31 Ocak 2012

Büyükşehir Belediyesi'ne Operasyon

Adana Büyükşehir Belediyesi'ne bugün yeniden bir operasyon yapıldı ve çok sayıda kişi gözaltına alındı. Aytaç Durak'ın çiftliği haline gelen ve 15 yıldır kenti adım adım gerileten bu yapının temizlenmesi Adana'nın yararınadır. Keşke operasyon, herkesin herşeyi bimesine ramen kulaklarının üzerine yatılmayıp daha erken yapılsaydı; Durak'ın AKP'den ayrılmasının ardından değil.

www.haber01.com/buyuksehir-belediyesine-operasyon-14-gozalti-h138486.html adresindeki haberde dikkat çeken detay: "Operasyonun 2007 yılından günümüze kadar ASKİ için yapılan ihalelelere fesat karıştırma, ASKİ genel müdürünü tehdit etme, Adana Demirspor'a zorla para toplama ve toplanan paranın Adana Demirspor'a verilmemesi nedeniyle yapıldığı belirlendi. Operasyonun daha önce gözaltına alınan ve tutuklanan Adana Demirspor Başkanı ve Belediye Meclis üyesi Mustafa Tuncel'in olayının devama olduğu da belirlendi."

Belediye'nin Demirspor'a yaptığı yardımlara hep şüpheyle baktık. Belediyelerin rant aracı değil kamusal bir görevi yerine getirmesi, yardımlarını bu çerçevede sürdürmesi gerekliydi. Bunun ötesinde kişisel çıkar için bu yola girenlerin camiaya yarar getirmeyeceği açıktı. "Biz olmasak sürünürsünüz" mantığıyla bizi süründürenlerin, bizim adaletimizde yerleri açıktır. Şimdilik başkalarının adaletiyle sorgulanıyorlar. Demirspor'dan kâr elde eden, takımın kanın emen herkesin müstehakını bulmasını diliyorum.

Haydarpaşa'ya Elveda Derken...

Demiryollarının başkenti, baş güzeli Haydarpaşa, sözde hızlı tren projesi için kapılarını dünyaya kapatıyor. 1 Şubat itibariyle, yaklaşık iki yıl süreyle Haydarpaşa'ya gitmeyecek trenler. Bu proje aslında Haydarpaşa'nın başka amaçlarla kullanılması için ilk adım. Trenlerin o tarihi binaya yönlendirilmemesi ile bir alışkanlık yaratılacak ve ardından bir süredir bekletilen proje, yani binanın ticari kullanıma açılması için girişimler başlayacak. Bir geçiş süreci başlıyor.

İstanbul deplasmanlarımız artık trensiz olacak. Haydarpaşa'nın önünde çektirdiğimiz fotoğraflar mazide kalacak.


Haydarpaşa adı ve binanın kapsamlı tarihi üzerine şu yazıyı okuyabilirsiniz: kentvedemiryolu.com/icerik.php?id=866

Bu hat kapatılmadan da istenen değişikliklerin yapılabileceğini gösteren teknik bir yazı için de şu yazıya bakabilirsiniz: kentvedemiryolu.com/icerik.php?id=894

29 Ocak 2012

Haftanın Ardından

Mardinspor maça çıkmadı, 3-0 hükmen galip sayılacağız. Bandırma'nın yenilmesiyle çok iyi bir hafta oldu. 1461Trabzon, Kızılcahamam ve Körfez de berabere kalarak puan kaybetti. Zirveyle fark 5'e inecek ve gelecek haftaki Bandırma maçı daha da önemli hale gelecek.

28 Ocak 2012

Havuzda Işıl Işılız...

Türkiye Yüzme Federasyonu'nun resmi sitesinde Geleceğin Şampiyon Kulaçları organizasyonunun ilk gün sonuçları açıklandı. Sonuçlar harika. Aferin kızlar, helal olsun sizlere.
Çağla ÖZDEN 11 yaş sırt üstü kategorisinde Türkiye 1.'si oldu.
Kardeşimiz 100 metre karışık yarışında ise Türkiye dördüncüsü oldu. Tebrikler ÇAĞLA.
İlsu da takımımıza iki tane Türkiye dördüncülüğü getirdi. 12 yaş kategorisinde yarışan İlsu'nun ilk dördüncülüğü 100 metre karışık branşında oldu. Kendini 1 saniye daha geliştirirse İlsu, Türkiye birinciliği bizimdir.
İlsu'nun diğer başarısı ise 50 metre kurbağalamada.
Yakında bu iki kardeşimiz de zirvenin sahibi olacaklar. Sizlerle gurur duyuyoruz arkadaşlar. Aynen devam.

Stockholm 6# Buz Hokeyi Maçı Gören Masum Adanalı...

Daha önce Djurgarden maçları ile ilgili yazıları yazmıştım. Aşağıda etiketler kısmında ''djurgarden'' ismine tıklarsanız ulaşabilirsiniz. Ancak 1 tanesi eksik kalmıştı. Araya da takımın kötü gidişi eklenince kaynadı. Bu aralar havalar da soğuk, mevsime de uyuyor; bana ilginç gelince eksik kalsın istemedim.

Buz hokeyi takımı 6 as ve yedeklerle birlikte 20'nin üzerinde kişiden oluşuyor.Oyuncu değiştirmede sınır yok. Bir bakıyorsunuz aynı anda oyun durmadan top rakipteyken hızlıca 5 kişi birden değişiyor.

20 dakikalık 3 devre var.

Buz hokeyi sopası ile diski kaleye sokup gol atıyorsunuz. Arkadaşlar ''pak'' diyor, ben ise ısrarla top diyorum, kızıyorlar bana :) Oyuncu vurduğunda 100 km'den daha fazla hıza ulaşabiliyormuş. Direkten dönmüştü bir pozisyonda, bütün stadda duyuldu sesi. Çok sert.



Arakdaşlar soruyor; ''Adana'da buz hokeyi var mı? Buzda kayabiliyor musun? '' HAyır dediğimde, aa nasıl kayamazsın , nasıl bilmezsin gibi bakışları çok komik. Ezdiler beni ''HAha, buz hokeyi bilmiyor'' diye :) KEndileri 3-4 yaşlarında buzda kaymayı öğreniyorlarmış. İsveçte buz hokeyi futbolu neredeyse solluyor.

KApalı spor salonunda oynanıyor. Salon önünde AIK stockholm ile derbi maç olmasından dolayı sıkı güvenlik önlemi vardı.



Üst Arama



Spor salonunun içini görünce şaşırıyorum. Oturaklar koltuklu ve yünlü, daha elit bir spor buz hokeyi. Ambiyans ise kapalı olmasından dolayı muhteşem, ses acayip yankılanıyor. Biz böyle stadda oynasak sağır olurdu salondaki herkes. Kafeterayası, restorantları klas.



Oyun kurallarını ben de bilmiyorum. Aklımda kalan sadece bir tanesi var.Oyuncu ceza aldığında 1-2 dakikalığında oyun kenarında bekliyor. Müthiş efor gerektiği için buz üzerinde kayarken, diğer oyuncular çok zorlanıyor.

İçerisi karartılıyor. Sporcular tek tek ışık altında, artistik şekilde kayarak çıkıyor salona.Sonra hepsi toplanıyor, milli marşları okunuyor.
Milli marş sırasında AIK taraftarlarının koreografisi



Agresif bir oyun, her an skor değişebiliyor. Birkaç dakika içinde birden fazla gol olabiliyor. HER an kavga çıkabiliyor oyuncular arasında. Birbirlerini duvara yapıştırabiliyorlar. HAkem hiç müdahale etmiyor.


Pankartımız


Salonun ortasında skorbor var, fotografın sağında. Oyuncular çıkarken ışığın o oyuncuya odaklandığını da görmekteyiz.
Koreografimiz



Ambiyans süper


Double yaptık, hem futbolda hem buz hokeyinde AIK STockholm'e koyduk :)
Maçtan sonra oyuncular geliyor, tribünlerle galibiyeti kutluyor.



27 Ocak 2012

Geleceğin Şampiyon Kulaçları

Yenilmez Armada havuza döndü, eski günlerine emin adımlarla ilerliyor. Artık önemli turnuvalarda boy göstermeye başladık. Önemli turnuvalarda önemli sonuçlar almaya başladık. Yolun başındayız ama iddialıyız da... Demirsporlu isen iddialı olacaksın. Olay budur. 

Öncelikle geçen turnuvada sonuç değerlendirmelerinin ilk iki gününü yazabildiğim ve diğer günlerde yarışan arkadaşlarıma yer verme imkanım olmadığı için kusuruma bakmasınlar. Kalbimiz kendileriyle her zaman. 

Bu kez "Geleceğin Şampiyon Kulaçları Marmaris'te Buluşuyor" isimli bir organizasyonda boy gösterecek yüzücülerimiz. 11 ve 12 yaşındaki yüzücüler şampiyon olmak için dalgalandıracak havuzu. Türkiye Yüzme Federasyonu'nun sitesinde yer alan bilgilere göre 31 takım ve ferdi katılımlarla gerçekleştirilecek organizasyona Adana Demirspor'umuz iki demir kulaç ile katılacak. 

Çağla ÖZDEN ve İlsu ALDATMAZ kardeşlerimiz. 

Çağla 100 metre serbest, 100 metre sırtüstü ve 100 metre karışık ile 50 metre sırtüstü yüzecek.
Çağla'nın ilk yarışı bugün sabah 100 metre sırtüstünde. Bugün akşam seansında ise 100 metre karışık yüzecek olan kardeşimiz Cumartesi günü sabah yarışlarında 100 metre serbest ve 50 metre sırtüstü yüzerek yarışmayı tamamlayacak.

İlsu ise 50 metre sırtüstü ve 50 metre kurbağalama ile 100 metre kurbağalama ve 100 metre karışık yüzecek. 
İlsu kardeşimizin ilk yarışları bugün akşam seansında 50 metre kurbağalama ve Çağla ile birlikte 100 metre karışık dallarında olacak.Yarın ise 50 metre sırtüstü yüzecek olan İlsu'nun son yarışı Pazar günü 100 metre kurbağalama dalında olacak.

27-29 Ocak tarihleri arasında gerçekleştirilecek organizasyonun yeri Marmaris Belediyesi Yüzme Eğitim Merkezi.

Biz de gururla takip edip, paylaşacağız arkadaşlarımızın güzel haberlerini. 

Resimleri kardeşlerimizin facebook adreslerinden aldım. 

26 Ocak 2012

Mardinspor

Mardinspor ile ilgili TFF'den küme düşme kararı çıkmadı, bu haftaki PFDK kararlarında 3 puan silme gelmiş. http://www.tff.org/default.aspx?pageID=246&ftxtID=14361(Geçen hafta sadece 3-0 cezası almışlardı.)

TFF maça hakem de atamış. Yani maç resmi olarak var ve bizim takımın haftasonu statta hazır olması gerekiyor.

TFF Genel Kurulu Hakkında Sorular

Yazıyı yazmakta olduğum an itibaryla TFF Genel Kurulu toplanmış durumda. Genel Kurul'da tüm liglerden takımlar 243 adet delege ile temsil ediliyorlar. Bu Genel Kurul'da şike iddianamesine ilişkin olarak kulüplerin tavrı ortaya çıkacak. Haberleri karıştırıyorum, 1. Lig ve 2. Lig takımlarının çoğunluğu (yaklaşık %70'i) küme düşmenin kaldırılmamasından yana, puan silme uygulamasına karşılarmış.

Şimdi merak ediyorum; Adana Demirspor kulübü Genel Kurul'da temsil edilmekte midir? Ediliyorsa kaç delege ile temsil edilmektedir? Bu delege(ler) kim(ler)dir? Adana Demirspor kulübünün gündeme ilişkin düşüncesi ne yöndedir?

Ülke bunlarla çalkalanıyor, kulübümüzün ses vermesi söz konusu, ama ruhumuz duymuyor. Bir açıklama bekliyorum.

25 Ocak 2012

Kar ve Tren

Kar yağıyor ve trenler gidiyor. Zorlukları yara yara ilerliyor dev makina! Hem yorgun, hem olgun. Kara trenler de mavi trenler de yol alıyor. İnada inat, hedefe ulaşıyor. Harlanıyor kazan, ısınıyor demirler. Yolcular mutlu, görevliler telaşlı. Taşınıyor geçmişten geleceğe yeni bir öykü. Demiryolu bizi umutlarımıza bağlıyor, mekaniği duyguya çeviriyor. Demir kanatlar bizi yükseğe çıkarıyor.



Devasa heykeller yapalım, umutlarımızı yarınlara taşıyalım. Güneş çıkana dek yenilmez olalım!

24 Ocak 2012

Metin Kurt Yalnızlığı

Kesmeşeker-sever olduğum(uz); malum. Blogta arada bir, kılıfına udurup yer veriyorum; bu seferki kılıf, bizzat kendilerinden kaynaklı. Hazır gündemimiz rahatken bir parantez de onlara açalım istedim.

Yeni albüm Doğdum Ben Memlekette'nin albüm kapağında, bizim de konuğumuz olmuş olan (Spormentce Yeniden Yeşil Sahalarda, Söyleşi:Atılan Her Gol Emekçinin Kalesine)

TRT Spor Manşet programında da Cem Dizdar albümden ve şarkıdan bahsetmiş ve bu şarkı için bir VTR yayınlanmıştı: http://www.youtube.com/watch?v=GHa2fajKPTY

Cenk Taner, kapağa Metin Kurt'u taşımaları için, "yıllarca yalpalamadan, yolundan sapmadan kendi düşüncelerinin peşinden gitmiş ve milli takımda da bu farklı duruşuyla yer alabilmiş bir isim, bizim 20 yıllık tarihimizle uyuşuyordu" diyor. Cenk Taner'in ve Kesmeşeker'in futbolla yakınlığı yeni değil. Pek çok kez şarkı sözlerinde top peşinde koşan çocuklara selamlarını göndermiştir. Bu kez de sadece işinin ve düşüncelerinin peşindeki ceza sahası yalnızlarına övgü gönderiyor.

Dinlemek için: http://www.youtube.com/watch?v=0zJfzUiHyww (Şarkının sonlarında Orhan Ayhan'ın sesinden aktarılan maç, Galatasaray-Eskişehirspor maçından...)

Uğur Mumcu

Suikast geleneğimizin bir halkası; 24 ocak 1993. Yalnız yürüyen insanlar, ancak cenazelerinde onbinlerce kişiyi toplayabildi.


23 Ocak 2012

İlkyarının Ardından

Teknik olarak ilk yarıyı tamamladık. 16 maç sonunda liderin 8 puan gerisindeyiz.

İlk yarının özeti: İstikrarsızlık. Ne kadroda ne da sahada istikarlı bir tablo izleyemedik. Kötü başladık, üst üste 4 galibiyetle toparladık, sonra ligin dibindekilere puan verdik, son iki hafta üstümüzdekileri yenerek başaltından kopmadık.

Sezon Ali Güneş ve taraftarın ona karşı protestolarıyla başladı. Geçen yılın kadrosunda temel olan önemli futbolcular gönderildi, ama geçen yılın kötüleri elde tutuldu; gereksiz transferle kadromuz yine 30 küsür kişiye yükseldi.

Ali Güneş fazla direnemedi; Durmuş Ali Çolak geldi. Bu değişim fazla etki etmedi. Taraftarın sabrı taştı ve "eskiye mi dönelim, futbolcu mu dövelim" diye haykırdı. Bazı futbolculara cezalar verildi; sonra affedildiler.

Yönetim namına hiçbirşey yoktu ortada. Bir tek Mehmet Gökoğlu'nu gördük. Gökoğlu'nun bugüne kadar camiaya verdiği zararlar ortadaydı. Bundan sonra yapacaklarına dair de pek bir umudumuz yok. Ama başka kimsenin de bu işlerle uğraşmıyor oluşu onu tek adam yapıyor.

Tek adamlara umut bağlamanın bizlere nasıl zararlar getirdiğini de biliyoruz.

Devre sonuna doğru başkan adaylıklarının çıkması, yönetimi biraz derleyip topladı. İlk defa yönetim kurulundan açıklama gördük. Önceleri talip varsa bırakırız diyorlardı, talipler çıkınca birbirlerine kenetlendiler. Önceki açıklama mı sonraki açıklama mı yanlıştı? Taraftarın aday Aydoğdu'ya dair ne tepkisi işe yaradı. Yöneticiler de bu sesi duydu. Kendilerinin yönetici sıfatıyla bu takımdan sorumlu olduklarını hatırlamaları açısından iyi bir gelişmeydi. Tuncel bile "ben daha ölmedim, burdayım" diye ses verdi!

İki hafta önce verilen devrearasında yine bazı oyuncular gönderildi. Sezon başında tribüne hareket yapan sonra göstermelik özür dileyen Kahriman ile 7-8 hafta ortalıklta görünmeyen en pahalı oyuncumuz Tayfun Özkan gidenler arasındaydı. Kadromuzun 6 aylık olduğunu biliyorduk; öyle de oldu.

İlk yarının en büyük sorunu forvetsizlikti. Burhan'ın çok kötü oluşu, Tayfun'un bitmeyen sakatlığı ile gol yollarında büyük sıkıntı yaşadık. İlk yarının en iyisi, Soner Ergençay'dı sanırım. Takımı onun çabası ve golleri ayakta tuttu. Kaleci Metin ise iyi başladığı sezonu kötü kapattı.

Şimdi yeni bir 6 aylık kadro ile yola başladık. Bu seferkiler biraz daha derli toplu görünüyor. Asıl kritik eşik, Bandırma maçı. Oradan sonra bu devrenin gidişi belli olur.

Tribünün gücünü sahaya önemli ölçüde yansıttık bu yarıda. Sesimizi her konuda daha gür çıkarmamız lazım. Bu takımın tek gurur kaynağı, tribünü. Başarı gelecekse de ancak oradan doğru gelecek bu camiaya...

Haftanın Ardından

1461Trabzon ve Kızılcahamam'ın puan kaybetmesiyle iyi bir hafta oldu. Fethiye ikinciliğe yükseldi. Bandırma, tek deplasman galibiyetini alarak devreyi 7 puan farkla lider kapadı.

21 Ocak 2012

Altınordu Maçından...

Fotolar Mustava'dan:


(Moritanya İslam Cumhuriyet Büyükelçiliği Adana Demirspor'a başarılar diler!)

Adana Demirspor:1-Altınordu:0

Yine erken attık ve kazandık. Çok gol kaçtı. Sonlara doğru garipleşti işler. Önce 10 kişi kaldık; sonra 3 oyuncu değişlik hakkı dolup kaleci Şener de sakatlanınca 9 kişi... Kaleye Rıdvan geçti. Maç yaklaşık 10 dakika uzadı.

Sonunda direndik ve kazandık!

Altınordu

Altınordu ile mazimiz eski. 1960-61'de ilk Milli lig maceramızda onlarlaydık terfi-tenzil maçlarında da beraberdik. (http://www.adanademirspor.net/2008/10/narlar.html)

Selami'nin golleriyle kazanmıştık ama diğer rakiplere boyun eğince ligte kalamamıştık.
(Milliyet gazetesi arşivi)

2008-09 sezonunda tekrar karşılaşınca vertumnus'un güzel bir maç öncesi yazısı vardı:
(http://www.adanademirspor.net/2008/10/hepimiz-hellboyuz.html)

Bugün itibariyle bizim üstümüzdeler ve yenmek zorundayız!

19 Ocak 2012

Kıssadan Hisse...

Hasan PULUR tarzı bir başlıkla yazıyorum yazımı, içeriği de aynı tarzda olacak gibi.

Taraftarımız Selahattin AYDOĞDU'nun başkanlık girişimine karşı net bir tavır sergiledi. Ancak bu tavrın satır aralarını iyi irdelemek gerekiyor. Zira artık taraftar elini daha sert masaya vuracağını gösterdi. Herkes kendine bu mesajdan pay çıkarmalı. AYDOĞDU dışında kimler acaba mesaj almalı. Anlatalım efendim.

Proje baltalayanlar...
Altın üyelik sözlerini yerine getirmeyenler...
Haciz kötüdür ama temlik de onun kadar kötüdür. Kulübün gelirlerine belgesiz şekilde temlik koyarak yıllardır birçok kulübün ana gelir kaynağı olan İddaa gelirlerinden Demirspor'umuzu mahrum bırakanlar...
Demirspor'umuzu belediyeye mahkum edenler...
Bütçelerini vaatler üzerinden yapanlar... 
Var olan kalıcı gelir projelerini rafa kaldıranlar...
Yeni gelir projelerini yürürlüğe koymayanlar/koyduramayanlar...
Kulübümüzü önce Adana nezdinde sonra Türkiye çapında küçük düşürenler...
Demirspor'un büyüklüğünü idrak edemeyip, başka güçlere biat edenler...
Sadece Demirsporlu olmayanlar, içinde Demirsporluluğu yaşatamayanlar...
Yaptıkları çuval dolu transferle, hatalı teknik adam seçimleriyle kulübün belini bükenler...
Bizi balık hafızalı sananlar...

Doğru biz AYDOĞDU'yu istemiyoruz. Ya sizlerin nitelikleri? Sizler yukarıda yazılanlara hiç dahil olmadınız mı? Sizleri istiyoruz mu sanıyorsunuz?

Konuya ilişkin ikinci husus AYDOĞDU'nun başkanlık açıklamasına yönetimin verdiği yanıtla ilgili.

Takım adına kura çekimine katılan kişi, bizi çoğu kez İstanbul'da ve federasyon nezdinde temsil eden kişi, başkanlığa aday olunca "o şahıs" mı oluyor? Yanlış değil mi? Dün ne iseniz, bugün de aynı olmanız gerekmez mi?

Ayrıca, talipli olan varsa yönetimi devretmeye hazırız derken bu yönetim, Mustafa TUNCEL yine tutuklu değil miydi? O zaman TUNCEL'in başkan olduğunu neden dile getirmediniz? O zaman TUNCEL'in avukatı bir açıklama yaptı mı, yaptıysa kim yayınladı? Yönetim TUNCEL'e atıfta bulundu mu? Ya da Turgay DEVELİ "adayım" dediğinde, TUNCEL gündeme geldi mi? Böyle net bir açıklama yaptı mı TUNCEL'in avukatı ve/veya yönetim? Yaptıysa kim yayınlamadı?

Kıssadan hisse...
Sevgili yöneticilerimiz, yönetici adaylarımız, aynı okulun öğrencileri, size inanmıyorum. Sizi istemiyorum. Kayyuma kalmaktan ve kapanmaktan korkmuyorum. Demirsporlu duruşunu yitirmiş şekilde yaşamaktansa, yaşamamayı tercih ediyorum. Umarım bu mesajı alırsınız. Ya bu deveyi doğru güdersiniz, ya da...

Taraftarın basın açıklamasını iyi okuyun...

19 Ocak'ta Ne Olmuştu?



Ogün'ler sizindir, yarınlar bizim!

18 Ocak 2012

"Ciao Bella İstanbul'da"

Spor medyasındaki Demirsporlulardan Serkan Akkoyun, dijital futbol dergisi Hayatım Futbol'a Galatasaray-Adana Demirspor maçını yazmış:

http://www.hayatimfutbol.com/index.php/2012/01/ciao-bella-istanbul/

Serkan'ın eline sağlık; Demirspor yazınına katkıları devam ediyor. Hayatım Futbol dergisini de bu vesileyle öğrenmiş olalım; takip edelim.

Selahattin Aydoğdu'yu İstemiyorum

İki gündür Onur Biçer ve Mustafa'nın yazdıkları yönetime dair bakış açımızı ortaya koyuyor. Zaten blogun açıldığı zamandan beri söylediklerimiz ortada: Demirspor geleneğine sahip çıkan, Demirsporluluk duruşuna yakışan, sadece parasıyla değil vizyonuyla bu takıma sahip çıkan kişiler istiyoruz.

Selahattin Aydoğdu adaylığını açıkladıktan sonra, bazı kişiler onun önünün tıkandığını söylediler. Biz de o tıkayanlardan olmaktan mutluluk duyarız. Şimdiki yönetimi desteklediğimizden, sahiplendiğimizden değil. Aydğdu'nun geçmişi ve yaptıkları ortada olduğundan...

Aydoğdu'yu istemiyorum. O, Demirsporlunun övüneceği değil unutmak isteyeceği bir isim çünkü.

Demirspor, bu eksendeki kişilerden kurtulmak zorunda. Bunu da ancak tribünün gücü saplayabilir. Bu adamların kulübe yan gözle bile bakmalarını engellememiz lazım. Gerekirse kayyuma gidelim ama şu zihniyetten kurtulalım artık... Eğer bu atağı savurabilirsek, bunu bir kazanım sayabiliriz.

16 Ocak 2012

Yönetim Meseleleri

Demirspor'un;

Başkanı cezaevinde. Adına sayfalarca yazıldı, daha da yazılır. Bu badireyi de atlatırsa "efsaneler" arasına girer. Paranın en çok ve karanlık olduğu dönemlerde başkanlık yaptı. Paraya tapmayan taraftarın gözünde asla efsane olamayacak.

Vekil başkanı önce hevesliydi, sonra hasta oldu, sonra iş yoğunluğu arttı. Tutuklu değil ama ortada göründüğü pek yok. Aytaç - Mustafa - Zihni ekolünün artık miadını tamamladığı şu dönemde siyasette taze bir kan olacak mı? Yolu Demirspor'dan geçenler asla yalnız yürümez vekilim başkanım, tasalanmayınız...

İkinci başkanı, futbolcu akrabası tarafından taraftar nezdinde tüm saygısını yitirdi, alenen kendisinin istenmediği söylendi, protesto edildi vs. Yine de Körfez deplasmanında bomboş protokolde yerini aldı. Sevinsem mi, üzülsem mi? Tek başına 90 dakika geçer mi?

Futbol şube sorumlusu oyunu kuralına göre oynadı. Girdi, çıktı, bekledi, sıktı, gevşetti... Şimdi deplasmanlarda kale arkalarında görüyorum. Mevcut yönetimin belki de takım ile en çok içli dışlı olanı o. Yine de taraftar nezdinde saygıyı sevgiyi bulamıyor, bulamayacak. Transfer şampiyonu olduğunu hatırlatmadan geçmeyelim. Menajerlerin, oynamayan futbolcuların kalplerini kazanacağına bizlerin kalbini kazanaydı ya! Biz kime açmadık kalbimizi? Ona da bir yer verirdik elbet...

Yönetimde başka kimler var? Basın sözcüsü, altyapı sorumlusu... Onlar bir şeyi yönetmiyorlar, başlarını ağrıtan bir şey yok. Rahat olmalarında fayda var, zaten rahatlar...

Şimdi eski bir yönetici yeniden halkaya dahil olmaya çalışıyor. Sırasını bekledi, bisiklete binme sırasının kendisinde olduğunu düşünüyor. Bakalım mavi bisiklet kime yar olacak.

Bana yar olmayacağı kesin.

Bu Şekilde Gelmeyiniz...

Konu Selahattin AYDOĞDU'nun başkanlığı.

Başka bir takımı tuttuğu, başka bir takımı da tuttuğu söyleniyor hep. Demirspor'umuzun şampiyonluğun kıyısından döndüğü zamanlarda, onun başka bir takımın şampiyonluğunu kutladığını gören çok kişi var.

Türkiye Kupası'nda eşleştiğimiz malum takımı özlediğimizi ilk dile getirenlerdendi.

Bir diğer ifade ile Demirspor'u küçük düşürme kervanına katılanlardandı. Ancak o zaman önemli değildi bu küçük düşürüş. Ne de olsa takımın yönetim kadrosunda değildi. Şimdi başkanlığa aday.

Demirspor'u küçük düşüren takıma başkan adayı olabiliyor. Ne gülünç, ne üzücü.

Öte yandan dillendirilmeye başlandı; kendisi şununla içli dışlı, şununla samimi, şöyle çevresi geniş, şöyle ünlü vs.

Demirspor bu kadar küçük takım ya. Çevreye biat etsin, ünlülüğe biat etsin, ilişkilere biat etsin. Benim içime sinmiyor.

Adana Demirspor'a yöneticilik yapacak kişinin dik olması lazım, dik durması lazım, korkmaması, eğilmemesi lazım. Ne mevcut yönetimde ne de mevcut adayda bu nitelikleri göremiyorum.

Gelecekseniz durumunuzu, görüşünüzü değiştirin gelin. Benim duruşumu elimden alacaksanız gelmeyin. Ben kulübümün kapanmasından korkmuyorum. Ben kayyumdan da korkmuyorum. Çok iyi biliyorum ki; bundan aslında sizler korkuyorsunuz. Çünkü elbirliği ile kulübü dara sokuyorsunuz. Ama ben kayyumdan ümitliyim. Bu şekilde gelecekseniz gelmeyiniz.

"Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu
Birinciliği mavi ile laciverte verdiler."

Sayenizde.

Özdemir ASAF'tan uyarlamadır. 

15 Ocak 2012

Güzel Bir Pazar Günü...

Güzel bir gün oldu; güzel bir deplasman... Aslında böyle olmalı, rahat gidip, rahatça izleyip, rahat rahat dönmeliyiz. Bu bir istisna olmasın!

Beyazlar içinde Ankara'dan yola koyulduk. Uyku mahmurluğu ile kar beyazı birbirine karıştı. Belki de bu güzel pazar günü bu karışımın bir ürünüydü.



Ankara kar altındaydı ama Körfez tam tersine... Güneş bizim üzerimize parladı. Adana'dan 3 otobüs taraftar, İstanbul'dakiler ve bizden gidenlerle, birbirini tanıyan güzel bir kalabalık vardı.




Pankartı asıp tribünde yerimizi alırken maçın başında golü attık, herşeyin farklı olacağı daha buradan belliydi.






İlk yarı onların baskısıyla geçti ama oyunu tutmayı başardık. Erçağ'ın erken sakatlanması hücum işlerini etkiledi. Takımın forvetsizliği çok büyük sorun.

İkinci yarı rakibe alan bırakmadık. Arkadaki boşlukları iyi değerlendirsek başka goller de gelebilirdi. Özellikle son dakikalarda net pozisyonlar kaçırdık.

Maç sonu, futbolcularla karşılıklı ADS çekildi; keyifler yerindeydi.
Takım derli toplu görünüyordu. Futbol oynamaya istekliydi. Soner takımın en iyisiydi diyebilirim. Yenilerden Necati ve Soner yeni takımlarında sırıtmadı.


Uzun süre sonra bir deplasmandan galibiyetle dönmek! Ne güzel...

Körfez FK 0 - 1 Adana Demirspor

Zorlu Körfez deplasmanında 2. dakikada Soner Ergençay'ın golüyle galip geldik.

Bu galibiyet; kar, boran, fırtına demeden yollara düşen taraftara armağan olsun.

Karşılaşma ile ilgili ayrıntıları maç dönüşü Yavuz ve Mustava paylaşacaktır.

14 Ocak 2012

U18 Maçından...




U18: Gençlerbirliği :1-Adana Demirspor:0

İyi mücadele ettiğimiz ve ikinci yarı baskılı oynadığımız maçta 1-0 mağlup olduk. hücumdaki son paslarda daha dikkatli olsak 1 puanla dönebilirdik. Yine de yenilgisiz grup lideri karşısında iyi oynadık.

Galibiyet primi niyetine götürmüştük ama olmadı: Futbolcu arkadaşlara, "Sıcağıyla Acısıyla Adana Futbolu" başta olmak üzere İletişim Yayınları'nın futbol kitapları serisinden kitaplar hediye ettik.

13 Ocak 2012

Lefter Öldü.

"Ben olsam değil methiye yazmak, Lefter'i futbol stadlarında ders kitabı olarak okuturdum."

(İslam Çupi/"Kırk dört yaşa rağmen" - Akşam, 15 Kasım 1967/ Mağlubu Anlatmak kitabında, s.119)

Yarın U18'lerimizleyiz

Yarın, 14 ocak ctesi, saat 12.00'de U18 takımımızı Gençlerbirliği karşısında yalnız bırakmıyoruz. Önceki Ankara deplasmanlarında olduğu gibi, tribündeki yerimizi alıyoruz.

Maç, Yenimahalle Hasan Doğan Stadı'nda. Stad,İvedik Caddesi yakınında:

http://maps.google.com/maps/ms?ie=UTF8&t=h&oe=UTF8&msa=0&msid=115148315520385493130.0004958c5f3f047e05454

11 Ocak 2012

Tribünde Bizsek...



Tribünde bizsek sahada sensin!

Adana Demirsporlu futbolcu, bu tribünün gücünü sahaya yansıt artık!

Adana Demirspor yöneticisi, bu tribünün sesini hayata geçir artık!

Tribünde görevini yapanlar kadar, siz de görevinizi yapın.

Sadece tribünüyle değil, takımıyla, futbolcusuyla, yöneticisiyle de övünen bir takım olalım...

Yeter artık!

O Pankartı Size Yedirene Kadar!

Maçtan döndüm...

İnsanların inatla TT Arena dedikleri, bir avuç onurlu Galatasaraylı'nın "Ali Sami Yen Spor Kompleksi" demekte haklı olarak ısrar ettikleri stadyumdan...

Yavuz yazmıştı -ki genel görüşümüzdü sanırım bu gece- sahada yenilsek de tribünde yenilmeyecektik...Yenilmedik de! Skor ne olursa olsun gırtlağı yırtılana dek takımını destekleyen, 4-1'in ardından tribüne çağıran (var mıdır dünyada başka örneği bilmiyorum), bir deplasman tribünü nasıl olur cümle aleme gösteren bir gruptuk bu gece...

Tribüne ilişkin elbette söylenecek çok şey var ve yanlı bakmamaya çalışıyorum hepsi iyi şeyler ama önce takımdan başlamak gerek sanırım. Alışageldiğimiz lig kadrosundansa alışagelmeye çalıştığımız kupa kadrosuysa sahadaydık ve ben gönül rahatlığıyla söylüyorum ki -hataları da olsa- hepsinin ayağına sağlık. Spor ve daha özelinde futbol, teknik kapasiteye, taktik anlayışa ve tecrübeye dayalı bir "hayat tarzı". Bizim, Adana Demirspor olarak yıllardır sürdürdüğümüz hayat tarzımızı bir anda, bir maçlık değiştirmemiz mümkün değildi elbet.

Tecrübemiz yoktu, teknik kapasitemizin yükselebileceği yer belliydi, taktik anlayışımızın tam ketum, tam İtalyan, tam çakılı ve sıkıcı defans olması bekleniyordu...Tüm bunlara rağmen sahada gördüğümüz Demirspor, pozisyonlara giren, sanki o 4 gol kendine atılmamışcasına rahat oynayan, disiplini elden bırakmayan bir görüntü çizdi. Skor tabelasında yazan 4-1 aldatacı olmamalı, bugün bir çoğumuzun görmeyi istediği, elinden geldiğince savaşan bir Demirspor sahadaydı ve yemin ederim biz bir gol attığımızda Galatasaraylılar'ın dahi aklına bir "acaba?" düştü. Bu yüzden hepsinin ayaklarına sağlık...Bize, sadece sevdayla, sadece aşkla desteklenen ve gönlünde de bu aşkla oynayan adeta bir U-18 takımı ruhu yansıttıkları için...

Gelelim tribüne, Adem Abi'nin deyişiyle 24 otobüs ve bir çok gönüllü dolmuş Adana'dan yola çıkmış. Çevre illerden gelenler olmuş. Ankara Tayfası olarak biz, elimizden gelen tüm çoğunlukla orada bulunmuşuz, İstanbul Tayfası ev sahibi olmanın getirdiği sorumlulukla Demirsporluluğa yakışan bir biçimde davranmış; hem toplam sayı olarak hem ruh olarak orada bulunmuş...İhtiyacımız olan her şey oradaymış/oradaydı anlayacağınız...Duygusal olmayı seviyoruz ya hani, duygusallığın dibine vurmuşuz, Adana'dan kamyonlara otostop yaparak geleni mi istersin, kesintisiz gidilse 11 saat sürecek yolu bagajda geleni mi...2500 kişi kontenjan ayrılmış, tıklım tıklım dolu!

Hiç öyle mütevazılık etmeyeceğim, bu gece, biz tribünde MUH-TE-ŞEM-DİK!!!

Daha ötesi YOK!

Videolar, fotoğraflar nete yüklenecektir, canlı yayında ne kadarı verildi bilmiyorum ama gören görmüştür zaten. Sadece, bu tribünü bilenler için, bu uğurda nice kez deplase olanlar için şunu söyleyebilirim; hani biz bir şehre gittiğimiz zaman o şehrin taraftarını da kendi coşkumuzla kendilerine yeniden sorgulatıp, onları gaza getiriyoruz ya...Hah! Onun aynısı, tıpkısı bu maçta da oldu, hiç şüpheniz olmasın.

Nasıl biz takımımızı destekledikçe Çankırısporlular daha bir hevesle bağırmaya çalıştıysa, nasıl Gaziosmanpaşalılar biz geldik diye kendilerini yırttıysa, nasıl Karabüksporlular biz şehirlerine uğradıktan sonra kendi aralarında "tribün kültürü nedir" diye konuşmaya başladılarsa Galatasaraylılar için de aynısı mevzu bahis dostlarım, yokmuş birbirlerinden farkları. Bu lig ya da bir üst lig ya da Süper Lig, hiçbir şey değişmiyor...Adana Demirspor taraftarı, UEFA Kupası'nı alanından, hayatı boyunca 2.Lig dahi görmemiş takımlara dek bu ülkeye "taraftar nasıl olur"u öğretmeye devam ediyor...

Yine mütevazılık yapmayacağım, söz konusu olan tribünse, RA-KİP-Sİ-ZİZ! Öğrenecekler, Çankırısporu da öğrenecek, Galatasarayı da öğrenecek...Ve öğrendiler!

Son bir söz, sahaya takımın çıktığı pankarta dair...Normal şartlarda takımlar, sahaya pankartla çıktıklarında, o pankartı tüüüüüm tribünlerin göreceği şekilde, en azından bir defa kendi eksenlerinde dönerek göstermek suretiyle sergilerler. Bu ister Dünya Böbrek Günü pankartı olsun, ister Acınızı Paylaşıyoruz pankartı olsun, böyledir. Bu gece bir ilke tanıklık ettik, Demirspor takımı sahaya çıkarttığı pankartı (tribünün ismini bilmiyorum ama 5 Ocak ağzıyla söyliyim, kapalının ortasından çıkıyorlar sahaya) kimseye sergilemeden, kimseye göstermeden sadece kameralara ve protokole (ve bizim aldıladığımız adıyla kapalıya) göstererek, seyirciye döndürmeden yere bırakmıştır...Yönetimin korkusundan olsa gerek! Ben, maça gidip canlı gözlerle izlemiş bir insan olarak, pankartta ne yazdığını eve vardığımda öğrendim düşünün...Stadyumda görmedik, göster-e-mediler bize o pankartı!

YALAKA yönetim, Galatasaray maçına ilişkin geliştirdiği binbir türlü "formül"ün ardından, forma göğsüne AKP milletvekilleri aracılığıyla aldığı bir reklam uğruna taraftarının taşıdığı tüm değerleri satmaya "çalışmıştır". Satamamıştır, satması mümkün değildir! İnsanların kalplerinde taşıdıkları değerlerin alınıp satılamayacağını öğrenmemiş aciz yönetiminin cılız çabalarından başka bir şey değildir o pankart...

Ama benim kendi kişisel yeminim olsun (eminim ki nice Demirsporluyla beraber) şu an elinizde bulundurduğunuz yegane şey olan para ve onun uzantısı olarak elde ettiğiniz Demirspor iktidarı, tüm ülkemde olacağı gibi bu uğurda emek verenler başa geçtiğinde, yok olacak. O zaman haldır haldır kaçacak delik arayacaksınız. Tüm o YAVŞAKlığınızla, bize de yaltaklanmaya çalışacak, dansöz gibi kıvıracaksınız.

Dostlarım affetsin ilk kez bu blogda küfür yayınlayacağım:

SİZE YEMİNİM OLSUN, ORAYA 10 SAATLİK 15 SAATLİK YOLU BAGAJDA GELEN O HALK ÇOCUKLARI İÇİN O PANKARTI SİZE YEDİRMEZSEM O.Ç.YUM

YÜREĞİNİZ VARSA ADANA'DA AÇTIRIN LAN O PANKARTI!

10 Ocak 2012

Galatasaray:4-Adana Demirspor:1

(Foto: Tribundergi/Snnt)

Ligteki değil kupadaki kadroyla oynadık. Kalede Şener, Tunay, Tanıl gibi ligte oynamayan isimlerle... 8 pozisyon, 1 gol. Olsun. Mesele bu değil.

Mesele şu: Adana Demirspor taraftarı olduğum için gururluyum. Taraftarlığın sahada olan bitenin çok ötesinde olduğunu gösterdiği için. Daha önce bunu Uşak'ta, Çankırı'da, Fethiye'de, memleketin diğer ücra köşelerinde, "ıssızlarda karanlıklarda" göstermiştik; bugün binlercesi TT Arena'da, her zamankinden çok farklı bir yerde gösterdi. Birgün elbet sahadaki takımla da gurur duyarım.



Yönetimimiz ise, tribündekiler ne ise onun tam tersi. yazıklar olsun. O pankartla sahaya çıkma fikrini size kim verdiyse ona ve onlara da... Rezilsiniz!

Bu maçta gösterdikleri performanstan dolayı futbolcuları da kutlarım. Umarız ki lige de yansıtabilirler bu mücadeleyi.

Kupa Maçı

Senin sevginle
Düştük peşine
Bunca kardeşin tek dileği var
Aleyaleyooo!!!

Tek dileğimiz var, o da belli... Sahaya kazanmak için çıkın, bu maçı alın!

9 Ocak 2012

U18: Gaziantepspor:1-Adana Demirspor:2

U18lerimiz galip! Geçtiğimiz hafta, deplasmanda yendiğimiz Eskişehirspor'a kendi sahamızda kaybederek sürpriz bir yenilgi almıştık. O mağlubiyeti, bu hafta deplasmanda Gaziantepspor'u 2-1 yenerek telafi ettik. (İlk devre kendi sahamızda Antep'e yenilmiştik!) Grupta ikinci sıradaki yerimizi koruyoruz.



Çarşamba günü, 11 Ocak'ta Adana'da G.Antep Bld. ile oynuyoruz, saat 13.30'da. Adana'daki arkadaşların bu maçta takımımızı desteklemesini diliyoruz.

Gelecek cumartesi ise, U18'lerimiz Ankara'da, lider Gençlerbirliği'ne konuk olacak. O maçta da görev sırası yine bizde olacak.

Trafik Kazaları

Haftasonu Keşanspor'un ve Trabzonsporlu taraftarların geçirdiği trafik kazaları canımız sıktı. Her ikisinde de ölenler oldu. Ateş düştüğü yeri yakar tabii ki... Yollarda olan gencecik sporcuların, sporseverlerin, saçmasapan bir memleket gerçeğine kurban olmasının hiçbir açıklaması yok. Kader dediğimiz, aslında kendi yarattığımız bir trajedi.

Başınız sağolsun...

" 'Kazanacağım' Diyen..."

Tarih, 23 Mart 1980; düşme potasında iki takım Adana Demirspor ve Galatasaray; 13 ve 14. sıradalar. Rasin'in golüyle 1-0 kazanıyoruz. Ertesi gün Oğuz Tongsir yazıyor:



"Arzu etmek bir işi yarı yarıya başarmak demektir.Ligde rakibi ile kritik bölgede gezinen Adana Demirspor, sahaya 'kazanacağım' diye çıktı ve maçı iki puanla tamamladı... Galatasaray ise koskoca doksan dakika boyunca doğru dürüsttek bir akın bile yapamazken Fatih dışında tüm futbolcular sahada gezinip durdular."

Belki yarın için ilham verir bizimkilere... Kazanacağım diye sahaya çıkmanın bilinciyle...

7 Ocak 2012

Küçülme Meselesi





Sezon başında futbolcuların alacakları ücretleri gösteren yukarıdaki hesap cetveli doğru ise küçülme ile sağlanacak 920.000 liralık avantajı nasıl sağlayacağız ben anlayamadım.

Şöyle ki;

Bilal: Toplam ücret:180.000 Ödenen:10.000 sezon başından bu yana hiç para almamış sadece aldığı peşinata oynamış olsa ve tüm maçlarda görev alsa alacağı para 170.000

Güney ATILGAN : Toplam ücret:160.000 Ödenen:20.000 sezon başından bu yana hiç para almamış sadece aldığı peşinata oynamış olsa ve tüm maçlarda görev alsa alacağı para 140.000

Tayfun ÖZKAN : Toplam ücret: 375.000 Ödenen: 113.000 sezon başından bu yana hiç para almamış sadece aldığı peşinata oynamış olsa ve tüm maçlarda görev alsa alacağı para 262.000

Ufuk ARSLAN : Toplam ücret : 160.000 Ödenen: 15.000 sezon başından bu yana hiç para almamış sadece aldığı peşinata oynamış olsa ve tüm maçlarda görev alsa alacağı para 150.000

Tayfun SEVEN : Toplam ücret : 235.000 Ödenen: 15.000 sezon başından bu yana hiç para almamış sadece aldığı peşinata oynamış olsa ve tüm maçlarda görev alsa alacağı para 220.000

Mehmet Kahriman : Toplam ücret: 140.000 Ödenen: 10.000 sezon başından bu yana hiç para almamış sadece aldığı peşinata oynamış olsa ve tüm maçlarda görev alsa alacağı para 130.000

Bu hesaba göre giden oyuncuları ilk yarı-ikinci yarı tüm maçlarda oynamış-oynayacak olsa alacakları para toplamı : 1.072.000 TL

Oyuncuların bulundukları sürede bir çok maçta oynamadıklarını ortada, bu oyunculara peşinat harici ödeme yapıldığınıda varsayarsak bu hesap tutmuyor.

Ya yukarıdaki tablo uydurma bir tablo yada matematik yalan söylüyor. Yetkililerden ricam 920.000 liralık küçülmeyi sağlayan mali planı bizler ile paylaşmaları.

Küçülme fikrine karşı değilim aksine paramıza göre hareket etmemiz gerektiğini çok defalar savundum. Sezon öncesi bu kadar savurgan olmasak şimdi küçülmeye de ihtiyacımız olmayacaktı. Kaldı ki kadroda hiç oynamadan, gönderilenler kadar para alan oyuncular mevcut neden onları göndermek yoluna gidilmedi onları göndersek olmaz mıydı ?

Biletix'in Ayıbı

Galatasaray ile oynanacak kupa maçı biletinde Adana Demirspor logosunu kullanmayan Biletix büyük bir ayıba imza attı. Bu konudaki duyarlılığımız gösterelim. Twitter'da @biletix hesabına yorum bırakılabilir, info@biletix.com adresine mail atabilirsiniz.

6 Ocak 2012

Vefat

Tribün liderlerimizden Levent Aris'in annesinin vefatını duyduk, üzüldük. Allah rahmet eylesin,

Levo Dayı Bekir Çınar Turnuvasında da bizim takımda oynamıştı. Tayfa olarak Allah'tan kendisine ve geride kalanlara sabır diliyoruz...

Murat Özkardeş'ten Sorular

Kenttv.tv adresinde Murat Özkardeş'in köşe yazısı dikkate değer. Murat Bey, 20 soru sormuş Demirspor yönetimi'ne; bildiğimiz ve burada sık sık dile getirdiğimiz meseleler. Daha çok kişiye ulaşsın, Adana'daki bu muhalif sesler yankı bulsun diye, birkaç soruyu buraya da alıyorum.

"-Taliplilerden proje istenirken, mevcut yönetimin projeleri neden açıklanmıyor ?

-Galatasaray özlendiği için Adana’ya davet edenler, Adana Demirspor’un da özlendiğini biliyorlar mı?

-Sürekli yıldızlı kelimelerle övündüğümüz Adana Demirspor camiasının büyük isimleri nerede ? Neden konuşmuyorlar, yol göstermiyorlar, yardım etmiyorlar, gidişata dahil olmuyorlar, olası tehlikelere dikkat çekmiyorlar?

-Altyapıdan oyunculara neden ilgi gösterilmiyor? Göstermelik olarak bir iki
oyuncu alıp daha sonra sezon başında neden yollar ayrılıyor?

-Ve ey Adana camiası; neden sessiz kalıyorsunuz? Demirspor Aytaç Durak’ın oyuncağı olmuştu yorumlarına ben de katılıyorum; lakin son yıllarda Aytaç Durak da
yok! Şimdi hangi bahanenin arkasına gizleniyorsunuz?"

Devamını şu adresten okuyunuz:http://www.kenttv.tv/haberdetay.asp?ID=2491

Galatasaray Maçına Dair...

Bir yandan kulübün kendi gündemi, diğer yandan taraftarın kendi gündemi... İkisi birbirinden ne kadar kopuk!

Galatasaray maçı için heyecanlanan önemli bir kesim var. Gerek İstanbul'a deplasman yapmak, gerekse kişisel tarihleri gereği Galatarasay'la oynamak bunda etkili olabilir...

Galatasaray'ın Adana Demirspor'la yolları eskiden beri sıkça kesişir. Bunda birinci neden tabii ki su topu meselesi. Muharrem Gülergin'in önderliğinde başlayan yüzme ve sutopu efsanemizin -ki Yenilmez Armada adını alan ekiptir- en önemli rakibi Galatasaray'dı. Yüzücülerimizi, sporcularımızı İstanbul'a kaçırma girişimlerinde bile bulunmuşlardı.(Daha önce blogta yayınladığımız Ayhan Karataş'la ilgili gazete küpürünü hatırlayınız.) İstanbul'un herşeyin merkezi olma eğilimine karşı, sutopunda (nah!) olmasının tek engeli Adana Demirspor'du!

Ardından Demirspor'un parlayan yıldızı Fatih Terim'in Galatasaray'da oynaması ve o kulübün simge isilerinden biri olması, keza Demirspor altyapısından yetişip Ankaragücü'nde yıldızı parlayan Hasan Şaş'ın da uzun yıllar süren Galatasaray macerası bu yakınlığın diğer belirgin örnekleri. Ancak Terim'in Demirspor'la bağlarını neredeyse tamamen koparması, Adana'yı ve Demirspor'u unutması; Şaş'ın da kısmen bu noktada olması, bizim için temel belirleyici unsur.

Sıcağıyla Acısıyla Adana Futbolu kitabına da Galatasaray'la yolları kesişmiş birçok isim katkı sundu. Rahmetli Coşkun Özarı başta olmak üzere, Eser Özaltındere, Turgay Renklikurt bu isimlere örnekti.

Galatasaray maçında hatırlanması,hatırlatılması gereken çok anektod var. Ama bunların başında Yenilmez Armada'nın Adana Demirspor olduğu gerçeği geliyor. Birkaç maç üst üste kazanıp kendilerin bu ünvanı uygun gören GS Basketbol Takımı'nın tarihi altüst etme çabasına karşı, unutkan zihinleri uyandırmak gerek.

İstanbul Tayfası'ndan Yalçın Elbeyli'nin önerisi gayet uygun: Takım sahaya "Yenilmez Armada Adana Demirspor'dur" pankartıyla çıksın! "29 yıl üst üste 17 yıl namağlup!". Onun dışında kulüpten veya başka mecradan Terim veya Şaş'la ilgili ekstra bir girişim olmamalı. Öne çıkarılacak birşey varsa o da Demirsporlulukla ilgili olmalıdır.

5 Ocak 2012

Tayfun Özkan'ın Basın Açıklaması

Tayfun Özkan ayrılışı ile ilgili basın açıklaması yapmış. Kısa bir özetini şurada izleyebilirsiniz: http://www.youtube.com/watch?v=NVC_gGOVH2w

Özetle diyor ki, "ben ayrılmadım; kulüp ayrılmamı istedi. Beni haksız yere eleştirenlerin gönül gözü kapanmış, vicdansızlık yapıyorlar; hakkımda çıkarılan sakat vb. söylentiler tamamen yalan."

Videonun altına yaptığım yorumu burada da yazayım: Sana övgülerimiz de oldu, eleştirilerimiz de... Ama sen hiçbir zaman bizim beklediklerimizi veremedin. Parasız zamanlarında kulübü zor durumda bıraktın. "Ben paramın ve formamın hakkını verdim; vicdanım rahat diyorsan", eyvallah... Biz öyle düşünmüyoruz. Seni sadece sahadaki performansınla değerlendiriyoruz. Onun dışında bir kriterimiz yok. Sahada gördüklerimiz, daha doğrusu bu yıl göremediklerimiz, bizim için hayalkırıklığıydı.

Dahası: Bu kadar eleştiri alıyorsan, kulüp senle yollarını ayırıyorsa, birazcık da özeleştiri gerekmiyor mu? Videoda göremiyoruz, belki açıklamanın taamında vardır. Ya da belki Adanalı gazeteciler sormayı akıl etmiştir. Ama azıcık da özeleştiri be Tayfun! Takımın en çok para alan futbolcusuydun, peki en iyi performans senin miydi? Takımı sırtlayıp götürdün de biz mi sana nankörlük ettik?

Adana'ya Stadyum!

5 Ocak kutlamasını böyle yapalım, hem nostalji hem gerçek...

Okuyucularımızdan Gökhan Arıkan'ın gönderdiği fotoğraf; 20 Kasım 1936 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nden... Diyor ki; Adana'da, Ankara'dan sonra bugünkü Türkiye'mizin hiçbir yerinden olmayan bir esek olacaktır.


1922'de düşma işgalinden kurutlan Adana, kısa sürede ülkenin merkezi noktalarından biri haline gelip, bu tip projelerin ev sahiplğini yapabiliyordu.

Kültürel yaşantıları kadar stadyumlarıyla da bizi geçen birçok şehrin varlığını hatırlayacak olursak, ne nüktedan bir anı! Şimdilerde bırakın gerçekliği, projesi bile hayal. Ne Adana milletvekilleri, ne de bu kentin yöneticileri bu tip girişimler için kıllarını kıpırdatmıyor. 2013'te yanıbaşımızda gerçekleşecek Üniversite Oyunları ile birlikte bu geriliğimiz daha da belirginleşecek.

Kurtuluşumuz 90. yılı kutlu olsun, darısı yeni yüzyılda yeniden kurtulmaya, dahası Adana Demirspor'un kurtuluşuna...

İlk Transfer Gerçekleşti

DÜZELTME: Aşağıdaki linkte haber yayından kalkmış. Transferde kesinlik olmamış diye yorumlayabiliriz. Transfer "gerçekleşmek üzere" ya da "iddia edildi" diye düzeltme notu düşelim o vakit...

İstemiyorduk ama oldu: Gönderilen 4 futbolcunun ardından ilk transfer gerçekleşti. Haberi demirporplatformu.com duyurdu....
(Detaylar: http://www.demirsporplatformu.com/haberler/necati-demirhan-demirspor-da.html)

Bandırmaspor'dan 27 yaşındaki Necati Demirhan, Demirpor'da. Necati, ilk devrede 13 maçta ilk 11'de çıkmış. Önliberoda oynuyor. Önceki yıl da Türk Telekom forması giymiş.

İlk yarıdaki performansı iyi görünse de devre arasında gelen oyuncuya şüpheyle bakmak gerekli. Söylediğimiz şey aynı: Formanızın ve aldığınız paranın hakkını verin.

4 Ocak 2012

Gönderilenler ve Küçülme

Mehmet Gökoğlu'nun açıklamasına göre, mali küçülme gereği, 4 oyuncu gönderildi: Tayfun Seven, Tayfun Özkan, Ufuk ve Bilal.

Taraftar olarak yorumlayalım: Günaydın!

Bu futbolculara bu paraların verilemeyeceğini, taa sezon başında söylemiştik. Mali yapının sürdürülebilir olmadığını, bu paralarla ancak tek devrelik bir takım kurulabileceğini ben ve arkadaşlarım defalarca yazdı. Bu konu artık bir klişe oldu. Herkes biliyordu böyle olacağını.

Tayfun Özkan parantezi açmak gerekirse, ona güvenenlerle güvenmeyenler arasında bir eşitlik var gibiydi; güvenmeyenler haklı çıktı. Ben güvenmek istiyordum; iyi bir golcünün takımı sırtlayabileceğini düşünüyordum. Ama o paranın olmadığı yerde olmayacağını gösterdi. Bunu daha önce Tarsus'tan ayrılırken de yapmıştı, Bekir Çınar'la da yaşamıştı... Kulübü TFF'ye şikayet eden bir futbolcu geri alındı. "Parasını alsın, golünü de atsın yeter ki" dedik. Olmadı. En yüksek paralar verildi ve 7-8 hafta piyasada yoktu. Geldi iki maç oynadı ve gitti.

Tayfun'a mı kızalım, yoksa ona bile bile lades diyen yönetime mi?

Küçülme olacaksa, yıllardır sadece bir kere Bekir Çınar-Hüseyin Özcan döneminde uygulanan gençler destekli bir kodronun kuruluşu için adımlar atılsın. Yeni transfer istemiyoruz. Artık dilimizde tüy bitti bunları diye diye...

Galatasaray Maçına Taraftar

Şimşekler Grubu, Galatasaray maçına daha kalabalık gitmek için Adana'daki kurumlara, STK'lara, odalara çağrıda bulundu ve mail kampanyası başlattı. 200-300 kişi yerine 2000 kişi gitmek ve Demirsporluların gücünü İstanbul'da göstermek istiyorlar.

Görünen o ki bir kez daha taraftarın önemsediği kadar önemsenmeyen bir maç var. Teknik direktör önceki açıklamalarından çark ediyor, futbolcular gönderiliyor... Taraftarın oluşturduğu gündemi destekleyecek tek bir açıklama yok.

Herkesin işini yapmasını istiyoruz. Taraftar kendi görevini yapıyor, yapmak istiyor. Peki siz yapıyor musunz? Yönetim (yönetimimiz var mı gerçekten?), sanayi ve ticaret odaları, belediyeler, Adana'dan para kazanan otobüs şirketleri, iş adamları... Siz bu kentin değeri için ne yapıyorsunuz?

3 Ocak 2012

Neden Ağız Değiştiriyorsunuz?

Sözüm Durmuş Ali ÇOLAK'a.

Siz Kayseri Erciyesspor maçından önce "Kesinlikle galibiyet için sahaya çıkacağız. Zaten Demirspor hangi maç olursa olsun kazanmak için sahaya çıkar." demediniz mi?

Kaynak: http://www.sporcukurova.com/anasayfa/simsek-tur-pesinde.html

Elazığspor maçından önce "Yenmek için sahaya çıkacağız. Fazla göremediğimiz oyuncularımıza fırsat vereceğiz. Demirspor takımı olarak hangi maça çıkarsak çıkalım galibiyet için sahada yer alacağız." demediniz mi?


Şimdi ne oldu da söyleminiz değişti? Neden kupaya fazla takılmıyoruz diye açıklamalar yapıyorsunuz?

Sahaya çıkan takım bu kez Demirspor yerine Armutluspor mu olacak?

Yoksa İstanbul'dan mı korktunuz?

Yoksa bu sadece taktik mi? Açıklamalar ile İstanbul takımını rahatlatıp sahada işinizi mi yapmayı planlıyorsunuz? Umarım öyledir.

Bu platformdan geldiğiniz günden bu yana eleştiriler aldınız, tam destek hiç alamadınız. Hep şüphe ile yaklaşıldı size. Bize saygı duymamakta kendinizce hakkınız var. Peki herkese inat yanınızda duran Şimşekler Grubu, akın akın İstanbul'a gitmenin yollarını ararken, bu yaptığınız açıklama onlara ve heyecanlarına saygısızlık olmuyor mu?

Siz Adana Demirspor'u kötü yönetiliyor, kötü transfer yapılıyor, para bulunamıyor, alt liglerde sürünüyor diye küçük takım mı sandınız?

Bir teknik adama teknik öğretmek haddim değildir. 3-5-2 oynat diyemem, ama kaybetmeye çıkmayacaksın deme hakkına fazlasıyla sahibim. Kupaya fazla takılmıyoruz değil, formamız nerde sahaya çıkarsa orada aslan gibi savaşırız, demeniz lazım. Adana Demirspor'un ağırlığı bunu gerektirir. Bu ağırlığa nerde zarar verirseniz orada bu yazıda olduğu gibi tenkitlerle karşılaşırsınız.

Bir gün yöneticisi çıkar ricacı olur İstanbul takımından, diğer gün hocası çıkar kupaya takılmıyoruz der, ısrarla anlamazlar bizi. Hassasız konu Demirspor olunca. Sizler taraftar için varsınız, ekmeğiniz bu taraftar kitlesi olmasa olmaz. En azından bu takımda olmaz. 3 kişiye oynasa bu takım, potansiyeli olmasa böyle bütçeler dönmez. O nedenle önce taraftara kulak veriniz. Önce taraftarı anlayınız. Taraftar da size ağzınızla kuş tutun demiyor ki. Görevinizi yapın yeter. Göreviniz açık ve net. Her maçta sahaya Adana Demirspor gibi bir Adana Demirspor çıkartmak. Bunu bizlere çok görüp, bizi daha fazla yıpratmayın, istirham ediyorum. 

2 Ocak 2012

AÇIKLAMA

Şimdi birlik beraberlik ve sahiplenme zamanıdır herkesi yıllardır şehrimizde süregelen sahipsizliği bu maçta yıkmaya çağırıyoruz ve buradan tüm belediyeleri,siyasi parti il başkanlıklarını,sanayi ve ticaret odalarını,adanalı milletvekillerini göreve davet ediyoruz....ADANA DEMİRSPOR taraftarları olarak 10 ocak tarihinde oynanacak olan Galatasaray karşılaşmasına otobüs organizasyonu istiyoruz bu saydığımız kişiler ve kurumlar gerekli ilgiyi ve duyarlılığı gösterir ise cümle aleme TARAFTARLIK dersi vereceğimizi beyan ediyoruz....ARENA YA 1 oto 3 oto 5 oto değil 10 larca oto gitmek istiyoruz...ŞİMŞEKLER GRUBU

Galatasaray Maçı, 10 Ocak'ta

Kupanın 3. tur programı açıklandı. Galatasaray ile, 10 Ocak Salı günü saat 20.30'da İstanbul'da oynayacağız.

http://www.tff.org/default.aspx?pageID=267&ftxtID=14216

Biz Adana Demirspor'u Özledik

Herkese iyi yıllar.

Türkiye Kupası'nda Galatasaray A.Ş. ile eşleşmemizden sonra Levent ÖZVEREN'in yaptığı malum açıklamaya çoğumuz üzüldü. Bir tepki vermek için inatla bekledim. Belki bir açıklama yapılır, belki ödün verilen gururumuz toparlanmaya çalışılır, belki de özür dilenir, diye. Olmadı. Sadece Levent ÖZVEREN'in yerine onun ağzından da değil, kanaat belirterek Mehmet GÖKOĞLU, Levent Bey'in "sanırım" yanlış anlaşıldığını söyledi.

Öncelikle eğer yanlış anlaşılma varsa bu yanlış anlaşılmayı açıklamayı yapan düzeltmelidir. Kim borçlandıysa borcu o ödesin. Tabii, Demirspor geleneklerine uygun değil, kendi yaptığın borcu ödemek, bindir camianın üstüne gitsin. Ben Levent ÖZVEREN'den özür ya da açıklama bekliyorum, ikna olmak istiyorum.

Gelelim açıklamanın bizi fazlasıyla rencide eden kısmına... Adana Demirspor taraftarı Galatasaray'ı ağırlamanın özlemini taşıyormuş.

Allah aşkına, bu takım sürekli dengimiz olmadığını dile getirdiğimiz takımlar önünde seyirci baskısı kurabilsin diye otobüsün bagajına bavul gibi doluşan taraftarları olan bir takım. Yıllardır sizler de dahil tüm yöneticilerin hatalarına karşın Adana Demirspor adını yaşatmayı ve yine sizlere rağmen büyütmeyi başarabilmiş bir taraftar var ortada. Adana Demirspor'un ağırlayacağı sözde büyük takımları değil, Muharrem GÜLERGİN duruşunu, mazisini, efsanelerini özleyen, ADANA DEMİRSPOR'un silüetini değil ta kendisini özleyen bir taraftardan söz ediyoruz burada.

Biz Galatasaray'ı ağırlamayı değil, Galatasaray'ları titretmeyi özledik. Biz dimdik, kesesi boş olsa dahi temsil ettiği armanın farkında olan, eğilmeyen bükülmeyen, savaşmaktan korkmayan yöneticileri başımızda görmeyi özledik.

Bizi gittiğimiz mekanlarda "Sizinkiler Galatasaray'dan maçın Adana'da oynanması için ricacı olmuşlar." alaylarına maruz bırakacaksanız, üç kuruşluk dillere düşürecekseniz gelmeyin. Bizi "eskiden" Demirsporlu olanların önünde, bizi ulusal medyanın önünde, bizi adı ne olursa olsun başka bir takımın önünde küçük düşürecekseniz, oturduğunuz koltuğun geçmişinin omuzunuza yüklediği ağırlığı bilmeyecekseniz gelmeyin.

Levent Bey, demiştiniz ki göreve ilk geldiğinizde, ben bu işlerden anlamıyordum ama artık öğrendim. Öğrenmişsiniz ama yanlış öğrenmişsiniz. Öğrenmeniz gereken ilk şey, Demirspor'un tarihi olmalıydı, o tarihin anlamı olmalıydı. Demirspor'un -her türlü rezil yönetime karşın- taraftarıyla oluşturmaya çalıştığı duruşu olmalıydı. Bu duruşu benim elimden ağzınızdan çıkacak iki kelime ile alacaksanız eğer, bu takımı şampiyon yapsanız umurumda değil, Şampiyonlar Ligi şampiyonu yapsanız da umurumda değil. Demirspor taraftarı duruşuyla, onuruyla, mazisiyle vardır, Levent ÖZVEREN'le, Mehmet GÖKOĞLU ile, Zihni ALDIRMAZ ile, Bekir Sıtkı ÖZER'le, Mustafa TUNCEL'le, Aytaç DURAK'la vs. değil. Ne olduğunuzun, nerede olduğunuzun farkına varın.

Şimdi çıkın bir açıklama yapın, beni ve benim gibi rencide olanları ikna edin ya da mertçe özür dileyin. Ya da bir üçüncü yol daha var. Açıklama falan yapmayın. Çıkın sahaya, eleyin Galatasaray'ı, saha dışında yapamadığınızı sahada yapın, öne eğilen başımızı kaldırın, kırılan gururumuzu onarın. Seçim sizin.