29 Mayıs 2016

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu. 

Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.  
video

Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek. 

Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Taşınmak için 15 günlük iznim vardı ve ben çocuklarımla birlikte geçireceğim her saniye, her saniye ulan, her saniye değerli iken ne yaptım. Kalktım Adana'ya Elazığ maçına gittim. Sonra, onları iki gün daha görüp tekrar bıraktım ve Konya yollarındaydım. 

Kimseye sormuyorum, asla da sormayacağım cevabını bildiğim soruyu. Böyle baba olur mu? Olmaz. Çok koyuyor bana. Ama daha çok kahreden beni ne biliyor musunuz?

Yine olsa, yine giderim.

İşte bunun için, Allah benim belamı verdi.

27 Mayıs 2016

Olmadı

Olmadı. Çok iyi biliyoruz bu sözü. Deniyoruz, olmuyor. Yine son ana kadar süren, olmayacak şekilde biten bir hikaye. Bizi bu sezon ayakta tutan, bütün sezon penaltıları atan Pote'nin dağlara attığı topla başlayıp süren çöküş. Buraya kadar gelmek elbet önemliydi ama bu taraftarın çilesi ne zaman bitecek bilemiyorum. Yollara düşen 20bin Demirsporlu sevinmek için sevmedi, sadece iyi günde takımın yanında değildi, yine de artık gülmek sevinmek mutlu olmak istiyoruz. Bugün olmadı ama olacak elbet, bugün ya da farke etmez.  Sen yaşa bizlere yeter, yaşa var ol Demirspor.

24 Mayıs 2016

Finaldeyiz

Yine son dakikaya kadar süren heyecan, yine kanserlere krizlere gebe bir final. Demirspor asla işi hemen bitirmez, son ana kadar delirtmeye devam eder. 1. ligteki 4. yılda 3. kez play-offtayız ama ilk kez finaldeyiz. Hem de ikinci yarının başında yediğimiz golle iyice umutsuzluğa düştüğümüz anda, dipten çıkarak gelen son dakika golüyle...

Bir çok istisna birleşti: 1-0 geriden gelip kazanmak, Pote ya da Burak Çalık'ın gol atmadığı bir maçı kazanmak gibi... Bu sene nadiren olan şeylerdi. Bunlardan biri de taraftarın sabrıydı. Son ana kadar sakinliği korudu ve maçın içinde kaldı. Erken bir tepki vermedi. Maç öncesi uyarılar işe yaradı.

21 yıllık Süper Lig özlemine 1 maç uzaktayız. 2009'da Konya'da kaybettiğimiz umutları yine Konya'da bulalım; yeni bir döneme başlayalım.

21 Mayıs 2016

Yönetime Çağrımızdır

Sayın Sedat Sözlü,

Takımımız hepimizin malumu olduğu üzere çok kritik Elazığ rövanş maçına hazırlanıyor. Hepimiz ziyadesi ile gerginiz ve gergin olduğumuz kadar da umutluyuz.

Yine çoğumuzun kabul ettiği üzere taraftarlarımız maalesef maç esnasında ve öncesinde tek ses, tek yürek olamıyor. Camia olarak yönetilmesi zor bir kitle olduğumuzun farkındayız. Ancak eleştirel olmanın eleştirilene verdiği katkı, zarar vermeye başlayana kadardır. Bu zararı sezon içinde çok kez gördük. Net eleştirilerle yönlendirilebilecek bir süreç, maalesef bilinçsiz bir takım taraftarlar tarafından futbolcuların kişiliklerine ilişkin mesele haline getirildi ve futbolcu ile taraftar arasındaki zaten çok sınırlı olan bağlar daha da gevşedi. 

Şimdi makul çoğunluk Elazığ maçı öncesinde ne yapılması gerektiği hususunda fikir sahibi. Takım kötü de oynasa, geriye de düşse, umutlar tükenene kadar elinden gelenin fazlasını yapacak ve sahadaki armayı destekleyecek. Ancak bazı açmazlarımız var. 

1-Bu tür duyurular genelde sosyal medya üzerinden taraftar girişimleri ağırlıklı olmak üzere yapılıyor ve bilinçsiz olarak ya da daha doğrusu tepkisini doğru zamanda veremeyen olarak nitelendirdiğimiz taraftarların bir kısmı sosyal medyayı hiç kullanmıyorlar. Yani tribünlerin çağrısı kendilerine bu aşamada ulaşmıyor.

2-Bir kesim taraftar ise yönetilmesi en zor şeye sahip: Cehalet. Bu taraftarı kontrol etmek oldukça zor olsa da yine de üzerimize düşeni yapmak zorundayız.

Sizlerden basit bir beklentimiz. Umutlar tükenene kadar köstek olunmaması, sadece destek olunmaya odaklanılması veya destek olunmak istenmiyorsa tepkinin maç sonuna saklanması gerektiğini belirten kısa ve sade bir duyuru metni hazırlatmanız ve bu metni maça girecek taraftar sayısı kadar çoğaltıp maç öncesinde koltukların üzerine koyarak ya da her taraftara görevliler tarafından elden verilmesini sağlayarak iletmeniz. 

Yine de engelleyemiyorsak, en azından üstümüze düşeni fazlası ile yapmış oluruz.

Alacağımız bu küçük önlem belki bize final kapısını aralar. Yok saymayalım lütfen. 

20 Mayıs 2016

Demirsporluluk Sanal Değildir, Düşün Yakamızdan...


Ben daha küçücüktüm, 5-6 yaşlarında falan, babamla atışırdık, kızıp beni Demirspor maçlarına götürmediği olurdu. Çıkardım sokaklara, her gelen geçene maçı sorardım. Kaç kaç bitti, nasıl oynadık, kart gördük mü? O yaşta ve o dönemlerde öyle kovalanırdı sevda. 

Pazartesi günleri bir gazetenin iç spor sayfalarından herhangi birinin sağ alt, sol alt köşesinde maçın skorunu bilmeme rağmen o "Demirspor" kelimesini görmek için heyecanla gazeteyi kurcalardım. 

Salı günleri haftanın değerlendirmesi olurdu genelde gazetelerde. Haftanın 11’ine bir Demirsporlu girmiş mi, gelecek haftanın maçında Demirspor’a toto tahmininde kaç veriyorlar gibi sorularla geçirirdim zamanımı. 

İlkokul yıllarımda TRT’de haftada bir gün gecenin geç saatinde alt liglerden görüntüler olurdu. Onları beklerdim, 1 dakika 30 sn.lik bozuk kaliteli bir video kaydı için gece yarılarına kadar ayakta kalırdım. 

Babamdan kaçak maçlara giderdim, dayağını yemesem de fırçasını yemişliğim çoktur. 

Çocuksu şekilde öğrendim ben Demirspor’u sevmeyi. Defalarca küme düştük, defalarca yürek incitici mağlubiyetler gördüm ve çocukça ağladım Demirspor için. Dünyanın en temiz gözyaşlarıydı onlar. Kızdırırdı büyüklerim beni, yine yeniden ağlatmak için. Ağladıkça daha temiz sevdim, daha güzel sevdim. 

Ben şimdiki adı ile Süper Ligi görmüş kuşaktanım. Efsane dönemlerimize yetişemedim ama yine de şanslıyım. Takımımızın çöküş döneminde olgunlaştım. Yani başarı istisna, başarısızlık asıldı. Her başarısızlıkta daha çok sevdim ve inadına tertemiz sevdim. 

Ben Demirspor’u severken ne Periscope vardı, ne Twitter, ne de burası gibi bloglar. 

Ben Demirspor’u sevdiğimde radyo yayınlarına hasrettik. Kulağımızı dayardık süper lig maçlarının bitiminde radyoya, bir maç skoru alabilmek için. 

Bunları neden mi anlatıyorum? 

Çünkü ben ve benim gibi insanlar tertemiz seviyorlar Demirspor’u. Gözyaşlarını akıta akıta büyümüşler. Açlık grevlerini yaşamış veya okumuşlar, eşya piyangolarını, kaçan futbolcuları, beş parasız deplasmanları yaşamışlar ve yaşadıkça bağlanmışlar. Böyle bağlarla bağlanınca insan kıyamıyor takımına. Aman zarar vermeyeyim, diyor. Ben yıprandım bir gülümseme yakalamak için ve benim yüzümden kaçmasın o gülümseme diyor. 

Sevdiğime bunca özenle yaklaşırken ben, birden bir bakıyorum genelde kim olduğu belirsiz, ergen bir MaratonÖmer çıkıyor karşıma. Bir soluma dönüyorum Ads1940Veli, sağıma bakıyorum ForzAds. 

Bu arkadaşlar büyük Demirsporlular! Onsuz yaşayamayan Demirsporlular! O nedenle alabildiğine vuruyorlar anlık skorlara bakıp benim takımıma. Kim bu MaratonÖmer diyorum, yok öyle bir adam yok. Ama adam çıkmış topçuya sallıyor. Adam hadi performansı düşükleri bir kenara bırakıyorum, bu seneden örnek vereyim, Pote’ye sallıyor. Bir başkası çıkıyor, Hüseyin Kala’yı yerden yere vuruyor, 10 dakika sonra Kala gol atıyor, Kala’dan kralı yok. Burak’la uğraşıyor bir kısmı. Bir kısmı Tiago ile. 

Ben çözemedim bu işi ama sanırım bu adamlar çözmüş! İnatla sallayınca bu futbolcular takıma daha bir bağlanıyorlar, daha bir Demirsporlu oluyor, daha bir taraftar için oynuyorlar!!! O yüzden ısrarla devam ediyorlar. 

Sevgili sanal kardeşlerim. Yeter artık, defolun gidin. Düşün bu takımın yakasından. Siz klavye başında orgazm olacaksınız diye, benim sevdam ile oynamayın. Oynatmam diyemiyorum, meydan okuyamıyorum size, yoksunuz ulan. Sanalsınız. Sonra aynaya bakıp, adam veya kadın gördüğünüzü sanıyorsunuz. 

Ben Demirspor’u daha hiç görmemişken sevdim. Tertemiz sevdim. İlk kez yenilmedi benim futbolcum, ilk kez de kazanmayacak. İlk kez hüsran yaşamadı, ilk zaferi de olmayacak. 

Tepkisiz olalım demek değil bu ama, kardeşim, bugün, burada, bu anda, var olmayan kişiler tarafından verilen tepkilerin bu takıma şöyle bir yararı olabilir deyin, ben de bu açıdan düşünmemişim, diyeyim. Yok arkadaş yok. 

Benim takımıma zarar vermeyin arkadaş. 

İlle sahada oynanan oyun ise derdiniz, ille aldığımız skor, bulunduğumuz konum ise probleminiz, Turuncular şampiyon oldu. Gidin onları destekleyin. Düşün bizim yakamızdan. 

Ben çekirdek küçücük ve tertemiz bir kadro ile Demirspor’un moda olmadan sevildiği günleri özledim. 

Vallahi çok özledim.

19 Mayıs 2016

Play-off 1. Maç| Elazığspor:3-Adana Demirspor:2

İlk altının en çok gol yiyen takımı olarak, play-off'un ilk maçında da 3 gol yedik. Bu kadar gol yiyerek başarılı olmak mümkün değil. Yenen goller de çok basit yan top veya duran top hataları. Takım, yolun sonuna gelmiş gibi oynamıyor, sanki hala sezon ortasında ve aynı hatalara devam. Varını yoğunu ortaya koyması gerektiğini bilmiyor gibiyiz... Maç berabere de bitse ikinci maç için umutlu olmayacaktık. Oyunu tutmak, pas yapmak yeterli olmuyor çünkü yaratıcı değiliz. Anıl ve Tiago'nun hücumu tıkama özellikleri decam ediyor. Burak bugün yine yoktu ve herzamanki gibi Pote'nin dokunuşlarına kaldık. İkinci maçta bunların aynısı olacaksa işimiz çok zor. Daha önce yazdığım gibi iyi oynamaktan ziyade inanmışlık görmek istiyor bu taraftar ve kötü oynasak dahi maçı çevirebilecek bir umut istiyoruz.

17 Mayıs 2016

Malatya'da Güvenlik Rezaleti

Malatya Valiliği,  Elazığ maçı hazırlıkları için Malatya'da bulunan takımımızı kentten kovdu! Gerekçe, bir avuç Malatya taraftarının otel önündeki goygoyunu engelleyememek. Valilik kente gelen misafirini kapı dışarı ediyor. Güvenlik sağlamayi  buradan gidin demek olarak anlamış bu yetkililer.  Bu tavırlarınız vatandaşa güven değil, suç işleyenin korunacağı mesajı veriyor. Zalimin değil mağdurun suçlu sayıldığı, kötülüğün normalleştiği ülkede daha nelerle karşılaşacağız bakalım.

Play-Off Öncesi

2015-16 sezonunu 54 puanla tamamladık. İlk altının en çok gol yiyen takımıyız. Geçen sezon da öyleydik ve 56 puanla 1. lig'teki en yüksek puanımızı almıştık. İki sezondur kolay gol yeme alışkanlığını aşamadık. Attığımız 53 golün 33'ü iki isme ait: Pote ve Burak. Play-off'larda Elazığ karşısında bu iki isme alternatif yaratmamız gerekli.

Elazığspor karşısında ilk maçta, kendi iç sıkıntılarımızın sahaya yansıdığı, pek mücadele etmeden 1-0 kaybettiğimiz bir oyun vardı. İkinci maçta ise bu kez rakibin devre arasında yaşadığı sıkıntılardan yeni toparlandığı bir süreçti, bizde kadromuzda değişiklikler yapmıştık ve bu kez 2-1 kazandık. Yani maçlar genelde dengeli geçti ama play-off'ta ruh halinden uzak atmosferde oynandı. Bu kez daha inatçı ve zorlu geçecektir maçlar. Deplasmanda gol atmak bu açıdan önemli.

İlk devreyi lider kapatan Elazığ, son maçta Adanaspor'un son üç haftalık yedek kadrosuyla dağıttğı puanlardan yararlanarak son hafta play-off'a kaldı. Bizim kadar yiyen ama daha az gol atan bir takım. En golcü oyuncusu 6 golle Ümit Tütünci. Goller farklı oyuncular arasında dağılmış durumda. Bu durumu daha tehlikeli hale getirebilir. İlk yarıda 9 gol atan Serdar'ı kaybettikten sonra onun formuna ulaşan kimse olmadı. Gerçi o da gittiği Göztepe'de gol atamadı.

2012'den bu yana 1. ligteki 4. sezonumuzda 3. kere play-offlara kaldık. 2. ligteki playoff tecrübelerimiz de hala canlı. Bu süreci en iyi bilen takım ve tribünüz. O yüzden tecrübelerden yararlanmak gerekli. Geçen seneki playofflarda  en önemli sıkıntımız aşırı beklentiyle girdiğimiz sinir harbini iyi yürütememek oldu. Kendi kendimizin kuyusunu kazdık. Maç içerisindeki dahi oyun kalitesinde düşüş olabilirken iki maçlık oyunlarda gelgitler olabilir. Tribünün daha sakin olması, futbolculara da o sakinliği yansıtması gerekli. Geçen seneki maçta da görüldüğü gibi 3-0lık yenilgi bile son ana kadar çevrilebilir durumda. O yüzden konsantrasyonu kaybetmeden, sakin ama istekli oyunla, tribünde de aynı destekle maça odaklanmak gerek. Hatalı hareketleri, yanlış kararları hemen protesto etmek yerine biraz daha sakin kalıp oyuncunun kendini toplamasına izin vermeliyiz. Tribündeki gücümüz çoğu zaman sahaya telaş olarak yansıyor. Zaten sene içindeki maçlarda pek çok kez tepki verildi. En azından bu maçlarda oyuncuların hatalarını affettirmelerini bekliyoruz. Yılmaz Vural'ın tecrübesiyle takım içi uyumu sağladığını umuyoruz. Çünkü ihtiyacımız olan şey tam da bu; bir takım olabilmek. Bu maçlar birbirine bağlanma ve inanma maçları. Oyun kalitesinden çok, gerçekten isteyen kazanıyor çünkü.



10 Mayıs 2016

Altyapı'da Bu Yıl

Önceki yıllarda Türkiye finallerine gitmesine alışık olduğumuz altyapı takımlarımızda bu sezon beklediğimiz başarıyı göremedik. Sadece U14 takımımız grubunu lider bitirdi. Öneleme maçında 8mayıs'ta Erciş Belediye'yi 3-0 yenen takımımız Türkiye finallerinde boy gösterecek. U14lerimizin rakipleri Altınordu, Beşiktaş, Bursaspor, Kayserispor, Osmanlıspor, Sakaryaspor ve Trabzonspor. Başarılar minik Demirler!

Profesyonelliğe en yakın gençlerimiz U21'ler ve U19Elit'ler, 1.lig takımları arasında 13. ve 10. sıradalar. Son maçınlarıı bu hafta Urfa ile oynayacaklar abileri gibi. U21 için ayrı bir başlık açmak gerek. 

U17'ler 22 maçta hiç berabere kalmadı. 13 galibiyet 9 mağlubiyetle grubunu 4. tamamladı. Ayrıca grubun en çok gol atan takımı oldular. U16'lar da grubunda 4. oldu; iki grupta da G.Antep Bld ve G.Antepspor'un grupta hakimiyeti vardı. U15'ler ise tek beraberlikle grubu 5. tamamladı.

7 Mayıs 2016

Yunus Ünsal'dan 11 Gol

Playoff tantanası başlamadan yazalım. Genelde takım kötü gittiğinde aklımıza gelir altyapı meselesi ama bu seferki öyle değil. Sezon boyu, hafta sonları düzenli olarak yaptığım bir işti, Yunus bu hafta gol attı mı takibi. Altyapımızdan yetişen forvet oyuncusu Yunus Ünsal, bu sene Erzin Bld. formasını terletti. Geçen sene Ankara Demirspor'da ikinci devre gösterdiği atılımı devam ettirdi. Ligte 30 maçta ilk 11 başladı ve 10 gol attı. Bir de kupa maçında golü var. Son üç haftayı boş geçmedi, zaten Erzin de 8 hafta yenilmedi, 5 galibiyet var, son üç hafta 4'er gollü galibiyetler. Bu seriyi daha önce yakalasa belki playoffu bile zorlayabilirdi. Son haftalarda düşmemeyi garantilemenin verdiği rahatlık takıma olumlu yansımış. Yunus Ünsal da profesyonel liglerde kendini rekorunu kırdı. Lige iyi başlamıştı,  sonra biraz duruldi ama son düzlükte yine patlamasını yaptı. Onun gol attığı maçları takımı farklı kazanmış. Altay deplasmanında puan getiren bir golü devar.

Bu ivmesini, neden Demirspor'da devam ettirmesin? 10 gol beklentimiz yok tabii ama belki atacağı 3-4 golle takıma çok büyük katkı verebilir. Yunus, Erzin'de yeteri kadar piştiğini ispatladı bence.

#dellen

Umuda ihtiyacımız olan şu günlerde umut veren, yüz güldüren samimi bir girişim; Selim Ağaçdalı'nın Haluk Levent'le kotardığı şarkı ve klip yayında:

https://youtu.be/C73GWg1dkgY



2 Mayıs 2016

Eski ve Yeni Efsanelerimiz: Ziya ve Pote


Üni-AdanaDemir taraftar oluşumuna mensup kardeşlerim geçen gün güzel bir bilgi notu yayınladılar. Bu bilgi notuna ilişkin kendilerinden küçük bir ilave daha yapmalarını istedim ve araştırmaları neticesinde o bilgilere de ulaşma imkanımız oldu. 

Stresli lig sürecinde çok günlük yaşamaya başladık. Genç kardeşlerimizin bu bilgi notu, bu ortamdan bir anlık da olsa sıyrılmak açısından da güzel oldu. 

Konumuz Pote ve Ziya. Gelmiş geçmiş en golcü iki yabancı futbolcumuz. Demirspor kuşak kuşak taraftar eskitiyor. Küçük de olsam kuzey kale arkasının maraton tribününe bakan kısmında asılı bulunan dev Ziya posterinin bulunduğu dönemleri yaşayabilen şanslı kuşaktanım. Erciyes maçında yerde topa kafası ile uzanan Pote, emeğe ve ekmeğe olan saygısı ile zaten başarısının tesadüf olmadığını ortaya koymuş ve gönüllerimizi bir kez daha fethetmişti. Artık konuşmak için erken olmadığı ümidi ile yeni kuşak Demirsporluların da tanık oldukları bir efsaneleri olduğunu söyleyebiliriz.

Daha fazla uzatmadan sözü Üni-AdanaDemir’e bırakıyorum. Blogumuz tertemiz masmavi duygularınız için her daim açıktır güzel kardeşlerimiz. Teşekkür ederiz.

"87-88, 88-89 sezonlarında Adana Demirsporumuzda oynayan Zijad Svrakic (Ziya Yıldız) kulüp tarihinde en çok gol atan yabancı oyuncu unvanını elinde bulundurmaya devam ediyor. Toplam 77 maçımızda formamızı terletmiş olan efsanemiz Ziya 36 kez fileleri havalandırmış. 

Bir diğer istatistiğe göre Adana Demirspor’da bir sezonda en fazla gol atan yabancı oyuncu rekorunu da Zijad Svrakic (Ziya) elinde bulunduruyordu. Erciyes deplasmanında 20. golünü atan Pote, bu rekora ortak oldu. Pote, eğer kalan 2 haftada 1 gol ve üzeri atabilirse Zijad Svrakic’in rekorunu kırarak bir sezonda en fazla gol atan yabancı oyuncu unvanını eline geçirmiş olacak. 

Ziya 20 gol attığı sezonda toplam 39 maçta forma giymiş. 3142 dakika sahada kalmış. Diğer bir ifade ile Demirspor adına bir sezonluk periyodda her 157 dakikada 1 gol kaydına muvaffak olmuş. Pote ise şu ana kadar toplam 32 maçta oynamış ve 2811 dakika sahada kalmış. Bu da her 140 dakikada bir gol anlamına geliyor. 

Tebe Volimo pankartı ile gönlümüzdeki yerini haykırdığımız Ziya’yı bu vesile ile anıyoruz ve Pote için de gönlümüzdeki yerini haykıracağımız bir hazırlıkta bulunacağımızı belirtmek istiyoruz."