5 Temmuz 2020

Adana Demirspor:2 - Altay:2

Bu kez kritik maçı kazanamadık ama 10 kişi kalmamıza rağmen de yenilmedik. Kazansak çok rahatlardık ama Demirsporlu rahatlamaz! Yine son haftaya, son ana kadar gidecek bir heyecan olacak. 

İki hafta önce Adil'in yaptığı sorumsuzluğu bu hafta Traore yaptı ve takımı 10 kişi bıraktı. Geçen haftanın tersine 1-0 öne geçip 2-1 yenik duruma düştük ama neyse ki erken reaksiyonla beraberliğe getirdik maçı. Haftalardır yenilmeyen ve içeride kazanıp dışarıda berabere kalarak iyi bir seri yakalayan Altay, serisini sürüdürdü. Süper Lig'te son Altay ile oynamıştık, bu da 1.ligteki som maçlardan biri olsun... 

Haftaya Altay-Erzurum maçının olması avantaj ve bizim Ümraniye deplasmanında kazanmamız lazım.

1 Temmuz 2020

Erzurum:1 - Adana Demirspor:2

Bu kez oldu, kritik bir maçı aldık. Bu sezon ilk kez dört maçlık seri yaparak mutlaka kazanmamız gereken bir maçı kazandık. İlk ikiye girdik. Yıllardır bu eşikleri atlamakta zorlanıyorduk. Takım havaya girmiş, maç çevirmek bunun net göstergesi. 

Volkan Şen futbola geri dönmek için bu seneyi, bizi seçti. Diğer tüm oyuncuların eline ayağına sağlık. Bu sene olmadık maçlarda puan kaybederek hayal kırıklıkları yaşatsalar da son düzlükte yüzümüzü güldürdüler. Darısı diğer maçlara, aynı havayı bozmadan, denizi geçip derede boğulmadan, yılların özlemini giderelim. 

27 Haziran 2020

Adana Demirspor:4 - Giresunspor:2

İçerideki iki maçta 6 puan alarak asıl hedef olan Erzurum maçına gidiyoruz. Hafta içi mesaisinde bu düğüm çözülür büyük oranda. Hayırlısı...

Takım havaya girmiş görünüyor. Maç öncesi Cüneyt Hoca'nın "sezonun finali önce bu maç" demesi dikkate değerdi. Öyle oldu. Hem Rassoul'un hem Traore'nin bu sezonki ilk gollerine Dibba ve Volkan Şen eklendi.

Giresun diyince akla 2007 Bursa finali gelir; o maçın acısını nice 4 golle almak mümkün değil ama yine de elden ne gelirse o kadar atmak iyidir. 

23 Haziran 2020

Adana Demirspor:2 - Osmanlıspor:1

Küresel salgın nedeniyle verilen uzun aradan sonra ilk maçtan galibiyetle ayrıldık. Bu maçın zor olması normaldi. Bir nevi sezonun ilk haftası gibi... 6 maçlık kısa bir sezon olacak. İki teknik direktör değişikliği sonrası, artık oturmuş kadro içi ilişkilerle sanki hedefe kitlenmiş gibi bir havamız var. Verilen ara, ardından hazırlık süreci, bize iyi gelmiş gibi.

Ara öncesi son maçta, ilk maçta içeride yenildiğimiz Eskişehir'i deplasmanda yenmiştik. Öncesinde ise Akhisar maçı, kalpkırıcıydı. Son blog yazısında da o maça dair (takım içi dengeler ve yönetimin tek taraflı müdahaleleri) eleştirileri dile getirdim. Demirspor'un karanlık girdaplarında neler döndüğü belli olmuyor.

Bu seyircisiz maçta, Erkan Zengin'in de yokluğunda öne geçsek de 10 kişi kalıp beraberliğe düşünce sinirler gerildi. Rakip düşme potasında olunca onlar için 1 puan iyiydi. Ancak eksik olmamıza rağmen mücadeleyi bırakmayan takım, bu senenin  X faktörü Mehmet Akyüz'le sonuca gitti. 

Sonuçta Cumhuriyet'in takımı Osmanlı'yı yendi. 

Mehmet Akyüz bu sene ikinci yarıda takıma katılmasına rağmen 12 maçta 10 gol atıp 1.2 gol ortalamasına ulşatı. Bu kendisinin kariyer rekorları arasına giriyor. 2011'de Tavşanlı'da parlayıp daha sonra Süper Lig' te Rize'de gösterdiği ve geçen sene 1. Ligte Denizli'yi şampiyonluğa taşıdığı performans, bu sene bizde devam ediyor. Akyüz, ayrı bir yazıyı hak ediyor. 

Gelecek hafta yine içeride Giresun ile oynadıktan sonra deplasmandaki Erzurumspor maçı ile bu seneki kaderimiz netleşecek. Takımdaki havanın olumlu yönü ile rakiplerin bu haftaki gibi kaybettiği puanların birleşmesi bize ilk 2'de Süper Lig'e taşıyabilir. Açıkçası benim için play-off başarı değil; bakalım neler olacak, göreceğiz. 

12 Mart 2020

Adana Demirspor: 2 - Akhisarspor: 3

Hafta sonu ve hafta içi mesaisinde 1 puan toplayabildik. Deplasmanda Karagümrük ile 2-2 berabere kalmak iyi sayılabilir ama kendi sahamızda Akhisar'a yenilmek, tam anlamıyla fırsat tepmek oldu. Hem de ilk ikideki Hatay ve Erzurum'un yenildiği haftada... Bu iki takım da teknik ekip konusunda sıkıntı yaşıyor ama bir şekilde ayakta kaldılar. Yenildiğimiz Akhisar da teknik direktör değişikliğinden sonra, Ocak ayından beri Yılmaz Vural ile yola devam ediyor ve daha geçen sene bize şampiyonluk sözü (!) veren Yılmaz Hoca, bu sene neredeyse şampiyonluktan edecek bir darbe vurdu.

Akhisar maçına Cüneyt Dumlupınar'la çıktık ve sezon sonuna kadar onunla devam edeceğiz gibi görünüyor. Zaten takımın ve yönetimin içindeydi. Yardımcısı da eski futbolculardan Volkan Arslan oldu. Akhisar maçında özellikle savunma hattındaki değişiklikler dikkat çekti. Karagümrük maçının son bölümlerinde rakibe verilen net pozisyonlar can sıkmıştı; 1 puan o yüzden iyi sayılabilirdi. Zaten her maç gol yiyen ama daha çok atarak ayakta kalan bir takımız. Kalede Muhammed'in kritik kurtarışları da önemli. Hücum hattında veteranların etkisi ve uyumu gün geçtikçe arttı. Ama tam da sorun bu eski topçuların, eski taktikleri devreye sokması oldu.

İlk devreden 180 derece farklı bir şekilde yükselişe geçtiğimiz ve iyi bir hava yakaladığımız süreçte, hava yeniden tersine dönüyor. Önce Karagümrük maçı sonrası teknik direktör Uğur Tütüneker gönderildi, sonra Rassoul kadro dışı bırakıldı. Uğur Hoca'nın oyuncular üzerindeki etkisizliği ve oyuncu değişiklikleri tercihlerindeki sorunlar gittikçe belirgin olmaya başlamıştı. Tıpkı Ümit Özat'ın gönderilmesi gibi bu da bir anda ve durum o kadar kötü değilken oldu. Yani tek kişinin kararıyla!

Takımda iplerin oyunculara geçtiği belli oluyordu. Yaşlı oyuncuların etkisi bu şekilde iki yönlü oluyor. Tecrübeleriyle takımı ayakta tutabildikleri gibi bir yandan da içeride çevirdikleri oyunlarla takımın kontrolünü ele geçiriyorlar. Kim suçlu, kim ne yapıyor tam olarak bilemeyiz ama bu bir Demirspor klasiği; yıllardır yaşıyoruz.

İşler iyi giderken de kötü giderken de kişisel etkileri aşamıyoruz. Kurumsal bir işleyiş söz konusu değil. İyiler işini iyi yarken sıkıntı yok ama onların hep iyi iş yapmalarını kim sağlayacak? tabii ki önce teknik direktör ve sonra yönetim. Yönetim mantığımız da tek adam ve yanındaki menajer olunca, sıkıntı büyüyor. Kısacası bir türlü ortak akıl, ekip işi bir başarı ortaya çıkmıyor. Bu şekilde gelecek başarının da kısa sürekli olacağını hep yazdım, zaten bunu tahmin etmek zor da değil. Bizde olan ekip işi başarısızlık!

Demirspor'da başarı geciktikçe "bir an önce ne olursa olsun" mantığı yerleşiyor. "Kim ne yaparsa yapsın ama başarı gelsin!" Bunun bizi gerçekten mutlu edip etmeyeceğini düşünmüyoruz...

2 Mart 2020

Adana Demirspor:1 - Hatayspor:1

Memleket gündeminde yeniden savaş, şiddet, gencecik hayatların solması, şehitler ve acılı aileler var. Bütün eğlence hayatı dururken sadece futbolun devam etmesi ayrı bir muamma.

Yağmurlu havada tribünleri dolduran onbinlerin önünde, mağlubiyetten beraberliğe çevrilen önemli bir puan. Bu maça dair yazacaklarım bu kadar.



27 Şubat 2020

Menemenspor:2 - Adana Demirspor:3

Hafta içi mesaisinde yine bol gollü bir maçta deplasman galibiyetiyle dönüyoruz. İlk yarıda kendi sahamızda yenildiğimiz Menemen'i bu kez 2-0'dan gelip yendik. Uzun süredir öne geçtiğimiz maçlarda acaba yakalanır mıyız kaygısı vardı; Bolu'ya yakalanmıştık. Bu kez erken yenen iki gole devre bitmeden cevap verdik, devre sonundaki baskımızla beraberliği daha erken bulabilirdik. Rakibin ikinci golü, kolay kolay yenecek/atılacak gol değildi. Böyle şeyler hep bize denk gelir. İkinci yarıda da ağırlığımızı koyup kazandık ama rakibin de 2-3'ten sonra reaksiyon verdiğini gördük; bu anlarda da kalecimiz Muhammed devreye girdi ve bizi ayakta tuttu. Mehmet Akyüz, Volkan Şen, Erkan Zengin üçlüsü de artık iyice oturmuş görünüyor.

Hafta içinde yine tribündeki yerini alan Demirspor taraftarı, başta İzmir Tayfası ve tabii ki Yıkıla Yıkıla pankartımız, takımımızı yalnız bırakmadı. Bu hafta sonu içeride önemli bir Hatay maçı var. Yola devam...

22 Şubat 2020

Adana Demirspor: 4 - Altınordu: 2

23 maçta 43 gol. Maç başına 1,8 gol ortalaması. Bu sene 4. kez ilk yarıda 3 gol attık. Kolay kolay rastlanacak bir istatistik değil.

Nereden baksak tarihi bir sezon yaşıyoruz. 1 aralık'taki yazımda yönümüzün düşmeme olduğunu yazmışım. 2 ayda bambaşka bir noktaya geldik. Bana hem onu hem bunu yazdıran Demirspor! Devre arası transferleri ilk kez bu kadar etkili.

Erkan Zengin, bize gelmeden önce uzun süre maç oynamadı. Hafta içi başka, maç performansı farklıdır. Zaten pas ve teknik yetenek üzerine kurulu bir oyunu var. Koşmak ya da mücadele etmek gibi bir iddiası yok. Ama burası Demirspor! Başka yerde sorun olmayacak şeyler, burads sorun olur. Nasıl ki skor anlarında adını övgüyle anıyorsak mücadele gereken anlarda da bizi eksik bırakıyor. Maç 90 dakika, iyi olan anları ne kadar çoğaltırsak o kadar iyi. Bazen 5 dk bile fark ettiriyor. Kadronun gücü o 5 dk'larda belli oluyor. Hele ki bugünkü gibi taraftarın cezalı olduğu günlerde...

Oyuncular, teknik direktörü aşan bir noktada. Başarı, uyumla gelir. Yönetim, teknik ekip, saha, tribün. Biz hep tribünün önde sahanın geride, yönetimin en geride olduğu yıllar yaşadık. Bu sene işler daha uyumlu ama en kötüsü teknik ekip gibi görünüyor. Ama Türkiye'de başarılı diyeceğimiz kaç teknik direktör var ki? Uğur hocanın da sahaya ve tribüne uyum göstermesi gerekiyor, dersine iyi çalışarak. Çünkü burası Demirspor!

17 Şubat 2020

Bursaspor:2 - Adana Demirspor:1

Koray Gençerler:2 - diye de yazabilirdik; Bursa lobisinin devreye girdiği bir maçta haksız bir penaltı, verilmeyen kırmızılarla rakibin eli güçlendirildi. Geçen hafta Osmanlı maçında Bursa aleyhine vermedikleri penaltının devamında bu kez Seleznov'un "uçuşu"na penaltı çalındı. Yan hakemin önünde oyuncumuzun ayağına basan Bursalıya kırmızı çıkmadı.

Türkiye futbolunun genel hali bu. Berbat hakemlerle harcanan emekler...

Hafta içi tribün düşmanı, taraftar düşmanı TFF'nin verdiği saha kapama cezası ile birlikte düşününce durum netleşti. Baş altına yerleşen Demirspor'un freni çekildi. 6 hafta sonra kaybettik. Ama yine tribünüyle ayakta kalan bir Demirspor oldu, olacak, her zaman...

8 Şubat 2020

Adana Demirspor: 4 - Adanaspor A.Ş.: 1

"Yemin etmiştik bu devran döner, bu intikam alınır diye..."

Yıllar önce 4-2 ile madara etmiştik, bu kez 4-1'le tekrarlandı. Zor zamanlarında hep puan verdik bunlara, yukarının isteğiyle yarışa ortak ettik zamanında; 5 ocak'ta oynamak için bizden para aldılar, Kozan'a gönderdiler... Gün geldi devran döndü. Adana, Demirsporludur. Sahada, tribünde, kültürde, sanatta, yurt çapında, dünyada... Lacivert sen, mavi hayat!

3 Şubat 2020

Keçiörengücü: 1 - Adana Demirspor: 3

Geçen hafta son 5 dk.da 2-0'dan 2-2'ye gelen Boluspor maçı can sıkmıştı ama bu hafta gelen deplasman galibiyeti, yukarı giden ivmeyi devam ettirdi. Hele ki ilk 10'daki takımlardan sadece Demirspor'un kazandığı garip bir haftada gelen galibiyet büyük anlam taşıyor. Arka arkaya gelen galibiyetlerle hızlı bir şekilde playoff potasına girdik ilk 2 ile fark oldukça azaldı. Haftaya Adana derbisi öncesi oldukça moral kazandık. Devre arası transferleri tutmuş görünüyor, transferler Tarık Çamdalı ile devam etti hafta içi. Aosman'ın form kazanmasıyla hücum hattı iyi işliyor. İlk devrede 2 gol attığımız 3 haftada bu kez 11 gol attık.  6 maçta gol atamamıza rağmen ligin en çok atan takımı olduk ve lider Hatay'la birlikte en iyi averaja sahibiz.

22 Ocak 2020

Balıkesirspor: 1 - Adana Demirspor: 6

Devrenin son haftasındaki 2-0'lık İstanbulspor deplasman galibiyetinin ardından, bu kez de spektaküler bir skorla kazanılan 3 puan var.  2020'ye harika bir başlangıç oldu. Deplasman galibiyeti her zaman ekstradır; bu seferki gayet net bir mesaj oldu ikinci yarı için. Özellikle yapılan yeni transferlerin attığı gollerle doğru yerlere doğru transferler yapıldı düşüncesi doğdu. Orta sahadaki yaratıcı oyuncu eksikliği ve ileri uçtaki bitiricilik eksikliği kapanacak gibi görünüyor. Ligin en çok atan ve en iyi averaja sahip iki takımından biri olduk bu sonuçla. Devamının gelmesi umuduyla...

Siyasi güce bağlı bir maddi güçle gelecek başarının uzun süreli olamayacağı endişem/kaygım/düşüncem devam ediyor. Bunun deneyenlerin ve başarılı olanların bugünkü konumu, hepimizce malum. Yine de sadece tribünde değil sahada da başarılı bir Demirspor'u özledik.

1. ligte bir kaç tane 1-4'lük deplasman galibiyetimiz vardı; onlar dışında deplasmanda bu kadar farklı galibiyeti en son 2015'te, düşmek üzere olan Orduspor'a karşı almıştık (0-6). 4. golden sonra 10 kişi kalmışlardı. Ondan önce, 2. ligte 2005'te Aydınspor'a karşı 1-5'lik sonuç var. Bu haliyle de tarihe geçen bir galibiyet oldu.

20 Aralık 2019

Adana Demirspor: 4 - Ümraniyespor: 2

Yine sürpriz sayılabilecek bir galibiyet... Bunları yapabilecek takımın başka maçlarda da benzer performansı göstermesini bekleriz. Ama zaten istikrarsızlık böyle bir şey.

Yine ilk yarıda 3 gol attık, yine içeride 4 attık. 6 maçta gol atamamıza rağmen 21 gole ulaştık. Topladığımız 21 puanın 10'unu ilk 6'daki takımlardan aldık.

16 Aralık 2019

Yabancılar

İki sezondur yabancı oyunculardan verim alamıyoruz. Bu ligin en fark yaratan noktası aslında bu: Yabancın iyiyse, şansın artar. Belli bir havuzdaki Türk oyuncular takımlar arasında dolaşıp duruyor. Önemli olan iyi bir yabancıyla takımın seviyesini yükseltebilmek. Bu durum, yüksek paralar ödemenin imkansızlaştığı Süper Lig için de geçerli. Ucuz ve kaliteli bir isim bulabilmek... Kendini göstermek isteyen genç bir isim... Bir dönem altyapıdan beklediğimizi, sonuç alamayınca artık yabancılardan bekliyoruz. Küresel dünya!

Hem bizim hem 1. lig tarihinin en önemli isimlerinden Pote böyle bir fark yaratmıştı. Kıbrıs'ta üst düzey bir takımda ve Şampiyonlar Ligi seviyesinde oynadığı sırada bulunup getirilmişti. Demirspor'da oynadığı üç sezonda toplam 60 golü geçen, gol kralı olan ve bir sezon takımı şampiyonluk kapısına kadar getiren diğerinde neredeyse tek başına ligte tutan Pote, bu sezon Erzurum'da isteneni veremese ve artık yaşlı oyuncu kategorisine girse de TFF 1. lig tarihine damga vurdu.

1. ligte ilk yıllardaki Juninho da iki sezon boyunca oldukça verimli olmuştu; kariyer gol rekorlarını bizde geliştirdi. Karakteri ve takım içindeki tavırlarıyla büyük ihtimalle gittiği her takımda sorun yaratan Lawal da 1. lig kalitesinin üstündeydi. Henüz 20'li yaşların başında bu oyuncunun Türkiye'ye getirilebilmesi önemliydi. Süper Lig'te farklı takımlarda gezindi. Kontrol ettiğim kadarıyla Karagümrük'e transfer olarak Türkiye'ye geri dönüyor.

Attamah da yine genç yaşta bulunup transfer edilen önemli bir isim. Bizden gittikten sonra Avrupa kupalarında ve şampiyonluğa oynayan Başakşehir'de kadronun asıl unsuru olmasa da gönderilmeyerek rotasyona dahil oldu. Bu sezon da Rize'de zaman zaman form şansı buluyor.

Öte yandan geçmiş yılların kadrolarına baktığımda, bu kimdi ya, dediğim bir çok oyuncu da oldu. Özellikle yakın dönemde Anderson, Legear, Stokes gibi facialarla binlerce euro boşuna gitti. İki sezon önce Tambe'den 10 gol üstü verim aldıktan sonra yakın zamanda kimseden bu performansı göremedik. Bu sezon takımın en pahalı oyuncusu görünen Aosman, henüz 2 golle katkı sundu ve hiç bir maçta 90 dakika oynamadı. Shaktar Donetsk kökenli, orada UEFA Şampiyonluğu yaşamış, bize de Süper Lig'ten gelen Gladky de bekleneni veremedi bir türlü.

Coulibaly, Dibo, Duah ile çocukluğu geçen ve uzun süre yabancı oyuncuya hasret kalan bizler için 1. lig macerasında yeniden sembol bir isme sahip olma güzel olurdu. Yabancı futbolcuların her futbolcuda olduğu gibi çeşitli sorunlar yaratabileceği herkesin malumu. Hafta içi yaptırılan antrenman, takıma adapte olabilmesi gibi noktalar da önemli. Bunun üstesinden gelebilmek için de her zaman olduğu gibi, transferde bir kişinin inisiyatifine değil, başarılı bir ekibin çalışmasına güvenmek gerekli.

13 Aralık 2019

Altay: 1 - Adana Demirspor: 0

Deplasmanlardan boş dönmeye devam... Her maç, bu kötü kadronun içinde ekstra bir iki oyuncu/kahraman çıkmasını ve maçları çevirmesini bekledik bütün dönem boyunca. O bir iki kişi çıkmayınca da böyle sıradan bir takım görüntüsüyle yola devam ettik. Geçen hafta beklenmedik bir galibiyet alarak son kurşunlarını attılar. Gelecek iki haftada iki puan büyük başarı olur. 

Devre arasında gönderileceğini bilen futbolcular son haftalarda asla ekstra performans göstermez. Sakatlanmamak için rölanti oynar. Biz de buna ruhsuzluk diyoruz zaten... Bu kötü kadroyu kuranlar hesap vermeyecek, onu da biliyoruz. Devre arası transferleriyle günü kurtarmaya çalışacaklar.


8 Aralık 2019

Adana Demirspor: 1 - Erzurumspor: 0

Beklenmedik bir galibiyet aldık desem yeridir. Alt gruptan kurtulmak için önemliydi; hazır yakın rakipler puan kaybetmişken iyi oldu. Devre sonuna kadar 3 maçın 2si deplasmanda. Toplamda bir galibiyete daha ihtiyaç var.

1 Aralık 2019

Giresunspor: 1 - Adana Demirspor: 0

Bu mevsimlerde Giresun'da oynanan maçlarda zemin hep berbat; futboldan ziyade sutopu mücadelesi... Atan kazanır şeklindeki mücadelede ayakta kalmaya bi şeyler yapmaya çalışana eyvallah diyebiliyoruz. Ama bu mağlubiyetle yönümüz artık iyice düşmeme mücadelesine dönüştü. Potayla 5 puanlık fark var ve devre bitene kadar en azından iç sahada mağlup olmamalıyız.

Hafta içi gelen Erkan Zengin hamlesiyle beraber ikinci devre olası bir hoca değişikliği de yeni bir hava yaratabilir. Sayın Başkan'ın toz kondurmadığı menajeri bu hamleyle, kurduğu kötü kadroyu bir nebze rahatlatma peşinde...

24 Kasım 2019

Osmanlıspor: 2 - Adana Demirspor: 3

İlk deplasman galibiyeti, değerli. Yakın puandaki rakibe karşı kazanmak, kritik. İlk yarıda 3 gol, bu sezon ikinci kez, önemli.

Menemen ve Eskişehir mağlubiyetlerini dengelemek için daha fazla deplasman puanına ihtiyaç var.

Maçtan önce tayfadan arkadaşların antreman ziyareti ve Başkan'la diyalogları da kayda değer.

8 Kasım 2019

Adana Demirspor: 2 - Eskişehirspor: 3

Denklem basit: Kişilere boyun eğip camianın kendi gücünü unutmak, başarısızık getirir. Camia için varını yoğunu koymaya hazır genç insanları küstürüp, sadece parası için daha dün kulübün önünden geçenleri baş tacı edince sağa sola sövmekten başka bir çare kalmaz.

Topçulara sövelim, bu kaçıncı olduğunu unuttuğumuz hocaya sövelim, karanlığa sövelim... Ama ışık için bir mum dahi yakmayalım. Sonuç bu.

Takımın çıkış yolu için plan üreten, emek harcayan insanlara karşı bu kadar hoyrat olmamak gerekiyordu.

Azimle mücadele eden ve gençlerine güvenen Eskişehirspor'a başarılar...

7 Kasım 2019

Fofo ve Bizim Çocuklar Belgeseli

Murat Ayman abimizin (twitter: @mirothekid) çalışmalarında daha önce bahsetmiştik; Erdal'ın Kanalı belgeselinin yönetmeni ve Adana Futbolu kitabımızın da yazarları arasında... Uzun süredir üzerinde uğraştığı ve çeşitli sıkıntılarla tamamlanması zaman alan Muharrem Gülergin ve arkadaşlarının hikayesini anlatan Fofo ve Bizim Çocuklar belgeselinin gösterimi nihayet bu cumartesi Adana'da yapılıyor. 9 Kasım saat 18.00'de Seyhan Belediyesi Yaşar Kemal Kültür Merkezi'nde yapılacak olan gösterim ücretsizdir. Hepiniz davetlisiniz!

2 Kasım 2019

Akhisarspor:1 - Adana Demirspor:1

Beraberliklerle yola devam. Artık hemen hemen herkes kadro yetersizliğinin ve teknik direktörün ekstra bir şey yapamayacağının farkında. Devre arası çok daha çok para harcanıp borç çukurunu derinleştirmek, önümüzdeki gidişat gibi görünüyor. Peki bunu bugün söylemek yeterli mi?

Uğur Hoca'nın veya gelecek başka yeni ismin bir şey değiştiremeyeceğini gelmeden önce yazdığım için içim rahat. Onun bir şey değiştiremeyeceği belliydi. Üçüncü haftada daha yenilgisi olmayan hoca gönderilmez.

Demirspor'da ne yazık ki yıllardır futbolcular nelerin olacağı konusunda kafalarına göre hareket ediyor. Menajeri mi yönetimle bağlantısı mı onlara bu gücü veriyor, tartışılır. Yönetim-teknik ekip-saha arasında kopukluk olduğu çok açık.

İsimler Demirspor'un önüne geçince ne yazık ki böyle oluyor. Aslında bu kadroyu kuranlar, hesap vermeli. Çünkü kimse Demirspor'dan büyük değildir.

Ama pardon, onlar olmazsa yok olmuştuk, yıkılmıştık, bitmiştik. Bizim bilmediğimiz işler var. Tamam, pardon. Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde... Bir puana sevinmeli.

28 Ekim 2019

Adana Demirspor:1 - Karagümrük: 1

Geçen haftaki mağlubiyet sonrası Başkan'ın ayrılık resti işe yaramış görünüyor. Bunun bir güven tazeleme adımı olabileceğini söylemiştim. Öyle oldu, taraftar kendisine destek verdi. Tabii bu destek ağırlıklı olarak alternatifsizlikten kaynaklanıyor. Başkan'ın gitmemesi, şu anda bütün camianın önüne geçmiş durumda. Her zaman olduğu gibi sadece 1 kişinin her şeyi çözeceği düşüncesi başlı başına yanlış bir bakış açısı.

Maçın favorisi rakibe karşı, mağlup duruma düştükten sonra beraberliği yakalamak iyi ama iç sahada kaybedilen her puan, deplasmana göre daha sıkıntı verici. Genel kanı, daha önce yazdığım gibi kadronun sınırlı olduğu ve devre arasındaki transferlere umut bağlandığı yönünde. Teknik direktör değişikliğinin hiç bir işe yaramadığı da bir gerçek ki öyle olacağına dair tespitler de haklı çıktı.

21 Ekim 2019

Hatayspor: 2 - Adana Demirspor: 1

Üst üste ikinci yenilgiyle birlikte kulüpte taşlar yerinden oynadı. Başkan Murat Sancak ayrılık sinyali verdi. Güven tazelemek için mi yoksa gerçekten ayrılmak istediği için mi, bilinmez; ama bir yıldır durgun olan yönetim işlerinin yine karışacağı ortada.

Başkan'ın stad içinde ve dışında taraftarla diyaloğunun çok iyi olduğunu biliyorum; ona karşı doğrudan bir tepki yok. Yapılabilir mi, onu da bilemiyorum. Ama bu tepkisizlik aslında alternatifsizlikten kaynaklanıyor. Mali sorunları çözmek için, "para var sorun yok" mantığıyla hiç tereddütsüz desteklendi. Siyasi güçle bağlantısı olduğu için lobisinin ve bağlantılarının da güçlü olduğu varsayıldı. Yıllardır beklenen başarı ancak para ve güçle gelecek diye düşünüldü. Ancak gördüğümüz kadarıyla hakemler ve TFF bizi doğramaya devam etti.

Başkan'ın en büyük yanlışı daha önceki yazılarımda da söylediğim gibi Tanju'ya teslim ettiği takıma gereksiz transferler yapılmasıydı. Anderson bunun en "büyük" örneği. Devamında tabii ki bu transferleri yapan menajer ekibi... Bu Demirspor'un yıllardır sorunu. Başkanların güvendiği bir iki isim takımı oluşturuyor. Yönetim kurulunun diğer üyeleri ne yapar hiç bilemiyoruz; takımı yöneten bir "takım" yok aslında. Demirspor hep bir gizem perdesinin arkasında yönetildi. "O işler öyle değil, sen bilmiyorsun" diye özetlenen bir engel hiç kalkmadı üzerimizden. Ama bildiğimiz bir şey var: Bu mantıkla başarılı olmak zor. Çok para harcamakla ancak bir yıllık başarı gelir; sonrası dibi boylamak.

Nasıl ki teknik ekip, yardımcı antrenörü, kaleci antrenörü, masörü ve diğer üyeleriyle bir ekipse, nasıl ki sahada farklı rolleri olan 11 oyuncu varsa yönetim kurullarının da bir ekip halinde yönetmesi lazım. Ama bizde, genel siyasi konjonktür gereği, bir kişinin liderliğinde bir başarı bekleniyor.

Başkan Sancak'ın bir diğer hatası bence teknik direktör değişiklikleriydi. Artık çok teknik direktör eskitmek başlı başına başarısızlık göstergesi. Tersine, sabretmek tercih ediliyor. Geçen yıl da fazlasıyla teknik direktör değiştirildi; bu yıla da 3. haftada daha mağlubiyeti olmayan hocayı göndererek başladık. Ümit Özat'ı sevdiğimden değil ama kendi kurduğu takımı yönetemezken onu gönderip başkasından başarı beklemek tamamen yanlış bir hamleydi.

Bu kadronun neler yapabileceği ortada. En fazla play-off'u zorlar. Her hafta birilerinden ekstra performans beklemek lazım. O da her zaman olmuyor işte. Bu ligte yabancı oyuncun iyiyse bir yere gelebilirsin. Pote bunun tipik örneği. Bu yıl yanlış yabancı tercihleri kadronun işlememesindeki en önemli nedenlerden biri diye düşünüyorum. Burada da yine konu transfer işlerini yürütenler kimse ona geliyor. Asıl yanlış tercih onlar gibi görünüyor. Şimdi devre arasında bütün takımı değiştirmek gibi bir yola giderler diye düşünüyorum; bu da yeni bir yanlış adım olur. Şu anda paralar ödeniyor gibi görünüyor ama ülkedeki ekonomik krizin bizi vurmaması için hiç bir sebep yok. Belki de "bilmediğimiz" asıl mesele bu.

Güç sadece bir kişide olduğu sürece işler yürümez. Burası büyük bir camia. Tribünü, geçmişi, yöneticisi ve futbolcusuyla birlikte düşünmek lazım. Bu blogta ve tayfa olarak hep bunun altını çizdik.  Pek çoğu gibi karamsarlık yaymadık. Kısa süreli bir başarıdan ziyade altyapı, mali disiplin, doğru para harcama hep önceliklerimiz oldu. Daha önceki başkanlara da hep bu çizgide seslendik.

Taraftarın her istediğini yapmak mümkün değil tabii ki ama ona yol gösterenler arasında da doğru tercihleri yapmak gerekiyor; bu hata bugün de devam ediyor.

7 Ekim 2019

Adana Demirspor: 0 - Menemenspor: 1

İlk yenilgimizi aldık. Bunun kendi sahamızda ve ligin iddialı olmayan takımlarından birine karşı olması üzücü. Pas yaparak çıkma efsanesinin kurbanı olduğumuz bir gol; bunun dışında rakibin de bizim de pozisyonlarımız var. Top çoğunlukla bizde olsa da skor yapamadık, önceki haftalarda çoğu kez olduğu gibi.

Topla oynama ve pas yaparak çıkma işleri, 5-6 yıldır futbolumuzu esir almış durumda. Bu plan ancak iyi bir altyapı eğitimi almış, çok iyi antrenmanlar yapan ve yıllardır oynayan uyumlu bir kadroyla başarılı olur. Bizim futbolcularımızın ne altyapısı iyi ne antrenman performansı. Uyumlu kadro zaten imkansız. Eldeki kadro neyse ona göre oynamak lazım. Bizimki gibi iddiasız bir kadronuz varsa buna uygun yöntemler de var. Topla çok oynamak değil az ama etkili oynamak yönünde yeni bir akım gelişiyor; umarım bunu yakın zamanda öğreniriz.

Daha önce yazdığım gibi direkt çıkması zor ama play-off'u kovalayabilecek bir kadro var; ne yapacağı belli olmayan, sürprizlere açık bir takımız. Bir iki oyuncunun kişisel performansına bakıyoruz. Ona göre de her hafta başka bir netice olabilir.

1 Ekim 2019

Altınordu: 2 - Adana Demirspor: 2

Yenilmezlik serimiz sürüyor ama galibiyet sayımız da artmıyor. Deplasmanda 1 puan iyi gibi görünse de 2-0 öne geçtikten sonra bu skor üzücü. 2-0'dan sonra ilk golü erken yememiz kötü oldu. Rakibin da toparlanmak için acil puana ihtiyacı olması, bu golün moraliyle maça daha çok asılmalarını sağladı. İptal edilen golümüz ise ofsayt değil.

Volkan Şen, beklenmedik performansıyla bizi şaşırtıyor ve yüzümüzü güldürüyor. Sezonun en artı iyi yanı onun form tutması oldu.

Şu andaki halimiz yine doğrudan çıkacak değil play-off'u zorlayacak bir takım görüntüsünde. Kadro kalitesi, ortalama düzeyde; daha önce de yazdığım gibi en az bir oyuncunun ekstra performans göstermesi gerekli; bu bazen Volkan oluyor bazen bir başka oyuncu. Sakatlıkların da bir an önce düzelip kadronun biraz daha rahatlamasıyla beraber işler daha iyi gidebilir. O ekstra sayısını artırabilirsek, işler düzelir. Bu da Uğur Hoca'nın görevi tabii ki.

26 Eylül 2019

Kupadan Elenme "Sevinci"

Bu yıl da kupadan erken elendik. 2. lig ekibi Hekimoğlu Trabzon'a (eski adı Düzyurtspor) uzatmalarda yenildik. Pek çok taraftarımız tarafından sevinçle karşılanan bu durum benim aklıma yatmıyor.

Aslında genel olarak bunun Türkiye Kupası'na bir sempati duyulmaması ve bu organizasyonun bir cazibesinin olmamasıyla ilgili olduğunun farkındayım. Sadece taraftar değil kulüpler da yıllardır kupa için ekstra efor sarf etmiyor. Öncelikli olarak maddi getirisi olmayan bir organizasyon, hatta stat ve diğer maç masraflarıyla beraber zarara bile sokuyor olabilir. Fazla maç yükünün sakatlık ve yorgunluk getireceğine dair de bir düşünce var. İyi bir maç, her zaman antrenmandan iyidir oysaki.

Federasyon'un ve sponsorun bu durumun farkında olmasına rağmen bir atılım yaparak kupayı cazibeli hale getirmemesi (onca sorun varken buna zamanları kalmıyordur/devenin nerem doğru ki demesi gibi) ülke futbolu için üzücü bir durum.

Eğer eleneceksek de iyi bir takıma, bizden üst ligdeki bir takıma elenmeyi isterdim. Yedek kadromuzla ya da sürekli şans bulamayan oyuncularla alt lig takımını, yanlışlıkla olsa bile, yenemiyorsak vay halimize...İyi bir antrenman maçı ve bol golle bu turda rakibi eleyip, biraz moral bulup, gelecek maçlarda bu bilerek elenme işine girilebilirdi.

Her sene aynı şeyleri söylediğim için, bu yıl da eksik kalmasın istedim.

23 Eylül 2019

Adana Demirspor:4 - Bursaspor:1

Gol, gol, gol, gol! Geçen 3 haftada atamadıklarımızın hepsini bir kerede attık. Sonuç oldukça sevindirici tabii ki. İlk yarıda bu kadar çabuk sonuca gittiğimiz maç olmamıştı yakın zamanda. Aslında geçen haftaki mücadeleler de net pozisyonlar vardı ama bunları sonuca çevirememiştik. Bu kez takıma ısınan hem Samed'in hem Berk'in katkısını gördük. Çok fazla kadro şansı bulamayan Levent de skor katkı koyanlar arasındaydı. Asıl önemli olan gollerin iyi bir pas trafiği ve organizasyon sonrası gerçekleşmesiydi. Emeği geçenlere tebrikler...

2012'de başlayan yakın dönem 1. lig tarihimizde ilk kez ilk 5 haftayı yenilmeden tamamladık.

Gelecek hafta Altınordu deplasmanında da aynı azmi görmek umuduyla...

16 Eylül 2019

Adanaspor A.Ş.:0 - Adana Demirspor: 0

3 haftadır 0-0'lık skorlara talim... 1. lig geçmişimizde böyle bir seri yok, en fazla 2 hafta üst üste olmuş. 4. haftada yenilgisiz ve gol yemeden 8. sıradayız; bu da ilginç bir istatistik.  Geçen sezonki son Adana Derbisi de 0-0 bitmişti. Sonuç olarak futbolun en sevilmedik ve sıkıcı yerindeyiz; başladığı gibi biten maçlar.

Yeni hoca Uğur Tütüneker kadroda kimi değişikliklerle başladı. Forvette bu kez Samed vardı ki daha önce kadroya bile girememişti. Stokes da maçın son bölümünde de olsa kendine şans buldu. Tabii gol yememe başarısı kadar gol atamama başarısızlığı asıl sorun. Hücum hattında Gladky ile başladığımız sezona Aosman, Berk ve Samed'le devam ettik. Gol sorununa acilen çözüm bulmak zorundayız.

Aslında ortalama kaliteyle, düz futbolcularla bulunduğumuz sıra çok da şaşırtıcı değil. Ya hocanın ya da bazı futbolcuların ekstra bir şeyler yapması lazım ama eldeki verilerle bunlar da pek mümkün görünmüyor.

Maç öncesi stada girişte yaşanan eziyetler, bileti olmasına rağmen maça giremeyen arkadaşlarımızın haberleri de twitter'da duyuruldu. Adana'da yetkililerin aşamadığı ya da aşmak istemediği sıkıntılardan biri bu: Taraftara eziyet ve onları suçlu gibi görme. Bu konuda da umarım gerekenler yapılır.





4 Eylül 2019

Teknik Direktör Değişiklikleri

Bu yılın ilk teknik direktör değişikliği çok çabuk geldi; henüz üçüncü haftada Ümit Özat gönderildi. Kadroyu büyük oranda koruduğumuz ve oyuncu istikrarına sevindiğim bir sezon açılışında bu kadar çabuk bir değişiklik beklemiyordum kişisel olarak. Akla gelen ilk soru: Madem sorun görülüyordu, neden sezona Ümit Özat'la başlandı?

Henüz yenilgisi olmayan bir takımın hocasını değiştirmesi için mutlaka arka planda başka işlerin olması gerekli; Demirspor'da da bu arka plan işler bitmez; muhakkak başka bir nedeni vardır bu değişikliğin. Ama taraftarın twitterdaki homurtusunun da etkili olduğunu düşünüyorum.

Ümit Özat'ı beğendiğim için değil ama üçüncü haftada takımın hocası değişiyorsa, orada hiç de kulübün twitter hesabından yapılan duyuru gibi planlı programlı bir yola gitmediğimiz, tersine rüzgar nereden eserse savrulduğumuz anlamı çıkar.

Şimdi yeni gelen teknik direktör de büyük ihtimalle "bu kadroyu ben kurmadım, bana zaman verin, devre arası değişiklikleri" vs gibi mazeretlere sığınacak. Yeni isimden ne beklenecek? Muhteşem kadromuzu 90 dakika ofansif oynatması mı? Türkiye'nin üstten ikinci liginde hiç bir takım böyle oynamıyor; oyuncu kalitesi gereği de oynayamaz. Süper denilen ligte bile oyuncu ve oyun kalitelerinin ne olduğu ortada; Türkiye ligleri bizi futboldan soğutuyor. Hiç bir teknik adam da mucize yaratacak kapasiteye sahip değil. Sadece biraz derli toplu oyun oynatması, takım içi/saha dışı oyunlara izin vermemesi, formayı adil dağıtması yeterli.

Geçen sezonu 3 hoca ile tamamlamıştık; bu sezon olduğu gibi yine Adana Derbisi öncesi Hakan Kutlu gidip Yılmaz Vural gelmişti; ikinci yarı başlayınca da Ümit Özat'la devam edildi, play-off'a kalmak bir başarı olarak görülebilirdi. Önceki sezon da Giray Bulak'la başlayıp Mustafa Uğur ile bitmişti ancak arada Timuçin Bayazıt ve diğer antrenörlerin yönetimiyle çıkılan haftalar olmuştu.

Kısacası başarısızlıkla teknik ekip istikrarsızlığı arasında güçlü bir bağ var.

(Ekleme: Gün içinde kulüpten atılan  twitle öğrendiğimize göre Uğur Tütüneker yeni teknik direktörümüz oldu. Devre arasını görmesi, başarı olacaktır!)

2 Eylül 2019

Adana Demirspor: 0 - Keçiörengücü: 0

3. hafta sonunda 5 puana ulaştık ama gol atamama sorunu kendini iyice gösterdi. Üç hafta 2 gol attık ve iyi tarafından bakalım, henüz gol yemedik. 3 haftada ligin gol yemeyen tek takımıyız. Bu hafta rakibin bir topu direkten dışarı çıkarken bizim de net pozisyonlarımız var. Hafta içi Ümit Özat'ın "kazanamıyorsan kaybetme" açıklamasının devreye girdiğini söyleyebiliriz. Takımın derli toplu bir havası olsa da yaratıcı oyuncu eksikliğinden daha önce bahsetmiştim. Berk'in tekrar takıma dönmesi bu açıdan bir avantaj olabilir.

Milli maç arasından sonra Adanaspor maçı ve ardından içeride (bu kez seyircili!) Bursaspor maçları var. Sezon biraz da cezalı maçlar bitince tam olarak başlayacak diyebiliriz... Yine de şu ana kadar kötü bir sezon başlangıcı değil.

(Ekleme: Yönetim aynı görüşte olmasa gerek, bu maçtan sonra 3 Eylül itibariyle Ümit Özat'ın görevine son verildi. Kadro istikrarını az çok sağlamış olan takımın teknik ekip istikrarını sağlayamaması adına kötü gelişme...)