31 Aralık 2008

Masmavi bir yıl olsun...

Herkese sağlıklı, mutlu, huzurlu masmavi bir yıl dileriz...

Nice şampiyonluklar, kutlamalar, sevinçler olsun umarım...

30 Aralık 2008

Vahşet !


Son günlerde haber sitelerine girmek içimden gelmiyor. Okuduğum haberler beni dünyadan soğutuyor. İnsanlar nasıl bu kadar cahil ve acımasız olabiliyorlar? Yukarıdaki fotoğraf Afrika, Irak,Arap yarımadası ve dünyanın çeşitli yerlerinde her yıl milyonlarca yaşları 4-8 yaşları arasında değişen kız çocuklarına uygulanan bir vahşetin fotoğrafı. Kız sünneti bu vahşetin adı , yaptıranlar anneleri ...

İstifa...ve 2,5 trilyon borç...

6 Ocak'taki kongre öncesi Gökoğlu yönetimi istifasını verdi. Gökoğlu, "başarısızlığı üzerine aldığını" belirtmiş ve aday çıkmaması halinde kulübün kayyuma kalacağını söylemiş. Toplam borcumuz 2,5 trilyonmuş...İcra takibi yapılmayacakmış...

Bekleyip göreceğiz...

Bizik...! Geliyor...!

"Bizik...! Bir Şimşekler Grubu Belgeseli"nde çok güzel haberler var. Secher müzikleri tamamlamış, yönetmenimiz Fırat'a göndermiş. Müziksiz kurgu tam olarak hazırmış şu an. Üzerine müzikler konulup, geçişler ayarlanacak sadece...Çok az kaldı!

Geliyoruk! Bizik!

68 Yaşındayız...Vardık, Varız, Var Olacağız!

68.Yaş Günümüzden...

29 Aralık 2008

Boks...

Ben boks sevmem. Seveni, takip edeni vardır muhakkak. Haber ve fotoğraf sporadana.com'dan...Başkanımızı, yüzücümüz Seda'yla da görmek isteriz...

"Adana Demirspor Kulüp Başkanı Mehmet Gökoğlu, Adana’da yapılan Büyükler Ferdi Boks Şampiyonasının en centilmen sporcusu Buğra Öner’e Adana Demirspor Forması hediye etti. Mavi-lacivertli renklere gönül veren başarılı boksör Buğra Öner, Adnan Menderes Spor Salonu’nda yapılan müsabakalarda Iğdır Bölgesi’nden Dindar Göncek’i 11-4 mağlup etti. Demirspor kulüp başkanı Mehmet Gökoğlu, Adana Demirspor taraftarı olan genç boksör Buğra’ya başarılar dileğinde bulundu."

Hüseyin, yazar oldu...

Mavilacivert.com'dan Hüseyin Ataş kardeşimizi, daha önce başarıyla kotardığı "Mavilacivert.com Feke'ye Kitap Yardımı" kampanyasından ve "Koç için" mücadele ettikleri "Tapan Demirspor"un kuruluşundan biliyoruz. (http://demirgibiyiz.blogspot.com/2008/08/forma-iin-rengin-iinbir-deko-iin.html)

Hüseyin, nadir insanda raslanan yoğun özverili azmiyle, şimdi de yazar olmuş. Benim, yeni haberim olabildi. Kendisi, "Kozandiyari.com"da yazılarını sürdürüyor. Son yazısı, yerel takımlar üzerine, aşağıda linki veriyorum.

Hüseyin Kardeşimize, yazarlık hayatında da başarılar dileriz...

http://www.kozandiyari.com/yazar.asp?yaziID=139

Yükselme Grubu...

Kademe gruplarının tamamlanması ile beraber yükselme grubu da şekillendi. Yükselme grubunda mücadele edecek takımlar;

1. Kademe Grubu: Eyüpspor ve Körfez Belediyespor
2. Kademe Grubu: Bucaspor ve Tarsus İdman Yurdu
3. Kademe Grubu: Beykoz 1908 A.Ş. ve Mersin İdman Yurdu
4. Kademe Grubu: Tokatspor ve Çorumspor
5. Kademe Grubu: Belediye Vanspor ve Diyarbakır Büyükşehir Belediye Diskispor

oldu.

Şimdi bir "zannımca şöyle olur"larım var kafamda, bir de "gönlümden geçen şöyle olması"lar...

Zannımca şöyle olur;

Mersin İdman Yurdu, önemli transferler yaptı. Nispeten kolay bir gruptan yükseldiler, çok yorulduklarını zannetmiyorum. Beykoz'un ardında bitirdiler grubu ancak Yükselme Grubu'ndaki oyunları farklı olacaktır. Arkalarında bir "Kürşat Abi" desteği var. Bu anlamda grubun en "arkası sağlam" takımı durumundalar. İtirazı olan varsa "efendice" buyursun yorumlara. Mersin İdman Yurdu, ilk-2 için iddialı durumda bence.

Buca, iyi top oynuyor, kadrosunu hayli güçlendirdi. Belli bir hava yakalamış durumdalar. İlk-2 için düşünmekte fayda var.

Beykoz, yine dikkat edilmesi gereken takımlardan biri. İlk-2'de olurlarsa kimse şaşırmasın. İyi fikstür, uzun soluklu mücadeleye dayanma gücü, semtin takımı sürüklemesi olursa sarı-siyahlıları üst ligde görebiliriz.

Körfez Belediye'ye çok hakim değilim ancak kağıt üzerinde "acaba?" dedirten ekiplerden biri. Özellikle Kademe Grubu'nun ilk kısımlarında fırtına gibiydiler. "Üst lige yükselme perspektifleri" olmaması en büyük handikapları olur...İlk-2'ye sürpriz olarak yazıyorum. Olmazsa ekstra play-off'lar için iddialı diyorum.

Gönlümden geçen şöyle olması;

Semt Aşığı'yla (sağ kolonda linkini bulabilirsiniz) karşılıklı blog takibi yapmaya başladığımızdan beri Beykoz taraftarı sempatik geliyor gözüme. Hayvan barınakları konusunda yaptıkları, platform konusunda attıkları adımlar, geliştirmeye gayret ettikleri semt bilinci gibi birçok artıları var. Eh, bir de bizim blogun düzenli takipçisi Semt Aşığı var, dolayısıyla gönlümden geçen ilk isim Beykoz'dur.

Beykoz'un yanına bir de Çorum ve doğusundan ekip isterim açıkcası ilk-2 için. Futbolu bu ülkenin ne kadar geniş bir alanında oynayabilirsek, hepimiz için o kadar güzel olacaktır diye düşünüyorum.

3-4-5. sıralardan ekstra play-offlara Mersin-Tarsus-Buca gelmesin. Biz play-offlara çıkarsak ve karşımıza gelirlerse yeneriz, o anlamda bir meselem yok. Sadece sıkıldım artık hep aynı takımlarla oynamaktan. Van gelsin, Eyüp gelsin, Tokat gelsin ne bileyim...

Velhasıl, izleyip görelim bakalım neler olacak. Tüm takımlara başarılar dilerim, iyi futbol oynansın, tribün kültürünü geliştirecek şeyler yapılsın.

En önemlisi, Yükselme Grubu ne oluyorsa olsun da Mavi Şimşeğim şampiyon olsun...

22.Haftanın Ardından...

Kademe grubu maçlarını Afyon galibiyetiyle tamamladık. Klasman grubu ile devam edeceğiz, buradaki puanlar aynen korunacak. Bu açıdan son galibiyet önemliydi, iyi oldu. Şimdi gerçekten iyi hazırlanmalıyız. Yönetiminden teknik ekibine, taraftarından masörüne "şampiyonluk" dışında hiçbir şey düşünmemek gerekiyor. Daha az bir noktayı "hedeflemek" bize yakışmıyor. Sorunlarımız var, her zaman sorunlar olur. Çözmek bize düşüyor...

Haydi Mavi Şimşek! Bu sene olsun!

"Baba..."

Aşağıda yapacağım alıntının yazarını "belki bloga koyar" diyerek bekledim lakin artık ne düşündü bilmiyorum kendisi koymadı. Ben de iznini almadan burada paylaşarak belki de hoşuna gitmeyecek bir şey yapmış olacağım. Amma velakin gönlüm bu muhteşem satırların, maillerin içinde kaybolup gitmesine elvermiyor. Hem bloga, hem tarihe bu notun düşülmesi gerekiyor...Yazarın affına sığınarak, maille gönderdiği "baba" yazısını koyuyorum buraya...Benim tüylerim diken diken oldu okurken, gözümde buğulu bir damla...

"bir erkeğin hayatındaki baba resmi, nereden baksan sana bakıyor gibi görünen. bir zaman sonra bir şekilde, içinde - yerinde sen olduğun, onun gibi olduğun, bunu çok basit bir anda basit bir eylemle, jestle, alışkanlıkla farkettiğin, birine kızarken ettiğin laflarla mesela ya da yanık bir türkü söylerken kendinden onu dinliyormuş zannettiğin -sesler de benziyor zamanla.

uzaktan en çok sevilendir belki de baba denen. onun yanında o kadar büyüktür ki o, ufacık kalırsın, minicik, doğduktan sonra kucağına verdikleri ilk andaki gibi, kıpırdayamasın azametinden, sanki senin gücünü çekip alır içinden. uzaktayken de ne garibandır, ne küçücüktür, ne kırılgandır, darılgandır. sesi kötüdür telefonda, çok kızdırırlar onu orada, o da dertleşir telefonda. telefonda nasıldır, büyük müdür, küçük müdür, bilemez insan.

ben hayatımda hiç bengay sürmedim, ama bengay kokusu sinmiş anılarıma, nerde duysam bilirim ne olduğunu; bir de soyunma odası fayansları, ter kokusu, bağırış çağırış ve bir de siyah kalın paltolu bir adamın görüntüsü..."

28 Aralık 2008

Ankara Demirspor Play-Off'ta

Ankara Demirspor, averajla grubunu ikinci sırada bitirerek play-off'lara kaldı.

TFF'nin verilerine göre, durum şöyle;



Grupta çok çekişmeli bir foto-finiş yaşandı; ancak son hafta mağlup olmasına rağmen üçlü averajla Ankara Demirspor play-off'lara kaldı.

Kanayan Yara Filistin


Dünyanın kanayan coğrafyası Ortadoğu ve kanayan yarası Filistin. Bugün Filistin'de Gazze'ye yapılan füze saldırısında 225 kişi öldü. 300 kişi yaralandı. Ne kadar farkındayız ? Acısını ne kadar hissediyoruz ? Bosna'yı , Lübnan 'ı , Irak'ı orada yapılan katliamları hatırlayalım. Hatırlayalım ki yaşananlara, haksızlığa ve insanlık düşmanlarına karşı daha güçlü olalım....

26 Aralık 2008

Dinamo Mesken...

Nefes alırken sorun yok, nefes verirken burnumun içi yanıyor. Kılcal damarlarımı hissediyorum, alkol yaktıkça. Rakının son yudumu genzimde dolanıp duruyor. Sigara, dudaklarımı kavruklaştırmış, susamışım bir de. Bir arabanın içinde, şöför koltuğunun hemen yanında oturuyorum. Bu kaçıncı böyle oturuşum, bilmiyorum...

Alkollü gecelerin ta en sonuna kalan bir Sarı Yavuz, bir Disconnectus Erectus, bir Serdanka, bir ben varım. Toplu bir cümbüşle başlayan, hani klişe tabirle "kah güldüğümüz, kah beste girdiğimiz, kah hüzünlendiğimiz" gecenin en sonunda, o dolu dolu masadan geriye bu adamlar kalıyor. Bir neşe sürüyor içimde bir yerde ya, bir de hüzün çökmeye başlıyor. Alkollü gecelerin ta en sonunda Serdanka'nın arabasında eve dönüyorum. Burnumun içindeki kılcal damarlar yanıyor...

Bir güzel adeti var Serdanka'nın. Ben binince arabaya, benim sevdiğim "o şarkı"yı çalıyor hemen. İkimizde konuşmadan bir yerlere dalıyoruz, kimbilir onun aklından neler geçiyor, kimbilir benim aklımdan neler...O şarkı bittikten sonra biliyorum, Serdanka bu defa kendi sevdiği o "diğer şarkı"yı çalacak...Arada sözler çalınıyor kulağıma Serdanka'nın şarkısından;

"...Babam benim içimde
Rüzgar var sesinde
Sahile koşan bu dalgalar dörtnala atlar gibi
Özgürce yaşa hayatı süzülen kuşlar gibi
Kaybolma, adressiz mektuplar gibi
Kaybolma, kumlardaki harfler gibi..."


Serdanka'nın sesi yükseliyor eşlik ederken, ben yokmuşum, o araba yokmuş, o yol yokmuş gibi. Babasına seslenir gibi...Benim sesim yükseliyor eşlik ederken, hiçbir şey yokmuş ve bir tek babam varmış gibi...Şarkının sözleriyle beraber içimdeki birçok şeyi söylerken buluyorum kendimi, babam karşımda...

Aklımın yettiği yaştan beri "baba" olarak bildiğim adamın, gençliğini, çocukluğunu, ben yaşlarının halini çok sonradan dinledikçe benim için babamın nasıl farklılaştığını düşünüyorum. Ben yaşımdaki babamın, votka içtikten sonra eve dönüş yolunda hangi şarkıyı mırıldandığını düşünüyorum 1970'lerin Bursa sokaklarında...Serdanka'ya bakıyorum, Bursa sokaklarında Serdanka'yı buluyorum...Ankara Tayfası'nın hayatı Adana'dan çok Bursa'da geçmiş iki elemanıyız biz. Sakarya Caddesi'nde her içişte Arap Şükrü'yü hatırlamamız belki bu yüzden. Tunalı'dan geçerken dilimizin ucuna "Çekirge" gelmesi, bu yüzden...Şimdi bir şarkıyla, babam, ben, Serdanka Bursa'dayız, Altıparmak'ta, Çekirge'de...Mesken'de...

70'li yıllara denk geliyor babamın bana anlattığı ilk yaşları, amcam biraz daha küçük. Bu yüzden amcam koşuyor dar Bursa sokaklarında arkasına bastığı ayakkabılarla fırına. Durum kötüyse ekmek almak için, para varsa sıcacık tahinli pide. Kahvaltıdan sonra çıkıyor babam evden. Çalışmaya gidiyor. Berberde önce çırak, sonra kalfa. Teknik lisede elektrik öğrencisi. Bir Almanya hayali gelmiş oturmuş memlekete, babam da okul bitince kuraya yazılıp işçi olarak Almanya'ya gitmeyi düşünüyor. Lisenin haylazı, Bursaspor tribünlerinin has amigolarından babam. "Maç günleri en güzel kıyafetlerimi giyerdim ben" diye anlatıyor çok sonraları, "pırıl pırıl giderdim stada, cepte para yok tabi doğru düzgün, sıradakilerden birileri kimi zaman oğlum der, kimi zaman kardeşim der, 2'ye 1 yapıp girilir içeri..." Berber çırağı, elektrik öğrencisi babam, o dönem Bursa'sının bir tribün aşığı...Bir diğeri "Erkan Abi"...Nam-ı diğer; "Sarı Erkan"...Yalnız, tuttukları takımlar farklı. Babam, Bursasporlu...Erkan Abi, "Dinamo Mesken"li...

Resmi adıyla "Ertuğrulgazi Gençlik ve Spor Kulübü"; taraftarının, futbolcusunun, mahallesinin verdiği adla "Dinamo Mesken", Bursa'nın has solcu mahallelerinden Mesken'in takımı...İsim, tahmin edilebileceği üzere 1942 yılında Alman işgali altındaki Kiev'de, tüm tehditlere aldırmadan sahaya çıkıp Almanları bir güzel yenen ve ardından futbolcuları kurşuna dizilen Dinamo Kiev'den geliyor.

“Formaya aşıktık biz. Forma almaya gücümüz olmadığı için herkes fanilasıyla gelirdi. Arkalarına numara yapıştırırdık. Maçımız 11.00′deyken sabahın 05.00′inde, karanlıkta kulüpte beklediğimizi biliyorum. Böyle bir ruhtu bizi birbirimize bağlayan” diyor yıllar sonra orta sahanın hücuma dönük oyuncusu Özcan...Bülent, bir başka kulüpten Dinamo Mesken'e gelebilmek için bonservisini cepten ödüyor. İbrahim, evlendiğinin ertesi günü kupa maçına çıkıyor. Tomas Or­han, Yakalı Mehmet, Komando Musta­fa, Avanta Kemal, Saatçi Ali, Kamyon Vedat, Arnavut Özcan, Sarı Erkan hatıralardan bugüne ulaşan efsane isimler oluyor...

Solcu mahallenin "Dinamo" kod adlı takımı, "futbol oynamak" dışında hiçbir suç işlemiyor. Hemen hepsi siyasi arenada bir umut için mücadele verirken, kulübe mümkün olduğunca siyaset karıştırmamaya çalışıyorlar. Ancak gün geçtikçe polisin kulübü ziyaretleri artıyor. Kulübün deplasman yapmak için mahalle halkından gönüllü para toplama girişimleri, "haraç alıyormuşsunuz" olarak adlandırılıyor. Takım sahaya çıktığında rakip tribünler bağırmaya başlıyor : "Moskova, dışarı!"

12 Eylül geliyor ardından...Ülke, mahalle mahalle sorgulanırken, Mesken de nasibini alıyor elbette. Darbe, mahallenin üzerinden geçiyor. "Dinamo Mesken", darbe tarafından "Milli değerlere açıktan saldırı" suçlamasıyla kapatılıyor, futbolcular yargılanıyor...Dünya üzerinde örneği ender görülen bir biçimde darbe, herhangi bir suç işlemeyen bir futbol kulübüne saldırıyor...

Ve arada yıllar geçiyor...Berber çırağı babam, gitmiyor Almanya'ya, Ankara'ya yerleşiyor. Ben doğuyorum, büyüyorum ve alkolün burnumun kılcal damarlarını yaktığı yaşlara geliyorum.

Ve yanımda Serdanka...Bursa'nın kötü kömür kokan mahallelerinden, çamur sahalarına inip top peşinde koşmuş Serdanka...Müzikçalarda "babam benim içimde" diyen bir ses, iki koca adamın gözlerinde biraz buğu...

Ve bir haber..."Dinamo Mesken yeniden kuruldu"...Babam, içimden çıkıyor, ben yaştaki babam oluyor ansızın. Altıparmak'a doğru koşmaya başlıyor. İki adım önünde Sarı Erkan. Bu defa duyuyorum babamın mırıldandığı şarkıyı, "Yıllardan sonra, yollardan sonra, yeniden yanyana onlar" sözleri çalınıyor kulağıma...Bu defa "Meskenspor" adıyla, mahalle yeniden yeşil sahalarda...

Ve geçen bu yılların, Sarı Erkan'ın yüzünde oluşturduğu çizgileri görüyorum...En derin çizgi Dinamo Mesken'in kapandığı gün oluşmuş diye hissediyorum, bir sonraki 12 Eylül cunta zamanında, bir sonraki setlerde sabahlarken, bir sonraki çekim arasında acı çay içerken, bir sonraki "Dar Alanda Kısa Paslaşmalar"ın montajında, bir sonraki "Gemide"nin galasında...Dinamo Mesken'in amigosu Sarı Erkan'ı görüyorum, Erkan Can olduğu yaştan, benim yaşıma geri dönüyor sanki...Boynunda Dinamo Mesken atkısı, direğe çıkmış Sarı...

Tekrar hoşgeldin ben yaştaki babam,
Hoşgeldin Sarı Erkan,
Hoşgeldin Dinamo Mesken!

Ne iyi ettin de geldin...
Daha bir güçlü, daha bir umutluyum şimdi...

Yakışır sana...

Aytaç Durak safını belirledi. Kare as'ı tamamlamak adına, adımını biraz daha sağa attı ve "hareket"in içine daldı. Bugüne kadar onun hareketlerini umursamayıp, etinden ve sütünden faydalanmaya çalışan malum parti ile tencere-tava gibi buldular birbirlerini. Pragmatizmin bu kadarına, ancak Türk Sağı'nda rastlanır, bir de bilim felsefesinin Amerikan kanadında...

Aytaç Durak, şimdi ayna önünde, eliyle kurt işareti yapmayı pratik ederken, o ellerin Demirspor üzerinden uzak olması için artık daha çok nedenimiz var.

Olası adsız yorumlar için şimdiden yazayım; ben tek kurt tanırım o da Kurt Cobain.

25 Aralık 2008

Kurtulamadık...

Evet dostlar, kurtulamadık. Blogumuzun ve tayfamızın asker üyesi Serdanka dağıtım sonucunda, dünya üzerinde Nefes'e en yakın karargahı çekti.

Kendisi askerlik görevini Ankara'da bulunan Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nda sürdürecek...ve bizler an be an...her gün...tüm o askerlik anılarını adeta kendimiz yaşıyormuşcasına huşu içerisinde dinleyeceğiz...Mukadderat...

Mülkiye Dergisi:Ankara

Mülkiye Dergisi'nin bu sayısı Ankara'ya ayrıldı.



"Düşten Kabusa Ankara" başlığıyla çıkan dergide, kentin tarihsel süreçte deneyimlediği farklı konular ele alınıyor. Özel sayıda, "Ankara Demirspor"la ilgili bir yazı da bulunuyor.

Dergiye kitapevlerinden ulaşılabilir.

Haftanın Demirspor Ekranı ?

Dün televizyonlarında TRT'yi açarak ekran karşısında geçen Adana Demirsporlular, beklediklerinin aksine TBMM TV'nin bütçe yayınlarıyla karşılaştılar. Bir türlü nasip olmadı daha programı izlemek...Bütçe görüşmeleri süper olsa içim yanmayacak;

- Bıdı bıdı bütçesini okutuyorum
- Bıdı bıdı
- Kabul edenler? Etmeyenler? Kabul edilmiştir.

Bizim ilkokulun sınıf başkanı seçimleri bile daha canlı tartışmalara sebep oluyordu yahu. Ha derseniz ki esas olay bütçe alt komisyonlarındadır, bunu kabul ederim. TBMM TV'den beklentim de alt komisyon toplantılarını canlı yayınlamasıdır.

Yemekteyiz vs. Bütçedeyiz

Ratingler tavan yapar...

Yerel seçimler yaklaşırken...

Kimisi kömür dağıtır, kimisi para. Yerel seçimler öncesi MHP'den aday olacağını açıklayan Aytaç Durak (gitmediği sağ parti kaldı mı acaba?) Adana Demirspor'a ve Adanaspor'a 150.000'er YTL para dağıtmış. Sporadana.com'dan aldığımız fotoğrafta da görüleceği üzere, paralar masanın üstünde. Hakikaten şehrinin spor kulüplerine destek olmayı isteyen bir belediye başkanı bu işi böyle şova döker mi acaba? Masadaki paralar benim param, senin paran, halkın parası, Aytaç'ın kendi parası değil her şeyden önce. Kimin parasıyla kime şov yapıyorsun derler adama.

Belediyeler, yasalarda belirtildiği üzere, bölgelerinde bulunan spor kulüplerini desteklerler. Bu bir "lütuf" değil, yasal dayanağı olan bir uygulamadır. Aytaç, lütfeden olmadığı gibi, paranın asıl sahibi olmaması sebebiyle parayı veren de değildir.

Halkın takımı, halkın parası...Çekil aradan! Seçim öncesi yemezler...

24 Aralık 2008

Ankara ve kar

Ankara'ya kar yağdı dün gece. Yılın ilk karı örttü yine bütün kargaşayı. Düşünüp taşınırken beynin kıvrımlarında, artık beyaz bir fon eşlik ediyor gözlere.

Adana'nın kar görmeden büyüyen çocukları çok şey kaybediyor sanki, gerçi bizimkiler geçen yıl Şekerspor deplasmanıyla kara bulanıp dönmüşlerdi Torosların ardına...

Ankara ve kar, şu şiiri haırlatmaz mı biraz da:

ankara'ya öyle yakışırdı ki kar.
asfaltlar ışıldar...
bir günden bir sürü gün yapan
mesai saatlerinde hiçbir şey yapan
hiçbir şey alıp, hiçbir şey sunan
rakıyı bol sulu içen
dokunmasın için değil!
çabuk bitmesin diye devletimin tekel rakısı..
hep kağıtlara bakarak,
hep kağıtlardan bakarak..
hem neşet ertaş'ı hem bülent ersoy'u
aynı anda sevmeyi başararak..
karısının bayat ekmeklerden yaptığı tatlıyı
çok beğenmeyerek
ama yine de bu tasarrufunu takdir ederek..
boynu hep kıdemli bir atkının içinde saklıyken
hep bir şeylere
birilerine küsmüş gibi yürüyen...
memurlar...

ankara'ya öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar...
biz,
şimdi kapalı bir kuruyemişçi dükkanının
-ki bütün plan kar altında
tuzsuz ay çekirdeği çitleyip
yanı sıra bafra içmektir-
kötü ışıklandırılmış vitrininden
umutsuzca içeri bakan,
kimliği gereğinden fazla sorgulanmış,
"merhaba"dan çok,
"çıkar ulan kimliğini" denmiş,
-yani sistem kendi verdiği kimliği
zırt pırt geri istemektedir-
doğduğu yer yüzünden
doğuştan kavgacı zannedilen
ama pek çoğu kavgadan nefret eden
kavgacı,
esmer,
cesur,
korkak,
çoğu kürt,
çoğu türk,
çocuklardık...(Yılmaz Erdoğan)

Mavi Yıldızlar Sınıfının Güneşi...

Arda,henüz altı yaşında.Daha ilkokula bile gitmiyor.Kendisi küçücük;ama yüreğine bakarsak koca adam.
Anasınıfında okuyor,üstelik ''Mavi Yıldızlar'' sınıfında.Kendisi özellikle istedi bu sınıfta okumayı.
Bu yaşına rağmen çok şey yaşadı,biber gazından bile nasibini aldı.
Demirsporlu dedigin böyle olmalı,farklı olmalı;100 tanesine bedel olmalı.
Üstüne giydiği formanın hakkını vermeli,en güzel sekilde temsil etmeli.
Bakın nasıl da kabartmış göğsünü gururla duruyor onca turuncunun içinde.
Farklı olmak ayrıcalıktır,herkese nasip olmaz...
Teşekkürler Arda bize bu gururu yaşattığın için!Babasına da teşekkürler böyle bir Demirsporlu yetiştirdiği için.
Arda ,Demirsporludur..!Demirsporlu olmak ise şeref, onur, gururdur!


23 Aralık 2008

Seda ve Adana Demirspor Yönetimlerinin Geldiği Nokta...

Blog üzerinden İstanbul'da düzenlenen yüzme yarışlarına mümkün olduğunca yer vermeye çalıştık. Gencecik bir kardeşimiz havuzda takımımızı, camiamızı temsil edecekti. Belki istemeden omuzlarına fazla yük yükledik. Aldığımız duyumlar Seda'nın barajları geçemediği yönünde oldu. Burada önemli olan Seda'nın barajları geçmesi değildi. Önemli olan temsil edilmekti. Ben havuzda takımımı görmek istiyordum, takımım geçmişine sırtını dönercesine bırakın havuzu, sahalardan bile çıkıyordu. O nedenle Seda'da vücut bulan temsilimiz önemliydi. Başarı elbet gelir. Bir gün gelir. Lakin bu başarı nasıl gelir, buna değinmek lazım. Tamamıyla ayrı olarak değerlendirilebilecek bir konuya kısaca değinip işin özüne geleceğim. Acaba sokağa saçılan paraların ne kadarı yüzmede temsil edilmemize yardımcı olurdu? Mevcut durumda yüzücü fabrikası beklemiyoruz kimseden, Seda gibi örneğin 5 tane gencimizi müsabakalara hazırlamak, onlara sürekli bir eğitmen tahsis etmek, yıllık havuz kirasını ödemek (havuz kirası!!! mesajım anlayana), cebine de cüz'i bir miktar para koymak ne kadara mal olurdu acaba. Bu sene ucuza mal edilen 1 futbolcu parası eder miydi? Bu sadece Gökoğlu yönetimine değil, tüm yönetimlere mal edilecek bir husus değil mi sizce?

Neyse, elimizden gelen çabayı gösterdik Seda hakkında bilgi edinebilmek için, edinemedik. Yüzme federasyonunun internet sayfasında sonuçlar açıklansa da "sıfır çekenler" dahil herkesin adı geçerken bu kardeşimizin adının neden geçmediğini merak ettik. Kulübü arayalım dedik. Yüzme ile kim ilgileniyor, diye sorduğumuzda, aldığımız cevaplar hep olumsuzdu. "Valla ben bilmem, abi" veya "Bizde öyle bir branş yok." gibi yanıtlar aldık.
Sorduk, "İyi diyorsunuz da bizim kulüp adına Seda yarışıyor, şu anda İstanbul'da. Ona ne diyeceksiniz?".
Biz bilmiyoruz dediler. Sonunda bu işle ilgilenen birisine ulaştık ve sorumuzu ilettik. Bu arada yarışlar bitmişti. Aldığımız cevap, bu yazının kaynağıdır.
"Seda, Adana'daki barajları geçti. İstanbul'da yarışacak."
Allah'ın verdiği sabrı sonuna kadar kullanıp isyan etmeden sorduk: "Kızcağızın yarışmış olması lazım.?. " Alınan cevap şu şekildeydi:
"Bize öyle bir tebligat gelmedi, yarışlar ne zaman?"
Biz de "Tamam" deyip, kızın veya babasının telefonunu istedik. Yokmuş.

Daha fazla yazmanın anlamı yok. Bu kulüpteki yetkililerle girilen ne ilk ne de son diyalog. Bunların hepsi derlense, utanç verici bir kitap çıkar ortaya. Bu takımın taraftarı olmasam, alır katıla katıla gülerek okurum o kitabı.

Soruyorum, şimdi ben üzülmeyeyim mi?
Geçmişe yanmayayım mı?
Daha iyi bir yönetim istemeyeyim mi?
Taraftar olarak ben mi yok ettim geçmişimi?
Ben mi yönettim kulübü?

YAZIK DEĞİL Mİ?

Bana Bir Şimşek Çak...

Bana bir şimşek çak
Ortalık fena karanlık
Yüreğim örtülüyor
Ağır bir dalgınlığa genişliyorum
Durmadan değişen o mevsimde
Dağlarda kalın, omuz omuza bulutlar
Çok fena kalabalık
Ellerim çıplak
Bana bir şimşek çak
Kötü bir tuzaktayım
Bilmem ne yapsak
Aklımda fikrimde onlar
Yaşlı ve genç
Erkek ve kadın
Korkularıma tutsak
... ... ... ...
Bana bir şimşek çak
Yolumu aydınlatacak
Gazi'nin gözlerinden
Mavi bir şimşek
Kuva-yı Milliye mavisi
Aynı emaneti taşımaktayım
"Hürriyet ve İstiklal Benim Karakterimdir"
Çünkü hain, sinsi ve korkak
Aynı düşmana karşı
Savaşmaktayım

Atilla İLHAN

21.Haftanın Ardından...

Bay geçtiğimiz 21. haftanın sonuçları ve puan durumu yukarıda. Son maçımız Afyon'la kendi evimizde. Farklı galibiyet istiyorum...

Sonra kafamızı önümüze koyup derin derin düşüneceğiz...

50m Serbest Sonuçları

Seda Kardeşimizin Pazar günü yarıştığı 50m Serbest'te içinde bulunduğu gruptan yalnızca Aslı Jular (Galatasaray) 30:18 yüzerek dereceye girmiş. Onun dışında gruptan çıkan yok.

Sevgili Seda Kardeşimize, her şey için çok teşekkür ediyoruz. Seneye, çok daha güzel olacak!

Rövanş...

Disconnectus Erectus'umuzun doktora yeterlik rövanş maçı bugün. Kendisi iyi bir kamp dönemi geçirdi ve tam bir kolej takımı havası yakaladı. Bugünkü karşılaşmada en büyük kozlarından biri tez önerisi olacak. Rakip, sağlı sollu ataklarla ilk başlarda saldıracaktır, ilk 15 dakika çok önemli. Ben kendi adıma, maçın sonucunun Disconnectus Erectus lehine olacağına eminim. Seninleyiz Disco!

Oo-ooooo Disco!
Haydi bastır Disco!
Ölümüne Disco!
Doktor ol-ol-ol!
Doktor ol-ol-ol!

22 Aralık 2008

Kongre Yine Ertelendi

23.12.2008 tarihinde üye çokluğuna bakılmaksızın yapılmasını beklediğimiz kongre yönetim kurulu ve genel kurulu üyelerinin lüzumu üzerine 06.01.2009 salı gününe ertelendi.
Madem ertelenecek,neden son gün bekleniyor?
Kim istedi ertelenmesini?
Ertelenme sebebi nedir?

Bu sezon yapılan/ertelenen kongrelerimiz;
26 Haziran 2008;yapılması planlanan;ancak yapılamayan kongre 3 Temmuz'a ertelendi.
3 Temmuz; Haziran ayında yapılamadığı için ertelenen kongre bu sefer kavga çıkması üzerine 15 Temmuz'a ertelendi.
15 Temmuz; aday çıkmadığı için ertelendi.
25 Temmuz;aday çıkmadığı için ertelendi.
31 Temmuz;Mehmet Gökoğlu başkanlık için tek aday olduğu kongrede başkan seçildi.
16 Aralık; Yeterli çoğunluk sağlanamadığı gerekçesiyle 23 Aralık'a ertelendi.
23 Aralık'ta yapılacak kongre yönetim kurulu ve genel kurul üyelerinin lüzumu üzerine 6 Ocak'a ertelendi.
Şaka gibi.

20 Aralık 2008

Adana Demirspor TRT'de !

***Düzeltme***
21.12.2008 / Pazar günü saat: 19.00'da TRT-3 'de yayınlanacağını duyurduğumuz, Adana Demirspor konulu "Orhan Ayhan'la Spor" programı, 24.12.2008 Çarşamba günü aynı saatte yayınlanmak üzere ertelenmiştir.
*******
Daha önce Milli Rekortmen Adanalı yüzücü abimiz Behçet Kurtiç'i konuk eden Orhan Ayhan, bu hafta sonu bu sefer yine Adana Demirsporun efsane isimlerini ağırlayacak. TRT 3 kanalında, 21 aralık pazar günü saat 19:00'da Yaşar Kartal (Kartal Yaşar), Ali Hikmet Aydınoğlu (Coral) ve Behçet Kurtiç Konuk olacaklar. Ayrıca Selami Tekkazancı (Füze Selami) de programa katılacak. Yalnız Füze'nin nasıl katılacağını henüz bilemiyorum, telefon bağlantısı veya önceden kaydedilmiş bir röportaj şeklinde olabilir.

Behçet Kurtiç'in katıldığı önceki programın devamı niteliğinde olacak bu programı kaçırmamanızı ve hatta teknik imkanınız varsa kaydetmenizi şiddetle tavsiye ederim. Adana Demirspor adının, markasının ne kadar önemli olduğunu tekrar idrak edeceğimizden ve şu anki durumumuzu düşünüp bolca hayıflanacağımızdan eminim. Ama olsun, yine de o günleri, anıları dinlemek her türlü hayıflanmaya değer ve iyi günler için mücadele azmimizi kamçılar.

Son olarak program, umarım TRT'de son dakikada bir değişikliğe kurban gitmez diyelim, olası bir aksaklık için şerh düşelim.

19 Aralık 2008

50m Kelebek Sonuçları...

Seda Kardeşimizin yarıştığı kategorinin sonuçları açıklandı. Şu an henüz Seda'nın derecesine ulaşabilmiş değilim ancak ilk-2 sırayı Türkiye Denizcilik İşletmeleri - İzmir'in yüzücüleri almış. 7 yüzücünün 4'ünün İzmir'den olduğunu bir önceki postta söylemiştim.

Selin Koç 34:95
Zeynep Çam 35:08

yüzmüşler. İlk açıklanan 36 saniye bandına göre daha tempolu bir yarış olmuş anladığım kadarıyla.

Şimdi Pazar günü gerçekleşecek olan 50m Serbest'te aklımız. Seda, orada start alacağı grup içerisinde avantajlı zira hepsinden daha iyi derece yapmış durumda önceki elemelerde. Elbette, her şey yarış günü ortaya çıkacak.

Finale kalamadığımız 50m Kelebek için hiç canını sıkma Seda. Sen bize öyle güzel bir heyecan yaşattın ki, her şeye bedel. Tüm emeklerine sağlık, gurur duyuyoruz seninle.

Yüzme : Rakiplerimiz

Seda kardeşimizin bugün itibariyle başlayacağı yarışlardaki rakipleri belli oldu. 50m Kelebek'te toplam 113 yüzücü yarışacak. Seda ile aynı anda havuza olacak olan 7 yüzücünün 4'ü İzmir kulüplerinden. Federayona bildirilen sürelerinin tamamı 36 saniye. Yüzücülerin arasında yalnızca salise farkları var. Hem futbol hem yüzme alanında bizim dışımızda mücadele veren Göztepe'den de bir yüzücü Seda ile aynı anda start alacak.

Pazar günü gerçekleşecek olan 50m Serbest'te ise toplamda 95 yüzücü yarışacak. Seda'nın bulunduğu grup bu defa 30 saniye bandında görünüyor, yine sonucu saliseler belirleyecek gibi duruyor. Bu grupta futbol+yüzme kulüplerinden bizim haricimizde bir de Galatasaray'ın temsilcisi mevcut.

Başarılar Seda!

18 Aralık 2008

Amatör Spor Sorunları ve Yerel Yönetimler

Ankara için önemli bir duyuru..Metin Kurt'un bugüne dek yaptığı olumlu işler aklımızda zaten. Bu yerel yönetim-amatör spor konusunun enine boyuna açılması gerekiyor. Katılımcılara bakınca Ankara bazında çok aşırı bir ilgi yokmuş gibi duruyor açıkcası. Batıkent Kültürspor'u tebrik ederim katılımından ötürü ama bu kadar mıdır yahu Ankara'da amatör spor kulübü? Neyse geçelim duyuru metnine, gidebilsek iyi olur...

20 Aralık Cumartesi 13:00
Kent Koop Kültür Merkezi
Alınteri Bulvarı İtfaiye Karşısı / Batıkent

Amatör Spor Sorunları ve Yerel Yönetimler

Katılımcılar;
Metin Kurt (Galatasaray eski kaptanı ve Milli futbolcu)
Tamer Güney (Fenerbahçe eski altyapı sorumlusu)
Prof. Dr. Kurthan Fişek
Ersin Atayman (Gazeteci)
Nusret Sulkalar (Batıkent Kültürspor Antrenörü)

Santos'a Özgürlük!

Forzalivorno.org'dan alıntılayarak Santos'a Özgürlük diyelim;

"Atletico Madrid ile Marsilya arasında oynanan Şampiyonlar Ligi maçında polisin Marsilyalı taraftarların açtığı pankartı almak için saldırması ile çıkan olaylardan dolayı tutuklanan Marsilya tribünlerinin amigosu Santos Mirasierra, hakkında hiç bir delil yokken, şimdi 8 yıl mahkumiyet ile yargılanıyor. 8 Ekim’den beri tutuklu olarak İspanyol hapishanesinde.

İspanyol asıllı olan 34 yaşındaki Santos'un, Ultras Marsilya’nın amigosu olarak tutukluğu hiçbir haklı nedene dayanmamaktadır. En son çıkartıldığı mahkemede sunulan video da, Santos’un iddia edildiği gibi koltuk atmadığını, aksine atılan koltukların polise gelmesini önlerken çekilmiş olduğunu göstermektedir. Bu delile rağmen, Santos tutuklu olarak kalmaya devam ediyor..."

Son transfer : Jose Marti !

Blogumuzun bomba gibi yeni transferi, uzun süredir Ankara Tayfası'nın vazgeçilmez üyelerinden olan Jose Marti oldu. Tayfamızın 2 doktorunun ikisini de blog yazarı yapmış olduk bu sayede. Kendisine, en içten duygularımla kocaman bir hoşgeldin diyorum. Buraya katacaklarının son derece önemli ve değerli olacağına eminim.

Hoşgeldin Jose!

Demir Meleğimiz Seda, İstanbul'da...

Adana'daki elemeleri geçerek Türkiye Finallerine kalma hakkı kazanan Adana Demirsporumuzun gururu Seda, bugün İstanbul'da başlayan ve 4 gün sürecek yarışlarda yer alacak.

Seda, 15-16 yaş kategorisinde 50 metre serbest ve 50 metre kelebek yüzecek. Federasyona bildirilen verilere göre Seda;

Serbest > 30:01
Kelebek > 36:19

yüzmüş son seçmelerde.

Yarışmalar, bizim "Yenilmez Armada" olduğumuz zamanlardaki ciddi rakiplerimizden Galatasaray'ın havuzunda yapılacak. Seda, umuyorum ki, zamanında o havuza, İstanbul'a, bir çok kez gidip her seferinde başarının verdiği mutlulukla dönen Muharrem Abisinin ve arkadaşlarının ruhunu hissedecek.

Statüye gelecek olursak; yarışların en önemli özelliği Türkiye Şampiyonlarının belli olacak olmasının yanısıra, Milli Takım seçmelerinin de yapılacak olması. Seda'nın kategorisinde, Yunanistan-Serez'de yapılacak uluslararası yarışlar için milli takım seçilecek. "İlk dörde giren yüzücüler arasından 2 yarışma toplamında her branşta en fazla fin puanı toplayan yüzücüler"in seçileceği bildirilmiş federasyon tarafından. Neden olmasın diyorum açıkcası. Ancak bir yandan da, Seda'nın orada kazanmasa bile yarışıyor oluşunun büyük mutluluğunu duyuyorum içimde.

Program açıklandı bu arada. Seda, 19 Aralık Cuma sabahı 50m kelebek ve 21 Aralık Pazar sabahı 50m serbest seçme yarışlarına katılacak. Elemeyi geçerse aynı gün 17:00'da final yarışına çıkacak. Tüm program aşağıda yer alıyor. İlk günün starting line-upları açıklandı ancak henüz diğer günlerinki belirlenmiş değil.

Yüreğimiz Seda'yla olacak Cuma ve Pazar günü...Bir delilik yapar Ankara'dan atlar gideriz hatta belki...Dur bakalım...Şimdilik söyleyeceğimizi söyleyelim...

Yarın sabah o havuza girerken Seda, gözlüklerini takıp, suya baktığında, o bildik klor kokusu ve o bonenin altından gelen tuhaf insan uğultuları arasında artık aklından, önündeki kulvardan başka hiçbir şey geçmez hale gelmişken, yalnızca hisset...Senin abilerin, zamanında o havuzların içinden aynı senin gibi hep gururla ve hep başı dik çıktılar...O havuzlar, göğsündeki armayı çok iyi tanırlar Seda. O havuzlar, göğsündeki armanın önünde yıllarca el pençe divan durdular çünkü...Sen, o armanın çocuğusun, mavi suların efendilerinin, yenilmez armadanın...O yüzden;

Arman için !
Rengin için !
Bizim için yüz Seda !

Şimşek'in Onuru Milli Gençlerimiz!

Gerek DSGL'de mücadele eden Süper Genç takımımız ve gerekse Akademi Ligleri'nde top koşturan U-14 ve U-15'lerimiz, hep gurur kaynağımız oldular aldıkları sonuçlarla. Bir sevindirici haber daha geldi gençlerimizden...

Takımımızdan 22-24 Aralık 2008 tarihlerinde İstanbul'da yapılacak U-19 Milli Takım kampına Rıdvan Küreşoğlu ve U-17 Milli Takım kampına, Erhan Alçayır ve Ömer Kahveci çağırıldı. Bu kampta, üç gencimiz de kendini çok güzel ortaya koyacağına inancım sonsuz.

Rıdvan, Erhan, Ömer...Sağolun çocuklar!

Bak, geliyor pabuç!

Belli ki Bush da bizim gibi "güdümlü anne terlikleri"nden kaçarak büyümüş Teksas kırsalında; ne güzel eğildi kurtuldu öyle pabuçtan!



Bizim oralara özgü bir adet ayakkabı fırlatmak, iyi hatırlarım dedemin top oynarken bizi eve çağırıp da eve gitmekte direndiğimiz zamanlarda gelen yumurta topuklu, ökçesine basılmış ayakkabılarını! Tabii bizim farkımız, eve dönerken yumurta topukluyu da beraberimizde götürmek ve eğer isabet almamışsak bu kez yakın mesafe atışına kurban gitmekti... Ama ne yazık ki Muntasır El-Zeydi ise gözaltında kaburga kemiklerinin kırılmasına varacak bir işkenceye maruz kalmış. Bu arada malum ayakkabı da Gaziantep'te üretilmiş.



Kongreydi, teknik direktördü, futbolcuyu derken bizim de birilerine pabuç fırlatma zamanımız geliyor sanki...



Ama öncesinde talim etmek için şu oyunları deneyin:

http://www.oyunkolu.com/oyun-11927/busha_ayakkabi_firlat.htm

http://www.oyunkolu.com/oyun-11932/busha_ayakkabi_at.htm

http://www.oyunkolu.com/oyun-11934/bushu_ayakkabiyla_vur.htm

TFF Kadınlar 2.Ligi

TFF tarafından bu yıl ilk kez Kadınlar 2.Futbol Ligi oluşturuldu. Yine, kadın futbolu için önemli bir kazanım bence. 4 grupta toplam 19 takımla 28 Aralık'ta lig başlıyor. 10 takım da 1.lig de mücadele ettiğine göre, ülkemizde profesyonel düzeyde 29 kadın futbol takımına ulaşmış bulunuyoruz. Adana'dan Adana İdman Yurdu, 4.grupta mücadele edecek. İllere göre bakıldığında, Türkiye'nin "en doğusundan" bir Adana var, bir de Antep. Ağırlıklı olarak batıdan çıkmış takımlar. Bu noktada, yıllar önce erkek takımlarına yapıldığı gibi bir takım teşvik ve desteklemelere ihtiyaç duyuluyor diye düşünüyorum...Sosyal devlet, keşke istediğimiz kadar sosyal olabilse...

Tarih değişikliği...

TFF 2.Lig'inde yükselme ve klasman gruplarının önceden 10-11 Ocak'ta başlayacağı ilan edilen müsabakaları, 17-18 Ocak'a kaydırıldı. Bir tek 5.Klasman grubu 14-15 Şubat'ta başlayacak. Bu doğrultuda lig, 17 Mayıs 2009'da tamamlanıyor.

Güzel bir Mayıs istiyorum, başka bir şey değil...

UEFA Kadınlar A Milli Mini Turnuvası

UEFA Kadın A Milli Mini Turnuvası, Sakarya ve Kocaeli illerimizde gerçekleştiriliyor. Turnuvaya Letonya, Hırvatistan ve biz katılıyoruz. 3 takımdan ibaret, hakikaten "mini" olan turnuva maalesef yine basında çok fazla yer bulamadı. Yakından takip etme şansım olmadığında, Sakarya ve Kocaeli'ndeki ilgi düzeyi hakkında bir fikir sahibi değilim. Önemli tribün grupları bulunan bu şehirlerde umalım ki ilgi gösterilmiş olsun...

Turnuvada 2 maç oynandı. Hırvatistan'la 2-2 berabere kalmışız, Letonya Hırvatistan'a 3-0 yenilmiş. Yarın 13:30'da İsmetpaşa'da Letonya ile oynayacağız. Bir galibiyet ne güzel olur diyorum...

Bu arada merak edenler için, maalesef A-Milli kadroda Adana'dan hiçbir futbolcu bulunmuyor. Kadro genel olarak, son şampiyon Gazi Üniversitesi ve Alman takımlarında oynayan oyuncularımızdan kurulu...

Kadınların, futbola daha yoğun katılımları için önemli bir turnuva. Umalım ki devamı gelsin...

DSGL İlk Yarı Sonuçları...

Deplasmanlı Süper Gençler Ligi'nde ilk yarı sona erdi. 28 puanla ligde 2.sırada yer alıyoruz. Attığımız gol sayısı ve averajımız harika. Puan farkı 2.yarıda kapanacak ve bu takım ligi ilk sırada bitirecektir...İkinci yarı 10 Ocak'ta başlayacak bu arada.

Bu sene, daha önce de dediğimiz gibi, "Şimşek'in onuru size emanet" sevgili gençler...

20.Haftanın Ardından...

Hele şükür diyorum...En nihayetinde takımın 5 attığını gördük. Deplasmanda attık, iyi oldu. Şimdi artık, klasman grubu için hazırlıkları hızla tamamlama zamanı. Kongre-yönetim-teknik ekip-futbolcular kenetlenme sağlanmalı.

Bizim üzerimize düşen görevler büyük, çok sevdiğim bir Yalçın Küçük deyişiyle; "Elimizi ateşe sokup, kestaneleri alma zamanı" şimdi...

17 Aralık 2008

Ankara Demirspor Play-Off'u Erteledi...

Bugün Ankara Demirspor'un ligin iddiasız takımlarından Bulancakspor ile maçı vardı. Ankara Demirspor maçı kazansa play-off grubuna katılmayı garantiliyordu. Hemen maçın başında 1-0 öne geçmesine karşın 70. dakikada 10 kişi kaldı ve son dakikalarda yediği gol ile maçtan 1-1 beraberlikle ayrıldı.

Son maçını deplasmanda Bafra Belediyespor ile oynayacak. Berabare kalması gruptan çıkmasına yetecek. İddialı geçecek maçta korkulu rüya görmemeyi umuyoruz. Pazar günü Ankara Demirspor'un gruptaki en önemli iki rakibi Bafra Belediyespor ile Gümüşhanespor karşılaşacak. Bu maçın sonucu mavi-lacivertlileri yakından ilgilendirse de aynı anda gözler Ünye'de Ünye Kastamonu maçında olacak. Renkdaşımızın bir diğer rakibi olan ve Murat Başesgioğlu ile ilişkili olduğu dile getirilen Kastamonuspor'un yükselme grubuna kalması 2 maçını da kazanmasına bağlı. Bu durumda rakiplerinin puan kaybetmesini bekleyecek.

Maçı izleyemediğim için yorum yapamamakla birlikte Demirsporların genel kaderinin burada da sürdüğünü açıkça söyleyebilirim. Son dakikada yenilen bu gole umarım üzülmeyiz. Lakin her halükarda korkulu rüya uzadı. Kırmızı kart ortalığa koku yayıyor mu bilemeyiz? İçimde şüphe olmakla birlikte, bilmeden ahkam kesmek doğru bir davranış olmayacak. Umarım o mucize gerçekleşmez ve renkdaşımız gruptan çıkar.

Le Havre Athletic Club



Le Havre, Fransa'nın kuzeybatısında yer alan, Marsilya'dan sonra Fransa'nın en büyük ikinci limanına sahip şehri.Şehir, adını Fransızcada liman anlamına gelen ''Havre''kelimesinden alıyor.



Şehri France ligue 1'de temsil eden futbol takımı ise bizim gibi aynı renklere sahip ''Le Havre AThletic CLub''.1872 yılında kurulan mavi lacivertli ekip Fransa'nın en eski futbol ve rugby takımı.Le Havre 'the sky and navy blues' yani ''gökyüzü ve deniz mavisi'' olarak biliniyor ve renkleri kulübün ingiliz kurucuları tarafından seçilmiş.Deplasman maçlarında ise sarı-siyah renkleri kullanıyor.Deplasman formaları pek ilgi görmüyor demek ki şu anda ürünevlerinde bir alana bir bedava kampanyası uyguluyorlar.Parçalı mavi-lacivert forma ise 60 euro'dan satışa sunuluyor.

1899 yılında şampiyon olarak Paris dışında bir şehirden şampiyon olan ilk takım olma ünvanına da sahip.1899,1900 ve 1919'da olmak üzere toplam 3 lig şampiyonluğu ve 1959'da 1 kez de Fransa kupasını kazanmış bulunuyor.Maçlarını 16.000 kişilik Stade jules Deschaseaux'ta oynuyor.



Yetiştirdiği en tanınmış futbolcular ise Ibrahim Ba, Jean-Alain Boumsong, Lassana Diarra ve Vikash Dhorasoo.

''Kop ciel & Marine,Barbarians Havarias 93,Fiers D'etre Havrais,Kop Harfleur'' isimlerinde taraftar oluşumları var.Oldukça da renkli görüntüler ortaya çıkarıyorlar.






Bu sezon bizim gibi ligde aradığını bulamayan renkdaşımız 18 maçta toplayabildiği sadece 12 puanla son sırada bulunuyor ve taraftarlarına adeta ''Le havre vela kuvvete''dedirtiyor.