31 Ocak 2014

İlhan Aydoğdu Transferi

İlhan Aydoğdu, 2.lig günlerimizde kadromuzda yer almış, kaptanlık yapmış ve canla başla mücadele etmiş bir oyuncuydu; orta sahanın mücadele azmini yüksek tutuyordu. Geçmiş günleri tartışmaya gerek yok. Ama bugün 1. ligte oynayan Adana Demirspor'da oynayacak bir oyuncu değil. Transferinin saha içiyle bir ilişkisi olmadığı açık.

Demirspor taraftarı böyle hatır gönül transferlerine alışıktır. Ama yeni yönetimin imajına zarar veren bir adım olduğunu da not etmemiz gerekli.

29 Ocak 2014

Yabancı Kaleci

Rize'den kiraladığımız kaleci Pawelek'le birlikte yabancı kalecimiz oldu. Kale, bu seneki en sıkıntılı mevkiimizdi, umarız Polonyalı kaleci iyi bir performans gösterir. Pawelek bu sezon ligte sadece 3 maç, kupada da 2 maçta kadroya girmiş.

Yabancı kaleci geçmişimiz çok kalabalık değil. 1967-70 arasında Miço Vukatic, 1985-86'da Senad Arnutovic, 1987-88'de İrfan Handzic, 1988-89'da Milos Jurkovic kalemizi koruyan kalecilerimizdi.

Geç Olsun Güç Olmasın

Bazı teknik sorunlar nedeni ile (bilgisayar başında bulunmama gibi) Tayfamızın yeni çizerlerinden Fatih'in Gaziantep Büyükşehir Belediyespor maçına ilişkin gecikmeli yazısını paylaşamamıştık. Keyfimiz yerinde,neşemize neşe katacak yazıyı aynen alıntılıyorum. Eline sağlık Fatih.
 
"Maçtan bir hafta sonra yazıyorum. Geç kalınmış bir yazı ama tarihe yine de bir not düşmek istedim. Maçın havasına 2 gün önce girdim. Adana Demirspor’umuzun rahat bir maç izletmeyeceğini bile bile, bunca acıya bunca kedere rağmen, hem benim, hem de Demirspor’un ilk deplasman galibiyetini almak için gittim. Yazdan kalma bir günde Mavi Lacivert formam ile şehri turlarken hem Gaziantep’in hem de Şanlıurfa halkının Adana Demirspor'a olan sempatisi beni gururlandırdı. 2 gün içinde birçok kişiyle futbol muhabbetimiz oldu.2001 yılında Gaziantepspor şampiyonluğa koşarken Celal Doğan'ın “Şehir şampiyonluğa hazır değil” açıklamasıyla futboldan soğuyan bir şehrin feryadını dinledim. Bir çok kişi ilk yarı 3-0 öndeyken 4-3 kaybedilen maçı hala unutamamış, maç hala zihinlerde. Sergen Yalçın'dan ise beklenti büyük. Şanlıurfa'da ise Şanlıurfaspor’un sarı şimşekleriyle Manisaspor maçından sonra karşılaştım. Kaybedilen bir maç sonucu moraller haliyle bozuk. Kendi hallerine bırakıp yoluma devam ediyorum. Kısa bir Balıklı Göl turundan sonra Antep’e geri dönüyorum.
 
Maç günü erken kalkıyorum. Sabahın köründe ciğer yiyebilen canlılar olarak kahvaltıyı da ızgara ile yapıyorum. Kebapçı Mehmet ustamız bize Adana’yı tavsiye etmiyor. “Memleketinden geliyorsunuz size saygısızlık etmeyelim” diyor. Şehir bizi saygıyla karşılıyor. Stad çevresi mavi çocuklarla dolmaya başlıyor. Maçın başlamasına 5 saat falan var. 5 Ocak mabedinde bilet kuyruğuna alışmış olan taraftarlarımız burada da kuyrukta beklemeye başlamış bile. Maçın heyecanıyla müze gezmelerini çok sevdiğim halde Zeugma antik müzesi ilgimi bile çekmiyor. Meşhur “Çingene kız” mozaiğinin küçücük bir şey çıkması bile şaşırtmıyor beni. Aklım maçta. Stada döndüğümde her yer mavi, her yer lacivert. Çok geldik Kamil Ocak'a sığmadık. Güvenlik pankartı kontrol etmeden içeri alıyor. Pankartımız asıp maçın havası giriyorum. İlk deplasman galibiyetini almak kolay olmayacaktı elbet. Bağırıyorum avazım çıktığı kadar. Marşlarımız  alemde tek olan Şimşekler Grubu'muzun önderliğinde statta yankılanıyor. Ve Mehmet Eren Boyraz 1-0… Ama rahat değiliz. Başımıza gelecekleri bildiğimiz için "iki gelsin iki" diye bağırıyoruz. Sabırsızız. Miyop astigmat gözlerimle görmediğim, nasıl olduğunu anlamadığım bir penaltı ile golü yiyoruz. Vakit geçiyor, ruhumuz daralıyor golü bekliyoruz.
 
Son dakikalarda mağlubiyete ve beraberliğe alışmış bünyem Yine mi “Yıkıla Yıkıla” derken, tanımadığım insanlarla sarmaş dolaş gol sevinci yaşarken buluyorum kendimi. Ortalık fena karışıyor. Stadın telleri yıkılıyor. Atilla Aybars. İşte 90+3'teki Aybars’ın golü binlerce kişinin emeğinin karşılığıydı. Binlerce yüreğin şampiyon olmuşçasına futbolcularla kucaklaşmasıydı. Acı çektik, "gün gelir bu dertler biter" dedik. Dertlerin bitmesinin temennisiydi 90 +3. Gaziantep’te televizyonlarda yayınlanmayan bir şampiyonluk yaşadık. Yaşa Var ol Adana Demirspor…"

26 Ocak 2014

Adana Demirspor:2 - 1461 Trabzon:1

İkinci devreye şimşek gibi başladık! Üst üste üçüncü galibiyetimiz; devrenin son maçı-Denizli galibiyetini de sayarsak 4. galibiyet oluyor. İçeride kaybetmeme alışkanlığımız, galibiyet alışkanlığına döndü. Yine son dakikaları stresli ve bitmek bilmeyen bir hale dönse de 6 puanlık maçı iyi sonuçlandırdık.

Bu hafta sadece bizim maçta karşılıklı gol oldu. 0-0'ların çok olduğu bir haftaydı. Biz yine gol atmayı ve yemeyi başardık. Mehmet Eren, 9. gole ulaştı.

İlk 6 ile puan farkını 6'ya indirdik böylece...

6 Puanlık Maç

Bu akşamki 1461 Trabzon'la tam anlamıyla 6 puanlık maça çıkıyoruz. Rakibimizin bizi yakalamaması ve ilk 6 ile puan farkını açmamak adına bu maçı kazanmalıyız.


Son Dakika Golü

Bu kez işi son dakikaya, son saniyeye bırakmamak dileği ile.

Küçük ve eğlenceli bir video hazırladık. Gelecek videoların ve çalışmaların sinyali olması dileği ile...

http://www.youtube.com/watch?v=pYR4LT3NiyI&feature=youtu.be 

25 Ocak 2014

Stadın Adı Değişti

 http://imza.la/fatih-terim-ismini-istemiyoruz

Yeni stadı bile beklemeden 5 Ocak'ın adı alelacele değiştirildi, ne kamuoyunun görüşü, ne tartışmalar ne de fikir alışverişinde bulunmak... Yukarıdaki adreste imza kampanyası var, imzalayabilirsiniz.

22 Ocak 2014

Fatih Terim Stadyumu

Fatih Terim ismi stada verilmeli mi, verilmemeli mi tartışmaları süredursun iş netleşmiş bile. mavisimsekler.com öyle diyor. Şu anda Türk futbolunun zirvesindeki isim doğduğu, var olduğu, kendini var eden şehrin stadının ismini almış. Dışarıdan bakınca kulağa ne güzel geliyor öyle değil mi?
 
Türkiye'nin gelmiş geçmiş en büyük futbol adamlarından birini Adana çıkarmış, Adana Demirspor çıkarmış. Şimdi onun adının yaşatıldığı statta oynayacak maçlarını.
 
Sonuçta bir Muharrem Gülergin gibi, Selami Tekkazancı gibi sıradan, basit, yerel (!?!) biri değil Fatih Terim. Elbette onun ismi olacak.
 
Olaya biraz pragmatik bakalım öncelikle. Türkiye futbolunun şu anda en güçlü ismi Adana futboluna da (Adana Demirspor'a da) çok ciddi katkılar sağlayabilir. Bu isimden faydalanmalıyız. Bir kesim bu şekilde düşünüyor anlaşılan.
 
Üzülerek söylemeliyim ki, tarih pragmatizme feda ediliyor, hatta feda edildi bu anlayış nemalandırılarak. Kendi adıma üzülerek kendimi eleştirerek de söylemeliyim ki; kısa zaman öncesine kadar ben de soru işaretleri ile doluydum bu konuda. Fatih Terim olmalı mı sorusuna net yanıt veremiyordum. Hatta biraz ikna edilmek istiyor, ikna olursam bunun bayraktarlığını dahi yapabileceğimi hissediyordum. Bu hususu sevdiğim dostlarımla da paylaştım. Ta ki, Tuncay Şenyüz ve Metin Gören ile buluşana dek...
 
Peki neden muallakta idim önce onu söyleyeyim. Çünkü diyordum ki kendi kendime; Fatih Terim buram buram Adanalı kokuyor, baktığımızda kentin karakterini yansıtıyor. Bu kadar Adanalı birisi kentinden belirgin bir sebep olmaksızın kopamaz. Kesin arkasında bir gerekçe vardır, diyordum. Bu şüphemi Adana Demirspor'da ve tabi Adana'da yerel yöneticilik yapmış kişilerin güvenilmez, insanı sömürmeye yönelik tavırları da doğruluyordu. Fatih Terim kesin bize bir adım atmış ve kesin aldatılmıştır, dolandırılmıştır, kurumsal olmayan yapıdan illallah etmiştir diyordum. Sonrasında bunu araştırdım ve çok net bilgilere maalesef ulaşamadım. Sadece bir dönem takımımıza genç oyuncular gönderdiği ve bu oyunculara bizim yöneticilerin yanlış yaptığı bilgisini edindim. Belki daha fazlası da olmuştur. Adana Demirsporlu malum yöneticilerden de Adana'nın malum yerel yöneticilerinden de bunu fazlası ile beklerim. Daha büyük bir kazık da atılmış olabilir Fatih Terim'e.
 
Peki bu şüpheye rağmen ne oldu da Fatih Terim stadına ilişkin düşüncelerim tamamı ile olumsuza evrildi? Tuncay Şenyüz ile Metin Gören ne anlattılar da bu noktaya geldim? Cevap vereyim; hiçbir şey. Sadece Demirspor tarihini ve ihtişamlı günlerimizi, Muharrem Gülergin'i, Füze Selami'yi ve diğer efsanelerimizi yad ettiler. Fatih Terim'den de bahsettiler ama çok önemli değildi. Sonra kendime bazı sorular sordum. Aynı soruları şimdi siz okurlara da soracağım. Bakalım Fatih Terim stadı olmalı mıymış!
 
-Fatih Terim bugün Türk futbolunun önderi olmak yerine Demirspor ayarında bir takımı çalıştırıyor olsa idi mazisine bakarak stada yine Fatih Terim adı verilir miydi?
-Cevap "hayır" ise, bu yapılan güce biat demek değil midir, camiamıza yakışır mı?
-Fatih Terim'e -varsa- atılmış olan büyük kazık Demirspor'un varlığından daha mı önemlidir? Soruyu açayım, Demirspor'a mesafeli durmayı gerektirebilir ama Demirspor'dan el çekmeyi gerektirir mi?
-Hatırlayalım sadece. Kentin diğer takımı tüm stada hakim olmuştu. Kapalı tribünün üstüne logosunu işletmiş, tüm koltukları kendi renklerine döndürmüştü. Biz üçüncü lige düşmüştük. Eski efsane artık Mobellaspor ile, Niğdespor ile vs. muhatap oluyordu. Yetmedi, stadımızdan çıkarıldık, Kozan'da maç yaptık. Net bir şekilde söyleyeyim kapatılmak istendik. Tarihimizin en karanlık dönemlerini yaşadık. Bu dönemde (süreç olarak söylüyorum) Milli Takım başarıdan başarıya koşuyordu. Genç Milli Takım Akdeniz Kupası'nı alıyordu. Galatasaray Avrupa'da başarılarına başarı ekliyordu. 4 kez üst üste şampiyon oluyordu. UEFA kupasını alıyordu. Fiorentina bir Türk teknik direktör ile anlaşıyor ve bu takım da başarılı oluyordu. Biz kapanma yolunda ilerlerken bir isim büyüyordu. Bizim var ettiğimiz, bağrımızdan çıkan Fatih Terim. Ben ölürken benim yanımda olmayan evlada şimdi evimin adını veriyorum. İnsafa, hakkaniyete sığar mı?
-Hayatını Demirspor'a adamış isimler, malum evladı yetiştirmiş isimler, Demirspor'u Demirspor yapmış isimler yok sayılırken, hayırsız evlat, babasının ölümüne ağlamayan evlat onore ediliyor. Bu insanların, gerçek efsanelerin gururu incinmez mi, kemikleri sızlamaz mı?
 
Dikkat ederseniz, onu Demirspor'a şunu vermedi, bunu yapmadı, diye suçlamıyorum. Tek soru şu, ben ölürken neredeydiniz sayın Terim? 
 
Bu kararda payı olan Demirsporluları varsa cevap haklarını kullanmaya davet ediyorum, yoksa zaten vicdanları ile başbaşadırlar.  

21 Ocak 2014

Yunus Ünsal

Altyapımızın golcülerinden Yunus Ünsal Ankara Demirspor'la sözleşme imzaladı ve ilk maçında da golünü yazmayı başardı. Tebrikler ve başarılar Yunus!

Onun ismini yakından biliyoruz; altyapı başarılarından. Yunus, geçen yıl A2 liginde 12 gol, önceki yıl U18 liginde de 19 gol atmıştı. 94'lü golcülerimizden Yusuf Kemal ve Muhittin de profesyonel hayatlarına başladılar. Yusuf, sezon başında 68 Aksarayspor'a gitmişti ancak sözleşmesini feshetti; Muhittin de Ünyespor'da ve 1 golü var.

Onların adlarını blogta sıkça anmıştık. (http://www.adanademirspor.net/2013/01/a2nin-golculeri.html) Bu isimlerin başka kulüplere değil, yetiştikleri Demirspor'a hizmet etmeleri şart. Bu süreci yetişmeleri, olgunlaşmaları için bir geçiş olarak görelim ama onları başka kulüplerde unutmayalım.

Mehmet Eren Zirvede

Mehmet Eren Boyraz Demirspor'u yukarı taşırken kendi kariyerini de güncellemeye devam ediyor. Süper Lig'ten 1.Lig'e gelen pek çok oyuncunun aksine Mehmet Eren performansında düşüş yaşamadı, tersine kariyerinin son dönemlerinde Demirspor'da yeni bir parlama yapma şansı buldu.

Mehmet, Antep BB maçında bu sezonki 8. golünü attı. Forma giydiği 19 maçta 8 gole ulaşan Mehmet, maç başına düşen gol istatistiğini de yukarı çekiyor. Geçen sezon Antalyaspor'da lig maçlarında gol atamayan, kupa maçlarında iki gol kaydeden Mehmet, Antalyaspor'daki ilk sezonunda da 27 maçta 4 gol atmıştı. 4 sezon oynadığı Kayserispor'da 130 maçta 13 gole ulaşan Mehmet Eren için, Demirspor günleri asistleri kadar gol sayısı için de zirve noktası oldu. (http://www.mackolik.com/Futbolcu/1289/Mehmet-Eren-Boyraz)

Daha önce Juninho da Demirspor'da kendi gol kariyerini güncellemişti. Darısı Rostand'ın başına diyelim...

20 Ocak 2014

Gaziantep BB: 1-2 Adana Demirspor

İlk deplasman galibiyetimizi aldık. Sahadaki mücadeleyi beğendim. Maç berabere bitse idi yazık oldu diyecektim, genelde olmayan şey oldu ve futbol şansı bu kez yanıbaşımızda bitiverdi.

Golümüzü genç Aybars kardeşimizin atması ayrıca mutlu etti bizi.

Yeni transferlerin forma bulmasının yanı sıra görece gençlerin az da olsa daha fazla forma giyme imkanı bulması ile ligin en yaşlı kadrosu olmaktan kurtulmaya başladık. Bir önceki hafta kadromuz 28,2 yaş ortalaması ile Samsunspor, Orduspor, Gaziantep BB, Şanlıurfaspor'dan daha genç idi.
 
Olumlu adımlar var. Defansımızın aksayan yönlerinin giderilmesi halinde çok daha iyi olabiliriz. Bu arada bu hafta acaba Şener geri mi dönüyor dedim. Efsane kalecimizin dönüşüne elbette seviniriz.
 
Ancak Emre Selen'in kadroya girememiş olmasına üzüldüğümü belirtmeliyim. Ligimizde 6 tane takım kalesini 24 yaş ve altındaki eldivenlere teslim etmiş durumda. Bunların arasında biz de olabiliriz. Güvenmeden sonuç alamayız.
 
Mustafa Uğur ile birlikte Türkiye Kupası'nı saymazsak 5 galibiyet 1 beraberlik ve 2 yenilgi aldık. Görece güçsüz takımlardan aldık puanları. Fikstürümüz giderek zorlaşacak. Aynı performansı gösterebilirsek güzel günler görebiliriz.
 
Yönetim açısından da geldiğinden beri puan kaybı yaşanmamış olması notlara keyifle geçirildi.
 
Maça gelince tribün harika. Tayfamızdan Fatih de maçtaydı. Yıkıla Yıkıla pankartımızın bir stat daha görmesini sağladı.


Huzur dolu bir hafta bizleri bekliyor.

17 Ocak 2014

Aytaç Durak Sonrası...

Yazının baş harflerine bakınca ADS oluyor. Dün itibarı ile Aytaç Durak'ın CHP'den de aday gösterilmediğine şahit olduk. Kanımca Adana'nın ve Adana Demirspor'un gelişmesinin önündeki en büyük engellerden biri kalktı. Biz onun şehre hükmettiği dönemlerde tek bir kalıcı gelire sahip olamadık, alt liglere abone olduk, basın önünde sarı zarflarla rencide edildik, Adanaspor maçına müdahale edilmiş olabileceği cümlesine (ardında bıraktığı travmalar ve gözyaşlarını unutmadan) şahit olduk, takımımız onun döneminde çiftliğe dönüştü, alt yapımız onun döneminde terk edildi, Demirspor'un yakasına yapışan kötü yönetim anlayışı onun döneminin eseri.
 
İşte bu nedenle yazının başlığının ilk harflerinden ADS çıkıyor. Siyaseten gücünü yitirmiş bir Aytaç Durak sonrasında, Demirspor camiasının gücünün daha fazla bilincinde olması gerekiyor. Siyasete hiç bulaşmayan değil, siyaseti Demirspor'un menfaati doğrultusunda yönlendiren bir camia olmamız gerekiyor. Taraftarın siyasilere ya Demirspor'a saygı duyarsınız ya da ömrünüz bir sonraki seçimlere kadardır, mesajını açık ve net bir şekilde vermesi gerekiyor.
 
Atkımızın siyasilerin elinde oyuncak olmaması gerekiyor. Atkıyı takanın hakkını vermesi gerekiyor.
 
Ancak yapılması egreken ilk iş bir utançtan kurtulmak.
 
Tesislerden Aytaç Durak adını artık çıkarmalıyız. Bu camiada hala Aytaç Durak'a değer verenler, biat edenler olabilir. Ancak Aytaç Durak bir Selami Tekkazancı değildir, bir Muharrem Gülergin değildir. Bunların tırnağı değildir. Aytaç Durak belki bir Özgür Nasuh olabilir ama. Ona lafım yok.
 
Gönlüm, Selami Tekkazancı'ya "Demirspor taraftarı seni unutmadı, adını Demirspor'a yazdın" demekten yanadır.
 
Tribünümüz Muharrem Gülergin, mavilacivert.com sayesinde bir de Muharrem Gülergin hatıra ormanımız var. Değerlerimize sahip çıkmaya Füze Selami ile devam etmeliyiz. Aytaç Durak adı kaldırılsın, Adana Demirspor Selami Tekkazancı tesisleri olsun.
 
Temizlik başlasın.   

14 Ocak 2014

www.mavisimsekler.com

Bu site oldukça güzel işler çıkarıyor.

Demirspor'un geçmişine yönelik bir dizi başlattıkları için kendilerini kutlarım. Ayrıca bugün tribünleri anlatan yazıları daha çok da resimleri güzeldi. Başarılar dilerim.

13 Ocak 2014

Adana Demirspor:2-Boluspor:1

Mehmet Eren kıpırdayınca Demirspor kazanıyor.  Sezon başından beri beklentilerimiz büyük ondan. Bugün iki pasla işi bitirdi. Önce Rostand, sonra Efe bu güzel pasları güzelce sonlandırdı.

Rostand maç boyu diriydi. Savunma onu hiç yere indirmedi, çok iyi ayakta kaldı, topu sakladı. Ona yardımcı olan birileri olsa daha farklı olacaktı.

Maçın genelinde Boluspor bizden iyidi. İskender, Alp ve Emrah tüm savunmamızı dağıttı. Hücuma daha iyi çıktılar. Burak yine kamyon gibiydi. OrtasahadaYusuf çok hata yaptı,  Erçağ'ı kapattılar ve o da bunun üstesinden gelemedi, oyundan daha erken çıkmalıydı.

Ama bu kez biz kolay gol attık ve kazandık. Bu sene belki de ilk kez çok performans göstermeden kazandık.

Zirveden 18 puan uzakta tribünleri dolduran Demirspor taraftarina yine büyük alkış.

Geliyoruz!



 @_FatihTas

12 Ocak 2014

İkinci Devre Başlarken

Sezonun ikinci devresi başlıyor.  Yönetim değişikliği yaşasak da sezon başında olduğu camianın görünürde yönetim sıkıntısı yok. Bu istikrar görüntüsü ikk yarı beklenen skorları getirmedi. Bakalım bu ikinci başlangıç nasıl olacak. Önceki yıllardan farklı olarak devre arasında kadro büyük oranda değişmedi, transfer süresi devam ediyor ancak büyük değişiklikler olacak gibi görünmüyor.  Kadroda da istikrar var. Bu tabloda sahadaki oyunculardan ellerinden gelenin en iyisini beklemek hakkımız.

İlk yarıdaki kötü deplasman performansını aşmalıyız. İç sahada en azından yakın puanlardaki takımlara kaybetmemeliyiz. Fikstürün ilk haftaları oldukça zorlu ve yukarıda kopmamak için lige iyi başlamak şart.

10 Ocak 2014

Demirspor'da Değişim Sinyalleri

Selahattin AYDOĞDU yönetimi göreve geldi, bir diğer deyişle de göreve getirildi. Eskinin "bizim eleman" Selahattin'i, biraz daha yeninin "tu kaka" çocuğu, şimdinin "kurtarıcısı" olarak son kongrede seçildi.

Tuncel yönetimine gerek kendi geçmişinden ve gerekse ekibinin geçmişinden dolayı şüphe ile yaklaştık. Kendisi de şüphemizin bilincindeydi, beklentilerimizi ilettik ve bekledik. Beklentilerimiz değil tahminlerimiz gerçekleşti.

Ligin en yaşlı kadrosu kuruldu, paralar ödenmedi, federasyona başvuranlar oldu, kalıcı gelir projeleri devreye sokulmadı, takım içinde takımcıklar sezildi, kurumsallaşma yönünde adımlar atılmadı, borçlar şişirildi, yönetim içinde ikilikler sezildi ve devre arasında apar topar adeta kaçar gibi kulüp devredildi. Borç rakamı söylenmedi, 8 milyon harcama var dendi, ama temliklerden ne kadar borç itfa olundu bilemedik, kombineler, yayın gelirleri, maç gelirleri, hibeler, belediye aktarımları, Türkiye Kupası gelirleri vs. ne kadar kasaya girdi bilemedik. Kısaca borç o kadar arttı denmek istendi sanırım ama eğer gerçek bu ise milyon kere yazıklar olsun Tuncel'e de yönetimindekilere de. Gerçek bu ise, kendilerine haklı olarak yüklenmiş olmakla birlikte, Tuncel daha fazlasını hak ettiğinden ötürü Serin yönetiminden özür dahi dilemem gerekir.

Velhasıl kelam enkazı aldılar, kötü çocuk Selahattin'e iyi çocuksun sen diyerek devrettiler. AYDOĞDU gelir gelmez acil borçları ödedi, yöneticilerden para koymalarını istemediğini dile getirdi. Borç ödeme kısmı tamam eski alışkanlık da Demirspor'da yöneticilere sıcak para kaynağı gözü ile bakılırdı. Bir zamanlar Şefik Akkurt yönetime gireceğinde kendisine 50.000 TL şartı koymuşlardı. Parayı ver atı ben oynatayım dönemi vardı. Bunu görmedik yeni yönetimde öncelikle.
 
İki gencimizi yolladılar üzüldük ve geçmişin devamını gördük bu açıdan kendilerinde. Emre bizim gözbebeğimiz olacak dediler, sevinmedik bile, çünkü uygulama olmadan bu sözleri çok görmüştük. İzlemeye aldık.
 
Kiralık olmakla birlikte satın alma opsiyonunu da alarak gencecik çocukları takıma kazandırmaya başladılar. En yaşlı takım olma ünvanımızı devre mi hazırlanıyoruz diye umutlandık ve adımlara sevindik.
 
Bir kalıcı gelir projesinin devreye sokulma aşamasında olduğunu öğrendik, başarılabilirse bu Bekir Çınar döneminden sonra hayata sokulan ilk proje olacak, küçük kapsamlı olsa da diğerleri yapamamış olduğu için yönetimin artı hanesine yazılacak. Hatırlanacak olursa Bekir Çınar döneminde kredi kartı projesi gündeme gelmiş ancak projeden kart sahipliği belli bir rakamın üstüne çıkmadığı için gelir elde edilememişti. Bir diğer kalıcı gelir projesi ise "nesine.com" ile yapılan anlaşma idi. Alınan forma reklamının yanı sıra resmi sitedeki nesine.com linkine tıklayarak oynanan her oyun üzerinden kulübe aktarım yapılacaktı. Bekir Bey'in öldürülmesi ile birlikte bu proje de kredi kartı gibi öldürüldü.
 
Şimdi Demirspor bünyesinin kaldırmayacağı sözler duyuyoruz. Mesela Demirspor ile ilgili şeffaf olun dediğimizde, şeffaflık göstergesi olarak önceden "Demirspor'u satan anasını satar" gibi aydınlatıcı bilgiler verilirken (bu bilgilerin kendi haklarında inceleme yapılan vergi elemanlarına da aynı şekilde verilmesini bekleriz, defter vermeyin bu sözü sarf edin) şimdilerde kurumsallaşmadan bahsedilir oldu.
 
AYDOĞDU'nun kongre öncesi açıklamasında kurumsallaşmaya önem atfetmesi, yakın zamanda da stratejik plan gibi camia üzerinde alerjik etkiler yaratacak uygulamaların devreye sokulacağının belirtilmesi açıkçası bizleri de umutlandırdı ve şaşırttı. Sosyal medyadan gördüğümüz kadarı ile hakikaten bu adımlar alerjik etki de yaratmış olsa gerek ki; hemen yönetim düşmanlığı sözleri sarf edilmeye başlanmış. 
 
İlginç olan bir diğer husus ise bu stratejik plan açıklamasının yerel medyadan önce kulübün resmi internet sitesinde yayınlanması idi. Yıllardır kendi sesiniz var, başka sese ihtiyaç duymayın derdik, bu sesin paralelinde adım atıldığını gördük. Kulübün twitter adresinin de daha etkin kullanılmaya başlanacağının sinyallerini aldık.
 
Eski yapıdan bir takım tasfiyelerin yapılacağı duyumlarını da alıyoruz. Ancak bu biraz daha süreç işi gibi. Duyum bile bir umut aşılıyor. Çünkü Demirspor'u eskinin alışkanlıkları atalete itiyor.
 
Bu gelişmeleri olumlu karşılıyoruz. Acaba değişim mi geliyor diye umutlanıyoruz, artık göz boyası istemiyoruz. Kısa süredeki icraatleri nedeni ile yönetime teşekkür ediyoruz.

5 Ocak 2014

Metin Gören ve Tuncay Şenyüz İle Buluştuk

 

Adana Demirspor’umuzun kuruluş yıldönümünde minik bir etkinlik yapmak istedik ve bu amaçla Ankara’da yaşayan iki Adanalı, Demirsporlu abimizle irtibata geçtik. Bu abilerimizden Metin Gören futbol, Tuncay Şenyüz ise yüzme ve sutopu takımımızda yer aldılar. Amacımız hem onları tanımak hem de kendimizi onlara tanıtmaktı. Başından sonuna sıcak, samimi ve Demirspor dolu bir sohbet oldu.

 
(Tuncay Şenyüz - Metin Gören)


Metin Gören 60’lı yıllarda Demirspor’un efsane kadrolarından birisinde yer aldı. Hatta Demirspor’u Demirspor yapan, ülke çapında bilinir ve takip edilir hale getiren bir ekipti o ekip. Başlarında Muharrem Gülergin gibi bir lider olan, İstanbul’a ve ülkenin tümüne kafa tutabilecek bir futbol takımının oyuncularından birisiydi. Sohbet esnasında, o yılların Demirspor’unda futbol oynamanın A milli takımda oynamak kadar büyük, önemli ve havalı bir iş olduğunu defalarca dile getirdi. Futbolculuk sonrasında basın sektöründe çalışmaya başladı. Zaten kendisini televizyondan da tanıyorduk.
 
Tuncay Şenyüz 50’li yıllardan 70’li yıllara Adana Demirspor adına havuzlarda kulaç sallamış bir isim. Rekortmen bir takımın rekortmen yüzücüsü aynı zamanda. Bunun yanında spor yaşantısını hala devam ettiren bir veteran. Yine Muharrem Gülergin ile beraber çalışabilme fırsatını yakalayan ve bu nedenle altın bir neslin içinde yer alan bir abimiz kendisi. Sporculuk yaşantısından sonra il müdürlüğü bünyesinde havuz sorumluluğunda da bulunmuş.


(Kıbrıs Turnesi 1963 - Metin Gören Arşivi)

(Kıbrıs Turnesi 1963 - Metin Gören Arşivi)

Metin abi, Adana Demirsporluluk konusunda, bu takımın nasıl bu denli ateşli ve sadık bir taraftar topluluğuna sahip olabilmesinin araştırılması gerektiğini söyledi. Ona göre bu sevdanın kökeninin, nereden geldiğinin mutlaka fiziksel bir temelle ilişkilendirilmesi gerekli. Bu sadece emekçi takımı olmakla alakalı değil. Toplumun her kesiminin, zenginlerin de gözdesi olan bir kulüp Demirspor. Biz de 18 yıllık Süperlig özleminin tribünleri azalmaktan çok büyüttüğünü söyledik. Başarıya endeksli bir taraftar profilinin olmaması ironik bir şekilde bizi mutlu ediyor ama bir efsane hala güzel günlerin çok uzağında, kısır bir daire içinde dönüp duruyor. Metin abi, o yılları çok güzel örneklerle, hatıralarla önümüze serdi. “Neden bu haldeyiz” sorusunu bizim gibi o da sordu, yanıtı şu oldu: “Büyük takımın küçük idarecileri…” Rahmetli Ali Hoşfikirer de bir yazısında Demirspor’un hep küçük olsun benim olsun zihniyetine kurban gittiğini yazmıştı ki, tespit doğruydu.


(Adana Demirspor 1963 - Metin Gören Arşivi)

(Ordu Milli Takımı 1963 - Metin Gören Arşivi)


Bizim aklımızın almadığı bir konu da yüzme ve sutopu branşlarının nasıl olup da bir anda sönüp gittiğiydi. Tuncay abi bu noktada kulüp yönetimlerin kaynak ayırmadığını ifade etti. Ayrıca ifade ettiği bir nokta vardı ki aslında Adana’nın temel sorunlarından birisine işaret ediyordu. Adanalı sporcular çoğunlukla günü yaşadılar, geleceği dair planları olmadı. Aynı zamanda yaptıkları sporun ilmine temas edemediler. Böylelikle o nesil, gelecek nesilleri de yetiştiremedi. Disipline edildiklerinde çok büyük başarılara rahatlıkla imza atabilen potansiyelleri vardı, bunu defalarca ispatladılar. Ama disiplinin devamını sağlayacak ekipler göreve gelmedi, gelenlerin arkasında durulmadı. Bunun yanı sıra Adana, okumuş, araştıran, kendini geliştiren nesline sahip çıkmadı, çıkmıyor. Demirspor özelinde sığ taşra siyaseti ile dedikodu üretilip karşılıksız, çıkarsız bu takım için çabalayan insanların önlerine engeller çıkarılıyor. Futbolun ülke gündeminde aşırı pompalanması da yüzmeye sırt çevrilmesine yol açtı. Tuncay abiye göre futbola göre çok düşük maliyetlerle yeniden havuzlarda söz sahibi olunabilir.

 
Sohbetimizin tamamı böyle karamsar olmadı tabii. Çokça güldük, çokça eğlendik. Özellikle Metin abinin anlattığı hatıralar bizi kırdı geçirdi: Muharrem abinin kardeşlerinden birisi olan Puto Mustafa, kaleci Haşim, nam-ı diğer Haşimo, efsaneler, isimler… Tuncay abinin anlattıkları ile, havuzdan taşan sular gibi kahkahalarla çınlattık oturduğumuz kafeyi.




Bu güzel geceyi bir daha tekrarlamak temennisi ile sonlandırdık. Sanırım katılan herkes çok keyif almıştır. Daha sık bir araya gelmek üzere sözleştik Metin ve Tuncay abiyle.

Bu vesile ile Adana Demirspor’umuzun yeni yaşı kutlu olsun. Biz gücümüz yettiğince ona dair yazmaya, çizmeye, düşünmeye, yapmaya, etmeye ve onu yaşamaya devam edeceğiz.

3 Ocak 2014

Demirsporlu Gözüyle Okumak - 8

Son zamanlarda sürekli olarak siyasi tarih kitapları okuduğumdan Demirspor'a dair paylaşacak fazla bir şey bulamıyordum maalesef kitaplarda. Yine ilgisiz bir kitap okurken, Demirspor geçti aklımdan. Hilmi Yavuz'un İslam'ın Zihin Tarihi isimli kitabından alıntı yapacağım bu kez. Kitapta Zaman Gazetesi'nde köşe yazarlığı ve Bilkent Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yapmakta olan Hilmi Yavuz'un son 20 yıldır yazdığı makalelere yer verilmiş. Kitaptan, İslam Dini ve Pragmatizm üzerine yazılan bir makaleyi okurken aklıma Demirspor geliverdi. Alıntılıyorum:
 
"Sonunda söyleyeceğimi şimdi söylemeliyim: Felsefenin gayesi (telos) dünyayı değiştirmekse eğer bunun insanın bu dünyadaki duruşunu değiştirmek anlamına geldiğini düşünüyorum. Dünya ancak insan değişirse değişebilir. Hegel, efendi-köle arasında bu değişimi bir karşılıklılığa, bir diyalektik ilişkiye bağlamıştır. Köle, hem efendiden hem de doğadan gelen çifte bir olumsuzlukla (negativite) karşı karşıyadır; dolayısıyla, onun dünyadaki duruşu, hem değişen hem de değiştirici bir duruştur.
 
... ... ... ...
 
'Ateşten denizleri mumdan kayıklarla geçmek!' Sadece bu metafor bile, bizim bugün dünyadaki duruşumuzu değiştirmeye yeterli olabilir. Bugün Türkiye'de insanın mutluluğu, kendisini, imkansızın aşılmasında gizlemiyor mu? Bu 'aşma'nın da, ancak, verili rasyonalitelere yüz vermeden gerçekleşebileceğini hissettirerek!"
 
Yazar, dünyanın değişiminden bahsederken, dünyası Demirspor olanın algısı o yönde oluyor. Konu Demirspor'u değiştirmek. Demirspor nasıl bir camia?
 
-Kendi gençlerini harcayan,
-Mali yapısı karanlık,
-Önemli kararları küçük kulislerde küçük ilişkilerle alan,
-Siyaseten güç bulmak isteyenlere vizyon imkanı sağlayan,
-Elini verenlerin kolunu kapan,
-Buna ses edenleri "siz bilmiyorsunuz gerçekleri" ile avutup, o gerçekleri hiç açıklamayan.
 
İşte böyle bir camiayız.
 
Peki bu camia nasıl değişir? Bu gerçekleri, yazarın deyimi ile verili rasyonaliteleri, yok sayarak. Ateşten denizleri mumdan kayıklarla geçerek. Korkmadan eldeki imkanlar ölçüsünde mücadele ederek. Rahatsız ederek, sorarak, sorgulayarak, doğruyu alkışlayıp, yanlışı eleştirerek, kelleyi koltuğa alarak.
 
Yöneticilerin başarısızlığa, yaptıkları hamlelere boyun eğeceğimizi sanmalarına, eski çağın deyimi ile bizleri bir piyon veya her şeye rağmen maça gelen birer köle olarak görmelerine karşıt olarak onların önüne dikilerek. Dur diyerek. Onların kendilerini efendiler (!) olarak görmelerine imkan vermeyerek.
 
Burada önemli bir nokta var. Demirspor'u donanımlı olarak destekleyerek. Donanım nasıl kazanılacak? Öncelikle geçmişini iyi bilerek, sonrasında yakın geçmişteki hataları unutmayarak ve hatta bunları arşivleyerek, skor taraftarı olmayarak.
 
Demirspor taraftarına hayatın biçtiği rol taraftarlıktan hep öte olmuştur. Demirspor'u yönlendirmek, yüceltmek, temizlemek hep bu taraftarın görevidir. Bu görevler yerine getirilmeksizin Demirspor desteklenemez.
 
Demirspor'un değişimi için ateşten denizde mumdan kayıkla seyahati göze almak gerekir. İşte bu satırları okurken tam da bu değişimin acı reçetesini hissettim. Fırsat buldukça paylaşımlara devam edeceğim.