30 Haziran 2008

Şefik Akkurt'un ilk yazısı



Ada'nın en iyi kebapçısı, yeni nesil fotoğrafçı, sınır-tanımayan Demirsporluların elebaşı Şefik "kebabman" Akkurt, sporadana.com'da yazılarına başladı; ilk yazısı için buraya tıklayın

Kongre'ye doğru...

Kongremizin ikinci ayağı 3 Temmuz günü gerçekleştirilecek. Dernek, yine kongre çağrısını yaptı. Bir önceki kongrede de dernek oradaydı...Tüm Demirsporlular, Tam Bağımsız Adana Demirspor için kongreye!

3 Temmuz 2008 Perşembe
12.45
B.Belediye Salonu

Konya'dan Hüznü Silmek...

"Konya" sözcüğü tüylerimizi diken diken ediyor biliyorum. Acımızı hafifletecek bir gelişme var lakin. A takımın yapamadığını minikler yapmış, Minikler Türkiye Şampiyonası 1.Kademe maçları sonucunda;

Kütahya Yeşilçamspor'u 4-1
Mersin Akdeniz'i 2-1
Niğdespor'u da yine 2-1

yenerek 2.Kademe'ya katılma hakkı kazanmışlar. Helal olsun bu çocuklara. Tam Bağımsız Adana Demirspor, onlarla kurulacak, onlarla varolacak.

2.Kademe'de rakiplerimiz şunlar;

Afyonspor
Ankaraspor A.Ş.
Beşiktaş
Bucaspor
Denizlispor
Erciyesspor
Galatasaray
Kocaeli Demirspor
Lüleburgazspor
Saime Koncaspor
Sakarya A.Ş.
Samsun Kadıköyspor
Samsunspor
Trabzonspor
Van Marshal İdman Yurdu

Başarılar Minikler!

Mavilacivert.com Basın Toplantısının Ardından...

Geçen hafta, kongreden bir gün önce, daha önce yönetime talip olduğunu açıklayan Mavilacivert.com bir basın toplantısı düzenlemişti. Mavilacivert.com Yönetim Kurulu üyeleri basın toplantısında, ilk bildirileriyle aynı çizgide, tutarlı açıklamalarına devam etmişler. Adana'da Mustafa Tuncel ve Mehmet Gökoğlu ile görüşmüşler toplantı haricinde.

Mustafa Tuncel, Mavilacivert.com'un bildirisi ilk yayınlandığında "kom-tere-ciler" diyordu onlar için. Sanırım tavrın ciddiyetinin o da farkına vardı.

Ben kendi adıma, "Tam Bağımsız Adana Demirspor" yolunda atılan bu adımları son derece olumlu buluyorum. Daha önceki değerlendirmelerimde de Mavilacivert.com'un Tam Bağımsızlık yoluna uygun bir programa sahip olduğunu düşündüğümü söylemiştim.

Bu arada ilk kongre, "yeterli çoğunluk sağlanamadı" bahanesiyle 3 Temmuz'a ertelenmiş durumda. Aytaç Durak ve uşaklarından taraftarı suçlayıcı ve "biz olmazsak kulüp kapanır" biçiminde tehdit edici mesajlar iletilmeye devam ediliyor. Ancak, herkes gönlünü ferah tutsun derim. Demirspor sahipsiz değil, yönetimsiz değil, adaysız da değildir.

Demirspor, Demirspordur. Demirsporluluk, şeref-onur-gururdur.

Lakin siz bunu anlayabilecek insanlar değilsiniz...

Şampiyon Neslişah Spor

Sulukule Dayanışma Futbol Turnuvası haberini daha önce vermiştik (tıklayınız)Sulukule'nin yıkımına dur demek için gerçekleştirilen organizasyonda kalplerimiz oradaydı. Ben kendim, Müzisyenler takımını tutmuştum uzaktan uzaktan, ilk turu geçip yarı finalde elenmişler. Finali Neslişah Spor - Sulukule Spor oynamış. Neslişah Spor'da da yalnız nasıl bir futbol azmi varsa ev sahibi takımı, böyle romantik bir turnuvada hiç acımadan yenip şampiyon olmuşlar, helal olsun. İnsan dostluktan yer bir iki tane yahu...

Bu arada yukarıdaki fotoğrafa Neslişah Spor'la ilgili biraz bilgi edineyim derken rasladım. Neslişah genç takımının geçen yıl Haznedar'la yaptıkları bir maçın yedek kulübesinin oradan çekilmiş..."Sıcak Yuva" - "Titreyen Çocuk"...Futbol ne zaman sadece futbol oldu ki?

Tebrikler Neslişah Spor, belki bu titreyen çocuk da oynadı o maçta, belki gol attı, belki atamadı...Ama ses oldu Sulukule'ye, en çok bu yüzden tebrikler Neslişah Spor...

28 Haziran 2008

"Demirspor taraftarından yanıt"

Adana Demirspor Taraftarlar Derneği, Aytaç Durak'a yanıtı kendisine yakışır şekilde verdi. Dernek Başkanı Talat Şahin, Büyükşehir Belediye Başkanı Durak'ın son dönemlerde makamına, yaşına yakışmayan provakatif açıklamalarına ve Demirspor taraftarını küçük düşürmeye yönelik çabalarına, bir basın toplantısı ile cevapladı.

Şahin, ulusal ve yerel basından Demirspor taraftarına dair çıkan yorumları ve övgü dolu sözlerden oluşan küpürleri okuduğu; kan bağışı, LÖSEV ziyareti gibi sosyal destek projelerinden ve küfüre karşı uyarı için dağıtılan bildirilerden bahsettiği basın toplantısında Durak'ın açıklamalarının Demirspor'u kaosa sürüklediğini ve sorumluluk sahibi kişilerin camiayı düze çıkarma konusunda hiçbir adım atmadığını vurguladı. Tüm Türkiye'nin övdüğü taraftarı karalama kampanyası ile Demirspor gündemini saptırmaya çalışıldığını söyleyen Şahin, bu boş çabaların geerçekleri değiştirmeyeceğini belirtti.

Şahin ayrıca önümüzdeki hafta gerçekleşecek kongrenin demokratik bir ortamda gerçekleşmesi gerektiğini hatırlattı. Kongrenin seçeceği listeye saygı duyulması gerektiğini kaydeden Başka Talat Şahin, kişi ve kurumlardan gelmesi gereken maddi-manevi desteğin devam etmesinin bir zorunluluk olduğunu da sözlerine ekledi.

Basın toplantısının görüntülerini www.sporadana.com adresindeki Demirspor taraftarından yanıt başlığından izleyebilirsiniz.

26 Haziran 2008

Allahaısmarladık















Malum Ankara günlerimin sonuna geldim.Ankara Tayfasından emekliliğimi istememin vakti geldi çattı.İlk buluşmamızda bir temennide bulunup, bir hedef koymuştuk.Bu hedef, Ankara'da bizler olmasak bile her daim Demirsporluların olmasıydı.İnanıyorum ki bu hedefi gerçekleştirebildik.Benim bugün yaşadığım gibi bir Demirsporlu gidecek , bir Demirsporlu gelecek.Ama Ankara Tayfası her zaman varolacak.Buna yürekten inanıyorum.

İki yıllık sürede bu oluşum sayesinde birbirinden değerli insanlarla tanışma fırsatım oldu.Abi , abla , kardeş diyebileceğim canlarım oldu.Ebedi dostluklar edindim.Bu sürede paylaşmayı, dertleşmeyi , gurbette birbirine destek olmayı öğrendim. Sıkıntıya düştüğüm her anda yanımda birilerinin olduğunun farkındaydım.Kimseyi kırmamaya , saygılı davranmaya çalıştım.Birinizin kalbini istemeden de olsa kırdıysam affola.

Geçen iki yılda desteğinizi , sevginizi ,dostluğunuzu hiç eksik etmediniz hepinize ayrı ayrı çok teşekkür ederim. Hepimizin bir Demirspor ütopyası var birbirinden farklı olsa bile amacı aynı olan.Kim bilir şimdi ayrı düşsek bile belki birgün bu amaç bizi ''Adanada'' biraraya getirir.Ben getireceğine , biraraya geleceğimize inanıyorum hem de 2040' tan çok önce:)

Ankara Tayfası; yaptığımız deplasmanları, toplantılarımızı, abiliğinizi, ablalığınızı, kardeşliğinizi, dostluğunuzu hepsini ve hepinizi ayrı ayrı çok özleyeceğim kişiler değişse bile tayfanın duruşuyla ve ilkeleriyle her zaman varolması dileğiyle Allahaısmarladık...

İşkence Görenlerle Dayanışma Günü

Bugün 26 Haziran; Dünya İşkence Görenlerle Dayanışma günü.

Uluslararası Af Örgütü Guantanamo Üssü'nün kapatılması için sürdürdüğü eylemleri kapsamında www.tearitdown.org adresli bir sayfa açtı. Örgütün Türkiye Şubesi'nin katkısıyla sayfayı Türkçe görüntülemek de mümkün. Site aracılığı ile kampanyaya verilen her bir destek ile bir piksel daha kararıyor.



Yıllardır Demirspor taraftarı olarak, sistemli bir işkenceye kurban edilen bizlerin, bu sembolik ancak önemli girişime destek vermesini diliyorum.

Almanya'da bir sokak...

Fotoğraf, bir kaç gün önce Almanya'da bir sokaktan...

Teşekkürler Milli Takım...Herşeye rağmen hayatı güzel kıldığın için...Üzülmemek lazım, ne demişti Lineker?

"Futbol 22 kişinin oynadığı ama sonunda Almanların kazandığı bir oyundur."

25 Haziran 2008

İhtiyatla Yaklaşılacak Sözler...


"Sayın" Aytaç Durak, tezahürat yapan taraftarlarımız için "zarar veriyorlar" diyor. yahu sizin verdiğiniz zararın haddi hesabı yok 14 senedir. Sizin sayenizde bu takım 3. liglere kadar düştü, ve 14 senedir tek bir başarı yok! Kime masal anlatıyorsunuz?

Ayrıca; maçı sahaya inip taraftar mı kazanacak?
Bu futbolcuları transfer eden senin "atadığın" yönetim değil mi?

Maçları kaybeden yine senin transfer ettiğin futbolcular değil mi?

Başarısızlığınızın bedelini neden taraftara ödetmek istiyorsunuz?

Dünyanın neresinde var böyle bir anlayış? tezahüratları, yaratıcı besteleri ve pankartları, sadakatı vs. gibi sebeplerden ötürü Türkiye'de bir çok yerde saygı görüyor bu taraftar grubu.

Ve bu işin taraftarla ne ilgisi var? Ayıptır be ayıp.. Asıl sen kimsin de çıkmış meydan okuyorsun! Kendini mahalle kabadayısı sananları ve böylesi kör döğüşü yapanları çok gördük biz.

Aytaç Durak olmazsa Demirspor şöyle olur böyle olur diye yorumlar yapılıyor. Yani "ölümü gösterip sıtmaya razı olamamızı" bekliyorlar. Bu kulübün kendi öz kişiliğine kavuşması için bu akıl fakiri yönetimden ve belediyeden acilen kurtulmak gerekir. İcabında bu takım küme düşer amatörde oynar ama şerefiyle var olur. Yine tekrar edelim. Bizler öyle renkleri turuncu veya pembe olan, kişiliksiz, 750 kişilik stadyumlarında en böööyüük hebeleşöbelespor" diye tezahüratımsı şekilde tempo tutan bir oluşum değiliz! bizlere karşı söz söylecek olan önce dönecek kendi tarihine bakacak sonra konuşacak.
Özetle; tarihiniz kadar konuşunuz "sayın" Durak!!!

Kongreye !

Dernek'ten kongreye çağrı...Yaşasın Tam Bağımsız Adana Demirspor!

24 Haziran 2008

Git artık! Çek ellerini artık! Konuşma artık!


Aytaç Durak konuşmuş!!!
''...Ancak, biz onlara pabuç bırakacak değiliz, muhatabım da değiller. Kaç gramlık ağırlıkları var. Adana Demirspor'a ve Adana Sporuna zarar verdiler. Bunu cümle alem biliyor. Islah etmek için elimden geleni yaptım yalvardım, ancak basın bu konuya sahip çıkmadı. Genç taraftarlar bilmiyorlar, bilmeyen yönetimin esiri olup, kadrolaşıyorlar terör havası estirmeye çalışıyorlar, mafyalaşmak istiyorlar. Elimin tersiyle vururum hepsine, pabuç bırakmak mizacım da yok. Yerel seçimler öncesi belediye kapısına dayandılar, ama rakip adaya zarar verdiler. Bu fanatik grubun ağırlığının olmadığını seçimde de gördük. Onlar birilerini desteklerse ona zarar verirler. Fanatik grup Adana Demirspor'u desteklemezse Adana Demirspor kurtulur, onlar varsa Adana Demirspor batar."
''Takımı teşvik etmesini bilmiyorlar, bunlardan haberleri yok. Anlatıyorsun anlatıyorsun anlamıyorlar. Sabah geliyorlar maça, maç başlamadan önce başlıyorlar gürültü yapmaya bitene kadar da sadece gürültü ve uğultu yapıyorlar. Böyle maç alınır mı? Play-off maçları için Konya'ya 10 bin kişi gönderdik, taraftarla maç alınsaydı, orada alınırdı. Bu tip taraftarın ağırlığı yok. Bu tip taraftarlar maça gelmezse Adana Demirspor kurtulur. Onlar olmasın, onlar gitsin zevklerini heyecanlarını başka yerlerde tatmin etsinler.''
-----
Aytaç Durak,
Sana, Adana Demirspor'u kullanarak hanene "kazanç" yazdığını düşündüğün her şeyin hesabını soracağız. Bu sözlerinin de...
Büyük hesaplaşma daha yeni başlıyor!

Türkiye - Almanya

Forzalivorno.org 'dan...Milli maç öncesi enfes bir afiş.

"Türkiye’de son 23,Almanya’da son 40 senede TERSANE ÖLÜMLERİ… Övünelim hadi öndeyiz
Milli maça ayırdığınız vaktin yüzde birini ayırdınız mı buna?"


Mavilacivert.com Basın Toplantısı

"Mavilacivert.com Yönetimi'nin yarın (25 Haziran Çarşamba) saat 13:00'de Seyhan Oteli Anadolu Konferans Salonu'nda son günlerdeki gelişmeler ile ilgili bir basın toplantısı düzenleyeceği bildirildi."

Önemli bir toplantı olacak bence. Mustafa Tuncel'in, tam "Mustafa Tuncel'e yakışır" açıklamalarının ardından henüz net bir ses çıkmamıştı. Yarını bekleyip, söylenenleri göreceğiz.

23 Haziran 2008

İnsanca Futbol İzlemek İstiyoruz !


Kongreye 3 gün kaldı. Yeni yönetime ilişkin taleplerimizi açıklamaya devam ediyoruz.

Yalnızca Adana Demirspor taraftarının değil, hemen hemen tüm takımların taraftarının ortak yaşadığı sorunlardan biri de “polisin taraftara karşı davranışları”…Bu noktaya, yaklaşan kongreyle paralel olarak, ancak yalnızca bir kongre maddesi olmaktan öteye varacak şekilde değinmek gerekiyor. Tüm takımların taraftarlarını ortak bir platformda birleştirmek, belki de en çok yapılması gereken şey.

Biz, “İnsanca Futbol İzlemek İstiyoruz”

Sorularımıza cevap istiyoruz…

- Son yıllarda eylemlerde ve tribünde kullanımı adet haline getirilen biber gazının muhteviyatına ilişkin birçok inceleme mevcuttur. Ortaya atılan iddialar, Türkiye’de kullanılmakta olan biber gazının uluslararası standartlara göre “ölümcül” olduğunu söylemektedir. İnsan sağlığına olan etkileri biline biline bu gaz neden stadyumlarda kullanılmaktadır?

- Tribün, yapısı itibariyle kozmopolit bir mekandır. İçinde taşkınlık yapmayan, küfür etmeyen, “sporsever” olarak nitelendirilebilecek insanları yoğun olarak barındırır. Bu insan kitlesinin içinde erkekler olduğu kadar, kadınlar, çocuklar ve yaşlılar da mevcuttur. Biber gazı, hiçbir şekilde suçlu-suçsuz ayrımı yapmaksızın atılmaktadır. Biber gazı, megafonla ya da megafonsuz, polis tarafından hiçbir uyarı yapılmaksızın sıkılmaktadır. “Müdahaleden önce gerekli uyarıların yapılması” ve “suçsuzların korunması” gibi kolluk kuvvetlerinin sorumlulukları arasında sayabileceğimiz “öncelikler” neden es geçilmektedir?

- Tribün, maç başlangıcı itibariyle dışarıdan taraftarın üzerine kilitlenen ve maç sonuna dek bu kilidin açılmadığı bir mekandır. Taraftar, önünde tel örgüler, arkasında kilitli kapı olmak suretiyle hapis durumdadır. Bu koşullar altında tribüne atılan biber gazından sakınmak için sığınılabilecek hiçbir yer yoktur. Suçlu – suçsuz ayrımı yapmaksızın atılan gaz bombasından, masumların etkilenmemesinin sağlanması mümkün değildir. Hapis altına alınan insanlara gaz bombası atmanın mantığı nedir? İnsanlığa nasıl sığmaktadır?

- 5,000 ila 10,000 kişilik kapasiteler arasında değişkenlik gösteren, taraftarın 90 dakika boyunca kilitli olarak tutulduğu tribünlerde, polis kameraları an be an olanları görüntüleyebilme yeteneğine sahiptir, bu kameraların yanı sıra basın mensuplarının fotoğraf ve video kayıtları mevcuttur. Sınırlı sayıda, kaçabilecek yeri olmayan ve aynı zamanda içinde bulunduğu tribünün açıklığından ötürü “gizli” bir iş yapamayacak; dolayısıyla yaptığı herhangi bir “yasadışı” işlem anında, delilleriyle beraber “suçüstü” tespit edilebilecek olan “suçlu taraftar”ların ayıklanması ve yasaların gerektirdiği şekilde cezalandırılması neden tercih edilmemektedir? 10,000 kişinin içerisinde 3-4 kişinin yaptıkları nedeniyle 10,000 kişinin tamamının cezalandırılması hangi hukuk anlayışına sığmaktadır?

- Adana Demirspor tribünlerinde (ve elbette diğer tribünlerde de) suç işlenmemesi için yoğun çabalar sarfedilmekte, tribün içerisinde oto kontrolün sağlanması için maksimum derecede özen gösterilmektedir. Pendikspor maçımızda, sahaya fırlatılan tek bir pet şişenin ardından gelen tepkimiz; Karabükspor maçında 90 dakika edilen küfürlere karşı cevap vermeyişimiz, Mersin İdman Yurdu maçında münferiden kırılan saha koltukları sebebiyle kıranları durdurma girişimimiz, Tarsus İdman Yurdu maçının ardından 3,000'den fazla kişi, şehirde tek bir dükkana, eve, insana, vagona zarar vermeksizin Adana'ya dönüşümüz belgeleriyle ortadadır. Taraftar, kendi içerisinde oto kontrolü sağlamaya çalışmakta ancak kolluk kuvvetlerinin yukarıda bahsedilen davranışları; bu oto kontrol mekanizmasını da yıkarak, tribün içerisinde “suçlu”lara avantaj sağlamaktadır. Bu koşullarda en çok zarar gören yine “masum sporseverler”dir. (Sözü edilen ve edilmeyen diğer takım taraftarlarının da elbette benzer bir biçimde, kendi içlerinde daha iyi, daha güzel, daha sporsever tribünler olmaya yönelik çabaları mevcuttur. Adana Demirspor da dahil olmak üzere hiçbir takım taraftarı için bunun tam olarak sağlanabildiği söylenemez. Ancak ortaya konulan “çaba”, baltalanmaması gereken bir çabadır.)

- Tribünün yanı sıra, 1 Mayıs gösterilerinde, bir hastanenin acil servisinde “gaz bombasını düşüren” Türk polisi, ne tesadüftür ki, Mersin İdman Yurdu maçımızın ardından “bir deplasman otobüsümüzün içine gaz bombasını düşürmüştür”. Türk polisine, gaz bombalarının düşmeyeceği, altı delik olmayan, sapsağlam kemerler yapılması mümkün değil midir? Hastane acil servisleri, otobüs içleri biber gazı kullanımı için uygun mudur? Nasıl bir “hırs” o esnada o bombaların oraya düşmesine sebep olmuştur? Bu düşmanca muamele nedir? Nedendir?

Tüm bu başlıklar ışığında, kimi kulüplerin yönetimleri taraftarlarının yanında yer almaya çalışmaktadır. Adana Demirspor taraftarı, yönetiminden böyle bir destek görmemiştir. Taraftar, herhangi bir “olay”da yalnız bırakılmış, masum olduğu durumlar çarpıtılmaya çalışılmış, deplasmanlarına yasak koyulmaya cüret edilmiştir.

Kongreden çıkacak “tam bağımsız ve onurlu” yönetim; kendini ülke çapında sevenine sevmeyenine kanıtlamış, Türkiye’nin en kaliteli ve nitelikli taraftar gruplarından biri olan Şimşekler Grubu başta olmak üzere tüm Adana Demirsporlulara sahip çıkmalı, mahkemeler, valilikler, emniyet müdürlükleri v.b. kanalları kullanılması gerekiyorsa kullanmalı, taraftarının “sporsever tribün” mücadelesinde destek vermelidir. Yönetim, avukatlarının yalnızca kulübün değil, taraftarının da hakkını koruyacağı şekilde örgütlenmelidir. Taraftar grupları arasında başlaması olası “İnsanca Futbol İzlemek İstiyoruz” gibi kampanyaları desteklemeli, bu konuda yapılacak atılımları, gerekirse diğer kulüplerle temas halinde, gerekirse tek başına ama dimdik ayakta gerçekleştirmelidir.

Yaşasın Tam Bağımsız Adana Demirspor !
Yaşasın Onurlu Yönetim !
Yaşasın İnsanca Futbol İzleme Özgürlüğümüz !

Sevinmek...

Şampiyon olabilseydik, 2 defa sevinecekmişiz bu sene demek...Milli Takım sağolsun...

İnadına o mavi-lacivert formayı çıkarmıyor bu taraftar işte

Hüzünde, sevinçte...

Ne demiştik ?

"İster güldür, ister ağlat

Lacivert, sen...Mavi, hayat..."

(Fotoğraf Adana'dan, Metin Gül göndermiş, çok teşekkür ediyoruz)

Adanademirsporludur.net

Onurlu ve Tam Bağımsız Adana Demirspor için imza kampanyası sürüyor...Tıklayınız:

http://www.adanademirsporludur.net/

Yaşasın Tam Bağımsız Adana Demirspor !

22 Haziran 2008

DAHA MUTLU OLAMAM, BU AKŞAM!!!



Ben dünkü maçta şiddetle rusyayı tuttum. Kazansınlar istedim, kazandı adamlar bileklerinin hakkıyla. Sonra birde "maçtan önceki" fotolar kısmında bugün bu görüntüyü gördüm tek laf çıktı ağzımdan bir "Mor ve Ötesi" şarkısını hatırlatır bir biçimde ; "DAHA MUTLU OLAMAM, BU AKŞAM!!!"

21 Haziran 2008

Doğu-Batı

Milli takım turnuvadaki efsanevi galibiyetlerine bir yenisini daha ekledi.Doğaüstü güçler tarafından finale taşınıyoruz.Alınan galibiyetler için ne demeli bilmiyorum.Ne şansa benziyor ne de rastlantıya farklı bir durum.Kim ne derse desin, bu futbolun adaletinden çok ötede birşey.Belki yıllarca Batı'nın sayesinde sefa sürdüğü Doğu'nun hakkını geri alması , belki yıllarca gurbette verilen emeklerin karşılığı , belki haketmediği zorlukları ve acıları yaşayan milletimize verilen bir ödül.İsmi ve nedeni ne olursa olsun hakediyor muyuz? Evet, fazlasıyla hakediyoruz. Sevinmeye alışmak istiyoruz.Temennim sevincimizin yarım kalmaması , dünya kupasında yarım kalanın burada tamamlanması.Durmayın! Tam gaz devam...

20 Haziran 2008

Lig başlangıcı : 31 Ağustos

Federasyon Tff 2.lig planlamasını yayınladı. Geçen sezon 50 takımla oynanmıştı 2.lig, bu sezon 54 takım var (10 düşüp 14 geldi 3.ligden)

İlk bölümde yine kademe gruplarıyla başlanacak; 11 takımlı 4 grup + 10 takımlı 1 grup

Ardından 2.bölümde 10 takımlı yükselme grubu + 9 takımlı 4 klasman grubu + 8 takımlı 1 klasman grubu

31 Ağustos tarihinde başlıyoruz, ilk bölüm 28 Aralık'ta, ikinci bölüm 10 Mayıs'ta sona eriyor...

Federasyonun web sitesinde şurada bulunuyor ayrıntılar:
http://www.tff.org/Resources/TFF/Documents/ligb/TFF-2-LIG-2008--2009-SEZON-PLANLAMASI.xls

Başlığı comic sans'la yazmışlar..Sinir oldum

Bilic vs Terim

Biri gitarist, rock grubu var, küpesini takmadan sahaya çıkmıyor, ırkçılık karşıtı, Che t-shirtleriyle müzik yapıyor. Diğeri en son Orhan Pamuk'u yetersiz milliyetçi buldu. (Orhan Pamuk'u da sevmem, o apayrı bir konu)

Bu iki teknik direktör bu gece karşı karşıya...

Bana, "ülke takımının başında hangisinin olmasını isterdin?" deseler, cevabım çok net Bilic'ten yana.

Bu gece Türkiye kazansın ama her nasıl olacaksa Fatih Terim kaybetsin.
Hırvatistan yenilsin ama her nasıl olacaksa Bilic kazansın.

19 Haziran 2008

Kansızlık....

Bundan yaklaşık 1.5 ay önce İlker Avcıbay'ın Manisasporla anlaştığı yazılıyordu basın organlarında, bununla ilgili İlker yaptığı açıklamada "Ben bu kadar kansız değilim" demişti.

Devran döndü, vucudunda kan kalmadı demek ki arkadaşın:
http://www.ajansspor.com/futbol/tff1lig/h/20080618/ilker_ve_Burak_Manisasporda.html
Ne diyeyim, bu kadar yanar döner olmak hiç kimseye yakışmıyor,boş mukaveleye ne oldu İlker Bey.

17 Haziran 2008

AYTAÇ DURAK'I NEDEN İSTEMİYORUZ? -4-

Adanaspor maçı:

Adanaspor maçını kazansaydık veya en azından berabere kalsaydık şampiyonduk. Adanaspor açısından play-off oynanması garanti idi. “Adana” ilk şampiyonunu çıkarmanın hemen eşiğinde idi. O tarihlerde yöneticilerin beyanları şu şekilde:

Gönderdiğiniz Sadi TEKELİOĞLU: Adanaspor’u yenerek matematiksel olarak şampiyonluğumuzu ilan edeceğiz. Bu karşılaşma bizim için çok önemli. (Verilen beyanlar içinde kazanmamız yönünde beyan veren tek kişi Sadi TEKELİOĞLU’dur. Kim bilir belki şu anda takımda olmamasının nedenlerinden biri de budur!!!)

Aytaç DURAK: Ezeli dostluk ve Adana kazansın. Sayın DURAK bu maçta Adana’nın kazanmasının tek yolu Adanaspor’un kazanması idi. Çünkü bizim galibiyetimiz halinde matematiksel olarak doğrudan çıkmaları onların imkansız hale gelirken bizim garanti oluyordu. Diğer taraftan biz kaybedersek iki takımın da doğrudan şampiyon olmaları ihtimali doğuyordu. Bu durumda Adana’nın kazanması için maçı Adanaspor’un kazanması şarttı. Onursal başkan olarak Adana Demirspor’un şampiyon olmasındansa Adana’nın kazanması ve Adana Demirspor’un işinin ihtimallere kalmasını içeren bir açıklama yapmayı içinize nasıl sindirdiniz?

Bayram AKGÜL: İşin acı yanı bakın o tarihlerde Bayram AKGÜL ne diyor? “Bizim açımızdan rahat bir maç olacak. Adanaspor en kötü şartlarda ekstra play-off’da şampiyonluğu kovalayacaktır. İzleyenlerin zevk aldığı bir maç olsun.” Onların başkanı Adana’nın değil Adanaspor’un durumunu değerlendirirken ekstra play-off’u dikkate alıyor, bizi manevi olarak da desteklediği için onursal başkan olan siz zımnen maçı Adanaspor kazansın diyorsunuz!!!

Adanaspor Teknik Direktörü Eyüp ARIN: Maç sonrasında kazananın Adana olduğunu açıklıyor.

Mustafa TUNCEL: Yendik veya yenildik, hiç önemli değil. Zorlu maçta rövanşı rakibimize verdik. Bu Adana için hayırlı oldu. İki takımın da birinci lige çıkma şansı doğdu. İşte Sayın TUNCEL ve TUNCEL’i atayan siz Aytaç DURAK. Takımınız kazansa şampiyon olacak ve önemli değil diyorsunuz. Yazık, çok yazık.

Aytaç DURAK: Maç sonrasında çok garip bir açıklamanız daha var. Bunu açıklamanızı özellikle istiyorum. “Bu kentin valisi, Belediye Başkanı, her iki takımın yöneticileri ve taraftarlar üzerine düşen görevi yaptı. Ligin bitimine iki hafta kala Adana takımlarının el ele 1. Lige yükselmeleri için büyük fırsat doğdu. Artık söz iki takımın futbolcularında.” BU NE DEMEK SAYIN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI???

AYTAÇ DURAK'I NEDEN İSTEMİYORUZ? -3-

Taraftarların maçlara götürülmemesi:

Size taraftarın nasıl bir karakter taşıdığını, neyi nasıl temsil ettiğini, Türkiye’de nasıl algılandığını, duruşunu, emsalsizliğini ve yaşanan olağanüstü olumlu gelişimi anlatacak değilim, çünkü bunlara sırtınızı dönmüş, kulaklarınızı tıkamış, gözlerinizi kapatmış durumdasınız. Bu nedenle şu sorularıma cevap verin yeter:

Son Mersin İdman Yurdu maçına taraftar götürmedik. O maçta şampiyon olabilirdik. Geçen sene Adanaspor şampiyonluk maçını 28.04.2007 tarihinde Mersin Büyükşehir Belediyesi ile Mersin’de yaptı. Adanaspor taraftarı bu maça gitmiş midir? Gitmesi yasaklanmış mıdır?

25.01.2008 tarihinde Adanaspor taraftarının Tarsus maçına gitmemesini istediniz. Bayram AKGÜL maç sonrasında yaptığı açıklamada Adanaspor taraftarının size yapılan kötü tezahüratları engelleyerek gerçek Adanaspor taraftarlığını gösterdiğini açıkladı. O taraftar oraya nasıl gitti? Önlemek için ne yaptınız? Tarsus’ta o taraftara nasıl muamele gösterildi?

12.02.2008 tarihinde Adanaspor taraftarının Ankara’ya Şekerspor deplasmanına gitmemesini istediniz. Maç sonrasında kötü hava koşulları nedeniyle 100 Adanaspor taraftarının dönüş yolunda perişan olduğunu okuduk. Taraftarın gitmemesi için hangi önlemleri aldınız? Adanaspor yönetimini bu yönde nasıl etkilediniz, etkileyebildiniz mi?

Mersin İdman Yurdu-Adanaspor maçına Adanaspor taraftarının gitmemesi gerekmez miydi? Aldığınız kararlar açıkça ortadayken 11.04.2008 tarihinde Bayram AKGÜL’ün maça gelecek taraftarların maç boyunca küfür etmemesini istemesini aldığınız kararlara uyum derecesi açısından sorguladınız mı?

AYTAÇ DURAK'I NEDEN İSTEMİYORUZ? -2-

Onursal Başkanlık

Sayın DURAK siz takımımızın onursal başkanısınız. Önce bu başkanlığınızın dayanağı nedir onu göstereyim.

Adana Demirspor Kulübü Derneği Tüzüğü’nün “Kulübe Üye Olmak” başlıklı 10 uncu maddesinde kulübe maddi ve manevi bakımdan önemli destek sağlamış bulunanların yönetim kurulu kararı ile onursal üye olarak kabul edilebileceği hükme bağlanmıştır.

Kulübe sağlamış olduğunuz maddi ve manevi destekten dolayı yönetim kurulumuz size onursal başkanlığı layık görmüş. Açıkçası ben manevi desteğinizi hissetmiyorum. Maddi ve manevi destekle ilgili olarak ise son dönemlere ilişkin tespitlerim şu şekilde:

Tarih 27.03.2007: Adanaspor ve Adana Demirspor’a 40’ar bin YTL’lik çek, ayrıca Otomobil Fuarı geliri olan 30 bin YTL’nin iki takıma 15’er bin YTL olarak dağıtılması.

Tarih 17.04.2007: Adanaspor ve Adana Demirsporlu futbolculara moral yemeği verilmesi.

Tarih 03.05.2007: Takımımıza yapılan spor kompleksinden sonra Adanaspor’a da tesis yapılması sözü verilmesi.

Tesis yapılması sözü verilmesinin sonrasında Adanaspor yöneticileri Osman SÜMER, Bülent UZEL, Bayram AKGÜL çeşitli fırsatlarda size minnettar olduklarını açıklıyorlar.

Tarih 09.08.2007: Bayram AKGÜL sizin iki takıma da eşit mesafede durma sözü verdiğinizi anımsatıyor.

Tarih 10.08.2007: Adanaspor Adana Demirspor’dan İlker ÖYMEZ’i bonservis bedeli ödemeden renklerine katıyor. Bayram AKGÜL sağladığı kolaylık için size teşekkür edip stoper sorunlarını sizin sayenizde çözdüklerini ifade ediyor.

Tarih 29.08.2007: Seyhan Belediye Başkanı Azim ÖZTÜRK, belediyelerinin imkanları dahilinde Adanaspor’a destek vereceğini açıklıyor.

Bu ifadenin sonrasında çeşitli suretlerde Adanaspor’a maddi destek sağlıyor. Bir açıklamasında belediye spor fonunun %57’sini Adanaspor’a tahsis ettiğini, kalanını Adana sporu için dağıttığını ifade ediyor. Bu dönem içinde tespit edebildiğimiz tek desteği Adana Demirspor’dan 50 tane kombine alması.

Tarih 08.12.2007: Sizin ve Adana Demirsporlu yöneticilerin gayretleriyle bir iş adamından temin edildiğini ifade ettiğiniz 400 bin YTL’lik çekin Adanaspor’a verilmesi.

Tarih 25.01.2008: Adanaspor’a tarafınızdan 100 bin YTL yardımda bulunulması.

Bu belirttiklerimin yanı sıra 11.07.2007 tarihinde Dengir Mir Mehmet FIRAT ile birlikte Adanapor’a Spor Toto Genel Müdürlüğü’nden yapılan kaynak kesintisini kaldırmak yönünde girişimde bulundunuz.

08.05.2008 tarihinde Adanaspor’u Erzurum deplasmanına havaalanından uğurladınız.

Bizimle ilgili gururumuzu kurtaracak neler yaptınız Sayın Aytaç DURAK? Tarsus’ta taraftarımıza yapılanlardan sonra, yaşananların talihsizlik olduğunu, bir sorumlu aramayacağınızı, işi tatlıya bağlamanın yollarını arayacağınızı beyan ettiniz. Peki ya Demir? Peki ya tamamen masum insanların da üzerine sıkılan ve sıkılmasına asla gerek olmayan biber gazından etkilenen çoluk, çocuk, bayanlar? Bu takımın taraftarını, bu şekilde mi temsil ediyorsunuz? Temsil ediyor musunuz?

Konya’da sıkılan biber gazı sonrasında adli merciler huzurunda gerekeni yapma hususunda bir inisiyatif aldınız mı? Son durum nedir?

Her iki takıma da verdiğiniz maddi ve manevi desteklerden tespit edebildiklerimiz ortada. Şimdi bu durumda şu soruları sormadan edemiyorum:

1)Neden sadece bizim onursal başkanımızsınız?

2)Desteğinin önemli bölümünü Adanaspor’a aktaran Azim ÖZTÜRK’ün Adanaspor yönetimindeki hakimiyetin boyutu nedir?

3)Adanaspor yönetimi tarafından herhangi bir simge ile onore edildiniz mi?

4)Adanaspor yönetiminde hangi ölçüde söz sahibisiniz?

5)Adanaspor yönetimi sözünüzü dinlemezse ne olur? Dinlemediği olmuş mudur?

6)Adana Demirspor yönetiminin sözünüzden çıktığı olmuş mudur?

7)Adanaspor yönetimi 01.10.2007 tarihinde Çatalan’da yapacağınız tesislere gitmeme kararı aldığını beyan etmiş, sonra bu kararından dönmüştür. 04.10.2007 tarihinde takımımız yönetimi mevcut tesisleri Adanaspor’a bırakarak Çatalan’daki tesislere taşınabileceğini beyan etmiştir. Beyanların arkasındaki mantıktan tamamen bağımsız olarak soruyorum: Bizim yönetim size biz bu tesislere gitmiyoruz diyebilir miydi?

Tespitler ortadayken sayın DURAK neden sadece bizim onursal başkanımızsınız, neden sadece bizim üstümüzde hakimiyet sahibisiniz? Üstünde hakimiyet kurmadığınız takımlardan da hizmetinizi esirgemediğinizi açıkça görmemize rağmen neden sizin hakim olmadığınız bir yönetimin ölü doğacağı ve Adana Demirspor’un ışığının söneceği beyan edilmektedir?

AYTAÇ DURAK'I NEDEN İSTEMİYORUZ? -1-

Sayın Aytaç DURAK, sizinle ilgili aslında çok da kötü şeyler yazamayacağım. Bunun nedeni hangi amaçla olursa olsun, hangi sonuca ulaştırırsa ulaştırsın takımımıza bir şeyler katmanız.

Şunu belirtmeliyiz ki, biz nefret dolu bir topluluk değiliz, yazdıklarımdan sonra nereye varacağımızı neden bağımsız bir Adana Demirspor istediğimizi belki daha iyi anlayacaksınız. Kim bilir belki bu bağımsız Adana Demirspor’a siz de katkıda bulunacaksınız ki; bence bu sizin göreviniz! Bu sadece ve sadece sizin de kendi pencerenizi belki de bir an için bırakıp bizim penceremizden bakabilmeniz yoluyla mümkün olacaktır. İstediklerimden asla geri adım atmıyorum, BAĞIMSIZ BİR ADANA DEMİRSPOR İSTİYORUM, tek adam istemiyorum, taraftarın da sesini dinleyen bir yönetim istiyorum, yaptıklarını lütuf değil hizmet ve görevinin gereği olarak gören bir anlayış istiyorum.

Takımımıza verdiklerinizin kendinizden değil de Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun size verdiği yetkiden kaynaklandığını, daha doğrusu Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı koltuğunu size bahşeden Adana kentinin çok önemli bir bölümünü oluşturan Adana Demirspor taraftarının oylarının da katkısıyla bu yetkileri haiz olduğunuzu bilerek hareket etmenizi, takımımız üzerinde tahakküm oluşturmamanızı istiyorum. Son olarak tıpkı Mustafa TUNCEL’e yazdığımda söylediğim gibi size bunları ağzımdan tek küfür, tek kem söz etmemiş birisi olarak yazıyorum. Yaptığınız şeyleri kanıtlama imkanımız yok; bu nedenle çok da somut şeyler yazamayacağım. Ancak eğer Adana Demirspor’u çıkarlarınız uğrunda kullandıysanız, eğer bazı maçlarda takımımızı küçük hesaplar doğrultusunda yanlış yollara soktuysanız, eğer kukla yönetimleri iş başına getirmek suretiyle takımıma ve onun duruşuna zarar verdiyseniz, bilin ki yediğimiz biber gazlarının, çektiğimiz her türlü eziyetin, döktüğümüz her bir damla gözyaşının müsebbibi olacaksınız. Eğer bu varsayımlar yanlış ise sizden şimdiden özür dilerim. Ama eğer doğruysa Sayın Aytaç DURAK; size de beddua ediyorum. Bunları yaşamamızda payınız veya rolünüz varsa eğer, kat kat fazlasının önce sizden sonra ailenizden, çoluğunuzdan çocuğunuzdan çıkmasını diliyorum.

Aşağıda sıralayacağım hususların hepsi beni rencide eden, bazı şeyleri sorgulamamı gerektiren ve tamamıyla bazı yerel gazetelerin internet arşivlerinden alınan haberlerden kaynaklanmaktadır.

Yönetimlerimizin seçimi:

Sayın DURAK burada yazdıklarım aslında malumun ilanından öte geçmiyor. Herkesin bildiğini bir kez daha gösteriyorum.

"Büyükşehir Belediyesi ve Adana Demirspor Onursal Başkanı Aytaç Durak, önceki gün makamında kabul ettiği Adem Atılgan ve yöneticilerinin istifalarına "ONAY" verdi. Adana Demirspor'da kulüp başkanlığı ve yönetim kurulu için son sözü Büyükşehir Belediyesi ve Adana Demirspor Onursal Başkanı Aytaç Durak söyleyecek.

Mavi-Lacivertli ekibin en büyük destekçisi olan Büyükşehir Belediye Başkanı ve Adana Demirspor Kulübü Onursal Başkanı Aytaç Durak, Adana Demirspor'da kulüp başkanı ve yönetim kuruluna girecek isimleri belirlemek için çalışmalara başladığı öğrenildi."

Mehmet Gökoğlu, düzenlediği basın toplantısında “Daha iki yıl öncesi onursal başkanımız sayın Aytaç Durak’ın telefonlarına çıkmayanlar, bugün onursal başkanımız sayın Aytaç Durak’a işaret edilmek için kulisler yapmaktadırlar.” dedi. Adana Demirspor’da yarın yapılacak olağanüstü kongre için geri sayım başladı. Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak’ın başkanlık için işaret ettiği Adana Barosu Başkanı Avukat İbrahim Gazioğlu’na büyük tepkiler geliyor.

Tarih 14.06.2007: Spor camiasının ve iş dünyasının tanınmış isimlerinden Osman Çetinkaya “Şahsım olarak yeni oluşturulacak yönetim kurulunda yeralmak istiyorum. Bizler spora ve Adana'ya maddi-manevi büyük hizmetler veren Başkanımız Sayın Aytaç Durak'ın yönetim konusunda yelpazeyi biraz daha geniş tutmasını arzu ediyoruz. Yıllardır Demirspor'u sırtlayan Başkanımızın kendine yakışanı yapacağını umut ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Tarih 15.06.2007: Durak, "Kulüpler taraftarların desteğiyle ayakta kalmalıdır. Yönetim kurulu başkanı kim olacak? Eli cebinde olacak kişiler yönetimde olsun. Sayın Gazioğlu bütün ısrarlara rağmen yönetime girmeyi kabul etmedi. Kenan Şenbayrak, kulüp başkanı olabileceğini ve belediyenin belirleyeceği bir listeyle çalışabileceğini söyledi. Mehmet Gökoğlu kulüp başkanı olabileceğini ve çalışabileceği yönetimi kendisinin belirleyeceğini iletti. 4-5 kulüp başkanın daha ismi geçti. Sonunda Mustafa Tuncel'de karar kıldık. Adana Demirspor camiasına hayırlı olsun" diye konuştu.

Tarih 16.06.2007: Tuncel, görev bölümü için son sözü Büyükşehir Belediye Başkanı ve Demirspor Kulübü Onursal Başkanı Aytaç Durak’ın söyleyeceğini açıkladı. Sayın DURAK, bu ilk yönetim seçimi değil. Daha önce de böyle de oldu. Tamam, takımın onursal başkanısınız. Takıma göreviniz olan katkıyı da yapıyorsunuz. Lakin göz ardı ettiğiniz bir husus var, bu takım 1940’ta kuruldu, 68 yıldır ayakta, takım sizin değil. Ortalama 10.000 kişiye oynuyor ve siz öyle bir ortam oluşturuyorsunuz ki sizin onay vermediğiniz kişi/kişiler takımın yanına yaklaşamıyor. Sizin onayınız olmadan yönetim kurulamıyor, bırakın yönetim kurulmasını ipler o kadar elinizde ki ONAYINIZ OLMADAN GÖREV BÖLÜMÜ YAPILAMIYOR.

Sayın DURAK, dünyanın en iyi niyetli insanı bile olsanız ben böyle bir tahakküme, baskıya, monarşiye karşıyım. Siz, yönetimleri tayin edince ne oluyor, herkes size borçlu, herkes size minnettar, kimse yaptıklarınıza hayır diyemiyor, hayır diyen olursa sizin katkılarınıza yönetime gelecek olanlar da hazır.

Diyelim ki; elinizdeki gücü sonuna kadar iyi niyetle kullanıyorsunuz. 68 yıllık bu camiaya Aytaç Durak Spor dedirtmeye hakkınız var mı? Daha önceki yazımda sormuştum, yine soruyorum siz nasıl karşılardınız çalışacağınız kadroyu sadece benim belirlememi, arkadaşlarınızı benim seçmemi, hatta kızınızı vereceğiniz kişiyi bile benim belirlememi?

BİZİK...!

Anavarza'nın müthiş çabalarıyla, yapımı hızla süren "BİZİK...! Bir Şimşekler Grubu Belgeseli"nin 2.teaser'ı gösterime çıktı. Ardında inanılmaz bir emek var ve Anavarza'nın ortaya harika bir şey çıkaracağına eminim. Herkesin eline sağlık şimdiden.

İlk teaser yayınlandığında "Herkes kendi metrekaresinde duracak!!!" ve "Bizim maçımıza 2 defa gelen Demirsporlu olur" sözleri efsane olmuştu. Bakalım bu ve bundan sonrakilerden neler çıkacak...

Teaser 1: http://www.vimeo.com/767259
Teaser 2: http://www.vimeo.com/1179975

İyi seyirler...

Lokomotif, yol ayrımında...

Kongre yaklaşıyor, daha önce saflar belirginleşiyor demiştik, günden güne daha net görülüyor bence. “Lokomotif'in önünde 3 yol bulunuyor” görüşü forumlarda yer alıyor şu sıralar, katılıyorum. Birincisi, belediye boyunduruğuyla aynen devam, Aytaç Durak'ın atayacağı bir başkan ve yönetim. İkincisi, belediye dışından ancak belediyeyle çok ters düşmeyecek, yarı-bağımlı yarı-bağımsız bir yönetim. Bu 2.yolun Aytaç Durak’a yakın duran kısmı da mevcut, taraftara yakın duran kısmı da. Üçüncüsü, "gemileri yakmak"...Ben, yangından yanayım tam bağımsızlık için...

Henüz, mavilacivert.com dışında kimse yönetime talip olma anlamında net ve kesin bir görüş belirtmedi. Benim kendi fikirlerim şöyle;

Aytaç Durak, birinci yolu istiyor, ikinci yol alternatifini aklında tutarak. İşe ikinci yolla başlayıp daha sonra nasılsa birinci yola getiririm ben olayı diyor olmalı. "Ergun Kara medyası" en büyük destekçilerinden biri.

Mustafa Tuncel'in devam edeceğini/edebileceğini zannetmiyorum, kendisi de aday olmayacağını söylemişti. Hem taraftar, hem Aytaç Durak bir kez daha gelmesini istemiyor bence.

Selçuk Özkök ismi kulislerde duyulmaya başlandı. 2.yolun adayı olabilir bence. Aytaç Durak destekleyecektir. Kendisi, biraz uzak durmaya çalışabilir mi belediyeden, göreceğiz aday olup kendini anlatırsa.

Adem Atılgan, zannetmiyorum ki başkanlığı istiyor olsun. Ancak etkinliğini yitirmeyi de istemeyecektir. 2.yolda ısrarlı olabilir. Mehmet Gökoğlu'na da yakın durabilir, Selçuk Özkök’e de. “Aytaç Durak’sız olmaz” demeciyle 3.yolda olmadığı kesin.

Mehmet Gökoğlu, 2.yolla 3.yol arası bir noktada duruyor gibi, 2.yolun Aytaç Durak’tansa taraftara daha yakın duran kısmından bence. Ancak aday olup olmayacağına ilişkin bir bilgi vermedi. Adaylığını koyarsa, nereye daha yakın durduğunu da kestirebileceğiz.

Mavilacivert.com, direk 3.yolcu. Şu ana dek "biz talibiz" diyen bir tek onlar oldu. "Tam bağımsızlık" şiarı etrafında birleşiyorlar.

Lokomotif, önemli bir yol ayrımında…Kongreye artık gerçekten az kaldı. Bekleyip göreceğiz…

Sulukule'de Hayat Var !

"Tarihi Sulukule semtinin ‘Kentsel Dönüşüm’ projesi adı altında yok edilme girişimine karşı direnen ‘yaşam savunucuları’nın oluşturduğu ‘Sulukule Platformu’ bir futbol turnuvası düzenledi. Platfom açıklamasında; “Boş arsa gibi rant hesaplarıyla pazarlanan mahallemize sizleri aylardır hep “Yetişin, yıkıyorlar!” diye çağırdık. Sesimizi her seferinde duydunuz. Şimdi bir kez daha çağırıyoruz: Gelin, futbol şölenimizde birbirinin halinden anlamayı, dayanışmayı ve paylaşmayı kutlayalım. Mahallemizde hâlâ hayat var!..” dedi."

Turnuva 14-15 Haziran tarihlerinde oynanan çeyrek final maçlarıyla başladı.

Sulukule Birlik - Başıbüyük/Gülsuyu
Mimar Sinan Üniversitesi - Sulukule Spor
Sultan Spor - Neslişah Spor
Çeşme Sokak - Müzisyenler

Koyu takımlar tur atlamış durumda. 22 Haziran Pazar günü yarı finaller oynanacak, 29 Haziran Pazar günü de final.

Daha önce yıkıma uğrayan Başıbüyük ve Gülsuyu'nun ortak takımla turnuvaya destek vermesi ve Mimar Sinan Üniversitesi'nin takım çıkarması turnuvanın süper olaylarından bence. Takımları tanımam etmem lakin isimlerden yola çıkarak açık yüreklilikle sağlam bir "Müzisyenler" taraftarı olduğumu söyliyim. Dünyanın en güzel müziğini yapanlar, en güzel topunu da oynayacaklardır bence. Her halükarda kazanan Sulukule semti olacak elbette...

Bu arada, bu insanların yaşayışlarıyla, şiveleriyle dalga geçmeyi, yıllardır bıkmadan usanmadan bu insanlardan "mizah" üretmeyi, dizilere filmlere konu etmeyi pek iyi biliyoruz. Mütemadiyen, sıkıntılarını,sorunlarını görmezden gelerek çingenelerden bir "eğlence" çıkarıyoruz. En son örneklerinden biri "Cennet Mahallesi", daha öncesinde "Gırgıriye" serisi var. Her ikisinde de rol almış Müjdat Gezen'i "sosyal duyarlılığı olan" biriymiş gibi tanırdım ben. MFÖ'nün Özkan'ını da...

Hani gönül isterdi ki bir de "Oyuncular" takımı olsun, "Cennet Mahallesi" takımı olsun. Bir şekilde bağ kurdukları bu insanların, turnuvasını, çağrılarını duyurmada katkı sağlasınlar, haber olmasına aracılık etsinler...Ama olmamış gördüğüm kadarıyla, yazık olmuş...Ayıp olmuş...

16 Haziran 2008

Tek Kare Euro 2008 : Türkiye III

Teşekkürler...

15 Haziran 2008

Sadi Hoca'yla sohbet...

Ankara Tayfası, eski hocamız Sadi Tekelioğlu'yla görüştü; Demirspor'u, Adana'yı, futbolu konuştu...



4 saati aşkın müthiş sohbette, Sadi Hoca'nın samimiyeti, içtenliği açık sözlülüğü bizi çok sevindirdi ve anlattıkları bu sayfada savunduklarımızın ne kadar haklı olduğunu gösterdi. Hocamızın oğlu Arif de sohbette bizlerleydi.

Kısa sürelik Adana macerasında yaşadıkları, yılların tecrübesi hocamızı bile şaşırtmayı başarmış. Adana Demirspor'da köklü değişikliklerin gerekliliğini bir kez de onun tecrübesiyle onaylamış olduk.

İki aylık süreçte Demirspor taraftarından çok etkinlendiğini belirten Sadi Hoca, Demirsporluluğun adeta bir din gibi olduğunu söylerken sanki maçları yeniden yaşıyor gibiydi.

Sadi Hoca, "Adana Demirspor'u yıllar sonra şampiyon yapan teknik direktör olma" fırsatının türlü engellerle elinden alındığını söyledi ve en çok taraftara üzüldüğünü belirtti. Şimşekler Grubu'nun, daha önce görev yaptığı kentlerdeki taraftar gruplarından çok farklı bir profile sahip olduğunu vurgulayan Hocamız, tezahüratları bile ezberlediğini gösterdi...

Görev yaptığı bir takımdan ilk kez tek taraflı bir şekilde gönderildiğini de sözlerine ekleyen Sadi Hoca, Adana Demirspor'da yapılan en büyük yanlışın yaşı ilerlemiş futbolculara çok büyük meblağlar ödenmesi olduğunun altını çizdi.



Sadi Hoca, Adanaspor'u ve Mersin İdmanyurdu'nu asla çalıştırmayacağını söylerken yaşadığı kızgınlık gözlerinden okunabiliyordu. Hocamızın oğlu Arif ise tribünlerimizin yeni transferi oldu! Arif, Adana'da ve deplasmanlarda izlediği maçlarla kendini artık Demirsporlu olarak hissettiğini söyledi. Biz de tribünden bir abizimin sözünü hatırlattık ona: "Sağcısı solcusu, zengini fakiri, kadını erkeği fark etmez; Demirspor maçını iki kere izleyen Demirsporlu olur!"

Bu uzun sohbetin kısa bir özeti buydu ama tabii ki izlenimlerimizi aktarmaya devam edeceğiz, eminim tayfanın zihninde kalan anlar bunlarla sınırlı değildir...

13 Haziran 2008

KİM?

Uzun soluklu bir araştırma sonrasında sizlerle bazı şeyleri paylaşayım istedim, üzülelim, kızalım ama unutmayalım diye. Yazdığım yazıda neden Mustafa TUNCEL'i istemediğimi anlatacağım. Okursa umarım o da anlar. Yazıma başlamadan hemen önce belirteyim: Sayın Başkan bu satırları size hiçbir küfür etmemiş, ağzımdan tek bir kem söz çıkmamış bir taraftar olarak yazıyorum. Yaptığım tek şey beddua etmektir. Size beddua ediyorum Sayın Başkan.

Yazdıklarımın tamamına yakını belli yerel gazetelerin internet arşivlerinden oluşmaktadır.
1) Levent ERİŞ'in takımın başına getirilmesi ile ilgili olarak Mustafa TUNCEL “…………En son olarak yönetim ile yaptığımız değerlendirmede oy birliği ile Levent Eriş’i Demirspor’un başına getirdik” dedi…………. Başkanlık yaptığı dönemde Levent Eriş’in Vestel Manisaspor’u şampiyon yaptığını anlatan Tuncel, “Genç oluşu, futbolun gelişen teknolojik olanaklarından faydalanabilir…………. Eriş’in geçmişteki başarılarını takip ettik. Gerek yönetim, gerek seyircilerle iyi bir diyalog kurması başrol oynadı. İyi bir tercih yapmanın mutluluğu içerisindeyiz” şeklinde konuştu.” 23.06.2007

Başımıza başkan seçilmenizin hemen akabinde özlü ve düzgün Türkçenizi (içi dolu olsa cümlenin nasıl kurulduğu umurumuzda olmayacak ama), “Genç oluşu, futbolun teknolojik olanaklarından faydalanabilir.” cümlesi ile yakinen hissettirdiniz. Futbolun teknolojik olanakları derken acaba neyi kastediyordunuz?

“Yönetim ve seyircilerle iyi bir diyalog kurması başrol oynadı.” cümleniz ise teknik direktörümüzün yarıda bırakıp gittiği takımlar ve bu takımların taraftarlarının ERİŞ’e bakış açıları hakkında yaptığınız derinlemesine araştırmaların bir meyvesiydi.

Yapmış olduğunuz “iyi” tercihin mutluluğunu yaşarken, davul-zurna ile karşılanmış ve yarı yolda bırakılmış Sakıp ÖZBERK’in esamesi okunmuyordu artık. Çünkü taraftar her ne kadar ÖZBERK’i istese de ERİŞ hakkında “seyircilerle iyi diyalog kurduğu” bilgisini edinmeniz sizin herkesi (malum yüce kişilik hariç) karşınıza alabilmeniz için yeter de artardı bile.

Bakalım bu muhteşem seçim sonrasında ERİŞ verdiği beyanatla Sayın Başkanımızın ne kadar da iyi ettiğini kanıtlıyor muydu?

“Demirspor’un başarı istemesi şampiyonluğu arzulaması gelmemde en önemli nedendir. Karşıyaka ile sözleşmem vardı. Hiç tereddüt etmeden hedefleri büyük olan Adana Demirspor’u kabul ettim………….”

2)“Şimşek’te nokta transfer”

Giresunspor’un süper yeteneği Burak imzayı attı…………. Tuncel, “3 değişik mevkiiye 3 oyuncu daha alacağız. Kamp zamanına kadar, hatta kampta da transfer yapabiliriz. Çok acele etmiyoruz………….”dedi. 27.06.2007

Bakalım Sayın Başkanımız, içi futbol bilgisi ve yönetici vakarına yakışır bu sözleri sarf ettikten sonra neler olmuş:

Mardinspor’dan Emre Güsar ve Rize Pazarspor’dan Gökhan Kula 02.07.2007

Orduspor’un takım kaptanı Alpago Cumhur Akbay 04.07.2007

Uşakspor'un sol kanat oyuncusu Serkan Özen 06.07.2007

Kocaelispor’dan santrafor Mehmet Akdemir 11.07.2007

Antalyaspor’un ön liberosu Levent Kartop 17.07.2007

Kasımpaşaspor’un santraforu Alper Salgın 21.07.2007

Mersin İdmanyurdu’nun sol kanat oyuncusu Ramazan Özay 28.07.2007

Arada bir tane de tarihini yakalayamadığımız var, Kenan Aslan 09.08.2007

Eskişehirspor’un stoperi Nezir Narin 10.08.2007

Altay’dan stoper Bora Rıza Kalyon 11.08.2007

Yorum yok Sayın Başkanım, yorum yok. Devre arasında alınan futbolcuları saymayacağım bile.

3) Sayın Başkanımız elbette ki bununla yetinmediniz. Bakın bir yöneticinin ağzına ne kadar da yakışan bir söz söylemişsiniz:

Adana Demirspor, Uşak önünde çok kötü bir oyunun ardından sahadan 2-0’lık mağlubiyet ile ayrılırken, maç bitiminde Kulüp Başkanı Mustafa Tuncel, “Balonumuz patladı………….” diye konuştu. 04.10.2007

4) Mali sıkıntımızdan kurtulmamız için ne düşünüyordunuz acaba?

Adana Demirspor Kulüp Başkanı Mustafa Tuncel’in “Kulübün tüzüğünü değiştirerek şirketleşeceklerini ve yeniden yapılanmaya gideceklerini” açıklamasının ardından………… 06.12.2007

Bu konu gerçi tartışılabilir bir konu ama zaten Belediye Başkanı’na bağlı olmaya alışmış bir takımın bir şirket başkanına bağımlı olmasında sakınca görmemişsinizdir. Tıpkı bizim sloganımız gibi bir ufuk sunmuşsunuz bizlere: Tam Bağımlı Adana Demirspor

5) Beş yıl içinde Türkiye’nin Milan’ı olacağımızı ilan ettiğinizde size gerçekten saygı duymuştuk. Çünkü hayalleri olmayanlar büyüyemezler. Hedefleri olmayanlar, oldukları yerde kalırlar ve ancak başarılı olanların yanlarından geçişlerini izlerler. Peki sizin gözünüzde beş yıl sonra Milan olacak takımımız şu anda neredeydi? Bunu anlamak için ERİŞ’in takımdan ayrıldığı gün yaptığınız açıklamaya bakalım:

“ERİŞ takımımızın büyüklüğünü kaldıramamıştır. Gidene kal diyecek halimiz yoktur.”

HAYIR!!! BUNU DEMEDİNİZ BAŞKANIM.

“Tuncel, Eriş’in ardından yaptığı konuşmada, “Takımda son haftalarda bir otorite boşluğu vardı. Bu nedenle de böyle olmasının çok daha doğru olduğuna inanıyorum. Eriş’in Vestel Manisaspor’a gitmesi bana göre doğru. Ne mutlu ki, Demirspor’un, şayet anlaşma sağlanırsa, teknik direktörü süper lige transfer oluyor” diye konuştu. 12.03.2008

6) Peki Aytaç DURAK ne demiş ERİŞ gidince:

Teknik Direktör Levent Eriş’in Demirspor’dan bir sezon için 400 bin YTL’ye anlaşmasına karşın 380 Bin YTL’sini aldığı şeklindeki bir soruya da Durak, “………… Hak ettiği parayı vermeleri gerekirdi. Bu konuda yanlış yapmışlar. Ben müteahhitlere fazladan ödeme yapıyor muyum? Tabiî ki yapmıyorum. Kimin ne hak edişi varsa o ödenir. Bu konuda yine söylüyorum, yanlış yapmışlar” diye konuştu. 17.03.2008

Sayın Başkanım, kimin parasıydı sokağa atılan?

7) Zorlu maçlar oynadık. Birçok rakibimiz oldu, çeşitli mağlubiyetler aldık. Görelim rakiplerimiz hakkında çeşitli dönemlerde kimler neler söylemiş:

Mustafa Tuncel: MİY maçı öncesinde. “Taraftarlarımızın büyük destekleri ile sahadan mutlaka galibiyet ile ayrılacağız.. Rakip rakiptir.. Rakibin küçüğü büyüğü olmaz..” 08.09.2007 (Keşke hep böyle konuşsaydınız.)

Gönderdiğiniz Teknik Direktör Sadi Tekelioğlu: Çanakkale’nin ligin tabanında olmasının çok önemli olmadığını belirtirken, “Bizim düşüncemizde takımların durumuna bakmak yok. Her rakip ciddidir. Ciddiye almadığınız her rakip de canınızı yakar. Bu nedenle, Çanakkale karşılaşması bizim için gerçekten büyük önem taşıyor. Kazanıp, yolumuza devam etmek istiyoruz. 27.03.2008

Mustafa Tuncel ise takımın play-off müsabakalarına kalmasının hem kendileri için hem de tüm Adana için bir sürpriz olduğunu söyledi. Takımın bulunduğu konuma yakışmadığını anlatan Tuncel, ''Biz takımın birinci lige çıkma şenliklerini kısa bir süre ertelemiştik, cumartesi bunu coşkuyla kutlayacağız'' diye konuştu. Maça futbolcusuyla teknik heyetiyle ve taraftarıyla hazır olduklarını belirten Tuncel, ''Güngören Belediyespor, play-off müsabakalarında tüm rakiplerini eledi ve finale kaldı. Muhakkak iyi bir takım, ama Adana Demirspor'la baş edecek bir rakip olarak görmüyorum'' dedi. 29.05.2008

Bakın Başkanım size bizim değil de muhteşem motive ettiğiniz Güngören Belediye takım kaptanı Hamza’nın cevabını iletelim:

“Evet biz onların rakibi olamayız çünkü onlar yükselme grubunda biz ise Bank Asya 1.Ligindeyiz.” Sayın Başkanım siz Mustafa TUNCEL olarak dilediğiniz kişiden dilediğiniz sözü duyabilirsiniz; ama Adana Demirspor başkanı olarak size söylenen bu sözler sadece sizi değil bizi de ezmiştir. Sağolun.

8) Göreve talip olmak isteyenlerin cebine en az 10 milyon YTL koyması gerektiğini anlatan Tuncel, borçsuz kulübün olmayacağını, kulübü borçlu devraldığını ve borçlu devredeceğini bildirdi. 09.06.2008

Siz başımıza gelirken 10 milyon YTL koydunuz mu? Cebinizden takıma ne kadar aktardınız? Takıma para aktardıysanız, hibe ediyor musunuz? Hani Demirsporluluğumuzu sorguluyorsunuz ya? Biz de bir soralım dedik.

11.10.2007 tarihinde klubümüzün kendi bütçesinden otobüs aldığını biliyoruz. Bunu siz mi ödediniz? Bunun dışında ne kadar karşılıksız aktardınız?

9) Sayın TUNCEL, 09.06.2008 tarihli toplantınızda “Gülerginlerden, Dönerlerden, Kaymaklardan, Demirdallardan bahsedildi, o ruha sahip insanlar Demirsporu yönetsin diye açıklama yapıldı ama istiyorsanız onları mezardan çıkarın da onlar yönetsin o zaman bu klubü” şeklinde bir ifadeniz olmuş mudur?

Olduysa eğer neden bu ifadeden gocundunuz? Ne rahatsız etti sizi?

10) Adanaspor maçını, maçlara seyirci götürülmemesini burada yazmayacağım, çünkü burada rolü tek başınıza oynamıyordunuz. Onları da yakında yazacağım.

Tek Kare Euro 2008 : Almanya II

Oy ooyy...Saç baş yoldurmanın bir başka biçimi...

Tek Kare Euro 2008 : Hırvatistan II

"Tarkan konseri"

Tek Kare Euro 2008 : Avusturya II

Top; rakip kale direklerinden uzanarak oyun alanı sınırlarını belirten çizgiden, en son senin oyuncuna değerek dışarı çıktığı zaman, bu durumu anlatmak için dünya üzerinde en sık kullanılan sözcük "out"ken; ister senin ülkenin kısaltması olsun, ister kendi dilinde telaffuzu farklı olsun, ne olursa olsun kafana "aut" yazmayacaksın arkadaş. O takım onca golü kaçırdıysa bunda senin de payın var.

selam dostlar//

Tek Kare Euro 2008 : Polonya II

Şu rahatlıkta, şu genişlikte maç izleyemedim ben arkadaş. Varsa yoksa;

"Davulu dinle! Davulu dinleee!"
"Beyler yüklenin!"
"Yükleeeen! Yükleeeeeneeen!"

Ha memnun değil miyim? Bilakis, çok memnunum, o apayrı. Sonuçta bütün maç boyunca "şak-şak-şak-Polaaaand...şak-şak-şak-Polaaaand" diye bağırmaktan iyidir. Sıkıcılığın son noktası o melodi, duydukça tüylerim diken diken oluyor...

Hemen hemen tüm milli takım tribünlerinin ortak sorunu aslında bu tezahürat kıtlığı. Acaba diyorum, tribün grupları bir araya gelip, milli takım için bir tribün grubu oluşturamaz mı? Evet, elbette zor olacaktır bunca saçma sapan düşmanlık varken. Ama kazanımları göz önünde bulundurulunca bence ortak bir nokta bulunabilir.

Her şeyden önce böyle bir grup olması halinde, milli takım maçlarında "sponsorlarca doldurulan manasız, zevksiz, bağırmayan tribünler"in bir miktar önüne geçilebilir. Hakikaten bağıran, destek veren adamlar için federasyon, sporsorlardan feragat ederek yer ayarlamak durumunda kalacaktır. Ayrıca, "milli maç hangi kulübün sahasında oluyorsa, son 10 dakika o takımın rakibine küfredilir" biçiminde özetlenebilecek tuhaf davranış biçimimiz de yok olacaktır (zamanla) bu sayede. Düşünmek lazım üzerine...

12 Haziran 2008

Forza Livorno !

"Dünya Genç İşçi Buluşması 2008 / Türkiye" 7 Haziran'da Balıkesir - Gönen'de başladı. 15 Haziran'a dek sürecek. Buluşmada dün "Endüstriyel Futbol ve Spor" paneli gerçekleşti.

"Spor Eğitmeni ve Yazarı Özcan Bilir’in yöneticiliğini yaptığı panele konuşmacı olarak Forza Livorno Hareketi adına Mehmet Şafak Sarı, Radikal Gazetesi Spor Yazarı İbrahim Altınsay, ODTÜ Sosyoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Berkay Aydın, yakın dönemde kapatma saldırısıyla karşı karşıya kalmış olan Özgür Gündem Gazetesi Spor Yazarı Doğan Durgun ve Galatasaraylı eski Futbolcu Metin Kurt konuşmacı olarak katıldılar."

Devamı ve Forza Livorno hareketinin sunduğu tam metin için tıklayınız : Forza Livorno!

Yeri gelmişken, ben halihazırda üyesi ve yazarıyım forzalivorno.org'un, büyük ihtimalle Demirsporluların önemli bir kısmı da aynı şekilde sitede aktif olarak yer alıyor ya da takip ediyorlar. Bu yıl "Tam Bağımsız Adana Demirspor" dediğimiz andan beri, site, giriş sayfasından Şimşekler Grubu'nun bildirilerini büyük bir nezaketle yayınlıyor. Nezaketlerine teşekkürü borç bilirim...

Forza Livorno !

Aytaç Durak ve Adana Demirspor...

Madem Disconnectus Erectus başka bir siteden bir yazıya gönderme yaptı, o zaman bir tane de benden. Son dönemde okuduğum en iyi metinlerden biri. ntvspor.net'te Yavuz Yıldırım'dan...

Tıklayınız : Aytaç Durak ve Adana Demirspor

Penaltılar ?

Çek Cumhuriyeti maçının berabere bitmesi durumunda, penaltı atışlarına geçileceği her nedense pür neşe ile karşılandı ülkemizde. "Oyunu şöyle oynayalım, şöyle atak yapıp, şuradan gol bulalım" diyen sayısı pek az. Yaradana sığınıp bir Yunanistan, bir Güngören olma görüşünde birleşiyor hemen herkes. Atamasak da penaltılar var nasılsa!

E abicim, sayın abim, penaltılar var tabi de...Kalede de bir adam duracak.

O adamı Viyana lunaparkında nasıl tasvir etmişler, bir gör hele...

Penaltılara falan kalmasın, tamam kötü oynayalım, kapalı oynayalım...ama kalmasın penaltılara. Atalım, kapanalım.

"Popüler futbol kültürü ve milliyetçilik"

Vertumnus, milli mevzuları, görsel bir yolla gündemimize taşıdı, sağolsun; malumunuz turnuva öncesi yeterli-yetersiz milliyetçilik sözleri sızmıştı yoğun gündeme; onları da akılda tutarak, Birikim dergisinin, 1993 yılı Mayıs sayısında yayınlanmış ve şimdi internet üzerinden okunabilir hale gelen bir makaleye dikkat çekmek istedim, Necmi Erdoğan'ın "popüler futbol kültürü ve milliyetçilik" yazısı:

Buradan Okuyabilirsiniz

Herkesin sırt çevirdiği adam...

"Tek Kare Euro 2008" serisini yapmak için çeşitli siteleri dolaşıp fotoğraf topluyorum. Yukarıda iki kesit aldığım fotoğraflar Anadolu Ajansı'ndan. Ajansın birçok foto muhabiri kullandığına eminim lakin aralarında en bahtsızının bu fotoğrafları çeken adam olduğu kesin, abinin yeri ters bi kere...

Buradan kalk, ta oralara git, maç boyunca fotoğraf çek, bir Semih, bir Arda atsın, dilediğin gibi sevinemeden bas deklanşöre...Onlar da sana sırtını dönüp gitsinler...Olacak iş değil, talihsizlik...

- Danişment, ne oldu maçın fotoğrafları, gol sevinçlerini çektin mi ?
- Valla müdürüm nefis sırt var bende, kalça var istemediğin kadar..

Yeter artık! Bırakın silahı!

Yine maç sonrası "güya" sevinç gösterisi, tabanca, kurşun...Allah belanızı versin sizin, yeter ulan yeter ya!

Adana'da Sucuzade'de bir ilkokul-3 öğrencisi, üvey abisinin "sevinç" kurşunuyla yaralanmış. Sağlık durumu iyiymiş şimdi.

Mavi Bulvar'da da havaya atılan bir kurşun dönerken damda yatan bir dayıyı bulmuş. Dayı da iyi durumda.

İnsan mısınız siz şimdi? Sevindiniz öyle mi? Bravo, gerçekten bravo! Türkiye'yi en çok siz seviyorsunuz, futbolu en çok siz seviyorsunuz, bravo! Saygıyla eğiliyorum önünüzde!!!

Di Mi Güntekin ?

İsviçre, Demirsporludur demiştik. Şefik Abilerin bayrağı dün NTV'de Güntekin'in arkasında görünmüş. Her yerdeyiz...

Bu arada benim bildiğim, Güntekin Adanasporludur. İsabet olmuş, Demirspor yazısının önünde durması.

Di mi Güntekin?

Tek Kare Euro 2008 : Türkiye II

"İyi Geceler Öpücüğü"

Tek Kare Euro 2008 : İsviçre II

Olur öyle...Üzme kendini çocuk...Daha neler göreceksin kimbilir...Ağlama çocuk...

Tek Kare Euro 2008 : Çek Cumhuriyeti II

Abi iyi dilemişsin, hoş dilemişsin de, bak zor çıkacak şimdi o yazı. Babannem olsa gazyağıyla yıkaya yıkaya döver seni valla. "Oğlum ne işin var senin top peşinde, bak bi de üstünü boyamış kör olmayasıca!"

Tek Kare Euro 2008 : Portekiz II

"Zafer" güzel şey...

11 Haziran 2008

Kürşat Abi sporu sever!!!

Daha Bakan Mehmet Ali Şahin'in "Karabükspor'u 1.ligde görmek istiyorum" sözleri kulağımızdan gitmemişken bu sefer de Kürşat Tüzmen, Mersin İdman Yurdu'na desteğini ilan etmiş.

Ne sporsever kabineymişsiniz arkadaş, tebrik ettim vallahi.

Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı...

"İskenderun'da "İş aşkının bu kadarı" dedirten bir olay yaşandı. Dumlupınar Gençlikspor Antrenörü Yusuf Kaba, takımını Türkiye Genç Kızlar Futbol Şampiyonası'na götürebilmek için bakkal dükkanını satılığa çıkardı."

Haberi, ajansspor.com'da gördüm. Muğla'daki şampiyonaya 15 gün var. Takım gitmek istiyor, antrenör gitmek istiyor. Google'da takımın ismini aratınca çıkan birkaç haber pek havalı "bilmemkimden Dumlupınar Gençlikspor'a destek!" Haberler pek doğru değil ki, antrenör bakkalını satışa çıkarmış...

Vakt-i zamanında deplasmana giderken çorba parası olmadığından, futbolcularına kekle çay veren Demirspor
Daha bu yıl Erzurum'dan Adana'ya 94 model dökülen otobüslerle gelen Erzurumspor
Basında bir damlacık yer bulmayan, kendi üniversite sayfasının bile "amatör bir Adana Demirspor taraftar blogundan" sonra haber yaptığı "Türkiye Kadınlar Ligi Şampiyonu" Gazi Üniversitesispor
Bakkal parasına muhtaç Dumlupınar Gençlikspor...

Süper Lig'in tepesinden gözümüzü alıp biraz daha aşağı çevirdiğimizde, futbol bambaşka bir dünya...
Alttakiler için zor...
Alttakiler kadınsa, daha da zor...

Saflar Belirginleşirken...

Kongreye kalan gün sayısı azalıyor. Saflar belirginleşiyor. Demirsporlu olduğunu iddia edenlerden bazıları "Aytaçsız olmaz" demeçlerini arttırdı, Adana yerel basını ve basında Demirsporlu bildiğimiz kalemlerin bazıları da bu propagandalarını artırdılar.

Krallarına bağlılık yemini ediyorlar...

Braveheart'ta William Wallace'ı satan İskoç asillerini hatırlatıyorlar bana.

Biz sürdük mavi boyalarımızı, bağımsızlığımızı almaya geliyoruz! Sizi de yıkacağız, kralınızı da!

Tek Kare Euro 2008 : İsveç

Yunanistan bayrağına enfes bir gönderme. Sen bunun üstüne istediğin kadar kafanı, yanağını, vücudunu boya artık...

Bu arada bir dakika ya...Sakın Sarı Yavuz olmasın bu??

Tek Kare Euro 2008 : Yunanistan

Kel kafalara ideal çözüm...

Tek Kare Euro 2008 : Rusya

Çocuktuk, Hollanda kasıp kavuruyordu Avrupa Şampiyonası'nı ve herkes Van Basten oluyordu mahallede, kıvırcık saçlılar Gullit. Ben hep kalede duruyordum. İnadına Dasaev olup, Lev Yashin olup...

Yıllar geçti, Sovyetler yok oldu gitti, Yashin öldü...Putin'in Rusya'sına sempatiyle bakacağım bir şey kalmadı.

Gene de insan duygulanıyor şu kalpakları görünce işte...Eski günlere gidiyor aklı.

CCCP yazılı kızıl formayı ne çok sevmişiz...

Tek Kare Euro 2008 : İspanya

Adamlar mis gibi giymiş geleneksel matador kıyafetlerini gitmişler. Bir sonraki milli maçta çekiyorum ben üstüme Efe kıyafetleriyle potinlerimi...

10 Haziran 2008

HANGİSİ YEĞDİR?

Blogtaki ilk yazımın daha detaylı olmasını dilerdim. Bu yönden belli çalışmalar yapmaktayım, tamamlanınca sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyacağım. Ancak maalesef eski efsane başkan ve benim gönlümde yaptıklarından, söylediklerinden, düşündüklerinden bağımsız olarak çok önemli bir yer tutan Adem ATILGAN'ın son açıklamalarının bende yarattığı üzüntü üzerine erken yazma gereği duydum. Eski başkanımız bakınız ne demiş:

"Türkiye’yi kıskandıran tezahüratlarıyla herkesin gönlüne taht kuran, küfür edeni aralarına sokmayan bir grubun böyle bir hataya düşmesini halen anlamış değilim. Kulüp başkanı Mustafa Tuncel’in aldığı kongre kararı Başkan Durak’ın kulüple irtibatı kesmesi demektir. Bu karar sonu belli olan bir maceradır. Kulüp ışıksız ve nefessiz bir sessizliğe gömülecektir. Durak’ın gönlünde her şey bitti mi bilemiyorum ama tek bir ümit ve ufacık bir ışık varsa Demirsporluyum diyen herkes bunun peşinde koşmalı. Durak’ın yokluğu Demirspor’un bitmişliği ile eşdeğerdir. Ben herkesi ve her kesimi bu uğurda yardıma çağırıyorum."

İşte biz bunu istemiyoruz. Bu yüzden istemiyoruz. Yıllardır oynanan, düzenlenen tezgah klübun zamanın efsane başkanını bile nasıl söylemlerde bulunmaya itiyor görünüz.

1940 yılından bu zamana gururla ayakta duran ve inadına arkasındaki kitlesi çoğalan bir takımın varlığı veya yokluğu tek bir kişinin bu takıma verdiği desteğin varlığına bağlı hale gelmişse ortada ters giden bir şeyler yok mudur?

Aytaç Durak takımdan elini çekerse klubümüz övündüğümüz ama bizim olmayan tesislerden çıkarılacak mıdır? Peki bize elimizdeki eski tesis ve binaları sattıran, kirada tesis sahibi olmamıza ve bununla övünmemize yol açan yönetim kimin yönetimidir?

Aynı Aytaç Durak, Adanasporlular Adana Demirsporluları Kozan stadında oynamaya mahkum ederken bu erişilmez gücünü kullanmaktan neden imtina etmiştir? Neden Adanasporlular ile Adana Demirsporluların kardeş olduklarına ilişkin naralar o dönemde atılmamıştır? Bu konunun Adanaspor'un mevcut iktidara ciddi ölçüde muhalif olan Uzanlar'ın elinde olması ve Aytaç Durak'ın iktidar partisinin belediye başkanı olmasıyla hiç alakası olmasa gerek. Çünkü Aytaç Durak Adana Demirsporludur, takımı ASLA ve ASLA siyasete alet etmez!!! O takımımızın neferi, geleceğimize yön gösteren ışığıdır. O bizim ONURSAL başkanımızdır!!!

Neden stadın tepesinde hala Adanaspor logosu durmasına ses çıkarmamaktadır o yüce güç?

Hatırlanmakta mıdır takıma başkan seçileceği zaman Aytaç Durak’ın onay vermesinin zorunlu olduğu?

Siz razı olur muydunuz, sadece benim söyleyeceğim işte çalışmak zorunda olmaya, benim tavsiye edeceklerimle arkadaş olmaya, hatta ilişki kurmamaya, benim istemediğim kişiye kızınızı vermemeye?

Şimdi böyle bir çıkmazın içindeyken Aytaç Durak’ın bu takıma sahip çıkması ve takımın olduğu yerde kalması mı, hadi daha iyimser söyleyeyim takımın yükselmesi mi yeğdir, yoksa takımın bir kişinin erişilmez tahakkümünden bağımsız olarak küme düşmesi mi?

Açıkçası ortada kısa dönemde mutluluk görünmemektedir. Acı içinden acı seçmek durumunda küme düşmeyi seçiyorum.

DEMİRSPOR ONURLULUĞUNU; BAĞIMSIZLIĞINI, ÖDEYECEK BEDELLERİME, ÖEDENECEK BEDELLERE RAĞMEN TUTSAKLIĞA YEĞLİYORUM.

Tek Kare Euro 2008 : Hollanda

Ah be abi, ah be abla...Ben ne diyim ki size??

Tek Kare Euro 2008 : İtalya

Bunun adı "hüzün" işte...Tribünde, mağlubiyet sonrası öylece kalakalan bilir...