31 Mart 2012

Bu Takımı Kim Yönetiyor?


Bu takımı kim yönetior? Futbolcular mı, yöneticiler mi? Futbolcular kafasına göre oynuyor veya oynamıyor. İstediği maçı alıyor veya almıyor...

Para mı? Yönetim mi? Destek mi? Neyiniz eksik söyleyin bilelim...

Küme düşme potasındaki her takıma yenilen bu oyuncular, ne yapmaya çalışıyorlar?Üstümüzdeki herkesi yenip, alttakiler yenilmenin nedeni nedir?

Adıyaman kimseye deplasmanda iki gol atamadı. Şekerspor aylardır iki golü birarada göremedi. Sadece bize...

Bu takımın yeni bir yönetim kurulu var. Başkan Gökoğlu ve yöneticilere sesleniyorum: Acilen bir toplantı yapın ve yöneticinin kim olduğunu ortaya koyun. Takım olamayan bu takımı kimin yönettiğini ortaya koyun.

Cebeci'den Enstantaneler





Şekerspor:2-Adana Demirspor:1

Futbolcular bizimle dalga geçiyor...

Yönetim belirlenmiş, para kaynakları netleşmiş; ama futbolcularda tık yok.

Maç rahat başladı, atak olan bizdik. Rakip o kadar kötüydü ki oynamaya mecalleri yoktu. Bizimkiler de onlara uydu. Maç tam anlamıyla ağır çekimde oynandı. İlyas'ın rövaşatası, Raşit'in serbest vuruşu, Soner'in kaleyi bulan şutu... Ne olsa kazanırız havasındaydı topçular. Sonra Necati'nin kaptırdığı topla tıngır mıngır ilk golü yedik. Rakibe zoraki gol attırdık. Devre biterken, kalemize ikinci kere geldiler ve orta-kafa-gol.

İkinci yarıya golle başladık. Bu kez de hakem elfrenini çekti. Devre arasında Erçağ'ı sağa alarak forveti üçledik. Sonlara doğru Süleyman da forvete geldi. Cılız ortalar, lütfen verilen paslar, isteksiz-mücadelesiz-ruhsuz bir oyun!

Bu da kaçar mı denecek tek pozisyon kalecinin kurtardığı kafa vuruşunu önünde bulan İlyas'ın altıpastan topu içeri atamamasıydı.

2012 yılında iki golü birarada göremeyen takımdan iki gol yedik. Rakip, 3 aydır 2 gol atamamıştı. Rezil bir takıma yenildik, çünkü onlar kadar rezildik!

Ne yazık ki rakipler de puan kaybetti ve 6 puanlık fark devam ediyor. Bu lig bitsin artık, play-offa da kalmayalım, acımız devam etmesin.

30 Mart 2012

İlkelerin ve Sözlerin Takipçisi Olacağız

Mehmet Gökoğlu, başkan seçildi. Yönetim listesi şu isimlerden oluştu:

"Aziz ERBEK, Önder SERİN, Şerif GÜLER, Edip GÜLNAR, Hüseyin SİME, Ali GÜLLERİ, Levent DUYULER, Ramazan ÇİMEN, Metin TÜRK, İzzettin TURGUT"

Hemen hemen aynı simalarla yola devam ediyoruz. Eski yönetimden farklı olarak, belediyeci isimler dışarıda bırakıldı.

Bundan sonraki süreçte, Mehmet Gökoğlu'nun kongredeki konuşmasının takipçisi olacağız. İlkelerimizin kayıtlara geçmesi ve konuşulması bizim için önemli. Bundan sonra uygulamaya bakacağız.

Bugüne kadar yapılan hataların tekrarlanmaması dileğiyle...

Kongre'den#2

Mehmet Gökoğlu'nun konuşmasından satırbaşları:

- "Zor günlerdeyiz. Yapacaklarimiz... Demirspor'un ekonomisini duzeltmesidir,kalici gelir,taraftarlarla toplantilar,butceler aciklanacak"

-"Transfer bütçesi açıklanacak. Şeffaf bir bütce olacak." Şeref sözu verdi parasal açıklamalar için...

-Altuapiya vurgu yapti. İlk kongrede tüzük tadilati yapilacak, ilkeler (bizim ilkeler) tüzüğe eklenecek.

-"1.700.000 tl verdik arkadaslarimla. Bu (eski)yönetime de kimse laf edemez"

-"Temlik koydum evet hiç inkar etmedim, ama haciz yapmadan, faizsiz geri aliyorum"

Kongre'den#1

Kongre'den Mustava tweet atıyor (@ucarmustafaucar), buraya da aktarıyorum:

-Bekir Sıtkı Özer'in konuşmasından: "Listelerin yarismasini isterdim, ama yoklar... ADS kapatilirsa, basarisiz olursa bunun vebali altinda bu sehrin yonetenleri ezilir. SANKO bile sahip cikiyor, Adanali sahip cikmiyor. 300-350 bin sabit giderimiz var. Vergi dairesi ve ssk direk kesiyor. Kalıcı gelir sart. Tuncel'den sonra projeler sekteye uğradı."

-B.S. Özer'in konuşmasının ardından yönetimin raporu oylandı ve kabul edildi.

-Ekrem Kandemir söz aldı. Eleştirilerde bulunuyor. "Bekir Sıtkı Özer'in konusmasina cevap geregi duydum... Basari icin istikrar sart. 16 yildan sonra 2.baskanlik yaptim...Yönetim beni neden dışarıda birakti? En kotu demirsporlu muyum? Cukurova bel.meclisi uyesi olmaz diye kriter getirdiler. Bu yonetimde 5 tane adanasporlu var. Hic mi ADS'li avukat yok?" Ekrem Kandemir ayrıca Tanıl ve Cihan Ünal olaylarini acti. Konusmasinin bir yerinde duygulandi, sesi titredi. Gokogluna basarilar diledi.

Kongredeyim

Mehmet Gokoglu'nun listesi secilecek olarak gorunuyor. Selahattin Aydogduya iliskin bir liste girisimi yok anladigim kadariyla.

Şekerspor Maçı İçin...

Yarın (cumartesi) 14.30'da Cebeci Stadı'nda oynanacak Şekerspor maçı için 13.30'da Siyasal Bilgiler Fakültesi önündeki merdivenlerde buluşalım. Stada birlikte geçelim...

29 Mart 2012

Şimşekler Grubu Basın Açıklaması

ŞİMŞEKLER GRUBU BASIN AÇIKLAMASI

Bugüne kadar İSİMLERLE işimiz olmadı, kimsenin adamı olmadık… Önemli olan hep kurumdu, ADANA DEMİRSPOR’du. Yeri geldi bu kulübün menfaatleri için kendi duruşumuzdan taviz verdik, ama bunu Demirspor’u yaşatm...ak için yaptık. Eğer Adana Demirspor yerine isimlere hizmet etseydik; Şimşekler Grubu da Türkiye’de ki diğer taraftar grupları gibi para-mal-servet sahibi olur, maddi yönden de güçlenirdi. Yada bir padişahın önünde çökmeyi seçseydik; bu hayırsız şehirde bizimde minik saraycıklarımız olurdu… Ama 15 senedir kendimize ait bir derneğimiz, 1,5 yıldır kirada olan bir dernek binamız yok.

Yarın kongre var, Demirspor taraftarına bıkkınlık getiren kongrelerden biri. Adana Demirspor taraftarı yıllardır yaşadığı acılardan, kahırlardan, hayal kırıklıklarından artık bıktı. Final maçlarının kaybedilmesinden, finallerden boş dönülmesinden ve birilerine şampiyonlukların hediye edilmesinden bıktı. Kalıcı gelirlerin hala hayata geçirilmemesinden, altyapıya önem verilmemesinden ve yanlış transferlerden bıktı. Kulübün siyasete edilmesinden, belediyenin istediği zaman parayı kesmesinden ve kulübün çağdaş bir anlayışla yönetilmemesinden bıktı. Adana Demirspor taraftarı her sene taraftarın şampiyon olmasından, takımın her yıl sınıfta kalmasından ve kulübün çizgisinin taraftarın çizgisiyle devamlı çelişmesinden bıktı. Adana Demirspor taraftarının bıktığı daha o kadar çok konu var ki…

Biz artık ‘’BU BIKKINLIKLARA’’ bir son verilsin istiyoruz. Yarın seçilecek yönetimin ilk önce ama ilk önce buna talip olmasını istiyoruz. Yani bıkkınlıklara bir son vermeye.

Artık çağdaş bir futbol anlayışıyla yönetilmek istiyoruz. Hocaların ve futbolcuların hatırla alınmadığı, menajerlerin söz sahibi olmadığı bir kulüp olmak istiyoruz.

MUHARREM GÜLERGİN ruhunu yaşatan, o ruhtan ve taraftarından güç alan HEM SAHADA HEM DE SAHA DIŞINDA başarılı bir kulüp olmak istiyoruz.

Eğer gelecek yönetim bunlara talipse ve bu bıkkınlıklara son vereceğim diyorsa gelsin, yoksa gelmesin, KAYYUMA KALALIM, YETER…

Günlerdir moral bozukluğu, kafa bozukluğu, can sıkıntısı gibi yüreğimizi karartan konular yüzünden olan SUSKUNLUĞUMUZU başka yönlere çekip, altında bir neden arayan art niyetli insanlar; SON SÖZÜMÜZ SİZLERE… Sakın bu açıklamalardan sonra ‘’HELAL OLSUN’’ falan demeyin bize. Çünkü bu açıklamayı ne sizleri ne de kendimizi tatmin etmek için yapmadık. Bu açıklamayı SADECE ARMA, SADECE FORMA için yaptık. Daha düne kadar suskunluğumuzun altında bir neden arayanlar, bundan sonra ASLA DOSTUMUZ OLAMAZLAR…

Şimşekler Grubu sadece ADANA DEMİRSPOR’un hizmetkarıdır. Bize bu onurlu davada GÜVENEN İNANAN tüm Demirsporlulara selam olsun…

YAŞASIN ONURLU ADANA DEMİRSPOR

Taraftar İlkelerini Açıkladı

Hazırladığımız ilkeler taslağını Adana'ya iletmiştik. Şimşekler Grubu bu ilkeleri desteklediğini açıkladı, kalıcı gelir vurgusunu da eklediler. Bu ilkelerin her maddesinin detaylı açıklaması ve gerekçesi de bulunuyor.

Kongredeki adaylardan, seçilecek başkan ve yönetimlerden bu ilkeleri kabul ettiklerini beyan etmelerini istiyoruz. Artık bizim için kriter bu ilkelerin kabulü ve bu doğrultuda çalışma yapılıp yapılmadığıdır.

ADANA DEMİRSPOR YÖNETSEL İLKELERİ

1- MALİ ŞEFFAFLIK: Demirspor yönetimi kulübün mali yapısı hakkında 2012-2013 sezon başından geçerli olmak koşuluyla mali konularda şeffaflık sağlayacağını beyan ve taahhüt etmelidir.

2- MALİ YÖNETİM: Demirspor yönetimi kulübün giderlerini azaltıcı, gelirlerini artırıcı faaliyetlerde bulunmalıdır.

3- KALICI GELİRLER: Demirspor yönetimi, sahadaki başarı kadar, Adana Demirspor taraftarının yıllardır arzuladığı kalıcı gelirlerin klube kazandırılması konusunda yoğun çaba harcamalıdır

4- ALTYAPI: Demirspor yönetimi alt yapıya önem vermeli ve sezon boyunca alt yapıya verdiği önemi somut olarak ortaya koymalıdır.

5- DEMİRSPORLULUK DURUŞU: Demirspor yönetimi, camianın geçmişine ve büyüklüğüne yaraşır şekilde kulübü temsil etmelidir.

6- TARAFTARLA İLİŞKİLER: Demirspor yönetimi, taraftarın bu kulübün gerçek sahibi olduğu gerçeğini göz ardı etmemelidir.

7- KONGRELER: Demirspor yönetimi, kulübün olağan ve olağanüstü kongrelerinin yasal çerçeveye ve teamüllere uygun olarak Demirsporluluk kültürüne yakışır şekilde gerçekleştirilmesi için sorumluluk almalıdır.

8- KONGRE ÜYELİKLERİ: Demirspor yönetimi kulübe üyelikten, katılım hak ve yükümlülüklerine kadar birçok alanda kongre üyeliklerini düzenlemelidir.

9- KURUMSAL YÖNETİM: Demirspor yönetimi, kulübün tüzüğünün gözden geçirilmesini, işleyişin oluşturulacak bir usul çerçevesinde sürmesi için ilave mevzuat oluşturulmasını ve bunlara azami ölçüde uyulmasını temin etmeli, her türlü uygulamanın istikrarlı bir şekilde sürdürülmesini sağlamalıdır. Demirspor yönetimi icraatleri açısından hesap verebilir, denetlenebilir bir yapı tesis etmelidir.

10- GEÇMİŞ DÖNEMLERİN İRDELENMESİ: Demirspor yönetimi, kulübün başarısızlık girdabından çıkamamasının nedeninin geçmişteki hataların farklı yönetimlerce ısrarla tekrarlanmasından kaynaklandığının bilincinde olmalı ve bu hataları tekrarlamaktan kaçınmalıdır.

ANKARA TAYFASI-ŞİMŞEKLER GRUBU

Tek Listeli Zihniyeti İstemiyorum...

Son zamanlarda yapılan eleştirilerde kantarın topuzu Aydoğdu'nun aleyhine fazla kaçınca kendisine haksızlık yapıldığını düşünmeye başlamıştım. Bu düşüncemi halen de koruyorum. Mevcut yönetimdekilere çullanılmadığı kadar Aydoğdu'ya çullanıldı. Aydoğdu zamanında bu kulübe zarar verdiyse mevcutlar vermedi mi, vermiyor mu? Üstelik Aydoğdu basın açıklamalarını kime yaptırıyorsa iyi bir danışman bulduğunu kabul etmek lazım, açıklamaları hoşuma gidiyor. Tabi bu "en az üç yıldız oyuncu getireceğim" şeklinde dile gelen yanlış yönetim anlayışını değiştirmiyor.

Alakasız bir girişten sonra asıl konuya geleyim. Neden tek liste ile seçime girmemek takıma zarar verir?

Demokrasiden mi korkuyoruz?

Adaylar gelse, mevcut yönetim icraatlerini ve hedeflerini anlatsa, bütçesini ortaya koysa, kaynaklarını açıklasa, neden tercih edilmesi gerektiğini söylese ve neden diğer adayların seçilmemesi gerektiğini söylese olmaz mı?

Yönetim dışındaki adaylar çıksa, gelir kaynaklarını, hedeflerini, mevcut yönetimde yanlış buşdukları şeyleri açıklasa, vaatler ve dayanaklar ileri sürse, kongreden haftalar önce güzel ve demokratik bir yarış olsa fena mı olur?

Nedir bu Demirspor'da tek adam olsun isteği arzusu? Nedir bu rekabet korkusu? Nedir bu muhalefet sevmezlik?

Eleştiri güzeldir, tam rekabet piyasası kapitalist düzenin ideal ekonomik sistemidir. Muhalefet demokrasinin vazgeçilmezidir.

Demirspor'da tek adam olmamalıdır. Varsa bir tek adam o da TARAFTARDIR. İşinize gelse de gelmese de...

Tek listeyle seçime girmeyi isteyen zihniyeti de İSTEMİYORUM.  

28 Mart 2012

SoL Radyo'ya Konuk Olduk

İnternetten yayın yapan SoL Radyo'ya konuk olduk. Toprak Saha programında Adana Demirspor'u, Yenilmez Armada'yı, Livorno maçını, mücadelemizi ve hayalimizdeki kulübü konuştuk. Dinlemek için tıklayınız: http://radyo.sol.org.tr/

http://radyo.sol.org.tr/files/programlar/topraksahaadanademirsporson.mp3

Bu Takım Kayyuma Kalmaz...

Evet aynen başlıkta yazdığı gibi.

Bu takım kayyuma kalmaz. Neden mi? Çünkü bu takımın alacaklıları var. Çünkü bu takım sömürü aracı.

Çünkü bu takım kayyuma kalırsa borç ve alacak yönetimi değişecek, şeffaf olacak.

Kimseye olmazsa mahkemeye hesap verecek. Belki yasal olmayan ve belgesiz temlikler hukuken yok sayılacak.

Belki kulüp konkordato ilan edecek ve alacaklılar, alacaklarının sadece üçte birini (üç payından birini, üçün birini) alacak, faiz desen asla tahsil edemeyecek.

Kulüp kayyuma kalsa harcamaların tamamı belgeli olacak, belgesiz harcama yapmanın kötü bir şey olduğu ortaya çıkacak.

Leş kargalarına yiyecek leş kalmayacak.

O nedenle bu kulüp kayyuma kalmaz. O alacaklılardan tahsilat zamanı en yakın olanı kesin perde arkasından bir şeyler çeviriyordur.

Kim mi o? O kendini biliyor ama biz bilmiyoruz, çünkü hiçbir şey açıklanmıyor, hiçbir şey şeffaf değil. Temlik alacaklıları kimler? Faizi dahil mi? Alacak gerçekten oluşmuş mu? Belgesi var mı? Bilmiyoruz.

Bir de güce tapan basın var tabi. Hadi basın haber yapar, köşe yazısı yapanlar ne halt ediyor orada? Neden sormuyorsunuz kardeşim, kongre var, aday yok mu diye? Neden bütçeyi, transfer politikalarını, belediye ile ilişkileri, alt yapıya yaklaşımı, gelir projelerini, yönetimin perspektifini sormuyorsunuz? Sorarsanız tepki mi alırsınız olası yönetimlerden? Korkaklar ordusu sizi. Yoksa güçlünün gücü her daim sizi o yamaca savuruyor mu?

İşte bu nedenlerle taraftar olaya el atsın. İlkelerini açıklasın. İlkeli taraftar ilkeli yönetim olsun. Bu ilkeleri karşılayamayacak olanlar kulüpten içeri adım atmasınlar.

Not: Emin olun basın yine destekleyecektir. Gücün karşısında daha büyük bir güç olmadıkça yön değiştirmez onlar.

27 Mart 2012

Ali Hoşfikirer'in Yazısından...

Geçtiğimiz hafta kaybettiğimiz Ali Hoşfikirer hocamız, Sıcağıyla Acısıyla Adana Futbolu'nun yazarları arasındaydı Onun verdiği destek, projeyi tamamlamamızda önemli bir aşamaydı. Sanırım ulusal çapta yayınlanan son eserlerinden biri oldu Ali Hoca'nın yazısı. "O Albümdekiler Var Ya" başlıklı yazıdan bir bölümü yayınlıyorum; Bu yazıdan da çıkarılacak çok anlam var. Ali Hoca'nın bu camiaya kırgınlığı, kaybettiğimiz değerlerin bir yansımasıydı aslında:

"O küçük görünümlü, “büyük köy” denildiği süreçte sıcağı, pamuğu, bonkörlüğü, sazları, barları gibi Demirspor’u da ünlüydü Adana’nın…

İlkokullu, çocukluk günlerimizde sevdalanmıştık en önemli övüncümüze… Megafonla çarşıda destanı okunurken ne de mutlu olmuştum. Harçlığımdan ödediğim ücretle aldığım o samanlı kağıda yazılmış, kafiyeli vezni evimizin avlusunda bulunan dut ağacına çıkarak bıkıp usanmadan maç anlatan spiker gibi defalarca okuyuşumu hiç unutabilir miyim? (...)

Demirspor camiasının içine tam dalış yaptığımda yıl 1968 idi. Kulübün sivil yönetime geçmesini sağlayan o yılın genel kurulunun kulislerinde rolü olanlar arasında yer almaktan tabii ki mutluydum. “Demirspor sevgisi” hastalığa iyiden iyiye dönüştüğünde bölgemizde saygın ve popüler bir spor yazarı konumunu yakalamış biri olarak medya desteğinin önde geleni olmak, benim için ayrı bir keyifti.

Demirspor’da konukseverlik, ikram, misafir ağırlamak gelenekselleşmişti. Devlet Demiryolları’na ait mekanın içerisindeki kulüp lokalinin atmosferini yaşamayan bilemez… Tefo Mehmet’i, Puto Mustafa’yı, Sabit Oktan Hoca’yı anlatmak başka, onları yaşamak ok daha başka şeylerdi… Tefo Dayı’nın senaryoları, Puto Mustafa’nın safiyane düşünceleri, Sabit Hoca’nın abartılı yorumları, sanırım tiyatrolarda bile yaşanmazdı.

Saçının telinden tutun da tırnağına varıncaya kadar her yönü ile “adam gibi adam”dı Muharrem Gülergin. Top Cambazı Bedri Şensert’in futboluna pek yetişemedim ama onun dostu olmayı başarmıştım. Mahmut Karabucak Ağabey gibi düzgün ve ciddi bir iş adamının, sivil yönetimin ilk başkanı olmasını, hep Demirspor’un şansı olarak değerlendirmişimdir.
(...)
Yokluğu yaşayan, yalnızlığa terk edilmişliği gören 66 yıllık Demirspor’un, edindiği tecrübelere artık sırt dönmemesi gerektiği kanısındayım. Çok parlak dönemler yaşandı, lale devirleri gibi… Ama sürekliliği, istikrarı yakalayamadık bir türlü her nedense! Demirspor tıpkı ozanın tanımladığı, uzaktaki köyümüz gibi… Öyle olmasaydı bugünlere gelir miydi? “Kadı kızında da bu denli kusur olup” deyip hoşgörüyü esirgemeyenlerin sevgisi, ilgisi ve duasıyla buralara gelindi. Sistemini oturtmuş, kurumsallaşmayı başarmış, çağdaş kulüp olmaya yürekten inanmış ve bunu hedef edinmiş bir Demirspor özlemi hepimizin ortak kaygısı değil mi?

Demirspor, bir simge. Yaşayan gerçek bir efsane. Ona bu karizmayı yakalatıp yaşatanlara, başta merhum Muharrem Gülergin olmak üzere, şükranlarımızı iletmek görevini kimse unutmamalı. Fatih Terim’i, Füze Selami’yi yetiştirmek elbette önemli ve övünmeye değer. Bunları yaşatmak daha da önemli. Unutmamanın var olmak olduğunu hep anımsayalım.

26 Mart 2012

Böyle Kongre Olmaz

Demirspor kongreye gidiyor; ortalık sütliman... Fethiye maçında İlyas gol atmış, Burhan şeytanın bacağını kırmış falan filan... Bunlar mı Demirspor gündemi? Demirspor, aylardır sallanan İlyas'ın, Burhan'ın sezon sonunda açılmasına mı sevinecek?

Adaylar nerede? Demirspor'un düzlüğe çıkması için kim ne planlıyor? Yönetime aday olanların bütçesi nedir, gelir kaynağı nedir? Demirspor için vizyonu nedir? Bugüne kadar yapılan hatalardan ders aldılar mı? Ekiplerinde kimler var? Yoksa tek adamın belediyeden para beklemesine mi muhtacız yine?

Demirspor, Durak-Tuncel-Gökoğlu çizgisinden kurtulacak mı?

Yerel basın uyuyor ve güç dengesi nereye akacaksa orada tavır almayı bekliyor. Onların görevi güçüyü alkışlamak!

Tribün bu sessizliğe boyun eğmemeli, Cuma'dan önce olası adaylara karşı tavrını koymalı, çizgisini belli etmeli.

Hazmı Zor Galibiyet-Yönetime

Ne oldu, futbolculara para mı ödediniz?

Eğer para ödediyseniz, belediye mi verdi parayı? Belediyenin verdiği daha önceki paraları eski yönetimlerin borçları için kullandık demiştiniz. Belediyeden para aldıysanız nasıl oldu da bu kez eski yönetim borçlarına değil de futbolculara ödeme yapabildiniz? Yoksa eski yönetimlere olan borçlar sıfırlandı mı?

Parayı belediye vermediyse, sizler cebinizden mi verdiniz? Cebinizden para verebiliyorsanız eğer bu futbolcuları belediyeye neden yalvarttınız? Neden koskoca takımı dilenci gibi üstelik de kameraların önünde para ister konumda gösterdiniz? Cebinizden verdiyseniz parayı, neden Ünye ve Alanya maçından önce vermediniz?

Yok para vermediyseniz, bu futbolcular hala maç başlarını alamamışlarsa siz nasıl yöneticisiniz? Kongre kararı aldınız, "Biz futbolculara ödeme yapamıyoruz, hiçbirimiz de aday değiliz." diye neden açıklama yapmıyorsunuz? Özveren konuştu "Ben yokum." diye, Bekir Sıtkı Özer ve Mehmet Gökoğlu neden konuşmuyor? Kulis mi yapıyorsunuz yoksa?

Yeniden yönetime gelirseniz, bu kez başkan olursanız futbolculara para mı vereceksiniz? Futbolculara para verebilecekseniz eğer, 22 maçtır neden adam akıllı para ödemediniz?

Yönetimimiz şeffaf dediniz. Şu anda iddaadan gelen gelirleri kim tahsil ediyor, hangi yönetimin yaptığı (yaptığını iddaa ettiği) harcamalar tahsil ediliyor şu anda? Gökoğlu yönetiminin eski alacakları tahsil edildi mi? Bitti mi o ödemeler? Gökoğlu bana Kızılcahamam'da kendi yönetimi döneminde koyulan 1 milyon 750 bin TL'lik temlikin şu anda tahsil edilmekte olduğunu söylüyordu. Bu temlikler eğer Kızılcahamam'dan hemen sonra bitmediyse, üç aylığına ötelenemez miydi? Futbolculara kaynak yaratılamaz mıydı?

Mevcut yönetimden kimseyi yeni yönetimde istemiyorum. Mehmet Gökoğlu'nu asla istemiyorum. Mehmet Gökoğlu'nun geçmişteki hatalarını da unutmadım. Mevcut yönetim anlayışının mutfağından yetişen kimseyi, bu mutfağı örnek alan kimseyi yönetimde istemiyorum. Sizler geleceğine, taraftarlar el ele verip yönetim oluştursun veya kayyuma kalalım. İnanın beş parasız daha huzurlu oluruz. Bizleri size esir edecek, bizim boynumuzu bükecek paranızı ve varlığınızı istemiyorum. Bu kadar açık, bu kadar net, artık durmayın istenmediğiniz yerde!!!

25 Mart 2012

Haftanın Ardından

1461Trabzon ve Körfez berabere kaldı, Bandırma kazandı. Zirveyle 5 puanlık fark var. İlk dörttekilerden bir maçımız fazla.



Haftaya cumartesi rakibimiz Şekerspor, bu hafta deplasmanda kazanarak kümede kalma yolunda önemli bir galibiyet aldı.

24 Mart 2012

Hazmı Zor Galibiyet-Futbolculara

Mustafa'nın kaldığı yerden devam edeyim.

Ne oldu futbolculara? Paralarını mı aldılar? Futbolculuk mesleğinin dini imanı, haysiyeti para mıymış? Taraftarın gözyaşı, sara krizleri geçirmesi, kalp hastalıkları yaşaması, polisten jop ve biber gazı yemesi yetmiyor muymuş sahanızda oynamanıza ve kazanmanıza? Siz paranızı alamayınca bu kulların hakları umurunuzda değil miymiş? Kaldı ki eninde sonunda paranızı alacağınız kesin değil mi? 

Peki mesleğinizin onuru, parasızlık yüzünden sahada çiğnenir mi? Sizin mesleğiniz ne, futbolculuk. Futbolcu ne yapar, futbol oynar. Bu mesleğin tanımında futbolcu parasını almazsa sahada bilerek kötü oynar, takımına puan kaybettirir yazıyor mu? Bu mesleğin tanımında taraftarın hakkı ayaklar altına alınır yazıyor mu?

Siz maçlarınızı kazandınız da protesto etmeyin mi dedik? Örneğin bir maç öncesinde veya sonrasında yönetime veya belediyeye yönelik bir basın toplantısı düzenlediniz veya sahaya geç çıktınız veya farklı bir protestoda bulundunuz da biz mi sizi yok saydık? Siz kazansaydınız, bu taraftar kıçında donu yokken, sizin hakkınız olan paranızı almak için savaşsaydı, yeri geldiğinde belediyeyi, yeri geldiğinde yönetimi itin bilmem neresine soksaydı kötü mü olurdu? 

Yok eğer siz paranızı almadıysanız, Fethiye maçının Eyüp, Alanya vs. maçlarından ne farkı var? Neden Fethiye'ye karşı da puan kaybetmediniz?

Siz birilerine mesaj vereyim, paramı tahsil edeyim derken kimlerin tertemiz duygularını çiğnediğinizi fark etmiyor musunuz? Sonra çıkıp yok twitter'da, yok facebook'ta, yok orada, yok burada biz şöyle futbolcuyuz, böyle takımız diye ahkam kesiyorsunuz. Bir de utanmadan sezon başında "taraftarı ile büyük olduğunu" dilinize doladığınız Adana Demirspor'un taraftarına trip atıyorsunuz. Kimsiniz siz yahu? Fethiye'yi yenerek şampiyonluk potasından düşmeyerek ağzımıza bir parmak bal çaldınız diye unuttuk mu o basit maçları? Yarın şampiyon olursak unutacak mıyız? Şahsım adına ben unutmayacağım. 

Yönetime de bir çift sözüm var, sıradaki yazıda... 

Hazmı Zor Galibiyet

Bu ligin her takımını içeride dışarıda yenebilecek bir takımımız var mı? Var. Formda Fethiye'yi yenebiliyor muyuz, hem de içeride? Yeniyoruz.

Ya arkadaş, peki ne zorunuz var bu taraftarla? Nedir gayeniz? Alacaklarınızın hepsini aldınız mı bu maçtan önce, parasal olarak doydunuz mu da çıkıp aslanlar gibi oynuyorsunuz, kazanıyorsunuz. Biraz garip oldu değil mi? Normalde yenilmenizi beklerdim. Yenilecektiniz, bu seneyi rafa kaldıracaktık. Farklı hedefler koyacaktık. Bana bunu söyleten Ünye, Eyüp, Alanya maçları. Daha önce yaptığınızı yine yapsaydınız ya? Nasıl olsa paranızı alamıyordunuz, falan filan...

Demirspor'un galibiyetine sevinirim, mağlubiyetine üzülürüm. Takımımla, taraftarla böyle oynayan futbolcu ve yöneticiler gördüğümde kahroluyorum.

Yönetim, yani yönetim dediysek Özveren, Özer, Gökoğlu. Başka yönetici mi var? Sahi neden yok? Neden Demirspor'un yönetiminde Gökoğlu gibi üç-dört tane daha takıma sahip çıkacak, onunla aynı mesaiyi harcayacak iş adamı yok? Böyle biri olmadığı için mi? Tek adamlığı sevdiği için mi? Aytaç Durak - Adem Atılgan ekollerinden gelenler, yöneticiliği bu ustalardan öğrenenler, aynı ustaları gibi davranıyor. Demirspor'a bu çıraklardan fayda ve hayır gelmez, gelemez! Bir de bu nasıl iş adamlığı sahiden? Kiritik bir anda ortaya 200-300 bin lira atamıyorsan nerede kaldı bu iş adamlığı, zenginlik? Bu zamana kadar eleştirdiğimizde "paranız varsa gelin siz yönetin" derlerdi. Şimdi aynı basit ve sığ mantıkla ben sorayım: Tam şampiyonluk havasına girmişken para harcasaydınız ya! Naktiniz yoksa arabanızı satsaydınız ya! Nasıl olsa temliklerle geri alacaktınız, bari bu günü kurtarsaydınız ya! Biz "Bekir Çınar" deyince, siz de "ama O, ..." Neyse, rahmet ve hasretle anıyoruz, size inat.

Ne diyorduk? Yönetim. Ünye, Eyüp, Alanya maçlarından önce 100'er bin lira bulamadınız değil mi takıma dağıtılacak? Bakın çocuklar tüm dertleri ortadan kalkmış gibi kazanmayı biliyordu. Ne olurdu şimdi cebimizde sekiz puan daha olsaydı? Bu sene kaçan şampiyonluğun vebalini çoktan omuzladınız. Bari gelecek seneyi-seneleri kurtaralım.

Ben şahsen, bu yönetimden hiç kimsenin bir daha yönetimlere girmemesini istiyorum. Kayyuma mı kalırız, kapanır mıyız hiç umurumda değil. Sene başında "belediyenin tüm gücü arkamızda olacak" diye sevinenlere selamlar olsun. Başkan vekili çıkıp "dünyaları verdim ya keratalar" dedi, bizim cemaat kulaklarının üzerine yattı.

Son bir söz: Ali Hoşfikirerin cenazesi Adana Demirspor kulübüne gelmiş, Demirspor'un efsane isimlerinden birisi. Böyle cılız, böyle üstünkörü mü olmalıydı o anlar? Keşke hiç getirmeselerdi naaşını. En azından bir teselli: O an orada olan hiç kimse için bu kadarı bile yapılamayacak. Yine de Ali hoca için çok çok fazlası yapılmalıydı!

Adana Demirspor:3 - Fethiyespor:1

Bu futbolcuların ne galibiyetine sevinebiliyoruz, ne mağlubiyetine üzülüyoruz. Bu kadar istikrarsızlık, düzensizlik, yönetimsizlik içinde ne olacağımız belirsiz. Klasik bir şekilde, üstümüzdeki takımı yendik. Puan farkını birazcık kapattık. Ama haftaya ne oalcak biliyor muyuz? Hayır!

Goller Burhan ve İlyas(2)'tan. Yani bu sezonun iki hayalkırıklığından...

Garip bir şekilde, 3-1'lik sonucun yanı sıra, U18 maçında olduğu gibi rakip takımların penaltılarını kurtardı kalecilerimiz.

Ayrıca iş sahadaki tüm galibiyetleri cumartesi aldığımızı da not edelim.

Kongre öncesi, olası yönetime mesajlarını gönderdi futbolcular. Ya da Gökoğlu mesajını furtbolculara iletti, onlar da anladı. Artık mesaj takibini bırakabilsek, sadece sahadaki güzelliğe odaklansak keşke... Keşke...

U18: Adana Demirspor:3 - Trabzonspor:1

Geçen hafta Trabzon'un uydu takımına yenilmişti A takım, bu hafta U18'lerimiz rövanşı aldı. 3 maçta 3 gol yiyen yenilgisiz Trabzon'u 3 golle uğurladık. Goller, Muhittin (2) ve Cumhur'dan.

İki kadro arasındaki 18 farkı sormuştuk ya, işte farklarını gösterdi bizim çocuklar!

Çağrımıza kulak verip maçı izlemeye giden 100'e yakın Demirsporlu'ya da selam olsun; dert görmesinler...

Haydi çocuklar, mücadeleye devam.

23 Mart 2012

Kongre?

Nefret söylemi yaymadan derdimizi anlatmaya çalışıyoruz, hakaret etmeden, sayıp sövmeden... Sakin sakin kongre yazısı yamzak mümkün mü?

Kongre-kangren alegorisini daha önce de yapmıştık. Ama bitmiyor. Kongreler, kangren olmaya devam ediyor.

Bugün toplanamayan kongre ile gördük ki, koar.ngre kararı aslında camianın gazını almak için bir yoldu. Kimse yoki biz yönetmeye -lütfetmeye- devam ediyoruz diyecekler gelecekhafta...

İkinci bir liste beklentisi var: ivil bir yönetim beklentisi... Olabilir mi?

2008'te Mehmet Gökoğlu geldiğinde de "yaşasın, bağımsız yönetim" geliyor diye sevinmiştik. Ama sonra gördük ki, "Aytaç Durak olmazsa, belediye olmazsa olmaz"cılar kervanına girdi kendisi.

Mehmet Gökoğlu, 2009'da "düzene teslim oldum" istifa ettikten sonra, düzenin tesisi için yeniden görevlendirildi Levent Özveren tarafından. Yıllar içinde gördük ki Gökoğlu zihniyeti, Aytaç Durak-Mustafa Tuncel çizgisinin devamıdır.

Bu çizgi, bu zihniyet, yıllardır bir ton futbolcu getirdi ama başarı getirmedi.

Rahmetli Bekir Çınar, bu döngüyü kırmaya çalıştı; o da Gökoğlu yönetimlerinden başkanlığa çıkmıştı, düzene teslim olmamak istedi ama başaramadı.

Şimdi yeniden sivil yönetim, tam bağımsız Demirspor beklentimiz bir köşede, toplanamayan ve kangren olan kongreler bir köşede. Aradaki bağlantıyı tribün kuracak, taraftar tavrını gösterirse birşeyler olacak.

Yoksa futbolcular gelip gidecek ve Durak-Tuncel-Gökoğlu zihniyeti bizi başarısız kılmaya devam edecek!

Sizin kongreleriniz bizim kangrenimiz oldu!

Sizi bu camiadan atmadan bize yaşam alanı kalmayacak; bunu biliyoruz!

Cumartesi Mesaisi

Hem U18'lerimiz hem A takım cumartesi günü sahaya çıkıyor.

U18'ler, grubun lideri Trabzon'u saat 11.00'de tesislerde ağırlıyor. Bu önemli maçta gençlerimizi yalnız bırakmayalım!

Eğer U18'lerin mücadeleci oyunuyla biraz havaya girerseniz, canınızı sıkmak için 13.30'ta 5 Ocak'a da uğrayabilirsiniz. Bu hafta Fethiye karşısında ömür törpüleyeceğiz.

21 Mart 2012

U18: K.Erciyes:3 - Adana Demirspor:4

U18'lerimiz final grubunda ilk galibiyetini aldı! Deplasmanda Kayseri Erciyes'i 4-3 mağluk ettik...

İki Kadro

İki kadro arasındaki 18 farkı bulun.

İpucu: Menajerlerin kakalamadığı, yöneticilerin zoruyla oynamayan, para alamadığı için içsaha maçlarında şüpheli hareketler yapmayan, kaybetse de savaşan, "sadece arma için" oynayan, ne kadar iyi oynayıp seneye dikkate alınmayacağını bilse de oynamaya devam eden, Türkiye liginin zirvesindekilerle kapışanlar bir tarafa, diğerleri diğer tarafta...

20 Mart 2012

Kabasakal Mezarlığı

Bir cok unlu sima cenazede yerini aldi. Oldukca kalabalik...

Ali Hoca Kulübüne Geldi

Coral hoca, Bekir Sıtkı Özer, konusma yapti.

Ali Hoca'nın Cenazesi Gazeteciler Cemiyeti'nde

19 Mart 2012

Cenazeye İlişkin...

Ali hocanın cenazesi yarın öğle namazını takiben Kabasakal mezarlığında toprağa verilecek.

Cenaze programı:

10:00 - TÜFAD Adana Şubesi
10:30 - Çukurova Gazeteciler Cemiyeti (Mado Sokağında)
11:00 - Ev
12:00 - Kabasakal Mezarlığı

Ali Abiyi Kaybettik

Ali Hoşfikirer'i kaybettik... Allah rahmet eylesin. Başımız sağolsun...

Demirspor'un, Adana ve Türkiye futbolunun bir çınarı daha aramızda yok artık. Acımız büyüktür...

18 Mart 2012

Haftanın Ardından

İç sahada en çok puan kazananla, dışa sahada en çok puan kazanan karşılaştı. Onlar kazandı. Beklenen oldu. İsteksiz, ruhsuz, savaşmayan bir takımın bundan fazlası yapması beklenemezdi.

Bandırma'da başlayan lig, Trabzon'da bitti. Geçmiş olsun.



Daha 10 hafta var. Ama bu takıma ve yönetime inancımız yok. Bundan sonra play-off da olmasın, daha faza çile çekmeyelim.

16 Mart 2012

Sevgili James Bond

Birader, memlekete hoşgeldin!

Okuduk, duyduk bu aralar bizim hemşehrilere dert çektiriyormuşsun...

Çek çek bitmedi. Şimdi de gökten düşüyormuşsun. Kılıktan kılığa girdin, kadınlarla hep iyiydin. Aslında pek hazzetmeyiz senden. O soğuk İngiliz'in, sıcak Amerikan rüyasını gerçekleştirmesi bizim dünyamıza çok uzak. Haksızlıklara karşı çıkmayı, senin beyaz teninden değil, Yılmaz Güney'in kavrukluğundan öğrendik.

Bak üstadla aynı topraklardasın. Demiryollarında ter akıtıyormuşsun. Sana inanmamız için bir fırsat...

Kasım Gülek Köprüsü bizim canımızdır. Demiryolları, zaten bizim malımız. Hoyrat kullanma, dikkatli ol! Pozantı'dan akan yolumuzu tünellerimizi bereketli topraklara bağlayan Varda Köprüsü'nde de... Biz ne hikayelerle geçip gittik oradan. Hayallerimiz yetmedi kiralayıp ekrana aktarmaya, bak sende bu fırsat varken iyi değerlendir bu varlığı.



Birader, senin boğuştuğun kötü adamlardan hemen yakınımızda çokça var. O köprüden hemen sağa döndüğünde göreceğin, şimdilerde sıvaları dökülmüş mavi-lacivert binamızı sarıp sarmayalıp, yok parasına sattılar. Bizi yine senin köprünün az ilerisine, kiraya çıkardılar. O kötü adamlar, senin ter akıttığın demiryollarında ter akıtan adamların takımı, o yolların yolcusu Demirspor'umuzu kötü emellerine alet ediyor. Ellerinde güzel kadınlar yok ama güzel mi güzel logomuz var. Güzel insanlar var tribününde... Onların seslerini dinlemek yerine, kapalı kapılar ardında iş çevirmekteler. Onlar, bizim dünyamızı karartıyor!



Sevgili James Bond, sana inanmamız için fırsat: Yalandan da olsa bizi o adamlardan kurtarsana... Demirspor'u yıllardır çevrilen kötü bir film olmaktan çıkar! Onlara çok kötü bir oyuncu olduklarını anlat. Kimsenin onlara inanmadığını anlat. Onlara, bu kötü filmden hoşlanmayan bizlerin hesap soracağını söyle. Biz gereğini yapacağız, sen elini bulaştırma. Sonra atla o hızlı arabalarına çek git buralardan...

15 Mart 2012

U-18 Adana Demirspor-Gençlerbirliği

Gençlerbirliği'nin lider tamamladığı gruptan ikinci olarak takımımız çıkmıştı ve şimdi Türkiye şampiyonluğuna oynuyoruz.

A takımımız kıytırık üçüncü ligde savaşmazken, U-18 takımımız Türkiye şampiyonluğu için aslanlar gibi mücadele ediyor, formasını ıslatıyor, desteği hak ediyor.

Play-off grubu uzun bir maraton ama Gençlerbirliği ile yapacağımız maçın ayrı bir önemi var. Bu sene Gençlerbirliği ile iki kez oynadık ve ikisini de kaybetti gençlerimiz. Adana'daki maç ölçü değildi, zira çok iyi oynarken bir kırmızı kart görüp geriye düştükten sonra oyun koptu. Ankara'daki maçta ise aslan gibi savaştık Gençlerbirliği'ne karşı. Çok güzel pozisyonlara da girdik ama yediğimiz bir talihsiz golle kaybettik.

Şimdi kapasite olarak asla gerisinde olmadığımız Gençlerbirliği'ni yenmemiz kardeşlerimizin moralini üst düzeye çıkaracak, onların ne kadar kaliteli olduklarını kendilerinin de görmelerini sağlayacak. Adana'da bir üçüncü lig takımının basiretsizliklerini, yetersiz mücadelesini, kahrını onbeş günde bir izlemek yerine, mavi lacivertli formayla ölümüne savaşan GERÇEK DEMİRSPORLULARI desteklemek çok daha güzel olmaz mı?

Biz o forma için ölürüz, siz oynayın yeter demiyor muyduk, işte o forma için ölecek futbolcular, üstelik kıytırık üçüncü ligde değil, Türkiye şampiyonasında. İmkanı olan gitmeli gençlerimizi, doğru bir yönetim gelirse geleceğimizi, desteklemeye.

Maçımız 17 Mart Cumartesi günü saat 14.00'te.

1940 > 1461

Bu hafta 1461 Trabzon ile oynuyoruz. İlk maçta 1-0 da olsa yenmiştik ve bu rakibin aldığı son mağlubiyetmiş. Onlar iç sahada, biz dış sahada iyiyiz. O yüzden sıkı bir çarpışma olacak. Zirve mücadelesinde altlı üstlü konumda olduğumuz için 6 puanlık maç. Hatta Bandırma'nın bay geçeceği hafta olduğu için 9 puanlık da diyebiliriz.
Gerçi teknik direktör Mustafa Akçay, hedeflerini play-off olarak belirlemiş, direkt çıkıştan ziyade...(http://www.gunebakis.com.tr/haber/yeter-ki-play-off8217a-kalalim-67073.html).

Rakip, Trabzonspor'un pilot takımı vaziyetinde. Aslında Karadeniz'de her beldede takım olduğu için Trabzon'un rezervleri oldukça güçlü; pilot olabilecek çok takımları var. ZAten bu takım da Değirmenderespor'dan devşirildi (http://www.1461trabzon.com.tr/?Sayfa=KulupHakkinda). Ağırlıklı olarak Trabzon ve çevresinin çocukları oynuyor o takımda. Bir çoğu 1991-92 doğumlu. (Bizden devre arasında giden Kadir Keleş de Trabzon'da). Yani bizim yapamadığımız işi yapıyorlar; değerlerine sahip çıkıyorlar. Demek ki gençlere sahip çıkılarak da başarılı olabiliyoruş. Önemli olan arkadalarında durmak, desteklemek...

Takımın ismi de kökler vurgusuna atıf tabii ki. 1461, Fatih'in Trabzon'u fethi. (Trabzonspor'un maçlarından gördüğüm 1461 Meydan pankartı da aklımda.)Geleneğimize, köklerimize sahip çıkma arayışı takdir edilebilir. Sahip çıkılması gereken Osmanlı mirası mı yoksa Cumhuriyet çağı mı? (Hele ki meşhur dizi ve yeni vizyona giren filmle birlikte, bitmek bilmeyen fetih sevdası...) Osmanlı'nın altın çağına sahip çıkarken karanlık dönemlerini göz ardı etmek mi? Tersine Cumhuriyet'in karanlık günleri fazlasıyla göz önünde tutulurken...

1940, yeni bir cumhuriyetin hayatın her alanında atılım yapma projelerinden biriydi. Savaşa giren koca bir kıtaya varken başucumuzda, kendi ayaklarımız üzerinde kalabilme çabasıydı. Cumhuriyet projesi, totaliter yanlarıyla tu kaka edilebilir ama kamucu tarafını, kimsesizlerin kimsesi olmasını, hep birlikte birşeyler yapma isteği de göz ardı edilmemelidir. Adana Demirspor da bu kamusal görevin bir önderiydi.

Osmanlı değil Cumhuriyet kazansın; yeşil sahada da sokakta da...

13 Mart 2012

Vicdanlar Kapkara

Bugün Madımak Oteli katliamını gerçekleştirenlerin davası, zamanaşımı nedeniyle düştü. Adliye önünde bu davayı gözeten, zaman aşımına hayır diyen kitle de polis tarafından gaz bombası marifetiyle dağıtıldı.

Bu ülkenin katliam geleneği, bir kez daha hukuk aracılığı ile tescillendi. Vicdanlarda yeni kara lekeler için artık yer kalmadı. Vicdanlar artık kapkara... Sizin gaz bombalarınızın beyazı, soludukça daha çok karartıyor vicdanları.

İnsan öldürenlerin münferitleştiği, otellerde insan yakanların bir türlü ceza alamadığı; bunu eleştirenlerin de "ideolojiksiniz, marjinalsiniz" diye küçümsendiği bir memlekette öfkesinin hıncını almak isteyenlerin sayısı gün geçtikçe artar. Adalet isteyenler gaz bombası ile terbiye edilirken katliamın bizzat içinde olanlar da gaza getirilmeye devam ederse, bu işin ucu iç savaşa evrilir...

Adaleti gaz bombalıların sağladığı bir ülkede, döner dolaşır o gaz başkasının eline geçer! Gaz bombasın erişemeyenler de ya taş atar ya dağa çıkar ya da yolda sokakta öfkesini kusacak yer arar.

Kendisini eleştirenlere, iki koyun güdemezsiniz diye aşağılayan başbakan, bu ülkede güdülmeye niyetli olmayanların, güdülmek istemeyenlerin varlığını öğrenmek zorunda.

Tribünde, üniversitede, sokakta... Ne koyun olacağız, ne de sizin gaz bombalarınıza boyun eğeceğiz. Bunun unutmayın!

12 Mart 2012

Ali Hoşfikirer Kalp Krizi Geçirdi

Ali Hoşfikirer hocamız kalp krizi geçirdi. Yapılan müdahalenin ardından yoğun bakıma alınan Hoşfikirer'in durumu iyi, bilinci açık. Allah acil şifalar versin kendisine...

Öfke

Dün 5 Ocak'ta yaşananlar biriktirilen bir öfkenin patlamasıydı. Tribünün sabrı taşıyor; çünkü yöneticisi-futbolcusu onlarla dalga geçiyor.

Tribün bu oyunun bir parçası. Sesiyle, soluğuyla, pankartıyla, rengiyle bu oyunda kendini var ediyor. Desteğini veriyor, karşılığını istiyor; yola koyuluyor, mesafeler kat ediyor. İsteği belli: Başarı. Ama siz onu aptal yerine koyuyorsunuz.

Tribün yokmuş gibi davranırsanız cevabınızı alırsınız. Tribünün sesini dinlemezseniz, rengini görmezseniz, ateşini hissetmezseniz onlar size koltuklarla, yaktıkları ateşle gereken cevabı verir. Ama bu düzen sizin düzeniniz olduğu için terör yapan biz, mağdur yine siz olursunuz! Sizden de düzeninizden de nefret ediyoruz.

Bence artık tepkinin zamanı gelmişti; tepkiyi herkes bildiği yoldan verdi: Grup yeni bestesini söyledi, maraton koltuk attı, kapalı küfür etti ve sonra hepsi birbirine karıştı.

Yöneticisi ve futbolcusuyla bu camiaya el birliğiyle rezil ediyorsunuz. Ama sonra ortalıktan sıvışıp tribünü öcü gösteriyorsunuz! Sizin tavrınıza da bu yakışır zaten...

Son olarak, taraftara cop savurmayı, biber gazı sıkmayı oyun haline getirmiş, bu yolla kendini tatmin eden polisler... Sizin hangi düşüncenin ürünü olduğunuzu gayet iyi biliyoruz!

11 Mart 2012

Bir Kişi

Bugün taraftarın yaşadıkları için özür dileyecek tek bir kişi var mı şu camiada?

Tek bir kişi; boynunu büküp özür dileyecek...

O stattaki güvenlik görevlilerinden, taraftar dövmekten keyif alan polise karşı tribünü savunacak tek bir kişi var mı?

Benim aradığım tek adam, o kişi.

Adana Demirspor:1-Alanyaspor:1

Kendi sahamızda yine kazanamadık. Üç maçta 1 puan... Rakiplerin puan kaybettiği hafta yine fırsatı değerlendiremedik. Maç sonu olaylar çıkmış, tribün sahaya girmiş. Polis müdahalesi de var... Takıma ve yönetime mi, hakeme mi öfke; hepsi birden mi bilemiyoruz şu anda. Bir pazarımız daha can sıkınstısıyla sona eriyor.

Golümüzü Emre Hasan Balcı attı. Rakip son 15 dakika 10 kişi oynadı. 5. sıraya düştük. Liderle puan farkı 5.

Trabzon, 10 kişiyle deplasmanda kazanarak avantaj sağladı. Eyüp, Ünye ve Kırklareli de deplasmanda kazandı.

Diğer sonuçlar:

Altınordu:0 - Eyüp:1
Körfez:0 - K.Hamam:0
Adıyaman:0 - Ünye:1
Çankırı:2 - Kırklareli:4
Sarıye:0 - 1461 Trabzon:1
Denizli Bld.:1 - Fethiye:1

10 Mart 2012

Fenerbahçe-Adana Demirspor: Fotoğraflar



Fotoğraflar: Yalçın Elbeyli/İstanbul Tayfası

Diğer fotolar için bknz: http://www.flickr.com/photos/75982265@N04

U18: Fenerbahçe:1-Adana Demirspor:1

Final grubu ilk maçımızda, İstanbul'dan bir puanla dönüyoruz. FB TV'nin canlı verdiği maçta, U18'lerimizin ne kadar istekli olduğunu herkes görmüştür sanırım. Baktığını görmek de önemli tabii... Bu çocuklara sahip çıkın!

Maça klasik 11'mizle çıktık; kaleci Emre'nin a takımında olmasından dolayı son birkaç maçta kaleyi koruyan Mustafa vardı. Maça iyi başladık, atak olan taraf bizdik. Ancak devre sonuna doğru tempomuz düştü ve F.Bahçe'nin kornerden golü geldi. 69.dakikada eşitliği sağladık.

İstanbul'dan 1 puanla dönmek iyidir diye düşünüyorum.

9 Mart 2012

U18 Maçımız, FB TV'de

FB TV, yarın (cumartesi) oynanacak Fenerbahçe-Adana Demirspor maçını yayınlıyor. Yayın 14.45'te başlıyor.

8 Mart 2012

"Memleket Garları"



İletişim Yayınları'nın Memleket Kitapları serisinden yeni bir çalışma daha: Memleket Garları. Konsept, zaten doğrudan ilgi alanımız. Ama kitabı bizim için asıl değerli kılan, blog yazarlarımızdan Mustafa Uçar'ın (Mustava) bu çalışmaya bir yazıyla katkı sunması. Mustafa'nın yazısı, "Bu Tren Bir Hayattır" başlığını taşıyor.

Tebrikler Mustafa ve eline sağlık...

http://iletisim.com.tr/kitap/memleket-garları-1821.aspx

http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=596821&sa=105048213

8 Mart


Sadece Şubat ayında 24 kadının öldürüldüğü bir ülkede Kadınlar Günü'nü kutlamak...(bianet.org/bianet/toplumsal-cinsiyet/136694-erkekler-subatta-24-kadin-oldurdu) Kadınları sadece fedakarlıkla, annelikle, ev içiyle, kibar olduğunu zannederek bayanlıkla eşleştiren bir düzende emekçi kadınları anmak. Zor iş...

ABD'de çalışma saatlerine karşı başlayan mücadele Türkiye'de hayatta kalabilmek için devam ediyor. Ölümlere göz yuman ölümden medet uman bir medeniyet değil, yaşamı ve yaşatmayı savunmak için Kadınlar günü kutlu olsun.

Bandista'nın Feminist hareketin 30. yılını kutlayan kısa albümü: http://tayfabandista.org/bandsista/

Belediye İle İlgili Sorular...

Takım 20 ayda 7.3 milyon TL para almış diye haberler geçiyor. Doğru mudur?

Alınan paraların eski yönetimlerin borçlarına harcandığı söyleniyor, doğru mudur?

Eski yönetimlerin borçlarını iddaa gelirlerinden tahsil edecekleri söyleniyordu. Yalan mıdır?

Yalan değilse bu eski borçların ödenmesi mevzuu da nedir?

Eski borçlar ne borçlarıdır? Temlik borçları mıdır, başka türde borçlar mıdır? Mahiyeti nelerdir?

Tarkan Kulak ve bir Gaziantep firmasından maddi destek alındığı söyleniyor. Doğru mudur?

Doğru ise tutarı ne kadardır?

Şeffaflık anlayışınız bu mudur?

Liglerin başladığı Ağustos ayından bu zamana kadar belediyeden kulübümüze ne kadar para aktarımı yapılmıştır?

Yapılan bu aktarımlar ne yönde kullanılmıştır? Ayrıntılı açıklamalar bekliyorum ama çok beklerim, bu şeffaflık anlayışı benim bildiğim şeffaflık anlayışı değil.

7 Mart 2012

Türkiye Kupası Gelirleri...

Milliyet'te okuduğum bir habere göre kulübümüz kupadan tam 125 bin USD gelir elde etmiş. TL karşılığı yaklaşık olarak 212.500 TL. Bu da iyimser tahmin. Çünkü o dönemde kurlar 1,90'a kadar dayanmıştı. Şimdi gerilemiş hali 1,77-1,78 seviyesinde. Ben 1,70'ten hesapladım.

Bir forma reklamından 200.000 TL almıştık. Yayın gelirlerinden kasamıza ne kadar girdi bilemiyorum. Maç hasılatının %40'ı kulübümüze kaldı yanlış hatırlamıyorsam.

Açtığımız ucube pankart sayesinde ek gelir elde ettik mi, forma reklam bedeli miydi o aşağılanış bilemiyorum. Mevcut veriler ışığında nerden baksak bir 500-550 bin TL gelir elde etmişiz Türkiye Kupası'ndan. O zaman da söylemiştim, 10 bin TL için Ramazan ÇİMEN'e teşekkür eden takım kupaya sırtını dönmemeli diye. Şimdi teşekkür ediyorum takımımıza, belediyeye muhtaç duruma düşse de gelirlerini göz ardı etmemiş oldu.

Şeffaf yönetimimiz olduğunu dile getiren sayın ÖZVEREN'den bu gelirlerin nerelere harcandığının açıklamasını da yapmasını elbet bekliyorum.

Gazetedeki haber bu linkte:

Futbolcuların Belediye Ziyareti...

Sene başında bir takım oluşturuluyor, oluşturulmadan önce bir bütçe oluşturuluyor ve buna göre transferler yapılıyor.

Sonra görüyoruz ki; aslında somut gelir kaynaklarına dayalı bir bütçe oluşturulmamış. Belediye vaatlerine göre bir bütçe oluşturulmuş. Diğer bir ifade ile takımı belediyeye muhtaç edecek bir bütçe oluşturulmuş.

Kabahatli arayacak olursak, mevcut yöneticiler topu belki de Mustafa TUNCEL'e atacaklardır. Atacaklardır da ben şunu soruyorum:

Bu yöneticilerin ikisi hariç kalanları Mustafa Tuncel böyle bir bütçe anlayışı güderken yönetimde değil miydi?
Sonradan dahil olan iki yönetici böyle bir bütçe kurulduğunu bile bile bu yönetime gelmedi mi?
Bu iki yönetici de daha önce aynı bütçe planlamalarını kendi yönetimleri döneminde yapmadılar mı?

Bu yolun çıkmaz bir yol olduğunu Demirspor yöneticilerine tarih öğretemedi mi daha?

Ben iyiniyetli yaklaşayım, yöneticiler Demirspor'u başıboş bırakmamak için bunları bile bile göreve devam ediyorlar diyeyim.

Eğer bu varsayımım doğruysa gelecek sene çok daha mütevazi bir bütçe yapacaklardır yöneticiler. Tabi mevcut yönetim görevde seneye de kalırsa. İzleyip göreceğiz. Ben şahsen takipçisi olacağım.

Futbolcuların belediye ziyaretine gelince. Deniyor ki; kendi istekleri ile inisiyatif alarak gitmişler.

Bunun birçok anlamı olabilir:

-Yönetim sen benim para sorunumu halletmeyi beceremedin, yönetim olamadın, ben kendi sorunumu kendim halledeyim.

-Belediyeden parayı futbolcular olarak istersek ve istediğimizi alamazsak, motivasyonsuzluktan kaynaklanacak başarısızlığın sorumlusu belediye olacaktır. Futbolcular, teknik heyet ve yönetim günahlarından arınacaktır.

-Belediyenin Demirspor'a ödemeleri kesme gibi bir lüksünün olmadığı bizzat futbolcular tarafından başkanvekiline aktarılacak, dik duruş sağlanacaktır.

-Başkanvekiline futbolcular yönetimin arkasındayız, bizi yalnız bırakırsanız siz kaybedersiniz diyerek kartlarını açık oynayacaktır.

Ben futbolcu kardeşlerimden rica ediyorum. Bir sürü denklem yazdım çizdim. Ama bunun içinde taraftar hiç yoktu, olmadı. Siz taraftar için en azından kongre bitene kadar oynayın, taraftar sizin paranızın ödenmesini sağlamak için gerekirse Adana'yı ve gerekirse Türkiye'yi sallayacak adımlar atsın. Şaka yapmıyorum Türkiye'yi sallamak derken. Siz görevinizi yaparsanız, siz bizim boynumuzu bükmez, enerjimizi tüketmezseniz çok yakın zamanda taraftar da harekete geçecektir.

Ne diyordu taraftar, biz o forma için ölürüz, siz oynayın yeter. Siz oynayın, biz paranız için savaşalım. Motivasyonsuzluğun, parasızlığın sizin de bizim de boynumuzu bükmesine izin vermeyin. Her şey sizin elinizde, lütfen.

6 Mart 2012

Arman Hoca

Arman Bozkaya... Profesyonel olarak 1995'ten beri kulübün içinde. Gerek futbolcu olarak gerekse antrenör olarak Demirspor'a hizmet verdi. Sezon başında Durmuş hocanın yardımcısı olarak tekrar A takımda göreve başladı. Şu an takımın patronu.

İlk maçında deplasmanda galip geldik. Ama asıl sıkıntımız iç sahada, bakalım Arman hoca bu sorunumuzu çözebilecek mi? Elbette iç saha sorunumuzun tek sebebi Durmuş hoca ve tercihleri değildi. Sorunumuzun yönetimsel olduğu apaçık ortada dururken Arman hocanın işi hiç kolay olmayacak.

Şu ara dönemde, hem de kulüp kongreye giderken dışarıdan yeni bir hoca getirilmesini doğru bulmuyordum. Hem maliyetli olurdu hem de uyum sorunu yaşanırdı. Arman hocanın böyle bir sorunu olmayacaktır. Handikapı ise moralsiz ve düzenli para alamayan bir oyuncu topluluğuna sahip olması. Gerçi hemen hemen tüm takımların sorunu aynı. Hocanın çözmesi gereken denklem bu: Az parayla / parasız nasıl şampiyon olabiliriz. İşi zor, işimiz zor.

Ben hocaya güveniyorum. Takımı tanıyor, dizilişi bozmadı, maceraya girişmeyecek intibaı yarattı. İç saha maçları onun için de belirleyici olacaktır. Şampiyonluk öncelikle iç sahadan geçiyor çünkü. Takımın ihtiyacı olan konsantrasyonu kazandırabilirse İzmir'de turu neden atmayalım?

Hocam 1999'da İstanbul'da 3.lige düşerken, 2002'de Denizli'de şimdiki adıyla 1.lige çıkarken takımdaydınız. Şimdi son şampiyonluğumuzun üzerinden on sene geçmişken umarım bu sezonun sonunda kupa ile poz verdiğiniz bir fotoğrafınız daha olur.

Zorlu görevinizde başarılar hocam.

5 Mart 2012

Mutlu Olmak Varken...

Deplasmanda galibiz, rakipler puan kaybetmiş, suskun golcümüz şeytanın bacağını iki golle kırmış. Mutlu oldum tabi. Ama geçici, ama haftalık, ama kalıcı bir mutluluk olmadığını bile bile mutlu oldum.

Bunu galibiyet sonrasında yazıyorum, çünkü mağlubiyet sonrasında yazmak daha kolay.

Sahi ilk kez mi futbolculara ödeme yapılamıyor, yoksa yıllardır aynı senaryo mu?
İlk kez mi teknik ekip değişikliğine gidiliyor, yoksa yıllardır aynı senaryo mu?
İlk kez mi kalıcı gelir üretilemiyor, yoksa yıllardır aynı senaryo mu?
İlk kez mi sezon içinde kongreye gidiliyor, yoksa yıllardır aynı senaryo mu?
İlk kez mi belediye gelirlerine mahkum hale geliyoruz, yoksa yıllardır aynı senaryo mu?
İlk kez mi yöneticiler bütçeyi vaatlere göre oluşturuyor, yoksa yıllardır aynı senaryo mu?
İlk kez mi altyapıya sırt dönülüyor, yoksa yıllardır aynı senaryo mu?
İlk kez mi şeffaf olmayan kongre yaşayacağız, yoksa yıllardır aynı senaryo mu?
İlk kez mi kongre üyelikleri tam olarak bilinemeyecek, yoksa yıllardır aynı senaryo mu?
İlk kez mi gelir için blok paralar hedeflenecek, halka sırt dönülecek, yoksa yıllardır aynı senaryo mu?
İlk kez mi şampiyonluğu rakiplere altın tepsilerde sunup geri almaya çalışıyoruz, yoksa yıllardır aynı senaryo mu?

Yıllardır uygulanan aynı senaryolara daha bir sürü başlık ekleyebilirim. Aynı uygulamaların olumlu sonuç vermediğini daha kaç kez görmek zorunda kalacağız? Daha kaç kez Kırklareli galibiyetleri ile geçici sevinçlerle avutacağız kendimizi? Bu uygulamalar, bu yönetim anlayışı, bütçe plansızlığı, gelir kaynaklarına ve alt yapıya yaklaşım, dış odaklara bağımlılık, istikrarsızlık devam ettikçe güzel günleri nasıl göreceğiz Allah aşkına? Varsayalım tüm maçlarımızı kazandık ve şampiyon olduk, gerçekten bir şeyler değişecek mi? Bu uygulamalarla inanın değişmez, anlayış değişmedikçe, çok coşkulu, gözü yaşlı -hem de hüngür hüngür-, mutlu bir şampiyonluğun ardından yeni kahırlara yelken açarız.

Ezginin Günlüğü'nden alıntılar yapayım:


Anladım bu hayat bize artık hiç gülmeyecek
Biraz acı, biraz rakı, böyle geçip gidecek
Biraz hüzün, biraz üzüm böyle sona erecek.

Oysa mutlu olmak bizim elimizde. Anlayışı değiştirmek bizim elimizde, kötü gidişe dur demek bizim elimizde. Başarılı olmak bizim elimizde. Zor da değil üstelik, gücünün farkına varmak önemli.

Ezginin Günlüğü'nden devam ediyorum, mutlu olmak varken reddeder durumdayız. (Abdülkadir Meriçboyu'nun güzel bir şiiridir.


Mutlu olmak varken bu dünyada
Geceler geldi dayandı kapımıza
Olduk acımızla sarmaş dolaş
Bekledik düşümüzle koyun koyuna

Tamam bu süreci baltalamayalım, tamam şampiyonluk iddiamızı elimizin tersi ile itmeyelim, ama kalıcı başarılar için anlayışın değişmesi gerektiğini artık yönetimlere ve kentin siyasilerine doğru yöntemleri uygulayarak kabul ettirelim. Masaya yumruğumuzu vuralım. Ses getirelim. İlkelerimizi açıklamakla başlayalım. Ama yeter ki başlayalım, gerisi çorap söküğü gibi gelecek.

Kırklarelispor - Adana Demirspor : 0-2

Üzücü puan kayıplarının ardından, teknik direktörümüzle yolları ayırdık, yönetim kongre kararı aldı ve yeniden galibiyeti hatırladık. Umarım bu kez daha da istikrarlı olur. Gollerin ikisini de İlyas Çakmak'ın atması, zirvedeki rakiplerden ikisinin berabere kalmak suretiyle puan kaybetmesi dikkate alındığında karlı ve mutlu kapattı taraftarlar bu haftayı.

Artık Alanyaspor'a puan kaybetmek için bir gerekçemiz oldu!!!

4 Mart 2012

Goooooooollll

2 oldu... Tribunlerde ciao bella...

Devre Arası

O forma kusaldır nasip olmaz herkese diye gönderdik topçuları...

Raşit ile %100lük kaçtı...!

At da bitir be kardeşim!!!

Erken golu bulmamiz sayesinde arkaya rahat sızdık. Pozisyon da vermiyoruz. +1 dk ekledi hakem.

Sahadan Görüntüler

Demirspor Nerdeyse Taraftarı Ordadır

Pankartları Astık

Taraftar Manzaraları

On dakika susuluyor. Derken cümbüş başladı!!! Mavi şimşeeek sen çok yaşaaaa!!!

3 Mart 2012

U18 Fikstürü Belli Oldu

Biz 5 Mart diye duyurmuştuk ama o güne kalmadan U18'lerimizin final grubu fikstürü belli oldu. İlk maçımız 10 Mart'ta İstanbul'da Fenerbahçe ile...
17 Mart'ta Adana'da Gençlerbirliği ile oynuyoruz.

Detaylar: http://www.tff.org/Default.aspx?pageID=1087

2 Mart 2012

Taraftar İlkeleri

Gündemden düşmesin diye bir kez de ben yazayım, unutturmamaya, kitleleri harekete geçirmeye çalışayım istiyorum.

16 yıldır perişan bir şekilde yönetiliyoruz. Son dönemlerde artık hepimize gına geldi ve kayyuma kalmayı ister haldeyiz. Takım böyle yönetilecekse kapansın, amatöre düşsün, gençlerine yönelsin, küllerinden doğsun diyenler gitgide artmaya başladı.

Demirspor halkın takımı diyorsak, Demirspor taraftarı ile var diyorsak, taraftardan beklentilerimiz de o ölçüde fazla olmalı.

Artık taraftar taşın altına elini daha fazla koymalı. Taraftarlar bir araya gelerek ilkelerini açıklamalı. Bu ilkeleri kabul ettiğini ve uygulamaya koyacağını beyan etmeyen yönetici adaylarının Demirspor'da söz sahibi olmasına izin verilmemeli.

Taraftar bu takımın sahibiyse ve yönetimler takımın bir parçası ise taraftarın yönetimler üzerindeki etkisinin, katkısının daha fazla olması gerektiğini düşünüyorum. Yoksa taraftarın kötü gidişi izleyip, saçlarını ağartmaktan, kendini heder etmekten öteye gidemeyeceği kanaatindeyim.

İlk adımı atmak için ataleti kırmak gerekir. O ataleti kırdık mı, değişim başlayacak güzel günler gelecektir. Haydi artık taraftar silkelensin, taraftar gidişata dur desin, taraftar inisiyatif alsın, TARAFTAR İLKELERİNİ AÇIKLAYARAK işe başlasın.

Sıralama

Sıralamada üstümüzdeki üç takımı da (Bandırma, Fethiye, Körfez) deplasmanda yenen Adana Demirspor, bırakın önceki puan kayıplarını, kendi sahasında sadece Eyüp ve Ünye'yi yenseydi bu huaftaya lider girecekti.

Ne acı değil mi?

Kızılcahamam, Cebeci'de...

Kızılcahamamspor bu hafta maçını Cebeci Stadı'nda oynuyor. Nedeni, sahasının olumsuz koşulları! Peki iki hafta önceki Demirspor maçı niye Cebeci'ye alınmadı o vakit? Haftalardır kar ve buz altındaki Ankara koşulları sadece o gün mü top oynamaya müsait değildi? Spor ahlakına aykırı bir şekilde buz ve balçıkta oynandı? Yüzlerce taraftar geri evine gönderildi?

Karşı tarafta ve bizim tarafımızda bu durum neden olan her sorumluya: Ayıp!

1 Mart 2012

Konuk Yazar: Murat Ayman-"Kimin Adana'sı Kimin Demirspor'u?"

Bir süredir yazısını okuyamadığımız ama haberlerini paylaştığımız, Erdal'ın Kanalı belgeselinin yönetmeni Murat Ayman abimizin blogumuza katkı sundu. Bize ve diğer tüm gelişmelere kızgındı, belki o yüzden yazmıyordu; ama bu kritik dönemde yine yol haritamızı belirlemeye çalışırken kendi düşüncelerini bizle paylaştı. Ben yazıyı, "tribün kendi ilkelerini belirlesin" yönndeki çağrımıza bir katkı olarak yorumluyorum ve bundan sonraki gidişatta bize yol göstermesini umuyorum:

Geçenlerde Beşiktaş-Gençlerbirliği maçına gittim. Çalıştığım şirketin sponsorluğu nedeniyle edindiğim bedava biletle torpillilerin tribünü VIP’den izledim maçı. Ahmet Hocam’ı da aldım yanıma. İki Demirsporlu sessizce izledik herkesi: Maçı, taraftarı, oyuncuları, stadı... Neredeyse tamamen dolu statta herkesin gıpta ile baktığı Çarşı’nın çoksesli konserini dinledik. Güzel bir maç oldu. İmrendim mi sizce? Etkilendim mi bu atmosferden?

Hemen aklıma Galatasaray-Demirspor maçı geldi. Gene Ahmet Hoca ile tribündeydik. Koca statta 2-3 bin Demirsporlu’nun yaptıkları ile kıyasladım hemen.
Allahıma kitabıma ne imrendim ne de etkilendim. Ama çok kederlendim ve Ahmet Hoca’ya dedim ki; Bu statta, Adana Demirspor’la diğer herhangi bir takımın süper lig şampiyonluk maçı ya da Avrupa kupaları eleme maçında olsaydık, bizim taraftarın çoksesli korosunu değil senfonisini dinlerdik. Ve bütün dünya bizi konuşuyor olurdu…
Bunu hayal etmiyorum. İNANIYORUM.

Uzun süredir Demirspor ile ilgili yazmak, düşünmek, tasarlamak gibi bir uğraşın içine girmiyordum. Nedense giresim geldi. Hep düşündüğüm şeyleri bir de yazıya dökmek istedim. Gördüğüm kadarıyla gündeme de uymuş.Hep düşündüğüm şey şu;

Ortak derdimiz gibi gözükse de bir türlü aynı Adana’da ve aynı Demirspor’da buluşamıyoruz. Bu iki “belirtili nesne” için, herkesin “özne”si, “yüklem”i ve “dolaylı tümleç”i farklı: Seyirci, futbolcu, fanatik, yönetici, işadamı, bürokrat, altyapının çocukları, siyasetçi, belediyeci, masör, gazeteci, Adanalı, gurbetteki Adanalı, malzemeci, okumuşu, köylüsü, köylü kurnazı, top toplayıcısı, rantçısı, ufak hesapçısı, Livornosu, bizim mahalleli falan filan… Herkes için farklı bir anlam taşıyor “nesne”lerimiz. Başarısızlığımızın sırrı burada.

Peki buluşabileceğimiz asgari bir müşterek olamaz mı? Bu saydığım insanların hepsi için ortak bir Adana ve ortak bir Demirspor yaratamaz mıyız? Miliyetçi ile Solcu aynı amaca destek olabilir mi? Futbol siyasetten soyut mu? Halkın takımı mıyız yoksa işadamının biri gelsin bizi kurtarsın mı? Hem Livorno ile gazozuna maç edip hem de ne idüğü belirsiz bir sürü topçuya para dağıtmamız adil mi? Futbol akıl oyunu ise bu geri zekalı yöneticiler nerden çıkıyor? Yoksa yıllardır bize yutturulan düzeni göremiyoruz da biz mi geri zekalıyız? Spor gerçekten kardeşlik mi, yoksa her şey para mı? Peki ya “futbol, pas alıp vermeye dayanan basit bir oyun” da, biz onu karmaşık hale mi getiriyoruz?

Soruları fazla uzatıp yazının “edeb”iyatını bozmayayım artık. Cevaplamaya ve kendi Adanam’ı ve Demirsporum’u anlatayım. Umarım asgari müşterekte buluşuruz.

Hepimiz için ortak bir Adana ve Demirspor yaratabiliriz, milliyetçi ile solcuyu aynı amaca destekçi yapabiliriz ama futbolu siyasetten soyutlayamayız. Herkesi inandırabildiğiniz bir amacınız olursa herkesi bir araya getirmek gayet mümkün ama bunu başarabilmek için mutlaka bir siyasetiniz olmak zorunda. Siyaset kelimesi, at terbiyeciliği demek olan seyislik ile aynı kökten gelir (Bkz. Siyaset Bilimine Giriş, Bülent Daver, Siyasal Kitabevi). Dolayısıyla atınızı, Gazi koşusunda yarışsın istiyorsanız başka, ben Adana hipodromunda ufak ufak takılırım diyorsanız başka türlü koşturursunuz. Tabii Gazi koşusu hedefi için sadece siyaset yetmez, genetik de önemli.

Sizce bizim atın genetiği yeterli mi? Bence? Allahına kadar hem de!

Ee? Ne bekliyoruz öyleyse? Hem halkın takımıyız deyip hem de bir ağababası gelsin sağa sola para dağıtsın, her bir yandan adam getirsin, bizi şampiyon yapsın mı istiyoruz?

Eğer bunu istiyorsak o zaman niye “biz halkın takımıyız oooleeey!" diye bağırıyoruz?
Hangi halkın takımıyız biz? Halkımız nerede? Endüstriyel futbola karşı eyleme mi gitti?

Altyapıdan aldığımız bir oyuncumuz yok, benim mahallemin santraforu Demirspor’da oynamıyor, Çınarlı mahallesi senelerdir A Takımına oyuncu veremiyor, Erkek Lisesi’nden, Motor Sanat’tan hala milli futbolcu çıkaramamışız ama “no al calcio moderno!” ve “forza Livorno!” öyle mi? Bu işte bir yanlışlık yok mu kardeşlerim?

Yöneticilerimiz? Onlar geri zekalı değil arkadaşlar. Onlar kendi Demirspor’larında ve kendi Adana’larında yaşıyorlar ve gayet de tutarlı bir siyasetle at koşturuyorlar. Dertleri Gazi kupası değil, Adana hipodromunda, küçük altılılar, sıralı ikililer, ganyanlar ve plaseler arasında idare etmek amacındalar. Acıyorum ama saygı duyuyorum kendilerine, çünkü tutarlılıklarını kaybetmediler…
Biz? Evet biz kesinlikle geri zekalıyız. Yıllardır aynı numaraya kandığımız için kesin öyleyiz.

Spor? Bütün samimiyetimle söylüyor ve buna inanıyorum ki, spor, kardeşliktir, fedakarlıktır, aşktır vs. vs. ve bu konunun parayla hiçbir ilgisi yoktur. Parayı araç olmaktan çıkarıp amaç haline getirdiğinizde olayın içine edilmiş oluyor arkadaşlar. Romantik bir söylem olarak algılanmasın sakın. Ben her şey parasız yapılabilir demiyorum. Spor için ihtiyaç duyulan şeylerin listesi yapılsa, para, listenin en son sırasındadır diyorum.

“Futbol, pas alıp vermeye dayanan basit bir oyundur. Onu karmaşık hale getirmeyin” diyen üstada (adını hatırlayamadım) katılıyorum. Sadece futbol oyununu düşündüğünüzde bu doğrudur.

Ancak mesele bütünüyle düşünüldüğünde bu kadar da basit bir mesele değildir. Eğer siyasetinizi doğru belirlerseniz, sporun, bir toplumun kalkınmasında, adaletsizliklerin giderilmesinde, fırsat eşitliği yaratarak gelir dağılımının adil bölüşümünde, ayrılıkların değil birlik, beraberlik ve dayanışmanın oluşmasında kullanılabilecek ne kadar güçlü ve doğru bir araç olduğunu görebilirsiniz. Yapılması gereken şey siyasetin sporunu uygulamak değil, sporun siyasetini inşa etmektir. Bunu yaparken kapitalizmin terminolojisinden de kurallarından da bağımsız olabilirsek ne ala. Aksi durumda “Tarih, tekerrürden ibaret” olacaktır.

Kış Yüzme Maratonu

6. Datça Açık Deniz Kış Yüzme Maratonu, bu yıl 3-4 Mart tarihlerinde gerçekleşecek. Maraton kapsamında bazı etkinlikler de düzenleniyor. Onur konukları arasında Demirspor'un efsane yüzücüleri Erdal Acet ve Nesrin Olgun Arslan da var. ("Nesrin'in hikayesi"ne daha önce blogta yer vermiştik: Okumak için tıklayınız.

Etkinlik kapsamında "Erdal'ın Kanalı" belgeseli de gösterilecek. Belgeselin yönetmeni Murat Ayman da orada olacak.

Detaylı bilgiler için: www.kisyuzmemaratonu.org/. Ayrıca bknz: blog.milliyet.com.tr/6__Datca_Acik_Deniz_Kis_Yuzme_Maratonu/Blog/?BlogNo=349881.