31 Mayıs 2009

1 yıl

Geçen yıl bugün, yeni bir acıyı göğsümüze gömmüştük. Onca yılın yorgunluğuyla çırpınan kalplerimiz, yeni bir yük daha edinmişti kendine.

Bu yıl, ekstra playoff'ların finalinde Çanakkale Dardanel, Tarsus İdman Yurdu'nu 5-0 yenerek bir üst lige çıktı. Güzelim Cebeci Stadı'nda taş çatlasa 2bin kişi vardı. Şampiyon olan takımlarını, 250-300 kadar Çanakkaleli destekledi. 1bin küsür Tarsuslu da memleketine üzgün döndü.

Geçen yıl ise 15 bin Demirsporlu, biber gazının vücut üzerindeki etkisini test ederek dönmüştü Torosların gerisine...

Çanakkale, geçen yıl gittiğimiz en uzak deplasmandı. Rakibin play-off'ta iddiası yoktu; biz ise şampiyonluk yolundaydık. Orada da Çanakkalelilerden çok çıktı sesimiz.

1 yılda, geçen yıl bizi zorlayamayan bir ekip daha üst ligimize çıktı. Biri daha bunu başardı. Sadece 1 yılda, derli toplu bir takım kurup, parasını düzgün harcayıp, sağa sola bulaşmayıp, işini yapıp amaçlarına ulaştılar. Biz yine, başkalarının sevincini izlemek zorunda kaldık.

Sadece 1 yılda çok şey değişebilir. Bugün seçilen yeni Demirspor yönetimi, Bekir Çınar başkanlığında bunu yapabilir mi? Geçen yıl bugünün hüznü, bu yıl yeni bir yönetimin umudu... Gelecek yıl, bizim yılımız olsun!

New York, Demirsporludur !

Görüntüler, A.B.D. New York'ta 24 Mayıs tarihinde düzenlenen "28.Geleneksel Türk Yürüyüşü"nden..."Her Yerdeyiz!" diyorsak, bir bildiğimiz var...

Yürüyüşten videolar da mevcut, şu linkten izlenebilir:
http://www.youtube.com/user/SimseklerUSA

Yürüyüşe katılan tüm Adana Demirsporluların ayaklarına sağlık...

New York, Demirsporludur!

29 Mayıs 2009

Cumartesi, TRT Ankara Radyosu'ndayız

30 Mayıs Cumartesi günü, TRT Ankara Radyosu'nda, Barış Karacasu'nun hazırlayıp sunduğu spor programına davet edildik. Konu, İtalya maceramız ve tabii ki Demirspor.

Radyo Ankara içi yayın yapıyor, frekansı FM 105.6; ama internet üzerinden tüm Türkiye'den dinlemek mümkün, şu adrese tıklayın:

http://www.trt.net.tr/Canli/AnaSayfa.aspx?Kanal=KENT&slv=0

Yayın saati, 12.00.

Bir Tuhaf Memleket...

Yardım gecesi... İçten içe biliyordum, hissediyordum Adana'nın gidişatını ve bu gecenin bizi üzeceğini. Üzüleceğini bilen bir insanın üzüntüsünün daha az olması gerekmez mi? Yüreğime bir yumruk saplandı, boğazımda bir şeyler düğümlendi.

Yok, iş adamlarına lanet okumayacağım. Zaten her kesim her türlü tepkiyi her türlü merciye veriyor. Tepkiler havada uçuşuyor.

Burada yapılacak özeleştiriler de var elbet; ama onları da şimdi yapmayacağız. Şimdi acımızı yaşayacağız. Hakikaten yaralandım. Bir tarafta 60 bin TL.

Diğer tarafta bugün www.kanalahaber.net adresinde yayınlanan bir haber. Buyrun, size iki farklı Adana...

"İtalyan lüks ve yüksek performanslı spor otomobil üreticisi Maserati, güney illerini kapsayan etkinlik turunda, Adana'da, GranTurismo ve Quattroporte modelleriyle test sürüşü organizasyonu gerçekleştirdi.

Gaziantep'in ardından ikinci ayağı Adana'da gerçekleştirilen organizasyonda Fer-Mas Oto Genel Müdürü Orhan Ülgür, otomobillere ilgiden memnun olduklarını belirterek, Adana ve çevresinde otomobillerini alabilecek maddi imkana sahip çok sayıda potansiyel müşteri olduğunu söyledi.
Maserati Roadshow 2009 kapsamında otomobilseverler bu arçları almak isterler ise 220 bin ile 270 bin Avro yu gözden çıkarmak zorunda.

Etkinlik kapsamında akşam HiltonSA Oteli'nde kokteyl ve yabancı dansçıların gösteri sunacağı ''Yaza Merhaba Partisi'' gerçekleştirecek. Maserati Roadshow 2009'u yarın Mersin'de devam edecek."

Para olmayan yere gider mi bu markalar? Ne ala memleket, ne ala, ne ala...

Acını Seçmekte Özgürsün........


sporadana dan alıntı:

""""""Adana Demirspor’da "Adana Demirspor’a yardım" gecesinde toplanan bağışlar hesap sahiplerine iade ediliyor. Yaklaşık 58 Bin lira toplanan gecenin ardından açıklama yapan Adana Demirspor Başkanı Bekir Çınar, Yapılan desteğe çok teşekkür ederken, "Demirspor’u yaşatmak için yapılan bağışlar çok anlamlı. Gerçek Demirsporlular yardımlarını esirgemedi. Onlara çok teşekkür ediyorum.Ancak Yönetim olarak aldığımız karar gereği bağışları iade etme kararı aldık. Bağışlar, bağışçıların hesaplarına iade edilecek. Bir kez daha destek için teşekkür ediyorum" dedi."""""""""""

Görüntü o ki, başkan dün gece yıldı.. Yüze gülenlerden, arkadan iş çevirenlerden, ihtiyaç olunca kaybolan şeref fukarası dost görünümlü düşmanlardan, kısacası günümüzün moda tabiriyle " İÇİMİZDEKİ İRLANDALILAR" dan bunaldı başkan..

Sayın başkanım. Sizi tanımam, nasıl bir insan olduğunuz yönünde duyduğum olumlu şeyler haricinde pek fazla bir fikrim yok.Fakat nasıl bir insan olduğunuzu gösterdiniz bana sadece 2 günde..Demirsporlu olmanızın yanında, gerçek bir ADAMLIK, gerçek bir LİDERLİK tir bu yaptığınız. Benim naçizane önerim, bu paranın bağışçılara geri dağıtılması değil.. benim sizden dileğim, toplanan bu 58000tl nin tamamıyla üzerinde "ADANADEMİRSPOR SİZE MİNNETTARDIR!!!!!!!" yazılı siyah çelenkler alınması ve bunların başta Sabancı Holding ve Aytaç Durak ın evinin kapısı olmak üzere, tüm riyakar ve sahte dostların işyerlerinin önüne koyulmasıdır.. Bir grup liseli çocuğun, Ankarada okuyan veya çalışan bir grup insanın yapabildiği kadarını yapamıyorsa o şehirden nemalanan büyük(!!!!!!) şahıslar, benim şehrimden kazandıkları ekmeklerin boğazlarına dizilmesini büyük bir zevkle takip edeceğimi bildirmek isterim..

Bu açıklamadan sonra Başkan Bekir Çınar ın bu işi yürütmekten vazgeçtiği izlenimine kapıldım.. Umarım yanılıyorumdur. Biz bu takımı , bu şehrin ne kadar yanardöner adamla dolu olduğunu bile bile sevdik Başkanım.. Herkes acısını seçmekte özgürdür.. Bu acıya katlanmaya umarım devam edersiniz...

Perşembe'nin Gidişi...

Dün gece yapılan yardım gecesi beklenen sonucu vermedi. Perşembe'nin gidişi, aslında çok önceden belliydi ama yine de bir umut diyerek taraftar takımına sahip çıktı. Bundan fazlası olmadı. Buna sevinmeli miyiz yoksa toplanan miktarın azlığına dem vurup sağasola lanet mi okumalıyız?

Ben birinciden yanayım.

Ama önce kısa bir gece analizi: Programın sunumu ve rejisi çok kötüydü. Sunucu tercihi kesinlikle yanlıştı. Ünlü bir isim diye, Adana'da siyaset ve futbol alanında önde gelen kişilerin adlarını bilmeyen, onlar hakkında arkaplan bilgisi bulunmayan Ümit Aktan'a program sundurmak sadece şekil olarak işe yarayabilirdi ve bu oldu. Aktan, beylik cümlelerin ötesine geçemedi, konuklarını konuşturabilmek için gerekli soruları soramadı, hatta tersine yersiz müdahalelerle konuşmaları kesti. Demirspor'u bir nostalji öğesi gibi gösterip durdu...


(Programa liseli Şimşekleri temsilen katılan, Burak kardeşimiz)

Programa bağlanan kişilerin bir kısmının, stüdyodan arandığı belliydi; bu kişilere bağlanmadan önce program ve geceyle ilgili bilgi verilmediği de belliydi; bazıları benim "bilgim yoktu", "bunla daha sonra ilgileniriz", "biz başkanla görüşürüz" gibi garip şeyler söyleyerek geçiştirdiler. Tam bir reji başarısızlığıydı... Hani derler ya, "yayında ve yapımda emeği geçen arkadaşlarıma teşekkür ediyorum" diye, işte o arkadaşlar teşekkürü hak etmedi.

Öte yandan Akdeniz TV, ilk reklam arasından sonra yayını kesti. Bu tam bir rezaletti. Başlangıçta bu sorumluluğu alıp, sonra vazgeçmek, hangi etik kalıba giriyor acaba? "Vahşetin Çağrısı" filmiyle reyting rekorları mı kırdılar?

Yeri gelmişken, Adana kanallarının hala uydu sisteminde olmaması büyük bir rezalet, bunu da belirteyim.

Şimdi yukarıdaki sorunun cevabına geleyim: Bence dün gece, Demirspor'un asıl sahibinin taraftar olduğu birkez daha kanıtlandı. Bizim, "sahipsiz Adana" söylemiyle, kentin "büyüklerinden, babalarından, başkanlarından" medet ummamız gerektiği gün gibi açık. Onlar, yaptıkları her yardımı, kat be kat geri alıyorlar. En son Mustafa Tuncel deneyimi bunu bize kanıtlamadı mı?

Toplanan paranın, 10 lira 100 lira olması önemli değil. Sorun, 10 lirayı doğru dürüst kullanıp, amaca hizmet etmek. Unutmayalım ki 1 liralık Güngören, 10 liralık Demirspor'u yenip üst lige çıktı geçen yıl.

Evet, iş adamları kente sahip çıkmıyor; evet eski başkanlar telefonlarını kapatıp kulaklarının üstüne yatıyor; evet eski efsaneler şimdi yerel siyasetin kucağında geçmişini unutmuş. Haklısınız. Ama biz kendi gücümüzün nelere kadir olduğunu görmezden gelerek, hayıflanmaya devam ederek, yol alamayız.

Perşembenin gelişi, çarşambadan belliydi; bu geceye o kadar büyük anlam yüklememek gerekirdi. Gece, Aytaç Durak'ın şovuna dönüşebilirdi ya da ondan başka bize sahip çıkan yok söylemine hizmet edebilirdi ki kısmen bu noktaya getirilmeye çalışıldı. Ama şimdi perşembenin gidişini iyi analiz etmek lazım.

Dün gece, Demirspor'u Demirsporlular yönetmelidir savımız, birkez daha kanıtlandı. Taraftar, takımın gerçek sahibidir ve yapabileceklerini asla göz ardı etmemelidir.

Elimizden geldiğince...

İlgili aramalar: spor - ads ankara tayfa -  adana -  demirspor -  ankara -  tayfa
(Kanal A'nın internet yayını bu gece çok gitti geldi. Ekrandaki kaymalar maalesef bazen çok fazla oldu. Bir de üzerine benim video kaydetmedeki deneyimsizliğim eklenince, ortaya ancak bu video çıkabildi. Kalite anlamında istediğimiz gibi değil, kusuruma bakmayın...)

Bu videoyu buraya övünmek için koymuyorum. Bizi tanıyan böyle bir şey yapmayacağımızı bilir. "Şu kadar para verdik" demek için de koymuyorum, verebildiğimiz para kulüp bazında düşünüldüğünde zaten çok bir şey değil. Sembolik bir tutar, Togepy'nin müthiş önerisiyle: "1940 TL"

İki sebepten bu görüntüleri koyuyorum, bu iki sebep bu görüntülerin canlı yayında akıp gitmesine razı gelmememi gerektiriyor.

Birincisi, anlatmak istediğimiz, vermeye çalıştığımız mesaj: "En büyük hazinemiz altyapımız." Her zaman dile getirdik, hep dile getirmeye devam edeceğiz. Bunun takipçisi olduk, olacağız.

İkincisi, bu paranın içerisinde, çocuk bekleyen babaların bütçelerinden ayırdığı da var, kirasını anca denkleştirenlerin payı da var, Adana'dan uzakta buraya okumaya gelmiş öğrenci kardeşlerimizin zaten kısıtlı olan harçlıklarından belki de bir süre ekmek peynir yemeye razı olarak koydukları da var...Elimizden gelebilen tutar bu olabildi...

Bunu bilsinler istiyorum...Sırf biz değil, bu gece oraya bağış yapan insanların 3-5-10 lira önemli değil, söz konusu olan Demirspor olduğunda canlarına dek vereceklerini bilsinler istiyorum.

Utansınlar istiyorum. Demirspor'dan bugüne dek dünyanın rantını elde edenler, sözde Demirsporlu görünüp zor günümüzde yanımızda olmayanlar, her işleri lafta kalanlar utansınlar istiyorum. Şehrine, takımına sahip çıkmayanlar utansınlar istiyorum. Neredeler? Bu gece nerede onlar?? Utançlarından bir daha sokağa çıkamayacak hale gelsinler istiyorum.

Biz 1,940 liramızı bağışlamadık bu kulübe. Öğlen yemeklerimizi, kapımıza dayanacak ev sahibine söyleyeceklerimizi, bebeğimize alacağımız fazladan bir patiği, dolmuşa binmeyip yürümeyi bağışladık...

Bu yüzden siz asla Demirsporlu olmadınız, olamayacaksınız!

Adana Demirspor, halktır.
Biz, halkız!

28 Mayıs 2009

Altyapı Açılışı...

Demirspor'un altyapıya önem vermesi gerektiğini,bu şekilde her sene en az 1-2 oyuncunun altyapıdan A takıma kazandırılması gerektiğini savunduk.
Hatta isterdik ki tüm oyuncularımız altyapıdan yetişsin,daha küçüklükten Demirsporluluk duruşunu benimsesin,Muharrem Gülergin kültürüyle yetişsin,aynı eskiden olduğu gibi o ruh yeniden kazanılsın.

Yönetimimiz bu aşamada mükemmel bir adım attı ve yeni altyapı tesisimizi açtı.
Yeni bir heyecan ve yeni bir ruh ile beyaz sayfalar açıldı.



Görüntüleri izleyince tüylerim diken diken oluyor.
Adem Abi'ye ancak bu kadar yakışır gruba konuşmak.İyi ki doğdun ve abimiz oldun.

Tribünde son 1-2 yıldır beyaz tişört,beyaz spor ayakkabısı ve beyaz şapka modası var.Ben çok seviyorum,tertemiz,saf bir duruşun simgesi.Çok yakışıyor.Yürüyüş sırasında da önde de fark ediliyor hemen beyaz.

En çok da Gazipaşa'da geçerken girilen ''Herkes gülüyor ,dalga geçiyor...'' bestesine bitiyorum.Yakılan meşaleler ve asilik duruşu ise olaya renk katıyor.
Havai fişekler ise muhteşem olmuş.İnsanın içi gidiyor orada olmadığı için.

Program sırasında gözden kaçmayanlar ise ads albümden şarkıların çalınması.
Çok iyi işler yapıyoruz,eksik olan tek şey şampiyonluk.

Hele bir şampiyon olalım o zaman nasıl bir kutlama yapılacak hayal bile edemiyorum.

Yanıt Bekliyoruz...

Bugün Adana'nın yerel spor sitelerine akşam düzenlenecek olan yardım gecesi ile ilgili olarak haberler girildi. Haberlerde SMS ile yardım göndermek isteyen kişinin ismi, kredi kartı numarası ve kartın arkasında yazan güvenlik numarasının yazılacağı bilgileri yer alıyor.

Daha önce aldığımız bilgilere göre, kampanya yerinde pos cihazları bulunacak ve beş taksit ile yardımda bulunma imkanı sağlanacak.

Elimizdeki veriler bunlardan ibaret. Ancak kampanyanın güvenliği açısından bazı sorularımız var ve program başlamadan önce acilen cevaplanmasını bekliyoruz. Önce işlemlerin gelişimine ilişkin teknik bilgilerimizi aktaralım:

Kredi kartlarından işlem yapılabilmesi için gerekli olan tüm şifre bilgilerinin bir numaraya SMS olarak gönderilmesi güvenlik açığı yaratacaktır. Benzeri bir sistem mail order sistemidir, gönderilen bilgiler mailler yoluyla Banka sistemine aktarılmakta ve işlem gerçekleştirilmektedir. Mail ve SMS ile istenen bilgiler açısından bir farklılık bulunmamaktadır. Ancak mail order sisteminde işlemin karşı tarafı olası bir uyuşmazlıkta sorumluluğu üstlenmektedir. Örneğin gönderilen bilgiler doğrultusunda (bilgiler sisteme otomatik olarak aktarılmıyorsa, bir başka deyişle bir kişi tarafından elle sisteme giriliyorsa) 100 TL bağış yapan bir kişinin kredi kartı hesabından 1.000 TL veya 10 TL çekilmesi gibi riskler doğabilecektir. Bu durumda sisteme veriyi hatalı olarak işleyen kişi aktarılan tutarı düzeltmek ile yükümlü olacaktır.

Bildiğimiz kadarıyla bürokratik engeller nedeniyle kurumsal bir SMS numarası temin edilememişti. Bu durumda SIM kartı hafızası geniş olan bir kaç numara belirlenip oraya SMS atılmasının istenmesi olası görünüyor.

Sorulara geçelim:

1) Kredi kartı ile ilgili bilgilerin karşı tarafa iletilmesi bu kartların ileriki dönemlerde kart sahibinin rızası dışında bu bilgilere sahip olan kişiler tarafından kullanılmasına imkan tanıyacak niteliktedir. Bilgileri sisteme aktaracak olan kişiler sorumluluğu üstlenmekte midirler?

2) Bu kişiler veya sorumlu olan kurumlar açıklanacak mıdır?

3) Bilgiler sisteme otomatik olarak mı, görevliler tarafından elle mi aktarılacaktır?

4) Kredi kartı vasıtasıyla işlem yapılacağına göre taksitle bağış yapmak mümkün müdür?

5) İşlemleri yapmak için Adana Demirspor kredi kartına sahip olmak tek çekimle yapılacak işlemler için şart değildir. Ancak taksit uygulaması getirilecekse bu uygulama sadece Adana Demirspor kredi kartı sahiplerine mi uygulanacaktır?

6) Kurumsal bir SMS hattı var mıdır? Yoksa kullanılacak numaraların hafızası dolduğunda önceki SMS'ler silinecek midir? Önemli not: SMS gönderecek katılımcılar, herhangi bir uyuşmazlığa karşın imkanları varsa gönderdikleri SMS'leri mutlaka telefonlarına kaydetsinler.

7) Kampanya esnasında oluşabilecek sıkıntıları aşmak üzere bir danışma hattı oluşturulacak mıdır?

8) Daha önce sormuştuk, yine soralım: Kampanya ne kadar şeffaf olacaktır? Elde edilen net gelir açıklanacak mıdır? Nereye kullanılacağı açıklanacak mıdır? İnsanlar nereye harcanmak üzere para vermeye davet edilmektedir?

Sorularımıza verilecek net yanıtların gerek kampanyanın gerekse yönetimin sağlayacağı güven hissini ve bu doğrultuda katılım oranını da artıracağını düşünüyoruz.

Biz Ankara Tayfası olarak kampanyaya kredi kartları için sanal kart oluşturmak suretiyle katılıyoruz. Bu sayede kendi maddi güvenliğimizi kendimiz sağlayacağız. Diğer katılımcılardan sanal kart oluşturma imkanı olanların bu yola başvurmalarını şiddetle öneririz. Oluşturamayanlar için yukarıda belirtilen soruların bir an önce cevaplanması gerektiği düşüncesindeyiz.

27 Mayıs 2009

DSGL Çeyrek Final Canlı Yayın: Adana Demirspor - Giresunspor

Evet, çeyrek finalin günü geldi. En son Ozan abimiz sayesinde blogdan canlı olarak aktardığımız Malatya Grubu maçlarının ardından bugün de İstanbul'dan Yalçın kardeşimiz aracılığıyla umuyoruz ki bir canlı yayın gerçekleştireceğiz. Onur'la beraber başlıyoruz bakalım yazmaya...

17:15 Şu an takımlar sahada ısınıyorlar. Tribünlerde Giresunlulara göre nispeten az sayıda olduğumuz bilgisi geldi. Giresunlular davulla gelmişler. İyi, davulla giderler aynen. Yarı finaldeki eşleşmemizi belli edecek diğer maçta Gaziantepspor, Mersin İdman Yurdu'nu elemiş az önce. Haydi çocuklar, Giresun'u şimdi, Gaziantep'i yarı finalde devirelim! Kupa gelecek bu sene!

17:30 Maçımız başlıyor, haydi bakalım. İnanın çocuklar!

17:38 Başlıyor dedik ama bir DSGL klasiği olarak maçın başlaması elbette zaman alıyor!! 8 dakika kadar rötarla şu an santra yapıldı.

17:49 Yedik. Ceza sahası dışından atılan bir şut...Moral bozmak yok, henüz maçın başı! Yalçın'la telefonda konuşurken arkadan Şimşek Gol Gol Gol sesleri geliyor! Yüklenin çocuklar!

17:54 Gençlerimiz tutuk bugün biraz. Giresun'un şu an itibarıyla daha iyi oynadığı bilgisi geliyor.

18:08 Dengeyi sağladık ve bastırmaya başladık. Daha fazla takım oyunu oynayan biziz. Giresun doldur boşaltla gelmeye çalışıyor, ancak bu gelişlerin bazıları tehlikeli. Daha organizeyiz, golün şokunu atlattık sanırım. Haydi çocuklar!

18:18 Atakları sıklaştırdık, çok geliyoruz ancak henüz bulamadık golü. Kazanacağız!

18:22 İlk yarı sona erdi. Adana Demirspor: 0 - Giresunspor: 1

18:37 İkinci yarı başladı...Kesin hesabı!!

18:46 Tek kale oynuyoruz, ciddi baskı kurduk...Gelsin artık şu goller! Bu arada atak yaptılar, kurtardık. Bu tür kontralara dikkat çocuklar, haydi!!!

18:53 Durum hala aynı, biz oynuyoruz, biz etkiliyiz ancak o beklediğimiz gol gelmiyor bir türlü...

19:00 Yine bir kontraatak yaptılar. Ne zaman arasam atak yapıyorlar. Tövbe tövbe... Vertumnus sanki bu maçta geçen maçın aksine daha uğurlu olacak gibi. Ama topu biz oynuyoruz. Önce fıtık, sonra verem olup bu maçı da alacağız.

19:09 Bir türlü gelmiyor gol, rakip yarı sahadayız sürekli...Haydi be çocuklar!

19:14 Korkarak arıyorum Yalçın'ı. İnanılmaz goller kaçıyor. Yürek dayanmıyor. Olacak aslanlarım, hadi koçlarım, hadi.

19:20 Artık beklemek daha zor geliyor. Maçı telefonda bitireceğim. İnşallah bir gol yazacağım size.

19:23 4 dakika uzatma verdi. Geliyoruz. Saldırın aslanlarım. Giresun zamana oynuyor. Korner. Kaçırdık.

19:25 İleri çıkıyoruz.

Maalesef olmadı. Kaybettik, özünde kazandığımız maçı.

Teşekkürler aslanlarım. Bu heyecanı bize, onurlu yüreklerinizle, temiz futbolunuzla, umutlarınızla yaşattığınız için. Seneye şampiyon oluruz, ondan sonraki sene şampiyon oluruz, ama en önemlisi her zaman dimdik oluruz.

İstanbul...Bayrampaşa...

İstanbul'da Bayrampaşa, Güneşli, İkitelli, Bağcılar, Esenler istikametine doğru giden otobüslerin camlarından içlerine bakmak gerekir bazen...

Sabah 9'da mesaisine yetişmek için yola koyulan plaza kölelerinin oluşturduğu genel trafiğin ve akışın tersine işleyen bir hattır Bayrampaşa hattı. 7 sularında çalan saatlerin yahut ertelenen cep telefonu alarmlarının çok öncesinde, daha o plaza köleleri yataklarından kalkmaya uğraşırken yola koyulmuştur Bayrampaşa otobüslerine binecek olanlar.

İstanbul'un en erken uyanan ve gri asfaltlarını en erken çiğneyen, ilk otobüsüne ilk binen ve ellerinde sefer tasları olanlardır bunlar. Koca bir kentin ve dahi bir ülkenin sanayi damarını ayakta tutan tekstil, gıda ve ağır sanayi işçileri. Yorgun gözleri ve yüzlerinde yılların oluşturduğu çukur çizgilerle binerler Bayrampaşa yönüne giden otobüslere...

Bir diğer konuğu bu otobüslerin, "ziyaretçi"lerdir. Sevdiklerini ancak belli tel örgüler ve demirler ardından, ancak belli zamanlarda görmeye "mahkum" edilmişler. Hani "içerideki" suçludur, masumdur o ayrı mesele amma onun ziyaretçisinin çektiği cezanın, acının ve kahrın farkında değildir pek kimse. Bayrampaşa Cezaevi'nin önündeki uzun kuyruğa girebilmek için erkenden binerler otobüse. Bayrampaşa yönüne giden otobüslerde, bir kişinin elinde sefer tası varsa eğer, hemen yanındakinin elinde de temiz iç çamaşır ve 4 paket sigara konulmuş süpermarket torbaları vardır. Bir işçi, bir ziyaretçi...

Ve bir de bavul görünür otobüsün koltuk altlarında. Birçoğunun "Esenler" dediği, resmi adıyla Bayrampaşa Otogarı'na ulaşmaya çalışan yolcular, Bayrampaşa yönüne giden otobüslerin bir diğer konuğudurlar. Bazen mutlu, bazen sıkıntılı ve bazen acı dolu gözlerle "kavuşmak" ya da "terketmek" için son adımlarını atarlar şehirden...Geride ne bıraktıklarını kendileri bile bilmez kimi zaman...

Bir sefertası,
Bir çamaşır torbası,
Bir bavul...

27 Mayıs 2009 günü, yani miladi takvimlerin bugünü göstermekte olduğu zaman diliminde, bu üçlüye bir atkı eklenir ansızın. Sonra bir atkı daha olur yanında...Bir atkı, bir atkı, bir atkı daha...

Bugün, sefertasları, çamaşır torbaları ve bavulların yanında, mavi atkılı çocuklar binmektedir Bayrampaşa istikametine giden otobüslere...Birçoklarının "deli" gözüyle bakacağı "PAF" takımın maçını izlemeye gitmek için...İçinde "Adana Demirspor" adı geçen her takımın, her bireyin, her maçın, her şeyin ardına, yalnız ayağını değil gönlünü yola koyanlar düşmüştür armanın peşine...Anlamazlar, deli derler, nedenini bilemezler...

Bugün, Bayrampaşa istikametine giden otobüslerin camlarından bakınca,
Bir sefertası,
Bir çamaşır torbası
Bir bavul
Ve bir masmavi atkı
görünür...

Anlamazlar...
Deli derler...
Nedenini bilemezler...

26 Mayıs 2009

Yardım Gecesi Yaklaşırken Sorular...

Perşembe gününün gelmesi ile birlikte kendi taraftarının gücü yettiği ölçüde takımına nasıl sahip çıktığı belli ölçülerde netlik kazanacak. Öncelikle belirtmek gerekir ki; bence yardım gecesinin kongreden önce gerçekleştirilmesi hatalı bir girişim olmuş. Zira insanlar soracaklar:

Ben hangi yönetimin başında olduğu takıma destek vereceğim?
Mevcut yönetimin verdiği güveni bana yeni gelecek yönetim verebilecek mi?

Bu soruların cevabını kestirmek mümkün. Bekir Çınar yönetiminin devam etmesi umuluyor. Gerçi Demirspor bu, her an her şey olabilir ama yazının tarihi itibarıyla durum böyle.

Tarihinin doğruluğu tartışılabilir, peki yardım gecesinin kendisi doğru bir adım mıdır? Bence isabetli bir karar verilmiştir. Halkın takımı halkının desteği ile daha da güçlenmelidir. Bu güçlenme gelecek maddi katkının boyutundan ziyade katılımın çokluğu ile anlam kazanacaktır.

Asıl sorulması gereken sorular ise şunlardır:

-Kulübün mali yapısı ne kadar şeffaf olacaktır?
-Transfere ne kadarlık bir bütçe ayırılacaktır?
-Gelirlerin nerelerde kullanıldığını takip etmek mümkün olacak mıdır?

Bu soruları çoğaltmak mümkün. Ancak bunlara verilebilecek cevaplar insanların davranışlarını etkileyebilecektir.

Çünkü 14 yılı aşkın bir süredir bu kulüp maalesef çiftlik gibi kullanıldı. Güngören maçından boynumuz bükük ayrıldığımızda çöpe atılan tutarın 11 trilyon Lirayı bulduğundan, Türkiye Kupası'ndan elde edilen gelirin 1 trilyona ulaştığından söz ediliyordu. Şimdi insanların bir umuda ve daha önemlisi güvene ihtiyacı var.

Likidite güven ortamının sağlandığı yerlere akmaktadır. Bugün yönetimsel olarak güven veren birçok futbol kulübü sadece halkından değil, finans sektöründen de ciddi kaynaklar sağlayabilmektedir. Bu kaynakların yönünün bize çevrilmesi için atılabilecek bir çok adım vardır. Elbette bunlar süreç meselesidir, ancak yardım gecesi öncesinde sorulara verilecek cevaplar veya taahhütler bile bu güven duygusunun kurulmasına yardımcı olacaktır. Yönetimin bu yönde atacağı olumlu adımları bekliyoruz.

U-13'ler Adana Finalleri'nde

Adana ASKF tarafından düzenlenen U-13 Ligi'nde grup maçları sona erdi. Minik takımımız grubunu 1.sırada tamamlayarak Adana Finalleri'ne yükseldi. Sezon başında açıklanan statüde bir değişiklik olmazsa finaller 2 grup halinde tek devreli lig usülü oynanacak. Ardından ne olacak? İşte orada iki farklı söylenti mevcut: Birincisi bu iki grup birincilerinin Adana Şampiyonluğu için final oynayacağı ve ikincisi her iki grup birincisinin de otomatik olarak Türkiye Finalleri'ne katılacağı şeklinde...İkisi de güzel bence, çocuklar çıksın oynasın toplarını. Eğlensinler, öğrensinler, önemli olan odur.

Muhtemel rakiplerimiz de şöyle şekillendi bu arada;

Telekomspor
Kartalspor
Gençlerbirliği
Adanaspor A.Ş.
Ceyhanspor
Köy Hizmetleri
Kozan Belediye

Haydi başarılar çocuklar!

Tarihte Adana Demirspor -13- (29.05.1983)

Geçmişimizi bilmenin önemine bu blogta mümkün olduğunca vurgu yapıyoruz. Nerelerden nerelere geldiğimizi görmemiz, bizlere, aslında nerelerde olmamız ve hedeflerimizi nerelere yönlendirmemiz gerektiğini en iyi şekilde gösterecektir. Blogumuzda her Salı günü temin edebildiğimiz ölçüde arşiv kayıtlarını sizlerle paylaşmak suretiyle geçmişimize uzanacağız ve bu camiayı yönetenler ile futbolculara diyeceğiz ki;

Bize dünümüzü getirin, size yarınlarımızı verelim.
------------------------------------------------------------------------------
1982-1983 sezonuna ilişkin maç anlatımlarımıza Galatasaray maçı ile noktayı koyuyoruz. Bu ve benzeri günleri yaşayamayanlar bir nesil oldu artık maalesef. Ben buna benzer zaferleri yaşadım ama bu maçın oynandığı dönemde sadece 3 yaşındaydım, hatırlamıyorum, üzgünüm. Bununla birlikte bu yazıları yazarken aldığım haz, sanki maçın atmosferini hissetmeme -belki de duyduğum özlem dolayısıyla- fazlasıyla imkan veriyor. Daha önce Serdanka maçın duygusal boyutunu ne de güzel anlatmıştı.

http://demirgibiyiz.blogspot.com/2008/10/onun-hikayesi.html

Ben tekrar ve detaylarıyla o güne götürmeye çalışacağım sizleri. Geçen hafta şampiyonluk yolunun Adana'dan geçtiğini, Fatih'imizin, Eser'imizin Türkiye 1. Ligi şampiyonu olabilmek için memleketlerinden zaferle ayrılmalarının şart olduğunu belirtmiş ve puan durumunu vermiştik. Hatırlatma adına tekrar verelim.
Görüleceği üzere 2 puanlı sistemde ortalık karışık. Demirspor zor takım, puan durumu da zaten bu gücü açıkça yansıtıyor. Tek rakibi kendisi. Maç öncesinde iddialıyız.
Ulusal gazeteler Galatasaray'ı favori olarak göstermekle birlikte emin de olamıyorlar.
Milliyet Gazetesi, maç ile ilgili tahminlerini;

"Adana'nın sıcağında yapılacak olan maç Galatasaray için oldukça önemli. Sarı Kırmızılılar bu maçtan iki puan çıkaramadıkları takdirde şampiyonluk yarışından iyice kopacaklar."

sözleriyle tanımlayıp 2-1-0 olarak veriyor.

Maç dolu tribünler önünde her iki takımın kaptanı Erol ve Fatih'in birbirlerine başarılar dilemelerinin akabinde başlıyor.
Maçın gelişimini Milliyet Gazetesinin "Galatasay Silindi" başlıklı yazısından aynen aktarıyorum:

"Adana Demirspor'un teknik gücünü, fizik üstünlüğünü ve hava şartlarına gösterdiği büyük uyumu yeterince değerlendirmeyen Galatasaray bu maça özel bir tedbir almadan çıkınca önce sıcağın sonra da rakibin baskısına dayanamayarak kelimenin tam anlamıyla pes etti. Özellikle orta alanın kontrolü rakibe geçince Sarı-Kırmızılı defans bütün elemanları ile birlikte adeta 'Koridor' haline geldi. Böylece kaçınılmaz biçime giren yenilgide gol farkının daha büyük olmasını harika kurtarışlar yapan kaleci Haydar önledi.

Maçın sonlarına doğru
moral yönünden çöken Galatasaray penaltı kaçırmasıyla da sahadan büsbütün silindi. Fakat asıl yıkılış kaptan Fatih'in oyunda değilken yarı sahasından yürüyerek aut atmak için hazırlanan kaptan Erol'un yanına gitmesi ve kafa vurmasıydı. Bu çok çirkin olaya centilmen Adana seyircisinin ve diğer futbolcuların katılmaması takdire değerdi.

Bizce maçın hakemi Talat Tokat da olaya seyirci kalmamalıydı. Galatasaray kaptanının Demirspor ceza alanına girmesine izin vermemeliydi. Çünkü o anda aut atışı yapılacaktı. Rakip takımdan kimse ceza alanında bulunamazdı. Talat Tokat, Fatih'e düdük çalarak uyarsaydı, belki şokunu atlatır ve suç işlemesi önlenirdi. Kurallar bu gibi pozisyonlarda hakemlere geniş yetkiler tanımıştır.

Maçın başında Galatasaray'ın enerjisini tüketmediği sıralarda geliştirdiği akınlarda ofsayt hattını izleyemeyen Eren'in neden olduğu birkaç gol pozisyonunu başta Hociç, Sinan ve Mustafa kullanamadılar. Fakat dakikalar ilerledikçe zamanın Galatasarayın aleyhine çalıştığı, Demirspor ataklarının her an gole yaklaştığı fark ediliyordu. Galatasaray devreyi Haydar'ın 'Nefis' kurtarışları sayesinde yenik duruma düşmeden bitirdi. İkinci yarıda ise üstünlük Demirspor'da idi. Özellikle Tekin'in büyük efor sarf ederek beklenmedik pozisyonlarda topu rakiplerinin ayaklarından kapması Galatasaray'ın defans elemanlarını fazla sinirlendiriyor ve kasti faul yapmalarına neden oluyordu.

Demirspor'un bu her yönüyle fark edilen değerli galibiyetin oluşmasında başta kaptan Erol'un, kaleci Mustafa'nın, İbrahim'in, Tekin'in, B. Orhan'ın ve Kamil'in payları büyüktü. Ayrıca Demirspor'un takım halinde enerjisini iyi kullandığı, teknik yönden de hatları arasında pas irtibatını sürdürdüğü ve gol alanlarını oyuncu kaçırarak bilinçli futbol oynadığı açık bir gerçekti."

Böyle anlatıyor Milliyet. Böyle de manşet veriyor maç ile ilgili.
Maça üstün oyunumuzun yanısıra Fatih'imizin Erol'umuza attığı kafa da damgasını vuruyor. Hatta yıllar geçiyor, babam bana galibiyetimizi değil de Fatih'in attığı kafayı anlatıyor. İnsanların aklına bu kazınıyor. Oysa maç sonrasında akıllar başa geldiğinde olayın unutulmasına yönelik çabalar zamana yenik düşüyor. Kaptan Erol konuyla ilgili konuşmak istemiyor. Basının genel hali, sıkıştırdıkça sıkıştırıyorlar kaptanı. O da;

"Fatih arkadaşım. Herhalde sinirliydi. Kale çizgisinden iki tane top çevirdim. Yani Galatasaray'ın iki golüne engel oldum."

demekle yetiniyor. Fatih ise gazetelerde şu açıklamaları ile yer alıyor.
Bu gerilimli atmosferden her yönüyle galip ve ayakta çıkıyoruz. Ligde iyi bir konumdayız, herhangi bir iddiamız yok ama Demirsporluyuz. Fatih ve Eser'i üzme pahasına çıkıp topumuzu oynayıp aslan gibi kazanıyoruz. Gazozuna maç yapsak o formayı taşıyoruz. Hakkını veriyoruz. Maç sonrası puan durumu şu şekilde gerçekleşiyor.
Bu galibiyetin onurlandırılması artık kaçınılmaz oluyor ve haftanın takımında,
haftanın kare asında,
haftanın karmasında,
haftanın oyuncusunda,
hak ettiğimiz yeri alıyoruz.

Galatasaray zaferine geniş geniş yer verdik. Son olarak ligi nasıl tamamladığımızı gösterip, 1982-1983 sezonu anlatımlarımızı noktalayalım.
Arşiv çalışması yapmak üzere yazılarıma bir veya iki haftalığına ara veriyorum. Kafamda bazı düşünceler var. Milli kütüphanede aradıklarıma ulaşabilirsem güzel sürprizlerle yazılara devam etmeyi planlıyorum.

Kaynak: Yeni Adana Gazetesi ve Milliyet Gazetesi 1982-1983 yılı arşivi.

25 Mayıs 2009

DSGL Çeyrek Final Eşleşmeleri

TFF, çeyrek final eşleşmelerini ve maç tarihlerini açıkladı. Rakibimiz, Giresun...Bir hesabımız vardı, gençler kesecekler inşallah. Haydi çocuklar, kupayla gelin!

DSGL Türkiye Şampiyonası
Çeyrek Finaller
27 Mayıs 2009 Çarşamba

15:00 Gaziantepspor - Mersin İdman Yurdu
(Bayrampaşa Belediye Stadı)

15:00 Türk Telekom - Dardanel
(Yıldıztabya Stadı)

17:30 Adana Demirspor - Giresunspor
(Bayrampaşa Belediye Stadı)

17:30 Sakaryaspor - Kartalspor
(Yıldıztabya Stadı)

Dernek'ten çağrı...

26 Mayıs Salı günü saat 19:30'da Adana Demirspor ruhunun ortaya çıktığı Adana Demirsporumuzun ilk kalıcı geliri olan altyapı tesislerinin açılışına hep birlikte omuz omuza katılacağız. 26 Mayıs Salı 19:00'da ADS Store önünde toplanıyoruz...

BİZ HALKIN TAKIMIYIZ...

24 Mayıs 2009

Dünyanın Tüm Demirsporları #4: Debreceni VSC

Madem ki dünyanın neresinde olursa olsun "içinden tren geçen kentleri de başka bir severim, onların Demirsporlu olma ihtimalleri mutlaka vardır..." diyoruz, madem ki Demiryolculuk kültürünün önemli parçalarından birinin demiryollarının spor kulüpleri, bir başka deyişle Demirsporlar olduğuna inanıyoruz, madem ki tüm Demirsporları kan kardeş görüp, tüm Demirsporları seviyoruz, o zaman dünyanın geri kalanında kalan tüm Demirsporları daha yakından tanımanın vaktidir şimdi!

Balkanlardan yola devam ediyoruz, bu seferki durağımız Macaristan:

Debreceni VSC, son zamanlarda kazandığı şampiyonluklarla ve Avrupa kupalarında mücadele etmesiyle, bir çoğumuzun aşina olmaya başladığı bir takım. O da dünyanın demirsporlarından biri. Tam adı Debreceni Vasutas Sport Club. Vasutas, Macarca Demiryolu İşçisi demek. Ülkenin ikinci büyük kenti Debrecen'in takımı.



Debrecen Demirspor, 1902'de Egyetertes (anlaşma/agreement) Futball Club adıyla kuruluyor. 1912'de Egyetertes'ten ayrılarak DSVC adını alıyor. Renkleri kırmızı-beyaz; kuruluş döneminde ulusal takıma bağlılığı simgeleyen renkler. Kulüp, kentin doğu bölgesinden besleniyor ve daha ilk günlerde kentin elitleriyle arası iyi olmuyor. Ama farklılık sadece coğrafi değil mezhepsel ve sosyal tabanlı; bu nedenle takım yönetici elitten çok kent kültürü tarafından destekleniyor.

Kuzey Askeri Ligi'inde 5 şampiyonluk kazanan Debrecen Demirspor, 1926'da profesyonel liglerin kurulmasının ardından Debrecen'deki 3 takımın birleşmesi ile kurulan Bocksay adlı takıma oyuncu veriyor ve amatör kümede bırakılıyor (Hep kurban edilen biz oluyoruz nedense!). Ama 1940'ların başında Bocksay mali krizle batıyor ve 1942-43 sezonunda Debrecen Demirspor kendi bünyesine geri dönüyor (Tarihe dikkat!).

Takımın adı birkaç kez değiştiriliyor: 1948/49'da Debrecen Vasutas Sport Egyesület (=kurum/association)-bu değişiklikğin nedeni, kulüp değil kurum olarak mücadele etmek-; 1949 sonunda Debreceni Lokomotive-bu değişiklik takımın lakabının "Loki" olmasını da sağlıyor, hala bu kısaltmayla anılıyorlar; 1955-56 Debreceni Törekves (=pursuit/takip-uğraş); 1957-79 arası Debreceni Vasutas SC. 1979'da kentin diğer takımı DMTE ile birleşme oluyor ve daha sonra şu andaki ad kullanılmaya başlanıyor.


(Kulüp tarihin anlatan bir kitap, adı Kalbim-Kanım Loki.)

Takım 1993'te Birinci Lig'e yükseliyor ve 1999 ve 2001'de Macaristan Kupası'nı kazanıyor. Asıl büyük başarı ise üç yıl üst üste gelen şampiyonluklar: 2004-05; 2005-06 ve 2006-07 sezonlarında şampiyon oluyor Debrecen Demirspor.


(Civis Varos yazıyor atkıda; Varoş, bildiğimiz anlamıyla Macarcadan dilimize giren bir kelime. Varoş Halkı diye çevirebiliriz.)

Szívtiprók, Red Hell, Vadmacskák, Balmaz-Front, Force Field, Sonderling adlarında taraftar grupları var. 1994'ten beri aktif olan Ultras Debrecen (Szívtiprók) tribünün yönlendirici gibi görülüyor. Diosgyor, Videoton, Kiskunhalas takımları ile dost, Ferencváros, Újpest, Kispest ile de düşmanlar.


(Polis şiddetini protesto eden Ultras Debrecen, polisin üst araması yapması gibi, kollar ensede birleşmiş ve sırtlar sahaya dönük. Pankartta da "Polis şiddetine karşı 15 saniye" yazıyor.)


(Ujpest maçında, Debrecen tribünleri. Destansı pankartta, çevirebildiğim kadarıyla, "bizim yolumuzda yetiştiniz, gerçek büyük efendinin yolunda; bizim için hepiniz aynısınız, size selam verir geçeriz" diyor.

Umudu YEŞERTİN, BEMBEYAZ bir sayfa açalım!!!

Adana Demirspor - Konyaspor arasındaki tarihten gelen dostluğa, kendi adıma önceleri hep mesafeli yaklaştım. Uzun süredir karşı karşıya gelmeyen takımlar olduğumuzdan, tribünde "dostluk" kavramının bir takım örneklerinin aslında ne denli çıkar ilişkilerine dayandığını gördüğümden, kendi içimde hep "Şimşek'in Şimşek'ten başka dostu yok" dediğimden her zaman Konyaspor dostluğuyla ilgili konularda "dur bir hele" dedim. Beklemekten, görmekten, sakin ve emin adımlarla hareket etmekten yana oldum bir süre öncesine dek. Biliyorum ki, benimle aynı düşünen Konyasporlu arkadaşlar var.

Kendimdeki değişimi şöyle açıklayayım: ARTIK BEKLEYECEK BİR ŞEY YOK! Konya'da oynanan play-off maçlarımız, Konyaspor'un Adana'da oynadığı maç, Ankara Tayfası'nın Ankara'da oynanan Hacettepe - Konyaspor maçında Nalçacı ile beraber yer alışı gibi bir çok deneyimden geçtim. Çok öğrendim, çok saygı duydum, çok saygı gördüm. Ankara'da Konya yolu kenarında bir evde oturuyorum. Ankara'ya deplase olan Konyasporlular evimin önünden geçerlerken hep yola inip Adana Demirspor atkımla selamladım onları. Otobüslerini durdurup kucaklaştık, otobüslerine buyurdular maçlarına beraber gittik. Paylaştıklarım ve gördüklerim, beni tarihten bugünlere gelen Adana Demirspor - Konyaspor dostluğunun gerçek temellerine götürdü.

Biliyorum, hala benim başlarda düşündüğüm gibi düşünen Adana Demirsporlular ve Konyasporlular var. "Biraz daha mesafeli" olanlar. Ben eminim, onlar da birkaç tecrübenin ardından daha rahat görecekler bir takım şeyleri...

Bizim açımızdan sezon bitti. DSGL ve U 13 mücadelemiz sürüyor. Ancak, bu blogda çok da bahsetmeyi tercih etmediğimiz Süper Lig'in sezonu devam ediyor. Konyaspor, düşmemek için bugün Fenerbahçe ile karşılaşıyor. Bu, şu anlama geliyor: ben bugün Süper Lig'de bir maçta kan,ter ve gözyaşı pahasına bir takımı tutuyor olacağım. Üstümde Demirspor poları, boynumda Konyaspor atkımla, inip Sakarya'ya maç sonunda sokakları çınlatmak için geçeceğim bir meyhanedeki televizyonun karşısına. Bugün, ben biliyorum ki; KAZANACAĞIM! KAZANACAĞIZ!

Haydi Konya! Sizinle beraber atan bu masmavi yürekler için umudu YEŞERTİN, BEMBEYAZ bir sayfa açalım!

(Üstteki afiş tasarım: Tebe Volimo)

23 Mayıs 2009

DSGL Çeyrek Final - Rakiplerimiz

Adana Demirspor Süper Gençler from ozan baysal on Vimeo.

Dünkü galibiyetimizin ardından DSGL Türkiye Finalleri'nde çeyrek finale yükselmiş bulunuyoruz. Diğer illerdeki maçlar da hemen hemen tamamlandı. Olası rakiplerimiz şöyle;

Çanakkale Dardanel
Gaziantepspor
Kartalspor
Mersin İdman Yurdu
Sakaryaspor
Türk Telekom
Giresunspor - Gaski maçının galibi (henüz oynanmadı)

Geçen yılın çeyrek finallerinde yer alan biz, Türk Telekom ve Sakaryaspor yine aynı başarıyı tekrarlayarak çeyrek finale yükselmiş durumda. Zorlu rakipler elbette ancak şu listeye "tarafsız" baktığımda ben en çok Adana Demirspor'dan çekinirdim açık söyliyim...Bu avantajımızı iyi kullanalım, bu sene gerçekten güzel işler yaptı bu çocuklar, bir şampiyonlukla süsleyelim...Haydi bakalım!

(Fotoğraf ve Video, canlı anlatımımızı sağlayan değerli Ozan Abimiz'den...Videoyu izlerken tüylerim diken diken oldu yemin ederim. Helal olsun bu çocuklara!! Teşekkürler Ozan Abi)

22 Mayıs 2009

DSGL Türkiye Finalleri - Canlı Yayın

Malatya Grubu'nda 2 gün önce Orduspor'u gol kralımız Erdim'in golüyle 1-0 yenerek elemiştik. Bugün rakibimiz Samsunspor. Batman Belediye'yi 6-1 gibi bir skorla geçtiler. Maç 16:00'a başlayacaktı ancak 20 dakika kadar bir gecikme oldu, kolluk kuvvetleri geç gelmiş sahaya dolayısıyla hakemler çıkmamışlar.

Samsun'u bugün yenip elersek İstanbul'a çeyrek final oynamaya gideceğiz. Geçen yıl çeyrek finalde bırakmıştık, bu yıl şampiyonluğu istiyoruz!

Elimizden geldiğince canlı yayınla aktarmaya çalışacağız skorları...Şu an stadyumda bulunan Ozan abimize bu naklen yayın için teşekkür ederiz.

16:00 Maçın başlaması gereken saat geldi ancak şu ana dek hakem triosu sahada görünmedi. Kolluk kuvvetlerinin beklendiği haberi geliyor

16:18 Şu an itibariyle maç başladı. Haydi çocuklar!

16:40 Mücadele 0-0 devam ediyor. Rakibe göre daha etkili oynuyoruz.

16:49 Duran toptan yediğimiz bir golle 1-0 mağlup durumdayız. Haydi çocuklar! Çevirin şu maçı!

16:58 Milli Takımımızın da kalesini koruyan kalecimiz Ömer Kahveci, Ozan Abinin anlatımıyla "tamamen haksız" bir biçimde kırmızı kart gördü. Samsunspor penaltı kazandı. Penaltıyı yedek kalecimiz kurtardı. Maçın döndüğü an bu andır çocuklar, 10 kişiyiz ama yine de yeteriz! Yüklenin!

17:10 İlk yarı sona erdi. Adana Demirspor:0 - Samsunspor: 1

17:39 Maç aynı skorla devam ediyor, gol kaçırma yarışımız da devam ediyor. 10 kişi ile bile sürekli bastırıyoruz. Çok iyi takımız biz. Hadi aslanlarım benim. Alın şu maçı.

17:58 Attık. 1-1 oldu. Şimdi ikinci golün zamanı. Heyecandan nasıl olduğunu soramadım bile. Şimdi yeniden bilgi alacağım.

18:00 1-1 devam ediyor. Ozan abi dakika 85 diyor. Golümüzü ceza sahası dışından sert ve düzgün bir vuruşla Burak atmış. Onların bize gol atacağı yok, kendi kalemize atıyorduk az kalsın. Çizgiden çıkardık. Alacağız bu maçı.

18:10 90 dakika sona erdi. 1-1. Uzatmalara geçiyoruz...Dayanın çocuklar!

18:27 Uzatmaların ilk yarısının son dakikaları. 1-1 devam ediyor. Şu 15 dakikaya bir dünya sığacak. Masmavi bir zafer sığacak. Saldırın Şimşeklerim...

18:42 Uzatmaların son dakikaları. 1-1 devam ediyor. Formdan düştük mü diyorum. Hayır, aslan gibiymişiz hala. Kaçırdığımız gollerin haddi hesabı yokmuş. Kalecimiz çok iyiymiş. Hak ediyoruz, umarım alırız hakkımızı.

18:50 Penaltılara kaldı. Allahım yüzümüzü güldür.

Penaltılar: Onlar başlıyor. Kaçırdılar Biz de kaçırdık.

Attılar. Attık.

Attılar. Attık.

Attılar. Attık.

Son penaltılar. Giresunlu bizi destekleyenlere selamlar. Kaçırdılar. Onur kurtardı. Aslanım. Atarsak çıkarız.

Bitti bu iş. Attık. Bekle bizi İstanbul.

Aslanlarım benim. Büyük mutluluk. Ozan abiye şükranlarımı sunuyorum. Gençlerimizin anneleri babaları orada. Ellerinden öpüyorum. 100 dakika 10 kişi oynayan yiğitlerimi baş tacı yapıyorum.

Bu makus talihi siz kıracaksınız. Aynen devam aslanlarım.

21 Mayıs 2009

14 yıllık sessizlik...14 yıllık acı...

Ortaokuldaydım o zamanlar ve müthiş bir moda halinde çevremdeki hemen herkes "yabancı müzik" dinler olmuştu. "Walkman" diye bir şey vardı, Almanya'dan dayıların ve yengelerin getirdiği...bende olmayan. İki gram İngilizceyle şarkı sözlerini çözmeye çalışan bir grup yeni yetme çocuk...Boş derslerde şanslıysan eğer, yanındaki oğlan walkmanin kulaklıklarından birini verirdi. Bir boş derste duymuştum ilk defa o şarkıyı..."Guns N'Roses bu" demişti oğlan, o zamanlar Terminatör vardı ya hani, hah onun müziklerini yapan grup bu demişti.

Dinledik şarkıyı, elde bir İngilizce - Türkçe cep sözlüğü, nakarat kısmını Türkçe'ye çeviriyoruz elden geldiğince.

Adam : "Fourteen years" diyor
Sözlükte bu 14 seneye tekabül ediyor
İnce sesli adam "Fourteen years of silence" diye tamamlıyor cümlesini
Ve sözlük "14 yıllık sessizlik"e işaret ediyor
Bir daha bağırıyor adam "Fourteen years of pain" diye
Bu defa "14 yıllık acı" çıkıyor cep lugatının sayfalarından...
"Fourteen years that are gone forever and I never have again"
"14 yıl sonsuza dek yok oldu...Bir daha geri gelmeyecek"

Aşktan bahsediyor şarkı, ve elbette acıdan. Benim daha yaşım zaten anca 14, o zaman kavrayamıyorum hangi acının, hangi sessizliğin 14 sene sürebileceğini. Acıyla geçen 14 yıldan sonra insanın nasıl olup da aşktan bahsedebileceğini. Öylece dinliyorum, acıların 14 sene süreceğine inanmaz gözlerle...

Yıllar geçiyor...Arada bir bu şarkı çıkıyor karşıma, bazense hiiiç dinlemediğim oluyor uzun zaman.

Bugün yine karşılaştık işte...Sabah bir radyoda...Tok sesli bir DJ, "Guns N'Roses"dan geliyor dedi..."14 years"

Bugün...Nemli sıcak bir Ankara sabahında...O ince sesli adamın ne söylediğini ilk defa hissettim belki de...

21 Mayıs 1995 Adana Demirspor, Süper Lig'deki son maçında...
21 Mayıs 2009 14 yıllık sessizlik, 14 yıllık acı,
Sonsuza dek yok olup, bir daha geri gelmeyecek 14 sene...

Acının 14.yılı hepimize kutlu olsun!!!

Perşembe Konukları #15 : Ömer Durmuş "Yalvarmayacak, Yalvartmayacak..Şehrin Asi Çocuklarına Sahip Aratmayacak"

-------------------------------------------------------------------------------
Her hafta Perşembe günleri,"Perşembe Konukları" köşemizde demirgibiyiz@gmail.com adresimize o hafta gelenler içerisinden bir yazıyı, "konuk yazarımız"ın yazısı olarak blogumuza taşıyoruz. Tüm okurlarımız yazılarını demirgibiyiz@gmail.com 'a gönderebilirler.

Ömer Durmuş, bu haftaki Perşembe konuğumuz. Kendisi bize attığı mailinde, yönetsel bazda kimi konulara değinerek "Nasıl bir Adana Demirspor yönetimi?" sorusunun cevabını arıyor. Değindiği önemli kalemler, kendi aramızda fikir birliğinde olduğumuz/olmadığımız hususlar ve Demirspor'un geleceğinin nasıl daha iyi olabileceğine ilişkin önemli görüşler var yazının içerisinde. Yorumlar bölümü üzerinden hep beraber ilerletebileceğimiz bir gündem...

Ömer Bey'e teşekkürlerimizle yazısını yayınlıyoruz...

-------------------------------------------------------------------------------
Yalvarmayacak, Yalvartmayacak..Şehrin Asi Çocuklarına Sahip Aratmayacak
Ömer Durmuş


Sizleri yaklaşık bir sene önce keşfettim ve o günden bu yana ilgiyle ve büyük beğeniyle takip ediyorum.Yaşım 40, yaklaşık 35 yıllık Demirsporluyum.Önce Maraton Tribünü'nde başlayan sevdam yaklaşık 15 yıldır da Kuzey Kapalı Tribün'de devam ediyor.Paylaştığınız fikirlerin büyük bir çoğunluğunu imzamı atacak kadar benimsiyorum. Fakat son günlerin popüler konusu Bekir Çınar başkanlığındaki yönetimin kalıcı gelir sağlamak adına yaptığı çalışmaların Blog'un genelinde kabul görmesi ve takdir edilmesi konusunda sert itirazlarım var.

Takdir edersiniz ki futbol kulüplerinden kalıcı gelir bekleniyorsa onları bir ürün gibi düşünmekten başka çaremiz kalmıyor.Eğer bir ürün pazarlanacaksa çok basit bir pazarlama kuralını ihmal edemeyiz.Yani ya müşterisi olan ürün üreteceksiniz yada var olan müşteriye ürettiğiniz ürünün ihtiyaç olduğunu kabul ettireceksiniz.

Örmeğin Adana'nın Dağlılıoğlu mahallesine özel İsviçre çikolataları satan mağaza açtığınızda neden satılmıyor diye ağlamayacaksınız.Ya satmayacaksınız yada o mahalledeki insanların gelir seviyesini İsviçre çikolatasına da pay ayırabilecek seviyeye çıkaracaksınız.İkinci seçeneğin ne kadar zor olduğu aşikardır.

Anlatmak istediğim, yıllarca cebinde parası olan ,çoluk çocuğuyla maçlara gelip yiyip içip eğlenip güzel bir hafta sonu geçirip evine gidecek, belli kültür seviyesindeki taraftarınızı göz göre göre kaçıracaksız sonra biz kredi kartı çıkardık satışlar düşük veya satın alanlar çok az harcıyor diye ağlayacaksınız.

Kombine bilet satacaksınız, ama kombine biletinizi aldıktan sonra hiçbir hakkınız korunmayacak,çocuğunuzu getirdiğiniz maçta çocuğunuz yanınızdaki kişinin ağzından salyalar gelerek ana avrat küfretmesini duymaması için dua edeceksiniz,leş gibi kırık koltuklara oturacaksınız,arkanızdaki adam ayağını nerdeyse ağzınıza sokacak ve siz maça gelecek, kredi kartı alacak,forma alacak vs.Hiç olacak şey mi?

10 mayıs anneler günü olması sebebiyle bayanlara maç ücretsizdi ve bayan seyirci sayısı oldukça fazlaydı.Takımımız gol yedikten sonra o kadar çok küfür edildi ki bir tek bayan kalmadı.Kalan anneler ise küfürlerde annnelerin önemini bir kez daha anladılar!

Şunu kesinlikle söylemiyorum.İnsanlar klasik müzik konserine gelir gibi gelsinler, put gibi otursular alkışlasınlar ve gitsinler.
Benim istediğim , insanların aileleriyle gelip insan gibi maç seyredip,bağırıp çağırıp marşlar söylerek rahatlayıp mutlu bir şekilde evlerine gidebilmeleri.En azından kapalı tribünde bu şekilde olmalı.Şunu da eklemem lazım ki Şimşekler grubunun bulunduğu tribünden kesinlikle küfür edilmiyor.Sizce çok ilginç değil mi?

Ayrıca, bir başkan, ne değişti ki - zira yönetimin içinden geliyor- 4 ay içerisinde ben başkanlığı bırakıyorum diyebiliyor.Bekir Çınar ve ekibi sizce tüm yönetim dönemlerinde yönetim olarak yedikleri cezaları karşılayabilecek kadar artı değer yarata bildiler mi kulübe?Üç kuruş için Aytaç Durak'ın ağzına bakacağım diye yediği 30.000 tl cezayı en azından cebinden karşıladı mı?

Türbünlerde ağzına gelen küfürleri edererek çoluk çocuğu yani Demirspor'umuzun geleceğini stadlardan kaçıranlar Turgutlu maçında, ben saydım 19 kişiler de, kaçanlar ise 100 lerce.Bunu yönetim görmüyor mu sizce.Görüyorda konuşmaktan şahsi şovlarını yapmaktan başka şey düşünmediklerinden, 20 kişiyi kulaklarından tutup atmak, yüzlerce kişiyi stadda tutmaktan zor geliyor.

Koskoca Vali küfür olmazsa maçlara gelirim diyor emrindeki polisi maç boyunca küfür eden bir kişiye bile sadece sus bile demiyor.

Özetle, bir gün adam gibi bir yönetim gelecek, önce marka değerimizi yükseltecek sonra bu markaya uygun ürünler bulup, pazarlayacak ve kimseye ağlamayacak ,yalvarmayacak,yalvartmayacak, ŞEHRİN ASİ ÇOCUKLARINA SAHİP ARATMAYACAK.

Saygılarımla
Ömer Durmuş

Yapma Halim Dedim, Etme Dedim, Olmadı...

Bu Halim'i uyardım ben. Bak Halim dedim. Bu işin içinde yıllarca başarısız olmak ve bu başarısızlığa katlanmak var, biber gazı yemek var, gözyaşı dökmek var, sabır taşı olmak var, çatlamak var dedim. Gel sen Demirsporlu olma dedim. Olmadı, Adanalı ne de olsa. Adamın kanında var. Ne yapsan ne etsen boş. Adam Demirspor'da top oynamış, o tribünün kokusunu ciğerine çekmiş, o gırtlağı o mekanda yırtmış, o takımda o ayağı sakatlamış, mümkün mü bu sevdadan kurtulmak, mümkün mü Adanalı olup da Demirsporlu olmamak. Dedi ki bana; mümkün mü o gururu taşımamak, mümkün mü başarısızken bile büyümenin asaletine sırt dönmek? Ne yapalım o halde. Hep aramızdaydın da dile getirmedin. Hoşgeldin be Halim, hoşgeldin. "Canım Ailem"ize hoş geldin.


20 Mayıs 2009

Süper Gençler

Bugün Malatya'da süper gençlerimiz Orduspor gençleri ile karşılaşıyor. Karşılaşma saatini öğrenebilme adına kulübümüzün altyapısını üç kez aradım ama açan olmadı. TFF'nin internet sitesine baktım haber göremedim. Sonradan koymuşlar veya biz görememişiz, velhasılkelam öğrendik ki maçımız 13.30'da başlamış.

Ozan Baysal ve Cevher Ünveren isimli okuyucularımız mail ile bize saat sormuşlardı. Zamanında dönemedik, kusurumuza bakmasınlar. Vertumnus İstanbul'da toplantıda olmayacaktı, icab ederse Malatya'ya uçar, maç saatini ve yerini tam olarak öğrenip geri dönerdi ve gerekli bildirimi yapardı.

Son duruma gelince, sanırım Ozan Baysal isimli okuyucumuz maça gitmiş. Kendisinden dolaylı olarak aldığımız bilgiye göre saat 14.10 itibarıyla 1-0 öndeyiz ve rakibimiz 10 kişi.

Bilgileri olumlu şekilde güncelleyebilmeyi umuyoruz.

15.04 itibarıyla 1-0 öndeyiz ve rakip 9 kişi kalmış.

Maçı 1-0 aldık. Ozan Baysal isimli okuyucumuza çok teşekkür ederek bıraktığı yorumu aynen yazıya aktarıyorum.

Merhaba..
Süper Gençlerimiz , rakibin 9 kişi tamamladığı maçı 1-0 kazandı.
20. dakikada penaltıdan ERDİM ile bulduk golü. Penaltı pozisyonunda Orduspor kalecisi kırmızı kart ile oyun dışı kaldı. Maç sonuna kadar etikili oynadık ama en az 5 pozisyonu karşı karşıya kaçırdı gençlerimiz. Birazda sıcaktan olsa gerek çokda fazla bastırmadı gençler. 85 de 9 kişi kaldı rakip, 90 da çok kötü bir gol kaçırdılar. Kalecimiz çok iyi en az 3 Atalay eder:). Final Cuma günü saat 4 te Samsunspor-Batman Belediyespor maçının galibi ile..
Gençler bana umut verdi. Zaten elimzde onlardan başka umut da kalmadı. Cengiz Hoca ve talebeleri de çok uyumlu ve hırslı görüniyorlardı. Herşeyden önemlisi gençler çok terbiyeli ve centilmen oynuyorlar.. Allah bozmasın...
Umarım yüzümüzü güldürürüler...
Saygılar...
Ozan Baysal...

"Yensek de Yenilsek de"

Bütün kaybedenlerin, ortak tribün şarkısı; ama nedense daha çok bizi, bizim mayıslarımızı anlatıyor gibi:

"Bu sene yokuz gene,
Ne kupada ne ligde
Son saniye golüyle

Sona erdi umutlar
Kaldı seneye
Son saniye golüyle

Yine de en büyük takım bizim takım
Başkası düşünülemez bile
Yensek de yenilsek de en büyük bizim takım
Başkası düşünülemez bile

Yensek de yenilsek de
Yensek de yenilsek de
Şam-pi-yon!

Kalbimde bir acı,
Hayat birden zorlaştı
Gol gelince

On binlerce kişiydik,
Bir anda çivilendik
Gol gelince

Yine de en büyük takım bizim takım
Başkası düşünülemez bile
Yensek de yenilsek de en büyük bizim takım
Başkası düşünülemez bile

Yensek de yenilsek de
Yensek de yenilsek de
Şam-pi-yon"

(Kesmekeşer-Şampiyon/Aşk ve Para)

Kesmeşeker şarkılarını internette bulmak zordur, eldeki tek kayıtla idare edin:
İzle-Dinle

Tarihte Adana Demirspor -12- (17.04.1983 ve 15.05.1983)

Geçmişimizi bilmenin önemine bu blogta mümkün olduğunca vurgu yapıyoruz. Nerelerden nerelere geldiğimizi görmemiz, bizlere, aslında nerelerde olmamız ve hedeflerimizi nerelere yönlendirmemiz gerektiğini en iyi şekilde gösterecektir. Blogumuzda her Salı günü temin edebildiğimiz ölçüde arşiv kayıtlarını sizlerle paylaşmak suretiyle geçmişimize uzanacağız ve bu camiayı yönetenler ile futbolculara diyeceğiz ki;

Bize dünümüzü getirin, size yarınlarımızı verelim.
------------------------------------------------------------------------------
Bir sezon daha bitti, düşenler, çıkanlar belli oldu, kalanlar da belli oldu. Yerinde kalanlar, kala kalanlar. İşte o dona kalanlardan olduk biz bu sene de... İçimizdeki ümidi, gözlerimizdeki ateşi, bitmek bilmeyen sabrımızı seneye sakladık. Bir şeyler değişsin, şu makus talih kırılsın istiyoruz. Ben çocuklarıma üçüncü değil birinci ligde dolu tribünlere oynayan bir Demirspor seyretmek istiyorum. Çocuğumu alıp omuzuma Avrupa Kupası maçlarına gideceğim bir Demirspor istiyorum. Kimse bana imkansız demesin. Bu seyirci, bu tesisler, kullanılamayan bu potansiyel Türkiye'de çok az takımda var. Hiç mi iç geçirmiyorsunuz Sivasspor'u izlerken? Ah ulan şimdi o takımın yerinde biz olsaydık demiyor musunuz?

Hafta sonu Hacettepe-Sivasspor maçına gittim. Şampiyonluğa oynuyor takım ve 19 Mayıs Stadı'nın iki ayrı yerinde taraftar grupçukları, birbirlerinden kopuk takımlarını destekliyorlar. Ah biz olsak orada, yıkmaz mıydık o stadı? Ben bunları istiyorum, bunları elde edene kadar bıkmadan usanmadan gideceğim geçmişe. Vurduğunu deviren bir takım istiyorum, tıpkı 1982-1983 sezonunda olduğu gibi, kendisine saygı duyurtan bir takım. Ezip geçen bir takım. İşte bu çerçevede bu hafta Merin İdman Yurdu ve Boluspor maçlarını getireceğiz karşınıza.

17 Nisan 1983 tarihinde Mersin İdman Yurdu'nu ağırlamışız.
Müjdat yine yazmış golünü ve 1-0 mağlup etmişiz Mersin'i. Bu arada sezon başında göreve getirdiğimiz teknik direktör Marko Valok ile yolları ayırıp, kısa bir süre antrenör Ramazan Şanıvar yönetiminde çalıştıktan sonra Ali Hoşfikirer'i getiriyoruz takımın başına ve hocamıza bir galibiyet sunuyoruz. Golümüzü Müjdat atıyor ama Gürcan da döktürüyor saha da... O kadar ki hem haftanın karmasına hem de maça ası olarak haftanın kare asına seçiliyor.
Bu haftaki bir sonraki durağımız Boluspor maçı. Boluspor'u da aynı skor ile 1-0 geçiyoruz.
Boluspor da o zamanlar fırtınalar estiriyor. Bir örnek vereyim. Üç sezondur Beşkitaş Boluspor'dan galibiyet alamıyor, ayakları titriyor rakiplerin Boluspor karşısına çıkarken. Zaten birazdan vereceğim puan durumu da bunun bir yansıması. Boluspor'u son dakikada İbrahim'in attığı golle deviriyoruz. Ligin sonlarına yaklaşıldıkça mücadele kızışıyor. Puan durumu 30. hafta sonrasında böyle şekilleniyor:
30. hafta sonunda 29 puanla ligin 7. sırasındayız. Haftaya maçımız Galatasaray ile. Galatasaray iki puanlı sistemde 41 puanla Fenerbahçe'nin ensesinde. Şampiyonluk yolu Adana'dan geçiyor. Milli takımımızın kaptanı eski Demirspor, yeni Galatasaray futbolcusu Fatih'imizi,
yine milli takımımızın file bekçisi, ligimizin başarılı kalecisi eski Demirspor, yeni Galatasaray kalecisi Eser'imizi ağırlayacağız 5 Ocak'ta.
Haftaya Galatasaray maçı ile 1982-1983 sezonuna ilişkin maç anlatımlarımızı tamamlayacağız.

Kaynak: Milliyet Gazetesi 1982-1983 yılı arşivi
Şefik Akkurt Foto Albümü (kendisi internette elimizi nereye atsak karşımıza çıkıyor, sağolsun var olsun)
Not: 1 günlük gecikme için özür dilerim.

19 Mayıs 2009

19 Mayıs...

19 Mayıs 1919, Yeni Türk Devleti'nin ilk adımı... Emperyalist bir saldırıya karşı mücadele azminin doğduğu gün... "Kurtuluş" hedefine dair yola çıkan bir azınlık, birkaç yıl içinde amaçlarına ulaştı ve yeni bir dönem başladı.

O adımdan 90 yıl sonra, hala o adımın izlerini kutsamakla adımları ileri taşımak arasında gidip geliyoruz. 1919'un ilericiliğini 2009'da korumaktan fazla birşey yapmamız gerekmiyor mu?

Bu işin fikri boyutu; bir de estetik tarafı var.

Yeni devlet, ilk adımın ertesinde 13milyon civarı bir nüfusla ne yapması gerektiğini tam da bilemez haldeydi. Nüfusun niteliklerine dair elde pek bir veri yoktu çünkü. Ama ilk yapılması gerekenlerden birinin, ona yeni bir canlılık ve dinamizm; yeni bir estetik ve düşünce vermek gerektiğinin de farkındaydı. Bayramlar, o estetiğin, yeni "vücudun", dinamizm ve atılımın simgesiydi.

Bayramlarda yapılan insanlardan kuleler, estetik hareketler, ritmik uyum, yeni devletin nüfusunu yeniden şekillendirdiğinin bir göstergesiydi.

(Adanaki kutlamalarından bir sahne, Reşatbey civarı)

Ben çelimsiz vücudumla ne 23 Nisan ne de 19 mayıs etkinliklerine katıldım. Ama resim derslerinde Samsun'dan doğan güneş konulu resmimi çizmeyi ihmal etmedim. Güneşin içinde Atatürk vardı tabii; geometri cetvelindeki kalıbı kullanarak kopya ettiğim...

Son yıllarda bu kutlamaların hala aynı tarzda, aynı monotonlukta, aynı estetik anlayışla yapılması eleştiriliyor. Ben de eleştiriyorum. Artık 19 Mayıs'ları, gençlerin pestilini çıkaran, güneşte fenalık geçirmesine neden olan garabet kutlamlardan çıkarmamız gerekmiyor mu?



Bir de "Gençlik ve Spor" boyutu var işin. 90.yılında hala olimpiyatlarda altın yerine nal toplayan gençliğin 19 mayısları... Veledromları reklam panosu, tartan pistleri çamur banyosu, stadları biber gazı, beden eğitimi dersleri etüt saati olan bir memleketin gençliği ve onun sporu...

Kutlu olsun!

18 Mayıs 2009

Biz ve Onlar

Ati'nin o güzel pazar yazısının ardından, karanlık bir pazartesi yazısı:

Bir sezon daha bitti. Geçen yıl 17 Mayıs'ta, Mersin'de kazansak şampiyon olacakken, şimdi rakibimiz bir üst ligte. Ondan bir hafta önce, berabere kalsak şampiyon olabilecekken, kaybettiğimiz Adanaspor da öyle... Yöremizdeki iki rakibimiz, tribün olarak onlara öncü olduğumuz takımlar, sadece bir yıl içinde attıkları başarılı adımlarla bizim üst ligimizdeler.

Ya biz geçen sürede ne yaptık? Adanaspor ve Mersin maçlarının muhasebesini yaptık mı örneğin? O maçlarda gözümüzün önünde oynanan oyunlar-futbol değil ayak oyunu!- hesabını buldu mu?

Geçen yılların doğru analizini yapmadan başlanacak her yeni yıl, aynı hataların tekrarlanacağı günler olacak; bunu unutmayalım.

15 yılın hesabını soralım!

17 Mayıs 2009

Sana söz yine baharlar gelecek...






Adanam ilginç bir şehirdir. 44,5 milletten insanı verimli topraklarında beslemek üzere bağrına basmış bir kültür mozaiğidir güzel şehrim. Her cinsten, her türden, her anlayıştan insanın biraraya gelmesinden doğan sıkıntıları da zaman zaman yaşar. "Beyaz" a herkes "Beyaz" demez bu şehirde. Kimisi "yeşil" der, kimisi "eflatun".. İşi abartıp "siyah" diyende çıkar bazen, ılımlı yaklaşıp "gri" diyende olur. ama söz iki renge; "MAVİ-LACİVERT" e gelince , büyük bir grup için akan sular durur.. Ona da karşı çıkanlar olur elbet, ama sesleri bize kadar gelmez ya da biz duymazdan geliriz.


"Kozmopolit" kelimesinin hakkını sonuna kadar veren bu şehrin çocuklarından bir kısmı "Gurbette Demir Gibiyiz" diye haykırır. Güzel bir birliktelik, bir oluşum kurulur. Ama memleketin huyundan mıdır, suyundan mıdır bilinmez, gene benzeri olmayan karakterler birbirini bulmuştur. Solcusu da vardır sağcısı da.. Alkol alanı da vardır, almayanı da. Sakini, delisi, gevezesi, suskunu, hırçını, arabulucusu.. Ne ararsanız vardır ANKARA TAYFASInda.. Sadece iki şey yoktur: Hükümran ve hükmedilen.


Kısaca memleketim insanını ve Ankara Tayfası'nı kendimce özetledikten sonra attığım başlığın sebebine gelelim. 5000 küsür gün oldu bu takımın olması gereken yerden uzak olduğu zaman dilimi. Sadece çıkamamayı bırakın, neler neler yaşandı. 3. lige düşmeler, sahipsiz kalmalar, önyargılar.. Takım için aynı şeyi söyleyememekle beraber, bu süre zarfında olumlu şeylerde oldu. Gönül verenleri, özverileri, umutları, hayalleri her geçen gün katlanarak çoğaldı. Fakat yıllardır üstüste son maçlara kadar gelip, son anlarda emeline ulaşamayan başka bir takım yoktur sanırım bizimki kadar. Her Nisan sonu, Mayıs başı bizim için eziyet oldu, zulüm oldu. Sağolsun Şimşeğim bu sene bizi mazur gördü de, ne düşme korkusu var, ne çıkma stresi.. Uzun zaman sonra ilk kez bu mevsimde kafamız rahat! Kalecisiz, hocasız geçen bir seneye rağmen, iç sahada tribünün desteğiyle(dış sahada nedense duyuramadık sesimizi. ya da duymak istemediler ne bilelim) son 3 maça kadar taşıdık umudumuzu. Olmadı.. Aslında olmayacağı da belliydi ya, neyse..


Diyeceğim odur ki; umuttur insanı yaşatan, hayat veren, yaşama sevincine boğan. "5000 gün oldu, bir 5000 gün daha bekleriz" demiyorum ben. Her taze başlangıç bir umuttur. Tüm geçmişi aklımdan siliyorum. Önümüzdeki sene diyorum. Önümüzdeki sene olacak. İnan be Şimşeğim.. Bizler inanıyoruz, sende inan. Biraz gayret et. Üst kategorilerde bile senin kadar sevilen var mı? Senin kadar tapılan var mı? Sen az bir kıpırdan yeter. Küçücük bir kartopuyla başlar koca çığlar. Önüne geleni yıkar, siler, süpürür. Hadi be Şimşeğim.. Hadi be koca çınar..

SANA SÖZ YİNE BAHARLAR GELECEK, SANA SÖZ IŞIK SÖNMEYECEK... SÖZ!!!