31 Ocak 2010

Temiz Kalpler ve Dualar...

Öyle travmalar yaşadı ki bu taraftar, öyle sıkıntılar çekti ki... Doğru bir uygulama için koca bir sezonu göz ardı etmeye bile razı hale geldi. Şampiyonlukların konuşulmasının gerektiği camiada kapanma korkuları baş gösterdi. Kayyumlar baş gösterdi. Parasızlık ısrarla sorun olarak dayatıldı ama kötü yönetim hiç gündeme getirilmedi. Şehrin güç odaklarının koca koca harflerle yazdığı sahipsizlik ve çıkarcılık sanki yazılmamış gibi görmezden gelindi.

Basın ısrarla yanlış uygulamaların savunucusu, gerçeklerin ve yapılması gerekenlerin direnişçisi oldu. Adamcılık, menfaatçilik Demirspor'un çoktan önüne geçmişti.

Yıllarca aynı tarifle pişirilen yemekler yeniden yeniden önümüze konuldu, bu yemeği yemezsek öleceğimiz korkusu büyütüldü de büyütüldü. Yemeği yedikçe ölüyor olmamız sorun değildi kimseler için.

Şimdi bir kriz ortamında yıllardır yapılması gerekenler, belki de yapılmak zorunda kalınması ile uygulamaya konulmaya başladı. Olsun biz buna da razıydık. Varsın bir krizde olalım ama artık doğrular yapılsın.

Mecburiyetten transfer yapılmadı. Mecburiyetten gençlere profesyonel takımımızın kapıları açıldı. Uzun zaman sonra uyarılar dikkate alındı da neşter alındı ellere, takımın faydasızları kesilip atıldı. Her faydasızın yerine faydalı bir genç geldi. Ancak o kadar faydasız vardı ki camiada, çürüme de o kadar büyüktü. Hemen diğer faydasızlar, kesilip atılan faydasızların ardından veryansın etmeye başladılar. Belki de korkuydu bu veryansının nedeni. Neşter ele bir kez alınınca nereyi keseceği belli olmayacaktı. İşte bunun korkusu sardı etrafı.

Şimdi yıllardır arzuladığımız tablonun bir örneği var karşımızda. Bu oyun başarılı olursa, bu sistem başarılı olursa bir şeyi cümle alem görecek. 15 yıldır yanlış yemekler yapılıyor. Şimdi ise farklı bir yemek yapılmaya çalışılıyor ve malum aşçılar yemeği bozmak için ellerinde zehirlerle bekliyorlar. Malum tariflerden beslenenlerin bünyeleri yeni yemeği kaldıramayacak çünkü...

Nedir bu arzuladığımız tablo? Savaşan ve tecrübeli as kadromuzun etrafında canlarını dişine takan gençler. Bu oluşum, yıllarca arzu ettiğimiz sistemin bir parçası. Ama en önemli parçası. Bu oluşumu asmak için Kahramanmaraşspor maçını bekledi çoğu kesim. Sahadaki mücadeleye, dualar eklendi, temiz kalplerin duaları. Sahadaki temizliğe, tribündeki temizlik eklendi, idam ertelendi. Bu hafta ise rakiplerin tamamının puan kaybetmesi ile idam en az 2 maç daha ertelendi. Ancak bir yandan ölüm fermanı hazırlanırken sizler hakkında, diğer yandan Allah sesimizi duydu. Öyle bir şans verdi ki bizlere, bir galibiyet her şeyi kökten değiştirecek. Bir galibiyet sizlerin kendinize olan güveninizi artıracak. Bir galibiyet düşmanları kendi yuvalarına çekilmeye zorlayacak. Bir galibiyet tribünleri dolduracak, bir galibiyet sizlere gelir kapılarını açacak. Bir galibiyetle çok şey değişecek. Bir şey değişir, her şey değişir. Bunu sizler yapacaksınız. Sizden Tarsus deplasmanında galibiyet bekliyorum, temiz kalplerinize temiz dualarımız ulaşsın, artık hak edenler kazansın.

Tüm gönlüm sizinle. Dualarım, yakarışlarım sizinle. Umutlarım sizinle.
Sizi susuzluktan boğmaya çalışanlara inat, tüm suyumu size vermeye hazırım.
Son söz mü? Onu söylemeyeceğim, onu sizler söyleyeceksiniz. Ben mücadelenize razıyım.

Haftanın Ardından


Haftayı kazançlı kapadık diyebiliriz.
Elazığ gene galip geldi. Taner Demirbaş ve Ali Ölmez birer gol attı.
Haftaya Tarsustayız.

Hatırlamakta Yarar Var...


Tam 5365 Gün

14 yıl...
8 ay...
5 gün...
oldu...
Bu taraftar...
süper...
ligi...
görmedi ki...

ADS 1940

Bugün oynanan Djurgarden buz hokeyi maçında çekilen 2 adet fotograf.İlkinde heyecandan bayrak ters tutulmuş :)
6-2 kazanmış Djurgarden.


ADS 1940 bayrağımız



Nisan sonunda misafirimiz var bir aksilik olmazsa.

28 Ocak 2010

Dünyanın Tüm Demirsporları#6: Ferro Carril Oeste

Madem ki dünyanın neresinde olursa olsun "içinden tren geçen kentleri de başka bir severim, onların Demirsporlu olma ihtimalleri mutlaka vardır..." diyoruz, madem ki Demiryolculuk kültürünün önemli parçalarından birinin demiryollarının spor kulüpleri, bir başka deyişle Demirsporlar olduğuna inanıyoruz, madem ki tüm Demirsporları kan kardeş görüp, tüm Demirsporları seviyoruz, o zaman dünyanın geri kalanında kalan tüm Demirsporları daha yakından tanımanın vaktidir şimdi!



Dünyanın her yerinde Demiryolcular, sporun her alanında öncülük yapmışlar. Siyasal ve sosyal tarihi bizimle çok benzeşen Latin Amerika'da da durum böyle. Arjantin'de 1904'te kurulmuş bir Demirspor var: Ferro Carril Oeste.

Temmuz 1904'te 100'e yakın demiryolu işçisi tarafından kuruluyor. 1947'te kaqmulaştırılan İngiliz asıllı Buenos Aires Western Railway Co. Ltd. adlı şirket bünyesinde kuruluyor. Bu demiryolu kuruluşunun, farklı kentlerde ve Latin Amerika'nın diğer ülkelerinde de takımları bulunmakta.




Kuruluşundan beri sahalarını değiştirmeden oynayan tek Arjantin takımı. Lakapları, El Templo de Madera (“The Wooden Temple”/Tahta Tepe). Bunun yanısıra, Ferro (Demir), Verdolaga (Yeşiller), West (Batı) ve Green Train (Yeşil Tren) gibi adlarla da anılıyor. Renkleri, BuenosAires ormanlarından esnile, yeşil-beyaz. 1980'lerde en başarılı zamanlarını yaşıyor ve 1982'de namağlup ulusal lig şampiyonu oluyor. Bunu o tarihe kadar San Lorenzo'dan sonra başaran ikinci takım. River Plate ve Boca ancak 90larda ulaşıyor bu ünvana. 1984'te de ikinci şampiyonluğuna ulaşıyor. Yeşil Tren, 1978-2000 arası birinci ligte oyunuyor, 2000'den beri ise ikinci ligte.



Futbol dışında basketbol, voleybol takımları da var. Ayrıca tüm Demirsporlar gibi altyapı faaliyetlrine önem veriyorlar. Judodan, hokeye, hentboldan, jimnastiğe birçok dalda eğitim çalışmaları var. Ayrıca kulübün geniş bir kütüphanesi ve sosyal tesisleri de mevcut. Kütüphanede Orhan Pamuk'un İstanbul kitabı da dikkat çekiyor. Kulübün geniş katılımlı bir dans kursu da var.



Geniş bir fotoğraf arşivine şuradan göz atabilirsinz: http://www.ferrobook.com.ar/fotos/

Serinin diğer yazıları:http://demirgibiyiz.blogspot.com/search/label/D%C3%BCnyan%C4%B1n%20T%C3%BCm%20Demirsporlar%C4%B1

27 Ocak 2010

İzleyeceğiz...

Yönetimimiz kendi iradeleri ile teknik ekipte değişikliğe gitti. Takımda görevlerine son verilen Ercan Aslankeser ve Durmuş Ali Çolak ikilisi aslında oldukça başarılıydı. Takımımızı Abdülkerim Durmaz'ın korkak oyunundan hücum oynayan bir kimliğe büründürmüştü bu ikili. Yani ellerindeki malzemeyi iyi kullanmışlardı. Şunu da belirtmek lazım ki; eldeki malzeme sadece bizim altımızdaki takımlara karşı kullanılabildi. Demem o ki; Şanlıurfaspor'u, İskenderun Demir Çelikspor'u, Tarsus İdman Yurdu'nu gerektiği zamanda bir kez bile yenebilsek yükselme grubunda idik. Öyle büyük bir balık kaçırdık ki; ahlar vahlar uzun süre dinmeyecek. Teknik ekibin gönderilme nedenleri daha uzunca bir süre söylentiler temelinde tartışılmaya devam edecek. Diğer taraftan ise hayat devam ediyor. Yönetim kendi tasarrufu ile bir teknik heyet değişikliğine gittiğini beyan etti. Yönetme gücü onlarda, onlar kararlarını aldılar, bizler de bilinçli taraftarlar olarak izleyeceğiz.

Eski teknik ekibin gönderilmesi dolayısı ile katlanılması olası maliyetin kulübe zarar doğurmaması için yönetimin alacağı önlemleri izleyeceğiz. Tabi bu kısa vadede gündemde olmayacak, nereden baksak bir 6 ayı bulacak. 6 ay sonra bu konunun gündeme gelip gelmeyeceğini izleyeceğiz.

Yeni teknik ekibimizin takımımıza güven aşılamasını izleyeceğiz.
Toplu savunma toplu hücum anlayışının icraate dökülmesini izleyeceğiz.
Genç oyuncuların takıma kazandırılması için sarf edilecek çabaları izleyeceğiz.
Yeni teknik ekibin maddiyatı sorun edip etmeyeceğini izleyeceğiz.
Mevcut kadromuzun en iyi şekilde kullanılıp kullanılmayacağını izleyeceğiz.

Altı başlık saydım. Bu altı başlığı bir kenara yazalım. Dua edelim izleyen gözler, güzel günler görsün. Dua edelim yeni teknik ekiple mücadeleci bir takım olalım, gençleri kazanalım, yanına bir de başarı ekledik mi, tadından yenmesin.

Eski Hoca Yeni Hoca

Takımımızın yeni teknik direktörü artık resmen Hüseyin Özcan oldu.

Durmuş ve Ercan hocaların mukaveleleri yönetim tarafından tek taraflı olarak fesh edildi.

Durmuş hoca göreve geldikten sonra takım içindeki karışıklar nispeten durulmuştu. Oynanan futbol kalitesi açısından bir artış olmamıştı, yalnız yine de onun idaresinde puan toplamayı bildi Demirspor. Topladığı puanlara bakıldığında başarılı bir hocaydı Durmuş hoca. Yönetim bu açıdan bakıldığında başarılı bir hocayı göndermiş oldu.

Durmuş hocanın göreve gelmesi gibi gönderilmesi de tamamen yönetimin bir tasarrufu. Aynı yönetim Behzat hocayı gönderirken de, A. Durmaz'ı getirirken ve gönderirken de yönetimde olmanın gücünü kullanmıştı. Özellikle Behzat hocanın gönderilmesi ve A.Durmaz'ın getirilmesi gibi konularda bizim ne kadar canımızı yaksa da elbette yönetim bu gücü kullanmak için vardır ve bazen biz taraftarlara rağmen kullanacaktır. Geçmişteki yanlış kararlar ile kaybeden Demirspor oldu ne yazık ki. Gereken dersler çıkarılmış mıdır? Umuyorum ki çıkarılmıştır. Zira camia olarak hata yapma lüksümüzün olmadığı bir dönemden geçtiğimizi düşünüyorum.

Durmuş hocanın göreve gelmesi beni ekstra mutlu etmemişti, yalnızca A. Durmaz'ın gitmesine sevinmiştim. Hoca geldi, sessiz sakin bir şekilde işini yapmaya koyuldu. En azından işin dışarıya yansıyan tarafı buydu. Zaman içinde Durmuş ve Ercan hoca idaresinde puanlar toplanmasına karşılık bu sefer de takımda iki başlılığı andırır tarzda dedikodular üremeye başladı. Özellikle Ercan ve Durmuş hocanın belediye ile muhtemel ilişkilerine yönelikti bu iddialar. Son olarak playoffun son maçta kaçması ve bitmek bilmeyen kongrelerin ardından hoca değişikliği gündeme geldi. İçeride tam anlamıyla neler olup bittiği bizim açımızdan muamma.

Yeni hocanın ilk açıklamaları akla yatkın. Genç oyunculardan, kulüp kültüründen, 1.lig hedefinden bahsediyor. Bu açıklamaları, eğer ileride unuturlarsa hatırlatmak için bir kenara ayırmakta fayda var.

Yönetimce verilen kararlara ilişkin hesapların sezon sonunda karlı bir şekilde kapanması dileğiyle...

26 Ocak 2010

Ankara Demirspor Nereye?


Lokomotif bu hafta Kırıkkalespor'u deplasmanda devirdi, ilerisi için umut verdi. Böylece ilerleyen haftalarda Kırıkkalespor'u dahi küme düşme potasına sokabilecek bir galibiyet aldı. Bir seri yakalayarak dipten kurtulmasını can-ı gönülden istiyorum.

Dünya ne güzel...

İçimde bir huzur, bir mutluluk var. Dünyaya, gök yüzüne, caddelere, sokaklara, ağaçlara, kış ayazını yaşayan Ankara'ya aynı mutlu gözlerle bakıyorum.

Huzur yayılmış tüm bedenime. Stresin zerresi yok. Allah hepimize (istisnasız) bu duyguyu yaşamayı nasip etsin. Şimdi bu sözlerin altına İngilizce şarkı mı girilir, tesadüf oldu ama anlamlı da olur.

Onur BİÇER'den huzurunu kaybedenlere geliyor; "What A Wonderful World"

I see trees of green and red roses too
I see them bloom for me and you
And I think to myself; what a wonderful world

I see skies of blue and clouds of white
The bright blessed day the dark sacred night
And I think to myself; what a wonderful world

The colours of the rainbow so pretty in the sky
Are also on the faces of people going by
I see friends shaking hands saying "how do you do"
They are really saying "I love you"

I hear babies cry, I watch them grow
They will learn much more then I'll ever know
And I think to myself; what a wonderful world
Yes I think to myself; what a wonderful world

Dinlemek için; http://fizy.com/s/1ai5y5 adresini tıklayabilirsiniz. Tıklayın mutluluğumuz yayılsın her yere...

Gençlerde Bu Hafta

U16'larımızın maçının olmadığı bu hafta sonunda diğer kategorilerde mücadele eden gençlerimizin tümü haftayı galibiyetle kapadı.

Gençlik Geliştirme Ligi U18 kategorisinde her ne kadar liderin gerisinde kalsak da gençlerimizin mücadelesini takdir ediyoruz. Özellikle atılan ve yenilen gol istatistikleri açısından çok iyi bir yerdeyiz. Grubun en çok gol atanıyız. En az gol yiyen ikinci ekibiz. Bunlar gerçekten güzel rakamlar. Bu kategoride en çok gol atan oyuncumuz olan Yaşar bu hafta A takımda yer aldı. Oyunu ve hırsı bana gelecek açısından umut verdi. Arkadaşları ise onun yokluğunu aratmadılar ve Malatya'yı 6 golle geçtiler.

Coca-Cola Akademi Ligi U15 kategorisinde ikinci durumdayız. Lider Gaziantep'in Adanaspor ile oynadığı maçın sonucu henüz güncellenmediğinden şu anki puan farkımız sadece bir. Bu kategoride de atılan gol sayısı bakımından diğer rakiplerin oldukça önündeyiz. Toplu sonuçlar ve puan tablosunun altında gol krallığı bilgisini de ekledim bu hafta.


U14'lerde liderliğimiz devam ediyor. Grubun en çok gol atan ikinci takımıyız, aynı zamanda en az gol yiyeni. Gol krallığına ilişkin listeyi de aşağıda bulabilirsiniz.

Altyapıdan çıkıp A takımda yer bulabilceklerine inanan, inandırılan gençlerimiz ile daha sağlam bir gelecek inşa etmek zorundayız. Bu sene bu zinciri kırmak için elimize bir fırsat geçti. Bu fırsat elbette ekonomik zorunluluklardan doğdu. Eğer bu zorunluluğu, ekonomik krizi bir fırsata dönüştürebilirsek hem bu seneyi hem de önümüzdeki seneleri kazanabiliriz.


25 Ocak 2010

Bizim Mücadelemiz 5

Bakın bize!!! Ne görüyorsunuz ?!! Bir avuç kül haline gelmiş kor ateş miyiz? Yoksa elleriniz çok yandı da farkında mı değilsiniz?

Izdıraplarımızı bir köşeye koyduk beklettik. Ta ki siz susun diye. Ama bazılarınız çok oluyor. Hemde çok... Kimsenin tavuğu ile alıp veremediği bir şey olmayan yurdum insanlarıyla çok uğraştınız, biz sizinle uğraşmaya kalkarsak çok ağlarsınız. Ancak "iyi adamlar"ız ve "iyi adamlar" kimseyle uğraşmazlar, başkaları onlarla uğraşır. Başkaları onları dert edinir.

Biz şu ana kadar kimseyi hedef göstermedik. Yerden yere vurduysak bile kişiliğine laf etmedik. Hep bir naiflik içinde kaldık çünkü yarın bir şekilde yüz yüze bakacaktık. Genede efendiliği koruduk. Gün geldi birbirimize girer gibi olduk genede sizin o yaptığınızı yapmadık. Birbirimize üzülsek, kırılsak hatta darılsak bile sonunda birbirimize sarılmasını bildik.

Siz ne yapıyorsunuz peki? Birileri üzerinden birilerini yaralamak, kararlamak hatta ve hatta hakarete uğratmak mı "adam"lık? Eğer buysa "adam"lık tekrar tekrar düşünmek lazım. Tekrar tekrar eğri oturmak ama yanlış konuşmamak lazım! Büyüklük nedense sizlerin yaptığı ile değil sizin yaptığınıza verilen tepkiyle ölçülebilecek bir şeydir efendiler!

İŞTE BİZİM MÜCADELEMİZ BÖYLE BİR ŞEYDİR. SİZLER İSTEDİĞİNİZ KADAR SEVDİKLERİMİZE VE BİZİ SEVENLERE "GERÇEK DEMİRSPORLULAR"A KÖTÜ SÖZ SÖYLESENİZ DE, SİZE CEVAP VERMEMEKTİR!!! DAHA ÇOK SALLAYACAKSINIZ "GÜZEL İNSANLARA", YÜREKLERİYLE ADANADA TAKIMINA SAHİP ÇIKANLARA VEYA BİZLERE... BEKLİYORUZ EFENDİLER, TOPLA GELİN, TÜFEKLE GELİN, SÜNGÜYLE GELİN... BİZ BEKLİYORUZ... KALEMİNİZ KESKİN DİYE ACISI BÜYÜK ZANNEDERSİNİZ... SİZE ATIP TUTACAĞIZ DİYE DAHA ÇOK BEKLERSİNİZ!!! SADECE TEŞEKKÜR EDERİZ!!! BİZE KALİTENİZİ ÇOK GÜZEL GÖSTERDİNİZ!!! SAYGILAR...

Karlar Düşer...

Tüm Türkiye karlar altında. Her yerde soğuktan ölenler, çatılarda karlar, yollarda mahsur kalan arabalar...

Bizler ise Secher arkadaşımızın dediği gibi kar gören masum Adanalı modunda televizyonlardan izlemekle yetiniyoruz.Adana'da karı ya sadece Torosların soğuğunu yemiş, biraz da isten grileşmiş olarak istasyonda peronlarda bekleyen trenlerin üzerinde ya da yaz günü Adana'da satılmak için getirilmiş bir kamyonda görürüz. Sanırsam bir tek Adana'ya özgüdür bu '' kar satmak'' muhabbeti.

Gurbettekiler ise daha şanslıdır bu konuda.

Kardan adam yapmayı, kartopu oynamayı bilmeyen çocukların şehridir Adana :)

www.Mavilacivert.com Basın Açıklaması

Gazetecilik ve insanlık rezaleti olarak adlandırabileceğimiz yazıya ilişkin www.mavilacivert.com basın açıklaması yayınladı. Bana göre bu rezil yazı kul hakkı yemekle eşdeğerdir ve bu rezil yazıyı biz de kınıyoruz. Aşağıda Mavilacivert'in basın açıklaması yer almaktadır.

25.01.2010
(Ref:BA/2010-01)

Değerli spor kamuoyu...
Bizler, Mavilacivert.Com organizasyonu olarak herşeyden önce Adana Demirspor 'un menfaatlerini düşünmek zorundayız, Mavilacivert.Com 'un kuruluş amacı, vizyonu-misyonu, tüzüğü bunları gerektiriyor. Bu bilinç doğrultusunda bugüne kadar almış olduğumuz tüm kararların, söylediklerimiz ve uyguladıklarımızın sonuna kadar arkasında olduğumuzu göstermek için bugün bu basın açıklamasını yapmak zorunda bırakıldık.24.01.2010 tarihinde “spor01.com” adlı web sitesinde yer alan ve “ ingiltereyi uzak biliriz “ haber başlığı adı altında manşetten verilen haber, sitemizin kurucularından, İngiltere’de ikamet etmekte olan Sn.Şefik AKKURT’un şahsına yönelik hakaretler ile dolu olup, basın ahlakı ve meslek ilkeleriyle asla bağdaşmadığını düşündüğümüz, sokak ağızı ile kaleme alınmış, galiz küfürler içermektedir.

Bizler, tam “ On “ senedir “Mavilacivert.Com” adı altında, Adana Demirspor için yapılması olası en doğru, en faydalı fikir ve uygulamaları her zaman destekledik ve her zaman söylediklerimizin, düşündüklerimizin arkasında olduk. Kimi zaman basın ile birlikte, kimi zaman Basın’ın dahi haberi olmaksızın Demirspor için fayda üretmeye devam ettik.Bugün, kendisini , biz her ne kadar yakıştıramasak da “ gazeteci “ olarak nitelendiren, yaptıkları haberin altına imzalarını, adlarını eklemekten bile çekinen insanların “hakaret “ dolu hatta daha da ileri giderek hayvan benzetmelerinin yapıldığı, hayvan resimlerinin koyulduğu bu yayınlarını, bu yazıyı yazan ve halka yayınlanmasını uygun görenlerin “ Basın Meslek İlkelerine “ açıkça muhalefet ettiklerini görüyor ve şiddetle kınıyoruz.

Saygılarımızla,
Mavilacivert.Com

Sevindik Bitti, Hayat Devam Ediyor...

Takımımızda önemli revizyonlar yapıldı. Yıllardır söylemekten dilimizde tüy bitmişti, gençleri profesyonel takımımıza kazandırma projesini. Ama bunu uygulamak için kriz dolu bir kongre gerekti maalesef. Maddi açıdan sıkıntı gerekti. Yükselme grubuna kalamamak gerekti. Gönül isterdi ki; isteklerimiz normal şartlar altında gerçekleştirilsin, ama Adana'da normal dönemlerde normal şartlar oluşmaz, bir kriz lazımdı. O kriz geldi. Köklü değişiklikleri kriz dönemlerinde yapmaya kalkarsanız olağanüstü büyük riskler alırsınız. En ufak bir başarısızlık, en ufak bir ilave yıpranma dahi sonunuzu getirebilir. İşte böyle bir dönemde gençlerimizle desteklenmiş takımımız bence en zor olan şeylerden birini yaptı. Başladı. İyi başlamasak belki başlayamayacaktık. Farklı düşüncelere sahip olanlar düşüncelerini dillendirmek için takvimde ileri bir tarihi işaretlediler, takımımız ise birlikte çalışabilmek adına bir 15 gün kazandı.

Çok gerildik Kahramanmaraşspor maçında, hayalimizdeki Demirspor'un gerçeğe dönüşmesi için sadece bir adımdı belki de sahada olan ama bizim için önemliydi. Dedik ya sahaya ayak basanların ayağı da kırılabilirdi. Kırılmadı, kazandık, ömür uzattık.

Şimdi önümüze bakmanın zamanı. Kahramanmaraşspor maçı ile ilgili hayatımızda sadece bize kattığı güç ve moral kalmalı. Asıl önemli adımı ise yönetim atmalı. Artık yönetim her türlü kavgadan, stresten arınmalı ve tüm çabalarını bu takıma aktarmak üzere görevde oldukları hususunda takımı inandırmalı. Bunun için en önemli şart maddi sıkıntılar ile uzun süre boğuşan futbolculara yapılan kısmi ödeme ile yetinilmemesi. Hemen yarın futbolculara para verilmeli demiyorum ama futbolcuları daha da rahatlatma adına çalışıldığı ve çalışılacağı ispatlanmalı. Gelir getirici projeler ortaya atılmalı ve buradan elde edilecek gelirin futbolculara aktarılacağı, kulübün birçok ihtiyacının bu nedenle öteleneceği deklare edilmeli.

Aslında yapılması gereken çok şey var ama en önemli sıkıntı, en yakındaki sıkıntıdır. Bu nedenle kısa dönemde takımın iyi bir hava yakalamasının sağlanmasından daha önemli bir şey olmadığını düşünüyorum. Umarım gereken adımlar doğru zamanlarda atılır da 15 gün sonra mutlu olduğumuz yeni bir haftaya gireriz.

24 Ocak 2010

21.Haftanın Ardından



Takipçilerimizden Tarsus ve MArdin'in puan kaybetmesi bizim için çok iyi oldu.
Elazığ devre arasında yaptığı transferlerle bu yarıda çıkış yakalayacağının sinyalini veriyordu zaten. Bu yüzden deplasmanda Mardin'i yenmeleri sürpriz olmadı.



Haftaya bayız.

Üslup

Az önce üslubunu eleştirdiğim spor01'e öyle sert bir yazı yazdım ki; blogun genel çizgisinden oldukça uzaklaştım. Genelde bu tür durumlarda soğukkanlı olurduk ama bu kez bunu koruyamamış olmaktan ve özenle oluşturmaya çalıştırdığımız seviyeye aykırılıktan dolayı blog yazar ve okurlarından özür dilerim. Açıkçası değerli insanların arkasında olduğunu göstermenin ve Adana'nın yerel basınını kamuoyunun takdirine sunmanın yolu bu olmamalıydı. Kaldı ki; neyin ne olduğu zaten biliniyordu.
Tepkiyi hak edene tepki almayı hak edecek bir düzeyde yaklaşılmamalı. O zaman yapanın seviyesinden farklı bir seviyede olamayız. Verdiğim rahatsızlık için özür diliyorum.

23 Ocak 2010

Adana Demirspor - Kahramanmaraşspor Maç Değerlendirmesi



Uzakta olup maçı izleyemeyen abilerim ve kardeşlerim çok şey kaçırdılar. Uzun zamandır bu kadar keyiflendiğim, maçtan kopmadan izlediğim bir Demirspor maçı olmamıştı. Yanlış anlamayın takım dakikalarca top çevirmedi , sayısız gol pozisyonu bulmadı ama ölürcesine mücadele etti. Özellikle ikinci yarının başlarında takım adeta infilak etti. Devrede dört tanesi bir lira olan ezmeden yediler sanki :)
Takımın tamamı ellerinden gelenin en iyisini yaptı. Mücadeleleri görülmeye değerdi. Her maçın bir yıldızı olur bugünün yıldızı ise Aydın Tabak'tı. İki tane gol attı , bir penaltı yaptırdı kaçırdı , Ceyhun'un attığı iki golünde pasını o verdi.Çizgiden top çıkardı. Sene başında bu yana kendisini iğneleyen maratona kendisini ayakta alkışlattı.
Günün en sevindirici yanı ise altyapıdan iki oyuncumuzun ilk on birde olmasıydı. Ali ve Yaşar takımda hiç sırıtmadılar. Aksine güçleri ve dirençleri takımın mücadele gücünü olumlu etkiledi. Sonradan oyuna dahil olan yine altyapıdan Hasan ve Remzi de takıma olumlu katkı koydu. Bu arada Ali sağ ve sol açıkta değişerek oynadı. Yaşar ise forvet başladı sonra sağ açıkta maça devam etti.
Bu maçla ilgili olarak son söyleyeceklerim keşke bu maç kayda alınsaydı ve herkes izleyebilseydi.Yıllardır görmediğimiz inanç bu maçta oyuncularda vardı. Penaltı kaçıran Aydın'a ikinci penaltıda takımın verdiği destek görülmeye değerdi. En baştada dedim belki futbol adına harikalar yaratmadık ama inanç ve mücadele dersi verdik ve güle oynaya evimizin yolunu tuttuk. Güzel bir hafta bizleri bekliyor...

Tarihte Adana Demirspor-Kahramanmaraşspor Maçları

Çok ayrıntılı bir analiz olmayacak açıkçası. Uzun süredir nostalji yapamıyorduk. En azından bir giriş niteliğinde araştırma yapayım dedim. Federasyonun sitesinden 1990 yılından bu yana Kahramanmaraşspor ile yaptığımız tüm maçların dökümünü çıkarttım.

02.09.1990 ADS:4-K.Maraşspor:0
03.02.1991 K.Maraşspor:0-ADS:2
13.09.1992 ADS:0-K.Maraşspor:1
30.09.1992 K.Maraşspor:3-ADS:4
15.11.1992 K.Maraşspor:0-ADS:1
04.04.1993 ADS:0-K.Maraşspor:0
30.05.1993 K.Maraşspor2-ADS:0
26.12.1999 ADS:1-K.Maraşspor:1
14.05.2000 K.Maraşspor:2-ADS:0
17.09.2000 ADS:5-K.Maraşspor:0
18.02.2001 K.Maraşspor:0-ADS:2
26.09.2004 K.Maraşspor:0-ADS:1
27.02.2005 ADS:2-K.Maraşspor:0
28.09.2006 ADS:0-K.Maraşspor:0
03.12.2006 K:Maraşspor:0-ADS:0
07.10.2009 ADS:3-K.Maraşspor:4
09.12.2009 K.Maraşspor:0-ADS:1

Görüleceği üzere 1990 yılından bu yana oynadığımız 17 maçın 9'unu kazanmışız. 4 maç kaybedip 4 maçta da berabere kalmışız. Dileğimiz birazdan başlayacak maçta galip gelerek kademe gruplarına moralli başlamak. Çünkü buna çok ihtiyacımız var. Allah yardımcımız olsun.

22 Ocak 2010

Pes Etmek Olmaz, İnadına...

Bin tane sorun, bin tane kavga, ortalık puslu. Toprak kabarıyor yahu toprak... Sanki bir şeyler filizlenecek de toprak çatlamaya hazırlanıyor. Güneşe ulaşmaya çalışan bir tohum var sanki.

Hava kapkaranlık. Zifiri karanlık. Göz gözü görmüyor. Sanki kutuplardayız, hem üşüyoruz hem de gündüz olmuyor. Ama bu kadar uzun gece olmaz. Sanki güneş doğacak, sanki şafak yakın. Kuşlar ağaçlarda, yavaşça kıpırdanıyorlar, doğmasını bekleyen güneşin heyecanı ile.

Onca sıkıntının içinde pes etmeyelim, güneş, doğacağının sinyalini versin artık. İnadına be inadına. Yılmadan, usanmadan. Allahım yardım et!!! Allahım güç ver!!! Allahım şans ver!!!

İNADINA

Bir umuttur yaşamak bil,
Seveceksin inadına...
Yüreğin kan ağlasa da
Güleceksin inadına...

Zindanlara düşsen bile,
Ateşlerde sönsen bile,
Binlerce kez ölsen bile,
DOĞACAKSIN İNADINA...

Hayat budur umutlar çok,
Ne şüphe duy ne de kork,
ÖYLE TESLİM OLMAK DA YOK
YENECEKSİN İNADINA...

İnadına, inadına,
Seveceksin inadına,
Bir gün sen de konacaksın,
Mutluluğun kanadına...

http://fizy.com/s/1ait13 adresinden dinleyebilirsiniz.

21.Hafta Maçları

Grubumuzda sezonun ikinci yarısı yarın başlıyor.
Evimizde Maraş'ı ağırlıyoruz.
Ligi başladığımız sırada bitirmek ve Bank Asya'ya terfi etmek tek dileğimiz tabi ki.

Vur Adanalı Vur

Öyle bir noktaya geldik ki... Aklımızın ucundan bile geçmeyen sıfatları bize yakıştırıp yazanlara mı bakalım, neredeyse Demirspor düşmanı ilan edildiğimize mi bakalım? Nereye baksak kapkara bir duman olmuş yorumlar, etrafımızı kapatmaya, nefes aldırmamaya, sesimizi kesmeye çalışıyor.

Halbuki; geçmişi sürekli deşen biziz, hataları ortaya koyan biziz, "bu kulüp nasıl daha iyi olur" diye geceleri uyku uyuyamayan biziz. Yüzlerce yanlış yapılan bir camiada ses çıkarmaya çalışan biziz. E, bu kadar çok sevmenin de bir bedeli olmalı değil mi? Kitleleri yönlendirmek gibi bir misyonumuz olmadı. Her kulübün hayatta kalması için yapması şart olan bazı doğrular vardır, bunları dile getirdik, ısrarla, bıkmadan. Adana'daki kısır siyasetin ve spor ortamının dışında kalabildiğimiz için olayları daha açık görebildiğimiz de oldu, bu uzaklığın bilgi eksikliği doğurduğu ve yanıldığımız da oldu elbette.

Yanılgılarımızdan dolayı üzüldük ama yüzümüzü kızartacak bir yanlışa da düşmedik diye düşünüyorum.

Bu ve bundan önceki yönetimlere yönelik, yapılması gerektiğini düşündüğümüz girişimler hakkında yüzlerce yazı yazdık, öneriler sunduk. Ne yazık ki, son yönetim haricinde itibar eden çıkmadı. Onlar da dikkate aldıkları fikirleri uygulamaya geçirdiler ama daha önemli konularda hata yapmaktan geri durmadılar. Mesela Behzat hocanın gönderilmesi konusu hala canımızı yakmaktadır.

Peki bu, bizi herhangi birisinin kuklası, maşası, sözcüsü, yalakası yapmaya yeter mi? Eğer yeter deniyorsa, bir kimse eğer kukla olmak istemiyorsa kimsenin herhangi bir icraatini bile beğenmemeli, alkışlamamalıdır. Böyle yoz bir düşünce olabilir mi?

Okuduğum yorumlarda insanlar "siyah ya da beyaz" yaklaşımı içinde oluyorlar. Siyah dediklerinden nefret ediyor, siyahı savunan veya arada gri renkte olanları de siyahın içine rahatlıkla atıyorlar. Bana göre bu şekilde hiç bir şey çözülmez, hiç bir sorunun üstesinden gelinmez. Bu şekilde düşünmekte ısrar eden birisiyle tartışmak da anlamsız, kime neyi izah edebiliriz ki?

Şunu içim çok rahat olarak söyleyebilirim ki, ne ben ne de bu bloga yazan kardeşlerimden birisi; kimsenin adamı değiliz, maşası değiliz, kuklası değiliz. Hiç bir şey ispat etmek gibi, cevap vermek gibi bir zorunluluğumuz da yoktur kimseye. Merak eden olursa blogu geriye doğru okuyabilir. Sayfalarca yazıyla anlaşılabilecek tek gerçek Demirspor'un her alanda yücelmesini isteyen ve onurla, gururla ve içlerindeki Demirspor sevgisiyle yaşayan insanların cümleleridir.

Şahsımıza yapılan çirkin ithamları bir yana bırakıp yarınki maçımıza odaklanma zamanıdır şimdi. Derdimiz, dermanımız, özlemimiz, aşkımız, davamız Adana Demirspor yarın sahaya çıkıyor. Belki de en sıkıntılı dönemlerinden birisine başlıyor. Sonunda ne olacak, bugünden kestirmek zor, güç.

Son olarak... Bu takım nereye giderse gitsin, nereye düşerse düşsün peşini bırakmayacak olanlara sesleniyorum, bu karanlığa yolculukta beraber miyiz? Yoksa uçurumdan el birliği ile itecek miyiz koca Lokomotifi? Cevap yüreklerimizde. Başka yerde değil...

Demirspor - Demirsporluluk

Gündemimiz yoğun, sıkıntılarımız diz boyu. Eskilerden dinlediğimiz hikayelere göre de sıkıntılar hiç eksik olmazmış. Liglerin başlamasına az kala kurulan takımlar, gidilemeyen kamplar, hacizler icralar, parasızlıklar, kaynaksızlıklar...

Bugün de pek farkı yok. Aslında eksiği yok fazlası var sıkıntıların. O açıdan farkı var aslında. Günler geçtikçe, zenginlerin sayısı arttıkça kulübe sahip çıkanların sayısı azalıyor. Bugün geldiğimiz nokta "sahipsizlik" ile ilgili değil mi zaten?

Bugün Adana Demirspor'a ciddi anlamda sahip çıkan sadece taraftarı kaldı. O da çoğunlukla fakir, gücü ancak hayatını idame ettirmeye yetiyor. Bağlılığı ise gönülden. Garip, çelişkili bir biçimde acıyla yoğrulmuş, büyümüş bir bağlılık. Ama -kendimi de içine katarak- gözlemlediğim kadarıyla sabrının sınırında olan bir kitle şu an. Başarı isteyen, mutlu olmak isteyen bir topluluk... Yalnız artık mutluluk kriterlerini değiştirmenin zamanıdır kanımca. Daha akılcı hedefler koymak gerekir. Şampiyonluk hedefi asla değişmez, değişmemeli. Ama şampiyonluğa ulaşırken kullanılacak yola ilişkin katı kriterler konulması gerek. Taraftar bunun muhakemesini yapmak zorunda. Hesapsızca, denetimsiz bir şekilde harcanan trilyonların başarı getirmediği, bilakis yıkım ve felaket getirdiğini görmek, geleceği buna göre kurmak gerekli.

Aslında başlığı yazarken farklı şeylerden bahsetmek istiyorken başka bir yere geldim. Niyetim Demirpsor'un şu yoğun sıkıntılı atmosferinden dolayı Demirspor ve Demirsporluluk tarihine, kültürüne ilişkin yazılarımızın azalmasına değinmekti. Ben kendi adıma bundan sıkıntı duyuyorum, çünkü Demirspor yalnızca gündemin yani bugünün konusu olarak sınırlanmamalı. Geçmişten getirdiği, biriktirdiği ne varsa geleceğe aktarılmalı. Bizler blogda özellikle Demirspor'a ilişkin kültürü ortaya koyarak taraftarlığın farklı boyutlarını araştırmaya çalışıyoruz, şu sıralar bunu sekteye uğratmış olsak da en kısa zamanda tekrar üstüne düşeceğiz. Elbette bu ve her konuda bize yazabilir, hatıralarınızı, bilgilerinizi, blogda görmek istediğiniz konuları bize iletebilirsiniz.

Son Dakika!

Spor01 "son dakika" diye geçmiş, Alanyasporun hocası ile görüşülüyor demiş. Bu durumda Durmuş hoca ile yollar ayrılmış olmuyor mu?

Son zamanlarda internet sitelerinin yorum kısımlarında zaten yönetim ve teknik ekip hakkında bir dünya söylenti dolaşıp duruyordu.

Gelişmeleri izleyelim bakalım...

Cem ve Alper, Kulübünüze Kazandırın...

Top oynamadığınızı, oynamadığınız toplar nedeni ile yükselme grubunun kaçtığını, bu nedenle iddaa gelirlerinin ikiye katlanması şansını yok ettiğinizi düşünüyorum. Yönetimsel sıkıntılara tuz biber ektiğinizi hissediyorum. Adana'dan yetişip Adana'ya zarar verdiğinizi de hissediyorum. Ama beni yanıltmak sizlerin elinde. Şu kulübe az da olsa para kazandırın da Adanalıymış diyelim eski futbolcularımız.

Kanuna dayanarak hakkını istemek suç oluşturmaz. Sakaryaspor'da oynamak istiyorsanız kulübümüzle anlaşmak zorundasınız. Şimdi ayrıntı vermiyorum sadece "Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transferleri Talimatı"na istinaden belli maddeleri sıralıyorum.

11. maddenin 3. fıkrası
12. maddenin 2. fıkrası
14. maddenin 1. fıkrasının f bendi
15. maddenin 1. fıkrası
19. maddenin 6. fıkrası
20. maddenin 4. fıkrası

Bu hükümler kulübümüzün lehine. Yönetime daha ayrıntılı bir rapor da sunarız gerekirse. Peki, bu hükümlere uyulmazsa ne oluyor? Önemli değil, 1 yıl oynayamama veya 150.000 TL'ye kadar para cezası dahil ceza alıyorsunuz. Nerden mi çıkardım? Ben çıkarmadım ki; "Futbol Disiplin Talimatı" diye bir şey var, orda yazıyor.

İyisi mi, siz kulübümüzle anlaşın, hem siz kazanın hem kulübümüz kazansın.
Alın, verin, ekonomiye can verin.

Cem ve Alper'e Güle Güle Diyoruz...



Bu iki nadide futbolcumuz Sakaryaspor'la anlaşmışlar, hatta formayı bile giymişler. Bize uzak Sakarya'ya yakın olsunlar. Yar saçların lüle lüle, beyler size güle güle... Mutlu oldum vallahi...

21 Ocak 2010

Diğer Yarını Özlemek

Arkadaş, dost, kardeş, yoldaş, sırdaş...

Adını koyamadım O'nun. Birçoğumuz koyamadı muhtemelen. Adı konulamayan şeyler vardır. Akıl adlandırmakta eksik kalır, çünkü akıl sözcüklerle düşünür, sözcüklerle sever.

Akıl sözcüklere mecburdur.

Kalp ise değil...

Ankara'dan, minicik ama kocaman grubumuzdan, memleketin köşelerine diğerleri gibi yolladık onu da. Her giden kıymetli, her giden kocaman ve onların da kalpte yerleri.

Ama, kızmasın kimse bana, O'nun yeri ayrı. Hem bende, hem bizde.

Gecikmiş bir "güle güle" yazısı, tam da zamanında bir "özledim" yazısı, uzun-kısa bir zaman dilimi sonunda bir "hoşgeleceksin" yazısıdır yazdıklarım; yeri kalbimde, kalbimizde ayrı-apayrı olan O'na.

Belki de benim gibi kendisini herhangi bir ad koyamadan sevenleri için; kaybettiğimiz, bulamadığımız diğer yarımızın adresi O.

Bizim diğer yarımız. Anlatırken alabildiğine heyecanlı, "aman kırmayayım" nezaketinin cisimleşmişi, bazen durup durup mahcubane gülümseyen, inadına mücadeleci, inandığında inandıran, sevindiğinde sevindiren, sevindirdiğinde sevinen...

Özlüyorum,
Özlüyoruz seni


Vertumnus...


İnanırım, bir bahar sabahını masmavi yaşayacağız, ellerimizde kıştan kalma anlatamadıklarımız...
Anlatmak yetmez, sözcükler akıldan süzülür çünkü...
Bakışlar ve gözyaşları ise kalpten...

Soru ve Eleştirilere Cevaplar...

Daha önce başka internet sitelerinde bizle ilgili atıflarda bulunanları blogumuza davet etmiştik. Bir kısmı gelmiş. Şimdi cevap bekliyorlar. Vereceğiz, dedik, verelim.

-İcraati tamamlanmamış bir yönetime tam güven duyulması da hiç güven duyulmaması da yanlıştır.

-Teknik ekiple ilgili olarak henüz yönetimin resmi bir açıklaması yoktur. Olunca üstünde konuşabiliriz.

-Mevcut teknik ekibin yönetimden bağımsız olarak para bulup bulmadığı hususunda ne bu yorumu yazanların ne de aksi yönde duyumu olanların ellerinde kanıt bulunmaktadır. Kanıt yokken bu söylemler sadece takıma zarar verir.

-Yönetimin son açıklaması bence gayet mantıklı. Ortamı gerecek değil, yatıştıracak bir açıklama. Demirspor eski başkanı Mehmet GÖKOĞLU'na yanlış ithamlarda bulunmayın, yönetimimize de vurmayın, biz kavga istemiyoruz demenin neresi kötü? Haberlere daha önce düşmüş husus ise kast edilen, yönetim demiş ki; "Kimi zaman basın yanlış anlıyor, kimi zaman biz yanlış söylüyoruz. Gerçeği öğrenmek isteyen resmi sitemizi takip etsin." Bunun neresi kötü?

-Kayyum edebiyatı yapmayacağız, artık ağlamayacağız diyor yönetim. Mazlumu oynadığı da nerden çıktı? Ancak kendilerinin de dikkat etmesi gerekiyor. Kombine satamadıkları, belediyeden destek alamadıkları, yönetim için ismi anılanların eski temlikleri ve yönetsel hataları nedeniyle gelir elde edemedikleri doğru. Ancak artık bunları biliyoruz. Geçmişle yaşamayacağız demişti yönetim. Artık elimizdeki imkanlarla geleceğe bakmak durumundayız. Bu sıkıntıların gündeme getirilmeye devam etmesi, mazlumu oynamaya devam ettikleri şeklinde algılanacaktır.

-Sezonbaşı ve sonu hedeflerinde farklılık olup olmadığını maçlar belirleyecek. Ancak taahhütlerini yerine getirmeyenler saygın insanlar olunca insanın hedefi de değişebiliyor. Kaldı ki; önceki basın açıklamalarında yönetim sezon başı fazla uçtuklarını ve beklentileri yükselterek hata ettiklerini söylediler. Artık taraftar da geçmişle yaşamamalı. Geçmiş asla unutulmamalı ama bunu şimdi söylemek kime ne katar, diye bir soralım kendimize. Emin olun takıma zarar dışında bir sonucu olmaz.

-Tekrar döneceklerse neden kongre yaptılar? Orada bir hata yaptı yönetim. Hata kongre yapılması değildi bence. Hata açıklama yapılmamasıydı. "Biz gerekli maddi desteği alamıyoruz. Bu maddi imkanları olup da yönetimi devralmak isteyen olursa diye kongreye gidiyoruz. Hiç aday çıkmazsa yönetime devam edeceğiz." deselerdi, bu ithamlara maruz kalmazlardı.

-Başkan önceki kongreye kendisi hakkında çıkarılan dedikodular nedeniyle gelmedi. Bence büyük hata yaptı. Son kongreye ise özel işleri nedeni ile gelmesi imkansızdı. Belki de orada da kongre tarihi açısından planlama hatası yaptı.

-Başkanın futbolcularla ilgili spor01'de yaptığı açıklamanın da yanlış olduğunu düşünüyorum. Söylenilen doğrudur, 8 oyuncu yollanmıştır. Oransal olarak bakılırsa kalan oyuncuların kaliteli çıkması ve takımın iskeletini oluşturmaya yetmesi, Abdülkerim hocanın hediyesidir ve diğer yönetimlere göre başarılı bir tablo ortaya çıkmaktadır. Ancak başkanın burada bir ayrıma gitmemesi bence artık kavga istememesi ile açıklanabilir. Yalnız hata şurda: Böyle bir açıklama yaparsanız, ortada bir şey yokken, birileri de açıklamanızdan dolayı sizi eleştirir. Doğaldır. Herkes yönetime yükleniyor. Yönetimin daha fazla sabır göstermesi gerekir. Bu konuda Yavuz YILDIRMAZ ile aynı görüşteyim. Başkan internete yorum bırakmamalı, bizim blogumuz dahil. En azından bu dönemde. Daha fazla yıpranmamalılar.

-İhale ile ilgili yapılan itham son derece ağırdır. Böyle bir iddiası olanın bu iddiasını kanıtlayacak delillerle birlikte ismini ve iletişim adresini de vermesi gerekmektedir. Delikanlılık, dürüstlük bunu gerektirir.

-Ankara Tayfası Bekir Çınarcı değildir. Onlara usulü dairesinde en ağır eleştirileri de bizler yaptık. Hatta yapacağımızı da yüzlerine söyledik. Bunu söylediğimizde basının bilinen kalemleri de bizlerleydi. Ayrıca eleştireceğimizi telefon konuşmaları ile de söyledik. Ancak bu demek değildir ki; vuralım yönetime, sallayalım devirelim. Mücadelesini destekliyoruz, doğrularını destekliyoruz, yanlışlar yapmamasını umut ediyoruz. Bizim derdimiz kurumsal yönetim anlayışıdır. Bu anlayış doğrultusunda atılan her adımın yanında, her yanlışın karşısındayız. Örneğin biz basın düşmanı da değiliz. Yaptıkları her doğrunun yanındayız, her yanlışa sert tepki veririz. Duruşumuz açık ve nettir.

Tekel İşçileri'nden Tribünlere Çağrı



Tekel işçilerinin Ankara'daki direnişi bir ayı geçti. Güvencesiz çalıştırılmaya ve özelleştirmelere karşı, işçilerin kendi inatlarıyla yürüttüğü bu mücadele, sadece hükümetin politikalarına değil sendikaların sararmasına karşı da devam ediyor. Hareket, sendikaları da raydan çıkartıyor! Pazar günkü eylemde ve ertesinde, işçilerin Türk-İş'i kaçak güreşme politikasına karşı sıkıştırmasına tanık olduk.


Tek Gıda-İş'ten dün yapılan açıklama, haklı mücadelenin halktan aldığı desteğin yeni alanlara ulaşması talebini içeriyor. Açıklamanın tam metni için buraya tıklayın. Çağrı, toplumun aynası tribünlerin de mücadeleye desteğini istiyor:

"(...)
TEKEL isçisi tüm olumsuz koşullara rağmen aldığı destek ve dayanışma ile hükümete sesini duyurmaya çalısıyor. Gelin bu sesin gücünü hep birlikte arttıralım, statları dolduran isçilerin sesi ile taleplerimizi ve haklı mücadelemizi daha geniş kitlelere duyuralım.

17 Ocak tarihli Türk-İş mitinginde Ankara’da futbol taraftarlarının desteğini açtıkları pankartlarla gördük. Endüstriyel futbola karşı duruşu ile tanınan Forza Livorno da TEKEL isçisine dayanışma çağrısı yaptı ve artık maçlarında enternasyonali TEKEL isçisine atfederek okuyacağını açıklayarak, maçlarda isçilere destek pankartlarının açılması için tüm tribünlere çağrıda bulundu. Forza Livorno, Halkın Takımı, Karakızıl basta olmak üzere bu konuda kendilerine yakısan duyarlılığı göstererek TEKEL isçisinin tribünlerdeki sesi oldukları için tüm taraftarlara teşekkür ediyor, minnetlerimizi sunuyoruz.(...)

Haydi futbol taraftarları, sizi tüm yüreğinizle desteğe çağırıyoruz, statları dolduran isçiler tüm dünyada haksızlığa, sömürüye karsı birlessin ve statlar isçinin haklı sesiyle inlesin. Sizler olduğunuz sürece TEKEL isçisi yalnız değildir, yalnız kalmayacaktır!!! TEKEL iSÇiLERi VE TEKGIDA-iS SENDiKASI"



5 Ocak'ta Demirsporlulardan da işçilere bir destek gelmesini ümit ediyorum.

(yavuz y.)
(fotoğraflar ali öz/sol.org.tr)

Rakiplerimiz ve Transferleri

Spor01 sitesinde rakiplerimiz hakkında haberler yayınlanıyor. Şahsen ben rakiplerimiz hakkında haber okumaktan memnunum. Haberin beni yönlendirmek istediği noktayı tahmin edebildiğimden dolayı sadece almam gereken bilgiyi alıyorum.

Mesela son günlerde çoğunlukla rakiplerin transfer haberleri çıkıyor. Malum, devre arasındayız ve transfer dönemindeyiz. Ligin son sıralarındaki DİSKİ, Elazığ ve Malatya toplamda yirmidokuz (29) oyuncu ile sözleşme imzalamış. "Bu adamlar dünya kadar transfer yaptı, biz neden yapmadık" diye hayıflanmam. Onlar daha kaynaşana, takım olana kadar benim hazır takımım hedefinden şaşmadan yoluna devam edebilir. Onlar taraftarlarından "bize beş hafta verin" ricalarında bulunurken benim takımım bir seri yakalayıp geleceğe umut aşılayabilir.

Ha, bunlar olmayabilir de... Neticede futbol bu. Bir takım canını dişine takıp mücadele etmezse, iyi yönetilmezse isterse Barcelona olsun, başarısızlığa mahkumdur.

Özetle, haberlerin belki de omuzlarıma yüklemek istediği karamsarlık yerine, ben bu haberleri tersten okumayı daha olumlu görüyorum. Biz altyapıdan profesyonel takıma aldığımız gençlerle en azından gelecek seneye yatırım yaptık. Belki de şartların zorlaması ile oldu, bilinçli bir yönetim tercihi değildi. Yine de umarım bu zorunluluk, seneye gönüllülüğe dönüşür.

Belki de bu kardeşlerimizin katılımı ile asıl devre arasının flaş transferlerini biz yaptık. Bunu zaman gösterecek.

19 Ocak 2010

Yönetimin Açıklaması

Kulübümüzün resmi sitesinde bir açıklama yapılmış. Açıklamanın tam metnini vereceğim ancak ilginç bulduğum noktaları da vurgulamakta fayda görüyorum.

Yönetim Adana'nın içinde kurulmuş yönetimi sabote edebilecek kadar Demirspor'dan ziyade şahsi çıkarlarını düşünen kişilerin olduğunu bu açıklamasında teyit etmiş oluyor.

Bununla birlikte artık kavgaların içinde yer almak istemediğini de bu açıklaması ile pekiştiriyor. Anlık açıklamalar ile hatalar yapılabileceğini de kabul ediyor. Bu konuda ÇOK DİKKATLİ OLMASI VE KENDİSİ İLE ÇELİŞMEYECEK DAVRANIŞLARDA BULUNMASI GEREKTİĞİNİ belirtmekte fayda var. Ancak genel anlayış açısından açıklama tatminkar.

Demirspor eski başkanı Mehmet GÖKOĞLU'nun kişiliğine saldırıda bulunulmasının önüne geçiyor. Öte yandan saldırıyı hak edenlere de saldırınca kazanılacak bir şey olmadığı için saldırmamayı tercih ediyor.

Kulübe kalıcı gelir taahhütlerinde bulunan sayın GÖKOĞLU dahil her kesime taahhütlerini satır aralarında hatırlatıyor. Kentin desteğini haklı olarak bekliyor.

Bence kulübün resmi internet sitesinin daha aktif kullanılmaya başlanacağını belirtmesi de önemli bir adım olarak dikkat çekiyor. Umarız yönetimimiz artık icraat ve söylemlerinde elinden geldiğince paralel hareket etmeyi başarır.

Açıklamanın tam metni:

"Spor muhabirleri ile yapılan eşzamanlı konuşmalar kimi zaman anlatılmak istenen konunun kendilerince yanlış anlaşılması, kimi zaman ise bizler tarafından görüşme esnasında doğru bir şekilde ifade edilememesi nedeniyle basında hatalı haberlerin oluşmasına yol açmaktadır. Bu nedenle yönetim kurulu olarak resmi internet sitemiz olan www.adanademirspor.org.tr adresinin aktif olarak kullanılması ve resmi sitemiz dışında yer alan haberlere birinci elden itibar edilmemesi gerektiğini önemle arz ederiz.

Son zamanlarda bazı haber ve yorumlarda kulübümüzde eskiden yöneticilik ve hatta başkanlık yapmış kişilerin yeni yönetim kurulu üyelerimizi arayarak istifa etmeleri yönünde telkinlerde bulunduğuna rastlanmaktadır. Söz konusu kişiler arasında Sayın Mehmet GÖKOĞLU´nun da ismi geçmektedir.

Sayın GÖKOĞLU, Adana Demirspor Kulübü Başkanlığını da yürütmüş değerli bir Demirsporlu ve kongre üyesidir. Kulübümüzün içinde bulunduğu zor dönemde kendisinin gerek Adana´nın yerel basını vesilesi ile gerekse şahsımıza verdiği beyanlar ile kulübümüze destek olmak için sarf ettiği çabayı hepimiz biliyoruz. Kaldı ki; bir yerel kanalımızda 500 Altın Adam Projesine 100 üye bulacağını taahhüt eden bir kişinin şimdi çıkıp kurulmuş yönetimi sabote etmeye çalışması gibi çirkin yaklaşımları Demirsporlulukla ve Sayın Mehmet GÖKOĞLU ile bağdaştırmak abesle iştigaldir.

Söz konusu haber ve yorumların takımımıza Adana´mızdan destek olacak Sayın Gökoğlu gibi değerli insanları ve yönetimimizi yıpratmayı amaçladığını düşünmekteyiz. Ancak bu oyuna yönetim olarak izin vermeyeceğiz. Yönetimimiz kavgaların içerisinde olmamak için azami gayreti göstermeye devam edecektir. Bu nedenle de yöneticilerimizle irtibata geçen kişi veya kişilerle ilgili herhangi bir bilgi verilmeyecektir. Zaman kavga değil, birliktelik zamanıdır.

Saygılarımızla.

Adana Demirspor Yönetim Kurulu"

Küme Düşmek?

Şu küme düşme olayına takılıyor aklım.

Çeşitli sitelerin yorum bölümlerinde bu ihtimal konuşuluyor, transfer yapmazsak küme düşeceğimiz söyleniyor. Transfer yapılması isteniyor. Bunun yanı sıra kadro dışı bırakılan futbolcuların affedilmesini isteyen yorumlar da mevcut.

Benim şahsi kanaatim transfer yapılmaması ve kadro dışı bırakılan futbolcuların affedilmemesi yönünde. Bu düşüncemin temel sebebi ekonomik ve psikolojik. Yeni alıncak oyuncuları finanse edecek bir kaynağımız yok. Sezonun ikinci yarısında yine gelirimiz olmayacak. Temlikler ödenmeye devam edecek çünkü. Hal böyleyken elimizde kalan oyunculara düzenli ödemeler yapabilirsek bırakın küme düşmeyi, klasman lideri olarak ekstra playofflara kalmamız bile söz konusu olabilir. Bir de yeni gelenlerden dolayı kaynakların bir kısmının onlara aktarılmasıyla diğer futbolculara verilen sözlerin tutulmaması, böylece onların da şevkinin kırılması ihtimali var.

Transfer isteyenleri anlarım ama bunu küme düşme korkusu ile servis edenleri anlamam. Onların iyi niyetlerine şüpheyle yaklaşırım. Şu anki puan cetveline bakıp da, eğer şartlar aynen devam ederse küme düşeceğimizi söyleyenin de futbol bilgisinden şüphe ederim. Eğer sezon sonunda küme düşersek bunun oynanan futbol ile alakası olmayacağını söylemek çok mu iddialı olur? Ben bunun arkasında başka şeyler ararım. Ödemeleri az-çok düzenli giden bir Demirspor'da küme düşme ihtimalini düşünenlerin aklında başka planlar olabilir. Çeşitli tezgahlar kurulmaya başlanmış olabilir.

Böyle bir oyun kurgulanıyorsa eğer, takımımız bunun cevabını sahada verecektir diye düşünüyorum. Adana Demirsporlu futbolcular ve teknik ekip bu tip çirkin bir ihtimali yok edecek şekilde formanın hakkını mutlaka verecektir. Üstüne üstelik, neredeyse eksik oynadığımız ve kazandığımız maçları düşününce, bu ligin kalitesini düşününce, mücadele edeceğine inandığım Demirspor'u düşününce "Neden bu senenin mucizesini biz yazmayalım" diyorum.

İnanıyorum ki, eğer yönetimimiz futbolcularımızı ekonomik anlamda rahatlatabilirlerse, futbolcularımız da hem kazandıkları ve kazanacakları paranın hakkını verip, mücadeleleri ile biz taraftarın da gönlünü hoş ederse, Adana Demirspor bu senenin mucizesini yaratabilir.

Hodri meydan!

Hedef



Olağan ve olağanüstü kongrelerin artık birbirine karıştığı bir süreçten daha çıktık. Demirspor için yine vaatler açıklandı.Vaatlerin somutlaşacağı gün ise herkes soyutlaştı.Bu noktada devam kararı alan Çınar yönetimi kulübü bugünden daha kötü devretmeyeceğini açıkladı. Bu açıklamanın devamında herhangi bir hedef gösterilmedi. Hedefimiz ne ? Ekstra play-off mu ? Yoksa mevcut durumu korumak mı ? Hangisi daha gerçekçi bir hedef olacak. Bu noktada yönetimin izleyeceği politika çok önemli. Yönetimin önünde iki yol var. Birincisi borca borç katarak transferler yapıp tekrar hedef büyültmek. İkincisi ise maliyeti yüksek oyunculardan takımı arındırıp, altyapıdan ve maliyeti düşük oyunculardan bir karma takım oluşturup tasarruf yaparak bu yılı atlatmak. Yönetim vakit geçirmeden hedefini koymalı ve ona göre taraftarı aldığı karara inandırmalı. Alınan karar sonunda Demirspor borcunun artmasına rağmen üst ligde olursa taraftar mutlu olacaktır. Aynı şekilde taraftar sene sonunda bu ligde kalıp borcunun azaldığını, oyuncu kazanıldığını görünce yine mutlu olacaktır. Ama her iki seçeneğim olumsuzluklarında taraftar yönetimi sorumlu tutacaktır. Cumartesi ilk maçımıza çıkacağız. Artık hangi hedefle stada gideceğimizi bilmek taraftarın hakkı. Yönetimin hedeflerini merakla bekliyoruz.

18 Ocak 2010

Gençler Dört Dörtlük

Genç takımlarımız bu hafta dört kategoride dört galibiyet alarak bizi mutlu ettiler. Artık A Takımı'mızın da en azından U18 takımımıza göz kırpmasının zamanı geldi. Şöyle bir gençleşelim, güzelleşelim.

U14 takımımız bu hafta İskenderun Demirçelikspor'u deplasmanda 1-0 mağlup etti ve maç fazlası ile liderliğini sürdürdü.
U15 takımımız da İskenderun Demir Çelikspor'u yine deplasmanda 3-2 mağlup etmeyi başardı. Gaziantepspor ayak seslerini yakından hissetmeye başlamıştır.

U16 kategorisinde Adana Gençlerbirliği'ni 5-0 gibi net bir skorla geçtik. Lider Gaziantepspor'un 6 puan gerisindeyiz ama bir maçımız eksik. Bu grupta da şampiyonluk bizim olacak.

U18 takımımız da U14'ler ve U15'lerdeki kardeşleri gibi İskenderun deplasmanındaydı ve bize 4-1'lik bir galibiyet hediye ettiler. Kalan 9 maçta formamıza yakışır mücadeleye devam edeceğiz. Sonucunun ne olacağı önemli değil. Aynen devam arkadaşlar.

Hepinizi ayrı ayrı tebrik ediyorum. Umarım A takımımız da yaratılan olumsuz havaya karşın Cumartesi günü kademe gruplarına galibiyet ile başlayarak kara bulutların dağılmasına katkıda bulunacaktır.

Klasman Grubu Başlarken

Sürekli ağzımızda bir "15 Sene" mevzuu. Sakız gibi çiğniyor, çiğniyoruz. Her defasında "tam 15 sene oldu, bu haldeyiz" diye kafa şişiriyoruz. Bu sene de diğerlerinden farklı bir tat vermedi şimdilik. 15'ler 16'ya doğru akıyor, seneler geçiyor, beklenen sıçramayı bir türlü yapamıyoruz.

Bu zincir ne zaman kırılacak? Ne zaman ayakları üzerinde durabilen bir kulüp olacağız? Ne zaman her sene altyapımızdan minimum bir-iki yıldız adayı çıkaracağız? Ne zaman "kurumsallaşacağız"?

Yaşı biraz ilerleyenler hala içlerinde aynı temiz Demirspor sevgisini yaşatıyor ama bu sevginin hoyrat yönetimler tarafından kaç defa ayaklar altına alındığını gördüler, yaşadılar. Hatıraları canlı hala.

Kalplerimiz kırık, umutlar karanlık... Ama son bir kozumuz var, her şey bitmeden önce. Onu da oynayacağız. Elimizdeki tek silah ise yüreğimizdeki tertemiz sevgiden başka bir şey değil.

Adana Demirspor tarihinin en sıkıntılı sayfalarından birisi daha açılıyor önümüzde. İçine ne büyük acılar, ne büyük sıkıntılar yazılacak, burası kesin...

Bizden sonraki nesil için daha az acı bırakmak... Bu da bizim sorumluluğumuz olsun...

Buyurun bakalım. Düdük çalsın, mücadele başlasın...


*Düzeltme: Maçımız Federasyon tarafından 23.01.2010 Cumartesi günü saat 13:30'a alınmış.

16 Ocak 2010

İyi ki doğdun HAKKI..!


Bugün tayfamızın benim gibi en küçük üyelerinden birinin, Hakkının doğum günü... Devrem olması sebebiyle bloga girişi ben yapmak istedim...

Doğum günün kutlu olsun HAKKI, masmavi nice senelere...!

15 Ocak 2010

Basına Ültimatomdur!!! Bizi Zorla Savaştırmayın...

Sözüm http://www.kanalahaber.net/ ve http://www.spor01.com/ internet sitelerinin yetkililerinedir. Bugün Adana Demirspor'un yönetimi seçilmiş ve belirsizlik ortadan kalkmıştır. Yapılması gereken şey Adana'nın tüm kesimleri ile birleşip bütünleşmesidir. Kavgaların geride bırakılması, kentin kendi içinde savaşmaya son vermesi gerekmektedir.

Bunlar gerekmektedir de siz ne yapıyorsunuz Allah aşkına!!! Yaptığınız ilk haberle yenilenen yönetime darbe vuruyorsunuz, onları hemen yıpratmayı amaçlıyorsunuz. Yok amacınız bu değilse, lütfen açıklayın:

Kongrede Turhan DEMİRDAL çıkıp bir açıklama yaptı mı?
Yaptıysa ne dedi?
Mehmet GÖKOĞLU'nun da içinde bulunduğu yönetim listesinin belli bir süre kimse tarafından sahiplenilmemesi gibi bir durum gerçekleşti mi?
Mehmet GÖKOĞLU'nun da içinde bulunduğu listede o listede olduğundan haberi dahi olmayan kongre üyeleri var mıydı?
Yapılan telefon temasları sonrasında o listeye dahil olmak istemediğini açıkça söylemesine rağmen yine de listeye konulan kongre üyesi var mıydı?
O listede olmayı reddeden ve Bekir Çınar yönetimine destek vereceğini açıklayan kongre üyeleri var mıydı?
Listenin hangi gerekçe ile açıklandığına ilişkin olarak Gökoğlu'na soru yöneltildi mi?
AGİAD üyeliği de yapan kongre üyeleri seçim sürecinde nasıl görüş bildirdiler?
Kongrenin sonunda Adem TEL Metin TÜRK'e herkesin ortasında ne sordu? Neden sordu?

Bu soruların cevabının tamamı da kongredeydi. Neden sizin haberinizde yok???

Şimdi yaptığınız haber sonrasında Bekir ÇINAR ve yönetimi güçlü bir yönetime engel olmuş gibi görünmüyor mu? Gerçekte ciddiyetsiz ama görünürde güçlü bir listenin çıkmasına engel olan yönetim kentten nasıl destek isteyecek? Kentten destek alamayacak yönetim nasıl başarılı olacak? Bu gerçekler ortadayken daha taptaze olan bir yönetime nasıl böyle bir darbe vurmaya yeltenirsiniz?

Siz Demirsporlu olduğunuzu iddia ediyorsunuz. Hatta Demirspor futbolcusu, teknik ekibi, taraftarı ve yönetimi hakkında yaptığınız haberlerden ekmeğinizi kazanıyorsunuz. Yaptığınız eksik haberin Demirspor'a katkısı var mı? Yoksa siz Demirspor'a zarar mı vermek istiyorsunuz?

Açık konuşuyorum, bizi sizinle savaşmak zorunda bırakmayın. Ya bu işi doğru dürüst yapın, ya da defolun gidin, doğru dürüst yapacaklara yer açın!!! O kadar!!!

Yeni Yönetim...

Eski isimler yeni yönetimi oluşturdu. İsmi artık eskiyen ama en azından haklarında ekonomik anlamda kulübü darboğaza soktuğu değerlendirilmesi yapılamayacak olan Bekir Çınar yönetimi görevine devam ediyor.

Dileriz hatalarından ders alırlar.
Dileriz kavgalardan uzak dururlar.
Dileriz doğrularını geliştirirler.
Dileriz Adana bu kez yanlarında olur.
Allah kulübümüzün yüzüne baksın...
Kendilerine başarılar diliyorum.

14 Ocak 2010

Fırtına


Efsane...

"Efsane Başkan" Adem Atılgan, Şimşekler Grubu'nu isim vermeden hedef gösterip, Emniyet Müdürlüğü'ne çağrıda bulundu. Tıpkı Yıldırım Demirören'in Çarşı grubunu "bitirme" projesi gibi, "organize ve sistemli" girişimlerin bitirilmesini istedi.

Vay be...

Vefa, bir semt ismiymiş; yıllar içinde bunu öğrettiler zorla ama "vicdan"ın da onun mahallesi olduğunu bilmiyorduk. Böylece Türkiye coğrafyasından ikmale kaldık. Yalan dolan ve ayak oyunlarını bilmediğimiz için zaten "milli tarih" dersinden çoktan atılmıştık. Her yönetimin devrettiği borcu, integral hesaplarıyla bile çözemediğimiz için matematik de hak getire!

Ama öğrendiğimiz birşey var: Aytaç Durak hükümranlığından pay alabilmek için, Demirspor tribünlerine laf atmak, bir zorunluluk.

Tribünü karalamak, bilgileri çarpıtmak, bunun için bütün yerel basını organize etmek...

"Efsane Başkan"ın, Hrant Dink pankartı ile maça çıkmak fikrinden, geldiği noktaya bakın. Aytaç Durak'ın pankartı olmak.

Mesele açık: Tek dertleri, tribünün örgütlü gücünü parçalayıp, istedikleri gibi at oynatabilecekleri bir alan yaratmak. Halbuki bu tribün, Atılgan'a cevap olarak yaptıkları açıklamada olduğu gibi, sadece "başarı gelsin, bunun önünde bizi engel göstermesinler" diye yıllardır gelen her yönetimi destekledi. Belki de en büyük hataları bu oldu. Yanlışa zamanında yanlış diyememek... Tabii ki bunun için tek gerekçe, başarısızlığın fatura edildiği yer olmamaktı.

Ne yazık ki, Şimşekler Grubu, yıllardır inatla zirveye taşıdığı kayayı, Tarsus maçında bütün hızıyla geriye yuvarladı. Sisyphos efsanesi misali: Tanrılar tarafından bir taşı dağın tepesine çıkarmaya mahkumuz. Her seferinde, bir şekilde geriye yuvarlanan bir taşı...

Şimdi Derin Demirspor'un oligarklarının elinde kocaman bir koz var: Tarsus maçında yaşananlar. Her ne kadar bununla ilgili açıklama yapılmış olsa da, sanki bütün başarısızlık nedeni buymuş gibi ısıtılıp duracak bu konu.

Bu durumda "örgütlü bir halkı, hiç bir kuvvet yenemez" sözünü hatırlatmak farz oldu. Tek amaçları, tribünün tek ve bütün yapısını bozup istedikleri ortamı yaratmak olan bu oligarklara, ancak örgütlü kalarak cevap verilebilir. Yapmamız gereken, kitlesel gücü, nasıl daha iyi kullanırız diye kafa yormak. Biz bunda inat ettikçe, otel lobilerine sıkışanların korkuları yaşamaya devam edecek.

Efsaneleri biz yarattık, yarattıklarımıza biz inandık; şimdi kendi yarattıklarımızı bozmanın zamanı.

ve ancak birlikte kalırsak, başarabiliriz; bölünürsek yeniliriz.

(yavuz yıldırım)

Bu Ne Dünya Kardeşim Seven Sevene...

Yönetim istifa ediyor, kongreye gidiliyor, ortada tek bir aday yok. Taraftar liste veriyor, olağan kongreye kadar yönetim devam ediyor...

Yönetim diyor ki; Adana Demirspor'a artık sahip çıkılsın.

Aradan yaklaşık 2 ay geçiyor. Kimseden çıt yok...

Olağan kongre dönemi geliyor. Herkes Demirspor'a sahip çıkılsın diyor, bir kesim diyor ki; bir çatı altında toplanılsın. Kimse sahip çıkmıyor. Aynı çatı altında toplanacak herkes birbirine vuruyor. Çatı temelden çatırdıyor.

Kongre dönemi geliyor, klasik şekilde çoğunluk sağlanamıyor ve kongre bir sonraki haftaya erteleniyor. Kuyular kazılmaya, kulisler yapılmaya devam ediyor ama somut hiçbir şey yok.

İstişare toplantısı yapılıyor, amaç Demirspor'a sahip çıkılması. Sözel olarak ortalık kalabalık, icraatçı yok ortada. Çatı hala temelden çatırdıyor.

Kongre bu kez yapılıyor, Demirspor'a sahip çıkalım diyen hiç kimse ortada yok. Liste oluşturulamıyor, kayyuma kalınmaması için kongreye ara verildi bahanesi ile kongre erteleniyor.

Çatı, çatır çatır çatırdıyor. Adana'nın çoğunluğu bir yönetim oluşturulması ve buna Adana'dan samimi bir şekilde destek verilmesini arzuluyor (ben bu arzuya şüpheyle yaklaşıyorum o ayrı...). Ortada yönetim çalışması yok. Ulan rezil oluyoruz, yeter artık diyoruz, şehirde koca bir atalet.

Sonra öğreniyoruz ki; Adem Atılgan bir basın açıklaması yapmış. Diyoruz ki; tamam, Adem Atılgan bu atalete el koyacak, insanları silkeleyecek ve bu rezalete son verecek. Basın açıklamasını okuyorum, gözlerim faltaşı gibi açılıyor. Kavga dolu camiada bir kavga mesajı daha. İyi ama neden? Ya da neden şimdi? Anlam veremiyorum...

İçerik daha da anlamsız. Güngören maçı ile boks maçı ilişkilendiriliyor, Şimşekler Grubu organize yıpratma çabası ile itham ediliyor. Bu nasıl bir organize hareketmiş kafam karışıyor. Güngören maçından sonra tepkisini koyan Grup, daha sonrasında bence etini ısırarak ağzına kan dolarak, Aytaç Durak'tan özür dilemedi mi, Livorno maçında Aytaç şovuna tepkisiz veya olumlu tepkili durmadı mı, Belediye binasına gidip, Aytaç başkan diyerek Bekir Çınar'ı istemedi mi, diye soruyorum kendime. Nasıl bir örgütlü yıpratma çabası bu? Üstelik Güngören maçı üzerinden yaklaşık iki sezon geçmedi mi? Bana kalırsa doğruluğu yanlışlığı tartışılır ama kulübü güçlendirmek için kendini yıpratmayı göze almaktan başka nedir bu süreç?

Bir de şu süreçte herhangi bir kesim neden Aytaç Durak dahil herhangi bir güç odağını yıpratmaya çalışsın? Yıpratmaya çalışacaksa neden bir boks maçında organize olsun. Bunlar güneşi balçıkla sıvama çabasıdır. Adamlar boks maçıyla ilgimiz yok diyorlar. Tarsus maçı hatamızdır dediğinde, inanıp linç ediyorsanız, boks maçına da inanıp bunu bahane etmeyeceksiniz.

Ya da bunun ardında başka amaçlar mı var? Bıktık bu kavgalardan. Zarar veriyor bunlar bize. Bu kavgalar yıllardır var, olmayan tek şey başarı.

Çınarın içinde tahta kuruları, ye babam ye, kemir babam kemir Demirspor'u. İnadına devrilmiyor ya inadına kavga edin. Çıkarın baltalarınızı, vurun o çınara. Daha hırsla vurun. Siz vurdukça biz daha sıkı omuz vereceğiz o çınara. Aklınızdan da çıkarmayın, hatası vardır Grubun yıllar yılı ama bu hatalar sevabıyla boy ölçüşemez. Vurun baltayla o çınara, arkasında koca bir Grup var, bir de bizler (gerçekleri görenler, hissedenler, yaşayanlar) varız, elinizden geleni ardınıza koymayın.

Sakın ha birleştirmeye çalışmayın bu camiayı. Siz kavga edin. Sizin harcınız sulanmış. Sulu harç tutmuyor. Tuz buz olup gidiyor yapılar. Siz atalete destek verin, bir gün birisi aradan sıyrılır elbet!!!

13 Ocak 2010

Gençler Ligi Devam Ediyor...

Biz A takımımızla ilgili haberleri ala ala sinir krizleri, duygusal patlamalar yaşarken gerçek umutlarımız, genç kardeşlerimiz yollarına devam ediyordu. Bu süreçte onları ihmal ettik, özür dileriz. Birilerinin bu gençleri artık ihmal etmemesi gerekiyor. İşte bu ihmal döneminde gençlerimiz her kategoride 2 maç yaptı.

U14 takımımız bu maçlardan bir beraberlik ve bir galibiyetle ayrıldı. Maç fazlası ile lider durumdayız. Keşke Tarsus'u yenebilseydik de alınca bırakmayacağımız liderliğimizi öne alsaydık. Sağlık olsun, U14'lerde şampiyon olacağımıza inancımız tam... U15 takımımız ise geçtiğimiz iki haftayı iki galibiyetle kapattı ve liderliğe bir adım daha yaklaştı. Bu grupta da zafere ulaşacağımıza inanıyoruz.
U16 takımımız performansı en düşük takımımız olarak görünüyordu ancak onlar da toparlanıyorlar, ellerinden gelenin en iyisini yaptıklarına ve yapacaklarına eminiz. U16 takımımız da iki galibiyet aldı bu dönemde. Üstelik geçtiğimiz hafta lideri devirerek zirveye bir adım daha yaklaştı.
Bu iki maçlık periyotta bizi en fazla U18'lerimiz üzdü. İki maçlarını da mağlubiyetle kapatan gençlerimiz maalesef bu sonuçla liderin 12, ikincinin ise 6 puan gerisine düştüler. İsterse sonuncu olsunlar ama hangi formayı giydiklerini bilerek mücadele etsinler sahada, bu bize yetecektir. U18 takımımızın da bir an önce toparlanacağına inanıyorum. Sonuçta daha 10 maçımız var ve bu 10 maç çok şeye gebe.

İyi ki doğdun Göktuğ Kardeş



Benim tayfadan ilk irtibata geçtiğim insan, Reşatbeyli, gönül dostu nice mutlu yaşlara...

12 Ocak 2010

Futbolcular Hakkında...

Alper ve Cem'e teklif yağıyormuş. İrfan İŞİSAĞ böyle bir haber yapmış. Bu haberden çok mutlu oldum. Umarım bir an önce giderler.

Sezon başında transfer ücretlerinde pürüz çıkartan onlar. En kritik maçlarımızda oynamayan onlar. Yeteneklerinin zerresini takıma yansıtmayan onlar. Bizi eksik bırakan onlar.

Bunlar yüzünden gençlerimizi oynatmadık. Bunlar kendi kapasitelerinde top oynasalardı, şu anda yükselme grubunda idik. Her hafta İddaa programında kesin olarak yer alacaktık ve rakamlar kesin olmamakla birlikte, aylık 100 bin TL yerine 200-250 bin TL gelirimiz olacaktı. Bunlar bizi eksik bırakmasa kente ve iş adamlarına baskı yapabilecektik. Bakın takım oynuyor ama sıkıntılı diyecektik. Bunlar top oynasa taraftar gerilmeyecek Maraton ve Şimşekler Grubu, Kapalı Tribün hep beraber keyifle maç izleyecektik.

Şimdi bunlara teklif mi gelmiş? Harika haber, alacaklarından feragate karşılık bonservislerini alsınlar. İsteyene Kaya ve Burak da hediyemizdir.

Madalyonun diğer yüzü. Tayfun. Taner Demirbaş'ı kaybettiğimizden bu yana onun gibi forvet bulamadık. Hakkını en ateşli olarak arayan futbolcu olmakta sonuna kadar haklı. Adama sen neden işini yapmıyorsun, diyemeyeceğimize göre, adam hakkını istiyor. Adam alın terini istiyor, vermek gerekir.

Keza Süleyman. Saha dışında seversiniz, sevmezsiniz. Bugün gitmek istemişse, burada huzur bulamadığı içindir. Bu adam huzur bulamamasına rağmen görevini yapmıştır. Alper'in gol için işe yaramadığı dönemlerde adam ileri de çıkmıştır. Huzurunu kaçıran yönetimin Süleyman'a huzurunu tekrar kazandırması gerekmektedir. Çünkü Süleyman sahada formasını ıslatmıştır. Sorumluluğunu yerine getirmiştir. Ne olursa olsun kaybedilmemelidir.

Ayrıca hala transfer yapılmalı diyenler var. Daha önce de söyledim, yine söylüyorum. Bu borç batağı altında asla ve asla transfer yapılmamalıdır. Eksik futbolcularla kaçırdığımız yükselme grubunu genç takviyelerle kazanılacak başarı sonrasında unutturabiliriz. Federasyona verilecek 400 bin TL takıma verilirse huzur gelir, verilmezse bir ay sonra aynı huzursuzluklar başlar. Unutulmasın ki; şu anda herhangi birinin cebinde fazladan 400 bin TL olsa yönetim kurulmuştu. Artık huzuru kaçıracak harcamalara yer olmamalı.

Küfüre Karşıyız Ama...

spor01'de bir haber var... Diyor ki; Aytaç Durak yuhalanmış ve protesto edilmiş. Protesto edilirken de argo sözler kullanılmış. Bu da Demirspor camiasına zarar veriyor.

Haklı olduğu kısmı söyleyelim önce. Evet argo sözcük kullanılması Demirspor adına zarar veriyor. Aytaç Durak'ın da Demirspor'a destek vermesini engelliyor. Kast edilen de bu olsa gerek.

Evet küfüre biz de karşıyız, sonuna kadar, ama protestoya değil. Aytaç Durak gibi güçlü bir otoritenin olduğu bir kent büyüklük sıralamasında gitgide diğer kentlerin gerisinde kalmaya başlıyorsa, işsizlik gitgide tırmanıyorsa, onursal başkan dediğimiz adamın belediye başkanlığı ve hatta Türkiye Belediyeler Birliği başkanlığı yaptığı dönemlerde takımımız sürekli geriye gidiyorsa kimse beni susmakla telkin edemez. Kentine sahip çıksaydı, takımına sahip çıksaydı, ona kalıcı gelirler sağlasaydı ne bugün 8,5 milyon TL'lik borç konuşulurdu, ne kayyum gündeme gelirdi, ne yönetimsel belirsizlikler yaşanırdı. Adana Demirspor'um bu hallerde ise aslan payı Aytaç Durak'a aittir.

Ortada bu gerçek varken hiç kimse çıkıp bana "protesto etmeyin" telkininde bulunamaz. Hele sorumlulukta aslan payına sahip olan kişiye karşı süt dökmüş kedi konumunda olanlar değil telkinde ricada dahi bulunamazlar. Benim ciğerim yanıyor, adamlar Aytaç derdinde... Küfür etmiyorum ama sonuna kadar protesto ediyorum. Biliyorum ki; kimse Durak kadar Demirspor'a zarar veremez. Aksini savunan varsa beklerim. Meydana çıkamayanlara duyurulur!!!

Son Bir Umut...

Güzel günler yaşamayı geçtim, yaşamayı umut etmeyi bile çok görüyor dinine yandığımın Adanası...

Alışırım Gözlerimi Kapamaya

Tertemizdi sanki dünya gözlerimi açtığım anda,
Hiç düşünmeden inandım masal tadında yarınlara,
Yalanlar ortasında kaldı tüm çocukluk anılarım
Çizgi romanlar dışında bir kahraman bulamadım.

Toz pembe olmasaydı keşke tüm rüyalarım,
Hep sorular sordum ama cevabını alamadım.
Kavuşamadı hiç ayrılanlar, masallar gerçek olmadı.
Aşık olduğum sokaklarda kimseler konuşmadı,
Ama şehir hiç susmadı, hep ağladı, hep ağladı...

Son bir umut verse biri
Ve güzel olacak her şey bir gün dese,
Ben inanırım belki bu yalana,
Ben de alışırım gözlerimi kapamaya...

Bir yol gözükse uzaklarda ışıklar altında son bulan.
Melekler alsa götürse beni karanlığa teslim olmadan.
İşkence gördü asfaltlar çatlaklarına kan doldu.
Yıkıntılar arasında kaç çocuğun hayalleri kayboldu!!!

İnsan neden kendini unuttu, neden kendinden oldu?
Hangi yolda kaç kişi bir hiç uğruna canından oldu?
Hep yalan söylenmiş hep yalan...
Ayrılanlar hiç kavuşmadı, dinlediğim masallar hiç gerçek olmadı.
Kimse sandığım kadar masum kalmadı, savaş durmadı ölüm azalmadı...

Son bir umut verse biri,
Ve güzel olacak her şey bir gün dese,
Ben inanırım belki bu yalana,
Ben de alışırım gözlerimi kapamaya...

Alın kongrenizi başınıza çalın... Alın Adana Demirspor'u başınıza çalın. Yeter artık bizleri yaralamayın.

Dinlemek isteyenler için http://fizy.com/s/1agy62

11 Ocak 2010

Kongre Öncesinde...

Bugün yine kayyuma kalmanın eşiğindeyiz. Artık kayyum da olağan bir kelime halini almaya başladı.

Koca Adana Demirspor'un yönetsel sıkıntılar dolayısı ile bu noktalara gelmiş olması üzüntü verici.

Temennimiz bugün bir yönetim çıkması. Bu yönetimin artık eski defterlerden oluşmaması. Kulübe verdiği zararlar nedeni ile kayyumun eşiğinde yaşamamıza neden olanların artık yönetimde yer almamaları.

Öte yandan yönetimi bizim temennilerimiz değil, bizim de temsil edildiğimiz kongrenin iradesi belirleyecektir. Ancak bilinmelidir ki; Adana Demirspor taraftarı eskiye göre çok daha bilinçli ve daha da önemlisi örgütlüdür. Bu şu anlama gelmektedir; Demirspor'u ihya eden her kesim umduğundan daha fazla şekilde olumlu anılacakken, takımımıza zarar veren her kesim de aynı şekilde eskiye göre çok daha fazla baskı hissedecektir. Takıma pislik bulaştıran artık kendisine pislik bulaştıracaktır. Yönetimler artık eskisi gibi olmayacaktır, olmamalıdır. Benim gözyaşlarımı göz ardı edeni, o gözyaşlarında boğmak Demirspor taraftarının boynunun borcudur.

10 Ocak 2010

Bakın, İsteyince Kalem Yazıyormuş...

Ergun Kara'dan bahsediyorum. www.kanalahaber.net sitesinde yayımlanmış köşe yazısı. Bu kez son güne de bırakılmış olsa ses vermiş. Üstelik taraf olmasına gerek olmaksızın güzel de bir ses vermiş.

Demek ki; biz sizden çok şey beklemiyormuşuz. Adana Demirspor'a birbirinden tamamen farklı gözlerden baksak da doğru şeyler yazabiliyormuşuz.

Hem spor01'de yazıldığı gibi hem Ergun Kara'nın köşe yazısında belirttiği gibi. Ne olursa olsun Adana Demirspor bu şehrin gerçeğidir. Bu şehrin en büyük değerlerinden biridir. Bu değere kim saygı göstermez, kim bu değeri yüceltmezse o değerin altında kalır. Bu böyle biline.

Adana'nın yerel spor basınına bu yazıları için elinize sağlık diyorum. Ama yetmez, sesiniz varsa o sesi kullanın ki; Adana'nın değeri olun...

9 Ocak 2010

Memleketten Destek Haberleri

Boluspor'a protokol desteği ;

İkinci devre hazırlıklarını Antalya'nın Side ilçesinde sürdüren kırmızı beyazlı takımın kampına sürpriz konuklar katıldı. Bolu Valisi Halil İbrahim Akpınar, Bolu Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz, AK Parti Bolu Milletvekilleri Metin Yılmaz, Yüksel Coşkunyürek, Fatih Metin, İl Özel İdare Genel Sekreteri Tahsin Akduman ve Boluspor eski Başkanlarından Mehmet İnceayan Antalya'ya giderek Boluspor kampını ziyaret ettiler.

Boluspor Kulüp Başkanı Necip Çarıkçı, Genel Kaptan Osman Gürsoy ve yönetici Nadi Okur'un da eşlik ettiği kafile akşam saatlerinde otele giriş yaptı. Konuklar sabah antrenmanını izleyerek teknik heyetten takımın son durumu hakkında bilgiler alırken, akşam ise takımla birlikte yemek yediler. Sueno Otel bahçesinde çay keyfi yaparak Bolu'yu ve Boluspor'u tartışan protokol üyeleri daha sonra gezi yaptı.


Özhaseki duruma el attı,

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı ve Erciyesspor Kulübü'nün Onursal Başkanı Mehmet Özhaseki, ''Erciyesspor'un sıkıntılarını çözmek için çalışmalar yapıyoruz'' dedi.

Özhaseki, gazetecilere yaptığı açıklamada, Bank Asya 1. Lig takımlarından Erciyesspor'un öncelikle finans sorununun olduğunu ve bunun için görüşmeler yaptıklarını söyledi.

Bu sıkıntıları görmezden gelemeyeceklerini belirten Özhaseki, ''Erciyesspor'un sıkıntılarını çözmek için çalışmalar yapıyoruz. Başkanlarımızla biraraya geldik. Erciyesspor'un öncelikle finans sorunu var. Öncelikle bunların çözülmesi lazım. Futbolcuların alacakları var. Yöneticiler futbolcuları çağıracak, konuşacak, onları ikna etmeye çalışacak. Sanayi Odası, Ticaret Odası, Organize Sanayi Bölgesi gibi kurumlarla konuştuk. Kaynak teminini halledeceğiz'' dedi.

Kayserispor'da forma şansı bulamayan futbolcuların Erciyesspor'da oynayabileceğini bildiren Özhaseki, şöyle devam etti:
''Kayserispor başkanıyla da görüştüm. Teknik direktör Tolunay Kafkas ile de görüşeceğim. Kayserispor'da oynamayan ama Erciyesspor'a çok faydalı olabilecek futbolcular var. Bu futbolcularımız Erciyesspor'da oynayacaklar. Bunlara dışardan yine takviye yapılacak. Erciyesspor'un teknik direktörü ile de görüştüm. Onunla da aynı şeyleri paylaştım. Önümüzdeki günlerde yine görüşmelerimiz olacak.''

Bir gazetecinin ''Yönetim konusunda bir insiyatifiniz olacak mı?'' sorusuna, Özhaseki, ''Yok hayır, ben ona karışmıyorum'' diye cevap verdi.


Karşıyaka'ya tesis müjdesi;

İzmir Valisi Cahit Kıraç, Karşıyaka Spor Kulübü'nün kullandığı tesislerin 10 yıl süreyle bedelsiz devredildiğini, imzalanan protokolün kulübe büyük katkı sağlayacağını söyledi.

İzmir Valiliğinde düzenlenen imza töreninde konuşan Vali Cahit Kıraç, Süper Lig'de bir İzmir kulübünün olmadığını, bu yıl Karşıyaka, Altay ve Bucaspor'un Bank Asya 1. Lig'de Süper Lig için mücadele ettiğini, bu kulüplerden en az birini Süper Lig'de görmek istediklerini bildirdi.

İmzalanan protokolün kulübe büyük katkı sağlayacağını belirten Vali Kıraç, şunları söyledi:
''Karşıyaka Spor Kulübü'nün kullandığı Karşıyaka'daki 5 dönümlük alandaki tesisler, bu tesislerdeki 1 çim saha, bir tartan pist, hakem ve soyunma odaları, çok amaçlı salon ve 5 bin kişilik tribün, yelken şubesinin kullandığı sahildeki alan, tenis şubesinin kullandığı 1 kapalı sentetik ve 3 açık tenis kortu, sosyal tesisler, 1 lokal, 120 metrekarelik restoran, 400 metrekarelik idari büro 5340 sayılı kanun çerçevesinde kulübe 10 yıl süreyle bedelsiz devredildi. Kulüp ile Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü uzun süredir bu protokol üzerinde çalışıyorlardı. Bu anlaşma hayırlı uğurlu olsun. İzmir'in 3 kulübü Süper Lig'e çıkmak için mücadele ediyor. Karşıyaka liderin 8 puan gerisinde, önünde Altay ve sonrasında da Bucaspor. Karşıyaka Spor Kulübü'müzün imzalanan bu protokol ile daha istekli olacağına inanıyorum.''

Vali Cahit Kıraç, Gençlik ve Spor Genel Müdürü ile Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Özak'ın bu protokolün imzalanmasında büyük emeği geçtiğini sözlerine ekledi.

Karşıyaka Spor Kulübü Başkanı Ersezgin; Spor kulüpleri için altyapının büyük önem taşıdığını belirtirken, imzalanan protokol için çok çalıştıklarını, 1998 yılında başlayan bir maceranın imzayla son bulduğunu ve mutlu sona ulaştıklarını kaydetti. Kulübün kullandığı tesislerin kiraları, ecri misil gibi sorunlar nedeniyle geçmişte büyük sıkıntılar olduğunu belirten Ersezgin, imzalanan protokol ile bütün sıkıntıların sona erdiğini vurguladı.

Gençlik ve Spor İl Müdürü Sabri Sadıklar da imzalanan protokol ile kulübün büyük bir moral depolayabileceğini söyledi.

Yerel siyasetin, yerel bürokrasinin , sivil toplum örgütlerinin, milletvekillerinin memleket takınlarına verdiği desteklerden bir demet.

8 Ocak 2010

Kim? -Yeniden-

http://demirgibiyiz.blogspot.com/2008/06/kim.html

13 Haziran 2008'de yazmışım Mustafa Tuncel hakkında yukarıdaki yazıyı. Ne değişti de kurtarıcı oldu?

Kendisini ve benzerlerini istemiyorum... Sonuç ne olursa olsun...

Yeni Bir Karanlık Döneme Girilirken...

Adana Demirspor, yeni bir karanlık döneme giriyor. Derin Demirspor'un bekçileri, savunma pozisyonlarını terk edip atağa kalktılar. Nedenini ve nasılını yorumlamamız gereken, garip bir güç birliği...

Her zaman güçlüden yana olan, birlik-beraberlik tutkunu Adana spor basını için bulunmaz bir nimet. Sorup sorgulamak yerine boyun eğen, Demirspor'un 15 yıllık esaretini-bataklığını-tıkanmışlığını analiz etmeyen edemeyen spor basınının bilmem kaç yıllık güzide temsilcileri için bulunmaz bir nimet. Başarıyı en fazla transfer yapan, en çok para harcayan takım olmakla eş tutanlar için yeni bir kazanım...

Tabii ki onların birlik algısıyla bizimki aynı olamaz. Bizim birliğimiz, "Aytaç Duraksız bu takım nasıl başarılı olur"un yollarını arayan birlik. Halbuki onların birliği, hemen koşa koşa iktidar hazretlerini makamlarına sığındı. Bize bir lütuf padişahım, dedi. Büyük padişah, her zaman yaptığı gibi, ilk seferde onları kapı dışarı etti. Bir daha gelmelerini istiyor çünkü. Bir daha eğilmelerini karşısında... Bir daha "çok yaşa padişahım" sesini duymak istiyor. Tıpkı, bu yönetimin değil, kendi getirdiği yönetimlerin kişisel borçlarını, son saniyede ödeme "lütfunu" gösterdiği gibi...

Bizim birliğimiz, bu karanlığın karşısında sinik bir tutumla, hiçbir şey değişmez bu takımda diyen ve kendi kendine homurdanmanın ötesine geçmeli. Tavrını ve eylemini ortaya koyabilmeli. Bireysel çabaları, kitlesel güçle birleştirmeli ve gidişatı etkileyebilmeli. Elimizde bunun imkanları var. Bu imkanları öncelikle, Derin Demirspor'un bekçilerini, karanlık geçmişleriyle birlikte, geldikleri yere geri püskürtmek olmalı. Artık gözümüzde hiçbir meşruiyeti kalmayan spor basınının yalanlarını her seferinde yüzlerine vurmak olmalı. Ardından gelecek olan, bu kazanımların üstüne, sadece söz değil eylem de üretebilen bir güç olacak...

Yeni karanlık dönemin analizini iyi yapmak gerekiyor. "Ne yapalım elimizde bu var" bakış açısına saplanırsak hiç birşey gerçekleştiremeyiz. "Kötünün iyisine boyun eğerek", 15 yıllık acıyı 30 yıla taşırız. "Çok yaşa padişahım" yerine "kral çıplak" sloganını koymadıkça, kırmızı-lacivert kravat koleksiyonumuzu çeşitlendiririz.

(yavuz yıldırım)