31 Temmuz 2013

Formamızdan ne istediniz?

"Edirne 1 Nolu F Tipi Cezaevi'nde bulunan Gezi tutuklusu Şahin Yeşilırmak'a ailesi tarafından götürülen Adana Demirspor formasına el konuldu"

Öncelikle, tutuklunun, tutuklanma sebebinden bağımsız olarak, bambaşka bir davadan da içeride bulunuyor olsaydı buraya bu yukarıdaki haberi girerdim, onu belirteyim.

Ne demektir bir insana ailesinin gönderdiği formayı vermemek? Ayıp değil mi, günah değil mi? Suç nesnesi midir Adana Demirspor forması? Cezaevinde bulundurulamayacaklar arasında belirtilen bir şey midir? Yazıklar olsun...

Yaratmaya çalıştığınız korku imparatorluğu, en çok kendinizi korkutuyor. Adana Demirspor formasından korkar haldesiniz....

(Not: Konuya ilişkin ulaşabildiğim haberler 21 Temmuz'a uzanıyor, daha güncel bir bilgisi olan varsa yorumlarda paylaşabilir, herhangi bir gelişme olduysa)

29 Temmuz 2013

Resmi Site'de Kadro

Resmi site bir süredir iyi perfomans gösteriyor; düzenli haberlerin yanı sıra takım kadrosundaki güncellemelere de yer veriliyor. http://adanademirspor.org.tr/takimlar.asp adresinde kadronun (3 kaleci, 6 defans, 7 orta saha, 4 forvet) güncel durumunu takip etmek mümkün.

26 Temmuz 2013

İftar Organizasyonumuz

Bu sefer iftarda bir araya geldik. Fikstürün ve en yakın deplasmanlardan biri olan Bolu maçının heyecanı vardı. Keyifli bir yemek oldu. Darısı gelecek buluşmalara olsun.


25 Temmuz 2013

Yeni Transfer: Dorge Rostand Kouemaha



Geçtiğimiz sezon Gaziantepspor'da kiralık olarak oynayan Club Brugge'un Kamerunlu santraforu Dorge Rostand Kouemaha'yla 1+1 yıllığına imza atıldı. Kariyeri hakikaten dolu dolu bir futbolcu aldık, Aris, Debrecen, Brugge, Kaiserslautern, Eintracht Frankfurt, Kamerun Milli Takımı... 

2009-2010 sezonunda Belçika Ligi'nde Brugge'le 16 gol kaydetmiş ve "bir nevi" gol kralı olmuş. Bir nevisi şuradan geliyor, Belçika Ligi 30 maç+playoff'lardan oluşmakta. Önceleri playoff golleri gol krallığına sayılmazmış, şimdilerde sayılıyor. Heh, şimdiki kural o sene uygulansaymış, Kouemaha gol kralıymış. Neyse, kral ya da ikinci, güzel gol atmış adam nihayetinde. 

Kariyerinin tam zirvesindeyken Aşil tendonunda başlayan sakatlıklar nedeniyle maalesef inişe geçmiş. Belli ki kumaşı iyi, umalım ki sakatlıktan çıkmış olsun. Zira bana çok umut verdi bu transfer.

Yukarıdaki video, bir Brugge taraftarınca 2010'da Youtube'a yüklenmiş. Kouemaha'nın taraftar tarafından baya sevildiğinin kanıtı.... 
"Brugge'ün Kralı"
"Her Takımın Terörü", "Her Takımın Korkulu Rüyası"
"Kamerun Aslanı"
sözleriyle başlıyor video...Arka fona da "Eye of the Tiger"ı koymuş ki çok fena gaza geldim...

Goller, 2009-2010 sezonundan ve bazıları gerçekten çok güzel...Kouemaha'yı Brugge'ün o mavili, lacivertli formasından sonra bizim formayla görmek de güzel olacak.

Tek dileğim şu sakatlık işine dair, #direnAşiltendonu, eğer direnirse bu adamın bize katacağı çok şey var

Hadi be karaboğa!

Fikstür Detayları

TFF, haftalık programları (maç cumartesi mi pazartesi mi?) çok geç açıklasa da genel tarihlere sitesinde yer veriyor. Burada dikkat çeken detay 3.-4. ; 8.-9. ve 13.-14. haftalar arasında 15'er günlük süre var; bu tarihlerde milli maç arası verilecek gibi görünüyor. Bu nedenle bu devre hafta içi maçları olacak. 5. haftadaki Samsunspor deplasmanı 18 Eylül Çarşamba gününe işaretlenmiş. İçerideki Karşıyaka maçı da 6 Ekim Çarşamba günü... Eğer sonradan değişmezse, durum şu anda böyle.

24 Temmuz 2013

2013-2014 Adana Demirspor İlk Yarı fikstürü

2013-2014 sezonu ilk yarı fikstürümüz şu şekilde:


Boluspor Deplasmanıyla Başlıyoruz

1. Lig'in fikstür çekimi bugün gerçekleşiyor; 2013-2014 sezonuna geçen yıl odluğu gibi Boluspor deplasmanıyla başlıyoruz.

Fikstürün tamamı için bknz: http://www.tff.org/default.aspx?pageID=142

Hayırlı olsun!

22 Temmuz 2013

Pankart Önerisi

Twitter'da 5 Ocak'taki pankart yasağına karşı eylem varken Can Yücel'e atıfla, bir pankart önerisi:

"ABC'yi onlar öğretti, ADS'yi biz öğrendik!"

Ayrıca sanırım bugüne kadarki tüm Demirspor pankartlarının fotolarını bir araya toplama girişimi için bknz: http://instagram.com/pankart_ads

Yönetim ve Değişim

Geçen hafta Başkan Tuncel'le görüşmemizin net bir sonucu, bugüne yaptığımız çalışmaların gerek taraftar gerekse yönetim nezdinde yankıları olduğunu görmek oldu. Boşa kürek çekmediğimizi hissetmek güzel. Tabii ki birebir görüşmelerde yazdıklarımızın etkili olduğunu görüyorduk ancak resmi bir toplantının temel meselesinin, bizim 2007'den bu yana -bazen kendi aramızda bazen genel düzeyde- yapıp ettiklerimize dayanması mutluluk verici. Demirspor'da kurumsal bir yönetim anlayışına sahip olmak ve profesyonellik yönünde adımlar atılacağını, en azından bunun önemli bir gündem maddesi olarak kulübe yerleştiğini, gördük.

Başkan, kendisini sıkça eleştirdiğimizi hatırlatırken, daha önce blogta kullandığımız bir fotoğrafa atıf yaptı; elinde Adanaspor bayrağı ile görüldüğü fotoğraf. Tuncel, davetli olarak gittiği bir toplantıda mecburen böyle bir ana denk gelindiğini ama bunun bile eleştirildiğini söyledi.

Onur Biçer'in detaylıca, benim de kısaca değindiğim gibi, eleştirilerin temelinde Mustafa Tuncel'in kendisi yoktu. Demirspor Başkanlık makamı ve yönetimleri vardı. Demirspor'un başarısını isterken, biz kişilerin başarısının peşinden gitmiyorduk.Kendisine bunu hatırlattık. Bu ve benzer eleştirilerin -ki aynı zamanda taraftar ilkeleri benzeri taleplerin- kendisinden önceki başkanlara da iletildiğini söyledik. Dolayısıyla destek de eleştiri de kişinin şahsına değil, temsil ettiği makama yönelik olarak yapılıyor. Ne Tuncel ile ne de başka bir isimle husumetimiz yok.

Demirspor'un iyi yönetilmesini istiyoruz. Derdimiz bu. Bunun için sözden ziyade eylem de üretmek gerektiği kanaatindeyiz. Tabii ki kötü anıları yaşatan isimlerin yönetimde olması pek çok taraftarı kuşkulandırıyor. Tuncel değişmeye dair bir irade beyanı gösterse de olsa bile örneğin yönetimde aktif olarak rol alan Gökoğlu ismi, akıllarda hala şüphe uyandırıyor, soru işareti bırakıyor.

Daha önceki güvensizliklerin, "değişti mi acaba?" korkularının yerine, işe bakmak, yapılan işle ilgilenmek bize daha yarar getirecektir. Böylece korkularımıza yenilmek yerine somut durumları konuşabiliriz. Toplantıda söylediğim gibi, "tarih öğretir" ve bu öğreticiliği kişisel tarihlerimizden yola çıkarak ele almak gerekli.

Demirspor'u yönetimlerini sevdiğimiz için sevmedik. Karamsarlıktan ziyade, umut etmek ve bununla birlikte değiştirmek için de mücadele etmek gerekiyor.

Pankart Yasakları

5 Ocak Stadı'ndaki pankart asma yasağı ile ilgili Mete Serbes Radikal Blog'ya yazdı; http://blog.radikal.com.tr/Sayfa/adanaya-ihanet-etmeyin-28138

Yazarın belirttiği gibi, Adana Demirspor pankartları, tüm Türkiye'de bilinen ve başta bölge takımları olmak üzere pek çok kesimce taklit edilen el emeği ve fikir ürünü işler. Ama yasağın ardında Demirspor tribününe özel bir durum yok.

Esasen bu yasak başka kentlerde de var. Örneğin Ankara'da. Arena türü statlarda zaten pankart kültürü yavaş yavaş yok oluyor, pankart asacak yer bile yok. Nedenlerin başında, Emniyet'in aldığı "güvenlik" kararı geliyor. Biliyorsunuz, polis kamerası çekim yapıyor maç boyu ve pankartlar bu çekimleri zorlaştırıyor. Tribüne müdahale etmek gerektiğinde, polisin içeri girmesi ya da içeriden birinin çıkarılması (bazen olduğu gibi ambulansa götürülmesi sırasında) zorluk çıkardığı için pankartlar yasaklanıyor. Keza reklam panolarının engellenmemesi için be bu tip yasaklar geliyor.

Ethem Sarısülük'ü vururken yukarı "kayan", Ali İsmail Korkmaz'ı kuytu köşelerde döverlerken kaydı silinen kameralar için  tribün ahalisini "korumak" adına pankartlarımız engelleniyor; işin özü budur.

*Twitter'da #5OcaktaPankartYasağınaHayır hashtagiyle bu konuda gündem yaratılıyor.

19 Temmuz 2013

Kongre Üyelikleri

Başkan ile taraftar arasında gerçekleştirilen görüşmede tüm katılımcılardan aynı talebin gelmesi aslında Demirspor taraftarının ne kadar farklı olduğunu ortaya koyuyordu. Futboldan hiç anlamayan veya anlamakla birlikte derinlemesine takip etmeyen herhangi bir taraftara gidin, başkan ile görüşeceğiz ne diyelim diye sorun, muhtemelen "iyi transfer yapsınlar, şampiyonluk gelsin" gibi sözler söylememizi isteyeceklerdir. İşte en son süper ligi 1995 yılında gören Demirspor taraftarı halen yönetime şampiyonluk baskısı değil de "kalıcı gelir" baskısı yapıyor, kurumsallaşma baskısı yapıyor. Bu değişimin önünde kimse duramaz.
 
Bu kapsamda kalıcı gelir projeleri ile taraftar ilkelerini yönetime sunduğumuzu ifade etmiştik. Şimdi bunları biraz daha somutlaştıralım istiyoruz.
 
Kongre üyelikleri. Yıllar içinde gördüğümüz şey şu ki; kulübümüzün genel kurulları son derece özensiz bir şekilde yapılıyor.
 
Genel kurula muhalefet şerhi konulması gibi bir şey zaten mümkün değil. Oy kullananların kongre üyesi olup olmadıkları bilinmiyor.
 
Kongre üyesi olmak isteyenler kongre üyesi olamıyor. Fahri, onursal, hami, şerefi yüksek, adamın dibi ünvanları ile birçok aidatsız üyelikler oluşturulmuş.
 
Üyelik aidatlarının ödenmemesi oy kullanmayı kısıtlayıcı bir nitelik taşımıyor. Kongre üyeliği Demirspor'un halkın takımı olması niteliğini genel kurula yansıtmıyor.
 
Yönetimler kongre üyeliklerini bir sonraki genel kurulda kendilerine seçilme garantisi sağlayacak şekilde yapılandırabiliyorlar. Diğer bir ifade ile kendilerini destekleyen adayları üyeliğe kabul edip, kendilerini desteklemeyen adayların başvurularını bekletebiliyorlar.
 
Kısacası bu yapıyla halk, takımının bir parçası olamıyor. Ayrıca kongre üyelikleri kulüp açısından bir gelir kaynağı olarak da düşünülmüyor.
 
Tüm bu eksikliklerin giderilebilmesi için önerilerimiz olacak.
 
*Üyelik aidatları için taban ücretler belirlenmeli ve bu aidat tutarını ödeyen her üyeye genel kurulda oy hakkı tanınmalı.
 
*Taban aidatın ödenmesi sonrasında kongre üyeliklerinde tanınacak imtiyazlara istinaden sınıflandırmalara gidilmeli ve her sınıf için üyelerden ilave ücret tahsil edilmeli. Örneğin A grubu üyelere protokol kombinelerinin indirimli sunulması veya protokol tribününde birkaç maç ile sınırlandırılmak üzere misafirlerinin yararlandırılması hakkı tanınması, yönetimin faaliyetlerine ilişkin denetim mekanizmalarında rol oynamasına imkan verecek yetkiler tanınması gibi ayrıcalıklar tanınmalıdır. Bu ve benzeri ayrıcalıkların bir kısmı B grubu üyelere tanınmalı ve sadece taban aidatını yatıran üyeler ise C grubu üye olarak adlandırılmalıdır.
 
*Kulüp ile Store veya Demirspor ürünlerini satan diğer firma arasında bir anlaşma imzalanmalı ve bu anlaşma doğrultusunda ürünlerden kongre üyelerinin sınıflarına göre belirlenecek oranlarda indirimli yararlanması sağlanmalıdır. C grubu üyelere de indirim sağlanması gerekmektedir, böylece Demirspor için cebinden harcama yapacak her taraftarın harcama yapmayan taraftardan farklı olduğu taraftara hissettirilmiş olacaktır.
 
*Kongre üyeliği aidatlarını ödemeyen üyelerin önce genel kurulda oy hakları kaldırılmalı, ödenmemesinde ısrar edildiği durumlarda (örneğin 3 yıl üst üste ödememe) üyelikten ihraç yoluna gidilmelidir. Aidat borcu olan hiçbir üye oy kullanamamalıdır.
 
*Kongre üyeliğinin Demirspor'a sahip çıkmanın bir koşulu olduğu vurgulanmalı ve bu suretle kulübün resmi web sitesi üzerinden kongre üyeleri ve aidat ödeyip ödemediklerine ilişkin bilgiler güncel olarak deşifre edilmelidir.
 
*Üyelik aidatını ödeyen kişiler ise yine web sitesi üzerinden duyurulmak sureti ile onurlandırılmalı ve aidatların ödenmesi teşvik edilmelidir.
 
*Tüm bu düzenlemelerin yapılması için tüzükte değişikliğe gidilmeli ve yapılacak değişiklikte, anılan maddelerin ilerleyen yönetim dönemlerinde yürürlükten kaldırılmasını, değiştirilmesini güçleştirmek adına ağırlaştırılmış nisap uygulamalarına yer verilmelidir. Ağırlaştırılmış nisap ile kastedilen husus tüzüğün belli maddelerinin değiştirilmesi için tüzüğe örneğin "kongre üyeleri tam sayısının -katılanların değil üyelerin tam sayısının- 2/3'ünün vereceği olumlu yönde oy kullanması gerekir" şeklinde bir madde konulmasıdır.
 
*Kongre üyeliklerinin tabana yayılması halinde örneğin kredi kartı projesi ile ilişkilendirilmek sureti ile kart sahibi olanlara taksitli ödeme imkanları tanınması her iki projeye de ivme kazandıracak ve katılımı artıracaktır. 
 
*Kongre üyelikleri yönetimin taraftara ulaşması ve iletişimi pekiştirmesi açısından bir araç olarak kullanılmalıdır. Kongre üyeleri arasından her ay veya iki haftada bir çekilecek kuralar ile taraftara hediyeler verilmesi, kongre üyelerinin özel günlerinin yönetim tarafından kutlanması, taraftarın kulübe ve hatta yönetime bağlılığını artıracaktır.

18 Temmuz 2013

Taraftar-Başkan Görüşmesi

Dün Mustafa TUNCEL ile verimli olduğunu düşündüğüm bir toplantı gerçekleştirdik. Aslında onlar için biz, bizler için de onlar görece sanaldı. Yönetim, hep "bilip bilmeden hakkımızda sallıyorlar" dedikleri adamların kim olduğunu gördü, biz de TUNCEL ile ilk kez bir araya gelerek neden "bilip bilmeden kendilerine salladığımızı, gerçekten de bilip bilmediğimizi" ifade etme imkanı bulduk.
 
Özkan kardeşimizin cenazesine yetişmek için kısa olarak planlanan toplantıda kendimize ayrılan süreye en fazla şeyi sıkıştırmaya özen gösterip bir nevi makineli tüfek gibi konuşmak durumunda kaldık. Her şeyden önce bir taraftar grubu olmadığımızı, daha ziyade bir düşünce oluşumu olduğumuzu, Demirspor bünyesinde Demirspor'a kafa yoran çok önemli bir kitlenin olduğunu, zaten süper lig görmeden geçirilen onca yıla karşın Türkiye'nin 6 ncı büyük taraftarına sahip olmanın başka türlü mümkün olmadığını ifade ettik.
 
Atatürk'ün İzmir İktisat Kongresi'nde dile getirdiği "sahada kazanılan başarının iktisadi başarılarla taçlandırılması, aksi takdirde başarısızlığın kaçınılmaz olduğu" yönündeki beyanına atıfta bulunarak, mali iyileşmenin şampiyonluktan çok daha önemli olduğunu vurguladık. Demirspor'un spor fonu ve temliklere bağımlı bir kulüp olduğunu, yıllardır alt yapıdan tek bir oyuncu dahi çıkaramadığını, pazarlayamadığını, üretmeden tüketmekte olduğumuzu, bu yapı ile sonumuzu dile getirmek istemediğimizi net bir şekilde açıkladık.
 
Bekir ÇINAR döneminde düzenlenen 28 Mayıs tarihli yardım gecesi rezaletine, telefonlara çıkmayanlara, bir deplasman masrafını karşıladı diye sıkça kendisine teşekkür edilenlere gönderme yaparak, o günleri unutmamamız gerektiğini, kulübe gelir kazandırılması sürecinde taraftarın da sürece mutlaka dahil edilmesinin şart olduğunu, taraftarın koyabileceği 1 TL'lik katkıya bile sırt çevrilmemesi, küçümsenmemesi gerektiğini, tabana yaygın gelir projelerinin de büyük ölçekli gelir projeleri kadar önemli olduğunu izah ettik. AVM, otopark gibi büyük ölçekli projelerin yanı sıra kredi kartı projesinin de dahil olduğu küçük ölçekli projelerin yürürlüğe konulmasının önemine değindik.
 
Bu arada öğrendik ki, yönetim Denizbank ile kredi kartı anlaşması yapmış. Kendilerine İş Bankası ile yapılmış olan anlaşmanın halen yürürlükte olduğu, İş Bankası ile anlaşma feshedilmeksizin başka bir banka ile anlaşmanın yürürlüğe konulması halinde tazminat ödemeye mahkum olabileceğimiz uyarısında bulunduk ve kurmaylarına konuyu incelemesi talimatı verilmesini rica ettik.
 
Taraftarların daha kurumsal bir yönetim beklentisini içeren "taraftar ilkeleri" çalışmasının daha önce GÖKOĞLU tarafından kabul edildiğini hatırlatıp, aynı ilkeleri kendisine sunduk ve inceledikten sonra kabul etmeye davet ettik.
 
Kulübün arsasının alınması gerektiği yönünde bir beyanımız olmadı. Arsanın şu anda davalık olduğunu, dava sürecinde kendilerine yardımcı olabileceğimizi ifade ettik.
 
Kulübün şirketleştirilmesine karşı olduğumuzu ancak, şirketleşmenin zaruri olması halinde buna ilişkin bir çalışma yaptığımızı, taraftarlarla iletişime geçmeden şirketleşme yönünde adım atılmaması gerektiğini belirttik.
 
Kurumsallaşma açısından önemli bir diğer  hususun tüzüğün değiştirilmesi olduğunu, bu hususta da kendilerine yardımcı olabileceğimizi, ayrıca kurumsal yönetim, denetim ve disiplin komitesi tüzüğü taslağının hazırlanmış olduğunu, yönetimin taraftarla iletişime geçmesi halinde bu taslağın da kendilerine sunulabileceğini dile getirdik.
 
Erman ÖZGÜR konusunda, kalmasını istediğimizi ama yönetimin kalmaması yönünde bir karar aldığının anlaşıldığını, bu durumda Erman'a yakışır bir teşekkür açıklaması yapmanın, Erman'ın geçtiğimiz sene verdiği emekler de dikkate alındığında doğru bir davranış olacağını vurguladık.
 
Toplantıda gördük ki; TUNCEL bizi yani kendisini eleştiren kesimi unutmamış. Ete kemiğe bürünmüş halde karşısında olunca, Adanaspor organizasyonuna katılmasına ilişkin eleştirinin şahsi eleştiri olduğunu söyledi. Biz de kendisine "bayrak sallama" olayını işaretlerle hatırlattık. Biz de hatalarımızdan ders alıyoruz, vurgusunu toplantıda görmüş olmaktan mutlu olduk.
 
Kendisine yönelik eleştirilerle ilgili olarak, bugüne kadar çivi çakılmayan bir kulüp olduğumuzu vurguladık. Kendisine karşı önyargılarımızın olduğunu, kendisini zamanında eleştirdiğimizi ifade edip, tüm bunlar için bizi "utandırmasını" beklediğimizi, "özür dilemeye hazır olduğumuzu", özür dilemenin Demirspor'a çivi çakan biri karşısında şeref olduğunu, ancak bu söylemle yönetime aslında "bize kendilerinden özür diletme" sorumluluğunu yüklediğimizi vurguladık. Yönetimin kulübe iktisadi anlamda önemli şeyler katabilecek kudrette olduğunu, bunu yapması halinde hem bizim özür dileyeceğimizi, hem de ben Demirsporluyum diyen kimsenin hiçbir yönetimi atılan iyi adımlara rağmen eleştirmeyeceğini, güçlerine dayanarak kendilerinden beklentilerimiz olduğunu söyleyerek konuşmamızı sonlandırdık.
 
Yönetimden beklentilerimizin karşılanma düzeyini izleyeceğiz ve bu satırlardan sıkça hatırlatacağız. Umarız söze dökülen olumlu hava, icraate de yansır.

Özkan İçin...

Dün yine gencecik bir yüreği, bir Demirsporlu'yu toprağa verdik. Babası, Allah onu bizden daha çok sevdi, diyordu. Ailesi için dayanılır bir acı değil. Kelimeler yetmiyor. Başımız sağolsun. Kardeşimizin mekanı cennet olsun.
 
Dün Şimşekler Grubu'nun girişimi ile Özkan için görevlerden bir tanesi daha yerine getirildi. Son görev değil lakin bu. Özkan'ın ailesinin durumu malumumuz.
 
Şimdi Ramazan ayındayız. Paylaşım ayı olan bu ayda kimileri fitresini, kimileri gücü yettiğince elindeki üç beş kuruşu Özkan'ın ailesine verebilir. Bunun için daha önce yaptığımız gibi yine bir havuz oluşturalım ve kardeşimizin acılı ailesine sadece manen yanında olmadığımızı bir kez daha gösterelim. Şimşekler Grubu başta olmak üzere tüm taraftarları gerek katılımda bulunmaya ve gerekse bu kampanyayı duyurup yaymaya davet ediyorum.
 
Twitter üzerinde #fitrelerözkaniçin isimli bir başlık oluşturalım ve bunu yayalım.

17 Temmuz 2013

Tuncel'le Görüştük

Bugün Adana Demirspor'da yönetim-taraftar ilişkileri üzerine önemli bir gün yaşandı. Taraftarın isteği ve yönetimin onayıyla başkan Tuncel ile Şimşekler Grubu temsilcileri başta olmak üzere farklı şehirlerdeki Demirspor taraftarlarının temsilcileri başkan Mustafa Tuncel ile bir araya geldi.

Yönetimin bu konuda bir adım atıp taraftarın sesini doğrudan dinlemesi ve dikkate alacağını belirtmesi oldukça olumlu bir adım. Kimi detayları ve yorumları daha sonraya bırakmak kaydıyla neler konuşulduğunu özetleyelim:

Toplantıya, Ankara'dan ben ve Onur Biçer katıldık; Adana'dan mahalle temsilcilerinin yanı sıra ayrıca İstanbul, İzmir, Eskişehir, Yozgat, Kırşehir, Çanakkale'den arkadaşlar vardı.

Özkan arkadaşımızın vefatı nedeniyle toplantıyı kısa tutmaya karar verdikten sonra Başkan Tuncel tek başına salona geldi-yönetimden başka isimler de olabilir diye bekliyorduk- ve herkesin elini tek tek sıktıktan sonra 10-15 dk.lık bir konuşma yaptı.

Konuşmasına, "tesislerde ilk defa böyle bir toplantı yapılıyor" diyerek başlayan Tuncel, seyircisiz maç izleyince seyirciyle ilgili görüşlerinin değiştiğini, taraftarsız kulübün borçsuz olsa da başarılarının bir anlam ifade etmediğin dile getirdi. Tuncel, "eskiden taraftarın ne dediğini önemsemezdik" diyerek daha önceden bizi eleştiren arkadaşlar burada, eleştirileri önemsiyoruz, taraftara bakışımız değişti" şeklinde konuştu. Ardından Demirspor'da uzun vadeli ve istikrarlı bir yönetim oluşmadığından yakınarak şu anda 13 milyon borçlarının olduğunu ve hiç bir yeni borç olmadan ve aynı ligte kalarak bu borçların en az 3 yılda temizlenebileceğini vurguladı. Ancak Demirspor camiası ve taraftarı her zaman beklenti içinde olduğu için gelen yönetimlerin şampiyonluk hedefinden başka bir yol izlemeyeceklerini söyleyen Tuncel, "ben başkan olmak istemedim, koltuk heveslisi değilim ama şartlar gereği ve alternatif olmadığı için başkanlığa ikna edildim. Şu ana kadar herkes beni desteklediğini söylüyor acaba durum gerçekten böyle mi" diyerek sözü taraftara verdi.

İlk olarak konuşan Şimşekler Grubu liderlerinden Adem Tel, Tuncel'in taraftarla birlikte yönetme düşüncesine sevindiklerini söyledi ve Turgay Biçer gibi bir mentorla olan iletişimin öneminden bahsetti. Özellikle kalıcı gelir konusunu önemsediklerini söyleyen Adem Tel, bu buluşmaların tekrarlanmasını istedi.

Ardından Ankara Tayfası adına Onur Biçer söz aldı. Kendisi yorumlarını burada ayrıca yazacaktır. Ancak özetle daha önceden oluşturduğumuz Taraftar İlkeleri çerçevesindeki konulardan bahsetti. Başkan olarak kendisinin bunları yapabilecek kudrette ve sorumlulukta olduğunu söyleyen daha önceki eleştirilerimize dair bize özür diletecek adımlar atılmasını beklediğimizi söyledi. Ardından hazırladığımız İlkeler ve Kalıcı Gelir Projeleri'ne dair metni kendisine verdi. Ben de -yine ayrıca bir yazıda belirteceğim- eleştirilerimizin kişisel olmadığını Mustafa Tuncel ya da x,y,z şahsının değil Demirspor'un önemli olduğunu söyledim. Daha önceki deneyimlerimizden bir şeyler öğrendiğimizi ve bundan sonraki adımlarımızın tarihin bu öğreticiliğinden yola çıkması gerektiğini belirttim.

Daha sonra söz alan İstanbul'dan Faruk arkadaşımız, "kalıcı gelir şampiyonluktan önemlidir" diyerek daha önce birkaç kez başvurmalarına rağmen kulübe üyeliklerinin red edildiğini söyledi ve üyelik konusunun kolaylaştırılması gerektiğini vurguladı. Söz alan diğer arkadaşlarımız, yönetim içinde Demirspor ruhuna aykırı işler yapanların ayrılması gerektiğini, kombine fiyatlarının indirilmesi gerektiği konularını öne çıkardı. Ayrıca, Zonguldakspor'la oynanması beklenen maçın durumu soruldu.Başkan Tuncel bu konuda, kombineleri doğrudan gelir kaynağı olarak önemsediklerini vurguladı ve henüz açıktan satışa geçilmediğini söyledi. Zonguldakspor maçı ile ilgili olarak sezon açılışı planlamasının henüz yapılmadığını ve konunun belirsiz olduğunu belirtti.

Onur Biçer ayrıca Erman Özgür'le yolların ayrılması durumunda kendisine bir teşekkürle veda edilmesi gerektiğini vurguladı.

Toplantı sonrası genel olarak hava olumluydu. Tabii ki cenazeye geçildiği konuyu kendi aramızda konuşamadık ancak böyle bir toplantının olması dahi mutluluk vericiydi. Emeği geçen herkese teşekkürler.

15 Temmuz 2013

Tribünün Sesini Yönetime Duyurmak

Yönetimiyle taraftarı arasında uçurum, endüstriyel futbolun doğası gibi bir şey. Hele bizim gibi geç kapitalistleşip arayı hızlıca kapatmaya çalışan ülkelerde, endüstri deyince yağma-talan akla geliyor. Taraftarın müşteri gibi görülmesi, memnuniyetinden çok yolunması üzerine oturtuluyor. Ticari ilişkileri geçtim, futbola bakış açısında da bu uçurumu görmek mümkün. İşte Beşiktaş yönetimi, taraftarının Gezi Direnişi'ndeki aktivistliğiyle dalga geçercesine yeni sezon için Kasmpaşa RTE Stadı'nda oynamayı gündemine aldı. Gerçi direnişin ilk günlerinde İnönü Stadı'na Başbakan'a destek pankartı asan yöneticileri de olmuştu. Yönetim ile taraftar arasındaki bu duruş farkı şirket takımlarında oldukça belirgin. (Biraz daha farklı bir örnek ama, Manchester United taraftarı da kulübün Arap sermayedarlara satılması sonrasında, eski renkleri olan sarı-yeşile sahip çıkarak bu renkte atkılarla maça gitmiş ve hatta United of Manchester diye bir takım kurmuştu). 

Beşiktaş taraftarının "solculuğu" ya da takımın imajı ile yöneticilerinin "lobiciliği", tek çatı altında iki farklı siyasetin göstergesi. Fenerbahçe ya da Galatasaray'ın sol eğilimli taraftar grupları da bu çelişkiyi aynen yaşıyor. Tribünün belli kesiminin ya da örgütlü ekibinin siyasi duruşu, çoğu zaman takımın geneline yansıtılır ve o takım öyleymiş gibi lanse edilir. Halbuki başta yönetimler olmak üzere camiaın bazı kesimleri o ruh halini desteklemiyor olabilir. Livorno'nun simge ismi Lucarelli de bu yönde bir açıklama yapmış ve "kulüp değil taraftar solcu" minvalinde şeyler söylemişti.

Yönetimler iktidarlara yalakalık düzeyinde "sempati" gösterince futbola siyaset karışmış olmaz ama tribünde böyle talepler yükselince "aa durun ama" şikayet edilir. Bunun adı futbola siyaset karıştırma değil taraftarın gücünü göstermedir.

Bizim de başımıza gelmiyor mu böyle işler; Galatasaray'la oynanan kupa maçı öncesi açıklamaları hala hafızalarda... Demirspor'da yapmaya çalıştığımız şey tam da bu uçurumun açılmasını engellemek ve taraftarın sesini daha çok duyurmak. Demirspor taraftarı, yönetiminden talepte bulunmaya, aldığı kararları sorgulamaya pek çok kulübe göre daha yatkın, daha güçlü bir şekilde bunu yapabiliyor. Bunu katı bir siyasi duruşla eşleştirmekten ziyade katılımcı tribünün nasıl olacağının göstergesi olarak işaretlemek bana daha yakın görünüyor. Önemli olan tribünün örgütlü sesini, yönetimlerde daha fazla etki sahibi yapmaktır. Statta tezahürat kadar önemlidir bu durum; bir şekilde çatlaklardan sızıp o değişmez sanılan yapıya kendince müdahale etmek...

12 Temmuz 2013

Yönetim-Taraftar Görüşmesi

Ankara Tayfası olarak her zaman taraftarın Adana Demirspor yönetiminde daha etkili olmasını savunduk; kitlesel gücün kulüp yönetiminde olduğunca etkili olmasının yollarını aradık. Geçen yılki yürüyüş ve yönetime tavır bu gücün göstergesiydi. Belki sonuçta başarılı olmadı ama taraftarın, yönetimden bağımsız bir duruşu olabileceğini gösterdi.

Biz yönetici değiliz tabii ki; taraftarız; ama katılımcı bir taraftarlığın kulübü güçlendireceğini, fikir alışverişinin önemli olduğunu düşünüyoruz. Bunu bazen yazarak, bazen pankartla, bazen proje önererek, bazen birebir konuşarak yaptık. Bu süreç, bir iki yıldır daha yoğun yaşanıyor, doğrudan temaslar artıyor. Bunu yıllardır blogta sürdürdüğümüz düzeyli çizgiye borçlu olduğumuzu düşünüyorum. Eleştirinin de desteğin de dozunu iyi ayarlamaya çalıştık; iki uçta da şirazeyi kaçırmamaya çalıştık. Her şeyden öte biz yönetimleri ya da isimleri sevdiğimiz için değil Demirspor'u sevdiğimiz için bu yolda devam ediyoruz.

Şimdi yönetime iletilen önerilerin içinde bizim sunduğumuz metinler de var ve yakın zamanda olması beklenen yönetim-taraftar görüşmesinde ele alınacak bu önerilerimiz. Daha önce "görüş alışverişi devam ediyor" başlıklı yazıda bundan bahsetmiştim.

Tabii bu durumda Şimşekler Grubu'nun konuşmaya ve dinlemeye yatkın olmasının da olumlu etkisi var. Yani söylediklerimizi boşa gitmediğini, doğru muhataplara ulaştığını biliyoruz. Okuyucularımız arasında bizim Grubu eleştiremediğimizi düşünen varsa, yanılıyorlar. Biz kod adlarla, nicknameler üzerinden, internet sitelerine yollanan isimsiz yorumlarla değil doğrudan eleştirilerimizi iletiyoruz. Bazen uzlaşıyoruz bazen uzlaşamıyoruz ama önemli olan taraftarlar arasında bu diyaloğun devam etmesi.

Grupta ayrılmaların yaşandığı birkaç yıllık dönemde ve tabii internet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte, çoğunlukla sezon öncesi, yönetim ya da teknik direktör değişikliği sonraları grubu eleştirmek moda oldu. Benim düşüncem şudur ki Şimşekler Grubu'nu güçsüzleştirmek, Adana Demirspor'un yararına olmayacaktır. Grubun itibar kaybetmesiyle camiada daha iyiye gidecek bir şey bulunmuyor. Tersine grubun daha etkili hale gelmesi, camiayı güçlendirir. Bu durumda, "eleştirmeyelim mi yani?", diye sorulabilir. Cevap basit: Eleştiri ile spekülasyonu birbirine karıştırmamak gerekir. Eleştiri, somut işler üzerinden olmalı. Sürekli suçlama üretmekle eleştirinin de etkisi kalmıyor.

Taraftar arasındaki ayrışmalar, bölünmeler doğaldır; Demirspor'a dair farklı bakış açıları olabilir. Ancak bölünmeyi destekleyici, ayrımı özendirici adımların hiçbir şey kazandırmadığı ortada. "Biz olduk, ayrıldık" demek yerine "birlikte yapalım" demeyi tercih ederim. Özellikle Adana'da taraftar grupları arasında minimum düzeyde de olsa devam eden teması kesmeye çalışmak, herhangi bir tarafı sürekli kötü işler yapıyor gibi göstermenin bir anlamı yok. Yönetim-taraftar görüşmesi kadar, taraftarlar arası görüşmenin de önemli olduğunu vurgulamak istiyorum.

10 Temmuz 2013

Bütçe...

Cevapsız bırakılacak sorularımıza bütçe faslı ile yeni bir yönetim döneminde yine başlıyoruz. Aynı nakaratı kaç defa daha söyleyeceğiz kim bilir? Demirspor'da değişim zor, direneceğiz değiştirmek için, onlar da direnecek değişmemek için. Biz işimize bakalım, analize başlayalım.
 
Öncelikle belirtmem gerekir ki; futbolcuların 26 ila 32 arasında değişen maç başı ücretlerini yatırmayan, bunları senetle yeni yönetime iteleyen, şeffaflığın kenarından geçmeyen ve tüm bunların doğal sonucu olarak BORÇLARIMIZI %50 ORANINDA ARTIRAN Önder Serin yönetimi, yatacak yeriniz yok!
 
Tuncel yönetimi 9 milyon TL bütçe hazırladı. Bütçenin sadece transfer bütçesi mi, yoksa kulübün bütçesi mi olduğunu bilmiyoruz. Diğer kulüplerin yaptığı harcamaların aynı konuşma içinde verilmesinden yola çıkarak transfer bütçesi olduğunu varsayıyoruz.
 
Öncelikle Tuncel yönetimi lafı evelemeden, gevelemeden söylemelidir. "Bu takımın tek hedefi vardır, o da şampiyonluk." Bunu söylemek zorundadır, çünkü devraldıkları takım bu sene açıklanan transfer bütçesinin yarısı ile play-off oynamıştır. Harcamayı iki kat artırıp hedefi düşüremezsiniz. Başka takımlar şunu yapıyor diye önümüze koyacaksanız, hemen hedef değiştirin, ligi orta sıralarda bitirip borçları yarı yarıya azaltmaktır hedefimiz deyin.
 
İlk sorumuzu soralım: Yönetimin açık ve net hedefi nedir?
 
Geçen senenin yönetiminden bir ders daha aldık. Kendilerince bir transfer bütçesi açıkladılar, sonra sürekli futbolcuların peşinatlarının ve primlerinin ödenip ödenmediği hakkında bilgi verdiler. Maç başlarını unutturma politikası güttüler.
 
Yönetime ikinci sorumuz: Bütçe olarak açıkladığınız rakama primler dahil midir?
 
Bir diğer husus borçlarımız ile ilgili. Açık ve net söyleyeyim, insanlar benimle dalga geçsinler, Adana Demirspor kulübü kapanmaya doğru gitmektedir. Bir Sakarya, bir Kocaeli vakaları yanı başımızdadır. Ancak Demirspor camiasını uyutan da -tam sıcak paraya bağımlı ülkelerde olduğu gibi- sıcak paradır. Nakit akışının sağlandığı, çarkların döndüğü dönemlerde problemler arka plana atılır. Bir senede tek bir kalıcı gelirimiz olmadan, alt yapıdan tek bir oyuncu üretmeden, satmadan borcumuz yarı yarıya arttı. Yakın zamana kadar borçsuz olan bu kulüp hızla üretmeden tüketiyor. Bunu bir not edelim, tarih beni utandırsın.
 
Yalnız olduğunu beyan eden Serin yönetiminin bile kasasına en az 11,6 milyon TL para girdiğini 30 Mayıs 2013 tarihli "Kongreye Giderken -1" isimli yazımızda belirtmiştik. Şimdi belediyeden aylık olarak daha yüksek para girişi sağlanacağı, para girişinde sıkıntı, kesinti yaşanmayacağı dile getiriliyor. Ayrıca hesaplama yaparken iddaa gelirlerini düşük tutmuştuk, hedef şampiyonluk olacağına göre oradan da gelirler artacaktır. Taraftarlar bu yönetime Serin yönetimine olduğu kadar tepkili değiller, kombine gelirleri de artacaktır. Kalıcı gelir sözü de verildi. Tablo bu iken iki sorumuz daha var:
 
Yönetim mali şeffaflık uygulayacak mıdır?
Borçların ne kadar azaltılması planlanmaktadır?
 
Borçlar azalmayacaksa yönetim şimdiden mali anlamda başarısızdır benim gözümde. Kulübü uçuruma yuvarlayanlara bir el de bu yönetim atmış olacaktır.
 
Cevapsız sorularımız böyle. Sezon başlıyor.

8 Temmuz 2013

Farklı Bir Sezon Öncesi

Geçen yıldan farklı bir şekilde yeni sezon hazırlıklarına başlıyoruz. Geçen yıl bugünlerde yönetim karşıtı yürüyüş ve açıklamalar varken şimdi daha ılıman bir iklim (Adana sıcağında!) ve olumlu beklentiler hakim.

Geçtiğimiz haftaki transfer atakları (harcanan paraların borç dengesini sarsmamış olmasını umuyoruz), geçen seneki kadrodan öne çıkan isimlerin korunması (Erman konusu hala belirsiz), gençlere yaklaşımda farklılık, taraftarda sezona dair beklentileri artırıyor.

Yönetimden gelen açıklamalarda kendilerine ilettiğimiz düşüncelerin yansımalarını görsek de söylem-eylem arasındaki farka her zaman dikkat etmek gerekli. Önemli olan iştir; başarıdır. Daha önce de olduğu gibi sezon içinde işlerin değişebileceğini, dalgalanabileceğini, bir iyi bir kötü hale gelebileceğimizi unutmamalıyız. o yüzden yakın takibe, temkinli desteğe devam...

1 Temmuz 2013

Yönetimin Olumlu Adımları

Diğer sezonlara göre daha sakin bir sezon öncesi yaşıyoruz. Yönetimde aynı isimleri olması akılda soru işaretleri yaratsa da önceki yanlışların tekrarlanmaması yönündeki çağrılar yankı bulmuş gibi görünüyor.

Yönetimin göreve geldikten sonra taraftarla temas kurması, görüş alışverişinde bulunulması olumlu bir gelişme.  Taraftar-yönetim diyaloğunun sağlam kurulması önemli; ancak bunun sadece tek taraflı bir destek değil karşılıklı olması ve önerilerin dinleniyor olması, sezon öncesi umut veriyor. Ayrıca transfer konusunda da spekülatif açıklamalar ve girişimler yerine daha aklı başında adımlar atıldığını söylemek mümkün. Bunların bir parmak bal çalmak amaçlı değil, uzun vadeli olmasını diliyoruz.

Transfer konusunda yönetimden bu sabah bir açıklama yapıldığını da kaydedelim: http://www.adanademirspor.org.tr/haber-detay.asp?newID=1157