24 Mayıs 2013

Geçmiş Olsun

Manisa maçından dönüşte ufak bir kaza atlatan, İstanbul'daki Demirsporlu arkadaşlarımız Yalçın Elbeyli ve Osman Tosun'a geçmiş olsun diyoruz.

TRT Kameramanına Ziyaret

Adana Demirspor taraftarları, Manisa maçında yaralanan TRT kameramanını ziyaret etti; kendilerini kutluyorum:

http://www.trtspor.com.tr/Video.aspx?id=10308&cid=-1

http://www.adanahabergazetesi.com.tr/demirspor-taraftari-yakisani-yapti.html

23 Mayıs 2013

Sezona Dair #1

2012-2013 sezonunu geride bıraktık Manisa maçı ile beraber. Heyecanın bir hafta daha uzamasında, emeği geçen herkese teşekkürler!

Adana Demirspor'da bu sezonunun kötülerine Altın Kozalaklarda değiniriz. Önce iyilerden başlayalım:

Hücum hattımız iyiydi. Neredeyse her maçta gol attık. Bunda yabancıların etkisi büyüktü. Bu sene Demirspor'a iyi yabancılar geldi.  Lawal, Juninho ve en son ikinci yarı performanslarıyla Luis ve Roger oldukça iyi iş çıkardılar. Yıllardır yabancı futbolcu kavramından uzak Demirsporlu için bu isimler ilaç gibi geldi.

Juninho kendi kariyer zirvesine ulaştı; en çok golünü Demirspor'da attı. Kiralık olan bu oyuncunun bonservisi alınmalı ya da kiralık sözleşmesi uzatılmalı...

Lawal, 5. haftadan itibaren oynadı; cezalı olduğu maçlar da düşünce 10-11 maç sahada kaldı ve önemli işler yaptı. Bu adamın Demirspor'a yanlışlıkla geldiği belliydi, yönetim ve teknik ekip oyuncuyu tutamadı, parasızlık yüzünden satıldı. Yerine gelen Roger, Lawal'ın yarı-kategorisindeydi; yine de önemli işler yaptı. Luis de daha fazlasını beklesek de bizi ayakta tutan isimlerden oldu.


Sezona dair bir diğer iyi şey, Adanaspor maçları oldu. En kötü günümüzde, 4-2 galibiyet; yine sallanma dönemindeyken 1-1'lik beraberlikler ile hayatta kalmamızı sağladı Adana Derbileri. Keza deplasman galibiyetleri de öyle... İlk yarı Karşıyaka, Urfa, Antep, Göztepe; ikinci yarı Rize, Trabzon, Ankaragücü maçları ile iç saha kadar dış saha galibiyetimi vardı.


Sezonun yerli iyilerinden, özel yazılarla övdüğümüz,  - her ne kadar sezon sonuna doğru performansları düşse de- Erçağ, Keremcan, Şener, geçen yıl olduğu gibi bu yılda yüzümüzü güldürdü. Yenilerden Nurullah da iyiler arasındaydı. Sezon başında hiç umut bağlamadığımız Erman ve Hüseyin de bizi yanılttılar. Yer yer Erman saç baş yoldurtsa da genel ortalamada takımı ayakta tuttu.

devam edecek


Manisaspor: 1 - Adana Demirspor: 1

Olmadı; mucizeyi başaramadık. Bu senenin son maçı oldu bizim için; play-offtan elendik.

Play-off maçlarından önce gol yiyeceğimizden emindim ama sadece 1 gol atacağımızı düşünmemiştim. Yiyen ve atan bir takımdık. İki maç üst üste gol atamadığımız maç sayısı ikiden fazla değildi. Bu kez atamadık. Roger sağolsun, şeref sayımızı kaydetti.

Futbolcularımız sanki bütün enerjilerini Samsunspor maçında attıkları golle tüketmiş gibiydiler. Bir şeyler yapmak istiyorlardı ama akılları ile kasları arasında bağlantı kurulamıyordu; bir türlü bacaklara söz geçmiyordu. Enerjimiz tükenmiş, şut dahi çekemiyorduk. Mayıs 20'si itibariyle Demirspor futbolcusu top oynayamaz haldeydi.

Maçla ilgili tek güzel şey, tribündeki Demirsporlulardı; ayağınıza sağlık, boğazınıza sağlık, iyiki varsınız!

Mavi Umutlara...

"Issızlardan karanlıklardan geliyoruz mavi umutlara" diye yola düştüler ve Manisa'ya vardı Demirsporlular. Bu akşam ya sezonunun son maçını oynayacağız ya da yola devam edeceğiz. Yapılamayacak, başarılamayacak bir şey değil; Demirspor mevzu bahisse her şey mümkün.

İnanıyoruz, kazanacağız! Haydi Demirspor!

22 Mayıs 2013

Utanç ve Umut

Çalış, çabala, çal. Evet çal, kendi hayatından çal, mesleğinden çal, anandan babandan çal, eşinden çocuğundan çal, sen salak gibi çal. Sonra bir grup şuursuz çıksın, kafasına göre çalsın oynasın. Sen ise çaldın ya kendinden, git yat cezanı, mahpus olsun sana bu dünya. Kafasına göre çalana hava hoş, sen git onun cezasını yat.

Hayatımda bu kadar utandığım, bu kadar boynumu büktüğüm an ya olmamıştır ya da nadirdir. Kurumumda, çevremde, sokakta, halı saha organizasyonunda, evimde, orda burda her yerde boynum önümde, kuyruğunu kıstırmış, suç işlemiş bir köpek gibi geziyorum. Oysa onu ben yapmadım, bu utancımı eksiltmiyor lakin.

Gittiğin her yerde Demirsporluluk duruşu deyip, formana göre hareket etmesen, konu Demirspor olunca bilene bilmeyene buyduk bu olduk nutukları atmasan seni zerre ilgilendirmezdi Onur, hiç utanmazdın olanlardan. Üç satırlık bir üçüncü sayfa haberi kadar yer ederdi gönlünde yaşananlar, ama olmadı. Her gercek Demirsporlu gibi çalıştın çabaladın, verdin kendinden, her sahte Demirsporlu gibi gelip aldılar senden. Çok utanıyorum, çok. Bu işin içsel yönü.

Bir de dışsal boyutu var. Neymiş o zat olaylardan sonra Demirspor ve taraftarı hakkında bunu demiş, bu zat şunu demiş, umurumda değil. Dış çevre Demirspor üzerine ilk kez toprak atmıyor. Biz hep yalnızdık, hep yürüdük bir mezarın kıyısında. Onlar bizi gömerken, biz umursamadık, yeni doğan bir bebeğin hayata tutunduğu gibi tutunduk kimi zaman, kimi zaman da koştuk önce çocuklar sonra maraton koşucuları gibi. Kimseye aldırmadık, başka günahları görmeyenler, göremeyenler, görecek cesaretleri olmayanlar bizim günahlarımıza tutundular. İlk kez olmuyor, son kez de olmayacak. İlk kez doldurmadılar küreklerine topraklarını, son kez de doldurmayacaklar. Bize kendi utancımız yeter.

Umut da burada başlıyor işte; tamam boynumuz bükük ama şimdi bizi gömenlerin kâh seri kâh yavaş dönüşlerini, kıvırmalarını izlemek istiyorum uzaktan, bir köşeden. İşte bu arzu ile tutunuyorum umuda. Dünyanın ne kadar oynak olduğunu görmek için sarılıyorum umuda.

Bir husus daha var. Artısı ile eksisi ile Süper Lig. Çıktığımızı varsayalım. Son maçta olduğu gibi sahte Demirsporlular peydahlanacak, Demirspor daha fazla siyasete alet edilmek istenecek. Üç günlük Demirsporlular gerçek Demirsporlular üzerinden ve onların üzerine atarak pisliklerini ranta koşacaklar. Demirspor benim miydi bilmiyorum ama benim olmaktan daha da çıkacak.

İyi de hava 35-40 derece, güneş kavuruyor, Maraton dolu!

İyi de yıllar içinde kent takımı olmaktan çıkıp Türkiye çapında taraftarı en fazla olan takımlardan biri haline gelmişsin, dişe dokunur tek bir başarın yokken.

İyi de maziyi arayan ama o mazinin son günlerini dahi göremeyen, hatırlayamayan bir nesil oluştu artık. Geleceğin olacak bu nesil senin. Güzellik soyuttur, ne kadar anlatsan olmaz, yaşamak yaşatmak gerekir. Bu neslin de -geleceğinin de- bu nefese ihtiyacı var.

İşte bunlar için Süper Lig mühim.

Öyle bir hafta geçirdik ki umudum var, umudumdan utanıyorum yer yer. Ben kendime ettim Şimşek, ben kendimi ağlattım, sen güldür beni. Ben tozlu dikenli yerlerdeyim, bir el ver ayağa kalkayım.

21 Mayıs 2013

Konuk Yazar: Manisa Maçı İzlenimleri

Uğur Ali Yıldırım, onca yol tepip geldiği  Manisaspor maçına dair izlenimlerini paylaşıyor bizimle:

"Sağolsun uçak firmalarının "aylar önce bilet alın yoksa servet ödeyin " şeklindeki fiyatlandırma politikası nedeniyle 15 saat gibi yorucu bir yolculuktan sonra vardığımız memleketimiz, Van'a göre bizi gayet sıcak ve baskın bir havayla karşıladı. Otobüsten iner inmez yetişmeye çalıştığım stad çevresinde oldukça gerildim. Sınırlı sayıda kalmış KAPALI B biletini satacak görevliyi yarım saat bekledikten sonraki 20-30 dk. içinde bir kaç kişinin çapının 50-80 katı kadar bilet almış olması sebebiyle,- ki bunu önde bulunan vatandaşlar söylüyordu, kalabalıktan gişeyi görmek bile mümkün değildi- bilet alamadım ve yolculuğun da verdiği yorgunlukla iyice gerildim. Bu münferit kişilerin 50 liraya karaborsacılık yaptığını öğrenince stad görevlilerine şikayette bulunsak da pek oralı olmadılar. (Şunu belirtmeliyim eğer gruptan bir kaç kişi orada olsaydı bunu yapamazlardı, daha önce yapmaya çalışanların başına ne iş geldiğini çok iyi hatırlıyorum). Ben de bilet bulamayacağım telaşı ile hiç adetim olmamasına rağmen hem eşimle daha rahat maç izleyebileceğim, hem gruba daha yakın olabileceğim KAPALI A dan bilet almak zorunda kaldım. En son grupla yaklaşık 6 sene önceki Urfaspor maçını izlemiştim, bir daha kısmet olacağını düşünmüştüm olmadı. Sağlık olsun. Kapalı A gişe sırasında da fazla sayıda bilet almak isteyenleri bir kaç kişi ve bir polis memurunun çabasıyla engelledik ve biletimize kavuştuk. Eğer biraz sesimiz yükseltip müdahale etmeseydik, orada da bir izdiham ve aynı senaryo başımıza gelebilirdi. Ama olmadı ve sıra halinde biletimizi alabildik.

Bu izdaham ve karaborsacılar rahatsız olduğum birinci şeydi.

İkincisi; ne güzel maça girdik. Güzel bir atmosferde inançsız oynayan bir takımla karşılaştık ve en baştan beri umarsız olarak daha önce de belirttiğim Özgür Öçal - hakeme çok kızmamıza rağmen- direk kırmızı ağır olsa da ikinci sarıdan atılmayı hak etti. Hakemin tribünden bu kadar çok tepki görmesi ise daha önce verdiği tutarsız, pozisyonlara uzak ve futbolcuların tepkisine göre kararını değiştiren tutumuydu. Pozisyonları ne kadar uzaktan süzmeye çalıştığını bizzat gördüm.

O kadar yoldan geldik hemen geri döneceğiz hiç kafaya takmaya gerek yoktu aslında. Bu 8 sene de ne maçlar izlemiştik bu bizi etkilemezdi, ta ki o işini yapmak için orada bulunan ve emekçi olan kameramanın kafasına koltuk çarpana kadar. Hiç O kadar moralim bozuldu ki , o zaman tadı kaçtı işte. Olayın tek pozitif yanı grubun buna tepki göstermesi ve "sahaya atan bizden değildir" demesiydi. (Diğer taraflardakini bilmem ama Maratonun Güney tarafında bulunan Polisler hiç bir şey yapmamasına rağmen bir sürü koltuk yediler. Demokratik ve objektif şekilde söyleyecek olursak genelde kızdığımız polislerin bu olaylarda bir katkısı yoktu)

Burada belirtmek istediğim tüm ülke spor kamuoyunun ve özellikle medyanın bu olayların yaşanmasına ne kadar masum görünmeye çalışsalar da çanak tutmaları. Şu olaylar olunca "sahalarda görmek istemediğimiz olaylar" demeyi biliyorlar ama oluşturmak istedikleri İKİ TAKIMLI futbol gündemi ve "DAN DAN" ses efektli haberler ile bunu en başta onlar körüklüyor.

Sahada konuşacak bir şey yoktu, tek güzel hareket Kahe'nin gözlerimizin önünde attığı goldü. Takım ruhsuz ve inançsızdı. Maçın adamları o dev pankarta emek verenlerdi."

21/05/1995 - 21/05/2013

Bu sayaç dursun artık!

O GÜN BUGÜNDÜR, HAYDİ ÇOCUKLAR...


TAM...


18 YIL  OLDU!


BU TARAFTAR...

SÜPER LİG'İ...

GÖRMEDİ Kİ...

Maçı Bırakmayın...


4 periyotluk serinin ilk 2 periyodunu 2-0 yenik kapattık. İşimiz belki biraz zorlaştı, ancak hiçbir şey bitmedi. Bugün bana geçmiş olsun dileklerini ileten herkese söyledim bunu!

Açık konuşacağım. Birçok Demirsporlu'nun söylediği şeyi ben de dile getireceğim. Sezon başında, ilk 5 maçta ancak 2 puan toplamadan da önce, bu yıl çıktığımız ligden düşmeyelim yeterdi. 5 maç sonunda umutlar azalmıştı, yönetim istifa etsindi.

Adanaspor maçı ile birlikte yükselişe geçtik. Devre arasında giden futbolculardan sonra kan kaybettik. Daha güç puanlar almaya başladık. Sonra düşmemeyi garantiledik. Playoff olmasa da olurdu. Bu yönetimle çıktığımız gibi düşerdik, üstüne bir sürü borçla!

Playoffa kalma ihtimali doğunca, süper lige biraz olsun yaklaşınca playoffu da istedik. 18 yıllık hasret bitsindi. Bir ligde playoff varsa, Demirspor o playoffta yer alırdı. Öyleydi, doğru.

Playoff bizim işimizdi ama, yıllardır playofflardan gözü yaşlı döndüğümüz de yadsınamayacak bir gerçek. Sadece iyi günde değil, kötü gününde de Demirspor'un yanında olan taraftar için, bu maçın sonucunun çok da önemi yoktu. Bu takım mevcut şartlarla, epey büyük bir iş başarmıştı. İlk senesinde, yıllardır bu ligde top koşturan takımların önüne geçerek playoffa kalmıştı.

Yıllardır bu takımın peşinden giden, hangi ligde kiminle oynadığına bakmaksızın armanın peşinden giden taraftar için, üstelik rövanşı da olan bir karşılaşmadan mağlup ayrılmak büyük bir yıkım değildi. Ama bazıları, ki onların amacını anlayamıyorum, koltuk kırmayı ve bunları bardak sularla birlikte sahaya atmayı marifet saydılar. Takıma, maçın gidişine zarar verdiler, taraftara leke sürdüler.

Maç sonucuna üzülmedim, olaylar üzdü. Maçın telafisi var, başına 7 dikiş atılan TRT kameramanında bunun izi sonsuza kadar kalacak! Üzgünüm...

Rövanş maçında istedikten sonra kazanabileceğimizi biliyorum,18 yıldır uzak olduğumuz bir lige bu kadar yaklaşmışken bırakmayalım.

20 Mayıs 2013

Manisa Maçındaki "Olaylar"

Dünkü Manisaspor maçında yaşanan "olaylar", maçın önüne geçti. Zaten sahada da pek bir şey yoktu; kötü bir Demirspor, kötü niyetli bir hakemin işini kolaylaştırdı; rakip de cezayı kesti, affetmedi.

Aşağıdaki yazıda takipçilerimizin yorumlarında da ifade edildiği gibi, Demirspor taraftarı kendisini eleştirmek konusunda pek çok camianın önünde. Hata yaptıysak bunun rahatlıkla özeleştirisini veriyoruz. 2-3 yıl önce Tarsus maçında yaşanan olaylardan sonra ya da bu yıl Ankaragücü maçındaki olaylardan sonra Şimşekler Grubu'nun yaptığı açıklamaları hatırlatmak isterim bu konuda. Dolayısıyla, twitter'da facebookt'ta Demirspor taraftarı, sahaya koltuk atan, kameramanın kafasını yaran kişileri bünyesinden atmak için efor sarf ediyor. Burası bilinsin. Yaralanan TRT kameramanına da şahsım adına üzüntülerimi, geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Statta, "olaylardan" başka, daha güzel işler de vardı; onlara da dikkat çekmek lazım. TRT ve diğer medya kuruluşları, bu tür konularda şiddet olaylarını ön plana çıkarmakta daha meziyetli. Halbuki başka işler de yaptı Demirspor tribünü; Fenerbahçe-Galatasaray maçından sonra öldürülen Burak Yıldırım için, renk farkı gözetmeyen bir pankart açtı.  





19 Mayıs 2013

Adana Demirspor: 0 - Manisaspor: 2

Demirspor:0-Abdullah Yılmaz:2 diye başlık atsak daha iyi olabilirdi;kötü hakem Abdullah Yılmaz, Cüneyt Çakır taklidi bir kırmızı kartla Demirspor'un bütün azmini tüketti.

Bizi buraya kadar getiren futbolculardan biraz daha azim bekliyorduk. Olmadı. Sahada doğru dürüst bir direnç, istek ve kazanma arzusu göstermediler.

Yönetim'in Kongre kararının bu ruh halinde etkisi olabilir mi?

Uydurukça yenen ilk gol ve ardından kırmızı kartla birlikte maçın seyri belli oldu. Taraftar da kendince tepkisini verdi. Şimşekler Grubu ise 90 dk desteğini kesmedi.

Bir maç daha var. Bir umut daha var mı?

Adana Haber Gazetesi'nde

Adana Haber gazetesi, bugünkü maç için tam sayfa posterin yanı sıra taraftarın da görüşlerini spor sayfalarına taşıdı. Şimşekler Grubu'nun kısa açıklaması ve Yalçın Elbeyli ve Hüseyin Ataş'ın da köşe yazıları ile birlikte Ankara Tayfası'nın kelimeleri de bu özel sayıda yer aldı.


Gazetenin bugünkü ilk sayfası:


Emeği geçenlere çok teşekkürler...


5 Ocak'ta Yine Demirsporlu İzdihamı!

5 Ocak Stadı'nın Adana Demirspor maçlarında yaşadığı klasik görüntüler ama bu sefer maç başlamadan 1 saat öncesi! Stat ana baba günü... 


fotolar: @ucarmustafaucar / mustava

foto: @kapuadana

17 Yıl 11 Ay 28. Gün

Kabaca tahminle 6594. günde Demirspor, hasret sayacını durdurmak için sahaya çıkacak. Bugün Adana'da tarihi bir gün; biletler çoktan tükendi. 21 Mayıs 1994'ün acısının sarılması için bu 19 Mayıs gününde Demirspor'un gençleri yaşlıları el birliğiyle hasreti bitirmek için büyük bir adım çalışacak. Bugün Manisaspor karşısında bu senenin, birkaç senenin değil, tüm gençliğimizin, geçen 17 senemizin hesabı için mahşeri kalabalık hep birlikte haykıracak: Bizim için forman için rengin için 17 senelik hasret için, Oyna, oyna, oyna!

18 Mayıs 2013

İki Ayaklı Maç Olduğunu Unutmayalım

Yarınki Manisaspor maçı, bundan önceki play-off maçlarından farklı bir duruma sahip. Daha öncekilerde her şey tek maçta belirlenirken, şimdi iki ayaklı bir sürece çıkıyoruz. Ne ilk maç ne ikinci maç tek başına önemli; ikisini birlikte düşünmeliyiz.

Uzun süredir böyle çift maçlı eleminasyona girmemiştik; en son Gençlerbirliği ile oynadığımız çeyrek final maçı bu şekildeydi. Kendi sahamızda 1-0 kaybedince her şey bitti sanmıştık ama ikinci maçta durumu 2-1 öne geçtiğimizde işler birden değişti; skor 2-2 olana dek.

Aynı şekilde ilk maçtaki bir yenilgi her şeyin sonu olmayacak. Şimdi durum daha ciddi. İki maça da aynı ciddiyetle çıkmak gerekli. Bu saatten sonra teknik taktikten daha çok, disiplin ve maçı isteme gibi kavramlar daha önemli gibi görünüyor. Sezon boyu bir iki maç hariç hemen hemen aynı şekilde sahaya çıktık. Yarın da aynı dar kadro, elinden geleni yapacak. Kimin oynadığı, hangi dizilişle oynadığımız o kadar da önemli değil. Sahaya çıkan tüm futbolcuların aynı şekilde mücadele etmesi gerekli. Sezon boyu futbolcuların isteği, bizi bu noktaya getirdi; şimdi "biraz daha gayret" isteğimizi yinelemek gerekli.

Çok gol atan ve çok gol yiyen bir takımız. Büyük ihtimalle bu iki maç için de geçerli olacak, yine gol atıp gol yiyeceğiz ama iki maç sonunda bizim daha çok atmış olmamız yetecek.

15 Mayıs 2013

Kongre ve Prim

Yönetimin kongre kararına ilişkin şimdilik susmak en doğrusu. Play-off öncesinde böyle bir gündem yaratmak dahi yanlıştı.
 
Tek bir şey söylemek istiyorum yönetime.
 
Madem kongre kararı alacaksınız, yani sonraki döneme olmayabilirsiniz ve eş zamanlı olarak 100.000 TL tutarında prim açıklıyorsunuz, o halde ödenecek toplam prim tutarı kadar şahsi çekinizi verin şimdiden, prim ödeme yükünü yeni yönetime devretmeme asilliğini göstermiş olursunuz. Şampiyon olursak primi cebinizden öder, temliğinizi koyarsınız.
 
Çok haksızlığa uğramışsınız madem, bu konuda hakkaniyetli davranacağınıza inanıyorum.

Yönetimin Kongre Kararı

Tüm camia play-off'lara ve Süper Lig hedefine kilitlenmişken, yönetim 5 Haziran'da kongreye gideceğini açıkladı. http://www.adanahabermerkezi.com/spor/demirspor-yonetiminden-kongre-karari-h14511.html

Açıklamanın içeriğine girmeyeceğim, bu konu üzerine daha tartışırız ama bana yersiz ve zamansız bir açıklama gibi geldi.

Açıkçası yönetimin gerçekten üst lige çıkmak, şampiyon olmak gibi bir isteği var mı bunu da tam olarak anlamış değilim. Devre başında hedefimizin küme düşmeme olduğunu söyleyen yönetimin, Play-off hedefini bile uzun süre anmadığını ancak son haftalarda bu hedefin ortaya konduğunu gördük. Play-off daha çok futbolcuların azmi ile geldi gibi görünüyor.

Şimdi bu kongre açıklaması, tartışmayı başka yere kaydırarak, gündemimizi ve şampiyonluk hedefimizi etkileyecek.


Ankara Rüzgarı...




Kalkın! Ofis, okul, cadde demeyin, kaldırın kolları. Kalkın iki dönelim şurada...

Demirspor rüzgarını Ankara'da estiren Tayfa'ya selam olsun...

14 Mayıs 2013

Tarikat!

Maçı anlatmayacağım. Başka bir konu var, onu yazayım da tarihe not düşülsün, sonra unutuyorum. O anlarda çok yakalayamadık ama baya matrak bir şeydi aslında. Sonradan çok güldük.

Maç öncesi rutin kontrollerdeyiz. Önce polisler üstümüzü aradı, pankartlara baktılar. Resimlerde üstümdeki tişörtü görmüşsünüzdür, İstanbul Tayfası’ndaki kardeşlerin ön ayak oldukları bir çalışma. Gayet güzel baskısı ve şekliyle çok sevdiğim bir tişörttür. Elimde de bu şeklin bayrak hali, İbrahim İlya kardeşimin ve mavilacivert.com’un şahane marifeti…

O tişört...

Bayrak poşetin içinde. Polis bu ne diyor, açıyorum göğsümü, işte bu şeklin bayrak halidir diyorum. Açar mısın diyorlar, tabii diyerek bayrağı eşimle birlikte açıyoruz. Dev gibi bayrak, deniz gibi dalgalanıyor elimizde. Tek yıldızlı komiser üstünde durmuyor, tamam geçin diyor. Yıkıla Yıkıla, Gurbette Demir Gibiyiz, bayrağımız kontrolden geçti. Her şey yolunda…

Şimdi biz polisi atlattık ya, gerisi hava cıva diyoruz. Nereden bilelim özel güvenlikte bugün manyaklar matinesiymiş, normal insanların arasına psikopatın birisi sızmış… Eleman Rıdvan Tunç kardeşimin ve mavisimsekler.com sitesinden bir arkadaşın kameralarını içeri almamak için direniyor. Etraf daha kalabalık değil, grup daha intikal etmemiş. Biz de elimizdekilerle kapıya yaklaşıyoruz. Onların tartışması durulur gibi oluyor. Elemana yaklaşıyorum, üstümü aratıp stada gireceğim. Bu arada pankartları alamayız içeri diyor. Neden diyoruz. Bir gün önceden getirip stada girmeniz ve asmanız gerekir diyor. Biz Ankara’dan geldik, bir gün önce nasıl gelelim, daha bunun Adana’dan gelenleri var, böyle uygulama mı olur diyoruz. Bu sefer ne yazıyor pankartlarda diyor. Açıyoruz pankartları. Heyecanlı heyecanlı ve seri şekilde konuşan, hafif uzun boylu, benden yapılı bir tip. Konuşması kibar, ağzını açtığında kurallardan kaidelerden bahsediyor. Bunun imkanı yok diyoruz, böyle bir uygulamanın pratik uygulanabilirliği yok. Kameralar konusunda neye karar veriliyor hatırlamıyorum ama arkadaşlar beklemeye geçiyorlar. Bizim pankartlar için de gerilim hafiften tırmanırken çok ilginç bir şey oluyor. Hayatımda ilk defa belki de son defa karşılaşacağım bir şey.

Eleman benim elimdekini daha görmemiş. Sende ne var diyor, bayrak diyorum. Ne var bayrağın üstünde”, “işte bu var” ve tayfa polarımın önünü açıyorum. Zaten az önce polise de göstermiştim. Bu şekilden var diyorum. Eleman bakıyor, seni bu şekilde içeri almam diyor. Nasıl diyorum. Almam, sen bu şeklin ne olduğunu biliyor musun diyor? Lan şekle bakıyorum yukarıdan, işte diyorum, tren var, bunlar kanat, 1940 var, sanırım bunlar da defne dalı, takımın adı… derken içimden “eyvah, kırmızı yıldıza kafayı taktı, sol öğeler var diye gıcıklık yapacak” diyorum. Adam sözümü bitirmeme izin vermiyor. Konuşuyor:


-Tarikat sembolü bu. Alamam seni içeri. Tahrik unsuru var. İçerde birileri bundan tahrik olurlarsa, olay çıkarsa bizi topa dikerler, bunu biliyor musun?

-Ne tarikatı, ne sembolü?

-Sen bilmiyorsun bu amblemin anlamını

-Yav işte takım, Demirspor…

-Hayır, illuminati sembolü!

-Ney!!

-İlluminati. Ben seni bu tişörtle içeri almam.

-Sen ne diyorsun?

-Ben üniversite mezunuyum, çok iyi bilirim bu işleri. (burada omzuma bir iki pıt pıt vuruyor)

-Bakele, ben iki üniversite bitirdim. Saçmalama! (ufaktan şafak atıyor bende)


Tanıdık geldi mi?

Nutkum tutuluyor, dilim kesiliyor. Yani bir milyon tane şey duymayı beklerken, illuminati! Vay anasını be! Etrafımda ne kadar insan varsa, eşim, diğer özel güvenlikler, Adana’dan gelen emniyet, diğer taraftarlar, stad görevlisi bir amca… herkes bana sakin ol, sakin ol diyor. Ben o kadar şaşkınım ki. Bu manyak eleman herkesi sindirmiş. Kimse de “lan manyaklaşma” diyemiyor. Ağzını açtığı zaman kitaptan, kuraldan konuşuyor. Yanına da üniversite mezuniyetini eklemiş. Ne diyeyim ki ben buna.

Aslında olay aşırı komik ama playoffa kalma maçı, stresliyiz, hafif yorgunluk var, yani herif gerdikçe geriyor. Herkes bana sakin ol diyor. Bir kenara geçip beklemeye başlıyoruz. Görevli polis gelecek, o karar verecek. Bürokrasi forever. Olsun, polis de olsa mantıklı bir adam gelme ihtimali var. Nitekim bize eşlik eden sivil sakin ve mantıklıydı. Ben ısrarla sorun çıkmasın diye çabaladığımızı söylüyorum.

Samsun emniyetinden bir sivil polis geliyor. Bizim manyak eleman ona anlatmaya başlıyor, bla bla… Benim göğsümdeki logoya dokunuyor, elini itiyorum, indir elini bana dokunamazsın diyorum. Bana izah edeceğini söylüyor. Seni dinlemiyorum, senle konuşmuyorum diyorum, gözümü yumuyorum, ağzımı fermuarlama işareti yapıyorum, ifrit oluyor. Polis pankartlarda ve tişörtte sorun olmadığını söylüyor. Bayrak işini başka bir polise soracak. Tişört konusunda olur mu öyle şey diyor, bu tişört yüzünden içeri almama gibi bir durum olamaz. Bayrak için diğer polis geliyor, az önceki yek yıldızlı komiser. Bu abimiz ben aradım ya bunları, geçin dedim ya diyor. Manyak herif polise, sen alsan da ben almam diyor, polis de sen kim oluyorsun be diye kükrüyor. Olay böylece tatlıya bağlanıyor. Tek yıldızlı içimizi soğutuyor. Haberci arkadaşların kameraları da stada girebildi bu arada.

Bu arada azar azar bizim taraftar da kapıda birikmeye başlamış, benim tartışmama şahit olmuşlardı. Harbi Adanalı olan bu abi ve kardeşlerim tişörtümün fotoğrafını çekip tarikat hatırası alalım dediler. Eğer psiko eleman bu adamlarla tartışmaya girseydi sağlam dişi kalmazdı. Allah manyağın yüzüne baktı.

Polis, özel güvenlik, saha görevlileri... Hepsi sakinliğimiz için beni ve eşimi tebrik etti. Arıza çıkartacak zaman var, çıkartmayacak zaman var. Şimdi sakinlik zamanı.

Uğrunda İlluminatici de olduk Adana Demir’im. Tarikat için başvuruları kabul ediyorum. Ne de olsa temsilcisiyim, kafaya koydum liderliğe de oynayacağım. Bir yandan baktığında heyecan verici, böyle masonlar, tapınakçılar, Da Vinci falan. Ayağını denk al Vatikan, sıra sana da gelecek…


Alem böyle kardeşlik görmedi


13 Mayıs 2013

19-23 Mayıs

Play-off'ta Manisaspor maçları 19-23 mayıs tarihlerinde oynanacak.

http://www.tff.org/default.aspx?pageID=287&ftxtID=18013

19 Mayıs'ta Adana'daki maç 21.15'te; 23 Mayıs'ta Manisa'daki maç 19.00'da başlayacak.


Konuk Yazar: Mehmet Sonkor

Okuyucularımızdan gelen mailleri paylaştığımız, bir blog geleneği konuk yazarlık müessesemizde Mehmet Sonkor'un yazısını sizlere sunuyoruz. Mehmet Bey, 34 haftalık periyotta öne çıkan noktaları işaretlemiş:

 Sevgili Ankara Tayfası,

Bu sezonu daha bitirmedik ama koca 34 haftalık maratona şöyle bir baktığımız Demirsporumuzu analiz etmek gerekli diye düşündüm. Sizler yazacaksınız elbet ama bu sezonun en önemli anları bence Adanaspor maçlarıydı her iki yarıda kırılma dönemleri oldu o maçlar sayesinde ayakta kaldık. Allah hemşerilerimizden razı olsun! ikinci devrede Rize ve Trabzon galibiyetleri de çok sürprizdi. Bizi playoffa o 6 puan taşıdı.


Bu sezona damga vuran oyuncumuz Juninho'ydu bence, çok kolay gol yesek de onun azmiyle ayakta kaldık.


Taktik olarak başarısız olsa da disiplin açısından Mustafa Uğur'un hakkını vermek gerekli takımı iyi motive etti maçlara. Şimdi herkesin aklı playofflarda ama bu takım nasıl bu hale geldi nasıl playoffa kaldı bunun analizini iyi yapmak lazım.


Geçen seneki o müthiş 5 maçlık seride görülen azim ve kararlılık var gibi görünüyor. Hele ki zor maçlarda takımın motivasyonu daha üst düzeyde oluyor. Allah playofflarda yardımcımız olsun.

54 golün 1'i Penaltıdan

Normal sezonun ardından, TFF 1. Lig istatistiklerini yayınladı:

 http://www.tff.org/default.aspx?pageID=287&ftxtID=18008

Bu sezon 54 golümüzün sadece 1 tanesi penaltıdan. Bu durum, istatistiklerde kanımca öne çıkan nokta. Antep Bld. ile birlikte tek penaltı golüne sahip iki takımdan biriyiz. O golü de Buca karşısında bulmuştuk. Bir de Juninho'nun kaçırdığı penaltıyı hatırlayacak olursak, 2 penaltı ile normal sezonu tamamladık.

Ayrıca gollerimizin 7'si kafa vuruşu ile geldi. En golcü oyuncumuz 14 golle Juninho oldu; bu gol sayısı ile ligin en çok atan 3. oyuncusu durumunda. Erçağ da 9 golle onu takip ediyor. İkinci devre kadroya katılmasına rağmen Luis ve Nurullah'ın da 6 ve 5 golle takıma verdikleri destek önemli.

Lig boyunca 74 sarı ve 4 kırmızı kart gördük. Bu kartların belki de en can yakıcısı, Burak Keskin'in Kartal maçında gördüğü oldu.

Futbolu Öldürmeye Devam Ediyorlar

Bir sezon sonu klasiği olarak, futbol terörü başlıklı haberler bu haftasonuna damga vurdu. Polis yine iş başındaydı; her zaman olduğu gibi sorun çzömek yerine sorun yarattı ve taraftar dövdü-gazladı. Sonrasında taraftarlar yine birbirine girdi; ya kendi kendilerine ya da başka takım taraftarlarına zarar verdi.

"Büyük" takımlarımız futbolu öldürmeye devam ediyor; yarattıkları atmosferle hayatları bir bir alıyorlar. Dün Fenerbahçe-Galatasaray maçından bir taraftarın öldürülmesi, o gün o anda futbolun ölümüdür. Çünkü bugün daha fazla kişi maça gitmekten korkar hale geldi. Bugün daha çok kişi futboldan soğudu. Buna neden olan da sizin "futbol" algınız; futbol bu değil.

Her zaman söylediğimiz gibi, sokakta şiddet varsa, statta da olur; stat çevresinde de; bu şiddet ortamını söylem ve fiziksel olarak yaratanlar, doğrudan o kişilere zarar veren failler kadar suçludur.



Sayaç İşliyor, Hasret Büyüyor

El yordamıyla işleyen bir sayacımız var; Türkiye futbol liglerinin zirvesinden ne kadar süredir uzak kaldığımızın hesabını yapıyor. 21 Mayıs 1994'ten beri oradan uzağız. Bu sayaç sayesinde, Demirsporlu eski günlere geri dönüş özlemini biraz daha canlı tuttu; iyi günlere dair umudu sayaç ilerledikçe besledi. 5000. ve 6000. günlerde daha gür bir sesle Demirsporlu'ya geçmişi ve geleceği hatırlattı:

http://www.adanademirspor.net/2009/01/persembe-konuklar-1-talip-egemen-5000.html

http://www.adanademirspor.net/2009/01/5000-gn-nce.html

http://www.adanademirspor.net/2011/10/6000e-dogru.html

http://www.adanademirspor.net/2011/10/6000-gunu-andk.html

Şimdi sayacımızı durdurmanın, ona yeni bir yön vermenin çok yakınındayız. "Yeter artık son verelim şu hasrete" dizesinin, en anlamlı olduğu günlere geliyoruz.

12 Mayıs 2013

Reyhanlı

Emperyalizm'in bildik oyunlarına gelmek için elimizden geleni yaptık; hep biz dış mihrak arardık kendi derdimizi çözemedik diye, şimdi dış mihrak'ın kendi olduk. Cumartesi günü resmi rakamlara göre 45, gayri resmi rakamlara göre 100'ün üstünde Türkiye vatandaşı patlayan bombalarla hayatını kaybetti; Türk dış politikası yerlerde sürünürken, artık sadece iç politikamızla değil dış politikamızla da insanlarımızı kaybediyoruz. Buna neden olanlara lanet olsun!

Bu konuda okunması gereken en sakin ve gündelik siyasetin uzağında en geniş açılı yazılar, Mahmut Hamsici'den:

http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2013/05/130511_reyhanli_mahmut_hamsici.shtml

http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2013/05/130512_hamsici_reyhanli.shtml

Samsun'dan Kareler #1

Maç sonu futbolcularla coşku


Pankartımız statta; Şimşekler Grubu ile yan yana

Rakip Manisaspor

Süper Lig yolunda Play-off'taki rakibimiz Manisaspor oldu. İlk maç, Adana'da.

Manisaspor'u Adana'da 2-0 yenmiştik. Deplasmanda 3-0 yenilmiştik.

Adana Demirspor Play-off'ta!

Bir sene sonra, bir üst kategoride yeniden play-off'tayız.... Sonumuz hayrolsun!

Samsunspor ile 1-1 berabere kaldık. Golümüz Erçağ'dan. İlk yarı isteksiz oyunu kendi kalemize attığımız golle iyice sıkıntıya soktuk. İkinci yarıda oyunu tek kaleye çevirdiğimiz anlarda golümüz geldi. Maçtan sonra oyun top çevirme şeklinde geçti. Erman'ın bomboş pozisyonda kontrol edemediği top ikinci golden etti bizi.

Maçın ikinci yarısını 10 dk geç yayınlayan, onun yerine padişah'ın konuşmasına yer veren TRT Haber, yeni bir TRT rezilliğine imza attı.

Demirspor aşkıyla yola düşen herkes evine mutlu dönüyor; şimdi yeni bir heyecan başlıyor. Demirsporluysan sezon erken bitmez!



Tayfa Yollarda



Tayfa Samsun'a vardı; yolda menemen molası da verildi!

11 Mayıs 2013

Son Değil...

Yarın "gurbette demir gibiyiz" pankartı yeni bir stat daha görecek; bir minibüse doluşan Tayfa yine yollara düşecek. "Samsun asfaltında otomobiller"e eklenecekler. Kazasız belasız ve mutlu dönecekler; umuyoruz.

Normal sezonun son maçı ama bu seneki son maçımız olmayacak! Bu bir son değil, sadece bir geçiş olacak... Hatıraları canlandırmak için.


http://youtu.be/_Vq6NevcLOQ