30 Ağustos 2015

Adana Demirspor:1-Boluspor:0

Tek kale oynadığımız maçı son dakikada kazandık. Burak Çalık, maç boyu iyi oyununu nefis bir vuruşla süsledi. Kadro yazılarında en umutlu olduğum isimlerden olduğunu yazmıştım. Yüzümüzü güldürdü.

Bolu tamamen kapandı ve oynatmamaya oynadı. Ortasahada tatlısert oyunlarıyla bizi yavaşlattı. İlk yarıda solda Burak Çalık hareketliydi, Anıl kayıptı. Yine de iyi bir şutu vardı. Çok fazla pozisyon bulduk. Pote'nin ilk yarıda karşı karşıya pozisyonunda kaleci başarılıydı, ikinci yarı düşerken vuruşu çizgiden çıktı. Ferreria kafayla boş kaleye atamadı.

Takım yorgunluk belirtileri gösterirken, uzatma dakikalarında rakip savunmanın bir anlık dağınıklığını iyi değerlendirdik. Üç haftadır gol atma becerisi gösteremeyen Bolu da (tek golü rakibin kendi kalesine attığı) oyunu tıkayarak puan kazanılamayacağını anladı. Maç, hak edenin oldu.

23 Ağustos 2015

Samsunspor:3-Adana Demirspor:3

Takım maça çok coşkulu başladı,  özellikle sol taraftan Ahmet Burak Solakel ve Burak Çalık'la arka arkaya bindirmelerle golün ayak sesleri duyuldu ki 3. Dakikada Pote'nin havada asılı kalıp net kafa vuruşuyla öne geçtik. İlk dakikalarda rakibe önde basıp, kaptığımız toplarla hızlı çıktık. Burak'ın hızı, Anıl'ın tekniği ve Pote'nin kalitesiyle rakibe gereken baskıyı kurduk, deplasman takımı görüntüsü vermedik. Rakibin, bizim geçen haftaki ikinci golümüze benzer golüne yine Pote'nin takipçiliğyle hemen cevap verince maçın gidişatı değişmedi. Devre sonuna kadar önemli bir hata yapmadan maçı tuttuk. İkinci yarı daha düşük tempoda oynanırken, bu kez Hüseyin-Attamah organizasyonuyla 3-1'i yakaladık.

Bu sklrdan sonra rahatlamış ve oyunu kontrolümüze almışken son 10 dakika tüm dengeler değişti. Samsun'un iyi yabancıları  skoru 3-2'ye getirince takım geri çekildi, rakip ise canlandı. Uzafmanın son dakikasında serbest vuruştan golü yedik. Samsun deplasmanında bir puan iyidir tabii ama bu oyunun hakkı 3 puandı.

Gollerde Oğuz'un hatası var. İkisinde de erken çıktı. Ayrıca topu oyuna iyi sokamıyor. Golleri defansın ortasındaki hatalardan yedik. Osman hocanın bu noktaya müdahale etmemesi ilginçti. Deplasmanda 3-1 öndeyken forvet yerine orta sahaya bir oyuncu almak daha mantıklı olabilirdi.

Oyuncular değişiyor ama maçı koparamama hastalığı değişmiyor. İyi oynarken maçı net şekilde -bu Demirspor için artı3 fark demek- koparmak gerek.

Takım iyi; mücadeleye devam!

16 Ağustos 2015

Umut Veren Bir Başlangıç

Sağımızdakine solumuzdakine "şu 77 numaranın adı ne", "sakallı kimdi", "hangileri yabancı bunların" vb. soruları bolca sorduğunuz haftalar bunlar. Ancak bu takımdakiler isimlerini beklenenden daha önce ezberletecek gibiler. Sezonun ilk maçı olmasına, ciddi bir rakibe ve sıcak havaya rağmen oynama, hem de iyi oynama isteği gösterdiler. Takımda bu şevki görmek mutluluk verici. Osman hocanın kazanma karakterini takımına yansıttığını düşünüyorum.

Takımda kalede Oğuz, stoperler Mojsov - Ferreira ve forvet Pote  isimleri tahtaya ilk yazılacak oyuncular gibi duruyor. Ayrıca sol kanadın aşırı çalışkan ve uyumlu görüntüsü iki Burak'ı garantilerin arasına katıyor. Sağ kanat için özellikle Hüseyin'i daha verimli görmek isterdim. Keza bek Uğur da tempoyu artırmalı. Ön liberoda Attamah ağır mesaisini başarı ile sürdürüyor. Yanındaki isim ne kadar Emin olacak, zaman gösterecek. Anıl bu takımı oynatacak isim, klasını belli ediyor.

Yedekten giren Umut, Victor Astafei ve Özgürcan, hocanın ilk tercihleri olduklarını gösterdiler. Uzun maratonda herkesin her an forma şansı bulma ihtimali var, hazır olmak mecburiyetindeler. Mesela, özellikle deplasmanlarda süratli Astafei, kontratak futbolu için iyi bir tercih olabilir. Diğer oyuncular da zamanla dakika alacaklardır. Anıl'ın çıkması taktik gereği olabilir ama burası Adana Demirspor; iki farklı önde olmanın bir anlamı yoktur. Gol ayağı olan oyuncunun her daim sahada kalması bizim için hayati önemde. Diğer yandan kabir azabı yaşamadan maçı tamamlamak da bu sene ezberlerimizin olumlu yönde bozulacağına dair umut verdi. Umut olmadan yaşanmaz zaten...

Maçın "En" Notları:

- Maçın "En" iyisi: Mojsov. Süper lig ayarında oynadı. Sakatlık yaşama potansiyeli var, dikkat!
- Maçın "En" talihsiz anı: Bana göre ofsayt olan ilk golümüz. Neyse ki takım kazanacak top oynadı.
- Maçın "En" renkli anı: Astafei'nin mavi-lacivert kaskı. Çok kereler ve farklı renklerde de göreceğiz sanırım.
- Maçın "En" tatsız anı: Şimşekler Grubu'nun cezalı olması.
- Maçın "En" usandıranları: Çok sayıda gol kaçıran Demirspor forvetleri...


Adana Demirspor:2-Karşıyaka:0

İlk maçta iyi oyunla 3 puanı alıyoruz. Devrenin bitimine yakın, biri ofsayt kokan , iki golün ardından ikinci yarı bolca gol kaçırdığımız bir maç oldu. Sıcağa ve Şimşekler Grubu'nun yokluğuna rağmen takım coşkulu ve istekliydi. Daha önce beklentimin yüksek olduğunu yazdığım Burak geçen seneki maç eksiğine rağmen dikkat çeken isimlerdendi. Pote form tuttukça gollerine başlayacak izlenimi verdi. Astafei girdikten sonra istekliliğini ortaya koydu. Özgürcan da o kolay golü atsa geçene seneki yerden devam ediyor diyecektik ama olmadı. Mosjov'un kaliteli olduğu belli. Uluslararası tecrübesini konuşturdu. Savunmaya çok iş düşmedi ama dikkat çeken bir hata da olmadı.

Haydi bakalım,  yola devam...

15 Ağustos 2015

Vira!

Adana Demirspor bugün sahada! 2015 - 2016 sezonunda ilk maçta sahamızda Karşıyaka'yı ağırlıyoruz. Maç 22'de ve TRT Spor'dan yayınlanacak.

Maçın bitiş saatinden dolayı dolmuş ve otobüs seferleri bitmiş olacağından, Büyükşehir Belediyesi otobüs hizmeti vereceğini duyurdu.

Karşıyaka iyi transferler yapmış durumda. Ezeli rakipleri Göztepe'nin lige gelişi ve iddialı transferleri onları da kamçıladı muhtemelen. Bu sene şampiyonluk hayali kuran ekiplerden birisi.

Biz de iyi isimlere sahibiz. Hem yeni gelenler hem geçen yıldan kalanlar, hem de yıllardır burada olanlar bir araya geleceğiz. Bir araya gelip kupayı bu şehre getireceğiz...

13 Ağustos 2015

Yabancı Oyuncu Transferleri

Dün yazdığım yazıda, Bottinelli'nin bazı sitelerde Demirspor futbolcusu olarak göründüğünü yazmıştım; belki tesadüf, belki be burada yazılanlardan sonra transfermarkt sayfası düzeltilmiş. Oyuncumuz değil!

Yabancı oyuncular, birbirine yakın kadrolara sahip 1. lig takımlarında en büyük farkı yaratan isimler. Özellikle iyi bir yabancı forvet, bu ligten çıkmak için şart. Geçen sezon, Mulenga ile yakaladığımız ivmeyi ikinci devre Alles'le yakalayamadık. Neyse ki Artun o açığı kapatmıştı.

Bu sezon federasyonun yaptığı değişiklikle daha fazla yabancı oyuncu transfer ettik. Mickael Pote, en önemli transferimiz gibi duruyor. Geçen sene Güney Kıbrıs ligi gol kralı olmuş. 2011-14 arası da Almanya İkinci Ligi'nde Dynamo Dresden'de 83 maçta 21 golü var. 84 doğumlu oyuncu daha önce de Fransa'da çeşitli takımlarda oynamış. Omonia formasıyla bu yıl 2 Temmuz'da UEFA Avrupa Ligi ön eleme maçında forma giymiş; geçen yıl da yine Avrupa ligi'nde öne elemede 3 tur geçen Omonia'da Avrupa maçı deneyimi de var.


Pote ile ilgili ilginç bir ayrıntı; Güney Kıbrıs'ta ırkçılık karşıtı mücadeleye girişen ilk futbolcu olması. Aralık 2014'te Anorthosis Famagusta maçında rakip taraftarın kendisine yönelik ırkçı tezahürata ve eylemlerde bulunduğu için önce hakeme şikayette bulunup sonra da bu tezahüratı yapan tribünün önüne kadar gidip taraftarla yüzleşmiş. Daha önce 30 Kasım 2014'te Apoel Nicosia maçında (Omonia da Nicosia/Lefkoşa takımı) bu tür tezahüratlara kolunu öpüp alkışlarla geçiştiren Pote, bu kez tezahüratı kayıtlara geçirmek için hakeme gitmesi bir ilk olarak gösteriliyor.  (http://greece.greekreporter.com/2014/12/04/omonoia-footballer-reports-racist-abuse-by-apoel-fans-in-cyprus/ , http://uk.reuters.com/article/2014/12/18/soccer-cyprus-racism-idUKL6N0U240320141218)


Belki bu gelişmeler Kıbrıs'tan ayrılması için etkili olmuş olabilir. Pote'ye bizim taraftarın da ırkçılık-karşıtlığı hassasiyet olduğu ve Livorno maçları hatırlatılabilir.


İleri uçtaki diğer yabancımız Astafei'nin ilk yurtdışı deneyim olacak. Romanya Ligi'nden başka bir yerde oynamayan 87'li Astafei'nin geçen yıl Petrolulu Ploiesti formasıyla 7; bir önceki sezon da Otelul Galati formasıyla 6 golü var. Her iki takım da 1. ligini orta sıralardaki takımı. Ancak Romen futbolunun son dönemlerdeki yükselişi göz önüne alınacak olursa, takımlarında düzenli forma şansı bulan Astafei'den umutlu olmak mümkün. Astafei, daha önce başına aldığı bir darbe nedeniyle, bir kaskla sahaya çıkıyor. "Türkiye'nin Petr Cech'i" manşetlerini yakında görebiliriz. Kaskların rengini de forma rengine göre değiştirdiği görülüyor.



Twitter hesabından Demirspor'da kullanacağı başlığın fotosunu da paylaşmıştı.



Savunmadaki yabancılardan Makedon Mojsov, Sırbistan'da Vojvodina takımında, Norveç'te Brann'da ve Belçika'da Lierse'te forma giymiş. 2014 sezonuna Brann'da başlayan Mojsov, Rostand'ın da geldiği kulüp olan Lierse'e devre arasında gitti. Burada ikinci yarı 15 maçta 90 dakika görev yapmış. Lierse geçen sezon Pro Ligi son sırada tamamladı. Önce play-out sonra 2. lig ekipleriyle play-off oynayan Lierse ligten düştü. Mojsov, Makedonya Milli Takımı'nda da forma giyiyor.

Brezilyalı Ferreria, yabancılar arasında en zayıf halka gibi duruyor. Tam adı Reiner Ferreira Correa Gomes olan 30 yaşındaki oyuncumuz, 2015'te forma giymiş görünmüyor. 2012/13 sezonunda Portekiz Premier Ligi'nde Academica'da 31 maçta forma giyen Ferreira, ertesi sezon 8 maç daha Academica'da oynadıktan sonra Güney Kore'ye transfer olmuş ve orada Suwon Bluewings formasıyla 16 kez maça çıkmış. En son 2014 Eylül'ünde sahaya çıkan Ferreira'nın iyi bir yedek olması beklenebilir.

Son iki sezondur çok gol yiyen bir takım olduğumuzu hatırlayacak olursak, yabancı savunmacılardan beklentimiz yüksek. 3 sezondur savunmaya alınan savunmacılardan beklentimizi karşılayamadık. Umarız ki bu sezon  geniş rotasyonla en azından sakatlık, cezalı vb durumlarda devreye sokabileceğimiz oyuncularımız olabilir.

12 Ağustos 2015

Kadro

Yeni sezon bu hafta sonu başlıyor. Önceki yıllarda takım geç kurulduğu, transferler henüz yapıldığı için, ilk haftalar kamp döneminin devamı gibi geçiyordu. Bu sezon, uzun süre sonra yönetim, teknik ekip zamanlıca ortaya çıktı ve futbolcular da erkenden takıma katıldı. Kısacası hazırlık döneminde gerçekten hazırlanıldı. Umuyoruz durum gerçekten öyledir. Takım çok fazla hazırlık maçı yapmadı; yaptıklarında tam bir izlenim vermedi. İlk haftalar yine beklenen performans görülmeyebilir. Ama beklentimiz, hem yapılan transferlerin çokluğu hem de isimleri nedeniyle, yüksek. Tabii bu transferlere ne düzeyde para ödeneceğini zamanla göreceğiz. Parasını almayan futbolcular, hele ki isimleri biraz bilindikse oynamıyorlar; bunu yıllardır biliyoruz. Devre arasında çekip gidiyorlar.

 Maçkolik'e göre 12,40 milyon euro; Transfermarkt'a göre de 12, 9 milyon euroluk takımımız var. 15 futbolcunun transferine yaklaşık 9 milyon euro para ayrılmış durumda. Tabii takım yine baştan aşağı yenilendi; geçen senenin kadrosundan 5-6 oyunu kaldı. Bunlar Timur, Özgürcan, Attamah, Fatih Şen, Umut Sözen. Yeni gelenlerde Transfermarkt'ın listesinde Arjantinli Bottinelli Demirspor kadrosunda görünüyor (http://www.transfermarkt.com/adana-demirspor/transfers/verein/3840/saison_id/2015). Bottinelli'nin kişisel wikipedi sayfasında da Demirspor oyuncusu olarak görünüyor. (https://en.wikipedia.org/wiki/Jonathan_Bottinelli).

Maçkolik'in listesinde, Samsunspor'dan transfer Ahmet Burak Solakel de yok; transfermarkt'ta ise var. Kendisi Denizlispor'la hazırlık maçında da oynamıştı. Bu açıdan sitelerin listeleri tutarsız. TFF henüz resmi listeyi açıklamadığı beklemedeyiz.

Bu yaz neler oldu kadroda, hafızayı derleyip toplamak adına Maçkolik'teki transfer durumu ve kadro listesine bakalım:



Kişisel olarak özellikle Balıkesir'den gelen Burak Çalık'tan beklentim oldukça yüksek. Balıkesir'in Süper Lig'e çıkmasında rolü büyüktü. Geçen sene de yeni transferler nedeniyle çok fırsat almamasına rağmen etkili işler yaptı. Keza kadronun en pahalısı görünen, Avrupa Ligi deneyimli ve 17 golle geçen sezonun Güney Kıbrıs Ligi gol kralı siyahi forvet Pote de dikkatlerin üzerinde olacağı isim. 

7 Ağustos 2015

Gülergin'in Vefatı'nın 20. Yılı

Adana Demirspor'un efsane kaptanı Muharrem Gülergin'in aramızdan ayrılışının 20. yılı. Yeni kuşaklara, onun adının unutulmaması için elimizden geleni yaptık. Bundan sonra da nefesimiz yettiğince devam edeceğiz. unutmaya meyilli bir kültürde, onun yarattıklarının unutlmaması ve bize rehber olması için... Nur İçinde Yat Muharrem Ağa.

"Adana'nın bir devrinde sporla iştigal edip de onunla yol arkadaşlığı yapmamış insan yok gibidir. Kimine hocalık, kimine babalık, antrenörlük, idarecilik yapmış bu dev adamın lafı geçtiğinde herkes büyük bir saygı (halen sağ ve karşılarındaymışcasına) ile iç geçirerek Muharrem Ağabey diye lafı açıp kimi zaman gülerek kimi zaman içlenerek anılarını nakleder. 1995 sonrası Demirspor'un tek patronu konumuna gelen Aytaç Durak ise kısa pantolonla tahta perdeli stadyumda maçlarını seyrettiği Muharrem Ağabey'in karizmasının kendisini Demirsporlu yaptığını birkaç kez dile getirmiştir getirmesine de ne hikmetse adını bir bulvara vermeyi veya Demirspor'la özdeşleşen Sular Kavşağı'na onun şahsında bir sporcular heykeli dikmeyi düşünmemiştir. Ve daha acısı bir dönem Gülergin Kanunlarının K'sinin kalmadığı bir kulüp haline gelmiştir Demirspor."
(Hulusi Kılıç/ "Çukurova'da Sporun Altın Kozası" /Adana Futbolu kitabı içinde/syf. 50)



"'Rıp rıp', 'veren uyuz', 'gidip de dönmemek yok, dönüp de gitmemek yok' gibi yerel tanımlamaların spordaki karşılıklarına baktığımızda bunların günümüz takım sporlarının taktik anlayışının Muharrem Gülergin usülü ifadesi olduğunu görüyoruz. Bu konuda Fatih Terim'in görüşlerine başvuralım: '...sporculuktan sonra teknik direktörlük yaptık, Avrupa'da futbol üzerine eğitim aldık, öğrendiğimiz ve sporcularımıza öğrettiğimiz şeyler, Muharrem Abi'nin bize yıllar önce öğrettiği şeylerin, farklı kelimelerle ifadesinden başka birşey değildir...'

Adana Tren Garı'nda işlettiği lokantada, başarılı sporculara günde iki öğün yemek verilirdi. Bu mekan aynı zamanda Adana Demirspor'un toplanma ve sosyalleşme mekanıydı. Tekrar Turgay Renklikurt'un yorumlarını alalım: '...o lokanta Muharrem Gülergin'in ekmek parası kazanmak için işlettiği bir tezgah değildi. Orası, onun sporda beslenmeye verdiği önemin bir sonucu idi. Yoksa eskiden sporda beslenme diye birşey bilmezdi kimse, çok çok bir kebap yenirdi, o kadar...'"
(Murat Ayman/"İlle de Sen"/Adana Futbolu kitabı içinde/ syf.59)



"Bana Adana insanını sevdiren saydıran bir insan tanımıştım. Adı Muharrem Gülergin idi. O dönemden, vefat edene kadar Gülergin demek Adana demekti. Adana demek Gülergin demekti. Öyle saygın bir kişiliği vardı ki, Adana'nın en üst düzeyde yaşayan ve çalışan insanlarının yapamayacağı işleri bir anda hallederdi."
(Coşkun Özarı/"Nur İçinde Yat Muhharrem Ağa"/Adana Futbolu kitabı içinde/syf.62)

3 Ağustos 2015

Forma Tanıtımının En Güzel Hali

Lokomotiv Moskova, nam-ı diğer Moskova Demirspor 2015 - 2016 formalarının tanıtımı için bir fotoğraf çekimi organize etmiş. Takımın ismine ve kültürüne yakışır bir şekilde bu çekim trenlerin, lokomotiflerin arasında gerçekleşmiş. 

Kırmızı ve yeşil demiryolunu simgeleyen renklerin başında geliyor. Birçok ülkede demiryolcu takımların renkleri kırmızı ve yeşildir. Bunu kırmızı-siyah, mavi-beyaz, mavi-lacivert gibi kombinasyonlar takip eder. 

Türkiye'de de demiryolu geleneğini takip eden takımlar büyük oranda mavi-laciverti kullanırken en eski Demirsporlardan olan Eskişehir Demirspor kırmızı - lacivert olarak kurularak futbol hayatına başlamıştır.

Bizim takım da keşke profesyonel bir çekim ekibiyle çalışarak ortaya böyle güzel ve anlamlı bir iş çıkarsa. Keşke, keşke...

İlgili habere buradan ulaşabilirsiniz.

Yeşil forma efsane güzellikte değil mi?




2 Ağustos 2015

Kabuk Değiştiren Bir Takım

Gerçi geçtiğimiz yıl da ciddi bir değişim rüzgarı yaşamıştık. Bu değişim rüzgarı bu sene de yaşandı ve takım baştan aşağı yenilendi.

Yabancı sayısındaki kural değişikliği ile daha fazla yabancı oyuncu transfer etme imkanı doğdu. Bunların ne denli isabetli olduğunu ancak sahada görebileceğiz, zira içlerinde ismini daha önce duyduğumuz biri yok. O taraf biraz kapalı kutu...

Yerlilerden ise isim olarak Anıl Taşdemir transferi taraftarın içine su serpti. Elbette isim oynamıyor sahada. Yürek, azim, sarfedilen emek ile başarı geliyor.

Teknik direktör Osman Özköylü saha kenarında agresif ve ateşli tavrı ile hatırladığımız bir isim. Kazanma isteğini takımına aşılayabildiği ölçüde bütünleşmiş bir takım olarak ilerleriz. Demirspor gibi bir cephaneliğe elinde çakmakla girmek, başarılı olmak için yanmaktan korkmamak lazım. Osman hocada bu ışığı görebilmek mümkün.

Biraz iddialı bir laf olacak belki ama; belediyenin ultra desteği ile başlanan sezonda başarısız olma ihtimalimiz yok. Yönetimin hem sahada hem kulüp yönetiminde hem ekonomide başarılı olması şart. Bunlardan birinde veya bazılarında başarısız olma lüksleri yok. Başarısız olacaklarsa herhangi bir yönetimden bir farkları kalmaz. Bütün imkanlar ellerinde. Camiada çatlak tek bir ses bile yok. Bunun iyi mi kötü mü olduğunu zaman gösterecek. Demirspor ismini tekrar ülke gündemine, hak ettiği yere taşırlarsa kendilerine minnettar kalırız.

Taraftar? Bu sene de mi taraftar?

Elbette. Son düdüğe değil, son nefese kadar Demirspor diyen bir taraftarız biz. Bu sene de taraftar, takımının peşinde olacak. Kimse merak etmesin...

11 Temmuz 2015

Kamptaydık...

Demirspor'umuz ilk etap kampı kapsamında Kızılcahamam Patalya Otel'de konaklıyor. Biz de bu kadar yakına gelen takımımızı canlı canlı görmek için atlayıp Kızılcahamam'a gittik. Antrenman sahaları otelin bulunduğu yerden de yüksekçe bir yerde, resmen bir tepenin üzerinde. Tesisler gençlik spor il müdürlüğüne, yani devlete ait. Komplekste altı - yedi saha bulunmakta.

Kampta altyapıdan götürülenlerle beraber yirminin üzerinde oyuncu vardı. Bir kısmı ikinci etap kampına götürülmeyecek. İkinci etap yine burada veya Bolu'da olacak.

Osman hoca ve kaptan Hakan Söyler'e çiçek verdik, başarılar diledik. Zaten camiayı ve bizleri biliyorlar, kendimizi tekrar tekrar anlatmaya gerek yok. Sonu iyi bitsin dediğimiz bir sezonun başındayız. Uzun ve zorlu olacağı kesin. Umarız her şey yolunda gider ve arzuladığımız zaferlere erişiriz...




2 Temmuz 2015

Burs

2014-2015 öğretim sezonu burslarını da tamamladık. Burs havuzuna katkı koyan tüm Demirsporlulara ve eğitim gönüllülerine samimiyetle teşekkür ederiz. Bu dönemde 6 arkadaşımıza ayda 100'er TL'den toplam 8 ay burs ödemesinde bulunduk. Bu arkadaşların ödemelerini bizlere düzenli ödeme yapan arkadaşlarımız, dostlarımız sayesinde karşıladık. Ayrıca 650 TL tutarında tek seferlik kaynak sağladık ve bu tutarı da bizden burs talebinde bulunan ama bir şekilde daimi burs verdiğimiz arkadaşlara dahil edemediğimiz kardeşlerimize destek mahiyetinde aktardık. Toplamda 5.450 TL'lik kaynağın Demirsporlu öğrenci kardeşlerimize aktarılmasına vesile olduk. 

Elimizden geldiğince burs veren arkadaşları bilgilendirmeye uğraştık. 

Demirspor için para harcamak söz konusu olduğunda camianın elinin ne kadar sıkı olduğunu gördüğümüzden bu tutarı geniş bir katılımla sağlayabilmiş olmak bizim açımızdan ayrı bir gurur kaynağı.

Gönül arzu eder ki; sağladığımız kaynaklar tutar ve sayı olarak artsın ve bizler de daha fazla Demirsporlu kardeşimize destek olalım. 

Onu da yeni öğretim sezonu başladığında hep birlikte tecrübe edeceğiz.

Katkılar için teşekkürler. Sorularınız için her zaman açığız.  

30 Haziran 2015

SÖZLÜ'den açıklamalar

Başkandan beklentilerimizi kaleme aldığımız gün Osman ÖZKÖYLÜ'nün transferi sonrasında açıklamalar geldi. Açıklamalarda dikkatimizi çeken hususlar şu şekilde:

-Eski kulüp başkanları ile görüşülüp borçlardan fedakarlık istenecek. 

Fedakarlık yapmayanı düşman ilan etmek doğru değil elbet, herkes koyduğu parayı tabi ki alacak. Ancak fedakarlık yapanı, yapabileni de takdir etmek gerekir. Bu fedakarlığı isteyebilecek yegane yönetimin mevcut yönetim olduğunu bir önceki yazımızda belirtmiştik.

-Temlik işi artık Adana Demirspor'da olmayacak.

Bu eğer konulan paralar için haciz müessesesinin işletileceği anlamına gelmiyorsa ki; sanmıyorum bu anlama geldiğini, Adana Demirspor için muhteşem bir haber demektir. Yeni yönetimin borcu hiçbir şekilde artırmaksızın transfer yapacağı, giderleri ödeyeceği sonucu doğar buradan. Bu da borcumuzun en az temlikli gelirlerimiz kadar azalacağı anlamına gelir. Yılda 6-7 milyon TL arası federasyon ve iddaa gelirimiz olsa borcumuzun 12-13 milyon TL aralığına ineceği sonucuna ulaşılır. Bizim için bir rüya bu sonuç. Heyecan verici. Bu rakama eski yöneticilerin olası fedakarlıkları dahil değil üstelik.

-Borçların azaltılması ifadesinin yanında projeler ifadesi de kullanılmış.

Bunu kalıcı gelir olarak yorumlamak istiyorum. Umarım gerçekleşir.

Sezon açılışı, hocanın maddi dengelere ve saha içi dışı hareketlerine özen göstereceği beyanı, alt yapı ile ilgili açıklama yapılacağının belirtilmesi vs. an itibarı ile yukarıdaki hususlar kadar somut olmadığından şimdilik değerlendirme dışı.

Korkularım baki ama o heyecanı ilk kez hissettiğimi belirtmeliyim. Transfer rakamları yukarıda belirtilen politikalara rağmen önemli. Demirspor karışık bir camia. Bugün temlik koymayacağını, külfet getirmeyeceğini ifade eden yönetim, öyle bir şey olur da giderse, yapılan transferlerin peşin ödenmemiş maliyetleri olası yeni yönetimin gider kalemi olacaktır. Sevinmeyi zorlaştırıyoruz kendimize bu olasılık zorlamalarıyla. Ama borçsuz bir Demirspor hayali kuruyorum. Anlaşılmak istiyorum. Hayal kurmak bile o kadar uzakken bize, bir şeyler değişiyor, en azından söylemler, yer yer de eylemler. Sürer miyiz motorları maviliklere sizce?

Sürmek en fazla bize yakışır da ondan diyorum.

29 Haziran 2015

Sedat SÖZLÜ'den beklentiler

Kısa süre önce yeni başkanımız seçildi. Sayın Sedat SÖZLÜ bayrak yarışını devraldı. Taraftarlar arasında görüş birliği olmasa da daha önce kulüpte bir şekilde görev almış yöneticilerin yeniden başkan veya yönetici olmaları ihtimali taraftarlar arasında gerginlik yaratmıştı. Bu gerginlik de Demirspor yönetiminde eski yöneticilerin olmasının "doğrusunu yanlışını bir kenara bırakıyorum" bir rahatsızlığa sebep olduğunu ortaya koyuyordu. Bu olası kriz söz konusu yöneticilerin yeni başkan beyin listesinde olmaması ile çözüldü.

Bununla birlikte Sedat SÖZLÜ beyin bu süreçte oynayacağı rolün bir başkanın oynaması gereken rolden belli açılardan farklılaşması gerekeceğini belirtmeliyiz. Şöyle ki; nasıl ki eski yöneticiler eğrisi ile doğrusu ile bir gerilim kaynağı ise takım üzerindeki belediye etkisi de içinde bulunulan dönemde yeterince dillendirilmese de bir gerilim kaynağı olmaya devam ediyor. Dillendirilmemesinin sebebi Sayın Hüseyin SÖZLÜ'nün bugüne kadar bir Aytaç DURAK ekolü izlemeyerek takıma ve yönetimlere saygı duyması, gerçekten takım için çalıştığını hissettirmesi ve Adana'dan seçilen siyasilerin protokolde yarattığı eksikliği tek başına giderebilmek için kendi üzerine düşeni fazlası ile yapması. Tabi temel gerekçelerden bir diğeri de Adana Demirspor'un mevcut borç yapısı ile belediyeye bağımlı olması. Ancak bu bağımlılığın da ötesinde seçimler arifesinde her görüşten Demirspor taraftarının Sayın Hüseyin SÖZLÜ'nün yaklaşımı nedeni ile kendisine destek olan açıklamalarına sosyal medya aracılığı ile çok kez şahit olduk.

Yeni başkanın belirlenmesi sürecinde ise eski realiteler görece daha az can yakıcı olsa da kendi varlığını gösterdi. Yönetimin belediyeden icazet veya işaret almak sureti ile seçileceği gündemde olağan bir konu başlığıymış gibi konuşuldu. Sonucunda da SÖZLÜ soy ismi Adana Demirspor'un başkanlığını bilfiil eline almış oldu.

İşte tam da bu nedenle Sayın Sedat SÖZLÜ'nün sosyal medyada da belirttiği üzere var gücü ile Demirspor için çalışması beklentimizdir. Belediyenin gücüne kendi emeğini kattığını göstermesi başkana duyulan saygının güce duyulan saygının ötesine geçmesini sağlayacaktır.

Bu dönemde anladığımız ve hissettiğimiz kadarı ile kulübümüz maddi anlamda sıkıntı yaşamayacak veya az yaşayacak. Ancak bu durum 19,6 milyon TL'lik borç rakamını ortadan kaldırmıyor. Bu borç rakamını en tepede duracak ileti olarak sabitleyelim ve beklentilerimize geçelim.

-Genç takım kurulsun ve korunsun, araya dengeleri bozmayacak ölçüde birkaç ağabey serpiştirilsin. 
-Takım hemen kurulsun kaygısı ile hareket edilmesin ve olması gerekenden yüksek maliyetlere katlanılmasın. (Osmanlıspor'un oldukça yüksek maliyetler ile kurulmasına karşın düşük maliyetli bize şampiyonluğu kaptırmak üzere olduğunu ve şampiyonluğu futbol dışında almış olduğu yönündeki söylentilerin yaygın olduğunu unutmayalım. Geçen sene geç kurulan takımın lige iyi giriş yaptığını ve son haftalara kadar potada olduğunu da belirtelim.)  
-Kalıcı gelir projelerine devam edilsin. Burada da ikili bir yapı oluşturulsun. Hayata geçeceği söylenen SMS projesi gibi halka yönelik kalıcı gelir projeleri ile iş dünyasına yönelik kalıcı gelir projeleri eş zamanlı yürütülsün.
-Alt yapıya önem verilsin. Şampiyonluk özlemi gençlerimizin ikinci planda kalmasına yol açmasın. En azından 1 oyuncu as takımda devamlı oynayabilecek şekilde kazanılsın.
-Temlikli alacak sahipleri ile de uzlaşmak sureti ile borçlarda indirim sağlanmasına uğraşılsın. (Bunu en güçlü şekilde bu yönetim yapabilir). Borçlar azaltılsın. Şampiyonluktan gelen gelir ile borç kapanır kolaycılığına gidilmesin.

Ve belki de en önemlisi.

-Taraftarla iletişim kurulsun. Küçük fikir ayrılıkları haricinde taraftar Demirspor'un doğruları hususunda uzlaşı halindedir. Çünkü 1995'ten bugüne aynı sıkıntıları çekmektedir. En doğru çözümleri yine taraftar sunacaktır. Her kesimden taraftar ile ön yargısız periyodik görüşmeler gerçekleştirilsin.

-Eskiye lütfen ama lütfen dönülmesin. Eski hocalar, yöneticiler vs. artık takıma dışarıdan destek versinler. Onların Demirsporluluğuna herkes saygı duysun ama onlar da değişime saygı duysunlar, yeni yüzler sahne alsın. 

Sayın Sedat SÖZLÜ'ye zorlu görevinde başarılar dileriz. 

24 Haziran 2015

Kongre Önü-Ardı Endişeler

Söylemlere baktığımızda, rüzgara baktığımızda bir heyecan dalgası görüyorum. Bu heyecan dalgası şampiyonluk söylemleri ile kol kola geziyor. Güçlü bir yönetim, belediyenin desteklerinin artarak süreceğine ilişkin kuvvetli belirtiler bu beklentinin yaratıcıları. Başkanın iki çiçek sözü ile beklentinin artması. Tüm bunları gören olağan taraftar ne yapar; mutlu olur, sevinir, umutlanır vs. Taraftarlık hayatının önemli bölümü travma ile geçmiş anormal taraftar ne yapar; endişelenir. Bizim ruh halimiz budur. Zor sevinir kolay endişeleniriz. Biz yapmadık bunu kendimize, yakın geçmişimiz yaptı.

Kongrede borcun 19,6 milyon TL olduğu açıklandı. Bir önceki borç 23 milyon TL idi, 3,4 milyon TL düşüş var. Eski yönetimi ayrıca tebrik edeceğiz. Tüm resmi gelirleri temlikli bir kulüp geçen sene kiralık oyuncular ile şampiyonluğun kıyısından döndü. Dönerken belediye arkasındaydı ve maddi anlamda en büyük destekçisi idi. Bu kulüp parasını ödeyemedi, Mulenga'yı kaçırdı. Attamah'a ödeme yapmak ihtarname sonrasında oldu. Futbolcuların prim, maç başı alacakları vs. geçmişe nazaran fazlası ile düzenli ancak gecikmeli ödendi. Elektrik borçları sorun oldu. Personel alacakları sorun oldu. İcralar sorun oldu. Sorun olanları uzatmak mümkün. Demem o ki; kulüp zor bir mali yapıda. Görece rahat geçirdiğimiz sezonda dahi halimiz ortada. 

En basitinden belediyenin elinde ipler. Neden? Çünkü ayranımız yok içmeye. İçten rencide olmakla birlikte Aytaç Durak'ı yaşayan travmakolik taraftar Sözlü'den görece az rahatsız oluyor. O kadar göze sokmadan, dengelere şimdilik hassasiyet göstererek sportif destek veriyor belediye. 

Böyle bir yapı ile kongreye gidildi. Kongre öncesinde kulübün mali yapısı sınırlı bir çevre tarafından olmayan veriler üzerinden tartışıldı ve üzerinde gündem oluşturacak bir tartışma da olmadı bu hususta. Yönetim adayları mali yapıdan hiç bahsetmediler. Hedef okuyamadık sosyal medyada borçluluğa ilişkin. Kalıcı gelir konuşulmadı. Altyapı konuşulmadı. Ne eski yönetim bu konuda sözünü tutmadığı için (Emre Selen özelinde avunuyorduk-o da olmadı) eleştirildi, ne yönetim adayları bu konuda perspektif sundular. Yani asıl maddi kaynaklarımız olması gereken bu kalemler konusunda kimsenin ağzını bıçak açmadı. Eski yönetimin alt yapı sorumlusunun yaptığı amatör ruhlu paylaşımlar dışında sevineceğimiz hiçbir şey olmadı.

E bir de bunun üzerine transfer duyumları konuşulmaya başlandı. Hazırlanmış güzel tabağa, mis kokulu iki portakal çiçeği serpiştirildi. Umut tabağı hazırlandı böylece. 

İşte travmakolik taraftarın en korktuğu havalar bu havalar. Para ne de olsa garanti havaları. Şampiyon olursak elde edilecek yüksek gelirler ile takım kurtulur tarzındaki kolaycı ve plansız havalar. 

Gökoğlu'na, Aydoğdu'ya vs. mali yapı diye çöreklendik kongre öncelerinde, aktif muhalefet yaptık, bu kongre döneminde ise gündemde de ortalıkta da yoktuk. (Aydoğdu'ya belki de şahsım nazarında oluşan mali güvenden belki olağan dışı iş hayatı gündeminden yeterince yüklenemedim diyerek özeleştirimi yapayım arada kaynamasın)

Transfer havaları travmakolik taraftarı en iyi ihtimalle nezle yapıyor. Aydoğdu, transferi son haftalara bırakıp düşük maliyet ile topçu aldıkça ne yalan söyleyeyim hoşuma gidiyordu. Arka planındaki mantık iyiydi. Sezon açılışında fiyat yüksek olur, herkes uçar, sonra fiyatlar durulur. Şimdi 15 günde transfer bitecek deniyor. Takımın hazırlanması açısından iyi ama ya maliyeti??? Bunu sormaktan alamıyorum kendimi. Geç kurulan iyi hazırlanamayan takım hepimizi şaşırtmıştı geçtiğimiz sezon. O kadar şart mı emin değilim bir çırpıda takım kurmak. 

Ya yaş ortalaması ne olacak? Hiç gündeme gelmedi yine. Kaliteli abilerle mi oynayacağız ve sezon sonunda genelde gördüğümüz pazarlıkların yönetimi mi belirleyecek performansımızı, yoksa az sayıda abinin etrafında savaşçı yetenekli gençler mi olacak? Eski yönetim geleneğin tam tersine neredeyse abisiz takım kurmuştu. Onu biraz iyileştirsek de modelden vazgeçmesek havalar ısınmış, bizim de travma kontrol altına alınmış olmaz mı? Çok abi çok para. Az abi çok savaş az para. Ama para konuşulmuyor.

Kalıcı gelir olacak mı? Büyük blok paraların yanı sıra halktan küçük de olsa gelir sağlanması planlanıyor mu? Bilmiyorum, bilemiyorum. Böyle bir demeç okumadım, görmedim.

Özetle, bu mali yapıda para konuşulmaması beni korkutuyor. Travmalar ihtiyatlı eder insanı. Oysa coşmak bizim de hakkımız. Belki de en çok bizim hakkımız. Zaman her şeyin ilacı derler, bizim lehimize az işledi. Bu rüzgar plancılıkla birlikte esse, ne hastalık kalır ne de kaygısı.  

23 Haziran 2015

Yeni Yönetim

2015-16 sezonu öncesi yeni yönetimimiz belli oldu (http://www.mavisimsekler.com/adana-demirspor/iste-yeni-adana-demirspor-listesi.html).

Sedat Sözlü başkanlığındaki listede tanıdık olan-olmayan isimler var. Daha önce yazdığımız gibi, yönetim işi ekip işi olmalı. Bir kişinin mucize yaratması beklenmemeli. Yönetimdeki isimler,  sadece Demirspor listesinde görünmenin verdiği prestiji kullanmamalı, elini taşın altına koymalı. Güçleri yettiğince, bu işin sorumluluğu neyse yerine getirmeliler. Türkçesi, yönetim kurulu üyeleri, en az önceki yönetim kadar maddi kaynak sağlama, para akışını rahatlatma, kalıcı gelir bulma konusunda çalışmalılar. Sadece başkan değil, her bir üyenin görevi bu.

Önceki dönemlerde yönetimlere her zaman az ya da çok muhalefet oldu. Kongre süreçleri sıkıntılı geçti. Son 10 yılın en rahat kongresi oldu belki de; yönetim rahat bir şekilde oluştu. Bir yandan iyi, erkenden hazırlıklar başlar. Ama bir yandan da eleştirinin eksikliği, desteğin bu kadar büyük olması sıkıntı yaratabilir; hayalkırıklığı büyük olur. Eleştiri ve mesafeli duruş, yönetimlerin iyi işler yapması için gereklidir. O yüzden Sözlü yönetimine gösterilen bu destek, umarız ki onların kontrolden çıkmasına neden olmaz.

Daha da önemlisi, Demirspor taraftarının "uzay takım" yaratma söylemlerine karnı tok. Müthiş transferler, on milyonluk transferler değil; sağlam adımlar ve gerçek bir takım bekliyoruz yeni yönetimden.

Başarılar...

18 Haziran 2015

Belediye ve Yönetim

İki sezon üst üste aynı teknik direktörle, aynı yönetimle yola devam etmeye alışık olmadığımız için (hatta bunlarla 1 yılı tamamlamak bile başarı gibi geliyor!) yaşanan gelişmeler bizleri şaşırtmıyor ama üzüyor tabii ki. Ünal Karaman ayrıldı; bence  kimi maçlarda yaptığı hatalara rağmen elindeki kadroyla başarılı olmuştur; eski yönetimin tercihiydi en nihayetinde, yönetim devam etmeyeceği belli olunca onunla da yollar ayrıldı.

Yeni yönetim, yine belediye eksenli olacak gibi görünüyor. Belediyenin desteklediği bir yönetimle belediyenin kurduğu ya da doğrudan kontrol ettiği bir yönetim arasında fark var. Halkın seçtiği yöneticilerin, halkın takımına ilgi göstermesi anlaşılabilir bir durum; biz patronların, şirketlerin takımı değiliz. Vatandaşın temas edebildiği, hesap sorabildiği yerlerdir belediyeler. Ama yıllar gösterdi ki belediyelerin kontrolündeki yönetimler, hesap vermeden çekip gidiyor. Asıl sorun alternatifin olmaması, belediyeden bağımsız bir listenin kurulamaması. Bu Adana'nın sorunu.

Yeni Aytaç Durak'lar yaratılmasın, çünkü yeniden Duraklama dönemlerine girmek istemiyoruz. Bu sezon yakaladığımız ivmeyi yukarı taşımak gerekli. Her zaman söylediğimiz gibi geçmişin hatalarından ders almak lazım. Bugün, eski yöneticilerin isimleri yeniden zikredilince, örneğin Gökoğlu gibi, taraftarın tüyleri diken diken oluyorsa, aman uzak dursun deniyorsa nedeni budur: Geçmişin yeterli bir muhasebesinin yapılmaması ve o hataların yeniden tekrarlanacağı korkusu.

Bugün de, isimlerden bağımsız olarak belediye eksenli bir yönetim ufukta belirdiyse, önceki dönemlerin hatalarını tekrarlamamak, oluşacak yönetimden ilk beklentimiz. O yüzden nelerin yanlış yapıldığını, nelerin hata olduğunu ortaya dökmek önemli. Onlardan başlıcası, futboldan uzak isimlerin, sadece para veriyorum diye kulübü doğrudan yönetmesi. İkincisi yönetim kurulu üyelerinin sadece listedeki isimden ibaret kalması ve hiç bir iş yapmaması. Kaynak üreten, profesyonel davranışlarda bulunan, sorun çözen yönetim kurulu üyeleri olmalı. Adı üstünde, yönetim bir ekiple kurulla yapılan iş. Tek bir kişiye bu sorumluluğu devretmemek gerekiyor. Yani, sahada olduğu gibi, yönetim işinde de takım olmak önemli. Bir kişinin üstün başarısına ya da kişisel meziyetlerine bağlı kalırsak, aynı sorunları yeniden yaşarız.

10 Haziran 2015

Sezon Analizleri #2

Memleket seçim sath-ı mahalinden umutla, mutlulukla çıktı. Tek adamın tahtı sarsıldı, yeniye dair bir umut belirdi. Gerçi memlekette iyi giden tek şey Demirspor diye yazdıktan sonra paldır küldür düştük; kaleci hocamız Yaşar Hoca'ya sempati yaptıktan sonra neredeyse gol yeme rekoru kırdık. O yüzden şimdi de dilimizi ısıralım.

Şimdi de Demirspor yeniden seçime giriyor. Selahattin Aydoğdu'nun yeniden aday olup olmayacağı belirsiz. Genel itibariyle yönetim bu yıl başarılı oldu. Sayısal verilere şu anda hakim değiliz. Borcu arttığı söyleniyor ama bu sezon takım için harcanan para, önceki yılların uçuk paralarına göre daha makul seviyede. Yönetimin en önemli hataları, devre arası transfer dönemini iyi değerlendirememeleri, transferde nazlanan Umut'a çok fazla para ödemeleri (ve karşılığını alamamaları) ve daha da önemlisi son düzlükte takım dağılırken ağırlıklarını koyamamaları oldu. Bazı yönetiricilerin kötü Türkçe'yle yazdıkları twitler, profesyonel görüntümüze yakışmadı. Store, websitesi, sosyal medya gibi olumlu adımların karşısında, bu acemilikler açıkçası sırıttı.

Daha da önemlisi, son haftalardaki sessizlikleri ile kafalarda soru işareti bıraktılar. Belki de, takımın gösterdiği başarı yeterli oldu ve "gelecek sezona biz yokuz arkadaşlar" diye futbolculara mesaj verildi; onlar da bu mesaj gereği yelkenleri indirdi. Bunları tamamen hayal gücümden uyduruyorum, ama Demirspor'da olmayan şeyler de değil. Yönetim, yeterli ve gerekli açıklamaları yapamadığı ölçüde bu tür spekülasyonlara da kapı araladı.

Şimdi gelecek sezonun planlamasına bir an önce geçilmeli ama ne yazık ki yine meseleler açık seçik konuşulmuyor.

Teknik ekip ve futbolcular açısından sezon çok geç başladı ancak iyi gitti. Çoğu kiralık ve dar kadroya rağmen, az atan ve yiyen bir takım görüntüsündeydik ilk dönemlerde. Maçları rahat bir şekilde olmasa da, disiplinli oyun ve mücadele ile lehimize çevirdik. Takımda yıldız ya da oyunu çevirecek yaratıcı oyuncu eksikliği hep hissedildi. Neredeyse her maç, bir iki oyuncunun ekstra performansıyla ayakta durduk; bazen Tayfun, bazen Attamah, bazen Hüseyin ve son dönmelerde Özgürcan. Son 5-6 haftada bu ekstra oyuncuyu bulamadığımız için takım çöktü biraz da...  Özgürcan Özcan, 2008-09'da Sakarya'daki 17 gollük performansının ardından ilk kez 10 gol barajını aşıp 4'ü kupada olmak üzere 15 gole ulaştı bu yıl Demirspor formasıyla. Bir nevi ikinci kez doğmuş oldu burada. Beykan, ligte 7 gol ve Oğuzhan da 5 gol attı. Timur da yine 4'ü kupa olmak üzere toplam 10 golle takımın golcülerinden oldu. Abdülkerim Bardakçı (ligte 31) ve Attamah (ligte 32) toplam 40 maçta forma giyerek rekora imza attılar; neredeyse bu sezon uyurken bile Demirspor formasıyla yatağa girdiler. Son dönemde kızak yese de Oğuzhan da en çok forma giyen oyuncularımızdan oldu. Yiğitcan ise 4 ay süren sakatlığıyla, iyi başladığı ligi kötü bitirdi.

Teknik ekipte, bugüne kadar net bir başarısı olmayan Ünal Karaman'la yola çıkarken tedirgindik tabii ki. Ama toplama takımı gerçek bir takıma çevirmesi bizi memnun etti. Yine de bazı maçlarda kadroda yaptığı rotasyon, oyuncu tercihleri bizi şaşırttı. Özellikle maç sırasında işler kötü giderken müdahale eksiklikliği, biraz da kulübenin iyi olmaması nedeniyle, Süper Lig şansını kaçırmamızda etkili oldu. Yine de pek çok takımın teknik direktör değiştirdiği ligte tek hocayla sezonu tamamlamak başarıdır.


3 Haziran 2015

Sezon Analizleri #1: Başarısız Değiliz

2014-15 sezonu analizlerine başlamadan önce genel çerçeveye bakmak gerekirse, bu sezon bizim için başarılıdır. Tabii ki son düzlükte iyi değildik ama 3. sezonumuzda 2. kez play-off oynadık. Sezona damga vuran AKP ve Federasyon destekli takımlar, zaten sezon başından sırıtıyorlardı. Bunların korunup kollandığını hemen her maçta gördük; Osmanlı'nın kullandığı penaltı sayısı, rakiplerinin gördüğü kırmızı kart, tribünlerine usulsüz taraftar alımı vs gibi uygulamalarla zaten tarafsız olmayan bir ligte mücadele ettik. Tarafsız olmayan, lekeli bir ligte, olabilecek en iyi mücadeleyi verdik.

Taraftarı olan takımlar her zaman sorun çıkarma ihtimali olan takımlardır. Çok pasolig sattınız diye bizi pohpohlasalar da, istedikleri taraftar profili ortada. Taraftarı güçlü olan bir takımın Süper Lig'te olmasını istemiyorlar. Federasyon, taraftarsız bir futbol istiyor.

Bu sezonun sürprizi Demirspor'du aslında. Bu kadroyla kimse bizi şampiyonluk adayı göstermiyordu. Ama özellikle ikinci yarıda yakaladığımız hava, bizi yukarıda tuttu. İlk 6'da olan, Süper Lig'ten düşmüş takımlar kadrolarını çok bozmadı; özellikle Kayseri zaten yabancılarıyla fark yarattı. Bizim ligin ilk günlerinde kurulmuş kadromuz, biraz taraftarın itmesi, biraz şans, biraz diğer takımların hatlarını iyi kullanmamızla yukarılara tırmandı.

20 yıl sonra bu kadar Süper Lig'e çıkma şansımızı kullanamadık ama bu sezon bize çok şey öğretti. Süper kadrolarla, çok paranın bu işin zorunlu yolu olmadığını gördük. Kazanma alışkanlığını yakalamak, takım olmak her şeyden önemli. Teknik ekip-yönetim-taraftar uyumu bizi başarıya taşıyacak esas formül. İsimler değişse de bundan sonrası için bu güzergahtan ayrılmamak gerekli.

2 Haziran 2015

Suyla Temizlenmez

Pislikleriniz suyla temizlense keşke, yine de Demirsporlu gereğini yapıp size bir imkan sunmuş, temizlenip arının diye, ama nerde...

Foto: DHA

1 Haziran 2015

Playoff | Adana Demirspor:2-Antalyaspor:0

Lige galibiyetle veda ettik. Rezil Federasyonuyla, işbilmez TRT'siyle, tetikçi hakemiyle, işbirlikçi takımlarıyla savaşa savaşa çekildik arenadan. Keşke biraz da yönetim savaşsaydı. Şu maçı 1 tl yapacak kadar taraftarını tanımamış bir yönetim. Son 5 hafta net bir açıklama duyamadığımız, kamuoyunu yönetemeyen bir yönetim. Her şey profesyonelce giderken bu kadar kötü bitirmemelilerdi.

Ünal Karaman yine çok önemli bir maçta garip bir kadroyla çıktı. Bu takımın kötü gidişinin nedeni Oğuzhan mıdır? Toplam 22 gol atan üç oyuncu yedekti. Beykan, Özgürcan, Oğuzhan. Taktiği Hüseyin'in ortaladığı, Alles' in indirdiği, Timur'un vurduğu toplara göre kurmuş. Ama bu taktik işlemedi. Orta sahada organize olamadık. İlk yarıda, ilk maçın ve son haftaların en kötüsü kaleci Buda ile ayakta kaldık. Keşke şu topların bir ikisini ilk maçta çıkarsaydın!

Rakibe kurduğumuz baskı iki gol getirdi, Timur'la kaçanlar çok fazlaydı ama asıl, tetikçi Ali Palabıyık'ın fişi çekmesiyle takım dağıldı. Bu maça atanması bile başlı başına mesajdı.

Sezonun analizini tekrar yaparız ama bu maça daha avantajlı bir skorla çıkmalıydık.

28 Mayıs 2015

Playoff | Antalyaspor:3 - Adana Demirspor:0

Bu kadar kötü bir Antalya'ya yenildik, buna mı üzülelim; bu takım bu hale nasıl geldi, buna mı? Futbolcular bu sezonu çoktan bitirmişler kafalarında, içeride neler oldu, neler konuşuluyor bilmek mümkün değil ama sahada ne olduğunu görüyoruz. Bir de ne olmadığını, kalecimiz yok. Son 7 maçta 20 gol yedik! Yazık Emre Selen'e...

Futbolcular twitter'da gösterdiği performansı sahada gösteremiyor. Umutlarımızla oynayıp bizim posamızı çıkarıyorlar. Bu sezon zirveyi de gördük dibi de... Tam bir bunalım! Ne hissedeceğini bilememe hali...

27 Mayıs 2015

Ankara Demirspor 2. Ligte

Ankara Demirspor, yarı finalde Silivri'yi geçtikten sonra finalde de Sakaryaspor'u 2-0 yenerek 2.lige yükseldi! Tebrikler Lokomotif! Darısı başımıza...

23 Mayıs 2015

29 hafta vs. 5 hafta

Play-off meselesine alışığız. 3 sezonluk 1.lig maceramızın da ikinci play-off heyecanı olacak. Rakibimiz Antalyaspor. İki maçta da yenilmediğimiz bir takım olması ve lig karşılaşmalarının ortada geçmesi, umut veriyor. Onlar da bizim gibi dalgalanmalar yaşadı lig içinde, bu yıl düştükleri ligten hemen çıkmak istiyorlardı ancak bir kaç kez teknik direktör değiştirdiler ve sezon başındaki doğrudan çıkma hedefini gerçekleştiremediler.

Bizim için ilk 29 hafta ve son 5 hafta sanki iki farklı sezon gibiydi. Özellikle 17. Haftadan beri devam etirdiğimiz lig ikinciliğini bu kadar sert kayıplarla kaybetmek, playoff umudumuzu düşürüyor. 48 golle ilk 6'nın en çok gol yiyen takımıyız. Bu gollerin 14'ünü son 5 hafta yedik, yani neredeyse üçte birini ve çok güvendiğimiz Yiğitcan da bunların üçünde sahadaydı. Az gol atıp az yiyen, 1-0 2-1 gibi skorlarla kazanan takıma bir şeyler oldu.

Play-offlarda ikinci devredeki 12 haftalık rüya mı yoksa 5 haftalık kabus mu sahada olacak. Taraftar her zamanki yerinde, her zamanki yüreğiyle isteyecek, destekleyecek. Ama taraftarın bu haline nasıl karşılık gelecek? Futbolcular, twitter'daki istekliliğini sahaya da yansıttığı ölçüde...

Adana Demirspor:0-Altınordu:5

Önemli önemsiz fark etmez, tarihi bir skorla normal sezonu tamamladık. Kendi sahamızda 5-0 yenilmek tarihi bir yara. Bu futbolcuların bizi bu noktaya kadar getirdiğine inanmak çok zor, son 6 hafta futbolcuların kafasına taş mı düştü! Konsantrasyon sorunu bu kadar mı dağıtır bir takımı. Madem play-offlara hazırlık olarak görmüyoruz bu maçı, o zaman gençlerle oynayıp as kadroyu dinlendirseydik. Kendi gençlerine güvenen Altınordu,  onurlu mücadelesini playofflara taşıyamadı ama gençlere yatırımın neye yaradığını gösterdi. Bizse iki haftada 10 gol yeme sabrını, Emre Selen'e gösteremiyoruz.

Takım play-off öncesi hiç ama hiç umut vermiyor. Sezon başı ilk 6 için başarı derdik ama o son 6 hafta küme düşen takım performansı gösterdik.

19 Mayıs 2015

Kazanma Azmini Yitirmek

Doğrudan Süper Lig'e çıkma şansımızı 5 haftalık inanılmaz kötü performansımızla kaybettik. Her şey bizim elimizdeydi ve biz ayağımıza sıktık. Son hafta bile gayet özetleyici: Ligin Orduspor'dan sonra en kötü averajına sahip Buca'dan, 32 haftada 33 gol atabilmiş ve son 10 haftada -ikisi Ordu'ya- 7 gol atmış takımından 5 gol yedik. Savunma ve kaleci performansı trajik durumda.

Dar kadroyla ama iyi mücadele ederek buraya kadar geldik. Son haftalarda kaybettiğimiz bu mücadele azmi oldu. Artık her takıma, siz bizi yenebilirsiniz, mesajı verdik. Playoff'a dair bizi üzen durum bu.

1.ligteki ve hatta 20 yılın en iyi ve en heyecanlı günlerimizi yaşamışken, sezon sonunda böyle buruk hissetmek de ayrı bir ikilem.

18 Mayıs 2015

Verandasız İştar Fanzin

Can sıkıntısının had safhasındayken, dostça bir ses düştü mailimize; Antep'ten Verandasız İştar Fanzin'i bizlerden destek bekliyor:

"Saat gecenin 02.00'ını gösteriyor. İki Demirsporlu arkadaş muhabbet ediyorduk, nasıl olduysa muhabbetimiz size çıktı. Ankara Tayfası bloğunu ara ara takip eden fanzincileriz bizler. Yazdıklarınızın, sevme biçimimizin benzer bir çok yanı var. Bu yaşamanın ciddiyetiyle yorulurken, nefes ve güç aldığımız duraklarımızın, dost muhabbetlerinin azalması, bizi kederlendiren bir durum. Dediğiniz gibi "modernleşen zamanın" akıntısında sürüklenen güzelliğin peşinden koşmaya çalışan bizlerin birbirine daha çok sarılması gerekir. 

Blog yazılarını okurken, kendi yalnızlığımızı gördük sözlerinizde. Sonra umutlandık elbet, birileri var dedik, hala derinliğinde ve neşesinde olan bu ciddiyetin. Umutlandık, duruşumuzu daha dikleştirdik. Bildik yanlız değilmişiz, sessizleşen sözlerimizin başka yerlerde, başka ağızlarda gökyüzüne haykırılmaktaymış. Velhasıl sözünü etmekten çok, yaşanması gerekir duyguların. Dostlukların fedakarlık ve güzellikle yoğrulması gerekir. Sözün kısası bizler Antep'te yaşayan birkaç insanız. Üretiyoruz, türetiyoruz, elimizden geldiğince özenle yaşamaya çalışıyoruz. 

Uzun zamandır Verandasızlar olarak bir fanzin çıkartıyoruz. Şimdi fanzinimizin ismini Verandasız İştar yaptık. Muhabbetimize dahil oluşunuza gelince, söylendiği gibi hayata tutunamayanların tutunduğu tek daldır DEMİRSPOR. Ki Nazımın Piraye'de yaşamı sevmesidir Demirspor'un içimizde mesken bellediği yer. Ki dost, yüreğimizde hep açtır sevmeye, Demirspor yoldur, katardır arkasında bizi çeken, bizi bu çürümüş yalnızlıkta kalabalıklaştıran. Diyoruz ki Verandasız İştar yaşayacak yeri olmayanların aşkının ve savaşının kağıtla lekeleştiği yerdir, bizim gerçekliğin karşısındaki çocuk yanımızdır. Muhabbetimiz derinleşsin, Verandasız İştarımız sizin de vereceğiniz emekle güzelleşsin isteriz. Fanzinimizin Facebook linki aşağıda. Yakında yeni bir sayı fırlatacağız. İstiyoruz ki sizinde renginiz, sözünüz, çiziminiz yeni çocuğumuzun karakterine yüklensin. GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ GÜNEŞLİ GÜZEL GÜNLER. Hoş geldik, hoş geldiniz.

https://www.facebook.com/profile.php?id=100002304112824&fref=ts"

16 Mayıs 2015

Bir Yerlere Geldik Ama Nerelere?

Şu sıralar şampiyonluk mücadelesi, 20 yıllık hasretin sona erme ihtimali gündemde... Sıra dışı bir gündem desek yerinde olur. Osmanlıspor maçı, her şeyin başarısızlığa alışılmış sezonlardaki gibi bitme ihtimalini hatırlattı bana. Demirspor ahalisi sosyal medyada sessizliğe büründü. Sanki iki hafta önce çok içip dağıtmış ve rezil olmuş, şimdi de utancından sokağa nadir çıkıyor gibiyiz, mahalleliye denk gelmemek için...

Ben de biraz kabuğuma çekildim sanırım, sonradan fark ettim bunu. İlgim başka bir konuya kaydı son zamanlarda. Demirspor'a dair forma koleksiyonu yapıyorum, naçizane. İşte bu işle uğraşırken bolca arşive daldım. Elimdeki formaların ne zaman giyildiğini falan araştırırken haberlere, fotoğraflara, belleğimdeki anılara, bu sitedeki yazılara müracaat ettim. Aslında biz çok değişik bir noktaya gelmişiz. O eski kapana kısılmışlık duygusu yok mesela şu an. Sanki Demirspor isterse çok iyi işler başarabilecek. Sağından solundan çekip kendine mal etmek isteyenler olacak olsa da bu takım efsane kimliğini hatırladı sanki.

Biz de değişiyoruz, olgunlaşıyoruz. Daha yapıcı oluyoruz. Çünkü geleceğe bir şey bırakmak istersen "yapmak" zorundasın, yıkmak değil.

Okumakta olduğunuz internet sitesi 2008 senesinde açıldı. Siteyi açan dünya güzeli insan bu kadar uzun süre devam edebileceğini düşünmüş müdür acaba? Zamanın, insanı ve ona dair güzel olan her şeyi değirmen misali öğütmesine kolayca kurban gidecekti bu site, belki de.

Ama sevda çok büyük, bu sevda yaşattı bir çok şeyi. En başta sevileni yaşattı. Adana Demirspor, onu sevenlerin sayesinde hayatta kaldı. İsmiyle, rengiyle, logosuyla...

Başarısızlık girdabında dönüp durduğumuz 2000'li yılların bizi savurduğu bir köşede, her şeye küskün ve geleceğe dair gözlerimizi yummuş, ölümü bekleyen hastalar gibi sessizliğe gömülebilirdik.

Yapmadık. Çünkü yapamadık.

Çünkü insan sevdiği zaman, çok sevdiğinde yani, bunu herkes bilsin, canlı-cansız, uçan-yüzen, konuşan-koklaşan herkes ve her şey bilsin istiyor. Çok seven insan, vücudunun her hücresiyle, her hücresindeki her molekülle ve atomla seviyor. Varlığı bilimsel olarak ispatlanan atom altı parçacıklar da buna dahil...

Biz de, yani bu sitede yazan, yorumlayan, bu siteyi besleyen, sitenin ötesinde, adına "Ankara Tayfası" dediğimiz, ama bir iki kişiden çok fazlası, bir taraftarlık duruşu ve bir arkadaşlık ortamı olarak hissettiğimiz, sınırının nereye uzandığını bilmediğimiz bir grup Demirsporlu olarak...

Çok sevdik...

Şu anda 2015 sezonunun sonlarında, Süper Lig'in kapısındayız. 3.Liglerden, kayyumlardan, sayılamayacak kadar çok badireden geçmiş, sınanmanın en zorlarıyla hesaplaşmış bir şekilde ileriye bakıyoruz. Zaman geçtikçe bugün nerede durduğumuzu göreceğiz. Belki de "evet, 2015 bir milat oldu, ama o zaman bunu fark edemiyorduk tabii" diyeceğiz. Yine bu siteden diyeceğiz. Çünkü sevgi ile yazan yürekler susmayacak...

Sevdikçe daha çok sevmeye, sevdiğimiz üşüdükçe ona sarılmaya, düştükçe onu kaldırmaya devam edeceğiz. Öyle görünüyor ki, bu sevda ile ancak ömürler bittiğinde vedalaşacağız.

Ahirette Demirspor yoksa muhakkak mahzunlaşacağız.

11 Mayıs 2015

Çuvaldızı

En basit şeyleri bile kısaca yazamayan biri için yazacak o kadar çok şeyin olması çok ama çok vahim bir durum. Başlık başlık gitmeye çalışacağım.

Ünal Karaman

Bize öncelikle karakterli adam lazımdı ve bunu bulduk. Kesinlikle sıkı sıkıya sarılmalıyız hocamıza. O tıpkı bizim gibi. Yürekli ve yürekten. Her Demirsporlu ayrı bir futbol alimi. Herkes ayrı bir yorum yapabiliyor. Peki oyunu şekillendirebilecek bir kadro derinliğimiz var mı? Yok işte, yok. Oğuzhan, Beykan, Hurşut, Umut. Elindeki malzeme bu 4 tane adamdan ibaret. Umut neden oynadı, neden oynamadı, Beykan neden oyundan çıktı, neden Hurşut her maçta oyundan alınıyor, neden Oğuzhan ilk 11'de başlamıyor. 

Ya da Özgürcan. Çok çalıştı, görev gereğinin fazlasına uğraştı hep. Formdan düştü, Artun sakat, Alles ha var ha yok. Ne yapsın Ünal Hoca. 

Yiğitcan. Geçen senenin sıradan oyuncusu. Bu sene efsane oldu. Yokluğunda defansımız çok zorlandı. İkinci bir Yiğitcan yoktu işte. Oldu da oynatmadı mı Hoca.

Taraftarın elinde malzeme bu futbolcular kadar. Değerlendirip, yorumlayıp duralım. Hoca'ya bu kadarlık kadro sunulmuş. Bu kadronun performansı düşerse adamın alternatifi yok, vardı da oynatmadı mı?

Futbolcular

Alın terlerinin önünde saygı ile eğiliyorum. Bizi getirdikleri yer için şükran borçluyum. Dürüst olduklarına inandırabildiler taraftarı, teşekkür ediyorum. Ancak gençliğin verdiği konsantrasyon eksikliği ile kendi yaratabilecekleri zaferi ya kendileri yok ediyorlar ya da kendileri erteliyorlar. Konsantrasyon eksikliği bize 11 puan kaybettirdi. Osmanlı, Samsun ve hatta Manisa maçlarını kasdetmiyorum. İlk Kayserispor, ilk Adanaspor maçlarını ise saymıyorum. İkinci Osmanlı maçında iyi olmasa da savaşan bir takım vardı ya sahada, agresif, ısıran bir takım vardı ya sahada. İşte o takım 10 kişilik ilk Elazığ maçında sahada olsaydı, Antep ile oynanan ilk maçta sahada olsaydı, Karşıyaka maçı 3-1 iken 4-2 iken sahada olsaydı, ikinci Antep maçı 2-1 olduktan sonra sahada olsaydı, bugün şarkılar söylüyorduk be kardeşlerim. Olsun, siz neler yapabileceğinizi gördünüz yine yaparsınız, yeter ki odaklanın.

Yönetim

Siz, belediyenin de desteği ile bize yıllardır arzu ettiğimizi verdiniz. Borçların azaltılmasının savaşı, düşük bütçeli takım kurma savaşı, genç ve koşan bir takım kurma savaşı, kurumsallaşma savaşı. Bu mücadelelerin hepsini sizin döneminizde gördük. Ne kadar teşekkür etsem azdır. Hep böyle bir yönetim olsun, sonuç ikinci planda kalır diyordum. Sözlerimle yüzleşmem gerekiyormuş, ilahi tecelli işte! Yumruk gibi oturuyor şimdi boğazıma. Ne kadar tuhafım oysa. İddiamız olmasa, orta sıra takımı olsaydık şimdi toz kondurmayacaktım size, kahramandınız gözümde. Ama ya şimdi! Kendimle çelişme pahasına sitemliyim size. Büyük sözler ettiniz zira. Eylemlerinizden daha büyük sözler. Söylemeseydiniz ve eylemsiz kalsaydınız dokunmazdı bize, yine kahramadınız. Ama söylediniz. Geniş çevrenizden bahsettiniz. Biz de bunun etkilerini görmek istedik. Yanlış anlamayın kayırılmak istemedik. "Allah haksız bir puan, bir gol, bir kuruş yaşatmasın bizlere!!!" 

Hakkımızı daha gür savunmanızı bekledik. Siyasileri taraftar çağırdı, algı operasyonlarını taraftar bozdu, bilet işi için taraftar çok ama çok yıprandı. Yükün ağırını gönüllü olarak üstlendi. Osmanlı maçında siyasileri siz dolduracaktınız stada. En azından çabalayacaktınız veya çabaladıysanız hissettirecektiniz. Ama bu işler öyle sessizden olmuyor. Seçimlerin hemen öncesinde bu maçın kentimiz ve siyasiler için önemini günler ve hatta haftalar öncesinden bas bas bağıracaktınız. Kamuoyu oluşturacaktınız. Gelmeyecekse onlar, ihaleyi onlara yıkacaktınız. Ne oldu peki, olmadı maalesef, olmadı. 

Çuvaldızı değil, çiviler batırsak kendimize, eşit şartlarda çıkamadık sahaya. Bize hata yapmaktan korkmalıydı hakem Osmanlı'ya hata yapmaktan korktuğu kadar. Bedeli olabileceğini düşünmeliydi. Bir Hüseyin Sözlü ile olmaz bunlar. Üzgünüm sevgili başkan ve yönetimim bunun için siz savaşacaktınız ama ben en kritik anımızda o savaşı sizlerde göremedim. Keşke tek kelime edemeden destekleseydim sizi. Şimdi kelimeler edebilerek destekliyorum. Önümüzde en az 2 en çok 5 maç var. Yapmadıklarınızı da yapın. Kaybedeceksek de kazanacaksak da kol kola, tek yumruk olsun bu.

Osmanlı cephesini bir sonraki yazıda ele alacağım.

9 Mayıs 2015

Bu Maçı Yönetim de Kaybetti

Osmanlı maçında sahda olduğu gibi, saha dışında da kaybettik. Örneğin bir Urfa yönetiminin yaptığını yapamadılar. Kamuoyunu yönrtemediler. Futbolcular çok akıllı. Yönetimin verdiği ve vermediği mesajları çok iyi alıyor. Yönetim,  bu maç öncesinde hem içeride futbolcuyu hem dışarıda kamuoyunu daha iyi yönetmeliydi. TFF ve Osmanlı'nın ayakoyunları karşısında kolay lokma olduk. Sahada yeteri kadar mücadele yoktu ama onlar da yani futbolcular yönetimden aldıkları mesajla hareket ediyor.  Cüneyt Çakır'ın ancak bizim gibi kolay lokmalara verebileceği kararlarla maçı kaybettik. Geçmiş olsun.