29 Eylül 2008

İyi bayramlar...


DSGL 2.Hafta

Bu yıl DSGL'yi blogda daha sıkı takip edelim dedik, nazar değdirdik heralde takıma. Geçen yıl fırtına gibi estiğimiz ligde bu yıl 2 maçta galibiyetimiz yok. Adanaspor ile berabere kalmış süper gençlerimiz. Bir an önce geçen yıl alıştırdıkları bol gollü galibiyetlere dönmelerini bekliyoruz.

Haftaya Gaziantepspor deplasmanı...Başlayalım artık, rakiplere bu kadar avans yeter.

(MİY - Ceyhan maç sonucu hiçbir yerde yer almıyor. Oynanmadığına dair bir habere de ulaşamadım...)

Bir ölümün ardından...

Sahada ölüm, maalesef artık çok yabancı olmadığımız bir kavram. En son Ümit Özat'la bu durumu yaşayayazmıştık. Bu defa Ümit kadar talihli olamamış Ufuk Akkaynak.

Ufuk, 26 yaşında. Almanya'nın Rheinhessen-Kreisklasse ligi takımı Mainz Ditib Türkgücü'nün oyuncusu. Pazar günü FC Willy Wacker maçına çıkıyor. Maça çıkarken Türkgücü lider. Bu maçta da 1-0 öne geçiyor. İkinci golü 3 oyuncuyu çalımlayarak Ufuk atıyor. Golden 5 dakika sonra 43.dakikada yere yığılıyor, maalesef bir daha kalkamıyor...

Olayın ardından takım arkadaşları o gün Ufuk da dahil olmak üzere tüm takımın oruç tuttuğunu belirtiyor. İddialara göre Ufuk, önce su istiyor, bir takım başka iddialar göre Ufuk sonra "Orucum" diyor. Yine iddialara göre doktorlar ölümün oruç nedeniyle gerçekleşmediğini söylüyor. Yine bir takım başka iddialar orucun ölümde etkili olduğunu belirtiyor.

Benim fikrimce, orucun beden üzerinde tartışılmayacak etkileri mevcut. Sporla beraber yürütülmesi çok güç bir ibadet. Kimseye inancını bırakmasını söyleyecek değilim ancak Ufuk'un ölümünde etkili olduğunu düşünüyorum. Gün geçtikçe endüstriyelleşen futbol, sporcuların üzerine daha fazla fiziksel ve psikolojik yükler bindirmekte. Sporcular, kendi sağlıklarını savunabilecek bir sendikaya sahip değiller hala. Örgütlü değiller. Süper Lig'de olup, biraz isim yapabilenler belki "rahata eriyor" Ancak gözler biraz daha alt liglere çevrilince sağlık başta olmak üzere hiçbir sosyal güvencesi olmayan sporcularla dolu her yer. Oruçla bağlantısız olarak (zira Ümit oruç değildi) sporcuların sağlığını gündeme getiren hiçbir yapı yok. Bir çok kulüpte doğru düzgün doktor yok.

Ufuk'a belki de "oruçken oynayamazsın" diyen bile yok.

Ufuk'un oruçken oynamasının bir yolu yordamı varsa, bir beslenme planı oluşturulabiliyorsa, bunu ortaya koyan yok.

Ufuk golünü atıp 1-0 öne geçmiş...Endüstriyel futbol onu yere yığıp 1-1 yapmış durumu.

Uzatmalarda endüstri galip...

Oysa Ufuk, 3 kişiyi çalımlayıp bırakmıştı topu ağlara...ağlara...ağla...

DSGL izlenimleri...

Blog'da elimizden geldiğince DSGL takibi yapmaya çalışıyoruz. Bu konuda, özellikle deplasmanda gençlerimizin yaptığı maçlarda, bilgi edinmek hayli zor olabiliyor. Çoğunlukla elimize geçen bir maç sonucu, öne çıkan birkaç isim. Bu nedenle daha önce bu konudaki postlarda DSGL hakkında yorumları olanların göndermesini istemiştik. Mavilacivert.com'dan "blue_lightning" abimiz, Antep'teki ilk maçımızı izlemiş. Bize gönderdiği görüşleri aşağıda yer alıyor. Kendisine teşekkür ederiz.

"Maç 1-1 sonuçlandı. Gaski tesislerinde oynandı,maça 1 araba gittik atkılar formalar bizi gören takım,hocalar,yöneticiler de şaşırdı tabii. Gaski tesisleri şehirle alakası olmayan yalnız konum itibari ile güzel bir yerde. Bunlar burda ne arıyorlar?gibisinden bize baktılar.

Sonra dönüp birisi bana nerden geliyorsunuz diye sordu.Bende eğer bir yerde Mavi-Lacivert forma ve arma sahada ise orda en az 1 taraftar da olsa bulunur nerden geldiğimiz önemli değil dedim.

Maç başlarken tabii o ufacık tribünde tezahürata başladık, bizim topçular tabii ki gaza geldi. G.Antep Belediye de çok iyi takım, ilk yarı golü de buldular. Kalecileri resmen bir dev, bildiğin profesyonel kaleci.

Devre arası takımı yanımıza çağırdık tezahüratlarla. 2.yarı başladı 2.yarı çok gol kaçırdık buna son dakikalardaki boş kale de dahil ama en azından penaltıdan da olsa 1 gol atıp (yoksa o kaleci sabaha kadar gol yemezdi) bence en zor rakibimizden deplasmanda 1 puan alarak başladık sezona.

Sonra futbolcuları ve hocamızı tebrik ederek tabiki tezahüratlar eşliğinde tesislerden ayrıldık..."

5.Haftanın Ardından...

Denizli galibiyeti iyi oldu. Geçen yılın yükselme grubuna benzer bir tabloya doğru gidiyor gibiyiz, ilk-3 ileride biraz daha açabilir arayı. Turgutlu bu haftayı bay geçti dolayısıyla tabloya bakarken gizli bir 3 puanları olabileceğini düşünmek gerek, Buca galip. Çarşamba günü 6.maçımız Tarsus'la. İşin psikolojik tarafı ağır basacak biz taraftarlar açısından. Ardından Pazar günü Akhisar'ı ağırlıyoruz. Denizli-Tarsus-Akhisar triosundan 9 puan çıkarmak elzem. Bu haftayı kazasız atlatalım...

28 Eylül 2008

ADANA DEMİRSPOR - DENİZLİ BELEDİYE MAÇ DEĞERLENDİRMESİ

Takımımız dün sahaya Şenol- Serdar- Mehmet Balcı- Koray - Ferdi - Ömer Faruk- Yasin - Nurettin- Ahmet Kolcu - Serdar Akdoğan - Cem Yanık 11' i ile çıktı. Takımımız her maça farklı sistem ile çıkıyor. Bu maçta 4-4-2 sisteminda sahaya dizildik. Oyunu genel olarak değerlendirirsem ne iyi ne kötü diyebilirim. Kendi evimizdeki maçları kazanıyoruz lakin oynadığımız rakipler zayıf takımlar. Rakiplerin zayıflığı bizi aldatmasın. Geçen sezon oynadığımız grubu hatırlarsanız ne demek istediğim anlaşılacaktır. Bu gruptan büyük bir aksilik olmazsa çıkarız ama yükselmede bu şekilde ilerleyemeyeceğimiz görüşündeyim. Oyuncu değerlendirmeleri geçen hafta ki ile benzer olacak , kim nedir geçen sürede kendisini belli etti.

1-Şenol; Dün iyiydi, gözümüze batan bir hatası, kritik diyeceğimiz bir kurtarışı olmadı. Takım gibi o da ortalama görüntü verdi.

2-Serdar Karkın ; İzlediğim tüm maçlarda gösterdiği performansı yine gösterdi. Sağlam oyunu seven, hava toplarına hakim sorun yaşamayacağımız oyunculardan.

3- Mehmet Balcı ; Mehmet Balcı bu takımda oynuyor , Bora yedek kalıyorsa bir sorun var demektir. Adam hem ağır , hem yerini kaybediyor. Nasıl 11' e çıkıyor anlamıyorum. Bana kalırsa 11'de yer bulmaması lazım.

4-Ferdi; Üstüne düşeni yapıyor. Mevkisini iyi kapatıyor. Zaman zaman hucuma destek veriyor.

5- Koray ; Tam görev adamı , ne mucize yaratır ne hata yapar. Sezon boyu aynı randımanda oynar gider.

6- Ahmet Kolcu ; Geçen sezon Şekerde izlediğimizden uzak bir görüntüsü vardı . Ama diğer maçlara göre daha iyiydi. Zamanla daha etkili olacaktır.

7- Yasin ; Açıkcası beklediğim derecede oyunu etkileyemiyor. Yani 11' e olmasa yokluğunu hissetmeyiz. Gücünün yettiği yere kadar görevini yapıyor. Kolay oynuyor, üzerine risk almıyor.

8- Nurettin ; Yine bildiğimiz gibi ortalama bir oyuncu , geçen sezon Erzurum'u sırtladığı söyleniyordu bizde öyle bir görüntü çizmiyor.

9- Ömer Faruk ; Mevkisi olmayan sol kanatta oynamasına rağmen sırıtmadı. Mücadelesi , azmi yine aynıydı. Ben her maç 11' de görmek isterim. Hiç değilse herşeyiyle oyuna asılıyor.

10- Serdar Akdoğan ; Marmaris maçına göre biraz tutuktu . Yinede golünü attı . 11' de yer bulması gereken , kaliteli bir oyuncu.

11- Cem Yanık ; İlk izlediğimize göre hem daha zayıf , hem daha iyiydi. Tecrübeli , futbolu bilen bir oyuncu . Kaçırılmayacak bir fırsatı değerlendiremedi. Yararlı olacaktır.

Oyuncu seçimlerini daha doğru ve isabetli yaparsak kalitemiz artacaktır. Oyunumuzun maçlara göre değişiklik göstermesinde sistem değişiklikleri ile oyuncu seçimlerinin etkili olduğunu düşünüyorum. Bu sorunları aşarsak zayıf gruptan rahat şekilde yükselmeye kalırız .

27 Eylül 2008

Galatasaray'ın acı günü


"Galatasaray amigosu Alpaslan Dikmen, Bursa yolunda geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti. Dikmen, taraftar grubu ultrAslan'ın Genel Koordinatörlüğü görevini de yürütüyordu."

Kendisine Allah'tan rahmet, yakınlarına ve başta Galatasaray olmak üzere, tüm futbol camiasına geçmiş olsun diliyoruz. Mekanın Cennet olsun Alparslan..

26 Eylül 2008

2007-2008 Türkiye Kupası Performans Ödülü Adana Demirspor'un

"Geçtiğimiz sezon kupa organizasyonunda son 8 takım arasına kalarak Türkiye’nin dikkatini üzerine toplayan Adana Demirspor, başarı plaketini Türkiye Futbol Federasyonu Bölge Sorumlusu Mustafa Çürük’ten aldı. Kulüp başkanı Mehmet Gökoğlu’nun davetlisi olarak eski başkan Mustafa Tuncel de törende yer aldı".

Geçen sene Ankara ayazında 83.dakikada, herifin biri bir daha ömr-ü billah atamayacağı, attığına kendinin de şaşırdığı bir kafa golü atana dek, bırakın yarı final düşleri görmeyi; ben, Türkiye Kupası'nın bir ucundan tutmuştum...Davulsuzluktan hemen belimin altında yer alan Ziraat Bankası levhasına vurmaktan avuç içlerim kızarmış, "grup gelmedi, biz Ankara Tayfası olarak onları aratmamalıyız, tüm Adana dinliyor şu an, bu boğaz yırtılsa da sesimiz gitmeli" diye düşünmekten nefesimin önemli bir kısmını o tribünde bırakmış bir haldeyken...

Çok güzeldi be! Çok güzeldi!!

Ankara Demirspor

"Gerçi tamim etmiş değiliz. Fakat umarım ki ekseriyet duymuş ve öğrenmiştir. İdarei Umumiye Merkezinde Demirspor-Ankara ismi altında bir kulüp teşkil edilmiştir. Maksadımız demiryolcular arasında vücudu sağlam, adalâtı kuvvetli, kafası ve dimağı işler gençler yetiştirmektir. Nizannamemizin birinci maddesine bu esası koyduk ve bu prensibe çok sadık kalacağız. (..) Demirsporumuzun bugün faaliyette bulunan iki şubesi var: futbol ve güreş. Haftada iki gün Cebeci sahasında talim ve imkan hazırladıkça bazı kulüplerle aynı mahalde ihzari müsabakalar yapılmaktadır. Elde edilen neticeler ümitbahştır." (Demiryolu Dergisi/1932)

"Kesif ve teşkilatlı bir zümreye malik olan Demiryolları ailesi memleket davalarından biri olan bedeni kabiliyetleri artırma işini de her zaman olduğu gibi ön safta kolayca başaracak yakın zamanda çok parlak semerelerini verecektir. Merkezden idare edilmeğe başlanmış olmamakla beraber mevcut gençlik teşekkülerimiz çalışma sistemlerini kanuni icaplara göre tanzim etmiş bulunmaktadır.

Bu meyanda Ankara Demirsporumuzda faaliyet programlarını geniş mikyasta artırmış, kanunun tatbikatına hazırlanmış vaziyettedir. Ankara Demirsporun da mükellefiyet icabı olan toplu idmanlar, kültür fizik hareketleri için lazım olan tesisat ikmal edilinciye kadar kulüp gençleri halen açık havalardan ve açık sahalardan istifade edebilmekte, kapalı sahalara ve duşlara ihtiyaç gösteren diğer sporlarla meşgul olmak fırsatını bulamamaktadır." (Demiryolu Dergisi/1941)


Bu sayfada bugüne kadar neden bu başlığın açılmadığına dair hiç bir geçerli mazaretim yok. Aslında mavi-lacivertler başlığı ile güzel bir seriye başladık ama kendi tantanamız belki de engelledi bunu. Halbuki 3 yıldır düzenli denebilecek şekilde takipteyiz renktaşımızı Ankara'daki Demirsporlular olarak ...

Paldır küldür bir giriş oldu ama biz Ankara Demirspor'u çok seviyoruz. Daha doğrusu, Demirspor geleneğini sahipleniyoruz; Garları, lokomotifleri, tren yollarını sevdiğimiz gibi... Tabii bu durumu benimsemeyen Demirsporlular da var, Adana Demirsporluluğu Demirsporluluktan çok Adanalılıktan kuran... Ama her halükarda diğer Demirsporlarla bizi bağlayan bir renkkardeşliği, bir kader ortaklığı var.



Ankara Demirspor, 2 yıl önce 3.lige düştü. Aslında o yıl Erzurum'un düşmesi bekleniyordu ama bir şekilde son haftalardaki hatır-gönül şikesinin kurbanı oldu takım. Geçen yıl da iyi bir başlangıç yapsa da ikinci yarının ortalarında nefesi kesildi ve statü değişikliğiyle çokça takımın yükseldiği senede şansını kullanamadı. Bir kaç yıl için 3.ligler kaldırılacağı için, bu yıl da yükselm şansı yüksek Anakara Demirspor'un. 3.lig 2.gruptalar ve çoğunlukla Karadeniz ekipleriyle mücadele ediyorlar. Bu yıl, 2.ligte olduğu gibi play-off sistemi uygulanacak bu kategoride de... Son hafta içeride Erzincan'a dört attılar ve şu anda liderler. Takımı Karabükspor ve Galatasaray'dan tanıdığımız, Yusuf Tepekule çalıştırıyor.



TCDD bünyesinde faaliyet gösteren tek profesyonel futbol takımı onlar. Ayrıca çok sayıda amatör branşları da var. Memleketin Demirsporları yazısıyla bu konuya değinmiştik. Oradan aktarmak gerekirse,

"Kuruluş tarihi, 29 Mayıs 1932. Halen 6 branşta 350'ye yakın sporcuyla faaliyet gösteriyor. Branşlar, Futbol (profesyonel, deplasmanlı süper gençler, B genç, yıldız takımları ile futbol yaz okulu), yüzme (büyük erkekler, büyük bayanlar ve yaz okulu), halter (büyük erkekler ve yıldız), kick-boks, tekwando, boks. Ayrıca halı saha, havuz ve düğün salonu gibi sosyal tesislere sahip. Bir çok ünlü ismi Türk sporuna kazandıran Ankara Demirspor, uzun yıllar farklı branşlarda önemli dereceler almıştı. Milli Lig kurulduktan sonra 1970-71 sezonuna kadar 1.lig'te oynayan Ankara Demirspor, 1962 yılında Fikri Elma ile gol kralı da çıkarmıştı. Kebikeç dergisinin 11. sayısında Halil İbrahim Uçak'ın Ankara Demirspor'la ilgili detaylı bir yazısı bulunmakta. Buradan edinilen bilgilere göre, başlangıçta kırmızı-yeşil renklerle kurulan Demirspor, Çankayaspor ile birleşerek Demir-Çankaya adını alıyor. 1937'de ise bugünkü adını alıyor. Uzun süredir TCDD Genel Müdürlüğü içinde bulunan kulüp müdürlüğü, yakın zamanda Behiçbey'deki tesislere taşındı. İletişim bilgileri; 0312-211 14 69, 309 05 15/dahili 8398."

Son bir bilgi; www.demirspor.org.tr adresi ile resmi sie yayın hayatına başladı. Artık haftalık fikstür ve sonuçları buradan iletmeye özen göstereceğim.

25 Eylül 2008

200, iki-yüz'e karşı!

Tarsus maçına, deplasman tribününde Demirspor taraftarı için 200 kişilik yer ayrılacağı açıklandı. Geçen yıl kaç kişi gitmiştik: 3,000...

Burhanettin, biz 200 kişi de yeteriz sana...
Bekle, geliyoruz...

DJURGARDEN 1-1 AIK STOCKHOLM


Laciverti bizim lacivertimiz kadar delikanlı,mavisi bizimki kadar umutlu...Uzaklardan bir lacivert-mavi,soğuk diyarlardan.Bakmayın siz iklimine,içinde laciverti ve mavisi varsa orda soğuk vız gelir.Takarsın kaşkolunu ve bereni,giyersin eldivenini ,tribünde girersin hiç tanımadığın bir renkdaşının koluna,ısınıverirsin.Üstelik yanındaysa
1.70'lik İsveçli cine, ısınmak ne kelime kavuruverir valla,kül olursun...
Sanırsam bu ayrıcalıklı renklerin kaderi hep aynı,hep şanssız.Tarih 24.09.2008 ,adrenalin tavan yapmış.Stockholm derbisi,rakip AIK Stockholm.Yenilirsen madara olacaksın,Olmazsa olmaz bu maçı alacaksın,bir Djurgarden taraftarı için maçların en önemlisi.
Oyuna güzel başlanır ve Djurgarden henüz 11.dakikada golü bulur.Her şey yolunda gider.Ama Demirsporumuzun yediği son dakika golleri gibi Djurgarden'ın da kaderi aynı olur;zafer şarkıları söylenirken uzatma dakikalarında gol yiyerek maç 1-1 berabere biter.
Ne yapalım,onların da canları sağolsun.Renklerde var bir asilik,canları nasıl istiyorsa öyle yapıyor işte.
İşin ilginç tarafı AIK Stockholm'un renkleri de Bucaspor gibi sarı-lacivert.

Yolculuktan kalan sözler...

Hadi bakalım çocuk gülümse yeniden yoldasın!

Aklına gelenleri kâğıda dökme zamanı geldi!

Yürekli alkışlarını patlatma zamanı geldi tatlı yüzlü sert çocuk!

Bir avuç adam çıkmıştık yola, bir elin parmaklarından bir fazlaydı sayımız ama bir baktık ki, bir azalmış sayımız yola çıkmadan. Aldırmadık -aslında aldırdık ama her neyse- çıktık yola, yola düşmüş tüm göçmenler gibi, ağlayıp sızlanma yaşını çoktan aşmış olmamızdan dolayı mıdır nedir kimsenin ağzını bıçak açmıyordu…

Sadece umarsız ufak bir gülümseme vardı herkesin yüzünde. Normal zamanlarda tahammül edemeyeceğimiz her şeyin şimdi bize pamuk şekeri gibi gelmesi garipti... Garip ama bir o kadar da tatlı bir hevesti bizimkisi, var olanı var edenden dolayı sevmeye benziyordu. Bu sözün özünü belirten yüce şahsiyet umarım alınmamıştır belirtiş tarzımdan dolayı bana ama böyleyim ben seviyorum cümlesini milletimin ve öpüyorum yüreklerinin en temiz yerlerini. Yolda sevimli bir taraf aradım ben daima. Hep güzel sözcüklerle bezemek istedim cümlelerimi yola dair olan ve hep ağlatmak istedim herkesi yola çıkma düşüncesine sahip olan. Asıl derdim acaba bu mu? Asıl derdim bir gazete manşeti gibi atılıp bırakılmak mı? Yoksa hep hatırlanmak mı istiyorum… Bilmiyorum. Ben en son halimi bile hatırlamazken kim beni hatırlamak ister ki? Bu soruya bile cevap veremezken ne yapmalıyım hiç bilmiyorum…Şimdi yanağım bir otobüs camı soğukluğuna hasretken ve gözlerim rahat bir uyku ararken, ben neden hala rahatsızım? Dayasam yanağımı cama ve uyusam öylece çok mu zor? Değil aslında ama galiba benim hoşuma gitmeyen asıl bu… “Kolay Yolları” hiç sevmiyorum. Zaten kolay yolların adamı olamadık(m) hiç. İsmimden belli, üç kelimelik ismimden soyadımdan bile iki sim çıkar al sana dört isim daha ne! “Ne derdin var?” diye sorarlar adama, “Al işte dört ismin var! Tepe tepe kullan da arıza çıkarma! Otur oturduğun yerde!”

Yok olmaz abi galiba bende ve biz ati bizde kurt var ;)

24 Eylül 2008

Gazeteciiiii Ahmeeeeet...

Ankara Tayfası'nın "gazeteci" lakabıyla nam salmış, güneş gözlüğünün pek bir yakıştığı, en önemli falsosunun Adanaspor maçında tribündeyken Yılmaz'ın golü atacağını bilmesi olan değerli üyesi Ahmet'e geçmiş olsun dileklerimizi sunuyoruz.

Fotoğraf, TSK Rehabilitasyon Merkezi'nden...Bir an önce dön aramıza gazeteci...

Kazım Abi...

Kazım Abi'yi kaybettik...

Saygıyla anıyoruz...

23 Eylül 2008

Burhaaaan Pabucu Yarım, Çık Dışarıya Oynayalııım!

Bugün Başkanımız Gökoğlu açıklama yapmış, 6.hafta oynayacağımız Tarsus maçı için Tarsus Kaymakamlığı'nın Demirspor taraftarını istemediğine yönelik duyumlar aldığını söylemiş.

Kaymakamı bilemem de, Belediye Başkanı Burhanettin'in, bizi korkusundan istemediği kesin...

Hatırlayalım; geçen yıl Adana'dan Tarsus'a trenle deplasman yapan 3,000 kadar Demirsporlu'nun çok büyük kısmı, stadyumda boş yer varken içeri alınmamıştı. İçeri alınanlar, yine boş olan ve her deplasman takımı için açtırılan yan tarafın açılmaması nedeniyle sıkış tepiş sığışmak durumunda kalmıştı. Güvenlik güçleri hem içeride hem dışarıda taraftarlarımıza biber gazı uygulamış, "karşısındaki düşmanmışcasına" bir muamele ortaya koymuştu. Tarsus Belediye Başkanı, Teknik Direktörümüz Sadi Hoca'ya saldırmıştı. Taraftarın başına gelenlerden de birebir sorumlu olduğu düşünülmekteydi/düşünülmektedir...Tüm bu olayların ardından o 3,000 kişi ne Tarsus'a ne de geldikleri trene tek bir zarar vermeden Adana'ya dönmüştü. Olayların akabinde Tarsus Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz'ın Adana ili sınırlarına girmesi Şimşekler Grubu tarafından yasaklanmıştı.

Yalnızca bu yıl Napoli taraftarının deplasmana gidişiyle bile kıyaslanırsa Demirspor taraftarının ne olduğu/ne olmadığı konusunda bir fikir verecektir bu olanlar...

Bu yıl 6.hafta Tarsus deplasmanının gelmesini bu anlamda iple çekenlerden birisiydim. Demirspor taraftarına yakışır bir biçimde Burhanettin'e geçen yılı unutmadığımızı hatırlatmak istiyordum...Ancak görünen o ki Burhanettin, çoktaaaan kaçma kararı almış bile. Muhtemelen, "hiçbir şeye zarar vermeyen Demirspor taraftarı"na güvenlik sebepleriyle "gelmeyin" denilecek, plan uygulamaya koyulacak...Koyulsun bakalım, biz şarkımızı söyleyip keyfini çıkaralım:

Burhaaaan Pabucu Yarım, Çık Dışarıya Oynayalııım!

22 Eylül 2008

Kordon, Demirsporludur...

Ankara Tayfası Buca deplasman fotoğrafları...

http://www.flickr.com/photos/30733993@N07

Adana Medyası ?

Bucaspor maçımızı Yeni Asır TV naklen yayınladı. Bize özgü bir durum değil, İzmir takımlarının içeride oynadığı maçların tamamını yayınlıyorlar. "Tff 2.Lig'de naklen yayın olmuyor" diyenler için buyrun örnek.

Peki biz Adana Demirspor'un maçlarını -şayet stada gidemediysek- nasıl "izliyoruz"?

Geçen yıl Adanaspor maçlarıyla "dönüşümlü" bir biçimde, internet üzerinden, ekranın bir kenarında Ergun Kara'nın ziyadesiyle sevimli kafasının durduğu bir fotoğraftan geriye kalan alanda "eski maçlardan görüntüler"le, stadyumdan cep telefonu aracılığıyla yapılan bir radyo yayını vesilesiyle..."izliyoruz"

Zamanı gelince aslan kesilmeyi bilen Adana medyası, halk yararına bir şey yapmayı hiç düşünmez mi acaba?

(Yeni Asır grubunu hiç tanımıyorum bu arada, süper sevdiğim gibi bir fikre kapılınmasın. Yalnızca maçları yayınlamasını olumlu bulduğumdan söz ediyorum.)

1 puana sevinmek

Haftaboyunca ürettiğimiz fark spekülasyonlarına ve yağmur altında sucuğa dönme beklentilerine bakacak olursak, iyi bir deplasmandı; 1 puan aldık ve ıslanmadık!

Konak'ta tuvalet, ALsancak'ta kahvaltı-çay-kahve, Kemeraltı'nda kumru-karışık sandviç seanslarından sonra, Eskişehir destekli ekibimizle iki taksiye tıkışıp Buca'nın yolunu tuttuk. Yolda taksicinin "bugün hiç şansınız yok" triplerine rağmen moraller yerindeydi stad girişinde. Sanırım benim en çok heyecanlandığım anlar, maç öncesi bayrak ve pankartlarımızı asmak telaşı: Orada olduğumuzu simgeleyen, bizi anlatan renkler ve simgelerle karşı tarafa verilen mesaj...

Tabii ki Göktuğ gibi, birebir analiz yapamayacağım ama takım gösterdiği performans olarak iyi,taktik anlayış olarak kötüydü. Forvetsizdik ve tan bir kapalı savunma örneği gösterdik. Ama bu taktiğin iyi yanı, bulduğun anlarda gol atma oranının yüksek olması ki biz de iki kontra toptan iki gol bulduk. Onlar dışında net bir atağımız yok. Takıma geçen yıldan Bora ve Ömer Faruk'un girmesi, önemli derecede etki etmiş; sahanın en iyisi -verdiği paslar ve zaman zaman zorlayıcı presiyle- Ömer Faruk'tu sanırım.

Maç 2-0 olunca, ki beklenmedik bir skordu, olanca rahatlığımızla coştuk tribünde; ancak hakem düdüğünüi bu maçın böyle bitmeyeceği mesajıyla öttürüp duruyordu. Hava topu mücadelesindeki garip bir penaltıyla ki böyle penaltıları çalmak ve bunlardan medet ummak popüler oldu- Bucaspor'un ateşi harlandı ve maç bitimine doğru yine bir duranm top ve Şenol'un sektirmesiyle 2-2'ye getirdiler durumu.

Ne yazık ki kalecimiz Şenol bu seneki yumuşak karnımız... Hiç bir şekilde güven vermiyor; bir çok duran topta yanlış pozisyon alıyor hatta sağa-sola söylenmekten pozisyon bile almıyor.

Maç sonrası, soyunma odasından çıkıp gelen futbolculara söylenen sözler, sonra Başkan'ın gelip söyledikleri, belki klasikti-yıllardır edilen laflardı ama bu takımın içinde olmak/onlara bunları söyleyecek kadar yakın olmak/onlarla göz göze gelip sendeki ateşi hissettirmek, neden yollara düştüğümüzü anlatan asıl ruh hali...

Geçen yıl kazanma alışkanlığı geliştirmekten, mağlup duruma düşmeyi kabullenmemekten ve maç çevirmenin başarısından bahsediyorduk ama bu yıl ilk zorlu maçımızda 1 puana seviniyoruz. Biraz utandırıcı bir sevinç ama en azından umutlarımızı canlı tutan bir ruh hali... Yenseydik şampiyonluk havası hemen yerleşirdi, temkinliliği korumak açısından bu sonuç iyi oldu.

Futbol...Dostluk, Kardeşlik, Barış...

Adana'da oynanan Antalyaspor - Konyaspor maçının dostluk için önemli bir fırsat olduğunu daha önce yazmıştım. Derneğin açıklamaları da bu paraleldeydi. Antalyaspor'a olan vefa borcumuz unutulmadan Konyaspor desteklenecekti. Maç sonrası gelen yorumlar, bunun kotarıldığı yönünde. Adana Demirspor taraftarına yakışır bir biçimde konuklarımızı ağırlamışız. Emeği geçen herkesin ellerine sağlık...tribundergi.com'dan iki yorumu alıyorum aşağıya, tabloyu net ortaya koyuyor...

graph - Konyaspor Taraftarı :

"Adana'da yaşanan en güzel şey A.demirspor taraftarının göstermiş olduğu ilgi ve alınan 3 puan..! birde ekmek arası adana:) ... Tribünler daha güzel olabilirdi tribünler organize edilemedi herkes kafasına göreydi kopukluk vardı içeriye geç girmemizinde etkisi var bunda herkesin kafası bi dünya olmuş zaten..! herşeye rağmen alınan 3 puan ve yaşanan KonyAdanademirspor kardeşliği..!"

yitip_giden07 - Antalyaspor Taraftarı

"Adana Halkına Teşükkürler gerek maç öncesi gerek maç sonrası dostluğunu esirgemedi...yaşadığım en güzel anlardan birisi maç çıkışında 5-6 tane Adanademirsporlu arkadaş yağmura aldırış etmeden minübüsün peşinden koşup Antalyaspor 07 sen bizim kardeşimizsin diye bağıra bağıra 100 metre koştular bizde camdan atkılardan ne varsa yolladık."

Teşekkürler Konya...

Nalcaci.com açılış sayfası...

Gece Maçı ??

"Kayboluş", tff.org.tr'den yakalamış yukarıdaki görüntüyü. Bizim maçın saati-suuti belli. Diğer maçlar bir hayli "gece maçı"...Güzel halısaha olur o vakitte, serinlikte...

DSGL 1.Hafta

DSGL maçlarını izleme fırsatımız, Ankara'da olmamızdan mütevellit, pek olamıyor. Eldeki kısıtlı verilerle bir değerlendirme yapmak gerekecek. Maçları takip eden herkesten yorumlarını bekleriz...

Geçen yıl fırtına gibi estiğimiz lige bu yıl deplasmanda Gaziantep Belediye beraberliği ile başladık. Maraş iddialı bir giriş yapmış gibi görünüyor. İlk haftadır, alışma sürecidir bir şey olmaz diyorum ama Süper Gençler bilsinler ki bizi çok alıştırdılar farklı galibiyetlere...Haftaya Adana'da güzel sonuç bekliyoruz...

DSGL 1.Hafta Toplu Sonuçlar:

GAZİANTEP B.Ş. BLD.SPOR 1-1 ADANA DEMİRSPOR
ADANASPOR A.Ş. 0-2 GASKİSPOR
GAZİANTEPSPOR 0-2 MERSİN İDMAN YURDU
CEYHANSPOR 2-4 ADIYAMANSPOR
KAHRAMANMARAŞSPOR 7-2 HATAYSPOR
KİLİS BLD.SPOR 3-2 TARSUS İDMAN YURDU

4.Haftanın Ardından...

Sonradan tepetaklak olan bir hafta desem yeridir. Maçlar başlamadan önce içimden geçen bizim galibiyetimizle beraber Turgutlu yenilgisiydi. Her iki maç da son dakikalara dek bu dileğim doğrultusunda ilerlerken nihai skorlar beraberlik olarak oluştu. Kötü oldu. 2-0 öndeyken rakip takım durumu 2-2'ye getirebiliyorsa bir yerlerde bir problem var demektir...

Aradaki puan farkı 3, çok klişe ama gerçek: "puan kaybına tahammülümüz yok"

Maç hakkında detaylı yorum, birebir izleme şansına sahip olanlardan gelecektir...

20 Eylül 2008

Buca maçımız Yeni Asır TV'de...

Yarın (Pazar) 16:00'da başlayacak olan Bucaspor - Adana Demirspor maçını Yeni Asır TV canlı olarak veriyor. Uydu anteni olan ve maça gidemeyenler için iyi bir fırsat. Ekrandan Ankara Tayfası'nı görmek için de...

Yeni Asır TV, Türksat 2A uydusu 12637 V 2400 frekansında. Ben çok fazla bu işlerden anlamam, TRT-1'in eski yerindeymiş. 12638 olarak da çıkabiliyormuş. 12638'de önce "Ankara TV" diye bir şeyi bulabilirmiş alıcı, onun son kısmı "2400" değil "2200"müş, manuel düzeltilince sorun çıkmıyormuş...

Umarım anlatabilmişimdir.

Gidemeyen herkese iyi seyirler...

Mamak'a sonbahar geldi...

"samsun asfaltında otomobiller, ne güzeldir yollarda olmak şimdi..."

Yağmur vardı bugün Ankaa'da, sonbahar yerleşiyor iyice gündemimize; sonbahar hüznünü biraz ertelese, yarın bize bir bukle sevinç verse, İzmir günlük güneçlik olsa-fena mı olur... Mamak'a sonbahar geldi ama Buca'ya biraz geç gelsin!

18 Eylül 2008

Bi'şeyler yapabilirsem güzel gözlerin için...

Dünyanın en güzel gözleri için yapmışlar...

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi
Çocuk Onkoloji ve Hematoloji Bölümü

Allahınıza kurban be Secher, ağlattınız beni akşam akşam...

Önce bu:

http://www.new.facebook.com/video/video.php?v=21931934741&ref=nf

Sonra da "Gülümse"
Söz: Secher Müzik: Daniel
http://www.new.facebook.com/video/video.php?v=21931239741&oid=34531967743

güLümse
herşey kötü gitse de
güLümse
tüm günün hastanede geçse de
güLümse
direnebiLirsin bu şekiLde
güLümse
bizLer dışarıda seni bekLiyoruz
haydi!
güLümse!!

güLümse
birLikte başarabiLiriz
güLümse
seni karanLıkltan kurtarabiLiriz
güLümse
haydi vereLim eL eLe!
kazanacağız!
güLümse...

...here i am, on the road again



Tayfa, armanın peşinde, yeniden yollarda...
Deplasman şarkıları tekrar bizimle. Buca'ya giderken Mustava'nın istek parçası eşlik edecek bize...

Yeni bir sayfa, yine yollardayız...

Bob Seger - Turn The Page

...here i am, on the road again
here i am, up on the stage
here i go, playing the star again
there i go, turn the page...

Hangi takım bu???

Yukarıdaki antreman fotoğrafı Galatasaray'a, Kayserispor'a falan ait değil. Resmen Adana Demirspor'un antreman fotoğrafı. Takım, kıpkırmızı. Hayırlar olsun mavi-lacivert kumaş kıtlığı var, biz mi bilmiyoruz acaba?

Bu kulübün tüzüğünde renkleri belirtilmiştir mavi-lacivert ve ihtiyaç olması halinde beyaz şeklinde.(Tüzük Madde 4/a-Kulübün temsili renkleri Lacivert-Açık Mavi'dir.Gerektiğinde yedek rengi Beyaz-Mavi'dir.) Tamam, antreman kıyafetleri resmi formalara göre bir takım minik farklılıklar arz edebilir. Penye olur, takımın renklerine yakın farklı renkler içerir kimi zaman, tasarımları değişiktir falan filan ama Demirspor'a da kırmızı antreman kıyafeti yaptırılmaz ki!

Logosundan formasına bu kulübün kurum kültürünü oluşturması, geleneklerine sahip çıkması, bir ulu çınar olduğunun bilincinde hareket etmesi gerekiyor. Malzemecisinden başkanına, durum bu.

Yapanı da, yaptıranı da kınıyorum. Bu takımda kırmızı istemiyorum!

"Tüm Demirsporları Seviyorum..."

Disconnectus Erectus, hem kendi blogunda, hem Anavarza.zine'de yazmıştı, oradan alıntılayalım:

"Tüm Demirsporları seviyorum; onların hepsi kan kardeştir; mavi-lacivert denizin farklı kıyılarıdır; armaları gibi kaderleri birdir... Demiryolunun iki rayıdır onlar, son durağın yakın olması umurlarında değildir...

...İçinden tren geçen kentleri de başka bir severim, onların Demirsporlu olma ihtimalleri mutlaka vardır..."


(Yazının tamamı için : http://disconnectus-erectus.blogspot.com/2007/11/tm-demirsporlar-seviyorum.html)

Sevdiğimiz Demirsporlardan biri de, elimizden geldiğince maçlarına da gitmeye çalıştığımız Ankara Demirspor. Kulüp, TCDD'ye bağlı olma özelliğini halen koruyor, bildiğim kadarıyla da bu özelliğe sahip tek Demirspor onlar şu an.

"Kayboluş", onlarla ilgili bir haberi yakalamış internette. Kulüp 200 kadar öğrenciye, eğitime destek projeleri kapsamında kırtasiye yardımında bulunmuş. Ellerine sağlık olsun. (Ayrıntılar: http://www.tcdd.gov.tr/haberler/demirsporyardim.htm)

Demirsporları sevmeye devam!

Sutopunda Nah İstanbul...


"Futbolda İstanbul, Edebiyatta İstanbul, Sutopunda Nah İstanbul..." diyordu Adana'ya Kar Yağmış Kitabında Nihat Ziyalan.
.
Sutopu Federasyonun internet sitesini incelerken gördüm yukarıdaki fotoğrafı. O güzel yılların bir özeti gibiydi. Geçtiğimiz aylarda Adana'ya gittiğimde görmüştüm Ziyapaşa Bulvarı üzerindeki Atatürk Yüzme Havuzunu yıkıyorlardı, yerine yeni bir kompleks tesis yapılacakmış. İlk gördüğümde çok üzülmüştüm, zira o havuzda 1989-1996 yılları arasında Güney Sanayi Kulübünün minik bir sporcusu olarak bende yüzmüştüm. O yıllarda sadece Ayhan Karataş ismini biliyorduk, kendisi arada bir havuza gelirdi bizde hocalarımıza sorardık "kim bu diye?" onlarda kısaca anlatır geçerlerdi. Adanalı bir çok rekortmen sporcunun varlığını, Sutopundaki büyük başarıları yıllar sonra başka ağızlardan öğrendik, yazık!
.
Atatürk Yüzme Havuzu hepimizinde bildiği gibi Türkiye'nin otuzlu yıllarında yapılmıştı. O dönemden bu döneme pek bakım yapıldığı da söylenemez, zira benim gittiğim yıllarda da çok bakımsızdı. Ancak bu havuzun öyle yada böyle tarihsel bir önemi var Adana için.
.
Bu yüzden yeni yapılacak tesise geçmişin başarılı sporcularının anlatıldığı resimlerinin yer aldığı bir köşe yapılması gerekir. Hatta mümkünse yeni yapılacak havuzlara bu kahramanlarımızın adlarının bile verilmesi yerinde olacaktır. Özetle yeni yapılacak tesis geçmişin izlerini mutlaka taşımalı. Aksi halde o havuzda sporculuğa başlayan genç arkadaşlarımızı bir tarihsel gerçeklikten mahrum bırakmış oluruz ki bunun vebali hepimizin boynunadır...

diğer resimler için:

yine aynı şarkılar...

Yine aynı şarkılar çalıyor; deplasman şarkıları... Yol çağırıyordu-biat ettik, boyun eğdik, "eğ başını eğeceksen, yalnızca aşk için eğ"dediler kabul ettik.

"Yollar bize memleket" serisinin yeni bir ayağı, Buca taraflarına olacak; Ankara Tayfası yola koyulacak!

"Mantık irade kuvvet, sevince işlemiyor; canım senle olmak istiyor..."

Hafta sonu İzmir yağışlı görünüyor; kuvvetli yağışlı hem de:

http://www.meteor.gov.tr/2006/tahmin/tahmin-iller.aspx?m=IZMIR

Son iki yılın ağırlığı öyle bir çöktü ki üstümüze, ne inanç kaldı ne güven ne hırs-futbolcusuna, yönetimine, teknik ekibine... Sadece içten gelen bir arzu, harekete geçiren...

"haykırış oluyoruz, hayatı sene yaşıyoruz..."

Dernek'ten : "Buca'ya gitmiyoruz, Konyasporlu Kardeşlerimizin Yanında Olacağız"

Derneğimiz, Adana'da oynanacak olan Antalyaspor - Konyaspor maçına ilişkin açıklamasını yaptı. Grup, Buca maçı için İzmir'e gitmekten vazgeçerek 5 Ocak'ta "Antalya'ya rakip gibi davranmadan ve geçmişte yaşanan dostluğu unutmadan Konyasporlu kardeşlerimizin yanında yer almaya" karar verdi.

Dernek'ten:

"Normalde Konya-Antalya maçının Adana'da olduğu kesinleşmeden en az 2 otobüs Buca deplasmanına gitme kararı almıştık ama Konya'nın Antalya maçını 5-Ocak’ta oynayacağı kesinleşince kararımız değişmiştir. Sadece tribün dostu değil dışarıda da kardaşımız olan Konyalı taraftarların şehrimize geldiği bir günde Demirspor maçı için olsa bile başka bir şehre gitmek Demirsporluya yakışmaz çünkü KARDAŞLIK lafta yaşanmaz. DEPLASMANLARA İSTEDİĞİN ZAMAN GİDERSİN AMA KARDAŞLIK YARA ALDIMI İSTEDİĞİN ZAMAN ONARAMAZSIN. Bunun bilinciyle özellikle Şimşekler Grubu’ndaki abi ve kardeşlerimizin duyarlı olması asıl bizlere düşendir.

Elbette Antalya ile önceden yaşanan dostça hareketler karşısında vefasızlık yapıp onlara Konya maçında RAKİP muamelesi yapmayacağız ama Konya Taraftarıyla sadece dost değil kardaşız. Yerimiz KARDAŞLARIMIZIN YANI olacaktır. Antalya taraftarının geçmişte bize yaptıkları ahdi-vefa olarak geri dönecektir. Ama gelecek yıllarda...

Bu maç Antalya' ya yanlış bir eylemde bulunulmadan tüm kalbimizle KONYASPOR desteklenecektir.

Saygılarımızla........

ŞİMŞEKLER GRUBU"

17 Eylül 2008

Gazi İletişim Dergisi


Gazi Üniversitesi İletişim Dergisi'nin Kış-Bahar 2008 sayısı, futbol üzerine... Dergide akademik çalışmaların yanı sıra, forum başlığında futbolun çeşitli alanlarına değinen yazılar da bulunuyor. Bunlardan biri de Adana Demirspor'la ilgili; dergi internetten de okunabiliyor; indeks için buraya (http://www.ilet.gazi.edu.tr/iletisim_dergi/26/icindekiler.htm) ve forum bölümü için de şuraya (http://www.ilet.gazi.edu.tr/iletisim_dergi/26/forumt.pdf) tıklayabilirsiniz.

16 Eylül 2008

Antalyaspor - Konyaspor maçı Adana'da ?

Antalyaspor'un cezası nedeniyle, oynayacağı Konyaspor maçının Adana'ya alınması gündemde. Bir süredir çeşitli futbol forumlarında bu konuya ilişkin tartışmalar sürüyor. Adana Demirspor taraftarının bu maça ilişkin tavrı nasıl olacak? Temel soru bu. Hemen herkesin farklı görüşü mevcut. Ortaklaşılan tek nokta: "Aynı gün bizim Buca maçımız var, Buca'da olacağız" kısmı. Bu cümleden sonrasında Adana'da kalan Demirsporluların tavrına ilişkin herkes farklı düşünüyor, nasıl olması gerektiğine ilişkin farklı fikirler sunuyor. Blog'da da yorumlar aracılığıyla bu konuya değinmek gerek...

Kendi fikrimce, bu maçın Adana'da olacak olması önemli bir fırsat. Bilmeyenler için, Konyaspor taraftarı ve takımıyla uzun yıllara dayanan bir dostluk içerisinde olduğumuzu hatırlatayım. En güncel örneğini bu yıl play-off'larda yaşadık. Konya'ya gittik, evimizde gibi hissettirdiler bize. Onur yazmıştı sanırım, acımızı paylaştılar diye. Evet, acımızı paylaştılar, omuz omuza verdiler bizimle. Ben, Konya'dan dönerken orada her zaman dostlarım olduğunu bilerek döndüm. Hala da böyle hissediyorum.

Antalyaspor'a gelince, onlarla da aramızda bir husumet olmadığı gibi, iki takım taraftarları birbirlerine (uç noktalardaki örnekler hariç olmak üzere) son derece sempatik bakıyor. Konyaspor'la olan kadar olmasa da ciddi bir iyi niyet söz konusu. Dolayısıyla Adana'da oynanacak bir maçta Antalyasporlular da gayet dostane ağırlanacaktır.

Konyaspor ile Antalyaspor arasındaki ilişkiye gelince, ben bugüne dek birbirlerinden nefret ettiklerini, düşman olduklarını duymadım. Ördükleri bir dostluk da mevcut değil. Benim gördüğüm kadarıyla birbirlerine nötr iki takım taraftarı halindeler (yanlışım varsa yorumlara bekliyorum doğrusunu)

Bu durumda, Demirsporlular olarak, futbolun taşıdığı en önemli güzelliklerden biri olan "dostluğu" 3 takımın elele örmesini sağlamak gibi bir fırsat var önümüzde. Buca'ya gidemeyen Demirsporlular olarak Konyasporluları da Antalyasporluları da layığınca, arkadaşlığa yakışır bir biçimde ağırlayalım. 3 takımın formalarıyla hep beraber seyredelim bu maçı derim. Bunu yapmamamız için hiçbir sebep göremiyorum...

Şiddet, küfür ve kavgayla örülmüş taraftarlık kültür(süzlüğ)üne bir tutam bal katma fırsatı duruyor 3 takım taraftarının da önünde...Umarım kaçırmayız...

12 Eylül 2008

Spora Kaynak Yaratma

Bir önceki yazımda Villarreal futbol kulübünün kombine satışlarında yakaladığı başarıdan ve istikrarlı yönetim ile taraftarların takıma sahip çıkmasının sonuçlarından dem vurmuştum. Spora kaynak sağlanması açısından Türkiye Futbol Federasyonu'nun yaptığı bir mevzuat genişletmesi sonucunda bu kez ülkemizden güzel bir haber aldık. Antalyaspor takımı şortlarına reklam aldığını açıklamış.



"Türkiye Liglerinde Bir İlk

Antalyaspor Kulübü Başkanı Hasan Akıncıoğlu, Türkiye liglerinde ilk kez Antalyaspor'un şortlara reklam aldığını, futbolcuların, yarın akşam İstanbul'da oynanacak Galatasaray maçına reklamın yer aldığı şortlarla çıkacaklarını söyledi.

Hasan Akıncıoğlu yaptığı açıklamada, bu yıl Türkiye Futbol Federasyonu'nun futbolcuların şortlarına da reklam alınmasına izin verdiğine dikkat çekerek, “Federasyon futbolcuların şortlarına 10x10 santimetre, toplam 100 santimetrekarelik reklam alınmasına izin verdi. Biz de Türkiye liglerinde bir ilki gerçekleştirdik. Aksa Jeneratör ile 2 yıllık reklam anlaşması yaptık. Futbolcular Galatasaray maçına bu firmanın reklamının yer aldığı şortlarla çıkacak” dedi.

Akıncıoğlu, futbolda olduğu gibi ticarette de başarıyı yakalamak için çalıştıklarını, Antalyaspor'a kalıcı gelir sağlamak için her olanağı kullandıklarını belirtti."

Federasyonun yaptığı bu düzenlemeden ilk olarak nemalanan Antalyaspor'u kutlamak gerek. Bununla birlikte ülkemiz sporunda kaynak temini açısından yaşanan birbiriyle bağlantılı iki temel sorun var.

Bunlardan ilki yönetimlerin önemli bölümünün kulüplere kalıcı gelir kaynakları sağlanması yönünde adım atmakta isteksiz davranması. Altında yatan sebebin takımda tek hakim olma güdüsü olduğunu düşünüyorum. Kalıcı gelir kaynakları yaratılması durumunda takımlar daha kurumsal bir yapı içinde kişilere bağımlı olmaktan kurtulup, sağlam bir bünyeye sahip olabilecekler. Söz konusu husus kongrelerde birden fazla aday yönetime talip çıkacağından ister istemez demokratikleşmeyi de beraberinde getirecek.

Diğer sorun ise spora aktarılacak kaynak için varlığı sağlayacak tarafın spora bakış açısı ile ilgili. Türkiye'de spordan haz almak, sporu desteklemek ikinci planda kalıyor. Siyaset, belli yerlere ulaşma isteği, belli isimleri kullanma amacı, kimbilir belki spora sağlanan teşviklerin yetersizliği ama bence en önemlisi spor kültürünün yerleşmemiş olması kaynak temininin önünü tıkıyor. Ortaya Afyonkarahisarspor, belli bir dönemde Adana Demirspor, bir dönem Adanaspor, Gebzespor ve daha birçok örnek çıkıyor.

Behçet Kurtiç'in Suya Yazılanlar Yenilmez Armada isimli kitabını okuyorum, zamanında sporun bir parçası olmaya atfedilen önemi, gençlerin hayallerinde sporcu olmanın kapladığı yeri görüyorum. Mevcut yapı içinde gençlerin hayatında aktif olarak sporun payına bakıyorum. Kaynaksızlık ve spor kültürünün yerleşmemesinin, küçük oyunlar peşinde sürüklenmenin bize kaybettirdikleri ile yüzleşiyor, adeta bir tokat yiyorum. Sonra klişe laflar edilegeliyor; "70 milyonluk ülkeden neden şu alanda iyi futbolcu çıkmaz, 2 milyonun üstünde nüfusu olan Adana neden milli takıma futbolcu veremez." İşte size bir neden daha.

Kaynak: Anadolu Ajansı.

Salazar'dan bugünlere...

Dünya darbeler tarihinde daha öncesi var mıdır bilmiyorum, bildiğim Portekiz'de darbeyle iktidara gelen Salazar'ın meşhur sözünün kendi alanında ilk olduğu: "Bu ülkeyi 3F olmasa yönetemezdim; fado-fiesta-futbol"

Yine dünya darbeler tarihinde daha öncesi var mıdır bilmiyorum, bildiğim Türkiye'de darbeyle iktidara gelen Kenan Evren'in Ankaragücü'nün düşürülmesine yaptığı müdahalenin kendi alanında ilk olduğu.

"Darbe", insanlara ve insanlığa çok fazla şey kaybettiriyor. Her şeyden önce can kaybettiriyor, canını kaybetmeyenlere oğullarını, kızlarını kaybettiriyor, sağlıklarını kaybettiriyor, demokrasiyi, konuşabilmeyi, evrimi kaybettiriyor, medeniyeti ve aydınlığı kaybettiriyor. Bunlarla beraber olmak üzere darbe futbola da çok fazla şey kaybettiriyor. Futbolu, afyon olarak kullanmak isteyenlerin eline oyuncak gibi vermemek için her futbolseverin darbe karşıtı olması gerekiyor..."diye düşünüyorum ben"

Salazar, Portekiz'de "Karanfil Devrimi" ile düşürülmüş, ardından eceliyle ölmüştü.
Kenan Evren, maşallah halen resim çizmekte...

Futbolu afyon gibi kullanmak isteyenler hala var. Ancak şimdi tribünlerde kendilerini kullandırmayacak bilinçteki kitle daha güçlü...

Bir daha hiç darbe görmemek, futbolu darbecilerin ellerine teslim etmemek dileğiyle...

(Foto, Porto'da bir duvardan..."Salazar'ı çok özlediyseniz yapabileceğiniz tek bir şey var" yazıyor metninde)

Futbol ve Taraftarlık Kültürü

Ajansspor'da dün taraftarlık ve takımı tanıtma çabaları adına örnek gösterilecek türde bir haber çarptı gözüme. 49.000 kişilik nüfusu olan (Wikipedia'da 60.000 olduğu yazıyor) Villa kasabasının takımı olan Villarreal C.F. 20.000'in üstünde kombine satmayı başarmış.

49 binlik Villareal'e 20 binlik kombine!

Türk futbolcu Nihat Kahveci'nin formasını giydiği İspanya'nın Villarreal kulübü, 2008-2009 sezonunda 20 bin 16 kombine bilet satarak, tarihi bir rekor kırdı...

Toplam nüfusu 49 bin 45 olan Villarreal kasabasının kulübü olan Villarreal, abone sayısını artırmak için yaz boyunca büyük bir kampanya yürüttü.

El Madrigal Stadı'nı büyüten kulüp başkanı Fernando Roig, gençler için kombine fiyatlarını düşürürken, kasaba dışındaki Villarreal taraftarlarını da çekmeyi başardı. 10 yıl önce Villarreal'i satın alan Roig, kulübü 2. ligden 1. lige çıkarıp, burada istikrarlı bir şekilde kalmasını sağladı. 10 yıl önce 3550 abone sayısı olan Villarreal şu anda 20 bini aşarken, hedefin gelecek yıl 25 bin olduğu açıklandı.

Tarihinde 2. kez Şampiyonlar Ligi'nde oynayacak olan Villarreal, La Liga'daki küçük düzeydeki kulüpler arasında sürekli gelişme gösteren örnek bir kulüp olarak gösteriliyor. Villarreal, lig, kral Kupası ve Şampiyonlar Ligleri'ndeki tüm maçlar için 135 Avro'dan 1500 Avro'ya varan kombine biletleri satıyor.

Aslında çok da yorum gerektirmeyen bir haber. Bu nedenle yorumsuz olarak birkaç hususu vurgulayacağım. Sistematik ve planlı gelişme amaçlanmış ki; 10 yıl öncesine göre muhteşem denilebilecek bir noktaya gelinmiş. Ama yetinilmemiş, gelecek yılın hedefi düşünülmeye başlanmış. Yönetimde istikrar sağlanmış. Yönetim taraftara gereken saygıyı göstermiş olsa gerek ki; taraftar kulübüne daha bir sahip çıkmış ve hatta taraftarlık olgusu sınırları aşmış. Kulüp hedef koymuş kendisine ve bu hedefe inanmış, hedefini sınırlamamış, maç ayrımı yapmamış, büyümüş.

Darısı Türkiye'deki kulüp yönetimlerinin başına.

DSGL Başlıyor...

DSGL (Deplasmanlı Süper Gençler Ligi) 2008-09 fikstürü çekildi. Geçen yıl, son 8'e kadar gelmiş ve çeyrek finalde Gençlerbirliği'ne elenmiştik. Süper gençlerimiz, adlarına yakışır süper bir sezon geçirmişti. Bu sezon daha da iyi olmasını umarak başlayalım...

DSGL, bu yıl 10 grupta oynanacak. Biz, ilginç bir şekilde bol bol Antep takımının yer aldığı Adana grubunda mücadele edeceğiz. İlk maçlar 20-21 Eylül tarihinde başlayacak, lig iki devreli. Ligin bitiminde ne olacağına ilişkin statü henüz net değil. Ancak her yıl olduğu gibi grupları üst sıralarda tamamlayan takımların çağırıldığı bir DSGL Türkiye Şampiyonası yapılacağı kesin. Hah, ben bu şampiyonluğu istiyorum işte bu sene, çeyrek finalin az ötesini...

Fikstür aşağıda (tff link : http://www.tff.org/default.aspx?pageID=619 ) , 2.Hafta Adanaspor, 11.Hafta Mersin İdman Yurdu maçları pek hoş olacak

1.Hafta : GAZİANTEP B.Ş. BLD.SPOR - ADANA DEMİRSPOR
2.Hafta : ADANA DEMİRSPOR - ADANASPOR A.Ş.
3.Hafta : GAZİANTEPSPOR - ADANA DEMİRSPOR
4.Hafta : ADANA DEMİRSPOR - CEYHANSPOR
5.Hafta : KAHRAMANMARAŞSPOR - ADANA DEMİRSPOR
6.Hafta : ADANA DEMİRSPOR - KİLİS BLD.SPOR
7.Hafta : İSKENDERUN DEMİR ÇELİKSPOR - ADANA DEMİRSPOR
8.Hafta : ADANA DEMİRSPOR - TARSUS İDMAN YURDU
9.Hafta : HATAYSPOR - ADANA DEMİRSPOR
10.Hafta : ADANA DEMİRSPOR - ADIYAMANSPOR
11.Hafta : MERSİN İDMAN YURDU - ADANA DEMİRSPOR
12.Hafta : ADANA DEMİRSPOR - GASKİSPOR
13.Hafta : bay

Geçen yıl, yine bu takımlarla oynadık aşağı yukarı. Grup maçlarından "akılda kalan" sonuçları şöyle bir hatırlayacak olursak (4 gol ve fazlasını attıklarımızı yazıyorum sadece) (Allahım keyfe bak) ;

Adana Demirspor - Ceyhanspor : 11-0
Tarsus İY - Adana Demirspor :1-6
Adana Demirspor - Kahramanmaraş : 6-0
Adana Demirspor - Gaziantep Bş.Bld. : 5-1
Adanaspor - Adana Demirspor : 0-4
Adana Demirspor - Kilis : 5-0
Mersin İdman Yurdu - Adana Demirspor : 0-4
Ceyhanspor - Adana Demirspor : 0-4
Adana Demirspor - Tarsus İY : 5-1
Kahramanmaraş - Adana Demirspor : 2-5

Gruplarda 24 maçta 2 mağlubiyet, o da İskenderun'la Gaski'ye, ligin sonlarına doğru.

Düzeltiyorum; en yakın takipçimize 14 puan ve +40 averaj fark atarak şampiyon olduğumuz ligin sonlarına doğru...

Haydi süper gençler! Bu yıl Türkiye Şampiyonluğu!

11 Eylül 2008

3. Haftanın Ardından Puan Durumu ve Sonuçlar

ADANA DEMİRSPOR - MARMARİS MAÇ DEĞERLENDİRMESİ

Takımınız bugün sahaya 4-5-1 dağılımı ile çıktı. Çift forvet yerine Serdar AKDOĞAN bugün tek forvet oynadı. Emre EFE onun ortasahadaki destekleyicisiydi. Takım 11' imiz , Kalede Şenol, stoperler Cevat- Serdar Karkın, sağ bekte Ferdi , sol bekte Koray , orta ikili Ahmet Kolcu-Nureddin, sol açıkta Ali Temur , sağ açıkta Mehmet Türk , dağınık adam olarak Emre EFE , ve forvet Serdar Akdoğan' dı.Bireysel olarak oyuncuları değerlendirirsem ;

Şenol; Maç boyunca önemli bir pozisyon gelmedi. Çıkışlarda , topu oyuna sokmada iyiydi. Sezon içinde sorun yaşamayacağımız mevki olarak kale gözüküyor.

Cevat Macit ; Turgutlu maçının özetinde yediğimiz golü görünce böyle bir hata yapmamalı demiştim. Topu oyuna girdirirken , kritik bölgede hatalar yapıyor. Defansta yerini kaybedip, yersiz çıkışlarla defansın dengesini bozuyor. Bugün gereksiz yere gördüğü iki kartla takımı eksik bıraktı. Bana kalırsa formsuz olsa bile Bora defansın göbeğinde oynamalı. Rakibimiz güçsüz olmasa bugün önemli pozisyonlar verebilirdik.

Serdar Karkın ; Oyun olarak standartı olan bir görüntü çiziyor. Hata yapmıyor, hava toplarına hakim. Yan toptan attığı gol takım için bir artı. Bana göre stoperler içinde banko ilk 11'de yerini alır.

Koray ; Bulunduğu bölgeden rakibe atak şansı vermiyoruz, mevkisini iyi kapatıyor. Takımda yeri garanti gibi görünen oyuncularımızdan birisi.

Ferdi ; Takımda sırıtmayanlardandı. Ne kötü ne de iyidi. Ortalama bir oyun oynadı. Çetin iyileşir , eski formuna ulaşırsa yerini tekrardan alır .

Ahmet Kolcu ; Takımda bugün iyi diyebileceklerimizdendi. Kesici olarak elinden geleni yaptı. Görünen o ki kadronun değişmez oyuncularından birisi olacak.

Nureddin; Hoca Nureddin'e şans veriyor ama Nureddin değerlendiremiyor. Bana kalırsa vasat bir oyuncu. Oyunun her iki yönündede yok. Bana kalırsa son 30 dk girebilecek bir yedek olur.

Ali Temur ; Açıkcası kamptan anlatılan özelliklerini sahaya pek yansıtamadı. Ne iyi ne de kötüydü. Şahin Çakır'dan artısı var mı ? Gördüğüm kadarıyla yok .

Mehmet Türk ; Yine sahanın iyilerindendi. Kendisine verilen şansı olumlu kullanıyor. Duran topların çoğunluğunu kullanıyor. Koşuyor, mücadele ediyor.Böyle devam ederse takımda yeri garanti olacaktır.

Emre EFE ; Yetenekli bir oyuncu. İlk yarının sonunda talihsiz şekilde ayağı kırıldı.

Serdar Akdoğan ; Bugün sahanın en iyi oyuncusuydu diyebilirim. Top tekniği, her iki ayağını kullanabilmesi, adam geçebilmesi önemli özellikleri. Takımın bankosu Serdar olacaktır. Mehmet Akdemir ile oynarlarsa çok daha fazla etkili olacaktır.

Takımın bugünkü oynu için söyleyebileceklerim; Bana kalırsa şu görüntü ile vasatın üstü bir takımız. Kendi evimizde seyirci faktörü ile galip gelir, deplasmanlarda sıkıntılar yaşarız. Ortasahamız çok etkisiz , topu ileride ayağımızda tutamıyoruz, pozisyon yaratmakta zorlanıyoruz. İlk golümüz korner atışı sonrası geldi, maç boyunca tehlikeli atağımız olmadı diyebilirim. İlk maçta oynanan oyun beni ilerisi için biraz umutlandırmıştı.Bugün izlediğim oyun umudumu kırdı açıkcası. Bahane olarak hep kısa süreli kamp süresi öne sürülüyor.Benim gördüğüm, çoğunluğunda hemfikir olduğu sorunlar malesef çalışma süresinden değil. Oyuncu ve sistem seçiminden kaynaklanıyor .Önümüzdeki haftalar bakalım:)) ne getirecek.

10 Eylül 2008

Adana Demirspor - Marmaris : 2-0

Bu galibiyet iyi oldu. İlk golümüz Serdar Karkın ikincisi penaltıdan Serdar Akdoğan. İlk yarı çok iyi değilmişiz sahada, Göktuğ maçtaydı sanırım dönünce anlatacaktır.

Bu arada Emre Efe'nin ayağı kırıldı, Cevat 2-0 öndeyken 89.dakikada kırmızı kart gördü. İyi değil. Cevat'ın pozisyonunu haliyle görmedim ancak kendi hatasıysa çok kötü, böyle bir durumdayken akıllıca davranması gerekirdi. Emre Efe'ye geçmiş olsun, umarım bir an önce düzelir.

Darısı Buca maçına...

Adana Demirspor - Marmaris Bld. Gençlikspor

Grupta üçüncü karşılaşmamıza bu akşam Adana 5 Ocak Satadyumunda çıkıyoruz. Rakibimiz, Marmaris Bld. Gençlikspor. Marmaris bu sezona iyi başlamadı. Normal şartlarda galip gelmemiz gereken bir maç.
Dipnot:
ilk haftalarda alınması muhtemel beraberlik ve mağlubiyetlerde "takım daha hazır değil", "biz bir ay kamp yaptık, diğer takımlar iki aydır kamptaydı" gibi bahaneler üretmek bana çok yersiz geliyor. Zira kamp dönemi uzun olan diğer takımlar çok mu bilimsel bir çalışma yürütüyorlar? -ki bu değerlendirmeye Süper Lig takımlarını da dahil edebiliriz. Özetle hepimizde biliyoruz ki Türkiye'de hiç bir kulüp gerçek anlamda ne bir kamp dönemi, ne de düzgün bir antrenman programı olmadan karşılaşmalara çıkıyor. Ayrıca 35 tane futbolcudan oluşan geniş bir kadroya sahibiz, Bana kalırsa yakın zamanda bir sadeleşmeye gitmek gerekli. Henüz iskelet kadro ortada yok, Oyuncuların mevki seçimlerinde kimi sıkıntılar var...

Benim takımda gördüğüm şimdilik bu, umarız bir çeki düzen verilir...

Yüzyılın Deneyi Başladı


Dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısı "Büyük Hadron Çarpıştırıcısı" (LHC), 13,7 milyar yıl önce meydana geldiği düşünülen Büyük Patlama’dan hemen sonraki başlangıç şartlarını oluşturarak maddenin sır perdesini aralayabilmek amacıyla faaliyete geçirildi.
Aralarında Türklerin de bulunduğu 5 binden fazla fizikçi ve mühendisin 10 yılı aşkın süredir üzerinde çalıştığı proje, son yılların en büyük bilim projesi olarak gösteriliyor. LHC, Fransa-İsviçre sınırında, Cenevre yakınlarında, yerin 100 metre altında 27 kilometrelik dairevi bir tünel olarak inşa edildi. Deney başladıktan sonra, tünel çevresinde bulunan 4 büyük algılayıcıdan ikisi Atlas ve CMS, "Higgs bozonunun izini sürecek". Bu parçacığın diğer bazı parçacıklara kütle kazandırdığı düşünülüyor. Bu deneyde Higgs bozonu tespit edilemezse teorik fizik alt üst olabilir.




Kaynak (AA)

Güiza - Seks,yemek,para...

Aşağıda yer alan açıklamalar Güiza'dan gelmiş;

“Türkiye, mantıken, zaten İspanyol kültüründen çok farklı. İyi ya da kötü diyemem ama farklı. Dikkatimi çeken en büyük şey ise kadınların sokakta baştan aşağıya örtünerek dolaşmaları. Yani çarşafın altında ne olduğunu anlamanız için hayâl etmeniz gerekiyor. Ama ben buraya futbol oynamaya ve çok para kazanmaya geldim. Lüks içinde yaşıyorum. Türk yemeklerini de çok seviyorum”

Minik bir açıklama lakin çok anlamlar çıkıyor. Öncelikle, "Avrupa'da bizi hala fesli, çarşaflı olarak görüyorlar" söylemini yıkan bir kısmı var, adam bizden uzakta değil, Türkiye'de yahu! Sokakta çarşaflılar olduğunu görmüş, bunun dikkatini en fazla çeken şey olduğunu söylemiş. Son dönemde, mevcut iktidardan da güç alarak sokaklarda daha fazla çarşaflı dolaştığına ilişkin tespit doğrulanıyor. İktidara sahip olan, hayatın her alanında gücü kendinde görüyor. Yerini sağlamlaştırmaya çalışıyor...Bu ülkenin aydınlık gençlerine çok fazla iş düşüyor...

İkinci olarak, açıklamanın tamamını okunduğunda "ben buraya futbol oynamaya geldim" kısmı çok sönük kalıyor. Temel geliş amacının Türk yemeklerinden yemek, çok para kazanıp lüks içinde yaşamak ve çarşafların altında ne olduğunu anlamak için hayal etmek olduğu sonucu çıkıyor...

Bireysel bazda sömürgeci bu adam yahu resmen, oryantalizmin dibine vurmuş! Bizim kulüp yöneticileri de Allah bilir dansözlü mansözlü eğlencelerini eksik etmiyordur bunun.

Sinirlerim oynadı sabah sabah...

Bu ülkenin aydınlık gençlerine gerçekten de çok fazla iş düşüyor...Bize, çok fazla iş düşüyor...

Kadın dediğin bir yaştan sonra evine kapanmalı !

Adana'dan Kayboluş, nefis bir tespitini mailimize gönderdi. Kadınlar Ligi statüsünde;

"2008 - 2009 Sezonu Bayanlar 1.Ligi'nde 1985 ve daha sonra doğumlu futbolcular oynayabileceklerdir. 1984 ve daha önce doğumlular yaşı büyük bayan futbolcu statüsünde olup 18 kişilik esame listesinde en fazla 5 yaşı büyük bayan futbolcu yazılabilir ve oynatılabilir."

şeklinde bir kural mevcut. Süper Lig statüsündeyse yaş mevzusu,

"Turkcell Süper Lig Kulüplerinin katılacakları resmi müsabakalarda, müsabakanın oynanacağı tarihte kulübe tescil edildiği tarih üzerinden en az iki yıl süre geçmiş, 01.01.1986 ve daha sonra doğmuş bir TC vatandaşı profesyonel futbolcuyu 18 kişilik müsabaka isim listesinde bulundurmaları zorunludur."

olarak geçmekte.

Kadınlar ve erkeklerin oynadıkları en üst ligde, yaşa göre oluşturulan bu statü farklılığı nedendir diye sormadan edemiyor insan. 1985'den önce doğmuş kadınların eve dönüp çocuk yapmaları/bakmaları mı bekleniyor acaba? "Hadi yeter bu kadar futbol oynadığınız, ezan okundu herkes eve" mi denilmeye çalışılıyor?

Peki bu konuya, kadın futbol takımları nasıl bakıyor? Nasıl bir tepki vermişler? Bilen varsa yorumlara bekliyoruz...

Kayboluş'a ayrıca teşekkür ederiz bilgilendirmesi için

8 Eylül 2008

Afyon düşüyor mu?


10/09/2008 Eklemesi : Kulüp 300,000YTL'nın 140,000YTL'sını bir işadamından bulmuş, geri kalanı için de teminat mektubu vermiş. Bugün itibariyle sahaya çıkacaklarını açıklamışlar. Bu durumda Afyon düşmüyor...Kar eden Alanya oldu sanırım bu durumda. Oynamadan, yorulmadan 3 puan. Hoş, Alanya kendi sahasında zaten Afyon'u yenerdi...

Aynı grupta mücadele ettiğimiz Afyonkarahisar spor ilk haftayı bay geçmişti. Bu hafta Alanya ile deplasmanda oynayacaklardı ancak maça çıkmadılar. Statüye göre 2 kez maça çıkmazlarsa küme düşürülecekler. Dolayısıyla Çarşamba günü Turgutlu karşısında yer alamazlarsa bir takım lige veda etmiş olacak.

Kulüp başkanı Orhan Ongun şöyle demiş:

"Geçmiş dönemden kalan futbolcu ve antrenör borçlarını ödeyemediğimiz için Futbol Federasyonu, futbolcularımızın lisansını tescil etmedi. Futbolculara ve antrenörlere geçmiş dönemden 300 bin YTL borcumuz var. Altı aydan beri AK Parti İl Başkanlığı, Belediye Başkanlığı ve Valilik nezdinde girişimlerimizi sürdürüyoruz. Ancak Afyonkarahisar'da bu borcu kapatacak kimseyi bulamadık. Vali'ye derdimizi anlatamadık. Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun sorunu çözmesini bekledik, ama Bakan da sorunu çözemedi. Çarşamba günü sahamızda oynamamız gereken Turgutluspor maçına da çıkamayacağımız için ligden düşürüleceğimiz anlaşılıyor. Çünkü iki maç üst üste sahaya çıkmayan takım, statü gereği küme düşürülüyor."

Taraftara yazık, koca Afyon'a yazık...Üzüldüm ben kendi adıma...

BİZİK-TEASER 3!..

Bir demiryoluculuk duruşu,asi bir gençliğin haykırış oluşu,bir Şimşekler Grubu hikayesi; ''Bizik!..''Sabırsızlıkla beklediğimiz;ama çeşitli sebeplerden dolayı geciken Adana Demirspor taraftar ruhunu anlatan belgeselden yeni bir kesit daha geldi.Tamamını sabırsızlıkla bekliyor,belgeselin hazırlanmasında emek veren kardeşimiz Fırat Konuşlu'ya teşekkür ediyoruz.


BİZİK...! - TEASER 3 from Fırat Konuşlu on Vimeo.

Önceki teaserlar;

Teaser 1: http://www.vimeo.com/767259
Teaser 2: http://www.vimeo.com/1179975

Maç günü değişikliği

Marmaris maçımız haftasonu değil, 10/09 Çarşamba günü 20:00'da oynanacak. Bilgilerinize,

Beykoz'dan...

Blogumuzda, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda atmaya çalıştığımız minik ama kararlı adımlar ses buldukça, dostlardan destekleyici haberler geldikçe çok mutlu oluyorum ben. Tribüne, taraftarlık olgusuna bakışımızın paralel olduğu insanlarla aynı saflarda bulunmanın keyfini yaşıyorum.

IAPESGW bültenine çıkışımızla beraber (bkz. http://demirgibiyiz.blogspot.com/2008/09/blogumuz-iapesgw-2008-yl-blteninde.html) bir çok insandan çok olumlu tepkiler aldık maillerimize. Hepsine çok teşekkür ederiz. Mailler dışında çok anlamlı bir destek de, uzun süredir "Ama Arkadaşlar İyidir" başlığı altında linklerimizde de yer alan "Semt Aşığı"nın blogundan geldi.

"Tribünlerin takımlara olduğu kadar semt,il,bölge,ülke,dünya insanlarına da karşı sorumlulukları var" demiş Semt Aşığı. Kesinlikle katılıyorum. Bundan böyle Semt Aşığı ile başlamak üzere, sorumluluklar konusunda birlikte adımlar atacağımız bir çok dostumuz olacağına inanıyorum.

Kendisi başta olmak üzere, duyarlı tüm Beykoz 1908 taraftarlarına teşekkür ederim...

Semt Aşığı'nın yazısı için tıklayınız:
http://semtimizsevdamiz.blogspot.com/2008/09/sportif-alanda-baarlyz-ama.html

Laci ceket, mavi kravat...

Yeni bir eğitim-öğretim yılı başlıyor. Çarpıklıklarla dolu eğitim sistemimizin tüm öğrencileri ezdiği bir yıl daha...Şu an için yapılacak bir şey yok gibi görünüyor. Külliyen yeni bir eğitim sistemi kurmadığımız sürece maalesef kardeşlerimiz zorlu ve anlamsız yollardan geçmek zorunda. Hepsine kolaylıklar diliyoruz şimdiden...

İlköğretimlisi, liselisi, anaokuluna gideni; okulda DEMİR gibi olun hepiniz!

2.Haftanın Ardından...

İlk haftaları kazasız belasız atlatalım demiştik, olmadı. Turgutlu'dan puan çıkaramadık. Henüz bir şeyler söylemek için elbette çok erken. Umutsuz olmaya gerek yok. Ancak ligin çok çabuk bittiğini, kaybedilen puanların telafisinin çok zor olduğunu unutmamak gerek. Bir de çok uzun zamandır söylediğimiz "kazanma kültürü"nü maalesef hala yakalayabilmiş değiliz. Önümüzde Marmaris maçı var, 3 puandan başka hiçbir sonuç olmaması lazım...

Not: Alanya-Afyon maçında Afyon sahaya çıkmadı. Maç muhtemelen Alanyaspor lehine hükmen tescil edilecek. Yukarıda tescil edilmemiş haliyle puan durumunu görmektesiniz.

7 Eylül 2008

Küba-Amerika

Dün sadece Erivan'da 2 ihtilaflı ülke maç yapmadı, okyanusun karşı kıyısında Küba'da en son 1947'de Pan-American oyunlarında karşılaşan ABD ve Küba milli takımları yaklaşık 50 yıl sonra tekrar karşılaştı.. En son Küba'da oynanan maçta Küba ABD'yi 5-2 yenmişti.
Dünkü maçı ABD kazandı ve Küba ile oynadığı maçlarda 1947'de oynanan maç hariç hiçbirinde yenilmeme geleneğini sürdürdü.