30 Eylül 2013

Bazıları İçin Hayalkırıklığı, Bazıları İçin İlk Deplasman

Tayfamızın taze kanlarından Merve, kısa bir değerlendirme yaptı Ankaraspor maçı ve organizasyonumuz için. Devamının geleceğine inanıyoruz. Ahmed Arif'in şiirinden uyarlama pankartımızın fikri mucidi Merve, maalesef pankartın statlarda boy göstermesine bu maçta tanık olamadı. Masum bir şiir, polisimize tehlikeli geldi, üstelik anlamını dahi bilmiyorlardı. Geçtiğimiz gün pankartın resmini vermiştim. Yinelemiyorum, girdiği ilk statta dev bir resmini koyacağım buraya. Merve bu maçımıza deplasman dese de tabelada deplase uygulamada ev sahibiydik, yalnız stadı öyle bir yere yapmışlar ki, deplasmana daha rahat gidilir.

"Pazar günü aldığımız Ankaraspor mağlubiyeti için birçok yorum yapılabilir futbol açısından. Oyuncuların isteksizliği ve hataları, teknik ve yönetimsel yetersizliklerin hevesle başlanan bu sezona gölge düşürdüğü gerçeği birçok taraftar tarafından zaten konuşuluyor, zaten Rostand’da hiç girmeyeceğim.
Bu yazı daha çok benim ilk deplasmanımın izlenimleridir. Hayatım boyunca bir çok maça gitmiş olsam da, 5 Ocak’ta Demirspor tribünlerinde bulunmuşluğum olsa da bu benim Ankara Tayfası’yla ilk deplasmanımdı. Üstelik bu organizasyon için oldukça kalabalık bir grup olarak toplandık maç öncesi. Her ne kadar stada alınmamış olsa da benim fikrimden yola çıkılarak yapılan yeni pankartımız da ayrıca benim için gurur verici. Organizasyon olarak bizim dışımızda yaşanan sorunları saymazsak herkesin organizasyonu sahiplenmesi, herkesin Tayfa tarafından sahiplenilmesi ve sorunsuz olarak stada gidişimiz güzeldi, umarım hep bu kadar kalabalık ve kenetlenmiş bir yapıya sahip oluruz. Onun dışında Yenikent Asaş Stadı gişelerinde yaşanan bilet sorunu ve Şimşekler Grubunun bu yüzden mağdur olarak maçın ilk 10-15 dakikası dışarda kalması ev sahipliğine yakışmadı. Tribünlere gelirsek maçın enerji(sizliği)si tribünleri de vurdu, Adana’dan gelen yüzlerce Demirsporlu sonucu haketmedi.
Kısacası, kazasız belasız ve mutsuz bir maçı daha atlattık. Umarım nice yeni organizasyonlar da ve daha güzel günlerde buluşuruz."

Sorumluluk

Taraftarımızla ev sahibi gibi olduğumuz Ankara'dan yenik döndük. Biz alışmışız çokça üzülmeye, az da olsa sevinmeye, yine üzüldüğümüz haftalardan birini yaşadık.
 
Takımımız yeni sezona arkasına taraftar desteğini alarak, geçen senenin bölünmüş yapısının aksine tek vücut ve inançlı başladı. Ancak şu ana kadar o bütünlük duygusunun skorlar üzerinde etki göstermediğini kabul etmemiz gerekiyor.
 
Bu durumda sorumluları da vurgulamakta fayda var. Hemen yüklenip, ilk kötü gidişte tefe koymak değil amacımız kimseyi, lakin, hatırlatmakta fayda var.
 
Taraftarların (biz de dahil) karşı olduğu eski yönetim 4,5 milyon TL bütçe ile bu takıma play-off oynattı, yeni yönetim 9 milyon TL bütçe ayırdı transfere, yani eski yönetimi (belki de borcumuzu da) ikiye katladı, performans açısından ise aynı şeyi maalesef söyleyemiyoruz.
 
Gerek kongre sürecinde ve gerekse taraftarlarla yönetim arasında gerçekleştirilen toplantıda yönetimin gençleşmeye ve alt yapıya önem vereceği beyan edildi, ancak bunun meyvelerini sahada henüz göremedik.
 
Yücel İldiz Hoca'dan gelirken hepimiz mutlu ve umutluyduk ama henüz istediğimiz yönetimi kenareda göremedik.
 
Bu takımın en yetenekli oyuncularından Juninho, bitirici noktalarda görevlendirilmedi ya da görevlendirildiği noktaya, oyun kurgusu yüzünden, bir türlü gelemedi. Diğer golcümüz Rostand, beklentilerin çok ama çok altında kaldı.
 
Birol ile haftalardır duran topları harcıyoruz, ısrarla topun başında kendisini görüyoruz.
 
Bir de Şener mevzuu var. Şener ÖZCAN Demirspor'da efsane olmuştur, bunu kimse değiştiremez. Metin AKTAŞ'ın yedeği olmuş, kaleyi ondan devralmıştır. Bizi resmen şampiyon yapmıştır ama yine yedeğe alınmış, bu kez Ramazan Kurşunlu'dan kaleyi devralmıştır. Hem savaşçı kişiliği ile hem de kritik kurtarışları ile gönülleri fethetmiş, bize uygun adam olmuştur. Ancak bu sezona Şener de istediğimiz gibi başlayamadı maalesef. Başlangıç aşaması hayal kırıklığı idi. Şener'in hakkını oynadığı 7 maçla yerle yeksan edecek değiliz elbet. Her zaman parçamızdır.
 
Tüm bu saydığım hususlar dönüp dolaşıyor Yücel İldiz'de birleşiyor. Performansı düşük oyuncularda ısrar, hatalı uygulamalarda ısrar, takım içi rekabete fazla prim verilmediği kanısı uyandırıyor. Oysa bu dönemlerde forma biraz el değiştirse, kimse yerinin garanti olmadığını bilse takıma daha olumlu yansır diye düşünüyorum.
 
Aslında tam zamanı. Gencecik Aybars alındı. Saç baş yolacaksak, zaten yoluyoruz, biraz da Aybars için yolsak ne çıkar? Gencecik Emre Selen'imiz var, biraz da o hatalı goller yese, Şener abisi onu teselli etse ne kaybederiz? Teknik heyetten başarılı işleyen bir çarkı bozmasını istemiyoruz. Başarısızlığa gençlerle müdahale etmesini istiyoruz.
 
Böylece beklentilerin altında kalan yönetim de vaatlerinin bir kısmını uygulamaya geçirmiş olacaktır.

29 Eylül 2013

Ankaraspor:3-Adana Demirspor:0

Takım kötü ve acil müdahale gerekiyor. Futbolcular direnç göstermiyor. İlk golü atamadığımız her maç, golü yer yemez bitiyor. Taraftar kötüler arasında kimi seçip kızacağına karar veremiyor. Bu gidişe dur demek gerek.

27 Eylül 2013

Tuncel Kurtiz

Ezilenin yanında, haksızlığın karşısındaydı. Büyük sanatçı Tuncel Kurtiz, bugün aramızdan ayrıldı, toprağı bol olsun!

Ankara Tayfası Perşembe Buluşması

Dün eski ile yeniyi harmanladık, güzel bir toplantı yaptık.
 
Gelen tüm arkadaşların ayaklarına sağlık. Yeni arkadaşları tanımaktan, eskilerle görüşmekten, en eskilerle hasret gidermekten mutluluk duyduk.
 
Önümüzdeki dönemlerin halı saha kadrosunun oldukça geniş olduğu görülüyor.
Organizasyona ilişkin görüşlerimizi ve gelişmeleri paylaştık. İletişimimizi kuvvetlendirdik ve ek olarak güzel bir pankart yaptırmıştık Ankaraspor maçında stadyum hayatına başlayacak olan, onun arkasında ilk karemizi verdik.
Kardeşlerimizin bizlerden beklentileri fazla. T-shirt yaptırılmasını isteyen de var, halı sahanın düzene oturtulmasını isteyen de. Gidemediğimiz maçları birlikte izleyelim diyen de var, yemek yiyelim diyen de.
 
Beni en fazla mutlu eden olay ise artık kardeşlerimiz taşın altına elini sokmaya başladılar. Yepyeni dinamik bir ekip geliyor. Yavaş yavaş kenara çekilirken biz, onları mutlulukla izliyoruz.
 
Buraya yazalım da kayda girsin.
T-shirt işini bir arkadaş aldı. 
Bir arkadaş da çok önem verdiğim bir rolü üstlendi.
Bir arkadaş duyurumuzu yaptı.
 
Bu "bir arkadaş"lar çoğalacak hayırlısı ile. Fikri anlamda da çok güzel şeyler ortaya koyulacak.
 
Teşekkürler arkadaşlar.

26 Eylül 2013

Ankaraspor Maçı Öncesi

Bu yıl, normal şartlarda Ankara'daki tek maçımızı bu hafta sonu oynayacağız.

Ankaraspor'a karşı galibiyetimiz yok. 2002'den bu yana oynanan maçlarda 2 beraberliğimiz var. Bu beraberliklerden birinde, Ankara'da tribündeydik. 2004 Şubatı'nın soğuğunda, karlar yolları kapattığı için Adana'dan taraftar gelememişti; biz düşme potasındayken şampiyonluk yolundaki Ankaraspor'la oynamıştık da 1-1 berabere kalmıştık son dakikalarda gelen golle. Mustafa/Kemal Uçar kardeşler ve ben, kız arkadaşlarımızla o soğukta Ostim'in yolunu tutmuştuk. Ankaraspor'la ilk maçımız, 2002'de büyük olaylara sahne olmuştu. Hakem kararları ile başlayıp protokol tribününe kadar sıçrayan olaylar nedeniyle maça ara verilmiş ve ardından 9 kişiyle 5-3 mağlup olmuştuk. Ben o gün statta yoktum ama haber küpürlerine göre 4 otobüs taraftar ve yöneticiler Ostim karakoluna götürülmüş. O maçtan sonra 3 maç ceza almıştık. Bu hafta için aman! diyelim. Daha cezamız yeni bitti.


* Denizli'deki şampiyonluk sonrası 1. lig'teki o zamanki adıyla Lig A'daki ilk yılımızdı; o sezon ilk yarıyı düşme potasında tamamlayıp, ikinci yarı Behzat Çınar'la müthiş bir çıkış yakalayıp ligi orta sıralarda bitirmiştik.

* Demirspor'un Ankara deplasmanlarını geçen yıl şu yazıda özetlemiştim: http://www.adanademirspor.net/2013/03/demirspor-ankarada.html 


23 Eylül 2013

Tribünde Operasyona Dikkat

Dün oynanan Beşiktaş-Galatasaray maçının son anlarında yaşanan olaylar tribünlere yönelik operasyonun ipuçlarını verdi. Beşiktaş taraftarının, Gezi sürecinde daha çok öne çıkması, Olimpiyat Stadı'ndaki maçlarda "Her Yer Taksim Her Yer Direniş" sloganını -her ne kadar Lig Tv sansürlese de- yükseltmeye devam etmesi, bu tribüne iktidarın ayar vermesi için yeterli sebepleri oluşturuyordu. Ultraaslan ve GFB gibi oluşumların tersine hükümete boyun eğmeyen bir grubun bu tür bir müdahaleye belki daha hazırlıklı olması gerekirdi.

Dün sahaya toplu olarak giren, özel güvenlikleri kovalayan, polis tarafından çok yumuşak şekilde "karşılanan" bu grubun organize hareket ettiğini görmemek mümkün değil. İktidar sokakta olduğu gibi tribünde de kitleleri kontrol etmek ve kendi istediği şekilde yönetmek istiyor. Bu kendi siyasetleri için makbul olabilir ama demokratik bir ülkede karşı sesleri durdurmak için böyle operasyonların yapılması kabul edilemez. Çarşı'yı mistize etmek için bunları söylemiyorum. Onların defalarca saha içi ve dışı olaylarda başrolü oynadığını gördük. Ama Çarşı üzerinden topluma ve tribünlere "ayağınızı denk alın" mesajının verilmesi için, Olimpiyat Stadı gibi güvenliğin zor sağlandığı ve 80 bin kişilik devasa bir maçın seçilmesi gayet uygun görünüyor.

Bu noktadan itibaren, Demirspor tribünleri dahil her yerde bu tip provakasyonların yapılması muhtemel. Provakasyon lafından hiç hoşlanmam; ama durduk yerde anlamsız bir yerde olay patlıyorsa, sahaya atlamanın ne demek olduğunu bilen bir tribünün bu kadar kolay bu yola girmeyeceği varsayılırsa ortada bu kelimeyi kullanmak için yeterli zemin oluşmuştur demektir.

Şimşekler Grubu çeşitli konularda tepkisini pankartlarla sloganlarla gösteren bir oluşum ama açıktan siyaset yapmadı bugüne kadar, bir tarafta yer almayı seçmedi. O muhalif tavır daha ağır başlı sergilendi. Kişisel olarak hisler başka olsa da grup olarak daha sakin bir duruştu bu. Yine de malum Demirspor imajını da törpülemek için bu tip yollara girebilecek bri polis teşkilatının varlığı mepimizin malumu. Polisin eline koz vermemek gerekli. Bunun için -dün twitter ortamında bahsediliyordu- maraton ve özellikle güney kale arkası için kendi içimizde önlem almamız gerekebilir. Önlem alma işini, artık açıkça belli bir tarafın çıkarını koruyan, polise bırakmayalım. Bir sonraki haftadan itibaren tribünlerin yeniden dolacağını da akıl ederek...

Demirsporlu Kadınlara Özel Alkış

Erkek seyircilerin 3 maçlık cezası nedeniyle tribünlerde kadın taraflarımız yer aldı. Seyircisiz maç demek istemiyorum, çünkü kadın ve çocukları yok saymış oluyoruz bu şekilde. Hele ki bu 3 maçta müthiş destek veren Demirsporlu kadın taraftarlara, genç kızlara ve çocuklara büyük bir alkış yapmak gerekli. 3 maçta da 90 dakika verilen destekle takım seyircisiz kalmadı; besteyse beste ıslıksla ıslık herşeyi yaptılar. Hepsine çok teşekkürler.

 Şimşekler Grubu'ndaki arkadaşların belki bu konuda özel bir girişimi olursa, bir teşekkür metni yayınlanırsa çok güzel olur.

22 Eylül 2013

Adana Demirspor:5-Bucaspor:4

Geçen seneki senaryonun aynısı yaşanacaktı, ucundan döndük! Demirspor tesisinden girenoyuncuya birşeyler oluyor, isimler değişse de yaşanan kanser değişmiyor!

Ilk yarida 4 gol bulmuşuz, ilk kez yenik durumdan maç çevirmişiz ama kimse rahat değil. Çünkü bu takim Demirspor!

Rakip ikinci yarida rakip saldiriyor, golü buluyor ama bizim kulübe bunu seyrediyor. Halbuki rakip 2 oyuncu değiştirmişti. 3 gol yedik ama düşen ortasahaya mudahale 80.dkda geliyor.

Sene basindan beri elestirsek de Erçağ, isteği ve arzusuyla bu maça etki etti. Kaleci Şener ise bize Ramazan'i hatirlatti!

Sonuç olarak kazandık ama yine güven vermeyen bir takimla başbaşayiz.

20 Eylül 2013

İlk 5 Hafta Sonunda

İlk 5 hafta sonundaki durumumuz, geçen senekinde bir gıdım daha iyi olsa da yine umut verici değil. Acil bir galibiyet gerekli. Geçen sezon 6. haftadaki Adanaspor galibiyetiyle başlayan yükselişin bu sefer de olmasını umuyoruz. Bu kez eşik Bucaspor maçı olabilir mi? Geçen yıl ilk maçta Buca 6-10. haftalar arası 5 haftalık galibiyet serimize son vermişti. Bu kez tersi olsun ve galibiyet serisinin başlangıcı olsun. İkinci maç 5-5'lik skorla tarihe geçmişti. 2. Lig deneyimimizden aşina olduğumuz rakibimizle toplamda resmi maçlarda karşılıklı üçer galibiyetimiz var.

Takımda genel olarak tıpkı geçen yıl olduğu gibi taşların yerine oturmadığını görüyoruz. Halbuki transferler görece erken bitti ve takım daha derli toplu bir hazırlık süreci geçirdi. Buna rağmen son dakika transferleri boşlukları doldurmak yerine yeni kırılmalar yaratmış gibi. Şimdi bu kırılmaların düzelmesini bekliyoruz.

Yücel Hoca'nın Rostand -ya da Kouemaha- ısrarında devam edeceği görünüyor. Umarım bu ısrarı bize daha fazla zarar vermeden olumlu sonuçlar getirmeye başlar. Orta sahada Efe-Mehmet Eren-Bilal benzeri görevleri yapan oyuncular durumuda. Rostand daha çok bunların önünde ve Juninho ise en ileride oynuyor izlenimi verse de Juninho'nun yeteri kadar beslenemediğini söylemek mümkün. Bu aracılık görevini ağır Rostand'la ypmak yerine bu benzer görevi yapan üçlünün dağlımını değiştirerek yapabiliriz. Geçen yıl bu işi daha hareketli Erçağ yapıyordu ama onun sağ açık pozisyonu kesinleşti gibi görünüyor. Belki hareketliliği kanatlara taşımak açısından iyi oldu -Samsun maçında ikinci golün asisti nefisti- ama orta sahadaki üretkenliğimiz de azaldı.

5 hafta sonunda teknik taktik olaylardan çok takımın isteksizliği ve bir türlü o atılımı yapamamasından sıkıntılıyız. Bir galibiyetle bu değişimin havası yakalanırsa herkes olduğu yerde kalsa bir ibre olumluya dönebilir.

19 Eylül 2013

Samsunspor:2 - Adana Demirspor:2

Samsun'dan 1 puanla dönüyoruz. Rakiple son üç maçımız berabere bitti.

Maçın başında Birol'la penaltı kaçırdık; 2 kere öne geçmemize rağmen galibiyeti getiremedik. Özellikle ilk yarı, geçen haftalara göre oldukça kötü oynadık; topu kontrol edemedik ve sadece kontra toplara bağlı kaldık. Gerçi böylece yakaladığımız iki pozisyonun biri penaltı biri gol oldu.

Geçen haftanın isteksizlerinden Erçağ ve defansın "ağır" abisi Burak bu hafta kesik yedi. Yerlerine Gökay ve Yiğitcan oynadı. Gökay'ın ilk maçlardaki enerjisi yoktu; kaptırdığı toptan golü yedik. Mehmet Eren hala isteksiz ve vurdumduymaz. Halbuki o biraz kıpırdayınca takım canlanıyor.

Birol'un penaltısında ise kaleci çok iyi uzandı; kaçırmaktan ziyade kurtarılan bir penaltıydı.

Yediğimiz ikinci gol tam komedi. Kafa ile altıpasa indirilen topta rakip futbolcunun rahatlığı... Asıl komik olan direk dibindeki Keremcan'ın ofsayt diye el kaldırması! Keremcan saha içinde agresif tavırlarıyla da antipati topluyor. Tıpku Juninho'nun her duran topta sorun çıkarması gibi.

Efe iki golle takımı ayakta tuttu. Onun toparlanması kalabalık ama sonuç üretmeyen orta sahamız için elzem. Kaptan olarak takımı canlandırmak zorunda; bugün bunu biraz daha iyi yaptı.

Rostand'ın bir maç daha 90 dkya yakın oynaması Yücel Hoca'nın bu futbolcudan vazgeçmeyeceğini gösterdi. Bizim göremediğimiz bir şeyleri görüyordur umarım. Yusuf'un uzun süre sonra az da olsa oynaması, günün artılarından olarak kayda geçsin.

Deplasmanda 1 puan iyidir ama kendi sahamızda kaybettiğimiz 3 puanı telafi etmiyor. Takımın acilen vites yükseltmesi ve kazanma azmini ortaya koyması lazım.

18 Eylül 2013

Burs Duyurusu

Ankara Tayfası olarak Ankara'da okuyan Demirsporlu kardeşlerimize burs vermeyi istiyoruz.
 
Bunun için bir havuz oluşturduk. Ekim ayından başlamak üzere burs vermeye gönüllü olanlar verdikleri otomatik ödeme talimatları ile havuza aktarım yapacaklar. Bu havuzdan da burs alacak kardeşlerimizin hesabına aktarım yapılacak.
 
-Havuza katkı koyanların kimler olduğu bilinmeyecek.
-Burs alanlar dışında kimse de kimin burs aldığını bilmeyecek.
-Katkı koyanlara şeffaflığı sağlama adına her ay hesaba yatırdığı tutara ve öğrencinin hesabına aktarılan meblağa ilişkin belgeler gönderilecek.
 
Şu ana kadar aylık 225 TL havuzda birikti. Diğer bir ifade ile 3 kardeşimize ayda 75 TL burs verecek imkanımız var. Kimlere burs verileceğini henüz belirlemedik. İhtiyacı olanlar bizimle özel yollardan iletişim kurabilirler. Yüzyüze görüşmeyi de isteriz tabi ki. Yalnız başvuru çok olursa bir kısım kardeşlerimizin taleplerine yanıt verememiş olacağız. Kırılma, darılma olmasın isteriz.
 
Burs almak isteyen arkadaşlar lütfen yazının altına yorum bırakmasınlar, özel mesaj yoluyla veya iletişim bilgilerimiz varsa doğrudan bizimle temasa geçsinler. Gizli kalmasına önem veriyoruz.
 
Öte yandan havuzu genişletme imkanımız olursa daha fazla kardeşimizin ihtiyacını karşılama imkanı bulacağız demektir. Havuza katkı koyanlar arasında ayda 20 TL ile destek verenler de var, daha fazlasını yapan da. Destek için bir alt veya üst sınırımız yok. Bu organizasyonun parçası olup, havuzumuza destek olmak isteyen olursa da onların da özel mesaj yoluyla (lütfen yazı altına yorum bırakmadan) bizimle iletişime geçmesinden mutluluk duyarız. Organizasyon ile ben, Mustafa Uçar ve Abdullah Çömek ilgileneceğiz. İnşallah güzel bir şeye vesile oluruz.

17 Eylül 2013

Türkiye Kupası Rakibimiz: 1930 Bafraspor



Türkiye Kupası 2.Tur kuraları çekildi, rakibimiz 1930 Bafraspor. Maçlar 24-25-26 Eylül'de tek maç eleme usülü oynanacak, deplasmandayız.

Bafraspor, bu yıl 3.Lig'e yükseldi. Kayyumlu günlerini geride bırakarak şampiyon olmuşlar, tebrik ederiz. Kırmızı-Siyahlı takımın bir de "Cadde" isimli taraftar grupları mevcut.

Sezon başında bizim de çok yakından tanıdığımız, kişisel olarak benim çok sevdiğim Sadi Tekelioğlu'yla anlaşmış gibi olmuşlar, ancak Sadi Hoca 1 hafta sonra ayrılmış. Şanssızlık, Sadi Hoca'yla yeniden karşılaşmak hoş olabilirdi.

Her ne kadar "lig daha önemli" diyenlere ben de zaman zaman hak versem de Türkiye Kupası'nın da tadı bir ayrı bende ne yalan söyleyeyim. Umarım güzel maç olur, gider turu alır geliriz oradan. Şimdiden başarılar her iki takıma da...

16 Eylül 2013

Taraftarı İnandırmak Zor

Demirspor'a dair iyi veya kötü sadece propaganda kokan haberlere artık taraftar inanmıyor. Kapalı kapılar ardında olup bitenlerin ardından dışarıya yansıyan destek ya da köstek sloganları inandırıcı olmuyor. Artık twitter, facebook ve pek çok site aracılığı ile herkes görüşünü bildiriyor; konulardan haberdar oluyor. Böylece birilerinin yaratmaya çalıştığı gündem oldukça sakil kalıyor. Bunları Balıkesir maçı sonrası esen olumsuz hava için yazıyorum. Takımda olan biteni ya sonuna kadar desteklemek ya da ölümüne kötülemek gibi bir hastalığımız var. İyiye iyi, kötüye kötü demek; yeri geldiğinde eleştirip yeri geldiğinde övmek (eleştirel destek diyorum ben buna) değil keskin bir şekilde taraf tutmak genel bir kabul olmuş durumda. Her şeyi süt liman ya da kara basan gibi gösterme çabalarında taraftarı etkilemek artık daha zor. Çünkü herkes olan biteni rahatlıkla yorumlayıp kendi gündemini oluşturabiliyor. Yöneticiler yakın olmak uzak olmak gibi bir dertleri yok. Demirspor gündemi, kapalı kapılar arkasına sığmıyor artık.

15 Eylül 2013

Asker-Komutan Dengesi

Demirsporlular için kötü bir pazar ve kötü bir hafta başlangıcı olacak. Dünkü mağlubiyetin sorumlusu olarak herkes kendince birilerini buluyor. Tepki daha çok Yücel Hoca'nın tercihlerine odaklanmış durumda. Sezon başında olduğumuz için onun da bazı arayışlarda olduğu göze çarpıyor. Bu zor fikstürde bu kayıplar şimdilik tolere edilebilir; biraz daha sabır gösterilebilir. Toparlanmak için bu kez Adanaspor maçını beklemeyelim! Ardından gelecek MİY maçıyla da devrenin ortasına gelinecek ve toparlamak daha zor olacak. O yüzden tespitleri zamanında yapıp gerekli müdahaleleri bekliyoruz Yücel Hoca'dan. (Belki Rostand'la başlayabilir!) Kendisinin tecrübesi bunu yapabilecek düzeyde ve buna güveniyoruz.

İlk 4 haftada benim gördüğüm eksiklik, takımın için asker-komutan dengesinin tutturulamamış olması. Ortasahada yaşlı ve tecrübeli oyuncuların genç ve takımın eskileriyle bir uyum sorunu var gibi. Önceki yıldan Emre Hasan gibi, geçen sene başındaki Erçağ gibi takımı ateşleyecek canlandıracak genç kuvvetlerin eksikliğini hissediyoruz. Gönderilen Luis'in ve hatta Roger'ın yeri mücadele anlamında dolmadı. Teknik oyuncuların yanında savaşçı özelliği olan isimlerin devreye sokulması gerekli.


14 Eylül 2013

"Hayallerimizi Satmadık Ya!"

Twitter: @BehzatEfe

Erkek seyircilerin cezalı olduğu Balıkesirspor maçında stat dışındaki apartmanlara asılan pankart. Hatay'da öldürülen Ahmet Atakan için...

Adana Demirspor:0 - Balıkesirspor:1

Adana Demirspor'u özlemiştik ama özlediğimiz takım sahada yoktu. İç sahadaki mağlubiyet ağır bir yara aldık. Daha başından beraberlik kokan maçta gol atamadık.

Maçın "yıldız"ları(!) Rostand ve ona 90 dk dayanan Yücel İldiz'di. Rostand ceza sahası dışında çok çalışır gibi göründü ama kritik noktalarda aldığı topları değerlendiremedi. İlk yarıda sağdan ceza sahasına girdiği topta o kadar ağırdı ki rakip arkadan gelip müdahale etti. Juninho kalabalık savunmada kayboldu.

Soldan Mehmet Eren ve sağda Erçağ ile ilk yarıda etkili olmaya çalıştık. Ama iki oyuncu da saman alevi gibiydi; etkili oldukları kadar çok isteksiz oldukları anlar vardı. Her iki oyuncu da kendini toparlamalı. Erçağ daha erken oyundan çıktı ama Mehmet Eren'in kondisyon sorunu kendini çok belli ediyordu.

Efe ve Birol etkili paslar verdiler; topu iyi dolaştırdık ama forvet hattımızın etkisizliği bunları sonuca çeviremedi. İkinci yarıda rakibin kontraataklarında Kerem Can'ın da savunmada iki kritik müdahalesini not etmeli. Golde ise Burak'ın arakasındaki rakibe top vurdurması can alıcı bir hataydı.

İlk yarıda etkili olduğumuz son 15 dk'da golü bulmalıydık; ne yazık ki değerlendiremedik. Rakip ikinci yarıda oyunu tuttu, golü buldu ve kapandı. Balıkesir, bize göre daha derli toplu ve ne yaptığını bilen havadaydı.

Sonuç olarak Süper Lig tecrübesi görmüş oyuncuların isteksizliği gözle görünür şekilde takımın temposunu düşürüyor.

12 Eylül 2013

12 Eylül Devam Ediyor

12 Eylül rejimi gençleri öldürmeye devam ediyor. Dün askerdi; bugün polis. Devlet vatandaşıyla savaşmaya devam ediyor. 30 yıl önce işkencede, cezaevinde yok edilen gençlik şimdi sokaklarda dövülüyor, tekmelerle öldürülüyor, gaz kapsülleriyle sakat bırakılıyor. Gazetecilerin işlerine son veriliyor, eylemlere destek verenler tehdit ediliyor. Demokratik olduğunu iddia eden bir ülkede her türlü eleştiri mekanizmasının önünde engel ve baskı var. Bu halimizle 12 Eylül 1980'den daha "ileri"de olduğumuz iddia ediliyor. Halbuki isimler farklı ama zihniyet aynı.

Ama 2013 yazıyla birlikte,12 Eylül rejimine boyun eğen halkın "artık yeter" dediğine şahit oluyoruz. Gözümüzün önünde öldürülen gençlerin hesabını soruyor. Bir arada olmanın, ortaklaşmanın, dayanışmanın önemi bir kez daha hatırlanıyor bu lanet yıldönümünde.

Balkes ve 75 Ruhu

Balıkesirspor, en son 1975'te şimdinin Süper Ligi olan 1 lig'e yükselmiş ve 1975-76 yılında Türkiye liglerinin en üstünde mücadele etmişti. O sezon biz de 1.ligteydik ve Balıkesir'e deplasmanda 1-0 yenilip Adana'da 2-0 galip gelmişiz.

Sonra Amatör Lig'e kadar düşseler de şimdi yeniden Süper Lig'in kapısındalar. Blog listemizde olan hayalet10kolik.blogspot.com 'dan Balkes'le ilgili güncel gelişmeleri takip etmek mümkün. Kendisiyle iki yıl önceki Balıkesir deplasmanında ayaküstü de olsa tanışmıştık.

Maç yayınlarında statlarındaki pankarttan dikkatinizi çekmiştir, 75 ruhuna bir atıf var Kırmızı-Beyazlılarda; o mesele ile ilgili olarak da şu siteye göz atmanız önerilir: http://www.balkesarsivi.com


Zorlu Viraj

Milli Maç arasından sonra 1 haftada 3 maçlık seriye giriyoruz. Özellikle arka arkaya oynayacağımız Balıkesir ve Samsun maçları oldukça kritik. Rakiplerin sezona iyi başlaması ve üstümüzde yer almaları ile maçların önemi artıyor. Gelecek hafta sonu Buca ile oynayacağımız maçta iç saha seyircisiz cezamız dolacak. 7. haftada yine ligin iddialı ekiplerinden Ankaraspor ile deplasmanda oynadıktan sonra, Adanaspor ve MİY maçları geliyor bu sefer. O klişe tabirle zorlu bir viraja giriyoruz. Elbette ligte kolay maç olduğunu söylemek mümkün değil ama Eylül-Ekim ayındaki performansımız ligini gidişatını belirleyecek gibi görünüyor.

9 Eylül 2013

Takım Olmak vs Kahraman Olmak

Erkekler Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda gruptan çıkamayarak ilk turda eleniyoruz. Hazırlık sürecinde kafalarda soru işareti bırakan takım, bunu turnuvada ünleme -hatta üç ünleme- dönüştürdü. Kadrolar açıklanırken, Cenk Akyol'un Gezi Protestolarını yansıtmaktan kaçınan "haber kanalı" NTV'yi bir röportajı sırasında protesto ettiği için isminin silinmesi, her yerde olduğu gibi burada da hükümet müdahalesi olduğu gerçeğini ortaya çıkarmıştı. Zaten yıllardır süren başarısız Tanjevic dönemi, kimseye güven vermiyordu. Ev sahibi olduğumuz Avrupa ve Dünya Şampiyonaları haricinde kayda değer bir başarımız yoktu Erkek Basketbol Milli Takım düzeyinde. Yine de Futbol Milli Takımı'yla karşılaştırınca daha sempatik bir halleri vardı. 12 Dev Adam Efsanesi uzunca süre devam etti. Sanırım artık bu efsane de sona eriyor.

Saha içinde takım olmak yerine kahraman olmayı seçenlerin çokluğu, bizi bu başarısızlığa itti. Yıllar önce Mehmet Okur-Hidayet Türkoğlu gerilimi ikincisi lehine çözülünce artık Hidayetsiz bir milli takım düşünülemez oldu. Halbuki kendisi NBA'deki doping cezası nedeniyle aylardır maç yapamıyordu. Ömer Onan'ın sakatlığı, Kerem Tunçeri'nin de kadroda olmayışıyla, tek başına yıldız olmak isteyen Hidayet'in hoyratça harcadığı Finlandiya ve Yunanistan maçları sonucu esas olanın takım olmak olduğunu gördük. Bireysel yeteneklerin çok daha öne çıktığı bir spor olsa da basketbol, hele ki herkesin üst düzey olduğu bir milli takımlar yarışında takım olmaya dönüşmezse hayal kırıklığı yaratıyor. Biz bunu uzun süredir Avrupa Şampiyonlarında yaşıyoruz. Takımlarımızı bunu biraz daha aşmış görünse de Milli Takımlar hala birilerinin abiliği-yıldızlığı-üstünlüğü altında ilerliyor.

Futbol Milli Takım'ı zaten bu durumdayken daha sempatik bulduğumuz basketbolcuların da bu ruh haline bürünmesi bizi üzüyor.

Olimpiyat Adaylığı

Olimpiyat ruhunu taşımayan bir zihniyetin yönetiminde oyunlara aday olduk ve kaybettik. Irkçı yorum yapan sporcularına sahip çıkan, doping kullanımını engelleyemeyen, kadın-erkek ayrı havuz yapma planları kuran, imar işlerini TOKİ bakış açısının ötesine taşıyamayan bir iktidarın "güvencesi"ne ne kadar güvenilebilirdi. Olimpiyatların Türkiye'ye verilmemesine sevinenlere Spor Bakanı kına önerdi. Her şeyi yapmaya muktedir olduklarını sananların vereceği tipik bir tepkiydi. Hiç bir oyun başarısı olmayanların binalarıyla övünerek oyunlara talip olmasından başka bir şey beklenemezdi. Bu da zaten bizim niye olimpiyat yapamayacağımızın bir göstergesi olarak kayıtlara geçti.

Olimpiyatı istemeyenler, oyunların kendisine değil sırf ev sahipliği yapmak için uydurulan yalanlara karşı çıkıyor. Olimpiyat yatırımı diye yapılan işlerin, kentlerin ekonomilerini nasıl çökerttiğini, kentsel dönüşüm adıyla kimlere nasıl rantlar yaratıldığını bildikleri için olimpiyata şüpheyle yaklaşıyorlar. Ev sahipliği için sunulan planların nasıl hayal ürünü olduğunu ve bunu da nasıl duygusal sosla sunulduğunu gördük. Bir türlü duyamadığımız barış-dostluk-kardeşlik şarkılarıyla 16 dk.da ulaşılan oyun alanları, hayatımızı gün geçtikçe zehir eden, bizi her geçen gün savaşa yaklaştıran, tek bir dost komşumuzun kalmadığı bir gerçekliğin içinden rüyadan ziyade kabus gibi görünüyordu.

Olimpiyat farklılıkların birlikteliğini ve kazanmayı değil yarışmayı içerir. Halbuki bizimkiler, kendilerinden olmayanı yok etmek, kendine boyun eğmeyeni hain ilan etmek, kazanmanın her türlüsünü mübah saymak üzerine kurdukları siyasetleriyle ancak Laff A Lympics çizgi filmindeki Gerçek Kötüler kadar sempati toplayabilirler bizim gözümüzde.

7 Eylül 2013

Kadro Şişti

Transferin son gününde 5 transfer birden yaparak kadroyu 30'un üstüne çıkardık. Genç de var deneyimli de alınanlar arasında. Süper Lig tecrübesi olması ve takımlarında düzenli forma giymeleri önemli artılar. Ama bu transferler ne kadar gerekliydi, bizim gençler şans bulamazken bu gençler nasıl oynayacak, bu oyunculara paraları verilebilecek mi, yine borç batağına mı gireceğiz gibi çeşitli sorular akla geliyor hemen. En somut olarak forvete Aybars hamlesinin yerine kendi A2 golcülerimiz denenemez miydi?

5 Eylül 2013

3 Haftalık Program

1. Lig'te milli maç arasında sonra oynanacak 3 haftalık maç programı açıklandı.

Balıkesir'le 14 Eylül Ctesi, 20.00'de; Samsun'la 19 Eylül Perşembe 20.00'de; Buca ile 22 Eylül Pazar 20.00'de oynuyoruz. Bal-kes ve Buca maçları cezalı.

4 Eylül 2013

Altyapı'da Sezon 22 Eylül'de Başlıyor

Altyapıda 2013-14 sezonu 22 Eylül'deki maçlarla başlıyor. İlk hafta rakip Gaziantepspor. Demirspor, bu sene U19-17-16-15-14 kategorilerinde, Çukurova grubunda mücadele edecek. TFF tarafından U18 kategorisi bu yıl oluşturulmadı.

Altyapılarımızın fikstürü için bknz: http://www.tff.org/default.aspx?pageID=1246

3 Eylül 2013

Halı Saha Maçları Devam Ediyor


Ankara Tayfası, halı saha maçlarına devam ediyor. İlgilenenler facebook sayfamızı takip edebilir. Geçen haftaki tertipten bir kare...

1 Eylül 2013

Trabzon Deplasmanı'ndan 1 Puan

1461 Trabzon ile 1-1 berabere kalarak, g-m-b sayılarını eşitledik. Deplasmasmandan alınan bir puan tabii ki iyi; 1461 gibi diri bir takımdan olması da önemli. Ancak taraftarın kafasında soru işratleri var hala.

Özellikle Erçağ sezona kötü başladı. Kafası dağınık gibi. Rostand ise beklenen forvet performansını gösteremiyor. Juninho da gününde olmayınca hücum hattı kitleniyor. Bu konu ilk üç haftanın temel sorunu.

Mehmet Eren bu maçta gol attı ve çıtasını biraz daha yükseltti ama orta sahadaki açığı kapatmak için daha fazla performans göstermesi gerekiyor. Efe ve Mehmet'in deneyimi, takımı ayakta tutmak için daha çok devreye girmeli. Bu senenin en iyi işi ise Gökay'ın takıma gelmesi gibi görünüyor.

Trabzon deplasmanında geçen yıl olduğu gibi bu yıl da taraftar takımı yalnız bırakmadı. Bunu da not etmek gerekli.