31 Temmuz 2008

Şefik Abi Yönetimde!!!

Bu son dakika sürprizini bekleyip duruyorduk! Sonunda oldu! Şefik Akkurt yönetimde!

O güzel aksanıyla hepimize "Paşam" diyen, taa İngiltere'den kilometrelerce yol tepip maçlara gelen, Mavilacivert.com ekibiyle beraber yönetime talip olduğunu açıklayan, aynı tribünü paylaştığımız, Demirsporluluğundan bir gram şüphe duyulmayan o güzel kebapçı şimdi iş başında!

Uzun zamandır şöyle bir rahat nefes almak, bir parça mutlu olmak istiyordum! Oldu işte!
Taraftar artık yönetimde! Yönetimdeyiz!
Liste Aytaç Durak'sız!
Yaşasın Tam Bağımsız Adana Demirspor!

OOO-ooo-OOO-ooo!
Şefik abiiiiii oleeeeeeeeeeeeeeeey!
Şefik abiiiiii oleeeeeeeeeeeeeeeey!
Şefik abiiiiii oleeeeeeeeeeeeeeeey!
Şefik abiiiiii oleeeeeeeeeeeeeeeey!
OOO-ooo-OOO-ooo!

Yeni Başkan ve Yönetim...

Kongre yapıldı. Yeni başkanımız Mehmet Gökoğlu oldu. Sporadana.com'a göre yaptığı ilk açıklamalardan biri listenin Aytaç Durak'tan bağımsız bir biçimde hazırlandığı olmuş. Aytaç Durak'a yakın olduğu bilinen Selahattin Aydoğdu, Kemal Bahalı ve Savaş Çokduygulu yönetimde yer almayacaklarını belirtmiş. Daha önce, Gökoğlu'nun bir denge politikası izleyebileceğini/yaratabileceğini düşündüğümü söylemiştim. İlk veriler bu yönde. Umarım Aytaç Durak'tan kurtuluşumuzun ilk adımı olur bu. Herkese hayırlı olsun...(Listede Fatih Terim'in ne işi ola acep???)

YENİ YÖNETİM:
Turhan Demirdal (Hami Başkan)
Fatih Terim (Fahri Başkan)
Mehmet Gökoğlu (Başkan)
Hadi Akkaleli
Levent Topaloğlu
Önder Serin
Ercan Afşar
Şerif Güler
Ahmet Işık
Mehmet Yalçın
Muhittin Ünlü
Bekir Çınar
Derviş Ertan
Kemal Bahalı
Turhan Gür

29 Temmuz 2008

Güngören...

Bu yıl "Güngören" denince ikinci üzülüşüm. Varsın ilk üzülüşüme sebep olan yenilgiler olsun ama bu ikinci üzülüşüme sebep olan hain saldırılar olmasın...Siyah ceset torbaları olmasın, Bordo-Beyaz formalar daha çok yakışıyor Güngören'e...Kardeşce yaşamayı öğrenelim artık. Hep beraber, hiçbir siyasi odağın gölgesini üzerimize düşürmeden lanet edelim teröre...

Seninleyiz Güngören...Hepimizin başı sağolsun...

Derneğimiz Taşınıyor

Eski dernek binamızdan çıktık.Yeni dernek binası Ziyapaşa Bulvarı'nda. İç mekan gayet genişmiş, dernek olarak kullanılmaya elverişli.

Her türlü katkımız için Ankara Tayfası olarak oturup düşünelim. Kol gücünden boyaya, mobilyadan tadilata birçok ihtiyaç olması söz konusu. Bizim elimizden gelen her tür desteği gözden geçirelim...

Yeni "evimiz"e hepimiz hoşgeldik şimdiden...

28 Temmuz 2008

bugün-yarın ve daha fazla kongre ya da anti-Aytaç koalisyonu

Adana Demirspor, başarıyla bir kongre-başarısızlığına daha imza attı. Bu yazki üçüncü kongremizi de sonuçsuz tamamladık. Genel olarak kongrelerde, bir kulübün-camianın nedeni-nasılı/hali ahvali konuşulur. Ne yazık ki biz onu yapamıyoruz. Onun yerine başkanımız kendini eleştirenlere KÜFÜR EDİYOR. Kamusal bir bilinçle kurulup, yörede futbolun baş temsilcisi olan Demirspor, böylesi kişilerin elinde oyuncak oluyor.

Şimdi, Kongre sayılarımızın, sıfıra yakınsayarak sonsuza uzamaması için Aytaç Durak'tan vahiy bekleniyor. "Ol" demesi bekleniyor ki olabilelim.

Ya da şu yapılabilir: Adana'nın tüm anti-Aytaç Durak birimleri-kişileri bir araya gelir.

Demirspor'un kaderini tek bir adama bağlamamak için, gücümü birleştirip bu hengameden-rezaletten kurtulmak için...

25 Temmuz 2008

Erteleme . . .

Kongre ertelendi. Bu sefer 31.07.2008 tarihine.

Koskoca Demirspor'u oyuncak ettiler. Ona yanıyorum, ona üzülüyorum.

Kene



Kongre yine ertelenmiş, aklıma Kırım Kongo kenesi geldi her nedense.

Bu canlı türü, kana susamıştır.
Kanın bol olduğu yere yapışır.
Gerekli kanı aldıktan sonra vücuttan ayrılma gibi bir aksiyon almaz.
Ölene kadar kan emer.
Kan emdikçe şişer, şiştikçe kan emer.
Çıkarmaya kalkarsanız, pisliğini, zehrini kusar.

İnsanoğlunun keneyle yaşamaması, bir şekilde bu canlı türünü itlaf etmesi gerekir.
Keneden kurtulmak hepimizin yararına olacaktır.

24 Temmuz 2008

Yarın kongre var...

Yarın kongre var; bu yazki üçüncü denememiz. İlkinde klasik olarak çoğunluk yoktu; ikincisinde Mustafa Tuncel eleştiriye dayanamadı KÜFÜR ETTİ ve taraftar sürece "müdahale etti". İptal olunan ve oldukça uzun vir sonraya atılan kongre, en nihayetinde yarın gerçekleşecek. sporadana.com haberine göre, "işlem tamam"; başkan-ekibi ve teknikp ekip belirlenmiş.

Şehrin elitleri, Orhan Demirdal anması için Adana'ya gelen Fatih Terim'in de katılımı ile bir toplantı gerçekleştirdi. Bu toplantının, işlemin tamamlanması konusunda kritik bir önemi olduğu açık. Terim'in basına açıklamaları bizi üzdü. Ama kapalı kapılar ardında ettiği sözler etkili olmuş gibi görünüyor. Sinyor, bizi unuttu mu unutmadı mı; ya da küstü mü kırgın mı tartışılır; ama gelip sürece müdahale etti ve Aytaç Durak ile söz kesti, rezaletin sona erdirilmesi konusunda...

Kongre sonucunda tabii ki Durak'ın icazetini almış isim ve isimler yönetimi devralacak; belki eleştiriler bir süre rafa kalkacak. Ama bana kalırsa aynı zihniyet iş başında kalacak: Demirspor'un adıyla prim yapma saltanatı...

Ama biz 2008 yılını unutturmayacağız; sorumlularını ifşa etmeye devam edeceğiz; "öfke"miz bize yol göstermeye devam edecek.

Kongre sonucu şimdiden hayırlı uğurlu olsun!

Sıkıldık ya!

Uzun zamandır , blogumuza yazı yazmadım ve yazamadım! Demirsporlular olarak sabrediyoruz, şakayla karışık acınası demeçler, bizleri üzen ve kızdıran kongre görüntileri( bizleri küfür etti diye eleştirenler , yerel ve ulusal basının önünde birbirlerine küfrettiler), en kötüsü bunların artık biliçsizlik değil artık "art"-niyet olmasıdır.

Elbette bu kaos beni korkutuyor ama kaostan bu sefer istenmeyenlerin iktidarı değil umarım masmavi bir ortamda Demirspor çıkar. Her zaman olduğum gibi umutluyum, ve sabrediyorum!

23 Temmuz 2008

Demirsporluluk Ruhuna Bir El "Fatih"-a Daha...

''Kendini Adana Demirspor taraftarı diyen bir grubun'' Durak'a haksız hakaretlerde bulunduğuna dikkati çeken Terim, şunları kaydetti:
''Bu tür olayların olmasını tasvip etmiyoruz. O kişileri Demirsporlu olarak kabul etmiyoruz. Demirspor büyük camia, ulu çınardır. Biz de orada futbola başladık, büyüdük. Bu takımın size ihtiyacı var. Bu derece hizmet eden bir kişiye yanlış yapılmıştır. Bir çok kişinin sizi sevdiği ortada, kararınızı bir kez daha gözden geçirin.''

Durak, içinde bulunduğu ruh halinin kötü olduğunu ifade ettikten sonra, Terim'e bir görüntü izlettireceğini belirterek, basına kapalı bir süre görüştü. Görüşme sonrası Durak ve Terim öğle yemeği için belediyeden ayrıldı.

Durak, ziyaretin ardından Terim'e, Osmanlı İmparatorluğu nişan örneği hediye etti."

Orhan Abi'yi Anıyoruz....

Orhan Demirdal'ı, Gerçek Onursal Başkanımızı, 2001 yılındaki acı kaybının yıl dönümünde saygı ve sevgiyle anıyoruz...

"...En son yüzünün 1994 yılında Ankara'da Süper Lig'e çıktığımız Çanakkale maçında güldüğünü hatırlıyorum. O maçta takımın başındaydı ve yedek kulübesindeydi. Ondan sonra Demirspor ve Demirspor'u bu hale getirenler ORHAN ABİ yi hiç güldürmedi ve amansız bir hastalığa yenik düştü...Evet kanserdi ve hastalığının nedeni DEMİRSPOR'a olan SEVGİSİYDİ....SENİN YOLUNDA YÜRÜYORUZ ORHAN ABİ, SENİN DE MUHARREM GÜLERGİN'İN YOLUNDA YÜRÜDÜĞÜN GİBİ..... Mekanın cennet olsun..........

DERNEK "

22 Temmuz 2008

Adana'ya iki takım fazla mı?

Aytaç Durak'ın veya onun eteği altına sığınanların uzun dönemdir gündemde tuttuğu bir proje ve söylem bu: Adana'ya iki takımın fazla geldiği konusu...

1950'lerden '70'lere kadar altın çağını yaşayan, tarımın lokomotifi olan, kültür ve sanat alanında önemli isimlere ev sahipliği yapan ama sonra '80lerle birlikte durgunlaşıp inişe geçen, '90larda tarımın bilinçli bir şekilde yok edilmesi ve zorunlu göç politikaları ile çöküşe giren bir kentin seyrine paralel olarak, futbol takımlarının da başarısızlık girdabına takılması-hatta birinin kapanıp tekrar açılması- bu söylemi yaklaşık 10 yıldır canlı tutuyor.

Bu konuyu canlı tutanların akıllarındaki tek hesap şudur: Pastayı birleştirip yeniden dağıtmak.

Bunca yıl, özellikle Demirspor'un adından-tarihsel konumundan-kentteki prestijinden faydalanıp belirli bir rant elde eden, mavi-lacivert denizin kıyılarını birilerine peşkeş çeken, mavi-lacivert verimli toprağın gelirinden ekmek yiyen parazitler, bitirdiklerini düşündükleri bir pastayı yeniden dağıtma derdindeler.

Buradan açıkça söylüyoruz: Efendiler! Demirspor sahipsiz değildir! Demirspor üzerinden oynadığınız oyunlara "dur" diyecek bir nesil geliyor... Bunu biliniz.

Aylardır söylediğimiz, yaz aylarını bize zehir eden gerçek: Aytaç Durak ve şurekası, Demirspor'un başarısızlığından ekmek yemektedir.

ve öyle bir noktaya gelinmiştir ki, Demirspor'un sürekli başarısızlığı, Adana'ya iki takım fazla söylemini desteklemek için bir araç konumuna indirgenmektedir.

Demirspor'un başarızlığı, Adana kentini düşüş trendine sokan Aytaç Durak yönetimindeki siyasetten kaynaklanmaktadır.

Adana kenti, Aytaç Durak'a alternatif yaratmadığı sürece, Adana siyaseti bu gücü göstermediği sürece, söz konusu bataklık sinek üretmeye devam edecektir. Adana, bugün bir bataklık halindedir.

Bir zamanın verimli toprakları, köklü gelenekleri, bugün tek bir ismin hegemonyasına girmiştir. Tarih, bu gafletin hasebını soracaktır ve bizler tarihi yapan gücüz. İnsanlık hiçbir zaman aşamayacağı sorunları kendine sınır olarak koymaz, demiş sakallı adam. Bu da bir aşama ve sizi aşacağız!

Adana, Demirspor'un bağrından çıkardığı Adanaspor'la birlikte, iki takımı 40 yılı aşkın süredir beslemiştir ve bundan sonra da yaşatacak güce sahiptir. Aytaç Durak'tan önce de bu oldu; sonra da bu olacak. Diğerini bilmeyiz ama büyük bir geleneğin-Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna denk düşen bir felsefeyle var olan Demirspor geleneğini biz yaşatacağız, size inat-size rağmen!

Unutmayın, yaptıklarınızın hesabını soracak nitelikte bir nesil yetişiyor! Varın şimdi, rahat uykunuza geri dönün; tüm satılık kalemleriniz ve yerel medyanızla...

19 Temmuz 2008

Sevgili Blog...

Sevgili blog, bugünlerde canım çok sıkkın. Her gün bir önceki günden daha kötü haberler duyuyoruz. Tam da "tamam artık, bundan daha dibe vuramayız" diyorken. Artık en dibindeyiz, buradan sonra bir şeyler olacak, zemine ayaklarımızı vurup hızla yükseleceğiz derken tekrar moral bozucu gelişmeler yaşanıyor.

Yönetim açısından artık yaşananlar "kötü idare" kavramının dışına çıkıyor. Artık yaşananlarda "kasıt" aramak gerek. Adana'ya iki kulüp fazla diyenler saklandıkları deliklerinden ne zaman ortaya çıkacak bakalım? Belki sezon ortasında, belki ondan da yakın.

Bugünlerde canım çok sıkkın sevgili blog. Sade bir taraftar olarak ne yapmam lazım? Hayatta en çok sevdiğim iki renk için ne yapmam lazım? Biraz düşüneyim, sen de düşün, sonra konuşuruz tekrar...

Siz de düşünün DEMİRSPORLULAR !

18 Temmuz 2008

Hacettepe yeniden mi??

Bir ligde iki tane Gençlerbirliği olmasından mütevellit (haşa yanlış anlaşılmasın, Tanıl Hoca başta olmak üzere severim ben Gençlerbirliği taraftarını) isminin yanında "Oftaş" barındıranının durumu hayli tartışma konusu olmuştu. Taraftar desteği azdı, takım açıkcası Ankara'da kendini hissettirmiyordu. Beri yandan iyi top oynuyorlardı, futbola güzellik katıyorlardı. Ama o isimdeki "Oftaş" hep bir miktar buruklukla bakılmasını da beraberinde getirdi sanırım. Takımın biz de dahil olmak üzere birçok farklı kulübe satılacağı söylentileri hiç eksik olmadı.

Nihayet, bu sorun ortadan kalkmış gibi görünüyor. Gençlerbirliği Oftaş, bundan böyle "Hacettepespor" adıyla ve Mor-Beyaz renklerle oynayacakmış. Bir yandan sevindim bir yandan üzüldüm ben. Tam olarak ne hissedeceğimi bilemedim sanırım.

Öncelikle "Hacettepespor" diye bir şey olmaz, o "Hacettepe"dir. Ancak hukuki açıdan sanıyorum Hacettepe ismi, şu anki Keçiörengücü'ne ait. Bunu bir biçimde halletmelerini diliyorum. Mide bulandırıcı duruyor Hacettepespor.

Neyse, işin isim konusu şöyle bir dursun, Hacettepe'nin hikayesi hayli ilginç. Bugün genelde Hacettepe dendiğinde akla üniversite gelmesine rağmen, aslında Hacettepe Ankara'nın vakt-i zamanının en delikanlı semtinin ve onun mor-beyaz renklerdeki futbol takımının adı. Adnan Menderes döneminde gelişmekte olan Yenişehir'in önünde ciddi bir engel teşkil ettiği düşünülüyor. Menderes arabasıyla bir gün Hacettepe'den geçerken camı açıp "yıkıcam bu pisliği" diye bağırıyor. Yıkıyor da. Semt toz duman oluyor, bugünkü hastanenin yapımına başlanıyor. Evi yıkılanlar için devletin ayırdığı ödenek, Samanpazarı'nda dahi bir ev alımına yetmiyor. Hacettepelileri sefalet bekliyor...

Semtin kendine has önemli bir alt kültürü var. (konuyla ilgili sağlam bir Tanıl Bora - Levent Cantek yazısına şuradan ulaşılabilir: http://derinhakikatler.blogspot.com/2006/07/ankara-futbolu-memleket-futbolunun.html / ben burada, bu yazının üzerine daha fazla ayrıntıya inmeyeceğim) ancak bu semt kültürü semtin yıkılışıyla beraber ortadan yavaş yavaş kalkıyor, Hacettepeliler Ankara'nın içine dağılıyor, tekrar aynı semt-mahalle ruhu yakalanamıyor. Efsane Hacettepe futbol takımı da yavaş yavaş sönüyor.

Adnan Menderes'in bu hareketinin üzerine yıllar sonra bir darbe de Melih Gökçek'ten geliyor. Gökçek, "Hacettepe"yi alıp "Keçiörengücü" haline getiriyor. Sonra Keçiörengücü'nden Ankaraspor'u çıkarıyor. Posasını çıkarıp çıkarıp, kalanını bir kenara atmayı Gökçek çok seviyor. Velhasıl, bu noktadan sonra da Hacettepe ismi pek duyulmuyor ancak has Hacettepeliler elbette yok olmuyor. Uzunca bir süre Ankaragücü kapalısında Hacettepe bayrağının etrafında toplanıyorlar.

Şimdi, böyle bir efsanenin ismi yeniden doğuyor. Öncelikle sevinme nedenim bu. Mevcut taraftar potansiyeli olan, geleneği olan ve bunun üzerine daha da koyabilecek olan bir isim bu. Süper Lig'de yer alacak. Hem eski Hacettepelilerin, hem Ankaragüçlülerin ve Gençlerbirliklilerin bir kısmı hem de üniversiteliler destekleyecektir. Taraftar sayısı, eğer halk takıma ısınır da sahiplenirse Gençlerbirliği'ni geçebilir bence. Toplamda olmasa da, tribün kovalayan "deli taraftar" sayısında bu olabilir.

Üzülme nedenime gelince, Hacettepe, Ankara'da bir enfes düştür. Hikayelerini duya duya büyüdüğümüz bir "kabadayı" mekanıdır. Has Ankara'dır. Delikanlıdır. Yeri gelir mahallesinden kızlara laf atıldı diye 2 otobüs Harp Okulu subayını tencere-tavayla döver, yeri gelir yıkılan Hacettepe Parkı'nın mor menekşelerinin kucağında şarap içer. Bu gelenek, Oftaş "markası"yla nasıl olur da bütünleşebilir? Bu gelenek bir isim değişikliğiyle hop diye devam ettirilebilir mi? Biraz saygısızlık değil midir? Hacettepelilerin kemikleri sızlamaz mı?

Kafam da karıştı, gönlümde...Bakalım, netleşirim sanırım zamanla.

Yazıyı, Mor-Beyazlıların 1967 yılında çıkarmaya başladığı ilk dergilerinin kapağıyla sonlandırayım. Tribünlerden "Menekşe Morlar, Rakibe de Korlar" sesleri eşliğinde...Kalbimizdesin "Gerçek Hacettepe"...

Adana'da Aytaç Durak, Ankara'da Melih Gökçek

Ankara'da yaşayan bir Demirsporlu, hayatının her alanında belediye başkanlarından çok çekiyor. Adana ile ilgili sorunlara daha önce çok kereler değindik. Aytaç Durak ne ise, Melih Gökçek de aşağı yukarı o. Susuz kalmış bir başkent, trafiğine çözüm diye getirilen alt geçitleriyle şehiriçinin otobana çevrilmesi ve merkezlerde yaşanan ölümlü kazalar, abuk subuk parklar, kime para kazandırıldığı belli olmayan inşaat işleri...liste uzadıkça uzuyor. Yıllardır ne Aytaç Durak'tan ne de Melih Gökçek'ten kurtulmak nasip olmadı. Ama bitecek bu işkence...Bu ülkenin hala onurlu insanları var. Bu şehrin hala onurlu insanları var. Bu şehrin Ankara Tayfası var. Bir de bu şehrin Odtülüleri var.

Melih Gökçek'in en son Odtü'de bilmemkaç binayı yıkabileceğini ima etmesi ve bu yönde harekete geçmesi üzerine Odtü Mezunlar Derneği Yönetim Kurulu aşağıda yer alan açıklamayı yaptı. 5 yılımı geçirdiğim okulumun bir mezunu olarak gurur duyuyorum.

Aytaç'a da Melih'e de son...Şehirlere özgürlük!

"ODTÜ'ye uzanan eller kırılır!...

ODTÜ üzerinde oynanan oyunlar yeni değildir. Siyasal iktidarlar üniversitemizi her zaman kendileri için bir “tehlike” olarak görmüşler ve ele geçirmek istemişlerdir. Bu konuda yakın tarihimizde en bilinen saldırı, 1977’e Hasan TAN’ın ODTÜ’ye rektör atanması ile başlayan süreçtir. Milliyetçi Cephe hükümetinin bu tasarrufu ile devrimci-demokrat-yurtsever-ilerici güçlerin kalesi olan Üniversitemiz içeriden yıkılmak istenmiştir. Ancak öğrencisi, öğretim üyesi, işçisi ile tüm ODTÜ mensuplarının 9 ay süren mücadelesi sonunda Hasan TAN ve okulumuza yerleştirmeye çalıştığı eli kanlı yüzlerce faşist militan arkalarına bakmadan kaçmışlardır.

Bugün bu oyunun yeni yönetmeni olarak karşımıza çıkan ve yıllardır Ankara’yı akıldışı-çağdışı bir anlayışla yöneterek Ankara’yı kocaman bir köye çeviren Melih GÖKÇEK’e ODTÜ mezunları olarak hatırlatmak isteriz ki, bizler hala 30 yıl önceki ODTÜ’lüleriz. İnançlarımız, değerlerimiz, sevdiklerimiz için savaşmayı biliriz. ODTÜ’ye karşı girişeceğiniz her harekette bizi de karşınızda bulacaksınız.

Bunu görmek isterseniz biz sizi ODTÜ kapısında bekliyor olacağız, eğer gelmeye cesaret edebilirseniz.

Saygılarımızla,
ODTÜ Mezunları Derneği
Yönetim Kurulu
"

17 Temmuz 2008

Katar, Demirsporludur !!!

sporadana.com'dan;

Adanaspor’da açıklanan yönetm kurulu litesinde adı geçen Levend Topaloğlu, yaptığı yazılı açıklamayla Adanaspor’da görev alamayacağını belirtti. Topaloğlu bulunduğu Katar’dan yaptığı yazılı açıklamada, kendisinin bilgisi dışında yönetim kurulu üyesi olarak gösterildiğini belirtti. Topaloğlu daha sonra şu açıklamayı yaptı;

"Adanaspor beni teveccüh göstererek yönetim kurulu üyesio larak göstermişlerdir. Bu nedenle teşekkür ederim. Ancak işlerimin yoğunluğu nedeniyle şu anda hiçbir spor kulübünde görev almayı düşünmüyorum. Kaldı ki ben daha önce Adana Demirspor kulübünde aktif olarak görev yaptığım münasebetiyle Adanaspor’da görev yapmam etik açıdan da doğru değildir. Adana Demirspor dışında başka bir kulüpte yer almam önce kendime ve aileme sonra da camia içindeki dostlarıma izah edebileceğim bir durum değildir. Bu düşüncelerle Adanaspor yöneticilerine adımı Yönetim Kurulu üyesi olarak göstermek suretiyle gösterdikleri teveccüh nedeniyle teşekkür ederim."

"Cup"

Rakip takımlar, hazırlıklarını sıkılaştırıyor...

Gökmen Yıldıran Cup'a;

Fethiyespor, Çankırı Belediyespor, Ofspor, Alanyaspor

Bolu Cup'a;

Türk Telekomspor, Şanlıurfa Belediyespor, İskenderun Demirçelikspor, Denizli Belediyespor, Beylerbeyispor, Arsinspor, Eyüpspor, Adıyamanspor, Mersin İdmanyurduspor, Bozüyükspor, Yeni Kırşehirspor, Pazarspor, Bucaspor

Nüzhet Kiper Bağış Göreme Kupası'na;

Turgutluspor, İstanbulspor, Elazığspor, Sarıyer, Dardanelspor, Beykoz 1908, Akçaabat Sebatspor, Altınordu, Afyonkarahisarspor, Bugsaşspor, Etimesgut Şekerspor, Gaziosmanpaşa, Akhisar Belediyespor, Zeytinburnuspor, Darıca Gençlerbirliği, Çorumspor

katılıyorlar.

Biz hele önce bir kongre yapalım da...Lig kolay nasıl olsa...Hazırlık yapmak da neymiş???

Ayrıca "Cup" nedir??? İnsan gibi "kupa" diyemiyor musunuz şuna?

Emrah Bedir...

Bucaspor'la anlaştı-anlaşmadı-kalıyor-gidiyor-350.000YTL'ye gidiyor-400.000YTL'ye gidiyor derken...Emrah Bedir, Adanaspor'la 5 yıllık sözleşme imzaladı.

Midesi nasıl kaldırıyor ben bilmiyorum. O kısmı geçelim.

Adana Demirspor yönetimi, üniversitelerde "bir kulüp nasıl yönetilemez???" konusunda ders olarak okutulacak örnekler vermeye devam ediyor...Ayakta alkışlıyorum!!!

16 Temmuz 2008

Yenilmez Armada kitabı, Store'da

Behçet Kurtiç'in yazdığı ve Adana Demirspor tarihine dair önemli anılar içeren Suya Yazılanlar-Yenilmez Armada kitabına, ADS Store'dan da (Adana Demirspor Ürünleri Mağazası)ulaşılabilir. Bilmeyenler için not düşelim, mağazamız Adana 5 Ocak Stadı'nın altındadır.

www.demirgibiyiz.com

Sırf siz okurlarımız yorulmasın, uzun uzun adres ezberlemek zorunda kalmasın diye...

Hayırlı olsun efendim.

Gidenler #2

Serkan Turhan gitti... Alacaklarının karşılığında bonservisini almış, hangi takımla anlaştığı belli değil. Önceki yıl en çok gol atan topçumuzdu; sezon başında Şekerspor'a gitti; sonra yükselme grubu öncesi geri geldi bize, bekleneni veremedi ama yine de 8 gol attı. Bu yıl da benzer bir senaryo olmayacağı söylenemez. Özgür Nasuh için de geçerli bu... "Forvetimiz yok" bahanesiyle geri çağrılabilirler; rahat paranın ve basiretsiz yöneticilerin tadını aldılar bir kere, neden gelmesinler.

Burak gitti. Manisaspor ile 1 yıllık sözleşme imzalamış; dün NtvSpor'da altyazı geçti. Byu yılın en büyük hayalkırıklığı! Önceki final maçında, Giresun formasıyla bizi perişan edenlerdeni; bu yıla iyi başladı ama gerisini getiremedi. Takım içi huzursuzluklar onu da etkiledi gibi görünüyor. "Malum şahıs" Levent Eriş yanına çağırdı onu. Demek ki Levent Eriş'i gördüğümüz her yerde onun da kulaklarını çınlatacağız önümüzdeki sezon.

Gölgemiz üzerinizde.

15 Temmuz 2008

Adana Demirspor Blogları

Ankara Tayfası olarak bu blogu açtığımızdan beri, "iyi bir şey yaptık" diye düşünüyorum açıkcası. Ses vereceğimiz bir mecramız daha oldu burası sayesinde. Gösterilen ilgi de, başlangıçta beklediğimden iyi oldu bence. Bu vesileyle bir defa daha hem yazma hem okuma hem de eleştirme anlamında desteği olan herkese teşekkürlerimi ileteyim.

Adana Demirspor taraftarları içerisinde blog tutan yalnızca biz değiliz elbet. Şöyle genel bir taramayla ulaşabildiklerimi sıraladım aşağıda, atladığım varsa şimdiden affola.

Bu tarama sırasında, en çok üzüldüğüm şey genelde blogların bir heves başlanmış ancak sonra bırakılmış olması oldu, hatta içlerinde bazılarının sadece adresleri alınıp öylece bırakılmıştı. Kimi zaman terkedilmiş bir kasabada yürüyormuş gibi hissettim kendimi. Oysa, yazmaya devam edilse çok güzel yerlere gelebilecek bloglar var aralarında. Örneğin, bir ton başka işi olmasına rağmen, bencilce, Anavarza'nın bloguna devam etmesini çok isterim. Yine örneğin, yazarlarını tanımasam da merakımdan ADS KKTC'nin düzenli yazması harika olurdu benim açımdan, oradaki Demirsporlulardan blog formatında haber almak güzel olurdu. Bir istisna olarak systeMechanic'in blogu bunların dışında kalıyor, aşağıdaki listenin en dolu dolu blogu bence. Ellerine sağlık diyorum kendisine. Hem Demirspor hem systeMechanic'in kendi ilgi alanlarına dair bir çok şeye ulaşmak mümkün, çok güzel bir blog olmuş. Bedirhan Durak'ın blogu da henüz nispeten az yazı içermesine karşın güzel bir blog, devam etmesini dilerim açıkcası...Evet, özetle böyle sanırım. Meraklısı, linklere tıklayarak ulaşabilir bloglarımıza. Başta dediğim gibi, listede atladığım varsa haber etsin, direk eklerim.

Adanademirspor.blogcu.com
Adana Demirsporluyuz
ADS KKTC
Anavarza
Bedirhan Durak
Blog De Adana Demirspor
Canerixxx
Cebesoylu Şimşekler
Halikarnas01
Mavi Lacivert
Mavi Şimşek
Mavi Şimşekler
Muko ADS
Snap Dragon
systeMechanic
Tüm Adana Demirsporluların Buluşma Noktası

14 Temmuz 2008

Dünya Kupası Kadınların!

Mondiali Antirazzisti - Anti Racist World Cup - Irkçılık Karşıtı Dünya Kupası dün sona erdi. Daha önce bahsetmiştim, konaklama, turnuvanın yapıldığı alan içerisinde gerçekleştirilebiliyor diye. Maalesef bir talihsizlik yaşanmış ve bu konaklama alanının etrafında Cuma'yı Cumartesi'ye bağlayan gece bir taciz-tecavüz vakası yaşanmış. Mondiali yetkilileri, olayı kınamışlar ve olayın Mondiali ile hiçbir bağlantısı olmadığını beyan etmişler. Olay, konaklama alanında değil, onun dışarısında olmuş ve Mondiali katılımcılarının bir payı yokmuş deniliyor.

Güzel başlamış ancak bu talihsizlik nedeniyle kötü bitmiş maalesef. Konu, uzun uzun konuşulmuş ve tartışılmış, gelecek sene için neler yapılabileceği üzerinde durulmuş. Bu tartışmaların ardından final penaltıları iptal edilmiş ve ırkçılık karşıtı vurgunun, cinsiyet ayrımcılığına karşıt vurguyla beraber ele alınması kararlaştırılmış. Bu doğrultuda da, turnuvaya katılan futbol takımlarından, kadrosunda yalnızca kadın oyuncuyla orada bulunan 4 takım Dünya Şampiyonu ilan edilmiş.

Takımlardan biri "Frisk Og Svedig", Danimarka'dan katılmışlar ve kendilerini radikal feminist olarak tanımlıyorlar. Bir diğer şampiyon "Perles Del Turia", Valencia'da sokakta top oynayan, futbolsever kadınlardan kurulu bir ekip. "Heidis", yine İspanya'dan katılıp şampiyon ilan edilen bir takım; her türlü cinsiyet ayrımcılığına karşı olduklarını vurgulamışlar. Son şampiyon ise "CSAPSA Football Woman" isimli İtalya ekibi. Kendileri İtalya'da bir psikoloji-sosyoloji araştırma merkezinin üyeleri.

Bu dört dünya şampiyonu dışında, bir de "görünmez dünya kupası" ödülleri verilmiş. Kongo, Gana, Gambia ve Küba'dan gelerek, sınırdan çeşitli sebeplerle içeri alınmayıp geri çevrilen 4 takım da bu görünmez kupanın sahibi olmuş.

Futbol dışında, basketbol, kriket, voleybol ve rugby oynanmış. Partiler, konserler gırla gitmiş. Kamp alanı, fotoğraflardan görebildiğim kadarıyla bir hayli eğlenceliymiş. Bu postun, yukarıda yer alan ilk fotoğrafında olduğu gibi, bira başta olmak üzere alkol pek eksik olmamış...Neyse, birçok fotoğraf arasından seçtiklerimden bazılarını koyuyorum aşağıda, kendiniz bakıp görün derim. Fotoğrafların bazıları bu seneden, bazıları önceki Mondiali'lerden.

Seneye, Ankara Tayfası olarak biz de orada olacağız gibi bir his var içimde...

Sıkıcı maç yoktur, az votka vardır...

Collina falan hikaye, ben adamımı buldum. Bundan böyle bana "bir hakem nasıl olmalı" denildiği anda cevabım, Belarus'lu Sergey Shmolik'tir.

Abimiz en son geçtiğimiz hafta Belarus'ta Vitebsk - Naftan maçını yönetmeye çıkıyor. Artık maç nasıl sıkıcı geçtiyse, devre arasında votka-portakalları çakıyor. İkinci yarı anlamsızca sahada geziniyor, orta sahada kayıtsızca duruyor, tuhaf hareketler yapmaya başlıyor. Nihayetinde görevliler durumu farkedip alıyorlar kenara. Yalnız kenara bir gelişi var, görmeniz lazım, tribünlere el sallamalar, gülücük atmalar...

Bu abi daha önce 2000 yılında Werder Bremen-Antalyaspor UEFA Kupası birinci tur rövanş maçını yönetmiş. Bir de, bir Arjantin-Meksika maçını yönetecek Jan Wegereef son dakikada sıtmaya yakalanıp ateşlenince sinsi gibi onun sırasını kapıp maça çıkmış. Şimdi hakemlikten tamamen men edilmesi söz konusuymuş. Kendisini her daim halı sahalarımıza bekleriz. Halı sahadan önce Nefes'te votka bizden.

(İlgili video için : tıklayınız... Sahadan çıkışa dikkat! )

Derneğin kararı...

Kongre ile ilgili derneğin aldığı kararı nasıl yorumlamak gerekiyor? Geriye doğru atılmış bir adım mı yoksa yerli yerinde bir manevra mı?

Şimşekler Grubu, yıl boyunca eşine az rastlanır bir sebat ve olgunluk göstererek, sadece takımın desteklemeye odaklandı. Antremanlara gitti, deplasmanlara gitti, edilen küfürlere aldırış göstermedi, tahriklere kapılmadı, şaibeleri duymamazlıktan geldi, yani yıllardır yaptığı işi -taraftarlığın iyi günde değil kötü günde belli olacağını- bu yıl bir kez daha, daha net bir şekilde eşe dosta gösterdi.

Sezon bitti; önceki yılın bir kopyası yaşandı ve suçlular aynı zamanda güçlü oldukları için, şımarık çocuk edasıyla-yavuz hırsız edasıyla, hedef saptırdı; bütün sorumluluğu taraftarın üzerine attı.

Taraftar ise, "artık yeter" dedi; kavgaysa kavga, çirkeflikse çirkeflik, oyunu kuralına göre oynamanın vaktiydi çünkü. Son iki yıl göz göre göre yapılan yanlışlar, yaşlı futbolculara ödenen inanılmaz paralar, dost takımlar söylemiyle birilerine verilen puanlar, yönetimin umarsızlığı, futbolcunun şımarıklığı... Bu sürecin suçsuz tek tarafı olan taraftarın artık söyleyecek sözü vardı; işler eskisi gibi gitmemeliydi.

ve camianın asıl sahipleri söz aldılar. Tabii ki onların sözüne tahammülü olmayanlar, kuru gürültüye başladı ve süreci kendileri belirledi.

Şimşekler Grubu, tribünde gösterdiği gücü, tribün kültürüne dair azmi bu kez süreci etkilemek için kullandı. Memleket futbolunda az rastlanır bir "isyan"dı bu.

Ama ne yazık ki Adana medyası bu harekete destek vermedi. Destek beklenen muhalif isimler cesur adımları atamadı. Çünkü imparator Aytaç Durak, parmağını aşağı doğru çevirmişti. Dernek, "kaplanların" önünde bir başına bırakıldı; piyon gladyöterler dört bir yandan saldırdı.

Bu mücadelede taraftarı yalnız bırakanlar, gücün-paranın-iktidarın tarafında yer almayı tercih etti ya da aman bana bulaşmasınlar diye sessiz kaldı.

Şimdi atılmış bu adım, bir geriye gidiş gibi görülebilir ancak konuya detaylıca baktığımızda, Gramsci'nin tabiriyle bir mevzii savaşında yapılmış önemli bir hamledir.

Bundan sonra gücün-paranın-ikitadırn yanında olanlar biliyorlar ki, güçlenen bu mevziiyle mücadele etmek eskisi kadar kolay olmayacak.

Hangi Onur?

Anavarza'dan...

http://www.vimeo.com/1291483

Kongre hakkında...Dernek'ten...

"Adana Demirspor’un menfaati için bir kenarda durmamız gerekiyorsa elbetteki bunu yaparız. Rakiplerimiz kamp işini bile hallediyorken Demirspor’un kulübümüzün yönetimi bile oluşturamamış olması bizim için acı bir olaydır. Bu çerçevede 25 Temmuz’daki olağanüstü kongreye katılmayacağımızı belirtir, yeni oluşacak yönetime şimdiden başarılar dileriz"

Şimşekler Grubu, onurlu tavrını ve tam bağımsızlık mücadelesini sürdürüyor!
Kavgaya en önde atılıyor...Masmavi bayraklar ellerinde!

13 Temmuz 2008

Gidenler #1

İlker Avcıbay halihazırda gitmişti. Birilerinin daha gitmesi gerekiyordu. Yeni gelişmeler var;

Özgür Nasuh gitti. Sözleşmesi karşılıklı fesh edilmiş. İsabet olmuş. Yakınından geçmesin bir daha bu kulübün.

Emrah Bedir gitti. Haftaiçinde "Bucaspor istiyor ama ben bırakmıyorum bu takımı" minvalinde açıklamaları vardı. Sonradan neler oldu bilmiyorum, Bucaspor'la anlaşmış. 1988 doğumlu bu çocuk, "Messi Emrah" diye çağırıyorduk, oyuna girince benim gözüm üzerinde oluyordu..."Messi şimdi bir şeyler yapar" diye...350,000YTL'ye satmışız...Komedi falan değil artık bu, bu işbilmezlik de değil, bu takımın içini oymak artık...Hem iyi, hem geleceği olan bir topçu kaybettik. Son açıklamasını tartışmıyorum, kapalı kapılar ardında ne olduğunu bilmediğimden. Onun haricinde üzüldüm ben...

Ünsal Aka, gelip bavulunu ben toplayacağım artık. Utanmadan antremana çıkıyorsun bir de hala...Sıra sende! GİT!

11 Temmuz 2008

Sakarya'da tribün kazandı...

Sakaryaspor A.Ş.kulübü hisselerinin büyük oranı, Sakaryaspor kulübüne devredildi; yani şirket takımı tekrar halkın takımı oldu. Uzun süredir bu konuda mücadele eden Tatangalar, haklı davalarında önemli bir kazanım elde ettiler; daha önce yaptıkları açıklamada şunları vurgulamışlardı:

"Sakaryaspor; ne Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Duran’ın, ne de kulüp başkanı Recep Hacıeyüpoğlu’nun dedesinden kalan tereke değildir.

Sakaryaspor halkındır ve geleceği Sakarya halkı tarafından 9 ay sonra yeni seçilecek Belediye Başkanı ve ekibi tarafından belirlenmelidir.

Bu şehir; onur kavramından bir nebze olsun nasiplenmiş tüm bireyleri ve kurumlarıyla; tam da seçim arifesinde gerçekleştirilmeye çalışılan satış operasyonuna şiddetle karşı çıkmalı ve bütün gücüyle mücadele etmelidir..

Sakaryaspor Kişiler elinde oyuncak edilmeyecek kadar büyük bir değerdir.. Çünkü başka Sakaryaspor yoktur..!

Kulüp ya belediye uhdesinde kalmalı, ya da tüm hisseleri Sakaryaspor Kulübü Derneği’ne devredilmelidir.. Üçüncü bir şık; kararı alan her iki taraf için de büyük yıkımlara yol açabilir.

Tatangalar; Sakaryaspor’un belediye yönetiminden çıkarılarak ticari bir meta olarak değerlendirilip kişi veya kuruluşların eline geçmesini engellemek için tüm gücüyle mücadele edecektir."

Tribundergi.com'dan esklery de şunları kaydetmiş gelişmeler sonrası:

"Sakaryaspor A.Ş %68 kısmı Sakarya Büyükşehir Belediyesine aitti.. Bu hisseler Sakaryaspor Klübü Derneğine devrediliyor.. Yani bundan sonra Sakaryaspor A.Ş yönetme hakkı dernek yönetimine geçiyor..

Bir karıştırmayı önleme açısından.. Sakaryaspor Klübü derneği ile Sakaryasporlular Derneği farklıdır.. Sakaryaspor derneği klübe ait dernektir.. Hisseler buraya devrediliyor.. Diğer dernek olan taraftar derneğine devredilmiyor..

Sakaryaspor Başkanını bundan sonra Sakaryaspor derneği üyeleri seçecek.. Yani eski sisteme dönülüyor."

Sakarya Valisi de şunları şöylemiş:"5 bin lira karşılığında Sakaryaspor derneğine üye olmak isteyen herkes üye olabilecek. Bu arada toplantıya katılan diğer arkadaşlarımız kaç kişiye ulaşacaklarsa onlara ulaşacaklar. Bu isim listesini haftaya hep birlikte değerlendireceğiz. Bu oluşacak Sakaryaspor'a gönül verecek arkadaşlarımızla birlikte süratle yönetimi Sakaryaspor derneğine teslim edeceğiz. Bu işin hukuki yönünü de arkadaşlarımız yürütüyor. Dolayısıyla bundan sonra Sakaryaspor'u Sakaryaspor Derneği yürütecek. Bu kararı tüm Sakaryalı arkadaşlarımızla birlikte aldık" dedi."

Şirketleşmeden medet umanlara, bunun kaçınılmaz bir son olduğunu haykıranlara güzel bir tokat bu haber.

Biliyorum, Sakarya ile husumetlerimiz oldu eskilerden ama, tribünden yönetilen bir mücadelenin bize de feyz vermesi gerektiğine inandığım için buraya ekleme isteği duydum. Karamsarlığa düşenlere, bir nefes aldırsın diye...

Ne mutlu tribün gücüyle değiştirici-dönüştürücü olabilenlere!

İlk Antreman...

Yönetim yok...Kongre henüz yapılamadı...Bu arada gruplar belli oldu. Dün de takım ilk antremana çıktı. Daha doğrusu Ünsal, Ali, Emrah, Çetin ve altyapıdan 12 futbolcu antremana çıktı. Teknik Direktör olarak Orhan Uçak başlarında.

Konu hakkında söyleyecek binlerce şeyim var ve konu hakkında söyleyecek hiçbir şeyim yok.

Gruplar Belli Oldu


TFF 2.Lig 2008 - 2009 sezonu grupları açıklandı.
2.Grupta yer alıyoruz. Grup şöyle:

Adana Demirspor
Afyonkarahisarspor
Akhisar Belediyespor
Alanyaspor
Altınordu
Bucaspor
Denizli Belediyespor
Fethiyespor
Marmaris Belediye Gençlikspor
Tarsus İdmanyurdu
Turgutluspor

Genelde Doğu Grubu bekliyorduk, Batı çıktı. Ankara'ya en yakın mesafe Afyon. Akhisar'a köfte yeme bahanesiyle rahat gideriz. Alanya'yla bir sene oynamasak dişimi kırıcam, gitmişken denize girilir. Altınordu ilginç bir rakip, taraftarını görmeyi isterim ben. Bucaspor, ha keza yine taraftarını görmek istediğim kulüplerden, uzun zamanın geçti Şirinyer'de, güzel olacak İzmir'e gitmek. Denizli'den havlu neyin getirmek icabeder eve. Fethiye-Marmaris tatil amaçlı düşünülebilir. Tarsus'ta bir hesabımız var. Geriye bir Turgutlu kalıyor...Ona da öylesine gidelim derim.

Yeter ki şu bağımsızlığı alalım. Yeter ki onurlu Demirsporlular gelsin şu yönetime. Ben Çin'e gitmeye razıyım...Ancak aksi halde, gittiğim her maçıma tepki vermeye gideceğim...Susmayacağım, beklemeyeceğim, yutmayacağım...

Neyse...

Tüm gruplar aşağıda...İyi oynayan kazansın, Demirspor iyi oynasın...

1. Grup: Beylerbeyi, Bozüyükspor, BUGSAŞ Spor, Dardanelspor, Darıca Gençlerbirliği, Eyüpspor, Gaziosmanpaşa, Gebzespor, Körfez Belediyespor, Pendikspor, Sarıyer

2. Grup: Adana Demirspor, Afyonkarahisarspor, Akhisar Belediyespor, Alanyaspor, Altınordu, Bucaspor, Denizli Belediyespor, Fethiyespor, Marmaris Belediye Gençlikspor, Tarsus İdmanyurdu, Turgutluspor

3. Grup: Alibeyköyspor, Beykoz 1908, Etimesgut Şekerspor, İstanbulspor, Konya Şekerspor, İstanbul Maltepespor, Mersin İdmanyurdu, Kırıkkalespor, Türk Telekomspor, Yeni Kırşehirspor, Zeytinburnuspor

4. Grup: Akçaabat Sebatspor, Arsinspor, Çankırı Belediyespor, Çorumspor, Erzurumspor, Karsspor, Ofspor, Pazarspor, Tokatspor, Trabzon Karadenizspor, Yimpaş Yozgatspor

5. Grup: Adıyamanspor, Belediye Vanspor, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi DİSKİ Spor, Elazığspor, GASKİ Spor, İskenderun Demirçelikspor, Malatya Belediyespor, Mardinspor, Şanlıurfa Belediyespor, Şanlıurfaspor

10 Temmuz 2008

Minikler Türkiye Şampiyonası Çeyrek Final Grup Maçları 3.Gün

Üçüncü ve son gün sonuçları da elime ulaştı, grubumuzu 3. olarak tamamladık, Samsunspor bizim grubumuzdan yükselen takım oldu, tebrik ederiz.

Miniklerimize teşekkür ediyoruz...Seneye, yarı final!

Toplu Sonuçlar

1.Gün (7 Temmuz 2008)
Adana Demirspor - Trabzonspor : 1-2
Samsunspor - Van Marshal : 3-0

2.Gün (8 Temmuz 2008)
Adana Demirspor - Van Marshal : 0-0
Samsunspor - Trabzonspor: 2-0

3.Gün (9 Temmuz 2008)
Adana Demirspor - Samsunspor: 1-5
Trabzonspor - Van Marshal: 4-1

Mondiali Antirazzisti Başladı!

Euro 2008'de ırkçılık karşıtı vurgu, hepinizin malumu. Futbol dünyası, endüstrileşmiş kurumları da dahil olmak üzere ırkçılığı sahalardan silmeye çalışıyor. Hoş, herkesin ırkçılık karşıtlığı aynı sebeplerden, aynı kökenlerden gelmiyor gerçi ama olsun, yine de bu konuda cümleten bir şeyler yapılıyor olması güzel. "Futbolda ırkçılık istemiyoruz" sloganının, bu denli genel kabul görmüş hale gelmesi, önemli...

Mondiali Antirazzisti, 2005 yılında bu yana düzenlenen, tam da yukarıda bahsettiğim ırkçılık karşıtı vurguyu iyi bir şekilde ortaya koyan bir "Dünya Kupası" organizasyonu. Arada bir "Viva World Cup" ile karıştırıldığı oluyor, baştan belirteyim ikisi farklı organizasyonlar. Viva World Cup, dünyada her ülke tarafından tanınmayan, haliyle FIFA üyesi ol(a)mayan ülkelerin milli takımlar oluşturarak oynadıkları bir turnuva (ayrıntılar için : http://forzalivorno.org/solacik/2008/07/03/viva-dunya-kupasififa-degil-viva/) Mondiali Antirazzisti ise, oyun kurallarında yapılan değişiklikler, konserler, partiler, kamp alanları v.b. ile son derece keyifli ve bohem bir organizasyon olmasının yanısıra, sen-ben-amcaoğlu-komşunun kızı biçiminde takım kurup katılmanın mümkün olduğu bir turnuva. Mühim olan ırkçılık karşıtı olmak.

Biraz daha açayım, bu sene dün başlayıp 13 Temmuz’a dek sürecek olan tunuvaya, dünyanın çeşitli ülkelerinden toplam 204 takım katılıyor. Maalesef Türkiye’den hiç takım yok. Takımlar, kadın-erkek karışık olabiliyor. Eleme maçları, bildiğimiz futbol olarak oynanıyor, kum sahada olması ve maçların 20’şer dakika sürmesini saymazsak tabi. Ancak elemelerin ardından final aşamasında maç yapılmıyor. Yalnızca penaltı atışlarıyla şampiyon belli oluyor. Bunun sebebi, “takımların, özü ırkçılık karşıtlığı olan turnuvanın rekabet ayağını haddinden fazla ciddiye almaları”nı önlemek olarak belirtilmiş.

Katılım son derece basit. Organizasyon komitesine “biz geliyoruz” içerikli bir başvuru yapılıyor. Ardından, turnuvanın düzenleneceği alanda konaklamak mümkün. Takımlara, ırkçılık karşıtlığı vurgulayan pankart-kokart-forma v.b. getirilip sergilenmesi halinde ekstradan puan veriliyor. Maçlarda faul yapanlardan da puan düşülüyor. Katılım ücreti diye bir şey yok, gönüllü bağışlar ya da tunuva için yapılacak çalışmalarda gönüllü yer almak gibi opsiyonlar var, organizasyonun genel para akışını da mümkün olduğunca düşük tutmaya çalışıyorlar. Şöyle söyliyim, geçen yıldan hala borçları kalmış kimi şirketlere. Bu nedenle bu yıl, 4 senedir fiyatı değişmeyen biraya 50 cent zam yapmak sorunda kalmışlar.

Durum budur. Bence, seneye kendimiz için düşünebiliriz, ne dersiniz Ankara Tayfası? Bir dünya kupası kazansak fena mı???

(İlgilenenler için : http://www.mondialiantirazzisti.org)

SİZDEN UTANIYORUM, ÇEKİP GİDİN!!!

Bugün takımımızın "Resmi İnternet Sitesinde" yapılan açıklama aynen şu şekilde:

"Antrenmanlarımız bugün saat 18.30’dan itibaren (09/07/2008 Çarşamba), teknik direktörümüz Orhan Uçak tarafından tesislerimizde başlamıştır. Futbolcularımıza duyurulur."

AYIP, YAZIK, UTANIYORUM SİZDEN. BU FUTBOLCULAR BU KULÜBÜN MALI. ARARSIN GELİRLER. GELMEYENE VERİRSİN CEZAYI. NE DEMEK İNTERNET ÜZERİNDEN FUTBOLCU ÇAĞIRMAK. YAZIKLAR OLSUN HEPİNİZE, ANLAYIŞINIZA. LAFTA BENİM CAMİAMI TEMSİL EDİYORSUNUZ. ZİHNİYETİNİZİ DE ALIP GİDİNİZ.

Kongre-n

Yeni kongre tarihimiz 25 Temmuz, 14:00'da Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu'nda...

Lig başlayacak neredeyse...

9 Temmuz 2008

Minikler Türkiye Şampiyonası Çeyrek Final Grup Maçları 2.Gün

Düzce'de futbol aşkıyla koşan miniklerimiz, 8 Temmuz'da oynanan karşılaşmada Van Marshal'la 0-0 berabere kaldı. Grubumuzdaki diğer maçta Samsunspor, Trabzonspor'u 2-0 yendi.

Bir önceki post'ta "gruplarda ilk ikiyi alan takımlar üst tura yükselecek" yazmıştım velev ki statüyü gayet hatalı anlamışım. Direk Euro 2008'e benzetmiştim hatta. Lakin dostlar, durum öyle değilmiş. 4 gruptan yalnızca 1. sırada yer alanlar direk yarı finale yükseliyorlarmış.

Bu durumda, 6 puanlı Samsunspor, 3 puanlı Trabzonspor ve 1'er puanlı biz ve Van Marshal'ın sıralandığı grupta, son maçta çıkma şansımız kalmadı.

Bu arada, son maçımızı dün Samsunspor'la oynadık zaten amma velakin henüz sonuçlar elime ulaşmış değil. Eh, blogla altyapı takibi ancak bu kadar oluyor...

Olsun, sağlık olsun...Türkiye'nin en iyi 16 takımı arasında yer aldı miniklerimiz, hepsine kucak dolusu teşekkürler...

(Sakarya'ya gitme hayali suya düştü, ona üzüldüm en çok...)

"Yüzyılın Dehası" ve Reşat Yılmaz

İşte size yüzyılın yazısı. Lütfen buradan okuyun, titreyerek ağlayın!

Bu yazı güce tapmanın-iktidara boyun eğmenin-kraldan çok kralcılığın yeni sembolü olarak kayıtlardaki yerini aldı ve tarihe bir not düştü. Tüm gerçekleri ortaya koydu. Hatta herkesin yanlış bildiği kulübümüzün kuruluş tarihini bile. Evet 1903'te kurulmuş bu kulüp...

Ama siz asıl yazana değil yazdırana bakın! O ki yüzyılın dehası, o ki en büyük Adana sevdalısı, o ki zorluklarları aşıp zirveye çıkmış bir siyaset uzmanı (hani şu az aşağıda-sağda turuncu-beyaz atkıyla oturan...)

Artık, bizim için bir ikonsun sayın Yılmaz. Bizler ki başarısızlğın nedeni olarak, aslında mucizevi yanını iç anlamadığımız, Aytaç Durak'ı göstererek, hainliğin en biyiğini yaptık. Şu satırları tekrar takrar okuyup, pişmanlığımdan ne yapacağımı bilemiyorum:

"Her ilgilendiği spor dalı ve kulüpler iyi giderken, onursal başkanı olduğu Adana Demirspor neden yıllardır bu ilgi ve sahiplenmeye rağmen başarılı olamıyor. Bunun sebebini Aytaç Durak isminde arayan cahil ve hainler ordusu, yani Bizim Brütüsler sizlere sesleniyorum. Gerçek bir Adana çocuğunu Adana’ya Adana Demirspor’a küstürmeyin. Menfaatleri zedelenen Brütüsler, yüreği Adanademirspor sevgisi ile dolu olan Şimşekler grubundaki başta yöneticilerini ve o grupta olan genç, kanı deli olan delikanlıları kışkırtmayın. Demirspor kulüp yöneticiliği ile kazandığınız statü sayesinde aldığınız işletme ruhsatları ile işlerinizin başında akıllı uslu oturun. Aytaç Durak’ı küstürerek “Artık spor ve Adana Demirspor benim için bitmiştir” sözünü ağzından çıkarttırmayın. Ağzından çıkan lafı namus bilen bu çok iyi Adanalıyı, bir daha geri döndüremezsiniz. 1903’de kurulan bu kulübün kongreler neticesi olumsuz olaylar olmasına kayyuma kalıp kapanmasına siz sebep olursunuz. Hayatı boyunca hep doğruları yapmış olan ve her attığı adımı kırk bin kez düşünen iş, siyaset ve bürokrasi dünyasında başarıları ve herkesi kucaklayan iyi niyeti, insanlığı ile dünya çapında bir Adana Markası olan Sayın Aytaç Durak’a ve Adana’ya hainliği bırakın. Brütüs olacağınıza onu Adana’ya ve Türkiye’ye kazandıran amcası Ali Durak gibi O’na inanın ve O’na itaat edin. Adana Demirspor’umuzun tek başarı yolu budur."

Bu sayfanın yöneticileri ve Ankara Tayfası... Şimşekler Grubu'nu kışkırtan tüm cahiller... Aytaç Durak'a itaat etmeyen tüm gafiller... Adana Demirspor atkısı takan kangurular ve Djurgarden taraftarları. Hepiniz Reşat Yılmaz'ın ve yüzyılın dehasının gazabından korkun! Günahlarınızın bedelini ağır ödeyeceksiniz!

Suya Yazılanlar-Yenilmez Armada

Behçet Kurtiç'in yazdığı Suya Yazılanlar-Yenilmez Armada kitabı, sporu-Adana'yı-Demirspor'u seven herkesin ilgisine sunuldu:



"YAZILI BİR ADANA BELGESELİ: SUYA YAZILANLAR…

Muhabbeti ve mavrası, abartısı ve küfrü, eğlencesi ve sıcağıyla Adana…. 1950’lerden 70’lere uzanan efsanevi günler… Muharrem Gülergin, Erdal-Mustafa Acet kardeşler, Aytaç Pekkoçak, Ayhan Karataş, Ünsal Fikirci ve daha niceleri… Adana Demirspor lokalinden kesitler;İhsan Sabancı, Met Ahmet, Füze Selami, Kartal Yaşar, Coral, Özden ve Tefo Mehmet’li dönemlerden unutulmaz hikayeler ve birinci ağızdan bire bir anlatılan gerçekler:

Behçet Kurtiç’in kaleminden çıkan Suya Yazılanlar-Yenilmez Armada kitabı, okuyucularıyla buluştu!

Güçlü Medikal’in katkılarıyla hayata geçen, Dr.Hulusi Kılıç’ın editörlüğünde son halini alan Suya Yazılanlar, bir Adana ve Adana Demirspor belgeseli niteliğinde. Kurtiç’in otobiyografik bir çerçeveden kaleme aldığı, Adana’nın en güzel yıllarını anlatan Suya Yazılanlar, aynı zamanda Adana Demirspor’un efsanevi sutopu takımının doğuşunu anlatıyor.

“Bu kitap, Adanalılık ruhuyla maddi karşılık beklemeden kendilerini memleketlerine adamış Adanalı yüzücülerin destansı öyküsüdür” diyen Kurtiç kitabın kahramanlarını “günün tüm bilinmeyenlerine karşın, hırsları ve geçilmez kulaçlarıyla yol misali geçip giderlerken Adana uğruna suya yazıldılar” diye anlatıyor.



Yenilmez Armada, Adana Demirspor adını tüm Türkiye’ye unutulmaz bir biçimde ezberletirken, Demirsporluluk ruhunun da temellerini atıyordu. Onların sporculuğu kadar kişilikleri ve sosyal ilişkileri de Adana’ya örnek olmuştu. Bu isimlerin böylesi kapsamlı bir çalışmayla tekrar anımsanması, bir yandan tarihin derinliklerinde kaybolup gitmelerini engellerken bir yandan da yeni nesillere bu efsanenin öğretilmesinde, Adanalılık ruhunu özümsemelerinde büyük katkı sunacak.

Suya Yazılanlar-Yenilmez Armada, Adana’da sporun gelişme dinamiklerini, kişisel ilişkileri, önemli detaylarıyla sunmasıyla, dikkatlice okunmayı hak eden bir çalışma.

İsteme adresleri;

Adana:

Adana Demirspor Futbol Okulu, Sular Yolu, Yeni İstasyon yanı Tlf;4539951

Hulusi Kılıç: dr.hulusi@gmail.com ,

Alpaslan Kuşvuran: akusvuran@gmail.com

Ankara: Mustafa Uçar; mustava01@gmail.com

İstanbul: Volkan Tanır; tanirvolkan@hotmail.com

8 Temmuz 2008

"Birlik ve Beraberliğe En Çok İhtiyaç Duyduğumuz Günler" konusu

"Şampiyon Olsaydık" konusu
"Biz gidersek bu kulüp kapanır" konusu

Şimdi de "Birlik Çağrıları"...

Durumu bu hale taraftar getirmedi, bu çıkmaza biz sokmadık bu takımı. Kendi hatalarınızla, durumu olduğundan farklı göstermeye çalışmanızla, tanrı ya da kral olma hevesinizle siz sorumlusunuz bunlardan. Amma velakin, bu pisliğin içinden de bu taraftar gerekeni yapıp Tam Bağımsız Adana Demirspor'u çıkaracaktır, merak etmeyin hiç...

Gelelim söylenenlere; dün Adem Atılgan, bugün Cahit Sınmaz, birlik ve beraberlik çağrısı yaptılar.

Adem Atılgan : "Ayrıca ve özellikle Adana Demirspor camiasının tarihine Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak’ın yaptıkları altın harflerle yazılacak, fakat hak etmediği kötü sözler kara leke olarak kalacaktır. Görevimiz bu kara lekeyi silmek, başkanımız Aytaç Durak’a özür borcumuzu, namus borcu olarak değerlendirip ödemektir."

Cahit Sınmaz : "Aytaç Durak, Demirspor’un efsaneleşmiş onursal başkanı ve hamisidir"

bu sözlerle süslediler birlik çağrılarını.

Kendimi zorlayarak, son raddede iyi niyetli düşünmeye çalışıyor ve diyorum ki "birlik-beraberlik tanımlarımız farklı sizlerle beyler"

Biz, birlik ve beraberlikten, tek yumruk olduğumuz bir Tam Bağımsızlığı anlıyoruz.
Siz, kralınıza bağlılık yeminleri etmeyi...

Farkımız budur, bu kadar basittir.

Minikler Türkiye Şampiyonası Çeyrek Final Grup Maçları 1.Gün

Konya'nın hüznünü silerek bir üst tura yükselen minik takımımızın çeyrek final maçları başladı. Bu defa Düzce'de oynuyorlar. 4 Takımlı toplam 4 grup var, ilk-2 ler yarı finale yükselecekler, grupta her takım birbiriyle 1 defa karşılaşacak, eşitlik durumunda ikili-üçlü averaja bakılacak. Yarı final 11 Temmuz, Final 12 Temmuz'da Sakarya - Karasu'da. (SONRADAN GELEN DÜZELTME : Gruplarda ilk-2 sırayı alan takımlar değil, yalnızca 1. olan takım yükselecek...Hata için özür dilerim...Lütfen post'un devamını bu düzeltme doğrultusunda okuyunuz.)

Dün ilk maç yapıldı. Trabzonspor'a 2-1 mağlup olduk. Ama can sıkmak yok, Portekiz - Türkiye maçını hatırlamak umutsuz olmamak için yeterli. Grubumuzdaki diğer maçta Samsunspor, Van Marshal'ı 3-0 yendi. Bugün saat 19:00'da Van Marshal'la oynuyoruz. Samsun, Trabzon'la kapışacak. Durumumuz tam Türkiye - İsviçre maçı özetle...Alınacak bir galibiyet, zorlu da olsa Samsunspor maçına yarı final için umutlu çıkmamızı sağlayacak.

Bu arada, hemen her minikler turnuvasında olduğu gibi bunda da bazı takımların yaşı büyük oyuncuları bir şekilde oynattıkları dedikodusu geliyor. Dedikodu diyorum çünkü bunun yalnızca dedikodu olduğuna inanmak istiyorum. Futbol aşığı küçücük çocuklara, futbola dair ilk öğrettiğimiz şeylerden biri "hile" olmamalı, ayıptır, yazıktır...

Neyse, mide bulandırıcı kısmı bir kenara bırakırsak, puan durumu ve fikstür aşağıda yer alıyor. Kalbimiz, Düzce'de miniklerimizin yanında. Cuma yarı finale, Cumartesi finale benim bildiğim Ankara Tayfası tam kadro gider. Haydi minikler!


Minikler Türkiye Şampiyonası Çeyrek Final Grup Maçları

1.Gün (7 Temmuz 2008)
Adana Demirspor - Trabzonspor : 1-2
Samsunspor - Van Marshal : 3-0

2.Gün (8 Temmuz 2008)
Adana Demirspor - Van Marshal
Samsunspor - Trabzonspor

3.Gün (9 Temmuz 2008)
Adana Demirspor - Samsunspor
Trabzonspor - Van Marshal

Diğer gruplar;

Bolu Grubu : Lüleburgazspor - Denizlispor - Sakaryaspor - (Beşiktaş ya da Galatasaray'dan biri bu grupta, kura sonucuna ulaşamadım)
Sakarya Grubu : Bucaspor - Kocaeli Demirspor - Antalya Saime Konca (Beşiktaş ya da Galatasaray'dan diğeri de bu grupta)
Zonguldak Grubu : Samsun Kadıköyspor - Kayseri Erciyesspor - Ankaraspor - Afyonspor

7 Temmuz 2008

Anket Sonuçları : Hangi Futbolcular Gitmeli?

Blog'da bir süre önce başlattığımız "Hangi Futbolcular Gitmeli" anketi sonuçlandı. Toplam 789 oy kullanıldı. Birden fazla futbolcu ismi seçilebiliyordu ve Özgür Nasuh 679 oy alarak "gitmesi en fazla istenen futbolcu" oldu. Yukarıda yer alan tabloyu tıklayarak büyütünce tüm sonuçlara ulaşılabiliyor.

Gitmesi en fazla istenen İlk-5 i sayacak olursak;

1) Özgür Nasuh - 679 oy
2) Ünsal Aka - 572 oy
3) Serkan Turhan - 506 oy
4) Ramazan Altıntepe - 447 oy
5) Nezir Narin - 377 oy

En az oy alan, gitmesi en az istenen 5'li de şu şekilde oluştu:

1) Şahin Çakır - 66 oy
2) Emrah Bedir - 73 oy
3) İbrahim Sürer - 74 oy
4) Bora Rıza Kalyon - 81 oy
5) Erhan Çatalcam - 84 oy

Bu en az oy alanların, aldıkları oy adedinin bir kısmının kendileri nedeniyle değil, "bütün takım gitsin" görüşünde olanlar nedeniyle olduğunu düşünüyorum. Ankete katılan herkesin kendi görüşüdür elbette. Ancak bana kalırsa, ortaya gerçekçi bir tablo çıkmış oldu. Sene başından beri "Şahin" diyor hemen herkes, bu sezon kadroda olması lazım bence. Emrah Bedir'in yetenekli olduğu da genel kabul gören görüşlerden biri. İbrahim, play-off'larda hırsıyla çok göz doldurdu; Bora Rıza, adam gibi adamlığıyla. Erhan Çatalcam, ha keza..

"Onurlu Futbolcu"larla yola devam etmek istiyoruz, gerisine hayatta başarılar dileriz. Ankete katılan herkese teşekkürler.

6 Temmuz 2008

Latife Tekin ve Demirspor: Susturulma Pratikleri

Makale başlığı gibi oldu ama ciddiyetle düşünülmesi gereken, geniş çaplı bir konu...

Latife Tekin'n Karabük'te başına gelenleri biliyorsunuz(bilmiyorsanız, lütfen buraya tıklayın) Karabük Festivali'nde AKP'yi eleştirdiği için Belediye Başkanı tarafından susturuldu. O da yetmemiş, Tekin hakkında suç duyurusunda bulunmuş. Pen ve ÇGD ise Tekin'e desteklerini açıkladılar (tıklayın.)




Aslında Latife Tekin'in yaşadıkları, bizim Karabük'te yaşadıklarımızı ve bir kente dair gözlemlerimizi hatırlatı ve doğruladı (Burada yazmıştık).
Sorun tabii ki bir kentle ilgili değil sadece; bir zihniyetle ilgili. Kendi gibi olmayanı susturma, yok sayma-yok etme zihniyeti. Aynı zihniyet, sezon bitiminden beri sütten çıkmış ak kaşıklar-Aytaç Durak ve piyonu Mustafa Tuncel- tarafından da yürütülüyor. Basındaki kalemleri de onlara yol açıyor.

Hedef ve gündem saptırarak, taraftarın üzerine oynamak, aorunları konuşmk yerine kendilerini eleştirenleri suçlamak, onları zararlı-yok edilmesi gereken birileri olarak suçlu muamelesine layık görmek.

Bildiğiniz gibi, hafta içi kongremizde, kırmızı kravatıyla ünlenen çok değerli başkanımız Mustafa Tuncel, kendi eleştiren eski bir yöneticimize, televizyon kameraları ve yüzlerce kişinin önünde ana avrat KÜFRETTİ!
Böylece tartışmaları ve sorunların konuşulmasını engelleyip, kongrenin ertelenmesine neden olacak anları başlattı. "Bağımsız haber" veren televizyonlar, Tuncel'in konuşmaya itirazda(!) bulunduğunu söylemekle yetindiler. Aslında Tuncel, KÜFRETMİŞTİ! Bu şekilde, bir kongreye dinamit koydu.



Tıpkı Latife Tekin'e yapıldığı gibi, yanlışları söyleyen-onları uyaran kişiler, bozguncu gösterildi. Aslında Tuncel'in "derdi", kürsüdeki konuşmacı değildi sadece; onunla kişisel bir husumetin ötesinde, onu eleştirenlere verilen bir gözdağıydı bu! Hadi adını koyalım: Taraftarın yükselttiği muhalafet bayrağına bir saldırıydı, bir küfürdü, bir tahammülsüzlüktü.

Tekin'e "benim paramla düzenlenen bir etkilnlikte beni eleştiremezsiniz" diyen zihniyet, "benim paramla yönetilen bir takımda beni eleştiremezsiniz" dedi. Karabük'te veya Adana'da fark etmedi: Sorunlar konuşulmadan susturuldu! Linç mantığı uygulamaya konuldu...

Paranın emrinde-iktidar sarhoşu yerel padişahlar, her şeyi kontrol edebileceklerini sanıyorlar ama dünya eski dünya değil. Artık kapalı kapılar-salonlar ardında üretilen hesaplar, oynanan oyunlar eskisi gibi rahat hayata geçmiyor; kol kırılır yen içinde kalır denemiyor ve evet, bu onları çok telaşlandırıyor!

5 Temmuz 2008

Kanal-A'nın kongre haberi

Medya'nın tarafsız bir şekilde haber vermediği hepimizin malumu; okuduğumuz bir çok habere inanmıyoruz. Gazeteler bile muhabirlik başarısı ile değil, köşe yazarlarının etkisi ile satıyor. Haberlerden ziyade yorumlar dikkate alınıyor. Hele ki yerel medyada bu işler iyice "kör gözüne parmağım" şeklinde yürüyor. Muhabirlik ve gazete-televizyon yönetimi, güç sahiplerinin lütfundan yararlanmak için takla atmakla eş değer hale geliyor.

Bunun teknik ismi, "gündem oluşturmak". Televizyonunla ve gazetenle kamuoyunu yönlendirirsin, bilgileri çarpıtırsın ve süreci etkilersin. İşte bunun en net örneği, Kanal-A'nın kongre haberine bakın:

"Konuşmalarda ilk olarak eski yöneticilerden Edip Gülnar kürsüye çıktı. Başkan Aytaç Durak'a edilen küfürleri kınayan Gülnar, Mustafa Tuncel yönetimine yönelik "Durak hariç kimse siyaset yapamaz" ifadesinden sonra ortam gerildi. Başkan Mustafa Tuncel'de konuşmaya itiraz edince salona alınan taraftarlar ayaklandı. Tuncel'e yönelik yapılan küfürlerin devamında bir taraftar Başkan Tuncel'e doğru hamle yapınca olayların fitili çekilmiş oldu. Saldırgan etkisiz hale getirilirken, emniyet olayları güçlükle önledi. Aynı zamanda divan başkanı Abdullah Akat, yaptığı açıklamada, kongrenin süresiz bir şekilde ertelendiği belirtti."
(http://www.kanal-a.com.tr/?mod=haber&id=10697)

(Her şeyden önce, "Tuncel'de değil Tuncel de" denmeliydi; geçtik artık bu dilbilgisi hatasını, fikir bilgisine gelelim: )

Başkan Tuncel, konuşmaya "itiraz etmedi" sevgili Ergun Kara, Tuncel KÜFRETTİ! Demirspor'un başkanı, canlı yayında kalitesini ortaya koydu. Haber eksik-hatta kasıtlı bir şekilde yanlış! "Bir taraftar, Tuncel'e saldırdı ve kongre iptal oldu." Bu mudur herşeyin özeti?

Tebrikler Kanal-A, Tebrikler "bağımsız" haberin öncüsü... Siz sadece gerçeklerden bağımsızsınız.

Demirspor'un başarısızlığından çıkar sağlayan zihniyetle birlikte sizin saltanatınız da sona erecek, merak etmeyin!

4 Temmuz 2008

radikal kopuş...

Yıllardır tekrarlanan sahneler, aynı sezon sonu-başı sıkıntıları, aynı sahipsizlik muhabbeti. Ama bu kez biraz daha farklı; bu kez taraftar daha güçlü bir şekilde devrede. Canımız sıkkın, huzursuzuz, kaygılıyız, kızgınız ve öfkeliyiz. ki "Öfke!" bundan sonraki el fenerimiz olacak gibi görünüyor.

Ama bir de şöyle bakalım: Radikal bir kopuş için böyle bir tecrübeye ihtiyacımız vardı. Evet dışarıya yine "kavga gürültü-pis Adanalılar" diye yansıdı ama ne olup bittiğini biz iyi biliyoruz.

Futbol ve tribünler kakadır, kötüdür, kavgacıdır onlar gibi algıyı artık aşmamız ve hatta bununla mücadele etmemiz gerekiyor. Sokakta, minibüste, aile içinde şiddet varken, tribünde-kongrede olmamasını bekleyemezsiniz. Eğer şiddetle mücadele etmek istiyorsak bunu tribünden değil başka yerden başlatmamız gerek, bu ayrı bi konu...

Karşımızda, taraftarın ettiği küfürden, gürültücülüğünden şikayetçi olan bir zihniyet vardı ve o zihniyetin iki numaralı insanı, çıktı-kendisine muhalefet eden herhangi birine, yüzlerce kişinin önünde ve canlı yayında KÜFÜR etti!

Aytaç Durak'ın piyonu-kırmızı lacivert kravatıyla ünlenen-Adana sevdalısı Mustafa Tuncel, yüzlerce kişinin önünde KÜFÜR etti!

Demek ki başkalarına, bunlar küfürcü, demek kolaya kaçmakmış. Artık o dakikadan sonra işler değişmiştir.

"Bir liste çıksın da gerisi önemli değil", "şu kongre geçsin de gerisine sonra bakarız" mantığı artık son bulmuştur. Herşey yeni başlıyor inancındayım. Artık kitleyi kontrol etmek için anlatılan masallar, ya havle diyerek, ya sabır diyerek, hu çekerek görmezlikten geldiğimiz-sabrettiğimiz günler geride kaldı. Bundan sonra, artık eski teraneyle bu işin sürdürülemeyeceğini-en azından bu kadar rahat sürdürülemeyeceğini herkes gördü.

Evet, kitlenin bir gücü var; tribünün bir gücü var; bunu gerekirse şiddet olarak kullanabilir, bu belli bir noktadan sonra kontrol edilemez bir süreç haline geliyor... "İyi ki kavga çıktı, ne güzel dövdü bizim çocuklar" demiyorum. Ama, al gülüm ver gülüm şeklinde giden sürece birinin dur demesi gerekiyorsa, "dönme dolabın" fişinin çekilmesi gerekiyorsa, bunu yapacak olan o palazlanmış ilişkiler ağının içindekiler olamaz.

O ağın içindekilerin hiçbirinin meşruyeti kalmamıştır, ne şehirde ne de futbol camiasında. Evet yine gelebilirler göreve ama eski rahatlıklarıyla olmayacak bu. Sorun kitlenin gücünü doğru şekilde yönetebilmesi; muhalefeti düzgün-dirayetli-inançlı bir şekilde yürütebilmek.

Kongre günü bu gücü, başka bir şekilde, belki yanlış ama o günün koşullarında başka çıkış yolu olmaması nedeniyle mecburen kullandık.

Kulüp tabii ki kapanmayacak ama artık birileri, eskisi gibi at oynatamayacak.

Para Maçı!

Sabah sabah, moral bozukluğu ve sinirle, kafam dağılsın diye diğer blogları dolaşırken, Flying Dutchman (blogu için tıklayınız) 'de rasladım. JVC internet sitesi, bildiğimiz para maçının Euro 2008 uyarlamasını yapmış, bence harika olmuş. Saatlerimi yedi desem yeridir. Buyrun eğlenceye;

http://www.jvcfootball.com/euroball

"Biz gidersek bu kulüp kapanır" konusu...

Aynı "Şampiyon Olsaydık..." cümlelerine benzer bir biçimde, yönetim ve belediye tarafından sopa gösterircesine tekrarlanan saçmalıklardan biri de bu : "biz gidersek bu takım kapanır"

Hanımlar, beyler, sizden önce de var olmuş, sizden sonra da varolacak olan bir ÇINAR dan söz ediyoruz. Ekmeğe pepe diyip, kısa pantolonla dolaştığınız zamanlarda bu takım vardı, başında siz yoktunuz. "Tanrı olma" kompleksinizi kendi özel hayatınızda uygulamaya geçiriniz, Adana Demirspor'un "tanrısı" siz değilsiniz. Bilerek ve isteyerek ve kongrede kavga çıkararak yaratmaya çalıştığınız bu "aman ha biz olmazsak kulüp kapanır" havasına karnımız tok. Ne yapmaya çalıştığınızı biliyoruz, görüyoruz ve size acıyoruz. Kompleksleriniz, Demirspor'un önüne geçemeyecek...

"Biz gidersek kulüp kapanır"mış...

Neyi kapatıyosun ibiş? Tavuk mu kapatıyosun???

"Şampiyon Olsaydık" konusu...

Gerek kongrede gerekse yönetim ve belediye tarafından çeşitli mecralarda dile getirilen ya da çağrıştırılan, düşünülmesi istenen şeylerden biri bu : "Şampiyon olsaydık, taraftar şimdi bizi eleştirmeyecekti, kahraman olacaktık"...

Hanımlar, beyler ciddi bir yanılgı içerisindesiniz. Bu taraftar, "Tam Bağımsız Adana Demirspor" söylemini, başarılardan bağımsız bir biçimde kurmaktadır. Sahip olduğu kulübünün yönetim anlayışı ve ilkeleri hakkındaki görüşleri şampiyon olma-olmama ayrımında değişmez. Sizin öncelikli suçunuz, ilkesiz yönetiminizdir. İlkesiz yönetimlerin de, sportif başarı alabildikleri zaten çok sık raslanır bir durum değildir. Bu nedenle suçu Güngören Belediyespor'un son dakika golüne atmayınız, çok ciddi hata yaparsınız. Suçu, kendinizde arayınız.

Bir örnek, Adanaspor maçı öncesi, ortası ve sonunda neler yaptınız? O güne ilişkin yaptıklarınızla gece yatağa girdiğinizde rahat uyuyabiliyor musunuz? Çocuklarınızın yüzüne bakabiliyor musunuz?

Bir diğer örnek, Mersin İdman Yurdu maçı...

Kavgamız, "şampiyonluğun son dakikada kaçırılma kavgası" değildir. Kavgamız, şeref-onur-gurur kavgasıdır. Kamuoyuna duyrulur!

Aynı nakarat....

Fotoğraflar, 1983 yılının bugünlerinden, Ekspres gazetesi:





"hiç kimseye etmem şikayet, ağlarım ben halime; titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime..."

3 Temmuz 2008

Yeni Başkanımız ve Yeni Yönetim Kurulumuz

Kongremiz bugün gerçekleşti. Hiç kimsenin, asla kuşku duymadığı bir biçimde, önceden ve şu anda yönetimde yer alan herkes kenetlenmişti. Çiçeklerle açıldı kongre, taraflar birbirlerine pamuk helva ikram ettiler. Belediye, halkın parasını elbette halkın takımı olan Demirspor'a vermek zorunda olduğunu kabul ederek, takımdan tamamen çekildiğini açıkladı; bunun üzerine belediye yönetimine frambuazlı pasta ve limonata ikram edildi. Kendine "yönetici" diyenler arasında haşa ve kat-a bir küfürleşme, bir gerginlik olmadı. Çünkü herkes kendi kişisel hırslarını değil, Adana Demirspor'un çıkarlarını geliştirmek için oradaydı. Katiyen kongreyi izleyen ve bu kulübün gerçek sahibi olan taraftarlar polisle başbaşa bırakılmadı. "Kongrenin süresiz ertelendiğine" ilişkin basında yer alan haberler de külliyen yalan, zira yapılan duyuru "süresiz erteleme" değil "sarılalım sıkı sıkı" idi.

Yeni başkanımız Tinky Winky ve Asbaşkanımız La-La, yaptıkları ilk basın açıklamasında "Yuppi!" dediler.
---

Saygısızsınız !
Basiretsizsiniz !
Beceriksizsiniz !
Düşüncesizsiniz !
Vizyonsuzsunuz !

Yazıklar Olsun !

Demirsporlu zaten değilsiniz, insanlığınıza yazıklar olsun sizin, insanlığınıza !!!

Spor Fonu, işçi maaşlarından...

Spora destek, işçi maaşlarından! Adana Büyükşehir Belediyesi, bölgesindeki kulüplere yaptığı yardımı, işçi maaşlarından çıkarıyor.

Bilgi Edinme Kanunu kapsamında yaptığımız başvuruya gelen iki satırlık cevapta şu ifadeler yer alıyor: "Belediye-İş sendikası ile yapılan sözleşme gereği, maaşlardan yapılan Spor Fonu kesintisi, Adana bölgesinde faaliyet gösteren amatör ve diğer tüm spor kulüplerine yardım olarak resmi prosedür dahilinde ödeniyor."



Bilindiği üzere Belediye Kanunu gereği, belediyeler sadece amatör spor kulüplerine yardım yapabiliyor ve bu yardım da maddi yardım olamıyor. Oysa ki Aytaç Durak başkanlığında Belediyemiz, yarattığı kamuoyu ile Belediye'nin tüm kaynaklarının Demirspor'a tahsis edildiği imajı vererek belediye desteği olmaksızın takımın ayakta kalamayacağını düşündürtüyor; medyadaki piyonları ile de bu kurguyu her gün yeniden üretiyor. Ancak gerçek ortada; belediye, kendi işçisinin cebinden kestiği paralarla Spor Fonu'nu oluşturmakta.

2 Temmuz 2008

Sivas...Sivasspor...Madımak...

Bugün 2 Temmuz. Madımak Katliamı'nın üzerinden 15 yıl geçmiş.

Hasret Gültekin çalıyor, canım acıyor...

Gazetelerde, internet sitelerinde, alanlarda tepkiler veriliyor. Unutmamaya ve unutturmamaya yönelik, elinden geleni yapıyor insanlar. Konumuz bu değil. Konumuz, siyasi yelpazenin solunda yer alan insanların, 2 Temmuz'da anma-gösteri-protesto yapmaları değil. Konumuz, 1993 2 Temmuz'unun siyasetlerüstü bir biçimde kınanması ve katliam olarak kabul edilmesi. Konumuz, din-dil-ırk-sınıf hangi bahaneyle olursa olsun, diri diri insan yakmanın, insanlık suçu sayılması. Suçluların "insanlık suçu" işlemenin hakettiği cezalarla cezalandırılması. Ve bunun ardından, insanlık barışı için çaba harcanması. Sorunların üzerini örterek değil, açarak, tartışarak çözülmesi ve barışın yeniden örülmesi. Konumuz, bu.

"Dünyanın ilk sömürgeci devletlerinden olan İspanya'nın, Hitler döneminde Yahudileri katleden Almanya'ya karşı kazandığı Avrupa Kupası'nda, bir önceki turda Kafkas Türkleri'ni göz kırpmadan yokeden Rusya'yı yenmiş oluşuyla, Avrupa'nın doğusunda uzun yıllar "Barbar" lakabıyla anılmasında illa ki bir mana olması icabeden Türkiye'nin Almanya'ya elenmeden evvel Balkanlarda hiç de sütten çıkmış ak kaşık olmayan Hırvatistan'ı elemesi; velev ki Hırvatistan'ın da emperyalizmin paşababası İngiltere'yi ağlatması..." desem bir çırpıda, midem bulanıyor. Geçmişin insanlarının yaptıkları kıyımların yükünü sırtımda taşımak istemiyorum ben. Yeni bir insanlığın oluşabileceğine inanıyorum. Birbirinin içine girmiş insanlık dışı sarmalların boğuculuğundan kurtulmak istiyorum. Barış istiyorum. Üzerini örtmeden, yok saymadan...

Ben, Sivasspor'da da belki benim gibi düşünenler vardır diye umut etmiştim. Bu yıl, daha önce hiç olmadığı kadar gözönünde Sivasspor. Barış ve insanlık için önemli bir kaynağa işaret ediyor bu durum. Dışında kalmak, tarafsızmış gibi görünmek, yok saymak yerine bu sene 2 Temmuz'da Sivasspor belki bir şey yapar diye düşünmüştüm. Şu saat olup da bu postu yayınlamaya karar verene dek kaybetmedim umudumu. Haber sitelerinden, televizyondan, Sivasspor'un kendi forumlarında takip ettim. Tek bir eylem, tek bir açıklama olmadı...

Oysa bugün Sivas'ta bir futbol maçı oynanabilirdi. "Barış ve Kardeşlik Turnuvası" düzenlenebilirdi. Şehrin Alevi ve Sünni kesimlerinin beraber desteklediği Sivasspor, bunlara öncülük edebilirdi. Acıya saygı duyarak, yok saymayarak, bir futbol kulübü, "bir futbol kulübünün yapabileceğini" yapabilirdi. Madımak'ın müzeye dönüştürülmesi için ortada bir kampanya var, hiç değilse bu desteklenebilirdi. Hadi onu da geçtim, bir tanecik olsun açıklama yapılabilirdi...Olmadı...

Uzun yıllar önce, beyaz gür sakallı ve iyi niyetli bir adam, aslında dinleri ve ırkları ve sınıfları ortadan kaldırırsak öğleden sonraları balık tutabileceğimizi söylemişti...

Tek bir itirazım var; "Balık tutmak nedir yahu? Top oynayalım..."

Hasret Gültekin çalıyor...canım acıyor...

1 Temmuz 2008

Belediyeler ve Spor Kulüpleri

Spor camiasında son dönemlerin önemli tartışma konularında biri, belediyelerin spor kulüplerine verdiği destekti; bizzat belediye takımlarının üst liglerde boy göstermeye başlaması ile özellikle son iki sezonda bu konunun üzerine oldukça fazla yazıldı çizildi. Konunun sınırları, siyaset-spor ilişkisine doğru genişlediği için, tartışmanın içeriği de yoğunlaşıyor. Belediye başkanlarının ve yerel siyasetçilerin söylemleri, kullandığı ve kullandırttığı paralar, kentlerin ve camiaların bundan etkilenme biçimleri, yeni siyasi tartışmaları doğuruyor. Siyaset biraz da bu tür tartışmalarda takınan pozisyon ve olayları anlamlandırma biçimi değil midir zaten? Memleketin değerleri üzerinden kişisel prim yapanları sorgulamak da bu sürecin bir parçası; çünkü attığı adımlarla siyasi çıkar sağlayanlar bu adımların sorgulanacağını da hesaba katmak zorundalar.

Belediye Kanunu’nda açıkça belirtildiği gibi, belediyeler profesyonel kulüplere maddi yardımda bulunamıyorlar. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14. maddesi bunu açık bir şekilde ortaya koyuyor. Buna göre yardım sadece amatör kulüplere yapılabilir ve bu da maddi yardımdan ziyade ayni yardım şeklinde olabilir. Öte yandan 5018 sayılı Kamu Yönetimi ve Kontrol Kanunu, kamu idarelerinin, önceden bütçelerinde göstererek, kamu yararı kapsamında dernek, vakıf gibi kuruluşlara yardımda bulunabileceğini belirtiyor. Sayıştay’ın bazı kararlarında belediyelere, o kentin "belediyespor" adlı takımına yardım ettiği için, aleyhte karar verdiği ve ödemelerin ger alınması gerektiğine dair kararları da var. Muğlak bir kavram olan kamu yararı ilkesi, örneğin futbol kulüplerinin çalışmalarını kapsıyor mu? Bu önemli bir tartışma konusu.

Bununla birlikte bir çok Anadolu kulübünün belediye desteğiyle ayakta kaldığı biliniyor. Peki bu nasıl mümkün oluyor? En klasik tabiriyle, farklı kanunların birbiriyle uyuşmaması, ya da bunlardaki açıklar bir şekilde “kılıfına uydurularak” işlerin yürümesine olanak tanıyor. Sürecin şu şekilde işlemesi mantıklı görünüyor: Belediye başkanı, bir iş adamını kulübe yardım etmesi konusunda “ikna” ediyor. Verilen bağış, belediye üzerinden takıma aktarılıyor. Burada muhasebe oyunları devreye giriyor. Bağışçı ile belediye başkanı arasında kurulan “bağ”, takıma destek çıkan belediye başkanına da işlerinin yoluna girmesini sağlayan iş adamına da yarıyor.

Kamusal bir iş yapan belediyelerin, spor fonları aracılığı ile bu tür yardımları yapması, belki ilke olarak yanlış değil; ama bunun nasıl yapıldığı; ne tip sonuçlar doğurduğu önemli. Örneğin Adana’da, Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak, basın önünde gerçekleştirdiği gösterilerle takımlara açıktan destek verdi. Yıllardır desteğin her türlüsü yapıldığı iddiasına rağmen, başarısızlığa takılıp kalan takımların en tipik örneği, Adana Demirspor, belediyelerin kentin takımlarını nasıl kullandığına güzel bir örnek.

Yasal sıkıntıları aşıp, verdiği desteği bir gösteri haline, kişisel bir lütfa çeviren ve takımın onsuz olamayacağına ikna eden Aytaç Durak, her seçim döneminde de bu adımlarını gayet iyi kullandı. Fakat, 15 yıldır başarıyı yakalayamayan Adana Demirspor, tıpkı kentin yıllardır ekonomik anlamda gerilemesi gibi, Aytaç Durak yönetimindeki girdaba demir attı. Bu durum gösteriyor ki başarısızlık da bir politika olarak spor kulüplerinde kullanılabilir.

Esasen belediye desteğine sığınan dernek statüsündeki takımların, sahip arama çalışmalarını taraftar gücünden almaları gerekir ki kulübün asli sahipleri onlardır ve derdimiz futboldan-spordan siyaseti uzak tutmak değil tersine siyaseti doğru bir şekilde kullanarak, süreci kendi çıkarlarına işletenlere karşı tabanın gücünü harekete geçirmek olmalıdır.