim şu anda yönetimde olmayan Tuncel temlik alacaklarını takır takır almış, Gökoğlu da takır takır almaktadır. Yönetimin bu konudaki samimiyeti temlik sırası kendilerine geldiğinde görülecektir. Ancak önceki yönetimlerin samimiyetsiz olduğu kesindir. Mevcut yönetim önemli bir meblağı (yaklaşık 500 bin TL) hibe ettiklerini ifade etmiştir. Ancak ben belgesi olmayan şeye inanmam. Buna da belgesini görmeden inanmıyorum. Bununla birlikte temlik sırası kendilerine geldiğinde o temlikleri öteleyerek gelen parayı kulübe harcayacaklarını taahhüt etmişlerdir, bunu yapan ikinci bir yönetim de yoktur.

Yerel yönetimlerle iyi geçinilmesi:

Yerel yönetimleri halk seçer. Demirspor halkın takımıdır. Yerel yönetimlerle iyi geçinmesi gereken Demirspor kulübü değildir. Yerel Yönetimler Demirspor kulübü ile iyi geçinmelidir. Yerel yönetimler de ellerindeki imkanları kullanmalı ve sonrasında hesap sormalıdırlar.

Tam bağımsız Adana Demirspor

Adana Demirspor kulübü mevcut borç yapısıyla anca Aytaç Durak'a sitem yazısı yazacak kadar bağımsızdır. Uzun yıllardır da bu kadar dahi bağımsız olamamıştır. Başkanları atanmayı bekleyen, Aytaç Durak olmaksızın Yenice'ye gidemeyeceğini ifade eden bir kulüptür Demirspor. Bu durumdan kulübe tek bir proje üretmeyen eski başkanlar, mevcut yerel yöneticiler utanmayacak da Bekir Çınar yönetimi mi utanacaktır. Bu kulübün kalıcı geliri yoksa bu yönetim hariç HERKES UTANMALIDIR. Elinizde bir değer varken yere atacağınıza elinize alın, sırtınıza alın.

Bu yöneticiler eskiden de yönetici değil miydi?

Bu soruyu da ben ekledim. Doğrudur. Bu yöneticiler eskiden de yöneticidir. Ama nasıl ki dönemlerin ismi Atılgan dönemi, Gökoğlu dönemi, Tuncel dönemi diye anılıyorsa Çınar dönemi de kendi icraatlerinden sorumludur. Bir de hatırlatma yapayım, geçmişte arşiv araştırması yaparken Adanaspor maçı öncesinde bakmıştım. 1-0 kaybettiğimiz maç. O maçtan önce kazanacağımızı söyleyen sadece iki kişi vardı. Biri Sadi TEKELİOĞLU, diğeri Bekir ÇINAR. Kim bu adam demiştim o zaman. Şimdi Sadi Hoca gönderildi, Bekir Çınar taşlanıyor. O yönetimlerde yönetici olanlar ikinci derecede sorumludur. Birinci derecede sorumlu başkan varken, diğerlerinin anca kabahat kalır.

Sonuç olarak:

Hata söylemek ayrıdır, öldürmek ayrı. Bunların tırnağı olmayacaklara bunca çullanmamışken, insan da bir kendini sorgular, haksızlık etmiyor muyum diye.

Ve Yıllar Sonra Beklenen Açıklama

Adana Demirspor Yönetim Kurulu'nun resmi siteden yayınlanan açıklaması. Bekir beyin ağzından. Burayı tıklayarak da yazıya ulaşabilirsiniz.

"Ligin 2. yarısına çok iyi bir başlangıç yapan rakibimiz Elazığspor ile Cumartesi günü saat 13.30’da çok önemli bir müsabakamız olacaktır. Bilet fiyatlarımız, daha önce açıkladığımız gibi, kale arkası 3, maraton 5, kapalı tribünler ise 7 liradır. Tüm taraftarlarımızı bu karşılaşmamıza davet edip, bizlere destek olmaya çağırıyoruz. Ayrıca bu sabah öğrendiğimiz bir duyum yaramızı daha da derinleştirdi. Elazığ Ticaret Odası Başkanlığı, temsilcileri Elazığspor’un Adana Demirsporumuzu yenmesi halinde üst düzeyde prim açıklayıp, deplasman giderlerini üstlendiğini açıklamıştır.

Ben buradan Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Aytaç Durak’a seslenmek istiyorum. Belediye çalışanlarının cebinden kesilerek oluşturulan ve daha önceleri kulübümüze aktarılan 480 bin liralık spor fonunun tekrar kulübümüze hak ettiği ölçüde layığıyla verilmesini istiyoruz. Bu para hiç kimsenin cebinden çıkmıyor. Sadece işçilerin cebinden çıkıyor. Biz bu talebimizi Büyükşehir belediyesine resmi yazıyla da ilettik. Biz göreve geldiğimizden beri Büyükşehir belediyesinden 2’şer defa 150’şer bin lira aldık. Ayrıca Türkiye Futbol Federasyonuna olan borcumuz ödendi. Bu borcun zaten bizim yönetimimizle hiçbir alakası yoktur. Spor fonundaki paranın kentimizdeki amatör takımlara verildiğini duyuyoruz. O zaman hangi takıma ne kadar verildiğinin birer birer açıklanmasını istiyoruz. Hangi amatör takım ne kadar para almış kamuoyuyla paylaşılmasını istiyoruz. Gönderdiğimiz resmi yazıya da hala cevap alamadık. Bundan sonra Adana Büyükşehir Belediyesi spor fonunun yakınen takipçisi olacağız. Sayın Aytaç Durak Adana Demirspor’a kırgın olduğunu söylüyor. Kendi dönemimizde Sayın Durak’a hiçbir saygısızlığımız olmadığı gibi, taraftarlarımız da en küçük bir küfür etmemiştir. Bizler kulübümüzün onursal başkanlığını da yapan başkanımız Durak’ın, danışmanlarınca yanlış yönlendirildiğini düşünüyoruz. Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Aytaç Durak’ın bu sesimize kulak vermesini istiyoruz. Halkın cebinden, işçinin cebinden çıkan paranın kentimizin diğer takımıyla eşit olarak dağıtılmasını istiyoruz. Bu para kimsenin cebinden çıkmıyor. Gizlilik içerisindeki spor fonunun detaylarıyla açıklanmasını bekliyoruz. Tekrar söylüyorum. Bu para hiç kimsenin cebinden çıkmıyor. Kimsenin cebindeki parayı da istemiyoruz. Biz bu fonun her zaman takipçisi olacağız. Yönetim kurulumuzdaki arkadaşlarımla birlikte işlerimizi, aile hayatlarımızı risk edip çocuklarımızın rızkını kulübümüz için harcıyoruz. Harcamaya da sonuna kadar devam edeceğiz. Talep ettiğimiz ve hakkımız olan bu parayı bizler kulübümüzün ihtiyaçları için, futbolcularımız için, aylardır maaşlarınızı ödeyemediğimiz personelimiz için istiyoruz. Bekir Çınar yönetimleri, Adana Demirspor Kulübünün en dürüst yönetimleri arasında yer almaktadır. Eğer Sayın Durak bu sesimize kulak vermez ise hazırda bir de B planımız var. Yani 11 kişiden oluşan yönetim kurulumuz, sonuna kadar Adana Demirspor için harcamaya devam edecektir. Biz kimsenin cebinden çıkmayan parayla Adana Demirspor üzerinden şov yapılmasına imkan sağlamayacağız.

Kredi kartı projemiz konusunda ise İş Bankasıyla görüştük.Mayıs ayı sonuna kadar 20 bin kişinin Maksimum karta ulaşılarak, kulübümüze çok ciddi gelir sağlanacaktır. Bize kan lazımken, sadece kan istiyoruz.

Saygılarımızla."

Hakkını arayan yönetimimizi bu cesur çıkışından dolayı kutluyorum. Sorunlarla boğuşan kulübümüzü uzaktan izleyen Büyükşehir Belediyesi her türlü zorluğa rağmen ayakta kalan takımımıza ne zaman omuz verecek?

Kötü günümüzde yanımızda olmayan, iyi günde gözümüze gözükmesin arkadaş!

"Erdal'ın Kanalı" Galası 22 Mart'ta

Murat Ayman'ın (mirothekid) uzun süredir üzerinde çalıştığı ve Kültür Bakanlığı desteğiyle gerçekleştirdiği "Bir Adana Belgeseli-Erdal'ın Kanalı", geçtiğimiz aylarda tamamlanmıştı. Belgeselin ilk gösterimi 22 Mart'ta Adana Seyhan Otel'inde saat 15.30'da gerçekleşecek. Erdal Acet ve Yenilmez Armada'nın hikayesini anlatan belgesel, aynı zamanda Adana Demirspor'un dönemin Adanası'na da bir ışık tutuyor. Belgeselin, yurtiçi ve dışında film festivallerinde gösterimi için de başvurular yapılmış. Merakla bekliyoruz...




Erdal Acet, Adana Demirspor yüzme takımının neferlerinden olduğu gibi, Manş Denizi'ni 9 saat 2 dakikada yüzerek, bu mesafeyi en kısa sürede yüzen erkek yüzücü olmuştu.

9 Mart 2010

Doğu Ekspresi Göründü


Doğu Ekspresi en son Adıyaman stadında görüldü. Belki önümüzdeki günlerde daha ayrıntılı resimlerini de görürüz.

Ellerinize sağlık kardeşlerim. Togepy, elin ne zaman boya fırçası yerine neşter, bistüri tutacak?En kısa zamanda şu TUS belasından kurtul da Ankara'ya dön artık kardeşim.

Elazığ Maçına Kombinemiz Var...

Elazığ maçını izlemeye inşallah Adana'ya geleceğiz. Gençler bize mail atın.

Fazladan aldığımız kombinelerimizi size kullandıralım, maçı birlikte izleyelim, bu kez gülen taraf biz olalım.

Mail adresimiz demirgibiyiz@gmail.com

Resmi Site Tat Veriyor...

Artık beklentilerimize yavaş yavaş cevap alıyoruz. Kendi sesimizi kendimiz duyurmaya başladık. Yapılan basın açıklamalarının tam metninin spor01'de veya kanalahaber'de yayınlanıp yarım metninin bizim resmi sitemizde yayımlanması dönemi bitmişe benziyor.

Altın üyeler konusunda da haberleri (bir tane istisnası oldu ama) artık önce resmi sitemizden alıyoruz.

Kendi haberimizi kendimiz yapıyoruz, birinci elden habere ulaşıyoruz. Sesimizi duyurmak için başkalarının sesine artık ihtiyaç duymuyoruz. Sesimizin yorumlanması gerekmiyor artık. Net bir şekilde kendimiz konuşabiliriz.

Gençlerimizi başkalarının eline bırakmamıza lüzum yok. Onları kendi resmi sitemizden destekleriz.

İcraatler için başka yayın organları gerekmez, http://www.adanademirspor.org.tr/ adresi var. Bundan daha güzel ne olabilir? Çok şükür!!! Eksiklikler var ama onlar da giderilir.

Yayımda ve yapımda emeği geçenlere teşekkür ediyoruz.

Hatırlatmakta Fayda Var!!!

Adana Demirspor bugün yükselme grubuna kalamamışsa bunun sorumlusu GENÇ OYUNCULAR DEĞİLDİR.

Tecrübeli Adana Demirspor ligin ilk yarısında Diski ile, Mardinspor ile 1-1 berabere kalmış, Adıyamanspor'a sahasında 2-0 kaybetmiştir.

Aynı tecrübeli Adana Demirspor oyuncuları maç öncesinde Hilton'da konaklatılmış ve nal topladıkları maçta sahasında İskenderun'a 2-0 yenilmiştir.

Sahasında eze eze yendiği Şanlıurfa ile anca 1-1 berabere kalmıştır.

Deplasmandaki İskenderun mağlubiyeti ile yükselme grubu umutlarımızı, gelir kaynaklarımızın ikiye katlanması imkanımızı, forma reklamı için baskı yapma gücümüzü elimizden bazılarının ısrarla vurguladığı GENÇLİK DEĞİL, TECRÜBE ALMIŞTIR.

Takımın teknik ekibi ısrarla genç yaşlı oyuncu farkı yoktur demesine karşın ısrarla GENÇLER ÜZERİNE yazılar yazılmaktadır.

Bırakın bu işleri. Bakınız sizlerin yazılarında üzerine toz kondurmadığınız, gönderildiklerinde tam da bu nedenle yargısız infazla küme düşürdüğünüz Adana Demirspor yıllardır arzulanan mücadeleyi, sahada canını dişine takmayı, son saniyelere kadar oyunu bırakmamayı, sinyal vermeyi keserek işine bakmayı BU GENÇLERİN KATKILARIYLA OLUŞTURULAN TAKIM SAYESİNDE BİZLERE YAŞATMAKTADIR.

Ben hatırlatayım unutanlara tecrübelilerin yüzünden buralarda olduğumuzu da sonra zamanında tecrübelilerin taşımayıp attıkları yük gençlere yüklenmesin.

8 Mart 2010

Gençler, Büyüdünüz Mü?

Adana Demirspor takımının profesyonel futbolcuları. Adlarınızın başına her cümlede "genç" getiriliyor. Daha düne kadar bu ifade sizin yetersizliğinizi ifade etmek için kullanılıyordu. Bugün, kazandığınız maçlarla, mücadelenizle yetersizlik kelimesi anlamını yitirdi. Yalnız aşmanız gereken şu "tecrübesizlik" hala ortada duruyor.

Halbuki biz, sizlere gerçekten inananlar, sizlerin yetersiz olduğunuzu hiç düşünmedik. Bu ligde sizin hayli hayli top oynayacağınızdan ve Demirspor'unuzu başarıya ulaştıracağınızdan emindik. Hem Demirspor'unuzu hem kendinizi geliştirebilirsiniz, yıllarca onurla bu takıma hizmet edebilirsiniz veya başka hayalleriniz varsa gerçekleştirebilirsiniz. Hayallerinizin ve azminizin sınırları sizlere ait, bu sınırları ne kadar geniş tutarsanız başarıya kavuşma ihtimaliniz o kadar artacaktır.

Sizlerin kesinlikle yetersiz değil ama ne yazık ki tecrübesiz olduğunuz gerçeğini hiç göz ardı etmedik. İhtiyacınız olan tecrübeyi bir kaç maç sonra kazanmış olacaksınız. Tecrübe kazanmak için üst üste 200 maç oynamanıza gerek yok. Klasman grubunun başından beri bir çok maçta oynadınız, gerek ilk onbirde, gerekse yedekten girerek. Sizler tecrübe edindiğinizin farkında olmayabilirsiniz ama edindiniz. Sakın kendinize "daha çok maç oynamam gerek" gibi yanlış bir telkinde bulunmayın. Oynadığınız dakikaları kafanızdan geçirin, maç kasetlerini tekrar tekrar seyredin. Eksiklerinizi teknik ekiple beraber tespit edip antrenmanlarda bunları gidermeye çalışın.

En önemlisi; sahaya çıktığınız zaman kafanızdaki her şeyi unutun. Sanki sokak aralarında oynuyormuşcasına zevk alarak ve kaygısızca topunuzu oynayın. Kramponlarınızla o çime öyle kuvvetli basın ki, o sahanın yalnızca size ait olduğunu herkese gösterin. Hata yapma korkusuyla değil, hata yapanın açığını kapatma hissiyle dolu olarak oynayın.

Tecrübe, hayatta yediğimiz kazıkların, yaşadığımız acıların, başarısızlıkların toplamıdır. Tecrübe çoğunlukla iyi günde kazanılmaz, bilakis kötü günlerden yanımıza kar kalandır. Ve çocuklar acı, sıkıntı, üzüntü çektikçe çocukluktan yetişkinliğe geçerler. Sizler dün yaşadığınız acıyla biraz daha büyümediniz mi? Bence büyüdünüz "gençler", biraz daha büyüdünüz.

Büyüdünüz... Büyüdüğünüzü ispat etmek için Adana Demirspor'un o güzel beyaz kanatları iki yana açılmış, kucaklamanız için sizleri bekliyor. Sımsıkı kucaklayın ki, o kanatlar sizleri yukarılara, masmavi güzel günlere uçursun. Bu hafta sonu Elazığ karşısına kocaman yürekli, kocaman adamlar olarak çıkın. Acı kuvvetinizle, kazanma azminizle, mücadeleden yılmayan kalbinizle büyüdüğünüzü herkese gösterin!

Bizleri o beyaz kanatlara bindirin...

7 Mart 2010

Dünya Kadınlar Günü!



Bir kadın, internet üzerinden yayın yapan bir derginin talebi üzerine bir ‘Kadınlar Günü’ yazısı yazar. Yazıya yine internette izlediği, açıklamasında ‘Kudüs’te bir erkekle dans ettiği için linç edilen kız’ yazan bir videoyu anlatarak başlar.

Düşünüyorum da, o videoda aslında sadece kadınlar vardı. Bir kız çocuğuna ve onlarca erkeğe, bir kızın bir erkekle dans etmesinin suç/günah/yasak olduğunu, bu ortaya çıktığında bunu yapan kızı -erkeği değil- anında şiddetle cezalandırmanın, bunu olabilecek en aşağılayıcı/iğrenç şekilde yapmanın, -ibret olsun diye herhalde- kaydedip yayınlamanın doğru olduğunu öğreten, kendisi öğretmediyse bile öğretenlere izin veren kadınlar vardı.’ diyerek devam eder sözlerine ve sonrasında ülkemizdeki türbanlı ve çarşaflı kadınlara getirir sözü.

Betimleme ilginçtir, zira şöyle der: ‘Kendi coğrafyamızda doğru olanın, başlarını, vücutlarını, bozulmasın diye hava almayacak şekilde ambalajlanmış gıdalar gibi paketlemek olduğu öğretilmiş kadınlar var.

Bunu, o kadınları dışsallaştırmak için söylemez, çünkü yazısının sonunda en çok da bu kadınların Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak ‘Sen böyle dediğime bakma, nasıl hoşuna gidiyorsa öyle giyin, hiçbir şeyin örtemeyeceği denli güzel ve özelsin, sen de bunu bil. Ve dikkat et, sana öğretilenlere ve öğrettiklerine... Çünkü dikkat etmezsen, düşünmezsen ya da yanlış olduğunu bildiğin halde öğretilmeye devam etmesine izin verirsen bir sonraki kadınlar gününde birşey yaptığın için bile değil, 'yanlış' birşey düşündüğün için erkeklerin ortasında yerde debelenen, en güçlü tekmeyi kendi oğlundan, kardeşinden yiyen kadının sen olmandan korkuyorum. Sen böyle ölme, birlikte nice kadınlar gününü, tüm renklerimizle, içimizden taşan sevinçle kutlayalım...’ der.

Ne de güzel söyler, ancak yazı -kuvvetle muhtemel- sakıncalı bulunduğundan yayımlanmaz! Beni ilgilendiren kısım burada başlıyor aslında. Güzel ülkemizde bir kadının yazdığı Kadınlar Günü yazısının, üstelik siz-biz şeklinde bölünmeye çalışılırken ‘BİZ’ler, ‘Siz’i ‘Biz’ yapan bu yazının sansüre uğraması ironiktir, trajikomiktir. Fazla söze gerek yok!

Hadi şimdi hep beraber kadınların gününü kutlayalım!

Hemen Toplarlanılmalı...

Benim yenilince sahaya yığılan bir takımım var. Benim mağlubiyetin sorumluluğunu üstlenen, küçücük omuzlarına dünyaları almak isteyen gençlerim var. Bu gençlerimin gözyaşları var.

Benim artık koşan, savaşan, pres yapan bir takımım var. Hırslı, daha dinamik, rakibi ısıran, kendi işine bakan bir takımım.

Üzülmeyin aslanlarım, siz bugün yenilseniz de GALİPTİR BU YOLDA MAĞLUP.

Siz benim, bizlerin yıllardır düşlerinde yaşattığı tablosunuz.
Siz geleceğimizsiniz.

Şimdi siz ayağa kalkacaksınız. Şimdi siz dünü unutacaksınız. Şimdi siz kendinizi bir an önce toparlayacak ve hafta sonu bizleri Elazığ galibiyetinin mutluluğu ile ağlatacaksınız.

Ben buna yürekten inanıyorum.

Şimdi biz kalkacağız. Ellerimizi kimimiz havaya kaldıracak dualar edecek, kimimiz elini yumruk yapacak, gelecek güzel günlerin hırsıyla, kimi iyi dileklerini sıralayacak ardı ardına.

Şimdi biz doğrulacağız, dolabımıza gideceğiz, bakacağız atkımıza, formamıza, GELİYORUZ, diyeceğiz. Elazığ maçında tribünlere akacak, yanınızda olacağız.

Şimdi biz umutluyuz, şimdi biz inançlıyız, şimdi biz güçlüyüz, şimdi biz SİZLERLEYİZ.

SİLİN GÖZYAŞLARINIZI... ARTIK,
GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ
GÜNEŞLİ GÜNLER...