28 Şubat 2010

Neresi sıla bize, neresi gurbet!

Bu şarkı Tayfa'nın şarkısıdır. Her deplasmanda muhakkak dillere dolanan, Tayfa buluşmalarında içimizden birinin mırıldanmaya başlamasıyla hep bir ağızdan söylenmeye başlanan, hislerimize tercüman olan, bizi belki de en iyi anlatan şarkıdır bu. Anılarla yüklü, anılar yüklediğimiz...

Togepy 'Deplasmana bekleriz.' demiş. Ankara Adıyaman arası 757 km imiş. Yine de akıllarda deplasman hayalleri, biliyorum...

Bu şarkı önce askerdeki arkadaşlarımız, sonra hepimiz için gelsin...

dönmek, mümkün mü artık dönmek
onca yollardan sonra
yeniden yollara düşmek
neresi sıla bize, neresi gurbet
al bizi koynuna ipek yolları
üstümüzden geçiyor gökkuşağı
sevdalı bulutlar, uçan halılar
uzak değil dünyanın kapıları
neresi sıla bize, neresi gurbet
yollar bize memleket

gitmek, mümkün mü artık gitmek
onca yollardan sonra
yeniden yollara düşmek
neresi sıla bize, neresi gurbet
rakılı akşamlar, gün batımları
çocuk gibi ağlar yaz sarhoşları
olmamış yaşamlar, eksik yarınlar
hatırlatır herşey eski aşkları
neresi sıla bize, neresi gurbet
yollar bize memleket...

Haftanın Ardından...



Orhan ve Cihan birer gol atarken, Tayfun hattrick yaptı.Rakipten Abdullah 82.dakikada kırmızı kart gördü.
Mardin'in bay geçirdiği haftada Tarsus evinde zoru başardı ve Malatya ile berabere kalarak puan kaybetti.
Elazığ çıkışını sürdürdü, deplasmanda Van'ı yendi ve golü Taner Demirbaş attı.

İkinci ile puan farkımız 7'ye çıktı.

Haftaya Adıyaman'dayız, deplasmana bekleriz.
Huzur :)

Dualara Devam...

Şunun şurasında kaldı bir saat maçın başlamasına. Her maç ayrı bir savaş veriyoruz, her maç darağacı ile çiçekli bahçeler arasındaki bir yolda yürüyor takımımız. Her maç bir savaş, her maç maziye dönüş için adım atma mücadelesi. Geleceğini geçmişinden kurma mücadelesi. O halde mücadeleye devam, dualara devam. Temiz kalplere temiz dualarla destek vermeye devam ediyoruz. Allah bahtımızı açık etsin...

25 Şubat 2010

Goller-Golcüler

2009-10 sezonunda 24 hafta geride kalırken, Adana Demirspor'un gollerinin dağılımı şu şekilde:

Tayfun (15) /[Geçen yıl Tarsus İ.Y. formasıyla şubat ayı sonunda 18, toplamda 30 gol]
Ceyhun (5)
Aydın (4)/[Geçen yıl Van Bld. formasıyla şubat ayı sonunda 7, toplamda 10 gol]
Alper (4)
Cem (3)
Cihan Ünal (2)
Alican (2)
Onur Güney (2)
Süleyman (2)
Burak (2)
Gökhan Kula (1)

Rakip DİSKİ

Bu hafta sonu evimizde DİSKİ'yi ağırlayacağız. Tam açılımı Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Spor. Biz DİSKİ demeye devam edelim, tasarrufta fayda var.

Bu sezon DİSKİ ile kademe grubunda iki defa karşılaştık. Deplasmanda 1-1 berabere kalırken cezamız nedeniyle Kahramanmaraş'ta oynadığımız maçı 6-0 kazandık. Bu maçta Tayfun hat-trick yapmıştı. Klasman grubunda ilk haftayı bay geçen DİSKİ daha sonra oynadığı dört maçta iki beraberlik ve bir galibiyet sonucu beş puan topladı.

DİSKİ, çelişkili sonuçlar alan bir ekip. Daha doğrusu belli bir standartları yok. Zaten bu ligde istikrarlı diyebileceğimiz bir takım da yok. Umarım Demirspor'umuz kazanma konusunda belirli bir standart yakalar. Kazanma azmimiz ve mücadelemiz bizlere umut vermeye devam ediyor.

Grubun her takımı gibi DİSKİ de yabana atılmayacak bir takım. Kümede kalmak için büyük çaba gösterecekler, bu çaba da oyunlarına yansıyacaktır. Malatya'nın artık havlu attığı küme düşmeme mücadelesinde Elazığ, DİSKİ ve Kahramanmaraş kozlarını oynayacaklar gibi görünüyor. Adıyaman ise gözünü daha yükseğe dikmiş durumda. Çıkışa geçmiş Van Belediye'yi yenmeleri alt tarafla irtibatlarını şimdilik kopardı. Bu sene düşme sıkıntısı yaşayacaklarını sanmıyorum.

Sonuç olarak, elbette bizim kimin küme düştüğü kimin düşmediği ile işimiz yok. Biz karşımıza her gelen rakibi "yenmek amacıyla" sahaya çıkan bir ekibiz. Yeneriz, yeniliriz veya berabere kalırız, bunun önemi yok. Önemli olan her rakiple aynı psikolojide karşılaşmak; yani kazanma arzusuyla dopdolu bir ruh halinde olmak. Eğer bunu oturtursak galibiyetlerin ve puanların yanı sıra "kazanma" bilincini de oturtmuş olacağız. Önce bu bilinç yerleşirse başarılar da bunun ardı sıra gelecektir.

23 Şubat 2010

Malatyaspor - Adana Demirspor Fotografları














*ErnesTo1940 katkıları ile

Gençlerde Bu Hafta

Altyapı liglerinde haftayı 2 galibiyet, 2 beraberlikle tamamladık. Liglerde sona yaklaşılırken, Türkiye finallerine katılma heyecanı da artıyor.



U14 liginde, Adanaspor'u 5-2 yenerek, grubu lider olarak tamamlamayı garantiledik. Böylece U14 takımımız doğrudan Türkiye finallerine katılmaya hak kazandı. Tebrikler çocuklar!



U15 liginde, Adanaspor'la 1-1 berabere kaldık. Üçüncü sıradayız. Türkiye finalleri için Playoff grubuna katılacağız. Diğer grupların 2,3,4.leri ile 5'er takımlı 3 grup belirlenecek.



U16 liginde, Gaziantepspor'la 0-0 berabere kaldık ve lider olan rakibi yakalama şansını kullanamadık. Son üç haftaya girilirken 8 puan farkla ikinciyiz.



U18 liginde Tarsus İdman Yurdu'nu 3-2 yendik. Son dört hafta, finallere katılabilmek için kritik önem taşıyor.

22 Şubat 2010

Plaka Defteri Kapandı !

Kanal A sitesinde çıkan haberi okumuştuk. Haberin metnine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Malatya maçının heyecanı ile gündemde fazla da yer almadı bu konu. Halbuki söz konusu olan çok ciddi bir gelir kaleminin ortadan kalmasıydı.

Eski başkanlardan Mehmet Gökoğlu, Emniyet tarafından Adana Demirspor Kulübüne tahsis edilen plakalar arasında en anlamlı plakayı kulübün bilgisi olmadan kendisine almış. 01 ADS 01 numaralı plaka artık kendisinin.

Yönetim çok büyük bir gelir kaleminden mahrum kaldığını ve plaka defterini kapattığını söylüyor. Bence de Adana Demirspor Kulübü böyle bir gelir planının olduğunu deklare ettikten sonra arkalarından dolanmak ve plakayı elde etmek şık bir davranış değil. Zaten ilerleyen günlerde binlerce lira temlikli alacağını kulüpten tıkır tıkır tahsil etmeye başlayacak olan Mehmet Gökoğlu'na eski bir Demirspor başkanı olarak yaptığını yakıştıramadım.

İster eski olsunlar ister yeni; başkanlar, camiayı temsil eden kişiler olarak babacan olmalıdır, paylaşımcı, yardım sever olmalıdır. Zaten koyulan paralar geri alınıyor, ama bugün, ama yarın. Şimdi böyle bir çalışmayı baltalamanın ne anlamı var?

Neden Demirspor yönetiminden her ayrılan, yeni gelenin önünü tıkıyor, tabiri caizse kuyusunu kazıyor? Mehmet başkan, bunu en ağır şekilde yaşamadı da mı, şimdi böyle davranıyor. Kendisine tribünler taraftından verilen destek son yıllarda hiç bir başkana verilmedi. Kendisinin döneminde satılan kombine bilet sayısına yaklaşılamadı bile. Her ne kadar daha sonradan böyle bir tabire sinirlenmiş, kabullenmemiş olsa da bizler onun "sivil başkan-sivil yönetim" olduğunu söyleyip ona sahip çıkmadık mı?

Aynı tribünler o zaman da Demirsporluydu, şimdi de Demirsporlu. Değişen bir şey yok. İnsanların gönlünde yer etmenin yolları vardır. Bu şekilde gönüllerde yer edemezsiniz. Tabii eğer böyle bir niyetiniz varsa. Eğer Demirsporluların gönüllerinde yer etmek derdiniz değilse, tamam o zaman doğru yoldasınız demektir.

Diğer yandan Emniyet'in de bu konuda izlediği tutum çok yanlış. Kendisine plaka talebi ile gelen herkesi kulübe yönlendirmek konusunda yönetim ile el sıkıştıkları halde sözlerini tutmadılar. Böylece Adana Demirspor kulübünü el birliğiyle 100.000-500.000 TL arasında gelirden mahrum bırakmış oldular.

01 ADS 01 numaralı plakanın da 25.000 TL'lik talibi olduğu söyleniyordu. Bence de bu plakaya yakışan bir rakam. Şimdi Mehmet başkan çıkıp da bu rakamı kulübe bağışlasa ne güzel bir olay olur. Yönetim, geçtiğimiz ay yaptığı açıklama ile kulübe gelen yardımları yalnız kendi başarısı olarak göstermeyeceğini, yardım edenleri baş tacı edeceğini söylemişti. Eğer Gökoğlu böyle bir hamle yaparsa yönetimin açıklamasındaki samimiyetini test etmek için güzel bir fırsat olacak.

Bir kaç kelime de Bekir Çınar ve yönetimine etmek gerekli. Birincisi böylesine önemli bir konudan dolayı çok büyük sıkıntı yaşandığını anlayabiliyorum ama neden böyle hayati bir konunun kulübün resmi sitesinde yer almadığını anlayamıyorum. Bana göre orası daha aktif kullanılmalı.

İkinci olarak, plaka projesine devam edilmeli. Evet, en gözde plaka alınmış olabilir. Ama hala bir çok plaka mevcut ve Demirspor kulübüne para kazandırmak isteyen Adana Demirsporlular bulunabilir. Lütfen yılgınlığa düşmeyin ve projeye devam edin diyorum.

21 Şubat 2010

Malatyaspor - Adana Demirspor Maç Değerlendirmesi


Malatya'da tribün adına yaşananları togepy özetlemiş. Maçın sahada ki kısmı ise bizim açımızdan gayet güzeldi. Takımımızın hangi sistemle oynadığı , kimin ne yapacağı belirgindi. Bu durum istikrarın oluşması açısından önemli. Oyuncuların bu sistem içinde gösterdikleri mücadele ise gerçekten takdir edilmeli. Herkes mevkisinde elinden geleni yapıyor. Açıkcası kimse kaytarmıyor.

Bu maçta artı olarak gözlemlerim oldu. Bence Ahmet-Orhan ikilisi ayağı en sağlam yere basan defans ikilimiz. Daha önce izlediğim ikililere nazaran bana göre daha iyiydiler. Hoca'nın Ahmet'e bu haftada şans vermesi bundan olsa gerek.

Olumlu gelişmelerin bir başkası da Ömer'e verilen şans. Ömer daha önceki maçlarında tedirginlik yaşıyordu. Bu maçta ise gayet rahat oynadı. Eğer sürekli olarak oynarsa kale yönünden gün geçtikçe yüzümüz gülecektir.

Cihan içinde bişeyler demek gerek. Yaşadığı sakatlıklardan sonra bu şekilde dönüş yapması futbola olan ciddiyetini gösterir. Doğru yerde doğru zamanda olarak takımı galip getirdi. Alternatif sayısının az olduğu kadroda büyük bir kazanç oldu sahalara dönmesi.

Yaşar izlediğim Maraş maçında açıkcası daha ister dedirtmişti. Yetenekli ama fizik olarak güçsüz görünmüştü. Bugün tek kelime ile mükemmeldi. Farklı mevkilerde değişerek oynamasına rağmen iyi işler yaptı. Fizik gücünü ise kısa zamanda bu kadar arttırması sevindirici. İnşallah bu şekilde devam eder.

Özetlemek gerekirse takım olarak istekli oynuyoruz. Sakatlık veya cezalı kim eksikse yerine oynayan onu aratmıyor. Bu her oyuncunun yetenekli olması ile değil ancak inanması ile olur. Bugün takımda o inanç vardı. Diğer sonuçları gözönüne alırsak bizim için güzel bir hafta oldu. Yeterli puan farkını yakaladık aynı ciddiyet ve inançla devam edersek ekstra play-off larda yerimizi alırız.

Malatyaspor - Adana Demirspor Tribün Değerlendirmesi


Ankara'da yıllar geçtikçe edinilen dostluklar, yaşanılanlar orayı o kadar alışılagelmiş yapmış ki sevmediğim halde Ankarayı benimsemişim.
Bugün onu fark ettim, sanki gurbetin gurbetindeymişim gibi.

Uzun zamandır deplasman yapmıyordum.
Bu sefer Sıhhiye Meydanı'nda ya da Cebeci stadı önünde toplanmadık.
En azından yalnız değildim. Göktuğ sağolsın beni yalnız bırakmamıştı.


Saat 10'da otogarda idik. Yer olmadığı için ayakta gitmek zorunda kaldık.
403 olmasına rağmen belediye otobüsünden farksızdı.
Muavinin ''Sizi aşağıya alalım.'' demesiyle şoförlerin uyumak için kullandığı bagajda bulduk kendimizi.Bir sultanımız olsa böyle mi olurdu diye muhabbet de geçti.
Bir süre sonra motor sesi durdu ve otobüs bozuldu.
Dışarı çıktık, yeni otobüs çıkmış yola. Gelmesi bir sürü zaman alır.
Beklesek maça yetişemeyeceğiz. Otostop çekmek lazım;
ama her 5 dakikada 1 araba geçen bir yolda bir arabanın durması ve bizi alması hayal gibi bir şey :)
iyiler daima kazanır mantığı ile geçen 2. arabanın tanıdık olması ve
bizi stada kadar bırakması ile moraller yerine geldi.


Bizi kimse sevmiyor, adımız bile yetiyor.
Stad dışında, içeri girer girmez küfürler, taşlamalar.
Sahaya atılmadık kalmadı. Ama hiçbir şekilde bunlara müdahale edilmedi.
Aynısını biz yapsak kaç maç ceza alırız acaba?
''Livorno kümeye!'' '' Mehmet Ali Ağca''tezahuratları...
Bloga yakıştırsam yazacak çok şey var ama hiç gerek yok.
Malatya kümeye!



Beyaz formamız ile oynadık.
''Şimşekler Grubu'' ve yeni yapılan ''Mücadeleye Devam'' pankartları asılı idi.
Birinci gol uzakta olduğu için pek net göremedik.
2. gol bizim olduğumuz yöne oldu.Gol sonrası tellerde futbolcu taraftar sevinçleri paylaşıldı.

2-0 olunca tribünler de rahatladı, neşe tavan yaptı, eğlenceli zaman geçirdik.

Maç sonrası futbolcular ile karşılıklı ADS ve aley aley yaptık. Bizden daha isteklilerdi.Gözlerindeki mutluluk ve istek gerçekten görülüyordu.Futbolcuların böyle istekli olmaları umut verici.
Şampiyon olamasak bile elinden geleni yapacak bir takım görmek bana huzur verdi.

Ardından yönetim ile karşılıklı tezahurat yapıldı.
Yönetimin neredeyse tam kadro orada olması bu işi önemsediklerinin en büyük kanıtı bence.

Sınav ve iş stresi derken bu deplasman gailibiyeti ilaç gibi geldi.Dönüşte gelen otobüsün sultan olamsı da ayrı bir kıyaktı.Çok eğlenceliydi.

Günü gurbette linyit gibi tamamladık.

*Fotografları ErnesTo1940 başkan güvencesi ile daha sonra yükleyeceğiz.

Haftanın Ardından...


Tarsus ve Mardin'in berabere kalması ve bizim galip gelmemiz bu hafta alınacak en güzel sonuçtu.Güzel bir hafta bizi bekliyor.
Gollerimizin ikisini de Cihan attı.


Fark 5 puana çıktı.


Haftaya içerdeyiz.Mardin bay.Bu avantajı değerlendirmeliyiz.

İçerde Üç Dışarda Üç!

Şahane bir formül değil mi? Malatya maçı dışarıda üç alınacak maçlardandı. Şimdi gözlerimizi tekrar içeriye çeviriyoruz.

Rakibi hafife almadan, tempo düşürmeden, kazanmaktan başka bir şey düşünmeden oynayan takımımıza çok teşekkürler. Sayenizde haftaya yine mutlu, huzurlu başlayacağız. Lütfen konsantrasyonunuzu bozmadan devam edin, bizlere kötü rüyalar göstermeyin. Bizler çok korkulu rüya gördük, uykusuz çok gecemiz oldu. Yıllardır deliksiz bir uykuya ve tatlı rüyalara açız.

Mücadeleye devam edin. Bir an bile vazgeçmeden...

20 Şubat 2010

Brezilyalıların Malatyası

Kiminin yaşı yetmez, kimi de çoktan unutmuştur... Brezilya'dan Malatya'ya kayısı yemek ya da Turgut Özal'ı ziyaret için değil top oyanamak için gelenleri... Benim de futbol merakına yeni başladığım zamanlar, Malatya'ya dair hatırladığım tek şey, sarı renkteki fileleri. Nedense o zamanlar filelere takmıştım; en sevdiğim: Ankara 19 Mayıs'ın kapkara ama dökümlü fileleri; gol olunca tam anlamıyla havalanan!

1988-89 sezonunda Malatyaspor'un o sarı renkteki filelerini bir Brezilyalı koruyordu: Carlos. Tek de değildi. 2 hemşehrisi daha gelmişti beraberinde. "Malatyaspor'un 3 Brezilyalısı", '80lerin sonunda tüm sıkıcılığı ve kısırlığıyla kendi kendine kavrulmaktan yağı falan kalmayan, dibi tutan vatkalı ve permalı memleket futboluna kısa süreli bir karnaval havası katmıştı.



Malatyaspor'un o dönemki "karanlık" başkanı tarafından bir çeşit mucize gibi sunulan ve ödenen inanılmaz meblağlar nedeniyle spor basınımızın da hemen üstüne atladığı bu Brezilyalılar'dan sadece kaleci Carlos uzun soluklu olmuştu. O dönem yine Türkiye'nin yolunu tutması şaşkınlıkla karşılanan, Alman milli takımının eski ve Fenerbahçe'nin yeni kalecisi Toni Schumacher'le sempatik bir ikili oluşturduklarını hatırlıyorum.

Tabii 30 yaşını geçmiş bu isimlerin, haritada yerini gösteremeyecekleri bir ülkeye "neden" ve "nasıl" geldikleri, bir yandan sır bir yandan da herkesin bildiği gerçekler olarak basınımıza parodi konusu olmuştu.



Lafı uzatmadan, şu uzun alıntıyla Malatyaspor'un Brezilyalıları'nı hatırlayalım:

"Malatyaspor, 1982 İspanya Dünya Kupası’nın yıldızları Eder Alexio De Assis ile aynı kadroda yer alan Serginho Bernardino ve 1978 Arjantin ve 82 Dünya Kupası’nda Brezilya’nın yedek, 1986 Meksika Dünya Kupası’nda as kalecisi olan Carlos Roberto Gallo’yu kadrosuna katmıştı. Bu oyuncuların alınışı o kadar büyük yankı uyandırmıştı ki, dönemin tek televizyon kanalı TRT, yayın akışında rastlanmadık biçimde transferleri ana haber bülteninden vermiş, iki oyuncuyu canlı yayına almış, Eder ve Serginho stüdyoda ayaklarıyla top sektirmişlerdi. Bu oyuncular 30lu yaşları aştıktan sonra gelmişlerdi ama, yine de gelişleri “olay” olmuştu.

Bu oyunculardan Eder’in 82’de Yeni Zelanda ve Sovyetler Birliği’ne uzaktan attığı iki füze gol hafızalardan silinmemişti. Serginho’nun Arjantin’e kafa golü bulunuyordu. Carlos ise 86 Dünya Kupası çeyrek finalinde penaltı atışları sırasında yaşadığı talihsiz anla hatırlanıyordu. O maça kadar gol yemeyen Carlos, tek golü Fransa futbolunun efsanevi ismi Michael Platini’den, sırtına çarpıp içeri giren topla yemişti.

Malatya'daki sezon açılışından bir gün önce şehirde şampiyon olunmuşçasına arabalarla turlar atıldı. Açılışta Malatya futbol tarihinde görülmedik bir kalabalık ve coşku vardı. Eder ve Serginho sezon açılışına katıldılar ve bu maçta 25 dakika sahada kaldılar. Eder’in kullandığı serbest atış kaleciden döndü, Serginho tamamlayıp golünü attı ve daha sonra ülkesine giden Eder, parasının ödenmemesini gerekçe gösterip, dönmedi. Carlos, daha sonra Malatya’ya geldi ve 2 sezon forma giydi. Serginho ise 1 sezon oynayabildi. İki futbolcunun iletişim sorunu yaşamaması için İstanbul’dan Portekizce bilen Berg Çubukçuyan isimli bir tercüman getirtildi."(http://www.turkeyforum.com/satforum/archive/index.php/t-323566.html)

Carlos Malatyaspor formasını ilk kez Adana'da, Ahmet Kahraman'ın jübile maçında Adanaspor karşısında giymiş ve maçın 22.saniyesinde yediği golle haber olmuş:



İki Brezilyalısıyla 15 gün sonra da Demirspor'un karşısına çıkan Malatyaspor, sahadan 2-1 galip ayrılmış. Bizim kalemizde de Jurkoviç var:



Doğu blokunun ötesine nadiren geçebilen yabancı skalamızda Brezilyalı futbolcu sahibi olmak, uzaylıların ziyarete gelmesi kadar şaşırtıcıydı. Bu şaşkınlığa Malatya üzerinden tanık olmamız, dönemin siyasi atmosferiyle ilişkili olsa da, sarsıntımızı artıran bir faktördü. Brezilyalılar'ın Malatyası da Malatya'nın Brezilyalıları da bir düştü. Malatyaspor'un şimdi içinde bulunduğu durum ise ancak bir karabasan olabilir.

19 Şubat 2010

Bardaktan Boşanırcasına

(12..12.2009; Ankara-Adana Yolu)


En son 2 mayıs 2008'te söylemişim;

şiirlerle gelecek şampiyonluk

"çocuklar gibi koşmak boydan boya
ufukları görünmeyen düzlüğü
soluk soluğa şimdi
üstümüze söken şafak...

biz böyle ayakta öleceğiz besbelli
deniz gibi durmadan bir kıyıya çarparak.
her zaman bir yeşili, bir moru arındırarak
biz böyle yaşayacağız,
sevişerek, savaşarak...
biz böyle yaşayacağız,
umarak, inanarak...

bardaktan boşanırcasına,
bir yağmurdur bizim için yaşamak."

(afşar timuçin)

(şarkısı da var: dinlemek için tıklayın)

İspanyalı



İspanya'yı uzak bilirdik. Zira Atletico Madrid - Galatasaray maçı öncesinde Adana'ya bir mesaj da matadorlardan geldi. Tüm dünya her şeyin farkında. Bu bağlamda dünya küçük, Demirsporlular büyük değil en büyük.

Neler Değişti ?

İlk yarı ile ikinci yarı arasında takımda neler değişti. Neler olumlu etki neler olumsuz etki yarattı. Bu tespitleri yapmamız takımın hedefinin inandırıcılığı açısından önemli.

İlk yarı sonunda yükselmeyi kıl payı kaçırdık.Devre arasında bazı kesimler tarafından olmazsa olmaz olarak görülen oyuncularında içinde bulunduğu bir grup oyuncu ile yollar ayrıldı. Gönderilen oyuncular ile yerine oynayanların karşılaştırmasını yaparsak kazançlı mı yoksa zararlı mı olduğumuzu karar verebiliriz?

Gönderilen oyunculardan Alper ile başlarsak yerine direk olarak şu oynuyor diyemeyiz.Çünkü takım Alper'e kadroda yer açmak için çift forvet oynarken onun yokluğunda doğru sistem olan tek forvetle oynamaya başladı. Alper'in gidişi takım sistemini rahatlattı bir bakıma. İlk yarı performansı da gözönüne alındığında Alper'in gönderilmesi kayıp değil aksine kazanç olarak gözüküyor. Oyuncunun gönderilmesi ile kurtulunan mali yükümlülük ise cabası.

Gönderilen bir başka isimde Cem. Kariyer performansı ile Demirspor performansı asla örtüşmedi. Geldiği günden bu yana beklentilere cevap veremedi. Cem'in oynaması geçen sene Van Belediye'de forvet arkası oynayan Aydın'ın sol kanata mahkum olmasına neden oluyordu. Cem'in gönderilmesi ile Aydın'ın performansındaki gelişme göze önünde. Alper gibi Cem'e verilen ücretten sağlanan tasarrufta önemli bir etken.

Burak Denizli gönderilenlerden bir başkası. Yerine altyapıdan Ali oynuyor. İkisini karşılaştırırsak Ali'nin daha çalışkan daha istekli olduğunu görüyoruz. Oyunu tek taraflı oynamaması Ali'nin artısı.Burak-Ali karşılaştırmasında Burak'ı kayıp olarak değil Ali'yi kazanç olarak değerlendirmek en doğrusu.

Kaya; Demirspor'un kadrosunda sene başında olmasa bugün yükselme grubunda olurduk diyenlerin sayısı çok fazla. Kurtardığı tek bir maç yok. Ama kaybettirdiği maçlar var. Yerine Murat-Ömer oynadı şimdiye kadar. Murat ve Ömer için soru işaretleri olabilir. Ama giden oyuncu soru işaretlerini kaldırdı aklımızdan takıma yarar sağlamayacağı ortadaydı. Açıkcası otuz yaşında birine şans vermektense 18 yaşında birisine şans vermek daha akılcıydı.

Alican ; Devre arasında kaybedilmesi en yanlış olan oyuncuydu. Yönetimin aldığı karara karşı yapılan bir eylemin içinde olmadığı için tartışma yaşadı ve kadro dışı bırakıldı. Gönderilmesi forvet hattında alternatifsizlik doğurdu. Önceki maçlardaki mücadelesi ikinci yarıda takıma katkı koyabileceğinin göstergesiydi.

İlk yarı ile ikinci yarı arasındaki farklılıklar ortaya koyulduğunda Demirspor adına forvet alternatifsizliği harici bir olumsuzluk yok. Aksine kazanılan istekli ve genç oyuncular ile ekonomik olarak sağlanan tasarruflar var. Küme düşmekten bahsetmek yerine bu gerçekleri gözönüne almak gerekir. Mevcut durumda Demirspor kaybetmemiştir aksine kazanmıştır. Hedefi bazılarının dediği gibi düşmemek değil. Ekstra play-off'a kalmaktır.

18 Şubat 2010

Malatya Maçına Doğru

Camiayı bir arada tutan zincirin önemli halkalarından birisi olan basın da bir şekilde birlik-beraberlik mesajı verince Mardin maçında kazanılan üç puan daha da kıymetli oldu. Kazanılan sıradan bir galibiyet değil. Hem klasman liderliği için çok iyi oldu hem de takım ve taraftar arasındaki duygusal bağın üstündeki ölü toprağı kalktı. Tarsus maçından sonra oluşan ortamla, bir mağlubiyette bütün senenin heba edilmesi riski yok oldu. Bundan sonra takımımız tökezlese dahi taraftarın kendisine açtığı kredi sayesinde rahatça toparlanabilecektir. Elbette tökezlemeden ilerlemek en büyük dileğimiz.

Daha önce kritik eşikleri aşamıyoruz, kilit maçları kazanamıyoruz diyorduk. Bu sene şeytanın bacağını kıracağımız fırsatı elde edeceğimizi umuyorum. Genelde "deplasmanda bir, içeride üç puan" formülü güçleri denk takımlardan oluşan bir ligde bizi şampiyonluğa ulaştırabilir. Yalnız bazı maçlar vardır ki deplasmandan üç puanla dönmek gerekir. Malatya maçını da böyle görüyorum. Maç oynanmadan kazanılmaz, rakibi küçümsememek gerekir. Malatya'da bizimle oynayacağı maçı "çıkış maçı" olarak görüyor. Karşımızda mücadeleyi bırakmayacak genç oyunculardan kurulu bir takım göreceğiz. Bu bizi daha dikkatli olmaya sevketse de bana göre asıl onlar üzerinde daha büyük bir baskı yaratacaktır. Sonuçta bizim de gözünü kazanma hırsı bürümüş gençlerimiz ve usta ayaklarımız var. Takımımızın hafta sonu bu düğümü çözeceğine inancım tam.

16 Şubat 2010

www.demirsporlar.com

Zaman zaman sitemizde diğer Demirspor'lara ilişkin haberlere yer veriyoruz. Adana Demirspor sevgimizin ana damarlarından birisi de demiryoluna ve demiryolculara duyduğumuz sevgi. Bu açıdan diğer Demirspor'ları Adana Demirspor ile kardeş görüyoruz. Örneğin Ankara Demirspor hem profesyonel ligde mücadele ettiğinden, hem de en köklü Demirspor'lardan birisi olduğundan sitemizde adı sıkça anılan Demirspor'lardan birisi.

Varlığını bildiğimiz ama adını anamadığımız onlarca Demirspor var Türkiye'de. Hemen hepsi bir başına-yalnız, amatör liglerde, hatta bazıları kapanmak üzere. Ama yine de bir döneme damgasını vuran bir ekolün temsilcisi onlar. Memleket futboluna katkılarını kim inkar edebilir?

Böylece hem onlara haklarını teslim etmek, hem onlardan haberdar olmak, hem de onları tanıtmak gayesi ile yeni bir projeye girişiyoruz. Bu projenin takip edilebileceği adres ise başlıkta yer aldığı gibi http://www.demirsporlar.com/ ...

Türkiye'nin neresinde olursa olsun, yolu demiryolu ile, Demirspor ile kesişen herkesin katkı koyabileceği bir Demirspor portalı. Belki de bir üst yapının temelini atacak bir girişim. Demirsporların, Demirsporluların ruh ikizlerini bulmaları için bir vesile belki de...

İçeriği günden güne gelişecek, şimdilik kısıtlı imkanlarımız ile gözden kaçanların takip edilmeye çalışacağı bir mecra olarak yola çıkıyor http://www.demirsporlar.com/ ...

Sizler de istasyondan el sallamak yerine bu uzun yolculukta vagonlardaki yerinizi alabilirsiniz. Bekleriz efendim...

Fotograflar: Şefik (Kebabman) Akkurt - İki Farklı Açıdan Varda Köprüsü, Adana

Ankara Demirspor:2-Orhangazispor:1

Bu hafta Cebeci mesaimizin cumartesi ayağında güzel bir galibiyete tanık olduk. Ankara Demirspor, ikinci yarıda bulduğu gollerle rakibini 2-1 yendi ve haftalardır takılı kaldığı son sıradan kurtuldu. Böylece Lokomotif, ikinci yarıdaki dördüncü maçında üçüncü galibiyetini aldı. İğneyle oynayan Emrah'ın ikinci yarıda girerek farkı ikiye çıkaran golü atması ayrıca sevindirici bir gelişmeydi. Son haftaların golcüsü Hasan Uğur'un kart cezası nedeniyle oynamadığı maçta alınan bu galibiyetle, düşme potasının üstüne çıktı. Takımda taşlar yerine oturmuş görünüyor.

Haftaya rakip başaltındaki Beylerbeyi.

Not: Demirspor-severler için iyi haber: www.demirsporlar.com yayında! Artık memleketin tüm Demirsporları ilgili güncel haber ve sonuçları tek bir sitede bulabileceksiniz. Sitede ayrıca, demirsporlar geleneği ve demiryolculuk kültürü üzerine de bilgiler vereceğiz.

İngiltereli


Biz O'nu hiç bir zaman el gibi, yabancı gibi görmedik. Kendimizden, ailemizden ayrı tutmadık. O'na edilen "çirkin" lafları kendimize edilmiş saydık. "El insaf !" dedik. Yazılanlar, söylenenler zalimcedir, zalimliktir, kul hakkı yemektir dedik. Onlar için İngiltereli, bize göre Tapanlı, Adanalı; onlara göre dönerci, bize göre Kebabman Şefik abi.

Onlara göre "uzaktaki İngiltereli" bu hafta onlara yukarıdaki pankartla seslendi. Asla onlarla aynı seviyeye düşmeden, taşlamalı ama zeki bir üslupla. Ona da yakışan bu zaten. Biz de O'nu böyle olduğu için seviyoruz. Mavi ve laciverti Türkiye'nin gündemine oturtan abimize sevgi ve selamlar olsun.

Bir de şu var tabii. Bugün kendi gazetelerinin sayfalarında yayınladıkları resimler ile asıl görüntü kirliliği oluşturanlar elbette bu pankartı beğenmez. Bizim de çirkin bulduğumuz görüntüler var, blogumuzun mavi rengine başka tonlar bulaşmasın diye yayınlamıyoruz. Hatta bazı spor haberleri var ki bu kendini beğenmiş gazetenin, Demirspor'un önümüzdeki hafta kiminle oynayacağını eğer bu gazeteden takip diyorsanız vay halinize! Canınız deplasman yapmak falan ister, sonra soluğu Malatya yerine ne bileyim, Van'da alıverirsiniz. Siz en iyisi gözü kapalı güvenmeyin kimselere.

Demek bu memlekette basın mensubu olmak, gazeteci olmak kolay; sadece renklerin peşinden gitmek, sadece TV'lerde Adana Demirspor ismi görünsün diye binlerce kilometre gitmek, yani taraftar olmak zor.

Demek, Demirsporluyum demek kolay, Demirsporluluğu yaşamak zor.

15 Şubat 2010

U-16 ve U-18'te haftanın ardından

U-16 liginde İskenderun Demirçelikspor'u deplasmanda 2-0 yendik. Daha önce deplasmanda oynadığımız maçta rakibimize yenilmiştik. Haftaya rakip Gaziantepspor. Antep'le daha önceki üç karşılaşmadan, birer beraberlik, galibiyet ve mağlubiyetimiz var. Deplasmanda yendiğimiz rakibi, kendi sahamızda da yenebilirsek, 8 puanlık farkın kapanması için önemli bir adım atmış olacağız.

Ayrıca U-16 takımımızda Yusuf Kemal Atalay 11 golle, gol krallığındaki yarışını sürdürüyor.



U-18 liginde Adanaspor'a 2-0 mağlup olduk. Haftaya rakip, Tarsus İdmanyurdu. Grupta 49 golle en çok gol atan takımız ancak, bu mağlubiyetle 5.liğe geriledik. Yaşar Yılmaz, 11 golle takımın en golcüsü.

Teşekkürler

Teşekkürler Adana Demirsporlu futbolcular, teknik heyet, yönetim ve taraftarlar... Bundan güzel bir sevgililer günü hediyesi verilemezdi. Ellerinize, ayaklarınıza sağlık.

Israrla camiada bütünlüğün bozulduğuna ilişkin hissiyat yaratılmak istenmesine karşın televizyondan canlı yayınlanmayan maçta taraftarlar stada koştular. Elbette geçmişi düşündüğümüzde bu sayı oldukça az. Yine de tribündeki taraftarın Adana Demirspor'un kemikleşmiş taraftarı olduğunu söyleyebiliriz. Eğer inancımızı yitirmezsek, ufak tökezlemeleri büyütmezsek ilerleyen haftalarda daha da büyük taraftar desteği ile oynayacağız. Ben bir Demirspor taraftarı olarak artık iç saha maçlarımızın canlı verilmemesini istiyorum. İstiyorum ki Adana Demirspor biraz merak edilsin, "bu takım hala nasıl grup lideri kalabiliyor?" diye merak duyanlar maça gelsin.

Bulunduğumuz ligin üstten sayıldığında üçüncü lig olduğunu, burada tecrübelilerden çok savaşçıların olması gerektiğini, bulunabilecek en yürekli savaşçıların ise yalnız altyapıdan çıkabileceğini defalarca kez söyledik. Bu savaşçılar hem canlarını dişlerine takarlar hem de dışarıdan menajerleri ile gelip/getirilip de kulübü milyonlarca lira zarara uğratmazlar. Kendilerine verilecek şansları iyi kullanırlarsa önlerinin açılacağını bilirler. Formaya ilişkin sevgisi taraftara en yakın olan futbolcular bunlardır. Çünkü zaten bir maç önce tribündeyken bir maç sonra sahaya inmişlerdir. Bağlılık, aidiyet, forma aşkı bu kardeşlerimizde fazlasıyla vardır.

Adana Demirspor kulübü artık bundan sonra, bu günlerde yaşadığı tecrübelerden sonra KESİNLİKLE altyapıdan futbolcu oynatmayı bir ilke olarak benimsemek zorundadır. Başka çaresi yok, ayakta kalmanın başka yolu yok! Göstermelik değil, laf olsun diye değil. En az üç-dört oyuncu sahada, bir o kadarı da yedekte olmalı. Hangi ligde olduğumuzun bir önemi yok, bu ilke beyinlere kazınmalı. Hemen herkes, kazanma azminin ve mücadelenin üst seviyede olduğunu söylüyor. Trilyonluk takımlar kurulurken dahi sahada böyle bir azim göremeyenler için ne güzel bir haber! Demirspor mücadele ediyor işte, herkesle, her şeyle, kendisiyle.

Mardin maçının mutluluğunu bugün doyasıya yaşamak hakkımız. Yalnız bu akşam yastığa kafamızı koyduğumuzda aklımızda bu sefer de Malatya maçı olacak. Kahramanmaraş maçından sonra bir çiçekle bahar gelmez demiştik. Daha aylardan şubat, bizim için çiçeklerin açmasına daha çok var.

O güne kadar tohumları sulamaya, yanı başlarında açacakları günü sabırla beklemeye devam edelim.

14 Şubat 2010

Haftanın Ardından...


Tayfun Özkan'ın gölü ile 1-0 kazandık.Tarsus'un bay olduğu haftayı 3 puanla kapadık.


Haftaya Tarsus, Mardin deplasmanına gidiyor.Biz ise son sıradaki Malatya ile oynuyoruz.Umarım son sıradaki takımlara karşı fobimiz tekrarlamaz.

13 Şubat 2010

U-14 ve U-15'te aynı tarife

U-14 ve U-15 ligi maçları bugün oynandı. Her iki kategoride de Mersin İdmanyurdu'nu 3-0'lık skorlarla geçtik. Tebrikler gençler! Haftaya rakipler, zirve yarışında olduğumuz Adanaspor. Özellikle U-15'lerdeki maç, rakibimizin üstüne çıkabilmek için kritik önemde...





U-18 takımımız pazar günü (yarın) Kaynak Kardeşler Stadı'nda Adanaspor'la, U-16 takımımz ise deplasmanda İskenderun Demirçelik ile oynuyor.

12 Şubat 2010

Sahipsizlik

Konu çok dallı budaklı, söyleyecek çok şey var. Gerçi sezon başından beri söylüyoruz, hatta yıllardır sahipsiziz diyoruz.

Yönetimin verdiği son yemekte "sahipsizlik" resmen ete kemiğe büründü, önümüzde canlandı resmen. Yönetim bunun üzerine kafa yormalı. Acı ve sert açıklamalar yapıyorlar, ben de bu açıklamalarının altına imzamı atarım. Yalnız bu açıklamalar bir sonuç getirmiyor ne yazık ki. Geçtiğimiz haftalarda yaptıkları "kimse ile kavgalı olmayacağız" şeklindeki açıklamalarına sadık kalmalı ve artık sadece takıma odaklanmalılar. Elbette projelere devam etmeliler.

Sahipsizliğin en önemli sebeplerinden birisi de sportif başarısızlık. Eğer bir mucize yaratabilirlerse o zaman başarılı bir Demirspor'u izlemek için stada gelen "büyük"lerimize söyleyecek bir kaç sözümüz olacak elbette.

Özlem ve hasretle o günleri bekliyoruz.

Bir Vefat Bir Doğum

Hayat öyle garip ki. Bir vefat ve bir doğum haberi arka arkaya geldi.

Eski kaptanlarımızdan Mustafa Diliçıkık'ın validesi vefat etmiş. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Kaptana ve ailesine sabır diliyoruz.

Futbolcularımızdan Aydın Tabak'ın bir oğlu olmuş. Adını Mehmet Aras koymuşlar. Allah nazarlardan saklasın, uzun ve sağlıklı bir ömür nasip etsin. Ailesine, vatanına hayırlı bir evlat olsun.

11 Şubat 2010

İbretlik

Tamam, haber sitesi değiliz. Böyle bir kaygımız yok ama bazen öyle haberler okuyoruz ki, eklemeden olmuyor.

"Neden biz de böyle olmayalım ki?" diyoruz. Yanı başımızda öyle güzel örnekler varken...

"Dardanelspor Genel Müdürü Nahit Güzel, “Başkanımız Niyazi Önen önderliğinde altyapıya önem verdik. Bunun meyvelerini topluyoruz. Bugün 25 kişilik profosyonel kadromuzun 18’i futbol okulumuzdan yetişen gençler. 6 oyuncumuz da ümit milli, A ve B gençmilli takımlarda olmak üzere çeşitli kategorilerde ülkemize hizmet ediyor. Transfer döneminde tüm takımlar oyuncu ararken biz kendi yetiştirdiğimiz evlatlarımıza bakıyoruz. Bank Asya’nın en genç takımıyız. Ajax’tan ortak çalışma teklifi gelmesi doğru yolda olduğumuzun en güzel örneği. Günü değil geleceği kurtarıyoruz” dedi."

Haberin tümü için tıklayınız.

Afyon Kalesi

Maç satan futbolcular, kazık atan teknik direktörler, bağımsız-bağlantısız yüce yerel basın, yönetim krizleri, Aytaç baba falan filan... Bazen çok sıkılıyorum tüm bu olan bitenlerden. Bir takım, taraftarı kadardır. Taraftar takımı var eder. Eğer geçerli kriz varsa futbol camiasında, o da taraftar krizidir. Uzak olsun bizden!

Gurbette kaymak gibi olan arkadaşlardan biriydi Hakan Hoşcan. Artık Adana'da, ticaret erbabı olma yolunda... Vaktin birinde alçılı ayağıyla kilometrelerce yol kat edip maça gelen bu adam, Afyon Kalesi'ne Adana Demir yazmış. Aylar yıllar sonra bir futbolsever de bunu görüp, goal.com editörlerine havale etmiş. Dünya küçük; o spreyi tutan elin Hakan Hoşcan olduğu yakın zamanda ortaya çıkmış. Goal.com yazarlarından Hüseyin Ataş aracılığı ile Hakan'a ulaşmışlar. Sitede Hakan ile yapılan kısa bir söyleşi var. Okumak için buraya tıklayın.

Asıl soru şu:

"Neden Afyon Kalesi'ne "Adana Demir" yazmak istediniz?

Aslında çok da mantıklı bir nedeni yok. Birine aşık olursunuz, her anınızda onu düşünüp adını aklınıza gelen her yere yazmak istersiniz. Yüreğinizi paylaşırsınız. Yollar, duvarlar size duygusal olarak eşlik eder. Adını her gördüğünüzde kalbiniz tebessüm eder, hafif gururluca. En mantığa yakın amacı ise, Adana Demirspor' u unutulan bir takım hüviyetinden çıkartmak isterim. Adana ve güneyde eyvallah ama bulunduğum ilde (Afyon Karahisar), yeni yetişen nesil mesela, Adana Demirspor' un varlığından habersizdi. Ligini, kadrosunu, maddi durumunu bilmeseler de, böyle bir takımın varolduğunu ve bu takımın yalnız olmayıp farklı şehirlerde de olsa gönüldaşlarının olduğunu bilmeleri yönünde faydalı olacağına inanıyorum."




Mantıklı bir neden yok! Saatlerdir gülüyorum. Evet, mantıklı bir neden yok Demirsporlu olmak için. Biri görsün de bu takım hala var desin diye kalenin dibinde bir taş olursun gerekirse. Mantığa yakın bir amaç ararsın. Sonra o amaçla bir bakmışsın Çanakkale'desin, bir bakmışsın İtalya'da...

(Hakan Hoşcan'ın Demirspor blogu: forzadanademir.blogspot.com)

Ya Günışığımız Giderse?

Şarkının orijinali Bill Withers'e ait. Bir çok sanatçı tarafından tekrar tekrar yorumlandı. Ben Michael Jackson yorumunu ayrı bir severim.

1971 senesinde MJ'in ilk solo albümünde yer alan şarkı, çok sevilen ancak şu an uzaklarda olan birisi ya da bir şey için söylenmiştir muhtemelen. Nereye gitmiştir giden? Nerelerde kalmaktadır şimdi?

Rahatlıkla, içinde Adana Demirspor'un bulunmadığı bir Adana için düşünülebilir. İçinde Demirspor'un olmadığı bir Adana artık güneşin parlamadığı bir şehirdir. Ne kadar sıcak olursa olsun, eskisi kadar sıcak olamaz bir daha ve muhakkak ki artık bu "şehir" bizim için "memleket" olamayacaktır. Çünkü O gitmiştir ve onun ardında bıraktığı yalnızca bir "ev"dir, asla bir "yuva" değil...


AIN'T NO SUNSHINE

You ever want something
That you know you shouldn't have
The more you know you shouldn't have it,
The more you want it
And then one day you get it,
It's so good too
But it's just like my girl
When she's around me
I just feel so good, so good
But right now I just feel cold, so cold
Right down to my bones
'Cause ooh...

Ain't no sunshine when she's gone
It's not warm when she's away
Ain't no sunshine when she's gone
And she's always gone too long
Anytime she goes away

Wonder this time where she's gone
Wonder if she's gone to stay
Ain't no sunshine when she's gone
And this house just ain't no home
Anytime she goes away

I know, I know, I know, I know,
I know, I know, I know, I know,
I know, know, know, know, know,
I know, I know,
Hey I ought to leave
I ought to leave her alone

Ain't no sunshine when she's gone
Ain't no sunshine when she's gone
Only darkness every day
Ain't no sunshine when she's gone
And this house just ain't no home
Anytime she goes away

Çadırlardaydık

Dün akşam Tekel işçilerini ziyaret ettik. Adana çadırına da uğradık elbette. Hiç Adana olur da Adana Demirspor olmaz mı? Fanatik Demirsporlu abilerimizle hem geçmişi, hem bugünü hem de geleceği konuştuk. Hayata ve Demirspor'a ilişkin sıkıntılarımızı paylaştık.

Eylemleri, mağdur olmayacakları bir şekilde sonuçlansın istiyorum.




10 Şubat 2010

Sıkı Sıkı Tutulacak Eller


Hafta sonu mavi-lacivert forma ile sahaya çıkacak her oyuncumuza güvenimiz tam. Özellikle kalecilerimiz olan Ömer ve Onur'a. Yalnız gariptir, gerek basında gerekse gündelik hayatta ne zaman onlardan bahsedilse adlarının önüne arkasına ya bir sıfat ya da bir cümle ekleniyor. Çoğunlukla onların tecrübesizliğine ve gençliklerine yönelik cümleler. Sanki bu cümleler edilmese bu oyuncuların kendi başlarına bir cümle değeri yokmuş gibi.

Halbuki var! Bu oyuncular Adana Demirspor'un profesyonel sözleşmeli oyuncularıdır. Bu oyuncuların başka hiçbir sıfata, cümleye ihtiyacı yoktur, özellikle onları küçük gören cümlelere. Onlar arslan gibi kalecilerdir. Onlar ne zaman kaleye geçseler ellerinden gelenin en iyisini yapmaya gayret ederler. Bizim onlara güvenimiz tam! Yeter ki onlar da kendilerine güvensinler. Adana Demirspor kalesinin onlara ait olduğunu herkese ispat etsinler!

Biz bu elleri sıkı sıkı tutalım diyoruz. Sizler de ellerinizi uzatın, hem kalecilerimize hem de diğer oyuncularımıza. Umut etmeye devam edebilmek için her birimizin (oyuncu - taraftar - yönetim - medya) diğerine sıkı sıkı tutunması gerek çünkü.

Akılla Kalbin Uzlaşması

Takımımızın ligdeki mücadelesinin adını koymak meselesi insanın aklı ile kalbi arasında ikilemde kalmasına neden oluyor.

Adana Demirspor yönetimi ara transfer döneminde transfer yapmama kararı alarak bana göre akıllıca bir karar verdi. Yeni alınacak her oyuncu göründüğünden büyük ekonomik maliyetler getirecekti. Bu konuyu çokça irdelemiştik zaten, tekrar dönmeye gerek yok. Kaldı ki kalan oyunculara güveniyoruz, onların da en azından ligin ilk yarısındaki Adana Demirspor'dan aşağı puan toplamayacaklarını biliyoruz.

Akıl-kalp ikilemi işte bu noktada başlıyor. Aklımız bize kadromuzun tecrübe eksikliğinden dolayı bu sene için büyük hayaller kurmamamız gerektiğini söylüyor. Gelecek sene için elimizde hazır, tecrübeli bir takımın oluşmakta olduğunu söylüyor.

Kalbimiz ise Adana Demirspor'un şampiyonluğundan başka bir şey söylemiyor. Yıllardır çektiğimiz çilelerin son bulmasını istiyor. Dün akşam 1.lig özetlerini seyrettikten sonra bütün gecesi, uykusu harap olan Demirspor taraftarlarının kalplerinde söylenen başka bir türkü, bir şiir yok. Taraftarlığın mührünü kalp vurur çünkü!

Ne olacak peki? Bundan sonra akıla mı, kalbe mi sarılacağız? Hangisinin yolunu tutup ileriye bakacağız?

Bana göre, Adana Demirspor bu sene ikisini de birbirine bağlayabilir. İki yolu birleştirip, genişletip tüm Demirsporlu taraftarları bu geniş sokaklara dökebilir. Belki şimdiden dillendirmek yanlış olur, ama hemen herkesin yüreğinden geçip de ağız dolusu söyleyemediği, laf arasında geçiştirdiği bu değil mi?

Adana Demirspor'un şampiyonluğunu düşünüyorum. Olabileceğini biliyorum.

Sakatlar, cezalılar, eksiklere rağmen;
yazmayan, yazamayan, için için beddua edenlere rağmen;
destek olmayan, köstek olan, kuyusunu kazanlara rağmen;

Adana Demirspor'un şampiyon olabileceğini düşünüyorum! Ağız dolusu söylüyorum işte! Adana Demirspor'un şampiyonluğuna inanıyorum! Olamazsa elbette üzüleceğim, ama aklım devreye girecek, "üzül ama çok üzülme, gelecek sene daha güçlü olacağız" diyecek.

Akılla kalp bu sene birleşebilir, bu senenin mucizesi kitaplara mavi-lacivert harflerle yazılabilir...

9 Şubat 2010

Tekel'e Destek

Tekel işçileri hakkında açık bir karalama kampanyası var. Haklarından geri adım atmamak için direnen işçilerin birliğini kırmak için dört koldan mücadele ediliyor. Bu ay sonuna kadar durum netleşecek. O vakte kadar, haksızlıklara, eşitsizliğe, güvencesizliğe karşı mücadeleyi biraz daha harlamak gerekiyor.



Tekel işçilerine destek, tam da bizim gibi haksızlığa, karalamaya karşı direnen ve ayakoyunlarıyla bölünmeye çalışan bir taraftar grubuna yakışır. Mardin maçında umut ediyorum bu destek, açıktan ilan edilir...

8 Şubat 2010

Keçiörengücü:1-Ankara Demirspor:1

Ankara Demirspor, liderden puan almayı başardı. Böylece 3 haftada 7 puan toplamış oldu. Hala son sırada olsa da 4. sıradaki takımla arasında 4 puan var. Haftaya cumartesi, Cebeci'de Orhangazispor'la çok kritik bir maç var. Dilimi ısırıyorum!



Bir süredir kapalı olan Ankara Demirspor resmi websitesi yeniden açıldı: www.demirspor.org.tr

Kritik Eşikler

Mağlubiyet çok can sıkıcı. Kritik eşikleri bir türlü aşamıyoruz. Bu artık karakteristiğimiz haline geldi. Tarsus'tan iyi mücadele etmemize rağmen yine elimiz boş döndük. Şu "kritik maçları kazanma" meselesini bir türlü oturtamadık.

Mağlubiyete ilişkin sebepler belli. Artık bireysel hata yapma lüksümüz yok, kalmadı. Mardin maçında yine azimli futbolumuzu oynarsak, bireysel hatalarımızı da rafa kaldırırsak Mardin'i yener ve zirveyi diğerlerinden koparmak adına büyük bir avantaj elde ederiz. Tarsus'ta eksik kalmamıza rağmen mücadeleden kopmamamız umut verici, yeter ki umudu puanlara çevirebilelim.

Mardin maçı için eksiklerimiz de can sıkıyor ama zaten bana göre öyle bir noktaya geldik ki, sahaya kim çıkarsa çıksın eksik olanın yokluğunu aratmayacaktır.

7 Şubat 2010

Haftanın Ardından...

Toplu Sonuçlar

Kaleci Murat ve Cevat Macit kırmızı kart gördüler.Golleri ise Şenol penaltıdan ve Sinan Demir attı.

Puan Durumu

Haftanın Maçları

Bir Buçuk Saat

Çok büyük volumlü konuşmaktan kaçınırım genellikle. Ama bu maçın göründüğünden daha büyük önemi olduğunu düşünüyorum. Nedenleri niçinleri açıklamak nafile olur, yaşanıp görülmesi lazım belki de.

Bir buçuk saat var maça. Hala en dibe inemedik mi? En dibe inenlerin bir şansı vardır halbuki. Ayaklarını sertçe yere vururlar, süratle suyun yüzeyine çıkmak için destek alılar yerden.

Üç mesele var bu durumda: Birincisi, en dibe kadar indik mi? İkincisi, ayaklarımızı yere vurup yükselebilecek miyiz? Üçüncüsü, suyun yüzeyine varmaya yetecek kadar nefesimiz var mı ciğerlerimizde?

Sorular büyük, sorular hayati. Adana Demirspor bugün hayatta kalma mücadelesi veriyor. Çarpışa çarpışa çırpınıyor. Adı büyük, renkleri büyük, sevenleri çok. Çarpışmak zorunda, çırpınmak zorunda. Eğer bu kulüp bitecekse bilinsin ki vuruşa vuruşa bitecek.

Mücadele ede ede tükenecek.

Ya da bir şeyler değişecek. 15 sene olmayan olacak. Bu şehir tekrar sarılıverecek Adana Demirspor'a, sanki hiç bırakmamış gibi.

Ayağımızı yere sertçe vurmamız için, nefesimizin yetip yetmeyeğini düşünmeksizin bir araya gelmemiz, omuz omuza vermemiz, TEK YÜREK OLMAMIZ gerekiyor. Başka bir Demirspor yok, olmayacak. Yükselmemiz için tek yol var, o da bir arada olmamız! Bugünkü maçın sonucu ne olursa olsun, tek yürek olmazsak, yeni bir düşünce yapısının içine girmezsek, 15 senenin muhasebesini yapmazsak başaramayız.

Ama yaparsak...
Ya yaparsak!

İşte o zaman bu ülkeyi baştan başa maviye laciverte boyarız! Vurduğumuz ayağımızın sesi öyle bir çıkar ki !...

Bu sesi dinletmenin zamanı gelmedi mi !?...

5 Şubat 2010

Dünya Futbol Starları #Alfredo Di Stefano#


Futbola 17 yaşında, River Plate takımında başladı. 1953 yılında Kolombiya'nın Millonarios Bogota takımının formasını giyerken Avrupa turnesi sırasında Real Madrid'li ve Barcelona'lı yöneticilerin dikkatini çekti ve Santiago Bernabéu Yeste, neredeyse di Stefano'nun transferini bitirecek olan Barcelona'dan önce davranarak onu takımına getirdi.

1953 - 1964 arasında giydiği Real Madrid formasıyla 8 La Liga, 1 İspanya Kupası, 5 Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası ve 1 Kıtalararası Kupa şampiyonluğu kazandı. 11 yılda takımına toplam 308 gol kazandırdı. Yine aynı sürede 58 Avrupa kupası maçında attığı 49 gollük rekor ancak 2005 yılında Raul Gonzalez tarafından kırılabildı. 1957 ve 1959 yıllarında Avrupa Yılın Futbolcusu Ödülü'nü kazandı. 6 kez Arjantin milli takımının, 4 kez de Kolombiya milli takımının formasını giydikten sonra İspanyol vatandaşlığına geçip 31 defa da bu ülkenin formasını giydi. 1966'da 40 yaşındayken RCD Espanyol formasıyla futbol yaşamını noktaladı.


Brezilyalı ünlü futbolcu Pele, 2009 Eylül ayında yaptığı basın açıklamasında Di Stefano'nun dünyanın gelmiş geçmiş en iyi futbolcusu olduğunu belirtmiştir. O açıklamasından bir bölümünde Pele ;

Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi futbolcusu Real Madrid'li Alfredo Di Stefano'dur. Maradona'nın elle attığı golün dışında kafa golü yok ve sağ ayağıyla topa iyi şut vuramıyor. Oysa Di Stefano komple bir oyuncu, bu nedenle o, en büyük.

Di Stefano günümüzde Real Madrid' in simgelerinden birisi olarak imza törenlerinde ve takım ile ilgili organizasyonlarda görev alıp , onore edilmektedir.