18 Temmuz 2018

Burs Duyurusu

Derneğimizin iftihar ettiği burs organizasyonumuzu bu sene de sonlandırmış bulunmaktayız. Olanca şeffaflık ile yürüttüğümüz organizasyonumuz bu eğitim-öğretim döneminde çok geniş bir kitleye ulaşarak bugüne kadar ki en yüksek aylık katkı miktarının havuzdan yönlendirilmesine imkan verdi. Derneğimiz ilk kez Ankara dışındaki Adana Demirsporluların da burs imkanından yararlanacağı bir politika izledi. Burs faaliyetimizin özet verileri aşağıda sunulmaktadır:
-Aylık toplam burs miktarı 2.200 TL
-Burs aktarım dönemi 7 ay (Kasım 2017-Mayıs 2018)
-Burs havuzuna katkıda bulunan kişi sayısı 39
-Burs imkanından yararlanan öğrenci sayısı 20
-Aylık burs miktarı 18 öğrenci için 100'er TL normal burs ve 2 öğrenci için 200'er TL prestij bursu
-Burs imkanından yararlanan Ankara'da okuyan öğrenci sayısı 14, Ankara dışı 4
-Dönem içinde Hasan ÇAKALCI kardeşimiz işe yerleşmek sureti ile mezun oldu, onun yerine başka bir öğrenciye destek olundu.

Hasan ÇAKALCI kardeşimizle gurur duyuyoruz. İş hayatında başarılar diliyoruz. 

Yeni eğitim-öğretim sezonuna ilişkin duyurumuz daha sonra yapılacaktır. Bize bu süreçte destek olan tüm eğitim gönüllülerine ve Demirspor sevdalılarına teşekkürü bir borç biliriz

Saygılarımızla, 

16 Temmuz 2018

Adana Demirspor'da Örgütlenme Sorunu

Demirspor taraftarı örgütlü, büyük bir kitle olarak yakın geçmişte çok büyük isler başardı. Hiçbir başarı görmeyen kuşaklar takımın adını ülke gündeminden bir an olsun indirmedi. Eşya piyangoları, açlık grevleri, yürüyüşler, protestolar, bagaj seyahatleri, isyanlar, el yapımı yürek boyalı pankartlar, taraftar turnuvaları, fanzinler, toplu kan bağışları ve Demirspor’un adını duyuracak nice etkinlik. 

Bunlar olurken Demirspor taraftarı birbiri ile daha çok konuşma ihtiyacı duyuyordu. Birbirinden hazzetmediği durumlarda dahi birbirinin sevdasını sorgulamıyordu, emeğe saygı duyuluyordu. Örgütlü gücümüz tribün, bu şekilde gururumuz oldu. Bu şekilde “biz” diyebiliyoruz. 

Ancak sosyal medyanın dejenerasyonu ile üzülerek görüyoruz ki; “biz” algısı hızla yerle bir oluyor. Kaybeden Demirspor olacak göremiyoruz. Demirspor’un büyük örgütlü güçleri adına -onların bilgi ve yönlendirmesi olmadığına da inanıyoruz- dev söylemler, tehditler, sahiplik vurgulamaları, diğerlerini yok sayan üstten bakışlarla karşılaşıyoruz. Halkın takımı kavramının içinden halkı giderek çıkarıyoruz. “Demirspor’u seven kim varsa ona ulaşmalıyız” noktasından “Demirspor’u neredeyse bir tek biz severiz, biz yönlendiririz, biz düşünürüz” noktasına paraşütsüz düşüyoruz. 

Oysa Demirspor taraftarının unutmaması gereken bir şey var. Demirspor taraftarı onca çileyi karşılıksız, bedelsiz çekti ama Adana bunun bedelini, haklı sahiplerine ödedi, ödüyor. Haklı çabalar haklı meyveleri veriyor, karşılıksızlık söz konusu değil diğer bir ifade ile. Adana Demirspor’un örgütlü kitleleri Adana’da bir itibar elde ettiler mücadeleleri ile. Kentin ileri gelenleri karşısında, yanında bir koltuk, bir müzakere oyuncusu oluverdiler. Bireysel olarak elde edilemeyecek şeyler mücadele mukabilinde alındı ve olağanlaştı. “Onlar kim ki” anlayışından “onlara da soralım” anlayışına geçildi. 

Karşılıksız sevgi örgütlü kitleler için bir karşılık doğurdu, artık bunun bir karşılığı var. Kongrede, kent konseylerinde, yönetsel konularda bir karşılığı var bunun. Bu karşılığı artık kabullenmek ve unutmamak gerekir. 

Öte yandan süreç içinde birey olarak sevdasını yaşayanlar bu masalarda ne bir yer edindi ne de edinme gereği hissetti. Bugün bir örgütlü yapının parçası olmayı tercih etmemiş olmak ötekileştirilme gerekçesi oldu ise bunu asla ve asla kabul etmiyoruz. Bunun örgütlü gruplar tarafından da benimsenmiş olduğuna inanmıyoruz, inanmak istemiyoruz. Bireyler tenkitleri dolayısı ile tenkit görüyor ve Demirsporlulukları değil sadece, canları da sorgulanıyor. 

Peki Demirspor 20 sene önceki halinden daha iyi bir yerde mi? Borcumuz daha mı yönetilebilir? İşte arzulanan kişiler bunlar, dediğimiz kişiler mi geliyor camiamıza? O forma kutsaldır nasip olmaz herkese derdik, kimlere nasip olmadı ki!!! Peki altyapımız Adana’nın çocuklarını Türkiye’ye mi taşıyor? Son oyuncu satışından gelirimiz ne zaman? Demirspor’un kapısından bir daha giremez denilenler yahut da girmemesi gerekenler kaç kez girdi o kapılardan? 

Bu soruların yanıtları hepimizin malumu ise eleştirenler eleştirmekte o kadar haksız olmayabilirler mi? Korkmakta haklı olabilirler mi? Neden bu basit empatiyi dahi yapmıyoruz? Kaldı ki; bireysel Demirsporluların geneli tahmin ettiğimizden daha da olgun bir şekilde örgütlü kitlenin attığı cesur ama rahatsız edici adımı anladı, izledi, sağ duyulu davrandı ve empati yaptı. 

Evet son kongrede Adana’nın örgütlü güçleri büyük bir hamle yaptı. Cesur bir hamle idi bu. Demirspor’u bataklığından çıkarabilecek bir hamle. Bu örgütlü güçler bunun sorumluluğunu da üstleniyorlar haklı olarak. Yine haklı olarak bataklığa gömülürsek de sorumlusu olacaklarının farkındalar. Peki bataklığa gömülürsek sadece örgütlü kitlenin Demirspor’u mu yok olacak? Bireylerin Demirspor’u yaşamaya devam mı edecek? 

Aynı gemideyiz dostlar, batarsak birlikte batacağız, çıkarsak birlikte. Ancak biz birbirimize ölüm fermanları düzenlemek ile meşgulüz. Hakkında ferman düzenlediklerimiz Demirspor’un -sevin ya da sevmeyin- büyük emektarları. Ama isim önemli değil. Bireysel küçücük bir seyirci olursa, örgütsüz emektar olursa ölmeli mi? 

Biz çok büyük bir örgüttük. Bu örgüte dahil olmayanlar dahi örgüte laf ettirmez idi. Atar atar yar başında tutardı. Bizi halk yapan da bu idi. Bu olguyu sosyal medyaya kurban etmek intihar olur. 

Son olarak birkaç şey sormak istiyoruz: Yönetimimizi desteklemek hepimizin görevi. Çünkü çok büyük bir şans geldi kapımıza. Peki ya yönetim büyük sözleşmeler yapıp, büyük yükler altına girip, büyük taahhütlerini yerine getiremez ise ne olacak? Gerçekten hiç korkmuyor musunuz? Süreçten korkmamak mı gerekiyor? 

Sedat Sözlü yönetimi temlik koymayacağını söylediğinde, taraftar sabır dedikten sonra gelen temlikler, artan değil katlanan borçlar size de bir çağrışım yapmıyor mu? Korkmuyor musunuz gerçekten? 

Biz ilave bir şeyden daha korkuyoruz. Ya yönetim taahhütlerini yerine getiremezse veya getiremeyeceğini anladığında kendisine gelen eleştirileri bahane olarak kullanıp çekip giderse, dur arkadaş nereye böyle, diyecek mekanizma var mı? 

Sabredeceğiz tabi. Kırmayacağız yönetimi. Destekleyeceğiz tabi. Ama koşulsuz destek büyük hata olur. Temkinli destek ilacımız olmalıdır. Koşulsuz destek inancı ile kendi sevdalılarımızı linç etmek ise çok daha büyük hata olur. İhtiyacımız olan şey sadece sevgi. Linç girişimlerini kınıyoruz. 

Gerekirse gönüllü, ücretsiz avukatlık desteği vermeye hazır olduğumuzu bildirmek isteriz. Demirspor’un örgütlü kitlelerini de buna engel olmaya davet ediyoruz.

Saygılarımızla

4 Temmuz 2018

Adana Demirspor'un Yeni Yönetimine Dair Açıklama

Adana Demirsporumuz olağan yönetim krizlerinden üst üste ikinci kez güçlü bir yönetim çıkarmayı başarmıştır. İlkinde hepimizin malumu olduğu üzere şehrin ileri gelenlerinin desteğini açıkladığı yönetim kendi içinde bütünlük sağlayamayarak seçim sonrasında yarattığı heyecanı ileri götürememiş ve bir hüsranın kapısından dönülmüştür. 

Oluşan bu dalga bu kez daha da büyümüş ve kentimiz sınırlarını aşan güçte bir yönetim teşkili ile sonuçlanmıştır. Aday olma cesareti gösterenlere teşekkürler. 

Ancak daha bugünden şunu tekrar tekrar söylemek şart: 

Adana Demirspor’un sadece paraya ihtiyacı yok. Yaşadıklarımız, tecrübelerimiz yönetim işinin sırf para ile ilgili olmadığı yönünde. Doğru kararlar almak, iyi yönetmek için yeni yönetimin yapması gerekenler belli. Umarım başarılı olurlar. Başarılı oluruz. 

Bu süreçte hızla camiadaki küskünlüklerin ortadan kaldırılması, kenetlenme, önce borçların azaltılması ve altyapıya önem veren bir kurumsallaşma, sonra kent olarak omuz omuza şampiyonluk yolunda yürünmelidir. 

Camia olarak önümüzde çok güzel işler yapma potansiyeli ve erki olan bir yönetim var. Büyük bir dalga ile geldiler. Süreci hassas ve dikkatli yürütmez isek büyük dalganın büyük yıkım da doğurabileceğini unutmamalıyız. 

Efsane yönetimler ile yok eden yönetimler arasındaki fark kimi zaman bir Playoff finalindeki kaçan penaltı kadar az olabilmektedir. 

Bu nedenle bu dönemde ve sonrasında hep destek değil, kontrollü destek; yapıcı eleştirel destek yöntemi ile Başkan ve üyelere yardımcı olmalıyız. 

Ayrıca son kongre sürecini unutmamalıyız. Bugün Demirspor yönetimine bir talip de çıkmayabilir ve çok büyük bir kaosun içinde de olabilirdik. 

Bu kongre Demirspor’un son şansı olabilir. 

Bu gerçeği hiç unutmadan, halkın takımı olmaktan kopmamak, özünü yitirmemek adına yönetim ne kadar güçlü olursa olsun üye olmaya devam edilmelidir. Kimse kalmadığında o kadar çok kongre üyemiz olmalıdır ki; "taraftar var" diyebilelim. 

Bu vesile ile yönetimimizi tebrik ediyoruz. Camiayı diriltip tarihe geçmek, her şey çok dipte olduğu için çok ama çok kolay. 

Kendilerinden kolayı başarmalarını bekliyoruz. Biz her daim gücümüz yettiği ölçüde mavinin yanındayız. 

Saygılarımızla

12 Haziran 2018

Kongre Süreci Sorularına yanıtlarımız

Sevgili Demirsporlular elimizden geldiğince sorulara yanıt vermeye çalışacağız. 

-Sponsorlar gizli kalsa da projeler açıklanabilirdi demiş bir takipçimiz. 

*Biz yönetime aday olamadık. Üyeliğe adayız diye proje saymak, bunu açıklamak yönetim görüşmeleri açısından bir fayda sağlamazdı. Malum sosyal medya çok yıpratıcı. Yıpranacak zamanımız yoktu. Ancak bu projeleri Demirspor’un çıkarları için her daim kullanacağız, kullandıracağız, teşekkür ederiz. Bakın bu yazdıklarımız üzerinden dahi bizi yıpratmaya çalışanlar olacaktır. Sağlık olsun, var olsunlar. 

-Bu gelenekten gelenlere nasıl güvendiniz, güvenilmeyeceğini bilemediniz mi tarzında yorumlar var. 

*Güvendiğimizi söylemedik. Onlar da bize güvenmediler esasen. Aksine ilk toplantıda ricamız projelerin baltalanmaması taahhüdü oldu ve sponsorluk aktarımlarının projelerin yürüme hızı ile doğrudan ilişkili olduğunu ilettik. Her fırsatta bize alan bırakılmaz ise bizden maddi manevi fayda göremezsiniz dedik. Yolun çetrefilli olduğunu biliyorduk kısacası. 

-Sistemin kişileri ile bir olup sistemi değiştirmek imkansızdır, eleştirisi var. 

*Aslında bu eleştiri en yoğun gelen eleştiri. Bizim mantığımızın dayanakları şöyle idi. Bu sene Demirspor’un son senesidir. Bu yönetim anlayışı ile 

a) küme düşülür ve borçlar çevrilemez hale gelir. 
b) küme düşülmese de borçlar kritik eşik olan 40 milyonu aşar ve çevrilemez hale gelir, bir sonraki sene düşülür. 

Bu gerekçeler ile mutlaka ama mutlaka bir şey yapmak gerektiğine, onu da hemen bugün yapmak gerektiğine inandık. Peki bugün bir şeyler yapmak nasıl olacaktı? Halk takımına onca rezil geçen bir seneye karşın kongrede sahip çıkmadı. Yani insanlar bağımsız adaylara senin gelip gelmemeni önemsemiyoruz dediler. Aksini söyleseler kongre üyesi olurlardı. 

İkinci seçenek bağımsız denetim için liste vermek idi. Ancak aynı gerekçeler ile bu da mümkün değildi. Hatta bu kongrede Genç Adana Demirsporlular Derneği denetim için liste verdi, olanları anlatalım. Divan yetkililerinden biri bize “onlara rica ettik, yoklar” dedi. Gözlerimiz Emrah’ı aradı, adam liste veriyor adaylara. Aldık ondan bir tane pusula. Sonra bu kez divan yetkilisi dedi ki; “pusulayı siz almıyorsunuz, biz zarfın kapağının arasına koyup size veriyoruz”. O esnada imzayı attık, zarfı aldık, odaya geçtik, baktık ki; denetim listesi çıkarılmış. Odada kağıt yığınlarından bir tane bulduk denetim listesi. Bu kez kalem aradık. Kalem de yoktu diğer listeleri çizmek için. Anlayacağınız denetim de istenmiyordu. 

Üçüncü yol ve tek yol yönetime girmekti. Bunu denedik biz de. Kendimizi ve projelerimizi anlattık. Neden talip olduğumuzu. Matematiğini. Aslına bakarsanız bir test sorusu attık ortaya. Bizi geri çevirmenin derin anlamlarını içeren bir test sorusu. Bundan sonrası zaten malumunuz. 

-Bir okuyucumuz taraftarın yüzde 95’i okumaz demiş. 

*Biz okuyanlar ile ilerlemek zorundayız. Çare okuyan, üreten, çalışan bir camia. 

-Nilay hanım ile ortak hareket konsusu.

*Nilay Hanım değerli bir arkadaşımız. Kendisi ile anlaşamadığımız noktalar olduğu için ayrı düşmedik tam olarak. Bağımsız adaylığı bu kongre döneminde halk benimsemedi, mevcut sistem devam etsin dedi. Tüm çağrılara rağmen gitmedi, üye olmadı. O kapı açık değildi. Kongre de bunun sonucudur zaten. 

*“Bunların amacı Demirspor mu?” diye bir soru gelmiş. 

-Bir test sorusu koymuştuk ortaya :) Yanıtı uygulamasında saklı. 

*Titanik üzerinden çok güzel bir örnek vermiş bir okuyucumuz.

-Titanik batıyordu. Hızla da halen batıyor. Keman çalmak için değil onarmak için denedik. Zaten ortaya koyduğumuz ürünler de esasen enstrüman değil onarıcı ürünler idi. 

*Mevcut yönetim listesinde olsak nasıl bir yol izleyecektik? 

-İlk hedefimiz sözleşme hukuku çerçevesinde futbolcu sözleşmelerini incelemek idi. İkinci olarak UYAP üzerinden ADS’nin tüm hukuk davalarının dökümünü alacaktık. Üçüncü iş olarak bir faaliyet raporu hazırlanması çalışması yapacaktık. Bunlarla eş anlı olarak sponsorları kentimizde ağırlayacak, kalıcı gelir için sözleşme imzalayacak ve proje için ekip oluşturacaktık. Bunlar çok uzun soluklu işler, yazmak kadar kolay değil gerçi. Bir diğer hedefimiz de taraftarına ulaşan ve veri tabanı olan bir kulüp yaratmak için çalışmak idi. 

Sevgili arkadaşlar, abiler, kardeşler. Hepimizin bir mücadele ve isyan içinde olduğu dönemler yaşıyoruz. Birbirimizi kırdıysak bizden yana affola. Son isteyeceğimiz şey kalp kırmak. 

Saygı ve sevgiler

Mustafa UÇAR-Onur BİÇER

11 Haziran 2018

Kongre Sürecine Dair Açıklamalarımız

Sevgili Adana Demirsporlular,

Her şeyden önce Ankara Tayfası olarak sürdürdüğümüz taraftarlık serüvenimize geçtiğimiz yıl dernekleşerek Lokomotif Gençlik ve Spor Kulübü Derneği olarak devam ettiğimizi hatırlatmak isteriz. Bunun nedenleri arasında en önemlileri örgütlü, yasal, hesap verebilir bir yapıya geçmek istememiz sayılabilir. Ayrıca sürdürdüğümüz faaliyetlerimizin boyutları arttıkça kendimizi ifade etmede dernekleşmenin önemini anladık. Bu konuyu ileride aktaracağımız süreç için önemli olduğunu düşündüğümüz için belirtme ihtiyacı duyduk.

Bilindiği üzere 2016-2017 sezonu sonunda Nilay hanımın listesinde yönetime talip olduk. Bu süreç Adana Demirspor’daki hayallerimizin ufkunu genişletmiştir. Bu genişlemeye paralel olarak 2017-2018 sezonu sonunda gerçekleşecek olağan kongreye yönelik kendi bünyemizde çalışmalara Giresun maçının hemen sonrasında başladık. Yiğitcan’ın tribüne gelmesi sonrasında açıkladıkları yönetimin anlayışının değişmeyeceğini ve emekçilerin hakkının verilmeyeceğini net bir şekilde ortaya koymuştu.

Çalışmalar sürecinde bir şeyin farkında olduk. Bir kısım Demirsporlu bunun farkında değildi. Düşersek bu sezon düşmezsek önümüzdeki sezon bizim son senemiz olabilirdi. Matematik bunu söylüyordu. Sedat Sözlü döneminde kendi söylemi ile borç 13 milyondan 28 milyona, sonraki dönemde de 28 milyondan 36 milyona çıkmıştı. Bunun anlamı yılda net 10 milyon TL geliri olan bir takımı artık temlik koyarak dahi yaşatmak imkansız hale geliyordu. Çünkü borç 13 milyon iken paranızı kabaca 1,3 yılda, 36 milyon iken 3,6 yılda geri alırsınız.

Bu da temlik karşılığı dahi yönetim bulmayı zorlaştırır. Ayrıca son yönetim döneminde kulübe en az 32 milyon TL girmiş olmasına karşın futbolcuların sadece maç başları ödenmişti. Yani bir sonraki sezon aynı mantık ile yönetim bulunsa dahi borç en az 42 milyon olacaktı. Takım küme düşerse yeniden başlarız diyebileceğimiz ucuz futbol dönemlerini yaşamıyoruz.

Bu hesapları yaptık ve kararımızı verdik: Yönetimi almalıyız, yönetimde olmalıyız, yönetimde olacaksak da muhasebeci gibi değil yetkili ve etkili aktörler olmalıyız.

Demirspor’un bağlı olduğu zinciri kırmanın yolu sponsorluk ve kalıcı gelirdir. Çünkü bugünden yarına futbolcu satan bir yapıya ulaşamazsınız. Sponsorluk aramaya başladık. Kendimizi de deneme fırsatı bulduk bu arada. Ve hayalimizin almayacağı yerlere ulaştık. Çok fazla reddedildik, çok dertlendik Demirspor gidiyor diye. Yine de pes etmedik. İki ret sebebi vardı, birincisi yetkisizdik, ikincisi tanınmıyorduk. Yetkisizlik sorununu aşamazdık ama tanınma sorununu bir anket yaptırarak aşmak zorunda kaldık. Anketi çeşitli sebeplerle 6 saatle sınırlı tuttuk ama kamuoyunun desteğinden emindik, bu sayede sponsorlara veri ile gittik. “Bakın kamuoyu bizden yana” dedik. Sonrasında da 2,5 milyon TL sponsorluk bulduk. Bunların 1,5 milyon TL’lik kısmı iki sponsorluktan oluşuyordu ve Ağustos başından itibaren kulübe gelecekti. 1 milyon TL’lik bir sponsorluk kaleminin ise ekim ayından itibaren girişi bekleniyordu.

Sonrasında çok büyük finans kurumları ile, market ağları ile, eğitim kurumları ile en üst düzey yöneticilerin katıldığı toplantılar yaptık. En az yıllık 5 milyon TL getirebilecek kalıcı gelir projeleri ürettik.

Yine bankalarla görüşüp kredi ihtimallerini değerlendirdik. 20 Milyon TL kredi ve ek olarak karşılıksız sponsorluk verecek üç banka ile görüşmeleri tamamladık. Ancak bu yöntemin mali açıdan çok ama çok riskli olacağını düşünerek kredi projesini rafa kaldırdık.

Sonuç olarak Ankara Tayfası, yani Lokomotif Gençlik Derneği, yani Adana Demirspor taraftarı Adana Demirspor’a bir yılda en az 7,5 milyon TL karşılıksız, temliksiz gelir yaratacak bir projeksiyon oluşturdu. Ancak Demirspor’un para kadar önemli sorunu ve belki daha önemli sorunu acil sıcak paraydı. Bir yıl içinde gelecek 7,5 milyon TL’nin haziran sonuna kadar kaybedeceğimiz futbolculara, parasını alamamış emekçilere, transfer peşinatlarına, kamp giderlerine hiç katkısı olmayacaktı. Hep aynı şey oluyordu, okyanusu geçip derede boğuluyorduk. İşte bu dere bizi ADS yönetimi adaylığımızdan alıkoydu. Aslında gördük ki zaten bu kongre yapısı ile yönetimi almanın imkanı yoktur. Yine de bu Demirspor yönetiminde olamayız demek değildi. Bu noktada Demirspor’un faydasını ön planda tuttuk. Uygulamalarını, hatalarını sadece sanaldan değil, yüzlerine karşı da eleştirdiğimiz insanlara fikirlerimizi aktardık, bizlere inanmalarının önemini anlattık. Yapısal bir dönüşümden geçmemiz gerekiyor. Bunun bir anda olamayacağını fark ettik, bunun yanında sürecin mutlak surette kurumsallıktan geçmesi gerektiğinin altını çizdik.

Yapılması gerekenleri sistemin içinde yetkili olarak yapmanın şu anki koşullar için şart olduğu sonucuna ulaştık. Yönetimde olabilmek için de maddi gücümüze ve Adana’nın kritik karar vericilerine önemli referanslar ile ulaşmış olmamıza güvendik. Ne kadar muhalif olursak olalım, karşımızdakilerin bizleri dikkate aldığını ve düşüncelerimize değer verdiğini gördük. Görüşmelerimiz sonucunda yönetimde olmamız gerektiğini, ancak amacımızın koltuk ve unvan olmadığını, bunun aktarımların gerçekleşmesinin bir şartı olduğunu ve kalıcı gelir projelerimizin desteklenmesi sözü karşılığında kurulacak yönetimlerde görev alabileceğimizi bildirdik. Bunun aynısını geçtiğimiz seçimde de yapmış ve artık yönetimlerde yer alıp Adana Demirspor’a hizmet etmek istediğimizi söylemiştik. Bu yıl da benzer bir şekilde hareket ettik diyebiliriz. 

Aziz Kaya beyin başkanlık konusundaki çalışmalarında aktif bir rol almadan, getirdiklerimizi ve getireceklerimizi konuşarak, sadece Adana Demirspor’a ilişkin büyük hayallerimizi anlatarak bir liste sürecinin içerisinde yer aldık. Aslında kendimizi tanıtmamız ve kendimize inandırmamız gerekenler haricinde kimse ile görüşmedik. Şurayı atlamamak gerekiyor ki sponsorluk gibi hassas bir konuda birisinin çıkıp bu meblağları engelleme ihtimali olabilirdi. Çünkü burası Adana Demirspor ve burada her şey mümkündür, tecrübeyle sabittir. Bu uğurda sürekli görüştüğümüz, sevdiğimiz, saydığımız abi ve kardeşlerimizi hatta ailelerimizi bilgilendirmedik, onları sürecimizin dışında tuttuk.

Listelerin teslimi esnasında Kazım beyin verdiği listede yer bulduk. Burada bir yanlış anlaşılmanın önüne geçmek gerekir: Liste Kazım beyin yaptığı bir liste değildir, esasında yine bir konsensüs listesidir. Nakit akışında sıkıntı yaşanmayacağı, takımı lige sokabileceği ve bize çalışma alanı yaratacağı düşünülen bir listedir. Şahsi beklentimiz Kazım bey ve Aziz beyin listelerinin birleşeceği yönündeydi.

Kongre günü sabahına kadar Aziz bey adaylıktan çekildi ve aday olarak sadece Nilay hanım ile Kazım bey kaldı. Kongre salonunda Kazım beyin divana verdiği listede yer almadığımızı gördük, kongre öncesinde bize bu yönde bir bilgilendirme yapılmamıştı. Daha önceki listedeki isimlere nasıl müdahalemiz olmadıysa bu listeye de olmamıştır. Sonuç olarak bizim amacımız kulübe getireceğimiz sponsorluğun doğru kullanımını sağlamak ve Adana Demirspor’un esaretini sonlandıracak kalıcı gelir projelerini gerçekleştirmekti. Şu anki yönetimde yer almamamız ile ilgili tercih bize ait değildir.

Kazım bey özelinde objektif olarak şunu diyebiliriz ki, kendisi fikirlerimizi önemli bulmuş ve projelerin uygulanması konusunda güvence vermiştir. Sadece Kazım bey değil, Adana’da görüştüğümüz etkili diğer merciler de bizi çalışmalarımız konusunda yüreklendirmiştir. Yönetimde olduğumuz zaman sahip olacağımız sıfatın kendi becerilerimiz ile birleşiminin daha verimli sonuçlara ulaşabileceğini düşündük. Ayrıca bizi hala tanımayanlar, nefret ve yıkım dilini kullanmadığımızı, olumlu ve yapıcı bir eleştiri yolu kullandığımızı bilmezler. Dolayısı ile içinde olmadığımız bu yönetimde veya çalışmalarımızda vardığımız olumsuz sonuçlara takılmadan hayallerimizdeki Demirspor mücadelemize devam edeceğiz.

Burada şu sorulabilir: Nilay hanımla da görüştük mü? Hayır görüşmedik. Kendisine saygı duyuyoruz. Ancak aramızda önceki kongre döneminden kalan problemlerimiz vardı. Bunları aşamamıştık. Ayrıca Nilay hanım da bizler de kongre üyeliğinin önemini defalarca söylememize rağmen kongreye etki edecek bir çoğunluk bunu tercih etmedi. Bağımsız bir adayın kongreyi kazanma ihtimali yoktu. Mevcut sisteme karşıyız, bunun tıkandığını yıllardır söylüyoruz. Maddi gücümüz ve sadece imzaya kalan projelerimiz ile sistemin işleyecek şekilde değiştirilmesi imkanını kullanmak istedik.

Taraftar takımına sahada olduğu kadar salonda sahip çıkmadı. Bugünler yeni bir heyecanın camiayı sardığı günlerdir. Gönlümüzden geçen bu heyecanın geçici olmaması, gerçek hayatta güçlü bir karşılık bulmasıdır.

İşin sosyal medya kısmından da bahsetmek isteriz.

Kazım Bozan ismi iki gün üst üste Türkiye gündemi oluşturacak kadar tepki gördü. Bize güvenen, değer veren insanlar da bu kadar tepki çeken bir ismin yanında nasıl olacağımızı kabullenemediler. Çok doğaldır, elbette anlıyoruz.

Bizlerin bugüne kadar Demirspor aleyhine atılmış tek bir adımı yoktur. Bunları tekrar tekrar artık anlatmayalım. Bu oluşumu yargısız infaz ile;

-Yok hükmünde saymak
-Saksocu yapmak
-Uydurukçu saymak
-Kendini büyük görmek

Gibi şeylerle itham etmek sosyal medya vesilesi ile sahip olduğumuz gücün kontrolsüz kullanımı yüzünden. Hayatınızda hiç görmediğiniz insanları harcayabiliyorsunuz. Samimiyete güvenip özelimizi açıyoruz (belki de bu da bir hatadır) çocuğumuz hasta diyoruz, “geçmiş olsun zaten buradasın sonra konuşuruz” demek yerine “ileride karşınıza bu kongrede yaptıklarınız çıkacak” diyorsunuz. Yetmiyor “madem 5 gündür hasta, neden kongre için geldin” diyorsunuz.

Sevgili dostlar, bunlar da hor görülecek laflar olacak belki ama varsın hor görülsün, arabesk ilan edilsin: Hasta çocuklarımızı, sürekli Demirspor kahrını çekmek zorunda bıraktığımız eşlerimizi, bu yaşta olmamıza rağmen üzülmesinler diye yaşadıklarımızı anlatmadığımız anne-babalarımızı, karne gününü kaçırdığımız çocuklarımızı size söylememeliyiz. Çünkü kalplerimizi yitiriyoruz değil mi? Değil diyorsanız bugünden başlayarak önce dondurduğumuz kalplerimizi geri kazanalım. Herkes hayatından veriyor Demirspor için. Bunu biliyoruz. Çünkü bu Adana Demirspor, zor iştir bu takımı sevmek. Birbirimizin yarasını sarmalıyız, omzuna omuz vermeliyiz. Bu uğurda hatamız varsa bizi affedin ama sadece bize edilen laflar için değil bu yazdıklarımız. Küfürlere, tehditlere, tacizlere de dur demek için yazıyoruz.
 
Dünyanın en güçlü silahını, sosyal medyayı kullanın ama onun kalbinizi yok etmesine izin vermeyin.

Bizim öykümüz budur.

Sevgi ve muhabbetle.



9 Mayıs 2018

Bu Sezon Neler Oldu?

1. ligteki 6. sezonumuzu 41 puanla 13. sırada tamamladık. Ligteki en kötü ikinci sezonumuz oldu. İkinci kez düşmeye bu kadar yaklaştık.

(Önceki yılların puan-sıralama dağılımı şöyleydi: 36-14; 54-4; 56-4; 43-13; 51-7. Ortalama 48 puan.)

İlk yarıda 20 ikinci yarıda 21 puan topladık. Bunların 27'si içeride 14'ü dışarıda toplanılan puanlardı. En çok gol atan oyuncular 12 golle Tambe, 8 golle Mendy ve 7 golle Atabey oldu. Pote sonrası gözümüze girmekte zorlanan siyahi forvetlerimiz, atılan 44 golün 20'sinin sahibi oldu. Yedek başladığı sezonda yavaş yavaş ilk 11'e girmeye başlayan Atabey ise kaliteli bir oyuncu olduğunu gösterdi.

Sezon boyu ikinci haftadaki 2. liği saymazsak 4. haftadaki 6. ve 8. haftadaki 7. sıra, çıkabildiğimiz en üst noktaydı. İlk yarıda 3. ve 4. haftalarda Samsun ve Antep'i yenerek, ikinci yarıda ise 26. ve 27. haftalarda Denizli ve Giresun'u yenerek üst üste 2 kez kazanabildik; 3 maçlık seri yapamadık. İkinci yarıdaki bu iki galibiyet, toparlanmak ve kümede kalmak için en kritik puanlar olabilir. İkinci yarıda çok iyi başlayıp arka arkaya galibiyetler alan Denizli'yi ve deplasmanda Giresun'u yenebilmek, bu sezonun en büyük başarısıydı. Bu iki maçtan önce de İstanbul galibiyeti ve Eskişehir beraberlikleri ile 4 haftada 10 puan toplamak arka arkaya aldığımız en çok puan oldu. Son haftalara doğru yeniden korkulu rüya gördüğümüzde ise Altınordu galibiyeti ligte kalmamızı sağladı.

Sezona teknik direktörlükte Giray Bulak'la başlayıp, Ekim sonunda yollar ayrıldı. Geçici olarak koltuğu alan Gürcan Aday'dan sonra Kasım sonunda Timuçin Bayazıt geldi ve şubatta ayrıldı. İkinci yarıda Mustafa Uğur'la sezonu tamamladık. Bu istikrarsızlık sezon boyu toparlanmamızı engelleyen en önemli eksiklikti. Giray Bulak'la 10 hafta 14 puan, Mustafa Uğur'la 14 haftada 20 puan topladık.

Tabii ki bu sezon en büyük tartışma, yönetim tartışmasıydı. Demirspor'un bitmeyen travması... Bugüne kadar, belki Bekir Çınar hariç, hiç bir yönetimle taraftarın yıldızı barışmadı, yönetimde hep aynı isimler olunca aynı hatalar tekrarlandı. Sezon başında, farklı ve yeni bir ismin karşısında deneyim ve eskiden ders aldığı iddiasıyla başkanlık koltuğuna oturan Mehmet Gökoğlu, eski hataları tekrarlamakta gecikmedi.

Eski kadro tamamen değişti, bu ilk hataydı. Yeni kadroya belki çok para harcanmadı ama bu kez oyunculara paralar ödenmedi, geç ödendi, teknik direktöre istikrar sağlanamadı ,yönetimin içindeki isimlerden beklenen katkıyı alamadı ve tek adres olarak yine belediyenin kapısı çalındı. Belediyenin verdiği parayla herkes başkanlık yapar. Önemli olan başka ve yeni kaynaklar bulabilmek ve bu yönde planlar, projeler geliştirebilmekti. Hiçbiri yapılmadı. Genç siyahi forvetlerin geç açılması, hakem hataları, aleyhimize çalınan penaltılar yönetimin sığındığı mazeretlerdi Ancak forvetlerin de elde tutulamaması, Gökoğlu'nun planlarının başarısızlığını gösteriyor.

Futbolcuların birlik olup yönetime karşı açıklama yapması son yıllarda gördüğümüz en ilginç tepkilerden biriydi. Açıkçası bu sezon başta kaptan Yiğitcan olmak üzere futbolcuların gösterdiği dirayetli duruşla ayakta kaldık. Sahada teknik yetersizlikleri olsa da saha dışarıdaki bu tavırları ve takımı yarı yolda bırakmamaları taraftardan alkış topladı. Zaten o andan sonra kimsenin yönetimden bir ümidi kalmadı, tek umut teknik ekip ve futbolcuların göstereceği dirençti. O umut sayseinde ayakta kaldık.

Geçen sefer de yazdığım gibi artık yönetimde planları ve yeni bir vizyonu olan, yeni isimleri görme zamanı.


28 Nisan 2018

Yeni Şeyler Söyleme Zamanı

Çok zor geçen bir sezonun ardından son haftaya kalmadan ve kazanarak ligte kalmaya seviniyoruz. İki sezondur zor kurtarıyoruz, bu çekirge bir daha zor zıplar. Aynı isimler, salak saçma transferler, menajer oyunları, bitmeyen belediye palavraları ve bi ton lafazanlığın ötesine geçmek zorundayız. Seneye aynı şeylerle uğraşmamak için artık her şeyin baştan aşağı değişmesi lazım. Onu yapacak kapasite bizde, tribünde var.

Bu sene neredeyse hiç yazmadım ve twit atmadım bu meselelerle ilgili. Son bir kaç yıldır uzak kalsam da 10 seneyi aşkındır tribündeyiz ve bi o kadardır da kafa yorup yazıp çiziyoruz. Twitterda coşmadan önce buralarda coşuluyordu, o yüzden gaza gelen kitleye alışığız. O kitlenin gazını işe sürmek, laf değil bir şeyler üretmek gerekiyor. Bunun için de biraz durup beklemek...

Aynı konularda yazıp çizmek ve bitmeyen klişelere saplanıp kalmak oldukça yorucu ve yıpratıcı. Artık eskiye dair her seyi bir kenara koyup yeni şeyler söylemenin zamanı. Gelecek senenin planlarını ve laf değil iş üretecek yürekleri hemen öne çıkarmak gerekiyor.

20 Şubat 2018

Blogun 10. Yılı

Blogumuzun 10. yılı geride kalıyor.  demirgibiyiz.blogspot.com adresiyle başlayıp adanademirspor.net kısa yoluyla devam eden macera, 18.02.2008 günü vertumnus'un "hadi hayırlısı" temennisiyle başlamış aynı gün 4-1 yenildiğimiz Pendikspor maç yazısıyla gaza basılmıştı.

http://www.adanademirspor.net/2008/02/hadi-hayrls.html

http://www.adanademirspor.net/2008/02/adana-demirspor-pendikspor-1-4-170208.html

10 yılda pek çok konuda öncü olduk. Bir kere İlk Adana Demirspor bloguydu. Forumlardan farklı olarak kamuya açık, herkesin yorum yazabileceği ilk alandı. Facebook'un yeni yeni bilindiği, twitter'ın hiç bilinmediği dönemlerde, hızla gelişen internet mecrasında Ankara Tayfası blogu hızlıca cazibe merkezine dönüştü, pek çok kişinin yazıp çizmek istediği bir tribün, bir taraftar yuvası haline geldi. Kimi bağırmak kızmak istiyordu, kimi şarkılar söylemek, kimi de üzüntüsünü paylaşıp göz yaşı dökmek... Bu işlerin bir rehberi ya da kullanım kılavuzu yok. Elimizden geldiğince, kendi ilkelerimiz çerçevesinde bir şeyler yapmaya çalıştık. İlkeler demişken, tabii onlar da yolda düzüldü. Oturup konuşmalar, yaşananlar, beklentiler, gerçekler ve hayaller arasında bir denge kurulmaya çalışıldı. Kimsenin kişiselleştirmediği, kamusal bir dert tasa anlatma mekanı olarak korumaya çalıştık burayı. Öyle oldu ki, rahmetli Bekir Çınar bile yorumlarıyla katkı verdi; taraftarından yönetimine herkes günde bir kaç kez buraya bakar oldu, o konuda şu sorun hakkında ne yazılmış diye buraya bakmadan yorum yapılamaz oldu. Tabii bu süreçte pek çok kişiyi kızdırdık, hayalkırıklığına uğrattık; bizzat biz yazarlar da aynı şekilde yorulduk, sıkıldık, kızdık, küstük, ayrıldık vs. Kısacası Demirspor'a dair her şey10 yıl içinde bu mecrada yankı buldu.

Bugün normal hale gelen pek çok tartışma, mesele ya da kavramın fitili burada ateşlendi ya da yeniden hatırlatıldı. Muharrem Gülergin'in unutulan değerlerinin üstüne gittik; bu ismi yeniden canlandırdık elbirliğiyle; demir kanatlardan mali denkliğe, borçlardan altyapıya kadar o dönemler fısıltı halinde kalan konular daha gür sesle camianın gündemine taşındı. Şampiyonluktan ve başarıdan daha önce gelen değerlere dair hissiyatı ve düşünceleri olanlar burada buluştu. Eski Demirspor formalarından, başka Demirsporlara kadar mavi-lacivert kültürün alanını araştırdık, genişlettik. Bizi anlatan kendimizden bir şeyler bulduğumuz şarkılardan kitaplara şiirlere kadar alandan beslendik. Futbolun ve Demirsporun sadece sahada olmadığını; tribünden ve sokaklardan geldiğini ve beslendiğini hatırlattık. Yurtdışında Demirspor'u temsil ettik, kitap yayınladık, söyleşiler yaptık...

Farklı internet mecralarının popülerliği arttıkça blogun etkisi azalıyor haliyle. Bu etkiyi, Lokomotif Gençlik Derneği ile yeni bir alana taşıyoruz artık. Lokomotif dergisi, eski tür yayıncılığın bitmediğini hatırlatan yeni bir yol olarak önümüzde duruyor.

Çok sayıda yazar arkadaşla birlikte yaklaşık 3700 yazı yazıldı 10 yılda. Hepsine teşekkürler... Bu yazılardan bir seçki, bu yıl içinde bir kitap olarak da yayınlanacak.


21 Kasım 2017

Teşekkürler

Ankara Tayfası’nın geleceğe sağlam adımlarla yürüme gayesi ile hayata geçirdiğimiz derneğimizin açılışını 18.11.2017 tarihinde gerçekleştirdik. 

Açılışımızı bir çiçek bahçesine çeviren; 

Ankara Tayfası’nın kuruşundan beri desteklerini esirgemeyen eski başkanımız Sn. ADEM ATILGAN’a, fikri mücadelemizde yanımızda olan MAVİLACİVERT.COM ailesine, İstanbul’da Demirspor ruhunu yaşatan Sn. İSRAFİL DÖNMEZ ve ADANA DEMİRSPOR İSTANBUL GRUBU’na, Ankara’nın en güzel Adana kebabını yapan Sn. İSMAİL KAYAĞAN’a, promosyon ve reklamasyon konularında çözüm ortağımız Sn. ALPER OFLAZ – NEHİR PROMOSYON’a, Hukuki Mücadele Derneği Başkanı, hemşehrimiz Sn. Av. OĞUZHAN BUHUR’a, ENERJİSA PERSONELİ’ne çok teşekkür ederiz. 

Ayrıca Derneğimiz ile ilgili çalışmalarımızda bizi yüreklendiren, çalışma şevkimizi artıran, desteklerini bildiren; 

Adana Demirspor Kulübü Başkanı Sn. MEHMET GÖKOĞLU’na, kulüp eski başkanlarımız Sn. Selahattin AYDOĞDU, Sn. MUSTAFA TUNCEL ve Sn. SEDAT SÖZLÜ’ye, kulüp eski yöneticilerimiz Sn. YÜKSEL YAVUZ ve Sn. RAMAZAN ÇİMEN’e, efsane sporcularımız Sn. METİN GÖREN ve Sn. TUNCAY ŞENYÜZ’e, taraftar derneklerimiz ADANA DEMİRSPORLULAR DERNEĞİ ve ŞİMŞEKLER GRUBU’na, Sn. NİLAY ATEŞOĞULLARI’na teşekkür ederiz. 

Son ve büyük bir teşekkür ise gerek sosyal medyada, gerekse gerçek hayatta bizlerin yanında olan, destek mesajları atan, bizlere inanan, bizden beklentisi büyük olan, gerek burs gerekse diğer sosyal sorumluluk organizasyonlarımızda omuz veren BÜYÜK ADANA DEMİRSPOR TARAFTARI’na. Sizlerin desteği ile Adana Demirspor ismini en yukarıya taşıma hissimizi pekiştiriyoruz. Var olun! 

Lokomotif Gençlik istasyondan hareket etti. Daha çok mavi, daha çok lacivert için bu yolculukta bizimle olmaya devam edin!

9 Kasım 2017

Maviye Adanmış Hayatlar - 1

Bir süredir perşembe yazısı yayınlamamıştık. Lokomotif'in özverili üyelerinden Doğancan Eren kardeşimiz Demirspor'a ilişkin hislerini kaleme aldı. Bize de keyifle yayınlamak düştü.


Gönül sızım, yürek yaram... 

Evet Adana Demirspor benim için tam olarak böyle. Adana Demirspor ile ilkokulda sınıf arkadaşlarım sayesinde tanıştım. Bu sevginin hayatımı nasıl değiştireceğinin farkında değilmişim meğerse. Gün geçtikçe artan, çığ gibi büyüyen bir Demirspor sevgisi oluştu yıllar içerisinde. Geriye dönüp baktığımda ise bu sevginin nedeni çoğu insan için hiç bir anlam ifade etmeyecekti... Sportif olarak başarısız geçen onca seneler, alt liglerde uzun yıllardır deyim yerindeyse sürünmemiz, süper lige hasret geçen yıllar, kaos,kavga,dövüş... Bunlara rağmen amansızca artan bir Demirspor sevgisi. Bunca olumsuzluklara rağmen bu sevgiyi arttıran neydi? İşte bu sevgi; bazen bir pankart yazısında, bazen söylediğimiz marşlarda, bazen ise düşlediğimiz umut dolu gelecekte bulurdu kendisini. İşte bu yüzdendir ki biz kaybederken bile kazanabiliyoruz. Bazıları asla Yılmaz diyoruz, güzel günler göreceğiz diyoruz ve en önemlisi umut ediyoruz. Çünkü bir Demirsporlunun en büyük silahıdır umut. Umut ettikçe biz varız ve bir gün mutlaka kazanacağız. Dost ve düşman herkes bilsin ki mutlaka kazanacağız!

Böyle bir sevgiyle Ankara'da üniversite hayatıma başladım. Ankara'daki ailem diyebileceğim o zamanki adıyla Ankara Tayfasıyla tanışmam ise Konya'daki play-off final maçı öncesinde oldu. Yine kaybederken kazandığımız bir duruma örnek verecek olursak, play-off finalini kaybetmemize rağmen en azından bana bir aile kazandırmış oldu Demirspor sevgisi. Yıkıla Yıkıla gittiğimiz deplasmanlar, mağlup olup da galipmiş gibi döndüğümüz deplasman otobüsleri, birlikte yediğimiz yemekler ve haftalık halı saha maçlarımız... İki sene içerisinde biriktirdiğim onca anı da cabası. Kısaca "Gurbette Demir Gibi" olanların ortak noktasıdır Ankara Tayfası. Ancak şimdi ise tayfamızın ruhunu koruyarak, Lokomotif Gençlik adı altında dernek olarak yolumuza devam ediyoruz. Ve ben bu derneğin, tayfanın bir parçası olmaktan gerçekten mutluluk ve onur duyuyorum.

Lokomotif Gençlik ailesi içindeyken anladığım en önemli şey ise Adana Demirspor senin, benim, bizim, işçilerin, sokaktaki çocuğun, herkesin. Kısacası bu takım atkılıların! Yöneticiler,başkanlar hepsi gelip geçici. Yalnızca Demirspor sevgimiz kalıcı ve bizi biz eden de bu amansız sevda işte. Kaybederken bile kazandığımız, hüznü içimizde isyan olan, gönül sızımız yürek yaramız olan bu sevdaya hep birlikte sahip çıkalım. Adana Demirspor'u çoktan hak ettiği yere süper denilen lige, hatta ve hatta Avrupa deplasmanları yapacağımız o güzel günlere hep beraber götürelim. 

Adana Demirspor taraftarı olarak geleceğe umutla bakıyor, herkesi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.


Doğancan Eren

6 Kasım 2017

Mali ve Sportif Yapılanma Üzerine...

Sezon başından beri hatta sezonlardır dile getirmiş olduğumuz bir husus var. Şampiyonluk hedeflenmesin, orta halli ve stressiz bir takım olalım ve bu politikayı bir veya iki yıl sürdürüp kendi ayakları üzerinde durabilen, durmaya yakın olabilen bir camia olalım. Bu esnada gençlerimize ve ilerleyen dönemde şampiyonluğu hedefleyecek takımımızın iskeletine odaklanalım. Hem mali anlamda başarı sağlayalım hem de birbirini tanıyan, huyunu suyunu ne zaman koşup ne zaman depar atacağını ne zaman hamle yapmayacağını bilen futbolculardan oluşan bir takımımız olsun.

Ancak bu isteklerimiz hiçbir dönemde kabul görmedi. Her dönem tüm kadro dağıtıldı, yerine sil baştan kadrolar kuruldu. Bugün ligimize baktığımızda neredeyse tüm takımlarda ama as ama yedek bir dönem bizde top oynamış futbolcular görüyoruz. İstikrarsızlıkta istikrar yakalamış durumdayız.

Bu sene de geçtiğimiz senelerde yapılandan şekilsel anlamda farklı bir şey yapılmadı. Tüm kadro gönderildi, yerine yepyeni bir takım oluşturuldu. Ancak bu kez söylemsel anlamda durumda değişiklik vardı. O da kadroda maliyetlere çok dikkat edildiği, özenli transfer yapıldığı idi. Bu nedenle geçmiş senenin yüksek maliyetli kadrosunun dağıtıldığı da  ifade edilerek yenilemeye bir gerekçe gösterildi. Biz de bu anlayışa eğer istikrar sağlanacak ise olumlu baktık.

Yönetimimizin şampiyonluk üzerine birtakım demeçleri dışında yaptıkları hamleleri de destekledik. Maalesef yönetimimiz mali anlamda idareli bir kadro kurarken sportif anlamda iddialı beyanlarda bulundu. Bir örneği aşağıdadır.

http://www.fanatik.com.tr/2017/07/13/gokoglu-sampiyonlugu-bu-sezon-kucaklayacagiz-1306731

Google üzerinden aratınca bu yönde ve şampiyonluğun ikinci planda olduğunu belirten çok sayıda demeç ile aynı anda karşılaşmaktayız.

Biz hep ikinci yaklaşımın taraftarı olduk.

Şimdi ise bu düşüncemiz doğrultusunda neden Gürcan Hoca tercihinin doğru olduğunu açıklamaya çalışacağız.

Siyaset konusunda haklı olduğu noktalar olmakla birlikte yan toplarda saçlarımızı döken bir kalecimiz var. Fevzi'miz yok. Canı sağ olsun ama hatalı gollerini çıkarmakta zorlandık bu sene.

Orta sahada takımı yönetecek, pas trafiğini yönlendirecek futbolcumuz yok.

Kanatlardan isabetli ortalar yapacak, duran toplara vuracak futbolcumuz yok.

Adam eksiltecek, dikine oynayacak futbolcumuz (geniş alan bulduğunda Abdülkadir dışında) yok.

Pote sonrasında Atabey'i de kral yapabilecek bir forvet desteğimiz yok.

Yabancı futbolcu transferlerimiz ya uyum sağlayamadığından ya da yeterli olmadıklarından takıma beklediğimiz katkıyı koyamıyorlar.

En iyi olduğumuz alan defansımız.

Ümraniye maçını izledik. İzlediğimizde takımda kıpırdanma var dedik. Tenkit yedik. Dediğimiz şudur. Ümraniye şu anda ligin en fazla gol atan üçüncü, en az gol yiyen ikinci takımı konumunda ve lig lideri. Biz ise sıfır yaratıcılık ile oynuyoruz. Maçta defansımız dışında "işte bu" diyeceğimiz bir bölgemiz yoktu. Hatta kenara baktığımızda da Gürcan Hoca'ya "bu adam varken bu oynatılır mı", "bu adam sahadan çekilir mi" diyebileceğimiz bir durum da maalesef söz konusu değildi.

Yani dememiz o ki malzeme bu. Bu malzemeye hangi hoca gelse mucizeler yaratamaz. Peki Gürcan Hoca fazladan ne yapmıştır? Evet atak yapamadık ama takımımız oyunu yarı sahasında da kabul etmedi. Daha dirençli idik, daha  ileri bölgede rakibe bastık ve iki tane penaltı çalınmasa bu maçtan puan ile dönecektik. Giray Hoca'nın dönemindeki oyun anlayışı ile  kesin yenileceğimiz takımdan bir puan çıkarabilirdik. Biz böyle değerlendirdik ve gelişme var dedik.

Bizim beklentimiz şampiyonluk değil. Biz bu defansın biraz doğru transferler ile devre arasında desteklendiğinde rahatlıkla orta sıralara oynayabileceğini düşünüyoruz. Orta sıralara oynamanın hedef olarak konması halinde karakterli oyunculardan kurulu olduğuna inandığımız takımımız üzerindeki stresin kalkacağını ve daha başarılı sonuçlar alınacağını düşünüyoruz.

Ayrıca Denizli maçındaki yenilgimiz dışında Giresun ve Ümraniye maçlarının olası kayıp edilebilecek maçlar olarak değerlendirilebileceği kanısındayız. Bizim moralimiz bozuk ama dünyamız da kararmadı.

Yeniden yapılanma hedef ise bunu bizim bir parçamız olan Gürcan Hoca ile en güzel şekilde yaparız. Gözümüzü ufka dikmenin anlamı yok bize göre. Hocamız yanıbaşımızdadır, kendisine ve karakterine desteğimiz tamdır.

Yönetimimiz yapılanma yerine play-off ve şampiyonluk hedefleyecek ise Gürcan Hocamıza yazık eder. Onu yıpratmamasını, yanı başında danışman olarak bulundurmasını isteriz. Aksi takdirde Gürcan Hoca çok doğru bir tercihtir. Onunla gelen yapılanma karakterli futbolculardan oluşan sağlıklı bir yapılanma olacaktır. 

2 Kasım 2017

Gürcan Hoca ve Beklentilerimiz

Yönetimimiz güzel bir adım atarak, bizden biri olan, fedakarlığın ne olduğunu bilen, Demirspor'u Demirspor yapan dönemlerin tanık ve hatta aktörlerinden biri olan Gürcan Aday'ı teknik adam olarak başa getirdi. Bu adımı birçok açıdan başarılı buluyoruz. 

 İlk olarak Demirspor'u Demirspor'a aşık birisi yönetiyor. Sembolik anlamda gurur verici. 

İkincisi, Adana Demirspor camiası muhalif yuvasıdır. Bu yuvada isminde tartışma olmayacak veya az olacak istisnai kişilerdendir Gürcan Hoca, camiada bütünleşmeye katkı koyacaktır. Ayrıca yönetimimizin amaç ve duruşunda bir netleşmeyi de içerdiğini seziyoruz bu adımın. Şöyle ki; Sn. Gökoğlu ve ekibi sezon başından beri alkışlanası adımlar atıyorlar. Borçların azaltılması, mali yapıda şeffaflığın sağlanması, borçlar azaltılırken giderlerin azaltılması, gelir getirici projeler için çabalar sarf edilmesi, bunların yanında kentin tüm siyasi aktörlerinin sürece dahil edilmesi için emek harcanması mali anlamda beklentilerimiz ile örtüşüyor. Bu süreçte tek "keşke olmasaydı" dediğimiz husus şampiyonluk hedefinin dile getirilmesi idi. Çok üstelemedi bunu yönetimimiz ama bir beklenti oluşturacak kadar da dillendirilmiş olduğunu belirtmek lazım. Mali yapıya ilişkin açıklamaların şampiyonluk demeçlerinin belirgin şekilde önüne geçtiğini belirterek Sezar'ın hakkını Sezar'a teslim etmeliyiz. 

Şimdi Gürcan Hoca tercihi ile amaçlanana ilişkin sezgilerimiz var. 

Rize maçında Mustafa Yılmaz'ın oynatılmış olması gençlere önem verilmesi açısından önemli idi ve biz bunun arkasında Gürcan Hoca'nın etkisinin ve cesaretinin olduğunu hissetmiştik. Şimdi o yürek teknik sorumluluğu üstlendi. Gençlerimize yol ve ufuk açma imkanı doğduğunu düşünüyorum. Yardımcı Hocası da Türkiye'nin en iyi altyapılarından birine sahip olan Bursaspor'un şampiyon olduğu ekibin parçası imiş. Bu husus da beklentimizi destekliyor. 

Alınmayan paralarla, boş mukavelelere atılan imzalarla, bozdurulan bileziklerle yakalanan başarıların bir parçası Gürcan Hoca. Demek ki ekonomik savaş var gücü ile devam edecek. Ne mutlu bize. 

Yine bilgi sahibi olmasak da tahminimize göre Rüstemoviç Ziya Hoca'nın Gürcan Hoca'ya tavsiye ettiği bir futbolcu. Teknik yönünün iyi olduğunu ancak futbolcunun zayıf kaldığını hissetmiştik. Oynayarak güçlenmek çok önemlidir. Ayrıca takımda forma giyip oynamayan topçularımız her sene olduğu gibi bu sene de vardı. Şu anda duran topları dağlara taşlara vuruyoruz. Belki Rüstemoviç ile en azından bu açıdan gelişme kaydederiz. (Bir ara gönderileceği söylendi, sonra geri çağırıldı, şu anda TFF listesinde görünmüyor. Listenin güncel olup olmadığını bilmiyoruz. En son Bayrampaşa maçında oynamıştı.) Forma rekabetinin artmasını ümit ediyoruz. 

Yönetsel anlamda da beklentimiz, yönetimimizin şampiyonluk açıklaması yapmaması, aksine herhangi bir demeç vermeden takım üzerindeki gerginliği kaldırıp önümüzdeki senelerin iskelet kadrosunu oluşturmasıdır. Gürcan Hoca'nın da bu yönde atılmış bir adım olduğu kanaatindeyiz. 

Yönetimimize teşekkür ediyoruz. 

 Gürcan Hoca bizden biri. Başarmasını çok ama çok istiyoruz.

19 Eylül 2017

Lokomotif Gençlik Derneği Kuruluşu ve Burs Duyurusu

Ankara Tayfası ruhuyla, bu ruhun devamı ve ta kendisi olmak üzere kısa süre önce dernekleşme girişimlerinde bulunduk. Bunun sonucunda Lokomotif Gençlik ve Spor Kulübü Derneği (kısaca Lokomotif Gençlik) ismiyle derneğimizin kuruluşunu gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Güzel duygular ve inançla kurduğumuz, Adana Demirspor'a güzellikler katacağını ümit ettiğimiz, bizim için gereklilik haline geldiğini düşündüğümüz Derneğimize ilişkin ayrıntılı açıklamaları ilerleyen günlerde yapacağız.

Ankara Tayfası'nın gurur duyduğu bir girişim olan burs organizasyonumuz 2017-2018 eğitim ve öğretim yılında bu kez ve bundan sonra Derneğimiz çatısı altında yürütülecektir. Derneğimizin ilk faaliyeti olacak olan burs organizasyonu kapsamında her sene olduğu gibi gönüllü Demirsporlu'lardan bir havuz oluşturulacak ve bu havuzda biriken tutarlar ihtiyaç sahibi Adana Demirspor taraftarı öğrenciler arasında 8 aylık bir dönem için paylaştırılacaktır. 

Prensip olarak burs alan öğrencinin ve burs veren gönüllünün isimleri saklı tutulacaktır. Bağış niteliğinde elde edilen tutarın dağıtıma konu edilip edilmediğine dair her türlü şüphe halinde ilgililerin Derneğimizle irtibat kurmalarını müteakiben ivedi şekilde kendilerine bilgilendirme ve dokümantasyon sağlanacaktır. 

Burs almak isteyen öğrencilerin (mevcut burs alan öğrenciler dahil olmak üzere) Derneğimizin e-posta adresi olan lokomotif.genclik@gmail.com adresine e-posta göndermeleri gerekmektedir. Öğrenciler ile Dernek binamızda yüz yüze gerçekleştirilecek görüşmeler sonrasında bursa hak kazananlar açıklanacaktır. Öğrenciler ile gerçekleştirilecek görüşmelerin tarih ve saati kendilerine e-posta yoluyla bildirilecektir.  

Bu eğitim öğretim sezonunda bir öğrenciye Adana Demirspor Kulübü Tarihi yazımı çalışmalarında bizlere destek olması taahhüdü karşılığında her ay prestij bursu desteği (1,5 burs tutarında) sağlanacaktır. Taahhüdün yerine getirilememesi halinde burs diğer aday öğrencilere yönlendirilecektir.

Burs havuzumuza destek vermek isteyenlerin lokomotif.genclik@gmail.com adresinden bizlere ulaşmalarını rica ediyoruz.

Birlikte güzeliz, birlikte güçlüyüz.

Yeni eğitim-öğretim sezonumuz hepimize hayırlı uğurlu olsun.

Geçtiğimiz seneye ait burs organizasyonumuz ile ilgili yazımız için buraya tıklayabilirsiniz.


Lokomotif Gençlik Yönetimi

21 Ağustos 2017

YILMA(Z)...

Sayın Adana Demirspor Kulübü Yönetimi ve Teknik Ekibi.

Rizespor maçında çok büyük çok önemli bir adım atıp, cesaret gösterip zorluk derecesi çok yüksek bir maçta genç kardeşimiz Mustafa YILMAZ'a ilk 11'de şans verdiniz. 

Bu hareketinizle ne kadar gurur duysak azdır. Mustafa hatalar da yapabilirdi, maçı onun yüzünden kaybedebilirdik de. Bunlar olmadı ama ilerleyen haftalarda bunları da göze almaya devam etmenizi bekliyoruz.

Biz en kritik maçlarımızı en kumaşı iyi ama ruhsuz topçularımız yüzünden kaybettik. Çoğumuzun hayatı boyunca göremeyeceği paraları çuvallarına doldurup, ekmeğine ihanet edip çekip gittiler. 1995 yılından beri en üst ligi göremediysek bu zincire hep eyvallah dediğimiz için oldu. Oysa balyoz bizde. Kıralım gitsin. Günlük yaşamayalım. Kıralım zinciri, sabırlı olalım ve gençlerimize umut ışığı biz olalım. 

Sadece Mustafa değil mesele. Bugün Mustafa oynarsa, yarın ben de oynayabilirim diyenler artar. Gençlerimizin hevesi kırılmaz. Hedefleri olur. Mavi lacivert formayı o formaya can verebilecek olanlar da giyer böylece.

Lütfen Yılmayın.

Ayrıca PTT 1. Lig zor bir lig. Bu nedenle her hafta bir öncekinden daha  kritik hale gelecek. Her hafta kendi içinde daha zor olacak. Dememiz o ki; Mustafa'nın oynamasının zamanlaması yanlıştı diyenlere katılmıyoruz. Tam da zamanıydı. Eğer o zamanı beklersek o zaman hiç gelmeyecek. 22 yıldır gelmiyor. Bilmesek söylemeyiz.

Tam zamanı sayın yönetim, sayın teknik ekip, yılmayın, tam zamanı. 

13 Ağustos 2017

Senet Konusu

Bugün Demirsporumuzun maçı var. Dursun Bey, sorularımıza yanıtlar gönderdi. Gündemde kaybolmaması için bugün yayınlama gereği duyuyoruz. Her sürecimiz bu şekilde, sorulara yanıt bulabilecek şekilde geçerse bundan Demirspor kazanır. Dursun Bey'in yazısını alıntılıyoruz. Kendisine yanıtı için teşekkür ederiz.

"Senet mevzusu 3 yıllık değil, 3 aylık mevzu. Başkan Aydoğdu, başkanlık döneminde vermiş olduğu parayı ancak üç yıl sonra alabildi. Vermiş olduğu meblağ çok yüksek olduğu için ve verme tarihleri farklı farklı olduğu için (transfer dönemleri, prim dönemleri, maaş zamanları, ara transfer vs.) temlik sayısı da birden fazladır. Son tahsilat da ben yanlış bilmiyorsam (tarihte hata olabilir, muhasebe kayıtlarını görmüyorum) 2017 yılı Mayıs ayı civarı oldu. 

Ödünç verme dönemleri fazla olduğundan borçlar verildikçe dönem dönem temlik konulmuştur. Temlik koyulmaz ise bu kez bu meblağlar diğer hacizlere gidecektir. 

Temlik denilen olay öyle her canınızın istediği zamanda yapabileceğiniz bir olay değildir. TFF'de temlik sınırı var. Bütçenizin belirli bir yüzdesini geçerse ulusal lisans alamaz puan silme cezası alırsınız. O sebeple yöneticiler bu sınır düştükçe ancak temlik koyabilirler. Hiç kimse puan silme cezasını göze alamaz. 

Senedin düzenlenme tarihine de dikkat ederseniz Mayıs 2017'dir. Basındaki görüntüde yıl görünmüyor olabilir. Para nakit olarak verilemez. Banka ile hesaba gelmiş, banka yolu ile çıkmalı. Bu miktardaki para banka kanalıyla veya evrakla gönderilmeli. Aksi durumda, nakit ödenme halinde, yarın hem Dernek olan Adana Demirspor'un incelenmesinde hem şirket incelemesinde hileli işlem olarak değerlendirilebilir. 

Banka ile gönderilmesi durumunda para kaynakta kesileceği için amacına ulaşamayacaktır. Ancak ciro ve teslim yoluyla devir ve ödemede kulübün herhangi bir zararı olmayacaktır. 

Bu tarz mükerrer ödemeler olabileceğini bizzat ben kulübe yazılı ve sözlü olarak üç yıl boyunca defalarca bildirdim. En son Sözlü yönetiminde noter kanalı ile de iadeli taahhütlü olarak da bildirdim. Bu tarz bildirim kulübe daha önce hiç yapılmamıştır. Birçok mükerrer temlik bu sayede çözüldü. 

Mükerrer gelen parayı fark edip etmediğine ilişkin olarak onu yakinen tanıyan biri olarak söyleyebilirim ki; bu konulara hiç dikkat edemez. Yıllarca hesaplarında bu tarz paralar (çeşitli işletmelerinden, restoran sponsorlarından, sodexo kira vs.) gelir, haberi olmaz."


10 Ağustos 2017

1 Milyon TL'lik Senet

Gündemimiz her daim yoğun. Gündemsiz ne yapardık, normal rutin olsak nasıl hissederdik bilemiyoruz. Bize öyle bir dünya yok. Konumuz yine senet konusu. Yönetim tarafından yapılan sınırlı ve Sn. Selahattin AYDOĞDU'nun avukatı olduğunu ileri süren Sn. Av. Dursun KÜÇÜK tarafından yapılan daha ayrıntılı açıklamalar üzerinden konuyu yeniden ele almak gerektiğini düşündük.

Yönetimimiz tarafından yapılan açıklamada;

-Sn. Selahattin AYDOĞDU yönetimi döneminde şahsın yapmış olduğu harcamalara ilişkin olarak gelirlerimiz üzerine temlik koymuş olduğu, 
-Daha sonraki dönemde kulübün gelirleri üzerinden bu temlike istinaden AYDOĞDU'nun hesabına 1.000.000 TL tutarında fazla para yatırılmış olduğu, 
-Fazla yatırılan tutarın yatırıldıktan 9-10 ay sonra fark edildiği, 
-Bunu fark eden kişinin de Sn. İmam Gazali HIRADAĞI olduğu, 
-Bunun üzerine Selahattin Bey ile görüşmeler yürütülmüş olduğu, 
-Sn. AYDOĞDU'nun görüşmeler neticesinde 1.000.000 TL tutarında bir tutarın fazla olarak hesabına yatırılmış olduğunu kabul ettiği, 
-Akabinde Sn. AYDOĞDU'nun kulüp emrine 1.000.000 TL tutarında senet düzenlediği,
-Aynı dönemde Sn. HIRADAĞI'nın kulübe emanet olarak verdiği 1.000.000 TL tutarında bir alacağı olduğu,
-Kulübümüzün Sn. AYDOĞDU'dan olan alacağını Sn. HIRADAĞI'na olan borcu ile mahsup ettiği, bunun için de senedi Sn. HIRADAĞI'na ciro ettiği,
-Sn. AYDOĞDU'nun vadesinde senet bedelini Sn. HIRADAĞI'na ödediği

hususlarına yer veriliyor.

Sn. Av. Dursun KÜÇÜK tarafından yapılan açıklamada ise yönetimimiz tarafından yapılan açıklama ile ana hatları ile aynı hususlara yer verilmiş ilaveten;

-Temlikin TFF ve Spor Toto gelirleri üzerine konulmuş olduğu,
-Bu iki kuruluşun birbirlerinin yapmış olduğu ödemeleri göremedikleri,
-Bu nedenle gelir tutarının aynı borca mahsuben mükerrer olarak ödeneceği durumların ortaya çıkabildiği,
-Bu tür durumların yöneticiler tarafından bizzat kontrol edilmesi gerektiği hususunun Sn. KÜÇÜK tarafından sözlü, yazılı ve noter kanalı ile temlik ödemeleri yapılmadan önce Adana Demirspor Kulübü'ne bildirildiği,
-Bu bildirimleri Sn. AYDOĞDU başkan iken de başkanlıktan ayrıldıktan sonraki dönemde de yapmış olduğu,
-Ödemelerini alan kişilerin feragat yazılarını yazmalarını, fazla alanların iade etmesini talep etmiş olduğu,
-Birçok kişinin iade/feragat işlemlerini yaptığını bildiği

açıklamalarında bulunmuştur.

Olayların anlatılışına baktığımızda sürecin olağan hayatın akışına uygun gerçekleştiğini görüyoruz. Ancak dikkat çeken hususlar da var. Bunların üzerine gitmeliyiz.

1-İade ve feragat yazılarının verilmesi uyarısının sözlü yapılması anlaşılabilir bir durumdur. Ancak hukukta yazılı metin belge niteliğini haizdir. Somut bir husus olmaksızın genel ifadeler ile mi yöneticilere iade/feragat yazıları hazırlatılmıştır? Yoksa kişi isimleri zikredilmiş midir?

2-Genel ifadeler ile bu yazıların noter kanalı ile düzenlenmesi mümkün görünmemektedir. Noter kanalı ile kimlere hitaben bu türden yazılar düzenlenmiş, akıbeti ne olmuştur?

3-Sn. AYDOĞDU, hesabına ödemeler yapıldıktan sonra feragat yazısı vermiş midir? 

4-Feragat yazısı vermiş ise bu yazısında hesabına fazladan yatırılan tutara ilişkin bir açıklama ve bunun iadesine ilişkin bir beyan var mıdır?

5-Sn. AYDOĞDU tarafından feragat yazısı verilmemiş ise hesabına yatan fazladan yaklaşık 1,5 milyon TL (senede konu olan kısmının 1 milyon TL olduğu belirtilmiştir) Sn. AYDOĞDU tarafından fark edilmemiş midir?

6-Fark edilmiş ise Sn. HIRADAĞI'nın yaklaşık 10 ay sonra bu durumu fark edip aksiyon aldığı yönündeki açıklamaları gerçeği yansıtmakta mıdır?

7-Sn. HIRADAĞI'nın açıklamaları doğru ise Sn. AYDOĞDU'nun hesabına 1,5 milyon TL fazladan para yatmış olduğunu fark etmemesi olağan hayatın akışına uygun düşmekte midir?

8-Bir basın organında Sn. AYDOĞDU'nun Galatasaray'ın stadındaki işletmesini 400 bin TL zarar etmiş olduğu için kapattığı açıklaması yer almaktadır. Bu haber doğru ise Sn. AYDOĞDU'nun hesabına fazla yatan tutarı fark etmemiş olduğu varsayımı makul bir varsayım mıdır?

9-Sn. HIRADAĞI'nın açıklamaları gerçeği yansıtmıyor ise, diğer bir ifade ile Sn. AYDOĞDU'nun hesabına fazladan yatırılan 1,5 milyon TL Sn. AYDOĞDU tarafından hemen fark edildi ise Sn. AYDOĞDU tarafından nasıl bir işlem yürütülmüştür?

Senedin faizini tartışmıyoruz. Nasıl ki yönetici borç verirken faiz almıyor, zoraki bir alacak doğduğunda da faizin söz konusu olmaması hoş olmasa da makul olarak değerlendirilebilir.

Sn. Adana Demirspor Kulübü ileri gelenleri, daha geçen sene son dakikada küme düşmekten kurtulduk. Borcumuz yaklaşık 35 milyon TL. Geçen sene futbolcular doğru dürüst para alamadıklarından da dolayı, taraftar yemeğinden-hayatından kesti kendince prim topladı. Sizlerin işlemleri ile milyon TL'ler öteleniyor. Kulübün boş yere harcayacak 10 bin TL lüksü yok, cebimiz delik, 1,5 milyon TL gelirimiz borcumuza sayılmak yerine yaklaşık 1,5 yıl senet ile sürünüyor. 

Allah aşkına, Allah aşkına yöneticilerin şahsi mali sorumluluğunu getirin. Yazıktır taraftara. Böyle bir rahatlık bu taraftarın emeğine hakarettir. Lütfen gerekeni yapın. Hepiniz camianın içindesiniz. Sorularımızı yanıtlayın, adınızı temizleyin.

1 Ağustos 2017

Yönetimimize Sorular

Bizlerin bu sene diğer senelerde de olduğu gibi önceliği iktisadi zaferler kazanmak. Kazanılan zafer iktisadi zafer ile taçlanmadıkça kalıcı olmaz. Şiarımız hep bu oldu.

Bu nedenle yapılan transferleri çok sorgulamıyoruz. Transferlerin düşmeyecek bir takım kuracak ölçüde olması ve takımın borcunu artırmaması dışında bir dileğimiz de yok. Başarı gelirse hep birlikte mutluluk sarhoşu oluruz o ayrı.

Yalnız ekonomik anlamda yanıt beklediğimiz sorular var.

Sayın Başkan sosyal medyayı seçici ve şeffaf bir şekilde kullanmaya özen gösteriyor. Bu özenden mutluluk duyduğumuzu belirtmek isteriz.

Bu kapsamda tamamı ile ekonomik meselelere ilişkin üç ana sorumuz olacak. Yanıt bulabilirsek seviniriz ve kenetlenmemize de yardımcı olacağını düşünmekteyiz.

1-Sn. Selahattin AYDOĞDU'nun kulüpten 1 milyon TL tutarında borç almış olduğuna işaret eden bir senet görüntüsü ortalıkta dolaşıyor. Senet metninden düzenlenme tarihi (yıl olarak) anlaşılmıyor. Bu senet ile ilgili bildiklerimiz nelerdir? İbra edilen mali tablolarda alacaklarımız sayılırken bu alacaktan bahsedilmedi. İşin aslını, böyle bir alacağın olup olmadığını, eğer bu senet doğru ise bedelin tahsili için hukuki girişimlerde bulunup bulunulmadığını açıklamanızı rica ediyoruz.

2-Ulusal lisans alınması için çalışmalar yürütmektesiniz. Bu çalışmaları takdir ile karşılıyoruz. Beklentimiz kentin ileri gelenlerinin de maddi katkıları ile borcun ödenerek kapatılması idi ama öteleme yapılmak sureti ile muvafakatnamelerin alındığını hissediyoruz. Bunun yöntemi bugünün konusu değil elbet. Puan silinmemesi daha önemli. Merak ettiğimiz husus şu. Ötelemeler borcu artırıyor mu? Diğer bir ifade ile x şahsının alacağı yapılandırılırken sen alacağını bugün tahsil etme, yarın şu kadar fazlası ile (faizi ile) ödeyelim diye mi anlaşılıyor? Bu şekilde anlaşılıyor ise bu anlaşmanın kulübümüze ilave gideri ne kadar olacak? 

3-Sercan Kaya'nın sözleşmesinin zamanında feshedilmemesi dolayısı ile 400 bin TL ilave zarara uğradığımız ifade ediliyor. Bu iddialar doğru mudur? Varsa bu zararın giderilmesi için adımlar atılmış mıdır?

Saygılarımızla,  

24 Temmuz 2017

Demirsporlu Gözüyle Okumak-10

Ara ara okuduklarımdan Demirspor'u yaşadıklarımı burada paylaşıyorum. Bu kez Emile ZOLA'nın Emek isimli kitabından bazı satırları alıntılayacağım. Demirspor'u hayallerinde büyüten herkes bu satırlardan kendisinden bir şey bulacaktır, eminim. Ben buluyorum en azından. Yıkıla Yıkıla bir gün alacağız Demirspor'u. Bir gün sadece bizim istediğimiz gibi yönetilecek Demirspor. Sadece bizim emeklerimiz üzerinde yükselecek.

"-'Aziz dostum, ne mi yapacağım? Ne yapılır ki, elbette yeniden işe başlayacağım... Yarın yeniden başlayacağım, eserimi ta başlangıçtan ele alacağım, çünkü o tamamıyla yeniden başlanacak durumda. Bu gayet basittir, yapılacak başka bir şey olduğunu da sanmıyorum... Anlıyorsunuz değil mi? İnsan hiçbir zaman eserini terk etmez. Yirmi yıl, otuz yıl gerekse de, bunlar o esere bağışlanır. Aldanılmışsa, geri dönülür, başlangıç noktasına gelinir, daha önce katedilen yol gerektiği kadar yeniden tekrarlanır. Engeller sadece birer moladır, yolun kaçınılmaz zorluklarıdır... Bir eser, sonuna kadar götürmemek, doğumunu yaptırtmamak suç olan kutsal bir çocuktur. O eser bizim kanımız, canımızdır. Onun yaratılmasından kaçınmaya hiç hakkımız yoktur. Biz ona bütün gücümüzü, bütün ruhumuzu, bütün bedenimizi ve fikrimizi vermeye borçluyuz. Dünyaya getirdiği o sevgili çocuk yüzünden bazen ölen bir ana gibi, eğer bizi tüketir, yorarsa, eserimiz için ölmeye hazır olmalıyız... ve eğer eser hayatımıza malolmadıysa, iyi ya! Yapacak bir şeyimiz daha vardır o canlı ve güçlü olarak tamamlandıktan sonra: Bir başkasına başlamak. Ve bu böylece, asla durmadan, zekamız ve gücümüz içinde ayakta kaldığımız müddetçe daima bir eserden sonra başka bir eser vererek devam edip gitmelidir.'

Jordan sanki her türlü cesaretsizliğe karşı, insan çabasına olan inancıyla zırhlanmış gibi yüceleşmiş, güçlenmiş görünüyordu. Damarlarının son atışına kadar her şeyi zafer için kullanılırsa her şeyi yeneceğine emindi. Onu dinleyen Luc de, onca narin şu yaratıktan kendisine yenilmez bir enerji geldiğini hissediyordu. 

Jordan devam etti:

-'Emek! Emek! Bundan başka güç yoktur. İnsan inancını emeğe bağlarsa yenilmez bir hale gelir. Sonra da bir dünya yaratmak o kadar büyük bir şeydir ki: Her sabah yeniden işe başlamak, anıtın daha önce konulan taşlarına bir taş daha eklemek, hiç telaş etmeden, elde  bulunan fizik ve entellektüel enerjileri gerektiği şekilde kullanarak, hayatın izin verdiği ölçüde onu yükseltmek. Bugünkü emeğimiz sayesinde onu biz meydana getirdiğimize göre, yarından niçin şüphe edelim? Emeğimizin, tohumladığı her şeyi bize yarın verir... Ah! Yaşantım, tek yaşama sebebim olan kutsal emek, yaratıcı ve kurtarıcı emek!'

... ... ... ...

Sağlığı o kadar bozuk olan kendisi, bundan büyük bir ferahlık duymadan asla laboratuvarına girmemişti. Nice defalar, bedeni ağırlıklı, yüreği gözyaşları içinde çalışmaya koyulmuştu. ve her seferinde emek onu iyileştirmişti. Kararsızlıkları, pek seyrek cesaretsizlikleri sadece tembellik saatlerinde gelmişti. Eser, yaratıcısını taşıyordu, ona ancak kendisini terkettiği zaman uğursuzluk getiriyor, öldürücü oluyor ve eziyordu."