28 Kasım 2012

TT Arena'da Deplasman

Dün Balıkesirspor, TT Arena'da Galatasaray'la kupa maçında karşı karşıya geldi. Bal-kes'ler kendilerine ayrılan tribün büyük oranda doldurmuştu ve güzel de tribün yaptılar tv'den izleyebildiğim kadarıyla... Tebrikler!

Tabii aklımıza bu yılın başında (geçen sezon ortasında) 10 Ocak 2012'de bizim de GS ile Arena'da yaptığımız maç aklımıza geldi hemen. Arena'da deplasman kısmını doldurmak, meşale, koregrafi vb noktalarda Adana Demirspor taraftarı yeni bir eşik belirlemişti; hafta içi, kış soğuğunda, İstnbul destekli olsa da çoğu 12  saat mesafeden... ( www.adanademirspor.net/2012/01/galatasaray4-adana-demirspor1.html )

Süper Lig'teki bir kaç takım dışnda şimdilik o noktaya yaklaşılması zor görünüyor.



27 Kasım 2012

2007'deki Kartalspor Maçı

Bu haftaki rakibimiz Kartalspor'la en son 2007'de oynamıştık. Ligin adının Lig B olduğu son sene. Şampiyonluğa en çok yaklaştığımız, belki de en çok inandığımız yıldı; hayalkırıklıklarının da ilk yılı. Kademe gruplarını lider tamamlayıp, diğer 4 grubun ilk ikisi ile birlikte play-off grubuna yükselmiştik. O grubun ilk ikisi doğrudan üst lige çıkıyordu. Adana'da Kartalspor'a trajik şekilde kaybettiğimiz o maç, bizi ilk iki yolunda çok yaralamıştı. O sezon, Kartalspor'la aynı puanda olmamıza rağmen averajla 3. olup ekstra play-off'lara kalmıştık. Bursa'daki Giresun maçıyla sonuçlanan günler... Kartalspor 2007'de yükseldiği 1.lig'ten bir daha düşmedi, tıpkı aynı grupta 1. olup yükselen Boluspor gibi. O yıl biz çıksak gruptan kaderimiz nasıl çizilecekti kim bilir?

11 nisan 2007'deki maçta Çertin'in gördüğü kırımzı kartla son 10 dk.ya 10 kişi girmiştik. Ardından 85'de yediğimiz golle 1-0 yenik duruma düşüp, 88'de Serkan Turhan'la beraberliği yakalamıştık. Ama ne yazık ki hemen arkasından 89'da yediğimiz gol, bizi sadece 3 puandan etmedi sezon sonundaki kaderimizi de çizdi belki. ( http://www.tff.org.tr/Default.aspx?pageID=29&macId=2397 )

Maçı evde Mustava ve Kemal Uçar ile internet başında takip ettiğimizi, son dakikada nasıl yıkıldığımızı çok net hatırlıyorum. Ergun Kara'nın Kanal A üzerinden anlatımı hala kulaklarımda. Mustava, o günlerde sıkça tekrarladığı "berabere kalacağımıza yenilelim" mottosunu pek anmamaya başlamıştı maçtan sonra!
Kartalspor, play-offların ilk devresinde son sıradaydı. İkinci devre teknik direktör değişikliğiyle büyük bir atağa geçmişlerdi. Maç öncesi sıralamada bizim altımızdaydı ve bizi yenerek yarışa ortak oldular. Önceki hafta Küçükköy'e kaybettikten sonra bir de Kartal'a yenilince iyice hırpalanmıştık. Neyse ki sonraki hafta bu kez yine son dakikalarda Özgür Nasuh'tan gelen golle Arsin'i 2-1 yenip yukarıya tutunmuştuk.

Hey gidi günler...

O senenin garip notlarından biri de, İstanbul'daki hem Küçükkköy hem Kartal maçlarının rakiplerin cezası nedeniyle seyircisiz olmasıydı. Biz de özlediğimiz İstanbul deplasmanını taa son hafta Sarıyer'e karşı yapmıştık. Keza, Tayfa'nın oluşum günleriydi o yıllar; Gurbette Demir Gibiyiz pankartıyla ilk deplasmanı yine 2007'de Kırıkkale'ye idi.

Bu sene 2007 ve 2008'ten kalan hesapları görmeye başladık. Önce Levent Eriş'in sonra Ramazan Altıntepe'nin canını sıktık!  Bakalım bu hafta Kartal'ın yıllar önce bize attığı o çalımın da üstesinden gelebilecek miyiz?

Kartalspor tribününün, hala aktifler mi bilmiyorum ama Boranlar'ın, bize sempatisini ve sonraki yıl Pendik'teki maçta bizimle birlikte olmalarını da tribün adına not edelim.

25 Kasım 2012

Şener!

En son Erçağ için yazmıştım; bu kez sıra Şener Özcan'da. Demirsporlu'nun ihtiyaç duyduğu, özlemle beklediği sembol isim, simge isim, peşinden gidilesi futbolcu kervanına bu kez hiç beklenmedik bir yerden -kaleden gelen destek... Evet, Şener de iki yıllık performansıyla gözbebeğimiz olma yolunda ilerliyor.




Futbola Ankara'da Tigemspor'da başlayan Şener Gençlerbirliği'nin altyapıına geçiyor, sonra G.Birliği'nin pilot takımı olan Hacettepe'ye kiralık gidiyor. Ancak ilk kez 11'e Bozüyükspor'da çıkıyor, 2008 baharında, iki maçta. Ardından 2009'da Kastamonuspor'da şampiyonluk mücadelesi veriyor. (Biz onu Cebeci'de Ankara Demirspor'a karşı oynadığı bir maçta izlemişiz) Kastamonu play-off'larda elenirken o Hacettepe'ye geri dönüyor ve 2010'da küme düşen takımın kadrosunda yer alıyor; çoğunda yedek olsa da 8 maçta 11 şanı buluyor. Sonraki sezo Hacettepe'nin asıl kalecisi oluyor ilk devre ardından devre arasında bize geliyor, Metin Aktaş'ın yedeği oluyor. O devre sadece play-offların garantilendiği Pendik maçında 11'de çıkıyor. 2011-12 sezonuna Türkiye Kupası kadrosunun kalecisi olarak başlıyor ancak Metin Aktaş'ın sakatlığı ile 11'e geçip efsaneleşecek Denizli play-off'larında kaledeki yerini sağlamlaştırıyor. Bugsaş karşısında kurtadığı ve attığı penaltıyla şampiyonluktaki payını kayıtlara sıkıca kazıyor.




Şener, penaltı yıldızlarına bir taneyi de bu hafta G.Antep Bld karşısında ekledi. Kurtardığı onca top da cabası. Bu seneye Ramazan'ın yedeği olarak başlamıştı ama kader! yine bir sakatlık sonrası bizi onun ellerine emanet etti. İyi ki de oldu. O taraftara güven veriyor. Takıma güven veriyor. Bizi avuçlarının içinde koruyor, kolluyor.

Var ol Şener, ellerin dert görmesin!

24 Kasım 2012

Ramazan Altıntepe Ağlıyor

G.Antep Bld.'yi deplasmanda 2-1 yendik. İki haftalık pas geçişlerin ardından, bu 3 puan iyi oldu. Eski ah'larımızdan Ramazan Altıntepe'yi üzerek geri dönmemiz ayrıca güzel oldu.

Kadro sıkıntısından bahsetmiştik; bu maç zor olacaktı. Cavid, AlHassan, KeremCan, İrfan uzunsüre sonra ilk 11'deydi. Juninho'nun erken golü işimize yaradı. Kapanıp kontratağa çıkmayı iyi bilen takım, istediği oyunu oynadı. İkinci yarıda yeniden Juninho, kendini sevdirdi...

Tabii ki aslan payı, Şener'indi. Geçen seni bizi penaltı noktasından alan Şener, bu yıl kaldığı yerden devam ediyor; uzatma anlarında kurtardığı penaltıyla bize hayat verdi. Teşekkürler Şener!

Bu galibiyetle başaltına tutunma yolunda önemli bir adım attık.

23 Kasım 2012

Kadro Sıkıntısı

G.antep Bld maçı öncesi kadrodaki sıkıntı ve darlık iyice gün yüzüne çıktı. Son gelen haberlere göre Gökhan Kaba da kodroda yok ( haberads.com). Burak Keskin'in kırmızı kart cezasının ardından bu eksiklik, bizi ilk haftaların sıkıntılı günlerine iyice yaklaştırıyor. Tek bir oyuncunun -Yusuf Kurtuluş- yokluğunu 3 haftadır açıkça hissederken, üstüne bu haberler morelleri bozdu. Kadrodaki diğer oyunculara, İrfan'a, Rıdvan'a çok iş düşüyor. Bir yandan da kulübeyi zenginleştiremeyen; AlHassan ve Hüseyin Cimşir gibi kötü transferler yapan yönetimin de kulaklarını yeniden çınlatmak gerekiyor.

Bu maçın zorluğu, rakibin gücünden çok bizim eksiklerimizden kaynaklanıyor. Bu eksiklikleri gidermek için herkesin iki kat mücadelesi zorunlu!

21 Kasım 2012

Altyapı'da İlk Devre

Altyapı'da ilk devre sona erdi. 10 maç sonunda U14 ve U16'da zirvedeyiz; diğer kategorilerdde de zirveyi zorluyoruz.

U14'lerimiz, gruplarında yuenilgisiz lider. Attıkları 38 golle de rakiplerin tozunu atıyorlar! Nevzat Akdoğan, 10 ve Civan Çağın 9 golle önplana çıkan isimlerden.Daha '99'lu bu çocuklar...



U15'lerimiz 2 puan farkla ikinci sırada. Onlar da grubun en iyi averaja sahipi ikinci takımı. Arda Öztep, attığı 9 golle kendini gösteriyıor. Arda geçen yıl U14'te de sezonu 19 golle tamamlamıştı. U15'ler Orhan Köziğ denetiminde.


Arman Bozkaya'nın yönettiği U16'larımız grubu 5 puan farkla lider götürüyor. 7.haftaya kadar tüm maçlarını kazanan 97'lilerimiz tek yenilgisini G.Antep'ten aldı.


 U17'lerimiz şu anda en kötü durumdaki grup. Zirvenin 12 puan gerisindeler. Son hafta G.antep Bld'yi 4-0 yenerek morallendiler.



 U18'lerimiz 2 puan farkla ikinciler. İbrahim Çolak denetimindeki U18'ler sezona pek iyi başlayamasa da son 3 haftaki galibiyetlerle zirveyi zorlamaya başladılar. 26 golle grubun ençok gol atan ikinci takımıyız. U18'lerimiz gelecek senenin profesyonel adayları olarak en çok dikkat etmemiz gereken altyapı grubumuz.


Haydi çocuklar, sizlere güveniyoruz. Şimşek'in onuru size emanet! Çalışmaya devam...


Dayan Müslüm Baba!

Müslüm Gürses hastanede, yaşam mücadelesi veriyor. Zaten sesiyle, şarkılarıyla yaşam mücadelesi verenlerin isyanına ortak oluyordu ama bu sefer bedeniyle bu mücadelenin parçası oldu. Tribünümüzde Müslüm Baba'nın yeri ayrıdır. Demirsporlu'nun çektiği acılarla çok eşleşir senin sesin, halin tavrın. Bu tribünün senin şarkılarınla büyüdü, Adana'nın ünlü lunaparkında senin konserlerinde kendinden geçti...


Dayan Müslüm Baba, daha pankart yaptıracağız, "şampiyon oluver güldürü yüzümüzü" diye, az daha sabret...

19 Kasım 2012

Paralar Ödenmiyor Mu?

Demirspor'da iyi ile kötü arasında ara bölge yok. Birden çok iyi birden çok kötü oluyoruz; olaylar ve moraller birden tersine dönüveriyor.

Buca ve Trabzon maçları, yukarıyı zorlayamayacağımızı, orta sıralarda olacağımızı ve dolayısıyla düşme tehlikesini her zaman hissedebileceğimizi gösterdi.

5 haftalık galibiyet performansını yaratan neyse, 2 haftalık performansı yaratan da o oldu: Para mevzuları! Erman'ın maç sonu açıklamasından yola çıkarak çeşitli haber sitelerinde, takımda senetlerin karşılıksız çıktığı, futbolculara ödemelerde sıkıntı olduğunu okuyoruz. Galibiyetlerden sonra, "bu topçulara paralarını verin" diye bitirdik sözlerimizi. Bu şüphelerimizde haklı olduğumuzu gördük.

Bu haftaki Antep dışında üstümüzdeki tüm takımlarla oynadık ve Erciyes dışında hepsinden puan aldık. Bundan sonraki fikstürümüz daha avantajlı görünüyor. Ama avantajın gerçeğe dönüşmesi için "içeride" gerekenlerin yapılması lazım. Yoksa bir Demirspor klasiği olarak düşme potasındaki takımlara puan dağıtırız...

17 Kasım 2012

Lawalsız ve Taraftarsız

1461Trabzon'a 3-0 yenildik. Lawal'sız ve taraftarsız, Alhassan ve
Hüseyin Cimşir'le bu kadar...

3golü de sahaya atlayan taraftara
gönderiyorum!

Yedek kulübemiz yok. İrfan'ın neden oynamadığını Mustafa
Hoca açıklamalı,takımın havasını neden kaybettiğini de...

Sezon başına
mı dönüyoruz yoksa?

16 Kasım 2012

Toplanıyoruz!

Maç organizasyonu yapıyoruz! TV ekranından da olsa yine bir arada maçımızı seyredeceğiz.

Cumartesi 18:15 – 18:30 arası Karanfil sokaktaki Dost Kitabevi önünde toplanıp mekana geçeceğiz. Mekanımız Sakarya’da, Bayındır sokak 11/C adresinde bulunan Huzur Express.

Bu arada Facebook sayfamızda Ali Çağatay Biçer kardeşimizle irtibata geçip tayfa montu almak isteyenler ödemelerini cumartesi günü elden yapabilirler.

Görüşmek üzere…

14 Kasım 2012

Spor Fonu Meselesi-Yeniden!

Adana Haber gazetesi, bir süredir Büyükşehir Belediyesi'nin Spor Fonu'nu kullanma biçimini haberleştirerek sorguluyor. Gazeteci Murat Özkardeş'in girişimiyle, Fon'a dair çarpıklıklar göz önüne serilmeye çalışılıyor; bu konuda Meclis'te soru önergesi de verildi.:

http://www.adanahabergazetesi.com.tr/haber.php?id=25793

http://www.adanahabergazetesi.com.tr/haber.php?id=25816

Gazete'nin yaptığı başvuru sonucunda Eylül 2011-2012 sürecinde Fon'da biriken 8 milyona yakın para 171 spor kulübüne dağıtılmış: Gazete'nin haberine göre "Başkan Vekili Zihni Aldırmaz ile Mali İşler Daire Başkanı Mustafa Hakan Aslan'ın keyiflerine göre dağıttığı yaklaşık 8 milyon liranın kimlere ne amaçla ve hangi kıstaslara göre pay edildiği tam bir merak konusu. Bu dağıtım listesinde sporcusuz spor kulüpleri de var!". Gazetenin iddiası, Fon'da daha fazla para birktiği ve biriken paranın da keyfi kullanıldığı yönünde. Haberde, "Zihni Aldırmaz'ın Adana'daki mahalle muhtarlarına şirin görünmek için onlara spor kulüpleri kurdurduğu ve her ay spor fonunda biriken yüz milyarlarca lirayı bu kulüplere aktardığını önü sürüyor" ifadelerine yer verilmiş.

Spor Fonu meselesini biz daha önce de gündeme getirmiştik. Fonun meşruluğu, kullanım amacı, bu paranın nasıl kullanıldığı, biriktiği söylenen paralarla dağıtılanlar arasındaki uçuruma dair pek çok yazı yazdık (örneğin: http://www.adanademirspor.net/2012/02/spor-fonu-nedir.html).

Resmi verilere ulaşma adına Bilgi Edinme Hakkı çerçevesinde başvuru yapmıştk. Verilen ilk yanıt, geçiştirici ve sorularımıza yanıt vermeyen nitelikteydi. Başbakanlık Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu'na yaptığımız itiraz sonucunda Kurul, bu bilgilerin verilmesi konusunda Belediye'yi uyarmıştı. Lütfen gelen cevabın detaylarına, "Sıcağıyla Acısıyla Adana Futbolu" kitabında yer verdik (Sayfa 201-202). O verilere göre, 2007 yılında 3milyon küsür, 2008'de 1,5 milyon civarında para dağıtılmıştı. Ancak o dönem kurulan "uzay takım"ın ederi 10milyon civarıydı; gazeteciler önünde hibe edilerek havada uçuşan rakamlar astronomikti. Aradaki farkın nasıl kapandığı merak konusuydu. Adana Haber gazetesine bu bilgiler ilham vermiş olabilir.

Fon, meşru amaçlarla kurulmuş olsa da kullanımına dair kişisellik ve üstü kapalılık ile sorgulanmayı hak ediyor.





11 Kasım 2012

Bucaspor:1 - Adana Demirspor:0

5 haftalık seri sona erdi. Üzerimizde yenilme baskısı oluşmaya başlamıştı sanki. Bunu atmak açısından iyi oldu. Yine deplasmanda 1 puan iyi olabilirdi...

Arka arkaya gelen galibiyetlerin hem bizim futbolcuları havaya soktuğunu hem de rakibi daha da bilendirdiğini söyleyebiliriz. Bu maç toparlanmak ve tekrar disipline dönmek açısından bir uyarı olsun!

Faruk Morkal'dan...

Pazar pasajı, Demirspor'un son dönem yüzme efsanelerinden Faruk Morkal'ın spor hayatını ve başarılarını anlattığı kitaptan... Ayhan Karataş gibi Demirspor'un yetiştirip Galatasaray'a kaptırdığı Morkal, 1972'de Münih Olimpiyatları'na katılma başarısı göstermişti. Morkal'ın kitabı, Adana Demirspor yüzme ve sutopu takımlarının ve Adana'nın yüzme ile dolu efsenevi günlerinin son demlerini anlatıyor. Aşağıdaki satırlar zirveye yükselişin ilk yıllarından, 1967'den;


"Adana Demirspor Yüzme Takımı olarak yarışlara onbeş gün kala kampa girdik. Havuzun misafirhanesinde kalmaya başladık. Yemeklerimizi Muharrem Ağabeyin lokantasında yiyorduk. Türkiye Şampiyonası uzun yıllar sonra ilk kez Adana'da yapılıyordu. (...) Nihayet şampiyonanın ilk günü geldi çattı. Herşey mükemmeldi. Atatürk Yüzme Havuzu sanki seyirci seline kapılmıştı, dört bir yanı hıncahınç doluydu. Birinci gün birinci seansta yeni bir rekor, öğleden sonraki seansta ikinci bir rekor kırdım. "Rekor makinası çalışmaya başladı" dediler. Memleketimde, hemşehrilerimin gözleri önünde bu başarıları kazanıyor olmak göğsümü kabarmıştı ama gözüm fazlasındaydı. Asıl hedefim İstanbul menşeili Engin Ünal rekorlarını Adana'ya taşımaktı.
(...)

Nihayet sıra 200 mt kelebek yarışına geldi. (...) hiçbirşeyin farkında değildim, benliğim yarışın başlangıç düdüğüne kilitlenmişti. Bekleyişimi yırtan o tiz sesle birlikte yarış başladı... ve bitti. Benim yüzdüğüm dört numaralı kulvarın başına yasak olmasına rağmen bir yığın insan toplanmış, "rekor, rekor!" diye bağırıyorlardı. Heyecandan titreyerek sorarcasına kalabalığa baktım. Ruhi Polisçi'ye rastladı gözlerim ve sordum "hangi rekor ağabey?" Ruhi Polisçi'den önce İlhan Demirdal yanıtladı bağırarak, "Engin'in rekorunu kırdın Faruk!" İçimde kabaran o ümirt dalgası, mutluluk ve gurur seli oldu taştı. Başarmıştım! 11 yıldır yanına yaklaşılamayan rekoru kırmış, İstanbul'dan Adana'ya getirmiş, yüzme hayatımın ikinci büyük hedefine ulaşmıştım. 200 mt kelebekte efsanevi Engin Ünal dönemini kapatmış, Faruk Morkal dönemini başlatmıştım."

(Faruk Morkal/Sulama Kanallarından Olimpiyat Oyunlarına/ syf. 69-71)

10 Kasım 2012

Hatırlarız...

(foto: facebook/kentvedemiryolu)

9 Kasım 2012

PFDK'dan 1 Maç Ceza

Biz çuvaldızını kendimize batırmıştık ama PFDK çuvaldızdan daha büyük birşey kullandı! Ankaragücü maçındaki olaylar ve saha atlama nedeniyle 1 maç seyircisiz oynama cezası aldık. Kimse kusura bakmasın ama hak edilmiş bir ceza; Rize maçından beri 3bin, 6bin, 9bin şeklinde katlanan para cezaları aldık. Tribün olaylarıyla sahaya atlama birleşince seyircisiz maç cezası kaçınılmaz oldu.

Çok kritik 1461Trabzon maçında tribünler boş olacak. Bu cezaya neden olanların kendilerine ekstradan 1 maç daha ceza verip, stada gelmemeleri, vicdanlarını rahatlatmak için bir yol olabilir. Tribünümüzü biz övelim ve biz eleştirelim, başkasına bırakmayalım. İyiyiz, güzeliz, destekte süperiz, kalabalığız ama bu kadar iyi giderken takıma ceza aldırmak konusunda da iyiyiz ne yazık ki!

8 Kasım 2012

Mustafa Uğur

Son 5 haftadaki performansın baş mimarlarından Mustafa Uğur'un açıklamalarını okudum: http://www.sadeceadanademirspor.com/haber/adana-demirspor/5-te-5ten-sonra-galibiyet-konusulmaya-baslandi/351.html

Bence haberin başlığı yanlış atılmış, zaten hoca 5'te 5'ten sonra "galibiyet konuşulmaya başlandı" dememiş; "şampiyonluk konuşulmaya başlandı" demiş. Ayrıca açıklamalarda asıl önemli noktalar, "Enkaz değil psikolojik olarak sıkıntılı takım devraldım" ve "kazanmak için herkesten çok koşmalıyız" sözleri. Hocanın, "Barcelona sistemini 2000 yılında Kayseri'de uygulamaya çalıştım" cümlesi de ayrıca dikkate değer. Her ne kadar memleket futbolunda herkesin herşeyi Barcelona ile karşılaştırma hastalığından hoşlanmasam da, hocanın kafasındaki oyunu yansıtması açısından önemli.

Tıpkı futbolcu öğüttüğümüz gibi, teknik direktör değiştirmek de bir alışkanlık haline gelmişti Demirspor'da. Sezon başı ortalama 3 hoca geçiyordu elimizden! İstikrarın, disiplinin olmadığı yerde başarının gelmesi de zordu. Geçen yıl Ercan Albay'la yakaladığımız takım olma havasını bu yıl Mustafa Uğur ile tutturduk. Mustafa Hoca, umarım bu tarzını korur ve takımda kalıcı olur. Çünkü açıklamalarındaki sağlamlık, özgüven ve bakış açısı uzun vadede neler yapabileceğinin ipuçlarını veriyor.

Daha önce de sempati duyduğumuz hocalarımız olmuştu; Behzat Çınar, Hüseyin Özcan, Soner Tolungüç gibi... (Metin Yıldız, Abdülkerim Durmaz gibi hatırlamak istemediklerimiz de var tabii!) İyi hocalar, bu takımın keşmekeşine, kapalı kapılar ardında dönen dolaplarına, futbolcu kumpaslarına kurban gitti. Mustafa Uğur'un takıma pozitif etkisinin devamı için ona iyi bir çalışma ortamı sağlamak, yine yönetimin görevi olarak orata duruyor.

Lawal, Milli Takım'ın Gözdelerinden

Orta sahaoyuncumuz Raheem Lawal'ın Nijerya Milli Takımı'na çağrıldığını 1 Kasım'da yazmıştım. Lawal, 14 Kasım'da ABD'de Venezuala ile oynanacak maçın kadrosunda yer alacak. Lawal, Ocak ayında başlayacak Afrika Uluslar Kupası öncesi Milli Takım'ın gözdeleri arasında gösteriliyor: http://www.mtnfootball.com/africa/nigeria/news/2012/november/05-super-eagles-afcon-watch.html

Lawal, mtnfootball.com'un listesinde, Victor Moses, Peter Utaka, Mikle Obi, Sone Aluko, Ahmed Musa, Elderson Echijiele ile birlikte formda futbolcular arasında sayılıyor. Lawal için, "yaratıcı özelliği ve bunu ortaya koyma gücü ile teknik direkör Keshi'nin listesinin üst sıralarında yer alıyor"ifadesi kullanılmış.

Lawal'ın sakatlanmadan dönmesi ve yokluğunu hissettirmemesi en büyük dileğimiz.

7 Kasım 2012

A2'de Zirvedeyiz

A2 liginin ilk yarısı tamamlandı. 11 maç sonunda 8 galibiyet, 1 beraberlik 2 mağlubiyetle grubumuzda zirvedeyiz. Geçen senenin U18'leri bu yıl da başarılarına devam ediyor. Zaten biz onları biliyorduk, neler yapabileceklerinin farkındaydı; hepinize helal olsun çocuklar! A takımının primlerini A2 takımına vermesi de günün ayrı bir güzel haberiydi.



Özellikle son 4 haftada şaha kalktık; tıpkı A takım gibi... 4 haftada gelen 13 golle birlikte gol sayımız 26'ya çıktı. Toplamda gollerin 8'i Yunus Ünsal, 6'sı Recep Çoban ve 5'i de Muhittin Tümbül ve Yusuf Kemal Atalay'dan geldi. Savunmadave orta sahda Ali Osman, Mertkan ve Mehmet'in istikaraı gözlerden kaçmıyor.

Artık bu kadrodan A takıma montelerin başlaması gerkiyor, gelecek sene bu çocuklarınj en az ikisi 11'de olmalı...
Yönetimin yarışmacı değil frenlemesine karşı siz kendinizle yarışmaya devam edin çocuklar... Kendinizi geçin ve Demirspor'u daha yukarı taşıyın!

TRT WEB TV Çilesi

1. lig maçlarının yayın hakkına sahip olan TRT, her hafta 5 maçı televizyondan canlı yayınlıyor. Bunlardan biri TRT1'den (çoğunlukla cumartesi gündüz olanlar), diğer dördü TRT Spor'dan (ctesi iki, pazar iki şeklinde) veriliyor. Kalan 4 maç ise WEB TV adıyla internetten izlenebiliyor.

Şu ana kadar Demirspor'un Adanaspor ve Konyaspor iç saha maçları tv'den; Rize, Manisa ve Ankaragücü maçları ise WEB TV'den verildi. Adanaspor maçının canlı verilmesi neredeyse zorunluluktu!)Deplasman maçlarında ise daha şanslıydık; Bolu, Denizli, Erciyes, KSK, Urfa maçları tv'den verildi.

Bu hafta deplasman maçımız yine WEB TV'de... İki hafta üst üste Demirsporlu televizyondan maçını izleyemeyecek; internetin kesik kesik yayınına muhtaç olacak.

TRT, eminim ki belli bir dengeyi gözetiyordur bu maç yayınlarını şekillendirme konusunda. Ancak geçen haftaki Antep BB-Buca, 1461Trabzon-Kartal gibi seyirci sayısı çok az olan maçları tv'den verip, izleyicinin maç keyfini azaltmak yerine coşkulu geçeceği belli olan maçlar tercih edilemez mi? Örneğin bu hafta yine 1461Trabzon-Antep BB -bomboş tribünleriyle kimseyi içine alamayacak bir maçı- TRT yetkilileri canlı vermeyi tercih ediyor. TRT, sadece sayı hesabı yapmayıp hem izleyicinin hem de futbol kalitesinin hassasiyetlerini düşünse daha iyi olmaz mı?

Bu konuda tepkilerinizi şu adresteki formu doldurarak http://www.trtspor.com.tr/Iletisim.aspx  ya da twitter'da @TRT3SPOR adresine yazarak verebilirsiniz...

Şimşekler Grubu'ndan Açıklama

Ankaragücü maçında yaşananlarla ilgili olarak Şimşekler Grubu'ndan açıklama geldi. Kendilerine yakışan olgunlukta bir açıklama... Ben de blogta bazı eleştirilerimi paylaşmıştım; o eleştirilerin dikkate alındığını anlıyorum yazılanlardan. Bunun dışında "nereden geldiğimizi unutmayalım ve rakibe saygılı olalım" vurgusu da ayrıca dikkate değer.

Sahaya birşeyler attırmama, atanlara engel olma konusunda statta güçlü bri refleks var. Aynısını takip taraftarı tahrik etmeme konusunda da gösterlim lütfen! Özellikle güney kale ve kapalı A üst'e önemli iş düşüyor.

Açıklama şöyle:

"Uzun yıllardır verilen hayati mücadelelerde ve onca emekte en önemli pusulamız, yol haritamız HAKLI OLMAK olmuştur. Gerçek Adana Demirspor Taraftarları kendisini herkesten çok eleştirmiş ve herzaman kendisini başkalarından çok sorgulamıştır. Bu durumu daha çok kendi özelimizde ve kendi memleketimizde yaşadığımız için diğer şehirlerdeki insanlar doğal olarak bunun farkında olmayabilir. Ama Adana Demirspor Taraftarı farkındadır ve bu pusula hepimiz için önemli bir değerdir. Çünkü bizlere herzaman eksiklerimizi görme ve düzeltme hassasiyetini kazandırmıştır.

Haftasonu oynanan Ankaragücü maçında yaşanan olaylarla ilgili olarak 3 gündür çok yönlü araştırmalar yaptık. Çünkü istemediğimiz olaylardı ve tek bir çerçeveden bakmak duruşumuzla bağdaşmazdı. Maalesef bazı gerçekleri tüm Demirsporlular olarak görmek zorundayız. Bunlardan en önemlisi şu; Ne zaman biletler tükense ve Güney Kale Arkası Tribünü açılsa, o maçta deplasman tribünü gelmişse bazı sıkıntılar yaşanıyor. Bu durum sadece Ankaragücü maçında yaşanmadı, daha önce birkaç kez daha tekrarlandı. Bu sıkıntıların başında da taşlama olayı geliyor. SEBEP NE OLURSA OLSUN TAŞLAMA OLAYINA ŞİDDETLE KARŞI ÇIKIYORUZ. Böyle bir saçmalık olamaz. Yıllardır gittiğimiz deplasmanlarda başımıza defalarca bu durum geldiğinde yapanlar için hep NAMERT ifadesini kullanmıştık. Peki biz yaptığımızda onlardan ne farkımız kalıyor. Buraya Adana'ya deplasmana gelen taraftarlar hatalı bile davransa 3-5 kişinin kafasını taşla yarmak MERTLİK MİDİR... Eğer öyleyse yazıklar olsun bize.. Aslında bu durum şunu net olarak gösteriyor; ne zaman bu stat 20 bin kişi dolsa, yani başarılı gittiğin için ne zaman 5-6 bin kişi daha fazla gelse sorunlar çıkıyor. Çünkü gelenlerin çoğu DEMİRSPORLULUK DURUŞUNU gösteremiyor ve tribün kültüründen uzaklar.

Ankaragücü maçına gelecek olursak; Ankaragücü taraftarı memleketine döndükten sonra şunları söylemiş; Biz adam gibi gittik, şehrin içinde yolumuzu kaybedince stada geç geldik, stada girerken etrafta Demirsporlu münferrit gelenler vardı ama iyi niyetli olmasak onlara farklı davranabilirdik. Kusura bakmayın arkadaşlar ama sadece kendi çerçevenden bakmayacaksın. Biz de eğer ART NİYETLİ olsak maçtan önce Ankaragücü'ne karşı sizler bu kadar rahat stada gelemezdiniz. Maçtan önce tamamen kendi işimize baktık, sizlerle ilgili konu bile açmadık, yorum yapmadık ve tüm gerçek Demirsporlular KUZEY TARAFLARDA maç saatini bekledik. KUZEY TARAFLAR diyoruz çünkü bu memleketteki tüm iyi Demirsporlular maç öncesi stadın kuzey taraflarında zaman geçirir. Çünkü Güney kale arkası malum takımın tarafıdır. Zaten oraya giren Demirsporlu bilet bulamadığı için girmiş yani başarılı giderken gelen taraftardır.

Şimşekler Grubu olarak maça da 1 saat erken girdik ki; istemeden de olsa Ankaragücü'ne karşı argo tezahürat yapılmasın diye. Maç öncesinde, maç esnasında yaptırmadıkta Gruba, gol attık yine olmadı. Çünkü hepimiz sizin kendinizi tarif ettiğiniz gibi, ADAM GİBİ KARŞILAMAYI İSTEMİŞTİK. 55. Dakikaya kadar da maç güzel giderken birden işin rengi değişti.

Öncelikle şunu açık yüreklilikle belirtelim; ilk attığımız golden sonra bulunduğumuz yerden duymasakta KO.... tezahüratı yapılmış, sonra biz gol yiyince Ankaragücü taraftarı yapmış aynısını ve bu hareket üzerine taşlar atılmış.. Sonrası malum zaten.. Olay esnasında ne yaşandığını bilmediğimiz için, deplasmana gelip taşkınlık yapıyorlar diye değerlendirilip birkaç dakika tüm stat tepki verdi, elbette bizlerde verdik.. Olayların gelişimine baktığımzıda söylenecek tek söz var; AYIP ETMİŞİZ.. çünkü pusulamızdan sapmışız, HAKLI DEĞİLİZ.. Onların yapmasını hazmedemiyorsan sende yapma arkadaş.. Ve sebep bu da olsa taş atmak neyin nesidir. Koltuğun altındaki duvarı kırıp taş parçalarına ayırıyorlar, farkındayız. Yazıklar olsun yapanlara. Demirsporluluğu anlayamamışlar maalesef. ANKARAGÜCÜ TARAFTARINA o küfürlü tezahürat ile ilgili söyleyeceğimiz tek şey şudur; bizde yıllarca sıkıntılı deplasmanlara gittik ama her küfür edene anında küfürle karşılık vermedik. Bunu yeri geldi sineye çektiysek, Demirsporluluk değerlerinden taviz vermek istemediğimiz içindi. 20 bin Demirsporlunun önünde sizde bunu yapabilirdiniz; sadece tek bir kelimelik küfür olmuşsa aldırış etmeyebilir ve iade etmezdiniz.. Bu sizi küçültmez, olaydan çekindiğinizi göstermez, AKSİNE BÜYÜRDÜNÜZ. ÇÜNKÜ YİĞİT ADAMIN DURUŞUDUR BU.. Takdir sizin arkadaş.

Gerginliğin etkisiyle bir anlık ANKARA KÜMEYE denilirken kesinlikle sahadaki 18 yaşındaki futbolcular düşünülmemiştir. Onların 2 yıldır mücadelesine saygımız sonsuz, ama ortalık karıştığı anda mantıklı hareket edemezsin, sahadakini değil sadece taşkınlık yapıyor gibi gördüğün deplasman taraftarını düşünürsün. Bu heryerde böyledir kimse aksini iddaa etmesin.

Olumsuz şartlardan dolayı Bank Asya ve 2.lig B'de yıllarını harcamış Adana Demirspor, Karşıyaka, Kocaeli, Göztepe, Sakarya gibi kulüplerin herzaman SÜPERLİG'DE olmasını istemiş bir taraftar topluluğu Ankaragücü için başka birşey düşünmez.. Çünkü diğer türlü Türkiye'de futbolun tadı tuzu yok..

Şimşekler Grubu 1984-85'den beri yani yaklaşık 30 yıldır varolan bir Grup. Bazı kulüplerden eski. O yüzden tribün kültürünü kimseden öğrenecek değiliz, bu statta 6-7 bin Demirsporlu kemik tayfa olduğunda sorun yaşanmaz ama 15-20 bin olduğunda kontrol imkansızdır. Stat bizim kulübe ait olsa bunu başarırdık ama malum takımdan dolayı Güney tarafa kimse geçmek istemez, önlemde alınamaz.. Emniyet böyle maçlarda o tribünü kesinlikle açmamalı.

SANAL ORTAMDA başlık açılmış Ankara'ya nasıl geleceksiniz diye; BUNA KESİNLİKLE CEVAP VERMEYECEĞİZ.. Öfkeyle yazıldığı belli.. Zaten bu sanal ortamlar değil mi tribünlerde eski zevki bırakmayan. GENEL DÜŞÜNÜRSEK HATALIYIZ, EN ÖNEMLİSİ HAKLI DEĞİLİZ. Yaralanan Ankaragüçlü taraftarlara Allah'tan acil şifalar diliyoruz, kusura bakmasınlar.. Bu yaşananlar neyi belirler, Ankaragücü taraftarı seçecek.. HASIMSA HASIM, SAYGIYSA SAYGI BİZDEN YANA.

SON OLARAKTA TÜM GERÇEK DEMİRSPORLULARA; bu kulüp kapanıyordu, açlık grevleri yapıldı, 3.liglerde süründük, kulüpte yemek çıkmıyordu, eşya piyangosu satıldı yemek çıksın diye, O GÜNLERİ UNUTMAYALIM ASLA. 72 YILLIK KOCA ÇINARIZ. YILLARCA SÜPERLİG'DE YANİ ESKİ 1.LİG'DE MÜCADELE ETTİK. 3 BÜYÜKLER ESKİDEN ADANA'YA GELİRKEN ÇEKİNİRDİ. YUGOSLAV ZİYA'LI KADROMUZLA DAR ETTİK HEPSİNE 5-OCAK'I.. O GÜNLERE DÖNMEK İSTİYORSAK NERDEN GELDİĞİMİZİ UNUTMAYALIM, HERŞEYDEN ÖNCE RAKİBİMİZE SAYGIMIZ OLSUN.. ÜSTÜNDEKİ MAVİ LACİVERT FORMAYA SAYGIN VARSA SANAL ALEMDE KİMSEYLE KÜFÜR, LAF YARIŞINA GİRMEZSİN. DEMİRSPORLUYSAN BUNU YAPMAZSIN.. LAF GETİRMEZSİN SEVDANA.. GETİRİYORSAN DEMİRSPORLUYUM DEME ARKADAŞ. BU SEVDA EN ZOR ZAMANLARINDA SOKAKTA BÜYÜDÜ, SANALDA DEĞİL.. TÜRKİYE SAYGI DUYDU BU BAĞLILIĞA, İÇİNE ETME HERŞEYİN.. SENDE SAYGI DUY Kİ HERKESİN SEVDASINA, SAYGI GÖRMEYE DEVAM ET.. MUHARREM GÜLERGİN RUHU BUNU GEREKTİRİR.. EFSANENİ ÖRNEK AL BİRAZ DA OLSA.....

ŞİMŞEKLER GRUBU"

(http://www.haberads.com/haber_detay.asp?HaberId=491)

5 Kasım 2012

Erçağ!

Yıllardır söyler dururuz; şöyle adını gururla formamızın arkasına yazdıracağımız, adına şarkı yapacağımız, bizi coşturan ve peşinden sürükleyen bir fenomen futbolcumuz yok diye. Uzay takımlarının yıldız kadroları da altyapıdan yetişen oyuncular da bizi hayalkırıklığına uğrattı son 10 yılda. Ne İlker Avcıbay'ın ihaneti, ne Özgür Nasuh'un prim dertleri bitti. 6 ayda bir kadro değişti, daha sahadakileri öğrenemeden yenileri geldi. Dilimiz yandığı için, kimseyi çok sevmemek için direndik. Şu bloga, futbolcu isimlerini övgü için değil hep yergi için yazdık...

Ama bir isim iki yıldır bu taraftarın gönlünü kazanmada önemli adımlar atıyor: Erçağ Evirgen.


Erçağ, Demirspor için uzun sayılacak süredir takımda. 6 ay değil, 1 yıl değil tam ikinci sezonu! Gidecek gibi de görünmüyor; zaten gitmemeli! Kabul edelim, ilk zamanlarda onu biraz savruk, top ayağına yakışmaz buluyorduk. Koşuyordu mücadele ediyordu ama bitirici özelliğini görememiştik. Geçen yıl Ercan Albay'la şahlanan takımda o da kırbaç etkisi yaptı ama asıl bu yıl 5'te 5'in mimarlarından biri olma yoluna girdi. İlk haftalarda Osman Özdemir'in şans vermediği oyuncu, Mustafa Uğur'la birlikte sanki yeniden doğdu. Attığı goller, yaptığı asistler, kovaladığı toplar ve maç içerisindeki hırsı ile övgüyü fazlasıyla hak ediyor.


Trakya'nın çocuğu Erçağ, 1986 Çorlu doğumlu ve futbola Çerkezköyspor'da başlamış. 2008'te Lüleburgazspor'da profesyonel olup 2009'da Karşıyaka'ya transfer olmuş. Lüleburgaz'da 16, KSK'da 5 golü var. KSK günlerinde, Yeni Asır gazetesi ona Drogba ünvanını uygun görmüş: http://www.yeniasir.com.tr/Spor/2009/10/31/ercag_kafkafin_drogbasi  . Bir ara adı Galatasaray'la anılmış: http://wwwextensor.blogspot.com/2009/05/drogba-ercag-evirgen-galatasarayda.html Bir söyleşide de Henry hayranı olduğunu söylemiş: http://www.kafsinkaf.org/?gt=haberdetay&yaziid=3494

Erçağ futbolunun zirvesinde.  Nazar değmesin! Orada kalsın ve Demirspor'a hizmete devam etsin. Bu kulübün artık yeni Tekin'lere, Bombacı İbo'lara ihtiyacı var. Sen bozulma, oyununu oyna Erçağ; biz seni baş tacı yapmaya devam edelim!  

Adana'da Deplasman Sorunu

Dünkü Ankaragücü maçıyla ilgili de olsa, aslında bir süredir aklımdaydı bu mesele; Adana'ya deplasman yapanlara çok da iyi davranmadığımız yönünde bir fikrim var. Sadece taraftar olarak değil, Adana Emniyeti de bu konuda başarısız.

Kabul, herkes bizim gibi gitmiyor deplasmana, sadece takıma destek ver-karşı taraftan gelen tahriklere kapılma güdülenmesiyle gelmiyor olabilirler. Ama biz çuvaldızını kendimize batıralım.

Adana Demirspor maçlarında, deplasman tarafı güney kale arkasıdır (Yeni skorbordun olduğu kısım, tvden izlerken sağ taraf..). Buraya en yakın iki bölüm güney kale arkasının bizim taraftara açık kısmı ve kapalı A Üst'tür. Kapalı A Üst'te birkaç yıldır ADS-DER ekibi oturur, ondan öncesinde de genelde gruba mesafeli kesimler otururdu; grubun engellemesine takılmadan sahaya futbolculara rahat tepki vermek için.

Güney kale arkası ise gerek sahaya uzaklığı gerekse Adanaspor tarafı olmasıyla, Demirsporlular tarafından mümkünse tercih edilmeyen bir yerdir. Demirspor taraftarı maç öncesinde de stadın kuzeyinde toplanır. Maraton tribünde de Demirsporlular için öncelikli olan kuzey tarafıdır; orada yer bulunamazsa güney tarafına bakılır. Güneye giren taraftarların tribün kültürüyle de deplasman yapma geleneğiyle de pek ilişki olmadığı açıktır. Maça gidip sayıp söven,eğlenen sonra çıkıp işine gücüne bakan abilerdir çoğunlukla.

Ama işte o eğlence anlayışı, yaşı küçük gençlerin heyecanıyla da birleşip deplasman tarafına "salça" olmaya dönünce işler karışıyor. Buna kimi zaman deplasman tribününe göre fiziksel olarak yukarıda olan Kapalı A Üst de eklenince, işler içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Deplasman taraftarının ruh hali açık; galeyana gelmeye kolay durumdalar. Biz de buna imkan verdikçe, taraftar olaylarıyla bizim zararlı çıkacağımız durumlara geliniyor.

Güney kaledeki abilerin, güney maratondaki abilerin deplasman yapmadığı açık. Biz gidiyoruz deplasmanlara, biz muhatap oluyoruz başka takım taraftarıyla. O zaman bize nasıl davranılmasını istiyorsak biz de öyle davranalım. Söylediğim gibi, onların tahriki vs. onları bir tarafa bırakıyorum. Biz kendimize bakalım.

Mesela, bu yıl çıkan bir moda olarak; her golden sonra "koyduk mu?" tezahüratını yapmasak olmaz mı? Durun bakalım, daha maç bitmedi. Güney tarafını, maratonu kontrol edebilen Şimşekler Grubu'nun bu tip tahrik durumlarında da devreye girmesini bekliyorum.

Ayrıca Emniyet'in deplasman taraftarına davranışı da ayrı bir konu. Uzun yıllardır Adana'ya kalabalık deplasman tribünleri gelmediği için, onlar da bu konuda deneyimsizler. Taraftarı stattan çıkarmak, biz sizin güvenliğinizi sağlayamıyoruz demektir ki bu da işlerini yapamadıklarını gösterir. Polisin bakış açısının tribüncülere düşman olduğunu hepimiz biliyoruz. Tribün ahalisi, polise karşı yine taraftarı savunmalı; deplasmandakilerin kötü muamele görmesine engel olmalı.

Bunları Türkiye'de yapabilen kim var bilmiyorum; ama biz en azından bir adım atalım.

Dün Cebeci'de...

Dün Cebeci Stadı'nda, Ankaragüçlü bir grupla bizim tayfadan arkadaşlar birlikte Ankara Demirspor'u destekledi. Lokomotif, Karagümrük'e 2-1 yenildi ne yazık ki.





(fotolar: Nadir Avşaroğlu)

4 Kasım 2012

Adana Demirspor:4 - Ankaragücü:1

Bir dörtlük tarife de Ankaragücü'ne geldi; 5'e 5 yaptık, olmazı oldurduk yeniden! Bu sezon 1. ligte ilk kez 5 maçlık galibiyet serisi yakalandı.


Maçta tribünler yine muhteşemdi! Goller, Juninho (2), Gökhan Kaba ve Erçağ'dan geldi.

(fotolar, twitter'dan.)

İlk yarıyı Gökhan'ın golüyle 1-0 önde kapadık;  ikinci yarı Ankaragücü'nün beraberlik golü sonrası tribünde gerginlikler oldu. Ankaragücü tribünü boşaltıldı.

Akabinde internet ortamında yine atıp tutmalar, gereksiz ithamlar başladı. Her deplasmanda olabilecek sıkıntılar...  Hele ki tribünü güçlü iki camia arasında bu tat gerginlikler her zaman olur. Tribünde dostluklar anlamsız olduğu kadar düşmanlık da  bir o kadar saçma. Herkes kendi derdinin peşinde. Ankara'da çok sayıda Ankaragüçlü ahbabımız vardır. Herkes sakin olsun...


Ayrıca bugün Ankara Demirspor maçı için Cebeci'de Ankaragüçlü ve Demirsporlu arkadaşlar birlikteydi. Fotoları birazdan...

2 Kasım 2012

Benim Hala Umudum Var

Ne son dört haftanın keyfi, ne önceki dördünün kahrı; hepsinden öte, hepsinden yakın; içeride ve dışarıda Demirspor sevgisi bizi kendine bağlamaya devam ediyor. "Alınacak dersler var, sorulacak sorular" olsun; benim hala umudum var:

http://www.youtube.com/watch?v=QCmFTr9N3q0

Geçen Sene-Bu Sene

Geçen sene Ekim sonu-Kasım içinde yine 4 maçlık galibiyet serisi yakalamıştık. 2004'ten beri ilk kez böyle birşey oluyordu (www.adanademirspor.net/2011/11/2004ten-beri-ilk-kez.html). Yönetimiyle, hocasıyla yine gergin ve sahada da kötü başlayan bir sezonda beklenmedik bir seriydi; hangisi gerçek diye sormadan edemedik (www.adanademirspor.net/2011/11/hangisi-gercek.html).

O seri 5 maça taşınamamıştı; Denizli Bld mağlubiyeti yüzünden... Sezon boyu dalgalanan takım, sezon sonunda beklenmedik şekilde bizi şampiyonluk kıyılarına atmıştı!

Belli mi olur, belki bu hafta o seride yeni bir halka kazanılır; belki bu Kasım'da yeni bir sayfa açılır; belki yine dalgalanıp duruluruz ama şampiyonluk karasına çıkarız. Belli mi olur! Dilimizi ısıralım...

1 Kasım 2012

Lawal, Nijerya Milli Takımı'na Çağrıldı

Orta saha dinamomuz Rahhem Lawal, Nijerya Milli Takımı'nın Venezuela ile oynayacağı hazırlık maçının aday kadrosuna çağrıldı. ( www.mtnfootball.com/africa/nigeria/news/2012/october/27-raheem-lawal-thrilled-by-eagles-recall.html )


Lawal, en son Haziran ayında Ruanda karşısında milli forma giymişti. Venezuela-Nijerya maçı 14 Kasım'da ABD'nin Miami kentinde oynanacak.

Tebrikler Lawal!

Ankaragücü Üzerine...

Ankaragücü ile Adana'daki en son lig maçını Ekim 1994'te oynamıştık. (2003'te de kupa maçında karşılaşmışız). Hakem Nedim Göklü'nün katlettiği, 60. dk'da 9 kişi kaldığımız ama son dakikada yediğimiz golle 3-2 yenildiğimiz maç... (www.tff.org.tr/Default.aspx?pageId=397&macId=48001) Sahaya girenler, hakeme saldıran kulübe vs derken 3 ya da 4 maç tarafsız sahada cezası almıştık da bir daha belimizi doğrultamamıştık. 1.ligte (yeni süper Lig) son sezonumuz böylece daha 7. haftada bitmişti, aslında o haftaya kadar 3 galibiyetimiz vardı. (O Nedim Göklü, bu haftaki maçın da gözlemcisiymiş!)

Ankaragücü, sadece tarihi olarak değil ayrıca kentin sosyo-kültürel değerlerini yansıtmasıyla da köklü kulüplerinden. Duygu Hatipoğlu-Berkay Aydın'ın (her ikisiyle de tanışıp ahbap olma şanı yakaladığım için mutluyum) yazdığı "Bastır Ankaragücü" kitabında kulübün tarihi ve sosyolojik temellerini bulmak mümkün. Kitap Ankaragücü merkezli de olsa ülkenin futbol ve taraftar kültürüne dair önemli tespitlerde bulunuyor (www.idefix.com/Kitap/tanim.asp?sid=AI3I09VM0A7AJRXX7TGP).

Kitapta aktarıldığı üzere, kulübün İmalat-ı Harbiye'ye dayanan geçmişi, fabrikanın Ankara'ya taşınması şekilleniyor. Fabrikanın kent yaşamına kattıkları, kulübün kitleselleşmesinin de önünü açıyor. Cebeci-Abidinpaşa civarında yoğun olarak yerleşen fabrika işçilerinin futbol takımları, yardım sandıkları ve bando takımları gibi sosyal etkinlikleri ile kent hayatında önemli etkileri olmuştu. Ankaragücü Hamamönü, Hacettepe, Ulucanlar, Yenidoğan, İncesu gibi eski Ankara ve Ulus bölgesinde bir futbol temsili yaratıyor. Kulübün Ankaragücü adını alması 1933'te gerçekleşir. 1934'te kendi adına sahip bir stadı olmuştur ki bu şekilde uzun yıllar "stad sahibi tek kulüp" ünvanını taşımıştır. Bu stat 1985'e kadar faaliyet gösterse de o dönemin Büyükşehir Belediye başkanınca yıkılır. 1970'lerde 2.ligte olduğu dönemlerde kulüp maçlarını Cebeci Stadı'nda oynar. Kentin 1950'lerden itibaren yaşadığı kentsel dönüşüm, yeni mahallerin kurulması, Cumhuriyet elitlerinin belirginleşmesi ile yaşanan sınıfsal ve mekansal farklılaşma kentin kulüplerine de yansır ve Gençlerbirliği ile Ankaragücü arasındaki temel farklar o dönemlerde netleşir.

Kitabın yazarları, 2. ligteyken 1981'de kupa şampiyonluğunun kazanan Ankaragücü'nün, 1. ligte takımı olmayan Ankara'yı temsil etmesi için üst lige alınmasını şöyle yorumluyor: "12 Eylül darbe koşullarında kendisine toplumsal meşruiyet alanı yaratmak isteyen cuntanın, Ankara'da çok sevilen bir takım üzerinden sempati toplamaya çalışması tipik bir siyasi fırsatçılık örneği değil midir? Bu anlamda futbola siyasetin bulaştığı doğrudur, ancak burada en son suçlanması gereken Ankaragücü takımı ve kulübe gönül vermiş taraftarlardır. (...) Unutulmaması gereken şey, Ankaragücü'nün 1.lige çıkarılmasının gerçek ve hak edilmiş bir başarıya dayandığı ve futbol tarihinde özel durumlara özel uygulamalar yapılmasının bu olayla sınırlı olmadığıdır. (...) Ne var ki darbecilerin bu sözde 'kıyağı' Ankaragücü'ne karşı rakip tribünlere yıllarca istismar edecekleri bir koz verecek ve anti-emperyalist mücadele içinde biçimlenmiş bir takımın doğal sempatizanı olması gereken darbe karşıtı ilerici demokrat kesimin gözünde, silinmesi yıllar sürecek olumsuz bir imaj edinmesine mal olacaktı."

Benzer bir siyasi fırsatçılığı yakın dönemde Melih Gökçek ve oğlunun da gerçekleştirdiğini ancak kulübü içinden çıkılmaz bir batağa sapladığını hatırlamakta fayda var. Tabii bu durumların yaşanmasında Gökçek'e destek veren, fazlasıyla bölünmüş Ankaragücü tribünlerinin payı olduğunu da vurgulamak gerekli. İş işten geçtikten sonra Gökçek'e gösterilen öfkenin hiçbir şeye yaramadığı ortada. Ne yazık ki bu köklü kulüp, tamamen yönetim hataları ve kişisel hırslar sonucu bugün geldiği noktaya getirildi. Ankaragücü'nün yaşadıklarından, yönetim hatalarından, tribündeki bölünmüşüğünden ders almak, bizim görevimiz olmalı.

Kulübe dair güncel bir blog olarak, http://lacivert1910.blogspot.com/ adresini de hatırlatalım.