Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Jose Marti etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Yılmaz Güney

Tayfadan Jose Marti, Paris ziyaretinde, ünlüler mezarlığı olarak bilinen Pere Lachaise Mezarlığı'nda Yılmaz Güney'in kabrine de uğramış ve fotosunu göndermiş. Yılmaz Güney, 1984 yılında Paris'te vefat etmişti.

Nasıl yapmalı?

Bu bir “nasıl yapmalıcılar” yazısı değildir. Aytaç Durak savunusu yazısı, hiç değildir. Ortada “nasıl yapmalıcılar” diye bir grup yoktur, “Aytaç Durak savunucuları” diye de. Ama bu yazının, üç yazı aşağıda okuduğunuz “ne yapmalıcılar”a soruları da vardır, beklediği cevapları da. Sürecin başlangıcı, Aytaç Durak’ın kişisel inisiyatifiyle Adana Demirspor’un federasyona olan bir küsür milyon TL’lik borcu ödemesinin ardından tarafımdan girilen teşekkür yazısıdır. Yazının ardından yorumlar kısmına “ Son bir hafta içinde kulüp açısından en önemli gündem maddesi federasyona olan borç idi. Kimimiz şov olarak niteleyebiliriz ama bu borç bir şekilde ödenmiş oldu. 700 kombine haberinin üzerine sahiden manidar oldu, keşke olmasaydı, keşke Aytaç Durak'a veya bir başka kişiye ihtiyaç duymadan yönetimin veya taraftarın özgücüyle ödenmiş olsaydı, ama olmadı. Bunun olmamış olması bir milyon tl'lik borcun ödenmesinde kullanılan inisiyatif yokmuş gibi davranmama neden olamazdı; haberi girmemin ne...

Teşekkür

Bilindiği üzere kulübümüzün federasyona olan bir milyon küsür TL'lik borcu büyükşehir belediyesi başkanı Aytaç Durak'ın desteğiyle bugün itibariyle kapanmıştır. Böylelikle yeni transferlerin lisans sorunu ortadan kalkmış oldu. Aytaç Durak'a kullandığı olumlu inisiyatif için teşekkür ederim. 700 kombine haberinin üzerine manidar oldu..

Yok artık..!

Haberi bir kaç dakika önce okudum. Doğrusu haberi doğrulattıktan sonra bu yazıyı girmem gerekirdi ama gecenin bu vaktinde kimseyi uykusundan etmemek lazım. Hani kesinlik kazanmış olmasa da Livorno'nun Demirspor'umuzun açılış maçına gelmesi mükemmel bir haber. Taraftarın hissiyatını algılayan, ufkunu dar tutmayan bu yönetime söyleyecek söz bulamadım: "Yok artık..!" Kaynak: http://www.spor01.com/haber_detay.asp?haberID=1047

Camp Nou, Bernabeu..

Milli takımın 2010 dünya kupasındaki rakipleri belli olmadan “bir deplasmana gidelim” fikri ortaya atılmıştı. Rakipler belli olduğunda coğrafi olarak en uzak ama mantıklı düşününce en yakın deplasmandı, İspanya. Uçak biletlerini aldıktan sonra artık geri dönüş yoktu. 21 Mart Cumartesi Madrid’e, gece otobüs yolculuğuyla da 22 Mart’ta Barselona’ya varıldı. Barselona göz kamaştırıcı bir şehir. Gaudi’nin mimarisi şehre damgasını vurmuş. Las Ramblas, Sagrada Familia, Casa Mila, Casa Battle, Kolomb kulesi, Park Güell, tapaslar, paella, sangria ve tabi ki Camp Nou. Futbolsever tabiriyle “hacı olduk” diyebilirim. Yüz bin seyirciyi bir arada görmek etkileyiciydi. Ancak Camp Nou bizde hayal kırıklığı yarattı. Tribünlerin yüzde sekseninin üstü açıktı, en üst katta izleyince rakım farkından dolayı soğuktan donduk. Camp Nou’nun merdivenlerinden çıkarken göze hitap etmeyen beton yığını ile karşılaşıp şaşırıyorsunuz. Gaudi yaşasaydı “bitmeyen kilise Sagrada Familia”yı bitirmeden önce Camp Nou’ya el a...

Doğum günü..

Ankara tayfası ikinci yaşını bitirip üçüncüden gün alışını kutlayacak bu hafta. Nereden başlamalı, ne demeli bilemedim şimdi.. Geçen senenin Ocak ayazıydı tanışmamız. Nöbeti bitirmiş eve dönmeye hazırlanıyordum. Google’a “Şekerspor-Adana Demirspor” yazıp tarayınca öğrendim, tayfanın Güvenpark’ta buluşacağını.. Saat 11:00 civarı Güvenpark’ta mavi-lacivert bayraklıların yanına doğru yürürken Yavuz’la oldu ilk tanışmamız. Sonra daha yavaş ama sağlam oldu, tek tek hepsiyle tanışmam. Birlikte ilk deplasmanım Karabük maçıydı. Yolculukta daha iyi tanıyorsun yanındakileri, ekibin duruşunu, tavrını, hassasiyetlerini, ciddiyetini, eğlenceli yanlarını. Kendinden bir parça buluyorsun; bu adamların hepsi bana benziyor diyorsun, öbür yandan hiç birisi benzemiyor sana. Her konuda farklı düşünebilen, ama farklı düşünen tarafının arkasında duran insanlar topluluğu. Sonra Pendik, Konya, Buca, Afyon deplasmanları; Ankara’da onlarca buluşma, toplantı, yemek, halı saha maçları.. Adana Erkek Lisesi’nden son...

Purosuyla Chealse’yi yakan adam..

Olay bu hafta sonu Manchester’da, Chelsea'nin konakladığı Radisson Edwardian Oteli'nde gerçekleşiyor. Tevez’i izlemek için gelen Diego, Chealse’nin konakladığı otele yerleşir. Saat farkı nedeniyle uykusu gelmeyen Diego oda servisini arayarak “paşam nerede kaldı benim kahvem” der. Okkalı kahvenin yanına bi havana purosu patlatan Diego’nun purosundan çıkan duman otelin yangın alarmını çalıştırır. Sabahın köründe uykularından uyandırılan ve 50 dk lobide bekletilen Chealse’li futbolcuların sahada ruh gibi gezinip 3-0 yenilmelerinde Diego’nun payı ne kadardır tartışılır ama Diego’nun bu jestine karşılık Tevez’in bir dk bile oynatılmaması Manchester hanesine büyük bir nankörlük olarak yazılmalıdır.. (kaynak: www.hurriyet.com.tr)