31 Ocak 2011

Tribünde Bizsek...

Yeni bir teknik direktör sıkıntısı yaşarken, daha önceki deneyimlerde olduğu gibi, gitsin mi kalsın mı tartışmasıyla taraftarın güç kaybetme tehlikesi var. Bu sorunu neredeyse her yıl yaşıyoruz. Her seferinde de "biraz daha şans verelim" (istikrar umudu) ile "bir an önce bu sorundan kurtulalım" (değişim isteği) arasında gidip geliyoruz. Hayırlı yenilgiler ile süre uzatan galibiyetler arasında kriz daha da yoğunlaşıyor. Hocanın gitmesinden nemalanacak kesimlerin olduğu kesin. Camia/takım içinde istediklerini yapamayanlar, bu değişimler aracılığı ile yeni fırsatlar buluyor.

Tribün ahalisinin bu girdapta daha dikkatli olması gerekiyor. Kendi aramızdaki bölünmeler, Demirspor kazanını fokurdatmak isteyenlerin ekmeğine yağ sürebilir. Herhangi bir futbolcunun-teknik direktörün gitmesinden kalmasından önce, bu takımın ilkelerine-değerlerine sahip çıkmak daha önemli. Tribündeki gücü yerinde ve etkili kullanamamak, Demirspor'da hiçbirşeyin değişmemesini isteyenlerin işine yarıyor.

30 Ocak 2011

1461 Trabzon:1 - Adana Demirspor:1

3'te 2 ile devam ediyoruz. Söylenecek pek birşey yok; alt sıralaradaki bu takımı yenemiyorsan, kimi yeneceksin.

Metin Aktaş, Çetin, Serkan, Murat, Samet Albayrak, İlhan, Koray, Aydın, Efecan, Burhan 11'i ile maça çıktık. Aydın Tuna ile 1-0 öne geçtik ancak hemen ardından skor 1-1'e geldi.



Gruptaki diğer sonuçlar:

Balıkesir:1 - Eyüp:3

Elazığ:2 - Ofspor:1

Kocaeli:1 - Türk Telekom:1

K. Şekerspor:0 - Pursaklarspor:1

Pendik:0 - Fethiye:0

Sakarya:1 - Tarsus:0

Urfa:3 - Belediye Van:0

Pursaklar'ın Şeker'i deplasmanda yenmesi, haftanın sürprizi. Eyüp ise, geçen hafta bizim yapmamız gerekeni yaptı ve Balıkesir'i yendi. Deplasmandaki bu galibiyetiyle bizimle puanları eşitledi. Üstümüzdeki Pendik ile 4, 10. sıradaki Urfa ile 3 puan fark var.




Önümüzdeki maç, 2 Şubat çarşamba günü, kendi sahamızda lider Elazığ ile...

Soner Hoca kendisine verilen krediyi yerle bir etti. Artık ona güvenmiyoruz. Ne yazık ki kendisi bu başarısızlığı ile spor01'deki tetikçilerin de ekmeğine yağ sürdü. Şimdi takımın salahiyeti için onun istifasını isteyenlerle, tetikçilerin sesi birbirine karıştı. Elazığ maçında çıkacak olumsuz bir sonuçta artık Soner Hoca'nın bu camiayi daha fazla karıştırmadan istifa etmesi gerekiyor.

26 Ocak 2011

Delilik, Akıllılık ve Belediye

Üzerinden biraz zaman geçti, kendi sıkıntılarımız dolayısıyla ilk anda görmezlikten geldik. Büyük başkanımız Mustafa Tuncel'in aşağıdaki yazıda verdiği fotoğrafın olduğu gece, Adana Valisi İlhan Atış neresinden tutsanız havada kalacak; ama fazlasıyla havaya girerek yaptığı bir konuşmayla Demirspor'u taşladı. Nadir Avşaroğlu, demirgibiyiz@gmail.com'a attığı maille dikkatimizi çekti bu konuya. Adana Valisi, "Demirspor'a harcanan paralar ortada" diyerek Adanaspor'un başarısını dilemiş.

Dileyebilir tabii ki... Adanaspor başarılı olsun. Bu bizim doğrudan sorunumuz değil. Ama Vali'nin hatırlaması gereken durumlar var. Birincisi, Adanaspor'u 1. Lige taşıyan başarının, -büyük başkanımızın ipini çektiği- Aytaç Durak'ın özel isteği ile gerçekleştiğini... Deli Adanalı olarak nitelendirdiği Adanaspor Başkanı'nın, binlerce Demirsporlu önünde, Fatih Ürek'in tirilililili şarkısıyla orta sahada dans edip göbek attığını...

Yine aynı sezon, Aytaç Durak'ın sarı zarfların içinde balya balya paraları, basının önünde hem Adanaspor'a hem de Demirspor'a şov yaparak verdiğini...

Adanaspor'un bir şirket takımı olduğunu...

Yine Nadir Abi'nin sorduğu:

"Bize devlet parası ile TT Arena stadı mı yapıldı?
Bize belediye parası ile Kadir Has Stadı mı yaptırıldı?
Rize, Urfa, Olimpiyat, ASAŞ statlarını devlet yaptırmadı mı?
Trabzon, Sıvas, Afyon, Malatya statlarını TOKİ yapmıyor mu?
Bize her yıl trilyonlar mı harcandı?" sorularını...

Adana Demirspor belediye eliyle verilen paraların, camiayı Aytaç Durak ve Mustafa Tuncel nezaretinde tutmak için bir araç olduğunu...

Hatırlamak ve hatırlatmak gerek. Bu kişiler, Adana Demirspor'u sevdiği için değil kendi kişisel kaygıları, siyasal kariyerleri için bu harcamaları yapıyor. Ve evet, biz de öğrenmek istiyoruz, sürekli soruyoruz: Demirspor'un borçlarının ne kadarı ödendi, üstüne ne kadar borçlanıldı; kime ne kadar para veriliyor? Bunların ne kadarı belediye eliyle, ne kadarı Tuncel yönetiminin cebinden yapılıyor?

ve evet, bunca paralar ortada dönerken, neden Bekir Çınar'a ihanet edildi? Başkanımız neden canını verdi? Yoksa gerçekten delirmiş miydi?

Deliliğin ve akıllığın sınırlarını eğer belediye çiziyorsa, aklımızı çoktan yitirmişiz demektir. Belediyden para almayanlar deli, alanlar akıllı ise, toptan bir akıl tutulmasının içindeyiz demektir.

25 Ocak 2011

"Demirsporlulara Açık Mektup"

"Taraftar ne yapabilir?" Bu sorunun cevaplarını aramamız lazım. Sadece susarak, sadece söverek bu iş olmaz. Blogun taa ilk günlerinden beri bu işe kafa yoruyoruz, bazen yoğun bazen daha sakin olarak.

Blogun daimi konuk yazarlarından Müslüm Kavut, açık bir mektup şeklinde organize ettiği fikirlerini göndermiş; paylaşıyoruz.

----------
Sevgili Demirsporlu kardeşlerim,

Takımını düşünen elini taşın altına koyacak tüm Demirsporlular için, tribündekiler için, yani takımın gerçek sahipleri için, iki temel hedef artık apaçık ortaya çıkmıştır. Gökalpçi dille anlatırsak "yakın mefkure", Soner Tolungüç' ün bir an evvel takımdan uzaklaştırılması; ikinci hedef ve "uzak mefkure" de kalıcı gelir için mücadele etmektir.

Zaten bu hafta tribünler de gereken tepkiyi verdiler, devam da edecekler, bu sürecin dönüşü yok artık. Tolungüç’ ün günleri sayılı. neyse artık, gelen hocayla geçmişe sünger çekip gençlerimizle düşmemeye oynayarak, gelecek seneleri kurtarmaya çalışmalı; artık takımımızı bu tür rezilliklere nasıl düşürmeyeceğiz ve kalıcı gelir için neler yapabiliriz ona kafa yormalıyız.

Sekiz aydır transfer,takım kadrosu derken başka bir mesele konuşamaz olduk. Bekir başkanla yakalanan ruh kaybolmaya yüz tuttu. Ne kalıcı gelirle ilgili bir gelişme var, ne de Demirsporumuzun muhalif duruşunu gösterecek, kimliğimizi bu anlamda belirginleştirecek, atılan adımları devam ettirecek, öteye taşıyacak bir adım atılıyor. Savunmamız gereken mevzi, öncelikle Bekir Çınar döneminde tüm ülkeyi sallayan atılımların geriye çevrilmesine karşı, duruşumuz ve kimliğimiz olmalı. Demirspor adı yine geçmiş dönemde olduğu gibi, futbolun sadece futbol olmadığını gösteren, emeğin, insanca yaşamın ve mücadelenin alanı olduğunu gösteren olaylarla anılmalı yine. Yoksa transferle, komisyonla değil!

Bu hoca da, açıkçası, benim için kaçınmamız gereken, Demirsporluluk kimliğiyle çelişen her türlü anlayışın, bozulmanın somut sembolü haline gelmiştir ve bugünden tezi yok kurtulmamız gerekir. Artık mesele teknik analiz, sportif başarı filan da değil (ki onlar da ortada zaten), takımımızın ölüm kalım mücadelesidir, Demirsporluluk ruhuna sahip çıkma meselesidir.

Evet, hepimiz sadece taraftarız ama unutulmasın ki Demirspor taraftarı aynı zamanda bu kulübün tek ve gerçek sahibidir. Çünkü, Demirspor halkın takımıdır. Buna yürekten inanan herkesin şapkayı öne koyup düşünmesi gerekiyor. Zaman bilinçli olma zamanıdır, zaman birlik olup takımına sahip çıkma zamanıdır.

Sevgi ve selamlarımla...

24 Ocak 2011

"Can Suskun, Can Paramparça..."

Takımına destek vermekten daha fazlasını yapamayan biz tribün ahalisi olarak, öfkemizi nereye savuracağımızı bilemiyoruz. Balıkesir maçında, kimi bizden gidip bize gol atma geleneğini sürdüren Erol'a bağırdı, kimi Muzaffer'in kanadını yol geçen hanına çevirirken tribünleri kışkırtmayı da ihmal etmeyen Balıkesir'in 77 numarasına, kimisi maç sonunda Soner Hoca'ya... Kimisi de sessiz kalıp acısını kendine sakladı. Taraftar, yine ne yapacağını kestiremez halde; kime destek verse eli havada kalıyor. Renklerini taşıyan sahadaki topçu, banka hesaplarını; kulübedeki sorumlular kariyerlerini; deri koltuklarda oturanlar siyasi hesaplarını kolluyor.



Önce borçları ödeyeceğiz diyip sonra üstüne yeni borçlar yapan ve tonlarca para harcayarak kadroyu yılda iki kere değiştiren yönetimimiz, hocasına güvendiğini açıklamıştı hafta içi. Mustafa Tuncel başkanlığında ve Ertan Sümer ile Ekrem Kandemir öncülüğünde işleri yürüten ekip, teknik direktör Soner Tolüngüç'ün tüm isteklerini yerine getirmiş görünüyor. Sonuç olarak, sahadaki ekibi yöneten teknik direktörün birincil derecede sorumlu görünüyor. Kendi istediği oyuncuları sahada oynatamayan bir görünüm veriyor şu anda Tolüngüç. İlk yarıda, takım içi disiplinsizliğin-menajerlerin etkisi var diyorduk; peki şimdi durum ne? Soner Hoca sahada olup bitene dair ne tür bir açıklama yapacak?

Diyelim ki hoca gitti ve bu yılı yine bir şekilde sonlandırdık. Peki yönetimdeki zihniyet, ne durumda?



Durum açık: Taraftar yine gönlünü değirmenlerde öğütüyor; pazar akşamlarını canı sıkkı geçiriyor. Bunca paranın döndüğü bir camia, neden Bekir Çınar'ı yalnız bırakarak intiharın kucağına itti peki?

Taraftar ne yapabilir? Geçtiğimiz hafta Nadir Avşaroğlu'nun bir yazısını blogta yayınlamıştık ve internetteki bir anket üzerinden, Türkiye 6.sı olarak tescil edilen -ki sıralamanın/oranların/sayıların bir önemi yok; çünkü sayılarla ifade edilemeyecek nitelikteki- Demirspor tribünlerinin bunca sıkıntıya rağmen hala bu düzeyde kalmasının önemli bir anlamı olduğunun altını çizmişti Nadir Abi. Peki tribün, neden hala bu gücünü yeterli derecede kullanamıyor? Kırıp dökmeden, sayıp sövmeden camianın etkin bir gücü olamaz mı?

Bir dönem oldu, yaptık; ama şimdilerde yine ivme düşüş trendinde. Kimse gelişmelerden memnun değil ama kimse birşey yapmıyor-yapamıyor. "Tek adam"ların imparatorluğunda, bütün kent-bütün medya gibi şehrin asi çocukları da suskunluğa mahkum.

Gözümüzün önünde yine bir yıl daha heba ediliyor.

23 Ocak 2011

Adana Demirspor:2-Balıkesirspor:2

2'de 1. Kendi sahamızda, ilk yarısını 2-0 önde kapattığımız maçta, Balıkesir'le berabere kaldık. Gollerimiz, Samet ve Muzaffer'den. Gönderdiğimiz oyuncuların bize gol atma geleneği sürdü; Balıkesir'in ikinci gölü Erol Yükseker'den...

"İlk yarıda fark olabilirdi, Şanssızdık, çok gol kaçırdık" gibi klişe açıklamalardan başka birşeyler duymak istiyoruz.

Taksim!

Başta İstanbul Tayfamız olmak üzere, tüm takımlardan, tüm renklerden orada olan herkesin ayaklarına sağlık...Çok ama çok önemli bir başlangıç, çok güzel şeylere gebe bir ilk adım...

Bu topraklarda, bu stadyumlarda, bu sokaklarda biz varız!
Gerisi iyilik, güzellik...

(Fotoğraf: Tebe Volimo'dan)

21 Ocak 2011

"Cantona Kolektifi"

Futbolu seven, Cantona'yı seven ve onun gibi genel gidişata pek uyum sağlamayıp, birşeyleri değiştirmeye çalışan bir ekip, Cantona Kolektifi adıyla bir araya gelip ortak işler yapmaya başladı/başlayacak. Heyecan verici bir girişim.

http://cantonakolektifi.blogspot.com/

Takipteyiz, elimizden gelen desteği veririz.

Altyapı'da Bu Hafta

Bir süredir ihmal ettiğimiz altyapı sonuçlarına bakalım:

U18'te üçüncü ve son devre başladı. Geçtiğimiz pazar, deplasmanda G.Antep Bld.'yi 2-0 yendik. Goller, Hüseyin Gedikkaya ve Batuhan Çolak'tan. 28 puanla, lider Kayseri'nin bir puan arkasındayız. Yarın, 22 Ocak'ta kendi sahamızda Gaziantepspor ile oynuyoruz.


U17'de 3.devre bu hafta bitti. 4.devre 6 şubatta başlayacak.Devreyi G.Antep Bld. beraberliği ile kapattık; 34 puanla lideriz.


U16'larda da 3.devrenin sonunda, yine 34 puanla lideriz. Geçtiğimiz pazar, G.AntepBld.'yi 1-0 yendik. 4. devre 6 Şubat'ta başlayacak.

U15'te, 2.devreyi 33 puanla lider kapadık. 3. ve son devre 22 Ocak'ta başlayacak.

U14'te de 28 puanla lideriz. 3. ve son devre 22 Ocak'ta başlayacak.

19 Ocak 2011

1'de 0.

İkinci yarının ilk maçında, Konya Şeker'e 1-0 yenildik. Böylece 7 haftalık kiritik periyoda puansız başladık ve ilk ikiden iyice koptuk. Artık hedef 3-4-5'in içinde kalabilmek.

Pazartesi günü gelen bir maille maça gitme planlarımız netleşti. Adana'da yaşayan ancak bugünlerde Ankara'da bulunan blog takipçilerinden Erkan Korkmaz'ın önerisiyle, onun arabasına atlayıp Konya yoluna düştük. Türkay Gül aracılığı ile gruba ayrılan 200 kişilik bilet arasında 3 kişilik yer edindik. Böylece "Gurbette Demir Gibiyiz"e yeni bir deplasman daha yaptırdık.


Puslu Ankara sabahının ardından, koyu bir sis içinden geçip Konya yoluna saptığımızda güneşli bir güzergah bekliyordu bizi. Sisler arasından geçerken, geçmişin sisli günlerine de uzandık tabii tanışma sohbetinde. Güneşli karşılama, içimizi ısıtıp maç için umudumuzu artırsa da maç öncesi tribünde takıma dair tam bir bilinmezlik hakimdi. 1 ay içerisinde baştan aşağı değişen kadronun ne yapabileceğini, Türkay dışında pek bilen yoktu. Yolda anlattığı off-the-record Antalya izlenimleri ile birlikte umudumuzu canlı tutmaya çalıştık.


Sahaya çıkan İlk 11'de ilk yarının kadrosundan sadece 4 kişi vardı: İlhan, Ali Kemal, Koray ve Murat Akça. Takım baştan aşağı değişince, taşların oturması elbette ki 1 ayda fazla zaman alır. Daha dün takıma katılan Muzaffer defanstaki yerini almıştı örneğin.

İlk yarıda dengeli bir oyun vardı, rakip bizim sağ kanadımızdan yüklendi çoğunlukla, etkili ortalar gelmese de kalecimizin ve defans oyuncularının pozisyon hatalarından yüreğimizin ağzımıza geldiği anlar oldu. 25. dk'dan sonra dengeyi kurduk ve topla daha çok oynamaya başladık. Dengeli ilk yarının ardından, ikinci yarının hemen başında serbest vuruştan yediğimiz golle yenik duruma düştük. Konya Şeker bu skora yattı. Golden sonra neredeyse tek kale oynadık ama takımdaki koordinasyonsuzluk nedeniyle etkili olamadık. Golün hemen ardından Onur'un karşı karşıya kaçırdığı pozisyon gol olsa, beraberlikle Konya'dan dönebilirdik.

Genel olarak izlenimim, takımın teknik kapasitesinin yükseldiği yönünde. Topla oynamayı seven, yaratıcı oyuncularımız var ama bunların etkili olması için de takım olmamız ve bir koordinasyon gerekli.





Çeşitli eksikler nedeniyle, yine herkes tam yerinde oynamadı.

Kalede, Metin Aktaş'ın gelişiyle yedeğe düşeceğini düşündüğümüz Hüseyin vardı. Tek kelimeyle berbattı. Hiç güven vermedi. Yan toplarda çok kötü. Serbest vuruşta, tüm işi baraja bıraktı, Cafercan da barajı aşmakta zorlanmadı. Defansta Muzaffer ve Serkan da güven vermedi. Temel pozisyon bilgileri çok eksik. Sürekli adam kaçırdılar ve ilk toplara ya müdahale etmediler ya da yanlış müdahale ettiler. Onların önünde sakatlıktan kurtulan Osman, mücadele etti ama çok top kaybetti. Orta sahada 10 numara pozisyonunda oynayan Samet, topa hakim; ama boş alan bulursa oynayabilecek gibi... Verdiği ara paslar, çoğunlukla sonuçsuz kaldı. Sağda Efecan, becerikli olduğu belli ama isteksizdi. Pek çok topu kovalamadı. Hücumda yine yedeğe düşeceği belli olan Onur da bitirici özellikte değil. Tersine "batırıcı" olduğunu karşı karşıya kaldığı pozisyonda vurduğu berbat vuruştan anladık. İkinci yarıda oyuna giren Berkay'ın sakatlanmaktan korkarcasına çok tedirgin oynadığını gördük. Belki eski sakatlığınını nüksetmesini istemiyordur.

Sonuçta ikinci yarıya yepyeni bir takımla girdik; ilk yarıdaki takım da ilk maçlarda gayet diriydi ama sonlara doğru gevşedi. Mart'a kadar 7 haftada yeterli puanları toplayamazsa bu takım da aynı sonucu yaşar. Acilen yeteneklerin uyumlu bir hal alması gerekli. Sonuç: İlk yarıda olmayan şey, takım olmamız gerekli.

"Ogün"ler Sizindir, Yarınlar Bizim!



"Ogün"ler Sizindir, Yarınlar Bizim!

18 Ocak 2011

Statlar Bizimdir, Direkleri Sizin...

(Bu konuda vertumnus da bir yazı hazırlığında ama ben de dayanamayıp kendi görüşlerimi aktarayım istedim.)

Halkın parasıyla stat yapıp, lütufta bulunduğunu zanneden zihniyete Galatasaray'ın yeni stadında gerekli cevap verildi. Kulüplerin gerçek sahibi taraftarlar, bir takımın kimliğini koruması ve yaşatması için de en geçerli söze sahiptir. Tribün, toplumun ruh halini yansıtır. Toplum delirirse, tribün de delirir... Tribün homurduyorsa, ortada bir sorun var demektir. O sesi duymazlıktan gelemezsiniz.

Taraftara, "nankör-bilinçisiz-şerefsiz-gerizekalı kuşbeyinliler" deme cesaretini gösteren bürokratlar, kraldan çok kralcılar değil; tribünün sesi kalacaktır geleceğe. Demirsporluların ürettiği güzel bir söz, tam da bu duruma layık: Statlar bizimdir, direkleri sizin!

Halkın değil muktedirlerin yanında yer edinmeyi yol bellemiş basının güzide temsilcileri, halkın vicdanında gereken konuma alınmıştır zaten...

www.tekyumruk.com adresine girip, Galatasaray taraftarının gösterdiği dirence destek olabilirsiniz.

16 Ocak 2011

Gruptaki Sonuçlar

İkinci yarının ilk maçları, Konya Şeker-Adana Demirspor maçı dışında tamamlandı ve şu sonuçlar alındı:

Balıkesir:2-Ofspor:1

Pendik:1-Eyüp:1

1461 Trabzon:3-Dardanel:3

Elazığ:1-Türk Telekom:0

Tokat:2-Tarsus:0

Kocaeli:2-Ş.Urfa:1

Sakarya:2-Belediye Van:0

Fethiye:3-Pursaklar:1

Pendik dışında ev sahipleri kazandı; Pendik'in bu puan kaybını değerlendirmemiz gerekli...

Bayülgen Emenike'den Özür Diledi...

Okan Bayülgen, dün geceki programına Emenike'ye hitaben okuduğu açık mektupla başladıç. Bayülgen, Emenike'den özür diledi ama ırkçılık yapmadığını söyledi. Bayülgen'e göre Türkiye'de siyahi insanlara karşı bir ayrımcılık yokmuş ve hiç kimse bilerek veya bilmeyerek ırkçılık yapmazmış. Bayülgen, Emenike'yi savunanların aslında onun dostu olmadığını ve kendine saldırmak için Emenike'yi alet ettiklerini de iddia etti.

Ardından İki Karabükspor taraftarını stüdyoya aldı ve onların görüşlerini açıklamasına fırsat verdi. Karabüksporlular, Okan Bey'in samimiyetine inandıklarını söylediler.

13 Ocak 2011

Antalya Kamp Değerlendirmesi


Yakın arkadaşımın iş dolayısıyla Belek' te olması ve takımımızın aynı mevkide kampta oluşu soluğu Antalya' da almama sebep oldu. Takımın birden çok antrenmanını ve 4 hazırlık maçını izleme fırsatı buldum. İdman günlerinde takım ağır idmanlar yaptı, kondüsyon için fazlaca çaba sarfedildi. Hazırlık maçlarının genelindeki performanstan memnun kaldık. İlk maçımız Tavşanlı idi. Bu maçta Çetin hariç hiçbir yeni tranferimiz oynamadı. Maç esnasında Tavşanlı' ya top göstermedik desem yeridir. Diğer maçlarda olduğu gibi bu maçta da forvetsiz oluşumuz güzel futbolumuzu golle taçlandırmamıza engel oldu. Golsüz beraberlikle sonuçlanan maçın ardından Gümüşhane ve Erzurum belediye ile oynadık. Bu maçlarda ilk yarı ve ikinci yarı olmak üzere farklı onbirlerle sahadaydık. Son ve en ciddi maçımızı Samsunspor'a karşı oynadık. 1-0 mağlup olamamıza rağmen Bankasya' da şampiyonluk kovalayan formda Samsunspor'a karşı tatmin edici bir futbol oynadık. Yenilerden; Berkay, Kadir, Adem Dursun, Onur Çubukçu, Samet Albayrak, Serkan Özsoy, Efecan, Çetin sahadaydı. Metin Tuğlu Erzurum maçında sahadaydı. Genel olarak yeni transferle ilgili ve mevcut kadrodaki göze batanları sıralarsak:

Onur Çubukçu: Orta saha ve kanatlarda oynayabiliyor. Hatta bir konuşmamız da ilk haftalarda forvet eksikliğimizi kastederek "gerekirse forvette de oynayabilirim" dedi. Çok fazla izleme şansım olmadı. Kısa boylu kanatlarda etkili olabilecek bir futbolcu.

Samet Albayrak: Yönetimin gerçekleştirdiği en iyi transfer. bonservisine 400 bin verildi. Kendisine para verilmeyecek. Sadece maç başı 1000 tl kadar para alacak. Erken konuşmamak lazım ama aradığımız kan diyebilirim. Hızlı, adam eksilten ve dikine gidebilen bir futbolcu. izlemekten keyif alabileceğimiz bir futbolcu.

Serkan Özsoy- Adem Dursun: Serkan sert futbol anlayışı olduğunu kenarda ısınırken bile anlamak mümkün. Stoper oynuyor. Faydalı olacağına inancım var fakat takımı maçlarda eksik bırakabileceği yönünde endişelerim de var. Adem Dursun için yorum yapacak kadar bir fikir oluşmadı,20-25 dk kadar oynadı. Sol bek ve sol stoper oynuyor

Berkay-Kadir: Berkay ve Kadir ikisi de genç oyuncularımız. Berkay kendini kanıtlamaya gelmişse buraya iş yapar. Maçlarda hatasız oynadı diyebilirim. Kadir için de aynı şeyleri söyleyebilirim. Hoca Kadir'i büyük ihtimalle ilk 11de düşünüyor. Yetenekli bir oyuncu

Efecan-Metin: Metin'i Erzurum maçında, Efecan'ı Samsun maçında izledim. Metin tam bir futbolcu gibi davranıyor.Sol açık ve bek oynayabiliyor. Takımımızın iyi transferlerinden. Kadronun demirbaşı olur. Efecan ise cılız ve kısa boylu. Oğuz' un mevkisinde oynayacak büyük ihtimal. Çok daha faydalı olacak gibi. Çok süratli bir futbolcu.

Çetin: Nam-ı diğer Çeto. Transferi gerçekleştiğinde büyük çoğunluğumuz surat ekşittik. Futbolculuğuna bir lafım yok ama uzun zamandır oynamayışı büyük handikaptı. Ama izlediğim Çeto kampın en çalışkanlarındandı. Maçlarda çok istekli ve mücadeleciydi. Takıma abilik yapabilecek bir futbolcu. Performansıyla beni çok etkiledi hocayı da etkilemiştir heralde:) Bu Çetin ilk onbir oynar benden söylemesi.

Mevcut oyuncularımızdan göze batanlara gelirsek: Ali Kemal kampın çalışkanlarındandı. şut atabilen nadir oyuncularımızdan. Hoca onu ilk haftalarda forvet mevkisinde de deneyebilir. Çok şık bir de gol attı kampta. Dikkatimi çeken şey, Soner Hoca' nın sakin tavrını birtek Ali Kemal için bozuyor oluşu. Azarladığı, bağırdığı tek futbolcu diyebilirim. Bu durum bana Hocanın Ali Kemal' den beklentisinin daha yüksek olduğunu hissettirdi. Koray- Samet çok çalıştılar ama bal yapmayan arı gibiler sanki, net bir yorum yapmayacağım onlar için. Murat Akça' dan bahsetmeye gerek yok, harika bir oyuncu bonservisi kesinlikle alınmalı. Gençlerden bahsedecek olursak; stoper oynayan Uğur ve forvet oyuncusu Yaşar dikkat çekenlerden. Forvet eksikliğinden dolayı Yaşar maç kadrosuna alınabilir. Fiziği oturduğunda ve biraz güçlendiğinde Yaşar'ı sürekli bir şekilde sahalarda görebiliriz.

Bu takımın bir kaleci bir de forvete ihtiyacı var 4 maçtır Barcelona gibi forvetsiz oynuyoruz:) Herkesin hemfikir olduğu konu ise takımın kadrosunun çok iyi olduğu yönünde. Yenilerden Serkan, Onur, Efecan ile "bu takımı bu kadroyla çıkarırız" şeklinde konuşmalarımız geçti. Teknik heyet, futbolcular, yönetim hepbirlikte konya maçına kitlenmiş durumda. Deplasmanda yendiğimiz taktirde işler büyük ölçüde değişecek. Takım 16 Ocak' ta Antalya'dan direk Konya' ya geçecek.

Benim şahsi amatör izlenimlerim bunlar. Bu takımın Konya Şeker'i yenememesi için hiçbir sebep yok.

Son olarak hazırlan Ankara Tayfası Konya' ya gidiyoruz......

Bayülgen'den Emenike'ye Irkçı Sözler

Ben fark etmemiştim ama az önce tebevolimo.blogspot.com'da okudum. İstanbul Tayfası'ndan İt Rıza (tayfanın bloguna iyi bir hava kattı kendisi), Bener Onar'ın blogundan önemli bir olayı aktarmış. Okan Bayülgen'in programında, Ceyhun Yılmaz'la elele vererek yaptıkları ırkçılığı...

http://antoniobenerrivo.blogspot.com/2011/01/karabuk-uyuma-emenikeye-sahip-ck.html

Okan Bayülgen, Karabüksporlu Emenike için, "kim bu arkadaş, tekneyle gelenlerden mi?" diyor. Ceyhun Yılmaz da "Emanuel'in geldiği son nokta" diyor. O anda .ıçtığını anlıyor Okan ama sıvamaya çalışması yetmiyor; "yapma programın seviyesini düşürme" dese de iş işten geçmiş oluyor.

Video da şurada: http://www.ajansspor.com/video/v/20110110/emenike_icin_sok_sozler.html

Okan Bayülgen'i severim. Ama bu yaptğı açık bir ırkçılık. Şimdi biz, Türk geleneklerinden, Osmanlı'nın fethettiği topraklardaki falan filanından coşkuyla söz ederiz de hala siyah köpeğe Arap deriz. Hala "ırkçılık" deyince, asmak-kesmek-öldürmek aklımıza geliyor. Asıl ırkçılık, gündelik hayatta, farklı olana karşı gösterdiğimiz tahammülsüzlüktür.

İşyerlerimizde çalışan, sokaklarımızda dolaşan siyahiler henüz Avrupa'dakinin çok çok altında. Yarın birgün bu insanlar günlük hayatımızın içine karışmaya başladıkça, neler olacak tahmin edemiyorum. Hele ki yüzyıllardır bu topraklarda yaşayan ama bir şekilde azınlık durumuna düşmüş kişilere-gruplara bile saygımızı kaybetmişken...

Pek umutlu değilim ama, Bener Onar'ın çağrısını yinelemekte fayda var: Karabük tribünlerinin bu ırkçı sözlere tepki vermesi gerekiyor.

İyi ki Doğdun Göktuğ...


Tayfanın eskilerinden Göktuğ'un doğum günü. Her aşamada çokça emeği vardır üzerimizde en son söyleşinin organizasyonunda da iyi iş çıkardı. Bir süredir Adana-Ankara yollarını arşınlıyor, sınav-mülakat derdiyle...

Son dönemlerde 5 Ocak'ta maratonda hep aynı yere oturduğu söyleniyor; hatta daha turnikede kombinesini okuturken oturacağı yere minder hazırlanıyormuş. İyi yaşlanmalar sevgili Göktuğ...

Konuk Yazar:"Bir Anketin Düşündürdükleri..."

Bu hafta perşembe konuğumuz, aslında blog yazarlarından daha fazla yazar haline geler "Zifiri" Nadir. Bilyoner.com'un düzenlediği bir anketin sonuçlarından yola çıkarak Demirspor taraftarına dair görüşlerini aktarıyor bizlere...

Katkılarınızı bekliyoruz.

---

"Bilyoner.com yaklaşık 1.400.000 üyesi arasında bir anket yaparak ülkemizdeki taraftar profilini çıkarmaya çalışmış.

http://www.htspor.com/super_lig/haber/590699-en-fazla-taraftar-kimde (Tıklayın)

Rakamı tekrar yineleyelim; 1 milyon 400 bin sporseverin katıldığı bir anket. Beklenildiği gibi katılanların % 88’i üç İstanbul takımını tutmakta. Şampiyon olan 5 takımın toplam taraftarı % 93. Geriye tüm takımlar için % 7’lik bir oran kalıyor.

TÜRKİYE GENELİ
% 35 GALATASARAY
% 34 FENERBAHÇE
% 19 BEŞİKTAŞ
% 4 TRABZONSPOR
% 1 BURSASPOR
% 0.7 ESKİŞEHİRSPOR
% 0.6 ADANA DEMİRSPOR
% 0.5 GÖZTEPE
% 0.5 KARŞIYAKA
% 0.3 SİVASSPOR

Bu 5 adet Türkiye şampiyonunun ardından son yıllarda ratingi yükselen Es-Es ve % 0,6 lık oy oranı ile 7. sırada Demirspor.(Haberin ara başlığında, "6.büyük Adana Demirspor" denmiş-d.e.) Anketin sonunda Türkiye haritası var. Eskişehir ve Trabzon kendi illerinde liderler. Adana’nın % 81’i üç İstanbul takımını tutuyor.



Senelerdir birinci ligde oynayan Kayseri, Gaziantep, Konya, Antalya, Ankaragücü, Gençlerbirliği. Önemli kent takımları; Samsun, Diyarbakır, Rize, Malatya, Denizli, Altay. Hepsi Demirspor’dan daha da gerideler.

Peki Demirspor’un, bunca popüler takım arasında Türkiye 7.si yapan konumu nereden kaynaklanıyor

Sportif başarı? Başarı beklentisi? Geleceğe yönelik umut? İstikrar?...

Bunların hiçbiri yok. Demirspor’un popülaritesi, seyirci profili ve tribünlere yansımasından kaynaklanıyor. Demirspor taraftarlarının özellikle son yıllarda futbola ve kulüplerine bakış açıları, tribünde ve tribün dışında verdikleri mesajlar ülkemizde Demirspor’a duyulan sempatiyi ve geniş kitleler tarafından beğenilmesini sağlıyor.

Ben; Demirspor taraftarları tarafından yaratılan bu popülariteyi en az sportif başarı kadar önemsiyorum. Ve bu kavramın blogumuzdaki bu sütunlarda tartışılmasını arzu ediyorum. Blogun müdavimlerinin, bu yazıya yorum yazmak yerine daha geniş bir bakış açısı ile görüşlerini yazmalarını rica ediyorum.

Zifiri-Demirspor Sevdalısı"

12 Ocak 2011

İlk 7 hafta

Grubumuzda ikinci yarı bu hafta sonu başlıyor. Bizim maçımız, Konya Şeker'in kupa maçı dolayısıyla 19 Ocak Çarşamba günü oynanacak. Şubat sonuna kadar toplam 7 maç yapacağız. TFF'nin verilerine göre, kendi sahamızdaki Elazığ maçı 2 Şubat Çarşamba ve deplasmandaki Sakarya maçı da 23 Şubat çarşamba günleri oynanacak. İçerideki Balıkesir, 1461 Trabzon ve Kocaeli maçları haftasonu oynanacak. Deplasmandaki Tokat maçı da 13 Şubat Pazar günü...

Bu 6 hafta sezonun seyri açısından oldukça önemli. Mart başında, ne yapıp ne yapamayacağımız az çok ortaya çıkacak. Tabii ki sonraki haftalar da gidişatı etkileyecektir ancak bu 7 haftada mümkün olan en yüksek puanı toplamamız gerekli. Grubun ilk ikisi, Konya Şeker ve Elazığ ile bu süreçte oynuyoruz. Üstümüzdeki takımları yenilirsek puan farkını kapatma şansımız kalmıyor. İkinci yarıya iddialı giren Balıkesir ve ilk yarıda sürpriz bir şekilde yenildiğimiz Tokat maçları da kritik önemde.

İçerideki maçlarda galibiyetten başka şansımız yok. Biraz toleranslı davranıp içerideki Elazığ maçına 1 puan yazarsak; başka puan kaybı işimizi zora sokar. Şu anda grubun gerilerinde olan Tokat'ı ve 1461 Trabzon'u dışarıda yenmeliyiz. Dolayısıyla, 21 puanlık 7 maçta, 17 puan çıkarmak zorundayız.

Neredeyse baştan aşağı değişen kadroyla birlikte, Soner Hoca'nın bu süreci en iyi şekilde değerlendirmesi gerekiyor.

11 Ocak 2011

Çukurova Kitap Fuarı

Kitaptan devam edelim: 4. Çukurova Kitap Fuarı, 11-16 Ocak tarihleri arasında TÜYAP Adana Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi'nde gerçekleştiriliyor. Fuar alanı, Turgut Özal Bulvarı üzerinde.



Fuarlar, hem çeşitli etkinlikler vasıtasıyla yazarlarla temas kurmak hem de indirimli kitap edinmek açısından iyi bir fırsat. Hazır dönem tatili yaklaşırken,özellikle öğrenci arkadaşların fuara uğraması gerek. Fuar alanına, saat 10'dan itibaren saat başı, İstasyon Meydanı-Duygu Cafe-Büyükşehir Belediyesi-Çukurova Üni. YADİM noktalarından ücretsiz servisler kalkıyor; aynı şekilde şehre dönüş de servislerle yapılabilir.

Etkinlikler ve diğer bilgileri www.cukurovakitapfuari.com adresinden edinebilirsiniz. "Adana Futbolu" kitabını bulamıyoruz diye arkadaşlar için de iyi bir fırsat!

"Adamın Abdalı Kaleci Olur"

İletişim Yayınları'nın futbol kitapları serisinden bir kitap daha çıktı. Bir süre Adana Demirspor'un da kalesini korumuş olan, Fatih Uraz'ın "Adamın Abdalı Kaleci Olur" adlı kitabı...



Adana doğumlu Fatih, futbolumuzun mürekkep yalamış ve eli kalem tutan nadir kesiminden. Bir süre Zaman'da yazdı; şimdilerde Taraf'ta yazıyor. Yurtiçi ve dışında kaleci eğitmenliği de yapmıştı.

Memleketin hiç bitmeyen kaleci derdi göz önünde tutulduğunda, kalecilik ruh haline içeriden bir bakış atmak faydalı olabilir.

10 Ocak 2011

70.Yıl: Eurosport'tayız...

70. yıl yazımız, eurosport'un websitesinde yayınlandı:

Tıklayın: http://tr.eurosport.com/futbol/demirspor-70-yasinda_sto2613666/story.shtml

Bağış Erten ve Dağhan Irak'a teşekkür ediyoruz.

6 Ocak 2011

Yeni Transferler

Ara transferde yeni isimler kadroya ekleniyor. Ne yazık ki Demirspor'un kadrosu her 6 aya bir köklü değişikliklere gidiyor. Sezon başında yapılan transferlerden beklenen sonuç çıkmadı; peki bunlardan çıkacak mı? Gelen her oyuncuya sırf Demirspor logosu taşıyor diye saygı duyuyoruz, ama peki bunlar bizim saygımızı karşılayacak işler yapacak mı?

Devre arası yapılan transferler hep sıkıntılıdır. Bizi bazı oyuncuları beğenmediğimizden gönderdik. Peki bizim aldıklarımızı kim, neden gönderdi? Oynadıkları takımda uyumsuz muydu? Sakat mıydı? Eğer iyi oynasalar neden takımlarından ayrılsınlar? Tek bir koşul var: Daha fazla para kazanmak.

Eski futbolcumuz Çetin'i aldık yeniden. Çetin, 30 yaşında. Bu yıl, hiç maç yapmamış. Geçen yıl Bugsaş'ta birkaç maça çıkmış. En son maçı geçen yıl Nisan ayında. Yani 9 aydır top oynamayan 30 yaşında bir oyuncuya umut bağlıyoruz.

Berkay, '89'lu genç bir oyuncu. Ama bu yıl Buca'da sadece 4 tane A2 maçı oynamış.

Onur Çubukçu, Diyarbakır'da ilk yarı sadece 6 maçta görev almış. Bunlardan birisi A2, diğeri Türkiye Kupası maçı.

Yeni transferlerden sadece Metin Tuğlu performansının zirvesinde görünüyor. Diğer oyuncular hep sorunlu...

Bu oyunculara ne kadar para ödeniyor, ne kadar ücret alacaklar? Tek menajerden çok oyuncu almama sözüne uyuluyor mu? Bir menajerden diğerine mi koşuyoruz; yoksa bilinçli transfer mi yapıyoruz?

Bunların da açıklanmasını bekliyoruz. Demirspor yine birilerini zengin etmesin diye... Biz demiştik diyerek haklı çıkmak istemiyoruz. Lütfen bizi yanıltın. Soner Hoca, sezon başında kurduğu takımı dağıttı. Şimdi yeniden başlıyor ve bu kez başarısız olmasına göz yumamayız.

5 Ocak 2011

Demirspor Belgeseli Çekmek İsteyen Meçhul Kişiye

Arkadaşım,

Seninle ben bir defa Nefes'te karşılaştım, Demirsporlu olduğumu duyunca bana "Ben de bir Demirspor belgeseli çekmek istiyorum" dedin, telefonumu-mailimi verdim, bir ses seda çıkmadı. Şu an adını filan hatırlamıyorum.

Bu rastlaşmamızı Yavuz'a aktardığımda onunla da daha önce birkaç sefer Siyasal'da karşılaştığınızı öğrendim. Benzer bir şekilde belgesel çekme talebini ona da iletmişsin.

Şimdi Gezici Festival'de yine aynı şeyi söyleyerek dolandığını duydum.

Bu 3 olayın arasındaki zaman farkı en az 2 yıl.

Artık iyi niyetimi kaybettim sana karşı, o yüzden bir şeyler söylemek zorundayım

1) Demirspor Belgeseli çekmek isteyen insan hiç olmazsa internetten bir bakar bir yerlere ulaşmaya çalışır, bu blogu bulur, Adanademirspor.com'u bulur...

2) Hadi interneti geçtim elinde benim ve Yavuz'un iletişim bilgileri mevcut 2 senedir...Bir arar,sorar..

İkisi de yok.

Yaptığın tek şey Nefes'te, Siyasal'da, Gezici Festival'de yeri denk geldikçe, çevredeki insanlar daha "alternatif", daha "solcu", daha "anarşist"se, konu da futboldan açılmışsa "Ben de Demirspor Belgeseli çekeceğim" diyerek gözlerini kısıp karizmatik görünmeye çalışmaktan ibaret.

Kendine bir yandan o güzel görüşlü insanların arasında "solcu" denmesini sağlıyorsun bir yandan "yönetmen" gibi görünmeye çalışıyorsun...

Artık gerçekten midemi bulandırıyorsun.

Demirsporluların belgeselini Demirsporlular çekmiştir (Sezcan, Fırat, Murat Ayman, İtalya görüntüleriyle Mustafa-Yavuz, Livorno maçında Metin Gül ilk aklıma gelen isimler) Gerekirse bundan sonra da Demirspor belgeselini Demirsporlular çeker. Sana hiçbir şekilde ihtiyacımız yok.

Artık hatunlara yavşamak için mi yapıyorsun, az önce dediğim gibi kendini yönetmen gibi mi göstermeye çalışıyorsun, solculuğunu mu ispat etme derdin var, futbola anti-endüstriyel yanından bakmanın hoş olduğunu farkettin de öyle mi etiketlenmek istiyorsun bilmiyorum...

Ama, vazgeç

Bir daha "Demirspor belgeseli çekicem de ben bikbikbik" dediğini gerçekten duymak istemiyorum.

Başka bir yalan bul komplekslerini örtmek için...Ya da yalan söylememeyi dene, farklı şeylere konsantre olmaya çalış...

Git yeni bir depresyon hırkası al, Converse'lerini falan yenile ne biliyim...

5 Ocak

Adana, 5 Ocak 1922'de düşman işagilinden kurtuldu. Düzenli ordunun yeni yeni işlemeye başladığı bir süreçte, Çukurova halkı işgalcilere karşı direnmeyi bir görev bellemişti. Direniş, 1921 sonlarında zafere ulaşsa da, Fransızların kentten tam olara ayrılması 5 Ocak'ı buldu...

Adana'nın köklerinde direniş ve umut vardır. Çukurova toprağı boyun eğdirilmeye çalışan insanların başkaldırdığı topraklardır...

Köklerimizi hatırlamamız, gelecek için kritik bir önem taşıyor.

3 Ocak 2011

Geçmiş ve Yeni Yıl

Demirspor, yeni bir yıla daha belirsizliklerle giriyor. Başkan Mustafa Tuncel, 3. döneminde de başarısız olma riskiyle karşı karşıya. Kendisi 70. yıl töreninde yine büyük hedefler koydu ve "4 yılda süper lig görmezsek..." ile başlayan cümleler sarf etti. Cümlenin gerisinde kendisine ve yönetime hakaret edilebileceğini öngörüyordu ama orasını es geçiyorum. Derdimiz hakaret etmek değil, iş görmek... Sezon başındaki açıklamaları da umut vericiydi ama kurulan kadronun yarısı tırpanlandı. Teknik sorumlumuza gösterdiği güven de haneye bir artı koymamıza neden oluyor. Ama yönetimde birlikte çalıştığı arkadaşları, şimdiden aba altından sopa gösteriyor hocaya...

Geçtiğimiz yılda takım yine beklediğimiz başarıya hasret kaldı. Üstüne üstlük bir de Bekir Çınar'ı yedi bitirdi. 2010'nun ve belki de uzun yılların en büyük acısı bu olacak. 2 yıl üst üste play-off finallerinde yıkılıp, ardından da iş yapmaya hevesli, taraftarla temas kuran, asıp kesmeyen, vizyonu açık ve Adana'ya bir gömlek bol olan bir ismi, elbirliğiyle toprağa gönderdik. Adana Demirspor, bir insanın ölümünde baş sorumlu oldu.

Yerel basın, 2010'da yine bildiğimiz gibiydi: Güçlünün yanında, kirli ilişkilere ve kapalı kapılar ardında dönenlere yakın; taraftarın sesi olmaktan çok belli kesimlerin sözcülüğünü yapmayı hedef edinmiş bir yapı... Derin Demirspor'un önemli sac ayaklarından biri... Yeni yılda değişim göstereceğine dair hiç bir emare yok...

Taraftar, takımın temposuzluğuna ayak uydurmuş gibi. Eski havamız yok. 70. yıl törenleri umarım bir ivme kazanmanın ilk belirtileri olur.

Blog olarak, geçtiğimiz yılı biz de sıkıntılı geçirdik. Taraftar blogu olarak yönetim ve takımla ne kadar ve nasıl bir mesafe yürütmeliyiz; etki etme-temsilci olma sınırlarını nereye kadar zorlamalıyız konusunda ayrılıklara düştük. Ama en nihayetinde yine bir yıl boyunca söylenmeyenleri söyledik; unutulanların altını çizdik ve güçlünün yanında değil tribünün içinde olmaya özen gösterdik. Geçtiğimiz yıl Ocak ayında 15binlerle başladığımız aylık ziyaretçi trafiğimiz yazdan itibaren 7-8binlere düştü; yılı da yine o civarda kapadık. Günlük 250-300 arası tekil giriş oluyor bloga. Bu demek ki hala Demirspor camiasında önemli bir aksı oluşturuyoruz.

Geçmiş yılın muhasebesi oldukça eksilerde... Demirspor ruhunu, kültürünü ve geleneğini canlı tutmamız, "sahada yenilsek de tribünde galip gelmemiz" ve camiayı geriye çekmeye çalışanlara karşı direnmemiz için, yeni yıla "yeni bir heyecan-yeni bir ruhla" girmemiz gerek. Önümüzde beyaz bir sayfa açalım. Hepimize iyi yıllar!