31 Ekim 2015

Göztepe Deplasmanına Dair

Derbinin yarattığı olumlu hava bu maça da sirayet etti. Takım ve tribün bütünleşmesinin zirve yaptığını söyleyebilirim.

İzmir en sevdiğim deplasmanlardan birisi. Maçın hafta içi olması ilk etapta moral bozdu ama bayrama denk gelmesi mutluluk verdi. Dört kişi sabahın ilk saatlerinde yola düştük, uçağa atladık ve İzmir'e vardık.

Cumhuriyet bayramının belki de en güzel kutlandığı illerden birisi İzmir. Tek adamlığa, birilerinin kulluğuna, eski ve köhne düzene saplanıp kalmaya bu kadar hevesli olmaya ne gerek var. Bize emanet edilen özgürlük düzenine, cumhuriyete sonuna kadar sahip çıkacağız.

Kordon'da, Karşıyaka'da İzmir'i olabildiğince yaşadık ve akşam saatlerinde stada geçtik. Kazanan takım bozulmaz ilkesinden hareketle olsa gerek, Osman hoca derbide tek aksayan oyuncu olarak görünen Özgürcan'ı yanında bekletti ve Timur'a görev verdi. Tespiti yerindeydi ama Özgürcan'ın formsuz olma lüksü pek yok. Form seviyesini yükseltmek için, Özgürcan'ı kazanmak için Osman hocanın bu oyuncuyu hazırlaması gerekli. Allah Pote'ye zeval vermesin ama ligde, hele ki işlerin sertleştiği zamanlarda muhakkak Pote'nin oynayamayacağı maçlar olacaktır. Elimizde iyi bir oyuncu varken üzerine eğilmek gerekli.

Demirspor deplasmanları iyi oynuyor, iyi de oynayacak. Bu kadro yapısı ile, iç sahada kilidi açabilen oyuncu eksikliği ile kapanan takımlara karşı yapabileceklerimiz sınırlı. Ancak; golden sonraki paslaşma becerimizi ve sabrımızı iç sahada gösterirsek olumlu sonuç üretebiliriz.

Maçın yıldızı Pote için paragraf değil, bir sayfa yazmak gerek aslında. O sayfaları da şampiyonluğa saklıyorum. İki gol bir asist ile deplasman fatihi olduğunu ispatladı yeniden. Bu arada, biz bir Mulenga vakası yaşamıştık. Pote için benzerini yaşama lüksümüz yok bu sene. Umarım kötü bir sürpriz yaşamayız.

Şimşekler Grubunun olmadığı deplasman, eksik, riskli... Tribünde bağıran ve destek olmaya çalışan kardeşlerime teşekkürler, nefeslerine sağlık. Ancak maçtan önce Göztepe tribünü ile küfürleşen kardeşlerime "ayıp ettiniz" diyorum. Tribüncülük bu değildi, maçın başlaması ile büründüğümüz kişilik ise tribüncülüktü.

Futbol olarak gelecek haftalara umut aşılayan bir haftayı geride bıraktık. Önümüzde aşılması gereken çok engel olduğunun bilinciyle...

Son olarak, şunu yine yazayım, unutmadığımız bilinsin:

Şimşekler Grubu Yok Edilemez!!!

29 Ekim 2015

Göztepe:1-Adana Demirspor:3

Çok değerli bir deplasman galibiyeti. Burak-Pote attıkça kazanıyoruz. Ama ortasahada istediğimiz değişiklikleri görmek, daha önemli. Bu galibiyetlerin sırrı orada. Deplasman takımı gibi oynadık. Pote'nin gücüyle kaleye gittik ve golleri bulduk. İlk golde Timur'un iyi pası, üçüncü golde Umut'un şık çalımı önemli. 4 haftalık kötü süreçten iyi çıktık.

27 Ekim 2015

Grup Liderlerine Verilen Ceza

Şimşekler Grubu liderlerine verilen/verilecek cezalar, Federasyon'un ve doğrudan ilişkili olduğu siyasi iktidarın toplumu denetleme amacının çok net bir göstergesi. İstedikleri tarzda bir insan ve toplum yaratmak için, tüm farklılıkların törpülenip ortadan kaldırılması hedefi var. Kendilerine biat etmeyen her düşünceyi söküp atmaya çalışıyorlar. Tribünde de hiç bir şeye ses çıkarmayan, -"şak şak" bile değil -"şık şık" alkışını yapıp sessiz sessiz maçını izleyen bir profil yaratmak istiyorlar.

Bugüne kadar Şimşekler Grubu, stat içinde ve dışındaki duruşlarıyla aslında radikal sayılabilecek bir noktaya hiç bir zaman gelmedi. Her zaman itidalli davrandı. Demirspor tribününü sevgi-saygı-bağlılık noktasında birleştirdi. En basitinden, başkalarının bütün seyirci sayısı olacak sayıda binlerce insanı, sadece grup çatısı bir arada tuttu; orkestra gibi yönetti ve denetledi. Belki de bu birliktelik onların gözünü korkuttu. Bir arada olan insanların gücünden korkuyorlar.

Bu birliktelik, yardım dernekleriyle çalıştı, Lösev'e yardım etti (gerçi onlar da artık iktidarın hedefindeler!), Kızılay'a kan bağışı yaptı, köy okullarına kitap kampanyalarına destek verdi. Tribünlerde, pankart, beste, koreografi konusunda daha 2. ligteyken, maçlarımız tv'lerden verilmezken, bu kadar göz önünde değilken (klasik tabirle ıssızlarda-karanlıklarda) yaptılar bu işleri. Bu yörenin, bu memleketin grupları (var mıydı?) asmak kesmek kelle uçurmak derken onlar takımı sahiplenmek, el emeği göz nuru dedi.

Federasyon'un ideal tribünleri bir kaç yüz kişilik, deplasmana gitmeyen, soğukta evinde oturan, çekirdekçi insanlar grubu. Sokakta boyun eğen, tribünde de sesini çıkarmayan takımları, grupları istiyorlar. Taraftar değil seyirci istiyorlar. "Şehrin asi çocukları"nı şehrin sessiz çocuklarına çevirmek istiyorlar. Onlardan her kentte olduğu gibi Adana'da da var zaten. Ama biz onlardan değiliz; olmayacağız. Şimşekler Grubu'nun yarattığı yaşam tarzı, bakış açısı ve kulübünü sahiplenme hissi liderlerine verilecek cezayla son bulmaz. Yine klasik tabirle, düşüncelere mermi işlemez!


Büyüdü Pabuçlar, Evler Büyüdü...

Biz küçücüktük, koca Demirspor da öyle. Güneşte kalmış bir sünger gibi çekmiş büzülmüştü. Kısa pantolonlarımızla, asardık küçük mavi-lacivert kumaşlarımızı balkonlarımıza ve Demirsporla birlikte büyümeyi beklerdik. Biz büyüyelim, Demirspor daha hızlı büyüsün isterdik. Demirspor daha hızlı büyüsün ki; biz mutlu büyüyelim.

Ama biz Demirspor'dan hızlı büyüdük. 

Naklen yayınlarla büyümedik biz.
Köşe yazılarıyla büyümedik.
Hatta radyo anlatılarıyla büyümedik.
Ne bizden menfaat uman siyasilerle büyüdük, ne anında tükenen kombinelerle.
Biz icra konulan otobüslerle büyüdük.
Aylarca parasını alamayan futbolcularla büyüdük.
Üç kuruşa sezon ortasında bizi satan teknik ekiplerle büyüdük.
Hayatımızın en önemli anlarının küçük hesaplara değişildiği dönemlerde büyüyorduk biz.
Travmalarla büyüdük ulan travmalarla.
Açlık grevleri ile büyüdük. 
Mobellaspor'a deplasman yaptık biz.
1 TL'lik eşya piyangoları ile bir hafta sonrasını kurtarmaya uğraşırken hızla büyüdük biz.
Futbolcularımızın ikinci takım formasının olmadığı dönemleri oldu.
Stadımızdan kovulduk.
Tüm bu süreçte inatla büyüdük.

Biz büyürken savaştık.
Savaşırken büyüdük.

Ciğerimizin içine defalarca biber gazı sıktılar da bir sonraki hafta polisten özel gaz isteğinde bulunduk.
Yılmadık biz.
Kolumuza, bacağımıza, kafamıza, neremize denk gelirse jop darbeleri ile büyüdük.
Takımımızı kullanmaya çalışan siyasilere isyan ederek büyüdük.

Bu yazıyı okuyanların hepsi bu sürecin bir parçasını yaşadı. Peki ya Şimşekler Grubu? 
Şimşekler Grubu, sapına kadar, sonuna kadar, en derinden canı yanana kadar bu süreçlerin tamamını yaşadı. Hiçbir acıdan geri durmadı. Onlar geri durmadıkça biz Demirspor'u sevdik.

Bugün Demirspor'a "Asi ve Mavi" diyoruz. Neresi asi Demirspor'un? Dürüst olalım. Asi olan Şimşekler Grubu'dur. Biz Demirspor'u tribünden sevdik. O nedenle isyanı Demirspor'a yüklüyoruz. Şimşekler Grubu'na yüklememiz gereken her şeyi Demirspor'a yüklüyoruz.

İşte bu nedenle bizler birey olarak çok az şeyiz. Ama mesele Demirspor ise Şimşekler Grubu her şeydir. Acı Şimşekler Grubu'dur. İnat Şimşekler Grubu'dur. Mutluluk Şimşekler Grubu'dur. Göz yaşı Şimşekler Grubu'dur. Başarı da hüsran da Şimşekler Grubu'dur.

Bugün Adem TEL mi hedefiniz, Ramazan ÖLÇER mi, Göksel TEL mi? 
Çok eksik kalırsınız. Bizi de alacaksınız. Bugün Ankara Tayfası Şimşekler Grubu'dur. 

Siz camdan köşklerinizden ibaret sanmayın dünyayı. Biz en elitinden en taşralısına sevdamızı tribünde, sokakta büyüttük. Kaybedeceğiniz savaşa girmeyin.

Bugün Şimşekler Grubu tükenmez.

Bir kez daha yüksek sesle haykırıyoruz.

ŞİMŞEKLER GRUBU'NU YOK EDEMEZSİNİZ. 

25 Ekim 2015

Gurbette, Mavi-Lacivert Sevdanın Peşinde (1)

Güzellikler bizim hakkımız. Mutluluk hakkımız. Onu hep arayacağız ve bulduğumuzda da sonuna kadar yaşayacağız. Başlıyoruz galibiyet serisi paylaşımlarına. Açılışı Nuh TAŞ kardeşim yapıyor. Açılış için yaptığı giriş ile sıradakini de işaret ediyor.

----------------------------------------------------------------------

Geçen sezon Mavi-Lacivert anılarımızı birbirimizle paslaşarak burada paylaşmıştık. Bu sezon da benzer bir şey yapmanın tam vakti. Adana masmavi bir güne uyanmışken bugün, bir daha Adana Demirspor'ludur diye ezberletmişken cümle tuhaf renklilere, gurbette derbinin heyecanı yaşayanlar olarak mavi-lacivert heyecanımızı paylaşabiliriz. Başlama vuruşunu yapıp pası Oğuzhan kardeşime atıyorum.

---------------------------------------------------------------------

Mavi-Lacivert mutluluk yaşadık yine. Kocaman bir ailenin koca yürekli küçük bir parçası olarak, gurbette kalabalık bir mutluluk. Ankara sonbaharında, sessizce atıştıran yağmurun altında çığlık çığlığa bir sevinç.

İnsanların bir araya gelmemek için bahane bulmaya çalıştığı bu yalnız yüzyılda, biz gurbette demir gibi bir avuç insan, mavi-lacivert bir inancın peşinde toplandık memleketten uzakta, Demirspor'umuzun peşinde. Hayatın en basit anında bizim için yaşanılacak en güzel “an”ı yakalamak için; omuz omuza, yan yana, aynı marşları yükselten seslerde. Hayatımıza güzel bir an daha kattığın için yaşa var ol Adana Demir.

Son İstasyon Zafer Olacak!

"https://www.youtube.com/watch?v=zCu-Z-ccd18"

24 Ekim 2015

Adana Demirspor:2-Adanaspor A.Ş.:0

Halkın takımı kazandı, tribün kazandı, haksızlığa boyun eğmeyenler kazandı. Şirketler, tek adamlar, formasını atkısını poşete sıkıştıranlar kaybetti.
Kadroda önemli değişikliklerle başladık, çift forvetle Özgürcan ilk 11'deydi. Uğur'un yerine Zafer, Mojsov'un yerine Aykut oynadı. Oyunu kontrol ettik, rakibe oynama fırsatı vermedik. Kilidi, Attamah'ın pasıyla Burak açtı. Astafei muhteşem füzesiyle tabelyaı yazdı. Fazla söze gerek yok,; Adana, Demirsporludur, yeniden başlıyoruz.

Derbi Değil...

Bu günkü maç bir derbi değil. Geçmişleriyle, tarihleriyle, rekabetleriyle bu iki hemşehri ekibin oynadığı maç elbette bir derbi addedilebilir ama bu şekilde mi? Bu tribün yasaklarıyla mı?

Bu hafta Adana'da onlarca maç oynanıyor. Mesela Muharrem Gülergin stadında Adana Gençlerbirliği ile Kuzey Adanaspor karşı karşıya gelecek. İkisi de otuzaltı yıllık kulüpler, dünkü çocuk değiller. Ama bu ikisinin karşılaşması bir derbi anlamı kazanmıyor. İsterse yüz yıllık kulüpler olsunlar, başka bir şeyler gerekiyor derbi olması için.

Derbi demek önce halk desteği demek, sonra tribünde güçlü olmak demek çünkü. Görsellik demek, iştirak demek, gösteri demek. Evet, davul demek, pankart demek, beste demek. Futbolun bu demek olduğunu kravatlı abilere anlatamadık, anlamayacaklar. Hayatımızda her yere sirayet eden kravatı biz de mecbur olduğumuzda takıyoruz, ama bu alan, yani futbol, yani Adana Demirspor kravata teslim edilmeyecek kadar gönlümüzden, bizden, mevcudiyetimizden...

Bu yüzden, derbi değil bugünkü maç. Grup yok, bayrak yok, pankart eh, şov yok, yok oğlu yok... Böyle derbi olmaz. Stadyum dolacaktır, kalabalık olacaktır, gidenlerin hepsi ile gönül bağım vardır, hepsi canımdır ciğerimdir. Ama, organize olmuş taraftar grubunun cezalı olduğu bir maçta, tribünlerin tek yürek olabilmesi için tüm stadın o davulu dinlemesinin gerekli olduğu bir maçta, futbolcunun belki de o davula en çok ihtiyacı olduğu bu maçta bizi cezalandırmak maçı derbilikten çıkardı benim için.

Üç, belki de altı puanlık bir maçtır.

Tek edebildiğim cümle, "bizi küçümseyenlere kesin cezayı" olur. Bizi küçümseyenlere, durdurmak isteyenlere...

23 Ekim 2015

Adana Derbisi Öncesi

Adana Derbileri, geri kalan 32 maçtan daha farklı değil ama tabii ki özgül ağırlığı farklı. Tribünüyle ayakta kalmış, en kötü maçlarında bile 5 Ocak'ta hatrı sayılır kalabalığı toplamış, azıcık iddialı olduğunda ise stadı iğne atsan yere düşmez noktasına getiren bir camia olarak Demirspor'un bu derbilerde sahadaki başarısı aynı oranda değil. Tribünde bizsek, sahada sensin şiarı pek tutmadı ne yazık ki. Ama bu durum bir maçla unutulabilir, değişebilir. İlk yarıda 4 gol bulduğumuz, 1. lig'teki ilk derbi bunun güzel bir örneği.

Geçmiş yıllarda rakibi de potaya girsin diye kent yönetiminin isteğiyle çeşitli güzellikleri yapıldığı, hep hatırımızda, acı hatıra olarak öfkemizi besliyor. O 4 gol belki o öfkenin açığa çıktığı anlar oldu. Son 3 sezonda da iki kez play-off oynayarak Süper Lig'in kapısına biz daha yakın olduk. Şimdi yeniden sezon başındaki azime, umuda ve inada dönmek, yeniden yola çıkmak, memleketteki karanlığı maviye çevirmek için, tribünde bu kez eksik olsak da, Adana Derbisi güzel bir başlangıç olsun.

Halkın iradesine karşı 1 gücün iradesi, kamusalın karşısında özeller Adana'nın yaşadığı zorlukları, iç çatışmayı, eski güzel günlerden uzaklaşmayı da anımsatıyor. Adana'nın başarı hikayeleri, hep Demirspor ve Demirsporlularla birlikte anılır çünkü. Demirspor'un yeniden yükselişi, Adana'nın yeniden hatırlanması ve ayağa kalkması için de fırsat olacak eminim.


Altyapı'da Geçen Hafta

Altyapı'da Elazığspor zaferleriyle geçirdik geçen haftayı. U21 (Gol: Cemre Özcan), U19 Elit (Gol: Mert Can Topal) ve U17'ler (Gol: Erkam Develi) 1-0; U14'lerde de 2-0 (Goller: Emrecan Uzun, Abdulmecit Kumuk) kazandık.

U16'larda 3'er kırmızı kartın çıktığı maçta 1-1 (Gol: Yusuf Emre Alyaprak) berabere kaldık. U15'lerde ise öne geçtiğimiz maçta 1-2 (Gol: Süleyman Akca) yenildik.

U14 ve U15'ler ikinci haftalarını geride bırakırken (ilk hafta Kayseri galibiyetleri), U17 ve U16'lar ilk maçlarını oynadılar bu hafta. U19 Elitler 4G, 4M ile 8. sırada ve U21'ler de 4G, 4B, 2M ile 5. sıradalar.

22 Ekim 2015

Grubun Açıklaması

Şimşekler Grubu son iki haftadır gündemde olan ceza ve maça girmeme konularına açıklık getiren bir basın açıklaması yaptı. 
http://www.mavisimsekler.com/adana-demirspor/simsekler-grubu-basin-aciklamasi.html

Açıklamanın detayları tabii ki önemli ama bu açıklamayı yaptıran genel çerçeveyi kaçırmamak lazım. Ona dair bir iki söz etmek gerekirse: Öncelikle memleket futbolunda tribünü olan kulüpler açıkça baskı altında. Şimşekler Grubu muhalif kimliği nedeniyle bu baskıyı daha çok hissediyor. İçeride-dışarıda, yakın uzak fark etmeden tribünlerdeki yerini hınca hınç dolduruyorlar. Bu da pek çok kesimin gözünü korkutuyor. Baskının ilk nedeni bu.

Grup her zaman takımın başarısı için pek çok şeyi göz ardı etmeye de hazır. Söylenecek çoğu söz, camianın başarı özlemine zarar vermemek için söylenmiyor. Başkan ve yönetimlerden tek beklenti,  başarı. Ama daha yukarıdan gelen baskılara karşı da tribünü sahiplenmek lazım. Bu takımı Şimşekler Grubu olmadan düşünemeyiz. Tribünün sabrını, iyi niyetini  kötüye yormaya ya da kendine yontmaya çalışanlara karşı dikkatli olmalıyız. Tribünün ses çıkarmayan iyi çocuk olmasını istiyorlar. İyi olmakla iyi çocuk olmak arasındaki farkı kaçırmayalım.

Grupta jenerasyon değişirken, yeni nesil kendini gösterirken sıkıntıların yaşanması doğal. Ama grubu kimliğinden uzaklaştırmalarına, Demirspor tribününü başkalarına benzetmelerine izin vermeyelim.

20 Ekim 2015

Burs Bilgilendirmesi

Sevgili arkadaşlar, bu donemde havuzumuzu yaklaşık %35 büyüttük ve aylık olarak 820 TL toplamayı başardık. Bu da toplamda 8 kardeşimize ayda 100 TL burs verilmesi anlamına geliyor. Her ay bir arkadaşımıza 20 TL daha fazla burs vererek aradaki farkı adil dağıtma yolunu seçtik. Başvuruda bulunan herkese olumlu geri dönüş yapmak isterdik ama gücümüz buna yetti.

Geçtiğimiz dönem sürekli burs alanlara dahil edemediğimiz bazı kardeşlerimize tek seferlik burs ödemeleri yapabilmiştik. Bunun nedeni ben aylık ödeme yapamam ama gücüm tek seferlik katkı yapmaya yetiyor diyen Demirsporlu dostlarımız idi. Bu dönem havuzun da genişlemesi ile belki de tek seferlik katkı koyan biri çıkmadı. Geri dönüş yapacağını söyleyen bir arkadaşımız var. Onun dönüş yapması halinde katkı vereceğimiz arkadaş sayısını artırabiliriz.

Burs Verdiğimiz arkadaşlarla özelden iletişime geçtik. Alamayan arkadaşlar üzülmesinler. İhtiyaçlarını karşılamaya gücümüz yetmedi. Kusurumuzu hoş görsünler. Ama başka herhangi bir ihtiyaçları olursa bizimle iletişim kurmaktan çekinmesinler. Gönlümüz imkanlarımızdan geniş ama elimizden geleni yaparız.

Havuza katkı sunmak isteyenlere kapımız her daim acık. Burs havuzuna katkı koymakta olanlar benimle iletişime geçip dekont dahil her türlü bilgiyi alabilirler.

Yeni burs dönemimiz hepimize hayırlı uğurlu olsun.

19 Ekim 2015

Sorunlar Var, Büyüyor

Dün Elazığspor'a 1-0 yenilerek zirveden iyice uzaklaştık. Geçen 8 haftada oynadığımız takımların 6'sı şu anda üzerimizde yer alıyor. Yani dengimiz takımlara diş geçiremedik. Zor fikstürde, en ağır hasarı aldık.  4 haftada sadece 1 puan...

Elazığ maçı, beklediğimiz orta saha değişikliklerine sahne oldu ama bunlar çözüm olmadı. Gol atamadığımız ilk maçtı. Aslında ortada ve beraberlik kokan maçtı. Timur'un süper volesi direkte patlamasa bir puan iyi sonuçtu.

Kırılma anlarında bir veya bir kaç oyuncumuzun basit hataları sonucu belirliyor ve bu hataları telafi edemiyoruz. Bazen kaleci, çoğunlukla savunma oyuncularının bir anlık dikkatsizliği skoru aleyhimize çevirince, takımda bu durumu toparlayıcı bir güç ortaya çıkmıyor. Saha içinde ateşleyici ya da lider olacak isim eksikliği çekiyoruz. Kritik anlarda bir anda skoru değiştiren ya da olumlu bir hareketle takımı rahatlatan toparlayıcı bir isim gerekli. Anıl, bu işi yapması gereken ilk isim olarak akla geliyor ama 8 haftada hiçbir numarasını göremedik.

Geçen yıl Tayfun'un, Artun'un, daha önceki yıllarda Juninho'nun, Erçağ'ın gösterdiği dirence ve parlamaya yakın bir iki isim yaratmalıyız. Örneğin Özgürcan da zaman bulduğu kısa anlarda bu direnci gösterebilirdi.

Geçen haftalar gösterdi ki yabancı tercihlerimiz pek de yerinde değil. Sezon başında bu oyuncuların kısa geçmişlerini tanıtmıştım. Geldikleri takımların çok önemli isimleri değillerdi. Ama burada Türkiye 1.liginde iş yapabileceklerini düşünmüştük. Savunmada Mojsov ve Ferreira, maç kurtarabilen isimler değil. İyi-kötü yanları tartışılabilir ama yabancı statüsünü işgal edecek kalitede değiller. Dün ilk kez 11'de başlayan Astafei de çabukluğuna ve pas trafiğini rahatlatmasına rağmen teknik anlamda oldukça yetersiz ve skoru değiştirme gücünden uzak görünüyor. Tabii özellikle onun düzenli oynayarak takıma biraz daha alışması gerekirdi ama kaybettiğimiz ekstra puanlar bu rahatlığı bize vermiyor. Bu ligte yabancıların kalitesi çok şey fark ettiriyor. Dün Clayton, yaptığı bir driplingle, fark yarattı ve maçı çevirdi.

İlk 4-5 haftada Burak Çalık'ın Pote'ye taşıdığı toplar, asıl enerji kaynağımızdı. Burak'a bir iki isim daha eklemeliydik; bu bazı maçlarda Hüseyin Kala oldu ama maç içinde o kadar değişken performans gösteriyor ki uzun vadede umut vermiyor.

Takımda sorunlar belirince, akla gelen ilk durum para akışındaki sıkıntıdır. Bu durumun da netleşmesi lazım.

Öte yandan bütün bir hafta bu maç ve takım içi sıkıntılar yerine Adanaspor maçındaki tribün cezasının tartışılması iyi olmadı. Başkan Sözlü'nün, kendi siyasi çizgisini kulüp yöneticiliğine çok fazla bulaştırması, saha içi sıkıntıların üstüne, saha dışında da sorun çıkarıyor. Sözlü'nün seçim zamanı partici çizgisini geri plana çekmesi zor tabii ama tribünleri birleştirici, memleketin bu karanlık dönemlerinde daha sakin bir figür olarak ortaya çıkması lazım. Tribünün duygusallığı, yönetime yansımamalı. Takımdaki ve tribündeki sorunların büyümemesi, yönetimin atacağı adımlara bağlı. Bu haftaki Adana Derbisi öncesi, yönetimden sakinleştirici, birleştirici ve sorunlara çözüm üretileceğine dair açıklamalar duymamız gerekiyor.

17 Ekim 2015

Hoşgeldin Demir!

Adamın yüreği büyük, gülümsemesi de. Gülünce yanlara tiyatro perdesi gibi açılan yanakları da kocaman. Işıklarınızı söndürür ve sizi kendi samimi ve zeka dolu dünyasına davet eder. Bu adamı, yani Onur'ların Emer olanını, nam-ı diğer Vertumnus'u ya çok seversiniz, ya da çok seversiniz. Ben çok sevdim.

Adam, "ben Demirsporlu oldum, olucam, bir yol yordam gösterin hele" diye sizi bulmuşsa, siz çok ama çok şanslısınız. Hiçbir hazine, insanın ayağına gelmez çünkü. Ben çok şanslıyım.

Yıllar geçer, büyürsünüz, adam da büyür. Aileler kurarsınız, adam da kurar. Hayaller kurarsınız, ufak tefek, insan/melek karışımlarına dair, etrafınızda cıvıldaşan...

Benim kendi hayallerim doğdular. Kaptan'ın ve Biçer'in hayalleri nefese kavuştular, büyüdüler. Bir tek o adam kalmıştı hayallerini harlayan, bir yandan da yüreğini serinleten Meltem'iyle düşler kuran.

Sonra haber geldi. Meltem fırtınaya dönüştü, koca denize bir fındık kabuğu düştü, tutunmaya batmamaya çalıştı, başardı...

Önce hayatlarındaki pembe rengin ne kadar artacağını düşündüler, sonra "bi dakka, bi dakka, burada gördüğümüz göbek kordonu değilmiş aslında" dediler.

Bir sabah, Ankara son baharını yine ciddiyetle yaşarken gülümsedi adam. Yanakları büyüdü, fırtına hafif bir yağmur ardından tekrar melteme döndü.

Demir geldi... Ankara Tayfasının en yeni üyesi, gönlümüzün Demir Prens'i, hoşgeldin! Babanı ve anneni çok sevdik, seni de çok seviyoruz. Uzun ve sağlıklı bir ömrün olsun oğlum, annenle babanla mutlu büyü inşallah...

Hoşgeldin...



10 Ekim 2015

Katliam

İnsan olmak ne zor bu ülkede,  insan kalmak ne zor. Ölümün karanlık kolları, devlet olup sarıp sarmalamış her yanı. Ne yana kaçsak kan, ne yana koşsak acı. Cumhuriyet tarihinin en karanlık katliamı... Bir daha olmasın diyebilmek ne zor.

9 Ekim 2015

Passoligin Amacı Görünenden Farklı Mı?

Pass, yani geçiş. Liglere geçiş kartı passolig. Bir taraftarı sevdası ile buluşturmak için peyda olmuş bir aracı. Uygulamaya konulması sürecinde yoğun tartışmalara konu olan, ülkemizde zaten yeterince oturmamış taraftarlık kavramına ciddi darbe vurduğu ise kesin olan bir uygulama.

Fayda maliyet analizini daha önce yapmıştık. O nedenle bunun tartışmasına tekrar girmeyeceğiz. Bugün söyleyeceğimiz şey, uygulamanın uygulanmamasına dair.

Bu uygulama tribündeki bir yanlışı düzeltme taahhüdü ile getirildi. Neydi o taahhüt? Artık tribünde aşırılık yapan kendi aşırılığından sorumlu olacak.

Önceden nasıldı, tribünde olaylar çıkardı, edebi ile maç izleyen insanlar da sahanın kapatılması nedeni ile cezalandırılırdı. Devlet bunu gördü ve dedi ki;

-Ver bakalım bana TCKN'ni.
-Ver bakalım fotoğrafını.

Artık ben maça kim gelmiş bileceğim. Koydu önümüze emniyet görevlilerini. Ellerinde video kaydedici bizi kayıt altına aldılar. Yetmedi tribünlerin muhtelif yerlerine kamera yerleştirdiler.

Bu uygulamalara fişleme diye karşı çıkanlar oldu. Bu konuları da tartıştık. Detayına girmeyeceğim. Ama devletin kayıtlarına resmi kanallardan girdiğimiz kesin artık. 

Devlet, bu uygulamasını devrettiği kuruluş eliyle bizden para da aldı. Maç bileti dışında deli dumrul parası diyorum ben buna. Passolig aktifleştirme bedeli adı altında 450.000 TL ödedi Demirspor taraftarı. (yaklaşık 30.000 kart sahibiyiz kişi başı 15 TL) Bunun yaklaşık 150.000 TL'si Demirspor'a aktarıldı. Ama 300.000 TL'yi sevdasına ödemedi Demirspor taraftarı. Hizmet bedeli olarak başkalarının cebine verdi.

Şimdi bir taraftar olarak ne beklemeliyiz. Adı üzerinde HİZMET bedeli. Madem ben bu bedeli ödüyorum, devlet olarak sen de bu hizmeti karşılayacaksın.

Nedir hizmet olarak istediğimiz peki? Devletin asli görevini yerine getirmesidir. Ben para ödemesem dahi yapmak zorunda olduğu şeydir. HUKUKU UYGULAMAK.

Bugün hukukun kıyısından köşesinden geçmiş en okumamış insan dahi bilir. Suç ve ceza bireyseldir. Bu evrensel bir ilkedir. Kimseye işlemediği suçtan dolayı bir ceza verilemez. 

Peki devlet ne yapıyor? Elinde benim resmim var, benim TCKN'm var. Benim kamera kaydım var. Kasanda da benim param var. O halde çıkıp tespit edeceksin, tribünde aşırılık yapan ile yapmayanı ayıracaksın. Ne demek tribün kapatmak. Devletin suç işlemeyen adamı cezalandırma yetkisi ne zamandan beri var?

Peki devlet bunu yapmazsa ne olur? Devlet bunu yapmamakla insanları açık söylüyorum anarşiye sevk etmektedir. Ben yanımdaki küfür eden, koltuk kıran adamla kavga etmezsem, onu dövmezsem (gücüm yeterse) haftaya onun yüzünden maçı izleyemeyeceğim. O halde ben o adamı döveyim. Devlet taraftardan bunu mu istiyor. E adam koltuk kırdığına göre zaten beni döver. Ben efendi adamım. O zaman devlet kurallarına uyan taraftarın dayak yemesini istiyor.

Böyle düzen olabilir mi? Böyle saçmalık olabilir mi?

Bir uygulama geliştiriyorsanız takipçisi olacaksınız. Takip etmiyorsanız, amacınız Demirspor'un taraftarının vermek zorunda kaldığı paraya göz dikmekmiş diye itham edilirsiniz. Vatandaşı devletle karşı karşıya devlet getirmemeli. Bu kadar net. 

Şimdi Şimşekler Grubu isyan ediyor. Şimdi Şimşekler Grubu diyor ki olacaklardan bundan sonra biz sorumluyuz. 

Acaba devlet gerçekten bunu istemiş olabilir mi? Bundan şüphe duymaya başlıyorum artık. Muhaliftir, değildir tartışılır ama muhalif olarak bilinen tribünler ile muhalif olarak bilinmeyen tribünler için zaten her yanı dökülen hukuk kuralları farklı mı uygulanıyor bu ülkede? Muhalif olarak bilinen tribünlerin önüne hep yanlı kararlar verdiği iddia edilen hakemler mi çıkarılacak bu ülkede? Aslında amaç futbolu sahada değil, sokakta kendi kurallarınızla oynayın demek mi? Taraftarı tribünden anarşiye mi çekmek istiyorsunuz? Bu yolla da belli tribünleri ve dolayısı ile tribün kültürünü bitirmek mi asıl amacınız? Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır? Bu nasıl bir ayıptır?

Uygulamasını takip etmeyenlerin, umursamayanların ayıbıdır bu. 

5 Ekim 2015

Geçen Seneyle Garip Benzerlik

Geçen sezon ile benzer bir performans gösteriyoruz. Geçen sezon da ilk 4 hafta mağlubiyet almadıktan sonra, ligin 7. haftasında 3 galibiyet 2 mağlubiyet ve 2 beraberlikle +4 averajla 6 sıradaydık. Bu yıl +3 averajla aynı sayıda galibiyet mağlubiyet ve beraberlik aldık. Hatta geçen sezonunun 5-6-7. haftalarını da 1 puanla kapatmıştık (Kayseri-Adanaspor mağlubiyet, Antalya beraberlik). Daha da garibi, 7. haftada kaleci Serdar kart cezası yüzünden forma giyememiş ve Tolga ilk kez kaleyi korumuştu.

Sorunumuz aynı, çok gol yemek, geçen sezon da 7 golle ilk 6 takım arasında en çok yiyenlerdendik, bu sene biraz daha artırdık bu sayıyı, 11 oldu, bu kez açık ara öndeyiz. Gol yemenin birinci nedeni orta saha savunmasındaki eksiklik bana göre. İki sezondur sadece Attamah'a kalıyor bu iş. Geçen sezon Ferhat, Cumali, Şaban gibi isimlerden alamadığımız verimi bu sezon da Umut Sözen ve Aykut'tan alamıyoruz. Pas trafiğini yönetme konusunda geçen sezon ilk yarıda Alaattin, ikinci yarı Umut Gündoğan'ın hayalkırıklığı bu sezon da Anıl'da toplanmış durumda.  İkincisi duran/yan toplar veya sonrasındaki karamboller. Bu sezon gol yediğimiz hemen her maçta Karabük, Alanya, Samsun maçlarında doğrudan ve dolaylı olarak duran top organizasyonlarındaki dağınıklığımız yüzünden gol yedik. Geçen sezon Serdar, bu sezon Oğuz yan toplarda güven vermedi.

Takımın ortasaha tertibi acilen yenilenmeli; topu Pote'ye taşıyabilen tek elemanımız Burak; onun enerjisiyle ayakta kalıyoruz, o yorulunca oyundan düşüyoruz. Forvete alternatif denemeler yapmak zorundayız; bu konuda Timur denebilir. Geçen yıl golleriyle bizi ayakta tutan Özgürcan, bu kadar az şans almayı hak etmiyor.Keza oynadığı maçlarda göz dolduran Emin'le birlikte çok az şans bulan Zafer de yeni varyasyonlar içinde düşünülmeli.

Ligte kötü fikstürle birlikte hep zirveye oynayan takımlarla karşılaştık ve zorlandık. Şampiyonluktaki rakiplerimize puan kaptırdık. Kayıplar, oynadığımız takımların durumu göz önüne alınınca sürpriz sayılmayabilir. Ama bundan sonra bunları telafi etmek için sürpriz puan kayıpları yaşamamak gerekiyor.

Altyapı'da 1 Galibiyet 1 Mağlubiyet

Altyapı gruplarında U21 ve U19 Elit liglerde de Karabükspor'la mücadele etti takımlarımız. Deplasmanda U21'lerimz volkan Kurul'un kafa glüyel 1-0 kazandık. Volkan'ın bu sezon ikinci golü. U19 Elit'lerde ise yine deplasmanda 2-1 mağlup olduk, 85. dakikada kendi kalemize attığımız golle. Golümüzü atan Arda Öztep ismi, U14'lerden beri sıkça rastladığımız bir isim. Onu da takip etmek gerekiyor. Geçen sezonu U17 takımında 9 golle kapatan Arda, bu sezon da 7. maçta 3. golünü kaydetti.

4 Ekim 2015

Adana Demirspor:1 - Karabükspor:3

Hakem Hakan Ceylan'ın Adana'da yönettiği maçları kazanamamıştık, biri 1.ligteki ilk sezonumuzda Bolu maçı, diğeri önceki sene 2-0'dan 3-2 olan Ankaraspor maçı. Bu kez de öyle oldu. Alakasiz penaltı,  hatalı faul kararlarıyla takımın ipini çekti. Ama tek hatalı o değil. Geçen haftaki gibi hatalı oyuncu değişiklikleriyle Osman Hoca da sorumlu. Ortasaha savunması yapamayan Aykut, Umut Sözen de aynı derecede... Orta sahamızı derleyip toparlayan tek isim Attamah. Bizi hücuma taşıyan da Burak Çalık. Ama Pote'yi iyi marke ettiklerinde topu atacak da kimse kalmıyor. Takımda Hüseyin, Umut, Aykut gibi isimlerin yeri acilen sorgulanmalı. Fikstürümüz kötü, arka arkaya dişli rakiplerle oynuyoruz. Bu süreçte, ikisi iceride olmak üzere 3 haftada 1 puan çok kötu bir performans oldu.

3 Ekim 2015

Rakip Karabükspor...

Karabükspor ile oynadığımız son iki maçı da canlı izleyen şanssız nesildenim. Kötü hatıralar, kötü zamanlar...

1. lige çıktığımızdan beri eski hesapları kapatmaya dair bir motivasyonum vardı, kendi adıma. Zamanla bu azaldı. Şimdi pek de umursamıyorum. Karabük'ün şampiyon olduğu, bizim de acıları oynadığımız yılların hatırası elbette sıcak ama kapatılacak hesapların sonu gelmiyor. Şu Gaziantep BŞB hikayesi de böyle değil mi? Hakan Kutlu'ya bilenmenin bir faydasını görmeyeceğiz. Hatta deplasmanda mağlup olursak daha da harap edeceğiz kendimizi. Gereksiz...

Karabük maçlarının deplasmanda olanına Ankara'dan büyük otobüs kaldırarak belki de bu alanda hoş bir ilk yaşatmış olabiliriz Demirspor tribününe. Maç boyu maruz kaldığımız aşırı kötü tezahürata karşın umursamazlığımızın bizi büyüttüğünü hissettiğimiz anlar... "İşte siz kesif küfrün çamurundan ağzı yüzü görünmeyen yaratıklar, karşımızdasınız ve sadece acıyoruz size."

Sahadaki sonuç değildi ki bizim sınavımız. Bizim alanımız tribünde, yanında, orada olmak. Sıratımız tribün bizim. Ya geçeriz, ya düşeriz. Düşeceksek de, en yakışıklısından ama. Sessiz sedasız, kibritin tükenişi gibi değil. Patlayan benzinlik gibi düşeriz.

Yarın düşmenin değil, havai fişekler gibi patlamanın günü ama. Tribünde bizi oyalayacak her tür düşüncenin, içimizi kemirecek parazitleri bağırarak dışarı atmanın günü. Demirspor da kazanırsa siyah beyaz resimlerdeki hatıralar renklenir, diğer türlü biz görevimizi yaparız ve "Yaşa, Var Ol Demirspor" der, önümüzdeki maçlara bakarız...

Karabükspor şampiyonluk hedefindeki ağır rakiplerden. Alanya gibi, bu hafta hocası istifa etti, değişik bir motivasyondalardır. Kötüyü iyiyle kapatıp kazanalım şu maçı. Sonra da geniş nefesler alıp haftamızı bayram gibi yaşayalım. Hadi bakalım...

1 Ekim 2015

Burs Dönemi Duyurusu

Burs dönemimiz başlıyor...

Sevgili arkadaslar, 

Her eğitim ögretim döneminde istikrarla uygulamaya özen gösterdiğimiz burs katkısını bu sene de devam ettireceğiz. Geçtiğimiz sene 6 arkadaşımıza ayda 100'er TL burs verdik. Havuzumuz genişlediği ölçüde daha fazla Öğrenciye burs vermek ve/veya aylık kişi bası burs tutarımızı artırmayı istiyoruz. 

Burs almak isteyen arkadaşlarımız icin kıstaslarımız Ankara'da olması, Demirsporlu olması ve bizim bu arkadaşları tanıyor olmamızdır. Bu arkadaslar içinden en fazla ihtiyacı olduğunu düşündüğümüz kardeşlerimize burs vereceğiz. Burs başvuruları icin ihtiyac sahibi arkadaşımızın ögrenci olması sart değildir. Mezun olmakla birlikte henüz ise girememiş arkadaslar da başvurabilirler. O zor dönemden geçtiğimiz icin onları da anlıyoruz. 

Ankara dışındaki Demirsporlu kardeşlerimizi gecen sene Üzülerek geri çevirdik. Belki daha cok ihtiyacları vardı. Ancak haliyle bir burs havuzunu yönetiyoruz ve kimlere destek olduğumuzu görmek, bilmek istiyoruz. Burs havuzuna katkı koyan kişilere karşı sorumluluğumuz var. Bu nedenle bu sene de Önceliğimiz Ankara'da yasayan Demirsporlu kardeşlerimiz olacak. 

Başvurularınızı demirgibiyiz@gmail.com adresine yapabilirsiniz. Bana, Yavuz Yıldırım'a veya Mustafa Uçar'a dogrudan ve ozelden ulaşmanız da  mümkün.

Burs vermek isteyenler icin de sevinerek kapılarımız acık. Onlarla da aynı yollardan iletişime geçebiliriz. Burs vermek isteyenlere verdikleri bursun nereye gittiğini gösterecek sekilde dilerlerse her ay dekontlarini verebiliriz. 

Prensip olarak burs verenleri ve Alanları duyurmuyoruz. O kişiler ile ozelden iletişim kuruyoruz. Demirsporlulara katkı vermek bizim icin hep gurur kaynağı olmuştur. Bizimle birlikte bu gururun parçası olacaklara şimdiden tesekkur ederiz.