30 Mart 2011

Adana Demirspor:2-Ofspor:1

29. hafta maçında kendi sahamızda Ofspor'u Efecan ve Samet Albayrak'ın golleriyle 2-1yendik. Maçın başında 1-0 geriye düştük; oyuna 72. dk'da giren Samet 75. dakikada galibiyet golünü getirdi.

Bütün bunlardan daha önemlisi, Şimşekler Grubu'nun pankartı:

"Hakkını Veremiyorsan Taşıma O Formayı"

Diğer sonuçlar'da sürpriz yok:

Eyüpspor:2-Dardanel:1
Pendikspor:1-Urfaspor:1
Pursaklar:1-Telekom:3
Fethiye:3-Tarsus:2
K.Şeker:1-Sakarya:0
Belediye Van:1-Elazığspor:1
1461 Trabzon:2-Tokat:0
Balıkesirspor:2-Kocaelispor:2

Gelecek maç, 10 Nisan'da kendi sahamızda Belediye Vanspor'la.

25 Mart 2011

Futbolcular Bizimle Dalga Geçiyor!

Üzerindeki forma gereği saygı duyduğumuz sevgili futbolcular! Bizimle dalga geçmeyin. Formasız halinizle değer görebilmeniz için, sol göğsünüzü altındaki ile temas kurun. Orada hala atan, kan pompalayan bir şey varsa, bu yazılanlarla da temas kurabilirsiniz.

Bakın, içerideki iki maçı kazanmanız, play-off'a kalmanızın ötesinde birşeyler var. Birşeyler var. Bunun anlayabilirsiniz. Sizinle bizim aramızda. Bazı şeyler... Sözle anlatılamayan, ama tesis ziyaretinde meşalenin ucunda yanan, deplasmandan eve döndüğümde boğazımda yanan, pankartı söktüğümde tellerde kalan, rakibin gol sevincinde içime oturan.

Birşey var. Anlıyorsun değil mi?

Umarım anlıyorsundur.

Bizimle dalga geçmeyin. İstirham ediyorum.

23 Mart 2011

Ç.Dardanel:3-Adana Demirspor:0

Son sıradaki takımdan 3 gol yiyen sevgili Adana Demirspor futbolcuları, maç seçiyorsunuz-maçına göre oynuyorsunuz-ayıp ediyorsunuz!

İç saha ile dış saha arasında bu kadar fark olabilir mi?

Diğer sonuçlar;

Kocaelispor:1-K.Şeker:2

Telekom:1-Eyüpspor:1

Tokatspor:1-Balıkesirspor:1

Ş.Urfaspor:0-Fethiyespor:0

Tarsus İ.Y.:0-Pursaklarspor:0

Elazığspor:2-1461 Trabzon:0

Sakaryaspor:0-Pendikspor:1

Ofspor:3-Belediye Van:2

Bol kırmızı kartlı bir hafta olmuş... Gelecek maç, 30 Mart Çarşamba, içeride 14.30'da Ofspor'la...

20 Mart 2011

Haftanın Ardından

Bugün oynanan maçlarda yine deplasman galibiyetleri ve puanları önplandaydı. Pendik kendi sahasında Kocaeli'ne, Fethiye de Sakarya'ya yenildi. Eyüpspor, 1-0 geriye düştüğü maçta Tarsus'u 2-1 yendi. Böylece 27. haftayı 5. sırada tamamladık.

Eyüpspor:2-Tarsus İ.Y.:1

Pendikspor:1-Kocaelispor:3

Fethiyespor:0-Sakaryaspor:2

Konya Şeker:2-Tokatspor:2

Balıkesirspor:1-Elazığspor:1

Ofspor:0-Dardanelspor:0

Belediye Van:1-1461 Trabzon:1




28.hafta maçları çarşamba günü oynanacak.

Yağmur Kesilince

"Ülkede devamlı yağmur yağarmış...

Hem de az buz değil, bardaktan boşanırcasına. Yağmur böyle yağınca de insanlar ürkek olurmuş, insanlar olayları yrgılayamazlarmış, insanlar başlarını yukarı kaldırıp olan bitene bile bakmazlarmış.

Başkan bu tufana, bu kesilmeyen yağmura dua edermiş. İnsanlar başlarını kaldırıp yukarı bakamıyorlar ya, insanlar çevrelerinde olup biteni yargılayamıyorlar ya, işleri dilediğince yönetiyormuş.

Tutmuş trafikçileri körlerden yapmış. Ülkede ne kadar diploma varsa yırtmış. Hidroelektrik santrallerinin başına lehimcileri getirmiş. Gerçek cübbelileri sandalyalarından indirip yerine mübaşirleri atamış. Bankaların genel müdürlük masalarına cepçileri üşütürmüş. Hakkın aranacağı yerlere sağırları oturtmuş. Hazine dairesine üç kağıtçıları, darphanelere azılı kalpazanları, yüksek yerlere hep sürüngenleri yerleştirmiş.

Kısaca hep yağmura güvenmiş, hep yağmurun yağacağına inanmış sayın başkan! İnsanların başlarını kaldıramayacaklarına, insanların hiçbir şeyi yargılamayacaklarına inanmış.

Ve birgün yağmur kesilmiş! Etraf günlük güneşlik olmuş. Etraf günlük güneşlik olunca da arkasından başka birşey olmuş.

Tutup başkanı avanesi ile asmışlar."

İslam Çupi, "Yağmur Kesilince", Tercüman, 16 Ekim 1968, Mağlubu Anlatmak kitabı içinde.

19 Mart 2011

Adana Demirspor:2-Türk Telekom:0

Türk Telekom'u 2-0 yendik; goller ikinci yarının hemen başında Burhan ve Kemal Samet Özen'den. Burhan, haftalar sonra gol attı. Kemal Samet ise son haftaların golcülerinden. İlhan'ın son dakikada kırmızı kart görmesi ise iyi olmadı.

Bu sezon üçüncü kez iki hafta üst üste kazandık. (2-3. ve 11-12. haftalar.)

Bugün oynanan diğer maçta Urfa, Pursaklar ile 0-0 berabere kalınca Urfa'nın üstüne çıktık.

Önümüzdeki maç, Çarşamba günü deplasmanda Dardanel ile.

Güzel bir pazar olacak...

Acil Şifalar Coşkun Özarı...

Takımımızın ve milli takımın eski teknik direktörlerinden, Adana Futbolu kitabı yazarlarından Coşkun Özarı, beyin kanaması geçirerek hastaneye kaldırılmış. Üstad, yoğun bakımda. Kendisine acil şifalar diliyoruz...

17 Mart 2011

Rapor Meselesi...

Soner Hoca'nın gidişinin ardından bazı şeylerin değişmesi gerektiğini ısrarla vurgulamıştım. Bana kalırsa, Soner Hoca ayrılırken yaptığı açıklamada daha net olmalı ve bizim de burda sorduğumuz soruların cevaplarını Adana Demirspor kamuoyuyla paylaşmalıydı. Kendisine de söylediğim gibi, gidişi ile Demirspor tarihinde birşeyleri değştirmeliydi. Bu şekilde, onu sahadaki başarısızlığa rağmen, farklı şekilde anabilirdik.

Kendisi, her hocanın yapacağı gibi, takımdaki aksaklıkları içeren bir rapor yazdığını söylemişti. Şimdi bu raporla ilgili spekülasyonlar yapılıyor. Böyle bir raporun olmadığı da iddialar arasında. Öte yandan takımda yaşanan son kadrodışı uygulamasına da bu raporun neden olduğu söyleniyor. O raporla doğrudan ilgili olmasa bile, hocanın yazdıklarının-önerilerinin uygulanıp uygulanmadığını önemsiyoruz.

Soner Hoca'nın raporunun detaylarını merak ediyoruz.

Yönetimin takımda yaşananlara karşı açıklama yapma refleksi çok düşük. Sadece Ekrem Kandemir'den, suya sabuna dokunmayan ve basmakalıp cümleler içeren, herhangi bir detay içermeyen açıklamalar geliyor.

Hoca değişikliğine rağmen hala kadroda istikrar sağlanamayıp son birkaç hafta kala bile oyuncular kadro dışı bırakılıyorsa, demek ki takım içi dengeler ve disiplin hala sağlanamadı, hala sorun var.

Yönetimin bu konuda ve özellikle Soner Hoca'nın raporunun sonuçlarına dair bilgilendirme yapması gerektiğini düşünüyorum. Böylece biz de bir gizem halesinin arkasında, afaki betimlemeler ve tahmini suçlamalar yapmaktan kurtulur, somut durumun somut analizini yapabiliriz.

13 Mart 2011

Tarsus İ.Y:0 - Adana Demirpor:1

Haftalar sonra bir deplasman galibiyeti aldık. Geçen hafta kaybedilen iki puanı telafi edecek cinsten... Özellikle Tokat ve Urfa'nın puan kaybettiği haftada bu galibiyet iyi oldu.

Maça, Metin Aktaş-Koray Kurt-Serkan Özsoy-Efecan KAraca-Samet Albayrak-Burhan Coşkun-Şlhan Aydoğdu-Murat Akça-MetinTuğlu-K.Samet Özen-Kadir Keleş 11'i ile, ideale yakın kadro ile çıktık.

Golümüz 89. dakikada Kadir Keleş'ten geldi; rakip 61. dakikada 10 kişi kaldı.

Ancak bir sıra yükselebildik, 7. sıradayız. Haftaya cumartesi günü, 19 Mart'ta Adana'da Telekom'la oynuyoruz.



Haftanın sonuçlarında, yine deplasman galibiyetleri dikkat çekiyor. Deplasman galibiyeti alma sıklığı artıyor grupta. Bu konuda özellikle Eyüp'ün performansı dikkat çekici. Fethiye, deplasmnada Kocaeli'ni 4-0 yenerek haftanın en dikkat çekici ama bizim için en kötü sonucunu aldı. İlk ikinin maçında Elazığ, 1-0 geriye düştüğü maçta son daikada attğı golle Konya Şeker'i 2-1 yendi.

9 Mart 2011

Birgün'deydik...

7 mart pazartesi günü, Birgün gazetesinde, Alper Kaya'nın hazırladığı "bloguma dokunma" sütununda bize de yer verildi ve "Çarşamba maçları" yazısının bir özeti yer aldı.

8 Mart 2011

Adana'nın İki Değeri?

Bugünlerde Adanaspor cephesinden yoğun açıklamlar geliyor. Buraya konu olmasının nedeni, Adana ve Demirspor'un da açıklamaların ana temalarından biri olması. Esasen daha önce Adana Valisi'nin garip açıklamalarına karşı bu konuya değinmiştik. (şuradan okuyabilirsiniz )

Önce Bayram Akgül'ün ardından Adanasporlular Derneği'nin açıklamaları geldi. Özetle, her iki takımın da Adana'nın değeri olduğu, iki takıma da sahip çıkılması gerektiği ve (özellikle ikinci açıklamada açıkça vurgulanan) siyasi meselelerin ve belediyenin takımların işleyişinde engelleyici olmaması, olursa da buna karşı mücadele edilmesi gerektiği belirtiliyor.

Demirspor'un belediye himayesinde olması beni rahatsız ediyor. Demirspor'a ne kadar para harcanıyor, kimden ve nereden geliyor bu paralar; merak ediyorum ve açıklanmasını istiyorum. Ama mesele, belediye bütçesi ile kişisel bütçelerin birbirine geçmiş olması. Biz, ne zaman belediyeyle, ne zaman kişilerle muhatap olduğumuzu anlayamıyoruz. Çünkü bu bir imparatorluk. Önce yıllarca bu imparatorluktan yararlanıp, ona boyun eğip, mücadeleye yanaşmayıp, bugün işler kötü giderken, haydi hep birlikte demek, ne yazık ki inandırıcı değil.

Açıklama geniş bir içerikte olduğu için, içerisinde doğru bulduğum noktalar da var. Ama sorun bu geniş içerik ve aslında ne demek istendiğinin anlaşılmaması. Asıl tartışmamız gereken, bu açıklamaların zamanı. Adanaspor'un kötü gittiği, Akgül'ün maddi sıkıntı çektiği ya da kulüp işleyişinin bozulduğu, kulübün devratmek istediği bir anda, Adana kentinin iki değerinin birden akla gelmiş olması, en azından bir samimiyetsizlik göstergesi.

Adanaspor A.Ş., bir şirket olarak-Bayram Akgül bunu reddetmiş/nasıl oluyor anlamadım, Ticaret Kanunu hükümlerine tabidir ve eğer iflas edip batacaksa, bu kanunu çerçevesinde işlem yapılır. Kişisel inisiyatiflere dayanan, kar-zarar hesabına göre işleyen bir yapının, maddi sıkıntısı varsa, yapması gerekenler kanun çerçevesinde düzenlenmiştir.

Adana Demirspor, bir dernektir ve Dernekler Kanunu kapsamında yönetimsiz kaldığında kayyuma devredilir, bu onun kamusal boyutunun bir parçasıdır. Kuruluşunun bir parçası olarak bu kamusal değerler üzerinde işler.

Adanaspor bu sıkıntılı günlerinde destek beklerken, çok basit bir soru aklımıza geliyor: Biz destek beklerken neredeydiniz? Biz o zaman Adana'nın değerlerinden biri değil miydik? Bekir Çınar borç batağındaki bir kulübü çekip çevirirken, yardım gecesi düzenlediğinde, bu kentin değerine bize de destek oluruz dediniz mi? Aytaç Durak'la mücadelemiz sırasında, neredeydiniz?

Daha yakıcı ve Demirsporluların bilinçaltında önemli bir yeri olan olay: Adana Demirspor, stat bedelini ödeyemiyor diye bizi iç saha maçlarımızı oynamak için Kozan'a, mahalli statlara gönderirken neredeydi bu değerler?

Daha yakın tarihte, kulüslerde maç alıp verirken, daha sonra anlaşmalı bir maçın sonrasında Demirspor tribünlerinin önünde amigoluk yapıp öfkeden kudurmuş bir kitleyi iyice çılgıına çevirirken neredeydi bu değerler?

Eğer ortak mücadele olacaksa, herşeyden önce bu konularda özür dilenmeli.

Burada da yine Bayram Akgül ile Adanaspor camiasının birbirine karışması durumu söz konusu. Akgül'ün yaptıkları veya yapamadıkları ile Adanaspor camiasının yapıp yapamadıkları arasında ince bir çizgi var.

Adanaspor da Demirspor da yıllardır aynı sorunları yaşıyor ve aynı kentin sorunlarını paylaşıyor. Adana kenti gittikçe kötüye giderken, kentin tüm değrleri için tehlike çanları çalarken, önce kulakları kapatıp sonra benim şimdi desteğe ihtiyacım var denemez. Eğer ortak mücadele verilmek isteniyorsa önce ortak düşmanları, karşı olunan şeyi iyi belirlemek lazım. Vicdanları yaralayan onca hadiseden sonra bir dayanışma çağrısı yapmak, ne ilkelere ne değerlere sığar.

Sorun, belediyenin Demirspor'a yardım yapması değil, tüm kentin tek adam imparatorluğuna boyun eğmesidir. Dün Aytaç Durak, bugün Mustafa Tuncel, yarın başka birisi... Dün bu imparatorluktan yararlanırken iyiydi, bugün kötü. Adana'nın değerinin bu olmaması gerekir.

Kadınlar Günü

Memlekette neredeyse hergün bir kadın öldürüyor, işyerlerinde tacize uğruyor, ayrımcılığa maruz kalıyor. Yoksulluğun derdini ençok kadınlar çekiyor. Bunun üstesinden gelmek için kadınlar ya erkekleşiyor ya da boyun eğiyor. Sonuça her iki yol da çözüm değil.

Çözüm daha adil ve eşit bir dünya için kadının emeğinin ve hikayelerinin de tarih sahnesinde rol alması.

Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun.

7 Mart 2011

2013, Mersin ve Biz.

2013'te gerçekleştirilecek Akdeniz Oyunları'nı düzenleme yetkisi Mersin'e verildi biliyorsunuz. 1971'de İzmir'de yapıldıktan sonra, ikinci kez Akdeniz Oyunları Türkiye'de yapılacak. İzmir Atatürk Stadı da bu oyunlar çerçevesinde yapılmıştı.

Yunanistan, mali kriz nedeniyle oyunların hazırlıklarını yürütemeyince, Türkiye ve Mersin, Libya ve İspanya'daki kentlere tercih edildi. İki yıl içerisinde özellikle Kazanlı-Tarsus hattına önemli yatırımlar yapılacak ve Mersin'e büyük bir stad inşa edilecek.

Adana Futbolu kitabındaki "Tarsus-Mersin, Tokatımı Yersin" başlıklı yazıda belirttiğim gibi, Tarsus ve Mersin birçok konuda olduğu gibi sportif alanda da Adana ve yöresinin önüne geçmeye başladı. Farklı branşlarda, özellikle basketbolda en üst kategoride takımları bulunan Mersin'e göre Adana kenti bu başarılardan çok uzak durumda. Aslında kent her alanda bir gerileme içinde bulunuyor. Tarımın gün geçtikçe ülke ekonomisindeki yerinin küçülmesiyle birlikte, yerine ikame bir alan yaratamadığı için Adana, 4. büyüklüğü kaybettiği gibi, hem kültürel hem de ticari unsurlarıyla artık ülkenin etkili kentlerinden biri değil. Neden bu duruma geldik sorusuna bakarken, kent yönetiminin birinci derecede önemli olduğunu görüyoruz. Mersin de Adana da uzun süredir aynı belediye başkanlıklarıyla yönetiliyor. Ancak Aytaç Durak yönetimindeki kent, uzun süre tek adam imparatorluğunda kalmasına rağmen yerinde saymaya devam etti. Macit Özcan yönetimindeki Mersin ise 2000'li yıllara önemli bir atak yaparak girdi. Aytaç Durak, rakipsizlik içinde 5 farklı partiyle siyasetini sürdürürken Macit Özcan önemli rakipleri olmasına rağmen istikarını korudu.

Mersin siyasetinde, yıllardır göç alan bir kent olarak hem BDP'nin, dağlara doğru büyüyen bir kent olarak MHP'nin ve yükselen Anadolu sermayesi ile AKP'nin hakim olduğu alanlar var. Buna rağmen belediye yönetimi sosyal demokratların hakimiyetinde. Bu siyasi çekişme ve rekabet alanı, kentin ilerlemesinde önemli bir faktör diye düşünüyorum.

Adana ise bir tek adam imparatorluğundan ikinci tek adam imparatorluğuna ilerlerken hiçbir alternatif geliştiremiyor.

Öte yandan Mersin milletvekilleri de kendi partilrinde oldukça etkili, CHP'de İsa Gök; AKP'de Kürşat Tüzmen kentleri için önemli artılar. Adana milletvekilleri ise bakanlık düzeyine ulaşmasına rağmen tabela vekilliklerini sürdüyor.

Sonuç olarak "Sahipsiz Adana" metaforuna yeni bir halka daha eklendi. Mersin son on-on beş yılda Adana'yı zaten yakalamıştı; şimdi Akdeniz Oyunları ile beraber, fark atmaya devam edecek. Adana ise ne kültürel alanda ne turzim alanında kendi gücünü kullanamadıkça, tek adamların lütuflarına boyun eğecek.

4 Mart 2011

Çarşamba Maçları

Çarşamba maçlarını sevmiyorum. Bu uygulama bir istisna olarak başladı ama artık yerleşik hale geldi. Takımlara iddia programları üzerinden gelir kazandırmak için başalayan uygulama, futbol keyfimizin içine ediyor. Önce canlı yayın saatleri için maç saatlerini ve günlerini kurcaladılar, şimdi de altliglerde bahisçiler için karmançorman bir program yürütüyorlar.

Futbol, bir pazar öğleden sonrası etkinliğidir. Futbolseverler, futboldan keyif alanlar için haftasonları stadyma gitmek, maç seyretmek bir yaşam etkinliğidir. Haftaiçi, haftaiçi işleri yapılır; haftasonu da spor! Bu berbat uygulama, futbolseverler için katlanılır bir durum değil.

Her ne kadar dünkü çarşamba maçında, Adana Demirsporlular yine tribüne akın edip, birçok Süper Lig maçına göre daha fazla bilet parası ödeyip, stadı yarıyarıya doldursa da (biz Demirsporluyuz, bu bir istisna!) çarşamba maçlarına karşı tepki vermemiz gerekli diye düşünüyorum. Özellikle deplasman alışkanlığın büyük darbe vuruyor bu uygulama.

Demirspor'un bu yılki çarşamba performansları da iyi değil: Bu sezon, hafta içi 8 maç oynadık. Urfa (M), Tarsus (G), Van (M), Fethiye (G), Pendik (M), Elazığ (G), Sakarya (M), Urfa (B). Düzenli mağlubiyet, galibiyet serimiz bu haftaki beraberlikle bozuldu. Toplamda 14 puan kaybettik. İki hafta içi maçımız daha var: Deplasmanda Dardanel (23 Mart) ve kendi sahamızda Of (30 mart).

Daha önce "iddianame" başlıklı yazılarla, iddia programlarındaki maçlarda yaşanan "sapma"ları not etmiştik. Sadece bizim için değil diğer tüm takımlar için geçerli bir durum. Tarafarlar kadar futbolcuların da bahis oynadığını ve bu durumun takımların performanslarını etkilediğini hepimiz biliyoruz. Takımların kazanacakları gelir, futbol etiğini ve keyfini yerlebir ediyor.

2 Mart 2011

Adana Demirspor:0-Ş.Urfaspor:0

Rakiplerin yenildiği haftada, çok önemli iki puan kaybettik. Kendi sahamızda olunca, daha büyük bir darbe oldu bu puan kaybı.

Teknik direktör değişimi pek birşey değiştirmemiş görünüyor takımda.

1 Mart 2011

demirgibiyiz.wordpress.com

Blogger'lara birkere daha yasak geldi. İnterneti yasaklamanın denizde damlalarla savaşmak oluğunu anlayacak umarım hukuk sistemimiz. Bazı okuycularımız bilgisayarlarındaki ayarlar nedeniyle blloga ulaşabiliyor ama birçoğu bu adrese tıkladığında mahkeme kararıyla kapatılmıştır ifadesiyle karşılaşıyor.

Geçenki blogger yasağında yaptığımız gibi, tüm içeriğimizi ne olur ne olmaz diye başka bir lobga aktardık. Düne kadarki tüm yazılarımız orda da mevcut. Yasak bitene kadar iki adresten birden yayına devam edeceğiz.

Erişebilenler erişemeyenlere aktarsın: demirgibiyiz.wordpress.com, yayında.

"Anadolu'nun İsyanı"


Memleketin dört bir tarafında uzun süredir önemli bir direniş sürüyor: HES'lere karşı halk hareketi... Herşeyi satılığa çevirip, mali ederi kadar değer veren zihniyet, en sonunda suyu da satmaya başlamıştı. Anadolunun dört bir yanında insanlar, gündelik yaşantılarını bir parçası doğayı, yüzyıllardır birlikte yaşadıkları, ondan alıp ona geri verdikleri doğayı korumak için nehirlerin girişlerinde, şantiyelerde nöbet tutuyor; babalar gibi satanlara karşı mücadele ediyor.



HES'lere yönelik mücadeleye ve bu süreçte yaşananlara dair, "Anadolu'nun İsyanı" adlı kolektif bir film çekildi ve vimeo'ya yüklendi ancak vimeo bir süredir kapalı.

Filme ulaşmak için şu linkleri kullanabilirsiniz:

http://anadolunehirleri.org/tr.html
http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/46344/anadolunun-isyani

Ayrıca HES'lerle ilgili bilgi ve raporlar için,
http://www.turkiyesumeclisi.net/index.asp ve
www.derelerinkardesligi.org