31 Temmuz 2014

Şampiyon Takımın Ruhu

Şampiyon kadrodan en son olarak Şener de ayrıldı. Erçağ'dan sonra Şener'in de ayrılmasına çok üzüldüm. Yıllar sonra gelen şampiyonluğun en önemli oyuncularındandı neticede. Futbol hayatında kendisine başarılar dilerim.

Onun da gitmesiyle sanırım Rıdvan'dan başka sürekli olarak kadroda kalan olmadı. İlhan Aydoğdu gitti, geri geldi. Altyapıdaki oyunculardan da şampiyon olduğumuz seneden kalanlar vardır elbette.

Yalnız "şampiyon takımın ruhu" dediğim şey gerçekten varsa, bu şampiyon takımda yer almak, antrenmana çıkmak, fiziken burada olmaktan daha fazla bir şey. Birbirine kenetlenen insanlar olmakla ilgili daha çok. Bir kişinin savaşçı ruhu yeterli gelmez. Bir çok ruhun savaşmaya karar vermesi ile, büyüyen bir ruh ile şampiyon olunabilir.

Demirspor böyle büyük bir ruhu üç - dört senede adım adım eritti, küçülttü. Hani plansız, programsızız diyoruz ya, hakikaten öyleyiz. Bırak on - on beş yılı, bir ay sonrasını planlayamıyoruz. Söze gelince "Demirspor büyük camiadır, büyük bir değerdir, Adana'nın markasıdır" nakaratını tekrarlıyoruz. Yahu, bir marka bu kadar örselenir mi, markaya bu kadar zarar verilir mi?

Gerçi, Türkiye'nin dünyada kaç markası var ki, Adana Demirspor bir marka olsun, olabilsin, peh!

1940'ta kurulmak, Türkiye Şampiyonluğu, yıllarca süper ligde yer almak, efsane futbolcular yetiştirmek vs. bu takımı marka haline getiremediyse bundan sonra Allah aşkına Demirspor markasından bahsetmeyin.

Şampiyon takımın ruhunu muhafaza edemediniz, şampiyon kadroyu muhafaza edemediniz, güçlendirmek kolayken başa dönmeyi tercih ettiniz.

Örneğin altyapıda Erçağ'ın, Şener'in futbolcu yetiştireceği, Erman Özgür'ün kulübede olabileceği bir yapı yaratsaydınız...

Başaramasaydık bile en azından "denedik" derdik. Sadece sizin değil, hepimizin icraatı olurdu bu.

Şampiyonluk ruhu, şampiyon takımın ruhu yaşardı.


Bazen bu başkanlar, yöneticiler hakikaten Demirspor sevdalısı mı diye kendi kendime soruyorum. Demirsporlu'nun Demirspor'a ettiğini kimse etmemiştir, muhtemelen de edemez...

22 Temmuz 2014

Şampiyon!

Sabah Gencay arkadaşımız (@gencay1940) twitlemiş; Demirspor'a dair hiç bir olumlu haber duymazken şu güzellikleri yeniden hatırlamak güzel olur... Yıllar sonra gelen şampiyonluk sevinci için şu oyunculara hakkıyla teşekkür ettik mi? 



Şener de...


Erçağ'dan sonra Şener'i de kaybetmişiz; şu takımın birkaç yıldır sembol olan isimleri gidiyor, takım kimliği diye bir şey kalmıyor. Yazık!

Şu yazıyı bize yazdırmıştı sağolsun, elleri dert görmesin:


18 Temmuz 2014

Transfer?

Aydoğdu yönetiminin artık transfer adımlarını atması gerekiyor. Bugüne kadar ses seda yok. Beklentimiz büyük ve pahalı transferler değil. Derli toplu bir takım. Ama ne bir açıklama,  ne bir açıklanan bir bütçe, ne de bir şeyler olacağına dair belirti var. Yönetim seçildikten sonra artık iş zamanı demiştim ama iş göremedikçe karamsarlık artıyor. Ligin başlamasına 1 ay kaldı, ve artık 1 takımımız olmasını istiyoruz.


Fikstür Belli Oldu

Fikstür belli oldu, ilk hafta Denizlispor ile içeride oynuyoruz. Milli maç nedeniyle iki haftalık aranın ardından deplasmanda Giresunspor, içeride Alanyaspor, deplasmanda Boluspor ve içeride Kayserispor'un ardından yeniden milli maç arası ve 6. hafta'da Adanaspor'la oynuyoruz.

Tam liste: http://www.tff.org/default.aspx?pageID=1043

Haftalık fikstür: http://www.tff.org/default.aspx?pageID=142

16 Temmuz 2014

Mali Değerlendirme -2

İlk yazıda kulübün lisans alması sorununa değinmiştik. Bu yazıda ise yönetimin mali yapısı hakkında fikir beyan etmeye çalışacağım.

Selahattin AYDOĞDU'nun canlı yayında eski sponsor desteğinin olmadığını ve ilaveten yönetimin belediyenin desteği olmaksızın yürütülmesinin zor olduğunu açıklaması ile aynı zamanlarda Adana Büyükşehir Belediyesi spor fonu uygulamasına son verileceğini açıkladı.

Bu husus Demirspor'un belediyelerin elinde oyuncak edilmesinin önüne geçmesi açısından olumlu olmakla birlikte mevcut borç yapısı içinde ödemelerin nasıl çevrileceği hususunda da kuşkular uyandırdı. Bir ara sosyal medyada otopark gelirlerinin takımımıza aktarılması temennisi ile bir kampanya başlatıldı. Yürekten desteklediğimiz bu kampanya hedefine ulaştı mı bilemiyoruz ancak yıl içerisinde belediyeden aktarılan kaynakları sadece otopark gelirleri ile telafi etmek mümkün değil.

Yönetimin maddi yapısı bende bazı soru işaretleri uyandırıyor. Elektrik faturalarının uzunca bir süre ödenmemesi, futbolcuların alacaklarının ödenmemesi ve bu suretle serbest kalmaları bir noktaya kadar Selahattin AYDOĞDU yönetiminin eski yönetim anlayışına gösterdiği sessiz bir tepki olarak değerlendirilebilir.

Ancak elde tutulacağı söylenen Juninho'nun başka bir takımın forması ile görüntülenmesi ve yine anlaşıldığı söylenen Nurettin'in başka bir takım ile anlaştığına yönelik haberler çıkması mali yapı açısından sıkıntıların olduğu izlenimi uyandırıyor.

Diğer taraftan futbol piyasasının bilindik iki ismi olan Ünal KARAMAN ve Samet AYBABA'nın takıma getirilmesinin de -ortada paranın önüne geçen ciddi dostluk bağları yoksa- önemli bir maliyetinin olduğunu sanıyorum. Öte yandan futbolcuların kayda değer bölümü ile yollar ayrıldı. Bu demek oluyor ki; yine fazla sayıda transfer yapılacak. Bunun da bir maliyeti olacak. İlerleyen dönemde peşinatı olacak, primi olacak.

Yılda yaklaşık 2 milyon TL gelir getiren (aylık 250 bin TL X 8 ay) iddaa gelirleri zaten bizim değil, eski yönetimlerin. 41 tane icra dosyası olduğu belirtildi. 

Bu tabloda yönetimin kamudan sakladığı bir projesi veya bir kaynağı olmak zorunda. İşin içinden çıkmak mümkün görünmüyor. Yönetim aradaki farkı cebinden koysa buna temlik koyacak, sezonu neresinden baksak 4 milyon TL borç artışı ile kapatacağız gibi görünüyor.

Kombine gelirleri, forma gelirleri, kongre üyeliği aidatı gelircikleri, olursa otopark gelirleri, ve hatta Türkiye Kupası ve maç yayın gelirleri tüm bu yükün altından kalkmaya yeterli olamadı bugüne kadar. Kredi kartı projemizi halka açamadık. Katılım sağlayamadık. Nesine.com üzerinden çok fazla oyun oynandığını ve kulübe gelir kaldığını da sanmıyorum. 

Hocaların şampiyonluk söylemlerini dile getirmesi, şampiyonluğun güçlü ve genelde maliyetli kadro gerektirmesi de gelirine göre harcama ilkesinin uygulanabilirliği açısından şüpheler uyandırıyor. Oysa gönlümden ortalara oynayan ama iskeletini oluşturan ve borç yükünü azaltan bir takım ve yönetim geçiyor. Bence asıl savaş ekonomik alanda verilmeli ve borçların azaltılması şampiyonluk gibi değerlendirilmeli.  

Tüm bu tabloyu göz önünde bulundurduğumda, yönetimin açıklamalarının da çok yetersiz olduğunu dikkate alarak geleceğe pek iyimser bakabildiğimi söyleyemeyeceğim.

13 Temmuz 2014

Dünya Kupası Bitiyor

Dünya Kupası, futbolun zirvesi olarak lanse edilir çoğunlukla ancak Dünya Kupası, dünyanın kupası olmaktan çok uzaktı bu sefer. Gelir dağılımdaki adaletsizliğin, fakirliğin, yoksulluğun dünya kupası oldu. Kupa başlamadan önce Brezilya'da bolca gösteri, grev yapıldı. Protestocular bir ölçüde kupanın güncelliği ile taleplerini gündeme getirmeyi başardılar. Kupa olmasaydı hiçbirisinden kimsenin haberi bile olmayacaktı.

Brezilya 2014 benim aklımda Brezilya'nın yarı finalde aldığı sonuçla beraber tezatlıkların futbolun önüne geçtiği, şöhretli takımların kollandığı, gönlümüzdeki takımların (hani biz yoksak, illa birisini destekleriz ya) turnuvaya yine en başlarda veda ettiği bir turnuva olarak kalacak-tı. Kalacaktı diyorum çünkü biz Demirsporlu'ların gönüllerinin takımı olan Arjantin finalde! Hem de yarı finalde turuncuyu bir marka olarak benimsemiş Hollanda'yı bertaraf ederek!

Şimdi sıra tıkır tıkır işleyen Alman dişlilerinin arasından sağ çıkabilmekte. Demirspor olarak finallerde mavinin şanssızlığını geçtiğimiz yıllarda kırar gibi olmuştuk. Bu gece manevi desteğimizi Arjantine armağan edeceğiz. İnşallah iyi giden bir şeyi dinamitlemiyoruzdur...

10 Temmuz 2014

Ünal Karaman ve Samet Aybaba

Yeni teknik direktörümüz Ünal Karaman oldu. Samet Aybaba da sportif direktörlüğe getirildi. http://www.mavisimsekler.com/adana-demirspor/samet-aybaba-ve-unal-karaman-imzaladi.html

Son olarak Trabzonspor'da antrenör olan Karaman, 2007-08'de Konyaspor'un ve ardından Ankaragücü'nde teknik direktörlük yapmıştı. Kendilerine başarılar dileriz. Öncelikle takım içi disiplin sonra da teknik taktik konularda yetki onlarda. Beklentilerimiz yüksek.

Bu iki simin biri saha içi, diğeri dışarıyla ilgilenecek. Bu tip durumlarda görev ve yetki alanları sıklıkla birbirine karışabilir; öncelikle bu dengenin iyi ayarlanması lazım.

Her iki isme de ne kadar para ödeneceğine dair açıklama yapılmadı. Ayrıca eski teknik direktör Ercan Albay'a yapılacak ödemeler de olacaktır mutlaka. Kulübün transfer bütçesinin önemli bir kısmı kulübeye harcanmış olacak bu durumda. Daha en baştan gelir-gider dengesinin bozulmamasını umuyorum.

İmza töreninin dikkat çeken bir yönü de Büyükşehir Belediye Başkanı Sözlü'nün orada bulunmasıydı. Siyasal bağlantıları nedeniyle olabilir. Onun dışında kulübe destek vermek isteğinde de olabilir. Destek tabii ki iyidir ancak bugüne kadar belediyeden gelen desteklerin pek hayırlı olmadığını biliyoruz. Sözlü'nün bu "açık" desteklerinin sağlam temellere oturmasını dilerim.

9 Temmuz 2014

Burs

Bu sene Ankara Tayfası olarak yaptığımız ve ömür boyu gurur duyacağımız bir faaliyet oldu burs vermemiz. Tabi Ankara Tayfası tek başına yapmadı bu işi. Yaptığımız işe inanan, bize güvenen dostlar da havuzumuza katkı koydular. İlk bursumuzu yanlış hatırlamıyorsam Kasım ayında verdik ve Haziran ayı itibarı ile burslara ara verdik. 4 öğrenci kardeşimize ayda 90'ar TL kaynak aktardık. Birçoğu öğrencilerden veya yeni işe başlamış olan çalışanlardan oluşan küçük bir grubuz biz. Bu nedenle toplamda havuzda yaklaşık 3.000 TL toplayıp bunu kardeşlerimize aktarmaktan kıvanç duyduk.

Havuza katkı koyan dostlar yeni dönemde de katkılarına devam edeceklerini belirttiler. İsteğimiz yeni dönemde havuzun genişlemesi ve hem burs verdiğimiz kardeşlerimize daha fazla tutarda burs vermek ve hem de burs verdiğimiz öğrenci sayısını artırmak. Hepimiz öğrenci olduk, öğrencilikten sonra iş bulmanın ne kadar zor olduğunu da biliyoruz. Bu nedenle burs verdiğimiz kardeşlerimize onlar mezun olduktan sonra da işe girene kadar destek olmaya (en azından iş sınavları sürecinde) devam etmeyi arzuluyoruz. 

Son sözüm havuza katkı koyan tüm dostlara. Tayfa adına böyle bir manevi hazza ortak olan, bu gururu bizimle birlikte yaşamayı tercih eden dostlara ne kadar teşekkür etsem azdır. 

Sağolun güzel yürekli insanlar. 

Mali Değerlendirme -1 (Lisans Sorunu)

Selahattin AYDOĞDU yönetimini daha önceki yöneticilere karşı destekledim, eski yönetim anlayışına karşı yeni bir isim olarak desteklenmesi gerektiğini düşündüm ve hala da öyle düşünüyorum. Kongre üyeliklerine ilişkin radikal düzenlemesini kendim de üyelikten çıkarılmış olmama rağmen destekledim ve destekliyorum. Kulağa farklı gelen söylemlere ihtiyaç duymaktan kaynaklanan bir destek bu belki de, bilemiyorum.

AYDOĞDU yönetimi kongrede yeniden seçilerek ateşten bir gömlek giydi. Kendisini gerçekten çok ama çok zor bir dönem bekliyor. Bu zorluk takımın şampiyonluğa oynaması gerektiğinden kaynaklanan bir zorluk değil. Ankara Tayfası olarak şampiyonluktan ziyade ekonomik sürdürülebilirliğin sağlanmasının asıl başarı olduğunu hep savunduk. Yine aynı düşünce yapısı ile ekonomik olarak bütçesini en azından biraz daha yürütebilir, bu sene ve belki önümüzdeki sene için düşmeyecek, ortalara oynayıp geleceğin temellerini oluşturacak bir takım kurmak daha doğru geliyor bana.

Ama tüm bunların nasıl yapılabileceğini mevcut tabloda çözebilmiş değilim. Zaman gösterecek. Ancak Juninho'nun elde tutulacağı söylenmesine karşın alacaklarından dolayı fesih bildirimi ile kulübümüzden ayrılması ekonomik yapımız hakkında olumsuz bir sinyal olarak kendisini gösterdi.

Diğer futbolcular ile yola devam edilmeyeceği ve hatta o futbolculara karşı tepkili olunduğu ifade edilmiş olduğundan bunların alacaklarının ödenmemesini yorumsuz geçiştiriyorduk. Ancak Juninho olayı bu tabloyu bozdu.

Şimdi önümüzde zor bir dönem var. Eski futbolcularının ödemesini yapmaması nedeni ile federasyon ile karşı karşıya gelecek olan takımımız bu borçları ödemediği takdirde lige katılamayacak veya bize hep bu şekilde söylendi. İşin aslı neymiş bakalım.

Konu TFF'nin Lisans Talimatnamesinin 23 üncü maddesinde düzenlenmiş. Bu maddede kulüplerin Mart ayı sonuna kadar lisans başvurusunda bulunması gerektiği söyleniyor. Lisans için gerekli mali kriterler arasında ise diğer futbol kulüplerine vadesi geçmiş borcun bulunmaması, personele, SGK'ya ve vergi dairelerine vadesi geçmiş borcun bulunmaması sayılıyor. Vadesi geçmiş borcun bulunmaması kavramının kapsamına yapılandırılmış borçların girmediğini sanıyorum.

Ayrıca Talimatname'nin 68 inci maddesi uyarınca federasyon tarafından dikkate alınan borçlar bir önceki 31 Aralık tarihinden önceki döneme ilişkin borçlar olarak değerlendiriliyor.

Bir de yaptırımlara bakalım. Alt lige düşürülme ve Türkiye Kupası müsabakalarına katılamama cezası sadece başvuruda bulunulmaması halinde uygulanır diyor 23. maddede. 25 inci maddede ise lisans alınamazsa, yani kriterler yerine getirilemezse neler olacağı açıklanmış. Buna göre önce kriterlerin yerine getirilmesi için takıma süre veriliyor. Bu süre içinde eksiklikler tamamlanmaz ise kulüp lisans alamıyor, lisans alamamanın yaptırımı ise EK XI'de belirtilmiş. 

Yukarıda belirttiğim mali kriterlere uyulmaması halinde önce uyarı ve 30 gün içinde düzeltme ihtarı yapılıyor. Yine uyulmaz ise 80.000 TL ceza uygulanıyor ve bir 30 gün daha veriliyor. Yine uyulmaz ise 3 puan silme cezası uygulanıyor. Diğer bir ifade ile lige alınmama cezası sadece lisans için başvurmama halinde uygulanıyor. Başvurulması ama alınamaması halinde takımın sahaya çıkamayacağı söylentisi en yumuşatılmış tabir ile mevzuat ile uyumlu değil. 

Özetleyelim. 

AYDOĞDU yönetimi ulusal kulüp lisansı almak için 31.03.2014 tarihine kadar federasyona başvurmuş ise takımın lige katılmaması söz konusu değil.

31.03.2014 tarihinde yapılan başvuruda uyulması gereken mali kriterler 31.12.2013 dönemi öncesine ilişkin borçlara ilişkin mali kriterler; yani Mustafa TUNCEL, Önder SERİN, Mehmet GÖKOĞLU ve önceki yönetimlerin yapmış oldukları borçlarla ilgili. 

AYDOĞDU'nun alacaklarını ödememesi nedeni ile federasyona başvuran futbolcuların kulübe lisans talimatları doğrultusunda ilave yaptırım getirebileceği en erken tarih 01.05.2015.

Bir kavram kargaşasını ortadan kaldırdıktan sonra diğer yazılarda kulübün mali bünyesini ve potansiyel sorunları analiz etmeye devam edeceğiz.

5 Temmuz 2014

Twiiter'daki Hesaplar

Twitter'da Demirsporla ilgili hesaplar sürekli artıyor. Onlar arttıkça karmaşa da artiyor. Kendi ismiyle yazmayan ya da fake (sahte) olduğunu düşündüğünüz hesapları takip etmemenizi öneriyorum. Yazdıklarını retweet yapıp tanıtımlarını da yapmayın derim. Boşuna laf yetiştirip kendinizi yormayın. Sürekli spekülasyon yaparak, ona buna laf atıp, internette ortalığı karıştırmaktan başka bir şeye yaramıyorlar.

3 Temmuz 2014

Küfür!

Daha önce de yazmıştım bununla alakalı bir şeyler. Tribünde kalabalıkların içinde saklanıp veya internette sahte kimliklerle küfür eden zihniyetten tiksinmemek imkansız.

Adamın kafası bir şeylere kızıyor, tepesi atıyor, bazen de sırf laf olsun diye kalkıyor topçunun, hocanın, yöneticinin, rakibin, hakemin anasından başlıyor,sülalesinden çıkıyor, işin içine bacısını hatta çoluk çocuğunu karıştırıyor. Nasıl bu kadar rahat davranıyor, nasıl bu kadar insanlıktan çıkıyor? Birincisi cahil! İstediği kadar doğruları söylesin, ağız ishali olan bu adamın dediklerinin hükmü yok.

İkincisi korkak! Kimi zaman tellerin arkasından, karşı tribünden, internet aracılığı ile evinden odasından rahatça küfrediyor. Küfrettiği kişiler tellerle, duvarlarla ondan korunmuyor, aksine o teller, duvarlar, kapılar onu küfrettiklerinden koruyor. Kaldırın bakalım telleri, şöyle karşı karşıya 3 metre mesafe olsun, kolay olur mu öyle sövmek? Adana küçük yer. Delikanlıysa bu mert vatandaş sokakta küfrüne muhatap olanla karşılaştığında sövmeyi bir deneyiverse de dayağın hasını yeyiverse.

Bu tip adamlarla internette mücadele etmek çoğunlukla yorucu ve yıpratıcı. En isabetlisi yok saymak. Savcılığa suç duyurusunda bulunmak da bir sonuca varabilir. Tribündeyken ise böyle bir tipin etrafında kalabalık olunursa sonuç alınabilir..

Geçen günlerde yeni yönetimde yer alan Zübeyt Şendur kendisine yönelik ahlaksızca saldırılardan dolayı istifa etmişti. Kendisi Adanasporlu veya Galatasaraylı olabilir. Biz de bunu eleştirebiliriz. Ama en hafif tabirle, aşağılık ve kahpece küfür etmeye kimsenin hakkı yok. Aynı haksızlık şu an Demirspor camiasında herkese yapılıyor ve korkarım bu bir camia geleneği haline geliyor. Selahattin Aydoğdu ateşten gömleği tekrar sırtına geçirdi. Ama doğrularıyla ama yanlışlarıyla bir şeyler yapmak gayretinde olduğunu düşünüyorum. En basitinden Erçağ'ın ve Juninho'nun gitmesi bizi taraftar olarak yaraladı. Şimdi bunun telafisini bekliyoruz. Beklerken de kimseye bela okumuyor, ahlak sınırlarından ayrılmıyoruz. Çünkü Demirspor sevgimizi kişilere endekslemedik. Millet ilk fırsatta mübarek sayılan bir ayda kahır bela okumaktan geri kalmıyor!

Diğer taraftan potansiyel başkan adaylarından Mehmet Gökoğlu veya Ali Uğur Akbaş veya Aydoğdu'ya muhalefet olan herhangi birine de aynı dozda küfürlü mesajlar yağıyor. Yahu arkadaş, tamam Demirspor'u seviyoruz ama insanlıktan bu kadar mı çıktık? Bu kadar mı yozlaştık? Böyle olmaz, olmamalı. Herkes birisinin evladı, babası, eşi... İnsan hiç mi kendisini onların yerine koymaz? Empati kurmak bu kadar zor olmamalı.

Bana kolaya kaçıyorlarmış gibi geliyor bunu söylediklerinde ama bazen yöneticilerin veya taraftarların şu lafına hak vermiyor değilim:"Bu gidişle Demirspor'da yöneticilik yapacak kimse koymayacaklar." Doğru, kimse hem para verip hem de kendisine sövdürmek istemez. İnternetin yaygınlaşmasıyla herkesin bir gözü internette artık. Yöneticilerin veya yönetici adaylarının da. Her yazılanı okuyor, kamuoyunun nabzını internetten tutuyorlar. Böyle bir mecrada insanın kendisine edilen küfürlere karşı sakin kalabilmesi gerçekten çok zor. Sakin kalabilenleri tebrik etmek ve onlara helal olsun demek gerek.

Bu işin bitirilmesi, en azından azaltılması yolunda şöyle bir önerim var. Bu işten en fazla mustarip olanlar, örneğin Aydoğdu ve Gökoğlu beraberce, el ele halkın karşısına çıksınlar; "biz bu işten çok çekiyoruz, çok rahatsızız. Bundan sonra ikimizden birisinin kişilik haklarına saldıranlara karşı birleşip yasalar dahilinde en sert şekilde cevap vereceğiz. Demirspor sevgisi ve mücadelesi ayrı, insanlık mücadelesi ayrı" desinler. İki tarafı da destekleyenler böylece eleştirilerinde daha insani davranabilir belki de. Samimiyetle küfüre karşı savaş açanlara toplumun her kesiminden mutlaka destek gelecektir diye düşünüyorum.

Juninho Kalmalı

İki sezondur takımı ayakta tutan isimleri bir bir kaybediyoruz. Sahada olması taraftara güven veren, canını dişine takarak oynayan Erçağ'ın ardından önemli gol silahımız Juninho da takımla bağlarını koparıyor. Geçen sezon performansları düşmüştü doğru. Ama bu oyuncuların kadroda kalması önemliydi. Çünkü sadece saha içi değil takımın kimliği de önemlidir. Takımın baştan aşağı değişmesi her zaman sıkıntı yaratır. Bu eski ve önemli isimleri kadroda tutmalıydık.

Demirspor'la özdeşleşmiş,  taraftarın gönlünü kazanmış kaç isim var son 15 yılda? Bu potansiyele sahip isimlerin biraz vefa, biraz özveri, biraz karşılıklı güvenle gerçekten "bizim" olmasını bu ve bundan sonraki tüm yönetimlerin görevidir.