29 Nisan 2017

Mesleğinize Saygınız Yok Mu?

Futbolcular, iş ahlakı en düşük seviyedeki mesleklerden biri. Ne aldığı paranın hakkını vermek, ne onları takip eden binlerce kişinin hislerini düşünmek... İddianız kalmayınca koyuverip gitmek.... Takım hala kümede kalmayı garantilemedi oysa. Belli ki bu adamların hiç bir şey umrunda değil. Sorsan hepsi milli manevi değerlere çok bağlı. İşini iyi yap, kul hakkı yeme, mesleğinin hakkını ver diyince hepsi kör sağır. Madem öyle, kesin cezayı, yap kadro dışını, oynat genç çocukları. Altyapı 4-1 degil de 5-1 yenilirdi küme düşen takıma. Ama öyle bi yönetim de yok. Öyle başa böyle tarak. Yönetim sorumsuz olunca, futbolcu da umarsız, mesleğine ve taraftara saygısız oluyor. Bu sezon uzun süredir gördüğümüz en berbat kadroyu kuran yönetim de Demirspor tarihine kara leke olarak geçiyor.

25 Nisan 2017

Müslüm SUSAR'ın açıklamaları üzerine

Kongre sürecine ilişkin çağrılarımıza olumlu yanıt verilmesinin hemen akabinde Sn. Müslüm SUSAR başkan adaylığını açıkladı. Kendisine özgüveni için teşekkür ediyoruz. Bu tür girişimlerin "Demirspor'u kayyumdan kurtardım, Demirspor'a sahip çıktım" gibi ucuz kahramanlık söylemlerini daha en baştan engelleyecek olması da ayrıca teşekkürü gerektiriyor. 

Sn.SUSAR'ın açıklamalarının videosunu webden izledikten sonra birtakım notlar çıkardım ve bu notlar doğrultusunda genel izlenimlerimi bu yazıda paylaşacağım.

Özü itibarı ile bakıldığında koltuk sevdalısı olmaması, uzay takımı, büyük bütçeler, ulaşılmaz hedefler, hayaller üzerinden konuşmaması genel anlamda bende olumlu bir algı uyandırdı. Ayrıca heyecanı da her halinden belli oluyordu. Demirspor'un bu heyecana da ihtiyacı olduğunu biliyoruz.

Altyapı, Demirspor taraftarının en önemsediği konulardan biri ve bu konuda önemli adımlar atacağını belirtti Müslüm SUSAR. Açıkçası ben buna inandım, çünkü bir saatlik konuşmanın en uzun kesitini bu konuya ayırdı. Bu konuda beklentilerimizi karşılayacak ve hatta daha da ileri taşıyacak söylemler geliştirdi. 

Örneğin Pote'nin kalması için elinden geleni yapacağını belirtti ama Mulenga'nın da iyi futbolcu olduğunu, Juninho'nun da Demirspor adına güzel işler yaptığını dile getirdi. Diğer bir ifade ile Pote gibi efsane olmuş bir değeri tutamazsak dahi dünyanın sonunun olmayacağını düşündüğü kanısına vardım. 

Altyapı konusundan Pote konusuna atlamamın sebebi şu: Biz taraftarlar Pote'nin etrafında genç koşan savaşçı ve altyapısına önem veren bir takımın şekillendirilmesi gerektiğini dile getirdik. Müslüm SUSAR, gerekirse ve hak ederse amatör takımlardan da futbolcu alacağını, takımın oluşturulmasında önceliğin Adanalı futbolcularda olacağını, teknik ekibin de Adanalı olacağını ifade etti. Geleceğin altyapıda olduğunu vurguladı. Çok ama çok olumlu buldum bu söylemini.

Oldukça olumlu bulduğum bir diğer açıklaması şeffaflık konusunda idi. Kongre üyesi olsun olmasın bilgi edinmek isteyen her taraftara mali tabloların kayıtların açık olacağını, konudan anlamayanların mali müşavirleri ile gelip inceleme yapabileceklerini ifade etti. Ödemelerin de bankalar üzerinden yapılacağını belirtti. Bankalara ilişkin kısım geliştirilmeye muhtaç ama beklentimizi büyük ölçüde karşılayan bir beyan idi. 

Ayakları yere basan hedefleri olduğunu hissettim. Demirspor takımı her dönem her koşulda şampiyonluğa oynar dedi ancak burada kast ettiği husus savaşan bir takım kurulmasına ilişkin olsa gerek. Zira borçların eritilmesi için 5 yıl, arzulanan başarı için 3 yıllık bir sınır koydu kendisine. Gerekirse Beşiktaş gibi bir yılı feda yılı olarak değerlendirebileceğimizi ifade etti ki; bu çok önemlidir. Her gelen yönetime ısrarla bunu söylüyoruz. Biz şampiyonluk istemiyoruz. Ayaklarımız yere bassın, iskeletimiz oluşsun yeter diyoruz. 

Transfer söylemi de bu söyledikleri ile uyumlu idi. Adanalı ağırlıklı kadro, düşük maliyetli futbolcular ile kadroyu oluşturacağını ifade etti. Burada önemli bir hususa değindi. Samsunspor karşısında gençlerin oynadığını ve yenilmediklerini, şans bulabileceklerini belirtti. Hassas olduğumuz bir noktada aynı fikri taşıyorum kendisi ile. Ayrıca yurt dışından genç, yetenekli, düşük maliyetli futbolcu arayışlarına gireceklerini ifade etti. Transfer konusunda ilginç bir söylem olarak futbolculara prim vermeyeceğini ifade etti. Aslında haklı bir gerekçesi vardı. Takımlar maddi yapıları ile futbolcuların maç başlarını ödeyemiyorlarken, primler ödenmeye çalışılıyor, kaldırılamaz bir yük altına girildikten sonra da puan silme cezası tehlikesi baş gösteriyor. Müslüm SUSAR bunun yerine futbolcunun hakkını vereceğiz dedi. 

Çok doğru bir söylem ancak uygulanabilirliği açısından şüphelerim var. İdealimizdeki bir kadroyu kurarken o kadronun ligde kalmasını da sağlamak durumundayız. Menajerlerin neredeyse tekeli altındaki bir futbol dünyasında doğru genç çocukları düşük maliyetle kadroya dahil edip bir takım oluşturmak çok zor gibi görünüyor. Bunun için çok ayrıntılı futbolcu araştırması yapmak, piyasaya hakim olmak, her biri ayrı futbol profesörü olan taraftarın beklentilerine de açıkçası kulak tıkamak gerekiyor. Umarım başkan olacak kişi bunu yapar ve doğru yapar. Ama benim umudum yok.

Konuşmasında beğendiğim bir diğer husus, tarihe atıfta bulunması idi. Düştüğümüz seneden bahsetti. İsimler verdi. Buna bile sevinir hale gelmemi, tarihimizden Demirsporluluktan bihaber insanların o koltukta oturabilmiş olmalarındandır.

Müslüm SUSAR'ın söyleminde olumsuz bulduğum bir yön Fatih TERİM ile ilgili. Bu spor adamının temcit pilavı gibi pişirilip pişirilip önümüze konmasından rahatsızlık duyuyorum. Fatih TERİM camiaya mesafeli ise kırgınlığı vardır, giderilir ve Federasyon nezdinde bizim adımıza olumlu işler yapması sağlanır, diye düşünüyor Müslüm SUSAR. Tarih ile ilgilenen bir şahıs olarak tarihin tekerrürden ibaret olduğunu yaşayarak görmek istediğine eminim. Bana kalsa Federasyon, hakemler karşısında yapayalnız kalalım, Fatih TERİM'e de hiç yüz vermeyelim. 

Sn. SUSAR kırgınlıkları giderme söylemini camianın küskünleri için de camiayı birleştirmek için de kullandı. Ancak bunun söylemde kaldığı kanaati uyandı bende. Bunun iki gerekçesi var. İlki kendisinin bu dönemde başkan olmaz ise bir daha aday olmayacağını belirtirken "öyle her dönem başkanlık için çalışma yapıp ortaya çıkanlardan değilim" ifadesini kullanmış olması. Bu söylem ile kimi kast ettiği konusunda  herkesin kendine göre bir fikri vardır. Ancak bu söylemin hiçbir bütünleştiricilik taşımadığı da açık. İkinci gerekçe ise belediye ile ilişki sözleri. Evet belediyeden bağımsız Demirspor istiyoruz ancak bunu sert bir tarzda dile getirmenin anlamı yok. Karşılıklı saygı iletişimin dili ile de sağlanır. Bu dili Sn. SUSAR'da göremedim.

Başkan adayının yapmış olduğu konuşmadan projelerine ilişkin bir detay alamadım. Projesi var mı onu dahi anlayamadım. Bunu projesi varsa, açığa çıkmasını önlemek için de yapıyor olabilir, projenin altyapının kendisi olduğunu düşünmesi nedeni ile de. Ancak bu belirsizlik hissi bende olumlu bir algı oluşturmadı.

Belediyeden spor fonu kaynaklı aktarım yapılmasını istemediğini, amatör takımların kaynaklarından faydalanmayı uygun bulmadığını açıkladı Müslüm SUSAR. Bunun yerine siyasilerden takıma sponsorlar bulmalarını istedi. Kendisinin de bu konuda girişimleri olacağını ifade etti. İcap ediyorsa bir sene de takımımızın her yerinde reklam olsun, ne olur ki, dedi. Açıkçası bu konuda endüstriyel futbol düşmanlığı yapacak bir mali yapımız olmadığı için ses etmek doğru olmaz. Ancak bu söylem sayısal bir planlamaya dayanıyor mu onu anlayamadım. Belediyelerden örneğin en az ne kadarlık sponsorluk bulmalarını hedefleyerek bütçe yaptı? Bütçe yaptı mı? Buralar muallakta kaldı.

İnsan kendi evine haciz gelmesini istemez. Demirspor da benim evim olacak ve oraya haciz getirtmeyeceğim dedi. Çok güzel bir başlangıç sonrasında bu konudaki fikirlerini beyan etti. Kulübe haciz gelmemesi için tüm alacaklılarla anlaşma yapılması ve bunlara ödeme planı sunulması gerekir dedi. Bunun için de basit bir hesaplama yaptı.

Takımın 30 milyon TL borcu olsa ve alacaklılarla anlaşarak bu borç 5 yıla yayılsa yıllık 6 milyon TL, aylık 500.000 TL, faizi ile birlikte 600.000 TL ödeme yapılması gerekir, bu anlaşma neticesinde temlik ve hacizler kalkacağından kulübün aylık 1.000.000 TL geliri olur ve borcunu ödedikten sonra da 400.000 TL artar dedi. Buna kendi bütçelerinin dahil olmadığını ekledi.

Matematiksel olarak doğru bir açıklama ancak, borcun vade yapısı ile ilgili sorunlar var. Bu borcun içinde futbolcu borçları var. Futbolcu borçlarını 5 yıla yaymak imkansız gibi bir şey. Bu borcun içinde yeni dönem transfer borçları olacak. Yani en fazla 8 ay vadeli olacak ödemeler. Ayrıca kendisi avukat olduğu için çok iyi bilmelidir ki; temlikten daha güçlü bir teminat neredeyse yoktur. Bir alacaklının temlikinden vazgeçmesi için o alacaklıya nasıl bir ödeme planı, daha önemlisi nasıl bir teminat sunulması planlanmaktadır? En önemli konu, ekonomi ve maalesef bu konuda bu verileri yeterli bulmuyorum. 

Sezon başı için bildiği kadarı ile en az 9 milyon TL gerektiğini ifade etti. Ancak bunun kaynağına ilişkin de bir renk vermedi sayın SUSAR. Yani bir puan silme ile karşılaşılıp, karşılaşılmayacağı ve bunun olmaması için ne yapılacağı sorusuna ben açık ve net bir yanıt alamadım.

Ayrıca kendisinin temlik koymayacağını beyan etti. Ancak bunu söylerken faiz konusunu da işledi. Temlik koymamak ile kast ettiği, alacakları için faiz almayacağı mı, yoksa hiç temlik koymayacağı mı, ben şüpheye düştüm. Kendisi avukat olduğu için temlik kavramını muhtemelen benim de anlamak istediğim şekilde, hiç alacağının olmayacağı şeklinde, ifade etmiştir. Ayrıca yönetimlerin temlik koymamasını isterim ama temlik koyulmasının kötü bir şey olmadığını düşünüyorum.

Demirspor'un menfaati için her şeyi yaparım dedikten sonra, gerekirse hakemi döverim anlamına gelecek bir ifade kullanması, Beşiktaş Jokey Kulübü diyerek fark etmeden bir hatalı kullanım yapması izlerken kahkaha attırdı ve neşelendirdi. 

Dileriz ki neşeli bir kongreden, neşeli bir şekilde çıkarız ve yarınla umutla bakarız. 

12 Nisan 2017

Geleceğe Dair (Basın Açıklaması)

Bizler Adana Demirspor taraftarları olarak kendimize hiçbir zaman günü şiar edinmedik, hep gelecek için yaşadık. Bize dünümüzü verecek olana yarınlarımızı vermeye hazır olduğumuzu her ortamda dile getirdik. Anlatmaya çalıştık, en büyük başkan “Kalıcı Gelir” dedik. En büyük şampiyonluk “Borçsuz Demirspor Yaratmaktır” dedik. 

Çünkü biz ayakları üzerinde duran bir Adana Demirspor istiyoruz. Gelecek kaygısı duymayan, ufukta beliren en kötü ihtimallerin maç kaybetmekle sınırlı olduğu bir Adana Demirspor’a kavuşmayı hayal ediyoruz. Bu hayalleri her sezon sonunda bizlere sunulan umut parçacıkları olarak görmek istemiyoruz. Adım adım, planlı bir şekilde hedefimize yürümek istiyoruz. Hiç beklemeden hemen bugünden yol almaya başlamak istiyoruz. 

Bilindiği üzere ligin ilk yarısı ve ikinci yarısı başlarken kulüp başkanımız sayın Sedat Sözlü sezon sonu kesinlikle bırakacağını açıklamıştı. Kulüp başkanımızın bu beyanı, kulübümüzün fahri başkanı sayın Hüseyin Sözlü tarafından da yinelenmişti. Bu bizim ilk defa karşılaştığımız bir durum. Her başkanın harcı değildir böyle sözler edip sözünde durmak. Açıklamalarındaki, üstelik defalarca da tekrar ettiği en büyük sözlerin “dönemime ait borç kalmayacak ve borcu azaltacağım” sözleri olmasından da ayrıca mutluluk duyuyoruz. 

Camia olarak hiç yapmadığımız bir şey yapıp başkan veya başkan adaylarının yönetim ekiplerini hemen bugünden, sezon sonunu beklemeden belirlemesi, geleceğe dair planlamalarını yapıp kongreye girmesi lazım. Geleceğe dair biz taraftarların beklentileri; 

- Kalıcı geliri olan yani kendi ayakları üzerinde durabilen bir Demirspor 
- Aylık ve sezonluk gelir ve gideri, yapılanması belli olan bir Demirspor 
- Sezona kampa geç başlayan, kampta takımı kurulan değil, iskeleti belli olan bir Demirspor 
- Bilimsel ve sistemsel çalışan, yarışmacı değil yetiştirici altyapısı olan, as kadrosunda en az bir gencini oynatamazsa kendini başarısız sayan bir Demirspor 
- Taraftarın takımını strese sokmadığı, sadece 90 dakika yanında olmadığı, maddi ve manevi cezalar getirmediği bir Demirspor 
- Demirsporlu olan, Demirsporluluk ruhu taşıyan, maddi ve manevi zamanını harcayacak yöneticilerden oluşan bir Demirspor 
- Taraftarına açılan, onu dinleyen ve anlayan, soru ve taleplerini yanıtsız bırakmayan şeffaf bir Demirspor 
- Camianın çıkarlarını her şeyin üstünde tutan bir basın ile bütünleşmiş bir Demirspor 
- Kurumsal düzenlemelerini yürürlüğe koyan ve bu düzenlemelere uyan bir Demirspor 

Çok şey istemiyoruz, güzel şeyler istiyoruz. Geç olsun istemiyoruz, bugünden başlayarak istiyoruz. 

Saygılarımızla, 

Adana Demirsporlular Derneği, 
MaviLacivert.Com
Adana Demirspor Ankara Tayfası, 
Adana Demirspor Fan, 
6. Bölge 
Adana Demirspor taraftarları

8 Nisan 2017

Pote ve Tribün Tarih Yazdı

Eskişehir'de 4 gol! Demirspor hep böyle ters işleri sever. Ama tribünle sahadakiler birleşirse işte olacak bu! Demirspor tarihine tribünüyle kazanılan bir zafer olarak geçiyor bu maç. Deplasmandaki 1200 mavi şimşek, ele güne dosta düşmana gösterdi stadların efendisini. Tabi ki Pote Pote ve Pote'yle... 1. lig ve Demirspor tarihinde üst üste iki kez hat-trick yapan futbolcu var  mi bilmiyorum ama artik var! Pote tarihe geçti. Mustafa Durak'ın iyi oyunu ve asistleri, Alican'ın goldeki çalımlarını da not edelim.

Eskişehir'deki son maç bir kupa maçiydi ve 4-2 kaybetmistik, aynı skorla hesap kapandı.

5 Nisan 2017

Ruh Transfer Edilmez

Ruh transfer edilmez,  kazanılır veya kaybedilir. Biz sezon başından beri ruhsuz bir takım izledik. Ruh transfer edemezdik, yaratamadık da ve her geçen hafta enerjimizi yitirdik. Erkan Hoca kendi kurduğu takımı oynatamadı, Engin Hoca beklenen etkiyi yaratamadı. Devre arasında gençliğin enerjisi yerine Tiago'nun kaşarlığını ve menajer kazığını tercih ettik. Belki Berat'ın, Berkay'ın enerjisi denenmeliydi. Kendini kanıtlamak isteyen kiralık Grbic'e güvenilmeliydi. Ama Sercan ve Waldison'la içimiz kurudu. Onlara gösterilen sabır, altyapı gençlere bir türlü gösterilmedi. Zülküf'ün yediği golleri varsın bizim çocuklar yesindi, olmadı. Elde tek Pote vardı. Şimdi o da gidecek mi telaşındayız.

Takımı bir sezon ayakta tutan ve saha içinde lider olan, taktik veren, motivasyon konuşması yapan Pote'ye daha fazlası verilemez mi? En nihayetinde takım küme düşme potasıyla dirsek temasında. Fikstür zor. Aşağı dirsek atmak için, azıcık ruha, inanca ihtiyaç var. Busezon bunu sadece Pote'den gördük. Ona moral verin ki o da bize can versin.

2 Nisan 2017

Sadece Atarak Kazanılmaz

5 haftadır gol yemeyen takıma 3 gol atmak başarı, 10 kişi kalan rakipten gol yemek ve puan vermek kötü. Ümraniye ilk maçta olduğu gibi son dakikadalarda puan kurtardı. Geçen hafta olduğu gibi ceza sahası dışında vuranların kolay kolay atamayacaklari turden goller yedik. Aslında maça uyayarak başladık, ilk yarı boyunca Sercan yüzünden 10 kişi oynadık. Oğuzhan'in hatası ve Zülküf'ün yaptırdığı gereksiz penalti olmasa ikinci yariya daha güvenle başlayabilirdik.

Ama neyse ki Pote var. Bu sezon ilk hat-trick'le bizi ayakta tuttu. Şu takımda bırakın Pote'ye ayak uydurmayı, topu ona atmayı başarabilen bir iki kişi olsaydı durumumuz çok farklı olurdu. Kalan maçlarda 4-5 puan daha toplamak zorundayız. Daha çok basketbolda kullanilan bir tabir olsa da sadece atarak kazanamayacagimiz ortada.

27 Mart 2017

Kaybederken Kazanmak...

Demirspor böyle bir camia olagelmiştir hep. Kaybettikçe kazanır. 

Nasıl Yenilmez Armada olduk biz? Nasıl efsane yüzücüler çıkardık?

Kaybederek. Anlatayım. 

Adanamızda baraj gölümüz yoktu. İnşası yeni başlamıştı ve sürekli su baskınları oluyordu. Ortalık bataklıktı ve Adanalı yüzücüler temellerini Seyhan nehrinin Çukurova gibi bağımsız, kontrol edilemez sularında mücadele ederek kazandılar. Kaybederken kazandılar hep. Kanallarda boğulanları ararlardı boğazlarına kadar gelen sular içinde ve böylesi bir günde Mecit GÜLERGİN, abisine derin bir keder miras bırakacak hastalığa yakalandı. Demirsporumuz ve Adanamız önemli bir yüzücüsünü kaybedecek ama bu mücadele bize yüzmede altın çağ yaşatacaktı.

Başka bir örnek vereyim. Terörist diyorlardı bize terörist. Adana'da tribün terörünü yaratıyorduk kimilerine göre, şehrin ileri gelenlerinin tekerlerine çomak soktuğumuz için. Kulüp binamızı kaybettik, gözbebeğimizi. Paramızı pulumuzu kaybettik. Açlık grevleri ile eşya piyangoları ile onurlu bir mücadele verdi taraftarımız. Bugün dünün teröristi, moda oldu. Şimdi gıpta ile bakılan teröristlerden olmak istiyor, tribüne Türkiye'nin herhangi bir yerinden kulak verenler. Kaybederken kazandık biz. 

Yaramız taze ama bunun çok güzel bir örneği idi Yastık Dayı. Baksan yaşayışına, haline tavrına; tam bir kaybedendi o. Kendine bakmazdı, sağlığını kaybetti. Parasını kaybetti. Aç gezdi çoğu zaman. Ama hepimizden çok tribündeydi. Ey Demirsporlu! Yarın sen öleceksin, öleceksin ve iyi Demirsporluydu diyecekler ve sonra unutulacaksın. Ya Yastık Dayı? O kaybederken kazananlardan. Demirspor'un gerçek kültüründen geliyor. O kalbimizin tam orta yerinde duruverecek her daim.

İftihar ettiğimiz pankartımız var bizim. Yıkıla Yıkıla. "Kötüysem, düşkünsem kime ne bundan" dedi Müslüm baba ve kaybederken kazandı o da. Yani bizim gibiydi. Demirspor'un temelleri gibi.

Şimdi bu kadar dolu ve duygusal içerikten çok küçük bir kazanç öyküsüne bağlayacağım konuyu. Çok gündelik, belki çok geçici. Konu Ahmetcan.

Kimseye değil bu yazı. Sadece Engin Hocamıza.

Sayın Hocam, 9 haftada kapatmamız gereken 10 puanlık farkımız var. İmkansız değil ama daha büyük kazançlar mümkün. Kendi ideal dediğimiz kadromuz ile ancak 10 puan farkla girebildik 25. haftaya. Biz kaybediyoruz Hocam. Gerekirse bir kere de Ahmetcan ile kaybedelim.

Biz kaybederken kazanırız. Geleceğimizi kazanırız. Bize gençlerimizi verin. Bunu yapabilecek kudret sizde var. Bir şeyleri değiştirin Demirspor'da. Bir bakmışsınız bize dünümüzü vermişsiniz. 

Ahmetcan'a şans verin hocam.

20 Mart 2017

Mehmet Yiğit ve Arkadaşları

İşini iyi yapan herkes, övgüyü hak eder. İyi yapmıyorsa da eleştiriyi... Bu iyi yapmama, kusurdan ziyade kötü niyeti bilerek kötü yapmayı içeriyorsa daha da ağır eleştirilir. Futbolda işini iyi yapmamak, iyi antreman yapmamayla başlar, takım içi huzursuzluk çıkarmak, hocayla kötü geçinmeye kadar gider... Bunları yapmak kadar, meslektaşlarının emeğine saygı da önemlidir. Aslında Batı'nın fair-play diye genelleştirdiği kavram bu. Adil oyun. Adil derken, sadece kurallara uygunluk değil daha da ötesi kimsenin hakkını yemeden bu işi yapmak gerekiyor. Batı'nın ahlaksızlığını değil iyi yönlerini alalım değil mi? Oyunu kuralına göre oynayalım. Kaçak güreşmemek gibi. Kul hakkı yememek de diyelim.

Sorsan manevi değerleri yüksek, vatanperver pek çok futbolcunun bu meseleleri çok önemsediğini görüyoruz. Aynı sektörden ekmek yediği adamları köşeye sıkıştırmak, maç sırasında onların hakkını yemek, kazanacakken adil bir şekilde kazanmamak. Evet, yasal olarak kazandınız, kuralları belirleyen hakemin ve onun temsil ettiği federasyonun çizgilerinin dışına çıkmadınız. Ama ya vicdanların?

Pazar günü Elazığspor'da Mehmet Yiğit ve arkadaşları, 3 puanı adil bir şekilde almadı. Çünkü başta Rezil hakem Onur Karabaş, federasyonun kendine verdiği yetkiye dayanarak maçı mahvetti. Kimle işbirliği yaptı? En ufak faulde canı çıkmışçasına yerde kıvranan, rakibini rol yaparak eksik bırakan, Onur Karabaş'ın mahvettiği maçı iyice sevimsiz hale getirerek. Kısacası fair-play'e aykırı davranarak.

Bu yazdıklarımın mahvolmuş futbol ortamımızda hiç bir anlam ifade etmediğini biliyorum. Bizim başımıza gelen başka takımların da başına geliyor, çünkü balık baştan kokuyor; Federasyon bu ülke futbolunu yönetemiyor, tersine içinden çıkılmaz bir hale sokuyor. Adamcılık, paraya tapmak, kayırmacılık içlerine işlemiş, bunu değiştirmek için de hiç bir şey yapmıyorlar. Bağıranın sözünü geçirdiği bir kültüre angaje olmuşlar çünkü.

Bu kocaman çerçevede, bozulmuş düzende, Mehmet Yiğit ve arkadaşları da, rezil hakem Onur Karabaş da oyunu kendi bildikleri oyuna göre oynuyor. Güzelleştirerek değil kötüleştirerek. Sonra taraftar niye kızıyor, holiganizm niye artıyor diye soruyorlar. Bu haksızlıkların kızgınlaştırdığı, suça sürüklediği taraftarları sanki doğuştan canavar gibi gösteriyorlar. Peki sizin uçunuz yok mu futbolda artan şiddette?

Twitter hesabında beni bilen bilir demiş Mehmet Yiğit. Seni işinle biliyoruz Mehmet, pazar günü yaptığın, çünkü ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz, maneviyatı yüksek bir futbolcu olarak işini en iyi yapan ülkesini çok sevendir diyorum sana ve sen evrensel anlamda işini iyi yapmadın. Ama federasyon ve hakemlerin sevdiği işi yaptın. Oyunu bozdun. Ama biz futbolu size rağmen seviyoruz; sevmeye devam edeceğiz, oyunu sizi değil.


19 Mart 2017

#RezilOnurKarabaş

Hakemlerden dert yanmayı sevmeyiz ama bugünkü Elazığ maçındaki rezalet, hakem hatası değil katliamıydı. Onur Karabaş aleyhimize hatalı kırmızı kart, hatalı penaltı verdi, ele çarpmayan pozisyonlarda aleyhimize faul çaldı, ikili mücadelelere izin vermedi, hocamızı tribüne gönderdi... Sonuçta kayıp giden bir maç. Hakemden başka bir şeyi konuşmanın mümkün olmadığı bir maç. Rezillik!

12 Mart 2017

İçerideki Puan Kayıpları

Bu sezon iç sahada çok puan kaybettik; sezona damga vuran konulardan biri oldu. İçsahada 16 puan alabildik, lig 14.süyüz. İçsahada İyi mücadeleyi skora çeviremiyoruz. Manisa maçının da ilk 15 dakikasında 2-3 net pozisyonu gole çevirsek özgüvenimiz yerine gelirdi, atamadıkça rakibin direnci arttı. Golü sezonun kötülerinden Sercan attı, daha kötüsü Waldison 70 dakika bizi eksik oynattı. Bu oyuncunun hiç bir katkısı olmadığı ortada.Benzer oyun planı aynı sonuçları doğuruyor. Engin Hoca'nın alternatifleri denememesi aynı standartların ötesine geçmemizi engelliyor. Sonuçta ortasira takımı olarak yola devam ediyoruz.

5 Mart 2017

Tebe Volimo'dan Sonra Je t'aime

Bu sezonun özeti, Pote atıyor ve ayakta kalıyoruz. Pote playoff umutlarımızı ayakta tutarken, ulaştığı 36 golle Demirspor tarihinin bir başka golcü forveti Ziya Yıldız'ı yakaladı. Yugoslav vatandaşlığından Türk vatandaşlığına geçen, Zijad Švrakić ismini Ziya Yıldız'a çeviren ve mackolik.com kayıtlarına göre iki sezonda (1987-88'de 20, 88-89'da 16) 36 golle Demirspor tarihinin en golcü oyuncularından olan Ziya'yı yakalayan Pote için de artık bir pankart vakti geldi. Bildiğiniz gibi, Ziya Yıldız, Tebe Volimo (sizi seviyoruz) pankartına ilham veren oyuncularımızdan. O pankartın hikayesini 2008'te Vertumnus anlatmıştı: http://www.adanademirspor.net/2008/04/tebe-volimo.html

Pote'nin Ziya Yıldız'la yarıştığını da geçen sene Mayıs ayında Üni-Adanademir'den arkadaşların kaleminden okumuştuk: http://www.adanademirspor.net/2016/05/eski-ve-yeni-efsanelerimiz-ziya-ve-pote.html

Ziya Yıldız geçen kasım ayında ADS-DER'in organize ettiği Adama Demirspor Tarihiyle Buluşuyor etkinliğine de katılmıştı.

Ziya Yıldızlara adanan Tebe Volimo pankartından sonra Beninli Pote için anadilinden bir Je T'aime (Fransızca Seni Seviyorum) pankartı güzel olmaz mı?

Pote Türk vatandaşlığına geçse ne ad alır diye de düşünmüyor değilim!

25 Şubat 2017

Burak Atıyor Sercan Uyuyor

Durum ortada, gönderdiğiniz Burak Çalık atmaya, getirdiğiniz Sercan kaçırmaya devam ediyor. Daha defalarca yazdık, Sezon başından bu yana hiç bir şey vermeyen Sercan da Waldison gibi artık 11'de yer almamalı. Savunma yapmayan, oyun kuramayan, sürpriz şutlar atamyan Sercan'a ödenen paraya yazık. Ortasahamız bütün sıkıcılığıyla hücuma katkı veremiyor ama bari iyi savunma yapsak... O da olmuyor, her maç gol yiyoruz.

Takım ikinci yarıda bulduğu pozisyonları gole çeviremeyince  atamayana atarlar kuralı işledi. Üst üste iki yenilgiyle play-off hayalleri de suya düştü.

Kurduğunuz berbat kadroyla beraber defolup gidin! Twitter hesabını yönetenleri de yanınıza almayı unutmayın.

24 Şubat 2017

Twitter Hesabı ve Kurumsallık

Yavuz kısa ve öz bir şekilde anlatmış ama ben aynı kısalıkta yazmayı başaramadığım için etraflıca anlatmaya çalışacağım derdimi.

Öncelikle belirtelim, severiz sevmeyiz, yeterli buluruz yetersiz buluruz ama her ne olursa olsun Hüseyin SÖZLÜ bizim kulübümüzün onursal başkanıdır. Onursal başkan olmayı özellikle de seçildiği dönemde hak edecek ne yapmıştır derseniz, hiçbir şey yapmamıştır. Hatta bu anlamda kişilerin bu kadar kolay onursal başkan olabilmesi hakiki anlamda onursal başkanlarımızın kemiklerini sızlatıyordur eminim. Ancak her türlü aksak, çürümüş, işlemez yönüne karşın bizim bir kongremiz olduğunu aklımızda tutmalıyız. Bu kongrede Sedat SÖZLÜ'nün başkan ve Hüseyin SÖZLÜ'nün de onursal başkan olarak seçilmiş/atanmış olduğunu asla göz ardı etmemeliyiz. 

Kongrenin kendilerine layık gördüğü temsil yetkileri nedeni ile her Demirsporlunun bireysel veya ait olduğu grup adına başkanını ve onursal başkanını savunma, destekleme özgürlüğü vardır. bu özgürlüğe de saygı duymak gerekir.

Halen asıl konuya girememiş olsam da şahsi görüşlerimi de burada açıklamayı tercih ediyorum. Hüseyin SÖZLÜ ve kardeşi Sedat SÖZLÜ konu Adana Demirspor olduğunda Demirspor taraftarında tekil bir kanaat oluşturamamıştır. Yönetimsel anlamda çok büyük hataları ve acemilikleri vardır. Acemilikleri küçük hatalarının dahi büyük hatalara dönüşmesine yol açmaktadır. Konumuz neler yapmadıkları değil ama özetin özeti halinde söyleyelim: Kalıcı gelirimiz yok, şeffaf değiliz. Detaylandırılabilir kolaylıkla. 

Ancak günlük yaşamama adına belirtmeliyim ki; Aytaç DURAK dönemini unutmadım. Kulübün spor fonunun kesilişini ve bunun gizlenmesini, el birliği ile takımımın kapatılmaya çalışılmasını unutmadım. Taraftara terörist muamelesi yapılmasını, geleceğimizin masalarda belirlenmeye çalışılmasını unutmadım. Bu nedenle SÖZLÜ kardeşleri DURAK ile kıyaslamanın haksızlık olduğunu düşünüyorum.

Şeffaflık olmadığı için mali yapıdaki katkılarından ise bahsedemiyorum. Şeffaflık olmadığı için bunlara beni inandıracak bir şey de yok. An itibarı ile yönetim kendi çabaları ile benim ve birçok taraftarın borçların azaldığı söylemlerine inanmamızı engelliyor. Kendileri yapıyorlar.

Yapabilirler saygı duyarız. Çünkü onlar yönetme erkini elinde bulunduruyor. Ben eleştirimi yaparım onlar da kulübü kendi anlayışlarında yönetirler. Ancak yönetim erki sınırsız bir erk değildir sayın Sedat SÖZLÜ.

Yönetim takım üzerinde söz sahibi olma hakkı verir ama camiaya sahip olma hakkı vermez. Camiaya sahipmiş gibi davranma hakkı vermez.

Abinizin hukuka uygun olmayan gerekçeler ile siyasi hayatının bitirilmeye çalışıldığını düşünüyor olabilirsiniz. Hatta bu sürecin abinizin özgürlüğünü bağlayıcı bir ceza ile sonuçlanması olasılığına isyan ediyor olabilirsiniz. Bunun bir kumpas olduğunu düşünebilirsiniz. Hatta abinizin Demirspor'a çok emeği olduğunu, bu nedenle Demirspor camiasının da abinize destek olması gerektiğini de düşünebilirsiniz. Bu beklenti de kendi açınızdan doğru ve haklı bir beklenti olabilir.

Ancak tüm bunlar, sizler gibi düşünmeyen, sizlerin tam tersi düşünen ve sizlerle tek paydası aynı camianın içinde olmak olan taraftarları yok saymanızı mazur gösteremez. Kulübün resmi sitesinden abinize ilişkin yapılan paylaşım o insanların yok sayılması anlamına gelir. Kulüp hukuki kişiliğinin temsil yetkisini daraltamazsınız. Size kongre ile bu yetki verilmedi. Size camiayı, tekrar söylüyorum camiayı temsil etme yetkisi verildi. 

Demirspor resmi organlarından yapılan açıklamalar bağlayıcıdır. Bu gibi durumlar ile Demirspor camiasını bağlama yetkisi size verilmemiştir. 

İlaveten yapılan twitter paylaşımında Atatürk de kullanılmıştır. Abiniz siyasi bir kişiliktir ve Demirspor taraftarının Atasına olan bağlılığı her türlü siyasetin üstündedir. Abinizin Atatürk'ü öne çıkaran bir duruş sergilemiş olması dolayısı ile böyle bir muameleye maruz kaldığını düşünüyor da olabilirsiniz. Ancak buradan bakınca yapılan paylaşım, daha çok Atatürk'ün "konusu da çok iç açıcı olmayan" iddialara alet edildiği izlenimi uyandırmaktadır. 

Bu anlamda resmi sosyal medya kanallarımız üzerinden abinizi desteklemenizin hatalı bir davranış olduğunu, bu hatalı davranışta Atatürk'ün kullanılmasının hata gibi basit bir terim ile açıklanamayacağını düşünüyorum.

Bu eksiklikler en zor gününüzde yanınızda ne kadar az kişinin kalmasına yol açıyor görmüyor musunuz? 

Biz Bekir ÇINAR'ı en zor gününde raylardan alanlarız. En sıkıntılı gününde laf söyletmeyenleriz. Elinde sizlerin imkanlarının onda biri olmayan o adamı sizden çok seviyor bu camia. Her akla geldiğinde Ah be Bekir/Bekir abi/Bekir amca/Bekir bey diyoruz. 

Elinizde kıyasen dünyalar var, sevdiremiyorsunuz kendinizi, olmuyor. Neden mi? Nedenini aramaya twitter adresimizden başlayabilirsiniz.     

22 Şubat 2017

Kulübün Resmi Twitter Hesabı

Kulübün resmi twitter hesabı çok acemice yönetiliyor. Yönetimdeki acemiliğin bir göstergesi... Kulüp, belediye ile öyle veya böyle ilişkili olabilir ama bu belediyenin siyasi çizgisinin aynen takip edileceği anlamına gelmez. Siyasi mesajlar ve paylaşımlarla, belediyeyle ilişki iyice vıcık vıcık hale geldi. En son Hüseyin Sözlü ile ilgili yargı kararının ardından yapılan paylaşımla, sanki bütün Demirspor taraftarları aynı şeyi düşünüyormuş gibi bir hava çizildi. Siz bir kulüp yönetiyorsunuz, kişisel dükkanınızı değil! Biraz ciddiyet lütfen!

18 Şubat 2017

Waldison Freni

Son dakikada kazandığımız maçların bir diyeti olarak bu kez son dakikada kaybettik. Beraberliğe yakın bir maçtı ama son dakika karambolünü savuşturamadık. Zülküf'ün her iki golde hatası olsa da maçın asıl "kahramanı" oynadığı sürede takımın el freni olan Waldison. Bu sene takıma hiçbir şey vermeyen Waldison, kesinlikle ilk 11 için tercih edilmemeli  Berkay ondan çok daha iyi. Verdiği harika pasla Leroy'u gol pozisyonuna da soktu. Engin Hoca'nın geçen hafta kazanan takımı bu kadar bozması, maça geç müdahale etmesi yanlış bir tercihti. Keza geçen hafta olmayan Göksu da kanadından çok adam kaçırdı. Teknik taktikten ziyade takımın kazanma azmini göstermemesi bizi daha çok üzüyor. Bugün de yine beraberliğe razı ve sıkıcı bir oyun vardı, tüm sezonda olduğu gibi.

14 Şubat 2017

4 Gollük Zafer

Antep Bld karşısında bu sezon ilk kez 4 gol attık. İlk kez tek farktan fazla skorla kazandık. Önceki senelerin çok atan ve çok yiyen takımını bu sezon az atan ve az yiyen takım almıştı; bu maçla her şeye yeniden başlamış olabilir miyiz?

İlginçtir Antep Bld'yi yine 4-1 yendiğimiz son maç yine seyircisiz oynanan ve yabancı forvetimiz Juninho'nun 2 gol attığı 2013-14 sezonundaki maçtı. Bu kez de Pote 2 gol attı ve Demirspor tarihinin -sadece yabancı değil- en çok gol atan oyuncu sıralamasında yukarı doğru tırmanmaya devam ediyor.

Aslında oyun olarak bu kadar rahat kazanılmış bir maç havasında değildi, top genellikle rakipteydi, önemli pozisyonları vardı ama yakaladığımız fırsatları iyi kullandık bu kez. Yeni transfer Leroy George'un orta sahadan attığı gol de tarihi ve jeneriklik bir gol olarak kayıtlara geçti. Sercan da kendinden bekleneni ilk kez yaptı bu sezon. Şut atan, uzaklardan şansını deneyen bir takımı sahada görmek güzeldi.

Tabii Pote'nin ilk golü de aynı şekilde gönüllerdeki yerine yakışan güzellikteydi. Pote yakın zamanlarda Demirpor'un başına gelen en güzel şey olarak görünüyor.

Her ne kadar çok top kaybı yapsa da Leroy George'un topu oyuna hızlı soktuğu ve Pote'yle daha çabuk buluşturduğu anlarda gole yaklaşacağımız belli oldu. Daha önce de yazığım gibi Burak Çalık'tan sonra topu Pote'ye atacak oyuncumuz olmamıştı bu sene. Rakiplerin Pote'ye özel önlem aldığı maçlarda ancak onu hızlı bir şekilde görebilirsek sonuç alma şansımız artar. Bu da özellikle deplasmanlarda işimizi kolaylaştırır. Sezon başından beri ıkına sıkıla top oynayan ve yaratıcı olamayan bir takıma bu hızlı dokunuşlar hemen iş yaptırdı.

Bu sezon sadece bir kez yapabildiğimiz iki kez üst üste kazanma işini, bu hafta yine yakın rakibimiz Altınordu karşısında da yapabilirsek play-off ihtimallerinden bahsetmek mümkün olur.

24 Ocak 2017

Pote Demirspor tarihine geçti

Dün 90+3'te golü atan (Manisa maçından sonra bir kere daha) ve hak etmediğimiz bir galibiyete bizi kavuşturan, bir yandan da bu kötü yönetimin ömrünü biraz daha uzatan Pote, Demirspor tarihine en çok gol atan yabancı oyuncu olarak geçti. Böylece Juninho'nun elinden de bu ünvanı aldı. Pote, yerli yabancı en çok gol atan listesinde de hızla yükseliyor.

53 maçta 31 gol atan Pote, 2 sezonda 25 gol atan Juninho'yu geçerek 2. Sezonu tamamlanmadan bu kategoride zirveye yerleşti. Yakın tarihten Serkan Turhan ve Özgür Nasuh ile gol sayılarına ulaşan Pote, istikrarını korursa son 15 yılın engolcü oyuncusu olacak.

15 Ocak 2017

Bu Yönetimle Bu Kadar

Bu yönetim ve futbolcu kadrosuyla bu kadar. Daha fazlası olmaz. Umarım ki daha kötüsü olmasın. Sıradan, sıkıcı bir takım... Bu kadroyu kuran, veremeyeceği paraları vaad eden, menajerlerin oyuncağı olmuş, bir iki isim dışında yönetim kurulunu çalıştıramayan bir yönetim var. Hem de hiç güçlü muhalifi olmadan bu başarısızlığa imza attı.

Onun karşısındaki varını yoğunu ortaya koyan, takımı için her şeyi yapan, Türkiye'de tribünler gittikçe boşalırken inadına statta yerini alan, iyi gün dostu değil iyi günde kötü günde takımının, bu kötü futbolu hak etmek için hiç bir suçu olmayan, stadların efendisi taraftar.

Yönetimin yapması gereken stadların efendisi taraftar ile temasını güçlendirip, onlarla oturup konuşmak ve çıkış yolunu beraberce bulmak.

24 Aralık 2016

Beraberlik Rekoru

Ligin en çok berabere kalan takımı olarak ilk yarıda düşme hattının ve playoffun eşit uzaklığındayız. Nereye gidecegimizi nerede duracağımızı hocanın ve yönetimin devre arasındaki müdahaleleri belirleyecek. Çok para harcayacak konumda değiliz, devre arası transferleri de genelde tutmaz. O yüzden bir iki mucizevi dokunuşa ihtiyaç var. Bu silik,  sıkıcı, bir şey üretmeyen takımın motorunu çalıştıracak bir güç, mesela  topu Pote'ye getirebilecek birisi... Ümraniye'yi coşturan Erkan Sözeri gösteriyor ki sorun , hocadan ziyade topçulardaymış.

Son iki haftayı deplasmanda zirveye oynayan takımlara karşı beraberlikle tamamlamak hiç yoktan iyidir, ama içeride 10 kişiye kaybettiğimiz 3 puanı geri getirmiyor. O Bolu'nun iki haftadır dağıldığını görüyoruz. Pote'nin kafa vuruşu  ve rakibe çarpan şutu dışında hücum girişimi yapamadan maçı tamamladık.

Ankara Tayfası uzak deplasmanın çekiciliğiyle, içindeki ateşle Sivas soğuğundaydı. Sahadakilerin buzunu çözemese de pankartlarımızı orada da astı.

10 Aralık 2016

10 Kişiye İçeride Kaybetmek

Kendi sahamızda maç kaybederek başarılı olma şansımız yok. İyi başladığımız, iyi mücadele ettiğimiz maçları lehimize bitiremiyoruz. Nedeni de yaratıcı oyuncu eksikliği. Sıradan oyunculardan kurulu bir ekibiz. Pote dışında skora etki edecek oyuncumuz olmayınca alternatif yaratamıyoruz. Geçen yazıda eleştirdiğim, umut bağladığımız Sercan bugün asist yaptı ama kondisyon eksikliği maçtan kısa sürede kopmasına neden oldu.

Yılların değişmeyen gerçeği olarak 10 kişi kalan rakiplere karşı zorlanıyoruz. Boluspor zaten yıllardır zor yendiğimiz bir takım. Kupa dahil son 3 maçlarını kaybetmişlerdi ama bizi yenerek moral kazandılar. Bugün gayet iyi oynayan ve ikinci golü attıran Emre Kılınç, 6 yıldır Bolu'da oynuyor. Böyle bir oyuncumuz yok yıllardır. İki yıl oynayan oyuncuyu kahraman görüyoruz, altyapı desen bize en uzak ülke...

 Gelecek iki maçımız da zirvedeki takımlara karşı. Onlarla da aynı senaryolar olacak. Mücadele azmine skoru katamazsak sonumuz kötü.  Yukarıyla fark açılıyor ve düşme potası daha yaklaşıyor. Devre arasında acil takviye ve kadro değişikliği şart. Hangi parayla,  bilmiyorum. Sezon başında harcanan ve boşa gittiği belli olan paraları da ayrıca konuşalım...

9 Aralık 2016

U21'leri Destekleyelim

Bu sezon altyapılarda sadece U21 kategorisinde ulusal statüde yer alıyoruz. Daha önce önemli başarılar aldığımız U14'ten 19'a kadar gruplarda bu yıl yokuz. Sezon başında bunu gündeme getirdik ama net bir cevap alamadık. Nedeni büyük ihtimalle ulusal  lisans sorunu. Sözlü yönetimi bir "ilk"e imza atarak altyapı takımlarımızı grup dışında bıraktı.

Altyapıdaki tek takımımız U21'ler de bu sene iyi gitmiyor. İlk 5 hafta bütün maçları kaybettiler. İlk puan Manisa'dan alınan 0-0 ile geldi. Son haftalarda bir toparlanma var. Arka arkaya alınan Giresun ve Göztepe galibiyetleri ile geçen haftaki Bandırma beraberliği ile biraz kıpırdandık. 13 hafta sonunda 12 puanla 16. sıradayız.

Kadroda 94'ten 99'a kadar farklı yaşlardan oyuncular ve aralarında profesyonel imzayı atmış olanlar da var. Pek çoğunun ismini önceki yaş kategorilerinden hatırlıyoruz. Yeni transfer olanlar da var. Semih Kurtulmuş, Hasan Kaya, Berat Demirbuğa, Arda Öztep bir bakışta hatırladığım isimler. Hasan bu sene 3 golle az olan gol sayımıza önemli katkı yaptı.

Bu hafta U21lerin Bolu maçı için twitterda çağrılar var, gidelim destek olalım diyen taraftarlarımızın duyurusunu buradan da hatırlatalım : Maç 10 aralık cumartesi 13.00'te tesislerde.

3 Aralık 2016

Potesiz 2 Gol

Pote olmadan ilk kez 2 gol attık. Gerçi her ikisi de tam pozisyon sayılmaz, yine de o olmadan skor yapmak ve oyunu kontrole almak iyiydi. Takımın mücadelesi, azmi yerinde. Ama yaratıcılığı çok kötü. Bizden daha kötü Bandırma karşısında deplasmanda iki farkı yakaladıktan sonra yakalanmamalıydık. Hakemin buram buram eyyam kokan kararları da bunda etkili oldu tabii.

Bu sezon Burak Çalık'ın yerini dolduramadık. Toplu oyunda yaratıcılık beklediğimiz oyuncular, başta Sercan iyi oynamıyor. Sercan, devre arası transferi bekliyor gibi. Antreman yapıp, formda kalıp kendini zorlamadan başka takımlara gitme derdinde mi? Böyle değilse sahada varını yoğunu ortaya koyarak bizi tekzip etsin. Ama bunu yapması için acilen uyarılması gerek.  Bu haliyle ilk 11'i hak etmiyor.

Takımın puan ortalaması 1,20 civarında. Yenilmiyoruz ama kazanamıyoruz. İçeride 3, dışarıda 1 şeklinde bu ortalamayı 1, 5 2lere çıkarmadan işimiz zor.

25 Kasım 2016

Pote Varsa Gol Var

"Pote yoksa skor yok" yazısından bu yana pek değişen bir sey olmadı. Yaratıcı olamadığımız, pozisyon üretemediğimiz bir oyunumuz vardı. Potesiz geçen Eskisehir macında 1,  Giresun maçının tamamı ve bugün Göztepe maçının ilk devresi  toplam 4 devrede, mücadelemizin karşılığını alamamıştık. Hakem hatalarıyla da birleşince İyi mücadeleyi iyi oyuna ve skora çevirememiştik. Bugün onun girişiyle takımın güveni de kendine geldi. Bu sezon ilk kez 1-0'dan maç çevirdik; çok sık yapabildiğimiz bir şey değil. Bu açıdan güven kazanmak, takımın oyununun karşılığını alması, kazanma alışkanlığı edinmesi açısından kritik bir eşik aşıldı. Şimdi seri halinde galibiyetlerin gelmesi gerekli. Tabi Pote'yi daha iyi beslemek ve dahası ona alternatif yaratmak grrekli. Bu kişi Onur mu olacak her hafta? Waldison ve Sercan artık biraz kıpırdanmalı.

Onur kariyerinde ilk kez iki maç üst üste gol attı. Daha önce kariyerinin ilk yıllarında bir sezonda iki gol atmışlığı var. Bir gol daha atarsa kariyer rekorunu da kıracak.

8 Kasım 2016

Rüzgar Demir

Rüzgar Demir isimli okuyucumuzun önceki yazıya bıraktığı yorumu gözden kaçmasın diye burada da paylaşıyoruz. Kişisel olarak katılmadığım noktalar var (tribünü terk etmek hiç bir zaman bir çözüm değil; zaten tribünsüz futbol istiyor sistemi yönetenler) ama üzerine düşünmeye değer:

"Adana Demirspor'un Eskişehir maçındaki aktif futbolu kesinlikle sevenlerini yanıltmasın. O maçın temposu 7 kişiyle hücum eden Eskişehir istediği için öyleydi. Sayelerinde orta sahayı rahat geçti takım. Ümraniye deplasman maçını 90 dk sakin bir şekilde izlediğinizde bu gerçek ortaya çıkar zor bir şey değil. Tek tek futbolculara takılmayın ve ayrıca Engin İpekoglu'nun elinde sihirli değnek olmadığına inandırın kendinizi. Kulüp yönetimi son yılların en amatör yönetimi bunu da görün.

Bu kadar dert sıkıntının içerisinde hakemler konusu yine ADS için ön plana çıkıyor. Belli ki ligin şekli belirlenmek isteniyor.Ve son 10 yılın en zor Ptt 1.lig sezonu bu sezondur. Çıkmaya kesin gözle bakan takımlara ateş düşmüş durumda. Herkes herkesi yenebilir,doğaldır ama ADS'nin önce başkanını,sonra camiasını, sonra çok çok bilen sanal taraftarını yenip, en sonunda da sahada rakibini yenmesi gerekiyor.Ona da hakem izin verirse tabi.

Buradan futbolcuları aklama gibi bir sonuç çıkmasın. Çünkü çoğunluğu hatalı transfer.Her sezon başı gibi bu sezona da yanlış hoca ile başlayıp Erkan Sözeri'ye mahvettirdiler iskeleti. Engin İpekoğlu'nun üretmeyen oyun yapısıyla çıkılmaz bu cendereden bu da görünen bir gerçek.

Sizlere önerim ilk iç saha maçında ilk düdük çalar çalmaz alkışlarla terk edin stadı. Ama en önemli nokta başkanınız. O ve ekibi de alkışlarla stadı terk etsinler. Sonra bunu sosyal medya da ülke gündemine sokun. Beyaz futbol,telegol tarzı programları boğun. Ntv spor tarzında kanallar işinize yaramaz. Paldır küldür giden programlar daha cazip ülkemizde. ADS taraftarı en iyi bu işi yapar emin olun. Hakemler konusunu bir nebze bu şekilde çözersiniz.

Şimdi gelelim son konuya.Burası çok önemli.Hiç hayal kurmanın zamanı değil. Bu mevcut takım sırasıyla oynanacak olan Giresun,Göztepe,Bandırma,Bolu,Yeni Malatya,Sivas cenderesinden çıkamaz. Bu seneyi unutun. Ligden düşecek takimlarda üç aşağı beş yukarı belli. Sakın play off falan düşünüp takımı daha doğrusu kulübü yıpratmayın bu sene.Oturun Engin Hoca ile konuşun. Yapılanmaya ve alt yapının da tek sorumlusu olmaya razıysa devam edin. Yok efendim ''ben uefa kupasinda mücadele eden takım isterim'' diyorsa verin son kez parasını ayırın yollarınızı. Olağanüstü kongre kararı alıp kirli çamaşırları dökün ortaya. Yazın borçları,koyun altyapıdan en az 10 futbolcu şartını, kurun ekibi yurt geneli 17-22 yaş arası bütün istihbaratı alınan topçuları yerinde incelesin. Korkmayın küme düşmezsiniz. 3 sene daha beklesin takım burada. Ama borç bitsin. Başkanınız yine başkan olsun.Ama imkanı bu kadar geniş bir başkan,kurtarıcısı olsun bu kulubün. 10 yıl sonra çıkıp alnının akıyla ''ben belki şampiyon yapamadım ama kulubün borcunu sıfırladım'' desin. Sizler de onu baş tacı yapın.

Kalıcı gelir konusuna takılmayın. Bir takım bir aile kültürünü tepeden tırnağa herkese işlenirse 5 sene de 5 kalıcı gelir kendiliğinden gelir. Her şey dürüst,sağlıklı,kardeşçe oluşturulacak bir kültürün devamında kendiliğinden çıkar.

Unutulmasın ''ADANA DEMİRSPOR BİR KÜLTÜRDÜR''...."

5 Kasım 2016

Pote Yoksa Skor Yok

Takımda yaratıcı oyuncu eksikliği açıkça belli oluyor . Geçen sene Burak Çalık'ın beslediği  Pote'ye top getirmekte zorlanıyoruz. Pote'yi aktif hale getirmedikce skor yapamıyoruz. Ona alternatif bir isim yok. Ozan İpek ve Sercan bu işi yapabilecek iki önemli oyuncu ancak henüz beklenen verimi alamıyoruz. Takımın ortasahası birbirine benzeyen düz oyunculardan kurulmuş. 10. hafta gelmesine rağmen daha yeni toplanmış bir ekip gibiyiz. Koca bir hazırlık dönemi ne yapıldı, merak ediyorum. Sezon başladı, iki ay geçti hala uyumsuz oyuncular topluluğuyuz. Orta sıralarda dolaşacak ortalama bir takım havasındayız.

17 Ekim 2016

Burs Açıklaması

Yapmış olduğumuz duyurular sonrasında oldukça zorlansak da bu sene de burs havuzumuzu genişletmeyi başardık. Aylık olarak havuzumuzda 1.000 TL toplanacak şekilde taahhüt aldık. Bu da geçen seneki burs tutarını artırmamızı engellemekle birlikte öğrenci sayımızın bir artarak 10'a yükselmesi sonucunu doğuruyor. 

Geçen sene 9 öğrenciye burs verdik. Bu öğrencilerden bir tanesi yeni burs dönemi başlamadan işe başladı ve ilk mezunumuz oldu. Bu nedenle geçen seneden burs alan 8 öğrencimiz ile yola devam edeceğiz. İki yeni öğrenci için ise ihtiyacı olan arkadaşların bize başvurmalarını bekliyoruz.

Burs ödemelerine Kasım ayının 15'inde başlayacağız. Havuzu oluşturmakta yaşadığımız zorluk burslara bir ay geç başlamamıza yol açtı. Havuza katkı koyacak kişilerle özelden iletişime geçip hesap bilgilerini yollayacağız. 

Burs almak isteyen arkadaşlar için şartlarımız;

-Birbirimizi tanıyor olmak,
-Ankara'da okumak,
-Demirsporlu olmak
-İhtiyacı bulunmak.

Arkadaşlar bizimle demirgibiyiz@gmail.com adresi üzerinden veya @ankaratayfasi twitter adresinden iletişim kurabilirler.

Yeni burs dönemimiz hepimize hayırlı uğurlu olsun. Katkı koymayı taahhüt eden büyüklerimize, küçüklerimize ve arkadaşlarımıza çok teşekkür ederiz.

Bu vesile ile ilk mezunlarımız Oğuzhan AKBAŞ ve Musa YURDUNUSEVEN kardeşlerimizi tebrik ediyoruz. Onlarla gurur duyuyoruz.

9 Ekim 2016

Engin İpekoğlu üzerine...

Aslında yeni gelen hocanın ismi çok da önemli değil. Hızlıca bir yazı yazma gereği duyduk çünkü nasıl başlarsa öyle gidecek, en azından söylemlerde bu kez ölçülü olabiliriz belki.

Biz hedef şampiyonluk diyerek sözünü yutmak zorunda kalan insanlar görmek istemiyoruz.

Şampiyonluğa oynamak, oynatmak gibi bir baskı kurulmasını da istemiyoruz. Savaşan Demirspor yeter. Bize bir taahhüt verecekseniz skor tabelasına dayalı değil, sahada koşulan mesafeye dayalı taahhütler verin.

Trip atan değil, ter akıtan futbolcular istiyoruz. Takımın en değerli futbolcusu takımın (olması beklenen) ilkelerine aykırı davranıyor ise formadan uzaklaştırma dahil önlem alacak iradenin ortaya koyulmasını istiyoruz.

Futbolcunun ağzındaki sigara ve elindeki viski ile değil çalışma ahlakı ile gündeme gelmesini istiyoruz. Bu türden adamlara asla fırsat verilmemesini bekliyoruz.

Çalışmayan, düzensiz, isteksiz, takımı bozan kişilere tahammül göstermektense skora zarar dahi verse gençlere yer verilmesini istiyoruz.

Takımın onurunu biz taraftarlar sağladık, hayatta tuttuk, kimseye de vermiyoruz.

Sizlerden tek beklentimiz, aldığınız paranın hakkını vermeniz. 

Arma için, forma için, renkler için oynayan futbolcu istemiyoruz, o futbolcular Adana'nın bağrında ve alt yapıda. Biz parasını hak etmek için oynayan futbolcular istiyoruz.

Taraftarı anlayan futbolcular istemiyoruz. İşini yapan futbolcular istiyoruz.

Teknik ekibin neşterinin keskin olmasını ve takım içinde yetkili olmasını, kukla olmamasını, futbolcuların teknik ekip dışında muhatabının olmamasını istiyoruz.

Kimse şampiyonluk demesin, herkes savaşsın, bu kadar basit. 

Başarılar dileriz.

5 Ekim 2016

Tüzük Değişikliği İstiyoruz

İçinde bulunduğumuz süreçte satır aralarından yaptığımız çıkarımlar bize gösterdi ki, yönetimimiz veya mali işler birimimiz mali yapımıza hakim olamıyor.

Bu sonuca çıkarımlar ile ulaşıyoruz çünkü yönetimimiz arzu ettiğimiz ölçüde şeffaf değil. Dolayısı ile kendileri ile taraftarların iletişim kurup sorularına yanıt alabilecekleri bir mekanizma oluşturulmamış. Biz de kendi çapımızda internet üzerinden sesimizi duyurmaya gayret ediyoruz.

Acil bir tüzük değişikliğine ihtiyacımız var. Önerimizi aşağıda vereceğiz. Bu önerinin tartışılmaya açık olmakla birlikte takımını seven Demirsporlular tarafından reddedilecek bir yönünün olmadığını düşünüyoruz.

Gidiş yolumuz şu şekilde. Kulübümüzün gerçek borç rakamına ilişkin yönetimimiz sürprizlerle karşılaşabiliyor. Son dakika icraları, hacizler, blokeler ile karşılaşmak mümkün olabiliyor. O halde kesin borç rakamına nasıl ulaşabiliriz?

-ADS'nin çek defteri olmadığını biliyoruz ancak var ise tahsisli çek defterlerinin çek numaraları ile kulüp kayıtlarında yer alması gerekiyor. Diğer bir ifade ile imza yetkililerinin kulübü borçlandırıcı çek düzenlemeleri mümkün.

-Borçlandırıcı bir diğer mekanizma senet düzenlenmesi. İmza yetkilileri kulübü borç altına sokacak senet düzenleyip alacaklıya verebilirler. Bu senetlerin de kulüp sisteminde kayıtlı olması gerekir.

Bu husustan yola çıkarak yapılacak bir tüzük değişikliği Demirspor'un geleceğini garanti altına alacaktır. Nasıl mı?

"Yönetim Kurulu'nun 2/3'ünün imzası ile karar defterine işlenmeyen ve kulübü borç altına sokan tutarlardan dolayı Adana Demirspor Kulübü nihai sorumlu değildir. Kulüp, borç tutarının tahsili için ilgili yönetim kurulu üyelerine/imza sahiplerine rücu edebilir. Rücu hakkı mali tabloların genel kurulda onaylanması sureti ile ibra edilmesi halinde de geçerliliğini sürdürür." 

Bu maddeyi tüzüğe ekleyin, Demirspor'un bilinmeyen borçlardan sorumlu olmasını engelleyin. Bu kadar basit. 

Ne demek istediğimizi açıklayalım. Örneğin Demirspor kulübü başkanı Onur BİÇER olsun. Onur BİÇER, kulübün çek ve senetlerini, kimseye haber vermeden kişilere verememelidir, kulübü kendi kafasına göre borçlandıramamalıdır. Kulübün borçlanması gerekirse, Onur BİÇER, yönetim kurulunu toplar, üye tam sayısının üçte ikisini borçlanma konusunda ikna eder, borçlanma konusunu yönetim kurulu karar defterine işletir ve ikna ettiği üyelerin imzasını alır. Bu durumda borç kulübün borcudur. Onur BİÇER kulübün senedini böyle bir süreç işletmeksizin herhangi birine vermek sureti ile kulübü borçlandırırsa, kulüp Onur BİÇER'e icra davası açar ve der ki, "Kardeşim sen kendi kafandan kulübü borçlandırdın. Yönetim Kurulu'na sormadın, defterde böyle bir kayıt yok. Borç beni bağlamaz. Sen ödemekle yükümlüsün."

Hal böyle olunca kulüp başkanı Onur BİÇER kafasına estiği gibi kulübü borçlandıramaz. Sürpriz borç rakamları, son saniye golleri gelmez.

Diğer tüzük değişikliği önerimiz ise taraftarın rolü ile ilgili.

Defalarca söyledik, yine söylüyoruz. Hiçbir ADS yönetimine koltuktan kalk taraftar yönetsin demiyoruz. Ancak Demirspor taraftarının özverisine ve takımına ilgisine, takımı hakkındaki bilgisine saygı duyulması gerektiğini düşünüyoruz. Bu saygının da en iyi, taraftara kulak vermek sureti ile gösterileceği kanaatindeyiz. Demirspor taraftarları arasından yasal bir heyet oluşturulmalıdır. Bu heyetin oluşturulması tüzüğümüze eklenecek bir madde ile yönetimlerin tercihine bırakılmamalıdır. Bu yasal heyet, yönetime çerçevesi daha sonra çizilebilecek alanlarda tavsiyelerde bulunmalıdır. Bu tavsiyeler, taraftarın uzun ve yorucu yıllara dayanan tecrübeleri nedeni ile önem arz etmektedir. Taraftar heyetine ücret ödenmemelidir. İletişim ağları güçlendirilmelidir. 

Yönetimden bu konularda atılım bekliyoruz. 

3 Ekim 2016

Burs Çağrısı

Geleneksel olarak sürdürüp büyütmeye uğraştığımız burs organizasyonumuzda yeni sezon başlamak üzere, eğer havuzumuzda yeteri kadar miktarı toplamayı başarabilirsek Ekim ayı içerisinde ilk ödemelerimizi gerçekleştirmiş olacağız. Burs havuzuna katılmak isteyenlere yönelik olarak ilk duyurumuzu Ankara Tayfası Facebook sayfası üzerinden yaptık. Ancak üzülerek belirtmeliyim ki henüz havuza katkı koyma taahhüdünde bulunanların sayısı da taahhüt tutarı da geçen senelerin altında. İlk kez böyle bir zorlukla karşılaştığımızı belirtmek isterim. Bu hali ile burs vermeye devam etmekte olduğumuz arkadaşlar ile tekrar görüşme yapacağız ve bir kısmına bu sene burs veremeyeceğiz veya hepsine geçen seneki burs tutarının yaklaşık yarısı kadar burs vermeye devam edeceğiz ve ilk kez yeni arkadaşlarımızı burs imkanından yararlandıramamış olacağız.

Organizasyonumuzu Adana Demirspor'u yakından takip edenler biliyor ancak yine de bilmeyenler açısından tekrarlamakta fayda var.

-Ankara'da okuyan Demirsporlu kardeşlerimize burs veriyoruz.
-Burs verenler ve verilenler birbirlerini özel talep olmadıkça bilmiyorlar. Sağ elin verdiğini sol elin bilmemesini istiyoruz.
-Burs verenler burs havuzuna yaptıkları katkının öğrencilere ulaştırılıp ulaştırılmadığı hususunda tereddüte düşerler ise bizimle demirgibiyiz@gmail.com adresinden veya Ankara Tayfası facebook ve twitter adreslerinden ulaşabiliyorlar ve kendilerine gerek aktardıkları para, gerek hesap dökümü ve gerekse aktarılan tutarın sarfına ilişkin dekontları yolluyoruz.
-Burs alan arkadaşların yaşayışları ve başarı durumları ile "istisnai durumlar olmadıkça" ilgilenmiyoruz. Bu açıdan iki kıstasımız var, gerçekten ihtiyacının olması ve birbirimizi tanımamız. 
-Bursu öğrenci mezun olduğunda değil işe girdiğinde sonlandırıyoruz. Böylece diğer sosyal yardımlarının kesildiği iş arama süreçlerinde arkadaşlara bir soluk olmak istiyoruz.

Önceki senelerde yaptığımız organizasyonlara bu sayfada arama motoruna "burs" yazmak sureti ile ulaşabilirsiniz. 

Bursa ihtiyaç duyan arkadaşların şu anda bizimle iletişime geçmemelerini, havuzda toplanan tutarın belli bir miktarın üzerine çıkması halinde iletişim kurmak için ayrıca duyuru yapacağımızı belirtmek isteriz.

Burs havuzumuza destek vermek veya soru yöneltmek isteyen olursa bizimle demirgibiyiz@gmail.com, Ankara Tayfası facebook sayfası ve @AnkaraTayfasi twitter sayfası üzerinden iletişime geçebilir.  

30 Eylül 2016

Şimşekler Grubu Açıklaması

Dün yapılan açıklama, kayıtlara geçelim, okumayan kalmasın.

"ADANA DEMİRSPOR CAMİASI VE AİLESİ

7’den 70’e sözümüz size,

Bakkalı,kasabı,manavı,öğrencisi,öğretmeni,işçisi,memuru,avukatı, hakimi…Halkın takımının halkçı insanı; sitemimiz, isyanımız size..

Sözümüz bugüne kadar sosyal medyada sahte hesaplarla, siyaseti Adana Demirspor’a bulaştırıp eskiden olan birlik beraberliğimizi bozmaya çalışan ve Demirspor’umuzu karıştırmak isteyen, kimliğini gizleyen basiretsiz insanlara değil. Sözümüz klavye başında ya da cep telefonundan eğlencesine insanları yerden yere vurup arma sevdası ya da kulübü için gerçek hayatta hiçbir emek vermemiş, sadece sosyal medyada oturduğu yerden laf üretmiş boş insanlara da değil.

Bizim sözümüz; kaldırımda oynasada biz bu takımın arkasındayız diyen Adana Demirspor sevdalılarına…

Şimşekler Grubu 30 yıldır var. Ama bizler yaklaşık 20 senedir Şimşekler Grubu çatısı altında küçüğüyle, büyüğüyle, şimdi aramızda olmasada emeği geçen insanlarla sırt sırta, omuz omuza davamız uğruna mücadele ettik ve Şimşekler Grubu olarak yıllarca hep beraber tek bir amaç uğruna iyisiyle, kötüsüyle, günahıyla, sevabıyla bu bayrağı taşıdık.

Adana Demirspor ailesi olarak Adana Demirspor’umuzu iyi yerlere getirmek adına çabaladık ve yılmadık. Evet bizimde hatalarımız oldu.İnsanız hepiniz gibi etten tırnaktan ama hiçbir zaman kendimizi Adana Demirspor’un menfaatinden önce tutmadık, tutmayacağız. Tutsaydık; daha 20’li yaşlarda memlekette herkesin önünde diz çöktüğü Aytaç Durak bize “Ne istiyorsunuz” dediğinde “sadece Demirspor’un menfaatini ve iyiliğini istiyoruz, ne yapacaksan onun için yap” demezdik.

Adana Demirspor’un menfaati olmasaydı önceliğimiz; memleketi ve Adana Demirspor’u yönetenlerle her an çatışma ve savaş halinde olmazdık. Olsaydı eyvallahımız; bugün tüm Türkiye’de taraftar gruplarındaki örnekler gibi mekanlarımız, işletmelerimiz ve halkın içinde değil de halka uzak lüks bir yaşantımız olurdu. Bu Grubu yönetenler olarak yaklaşık 20 senedir sokaklarda halkla iç içe yaşıyoruz. Kimse yanlış anlamasın, bu ne ajitasyon ne de başka bir şey .Ama Adana Demirspor için biz kendi hayatlarını hiçe sayanlar bugün hala evlerimiz kirada, her gün dolmuşlarda, otobüslerde alnı açık başı dik, parayı değilde itibarı, kendini değilde Adana Demirspor’u seçerek yaşamaya devam ediyoruz. 20 yıldır kendimize ait bir dernek yerimiz olmadı. Hep kiradaydık.5 yıldır kirada olan bir yerimiz bile yok.

Bunlara rağmen bu grup kendi imkanlarıyla pankart, organizasyon yapıyor ,deplasman kaçırmıyor , tüm bireyler cebinden harcıyor ve tribündeki tüm etkinlikler için havuz yapılıyor. Ama ne tuhaftır ki verdiğimiz örneklerde maddi yönden son derece güçlü olan ,mekanları işletmeleri, süper dernekleri olan bu gruplar kendi şehirlerinde konuşulmuyor ama bir dernek yeri bile olmayan Şimşekler Grubu konuşuluyor.

Ama yine ne tuhaftır ki Şimşekler Grubu hakkında konuşup karalamaya çalışan basiretsizler yıllardır Şimşekler Grubunun tribünde yaptığı şovlarla, bestelerle, görsellikle övünüyor, profil resmi yapıyor.

Sadece Konya’da oynanan final maçındaki açılan pankart ve kale arkasının mükemmel görüntüsü , maçtaki besteler ve çekilen videolar bile bu durumu açıklıyor. Şimşekler Grubunu karalamaya çalışan bu şahsiyetsiz insanlar keşke örnek verdiğimiz grupların ekonomisi kadar güçlü olsalarda ,Şimşekler Grubu’nun Adana Demirspor için yaptığının 10’da 1’ni yapsalar.Biz yerden yere vurmaya çalışmaz onları alkışlardık..

Çünkü Adana Demirspor sevdası için emek verip,üreten ve bu tribünlere bir şeyler kazandıran yada kulübü için tuğla üstüne tuğla koyan herkesin başımızın üstünde yeri vardır. Profillerine bakıldığında yaşları henüz 20 olmamış gençler ; boyundan büyük işlere kalkışıyor ve Şimşekler Grubuna Adana Demirsporluluğu ve duruşunu öğretmek istiyor.Ama daha 2-3 yıldır Adana Demirsporla tanışan, hayatlarına Demirspor sevdasının yeni girdiği bu kendini bilmez, saygısız gençler bilmiyorlar ki bu kulüp ve bu tribünler hangi noktalardan bugünlere geldi.

1997-98-99 yıllarında 5 Ocak Stadyumunda maç esnasında ‘’Mavi’’ diye bağırdığımızda Maraton yada başka bir tribünde ‘’Lacivert’’ diyecek taraftarımız yoktu. Stadyumda toplam 500-600 kişi olurdu ve 300’ü Şimşekler Grubuydu…

Kulüp hem başarı hem ekonomik yönden gittikçe dibe batarken Şimşekler Grubu’nun inanılmaz mücadelesi, emeği ve verdiği savaş olmasaydı bu kulüp yaşar mıydı sanıyorsunuz. Kulübe kilidi vururlardı ve sadece Mavi-Lacivert sevdamız kalırdı geriye. İşte o zaman gerçekten kaldırımda oynamak zorunda kalırdık ve acaba bugün yazan bu kendini bilmezlerden kaçı Demirsporlu olurdu… Biz söyleyelim hiç biri olmazdı ve bugün yaptıkları terbiyesizliği 3 İstanbul takımının sayfalarında yapmaya devam ederlerdi, çünkü onlardan birisini tutuyor olurlardı.

Adana Demirspor bugünlerde bu kadar popülerse, bu kadar marka haline geldiyse ve gündemdeyse hiç mütevazı olmadan söyleyeceğiz ; Şimşekler Grubu’nun 1995 ve 2010 yılları arasındaki onurlu ve dik mücadelesi sayesindedir. Eşya piyangosu satmalar, AÇLIK GREVLERİ, kulüp için sabahlamalar, internet olmadan sokak sokak gezip organize olmalar, geceleri sabahlara kadar duvarlara ve duraklara afiş asmalar bu onurlu mücadelenin sadece birkaç mihenk taşlarındandır. Bunlar ve daha birçoğu küskün olup maçlara hiç gelmeyen Demirspor taraftarının tekrar sevdasına sarılmasını sağlamış, tekrardan yüz binleri inandırmış ve en önemlisi bu şehirde doğup büyüyen gençlerin 3 İstanbul takımını değil ; Adana Demirspor’u tutmasını sağlamıştır.

Ama Şimşekler Grubu’nun fertleri 1995’ten sonra bu onurlu mücadeleye başladığında Adana Demirspor ne popülerdi, ne de Türkiye’de bir marka haline gelmişti. Özelikle 1997-1998-1999’da Türkiye’de Adana Demirspor’un ismi kaybolmak üzereydi. Bizler bu sevdayı içimize böyle sıkıntılı ve başarısız yıllarda işledik ve sevdamızı internet başında değil sokaklarda yaşattık, büyüttük.

2016 yılına geldiğimiz şu günlerde bile, yani teknoloji çağı yaşanırken eğer sokaktaki mücadeleyi bırakırsanız bu kulübün karanlığa doğru yol alması demektir. İnternet başında ve sosyal medyada yazarak çizerek, ahkam keserek, asıp biçerek, karalamalar yaparak ne kulübü yaşatabilirsiniz ne sevdanızı. Sadece kulübümüz batarken izlersiniz ve battıktan sonra birdaha gözükmez, yol alır gidersiniz..

Şimşekler Grubu olarak biz SEVGİ-SAYGI-BAĞLILIK diyeli 15 yıl olacak. O zaman siz yaşı küçük gençlerde bu verilen emek ve mücadeleye saygılı olun ve daha yeni yeni geldiğiniz şu tribünlerde Şimşekler Grubuna Adana Demirsporluluğu öğretme işine kalkışmayın. Önce o onurlu mücadelenin, yapılanların, emeklerin YÜZDE BİRİNİ sizden görelim. Ama klavye başında değil, bu sevdayı daha da büyütmek için sokaklarda görelim. Görelim ki bizleri yargılamaya söz hakkınız olsun. Söyleyecek sözünüz olsun.

Biz bu açıklamayı yapabilmek için 20 yıldır gece gündüz kulübümüz ve sevdamız için savaşmışız, mücadele etmişiz.. Yıllardır söz sahibiysek, bunun diyeti ortada.. Siz ne yaptınız da, ne diyet ödediniz de her gün sosyal medyada söz söyleyecek, ahkam kesecek cüreti kendinizde buluyorsunuz…

Şimdilik söyleyeceklerimiz bu kadar.. Gelelim asıl konuya ve neden bu durumda olduğumuza…

21 yıldır bu kulüp Süper Lige çıkamıyorsa ve bu büyük aile son yıllarda bu kadar ayrışma noktasına geldiyse, yumruk gibi olmamız lazımken parça parça olduysak bunun tek sorumlusu 21 yıldır bu şehri ve Adana Demirspor’umuzu yönetenlerdir. Adana Demirspor’umuzu yüzlerce trilyon harcarken hak ettiği yerlere getirmek, kalıcı gelirler kazandırmak, alt yapısını geliştirmek bu kadar zormuydu… Elbette değildi…Bu taraftar bunları yaşamak zorunda mıydı ? Elbette değildi. Bu kadar yanlış, hata, acı, sıkıntı başımıza geldiyse bize göre tek sorumlu 21 yıldır kulübü ve şehri yönetenlerdir.

Şehri yönetenler de diyoruz; çünkü Adana Demirspor’a her zaman belediye desteği olmuştur. Başka illerde başka takımlarda olduğu gibi... Başka illerde başka takımlara olduğu gibi bu kadar destek olurken büyük Adana Demirspor camiasını, büyük potansiyeli olan Adana Demirspor taraftarını Süper Lig hasretine kavuşturmak bu kadar mı zordu ? Yıllardır başkanların, yöneticilerin yaptıkları hatalar bahsedilen şaibeler konuşulan her türlü dedikodular bugün ki taraftarın şizofren ruh haline gelmesinin asıl sebebidir. Geçmiş yıllarda gurbette bize saygı duyan camialar “siz bu taraftarla nasıl yıllardır süper lige çıkamıyorsunuz” dediğinde bu sorunun asıl muhattabı biz değilde bizi 21 senedir yönetenlerdir.

Belediye Başkanımız sayın Hüseyin Sözlü önderliğinde sayın Sedat Sözlü Başkan.. Adana Demirspor’umuzu 21 senedir yaşanan şampiyonluk hasretine 80’li yılların sonundaki şaşalı günlerine eskiden olduğu gibi kurumsal bir kulüp adı altında gerçek kimliğine kavuşturmak sizin elinizde.. Ama en önemlisi Demirspor taraftarı için kupalardan da öte sonuç ne olursa olsun açık, net ve samimi olmaktır. Bugünlerde yaşadığımız karmaşık durumdan kurtulmak eskiden olduğu gibi şampiyon olmasakta birlik ve beraberliğimizi sağlamak ve tek yumruk halinde kalabilmek istiyorsak hepimizin asli görevi birbirimize karşı Adana Demirspor duruşuna yakışır samimi ve dürüst olmaktır.

Artık herkes aklını başına alsın, şapkasını önüne koysun ve düşünsün. Herkesin hataları var. Şimşekler Grubunun da var. Ama inanın söz konuşmaya gelirse; herkesten fazla hesap soracak sözümüz var… Sustuysak bugüne kadar suçlu olduğumuz için değil, maksatlı karalayanları söylemiyoruz, ama onun dışında Adana Demirspor taraftarı olduğunu söyleyipte insanoğlunun ne kadar çirkinleşebileceğini görmek istediğimizdendir.

Bu acı ama gerçek 20 senedir verdiğimiz emekler uğruna Türkiye’de ve Türkiye dışında her Demirsporlu başı dik formayı giymiş, saygı görmüş ve Adana Demirsporluluğuyla gurur duymuştur. Hiçbir fedakarlıktan kaçınmadan, forma, arma için hiçbir savaşta sizin başınızı yere eğmeyen 20 senedir Şimşekler Grubu çatısı altında emeği geçmiş her bir bireydir.

Ve bu mücadeleye bundan önce olduğu gibi bundan sonrada sokaklarda ve statlarda onurlu bir şekilde devam edeceğiz…Çünkü bizler Adana Demirspor’umuzu sosyal medyada, klavye başında, sözcükler arasında sevmedik: Sokaklarda sevdik. Ölümüne sevdalıyız Demirspor’umuza ve bu sevda için ölüme yürüyerek yaşayacağız.

Bu açıklamamıza rağmen yüzleşmek isteyen, art niyetli eleştiren herkese HODRİ MEYDAN diyoruz…Örneğin; Merkez park içindeki üstü açık Amfi yada ona benzer büyük bir yer düşünüyoruz. Bilinçli konuşmak isteyen herkes gelsin. Eski yönetimlerden şimdikilere, sosyal medyadan yazan çizenlerden stadlara koşanlara, yüzleşmek isteyen herkese HODRİ MEYDAN…

Bir araya gelelim yüzleşelim, herkes eteğindeki taşları döksün, kim ak kim kara görelim. Bu buluşmadan sonra hiç kimse bir daha bu konularda konuşmasın, adam gibi sevdasını yaşasın.

Bizim tek istediğimiz bu taraftarın ve bu tribünlerin 2006 ve 2012 yılları arasındaki kimliğine bürünmesi, sıkılmış bir yumruk gibi olması ve tek başına maç aldırmasıdır. Sosyal medyada yazarak, çizerek, ahkam keserek, karalayarak değil; sevdasını stadlarda ve sokaklarda büyüterek, emek vererek, sabrederek, yüreğini ortaya koyarak yaşamasıdır.

Ve bunun başlangıç noktasının Şanlıurfa maçı olmasıdır.Biz içerdeki maçlarda eskisi gibi maç aldıramıyorsak, tribünlerde sadece uğultu çıkıyorsa, skora göre coşup havaya giriyorsak : BİZ BİZ DEĞİLİZDİR…

Bizler 5 Ocak’ta yenik durumda iken bile bağırırken Demirspor sevdasıyla gözünden ateş çıkan taraftarı özledik…Bunun dışında her şey hikaye…

Saygılarımızla

ŞİMŞEKLER GRUBU"