Ana içeriğe atla

Grup Liderlerine Verilen Ceza

Şimşekler Grubu liderlerine verilen/verilecek cezalar, Federasyon'un ve doğrudan ilişkili olduğu siyasi iktidarın toplumu denetleme amacının çok net bir göstergesi. İstedikleri tarzda bir insan ve toplum yaratmak için, tüm farklılıkların törpülenip ortadan kaldırılması hedefi var. Kendilerine biat etmeyen her düşünceyi söküp atmaya çalışıyorlar. Tribünde de hiç bir şeye ses çıkarmayan, -"şak şak" bile değil -"şık şık" alkışını yapıp sessiz sessiz maçını izleyen bir profil yaratmak istiyorlar.

Bugüne kadar Şimşekler Grubu, stat içinde ve dışındaki duruşlarıyla aslında radikal sayılabilecek bir noktaya hiç bir zaman gelmedi. Her zaman itidalli davrandı. Demirspor tribününü sevgi-saygı-bağlılık noktasında birleştirdi. En basitinden, başkalarının bütün seyirci sayısı olacak sayıda binlerce insanı, sadece grup çatısı bir arada tuttu; orkestra gibi yönetti ve denetledi. Belki de bu birliktelik onların gözünü korkuttu. Bir arada olan insanların gücünden korkuyorlar.

Bu birliktelik, yardım dernekleriyle çalıştı, Lösev'e yardım etti (gerçi onlar da artık iktidarın hedefindeler!), Kızılay'a kan bağışı yaptı, köy okullarına kitap kampanyalarına destek verdi. Tribünlerde, pankart, beste, koreografi konusunda daha 2. ligteyken, maçlarımız tv'lerden verilmezken, bu kadar göz önünde değilken (klasik tabirle ıssızlarda-karanlıklarda) yaptılar bu işleri. Bu yörenin, bu memleketin grupları (var mıydı?) asmak kesmek kelle uçurmak derken onlar takımı sahiplenmek, el emeği göz nuru dedi.

Federasyon'un ideal tribünleri bir kaç yüz kişilik, deplasmana gitmeyen, soğukta evinde oturan, çekirdekçi insanlar grubu. Sokakta boyun eğen, tribünde de sesini çıkarmayan takımları, grupları istiyorlar. Taraftar değil seyirci istiyorlar. "Şehrin asi çocukları"nı şehrin sessiz çocuklarına çevirmek istiyorlar. Onlardan her kentte olduğu gibi Adana'da da var zaten. Ama biz onlardan değiliz; olmayacağız. Şimşekler Grubu'nun yarattığı yaşam tarzı, bakış açısı ve kulübünü sahiplenme hissi liderlerine verilecek cezayla son bulmaz. Yine klasik tabirle, düşüncelere mermi işlemez!


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ

Altay: 1 - Adana Demirspor: 3

 Ne bir skorla harika bir deplasman galibiyeti! Alt sıramızdaki rakibe geçit vermemek kadar bir yandan da uzun süredir Altay'a karşı devam eden şansızlığımızın kırılması açısından süper! Yıllardır Süper Lig deyince aklımıza gelen son maç/son yenilgi ile hafızamızda yer eden Altay, 1. lig maceramızda canımızı sıkmaya devam etmişti. Geçen sezon iki maçta da yenilmiştik. Galibiyetin bu açılardan da çeşitli anlamları var. Aslında ilk yarıda kopabilecek maç, ikinci yarının başında yenen golle can sıkıcı bir hale geldi ama arka arkaya bulduğumuz iki golle rahatladık. Yunus yine kilidi açan vuruşla üçüncü golüne ulaşırken, Assambalonga ligte 5'ledi; Akintola da geçe sezonki performansını hatırlatan güzel bir vuruşla ikinci golünü attı.  Takım kolay gol yemezse bir şekilde maç içinde toparlamayı başarıyor. Bir kez daha ilk golü attığımız maçta puan aldık. Alttaki takımların yenilmesiyle beraber ligin orta sıralarına daha güvenle tutunmaya başladık.