30 Eylül 2016

Şimşekler Grubu Açıklaması

Dün yapılan açıklama, kayıtlara geçelim, okumayan kalmasın.

"ADANA DEMİRSPOR CAMİASI VE AİLESİ

7’den 70’e sözümüz size,

Bakkalı,kasabı,manavı,öğrencisi,öğretmeni,işçisi,memuru,avukatı, hakimi…Halkın takımının halkçı insanı; sitemimiz, isyanımız size..

Sözümüz bugüne kadar sosyal medyada sahte hesaplarla, siyaseti Adana Demirspor’a bulaştırıp eskiden olan birlik beraberliğimizi bozmaya çalışan ve Demirspor’umuzu karıştırmak isteyen, kimliğini gizleyen basiretsiz insanlara değil. Sözümüz klavye başında ya da cep telefonundan eğlencesine insanları yerden yere vurup arma sevdası ya da kulübü için gerçek hayatta hiçbir emek vermemiş, sadece sosyal medyada oturduğu yerden laf üretmiş boş insanlara da değil.

Bizim sözümüz; kaldırımda oynasada biz bu takımın arkasındayız diyen Adana Demirspor sevdalılarına…

Şimşekler Grubu 30 yıldır var. Ama bizler yaklaşık 20 senedir Şimşekler Grubu çatısı altında küçüğüyle, büyüğüyle, şimdi aramızda olmasada emeği geçen insanlarla sırt sırta, omuz omuza davamız uğruna mücadele ettik ve Şimşekler Grubu olarak yıllarca hep beraber tek bir amaç uğruna iyisiyle, kötüsüyle, günahıyla, sevabıyla bu bayrağı taşıdık.

Adana Demirspor ailesi olarak Adana Demirspor’umuzu iyi yerlere getirmek adına çabaladık ve yılmadık. Evet bizimde hatalarımız oldu.İnsanız hepiniz gibi etten tırnaktan ama hiçbir zaman kendimizi Adana Demirspor’un menfaatinden önce tutmadık, tutmayacağız. Tutsaydık; daha 20’li yaşlarda memlekette herkesin önünde diz çöktüğü Aytaç Durak bize “Ne istiyorsunuz” dediğinde “sadece Demirspor’un menfaatini ve iyiliğini istiyoruz, ne yapacaksan onun için yap” demezdik.

Adana Demirspor’un menfaati olmasaydı önceliğimiz; memleketi ve Adana Demirspor’u yönetenlerle her an çatışma ve savaş halinde olmazdık. Olsaydı eyvallahımız; bugün tüm Türkiye’de taraftar gruplarındaki örnekler gibi mekanlarımız, işletmelerimiz ve halkın içinde değil de halka uzak lüks bir yaşantımız olurdu. Bu Grubu yönetenler olarak yaklaşık 20 senedir sokaklarda halkla iç içe yaşıyoruz. Kimse yanlış anlamasın, bu ne ajitasyon ne de başka bir şey .Ama Adana Demirspor için biz kendi hayatlarını hiçe sayanlar bugün hala evlerimiz kirada, her gün dolmuşlarda, otobüslerde alnı açık başı dik, parayı değilde itibarı, kendini değilde Adana Demirspor’u seçerek yaşamaya devam ediyoruz. 20 yıldır kendimize ait bir dernek yerimiz olmadı. Hep kiradaydık.5 yıldır kirada olan bir yerimiz bile yok.

Bunlara rağmen bu grup kendi imkanlarıyla pankart, organizasyon yapıyor ,deplasman kaçırmıyor , tüm bireyler cebinden harcıyor ve tribündeki tüm etkinlikler için havuz yapılıyor. Ama ne tuhaftır ki verdiğimiz örneklerde maddi yönden son derece güçlü olan ,mekanları işletmeleri, süper dernekleri olan bu gruplar kendi şehirlerinde konuşulmuyor ama bir dernek yeri bile olmayan Şimşekler Grubu konuşuluyor.

Ama yine ne tuhaftır ki Şimşekler Grubu hakkında konuşup karalamaya çalışan basiretsizler yıllardır Şimşekler Grubunun tribünde yaptığı şovlarla, bestelerle, görsellikle övünüyor, profil resmi yapıyor.

Sadece Konya’da oynanan final maçındaki açılan pankart ve kale arkasının mükemmel görüntüsü , maçtaki besteler ve çekilen videolar bile bu durumu açıklıyor. Şimşekler Grubunu karalamaya çalışan bu şahsiyetsiz insanlar keşke örnek verdiğimiz grupların ekonomisi kadar güçlü olsalarda ,Şimşekler Grubu’nun Adana Demirspor için yaptığının 10’da 1’ni yapsalar.Biz yerden yere vurmaya çalışmaz onları alkışlardık..

Çünkü Adana Demirspor sevdası için emek verip,üreten ve bu tribünlere bir şeyler kazandıran yada kulübü için tuğla üstüne tuğla koyan herkesin başımızın üstünde yeri vardır. Profillerine bakıldığında yaşları henüz 20 olmamış gençler ; boyundan büyük işlere kalkışıyor ve Şimşekler Grubuna Adana Demirsporluluğu ve duruşunu öğretmek istiyor.Ama daha 2-3 yıldır Adana Demirsporla tanışan, hayatlarına Demirspor sevdasının yeni girdiği bu kendini bilmez, saygısız gençler bilmiyorlar ki bu kulüp ve bu tribünler hangi noktalardan bugünlere geldi.

1997-98-99 yıllarında 5 Ocak Stadyumunda maç esnasında ‘’Mavi’’ diye bağırdığımızda Maraton yada başka bir tribünde ‘’Lacivert’’ diyecek taraftarımız yoktu. Stadyumda toplam 500-600 kişi olurdu ve 300’ü Şimşekler Grubuydu…

Kulüp hem başarı hem ekonomik yönden gittikçe dibe batarken Şimşekler Grubu’nun inanılmaz mücadelesi, emeği ve verdiği savaş olmasaydı bu kulüp yaşar mıydı sanıyorsunuz. Kulübe kilidi vururlardı ve sadece Mavi-Lacivert sevdamız kalırdı geriye. İşte o zaman gerçekten kaldırımda oynamak zorunda kalırdık ve acaba bugün yazan bu kendini bilmezlerden kaçı Demirsporlu olurdu… Biz söyleyelim hiç biri olmazdı ve bugün yaptıkları terbiyesizliği 3 İstanbul takımının sayfalarında yapmaya devam ederlerdi, çünkü onlardan birisini tutuyor olurlardı.

Adana Demirspor bugünlerde bu kadar popülerse, bu kadar marka haline geldiyse ve gündemdeyse hiç mütevazı olmadan söyleyeceğiz ; Şimşekler Grubu’nun 1995 ve 2010 yılları arasındaki onurlu ve dik mücadelesi sayesindedir. Eşya piyangosu satmalar, AÇLIK GREVLERİ, kulüp için sabahlamalar, internet olmadan sokak sokak gezip organize olmalar, geceleri sabahlara kadar duvarlara ve duraklara afiş asmalar bu onurlu mücadelenin sadece birkaç mihenk taşlarındandır. Bunlar ve daha birçoğu küskün olup maçlara hiç gelmeyen Demirspor taraftarının tekrar sevdasına sarılmasını sağlamış, tekrardan yüz binleri inandırmış ve en önemlisi bu şehirde doğup büyüyen gençlerin 3 İstanbul takımını değil ; Adana Demirspor’u tutmasını sağlamıştır.

Ama Şimşekler Grubu’nun fertleri 1995’ten sonra bu onurlu mücadeleye başladığında Adana Demirspor ne popülerdi, ne de Türkiye’de bir marka haline gelmişti. Özelikle 1997-1998-1999’da Türkiye’de Adana Demirspor’un ismi kaybolmak üzereydi. Bizler bu sevdayı içimize böyle sıkıntılı ve başarısız yıllarda işledik ve sevdamızı internet başında değil sokaklarda yaşattık, büyüttük.

2016 yılına geldiğimiz şu günlerde bile, yani teknoloji çağı yaşanırken eğer sokaktaki mücadeleyi bırakırsanız bu kulübün karanlığa doğru yol alması demektir. İnternet başında ve sosyal medyada yazarak çizerek, ahkam keserek, asıp biçerek, karalamalar yaparak ne kulübü yaşatabilirsiniz ne sevdanızı. Sadece kulübümüz batarken izlersiniz ve battıktan sonra birdaha gözükmez, yol alır gidersiniz..

Şimşekler Grubu olarak biz SEVGİ-SAYGI-BAĞLILIK diyeli 15 yıl olacak. O zaman siz yaşı küçük gençlerde bu verilen emek ve mücadeleye saygılı olun ve daha yeni yeni geldiğiniz şu tribünlerde Şimşekler Grubuna Adana Demirsporluluğu öğretme işine kalkışmayın. Önce o onurlu mücadelenin, yapılanların, emeklerin YÜZDE BİRİNİ sizden görelim. Ama klavye başında değil, bu sevdayı daha da büyütmek için sokaklarda görelim. Görelim ki bizleri yargılamaya söz hakkınız olsun. Söyleyecek sözünüz olsun.

Biz bu açıklamayı yapabilmek için 20 yıldır gece gündüz kulübümüz ve sevdamız için savaşmışız, mücadele etmişiz.. Yıllardır söz sahibiysek, bunun diyeti ortada.. Siz ne yaptınız da, ne diyet ödediniz de her gün sosyal medyada söz söyleyecek, ahkam kesecek cüreti kendinizde buluyorsunuz…

Şimdilik söyleyeceklerimiz bu kadar.. Gelelim asıl konuya ve neden bu durumda olduğumuza…

21 yıldır bu kulüp Süper Lige çıkamıyorsa ve bu büyük aile son yıllarda bu kadar ayrışma noktasına geldiyse, yumruk gibi olmamız lazımken parça parça olduysak bunun tek sorumlusu 21 yıldır bu şehri ve Adana Demirspor’umuzu yönetenlerdir. Adana Demirspor’umuzu yüzlerce trilyon harcarken hak ettiği yerlere getirmek, kalıcı gelirler kazandırmak, alt yapısını geliştirmek bu kadar zormuydu… Elbette değildi…Bu taraftar bunları yaşamak zorunda mıydı ? Elbette değildi. Bu kadar yanlış, hata, acı, sıkıntı başımıza geldiyse bize göre tek sorumlu 21 yıldır kulübü ve şehri yönetenlerdir.

Şehri yönetenler de diyoruz; çünkü Adana Demirspor’a her zaman belediye desteği olmuştur. Başka illerde başka takımlarda olduğu gibi... Başka illerde başka takımlara olduğu gibi bu kadar destek olurken büyük Adana Demirspor camiasını, büyük potansiyeli olan Adana Demirspor taraftarını Süper Lig hasretine kavuşturmak bu kadar mı zordu ? Yıllardır başkanların, yöneticilerin yaptıkları hatalar bahsedilen şaibeler konuşulan her türlü dedikodular bugün ki taraftarın şizofren ruh haline gelmesinin asıl sebebidir. Geçmiş yıllarda gurbette bize saygı duyan camialar “siz bu taraftarla nasıl yıllardır süper lige çıkamıyorsunuz” dediğinde bu sorunun asıl muhattabı biz değilde bizi 21 senedir yönetenlerdir.

Belediye Başkanımız sayın Hüseyin Sözlü önderliğinde sayın Sedat Sözlü Başkan.. Adana Demirspor’umuzu 21 senedir yaşanan şampiyonluk hasretine 80’li yılların sonundaki şaşalı günlerine eskiden olduğu gibi kurumsal bir kulüp adı altında gerçek kimliğine kavuşturmak sizin elinizde.. Ama en önemlisi Demirspor taraftarı için kupalardan da öte sonuç ne olursa olsun açık, net ve samimi olmaktır. Bugünlerde yaşadığımız karmaşık durumdan kurtulmak eskiden olduğu gibi şampiyon olmasakta birlik ve beraberliğimizi sağlamak ve tek yumruk halinde kalabilmek istiyorsak hepimizin asli görevi birbirimize karşı Adana Demirspor duruşuna yakışır samimi ve dürüst olmaktır.

Artık herkes aklını başına alsın, şapkasını önüne koysun ve düşünsün. Herkesin hataları var. Şimşekler Grubunun da var. Ama inanın söz konuşmaya gelirse; herkesten fazla hesap soracak sözümüz var… Sustuysak bugüne kadar suçlu olduğumuz için değil, maksatlı karalayanları söylemiyoruz, ama onun dışında Adana Demirspor taraftarı olduğunu söyleyipte insanoğlunun ne kadar çirkinleşebileceğini görmek istediğimizdendir.

Bu acı ama gerçek 20 senedir verdiğimiz emekler uğruna Türkiye’de ve Türkiye dışında her Demirsporlu başı dik formayı giymiş, saygı görmüş ve Adana Demirsporluluğuyla gurur duymuştur. Hiçbir fedakarlıktan kaçınmadan, forma, arma için hiçbir savaşta sizin başınızı yere eğmeyen 20 senedir Şimşekler Grubu çatısı altında emeği geçmiş her bir bireydir.

Ve bu mücadeleye bundan önce olduğu gibi bundan sonrada sokaklarda ve statlarda onurlu bir şekilde devam edeceğiz…Çünkü bizler Adana Demirspor’umuzu sosyal medyada, klavye başında, sözcükler arasında sevmedik: Sokaklarda sevdik. Ölümüne sevdalıyız Demirspor’umuza ve bu sevda için ölüme yürüyerek yaşayacağız.

Bu açıklamamıza rağmen yüzleşmek isteyen, art niyetli eleştiren herkese HODRİ MEYDAN diyoruz…Örneğin; Merkez park içindeki üstü açık Amfi yada ona benzer büyük bir yer düşünüyoruz. Bilinçli konuşmak isteyen herkes gelsin. Eski yönetimlerden şimdikilere, sosyal medyadan yazan çizenlerden stadlara koşanlara, yüzleşmek isteyen herkese HODRİ MEYDAN…

Bir araya gelelim yüzleşelim, herkes eteğindeki taşları döksün, kim ak kim kara görelim. Bu buluşmadan sonra hiç kimse bir daha bu konularda konuşmasın, adam gibi sevdasını yaşasın.

Bizim tek istediğimiz bu taraftarın ve bu tribünlerin 2006 ve 2012 yılları arasındaki kimliğine bürünmesi, sıkılmış bir yumruk gibi olması ve tek başına maç aldırmasıdır. Sosyal medyada yazarak, çizerek, ahkam keserek, karalayarak değil; sevdasını stadlarda ve sokaklarda büyüterek, emek vererek, sabrederek, yüreğini ortaya koyarak yaşamasıdır.

Ve bunun başlangıç noktasının Şanlıurfa maçı olmasıdır.Biz içerdeki maçlarda eskisi gibi maç aldıramıyorsak, tribünlerde sadece uğultu çıkıyorsa, skora göre coşup havaya giriyorsak : BİZ BİZ DEĞİLİZDİR…

Bizler 5 Ocak’ta yenik durumda iken bile bağırırken Demirspor sevdasıyla gözünden ateş çıkan taraftarı özledik…Bunun dışında her şey hikaye…

Saygılarımızla

ŞİMŞEKLER GRUBU"

27 Eylül 2016

Hocanın Açıklamaları Hiç Bir Şey Açıklamıyor

İstifa çağrısının yerli-yersiz olup olmadığı tartışılıyor. Yerine bir alternatif olmadan istifa çağrısı yapmak, yersiz görülebilir. Evet, istifa çağrısı en kolay adımdır. Ama taraftarın elinde başka bir silah var mı? Başarı isteyen taraftar, başarısızlık görürse ne yapmalı? Tabii ki tepki vermeli. Çekip gidin ya da istifa edin derken, "bu ana kadar yanlışları düzeltmeyecekseniz gidin" demek istiyoruz. Ancak taraftarın "Ali gitsin Ahmet gelsin" bir öneri getirme sorumluluğu yoktur. Taraftar başarı istiyor ve bunu her sene istiyor. Bu en doğal hakkı. Kimin yöneteceği, hangi isimlerin geleceği başka bir konu. Taraftar olarak yine burada önerilerimizi sunarız, var olan alternatifleri analiz eder yorum yaparız ama alternatif yoksa susmalıyız gibi bir anlayışı kabul etmek güç.

Bizim acilen somut adımlar, değişime dair bir umut, bir vaat görmemiz lazım. Teknik Direktör Erkan Sözeri'nin bugün yaptığı açıklamalarda bu tarz bir somutluk göremiyoruz. (http://www.adanademirspor.org.tr/haberler/teknik-direktorumuz-erkan-sozeri-den-aciklamalar.html)

Sözeri, kısaca "iniş çıkışlar olabilir, yolumuzda ilerliyoruz, bireysel hatalardan puan kaybediyoruz" diyor. Şimdi bu açıklama, hiç bir şey açıklamıyor. Takımı kuran teknik direktörün kendisi. İyi oynamayan bir takımın baş sorumlusu da o. 5 haftada 3-4 kez kadro dışı vakasının yaşanması, kadro dışı kalan oyuncunun sonra hemen oynaması, iki maç üstüste 3-4 gol yenmesi, sonuçtan ziyade kötü oyunun hiç umut vermemesi, koca  bir hazırlık dönenimde bunları engellemek için ne yapıldığı... Bunlara dair hiç bir şey söylememiş. Geçen sene bu haftaya kadar 5-6 gol atan Pote neden gol atamıyor? Sorun kanatlarda mı orta sahada mı? Bunlara dair de bilgi alamıyoruz. Hocanın sıkça kullandığı  "pas kalitesi" ne demek, bilemiyoruz; sonuç getiren pas mı, gol pası mı? Bizi bu konuda aydınlatsın. Belki bu şekilde yönetimi-hocayı değil de oynanan oyunu konuşabiliriz.

Taraftarın hoca istifa demesi ne kadar kolaycılıksa, hocanın bireysel hatalardan kaybediyoruz demesi de o kadar kolaycılık. O bireysel hataların yapılmaması için 1 hafta boyunca antrenman yapılıyor, değil mi?

Tekrar söylemek gerekirse, daha sezon uzun tabii ki değişimler olacak. Ama 5 haftada yapılan hataların bundan sonra yapılmayacağına dair bir emare, bir umut görmek istiyoruz. İlk fırsat bu hafta, Urfa maçı. Pas kalitemizin sonuçlarını görmek istiyoruz artık. Evet, 22 yılın beklentisi var, hocanın söylediği doğru bunu bilerek göreve başlamış olması gerekir. Adana Demirspor, taraftarıyla var olan bir camia, Taraftar baskısına da göz önünde bulundurmalıydı bu göreve gelirken. Geçen yıllarda rakip olduğumuz takımlar şimdi Avrupa Kupalarında. Bu kadar da zor değil demek ki...

Kısacası biz kişilerin derdinde değil, takımın iyi oynamasının derdindeyiz. Kötü oynarken de takımın yanındayız, destekçiyiz ama beklentilerimizi hep gelecek yıllara taşımak da istemiyoruz. Daha sezonun başında sıkı önlemler alınsın isteğimiz bundan kaynaklı. Kendi kurduğu takımda 5 haftada beklenen oyunu (sonucu değil oyunu) göstermeyen bir hoca tabii ki eleştirilir; sertçe eleştirilir. Onu getiren yönetim de aynı şekilde...

25 Eylül 2016

Neler Oluyor Kahvede?

Hafta içi kupada altlig taķımına 3'lendikten sonra Balıkesir'den de 4 yedik. Merak ettiğim kendi yarattığınız bir takıma nasıl bu kadar kötü futbol oynattığınız? Bir şey açıklamayacağınızı biliyorum ama sormadan edemiyorum: yine ne oyunlar dönüyor içeride? Yönetimin Ceyhanlılar Kahvesi'ne çevirdiği camiada bizi şaşırtacak ne rezillikler oluyor kim bilir. Şaşıracak ne kalďı ki...  Tek bildiğim futbolcusu, hocası, yönetimi, menajeri, hemşehrisi hepinizin Kulübü terk edip gitmeniz gerektiği.

22 Eylül 2016

Sorular

Sayın Sedat SÖZLÜ, basın açıklamanızı izledik. İstifa çağrımıza saygı duyduğunuzu, yolunuza devam etme kararı aldığınızı gördük. Bu noktadan sonra size gönülden başarı diliyoruz. Adana Demirspor camiası zor camia. Erzurum'a elendik az önce. Kimsenin umurunda değildi skor ama futbolumuz berbattı. Söylememin sebebi şu, Demirspor camiası sonuca değil, sonuca gidiş şekline bakıyor.

Adana Demirspor kulübünün borcunu artırmayacağını sadece beyan ettiği için (gerçekleştiremedi bunu) beyan ettiği anda Bekir ÇINAR'ı alkışlayan insanlar olarak borcumuzu azaltmış olmanıza saygı duyuyoruz ve teşekkür ediyoruz. 

Yeni bir kongre sürecine girilmediğine göre gerilimleri çekmeceye koyarak doğruları yapmaya ve bulmaya özen göstermeliyiz. Uzun zamandır dile getiriyorum. Demirspor taraftarlarından oluşan yasal bir heyet teşkil edin ve bu heyet belirli alanlarda kulübün menfaati için gönüllülük esası ile ücretsiz olarak çalışsın. Taraftara (halka) ulaşacak büyük ve küçük çaplı projeler üretilmesine destek versin. Kurumsallaşma alanında sizlere katkı sunsun. Beklentilerin sizlere ulaştırılmasına aracılık etsin. Takımına aşık taraftar, takımının yönetiminde bir şekilde yer bulsun. Bundan zarar göreceğinizi, camia olarak zarar göreceğimizi sanmıyorum. Böyle bir teklifte bulunurken kendimize yönetsel anlamda rol kapma derdinde değiliz. Yönetiminizden Ramazan ÇİMEN bizleri tanırlar. Sorabilirsiniz bizi. Bir heyet oluşturun, içinde biz olmayalım. Çok kaliteli, istekli taraftarlar var Demirspor'da. Twitter'dan ve diğer platformlardan sizlere ulaşmak için kırk takla atmasın insanlar. Bırakın yükünüzü alsınlar.

Basın mensupları ile kongre döneminden sonraki icraatlerinizi paylaştınız basın toplantınızda. Buna ilişkin detayları resmi sitemizden de yayınlarsanız mutlu oluruz. 

Bu noktadaki isteklerimize neredeyse tüm Demirspor taraftarlarının katıldığını düşünüyorum. Mali yapımızın basın toplantısında ifade ettiğiniz gibi şeffaf olmasını istiyoruz. Gelirimizi, giderimizi bilmek, çabalarınızı yakından görmek ve bu noktalarda sizi zorlamak istiyoruz. Bu noktada yapacağımız zorlamalar sizi yıpratmayı değil, daha doğruyu birlikte bulmayı amaçlayacaktır. İnanın buna.

Basın toplantısında klavye başında yazıldığı gibi değil, dediniz ama muhtemelen bizlere söylemediniz bunu. Çünkü Demirspor'u hayatının her anında yaşayan insanlarız biz. Yaşadıklarımızı klavyeye de aktarıyoruz, sizlere klavye ile ulaşmaya çalışıyoruz. Kimliğini Demirspor üzerinden tanımlayan kişileriz biz. Aşağıda soracağımız sorulara yanıt bulmak da bu nedenle fazlası ile hakkımız. 

Yine göreceğiniz üzere oynadığımız oyun, dağıtılan takım ve kurulan kadro hakkında teknik değerlendirmeler yapmadık, yapmıyoruz. Çünkü her taraftar teknik adamdır bizim camiamızda. Biz öyle bir yetkinliğimizin olduğuna inanmıyoruz. Ama soracağımız sorular arasında bu da olacak. Yanıt verirseniz daha sağlıklı, daha birbirini anlayan, birlikte daha iyi mücadele eden bir camia olmak hususunda önemli bir engeli aşmanın adımlarını atmış olacağız.

-Basın toplantınızda geçen seneki takımın önemli bölümü ile yolları ayırmak durumunda kaldık dediniz. Neden böyle bir durumda kaldınız?

Şimdiki sorularımız ise sosyal medyada yer alan birtakım dokümanlar üzerinden yapılan analizlere dayanıyor.

-Basın toplantısında Özgür ÖÇAL'ın borcunun 476.000 TL civarında olduğunu ifade ettiniz. Bu veriden hareketle aşağıda vereceğim futbolcu alacaklarının doğru olduğu sonucuna ulaşıyorum. Eğer doğru ise yanlış değerlendirdiğim hususlarda bizi aydınlatmanızı rica edeceğim.




Bu tablodaki veriler doğru ise 7,8 milyon TL tutarında bir temlik borcu görünüyor. Ayrıca 5,5 milyon TL tutarında da bir icra borcu söz konusu. Yazının düzenlenme tarihi 02.09.2016 ve yazıyı TFF avukatı düzenlemiş.

Ligin ilk maçında lisansların çıkmaması ile öğrendiğimiz ödediğimiz borç tutarının 5.705.000 TL olduğuna dair bir bilgi gördük facebookta. Bu, yazıdaki icra rakamları ile aşağı yukarı örtüşüyor. Ama 6,2 milyon TL tutarındaki ödeme tutarınız ile örtüşmüyor.

-Aradaki farkın kaynağı nedir?

1,7 milyon TL daha ilave ödeme yapılması gerektiğini söylediniz.

-Söz konusu borç rakamına nasıl ulaştınız?
-Bu borç rakamına daha önce ulaşmak mümkün değil miydi?
-Bahse konu ilave borç rakamının detaylarını bizlerle paylaşmanız mümkün müdür?

Tabloda Oğuzhan BERBER'in 26.05.2016 tarihi itibarı ile kulübümüzden 176.000 TL alacağı olduğu görünüyor. Bu alacağa ilişkin icra dosya numarası ise 2015/17494.

Alanyaspor ile final maçımızı 27.05.2016'da oynadık.

-Bu tarihten önce Oğuzhan BERBER'e borçlu olmamızın gerekçesi nedir?
-İcra dosyasına verilen numarayı yanlış yorumlamıyorsam eğer alacak davasının 2015 yılı içinde açılmış olması gerekir. 2015 yılı içinde kulübümüzün Oğuzhan BERBER ile borç alacak ilişkisi olmuş mudur?

Basın toplantısında kongre döneminden sonra 12 milyon TL ödeme yaptığınızı ifade ettiniz. Bu ödemelerin detaylarına ilişkin facebookta bir döküm yer alıyor.

Bu döküme göre diğer çeşitli giderler altında ödenen 1.636.252,75 TL tutarında bir harcama var. Bu harcama nerelere sarf edilmiştir?

Dökümde Argentine Otel kamp bedeli açıklaması ile 239.500 TL tutarında bir harcama yer almaktadır. Bu döneme ilişkin bir harcama ise eğer, Kızılcahamam'da Patalya ve Bolu'da Koru Otel'de kamp yapmış olduğumuz yönünde internette muhtelif haberler yer almaktadır. Konuya açıklık getirebilir misiniz?

Biz önceden kulübün maddi yapısına çok hakimdik, gidişatımızdan korkuyor ve bir an önce borcumuzun bitmesini, azalmasını istiyorduk. Bu borç rakamları sizin ifadeniz ile etkisini sizin yönetiminiz döneminde gösterdi ve hepimizi üzen gelişmelere karşın ciddi bir azalma ile karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz.

Bu süreçte biz de yeniden mali yapımıza hakim olmak, internetten, sağdan soldan elde edebildiğimiz veri kırıntıları ile yorum yapma güçlüğünden kurtulmak ve size maddi manevi desteğin yanı sıra yapıcı eleştiriler ile katkı vermek istiyoruz.

Bu kanalları açmanızı dileriz.

Başarılar.

21 Eylül 2016

Yönetim İstifa

Şu yazıyı yazacak psikolojiye gelmemek için o kadar çok bekledim ki... O kişi elindeki büyük güçle Sedat SÖZLÜ olabilir diye o kadar ümit ettim ki... Borcu bitiren, savaşan, anlayan, doğru adımlar atan efsane başkan olabilir diye o kadar dua ettim ki... Bence olmadı, artık olmaz. Umarım yanılırım. Oldukça uzun olan istifa yazımıza başlayalım. Küçükten büyüğe doğru gidelim. 

Çok acemice kulübümüzü yönetiyorsunuz. Tarihimize ve hassasiyetlerimize istediğimiz ölçüde özen gösteremiyorsunuz. Büyük ölçüde bilginiz olmadığını düşünüyorum. Örneğin Metin Oktay’ı anıyorsunuz resmi siteden. Türkiye’nin değeridir ama bizim için hakkımızın gasp edildiği bir maçta kaleci Haşimo’nun protesto ederek kaleyi boşaltmasına karşın penaltıyı atan kişidir. Bilmiyorsunuz, popüler olanın peşindesiniz. 

Kendinizi sevimsiz bir şekilde öne çıkarıyorsunuz. Oysa bizim beklentimiz, başarılar ile taraftarlarca efsane ilan edilmeniz. 

Kalıcı gelir üzerine yeterince çalışmadınız ya da çalıştınız ama bizimle paylaşmadınız. Sosyal medyayı oldukça etkin kullanan bir başkan olarak bu çalışmaları, kat edilen yolları paylaşmamış olmanız manidar. Uzun yıllardır Demirspor’a sizden daha güçlü bir başkan gelmedi ve buna rağmen en büyük başarı “kalıcı gelir” konusunda bir arpa boyu yol alabilmiş değiliz. Sözün özü, en kritik konularda suskunsunuz. 

Suskun olduğunuz bir diğer konu mali yapımız. Hiç temlik koymayacağınız beyanı ile geldiniz. Bunun anlamı borçların hızla erimesi idi ama bu yöndeki beyanınız geçerliliğini koruyor mu? Bilmiyoruz. Çünkü en kritik bu konuda da suskunsunuz. Mali tablolarımızdan haberimiz yok. Nereden ne kadar gelir elde ettik, nereye ne kadar harcadık, eski temlik alacakları ne durumda, bilmiyoruz. Önceden çarşaf çarşaf yayınlanırdı bunlar, Aydoğdu ile birlikte kalktı ortadan, siz de devam ettiriyorsunuz. 

Elinizde Demirspor taraftarı kadar takımına aşık ve skordan bağımsız sevebilen bir taraftar var ve bu taraftarı yanlış yönlendiriyorsunuz. Hatalı beklentiler yaratıyorsunuz. Örneğin mali sıkıntımız yok diyorsunuz. 

Örneğin şampiyon olacağız diyorsunuz. 


Biz şampiyon olabiliriz ama çıkıp deseniz ki; bu sene borcu eriteceğiz, iskelet takımı kurup üzerine birkaç takviye ile gelecek sene borçsuz Demirspor’u şampiyon yapacağız, herkes peşinizde olur. Ama bu yöntem popüler yöntem olmadığından mıdır bilemiyorum, tercih etmiyorsunuz. 

Madem tercih etmiyorsunuz bizi lisans, transfer, puan silme gibi maddiyattan kaynaklanan utançlarla yüz yüze bırakmaya hakkınız yok. 

Geçen sene şampiyonluğun eşiğinden penaltılarla dönen bir takım vardı, hallaç pamuğu gibi attınız. Eskiler de böyle yapardı, siz de yaptınız. Tamam dağıtın tabi takımı, idare sizsiniz. O zaman yeni yaptığınız takım saç baş yoldurmasın, tribünde olanları hayal kırıklığına uğratmasın. Samsun’da savaşan gençlerin forması savaşmayan topçulara verilmesin. Parasını verdiğimiz adam çıksın savaşsın. Başarısızlık sizindir. 

Taraftarın pankart sorunu var örneğin. Dünyanın en güzel ürünleri, en sevda ile işlenenleri stadımızda yer bulamıyor. Hakkımızı layıkı ile savunmuyorsunuz. Bizim gibi hissedemiyorsunuz. 

Paraya ihtiyacımız var, kombine tanıtımı da yapmıyorsunuz. Açıklayıp kenara çekildiniz. Teşvik, baskı, ısrar yok. Yoksa gelir yaratma hevesiniz sınırlı mı? 

İlk hafta Samsun’a gençlerle çıktık. Neden? Çünkü federasyona gerekli tutar yatırılmamıştı. Önce hakkınızı verelim. Temliksiz kaynak yarattınız ve ödeme yaptınız. Yani 6,2 milyon TL borcumuzun tek kalemde azalması gerekir değil mi? Sanırım 21 milyondan 16 milyona düşmüştü borç, bunu da ödeyince 10 milyonun altına inmiş olması gerekir. Çünkü temlik koymama sözünüz vardı. Sanırım diyorum, çünkü bilmiyorum. Temliksiz ödeme sağlamış olmanız büyük bir şey. Hakkınızı ödeyemeyiz. Bu kulüp 10.000 TL deplasman masrafı için iş adamlarına teşekkür ediyordu. Çok büyük bir başarıdır yaptığınız ödeme. 

Neyse, peki bu süreçte neler yaşandı? Dediniz ki; biz borcu daha düşük biliyorduk 6,2 milyon TL çıktı. 

Yakın zaman önce kongre yapmadı mı bu kulüp? Bu kongrede sizin ekibiniz mali tabloları hazırlayıp, kongre üyelerinin onayına sunmadı mı? Siz onaylattığınız tablolardaki borç rakamını bilmiyor musunuz? Kulübe hakimlik düzeyiniz bu kadar mı? 

Sonrasında açıklama yapıyorsunuz. Diyorsunuz ki, bu borçların bir tanesi hariç hepsi eski yönetim dönemine aittir. Yani Selahattin AYDOĞDU yapmıştır. Tamam, tamam da Aydoğdu’dan başkanlığı devralırken kol kola giren ben miydim, birlik mesajları veren ben miydim? 

Derdim Aydoğdu’yu veya bir başkasını savunmak değil. Geçmiş futbolcu borçlarını şikayet etmek için mi devraldınız kulübü? Aydoğdu da aynı hatayı yapmadı mı? O da elektrik faturalarını ödememişler diye bir önceki dönemi medyaya şikayet etmedi mi? O ve önceki yönetimler borçsuz mu devraldılar bu kulübü? Gelirlerimiz temlike gitmiyor muydu? Öncekiler de öncekileri aynı şekilde gömmediler mi? Ya da siz başkan olurken kongrede Aydoğdu’nun mali tablolarını onaylamadınız mı? Aydoğdu da öncekileri onaylamıştı. Öncekiler de öncekileri. Bu durumda sizin eskilerden farkınız nerede? 

Bu arada Samsun derken aklıma geldi. Haklı gerekçeleriniz olabilir. Ama gencecik çocukların ölümüne oynadıkları bir maçta başkanlarını tribünde görmeleri (üstelik ligin ilk maçı idi) en büyük hakları idi. 

Yarattığınız büyük beklentilerden sonra bir tek puan silme cezamız eksikti, o da oldu. Teşekkür ederiz. En aç olduğumuz Bekir Çınar döneminde dahi karşılaşmadığımız şeylerle artık karşılaşıyoruz. Hayaldi gerçek oldu. 

Aslında samimi olarak söylüyorum, hiç iğneleme yapmadan; bunlar olabilecek şeyler. Çabalarsınız bazen ama olmaz. Ama çabalarken kontrollü olursunuz. 

Siz bize en kral BMW’yi alacağım diyorsunuz sonra bir bakıyoruz, araçta haciz var, trafikte aracı bağlıyorlar. En kral şoför gelecek diyorsunuz (teknik adam), şoför hedefin tozunu atacağız diyor, bir bakıyoruz yollar yokuşlu diye (topçular şöyle böyle diye) şikayet geliyor. Yakıt sorunumuz yok diyorsunuz, benzin istasyonuna borcumuzdan dolayı ceza yiyoruz. 3 puanımız gidiyor. 

Bizi yıpratmayın Sedat bey, istifa edin. Demirspor taraftarı ilk kez kaos görmedi, son da olmaz. 

En güçlü başkansınız ama yapamıyorsunuz, olmuyor. Eyleminiz ile söyleminiz örtüşmüyor. Zor olanı değil, kolay olanı istiyoruz sizden. Bize durumumuzu açıkça söyleyin, savaşalım omuz omuza diyoruz. Bize hayaller sunuyorsunuz. Sonra hayalimiz suya düşünce tepkilerimiz halisane olmamış oluyor. 

Siz ekiyorsunuz, siz biçeceksiniz. İstifa ediniz.

17 Eylül 2016

Her Şey Değişti-Her Şey Aynı Mı?

Maçları izleyemiyoruz, o yüzden detaylı yorum yapmak zor. Statta olanlardan öğrendiğimiz kadarıyla takımın oyunu mutlu etmiyor. 4hafta geçti, mağlubiyet yok-güzel. Ama vurup geçen, rahat kazanan bir takım da yok. Henüz ligin iddialı takımlarıyla da oynamadık. Ayarımızdaki takımlardan zarzor puan alıyoruz. Bu da bizi ligin favorisi olmaktan uzaklaştırıyor.

Asıl sorun takımı baştan sona değiştirip yine aynı -kötü demeyelim- ortalama takıma takılıp kalmak. Bu oyun ve sonuçlar için mi bütün takım değişti?

4 hafta sonunda Pote'nin golle buluşması iyi ama -ilk maçtaki sıradışı durum hariç- her hafta gol yemek kötü.

15 Eylül 2016

Yayın Rezaleti

TRT rezaleti, yayın rezaletine doğru evrildi. 1.lig maçları yayınlanmıyor ve yayınlanacağa da benzemiyor. Bu rezaletin bir ayağı plansızlık, bütün yazı boş geçirip bu yönde bir adım atmamamak ama daha önemlisi futbolumuzun genel dağınıklığı. Biri çıkıp kafasına göre milli takımı baştan aşağı değiştiriyor, başka biri kendi takımında inanılmaz paralar harcayıp başarısız oluyor ama hesap soracak kimse yok. Bir sene yabancı sınırı daraltılırken ertesi sene yabancı sınırı kalkıyor. Maç saatlerini,  yayın işini tekeline almış grup maç saatlerini kafasına göre belirliyor. Yani ne yaptığımız, neden yaptığımız belirsiz.

Güya futbolu çok seviyoruz. Ama ne Süper Lig özetleri ne 1.lig maçları yayınlanıyor. Transfer piyasasını büyüterek futbolu büyütemezsiniz, ne kadar izleniyorsanız o kadar varsınız bu iletişim çağında. 1.lig Kulüpleri acilen bir araya gelip ortak bir açıklama yapmalı. Futbolumuzu yöneten beceriksiz, kraldan çok kralcı kafanın bu işi tek başına çözemeyeceği belli. Önce stadları boşalttılar, şimdi de yayın işini batırdılar. Acilen bir baskı grubu oluşturmalı ve bu meselenin üstüne gidilmeli.