3 Aralık 2016

Potesiz 2 Gol

Pote olmadan ilk kez 2 gol attık. Gerçi her ikisi de tam pozisyon sayılmaz, yine de o olmadan skor yapmak ve oyunu kontrole almak iyiydi. Takımın mücadelesi, azmi yerinde. Ama yaratıcılığı çok kötü. Bizden daha kötü Bandırma karşısında deplasmanda iki farkı yakaladıktan sonra yakalanmamalıydık. Hakemin buram buram eyyam kokan kararları da bunda etkili oldu tabii.

Bu sezon Burak Çalık'ın yerini dolduramadık. Toplu oyunda yaratıcılık beklediğimiz oyuncular, başta Sercan iyi oynamıyor. Sercan, devre arası transferi bekliyor gibi. Antreman yapıp, formda kalıp kendini zorlamadan başka takımlara gitme derdinde mi? Böyle değilse sahada varını yoğunu ortaya koyarak bizi tekzip etsin. Ama bunu yapması için acilen uyarılması gerek.  Bu haliyle ilk 11'i hak etmiyor.

Takımın puan ortalaması 1,20 civarında. Yenilmiyoruz ama kazanamıyoruz. İçeride 3, dışarıda 1 şeklinde bu ortalamayı 1, 5 2lere çıkarmadan işimiz zor.

25 Kasım 2016

Pote Varsa Gol Var

"Pote yoksa skor yok" yazısından bu yana pek değişen bir sey olmadı. Yaratıcı olamadığımız, pozisyon üretemediğimiz bir oyunumuz vardı. Potesiz geçen Eskisehir macında 1,  Giresun maçının tamamı ve bugün Göztepe maçının ilk devresi  toplam 4 devrede, mücadelemizin karşılığını alamamıştık. Hakem hatalarıyla da birleşince İyi mücadeleyi iyi oyuna ve skora çevirememiştik. Bugün onun girişiyle takımın güveni de kendine geldi. Bu sezon ilk kez 1-0'dan maç çevirdik; çok sık yapabildiğimiz bir şey değil. Bu açıdan güven kazanmak, takımın oyununun karşılığını alması, kazanma alışkanlığı edinmesi açısından kritik bir eşik aşıldı. Şimdi seri halinde galibiyetlerin gelmesi gerekli. Tabi Pote'yi daha iyi beslemek ve dahası ona alternatif yaratmak grrekli. Bu kişi Onur mu olacak her hafta? Waldison ve Sercan artık biraz kıpırdanmalı.

Onur kariyerinde ilk kez iki maç üst üste gol attı. Daha önce kariyerinin ilk yıllarında bir sezonda iki gol atmışlığı var. Bir gol daha atarsa kariyer rekorunu da kıracak.

8 Kasım 2016

Rüzgar Demir

Rüzgar Demir isimli okuyucumuzun önceki yazıya bıraktığı yorumu gözden kaçmasın diye burada da paylaşıyoruz. Kişisel olarak katılmadığım noktalar var (tribünü terk etmek hiç bir zaman bir çözüm değil; zaten tribünsüz futbol istiyor sistemi yönetenler) ama üzerine düşünmeye değer:

"Adana Demirspor'un Eskişehir maçındaki aktif futbolu kesinlikle sevenlerini yanıltmasın. O maçın temposu 7 kişiyle hücum eden Eskişehir istediği için öyleydi. Sayelerinde orta sahayı rahat geçti takım. Ümraniye deplasman maçını 90 dk sakin bir şekilde izlediğinizde bu gerçek ortaya çıkar zor bir şey değil. Tek tek futbolculara takılmayın ve ayrıca Engin İpekoglu'nun elinde sihirli değnek olmadığına inandırın kendinizi. Kulüp yönetimi son yılların en amatör yönetimi bunu da görün.

Bu kadar dert sıkıntının içerisinde hakemler konusu yine ADS için ön plana çıkıyor. Belli ki ligin şekli belirlenmek isteniyor.Ve son 10 yılın en zor Ptt 1.lig sezonu bu sezondur. Çıkmaya kesin gözle bakan takımlara ateş düşmüş durumda. Herkes herkesi yenebilir,doğaldır ama ADS'nin önce başkanını,sonra camiasını, sonra çok çok bilen sanal taraftarını yenip, en sonunda da sahada rakibini yenmesi gerekiyor.Ona da hakem izin verirse tabi.

Buradan futbolcuları aklama gibi bir sonuç çıkmasın. Çünkü çoğunluğu hatalı transfer.Her sezon başı gibi bu sezona da yanlış hoca ile başlayıp Erkan Sözeri'ye mahvettirdiler iskeleti. Engin İpekoğlu'nun üretmeyen oyun yapısıyla çıkılmaz bu cendereden bu da görünen bir gerçek.

Sizlere önerim ilk iç saha maçında ilk düdük çalar çalmaz alkışlarla terk edin stadı. Ama en önemli nokta başkanınız. O ve ekibi de alkışlarla stadı terk etsinler. Sonra bunu sosyal medya da ülke gündemine sokun. Beyaz futbol,telegol tarzı programları boğun. Ntv spor tarzında kanallar işinize yaramaz. Paldır küldür giden programlar daha cazip ülkemizde. ADS taraftarı en iyi bu işi yapar emin olun. Hakemler konusunu bir nebze bu şekilde çözersiniz.

Şimdi gelelim son konuya.Burası çok önemli.Hiç hayal kurmanın zamanı değil. Bu mevcut takım sırasıyla oynanacak olan Giresun,Göztepe,Bandırma,Bolu,Yeni Malatya,Sivas cenderesinden çıkamaz. Bu seneyi unutun. Ligden düşecek takimlarda üç aşağı beş yukarı belli. Sakın play off falan düşünüp takımı daha doğrusu kulübü yıpratmayın bu sene.Oturun Engin Hoca ile konuşun. Yapılanmaya ve alt yapının da tek sorumlusu olmaya razıysa devam edin. Yok efendim ''ben uefa kupasinda mücadele eden takım isterim'' diyorsa verin son kez parasını ayırın yollarınızı. Olağanüstü kongre kararı alıp kirli çamaşırları dökün ortaya. Yazın borçları,koyun altyapıdan en az 10 futbolcu şartını, kurun ekibi yurt geneli 17-22 yaş arası bütün istihbaratı alınan topçuları yerinde incelesin. Korkmayın küme düşmezsiniz. 3 sene daha beklesin takım burada. Ama borç bitsin. Başkanınız yine başkan olsun.Ama imkanı bu kadar geniş bir başkan,kurtarıcısı olsun bu kulubün. 10 yıl sonra çıkıp alnının akıyla ''ben belki şampiyon yapamadım ama kulubün borcunu sıfırladım'' desin. Sizler de onu baş tacı yapın.

Kalıcı gelir konusuna takılmayın. Bir takım bir aile kültürünü tepeden tırnağa herkese işlenirse 5 sene de 5 kalıcı gelir kendiliğinden gelir. Her şey dürüst,sağlıklı,kardeşçe oluşturulacak bir kültürün devamında kendiliğinden çıkar.

Unutulmasın ''ADANA DEMİRSPOR BİR KÜLTÜRDÜR''...."

5 Kasım 2016

Pote Yoksa Skor Yok

Takımda yaratıcı oyuncu eksikliği açıkça belli oluyor . Geçen sene Burak Çalık'ın beslediği  Pote'ye top getirmekte zorlanıyoruz. Pote'yi aktif hale getirmedikce skor yapamıyoruz. Ona alternatif bir isim yok. Ozan İpek ve Sercan bu işi yapabilecek iki önemli oyuncu ancak henüz beklenen verimi alamıyoruz. Takımın ortasahası birbirine benzeyen düz oyunculardan kurulmuş. 10. hafta gelmesine rağmen daha yeni toplanmış bir ekip gibiyiz. Koca bir hazırlık dönemi ne yapıldı, merak ediyorum. Sezon başladı, iki ay geçti hala uyumsuz oyuncular topluluğuyuz. Orta sıralarda dolaşacak ortalama bir takım havasındayız.

17 Ekim 2016

Burs Açıklaması

Yapmış olduğumuz duyurular sonrasında oldukça zorlansak da bu sene de burs havuzumuzu genişletmeyi başardık. Aylık olarak havuzumuzda 1.000 TL toplanacak şekilde taahhüt aldık. Bu da geçen seneki burs tutarını artırmamızı engellemekle birlikte öğrenci sayımızın bir artarak 10'a yükselmesi sonucunu doğuruyor. 

Geçen sene 9 öğrenciye burs verdik. Bu öğrencilerden bir tanesi yeni burs dönemi başlamadan işe başladı ve ilk mezunumuz oldu. Bu nedenle geçen seneden burs alan 8 öğrencimiz ile yola devam edeceğiz. İki yeni öğrenci için ise ihtiyacı olan arkadaşların bize başvurmalarını bekliyoruz.

Burs ödemelerine Kasım ayının 15'inde başlayacağız. Havuzu oluşturmakta yaşadığımız zorluk burslara bir ay geç başlamamıza yol açtı. Havuza katkı koyacak kişilerle özelden iletişime geçip hesap bilgilerini yollayacağız. 

Burs almak isteyen arkadaşlar için şartlarımız;

-Birbirimizi tanıyor olmak,
-Ankara'da okumak,
-Demirsporlu olmak
-İhtiyacı bulunmak.

Arkadaşlar bizimle demirgibiyiz@gmail.com adresi üzerinden veya @ankaratayfasi twitter adresinden iletişim kurabilirler.

Yeni burs dönemimiz hepimize hayırlı uğurlu olsun. Katkı koymayı taahhüt eden büyüklerimize, küçüklerimize ve arkadaşlarımıza çok teşekkür ederiz.

Bu vesile ile ilk mezunlarımız Oğuzhan AKBAŞ ve Musa YURDUNUSEVEN kardeşlerimizi tebrik ediyoruz. Onlarla gurur duyuyoruz.

9 Ekim 2016

Engin İpekoğlu üzerine...

Aslında yeni gelen hocanın ismi çok da önemli değil. Hızlıca bir yazı yazma gereği duyduk çünkü nasıl başlarsa öyle gidecek, en azından söylemlerde bu kez ölçülü olabiliriz belki.

Biz hedef şampiyonluk diyerek sözünü yutmak zorunda kalan insanlar görmek istemiyoruz.

Şampiyonluğa oynamak, oynatmak gibi bir baskı kurulmasını da istemiyoruz. Savaşan Demirspor yeter. Bize bir taahhüt verecekseniz skor tabelasına dayalı değil, sahada koşulan mesafeye dayalı taahhütler verin.

Trip atan değil, ter akıtan futbolcular istiyoruz. Takımın en değerli futbolcusu takımın (olması beklenen) ilkelerine aykırı davranıyor ise formadan uzaklaştırma dahil önlem alacak iradenin ortaya koyulmasını istiyoruz.

Futbolcunun ağzındaki sigara ve elindeki viski ile değil çalışma ahlakı ile gündeme gelmesini istiyoruz. Bu türden adamlara asla fırsat verilmemesini bekliyoruz.

Çalışmayan, düzensiz, isteksiz, takımı bozan kişilere tahammül göstermektense skora zarar dahi verse gençlere yer verilmesini istiyoruz.

Takımın onurunu biz taraftarlar sağladık, hayatta tuttuk, kimseye de vermiyoruz.

Sizlerden tek beklentimiz, aldığınız paranın hakkını vermeniz. 

Arma için, forma için, renkler için oynayan futbolcu istemiyoruz, o futbolcular Adana'nın bağrında ve alt yapıda. Biz parasını hak etmek için oynayan futbolcular istiyoruz.

Taraftarı anlayan futbolcular istemiyoruz. İşini yapan futbolcular istiyoruz.

Teknik ekibin neşterinin keskin olmasını ve takım içinde yetkili olmasını, kukla olmamasını, futbolcuların teknik ekip dışında muhatabının olmamasını istiyoruz.

Kimse şampiyonluk demesin, herkes savaşsın, bu kadar basit. 

Başarılar dileriz.

5 Ekim 2016

Tüzük Değişikliği İstiyoruz

İçinde bulunduğumuz süreçte satır aralarından yaptığımız çıkarımlar bize gösterdi ki, yönetimimiz veya mali işler birimimiz mali yapımıza hakim olamıyor.

Bu sonuca çıkarımlar ile ulaşıyoruz çünkü yönetimimiz arzu ettiğimiz ölçüde şeffaf değil. Dolayısı ile kendileri ile taraftarların iletişim kurup sorularına yanıt alabilecekleri bir mekanizma oluşturulmamış. Biz de kendi çapımızda internet üzerinden sesimizi duyurmaya gayret ediyoruz.

Acil bir tüzük değişikliğine ihtiyacımız var. Önerimizi aşağıda vereceğiz. Bu önerinin tartışılmaya açık olmakla birlikte takımını seven Demirsporlular tarafından reddedilecek bir yönünün olmadığını düşünüyoruz.

Gidiş yolumuz şu şekilde. Kulübümüzün gerçek borç rakamına ilişkin yönetimimiz sürprizlerle karşılaşabiliyor. Son dakika icraları, hacizler, blokeler ile karşılaşmak mümkün olabiliyor. O halde kesin borç rakamına nasıl ulaşabiliriz?

-ADS'nin çek defteri olmadığını biliyoruz ancak var ise tahsisli çek defterlerinin çek numaraları ile kulüp kayıtlarında yer alması gerekiyor. Diğer bir ifade ile imza yetkililerinin kulübü borçlandırıcı çek düzenlemeleri mümkün.

-Borçlandırıcı bir diğer mekanizma senet düzenlenmesi. İmza yetkilileri kulübü borç altına sokacak senet düzenleyip alacaklıya verebilirler. Bu senetlerin de kulüp sisteminde kayıtlı olması gerekir.

Bu husustan yola çıkarak yapılacak bir tüzük değişikliği Demirspor'un geleceğini garanti altına alacaktır. Nasıl mı?

"Yönetim Kurulu'nun 2/3'ünün imzası ile karar defterine işlenmeyen ve kulübü borç altına sokan tutarlardan dolayı Adana Demirspor Kulübü nihai sorumlu değildir. Kulüp, borç tutarının tahsili için ilgili yönetim kurulu üyelerine/imza sahiplerine rücu edebilir. Rücu hakkı mali tabloların genel kurulda onaylanması sureti ile ibra edilmesi halinde de geçerliliğini sürdürür." 

Bu maddeyi tüzüğe ekleyin, Demirspor'un bilinmeyen borçlardan sorumlu olmasını engelleyin. Bu kadar basit. 

Ne demek istediğimizi açıklayalım. Örneğin Demirspor kulübü başkanı Onur BİÇER olsun. Onur BİÇER, kulübün çek ve senetlerini, kimseye haber vermeden kişilere verememelidir, kulübü kendi kafasına göre borçlandıramamalıdır. Kulübün borçlanması gerekirse, Onur BİÇER, yönetim kurulunu toplar, üye tam sayısının üçte ikisini borçlanma konusunda ikna eder, borçlanma konusunu yönetim kurulu karar defterine işletir ve ikna ettiği üyelerin imzasını alır. Bu durumda borç kulübün borcudur. Onur BİÇER kulübün senedini böyle bir süreç işletmeksizin herhangi birine vermek sureti ile kulübü borçlandırırsa, kulüp Onur BİÇER'e icra davası açar ve der ki, "Kardeşim sen kendi kafandan kulübü borçlandırdın. Yönetim Kurulu'na sormadın, defterde böyle bir kayıt yok. Borç beni bağlamaz. Sen ödemekle yükümlüsün."

Hal böyle olunca kulüp başkanı Onur BİÇER kafasına estiği gibi kulübü borçlandıramaz. Sürpriz borç rakamları, son saniye golleri gelmez.

Diğer tüzük değişikliği önerimiz ise taraftarın rolü ile ilgili.

Defalarca söyledik, yine söylüyoruz. Hiçbir ADS yönetimine koltuktan kalk taraftar yönetsin demiyoruz. Ancak Demirspor taraftarının özverisine ve takımına ilgisine, takımı hakkındaki bilgisine saygı duyulması gerektiğini düşünüyoruz. Bu saygının da en iyi, taraftara kulak vermek sureti ile gösterileceği kanaatindeyiz. Demirspor taraftarları arasından yasal bir heyet oluşturulmalıdır. Bu heyetin oluşturulması tüzüğümüze eklenecek bir madde ile yönetimlerin tercihine bırakılmamalıdır. Bu yasal heyet, yönetime çerçevesi daha sonra çizilebilecek alanlarda tavsiyelerde bulunmalıdır. Bu tavsiyeler, taraftarın uzun ve yorucu yıllara dayanan tecrübeleri nedeni ile önem arz etmektedir. Taraftar heyetine ücret ödenmemelidir. İletişim ağları güçlendirilmelidir. 

Yönetimden bu konularda atılım bekliyoruz. 

3 Ekim 2016

Burs Çağrısı

Geleneksel olarak sürdürüp büyütmeye uğraştığımız burs organizasyonumuzda yeni sezon başlamak üzere, eğer havuzumuzda yeteri kadar miktarı toplamayı başarabilirsek Ekim ayı içerisinde ilk ödemelerimizi gerçekleştirmiş olacağız. Burs havuzuna katılmak isteyenlere yönelik olarak ilk duyurumuzu Ankara Tayfası Facebook sayfası üzerinden yaptık. Ancak üzülerek belirtmeliyim ki henüz havuza katkı koyma taahhüdünde bulunanların sayısı da taahhüt tutarı da geçen senelerin altında. İlk kez böyle bir zorlukla karşılaştığımızı belirtmek isterim. Bu hali ile burs vermeye devam etmekte olduğumuz arkadaşlar ile tekrar görüşme yapacağız ve bir kısmına bu sene burs veremeyeceğiz veya hepsine geçen seneki burs tutarının yaklaşık yarısı kadar burs vermeye devam edeceğiz ve ilk kez yeni arkadaşlarımızı burs imkanından yararlandıramamış olacağız.

Organizasyonumuzu Adana Demirspor'u yakından takip edenler biliyor ancak yine de bilmeyenler açısından tekrarlamakta fayda var.

-Ankara'da okuyan Demirsporlu kardeşlerimize burs veriyoruz.
-Burs verenler ve verilenler birbirlerini özel talep olmadıkça bilmiyorlar. Sağ elin verdiğini sol elin bilmemesini istiyoruz.
-Burs verenler burs havuzuna yaptıkları katkının öğrencilere ulaştırılıp ulaştırılmadığı hususunda tereddüte düşerler ise bizimle demirgibiyiz@gmail.com adresinden veya Ankara Tayfası facebook ve twitter adreslerinden ulaşabiliyorlar ve kendilerine gerek aktardıkları para, gerek hesap dökümü ve gerekse aktarılan tutarın sarfına ilişkin dekontları yolluyoruz.
-Burs alan arkadaşların yaşayışları ve başarı durumları ile "istisnai durumlar olmadıkça" ilgilenmiyoruz. Bu açıdan iki kıstasımız var, gerçekten ihtiyacının olması ve birbirimizi tanımamız. 
-Bursu öğrenci mezun olduğunda değil işe girdiğinde sonlandırıyoruz. Böylece diğer sosyal yardımlarının kesildiği iş arama süreçlerinde arkadaşlara bir soluk olmak istiyoruz.

Önceki senelerde yaptığımız organizasyonlara bu sayfada arama motoruna "burs" yazmak sureti ile ulaşabilirsiniz. 

Bursa ihtiyaç duyan arkadaşların şu anda bizimle iletişime geçmemelerini, havuzda toplanan tutarın belli bir miktarın üzerine çıkması halinde iletişim kurmak için ayrıca duyuru yapacağımızı belirtmek isteriz.

Burs havuzumuza destek vermek veya soru yöneltmek isteyen olursa bizimle demirgibiyiz@gmail.com, Ankara Tayfası facebook sayfası ve @AnkaraTayfasi twitter sayfası üzerinden iletişime geçebilir.  

30 Eylül 2016

Şimşekler Grubu Açıklaması

Dün yapılan açıklama, kayıtlara geçelim, okumayan kalmasın.

"ADANA DEMİRSPOR CAMİASI VE AİLESİ

7’den 70’e sözümüz size,

Bakkalı,kasabı,manavı,öğrencisi,öğretmeni,işçisi,memuru,avukatı, hakimi…Halkın takımının halkçı insanı; sitemimiz, isyanımız size..

Sözümüz bugüne kadar sosyal medyada sahte hesaplarla, siyaseti Adana Demirspor’a bulaştırıp eskiden olan birlik beraberliğimizi bozmaya çalışan ve Demirspor’umuzu karıştırmak isteyen, kimliğini gizleyen basiretsiz insanlara değil. Sözümüz klavye başında ya da cep telefonundan eğlencesine insanları yerden yere vurup arma sevdası ya da kulübü için gerçek hayatta hiçbir emek vermemiş, sadece sosyal medyada oturduğu yerden laf üretmiş boş insanlara da değil.

Bizim sözümüz; kaldırımda oynasada biz bu takımın arkasındayız diyen Adana Demirspor sevdalılarına…

Şimşekler Grubu 30 yıldır var. Ama bizler yaklaşık 20 senedir Şimşekler Grubu çatısı altında küçüğüyle, büyüğüyle, şimdi aramızda olmasada emeği geçen insanlarla sırt sırta, omuz omuza davamız uğruna mücadele ettik ve Şimşekler Grubu olarak yıllarca hep beraber tek bir amaç uğruna iyisiyle, kötüsüyle, günahıyla, sevabıyla bu bayrağı taşıdık.

Adana Demirspor ailesi olarak Adana Demirspor’umuzu iyi yerlere getirmek adına çabaladık ve yılmadık. Evet bizimde hatalarımız oldu.İnsanız hepiniz gibi etten tırnaktan ama hiçbir zaman kendimizi Adana Demirspor’un menfaatinden önce tutmadık, tutmayacağız. Tutsaydık; daha 20’li yaşlarda memlekette herkesin önünde diz çöktüğü Aytaç Durak bize “Ne istiyorsunuz” dediğinde “sadece Demirspor’un menfaatini ve iyiliğini istiyoruz, ne yapacaksan onun için yap” demezdik.

Adana Demirspor’un menfaati olmasaydı önceliğimiz; memleketi ve Adana Demirspor’u yönetenlerle her an çatışma ve savaş halinde olmazdık. Olsaydı eyvallahımız; bugün tüm Türkiye’de taraftar gruplarındaki örnekler gibi mekanlarımız, işletmelerimiz ve halkın içinde değil de halka uzak lüks bir yaşantımız olurdu. Bu Grubu yönetenler olarak yaklaşık 20 senedir sokaklarda halkla iç içe yaşıyoruz. Kimse yanlış anlamasın, bu ne ajitasyon ne de başka bir şey .Ama Adana Demirspor için biz kendi hayatlarını hiçe sayanlar bugün hala evlerimiz kirada, her gün dolmuşlarda, otobüslerde alnı açık başı dik, parayı değilde itibarı, kendini değilde Adana Demirspor’u seçerek yaşamaya devam ediyoruz. 20 yıldır kendimize ait bir dernek yerimiz olmadı. Hep kiradaydık.5 yıldır kirada olan bir yerimiz bile yok.

Bunlara rağmen bu grup kendi imkanlarıyla pankart, organizasyon yapıyor ,deplasman kaçırmıyor , tüm bireyler cebinden harcıyor ve tribündeki tüm etkinlikler için havuz yapılıyor. Ama ne tuhaftır ki verdiğimiz örneklerde maddi yönden son derece güçlü olan ,mekanları işletmeleri, süper dernekleri olan bu gruplar kendi şehirlerinde konuşulmuyor ama bir dernek yeri bile olmayan Şimşekler Grubu konuşuluyor.

Ama yine ne tuhaftır ki Şimşekler Grubu hakkında konuşup karalamaya çalışan basiretsizler yıllardır Şimşekler Grubunun tribünde yaptığı şovlarla, bestelerle, görsellikle övünüyor, profil resmi yapıyor.

Sadece Konya’da oynanan final maçındaki açılan pankart ve kale arkasının mükemmel görüntüsü , maçtaki besteler ve çekilen videolar bile bu durumu açıklıyor. Şimşekler Grubunu karalamaya çalışan bu şahsiyetsiz insanlar keşke örnek verdiğimiz grupların ekonomisi kadar güçlü olsalarda ,Şimşekler Grubu’nun Adana Demirspor için yaptığının 10’da 1’ni yapsalar.Biz yerden yere vurmaya çalışmaz onları alkışlardık..

Çünkü Adana Demirspor sevdası için emek verip,üreten ve bu tribünlere bir şeyler kazandıran yada kulübü için tuğla üstüne tuğla koyan herkesin başımızın üstünde yeri vardır. Profillerine bakıldığında yaşları henüz 20 olmamış gençler ; boyundan büyük işlere kalkışıyor ve Şimşekler Grubuna Adana Demirsporluluğu ve duruşunu öğretmek istiyor.Ama daha 2-3 yıldır Adana Demirsporla tanışan, hayatlarına Demirspor sevdasının yeni girdiği bu kendini bilmez, saygısız gençler bilmiyorlar ki bu kulüp ve bu tribünler hangi noktalardan bugünlere geldi.

1997-98-99 yıllarında 5 Ocak Stadyumunda maç esnasında ‘’Mavi’’ diye bağırdığımızda Maraton yada başka bir tribünde ‘’Lacivert’’ diyecek taraftarımız yoktu. Stadyumda toplam 500-600 kişi olurdu ve 300’ü Şimşekler Grubuydu…

Kulüp hem başarı hem ekonomik yönden gittikçe dibe batarken Şimşekler Grubu’nun inanılmaz mücadelesi, emeği ve verdiği savaş olmasaydı bu kulüp yaşar mıydı sanıyorsunuz. Kulübe kilidi vururlardı ve sadece Mavi-Lacivert sevdamız kalırdı geriye. İşte o zaman gerçekten kaldırımda oynamak zorunda kalırdık ve acaba bugün yazan bu kendini bilmezlerden kaçı Demirsporlu olurdu… Biz söyleyelim hiç biri olmazdı ve bugün yaptıkları terbiyesizliği 3 İstanbul takımının sayfalarında yapmaya devam ederlerdi, çünkü onlardan birisini tutuyor olurlardı.

Adana Demirspor bugünlerde bu kadar popülerse, bu kadar marka haline geldiyse ve gündemdeyse hiç mütevazı olmadan söyleyeceğiz ; Şimşekler Grubu’nun 1995 ve 2010 yılları arasındaki onurlu ve dik mücadelesi sayesindedir. Eşya piyangosu satmalar, AÇLIK GREVLERİ, kulüp için sabahlamalar, internet olmadan sokak sokak gezip organize olmalar, geceleri sabahlara kadar duvarlara ve duraklara afiş asmalar bu onurlu mücadelenin sadece birkaç mihenk taşlarındandır. Bunlar ve daha birçoğu küskün olup maçlara hiç gelmeyen Demirspor taraftarının tekrar sevdasına sarılmasını sağlamış, tekrardan yüz binleri inandırmış ve en önemlisi bu şehirde doğup büyüyen gençlerin 3 İstanbul takımını değil ; Adana Demirspor’u tutmasını sağlamıştır.

Ama Şimşekler Grubu’nun fertleri 1995’ten sonra bu onurlu mücadeleye başladığında Adana Demirspor ne popülerdi, ne de Türkiye’de bir marka haline gelmişti. Özelikle 1997-1998-1999’da Türkiye’de Adana Demirspor’un ismi kaybolmak üzereydi. Bizler bu sevdayı içimize böyle sıkıntılı ve başarısız yıllarda işledik ve sevdamızı internet başında değil sokaklarda yaşattık, büyüttük.

2016 yılına geldiğimiz şu günlerde bile, yani teknoloji çağı yaşanırken eğer sokaktaki mücadeleyi bırakırsanız bu kulübün karanlığa doğru yol alması demektir. İnternet başında ve sosyal medyada yazarak çizerek, ahkam keserek, asıp biçerek, karalamalar yaparak ne kulübü yaşatabilirsiniz ne sevdanızı. Sadece kulübümüz batarken izlersiniz ve battıktan sonra birdaha gözükmez, yol alır gidersiniz..

Şimşekler Grubu olarak biz SEVGİ-SAYGI-BAĞLILIK diyeli 15 yıl olacak. O zaman siz yaşı küçük gençlerde bu verilen emek ve mücadeleye saygılı olun ve daha yeni yeni geldiğiniz şu tribünlerde Şimşekler Grubuna Adana Demirsporluluğu öğretme işine kalkışmayın. Önce o onurlu mücadelenin, yapılanların, emeklerin YÜZDE BİRİNİ sizden görelim. Ama klavye başında değil, bu sevdayı daha da büyütmek için sokaklarda görelim. Görelim ki bizleri yargılamaya söz hakkınız olsun. Söyleyecek sözünüz olsun.

Biz bu açıklamayı yapabilmek için 20 yıldır gece gündüz kulübümüz ve sevdamız için savaşmışız, mücadele etmişiz.. Yıllardır söz sahibiysek, bunun diyeti ortada.. Siz ne yaptınız da, ne diyet ödediniz de her gün sosyal medyada söz söyleyecek, ahkam kesecek cüreti kendinizde buluyorsunuz…

Şimdilik söyleyeceklerimiz bu kadar.. Gelelim asıl konuya ve neden bu durumda olduğumuza…

21 yıldır bu kulüp Süper Lige çıkamıyorsa ve bu büyük aile son yıllarda bu kadar ayrışma noktasına geldiyse, yumruk gibi olmamız lazımken parça parça olduysak bunun tek sorumlusu 21 yıldır bu şehri ve Adana Demirspor’umuzu yönetenlerdir. Adana Demirspor’umuzu yüzlerce trilyon harcarken hak ettiği yerlere getirmek, kalıcı gelirler kazandırmak, alt yapısını geliştirmek bu kadar zormuydu… Elbette değildi…Bu taraftar bunları yaşamak zorunda mıydı ? Elbette değildi. Bu kadar yanlış, hata, acı, sıkıntı başımıza geldiyse bize göre tek sorumlu 21 yıldır kulübü ve şehri yönetenlerdir.

Şehri yönetenler de diyoruz; çünkü Adana Demirspor’a her zaman belediye desteği olmuştur. Başka illerde başka takımlarda olduğu gibi... Başka illerde başka takımlara olduğu gibi bu kadar destek olurken büyük Adana Demirspor camiasını, büyük potansiyeli olan Adana Demirspor taraftarını Süper Lig hasretine kavuşturmak bu kadar mı zordu ? Yıllardır başkanların, yöneticilerin yaptıkları hatalar bahsedilen şaibeler konuşulan her türlü dedikodular bugün ki taraftarın şizofren ruh haline gelmesinin asıl sebebidir. Geçmiş yıllarda gurbette bize saygı duyan camialar “siz bu taraftarla nasıl yıllardır süper lige çıkamıyorsunuz” dediğinde bu sorunun asıl muhattabı biz değilde bizi 21 senedir yönetenlerdir.

Belediye Başkanımız sayın Hüseyin Sözlü önderliğinde sayın Sedat Sözlü Başkan.. Adana Demirspor’umuzu 21 senedir yaşanan şampiyonluk hasretine 80’li yılların sonundaki şaşalı günlerine eskiden olduğu gibi kurumsal bir kulüp adı altında gerçek kimliğine kavuşturmak sizin elinizde.. Ama en önemlisi Demirspor taraftarı için kupalardan da öte sonuç ne olursa olsun açık, net ve samimi olmaktır. Bugünlerde yaşadığımız karmaşık durumdan kurtulmak eskiden olduğu gibi şampiyon olmasakta birlik ve beraberliğimizi sağlamak ve tek yumruk halinde kalabilmek istiyorsak hepimizin asli görevi birbirimize karşı Adana Demirspor duruşuna yakışır samimi ve dürüst olmaktır.

Artık herkes aklını başına alsın, şapkasını önüne koysun ve düşünsün. Herkesin hataları var. Şimşekler Grubunun da var. Ama inanın söz konuşmaya gelirse; herkesten fazla hesap soracak sözümüz var… Sustuysak bugüne kadar suçlu olduğumuz için değil, maksatlı karalayanları söylemiyoruz, ama onun dışında Adana Demirspor taraftarı olduğunu söyleyipte insanoğlunun ne kadar çirkinleşebileceğini görmek istediğimizdendir.

Bu acı ama gerçek 20 senedir verdiğimiz emekler uğruna Türkiye’de ve Türkiye dışında her Demirsporlu başı dik formayı giymiş, saygı görmüş ve Adana Demirsporluluğuyla gurur duymuştur. Hiçbir fedakarlıktan kaçınmadan, forma, arma için hiçbir savaşta sizin başınızı yere eğmeyen 20 senedir Şimşekler Grubu çatısı altında emeği geçmiş her bir bireydir.

Ve bu mücadeleye bundan önce olduğu gibi bundan sonrada sokaklarda ve statlarda onurlu bir şekilde devam edeceğiz…Çünkü bizler Adana Demirspor’umuzu sosyal medyada, klavye başında, sözcükler arasında sevmedik: Sokaklarda sevdik. Ölümüne sevdalıyız Demirspor’umuza ve bu sevda için ölüme yürüyerek yaşayacağız.

Bu açıklamamıza rağmen yüzleşmek isteyen, art niyetli eleştiren herkese HODRİ MEYDAN diyoruz…Örneğin; Merkez park içindeki üstü açık Amfi yada ona benzer büyük bir yer düşünüyoruz. Bilinçli konuşmak isteyen herkes gelsin. Eski yönetimlerden şimdikilere, sosyal medyadan yazan çizenlerden stadlara koşanlara, yüzleşmek isteyen herkese HODRİ MEYDAN…

Bir araya gelelim yüzleşelim, herkes eteğindeki taşları döksün, kim ak kim kara görelim. Bu buluşmadan sonra hiç kimse bir daha bu konularda konuşmasın, adam gibi sevdasını yaşasın.

Bizim tek istediğimiz bu taraftarın ve bu tribünlerin 2006 ve 2012 yılları arasındaki kimliğine bürünmesi, sıkılmış bir yumruk gibi olması ve tek başına maç aldırmasıdır. Sosyal medyada yazarak, çizerek, ahkam keserek, karalayarak değil; sevdasını stadlarda ve sokaklarda büyüterek, emek vererek, sabrederek, yüreğini ortaya koyarak yaşamasıdır.

Ve bunun başlangıç noktasının Şanlıurfa maçı olmasıdır.Biz içerdeki maçlarda eskisi gibi maç aldıramıyorsak, tribünlerde sadece uğultu çıkıyorsa, skora göre coşup havaya giriyorsak : BİZ BİZ DEĞİLİZDİR…

Bizler 5 Ocak’ta yenik durumda iken bile bağırırken Demirspor sevdasıyla gözünden ateş çıkan taraftarı özledik…Bunun dışında her şey hikaye…

Saygılarımızla

ŞİMŞEKLER GRUBU"

27 Eylül 2016

Hocanın Açıklamaları Hiç Bir Şey Açıklamıyor

İstifa çağrısının yerli-yersiz olup olmadığı tartışılıyor. Yerine bir alternatif olmadan istifa çağrısı yapmak, yersiz görülebilir. Evet, istifa çağrısı en kolay adımdır. Ama taraftarın elinde başka bir silah var mı? Başarı isteyen taraftar, başarısızlık görürse ne yapmalı? Tabii ki tepki vermeli. Çekip gidin ya da istifa edin derken, "bu ana kadar yanlışları düzeltmeyecekseniz gidin" demek istiyoruz. Ancak taraftarın "Ali gitsin Ahmet gelsin" bir öneri getirme sorumluluğu yoktur. Taraftar başarı istiyor ve bunu her sene istiyor. Bu en doğal hakkı. Kimin yöneteceği, hangi isimlerin geleceği başka bir konu. Taraftar olarak yine burada önerilerimizi sunarız, var olan alternatifleri analiz eder yorum yaparız ama alternatif yoksa susmalıyız gibi bir anlayışı kabul etmek güç.

Bizim acilen somut adımlar, değişime dair bir umut, bir vaat görmemiz lazım. Teknik Direktör Erkan Sözeri'nin bugün yaptığı açıklamalarda bu tarz bir somutluk göremiyoruz. (http://www.adanademirspor.org.tr/haberler/teknik-direktorumuz-erkan-sozeri-den-aciklamalar.html)

Sözeri, kısaca "iniş çıkışlar olabilir, yolumuzda ilerliyoruz, bireysel hatalardan puan kaybediyoruz" diyor. Şimdi bu açıklama, hiç bir şey açıklamıyor. Takımı kuran teknik direktörün kendisi. İyi oynamayan bir takımın baş sorumlusu da o. 5 haftada 3-4 kez kadro dışı vakasının yaşanması, kadro dışı kalan oyuncunun sonra hemen oynaması, iki maç üstüste 3-4 gol yenmesi, sonuçtan ziyade kötü oyunun hiç umut vermemesi, koca  bir hazırlık dönenimde bunları engellemek için ne yapıldığı... Bunlara dair hiç bir şey söylememiş. Geçen sene bu haftaya kadar 5-6 gol atan Pote neden gol atamıyor? Sorun kanatlarda mı orta sahada mı? Bunlara dair de bilgi alamıyoruz. Hocanın sıkça kullandığı  "pas kalitesi" ne demek, bilemiyoruz; sonuç getiren pas mı, gol pası mı? Bizi bu konuda aydınlatsın. Belki bu şekilde yönetimi-hocayı değil de oynanan oyunu konuşabiliriz.

Taraftarın hoca istifa demesi ne kadar kolaycılıksa, hocanın bireysel hatalardan kaybediyoruz demesi de o kadar kolaycılık. O bireysel hataların yapılmaması için 1 hafta boyunca antrenman yapılıyor, değil mi?

Tekrar söylemek gerekirse, daha sezon uzun tabii ki değişimler olacak. Ama 5 haftada yapılan hataların bundan sonra yapılmayacağına dair bir emare, bir umut görmek istiyoruz. İlk fırsat bu hafta, Urfa maçı. Pas kalitemizin sonuçlarını görmek istiyoruz artık. Evet, 22 yılın beklentisi var, hocanın söylediği doğru bunu bilerek göreve başlamış olması gerekir. Adana Demirspor, taraftarıyla var olan bir camia, Taraftar baskısına da göz önünde bulundurmalıydı bu göreve gelirken. Geçen yıllarda rakip olduğumuz takımlar şimdi Avrupa Kupalarında. Bu kadar da zor değil demek ki...

Kısacası biz kişilerin derdinde değil, takımın iyi oynamasının derdindeyiz. Kötü oynarken de takımın yanındayız, destekçiyiz ama beklentilerimizi hep gelecek yıllara taşımak da istemiyoruz. Daha sezonun başında sıkı önlemler alınsın isteğimiz bundan kaynaklı. Kendi kurduğu takımda 5 haftada beklenen oyunu (sonucu değil oyunu) göstermeyen bir hoca tabii ki eleştirilir; sertçe eleştirilir. Onu getiren yönetim de aynı şekilde...

25 Eylül 2016

Neler Oluyor Kahvede?

Hafta içi kupada altlig taķımına 3'lendikten sonra Balıkesir'den de 4 yedik. Merak ettiğim kendi yarattığınız bir takıma nasıl bu kadar kötü futbol oynattığınız? Bir şey açıklamayacağınızı biliyorum ama sormadan edemiyorum: yine ne oyunlar dönüyor içeride? Yönetimin Ceyhanlılar Kahvesi'ne çevirdiği camiada bizi şaşırtacak ne rezillikler oluyor kim bilir. Şaşıracak ne kalďı ki...  Tek bildiğim futbolcusu, hocası, yönetimi, menajeri, hemşehrisi hepinizin Kulübü terk edip gitmeniz gerektiği.

22 Eylül 2016

Sorular

Sayın Sedat SÖZLÜ, basın açıklamanızı izledik. İstifa çağrımıza saygı duyduğunuzu, yolunuza devam etme kararı aldığınızı gördük. Bu noktadan sonra size gönülden başarı diliyoruz. Adana Demirspor camiası zor camia. Erzurum'a elendik az önce. Kimsenin umurunda değildi skor ama futbolumuz berbattı. Söylememin sebebi şu, Demirspor camiası sonuca değil, sonuca gidiş şekline bakıyor.

Adana Demirspor kulübünün borcunu artırmayacağını sadece beyan ettiği için (gerçekleştiremedi bunu) beyan ettiği anda Bekir ÇINAR'ı alkışlayan insanlar olarak borcumuzu azaltmış olmanıza saygı duyuyoruz ve teşekkür ediyoruz. 

Yeni bir kongre sürecine girilmediğine göre gerilimleri çekmeceye koyarak doğruları yapmaya ve bulmaya özen göstermeliyiz. Uzun zamandır dile getiriyorum. Demirspor taraftarlarından oluşan yasal bir heyet teşkil edin ve bu heyet belirli alanlarda kulübün menfaati için gönüllülük esası ile ücretsiz olarak çalışsın. Taraftara (halka) ulaşacak büyük ve küçük çaplı projeler üretilmesine destek versin. Kurumsallaşma alanında sizlere katkı sunsun. Beklentilerin sizlere ulaştırılmasına aracılık etsin. Takımına aşık taraftar, takımının yönetiminde bir şekilde yer bulsun. Bundan zarar göreceğinizi, camia olarak zarar göreceğimizi sanmıyorum. Böyle bir teklifte bulunurken kendimize yönetsel anlamda rol kapma derdinde değiliz. Yönetiminizden Ramazan ÇİMEN bizleri tanırlar. Sorabilirsiniz bizi. Bir heyet oluşturun, içinde biz olmayalım. Çok kaliteli, istekli taraftarlar var Demirspor'da. Twitter'dan ve diğer platformlardan sizlere ulaşmak için kırk takla atmasın insanlar. Bırakın yükünüzü alsınlar.

Basın mensupları ile kongre döneminden sonraki icraatlerinizi paylaştınız basın toplantınızda. Buna ilişkin detayları resmi sitemizden de yayınlarsanız mutlu oluruz. 

Bu noktadaki isteklerimize neredeyse tüm Demirspor taraftarlarının katıldığını düşünüyorum. Mali yapımızın basın toplantısında ifade ettiğiniz gibi şeffaf olmasını istiyoruz. Gelirimizi, giderimizi bilmek, çabalarınızı yakından görmek ve bu noktalarda sizi zorlamak istiyoruz. Bu noktada yapacağımız zorlamalar sizi yıpratmayı değil, daha doğruyu birlikte bulmayı amaçlayacaktır. İnanın buna.

Basın toplantısında klavye başında yazıldığı gibi değil, dediniz ama muhtemelen bizlere söylemediniz bunu. Çünkü Demirspor'u hayatının her anında yaşayan insanlarız biz. Yaşadıklarımızı klavyeye de aktarıyoruz, sizlere klavye ile ulaşmaya çalışıyoruz. Kimliğini Demirspor üzerinden tanımlayan kişileriz biz. Aşağıda soracağımız sorulara yanıt bulmak da bu nedenle fazlası ile hakkımız. 

Yine göreceğiniz üzere oynadığımız oyun, dağıtılan takım ve kurulan kadro hakkında teknik değerlendirmeler yapmadık, yapmıyoruz. Çünkü her taraftar teknik adamdır bizim camiamızda. Biz öyle bir yetkinliğimizin olduğuna inanmıyoruz. Ama soracağımız sorular arasında bu da olacak. Yanıt verirseniz daha sağlıklı, daha birbirini anlayan, birlikte daha iyi mücadele eden bir camia olmak hususunda önemli bir engeli aşmanın adımlarını atmış olacağız.

-Basın toplantınızda geçen seneki takımın önemli bölümü ile yolları ayırmak durumunda kaldık dediniz. Neden böyle bir durumda kaldınız?

Şimdiki sorularımız ise sosyal medyada yer alan birtakım dokümanlar üzerinden yapılan analizlere dayanıyor.

-Basın toplantısında Özgür ÖÇAL'ın borcunun 476.000 TL civarında olduğunu ifade ettiniz. Bu veriden hareketle aşağıda vereceğim futbolcu alacaklarının doğru olduğu sonucuna ulaşıyorum. Eğer doğru ise yanlış değerlendirdiğim hususlarda bizi aydınlatmanızı rica edeceğim.




Bu tablodaki veriler doğru ise 7,8 milyon TL tutarında bir temlik borcu görünüyor. Ayrıca 5,5 milyon TL tutarında da bir icra borcu söz konusu. Yazının düzenlenme tarihi 02.09.2016 ve yazıyı TFF avukatı düzenlemiş.

Ligin ilk maçında lisansların çıkmaması ile öğrendiğimiz ödediğimiz borç tutarının 5.705.000 TL olduğuna dair bir bilgi gördük facebookta. Bu, yazıdaki icra rakamları ile aşağı yukarı örtüşüyor. Ama 6,2 milyon TL tutarındaki ödeme tutarınız ile örtüşmüyor.

-Aradaki farkın kaynağı nedir?

1,7 milyon TL daha ilave ödeme yapılması gerektiğini söylediniz.

-Söz konusu borç rakamına nasıl ulaştınız?
-Bu borç rakamına daha önce ulaşmak mümkün değil miydi?
-Bahse konu ilave borç rakamının detaylarını bizlerle paylaşmanız mümkün müdür?

Tabloda Oğuzhan BERBER'in 26.05.2016 tarihi itibarı ile kulübümüzden 176.000 TL alacağı olduğu görünüyor. Bu alacağa ilişkin icra dosya numarası ise 2015/17494.

Alanyaspor ile final maçımızı 27.05.2016'da oynadık.

-Bu tarihten önce Oğuzhan BERBER'e borçlu olmamızın gerekçesi nedir?
-İcra dosyasına verilen numarayı yanlış yorumlamıyorsam eğer alacak davasının 2015 yılı içinde açılmış olması gerekir. 2015 yılı içinde kulübümüzün Oğuzhan BERBER ile borç alacak ilişkisi olmuş mudur?

Basın toplantısında kongre döneminden sonra 12 milyon TL ödeme yaptığınızı ifade ettiniz. Bu ödemelerin detaylarına ilişkin facebookta bir döküm yer alıyor.

Bu döküme göre diğer çeşitli giderler altında ödenen 1.636.252,75 TL tutarında bir harcama var. Bu harcama nerelere sarf edilmiştir?

Dökümde Argentine Otel kamp bedeli açıklaması ile 239.500 TL tutarında bir harcama yer almaktadır. Bu döneme ilişkin bir harcama ise eğer, Kızılcahamam'da Patalya ve Bolu'da Koru Otel'de kamp yapmış olduğumuz yönünde internette muhtelif haberler yer almaktadır. Konuya açıklık getirebilir misiniz?

Biz önceden kulübün maddi yapısına çok hakimdik, gidişatımızdan korkuyor ve bir an önce borcumuzun bitmesini, azalmasını istiyorduk. Bu borç rakamları sizin ifadeniz ile etkisini sizin yönetiminiz döneminde gösterdi ve hepimizi üzen gelişmelere karşın ciddi bir azalma ile karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz.

Bu süreçte biz de yeniden mali yapımıza hakim olmak, internetten, sağdan soldan elde edebildiğimiz veri kırıntıları ile yorum yapma güçlüğünden kurtulmak ve size maddi manevi desteğin yanı sıra yapıcı eleştiriler ile katkı vermek istiyoruz.

Bu kanalları açmanızı dileriz.

Başarılar.

21 Eylül 2016

Yönetim İstifa

Şu yazıyı yazacak psikolojiye gelmemek için o kadar çok bekledim ki... O kişi elindeki büyük güçle Sedat SÖZLÜ olabilir diye o kadar ümit ettim ki... Borcu bitiren, savaşan, anlayan, doğru adımlar atan efsane başkan olabilir diye o kadar dua ettim ki... Bence olmadı, artık olmaz. Umarım yanılırım. Oldukça uzun olan istifa yazımıza başlayalım. Küçükten büyüğe doğru gidelim. 

Çok acemice kulübümüzü yönetiyorsunuz. Tarihimize ve hassasiyetlerimize istediğimiz ölçüde özen gösteremiyorsunuz. Büyük ölçüde bilginiz olmadığını düşünüyorum. Örneğin Metin Oktay’ı anıyorsunuz resmi siteden. Türkiye’nin değeridir ama bizim için hakkımızın gasp edildiği bir maçta kaleci Haşimo’nun protesto ederek kaleyi boşaltmasına karşın penaltıyı atan kişidir. Bilmiyorsunuz, popüler olanın peşindesiniz. 

Kendinizi sevimsiz bir şekilde öne çıkarıyorsunuz. Oysa bizim beklentimiz, başarılar ile taraftarlarca efsane ilan edilmeniz. 

Kalıcı gelir üzerine yeterince çalışmadınız ya da çalıştınız ama bizimle paylaşmadınız. Sosyal medyayı oldukça etkin kullanan bir başkan olarak bu çalışmaları, kat edilen yolları paylaşmamış olmanız manidar. Uzun yıllardır Demirspor’a sizden daha güçlü bir başkan gelmedi ve buna rağmen en büyük başarı “kalıcı gelir” konusunda bir arpa boyu yol alabilmiş değiliz. Sözün özü, en kritik konularda suskunsunuz. 

Suskun olduğunuz bir diğer konu mali yapımız. Hiç temlik koymayacağınız beyanı ile geldiniz. Bunun anlamı borçların hızla erimesi idi ama bu yöndeki beyanınız geçerliliğini koruyor mu? Bilmiyoruz. Çünkü en kritik bu konuda da suskunsunuz. Mali tablolarımızdan haberimiz yok. Nereden ne kadar gelir elde ettik, nereye ne kadar harcadık, eski temlik alacakları ne durumda, bilmiyoruz. Önceden çarşaf çarşaf yayınlanırdı bunlar, Aydoğdu ile birlikte kalktı ortadan, siz de devam ettiriyorsunuz. 

Elinizde Demirspor taraftarı kadar takımına aşık ve skordan bağımsız sevebilen bir taraftar var ve bu taraftarı yanlış yönlendiriyorsunuz. Hatalı beklentiler yaratıyorsunuz. Örneğin mali sıkıntımız yok diyorsunuz. 

Örneğin şampiyon olacağız diyorsunuz. 


Biz şampiyon olabiliriz ama çıkıp deseniz ki; bu sene borcu eriteceğiz, iskelet takımı kurup üzerine birkaç takviye ile gelecek sene borçsuz Demirspor’u şampiyon yapacağız, herkes peşinizde olur. Ama bu yöntem popüler yöntem olmadığından mıdır bilemiyorum, tercih etmiyorsunuz. 

Madem tercih etmiyorsunuz bizi lisans, transfer, puan silme gibi maddiyattan kaynaklanan utançlarla yüz yüze bırakmaya hakkınız yok. 

Geçen sene şampiyonluğun eşiğinden penaltılarla dönen bir takım vardı, hallaç pamuğu gibi attınız. Eskiler de böyle yapardı, siz de yaptınız. Tamam dağıtın tabi takımı, idare sizsiniz. O zaman yeni yaptığınız takım saç baş yoldurmasın, tribünde olanları hayal kırıklığına uğratmasın. Samsun’da savaşan gençlerin forması savaşmayan topçulara verilmesin. Parasını verdiğimiz adam çıksın savaşsın. Başarısızlık sizindir. 

Taraftarın pankart sorunu var örneğin. Dünyanın en güzel ürünleri, en sevda ile işlenenleri stadımızda yer bulamıyor. Hakkımızı layıkı ile savunmuyorsunuz. Bizim gibi hissedemiyorsunuz. 

Paraya ihtiyacımız var, kombine tanıtımı da yapmıyorsunuz. Açıklayıp kenara çekildiniz. Teşvik, baskı, ısrar yok. Yoksa gelir yaratma hevesiniz sınırlı mı? 

İlk hafta Samsun’a gençlerle çıktık. Neden? Çünkü federasyona gerekli tutar yatırılmamıştı. Önce hakkınızı verelim. Temliksiz kaynak yarattınız ve ödeme yaptınız. Yani 6,2 milyon TL borcumuzun tek kalemde azalması gerekir değil mi? Sanırım 21 milyondan 16 milyona düşmüştü borç, bunu da ödeyince 10 milyonun altına inmiş olması gerekir. Çünkü temlik koymama sözünüz vardı. Sanırım diyorum, çünkü bilmiyorum. Temliksiz ödeme sağlamış olmanız büyük bir şey. Hakkınızı ödeyemeyiz. Bu kulüp 10.000 TL deplasman masrafı için iş adamlarına teşekkür ediyordu. Çok büyük bir başarıdır yaptığınız ödeme. 

Neyse, peki bu süreçte neler yaşandı? Dediniz ki; biz borcu daha düşük biliyorduk 6,2 milyon TL çıktı. 

Yakın zaman önce kongre yapmadı mı bu kulüp? Bu kongrede sizin ekibiniz mali tabloları hazırlayıp, kongre üyelerinin onayına sunmadı mı? Siz onaylattığınız tablolardaki borç rakamını bilmiyor musunuz? Kulübe hakimlik düzeyiniz bu kadar mı? 

Sonrasında açıklama yapıyorsunuz. Diyorsunuz ki, bu borçların bir tanesi hariç hepsi eski yönetim dönemine aittir. Yani Selahattin AYDOĞDU yapmıştır. Tamam, tamam da Aydoğdu’dan başkanlığı devralırken kol kola giren ben miydim, birlik mesajları veren ben miydim? 

Derdim Aydoğdu’yu veya bir başkasını savunmak değil. Geçmiş futbolcu borçlarını şikayet etmek için mi devraldınız kulübü? Aydoğdu da aynı hatayı yapmadı mı? O da elektrik faturalarını ödememişler diye bir önceki dönemi medyaya şikayet etmedi mi? O ve önceki yönetimler borçsuz mu devraldılar bu kulübü? Gelirlerimiz temlike gitmiyor muydu? Öncekiler de öncekileri aynı şekilde gömmediler mi? Ya da siz başkan olurken kongrede Aydoğdu’nun mali tablolarını onaylamadınız mı? Aydoğdu da öncekileri onaylamıştı. Öncekiler de öncekileri. Bu durumda sizin eskilerden farkınız nerede? 

Bu arada Samsun derken aklıma geldi. Haklı gerekçeleriniz olabilir. Ama gencecik çocukların ölümüne oynadıkları bir maçta başkanlarını tribünde görmeleri (üstelik ligin ilk maçı idi) en büyük hakları idi. 

Yarattığınız büyük beklentilerden sonra bir tek puan silme cezamız eksikti, o da oldu. Teşekkür ederiz. En aç olduğumuz Bekir Çınar döneminde dahi karşılaşmadığımız şeylerle artık karşılaşıyoruz. Hayaldi gerçek oldu. 

Aslında samimi olarak söylüyorum, hiç iğneleme yapmadan; bunlar olabilecek şeyler. Çabalarsınız bazen ama olmaz. Ama çabalarken kontrollü olursunuz. 

Siz bize en kral BMW’yi alacağım diyorsunuz sonra bir bakıyoruz, araçta haciz var, trafikte aracı bağlıyorlar. En kral şoför gelecek diyorsunuz (teknik adam), şoför hedefin tozunu atacağız diyor, bir bakıyoruz yollar yokuşlu diye (topçular şöyle böyle diye) şikayet geliyor. Yakıt sorunumuz yok diyorsunuz, benzin istasyonuna borcumuzdan dolayı ceza yiyoruz. 3 puanımız gidiyor. 

Bizi yıpratmayın Sedat bey, istifa edin. Demirspor taraftarı ilk kez kaos görmedi, son da olmaz. 

En güçlü başkansınız ama yapamıyorsunuz, olmuyor. Eyleminiz ile söyleminiz örtüşmüyor. Zor olanı değil, kolay olanı istiyoruz sizden. Bize durumumuzu açıkça söyleyin, savaşalım omuz omuza diyoruz. Bize hayaller sunuyorsunuz. Sonra hayalimiz suya düşünce tepkilerimiz halisane olmamış oluyor. 

Siz ekiyorsunuz, siz biçeceksiniz. İstifa ediniz.

17 Eylül 2016

Her Şey Değişti-Her Şey Aynı Mı?

Maçları izleyemiyoruz, o yüzden detaylı yorum yapmak zor. Statta olanlardan öğrendiğimiz kadarıyla takımın oyunu mutlu etmiyor. 4hafta geçti, mağlubiyet yok-güzel. Ama vurup geçen, rahat kazanan bir takım da yok. Henüz ligin iddialı takımlarıyla da oynamadık. Ayarımızdaki takımlardan zarzor puan alıyoruz. Bu da bizi ligin favorisi olmaktan uzaklaştırıyor.

Asıl sorun takımı baştan sona değiştirip yine aynı -kötü demeyelim- ortalama takıma takılıp kalmak. Bu oyun ve sonuçlar için mi bütün takım değişti?

4 hafta sonunda Pote'nin golle buluşması iyi ama -ilk maçtaki sıradışı durum hariç- her hafta gol yemek kötü.

15 Eylül 2016

Yayın Rezaleti

TRT rezaleti, yayın rezaletine doğru evrildi. 1.lig maçları yayınlanmıyor ve yayınlanacağa da benzemiyor. Bu rezaletin bir ayağı plansızlık, bütün yazı boş geçirip bu yönde bir adım atmamamak ama daha önemlisi futbolumuzun genel dağınıklığı. Biri çıkıp kafasına göre milli takımı baştan aşağı değiştiriyor, başka biri kendi takımında inanılmaz paralar harcayıp başarısız oluyor ama hesap soracak kimse yok. Bir sene yabancı sınırı daraltılırken ertesi sene yabancı sınırı kalkıyor. Maç saatlerini,  yayın işini tekeline almış grup maç saatlerini kafasına göre belirliyor. Yani ne yaptığımız, neden yaptığımız belirsiz.

Güya futbolu çok seviyoruz. Ama ne Süper Lig özetleri ne 1.lig maçları yayınlanıyor. Transfer piyasasını büyüterek futbolu büyütemezsiniz, ne kadar izleniyorsanız o kadar varsınız bu iletişim çağında. 1.lig Kulüpleri acilen bir araya gelip ortak bir açıklama yapmalı. Futbolumuzu yöneten beceriksiz, kraldan çok kralcı kafanın bu işi tek başına çözemeyeceği belli. Önce stadları boşalttılar, şimdi de yayın işini batırdılar. Acilen bir baskı grubu oluşturmalı ve bu meselenin üstüne gidilmeli.

27 Ağustos 2016

TRT Rezaleti

TRT'nin adının geçtiği herhangi bir yerde olumlu cümleler kurmak pek mümkün değil. Yıllrın kurumu, yerel tv standartlarına düştü. En son Olimpiyatlardaki durumlarını gördük. Kamuoyu baskısıyla son anda aldıkları yayınları, acemi sunucuları, amatör ekibi, yanlış spor tercihleriyle ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Şimdi de 1. lig maçlarını yayınlamıyorlar. İhaleyi bir hafta gecikmeli alabildiler. Bu haftanın maçları da hala listede yok. Bu konuda zaten fiyatı artıran bir rakibin yok. Kulüplerin zorlaması yok, hatta muhtaç, ne verirsen eyvallah diyecek noktadalar. Liglerin başlayacağı tarih belli. Peki bu acemiliğin nedeni ne? Ülkenin düştüğü aciz durumlardan anlamak mümkün aslında TRT mantığını, yazık ediyorsunuz vergilerimize.

24 Ağustos 2016

Altyapı'da Yok Muyuz?

TFF Bölgesel Gelişim Ligi gruplarını daha önce açıklamıştı. Demirspor 3.Bölge B grubundaydı. Ancak dün yapılan fikstür çekimi sonrası gruplarda yer almadığımız görünüyor. (http://www.tff.org/default.aspx?pageID=831&ftxtID=25689)

Diğer bir tabirle Adana Demirspor altyapı takımları, U14'ten U19'a kadar hiç bir kategoride mücadele etmeyecek, şu andaki tabloya göre. TFF'nin yeniden yüklediği gruplar dosyasında da takımımız yok.

TFF'den kaynakli bir hata mi yoksa yönetimimiz yeni bir rezalete mi imza attı? Lisans krizinden sonra bir de bu mu çıktı? Yıllardır finalleri zorladığımız altyapıda da yok muyuz?

21 Ağustos 2016

Samsunspor:0-Adana Demirspor:0

Sezonun ilk maçında,  yönetimin beceriksizliği yüzünden lisansları çıkmayan yeni transferler yerine altyapı ağırlıklı kadroyla sahadaydık.

Yıllardır takip ettiğimiz gençlerimiz bizi utandırmadı, var olsunlar! Başka takımların değil bizim kapılarımız açık olsun onlara. En kritik 1 puanlarımızdan biri olacak. Sezona moralli başlamak açısından önemli; gençleri bir kenarda unutmamak açısından çok daha önemli bir maç oldu.

Yangın Yerinde Futbol

Memleket yangın yeriyken futbol konuşmak yazmak içimden gelmedi. Devletin içini oyanlar, bombalardan medet umanlar, kan revan derken bütün yaz yanıp kavrulduk. Sezon başlarken acaba Demirspor bizi serinletir mi? Kan ter içindeki ruhumuza bir nebze su verir mi? Yaralarımızi pansuman eder mi? Yoksa acı vermeye devam mı?

Nice kötü sezon basları gördük ama ilk kez lisans çıkarılamama sorunu yaşıyoruz. Maddi sorunlar bütün kuluplerin derdi ama geçen yıldan deneyimli yönetimin bu noktaya gelmemesi gerekirdi. Yepyeni bir takım ve yeni hocayla her şeye sıfırdan başladık. En azından yönetimin devam etmesi, isitkrar gibi görünüyordu ama orada da aynı amatörlüklere devam ediliyor. Hemşehricilik, belediye parasının dışında gelir yaratamama ile eski yönetim, yeni bir şey yapamıyor.

Takımı baştan aşağı yenilemek doğru bir adım değildi, geçen seneden iyi işleyen noktaları korumak gerekirdi. Pote dışında sevindirici hamle az. Fevzi de uzun süreli sakatlığı nedeniyle bizi üzdü. Kadro yine başarı ile başarısızlık arasında çok geniş bir surpriz yelpazesinde gidip gelebilir.

Yıllardır yazdığımız, ilgili kişilerle paylaştığımız, kurumsallaşma,  kalıcı gelir, profesyonellik taleplerini daha geniş çevrelerde dillendirilmesi bizi sevindiriyor. Bu yöndeki adımlarını yönetimden daha güçlü görmek istiyoruz. Özellikle kulubün sosyal medya yönetimi oldukça kötü. Geçen yılın üstüne artı bir seyler koymak zamanı geldi artık. Yoksa siz de unutulup giden kötü Demirspor yönetimlerinden biri olup gideceksiniz. Yangın yerini söndürmek yerine ateşe odun vereceksiniz...

20 Ağustos 2016

Gerçeklere Dönelim...

Sayın Sedat Sözlü,

Lütfen bir anlatır mısınız neler olduğunu? Bizleri aydınlatır mısınız?

Gönderdiğimiz futbolcuyu geri çağırdığımız, yüksek maliyetinden dolayı futbolcumuzu serbest bıraktığımızı okuyoruz.

Bir kaç gün geçiyor, kamp yaptığımız otelden çıkarılacak oluyoruz da son anda ödeme yapılıyor.

Sonra bir bakıyoruz ki; bu kez de lisanslarımız çıkmamış, gerekli para federasyona yatırılamadığı için.

Maddi sıkıntı Adana Demirspor'a özgü değil. Tabi ki sıkıntı çekeceğiz. Ancak biz şok dalgası şeklinde gelecek sıkıntıları hak etmiyoruz. Adana Demirspor taraftarı gibi bir taraftarınız var, kendi dünyanızda takım yönetiyorsunuz.

Şunu demek istiyorum Sedat bey, maddi sıkıntımız var ise taraftara bunu sezon başında söyleyin. Yıllardır bunu bekliyoruz zaten. Bir başkan da çıksın, biz bu sene gencecik, koşan bir takım kuracağız, ortalama bir maliyetimiz olacak ve borçları düşüreceğiz, seneye de şampiyonluğa oynayacak takımın temelini atarken, iyi bir bütçemiz olacak desin.

Yok, bunu demek yerine şampiyonluğun en güçlü adaylarındanız demeyi tercih ediyorsunuz. Hocamız çıkıyor, iddialı demeçler veriyor. Verin, verin de o zaman bize bu şokları yaşatmayın. Derdimiz gençlerle çıkmak veya maçtan alacağımız skor değil ki, kendimizi daha yönetimli bir camianın taraftarı olarak hissetmek istiyoruz.

Bu durumda ne yapacağız, yarın derhal kombinemi alacağım. Alacağım ki; sizden daha iyi hesap sorabileyim. 

Ve artık şu mali verileri konuşalım.

-Kalıcı gelir çalışmamız var mı?
-Varsa neler?
-Mali durumumuz nasıl? 
-Borcumuz ne kadar? Vade yapısı nasıl?
-Temlik alacakları ile devlete olan borçların vadesi ve dağılımı nasıl?
-Bu dönemin bütçesi ne kadar? Bütçe dahilinde nerelerden hangi gelirleri tahsil etmeyi, nerelere hangi harcamaları yapmayı planlıyorsunuz?
-Takım taraftar iletişimine ilişkin adımlar atmayı planlıyor musunuz?
-Kurumsallaşma yönünde bir planınız var mı?

Soruların hiçbiri art niyetli değil. Demirspor'u diğer camialardan ayıran şey, onu büyütüp güzelleştirmek isteyen aşık taraftarı. Demirspor'a ne oluyorsa, biz de parçası olmak istiyoruz.

Sizden de daha şeffaf ve katılımcı bir yönetim sağlamanızı talep ediyoruz. Bir yasal taraftar heyeti oluşturmakla işe başlayabilirsiniz.

Hafta sonu yapacağımız maçın skoru için sevmedik Demirspor'u. Sizden de bu yönde adımlar bekliyoruz. 

17 Haziran 2016

Burs ve Yardım Açıklaması

Ankara Tayfası olarak takvim yılını değil, takımımız gibi sezonu değerlendiriyoruz. Yani 2015/2016 sezonu değerlendirmesi yapacağız.

Tayfamız Demirspor camiası adına bu sezon küçük bütçelerle büyük yürekleri sevindirdi. İsimsiz birçok kahraman var sadece gönüllere hitap eden.

19 kardeşimiz oluşturduğumuz burs havuzuna 9 ay boyunca üşenmeden, sıkılmadan ve kimi zaman kendisini belki de sıkıntıya sokarak katkıda bulundu. Havuzumuzda 8.000 TL birikti ve bu 8.000 TL'yi 9 öğrenci kardeşimize burs olarak dağıttık. Büyük bir olasılıkla bu sene ilk mezunumuzu vereceğiz. Mezun olmaktan kastımız okulu bitirmek değil elbet. Bir işe girmek. Bursumuzu prensip olarak işe girene kadar destek olacak şekilde planladık. Arkadaşımız mezun olunca duyurusunu mutlulukla ayrıca yapacağız.

Bir kardeşimiz vesile oldu, Erzurum'un Hacıömer ilçesi Tekman Köyü ortaokuluna öğretmen olarak atanmış. Çocukların kütüphanesi yokmuş. Seferber olduk koca bir aile olarak. Sonuçta 21 koli kitap ve ayrıca toplam 1.050 TL karşılığı kitap yollandı kütüphaneye. Çocukların atkımızla resimlerini görmekten daha çok, ülkemizin geleceğine belki bir çocuk daha fazla katkı koyacak sayemizde diye düşünmek mutlu etti bizi.

Askerlerimiz çok zor şartlarda yaşıyorlar. Terör doğu illerinde başta olmak üzere her an her yerde karşımıza çıkabiliyor. Benim askerlik yaptığım dönemde komutanım olan bir abimiz eşinin ameliyatı için zor duruma düşmüştü. Yardım edemedik o dönemde kendisine. Ancak peşini de bırakmadık. Zar zor ağzından laf alarak öğrendik ki; çevreye borç yaparak karşılayabilmiş masrafları. Askerlerimiz düşük ücretlerle büyük görevler üstleniyorlar. Komutanımızın doğunun önemli bir yerinde görev yapıyor olması da bizi duygusal açıdan etkiledi ve ondan habersiz küçük çaplı bir yardım kampanyası başlattık. 26 kardeşimiz 1.025 TL topladık ve IBAN numarasını yetkilerimizi kullanarak öğrenme tehdidi ile kendisinden alabildik ve önemli bir jest yaptık.

Adana'dan tribünden bir omuzdaşımızın annesi acil ameliyat için buraya geldi. Kan lazım oldu. Seferber olduk. İstediğimiz sonucu alamadık ama temiz yürekli kardeşlerimi oraya da koşarken görmek bize önemli bir moral oldu. Aynı kardeşlerim Demirsporlu olmayan başka bir yakınımız için de düşünmeden koştular.

Bu blogun yazarları olarak bizler sadece aracıydık çocukların güzelliklerine. Bunu yazmasak piyonu kadar ancak önemli olabildiğimiz bir oyunun kahramanları rolünde hissedecektik kendimizi. Amacımız reklam değil anlayacağınız. Amacımız isimsiz kahramanlara şükran duygularımızı iletmek.

Sağ olun, var olun kardeşlerim.

Demirspor sizlerle güzel.

29 Mayıs 2016

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu. 

Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.  
video

Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek. 

Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Taşınmak için 15 günlük iznim vardı ve ben çocuklarımla birlikte geçireceğim her saniye, her saniye ulan, her saniye değerli iken ne yaptım. Kalktım Adana'ya Elazığ maçına gittim. Sonra, onları iki gün daha görüp tekrar bıraktım ve Konya yollarındaydım. 

Kimseye sormuyorum, asla da sormayacağım cevabını bildiğim soruyu. Böyle baba olur mu? Olmaz. Çok koyuyor bana. Ama daha çok kahreden beni ne biliyor musunuz?

Yine olsa, yine giderim.

İşte bunun için, Allah benim belamı verdi.

27 Mayıs 2016

Olmadı

Olmadı. Çok iyi biliyoruz bu sözü. Deniyoruz, olmuyor. Yine son ana kadar süren, olmayacak şekilde biten bir hikaye. Bizi bu sezon ayakta tutan, bütün sezon penaltıları atan Pote'nin dağlara attığı topla başlayıp süren çöküş. Buraya kadar gelmek elbet önemliydi ama bu taraftarın çilesi ne zaman bitecek bilemiyorum. Yollara düşen 20bin Demirsporlu sevinmek için sevmedi, sadece iyi günde takımın yanında değildi, yine de artık gülmek sevinmek mutlu olmak istiyoruz. Bugün olmadı ama olacak elbet, bugün ya da farke etmez.  Sen yaşa bizlere yeter, yaşa var ol Demirspor.

24 Mayıs 2016

Finaldeyiz

Yine son dakikaya kadar süren heyecan, yine kanserlere krizlere gebe bir final. Demirspor asla işi hemen bitirmez, son ana kadar delirtmeye devam eder. 1. ligteki 4. yılda 3. kez play-offtayız ama ilk kez finaldeyiz. Hem de ikinci yarının başında yediğimiz golle iyice umutsuzluğa düştüğümüz anda, dipten çıkarak gelen son dakika golüyle...

Bir çok istisna birleşti: 1-0 geriden gelip kazanmak, Pote ya da Burak Çalık'ın gol atmadığı bir maçı kazanmak gibi... Bu sene nadiren olan şeylerdi. Bunlardan biri de taraftarın sabrıydı. Son ana kadar sakinliği korudu ve maçın içinde kaldı. Erken bir tepki vermedi. Maç öncesi uyarılar işe yaradı.

21 yıllık Süper Lig özlemine 1 maç uzaktayız. 2009'da Konya'da kaybettiğimiz umutları yine Konya'da bulalım; yeni bir döneme başlayalım.

21 Mayıs 2016

Yönetime Çağrımızdır

Sayın Sedat Sözlü,

Takımımız hepimizin malumu olduğu üzere çok kritik Elazığ rövanş maçına hazırlanıyor. Hepimiz ziyadesi ile gerginiz ve gergin olduğumuz kadar da umutluyuz.

Yine çoğumuzun kabul ettiği üzere taraftarlarımız maalesef maç esnasında ve öncesinde tek ses, tek yürek olamıyor. Camia olarak yönetilmesi zor bir kitle olduğumuzun farkındayız. Ancak eleştirel olmanın eleştirilene verdiği katkı, zarar vermeye başlayana kadardır. Bu zararı sezon içinde çok kez gördük. Net eleştirilerle yönlendirilebilecek bir süreç, maalesef bilinçsiz bir takım taraftarlar tarafından futbolcuların kişiliklerine ilişkin mesele haline getirildi ve futbolcu ile taraftar arasındaki zaten çok sınırlı olan bağlar daha da gevşedi. 

Şimdi makul çoğunluk Elazığ maçı öncesinde ne yapılması gerektiği hususunda fikir sahibi. Takım kötü de oynasa, geriye de düşse, umutlar tükenene kadar elinden gelenin fazlasını yapacak ve sahadaki armayı destekleyecek. Ancak bazı açmazlarımız var. 

1-Bu tür duyurular genelde sosyal medya üzerinden taraftar girişimleri ağırlıklı olmak üzere yapılıyor ve bilinçsiz olarak ya da daha doğrusu tepkisini doğru zamanda veremeyen olarak nitelendirdiğimiz taraftarların bir kısmı sosyal medyayı hiç kullanmıyorlar. Yani tribünlerin çağrısı kendilerine bu aşamada ulaşmıyor.

2-Bir kesim taraftar ise yönetilmesi en zor şeye sahip: Cehalet. Bu taraftarı kontrol etmek oldukça zor olsa da yine de üzerimize düşeni yapmak zorundayız.

Sizlerden basit bir beklentimiz. Umutlar tükenene kadar köstek olunmaması, sadece destek olunmaya odaklanılması veya destek olunmak istenmiyorsa tepkinin maç sonuna saklanması gerektiğini belirten kısa ve sade bir duyuru metni hazırlatmanız ve bu metni maça girecek taraftar sayısı kadar çoğaltıp maç öncesinde koltukların üzerine koyarak ya da her taraftara görevliler tarafından elden verilmesini sağlayarak iletmeniz. 

Yine de engelleyemiyorsak, en azından üstümüze düşeni fazlası ile yapmış oluruz.

Alacağımız bu küçük önlem belki bize final kapısını aralar. Yok saymayalım lütfen. 

20 Mayıs 2016

Demirsporluluk Sanal Değildir, Düşün Yakamızdan...


Ben daha küçücüktüm, 5-6 yaşlarında falan, babamla atışırdık, kızıp beni Demirspor maçlarına götürmediği olurdu. Çıkardım sokaklara, her gelen geçene maçı sorardım. Kaç kaç bitti, nasıl oynadık, kart gördük mü? O yaşta ve o dönemlerde öyle kovalanırdı sevda. 

Pazartesi günleri bir gazetenin iç spor sayfalarından herhangi birinin sağ alt, sol alt köşesinde maçın skorunu bilmeme rağmen o "Demirspor" kelimesini görmek için heyecanla gazeteyi kurcalardım. 

Salı günleri haftanın değerlendirmesi olurdu genelde gazetelerde. Haftanın 11’ine bir Demirsporlu girmiş mi, gelecek haftanın maçında Demirspor’a toto tahmininde kaç veriyorlar gibi sorularla geçirirdim zamanımı. 

İlkokul yıllarımda TRT’de haftada bir gün gecenin geç saatinde alt liglerden görüntüler olurdu. Onları beklerdim, 1 dakika 30 sn.lik bozuk kaliteli bir video kaydı için gece yarılarına kadar ayakta kalırdım. 

Babamdan kaçak maçlara giderdim, dayağını yemesem de fırçasını yemişliğim çoktur. 

Çocuksu şekilde öğrendim ben Demirspor’u sevmeyi. Defalarca küme düştük, defalarca yürek incitici mağlubiyetler gördüm ve çocukça ağladım Demirspor için. Dünyanın en temiz gözyaşlarıydı onlar. Kızdırırdı büyüklerim beni, yine yeniden ağlatmak için. Ağladıkça daha temiz sevdim, daha güzel sevdim. 

Ben şimdiki adı ile Süper Ligi görmüş kuşaktanım. Efsane dönemlerimize yetişemedim ama yine de şanslıyım. Takımımızın çöküş döneminde olgunlaştım. Yani başarı istisna, başarısızlık asıldı. Her başarısızlıkta daha çok sevdim ve inadına tertemiz sevdim. 

Ben Demirspor’u severken ne Periscope vardı, ne Twitter, ne de burası gibi bloglar. 

Ben Demirspor’u sevdiğimde radyo yayınlarına hasrettik. Kulağımızı dayardık süper lig maçlarının bitiminde radyoya, bir maç skoru alabilmek için. 

Bunları neden mi anlatıyorum? 

Çünkü ben ve benim gibi insanlar tertemiz seviyorlar Demirspor’u. Gözyaşlarını akıta akıta büyümüşler. Açlık grevlerini yaşamış veya okumuşlar, eşya piyangolarını, kaçan futbolcuları, beş parasız deplasmanları yaşamışlar ve yaşadıkça bağlanmışlar. Böyle bağlarla bağlanınca insan kıyamıyor takımına. Aman zarar vermeyeyim, diyor. Ben yıprandım bir gülümseme yakalamak için ve benim yüzümden kaçmasın o gülümseme diyor. 

Sevdiğime bunca özenle yaklaşırken ben, birden bir bakıyorum genelde kim olduğu belirsiz, ergen bir MaratonÖmer çıkıyor karşıma. Bir soluma dönüyorum Ads1940Veli, sağıma bakıyorum ForzAds. 

Bu arkadaşlar büyük Demirsporlular! Onsuz yaşayamayan Demirsporlular! O nedenle alabildiğine vuruyorlar anlık skorlara bakıp benim takımıma. Kim bu MaratonÖmer diyorum, yok öyle bir adam yok. Ama adam çıkmış topçuya sallıyor. Adam hadi performansı düşükleri bir kenara bırakıyorum, bu seneden örnek vereyim, Pote’ye sallıyor. Bir başkası çıkıyor, Hüseyin Kala’yı yerden yere vuruyor, 10 dakika sonra Kala gol atıyor, Kala’dan kralı yok. Burak’la uğraşıyor bir kısmı. Bir kısmı Tiago ile. 

Ben çözemedim bu işi ama sanırım bu adamlar çözmüş! İnatla sallayınca bu futbolcular takıma daha bir bağlanıyorlar, daha bir Demirsporlu oluyor, daha bir taraftar için oynuyorlar!!! O yüzden ısrarla devam ediyorlar. 

Sevgili sanal kardeşlerim. Yeter artık, defolun gidin. Düşün bu takımın yakasından. Siz klavye başında orgazm olacaksınız diye, benim sevdam ile oynamayın. Oynatmam diyemiyorum, meydan okuyamıyorum size, yoksunuz ulan. Sanalsınız. Sonra aynaya bakıp, adam veya kadın gördüğünüzü sanıyorsunuz. 

Ben Demirspor’u daha hiç görmemişken sevdim. Tertemiz sevdim. İlk kez yenilmedi benim futbolcum, ilk kez de kazanmayacak. İlk kez hüsran yaşamadı, ilk zaferi de olmayacak. 

Tepkisiz olalım demek değil bu ama, kardeşim, bugün, burada, bu anda, var olmayan kişiler tarafından verilen tepkilerin bu takıma şöyle bir yararı olabilir deyin, ben de bu açıdan düşünmemişim, diyeyim. Yok arkadaş yok. 

Benim takımıma zarar vermeyin arkadaş. 

İlle sahada oynanan oyun ise derdiniz, ille aldığımız skor, bulunduğumuz konum ise probleminiz, Turuncular şampiyon oldu. Gidin onları destekleyin. Düşün bizim yakamızdan. 

Ben çekirdek küçücük ve tertemiz bir kadro ile Demirspor’un moda olmadan sevildiği günleri özledim. 

Vallahi çok özledim.

19 Mayıs 2016

Play-off 1. Maç| Elazığspor:3-Adana Demirspor:2

İlk altının en çok gol yiyen takımı olarak, play-off'un ilk maçında da 3 gol yedik. Bu kadar gol yiyerek başarılı olmak mümkün değil. Yenen goller de çok basit yan top veya duran top hataları. Takım, yolun sonuna gelmiş gibi oynamıyor, sanki hala sezon ortasında ve aynı hatalara devam. Varını yoğunu ortaya koyması gerektiğini bilmiyor gibiyiz... Maç berabere de bitse ikinci maç için umutlu olmayacaktık. Oyunu tutmak, pas yapmak yeterli olmuyor çünkü yaratıcı değiliz. Anıl ve Tiago'nun hücumu tıkama özellikleri decam ediyor. Burak bugün yine yoktu ve herzamanki gibi Pote'nin dokunuşlarına kaldık. İkinci maçta bunların aynısı olacaksa işimiz çok zor. Daha önce yazdığım gibi iyi oynamaktan ziyade inanmışlık görmek istiyor bu taraftar ve kötü oynasak dahi maçı çevirebilecek bir umut istiyoruz.

17 Mayıs 2016

Malatya'da Güvenlik Rezaleti

Malatya Valiliği,  Elazığ maçı hazırlıkları için Malatya'da bulunan takımımızı kentten kovdu! Gerekçe, bir avuç Malatya taraftarının otel önündeki goygoyunu engelleyememek. Valilik kente gelen misafirini kapı dışarı ediyor. Güvenlik sağlamayi  buradan gidin demek olarak anlamış bu yetkililer.  Bu tavırlarınız vatandaşa güven değil, suç işleyenin korunacağı mesajı veriyor. Zalimin değil mağdurun suçlu sayıldığı, kötülüğün normalleştiği ülkede daha nelerle karşılaşacağız bakalım.

Play-Off Öncesi

2015-16 sezonunu 54 puanla tamamladık. İlk altının en çok gol yiyen takımıyız. Geçen sezon da öyleydik ve 56 puanla 1. lig'teki en yüksek puanımızı almıştık. İki sezondur kolay gol yeme alışkanlığını aşamadık. Attığımız 53 golün 33'ü iki isme ait: Pote ve Burak. Play-off'larda Elazığ karşısında bu iki isme alternatif yaratmamız gerekli.

Elazığspor karşısında ilk maçta, kendi iç sıkıntılarımızın sahaya yansıdığı, pek mücadele etmeden 1-0 kaybettiğimiz bir oyun vardı. İkinci maçta ise bu kez rakibin devre arasında yaşadığı sıkıntılardan yeni toparlandığı bir süreçti, bizde kadromuzda değişiklikler yapmıştık ve bu kez 2-1 kazandık. Yani maçlar genelde dengeli geçti ama play-off'ta ruh halinden uzak atmosferde oynandı. Bu kez daha inatçı ve zorlu geçecektir maçlar. Deplasmanda gol atmak bu açıdan önemli.

İlk devreyi lider kapatan Elazığ, son maçta Adanaspor'un son üç haftalık yedek kadrosuyla dağıttğı puanlardan yararlanarak son hafta play-off'a kaldı. Bizim kadar yiyen ama daha az gol atan bir takım. En golcü oyuncusu 6 golle Ümit Tütünci. Goller farklı oyuncular arasında dağılmış durumda. Bu durumu daha tehlikeli hale getirebilir. İlk yarıda 9 gol atan Serdar'ı kaybettikten sonra onun formuna ulaşan kimse olmadı. Gerçi o da gittiği Göztepe'de gol atamadı.

2012'den bu yana 1. ligteki 4. sezonumuzda 3. kere play-offlara kaldık. 2. ligteki playoff tecrübelerimiz de hala canlı. Bu süreci en iyi bilen takım ve tribünüz. O yüzden tecrübelerden yararlanmak gerekli. Geçen seneki playofflarda  en önemli sıkıntımız aşırı beklentiyle girdiğimiz sinir harbini iyi yürütememek oldu. Kendi kendimizin kuyusunu kazdık. Maç içerisindeki dahi oyun kalitesinde düşüş olabilirken iki maçlık oyunlarda gelgitler olabilir. Tribünün daha sakin olması, futbolculara da o sakinliği yansıtması gerekli. Geçen seneki maçta da görüldüğü gibi 3-0lık yenilgi bile son ana kadar çevrilebilir durumda. O yüzden konsantrasyonu kaybetmeden, sakin ama istekli oyunla, tribünde de aynı destekle maça odaklanmak gerek. Hatalı hareketleri, yanlış kararları hemen protesto etmek yerine biraz daha sakin kalıp oyuncunun kendini toplamasına izin vermeliyiz. Tribündeki gücümüz çoğu zaman sahaya telaş olarak yansıyor. Zaten sene içindeki maçlarda pek çok kez tepki verildi. En azından bu maçlarda oyuncuların hatalarını affettirmelerini bekliyoruz. Yılmaz Vural'ın tecrübesiyle takım içi uyumu sağladığını umuyoruz. Çünkü ihtiyacımız olan şey tam da bu; bir takım olabilmek. Bu maçlar birbirine bağlanma ve inanma maçları. Oyun kalitesinden çok, gerçekten isteyen kazanıyor çünkü.



10 Mayıs 2016

Altyapı'da Bu Yıl

Önceki yıllarda Türkiye finallerine gitmesine alışık olduğumuz altyapı takımlarımızda bu sezon beklediğimiz başarıyı göremedik. Sadece U14 takımımız grubunu lider bitirdi. Öneleme maçında 8mayıs'ta Erciş Belediye'yi 3-0 yenen takımımız Türkiye finallerinde boy gösterecek. U14lerimizin rakipleri Altınordu, Beşiktaş, Bursaspor, Kayserispor, Osmanlıspor, Sakaryaspor ve Trabzonspor. Başarılar minik Demirler!

Profesyonelliğe en yakın gençlerimiz U21'ler ve U19Elit'ler, 1.lig takımları arasında 13. ve 10. sıradalar. Son maçınlarıı bu hafta Urfa ile oynayacaklar abileri gibi. U21 için ayrı bir başlık açmak gerek. 

U17'ler 22 maçta hiç berabere kalmadı. 13 galibiyet 9 mağlubiyetle grubunu 4. tamamladı. Ayrıca grubun en çok gol atan takımı oldular. U16'lar da grubunda 4. oldu; iki grupta da G.Antep Bld ve G.Antepspor'un grupta hakimiyeti vardı. U15'ler ise tek beraberlikle grubu 5. tamamladı.