26 Ocak 2015

Bir Taraftar, Bir Özgürcan, Bir Emre Meselesi

Yavuz yazısında güzel yerlere temas etmiş. Tespitlerinin tümüne katılıyorum. Futbol olarak istediğimiz anlarda topu indirip güzel bir pas trafiği üretebiliyoruz. Gol bölgesine çok rahat inebilecek bireysel yetenekte oyuncularımız var.

"Takım oyunu" kavramı bizim için hala uzak görünüyor ama "takım içi arkadaşlık" günden güne artıyor. Şaban penaltı yaptırıyor, Abdülkerim ona moral veriyor, Emre hatalı bir gol yiyor, takım ona destek oluyor, özel hayatlarında yan yanalar, yüzleri gülüyor... Örnekler uzuyor, saha içi iletişim gelişiyor, arkadaşının hatasını kapatma ön plana çıkıyor. Bunların sonucu puan hanesine yazılıyor. İlk yarının sonunda puan tablosundaki yerimizi sadece iyi oynayarak kazanmadık, biraz da birbirimizi severek kazandık.

Maç başlamadan az önce twitterde Özgürcan ile ilgili bazı yorumlar okudum. Bazısı masumane, bazısı yaralayıcı tarzda yorumlardı. Ayrıca daha önce bu kardeşimizin kendisini eleştiren bir taraftara gayet kibar cevap verdiğini de okumuştum. Birincisi bir kimse bu kadar ağır eleştirilmeyi hak edecek bir davranışta bulunmalı, ki Özgürcan bulunmadı. İkincisi acımasızca eleştirilmek için çok kötü performans göstermesi gerekir, ki maçtan önce oynadığı maç ve attığı gol sayılarına ilişkin bir tablo paylaştım, o kadar da kötü değil. Üçüncüsü, bir insan kötücüldür, ukaladır, umarsızdır vs. eleştirirsiniz. E bu adam işinde, gücünde, ekmeğinin peşinde, göründüğü kadarıyla beyefendi, taraftarla ilişki kurmaktan çekinmeyen birisi. Dördüncüsü, sahaya çıkanlar Demirspor forması giyiyor. O formayı giyiyorlarsa onlara sallamak bu kadar sıradan bir davranış olmamalı. Böyle adama bu şekilde dalmak en hafif tabirle yüreksizliktir.

Özgürcan örneği, Demirspor tribünlerinin aşması gereken bir durumu teşkil ediyor. Bir kısım taraftarın bir huyu var, sezon başında bir oyuncuya kafayı takıyor. Mesela geçen senelerden Erçağ... Adam gidiyor geliyor Erçağ'a sallıyor. Sanki Erçağ gitse Demirspor leblebi gibi gol atacak vs...  "Okumuş" taraftarlardan bile öyle yorumlar duyuyorum ki bazen, "pes artık" diyorum. İlla eleştirecekseniz, o oyuncuyu oraya getiren, performansı çok kötüyse bile ona tahammül eden yönetimi, teknik ekibi eleştirin. Tellerin ardından, güvenli bir bölgeden, size cevap veremeyecek birisine sürekli sataşmak ile sınırlı sığ dünyanızı aşın.

Emre Selen, Adana çocuklarının önünde bir model olarak ışıldamaya başladı. Son maçın dramatik kahramanı oldu. Maçı önce biraz rakibe itti, sonra tam anlamıyla geri getirdi. Ellerine sağlık! Selahattin Aydoğdu yönetiminin şu ana kadar yaptığı en çılgınca iş bu. Acaba bu kararı başkan mı aldı, yoksa Ünal veya Samet hoca mı? Her kim düşündüyse helal olsun. Bu konu hakkında sorularım var:

- Emre ile devam edilecek mi? Yeni bir kaleci alınacak mı?
- Emre'nin teknik / fizik gelişimi için mevcut teknik kadro yeterli mi? Psikolojik destek verilecek mi?
- Emre'ye biz destek oluruz, sabrederiz ama işler ters giderse yönetim bu baskıyı göğüsleyebilir mi?

Tespit ve temennilerim ise şu şekilde:

- Emre, kendisini hiç durmadan geliştirmek zorunda. Aklını, fikrini, bedenini bu işe tamamiyle vermeli.
- Özellikle yan top zaafı uzaydan görülebilecek kadar büyük. Her maç penaltı olmaz ama onlarca yan top olur. Penaltıyı yesin ama diğerlerini değil.
- Bundan sonra hiç bir taraftarın, yöneticinin, hocanın, basın mensubunun altyapıdan bir oyuncu için "bu çocuk daha ham, bu ligi kaldıramaz, pişsin sonra gelsin" deme lüksü, hakkı, şansı yoktur. Bu bahis kapanmıştır. Beşiktaş'a karşı iki defa, ligin tepesindeyken, bunun stresinin yaşandığı maçlarda sahaya çıkan bir oyuncumuz var. Artık bu şansı tüm genç oyuncularımız kovalamalı. Biz sonuna kadar destek oluruz onlara.

Son olarak bu yılın sloganı olan #DELLEN, bu haftalık #SELLEN ile değişti desek yeridir. Daha çok dellenmelerimiz olsun inşallah.

24 Ocak 2015

Altınordu:1-Adana Demirspor:3

"Hayatı monoton olanları Demirspor'a davet ediyoruz"  diyerek maçı özetledi Mustafa. Demirsporluya rahat maç izlemek haram ama sonunda #dellen diyebiliyoruz! Yedek takımla Beşiktaş'a yenilince üzüldüğümüz bir sezon yaşıyoruz, an itibariyle ilk ikideyiz ve ilk devreyi müthiş yerde tamamladık.

Maçta bulduğumuz pozisyonları gole çevirerek rahatladık. Özgürcan kalitesine yakışan tek dokunuşlarla bizi rahatlattı. Ama 2-0'dan sonra gol yeme alışkanlığımız devam etti, 5 dkakiada maç gitti geldi. Emre Selen penaltı kurtararak ilk goldeki hatasını affettirdi ve kaledeki yerini sağlamlaştırdı. Ancak özellikle yan toplar konusunda çok çalışmalı. Bu konuda ekibimiz Emre'ye yardımcı olmalı.

Haftaiçi oynanan maçın yorgunluğu hissedildi ama özellikle Oğuzhan'ın hareketli oyunu dikkat çekti. Beykan'ı daha aktif görmek istiyoruz. Zeminin kötülüğü onun teknik kapasitesini kötü etkilemiştir.  Attamah da sağlam durdu ve sahanın iyilerindi. Yiğitcan kaptan, defans hattını toparladı. Mesut ve Ferhat ise güven vermedi.

Yeni bir macera başlıyor. Artık her hafta daha değerli.

21 Ocak 2015

Adana Demirspor:1-Beşiktaş:4

Beşiktaş'a yenilmek normal ama kötü oynayarak yenilmek kötü. Maçta doğru dürüst pozisyonumuz yok. Beşiktaş'ın istekli olması,  önde basıp bize top yaptırmaması organize olmamızı zorlaştırdı. İlk yarıda oyunun içindeydik ama ikinci yarı skoru korumaya döndük. Rakibin yıldızı Demba Ba'nın harika şutu oyunu çözdü, hemen ardından yenen gol asıl düşünmemiz gereken şey. 3-4 kişinin içinde rahatça vurdurduk kafayı. Cenk'in frikiği de skoru belirledi.

Süper Lig yolundaysak, Süper Lig takımlarına kafa tutmamız gerekli. İlk maçta gördüğümüz isteği, bu muhteşem taraftarın önünde de görmek isterdik. Ünal hoca maçtan sonraki açıklamasında transfer isteğini açıkça dile getirdi. Bu kadro ikinci devre zorlanır.

17 Ocak 2015

Yönetimin Sessizliği

Demirspor taraftarı geçtiğimiz haftayı transfer haberi bekleyerek geçirdi. İlk 11'den 4 oyuncusunu kaybeden takımın en azından bu boşlukları doldurması bekleniyordu. Yönetimin sessizliği nedeniyle, kulübe yakın gazetecilerin ve idari personelin yazıp çizdikleri gündem oluşturdu. Yönetimin iletişim konusunda hatalı olduğunu söyleyebilirim.

Sosyal medyayı aktif kullanmaya çalışan bir yönetimin, futbolcu ismi vermese de, görüşmelerimiz var veya yok diye kamuoyunu bilgilendirici, düzenli açıklamalar yapması gerekiyordu.

Basın sözcümüz ya da halkla ilişkiler birimlerimiz iyi çalışmıyor. Kulübün yaratılan gündemlerle yıpranmaması için gündemi kendinin yönetmesi lazım. Kulübün profesyonellıği derken biraz da bunu kastediyoruz, ortadaki kakafoniyi durdurmayı başarmak. Belli ki yine sezon başında olduğu gibi,  az ama doğru para harcamak istiyor lar.Mantıklı. Ancak hedefi şampiyonluk olarak yükseltince, beklentiler de yükseliyor. Şampiyonluk yerine, ilk 6 hedefi ortaya konsa belki bu kadar beklenti oluşmazdı. Transfer için henüz zaman var. Eski Bucalı ve GSli Umut, açığı kısmen kapatır. Ama o da uzun süredir 90dklık performans sergilemiyor. Takımında düzenli oynayan bir isim gerekiyor şu anda. Kadro yetersiz değil ama yarıştığımız takımların gerisinde.

Haftaiçi Beşiktaş kupa maçıyla ikinci yarıya ciddi bir başlangıç yapıyoruz. Kötü bir sonuç yönetime karşı eleştirileri yükseltecektir. İlk yarıda yükselen havanın kötüye dönmemesini istiyoruz.

12 Ocak 2015

İstanbul Zehirlenmesi

Her ne kadar geçtiğimiz gün, devre arası transferleri kulübeyi güçlendirmeli diye yazsam da olayların gelişimi pek öyle olmayacak gibi duruyor. Mulenga'nın gidişinin ardından yabancı forvet arayışlarının artması, dahası Süper Lig etiketli önemli isimlerin konuşulması Demirspor taraftarını "heyecanlandırıyor". Bu heyecanı anlıyorum, yıllardır gelen başarısızlıkların sonunda bizim takımda da iyi futbolcuların olması, hedefe giden yolda güçlü bir kadronun olması bekleniyor. Ama hak vermiyorum! Sürekli bomba transfer, sürpriz transfer, büyük transfer, çilek, krema beklentisi, İstanbul takımlarının her transfer döneminde medyayı ablukaya almalarının bir sonucu içimize kadar işlemiş.

Bence bu, İstanbul zehirlenmesi! Yarın bir gün Süper Lig'e çıkarsak, bu beklentilerin daha da artacağından korkuyorum. Demirspor taraftarının başarının büyük oyuncularla değil emektar ve hırslı oyuncularla geldiğini biliyor olması lazım. Büyük transfer, takım içinde kime kaç para veriliyor tartışmalarına (çünkü ödenen net paralar açıklanmıyor); ona bu kadar veriliyorsa bana da şu kadar verilsin diye futbolcular arası huzursuzluğa neden olabilir. Ayrıca bugüne kadar ismine, deneyimine güvenerek takımı alt üst eden pek çok futbolcunun Demirspor'dan geçip gittiğini de unutmayalım.

Sözün özü iyi futbolcu transfer edilsin, ama takım içi denge bozulmasın.

10 Ocak 2015

Devre Arası Kadro Değişiklikleri

Adana Demirspor,  uzun yıllar kadro istikrarı yakalamakta zorlandı, sezon başı alelacele toplanan kadrolar devre aralarında neredeyse tamamen değişti. Tabii bu mesele, parasal güçle ilgili; parasını alamayan ya da alamayacağını düşünen oyuncu kendine başka bir yer buluyor. Son bir iki sezonda bu durumu daha az yaşadık. Kadromuz baştan aşağı değişmedi. Bu sezon da iyi giden kadronun bozulacağını düşünmüyorduk. Ancak Ali Tandoğan ve Alaattin Tosun'un ayrılışlarının ardından son olarak Mulenga'nın da para nedeniyle tek tarafli fesih yaptığı haberi moralleri bozdu. Ali ve Alaattin ilk 11 kalitesinde deneyimli oyunculardı, Mulenga'nın katkısı ise zaten tartışılmaz. Bu isimlerin yerine henüz bir adım atmadı yönetim.

Açıkçası sezon başında en iyi yapılan işlerden biri dengeli bir dağılımla, çok para harcanmadan yapılan transferlerdi. Yıllardır isteğimiz buydu. Başarı uğruna kontrolsüz yapılan harcamalar, bugün memleket futbolunun en üstten en alta en büyük sorunu zaten. O yüzden devre aralarında da çok para harcamadan takım içi dengeyi bozmamak gerekli.

Devre arası transferlerin başarı oranı oldukça düşüktür; kimse iyi futbolcusunu bırakmaz ya da iyi oyuncu durduk yere kulübünden ayrılmaz. Bu dönemde büyük transfer beklemek hatalı olur. Ne yazık ki sezon başındaki kötü anlaşmalar kulüpleri zora sokuyor. Futbolcular ve menajerleri takımları parmağında oynatıyor. Yıllarca çektiğimiz sıkıntı buydu. Neyse ki yavaş yavaş bu yanlıştan dönülüyor. Futbolcularının emeğinin verilmesi oldukça önemli ama toplamda camianın her kesiminin  -yönetimin, taraftarın, teknik ekibin- emeklerini zayi edici bir tutum da takınılmamalı. Devre arasında yapılacak en iyi iş, bazı mevkilere iyi birer yedek olacak, ceza veya sakatlık durumunda devreye sokulabilecek isimlerle kulübeyi güçlendirmektir fikrindeyim.

4 Ocak 2015

Adana Demirspor:2 - Buca:0

Çok önemli bir galibiyet! Kırılma maçlarını, alt sıra takımlarına kazanamama alışkanlığımızı yenmek adına önemliydi bu galibiyet. Bu kadar çok gol kaçırıp sonunda kazanmak daha güzel. Atamayana atarlar ilkesi işlemedi. Direkten dönen, altıpastan kaçan gollerin sonunda kilidi Beykan'ın frikiği çözdü. Oyuna sonradan giren Oğuzhan fişi çekti.

İlk yarıda tempo yükseltemeyen,  organize olamayan bir Demirspor vardı.  Konsantrasyon sorunu olduğu belliydi. Hurşut'tan beklediğimiz oyunu bir türlü göremiyoruz. Mesut da kritik paslarda hatalı olunca ataklar başlamadan bitti.

İkinci yarıda istekli bir takım, bu kez şanssızlığına takıldı. Acaba yine olmayacak mı derken goller geldi. Devreyi müthiş tamamladık. Artık hedef büyütmek, daha iyisinin hesabını yapmak gerekecek.

3 Ocak 2015

Şampiyonluk Denklemi

Ben şampiyonluk havasına tam olarak giremediğimden, diğer takımlar ne yapmış, sonuçlar nasıl diye pek bakmıyorum. Hele hele henüz "kimden kaç puan almalıyız" tarzı çok bilinmeyenli denklemlerle uğraşmıyor ya da "kim kiminle nerede oynayacak" gibi magazinsel bir merakla fikstürü didiklemiyorum. Çoğunlukla haftalık yaşıyorum diyebilirim.

Şampiyonluk, bir temenni olarak hep aklımda ama "şampiyonluğa oynamak" denilen şey sadece üç puan almakla alakalı değil. Camianın tüm bileşenlerinin bunu hedef olarak koyması lazım. Sene başında böyle bir hedefle yola çıkılmadığından mıdır, yılların "kaybeden" imajını henüz yenemediğimizden midir nedir, ağız dolusu şampiyonluk konuşamıyorum.

Selahattin Aydoğdu'nun bu seneki yönetimi takımı geç kurmasına rağmen kaliteli oyuncu seçimi, ekonomik rakamlarla anlaşılması, belediye ile yürütülen iyi ilişkiler ve taraftar nezdinde yaratılan samimi ortam ile işlerin düzenli gittiğine dair bir inanç oluşturuyor.

Şampiyonluk konuşabilmem için takımın kazanmayı alışkanlık haline getirmesi, taraftarın sabırlı olması ve taşkınlıktan kaçınması (maçın 10. dakikasında herhangi bir topçuya küfür etmemesi ya da twitterden sallamaması), yönetimin ödemeler konusunda elinden geleni yapması, belediye'nin bu oyunun finansal tarafında yer alması yani herkesin bir şekilde "halkın takımı"nın yanında olması gerekmekte.

Belediye için ekstra birkaç cümle edesim var. Aytaç Durak ekolünden çok çektik. "Ben spordan anlamam" deyip bürokratlarını yolluyordu. Sivilleşme diye bas bas bağırmamız belediyenin sağlayacağı gelirlere sırt dönmek için değil, takımın "belediyespor" olmasının yarattığı yıkımlara engel olunması içindi. Bu yönetim anlayışı iflas etmiştir, çağ dışıdır, karanlıktır ve her türlü suistimale açıktır. Demirspor yönetimleri tekrar aynı düşünceyle oluşturulmasın artık. Aydoğdu ve Sözlü'nün birlikte çalışma sinerjisi yükseldikçe Demirspor tekrar "kazanan" takım oluyor. Demirspor kazanınca önce Adana kazanıyor, insanları kazanıyor. Bu camiadaki herkes kazanıyor. Artık doğruları yapmanın yoluna girdik, takipçisi olalım...

Camia bileşenlerinden birisi olarak yerel basından bahsetmedim. İyi niyetli, taraftar ruhuyla yayın yapan bir iki internet sitesinin haricindekiler olmasalar da olur. Hatta daha iyi olur.