28 Şubat 2011

Altyapılarda Son Haftalar

Birkaç yıldır süren ısrarlı altyapı maçları takibimiz, yerel basını da harekete geçirmişti; artık Adana basınında da altyapı haberleri görmekten mutluluk duyuyoruz.

Sezon sona yaklaşırken, U18 dışında tüm kategorileri lider tamamlamayı garantiledik.

U18ler, birkaç hafta önce rakipleri Kayseri Erciyes'i yenip liderlik koltuğuna oturmuşlardı. Ancak önceki haftayı bay geçip ardından Adanaspor'a 2 puan kaptırınca, son hafta Kayserispor'u 3-0 yenseler de ikinci sırada kaldı.



U18 takımında Serdar Döndü, Kayserispor karşısında bu sezonki 9. golünü kaydetti.

U17, U16, U15, U14 takımlatımız Akademi Ligi'nde bitime 1 hafta kala zirveyi garantilediler.

Hepinize helal olsun çocuklar!

İki soru:

-Serdar gibi öne çıkan oyuncularımızı seneye profesyonel kadroda görecek miyiz? Yoksa İbrahim Selen gibi, onlar da yuvadan uçacak mı?

-Geçen yıl sadece U14 ve U16'lar Türkiye finallerine götürülmüştü; mali nedenlerden dolayı diğer kategorlier finallere gidememişti. Yönetim bu yıl çocukları finallere götürecek mi?

27 Şubat 2011

Adana Demirspor Marşları

Şarkılarla devam edelim. Bir vakit bu konu yine gündeme gelmişti blogun ilk dönemlerinde; özellikle Gençlerbirlikli Barış Karacasu abimizin özel ilgi alanı olmasıyla ve bizimle olan muhabbetiyle bu konu uzun süre gündemimizdeydi. Kendisinin hazırladığı pisburun.net'te, tüm futbol müzikleri ve takım marşları arşivinde, Adana Demirspor marşları da bulunuyor. 5 Ocak'ta takım sahaya çıkarken bu marşlar çalınsa fena mı olur?

Nadir Avşaroğlu da bu konuda görüşlerini göndermiş, yayınlıyoruz:



MARŞLARI VARDIR, DEMİRSPOR’UN

Müzik ve spor. Hayatın iki vazgeçilmezi ve insan yaşamının tam ortasındalar. Taş plak döneminden bu yana futbolu konu edinen şarkılar, marşlar yapılmıştır. 60’lı yıllarda futbol müziği piyasası iyice canlanır. Tanju Okan’ın ilk plağı; Haydi Dolmuş Maça, Alpay’ın ilk plağınındaki Maç Twist’de maç anlatımlarıyla ve sloganlarla süslenmiş bir başka şarkı. Eski spor spikerleri ve şarkıcı Ali Kocatepe’nin, 1969-70 liginden seçilmiş golleri anlattığı Altın Goller, bu alanda emsalsiz bir 45’lik plaklardır.

Memlekette yapılmış bilinen ilk futbol plağı 1931’de yayımlanan Fenerbahçe Şampiyonluk Hatırasıdır. Bu plağın ardından bereketsiz uzun bir dönem geçer. Daha sonra resmi marş olan Yaşa Fenerbahçe, Viva Espana’nın Fecri Ebcioğlu ve Şerif Yüzbaşıoğlu tarafından uyarlanmış hali. Nesrin Sipahi, 1973-74 kadrosu ile birlikte seslendiriyor şarkıyı. Fener için yapılır da Galatasaray için 45’lik yapılmaz mı? Şampiyon Galatasaray Marşı, “Türklerin gemisi kırmızı direkli”den tornistan: “Bayrağımız ne güzel sarı kırmızı… Selmi Andak bestesi 75. Yıl Galatasaray şarkısı, Galatasaray camiasında en bilinen şarkı. Meşhur “re, re, re, ra, ra, ra,” sloganını haiz. Beşiktaş için yapılansa koca bir uzunçalar! Türkiye’de bir futbol kulübü için yapılmış bilinen ilk albüm. Turgay Noyan Orkestrası’nın Beşiktaş Marşı ile açılıyor: “Seyircinle, tarihinle sen ne büyüksün / Sporda efendilikte yok senden üstün..

Anadolu kulüpleri… Erkan Ocaklı, Yaşasın Trabzonspor’u yapmış. Bursaspor, Gençlerbirliği, Altay, Vefa ve Eskişehirspor. Kutlu Payaslı’nın “Eskişehirspor” 45’liği, bugüne dek yapılmış en güzel futbol plaklarından biri: “Es es es ki ki ki eski eski es / Rüzgar ol, fırtına ol kaleden kaleye es” diyor.

ve Demirspor Marşları;

Adanademirspor Marşı-1: http://www.pisburun.net/gorisit/calgi/adanademir.htm

Spor kulüplerimizi sadece kazanmak veya kaybetmek üzerine kurulmuş organizasyonlar olarak görmek çok yanlış olur. Kulüplerin renkleri, logoları, uzun yıllarla elde ettikleri başarı öyküleri, spor müsabakalarındaki anıları ve birlikte yaşanmış duyguları …

1970’lerin sonunda Demirspor’un en popüler olduğu dönemler. Pazar günü sabahtan mahalledeki arkadaşlarla buluşup maça giderdik. O zamanlar her mahalledeki benim yaş grubumdaki gençler arkadaş grupları ile buluşup maça gelirlerdi. Selamlaşılır, hal hatır ve maça gelmeyenlerin neden gelmediği sorulur, paramız varsa dürüm yenilip, şalgam içilir, takım otobüsünün stada gelmesi ile takım alkışlarla stada alınır ve kuzey kale arkasına öyle geçilirdi.

Hele bir de galip geldik mi, hemen Gazipaşa bulvarına giderdik. Huzur taksinin karşısında şimdilerde rahmetli olan “Cop” abimizin dükkânının önüne oturur, gelen grupları beklerdik. “Cop”’un sahibi olduğu şarküterinin adı Demir Gıda, oğlunun adı Demircan’dı. Kısacası dükkân bizimdi. Daha sonra Gazipaşa Bulvarı kalabalıklaşınca eski Demirsporlu solbek Kasap Burhan’ın plakçı dükkânında aşağıdaki Demirspor marşı çalınırdı. Büyük bir kalabalık alkışlarla hep birlikte söylerdik; “patlatın voleleri, titretin fileleri” Hala anılarımda, hala kulaklarımdadır… (Sözler, Ali Şenozan'a ait)

Adanademirspor Marşı-2:
http://ga-ie.facebook.com/efsane.demirspor/posts/200939536069

http://www.pisburun.net/gorisit/calgi/adanademir2.htm

Ben uzun yıllar Adana dışında yaşayan bir Adanalı olduğum için, gurbetteki Adana’lının, memleketine ait ne varsa özlemiyle dolu yaşarım. Bu özlem, sizi Adana’ya dair her şeyle dışarıdayken duygulandırır. Taraftarı olduğum takımın, renklerin sevdalı olduğum Demirspor’un marşı da böyle bir duygu yaratıyor içimde…

Türkiye liglerinde birçok kulüp var. Belki hepsinin geçmişi, belki hepsinin taraftarı, belki hepsinin birikimi var. Ama geçimini sağladığı ekmek teknesinin adını, canından çok sevdiği oğlunun adını takımının adını koyan var mı bilmiyorum. Gelenekleri, birikimleri ve marşları ile Demirspor kadar bir kente mal olmuş başka kulüp var mı bilmiyorum.

Bu takımı seviyorum…

"Sen Sorumlusun"

Bir pazar güzelliği... Bülent Ortaçgil'in son albümü Sen'de "Sen Sorumlusun" adlı şarkıyı dinlerken; togepy'nin sprey'i geldi aklıma:

cam buğularının her yerine adını yazdım
sokaklara apartman girişlerine
kapılara, market çıkışlarına yazdım
ama sen sorumlusun
duraklara, kaldırım taşlarına
defterlere, satır başlarına yazdım
ama sen sorumlusun
(...)
denizde, kıyıda, bütün kumlara
rüzgarda uçuşan yapraklara yazdım
ama sen sorumlusun
yolda kirlenmiş araba camlarına
yeni boyanmış beyaz duvarlara yazdım
ama sen sorumlusun

(şarkıyı dinlemek için: http://www.youtube.com/watch?v=zgMuEXqBdNY)



http://demirgibiyiz.blogspot.com/2009/11/sprey.html

26 Şubat 2011

Eyüpspor'un Aldığı Ceza

Rakibin aldığı ceza bizi niye üzer? Çünkü deplasman hayallerimiz suya düşer... Eyüpsporlular, Tokat maçında sahaya inip hakemi kovalayınca son dönemlerin en ağır cezasını almışlar: 5 maç tarafsız sahada seyircisiz, 3 maç kendi sahasında seyircisiz! Böylece 17 Nisan'da Eyüp'le maçımıza gidemiyoruz ki şimdiden güzel bir İstanbul yolculuğu olarak ajandalara işaret koymuştuk.




Önümüzdeki ilk deplasman Çanakkale maçının da haftaiçi oynanacağını belirtip üzüntümüzü katlayalım...

TFF cezalarda artık elibol davranıyor. Aman dikkat! Lakin şu seyircisiz maç cezasının rakip takımı da cezalandırdığını ne zaman anlayacaklar. Eyüplüler hakemi kovalıyor diye biz takımımızı kovalamıyoruz. Olaylara çözüm, seyircisiz statlar mı yoksa insanlık onuruna aykırı statlar mı?

O maçta yaşananlarla ilgili scugnizzi'nin yazdıklarına göz atabilirsiniz: http://www.scugnizzi.org/2011/02/eyup-tokat-macnn-sonunda-yasananlar.html

Sakarya Emniyeti'ne...

Çarşamba günü yaşanan olaylar nedeniyle gelen iki açıklama ile bu konuyu kapatalım:

Şimşekler Grubu, adanademirspor.com sitesinin girişinde yayınladıkları duyuruyla, Sakarya Emniyeti'ni kınadı. Sakarya Emniyeti, Demirspor taraftarı 1,5 saat statta bekletirken stadın hemen çıkışında taşlanma olayına engel olamamıştı. Açıklamada ayrıca Emniyet'in taraftarları beklettiği sırada kendilerine yönelik küfürlerin, Sakaryaspor gibi köklü bir takımın taraftarına yakışmadığı vurgulandı.

Ayrıca 2. başkan Ekrem Kandemir de yaptığı açıklamada, ulusal basının, yaşanan olayları Demirspor tarftarı çıkarmış izlenimi vermesini eleştirdi. Kandemir, açıklamasında "hiçbir yerde olaysız, mağlubiyetle sonuçlanan misafir takımı, futbolcusu, teknik heyeti ve yöneticisi yaklaşık 2 saat stadta tutulmamıştır. Hatta maçtan sonra Sakaryaspor taraftarı 45 dakika stadtan terk ettirilmemiştir. Bu şartlarda dahi taraftarlarımız olanlara cevap vermeyip, centilmenliklerini sürdürmüştür. Kafilemiz, şehirden ayrılıp Sabiha Gökçen Havaalanına vardığımızda ancak taraftar guruplarımız otobüslere bindirilmiş, daha sonra bu saldırılar taşlı ve sopalı saldırılara dönüşmüş, otobüslerin camları kırılmış, cam parçalarından yaralanan 4 taraftarımız tedavileri yapıldıktan sonra Adana’ya gönderilmiştir" ifadelerine yer verdi.

25 Şubat 2011

Adana Demirspor Blogları#2

Vertumnus, 15 Temmuz 2008'te Adana Demirspor bloglarını listelemişti burada (http://demirgibiyiz.blogspot.com/2008/07/adana-demirspor-bloglar.html); o dönem bizim blogun yükselen ivmesiyle blog sayısı hızla artmıştı. O listedekilerin birçoğu güncellenmiyor artık ama yenileri de var, onlar şimdilik iyi gidiyor. Listeyi tazeleyelim, bugünlerde aktif olarak işleyen Adana Demirspor blogları şöyle:

tebevolimo

soylu-kavgam

demirspor1940

sanaldarbe1940

Yazıp çizmeye ve kamuoyu oluşturmaya devam...

Kaçmak, Kovalamak

Haftaiçi, yüzlerce kilometre öteye, Sakarya'ya 6-7 otobüs giderek gereken mesajı veren bir taraftar kitlesi var. Tribünde duruşunu bozmayan, takımını destekleyip tahrikelere aldırmayan... Rakibin Mersin tezahüratına da maç sonu sövgüsüne de kulak asmayan... Grup liderlerinin, "bizim işimiz bu değil, işimizi takımı desteklemek, tribünde yenilmemek" diye boğazını patlattığı; derdini anlatmak için kendini paraladığı...

Tribünde yeniyoruz. Ama kitlenin önemli bir bölümü var ki onlara bu yetmiyor. İnternet ortamlarında atıp tutmayı birinci görev bellemiş; bunu takımını desteklemek zannediyor ve akıl almaz bir enerjiyi de buna harcıyor. Belki öfkesini akıtacak yer bulamadığı için maç sonundaki adrenalini bekliyor.

Evet, benim de ve birçoğumuzun da hoşuna gidiyor; deplasmana gelmesi beklenen, endişe duyulan bir ekip olmak. Kendilerini ispatlamak için Demirspor maçını bekleyen onlarca grup var. "Ah Demirspor'la oynasak da onlara kendimizi göstersek" diye fikstürü bekliyorlar.

Ama tribünde galibiyetin, sadece tribünde galibiyet olduğunu, bunun sokakta da galibiyetle perçinlenmesine gerek olmadğını hatırlamak gerek. Çünkü sonrasında gelen haberler, ortaya çıkan görüntüler, o galibiyeti unutturuyor.

Tokat'tan sonra birkere daha Sakarya'da haberlere konu olduk; "olayların bir parçası" olarak. Şimdi ne kadar anlatırsak anlatalım, "tribünde biz yendik, sadece takımımızı destekledik, onlar bizi taşladı" diye. O haberler sayesinde Demirsporlular gittikleri yerde olay çıkaran adamlar olarak anılmaya devam ediyor. Çünkü onların ellerine istedikilerini veriyoruz. Sonuçta hiçbirşey kazanmıyoruz.

Şimdi, rakip takımların ismini-grupların isimlerini cinsiyetçi, faşist duygularla değiştirip onlarla dalga geçen sözlere, pankartlarını-atkılarını yakan kişilere bakıyorum da, yıllarca emek verilerek, zamanla oluşturulmuş bir kültürün, bir imajın nasıl kolaylıkla yerle bir edileceğini görüyorum. Dahası bu yıkıma bir darbe vurduğunu bilmeden keyif çatan arkadaşlar, içten içe kendilerini ve bizi tüketiyorlar.

Asmak kesmek, kovalamak, yara vermek; bunlar hiçbir zaman bize birşey kazandırmadı ve kazandırmayacak. Bunun farkında olalım.

24 Şubat 2011

Hüseyin Ataş'tan Ali Güneş Röportajı

Hüseyin Ataş, Kent Gazetesi için teknik direktör Ali Güneş ile söyleşi yapmış. Tam metni şuradan okuyabilirsiniz:

http://www.gazetekent.com/haberdetay.asp?ID=1568

Benim öne çıkaracağım iki cevap şu:

H.A.:Elinizde geniş bir kadro var özellikle orta sahada çok alternatifiniz var. Bu durumdan memnunsunuzdur…

A.G.:Hem memnunum hem memnun değilim. Rekabet ortamını yaratmak açısından büyük bir avantaj kadro genişliği. Memnuniyetim bu. Ancak oyuncu sayımız çok fazla haliyle tüm oyuncuları oynatamayacağız kadroya girip oynayamayan, kadroya dahil edilemeyen oyunculara ne kadar değer verseniz hazır tutmak isteseniz de onların moralini yüksek tutmak kolay olmayacak.

H.A:Aydın’ı serbest pozisyonda oynatmak adına Samet Albayrak’ı sağ kanada hapsedip bu oyuncunun hücum yeteneklerinden daha az faydalandığınız şeklinde eleştiriler var..

A.G:Ben Samet ile çalışmadım ama onu hep forvet arkası pozisyonda hatırlıyorum. Kendisine hangi mevkide takıma faydalı olup olamayacağını sordum. O da bana: “Dardanelspor ve Demirspor’da sezonun ilk yarısında adam yokluğundan beni hep forvet arkası oynattılar esas mevkiim sağ kanat hocam” dedi. Samet’in bu sözleri beni rahatlattı açıkçası. Aydın’ı forvet arkası Samet’i de esas mevkiinde görevlendirerek taşları doğru yerleştirmeye çalıştık.


Hocanın Çorumspor'dan tanıdığı Aydın Tuna'ya daha merkezi bir rol vereceği görülüyor.

Konuk Yazar: "Endişeye Mahal Yok"

--
Blogumuzun daimi konuk yazarlarından Nadir "zifiri" Avşaroğlu, demirgibiyiz@gmail.com'a gönderdiği yazıyla, bizi sukunete çağırıyor ve umut aşılıyor. Kalan maçlarımızı 6'sının (pardon 6,5'unun) içeride olduğunu hatırlatan Nadir Abi, iç ve dış saha maçlarının analizi üzerinden, "play-off'a kalırız ama asıl sorun ordaki motivasyon" diyor:
--


Endişeye hiç mahal yok.
Ligin bitmesine daha 10 hafta var.
Ve bu 10 hafta hiç de zor değil.

Bu yıl özellikle deplasmanlarda son derece başarısız oynuyoruz. İçerideki maçlarımızda tablo ise; belki ev sahibi olmaktan, belki seyirci desteğinden, belki de futbolcuların duydukları sorumluluktan son derece başarılı.

Bu 10 hafta boyunca sırasıyla; Urfa, Tarsus, Telekom, Çanakkale, Of, Van, Eyüp, Pursaklar, Fethiye, Pendik maçlarını oynayacağız. Eğer Tarsus maçında kendimizi yarı ev sahibi sayarsak, dışarıda oynayacağımız Çanakkale, Eyüp, Fethiye ile birlikte 3,5 maçımız var. Kalan 10 maçtan 6,5’unu evimizde oynuyoruz. Bizim grubumuzdaki evimizde oynadığımız maçlardaki profilimiz çok iyi.

O G B M A Y AV P
1 ELAZIĞSPOR 13 9 3 1 20 5 15 30
2 DEMİRSPOR 11 7 3 1 19 9 10 24
3 SAKARYASPOR 12 7 3 2 14 8 6 24
4 KONYA ŞEKERSPOR 12 7 2 3 22 11 11 23
5 TOKATSPOR 12 6 5 1 18 8 10 23

Tabloya dikkatli bakılırsa aslında bizim yerimizin birincilik olduğu dahi görülebilir. İlk sırada yer alan Elazığ, bizden 6 puan fazla almasına rağmen 6 puanlık iki maç fazla oynamış. En azından diğer rakiplerimize oranla daha az maç yapmamıza rağmen daha çok puanımız var.

Ben bu periyotta deplasman maçlarımızın da önemli olduğunu düşünüyorum. Bu güne kadar deplasmanda sadece Balıkesir ve Of maçlarını kazandık, 4 de beraberliğimiz var. Deplasmandaki 13 maçımızı 0,75 puan ortalaması ile oynuyoruz.

O G B M A Y AV P
1 KONYA ŞEKERSPOR 12 8 1 3 24 14 10 25
2 ELAZIĞSPOR 11 5 5 1 18 12 6 20
3 SAKARYASPOR 12 5 2 5 16 18 -2 17
4 EYÜPSPOR 12 4 3 5 11 15 -4 15
5 Ş.URFASPOR 12 3 5 4 10 11 -1 14
14 DEMİRSPOR 13 2 4 7 7 15 -8 10

Fethiye deplasmanından çok endişelenmiyorum. Eyüp deplasmanını da İstanbul Tayfası ve maça gelecek arkadaşlarla deplasman olmaktan çıkartırız. Beni en çok korkutan Çanakkale deplasmanı. En dipte ve köklü bir camia.

Bu hafta Urfa ile son derece önemli bir maç oynayacağız. Kazandığımız takdirde kendimizi ilk beşin içine atacağımızı ve bir daha bu noktadan aşağı düşmeyeceğimizi düşünüyorum. İç saha maçlarımızdaki karnemizin iyi olması bir yana, bu maçtan sonra üstümüzde yer alan takımlarla da maçımız kalmıyor. Ancak rakiplerimizden çoğu daha birbirleriyle oynamadı sayılır. Gerçi düşme hattında olan takımlarla da maçlarımız sıkıntılı olacak ama çoğunu sahamızda oynayacağız.

Ben bu tabloya baktığımda play-offlara kalacağımızı düşünüyorum. Problem de burada başlıyor. Çünkü ben play-offların iyi ve güçlü bir ekip olmaktan çok bir konsantarasyon/motivasyon sorunu olduğunu düşünüyorum.

Nadir "zifiri" Avşaroğlu

23 Şubat 2011

Haftanın Ardından



Sakarya'ya 1-0 yenildik; rakipler berabere kaldı, Urfa dışında. Gelecek hafta, bu pazar değil, Urfa ile evimizde oynuyoruz ki üst üste 4. altı puanlık maç olacak. ve evet, kazanmalıyız.

Deplasmanlarda yokuz. Sahada yani... Tribündeki galibiyetler kadar sahadaki galibiyetleri de istiyoruz artık.



Sakarya maşı sonrası olaylar olmuş ve dileklerimiz boşa çıkmış. Bir üzüntü de bu. Biz başka havadan çalıp söylemeye devam ediyoruz.

Tatangalar...

Aradaki husumet her ne olursa olsun, Adana Demirsporlu olup hayata Tatangalar gibi bakanlarla, Sakaryasporlu olup yüreği Şimşekler gibi çarpanlar var, biliyorum...

Sonunda kazanan biz olacağız! Düşmanlık, rekabet, kavga, dövüş değil...

Forza Kurtuluşa Kadar Savaşanlar!
Forza Asla Yılmayanlar!

1-2-3 OLSUN

8 otobüs taraftar Sakarya yolunda...Arman için, rengin için, arkandaki yüzbinler için saldır Adana Demir....


Dertte senden,derman da her daim,
Bu kez olsun, sonu mutlu bitsin ne olur....

22 Şubat 2011

Taraftardan Kocaeli Maç Yorumları #4

Uzun zaman sonra 5 Ocak'ta maç izlemek ayrı bir zevkti. Naklen yayın ve aralıklarla da olsa yağan yağmurun etkisiyle tribünler hıncahınç dolu değildi ama fena da değildi. Tribün performansı bence çok iyiydi. Benim bu maçtaki favorim:

"Zafere doğru yürüyelim
İnanın çocuklar, inanın çocuklar!"

Hep "Şöyle rahat bir maç izleyemeyecek miyiz!" diye serzenişte bulunuruz ya, bu defa öyle rahat bir maç izledik. Darısı diğer maçlara...

21 Şubat 2011

Sakarya'ya otobüs...



Kaldırın kaldırın kaldırııın
Sakarya'ya 100 otobüs kaldırııın...

Taraftardan Kocaeli Maçı Yorumları #3

Geçen hafta Tokat maçı sonrası hala sesim düzelmemişti, bu yüzden ufukta Adana yolları yoktu. Ancak kader gene bizi 5 Ocak'ta birleştirdi.

Tersine deplasman yolculuğuna Cumartesi sabah Uçar ailesi ile başladım.Cuma gecesi Gölbaşı'nda kaldım.101 oynadık arkadaşlarla.Beni ordan aldılar.Gölbaşı'nın bende ayrı bir yeri vardır.ARada Ankara ile dağların olması, o pis şehir ile aramda mesafelerin olmasını bilmek bana huzur veriyor.Ankaraya ilk geldiğimde orada misafirhanede kalmıştım.Tus kampında yine oradaydım.

Bu sefer arka koltuktaki ikilim felaketin oğlu Türkay'dan sonra ''Duru'' idi. ''Timut'' demesini öğrenmiş maşallah, bi de görünce ''emmi'' diyor :):)

Cumartesi gününü uyuyarak geçirdim.Hava rüzgarlı ve bulutlu idi. Arada atıştırdı da. Pazar saat 12.30 gibi arabayı açmak için uzaktan kumandaya bastığımda acı ama gerçek şeyi öğrenmiş bulundum.Bir gün önce ışıkları açık unuttuğum için aküsü bitmiş. Allah'tan şansım yaver gitti.Tam itmeye başlamışken komşulardan birisinde ara kablo varmış, sağolsun yardıma geldi.Çalıştırdık. Stada yakın bir yere park ettik.Ama arabanın bir daha çalışmama ihtimali vardı.Ve maç sonu Ankara'ya dönmek zorundaydık.Aklımızda maç sonu bir el atan olur vardı hep.

Maçı kapalı B üstte izledik.Koltukları çok bitişik yapmışlar, Göktuğ sıkıştırdı beni.Sığamadım :):)

Maraton tribünü ve güney kale boştu; ama gelenler oldukça verimliydi. Kapalı ise fena değildi. Kocaeli maçı olunca insan büyük beklenti içinde oluyor. Tribünlerin çok daha kalabalık olacağı düşüncesindeyim. Başarısız sonuçlar, yağmur, naklen yayın tribünleri etkilemişti.Onlara da hak vermek lazım.Ama insan Demirsporlu olunca üzülüyor işte.

Kocaelinin pankartlarından zaten diğer arkadaşlar bahsetmiş.Ben çok fazla değinmiyor, onlara teşekkürlerimi iletiyorum. İstiklal Marşında dikkatimi çeken adamların yeşil atkısının kalmamış olmasıydı, sanki bizim bir grup vardı orda. Onlar da takımlarını en güzel şekilde desteklediler.Umarım memnun kalmışlardır.Kalan maçlarında başarılar diliyoruz.

Maçtan önce ve sonra her iki takım da çağırıldı.Alkışlandı.

Maçın ilk yarısı tutuktuk.Bizim standartlarımıza göre güzel tribün yapamadık. Dakika 69'da Bekir Çınar bestesinden sonra film koptu, a state of trance.
''A de se '', ''Aley aley'' oldukça güzeldi. ''Taraftar çıldırdı, şampiyonluk istiyor'' sloganları...İnsanın tüyleri diken diken oluyor.Tabi aklımda hep ''araba çalışacak mı?'' Çalıştı çok şükür.

Maçtan sonra da ''yolun açık olsun oley '' dedikten sonra yola çıktık.HEr zaman tribünsel sürprizlerle karşılaşırdık,Ankaragücü, Sakarya, Bursa, maç gözetmeni... Bu sefer istedik ya bütün yol boyunca Kocaelili göremedik.Sağlık olsun.

Molada Yavuz başkan ve eşi ile karşılaştık.Molada bile bloga yazarsınız artık diye sıkıştırdı bizi :)

Yeni otobanda bayaği tipi ve sis vardı.Korkmadım desem yalan olur.Geçen hafta katıldığımız radyo programı ''yol arkadaşı''nı tekrar dinledik.Bir ara bağlansak mı diye düşündük.Adamlar bizim yüzümüzden programı kapatacaklar :)

Ankaraya badiyle tek parça halinde varmayı başardık.

ARdından Pazartesi sendromu...Nefret ediyorum

Taraftardan Kocaeli Maçı Yorumları#2

--
Blogumuzun eski tüfeklerinden Merih Güvenç, İstanbul'dan gelip izlediği maçla ilgili yorumlarını bizlerle paylaşıyor. Kendisine de teşekkür ediyoruz.
--


Kocaeli maçını Adana'da canlı izledim. Her teknik direktör değişikliğinde olduğu gibi takımın ilk maçı olması dolayısıyla bazı şeylerin değişeceği, yeni hocanın takıma kendi havasını vermek isteyeceği belliydi. Nitekim maça çıkan kadro da bunu doğruluyordu. Hoca kısa sürede takımı ne kadar tanımışsa ona göre kadro çıkardı. Bana göre maçın da önüne geçen husus, iki takım taraftarlarının ve takımların maç öncesi ve sonrası sergiledikleri dostluk örnekleri idi. Zaten Hodri Meydan'ın astıkları pankartların resimleri var. Yapılan tezahüratlarda en az pankartlar kadar güzeldi.

Maça bana göre biraz şans, biraz da tesadüfü bir golle başladık. Buna rağmen ilk yarıda bayağı pozisyon verdik. İkinci yarının başında da ikinci golü erken bulunca maç bayağı kolaylaştı. Benim gözlemlediğim kadarıyla kaleci Metin iyi bir kaleci. Son bir kaç yıldır yaşadığımız kaleci sıkıntısı günler geçtikçe azalacak gibi duruyor. Geride Murat çok iyiydi, keza Serkan da top kesmede iyi ama topu oyuna sokmada bana göre iyi değildi. Kanatlar keza fena değildi. İleride daha da iyi olabilir. Sanki asıl sorunumuz orta sahada gibi duruyor. Orta sahada şöyle topa basacak, takımı rahatlatacak, takımı atağa kaldıracak klasik bir 10 numaramız yok.

Ayrıca Metin Tuğlu, Efecan, Ali Cansun gibi ikinci yarıda alınan oyuncularda da ciddi kondisyon sorunu var. Tüm bunlara rağmen eldeki kumaş bu lig için yeterli sayılabilir. Usta bir terzi ile iyi bir elbise yapılabilir. Taraftar için ise tek bir kelime söylenebilir : Muhteşem.

Naçizane görüşüm bu şekildedir.

Taraftardan Kocaeli Maçı Yorumları#1

--
Blog yazarları ağır davranıp maç yorumu giremeyince, taraftar kendi yorumunu gönderdi. demirgibiyiz@gmail.com'a gelen yorumlardan ilki ve oldukça detaylısı, Tayfun Avcı'dan. Sanırım biz yayınlamakta geç kalınca tribündergi'ye de göndermiş. Teşekkür ediyoruz:
--

Ali Güneş’in sahaya sürdüğü oyuncular ve sahadaki dizilişleri:
………………………………..metin aktaş….. ………………………


muzaffer…………….murat akça.......serkan özsoy……….kadir keleş


…………………………………ilhan aydoğdu……….. …………………………..


samet albayrak………...... aydın tuna............efecan………ertan koç

………………………..burhan coşkun……………………............

Takımımızın sahadaki taktiksel dizilişi 4-1-4-1 şeklindeydi. Teknik Direktör Ali Güneş maçın ikinci yarısında bu dizilişte değişikliğe gitti.

Maç başlamadan önce oyuncu kadrosu açıklandığında sahaya sürülen 11, Metin Tuğlu (70. dakiada oyuna girdi) dışında kafamdaki onbirdi. Fakat oyuncuların taktiksel dizilişi bazı anormallikler gösteriyordu. Şöyle ki; futbol hayatı boyunca açık ve çizgi oyuncusu olarak tanıdığım Efecan’ın (oynadığı takımlarda genellikle sağ açık, ihtiyaç olduğunda veya karşısında ters ayaklı futbolcu olduğunda sol çizgide) bu maçta orta çizgiye yakın yerde görev almasıydı. İyi dripling ve süratli stili ile bire-birde kolay adam eksiltebilen Efecan’ı kanat bölgesinden uzaklaştırmak, oyuncunun verimini açık şekilde düşürdü. İkinci yarı Ali Güneş hatasının farkına varıp saha içi dizilişte değişikliğe gitti.

Diğer yandan orta saha ve sağ çizgi de geçmiş yıllarda -gününde olduğunda- başarılı oyunlar ortaya koyan Samet Albayrak’ı hoca sağ çizgide değerlendirdi. Gerek Çanakkale’de oynarken gerekse Demirspor’da oynadığı maçlarda izlediğim Samet’in asıl verimli olduğu yerin orta saha olduğunu düşünüyorum. Düşündüğüm gibi sağ açıkta iyi bir performans ortaya koyamadı. Beklentim, hocanın bundan sonraki maçlarda Samet’e orta sahada görev vermesidir.

Asıl şaşkınlık yaratan ise; Ertan Koç’un sol çizgide maça başlaması oldu. Herhalde hocanın ondan beklediği Barca’daki David Villa gibi sol kanatta oynayıp süratli stiliyle atak organizasyonunda ceza sahasına doğru yönelmesi. :) Yani rakip atak yaparken sol önde rakibe basması ve top bizde olduğunda sol taraftan içeriye doğru hamle yapması. Bu çok kolay bir iş değil tabii. Ertan’dan beklenileni yerine getirmesi mümkün olmadığı gibi bugünkü maçta olduğu gibi oyundan düşmesi kaçınılmaz. Umarım bu taktiksel hamleden Ali Güneş bir an önce vazgeçip nokta santrafor bölgesinde kendisinden yararlanmaya çalışır. Zaten hocanın kendisi de Ertan’nın oyunundan memnun kalmadı ki ikinci yarının başında Ertan’ı oyundan çıkarırken taktiksel dizilişte de değişikliğe gitti...

Diğer futbolcularımız içinde küçük bir paratez açacak olursak kaleci Metin Aktaş, İlker Avcıbey’den sonra kalede güven veren ilk isim..Gayet başarılı maç çıkardı. Murat Akça her zamanki gibi verilen görevi eksiksiz yerine getirdi. Bu çocuğun bonservisi mutlaka ama alınmalı. Ağır görüntüsüne rağmen Serkan Özsoy ise yerinde tek hamleleriyle benden olumlu puan aldı. Sol bekte Kadir Keleş ilk yarıda bölgesinde çok açıklar verdi. Hücumda da kendisinden beklenilen katkıyı gösteremedi. Sol taraf rakip ataklarında ilerleyen haftalar içinde sorun yaratacak gibi.

Sağ bekte Muzaffer beklediğimden iyiydi. Hücuma katkısı fena değildi ama defans bölgesinde hataları gözden kaçmadı. İlhan ise her zamanki elinden geldiğince mücadelesini ortaya koydu,savaştı. Aydın Tuna maça başlarken kafamda kendisi ile ilgili soru işaretleri olmasına rağmen beni yanılttı. Özellikle ikinci yarı, araya oynadığı toplar tehlikeli oldu. Böyle oynarsa Ali Güneş’in değişmezi olur. İkinci yarı oyuna girip golü atan Samet Özen iyiydi. Attığı gol kendine olan güveni sağlayacaktır. İlerleyen maçlarda daha iyi bir Samet Özen izleriz diye düşünüyorum. Burhan ise yine her zaman ki gibi... Defansa gelip bir kaç kez ciddi müdahalesi alkış aldı. İlk yarı da Ertan’ın sol çizigeye yakın oynaması ilerde çoğu zaman yalnız kalmasına yol açtı.

İkinci yarı taktiksel dizilişte değişikliğe giden Ali Güneş’in yerinde sayılabilecek hamleleri, bu yarının bazı bölümlerinde Demirspor’un ayağa pas yapmasını ve oyunun kontrolünü takımımıza geçmesine olanak tanıdı. Genel itibariyle, Ali Güneş’in sahada pozitif bir futbol ortaya koymaya çalıştığı açık. Henüz maçın başında skor üstünlüğünü yakalamamız, maçın sonraki dakikalarında daha kontrollü ve oyunu tutan bir takım hüviyetine bürünmemize neden oldu. Eğer ilk dakikada gol gelmeseydi inanıyorum rakibin üzerine daha çok giden, daha baskılı bir futbol ortaya koyan bir takım sahada görebilirdik. Takımımızda gördüğüm diğer bir olumlu gelişme ise, ceza alanı dışından kaleyi daha sık düşünür olmamız. İlk defa bilinçli olarak kaleye şutlar atılmaya başlanması memnuniyet verici. Bunun meyvesi olarak, bu sezon ölü toplar dışında ilk defa, ceza alanı dışından bir şutla golü bulduk.

İlk maçtan izlenimlerim genel itibariyle olumlu yönde. Teknik Direktör değişiklikleri genellikle takımlara birkaç hafta olumlu etki yapar. Bu birkaç haftadan sonra -hoca değişikliğinin getirdiği olumlu motivasyon sonrasında- gerçek futbol anlayışımız ortaya çıkar.

Umarım yakın zamanda sahada belirli bir futbol anlayışı ortaya koyan, ne oynadığını bilen, tribündeki seyirciye de “allah aşkına biz ne oynuyoruz biri bize söylesin” dedirttirmeyen bir takım oluruz. Ben bir maç gününden bunun olumlu sinyallerini aldığımı söyleyebilirim.

Taciz, Tecavüz, Erkeklik

Bu konuda yazacaklar oldukça birikti aslında. "Raillife" (adı bile sakil!) dergisindeki rezalet, özel ilgi alanımıza girdiği için, ayrıca iğnelenmeyi bekliyor. Ama bugün Pınar Öğünç'ün yazdıkları (Antirazzisti öncesi Radikal Cumartesi'de bizimle söyleşi yapmıştı) hem farklı bir açıdan olayları görmesi hem de blogta düzensiz de olsa bu konuda anlatmaya çalıştığımız meseleyle örtüşmesi açısından kritik:

"Taciz görmüş biriyle iki cümle konuşmamış, tecavüze uğramanın ne demek olduğu konusunda zerre kadar fikir ve his sahibi olmayan bir mahluk, kendi zihninin karanlık dehlizlerini ortaya serercesine kadınların ne giydiğinden, ne giymediğinden söz ederken aslında sadece kadınlardan mı söz ediyor? Bu adam, bu kafa sadece kadını mı ‘seks objesi’ olarak görüyor böylelikle? Yüzlerce beyin kıvrımı, milyonlarca sinir ucu sahibi, onlarca çeşit organ içinde sadece bir tanesinin hükümdarlığında yaşayan aciz bir canlı olarak çizilen erkeklerin, sadece erkek olmaktan dolayı söyleyecekleri iki çift lafı yok mu bu duruma?

Sadece hayvani içgüdülerinizle yaşadığınızı bile söylemiyor bu adam, bu kafa, zira hayvanların da çiftleşme mevsimleri var. Siz erkeklere diyor ki bu erkek zihniyeti, beynininiz falan yok, bir şeyden, o da şeyinizden ibaretsiniz şu hayatta. Beyniniz yok, uyarılmaya açık bir aciz yaratıksınız, bir tekhücreli kadar basitsiniz. Siz erkeklere diyor ki, sizin kafanızda tecavüz denilen insanlık suçu bir sevişme pozisyonu sadece. Ve bir insanlık suçu işlemenin kıyısında yaşıyorsunuz her an; toplumsallaşmamış bir hayvan olduğunuzdan karşıdan bir uyarıcı geldiğinde insanlığınızdan çıkmanıza milim var. Size bunları diyorlar, anlıyor musunuz?"

Pınar Öğünç'ün yazısının tam metni için, buraya tıklayın:

Kocaelispor Maçı Fotoğrafları

Kocaelispor maçının fotoğraflarını şu adresten görebilirsiniz: sanaldarbe1940.blogspot.com

Yeni pankart: "Düştüysek Kalkarız, Daha Ölmedik Ya"


Kocaeli deplasman tribünü ve açtıkları "Adamsınız", "Adana Demirsporsporludur" pankartları:

Haftanın Ardından



Haftayı Kocaelispor galibiyetiyle tamamladık. Rakiplerin de kazandığı haftada 3 puan çok iyi geldi. Maçı Tayfadan birkaç kişi izledi, yorumlarını bekliyoruz.

Bu haftanın dkkat çken durumu, deplasman galibiyetlerindeki fazlalık. Balıkesir, Sakarya, Konyaşeker, Tarsus, Urfa deplasmanda kazandı. 4. ile 10. arasındaki sıkışık durum devam ediyor. Bu daralmış durumda nefes alabilmek için bizim de deplasman galibiyetine ihtiyacımız var.

Çarşamba günü, Sakaryaspor ile deplasmanda oynuyoruz.

20 Şubat 2011

Adana Demirspor 2 - 0 Kocaelispor


Adana Demirspor:
Metin Aktaş, Murat, Kadir, Serkan, Muzaffer, İlhan, Efecan (Dk. 70 Metin Tuğlu ), Samet Albayrak, Aydın, Burhan (Dk. 82 Ali Cansun ), Ertan (Dk. 46 Samet Özen)

Kocaelispor:
Metin, Orhan (Dk. 57 Samet ), Cem Sinan, Onur Alkan, Gökhan Meral, Ercan, Onur Türk, Ensar (Dk. 72 Gökhan Bozkaya), Serdar, Aydın, Yunus x (Dk. 53 Uğur)

Goller:
Dk. 2 Cem Sinan (Kendi kalesine), Dk. 52 Samet Özen (Adana Demirspor)

Sarı kartlar:
Dk. 37 Aydın, Dk. 74 Samet Özen (Adana Demirspor), Dk. 38 Cem Sinan, Dk. 80 Aydın (Kocaelispor)

18 Şubat 2011

Ankara Rüzgarı...

Pembe küçük dudagin söyledi sarkimizi
İndi bahar Ankara'nin sisli yamaçlarina
İçli sesin ah ne kadar açti gönülde sizi
Her gören ağladi kalbimi bagladi dalgali saçlarina

Söyledim askimi ben Ankara rüzgarina
Olmadi kaldi benim her hevesim yarina
Her gören agladi kalbimi bagladi dalgali saçlarina

Önce biraz gülecek kalbe ümit katacak
Söz verecek gelmeyecek hep seni aldatacak
Sev diyecek sevmeyecek belki de aglatacak
Boş yere aglama kalbini baglama Ankara kizlarina...



17 Şubat 2011

Ali Güneş'e Tavsiyeler

Sayın Ali Güneş, takımımıza hoşgeldiniz.

Başlığa bakıp ahkam keseceğimi sanmayın. "Tavsiye"den kastım, yaşanmış ve alışılmış bazı Demirspor gerçeklerini size hatırlatmaktır. Burası bağımsız ve bağlantısız bir taraftar blogu ve biz de sıradan taraftarlar olarak size kendi görüşlerimizi sunuyoruz. Tıpkı önceki sayısız teknik direktörlerimize sunduğumuz gibi...

Eski hocamız Tolungüç'e, 16 Temmuz 2010 tarihinde, yine bir hoşgeldin yazı yazmıştım; şurdan okuyabilirsiniz:

http://demirgibiyiz.blogspot.com/2010/07/buyuk-soner.html

O yazıdaki "Sayın Tolungüç" ifadelerini, "Sayın Güneş" olarak değiştirip aynen dikkatinize sunuyorum; çünkü bunların hepsi yine-yeniden yaşandı.

Eğer yazının hepsini okumak istemezseniz, şu kısımlarını aktarıyorum ki bir özetidir bir yıl içinde olan bitenin:

"Sayın Tolungüç, ne yazık ki Adana Demirspor'da sadece işini yapan, ahlaklı bir duruş sergileyen, takıma karakterli bir oyun oynatan teknik adamlar fazla barınamıyor. Bu gerçeği bilmenizi istedim. Son yıllarda Behzat Çınar, Sadi Tekelioğlu gibi sadece işini yapmaya odaklanan hocalarımız yerel basının ve kaynayan Demirspor kazananın işbirliğiyle heba edildiler. Dilerim ki sizin bu eli yüzü düzgün açıklamalarınız onların canını sıkmaz. Dilerim ki Demirspor camiası, bu kez bizi yanıltır ve sizi sonuna kadar destekler.

Sayın Tolungüç, Demirspor'da yıllardır karakterli oyuncu-teknik adam-yönetici üçlemesi bir arada olmadı. Bunlardan en fazla ikisi yan yana gelebildi ki kimi yıllar üçüne de hasrettik. Şu anki patronunuz Sayın Tuncel'in de sportif geçmişi içler acısı. (...) Bir de yerel basına dikkat ediniz. Onlar, kraldan çok kralcıdır, güçlünün yanındadır. Analizi sevmezler, daha çok koplaya-yapıştırla idare ederler. Transferinde rol aldıkları oyuncuları oynatmadınız diye size demediklerini bırakmazlar. Başarısızlığı taraftara bağlamayı severler. Sorunu içeride değil dışarıda ararlar. Emin olunuz, işinizi kolaylaştırmayacaklardır.(...) Biz yanındayız. Daha önce bizi kandıranların da yanında olduk. Huyumuz kurusun. Biz, Demirsporluyuz. Eminim kulağına gelmiştir Demirspor taraftarının neler yapıp ettiği, çıtayı nerelere yükselttiği. Yine de bu blogun eski sayfalarını karıştırmanı tavsiye ederim. Göreceksin ki logoyu ve renkleri daha yukarı çekmek için herkesle işbirliği yaparız; çünkü onu taşıyan herkese saygımız var."

"Yol Manzaraları"

Tokat dönüşünde, TRT FM'in Yol Manzaraları programının, Yol Arkadaşım bölümüne konuk olduk. Çorum civarındayken denk geldiğimiz program, o sırada yolda olanların kendilerini aramalarını ve anılarını paylaşmalarını istiyordu. Arka koltuktakiler, maçın yorgunluğu ve maç sonrası gergin beklemenin üstüne bir de kavurmanın da verdiği ağırlık eklenince, uyku moduna geçmişlerdi. Yol açıktı ama hava karardığı ve soğuk arttığı için yağış tehlikesine karşı biraz tedirgindik. Hastalık belirtileri iyice artan kaptanımız Punto (a.k.a Caz) Apo'yu zinde tutmak için yerli yersiz konuşup, radyo kanallarını kurcalıyordum. Programın anonsu denk geldiğinde, Apo, biraz da onların kafasını şişir diye mi düşündü bilemem, "arayalım abi, yol anısından çok ne var bizde" diyerek kanıma girdi. Aradık. Deplasmandan dönen taraftarlar olduğumuzu duyunca telefonu açan kişinin şaşkınlığı ve sevinci sesinden belli oluyordu. Maç sonucunu sordu. Sonucunu söyleyince, nedense güldü. Biz de güldük (Dışımızdan). İlginç bir konuk olacağımızdan emindi ki biz sizi arayacağız dedi.

Aslında radyo programlarına alışığız. Yıllar önce, Ankara'daki Telekom deplasmanı öncesi Radyo ODTÜ'ye konuk olup Demirspor'u konuşmuştuk; yakın zamanda da Mondiali Antirazzisti maceramız nedeniyle Ankara Radyosu'na konuk olmuş ve Radyo-1'e de telefola bağlanmıştık. İletişim kanallarını iyi kullanan bir ekibiz vesselam.

Ankara'da bizi bekleyenlere progrmaı dinlemeleri için acil haberler verip, telefonun çalmasını bekledik, o sırada arka ikili de ukusundan uyanıyordu. Ne konuşabilirize dair kısa bir beyinfırtınasından sonra telefon çaldı ve canlı yayına alındık. "Tokat'taki Adana Demirspor maçından Ankara'ya dönen ve Çorum civarında olan bir ekibiz" diyerek, tek bir cümlede Türkiye coğrafyasını dolaştım. Sunucu, "kalabalık bir grupsunuz galiba" dedi, "asıl kalabalık grubun Adana'ya döndüğünü, bizim daha az olduğumuzu" söyledim. Ardından sunucu, renkleri için yollara düşmenin güzelliğinden bahsetti; açıkçası bize fazla söz bırakmadı. Ankara'dan elimizden geldiğince deplasmanlara gitmeye çalıştığımızı araya sıkıştırabildim. Diğer konuklara göre daha kısa bir konuşma yaşadık. Sanırım "taraftar" olarak canlı yayında programın çizgisini bozabileceğimizden korktu! Yine de Adana Demirspor'u farklı bir mecrada daha hatırlattığımız için sevindik (Küçük şeylere sevinmeye alıştık).

Eğer istek şarkımızı çalsaydı Yollar Bize Memleket'i isteyecektik. Ziynet Sali çaldı. Neyse ki Türkay_ADS'nin en sevdiği şarkılardan biriymiş!

Yol Manzaraları programı, Cumartesi-Pazar, 18.00-20.00 arası TRT FM'de yayında...

http://www.trt.net.tr/Radyo/RadyoDetay.aspx?tanitimid=30527&tur=Radyo&Kanal=TRTFM

yolmanzaralari@trt.net.tr

16 Şubat 2011

Tolungüç'ten demirgibiyiz'e Özel Açıklamalar

Soner Tolungüç ile telefonda konuştum.

Biliyorsunuz, birkaç yazı aşağıda, hocanın bazı gerçekleri açıklayarak gitmesi gerektiğini savunmuştum. Yaptığı basın açıklamasında karanlıkta kalan noktaları açıklamasını istemiş ve ardından da bazı sorular sıralamıştım. Görüşmemizde aklımıza takılan soruları kendisine sorma imkanı buldum. Aldığım cevaplar, yaptığımız tespitlerin doğruluğunu ortaya koyuyordu. Burada tüm isimleri ve detayları açıklama imkanımız yok. O yüzden hocanın sözlerinde "bazı kişiler-bazı isimler" diye belirsiz ifadeler eklemek zorunda kaldım.

Aşağıdaki yazıda, Göktuğ'un yaptığı yoruma benzer birşey söyledi hoca ve konuşmamızın özeti de buydu:

"Takımı karıştıran isimleri bu camiadan elemeniz lazım."

Bunun üzerine kendisine, blogta yazdığım gibi, "ayrılışınız Demirspor'da birşeyleri değiştirmeliydi. Bence bu isimleri afişe etmelisiniz" dedim.

"Ben detaylı bir rapor yazdım ve yönetime verdim. Orada herşeyi anlattım. Umarım yeni gelecek hocaya yardımcı olur" dedi.

Tabii ki ilk sorum, "neden bu kadar çok transfer yaptınız ve buna rağmen başarılı olamadınız" şeklindeydi.

Hoca sözlerine, "herşey kulüp yapısı ile ilgili" diyerek başladı. Devamında, "Asıl amacımız uzun vadeli bir şekilde takımın iskeletini oluşturmaktı. Kendi mukavelesi olan en az 17-18 oyuncu ile, tabii arada başarısız olanların eleneceği bir şekilde, temelleri atmaktı. Sezon başındaki sıkıntılardan dolayı, ilk devrenin sonuna kadar idare edecek bir takım kurabildik. 600 bin tl bütçe ile, ortalama 10ar bin tl peşinatlarla takım kurduk. İkinci yarının başında Başkan Tuncel kadroyu genişletmek istedi. Ben fazla transfere gerek olmadığını söyledim. Ancak kendisi yeni finans kaynakları yaratacağını söyledi. Başkan daha rahat bir takım izlemek istediğini söyledi. Öyle olunca yeni isimleri belirledik ve listeyi verdik. Ancak bu konuda da geç kalındı, yönetimde bazı kişiler işini iyi yapamadı. Bazı futbolcularla görüşme olanağı bulamadım. İkinci yarının planlamasında ilk 4 haftanın önemli olduğunu oyunculara da söyledim. Onlara, sizin tempo kazanmanız 5-6 hafta sürebilir ancak ilk 4 haftada sonuçlar kötü olursa planlarımız tutmaz dedim. Ne yaızk ki öyle oldu" dedi.

Hocaya menajerlerle olan ilişkilerini ve bu süreçte kafalarda soru işareti kaldığını söyledim. Cevabı netti: "Menajerlere kesinlikle para verilmedi. Biz futbolcularla anlaştık, menajerlerinize siz para verin dedik. Kimse aksini ispatlayamaz" dedi.

"Peki neden başarı gelmedi" diye sordum. "Takımı ikiye bölmeye çalışanlar oldu. Oyuncu ve teknik heyet arasındaki güven sarsıldı. Bazı gazeteciler futbolcularla temas kurdu. Sezon başında güvendiğimiz kişiler, oyuncularla aramıza girdi. Onların takımla ilişiğini kestik. Böyle olunca hakkımda dedikodular başladı ve söylemediğim sözler futbolculara söylenmiş gibi aktarıldı" şeklinde cevap verdi.

"Futbolcularla sorununuz neydi" diye sordum: "Oyuncularla hiçbir sorunum yoktu. Oyuncu en masum insan ama onların aklına girip işlerini yapmalarını engelliyorlar" dedi.

Tecrübesizliğiniz de çok eleştiri konusu oldu dedim. Cevabında kendine güveni tamdı: "Ben çeşitli takımlarda, farklı isimlerle çalıştım. Milli takımın her kategorisinde görev yaptım. Yüzlerce oyuncu bulup yetiştirdim. Tecrübe konusunda eksiğim yok" dedi.

"Bu takıma yıllardır onlarca isim geldi geçti, futbolcusu hocası, neden hiçbiri başarılı olamadı" soruma verdiği cevap ise çok önemliydi: "Plansızlıktan dolayı oluyor. Başarılı olmak için sabır gerekli ama plansızlıktan dolayı bu olmuyor. Bu takımın belli isimleri temizlemesi ve içinden atması lazım."

Tolüngüç son olarak, oyuncuların kendisine havaalanına kadar eşlik ettiğini, onlara yeni teknik direktörleri için sonuna kadar mücadele etmelerini söylediğini belirtti ve bu takımın playoff'lara kalacağına inandığını sözlerine ekledi.

15 Şubat 2011

Tokatspor - Demirspor Hikayeleri...

Cuma günü grip salgınından nasibimi alarak yaklaşık 13 saat uyuyup bu yılki uyku rekorunu kırdım. Hiçbir şekilde maça gitme planım yoktu. Badiler sağolsun aklıma girdiler.

Kararsızlık abidesi bir insan olarak PAzar sabah 6'da uyandığımda bile gitsem mi gitmesem mi diye düşünürken, her zamanki gibi gaza gelip kendimi ayna karşısında saç yaparken buldum. Telefon çaldı; ''Senin evin önündeyiz, in aşağı çabuk!'' diye bir komut geldi. ''Saç yapıyorum'' diye cevap verince PAzar günü, buz gibi bir havada sabahın 6 sında saç yapan bir insan.Normal bir insan değildir heralde.Her zamanki gibi beni beklemekten bıkan insanlara hak vermek lazım.

Tecrübeli şoförümüz Hidromek Apo, Ön koltukta Yavuz Başkan, Arka ikili ise benle Türkay Gül.Arka ikiliden birisinin yolda şoför tarafından atılma ihtimali kuvvetle muhtemeldi.Bu yılki deplasman karnemiz diğer sezonlara göre oldukça düşüktü, seyrek olunca insan özlüyor.Adana'dan organizasyonun olması da ayrı bir heyecan katıyor.

Yaklaşık 5 saatte vardık Tokat'a.
Tokat Stadı Karabük stadının model olarak birebir aynısı.Kapasite de benzer gibiydi. Zaten küçük bir stad.En az yarısı rahat boştu

İlk yarı basit bir şekilde golü yiyince ister istemez moralimiz bozuldu.İlk yarının son dakikalarında gelen 2. gol ise olayı bitirdi. Tribün olarak ilk yarı kötü değildik; ancak çok daha iyi performans sergileyebilirdik.Maç gittikten sonra tamamen tribüne odaklandık. Böylece zirve yaptık. Bir ara sahaya sırtımızı döndük. Aley aleylerde ise Tokat yedek kulübesi bile bizi izliyordu.
Seviyorum bunu.

Giderken yemek yiyememiştik, dönüşte ilk işimiz yemek molası oldu.Allah kimseyi açlıkla terbiye etmesin :)

Maçın sürpriz taraftarlarından Göktuğ saatlerce yol geldi,üstelik bağırma konusunda oldukça başarılı bir performans sergiledi.Hatta onu hiç böyle bağırırken görmemiştim :) Her gittiği yerde bir arkadaşının olması geleneğini sürdürdü. DEplasmanın vazgeçilmezlerinden Rafet Başkan, Yastık yine oradaydı.

Üzüldük tabi ki; ama az çok biliyorduk yenileceğimizi, bir de bağışıklık kazandık.
5-6 yemek, final maçında kaybetmek, biber gazı falan olmayınca artık tatmin olmuyoruz. Bünye istiyor artık.

Pankart olarak ''Şimşekler Grubu'' ve ''Gurbette Demir Gibiyiz'' pankartları asıldı.Polis stad içerisine asılmasına izin vermedi.Tellerin arkasına ve tribünün arkasındaki duvara asıldı.

Dönüşte Çorum'dan leblebi aldık.Deplasman yolunda bir radyoya bağlanmadığımız kalmıştı, sağolsun Yavuz abi onu da becerdi :) Daha sonra sanırım kendisi detaylı anlatacak.

2 gün geçti, hala sesim çıkmıyor. İnsanlar geçmiş olsun dileklerini iletiyor; ama bende içten içe bir gülümseme.

Deplasman uzun, zahmetli, yorucu; ama güzel bir şey. Heycan veriyor, renk katıyor.Badilerle buluşmanın ise pahası biçilemez.
Kazanmak ya da kaybetmek, bu yüzden Demirsporlu olmadık.Sahadakinin değil, hayallerimizdeki Demirsporun peşinden gittik. Fiksin oğlu Türkay'ın dediği gibi ''Herkes bir şeylerin peşinde, biz armanın peşindeyiz''. Umutlarla hayaller ayrılana dek Demirsporluyuz...

Yeni Teknik Direktör Ali Güneş

Yeni teknik direktörümüz Ali Güneş oldu. Ali Güneş bu yıl Çorumspor'da göreve başlamış ancak takımından ayrılmıştı. Güneş'in bu kategoriyi tanıdığını söyleyebiliriz. Başarıları, bizim de bulunduğumuz gruplarda, 2005'te G.Antep Bld'yi ve 2007'de de Boluspor'u şampiyon yapması. 2007'de Boluspor'un büyük bir puan farkı yakalayıp son 5-6 haftada büyük bir düşüş gösterdiğini ancak yine de ligi zirvede bitirdiğini hatırlıyoruz. Boluspor bir üst ligte Ali Güneş'le devam etmemişti. Ayrılık nedeni olarak da son haftalarda futbolcularla yaşadıkları gösteriliyor.

Hoca son birkaç yıldır istikrar sağlayamamış; kısa süreli olarak Büyükşehir Belediye, Alanya ve Çorum'da görev yapmış.

(foto:mackolik.com)

Ali Güneş, Gaziantepli ve Gaziantepspor'da altyapı sorumluluğunun ardından, profesyonel takım kariyerine 1999'da Gaski'de başlamış. Ardından sırasıyla Adıyamanspor, Afyonspor, G.Antep Bld, Karabük, İskenderun Demir Çelik, Boluspor, Diyarbakır Büyükşehir Belediye, Alanyaspor ve Çorumspor'da hocalık yapmış(tff.org.tr).

Ali Güneş'e başarılar diliyoruz. Adana'nın ve Demirspor'un ayak oyunlarından, dalaverecilerinden, kulisçilerinden, yerel basının çamurundan uzak durmasını öneriyor ve umuyoruz.

Sorular...

-Futbolcuları telefonla arayarak etki etmeye çalışan gazeteci kimdir?

-Efecan ile İlhan'ın arasını kim bozmak istedi?

-Takımda İlhan'ın ayağını kaydırmak isteyenler kim?

-Hangi yönetici hocanın gitmesi için çalışıp sonra başarısız olunca tesislere giremez oldu?

-İstediği oyuncuyu oynatmıyor diye teknik direktöre sırt çeviren yönetici kim?

-Hocanın getirdiği oyuncular, neden hocanın gitmesi için onay verdi?

-Destek verir gibi görünüp hocanın gitmesi için uğraşanlar kimler?

-Kulüp içinde kurdukları düzen Soner Hoca'nın talimatları ile bozulunca, hocaya düşman olanlar kimler?

Biliyoruz, Demirspor'da kapılar ardında çok şey döner ama dışarı birşey sızmaz. Sızanlar mide bulandırmaya yeter. Ama tribündeki Demirsporlu artık "işlerin öyle olmadığının" farkında. Ve öğrenmek istiyor. Bu takım nasıl sürekli başarısız olur? Farklı isimler neden aynı sonucu verir?

Çünkü köşe başını tutanlar aynı. Soner Hoca, bize bir iyilik yapsın ve Derin Demirspor'un aktörlerini açıklasın.

Herkesin bildiği ama herkesin bilmezden geldiği gerçekleri...

"Deplasman uzun, yol bitmez"

Sondan başa...

Polis izin vermeyince, tellere değil duvara monte edilen pankartımız; zor oldu ama iyi oldu:

orda, burda, şurdadır; şurda, burda, ordadır:



"çok oturduk, biraz yürüyelim" diyen Türkay_ADS'yi Turhal çıkışında koşturduk:



olmazsa olmaz:


kaptan, bizi oraya götür:


demirspor kültürü ve ahlak bilgisi:


Türkay_ADS . :

14 Şubat 2011

Soner Hoca'nın Açıklaması

İstifa eden Soner Tolungüç, açıklama yapmış ama bazı noktaların altının çizilmesi gerekiyor. Açıklama şöyle:

“Öncelikle başkanımız Mustafa Tuncel’e bize sağladığı imkanlar için çok teşekkür ederiz. Bundan sonra benim hayatımda her zaman yeri olan bir spor adamı olarak kalacaktır. İkinci yarı hedeflerimiz doğrultusunda maalesef istikrarı yakalayamadık. Aramıza yeni katılan arkadaşlarımızın uyum ve takım olgusunu, cezalı ve sakatlıkların yaşanması bizi istikrarsızlığa, takım olma yolunda zamanın aleyhimize işlemesine sebep olmuştur.

Bunun sebeplerini sıralamamıza gerek olmadığını, herkesin özeleştiri yapmasını teknik heyet olarak biz de eleştirimizi yapıp, bize düşen artık bu kan değişikliğinin olmasıdır. Takımın önünü açmamız gerektiğini her kulüpte bu süreçlerin olabileceğini, hem yönetim hem de takımın önümüzdeki süreçte önüne daha sağlıklı bakabileceğini bu takımın play oflara kalabilecek kalite ve yetenekte olduğunu, bundan sonra arkadaşlık takım ruhunu ve formasına, camiasına inanan bir takım olarak mücadele edeceklerine yürekten inanıyorum.

Takımın her zaman yanında olan taraftarlarımızın bize gösterdiği sevgiden ve destekten dolayı Şimşekler Grubuna , Adana Demirsporlular Derneğine, ve bütün derneklere teşekkür ederiz. Onların hakkı hiçbir şekilde ödenemez. Onlara söyleyeceğim, takımda kaos yaratmak isteyen, menfaatlenmek için futbolcuları rahatsız eden kişi ve kişileri çok iyi ayrıt etmeleridir. Oyuncuları telefonla arayarak takımın iç huzurunu bozanları bu derneklerimiz Adana Demirspor camiasından ayıracaklardır. Bizimle uğraşanlar aslında Adana Demirspor’u kaosa sürüklemişlerdir. Bizimle yola çıkan, mücadelede bizi terk eden kişi ya da bireyler akıl pazarlığı yapıp takımın buralara gelmesine gülen ve sevinenleri gerçek Adana Demirsporlular çok iyi analiz etmelidir.

Bizlere burada sevgilerini ve desteklerini esirgemeyen öncelikle Sayın Başkanımı Mustafa Tuncel, 2.Başkanımız Ekrem Kandemir’e, Yusuf ağabeye, Ahmet Işık abimize, Adana Demirspor’un efsane isimleri Ali Hoşfikirer hocamıza, Coral Hocamıza, Kartal Yaşar Hocamıza, Cengiz Hocamıza ve Eren Hocamıza, Rasim Hocamıza çok teşekkür ederiz”


(kaynak: www.adanahabermerkezi.com)

Hocanın açıklamalarından, blogta yaptığımız "takım olamadık" ve "takımiçi disiplin arayışı" tespitinin doğru olduğu sonucunu çıkarıyorum. Ama şurası karanlık:

"Oyuncuları telefonla arayarak takımın iç huzurunu bozanları bu derneklerimiz Adana Demirspor camiasından ayıracaklardır. Bizimle uğraşanlar aslında Adana Demirspor’u kaosa sürüklemişlerdir. Bizimle yola çıkan, mücadelede bizi terk eden kişi ya da bireyler akıl pazarlığı yapıp takımın buralara gelmesine gülen ve sevinenleri gerçek Adana Demirsporlular çok iyi analiz etmelidir."

Hocam, bu kişiler kimlerdir; lütfen açıklayın. Demirspor girdabını kimler körüklüyor? Gidişiniz, Demirspor'da birşeyleri değiştirsin. Belki sahadaki başarınızla anamadık ama bu radikal tavrınızla analım sizi.

Soner Hoca Gönderildi

Beklenen oldu. 1 haftalık gecikmeyle Soner Hoca istifa etti. Geçen haftaki istifasını yönetimin durdurduğu söyleniyordu.

Bence şimdi Soner Tolungüç, detaylı bir basın açıklaması yapmalı. Bunca transfer ve harcanan paraya rağmen takımın neden başarısız olduğunu bilmek istiyoruz.

Soner Hoca'dan açıklama bekliyoruz!

"Haram Olsun..."

Maç sonunda, tayfadan Abdullah'ın, olayları yatıştırmak için tribüne gelen yönetici Ekrem Kandemir'e haykırdığı gibi: "Bu futbolcuların aldığı paraya/onlara verdiğiniz paraya haram olsun!" Daha naif, daha uygun nasıl söylenir, bilmiyorum.

Aslında bu maçtan sonra, "Elazığ maçını nasıl kazandık?" sorusu daha belirgin hale geldi.

Sahada ne yaptığını bilmeyen, her zamanki gibi taktiksiz ve koordinasyonsuz bir takım vardı. Yine de dengeli gitti oyun. Sadece Tokat'ın istatistiği çok yüksekti: Kaleyi tutan 5-6 şutun 3'ü gol oldu.

Ortahada Samet'in yokluğunda, 61 numaralı Kemal Samet oynadı. İkinci yarı yerine Metin girdi. Yanında Koray vardı. 70 numara Onur ve Ertan ile forvetteydik. Ertan, tıpkı Konya'da Onur'un yaptığı gibi, yüzde 100'lük golü atamayarak bizi bitirdi.İkinci yarının ortalarında Ertan'ın yerine Ali Cansun girdi ama etkisizdi. İlhan Aydoğdu, herzamanki gibi takımın en çok çalışan ismiydi ama, sağ taraftaydı. Kadroya yeni giren ve hemen 11'de çıkan, 1980 doğumlu yani 30 yaşında, 6 numaralı Gündüz'ün fazla kiloları taa 50 metreden bizi rahatsız ediyordu. Sahada az çok şöyle bir dağılımla oynadık:

Bizim Elazığ maçının ilk devresinde olduğu gibi, Tokat'ın ilk yarıda kaleyi tutan şutları gol oldu. Biri kornerden ön direğe gelen topun arkaya sektirilmesi; diğerinde defansın arkasına sarkan Tokatlının defans oyuncumuzu kolaylık geçip attığı şut. Metin Aktaş'ın bir de karşıkarşıya çıkardığı top var. Bizim pozisyonlarda ise, Onur'un kaleci ile karşıkarşıya kalıp düşmesi/düşürülmesi; Ertan'ın arkaya sarkıtığı pozisyonlarda bir türlü son hareketi yapamaması ve kalecinin çıkardığı bir serbest vuruşumuz.

İkinci yarının başlarında bir gol bulursak, umutlanacaktık. Nitekim, yüklendik. Onur'un indirdiği topta, Ertan çok rahat pozisyonda altıpastan topu dışarı atınca, yapacak birşey kalmadı. Ardından yine altıpastaki karambolde top içeri sokamayan Onur ve top çizgi geçti itirazları...




Küçük bir detay ama bence önemli, takımın "takım" olmadığının göstergesi: İkinci yarının ortalarında tam da yüklenmiş ve golü ararken, ceza sahasının hemen dışında bize yapılan faul sonrası, futbolcuumuz Tokatlı ile didişti bir an. O sırada bütün Tokatlı futbolcular bizimkinin başına çömerken, bizimkiler -birkisi hariç- eli belde seyrediyordu olan biteni. Arkadaşının isyanına ortak olmak yerine...

Yıllardır şu takımdan neredeyse yüzlerce oyuncu geçti. Hepsi mi birbirinin aynı olur ve aynı sonucu verir; anlayamıyorum. Topçusunu oynatamayan hoca, hocasına kelek yapan topçu, ikisini birden idare edemeyen yönetici, nereye-nasıl para harcayacağını bilmeyen yönetimler ve harcanan milyonlar.

Haram olsun.

13 Şubat 2011

Tokatspor:3- Adana Demirspor:0

Yeni girdik eve; şimdilik kısaca yazayım. Bizim için ikinci Karabük vakası oldu. Karabük'ten sonra gördüğüm en iğrenç tribüne sahipti Tokat. İğrenç küfürler, 90 dakika tahrik, Adanaspor tezahüratları, türlü rezillikler... Asıl maç sonu, polisin de iş bilmezliğiyle, yarım saat boyunca küfürlerin ve hakaretin devam etmesi-polisin Tokat grububu ısrarla dışarı çıkarmaması... Polise defalarca söyledik, ya onları ya bizi çıkarın, tahrik ediyorlar diye. Yurdum polisi toplumsal olaylarda nasıl davranılmayacağını bir kez daha gösterdi. Sopalı bayrağıyla bize doğru koşan Tokatlıyı sırtını sıvazlayarak geri gönderdiler.




Tokatspor bu hafta tribün nedeniyle ceza almazsa bir daha hiç almayabilir. Gerçi TFF temsilcisi, yaklaşık 1 saat statta beklerken, tribüne gelip herşeyi rapor ettiğini söyledi.

Kısaca, Onca deplasman dolaştım, böyle bir rezillik görmedim.

Maç öncesi yaşananlar bu duruma neden olmuş olabilir. Bununla ilgili tribünde gerekli azarlamalar yapıldı. Ama seninle muhatap olmayan, hiç bi küfrüne cevap vermeyen deplasman seyircisine 90 dakika küfür etmeninmantığı ne, anlamış değilim.

Bizim tribün 60. dakikadan sonra iyice coştu, uzun süredir söylenmeyen besteler ve aley aleyle zirve yaptı. Sahadaki rezilliğe de gerekli tepki verildi. Saha içine tekrar değiniriz...

Bu arada dönüş yolunda TRT FM'in Yol Arkadaşım programına telefonla katılarak, deplasman anımızı paylaştık. Buna da tekrar değiniriz.

12 Şubat 2011

"İz Bıraksak Geçerken, Bize Yeter"

Sabahın ilk ışıklarıyla Tokat için yola koyulacağız. Yeni bir deplasman yolculuğu; aynı tedirginlik. Gitme sebebimiz basit: Orda olmak istiyoruz. Takım ne olursa olsun, sahada ne olursa olsun, orda olup, çoğunluğun karşısında kendi rengini ortaya koymak. Gurbette Demir Gibiyiz'e yeni bir stat göstermek. Kendimize ve kendi izimize, bize yetecek yeni birşeyler katmak...


"yine düştük yollara, yine aştık dağları.
ayağım gaz pedalında,
ardımda fırtına.
bilinmez ufuklarda,
yollardayım.
bu bir belirsiz gidiş,
hem çıkış var hem iniş,
işte şimdi burdayım,
yanındayım.

sen varsın ya,
herşey senden önce
ve senden sonra.

bu gönül güzel sevdi,
eridim sevdalarda,
korkular vız geldi tırıs gitti...

orada bir yer var ki
o yer bizim yerimizdir,
iz bıraksak geçerken,
bize yeter."

(bulutsuzluk özlemi/yol/yine düştük yollara)

11 Şubat 2011

Hasan Şaş Soruyor!

Milliyet Gazetesi'nin "Ünlü futbolcu siyasete giriyor" başlıklı haberinde, Hasan Şaş'ın 2014 seçimlerinde Karataş'tan belediye başkan adayı olacağını ve henüz partinin belli olmadığını açıkladığı, ardından;

"Adana Demirspor ile ilgili bana teklif gelir ve sabredilirse takımı üç yıl içerisinde Süper Lig'e çıkarırım. Buna hazırım. Ama Adana seyircisi buna hazır mı, onlara sormak lazım." dediği belirtiliyor.

Hasan Şaş'ın Demirspor'a gelmesi ile ilgili görüşleriniz nelerdir? Bu devran böyle sürer gider mi, yoksa Demirspor'dan yetişme Hasan Şaş bize bir umut ışığı olabilir mi?


Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/unlu-futbolcu-siyasete-giriyor/siyaset/sondakika/11.02.2011/1351030/default.htm

10 Şubat 2011

İslam Çupi'den...

"Çayırova Cam Sanayii'ne başka bir iş için gitmiştim, karşıma bütün gırgırı ile Arnavut Cemal çıkmaz mı?

Şaşırdım. Arnavut Cemal benim Topkapı'dan kısa pantolonlu iken arkadaşım... O zaman koalisyonumuz ben erik ağaçlarına, o incir ağaçlarına idi.

Bizim Cemal, Muharip Nevruz Bey ile bir orta yaşlılar voleybol ve futbol ekipleri kurmuşlar. Öğlen paydosunda terleyip duruyorlarmış.

"Sen ne oynuyorsun?" dedim Cemal'e. Uyanık ya, "oynamıyorum, hakemlik yapıyorum".

Sonra birden ben bir o konuştu.
-Bu yaşta sopa yenir mi?
-Yok lan, bende sopa yiyecek göz var mı?
Peki nasıl dövülmeden hakemlik yapıorsun?
-Gayet basit. Ağzına düdüğü alıncaya kadar Arnavut Cemal'im. Düdüğü aldıktan sonra Arap Cemal olup kimseyi semtime sokmuyorum.

Topkapı ve Çapa anılarına bar: gözlerimin musluklarını biraz daha açayım...

Bir lambacı vardı, yalın ayak, ayak kırdı... Askere gitmemek için tren rayının altına elini koyarak üç parmağını kestirecfek kadar gaddardı. İyi bir bekti. Önce alkolik, sonra rahmetlik oldu...

Çapa'da oynarken kaleci Deli İrfan ve çocuklarla Boğaz'da denize gitmiştik. Şakadan delinin bir pabucunu denize attık. Sonra daldık daldık çıkaramadık. Deli başladı tepinmeye. "Gitti bizim 10 lira..." Araya ben girdim. "Kardeşim sen pabuçları 10 liraya aldın değil mi? Biz senin tek pabucunu attık. O halde al şu 5 lirayı da sus!"

Gerçekten Deli İrfan parayı cebine koydu ve tıs etmedi.

Dego İsmail, klasik bir sağ açıktı. Fakat gece gündüz direksiyon salladığı için maçlara şiş gözle çıkardı. Bir sabah 09.00'da Eyüp Stadı'nda bir özel müsabaka oynuyoruz. Rakip zayıf ve toy... Maçin ilk yarım saatinde skor 5-0 oldu. Bir ara baktık Dego İsmail sahada yok. Telaşlandık, hatta korktuk. Az sonra saha kenarındaki Arnavut'un bostanını denetleyen takımın dedektifi Duble Moruk sahaya, bize bağırdı.

"Siz 10 kişi oyuna devam edin. Dego marullar arasında uyuya kalmış"

Böylesine saf ve güzel bir dünya idi, bizimkisi..."

(Tercüman, 1 Mayıs 1975)

İslam Çupi, Mağlubu Anlatmak kitabı içinde, syf. 96-97

7 Şubat 2011

Ankara-Tokat...


kgm.gov.tr'ye göre, Ankara-Tokat: 379 km.; Google'a göre 430 km.

Tokat Seyahat'in, Ankara'dan 05.30; Tokat'tan 16.00 ve 18.00'de seferleri var.

Böyle işte...

6 Şubat 2011

"Tayfa" Adını Kullanarak Prim Yapanlara Dikkat

İnternette çeşitli ortamlarda kendini Ankara Tayfası'ndan diye tanıtıp prim yapmak isteyen kişiler var. Bunlara karşı dikkatli olunuz lütfen... (Örneğin asıl adı olup olmadığını bilmediğimiz, Cenk Özen isimli biri, tayfa adına insanları Ankara'ya davet etmiş. Bunun gibi birkaç örnek daha duymuştuk daha önce)

Ankara Tayfası'ndan hiç kimse kişisel çıkarları için, birilerini tehdit etmek veya övmek için bu kimliğini kullanmaz; tanımadığımız kişilerin bizim üzerimizden prim yapmaması için, bu sıfatla birşeyler ispat etme gayreti içinde olduğunu sezdiğiniz zaman lütfen demirgibiyiz@gmail.com aracılığı ile bizimle temas kurunuz.

Blogta yazılanlar dışında tayfa üzerinden söylenlere de itibar etmeyiniz.

3 Şubat 2011

Tebe Volimo Fanzin Çıktı

İstanbul Tayfası'nın hazırladığı Tebe Volimo fanzinin ikinci sayısı çıktı ve Ankara'ya sınırlı sayıda ulaştı. İçinde bizden de yazılar var.

Hatırlanacağı gibi, fanzinin ilk sayısı, Türkay Ads'nin fanzinleri kamusallaştırmak yerine kişiselleştirmesi ile Ankara'da hiç kimseye ulaşamamıştı. Bu seferki böyle olmayacak umarım!

Fanzini Ankara-Kızılay'da, Selanik-2 Cd.'de UCUZCA Kitapevi'nde bulabilirsiniz; Metropol sinemasını geçince sağ tarafta...

Adana Demirspor - Elazığspor Maç Değerlendirmesi

Maça giderken büyük ihtimalle kötü bir sonucun alınacağını sonucunda ise Soner Hoca'nın istifa edeceğini düşünüyordum. Fakat stada girdiğim dakikadan itibaren günün beklediğim gibi olmayacağı belli oldu. Neden derseniz geçen hafta hocayı istifaya davet eden maraton tribününde bu hafta özenle kesilmiş kağıtlar uçuşuyordu. Sanki geçen hafta hiç yaşanmamış gibi taraftar sahaya çıkan takımı alkışladı ve kağıtları uçurdu. Bunun haricinde olmasını beklediğim homurdanmalar olmadı.İşin tribün yönü bu şekildeydi. Gol yesek yada kötü oynasak sesler belki yükselebilirdi ama sonuçta iyi olunca taraftar ses çıkarmadı. Bana kalırsa Soner Hoca'nın istifası durumu taraftar tarafından kaçınılmaz gibi görünmüyor eğer öyle olsa maçın başından itibaren homurdanmalar olurdu. Taraftar bu maça da bir bakalım dercesine sabretti sonunda galibiyet gelince istifa unutuldu. Maç sonunda ise Başkan sahaya indi ve Hoca'yı Şimşekler Grubu'nun olduğu Muharrem Gülergin tribününe götürdü. Şimşeklerin ' Bu forma kutsaldır nasip olmaz herkes' tezahüratı ise tam yerinde oldu. Ne alkışlandı ne yuhalandı sadece sorumluluğu hatırlatıldı kendisine.

İşin oyun kısmına gelecek olursak dizilimimiz; Kalede Metin Aktaş, Sağ Bek Çetin , Göbekte Murat Akça-Hakan, Sol Bek Kadir Keleş, Önliberoda İlhan-Muzaffer, Sağ Açık Efecan, Sol Açık Metin Tuğlu, Forvet Arkası Samet ve Forvet Ertan şeklindeydi. Takım maçın genelinde iyi oynadı. İlk yarıda rakibe pozisyon vermeden rakip kalede pozisyonlar bulduk. İlk golümüz frikikten geldi. Bu oyunun açılması açısından önemli oldu. İkinci golümüzde yine bir duran toptan korneden geldi.İkinci yarı ise Elazığ istekli başladı 10-15 dakika baskı kurdu o dakikaları Metin' in kurtarışları ile savuşturduk. Onun harici maç dengeli geçti. Kontradan bulduğumuz pozisyonları daha erken değerlendirebilirdik ama 90. dakikada Koray ile bulduğumuz pozisyonu gol yaparak maçı 3-0 kazandık.

Takım bana kalırsa ne çok iyiydi ne de kötüydü. Elazığspor beklediğimden farklıydı.Otuz küsür maç yenilmeyen bir takım gibi değillerdi. Ama yinede iskeleti belli olan kaliteli oyuncuları olan Elazığ karşısında alınan üç puan takıma güven açısından önemliydi. Ara transfer döneminde alınan bugün oyunda olan ve sonradan giren herkes bana kalırsa iyiydi. Metin Tuğlu-Efecan-Çetin-Kadir-Metin Aktaş-Berkay-Samet iyi oyun segilediler. Metin Tuğlu-Samet-Efecan ciddiyetle devam ederlese takıma çok katkı sağlarlar.Çetin uzun zamandır oynamamasına rağmen kendisine bakmış. Ben daha kötü bekliyordum.

Özetlemek gerekirse yeni alınan oyuncular açısından maç olumluydu. İsteklilik ve mücadele iyiydi. Hoca açısından bakarsak biraz daha zaman kazandı. Taraftar açısından bakarsak biraz daha sabır edelim dedi. Takımın iç saha maçlarında oynayacağı oyun ve alınan sonuçlar Hoca'nın geleceğini belirleyici olacaktır. Takımımız kalite açısından iyi takım olma açısından istenileni yaparsa elemelerde söz sahibi olabiliriz.

2 Şubat 2011

Adana Demirspor:3 - Elazığspor:0

Aslında bir Demirspor klasiği yaşandı; çünkü olmayacak birşeyi daha olur yaptık. Haftalardır yenilmeyen lideri yendik. Demirspor'un, düşen takımlara puan verip çıkacakları yenmek gibi yıllardır süren bir adeti var. Yine oldu.

Tabii soru, bu tek haftalık bir güdülenme mi yoksa işlerin rayına gireceğinin işareti mi?

Goller, Metin Tuğlu, Murat Akça, Koray Kurt'tan...

1 Şubat 2011

Cumartesi, U18'lere Destek Verelim

Altyapıda bu hafta yine galibiyetlerle geçti. U17 ve U16'ların devre tatilinde olduğu haftada U18, U15 ve U14 takımlarımız galip.

U18'ler zirve takibini sürdürüyor. Geçtiğimiz cumartesi deplasmanda Hatay'ı 3-0 yendiler. Haftaya cumartesi kritik bir maç var. 1 puan gerisinde olduğumuz lider Kayseri Erciyes'i Adana'da ağırlıyoruz.



Gelecek hafta sonu A takımının maçı olmadığını da hatırlatarak, 5 Şubat Cumartesi günü U18'lere desteğe gitmeye ne dersiniz? Maç Muharrem Gülergin Stadı'nda saat 14.15'te...

Futbolu Adana Demirspor'da öğrenen, ama bir türlü kendi takımlarında forma giyemeyen bu çocukları ödüllendirmek ve kendi değerlerimize sahip çıkmak için iyi bir fırsat!

Antep Bld.'yi U15'ler'de 3-2; U14'lerde de 2-1 yenerek haftayı iki kategoride de zirvede tamamladık.