30 Kasım 2008

Anti-Aytaç Koalisyonu (yeniden!)

Yine-yeniden kongre gündemi, bize yine-yeniden eski sözleri söyleme zorunluluğu getiriyor. 28 temmuz'da yazmıştım; aynı çıkmaz sokakta takılı kaldığımızdan, hatırlatmak elzem oluyor. Yine biraz geriden alıp, bu noktaya nasıl gelindiği hususunu unutmadan başlayalım:

Mehmet Gökoğlu, temmuz sonunda takımı yönetme "riskini"-yükünü-derdini üstlenince, geçici de olsa rahatladık ama ufuk hala karanlıktı. Çünkü Başkan, "bağımsızlık" kavramından falza hazzetmiyordu. Oysa ki onun tribüne yakın duruşu, "sistem"e yenildiğini söylemesi, bizde umut uyandırmıştı. Ama o, Aytaç Durak'ın lütfuna ermek yolunda adımlar atmayı tercih etti.

Burada kimi "gerçekler" devreye giriyor. Başkan böyle yapmalıydı kendince, çünkü geçen yıl açık bir şekilde takıma İHANET eden, sonra da kongrede kendini eleştirenlere KÜFÜR EDEN Mustafa Tuncel, gittiğinde de takıma ihanetini sürdürdü ve haciz yoluyla takımın gelirlerine temlik koydurdu.

(Cebinden değil, Belediye işçilerinin maaşlarından-su faturalarından kesilen paralarla oluşturulan Spor Fonu'ndan yarattığı kaynakla, bir şirket değil kamusal bir güç olan Demirspor'a "sahip çıktığını" iddia eden Aytaç Durak'ın piyonu) Mustafa Tuncel ve onun ekibi takımın gelirlerini sınırlayınca Başkan'ın hareket alanı daraldı.

Bu dar alana uymayacak geniş bir takım kurulunca işler daha da karıştı. Oysa ki genç ve altyapıdan destekli, başarıya aç oyuncularla küçük bütçeli bir takım kurulsaydı, ilk adım doğru atılacaktı.

İki yanlış bir doğru etmedi ve yönetim bir kez daha sıkıştığı köşede, "Aytaç Durak para versin, biz yönetelim-yapabileceğimizi yaptık" savunmasına girdi.

Ama derdi Demirspor'un başarısı değil, bu sıkıntıdan çıkaracağı pay olan Durak, tabii ki bu sıkışık zamanda Demirspor'u kucaklayacak halde değildi; camia daha da kötüleşmeliydi ki kendine el açanlar daha da çoğalsın ve "tek yol Aytaç" söylemi daha da güçlensin.

Şimdi bu gerçeğe karşı, bir "umut" üretmek gerekiyor.

15 yıldır kentte padişahlığını ilan eden Aytaç Durak'ın karşısında, bir Anti-Aytaç koalisyonu gerekiyor. Yani bir güçbirliği.

Bu birliğe engel bir diğer gerçeğin farkındayız: Bu kentte, Demirspor'u yönetmeye talip olabilecek herkesin, bir şekilde bu 15 yıl içinde Aytaç Durak'la yolları bir şekilde kesişti; kimi zaman iş ortaklığı-kimi zaman "çıkar birliği" şeklinde..

Şimdi adım atacakların önünde bu engel duruyor: Geçmişin yükü.

O zaman ya geçmişi aşacak yeni bir güç kurmak gerekiyor yada öncülüğü bu yükü daha az olanlar atacak.

Bence şu anda başladığı yolu tamamlama görevi Başkan Gökoğlu'nda... Oluşacak güç birliği, Anti-Aytaç koalisyonu, ilk icraatını onu -Aytaç Durak'a karşı- destekleyerek yapmalı.

Çübkü, Aytaç'ın "sahip çıktığı" bir takım istemiyoruz. Demirspor'u Demirsporlular yönetmelidir!

28 Kasım 2008

Metin Yıldız

Metin Yıldız'ın kariyer değişikliğinin etik olarak ne kadar doğru olduğu tartışmaya açık değildir. Bunla ilgili görüşlerimiz sadece bizim camiamızda olan birşey değil, ulusal medyada da yankı buldu:
"...Ç. Rizespor, Adanaspor'u yenerek nihayet üst üste iki galibiyet almayı başardı. Kalan haftaları da kazanarak geçip, ikinci yarıya avantajlı başlamak istiyorlar. Yapılan genel kurulda şirketleşme kararı aldıklarını da eklemeden geçmeyelim. Kötü gidişi durdurmak için Metin Yıldız'ı göreve getiren Adanaspor'da değişen pek bir şey yok. Takımımız Şekerspor'u da manasız bir şekilde iki kez çalıştıran Yıldız için iki çift laf etmek boynumuzun borcu ama tabii: Hocalığına, teknik bilgisine bir şey söylemeyelim ama daha 10 gün önce Adana Demirspor'u çalıştırırken, hemen ardından Adanaspor'un başına geçmek sahiden nasıl bir futbol etiğiyle açıklanabilir? Hayatta insanları manalı kılan biraz da duruşları, dünyayı algılayışları değil mi? Yıldız, iki takım arasındaki çekişmeden bihaber olduğunu söyleyecek değil herhalde. Adına profesyonellik denilen şeyin hudutsuzluğu değil mi biraz da futbolu bozan?..."

Kaynak: http://www.ntvspor.net/Pages/30016.asp

Teşekkür...

Kendilerinden taşları yerine oturtması, eskiyi aratmaması gibi ana başlıklar altında bir çok alt başlığa bölünebilecek beklentilerimiz vardı. O nedenle neyi olmasını gerektiğini düşündüğümüz şekilde yapmasalar, Sayın GÖKOĞLU ve yönetimini sertçe eleştirdik. Taraftarlık hakkımızı kullandık. Kullanacağız da...

Bununla beraber taraftarlık sadece yergi değil aynı zamanda övgü makamı da olmalı. Taraftar ile yönetimi arasında trafik polisi-sürücü ilişkisi olmamalı. Yani iyi araç kullanınca hiçbir tepki yok, hatalı araç kullanınca ceza var. Böyle bir durumun yönetimlerin motivasyonunu da düşüreceğini düşünüyorum.

Günlerdir üstümüze güneş doğmuyordu. Hep bir kırgınlık içimizde, feri sönmüş gözlerimiz, kızgınlıklar, içimizde ateş topları. Yapılabilecek şeylerin yapılamayışı derken, bu kez yönetimimiz bir umut aşıladı. Behzat ÇINAR ile anlaştı. Taraftarına kulak verdi. Zarardan döndü. Bu durumdan kendi payıma bir teşekkür etme gerekliliği çıkarıyorum.

Sayın GÖKOĞLU ve yönetimi, sağolun...

Canım ciğerim...

Son dönemlerde televizyon dizilerinde Adanalı karakter furyası var. Adanalı'da Oktay Kaynarca'nın Yavuz Komiseri, Avrupa Yakası'nda Binnur Kaya'nın Dilber Halası bizim toprakların mizacını-dilini-duruşunu-tadını yansıtıyor ekrana.

Ama son bir Adanalı var ki, benim kanım en çok ona kaynadı. Canım Ailem'de Uğur Yücel'in Samim'i... Adanalı bir karakteri oynaması isteyeceğim ilk oyunculardan biriydi Uğur Yücel; sevgiyle-saygıyla takip ettiğim müthiş bir isim. Hatırladığım kadarıyla Eşkıya'daki rolündeki bıçkın delikanlı da Adana'dan İstanbul'a göçmüş biriydi; yani bizim "ağzımıza" yabancı değil...

Tabii ekranlarda Adana geçince hemen Adana Demirspor'un anılmasını istiyor yürekler. Dilber Hala'nın Adana Demirspor atkısı takması için girişimler başlamıştı; bu konuda adımlar atıldı, Gülse Birsel ile yazışıldı, atkı gönderildi, maçta pankart açıldı. Bu konuda henüz bir gelişme yok.

Ama sessiz sedasız Uğur Yücel bize ilk sürprizi yaptı, ya da buna vesile oldu, hem de Mersin-Adana çekişmesi üzerinden... Dizide Ozan Güven'in (onu da severiz yürekten!) oynadığı karakter (Ali) Mersinli ve Samim'le yemek konusunda Mersin-Adana atışması yaparken, Ali(Ozan Güven), "hey be Adana Demirspor-iyi ki bir kebabınız var" mealinde cümleyi araya sıkıştırdı.

Küçük ama anlamlı bir jest! Darısı görsel malzemeyle desteklenecek bir jestin başına...

Uğur Yücel demişken, Yıldırım Türker'in geçen hafta onunla ilgili yazdığı köşeye yazısına atıf yapmadan olmaz. Ona dair hislerimizi gayet güzel aktarmış Yıldırım Türker, her zamanki keskin üslubuyla:

http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=YazarYazisi&ArticleID=909515

27 Kasım 2008

Behzat Çınar !!!

16:40 uçağıyla Ankara'dan Adana'ya geliyor. Akşam saatlerinde yönetim kurulu toplanacak ve "çok büyük ihtimalle" Behzat Çınar yeni teknik direktöürümüz olacak.

Kendisi umutsuzluk dolu bir camiada tekrar umutların yeşermesi için kanımca belki de en doğru isim. Umarım her şey yolunda gider.

Konuk Yazar...

Onur'un yazısına bir "sataşma" gelince, takipçilerimizden tepki de geldi: Murat "mirothekid" Ayman abimiz, aslında bizim derdimizi de özetleyen bir yazıyla katkı sundu; şöyle ki:

"“ iş güç göz göre devrimcilik putuna tapılıp bağımsızlık ve özgrlük dye diye mastürbasyon ve tatmin olma ,ADS düşmüş umrunuzda mı,peh bağımsızmış,HADİ ORADAN BEE !!!”

Bütününe baktığınızda anlamsız ve imla hatalarıyla dolu bu cümleyi parçalayıp düşününce ister istemez bir sürü anlam çıkarttım ve kendimi yazmaktan alıkoyamadım. Bu yorum, gayet “Onur”lu bir yazıya, Adanademirspor’lu bir arkadaşımız tarafından (ya da biz öyle sanıyoruz) yapılmıştır. “ADS’nin haline ve şu andaki çaresizliğine kahreden bir taraftarın, sinir halindeyken yaptığı bir yorum” deyip geçemedim...
Parçalara bölelim bu paragrafı;

“HADİ ORADAN BE !!!” kısmına girmek istemiyorum. Bence “Onur”lu arkadaşımız burada bir özürü hakediyor...
“göz göre göre devrimcilik putuna tapılıp” kısmına en son geleceğim...
“ADS düşmüş umrunuzda mı” kısmına az sonra...
“Bağımsızlık ve özgürlük diye diye mastürbasyon ve tatmin olma” kısmından başlayalım:

Adana Demirspor, başkalarını bilemem ama, benim için hiç bir zaman erişemediğim ideallerimin vücut bulduğu bir kurum olmadı. Hiç bir ADS’li için de öyle olduğunu sanmıyorum.

Önemli olan, neden ADS’li olduğumuz değil. ADS’nin ne olması gerektiği. Bizler, cinsel (!), ya da her ne türse, bir haz alalım diye ADS’nin bağımsızlığını ve özgürlüğünü istemiyoruz. İstiyoruz çünkü, doğru olan budur. Aksini savunmak mutlaka bir güç odağına hizmet etmek demektir. Burada yazı sahibi arkadaşımızın demek istediği şey de tam olarak budur. Bağımsızlık ve özgürlük herkesin kafasına göre takıldığı bir sistemi idealize etmez. Klasik örnektir ancak şeklen Monarşi ile yönetilen İngiltere, güya Cumhuriyetle yönetilen, bizden daha bağımsız ve özgür (demokratik) bir ülkedir.

Bağımsızlık ve özgürlük herkesin inisiyatif koyabilmesi demektir. Bu, şimdiki gibi sadece bir kliğin inisiyatifini kullandığı bir sistemden daha sağlıklıdır. ADS’nin herhangi bir yönetimi, benden (ya da başka bir taraftardan) daha fazla mı ADS’lidir. Öyle olduğunu kimse iddia edemez. Öyle olmadığı apaçık ortada iken, neden benim bu takımın idaresinde inisiyatifim kullanılamıyor. ADS, bütün sahiplerine ait fikir, proje ve yönetim politikalarının, akılcı bir yöntemle sisteme dahil edileceği bir biçimde yaşamını sürdürmelidir. Bu biçimiyle asla!

“ADS düşmüş umrunuzda mı” dediniz mi bam telime basarsınız...
ADS hapşırırsa biz nezle oluruz...

Bu takım bırakın 3. lige düşmeyi, bırakın Türkiye Şampiyonu olmayı, benim gönlümde Avrupa Şampiyonu olacak bir takımdır. Bu hedefi olmayan, bunun için çalışmayan, bunu başaramayan her yönetim başarısızdır. Ulaşılamayacak bir hedef değildir bu. Aksine kimse beni inandıramaz.

“göz göre göre devrimcilik putuna tapılıp”
Bu kısım, yorum sahibi arkadaşın siyasi görüşleri nedeniyle yapılmış olmalı diye düşünüyorum. Gayri ihtiyari çıkmış olma olasılığı da var tabii... Her ne sebeple yapılmış olursa olsun bence akıl dışı ve sağlıksız bir bakışı gösteriyor...

Her ADS’linin siyaseti tektir/olmalıdır: Adana Demirspor’un başarısı.
Bu başarıyı sağlamak için devrimci olmak gerekiyorsa hepimiz devrimci olmalıyız (ki bence mevcut düzende gerekiyor). Ben burada bir yanlışlık göremiyorum. Yorum sahibi arkadaşın, devrimcilikle ilgili biraz lugat taramasını tavsiye ediyorum...

Velhasıl son olarak söylemek istediğim şey şudur: Adana Demirspor’un kaderi, her bakımdan Adana’nın kaderiyle aynıdır. Bu kaderi değiştirdiğinizde, her şeyi değiştirmiş olursunuz.

Michelangelo, Davud heykelini nasıl bu kadar muhteşem yaptığına dair sorular soran insanlara, “ben bir şey yapmadım, heykel zaten taşın içindeydi ben sadece fazlalıklarını attım” demiş. Bizim de Adana’nın fazlalıklarını atma zamanımız çoktan geldi."

26 Kasım 2008

Bağımsız ve Sahipsiz Adana Demirspor İkilemi...

Ne zaman şehrin iki takımı birden dara düşse Adana'nın, takımlardan biri dara düşse o takımın sahipsiz olduğundan dem vuruluyor. Benim konum ise Adana Demirspor. Öncelikle aklıma bazı sorular geliyor.

Örneğin Aytaç DURAK. Takımda istediği gibi at koştursa, ama final maçlarında parayı bastırarak "başarıyı" getirse Adana Demirspor sahiplenilmiş mi olacaktı? Peki ya "Tam Bağımsız Adana Demirspor" söylemine ne olacaktı? Bu şekilde gelecek başarı nedeniyle "Adana sporunun başarısı" için maçlar hediye edilse, kayınbiraderimin tavsiyesi üzerine oyuncular alınsa ya da belediye başkanlarının, milletvekillerinin tavsiyeleri üzerine "stoperler" hediye edilse yine de olsun "Adana Demirspor bağımlı ama sahipli" mi denilecekti? Yani bazı kesimler kendilerine sahip mi arıyorlar?

Çok haklı yorumlar okuyorum. Buradan dillendirelim bir kısmını ve aynı zamanda soralım:

Son yıllarda A ve Ümit milli takımlara kaç futbolcu verdik?
A ve Ümit milli takımları bırakın, kendimize kaç tane genç verdik?
Hakem hataları ile katledilen maçlarımızı tek kale mi oynadık?
Kurumsallaşma adına hangi adımları attık?
Bu kulübe gidip üye olmak mümkün mü?
Kongreler ne kadar demokratik?
Kalıcı gelir getirecek hangi projelere imza attık?
Dışarıdan destek ararken, içeriden dediğimiz yönetimler kuşaklar boyunca birbirlerinin altını oymaya çalıştı mı, çalışmadı mı?
İddaa'da rakibe yüksek oran tanınan maçlarımızın sonuçları ne oldu?
Çok net soruyorum, biz dürüst, güvenilir ve temiz yönetildik mi?
Taraftarımıza ne kadar kulak verdik?

Bu ve bunun gibi çoğaltılabilecek sorulara net bir şekilde yanıt vermek inanın insanın boğazını düğümler. Yani biz sınıfta kalmışız. Peki sınıfta kalan biz ne istiyoruz: Armut Piş, Ağzıma Düş. Böyle olmaz, böyle olmamalı, böyle devam etmemeli.

Hakemler haklı, değişen federasyonlar haklı, giden futbolcular haklı bir tek biz haksızız, demek değil niyetim. Lakin biz doğru işler yapıp silkelenirsek, kimsenin sahiplenmesine gerek duymayacağımız gibi, belli şahıslar olmadığı zaman bu takımın mefta olacağına, ışığının söneceğine ilişkin kelamlara maruz da kalmayız. O zaman sahiplerimiz değil, ortaklarımız olur. Bizimle ortak olmak isteyenlerimiz olur. İlkelerimiz olur. Hayallerimiz yine olur, ama gerçekleşmiş hedeflerimiz de olur.

Ben siyasetçilerin desteğine el açan bir takımın taraftarı olmak istemiyorum. Hangi dönemde olursa olsun, siyasilerin bana yaklaştığında güç kazanacağını düşüneceği bir takımın taraftarı olmak istiyorum. Prestijin ve gücün bekleyeni değil, temsilcisi olmak istiyorum. İşimi doğru yapmak, üstüme düşeni yerine getirmek istiyorum. Ben sahiplenilen Adana Demirspor değil, TAM BAĞIMSIZ Adana Demirspor istiyorum. O kadar!!!

25 Kasım 2008

Sabah Gazetesi'nden...

Bu aralar Sabah Gazetesi'nde çıkan bizimle ilgili 2.haber. Dilber Hala haberinin ardından, Pazar ekinde Adana Demirspor - Adanaspor rekabetine yer verilmiş. Haber, biraz Ekşi Sözlük'ten biraz "Adana'ya Kar Yağmış"tan, biraz da alalade toparlanmış...Meraklısına linkini vereyim; http://www.sabah.com.tr/pz/haber,21672D3F0B014235A6B56C271F44D152.html

Bir kuple alıntıyla tamamlayalım;

"Demiryolu işçilerinin takımı olan ve taraftarlarının Demirspor dediği Adana Demirspor, Hrant Dink öldürüldüğünde Alanyaspor maçına futbolcuların koluna siyah bant takıp, sahaya "Hepimiz Hrant Dink'iz, hepimiz Ermeni'yiz" pankartıyla çıkmak istemişti ama bu talep Federasyon tarafından kabul edilmemişti. Mavi-lacivert formalı Demirspor'un Mavi Şimşekler adlı taraftar grubu ise Adana halkının genel özelliklerini, yerel ağzını tribünlere yansıtır, maçın ortasında "Demirspor sen bizim Allahımızsın" pankartını açmaktan çekinmez. En son Dilber halayı da Adana Demirspor atkısı takmaya davet ettiler. Taraftarlar takımlarına öyle çok güvenir ki; Adana Demirspor'un canı isterse her rakibi sahadan silebileceğine inanır, ama sadece canı isterse."

TFF ve MHK Kendine Gel! Haksızlığa Çanak Tutma!

Aşağıda yer alan metni, tff@tff.org mail adresine yollama konusunda Şimşekler Grubu bir çalışma başlattı. Ben yolladım, birlik olalım, mail yağdıralım...

Türkiye Futbol Federasyonu Yetkililerinin dikkatine;

Biz Adana Demirspor Taraftarları "MAĞDUR" olmaktan bıktık. TFF 2.Lig'de olmasına rağmen içerde 10-15 bin taraftara oynayan bir KULÜP, haftalardır aynı çirkin senaryolar tekrarlanarak yıpratılmaya çalışılıyor.Maçın kaderini etkileyecek kararlar hep aynı takımı buluyorsa bir yerlerde bir yanlış vardır. Bu sene deplasmanda Turgutlu - Buca - Fethiye içerde ise Altınordu - Turgutlu - Buca maçlarında maçın direk sonucuna etki edecek kararlar hakemler tarafından ALEYHİMİZE VERİLMİŞTİR. Bunlar tesadüf müdür? Size son Buca maçının MAÇ CD'leri gönderildi. Diğer maçlarla beraber inceleyin ve kararı siz verin, sonra Buca maçında niye istenmeyen olaylar yaşandı demeyin. Çünkü bu artık haksızlığa karşı patlamadır. Eğer TÜRKİYEMİZDE futbol ŞEREFLİCE yönetiliyorsa bunu bize ispatlayın. Duyarsız kalmayın...

Saygılarımızla...
ADANA DEMİRSPOR TARAFTARLARI

Junior Başesgioğlu Saha Bastı!!!

Ankara Demirspor'un da mücadele ettiği TFF 3.Lig 4.Grup'ta bu haftasonu Gümüşhanespor - Kastamonuspor maçı oynandı. Maça ilişkin habere geçmeden önce şu "Kastamonuspor"la ilgili daha önce blog'da yazdıklarımızı bir hatırlayalım;

1) Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu'nun bir Kastamonuspor ilgisi mevcuttur.
2) Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu'nun oğlu Hakan, Kastamonuspor yöneticisidir.
3) Sezon başında Gençlerbirliği altyapısının önemli bir bölümü Kastamonuspor'a verilmiştir.
4) Ankara'da oynanan Ankara Demirspor - Kastamonuspor maçı, bizzat bakanın katılımı-baskısı-gözetimi-denetimiyle gerçekleşmiş, Ankara Demirspor 2 haksız kırmızı kart ve yanlı hakem kararlarıyla resmen katledilmiştir.
(Daha fazla detaya şuradan ulaşılabilir : http://demirgibiyiz.blogspot.com/2008/10/ankara-demirspor1-baesgiolu2.html)

Hah, işte bu Kastamonuspor'un, Gümüşhane ile oynadığı maçta, Bakanımızın oğlu Hakan, sahayı basıyor bu haftasonu! Radikal Gazetesi hakem raporundan alıntılamış, aynen aktarıyorum:

“57. dakikada 9 numaralı futbolcuyu ihraç kararımdan sonra sahaya giren Hakan Başesgioğlu, üzerime yürüyerek ’Bunun hesabını soracağım. Seni takip ettireceğim. Her adımına baktıracağım’ şeklinde konuşarak hakaret ve tehditlerde bulundu. Bunun üzerine polis ve güvenlik kuvvetleri marifetiyle sahanın dışına çıkartıldı.”

Başesgioğlugiller, mide bulandırmaya devam ediyor!

(Radikal'in haberi :http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=909996&Date=25.11.2008&CategoryID=77)

(Haberi bana yollayan Akhisarspor'un sembol ismi Sarı'ya teşekkürler...)

24 Kasım 2008

Öğretmenler Günü...



Daha iyiyi aramanın, daha mutlu ufuklar yaratmanın, idealleri gerçek kılmanın yolu eğitim. Kısa vadeli döngüler içinde varlığını sürdüren siyasi hayatımızda, meyvesi bir dönemde olgunlaşamayacağından dolayı hep ikinci plana atılmış, bütçelerin cüz'i paylarına mahkum edilmiş eğitim ve öğretim sistemimiz.

Onca yokluk içinde, sonuçlarını dünya gözüyle görebileceği meçhul olsa da geleceği gördüğü aşikar olan BAŞÖĞRETMEN'i şükranla anmadan geçemeyeceğiz.

Onun attığı adımları, binbir zorlukla, yolları olmayan, suları, ısınacak yakıtı bırakın sobaları dahi bulunmayan köy okullarında biraz daha ileri taşıyan öğretmenlerimizi anmamak mümkün mü?

Karanlıktaki mumlarımızın, bir öğrencisinin tebessümüyle onca zorluğa karşın nasıl da aydınlandığını bilen fertler olarak öğretmenler gününü kutluyoruz.

Hayat sizlerle daha umutlu, sizler oldukça umudumuz var. İyi ki varsınız.

25 Kasım ve..."Hepimiz Ötekiyiz"

Deplasmana giderken bir benzin istasyonunda pompalı tüfekle katledilen Karşıyaka taraftarı Özgür, nasıl mevcut düzen-takipçisi medya tarafından yargılanmaksızın "holigan-soyguncu-yağmacı" ilan ediliyorsa, kadınlar da yüzyıllardır insanlık dışı bir şekilde "evde oturacak olan", "tecavüz edilecek olan", "şiddet uygulanacak olan" olarak görülüyor. Egemen düzen, kendinden olmayanı anında ötekileştiriyor ve ötekileştirdiklerine yaşam hakkı tanımıyor.

Yarın, 25 Kasım Dünya Kadına Yönelik Şiddete Son Günü...Tüm şiddet karşıtı insanlar, panellerde, konserlerde, alanlarda bir araya gelip bir defa daha şiddete karşı tepki verecekler. Bu dünyanın Hüseyin Üzmez'lerin, tacizcilerin, tecavüzcülerin, şiddet yanlılarının, dayakçıların dünyası olmadığını, bir başka hayatın, eşitliğin mümkün olduğunu haykıracaklar...Kalbim ve bedenim onlarla olacak.

Tribünümüzde, deplasman otobüsümüzde 1 (yazıyla: bir) kadının bile ne denli fazla şey değiştirdiğini görüyorum/görüyoruz...Yarın, şiddete karşı mücadelemizde, kadınlarımızla birlikteyiz...

Hepimiz, ötekiyiz!

Kadın-Erkek
Evde-Sokakta
Stadyumda-Hayatta
Eşitiz!

(Yukarıdaki afiş, A.Ü. Kadın Çalışmaları Bölümü'nün 25 Kasım haftası "Şiddet Var!" etkinliklerinin afişi. Tıklayıp büyütülerek program daha net okunabilir.)

Kadınlar Ligi başladı

"Resmi" adı TFF Bayanlar 1.Ligi olan Kadınlar Ligi yeni sezonu açtı. İlk hafta sonuçları şöyle:

Bucaspor - Mersingücü Cengiz Topel Spor: 1-0
Gazi Üniversitesi - Kartalspor: 7-0
Mersin Cam Spor - Trabzonspor: 2-4
Yalıspor - Sakarya Yenikent Güneşspor : 1-2
Zeytinburnuspor - Konak Belediyesi: 0-4

Ligde iki Mersin takımının olması dikkat çekici. Geçen yılın şampiyonu Gazi Üniversitesi bu yıla da iyi başlamış.

Internetten...

Bunca kötü haberin arasında, yüzümüzü güldüren gelişmeler var. Internetin bilindiği üzere, artık taraftar grupları için önemi büyük. Doğru kullanıldığında çok önemli ve değerli bir kaynak internet. Şu ana dek Adana Demirspor taraftarları olarak kendi sitelerimizi hep iyi işler çıkarmak için kullandığımızı düşünüyorum, aynen devam edeceğiz. Kısa kısa son gelişmeleri aktarayım;

> Adanademirspor.com yenilendi ve yenilenmeye devam ediyor. Çok şık bir tasarım olmuş bence. Forumu kullanırken henüz biraz acemilik çekiyorum ama alışacağız hep beraber sanırım. Emeği geçen herkesin eline sağlık. (http://www.adanademirspor.com)

> Mavilacivert.com, 5.yaşını kutladı. Bir mail listesinden, yönetime aday olacak seviyeye gelen, yaptıklarıyla hep gurur duymama vesile olmuş tüm site yönetimi ve kullanıcılarının yeni yaşını kutluyorum. Hep beraber, nice güzel yıllara! (http://www.mavilacivert.com)

> "Bir Şimşekler Grubu Belgeseli - Bizik...!" artık son dönemeçlerinde. Fırat ve Anavarza'nın müthiş çabalarıyla çekimler tamamlandı, müzikler Secher'den gelecek, hevesle bekliyoruz. Son gelişmelerin takip edilebilmesi için bir blog açmışlar, hayırlı olsun. (http://bizik.blogspot.com)

> Adanademirspor.com'un yenilenmesine paralel olarak "ADS Store" linkimiz de yeni bir tasarıma kavuştu. Şuradan ulaşmak mümkün: http://www.adanademirspor.com/v2/content/view/34/10/

23 Kasım 2008

Temenni...

Gençlerinle ve bağımsız
Dimdik dursan, temelli...
Bu ne davet,
Ne cesaret,
Masmavi bir temenni...

Süper lig ve kupalarda,
Sen'le coşsak, temelli...
Bu ne davet,
Ne cesaret,
Masmavi bir temenni...

22 Kasım 2008

Ankara Demirspor-Ünyespor

Ankara Demirspor, bu hafta Cebeci'de Ünyespor'la karşılaşıyor. Maç, saat 14.00'te, Cebeci inönü Stadı'nda...



Cebeci soğuğunu özlemedik mi?

Şaka yaparken dikkatli olun, gerçek çıkabilir.

Metin yıldız Adanaspor'la Anlaştı
Adanaspor’da teknik direktör konusu bugün çözüme kavuştu. Daha önce Adana Demirspor’da hocalık yapan Metin Yıldız Adanaspor ile anlaştı.

-sporadana'dan alıntıdır-


Ben artık şaka yaparken dikkatli olmaya gayret edeceğim. "Yoksa olmaz böyle!" demekte arkadaşlar. Sabah saat 11.00 civarı Adana'daki kuzenimle konuşuyordum. Konu futbola, oradan da Adana Demirspor'a geldi. Dalga geçtim hatta "ya bu Metin Yıldız bizden bir de Adanaspor'a gitmesin, zaten üç hoca değiştirdi adamlar, dördüncü tombala olur :)" dedim. Sonra bir baktım adam gerçekten anlaşmış. "Yok artık!" desem de olmuş. Gerçekten şaka gibi bir durum. Başkası "böyle oldu" dese inanmazdım :)

Gülelim artık :))))

Ağlanacak halimizde bizi güldürmeyi başaran Adanaspor camiası ve Metin Yıldız efendiye teşekkür ediyorum. Yakında bir şov programı hazırlasınlar, hep beraber izleyelim. Adını bile buldum hatta ;

"Metin-Bayram A.Ş. Şov" :)))

"Üzüntüyü kader olarak benimsetme çabasına karşı dimdik duran Adana Demirspor'un şerefli taraftarına en derin sevgilerimi ve saygılarımı gönderiyorum. Size ne derlerse desinler siz biliyorsunuz ; EN İYİSİ SİZSİZ!"

21 Kasım 2008

Koltuk!

Bucaspor maçıyla yine televizyon ekranlarına düştük. Tu kaka Demirspor taraftarı, "yine" kavga etti, kavga etti olay çıkardı. Goygoycu medya, memlekette futbol kültürünü geliştirmek adına değil ama ortamı terörize etmek adına her şeyi yapan medya, balıklama daldı kırılan koltuk mevzuuna. Kardeşim ne koltukmuş, her kırıldığında bu kadar kolay haber olur.



Bu takımın ve tabii diğer alt liglerdeki hiçbir takımın taraftarı koltuk kırmazsa, ulusal medyaya konu olamaz. Ne yaptığı sosyal işlerle ne pankartlarıyla ne sloganlarıyla ne doldurduğu tribünlerle. Onlar -diğerleri olarak- kendi mahallelerinde oynamak zorundadır.

Sahadaki futbolcunun, teknik ekibin, yöneticinin, tepki vermek için -maç kızgınlığını atmak için- araçları vardır, ama tribünün yoktur. Futbolcunun, teknik ekibin, yöneticinin skora ve sürece müdahale etmek için her türlü şansı vardır; ama tribünün yoktur. Onlar -her ne kadar onlarsız maçın tadı tuzu olmasa da- bu şölenin dışarlıklı üyeleridir, kenara atılmışlardır. Sinirlenseler de kızsalar da erdemli olup sakin tepki vermek "zorundadırlar".

Halbuki açık ve net bir gerçek var: Eğer koltuk kırılıyorsa ortada bir sorun var demektir, orası ağrıyordur ve ağrı vücutta işlerin yolunda gitmediğini gösterir.

Evet, kendi malına zarar vermenin hiçbir mantığı yok. Koltuk kırmak doğru bir tepki değildir. Hatta onu kırıp atarken kendi yandaşına zarar verirsin; en nihayetinde takımın ceza alır ve onun sorumlusu sen olursun.

Ama koltuk, tribünün sahaya -meşru veya değil- müdahale aracıdır; sürece etki aracıdır. Küçümsememek lazım.

Tabii ki, asıl "o koltuklara" oturup bir garip olanların, "sistem" koltuğundan kalkmayanların, o koltuk sevdalılarının koltuğunu kırmak gerekiyor.

Ve maçta koltuk kırmaktan başka şeyler de yaptık sevgili medyam; öldürülen Karşıyaka taraftarı Özgür Soylu'yu unutmadık:

15.Haftanın Ardından

Bucasporla puan farkımız 15...Umutlarım geçen hafta tükenmişti yükselme grubuna dair...Bu hafta bu umutsuzluğum perçinlendi. Kademe grubunda kaldığımızda da durum çok parlak olmayacak, hiç olmazsa o süreci düşünerek şimdiden önlem almak lazım...

Bizi üzenler utansın...

Gün Ağarınca Boynum Bükülür

Gün ağarınca
Boynum bükülür,
Dalarım uzaklara
Gönlüm sıkılır...

20 Kasım 2008

"ağır bir hastalık
gibi ilerledik masmavi kentin
yağmalanmış, küskün âşıklarında

ne bir söz doğrultabildi kesik başlarını
ne de saçlarına sıcak bir dokunuş
kurutabildi o iltihap akıtan kalp yaralarını

uzanıp, sanki biz kapattık ölü sevgililerin gözkapaklarını" (küçük iskender)

Yıllardır dişini sıkan-öfkesini yutan-görmezden gelen-koşulsuz destek veren taraftarın patladığı gün oldu bu akşam. Kötü mü oldu iyi mi oldu bilemiyorum; ama ortada bir kangrene dönüşen yara vardı.

Krizde Yeni Halka...

Başkan Mehmet Gökoğlu, 16 Aralık'taki "olağanüstü" kongrede aday olamayacağını söyledi.

Detaylar şöyle; (sanırım sporadana.com'da editör yok, naçizane düzeltmeler yapmak zorunda kaldım!)

"Kulüp Başkanı Mehmet Gökoğlu, "Kongrede başaramazsam bırakım ('bırakırım')demiştim. Ben kimseyi kandırmam. Ne dediysem o. 16 Aralık tarihinde yapılacak kongrede yokum. Ekibimde ('ekibim de') olmayacak. Biz 3,5 ay büyük özveriyle görev aldık. dediklerimizi ('Dediklerimizi') yaptık. Yani kulübü ayakta tuttuk "dedi.

ÜYELERE SİTEM

Başkan Gökoğlu,"Daha öncede ('önce de') söyledim. Bizden daha iyi yapacak. (nokta değil, virgül!) Kulübü daha ileriye götürecek birileri varsa gelsinler. Dışardan ('dışarıdan') konuşmayla bu iş olmuyor. Demirspor’u süper ligde ('Süper Lig'de) görmeyi bende ('ben de') isterim. Yapacaklar varsa, onlara ben de destek olurum" diye konuştu. Gökoğlu,"Göreve geldiğimizde tüm üyelere yazı geçtim. 60 YTL civarı aidatların ödenmesini istedim. 15-20 kişi gelip aidatlarını yatırdı. Gerisi uğramadı bile. Kulübe öncelikle üyelerin yardımcı olması gerekir. Ne sivil toplum örgütleri ne de iş adamları kimse yardımcı olmadı. Tamamıyla kendi öz kaynaklarımızla bir şeyler yaptık" dedi.

HOCANIN DA HATALARI OLDU

Mevcut oyuculara ('oyunculara') da kırgın olduğunu anlatan Gökoğlu,"Marmaris maçı öncesi idmana çıkmadılar. Ben onlara -pazartesi sizlere para ödeyeceğim- demedim ki. Ama onlar idmana çıkmadılar. En azından takımın ağabeyleri gelip bilgi vermesi gerekirdi. Oyunculara kırgınım. Böyle olmaması gerekirdi "şeklinde konuştu. (...) Başkan Mehmet Gökoğlu,"Metin hocanın da hataları oldu. Ancak, Turgutlu maçından sonra taraftara yaptığı hareket büyük hata. Hiç bir hoca taraftarına böyle hareket çekmemeli. Hoca’da sonuçta bir işçi. Buna göre hareket etmeli "diye konuştu.

(...)

PARA VERDİ YILLARCA

Geçmişe yönelik değerlendirme de yapan Mehmet Gökoğlu," Adem Atılgan dönemi 6,5 trilyon, Mustafa Tuncel dönemi 11 trilyon bütçe var. Biçim bütçe 3,5 trilyon. Buna deplasmanlarda dahil. Geçen sezonun maç başı toplam ödenen 75 milyar. Bizim maç başı toplam 35 milyar. Adana Demirspor iyi yönetilmemiş. İstedikleri gibi para harcamışlar. Biz altyapıyı düzenledik. Yakında açacağız. Bizim ne yapmak istediğimiz işte burada. Demirspor, oyuncak olmuş. Gelen-giden vurmuş. dilerim ('Dilerim') bundan sonra böyle olmaz. Gelen iyi yönetir. Başkan Durak, iyi niyetiyle para verdi yıllarca. Ama yönetemediler" diye konuştu."

(kaynak: sporadana.com)


Sanırım asıl önemli kısım son paragraf. Yani, "Aytaç Durak bize sahip çıksın" konulu kısım. Az aşağıda, "yönetim konuları" başlıklı yazıda da belirttiğim gibi, göreve gelirken Gökoğlu'ndan beklenti, Aytaç Durak'a muhtaç olunmadan, onurlu ve gururlu bir şekilde takımı yönetmesiydi. Demirspor tribünleri, "Yaşasın Tam Bağımsız Demirspor" sloganıyla Gökoğlu'nu sevinçle karşıladılar. Ama Gökoğlu, bütün planını Aytaç Durak'ı geri kazanmak üzerine kurmuş, bu net olarak ortaya çıkıyor. Gelinen noktada, "O para versin ben yöneteyim" mantığı geçerli. Ama biz, aylardır söylediğimiz gibi, bizi 10 yıldan fazla süredir başarısızlığa kilitleyen Aytaç Durak'ı İSTEMİYORUZ!

Esasen, 3,5 trilyonla çok rahat üstlige çıkılır; iki yıldır bunu Boluspor-Kartalspor-Giresunspor-Karabükspor-Güngören Bld. gözümüzün önünde gerçekleştirdi. Aytaç Duraksız da çıkılır. Ama bunu gerçekten istiyor muyuz? Sorun burada. Aytaç Duraksız birşeyler yapmaya niyetli mi Demirspor yönetimleri? Eğer eldeki parayı doğru kullanıp, disiplinli bir takım kurup hedefe odaklanılırsa, bu kadar kötü bir ligten yukarı çıkmamak imkansız. Biz imkansızı gerçekleştiriyoruz. Sorun isimler değil, sorun geçmişten kopmak istiyor muyuz-yeni bir yönetim mantığı yerleştirmek istiyor muyuz? Yoksa Aytaç Durak iktidarından pay mı almak istiyoruz?

Atacağımız adımlar bu soruya verecek cevaplara bağlı.

19 Kasım 2008

Yönetim Hedef Koymuş Mudur?

Son zamanlarda kayyumdan takımın devralınması suretiyle büyük fedakarlıklar yapıldığı, takımın bu sene için hedef koymadığı, yoktan var edildiği yönünde beyanlar verildiğini görmekteyiz. Ve yine üzülerek görmekteyiz ki; taraftara sürekli teşekkür edip, yeri geldiğinde özür dileyenler, bir türlü taraftarın beklentilerine cevap vermemekte, adeta kulaklarını tıkarcasına istediklerinin gerçek anlamda kenarından bile geçememektedir. Ben bu yönetimin başarılı olmasını can-ı gönülden arzuluyorum. Efsane olmalarını, tarihe geçmelerini diliyorum. Bu güç onlarda var, çünkü iktidarlar. Lakin özeleştiri yapmaları, özeleştiri yapamıyorlarsa, eleştirilere kulak vermeleri gerektiği kanısındayım. Düzenleyecekleri kongre öncesinde kendilerine dönüp bakmaları, yine kendilerinin yararına olacaktır.

Söylenecek çok söz var ama yazımda yakın hem de çok yakın tarihe gidip, balık hafızalı olmadığımızı anımsatarak, yönetimin hedef koyup koymadığını yine onların ve teknik ekibin söyledikleriyle yorumlarınıza bırakıyorum.

Not: Teknik ekibin söylediklerinin yönetimin anlayışına mal edilmesinin sebebi her şeyden önce, kurumsal yapılarda yönetimlerin kendi anlayışlarına paralel ekiplerle çalışmalarının doğal olması, ayrıca teknik ekibin söz konusu beyanlarına yönetimden “bilinen” bir tekzibin gelmemesidir.

30.08.2008 Bekir ÇINAR: Güçlü bir kadro oluşturduk. Birbirinden yetenekli futbolcuları büyük bir özveri ile takımımıza kazandırdık. Metin Yıldız gibi önemli bir teknik direktörü takımımızın başına getirmenin haklı gururu içerisindeyiz. Ekip ruhu ile çalışarak Adana Demirspor’umuzu lig sonunda istenilen hedefe koşturacağız. Artık heyecan dorukta. Kayyuma gitmekte olan bir takımı kurtarıp lige soktuk. Allah’ın izniyle gönül verdiğimiz takımımızı şampiyon yaparak büyük bir sevinç yaşamak istiyoruz. Birlik ve beraberlik içerisinde hedefi yakalayacağız.
05.09.2008 Metin YILDIZ: Şampiyonluğa giden yolda engelleri zor da olsa aşmak zorundayız.
15.09.2008 Metin YILDIZ: Hedefimiz belli. Bu hedefe ulaşmak için de tüm gücümüzü sahaya yansıtmalıyız. Oyuncularıma güveniyorum. Bu oyuncular çok daha iyi işler yapacaktır.
15.09.2008 Bekir ÇINAR: Takımda taşlar yavaş yavaş yerine oturuyor, istenilen bir Adana Demirspor'a koşar adımlarla ilerliyoruz, kısa bir dönemde kurduğumuz takım lig sonunda istenilen hedefe ulaşacaktır.
23.10.2008 Metin YILDIZ: Geldiğimde hazır bir takım bulmadım. Buraya nasıl geldiğimiz herkes biliyor. Yeni bir ekip oluşturduk. Geç geldik. Yaptığımız maçlar ortada. Şu anda başarılı olduğumu düşünüyorum. Takımı daha da başarıya götürmek istiyorum. Şu ana kadar başarılı mıyım, başarısız mıyım, bunu sizler takdir edin. İstediğim şartlar oluşursa bu takım şampiyon olur. Göreve geldiğimde takımın durumu ortadaydı. Şu anki durumu çok farklı. Benim ne yaptığımı herkes biliyor. Şampiyonluk için iddiamız sürüyor. Bir maç kaybetmekle her şey bitmez. Adana benim nasıl bir insan olduğumu biliyor. Geçmişte de beni çok iyi tanımıştı. Adana Demirspor’u hedefine ulaştırmak için tüm gücümüzle mücadele ettik, etmeye de devam edeceğiz.
27.10.2008 Mehmet GÖKOĞLU: Ligde çok fazla bir kayıp yok. Bu takımın hedefe ulaşması sürpriz olmaz. Bizim lig yeni başlıyor, yeni bir sayfa açıyoruz, bu sayfada başarılar olacak.
29.10.2008 Mehmet GÖKOĞLU: Başarı için takım olarak bir bütün olduk. Lig sonunda mutlaka ama mutlaka başarıya ulaşacağız. Biz bir aileyiz. Bu takımın başarısı için elimizden geleni yerine getirmekteyiz. Hep birlikte hedefe doğru yürüyoruz ve yürümeye de devam edeceğiz.
29.10.2008 Metin YILDIZ: Başarı için varız. Takımda birlik ve beraberlik en iyi konumda. Ekip ruhuyla çalışıyoruz ve başarıya ulaşacağız.
31.10.2008 Metin YILDIZ: Peş peşe kaybedilen puanlarla zirve yarışında avantaj kaybettik. Demirspor olarak bir yola çıktık, bu yolun sonunda da hedefe ulaşmanın mücadelesinde olacağız. Takımıma güveniyorum.
31.10.2008 Mehmet GÖKOĞLU: Peş peşe deplasmanda oynayacağız. Bu dezavantaj. Ancak, Demirspor için artık deplasman ya da içeri diye bir ayrım yok. Çıkıp, mücadele ederek, savaşarak maçı kazanmak zorundayız. Alacağımız iki galibiyet, Demirspor’u başarıya taşımak adına çok önemli bir sonuç olur. Ben oyuncularıma güveniyor ve inanıyorum. Bu takım başarılı olabilecek güçte. Yeter ki yeterli desteği görsün.
01.11.2008 Bekir ÇINAR:Kayyuma gitmekte olan bir takıma can verdik. Birbirinden önemli futbolcuları kadromuza alarak lige ağırlığımızı koyduk. Ligde inişli çıkışlı grafikler olabilir. Bizim için önemli olan lig sonunda gülebilmektir. Ekip olarak bunu başarabilmek adına elimizden ne geliyorsa fazlasıyla yerine getireceğiz.
04.11.2008 Metin YILDIZ: Alanya maçını kazanıp, şampiyonluk yarışını sürdüreceğiz.
06.11.2008 Bekir ÇINAR: Bizim için önemli olan lig sonunda gülebilmektir. Yönetim kurulu olarak; kısa sürede yapmış olduklarımız ortadadır. Bu takımı layık olduğu bir üst kategoriye taşımak için varız. Ligde kalan maçlarımıza aynı ciddiyet ve sorumluluk içerisinde çıkarak; hedefe ulaşacağız. Taraftarlarımıza şimdiden sesleniyorum; Bu maçta bizlere destek versinler. Taraftarlarımız tribünde; teknik heyet ve futbolcu kardeşlerimiz de sahada üzerine düşeni yaparsa galibiyete daha kolay ulaşırız. Bu maç bizim ligdeki kaderimizi ortaya koyacağız. Kazandığımız takdirde şampiyonluk yarışında önemli bir engeli geride bırakacağız.

Şimdi soruyorum: Şampiyonluk hedefini kim koymuş?

Yönetim Konuları...

Mehmet Gökoğlu, M.T. yönetiminden "sisteme yenik düştüğü" serzenişiyle istifa etti ve daha sonra başkan oldu. Tam da bu nedenle, ve ayrıca Gökoğlu'nun tribüne yakın duruşuyla, camiada bir umut doğdu: Acaba Belediye'den bağımsız, Aytaç Durak'a serenat yapmayan, eski hataları tekrarlamayan bir yönetimimiz mi olacak?

Beklentiler şunlardı:

-Çok para harcanmadan bu ligten çıkılacağını üç yıldır bizzat rakiplerimizin bizi yenmesiyle görüyoruz. O zaman biz de, halihazırda güçlü olan altyapımızın desteğiyle, genç ve başarıya aç futbolcularla, yüklü paralar harcamadan, mütevazı ama geçmişinden aldığı güçle iddialı bir ekip yaratılsın.

-Genç kadroyu yönetmeye muktedir, futbol bilgisi ve kişiliği ile hedeflerimizi gerçekleştirebilecek bir teknik ekip kurulsun.

-Demirspor'u zedelenen kurumsal imajını yeniden düzetlemeye yönelik adımlar atılsın. Sosyal konulara duyarlı, kentiyle bütünleşmiş, bütün memleketin tanıdığı ve sevdiği/yakın rakiplerimizin taklit ettiği tribününe sırtını dönmeyen, onlarla birlikte işler başaran bir perspektif...

Ne yazık ki Gökoğlu yönetimi, geçen 4 aylık sürede eskiyle bağları koparmaya dönük radikal bir adım atamadı. Belki tribünle arası iyiydi ama ne yazık ki gitiği hiç bir akımda sezon sonunu göremeyen ve futbolcular arasında ikilik yaratan bir teknik direktör getirdi; başarı hedefi koymadı; futbolcular her zamanki "profesyonel" duruşlarıyla takımın başarısına etki etti-disiplin sağlanamadı. Genç futbolcular gönderildi.

Şimdi yönetim, güven tazelemek için bir Demirspor klişesi olan kongreye gidiyor. Sorun kongreden alınan onay değil. Çünkü kogrelerin meşruluğu kalmadı artık.

Meşruluk, taraftarda yarattığınız güvende saklı Sayın Gökoğlu. Aytaç Durak'a methiyeler düzen pankartlar ve destek çağrıları değil, mütevazı ama onurlu ve BAĞIMSIZ bir yönetim istiyoruz.

Futbolcuların ayak oyunlarına izin vermeyen bir takım istiyoruz.

Kişisel kaygıların değil Demirspor'un uzun vadeli başarısının yönettiği bir Demirspor istiyoruz.

Bizi "kayyumdan kurtardım takımı, giderim ha! Gelin siz yönetin" diye tehdit etmeyin. Biz taraftarız, yönetmek gücüne değil ama yönetime etki etmek GÖREVİNE sahibiz!

18 Kasım 2008

Olağanüstü kongre...

Dün yapılan yönetim kurulu toplantısından kongre kararı çıktı. Muhtemelen bayramdan sonra gerçekleşecek...

Kongrenin görünen yüzünde ne olursa olsun, arka fonunda bir "yaklaşan yerel seçimler" hayaleti dolaştırmaya çalışacaklar olacaktır. Kritik bir kongre...

Bağımsızlığımızı elimizden alamayacaklar!

(Foto: sporadana.com)

17 Kasım 2008

DSGL 9.Hafta

DSGL'den de güzel sonuç geldi. Hatay karşısında galip gençlerimiz. "Şimdilik" ikinciliğimizi koruyoruz, bu ligden şampiyon olarak çıkacağız!

Ayağınıza sağlık çocuklar...Şimşek'in onuru sizi emanet!

Anıl...

Daha sabah ellerim titreyerek girmiştim Karşıyakalı Özgür'ün öldürülme haberini...ki az önce Anıl'ı öğrendim...

"İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavi olan Anıl Aydın'a, ilik nakli yapılması gerekiyordu. Uygun ilik bulunamadığı için Anıl Aydın hayata gözlerini yumdu."

diye vermiş Hürriyet Gazetesi haberi...

Hala "ilik" konusunda az gelişmişliğimiz devam ediyor, hala canlar veriyoruz bu yolda...Lanet olsun...

Ailesi, sevenleri ve Galatasaray camiasına baş sağlığı dileklerimizi iletiyoruz...

İyi ki doğdun Doktor!

Pazartesi sabahının acılı, mutsuz haberlerinin arasında nadir iyi şeylerden biri...Bugün blogumuzun değerli yazarı, deplasman otobüslerimizin iki doktorundan biri, sevgili Togepy'mizin doğumgünü.

İyi ki doğdun doktor, nice mutlu yıllara!

Akşama görüşürüz :)

Özgür...

Basket maçı izlemek için deplasman yaparken pompalı tüfekle bir mola yerinde öldürüldü Özgür Soylu. Karşıyaka taraftarı...

Olayın ardından "deplasman taraftarı da yağma yapmıştır canım" sözleri duyuldu kimi yerlerden...Taraftar, herhangi bir yağma/yağma girişimi olmadığını belirtmiş. Kaldı ki olmuş olsa dahi, ortaçağda mıyız, vahşi batıda mıyız? Bir suç oluştuysa bunun yargılamasını yapacak merci mola yerinin sahibi midir? Cezayı belirleyecek ve uygulayacak olan o mudur?

Bir insanın yaşamından daha değerli ne olabilir?

Yazıklar olsun, nasıl bir ülkede yaşıyoruz böyle...Herkes kendi kanununu, kendi pompalı tüfeğiyle uyguluyor...İçim acıyor...

Ailesinin, sevenlerinin ve tüm Karşıyaka camiasının başı sağolsun...Acınız, acımızdır...

***Karşıyaka Forumlarından aşağıdaki alıntıyı da vereyim, bilgi için***

Karşıyaka taraftarları Bandırma’ya Banvitsporla olan basketbol maçı için 2 otobüs ve özel arabalar ile yola çıkıyor.Otobüsün içinde 2 Karşıyakalı arkadaş kendi aralarında tartışıyorlar ve olay kavgaya kadar gidiyor.Balıkesir yakınındaki POLİS EĞTİM MERKEZİ karşısındaki benzinlikte durulduğunda bu iki arkadaşın kavgası hala devam etmekte imiş.Benzinlikteki çalışanlar tartışmayı görüp sert bir şekilde müdahele ediyor.Birbirlerini tanıdıkları söylemelerine ve benzinlikle mevzu olmamasına rağmen benzinlik çalışanları iyice salça oluyor taraftarlara ve ortalık bir anda geriliyor.Mekana herhangi bir mudahale ve yağmalama olayı söz konusu değil.İki Karşıyakalının kendi arasındaki tartışmaya salça olan benzinlik çalışanları var.Otobüsten inen diğer Karşıyaka taraftarları ve Özgür Kardeşimiz de olayı ayırmaya çalışıyor çünkü daha bir gün önce Karşıyaka tribününün ağabeyleri toplantı düzenlemişler. 200’den fazla taraftar o toplantıdaymış .Taşkınlık yapılmaması yönünde uyarılar ilk başta geliyormuş.Özgür kardeşimiz de bu doğrultuda öne atladı ve ayırmaya koştu.

Paniğe kapılan mekan sahibi taraftarlar mekana saldıracak diye silaha sarılıyor.Önce bir el kuru sıkı patlatıyor.Ardından da hızını alamayıp pompalı tüfekle direk insanların üstüne ateş açıyor.Özgür Kardeşimiz de midesine isabet eden kurşunla yaralanıyor ve hastaneye kaldırılıyor.Bu olaydan sonra film kopuyor çünkü üstlerine pompalı tüfekle ateş açılan insanlar da elbet buna tepki göstereceklerdir haklarıdırda .Basında gördüğünüz harap haldeki benzinlik görüntüleri ateş açıldıktan ve Özgür Kardeşimiz yaralandıktan sonra meydana gelen olaylardır.Yağma ve hırsızlık olayı söz konusu değildir.

Keza yağma yapacak olsa o taraftarlar herhalde karşısında POLİS EĞİTİM MERKEZİ OLAN BENZİNLİĞİ seçmezlerdi.

14.Haftanın Ardından...

Buca maçı için İzmir'e, İzmir ölçeğinde serin bir havada gitmiştik, Altınordu'yla hafta içi oynayacağız, gerek çalışanlar gerek öğrenciler için gidilmesi çok güç bir deplasman.

Afyon deplasmanı yine soğuktu bir parça sanki.

Marmaris-Fethiye deplasmanları hep kışa geliyordu, oysa oraların baharı güzeldir.

Akhisar deplasmanı -ki bu ülkenin belki de en güzel köftesi pişer orada- tam bayram... "Ailelerin yanına gitmek mi, deplase olmak mı?" diye sorup duruyorduk kendimize, babaları anneleri üzmek pahasına...

Kurban olduğum Demirspor, tüm sorulara, tüm kaygılara cart diye yanıt buluyor işte.

Gidemediğiniz bir deplasman mı var? Hiiiiç üzülmeyin, Kademe Grubu'nda aynen devam ediyoruz. Bahar ayları, yurdumun cennet köşelerini gezmek için en ideal zaman.

Yeniden Afyon, bir kez daha Altınordu, sonra Fethiye, tekrar Marmaris...Oynayıp duracağız kendi aramızda, en güzeli...

Ayakta alkışlıyorum bu tabloyu yaratanları...Bravo!

Akademi Ligi 4.Hafta

Abilerinden umudu kestim ben, tek isteğim altyapı takımlarından birinin Türkiye Şampiyonası'na gitmesi. O genç yürekler için deplase olmak. Tuhaf, yarım yamalak bir stadyumda, belki de görevlinin şaşkın bakışları altında tribünü açtırıp, onurlu Demirspor gençleri için bağırmak...Çıkın Türkiye Şampiyonası'na!

Hafta kayıpsız, Tarsus'u her iki takımımız da yenmiş, ayaklarınıza sağlık çocuklar...Şimşek'in onuru, ne yönetime, ne teknik ekibe, ne A takıma...Şimşek'in onuru size emanet...

16 Kasım 2008

düzenbozan

Bu ruhsuzlara, bu forması olup bedeni olmayanlara, aklı olup dirayeti olmayanlara bir düzenbozan aranıyor!

O vakte kadar biz şiirle akıtalım öfkemizi:

"güneş biterse elbet ertesi kalır
ya perşembe kalır ya pazar kalır

incelir bir zincirin bir halkası
bir tutam su kalır azar azar kalır

bir mavi yaz gömleği azar azar incelir
bir adam mavi yaz gömleksiz gezer kalır

birden bir ormana çıkılır sanki gökyüzü
bir terliye, bir ağustos sızar kalır

ve okuyan ve güldüren ve savaşan
ey okuyan ey güldüren ey savaşan

çözülür sağlam sanılan simyası bir duruşun
sesini yitirmeyen bir güçlü hızar kalır

bir akşam bir bulgu gibi sunulur bize
oysa bir yanlışlık birini ezer kalır

oysa kimi su kemerlerine kimi bir iç denize
on bin dirim taşıyan bir kanal

eski tulumlar ve kötü şaraplar vurunca size
bir adam otelleri ve yanlışlığı sezer kalır

ey eşim ey sevişim ey bende yaşayan
ey bütün kitaplar ki bizi yazar kalır

eskitir bayramları ve törenleri
bir adam gelir bir düzeni bozar kalır"

turgut uyar

14 Kasım 2008

Yeni Hocamız : Tekin İncebaldır

Dün Metin Yıldız'ın gidişinin ardından takımın başına Kubilayhan Yücel'in geldiği haberi ulaşmıştı. Kubilayhan Yücel, genel menejer olarak görevlendirilmiş, teknik direktörümüz Tekin İncebaldır olmuş. Düzeltelim...

(Fotoğraf, Tekin İncebaldır'ın Ceyhanspor'a gittiği dönemden...)

DSGL 8.Hafta

DSGL'de durum, Akademi Ligi'ne göre biraz daha şekillenmiş halde. Geçen yılın en flaş takımı bizdik, gitgide o havayı yakalıyoruz gibime geliyor. Tarsus'u 5'lemişiz, ayağınıza sağlık çocuklar. 28 golle, ligin en çok gol atan; 3 golle en az yiyen 2 takımından biriyiz. Averaj gayet güzel...Daha da güzel olsun...

Akademi Ligi 3.Hafta

Bay geçtiğimiz haftanın puan durumu ve sonuçları yukarıda. Henüz konuşmak için elbette çok erken ama geçen yıldan beri içimizde bir "Türkiye Şampiyonası'na gidelim gençleri destekleyelim" tutkusu mevcut, bunun olabilmesi için de üstüste galibiyetler alması gerekiyor U-14 ve U-15'lerimizin. Zira üstüste alınacak 2 galibiyet bile ligin rengini çok değiştirir...

Haydi çocuklar...Size inanıyoruz...

13 Kasım 2008

Çok Şükür!

Takımımız dün Metin Yıldız'la yollarını ayırdı, şükürler olsun.

Sportif başarı hadi bir yana diyelim, verilen sözler hadi bir yana diyelim, pis kokular duyduğumuz oyuncu kayırmalar hadi bir yana diyelim; dünyada gelmiş geçmiş hiç kimsenin Adana Demirspor taraftarına hakaret etmeye, dönüp el kol yapmaya hakkı yoktur, olamaz. "Demirsporlu olmak şeref-onur-gururdur" diyoruz, bu takımda bu şiarımıza uymayacak kimseyi istemiyoruz. Uymayanların yeri bu kulübün içi değil, kapısıdır. Kapı gösterildi, çok şükür...

Seni, Sadi Hocamız gibi sevgi ve saygıyla değil; aynı Çantacı Levent'i andığımız gibi nefretle ve lanetle anacağız Metin Yıldız.

(Takımın başına, geçen yıl B Gençlerimizi çalıştıran Kubilayhan Yücel geldi bu arada. Hayırlısı neyse o olsun...)

12 Kasım 2008

Yenilmez Armada, TRT-3'de...

16 Kasım Pazar günü 19:00'da TRT-3'de yayınlanacak olan "Orhan Ayhan'la Spor" programının konuğu Behçet Kurtiç.

"Sarı" Behçet, Yenilmez Armada'yı anlattığı "Suya Yazılanlar" kitabı ile, özellikle Adana Demirspor Sutopu Takımı'nın o unutulmaz döneminin önemli tarihi kayıtlarından birini sunmuştu. Programın da, bu dönem başta olmak üzere sutopu-yüzme-Muharrem Gülergin konuları etrafında geçeceğini düşünüyorum. İzlenmesi gerekir, notumuzu alalım şimdiden...

Reklamımızı da yapalım, Behçet Kurtiç'in kitabını edinmek için aşağıdaki kişilere/yerlere ulaşılabilir...

Adana;

Adana Demirspor Store (5 Ocak Stadyumu)
Adana Demirspor Futbol Okulu (Sular, Yeni İstasyon Yanı)
Dr.Hulusi Kılıç (dr.hulusi@gmail.com)
Alpaslan Kuşvuran (akusvuran@gmail.com)

Ankara;
Mustafa Uçar (mustava01@gmail.com)

İstanbul;
Volkan Tanır (tanirvolkan@hotmail.com)

Yeni Bir Rezalet...

Kötü giden yılın yeni olayı: Futbolcular dün antremana çıkmadılar. "Yorgun" olduklarını söylemişler. Metin Yıldız hocamız duruma şaşırmış, şehir dışından verdiği beyanata göre herhangi bir sorun yokmuş!

Mevzuunun para olması, kuvvetle muhtemel. Disiplinsiz bir takımın tipik davranışlarından...

Asıl sorun, bize sezon başında "Tam Bağımsız Adana Demirspor" özlemimizin gerçekletiğini düşündürten ama attığı her adımla hayalkırıklığına uğratan yönetimin düştüğü zaaf. Alttan alta Aytaç Durak'a yaklaşmaya-yanaşmaya çalışan bir stratejinin yeni adımı...

Renklere-logoya-taraftara saygısız, amaçsız bir yönetim, bizi eli ayağı bağlı şekilde köşeye sıkıştırıyor.

Bu oyuna karşı taraftarın inisiyatif alma zamanı geldi de geçiyor.

11 Kasım 2008

Muharrem Abi'ye...

Geçen yılın sonlarında, Muharrem Gülergin için daha fazla neler yapabiliriz diye konuşurken çıkan önerilerden biriydi, tribünümüzün adını "Muharrem Gülergin Tribünü" yapmak. Çok yakışacağını düşünüp, hayaller kuruyorduk o zaman. "Muharrem Gülergin'i anlamak, Demirspor ruhunu anlamaktır" diyerek koyulmuştuk yola...Ve bu haftasonu...

"Kuzey Kale Arkası"nın adı artık "Muharrem Gülergin Tribünü"

Muharrem Abimiz, isminin konulduğu bir stadyumdan sonra, bir de 5 Ocak'ın en sevdiğim tribününde de yaşıyor şimdi...

Her şeyiyle Şimşekler Grubu'na ait müthiş bir iş, herkesin ellerine sağlık...

"5 Ocak Stadyumu Muharrem Gülergin Tribünü'nü dolduran Adana Demirsporlular..." Allahım cümledeki güzelliğe bak!

Cumhuriyet Çocukları...

Cumhuriyet Çocukları ATALARI GİBİ Onurlarıyla Ölecekler!
Şimşekler Grubu
9 Kasım 2008 Adana Demirspor - Turgutluspor karşılaşması

Dilber Hala, Demirsporludur!

Avrupa Yakası'nın Dilber Halasına atkı taktırma çabalarımız son hızıyla sürüyor. Yukarıdaki pankart bu haftasonu oynadığımız Turgutlu maçından, Sabah gazetesi haber yapmış, onu da aşağıya koyuyorum.

Süreç ne durumda diye sorarsanız, Dilber Hala'nın atkımızı takmasına ramak kaldı diyebilirim. Gülse Birsel'e atkılar ulaştırıldı, son yazısına şuradan ulaşmak mümkün:

http://www.sabah.com.tr/2008/11/09/pz/birsel.html

Aşağıdaki haberi daha net okumak isteyenler için onun da linkini vereyim;

http://arsiv.sabah.com.tr/2008/11/10/haber,23C6A7120A44470C8C27724F1D8F55AF.html

Dilber Hala, Demirsporludur! Gadasını aldığım...

"titrerim mücrim gibi..."



"Kimseye etmem şikayet, ağlarım ben halime
Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime
Perde-i zulmet çekilmiş, korkarım ikbalime
Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime"



Çok sağolun arkadaşlar, iyi ki varsınız; yoksa nice olur halimiz!

10 Kasım 2008

Ezeli rekabet :)





















İyi ki doğdun Yavuz Başkan :))))
(biraz özendim gibi ;)

"Metin" olun!!!

Sezon başında, kamp döneminin çok geç ve çok kısa süreli yapılması nedeniyle bize söylenen "birkaç hafta sabredin" içerikli sözün tarihi hayli hayli doldu.

Kadro seçimleri tuhaf, başarı bir türlü gelmiyor, beraberliklere, kazanamamaya alışmamız, bununla mutlu olmamız istenerek sanki normali buymuş gibi sunuluyor.

Son maçta taraftara yönelik hareketleri de bizim gururla sahiplendiğimiz Demirsporluluk ruhuna kesinlikle yakışmıyor...

Daha ne kadar "Metin" olalım?

Bir şeylerin vakti gelmedi mi?

10 Kasım

Her 10 Kasım gelişinde aynı şeyler dillerde Atam.

Sana layık olmaya çalışacağız, senin yaptıklarını ileriye taşımaya gayret edeceğiz. Halkımıza, ülkemize, bölgemize, şehrimize faydalı evlatlar olacağız.

Çoğu kez içim cız ediyor Atam. Tüylerim diken diken oluyor, gözlerim doluyor. Bağımsızlık anlayışının ne ölçüde değiştiğini gördükçe, neler uğruna hangi tavizlerin verildiğine şahit oldukça, ulus egemenliğinin kişi ve kurum hatta devlet hegemonyasına terk edildiğini veya edilme olasılığının arttığını hissettikçe, üzülüyor, titriyorum. Ama inatçılaşıyorum Atam. İnadına, sonuna dek, son gücümle, son enerjimle umudumu koruyorum. Umudun olduğu yerde gelecek vardır. Verilecek emekler, sarf edilecek enerjiler, güzelleştirilecek bir ülke vardır.

Bir gün gelecek, herkes görecek Atam. Herkes Görecek.

Ruhun şad olsun.

13.Haftanın Ardından...

Söylenebilecek ne var bilmiyorum, kendi evimizde galip geliyoruz hiç olmazsa diyorduk, o da bozuldu. Turgutlu 1-0 öndeyken son dakikalarda beraberliği kurtarıyoruz. Bizden, başarı için istenen süre çoktan geçti gitti, hala başarı bekliyoruz...Yükselme Grubu'na çıkma perspektifi yok bu takımın, birileri aklınca kademe grubunda devam edip esktra play-off'lara yükselme planları yapıyorsa şayet açıkca söyliyim ki o koşullarda da bu takım böyle olduğu müddetçe başarı zor...

Toparlanmak ve artık köklü değişiklikler yapmak gerekiyor...Yoksa bu sene de üzülen yine biz olacağız...

9 Kasım 2008

Taraftara (ya da anlayana!!!) Sesleniyorum

Ben takımımla gurur duyuyorum.

Aslanlarım çıktı, gitti denilen maçı geri getirdi. (Maç niye gitti diye soran yok tabi!!!)

Sonra Turgutlu bu sene iyi kadro kurdu. Baksanıza bizim de üstümüzde. Neden üzülüyorsunuz, bre cahiller, bre vefasızlar.

İki hafta önce 10 günlük rehabilitasyon süreci sonunda çıkılan Afyonkarahisarspor maçında benim takımım Alanyaspor'dan 2 tane fazla atardı, en az 6 olurdu o maç. Ama hakem bizi engelledi. Biz dört dörtlüktük.

Metin Hocamız hatlar arsında bağlantıları iyi kuran, sadece golü düşünen, presle rakibi boğan, takımı defansa çekmeyi aklına dahi getirmeyen, maç içinde çeşitli varyasyonlarla oyunu renklendirmeyi bilen bir hoca. Ama şans bizden yana değil. Biz futbolun gereklerini yapıyoruz. Şansımız tutmuyor.

Öte yandan ne hakla kızarsınız takıma. Bu takım kamp yapmadan lige girdi. O esnada diğer takımlar kamptaydı. Ne kadar zaman geçerse geçsin (bu süre bir tam sezon da olabilir) o takımlar bizden daha fazla çalışmış olacak. Bu gerçek önümüzdeyken, hocamız kendi kellesini koydu ortaya, 5 ve katları kadar süre istedi bizden. Daha 5 in 2 katını yeni bitirdik. Vay anam hoca şöyleymiş de böyleymiş. Bu mu sizin hocaya güveniniz, bu mu sizin sabır eşiğiniz?

Bu takımdan desteğinizi esirgemeyiniz. Metin Hoca'yı baş tacı ediniz. Yönetime şükrediniz.
Not: Yukarıda yazılanların hiçbirinin gerçek hayattaki kişi ve olaylarla ilgisi bulunmamaktadır. Laf olmuş, torba dolmuştur.

Adana Demirspor:1-1:Turgutluspor

Haftanın üçüncü maçında, beraberlikle yetiniyoruz. Goller son 10 dakikada geldi; 79.da yedik, 85'te Hacı'yla attık. Maçı anlatan (daha doğrusu anlatamayan-suskunluk anlarıyla bizi krizlere sokan) Ergun Kara, tribünlerin cansız olduğunu söylüyordu; 1-0 mağlupken maratondan istifa sesleri de yükseldi.

Artık üstümüzdeki rakipten alınan bir puana sevinir olduk, inançsız ve hedefsiz bir yönetimin sonucu biz de yorulmuş taraftarlar olarak neye sevineceğimizi şaşırdık.

8 Kasım 2008

Bir maç...


Derbilerden bahseden bir sürü yazı var futbol bloglarında. Hepsini okuyup kesip biçip bir şeyler yapılabilir. Bizim blogumuzda çoğunlukla Adana Demirspor yazılıp çizilir.[Çizimler paint'le yapılır ayrıca:)] Ben olaya farklı bir açıdan bakmak istiyorum.


Türkiye'de halkın futbol hissiyatının yavaştan yavaştan, inceden inceye değiştirilme çalışmaları güzel güzel devam ediyo hala. Özellikle medya iki kutuplu süper lig yaratma rolünü iyice üstlenmişti. Sonra ne oldu ? Aradan yine bu iki takıma rakip olan takım biraz ses çıkartır gibi oldu ama onlar için zararsız bir eylemdi. Ancak Sivas geçen sene tüm hesapları altsüt etti. Şampiyon olan takımdan sonra en çok puan alan üç takımdan biri oldu. Hesap fazla şaşmamıştı aslında. Yine birinci-ikinci kombinasyonu tutuyodu. Bu sene biraz farklı oldu tablo.


İlk dörtte üç adet takım var anadoludan şu an. Lig sonuna kadar böyle olur mu ? Büyük ihtimal bu konjoktürde de zor bir hal. Ama yine de bu haftaki maçın önemi herşeye rağmen en önemli yerini kaybetmiyor. Ülkede veya dünyada ne olursa olsun yarın bütün Türkiye bu maça kilitlenecek. Bence de çok önemli bir futbol olayı bu ama ne kadar değerli benim için tartışılır. Yani benim gibi mücadelesi farklı bir platformda olan biri için ne kadar değerli ? Mesela Bank Asyada şampiyon olmak isteyen bir takım taraftarı için güzel futbol ve iyi mücadele izleme imkanı dışında nedir ki anlamı ? Bir Adana Demirspor'lu için nedir anlamı ? İşte bu yazıyı yazamamın amacı da bu.


Bizden beklenen değişik bir şey. Şöyle ki ; Bize hangi takımı tutuğumuz sorulduğunda ve cevaplarını aldıklarında ardından şu soruları sorarlar ; "Başka hangi takımı tutuyosun?" yada "İstanbul'dan hangisini tutuyosun?" Bu soruyu hak eden hangi davranışı yaptığımı sorunca da şaşırıyorlar.


Doğal şaşırmaları ama lütfen artık şaşırmasınlar. Lütfen artık bir anadolu takımının taraftar güruhu sırtını İstanbul'a dayamasın. Yeter artık taraftar grupları sadece kardeş yada arkadaş olsun, işbirliği yapmasın. Takımlar birbirlerine kıyak geçmesin, birbirlerini kollamasın yeşil sahalarda. Teşvik primleri İstanbul takımlarından gelince anadolu takımları kabul etmesin. Şu olaylar biraz durulsun, bitmeyeceğini biliyoruz çünkü... Söylediklerim anlaşılmıyor böyle belki ben noktayı şöyle koyayım;


"Efsaneler Anadolu'dan çıkar, İstanbul'dan çıksa çıksa bizans çıkar."


[Bizans derken herkes anlıyo dimi? Semt aşığımız alınmasın ;)]
-foto King Santillana'da-

7 Kasım 2008

Schweinfurt'tan İncirlik'e...

Akademi Ligi'nde bu hafta bay geçiyoruz. Helal olsun organizatörlere, bu boş haftayı güzel değerlendirmişler. Almanya'nın FT Schweinfurt takımını ağırlamışız, U-14'ler karşılaşmış, 1-0 galibiz. Golümüzü Çağatay İsa Yıldız atmış. Tüm çocukların ayağına sağlık. Galibiyet kısmı, ekstradan sevindirici, önemli olan böyle bir karşılaşmanın olmuş olması. (foto: sporadana.com)

Gelelim biraz "neyin nesiymiş bu takım" faslına...

FT Schweinfurt, hiç de şaşırtıcı olmayan bir biçimde Almanya'nın Schweinfurt şehrinin takımı. Tam açılımı "Freie Turnerschaft Schweinfurt" oluyor isminin. Daha önce Antalya'ya da gelmişler, dostluk maçlarına çıkmışlar. Kaba bir iki çeviri yapmaya kalkınca, anlamının "Schweinfurt Tornacıları" gibi bir şey olduğunu tahmin ediyorum. Şehrin kendisiyle de uyumlu bir isim bu anlamda...

Schweinfurt, Almanya'nın eski şehirlerinden biri. Reform döneminde Martin Luther'i ilk takip eden ve protestanlığı ilk kabul eden yöreler arasında. Bölge, yıllar içerisinde bir nevi sanayi merkezi halini alıyor. Nazi döneminde özellikle tank üretiminde önemli bir yere sahip. Bu nedenle 2.Dünya Savaşı sırasında, özellikle ABD'nin birçok bombardıman uçuşunun hedefi haline geliyor. "Schweinfurt-Regensburg Mission", "Second Raid on Schweinfurt" ve 14 Ekim 1943 tarihli "Kara Perşembe" bombardımanlarıyla bölge dümdüz oluyor. Nazizmin dünya yüzeyinden silinmesi adına önemli bir gelişme tabi, ancak bölgedeki masum insanların hiç zarar görmediğine inanmak da saf dillik oluyor...İnsanın içinden "savaş olmasın artık" demekten başka bir şey gelmiyor...

Savaşın ardından ABD birlikleri Schweinfurt'a yerleşiyor. Bunların bir kısmı halen şehirde mevcut...Adana'ya 10km mesafede İncirlik Üssü - Schweinfurt'ta 1940'lardan bu yana ABD askerleri...İki şehrin talihsiz bir benzerliği...

İkinci Dünya Savaşı'nda bir Schweinfurt bombardımanında ABD uçaklarının birinden çekilmiş, tüyler ürperten bir fotoğrafla bitireyim...

"Futbol" ne kadar güzelse, "savaş" o kadar kötü...Hep bu postun ilk fotoğrafını koymak, aşağıdaki gibilere bir daha asla raslamamak umuduyla...

6 Kasım 2008

Bizim mücadelemiz 2

Fark edemeyen çoktur aslında bizi yada fark etse de aldırış etmemek ister kimisi.
İçten içe sarsa da o ateş içini dışarı vurmak istemez, biraz buruktur içindeki sevda.

Hafif meşrep gelir adama başta bir takımın peşinden sürüklenmek. Veyahut bir maç uğruna, koca bir ülkeyi baştan başa geçmek garip gelir.
Bana da öyle gelirdi bir zamanlar...
Bana da saçma gelirdi çılgınca sevinmek tribünde...
Bana da biri "bunlar ayak takımı zaten!" dese ses çıkarmazdım...
Ama şimdi...

Şimdiden çok ben "o zamanlar" sözcüğünü kullanmayı çok seviyorum. Çok seviyorum ama ben o kronolojik dünyamı var olan en güzel aidiyet duyguma eş tutuyorum. Elime sıkıştırılmış bir avuç paranın değeri değil bu, birkaç sevgi dolu cümle ile açıklanabilecek bir terim değil bu.

Bana biri "o zamanlar" lafını kullansa hep bir garip olurum. Aynı bizim yıllar sonra yaşlı insanlar kıvamındayken kullanacağımız gibi kullanıldığında yada "geçen sene şu maçta şu olmuştu.." cümlesi kullanıldığında yada "ben en çok seni sevdim" cümlesine en çok yakışan takımın adı anıldığında yada "bir gün gelecek..." gibi hayallere dalan bir cümle kullanıldığında ben hep kötü olurum. İçimde bir şeyler fena olur.

Ben işte "şimdi" o zamanlara aşığım!
Ben işte "şimdi" kaderimin isyan edilesi safhalarını ayıklamakla hüsranım!
Ben işte "şimdi" bir insanın üzülmekle sevinmek arasında kaldığı o en derin çukurun dibinden kurtulma telaşındayım!

Biz bu mücadelenin tam ortasında, şu naciz bedenlerimizi bekleyen kara toprağa inat dikildik mavzerin karşısına diyoruz ki!

Bir kez olsun gülemeyeceğimizi bilsek bile, bir gün olsun sevincimizi kursağımıza gömmeyeceğini bilsek bile, adının tozlu raflara kaldırmak isteyenleri baş tacı etsen bile, adam diye adını anmayacağımız şekilsiz mahlükatlara kendini bıraksan bile, biz yine de SENİ ÇOK SEVİYORUZ BE MAVİ ŞİMŞEĞİM!!!

devam edecek...

İddaa-name #2

Dün oynanan maçlar öncesinde Bucaspor, namağlup, en yakın takipçisine 8 puan farkla lider. İzmir'de kendi evinde, ligde yalnızca 1 galibiyeti olan Akhisar'ı ağırlıyor. Maç sonucu, Buca:2 - Akhisar:3

İddaa, bu maçta Akhisar galibiyetine 7,50 veriyor...

"Mucizeler" olur ama, di mi?

İddaa, takımlara, futbola, taraftarlara, gençlere zarar vermeye; mide bulandırmaya devam ediyor...

Bkz. İddaa-name # 1

12.Haftanın Ardından...

Deplasmanda ilk galibiyetimizi aldık. Diğer maç sonuçlarıyla beraber ele aldığımızda, yerimizi korumayı anca sağladı 3 puan. Ligin sonları yaklaştıkça, anlamsızca kaybettiğimiz puanlara çok üzüleceğiz gibime geliyor, umarım yanılırım...

5 Kasım 2008

Alanyaspor:0-2:Adana Demirspor

Deplasmanda 2-0 kazandık; ilk deplasman galibiyetimiz oldu. Gollerimiz 9.dk Serdar Akdoğan, 46. dk Mehmet Türk. Yani Afyon maçında olmayan iki isim. Ama oynadığı her maçta olumlu işler yapan iki isim.

Gruptaki diğer sonuçlar şöyle:

Denizli Bld. 1-2 Tarsus İdman Yurdu

Bucaspor 2-3 Akhisar

Marmaris Bld. 3-1 Fethiyespor

Turgutluspor 3-0 Altınordu

Turgutlu ve Tarsus'un galibiyetleri, alınan 3 puanın sadece durumu korumaya yettiğini gösteriyor.

Kanal-A'dan dinlediğimiz kadarıyla maç sonu büyük sevinç yaşandı. Başkan Gökoğlu, deplasman galibiyetini, tüm Adanalılara ve "büyüklerine" armağan ettiğini söyledi. Ergun Kara'nın anlatımına göre, duygusal anlar yaşandı ve gözyaşlarına hakim olunamadı.

Grubun iddiasız takımlarından Alanya'yı deplasmanda yenmenin akıttığı gözyaşları...Vay be!

İki Resim Arasındaki 7 Fark


Önceleri, yani teknoloji bu kadar gelişmemişken; (Hani herkes arkadaş, Hani oyunlar sürerken, Hani şarkılar bizi henüz bu kadar incitmezken) Taraftarlar takımlarını desteklemek için çok kısıtlı olan imkanlarla bir takım işler yapardı. Ve bu uğraşıların çıktısı da çok naif öğelerden oluşurdu. Ama bu mesele günümüzde bazı Taraftar grupları için değişti. Şimdilerde mesela, Demirspor özelinde meseleye bakacak olursak, taraftar kitlesi son üç senede yaptıklarıyla, kulübe en az onbeş senelik fark attı diyebiliriz. En son Afyon maçında bile bu fark ortaya çıkmadı mı sizce? Takım öylesine enteresan yönetiliyor ki, formanın bile ne renk olduğu belli değil! Adana'daki ve Demirspordaki bu dönüşümle ilgili konular -1960-1980 dönemi- çok yazıldı, çizildi tekrar etmenin bir anlamı yok aslında ama, işte yine dönüp dolaşıp yine o yıllara referansla konuşmadan da olmuyor ne yazık ki... Taraftar bu paradigmayı yakaladı diyebiliriz ama Kulüp Yönetimi ve Futbolcular cephesinde böyle bir gelişme yok.

Özetleyecek olursak; Ekonomik ve Kültürel yapısıyla gitgide biraz daha "kasabalaşan" Adana'da, bu "kasabalaşmaya" direnen, geçmişin tüm birikimini sahiplenip bugünlerde yeniden üretmeye çalışan tek nüve Şimşekler Grubu'dur, Bu anlamda Kulüp yönetiminin kendi taraftarından öğreneceği çok şey vardır...

Eskişehirspor

Türk futbol tarihine damgasını vurmuş camialardan bir tanesi;Eskişehirspor. Futbolu seven bir şehir, dolu tribünler, Anadolu'dan yükselen koca bir ses, dize getirilmiş takımlar, yırtılan gırtlaklar, dolan gözler, dirilen tarih. Kendine gelmeye başlayan Anadolu'nun sesi onlar.

Ait olduğunuz yerde durduğunuz, durmakla kalmayıp ses getirdiğiniz için sesinize ses katıyor, sizleri avuçlarım kızarana dek alkışlıyorum. Kimi zaman sizde kendi takımımızı gördüğümü hissettiğim için seviyorum belki sizleri.

İşte bu güzide kulübümüzün Ankara'da ikamet etmekte olan sağlam, temiz, efendi taraftarlarının bir kısmıyla iki haftadır, biz Ankara'daki Adana Demirspor taraftarları, Ankara Tayfası halı saha maçları organize ediyoruz. Ortaya, açılan pankartlar, yapılan tezahüratlar ve hırslı bir mücadele sonrası bir spor cümbüşü çıkıyor. Birbirimizi asla kırmadan, sporumuzu yaparak takımlarımızın ismini haykırıyoruz Ankara'nın soğuk, yokuşlu Dikmen'inde.

Nasıl mı?

İşte böyle:


Ve böyle:


Ve hatta böyle:


Kapışma bununla sınırlı değil elbet. Kalanını http://www.flickr.com/photos/30733993@N07/ adresinden bulabilirsiniz.