31 Ekim 2011

Başarı Lüks Değil, Zorunluluk.

Adana Demirspor bu sene başarılı olmak zorunda. Başarıyı bir lüks gibi gösteremezsiniz çünkü bu bir zorunluluk.

Siz Demirspor futbolcuları ve teknik ekibi ve yöneticileri -gerçi ortada yönetici falan yok, Sayın Gökoğlu. Harcanan paralar, size verilen destek, gruptaki takımların durumu... Başarılı olmanız için her türlü ortam var.

İki haftalık galibiyetleri büyük bir başarı değil, olması gerekenin yerine gelmesi olarak görmeliyiz. Bizi kötüye alıştırdıkları için, üst üste kazanmak lüks gibi görüyoruz.

Bu takım bu sene şampiyon olmak zorunda!

MAÇ İZLENİMLERİ

Biraz geç olsa da ancak yazma fırsatım oldu. Hafta sonu maçı izleme fırsatım oldu. Demirspor galip gelmesine rağmen bildiğimiz Demirspor.Bu şekilde şampiyonluk zor gelir. Maç süresince belki de girdiğimiz tek pozisyonda golü bulduk. Rakibin ise 2-3 topu direkten döndü. Son dakikalarda ise tek kale olarak bizi ablukaya aldılar.

Takımda gözüme çarpan en büyük aksaklık ne ileride ne geride çoğalabiliyoruz. Orta sahada oynayan oyuncular defans ile forvet arasında köprü olamıyor şuursuzca gidip geliyorlar. Defans oyuncuları özellikle Kahriman ileri çıkışlarda geri dönmekte zorlanıyor. Bu şekilde 2 pozisyon verdik rakibe. Tayfun yetenekli ama koşması mücadelesi hiç yok defansın önünde değil ama ileriye yakın oynatsak daha iyi olabilir.Sol açıkta oynayan Soner'i ise çok beğendim. Takımın en iyisiydi diyebilirim. Çok koştu mücadele etti. Onun harici Güney'de göze çarpanlardandı.

Tayfun iyileşip ne kadar katkı koyar bilinmez ama bu takımın mevcut oyun ile şampiyon olması zor görünüyor. Rakibi baskı altına alamıyoruz. Kendi evimizde girdiğimizden daha çok rakibe pozisyon veriyoruz. Belli bir standart oturtamayınca hedefler uzak geliyor açıkcası. Olabileceğimiz en kolay gruptayız ama şansımız bu oyunla çok az. Elbirliği ile bir seneyi daha boşa vereceğiz gibi.

Altyapı'da Bu Hafta...

U14'te deplasmanda İskenderun D.Ç'yi 5-3 (Goller: Nevzat Akdoğan (4), Arda Öztep); U15'te de 5-1 (Goller: Kaan Duvar (3), Mert Şaşmaz, Ali Can Yılmaz) yendik.

U16'da Mersin İ.Y.'nu deplasmanda 4-1'le geçtik (Goller:Emre Can Dartıcı, Mehmet Rızvan Yıldız, Aydın Orhan(2)).

U18: Adana Demirspor:2 - Boluspor:2

U18 liginde yine 2-2 berabere kaldık. Kendi sahamızdaki ilk maçta, geçen haftanın kazananlarından Boluspor'la yenişemedik. Gollerimiz Yusuf Kemal Atalay'dan geldi.



12 Kasım'da rakip, ikide iki yapan Eskişehirspor.

30 Ekim 2011

5-6 Kasım'da Maç Yok

TFF'nin aldığı karar gereği gelecek hafta Kurban Bayramı nedeniyle tüm liglerde maçlara ara verildi. (http://www.tff.org.tr/default.aspx?pageID=204&ftxtID=10202)

Fethiye maçı, 13 Kasım'da oynanacak.

Garip şeyler oluyor memlekette...

Haftanın Ardından

7. haftanın ardından gruptaki sonuçlar ve puan durumu şöyle.



Haftanın tek deplasman galibiyetini, gelecek haftaki rakibimiz Fethiye aldı. Zirveden 7 puan uzaktayız.

"Koşmak, Koşarken İş Taşımak"

Pazar pasajı; İslam Çupi'den...

"Çok iyi futbolcu olunuz, çok iyi para kazanınız... İyi futbolcu değilseniz, suni propaganda yapmaya çalışmayınız. Kimse yutmaz. (...) Sahayı gezmeyiniz, koşunuz bitiriniz... Sahayı satın almayan futbolcu, ne kadar arsa satarsa satsın, yine de kendi ayaklarını iflasa götürmeye mahkumdur.

Futbolcu olunuz. Vurduğunuz top kaleye girsin, bu topu vurulması gereken başka yuvarlaklarla karıştırmayın.

Dünyada bir futbolcu stadın dışında, "ben futbolcuyum" demez. Bir insanın futbolculuğu stadın dışında başlarsa, stada gelmeden biter. Günümüzde futbolcunun işi tektir. Koşmak, koşarken iş taşımak. Bir futbolcu iş yerine züppelik taşıdı mı, onun ismi futbolcu yerine sosyete hammalı olur. İsminizi stadın dışına fırlatmaya yeltenmeyiniz. Çünkü futbolcu çimenin dışına çıktığında, yalancı herşeydir ve futbolcu değildir.

Bunları yazdık ama bizimkiler için değil... Çünkü bizimkiler, bizi değil kendini dinlerler."

Mağlubu Anlatmak kitabı içinde; "Almanya Günlerim", Tercüman, 4 Temmuz 1974.

Tavır!



Adana Demirspor-1461Trabzon maçında, Şimşekler Grubu'nun açtığı pankart(lar):

"Bu Depreme Sevinen Namertler Yüreğiniz Varsa Çıkın Karşımıza!"

"Malzemeden Çalan Katillerden Hesap Sorulacak"

Bir Tayfun Özkan Vardı, Ne Oldu Ona?


Soru yukarıda... Transferde en çok parayı ödediğimiz futbolcumuz, sezon başında sakatlanmıştı. "Sakat gelmedim, burada sakatlandım; Kırklareli maçında sahadayım" açıklamasını okumuştuk en son.

İki haftadır ses seda yok. Bu hafta yine kadroda değildi. Forvet hattımız sıkıntılı. Takım zar zor gol atıyor.

Tayfun Özkan ne zaman düzelecek, ne zaman oynayacak?

29 Ekim 2011

Adana Demirspor:1 - 1461Trabzon:0

Cumartesi mesaisini, Erçağ'ın golüyle kayıpsız atlattık. Üst üste iki galibiyet, iyi geldi. Yine de iç saha maçlarında rahat kazanamadığımız ortada... Halbuki en büyük kozumuz bu gibi görünüyordu; taraftarımızla birlikte... Geçen yıl içsaha galibiyetleriyle ayakta kalmıştık.

Kaybettiğimiz puanların telafisiiçin bu galibiyetlere devam etmemiz gerekli. Haftaya rakip, Fethiye.

Kadrolar şöyleydi:

Kimsesizlerin Kimsesi...

"Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir".

Cumhuriyetin 88. yaşını kutluyoruz. Deprem nedeniyle hükümetin resepsiyonları ertelediği bir ortamda... Kimsesizlerin, yıkılmışların, terk edilmişlerin daha fazla sahiplenmeye ihtiyaç duyduğu zamanlarda, Cumhuriyet "biz"in ne olduğunu hatırlamak için bir vesile olabilirdi.

28 Ekim 2011

Berkay Güllü

Adana Demirspor Yüzme branşında bir kıpırdanma var. Yenilmez Armada'yı yeniden canlandırmak için kollar sıvandı; çalışmalar en alt düzeyden ve bu işin içinden gelenlerce yürütülmeye başlandı. İşte ilk sonuç: Berkay Güllü, Cumhuriyet Kupası'nda 50m.sırtüstü ve serbestte Adana 1.si oldu.

Berkay daha 10 yaşında. Bu daha ilk adım, gerisi gelecek biliyoruz. Haydi, Berkay; demir kulaçlara devam...



Fotolar, facebook'ta Adana Demirspor Yüzme Takımı ( YENİLMEZ ARMADA ) grubundan...

Emeği geçenlere çok teşekkürler.

27 Ekim 2011

Maç, Cumartesi...

Bu hafta oynayacağımız 1461Trabzon maçı, Cumartesi günü, 13.30'da...

Kazanalım, keyifli bir pazar geçirelim!

26 Ekim 2011

"Bu Sevgiye Layık Olun"

Nadir Avşaroğlu'nun ilettiği İngiltere'deki gazete küpürü arşivlerine devam ediyoruz:


"Yine Metin Yiğenoğlu’nun arşivinden. İngiltere’de yaşayan Anadolu insanı futbola karşı olan tutkusunu Londra’da bir “Türk Ligi” kurarak gideriyor. Demirspor 10 takımlı olan bu ligin zirvesinde. Herkes ülkesine olan özlemini dile getiren kelimeleri takımının adı olarak belirlemiş. Türkiyemspor, Boğaziçi, Yavruvatan, Gençlerbirliği, Binatlı. Bizimkiler direkt Adana Demirspor.

Bir tutku
Bir çoşku
Ayrı bir heyecan

Sanki bugünlere de bir gönderme var gibi. Başlık 8 sütuna manşet “BUNA LAYIK OLUN”

Bu söze ben de imzamı koyuyorum, mesajı alması gerekenlere sesleniyorum. İngiltere’de yaşayan hemşerilerimin sevdasına, heyecanına, coşkusuna, tutkusuna ortak olun.

BU SEVGİYE LAYIK OLUN.

*
Demirspor taraftarı Adana’nın dışında Ankara, İstanbul ve İzmir gibi kentlerde oldukça örgütlü bir şekilde, Isparta, Kayseri gibi illerde özellikle öğrencilerle sevdasını sürdürüyor. Birçok Demirspor taraftarı sitelerinde, takımlarına büyük bir tutkuyla bağlı Demirspor taraftarının çeşitli yörelerde çekilmiş fotoğrafları var. Yolu gurbete düşen, Anadolu’nun dört bir yanında, Demirspor formaları ve atkıları ile çekilmiş fotoğraflar. New York’da Türk Yürüyüşü, Avustralya’da minibüsün arkasında, Paris’de Yılmaz Güney’in yanında, Londra’da Times nehrinin kıyısında, Anadolu’nun ve Dünya coğrafyasının bir çok noktasındayız. Kısacası;

HER YERDEYİZ.



Yıl 1999, Londrada’ki Demirsporlular, Türk Liginde Yalovaspor’u 2-1 yenerek liderliğe yükseliyorlar. Kendi dizayn ettikleri mavi-lacivert forma, Bir çizgi ortasında bir lacivert yıldız, yedekleri ile beraber 13 yağız, esmer, kırsaçlı delikanlı, İngiltere Türk Liginde liderliğe geliyorlar. Kısacası;

HER YERDEYİZ"

Nadir AVŞAROĞLU

25 Ekim 2011

"Demirspor Social Club"

"Hafta sonu Alanya maçı vardı. Benim de aklıma tanıdığım en iyi Demirsporlulardan biri, teyzemin oğlu Metin Yiğenoğlu geldi. Bizim çocukluğumuzun ve gençlik yıllarımda imrendiğim büyüğüm. 70’li yıllar, evleri tam Muharrem Gülergin tribünün arkasındaki apartmanda idi. Biz çocuk ve parasız halimizle bu apartmanın damında Demirspor’u seyrederdik. Kendisi mutlaka arkadaşları ile maça giderdi.

Uzun yıllardır Antalya’da Eczacılık yaptığından Demirspor’dan kopmuş olabileceğini düşündüm. Ne çare, tutkusu daha da büyümüş. Kendisi tüm Demirspor sitelerini okuduğu gibi, bizim Ankara Tayfasını da takip ediyormuş. Bana arşivinden materyaller verdi.

6 Kasım 1999 tarihli Zirve Gazetesi



Bu resme dikkatlice bakın. Bereketli toprakların insanlarının Demirspor sevdasını göreceksiniz. İngiltere’nin orta yerinde DEMİRSPOR LOKALİ açılıyor. Kupüre büyüterek bakabilirseniz Demirspor Social Club yazısının altında sağlı, sollu Demirspor arması; “Londra’da huzurlu ve neşeli bir ortamda hoşça vakit geçirmek istiyorsanız, Demirspor Lokaline bir kez uğramanız yeterli” yazıyor.

Muhteşem
Gerçekten muhteşem

Muhteşem bir çoşku
Muhteşem bir tutku
Demirspor ve taraftarı
İki ayrı sevdalı"

Nadir Avşaroğlu

24 Ekim 2011

Van'a Yardım İçin...

Van depremine yardım için neler yapabilirim diyorsanız şu adreslerdeki duyurulara bakabilirsiniz:

http://www.facebook.com/vandayanisma

http://yalnizdegilsinvan.wordpress.com/ (Bölge bölge yardım yapabileceğiniz birimler ve telefon numaralarını bulmak mümkün.)

23 Ekim 2011

Yine Yıkıldık

Özel gündemden genel gündeme geçmeye vakit bulamıyoruz. Herşey üst üste geliyor. Aslında, aşağıda yazdığım, "aynı hatalar aynı sonucu doğurur" cümlesi burada da geçerli.

Van'daki depremde çok sayıda bina yıkıldı; can kaybı sayısı hala net değil. Depremin derecesini bile ABD merkezleri bizden önce doğru verdi. Yine deprem değil bina öldürdü. Yine devlet binaları yıkıldı.

1999'dan bu yana hiçbir şey öğrenmediğimizin göstergesi.

30 yıldır savaşa çare bulamadık, bir türlü bitemeyen "operasyonlar-harekatlar-yakıp yıkmalar" arasında geçti ömür. Deprem ülkesinde yaşıyoruz, 30. yaşımda gördüğüm kim bilir kaçıncı deprem bu. Hala aynı cümeleleri duyuyoruz. Aslında ruhsat almaması gereken yerlerde kat kat binalar taşıyor. Gerekenler yapılacak sözleri ile yine unutacağız bu depremi de...

İstanbul depremi de kapıda bekliyor.

Hayatın her alanında: Klişeler sözler duymak istemiyoruz artık!

6000. Günü Andık


Kritik bir gündü; kritik bir galibiyet aldık. Demirspor tarihinde önemli bir an olabilir. 16. yılımıza girdiğimiz bugün, bu galibiyet bizi 15 yıllık başarısızlıktan koparsın, önümüze yepyeni bir dönem açsın. Ama bunun için geçmişteki hatalardan ders almak, birincil öncelikte... Aynı hatalar, aynı sonuçları doğurur. 15 yıllık yönetim anlayışımız devam ettikçe, biz daha çok 1000 günler geçiririz. Dileriz ki o gün, bugün olur ve birşeyler değişir önümüzdeki günlerde; biz de bir daha böyle anmalar yapmayız umarım.

"Affedilmeyen-2"

Alanyaspor maçının garip tesadüflere denk geldiğini söylemek gerekli. "Tam 5000 gün Oldu" pankartını yine Alanya deplasmanında asmıştık. O günlerde de işler kötüye gidiyordu. Takımın başına sezon ortasında Abdülkerim Durmaz gelmişti ki Mersin İ.Y. başında bir önceki sezon, iddiasız maçlarında bize çelme takmış ve maç öncesinde sonrasında olur olmaz laflar etmişti. Durmaz'ın göreve gelmesiyle tribünde büyük bir huzursuzluk baş göstermişti. Hoca desteklenmeli miydi, desteklenmemeli miydi? 3 yıl önceki maçta Alanya yenilgisi ile düşme potasına girmiştik. (Alanya'nın hocası Ali Güneş'ti; golleri Kemal Samet Özen atmıştı-Tesadüflere devam...)

Alanya maçı sonrası içeride, lider Denizli Bld'yi 1-0 yenmiştik ve tribünle Abdülkerim Durmaz arasındaki buzlar erişmişti. Ama sezon sonunda değişen birşey olmamıştı. Demirspor, yine aynı Demirspor'du.


(fotolar sporcukurova.com)

Bu kez Süper Lig'ten uzak 6000.günde yine Alanyaspor deplasmanındaydı Adana Demirspor. Taraftar yine oradaydı. Yine bir istenmeyen vardı sahada. Taraftara haddini bildiren(!) Mehmet Kahriman. Mehmet, durum 1-1'ken kritik bir gole imza attı. Tribüne koştuğunu öğreniyoruz aldığımız haberlerden.

sporcukurova.com'un haberinde "Kahriman affedildi" diyor.

Ben şahsen, Abdülkerim Durmaz'ı affetmediğim gibi Kahriman'ı da affetmiyorum. Demirspor'a saygısızlık yapmış kişileri, atılacak bir iki golle affetmemiz/forma öpmeyle, atkı takmayla affedersek Alanya'da daha çok maça gideriz.

Alanyaspor:1-Adana Demirspor:3

Sıkıntılı günler geçirirken, ilk deplasman galibiyetimizi aldık; 5 haftadan sonra da 3 puanla tanıştık. Goller Emre Hasan Balcı, Mehmet Kahriman ve Soner'den...

Gruptaki görünüm şöyle:

22 Ekim 2011

6000. Gün Buluşması

Süper Lig'ten uzak 6000 gün... Bizi başarısızlığa kilitleyen 15 yıl.

Bizi bugünlere mahkum eden, 15 yıla emeği geçen herkesin kulaklarını çınlatmak için, 6000. günümüzü yad etmek için buluşuyoruz.

Kızılay'da Konur Sokak'ta Leman Kültür Merkezi'nin üstünde Ankara Kültür Evi'nde saat 16.00'da buluşacağız. Bekleriz.

U18: Ankaraspor:2 - Adana Demirspor:2



U18'leri Ankara deplasmanında yalnız bırakmadık. Baştan sonra üstün oynasak da golleri ancak rakip 10 kişi bulunca atabildik. İlk yarı net pozisyonları değerlendiremedik ama rakip iki kornerden iki gol buldu. İkinci yarı rakip 10 kişi kalınca 2-2'ye getirdik ama yine net pozisyonlar kaçtı.





Maça; Emre Selen, Mertkan Köziğ, Cenk Şeker, Mehmet Gayır, Hüseyin Arslanoğlu, Ali Osman Antepli, Yasin Aytan, Burak Bulan, Kemal Atalay, Yunus Ünsal, Ahmet Bener 11 ile çıktık.

Maçtan sonra futbolcular üzgündü, rahat kazanacakları bir maçta iki puan kaybettikleri için. İbrahim Hoca, takımına güvendiğini söyledi.


İhtimal

U18lerimizin maçına gideceğiz bugün.

taraftara en yakın futbolcuları seyredeceğiz. bugün sahaya çıkacaklar, yarın tribüne. bizim halimizi onlardan daha iyi kim anlayabilir?

bizi onlardan daha iyi kim anlayabilir?

bir ihtimal onlar da bizim gibidir...

bir ihtimal onlar da bizim gibi demirsporludurlar...

bir ihtimal daha var, o da sadece ölmek değil. U18lerle yeniden doğmak...

21 Ekim 2011

Altyapı Maçları Başlıyor

Bize yalan söylemeyen, bizi borçlandırmayan, bize sus işareti yapmayan Adana Demirsporluların ligi, altyapı takımlarımızın maçları bu haftasonu başlıyor.

22 Ekim, 12.30'da U18 takımımız Ankaraspor ile oynuyor.

23 Ekim, saat 12.00'de U16 takımımız; saat 14.00'te U17 takımımız kendi sahasında (Aytaç Durak Tesisleri) İskenderun D.Ç. ile oynuyor.

U14'ler 12.00'de; U15'ler 13.45'te İskenderun'da oynuyor.

(Detaylı fikstür: http://www.tff.org/default.aspx?pageID=831&ftxtID=13693)

"Demirspor'u İstiyorum II"

Taraftar Nadir "zifiri" Avşaroğlu'nun yazısının ikinci bölümü:

"DEMİRSPOR’U İSTİYORUM II

Senelerdir ruhsuz, heyecansız, takımı ve taraftarı için oynamayan oyunculardan dert yandık. Hala Demirspor süper ligde oynarken var olan futbolcularımızla övünüyor, onları idol olarak kabul ediyoruz. Son idolümüz Tekin İncebaldır nerede ise 50 yaşına geldi futbolu bırakalı 15 yıldan fazla geçmiş. Hala forma sattıran, ismini tribünlerde andığımız, bizde derin izler bırakan bir futbolcumuz olmadı. Teknik yetersizliğine rağmen çok koşan, çok uğraşan, takımı için oynadığını kabul ettiğimiz(!) İlhan’a bile katlanabiliyor, her yıl takım komple değişse bile onu gönderemiyoruz.

Oysa bizim övündüğümüz, gurur kaynağımız bir altyapımız var. Her yıl, her yaş kategorisinde çok önemli başarılar elde ediyorlar. Geçen yıl yanılmıyorsam 16 yaş kategorisinde Türkiye’nin her yerinden yetenekli gençleri toplayan Galatasaray’a, sadece Adana’lı gençlerle yenilerek Türkiye ikincisi olduk. Ve senelerdir Demirspor’un büyük(!) hocaları bu altyapıyı göz ardı ettiler.

Bu yıl altyapımızdan A takıma çıkan ve en önemli eksiğimiz olan forvet hattında oynayan en önemli futbolcumuz Yaşar oldu. Adanalı ve Demirsporlu. Sezon başında birçok oyuncu yokken kampa katıldı. Birçok hazırlık maçında oynadı. Transferin son günlerinde 10 küsür oyuncu alınınca yüzüne bakmaz olundu.

Demirspor son 5 haftada akıllara ziyan bir sonuç ve başarı(!) elde edince bu hafta Demirspor’un büyük(!) hocası altyapıdan yetişen Yaşar’ı ilk 11’e aldı. Lig başladığından beri 1 dakika dahi oyuna girmeyen, bırakın oyunu, kadroya bile alınmayan Yaşar bu hafta ilk 11’de oynadı.
Seyirci kızgın. Seyirci öfkeli, Her şey kötü gidiyor. Maçın başından başlayarak seyircinin suskun protestosu var, gencecik bir çocuk ilk 11’de. 5 Ocak stadında aslanlarla dolu bir kafese bir kuzu koymuşsun gibi. İlk yarının son dakikalarında rakip takım 10 kişi ile bir gol atmış, taraftarın protestosu had safhada, takım bir şey oynamıyor. Sanki bunların bütün müsebbibi Yaşar’mış gibi ikinci yarıda kadroda yok.

Durmuş Ali Efendi; bir genç oyuncu kazanılmaya çalışıldığında, maçı 2-3 farkla önde götürdüğünüz bir maçın son 10 dakikasında oyuna sokulur. Genç bir oyuncu takıma yavaş yavaş kazandırılır. En kritik maçın ilk 11’inde değil. Siz bu takımı bitirdiğiniz gibi bu hareketinizle bu takımın geleceğini de bitirdiniz. Bana bir tek genç oyuncu gösterin ki, ilk maçını takımının en önemli 90 dakikasında ilk 11’de başlasın. İşte sizin gibiler yüzünüzden biz bu takımın başında kariyerli, önemli isimler olsun istiyoruz.

Gökoğlu gibi idarecimiz
Mehmet Kahriman gibi oyuncumuz
Sizin gibi teknik adamımızla
Bank Asya’ya çıkacaksak

Demirspor’u bırakın
Yaşar ile bir alt ligde onurumuzla mücadele edelim."

20 Ekim 2011

Konuk Yazar: "DEMİRSPOR’U İSTİYORUM"

"Demirspor taraftarının ve tribün kültürünün; seyircisi olan ve takımına her zaman ve her koşulda sahip çıkan taraftarlara karşı bir sempatisi vardır. Belki yanılıyorum, bilmiyorum. Ancak son yıllarda Demirspor seyircisinin bazı taraftar gruplarıyla bir yakınlaşması var. En azından benim böyle bir gözlemim var. Özellikle Göztepe ve Kocaelispor taraftarlarıyla.

Göztepe; yıllarca süper lig görmedi, amatör kümeye düştü, kayyuma devredildi, paf takımı ile maçlara çıktı, ezeli rakiplerine hep mağlup oldu ama sevdası ve taraftarı terk etmedi. Kocaeli; Türkiye’ye bakan Kocaeli ili bir takımına sahip çıkamadı, senelerdir alt liglerde mücadele ettiler, gelinen noktada kendi evlerinde Ali Güneş’in takımından 9 gol yediler. Ama taraftarı hala tribünde.

Şimdi ben bu takımlarla Demirspor’umu kıyaslıyorum. Göztepe, amatör ligden, kayyumdan sonra Bank Asya’da mücadele ediyor. Kocaeli 1994 doğumlu kadrosu ile büyük olasılıkla bir alt lige gidiyor. Demirspor; milyonlar harcayıp, taraftarı ile kavga ediyor.

İnanın bana Kocaelispor’un verdiği onur mücadelesine herkes saygı duyuyor. Yaş ortalaması 18 olan liseli gençlerle, çok zor bir grupta, 5 maçta 28 gol yiyerek mücadele ediyorlar. Bu mücadeleye ve dik duruşa başta rakipleri olmak üzere herkes saygı duyuyor. Benim için o ligin dibindeki Kocaelispor, mücadele ettiği birçok takımdan daha büyük.

Bir de Demirspor var. Mehmet Gökoğlu, bizi daha kötü noktalara gelmekle, küme düşmekle, yönetim giderse borç batağında kayyuma devredilmekle tehdit ediyor. Belediye ve biz olmazsak Demirspor beter olur diyor. Adaşı Kahriman sanki müsebbibi bizmişiz gibi kızgın tribünleri tahrik ediyor, sonra da aptal yerine koyar gibi forma öpüp özür diliyor. Bir yönetici ve bir futbolcu.

Ne olur yalvarıyorum. Bırakın gidin. Ne olur hepiniz gidin. Kayyuma devredilelim, 1994 doğumlu liseli futbolcuklarla maça çıkalım. Bir alt lige düşelim. Durumumuz Kocaeli’den beter mi olur. Tüm bunlar kendimize ve takımımıza olan saygımızı kaybetmekten daha beter değil ki. Bu taraftar takımını ve onur mücadelesi veren oyuncularını terk eder mi? Bizim armaya olan sevdamız biter mi? Bundan daha beter olabilir miyiz? Ne olur, ne olur gidin. İnanın size ihtiyacımız yok. Bu taraftar hala tribünlerde 16 yıldır onur mücadelesi veriyor. Daha da bekleriz. Samimi olarak söylüyorum; sizin gibi yönetici ve oynadığı takımın büyüklüğünü algılayamayan futbolcularla Bank Asya’ya çıkmak istemiyorum.

Ben bu takımı şahsiyeti, kültürü, birikimi olduğu için, Halkın Takımı olduğu için seviyorum. Bir ruh, bir heyecan olmayan, takımı için oynamayan futbolcularla dolu, kendi kariyeri ve belki de cepleri için uğraşıyormuş gibi gözüken yöneticilerin olduğu bir kadro ile bir üst ligi istemiyorum.

Ben Demirspor’umu geri istiyorum. İster bu ligde, gerekirse bir alt ligde
Onurlu, gururlu ve başı dik bir mücadele istiyorum.
Demirspor taraftarının saygı duyduğu diğer takımlar gibi.
Başın öne eğilmesin Kocaeli..."

Nadir Avşaroğlu

19 Ekim 2011

Aynı Araç, Aynı Sonuç

Aynı araçları kullanmak, aynı sonuçları doğuruyor. Hayatın her alanında durum böyle.

Bugün 24 genç daha şiddetin kurbanı oldu. 18 de yaralı var. 30 yıldır bitmeyen/bitirilmeyen savaşta yeni bir kahır. Ölüm karşısında hiçbir sözün anlamı yok.

Bu hafta tüm maçlar 3 dakika geç başlayacak, protesto için.

18 Ekim 2011

Klişelere Karnımız Tok

Futbol Şube Sorumlusu Mehmet Gökoğlu, kaptan Metin Aktaş ve taraftara saygısız futbolcu Mehmet Kahriman'ın yaptığı basın açıklaması, benim için pazar günü yaşanan hezimet kadar ağır!

Bu basın açıklaması, yönetimin ve futbolcuların taraftarın sözüne kulak asmadığının göstergesi. Pazar gecesi, Onur Biçer yazmıştı; taraftarın sözü hep "kulak arkası, göz ardı"... Halbuki başarısız olduk, bir ton para harcadık ama işleri yoluna koyamadık, borca borç kattık demek zor değil.

Klişe açıklamalara, ezberlere karnımız tok!

Taraftarla daha fazla dalga geçmeyin, istifa edin!

Özrünü Kabul Etmiyoruz!

Mehmet Kahriman özür dilemiş. (http://www.adanademirspor.org.tr/haberler/mehmet-kahraman-taraftarimizdan-ozur-diledi)

Özrünü kabul etmiyoruz Kahriman, seni getireni de al, defol git!

Bu soru, hiç olmadığı kadar meşru artık:

"Eskiye mi dönelim, futbolcu mu dövelim!"

Kayyumlu-Kayyumsuz Demirspor #2

Kaldığım yerden devam edeyim. Hep beraber görelim kayyum ne yapar, yönetimlerimiz ne yaptı, neler yapıyorlar.

Gelirlerin dökümünün yapılması, tahsilinin üstlenilmesi

-Bizim takımda gelirlerin üzerinde temlikler vardır. İddaadan cebinize beş kuruş girmez. Çünkü eski yöneticiler yaptıkları borçları ödemezken, ceplerinden koyduklarını iddia ettikleri paraları, kulübün gelirlerine temlik koyarak, takır takır tahsil ederler. Ancak cebinizden koyduğunuz paranın belgesi yoksa, temlik koyamazsınız, diye bir düzenlemeyi getirmek ne hikmetse kimsenin aklına gelmez. Bizim kulübümüzün borçlarından dolayı stat gelirlerinden de cebimize beş kuruş para girmez. Ama bize borçları yapıp, temlikleri koyan yöneticiler, yönetimden ayrıldıktan kısa bir süre sonra yeniden kulübümüzün yönetimine girerler. Ortalık karışmaz. Doğru dürüst tepki oluşmaz. Birebir kalındığında sözünü esirgemeyenler vardır ama kitlesel bir hareket oluşmaz genelde. Basın sesini çıkarmaz, çıkaramaz. Bizim kulüpte gelir elde etmek için kolaycı yollara gidilir. Aslında gelir elde etmek önemsenmez. Örneğin kredi kartı projesine önem verilmez. Halktan para kaynakları oluşturma yoluna gidilmez. Kalıcı gelir oluşturulmaz. Proje üretilmez. Üretilen proje yönetimde olmayanlarca ya desteklenmez ya da baltalanır. Yardım geceleri düzenlendiğinde herkes telefonunu kapatır. Telefonunu kapatanlar bir sonraki dönem yönetici olur, kimse hesap sormaz. Kulübe yardım edeceğini söyleyen (boş tenekeden atan) ve bu şekilde reklamını bedavaya yaptıran kişiler, sonra yardım etmeyince kimsenin gıkı çıkmaz. Yönetimler de bu tür rezaletleri afişe etmezler. Çünkü kendilerinin de bir sürü zaafı vardır. Onlar ortaya dökülsün istemez. Kongre üyeliği aidatları toplanmaz. Gelir elde etmek için şampiyonluk söylemleri ile istisnasız her yıl taraftarın gözü boyanır, böylece kombine satılmaya çalışılır. Bir de nitelikli olup olmadığı umursanmaksızın paralı birinin yönetime girip kafasına göre at koşturması beklenir. Adam gibi gelir tahsil edilmesi için yapılan öneriler küçümsenir ve asla uygulanmaz. Hatta öneride bulunanlar dışlanır, camianın kötü adamı ilan edilir.

Gelirlerin doğru yerlere ödenmesi

-Adana Demirspor kulübünde gelirler doğru yerlere harcanmaz. Bunu "masraflar gereksizdir" kısmından okuyabiliriz. Sadece şunu ilave edeyim.Yaşı büyük futbolculara ödeme yapmaktan ayrıca bir haz alınır.

Yapılan işlere ilişkin hesap verilmesi

-Kayyum mahkemeye hesap verir ama bizde kimse kimseye hesap vermez. Kimse de kimseden hesap sormaz. Şeffaflık asla yoktur. O tür şeylerden uzak durulur. Böylece çok gizemli ve büyük bir iş yapılıyormuş izlenimi yaratılır. Kimse kimsenin ne halt yediğini bilmez, bilemez. Şeffaflık adına beceriksizce işler yapılır. Transfer ücretlerinin kamuyla paylaşılması gibi. Böylece takım içi dengeler patlayıcı ile patlatılır. İşin ilginci bunu "ben iyi şirket yönetirim" diyen yönetimler yapar. "Yahu özel sektörde ücret gizliliği esas değil midir? Aynı işi yaptırdığın adamlara farklı para ödediğini açıklayarak motivasyonu nasıl artırabilirsin, düşmanlığı körüklemez misin? Böyle şirket yönetimi mi olur be adam?" diyecek tek bir tane şahsiyet yoktur ortada. Mali tablolarımız açıklanmaz, harcamalarımız açıklanmaz. Temlikliler açıklanmaz. Gelirlerimiz açıklanmaz. Genel kurullarda hesap sorulmaz. Rekabet de yasaktır. Seçime tek liste gitmek zorunluluktur. İkinci kişi çıkarsa karıştırıcı olur. Kongre üyeliği el kaldırıp indirmekten ibarettir. İşlevsizdir. İşler perde arkasında ve dedikodu ile yürütülür. İcraat raporları sunulmaz. Periyodik bilgilendirme yapılmaz.

Şimdi ben kayyumun görevlerine, yani yapmakla zorunlu olduğu şeylere, yani kulübe getireceklerine bakıyorum. Sonra bizim yöneticilere ve kulübe bugüne kadar verdiklerine bakıyorum. Kayyum kulağıma hoş gelmeye başladı. Ne dersiniz? Hiç fena olmaz gibi. Kayyuma mı kalsak acaba?

Ya da şöyle sorayım, kayyum gibi yönetemiyorsa hiçbir yönetim bu kulübü, bizzat kayyumun kendisi yönetse daha mı iyi olur? Bana daha iyi gibi geldi. 

Kayyumlu-Kayyumsuz Demirspor #1

İki yazı halinde kayyumu ve Demirspor'daki yönetsel uygulamaları yazacağım. Yazı bu yönetime yöneliktir ama sadece bu yönetime yönelik değildir. Kısmen Bekir ÇINAR dönemini hariç tutarak (o da kısmen), 16 yıllık başarısızlık sürecindeki tüm yönetimlere yöneliktir.

Yönetimin kayyuma devredilmesi, çeşitli nedenlerle (ben buna kısaca yönetim zafiyeti diyeceğim) yönetim zafiyeti içinde bulunan şirketlerin yönetiminin gerekli tedbirlerin alınmasının sağlanması amacıyla devlet organlarına bırakılmasıdır. Mahkemeler vesilesi ile yapılır kayyum ataması. Yönetim bir veya bir kaç kişiden oluşabilir.

Kayyum'un görevi sağlıklı ve kendi ayakları üzerinde bir yönetim tesis edilene kadar organizasyonu idare etmektir. Sağlıklı bir yönetimin yolu ekonomiden geçer.

Yani devletin görevlisi;

-Kulübün defterlerini ve diğer tüm kayıtlarını inceler.
-Buna bağlı olarak tüm borç ve alacaklarını ortaya koyar.
-Gereksiz masrafları kısmakla ve öncelikle kulübü yaşatmakla yükümlüdür.
-Gelirlerin dökümünü yapar ve tahsilini üstlenir.
-Bu gelirlerin en doğru yerlere ödenmesini sağlar.
-Periyodik olarak mahkemeye hesap verir.

Düşününce bu kayyum kötü bir şey değil mi acaba diyor insan. Demirspor'daki uygulamaya bakalım şimdi.

Defter ve kayıtların incelenmesi

-Bizim kulübümüzde defter ve kayıtları kimse incelemez. İncelese dahi tespit ettiği şeyleri paylaşmaz. Ayrıca tespit edilen şeylerle ilgili önlem alınmaz.

Borç ve alacakların ortaya konulması

-Bizim kulübümüzde üç kuruşluk alacaklarımız bellidir, ama borçlarımızın boyutu hiçbir zaman bilinmez. O nedenle insanlar yönetime talip olmaktan korkarlar. Borçlar 1 aylık bilemediniz 2 aylık dönemde milyon TL'ler ölçüsünde artabilir. Misal olarak söylüyorum, bir yönetici çıkar 5 milyon TL borç var, der sonra yönetim değişir, bir bakmışsınız borç olmuş 8 milyon TL. Kimse bu aradaki dönemde 3 milyon TL'lik borcun nereden çıktığını bilmez, sormaz da. Hatta soramaz.

Masrafların kısılması, kulübün yaşatılmaya çalışılması

-Bizim kulübümüzde masraflar gereksiz yere yapılır. Her sene ama her sene şampiyonluğun kıyısından dönen takım dağıtılır, yerine yeni bir takım kurulur. Sonra o takıma yaklaşık bir takım oluşturacak kadar futbolcu takviyesi yapılır ara dönemde. Sonra şampiyonluk kıl payı kaçırılır ve tüm takım yine değiştirilir. 3 tane transfer ile şampiyonluğu kaçıran takımın desteklenmesi yoluna gidilmez. Gençler bizim takımımızda yer bulamaz, istikrarlı olarak asla yer bulamaz. Her gencimiz sanki biz şampiyonlar liginde oynuyormuşuz gibi, tecrübe kazanması için bizden daha alt liglerdeki (sanki çok alt lig varmış gibi) bir takıma gönderilir. Bizim takımımızda her sene en az iki teknik adamla çalışılır. Teknik adam değişikliği yapılırken, futbolcu alımında ve değiştirilmesinde harcanan paralar unutulur, maliyet tasarrufuna gidilir. Yani bizim takımda yapılan masrafların çoğu gereksizdir.

Devamı gelecek...

17 Ekim 2011

demirsporun kayyumla imtihanı

merhaba,
demirsporun öncelikli sorunu yönetimseldir. sportif açıdan şu anki lig tablosu sadece yönetim krizinin en önemli göstergesi olduğu için daha anlamlı.

benim şöyle bir sorum var. hani şu meşhur laf var ya:"yönetime aday çıkmazsa kayyuma kalırız". belediyenin fonladığı, ayda 300-400 bin lira gelir getiren bir yönetimimiz varken kayyum da neyin nesi? tabii ki kötü olur kayyuma gidersek denebilir. yahu arkadaş, bu kayyumun kötü tarafı nedir?

ben de diyorum ki; kazanamadığımız finallerin, bakırköylerde küme düşmelerin, çıkamadığımız 2B'lerin hepsinde bu mantık bizi bu hale getirdi. para gelsin de nasıl harcanırsa harcansın mantığı bizi buralara mıhladı. her sene bu sene olacak diye diye aytaç durak'a biat edildi. bu sene de ceza evinde canının derdindeki tuncel'in rüzgarıyla başladı. bize bunlardan bir hayır gelmeyeceğini hala anlamadık mı? belediyenin karanlık kaynaklarıyla, denetlenmeyen, hesabı sorulamayan paralarıyla bir yere ilerlenemeyeceğini anlamadık mı daha?

sivil yönetim dedik, ama şunu unuttuk. demirspor bir camiadır ama bu camiada usta-çırak ilişkisi vardır. yeni girenler, işi eskilerden öğrenirler. ustaları bizi burada süründürenlerse çırakları da ayak oyunlarının yeni ustaları oluyorlar.

ben diyorum ki, gelsin bir kayyum bu kulübü yönetsin. çıksın, kamuoyuna desin ki, demirsporun geliri bu kadardır, gideri bu kadardır. borçları bu kadardır, şu kişileredir. ben elimden geldiğince bu kulübü gelirine göre yöneteceğim. bu uğurda parasını ödeyemeyeceğimiz oyuncular almayacağım. taraftarın gözünü boyayacak transferler olmayacak. kimsenin akrabası, dayısı, kankası buradan nemalanmayı beklemesin çünkü artık karanlık paralardan oluşmuş devasa bir pasta yok burada. demirspor, sadece taraftarına sırtını yaslayacaktır. kombinelerle, bilet ücretleriyle, forma-ürün satışlarıyla ve adanalı çocukların azmiyle devam edeceğiz.

ben diyorum ki; demirspor yalnızca ve yalnızca taraftarınındır. halkın takımıdır. eğer geçmişteki ve mevcut yöneticilerimiz verdikleri paralarla demirsporu onlara mecbur ettiklerini sanıyorlarsa bu taraftar gider amatör lige, lokomotif adana'yı kurar. formasının üzerine de muharrem gülerginin resmini reklam alır, öyle yaşatır sevdasını. bu renkler sadece bize, taraftara aittir. ve öyle kalacaktır. gerekirse sevdamızı öldürür, üstüne toprağı biz atarız. ölüsü de bizimdir bu takımın, dirisi de...

Sayın Gökoğlu, İstifa Ediniz!



Sayın Gökoğlu, bu takımın futbol işlerinden sorumlu kişi olarak, yaşadığımız sürecin sonunda istifa etmenizi bekliyoruz.

Şampiyonluk hedefiyle yola çıkıp, 6 hafta içinde "şampiyonluktan bahsetmiyoruz" noktasına getirdiniz bizleri.

Başkanlık döneminizdeki borçlarla, ardından Bekir Bey'in başkanlığındaki projelere yaptığınız müdahalelerle Adana Demirspor tarihinde bir yer edindiniz. Yaptıklarınız, yapacaklarınızın teminatıydı. Şimdi o günleri yaşıyoruz.

Ligler Mayıs ayında bitiyor. Önümüzde daha 6 ay var. Bu 6 ayda çok şey değişebilir.

Değişimi siz başlatın. İstifa edin!

2004'ten Beri En Kötü Başlangıç

Kendi sahamızda Kırklareli ile 1-1 berabere kalarak, 6 haftada 6 puan toplayabildik. Böylece 2. Lig'e düştüğümüz 2004 senesinden bu yana, en kötü lig başlangıcını yaptık. Hem de play-off'lara gitmeden şampiyonluk hedefiyle başaladığımız bir sezona...

İlk 6 hafta performanslarımız şöyle:

2010-11: 8 puan; 2009-10: 10 p; 2008-09: 11 p; 2007-08: 16 p; 2006-07: 11 p; 2005-06: 10; 2004-05: 9 p.


Bu tarihi başarıyı yakalayan kahramanların adını iyi öğrenelim:

Mehmet Kahriman, Sait, Yaşar, Tayfun, Erçağ, Burak, Tunay, Burhan, İlhan, Uğurtan.


Bu rezaletin mimarları: Başkan Levent Özveren ve onun takımı emanet ettiği Futbol Şube Sorumlusu Mehmet Gökoğlu.

Bu futbolcuları çalıştıran teknik heyet: Teknik Direktör Durmuş Ali Çolak, kondisyoneri(!) ve eskisi Ali Güneş.

Kahriman!



Demirspor taraftarına sus işareti yapan Mehmet Kahriman Efendi; bu taraftarı tanımadığın belli! Adanalının tepkisini daha fazla üzerine çekmeden, gereğini yap!

Acilen -seni getireni de yanına alarak- bu takımdan ayrıl!

Hesap Verin!

Bu futbolcuları transferler edenler, bunlarla sahaya çıkanlar ACİLEN HESAP VERSİN!

Bizimle dalga mı geçiyorsunuz?

16 Ekim 2011

Kulak Arkası, Göz Ardı

Taraftarın esasen yönetim karşısındaki durumu budur.

Bir gün bir yönetim de söylediklerimizi kulak arkası, çırpınışlarımızı göz ardı etmeyip şu itiraflarda bulunabilecek mi? Tabi kendini asmadan...

"1- Bekir ÇINAR döneminde gençlerle destekli takım play-offlara kalmayı başardı. Şampiyon takıma penaltılarla elendi. Üstelik beş parasız iken bu başarı sağlandı. Bunun devam ettirilmesi için taraftarımız yalvardı. Dinlemedik, kurumsallaşma düzeyimiz sıfır olduğu için her yönetimin yaptığı gibi sil baştan başladık. Dünyayı yeniden yarattık. Gençlerimizi harcadık.

2- Halkın takımını, halkın paraları ve daha da önemlisi sevgisi ile ayakta duran bu kulübü halkla bütünleştirin dendi bize. Blok paralara yönelin ama taraftarı ihmal etmeyin, blok para geçicidir, halkın desteği kalıcıdır, diye diye dilinde tüy bitti insanların. Halkın destek vermemesi için her türlü adımı attık. Kolay ve tabana yaygın gelirleri önemsemedik, yok saydık.Gerçek para kaynaklarına sırtımızı döndük, kolaycılık yaptık.

3- Taraftardan destek beklerken taraftara saygı duymadık. Alın terini göremediğimiz isimleri kadromuza alırken kulaklarımızı herkese, her şeye tıkadık. Paralarımızı oralara savururken, bu hatalı yönetim tarzına devam etmek için kombineler çıkardık. Sattığımız kombinelerin yanında inanç veremedik taraftara, futbol veremedik. Hep onlardan bekledik ama onlara yıllarca hiçbir şey ama hiçbir şey vermedik. Saygısız bir futbolcu topluluğu ile kaynaklarımızı heba ettik. Yetmedi, utanmadan o futbolcuları taraftarın tepesine çıkardık.

4- Kurumsallaşmayı, şeffaflaşmayı tersinden anladık, transfer ücretlerini kamuya açıklayıp, futbolcular arasına nifak soktuk (kuvvetle muhtemel). Oynamayan futbolculara, kariyeri olmayan futbolculara verilen meblağları duyurarak takımın dibine dinamit koyduk ve (belki de) diğer transfer maliyetlerini de yükselttik.

5- Gelirleri göz ardı ederken, kendisine güvenmediğimizi ikinci haftada göndererek ortaya koyduğumuz adama transferlerin önemli bölümünü yaptırdık. Bu futbolculara güvenimizi iletip, şampiyonluk söylemleri geliştirdik.Sonra oynamayınca futbolculara ceza keserken, kendimize pay biçmedik. 

6- Yine gelirleri umursamadığımızı ortaya koyarken, parayı teknik adamdan kıstık, kötüyü elde tuttuk, başarısızlığın faturasını üstlenerek kötüyü gönderdik, yine marka değerimize erişemeyen birini getirdik, bahaneyi maliyetine yıktık.

7- Cebimizden üç kuruş koymakla bulunmaz yönetici sandık kendimizi, farklı sandık, kurtuluş ilacı sandık, kulaklarımızı tıkadık, aslında belki iyi niyetliydik ama maalesef geçmişi tekrarlamaktan öte gidemedik. Geçmişi tekrarlayarak 16 yıllık başarısızlığa bir halka daha ekleyeceğimizi inanılması güç bir şekilde idrak edemedik. 

8- Şirket yönetir gibi yöneteceğimizi söyledik, ancak samimi değildik, böyle müsrif, plansız bir yönetim tarzıyla hiçbir şirketin başarılı olamayacağı ortadaydı. Yapmadık. 

9-ASIL HATALI BİZİZ."

Bu kadarını demeyecekler elbet. Belki yine bizi kötü günde arkadan hançerleyen, fırsat kollayan, karıştırıcı ilan edecekler, kolayına kaçacaklar. Ama yine bize, yani taraftara kulaklarını tıkayacaklar, çırpınışlarımızı göz ardı edecekler.

Şimdi biz Kırklareli ile berabere kalmışız. Önemli değil ki. Hem de hiç önemli değil. Çünkü ilk kez kahrolmuyoruz, ilk kez boynumuzu bükmüyoruz, ilk kez çamurun pisliğin içinde görmüyoruz inatla değer verdiğimiz kutsallaştırdığımız formamızı, yıllardır aynı tablo, yıllardır aynı acı. 

Şimdi biz Kırklareli ile berabere kalmışız. Hiç mühim değil. Haftaya yeniliriz belki o da önemli değil. O kadar çok zarara batmışız ki; dönsek kar olur mu bilmem. Ama yine de artık dur dese bir yönetim, artık bizi dinlese. Artık söz dinlese, öneri alsa, katkı alsa. Mümkün değil Onur, mümkün değil. Üzme kendini. Kolaysa üzme. Belki bir gün olur.

Sana söz yine baharlar gelecek...

Sırada Ne Var ?

Hafta içinde disiplin adına önlemler alan Demirspor yönetimini kutluyorum. Meyvelerini bu maç topladılar. Helal olsun ! Yaşattıkları kötü sonuçları, futbolcunun yaptıkları saygısızlıkla taçlandırdılar. Bu hafta yine önlem alsınlar diğer maç ne ile karşılaşırız merak ediyorum.

13 Ekim 2011

Yenilmez Armada, Adana Demirspor'dur!

buyureklerhicsusmayacak.blogspot.com'un hatırlattığı önemli bir detay: Yenilmez Armada kalıbının bu kez Galatasaray basketbol takımı için kullanılmaya başlanması...

Bize çok sık söylüyoruz gibi geliyor ama duymak istemeyen de ısrarla duymuyor tabii: Yenilmez Armada, Adana Demirspor Su Topu takımı için kullanılır. 17 yıl aralıksız, 29 yıl üst üste şampiyon olan Adana Demirsporlular için...

Bilen bilmeyene anlatsın, okutsun. İşte kaynaklar:
-Behçet Kurtiç, Yenilmez Armada kitabı.
-Sıcağıyla Acısıyla Adana Futbolu kitabı, Muharrem Gülergin bölümü.
-muuharremgulergin.blogspot.com

Biz geeneğimize sahip çıkmazsak, dünyası İstanbul'dan ibaret olanlar bu gerçeği sahiplenir.

Gerçi bu gerginlik yeni değil. İşte '60lı yıllardan bir gazete küpürü. G.Saraylılar, Demirsporlu yüzücülerden Ahmet Bozdoğan, Faruk Morkal ve Ayhan Karataş'ı kaçırarak yarışmaya girmesine engel oluyorlar. Bozdoğan sonradan G.Saraylıların elinden kurtuluyor ama Morkal ve Karataş bir süre İstanbul'da rehin kalıyor. Aytaç Pekkoçak da konuyla ilgili açıklama yaparak, "sporcularımızı bırakmazlarsa, Galatasaraylıları Adana'ya sokmayacağız" diyor.


6000'e Doğru

Sayacımız kör topal işlemeye devam ediyor. Tam 5000 gün oldu demiştik. Liglerin en tepesinden uzakta 5000 gün... O günlere 1000 tane daha eklenmek üzere. Önümüzdeki günlerde 6000. günü de devireceğiz.



6000'e giderken, değişen hiçbir şey yok. İsimler değişik, sistem aynı. Ali gitti Veli geldi; hatır gönül transferleri devam etti; Demirspor menajerlere para kaptırdı; Disiplinsiz futbolcular bizimle dalga geçti; Demirspor iş bilmezlerin elinde oyuncak oldu; yalaka basın "aman destek verelim bu takım bizim" diye parazitlenmeye devam etti.

Taraftarın öfkesi, tepkisi, sesi ne yazık ki hiçbirşeyi değiştirmedi. Değiştirmeye çalıştı çabaladı ama sonuçta başarısız oldu.

Olsun yine de deniyoruz, çabalamaya devam ediyoruz. Mücadeleye devam ediyoruz...

12 Ekim 2011

Öneri: İlk Maçta Alkışlı Protesto

Taraftar yine kahırlarda; yıllardır verdiği koşulsuz desteğin karşılığını alamıyor.

Destek verdiğimiz kişiler bizi arkamızdan vuruyor ama yine yönetimde yer almaya devam ediyor.

Futbolcuları oynatamıyoruz. Futbolcuyu oynatacak bir yönetimimiz yok. Disiplinsiz ve kafasına göre takılan oyuncular grubuyla, takım olunamaz.

Bu hafta, Kırklareli maçında (evet sonunda bir il takımıyla oynayacağız, yaşasın!) taraftar örgütlü gücünü göstersin. İlk uyarı olarak, maç başında 5 dakika alkışlı protesto yapalım.

Herkese: Bizi dolandıran ruhsuz futbolcuya, onları yönetemeyen, boşa para harcayan yönetime, onların şakşakçısı yerel basındaki parazitlere.

Evet, belki birşey değişmeyecek ama derdimizi anlatmanın bir yolu olmalı. Tribündeki huzursuzluk bir ses bulmalı. Yeni spor yasasının kıskaca aldığı tribünlerden, dikkatli, özenli, ceza getirmeyecek bir protesto gerekli. Benim önerim bu...

10 Ekim 2011

Görkemli Kaybedenler*

Adana Demirspor Taraftarı

Belli ki, evine bile uğramadan, üzerinde tulumu, ellerinde yağ izleri ile, atölyesinden ya da fabrikasından çıkıp gelmiş fotoğraftaki bu ağabeyimize ayıp ettiniz!

Evet siz, siz üçkağıtçı futbolcular...

***
Kaybettiklerinden bir şeyler kazanabilmeyi başarmış, kaybettikleri ile diğerlerine örnek olabilmiş, kaybettikleri halde kazanandan daha çok sevilmiş ve sayılmış olanlardır görkemli kaybedenler.

Demirspor taraftarına ne kadar da uyuyor bu tanımlama öyle değil mi? Büyük sinemacı Yılmaz Güney bile "çocukluğunun ve ilk gençlik yıllarının hüzünlü anısını" buluyor Demirspor'da...

***
Eğer Demirspor'u; eski, yıpranmış temelleri çürümüş fakat görkemli bir binaya benzetecek olursak. Bu binanın kurtuluşu boya yapmakla, dekore etmekle, orasını burasını rötuşlamakla olmuyor demek ki. Zira son yirmi küsür senenin özeti bu...

Bu işin bir tarafı.

Diğer tarafı ise genel olarak Adana'nın kasabalaşma yönünde yaşadığı geri gidiştir.

Demirspor, kurulduğu yıllarda Cumhuriyet Türkiye’sinin gözbebeği, ekonomik kalkınmanın en önemli ayaklarından biri olan Demiryolları'ndan alıyordu gücünü. 70'lere gelindiğinde ise bu kez Adana'nın büyük sanayicileri ve toprak sahiplerinin desteğiyle gücüne güç katıyordu. Bu durum 80'lerin ortalarına kadar devam etti. Ekonomik geri gidişle beraber camia'nın içinden Kulübe yön veren insanların da sahneden çekilmesiyle birlikte 90'ların ortasından günümüze kadar sürecek “Belediye'nin vicdanına bırakılmış bir Demirspor” var karşımızda.

Belediye orijinli yönetimlerin: "Biz olmazsak Demirspor kapanır" tehditleri, kulübü içinden çıkamayacağı büyük krizlere sürükledi.

Ve hiç kimse kendisine şu soruyu sormadı: Bizim önceki yönetimlerden farkımız ne?

Bir de bütün bu başarısızlıklara rağmen her sene başında ve sonrasında yapılan büyük konuşmalar, rakipleri küçümsemeler, içi boş şampiyonluk vaatleri de cabası. Önce başarıyı yakalayın, sonra konuşun! Bizler de sizleri takdir edelim. Demirspor’a gönül vermiş insanların umutlarını sömürmeyin. Eğer gerçekten bir vizyonunuz var ise samimi bir şekilde ortaya koyun. Çünkü, Kral'ın çıplak olduğunu herkes görüyor artık...

Sözün özü; günü kurtarmaya çalışırken, yarınını kaybeden bir kulüp olduk...

***

*Görkemli Kaybedenler: Blues'un babası, büyük müzisyen Leonard Cohen'in bir kitabına verdiği isim.

Konuk Yazar:"Hiçbir Futbolcuya Saygım Kalmadı"

Blog yazarlarının birçoğundan daha fazla yazı yazan sevgili Zifiri ağabeyimizin, Ünye maçı sonrası mail adresimize gönderdiği serzeniştir:

"HİÇBİR FUTBOLCUYA SAYGIM KALMADI

Senelerdir bu sayfalarda yazıyoruz, çiziyoruz. Bir takımın böyle yönetilmemesi gerektiği, ufku olmayan niteliksiz hocaların takımın başına getirildiği, gelir getiren kaynaklardan yoksun belediyeye mahkum bir takım olduğumuz vs.. Demirspor’un tüm sıkıntıları burada yazıldı, bu satırlarda aktarıldı.

Ancak bu kadar para harcandı, bu kadar transfer yapıldı, bir futbolcuda bir maçta oynar be arkadaş. Çok değil bir futbolcuyu kendisine verilen görevi yaparken, takımı için varını yoğunu sahaya yansıtırken göreyim. Bir tek futbolcuyu canla, başla oynarken göreyim. Bir futbolcuyu yenilgiden sonra gerçekten üzülmüş olarak göreyim. Ne olur ya …

5 senedir Demirspor’un iyi oynadığı bir maçı hatırlayan var mı? Demirspor’dan o kadar futbolcu geldi geçti, bir tek hatırladığımız, adını andığımız bir oyuncu var mı? Bir tek futbolcuya “helal olsun, aldığı parayı hak etti” diyebildik mi? Bir tek futbolcuyu rakip takımın forması ile dahi olsa 5 Ocak’a çıktığında alkışlarla karşılayabildik mi? Demirstore’da arkasında futbolcu adı yazan bir tek forma var mı? Bugüne kadar oğluma idol olarak gösterebileceğim bir futbolcumuz oldu mu?
Biriniz de takım için oynayın Biriniz de top oynayın be.

Bir futbol takımı yenilebilir. Hele bizler Demirspor taraftarı olarak yenilgilere, köy takımları ile beraberliklere alıştık. Mazoşistler gibi “Kafana göre Demirspor” ifadesini slogan yaptık. İnanın bundan öte köy olmaz, bundan daha kötüsü bulunmaz. Bu ligin en çok parasını siz alıyorsunuz

Ulan biriniz de taraftar için
Biriniz de Demirspor için oynayın be..."

9 Ekim 2011

Şaşırmayalım ! Bildiğimiz Demirspor...

Takımı ilk defa lig maçında izleme şansım oldu. Sezon başından bu yana bahaneler üretildi şöyle olsa böyle olur lafları söylendi. Bunlardan yola çıkarak bir şeyler demek gerekirse ;

- Bu takıma değil Tayfun kim gelirse gelsin değişiklik olmayacaktır. Gelen adamın etkili olması için top alması gerek girebildiğimiz pozisyon dahi olmadı maçta.

- Bu takımda yetenekli oyuncuların olduğu ama hazır olmadıkları söylendi. En geç gelen adam geleli 1 ayı geçti şimdiye kadar hazır olamayan adam bundan sonra da hazır olmasın.Kaldı ki çok yetenekli olan kimse yok takımda bir iki kişi ancak iş yapar. Transferde gidenlere gelenlere bakmak lazım bence boşa adamlar almışız.

- Durmuş Ali hoca hafta içi açıklama yaptı formanın ağırlığından bahsetti bugün sahaya çıkan kadro oynanan oyun ile futbolcular gibi hocanın da formanın ağırlığını anlayamadığını gördük. Hocadan isteğimiz galibiyet değil iyi mücadeleydi. Onu yansıtacak adamları oyuna sürmedi geçen hafta aksayan adamları kesemedi.

Takım son beş yılda izlediğim en kötü Demirspordu. Açıkcası sonradan alınanlardan az da olsa umutluydum bugün gördüm ki onlarında bir etkisi olmayacak takıma.

Eğer Serkan-Hakan gibi defansları gözden çıkarıp yerine sorumsuzluğunu, saha içi yetersizliğini, sağda solda takım hakkında konuştuklarını bilmene rağmen Süleyman'ı alıyorsan, Efecan-Metin gibi adamları gönderip yerine birisinin katkısını koymayan adamları getiriyorsan, Koray gibi 30 maça yakın oynayan gencecik adamı yollayıp Tanıl gibi geçen sezon tek maç oynamayan adamı tutuyorsan, sezon başı Ali Güneş gibi yetersizliğini ilan etmiş adamla yola tekrardan çıkıyorsan bu sonuca şaşırmayacaksın.

Sezon başından bu yana oynadığımız oyun aldığımız sonuçlar ortada; 14 oyuncusu olan Mardin'i zorla geçebildik diğer tüm maçlarda mahkum olarak oynadık. Geçen üç haftada değişen bir şey olmadı. Bundan sonrada olmayacaktır. Her sene yaşanılanları bu sende yaşıyoruz. Değişmeyen hep olumsuzluklar olumlu olan bir şey yok.

5. Hafta: Ünyespor 1 - 0 Adana Demirspor

Bir Demirspor klasiği daha izledik. Ligin son sırasındaki Ünyespor'u sevindirdik. Bakalım bu hafta hangi mazeretler sıralanacak. Mağlubiyet üzerine bir eleştiri yazısı yazmanın şu saatten sonra fazla bir anlamı kalmadı. Mevcut duruma dair analizler yapıldı, sözler söylendi. Sonuç yine aynı... Yine önceki sezonlarda olduğu gibi "sezona şampiyonluk parolasıyla başlayıp kümede kalma mücadelesi veren takım" olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz.

Bu rezalet tabloya katkılarından dolayı futbolculara, teknik heyete ve yönetime teşekkürlerimizi bir borç biliriz(!)

6 Ekim 2011

Stockholm 5# Maç, Deplasman Tribünü, Meşale şov...

Maça kortej eşliğinde geldikten sonra stadda deplasman tribününde yerimizi aldık.
futbolcu kadroları sayılırken bizdeki gibi ''oleeyyy'' çekiyorlar.
Maçın ilk 10 dakikası tüm stad İsveç Futbol Federasyonu'nu futbolda şiddet yasası benzeri bir yasa çıkarması nedeniyle protesto etti.10 dakika boyunca stadda ses çıkmadı.Sadece bu pankart vardı.Anlamını söylemişlerdi; ama unuttum :)


10. dakikada ise her iki takım taraftarı da bayrak ve kareografi şovlarını yaptı. djurgarden taraftarlarının yaptığı kareografinin onlarınkinden güzel olduğunu söyleyebilirim. Kareografide 1891'in anlamını yazmıştım. Kareografi renkleri logodaki renklere uygun tasarlanmış. Karton değil de bayrak kullandılar. Bayrakları maçtan sonra topluyorlar ki her maç için ayrı bayrak yapmıyorlar. Bu arada deplasman tribününün tamamını dolduramadığımızı da görüyoruz.



AIK kareografisi



İngiliz kültüründen geldikleri için davul yok, ataklarda onlara benzer ''uhhh'' ''aahhh'' benzeri ses effektleri yapıyorlar :) 90 dakika bağırmıyorlar; ama susmuyorlar da diyebiliriz. Bu şekilde bence bizden daha etkili oluyorlar.




Maçın 2. yarısında ise meşale şov nedeniyle maçta duraklama oldu.Tam meşale yanarken AIK ile karşılıklı ''İsveç Federasyonu'' '' Futbolu öldürdünüz'' tezahuratları ile stad yankılandı.

Djurgarden Meşale şov




Karşı tarafta AIK Meşale şov da görülüyor. Anlaşmalı olarak 2 taraf aynı anda meşale şov yaptı.



Dumanlı kentin puslu çocukları :)



Meşale yakarken fotografları çekilip paketlenmesinler diye maske takıyorlar



7 Numaralı Kennedy'nin ilk yarıdaki golü ile galip geldik. Çok çamur, yerden kalkmıyor, süper bir adam.




Maçtan sonra futbolcu deplasman tribünü bütünleşmesi


http://www.blogger.com/img/blank.gif
Maç sonrası soyunma odasında veya tribünle komple yapılan Afrika kökenli Djurgarden kalecisinin Afrika usülü eğlencesi. İnşallah süper lige çıkarız da bizim de böyle futbolcularımız olur, renkleniriz.



Maç sonu sabaha kadar kutlama...

Adamlar hakikaten futbolu spor olarak görüyor, futboldan zevk alıyorlar, eğleniyorlar, yaşıyorlar. Biz acı çekiyoruz.İlginç.

Sonraki Yazı: Stockholm 6# Buz Hokeyi Maçı Gören Masum Adanalı...

3 Ekim 2011

Formanın Ağırlığı

Durmuş hoca maç sonu açıklamalarında formanın ağırlığından ve bazı oyuncuların bunun farkında olmadığından söz etmiş. Hoca böyle bir gözlemde bulunuyorsa taraftar olarak Ünye maçında çıkacak takımı merak ediyorum.Eğer hoca bu tespite rağmen aynı kadro ile sahaya çıkarsa yada bizim izlerken gözlemlediğimiz formanın hakkını vermeyen adamları tekrar sahaya sürerse forma kadar kulübeninde ağırlığı belli olmuş olacak.

Durmuş hocanın ciddiyeti disiplini özellikle ikinci görev zamanında belirgin olarak ortaya çıkmıştı. O dönemde bazı uygulamaları ile takıma ciddiyet kazandırmıştı. Hocadan kendi adıma isteğim öncelikle disiplini tekrardan sağlaması. Eğer söz konusu formanın ağırlığı ise ciddiyetsiz davranan kim olursa olsun gerekirse yedeği olmasın gerekirse yerine oynayacak olan kişi ondan kötü olsun ama ne olursa olsun gözünün yaşına bakmasın. Belki mağlubiyetler taraftarı üzüyor ama böyle ciddiyetsiz formanın garanti olduğunu hissettiren futbolcu tavırları daha da üzücü oluyor.

Yıllardır herkesin dilinde olan bu sözün artık gerçeklik kazanması için hocaya büyük görev düşüyor. Bu gelen arkadaşların hepsinin ilk sözleri formanın büyüklüğüydü ama oynanan oyun mücadele bunun bazıları için böyle olmadığını bizlere gösterdi. Eğer bir şeyler değişecekse artıları eksileri illa olacaktır. Mühim olan sonuç alabilmektir. Hoca sözlerinin arkasında son gücüne kadar dursun gereğini yerine getirsin.

2 Ekim 2011

Adana Demirspor:1-Kızılcahamam:1

"İkinci yarı iyiydik, çok gol kaçırdık, 20 dakikayı tüm maça yaymak lazım, iyi mücadele ettik vs."

Yıllardır bu iyi oynanan ikinci yarılar, maç boyuna yayılamayan 20 dakikalar, çok gol kaçıran oyuncularla geçip gitti günlerimiz.

Kendi sahamızda 2 puan daha kaybettik.

Hadi bakalım, karamsar olmadan, önümüzdeki maçlara bakalım. Ama klişe açıklamaların da arkasına sığınmayalım.

4.haftada toplu sonuçlar ve puan durumu: Bandırma yenilgisiz zirvede; biz 7 puan gerisinde...

1 Ekim 2011

Hoca Futbolculara Sinirleniyor!

sporcukurova.com'da (spor01'e göre çok daha eli yüzü düzgün bir site havası var; Ergun Kara imzalı Demirspor hanerlerini bulmak mümkün) iki gündür üst üste çıkan haberler: Hoca, futbolcuları sert bir şekilde uyarıyor.

Önceki gün, hocanın antremanı yaklaşık 10 kere kesip uyarılarda bulunduğunu okumuştuk. Dünkü haberde de (http://www.sporcukurova.com/haberler/654/durmus-hoca-sinirlendi.html) hocanın yine sinirlendiğini ve futbolculara sesini yükselttiğini öğreniyoruz. Hocanın futbolculara kalitelerini sahaya yansıtmalarını ve istekli olmalarını istediği vurgulanıyor.

Uzun süredir futbolcular üzerinde hakimiyet kuramayan hocalara tanık olduk. Takım içi disiplini sağlamakta zorlanıyoruz. Kağıt üstünde iyi oyuncuları oynatmakta zorlanıyoruz. Görünen o ki Durmuş Ali Çolak bu eksikliği gidermek için çabalarda bulunuyor. Umarız ki başarılı olur.