Ana içeriğe atla

Geçen Seneyle Garip Benzerlik

Geçen sezon ile benzer bir performans gösteriyoruz. Geçen sezon da ilk 4 hafta mağlubiyet almadıktan sonra, ligin 7. haftasında 3 galibiyet 2 mağlubiyet ve 2 beraberlikle +4 averajla 6 sıradaydık. Bu yıl +3 averajla aynı sayıda galibiyet mağlubiyet ve beraberlik aldık. Hatta geçen sezonunun 5-6-7. haftalarını da 1 puanla kapatmıştık (Kayseri-Adanaspor mağlubiyet, Antalya beraberlik). Daha da garibi, 7. haftada kaleci Serdar kart cezası yüzünden forma giyememiş ve Tolga ilk kez kaleyi korumuştu.

Sorunumuz aynı, çok gol yemek, geçen sezon da 7 golle ilk 6 takım arasında en çok yiyenlerdendik, bu sene biraz daha artırdık bu sayıyı, 11 oldu, bu kez açık ara öndeyiz. Gol yemenin birinci nedeni orta saha savunmasındaki eksiklik bana göre. İki sezondur sadece Attamah'a kalıyor bu iş. Geçen sezon Ferhat, Cumali, Şaban gibi isimlerden alamadığımız verimi bu sezon da Umut Sözen ve Aykut'tan alamıyoruz. Pas trafiğini yönetme konusunda geçen sezon ilk yarıda Alaattin, ikinci yarı Umut Gündoğan'ın hayalkırıklığı bu sezon da Anıl'da toplanmış durumda.  İkincisi duran/yan toplar veya sonrasındaki karamboller. Bu sezon gol yediğimiz hemen her maçta Karabük, Alanya, Samsun maçlarında doğrudan ve dolaylı olarak duran top organizasyonlarındaki dağınıklığımız yüzünden gol yedik. Geçen sezon Serdar, bu sezon Oğuz yan toplarda güven vermedi.

Takımın ortasaha tertibi acilen yenilenmeli; topu Pote'ye taşıyabilen tek elemanımız Burak; onun enerjisiyle ayakta kalıyoruz, o yorulunca oyundan düşüyoruz. Forvete alternatif denemeler yapmak zorundayız; bu konuda Timur denebilir. Geçen yıl golleriyle bizi ayakta tutan Özgürcan, bu kadar az şans almayı hak etmiyor.Keza oynadığı maçlarda göz dolduran Emin'le birlikte çok az şans bulan Zafer de yeni varyasyonlar içinde düşünülmeli.

Ligte kötü fikstürle birlikte hep zirveye oynayan takımlarla karşılaştık ve zorlandık. Şampiyonluktaki rakiplerimize puan kaptırdık. Kayıplar, oynadığımız takımların durumu göz önüne alınınca sürpriz sayılmayabilir. Ama bundan sonra bunları telafi etmek için sürpriz puan kayıpları yaşamamak gerekiyor.

Yorumlar

Unknown dedi ki…
kadromuz geçen seneye göre daha kaliteli ama işte türk futbolcusunun takım olması, ritm tutması zaman alıyor. iyi antreman yapmıyor takımlarımız, bunun sonucu tempoyu geç yakalıyoruz. bu seneki takımda bir iki oyuncunun yeri değişse çok farklı sonuçlar alabilirdik. bunun başında umut sözen geliyor, onun yerine daha savaşçı bir isim olabilirdi.
R.Altuğ dedi ki…
Değerlendirmeye kaleden başlayacak olursak Oğuz duran toplarda sıkıntılı goller yedi ama özellikle karşı karşıya pozisyonlarda oldukça başarılıydı. Şahsen duran top zafiyetini önümüzdeki maçlarda gidereceğini düşünüyorum. Defans bloğumuzdaki sol stoper Ferreria hiç güven vermiyor. Hem pozisyon hatası yapıyor hem de çok kolay geçiliyor. Bu bölgedeki en büyük şanssızlığımız Anıl ve Ozan'ın sakat olması. Sağ stoper Mojsov kalitesini ve mücadelesini geride kalan haftalarda sahaya yansıttı. Sol bekte Şenol Can oynadığı maçlar itibari ile mevkisinde çakılı oynayıp hücuma destek vermedi. Ahmet Burak Solakel, Burak Çalık ile çok daha iyi anlaşıyor ve hücumda daha etkili oluyor. Sağ bek Uğur Akdemir de şu ana kadar kendinden beklenen performası gösteremedi. Bu mevkide de maalesef alternatif oyuncu sıkıntısı çekiyoruz.
Orta sahada takımın savunma yükü Attamah'ın üzerinde. Attamah'ın yanında kesinlikle Emin Aladağ oynamalı. Emin hem ayaklarına hakim hem de takım savunmasına diğer orta saha oyuncularımıza kıyasla daha yardımcı oluyor. Aykut Akgün şu ana kadar etkili olamadı ve şahsen bundan sonra da verimli olacağını düşünmüyorum. Sezon başı herkes gibi Astafei'den çok umutluydum. Belki ilk yurt dışı deneyimi olması nedeniyle takıma katkı sağlayamadı. Son oynadığımız Karabük maçında da tedirginliği çok bariz görülüyordu. Hüseyin Kala ise canla başla oynuyor ama aşırı motivasyon ve hırs performansını olumsuz etkiliyor. Karabük maçında karşı karşıya golü atsa maç kopacaktı. Bu mevkide kesinlikle Zafer Çevik daha fazla süre almalı. Keza duran toplarda çok etkili, skora katkı sağlayabilir. Anıl Taşdemir maalesef şu ana kadar tam bir hayal kırıklığı. Ama CV'si beni gelecek için umutlandıyor, daha iyi olacağını düşünüyorum. Umut Sözen çok teknik ama her pası illa topukla vereceğim diye uğraşıyor. Kondisyonu yetersiz. Bu mevkide Timur göz ardı edilmemeli.
Gelelim takımın en iyilerine. Burak Çalık hem defansta hem ofansta çok etkili. Forvetimiz Pote'ye destek olan en önemli hücumcumuz. Pote ise iç sahada bir gol bulsa 5 Ocak'ta da açılacak diye düşünüyorum. Deplasmanda attığı gollerle takımımıza büyük katkı sağladı.
Yazınızda geçen seneyle benzerlikler konusuna bir ilave yapmak istiyorum. O da muhteşem Demirspor taraftarı. Her maçta takımını canla başla destekliyor. Öyle ki deplasmandaki taraftar sayımız ligimizin birçok takımının iç saha seyircisinden daha fazla. En büyük alkışı da Demirspor taraftarı hakediyor ve yerinin bu lig olmadığını herkese gösteriyor.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ

Altay: 1 - Adana Demirspor: 3

 Ne bir skorla harika bir deplasman galibiyeti! Alt sıramızdaki rakibe geçit vermemek kadar bir yandan da uzun süredir Altay'a karşı devam eden şansızlığımızın kırılması açısından süper! Yıllardır Süper Lig deyince aklımıza gelen son maç/son yenilgi ile hafızamızda yer eden Altay, 1. lig maceramızda canımızı sıkmaya devam etmişti. Geçen sezon iki maçta da yenilmiştik. Galibiyetin bu açılardan da çeşitli anlamları var. Aslında ilk yarıda kopabilecek maç, ikinci yarının başında yenen golle can sıkıcı bir hale geldi ama arka arkaya bulduğumuz iki golle rahatladık. Yunus yine kilidi açan vuruşla üçüncü golüne ulaşırken, Assambalonga ligte 5'ledi; Akintola da geçe sezonki performansını hatırlatan güzel bir vuruşla ikinci golünü attı.  Takım kolay gol yemezse bir şekilde maç içinde toparlamayı başarıyor. Bir kez daha ilk golü attığımız maçta puan aldık. Alttaki takımların yenilmesiyle beraber ligin orta sıralarına daha güvenle tutunmaya başladık.