30 Nisan 2015

Manisaspor:2-Adana Demirspor:0

Çok kötüydük. İlk yarıdaki Elazığ maçı gibi, kazanmak için hiç bir şey yapmadık. Deplasmana akan, hafta içinde o stadı Adana'ya çeviren taraftara yazık. Ne yazık ki futbolcular sosyal medyada gösterdiği performansı sahada gösteremedi. Ünal hoca'nın yumrukları futbolculara etki etmemiş.

Sahaya sanki 1 puan için çıkmış gibiydik. Defans ağırlıklı bir kadro vardi. Uzun süredir 11'de oynamayan Ferhat sahadaydı, ilk devre bitmeden de çıktı. Topu bir türlü ileri taşıyamadık. Alles' e sadece ikinci yarı net bir kafa topu gönderebildik. Savunmamız zaten dökülüyor ikinci devrenin tamamında olduğu gibi. Kaleci Buda, gol kurtaramıyor, sadece serbest vuruştaki dokunuşu iyiydi. Sahada bu iyiydi diyeceğimiz kimse yoktu. Attamah, sevdiğimiz siyahimiz, ikinci golün kahramanıydı.

Bu maçı unutup, Samsun'u yenmemiz lazım,  buraya kadar getirdik bundan sonra bırakmayalım!

25 Nisan 2015

Masaya Vura Vura

Ünal Hoca'nın sinirden titreyen sesi, masaya vurduğu yumruklar... Antep BB maçından sonra duygularımızı bunlardan anlatan daha iyi bir şey olamazdı. Ünal Hocanın büyük bir inançla söylediği o sözler kulaklarımızda, şampiyon olacağız!

Bundan sonraki süreçte, maç yazısında söylediğim gibi, saha dışında da yönetimin yapacağı açıklamalarla duruma el koyması lazım. İçlerine kötülük kaçmış, istanbul taktiklerine bulanmış, masa başı efendilerine karşı sağlam durmamız gerekiyor. Kayseri, Urfa, Osmanlı, Antep fark etmez, hükümet destekli tüm güçlere karşı tribünden gelen gücümüzle sahadaki ve yönetimdeki gücümüzü birleştirmeliyiz. Yönetim bu sene hep profesyonel işlere imza attı, bundan sonra da profesyonelce bu taktiklere karşı durmalı. Masada kazanmak istedikleri şampiyonluğa karşı, masaya vura vura hakkımızı almalıyız.

24 Nisan 2015

Adana Demirspor:3 - Antep BB:3

Demirspor düşmanlarının bir haftadır sürdürdüğü kamuoyu yaratma çabaları ilk sonucunu verdi. Üzerimize iddiasız Antep BB'yi saldılar, eski adanasporlu forvetiyle, akp destekli kadrolarıyla... Maça iyi başlamak da bize yaramıyor, erken havaya girip sonra dağılıyoruz. Maç sonu iyi yüklendik, çok net pozisyonlar da bulduk, ama atamadık. Savunmada Fazlı çok hata yaptı, Kaleci Buda'nın top çıkaramama hastalığı devam etti. Neyse ki Hurşut, lig boyu yarattığı hayalkırıklığını unutturmak istercesine maça damgasını vurdu. Artık haftasonu oynanacak maçlarda rakiplerin puan kaybetmesini bekleyeceğiz. Belli ki saha içi ve dışı mücadele son haftaya kadar sürecek. Bu sürede her iki cephede de güçlü durmalıyız.

23 Nisan 2015

İstanbul Taktikleri

İstanbul takımlarının yöneticilerini taktiğiyle spekülasyon yaratmaya çalışan rakip takım yöneticileri üzerimizde baskı kurmaya çalışıyor. Rakip takım taraftarlarından, sol edebiyata sahipler bile AKP takımlarını desteklemişti bu sene. Şimdi de futbolu yönetmekten bihaber TFF başkanının heryerde söylediği klişe laflar yüzünde bir saldırı var. Mesele belli, sahada yenemedikleri Demirspor'u dışarıdan bozmak.

Çok fazla para harcamadan mütevazi bir kadro kurup, iyi bir teknik ekiple takım olan, taraftar gücü  bu ligin çok çok üstünde bir takıma şapka çıkarmalarını beklemiyoruz tabii, hamaset bu memleketin genlerine işlemiş, kötülük üretmek meslek olmuş. Ama Demirspor bütün hamasetinizi, kötülüklerinizi, İstanbul'dan öğrendiğiniz taktikleri yenecek!

20 Nisan 2015

Garip Maç Trafiği

28. haftayı da galibiyetle geçtik ve ikinci sıradaki yerimizi koruduk. Ordu'ya karşı atılan 6 gol, bizi mutlu etmez. ama yine de işimizi iyi yapmak sevindirir. Son üç gol rakibin 10 kişi kalmasından sonra geldiği için, ben bu maçı kafamda 3-0 olarak tescil ettim.

Pazar günü deplasmanda maç oynayan takımımız TFF'nin garip maç programı nedeniyle cuma akşam yeniden sahaya çıkacak. Sonra hafta içi deplasmana yollanacağız yeniden, ve bir sonraki hafta da yeniden pazartesi maçı. Cuma-perşembe-pazartesi! 10 günde 3 maç, biri 800 km mesafedeki deplasmana...

TFF'ciler, futbolu bilmediklerini her seferinde ortaya koyuyor. Dahası futbolcu sağlığı da riske atıyorlar. Pazar gecesi evlerine gelip uyuyan, 24 saat bile dinlenmeden antremana çıkmak zorunda kalan oyuncularımız, ilk çalışmayı ter idmanı olarak görürsek, ancak 3 gün ciddi antreman yaptıktan sonra rakibin karşısına çıkacak.

Maç trafiğini futbolcu sağlığını kriteriyle değil de yayıncı kuruluşun kriterlerine göre belirleseniz olacağı bu. Ama bu işi de iyi yapamıyorlar. Şampiyonluğa giden ve maç skorları merakla beklenen maçlar, en çok ilgi görecek saatlere konur. Pazar günü iki maç oynatacaksan, onlar ilk ikinin maçları olmalıdır. Küme düşme hattını cumartesiye, liderin ve takipçinin maçını pazara koyarak daha dengeli bir dağılım yapabilirdiniz.

Diğer takımlar için böyle bir dert yok ama bizim için tribün de önemli. Boş tribünlere oynayacak takımın maçını, koy cuma akşamına. Tribünlerin dolacağını bildiğin maçı ise koy pazar öğleden sonraya. Tribün gücümüzün farkında olan TFF, bu konuda da Demirspor'un aleyhine çalışıyor.

12 Nisan 2015

Adana Demirspor:1-Şanlıurfaspor:0

Birer birer şampiyonluğa gidiyoruz... Yine kaçan gollerin ardından maç sonunda gelen tek gol, bu kez çok kızdığımız Umut'tan! Maç kazandırmış oldu böylece, var olsun!

Geçen haftanın aksine daha temkinli, durgun ve topun arkasında bekleyen bir takım vardı. Hurşut ve Timur uzun süre sonra 11'deydi. Az atan ve az yiyen rakibimzi kanatlara oyunu açarak zorlamak istedik. Beykan oyunu iyi açtı. İlk yarıda Timur ve Oğuzhan'ın iyi vuramadığı, Hakan boş pozisyonda kafayı çakamadıği anlar yine 1-0 yada 2-1lik bir maç olacağı haberini veriyordu.

Ikinci yarı oyun yine kontrolümüzdeydi. Ceza sahası içinde birkaç pas yapacak kadar kendine güveniyor takım, topçular en uygunu bulma ve golü birbirine hediye etmek isteyeğinde... En nihayetinde Özgürcan'ın verdiği pasla Umut'un düzgün vuruşu...

Muhteşem tribünler önünde, yeni pankartlarımızla,  bahar türküleri söylemeye başlama zamanı....

27. Hafta | Kebap Derbisi

Adana, Urfa'ya karşı. Hangisi daha iyi? Hangisi daha acı olur, hangisinin içinde ne vardır, hangisi öbürünü alt eder? Bize göre galip belli, Adana varsa Adana yenir. Alemin kralı da elbette Adana kebaptır. Olayı mutfaktan çıkarıp yeşil çimlere getirelim bakalım. Orada da sonuç değişmez bizim için. Ancaak, sahada sevda değil güç, akıl, dirayet kazanır.

Güçlü, akıllı, dirayetli olmalıyız. Bu üçlüyü bir araya getirip her maç uygulama azminde olmalıyız. "Biz Adana Demirspor'uz, bizimle şaka olmaz" diyen hafif çatık kaşlı delikanlılar olmalıyız.

Bu hafta Urfa ve Samsun galip gelirse 44-48 puan arasında yer bulup ilk iki hayali canlanacak takım sayısı altıya çıkacak.

Kimseyi hayallere boğma Adana Demirspor. Çık ve Urfa'yı ye. Bak yen demiyorum, ye diyorum. Yemek için sahaya çık, gör bak, muhakkakki yeneceksin.

9 Nisan 2015

Unutma Demirsporlu

Ne de çok üzüldük öyle değil mi geride bıraktığımız hafta sonunda? O kadar üzüldük ki; yer yer kendi kimliğimizi unutup, yakın -üstelik çok yakın- geçmişimizi unutup takımımıza yer yer acımasızca yüklendik. 

Oysa biz "sadece yeter, yaşasın renkler" diyenlerdik, biz "sen yaşa bizlere yeter" diyenlerdik. Bir klasik olduğu üzere "sevdamızı şampiyonluk uzak olsa da büyütenlerdik".

Bu şekilde sevdamızı büyütürken nasıl da bekledik içten içe şampiyonluğu değil mi? Nasıl gizlemişiz o çocuğu karlı buzlu puslu havalarda kalbimizin en gizemli ve en sıcak yerinde, hem de kendimize bile göstermeden! İşte bu çocuk kıpır kıpır, büyük bir heyecanla çıktı ortaya gizlendiği, unutulduğu yerden. O heyecanı ile "ben senin şampiyonluğu isteyen yanınım" diye haykırdı bize. 

O çocuk bize dedi ki; "renkler yaşasın" diyen sensin ama "haykır acını, dön mazine" diyen de sensin. O çocuk bize dedi ki; "sen yaşa" diyen de sensin ama "süper lig görmeden gömmeyin bizi" diyen de. 

Bu gelgitleri yüzümüze yüzümüze vurdu o çocuk. 

İç dünyamızda saklı kalan ve tüm varlığı ile kendisini gösteren o duyguya neden "çocuk" diyoruz peki? Çünkü onun istediği şeyin ne olduğunu çoğumuz yaşamadık, çoğumuz çok küçükken yaşadık, çoğumuz çooook özledik. 

Biz hep sıkıntımızı yaşadık, parasızlığımızı, çaresizliğimizi yaşadık. Son dakikada yıkılışları yaşadık, yalnızlığımızı yaşadık. Ayak oyunlarına kurban edilişimizi yaşadık. Yok edilme gayretlerine direnişimizi yaşadık. Bu yönümüzle hiç çocuk olmadık ve çocuk olamadan olgunlaştık, yaşlandık, ruhen yaşlanıyoruz.

Bugün tam da o nedenle şampiyonluk için haykıran çocuğun sesi çok ama çok fazla çıkıyor. Ne güzel bir çocuk tınısı kulaklarımızı dolduruyor, kalbimizi titretiyor. 

Uzatmamaya özen göstereceğim. Demirsporlu! Sen, ben, hepimiz! O çocuğu olgunluğumuzla eğitmeliyiz. O çocuğun sevincine, isteklerine hak verirken o çocuğun çocukça bize zarar vermesinin önüne geçmeliyiz.

Unutma Demirsporlu, geçtiğimiz senelerde 3-0'dan maç versen herkeste ama herkeste "maçı satıp satmadığımıza, futbolcuların bahis oynayıp oynamadığına vs." yönelik şüpheler olurdu. Şimdi bunun zerresi yok hiçbirimizde. Konsantre olamadık ve yenildik, hepsi bu.

Unutma Demirsporlu, sen yıllarca genç, koşan, mücadele eden bir takım istedin. "Yenil ama savaş, gerisi önemli değil" dedin. Şimdi böyle bir takımın var.

Demirsporlu kardeşim. Seninle oynardı, duygularınla oynardı futbolcuların. Sonra sanki üzülmüş gibi çimleri yolar, şov yapardı. Otobüse binmesi ile birlikte ağzına sakızını alır, kulağına kulaklığını takar dünyayı umursamazdı. Şimdi sahada ağlayan topçuların, boynu bükük futbolcuların, moralini aradan kaç gün geçmiş olmasına karşın düzeltemeyecek hassasiyette sana ve işine saygı duyan bir takımın var.

Unutma Demirsporlu. Sen yıllarca hep çevrende karakterli hocaların karaktersiz hocalara yem edildiğine şahit oldun. Şimdi aslan gibi bir teknik adamın var.

Demirsporlu, sen borç sarmalından, siyasi otoritenin sana davranış şeklinden yakındın hep. Şimdi seni borç sarmalından kurtarmaya çalışan bir yönetimin, sana saygı duyan ve el veren siyasi otoritelerin var.

Demirsporlu, sen yırtınırdın unutma. "Yönetim duy bu sesi" derdin de kapı-duvar olurdu her yer. Çok çok daha rahat bir şekilde iletişim kurabileceğin, isteklerine çözüm getirmeye en azından çalışan gayet iyi niyetli ve dinamik bir yönetimin var.

Demirsporlu sen yılların olgunlaştırdığı insansın. Yıllardır bu günler için olgunlaştın, yıprandın sen. Neden yıprandığını, neden böyle olduğunu unutma. Skora üzül ama skor taraftarı olma. Bu değerlerimizi incitme. Destek ol ona. 

O destek belki de kulaklarına çok güzel bir çocuk sesi getirecek: Şaaaaaaampiiiiyonnnn!!! 

5 Nisan 2015

6 Gol

Şampiyonluk yolunda yenen 6 gol, karşılığında kaç atarsak atalım, çok büyük bir sorun. En son ne zaman 6 gol yediğimizi bile bulamadım.  Böylesine saçmasapan bir gece yaşandı dün.

2005'te en kötü günlerimizde Tarsus'tan 7 yemiştik, 1995'te de Süper Lig'ten (eski 1.lig) Gençlerbirliği'nden 7 yemişliğimiz var. Ama onların karşılığı da yok, en son Buca ile böyle düelloya girip kazanıp ve berabere kalmıştık. Bu sene de deplasmanlarda çok attığımız maçlarda Urfa, Altınordu, Kayseri, Denizli maçlarında bu heyecanı -hep olumlu- yaşadık.

Çoğunlukla tek farkla 1-0 ve 2-1 kazandığımız bir sezonda böyle çılgın istisnalar yapmak düşünmemiz gereken bir durum. Artık yolun sonuna geldik ve böyle çılgınlıklara yer yok. 6 gollü yenilgiyi,  yeni bir 1-0'la 2-1'la değil,  çok net skorlu galibiyetlerle unutturabilir futbolcular.

Bu mağlubiyetten ders almak meselesi sıkça vurgulandı; alınacak derslerden ilki, eli belinde oynayan, kendini İstanbul topçusu sanan Umut'tan acilen vazgeçip ortasahanın savunma gücünü artırmak. Attamah'ı rakiplerin ortasahasıyla tek başına güreşmekten, dövüşmekten kurtarmak gerekiyor. Yiğitcansız savunma zaten dökülüyor, orayı toparlayamadık, bari ortasaha savunmasını toparlayalım. Cumali yeniden düşünülebilir. Kolay sandığımız fikstürde sorun yaşamamak için takımın direncini yükseltmek gerekiyor.

Otobüse Saldırı

Fenerbahçe futbolcularını ve teknik heyetini maç dönüşü havaalanına taşıyan otobüse dün gece yapılan silahlı saldırı, memleketin çivisinin iyice çıktığının göstergesi. Polis kontrolünde bir kafileye ateş açacak kadar kendilerine güvenen, beslenmiş garabetler var bu ülkede.  Herkesin birbirini vurabileceği, öldürebileceği bir ortam yarattı ülkeyi yönetenler. Sokakta ne varsa stadyumda da o var demiştik, futbolu yönetenler de "baştakilerin", "imamın" yolundan gidip kin ve nefret saçtılar her gün. Sonuç, otobüsteki onlarca kişinin canının tesadüfen kurtulması. Ölümleri normalleştirince, olacağı bu.

Bizimle ilgisi yok, bize ne denemeyecek kadar önemli bir olay. Gelecek hafta Urfa maçında, bizim takımın da bir şekilde tepkisini dile getirmesi gerekli.

4 Nisan 2015

Karşıyaka:6-Adana Demirspor:5

Efsane goller yiyerek efsane yenildik. Saçma sapan bir halı saha maçı skoru. Kalecilerin top çıkaramadığı bir boş kale oyunu. İki sezondur Buca ile olan maçlara benzedi ama bu kez sevindirmedi.

Maça müthiş başlayıp 3-0'dan, 4-2'den maç vermek ancak Demirspor'a nasip olur. Bunun analiz edilecek bir yanı yok. En baştan beri söylediğimiz gibi maç tutamıyoruz, düştüğümüz zaman kulübeden destek bulamıyoruz.

Sen Demirsporsun, yaparsın böyle şeyler, olsun severiz biz yine de seni!

2 Nisan 2015

Yolunda Giden Tek Şey

Geçenlerde bir twit denk gelmişti, "bugünlerde yolunda giden tek şey Adana Demirspor" minvalinde bir şeydi; ne kadar haklı. Aman bozmasın! Hazır pankart yasağı da kalkmışken... Hayatımızı karartan zihniyet, garip oyunlarına devam ederken; nedenini bile açıklayamadığı kesintilerle hayatımızdan bir günü çalarken; çalıyor ve bizi çarşaf gibi çırpıyorken; ruhumuzu mengeneye almış sıkıyorken; kaçacağımız tek yer deplasmanken, Demirspor iyiye ve güzele dair herşeyimizi sembolize ediyor. Aman bozmasın! Aman bozmasın!