Ana içeriğe atla

Kupadan Elendik

Dün kupadan eledik. Sivas Bld'ye 4-2 yenildik. Bir önceki turu da zar zor uzatmalarda geçmiştik. Yıllardır kupanın gereksiz olduğuna, futbolcuları yorduğuna dair bir algı var. Kısmen haklı da olabilir. Bu sadece bizim için değil pek çok takım için geçerli. Kupa angarya olarak görülüyor. Sırf onun için para ödülleri, maç başına gelir garantisi konusu ama o da tatmin etmiyor kulüpleri. Geçen sezon Sivas'ın teknik direktörü Sergen Yalçın kupa maçlarının gereksizliğini bir şekilde dillendirmişti, elendikleri bir maç sonu.

Demirspor'un her alanda başarılı olmasını isteriz. Gazozuna maçta bile kazanmak, iyidir. Kupadan gelecek gelir fazla bir şeye yaramasa da reddedilecek bir meblağ da değil. Ayrıca grup aşamasında kazandığımız galibiyetler bize bir özgüven olarak dönmüyor mu? geçen yıl Beşiktaş'ı yenmek güzel değil miydi? Ya da 7-8 yıl önce çeyrek finale kadar yükselmek. Olası bir kupa finali?

Sahaya yedeklerle ve altyapı destekli kadroyla çıktık. Bu oyuncular kendilerine verilen şansı kullanamadı. Kadronun rotasyona uygun olmadığını, kenardaki oyuncuların hazır olmadığını gördük. İdeal 11'de sakatlıklar veya cezalılar olunca neden sıkıntı yaşadığımızı anladık. Kulübe sahadakileri zorlamıyor çünkü. Onları çalıştırması ve hazırlaması gereken de teknik ekip. Kenardaki oyuncuların da her an oynayabilecek noktada olması lazım. Bu turu geçsek, gruplarda yedek oyuncular daha çok şans bulup daha hazır hale gelebilirdi.

Dahası, tam da dün gol yeme sorununu yazmışken, bir alt kategorideki takımdan 4 gol yemek! Kendi sahamızda Sivas Bld'den dört gol yedik. Demek ki yedek kalecimiz de aynı derecede kötüymüş. Ahmet Burak Solakel de penaltı yaptırma alışkanlığına devam etti.

Osman Hoca'nın gereksiz gerginlikle herkese posta koymak yerine oyuncularını daha iyi hazırlaması gerekiyor.




Yorumlar

Onur BİÇER dedi ki…
Ahmet Burak Solakel bu sene sanırım üç penaltı yaptırdı ve üçünün de penaltı ile alakası yoktu. Evet biz çok kötüyüz ama hakemler de bizim ağzımıza laf veriyorlar berbat ötesi yönetimleri ile
yavuzy dedi ki…
Dünkü hareket penaltıydı bence, omzundan çekti, rakip de inandırıcı düşünce hakem verdi. Bu tür durumlara olanak vermemeli. Ayrıca hakem hatalarından bahsetmenin bir esprisi kalmadı. Herkes şikayetçi, bize özgü değil. O yüzden hiç değinmedim o konulara.
Onur BİÇER dedi ki…
Evet asıl sıkıntı, tamam hakem kötüydü ama biz ne yaptık sorusu. Biz hiçbir şey yapmadık. Hiçbir şey yapmamanın sonucunu da biliyoruz. Devre arasında birçok mevkiye yeni transferler yapılacak. Tabi bunun bir maliyeti var. Temlik konulmayacağı söylendi ama sanırım bu noktada artık soru sormamız gerekiyor. Oturmuş takımı (en azından bir sene birlikte çalışmış takımı) büyük ölçüde elde tutmamanın/tutamamanın da bir sonucu bu yaşananlar. Çoklu muhasebe yapmak gerekiyor.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir

Altay: 1 - Adana Demirspor: 3

 Ne bir skorla harika bir deplasman galibiyeti! Alt sıramızdaki rakibe geçit vermemek kadar bir yandan da uzun süredir Altay'a karşı devam eden şansızlığımızın kırılması açısından süper! Yıllardır Süper Lig deyince aklımıza gelen son maç/son yenilgi ile hafızamızda yer eden Altay, 1. lig maceramızda canımızı sıkmaya devam etmişti. Geçen sezon iki maçta da yenilmiştik. Galibiyetin bu açılardan da çeşitli anlamları var. Aslında ilk yarıda kopabilecek maç, ikinci yarının başında yenen golle can sıkıcı bir hale geldi ama arka arkaya bulduğumuz iki golle rahatladık. Yunus yine kilidi açan vuruşla üçüncü golüne ulaşırken, Assambalonga ligte 5'ledi; Akintola da geçe sezonki performansını hatırlatan güzel bir vuruşla ikinci golünü attı.  Takım kolay gol yemezse bir şekilde maç içinde toparlamayı başarıyor. Bir kez daha ilk golü attığımız maçta puan aldık. Alttaki takımların yenilmesiyle beraber ligin orta sıralarına daha güvenle tutunmaya başladık. 

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ