24 Ekim 2015

Derbi Değil...

Bu günkü maç bir derbi değil. Geçmişleriyle, tarihleriyle, rekabetleriyle bu iki hemşehri ekibin oynadığı maç elbette bir derbi addedilebilir ama bu şekilde mi? Bu tribün yasaklarıyla mı?

Bu hafta Adana'da onlarca maç oynanıyor. Mesela Muharrem Gülergin stadında Adana Gençlerbirliği ile Kuzey Adanaspor karşı karşıya gelecek. İkisi de otuzaltı yıllık kulüpler, dünkü çocuk değiller. Ama bu ikisinin karşılaşması bir derbi anlamı kazanmıyor. İsterse yüz yıllık kulüpler olsunlar, başka bir şeyler gerekiyor derbi olması için.

Derbi demek önce halk desteği demek, sonra tribünde güçlü olmak demek çünkü. Görsellik demek, iştirak demek, gösteri demek. Evet, davul demek, pankart demek, beste demek. Futbolun bu demek olduğunu kravatlı abilere anlatamadık, anlamayacaklar. Hayatımızda her yere sirayet eden kravatı biz de mecbur olduğumuzda takıyoruz, ama bu alan, yani futbol, yani Adana Demirspor kravata teslim edilmeyecek kadar gönlümüzden, bizden, mevcudiyetimizden...

Bu yüzden, derbi değil bugünkü maç. Grup yok, bayrak yok, pankart eh, şov yok, yok oğlu yok... Böyle derbi olmaz. Stadyum dolacaktır, kalabalık olacaktır, gidenlerin hepsi ile gönül bağım vardır, hepsi canımdır ciğerimdir. Ama, organize olmuş taraftar grubunun cezalı olduğu bir maçta, tribünlerin tek yürek olabilmesi için tüm stadın o davulu dinlemesinin gerekli olduğu bir maçta, futbolcunun belki de o davula en çok ihtiyacı olduğu bu maçta bizi cezalandırmak maçı derbilikten çıkardı benim için.

Üç, belki de altı puanlık bir maçtır.

Tek edebildiğim cümle, "bizi küçümseyenlere kesin cezayı" olur. Bizi küçümseyenlere, durdurmak isteyenlere...

Hiç yorum yok: