28 Şubat 2015

Yaşar Kemal

Çukurova'nın gür sesi, emekçi halkların kaderini kayda geçiren büyük yazar Yaşar Kemal'i kaybettik. Toprağı bol olsun.  O bu memlekete Adana'nın yetiştirdiği en büyük isimlerden biriydi. Adana gibi harbi ve mücadeleciydi; savunduklarını aşkla, hararetle, tutkuyla savundu. Türkçe onun kaleminde en saf, sade ve doğrudan anlamını buldu. Yaşar Kemal, Adana'nın gururu, Anavarza'nın yükseklerdeki burcuydu. Ruhu şad olsun.

Kayserispor:3-Adana Demirspor:3

Şampiyonluk yolunda en önemli maçlardan biriydi; hükümetin takımına karşı 3-0'dan maç çevirdik; üzülüyoruz, seviniyoruz ama Demirsporlu olmaktan gurur duyuyoruz. Tribünde 1600 Şimşeğin, ev sahibine deplasmanı yaşattığı bir maç daha oldu. Kayseri tribünü (?) yaptığı terbiyesizliklere rağmen taraftarlık dersi aldı.


Maça çok kolay goller yiyerek başladık. Kaleyi bulan ilk şut gol oldu, on kere denese yapamayacağı vuruşu ilk seferde hedefi buldu. İkinci golde yine "Ah Yiğitcan" dedik; iki stoper arasında Nobre kafayı vurdu, ki maç boyu o kafaları vurmaya devam etti. Yiğitcan'ın acilen dönmesi gerekli. İlk yarıda topu bir türlü ileri taşıyamadık. Son bir kaç haftadır ilk yarılarda maça bir türlü konsantre olamıyoruz. Bunada bir çözüm bulunmalı.

İkinci yarıya da gol yiyerek başlayınca maç bitti derken, Demirspor sürprizini yaptı yine, bu kez tersinden. Artun'un golleriyle maça tutunduk ve Özgürcan'la puanı aldık.

Oğuzhan ve yeni transfer Umut takıma zarar veren hatalar yapıyor.  Umut'un vurdumduymazlığı, yürüyerek oynaması bizi delirtiyor. Oğuzhan ise top ayağına yakışsa da bir türlü veremediği paslarla kendini yakıyor. Ünal hoca buna el koyacaktır diye umuyorum. Neyse ki Attamah iki kişilik oynadı da hataları kapattı.

Artun devrenin en katkı koyan transferi oldu. Özgürcan da yine kritik golüyle bizi hayatta tuttu. Kalecimiz Buda ise özellikle üçüncü goldeki hatasıyla bizi üzdü.

Demirsporumuz zirvede hala, mücadelemiz ve azmimizle yola devam ediyoruz.


26 Şubat 2015

1600 Ruh, Tek Bir Beden

Kayseri Kadir Has Stadı deplasman tribünü, cumartesi günü tarihi günlerinden birini yaşayacak. 1600 Demirsporlu her bir koltuğunu doldurdu oranın, oturmak için değil tabii ki; sesleriyle o stadı yıkmak için. Sadece Adana'dan değil, Niğde, Aksaray, Kırşehir ve Ankara'dan mavi-lacivert ruhlar, Kayseri'de tek bir bedene dönüşecek.

İnanın çocuklar, sauadaki 11 bedene demirden kanatlar olacaksınız!

24 Şubat 2015

Kritik Maçları Kazanmak

Haftasonu Kayseri ile liderlik mücadelesine çıkıyoruz. Demirspor yakın tarihinin en kritik maçlarından biri olacak. 20 yıl sonra ilk kez bu kadar yakınız Türkiye liglerinin tepesine. 2012'deki 2.lig şampiyonluğunun ardından yeniden bu heyecanı, bu sefer daha fazlasıyla yaşıyoruz.

Kayseri maçını, 2012'deki Körfez maçına benzetiyorum.  2.ligte şampiyon olduğumuz sene, son 3 haftaya girilirken play-off mücadelesinin 1 basamak uzağındaydık. Takım çok da umut vaad etmezken, rakibimiz son haftaların flaş takımı Körfezspor'du. Küme düşen Adıyaman'ı deplasmanda zorlanarak yendikten sonra  Körfezspor, şimdi adı Kocaeli Birlik oldu, çok da umutlu olmadığımız bir rakipti. Kazanamazsak şansımız kalmıyordu ve o maçı 1-0 alarak play-off potasına girdik, ardından son haftadaki deplasman galibiyetiyle birden kendimizi Denizli'de bulmuştuk. Körfez maçında değişen kaderimiz, Balıkesir ve Bugsaş maçlarındaki mucizevi galibiyetlerle taçlanıp Fethiye finaline kadar ulaşmıştık. Kritik maçları kazanmayı pek beceremeyen Demirspor, 2012'yi şampiyon tamamladı. O sezon istikrarsız sonuçlar alan takım, devre başında lider Bandırma'yı da deplasmanda yenerek kaderini değiştireceğinin işaretlerini vermişti aslında.

Bu sezon tabii ki her şey daha farklı, takım güven veriyor ve bu maç son şansımız değil ama kırılma maçlarını kazanma alışkanlığını yeniden hatırlayıp yeniden şampiyonluk güzergahına girelim!

23 Şubat 2015

Beko'dan Özür Bekliyoruz

Biz de Beko reklamının bizi rencide ettiğini düşünüyoruz. Sportif olarak başarısızlığın hazımsızlığı değil bu. Öyle olsa, hazımsız olsak her ortamda bunun yaygarasını kopartırız. Ancak geçmişle böyle bir sorunumuz yok. Rövanşta 1-1 berabere kalmıştık zaten.

Sonuçta bu golleri biz yedik. Sahada yenilmekten çok daha büyük acıları çekti bu camia. O yüzden on gol yemek koymaz bize.

Ancaaak...

Bu başarısızlık ya da başarı üzerinden reklam filmi çekip, bunun ekmeğini yemeye gelince "orada bir dur kardeşim" diyeceğiz elbet. Bu beni üzer, rencide eder. Yarama tuz basıp, üzerimde tepinip kendinize efsaneler yaratırken bana buzdolabı da satmaya kalkarsanız, en kibar ifadeyle "oha, yavaş" derim.

Dolabınızı almıyorum, ütünüzü de. El blendırınız da sizin olsun. Bu zamana kadar yerli malı felsefesi ile evimizi doldurduk, ürünleri beğenerek kullandık ama kalkıp bizi çiğneyin demedik.

Beşiktaş kulübü yönetimi bu reklam filmine onay vermemeliydi. Hiçbir takımı küçük düşürme ihtimali içeren bir reklam filmi çekilmemeli.

Mavilacivert.com'un kampanyasını destekliyoruz. Reklamın hala yayındaysa kaldırılmasını, camiamızdan özür dilenmesini istiyoruz.

Amacımız cadı avı değil, vandallık değil. Demokratik, saygılı, dozunda bir tepki göstermek. Twitterdeki etiketi takip etmek de yerinde olacaktır.

Kafasında soru işareti olanlar için şu soru gayet belirleyici olabilir:
Eyyy Beko (böyle daha etkili oluyor), eğer Fenerbahçe'ye sponsor olsaydın "biz bu forma ile ezeli rakibimize altı gol attık" diyebilir miydin, diyemez miydin?"

Bunun cevabı belli. Adana'yı bu kadar hafife almayın ağalar, almayın.

Protesto metni, www.mavilacivert.com giriş sayfasında bulunmaktadır.


On Beş Dakikalık Maç

Maçın ilk yetmiş beş dakikasını neden oynamıyoruz? Giresun, Alanya maçlarında donukluk, savrukluk, inançsızlık... Bu maçın son on beş dakikası kalana kadar aklımız nerede?

Bolu yetmişinci dakikaya doğru sonra fizik olarak düşmeye başladı. Ünal hocanın müdahaleleri yerinde ve zamanındaydı. Adam akıllı ilk pozisyonumuz olan Özgürcan'ın ceza sahası içinde sırtı dönük kontrol edip dönerek kaleye gönderdiği şutun pası Timur'dan geldi. Bu pozisyondan sonra ataklarımız arttı. Özellikle Hüseyin sağ kanada dinamizm getirdi. Ortaladığı topta son haftaların suskun ismi Oğuzhan'ın dürtmesini kaleci ve direk önlerken kanatlardan aşamadığımız Bolu'yu arkaya attığımız bir topla -Hakan uzattı sanıyorum- avlayabildik. Timur haftalar sonra dönüşünü golle müjdeliyordu. Formanın altına da "şüphesiz Allah her şeyi bilen ve haberdar olandır" (Hucurat -13) ayetini yazmıştı.

Ünal hoca "genç çocuklar" kavramı üzerinden gitmiş. Destek istemiş. Destekse sonuna kadar destek oluyoruz, olacağız. Genç bir takımız, kabul. Ama buralara bu arkadaşlarla geldik. Hoca aslında bu maça ilişkin değil, sezonun belki son altı - yedi haftası için peşinen konuştu. O günlerin stresi sıkıntısı daha fazla olacak. Genç kardeşlere destek daha da fazla gerekecek. Bir şekilde tüm camia olarak üstesinden gelmemiz gereken bir yükün altına gireceğiz. Başarabilirsek sonu şampiyonluk olacak.

Maçın özetine buradan ulaşabilirsiniz.

Timur, Tayfur ve Hüseyin'in dönüşleri pek muhteşem oldu. "Neredesiniz be birader" dedirttiler. Darısı Yiğitcan'a olsun.

Umut Gündoğan süratle takımın ahengine katılsa pek güzel olur. Kiralık demek misafir demek değil. İyi oynamanın sırrı iyi arkadaş olmakta bence.

Beykan, iyisin, hassın, yer yer isteklisin yer yer kafana göresin. Fenerbahçe'ye şampiyonluk yaşamış oyuncu olarak dönmek istiyorsan bir tavsiye: Pozisyonun içindesin veya değilsin. Top iki adım ötende. Faul itirazında bulunuyorsun. Sen topa küsüyorsun, arkanı dönüyorsun, hakeme bir şeyler diyorsun. Top iki adımda halbuki, almaya çalışsan ya. Giresun maçında da faul yaptılar diye topu bıraktın iki pozisyonda. Çok zor kazanılıyor o top, kolayca bırakma. Bu maçın on dördüncü dakikasından bahsediyorum. Müsait zamanında izlersen sevinirim.

Attamah'a ayrı paragraf. Hem savunmada hem ileride iyi işler yaptı. Sahanın en çok koşanlarındandı. Ünal hocanın bankolarından ve takımın ağır işçilerinden. Her geçen gün kendine daha çok güveniyor. Takım arkadaşları da ona daha çok güveniyorlar. Bu hafta da sahanın nispeten iyilerindendi.

Rakiplerin ikram yarışına giriştiği haftada kazanan olduk. Haftaya gidilecek Kayseri deplasmanı hem zirve mücadelesinin hem de Adana'daki maçın rövanşı anlamında pek çok şeye gebe olacak. "Gurbette Demir Gibiyiz" ve "Yıkıla Yıkıla" yine yollara düşecek gibi görünüyor.

22 Şubat 2015

Adana Demirspor:1-Boluspor:0

Tek tek basaraktan devam ediyoruz. Çok zor ve kritik bir galibiyet, rakiplerin kayıplarını değerlendirmeliydik. Belki onun gerginliği ya da rahatlığı, bilemiyorum, takım bir türlü ağırlığını koyamadı. İkinci yarı biraz yüklenince, önce direkten dönen top, sonra Timur'un hızı ve gol!

Oğuzhan neredeyse her topu kaybetti, Umut geçen haftadan iyiydi ama hala oyunu çözecek oyunu oynamıyor. Mesut ve Attamah'ın mücadelesi, direnç katıyor ama ileri itmiyor bizi. Özgürcan'ı besleyemiyoruz, kanatları kullanamıyoruz. Hurşut hala çok kötü. Ali Tandoğan'dan sonra etkili ortalar göremiyoruz, Yiğitcan da olmayınca duran toplardan gol bulamıyoruz. İlk yarı neredeyse hiç organize atağımız olmadı. Neyse ki ikinci Hüseyin ve Timur, sene başındaki kadronun iyileri maçı alamızı sağladı.

Kzzanmak güzledir her zaman. Bu hafta daha da güzel oldu.

21 Şubat 2015

Ateş Bizi Çağırıyor

Bizim ligi forse eden bir takım henüz ortaya çıkmadı. Çıkacağa da benzemiyor. İlerleyen haftalarda küme düşmeme derdine düşecek takımlar, yukarıyı zorlayan takımlar falan derken ortalık iyice can pazarı olacak. Hal böyleyken rakiplerimizin puan kayıplarının olmasına şaşırmamak lazım.

Onlara şaşırmamak kadar, kendi kayıplarımızda da dünyanın sonunun geldiğini düşünmemek gerekli. Tamam, hepimiz istiyoruz bize sunulan fırsatları değerlendirmeyi. Yine de bu dakikaya kadar oynadığımız futbol kalitesi ortadayken ve bunu yükseltme şansı kısıtlıyken maksimum istekle maçlara asılmaktan başka çaremiz yok. Mücadele edince, saha dışı faktörler devreye girmedikçe, şansımız da yaver gittikçe biz bu ligi son haftaya kadar zorlayacağız.

İç sahada takımın tedirginlikten kurtulması şart. Giresun maçının ilk yarısında ruh gibi gezindik. Ev sahibi isek daha hırslı, kovalayan, ısıran taraf olmalıyız. Biz ısırmazsak ısırılan taraf oluyoruz. Tempoyu, oyunu kabul ettiren biz oldukça rakibi hataya zorlayabiliriz.

Rakiplerin puan kaybettiği haftaların gerilimi daha bir yüksek olur. Ateş çemberine atlayan aslan misali, yanmadan geçmek için aslan yürekli olmak gerekir.

Bizim takım maşallah aslan yürekli. Yürüyün be aslanlar, önce Bolu, sonra Kayseri... Şampiyonluk niyetine...

19 Şubat 2015

#UtançKoridorunaHayır

Türk polisi kaskının altına sakladığı yüzünü bu kez dün gece oynanan Altay-Göztepe maçı sonrası gösterdi. Maç sonu bekletilen statta bekletilen Göztepe taraftarına, dahası soğuktan korunmak için tribün altına giren insanların üzerine biber gazı atıldı; sert müdahale sokaklarda da devam etti. Taraftar polisin taraftarı daha kolay dövmek için oluşturduğu koridorla stat dışına çıkarılmıştı.  (Yaşananları detaylı okumak için bknz: https://eksisozluk.com/entry/49289707)

Ölümler ülkesi Türkiye'de güvenliğimizi sağlamakla görevli polisler, bizzat güvensizliğin sembolü olmuş durumda. Maç sonu yaşananları telefonuyla videoya çeken ve kayıdın başında polise sevgilerini sunan vatandaşa polisin ettiği küfür de kayıtlara geçti.

Mecliste iç güvenlik paketinin yasalaşmasının ardından artık bu küfürleri etmemesi için hiç bir nedeni olmayacak. Zaten yasadan hukuktan habersiz, kendini memleketin sahibi zanneden polis, sokak ortasında istediği gibi silah kullanabilecek. Taraftarı, tribünleri düşman gibi gören Türk polisinin işi bu yasayla daha da kolaylaşırken sokakta yürümenin bile tehlikeli olduğu memlekette statta maç izlemek iyice güvensiz hale gelecek.

17 Şubat 2015

Şener Abi...

Ben bu tribünle, memleket memleket gezerken, ben bu yollarda, bir dinlenme tesisinde otobüsün etrafındaki insanlarda...

Tanıdığım yüzlerle mutlu olurken, "bu çocuk ne kadar büyümüş", "vay, elemanın saçları amma seyrelmiş", "bu ne göbek birader, az dikkat et", derken...

"Bu abiyle abla geliyor ya her maça, valla helal olsun ikisine de" diyemeyeceksem artık...

Hayatın içinde bunlar varsa, kimse kalmayacaksa sonsuza ve bir gün sonra bile artık yokuz diyebiliyorsak...

Biz de o gün geldiğinde "iyi bir Demirsporluydu" diye anılalım, Şener abi gibi. Bu onur bize yeter.

Şener abiye ise bolca rahmet, azapsız bir kabir, oradan bile Demirspor'u izleme imkanı ver yarabbim.


Görüşmek üzere abi, yolların bittiği mavi göklerde buluşmak üzere...



Foto: @gundeminfo 

"Tribünde Bir Ömür"



Bilal Nur arkadaşımızın hazırladığı ve biz Ankara Tayfası üyelerinin de yazılarının yer aldığı, tribün ve deplasman anılarından oluşan Tribünde Bir Ömür kitabı, Karahan Kitapevi Yayınları'ndan çıktı. Emeği geçenlerin eline sağlık... Kitabı internetten satın almak mümkün. Şu linklerden inceleyebilirsiniz: 



16 Şubat 2015

Alanyalı Taraftarın Gözünden

Alanya deplasmanına 10 otobüs Demirsporlu gitti; bunun yanı sıra Antalya ve çevresinde yaşayanlar ve Ankara'dan yola düşen Tayfa üyeleri de vardı. Blogta Demirspor taraftarının ne güzel ne muhteşem olduğunu yazmak istemiyoruz artık; sadece taraftar övgüsü üzerinden yazılar yazmamaya çalışıyoruz çünkü bu artık bir Türkiye gerçeği, taraftarla ilişkili başka konular, taraftarın yönetimlere etki edebilmesi bizim için daha önemli.

Ancak bir Alanyaspor taraftarı, Cem Cemalettin Balcı'nın demirgibiyiz@gmail.com adresine gönderdiği maili, kendisinin de izniyle paylaşmak istedik. "Dışarı"dan nasıl göründüğümüzü ortaya koymak için, Sayın Balcı'ya teşekkür ediyoruz, buyrun:

"Merhaba,dün Alanya-Adanademirspor maçına gittim.Alanya da yaşadığım için hafta sonları ptt 1.ligi takip ediyorum.Maça gelen Demirspor taraftarları gerçekten harikaydı.90 dk tam destek verdiler,stad onların sesiyle inledi .En güzeli de ne bir küfür,ne bir taşkınlık,sadece takımlarını destekleyip döndüler,bizleri kendilerine hayran bıraktılar.Marşları halen kulaklarımda:Çocuklar inanın ,inanın çocuklar…

Umarım süper lige çıkarsınız,çünki hak ettiğiniz yer orası, Selamlar."

15 Şubat 2015

Alanyaspor: 1- Adana Demirspor: 0

Takım olmanın üstüne her maç bir iki oyuncunun ekstra performansıyla ayakta kaldığımızı yazmıştım. Bu maç kimse o ekstrayı ortaya koyamadı.

Savunmada Yiğitcan'ın eksikliğini hissediyoruz. İlk dakikalardan itibaren Alanya istekliydi ve üstümüze geldi. Rakibi karşılasak da topları oyuna iyi sokamıyoruz. Hüseyin eksikliği de burada hisediliyor, Beykan da olmayınca topu ileri taşıyacak oyuncumuz yoktu. Umut ve Mesut çok fazla pas hatası yaptı. Oğuzhan bu ağır zemine rağmen ısrarla topla oynadı ve sürekli top kaybetti. Attamah'ın mücadelesi iyiydi ama Demizli'deki gibi skora yönelik olmadı. İlk yarıdan uzaktan şutlarla etkili olmaya çalıştık ama net pozisyon üretemedik. Alanya'nın en net pzosyonunda isd yeni kaleci Buda zamanında kalesini terk etti.

Tam gole yakın olduğumuz, pozisyon bulduğumuz sıralarda arka arkaya iki hatayla rakibe zoraki gol attırdık.  Hücumda yaratıcı oyuncu eksikliği hissediyoruz. Yan toplardan da gol bulamayınca zorlanıyoruz. Özgürcan'ın saman alevi görünürlüğü bu maçta yeterli olmadı.

Yeni transferlerin en çok dakika bulduğu maç oldu. Tek maçla kritik yapmak doğru değil ama takımı daha iyi hale getirdiklerini söylemek güç.

14 Şubat 2015

Özgecan Aslan

Yine bir kadın öldürüldü vahşice, bu kez yanı başımızda, hepimizin yolunun kesiştiği yerlerde, bizim yöre insanının canını emanet ettiği TOK minibüslerinde. Bu durumun bireysel sapıklıkla, kişisel günahla, gözü kararmayla falan açıklanabilir yanı yok artık.  Bu kolektif bir düşüncenin ürünü cinayetler. İktidarın kadını aşağılayan her adımının günlük hayatta yansımasi bunlar. Memleketin el birliğiyle zeminini hazırladığı olaylar. Sokakta kadın dövmenin normalleşmesinden başlayıp, tek başına gezen her kadının tehdit altında olduğu,  yolda yalnız yürümekten korkar hale geldiğimiz bir dönem.  Ama durun, iç güvenlik yasası çıkıyor, "sık ulan sık"çı polisimiz bizi koruyacak! Özgecan'ın ve anıtsayac.com'a giren her kadın cinayetinin müsebbibi, Türk halkının vahşi iradesi ne yazık ki.

11 Şubat 2015

Kurumsallaşmanın Özü...

Dün ADS Store'un profesyonel yönetimi bir açıklama yaptı. Dedi ki; özünde korsan ürün kullanma kullandırma. Bu slogana aslında hiç karşı çıkmadık biz. Hatta destekledik. Cebimizden bir kuruş çıkacaksa bunun yaklaşık %20'si kulübe gitsin, fena mı olur, dedik. Halen de korsan ürün kullanılmamasını destekliyoruz.

Ancak dün yapmış oldukları açıklama hukukun genel bir ilkesinin arkasına sığınarak diş gösterme niteliğindeydi. Nedir o ilke; hukuki hakların kullanılacağının beyanı tehdit kapsamına girmez.  

Biz aslında kendi üstümüze almadık bu açıklamayı, her ne kadar bizler de atkı ve polar vs. yaptıran oluşumlardan biri olsak da. Bu daha ziyade firmanın kendi yatırımlarından beklenen verimi alamamasının bir yansımasıydı bizce.

Bir firma bir kulüp ile anlaşma imzalayacak. İmzaladığı anlaşma uyarınca maliyetlere katlanacak. Buna ADS Store adı ile açacağı dükkanların her türlü maliyeti de dahil olacak vs. Elbette öncelikle yatırım maliyetini kurtarmak ve sonrasında kar etmek isteyecek. Üstelik yatırım maliyeti kurtarılana kadar ürünler üzerinden kulübe aktarım yapmama gibi bir seçenek de sunulmamış firmaya bildiğim kadarı ile. Bu karı elde etmek için ürün çeşitliliğini artırmak zorunda. Bu da ilave üretim maliyeti yaratacak firmaya. 

Bu karlılığa erişmek için piyasasına hakim olmaya çalışacak doğal olarak. Ve piyasaya hakim oldukça kulübümüz daha çok kazanacak. Bizim ise borcumuz gırtlağa dayanmış, gelecek her kuruşa ihtiyacımız var. Bu nedenle buradan gelecek gelire de fazlası ile sıcak bakıyorum.

İyi ama bu profesyonel yönetim, bu profesyonel kalıcı gelir kaynağı, bu kurumsallık nasıl yürütülmeli? Nasıl davranmalı büyürken?

Eğer Demirspor taraftarına ürün satacaksanız Demirspor taraftarını tanıyacaksınız. Demirspor taraftarının bugün Türkiye çapında gıpta ile nasıl izlendiğini irdeleyeceksiniz. Yani kendi pazarınızı öncelikle hissedeceksiniz, pazarınızın bir parçası olacaksınız.

Demirspor taraftarı kimdir, biz biraz yardımcı olalım size.

Demirspor taraftarı kendi kilosunun onlarca kat ağırlığındaki boyalı el yapımı pankartları asabilmek için kimsenin göze alamayacağı yerlere çıkan gözü kara, kendi kara çocuklardır.

Demirspor taraftarı Adana'da dolmuş parası bulamazken son parasını deplasman otobüsünün bagajına bavul gibi girebilmek için veren taraftardır.

Demirspor taraftarı kumbarasında biriktirdiği 3 kuruşu kulübüne vermek isteyen Samet'tir.

Zamanında açlık grevi yapan kitledir.

Demirspor taraftarı maç kuyruklarında ellerinde bileti olan abilerine masum gözlerle onunla bire iki yapması için rica eden kara çocuklardır.

Ve işin en acı yanı ne biliyor musunuz? Demirspor taraftarı, sizin lisanslı ürün alınması için duygularımızı ölümüne sömürdüğünüz o boyacı çocuklardır.

Bu gerçeği asla ve asla göz ardı etmeyelim kurumsallaşırken. Geçmişimizi de özümüzü de unutmayalım. Pazarımızın farkında olalım.

Demem o ki; siz özel bir şirketsiniz, yatırım yaptınız, maliyetlere katlandınız ve kar etmek istiyorsunuz. Biz de sizin büyümeniz ve güçlenmeniz yoluyla kulübümüze para girmesini, elimize daha çok ürün ulaşmasını istiyoruz. Bundan mutluluk da duyuyoruz. Takip mi yapacaksınız, yapın, icra mı başlatacaksınız başlatın. Münferit tespitlerle pazarınıza dadananları savcılığa mı vereceksiniz, verin. 

Ama lütfen bunları yaparken o kullandığınız boyacı çocukları, Samet'i incitmeyin. Kırmadan dökmeden, naralar atmadan da yapabilirsiniz bunu. 

Siz işinizi güzel yapın, kimsede olmayanları üretin, yaratıcı olun, fiyat çeşitlendirmesi yapın. Taraftar, -o boyacı çocuk dahil- sizden zaten alacaktır. Ayrıca işportacıdan alışveriş yapan dar gelirli taraftarın bunu yapması için iki neden vardır bence:

1. O üründen sizde yoktur.
2. O ürün sizde onun alamayacağı kadar pahalıdır.

İkisinde de suçlu taraftar değil bence.

Son bir şey daha. Siz ürünlerimizin üretim ve sunumunu devraldıktan sonra biz kulübümüz bizim sloganlarımızı resmi olarak kullanacak diye mutlu olmuştuk.

Teşekkürler edecektik size. Gurbette Demir Gibiyiz'in yaratıcısı olarak kulübümüzün şiarımızı yaşatıyor olmasından gurur duyuyoruz diyecektik. Mesela #dellen'i kullandınız. Mutlu olmuştuk. Üretici taraftarı dinliyor, taraftar üreticiye sunuyor diyor seviniyorduk.

Şimdi siz bize "Gurbette Demir Gibiyiz"i kullanamazsınız diyorsunuz sanki. Ya da "Dayan Yarına İnan"ı siz diyeceksiniz biz diyemeyeceğiz, diyorsunuz sanki. 

Naçizane tavsiyem, bunu demeyin. Pazarınızı iyi tanıyın. Yazık olur yatırımınıza. 

Not: Siz uygun şartlar sunun, biz ürünlerimizi store üzerinden yaptıralım. Buna da varız. Kendi ürünlerini bastıran taraftarların sizlerin en büyük alıcı kitlesi olduğu hususunu da pazar değerlendirmesi notlarınıza ekleyin.

Başarılar dileriz.

10 Şubat 2015

Bir Kupa Gitti, Kaldı Biri...

Türkiye Kupası'na bu şekilde veda etmek üzücüydü. İyi mücadele ettiğimiz grup maçlarında Rize'yi yenememenin ceremesini çektik.

Beşiktaş'ı İstanbul'da yenmek şu ana kadar sezonun en mutlu anlarından birisiydi. İkinci maçta da oyundan düştüğümüz dakikalarda cezamızı kestiler. Direnebilirdik, olmadı. Üzüldük ama kahrolmadık.

Rize'yi Adana'da yenebilmek grubun heyecanını yüksek tutmak açısından önemliydi. Fena da oynamadık. Beraberlik Rize'yi yukarı taşımaya yetiyordu, gerekeni aldılar. Biz de işi matematiğe bağladık.

Sarıyer'in durup durup dişini bize geçirmesi planda yoktu. Hesapta biz yenip akşam mini bir stres yaşama hayalleri kuruyorduk.

Neticede Türkiye Kupası hayallerini seneye bıraktık.

Peki ya şampiyonluk kupası. O da seneye mi kalacak? Puan tablosundaki yerimize bakıp da "yazık olur, hakkaten yazık olur" diyorum. İyi bir hava yakaladık, sonuna kadar götürebilme gücümüz olacaktır. Sakatlar düzelirse, devre arası transferleri tam randımana kavuşursa, şans yanımızda olursa neden olmasın?

Sezon başına süratli bir dönüş yapalım. İlk dört maç çok kritik, alabildiğimiz kadar puan alıp sonraki ölüm koridoruna girmeliyiz diyorduk. Burada tökezlersek hedef ligde kalmak bile olabilirdi. Ama üç galibiyet, bir beraberlik ile belli bir hava yakalayıp sonraki maçlarda kaybetme lüksüne sahip olduk. Nitekim Kayseri, A.Ş., Antalya, Elazığ maçları kabusumuz oldular.

Yine aynı durumdayız. Bu sefer küme meselesi yok ama direk çıkma şansımızı kaybedebiliriz. "Biz de varız" demeye devam etmek ve sezon başına benzer bir performans için Alanya ve Bolu'ya Denizli tarifesinden uygulamaya ihtiyaç var.

Gözleri Alanya'ya diktik. Hatta biletleri bile aldık ha! "Telafisi mümkün olmayan haftalar"dan az önceki haftalardayız...



8 Şubat 2015

Adana Demirspor:1-Giresunspor:1

Kendi sahamızda iki puan kaybettik. Deplasmanda olsa sevinebileceğimiz skor, taraftar desteğine rağmen olunca üzülüyoruz. Devre arası analizinde, maçları koparamamaktan yakınmıştım. O hattan devam ediyoruz. İyi oynasak bile, yeterli hamleyi yapamıyoruz. Biraz daha yaratıcılık gerek belki.

Golü erken bulsak, yesek bile ikinci atabilirdik ama pozisyonsuz ilk yarının ardından gol gecikince roparlamakta zorlandık. İyi yanı, yeni transfer Artun'un haftaiçinden sonra yine gol atması.

Ancak Takımda bir rahatlama olduğu, kupanın son maçlarından belliydi. Sarıyer'e kaybeden takım, bu tür maçlarda konsantrasyon sorunu yaşadığını ortaya koydu. Tabii ki her maçı kazanamayız ama puan kaybetme lüksünü daha yukarılardaki takımlara karşı kullanmalıyız. Giresun son haftaların iyi takımıydı, deplasman performansı iyiydi ve yine iyi bir deplasman mqçı çıkardı. Ünal Hoca'nın bu takıma asıl kimliğini veren disiplin olayının üstüne gitmesi gerekli. Ayrıca yeni transferlerin şimdiki kadroyu zorlayıp rekabeti de artırması gerekiyor.

3 Şubat 2015

Hişt Hişt Geliyor!

Hişt hişt geliyor, gümbür gümbür ediyor yollar, zemin titriyor içimiz gibi, demir kanatlı katarlar mavi-lacivert lokomitifin ardından dağları tepeleri aşıyor. Hiç gelmez sandığımız, sesini duyup da kendini göremediğimiz mavi-lacivert şampiyonluk ufukta beliriyor. Gün gelir bu dertler biter diyen Demirsporlu, kolları koparcasına kazana kömür yüklüyor, ateş harlanıyor yürekte, geliyoruz vakit tamam diyor! Ha gayret makinist, şapkanı iyice yerleştir kafana, kıs gözlerini, o tepelerin ardında seni bekleyen on binler var, lokomotifin kazanı gibi dolu ve ateşli yürekleriyle heyecanla seni bekliyorlar...

2 Şubat 2015

Denizlispor:3-Adana Demirspor:4

İçeride dışarıda kazanan bir takım olduk, helal olsun çocuklar! Yenik duruma duruma düştüğümüz maçı çok sakin bir şekilde çevirdik. İkinci yarı da rölantide giden oyun karşılıklı gollerle biraz gerginleşti ama 4 gol atıp 3 puan alamasaydık çok yazık olurdu.

Bir önceki yazıda değinmiştim, takım olan bu ekipte bir iki ismin ekstra performansı, rakibi çözmeye yetiyor. Bu kez Attamah oldu bu isim. Cumali biraz daha geride oynayınca hücumda kendini gösterdi, ilk kez golle buluştuğu maçta duble yaptı.

Savunmada Yiğitcan'ın eksikliği hissedildi. Yağmurlu zeminde hata yapmaya müsait ortamda, takım skor üstünlüğüne erişince bazı hatalar masum görülebilir ama yine de maç bitmeden kazandık havasına girmemeli, bunu geçen hafta da yaşadık. Maça asılınca alıyoruz ama bırakınca da hemen kaybetme ihtimali yaşıyoruz.

Yine de günün sonunda mutluyuz ve yolumuza devam ediyoruz. Teşekkürler çocuklar!

İkinci Yarıya Başlarken

İkinci yarının ilk maçında  deplasmanda Denizli ile oynuyoruz. İlk yarıda beklediğimizin çok üstünde bir yerde tamamlamıştık, son birkac haftada bizim iyi skorlarımıza rakiplerin kötü sonuçları eklenince ilk ikide bulduk kendimizi. Bu hafta da deplasmandan puanla dönmek yerimizi sağlamlaştıracak.

Çok gol atmayan ama az yiyen bir takımız; çoğunlukla tek farklı galibiyetlerle sonuca gittiğimiz maçlar yaşadık. İlk golü attığımız zaman maçlar kontrolümüzde geçiyor. Deplasmanda veya iç sahada çok farklı oyun tarzımız yok. Maçlar kontrolümüzde geçse de baskımız altında geçmiyor. Ayrılmadan önce Ali Tandoğan'ın, iyi oynadığı zamanlarda Tayfur'un bindirmeleri sonuca gitmemizi kolaylaştırdı. Orta sahadan Beykan ve Mesut'tan destek aldığımız zaman da işimiz kolaylaştı. Oğuzhan'ın hareketliliği, bal yapamayan arı olmaktan çıkıp zamanında verilen paslara dönüştüğünde skor bulduk. Dolayısıyla skor bulmakta zorlanmıyoruz ama maçları koparmakta zorlanıyoruz. İyi bir "takım" olduk ama fark yaratmak için her hafta bir oyuncunun ekstra performansı gerekiyor.

Yeni transferlerin de bu uyumu bozmamasını ve ekstra perfomans işini üstlenmelerini bekliyoruz.