16 Nisan 2014

Eski Yanlışlar Yapılmasın

Selahattin Aydoğdu daha önce denenmemiş bir isim olduğu için tribünün desteğini aldı. Hep aynı isimler arasında dönüp duran başkanlıkların artık yeni bir isme geçmesi istendi. Tabii ki vaat ettiği para ve lobi de çekiciydi. Geçen sene takım başarılı olsa da Önder Serin'in yönetiminin eski yönetimlerden ne derece koptuğu şüpheliydi.  Bugüne kadar belediye ile doğrudan ya da dolaylı bir isim olmasın diye direndik. Tıpkı Gökoğlu'nun yıllar önce Aytaç Durak yönetimlerine alternatif görülüp desteklendiği gibi. Gerçi Gökoğlu seçilir seçilmez yine Durak'a bağlılığını açıklamıştı. Şimdi eğer Aydoğdu eleştiriliyorsa, yerine aday olan isimlerin sadece eleştiri ile değil proje ile çıkması gerekiyor. Geçmişte şunlar şunlar yapıldı, ve biz bu hataları yaları yapmayacağız diye net açıklamalar gerekiyor. Yoksa bu yönetimin ayağını kaydırmakla Demirspor düze çıkmaz. Aydoğdu gider veya gitmez, bu sorun değil; sorun yeni bir isim olacaksa bunun eski yanlışları yapmaması. Aydoğdu'dan beklentimiz de bu yönde.

14 Nisan 2014

Yönetim Savaşları Zamansız

Daha matematiksel olarak kümede kalmayı garantilemedik; ama yönetim savaşları takımın durumuna bakmaksızın başladı görünüyor. En azından ligin sonunu bekleyip bir muhasebe içine girilebilirdi. Takımın şu kritik iki maçı öncesi eleştiriler zamansız gibi görünüyor. Aydoğdu yönetimine destek veren önceki yöneticiler bu desteklerini çekmiş görünüyor. Aydoğdu yönetimini eleştirecek noktalar elbette var; her zamanki gibi maddi meseleler başta geliyor. Eskinin analizini yapmadan, yanlışlarını ortaya döküp temize çekmeden sadece bu bir kaç ayı değerlendirmek doğru bir yaklaşım gibi görünmüyor. Bu eleştirileri kesin olarak ligte kaldıktan sonra yapalım.

#EBileteHayır

14 Nisan itibariyle kağıt bilet dönemi bitip E-Bilet dönemi başlıyor; bunu daha önce yazmıştık. Esasen bir fişleme yönetimi... Bilet işini kuyrukta beklemekten çıkarıp başka bir çileye çeviren, e-biletin neler getirdiği için şu yazıya göz atabilirsiniz: http://www.iskenderbaydar.com/passolig-dedikleri/

E-bilet almamak, maçlara gitmemek bu sistemi durdurmanın ilk adımı. E-Bilet almayın, aldırmayın!

13 Nisan 2014

Tavşanlı:2 - Adana Demirspor: 1

Futbolcuların idman yapmadan gittiği, 15 kişilik kadroyla sahaya çıktığımız maçta öne geçtik ancak puan alamadık. Nurettin kırmızı kart gördü, Ercan Albay'ın Mesut yerine Erdi''yi oyuna alması skoru belirledi! Tıpkı Samsun maçında olduğu gibi... Bu sezonun bitmesini Erdi'nin gitmesi için istiyorum. Resmen bizi mahvetti bu sene. Takımda havanın kalmadığı, bitse de gitsek  noktasında oldukları açık.  Buradan 1 puan alsak işi bitirirdik ancak haftayave diğer maçların skorlarına kaldık yine.

10 Nisan 2014

PFDK'ya YUH!

PFDK, İstanbul BB maçında yaşananlardan dolayı Demirspor'a 1 maç saha kapatma, Oğuzhan'a 5, Efe'ye ise 8 maç ceza verdi.

Aslında başka şeyler demek lazım ama onları içimizden söyleyip YUH diyorum, bu nasıl bir rezalettir!

Bugüne kadar hangü oyuncuya 8 maç ceze verilmiş hakemle diyaloğundan dolayı. Süper Lig oyuncularına vermediğiniz cezayı 1. lig takımlarına mı verebiliyorsunuz? Maçları, futbolcuları çığrından çıkaran hakemlerinizi koruyarak ancak Türk futbolunun daha geriye gitmesine hizmet ediyorsunuz, başka bir şey değil. Aldığınız her kararla futbolun içine etmeye devam ediyorsunuz.

Adana'da AKP'nin yerel seçimlerde kazanamamasının faturasını bu şekilde çıkarmaya çalışıyorsanız avucunuzu yalarsınız sadece.

Adaletiniz batsın!

Kongre Üyelikleri

Yeni yönetimin güzel icraatlerinden biri kongre üyeliklerini kulübün gelir kapılarından biri haline getirmek olacak gibi görünüyor. Bu yönde şimdilik kararlı görünüyorlar. Umarım geri adım da atmazlar. Böylece son dakikada 5 kuruş ödemeksizin üye yapılanların oyları kongre kararını etkilemez. Böylece zamanında birilerinin torpili ile üye olup, kulübe zerre katkı koymayanlar kongre üyeliği etiketinden faydalanamaz. Bu hamleyi alkışlamamak elde değil.

Biz Bekir ÇINAR döneminde kimsenin üyelik aidatı ödemediği dönemde 1.000 TL vererek üye olduk. O dönemde gelir durumu ortalama olup da kendilerini zorlayarak üye olan çok kişi olduğuna inanıyorum. Bilindiği üzere Bekir ÇINAR dönemi acı şekilde son buldu. Sonrasında gelen yönetimler, taraftardaki protest tavrı güçlendirme dışında bir işlev üstlenmediler maalesef. Özellikle mevcut yönetimi hariç tutarsak son dönemler fecaat idi. Ben dahil birçok kişi verdiği paraların nereye gideceğini, nasıl çarçur edileceğini bilmediği için yönetimleri protesto ederek üyelik aidatını ödemedi.

Şimdi maalesef bu protestolar, üyeliğimizin silinmesi riski olarak karşımıza çıkıyor. Diğer bir ifade ile kötü uygulamayı eleştirdiğimiz için bedel ödemek durumunda kalıyoruz. Can sıkıcı bir durum.

Öte yandan yönetime bu tavrı konusunda nasıl sonuç doğurursa doğursun destek vermek gerektiğini düşünüyorum. Yoksa kurumsal kişilik kazanmak mümkün olmayacak. Yoksa her hatalı olduğu düşünülen uygulama için kongre üyeliği aidatını ödememek gibi bir bahanenin arkasına sığınmak söz konusu olabilecek. Bu açıdan tavizsiz durmak önemli. Canımız sıkılsa da yönetimi destekliyoruz. 

Burada ilave olarak yapılabilecek şeyin eski borçları ödemeye gönüllü olanlara bir yapılandırma olanağı sağlanması olduğu kanısındayım. Bu kişilere borçlarını kredi kartına taksitlendirmek veya SMS yoluyla her ay telefon faturasına eklenmek sureti ile ödeme imkanı sağlanabilir. Bunun ise zamanlaması önemli. Bence öncelikle bu kişilerin ve tabi bizim de üyeliklerimiz düşürülmeli, akabinde borç yapılandırmasına gitmek sureti ile bu kişilerin yeniden üye yapılması sağlanmalı. Eski borçlar temizlenmeden bu kişiler üyeliğe tekrar kabul edilse dahi bunlara oy hakkı tanınmamalı. 

Öte yandan eskiden kongre üyesi olmayıp da kulübe yeni üye olacakların üye aidatları peşin alınmalı.

Son bir husus. Tüm bu yapılanların kongrede bir anlam ifade etmesi için açık oylama sistemi kaldırılarak, sandık getirilmeli. Oy kullananların tespiti açısından özellikle bu önemli. Zira önceden kongre üyesi olsun olmasın, borcunu ödemiş olsun olmasın, herkes kongre salonuna gelebiliyor, oylama el kaldırmak sureti ile yapılıyordu. Verilen oyların sıhhati şüpheli idi. Bu imkan getirilmezse oy hakkı olmayanlar da karar üzerinde etkili olacaktır. Daha da önemlisi yönetimin bu düzenlemesi anlamını ve etkinliğini yitirecektir.

Yönetime bu girişimi için teşekkür ediyoruz.  

8 Nisan 2014

A2 Ligini Tamamladık

A2 sezonu bizim için sona erdi. Bu sezon pek iyi bir performans göstermedik. Klasman grubunu sadece Alanyaspor ve Tarsus İY'nu geride bırakarak 4. tamamladık. Toplam 22 maçta 7 galibiyetimiz var. Bunların 12'sini Kademe grubunda oynadık ve orada da 3 galibiyetimiz vardı. Yunus Ünsal'ın Ankara Demirspor'a gitmesinin ardından gol yollarında pek etkili olamadığımızı görüyoruz. Toplam 27 gol atabildik.

Takımda Mertkan, Cenk, Ali Osman, Mehmet gibi önceki dönemlerde birlikte oynayan isimler olduğu gibi geçen sezon ve bu sezon takıma katılan yeni isimler de oldu; farklı takımlardan transferler olduğunu görüyoruz. Ayrıca A takımdan da A2'de oynayan oyuncular oldu. Kadroda tam bir istikrarın ve uyumun sağlanamadığını söyleyebiliriz.

Önceki yaş kategorilerinden beri birlikte oynayan ve 93-94'lü bu kuşağın birer ikişer A takıma kazandırılması gerekiyor artık. Elimizdeki bu değerleri çarçur etmeyelim. A2 tüm Türkiye'de pek tutan bir proje olmadı ama yine de altyapımızı canlı tutmak adına gereken önemi vermeliyiz.

Tebrikler Botaş

Pek çok alanda olduğu gibi basketbolda da kadın sporcular erkeklerden daha iyi konumda, voleybol zaten bu alanda en öne çıkan alan. Adana'yı da başarıyla temsil eden Botaş, yine kadınların gücünü gösterdi, play-offlarda yarı finale yükseldi. Rakip Galatasaray. Botaş bu yıl Avrupa'da da çok iyi işler yaptı. Tebrikler!

http://www.tbf.org.tr/detay/2014/04/08/bota%C5%9F-yar%C4%B1-final-biletini-kapt%C4%B1

7 Nisan 2014

Füze Selami'yi Kaybettik

Adana Demirspor denince akla gelen ilk isimlerden, Türkiye Şampiyonu olan kadromuzda da yer alan Füze lakaplı Selami Tekkazancı 81 yaşında hayatını kaybetti. Başımız sağolsun, Allah rahmet eylesin.

Efsane oyuncumuzun Füze lakabını, 1960'ta Milli Ligte Galatasaray'a attığı gollerle aldığı söylenir. Bir süredir tedavisi süren Füze Selami de bir dönem camiaya küstürülmüştü. Onuyeniden hatırlatan biraz da genç neslin çabasıydı. Onun anısını yaşatmak hepimizin görevi.

6 Nisan 2014

Adana Demirspor : 1-İstanbul BB:3

Ligin lideri ama liglerin en gereksiz bir iki takımından İstanbul BB'ye, hakem Kutluhan Bilgiç'in de yardımıyla yenildik. Maçın başında Şimşekler Grubu'nun sessiz protestosu  vardı. Kalemize gelen ilk top yine gol oldu. Mehmet Eren müthiş bir vuruşla beraberliği sağlasa da Kutluhan Bilgiç direncimizi kırdı. Oğuzhan ve Efe  kırmızı kart gördü. Efe'nin hakeme müdahalesinden dolayı fazla ceza alma ihtimali yüksek.

Son haftalarda aldığımız puanlarla rahatlamıştık, alttaki rakipler de kazanamayınca bu maçı sanırım gözden çıkardık.

4 Nisan 2014

Karalar İçinde Olun, Karanlıklar İçinde Olmayın

Şimşekler Grubu, siyah giyiyor. Adana'da cezamız sonrası ilk maçta takım tribünlerle buluşmayı beklerken, sükunet ile buluşacak öyle görünüyor.
 
Ceza almamıza yol açan maçta Şimşekler Grubu beklenenin çok altında bir performans sergilemişti. Nasıl ki en önemli maçımızda takımın oynamaması taraftara dokundu ise, Grubun da beklenenin altında kalması taraftardan tepki aldı. Tepki alması da doğal idi. Ancak tepkiler yine kişilik saldırısına dönüştü. Adamları maçı satan, satılmaya aracı olan, hain olarak niteleyenler oldu. Oysa Gruba en ağır tepki, maç içinde grupsuz tezahürat yapılarak verilmişti.
 
Adana kolay adam harcayan bir şehir. Değer, kıymet bilmeyen bir şehir. Kimleri gömmüyor ki. Şimdi kalkıp neden Şimşekler Grubu önemli diye anlatsam, yine suya yazılacak. Yarın başka bir maçta yine gömülecek Şimşekler Grubu. Böyleyiz maalesef. Eleştirmek ile öldürmek arasında kapkalın çizgiler var, göremeyecek kadar körüz.
 
Kişilik hakları ile çıkarılan iş arasında dağlar kadar fark var. Ayırmayacak kadar pervasızız. Sonunda kaybeden de hep biz oluyor.
 
Sonuç mu?
 
Bir avuç onurlu adam karalar bağlayacak ilk maçta. Sessiz soluksuz olacak. Siz takım 4 maç iyi gidince gömdüklerinizi unuttunuz çoktan, mezardakiler halen kabir azabında. Siz unuttunuz, onlar unutturmayacaklar. İyi de yapacaklar.
 
Şimşekler Grubu bir inat hikayesidir. Kendisine saldırtır, kişiliğine saldırtmaz. Saldıranı unutmaz. Destekliyorum. 

3 Nisan 2014

Uçurtmanın Kuyruğu

Dün tiyatroya gittik. Hem sahnede hem salonda idik. Kardeşimiz Nuh uzun süredir bu oyuna hazırlanıyordu ve açılışı dün yaptı. Açıkçası iki kişilik, müzikal yönleri de olmayan bir oyundan bu kadar sürükleyicilik beklemiyordum. Gerek Nuh ve gerekse rol arkadaşı Tarık çok iyi oynadılar. Bir an olsun oyundan kopmadık. Hep bir sonraki sahneyi bekledik. 

Demirsporluluğun sadece tribün olmadığını gösterdi bir kez daha Demirspor taraftarı. Bir gün toplu kan verme organizasyonu idi Demirsporluluk, bir gün sesini duyuracağın bir fanzin, bir gün bir sinema filmi, bir gün yabancı memleketlerdeki bir duvar yazısı, bir gün mavi lacivert ama yemyeşil bir park, Gezi Parkı ve her defasında tribün idi Demirsporluluk. İşte dün de göğsümüzü kabartacak kadar güzel bir sahne performansı idi Demirsporluluk.

Adana'daki bitmez tükenmez yönetim ataletine inat, ısrarla dinamik Demirspor taraftarı. Israrla üretiyor. Kendi için de takımı için de ürettiği her şey Demirsporluluğu yüceltiyor. Bu dinamizm var oldukça, atalet er geç kaybedecek.

Bir söz de Tayfa'daki yeni kuşak kardeşlerime. Bu kadar iyi niyetli, üretken, dinamik ve çok çok daha önemlisi her türlü dünya görüşünden ari olarak (bu kez yaşlı olduğumu belirtmek için bu terimi kullandım) birbirine bağlı bir grup olarak sizler ile gurur duyuyorum. Demirspor bayrağını da Ankara Tayfası'nı da en iyi yerlere taşıyacağınızdan eminim.

Rahmetli Savaş DİNÇEL'in yazmış olduğu oyun Deniz Sahne Sanatları tarafından gösterime sokulmuş. Oyunda babasının baskısı altında yetişen bir çocuğun babası öldükten sonra 8 yıl geçmesine karşın baskılarından kurtulamaması ve ölüm ile yüzleşmesi anlatılıyor. Bu yüzleşmede özlemleri, çocukluğu anlatan iç ses ile korkuları, baskıyı anlatan kişilik karşı karşıya geliyor. Ancak tüm bu bozuk ruh hali son derece eğlenceli bir şekilde anlatılmış. 

Görsellere geçelim.







2 Nisan 2014

Golcüler Ayakta

Golcülerimizin ligte attıkları gol sayıları eşitlendi. Mehmet Eren, K.Maraş maçında 10 maç ve yaklaşık 3 ay sonra sonra yeniden gol sevinci yaşadı ve gol sayısı 10'a ulaştı. Rostand da ligte 9. golüne ulaştı. Ercan Albay onu deplasman maçlarında ilk 11'de sahaya sürerken, iç sahada yedekte tutuyor. Mehmet Erensiz dönemde imdadımıza yetişen ancak Maraş maçında yedek oturan Juninho'nun ligte 9 golü var. Her iki oyuncumuz, kupa maçlarında da birer gol atmıştı.

1 Nisan 2014

K.Maraş:1 - Adana Demirspor:4

Memleketin haralagürelesi içinde, hafta içi maçında düşmüş Maraş'ı yendik.  Bu sezon ikinci deplasman galibiyetimizdi, deplasmanda ilk kez 4 gol attık. Rostand, Mehmet Eren, Timur ve Ferhat'ın golleriyle... 4 haftada gelen 8 puanla düşme potasından da iyice uzaklaştık. Ama kalan 4 maçımızın biri liderle diğer 3ü düşme potasındakilerle.

E-bilet ve Passolig

Esas amacı statlara gelenleri fişlemek olan e-bilet uygulaması devreye giriyor Passolig sitesi üzerinden yürüyecek işler. Şu sayfada detaylı bilgiler mevcut: http://www.passolig.com.tr/nedir

29 Mart 2014

Seçim

Yarın yerel seçimler var. Son yılların en gergin seçim öncesi dönemini yaşadık. Adayların neredeyse unutulduğu bir dönem oldu. Sokaklardaki gürültüsü patırtısı bitecek ama siyasal etkileri uzun süre devam edecektir eminim. Kimsenin birbirine şuna ver buna verme demeye hakkı yok. Zaten kabinde herkes vicdanıyla baş başa kalacak. Verdim-vermedim diye bir açıklama yapmak zorunda değiliz. Mesele sadece bunca geçen zaman içinde olan biteni şöyle bir tartıya koymamız, Demirspor'a, Adana'ya, Ankara'ya kim ne hizmet verdi ya da vermedi kimler neyi yasakladı ya da hayatımızı zindan etti ve karşısında kim neyi dönüştürebilir ve bizim sesimiz olabilir, bunu düşünmekte yatıyor. Tartıp ölçüp biçtikten sonra kendinize verdiğiniz cevap sizi ikna ediyorsa, yolunuza devam edin.

28 Mart 2014

Adana Demirspor:2 - Manisaspor:2

Orduspor maçının kahramanları iş başındaydı; Efe ve Juninho ile 1 puanı kurtardık; 2-0 geriye düşüp de puan almak bu sene rastladığımız bir hadise değildi, genelde tersi olurdu.  Maçın genelinde istekli bir oyun oynadık ama pozisyonları değerlendiremedik ve atamayana attılar. Neyse ki bu kez son dakikada -Erçağ'ın ekstra performansı ile- puanı aldık, 3 haftada 5 puan yaptık. Urfa ve Buca maçlarında da bu şekilde en azından 1 puanı alsaydık şimdi planlarımız farklı olabilirdi.

Kritik 1 Hafta

Son iki maçta alınan 4 puanla biraz rahatladık sanki ve alttaki takımlar da puan kaybetti bu süreçte. Biz işimizi başkalarının kötülüğüne değil, kendi başarımıza bağlamalıyız. 1 hafta içinde 3 maç oynayacağız. Bu akşam Manisa, ardından Salı günü K.Maraş ve Cumartesi de İstanbul BB. Bu üçlüden yine en az 4 puan gerekiyor.

Manisa'yla ilk maçta son dakikada yediğimiz golle berabere kalmıştık; ilk deplasman galibiyetimize çok yakındık. Geçen yıl içeride yenip, dışarıda yenilmiştik. Sonra play-offlarda da rakibimize elenmiştik. Bu sene rakibin

Bu sene yine kritik maçlardan birini oynayacağız; iç sahadaki başarımızı bu maçta göstermemiz lazım. Rakibin play-off umutlarının azalması bizim için avantaj. Son haftalarda korkulu rüya görmemek için bu 1 haftayı iyi geçirmemiz gerekiyor.

23 Mart 2014

KSK:0-Adana Demirspor:0

Zor maçların en rahatından 1 puan aldık. Fena değil. İlk yarıdaki gibi bu maç da zevksiz ve adeta 1 puana kilitlenmişti.

0-0 biten ilk ve gol yemediğimiz 3. maç oldu bu sezon.

Seyircisiz maçta Yıkıla Yıkıla tribündeydi. Kalan 6 maçtan 6 puan almak önemli.

21 Mart 2014

Twitter

Daha önce blog yasaklarında da aynı şey olmuştu; herkes bir yolunu bulup girdi, işini yapmaya devam etti. Şimdi de aklı sıra twitter'ı yasaklayan zihniyete karşı vatandaş kuşunu öttürmeye devam ediyor. Nasıl bir kafa yapısı ki internet denen mecrayla bir yüzyıl öncesinin (13 yıl en azından!) kurallarını uygulamaya çalışıyor; kitapta yazanla hayatın akışı birbirine uymuyor tabii. Vatandaş, iktidara nanik yapmaya devam ediyor.

20 Mart 2014

Zor Maçlar

Kritik Orduspor galibiyetiyle, aşağıyla farkı bir nebze açtık; altımızdaki takımla 4 puan ve düşme hattıyla 7 puan mesafe var. Kalan 7 maçın 4'ü deplasmanda, 3'ü içeride.

İç saha performansımız iyi; bu kategoride 6. sıradayız. Ama dış saha da bir o kadar kötü ve sondan ikinciyiz. Dolayısıyla 3 maçtan alabileceğimiz en fazla puanı almak en büyük kurtarıcımız olacak. Ama Manisa, İstanbul BB ve Fethiye gibi kendi iddiaları için puana ihtiyacı olan ekiplerle oynayacağız. Burada en az 4 puan şart.

Dışarıdaki 4 maçta ise bu hafta KSK'nın ardından Maraş, Tavşanlı ve Denizli gibi düşme potasındaki takımlarla oynuyoruz ki orada da işimiz zor. Bu dörtlüde de en az 1 galibiyet gerekli.

Zor maçlar öncesi, Orduspor maçının ikinci yarısındaki bir istek ve arzu gerekiyor. Futbolcuların bu işi artık bir onur ve haysiyet meselesi olarak görmelerini bekliyoruz. Tabii Ercan Albay'ın bu kritik dönemde takımı ayakta tutacak enerjiyi de vermesini bekliyoruz.

17 Mart 2014

Yunus Gollerine Devam Ediyor

Dün akşam twitter hesabımızdan duyurmuştuk; buraya da ekleyelim. Altyapımızdan yetişen golcümüz Yunus Ünsal, Ankara Demirspor'da 5. maçında 3. golünü attı. Bu kez daha kritik; son dakikada 3 puanı getiren gol... http://www.tff.org/Default.aspx?pageID=29&macId=119946

Tebrikler Yunus, nazar değmesin!
 

16 Mart 2014

Yeni Bir Heyecen Yeni Bir Ruhla!

Hayatımda ilk kez cezalı bir maçı canlı seyrettim. Takımı deplasmanlarda izlemekten daha keyif alıyorum. Bu da benzer bir maçtı, ilginç bir tecrübeydi.  Ben çok sessiz geçecek, sahadakilerin konuşmasını dahi duyacağım diye düşünürken kadın ve çocuk taraftarlar hiç susmadan destek oldular. Sahadan hiçbir şey duyamadım.

Gerçekten çok ama çok tebrikler ve teşekkürler taraftarlara. Haftaya Karşıyaka’nın cezası nedeniyle “erkek” seyircisiz maça bizim ekibi otobüslerle götürebilsek keşke. En önemli özellikleri 90 dakika sürekli desteklemeleri değil ama. Peki ya nedir onları özel kılan?

Her hatadan sonra ana avrat sövmüyorlar. Rakibe ve hakeme küfür edip sahaya bir şeyler atmıyorlar. Kendilerine bizim takımdan bir hedef seçip sürekli eleştirmiyorlar, yuhalamıyorlar. Her maçtan sonra hocanın, teknik ekibin, yönetimin istifasını istemiyorlar. Futbolu çok iyi bildiklerini iddia etmiyorlar. Birkaç kelle alarak bir şeylerin iyi gideceğini düşünmüyorlar. Sadece ama sadece sahaya bakıyor ve takım için bağırıyorlar.

Geçen haftalarda takımın vurdum duymaz bir görüntü içinde oluşu bir taraftar olarak beni aşırı rahatsız ediyordu. Ercan Albay bu işi çözmüş görünüyor. Teknik ekipten konuştuğum hocalar Demirspor’u oyunculara tekrar tekrar anlattıklarını, oyuncuların bu anlamda bilgilendirmeye ve şahsi olarak ilgiye aç olduklarını söylediler. Teknik ekip motivasyon konusunda çok mesai harcıyor. Yine de cezalı maçların takımın imdadına yetiştiğini maalesef söylemem gerek. İki hafta daha taraftar baskısını yaşamayacaklar. Eğer iyi sonuçlar alırlarsa, takımını özleyen taraftar da onları muhakkak bağrına basacaktır. Bizi sıkıntıya sokan puan tablosunu yeniden şekillendirebiliriz böylece.

Oyun ile ilgili olarak, tüm takım iyi konsantre olmuştu. Efe, gol ile sonuçlanan iki koşu yaptı, geriden gelip önce geçmenin keyfinin yaşanmasına vesile oldu. Juninho maçtan önce hocaya “bu maçı bana bırakın” demiş. Sözünü tuttu. Bu arada Erçağ tekrar kendine tabelada yer buldu: Bir gol, bir asist. Juninho’ya asisti geçen seneyi anımsattı, gülümsetti. Yiğitcan çok iyiydi, Şener “ben eskiye dönüyorum” demeye başladı. Gelecek senenin iskeleti kendini belli ediyor. Mesut ikinci yarı girdi, yerinde oynamadı ama verimliydi. Skorda etkisi yüksekti. Özgür iyi maçlarından birisini çıkardı. Ferhat bu takımda en çok eleştirilen oyunculardan birisi ama ben her defasında çok beğeniyorum. Bu hafta da iyiydi. Timur ve özellikle Raşit’i daha etkili görmek istiyorum. Rakipte geçen seneki oyuncumuz Ufukhan kötü bir maç çıkardı, onun için üzüldüm. Bundan sonraki maçlarında başarılar ona da...

Başlıkta “yeni bir heyecan, yeni bir ruhla” dedim. Bu maç haftalardır üstümüzde biriken ölü toprağını kımıldattı. Şimdi sırada deplasmanda ikinci üç puanı almakta ve o toprağı kenara itmekte. Yarın daha iyi olacağız çünkü “yarın” sihirli bir sözcüktür, umudu canlı tutar. Ve Demirspor sahadaysa umut her zaman vardır. 

Adana Demirspor:3 - Orduspor:2

7 hafta sonra kazandık, istediğimiz nefesi aldık. İlk yarı yine umut vermeyen, kazanma azmi olmayan bir oyun vardı. Duran topla gelen golde, Erdi Efendi yine baş roldeydi. Zıplar gibi yapıp zıplamayan bir stoperin arkasındaki rakibine gol attırması... ki bir kaç dakika önce de Yiğitcan-Erdi ikilisi yine aralarına rakip forveti kaçırmıştı.

İlk yarıda tek kıpırdayan isim Juninho, ikinci yarıya damgasını vurdu; devrenin ilk 10 dakikasında gelen iki golle hayata döndük. Penaltıda Efe'nin azmi üçüncü golde de eski günlerden kalma bir Erçağ-Juninho uyumu güzeldi. Juninho 8. golünü attı. Rakibin verdiği boşlukları onunla iyi kullandık. Keşke onu sezonun ikinci yarısında haftalarca kulübede oturtmasaydık... Rostand'sız forvetin biraz daha hareketli olduğunu gördük. Gerçi sorunun Rostand'da değil onu besleyemeyen ortasahada olduğunu düşünüyorum hala.

Ancak sevinmeye alışık olmayan Demirspor taraftarı için maç bitmedi tabii ki, yine son dakikalar kriz halinde geçti. Süleyman Abay'ın uydurduğu bir penaltı ve öncesinde 6 dk uzatma, evlere şenlikti.

Şampiyonluk potasındaki takımların birinden ilk kez 3 puan aldık. Maç boyu hiç susmayan Demirsporlu kadınlara da yine kocaman bir alkış, süperdiniz!

Nefes

Can sıkıcı ve can alıcı günlerde, sokakta gençlerin öldürülüp kimsenin hesabını soramadığı zamanlarda hayatta kalmak bu kadar zor hale gelmişken, akıl sağlığımız zalimlerce zorlanırken yine bir pazar günü tedirginlikle Demirspor maçını bekliyoruz. Keşke bizi üzmese Mavi Şimşek,  hayatta kalmak için mücadele etse, bize azıcık nefes verse....

14 Mart 2014

Metin Gören, Bütün Dünya Dergisi'nde Demirspor'u Yazdı


Biraz gecikmeyle oldu, sevgili Metin Gören abim beni bağışlasın. Gerçi geçen ay Facebook grubumuzda bahsi geçmişti ama blogda yer vermemek olmazdı.
 
Demirspor'umuzun efsane kadrolarında forma giymiş, yılların basın (şimdiki tabiriyle medya) mensubu, futbol yorumcusu, edebiyatçısı ve daha başka güzel özellikleriyle kuşanmış Metin Gören abimiz Başkent Üniversitesi Kültür Yayını olan Bütün Dünya dergisinde her ay futbol ve spor üzerine yazılar yazmakta. Şubat ayki yazısını da Demirspor'a ayırdı.
 
Kendisinin nasıl bir Adana ve Demirspor sevdalısı olduğunu yakından bildiğim için ve kalemine de ayrı hürmet ettiğimden çok leziz bir yazı ile karşılaşacağımı biliyordum. Sağolsun şaşırtmadı beni. Birkaç pasaj alıntılamak istiyorum. Yazının tümü için derginin şubat sayısını edinmenizi tavsiye ederim.
 
“... 1940 yılında Demiryolu işçilerinin yüreklenerek oluşturdukları Demirspor'un yıldızlar topluluğuna ulaşan efsanevi kadrosu, Yenilmez Armada lakaplı su topu takımının şampiyonlukları tekeline alması, Toros Dağları'nın ön bahçesi Çukurova'nın bereketli topraklarını spor verimi yüksek bir konuma getirmiştir. Ve hiçbir ülkenin takım taraftarı, Demirspor'a gönül vermişler dek öfkesini sevgiye, affediciliğe ve sonuna dek gibi sınırsız bir umut yolculuğuna çıkaramamıştır...
 
... Demirspor asansör takım gibi inse de çıksa da, taraftarının yolculuğu keyiflidir ve rahatsızlık vermemektedir. Mavi lacivertli ekibin varlığı, kabadayılar kenti Adana'nın oyun alanlarındaki gövde gösterisi gibidir. Gösterinin sonuçları puan cetveline ne yazılırsa yazılsın önemli değildir...
 
... İtalya'nın liman işçileri takımı Livorno'nun emekçi kardeş takım olarak ilan ettiği Adana'ya gelip dostluk karşılaşması yapması, Adana Demirspor takımının irdelenmesi gereken başka bir cephesidir... Tüm bu gelişmelere karşın Adana Demirspor takımının zengin, orta sınıf ve de yoksulların bir arada soluklandığı bir kulüp olduğunu söylememde hiçbir sakınca yoktur...
 
... Ekonomik boyutları devlet babanın ayırdığı tahsisatın ötesine çıkamayan Demirsporlu oyuncuların, yıllarca mekanları kara trenlerin kompartımanları oldu. Soyundular, giyindiler, otel gibi kullandılar, deplasmana gidilecek kente uğrayan trenlerin arkasına vagonlarını bağlayarak ulaştılar. Ve böylesine koşulların olumsuzluğuna karşın, mavi lacivertli takım nice yıldızları Türk Futboluna hediye etmekten geride kalmadı...”
 
Ellerine sağlık Metin abi, daha nice Demirspor yazıları bekliyoruz senden...

12 Mart 2014

Berkin İçin Mesaj

Adana Demirspor kulübü resmi websitesinden dün hayatını kaybeden Berkin Elvan için baş sağlığı mesajı yayınladı:



11 Mart 2014

Kalem Kırık...

Berkin ölmüş, bir çocuk kalbi daha uçmuş ülkemden, satırlar yaralı. Demirsp.... Berkin öldü Berkin, bir çocuk öldü 15 yaşında bir çocuk...

10 Mart 2014

Dibe Vurduk

Üst üste 5. yenilgiyle bu sezonun en kötü dönemini yaşıyoruz. TD değişiklikleri hiçbir hava yaratmıyor.  Hoca değiştiğinde tek maçlık da olsa bir kıpırdanma olmalıydı; futbolcular bana mısın demiyor. Rezilliğin doruğundalar, isteksiz ruhsuz yenilgiye  tepkisiz oyuna devam.

İlk devre Buca galibiyetinden sonra 7 hafta kazanamamıştık ama beraberliklerle nefes almıştık, şimdi onları bile arıyoruz. Galiba Yücel İldiz'e haksızlık etmişiz.

9 Mart 2014

Tekrar Ercan Albay'a Çıkan Yol

Demirspor teknik adamlığına tekrar getirilen Ercan Albay’ın getirilmesi ile Anadolu takımlarının başları sıkışınca çağırdıkları teknik adamlar listesine Albay’ı da gönül rahatlığıyla ekleyebiliriz artık. Bir zamanlar Adana’da bu rolü  rahmetli Ali Hoşfikirer hocamız üstlenmişti. Kendisine “Şampiyon Ali” lakabı boşa verilmedi. Albay’ın tekrar göreve geldiği MİY maçından önce bu senenin gidişatına şöyle bir göz gezdirmek istedim.

Demirspor yönetimi devre arasında göreve geldiğinde her açıdan karışık bir yapı ile karşılaştı. Ekonomik açıdan nasıl bir enkaz devraldıklarını iş başına gelince daha açık bir şekilde gördüler. Demirspor’un kaç lira borcu olduğu hiçbir zaman tam olarak bilinmez. Dolayısıyla yönetime talip olanlar, yüklenecekleri yükün kaç lira olacağını ve bu borcun artış seyrini asla bilemezler. Aydoğdu, bunları bilerek cesaret gösterdi ve adım attı. Attı ve muhtemelen gördüğü rakamlardan dolayı canı yandı. Devraldığı enkazı ayakları üzerinde durabilecek bir yapıya çevirirse Demirspor tarihinin Atatürk’ü olur. Makus talihi değiştirme şansı şu an onda.
Kulübün ekonomik durumu, işin içine girilmeden bilinmeyebilir. Sportif taraf daha göz önünde. Dışarıdayken takımı izleyip, kafanızda nerelere transfer yapılması gerektiğini düşünebilirsiniz. Listenizdeki oyuncu ve hocalarla görüşürsünüz. Takım için hedef dahi koyabilirsiniz, daha takımın başına gelmeden hem de! Aydoğdu bu hesap kitabı yapmış mıdır? Yaptıysa dahi, Demirspor’un o tarihte ligdeki yeri, yukarıdakilerin performansı, aşağıdakilerin çabası vs. bu hedefi gerçekçi olarak ortaya koymayı engellemiş olabilir. Şu an oynadığımız futbolla aşağıların az yukarısında olmayı hak ediyoruz. Bu saatten sonra aşağıdakilerin can havliyle saldıracaklarını düşününce insanın uykuları kaçıyor. Muhtemelen devir zamanında bu ihtimal çok uzak geliyordu. Ligin yarısını hasbelkader ortalarda tamamlayan takıma bir iki sağlam takviye ile playoff oynatmak, oradan da ikram edilebilecek bir şampiyonlukla tarih yazmak… Ancak ne şampiyonluk yönünde, ne de gelecek seneyi hedefleyen transferler yapıldı. Bunun yanında düşme riskine karşı alınması gereken önlemler alınmadı. Yönetim seneye kendi kuracağı kadro ile şampiyonluk kovalamak adına sezonu ekonomik bir şekilde geçiştirmek istedi, bu arada şansın da yardımıyla playoff trenine atlarız denildi.
Ancak evdeki hesap tutmadı. İşler iyice kötüye gitme eğilimine girdi. Mustafa Uğur’un istifa zamanı çok manidar. Adanaspor maçından önce vedalaşarak kendi adına ikinci Demirspor macerasını en az zararla atlattı. Nurettin Yılmaz ise  kucağında patlamaya hazır bir bomba bulduğunda ufak da olsa geleceğe dair bir umudu vardı. Lakin Adana Demirspor haftalardır oynadığını derbide de oynayınca umutlar söndü. 
Bu noktada yönetim Yılmaz’la da olmayacağına kanaat edip kamuoyunun baskısıyla yeni bir hoca arayışına yöneldi. Böylelikle Ercan Albay ile anlaşıldı. Albay, camiada kriz dönemlerinde iyi işler çıkarmış, kısa süreli olarak maksimum verim alınabilecek bir isim olarak görülüyor. Tribünde sevgi ve saygı ile anılması hem kitleyi yakalamak hem de gelecek sene uzun soluklu anlaşılabilecek ve şampiyonluğa oynatabilecek bir ismin yarım sezon yıpranmasını önlemek adına isabetli bir karar olarak değerlendirilebilir. Tabii bu benim değerlendirmem, belki seneye de Albay ile devam etme niyetinde olabilirler.
Şahsi kanaatim; bizi iki defa şampiyonluğa taşısa da Ercan Albay benim gönlümdeki isim değil. Karşımızda geçen hafta Levent Eriş, bu hafta Yılmaz Vural olunca bu tarafta da benzer isimleri görmek isterim açıkçası. Yine de mevzubahis Demirspor olunca formayı kimin taşıdığına bakmadan başarılı olunmasını can-ı gönülden istiyorum. Umarım Mersin’i yenerek çıkışa geçer ve geleceğe umutla bakabiliriz.