30 Eylül 2009

Yönetimimiz Farklı Olduğunu Gösterdi...

Basın açıklamasının tam metni kulübümüzün resmi internet sitesinde yayınlanmış bulunuyor. Açıklamayı analiz ettiğimizde çok çarpıcı ve altının çizilmesi gereken noktalar olduğunu görüyoruz. Açıklamanın tamamını http://www.adanademirspor.org.tr/haberdetay.asp?id=496 linkinden okuyabilirsiniz.

Yönetimimizin birleştirici, bütünleştirici bir tavır takındığı ve alışılmışın dışına çıkarak hatayı bu camianın içindeki herkese (kendileri dahil) yüklediği görülüyor. Bu husus çok ama çok önemli. Zira ilk kez iğneyi kendimize batırıyoruz.

Yönetimin beklentileri yükseltmesinden tutun, Şimşekler Grubu dışındaki taraftarların verdikleri küfürlü tepkilerden, Şimşekler Grubu'nun küfüre karşı küfür ve şiddetle durmasının yanlış olduğundan, teknik heyet ve futbolcuların gerekeni yapmamasına kadar kendimizi eleştirdi de eleştirdi yönetimimiz.

Bence çok anlamlı bir söz daha vardı basın açıklamasında. Takımımızın performansını yükselteceği ve hakem, saha şartları, hastalıklar vs. bahanelerin ardına sığınmayacağını, mücadele edeceğini söyledi Bekir Başkan ve arkadaşları.

Durum ortada, hal böyle iken artık gözler yeniden taraftarımıza çevrilmeli. Blogumuza bırakılan bir yorum vardı, çok duygulandırdı beni. Artık ooooo ADS oooooo ADS tezahüratını söyleyemeyecek miyiz, diye soruyordu? Kahramanmaraş ile yapacağımız maçta tüm taraftarlarımızı bu tezahüratı coşku ile söylemeye davet ediyorum. Bu yönetim, bu özveriyi, taşıdığınız yaraları yok saymayı, sabredilmeyi fazlasıyla hak ediyor. Yönetimimizin farklı duruşuna sahip çıkmalıyız. Taraftar eskisinden de yakın olmalı artık birbirine.

Motorları maviliklere süreceğiz,
Güzel günler göreceğiz, güneşli günler.

Yönetim Tribün Olaylarına El Koydu...

Yönetimimiz az önce bir basın toplantısı düzenledi. Toplantının detayları basına düşecektir. Yönetimimiz ilk iç saha maçımızı Maraton tribününde izleme kararı alarak çok önemli bir karara imza atmış ve çok duyarlı davranmıştır. Alkışlıyoruz.

Basın açıklamasının kulübümüzün resmi sitesinde açıklanan halini aktarıyoruz.

"Kulüp Başkanımız Bekir Çınar, Önümüzdeki hafta Çarşamba günü kendi sahamızda oynayacağımız Kahramanmaraşspor maçını maraton tribününde izleyeceklerini söyledi.

Bazı açıklamalarının yanlış anlaşılmalara neden olduğunu belirten Başkanımız Çınar, 'Bizim taraftarlarımız arasında ayrım yapma gibi bir lüksümüz olamaz. Hepimiz Adana Demirsporluyuz. Kahramanmaraşspor maçını yönetim kurulu olarak maraton tribünündeki taraftarlarımızla birlikte izleyeceğiz.' şeklinde konuştu.

Başkanımız Çınar, tepkilerin küfür değil de mendil sallayarak ya da sırtlar dönülerek yapılmasını önererek, 'Küfür ve benzer olaylar rakip takıma daha çok avantaj sağlıyor. Bundan kaçınmalıyız.' dedi."

Demirsporumuz Bu Sene Türkiye Kupası'nda Yok..

Yanlış hatırlamıyorsam Haziran ayında Metin TÜRK takımımızın da bu sene düzenlenecek Türkiye Kupası'nda yerini alacağı müjdesini vermişti. Ancak 1. kademe maçlarına ve 2. kademe eşleşmelerine baktığımızda takımımızın yer almadığını gördük. Bu yönde bir haber çıktı ise gözümüzden kaçmıştır. Mühim değil, seneye Türkiye 1. Ligi'nde iken katılırız Türkiye Kupası'na...

29 Eylül 2009

Ankaraspor gitti peki diğerleri...

Bu yazının başlığını okuyan pek çok kimse bu tip bir konunun bu blogda ne işi var diye düşünebilir. Hatta ben bile onlara hak veririm ama kazın ayağı ne yazık ki öyle değil. Bu olayın, getirilerinin ve ortaya çıkış nedenlerinin iyi irdelenmesi bize ve diğer bizim gibi "küçük" liglerin "büyük" camilarına ışık tutabilir. İlk olarak;

1. Ankaraspor nedir ve Ankaraspor nasıl süperlig mecrasında cürmünden çok ateş yakmıştır ?

Bu sorunun ilk kısmı malümunuz tüm spor kamaoyu tarafından yakinen bilinmektedir. Ancak öyle bir çetelesi aman aman olmayan bir belediye takımının bir anda buralara gelmesi yadırganacak bir durum değil. Bunun bir çok örneğini defalarca yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz. Benim asıl cevap bulmak istediğim sorunun ikinci kısmı yani cürüm-ateş ilişkisi. Ankarasporun sahip olduğu imkanlardan ziyade var oluş nedeni sorgulanmalı. Ankaraspor, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı sayın İ.Melih GÖKÇEK tarafından kuruldu. Kurulma amacı sporun güzel bir şov malzemesi olmasından başka bir şey değildi. İşten adeta tehdit edilerek getirilen belediye işçilerini ve stadın kurulduğu yerdeki semt çocuklarını saymazsak taraftar topluluğu olmayan bir takımın desteği sanırım İ.Melih GÖKÇEK'i başbakan yapmaz. Birde "Genç Leoparlar" var az kalsın unutuyordum. "Leopar" "Pars" "Kaplan" vs... kavramlarının futbolumuzda yerel simgeler olarak kullanılması ne yazık ki bizi tarih öncesi zamanlara götürsede yadırganmaması gereken bir durum. Nede olasa ortada camia olmayınca böyle kavramlarında içinin doldurulması gereksiz ve kullanıma müsait olmakta. Her neyse bu taraftar grubunun kuruluşu ne yazık ki "bir pankart yapalım, nasıl olsa millette etrafında toplanır" mantığında olduğu için zaten zayıf. Birde üstüne Ankara'da zaten halihazırda iki büyük klüp olunca durum içler acısı.

Anlayacağınız Ankarasporun deplasmanda üç büyükleri yenmesi veyahut geçen sene başlarında ilk dört içinde yer alması bu doneler ışığında biraz şans gibi geliyor. Ama aslında öyle değil...

2.Ankaraspor ve hatta üvey kardeşi İ.B.B. nasıl oluyorda bir çok "efsane" takımın yapamadığını yapıp süper lige çıkıyor, orada da tutunmayı beceriyor?

Bu sorunun cevabı ve izahı çok çelişkili değil ; "iyi yönetiliyorlar"
Başka bir izahı yok. Tek seslilik var, karmaşa yok. Başarı bekleyen camia baskısı yok. Binlerce kişilik taraftar örgütlenmesi yok. Hepsinden önemlisi başarı ve benzeri durum kaygısı yok. Son olarak da para kaygısı yok, paranın huzuru var. Şimdiye kadar bu takımlardan hiçbirinin hakkında "şu futbolcunun parasını ödemedi" diye bir haber çıkmadı, çıkamazdı da.
Çatır çatır parası ödenen futbolcular, futboldan anlamayan yöneticilerin teknik adamlara sonsuz denecek kadar yüksek güveni ve milyonlarca vergi verenin boşa giden trilyonları. İşte bundan dolayı başarılılar. Çünkü bizim paramızla futbol oynayıp, bizden kazanıyorlar. Beşiktaşlı bir arkadaşım şöyle demişti "Kendi paramızla adamlar bizimle dalga geçiyor iyi mi?" İyi hemde çok iyi. Ne demişler "yemiyenin malını yerler"...

3.Ankaraspor neden küme düşürüldü ve bunun sonucunda bu sistemin sona ermesi mümkün mü?

Hemen sondan başlayayım. Hayır mümkün değil çünkü İ.Melih GÖKÇEK şimdide Ankaragücü gibi büyük bir camiayı kontrol altına alma sevdasında. Yani amaç-araç ilişkisi. Peki başarabilir mi? Kısa vadede evet. Başarılı olursa Ankaragücü bir kısım taraftar için İ.Melih GÖKÇEK efsane adam olur. Ancak sonra işin rengi değişir. Kantarın topuzu ağırlaşır, döner Melih'e yapışır. Tüm bu olan ve olacak senaryolara rağmen İ.Melih GÖKÇEK gene aradan sıyrılır olan garibim Türk futboluna olur.
Ankarasporun küme düşürülmesi gerekliydi bence çünkü tüm ibreler rahatsız bir iklimi işaret etmekteydi "Şike iklimini". Olur muydu? Tartışılır. Lakin buna mahal vermek bile iş değil, karar doğru. Peki Ankarasporun bu kadar günah içinde günahsız olduğu düşünmek doğru mu? Sonuna kadar yanlış. Hatta yanlış oğlu yanlış. Ankarasporu tutan yok ama tüm Ankara Ankaraspora çalışıyor. İşte bu hata. Bundan dönülmesi bile bir başlangıç olabilir. İ.B.B. içinde söylediklerimiz geçerli. Bu kepazeliğe son versinler bence yoksa böyle giderse işin suyu çıkacak.

4.Adana Demirspor ve benzeri takımlar bu olaylar manzumesinden nasıl dersler çıkarabilir?

Galiba çıkarılacak ilk ders takımın kendi ayakları üzerinde durması felsefesinin sonuna kadar desteklenmesi yönündedir. Tabii bunun için taraftar desteği şart. Kısa vadeli çözümlere gebe yurdumun insanına balık vermeden balık tutmasını öğretebilecek insanlar topluluğuna ihtiyaç olduğu aşikar ve bu günlerde Bekir Başkan yapısında insanlara daha çok ihtiyacımız olduğu daha da aşikar.
Çıkartılacak en önemli ders bence klüp yapısı teşkilinde yatıyor. Bu iki belediye takımı gibi tek sesli camia-yönetim yapısına sahip olmadığımızdan bizim daha kollektif uyumu arayan bir yapı kurmamız lazım. Bunun içinde yapısal reformlar şart. Bu takımlar gibi sürekli gelirlerimiz olmadığı için buna yönelik kalıcı gelir kaynağı adımlarının atılması da şart. Başta belirttiğim gibi taraftara bu konuda çok iş düşüyor.

Son söz olarak da tüm bu önerilerin hayata geçebilmesi için zamana ve dahada önemlisi şu anki durumumuzda kazanılabilecek tüm başarıları kazanmamız gereklidir. Öncelik süper lige çıkmak olmalı, diğer adımlar zamanla atılacaktır çünkü bu ülkenin görüp görebileceği en yüksek potansiyellerden birisi Adana'da dışarı çıkmayı bekliyor. Buna yürekten inanmak lazım. Saygılar.

28 Eylül 2009

Tribün Olayları ve Yorumlar Hakkında...

Değerli okuyucularımız.

Hafta sonunda yaşanan olaylardan dolayı hepimiz üzüntülüyüz. Hepimizin dile getirmek istediği hususlar mutlaka var. Ancak karşıt görüşlerin fikirlerinin şu anda blogumuzda yer almasının içinde bulunulan kaotik ortamı büyütmekten ve gerginliği artırmaktan başka bir işe yaramayacağını düşünüyoruz. O nedenle de kendileri açısından gerekçeleri olan tüm taraftarlarımıza sakinleşme telkininde bulunuyor ve itidal çağrısı yapıyoruz.

Bununla birlikte bizler için sizler değerli olduğunuz gibi yorumlarınız da değerlidir. Hiçbiri reddedilmeyi hak etmemektedir. Bu nedenle bunlar mail adresimizde tutulmakta ve mesajlarınız önce bizlere daha sonra da hitap ettiği mercilere iletilmek üzere nezdimizde saklanmaktadır.

Anlayışınız için teşekkür ediyor, kırdığımız okuyucularımız oldu ise özür diliyoruz.

Demirspor'lu Olup Da Mutlu Olmak Bu Kadar Mı Zor?


Derbeder olduk, derbeder ettiler. Kim etti: Biz!

Aklımız yok, bu sevdanın peşine düştüğümüz için; aklımız yok gözümüz yalnızca O'nu gördüğü için; aklımız yok duymadığımız, sormadığımız, dinlemediğimiz için.

Bu sevda bize ağır gelmiyor da, ağrıtıyor çokça.

Müslüm Gürses "Aklı Yok" şu gönlümün diyor. Bize mi söylüyor?

Gönlüm bir sevdanın peşine düşmüş
Aklı yok fikri yok deli misali
Benliğimse hayat seline düşmüş
Hep böyle yıllardır ömrümün hali

Saçlarım çileden ağarıvermiş
Mutluluk güneşi kararıvermiş
Baktımda ömrümün hazanı gelmiş
Bir varmış bir yokmuş oldum sonumda

Bir yanda sevdalar bir yanda hayat
Uyuyabilirsen uykuna yat
Bilmemki kimde suç kimde kabahat
O yana bu yana gitmekten bıktım

Saçlarım çileden ağarıvermiş
Mutluluk güneşi kararıvermiş
Baktımda ömrümün hazanı gelmiş
Bir varmış bir yokmuş oldum sonumda

Okumak yetmez, dinlemek lazım. Buradan dinleyebilirsiniz.

Dinleyip biraz da sağduyumuzu dinlemek lazım, belki biraz dinlenmek lazım...

Adana Demirspor - Elazığspor Maç Değerlendirmesi



Takımımızın bu maçtada ortaya koyduğu oyun açıkcası tatmin edici değildi. İkinci yarı istek mücadele iyi gözükse bile ilerisi için umut vermedi. Takımımızın hem dizilimde hem oyuncu tercihlerindeki hataları devam ediyor. Ve bu durum değişecek gibi gözükmüyor. Bizim takımımızın ilk 11'i belli. Oyun dizilimi belli. Bu kısır futbola ve defansif hatalara rağmen bunlar değişmediyse bundan sonrada zor değişir.
Bizim takım oyunun iki yönünde de iyi değil. Ne defansı iyi yapıyoruz ne ofansı. Doksan dakika boyunca bulduğumuz pozisyon sayısı çok az. Verdiğimiz pozisyonlar ise acemice. Kadroya bakıyoruz takım çift forvet ve arkasında iki ofansif ortasaha ile oynuyor. Kadroya göre çok posizyona girmemiz lazım ama giremiyoruz. Defansa bakıyoruz hemen hemen Onur hariç çakılı oynayan bir dörtlü önünde ise çakılı duran Osman. Buna rağmen pozisyon veriyoruz. Özetle kadroda hücum oyuncusu savunma oyuncusu fazlası olabilir. Ama sayısal fazlalıkla ne gol atılabiliyor ne de gol yememiz engelleniyor.Ortasahamıza bir çözüm bulmamız lazım. Biz ortasahada top tutmadığımız sürece , üst üste 3 pas yapamadığımız sürece , pozisyon zenginliği yakalayamadığımız sürece , acemice kademe hataları ile gol pozisyonları verdiğimiz sürece daha çok sıkıntılı maçlar geçiririz.
Ben oyuncu kadromuzun yetenekli ve grup için yeterli olduğunu düşünüyorum. Şimdiye kadar yönetimce sağlanan imkanlarda yeterli. Ama yanlış sistem ve oyuncu seçimleri ile takımımız potansiyelinden uzak bir görüntüde. Teknik heyetin artık kadro ve sistem seçimi saplantısından kurtulması lazım. Yoksa her maçımız böyle sıkıntılı geçecek.Hiçbir maçı rahatça izleyemeyeceğiz.

27 Eylül 2009

İtidal, Acilen İtidal...

Tatsızlıklar söz konusu...

Eleştirmek ayrıdır, yıpratmak ayrı.
Eleştiriden faydalanmak ayrıdır, yıpranmak ayrı.

Yönetimi sakin olmaya çağırıyorum.
Ortamı sakinleştirme kudreti sadece kendilerinde.

Sayın Çınar yönetimi... Durun... Bir nefes alın...
Düşünün... Gidişatı izleyin... Dönün tribünlere bakın...
Kendinizi soyutlayın... Bir daha düşünün...
Bir daha düşünün...

Adım atın, önlem alın... Derhal, daha da kötüleşmeden ortam, acilen itidal...

Demir Kanatlar


Blogumuzun yazarlarından Yavuz Yıldırım, Adana Demirspor hakkında basında çıkan yazılarını http://demirkanatlar.blogspot.com adresinde topluyor. Hayırlı olsun diyorum kendisine...

Bugün?

Bugün Adana Demirspor futbolu takımı güzel futbol oynayacak mı? Maçı seyretmeye gelenler geldikleri için mutlu, gelmeyenler gelmedikleri için pişman olacak mı?

Futbolcular ve teknik ekip alkışlanmayı gerçekten hak edecek mi?

Oynanacak futbolla beraber geleceğe dair umutlar yeşerecek mi? Ortalık tekrardan bayram yeri gibi olacak mı?

Sahaya çıkacak onbirin bu kapasiteye sahip olduğunu biliyoruz. Geçmişte yaptıkları, oynadıkları bu intibaı doğuruyor. Onlardan süper lig ayarında futbol beklemiyoruz, bize "bu ligin iyi futbolcuları" olduğu söylendi.

Ben bu lafa inanıyorum, bu lafın hakkını vermelerini bekliyorum.

26 Eylül 2009

Nereye Gidiyoruz?

Gittiğimiz yer neresidir? Yukarı mı, aşağı mı? Şampiyonluk mu, küme mi? Elbette gittiğimiz yer önemli. Başarılı olmak, şampiyon olmak istiyoruz. Elbette yıllardır çekilen eziyetlerin sona ermesini istiyoruz. Birinci ligi (yani şimdinin süper ligi olan) gören yaşça büyük olanlar da, hayatındaki en tantanalı maç Trabzonla oynanan kupa maçı olan gençler de istiyor bunu, hem de tüm yürekleriyle istiyorlar. Buraya kadar bir sorun yok.

Adana Demirspor, bir futbol kulübü olarak geçirdiği son 15 senede yönetim olarak, sosyal bir kurum olarak, spor amaçlı bir dernek olarak hiç bir ilerleme gösteremedi. Yaşanan rezaletlerden hiç bir ders çıkarmadı. Sportif olarak ise arada bir kıvılcım gibi parladı ve sönüverdi. Şu an yukardan sayıldığında üçüncü ligde vasat bir takım hüviyetindedir Demirspor.

Son 15 senenin muhasebesi yapılsa bu kulüpte, artı bakiye veren tek hesap "taraftar"dır, başka bir şey değil. Yakın geçmişten bugüne bu takımın taraftarı, takımın\kulübün çok daha ilerisine gitti. Taraftar süper lige çıktı, takımın adını "süper" temsil etti. Yalnız bu taraftarın yaşadığı, gerçekleştirdiği dönüşümün önemli bir dönüm noktası da tüm tribünlerin birbirini bağrına basmasıydı; maratonuyla, kale arkasıyla, kapalısıyla...

Bazı büyüklerimiz (büyüklerimiz derken yönetimde, teknik ekipte, medyada olanları kastediyorum) bu açıdan günlük telaşeleri içinde yanlış yerlere müracaat ediyorlar, bozulmaması gereken dengeleri zorluyorlar. Yönetimin hassas terazisi taraftar üzerinden kurulmamalı. Geçtiğimiz haftalarda gündem bu konu ile uzun bir süre işgal edildi. Bana göre kötü futbolun üzerine -ne sebeple olursa olsun- taraftarı birbirinin önüne atmak doğru değildi.

Demirspor tribünleri "birlik" içerisinde olabildiği sürece Türkiye ölçeğinde büyüklüğünü devam ettirebilir. Bugün Türkiye'de en basitinden bizim kadar coşkulu bir şekilde takımını destekleyen, tüm tribünlerle beraber bağırabilmek, koreografi yapabilmek için can atan taraftar gerçekten çok az. Bunun böyle olmasının en önemli sebeplerinden birisi de tüm tribünlerin yaşadığı "barış" ortamıdır. Son günlerde gündelik başarısızlıklar bu barış ortamına zarar verecek şekilde bahanelendiriliyor. Bu, gündemi başka tarafa çekmek açısından uygulanabilecek en kolay yöntem. Orta ve uzun vadede ise bir kulübün en önemli değerlerinden olan taraftarını yıpratmaktan, birbirine düşürmekten başka bir işe yaramayacak.

Özetlemek gerekirse, lütfen Demirspor taraftarları karşı karşıya getirilmesin. Yalnızca futbolun doğruları yapılmaya çalışılsın. Taraftar da şunu unutmasın ki, yönetimler, teknik adamlar, futbolcular gelip geçicidir. Herkes gider, biz bize kalırız. Bu yüzden her zamankinden daha çok hoşgörülü olmalı, daha çok özveride bulunmalıyız.

25 Eylül 2009

Behçet Kurtiç Avrupa Altıncısı !

Başkanımız Bekir Çınar'ın sponsorluğu ile İspanya'nın Cadiz şehrinde yapılan Avrupa Masterler Yüzme Şampiyonasına Demirspor forması ile katılan Demirspor sevdalısı milli gururumuz, çok sevgili Behçet abimiz 65+ yaş grubu, 200 metre sırtüstü kategorisinde Avrupa 6.sı oldu. Adana Demirspor bayrağını en tepelerde, başarıyla dalgalandırdığı için tebrikler ve çok teşekkürler Behçet abi. Varlığın, mücadelen bize güç veriyor. Çok teşekkürler!

1 ekim 2009 tarihi itibariyle Behçet abimiz yıllar sonra tekrardan Demirsporun lisanslı sporcusu olarak yarışacak. Yenilmez Armadanın tekrar havuzlara dönmesinin adımları atılıyor böylece. 29 ekim tarihinde ise Ankara'da yapılacak olan Türkiye Masterler şampiyonasında havuzlar "Demirspor" tezahüratları ile inleyecek.

Her daim yanındayız Behçet abi!

Turnuvadan görüntüler. Resimler için Dr. Hulusi Kılıç'a teşekkürler.






........spor- Adanademirspor Banko 2 !?!?!?!

Geçen sene görmedik deplasman galibiyeti. kafaya oynayan takımları yenemedik dışarıda. işin kötüsü grubun en zayıf halkalarını bile yenemedik. yahu biz bir seneden fazladır deplasmanda kimseyi yenemedik. ne zaman fikstürde deplasman maçı görsem içim kararıyor. yeter artık Allah aşkına yeter.içeride kazanalım(ki hepsini de kazanamıyoruz bakınız belediye van maçı!!!), deplasmanda yenilmeyelim yeter diye birşey yok. o 4 takımlı grupların olduğu organizasyonlarda olur , bu grupta olacak iş değil sayın Durmaz.. Takımın, sizin yönetiminizde bir deplasman galibiyeti alabilmesi için sizi Ankara ya bizimle yapılacak bir halı saha maçına mı davet etmemiz gerekli??? Sayın hoca, yeteri biliyorsun değil mi? YETER!!!!

Djurgarden IF

İsveç'teki dostlarımızı birazcık gözden ırak tuttuk.Tabii ki gönlümüzden değil.

Huyundan mıdır suyundan mıdır bilmiyorum; ama bu Demirspor'un elinin değdiği yer kuruyor, selam verdiği iflah olmuyor.
Daha önce Le Havre'den bahsettik, küme düştüler.
Djurgarden en son 2005 yılında İsveç Ligi şampiyonu olmuştu.Adamlarla bir tanıştık.Onları da ne hallere soktuk :)

24 maçta sadece 5 galibiyetleri bulunuyor ve küme düşme hattındalar.En fazla gol yiyen takım.
Son maçlarında ise evlerinde Halmstad'a 2-0 yenildiler.



2 maç önce ise sahasında Malmö'yü ağırlayan renktaşlarımız 1-0 önde gidiyor.Her şey yolunda.Fakat basit hatalarla yenen 2 gol sonrasında sahadan 2-1 mağlup ayrıldılar.Malmölü futbolcu Rick Kruys'ın provokasyonlarına dayanamayan DJurgardenlı defans oyuncusu Jan Tauer kırmızı kart görür.2 Djurgarden taraftarı da sahaya girer.Herhangi bir saldırıda bulunmamışlar.Kulübe ise para cezası verilmiş.



Maçta açılan pankart, ''Djurgården VI GER ALDRIG UP''
''Djurgarden, Asla Vazgeçmeyeceğiz, pes etmeyeceğiz'' pankartı.Benim aklıma direk bizim ''BAZILARI ASLA YILMAZ '' geldi.Yalnız bunun tarzı biraz farklı.Biraz saydam, meşale yakılınca arkasını da gösteren türden.Bence değişik ve güzel.

Nils'e ve İsveç'e selamlar.Bol şans Djurgarden!

---

We haven't written about our Swedish friends for a long time. But we did not keep them away from our hearts.

I don't know the reason but Adana Demirspor takes everything in trouble.
We talked about Le Havre, now they are in the second league.
Djurgarden was the champion of Swedish League in 2005.WE have met them, now they are in trouble.

They only got 5 winnings in 24 matches, are near to be relegated.They are the most scored team.They lost the last game at home with a score 0-2 against Halmstad.


2 matches ago they played against Malmö.Everything was good.The score was 1-0, fans were happy.But Malmö scored two goals after basic faults.So they lost the match 1-2. Djurgarden defance player Jan Tauer could not stand the provocation of Malmö's player Rick Kruys and had a red cart.Two Djurgarden fans invased into the field. They did not attack.
DIF has to pay fine for this invasion.



The banner from the match, ''Djurgården VI GER ALDRIG UP''
It means ''Djurgarden, we will never give up'' .When i saw this i remember our banner '' BAZILARI ASLA YILMAZ- Some never give up'' But the banner's style is different from Turkish banners. It is transparent. When u light flares, you can see the other side.It is different and nice.

Greets to Nils and Sweden.Good luck Djurgarden.

*Çevirideki hatalar için özür/ Sorry for the translation-grammer mistakes.

24 Eylül 2009

Perşembe Konukları #19 : Ozan Baysal "Beyaz Güvercinler…"

-------------------------------------------------------------------------------
Perşembe Konukları köşemize bu hafta, sıkı takipçilerimizden ve süper gençlerimizin Malatya'daki maçlarını canlı olarak sizlere aktarmamıza aracılık eden Ozan abimizin bir yazısıyla devam ediyoruz. Göktuğ'un geçen hafta girdiği yazısından sonra, güvercin ruhunun capcanlı olduğu günleri özlemiş ve duygularını bizlerle paylaşmış. Kendisine yazısı için teşekkür ediyor, geçen hafta bloga girmekte çektiğimiz güçlük nedeni ile yazıyı bu hafta yayınlayabildiğimiz için özür diliyoruz...Tüm okurlarımız yazılarını demirgibiyiz@gmail.com 'a gönderebilirler. Teşekkürler Ozan Abi...
-------------------------------------------------------------------------------

Beyaz güvercinleri gördüğümde aşık olmuştum, maviye laciverte.. Çıkış tünelinden gönlüme kanat çırparlardı.. Maratonun üstünde bir yay çizer, sonra kapalının kuzeyinden ince bir virajla eski kulüp binasına doğru süzülür giderlerdi...


Önce güvercinler gitti sonra umutlar...


1,5 yıl önce ads. com da ''Güvercin Kanadında Aşk '' adı ile yazdığım yazı bu hançeri özlemi nasıl anlatır... hatırlatma baabında eklemek isterim o yazıyı, müsade buyurursanız.....


....................


Aklım yeni yeni ermeye başlayıp da, babam elimden tutup DEMİRSPOR maçlarına götürmeye başladığında ilk neye vurulmuştum bilirmisiniz..


Güvercinlere..

Eskiden DEMİRSPOR'lu Futbolcu Abilerimiz maça çıkarken ellerine birer güvercin alır, sahaya çıkarken salıverirlerdi onları masmavi gökyüzüne..


Büyüdükçe daha da derinleşti güvercinlerin zihnimde kanat çırpışları. daha da anlamlandı kanat çırpışlarında bizlere verilen mesaj..


Güvercin Aşkı büyük tutkudur onlara gönül verenler için, DEMİRSPOR tutkusu da tıpkı o tutku gibi bedelsiz, katıksız, vazgeçilmez, engel tanımaz, futursuz ve destursuz...


Bilirmisiniz; o gökyüzüne bırakılan güvercinler doğrudan külüp binamızın damına dönerdi.. Gökyüzünün mavi sınırsız özgürlüğünü değil, masmavi DEMİRSPOR'un kucağına kanat çırparlardı yeniden..


Önce güvercinler gitti.. Sonra kalbimizin attığı yer.. Yalnızca bir taş yapı değil, çocukluğumuzun mabedi kurban oldu kirli Futbol dünyasına..


Artık Şadırvan'da döner yiyemiyorum, zira; gözümün önünde duran o tarih yumruk gibi takılıyor boğazıma.. Mubalasız hıçkıra hıçkıra ağlamak, çıkıp o eski dama güvercinlerin kanadında bayraklaşmak istiyorum..


Sevgili TİMUÇİN'in önceleri sokağımızda Futbol oynarken, sonra gururla DEMİRSPOR formasıyla çıktığı maçta ellinde güvercinle koşarken babasının o heyacana dayanamayıp vefat ettiğini anımsıyorum..


Ben Şampiyonluk istemiyorum,, yeniden GÜVERCİN KANADINDA AŞK istiyorum..


DEMİRSPOR'u güzel günlere götürecek olan Şampiyonluklardan öte


''GÜVERCİN RUHU'' dur....

........................


Artık çok zaman maçların sonuçları çok önem arz etmiyor bizim gibi eski sevdalılara.. Deli Hüseyinin fonunda Güvercinlerin kanat çırpışlarını hatırladıkça anlamını yitiriyor maç sonuçları; köy, kasaba, semt stadlarında dalgalanan mavi lacivert bayrak hala asil, hala saygıdeğer ve hala buram buram aşktır bizler için. .. Kimileri yadırgıyor artık, bu arabeske çalan mazohist tadı:) ama kaçınılmaz bu son.. Bir kez Demiryollarının raylarının kenarında yürüdüyseniz kısa pantolanlarınızdan çıkan bacaklarınızı çalılar çizerken, geceleri geçen trenlerin vagonlarını saymaya çalıştıysanız seslerinden ve hafta sonları bütün mahallenin maviye brünüp trenlere doluştuğunu seyrettiyseniz, mahalle çocuklarının hayalleri makinist olmak yada Demirsporda futbol oynamak ise..; başka tercihiniz yok mahkumsunuz bu sevdaya..


Daha çok zaman oynanacak bu futbol oyunu , ama bizim için az zaman kaldı.. Ne Bursa'da ne Konya'da ne Mersin'de kaybetmedik ki biz.. Adananın göbeğinde , Sular yolunda yedik golü tam doksana ,, hala debeleniyoruz o golü çıkarmak için..


Bir abimiz söylemişti bir zamanlar.. DEMİRSPOR DÜNYADA HER TAKIMI YENEBİLİR.. YETER Kİ CANI İSTESİN. ..:) Her zaman canı istemiyor işte... .


Saygılarımla.....

Açıklama Getirin Sayın Durmaz!!!

spor01'de yayınlanan haberde kaybımızın sadece 2 puan olduğunu söylüyorsunuz.

Puan durumuna bakınca, iki puanımız daha olsa idi sıralamada ikinci olacaktık ve play-off'a kalmaya hak kazanacaktık. Bunu mu söylemeye çalıştınız?

Ya da sahamızda 3 puan deplasmanda 1 puan hedefliyoruz. Deplasmanlarda 1 puanı aldık. Sahamızda 2 puan kaybettik, demek mi istiyorsunuz?

Eğer söylemek istedikleriniz bunlardan herhangi biri ise siz hangi takımı çalıştırdığınızı biliyor musunuz? Hangi takımın ufkunu daralttığınızı düşündünüz mü?

Ligin üstünde diye transfer edilen oyunculara, tüm maçlara galip gelme gibi bir amacımızın olmadığını mı vurgulamaya çalışıyorsunuz?

Sanırım diliniz sürçtü...

23 Eylül 2009

A. Durmaz Tribüne!!!

19.09.2009 tarihinde oynanan ve 0-0 sonuçlanan Adıyamanspor – Adana Demirspor karşılaşmasında Adana Demirspor Teknik Direktörü Abdulkerim DURMAZ, maçın orta hakemi Tayfur ÖZKAN tarafından tribüne gönderildi.

Durmaz’ın maç ile ilgili yorumlarını izledim. Hakemin bu kararı hakkında herhangi bir açıklamada bulunmadı. Bu, Durmaz için ne ilk, ne de son olacak anlaşılan.

Ya da hakemler de yedek kulübesinden takıma bir faydası olmadığını görüp, kendisini tribüne gönderiyor!

Bayram İstiyoruz...

Sözüm futbolcularımıza ve teknik ekibimizedir...

Sizler transfer edilirken ve kadroda tutulurken hepiniz bu ligi kaldırabilecek güçte olduğunuz için transfer edildiniz.

Sizler, daha ortaya performansınızı dahi koymadan, ligler başlamadan taraftarın baş tacı edildiniz. Üstelik de yaşanan acı deneyimlere rağmen.

Sizler, teknik, yaratıcı, mücadeleci ve Doğu grubuna alışık olduğunuz için bu takıma dahil edildiniz.

Sizler, bu kötü gidişe son vermeniz için görevlendirildiniz, Adana'yı ayağa kaldırma misyonu edindiniz.

Sizler, birçok takım oluşturulmamışken mümkün olan en iyi şartlarda, el üstünde tutularak bu lige hazırlandınız.

Sizlerin en ufak bir sorun yaşamaması için birçok kesim önemli fedakarlıklarda bulundu. Birçok kesim sıkıntı çekti. Bugün içinde bulunulan durum dolayısı ile o kesimin morali son derece bozuk, sesi kötü.

Ne olduğunuzun farkına varın, kim olduğunuzun farkına varın, nasıl top oynayabildiğinizin farkına varın. Bu ligin üstünde kapasiteye sahip olduğunuzu hatırlayın ve size inananları mahçup etmeyin, benim gibi size şüphe ile bakanların da size olumlu bakmasını sağlayın. Çıkın şiir gibi top oynayın, Şanlıurfa maçındaki gibi paslaşın, pres yapın, bizlere saygı gösterin...

Sonra hakem yüzünden puan kaybederseniz size söz alkışlayacağım mücadelenizi...

Alkışlatın kendinizi. Bu sadece ve sadece sizin elinizde.

Artık bize bayram yaşatın.

20 Eylül 2009

iyi bayramlar...

Nefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz kalınca anlar insan…Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir; sevmeninkini yalnızlık…Bayramdır, elden ayaktan düşmemek, zihinden önce bedeni kaybetmemek, kurda kuşa yem olmayıp “Çok şükür bugünü de gördük” diyebilmek…Sevdiklerinle geçen her gün bayramdır.Küsken barışmak, ayrıyken kavuşmak, suskunken konuşmak bayramdır.

* * *

Evde yalnızlığı noktalayan insan nefesi, akşam kapıda karşılayan yavuklu busesi, sevdalı bir elin tende gezmesi, nice adağın ardından çınlayan çocuk sesi bayramdır.Sonrasında gelen ilk diş bayramdır, ilk söz bayram, ilk adım, ilk yazı, ilk karne bayram…Güne gülümseyerek başlamak bayramdır.“İyi ki yanımdasın” bayram, “Her şeyi sana borçluyum” bayram, “Hiç pişman değilim” bayram…

* * *

Evlatların mürüvvetini görebilmek, eve dolu bir torbayla gidebilmek, konu komşuyla yarenlik edebilmek, akşamları eskimeyen bir keyifle çay demleyebilmek bayramdır.Zamanı donduran eski fotoğraflara nedametsiz bakabilmek, altı çizilmiş eski kitapları aynı inançla okuyabilmek, yol arkadaşlarının yüzüne utanmadan bakabilmek bayramdır.Alnı açık yaşlanmak bayramdır; ulu bir çınar gibi ayakta ölebilmek bayram…

* * *

Bunların kadrini bilirseniz, kıymet bilmeyi öğrenirseniz her gününüz bayram olur.Meraklanmayın, öyledir diye size deli demezler.Deseler de böyle delilik, bayram artığı günlerdeki nankör akıllılıktan evladır.Her gününüz bayram olsun!

CAN DÜNDAR

19 Eylül 2009

Adıyamanspor 0 - 0 Adana Demirspor


Takımımız Belediye Vanspor maçından farklı olarak, Barış-Cevat , Aydın- Burak değişikliği ile çıktığı maçta Adıyamanspor ile berabere kaldı. Takımımızın üretkenliği yine düşüktü. Doldur-boşalt ile pozisyon bulmaya çalıştık ama başarılı olamadık. Burak'ın kaçırdığı mutlak gol pozisyonu hariç etkili atağımız yoktu.Attığımız bir gol ise ofsayt gerekçesi ile iptal edildi. Topu yere indirerek , pas yüzdesini artırak oynarsak daha çok pozisyon bulabiliriz. Herşeyden önce mücadele gücümüzü artırmalı iklimin lehimizde olduğu havalarda puanları toplamalıyız.Yoksa kara kışta deplasmanlardan puan almak çok güç olacak.

18 Eylül 2009

MuharremGulergin.blogspot.com

Blogumuzun sol tarafında, bu sene ölüm yıldönümünde açmış olduğumuz Fofo Destanı köşesi, bize güzel fikirler verdi. Hep beraber bir araya gelip, elimizdekileri birleştirip ileride oluşturabileceğimiz bir "MuharremGulergin.net" sitesi gibi bir fikir doğdu. Bu fikre doğru ilerlerken temel olarak bir blog açalım dedik öncelikle;

http://MuharremGulergin.blogspot.com

Bu blog üzerinden Fofo'ya ilişkin tüm anıları, hayat hikayesini, arşivlerde kalan fotoğrafları derleyip toplamak istiyoruz. Fofo'nun Destanı'nı bizim blogdan, kendi yerine kaydırıyoruz ilk hamle olarak.

Katkılarınız için demirgibiyiz@gmail.com sizleri bekliyor...Şimdiden teşekkürler

Söyleşi


Gencay arkadaşımızın livorno maçı sonrası yaptığı söyleşi. Hem bizleri güzel şekilde tanıtması hem de yaşı küçük kardeşlerimize örnek olması adına yer vermek istedim. Ağzına , yüreğine sağlık...

http://ultras-istanbul.over-blog.de/article-35778105.html

Taraftar Neden İlgisiz? -Tespitler-

Yazı dizimize son vermiş bulunmaktayız. Katılımlarından dolayı tüm okurlarımıza teşekkür ederiz. Bu arada tarafımıza gönderilen yazılardan veya yorumlardan bir kısmını sütunlarımıza aktarmadık, zira aynı hususlar vurgulanıyordu, bir kısmını da yazıya aktarmayı atlamışım, bu okuyucularımızdan özür dilerim. Yazımızda taraftarın neden kombinelere ve kredi kartı projesine ilgi göstermediği ve önemli bir bölümünün bilet dahi almaya tenezzül etmediği sorusunun cevabını aradık. Bu cevabı ararken takımı için maddi anlamda da gereğini yapan taraftara da hakkını verdik. Bu yazımızda taraftarlarımızın ana hatları ile tespitlerine, bunlara ilişkin değerlendirmelerimize yer vereceğiz.

Tespitler:

-Stadyuma gelenlerin önemli çoğunluğunun Demirspor'un yanında başka takımlara da gönül vermesi ve bu nedenle de başarısızlık dönemlerinde takımımıza kayıtsız kalabilmeleri

-Tüm ülke genelinde vatandaşımızda yurtdışına kıyasla spor kültürünün oluşmamış olması

-Yine ülke genelinde vatandaşın maçlara bedava girmesi gibi hususların açıkgözlülük olarak adlandırılıp, yeri geldiğinde kişiye övgü olarak dahi dönebilmesi ve büyük bir ayıp olarak kabul edilmemesi

-Maça giden taraftarın, tribünde kendisine gereken özenin gösterilmediği hissine kapılması (örneğin kombine sahiplerinin sabit bir yerinin olmaması, stat içine girdikten sonra koltukların kirliliğinde dolayı maçı ayakta izlemek zorunda kalması gibi)

-Biletsiz giren seyirciye göz yumulması sonucunda tribünde diğer taraftarları rahatsız edebilecek kişilere de rastlanması ki; bu kişiler maç esnasında tavırları ile takıma da zarar verme potansiyeli taşımaktadırlar.

-Biletsiz giren seyirciye engel olunmasının kolay olduğunun düşünülmesine karşın, gerekli önlemlerin alınmamasının biletini veya kombinesini alan taraftarı da bir sonraki sefere ilgisizliğe yöneltmesi

-Son iki senede finallerin kaybedilmesi ve geçen sene takımın oldukça vasat bir futbol oynaması

-Biletsiz seyirci alımına itfaiyenin, ambulansın, emniyet görevlilerinin alet olduğuna pek çok taraftarın şahit olması

-Önceki yönetimlerin taraftar üzerinde kötü intiba bırakması, bunların kulüpten önce kendi çıkarlarını düşündükleri, kulübün parasının çarçur edildiği, camiada her zaman bir yiyiciler grubunun bulunduğu kanaatinin uyanması ve bu zincirin kırılmasının kısa vadede zor olduğunun düşünülmesi

-Stattaki bedavacıların önemli bölümünün çocuk olması (buna katılmadığımızı belirtelim), diğer bedavacıların da bunu alışkanlık edinmesi

-Bedavacılara imkan verenlerden hesap sorulmaması

-Kredi kartı projesinde birçok taraftarın gelir durumunun kart almaya elverişli olmaması ve bankanın kart onaylarında fazlaca sıkı davranması

-Taraftarın kombine alacak maddi durumlarının olmaması (bunların bilet almakla yetindikleri ileri sürülüyor)

-Takımımızı yönetenlerin söylem ve eylemlerinin birbiri ile uymaması ve bunun güvensizlik ortamı yaratması

-Önceki dönemlerde kasıtlı olarak maç kayıplarının yaşanması, futbolcuların taraftara saygı göstermemesi, sahada para vermeye değecek bir oyun sergilenmemesi

-Taraftarın artık bıkma noktasına gelmesi

-Şehrin yöneticilerinin birlikteliği sağlayamamaları, sağlanmasına engel olacak girişimlerde bulunmaları

-İlk kombine uygulamalarının taraftarda yarattığı hayal kırıklığının etkisini ikinci kombine uygulamasında göstermesi

Yazımız değerlendirmelerimizle devam edecek.

Cem Garipoğlu, Hüseyin Üzmez ve diğerleri...

Çocuk tacizcisi Hüseyin Üzmez, 15 yıl cezaya çarptırıldı. "Mahkemedeki iyi hal"inden ötürü cezası 13 yıla indirildi.

Taraftarlara biber gazı sıkma konusunda üstün performans gösteren polis, 6 küsür ay boyunca bir "çocuk"u yakalayamadı. "Çocuk" kendisi teslim oldu. Maksimum 18 yıl minimum 3 yıl cezaya çarptırılması bekleniyor.

Normal mahkemede değil, "çocuk mahkemesi"nde yargılanacakmış Cem Garipoğlu. Suç işlediğinde 18 yaşını doldurmasına 8 ay varmış daha.

Ne hoş, adalet sistemimiz tam kitabına uygun işliyor! Mahkemedeki iyi haller dikkate alınıyor, katillerin yaşları net olarak tespit edilip ona göre uygun mahkemeye sevk ediliyor!

Bu ülkede 17 yaşındaki çocuğu idam ettiniz siz! Aklınız neredeydi o zaman??

Paranın karşısında eğilip bükülüyorsunuz değil mi? Bir "çocuğu" yakalayamıyorsunuz 6 ay boyunca değil mi? Doğru düzgün yargılayamıyorsunuz, yargılasanız bile doğru düzgün ceza veremiyorsunuz değil mi?

Allah belanızı versin! Allah hepinizin belasını versin!

17 Eylül 2009

Alkışlar Ramazan Çimen'e...

Spor01'in haberine göre; Yönetim Kurulu Üyemiz Ramazan Çimen Belediye Vanspor maçı sonrasında aşağıdaki açıklamayı yapmış:


"Ben Demirspor yöneticisi olarak Vanspor karşısında sergilenen futboldan ve Diyarbakır Diski maçından zevk almadım. Özellikle Aydın Tabak için söylüyorum; ayağına aldığı her topu ezdi ve hepsini rakibe kaptırdı.

Belediye Vanspor maçında sahada iki üç futbolcunun dışında diğerlerini beğenmedim. Biz yönetim olarak, taraftar olarak her türlü şekilde fedakarlık yapıyoruz ama futbolcularımızın da yapması gerekiyor. Kendi sahanda iki puan veriyorsun, bu çok acı. Deplasmanda Diski karşısında galibiyeti kaçırdık. Deplasmadan alınan bir puan iyi dedik ama kendi evinde bir puan iyi değil.


Bizler yönetim olarak takımın başarısı için gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Vanspor karşısında sergilediğimiz futbol beni tatmin etmedi. Bundan sonra bir an önce toparlanıp Demirspor'a yakışan şekilde oyun oynamalıyız. Sahaya çıkıp bu şekilde oynayacaksak işimiz zor.”


Yönetimimizden yine övgüyü hak eden bir yaklaşım. Fark gösterir gibiler. Dileseler, hedefe hakemi koyabilirlerdi. Havalar biraz daha serinlesin, çok güzel olacak diyebilirlerdi. Lige yeni girdik, 5 maça ihtiyacımız var, diyebilirlerdi. Hatta biz çok iyi oynadık, iyi savaştık ama şans bizim yanımızda değildi, diyebilirlerdi. Yapmadılar. İğneyi kendilerine, yani takıma batırmayı tercih ettiler. Özeleştiri yapabilmek adına çok doğru bir hareket oldu bu. Konuşmayı hak edecek bir yönetim sergiliyorsan, eleştirmeyi de hak edersin. Yönetimimizi Ramazan Çimen'in nezdinde tebrik ediyorum.

Kötü Günde Destek Vermek...

Futbolcularımızdan Orhan Terzi taraftardan futbolcular olarak tek istediklerinin iyi günde yanlarında olduğumuz gibi kötü günlerde de yanlarında olmamız olduğunu beyan etmiş. Kötü tezahüratın kendilerinin istenileni verememesine yol açtığını belirtmiş.

Daha yolun başındayız. Şimdiden her şeye bitti gözüyle bakıp karamsar tabloların çizilmesine karşıyım. Bunu her şeyden önce tüm malzemeyi hazırlayıp yemeğin artık pişmesini bekleyen yönetimin şevkini kırmama adına yapmamalıyız, diye düşünüyorum.

Bununla birlikte madalyonun diğer tarafı var.

Bu takım, transfer sezonunu en erken tamamladığı ifade edilen takım. Futbolcularına her türlü imkanı sunmaya çalışan bir takım. Taraftarı Türkiye'de öncü bir takım. Almanya kampı haricinde tüm kamp programını layıkıyla yapan bir takım. Sizler, yönetime karşı, sunulan imkanlardan dolayı gönül borcu içinde olması gereken futbolcularsınız.

Bu taraftar, geçmişini geri alma adına sizlere yarınlarını vermeye hazır bir taraftar. Sizlerin kötü ve kısmen alengirli oyunları nedeni ile son iki senede ciddi bir depresyona giren, yediği biber gazlarının haddi hesabı olmayan bir taraftar. Adam gibi maç izlemeye hasret kalmış, büyük diye tabir edilen maçları görmeyen bir nesili artık içinde barındıran bir taraftar. Sizlerin bizlere veremediklerinize rağmen inadına büyüyen bir taraftar. Hatırlatmakta fayda var; Bolu deplasmanında 3-0 yenilen takımını tribüne çağırıp, elleri kızarıncaya kadar alkışlayan da bu taraftar.

Sizlerin unutmayın ki bu taraftara borcunuz var. Başınız dik gezmeye hakkınız yok. Bizi bu duruma siz düşürmeseniz bile, taraftarınızın boynu bükük iken sizin dik gezmeye, diklenmeye hakkınız yok. Bunu aklınızdan çıkarmayın. Çıkın, kemik seslerini bize duyurun, saç baş yoldurmayın, hem aldığınız paranın hakkını verin, hem kul hakkı yemeyin, koşun, savaşın ölümüne, sonra isterseniz yenilin. Bu taraftar sizi bağrına basar.

Bunların hiçbirini yapmadan, yapmaya yürekten çabalamadan, çabaladığınızı beyan ederek yapacağınız tek şey, bu taraftarı kandırmaya çalışmak olur. Buna yeltenmeyin. Gerek yok. Bu taraftar bu işlerin kurdu oldu.

Kötü günde destek görmek istiyorsanız, taraftara iyi günde gösterdiğiniz saygıyı, kötü günde de gösterin. Çıkın sahada ölün, o saygıyı verdiğinizi hissettirin ve sevgi görün. Bu kentin umudu olduğunuzu unutmayın. Bilmem anlatabildim mi?

Van maçı öncesi-Sonrası

En son Livorno maçını izlediğim için çıta yüksekti, beklentiler de büyüktü. Dünkü maçı izleyince açıkçası üzüldüm.

Hava sıcaktı gerçekten.Maç hafta içi, iftar sonrası olunca ilgi düşüktü.Stad çevresindeki o hareketlilik, koşuşturmaca yoktu.Tribünlerde de büyük boşluklar vardı, özellikle kapalı tribünde.
Gelenler de çok canlı değildi. Maraton, kapalı tribünden ses çıkmadı. Takımın sahadaki oyununu görünce açıkçası insanlarn bağırası da gelmiyor. Yılların birikimi bir küskünlük ve bıkkınlık var taraftarlarda.
Grup ise bu sefer köşede değildi.Kale arkasının orta kesimlerinde idi skorborda doğru.90 dk boyunca susmak yok her zamanki gibi. Pankartlarımız yine geceye renk katıyor.
2-2 yi yakaladıktan sonra biraz canlılık geldi tribünlere; ama bu sefer de süre yetmedi.

Yönetimin kendi insiyatifiyle kale arkasını kapatmasının ne kadar doğru bir karar olduğunu gördük dün. Hem estetik olarak güzel olmuş hem de ambiyans çok iyi.Bağırınca havaya gitmiyor, sahaya gidiyor .Skorborda kadar olan kısım bitmiş.Sonrası da tamamlanınca gayet güzel olacak.
Bu şehrin ilgililerinin ise neden böyle bir olaya öncülük etmediğini bir türlü anlayamıyorum. Alın size taraftara, Adana'ya, insanlara hizmet için bir fırsat.Bekir Başkan Adana'nın ortak kullandığı bir stad için cebinden vermek zorunda mı?
Stad zaten yapılmıyor, en azından üstü kapatılsın, maraton kapatılsın. Kış geliyor, yağmur, soğuk, rüzgar..Başka stadlarda kapalı tribün altına dev ufolarla ısıtma sistemi kurulurken adı büyük kendi küçük Adana'da nasıl bir stadda oynuyoruz.
Teşekkürler Bekir Başkan.

Maçın analizini Göktuğ çok güzel yapmış.Zaten futbolcuları benden iyi tanıyor.


Ben oyun sistemimizi anlayamadım. 4-1-3-2 gibi oynuyoruz..Bir bakıyorsunuz orta yuvarlakta 8 kişi var, ilerde ve kanatlarda kimse yok.Burak Denizli girdikten sonra geniş alanları güzel kullandı,kanata biraz canlılık geldi.Oyunu açmak yerine dar alanda oynamayı seviyoruz. Zaten 2.golü de onun hızı ve kanatı güzel kullanmasıyla attık.

İlk golümüzü Tayfun attı.Girdiği pozisyonları atıyor.Zeki bir futbolcu.Aklını kullanarak oynuyor.Kaliteli bir forvet.ORta sahadan istediği topları alırsa bu yıl çok gol atar.



Burak Denizli, sağ tarafta defans arkasına atılan topu sıfırda yakaladı.İçeri çevirdiği topa Cem Hallaçeli vurdu ve gol oldu.Golün kopyasını da kaçırdık.
Orta saha ile defans arasında inanılmaz boşluk kalıyor ve dönen topları alamıyoruz. Rakip orta sahamızı kolay geçiyor.

Dk.86 gol atmamız gerek.6 oyuncumuz ceza sahamız önünde , ilerde topu atacak kimse yok.Topu doldurmamız , rakibi ceza sahasında boğmamız gerekirken pek bir istek yoktu nedense.

Tebrikler Alican gösterdiğin hırs , mücadele ve güzel futbolun için.

Alican'ın maça ilk 11'de çıkması gerekiyor. İnanılmaz bir mücadele, savaş, o boyuna rağmen bütün hava toplarını aldı. Taraftar herkese hakkını veriyor. Alican'ın mücadelesini alkışladılar. Alican'ın mutlaka oynaması gerektiğini düşünüyorum. Tebrikler Alican.


Maçtan sonra işten dönenler, maça gelemeyenler skoru öğrenince ellerini iki yana açıp boynunu büküp sessiz kalmayı tercih ediyor.

Destek verelim, kötü oynasa da takımımıza ve yönetime maça gelip moral verelim.Sahip çıkalım.

Dostlarımızla hasret giderdik. Kebap yedik, terledik.Sepici havası soluduk.Gurbette Demir Gibi olarak başladığımız günü Şehrin Asi Çocuğu olarak noktaladık.

Adana Demirspor - Belediye Vanspor Maç Değerlendirmesi


Takıma ne zaman iyi desek bişeyler yoluna giriyor bu sefer düzeliyoruz desek tekrardan umutlarımız zedeleniyor. Takımımız tamamen üç oyuncunun perfonmasına bağlı şekilde ilerliyor. Cem-Aydın-Osman eğer iyilerse takım iyi yoksa kötü. Oynadığımız sistem bu oyunculara gebe kalmamıza neden oluyor. Çift forvet takıntımız yüzünden tek önlibero ile oynuyoruz. Cem ve Aydın defansa gerekli desteği veremediklerinde bugün gördüğümüz gibi orta alanı rakibe teslim ediyoruz.
Bugün maça alışıldık kadromuzla başladık. Maçın ilk dakikalarından 60'lı dakikalara kadar üretkenlik ve mücadele adına çok kötüydük. Topu yere indirmek yerine sürekli forvete şişirdik. Forvetlerimiz topu alamadıkları gibi dönen her top ortasahamızın güçsüz olması nedeniyle rakibe atak şansı verdi.Topu yerden oynadığımız ilk atakta zaten golü bulduk. 60'lı dakikalardan sonra yapılan değişikler ile biraz olsun oyunu hareketlendirebildik. Bunda Burak'ın oyuna girmesi ile Ceyhun'un mevkisi olan önliberoya geçmesi ve orayı çiftlememizin katkısı oldu.Alican'ın üst düzey çabası ise övgüye değerdi. Girdiği dakikadan itibaren hava toplarında etkililik kazandık. Mücadelesi ile rakibin dengesini biraz olsun bozabildik. 60 lı dakikalardan sonra yakaladığımız hareketlilikle beraberliği kurtardık.
Açıkcası bugün oynadığımız oyun gelecek adına umut verici bir tablo çizmedi. Evet yetenekli olan bir ofansımız var. Fakat ortasaha hakimiyeti olmayınca ne ofansta ne defansta başarılı olamıyoruz. İki forvet ile mücadele etmemiz takımın direncini etkliyor. Bu forvetlerin yanına mücadele etmeyen Cem ve Aydın eklenince takımımız istediği oyunu ortaya koyamıyor. Ben açıkcası bu şekilde başarılı olabileceğimize inanmıyorum. Çünkü bu sistemde Cem ile Aydın'ın her maçı kusursuz oynaması gerekiyor. Bu da futbolda imkansız. Vakit keybetmeden orta saha meselesine bir çözüm bulmalıyız. Bu çözümde bir forvetten vazgeçip önliberoyu çiftlemek olarak gözüküyor. Yoksa ilerleyen maçlarda özellikle deplasmanda çok zorlanırız.

16 Eylül 2009

Taraftar Neden İlgisiz? -8-

Yazı dizimize sevgili abimiz Şefik Akkurt'un kapsamlı analizi ile devam ediyoruz. Katkı koyan herkese teşekkür ederiz. Yarın yazı dizimizin son yazısını ben gireceğim. Bir toparlama ve görüş belirtme yazısı olacak. Taraftarımızın aktif bir şekilde yanımızda olduğunu, en azından ses verdiğini görmek bizi mutlu etti.

Şefik abi, analizinde güven unsuruna, doyuma, futbola saygısızlığa, alışkanlıklara, şehrin genel yapısına ve genel olarak süregelen yönetim anlayışına değinmiş. Tespitlerinde haksız olduğunu söylemek zor, ancak bu döneme özgü sorunu tam olarak açıklayamamış bence tespitleri. Geçen sene de bahsettiği unsurlar söz konusu olmasına rağmen tükenen kombineler gerçeğine hala yanıt bulabilmiş değilim. Şefik abimizin yazısını aynen aktarıyoruz.

Merih Güvenç ağabey en önemli konuya değinmiş.


GÜVEN...


Senelerdir Adana Demirspor u yönetenler söylemleri ve uygulamalarındaki tezatlıklar nedeniyle güvensizlik ortamı yaratmışlardır. Yüzlerce söylem ve arkasından söylenenin tam tersi uygulamaları buraya yazarsam sayfalar yetmez.


FUTBOLA SAYGISIZLIK...


Geçen senelerde ödemelerinin yapılmadıgı gerekçesiyle kasıtlı olarak kaybedilen maçlar olmuştur. Bu da o dönemdeki futbolcu arkadaşların bugünkü ortama hediyesi olmuş, taraftarların futbolculara güven duymamasına,onlara saygı duymamasına sebebiyet vermiştir.

Futbolcu arkadaşlar yönetim ile olan sorunlarının, dertlerinin çözümlerini sahada degil anlaşma yaptıkları masada aramalıdırlar.

DOYUM MESELESİ...


Senelerdir ihmal edilen okul, iş, eş, çoluk çocuk ve sonrasında yaşanan hüsran ve ulaşılan negatif doyum noktası..Bıkkınlık.Hiçbir şeyi değiştirmemek hissi, çaresizlik hissi.

ALIŞKANLIKLAR...


Senelerdir oluşturulan Tv den maç seyretme zevki… Bunu yapmayı seven kişi sayısı çok fazla. 2B kategorisi maçını seyretmektense süper lig maçını TV den seyretmeyi tercih eden sayısı çok fazla. Maçlarımıza ilgiyi artırmanın en kısa yolu sahada FUTBOLA ve TARAFTALARA saygılı performanslar sergileyen bir takıma sahip olmak ve bu takımın zirveye oynamasını sağlamaktır. İnsan yapısında güçlüyü tercih etme zaafı vardır. Bu zaaf Adana insanında daha da fazladır.

Maalesef başarı gelmeden ilgi artmayacaktır. Senelerdir yaratılan güvensizlik ortamında önce malı görelim sonra alıp almayacağımıza karar veririz düşüncesi, önce parayı ver biz sana kaliteli mamul sunacağız mantalitesine karşı hep galip gelecektir.

ŞEHRİN GENEL YAPISI...


Adana da üst kademede birliktelik senelerdir sağlanamıyor. Bunu sağlayacak güç sağlanmaması yönünde faaliyet gösteriyor. Sorunumuz finansal olduğu kadar da psikolojik... Üst kademe şunu asla unutmamalıdır. Futbol sevdalısı insanlar futbol takımları futbol oynayabildiği zamanlar, galibiyet aldığı zamanlar daha verimli çalışırlar. Denemek isteyenler 5 Demirsporlunun galibiyet sonrası ve mağlubiyet sonrası çalışma performanslarını gözlem altına alsınlar.

Eğer Adana’nın yeniden üreten bir şehir olması isteniyorsa bunun en kolay yolundan birisi Adana Demirspor un başarılı olmasıdır.

Bence taraftar neden ilgi göstermiyor sorusundan önce Adana yı yöneten ve yönetenler neden ilgi göstermiyor sorusunu sormalıyız.

Neden Adana Demirspor u daha önce yönetenler bir araya gelemiyor?

Neden Belediye başkanları bir araya gelip bir ortak spor fonu havuzu oluşturamıyor?
Neden senelerdir başarısızlığı defalarca ispatlanmış olan DIŞ TRANSFER politikası değiştirilemiyor?
Neden hep başkası suçlu? vsr vsr vsr

Çünkü Adana Demirspor senelerdir siyasetin içinde. Çünkü Adana Demirspor fason bir şirket görüntüsünde.

Kötü sonlardan kurumlar değil, yönlendirilenler değil YÖNETENLER sorumlu olmalıdır.

Mevcut yönetim çok iyi niyetli olabilir, mevcut yönetim çok dürüst olabilir vsr, vsr... Ancak devir alınan mirasın ağırlığı nedeniyle (güvensizlik, doyum meselesi, futbola saygısızlık, alışkanlıklar, şehrin genel yapısı vb) arzulanan ortamın 6 ay içinde gerçekleştirilmesi ihtimalini yok etmektedir.

Çünkü iyi niyet, güven, iyi alışkanlıklar,futbola saygı,şehrin genel yapısı çoooooooooook uzun senelerdir suiistimal edilmiş, hor kullanılmıştır. Yeniden inşa etmek uzun süreç alacaktır. Bu sürecin kısalması için taraftarlardan önce, Adana yı yöneten ve yönlendirenlerin sorumlulukları vardır.

Mevcut ortamda maalesef kazanılan başarılar kısa süreli olacaktır..Uzun süreçli başarılar ve değişimler için değişimi yapma gücü olanların değişim sürecine topluca katkı sağlaması gerekmektedir. Bunu yaparlar mı? Bence yapmazlar.

Sorma niye diye? Sorarsan, Geçen 15 senede anlayamadıysan benim 10 dakikada yazacaklarımdan anlama şansın yok derim.

Beyaz Güvercinlerle Nostalji


Yaşı benden büyükler daha fazlasını hatırlarlar. Ben sadece ismini bile hatırlamadığım bir iki maçı hayali olarak anımsıyorum. Takımımız soyunma odası koridorundan sahaya çıkarken beyaz güvercinleri gökyüzüne bırakırdı. Güvercinlerin kanat sesleri alkış seslerine karışırdı. Ortaya çok güzel görüntüler çıkardı. Bence yaşatılması günümüzde devam ettirilmesi gereken güzel bir maç öncesi gösterisi. Keşke bundan sonra maçlarımıza hep beyaz güvercinleri gökyüzüne özgürlüğe bırakarak çıksak. O güvercinlerin hepsi şampiyonluk dileklerimizin birer simgesi olarak maviye karışsa.

Muharrem Gülergin Tribününde Son Durum


Muharrem Gülergin tribününün üstünün kapanmasında artık sona yaklaşıldı diyebiliriz. Evimin stada yakın olması nedeniyle yapım aşamasını takip edebildim. Çalışanlar çoğu gün çift vardiye çalışarak ve büyük özveri göstererek kısa sürede tribünün %90 ı tamamladı. Skorboard ile kafes arası kapatıldı. Kalan kısmın ise çatı sistemi montaja hazır halde bekliyor.Tahminimce 1-2 günlük bir mesai alır. Yapım aşamasında Sayın Bekir Çınar başkanın çok kez çalışmaları denetlediğine tanık oldum. Bu taraftarın sahiplenilmesi onların isteğine değer verilmesi adına beni mutlu etti. Tribünün yapımında emeği geçen yönetim kurulumuza ve şantiyede çalışanlara sonsuz teşekkürler. İstenildiğinde herşeyin başarılacağını bir kez daha gösterdiler.

15 Eylül 2009

GELİYORUZ! YENİ BAŞTAN OYNAYACAĞIZ!

Tam tamına 15 sene oldu Demirspor sevdasını içimde biriktirmeye başlayalı ve 15 seneden fazla sürdü Demirspor'umuzun süperligden uzak yaşama macerası. Kimsenin kimseden üstün olmadığı bu mecrada bazıları bizi geçtiğini zannetti, bazılarıysa artık bittiğimizi...

Sonra ne mi oldu? Malum, "Anka kuşu" misali "Mavi Şimşeğimiz" kimsenin beklemediği gibi küllerinden yeniden doğdu. Belki sportif başarıları ile değil ama yaklaşık 1 aydır ulusal medyada adından en çok söz ettiren ve ana haber bültenlerinde yüzlerde hoş tebessümler bırakan "flaş haber"lerle en çok yer alan anadolu takımı olmayı başardı.

Bunun pratikte anlamını bir çoğumuz kavramakta güçlük çekebilir ama bence en önemli tarafı yıllardır üzerimizdeki ölü toprağını atmakta bize en çok yardımı olacak şey bu tanınırlık olgusudur. Yapılanlar o denli haşmetli oldu ki, Adana'yla, siyasi jargonla, demiryolculukla hatta futbolla hiçbir alakası olmayan insanlar "Mavi Şimşeğimize" ve "O büyük taraftarına" daha bir sempatiyle bakmaya başladı.

Bazıları zannetti ki bu camia bitti! Biz bitenleri çok gördük hatta ellerinden tutup bir kaldırdık sonrada alayından kazığı yedik! Uzun lafın kısası tüm bu yaşananlar ve yönetimimizin yaptığı atılımlar bizim nerede olduğumuzu ama en önemlisi onların nerede olmadığını gösteriyor!

Bu kadar dert içinde ayağa kalkan Demirspor'un sırrını çözmek için daha çok uğraşacaklar sanırım. Ben uğraşmalarına imkan vermeden kendilerine yardım edeyim. ADANA DEMİRSPOR HALKIN TAKIMIDIR!!! Ve Halk hiçbir zaman bu takımı sahipsiz bırakmadı. Adana'yı sahipsiz bıraktı bazıları, Demirspor'u sahipsiz bırakmadı "HALKI"!!!

HAYDİ BÜYÜK DEMİRSPOR TARAFTARTARI!!! NE KADAR BÜYÜK OLDUĞUNUZU VE NEDEN YIKILMADAN HALA AYAKTA KALDIĞINIZI, KÜLLERİNİZDEN YENİDEN DOĞDUĞUNUZU GÖSTERME VAKTİ!!! YARIM DÜŞLERE MAHKUM YAŞATMAYIN BİZİ!!! HAFTAİÇİ, HAFTASONU DEMEYİN, 5 OCAKTAKİ TÜM MAÇLARI KAPALI GİŞE YAPIN!!! SİZDE O GÜÇ VAR BİLİYORUM!!! HEP BİRLİKTE HAYKIRMA VAKTİ GELMİŞTİR, "GELİYORUZ! YENİ BAŞTAN OYNAYACAĞIZ!"

Taraftar Neden İlgisiz? -7-

Taraftarımızın sesini yansıtmaya devam ediyoruz. Bugün Hakan Hoşcan'ın sesine kulak veriyoruz. Hakan kredi kartı konusunda beklenenin olmamasını ilgili bankanın gerekli mesleki özen olmaksızın çalışmasına bağlıyor. Bu görüşüne katılmamak elde değil. Ancak bu görüş kredi kartı başvurularını tek başına açıklamaya yetmiyor. Ben bizzat biliyorum onlarca kişi, reddedilme olasılığı olmaksızın kredi kartı başvurusu yapmamış olan.


Kombine hususunda da taraftarın elinden geleni yaptığı söylüyor Hakan kardeşimiz. Kendi tahminlerine göre veriler de oluşturmuş. Bu veriler de geçen sene kombinelerin tükenmesini ve kulübe önemli gelir sağlanmasını açıklama noktasında yetersiz kalıyor. Yinelemek lazım, taraftar bu sene, geçen seneye göre daha ilgisiz, yönetim ise daha ilgili. Ortada bir garabet var, bunu çözmeye çalışıyorum. Hakan yazısını bir kesim taraftarı tribünde görememenin taraftara ilgisiz denilmesine yol açmasının haksızlık olacağı görüşü ile tamamlıyor. Taraftarın tribünleri doldurması ile ilgili bir eleştirimiz yok, bu noktadaki eleştirimiz tribünün dolma şekli ile ilgili...


Hakan'a yazısı için teşekkür ediyoruz. Görüşlerini paylaşmak isteyenleri yorum hanelerimize veya demirgibiyiz@gmail.com adresine bekliyoruz.


Ben konuya farklı bir açıdan bakmak istiyorum. Taraftar ne yaparsa ilgili olur? İlgili olduğu için kombine mi almak lazım? flexi kart mı almak lazım? maça biletli gitmek mi lazım? ben bu üç maddeyide ele almak istiyorum.


FLEXİ KART


Bu kart olayı tam bir kangren oldu. Allah aşkına herkes etrafındaki karta başvuran 100 Demirsporluya sorun kaçının başvurusu kabul edilmiş? Başkan diyorki Adana' da bu kartı alacak bilmem kaç kişi var? Düşünülen projelerin Adana' dan ziyade Demirspor' a hitap etmesi lazım. Ben Demirsporlu olupta bu karta başvurmayan Demirsporlunun olduğunu düşünmüyorum. Eğer bu proje hüsran olduysa bunun en büyük sorumlusu ilgili bankadır.


KOMBİNE


Bu madde de ilk olarak söylemek istediğim, beklenti Adana şehrinden mi yoksa Demirspor taraftarından mı? Şehirdense beklenti zaten hayal. Demirspordan ise biraz irdelemek lazım. Demirspor taraftar profilini çizmek istiyorum;


- Hayatını Demirspor' a adamış, şartlar ne olursa olsun stada gelen %15

- Kendini Demirsporlu hissedip, şartlar el verdiğinde maça gelen %40

- Üzerine giydiği forma ile kendini padişah zanneden %5

- Demirspor iyiyken iyi futbol izlemek için gelen %15

- Adanalıyım iki takımıda destekler maçlarına giderim diyerek gelen %20

- küfretmek için gelen %5


Anketör değilim ama bu oranlar benim düşüncem ve tabi ki yanılma payım var. Daha Demirspor’a küsmüş taraftar profilini de yazmadım :) Burada benim düşüncem, kombine alabilecek ilk iki maddedeki taraftar profiline sahip olan kişiler. Kombine almak için çaba sarf edecektir. Açıkça söylemek gerekirse ilk maddeye sahip tüm taraftarların şuan elinde kombine olduğunu sanıyorum. Beklenti burada ikinci madde de ise buradaki kişilerin kombine alabilecek maddi durumlarının araştırılması lazım. Mustafa Abi bu konuda bana katılmıyor gerçi ama :) en azından etrafında birinden kredi kartı da mı bulamaz diyordu, ben kendimden örnek vereyim, kredi kartını kullanabileceğim etrafta kimse yok :) olmama ihtimali baya kuvvetli de. Hangimizin kredi kartı yok demişti, olmaması da gayet normal, bu iki taraftar profiline sahip taraftarların yaş ortalamasına bakacak olursak ciddi oranda yaş ortalamasının düşük olduğunu göreceğiz. Malum ülke şartlarında herkese kredi kartı verilmiyor, hele hele flexi hiç verilmiyor :) ben bu madde de taraftarın üzerine düşeni yaptığına inanıyorum. Ama kombine sayımızı arttırmak istiyorsak başarı kesinlikle şart...


MAÇA BİLETSİZ GİRİŞ


İşte bu çok acı verici, burada yönetime kesinlikle hak veriyorum. Paran olmaz eyvallah, kombinen olmaz eyvallah, flexi kart da vermezler ona da eyvallah, ama bir maça girecek kadar bilet paran yoksa kusura bakma abi git evinde çukurova tv de izle maçı. Maddi destek olmuyorsun bari turnike kırıp zarar verme. Bu taraftar profili de son 3 maddedeki profiledeki taraftarların genellkle çıkarttığı hadisedir.


Bence Demirspor taraftarı şu an elinden geldiğince ilgilidir, ilgili görünmüyormuş gibi görünmesinin tek sebebi son 3 taraftar profilindeki taraftara şu an Demirspor pek cazip gelmiyor. Biz bence O taraftar topluluğunu stadta görmediğimiz için Demirspor taraftarı ilgisiz demek biraz haksızlık oluyor sanki...

Vakit Tamam Seni Terk Ediyorum...


''Bu çocuk daha küçücük , nasıl yapacak oralarda tek başına'' mırıldanmalarıyla daha şimdiden özlemle gözlerinin dışından yanaklarına doğru düşen gözyaşları.

Daha kötü olmayasın diye sanki çarşıya gidiyormuşsun imajı yaratmak için otogara kadar değil de dolmuş durağına kadar bırakmalarını istersin.
Annenin , babanın ,sevdiklerinin arkandan gururlu; ama bir o kadar da üzgün bakışları.

Kiremithane dolmuşuna binersin.Eminim hiç bu kadar güzel gelmemişti gözüne bu dolmuş.
Atilla Altıkat'tan otogara kadar içi toz kokan 302 servisler.
Hostesten sanki korku filmi izliyormuşsun gibi gelen bir ses ile '' Adana ilini Ankara'ya bağlayan 480 km'Lik TEM otoyoluna çıkmış bulunmaktayız '' Bir yandan, kulağında duymamak için müziğin sesini birazcık daha açmak;
'' uyandığımda başka bir şehrin sabahında olacağım, sabahları fatma anam uyandıracak.Helva, ekmek, çay... Bana bunlar bakacak.Odanın hali perişan, sen perişan.kimse yok işine karışan''
Sırf utanmayasın,duyulup rezil olmayasın diye burnunu çekememek
''Allahım yanıma doğru düzgün birisi otursun, soru sormasın...''

-AŞTİ'de mi ineceksiniz efendim?
-Orası neresi?
-Ankara Şehirler ARası Terminal İşletmesi.
-evet, evet orası.( Kafanın içinden, lan bizim bildiğimiz otogara da sırf otantik olsun diye başka bir isim vermişler.Gerçi başkent olur böyle şeyler.)

-Aksaray dinlenme tesislerine hoşgeldiniz..

Sabahın köründe ayazla birlikte kuru bir soğuk.Zaten sıcak olsa da korkudan,heyecandan üşüyorsun.

-Pardon , burdan kızılaya ne taraftan gidebilirim?
-Hocam, şurdan gidiyorsun.
Bu ''hocam'' da kulağıma iğrenç gelmiştir hep.Biz alışmışız ''kardeş,dayı,bizik,adanalıyık''.

Metro da ilginç bir şey.NAsıl gidiyor acaba yer altından?
-Ya pardon,bu tren kızılay'a gidiyor mu?
tuhaf bir ses
-gider, gider.
Metroya binersin, sanki herkes sana bakıyor.bir güvensizlik.

Kızılaydan otobüse binersin.PArayı uzatırsın.
-Tam mı indirimli mi?
-İndirimli ne?1 öğrenci al abi sen
-PAson var mı?
Öğrenci kimliğini uzatırsın.
-Yok bu değil, buna paso bastıracaksın belediyeden. Senden tam alıyorum.

Jandarma komutanlığı, sağlık bakanlığı, meclis, kültür bakanlığı, emekli sandığı genel müdürlüğü, sis, korna sesleri, taş binalar, trafik, üç adımda bir alt geçit.
''Nasıl bir memleket lan burası.Adana'nın gözünü seveyim ya.Olm sen daha baştan 3-0 yenik duruma düşmüşsün.Bu maçı çevirmek zor.Boku yedin.''

Yurda yerleşirsin.Akşam olur.Hiç tanımadığın oda arkadaşını sahiplenirsin, sanki 40 yıllık dostun.Çünkü başka kimsen yok.
-Güzel bir kantin varmış,üniversiteli olduk, hadi gidelim.kızlar da vardır.
saçlarını daha jölelemezsin, çünkü daha dün bir bugün iki.NAsıl giyinilir, nasıl davranılır bilmezsin.Çocuksun.

Kantine girersin; ''noluyor lan burada, neresi burası?''
Sen alışmışsın kiremithane dolmuşlarındaki şarkılara.bir dıp tıs çalıyor, millet ortamını kurmuş. kız arkadaşlarıyla şark köşelerinde takılanlar, tavla oynama ayağına kızlara yazanlar.
Bir de birbirine konfüze şekilde bakan 3 çocuk. sonra aynı anda ''hadi abi gidelim odamıza''

Zaten bir şey yiyip içeçek moral yok.Annenin yaptığı börekler de bayatlamıştır.Allahtan odada televizyon var.Şanslısın, her yurtta yok.Gerçi yurt çıkmayanlar da var olm, şükret, şanslısın.

Sabah uyandın.
-Hadi yemek yiyelim.şurda karşıda bir lokanta vardı.
-abi ne var burada?
-iskender, köfte,beyti, kıymalı,kuşbaşılı,kaşarlı pide,adana.
-abi sen adana ver.
-yanına salata getirelim mi?
-nasıl yani?Adananın yanında isteğe göre mi getiriyorsunuz?

yemek gelir.
''Bu ne lan!Adana'nın yanına pilay koymuşlar, üstelik böyle bulgur pilavı mı olur.Adana'nın gözünü seveyim.''
Masanın üstünde tuhaf şişelerde sular var.
Suya verdiğin para nasıl zoruna gider.Hele o adana memleketten soğutmaya yeter.
Zaten bir saat sonra karnın ağrır.

KAr yağar, bu nasıl bir soğuk lan.Hemen kartopu oynamaya gidersin.Adana'ya kar yağmıyor ki.Bir defa karla karışık yağdı.Okul müdürü dahil herkes bahçeye çıktı.
Güzel bir şey olsa gerek bu kar. KAsım Gülek köprüsünün üstünde görürdüm hep pozantıdan geçerken üstü kar tutan trenler.Nasıl da güzel görünürdü hep gözüme.

Hemen bir kardan adam yaparız.
-Olm ben bu havucu beğenmedim, takmam bunu burnuna,rengi bozuk bunun. Başka bir şeyler getirin ordan.Dal getirin onu takalım, kalemle boyayalım.

-Abi sen niye bot giymedin, hem üstündeki ince değil mi?Hasta olursun.
-BEnim hiç botum olmadı, en kalın montum bu.Adana sıcaktır, gerek yok ki.

Demirspor Ankara'ya geliyor.Türk Telekom maçı.Grup da geliyormuş. Hemen ilk otobüsle Adana'ya kaçılır bir gün sonra sırf deplasman otobüsü havasını tatmak, o yorgunluğu çekmek, grupla birlikte gelebilmek için.Adem Abi'nin üstünde gene eşofman, müslüm abi gene aynı saç modelinde, Yastık yine çıkmış gelmiş.1-0 alıyoruz maçı.Huzur...Ama maalesef sezon sonu küme düşüyoruz.
6 yıl önce o maçta da birlikteymişiz; ama birbirimizden habersiz, ilginç değil mi?

Keşke büyümeseydim dersin.Sokakta bisikletten düştüğünde olan yara da acıyordu ya da mahalle maçında dizlerini yere sürttüğünde.Ama bu gurbet acısı cidden başka acıyormuş.
Gazipaşa'da yürümek, Kazım Büfe'de şalgamını içmek, dolmuşa uzattığında bir öğrenci demek, yazın sıcağında terlemek,5 Ocakta KAPALI B ÜST'te en üste çıkıp ilkokul arkadaşınla omuz omuza bağırmak...HEpsi birer birer gözünün önünden geçer.

---
3.yıl...

O kadar cok Adanalı var ki, inanılmaz.
Sorarsın tek tek? Hepsi yiğit, Adanalıyık, Delikanlıyık modunda....
-Abi Demirspor geliyor Kırıkkale'ye, hadi gidelim.
-Ne işim var ya, işim gücüm yok ona mı gidecem.Kafayı mı yedin.
Diğerini ararsın,2,3,4..Hepsi aynı.

İnat ulan, gideceğim.Grup da geliyormuş adanadan, 2 otobüs tutmuşlar.Kendi imakanlarıyla herkes para toplamış.Tıka basa dolu 2 otobüs.Sepici de orda.Kimse gelmese gene gideceğim.Kim tutabilir seni.

Yapayalnız gittiğin diyarlardan bir minibüs dönersin.

---

6.yıl....

Artık evin var,misafir bile ağırlarsın.Adanalı esnafları tanırsın, nerde iyimsi kebap yaparlar bilirsin.

Nefes'e damsız almıyorlarmış.
-oo, Demirsporlular! Hoşgeldiniz kardeşler.Hani atkı sözünüz vardı, olmaz ama böyle.Bir gün halı saha yapalım ya.biz dükkanı gece kapatıyoruz.Gece 3-4 uygun mu size.
Genclerbirlikli, ankaragüçlü, beşiktaşlı, eskişehirli... bir sürü dostun var.Çötibiş var.

Sakarya'da nasıl kapattık ama bahçeyi, herkes de bize bakıyordu.Sağlam şekil yaptık.Biz demirsporluyuz

Gidip kalabileceğin lojmanın var.Kızılay'a tepeden bakan, çay içebileceğin terasın var.
Badilerin var, dehşetin oğlu var.
''Giy şunu üstüne, üşüteceksin'' diye kızan ablan var.İçli köfte yediren dostların var.
Cebeci stadı var, üstelik imzanı atmışsın '' BİZİK''
Köfteci dayı soruyor naptınız bu hafta diye.
-Bugün maçınız mı var,niye bugün bir sürü Demirsporlu gördüm.
-Yok kardeş, Demirsporlular böyle işte her yerde.

Şeklin var lan, fiyakan var, duruşun var. Forman var, atkın var.Göğsünün üstünde taşıdığın arman var.Bakışın var, kara kaşların kara gözlerin var.Asiliğin var.Dostun var, kardeşlerin var.

Birlikte yedik birlikte içtik, aynı formayı terlettik.Birlikte halı saha maçları, kahvaltılar yaptık. Halı saha maçları fitilinin de benim evde yakıldığını söylemeden edemeyeceğim :) Aynı biber gazını soluduk, birlikte ağladık.
Daha ötesi var mı? VAr mı ulan?

HEpinizi çok seviyorum, Ankara size emanet.Hakkınızı helal edin.Yol bir, renkler bir, mekan bir, gönüller zaten bir.Nasılsa gene görüşürüz.

Allah'a emanet olun.

Deli dolu bir akşam, vakit ayrılık
Saatler yalnızlığa dönüyor mağrur
Yabancı düşler kalmış dünden geriye
Yürekler pişmanlığa çarpıyor mağrur

Beklenen ölümlerin kaçışı olmaz
Bir yıldız bilinmeze kayıyor mağrur
Ben sürgünüm sen durgun kaçak bu sevda
Dilim hep elvedaya dönüyor mağrur

Maçlarımız Canlı Yayın İle Çukurova TV'de


Deplasman yapmanın bin bir türlü zorluğu olsa da o zevki yaşamak bambaşka.Tatlı bir yorgunluk oluyor.Ailevi sebepler, maddiyat, iş, okul, sınav yüzünden her zaman gidilemiyor tabi ki.Telefonları ile ya da forumlarda canlı yayın başlıklarında takip etmekle yetiniliyor.

Bırakın maçlarımızın canlı yayında yayınlandığını koskoca Adana'nın uydudan yayın yapan televizyon kanalının olmadığını hep söyler dururduk.Henüz uydu yayını bulunmasa da Çukurova Tv hem içeri hem dışarı maçlarımızı naklen yayınyalayacak. Ayrıca internet üzerinden online olarak canlı izlenebilecek.SAnırım bu haber en çok Adana dışında yaşayanları sevindirdi.

Böyle bir projeyi yürürlüğe koyanlara ve yayınlayana teşekkürler.Umarım kulübümüz de bir miktar gelir elde etmiş olur.

Maçlarımızı www.cukurovatv.com.tr adresinden canlı olarak izleyebiliriz.

Kadir Gecesi


Küçükken arkadaşlarımla teravihe giderdik.Cami önünde şalgam-tursu satan yaşlı bir amca olurdu hep.Namaza gitmesek bile bir şekilde kacar sırf salgam içmek icin giderdik.
Hoca duaları okurken biz birbirimizi dürter,birbirimizi tekmeler, gülerdik. Amcalar hep bize kızar aralarına alırlardı.Hic sevmezdim o amcaları :)

Tabi ki artık büyüdük.Eskisi gibi olmuyor hiçbir sey.İnsan çok özlüyor o günleri, arkadaşlarını.Gormeyen de beni cok yaslı sanır :)

Ramazan gelince de insan havasından mı suyundan mı bilmiyorum; ama farklı hissediyor.Herkes bir koşusturmaca pesinde, iftar yapma telası. Sofralar bereketleniyor, daha bir aile ortamı oluşuyor.Huzur doluyor insanın içi. Mavi zaten huzurun rengi.Denizler ve gökyüzü mavi.

Herkesin bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi Mübarek duaları kabul olsun.Demirsporumuz sampiyon olsun.
Lütfen küsler barışsın, kimse dargın kalmasın.

14 Eylül 2009

Taraftar Neden İlgisiz? -6-

Yazı dizimize kaldığımız yerden devam ediyoruz. Ömer Bey, taraftarın geçmişten bugüne önemli bir evrim geçirdiğini ve bu gelişimi göz ardı etmememiz gerektiğini, bizim her şeyi hemen isteyen bir yapımızın olduğunu, sabrettiğimiz takdirde çok yakında özlenen tablonun yanıbaşımızda alacağını söylüyor.

Taraftarın gösterdiği gelişimin farkında olduğumuzu, bunun en güzel göstergesinin Şimşekler Grubu'nun kendi imkanları ile ve de direterek kulübe kazandırdığı kombineler olduğunu, ancak geçen sene Mehmet Gökoğlu yönetiminde tükenen kombinelerin bu sene önemli ölçüde elde kalmasına, önceki yönetimlerle kıyaslandığında mevcut yönetimin birçok gelir kaynağının peşinden koşmasına seyirci kalınmasına anlam veremediğimizi, tribüne üç beş kuruş vermemek için ücretsiz girmeye çalışan koca koca adamları sorguladığımızı, aradığımız cevapların özellikle bu noktalarda yattığını belirtmek isteriz. Bununla birlikte ortak hassasiyetleri paylaşmaktan memnun olduk. Ömer Bey yazısında Demirspor'umuzun gelecekte hangi görüntüler ile karşılaşmaya aday olduğunu da bir resimle örneklendirmiş. Kendisine katkısı için teşekkür ederiz.
Sizlerin de görüşlerinizi yorum yolu ile veya demirgibiyiz@gmail.com adresine bekliyoruz.

Onur bey,


Aslında Milliyet gazetesi yazarı Nilay Yılmaz bu haftaki yazısında bizim tarifimizi yapmış ve yol haritası çizmiş.

"Eğer gözünüz sadece merkezde yani bu anlamda iktidarda, kudretlide değil de başka bir yerleri arama; çevrede, dışarıda, biraz öteleri karıştırma, alternatifleri yoklama derdinde ise, ulaşabileceğiniz kulüpler arasında onlar... Taraftarıyla, tarihiyle bir gelenek, bir duruş ve oluş hali, diğer yandan futbola ve yaşama şenlikli bir davet, var olana muhalefet, doğal kabul edilene isyan, doğru olarak belletilenlere kocaman bir reddiyenin adıdır onlar: Adana Demirspor ve Livorno..."


Bu paragraf aslında bizim öğretimiz olmalı, Demirspor'a gönül veren ve verecek herkes bu bilince sahip olmalı ya da bilinçlendirilmeli. Sanki hepimizde, yönetim de dahil, hadi neden olmuyor telaşı var. Ama biraz sabır ve metanet gerekiyor. Aslında şöyle bir maziye baktığımızda ne kadar mesafe katettiğimizi daha rahat algılayabiliriz.


Ne çabuk unuttuk maraton yanındaki kale arkasında eski adı çılgınlar köşesinde 10-15 kişi avazımız çıkana kadar bağırırken ne var şöyle 50-100 kişi olsak diye iç geçirdiğimiz günleri. Ne çabuk unuttuk kapalıda 20-30 kişi bağırırken öndeki amcadan yeter artık susun kafamızı ... küfürünü yediğimizi.


Son günlerde arama motorlarını en çok meşgul eden 2 kelime Şimşekler ve Adana Demirspor. İnternet sitelerini en çok meşgul eden konu ADS-Livorno maçı ve tribün güzellikleri. Az şey mi bunlar?


Yönetim ve taraftar bence bugünlerde doğru yolda yürüyorlar. İnatla bu doğrulara devam etmeli ve geliştirmeliyiz. Maça gelen herkes kendine göre bir eğlence ve heyecan bulabilmeli. Parasını verip bilet alan, kulübüne sahip çıkan taraftarlar yönetim tarafından mutlak suretle korunmalı, onlara değer verildiği (temiz koltuklar, rahatsızlık duymadan, korkmadan maç seyredebilmesi vb.) gösterilmeli.


Livorno maçından sonra ağzından Adana takımlarının herhangi birinin ismini yıllardır duymadığım bir çok kişinin keşke maça gitseydik dediğine şahit oldum. Dikkat edin o kişiler için maçın nasıl olduğu, skor, hatta Livorno bile önemli değil, önemli olan tribünde yaşanan güzellikler.


Biz her konuda güzelliklerimizi arttırdığımızda o zaman taraftar neden ilgisiz diye kimse sormayacak. Hatta şov mekanı arayan bir çok mülki, idari, ticari şahsiyet hepimizden fazla Demirsporlu olacak.

O günler bu inatla emin olun çok yakında.


Ömer Durmuş