30 Ağustos 2013

İlk Pankart Cezası Adana'da Mı?

Zaman gazetesinin haberine göre, Adana Demirspor-G.Antep BB maçında "Her Yer Taksim Her Yer Direniş" pankartı açmak isteyen bir bir taraftar hakkında yasal işlem yapılmış. Bu da siyasi ve ideolojik pankart yasağı için ilk uygulama olarak gösteriliyor. http://www.zaman.com.tr/spor_statta-pankarta-ilk-ceza_2126782.html

Maçta kadın taraftarlarımız, Her Yer Taksim Her Yer Direniş diye tezahürat yapmıştı ancak herhangi bir kişiye ceza verildiğini ilk kez okuyoruz. Haberin Zaman'da olması şüphelerimi iyice artırdı. Acaba bundan sonrası için "önlem amaçlı bir haber" mi?

Taraftar Buluşması


Ankara Kolej'deki Ahmetler Postanesi yanındaki parkta, yeni adıyla Ethem Sarısülük Yaşam Alanı'nda bir grup taraftar buluşuyor; 31 ağustos ctesi, saat 19.00'da.  Bizden de destek istediler. Ankara'daki arkadaşları bekleriz.

29 Ağustos 2013

"Mavi Çocuk" İçin Oyuncak Kampanyası


Demirsporlu Ali Utku Yücel'in anısını yaşatmak için açılan anaokuluna oyuncak bağışı kampanyası düzenleniyor. Detaylara fotoğrafa tıklayarak ulaşabilirsiniz.

25 Ağustos 2013

Adana Demirspor: 4 - G.Antep BB: 1

Sezonun ilk üç puanın bol gollü aldık. Yeni siyahi forvetimiz Rostand, önce kendi kalemizi sonra rakibin kalesini havalandırdı. Juninho iki golle yıldızlaştı. Geçen hafta değerlendiremediğimiz pozisyonları değerlendirince işler farklı oldu.. Takımın kendine güveninin gelmesi açısından iyi bir galibiyet oldu.




Cezasız maçta kadın taraftarlarımızın "her yer Taksim her yer direniş" sloganları gecenin güzel gelişmelerinden biriydi.

 Çevre balkonlar ve stad dışı da diğer cezalı maçlarda olduğu gibi yine şenlikliydi.

Sezonun İlk Golü Juninho'dan

Adana Demirspor'un 2013-2014 sezonundaki ilk golü Juninho'dan geldi. Geçen sezonu 14 golle tamamlayan Brezilyalı, Antep Bld karşısında 1-0 öne geçiren golüyle bu sezona merhaba dedi.

Geçen sezonki son golünü 14 nisan'da yine Adana'da Antep Bld.'ye atan Juninho, bıraktığı yerden başlayarak ilginç bir tesadüfe imza attı.

24 Ağustos 2013

Metin Kurt

24 Ağustos 2012'de  aramızdan ayrılan Metin Kurt'un anısına:

http://filhakikat.net/metin-kurtun-anisina/

Toprağın bol olsun Çizgi Mehmet...

Ayrıca: (http://www.adanademirspor.net/2012/08/metin-kurtu-kaybettik.html)

23 Ağustos 2013

Gelir gider konuları...

Zaman içinde derinleştireceğiz bunları elbet ama bir not düşelim de yarın hesaba kitaba sarılırken elimizde veri olsun.
 
Milliyet'in haberine göre bu sene ligimizdeki takımların maç başına alacakları tutarlar belirlenmiş. Sanırım tutarlar federasyon tarafından ödenecek ama bu konuda netlik yok. PTT tarafından da ödenebilir. Zira Süper Lig takımlarının paralarını Spor Toto ödeyecekmiş. Biz kasamıza girecek olana bakalım.
 
Mağlup olduğumuz maçlar için 35.000 TL alacağız.
Beraberlik başına 45.000 TL alacağız.
Sahamızdaki galibiyetler için 55.000 TL,
Deplasman galibiyetleri için 65.000 TL alacağız.
 
En kötü olasılıkla 1.260.000 TL'lik bir gelirimiz olacak sezon sonuna kadar. En iyi ihtimalde ise 2.130.000 TL gelir girecek kasamıza. Ortalamaya vursak 1.700.000 TL civarında bir gelir anlamına geliyor. Kulüpler için çok önemli bir gelir kapısı olduğunu düşünüyorum.
 

İstanbul'dan Hakkari'ye Forma

İstanbul Tayfası'nın Hakkari'ye Adana Demirspor forması göndermesi harika bir olay. Emeği geçenlere çok teşekkürler, var olun!

22 Ağustos 2013

Bolu Deplasmanı

Boluspor maçı ile ilgili olarak;

 -Takımın geçen sene aksaklık gösteren Yusuf'un sakatlanması ve Lawal'ın satılması sonucu zayıf noktamızı oluşturan ön libero mevkisine defansif bir oyuncunun alınmamasının başımızı ağrıtacağı.

 -Mevcut savunma hattı ve orta saha oyuncularının Rostand-Erçağ-Juninho-Mehmet Eren dörtlüsünün yükünü taşıyamayacağı.

 -Orta sahadan kanatlara şişirilen toplar ile Juninho'dan fayda alınamayacağı, Erçağ ve Mehmet Eren'in bu isteksizlikleri ile bu şekilde oynamanın anlamsız olduğu.

 -Yapılacak transferler ile eğer yapılamıyorsa Mehmet Eren-Erçağ ikilisinden birinden vazgeçerek defansın önünde Efe, sağ içte Gökay, sol içte Yusuf üçlüsü ile pas yapan topu ayağında tutabilen oyuncular ile orta saha sıkıntımızı çözmemiz gerektiği.

 - Efe ve Gökay hariç gelen olarak takımın isteksiz olduğu, umut bağlanarak alınan Mehmet Eren-Rostand ikilisinin isteneni veremediği, iç transferde güvendiğimiz Erçağ-Keremcan ve Juninho'nun geçen seneden uzak oldukları, Yiğitcan'ın gidenlerden ve kalan Burak'tan daha iyi olmadığı.

 -Sezonun ilk maçında görüntünün bu olduğu oyuncuların performanslarının yükselebileceği düşebileceği fakat kurgusal ve taktiksel olarak bu şekilde skor almanın zor olacağı düşüncesiyle....

21 Ağustos 2013

Demirsporla Birlikte Kaybetmeyi Sevdim

Tayfamızdan Oğuzhan çok duygulu yazmış Bolu deplasmanını. Bir not ekleyeyim Oğuzhan, Türkiye'de kaybederek büyüyen tek takımdır belki de Demirspor, doğru adresteyiz.
 
İlk yazım olmakla birlikte kısa bir deplasman yazısı da benden olsun…
 
Tayfamızla birlikte otobüse atlayıp gittiğim ilk deplasman geçen yıllardaki Kızılcamam deplasmanıydı (daha önce metroya atlayıp gittiklerimizi saymıyorum). Karlı Ankara kışlarından bir tanesiydi. O güne dair unutmadığım en güzel şey mola vermiştik ve soğuk bir havada Apo abinin molada ısmarladığı içimi ısıtan sımsıcak çaydı. O gün Kızılcahamam da maç oynanmamıştı. Nasıl oynansın saha buz pateni pisti gibiydi. Ve geri döndük ertesi gün rahatsızlandığım için gidememiştim geri Kızılcahamam’a…
 
Her neyse, Bolu deplasmanı başkaydı benim için. Fikstür belli oldu ilk hafta Bolu ve içim kıpır kıpır… Geçen aylarda bayram tatilinde memleketteyken bile gün saymaya başlamıştım. Garipti ve bu heyecanımı etrafımdakilere anlatabilmek ne mümkün. Onlar Mavi ile Lacivert aşkın ne demek olduğunu bilmiyorlardı ki. Sırf deplasman için ne zamandır ertelediğim ve almak istediğim yeni formamı o günlerde aldım. Günler geçti hazırlanmam gereken bir sınav olduğu için Ankara’ya döndüm ve Bolu için gün saymaya başladım. 10 gün 5,4,3 derken yarın deplasman için saat 15.00’da sıhhiyedeki o büfenin ordayız yazısı… Çok acayip bir heyecan vardı içimde. Sabah erkenden kalkıp kursa gittim ve saat saymaya başladım. Gözüm sürekli saatteydi ve o an geldi koşar adım eve geldim formamı giydiğim ve atkımı aldığım gibi evden çıktım. Heyecanlıydım ve sürekli Musa arkadaşımla irtibat halindeydik. Ve yola koyulduk…
 
İnanın içimde skor namına en ufak bir beklentim yoktu. Yer yer besteler söyleyerek ilerledik yolumuza. Ve daha yolculuğun ortalarına yakın malumunuz yolda kaldık. Bence iyi ki de kaldık.Çok ayrı bir hava kattı serüvenimize o anlar. Yürüdük yollarda besteler söyleyerek, Mavi Şimşek diyerek.Kamyon şoförleri, otobüs yolcuları ve yolda kalan bir sürü insanla muhabbetimiz oldu ve hepsi gülümseyerek şans dilediler ve destek oldular bu anlamlı yürüyüşümüze. Ama bu arada maça yetişir miyiz endişesi de içimiz de yok değildi hani.
 
Sıkıntılı durumdan kurtulduk, yola devam ettik... Ve sonunda varmıştık Bolu’ya. Bana göre abartılı emniyet kontrollerinden sonra son anda stada ulaştık. Koşturmaca içinde yerimizi almaya çalışırken pankartımızı arkadaşlarla birlikte ben de asmakla görevlendirildim. Görevlendirildim diyorum çünkü benim için gurur dolu anlardı o anlar. ’’Gurbette Demir Gibiyiz’’ ve ‘’Yıkıla Yıkıla’’mız staddaki yerini aldıktan sonra biz de koyulduk var gücümüzle Şimşeği desteklemeye… 69.dakikada ‘’BEKİR ÇINAR’’ pankartımız ellerimizde yükseldi ve elden ele dolaştı bize ayrılan küçük ama bizim için sınırları olmayan bölümde.
Maç sonunda yenildik. Son düdük geldiğinde skor olarak üstün olsaydık daha güzel olabilirdi ama tekrar belirtim skor umrumda değildi. Çünkü yenildik ama biz kaybetmedik. Hocamızı çağırdık ve Mavi formanın emanetçileri de geldi yanımıza. Onlara ne kadar güvendiğimizi belirttik. Ve o staddaki son sözümüz ‘’her zaman her yerde en büyük ŞİMŞEK’’ oldu… Bu yüzden, biz kaybetmedik…
 
Gittiğim ilk Adana Demispor maçında da skor olarak geride bitirmiştik o maçı. Ve ben o gün gerçek anlamda tanışmıştım bu sevdayla. İçimdeki duyguların binlerce kişi tarafından dile gelmiş haliydi. Herkesin kaybetmişlikleri vardır bu hayatta ve ben en çok Demirsporla birlikte kaybetmeyi sevdim…
 
Saygılarımla…

TRT Kaldığı Yerden Devam

1. Ligin yayıncı kuruluşu TRT, ikinci haftada da Adana Demirspor'u es geçmesi ve seyircisiz bir maçta taraftarı web tv'ye mahkum etmesi yine bizleri kızdırdı.

TRT'nin hangi takımın kaç maçını canlı yayınlayacağını, kaçını web tv'den vereceğini sezon başında belirlemesi, bir programa bağlaması gerekiyor. Böyle haftalık sürprizlerle, TRT zaten kötü olan yayın kalitesine daha da çok acemilik katıyor.

Seyircisiz maçta, TRT Spor'un websitesi, 5 Ocak'ın giriş kapıları gibi izdihama tanıklık edecek ve büyük ihtimalle maçın ilk bölümlerini izlemek mümkün olmayacak.

Bolu Deplasmanından


Tayfayla Bolu'ya deplasman yapan Okan Akdoğan arkadaşımız yazdı:

Her şey hazırdır. Gece heyecandan uyuyamaz ve bir an önce gitme zamanının gelmesini beklersin.  Ve vakit tamamdır. Kısa keyifli bir yolculuk sonrası güzel bir maç ve galibiyet beklersin.  Fakat bazen şanssızlıklar seni bulur,  yol tıkanır ve inersin minibüsten açılana kadar birkaç kilometre yürürsün marşlar söyleyerekten, trafikte kalanlara biraz tebessüm kataraktan. Destekleyen de vardır desteklemeyen de fakat sevmeyenler bile gizliden saygı duyarlar bu sevgi dolu yürüyüşüne. 3 Saate rahatlıkla varacağın yere varamama telaşı başlar ve 5 saatte ucu ucuna yetişirsin. Aceleyle pankartları asarsın her deplasmanda olduğu gibi gelenek devam eder. Ve maç başlar...

İlk birkaç dakika beklediğini alamazsın fakat takım toparlanır iyi oynamaya başlar. Rakip atakları yarıda kesilir ve sen oynarsın onlar izler bazen de seni yavaşlatmak için yerden kalkmazlar. Yoldaki sorunları unuttuğun anda bireysel bir hata ile golü kalende görür ve canın acır. Ama bu acı seni daha da kamçılar inancın artar ve bu maçı alacağız dersin. Daha gür bir sesle bağırmaya başlarsın.  Dakikalar ilerledikçe gol gelmez ve gerilirsin. Bazı anlarda ise üniformasını çıkartıp bizle tezahürat eden polis gibi kendini kaybeder ve sen de hakeme püskürtürsün sinirini. Biraz da yerden kalkmayan rakip oyunculara.  Ve maç böyle biter.
Moraller bozulur.  Ama sırtını çeviremezsin bu takıma, bu armaya, bu sevdaya..  Yücel Hocayı çağırırsın tribüne ve o da oyuncularını, evlatlarını, alır gelir bu taraftarın önünde dizilirler boynu bükük. Ve Ramazan abi  bir konuşma yapar. Yüreklendirir hepsini.  Oyuncular ve Yücel Hoca alkışlayarak uzaklaşırlar. Tek  bir itiraz edemeden...

Bu Yücel Hocanın zayıflığı değildir. Bu onun bize olan saygısıdır, bize güven verme isteğidir, bize verdiği değerdir. Ve bu yaptığımızsa onlara olan inancımızın, sevdamızın göstergesidir.

Etrafına bakarsın ve çocuğuyla geleni de görürsün, tamamen mavi lacivert içinde sevgi dolu aşk dolu yaşlı bir çifti de görürsün. Bir de seni desteklemeye gelen cefakar Zonguldaksporluları da görünce daha da bir mutlu olursun. Çünkü bilirsin ki en küçüğünden en büyüğüne farklı taraf olanından farklı memleketin insanına kadar birçok insan aynı sevda peşindedir. Armanın izindedir.

Statta uzun bir bekleyişten sonra yola koyulursun. Kimisi sohbet eder kimisi yorulmuştur uykuya dalar kimisi müzik dinler ve camdan dışarı, karanlığa, o boşluğa dolu dolu bakakalır. Sende sabah gireceğin sınava çalışırsın... 

Gece geç bir saatte Ankara'ya varılır ve herkes evine doğru yola koyulur. Sen kardeşlerinle abilerinle 'öğrenci mantığıyla' ucuz olan Cebecideki köfteciden bir karışık yersin. Sonra eve dönersin ve üzerideki formayı çıkartıp özenle asarsın. Öylece bakıp formaya düşünürsün. Arkadaşlarının attığı 'sen delisin gerçekten' , 'manyak mısın yarın sınavın var' , 'bu ne sevdadır arkadaş' mesajları aklına gelir ve başını yastığa koyarsın birkaç saat sonra gireceğin sınav öncesinde bir iki saat uyuyup dinlenmeyi umarsın...

Okan Akdoğan

18 Ağustos 2013

Boluspor:1 - Adana Demirspor:0

İlk maçtan puansız ayrılıyoruz. Deplasman tribününü dolduran Demirsporlular üzgün dönüyor; üzgün başlıyoruz seneye. Maçta topa daha çok sahip olan bizdik; rakibin ilk tehlikeli atağında golün gelmesi moralimizi bozdu. Genel olarak hücumda organize olamadığımızı söyleyebiliriz. Henüz taşlar yerine oturmamış. Yine de bir gol bulup bu maçtan puan çıkarmalıydık. Çünkü rakip Bolu bize göre daha kötü bir hazırlık dönemi geçirmişti. Elimizdeki kadronun daha iyisini yapması lazım.

Maça şu kadrolarla başlandı- yeni numaraları öğrenmek lazım:


Pankartımız stattaydı:



Maç sonu futbolculara yapılan konuşma:

fotolar: Mustafa Uçar (@mustava01)

16 Ağustos 2013

Haberimiz Yok...



Muharrem abiye, Bekir başkana ve kaybettiklerimize...

Acıyı acıyla kazıya kazıya, yüzümüzdeki çizgileri göz yaşımızla yıkaya yıkaya, ıssızlardan karanlıklardan yıkıla yıkıla geliyoruz...

Geliyoruz, yeni baştan oynayacağız!!!

15 Ağustos 2013

Bolu'ya, Yeniden...

Geçen sene başıydı. Genel kurullar, olaylar, protestolar… Yıllar sonra kazanılan şampiyonluğa sevinemeyecek haldeydik. Küme düşme korkusu ile bakıyorduk fikstüre. Her sezon bilinmezlik içerir muhakkak, ama biz resmen UEFA kupasında Türk takımlarının karşısına çıkan Litvanya liginin orta sıralarından bir takım kadar kapalı kutu gibiydik. Hem yönetim çalkantıları hem sahada ne yapacağı meçhul, hatta hocası ilk maça çıkmadan ayrılmış bir takım…

 

Bolu’ya böyle karamsar bir tabloda gittik. Takım direndi, mağlup olmadı, geleceğe dair iyi sinyaller verdi. Ha, sonraki bir ay boyunca o sinyalleri alamadık, kesildi sinyaller. Yine de Bolu dönüşü iyiydi. Umut kırıntılarını cebimize koyup yola devam demiştik.

 

Şimdi geçen seneye göre daha belirgin bir resim var önümüzde. Resmin renkleri canlı ama tablo ile aramızda buzlu bir cam var. Bolu maçında bu cam biraz çekilecek önümüzden.

 

“Gurbette Demir Gibiyiz” tekrar Bolu’da olacak. Arkasında biz, karşımızda masmavi umutlarımız…

10 Ağustos 2013

Redhack: "Biz Adana Demirsporluyuz, yükselenimiz Çarşı"


Tribünümüze, deplasman otobüsümüze de bekleriz. Selam yollamışsınız, alınmıştır...

Sezon Açılışı

Yarın Kayserispor'la sezon açılışı maçı var. Süper lig ekiplerinden biriyle oynanacak olmasıyla, takımımızı zorlaması açısından önemli bir maç.

Yıllarca unutulan sezon açılış kavramı, rahmetli Bekir Çınar'la yeniden hayat bulmuştu. 2009'da İskenderun DÇ oynanan, öncesinde görsel şovların olduğu ve Demirspor efsanelerinin de sahada yer aldığı bir törenle sezon açılışı yapılmıştı. O maça, Ankara Tayfası'nın öncülüğüyle,  birkaç gün önce ölüm yıldönümünde andığımız efsanevi Muharrem Gülergin formaları ile çıkmıştı takımımız. Daha sonra Store'da da satışı yapıldı ürünün.

(O törenle ilgili yorum ve fotolar için: http://www.adanademirspor.net/2009/08/aclstan-notlar-2.html ;
 http://www.adanademirspor.net/2009/08/aclstan-notlar-1.html ;
http://www.adanademirspor.net/2009/08/tesekkurler-bekir-baskan.html )

Açılış organizasyonuna yetişemese de birkaç hafta sonra Livorno'yu Adana'da ağırlayarak harika bir olaya imza atmıştık.

Genelde sezon önceleri sıkıntılı olduğu için, sezon açılışlarına zaman ve para bulamıyoruz. 2009'dan sonra 2011'de de İskenderun'la maç yaptık.

Kayserispor maçı için kapıların 17.00'de açılacağı duyuruldu. Maç, 19.00'da. Bu maçla birlikte hem Bekir Başkanı anmış olalım; hem de sezon öncesi bu tip aktivitelerin devamını dileyelim.

7 Ağustos 2013

Tepilecek Kilometreler

Yeni sezon neredeyse başlayacak. Bu sene önceki senelere nazaran daha iddialı bir takım oluşturuldu. Geçen senenin önemli sorunlarından birisi olan kadro derinliği bu sene sağlandı. Yönetim daha da transfer yapılacağını söylüyor. Bu senenin ekonomik maliyetinin sene sonunda bizi nereye getireceğini yıl içerisinde irdeleriz. Diğer taraftan şampiyornluk hedefiyle kurulan bir kadroyu izlemenin heyecanını duymuyorum dersem yalan söylemiş olurum. Üç maç eksik seyredeceğimi de hesaba katarak yıllar sonra kombine aldım. Umarım hem sahada hem de ekonomi alanlarında şampiyonlukların kazanıldığı bir yıl olur.

Takımımız bu sene Adana dışına on yedi defa çıkacak. Mersin, Gaziantep, Kahramanmaraş gibi yakın deplasmanlar var. Bunların yanı sıra, geçen sene şampiyon olmamayı tercih eden Trabzon, bu sene lig atlayan Fethiye ve Balıkesir ile yukarıdan düşen İstanbul BŞB sayesinde uzak deplasmanlara doyacağız. Takımımız iki defa İzmir'e gidecek, Buca ve Karşıyaka'ya misafir olacağız. İzmir'in yakın komuşusu Manisa'yı da uzaklık anlamında onlarla bir tutabiliriz. Geçtiğimiz sezon bir İzmirli'yi son dakikalarda ikinci lige gönderen Tavşanlı da uzak sayılabilecek deplasmanlardan.

Adana'nın coğrafi konumu nedeniyle ulaşım konusu her sezon karşılaştığımız bir sorun. Bu anlamda, bu senenin diğerlerinden bir farkı yok. Bunun karşısında Şanlıurfa, Gaziantep, Kahramanmaraş, Mersin ve iki Adana takımından oluşan Çukurova havzasının zenginliği, deplasmanın tatsız uzaklıklarına bir dereceye kadar merhem olacakmış gibi görünüyor.

Takımımızın sezon boyunca yapacağı kilometre toplamını gidiş dönüş olarak düzenlediğimizde aşağıdaki gibi dip toplamı 22.512 kilometre olan bir tabloyla karşılaşıyoruz:

 
 
 
Tabii bu çalışmayı yaparken futbolcuların uzak mesafelere uçakla gideceğini gözden kaçırmıyorum. Bu kilometrelerin hakkını yine taraftar verecektir. Fikstür açıklanır açıklanmaz gideceği yerleri gözüne kestiren kardeşlerim olduğu için çok şanslı hissediyorum kendimi. Hepimiz için, tüm takım taraftarları için kazasız belasız bir sezon olması dileğiyle. 


6 Ağustos 2013

Bir Yaz Günü...

Şöyle bir nefes alıp ofisteki sandalyeme iyice bir yaslanıyorum. Sandalyenin sırtını arkaya hafif yatacak şekilde ayarlamışım. Yüksekliği de fena değil. Yumuşak da bir sandalye bu, konforlu. İnsanların koltuklara, makamlara bu kadar sıkı sarılmalarının sebeplerinden birisi bu olabilir mi? Her neyse, koltukta kaykılmışım, ayaklarımı da uzatmışım ileri doğru…

 

Yaz mevsimi Ankara’da çok can yakmadan geçiyor. Halbuki bu yaz canımız çok yandı. Hem gözler biber gazından, hem yürekler ölümlerden ve adaletin yok olduğunun ispatı mahkeme kararlarından. Ofiste gözlerimi kapatıp birkaç saniye, bu hayat denilen dev makinanın nerelerinde olduğumu düşündüm. Hangi dişliyi sıkıyorum, hangi manivelayı yağlıyorum, yoksa ben bizzat kendim bir dişli miyim ya da kurma kolunun önde gideni miyim? Her neysem neyim. Şu an uzaklara dalmış gitmiş birisiyim. Fazlası değilim. Avluda, güneşin altında oturan, huzurunu eşeleyen bir mahkumum. Ofisin açık camından giren esintiye sandalyesinin sırtını sörf tahtası yapmış sanal bir tatilciyim.

 

Açık camdan sadece esinti girmiyor. Atatürk bulvarının araç uğultusu, lastiklerin asfalttan çaldığı gıcırdamalar, bir de az ilerideki Sıhhiye köprüsünün telaşesi

 

Açık camdan sadece bunlar da girmiyor. Girdiği anda beni çok mutlu eden o ses de arz-ı endam ediyor devrilip kaldığım sandalyemin yanı başında. Bir lokomotif Yenişehir istasyonuna yanaşıyor! Raylarda, traverslerin üzerinde kimse var mı? Ne işiniz var kardeşim orada dercesine düdüğe asılıyor makinist. Babacan ve kalender olmasını beklediğim tüm makinistler gibi. Hiçbir dolmuşçu, taksici, kamyoncu gibi değil. Sakin ve kontrollü. Kayarak ilerleyen dev bir bıçağın, ha deyince durmayacak dev bir giyotinin üzerinde. Çocuğunun tırnaklarını kesmeye yeltenmiş bir baba gibi, derin kesmemek için saatlerce uğraşan. Tırnağın bile dönüşü var da trenin yok…

 

Lokomotifin sesini duyuyor, bu tanıdık sese “hoş geldin” diyorum. Bu sese, ardındaki insanlara, altın sarısı kanatlara, mavi lacivert formalara… Bu ses ile kanıma umut zerk ediyorum yeniden. Mahalle aralarından akıp gelen lacivert gölgeli masmavi bir nehir dolaşıyor gözlerimin önünde. Kana kana içiyorum eğilip, yılların susuzluğu var, yılların hasreti var çünkü. O kadar zamandır hasretim ki, hiç büyümez dediğim, özlemeye fırsat bulamadan kavuşurum dediğim şey büyümüş, reşit olmuş.

 

Bir istasyon daha ileri gitmek için atlayıveriyorum gelen lokomotife. Yalın yapıldak, bavulsuz denksiz, sadece benim gibi nefes alanlarla biniyorum. Lokomotifin içinde, makinistin yanı başında, tren yollarının gittiği yerleri görmeye

 

Yine yeniden mavinin lacivertin peşinden gitmeye…

5 Ağustos 2013

Resmi Siteye Reklam

Kulübün resmi sitesi, adanademirspor.org.tr reklam alımlarına başladı. 100 TL'den başlayan fiyatlarla siteye reklam verilebiliyor. İlgilenenler için bknz: http://adanademirspor.org.tr/haber-detay.asp?newID=1239

20 Yıllık Özlem

Takipçilerimizden Salih Dost'un (salihdost@gmail.com) yazısını paylaşıyoruz; güzel sözleri nedeniyle kendisine teşekkür ederiz:

"Demirsporumuz Süper Lig'ten 20. yıldır uzak. Ben 20 yaşında bir delikanlı iken 1.Ligte oynamıştık. Şimdi 40 yaşında bir delikanlıyım. Delinkanlıyım, çünkü hala Demirsporun peşindeyim. Demirsporumuz bu yıl Süper Lig'e 20 yıllık özlemi dindirmek için oynayacak. Önceki senelerde sahadaki oyuncuların peşinden değil kalbimizdeki Demirspor sevigisiyle koşturuyorduk statlara.

Bu sene ise daha umutluyum. En çok da Yücel İldiz'in disiplinine güveniyorum. Yerinde transferler yaptık. Geçen yılki huzursuzluklardan da uzağız. Sizlerin Şimşekler Grubu ile birlikte yönetim üzerindeki etkisine de güveniyoruz. Şimşekler'e olduğu gibi size de muhalefet edenlerin olduğunu biliyorum, ama bizim size olan güvenimiz tam. Başkanla görüşmede söylediklerinizle bu güvenimizi haklı çıkardınız. Adana'da Şimşekler grubuna, gurbette size ve sizi takip eden diğer genç arkadaşlara inancımızla, sahadaki takıma inancımız daha da artıyor. Bu sene 20 yıllık özlemi gidereceğiz el birliğiyle."

Ahmet Erhan

Dün bir şair daha veda etti hayata. Demirsporlu Ahmet Erhan'ı son yolculuğuna uğurladık. Düz yazının sıkıcılığına bulanmış bu hayata daha fazla dayanamadı. Adana Demirspor forması da giymişti Erhan. Demirsporluydu ve bir Ankara-severdi. Bize dair ne çok şey var...

"anne ben geldim, ağdaki balık
bardaktaki su kadar umarsızım
dizlerin duruyor mu başımı koyacak?
anne ben geldim, oğlun, hayırsızın..."
Onunla ilgili yazılmış şu yazıya göz atmakta fayda var:

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/24455741.asp