29 Eylül 2012

Rezil Ettiniz Bizi!

5 yedik! Sanırım en son Giresun'dan 5 yemiştik. 5. dk'da biten bir maçtı. Bir umut yollara düşüp, böylesi güzel bir stadın havasını soluyamadan nefessiz kaldık. Köy stadları, kasaba takımları bizi çağırıyor...

Hafta içi kupa rezaletinin üstüne bir de bu geldi. Bizi rezil etmeye devam ediyorsunuz. Yönetimi, teknik heyeti, futbolcusu: El birliğiyle bizi rezil ediyorsunuz. Biz tribünde neysek siz sahada tam tersisiniz. Siz neyin peşindesiniz? Biz rezil edilen bir Demirspor'un peşinden gitmek istemiyoruz artık.

Kaç maçtır zil çalan defans kurgusunu bozmayan Osman Hoca, Al Hassan-Burak Akyıldız sevdalısı mübarek... Hadi o oynatma heveslisi, ya bunları takıma getiren Demirspor düşmanları kimler? Murat Kalkan desen evlere şenlik, Osman Hoca'nın eski talebesi, takıma ihanet etmediği tek bir an yok. Devre arası, takımın en iyisi İrfan çıkar Kaşar Erman girer. Hüseyin desen artık çay bahçesinde ayaklarını uzatsın ve dinlensin; Çukurova'dan defolup gitsin, futbolu unutmuş. Gökhan Kaba eski takımına selam gönderdi. Bütün takım sinyalizasyon hatasına girdi.

Juninho, Erçağ, İrfan sağolsun; az buçuk top oynamaya çalıştılar.

Bir kişi de çıkıp bu mağlubiyeti istemediğini ortaya koymadı; yenilecekseniz de mücadele edin, kendinizi parçalayın, en azından faul yapın da kırmızı kart görün... Ama rakibe bile yetişemedi ki bizimkiler, faul bile yapamadık.

Teşekkürler Demirsporum, bizi yine rezil ettin. Eskiden sadece biz maça gidenler görürdü bu kara tabloyu, bizle dalga geçen topçuları; şimdi tüm Türkiye izliyor.

Aferin!




28 Eylül 2012

Yolcu

Takımımız Çorum kırsalından Kayseri bağlarına doğru yol alırken bozkırın içinden geçip gitti. Anadolu'da sevindirmedik köy, kasaba, il kaldı mı? Yolculuğun sonunda bereketli topraklara geri döndüğünde yüzümüzde azıcık gülümseme bırakacak mı?

Demirspor oralardayken, Neşet Ertaş da doğduğu topraklara geri döndü; taa içlerine indi. Bozkırı bizim için anlamlı kılan tek tük kıymetten biriydi. Onun kıymetini bilmeyen topraklar, yalancı bir baştacı ile timsah gözyaşlarını kapattı.

O yolculuğun sonuna geldi. Bizim Demirspor yolculuğumuz sürüyor; bizi kendisinden soğutmaya devam etse de onun için yollara düşmeye devam ediyoruz. Cahillerin elinde yok olup gidse de ömrü, biz onun bülbülü olmaya devam ediyoruz.

"garip bülbül gibi feryat ederiz


cahiller elinde küskün kederiz

hep yolcuyuz böyle geldik gideriz

dünya senin vatanın mı yurdun mu"



http://www.youtube.com/watch?v=5Vqf1JNTvuY


26 Eylül 2012

Şimşekler'den Cevap Geldi

Yönetimin basın açıklamasına karşılık Şimşekler Grubu'ndan cevap geldi. Tam metin için tıklayın: http://www.haberads.com/370-simsekler-grubu-basin-aciklamasi.html

Açıklamada açıkça belirtilmiyor ama ifadelerden anlaşılacağı üzere yönetimin görüşme teklifi reddediliyor. Yönetimin suçlayıcı ve hedef gösterici açıklamasına karşılık yine aynı sertlikte verilmiş. Tepkilerin Aydoğdu tarafından yönlendirildiği suçlamalarına karşı "Adana Demirspor olduğunda taraftarın bilgisi de, bilinci de, tecrübesi de herkesi ama herkesi cebinden çıkarır. Adana Demirspor Taraftarını talimatla iş yapan paralı askerler mi sanıyorsunuz?" denilen açıklamada Gökoğlu yönetimine finaller bitene kadar göz yumulduğu hatırlatılmış. Mevcut yönetim zihniyetinin Demirspor'u rezil ettiğini, kulübe ihanet edildiğini, yönetimin Gökoğlu'nun gölgesinde yalan açıklamalardan sıkılmadığını kaydeden açıklamada tribünün mücadelesinin "sevgiyle ihanetin yüzleşmesi" olduğu söylenmiş ve istifa edilene dek mücadelenin süreceği ısrarla vurgulanmış.

Açıklamada ayrıca haberads.com yazarlarından Müslüm Kavut'un son yazısındaki "siz Demirspor demek değilsiniz" sözünün de altı çizilmiş.

Önceki yazımda belirttiğim gibi Demirspor tribünü, ısrarlı istifa isteğiyle Adana'da ve yönetim nezdinde gündem yaratmştı.  Bugünden sonra uzlaşmaya gidileceğini düşünmüyordum. Çünkü istenen bir nebze de olsa gerçekleşti ve yönetim köşeye sıkıştığını, meşruiyet aradığını açıkça ortaya koydu. Yönetimin yaptığı açıklama, ardından grubun açıklaması bu mücadelenin sönmeyeceğini, tersine alevleneceğini ortaya koyuyor.

Demirspor taraftarı artık eski hataları tekrarlamak istemiyor. Kendini rezil eden bu yönetimle uzlaşmayacağı açık bir gerçek. Bu sene de yine sahadan ziyade tribünü konuşmaya devam edeceğiz...

Kupa Rezaleti

Türkiye Kupası'nda Çorum Belediyespor'a 2-1 yenilerek elendik. Normal süresi 1-1 biten maçta, uzatmalarda mağlup olduk. 3. Lig takımına yenilmenin herhangi bir mazereti olamaz. Bunun adı rezalettir; Demirspor adını taşıyamamaktır.

Sahaya çıkan kadroda, kaleci Şener, Burak Keskin, Keremcan, Rıdvan gibi geçen yılın kadrosundan oyuncular vardı. Forvette Muhittin'i görmeyi beklerken Engin Memişler ilk 11'de çıktı. Yusuf, İrfan, Cavid gibi bu yılın ilk 11'inden isimleri de sayarsak yedek bir kadroyla çıktığımız söylenemez.

"Kupayı önemsemeyelim, lige odaklanalım" mazareti ile geçiştirilemeyecek bir mağlubiyet bu. Eğer kupa önemsenmeyecekse birkaç tur ileride bunu düşünebilirdik. 2008'te çeyrek finale çıkarken, geçen yıl da Galatasaray karşısında en azından tribün şovuyla kendisinden söz ettiren bir Adana Demirspor'u, şimdi 3.Lig takımına yenilen takım olarak söz ettirmeyi başardınız. Başta yönetim olmak üzere, emeği geçen herkese teşekkürler!!

25 Eylül 2012

Yönetimden Yeni Adımlar

Şurası açık ki Adana ve Adana Demirspor, Aytaç Durak sonrası kriz döneminden henüz çıkamadı. Kentin uzun yıllar süren tek adam rejimi sona erip, bu sonda payı olan Mustafa Tuncel de istediği sonucu alamayınca tek adamlık sonrası dönemin darmadağınıklığının içindeyiz. Her güç odağı kendi iktidarını perçinelemeye, güçlendirmeye çalışıyor. Adana Demirspor bu çatışma alanlarından en görüneni ve bizim için en önemlisi. Demirspor'da yeni tek adamlık, gölge başkanlık yapmak isteyen Mehmet Gökoğlu, taraftar cephesinde büyük bir dirençle karşılaştı. Onun denetimindeki Önder Serin yönetimi de bu direnci aşabilmiş değil. Yönetimlerinin meşru olmadığının, tribün desteği olmadıkça da kendilerine huzur olmadığının farkındalar. Şimdi bu engeli aşmak için yeni bir adım atıldı. Başkan Önder Serin, Şimşekler Grubu'nu görüşmeye davet etti.

Yönetim, bugüne kadarki en açık sözlü basın toplantısını yaptı. Özetle, Selahattin Aydoğdu'ya suçlamalarda bulundu, kendilerine destek olanların sesini yükseltmesini istedi. Şimşekler Grubu'nu "daha önce ki yönetimler de bizlerden oluşuyordu, o zaman niye desteklediniz de şimdi desteklemiyorsunuz" diye hedef gösterdi bir yandan da görüşmeye davet ederek de zeytin dalı uzattı. (Açıklamanın tam metni için bknz: http://www.haberads.com/364-onder-serinden-aciklamalar.html ).

Gelinen noktada, Şimşekler Grubu'nun yürüttüğü uzlaşmaz stratejiyle belirli bir gündem yarattığı, yönetim nezdinde karşılık bulduğu açık. Bunda takımdaki kötü gidişin ve maratonun gruba olan desteğinin de payı var. İçerideki ilk maçta yönetim istifa sesleri, "karanlık" güçler tarafından susturulmaya çalışıldı ama engellenemedi.  Yönetime yakın ADS-DER, "biz yönetimi değil takımı destekliyoruz" diyerek yeni bir manevra yapmıştı. Bu manevra karşısında grubun takımı desteklememesi biraz daha sıkıntı yarattı. Yine de görüyoruz ki ısrarlı "yönetim istifa" sloganı henüz yönetimi düşürmese de salladı.

Blogta birkaç kez dile getirdiğimiz gibi, takımın içeride-dışarıda desteksiz kalması 1.Lig'i özlemle beklediğimiz bugünlerde hiç de istenen bir durum değildi. Geçici olduğu kendilerince de dile getirilen bir yönetimle kavgada Demirspor adının, duruşunun zedelenmesini istemiyorduk. Biz, Demirspor'u yönetimler için desteklemiyorduk çünkü. 

Grubun yönetimle masaya oturması önemlidir. Bu Demirspor tribünlerinin yönetimleri üzerindeki gücünü bir kez daha göstermektedir. Demirspor'u diğer takımlardan ayıran en önemli unsurlardan biri de bu güçtür. Yapılan davetin önemli olduğunu düşünmekle birlikte bugüne kadarki direnciyle önemli bir etki yaratan grubun, hem de aba altından suçlandığı bir açıklama sonrasında masaya oturmak konusunda çok istekli olacağını düşünmüyorum. Bir yandan da bu krizin artık çözülmesi gerektiğini düşünüyorum. Yönetimin bu adımına karşı iyi bir strateji geliştirilmeli.

Tribün yönetime destek vermesin, her seferinde eleştirilerini yükseltsin, onlara güvenmediğimizi hatırlatsın. Bunu masaya oturursa da dile getirsin. Ama bu mücadele Demirspor'u desteklemenin önüne geçmesin.

23 Eylül 2012

Adana Demirspor:1 - Konyaspor:2

İlk iki haftanın ümit vaat eden takımı yine iki hafta içinde tüm umutları dağıttı. Sahada takım olmayı becerememiş 11 isim gördük yine. Evlere şenlik defansımız 20 dk.da işimizi bitirdi. Transferde bütün ağırlığı verdiğimiz defans hattımız 4 haftada 6 gol gördü. AlHassan-Burak Akyıldız-Özgür Öcal-Murat Kalkan dörtlüsü bu takımı dinamitliyor.

Geçen seneki kadrodan Burak Keskin'in bu dörtlüden geri kalan neyi var, anlamak güç. Burak Keskin neden oynamıyor? Murat Kalkan'ın sahada ne yaptığını anlayan var mı? Kerem Can ondan daha mı kötüydü? AlHassan transferi için çok çaba sarf ettiniz mi?

Takımda İrfan'ın ve Juninho'nun istekli oyunları dışında dikkat çeken kimse yoktu. Juninho kaleden çok uzak kaldı. İkinci yarı oyuna giren Erçağ takımı her zamanki gibi ateşledi. Peki Hüseyin Cimşir ne yaptı? Futbolu unutmuş bu haliyle ne yapabilir? Ateşin üstüne su dökmek dışında...

Erken yenen iki gol takımın dengesini bozduğu için ilk yarı pek birşey izleyemedik. İkinci yarıya İrfan'ın golüyle umutlu başladık ama takımın nefesi maç sonuna yetmediği için son 10-15 dk. da boşa geçti. Eski kalecimiz Kaya'nın başarılı kurtarışları 1 puana uzanmamızı engelledi.

Sonuç olarak geçen seneki kadroyu değiştiren transferlerin çok kötü tercihler olduğunu kısa sürede gördük. Yönetimimiz bir transfer dönemini daha heba etti. Kadronun baştan aşağı değiştirilmesi en baştan yapılan bir hataydı.

Taraftar bu maçta takıma desteğini verdi; maç öncesi tribünde bildiri dağıtıldı, desteğin ve istifa çağrısının aynı anda olacağını duyurdu. Yönetim İstifa kartonları dağıtıldı. Bu değişiklik onlar için anlamlıydı ve doğruydu. Ama takım üzerinde etkisini göremedik. Demek ki "desteksizlikten kötü etkileniyoruz" sözleri de boşunaymış... Tribün desteğini verir, renklerini destekler ama sahadakiler ve onları sahaya sürenler bu desteğin gereğini yapamadığı ölçüde tepki görmeye devam eder.


21 Eylül 2012

Hiçbir Yönetim Sayesinde Demirsporlu Olmadık

Biz hiçbir yönetim sayesinde Demirsporlu olmadık. Yönetimleri sevip, onların peşinden koşmadık. Tersine hep karşıydık onlara, hep mesafeli, şüpheli... Ne Kırşehir'de tek başındayken tribünde, ne Mersin'de bok içinde maç izlerken, Karabük'te 90 dk küfür yerken, bir sabah Çanakkale'de uyanmışken, ne Tokat'taki rezillikleri yaşarken, Kırıkkale'de "bizi burada da mı buldunuz" derlerken... yönetimleri sevmiyorduk. Bugün de sevmiyoruz. Bugün de hepsinin kirli hesaplar peşinde olduğunu hissediyoruz. Ama Demirspor'dan vazgeçmiyoruz. Vazgeçmeyeceğiz... Çünkü biz bu takımı tribünden sevdik; sevgiyi deplasmanlarda büyüttük; bu büyüklük 5 Ocak'ta arşa erdi. Geleneğiyle, kültürüyle, efsaneleriyle mavi lacivert bir deniz olup bizi sarıverdi. Biz o denizde kulaç atmaya devam edeceğiz.

Her türlü engellemeye rağmen, sevdik, seviyoruz, seveceğiz.

20 Eylül 2012

Altyapı 2012-13

Geçen sezon playoff maçları ve şampiyonluk nedeniyle altyapı yazılarımız birden sona erdi. Yazınki yönetim ve kongre gelişmeleri de gündemi fazlasıyla meşgul edince ve hala da öyleyken altyapı meselesine giriş yapamadık. Sevinidirici gelişme şu ki, Adana spor siteleri altyapı maçlarını artık takip ediyor ve sonuçlarını paylaşıyor. Bizim ayrıca duyurmamıza gerek kalmıyor. Yıllarıdır sürdürdüğümz takibin güzel bir sonucu olduğunu düşünüyorum bu gelişmenin.

Geçen yıl sıkça takip ettiğimiz U18'ler bu sene A2 liginde 4. grupta mücadele ediyor; kadro geçen yılla hemen hemen aynı. İlk maçlarında da Erciyes'i yendiler. Bu hafta deplasmdan Antalya ile oynuyoruz. Grupta ilk iki sıra final grubuna gidecek, kalanlar klasman grubunda liderlik kovalayacak.

U17'ler bir yaş daha büyüyüp U18 oldular, 3 maçta birer galibiyet-beraberlik ve mağlubiyet var. Anadolu Selçuk'a 4-0'dan verilen 4-4 beraberlik üzücü. Bu hafta da Tarsus'tan 4 yemişiz. Sezona en iyi başlayan kategori U16 oldu; 3te 3 ile yollarına devam ediyorlar.

Yönetimin altyapı hususunda yarışmacı değil yetiştirici olma eğilimi düşündürücü. Daha önce Onur Biçer bu konu hakkında yazmıştı. Yetiştirici olmak her kategoride başarı arayışını engellememeli. Tersine başarı arayışı çocukları motive edecektir. Yarışmacı olmak, takım içinde birbirini ezip geçmek, bireysel başarı arayışında olmak değildir, bir jenerasyonu olduğu gibi yukarıya taşıyabilmektir; o takımdaki herkesten en yüksek faydayı sağlamaktır. Takımda bir iki kişinin sivrilmesi bize yetmez; sadece göstermelik başarı sağlar. Altyapıdaki oyuncuların başarılı olmaları durumunda A takımda oynayacağını bilmek onu zaten yarışmacı kılar. Ama "ben ne yaparsam yapayım o formayı bana vermezler" düşüncesi yerleşirse, yetiştirme de yarışma da hayal olur. Bugüne kadar zaten bu oldu. Alttan gelen kimseye forma vermedik! Birkaç kişinin arzusuyla, itelemesiyle yürüyen altyapının kurumsal bir çerçevede ele alınması gerekiyor. Yönetim göstermelik de olsa bir altyapı sorumlusu belirledi kendi arasında. Bu görevin layıkıyla yerine getirilmesini bekliyoruz. 

Bizim asıl isteğimiz artık belli bir çıtayı yakalamış altyapının A takım kadrosunda en az iki-üç oyuncuyu istihdam etmesi ya da yetiştirilmek üzere alt lig takımlarına kiralanması ve takiplerinin yapılması. Geçen sezon söyleye söyleye U18'ten en azından Muhittin'i A takıma kazandırdık; artık kadroda kendine yer buluyor. Seviniyoruz bu duruma.  Bu sezonki A2 kadrosunun seneye nerede olacağını göreceğiz. Yetiştirici olarak bu çocuklrın dağıılp gitmesine izin mi verilecek yoksa kadro gelecek sezonun önemli bir parçası mı olacak? Birlerine para kazandırmak için kendi oyuncularımızı heba ettiğimiz onca senenin ardından, sezonu sonunda yakınen takip ettiğimiz bu oyuncuların yetişip yetişemediğinin hesabını sormak da yine bizim boynumuzun borcu.

Önder Serin'le Gerçek Söyleşi

Adana medyasının gerçekleştirdiği uyduruk Önder Serin söyleşisinin ardından gerçek bir söyleşiyi haberads.com gerçekleştirmiş. Şuradan okuyabilirsiniz: http://www.haberads.com/324-benim-demirsporlulugumu-kimse-tartisamaz.html

Hemen hemen aynı cevapları veriyor Serin, kimi ekstra detaylar dışında. Ama sorular bu kez daha cesur ve bilgi almaya yönelik. Serin, yüzme ile değil basketbolla ilgileneceklerini; hangi futbolcuya ne kadar vereceklerini açıklamayacağını; taratarın yürüyüşünde "650 kişiler" ifadesini kullanmadığını söylemiş. Yine destek istemiş. İstifa edeceklerine dair bir emare ortaya koymamış.

Bütçeyle ilgili söylediği şeyler bana pek ikna edici gelmedi. "Göreve geldiğimizde 8 trilyon borç vardı" demiş; sanki kendisi eski yönetimin bir parçası değilmiş gibi. 8 trilyon borcu kim yaptı, diye yeniden sormak lazım.

18 Eylül 2012

"Yönetim İstifa" Ama Nasıl?

Adana Demirspor kulübü yönetimleri ile değil her zaman taraftarı ile ses getirmiştir. Taraftarı ile maç almıştır. Taraftarı ile maç vermiştir. Çiçekleri taraftarı hak etmiş, yergiyi de onlar üstlenmişlerdir. Yönetimler ise süreç içinde adı yönetim olmakla birlikte hiçbir dönemde başrol oyuncusu olamamışlar, ya yardımcı oyuncu ya da figüran olmuşlardır. Durum bugün de aynıdır. Başrol oyuncusu figüranı istememektedir. Durum açık ve nettir, figüran anlamsızca direnmektedir. Oyunun güzelleşmesi adına ortaya bir şey koyamadığı gibi, çirkinleştirmektedir de...
 
Bu noktada taraftarın yönetimi istememesi kadar doğal bir şey yoktur. Ancak bunu isterken bir yöntem değişikliğine mi gitsek diyorum. Şimşekler Grubu'na tribün öğretecek değilim. Ne birikimim var tribün konusunda o kadar, ne de haddim. Ancak gönlümden geçeni de söylemem lazım.
 
Yönetim takımı baltalamaya gelebilir, ama futbolcu takım baltalamaya gelmez, para kazanmaya gelir. Parasını kazanamazsa takımı baltalar. Yönetim her renkte kravat takıp, her bayrağı sallayabilir, her platformda bizi küçük düşürebilir ama futbolcu ne yaparsa yapsın sahaya mavi lacivert forma ile çıkar. İşin doğasında bu var.
 
Bence tribün yapılanları unutmamalı ama takımı da bağrına basmalıdır. Taraftarın yönetim istifa şeklindeki tezahüratının rakip takımı güçlendirdiğine, hakemleri yüreklendirdiğine inanmıyorum.  Bu tamamıyla kafa karıştırmaya, gündem değiştirmeye ve Şimşekler Grubu ile diğer protesto eden taraftarları "takıma zarar verme" öcüsüyle korkutmaya ve onları hedef göstermeye yönelik bir söylemdir. Taraftar sesi kısılana kadar yönetim istifa diye inletmelidir stadı. 
 
Üstelik bunu maç esnasında da yapmalıdır. Bence sakıncası yoktur, zararı hiç yoktur. Zararı olan şudur. Yönetimi istifaya çağırdıktan sonra takımı bağrına basmamak, hakemi baskı altına almamak, rakibi korkutmamak. Aynı anda hem protestomuzu yapıp hem rakiplere karşı baskımızı da kurabiliriz. Yönetime olan protestonun devre arasına sıkıştırılmasına da gerek yoktur, maç esnasında da yapılabilir. Zaten bu yönetim maç kazandırabilecek bir yönetim değildir, aksine üzerine düşen görevi yapamayarak maç kaybettirebilecek bir yönetimdir.
 
Bu sayede taraftarı hedef gösterenleri susturma ve aynı zamanda bilip bilmeden taraftarı ulusal ve yerel medyada suçlu lanse edenlere ders verme imkanımız olur.
 
Şimşekler Grubu'ndan ricamdır. 22.09.2012 saat 20:00'da sahayı Konyaspor'a da yönetime de TRT'ye de dar edin. Yıkın o stadı... 
 
Ben bu ligi de özlemiştim ama sizsiz hayal etmemiştim.

16 Eylül 2012

Denizlispor:2 - Adana Demirspor:0

İlk mağlubiyetimizi aldık. Üç puanı üçüncü haftada da göremedik. Takım genel olarak istekli ve ataktı ama bilgi ve beceri eksiği, topu doğru adama - forvete ulaştıramama sıkıntısı barizdi... Son transfer Brezilyalı Junior en isteklisiydi sahanın. Ama takım sanki 2 ay kamp yapmamış da dün kurulmuş gibi. Kondüsyon yerlerde... Uyumsuzluk ve kafasına göre oynama da cabası.


Daha büyük sıkıntı Demirspor'un tek taşıyıcısı tribün desteğinin olmaması. Bugün o boş statta tek otobüs bile sahayı esir alabilirdi. "Sahada yenilsek de tribünde yenilmeyen" takım kayboldu gitti...

Takım kimsesiz köy kasaba takımları gibi. Bu böyle gitmez! Bu kriz Demirspor'a zarar veriyor. Demirspor üstündeki kara bulutların dağılması için artık gereğinin yapılması lazım. Herkes gerekenin ne olduğunu iyi biliyor!

Pankartlarımız tribündeydi.


Bugün İzmir...

Bugün güzel İzmir için daha güzel bir gün. Çünkü Adana Demirspor orada! Demirsporlular da... Onlar için de güzel bir gün olsun, Demirsporumuz kazansın.

Gurbette Demir Gibiyiz pankartımız Atatük Stadı'nda olacak. Bizim kemik tayfa dün İzmir'e ulaştı; bugün stadın yolunu tutacaklar.

Keşke Şimşekler Grubu da orada olsaydı; yıllarca 1. Lig deplasmanlarını beklemiştik oysa, köy kasaba statlarından sonra... Tribünümüzü dosta düşmana canlı canlı gösterebilirdik; olmadı. Engel olan ne varsa, kim varsa onlara da yuh olsun!

15 Eylül 2012

Altın Kozalak 2012

Altın Koza Festivali'nin başladığı şu günlerde ben de bir blog geleneği olarak Altın Kozalak ödüllerimi dağıtıyorum. Malum, Altın Kozalak ödülü yıl  ve sezon boyunca Demirsporumuza yakışmayan her türlü söz, davranış ve kişilere yaptığımız göndermedir. 2008'ten bu yana blogta bu rezillikleri ifşa etmeye, bu eleştirileri yükseltmeye devam ediyoruz; bir daha yaşamamak için...


En İyi Film: "Belediye Kapısı Şen Ola" / Mehmet Gökoğlu

En İyi Yönetmen: "Aday Varsa Çekilirim" / Mehmet Gökoğlu

En İyi Senaryo: "Üyelerim ve Ben" / Haziran 2012 Adana Demirspor Kongresi

En İyi Kurgu: "Aday Yoktu, Olduk" / Önder S. Gökoğlu

En İyi Makyaj: "Denk Miyiz?" - Gelir Gider Tablosu

En İyi Komedi: "Bu Ne Bu?" / Şampiyonluk Kupası ile Fotoğraf Çektiren Mülki Amirler

En İyi Dublör: "Büyük Usta" Güvenç Kurtar

En İyi Oyuncu: "Mesajınız Var" / İç Sahadaki Eyüp ve Alanya Maçında Futbolcular

En İyi Yardımcı Oyuncu: "Sürekli Affedilen" Raşit Sevindir - "Susturucu" Kahriman - "Gönül Kapısı" Tayfun.

Teessüflerimizle....

14 Eylül 2012

Ama Arkadaşlar İyidir'e Eklemeler

Blog ve site öneri listemize iki ekleme yaptım. Birincisi, ağustos ayından beri yayında olan ve daha çok Adana yerel medyasında bir tepki olarak hayat geçen sitelerden http://www.haberads.com . Site ilk günlderinden itibaren özel haberlere ve söyleşilere imza attı. Umarım habercilik yönündeki bu ısrarları devam eder. Ayrıca köşe yazarı olarak daha önce bizim bloga da konuk yazar olarak katkı sunan isimleri görmek mümkün.

sporadana ile başlayıp spor01'e oradan sporcukurova'ya uzanan Adana'nın internet spor gazeteciliği ne yazık ki beklenen porfesyonelliğe, özene ve tarafsızlığa ulaşamıyor. Taraftarın kendi haber sitesi olarak yayına başlamayı hedefleyip bu çizgiyi tutturamayan, tek bir kanalı sesi olan demirsporplatfromu'nu da hayalkırıklığı listesine ekleyelim. Haberads. com umarım bu açığı kapatır ve başladığı çizgiyi koruyabilir.

Ayrıca http://sonvagon.blogspot.com adresli blog da listemizde. Hem adıyla hem de yayın çizgileriyle takibi hak ediyorlar.

12 Eylül 2012

Önder Serin'le Röportaja Dair...

5 ocak gazetesinde bir grup gazeteci Önder Serin'le röportaj yapmış (http://www.sporcukurova.com/anasayfa/yonetimi-protesto-etsinler-ama-sahada-degil.html).

Ne yazık ki bu röportaj, Adana medyasının içler acısı halini ortaya koyuyor. Her zaman güçlü olanın yanında olan medya, bir kez daha Önder Serin'i köşeye sıkıştırıcı sorular sormak yerine onun kendini açıklamasına yarayacak, güya meşruluğunu sağlayacak sorularla koca bir şansı heder etmişler. Daha önce Aytaç Durak'ı, Mustafa Tuncel'i, Mehmet Gökoğlu'nun destekledikleri gibi bu kez de pafişahım çok yaşa demeyi tercih etmişler.Tıpkı Türk medyasının Başbakan Erdoğan'a soru soramaması gibi bizin yerel gazetecilerimiz de Serin'e çanak sorularla onu desteklemenin yolunu aramış. Özellkile Adnan Ercan ve Ramazan Çakır'ın birakın soru sormayı, Önder Serin'in sözlerini açıklayıcı ve güçlendirici yorumlar yapması iyice komikleştirmiş durumu.

Röportaj sonunda kayda değer hiçbir şey öğrenmedik. Hangi futbolcuya ne kadar para verildiğini, kimle ne kadarlık senet yapıldığını, yönetimin geleceğe yönelik hangi kalıcı gelir projelerinin olduğunu öğrenemedik.  Yönetim üyelerinin kulübe ne kadarlık katkı sunduğunu öğrenemedik. 4 Milyonluk bütçenin nasıl yapılandırılığını öğrenemedik. Kulüp üyelerinin ödediği aidatların düzenli alınıp alınmadığını öğrenemedik. Parayı ödeyenlerin neden bankaya değil de elden nakit olarak vermek zorunda olduğunu da öğrenemedik.

Taraftar tepkisini versin ama takımı kötü etkilemesin diyerek, Başkan'ın bu tepkilere kayıtsız kalacağını öğrendik. Bu kayıtsızlık, Rize maçında maraton tribüne gönderilen tiplerin yaptıklarıyla birleşince yaşananların tasvip edildiğini gösteriyor. Önder Serin, tribündeki kaostan faydalanarak yönetimini sürdürecek. Bu kaosu Demirspor tribünü dışarıdan müdahalelerle değil (bugüne kadar mülki amirler Demirspor'da neyi çözmüş?) kendi dinamikleriyle çözmek zorundadır. Yoksa Serin/Gökoğlu koalisyonu, bizim karmaşımızdan faydalanarak kervanlarını düzmeye devam edecek.

Özetle, Önder Serin yönetimi tribün nezdinde meşru bir yönetim değildir. Ayrıca takımı bozacak olan şey, tribünün yönetim tepkisi değil, o vaat ettiğiniz paraların ödenmemesi ve parasını alamayan topçunun kaçıp gitmesi olacaktır.

10 Eylül 2012

Verilen Aranın Ardından

Milli maç nedeniyle bizim ligimize de ara verildi ve takımımızdan, futboldan uzak kaldık bu hafta sonu. İyi tarafından bakalım; camia krizin durumunu/vehametini anlamamız açısından biraz soluklanmamız iyi oldu. Daha önce söylediğim, "tribündeki bölünmüşlük Demirspor'a zarar verecek" görüşünün arkasındayım. Somut olarak Rize maçındaki gerginlikler bunu açıkça ortaya koydu. Özellikle maraton tribününde, yönetim istifa tepkisini bastırmak için özel olarak oraya yerleştirildiği belli kişiler ortamı terörize etti. Grubun tribün desteği vermemesi ve yönetim istifa çağrısı; kapalının bir bölümünde Ads-Der'in tek başına tezahürat yapması yaşanan ayrımı net biçimde gösterdi. Ads-Der yetkilileri maç sonrasında biz yönetimi değil takımımızı destekliyoruz açıklaması yaptı.

Yönetimin tribünde yaşananlara karşı sessiz kalması da cabası... Birileri gelip Adana Demirspor taraftarına saldırırken, tüm stat yönetim istifa diye inlerken olan bitene karşı takınılan bu tavır, yönetimin basiretsizliğinin göstergesidir. Yönetim, Adana Demirspor'un gerçek sahibi olan taraftarının tavrı ve yaşadıkları hakkında kayıtsız kalamaz. Bu kayıtsızlık akla soru işaretlerini getiriyor: Örneğin, maratonda yaşananlar yönetimin içindeki kimi karanlık isimler tarafından mı organize edildi? Hepimizin bildiği gibi yönetimimiz "militer hareketin" içinden gelmiş isimlere de ev sahipliği yapıyor!

Geçen hafta çeşitli sitelerde çıkan yazılarda bu bölünmüşlüğün verdiği zarara dair tespitler ve bu gerginliğin giderilmesi noktasında çağrılar yapıldı. Bu çağrıları olumlu buluyorum. Tribündeki bölünmüşlüğün giderilmesi için adımlar atılması gerekiyor. Bu adımların ilki, açıkça görüldüğü üzere hiçbir meşruiyeti olmayan, taraftarı bölen ve Demirspor'un asli gücü olan tribününe zarar veren bu yönetimin acilen istifa etmesidir. Kamptaki futbolcuları kaçan, takımı kuran teknik direktörü ligin 1 gün öncesinde istifa eden, para-pul meselelerinde hiçbir somut adımı olmayan bu yönetimin Demirspor'a fayda getirmeyeceği açık.

Ancak yönetimin istifa etmesi mucize yaratmayacak. Aynı isimlerin yeni bir yönetim oluşturmasını da engellemek gerekiyor. Çünkü yıllardır olan bu. Demirspor dönüp dolaşıp aynı isimlerin güdümünde kalan, küçük olsun bizim olsun zihniyetinin bir tezahürü haline geldi. Bizim 3-4 yıldır savunduğumuz ve yazdığımız bu düşüncelerin, şimdi geniş çevrelerde yankı bulması bizi memnun ediyor. Ancak bu sözlerin daha fazla söyleniyor olması henüz gerçekliği değiştirebilmiş değil.

"Yönetim istifa" çağrılarının doğru yönetildiğini, etkili bir şekilde sürdürüldüğünü düşünmüyorum. Sadece yönetim istifa demek, sadece 'Önder Gökoğlu' yönetiminin gidişini ve başka bir ismin gelmesini kurtarıcı gibi göstermek doğru değil. Lig başlamadan önce yeni açıklamalarla sürecin geldiği yeni aşama ortaya konmalıydı. Belki de her maç öncesi bu açıklamalar güncellenmeli.

Öte yandan Rize maçındaki tepkilerin güçlü olsa da etkili olmadığını görüyoruz. Hatta takımı desteklemek/yönetimi desteklemek ekseninde yeni ayrımlar doğuyor. Bu süreci doğru yönetememek, yeni manevralarla savımızı güçlendirmemek durumunda, "takıma zarar veriyorsunuz" eleştirileri ile karşılaşmak mümkün. Hatta bu sesler gittikçe yükseliyor. Bu noktada takımın başarısı, yönetimin başarısı olarak mı algılanacak sorusu akla geliyor. Geçen sezon sonunda takım şampiyon olsa bile kimse bunun Gökoğlu'nun başarısı olduğunu düşünmüyordu. Bence takıma destekle yönetime eleştiri hattını birlikte yürütüp, istifa çağrısını yükseltmek ama takımın başarısının önüne koymamak gerekiyor.

Yönetimin istifa etmesini istemek, bu blogun yazarları için yeni bir durum değil; çünkü mesele Önder, Mehmet, Selahattin sorunu değil, daha derin bir yerlerde. Biz Bekir Çınar'ın bir dönemi hariç neredeyse tüm yönetimlerle mesafeli olduk. Kişisel olarak ben eleştirilerin, taleplerin net bir şekilde iletilmesi için bu mesafenin gerekli olduğunu düşündüm. Yönetime etki etmek, ne sadece yazarak ne de sadece doğrudan temasla oluyor. İkisi arasında bir denge tutturmak gerekli. Bugüne kadar bu dengeyi çok iyi kurduğumuzu söyleyemeyiz. Hem kamuoyu yaratacak hem de kamuoyunun sesini yönetime doğrudan duyuracak kanallara ihtiyaç var.

Verilen aranın ardından, Demirspor tribünlerinin yaz boyunca yaşadığı krizi atlatamadığını, yeni kriz noktaları doğduğunu söylemek mümkün. Bugüne kadarki gücümüz tribünün bütünlüğünden geliyordu. Sahada yenilsek de tribünde yenilmiyorduk. Şimdi yarı sessizlik, yarı tepki, yarı destek- ne olduğu belirsiz bir hatta doğru ilerliyoruz.

9 Eylül 2012

Tayfa Evlenmeye Devam Ediyor!

8 Eylül'de memleket sathında gerçekleşen pekçok düğün-nişan'dan birkaçının ucu bizim tayfaya da dokundu tabii!





Blogun kurucusu ve ilk yazarlarından, Tayfa'nın en hızlı döneminin en renkli ismi "vertumnus" Onur, dünya evine girdi. Evet'lerle resmiyet kazanan birlikteliğin asıl şöleni haftaya olacak... Meltem ve Onur'a mutluluk diliyorum!

Tayfanın ilk günlerinden beri aramızda olan, örgütlenmemizde büyük katkısı olan Göktuğ da 8 Eylül'ü düğünle kutladı. Mezuniyetinin ardından İstanbul'a yollasak da o her zaman Ankara Tayfası'ndandı. Şimdi memuriyet yollarında başka şehirlerin güzergahına girecek belki de... Duygu ile bir yastıkta kocasınlar diyorum!

Tayfa'nın içinde olmasa da kenarında köşesinde her zaman temas ettiğimiz abilerimizden Fatih Ergünay' da 8 Eylül'ü değerlendirenlerdendi. Genç çiftimize mutluluklar...

8 Eylül'ü tutturamasa da önceki hafta yine tayfanın eskilerinden "jose marti" Emrah evliliğini düğünle taçlandırmıştı. O da sıhhiye görevini taşrada sürdürüyor artık. Eşiyle bir ömür boyu mutluluklar...

Darısı tayfanın bekarlarına demeyi de ihmal etmeyeyim.

"Güzel günler göreceğiz çocuklar..."

2 Eylül 2012

Adana Demirspor:2-Ç.Rizespor:2

Kendi sahamızdaki ilk maçta beraberlikle yetindik. Sezondaki ilk golümüzü Gökhan Kaba attı. Rize iki kere öne geçti, bariz defans hatalarımızı iyi değerlendirdiler. Bizim gollerimiz daha organize gelişti. İlk golde Erman'ın ortası ve Gökhan'ın kafası; ikinci golde Cavid'in ısrarı ve Emre'nin şutu gayet güzeldi. Emre'nin golü haftanın golüne aday...

Golde payları olsa da Cavid ve özellikle Erman ortasahadaki top kayıplarıyla saç baş yoldurdular. Özelllikle Erman çok fazla hata yaptı, takımı eksik oynattı. İrfan'ın yerine Erman oyundan çıkmalıydı. Erman'a acilen jübile yapmasını teklif ediyorum. Cavid'in geçen haftaki hayalkırıklığı bu hafta da devam etti; zaman zaman olumlu katkılar yapsa da oynadığı kritik yer nedeniyle hataları kalemizde tehlikeler yarattı.

Genel olarak takım geçen haftaki Bolu maçındaki kadar diri ve istekli değildi. Rize iyi alan kapattı, bizimse bağlantılarımız kopuktu. Skor 2-2'ye geldikten sonra maça ağırlığımızı koyduk, Erçağ'ın oyuna girişi bu ağırlığı sağlayan en önemli faktördü. Defansta Al Hassan'ın çizgiden çıkardığı top dışında büyük katkısı olmadı ve ikinci yarı sakatlanıp çıktı. Özgür ve Murat hücuma yeterli desteği veremedi.

Bu tabloda 1 puan iyidir diyebiliriz.

Tabii bu maçın asıl önemi, tribünün yönetime vereceği tepkiydi. Bu maça çok umut bağlanmıştı tepkinin büyüklüğü konusunda... Bize "internet yayınından" yansıdığı kadarıyla Ancak Şimşekler Grubu oyun sırasında suskun kaldı, yenen ilk golün ardından yönetim istifa sesi duyuldu. Asıl tepki, oyuncular sahada yokken devre arasında geldi; maratonla karşılıklı istifa sesleri yükseldi:

http://www.youtube.com/watch?v=o4NZEwVrGDA


Belki bu maça bu kadar büyük yük binmese daha iyi olurdu. Tepkinin daha büyük olması bekleniyordu. Geçen yazıda yazdığım gibi, mavi devrim olmadı. Ancak tribünün yönetime tepkisi -maratonun da desteğiyle- açıkça ortaya kondu. Maç boyu sadece ADS-DER'in tezahürat yaptığnı söyleyelim. Böylece kurulduğu dönemden beri ilk kez açıkça grup biçiminde tribün desteğinde bulundular. Bunu da not edelim.

1 Eylül 2012

Mavi Devrim Olur Mu?

Yarınki Rize maçıyla yıllar sonra 5 Ocak'ta şampiyon takımlarını izleyecek Demirsporlular. Tabii ki yönetime duyulan öfkenin gölgesinde... Yıllar sonra gelen şampiyonluğun tadı buruk yaşanacak. 1.ligteki ilk maçımız böyle olmamalıydı. Mavi-lacivert renkleri can-ı gönülden desteklemeliydik bu önemli günde. Her ne kadar lig başlamadan önce bizim de dile getirdiğimiz gibi, yönetime tepkinin takıma desteğin önüne geçmemesi gerektiğine dair görüş yaygınlık kazansa da yarın için durumlar karışık...

Aslında sezon başı öfkesi yeni değil; her sezon yönetime ve takıma şüpheyle başlıyoruz. Ne transferler içimizi rahatlatıyor ne bu paraların verilebileceğini düşünüyoruz. Her sene, sahaya çıkan takımı o formayı giyiyor diye kerhen destekliyoruz. Sezon içinde dalgalanmalar yaşıyoruz. Tek fark, bu kez Şimşekler Grubu da açıktan muhalif. Yarınki maçta yönetime tepki sokaktan stada taşınacak.

Yönetime karşı yürüyüşten sonra, iç sahadaki ilk maç merakla bekleniyordu. Geçen haftaki Bolu maçında takımın ümit vaad eden oyunu tepkileri biraz törpülemiş olabilir. Yine de stad atmosferinde tepkinin tıpkı yürüyüşteki gibi yüksek olması bekleniyor.

Ama bu tepkinin bir "mavi devrim"e dönüşeceğini düşünmüyorum.

Tribünün yönetime etki etmesini her zaman istedik ve destekledik. Ama en güçlü zamanlarında bazı konularda tepki vermemeyi tercih ettiler. Yönetime, hocalara, topçulara zaman tanıdılar. Demirspor hala aynı zihniyetle yönetiliyor. İsimler değişik ama zihniyet aynı. Demirspor'da isimlerin değil aynı yönetim tarzının değişmesi gerekiyor. Farklı yönetimlerde görev alan aynı isimler, değişmeyen düzenin göstergesi. Yarınki tepkiler haklıdır, meşrudur. Ama tribünde bütünlük yokken, en güçlü zamanlarda aynı zihniyetteki kişilere tepki verilmemişken şimdiki tepkinin bir değişim yaratacağını düşünmüyorum.Umarım ben haksız çıkarım... Umarım tribünün tepkisi karşılık bulur ve yönetim biz bırakıyoruz der. Ama bugüne kadarki gidişat ve yönetimin duyarsız tavrı, tribünle yönetim arasındaki mesafenin süreceğini gösteriyor. Bize de sahadaki renkleri yönetime rağmen desteklemeye devam mecburiyetini...

Teşekkürler Erdal Acet...


Televizyonda herhangi bir spor programını izlerken, bir anda aşağıdaki görüntülerle karşılaşmak günümü güzelleştirdi, bir kez daha gurur duydum ve sizlerle paylaşmak istedim...

Bundan tam 36 yıl önce bugün Erdal Acet, Manş Denizi'ni 9 saat 2 dakikada geçerek dünya rekorunu kırdı.

O günlerdeki eşsiz başarılara bugün de ulaşabilmek umuduyla...


video