28 Şubat 2013

Evlat!!!

Evlat! Evlat..!
Evladım…
Baba olunca tüm çocuklar senin evladın, tüm kızlar, tüm oğlanlar.
Baba olunca dünyanın yükü sende, dünyanın borcu üstünde.
Babaysan kızacaksın. Babaysan bağıracaksın. Babaysan koruyacaksın. Babaysan sabredeceksin.

Babaysan seveceksin.

Utku, benim evladım. Nasıl sevmem, nasıl yanmam? Nasıl, nasıl!? Mavi laciverti tutan yumuk ellerine nasıl veda edeyim? Hiç tanımadım ki, hiç duymadım ki sesini. Hiç koklamadım ki saçlarını. Bir babanın bir evladı göçerse buradan, tüm babaların içi yanar. Nasıl yanmaz?

“Adana Demirspor” dedi, çocuk yüreğiyle masmavi bir devi sevdi.

Peki, sen neden varsın Adana Demirspor? Neden?

Sen, hiç kimse için değilse bile, Utku için varsın. Utkular için varsın Demirspor! Onların umudu, neşesi sensin. Sahada sensen, tribünde onlar, sokakta onlar…

Cennette onlar…

Sen Utku’nun, Utkuların takımısın Adana Demirspor.
Onlar için, hepimiz için…
Var ol Demirspor! Var ol!

Ali Utku

Adana Demirsporlular için kötü bir gün: Demirsporlu Ali Utku'nun vefat haberi, yürekleri burktu.


 Adanalı gazeteci Kemal Yücel'in oğlu Ali Utku Yücel bir süredir gördüğü beyin tümörü tedavisine daha fazla direnemedi ve hayata gözlerini yumdu. Küçük yüreğinde büyük bir Demirspor sevgisi taşıyan Ali Utku, yeni şampiyonlukalr göremeden aramızdan ayrıldı. Denizli'deki şampiyonlukta teknik direktör Ercan Albay'la çektirdiği fotoğraf, hastane yatağındaki Demirspor forması onu sevenlere yadigar kaldı.

Ali Utku'nun cenazesi yarın (cuma) günü saat 11.00'de Acıbadem Hastenesi'nden alınarak Buruk Mezarlığı'na defnedilecek.

Hepimizin başı sağolsun.


27 Şubat 2013

İzlenimler - 3

Maça Luis ve Sinan ile başlamamızı yadırgamıştım. Demirspor'un tek forvetli bir anlayışla daha güçlü orta saha ile oynaması bence ve birçok taraftara göre daha iyi olacaktı. Bundan sonraki maçlar için de beklentim aynı yönde. Bu sistem ile Erman'a çok fazla iş düşüyor ve iy yükü kritik hataları beraberinde getiriyor. İkinci forvet maçın gidişatına göre değerlendirilmeli diye düşünüyorum. Erçağ gibi gizli bir forvetimizin olması da (buna bir ihtimal Nurullah da eklenebilir) bu tezimi destekliyor. Özellike Manisa maçı için bu düşünülmeli.
 
Maça 1-0 önde başlamamız rakibin de dengelerini bozmuş olabilir ancak sonrasında ortada geçen oyunda kendilerini toparlayamış olmaları bizim çok mücadeleci bir oyun ortaya koymuş olmamızdan kaynaklanıyor. Çıplak gözle ve dar bir açıdan izlediğim kadarıyla yardımlaşmamız çok iyiydi. Oyuncularımız taraftarı aratmayacak bir hırsla sahada formanın hakkını verdiler. Kutluyorum. Juninho'nun yokluğunu çok aradık. Sinan şu ana kadar az forma buldu, sabredilmesi gerekebilir ama ilk yarıdaki bir pozisyonu doğru değerlendirse ilk maçtaki skoru yukarıya taşımamız işten bile olmazdı sanırım. 13 üncü dakikada Erçağ'a atsa pasını ne de güzel olurdu.
 
Roger Erciyes maçı ile birlikte verdiği olumlu sinyalleri bu maçla birlikte kuvvetlendirdi. Dirençli, isabetli pas yapan, yerini bilen ve iyi top kesen bir futbolcu izlenimi veriyor. uzaktan sert şutları da var. Benim üzerimde ilk oynadığı maçtan bıraktığı olumsuz izlenimleri gideriyor. 
 
Şener'e adam akıllı iş düşmemiş olması da direncimizin bir diğer göstergesi.
 
Berat form düşüklüğü yaşıyordu. Yokluğunu aramadık. Eski Berat'a her zaman ihtiyacımız var. Transferine çok kızdığım Hüseyin'i arayacağım aklıma gelmezdi.
 
Yusuf'un dönüşü ile birlikte çok daha güçlü bir takım olacağız.
 
Erçağ'a yine helal olsun diyorum.
 
Keremcan çok iyiydi. Özgür formadan her kesildikten sonra bu şekilde geri dönüş yapacaksa bir hafta boş bir hafta dolu oynatılabilir. Aynen devam Özgür.
 
Futbolu konuşulan, taraftarı konuşulan günleri yaşadığımız için çok mutluyum. Ankara'ya zoraki olarak sessiz ama gururlu, mutlu döndüm. Sağ ol, var ol Adana Demirspor.

izlenimler -2

Demirspor taraftarı 2.000 kişiye hapsedilemez dedik ya. Sonrasındaki olaylardan da bahsetmekte fayda var. Demirspor taraftarı içlerinde otururken çıkmayan olaylar her nasılsa taraftar Muharrem Gülergin tribününe nakledilirken çıkar gibi göründü. Hemen bizim taraftarlar da galeyana geldi. Koltuk kırıp Adanaspor A.Ş. tarafına atmak isteyenler oldu. Bunları tribün kısmen kendi otokontrolü ile frenledi. Zaten koltuğu attıkları yerdekiler de Demirspor taraftarı idi. O hırs ile bunu tartmak mümkün olmadı. Bu olaylar esnasında özellikle tribün ile muhatap olması gereken polislerin biraz daha tribünün duruşundan ve psikolojisinden anlayacak olanlardan seçilmesi gerekirken, en ufak bir kritere dikkat edilmeksizin dan dun görevlendirmeler yapıldığı açık seçik anlaşılıyor. Truva esnasında polisler hemen ellerindeki jopa davrandılar. Bir sonraki aşama biber gazı idi. Jopun ele alınması ile Şimşekler Grubu önderlerinin olaylara müdahalesi eş zamanlı oldu. E ne oldu, olan polise oldu. Onca kask ile, jop ile, biber gazı ile dindiremedikleri taraftarı iki tane üç tane adam gidip iki bağırma ile dindirdi. Demek ki; kaba kuvvet Demirspor taraftarına söz anlatmak için başvurulacak bir yol değilmiş. O nedenledir ki; taraftar yeri geldiğinde biber gazı diye tezahürat bile yapar. O nedenle tribünden anlayan polisin görevlendirilmesi gerekir.
 
Gelelim maçtaki küfre. Bu konudaki hassasiyetimizin bilindiğini düşünüyorum. Bu yazıda ise farklı bir açıdan bakacağım olaya. Öncelikle belirtmek gerekir ki; bu maçta Muharrem Gülergin Tribünü'nde sadece Şimşekler Grubu yoktu. Mutat maraton ve kapalı taraftarları ile benim gibi şehir dışından gelen binlerce Demirspor sevdalısı harmanlamıştı o tribünü. Hedefe doğrudan Şimşekler Grubu'nu koymak her şeyden önce bu gerekçe ile tam doğru olmayacaktır. İkinci husus yine de kontrolün kendilerinde olması dolayısı ile Şimşekler Grubu'na ilişkin olacak.
 
Şimşekler Grubu tribün liderleri kim ne derse desin bir şanstır. Tabiri caiz ise sırtı kalkmış insanlar değiller. İletişim kurmak istediğinde o iletişime genellikle açıklar. İstanbul takımlarınını liderleri zaten ulaşılmaz büyük kişilikler sanırlar kendilerini. Diğer tribünü kuvvetli takımlar içinde de Şimşekler Grubu kadar bilinçli liderleri barındıranı ya yoktur, ya çok azdır. Şimşekler Grubu'na şahsen "ben eşimle,çoluğumla, çocuğumla maç izleyemeyecek miyim?" diye sitem etmiş biri olarak yazıyorum bu satırları. Adana küfreden insanların olduğu bir kenttir. Küfürü kesmek ancak onu engellemekle mümkündür. Maçlara az çok giden insanların Şimşekler Grubu liderlerinin yönlendirmesi ile en ufak bir organize küfür edilmediği tespitime katılması gerekir. Maça liderler en son girerler. Onlar girene kadar gençlerden, gruptan organize küfür gırla gider. Liderler girdikten sonra bunlar kesilir. Zaten tezahüratı küfre sığdırmayacak kadar da derindir bizim taraftar grubumuz. Özgündür. Ancak bu derinlik, küfre engellemekle sağlanmaktadır. Demirspor tribünlerinde maç esnasında söylenen tek küfürlü tezahürat "yok ki senden ötesi" tezahüratıdır, o da küfürden pek sayılmamalı.
 
Gelelim A.Ş. maçına. Bu maçın havası bir başkadır. Bu maç klasik bir aynı şehrin düşman kardeşleri rekabetini barındıran bir derbi değildir. Demirspor'un Adanaspor ile rekabeti Adanaspor'un Demirspor ile rekabetinden farklıdır. Bunu daha önce ayrıntılı olarak twitter üzerinden yazmıştım, tekrarlamayacağım. Sadece şunu söyleyeyim, Demirspor'un rekabeti hafızadan kaynaklanır. Bu rekabetin temeli, özellikle yakın geçmişte aldığı şekil, yemek yemeyen kızını Ankara'da bırakıp yollara düşürür adamı. Gecenin bir yarısında kuyruklarda titretir. Bu maçlarda gerginliğin bir yere vurulması lazımdır. Küfre vurulması en zararsız yoldur. Ayrıca tribün liderleri bu adamlara sövmeyin dese, kitleyi frenleyemeyecektir. Bir deşarj gerekiyorsa bunun bu yolla olmasını pek yadırgamamak gerekir. Bence dikkat edilmesi gereken şey bunun bir alışkanlık haline gelmemesidir. Böyle bir eğilim de sezmiyorum açıkçası.
 
A.Ş. taraftarlarına ücretsiz ders verildi yine bu maçta. Kendilerini git gide geliştirecekler sayemizde. İlk maçtaki A.Ş. tribünlerini daha fazla beğenmiştim, bu maçta çok kötülerdi. Takımın taraftarsız oynama cezası aldığı maçlarda stada büyük pankartlar yerleştirilir ya, onun gibi bir şey olmuştu, A.Ş. taraftarının yaptığı. Sesim üç gün geçti halen layıkı ile toparlamadı kendini. Gören hasta mısın diyor, Demirsporluyum demek yeterli. Sevdamızı büyüttük biz şimşeğim.
 
Son yazıda da maça değineceğim biraz.

İzlenimler - 1

A.Ş. maçına ilişkin izlenimlerimi iş yoğunluğu nedeni ile yazmakta geciktim. Maça gidip gitmeyeceğim maçtan bir gün öncesi akşam saat 10'a kadar belli değildi. Küçük bir kızım var, diş çıkarıyor ve yemek yerken beni istiyor huysuz olduğunda yanında. Cumartesi günü normalin biraz altında da olsa iyi yemek yiyince, bir video izlemem Adana yolculuğunu tetiklemeye yetti. Beş yıldır biz Demirsporlular o gün bugündür, diyorduk. Şimdi o günlerden bir tanesini kaçırmak olmazdı. Kızım uyudu, ondan af diledim, üç kez öptüm, totem yaptım ve tesadüfen bulduğum otobüs biletleriyle vurdum kendimi yollara. Yolda sosyal medyayı kurcaladım ve heyecanım bir kat daha arttı. Gençler gecenin 12'sinden itibaren stat çevresinde kuyruğa girmişler, sınırlı sayıda satılacak biletlerden alma telaşındalar. Zor bulunur böyle bir sevda. Ateş yakıp ısınıyorlar sokakta. Adana'dan mekan olarak uzakta iseniz canınız iner inmez şehrinize kahvaltılık ciğer çeker. Gençlerin bu görüntüleri fazlası ile etkiledi beni kendimi stat çevresinde buldum. Muharrem Gülergin Tribünü biletleri iki ayrı gişeden satılıyordu. Her iki gişe önünde de en az 200'er kişilik kuyruk sabahın 7'sinde bizi karşılıyordu. O gün tüm Demirsporlular için bugündü.
 
Gün içinde tayfadaki dostlarla hem hasret giderdik hem muhabbet ettik. Herkes içinden güzel dilekler geçiriyor, totemler yapıyor ama dışa yansıtmıyordu.
 
Büyük bir yanlış ile her iki maçı da bir takıma deplasman tribünü kadar yer vermek sureti ile oynatmanın daha güvenli olacağı savıyla karar alan İl Güvenlik Kurulu büyük bir yanlışa imza atıyordu.  Sonra bıçaklama olayları duyuldu. Adana'nın yapısında bu tür olaylar var. Bunu tamamen önlemek imkansız. Ancak tribünler yarı yarıya iken kimse azınlık olmadığı için herkes daha bir otokontrollü davranıyor ve olaylar daha az yaşanıyordu. Umarım bu sene yaşananlardan yetkililer gereken dersleri çıkarmışlardır da gelecek sene aynı hatalar tekrarlanmaz. Öte yandan olayların yaşandığı yerler de taraftarların çoğu tarafından dahi rahatlıkla bilinecek yerlerdi. Stat çevresinde bünyede bağışıklık yaratan biber gazlı polisler bulundurmakla olaylar hasarsız atlatılır düşüncesine sahip olmak ne kadar yanlıştı. Hatta bence bir kamu görevini ihmal dahi var. O gün stat çevresinde bulunan kaç taraftara sorsanız size Adanasporluların nerelerde Demirsporluların nerelerde toplandığını rahatlıkla söyleyebilirlerdi. Ancak stada yürüme mesafesindeki malum bölgelerde bu türden önlemler alınmamış ki, asıl olaylar da buralarda patlak verdi.
 
Demirspor bu kentin asli unsurudur. Demirspor taraftarını bir Demirspor maçında Adana'da deplasman taraftarı yapmaya kalkarsanız kendinizi rezil etmekten öteye gidemezsiniz. Öncelikle Yavuz'un da önceki yazılarında belirttiği gibi bizim ilk yarıda itirazımızı ilettiğimiz İl Güvenlik Kurulu Kararı'na aynı itirazların Adanaspor A.Ş. cephesinden de gelmesini beklerdik, en azından şekli bir centilmenlik adımı görmek isterdik o bile olmadı. Peki ne oldu, Demirspor'u hapsetmeye kalkanlar rezil oldukları ile kaldılar. Demirspor taraftarı 2.000 bilete sığdırılabilir mi? Sığmadık. Truva olarak adlandırılan operasyonlarla kapalı tribüne giren çok sayıda Demirsporlu vardı. Bunlar sessiz de kalmadılar, renklerini belli ettiler ve Adanaspor A.Ş.'ye tahsis edilen biletlerle Muharrem Gülergin Tribünü'ne nakledildiler. Bu işlemi yapmak için tek operasyon yetmedi. İki kez Muharrem Gülergin Tribünü'nde sıkıştık kardeşlerimize yer açtık. peki sonra ne oldu dersiniz. Maçın sonlarına doğru biz "ıssızlarda karanlıklarda" derken bize kapalı tribünden eşlik edilmeye devam ediliyordu. Yani güç Demirspor taraftarını, Demirsporlu Adana'yı 2.000 kişi ile sınırlamaya yetmemişti. Maraton tribününde de Demirsporluları seçmek o kadar kolaydı ki. Gördük ki bir kez daha Adana Demirsporludur. 
 
Bir sonraki yazıda taraftar ve tezahüratlara ilişkin görüş ve izlenimlerimi dile getireceğim. Belli ölçülerde eleştirilere ilişkin düşündüklerimi de bu sayede yansıtmış olacağım.

Nevzat Akdoğan 2 Yılda 42 Gol Attı!

Yeni "Bay Gol"ümüz henüz 1999 doğumlu. O ne Bombacı İbo'yu izledi, ne Tekin'i alkışladı; 1. Lig'te oynadığımızda henüz portakalda vitamindi.

Ama Türkiye üçüncüsü U14 takımımızın golcüsü Nevzat, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da 21 gol atarak "ben geliyorum" dedi!

Bakalım onu nereye göndereceğiz yetişmesi için...

Mete Kalkavan Ödüllendiridi

Adana Derbisi'nde Kbong'un cinayete teşebbüsünü sarı kartla geçiştiren ve son dakikada Luis'in düşürülmesine penaltı diyemeyen Mete Kalkavan, bu hafta bir başka derbide Beşiktaş-Fenerbahçe maçına verilerek ödüllendirildi...

Bu memleketin futbol yönetiminden cacık olmaz.

Muhittin Tümbül Yetişiyor!

Yetişsin diye Kahramanamaraşspor'a gönderdiğimiz genç golcümüz Muhittin Tümbül, yeni takımında 5 maçta sadece 1 kez ilk 18'e girebildi ve hiç sahaya çıkmadı.

Bu sezon A2 takımımızın en golcüsü oyuncusu olan Muhittin'in yokluğunda A2 takımımız da gol sıkıntısı çekmeye devam ediyor. Bu hafta Antalyaspor'a 4-1 yenilen takımımız, 4 haftada 3 mağlubiyet aldı ve sadece 4 gol atabildi.

Muhittin'le ve ailesiyle hiçbir şahsi tanışıklığımız yok. Ankara'daki U18 maç sonralarında karşılaşmamız dışında yüz yüze gelmişliğimiz yok. Sadece Muhittin'in hakkını savunmak için yazmıyorum bu satırları. Başka bir isim de olabilirdi bu durumda olan.

Kulübeye dahi alınmayan oyuncumuzun yetişmesi için elimizden geleni yaptığımız ortada! Hem A takımda hem A2'de forvet hattında sıkıntı yaşarken, kendi oyuncumuzu uzaklara gönderen zihniyete, alkışlar...

Konuk Yazar: Mehmet Duman

Daha önce de bir yazısını yayınladığımız Mehmet Duman adlı okuyucumuz, çeşitli konulardaki görüşlerini ve eleştirilerini bizimle paylaşıyor. Katılmadığım noktalar var, kendisine mail olarak ilettim; farklı görüşleri yansıtmak bir geleneğimiz olduğu için yazısını yayınlıyorum. Yorumları da aşağıya ekleyeceğim.
--

1- Çok iyi bir kadromuz yok bunda herkes hemfikir. 1461 ve Erciyesspor gibi taş gibi bir takımımız yok. Adamlar Gohou’yu bulup getiriyor biz Juninho’nun arkadaşı diye
transfer yapıyoruz.
2- Taraftar ilk başlardaki enerjisini kaybetti, artık biz de maçlarımızı Rizespor taraftarı gibi
izleyeceğiz gibi duruyor.
3- Hüseyin, Erman gibi yaşlı futbolcular derhal sezon sonu gönderilmelidir; takımın Erman gibi abilere değil Erçağ gibi canını dişine takan oyunculara ihtiyacı var.
4- Dünyanın en ateşli gruplarından birine sahip Demirspor maalesef forma satışında rakiplerinden geri. Ben gurbette bir Demirspor taraftarı olarak kulübü aradım ve Demirspor store’un kendileriyle ilgisi olmadığını söylediler; Demirspor store’un acil olarak internetten satış modülüne geçmesi gerekmektedir.
5- Yeni statla ilgili olarak stadın yarısının turuncu beyaz diğer yarısının mavi lacivert olması gibi bir yanlışa umarım bu defa düşmezler, adam gibi tek renk koltuklar olsun.
6- Halkın takımı olma güdüsü Demirspor'u kısa politikalarla yönetilme mecburiyetinde bırakmıştır, arkadaşlar biz halkın takımıyız ama takımımız mahalle takımı da değil bir profesyonel anlayışla artık Demirspor'a bir misyon ve vizyon biçilmelidir.

7-adanademirspor.com web sayfası maalesef güncellenmiyor; bu da bir sorun.

8- Şimdiden gelecek senenin şablonu oluşturulmalı bu sene ilk 6 zorlanmalı ancak yavaş yavaş senenin iskeleti oluşturulmalıdır, yeni Emenikeler Ucheler bulma zamanıdır.
9-Demirspor taraftarı kendini artık bir hesaba çekmeli Adanaspor düşmanlığına son vermelidir. Kendi egoları yüzünden her derbide kan akma alışkanlığı bitmelidir. Ateşli ve tutkulu olma gözünü karartarak bir başkasına zarar verme halini almamalıdır.
10- Adana hem turuncudur hem mavi laciverttir.
11- Adana Demirspor’un büyüklüğü Adanaspor düşmanlığından değil taraftarı ve renklerinden temsil ettiği emeğin büyüklüğünden içinden geldiği sosyal yapıdandır, bunun yeni kuşaklara böyle anlatılması gerekir yani Demirspor bir basit düşmanlık üzerine bina edilemez.
12- Demirspor solcuların takımı değil halkın takımıdır, Che resmi açanlar ne kadar takımı temsil etmiyorlarsa Adanaspor’daki milliyetçi tutumda o kadar temsilden uzaktır. bir takım bir ideolojik kalıba hapsedilemez.

26 Şubat 2013

Konuk Yazar: Ömer Durmuş

Adana Derbisi'nin yankıları sürüyor. Okuyucularımzdan Ömer Durmuş, maç öncesi/sonrası yaşanan olaylar ve bıçaklama vakaları ile ilgili haberleri görmezden gelinmesini eleştiriyor. Bu konuda bize de sitemkar. "Derbinin iyileri-kötüleri" başlıklı yazımıza atıfla, maçın en büyük ayıbı olarak bu konuyu ön plana çıkarıyor:

"Sayın Ankara Tayfası üyeleri,

Başta belirteyim bloğunuzun devamlı takipçisiyim,katılmadığım fikirlerinizi bile çok beğenerek okuyorum.Genel duruşunuzu pozitif buluyorum. Başta da belirtiğim gibi altına imzamı atacağım görüşlerinizde var, tam tersini sizlerle sabaha karşı tartışacağım görüşlerinizde.Tabi ki yazmanızı beklediğim yazılarınızda.

Fakat bugün birşey var ki sizlere sitemlerimi bildirmeden geçemeyeceğim.Sabahtan beri neler oluyor bizlere demekten kendimi alamıyorum.Ne oldu da gözlerimizi bu kadar hırs bürüdü.

Biz ki, bizlerden çok uzakta olan mağdurlara bile duyarlı davranmış, dertlerine ortak olmuş bir tribünüz.

Gelelim konuya , maç günü sırf tuttuğu takımın formasını giydi diye 2 Adanasporlu taraftarı bıçakladık. Sonuçta bıçaklananlar bir şekilde mahalleden gardaşımız.Olmasa ne fark eder.

Maçların enleriymiş.Neymiş, taraftar müthişmiş.Sabahtan beri şimşekler grubunun facebook sayfasına defalarca yazdım. Bari bir geçmiş olsun mesajı yayınlayın diye. O cesur truvalar ne yaptı, yorumumu bile yayınlamaktan korktu.

Demirsporluluğumu kimseye tartışma konusu yapmam,fakat artık gerçek Demirsporluların benim gibi düşünenler olduğunu ispatlamak için bazı verileri sunmak zorundayım. Demirspor klüp üyesiyim ve düzenli olarak aidatlarımı yatırırım.Demirspor kombine bileti kolleksiyonum var, kombinem olmayan senelerde demirspor kombine çıkarmamıştır. Adana'da olmadığım yıllarda dahi kombine aldım.Yaşım 43 ve 9 yaşından beri, Adana'da olduğum her maçına gittim.

Sabahtan beri takip ediyorum,yok mu bir kişi ayıp ettik diyecek ,bir yorum yazacak,iyiydik ama diyecek.Yok muş... Bazen ıssızlarda karanlıklarda daha mi masumduk acaba diye düşünüyorum. Süper Ligde ki kendini beğenmiş, kibirli, eleştiriye tahammülsüz halimizi hayal bile edemiyorum.

Madem başlık atmışsınız altına yorum yazayım,

Maçın en büyük ayıbı,

Saygılarımla"

24 Şubat 2013

Derbinin İyileri-Kötüleri

Foto: @hsynttkn

Derbide 2000 kişiyle 20bin kişilik iş yapan Demirspor taraftarı yine sahanın en iyisiydi!

foto: @EurosportCom_TR


Demirspor'da Luis, Roger, Erçağ iyiydi. İlk defa 11'de çıkan Ufukhan, çok sırıtmadı. Nurullah, iyi mücadele etti, golünü attı ama çok iyi değildi. Sinan, Erman kötüydü. Keremcan düşüşte; Özgür hata yapmadı ama etkili bir ortası yoktu yine.

Mete Kalkavan, son dakikada penaltımızı vermeyerek, veremeyerek sahanın en kötülüğüne terfi etti! Takıma zamanında müdahale edemeyen Mustafa Hoca da bugünün kötüleri arasındaydı.

Tribünün en kötüsü, Vali ve Bakan adına açılmış ortak pankartlardı. Rezilliğinize, tribünlerimizi alet edemezsiniz. Yalakalığınızı gidin başka yerde yapın...

Adanaspor A.Ş.: 1 - Adana Demirspor: 1

Kulübemiz iyi olsaydı bu maçı kazanabilirdik. Ne yazık ki takım yorulduğunda maçı çevirebilecek, takımı toplayabilecek kimsemiz yok. Devre arasında kadroyu daraltan yönetime selam olsun!

Maça yine erken golle başladık. Luis akıllı bir şekilde bacak arası/topuk yaptı ve Nurullah, gerçek Demirsporlu oldu! Devre boyu çok boş alan bulduk ve bunları değerlendiremedik. İlk devredeki ilk yarı skoru oluşabilirdi- Juninho olsaydı...

Sinan ne yazık ki kötüydü; topu verimli kullanamadı. Kaptan Emrah, takımı yer yer iyi atağa çıkardı ama yenen golde topu ileri vuramayıp ceza sahamıza düşürerek, golün yaratcısı oldu!

Son 15 dk. baskıyı biz yaptık ama gol gelmedi, çünkü takım yorulmuştu. Kulübede kimse yoktu. Berkay'la Samet'le bu iş olmaz...

Velhasıl, az efor sar fedip 1 puan aldık, rakip ise çok efor sarf edip...

Maçın galibi yine Demirspor taraftarıydı. 2000 kişi, stadın geri kalanını susturdu; özellikle son dakikalarda muhteşemdiler! Hepinize helal olsun!

23 Şubat 2013

Adana Derbisi #8: Sezon Başı - Şimdi...

İlk yarıdaki ilk beş maçta iki puan toplamıştık. Dört gol atmış, kalemizde onbir gol görmüştük. Yönetim ve taraftar arası gerginlikler, teknik direktör değişiklikleri, form tutamamış bir oyuncu topluluğu... Bizi ancak mucizevi bir galibiyet toparlayabilirdi, öyle de oldu.


Ligde dengelerin oturmasıyla beraber ikinci yarıya ilkine nazaran daha derli toplu girdik. Bu sefer ilk beş maçta yedi puan aldık. Attığımız sekiz gole karşın dokuz gol yedik. Defans zaafiyetimiz olduğu yerde duruyor. Yeni transflerin takıma şu an için güç kattığını söylemek zor. Özellikle gol bölgesinde Gökhan Kaba'nın hava hakimiyetini aramıyorum desem yalan olur.

Geçen maçtan önceki dibe vurmuşluk kadar olmasa da ilk yarının ortalarına doğru kazandığımız ivmede olmadığımız muhakkak. Erciyes'ten iki maçta sekiz gol yemek hem moral bozucu oldu hem de ilk iki iddiasını çürütücü etki etti. İyi bir takımımız var, ama bu bizi ilk ikiye taşır mı, ondan emin değilim. Kaldı ki, ilk altı içinde yer alırsak playofflarda daha avantajlı olacağımızı düşünüyorum. Tabii bu sohbetler için erken. Gündemde Adana derbisi var.

Adanaspor maçı öncesi takımımız üzerinde yoğun bir baskı yarattık. Bunun kaçarı yok, o baskı ister istemez olacak. Şurası bir gerçek ki Adanasporlu'ların üzerindeki baskı bizimkinden daha büyük olacak. Hem ilk maçın hezimeti, hem puan tablosunda altımızda olmaları, hem tribün olarak gölgemizde kalmaları... Kazanma stresi umarım ki ters tepecek. Sakin oyunumuzla, inancımızla, umarım gerek kalmaz ama şansımızla bu maçtan istediğimizle ayrılacağız.

Son söz futbolcularımıza olsun: Bu sene hesap kapatma senesi demiştik. Turuncularla hesabımız tek maçta kapanacak gibi değil. Bu maçı da öyle değerlendirin, hesabımızı artıya geçirin çocuklar!

"Adana Derbisi #7: 2008'ten.."

Tayfa, 2008'te yine deplasmanda olduğumuz ikinci maçta Adana Derbisi'ne trenle gitmişti; binbir keyif, şarkı, türküyle... Bayram Akgül'ün oyununu, İlker Avcıbay'ın Ramazan Altıntepe'nin oyunlarını izlemeden önce de kuzey kale arkasında derin bir bekleyişteydi.  O anlardan birkaç kare:
















"Adana Derbisi #6: Konuk Yazar-Mustafa Çikioğlu"

Tayfa'dan Mustafa Çikioğlu, Adana Derbisi öncesi Demirspor'a dair analizlerini paylaşıyor:

"Günlerdir bu maçı düşünüyoruz tüm Demirsporlular olarak. Heyecanı da hafta başından beri devam ediyor. Bizler için bir çok şeyden önemli bir maç bu. Biz Demirsporlular bu maça hazır durumdayız. Tribün de ve sosyal medya da herkes maç havasına girmiş durumda. Umut ediyorum ki takımımız ve sahaya çıkacak olan 11 Demirspor forması da o havaya girmiştir.

Böyle maçlar her zaman sahada oynayan futbolcular için çok zordur. Sosyal medyada her yerde kazanacağız demek, rakip takıma mesajlar vermek her zaman olumlu sonuçlar doğurmayabilir ama derbi bu önüne geçmek imkansız. Tabii ki derbiyi güzel yapan taraf da bu. Ama söylediğim gibi burada en çok zorlanacak olan futbolcularımız. Tribünde asla ama asla teslim olmayacak olan büyük Demirspor taraftarı yine olacaktır bundan da şüphemiz yok. Ancak bu maçta tribünden de önce öne çıkacak şey takımın asla pes etmemesi olmalı. Umarım sahada 90 dakika teslim olmayan bir Demirspor izleriz.

Bu maç üzerine teknik şeyler konuşmak Derbi maçlarda analiz yapmak maç öncesi doğru olmayabilir ama yine de bence takımın dikkat etmesi gereken çok önemli noktalar var. Öncelikle maça başlayacağımız taktik diziliş ve maç başındaki arzumuz çok önemli olacak. Son maçlarda orta sahamızda olan eksiklik giderilmeli ve kalabalık orta saha ile maça çıkılmalı düşüncesindeyim. Daha çok basan pres yapan pas yapan orta saha üzerine bir takım çıkmalı sahaya. Orta sahamızdan rahat geçen toplarla verdiğimiz pozisyonlarda defansımız çok çaresiz kaldı son maçlarda. Bu yüzden mutlaka ROGER, ERMAN ve HÜSEYİN ile orta sahada baskı yaparak maça başlamalıyız. Bunların yanında sol kanatta NURULLAH ve sağdan ERÇAĞ ile orta sahayı kalabalıklaştırmalıyız. Rakip takım bu tarz kalabalık orta saha ile baskı kuran takımlara karşı hep zorlandı buna çok dikkat etmeliyiz.

İleri uçta tek forvet oynamamız yeterli olur bana kalırsa bu da SİNAN olmalı. Çünkü maçı önce elimizde tutmazsak yine sonradan çevirmeye çalıştığımız maçlardan birini daha yaşayabiliriz. Erçağ’da maç içerisinde forvet hattına mutlaka destek verecektir zaten.

Şener, Keremcan , Burak, Ufukhan, Özgür, Nurullah, Erman, Roger, Hüseyin, Erçağ, Sinan 11’i benim gönlümden geçen kadro.

Bunun yanında Erciyes maçında Gohou’nun etkinliğinin sebebi, bu oyuncuya baskıyı orta sahanın değilde defans oyuncularımızın yapmak zorunda kalmasıydı. Stoperlerimiz Gohou’ya baskı yaptıgında birebirde adam eksilterek bize zor dakikalar yaşattı. Bununla birlikte geride daha fazla boş alan buldu rakip takım. Mbilla için de aynı şey geçerli. Kesinlikle ama kesinlikle defansımız Mbilla veya diğer forvetlerine önde basmamalı. Eğer bu oyuncuya önde basarsak arkada kalan boş alanlarda ve hızlı paslarla gol yeme olasılığımız artar.

Orta sahamızın çok önemli rol alacağı maç demiştim. Yapacağımız baskı ve rakip takımın istediği oyunu oynayamamasına neden olacaktır. Bu durum maçın ilerleyen dakikalarında rakip takım üzerinde strese sebep olacaktır. Rakip takım oyuncusu Sedat Ağçay yıllardır liglerde maç içindeki agresifliğinden kırmızı kart görmeye cok yakın bir isim. Eğer istediklerimizi sahaya yansıtırsak rakip takımın maç içerisinde eksik kalması çok yüksek bir ihtimal olur.

Çok sakin ve sabırlı bir oyun oynamalıyız. Gol yemezsek mutlaka ama mutlaka bir şekilde gol atarız. Gol de yemeyiz aslında yeter ki 2008’deki gibi üzerimizde kirli oyunlar, kirli insanlar olmasın. Kimse Demirspordan büyük olamadı, olamayacak da.

Pazar akşamı Adana’nın Demirsporlu oluşuna bir kez daha tüm Türkiye şahit olacaktır.

YAŞA, VAR OL ADANADEMİRSPOR."

Adana Derbisi #5: Gönüllerin Mühürlendiği Mekan

Mustafa Uçar'ın (mustava) Adana Futbolu kitabında "Gönüllerin Mühürlendiği Mekan: 5 Ocak Stadı" başlıklı yazısından bir bölüm; stattaki "Biz Kardeşiz" yazısının hangi zihniyet tarafından silindiğine dair tarihe not:

"Bugün Adana'da şehrin takımlarından birisini tutan herkesin hikayesi birbirine benzer. Hikayelerinde genellikle babaları, çoğunlukla bir akrabaları, bazen mahalleden bir büyükleri hikayenin kahramanını daha küçücükken ellerinden tutup o büyülü atmosferde maç izlemeye götürmüştür. ... Bir müddet daha birileri tarafından 5 Ocak'a götürülen kahramanımız yaşının büyümesiyle artık kendi başına maça gitmeye başlayacak, zamanın ilerlemesi ile deplasman kovalayacaktır. (...) Hele ki ilk gidilen maçta, tutulan tarafın galibiyeti artık taraftarlık mührünün kalbe basılması gibidir, yıllar geçse de kırılıp atılamaz.

İşte Adana'da insanların gönüllerinin mühürlendiği mekan 5 Ocak Stadı'dır. Birçok hikayenin başladığı yerdir. (...) Bu stad Adana'da futbolun mabedidir. (...) Adana'da maratonun müdavimleri Türkiye'nin en cefakar taraftarlarındandır. Gece maçlarının henüz oynanmadığı yıllardan bugünlere, Adana sıcağının en vahşi hallerine maruz kalan bir taraftar tipolojisidir maratoncular. Bir de bu grubun yaş ortalamasının  yüksek olduğunu bir kısmının maça gelmeden önce-maçtan sonra en yağlı tarafından yemekleri mideye indirdiğini, alkolün ve asabiyetin had safhada olduğunu, en nihayetinde takımının yıllardır özlediği başarıların uzağında olduğunu düşünürsek, 5 Ocak maratoncusunun yaşam ömrü ile ilgili çıkarımlarda bulunabiliriz. (...)

Maraton tribünü ile ilgili bir ayrıntı da Adanaspor'un A.Ş. statüsüne geçmesinden önceki hali ile ilgilidir. (...) Maraton tribününün tam ortasında iki takımın renklerinin tam birleştiği noktada 'Biz Kardeşiz' yazısıydı. 'Biz' kelimesi mavi-lacivert, 'Kardeşiz' kelimesi turuncu-beyaz yazıyordu. Stadın Adanaspor'a kiralanması ile stadın mavi lacivert kısımları turuncu beyaza boyandı, bu arada elbette 'Biz Kardeşiz' yazısı da silindi gitti."

(sayfa: 246-249)

Adana Derbisi #4: Kitabı da Var!


47. Adana Derbisi vesilesiyle hatırlatalım: Sıcağıyla Acısıyla Adana Futbolu kitabı. Birçoğunuz biliyor ama yeni duyanlar ya da yeniden okumak isteyenler için... http://iletisim.com.tr/kitap/adana-futbolu-1499.aspx

22 Şubat 2013

Adana Derbisi #3: Bayram Akgül'ün Oyunu

Adanaspor taraftarı 2000'lik bilet ayrımına ses çıkarmadığı gibi/için tek adam Bayram Akgül'ün oyununu onaylıyor görünüyor. Bu oyunu Şimşekler Grubu'nun açıklamasında net bir şekilde görmek mümkün: https://www.facebook.com/photo.php?fbid=476294502419801&l=c36e847f9e

Mesele, çeşitli "olaylara" vesile olarak Demirspor taraftarını sıkıntıya düşürmek. İl Güvenlik(?) Kurulu, ortalama bir maçta 8-10 bine oynayan bir takımın taraftarını kendi şehrindeki maçta 2000'e sıkıştırmaya çalışıyor. 10bini 2bine sıkıştırmaya çalışırsanız; sığmaz, patlar. O zaman da güvenlik değil güvensizlik sağlamış olursunuz.

Şirket'in tek adamı Bayram Akgül - ki biz onu 2008'tekş maçtan sonra orta sahada Fatih Ürek'in şarkısıyla gözümüzün içine baka baka göbek atmasıyla/"oynamasıyla" hatırlamaya devam ediyoruz!- , Adana'da sporun da tek adamlığını sağlamaya çalışıyor. Bizim yönetimin ona kafa tutmasını beklemek biraz zor. Onun tekliğine karşı, çokluğun sesiyle mücadele etmek gerekli.


21 Şubat 2013

U16'larımız Türkiye Üçüncüsü

Türkiye Finallerinde 3.lük maçında D.Bakır BŞB'yi, normal süresi 1-1 biten maçta penaltılarla 4-2 yenen U16 takımımız, Türkiye üçüncüsü oldu.


Sizlerle gurur duyuyoruz çocuklar; her türlü ilgisizliğe rağmen sizler bizi gururlandırmak için elinizden geleni yaptınız; var olun!

İki Fotoğraf Arasındaki Fark

Bu blogta Demirspor taraftarını övmekten vazgeçeli çok oldu; Demirspor tribününden fotoğraf paylaşmaktan çoktan vazgeçtik. Demirspor'un sadece taraftarıyla övünmemesi için çok sayıda yazı yazıldı çizildi. Demirspor taraftarını övmek, artık bir klişe...

Şu iki fotoğraf arasındaki tek fark, biri cumartesi öğlen, biri pazartesi gece! Klişe hale gelmek için ancak böyle bir süreklilik gerekli... 



fotoğraflar: demirspor1940.blogspot.com


Demirsporlu başarıya aç, başarıya hasret. Bu yönde azıcık ışık gördü mü, merdiven boşluklarını yok etmekte üzerine yok... Öğlen-akşam, hafta içi hafta sonu fark etmiyor. Yönetime destek köstek fark etmiyor. Mağlubiyet galibiyet fark etmiyor. Demirsporlu o umudun peşinden koşuyor. Herkese inat!

20 Şubat 2013

Konuk Yazar: Adana Derbisi #2

Adana Derbisi yazılarına, konuk yazar -forzache- Uğur Ali Yıldırım'ın yazısı ile devam edelim:

"Unutmamak Gerek:

Geçen derbi öncesi bir çok kişinin, hatta otorite olarak görmesem de sesini daha fazla kişiye iletenlerin, öngörüsünü hatırlıyorum. 'Adanaspor bu maçın favorisi!' Hatta Adanaspor izleyicileri kendilerinin favori olduğu kanısına o kadar kapılmışlardı ki maçtan önce sürekli "beş beş" diye işaret ediyorlardı. Sonu hep andığımız şekilde malum olmuştu.

O maçtan sonra takım olarak çok değişti Demirspor. Hem futbolu hem de takımdaki arkadaşlık ortamı çok değişti Demirspor'un. Hep inandığım gibi bugün de bunu söylüyorum böyle maçların favorisi olmaz. Fakat o gün takımımızı küçümsemesi için kendilerince çok sebebi vardı Adanaspor'un. Bugün ise o sebepler yok. Kaderin bir cilvesidir ki iki takım da aynı puanda. 

Özetle Adanasporlu oyuncular o günden daha farklı görüyorlardır bu maçı. Bizim ise camia olarak "ilk maçtaki gibi kaybedecek bir şeyimiz yok" havası ile hazırlanmamız lazım diye düşünüyorum. Çünkü daha çok korkuyor artık herkes bizden. Heyecanı hırsla harmanlayıp biraz da şartları (Adanaspor un ilk maçta yenilmiş olmasından dolayı üzerlerindeki baskıyı) akıllıca kullanabilirsek yine yüzümüz gülerek ayrılırız maçtan...
'Herkes bizden iyi oynayabilir ama kimse bizim kadar inanamaz'ı unutmamalıyız. Söylenen tarihi ve kişiyi de."

Adana Derbisi #1

Bu pazar Adana Derbisi var yeniden; 47. kez... Yazılara şuradan başlayayım:

Bu sezon ilk derbi öncesi -beklentilerin aksine- Adanaspor'a sadece kale arkası verileceği duyurulunca, biz ve daha sonra Şimşekler Grubu da İl Güvenlik (?) Kurulu'nun kararını eleştirmiş ve "maraton yarı yarıya olmalı" demiştik. (http://www.adanademirspor.net/2012/10/maraton-yar-yarya-olmal.html)

Kapalının tamamı ev sahibi takıma ama maraton yarı yarıya olmalıydı.

Peki, bu kez bize sadece 2000 bilet verileceği duyurulunca, bu konuda Adanaspor taraftarından herhangi bir açıklama, jest düzeyinde de olsa bir fikir beyanı geldi mi?


19 Şubat 2013

U16'lar Türkiye Finalleri

Grubunu birinci bitiren U16'larımız Antalya'da Türkiye Finalleri'nde boy gösteriyor. Bugünkü maçta Manisaspor ile 0-0 berabere biten maçın sonucunda ne yazık ki penaltılar sonucunda 6-5 kaybettik.


21 şubat'ta üçüncülük maçı için Diyarbakır BŞB ile oynuyoruz.

Juninho mevzuu

Juninho hakeme tükürdü diye oyundan atıldı. Beni sonrası daha fazla ilgilendiriyor.
 
TRT'nin en fazla kamera ile yayınladığı maçlardan biriydi. Hakeme tükürme tespit edilemedi.
 
Mustafa UĞUR kendisi görmedi Juninho'nun tükürdüğünü, ama golümüzün katili hakemi onayladı. Juninho'yu attı aslanların önüne.
 
Mustafa UĞUR yetmedi, Erman ÖZGÜR çıktı, hakem kararı doğrultusunda twitter üzerinden Juninho'yu suçladı.
 
Güzel ortalar gelmişti. Ramazan ÇİMEN'e bu ortaları gole çevirmek kalmıştı. Ramazan Bey de güzel bir vuruşla ortayı gole çevirdi. Ben gördüm tükürdü dedi.
 
Şimdi sormak lazım, Juninho bu beyanlara binaen, resmi kanıtı olmayan bir tükürükten dolayı olması gerekenden fazla ceza alırsa hesabını kim verecek? Sadece futbolcunun kendisi mi?
 
Peki bir futbolcunun takıma -eğer varsa- bağlılığı nasıl azaltılır? İşte böyle Erman kaptan. İşte böyle sayın Çimen ve sayın Uğur. İşte böyle takım içinde yapılması gereken uyarıları dışarıda yapıp, kendi oyuncunuzu hedef göstererek bunu başarabilirsiniz. Umarım telafisi için de adımlar atılır.
 
Ayrıca ben diyorum ki; bence Juninho hakeme tükürmedi. Bu görüşümü destekleyen taraftarlar da var.
 
Bir kesim de diyor ki; oldukça şımarmıştı. Şımarması hocanın ve yönetimin zaafıdır, ortaya atılmasında olduğu gibi. Ama şımarmış olması bu hareketi yapmış olduğu anlamına gelmez.
 
Acaba diyorum futbolcunun bonservisini almakta acze mi düşüldü?
 
Bence o kadro dizilişi içinde Juninho şımarık haliyle dahi sahanın en iyilerindendi, rakiple oynamadı, hakemle oynamadı, işine baktı. Çok terledi.
 
Bu sürece şüphe ile yaklaşıyorum.

A2: Adana Demirspor:1-Göztepe:2

Kötü bir hafta devam ediyor; A2'de Göztepe'ye 2-1 yenildik. 2-0 mağlup duruma düştüğümüz maçta, Onur Gedikkaya kırmızı kart görü, golümüz son dakikalarda penaltıdan Yusuf'tan geldi.

(Kaynak: @adsaltyapı twitter hesabı)

Konuk Yazar: Mustafa Çikioğlu

Tayfa'dan Mustafa Çikioğlu'ndan son maç üzerinden, takımın ikinci yarıdaki hali üzerine bir analiz geldi; memnuniyetle yayınlıyoruz. Mustafa ile Kaptan Erman ve Berkay konusunda aynı düşünmesem de tespitlerinin çoğunda haklı olduğunu düşünüyorum. sizler de yorumlarınızla bu meseleye katkı sunabilirsiniz:

Bir Demirsporlu olarak yıllardır olduğu gibi yine bu yılda aralıksız takımı takip etmekteyim. Futbolcuların ve teknik heyetin bazı noktalarda kendimce eksiklerini analiz etmek istedim. Çünkü son günlerde gerçekten yerel medya, görsel basın ve taraftarlar arasında bazı futbolcu teknik kadro analizlerin yanlış olduğunu düşünüyorum.

Öncelikle takımda maç başlarında bir istek arzu eksikliği mevcut. Bizler her ne kadar iç saha maçlarında takımın daha ateşli ve istekli oynadığını taraftarın tetiklediğini düşünsekde bunun gerçekte doğru olmadığı aşikar. Taraftar elinden geleni fazlasıyla yapıyor ve daha iyi noktaları hakediyor. Ama takımda bi istek eksikliği var. Her maç gol yiyoruz ve daha sonra futbolcular kendine geliyor. Gol yemeden o istekli futbolu görmek istiyorum tüm taraftarlarımız gibi. Gol yemeye çözüm bulamıyoruz çünkü defans hattı hiç değişmiyor. Gol atmayı da bir şekilde beceriyoruz fakat o noktada da eksiklerimiz var. Teknik heyetinde takıma sezon başından beri katkısı tartışılmaz ama takım ayakta kalamıyor ve pas yapamıyor durumda buna acil çözüm şart.

Benim açımdan önemli olan ise bireysel futbolcu analizleri ve gördüğüm yanlış yorumlar. Öncelikle tek eleştirmeyeceğim, eleştiremeyeceğim oyuncumuz kesinlikle ERÇAĞ. Takımın ayakta tutan, koşan, pres yapan, gol atan, asist yapan ve herşeyini ortaya koyan bence tek futbolcumuz. Diğerlerine haksızlık yapma istemiyorum ama ERÇAĞ’a ayrı parantez açmak şarttı. Kalecimiz ŞENER ise konsantrasyon eksikliği gözlemliyorum. Maçın içinde kalamıyor ve en ufak durumda oyundan düşer hale gelmiş durumda Boluspor maçından bu yana. Defansımızda ÖZGÜR’ün performansı bu lig için bence gayet yeterli. Defansa verdiği katkı daha fazla ve bence çok önemli. BERAT ve BURAK bu takımın 11’inde olması gereken futbolcular ama artık dikkatsiz ve güçsüz durumdalar kulübe yolu artık görünmeli bu ikiliye. Öncelikle de BERAT artık vazgeçilmez olmadığını bilmeli. Ve birçok taraftarımızla aynı görüşte olmadığım ve canlı da TV’de de izlediğim KEREMCAN için olumlu şeyler ne yazık ki düşünmüyorum. Bu lig sadece mücadele ligi değil. Çok koşana ileri sürekli çıkan bir beke sahip oldugumuzdan göze hoş geliyor olabilir ama daha dikkatli olması gerek KEREMCAN’nın. Yaptığı ortalarda isabetsiz olması, Konya maçında 2 golü o kanattan kademe hatasından yememiz, gereksiz noktalardan attığı şutlar olumsuz yanları ve kendini maçın çok erken dakikalarında yoruyor son dakikalarda oyundan fizik olarak düşüyor. Mücadelesine hiç ama hiç lafım yok ama daha sağlam olmalıyız defans hattında artık ligin en çok gol yiyen takımlarından olduk. RIDVAN’da bu ligin futbolcusu değil.

Orta sahamızda ise yine diğer taraftarlarla aynı görüşte olmadığım kaptanımız var. Kaptan ERMAN’a haksızlık yapılıyor. Kaç kez canlı izledim özellikle son haftalarda. Takımın en çok koşan top kapan oyuncularından biri orta sahada hem savunma hemde hücum için elinden geleni yapmaya çalışıyor bu yaşına rağmen. 80. Dakika defansa gelip koşarak top çıkardığna şahit oldum eleştirileri hiç haketmediğini düşünüyorum. Aynı görüşlerim HÜSEYİN  için de geçerli. Demirspor'a geldiği gün ne kadar eleştirdiysem hepsini geri aldım ve sahada olması ve mücadelesi çok önemli yüreğiyle oynadığı kesin. TAHA için orta sahanınn dinamosu diyorlar Karşıyakalılar ama bizde pas yapabilen ileri çıkarabilen orta saha oyuncusu gerekliydi. Pas yeteneği düşük bir oyuncu ve yetersiz kaldı. YUSUF’un eksikliğini en başından beri hissediyoruz. Yeni transfer ROGER ise 2 maç oynadı ve Afrika kökenli oyuncu hayranlığımızın ve internetten oyuncu izlememizin transferi diye düşünüyorum. Tutsun ya da tutmasın yanlış transfer. NURULLAH transferi de eleştirilebilir bir MİY transferi bence. Katkı verecektir çünkü kötü futbolcu değil ama bu takıma, bu armaya, bu armayı bilen futbolcu almak çok daha önemli. CAVİD hakkında Mustafa hocanın bir açıklama yapması gerekiyor diye düşünüyorum. Ayrıca BERKAY neden hiçbir zaman 11’de düşünülmüyor. Yedekten 10 15 maç’da girse bir orta saha oyuncusunun katkı veremeyeceğini nasıl bilmiyor Mustafa Hoca? SAMET’e verilen şans BERKAY’a verilmeliydi. Ayrıca SAMET bu takımın bu ligin oyuncu falan değil. Hiçbir özelliği yok katkısı yok yedek bile oturmamalı. MUHİTTİN’e neden güvenemedik onun da açıklamasını bekliyorum açıkcası.

Forvet hattımıza da gelince açıkcası ligin ilk yarısı da eleştirilirken söylemiştim GÖKHAN Kaba çok ama çok önemli bir santfor. Hava toplarında ilk yarıda birçok gol attı ve katkı verdi ne olursa olsun bu takımda tutulmalıydı. Şimdi yan toplarda çok başarısız bir takımız ve bunun tek nedeni iki tane kısa boylu forvete sahip olmamız. GÖKHAN kalmalıydı. LUİZ ise çok ama çok yetersiz hiçbir katkısı olmadığı halde 11’de başlıyor. Tek forvet ve kalabalık pas yapan orta saha bu haftadan sonra Demirspor için çok önemli. Bu tek forvet de kesinlikle SİNAN olmalı. JUNİNHO ise çok ama çok açık olarak şımarmış durumda. Yetenekli olabilir ama takıma zarar veriyor. Bencil davranıyor ve bu kırmızı kartın hiç ama hiç affı olmamalı. LAWAL’ı da biz büyüttük. JUNİNHO’nun şu an da ondan hiçbir farkı yok. ERÇAĞ gerektiğinde ileri uçta santfor olarak sıkışan maçlarda mutlaka denenmeli.

Kaptan ERMAN takımı bir arada tutmaya çalışıp, tam bir kaptanlık örneği gösterip yüreğini ortaya koyuyor benim görüşüme göre ve eleştiriyi hiç haketmiyor.Ayrı bir teşekkürü hakediyor Demirspor taraftarından.

Daha iyi olabiliriz. Şampiyon da olabiliriz. Futbolcular bireysel olarak şapkalarını önüne koymalı artık. Biz kaybetselerde varız. Bizim için Demirspor sadece Şampiyonluk ifade etmiyor. Onlar ellerinden geleni yapsın varsın Şampiyon olmasınlar. ADANA, DEMİRSPORLUDUR.

Cüneyt Çakır ve Üçlüsü

Hakemlerden dert yanmanın hiçbir karşılığı yok. Futbolcu nasıl hata yapıyorsa onlar da hata yapıyor. Ama bunu görece en üst kademedeki hakemler de yapıyorsa o zaman sıkıntı var demektir.

Cüneyt Çakır ve yan hakemler, dün skor 1-0 iken attığımız nizami golü yok sayarak maçın gidişatını etkilediler. Diğer yan hakem tükürdüğü gerekçesiyle bir oyuncumuzu atarak, bir hata daha yaptı. Bu tükürük kırmızı kartları, popüler olmaya başladı. Popüler olan her şey gibi kötü kullanıma müsait.

Dün Cüneyt Çakır'ın merkezindeki hakem üçlüsü, Demirspor'u yaktı.

Orta Saha Savunması

Dün akşam yine 10bini aşkın Demirsporlunun merdivenleri bile doldurduğu tribünler önünde, Erciyesspor'a 3-1 yenildik. Daha da kötüsü, Adana derbisi öncesi Juninho'yu kırmızı kartla kaybettik.

Mağlubiyete şaşırmadım, çünkü Erciyes bizden bir gömlek üstün bir takımdı; iyi oynadılar kazandılar. Ama skorun 3-0'a gelmesinde bizim hatalarımızın payı büyük. İkinci golde Rıdvan'ın "pası", üçüncü golde Berat'ın ıskası skoru belirledi.

Ama asıl sorun orta saha savunmamızdı. Ne yazık ki, beğenmediğim(iz) Hüseyin'i çok aradık. Lawal'ın boşluğu da henüz dolmadı. Erman ve Taha çok çok etkisiz. Orta sahada savunma yapmadığımız için top kapıp hızlı hücum yapamadık.

Takım kötü gidiyor, 4 haftada 9 gol yedik. Umarım Adanaspor maçı ilacımız olur yine.

14 Şubat 2013

2 milyon TL hibe???

Önce "demirsporplatformu"nda çıktı haber, ardından biraz daha düzeltilmiş bir dille, daha anlaşılır şekilde "haberads"de.
 
Söyleyeyim haberi:
 
Yönetim 2 milyon TL civarında reklam geliri ve başka kaynak bulmuş. Bunları kulübe aktaracakmış. Böylece 2 milyon TL hibe edilmiş olacakmış.
 
Şaka gibi bir açıklama.
 
Bulunan reklam gelirlerinin ve diğer karşılıksız kaynakların kulübe aktarılmaması söz konusu olabilir mi? Daha açık sorayım; örneğin Riga Boya'dan alınan forma reklamının kulübe aktarılmaması gibi bir seçenek söz konusu mudur? Böyle bir açıklama olabilir mi?
 
Sanırım yönetim hibenin ne anlama geldiğini bilmiyor. Hibe demek kendi cebinden yapmış olduğun harcamaların bir kısmını geri tahsil etme hakkından vazgeçmek demektir. Zaten karşılıksız olarak bulunan reklam vs. paralarını, gelirlerini yönetimin talep ve tahsil etme yetkisi yoktur. Bu gelirlerden hibe olmaz. Hibe olması için gereken açıklama şudur: "Biz bu sene yönetim kurulu olarak kulübe cebimizden 4 milyon TL aktardık. Bunun 2 milyon TL'sini kulüpten geri alma hakkımızdan feragat ediyoruz."
 
Olay bundan ibarettir. Reklam ve diğer gelirleri bulmak yönetimin zaten görevidir. Bu hibe olarak değerlendirilemez. O zaman bir yönetim de çıksın desin ki; ben 500.000 TL kombine sattım, bu parayı geri istemeyeceğim. Hibe ediyorum. Gökoğlu diyor ki; ben kulübe 400.000 TL hibe ettim. Önder Serin de diyor ki; ben bu 400.000 TL'yi geri istemeyeceğim. Böyle bir mantıksızlık olabilir mi acaba?
 
Sayın başkan ve yöneticiler. Siz sezon başında 2 milyon TL ilave kaynak yaratma taahhüdünde bulunmadınız. Siz kulübe yapacağınız harcamaların 2 milyon TL'sini hibe etme taahhüdünde bulundunuz. Taahhüt sulanmasın. Gerekeni yapın. Yanlış anladıysak açıklamanızı düzeltin.
 
Bir de açıklamanızda anlaşılmayan bir nokta daha var: Bulunan bu 2 milyon TL'lik gelir yeni gelir midir? Yoksa örneğin kombine satışı, forma reklamı, yayın gelirleri, maç hasılatı gibi sezon başından bu yana kasamıza giren para mıdır?
 
Eğer yeni gelir değil ise takiyenin hasını yapıyorsunuz demektir. Maddi konularda açıklama yapana dava açarım demiştiniz ya, beklerim, hazırım, umarım siz de hazırsınızdır.

13 Şubat 2013

Konya Deplasmanından #2

Ankara Tayfası'nın Konya deplasmanı izlenimleri devam ediyor; bu seferki yazı Gökhan Arıkan'dan. Çağatay'ın aksine yola Ankara'dan, hızlı trenle çıkan Gökhan'ın kalemi "hız ve politika" meselesine de değiniyor:

"Ayak uyduramıyor muyuz, yeni olan garip mi oluyor; Ankara – Konya hattında hızlı tren var artık. İnsan bundan yüz yıl öncesini hayal ediyor, demiryolu. Haftalarca süren mesafelerin günlere, saatlere inmesi; hız. Charlie Chaplin, Büyük Diktatör filminin sonunda kürsü başına geçip attığı nutukta hep aynı vurguyu yapıyor: Hız. Deplasmana gitmek uzun saatler boyu sohbet, yolculuk demekti, iki çay içmeye fırsat bulmadan Konya'da bulduk kendimizi. 1940'larda bildiğimiz buharlı lokomotifler, Kara Kurtlar da aynıydı, hız. Demiryolu bu modern vurguya sahipti, demir, çelik, sanayi, kalkınma, ve saire. Demirspor ise madalyonun öteki yüzü, fabrika bacalarından dünyayı karartan dumanların arasından umut, işçi, insan, dayanışma, şehir, şehrin emekçileri. 

Bizler, demiryollarının mümkün kıldığı sanayinin diğer yüzüydük. Ücretinin tümünü asla tam almayan çalışanlar, o ücreti evde bekleyen kadınlar, o ücretle okuyan çocuklar. Bir şeylerimiz hep tam olmadı; gelirimiz düzenliydi, maaşlarımız aylıktı, ama asla verdiğimizin hepsini geri almadık. Bu yarım kalan parça, emeğimizin asla bize tam olarak dönmemesindendi. Eksik olan etrafında dayanışma, işverenin vermediğini birbirimizden giderme; ücretimiz kısıktı, ama umudumuz açık. Biz birbirimizin yüzünde bulduk umudu.

Demirsporlu, belki bu yüzden kendini tam olarak ancak tribünde hissetti. Tüm olduğunu, müdahil olduğunu, ancak yenen gol sonrası küfür ederken, yanındakinin daha kallavi küfründe buldu, atılan gol sonrası tanımadığı insanlara sarılırken buldu; neyi, devam etme kudretini. O kudret topçulardan değil, kitlenin kendisinden. Demirspor'a hangi topçu gelse, ilk söylediği buna benzer bir cümle, hangi topçu gitse, özleyeceğini söylediği buna benzer bir cümle; taraftar diyorlar ya, bakmayın bu futbol ağzına, biz kendimize tarafız, kitleyiz.

Kimsa pay çıkarmasın kendine, Konya deplasmanından bir puanı kotaran bizlerdik. Çağrımıza kendini veren topçularımızdı, biz bağırdıkça koşan, koştukça daha çok bağırdığımız, ve tüm maçı son on dakikaya sığdıran topçularımız. Ola ki bir takım son dakikalara iki farkla mağlup girsin, beklenen tribünlerin boşalmasıdır. Ha deyin, deplasman tribünü, polis dışarı salmaz, o taraftar niye bağırmaya devam etsin ki. Mağlupsun, otur oturduğun yerde, bırak ev sahibi tribün galibiyetin tadını çıkarsın. Yok, bizik, Hız ile gelmişiz, son on dakikaya tüm maçı sığdırırız. Muzaffer komutanın kibriyle değil de, galip ordunun eri gibi rahatça bir gülümsemeyle evimize döneriz. Zaten her savaşta biz ölüyoruz, olacakları bilmenin rahatlığıyla, çokluğumuzla, bir dahaki deplasmanı bekleriz, yensek de bizik, yenilsek de bizik."

U14'lerimiz Türkiye 3.sü!

Türkiye Akademi Ligi finallerinde boy gösteren U14 takımımız bugünkü 3.lük maçını kazandı. Batman Petrolspor'u 3-1 yenen takımımız Türkiye 3.sü oldu.(Kaynak: @adsaltyapı twitter hesabı)

Helal olsun çocuklar, sizlerle gurur duyuyoruz!

Konya Deplasmanından #1

Konya deplasmanında yerini alan Ankara Tayfası'ndan deplasmanla ilgili yazılar gelmeye başladı. İlki Ali Çağatay Biçer'den:

" Taraftarıyla, Futbolcusuyla İnanmışlar Ordusu

Gece uyku uyuyamadım, dile kolay Şimşekler Grubu ilk deplasmanını yapıyordu ve Adana'dan 14 Otobüs 5 transit gidiyorduk, heyecan yüksekti. Sabah 5'te Tayfa'dan Müslüm Abi'yle beraber yola koyulduk bir arkadaşım ve kuzenimle ADS Store'ye vardık. Herkesin coşkusu sabahtan, yola çıkmadan belliydi. Stad çevresinde bira içen dostlar da vardı. Bizde ortama ayak uydurduk sabah 6.00 gibi biralarımızı aldık içmeye başladık, yola koyulduk. Otobüste dost muhabbeti yaptık herkesle.

Ankara Tayfa yaklaşık 20 kişilik bir grupla,'Biz DemiryoluEmekçilerinin Takımıyız ' pankartıyla trenle geliyordu. Stada vardığımızda Ankara Tayfa yerini almıştı zaten.Kalabalık müthişti, bize ayrılan bölümü tamamen doldurduk. Maç başlamak üzereydi artık. Ben nasıl olursa olsun zaten stadı yıkacağımızı biliyordum ama bu kalabalık stadı havayı uçururdu. Maç öncesi takımıza doping etkisi yapmak için tezahuratlara başladık, inanmışlar ordusu görevini yapıyordu Konya taraftarının sesi çıkmıyordu bile bizim yanımızda.

Maça iyi başlayan ve golü bulan Konya oldu ama biz inanmışlığımızı kaybetmedik beraberliği,
yakaladık rakip 10 kişiydi tam maçı alacağız derken anında bir gol yedik sonra bir tane daha... Ama inanmışlar ordusu vardı, bu maçı alacaksınız diye haykırıyordu. 

86. dk'da tribün abilerimizden Adem Abi : "Bu maç 3-3'te olabilir, böyle de bitebilir. Bunu ŞİMŞEKLER GRUBU belirleyecek. Şimdi bağırmak mı istiyorsunuz, susmak mı?" dedi. Tüylerimizi diken diken eden konuşmadan sonra stadı adeta yıkmaya başladık ve golü de bulduk 88'de sonra 90+'da bir gol daha1

Bu beraberlik normal bir galibiyetten çok daha anlamlı oldu. O an bir kere daha anladım ki bir taraftar grubu ancak bu kadar etki eder takıma. 'Bizler inandık, siz de inanın' dedik, onlarda inandılar. Ben inanıyorum ki demeyeceğim, biliyorum ki bu takım bu sene bu taraftarın 20 yıldır hasretini çektiği süper lige çıkaracak bizi. Tribün böyle devam ettiği sürece Şampiyon biz olacağız! 

Burdan bir daha bastıra bastıra söylemek istiyorum Şimşekler Grubu deplasmanlara devam etmeli. Lokomotif ilerliyor, Demirspor şampiyonluğa koşuyor."

12 Şubat 2013

Demirsporlu Gözüyle Okumak - 5

Baktım konu Demirspor olunca yetişmemizin gereği hep karamsar şeyler paylaşmışım okuduklarımdan. Her okuduğumu hüzne ve mücadeleye yormuşum. Şimdi paylaşacaklarım da aslında mutluluk ifade etmiyor ama bende var olan bir umudu dile getiriyor. Demirspor artık sadece inadıyla, taraftarıyla, duruşuyla umut veren bir takım olmaktan çıksın, başarılarıyla da ses getirsin istiyoruz nitekim.

Bu yazımda Rıfat Ilgaz'dan bir şiiri alıntılayacağım. Şiir başlıksız. Alıntı "Rıfat Ilgaz'ın Tüm Şiirleri 1927-1991" isimli kitaptan. Kitap Çınar Yayınları tarafından 2002 yılında basılmış. Hababam Sınıfı'nın yazarı olarak bilinen Ilgaz'ın o sınıfı nasıl bizlerin parçası gibi günümüze kadar taşıdığını şiir kitabını okuyunca daha rahat anlıyor insan. Halkın gündelik sorunlarını dökmüş mısralara. Kimi zaman bir öğretmen, kimi zaman bir doktor, kimi zaman hasta gözüyle bakmış dünyaya. Güçlü tasvirlerle etkileyici bir kitap ortaya çıkarmış. Ayrıntılardan sonra şiire geçeyim. Kendi okuduklarını Demirsporlu gözüyle yorumlayanların duygularını demirgibiyiz@gmail.com vesilesi ile bizlerle paylaşmasını isteriz.

"Bizim de bir çift sözümüz vardı
Nar çiçeği, gül dalı üstüne,
Dudaklarımızda kaldı.
Göremedik sıkıntısız yaşandığını,
Rahatın şiirini yazamadık.
Ne kadar uzak
Heveslerimle içli dışlı yaşamak,
... ... ... ...
Teker teker sökülmüşüz toprağımızdan,
Havamızdan, suyumuzdan olmuşuz.
Yaşamaktayız aynı çatının altında
Daha mahzun, daha hesaplı.
Rahat günlerin işçisi olacaktık,
Rahat günlerin şairi:
Bir çift sözümüz vardı
Nar çiçeği, gül dalı üstüne,
Dudaklarımızda kaldı!"

Sanki artık söyleyeceklerimizin dudaklarda kalmayacağı günlere doğru ilerliyoruz. Sanki Çukurova'ya gelen bahar ta iliklerimize işleyecek. Sanki Çukurova'ya baharı biz getireceğiz. Ben umutluyum. Sanki artık olmakta...  

11 Şubat 2013

U14 Finalleri: Adana Demirspor: 0 - Kartalspor: 2

Altyapılarımızın en alt kademesi U14'lerde Türkiye Finalleri oynuyoruz biliyorsunuz. Bugün ilk maçımızda Kartalspor'a 2-0 yenildik.




99'lu gençlerimiz bizi Türkiye'nin en üst kategorisinde başarılı ile temsil ettiler. Hepsinin yüreğine sağlık. Üçüncülük maçında Denizli'ye 4-1 yenilen Batman Petrolspor ile oynayacağız.


A2: Adana Demirspor: 1 - Trabzonspor: 0

A2'lerimiz ikinci maçında galibiyetle tanıştı. Kaleci Emre Selen'in kaleden kaleye attığı golle Trabzonspor'un 1-0 yendik.

Tebrikler gençlerimize...

Adana Demirspor altyapısına dair güncel haberler ve gelişmeler için, twitter'da @adsaltyapi hesabını takip edebilirsiniz.

İçeri Dışarı Fark Etmiyor!

21 hafta sonunda topladığımız 34 puanı, iç ve dış sahada eşit paylaştırdık. Her iki sahada da 17'şer puan topladık.

Erciyes, Rize, Bolu, Karşıyaka gibi yukarıya oynayan takımlarla deplasman maçlarımızı geçirmiş olmak bir avantaj gibi görünüyor. İkinci devre kalan 13 maçın 7'si iç sahada oynanacak ve bir de Adanaspor maçı var. Takım 8 hafta Adana'da. Bu açıdan iç saha performansını biraz daha yukarı taşımamız gerekiyor.

10 Şubat 2013

Yenen Goller

Son iki sıradaki Ankaragücü ve Tavşanlı ile birlikte ligin en çok gol yiyen takımlarındanız. Bugün yediğimiz 3 golle, 30'a ulaştık. İlk 10da bize yakın sadece Bolu ve Antep BB var, 27 golle.

Sadece 4 maçta gol yemedik. İkinci yarının dört maçında da gol yedik. Erciyes ve 1461'den sonra en çok gol yediğimiz takım oldu Konya. (İlk yarıdaki maçta da ilk 3 hafta gol atmayıp bize 2 gol atmışlardı.)

Her zaman 3 gol yiyerek puan kazanmak mümkün olmaz. Sezon başında transferler daha çok savunmaya yönelikti. Forvet sıkıntısı çekmemize rağmen takım gol atabiliyordu. Ancak bu kadar gol yemek, atmakla çözülemez. Önümüzdeki maçlarda sıkıntı yaratmaya devam eder. Özellikle kapanan takımlar, arka tarafımıza çok fazla boşluk buluyor.

Savunma sadece savunma oyuncularıyla yapılmaz. Artık ortasahası savunma yapmayan takımların ayakta kalması çok zor. Acilen takımın savunma disiplininin sağlanması gerekiyor.


Konyaspor: 3 - Adana Demirspor: 3

Konya'da son dakikada 1 puanı kurtardık! Bu puan sezonun ilk deplasmanı için Konya'ya akan yüzlerce Demirsporluya armağan olsun.

En son 2008 yılında Tarsus'ta, yine böyle taraftarın akın ettiği maçta, deplasmandan 3-3'lük skorla dönmüştük.

Puanı kurtaran gol, devre arasında son gün takıma katılan Mersin İ.Y'dan transfer Nurullah'tan geldi. Bu da garip bir tesadüf...

Takım ilk yarıda yine Denizli maçındaki gibi sıkıntılıydı; top yapamadı, hücuma çıkamadı. Altımızdaki takımlara karşı konsantrasyon sorunu açıkça belli oluyor. Rakip kapanınca, top yapma şansımız da kalmıyor.

Konya, ikinci 10 kişi kalınca Erçağ ile beraberliği yakaladık ama Konya'nın da yeni transferi Ars, 3 golle takımını sırtladı. izim yeni transferimiz Luis, son dakikalara umutlu girmemizi sağladı ve son dakika transferi son dakikada skoru belirledi.

Deplasmanda alınan puan çok değerli, takımın kazanma azmini son ana kadar taşıması da öyle... Ama yine de altımızdaki takımlara karşı maça iyi başlayamama hali, sıkıntı olduğunu ortaya koyuyor.

Yola devam...

7 Şubat 2013

FourFourTwo'da Demirspor Eki

Spor dergilerinden FourFourTwo (twitter'da @FourFourTwoTR) Şubat sayısında Adana Demirspor eki veriyor. Emek verenlere teşekkür ederim ama ek benim için bir hayalkırıklığı!

Ülkenin çok satan bir spor dergisinde, 1. ligteki bir takım için böyle bir özel sayı yapılması tabii ki sevindirici. Altligler bu tip dergilerin birincil ilgi alanı değildir ama konu Demirspor olunca öncelikler değişiyor.

Dergi, en son 2009'da Livorno maçı münasebetiyle Adana Demirspor'u geniş biçimde sayfalarına taşımıştı. Yeniden bu sefer ayrı bir ek olarak gündeme gelmek, güzel.

Ekte, kaptan Erman, Şener, Erçağ ve teknik direktör Mustafa Uğur ile 4-5 soruluk kısa söyleşiler var. Ayrıca eski başkan Mehmet Gökoğlu'na da bir tam sayfa ayrılmış. Girişte tanıtım yazısı, geçmişten bir iki foto ve taraftarla ilgili fotolar da Demirspor'a dair...

Gerisi ise ne yazık ADSİAD tanıtım bülteni olmuş!

Denizli'deki finale uçak kaldırıp adından söz ettiren, maç sonu sanki çok payları varmış gibi şampiyonluk kupasını kaldırıp şovlarını tamamlayan ADSİAD, verdikleri reklam nedeniyle, eke damga vurmuş.

Keşke dergi editörleri, bu adamlar kimdir-nedir, Demirspor'a ne yararı dokunmuştur, geçen yılki zor günlerde bu seneki zor günlerde takım için ne yapmıştır diye bir Demirsporluya sorsalardı. Ulusal bir dergide, böylesi bir ekin ne kadar maliyetli olduğunu tahmin ediyorum. Ama parasını verirseniz istediğiniz eki çıkartırız şeklinde bir imajı olmasını, sanırım FourFourTwo istemez.

Belediye başkanları ve CHP'li aday adayının reklamlarıyla, ek tam olarak seçim öncesi çıkan kötü gazetelere benzemiş.

Açıkçası ben spor dergilerini takip etmem, içerikleri bana sıkıcı geliyor. Sırf Demirspor eki veriliyor diye 3 yıl sonra bu dergiyi aldım. Takipsizlik kararımın doğru olduğunu hissettim. Görselliği etkileyici ekin, içerik olarak da doyurucu olmasını isterdim.




U14 ve U16 Finalleri

Gruplarını birinci bitirerek Türkiye Finalleri'ne katılma hakkı kazanan U14 ve U16 takımlarımız, Şubat ayı içerisinde maçlarını yapacaklar.

U14 finalleri, 10-14 Şubat; U16 Finalleri de 18-22 Şubat tarihlerinde Antalya'da gerçekleşecek. İlk olarak sahaya çıkacak U14'lerimizin rakipleri Denizlispor, Kartalspor ve Batman Petrolspor.

Başarılar çocuklar...

http://www.tff.org/default.aspx?pageID=831&ftxtID=17256

6 Şubat 2013

Grup Konya'ya Gidiyor

Güzel haber: Şimşekler Grubu Konya'ya deplasman yapıyor.

Bu sene organize bir şekilde hiçbir deplasmana gidilmemişti. Grup, kendi imkanlarıyla karşılıyor bu işi. Bence olması gereken de buydu. Grubun deplasman yap(a)mamasının eksikliğini yanlışlığını daha önce blogta yazmıştık. Neyse ki takım şampiyonluk potasına girmişken taraftar gücünden yoksun kalmayacak.

İsim yazdırmak ve ödeme yapmak için ADS Store'a gidebilirsiniz.

A2'de İyi Başlamadık

A2 Final Grubu ilk maçında Gençlerbirliği'ne 3-1 yenildik. Yabancı ve A takımdan oyuncu destekli Gençlerbirliği önünde ilk yarıda 3-0 yenik duruma düştükten sonra Recep Çoban'ın penaltısıyla skoru belirledik. Recep, bu sezon 9. golünü attı.

Öte yandan "yetiştirilmesi" adında Kahramanmaraş'a gönderilen A2'mizin golcülerinden Muhittin Tümbül, yeni takımında iki haftadır kadroda yer alamıyor. Yetişmesi için ilk adım bu demek ki...

4 Şubat 2013

Bir Kadının Ölümü

ABD vatandaşı Sarai Sierra'nın Türkiye'de kaybolduğu haberinin ardından çok rahat bir şekild kesin öldürülmüştür diye düşündük. Türkiye'de kadına yönelik cinayetler, erkek şiddeti, koca dayağı o kadar sıradanlaştı ki, ABD'li kadının da öldürüldüğüne şaşırmadık. Ajan mıydı, burada ne işi vardı, çeşitli komplo teorileri üretildi. Doğru da olabilir. Aslında sorun, o haberi duyduğumuzda hissettiğimiz normallikti; bir insanın ve kaybolan bir kadının ölümündeki normal hislerimizdi. Ölümün, şiddetin sıradanlaştığı bir ülkede yaşamın değeri ayaklar altındayken, yaşama dair mücadelelerin önemi daha artıyor.

Vatan gazetesi'nde Müge İplikçi'nin kaleminden: ( http://haber.gazetevatan.com/Haber/511469/1/Gundem )

"Biz bu topraklarda ‘yalnız bir kadının başına her türlü felaket gelir, cesaretini sakın sınamaya kalkma’ cümlesiyle büyürüz, bacaklarımızı sürekli bitiştirerek. Cesaret... Her daim esarete göz kırpabilen o pırıltılı sözcük! Elimizden kaçıp gider her seferinde. Cesaretini sınamak yetişkin, yaşam sorumluluğunu üstlenebilen bir kadın olmaktır aslında. Kendi sesinden korkmamak, gölgenle buluşabilmek, düşlerini kendin için gerçekleştirebilmek...

Ne var ki durum hiç de parlak değildir. ‘Kadının sırtını sopasız, karnını sıpasız bırakmamak gerek’ diyen bir atasözünün çıktığı topraklardır burası. Hâlâ yaşadığına ve dolaşımda olduğuna göre, karşılığı da var demektir fazla fazla.

Kadının sırtını sopasız bırakmayan bir toplumuz biz. Karnını sıpasız bırakmamak yolunda da alınan bir sürü ‘yeni, çağdaş ve demokrat’ olduğu savlanan kararlarımız var. Başka bir deyişle kadınlarını damızlık olarak gören ve esasen kadınlardan korkan bir toplumuz.

Ne tuhaftır ki bu ülkede tarihsel olarak bize bizi anlattığı sanılan iki kadın tipi vardır: İffetli kadınlar ve iffetsiz olanlar! O kadar eski bir hikayedir ki bu, o kadar eski. Bir o kadar da eskimeyecek bir hikaye! Koca koca edebiyatçılarımız zamanında bu uğurda eserler bile vermişler; daha da ötesine varıp oylarını iffetli kadınlardan yana kullanmışlardır. İffetsiz kadınlarsa en baştan cezalandırılmaya yazgılıdırlar.

İffetsizlikten ne anlaşıldığı ise gerçek bir muammadır; o şeffaf sınır, hoyrat ama görünmez bir erkek eli tarafından çizilmiştir. Anlaşılan tek şey vardır: İffetli kadınlar ‘bilinen’ bir ev içi hapsine, iffetsizler ise kanıksatılmış bir ‘bilinmeze’ mahkum bırakılmışlardır. Bu bilinmezin içinde şiddetin her türlüsü mevcuttur. Ama hemen belirtelim ki iffetli kadınların maruz bırakıldıkları şiddet de az değildir.Bu hoyrat şeffaf sınırı zorlamaya çalışanların başına neler gelir neler... Böylesi bir yola çıktığımız zaman keşfetmenin gururuyla, sırtımız sıvazlanarak değil ‘her cesaretin bir bedeli vardır’ cümlesiyle uğurlanırız.

Ne diyeyim... Cesaretin cesaretimiz, bu yoldaki gerçek esaretin esaretimizdir Sarai Sierra."


Altyapı'da Sezon Sonu

Altyapı takımlarımız sezonu tamamladı. U16ve U14'lerde zirvedeyiz; bu takımlarımız Türkiye Finalleri'ne gidecek.

U18 ve 15'lerde zirveyi zorladı ama olmadı; ikinci olduk. U17 kategorimiz bu sene en zayıf olduğumuz gruptu.

Sonuç ne olursa olsun bizi başarıyla temsil eden, kendi yaş kategorilerinde adından söz ettiren gençlerimize teşekkürü bir borç biliriz!

Bugüne kadarki çağrılarımız pek yerini bulmasa da yine de söylemeden geçmeyelim: Bu gençleri daha iyi hale getirmek, profesyonel takıma kazandırmak, kulübün ve onu temsil eden yöneticilerin görevidir.

Altyapıyı sezon boyu dikkatle takip eden Soylu Kavgam blogunda cinobili'nin son hafta ve genel değerlendirmelerine göz atmakta fayda var:

http://soylu-kavgam.blogspot.com/2013/02/u16-ve-u14-akademi-ligi-kategorileri.html

http://soylu-kavgam.blogspot.com/2013/02/akademi-ligleri-son-hafta.html

Başaltı

Kritik haftada rakiplerin puan kaybetmesiyle birlikte başaltı konumumuzu netleştirdik. Denizli galibiyeti, hem kötü oynarken de kazanmak hem de geriden gelip kazanmak adına önemliydi. 1-0 yenilgileri azından beraberliğe çevirebilseydik, şimdi zirvede olabilirdik. Neyse ki takımda kazanma kültürü oturdu.

İlk devrede galip gelemediğimiz ilk 5 haftada, şimdiden 2 galibiyete ulaştık. Konya ve Erciyes maçlarından çıkacak 4 puanla, Adanaspor maçına rahat çıkabiliriz.

Ama Denizli karşısındaki ne olsa kazanırız rahatlığı, özellikle rakip 9 kişi kalınca ortaya çıkan lakayıtlık bize kötü durumlar yaşatmadan üzerine gidilip çözülmesi gereken bir mesele.

3 Şubat 2013

Konuk Yazar: Mehmet Duman

Neredeyse her hafta TV yayındaki spiker hatalarına dair twitter ve facebook ortamında muhabbet dönüyor; artık hakem hataları gibi klasikleşti spiker hataları! Bu haftaki Denizlispor maçındaki spiker yorumlarına dair takipçimiz Mehmet Duman'ın demirgibiyiz@gmail.com'a gönderdiği yazıyı paylaşıyorum. TRT spikerlerinin bilgi birikimine saygı duyuyorum ama sanki derslerini çalışmadan maça geliyorlar gibi. Antremansız bir oyuncu nasıl sırıtırsa, maça hazırlanmayan spiker de sırıtıyor. Dünkü spiker, Arif Peçenek'in Adanaspor'da oynadığını söyledi maç başında ama aslında Adana Demirspor'da oynamıştı. Diğer sıkıntılara Mehmet Bey de değinmiş:

--

"Sevgili demirgibiyiz ekibi;
Acizane bu yazımı yayınlarsanız sevinirim. Denizlispor maçında tam bir TRT rezaleti yaşandı. Geçen hafta Erdoğan Arıkan'ın seyirciyi yere göğe sığdırmayan anlatımından sonra bu hafta seyircisiz oynanıyormuş izlenimi veren, seyirciye oralı bile olmayan bir spiker(!) vardı yayında. TRT adeta "geçen hafta Demirspor taraftarını çok övdük aman tarafsız kalalım" paradoksu yaşıyor gibiydi. Seyirciden 90 dk hiç bahsetmedi. Gerçi seyirci özellikle ADS tezahuratında geç kaldı; maçın genelinde Boluspor maçına göre sönük kaldı ama yinede bu muameleyi hak etmiyordu. 

Bir diğeri Malikov'un kırmızı kartını nasıl es geçti bunu hiç anlamadım, bir diğeri her maçta Adanalı bir abimiz yorumcu olurdu bu hafta o neredeydi. Bir diğeri iki de bir sesim yayına giriyor mu diye sormasıydı; zaten sesinin yayına gitmesi için Adana'da olduğunu unutmuş gibiydi.

Kısacası ilk yarı uzun bir süre Demirsporumuzun maçlarına ambargo koyan TRT, "alın size yayın tepe tepe kullanın" der gibi kafamıza takozu attı; bilmem ne dersiniz?

Mehmet Duman"

2 Şubat 2013

Kerem Can Akyüz

Geçen hafta Onur Biçer, maç yazısına yaptığı yorumda Kerem Can'ın  da ayrı bir yazıyı hak ettiğini hatırlatmıştı; bugünkü golüyle bu yazı zorunlu oldu... (Aslında çok gol atan bir oyuncu da değil, bizde geçen yıl gol atamamıştı, daha önce Telekom formasıyla bir golü var)

Heme hatırlatalım ve hatırlayalım; futbolculara güvenmeyi, onlara samimi duygular beslemeyi bilmeyen, buna alışık olmayan, çünkü bunu yaptığı için hep hayalkırıklığına oynamış bir taraftar grubunun yeniden oyunculara güvenmek isteği bu tür yazılar.

Şener ve Erçağ gibi, Kerem Can da bize geçen yılın şampiyonluğundan kalan en güzel miraslar ve u yılki performansıyla Kerem Can'ın kalbimizdeki yeri sağlamlaşıyor.

Genelde savunmacıların kaderidir; pek ön plana çıkamazlar forvetler gibi ama Demirspor tarihine bakınca, yakın zamanda sembol olmuş iki ismin - Bombacı İbo ve Tekin'in- savunma ve ortasaha oyuncuları olduğunu görüyoruz.


Kerem Can, 2006'da Karşıyaka'da profesyonel olmuş ve oradan Mardin'e geçmiş; ardından Diyarbakır Diski, Telekom ve Konya Şeker formaları giymiş. Yaşına göre çok takım dolaştığı söylenebilir. Ama oynadığı takımlarda 30 maç ortalamasını tutturmuş.  Demirspor'a karşı Diski ve Telekom maçlarında oynamış. 

Bize geçen sezon ortasında gelmişti. İlk zamanlarda, yeni gelen her oyuncu gibi, ona karşı da tedirgindik ve kimi zaman şüpheli yaklaştık; performansını bazı zamanlar beğenmedik. Ama o yarım sezonda kadronun güvenilen isimlerinden oldu. Özellikle şampiyonluk rotasına girildiğinde ve Denizli'deki finallerde görevini layıkıyla yaptı.

Bu sezon başında Osman Özdemir'in en büyük hatası olan geçen yılki kadroyu bozmak işinden o da nasiplendi. İlk maçlarda sahada yer bulamadı. Ama Mustafa Uğur'la birlikte o da yeniden doğdu. 

Henüz 1,5 yıllık Demirsporlu olmasına rağmen biz onu seviyoruz. Hata yapabilir ama biz onun iyi niyetli olduğunu seziyoruz.

Onun temiz yüzünü, Demirspor'un umutlu geleceği ile eşleştiriyorum ben. Onun güler yüzünde, gelecek başarıları görüyorum.

Umarım mücadelesini bozmaz ve Demirspor'un unutulmaz isimlerinden biri olabilir...

Adana Demirspor: 2 - Denizlispor: 1

Bu bir ilk! Bu sezon ilk kez yenik duruma düştüğümüz maçı kazandık ama yine öldük öldük dirildik. İkinci golü attıktan sonra rakip, hakeme itirazlardan 9 kişi kaldı. 55. dkdan sonra maç rölantiye döndü, bizimkiler top çevirdi, yüklenmedi. Juninho penaltı kaçırdı. Ama rakip son dakikalarda beraberlik golü için bizi sıkıştırdı.

İlk yarı tamamen kapanan bir Denizlispor'a karşı hiç top yapamadık. Rakip bir kere geldi ve golü buldu. Sıkıcı ilk yarının ardından ikinci yarının hemen başında Kerem Can'ın füzesi (ona ayrı bir yazı geliyor!) skoru dengeledi, hemen ardından Erçağ'ın dokunuşu ile öne geçtik. Bu pozisyonda faul var mı yok mu tartışması, Denizli'ye pahalıya patladı; iki kişi kırmızı kart gördü. (TRT Spikeri bunu uzunca bir süre fark etmedi, fark ettiyse de hiç söylemedi!)

Maç, genelde durarak oynandı; top hep Denizli sahasındaydı; rakip takım bizim sahada toplam 5 dk. geçirmemiştir!

Mustafa Uğur, geçen hafta kazanan kadrodan sadece Rıdvan-Erçağ değişikliği yapmıştı. Maçta doğru dürüst top oynanmadığı için kimin nasıl oynadığını yazamayacağım ama Erman yine kötüler arasındaydı! Genel olarak takımda bir rahatlık ve ne olsa kazanırız havası vardı.

Hakemler genelde tribünden etkilenmediğini göstermek için bizim aleyhimize kararlar verirdi ama Bülent Yıldırım iyi bir yönetim gösterdi.

Bu sezon, deplasmanda kazandıktan sonra kendi sahamızda hiç kaybetmemiştik. Bu kez de olmadı... Geçen seneki gibi Bandırma sonrası Eyüp sendromu yaşatmadığı için tüm topçulara büyük bir teşekkür!

İkinci Yarı Kadrosu


2012-13 sezonu ikinci yarı kadrosu netleşti; kadromuzdaki oyuncuları TFF güncelledi. Son dakika transferleri ile 28 kişiye çıktı kadro; yine de son yılların en az sayısı.

Lawal hikayesi, Mersin'de bitti. Yolu açık olsun, Demirspor'a para kazandırmış olsa da bizi yarı yolda bırakmasıyla hatırlanacak...

Onun transferi karşılığı kiralık gelen Nurullah Kaya,  özbeöz Mersin çocuğu; Mersin İY'da profesyonel olup başka bir yerde oynamayan bir isim. 2008'teki Mersin'deki o lanet maçta da takımının ilk 11'indeydi!

Diğer transferler'den Sinan (Konya), takımında ilk 11'de sürekli oynayan bir oyuncuydu; Ufukhan (Erciyes) ona göre daha az forma buldu. Yine de ikisi de hazır sayılabilir. Her iki se şan bulurlarsa iki üç hafta içinde eski takımlarına karşı oynayacaklar.

Ayrıca yönetimin Lawal yerine geirdiği Guy Roger, TFF'nin listesinde görülmüyor.

1 Şubat 2013

Denizli-2

Geçen hafta Denizli'nin çalıştırdığı takımı yendikten sonra bu hafta da Denizli'yi yensek fena mı olur?

Denizli ilini seviyoruz; 10 yıla iki kere şampiyonluk tattık orada. İlk maçta, İzmir'de oynanmıştı; iyi oynamamıza rağmen 2-0 yenilmiştik. İlk 5 haftada bizi yakalayan şanslı takımlardandı.

Denizli, devre arasında kadrosunda önemli değişiklikler yaptı; çok sayıda oyuncu geldi gitti takımdan. İlk maçta bize 2. golü atan Can Erdem, Mersin'e gitti örneğin. Geçen yılın hızlı golcüsü Üstün Bilgi, Atahan Menekşe, Burak Solakel gibi oyuncuları aldılar.

Denizlispor'la bugüne kadar çok kez karşılaşmadık. 7 maçta 2 galibiyetimiz ('83-84 sezonunda Adana'da 3-2; '87-88 sezonunda yine Adana'da 3-0), 2 beraberliğimiz, 3 mağlubiyetimiz var. Süper Lig'teki '94-95 sezonumuzda 2-0 (M) ve 1-1'lik sonuçlar var.