Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Haftanın Yoranı etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Yusuf Sarı

 Yusuf Sarı, Başakşehir'e transfer oldu. Bizde kendini buldu, düşen kariyerini toparladı, Milli Takım'a yükseldi... Bize de pek çok galibiyet ve puan kazandırdı. Geçen seneki "Düzelteceğiz" sözüyle umutlandırmıştı. Sözünü tam olarak tutamadı. Kümede kaldık ama son 1 yıldır doğru dürüst top oynamadı. En son Beşiktaş galibiyetinde rol aldı. O da demek ki kendini gösterme maçıymış. Tipik bir Sancak süreci yaşandı Yusuf Sarı'yla... Bizi mutlu etti, şaşırttı ve sonra ortada bıraktı.  Yakın dönemdeki transferlerden Samet ve Tayyip Talha gibi Demirspor İstanbul'a oyuncu gönderdi yeniden. Ama Yusuf'un gidişi, gidiş şekli can sıktı. Bu parasızlık günlerinde kadronun en iyi oyuncusunun takıma katkı sunarak gitmesi lazımdı. Instagram hesabında bir güzelleme yapmış bize ama takıma maddi katkı sağladığına dair bir detay göremedik. Transfer süreçlerinin teknik detayları, kağıt oyunları, arka kapı işleri devreye girmiş olabilir; bilmiyoruz. Eğer para kazandırmadan gittiy...

Sancak'ın Lüe TV Açıklamaları

 Murat Sancak LÜE TV isimli youtube kanalına konuk oldu; çeşitli açıklamalarda bulundu. https://www.youtube.com/watch?v=4YuXB6ggDPI Bir kısmı bildiğimiz sözlerdi. Çokça taraftara yüklendi; Adana'daki belediyelere yüklendi; kimseden destek göremediğini yineledi. Eski yönetimlere, kulübün eski işleyişine eleştiri yaptı. Çarpık parasal ilişkilere, yönetici, futbolcu, kulüp çalışanı gerginliklerine değindi kısa kısa... Ama kendisi de o noktaya geldi; buna dair bir özeleştiri yapmadı. Hafta içi kendisini borç için eleştiren Hasan Şaş'a çok kızmış belli ki; ona da sallayıp durdu. Yine milyon dolarlar havada uçuştu. Evini yatını ipotek ettirdiğini, Demirspor için yaptıklarının çok daha büyük meblağlara denk geldiğini iddia etti. İşleri iyi gitmediği için Demirspor'un borca girdiğini söyledi. İşinde battığı için Demirspor'u da batırmış kısacası. Ailecek AKP döneminde fakirleştiklerini de iddia etti bu arada... Metin Korkmaz'la yollarının ayrıldığını, ona kızgın olduğunu ama...

Metin Korkmaz'ın Basın Açıklaması

 Bir dönem Murat Sancak'ın sağ kolu, kısa bir süre başkan olan Metin Korkmaz basın toplantısında muhabirlerin "sorularını" yanıtladı.  https://www.youtube.com/watch?v=hiPmc39WZMk https://ajansspor.com/haber/metin-korkmaz-murat-sancaka-zeytin-dali-uzatti-683538 Takımın düştüğü krizde iki numaralı sorumlu, neredeyse bütün transferlerde işin içinde olan, Başkanlığı döneminde tek bir resmi açıklama yapmayan Korkmaz, yaptığı açıklamalarda beklediğimiz hiçbir şeyi söylemedi. Tabii ki ortada eleştirilecek de olsa bir açıklama olması iyidir. Bu açıdan olumlu bir adım. Ama açıklamalarda takımın bu noktaya gelmesine dair bir özeleştiri yok. Özetle 5 aydır görüşmediği Murat Sancak'la yeniden görüşmek istediğini, takımı düze çıkarmak için projelerinin olduğunu ve borçların ödenebilecek düzeyde olduğunu söyledi. Hem korkutucu bir tablo çizdi; seneye 1. Lig'e bile katılamayabiliriz dedi; hem de birkaç futbolcu satarak borçların ödenebileceğini iddia etti.   Toplam borcun ne kad...

Murat Sancak'ın Açıklamasının Doğru Yazılmış Hali

Başkan Murat Sancak'ın iflas bayrağını çektiği tarihi twitinin (orjinali burada ) doğru Türkçe ile yazılmış hali aşağıdadır. Analizi sonra yaparım ama gözü kanadığı için okuyamayanlara hizmet olarak buyrun: "Evet çok değerli Adana Demirspor taraftarları, bu yıl zor bir sezon geçirdik. Oyunlarla, ihanetlerle geçirdik. Üzerine benim ticari sorunlarım da eklenince maalesef sezona öyle başladık. Tahtayı açmak için bugüne kadar uğraştık ama geldiğimiz noktada maalesef açamıyoruz. Parayı yatırsak bile 6 ay transfer yasağımız olacaktı. Şimdi şunu yaptım, bunu yaptım vs vs diyecek durumda değilim. En azından var olanı korumak, maksimum almamız gereken puanları alıp 2. devre başlamadan transfer tahtasını açar vaziyete getirip transferlerimizi  yaparak yolumuza devam edeceğiz.  Şundan herkesin emin olması lazım: Ben Murat Sancak, nasıl ilk geldiğim günden bugüne nasıl fedakarlık gösterdiysem bundan sonra da göstereceğim. Şimdi bizlere düşen görev, hep beraber birlikte kenetlenip bu süre...

Antep Maçının Hakemi Abdulkadir Bitigen

 Bu hafta maçımıza Abdulkadir Bitigen atandı; dijital atamanın yapay zekanın nokta atışı muhteşem! Bir kaç haftadır genç ve yeni hakemlerle görece daha sorunsuz, hakemin konuşulmadığı maçlar yaşarken, şimdi Türk hakemlerinin en mimli isimlerinden biriyle baş başayız yine... Sahip olduğu mim, pek de olumlu değil, hepimizin malumu. Demirspor bu hakemle maç kazanamıyor. Arda Kardeşler gibi, Ali Şansalan gibi bu kategorinin öne çıkan isimlerinden biri Bitigen. Sorunlu futbolumuzun baş aktörleri olan sorunlu hakemlerin Demirspor'a en çok sorun çıkaranı iş başında... Babadan oğula geçen tartışmalı hakem dünyamızın prenslerinden. Büyütülmüş takımlarınızı korumak için kurduğunuz sistemde, o takımlarla oynadığımız maçlarda devreye girerdi. Şimdi düşme hattını ilgilendiren bir maçta görevde. Düşme potasını ilgilendiren bir diğer maçta da yine Ali Şansalan'ın görüyoruz, Hatay-Ankaragücü maçında. Dijital zekanız, sizin yapay gündemlerinizin esiri olmuş anlaşılan...

Kimsenin İkinci Takımı Değiliz

 Dünkü maçta, muhteşem koreografi dışında gündem olan bir iki konu daha vardı; onlara dair de yazmak istedim.  Öncelikle maç öncesi seremonide Adana Demirspor formasıyla GS'li oyuncuların önünde duran bir kardeşimizin ellerini kulaklarına götürerek yaptığı, Icardi gol sevinci hareketi... Demirspor formasıyla yapılan bu hareket hoş olmadı. Suçu onda aramak mümkün değil; içinde yetiştiği başarıya tapan ve 3 büyütülmüşlerin hegemonyasındaki popüler kültür çamuru, onu oradan çıkaramayan ailesi ve çevresi asıl suçlu. Pek çoğumuz yaşamı boyunca bu yoldan geçti. Umarım o da, yolu demiryoluna, oradan maviliklere çıkan herkes gibi Adana Demirspor zehrini aldıktan sonra başka arayışlardan uzak kalır.   Sahaya çıkarken ona bu hareketi yapmasını telkin eden her kimse, bu kardeşimize iyilik değil kötülük yaptı; sadece ona da değil hepimize. Kentin kimliğini, kendi kimliğini başkalarına emanet kimselerden bize iyilik gelmez. Sahaya çıkmak için seçilmiş bu çocuğumuz, büyük ihtimall...

Kayseri ve Samsun'dan Birer Puan

 Son iki haftada içeride ve dışarıda beraberliklerle iki puan aldık. Rakipleri altımızda tutma adına sevindirici. Net bir galibiyetle kümede kaldık diyemediğimizden üzücü.  İki maçta da galip gelebilirdik; biraz şans, biraz yaratıcılık eksikliği, biraz rakip kaleci performansı... İki maçta da yenilebilirdik, biraz şans, biraz bizim kaleci performansı... Genelde gol atıp yiyen bir takım olarak Kayseri maçındaki 0-0 çok tanıdık değil. İçerideki Fenerbahçe ve dışarıdaki Başakşehir maçları akla geliyor. Deplasmanda Samsun karşısında öne geçmemize rağmen son dakikalar sıkıntılı geçti. İlk deplasman galibiyetine yakınlaşmıştık. Genelde geriden gelip puan kopardığımız sezonda öne geçip puan vermek kötü oldu.  İki takım tribünlerinin de üzerimizden prim yapmaya çalışması da bir diğer kötü nokta. Kayseri tribünün taşkınlığı, Samsun'un bizi düşman seçme çabaları, haftanın yoran saçmalıkları oldu. Deplasman tribünlerimizdeki ezici üstünlüğümüzü içeride de gösterdiğimiz de bizim deng...

1 Nisan'da Yeni Bir Türkiye

31 Mart yerel seçimleri sonucu yeni bir Türkiye görünüm oluştu, eski Türkiye yeni Türkiye karışımı bir şey. Yeniden başlıyoruz; yeniden oynayacağız!  Adana'da iktidar partisi ilçelerini birini bile kazanamadı; büyükşehir Zeydan Karalar'la, Çukurova ve Seyhan ilçeler yeni isimlerle CHP'de kalırken Yüreğir de beklenmedik şekilde (pek çok beklenmedik yer gibi) ana muhalefetin yönetimine geçti. Tehditler, hayal kırıklıkları, umutsuzluklar yerini yeni bir döneme bıraktı. Adanalı ve diğer pek çok kent herhangi bir güce teslim olmayacağını, gücün kendinde olduğunu hatırlattı. Başkanı üzerinden Adana Demirspor'a yöneltilen onca suçlama, karalama kampanyası, engelleme mücadelesi ise devam ediyor. Başkan'ın TFF ile olan savaşı da... Yarın hafta içi mesaisinde Fenerbahçe ile oynuyoruz. Olaylı Trabzonspor maçından sonra Fenerbahçeli oyuncuların PFDK sevkleri sıra dışı şekilde iki hafta bekletildi. Dün yapılan sevkler ise tedbirsiz olduğu için bizim karşı oynayabilecekler. Bu du...

Başkan Krizi

 Sahadaki kriz en tepeye de yansıdı; Murat Sancak dün akşam başkanlığı Metin Korkmaz'a devrettiğini açıkladı. Gelişmeleri görebilmek adına biraz beklemek gerekli ama şu anda birkaç neden ve ihtimal var gibi görünüyor: Birincisi, "tamam vazgeçtim" deyip geri dönmesi; daha önce yapmıştı. İkincisi, "TFF'de FETÖcüler var" yönlü açıklamaları ve hakem camiasına eleştirilerinden dolayı çeşitli hukuki ve mali sıkıştırmalara maruz kalması. O yüzden biraz geri plana çekilmek istemiş olabilir. Metin Korkmaz eliyle yönetime devam eder. Üçüncüsü, parasının bitmiş olması ve Adana Demirspor'dan tamamen uzaklaşması. Başkan'ın en büyük sorunlarından biri iletişim stratejisinin düzgün olmaması. Attığı twitler ve açıklamalar fazla öfkeli. Çoğu zaman kötü Türkçe ile karman çorman açıklamalar yapıyor. Twitter (X) infosundaki yazılar/iddialar bile kötü yazılmış. En basitinden, Adanademirspor değil, Adana Demirspor yazması gerekli. Kulübün sosyal medya hesapları iyi yöneti...

Sahada Hakeme Yumruk

 Ankaragücü-Rizespor maçı sonunda sahada hakeme yumruklu saldırıda bulunan Ankaragücü başkanı Faruk Koca'nın bu eylemi nedeniyle liglere ara verildi, biliyorsunuz.  Türkiye'de işlerin yolunda gitmediği, futbolda hiç ama hiç iyi gitmediği ortadayken böyle bir sonuca şaşırmamak gerekiyor ama her şeyin çığırından çıktığı da bir gerçek. Sahada hakeme yumruk, ısrarla yükseltilen şiddet söylemlerinin, kabadayılığın, sahte erkeklik gösterilerinin bir sonucu. Sokakta şiddeti, mafyatik çözümleri övdüğünüz sürece sahada da birilerinin dövülmesi kolaylaşıyor. Dışarıda ne yaşanıyorsa, içeride de onu görüyorsunuz. Paraya endeksli siyasi çekişmelerinizin yansımaları, birinin yumruğu oluyor, başkasının sallanan parmağı. Öte yandan olay sonrası yapılan açıklamalar, olayın kendi kadar vahim. Memleket futbolunu özenle bitiren İstanbul'un 3 büyükleri, senaryonun yazarı kendi değillermiş gibi sahnede gerçekleşen gösteriye üzülüyor. Timsah gözyaşları, sanki ilk defa böyle bir şey oluyormuş gibi...

Güçlü Kalalım

 İlk yarıda olduğu gibi yine Beşiktaş maçı oldukça olaylı geçti. Sonrasında da birkaç kelime daha etmek gereği oluştu.  3-0'dan 3-3'e getirdiğimiz can acıtıcı ilk maç sonrasında edilen küfürler, Balotelli'ye yönelik ırkçı saldırılar ve açıklamalar ile kendi kazdıkları gerginlik kuyusuna düşüp teknik direktörlerini kaybedecekleri süreci tetiklemişlerdi. Bu maçta da görüldü ki yeri geldiğinde açık şekilde kollanıyorlar. Verilmeyen iki golümüz ve penaltımızla birlikte, sahada oyun olarak ezilmeleri bir kenara, ayakta duracak halleri olmayan bir Beşiktaş'ı TFF eliyle ayakta tuttular. Her iki takım da hafta içi penaltılara giden kupa maçları ve yolculuk yaşadı. Ama biz ayakta kalıp oynadık! Hem Montella, hem oyuncular hem de Murat Sancak maç sonu gerekenleri söyledi. Gördüğüm kadarıyla spor kamuoyunda da genel bir hava var. Müthiş oyunumuz Ali Şansalan (pardon maçalan!) denen hakem bozuntusu tarafından çalındı. 3 İstanbullunun en mazlumu, en mağduru buysa, nasıl bir oyunun i...

İtler Çakallar Vınlayanlar

 Kimse Demirspor taraftarına itler çakallar diyemez; kimse böyle bir sözün söyleneceği ortam yaratamaz.  Buna teşebbüs edenler oldu tabii ama unutulup gittiler. Bugüne kadar bu takımın sadece ama sadece kendine muhtaç olduğunu sanan onca kişi gelip geçti. Vikipedia'da Adana Demirspor sayfasına bakın, ne çok isim var. Zannettiler ki hepsi tek, değişilmez. Ama Demirspor'a musallat ettikleriyle birlikte çekip gittiler.  "Ben olmazsam Yenice'yi geçemezseniz" diyen Aytaç Durak ve hüküm sürdüğü yıllarda, onun ağzının içine bakanlar, sarı zarflarından medet umanlar, İstanbul takımlarını destekleyenler, topuğuna basıp gezenler, iki çift lafı bir araya getiremeyenler, kayyumla tehdit edenler, borcu kongreye doğru katlayarak büyütenler, öldük bittik geberdik gittik diyenler... Hepsi vınlayıp gittiler.  Kim kaldı? Taraftar olan, içimizden biri, Bekir Çınar kaldı mesela. Demirspor için emek, zaman, para harcayana saygı duyan ama kendine yapılan saygısızlığı unutmayan taraftar...

Mehmet Yiğit ve Arkadaşları

İşini iyi yapan herkes, övgüyü hak eder. İyi yapmıyorsa da eleştiriyi... Bu iyi yapmama, kusurdan ziyade kötü niyeti bilerek kötü yapmayı içeriyorsa daha da ağır eleştirilir. Futbolda işini iyi yapmamak, iyi antreman yapmamayla başlar, takım içi huzursuzluk çıkarmak, hocayla kötü geçinmeye kadar gider... Bunları yapmak kadar, meslektaşlarının emeğine saygı da önemlidir. Aslında Batı'nın fair-play diye genelleştirdiği kavram bu. Adil oyun. Adil derken, sadece kurallara uygunluk değil daha da ötesi kimsenin hakkını yemeden bu işi yapmak gerekiyor. Batı'nın ahlaksızlığını değil iyi yönlerini alalım değil mi? Oyunu kuralına göre oynayalım. Kaçak güreşmemek gibi. Kul hakkı yememek de diyelim. Sorsan manevi değerleri yüksek, vatanperver pek çok futbolcunun bu meseleleri çok önemsediğini görüyoruz. Aynı sektörden ekmek yediği adamları köşeye sıkıştırmak, maç sırasında onların hakkını yemek, kazanacakken adil bir şekilde kazanmamak. Evet, yasal olarak kazandınız, kuralları belirleyen...

#RezilOnurKarabaş

Hakemlerden dert yanmayı sevmeyiz ama bugünkü Elazığ maçındaki rezalet, hakem hatası değil katliamıydı. Onur Karabaş aleyhimize hatalı kırmızı kart, hatalı penaltı verdi, ele çarpmayan pozisyonlarda aleyhimize faul çaldı, ikili mücadelelere izin vermedi, hocamızı tribüne gönderdi... Sonuçta kayıp giden bir maç. Hakemden başka bir şeyi konuşmanın mümkün olmadığı bir maç. Rezillik!

Malatya'da Güvenlik Rezaleti

Malatya Valiliği,  Elazığ maçı hazırlıkları için Malatya'da bulunan takımımızı kentten kovdu! Gerekçe, bir avuç Malatya taraftarının otel önündeki goygoyunu engelleyememek. Valilik kente gelen misafirini kapı dışarı ediyor. Güvenlik sağlamayi  buradan gidin demek olarak anlamış bu yetkililer.  Bu tavırlarınız vatandaşa güven değil, suç işleyenin korunacağı mesajı veriyor. Zalimin değil mağdurun suçlu sayıldığı, kötülüğün normalleştiği ülkede daha nelerle karşılaşacağız bakalım.

Yiğitcansız Savunma

Yiğitcan'ın sakatlığı savunmada önemli derecede sıkıntı yarattı. Sakatlığı nedir, resmi bir açıklama yok; bu kadar vahim bir durum nasıl oluştu; ona dair de açıklama yok. Arada bir kendi twitter hesabından "bu hafta da yokum" şeklinde açıklamalar geliyor. Kulübün bu konuda bilgilendirme yapması lazım; kaptanımızdı en nihayetinde. Yiğitcansız 7 haftada 9 gol yedik. Gol ortalamamız bu sürede 1,28 oldu. (sayılarla konuşmayı sevmem ama net bir değişiklik var ortada). İlk yarının bu 7 haftasında ise 7 gol yemiştik; gol ortalaması 1. Toplamda Yiğitcan'ın forma giydiği 17 maçta ise 15 gol yedik; ortalama 0,88. Dolasıyla Yiğitcansız daha çok gol yiyoruz. Onun yokluğunda Abdülkerim'e çok iş düştü; savunmanın en gediklisi olarak. Ama o da bizi hayalkırıklığına sürüklüyor her hafta. Bu hafta Antalya karşısında hem golü yedirdi, hem net pozisyonu değerlendirip hatasını affettiremedi, hem de kırmızı kartın eşiğinden döndü. Devre başından bu yana yediğimiz gol pozisyonların...

Umut ve Oğuzhan

Kayseri maçının 3-0'dan 3-3'e gelmesiyle yaşadığımız mutluluk, takımda kötü giden noktaları görmemizi engellememeli. İkinci yarının başından beri Oğuzhan'ın savrukluğu ve yeni transfer Umut'un umursamazlığı canımızı sıkıyor. Bu iki oyuncu da "haftanın yoranı" oldu. Oğuzhan topla oynamayı seviyor; kumaşı da iyi, bunu daha önce gösterdi, top ayağına da yakışıyor, eyvallah. Takımı ileri taşımak ve dinamizm kazandırmak noktasında katkısı önemli. Ancak güzel hareketlerini son paslarla buluşturamadığı ölçüde bizi kontratak yemekle karşı karşıya bırakıyor. Topu hücum noktalarına taşıdığımız ölçüde bitirici adamlarımızın çalıştığını görüyoruz. Ancak o noktaya gelmeden kaptırılan her top da özellikle Yiğitcan'ın olmayışı ve orta sahadaki eksiklikler nedeniyle tehlikenin doğmasına neden oluyor. Umut ise ilk yarıdaki Alaattin hayalkırıklığına benziyor. Beklediğimiz performansı bir türlü gösteremedi. Hadi futbolunu geçtim, saha içindeki hali tavrı, umursamazlığı, ...

Vali Coştu

1930'larda Valiler, CHP'nin il başkanları olarak atanmıştı. Yeni kurulmaya çalışılan düzenin eli olu her yere uzanmalıydı. Parti eliyle yürütülen siyasetin devlet-hükümet çizgisi kalmamıştı. Her şey tek bir bütünün parçasıydı. Günümüzden baktığımızda pek de demokratik gelmiyor bu uygulama. Zaten demokrasi götürmek için yapılmış hamleler değildi bunlar, henüz cumhuriyet kuruluyordu. Demokrasiden artık birlik bütünlüğü değil farklılığın gözetilmesini anlıyoruz. Ama gelin görün ki devlet-hükümet ayrımının birbirine geçmesi, Valilerin merkezin emir eri olması durumu aynen devam ediyor. AKP'nin hükümet olmaktan çıkıp devletleşmesi ile birlikte, o çok eleştirdikleri 1930 Türkiyesi'ne geri dönüyoruz. Hem de ileri demokrasi iddasını yaşarken. Bunun son örneği, bizim toprklarda oldu: Adana Valisi Coş, vatandaşına gavat deme cüretinde bulunuyor. Hani bir zamanlar halk denize saldırdığı için vatandaş denize giremiyordu ya, aynı mantık. Vatandaşın sesini çıkaranı, protesto eden...

Haftanın Yoranı: Aytekin Durmaz

hiçbir zaman bir maçın skorunu tek kişi tayin etmez; mutlaka başkaları da ona etki etmiştir. Dün her şeyin başlangıcı, Aytekin Durmaz'ın indirdiği giyotindi. Sonra başsız şekilde sağasola koşturduk durduk. Aytekin Durmaz, dün Demirspor'u katletti. Durmaz'ın Kartal lehine indirdiği bir başka giyotinden haberdardık; Karşıyaka-Kartal maçını da katletmişti. Dün penaltı öncesi Juninho'nun şutunda elle kesilen topu devam ettirip dönen topta penaltı ve kırmızı kart ile sadece düşü olan direncimizi iyice kırdı. Bizden biri vardı ki özellikle ne yaptığı bellisizdi. Sevgili Rıdvan; dün berbattın ve neredeyse bir tane bile olumlu pas veremedin. İkinci yarı bütün taktiği senin üzerinden kurup oyunu senin kanadına yığan Mustafa Uğur'a da aşk olsun!

Tek Adam Arayışı-Yeniden!

Demirspor taraftarı -en azından bir kısmı-, takım kötü giderken yeniden tek adama arayışına girdi! "Bize sahip çık başganım"lar, "sizin Demirsporluluğunuz tartışılmaz"lar, "taraftar sizi istiyor"lar gırla gidiyor. Cevaplar da hazır elbet; "ben kendim için birşey istemiyorum! Herşey Demirspor için" Aytaç Durak'tan beridir bu böyle, onun tedrisatından geçen herkes bu yoldan gidiyor; taraftarın omuzlarında. Atılganlar, Tunceller, Gökoğlular, ikinci ve üçüncü Gökoğlular... Tribün iki yıla bir oynanan bu oyunları desteklememeli; kendi kolektif aklına sahip çıkmalı. Eğer bir miktar kaldıysa...