31 Ekim 2009

Demirspor'a Rağmen Demirsporlu Olmak...

Behçet Kurtiç'ten bahsediyorum. Yenilmez Armada'nın son neferlerinden. Bugün Alanya Belediyespor lisansı, Adana Demirspor forma ve atkısı ile geldi havuza. Bir Demirsporlu olarak girdi o havuza. Nasıl bir Demirspor temsil ettiği?

Yenilmez Armada'yı kapatan, tarihe gömen bir Demirspor.
Geçmişini unutmak için gösterdiği çabayı, kazanmak için gösterecek olsa geçmişine ihtiyaç duymayacak bir Demirspor.
Futbol şubesini para değirmeni olarak kullanan ama 100.000 TL yüzme branşına ayırmayan bir Demirspor.
İstikrarsızlık abidesi bir Demirspor.

Böyle bir camiada en fazla ne kadar başarılı olabilirsiniz ki?

TÜRKİYE REKORU KIRARSINIZ. (Behçet Kurtiç 100 ve 200 metre sırt üstünde 1.30.61 ve 3.18.97'lik dereceleri ile rekorları alt üst etti. Fotoğrafları Fırat yakında ekleyecek.)

İnanırsanız, en yok döneminizde varsınızdır. Kulaçlarına sağlık Behçet Abi. Mücadelemize güç veriyorsun.

Bir gün gelecek ve o havuzda Adana Demirspor efsanesi konuşulacak.
Bir gün gelecek, herkes görecek.

Cambaz


Kongre yeterli katılım olmaması nedeniyle 2 Kasım tarihine ertelendi. Tecrübe ile sabit bu kongre de ertelenecek. Mevcut yönetime destek verilmeyerek umutsuzluk ortamı yaratılmaya çalışılıyor. Aynı senaryolar dönüyor. Cambazlar yine ip üstünde oynuyorlar. Bakalım bu sefer karşıya geçebilecekler mi ? Yoksa ipten düşüp gidecekler mi ?

29 Ekim 2009

Gençler Sahne Aldı...

Genç yazarlarımız altyapı ile ilgili yazı yazmamayı tercih edince bunu yazmak da bize düştü. Seve seve yazarım gençlerimizi.

24 Ekim tarihinde Akademi Ligi başladı.

14 yaş altı takımımız ilk maçında sahasında Tarsus İdman Yurdu'na 2-3 kaybetti.
15 yaş altı takımımız ise yine sahamızda Tarsus İdman Yurdu'na 1-2 mağlup oldu.
16 yaş altı takımımız ise sahamızda İskenderun Demirçelikspor'u 3-2 mağlup ederek lige başladı.

Gençlik Geliştirme Ligleri ise 18 Ekim tarihinde başladı. 18 yaş altı takımımız bu ligde mücadele ediyor. İlk maçımızda Gaziantepspor ile deplasmanda 2-2 berabere kalan takımımız ikinci maçında ise İskenderun Demirçelikspor'u 7-0 gibi farklı bir skorla mağlup etti.

Gençlerimizden bu sene 4 şampiyonluk bekliyoruz. Geleceğimiz bir anlayış değişikliği ile sizlere emanet olabilir. Ümidinizi kırmayın, formanızın hakkını verin, sizlere de kapılar açılacak. Yeni sezonumuz hayırlı olsun arkadaşlar.

Bugün 29 Ekim

Dünya'ya inat var olan bir milletin, yeniden yapılandığını o dünyaya haykırdığı tarihtir 29 Ekim 1923. Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun...

Yürüyüş...

Adana Demirspor taraftarları Şimşekler Grubu'nun önderliğinde Cuma günü saat 13.00'da Atatürk Parkı'nda toplanıp, yönetimin devam etmesi için yürüyüş düzenleyecekler.

Takımımızın kurumsallaşması adına daha önceki yönetimlere göre çok daha fazla çaba gösteren mevcut yönetimine kongre öncesinde "Kal" denmesi hedefleniyor.

Koltuk adaylarını duyunca, mevcut yönetimin atılım kudretinin olduğunu düşününce, umarım bu yürüyüş yönetimin geri dönmesi açısından etkili olur.

Şimşekler Grubu açılış sayfasında aşağıdaki resmi kullanmış.

27 Ekim 2009

Bir Yıldız Bilinmeze Kayıyor Mağrur...


Kongremiz yeterli çoğunluk sağlanamaması ve aday çıkmaması sebebi ile ertelendi. Zaten yazmıştık yeterli çoğunluk sağlanamayacak diye. Hiçbir ciddiyeti kalmadı artık bu yapılan işlerin. Yönetime de aday çıkmamış. Çocuk oyuncağı oldu iyice.

Mustafa Tuncel ve Adem Atılgan isimleri kulaktan kulağa dolaşıyor.
5 yediğimiz Bursa'da da bu zihniyet vardı, Konya'da biber gazında da bu zihniyet vardı.Harcanan paralar ortada, borçlar ortada... Yazacak çok şey var, elden gelen bir şey yok.

26 Ekim 2009

Beylerbeyi 3 - 0 Ankara Demirspor

Son haftalarda aldığı sonuçlarla kıpırdanma emareleri gösteren Lokomotif, Beylerbeyi karşısında farklı mağlup oldu.

Karşılaşmanın ilk yarısı daha çok orta saha mücadelesi şeklinde geçti ve iki tarafta birbirine pozisyon vermeyerek ilk yarıyı beraberlikle kapattı. İkinci yarıya daha baskılı başlayan taraf Lokomotif oldu ve pozisyon bulmaya başladı. Fakat, üç maçtır direklere takılan Lokomotif yine aynı kaderi yaşadı ve 0-0 devam eden maçta Kadir'in şutu direğe, ardından da kale çizgisine çarpıp auta çıktı. Beylerbeyi 60. dakikada Onur'la 1-0 öne geçti. Golün ardından oyun disiplininden uzaklaşan Lokomotif, 78. ve 83. dakikalarda üstüste yediği gollerle 3-0 mağlup duruma düştü. Ayrıca karşılaşma 3-0 iken Hakan'ın ceza alanı içinde rakibine yaptığı müdahale ile Beylerbeyi penaltı kazandı. Maçın hakemi Hakan'a kırmızı kart gösterirken, Penaltı atışını kullanan Ali, topu direğe nişanlayınca karşılaşma da bu skorla sona erdi.

Bu sonucun ardından son sıralara gerileyen Lokomotif için durum 'şimdilik' çok vahim değil. Lig tablosuna bakıldığında ikinci sıradaki takımla 6 puanlık bir fark bulunuyor. Üstüste alınacak iki galibiyet Lokomotifi ilk dört sıraya çıkarmaya yetebilir. Önümüzdeki hafta 4. sırada bulunan Keçiörengücü ile karşılaşacak olan Lokomotiften yine galibiyet beklemekten başka şansımız yok. Zira alınacak bir mağlubiyet puan farkının iyice açılmasına neden olacak...

Forza Forza Forza Livorno...


Eski Gırgır dergisinden tanıdığımız, şimdilerde Hürriyet Gazetesinde Pres Bey karakteri ile çizgiye devam eden Latif Demirci'nin 04 Eylül 2009 tarihli karikatürü...

25 Ekim 2009

Kongre


Kongremiz bugün saat 13.00 da Villa Müzikhol'de gerçekleşecek. Büyük olasılıkla katılım yetersizliği ile ertelenecek. Artık ertelenmesine o kadar alışılmış ki haber siteleri yazmıyor bile. Biz yine de hatırlatalım. Hayırlısı ne ise o olsun.

10. Haftanın Ardından

17.12.2008 tarihinden sonra ilk defa deplasmanda galip geldik. Maçı izleme şansımız olmadı; ama skor 4-0 olunca oyun beni ilgilendirmiyor açıkçası.
Haftayı çok karlı kapattık.Rakiplerimizden İskenderun, Tarsus ve Maraş evinde puan kaybetti. Biz ise deplasmanda kazandık.
Arkadaş, 1 yıldır deplasmanda kazanamıyorsun, gidip 4-0 yeniyorsun.Bu nasıl bir dengesizlik. Aklın ve mantığın ermediği, fizik kurallarının ihlal edildiği bir takımız.


Tayfun, Alican ve Burak Denizli gol attı. Tayfun zaten klas oyuncu, orta sahadan yeterli topu aldığı zaman atabilecek kapasitede bir oyuncu. Alican zaten alkış alıyordu hırslı oyunu nedeniyle.Burak kanatları iyi kullanıyor.
Umarım bu sonucu diğer maçlara da yansıtır, seriyi yakalarız.


İlk iki ile puan farkı 4'e düştü.



Haftaya Urfa'ya gidiyoruz. Başımıza taş yağmaz umarım.

Mavi Şimşek bizimle dalga geçiyor...

Gerçekten dalga geçiyor bizim biricik aşkımız... Yüzünü gördüğümüz zamanlar bizi sevdiğini hiç söylemiyor ama daha sonra onu göremediğimiz zamanlarda ise gidip aşkından dağları deliyor...

Günlerdir hatta aylardır deplasman galibiyeti alamadığımızdan bahsediyorduk. Mavi Şimşeğimiz hem deplasman galibiyeti aldı hemde nerdeyse her hafta izleyebildiğimiz bir maçta almadı bu galibiyeti, bizim için şansızlık diyelim... Umarım bu galibiyet çok güzel şeylerin başlangıcı olur. Umarım "Adana"nın çocukları "Adana Demirtspor"umuzuna ihanet etmezler. Umarım herşey çok güzel olur...

Gollerimiz "Dk. 44 Tayfun, Dk. 85 Mustafa Sert (Kendi kalesine), Dk. 87 Alican, Dk. 90+2 Burak" bu şunu gösteriyor çok iyi oynamamışız gibi, son dakikalar Malatya bırakmış. Burada en güzel olan şey ise sanırım Alican ve Burak'ın gol atması. Golü unutmuş golcülerin olunca biraz gol atmaları gerekliliği doğuyor. Herkese iyi pazarlar, saygılar...

Maç Yayını

Malatyaspor- Adana Demirspor karşılaşması için maç yayını olmayacak. Neden olarak Malatyaspor başkanının karşı çıkması gösteriliyor. Bilgilerinize.

Malatyaspor - Adana Demirspor

25 Ekim Pazar Saat 13.30
Malatya İnönü Stadı( Seyircisiz)


İlk ikinin 7 puan gerisindeyiz. Averajımız 0.
En son deplasman galibiyetimiz Behzat Hoca döneminde.

Seri galibiyetlere ihtiyacımız var. Teknik direktör değişikliği neredeyse her takıma yaramıştır. Ben bize yaradığını pek görmedim bugüne kadar.
Deplasmandayız; ama seyircisiz oynuyoruz. Bundan en iyi şekilde faydalanmamız lazım.
Sahada futbol oynamaya çalışan bir takım görmek dileği ile...

24 Ekim 2009

İsveç Ligi'nde Sona doğru

Djurgarden için bugün kritik gündü.Evinde Orgryte'yi ağırlayacaktı.Puan durumu aşağıdaki şekildeydi,Djurgarden son sıradaydı ve kaybederse küme düşmesi kesinleşecekti.Biz olsak zaten maç oynanmadan düşmüştük, alıştık çünkü final maçlarını kaybetmeye.



31. dakikada MAVİ-LACİVERTLİ ekibimiz Patrik Haginge'nin golü ile 1-0 öne geçti.
İlk yarı bu şekilde sona erdi. 54. dk 'da ise deplasman ekibi durumu eşitledi.
56. dk'da golü atan Patrik kırmızı kart gördü.
10 kişi kalmasına rağmen DIF 60. dk'da Hırvoje Miliç'in golü ile tekrar öne geçti.Adetten olsa gerek golü atan kırmızı kart yiyor.Miriç 62. dk'da kırmızı kart gördü.


Yarım saat 9 kişi ile oynamasına rağmen Djurgarden teslim olmadı ve kritik maçta galip gelmesini bildi.




Daha önce de gol sevinçlerini ve mutluluklarını taraftarla paylaşan futbolcuları çok sevdiğimi söylemiştim.




Miliç


Yeni puan durumu ise şu şekilde oldu.

Ligin bitmesine 2 hafta kaldı.
Son iki küme düşüyor. Sondan 3. ise play out oynuyor ve ligde kalmak için mücadele ediyor.
Başarılar Djurgarden...

23 Ekim 2009

Umutlar Tükeniyor...

Yönetimin görevine devam etmesi gerektiğini, mücadeleden yılmamaları gerektiğini söylemiştik. Sebebi, onlarda gelecek adına bir ışık görmemizdendi. Günahlarıyla, sevaplarıyla sırf bu potansiyeli taşımalarından dolayı belki de bugüne kadar kimse için dile getirmemiştik onlara sunduğumuz güveni. Hala da söylüyoruz. Ancak üzücü olan şu ki galiba biz söylüyoruz, biz dinliyoruz.

Durmaz hocanın istifası ile yerine getirilen isimlere baktığımızda hakikaten gelecek adına umutlar tükeniyor.

Biz sizden neler bekledik, siz bize neleri layık görüyorsunuz sayın Bekir Çınar ve yönetim kurulu üyeleri. Küfür gibi bahanelerin ardına sığınılmamalıydı, taraftarlar arasında ayrım yapılmamalıydı, takımımızın futbol oynaması sağlanmalıydı...

Öyle olsaydı, yani sadece futbol bile oynayabilseydik, bugün bunları değil geleceğe yönelik umudumuzu konuşabilecektik.

Yeni hoca ve sportif bilmemne tercihi sonucu görüyoruz ki artık ipler sizin elinizde değil.

Belli ki mücadeleyi bıraktınız. Belli ki Demirspor kısa süre sahip olduğu bağımsız yönetimine elveda demeye hazırlanıyor.

Siz vazgeçseniz de, bir 15 seneye daha mal olsa da biz "Bağımsız Demirspor" demeye devam edeceğiz...

22 Ekim 2009

Ceza



ADANA DEMİRSPOR Kulübünün, 18.10.2009 tarihinde oynanan ADANA DEMİRSPOR - İSKENDERUN D.Ç.SPOR 2. Lig 4. Grup futbol müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle takdiren 1 MAÇ SAHA KAPAMA CEZASI ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada ADANA DEMİRSPOR Kulübü başkanı BEKİR ÇINAR'ın, müsabaka temsilcisine yönelik hakareti nedeniyle takdiren 60 GÜN HAK MAHRUMİYETİ CEZASI ve 15.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada ADANA DEMİRSPOR Kulübü idarecisi OSMAN ÇETİNKAYA'nın, müsabaka temsilcisine ve futbolculara yönelik hakareti nedeniyle takdiren 90 GÜN HAK MAHRUMİYETİ CEZASI ve 15.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada ADANA DEMİRSPOR Kulübü sporcusu ONUR GÜNEY'in, taraftarlara yönelik sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle takdiren 1 RESMİ MÜSABAKADAN MEN CEZASI ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.


Ekonomik Savaş... Bi' Şey Yapmalı...

Atatürk Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasından sonra İzmir'de düzenlenen 1. İktisat Kongresi'nde;

"Siyasi zaferler ne kadar büyük olursa olsun, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa kazanılacak başarılar yaşayamaz, az zamanda söner."

demiştir. Bursa Nutku'nda ise;

"Türk genci devrimlerin ve rejimin sahibi ve bekçisidir. Bunların lüzumuna, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır; rejimi ve devrimleri benimsemiştir. Bunları zayıf düşürecek en küçük veya en büyük bir kıpırtı ve bir hareket duydu mu, bu memleketin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adliyesi vardır, demeyecektir. Hemen müdahale edecektir."

demiştir.

İçinde bulunduğumuz bataklık yıllardır bıkmadan usanmadan bizi içine doğru çekmekte ve biz o bataklıkta çırpınmayı dahi seçmemekteyiz. Çırpındıkça daha hızlı batacak olsak da bir Demirsporlu'ya yakışan teslim olarak yok olmak değil, savaşarak yok olmaktır.

Adana Demirspor yönetimleri yıllardır ellerindeki potansiyeli gelire dönüştürme konusunda, daha da kötüsü ellerindeki geliri doğru kullanma konusunda sınıfta kalmışlardır. Ayaklarını yorganına göre uzatmamış, borç yiyen kesesinden yer sözünü çarpıtarak kulübün kesesinden sıkılmadan borç yemişlerdir. Bu devran şehrin de laçkalaşması ile sistem haline gelmiş ve maalesef kulübümüz de bu sistemin oyuncağı durumuna düşmüştür. Lig şampiyonlukları, Yenilmez Armada, birbiri ardına devrilen takımlar ile elde edilen başarılar iktisadi başarılarla taçlandırılamayınca, yavaş yavaş sistem takımımızı kendisine esir etmiş ve Adana Demirspor kulübü bir sit-com'un "şapşal" oyuncusu durumuna düşürülmüştür. Atılan öyle adımlar olmuştur ki; başka takımlarda olsa kahkahaya boğulacağımız durumlar, bizleri kahretmiştir.

Oyuncularımız başka yerlere "hediye" edilmiş, aracılara dünyanın parası yedirilmiş, kulübe alınan malzemeden çalınmış, faturalar şişirilmiş, başka takımlarda parasız başarıyı getirip sonra parasını alan futbolcular bizim takımımıza gelince önce para sonra futbol, demeye başlamış, bunu doğrudan söylemese de hem kapasitesini hem de oynamayışını bir arada göstererek belli odaklara sinyaller göndermiştir. Bunlarla yetinilmemiştir. Her gelen yönetim takımı baştan aşağı ve önemli ölçüde borçlarla yenilemiş düzinelerce her transfer döneminde futbolcu alınmıştır. Mehmet Gökoğlu döneminde 55 tane oyuncu değişikliği altyapı dahil yapılmıştır. Futbolcuya top oynatmaya çalışan ve parayı ikinci plana atan yenilgisiz Behzat Çınar'a -saçma sapan bir gerekçe ile- kıyılmış, Sadi Tekelioğlu harcanmıştır. Abdülkerim Durmaz kulübe gelir gelmez eski hocayı (Behzat Hoca'yı) suçlamış ve hemen içinde bulunduğumuz dönemin sinyalini vermiştir. 20-25 tane savaşan Şimşek transfer edilmelidir. Bunun üzerine 15 tane nal toplayan Şimşek alınmış ve gündemden para konusu düşmemiştir. Şimdi tüm transferlerin yerinde ve doğru olduğunu, Abdülkerim Hoca'ya güvendiğini söyleyen ve Durmuş Ali Çolak'ı getiren yönetimimize sayın Çolak da mesaj yollamaktadır. "Takım çok kaliteli, bazı bölgelerde yığılma varken, bazı bölgelerde alternatif yok." sözleri ile bazı bölgelere transfer istemektedir. Kimse ayağını yorganına göre uzatmamakta, herkes istemektedir. Nasıl, sorusunun cevabı kimsede yoktur.

Çark öyle bir dönmektedir ki; kulübün yaşaması neredeyse kimsenin umurunda olmamaktadır. Kulübe kendi başarılı dönemlerinde kendi keselerinden (!!!) yaptıkları harcamaları fatura ederek iddaa gelirlerine temlik, stat gelirlerine haciz koydurulması sureti ile Adana Demirspor beş parasızlığa itilmiştir. 28 Mayıs gecesinde Adana Demirspor'un büyükleri olduğunu iddia edenler telefonlara çıkmamış, camia rezil edilmiştir. Aynı gelir sahipleri kulübe bir tane forma reklamı vermemiş, kombinelere umulandan çok daha az sahip çıkılmış, projeler baltalanmış, kulüp sisteme daha da çok mahkum edilmiştir.

Artık bıktık!!! DUR DEMENİN ZAMANI GELMİŞTİR! Taraftar bu kentin belediye başkanı, valisi, sanayicisi, tüccarı, bu takımın başkanı, yönetimi, abisi, teknik direktörü var, dememeli ve bir şekilde ÇALIŞMAYA başlamalıdır. Savaşmak için üretme dönemi başlamalıdır. Çirkinlikler artık yüzlere vurulmalıdır. Mevcut düzenden şikayet edip de buna karşı savaşmamayı her kim seçiyorsa, -buna bunu seçen taraftar da yönetim de dahildir.- benim gözümde sisteme hizmet ediyor, demektir.

Sisteme hizmet etmeyenler olarak, çalışmaya başladık. Tespitler ortadadır, üretime katkılarınızı bekliyoruz. Katkılarınızla şekillenecek iş planı zaman içinde gerekli şekilde ilan edilecektir.

Kapalı


Futbolcu; oynadığı oyun ile , saha içi davranışı ile, saha dışı tutumu ile taraftara saygılı olmak zorundadır.Dünyanın her köşesinde işleyiş buysa Demirspor oyuncusu bunu sağlamakla yükümlüdür. Taraftar alan taraf değil veren taraftır.Futbol futbolcunun gelir kazandığı, taraftarın ise dişinden, tırnağından, ekmeğinden arttırdığı tutkusudur. Bazı şeylerin özürü olmaz. Kapılarımız , kulaklarımız bahanelere kapalı.

21 Ekim 2009

Ercan Aslankeser-Durmuş Ali Çolak

Sportif Direktörlüğe (abiliğe) Ercan Aslankeser, Teknik Direktörlüğe de Durmuş Ali Çolak getirilmiş. Bu hamleler Adanamızın yerel spor basınında alkışla karşılandı. Ben bir ünlem (!) ile karşılamayı tercih ediyorum. Kimseyi iş yapmadan asmayacağız elbette ama iş yapmadan destek vermeyi de düşünmüyorum.
Bari bu kez utanan ben olayım.

20 Ekim 2009

Ankara Demirspor 2 - 2 Darıca Gençlerbirliği

Geçtiğimiz hafta Düzce'yi elinden kaçıran Lokomotif, bu hafta da güçlü rakibi karşısında iki kez öne geçmesine rağmen, karşılaşmadan 2-2'lik beraberlikle ayrıldı.

Lokomotif, ilk golü 39. dakikada Cengiz ile buldu. İlk yarı bu sonuçla biterken, ikinci yarıya 2 oyuncu değişikliğiyle başlayan Darıca Gençlerbirliği 48. dakikada Arif ile beraberliği sağladı. Maçın 58. dakikasında Aykut'un güzel golüyle sokoru 2-1'e getiren Lokomotif, bu skoru koruyamadı ve 82. dakikada Özgür'ün attığı golle maç tekrar eşitlendi. İlerleyen dakikalarda başka gol olmayınca maç bu skorla tamamlandı.

Lokomotif bu karşılaşmadan galibiyetle ayrılması durumunda yukarıya olan tırmanışını sürdürmüş olacaktı fakat bu sonuçla yerinde saydı diyebiliriz. Lokomotif 25 Ekim Pazar günü grubun zayıf takımlarından Beylerbeyi ile karşılaşacak, yükselişe geçmesi için bu karşılaşmayı mutlak şekilde kazanması gerekiyor.

19 Ekim 2009

Adana Demirspor - İDÇ Maç Değerlendirmesi 2

Bu sezonki en önemli maçımızdı. Taraftar da bunun bilincindeydi ve gösterilen ilgi diğer maçlara göre oldukça yüksek; ama Demirspor'a göre hala yetersizdi.

Atatürk parkında toplanıldı. Oldukça güzel ve bilinçli bir konuşma yaptı Göksel Abi. Adana'da tek takım istendiğinden , bunun için oynanan oyunların olduğundan, taraftarın bilinçlenmesi, İNTERNET ORTAMINI, FORUMLARI, SPOR SİTELERİNİ DAHA BİLİNÇLİ KULLANMANIN öneminden bahsetti.

Bir ara klasikleşen kortejlerimize yenisini ekledik. Güzel bir kalabalık vardı. Gazipaşa Mado sokağına dönünce ''Gülün bakalım gülün bakalım, dalganızı geçin bakalım.Hadi kolaysa GAZİPAŞA'DA karşımıza çıkın bakalım.'' Balkonlardan insanların bakışını görmek hoşuma gidiyor.

Takımı Gazipaşa'da karşıladık. Meşaleler ile moral verdik, otobüs ile birlikte stada yürüdük.

Maç öncesi Bekir Çınar'a destek tezahuratları yapıldı.Hatta skorbordun sol tarafında ''Yeni yönetim değil, istikrarlı yönetim istiyoruz '' pankartı asılıydı.

Diğer bir pankartımız ise her maç Kapalı B üstte yerini alan, geçtiğimiz günlerde trafik kazası geçiren ve Demirspor formasıyla hayatını kaybeden 8 yaşındaki Berkay kardeşimize idi.''Bu kalp seni unutur mu? ''

Maçı yaklaşık 10 bin kişi izledi. Geçtiğimiz haftalara göre daha kalabalıktık.Sadece kalabalık değil daha hırslıydık. Taraftar iyi motive olmuştu.Kapalılar neredeyse doluydu.Maraton'da kenarlarda boşluklar vardı.Rakip taraftarın da gelmesi bizi daha iyi motive etti.

Lanetli takım olarak oyuna iyi başlayıp golü ilk yiyen maçı da kaybeden tabi ki bizdik. Moraller bozuldu, umutlar yitirildi...
Tribün adına akıllarda kalanlar ise protestolardı;
Üçlü ''masmavi şimşekler'' diye değil de taraftar diye çekildi.
Taraftarın sırtını sahaya dönüp tezahurat yapması, alkışlar...
''Yazık bu taraftara, YAkışır futbolcuya''
''Söyleyin taraftar şimdi ne yapsın?''
''Alemin keyfi yerinde yine maşallah''
''Renklere aşığız sizlere değil'' sloganları, boynu bükük, başı öne eğik insanlar...

Futbolcu değil mi, alayı bir.

Maviyle yazılmış bak kaderimiz; ama sanırsam şampiyonluk görmeden öleceğiz...

Şirketleşme İddiaları...

Kulübün şirketleştirilmesi hususunda Adana'mızın genel özelliği olan dedikodular gündemde dolaşmaktadır.

Ankara Tayfası olarak şirketleşmeye karşı olduğumuzu, ancak şirketleşmenin kaçınılmaz olması durumunda bir iş planımızın olması gerektiğini söyleyerek konuyu tartışmaya açmıştık. Hain ilan edildik, ortalığı bulandırdığımız söylendi. Şimdi bu plan yürürlüğe konulursa, yani takım şirketleştirilirse bizi hain ilan edenlerden bu gidişe karşı durmalarını ve engellemek için çabalamalarını değil engellemelerini istiyorum. Çıkın engelleyin.

Diğer taraftan, Ankara Tayfası'nın tamamen karşı olmamıza rağmen kabus görmemek ve illa şirketleşeceksek mümkün olduğunca tabana yaygın olarak bunu gerçekleştirmek için hazırlayacağını söylediği "Şirketleşme Modeli" tamamlanmak üzeredir. Sakın bize danışmadan bu işe girişmeyin, diyeceğim de dediğimle kalacağım.

Allah sonumuzu hayır etsin.

Ekranlarda Bir Demirsporlu


Sevgili Demirsporlular; sizin gibi harbi Demirsporlu, benim de kardeşim olan, hatta nadiren bu blogda yazılarıyla karşımıza çıkan Kemal Uçar'ın pazartesi günleri Show TV'de yayınlanan "Ezel" isimli dizide yer aldığından haberiniz var mı? Yoksa da artık var.

Dizinin bu bölümünde kendisini daha yakından tanıyacağız. Yolu açık olsun diyelim.

Ezel dizisi pazartesi günleri saat 20:00'de Show TV'de. Başrollerde Kenan İmirzalıoğlu, Cansu Dere, Tuncel Kurtiz, Salih Kalyon gibi önemli isimler var.
Dizinin resmi web sitesi ise: www.ezel.tv
Buradan da Kemal Uçar'ın geçmişte yer aldığı yapımları görebilirsiniz.
İyi seyirler...

18 Ekim 2009

Adana Demirspor - İskenderun Demirçelik Spor Maç Değerlendirmesi



Başlıkta adet üzere değerlendirme yazıyor ama bu oyuncuların değerlendirilecek hiçbir tarafı yok. İnsan arkadaşı ile halı sahada oynarken daha hırslı oynar. Taraftar kötü gününde takımı yine sahiplendi maça gelen sayısı hemen hemen ikiye katlandı. Karşılığında ne aldı. Hakaret, küfür ve kötü futbol. Demirspor taraftarı bir futbolcudan küfür yememişti onu da yaşattılar. Bu dakikadan sonra felaket senaryoları değil acı gerçekler ortaya atılmalı. Ne olacaksa olsun , sonu nereye giderse gitsin. Bize yakıştığı gibi hareket edelim yeter.

Şampiyon!!!

Bu sene şampiyon yine taraftar!!!

Adana Demirspor - İDÇ : 0 - 2

Kritik Dönemeç

Demirspor'umuzun lige "psikolojik" olarak havlu atıp atmayacağı maç bugün. Bu maçla beraber 9 maç oynanmış olacak. Kalacak 11 maç.

Puan olarak kaybedilmiş bir şey yok. Matematiksel olarak ilk iki şansımız devam ediyor.

Diğer yandan, yönetim buhranına düşen takımımızın bu hafta da puan kaybı yaşaması, psikolojik olarak ligi bitirmesi anlamına gelebilir.

-o-

"Sahip çıkma" konusunun adresi genelde iki mercidir. Şehrin zenginleri ve taraftarlar. Şehrin zenginleri artık peri masallarında bile çıkmıyor karşımıza. Onları unutmayalım ama şimdilik es geçelim.

Taraftarlar ise davete gerek duymadan her hafta ilgilerini eksik etmiyorlar. Şu sıralar pek tadı yok bu mercinin. Yine de art arda alınacak güzel sonuçlarla stadı dolduracaklarından şüphem yok.

Bugün takıma sahip çıkması gerekenler "kısa vadede" bu iki merci değil. İşleri yoluna koyması gerekenler, gelecek için umut aşılaması gerekenler bunlar değil.

Bugün takıma sahip çıkması gerekenler futbolculardır. Kendileri için, takımları için, bizler için...

Futbolcu kardeşlerimiz, size hepimizden fazla güvenen yöneticilerinizi utandırmayın. Eğer para ise probleminiz, merak etmeyin, kimsenin parası kalmadı bu takımda. Hatta para vermeyenler, emek vermeyenler, top oynamayanlar bile binlerce lira kazandılar. Siz de kazanırsınız, merak etmeyin.

Sizler inanın biz de inanalım artık!

16 Ekim 2009

Akil İnsanlar Grubu...

Artık Demirspor'da sözü dinlenen akil bir topluluğun olması gerektiğini düşünüyorum. Bu topluluğun kulübün bir parçası olması, ancak kulüp yönetiminden bağımsız tutulmasının dernek tüzüğü ile garanti altına alınması gerektiğini düşünüyorum. Bu grup sadece danışmanlık değil, aynı zamanda ilişki yönetimini de üstlenmeli. Kulübün önemli yazışmalarını yapmalı, görüşmelerini yönetimden yetkili kişilerin eşliğinde bizzat gerçekleştirmeli, kulüpte şeffaflığı sağlamalı, yönetimin almış olduğu kararlara ilişkin etki değerlendirme raporları hazırlamalı ve ilan etmeli. Açıkçası kulübün içinde, yönetimin yönetim gücünü kısıtlamadan ama kamuoyu baskısını onlara hissettiren bir güç olmalı.

Bu grup aynı zamanda gelir kaynakları için projeler üretilmesi yönünde çalışmalar yapmalı ve kamuoyu oluşturmalı, gerekirse kulübün resmi sitesini bu yönde aktif olarak kullanmalı, yapabileceği çapta geniş bir araştırma ile Adana içinde ve dışında şehrine ve/veya takımına gönül veren kişilerle temasa geçmeli, projelerini anlatmalı ve destek bulmaya çalışmalıdır.

Bu çabanın orta vadede olumlu sonuçlar doğuracağını düşünüyorum. Çünkü artık birçok kesim kulübe el vermekten korkar hale geldi. Elini verenin kolunu kaptıracağı, bizzat yaşanarak tecrübe edildi. El verenin bunu süreklileştirmemesi durumunda hain ilan edildiği görüldü. Değerlere sahip çıkılmadığı, hatta çiğnendiği gözler önüne serildi. Kulübün bir çatışma alanına dönüştüğü birçoğumuz tarafından açıkça görülüyor. Kulübümüz için "Kim, neden bu ateşin içine kendisini atsın ki?" soruları olağan algılanmaya başlandı.

Hiçbir proje, güven vermezse arzuladığı desteği bulamaz. Bekir Bey hem kendi yönetiminin hoca tercihi, basın ile ilişkiler gibi hataları hem de geçmişin izlerinin apaçık ortada olması nedeni ile -taraftarın bir bölümü üzerinde elde edilen hariç- uğraşmasına rağmen istediği ölçüde güven tesis edemedi. Bu da maalesef projelerin olumsuz sonuçlanmasına yol açtı. Güven kaybı gelir odaklarının ilgi alanına kulübümüzün artık girmiyor olmasına sebebiyet verdi.

Kredi kartı için 2.500 adet kart sahibi bulabilse idik, yapılacak harcamalar üzerinden her üç ayda bir gelir kazanacaktık. Başaramadık, 1.560 kişiyi zor bulduk. Burada suçu sadece bankaya yükleyemeyiz. Çünkü zaten yığılan kart başvuruları veya reddedilenler küçük gelir gruplarına aitti. Yani bu grupların yapacağı harcamalar sonrasında zaten dişe dokunur bir gelir elde edilemeyecekti. Gelir sahibi kişilere bu kartı satamadık. Başvuruyu yaptırabilse idik bankanın karlı müşterisinin başvurusunu reddetme olasılığı çok düşük kalacaktı ama olmadı.

Kombine konusunda yönetim cazibe oluşturmak için çok çaba sarf etti ama orada da geliri yine gelir sahibi kişilerden elde etmek öngörülüyordu. Ama artık Demirspor üzerinden reklam yapmak iş hacmine o kadar da katkı yapmıyor. Ne oldu kombineler elde kaldı. Alan kimler oldu, en fazla orta gelirliler. Yani güven kaybı ve futbola özlem kombinelerin de elde kalmasına ve öngörülen gelir kalemlerinde 600 bin TL civarında açığa yol açtı. Belediyenin musluklarını kıstığı bir ortamda, konulan temlik ve hacizler de düşünülünce kulüp beş parasız kalma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

İşte tüm bu nedenlerle, artık kendimizi daha iyi ifade edebilmeliyiz diye düşünüyorum. Kendini anlatabilen, niyetini kanıtlayabilen bir grubun varlığı orta vadede gelir kaynaklarının tabularını yıkma başarısı gösterebilir. Bunu başarabilirse de bu zincir kırılır.

Tabi bu yazdıklarımın bir hayal olduğunu düşünüyorum. Çünkü hangi yönetim, yönettiği kulüp bünyesinde kendisinden bağımsız ve kulüp internet sitesini de kullanan, etki değerlendirmesi yapan, icraatlerde pay sahibi olan bir gücü ister ki yanında... Bırakın Adana Demirspor'u, böyle bir uygulamayı Türkiye'de hangi kulüp kabullenir?

15 Ekim 2009

Lokomotif'ten Haberler...


Uzunca bir zamandır kendi takımımızın sorunlarıyla boğuşmaktan, Ankara'daki 'biricik' takımımız Ankara Demirspor'u (bundan sonra Lokomotif olarak anılacaktır) ihmal etmiş bulunuyoruz.

TFF 3. Ligi 3. Grupta mücadele eden ve ilk 8 haftayı geride bırakan takımımıza şöyle bir göz gezdirelim;

Geçtiğimiz 2008-2009 sezonunda başarılı bir grafik çizen Lokomotif, içinde bulunduğumuz sezonun ilk haftalarına 'seri mağlubiyetlerle' başladı. Sezonun ilk karşılaşmasında kendi sahasında Keçiörengücüyle berabere kalan Lokomotif, sonraki üç karşılaşmadan mağlubiyetle ayrıldı, ilk galibiyetini Kırıkkale'yi 1-0 geçerek alan Lokomotif, sonraki hafta deplasmanda Maltepe ile berabere kaldı. Bu karşılaşmanın ardından rakip bu kez Gölcükspor'du, maçı sürklase eden Lokomotif sahadan 4-1'lik galibiyetle ayrılarak moral buldu, Geçtiğimiz hafta grubun iddialı ekiplerinden Düzcespor'la karşılaşan Lokomotif rakibi adeta elinden kaçırdı ve sahadan 1-1'lik beraberlikle ayrıldı. Kaçan goller, direkten dönen toplar vs.

Hafta hafta bakıldığında görünen o ki, -her ne kadar tam bir denge sağlamamışta olsa- takım toparlanma evresine girmiş gibi bir izlenim veriyor. 17 Ekim Cumartesi günü Cebeci İnönü Stadyumunda grubun yine iddialı takımlarından Darıca Gençlerbirliği ile karşılaşacak olan Lokomotif, bu karşılaşmadan galibiyetle ayrılması durumunda yukarı olan çıkışını sürdürmüş olacak.

O halde bize de son söz yerine, "Lokomotif Yukarı, Daha Daha Yukarı!!!" demek düşüyor...

"Alternatif Medya Yaratmak"

Önceki yazımın ikinci maddesini, alternatif medya yaratmak önerimi detaylandırmak istiyorum. Çünkü bu adım, hem diğer iki adım arasında köprü oluşturacağı hem de Bekir Çınar’ın “top sizde” yorumuna karşılık geldiği için büyük ve acil bir önem taşımakta.

Demirspor taraftarı interneti ne kadar kullanıyor ya da etkili kullanıyor mu? Multimedia paylaşımı ve görsel şovların dışarıya duyurulması açısından, evet; gayet başarılıyız. Peki, camiayı etkilemek ve yönlendirmek; taraftarın sesini derli toplu duyurmak için? Ne yazık ki bu konuda kötüyüz. Ortada uçuşan fikirler ve birbirine ahkam kesen seslerden başka hiçbir şey yok. Internet üzerinden alternatif bir medya yaratmak bu açıdan çok önemli.

Öncelikle elimizdeki verilere bakalım: sporadana.com, sanırım yolun sonuna geldi. Güncel haber girişi neredeyse durmuş durumda. Bir dönem etkili olan tavrını şimdi gösteremiyor. Şehir içinde angaje olduğu konumla ilgili olabilir. Spor01.com’a bir süredir erişim yok. Bir süre önce, eleştirilerimi kendilerine mail yoluyla iletmiştim. Taraftar forumlarından hallice bir haber dili, okuyucu yorumlarından hallice üç beş satırlık köşe yazılarıyla hiç de profesyonel bir görünüm sergilemiyorlar. Acilen editoryal müdahale gerekli. Haber sitesinden çok, resmi haber bülteni görevi görüyorlar.

Forum bazlı işleyen taraftar siteleri artık güncelliklerini ve etkiliklerini yitirmeye başladılar. Sadece Demirspor için değil, bütün spor siteleri için geçerli bir durum bu. Birçok site, en azından bazı bölümlerini, üye olmayanların da okuyabileceği şekilde kendini yeniliyor. Ancak Demirspor’un iki büyük sitesinde böyle bir durum yok.

Mavilacivert.com, uzun süredir belli bir çizgide sürdürdüğü muhalif tavrını etkili eylemlere dökemiyor. “Çok laf, az iş” girdabında, her şeye muhalif bir çizgi, taraftar gözünde meşruluğunu yitirmeye başladı. Şimşekler Grubu’nun sitesi Adanademirspor.com da, yeni neslin adapte edilmesi ve bilinç yükseltme çalışmaları dışında etkili bir site değil. Resmi bir site olmanın gücüyle toplantı duyurularını, alınan kararları iletmek için doğrudan bir kaynak. Ancak kulüple ilgili yeterli tartışma ve analiz yapılamıyor. Elindeki kitlesel gücü iyi kullanamıyor. İki farklı ucu simgeleyen bu iki site, kendi kapalı dünyalarında, sadece kendi üyelerine hitap eden tarzdaki işleyişiyle, Demirspor taraftarının internetteki sesi olmaktan gittikçe uzaklaşıyor.

Bu bağlamda, bugünün analizini detaylıca yapıp, “yanlışa yanlış deme cesaretini” gösterip, camianın gidişatını etkileyecek alternatif medya kanallarına ihtiyaç var. Belli bir çerçevesi olan, hassasiyetleri ve tavrı açık bir siteye ihtiyaç var.

Demirgibiyiz.com, haber sitesi olmamasına rağmen işleyiş tarzı ve duruşuyla yukarıdaki iki haber sitesinin çok önünde, burası açık. Taraftar siteleri açısından ise, iki ucun ortasında yer alıyor. Örneklerden ilkine doğru kayma tehlikesi gösterip meşruiyet kaybı yaşamamak ve bir etki gücü olarak kalabilmesi için, ilkesel çerçevesini oturtması gerekiyor.

Gittikçe gelişen adanapark.com sitesi de profesyonel tavrıyla önplana çıkıyor.

Bu bağlamda, Hüseyin Ataş'ın daha önce dile getirdiği, "Adana'ya ciddi bir futbol dergisi şart" önerisi de hatırlanmalı. Adana yerel basınının yerlerde süründüğü ve bir yerlere angaje olmadan yazıp çizmenin çok zor olduğu bir dönemde, böyle bir "açılım" kente fayda getirecektir.

Alternatif medya kanalı yaratmak ve taraftarın gücünü internet ortamından başlayarak harekete geçirmek, bugün Demirspor’un içinde bulunduğu çıkmazları aşması için önemli bir aşama. Unutulmamalı ki camiaların gerçek sahibi taraftardır; ve taraftar kendi sesini örgütlü olarak yükseltemediği sürece bu sahipliğini başkalarına devreder.

Yavuz YILDIRIM.

Ankara ESBPL - Ekşi Sözlük Birinci Pazar Ligi 1.Hafta

Uzun yıllardır İstanbul'da devam etmekten olan ESBPL-Ekşi Sözlük Birinci Pazar Ligi'nin Ankara ayağı da bu sene düzenlenmeye başladı. Aramızdan sözlük yazarı arkadaşların temasıyla biz de ligde yerimizi almış bulunuyoruz. Ankara Tayfası'nın "Locomotive Anatolia" macerası bu ligle birlikte devam ediyor olacak...

Lig, 10 takımdan oluşuyor. Her takımla 2 maç yapılacak ve ligi ilk 2 sırada bitiren ekipler İstanbul Ligi'nin ilk-2siyle oynayacak. Biz her hafta Çarşamba günleri oynuyoruz. Dün ilk maçımıza çıktık, kötü bir başlangıç yaptık. Kondüsyonumuz zayıf, defansta ısıramıyoruz etkisiz kalıyoruz. Vücutlar hamlamış, beynimizin düşündüğü şeyler bedenlerimiz yapamadı çoğu zaman. Defansta kitlenip kaldık, ileriye çıkamadık. Orta sahada düzgün top yapamadık. Forvetimiz mütemadiyen yalnız kaldı, nadir pozisyonlardan da pek faydalanamadık. 2.yarının başlarında oyun 3-1 aleyhimizeyken dün gecenin en iyi 10-15 dakikasını çıkardık ancak sonrasında hem kondüsyonumuz yetmedi, hem moralimiz maçın sonuna dek düzelmeyecek şekilde bozuldu. Sonuç maalesef farklı oldu...11-2 mağlubuz. Gollerimiz Disconnectus Erectus ve Ati'den

Haftaya umuyorum ki her şey daha farklı olacak. Rakibimiz, Ankara'da yaşayan Trabzonspor taraftarlarından kurulu "FC Surklase" takımı. İlk haftaki maçlarını farklı kazanarak iddialarını ortaya koydular. Şu an puan durumunda onlar en tepedeler biz diplerdeyiz. Velev ki, 5 Ocak'ta Türkiye Kupası maçına çıkan Trabzonspor da bizden 2 lig üstteydi, sonucun ne olduğunu hepimiz hatırlıyoruz sanırım :)

Fofo ruhuyla, haftaya galibiyet için sahaya! Değiştirelim Ekşi Sözlük Ligi'ndeki dengeleri!

13 Ekim 2009

Adamcılık

Adamcılık.

Yani birisinin, bir grubun, kurumun sözcülüğüne, tetikçiliğine soyunma. Bunu körü körüne, bağnazca yapma. Çoğu zaman maddi bir karşılık bekleyerek bunu gerçekleştirme.

Adamcılık hayatın her aşamasında, her ortamda olan bir olgu. Öyle yoğun yaşanan bir olgu ki öyle bir an geliyor ki, insan öyle bir alışıyor ki ona, etrafında hep adamcılık yapanlar arıyor. Hep adamcılık yapılıyor gibi geliyor.

İnsanlar belli bir güç elde ettiklerinde ya etraflarında adamcılık yapacak kişiler arıyorlar ya da o kişiler gelip onları arayıp buluyor. Bu yüzden her devirde bazıları "her devrin adamı" oluyor, "kraldan çok kralcı" oluyor.

Adamcıların "doğruluk" için mücadele edebileceğine inanır mısınız? Ben inanmam. Adamcılar, sadece tetikçiliğini yaptıklarının çıkarları için mücadele ederler. Başkaları zarar görse de, bu işlerle ilgili kurumlar zarar görse de onlar için ne gam! Adamcılar "adamlığa" hizmet etmezler.

Bizim mütevazi blogumuz yaklaşık iki sene önce yayına başladığında, zaman içerisinde bu denli ilgi göreceğini hiç tahmin etmiyorduk. Ha, denilebilir ki "ilgi görüyor da kaç kişi girip inceliyor yahu" diye, evet her gün onbinlerce kişi girmiyor. Ama bir şekilde düşüncelerimizi inceleyenler, beğenenler, beğenmeyenler, hak verenler, nefret edenlerden oluşan ve Adana'da bir şekilde yankısını bulan bir mecra oldu burası.

Burayı kurarken "Adana Demirspor'u kurtaralım" diye bir misyonumuz yoktu. Şu takım güzel gitsin, bizi mutlu etsin, biz zaten çok seviyoruz onu, bari sevgimizi sadece gökyüzüne bağırmayalım buraya yazalım, yazalım ki kaybolmasın diye. Bir yandan da gözümüzün içine baka baka yapılan hatalar, kasıtlı yanlışlar, yalanlar yalanlar yalanlar... Sevgilimiz Demirsporumuzun yıllarının heba edilmesi karşısında buradan kendimizce sesimizi yükselttiğimiz de oldu.

Bugünün gündeminde ise istifa var. Bekir Çınar ve yönetimini kimimiz çok sevdik, kimimiz temkinli durduk, kimimiz öncekilerden bir farkı yok dedik. Ancak bugün geldiğimiz noktada kendisi tartışılmaz bir şekilde geleceğe dair bir umut ışığı yaktı. Benim ve bir çok arkadaşımın fikri bu yönde. Bu yüzden blogun tepesindeki banner orada kalmaya devam edecek. Ne kadar süre orada kalacağına ise Bekir başkan karar verecek. Bir yandan da blogumuzda herkesin yazı yazma üslubu da kendine özgü elbette, yazıyı yazanlar da yazının sorumluluğunun bilincinde. Bu açıdan sorun yok.

Başlığıma geri döneyim. Adamcılık hayatta ve Adana'da öyle yoğun ki... Blogumuzu takip eden bazı okuyucularımız bizi birilerinin adamı yapmak için yoğun mesai harcıyorlar belli ki. Bunun sebepleri farklı farklı olabilir. Sebeplerden birisi Adana'da özgür basın diye bir kurumun olmamasıdır, bizleri de -ki biz basın organı değiliz- aynı kefeye koyuyor olabilirler. Halbuki örneğin Bekir Çınar'a devam et demek biz onun adamı yapmaz. Ya da herhangi bir grubu övmek bizi o grubun sözcüsü, hesap vericisi haline getirmez.

Sözün özü, adamcılık bizim uğraşımız değil. Bizleri birilerinin adamlığı ile ilişkilendirmek işin kolay kısmı olsa gerek. Çok büyük olasılıkla bizleri şahsen tanımadığınız içindir, eğer art niyet taşımıyorsanız. Bunun yerine yolunuz düşerse Ankara'da bir araya gelmeye her zaman varız, buyrun bir kahvemizi, biramızı, çayımızı için. Hem hayallerimizi, hem dertlerimizi paylaşalım sizinle. Yalnız bir uyarı; bizim hayallerimiz Türkiye'nin de dışına taşıyor, Avrupa'da kupalar kaldırıyor. Bu da bizim kusurumuz olsun. Evet, farkındayım uzun oldu biraz. Zahmet edip sonuna ulaşanlara teşekkür ederim diyerek bağlıyorum.

Geçmişin Yükü...

Aytaç Durak çıkmış demiş ki: "Demirspor'a 1 milyon TL verdik. Artık Adanaspor daha öncelikli olacak. Ben her iki takıma da eşit davranmaya özen gösteriyorum."

Bu açıklamalardan sonra hatırlayalım istedim:

Adana Demirspor kulübünü borç batağına sokan yönetimlerin tamamı Aytaç Durak tarafından icazet alınarak, onun tarafından atanarak bu kulübü yönetir gibi görünmüşlerdir. Aytaç Durak tarafından ödenen 1 milyon TL Bekir Çınar yönetiminin değil, Aytaç Durak'ın atadıklarının, dolayısı ile Aytaç Durak'ın bizzat kendisinin yapmış olduğu borçtur.

Peki yapılan açıklama neyi göstermektedir? Bekir Çınar, Aytaç Durak'ın hataları yüzünden Aytaç Durak tarafından tasfiye edilmektedir.

"İyi niyet gösterisi" kisvesi altında bazı kesimlere Aytaç Durak'ın tedarik ettiği paralar üzerinden kahramanlık yaptırılmış, olmayan paranın iyiniyeti gösterilmiş, Bekir Çınar yönetimi daha o dönemde sadece yönetimde olduğu için, sadece geçmiştekiler işini yapmadı diye, ezilmiştir.

Benim naçizane görüşüm şudur:
Demirspor kendisine muhtaç edildiği müddetçe zamanı geldiğinde kurtarılarak üstünden prim yapılabilecek ve kişiye güç kazandıracak bir kulüptür. Aynı Demirspor kendi ayakları üzerinde durabilirse, muhtaç edenin otoritesini dahi sarsacak potansiyele sahip bir kulüptür. Bu nedenle Demirspor ne öldürülmelidir ne de diriltilmeli. Demirspor süründürülmelidir. Siyaset budur ve tıkır tıkır işlemektedir.

Bu noktada Bekir Çınar yönetimi ne yapmaktadır: İzlemektedir. Demirspor'un kepaze edilmesine seyirci kalmaktadır. Verilen sözler tutulmadı, gibi bahanelerle verdikleri sözleri tutmamayı seçmekte, takımın süründürülmesi için Aytaç Durak'a el vermektedir. Bekir Bey, hiç kusura bakmayınız, yaptıklarınız, niyetiniz ne olursa olsun bu sonucu doğurmaktadır. Size yeni hayatınızda mutluluklar dilerim.

Bu gemide yine yalnızız.

12 Ekim 2009

Tarsus İdman Yurdu - Adana Demirspor Maç Değerlendirmesi 2

Göktuğ Başkanımız maçın teknik analizini yaptı zaten. Onun üstüne yazı yazmak ne haddimize :)
O yüzden ben tribünlerden bahsedeceğim.

Öncelikle maça çok huzurlu gittiğimi belirteyim.Abdulkerim Durmaz'ın uçağa binip Adana'dan ayrıldığını bilmek inanılmaz huzur verdi.

Şehrin Asi Çocuğu olarak deplasman otosundaki ve tribündeki yerimi aldım.Aslında pek deplasman sayılmaz bizim için, özellikle de benim için. 5 Ocak'a yaklaşık 45 dk 'da gittiğimden Tarsus'a gitmek benim açımdan daha kolay oldu.

Deplasman maçlarını hep daha çok sevmişimdir. Otobüslerle şehre girişimiz, insanların apartmanlardan şaşkınlıkla bakışları, çocukların hayranlıkları,Adanalı dayıların ve teyzelerin selamları , özellikle kışın atkıyı yüzümüze dolayıp birazcık holigan modunda etrafı ürkütüp onların çekingen bakışlarını görmek hep daha mutlu etmiştir beni, tabii ki olay çıkmadığı müddetçe. Adana Demirspor maçının olacak olması da çevik kuvveti 2 gün öncesinden alarma geçirmiştir zaten. Adımız bile yetiyor :) Biletsiz taraftarların damlardan ve balkonlardan maç izlemesi ise modern futbola karşı güzel bir kare ortaya çıkarıyor.

Deplasmanda gol attıktan sonra en çok istediğim şey taraftarın tellere doğru saldırması, gol atan oyuncunun tellere çıkıp sevincini tribünlerle paylaşmasıdır.İstediğim oldu,bizim olduğumuz kaleye atak yapıyorduk.Biraz gergin , hararetli bir pozisyondan sonra duran toptan golümüzü attık. Maç ve trinbün zaten gerginleşmişti, golü de atılınca öyle bir yığılma oldu ki tellere, sağolsun bütün futbolcular da geldi. İnanılmaz güzel bir görüntü oluştu.Tam Arjantin modunda.Zaten Tarsus stadına her yıl gidiyoruz, kutu şeklinde ve sahaya çok yakın.

Öne geçince tribünler tam moda girdi. Ama maalesef İlk yarının sonunda bir kafa topuyla göstere göstere golü yedik.
2. yarıda Aydın Tabak'ın profesyonelliğe hiç yakışmayacak, takımı, bizleri, yönetimi yarı yolda bırakacak bir şekilde kırmızı kart görmesi hemen ardından da ilk pozisyonda da defansımıza çarpıp kaleye giden toptan golü yememiz moralleri bozdu.Hem tribünler hem de futbolcular etkilendi. Bu kadar şanssızlığın üst üste gelmesi sanırsam tesadüf değil. 2-1 yenik duruma düşünce tribünlerde de ses düştü. 2-2 olunca ise tekrar bize yakışan şekilde destekledik.

Maçtan sonra hem yönetim hem futbolcular çağrılıp skoradn dolayı değil de gösterilen mücadeleden dolayı tebrik edildi.Başkanın istifası kabul edilmedi.
Açıkçası 10 kişiyle 2-1 'den 2-2 bitmesi de bizleri sevindirmedi değil. Beraberliğe sevinen bir duruma gelmemiz de işin acı boyutu.

''Aley aley'' yapınca insanların ve önümüzde duran çevik kuvvetin hayranlıkla bakışlarını görmek ve şaşkınlıkla birbirine fısıldamaları insanın göğsünü kabartıyor. Rafet Başkan bir ekol artık. Duruşu, bakışı, tavırları. ..İnşallah bu başarısını derslerinde de gösterir.

Kaleci Murat çok iyi performans gösterdi. Ayrıca çok efendi ve eğitimli, konuşması düzgün bir kaleci. Üstelik genç. Umarım başarılı oyunu devam eder.

''Şehrin Asi Çocuğu'' olarak başladığımız gün ''Gurbette Dondurma Gibi'' olarak bitti. Sabah erken kalkıp işe gitmek zorunda kalmak ise en kötüsü olsa gerek.

11 Ekim 2009

Tarsus İdman Yurdu - Adana Demirspor Maç Değerlendirmesi


İki haftadır bireysel olarak yaptığımız hatalar olmasa skorlar farklı olabilirdi. Bugün Aydın'ın yaptığı hareketin bahanesi yok. Oyuna yeni girmişsin sinirlerin yıpranmamış , asıl mevkin olan forvet arkasında oynama şansını yakalamışsın sen kıytırık bir taç atışı yüzünden kırmızı kart görüyorsun. Özellikle bu zorlu dönemde kimsenin böyle sorumsuzluk yapma lüksü olmamalı.
Takımın genel görüntüsü memnun ediciydi. Herkesin istekli oluşu ve bu zorlu dönemde oyuncuların takımı sahiplenme isteği beni mutlu etti. Herkes kapasitesi ölçüsünde mücadelesini ortaya koydu. Bugünün sevindirici yanları ;

- Rakibimize maçın hemen hemen bir devresini eksik oynamamıza ve risk almamıza rağmen pozisyon vermemiş olmamız.
- Takım olarak geçen haftalara göre mücadele gücümüzün yüksek olması. Geriye düşmemize rağmen maça sarılmamız.
- Sezon başından bu yana ilk defa kalenin güven vermesi.
- Hocanın yerli yerinde ve zamanında yaptığı değişiklikler.

Bana göre bu hafta üstümüze bişeyler ekledik. İlk defa iki hafta üst üste evet olumlu bişeyler yapıyoruz diyebildik. Açıkcası ben iki haftadır oynanan oyundan memnunum. Her maç kırmızı kart görmeyiz, her maç top adamın kafasına çarpıp girmez , her hafta frikikten iki gol yemeyiz. Özetle bu istekle devam edersek illa kazanan biz oluruz. Yazımdan eksiksiz oynuyoruz gibi bir izlenim doğmasın eksiklerimiz var. Yanlışlarımız var. Yediğimiz ilk gol amatörce yenildi. Ama iki haftadır bizi ilk hedef olan yükselmeye çıkaracak yeterlilikte oynuyoruz. Ben zamanla daha iyi oynayacağımızı düşünüyorum.

Buradan haftaiçi yaşanan gelişmelere rağmen mücadelelerini ortaya koyan. Maçı kazanmak için iyiniyetleri ile mücadele eden oyunculara teşekkür ediyorum. Bu işin düğümünü çözecek olan onlar. Yetenekleri kaliteleri belli isterlerse takımı istediği yerlere getirebileceklerinin farkında olsunlar. Mücadelelerine devam etsinler.

Değinmek istediğim diğer bir nokta ise yönetim. Kendileri alışılmışın dışında yönetimden istifa etmelerine rağmen Demirsporluluktan istifa etmeyip takımın yanında tam kadro yer aldılar. Alıştığımız istifalardan sonra maça gelmeyen başkan ve yönetimlere örnek olması gereken bir hareket sergilediler. Bir sefer daha helal olsun dedirttiler. En kısa zamanda istifa kararlarından dönmeleri dileğiyle...

Artık Ben De Meşhurum...

Futbolcular iyi mücadele ettiler. Kırmızı kartımızı görene kadar diyordum ki; Abdülkerim Hoca döneminde hiç deplasman galibiyetimiz yok, sanırım gider gitmez ilk galibiyetimiz gelecek. Olmadı, sağlık olsun, benim gözümde bu beraberlik galibiyet değerinde.

Bu sıkıntılı dönemde futbolcularımız kötü gidişe değil, toparlanmaya katkı koymayı tercih ettiler. Kendilerine mücadelelerinden dolayı teşekkür ediyorum. Sonuç benim açımdan birinci planda değil, mücadele birinci planda ve sahada bunu hissettikçe size olan desteğim artacak. Size ve formanıza yakışanı yapmaya devam edin.

Pazar günümüzü neşeli (kısmen) kapatıyoruz. Üstüne üstlük adımızı artık 70 milyon biliyor. Hadi 2 milyon olsun, hadi abartmayalım 50.000 olsun, yahu tamam 1.000 kişi de izlemiştir maçı. Sayın Yavuz Yıldırmaz hakem hatalarını gündeme getirirken bizleri de televizyon dünyasında tanıtma yolunu seçtiler. Kendilerine teşekkür ederiz. Notumuzu da iletelim ki; hakemsiz kapanmasın bu yazı.

Aydın Tabak'ın kırmızı kart görmesi adalet duygularına hiç ama hiç hitap etmedi. Sayın Metin Kurgun'un yediğimiz ilk golde tamam hakem hatalı karar vermiş olabilir, ama adamlar da en az 5 pas yapıp golü attılar, şeklindeki tespitine de bir övgü göndermek gerekir. Bence yediğimiz ikinci golü hakeme bağlamak kısmen doğru. Haksız kırmızı kartın şoku ile olmadık bir gol yedik. Biraz zaman geçse idi yemezdik belki de...

Hakemlere karşı serzenişinimizin sebebini vurgulamadan önce maça özgü şu notu da düşeyim de kalanını Göktuğ kardeşimiz yazacaktır zaten...

Aşırı düzeyde art niyetli bir hakem o penaltıyı da vermezdi...

Hakemler için hep şunu dedik, sonunda bizi terk eden, mücadeleden kaçan başkanımız ve yönetimimiz de kabul etti hatırlarsanız: "Hakemi bahane etmeyin. Çıkın topunuzu oynayın, mücadelenizi verin, savaşın, elinizden geleni yapın, buna rağmen hakkınız yenirse eğer hakeme kabahat yükleyin."

Bizim takımımız Kahramanmaraşspor maçına kadar (Şanlıurfaspor maçı hariç) bunu yapmamıştı. Bizim de eleştirilerimiz o maçtan sonra değişti zaten. Sezar'ın hakkını Sezar'a veririz. Kaygılanmayınız efendim.

Pazarımıza atfınızla neşe kattınız. Selamlar. İyi pazarlar.

Gençlerimizin Ligleri Başlıyor...

Her sene göğsümüzü kabartan, A takımımızın aksine başarılar konusunda istikrar saplayan gençlerimizin ligleri 18 Ekim tarihinde başlıyor.

Gençlerimizin liglerinin Şanlıurfaspor maçımızla başlamasını dilerdik ama olmadı. Biz yine gençleri ile başarılı olan takımlara gıpta edip yutkunurken, bizim gençlerimiz "kendi" kategorilerinde sahaya çıkacaklar bu sene de...

18 yaş altı takımımız 18 Ekim saat 13.00'te Gaziantepspor deplasmanı ile lige merhaba diyecekler.

25 Ekim 2009 tarihinde 16 yaş altı takımımız yine saat 13.00'te İskenderun Demirçelikspor ile sahasında, 15 ve 14 yaş altı takımlarımız da 24 Ekim'de Tarsus İdman Yurdu ile yine sahamızda yapacakları karşılaşmalar ile sezona merhaba diyecekler.

Gençlerimizi bu sezon daha genç bir ekiple ve daha yakından izleyeceğiz. Gurur kaynaklarımıza şimdiden yeni sezonda başarılar diliyoruz.

10 Ekim 2009

Yapılması Gerekenler

Adana Demirspor, yeni bir kırılmanın eşiğindeyken, camianın asıl sahipleri taraftarlara önemli görevler düşüyor. Örgütlü ve örgütsüz tüm taraftarlar, birlikte ne yapabilirizi tartışmak zorunda.

Önerilerim;

1: Daha önce de yazdım: Anti-Aytaç Koalisyonu. Bugün Adana'da Demirspor için birşeyler yapmak isteyen taraftarlar, Aytaç Duraksız bir Demirspor yaratmanın yollarını aramak ve bulmak ZORUNDADIR. "Borcumuzu ödesin, parayı versin, gerisini biz hallederiz" dönemi geride kalmıştır. Görüldüğü üzere Aytaç Durak, parayı verince düdüğü de çalmaktadır. İş başındakilerin, önünü kapatıp, kendine muhtaç bir takımı arzulamaya devam etmektedir.

Bugün, acilen, Aytaç Duraksız bir Demirspor'un yollarını açma vaktidir. Bunun için de birçok noktada farklı düşünse de asgari müştereklerde bir arada olan unsurların bir araya gelmesi gerekmektedir.

Kimdir bunlar?

*Yıllardır yayın çizgisiyle belli bir muhalefeti sürdüren ama "maratonun" sesi olmaktan öteye gidemeyen ve son dönemlerde iyice muhafazakarlaşan mavilacivert.com yönetimi. Acilen bu konuda adım atması gerekenlerden... Forum içinde, "aile ortamında", biz çalar biz söyleriz demenin ötesine geçme zamanıdır. Aytaç Duraksız bir Demirspor yaratmaya var mısınız, yok musunuz?

*Demirspor tribünlerinin örgütlü sesi, Şimşekler Grubu. MHP'li beleiye başkanına Livorno'yu getirme cesaretini veren güç. "Adana'nın gururu" sıfatının sahibi... Ses vermeye, ortaklaşa işler yapmaya ve kitleyi yönlendirmeye, her zamankinden daha çok ihtiyaç var. Bir futbol kulübü, örgütlü taraftarının sesiyle hayat bulur. O ses neyse, camia da odur. Sesinizi gür çıkarmaya var mısınız?

2: Alternatif medya yaratmak: Gelinen noktada Adana yerel spor basınını durumu içler acısıdır. Gelen her yönetime destek, birlik beraberlik mesajları vermekten başka bir iş yapmamaktadır. 15 yıllık başarısızlığın hesabını sorma gücüne sahip değildir. Derin-Demirspor'un bir parçasıdır. Acilen alternatif sesleri yükseltmemiz gerekli. demirgibiyiz.com sitesi bunun için bir araç. adanapark.com sitesi bunun için bir araç. Forum yapısına sahip, kapalı kapılar arkasında işleyen "aile ortamları" da artık iflas etmiştir. Herşeyi açık seçik konuşup, yeni bir yapı üretilmesi gereklidir.

3: Küskünleri Biraraya Getirmek: Demirspor geleneğinin bir çok önemli unsuru, geçtiğimiz zaman zarfinda küstürüldü, camiadan uzaklaştırıldı. Demirspor kulübü, futbolcu simsarlarının, tefecilerin eline bırakıldı. Atılması gereken önemli adımlardan biri, küskünleri biraraya getirip, Demirspor için neler yapılabileceğini tartışmak ve somut adımlar atmaktır.

Bu somut adımlardan biri, futbolcuların sözleşme koşullarını kamuoyu ile paylaşmaktır kanımca. Kim,ne kadar paraya oynuyor ve ne kadar alacağı için bizimle oynuyor, bunu bilmek hakkımız. Acilen şeffaf bir bütçe ile; ne kadar paraya ihtiyacımızın olduğu ortaya konmalıdır.

Eğer bir yıl daha kaybedilecekse, bu Burak Denizli gibi ne olduğu belli futbolcularla, Kaya gibi amatörlerle, rakip takımların beğenmediği eskilerle değil; altyapımızdan yetişecek oyuncularla olmalıdır. Demirspor, üstten 3.ligteyken futbolcu kazanamayacaksa ne zaman kazanacak?

Durum budur.

Yavuz YILDIRIM

Tam Ortasındayım...

Kederlenince şarkılara sığınıyor insan, ama gelin görün ki kederlenince neşeli şarkılar da dinleyemiyor pek... Ya da dinlese de keyif alamıyor diyelim. Buyurun bir tane de benden. MFÖ söylüyor efendim:


Tam ortasındayım yağmurun
Karın, soğuğun
Ortasındayım

Nasıl da paylaşıyor insan isterse,
Nasıl da birmiş meğer hasretler,
Nasıl da mecburmuşuz sabretmeye
Sevmeye, öğrenmeye

Tam ortasındayım yolun
Koşunun
Ortasındayım

Tam varıyorum ki hedefe
Bir yenisi başlıyor
Bu oyun hep aynı, değişmiyor
Hala devam
Hala figan
Hem de bile bile

Dinlemek için buraya tıklayabilirsiniz

9 Ekim 2009

Çarpıtma...

Bilmem bugün adanahaber.com sitesinin girdiği habere rastlayanınız var mı ? Haberde bir ajansın Bekir Çınar'ın maç sonu söylediklerinin Aytaç Durak lehine değiştirildiği itham ediliyor.

Bekir başkanın dediklerini canlı olarak izleme fırsatım olduğu için bende bu kadarına sadece pes diyorum. Kendilerine servis edilen haberdeki yanlışlığı düzeltme duyarlılığı gösteren adanahaber.com sitesini tebrik ederim. Bu haberin yanlış olduğunun ve taraflı olduğunun bilinmesine rağmen tarafımızca defalarca mail ve mesaj yoluyla bildirilmesine karşın bu duyarlılığı göstermeyen sporadana sitesi acaba neden bu konuya sessiz kalmaktadır. Neden herşey ortada iken bu yalan habere ve altındaki taraflı ve aşağılayıcı yorumlara yer vermektedir. Uyarılarımız neden dikkate alınmamaktadır. Aşağıya Bekir Çınar'ın bloga bıraktığı yorumu kopyalıyorum.

bekir çınar dedi ki...

Saygıdeğer Ankara tayfası;
Bana ve yönetimime gösterdiğiniz destek için binlerce teşekkür ederim.Ancak be KÜSTÜM OYNAMIYORUM demiyorum diyememde benim ne haddime demirspor bizim herşeyimiz bu saygısızlığı yapmak haddime değil.Ben şunu söylüyorum belediyeden verilen söz tutulmadı ayda 200bin lira verilecekti 3 aydır para alamadık.Bu işler parasız olmuyor yönetim olarak şuana kadar bu sezon için 1 milyon lira civarında para verdik bu parada ancak buraya kadar getirdi.Bizim sıkıntımız maddi sorunlar bunun hocayla yenilgiyle bağdaştırılmasını istemiyorum.saygıdeğer Demirsporlular yanlış yere tepki veriyorsunuz tepkiniz sözünü tutmayanlara olmalı bana değil.Lütfen artık uyanın ve hakkınızı arayın yerime gelen yönetime bu destek verilsin.Ve artık demirspor ayakları üzerinde dursun.Lütfen uyanın artık.Ve beni anlamaya çalışın

En derin saygılarımla...


Burada da haber ajansının servis ettiği ve sporadana isimli sitenin tüm uyarılara rağmen düzeltme ihtiyacı duymadığı haberi kopyalıyorum.

Bekir Çınar, yaptığı açıklamada, Adana Demirspor için önemli projelerle işbaşına geldiklerini hatırlatarak, "Yaptığımız tüm her şeyi kulübümüz için yaptık. Bizim tek isteğimiz, takımlarına herkesin sahip çıkmasıydı. Ama sözde sahip çıktılar, özde hiçbir şey yapmadılar. Bizler Avrupa takımlarını dahi Adana’ya getirme çalışmalarına başladık. Devre arasında 1. Uluslararası Adana Demirspor Cup adı altında bir turnuva düzenleyecektik. Bu organizasyon Türkiye’de tek olacaktı. Ama maalesef olmadı. Tüm yükü herkes bizlerin üzerine bıraktı. Ellerini taşın altına koymaktan herkes kaçtı. Bizden de bu kadar artık. Alınan mağlubiyetle veya hocanın istifasıyla bizim aldığımız kararın hiçbir alakası yok. 1 hafta önceden bizler bu kararı almıştık" dedi.

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak haricinde kimsenin kendilerine hiçbir şekilde yardımda bulunmadığını söyleyen Çınar, "Taraftarlarımız dahi kombine bilet almadı. Şimdiye kadar yaklaşık 100 taraftara kombine bilet satabildik" dedi.


Yukarıda birinci ağızdan söylenenler ile haber ajansı ve sporadana adlı sitenin söyledikleri var. Karşılaştırmasını siz yapın. Basın toplantısını canlı yayından izledim. Tekrarlarında da dikkat ettim. Bekir başkanın ağzında çıkan sözler ile yazılanların alakası yok. İnsanın ağzından çıkanlar nasıl bu kadar çarpıtılabilir nasıl kendi lehlerine çevrilebilir takdir sizin.

Futbolculara Çağrıdır...

Adana Demirspor kulübünün futbolcuları...

Sizler de biliyorsunuz ki kötü günler geçirmekteyiz. Biz taraftarlar olarak alışığız artık bu dönemlere ama sizler eminim değilsinizdir.

Sizleri bu blogdan ısrarla eleştirdik, dedik ki kapasitenizi yansıtmıyorsunuz sahaya... Siz iyisiniz, ligin üstündesiniz, çoğunuz Doğu grubuna alışıksınız. Bizleri daha fazla üzmeyin ve gerekeni yapın. En azından savaşın istedik. Maalesef siz Kahramanmaraşspor maçının önemli bölümü ile Şanlıurfaspor maçının belli dönemleri haricinde bu beklentilere cevap veremediniz.

Bu nedenle unutmayın ki; içinde bulunulan durumda sizlerin de payınız var. Sorun her ne kadar finansal da olsa, siz çıkıp mücadelenizi etse idiniz belli kesimler başarıya karşı direnemeyecek veya çok uzun direnemeyecek ve gelir musluklarını açmak zorunda kalacaktı. Bunu aklınızdan sakın çıkarmayın.

Bunları söylememin sebebi geleceğe dair beklentilerimi sizlere iletmek. Önünüzde Tarsus İdman Yurdu maçı var. Biz ise bir kaosun ta ortasındayız. Kaoslar bize yıllardır hiçbir katkı sağlamamış ve bunların hepsinden güç kaybederek çıkmışızdır. Şimdi, bu kaosu en az hasarla atlatmak için biz taraftarların yapması gerekenler olduğu gibi sizlerin de yapması gerekenler var. Yarın bu sıkıntılar atlatıldığında, ligin bizim açımızdan bitmiş olmaması için, her şey için geç kalınmış olmaması için,

Bakakalmamak için giden geminin ardından...

Çıkın topunuzu oynayın, savaşın ve kazanın.
Siz bunu yapacak güce sahipsiniz.
Bizi teselli edebilecek potansiyel sizde var.
Unutmayın, bize borçlusunuz...
Ödeyin borcunuzu...

Okyanusları İstemek

Şebnem Ferah okyanusları isterim diyor, biz de isteriz okyanusları. Yıllardır derelerde boğulup duran biz. O derelere karışıp denizlere ulaşamayan biz. Durgun, kirli, sazlıklarla dolu, dibi yumuşak ve basanı içine çekmeye hazır göllerde yüzmeye zorlanan yine biz!

Biz okyanusları gördük, yeniden oralara dönmek istiyoruz. Engin denizler bile kesmez bizi, okyanusun tadı var damağımızda. Balinalar da gördük, buz dağları da. Bizi kesmez artık minicik balıklar.

Şimdi minicik bir umut ışığı gördük de, onun da feri söner gibi oldu. Keşke olmasaydı, ama o ışığı karartan bulutlar çok karanlık...

Gelecek çok karanlık...



Biz yine de Şebnem'e kulak verelim. Uykumuz açılsın, uyanalım. Uyanalım ki anlayalım bizi neyin boğduğunu, neyin ışıkları kararttığını. Neden açılamıyoruz okyanuslara, anlayalım.


OKYANUS

Önümde ağır bir kapı
Ardında okyanus var
Ben zaten suda doğmuşum
Kapıyı açmam gerek

İşte o an biri geliyor
Tutuyor kulağımdan
Gözü anahtar deliğinde
Bak diyor sadece burdan

Bırak diyorum o küçücük resmi
Yetmez bize bu küçük esinti
Nerde törpülendin böyle
Olmaz diyor tutup ayak bileğimi

Şimdi önümde ağır bir kapı
Ardında okyanus var
Bir de bileğimden biri çekiyor
Benimse kapıyı açmam gerek

Bak diyorum koca dünyaya
Burdan derhal çıkmak gerek
Bari çekme bileğimden
Benim her şeyi görüp öğrenmem gerek

Bir ileri bir geri
Her adım bu kapının ardı demek
Sonunda boğulmak olsa da
Benim o sularda yüzmem gerek

Anahtar deliğinden görünen
Bu küçücük manzara
Sana yetiyorsa yetsin
Benim o sularda yüzmem gerek
Yüzmem gerek

Şimdi önümde ağır bir kapı
Ardında okyanus var
Bir de bileğimden biri çekiyor
Benimse kapıyı açmam gerek

Bırak diyorum o küçücük resmi
Yetmez bize bu küçük esinti
Nerde törpülendin böyle
Olmaz diyor tutup ayak bileğimi


Dinlemek için buraya tıklayabilirsiniz

8 Ekim 2009

Yeteri Biliyorsanız, Yeter!

Bekir Çınar yönetiminin istifasını doğru bulmuyorum, benden önce yazan arkadaşlarım ile paralel düşünüyorum.

Başkanımız blogumuza bıraktığı yorum tüm sıkıntılarımızın kaynağını göstermiştir aslında: Adana Büyükşehir Belediyesi, yani Aytaç Durak.

Bu satırlardan defalarca kez Aytaç Durak'ı, yöntemlerini, atadığı, icazet verdiği yönetimleri eleştirdik. Çok büyük travmalar yaşadığımız günlerde eleştirinin dozunu artırdık. Bu günlerde -mesela Güngören maçı sonrası- Adana Demirspor camiası belki de ilk defa benzer hisler besliyordu. 15 yıllık başarısızlık silsilesinin son halkası olmuştu Güngören maçı, ve bu son halka neredeyse tüm Demirsporluları isyan noktasına getirmişti. Adanaspor maçı, Mersin maçı isyan noktasına gelmemizde önemli halkalardı elbette. Bu isyan, Belediye tarafından elbette bir yerlere yazıldı, ilk fırsatta intikamı alındı. Hem de öyle bir alındı ki, Aytaç Durak'ın itibarı iade edildi. Hem küfür yiyen, hem de inadına "baba" olan, yardım eden, zor günde destek olan bir "büyük" olarak tekrar omuzlara alındı.

Böylece günler ilerledi. Geçtiğimiz sezon ortasında seçilen Bekir Çınar ile birlikte Belediye - Demirspor arasındaki buzlar eridi. Bekir Başkan kulübün idaresi açısından bir denge siyaseti güttü. Bana göre bu dengenin bir tarafında Aytaç Durak olduğu müddetçe içim asla huzur bulamaz, ancak kulüp idaresi açısından kabul edilebilir bir yöntemdir bu. Belki ben de başkanın yerinde olsam ben de aynı siyaseti yürütmeye çalışacağım, kim bilir.

Zaten aklı başında Demirspor taraftarı, çarpıklıkları sineye çekmesi gerektiği noktayı iyi bilir. Biz de genel olarak Bekir başkanı hataları sevapları ile kabul ettik. Hatalı bulduğumuz noktalarda kendisini eleştirmekten geri durmadık. Bazı konularda anlam veremediğimiz ısrarları olmuştur elbette. Ama Demirsporun bugün hala aynı noktada olmasının ana sebepleri arasında bunlar yok. Bugünkü sıkıntının kaynağı finansal! Finansmanın kaynağı belli, verdikleri sözler belli, tutulmayan sözler belli.

Kimse çıkıp, "Durak para vermeye mecbur mu kardeşim?" demesin, söz verildiyse vermeli. "Yönetime talipsen cebinden harcayacaksın" demesin, cepten milyon TL harcandı. Son yıllarda örneği yok.

Durak'ın finansal kaynak aktarmaması bir sıkıntı, bir kaos sebebi. Hadi diyelim ki sıcak para aktarmakta zorlansın belediye. Nakit vermeye yanaşmasın. E peki neden kalıcı gelir getirecek projelerin önünü açmaz, ya da şöyle söylemek gerek belki de: Neden projelerin önü kasıtlı olarak tıkanır?

Cevap basit: Demirspor her zaman Belediye'ye bağımlı olsun. Aytaç Durak izin vermeden adım atılmasın!

Bu senaryonun, tiyatronun, filmin bilinen sahnelerinden birisi yine gözlerimizin önünde. Olan, Demirspor'a oluyor, Demirspor için hatalarıyla doğrularıyla çabalayanlara oluyor, heder olup giden taraftarlara oluyor.

Bekir başkan zaman içinde durumu tekrar değerlendirecek ve bu kaos ortamından kendisini ve Demirspor'u çekip çıkaracaktır umarım.

Bizi Yarı Yolda Bırakıyorsunuz...

Adana Demirspor büyük camiadır. Durup durup bunu söylüyoruz. Peki Adana Demirspor nasıl büyük bir camia olmuştur, o camiayı yönetenler sayesinde. Muharrem Gülergin'in izinde yürüyen yönetimler sayesinde. 15 yılı aşkın süredir camiamız küçülme yönünde hızla ilerlemektedir. Bu dönemde kulübümüz için yapılan iyi şeyler, hataların yanında bir böcek kadar kalmaktadır.

Abdülkerim Durmaz, çoğumuza göre hatadır. Yine çoğumuza göre gelinen noktanın sorumlularındandır. Bu husus uygun dillerle size iletilmiştir. Ancak teknik ekip, futbolcular vs. bu camianın sorunu değildir. Bu camianın sorunu yıllara dayanmaktadır. Şimdi sizinle çıkıp hocayı tartışmak 15 yıllık kısır döngü içerisinde kalmaktan öte bir işe yaramayacaktır.

Sizlerin devam etmemeniz halinde, seçilecek yeni yönetime belediyenin muslukları açılırsa bu işe kimsenin şaşırmayacak olması, bu kent adına aslında çok yadırganacak bir durum değil mi? Ama böyle işte. Durum bu. Bizi yine eski kepazeliklerin ortasında bırakacaksınız ve kepazeliklerle savaşmaktan kaçacaksınız.

Maddiyat çok önemli bir konu. İnsan, sizin sözlerinizle söylüyorum, gücü olmayınca silahsız savaşa gitmiş gibi oluyor. Ancak sancısız yapılanma da olmuyor. Artık yıpratılmaya çok daha fazla açıksınız. Birçok kişi yönetimde atılan adımlar adına başarıyı ikinci plana atmaya hazırdı. Onu ilk plana siz taşıdınız.

Çöküşler, dirilişler için fırsattır. Yapılanma ve sonrasında gelecek başarı ile kulüp yeniden bir güç kaynağı olacak, zaman içinde kulüp parayı değil, para kulübü arar hale gelecek. Şimdilik çok uzak ihtimaller bunlar. Ama ideal bu. Bu işi sizden öncekiler yapmadı, bundan sonra da yapmazlar, çünkü yapsalar önceden yaparlardı.

Siz, bizi geçici başarılara ama eski düzenin ortasına bırakmayı yeğliyorsunuz. Tartışılacak çok konu var ama işin özü bu. Alkışlıyorum terk edişinizi... Alkışlıyorum, kendi yaptıklarınızı da bizlerin yıpranmışlığını da çöplüğe bırakışınızı... Alkışlıyorum, parasız değer olmaz, diyen bakış açınızı...

7 Ekim 2009

Bizden SABIR istedin, biz verdik, şimdi seninde SABIR etmeni biz istiyoruz!!!

Birçok şey sinmedi içimize sene başında.. Başta Abdulkerim durmaz.. O hiç bir zaman içimize sinmemişti zaten. Sonra kaleci Kaya.. Bütün Adana bağırdı olmaz bu adamla diye.. Arkasında durdunuz Sayın Başkanım.. Kefiliz dediniz, sabır dediniz ve en muhalif olanlarımızı bile size ve yönetime saygımız sayesinde susturdunuz. Şimdi bugün diyorsunuz ki ben istifa ediyorum?!?!?! Biz sizin hatrınıza vermemiz gereken tepkileri hep içimize attık, sınırladık kendimizi, kelimelerimizi seçerek kullandık(o kişilerin kalbi kırılmasın diye değil, sizin kalbiniz kırılmasın diye).. Haftalardır siz sabır dediniz diye bekledik, bekledik, ya sabır çektik, susamadık ama sesimizi kıstık. Siz bugün istifa diyorsunuz. sabrınız bu kadar mıydı Sayın Başkanım. Bizden istediğiniz sabır kadarını en azından sizde bize borçlusunuz diye düşünüyorum. Siz hiç tribünden bu kadar destek alan bir yönetim görmüşmüydünüz bugüne kadar? Bu olanlardan, bugüne kadar yaşadıklarımızdan kimse sizi sorumlu tutmuyor ki...Sorumlu tuttuğumuz kişi belli, o da istifa etmiş ki, bugün duyduğum tek güzel haber bu..

Basın toplantısından bir fotoğraf gördüm az önce.. Tüm olanları açıklıyordu aslında bu tek kare.. Sizin başınız dikti, Abdülkerim Durmaz ise başını öne eğmişti. Tek kare, mağruru da, suçluyu da açıklıyordu. Siz bize umut verdiniz, siz bize bunca sıkıntının içinde "acaba olur mu yahu?" dedirttiniz. Bu kadar içimize işlemişken, "ben gidiyorum" u kabul etmemizi beklemeniz sanırım mümkün değil. Özgür irade, seçiminiz her ne olursa olsun saygı duyarım. Sezon başında size hitaben "Acını seçmekte özgürsün" başlıklı bir yazı yazmıştım Sayın Başkan.. Sizde acınızı seçmiş, bizimle birlikte devam etmeyi, aynı acıyı, aynı vefasızlığı, aynı çaresizliği ve aynı sahipsizliği bizimle birlikte omuzlama yolunu tercih etmiştiniz. Şimdi ise..... Yok Sayın Başkan.. Yok... Kabul etmem mümkün değil. Hele gitmesi için uzun süredir yüzüne bağırılan, protesto edilen adamlar vurdumduymazca otururken koltuklarında, sizin gibi hepimizin sevgi ve saygısına mazhar olmuş bir insanın "küstüm, oynamıyorum" demesi , bugüne kadar inandığım birçok şeyi tekrar gözden geçirmeme neden olacaktır.
Hoca bizi bitirdi.Kendisine hizmetlerinden dolayı teşekkür etmek bile bize düşmüyor, çünkü görevde kaldığı süre boyunca rakiplerimize ettiği hizmetler bize yaptıklarından kat be kat fazla maalesef... Sizden dileğim, Abdülkerim Durmaz'ı havalimanına kadar geçirmeniz, uçağa bindiğinden emin olduktan sonra geri dönüp daha bir hırsla, daha bir azimle şu takıma sarılmanızdır. Bu güne kadar gözlemlediğim Bekir Çınar bunu yapar diye düşünüyorum. Umarım sizi sevenleri yanıltmazsınız....

Adana Demirspor - Kahramanmaraşspor Maç Değerlendirmesi


Takımımız oynadığımız yedi maç içerisinde en organize olduğu ve iyi oynadığı maçta Maraş'a yenildi. Geçmiş maçlara nazaran ilk defa topu yerden oynadık. Boşa şişirmek yerine özellikle sağ kanatı kullanarak ataklar geliştirdik.Takım olarak gösterdiğimiz mücadele sonucunda ilk dakikalarda golü bulduk. Golden sonrada net pozisyonlar yakaladık. Yediğimiz ilk üç gol duran toplardan geldi. Duran topların sebepleri ise tamamen acemilikten kaynaklandı. İlki geri pastan kaynaklanan bir serbest vuruştu.Kime kızmalı ? O topu geri dönene mi ? Yoksa rahatça vurabilecekken tutana mı ? Hepsinden vezgeçtik Kaya sen neden penaltı noktasına kadar çıkışıyorsun. Velhasıl hatadır olur golü yedik. İkinci gol kronikleşen hatamızdan ofsayt taktiği nedeniyle araya atılan bir top ile karşı karşıya pozisyonda kazanılan penaltıdan geldi. Kaya müdahele etmese ne olurdu ? Sadece gol. Etti ne oldu ? Gol + Kırmızı kart. Gelelim üçüncü duran topa. Orhan Terzi şişirmek yerine güzel bir çalımdan sonra topu önliberoya verdi. Önliberoda Cevat topu kontrol edemedi. Araya giren adama faul yaptı. Mesafe 35 metre. Adam topa vurdu, bizim baraja çarptı , Ömer'in parmaklarından direğe , oradan Ömer'in sırtına top kalede. Serbest vuruşa sebebiyet vermek hatadır. Ama böyle bir gol on yılda bir olur. Maraş belki sezonda iki frikik golü atıyordur o da bize denk geldi. Genele vurursak bence bugün en iyi maçımızı oynadık diyebilirim. Belki harika oynamadık ama kazanmak için doğruları takım olarak yaptık. Pas yaptık, yerden oynadık , mücadele ettik , ortasahada kazandığımız toplar ile goller attık , pozisyonlara girdik. Fakat takım olarak yaptığımız doğruları bireysel hatalar gölgeledi. Belki iyiniyetle belki hırsla oyuncularımızın yaptığı bireysel hatalar takımın galibiyet alamamasına sebep oldu. 10 kiş kaldıktan sonraki değişiklikler tartışılır. Sahanın en iyisi Burak neden oyundan alındı. Cevat neden önliberoya geçti falan filan... Bana göre bugün iyi oynadığımız maçı bireysel hatalar ve az da olsa şansızlık yüzünden kaybettik. Kendi adıma berabere kaldığımız maçlara nazaran daha çok beğendim takımı. Öyle oynayıp tesadüf beraberlikler almaktansa böyle oynayıp şansız mağlubiyetler alalım.

Yazık Oldu...

Yazının başlığı "Güzelliklerden Bahsedelim" olacaktı. Sonuç, bu başlığın olmasına izin vermedi. Göktuğ kardeşim ayrıntılı olarak düşündüklerini, gördüklerini yazacaktır. Ben de görebildiklerimi, hissettiklerimi yazayım.

Demek ki; isteyince oluyormuş. Demek ki; topu yere indirince üçün üzerinde pas yapabiliyormuşuz. İsteyince üç gün önce Mardin'den dönmemize rağmen bıkmadan pres yapılabiliyormuş. İsteyince savaşılabiliyor, göze hoş gelen futbol oynayabiliyormuşuz. Böyle devam edin, böyle savaşın, istediğimizi er geç alırız.

Ömer kardeşimiz kaleye geçti maalesef 3 gol yedi. Bence moralini bozmamalı. Bence kumaşı iyi. Bu yükü kaldırabilecek kapasitede olduğuna inanıyorum. Haftaya başarılı bir maç çıkaracağını düşünüyorum. Kaldı ki; bu maçta da başarısız olduğu kanaatinde değilim.

Güzelliklere devam edelim. Bekir ÇINAR'ın maratonda maç seyretmesi. Kimine göre başkan ağır olmalı, tezahüratlara katılması uygun değil. Bence başkan ağır olması gereken yerde ağır olsun yeter. Seviyorum bu tavırlarını. Tribünlerin yara sarması için de iyi olduğu kanaatindeyim.

Kırmızı karttan sonraki oyuncu değişiklikleri. Açıkçası skor böyle olmasa idi düşündüklerim şunlar idi. Skor benim hatalı düşündüğümü gösteriyor olabilir. Cem, formsuz, topu çok fazla tutamıyordu. Oyundan alınması bence doğru bir karar. Yerine defansif oyuncu alınması da doğru. Defansı güçlendirmek lazım. Ömer'in Burak'ın yerine girmesi, muhtemelen Burak'ın defansif özelliklerinin olmamasından kaynaklanıyor. İleride iki hücumcunun tutulması tartışılabilir. Ben altında şöyle bir mantık olabileceğini düşünüyorum. Golü düşünmek takımın geriye yaslanıp, kendi sahasında pres yemesini engelleyecektir. Ayrıca ileride hücumcu bulundurmak rakip takımın bizim sahamıza daha fazla oyuncu ile çıkmasını, oyunu bizim üstümüze yıkmasını zorlaştıracaktı. Nitekim Kahramanmaraşspor genelde 3, belli zamanlarda da 2 oyuncuyu kendi sahasında tutmak durumunda kaldı. Oyuna Alican'ın dahil edilmesi doğru muydu? Turgut alınsa idi, hem defansif hem genç, bence daha iyi olurdu.

Ben güzellikleri gördüm bu maçta. Maça giden arkadaşların daha doğru değerlendirme yapacaklarını düşünüyorum.

Gündemde Hakem De Var...

Bursa bölgesi hakemleri sorun çıkarıyor... Bu yaklaşım, yani bir kişi stadınıza daha adım atmadan önyargıları cebe koymak, bu önyargıyı da kişi sırf o bölgenin insanı diye oluşturmak, bence doğru bir yaklaşım değil.

Elinizde kocaaaa bir güç var. Yönlendirme gücü. Bu gücü daha doğru kullansanız, takımımızın iyi yerlere gelmesine, taraftarlarımızın doğru kanaatler geliştirmesine katkı koyacaksınız. Siz iyisi mi bir düşünün...

Takım iyi oynarsa hakemi de yener, bu tür endişe ve baskılara gerek yok. Yapılan haberler takım kötü oynarsa olması gereken gündemin sapmasına yol açabilir. Ne kadar geç görülürse gerçekler, takımımız adına uyanmak da o kadar zor olacaktır. Daha fazla özen, daha fazla hassasiyet...

Taleplere de kulak verelim... Bu takımın futbolcuları kaliteli futbolculardır, çıkıp toplarını oynarlarsa kendilerinden umudumuz da olacaktır. Top oynamayı istikrara dönüştürürlerse kendilerine güvenimiz de olacaktır. Bu kapasite kendilerinde var, bugün gerekeni yapmaya başlayın artık.

6 Ekim 2009

Fofo Ruhu: Nasıl Şampiyon Olunur ?

"İyi arkadaşlık, birbirimize inanma ve güvenme bizi hedefe ulaştırdı.

Bu elbette ki kolay olmadı. Başlangıçta çok puanlar kaybettik. Hatta Adana Demirspor bu işte yaya kaldı diyenler çıktı. Uzun maratonu götüremez dendi. Bana bu kritik günlerimizde "Adana Demirspor'un durumu ne olur?" diye sordukları zaman, hep "Şampiyon" diye cevap veriyordum. Belki gülenler de çıktı bu cevabıma...

Yılmadık, çalıştık. Kar, yağmur, tipi demeden şehirden şehire dolaştık.

Ve istediğimiz de oldu. Sivas maçına gelene kadar tam 22 hafta yenilgi yüzü görmedik.

Şampiyonluğumuzu, çalışmamıza borçluyuz. Futbolcu kardeşlerimizin ağzından bugüne dek bir şikayet kelimesi çıkmadı. Hepsi de tek bir şey için and içmişlerdi, o da şampiyonluktu...

Şu anda hayatımın en sevinçli günlerini yaşıyorum. Adana Demirspor'u yöneticisi ile, futbolcusu ile, taraftarı ile zirveye ulaştırdık.

Şimdi hedefimiz, birinci ligde de aynı başarıyı göstermektir. Adana Demirspor'un birinci ligde de sesini duyuracağına inanıyorum

Bizi sevenlere, bize gönül bağlayanlara binlerce teşekkürler...


Muharrem Gülergin
Milliyet, 30 Mayıs 1973

5 Ekim 2009

Huzursuzum, ya yardım et, ya da gölge etme...

İstanbul dışından 1. lige çıkan ilk takım ünvanını almış, Yenilmez Armadaların formalarını giydiği, tüm Türkiyenin gıptayla baktığı bir tribüne sahip, sahip olduğu sempatiyi hergün üzerine koyarak bir çığ gibi büyüten bir takımın teknik direktörlüğünü yapıyorsun sayın Abdülkerim Durmaz.. Bu kulüp efendi, sportmen ve efsane oyuncularıyla tarihte yerini almışken, sizin gereksiz ve yersiz ve sürekli agresifliğiniz sayesinde yara alıyor,düşman topluyor.. hatırlatmak isterim size, Adanademirspor teknik direktörüsünüz. Gerisini söylemeye gerek var mı??

Bize gelmeden önce yönettiğin takımda bize karşı yapmış olduğunuz hareketleri bu tribün içine sindirememişti. İstemedik, ama İstemezük de diyemedik. yönetime güvenimiz vardı, ve bir darbede bizden almasınlar dedik, zehiri içimize akıttık ve sustuk. Bir sene geçti, biz ne adam gibi top oynayabildik, ne de bir hedefin peşinde koşabildik. liderinden sonuncusuna kadar hiçbir takımı deplasmanda yenemedik. Küme düşeceğimizi bile düşündük bir ara, Allahtan korktuğumuz başımıza gelmedi ve arada derede tamamladık geçen sezonu.

Bu sezon başı olanlar özetle: yapılan transferler, atılan adımlar, umut, heyecan, önlenemez bir şampiyonluk isteği , şehir efsanesi olacağı düşünülürken birden gerçekleşen ve inanmakta zorluk çektiğimiz bir Livorno maçı, tüm Türkiyeden gelen sevgi ve hayranlık mesajları...

Galibiyetle başlamak, daha sonra hiçbirşey oynayamamak, hala deplasman galibiyeti olmaması.. herhalde alt lige düşmeden ,aynı ligde oynayarak peşpeşe bu kadar deplasman huzursuzluğu dünya rekoru bize aittir. oynanan oyun umut vermiyor, taraftar zaten seninle ilgili soru işaretleriyle doluyken, birde anlaşılmaz bir agresiflik, bizi aleme rezil edişin son sürat devam ediyor.

Tayfanın, olması gerekenden fazla çenesini tutamayan bir elemanı olarak sizden isteğim;
ya bu takımın adına yakışır davranışlar sergileyen bir teknik direktörlük yapın ve şu takımı toparlayın, ya da hem kendi kariyerinizi, hem de Adanademirsporu düşünerek gereğini yapın... rica ettik olmadı, yalvardık olmadı, bi olurunu söyle ya da olurunu yap sayın Durmaz...

Gülergin Ailesi TRT 3'te

Muharrem Gülergin'in eşi (Hale Hanım) ve kızı (Nalan ve/veya Sonay hanımlar) bugün saat 23.00'da TRT 3'te Orhan AYHAN ile Spor programına katılacaklar. Hem efsanemiz anılacak, hem Demirspor yad edilecek. Kaçırılmamasını tavsiye ediyoruz.

Kendimizle Yüzleşmeye Devam Edelim...

Mardinspor maçının 87. dakikasında penaltı pozisyonu oldu. İfadelere göre mutlak penaltıyı hakem vermedi. Maçı internetten takip ettim ama görüntü bulanık olduğu için yorumda bulunmam doğru olmaz.

Oyun iyi değildi, penaltı pozisyonuna kadar 6-7 tane gol pozisyonuna girmedik. Rakibe açıklar verdik. Top oynadığımız dönemlerde rakipten çok daha iyi bir kumaşımız olduğunu göstermemize rağmen, topu fazla oynamadık ve mağlup olmak işten bile değildi. Araya toplar kaçırdık, güven vermedik. Performansımız yeterli değildi. Takımımız deplasmanda nagalip.

Tüm bunlar ortada iken, hakem ve verilmeyen penaltı bahane olarak ortaya koyulmasın. Böyle alışkanlıklar edinilmesin. Yukarıdaki açıkları kapatınca zaten bu bahanelere gerek dahi kalmayacak. Kendimizle yüzleşmeye devam edelim.

4 Ekim 2009

Mardinspor - Adana Demirspor Maç Değerlendirmesi



Bugün ligde altıncı maçımıza çıktık. Oynadığımız ilk maç olan Şanlıurfa maçındaki oyundan bugüne kadar üstümüze bişey koyamadık. Aynı hataları tekrarlayıp duruyoruz.Her takımın kazanmak için yapması gerekenler vardır. Biz bunların hemen hemen hiçbirini yapmıyoruz.
Üst üste 5 pas yapamıyoruz. Yapsakta enlemesine verip duruyoruz. Doldur- boşalt kaderimiz gibi. Dolduruyoruz alan genişliyor dönen topları alamıyoruz. Pozisyona giremiyoruz. Her maç aynı şekilde goller yiyoruz. Ofsayt için öne çıkan bir savunma, arasına atılan bir pas ve yenilen gol. Mücadele gücümüz çok düşük. Rakibimizi baskı altına alamıyoruz. Özetle bir maçı kazanmak için yapmamız gerekenlerin çoğunu yapmıyoruz.
Puan olarak çok geride olmayabiliriz. Fakat oyun olarak hedeflerimizin çok uzağındayız. Grubun görece kolay takımları ile oynadık. Önümüzdeki üç hafta Maraş- Tarsus - İskenderun ile oynayacağız. Geçen maçlarda alamadığımız puanlar nedeniyle bu maçlar daha zorlu geçecek. Elbette deplasmanda alınan puan iyidir. Ama oynadığımız takımların oyun kalitelerini görünce ben kazançlı değil zararda olduğumuz düşüncesindeyim.
Önümüzdeki üç haftada oynayacağımız oyun ve kazanacağımız puanlar ilerisi için belirleyici olacak. Şimdiye kadar ki yaptığımız hataları tekrarlarsak işimiz zor. Bugün oyunun ikinci yarısında ilk 15-20 dakikada oynadığımız oyun standartlaşır ise bir nebze ümitlenebiliriz. Fakat ilk yarıdaki gibi oynarsak beraberlikler bile bizim için şans olur.