23 Kasım 2014

Ş.Urfaspor:2-Adana Demirspor:3

Müthiş bir deplasman galibiyeti, 9 haftada 4gol yemiş takıma 3 gol attık kendi sahalarında. 2-0'dan sonra takımın geri çekilmesi, gereksiz paniğimizle maç riske girmişti. Rakibin iki topu direkten döndü. Bu şans anlarını lehimize çevirmeyi bildik.

İyi oynadığımız anlarda önde baskı yaptık, kaybettiğimiz toplara hemen müdahale ettik. Timur'un sağdan getirdiği toplarla etkili olduk. İlk golde Cumali'nin güzel pasını, bir kaç dakika önce benzer pozisyonu değerlendiremeyen, Timur iyi değerlendirdi. Mulenga yine golünü attı, kendi yarattığı ve bu sezonki ilk penaltımızla. Sezon başı onun için koyduğum 15 gol barajına ulaşacak gibi görünüyor.

Baskı yediğimiz anlarda Ünal Hoca takıma geç müdahale etti. Ortasaha savunmamız düşmüştü ve yeni bir isim gerekiyordu. O anlarda Timur, Mulenga, Oğuzhan gibi savunma yapmayan oyuncular sahadaydı ama o Hüseyin'i almayı tercih etti. Oğuzhan bugün topla çok oynadı, top ayağına yakışsa da zamanında vermediği paslarla saç baş yoldurdu. Yine de 3. Golün pasını verdi. Bal yapmayan arı Timur, beklediğimiz gollerini attı bugün ama o da topla oynama oranına göre oldukça verimsiz.

Fanatik gazetesinin geçen seneki goygoycu manşetine inat, iki sene once olduğu gibi deplasmanda3-2 kazandık. Deplasmanda 2 golden fazlasını atıp da rahat olmamak ise bir Demirspor klasiği!

22 Kasım 2014

Urfa Bizi Zorluyor

Şanlıurfaspor'la son yıllarda oynadığımız maçlar hep sıkıntılıydı. Hele ki 2006-07 sezonunda, Çapanoğlu idaresinde şampiyonluk yolumuza taş koymuşlardı. O sene Urfa'daki maçlar hep sorun olmuştu, ilkbdeplasmanda 5 kırmızı kart gördüğümüz maç, sonra da şampiyonluğa giderken yine kırmızların konuştuğu 2-2lik maçlar... 2 sezondur 1.ligteki 4 maçta da henüz tek galibiyetimiz var. Bu hafta da kritik bir maç oynuyoruz, bu sezon kestiğimiz hesaplara bir yenisini daha ekleyelim.

21 Kasım 2014

Mavi-Lacivert Yaşamak - 4

Yaşar Coşan kardeşim çok içten yazmış, arkadaşını sevmenin önüne geçmiş Demirspor'u sevmek. Oysa arkadaşın zor gününde yanındadır Yaşar kardeşim, Demirspor senin zor gününü zorlaştırmada çok maharetlidir. Arkadaşın sana yanlış yaparsa yollarını ayırırsın, Demirspor yanlış yaparsa yapacak hiçbir şeyin yoktur. Kabullenirsin. Arkadaşın sana hediye falan alabilir, ne bileyim yemek ısmarlar, Demirspor hep kesene zarar :) Arkadaşının tavırlarını eleştirirsin kendine çeki düzen verir, Demirspor'u eleştirirsin, değişmez sinir hastası olursun. Ya işte böyle Yaşar kardeşim, işte hep bu nedenlerle arkadaşını değil Demirspor'u seçersin. Eline sağlık. 

"Neyin kafası arkadaş bu? :) Sabah 6 gurbetin gurbetindesin, telefon titrer aniden uyanırsın, pası aldım sisli bir Eskişehir sabahı uyuman lazım, yoğun bir gün seni bekler, ama gülümsersin kalk heyecanla yaz şu yazıyı diye dürter seni Demirspor sevgisi... 

Gurbette farklıdır Demirspor'u yaşamak, iple çekersin yapabileceğin bir deplasmanı ya da hafta sonu TV'de takımını takip edebilmeyi, hele ki; bir de gördüysen sokakta mavi lacivert formayı, o şehir daha bi' yaşanacak gelir sana. 

Bazen bulamazsın ülkenin merkezindeki Kızılay'ı (daha önce buluşma yeri olarak bulamamışlığım var). Bazen de hafta sonu alınan bir mağlubiyet zehir eder sana haftayı, ama o hep vardır hayatının tam ortasında; seni güldüren, ağlatan ve çoğu zaman deli gibi kendi kendine şarkılar söyletip konuşturan. 

Küçük bir anı belkide itiraf :) 

Sene 2008, Afyon deplasmanı, soğuk bir sonbahar günü takım maddi sıkıntılar yaşıyor, acil 3 puan lazım, kale arkasında gergin bir maç bizi bekliyor aklımda kötü düşünceler :) Rakibin yedek kalecisi kardeşim dediğim çok samimi bir arkadaşım. 

1. kaleci sakatlansa bu girse, kötü bir sezon geçiriyor olsa, hatalı gol falan yese derken maç başladığı gibi bitti. Kötü emellerim yerini bulmadı. 

Garip olan sonraki sezon o kardeşimiz bize transfer oldu ve ağır bir sakatlık geçirdi yedek oturduğunda hazır değil diye korktuğumdan kendimi maçlarda sezon boyunca aman 1. kalecimize bi'şey olmasın diye dua ederken buldum:)) 

Ben en çok seni sevdim.. Oğuzhan kardeşime teşekkür ediyorum ve saygılarımla pası Yavuz Yıldırım abime atıyorum;)"

20 Kasım 2014

Mavi-Lacivert Yaşamak -3

Nuh'un attığı pası Oğuzhan değerlendirdi. Nasıl mı, aşağıda.

"Nuh Abi'nin pasını ayağımdan aşmama rağmen kontrol ediyorum. Onur Abi'nin dediği gibi Demirspor hayatımızın her anında zaten. Bu konuda minik bir anımı paylaşayım. Çocukken etrafımda beni Demirsporlu yapacak büyüklerim olmadığı için Demirspor sevgisiyle yatılı okuduğum lise yıllarımın başlarında tanıştım...

5 Ocak Stadı'nda ilk kez lise 2.sınıfta iken bulundum. Hal böyleyken ilk ciddi (Ankara dışı) deplasmanım da üniversite 1.sınıfta nasip oldu. Kocaelispor'la oynayacaktık. Orda okuyan bir arkadaşım vardı. O zamanlar uslu bir çocuktum ve yola çıkıyorum n'olur n'olmaz diye aileme İzmit'e lise arkadaşımın yanına gittiğimi söyledim. Kocaeli'ye vardım ve arkadaşla buluşup stada geçtik. 

Rakip Kocaelispor kötü günler geçiriyor ve yanlış olmasın ama 23 haftadır kazanamıyordu. Maçın sonucu düşenin dostu Demirspor'umuz 1 yıldır kazanamayan Kocaelispor'a kaybetti. Halen de öyle, yenilince daha çok seviyordum Demirspor'u. 

Otobüse atladım yorgun yorgun Ankara'ya dönerken telefonum çaldı. Babam arıyordu. (Tribüne uzak bir insandır Babam) Öfkeli bir ses ve aramızda direkt şu diyalog geçti: 

-Oğlum Demirspor'un bu hafta kimle oynadı? 
-(yaramazlık yaparken yakalanan çocuk edasıyla) Kocaelisporla baba. 
-Sen maça gittin değil mi oraya? Eşşek herif ahh bi dövselerdi seni orda ne var! Böyle devam et tamam mı afferim sana, böyle devam et... 

Ve telefon yüzüme kapandı. Yediğim fırçadan yola çıkarak o gün bugündür söz dinleyip böyle devam ediyorum. İster güldür, ister ağlat; Lacivert sen, mavi hayat diyerek pası Yaşar Coşan abime atıyorum..."

Bakmayın Oğuzhan'ın o zamanlar usluydum dediğine, halen uslu, halen pırlanta gibi. Eline sağlık kardeşimin. İlk fırsatta Yaşar kardeşimin yazısını paylaşacağım.

Karaman'ın Açıklamaları

Ünal Karaman'ın açıklamaları camia içinde sorunların olduğunu gösteriyor: http://www.5ocaknews.com/haberler/spor/bu-anlayis-devam-ederse.html

Bu sözler kulüp kulislerine yakın olanlar için şaşırtıcı olmayabilir ancak tribündeki taraftar için yeni ve önemli. Ünal Karaman, antreman sahasındaki zemin sorunlarından, antremanların izlenebilmesine, kulüpteki para sıkıntısından eski yönetim anlayışında bir şeyin değişmediğine kadar oldukça kapsamlı eleştirilerde bulunmuş. Bütün bunları söylerken, "biz yine de bunlara rağmen mücadele edeceğiz" demeyi eksik etmiyor. En azından bu detay önemli. Çünkü Demirspor önceki yıllarda şampiyon olduğunda ya da play-off oynarken de çoğu zaman yönetimlerin hatalarına rağmen ya hocasının ya da bir kaç oyuncusunun onurlu duruşu ve azmiyle ilerliyordu.

Karaman, bu konuları muhakkak yönetimle de paylaşıyordur. Belki bu paylaşımlarından bir sonuç almayınca kamuoyuyla ve basınla paylaşma gereği duymuş olabilir. Yönetimden beklentimiz her zaman açık olmaları ve sorunları da atılacak adımları da kamuoyuyla paylaşmalarıydı. Yoksa kapalı kapılar ardından konuşulanlar hakkında çokça spekülasyon yapılır ve takım daha çok yıpratılır. Teknik Direktör Karaman'ın "dost acı söyler" yaklaşımıyla yaptığını düşündüğüm bu serzenişlerin çözümüne ve neler yapılacağına dair açıklamaları yönetimden bekliyoruz; bunları öğrenmek hepimizin hakkı.

19 Kasım 2014

Burs Ödemeleri Başladı

Bu sene havuzumuzda aylık 600 TL birikti. Aldığımız taahhütler bu yönde. Bu kapsamda 6 kardeşimize ayda 100'er TL burs verebilmeyi ümit ediyoruz. İlk ödemeleri gerçekleştirdik. İnşallah alnımızın akıyla bu sene de organizasyonumuzu tamamlarız.

Bu sene geçen seneden burs alan bir kardeşimizin Adana'ya dönmesi nedeni ile kendisini havuzdan çıkardık ve yerine üç yeni kardeşimizi dahil ederek altı kişiye destek olabilecek seviyeye geldik. Bu süreçte muhtelif organizasyonlar yaptık ve yaptığımız duyurular ile katkı koyacağımız arkadaşları tanımaya ve gerçekten ihtiyacı olduğuna inandığımız, kendisini tanıdığımız, bildiğimiz kardeşlerimize destek olmaya çaba gösterdik. 

Geçen seneden farklı olarak bu sene üzülerek birçok arkadaşımıza destek veremedik. Gönül isterdi ki; bize başvuran her kardeşimiz bu havuzdan istifade etsin. Ancak maddi imkanlarımız buna elvermedi. İnşallah dağıtımı yaparken hakkaniyetsizlik yapmamışızdır. 

Yüz akımız olan bu organizasyonu hayata geçirmemize vesile olan tüm abi ve kardeşlerimize can-ı gönülden teşekkür ediyoruz. 

Mavi-Lacivert Yaşamak-2

Pası Nuh TAŞ kardeşime atmıştım. İyi değerlendirdi ve diklemesine hücuma kalktı. Yazı dizimizde ikinci bölüm aşağıdadır.

"Onur abinin pasını karşılıyorum, pası tayfadaşlardan birine vermeden önce golü kim atacak merakla bekliyorum.

Onur abi gibi marşlar söylerek uyuttuğumuz, bize mavi-lacivert renkler sunacak çekirdek aile durumumuz olmasa da, evin içerisinde, sokakta, yolda, otobüste işte marşlar mırıldandığımız, ADS ADS ADS diye zıp zıp zıpladığımız anlarımız oluyor.

Hele ki deplasman kovalamıyorsak –Gurbetteyik ki bize her yer deplasman- televizyon karşısında koltuklara çöreklenip karşılıklı tek kişilik dev tribün olduğumuz saatler. Gün içerisinde durumlar böyle, lakin şimdi size en mavi-lacivert olayımı anlatayım:

Hayatın akışından koptuğunuz anlar olmuştur. Çevrede olan biten her şeyden bihaber olduğumuz günler. Ama benim haftalar sürmüştü. 2012/2013 sezonu. Play-off sezonlarımızdan biri. Tam üç hafta değişen gökyüzünden başka bir şey görmüyorum. Soğuk, sisli ve gri bir sabah, bazen bulutlu bazen bulutsuz, öğle vakti ve renk cümbüşü kızıl akşam vakitleri.

Tamam tamam uzatmıyorum. Mesele askerlik! Bitmeyen günler yaşadığım o acemilik günleri.(Üstüne kızamık vakası ve 45 güne uzayan acemilik) Her şey o kadar düzenli o kadar dakik ve anlık ki sizin düşünmenizi, kafa yormanızı gerektirecek hiçbir şey yok. Bu durum beyninizin ve idrakinizin geçici devre dışı olmasına sebep oluyor. Neyse, askerlikle ilgili geri kalan detayları ciğerci Apo da ya da şiir gecemiz filan olursa anlatırım o zaman. Böyle bir ortamda Mavi Şimşek’ten bir haber alamıyorum tabi -ki aklıma bile gelmiyor itiraf edeyim.!-

Yemin töreni günü kızamık vakasından dolayı yemin törenimiz iptal. Ailelerle görüşmek yassak hemşerim. Açıklama yapmak için olağan sıra düzenimize geçtik. Sonra adımı duydum o kalabalıkta. Tabi bir heyecan oldu bende korkuyla karışık. Çavuş beni çağırdı, elinde bir paket. Gazeteye sarılmış. Nuh sen misin, dedi. Paketi bana verdi. İçinde bir atkı ve bir bere.

Şehrin Asi Çocukları. Duygulandım lan!!! Tabi ailemizi görememenin hüznü de var. Sonra tüm bölük marşlar söyleyerek yürürken ben atkı ve bereyi aldığım o ilk anda atamadığım çığlığı Demirspor marşları söyleyerek attım.

‘’Yürüyüş kararı sayılacaaakk, say’’

Yok ki senden ötesiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii…"

Atkı için kardeşi Fatih'e teşekkür eden Nuh nedense bere için teşekkür etme gereği duymamış. Pası Oğuzhan Akbaş kardeşimize atmış. Oğuzhan da yazısını yazdı, sonrasında üç paslaşma daha oldu, pas trafiğinin hızına yetişemiyorum. Bir sonraki yazıda Oğuzhan'ın hayatından mvi-lacivert bir kesim yayınlayacağız.

18 Kasım 2014

Mavi-Lacivert Yaşamak

Baktık ki Demirspor'un bu hafta maçı yok, hemen özledik, hemen duygulandık, başladık yazmaya. Bizim için olağan elbet Mavi-Lacivert yaşamak, hayatımızın ta kendisi de ondan. Çoğu zaman hiç fark etmeksizin. İstedik ki; hayatımıza işlemiş ADS'yi küçük küçük paylaşalım. Böylece bir kaç satır karaladım ve bir arkadaşa sıramı verdim. Artık o kimi davet ederse dedim ve ortaya güzel şeyler çıkmaya başladı. Kendimden başlıyorum.

... ... ... ...

"İki çocuk babasıyım malum. İki numara henüz bir aylık. Uykusu bir gün iyi bir gün kötü. O uyuyunca sen de uyuyorsun o gazını yapamazsa sana uyku haram. Yine azap gecelerinden birini yaşamışım, belimde ağrılar, çocuk pişpişlemekten kolum tutmuyor. Halsizlikte dip nokta denen bir yer varsa oradayım. Anne elinden geleni yapmış, sıpa uyumuyor.

Tam bittim dediğim yerde alıyorum bebeğimi kucağıma ve bir mırıldanma başlıyor. Gönül sızım yürek yaram... Mırıldanma artıyor, canlanıyorum, halsizlik kayboluyor. Sonsuza uzanır gibi coşkun bir tezahürat dalgasına kaptırmış buluyorum kendimi. Geliyoruz vakit tamam. Çocuk uyuyor ben devam ediyorum.

... ... ... ...

Bir numara hakkında da yazayım. Oyun yerine götürüyorum. Böyle kaydıraklar, zıp zıplar, tırmanma yerleri neyin var. Ve de rengarenk yumuşak top havuzları. Kızım orada oynarken ben onu cam arkasından izliyorum. Sonra bir kahve almak için ayrılıyorum. Geri döndüğümde kızımı hiçbir şeyle oynamayan ve beni arar halde buluyorum. El sallıyorum cama koşuyor. Elinde bir mavi bir lacivert top. Bak baba diyor, en sevdiğin renkler, mutlu oldun mu?"

... ... ... ...

Topu Nuh TAŞ'a atmıştım, birazdan onun yazısını yayınlayacağım. 

17 Kasım 2014

Sizin Milli Takımınız, Bizim Demirsporumuz

Futbolumuzun dönüştüğü kocaman pislik, Milli Takım'da vücut buluyor. Milli Takım hepimizin ortak noktası,  asgari müstereği olması gerekirken sadece İstanbul'un, oradaki dertlerin ve kavgaların görünür olduğu bir yer çünkü. Bizim takımımız değil. Kendi yarattıkları kahramanların, düşmanların, pis ilişkiler ağının ortasında takılıp kalıyoruz. Onların kavgasını izlerken biz takımımızdan uzak kalıyoruz. Futbolcuyu, oyunu, tribünü mekanikleştirenler yüzünden biz kendi yarattığımız duygulara, renklere ve neşeye mahrum bırakılıyoruz. Bizim milli takımımız Demirspor; sizden kaçtığımız, kendimize sığındığımız kurtarılmış mavi-lacivert alanımız.

16 Kasım 2014

Devrenin Ortasında

Devrenin ortasında, başaltı durumundayız. Geçen sezonun bu haftasına göre 4 puan daha fazla topladık. Gelecek hafta sonu Urfa ile oynayacağımız maç yukarıdan kopmamak adına önemli. Arada 4 puanlık bir açık var. Ünal Karaman,  kalan 8 maçta 14 puan hedeflediklerini söylemiş. Bence daha fazlası hedeflenmeli çünkü bu 8 maçın 5ini şu anda son 5 sıradaki takımlarla oynayacağız. Bu süreçte 17 puana kadar çıkılabilir, 1 yenilgi 2 beraberlik öngörüsüyle. Takım içi disiplini koruduğumuz ölçüde bu hedefe ulaşmak mümkün.

14 Kasım 2014

İstikrar Abidesi Yiğitcan

Bir futbolcunun sahiplenilmesi, benimsenmesi tabii ki sahadaki performansıyla ilgili. Hata yapsa bile candan oynayan, yüreğini koyan oyuncu her zaman sevilir. Ama Demirspor'da kadrolar sürekli alt üst olup istikrarlı oyuncular bulunamadığı iç.in tribünün sahipleneceği isim sayısı da çok az durumdaydı. Gerçi bu sayı 1. lig yıllarında biraz artıyor. Geçen sezonlarda Şener, Kerem Can, Erçağ gibi isimler zaman zaman performansları düşse de taraftarın sevdiği oyuncular olarak öne çıktı. Biz de onlar için ayrıca sevgi dolu yazılar yazdık, isimlerini öne çıkardık blogta.

Bu yıl yine önemli ölçüde yenilenen kadroda, geçen yılki oyunculardan kalan en önemlisi Yiğitcan'dı. Geçen sene gösterdiği bu yol da koruyan Yiğitcan ilk 9 maçın tamamında ilk 11'deydi. Dahası takımın performansının düştüğü zamanlarda, tam anlamıyla tekmeye kafa uzatan oyuncu profiliyle dağılmaya başlayan takımda tek tutunacak dal oldu.


Yiğitcan istikrarını önceki takımlarında da sürdürmüş. Bu haftaki rakibimiz Şanlıurfaspor'un onun için yeri ayrı; bizden önce Şanlıurfaspor'da iki sezon oynayıp, ilk sezonunda 2. lig şampiyonluğu yaşadı. Daha önce de Altay'da 3 sezon ve Orduspor'da 1 sezon kadronun önemli isimlerinden biri durumundaydı. Tüm takımlarında sezon boyunca 20 maçın (Ordu'da 30'un) üstünde ilk 11 yapmış bir oyuncu. Bir defans oyuncusu olmasına rağmen henüz kariyerinde kırmızı kart yok. Aman bize denk gelmesin, nazar değmesin!



11 Kasım 2014

"Golcü" Tayfur

Hem kupa hem de lig maçında ağları havalandıran Tayfur Bingöl, Bandırma, Gençlerbirliği ve Hacettepe günlerinde de ağları sıkça havalandırmış. Geçen sezon Bandırma'da 37 maçın 33'ünde ilk 11 çıkan kanat oyuncumuz, bu maçlarda toplam 14 gol atmış. Bu gollerin dördünü bir maçta, Körfez FK karşısında atmış. 2012/13 sezonunda Gençlerbirliği formasıyla da 18 maçta 3 golü, 2011/12 sezonunda da Hacettepe formasıyla 31 maçta 5 golü var. Gençlerbirliği'nde U18 formasıyla bir sezonda 18 gol kadar çıkmış.


Yeni futbolda sağ ve sol açıkların önemi ortadayken, Tayfur'un bu gol özelliğini geliştirmesini dileyelim, nazar değmesin!

10 Kasım 2014

76 Yıl



9 Kasım 2014

Adana Demirspor:2-Karşıyaka:1

Kabus gibi 4 haftanın ardından sonunda kazandık! Hem de mağlup duruma düştükten soran... Bunlar pek sık olan şeyler değil. Tayfur, 73. dakikada oyuna girip 80'de skoru belirledi. Hafta içindeki kupa maçından sonra bu maçta da golünü attı. Helal olsun sana! Sezon başından beri takımın en iyilerindendi zaten. Mulenga da 5. golünü atarak, istikrarını sürdürdü.

Hemen altımızdaki takıma karşı alınmış 3 puan oldukça önemli.

7 Kasım 2014

Kupada Gruplar Belli Oldu

Kupa'da 2007-2008 sezonundan sonra ilk kez gruplara kalmıştık; kura çekimi sonrası F grubunda Beşiktaş, Rize ve Sarıyer'le eşleştik. Eski ve bildik takımlar olması, deplasman için iki kere İstanbul'a gidilecek olması kuranın iyi yanları. Çapraz grupta Fenerbahçe, Kayseri, Altınordu ve Bayburt var. Gruptan ilk iki çıkacak. Maçlar lig usulü, çift maç üzerinden olacak.

İlk maç, 3 Aralık'ta Rize ile deplasmanda; ardından 17 Aralık'ta Sarıyer'le içeride, 24 Aralık'ta BJK ile dışarıda ve 31 Aralık'ta içeride; 28 Ocak'ta Rize ile içeride ve 4 Şubat'ta Sarıyer'le dışarıda oynayacağız.

8 ila 10 puan arası alabilirsek gruptan ikinci olarak çıkabiliriz diye düşünüyorum.

Kupanın bu seneki sürpriz takımlarından Cizre ile hiç bir "büyük" takımın eşleşmemesi, Cizre'nin grubundaki takımların daha sakin tribünlere sahip olması da kuranın dikkat çekici ayrıntılarından...

6 Kasım 2014

Dayan, Yarına İnan!

Kan dökülen sokaklarda kurulan korku imparatorluğu, trilyonların akıtıldığı saraylarda yeni padişahlık denemeleriyle taçlanıyor. Sigara tüttürmek devrimci bir eyleme dönüşebiliyor. Futbolcular sokak ortasında etnik kimliği yüzünden linç ediliyor. Madenler, hala 19. yüzyılda; yolda yürümek ölmek için atılan ilk adım!

Memleketin neresinden tutsak kopup dökülüyor; bir cinnet halinde herkes birbirine düşman. Birliktelik ve dayanışma artık gün geçtikçe zor hissedilen duygular. Daha iyi yarınlar için mücadele, bulunduğumuz alanlarda, elimizin değdiği her yerde, gündelik hayatın içinde başlar. Adım adım büyür, örgütlü mücadeleye dönüşür. Daha iyi yaşam için mücadeleye devam. Burada ve her yerde; tribünde ve sokakta; evde ve sahada. Takılıp tökezlediğimizde birbirimize daha çok ihtiyacımız var; yola devam etmek her geçen gün daha değerli hale geliyor. "Dayan, yarına inan diyoruz" onun için. Daha mavi yarınlar için...

Foto: mavisimsekler.com

5 Kasım 2014

Adana Demirspor:2-Sandıklıspor:0

Türkiye Kupası'nda gruplara kaldık, 3. Lig temsilcisi Sandıklı'yı Timur ve Tayfur'un golleriyle yendik. Diğer maçlardaki skorlara bakıp alt liglerdeki takımların sürprizlerini görünce maç öncesinde çekiniyordum ancak oyuncularımız buna izin vermedi. Asıl 11imizden farklı bir kadroyla oynadık, maçı izlemediğim için yorum yapamayacağım ama kazanmak her zaman güzeldir.

Bu maçtan 26200+40000 dolar yani 66200 dolar da TFF'den para alacağız. Bu önemli. Ayrıca gruplarda alınacak puanlardan gelir sağlayacağız. Tv yayınları ile ülke gündeminde yer almak ve adımızdan söz ettirmek için de iyi bir fırsat.  Kupa maçını önemseyip bu maça asılan oyuncularımıza teşekkür ederiz!

3 Kasım 2014

Lösemili Çocuklar Haftası


Demirsporlu futbolcuların Lösemili Çocuklar Haftası vesilesiyle yaptıkları hastane ziyaretinden fotoğraflar, kulübün resmi twitter adresinden (@ADSKulubu) paylaşıldı. Düşünenlere, uygulayanlara tebrikler!

4 haftadır (ve daha nice zamandır) kanser ettikleri taraftarlarınızın da kalbini bu hafta alınacak galibiyetle almaya ne dersiniz?

Üni-Niğde



Niğde Üniversitesi'nde öğrenci olan Adana Demirsporlular, geçen hafta içi kentteki 29 Ekim yürüyüşüne katıldıktan sonra yeni montlarıyla ilk toplu organizasyonunu Elazığ maçını birlikte izleyerek yaptılar. "Sevdaya 50 Şehir Uzakta" sloganıyla deplasmanlarda onların da pankartlarını göreceğiz. 


1 Kasım 2014

Elazığspor:2-Adana Demirspor :1

Ünal Karaman'ın önemli kadro değişiklikleriyle başladığımız maç, tam bir hayalkırıklığına dönüştü. 10 kişi kalan rakibe karşı gerekli mücadeleyi göstermedik. 70 dk eksik oynayan sanki Elazığ değil de bizdik. İkinci yarıda tek bir net pozisyonumuz yok. Ünal Hoca kafasındaki sistemi futbolculara anlatamamış ya da iyi çalıştırmamış.

Hurşut ilk kez ilk 11 'de çıktı, şansını hiç iyi kullanamadı. Birileri Hurşut'a buranın emeklilik yeri olmadığını söylesin. Cumali yine kart görerek takıma zarar verdi. Kalede Tolga güven vermedi. Rakibin ilk golü yine orta sahada kaptırdığımız golden yedik. Ali Tandoğan beklediğimiz kaliteli ortalarını yapamadı. Tayfur iki haftalık özlemi gideremedi. Takım olarak kötüydük ve bu kez hakem hatalarına dem vurmadan Ünal hocanın bu sonuçların açıklamasını yapmalı.

İlk 4 hafta 10 puanalan takım, dişli rakiplerle oynadığımız ikinci 4 haftada 1 puan alabildik. Deplasamanda takımı yalnız bırakmayan taraftarın boynu bükük.

29 Ekim 2014

Yaşanacak Bir Cumhuriyet

Tersanelerde, madenlerde, inşaatlarda, sokaklarda ölümün kol gezdiği bir memleket değil yaşamın güzelleştiği, el birliğiyle güçlendiği, korkunun değil yaşama sevincinin hakim olduğu bir ülke olmak dileğiyle, Cumhuriyet'in 91. Yılı kutlu olsun.

28 Ekim 2014

Yeni Bir Üç Maçlık Bölüme Girerken

İlk haftaların görece kağıt üzerinde zayıf ekiplerine takılmadık. Daha sonraki üç haftanın daha sert geçeceğini de tahmin edebiliyorduk. Hakem hatalarını bir kenara bırakırsak Adanaspor maçının tamamında ve Antalya maçının ilk yarısında kötü futbol oynadığımızı söyleyebiliriz. Aslında kötüden çok isteksiz diyelim. Adanaspor maçının fazla motivasyondan olduğunu, ya da Adanasporu'ların olası bir hezimetten çekinip ekstra konsantrasyonla oynadıklarını da ileri sürebiliriz.

Hakem hatalarının fazlalaşmasının, takımda "biz ne kadar çabalasak da birileri düğmeye basmış" psikolojisi yaratmasından çekiniyorum. Bizim taraftar olarak ilk müracaat ettiğimiz senaryolar bunlar oluyor ama futbolcunun da bu düşüncede olmaması lazım. Taraftar olarak "yahu arkadaşlar siz de oynamadınız ama" dememiz gerekli bazı noktalarda. Bunun bir ayarı var ve bu ayarı yakalamalıyız.

Ünal hocanın elinde iyi hücumcular var ama arkadaki ekipte istediği verimi henüz alamadığını düşünüyorum. Orada bazen performanstan, bazen taktik gereği, bazen de mecburiyetten çeşitli ikililer deniyor. En son olarak Hakan - Alaattin ikilisi ilk defa ilk 11'de yoktu. Hoca ideali bulacaktır muhakkak. Defansta da arayışlar var bir yandan. Eğer sakatlığı vs. yoksa Fazlı'yı da kazanması gerekir hocanın.

Son üç hafta direk şampiyonluk adayı takımlarla ve derbi ile geçti. Şimdi nispeten asıl rakiplerimizle oynayacağımız bir periyoda giriyoruz. Puan tablosunun görüntüsü de bunu doğrular şekilde görünüyor. İdari bakımdan çok kötü durumda olan ama son beş maçta mağlup olmamış bir Elazığ ile deplasmanda karşılaşacağız. Bu beş maçın ikisini kazanmışlar ve bunlar da iç saha maçları. Sonraki hafta Karşıyaka'yı ağırlayıp arkasından Şanlıurfa'ya gideceğiz. İki ekip de başaltı diyebileceğimiz ve playoff kovalayabilecek potansiyeldeki takımlar. Ayrıca kağıt üzerinde bizimkine benzer bir performans göstermiş görünüyorlar. Dolayısı ile playoff düşüncemiz varsa muhakkak kazanmamız, ya da en kötü ihtimalle kaybetmememiz gereken maçlara giriyoruz diyebiliriz.

Bu üç haftayı iyi atlatırsak buradan kazanacağımız puanlar ve özgüvenle puan tablosunda "şimdilik" daha aşağıdaki takımların karşısına çıkacağız.

Bizim için kolay maç yok, bunun bilincindeyiz ancak "şampiyon" en nihayetinde zoru başaranlara verilen bir isim değil midir zaten?

25 Ekim 2014

Muhittin, Yunus, Onur

Altyapımızda yetişip kiralık olarak başka takımlarda olan oyuncularımızı göz ucuyla takip ediyoruz.  Onların başarılı olması bizi mutlu ediyor.

U18'den beri isimlerini gayet iyi bildiğimiz Muhittin Tümbül, Yunus Ünsal, Onur Gedikkaya 3.ligte 3. grupta forma giyiyor. Muhittin, busezon Orhangazispor'da, hafta içi oynanan Bayburt maçında takımının galibiyet golünu attı ve bu sezonki ikinci golü oldu. Yunus ve Onur ise Erzin Bld'de. Geçen yıl Ankara Demirspor'da ikinci yarı başarılı maçlar çıkaran Yunus bu sezon ilk maçlarda yedek soyunsa da son üç maçta ilk 11'de başladı, henüz golü yok. Ancak forma dağılımından anlaşıldığı kadarıyla forvet oynamıyor. Savunmada oynayan Onur ise 7 maçta iki kez ilk 11'de soyundu.

24 Ekim 2014

Adana Demirspor:1-Antalyaspor:1

Liderden 1 puan almak fena değil ama geçen 2 haftanın açığını kapatmaya yetmiyor. Aslında o maçları da beraberliğe bağlayabilirdik. Adana'da olduğumuz 3 haftada 1 puan toplamda kötü. Bunu deplasman galibiyetiyle kapatmak zorundayız. Beraberliği Mulenga ile kurtardık, 3. golünü attı.  Ünal hoca devreye iki değişiklikle başladı. Kadronun tam oturmadığı ve arayışların devam ettiği ortada. Bu en önemli sıkıntımız.

1-0 Olsun Bizim Olsun

Bu sezonun ilk cuma maçına, kendi sahamızda Antalyaspor karşısında çıkıyoruz. Futbolcular açısından nasıl bilmiyorum ama cuma maçlarına taraftarın konsantre olması oldukça zor diye düşünüyorum. Geçen iki haftaki "müdahaleli" mağlubiyetler ve şu anda lider olan takımla karşılaşmak tabii ki bu konsantrasyonu zorlaştırıyor. Yine de Antalya'nın fikstür avantajıyla, şu anda son üç sıradaki takımla ilk haftalarda karşılaşmış olması önemli bir detay. Yine son üç maçta Antalya'nın rakiplerinin kırmızı kartla eksik kalması başka bir detay. Demirspor genelde böyle kötü zamanlarda alt sıradaki takımlara mağlup olurken liderleri zorlamayı sever. Bu açıdan moralimizi yüksek tutabiliriz.

Geçen hafta Tayfun'un eksikliğini önemli derecede hissettik, bu hafta da yok oyuncumuz. Sakatlanan Beykan geçen hafta geri dönmüştü. İlk haftalardaki iyi oyunu yakalamak için bir şans olabilir. Daha önce yazdığımızı gibi Hurşut, Cumali, Hakan, Alaattin'in performansını yukarı taşımaması bizim için sıkıntı.

Rakip geçen sene Süper Lig'den düşen kadroyu önemli derecede değiştirdi ve yine iddialı bir kadro kurdu. Antalyaspor'la geçen sezon öncesi iki hazırlık maçı ve 2007'de gruplara kaldığımız süreçte kupa mücadelesi dışında, 10 yıl sonra bir lig maçında karşılaşıyoruz. Ligte en son 2004'te karşılaşmıştık. 2. lige düştüğümüz sezon son maçta Antalya'da 1-0 kazanmıştık; işe yaramayan bir galibiyet olmuştu. 1994'te o zamanki adıyla 1.lig, şimdiki adıyla Süper Lig'te oynadığımız son sene, sezonun ilk maçını da Antalya ile oynayıp 1-0 kazanarak kötü biten sezona iyi başlamıştık. İlginçtir, Antalyaspor karşısındaki 6 lig galibiyetimizi de 1-0'lık sonuçlarla almışız. (http://www.mackolik.com/Comparison/AllMatches.aspx?id=1358090)

Bugün de 1-0 olsun, bizim olsun.

19 Ekim 2014

Adanaspor:2-Adana Demirspor:1



Maçın başında penaltı, ikinci yarı başında çıkan toptan gol... Hakemin yerinde müdahaleleriyle gardı düşen Demirspor maçı çevirmek için yeterli eforu gösteremedi. 

Takımın özellikle ikinci yarı ne oynadığı belli değildi. Topu ileri iyi taşıyamadık. Yine de Hüseyin sol çaprazda çok uygun pozisyonda o topu gol yapsa 1 puan alabilirdik. Maça sonradan giren Hurşut hiç katkı yapamadı, futboldan koptuğu belli. Attamah kimseni  beklemediği kadar kötüydü, ilk golün de asistini yaptı! Maç öncesi kişisel hata yapmazsak, demiştik ; inadına çok hata yaptık. Sağ tarafı Abdülkerim hiç savunamadı. Cumali ve Alaattin yine etkisizdi. Golümüzde Oğuzhan'ın güzel çalımı ve pası, Özgürcan'ın şutu tek iyi olayımızdı.

Ev sahibi rakip Adana derbisinde tribünü dolduramadı. Yenildik ve artık bundan sonrasına bakmak gerekli.


18 Ekim 2014

Derbi Öncesi #2

Derbi öncesi takımıza güveniyoruz. Kayseri maçındaki gibi bir hakem müdahalesi olmazsa kadromuz bu maçı kotaracak güçte. Tribünde bize verilen 2200 bilet, bilet sisteminin rezilliğine rağmen kısa sürede tükendi. Toplamda rakibinden 2 kat fazla passolig alan Demirsporlular açısından tribün hakimiyeti her zamanki gibi normal bir durum. Memlekette tribünü bitirme projesi olan passolige Demirsporlular zort çekiyor!

Sahada da bu hakimiyeti göstermemiz için, orta saha hakimiyetini kurmak gerekli. Hurşut, Cumali ve yeterli süre alsa da Alaattin ve Hakan henüz beklenen katkıyı yapmadı. Mulenga'yı iyi beslemek için bu oyuncuların performansı önemli. Savunmada kişisel hatalar yapmazsak, zaten az gol yediğimiz ortada.  Geçen iki sezonki maçlar bol gollü geçti. 1 galibiyetimiz ve 2beraberlik var. Bu 4 maçta da gol attık ama geçen yıllardaki hastalığımız kolay gol yemekti. Bu yıl bu konuda daha iyiyiz.

Kayseri maçını unutup, ligin ilk haftalarındaki performansımızla bu maçı alalım!

17 Ekim 2014

Mustafa...

Benim adaşım, doğdu! Bu ne güzel mutluluk...

Onur Biçer'in ikinci çocuğu dünyaya geldi. Allah ona ve Başak'a çocuklarıyla mutlu, huzurlu bir hayat nasip etsin.

Zor oldu, Mustafa çok zorladı onları. İnatçıydı, Mustafa çok inat etti.

Bu bebek henüz bilmiyor, zorlukları, inatları, sıkıntıları aşmasını bilen insanlara evlat geldiğini. Bunca kavga dövüş arasında mangallardan büyük yüreklerin arasına doğduğunu.

Öğrenecek.

Adana Demirspor'u öğreneceği gibi. Günü gelince kendisine, "al evlat, bu atkı, bu da pankart" deneceği gibi...



Koyu lacivert dünyamıza düşen masmavi noktacık, Mustafa'mız,
Hoşgeldin!



14 Ekim 2014

Adana Derbisi Öncesi

Adana Derbisi öncesi Şimşekler Grubu gerekli açıklamayı yaptı, memleket futbolunda her şey kötü giderken sorumluluk alarak stat yarı yarıya olsun, artık bir şeyleri değiştirelim dedi. Acaba güvenlikçi zihniyetin buna tahammülü yok tabii ki. Bugün alınan kararlara göre derbide 2200 Demirspor taraftarı olacak, TFF logolu passolig kartları da geçerli olmayacak. İsteklerini biliyoruz, tribünler boş kalırsa sorun çıkmaz diye düşünüyorlar. Onlar için en iyisi futbolun ölümü! Saha futbolu öldürdüler, şimdi sırada tribünler var...

5 Ekim 2014

Adana Demirspor:1-akpspor:2

Demirspor ilk mağlubiyetini hakem bozuntusu Ali Palabıyık'ın tetikçiliği sonucu aldı. Hükümetin resmi takımının kötü gidişi, bizi ancak 10 kişi bırakarak durdurulabildi. Futbola parti siyasetlerini karıştıranlar, stadlara "siyasi" pankartların asılmasını yasaklayıp futbolu güya özerk federasyonlarıyla yönetiyor. Hak yiyenin boğazında kalsın, futbolu bu hale getirenlere yazıklar olsun.