19 Şubat 2021

 Geçen sezon ilk iki şansını yitirdiğimiz Altay maçının benzeri bu yıl da oldu; bu kez bir puan da alamadık. Çok yeni, en yeni, süper yeni ruhsuz statta ilk maçımızda yenildik ve yine Altay maçıyla büyük oranda ilk ikinin dışında kaldık. Yazık, ne diyelim... 

Bir kaç yıldır özellikle yönetim işlerine fazla müdahil olmayayım, saha içiyle ilgileneyim diye maçları, oyuncuları, sonuçları yorumlamaya çalıştım ama bu işin saha içiyle ilgili olmadığı çok belli. En nihayetinde saha içini kuran, bir gidip bir gelen Başkan ve takımı kuran/bozan menajeri bu sürecin asıl mimarıdır. 

17 Şubat 2021

bu kalede 1 puanlık çatlak açmak çok değerli

Adana Demirspor gücünü bir kez daha gösterdi. Demirspor karşısında alınan 1 puan o kadar değerli ki, düşmanlarının ayakta kalması için onlara hayat verdi.

İstiyorlar ki kendileri gibi tribünsüz bir camia olalım. Patronun biri, tribüne hiç bakmadan şirketini yönetsin. Tribünün gönlünü almadan, onu ikna etmeden Demirspor'un yönetilememesi onları delirtiyor. Adana denince bu renklerin akla gelmesi, "tabii bir de onlar var" diye ikincil konumda kalmanın tarihsel üzüntüsü, Adana'yı ananların hep önce Demirspor'un ayağa kalkmasını istemesi de bu delirmeyi körüklüyor. Adana'ya hizmet isteyenlerin önce Demirspor'un kapısını çalması onları delirtiyor. O yüzden yere düşmemizi arzuluyorlar; tökezlememizin geri gelemeyeceğimiz anlamına gelmesini istiyorlar. 

Hep yeniden başladık, yılmadık, en kötü gününde ayaktaydık; inanamıyorlar!

Demirspor'un gerilemesi, Adana'nın gerilemesi anlamına geldi; onların düşüp çıkmasını dert eden yok, deliriyorlar.

Demirspor tribünlerinin yıllardır gelen hayalkırıklığına rağmen bu kadar büyümesi, ayakta kalması, güçlenmesi onları delirtiyor. O yüzden bu kalede 1 puanlık çatlak açmak çok değerli. O çatlağın büyüyüp kaleyi yıkacağını sanıyorlar. İstiyorlar ki biz de o çatlaktan sızan birileri tarafından yönetilelim, kendileri gibi hep paraya tamah edelim, ithal başarılarla mutlu olalım, dışarıdan taşınmış isimlerle avunalım. 

Demirspor geleneğini sarsacak bir imge çıkaramamaları, bizi yıkacak bir isim üzerinde uzlaşamamaları, Aytaç Durak'tan gibi düşmanımın düşmanından 1 puan dilenmelerinin nedeni buydu.

Dün Ankara'dan gelen "şehir takımı kurun" emriyle sarı-lacivert bir burjuva geleneğine yaslananlar, bugün Ankara'dan gelen bir kararla düştükleri ligte kalırken Adana'nın cumhuriyetçi, kamucu mavi-lacivert geleneğine çamur atmakla meşgul. Çamurlara ne olur, biliyoruz.

Kendini var etmekle kalmadın Demirspor; kendi başarısıyla değil senin başarısızlığınla ayakta kalanı da besledin. Gözleri hep bizde. Vardın, var oldun, var ettin. Bu kadar büyüksün işte! 

15 Şubat 2021

 5 Ocak'a veda edemedik; Adanaspor A.Ş. maçıyla açılması planlanan yeni stat, zemin gerekçe gösterilse de aslında siyasi şova hizmet etmek için bir hafta daha geç açılacak. Muhtemel son maçta, şirket takımına yine puan verdik. Öncesinde Ankaraspor'u yenmiştik; deplasmanda Bolu galibiyeti ve öncesinde iç sahada Bursa mağlubiyeti. Böylece 5 puan kaybederek başladık ikinci yarıya. Bu tempoyla ilk iki şansımız düşük; haftaya Altay maçıyla büyük oranda durum belli olacak. 

Aslında pozisyon buluyoruz ve maçları domine ediyoruz ancak bunları bitirme konusunda iyi değiliz. Pa Dibba'nın hareketliliği, son vuruşlarına yansımıyor. Yunus da yine topla oynama becerisini son hamlelere taşıyamıyor.  Mehmet Akyüz'ün düşen performansı sonrası gitti-geldi krizi ile henüz takıma yeniden adapte olamadı. Bu durumda Hasan gibi ekstra oyuncuların desteği ile ayakta duruyoruz. 

Yeni transfer Rangel'in son dakika golü, daha önce Lanzafame'nin golüyle aynı kaderi paylaşmaz umarım ve devamı gelir. Kaleci Zubas'ın bir anlık hatası, hiç pozisyonu yokken gol bulan takımı uyandırdı. 

1 puana deli gibi sevinen geçen senenin düşmüş takımında asıl sorun, maç öncesi teknik direktörleri Emrah Bayraktar'ın densiz konuşmasıydı. Hadsiz teknik direktör, yönettiği oyuncuların bir şirketin eşyaları olduğunun farkında değil sanırım. Allahına kurban oldukları o patrondan başka bir patrona geçerken, şehrin büyük abisini stat dışına gönderirken şımarık çocuk kimdi, çok iyi biliyoruz. Bu eski hikayeleri hatırlatmanın nedeni, hafızasız bir toplumun bugünkü büyük çöküşleri yaşaması... 

Kentin çöken dinamizini ayağa kaldırabilecek tek güç, herkesin bildiği, Adana'nın mavi-lacivert kitlesi. Yapılması gereken belli: Haykır Acını, Dön Mazine!

6 Şubat 2021

5 Ocak Stadyumu'na Elveda...

 



Kazım’da bir şeyler yedikten sonra Toros Caddesi’nden içeri girdiğimizde, Reşatbey’den Gazipaşa’ya yürürken veya Vali’nin evinin önünden ellerimiz cebimizde ve çoğunlukla moralsiz geçerken…

Bazen tek motorlu bir zirai ilaçlama uçağından aşağı bakarken… Dolmuş köşeyi döndüğünde ve Güney Kale Arkasını ucundan gördüğümüzde… Kuzey Kale Arkası’nda Muharrem Gülergin’in adını heceleyen bir ilkokul çocuğu heyecanında…

Sen artık olmayacak mısın? 

Aileden birisini toprağa verir gibi; tüm taşına, molozuna ve yıkıntına son bir kez sarılıp ağlama isteğini nasıl durduracağız? Orada oynayan takımları, renkleri, armaları dünyadaki her şeyden çok sevenler; seni, senin hiç anlayamayacağın kadar çok sevenler, bizler seni nasıl uğurlayacağız?

Bir pazar günü öğleden sonrasında, bir büyüğün kolunda stada girdiğimiz anda vücudumuzdaki tüm hücrelere işleyecek ıslak çim kokusunu, koşu pistinin kokusunu, sıcak havanın kendine has kokusunu bir daha duyamayacak mıyız? Çünkü ilk sende duymuştuk bunu ve sana mühürlemiştik. İlk aşkın yüzü zamanla silikleşir belki ama iki şeyi hep akılda kalır; ismi ve kokusu. Seni bir daha koklayamayacak mıyız?

Sen artık Stadyum Caddesine adını veremeyecek misin?

Adres tariflerinde adın geçmeyecek mi? Senin önünden geçince sağa sapamayacak mıyız, seni görene kadar dümdüz yürümeyecek miyiz? Kayboluyoruz, farkında mısın?

83 yıldır ilk defa sen de bizim gibi gurbete mi taşınacaksın? İlk defa yatağından ayrı yerde mi uyuyacaksın? Orada adın, kokun, geçmişin olmadan ne sen eski sensin, ne de biz o eski çocuklarız artık. 

Seni burada böyle bırakıyoruz şimdi. Ama sana son bir soru daha. Hani kalabalık görünen biziz, hani yüz binlerceyiz ve sen teksin ya. 

Söylesene, böyle unuta unuta, terk ederek devam ettikçe…

Asıl biz mi yalnız kalanlarız?




Kalbimizde yaşayacak tüm anılarla,

Elveda 5 Ocak, elveda...

27 Ocak 2021

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu. 

Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. Takımın imajını yerle bir ederken, Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun.

Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk. Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımlarına benzer. Keşke bu kadar rezil olunmadan bir dur denebilseydi.

Bugüne kadar Demirspor, belki Bekir Başkan dışında, hiçbir zaman Başkanlarıyla anılmadı; futbolcularıyla da anılmadı ne yazık ki.. Sadece taraftarı vardı onun yanında.  Ama işte "Pote geldi, oleey; transfer yaptık oleey" diye sevinenler yüzünden bugün "al sana Ömer Şişmanoğlu" denince ses çıkarmayacağı sanıldı. 

Tek gücümüz tribüne bir şey demek gelmiyor içimden ama zaten Nazım zamanında söylemiş: 

Akrep gibisin kardeşim... 

Demeye de dilim varmıyor ama

Kabahatin çoğu senin canım kardeşim

23 Ocak 2021

İkinci Yarı Başlıyor

İlk yarının son maçında Menemen'i rahat geçtikten sonra kupada Sivas ile oynadık. Yine Trabzon maçındaki gibi başa baş bir mücadele sonunda uzatmaya giden maçta son dakikalarda yediğimiz golle elendik. Takımın azmi ve mücadelesi sevindiriciydi. 

Devre arası transfer döneminde önceki yıllarda alışık olduğumuz gibi takım baştan aşağı değişmese de kimi değişiklikler oldu. Kosecki, Anıl, Lanzafame ile yollar ayrıldı. Anıl, Keçiörengücü maçında top toplayıcı çocuğa yönelik kabul edilemez hareketle gözümüzden düşmüştü; zaten takıma beklenen yararı veremeyen oyunculardandı. Gittiği takımlarda uzun süre oynayamadığı dikkat çekiyor. Kosecki için umutluydum; yetenekli olmasa da iyi bir yedek olarak devreye girebilirdi ama beklenen katkıyı o da sağlayamadı. İlk İtalyan oyuncumuz Lanzafame, fiziksel özellikleri benzer ilk Uruguaylımız Gustavo Alles'e benzer bir performans gösterdi: Hayalkırıklığı.  

Yeni gelenler, savunmaya Samet Akaydın, orta sahaya Aissati, Kaan ve forvete Ezeh, ligin bilinen oyuncuları. Bir diğer yeni forvetimiz Lucas Rangel, kapalı kutu. Yine de Finlandiya'da oynadığı KuPS takımında bir istikrarı varmış ve takım da ligin zirveye oynayan takımlarından. Daha önce yazdığım gibi, bu ligte fark yaratmak için iyi yabancı mutlak şart.

Önümüzdeki günlerde yeni gelişmeler de olabilir. Rassoul'la Fenerbahçe'nin ilgilendiği söyleniyor; takımın iyi oyuncularından, kaybetmemek gerekli diye düşünüyorum.

İkinci yarıya güçlü bir girişle, net bir şampiyonluk mesajı vererek başlamalıyız. Bizim için ilk iki dışında hiç bir pozisyon başarı değil. İlk yarıda özellikle ilk haftalardaki Bolu ve Adanaspor A.Ş. maçlarında yaşadığımız tarzda puan kayıplarını yaşamamak gerekiyor.

31 Aralık 2020

Cüneyt Hoca'yla İlk Yenilgi

 2020'yi yenilgiyle kapattık; covid nedeniyle ertelenen İstanbulspor maçında öne geçmemize rağmen 3-1 kaybettik. Bu sezon ilk kez gol attığımız maçta yenildik. İkinci devrenin hemen başında Chedjou'nun kırmızı kartı ve ilk yarıda 1-0 öndeyken Emircan'ın karşı karşıya kaçırdığı pozisyon da bu noktada etkili oldu. İlk yarının son maçında Menemenspor ile oynayacağız, onu kazanıp ilk 6 içinde kalmamız gerekiyor.

Şuanda ilk 6'da olan takımlardan sadece Tuzla'yı yenip Samsun ile berabere kaldık. Puanları görece zayıf takımlardan topladık. Cüneyt Hoca ile yaşanan hava değişikliğinin etkili olması için bu ortadaki maçları kazanmamız gerekli.

2020'yi yine bir play-off finalini kaybederek geride bıraktık. Artık bu sezon bu durumlara düşmeyelim. Açık bir şekilde söylemek gerekirse bu sezon play-off'a kalma, net bir başarısızlıktır. Tek hedef, ilk iki olmalı.

28 Aralık 2020

Demirspor 80 Yaşında!

80 yaşındayız! Cumhuriyet değerleriyle örtüşecek şekilde, kamucu hedeflerle, bir kişiyle değil hep birlikte! Birlikte yapalım, birlikte yönetelim, bizim çocuklar yapsın, çalışsın, başarsın diyen bir camia... Adana'yı gururlandıran, Çukurova'nın övünç kaynağı, pek çok kulübe de ilham veren, hatta bizzat adını veren bir spor kulübü. Cenup Yıldızı!

75. yılda Onur Biçer, Demirspor tarihine ve arşivine dair çalışmalar yaparken aslında 28 Aralık değil farklı bir tarihin kuruluş günü olması gerektiğini belgeleriyle bulmuştu, ancak bir şekilde resmi kayıtlarda 28 Aralık devam ediyor. http://www.adanademirspor.net/2015/12/75-yasndayz.html

70. Yılda da bugüne kadar tek örneği olacak şekilde gurbette bir söyleşiyle Demirspor'un kuruluşunu kutlamıştık; onu da eski kayıtlardan çıkarıp hatırlayalım: 


Bu yıldönümünü de alt liglerde kutlasak da Demirspor taraftarıyla her zaman en üstte!

21 Aralık 2020

Cüneyt Hoca Dokunuşu

 Bu kez ufak bir dokunuş, bildiğimiz isimden geldi; bilindik bir hamle. Cüneyt Dumlupınar, takımın başında çıktığı iki maçta farkını gösterdi. Önce hafta içi, 2008'ten sonra bir kez daha, Trabzon'u kupada yendik. Orada penaltı şansımızın da geri döndüğünü umuyorum. Bugün de, yine hafta içi sayılır, şu anda ligin lideri Tuzla'yı net bir oyunla ve skorla yendik. İlk yarıda gelen 3 golle... 

Tabii ki hoca değişiklikleri genelde ilk birkaç maçta olumlu etki eder. Belki gelecek haftayı da beklemeliyiz daha net konuşmak için. Ama hemen hemen aynı kadro ile bambaşka bir oyun oynanabileceğini gördük. Sadece ileri doğru biraz daha hamle... Zaten gol atabilen bir takımız; önemli olan bunu teşvik etmek. Puan alamadığımız maçlar, gol atamadığımız maçlar oldu. 

Geçen 12 hafta, sadece Ümit Hoca'nın kabız oyunu nedeniyle değil Başkan'ın onca eleştiriye rağmen ısrarından vazgeçmemesiyle heba edildi. Başabaş giden bu ligte kaybedilen her puanın ne kadar kıymetli olduğunu daha geçen yaz deneyimledik. Bu değişimin arayı kapatıcı etkiler olmasını umuyorum.


14 Aralık 2020

Kriz

Dünkü Giresun yenilgisiyle Demirspor'da yeni bir kriz başladı. Teknik direktör Ümit Özat istifa ederken/ettirilirken geçen yıl bizi play-off'a taşıyan ve sezon başı hazırlığında yer alan Cüneyt Dumlupınar yeniden göreve getirildi; futbolculardan Volkan Şen ve (önce gönderilip sonra sezon başlayınca geri getirilen) Erkan Zengin'den kulüp bulması istendi; menajer Metin Korkmaz'ın takımla bağı kesildi ancak hala yönetim kurulu üyesi. 

İşin özeti, sezon başında kurulan takım ve onu kuran vizyon çatırdadı. Şu anda o bağı kuran tek unsur, Başkan'ın varlığı. Ancak o da tartışılıyor. Çünkü bu son hamleleri, sezon başından beri ona yapılan önerilerin toplamıydı; takımda işlerin kötü gittiği defalarca belirtildi ancak o hatasında ısrar etti ve şimdi birden keskin hamle geldi. Başkan'a verilen destek, son dönemlerde kimseye verilmedi. Maddi gücüne rağmen başarı gelmedi. Siyasal pozisyonu, iş hayatı içindeki onca tartışma Demirspor'un imajını sarssa da takımın başarısı için her şeyi sineye çekecek taraftar tarafından göz ardı edildi. Ama memleket siyasetine sinmiş her şeyi ben bilirim tavrı, eleştirilere verdiği yanıtlarda belliydi. 

Taraftarın sabrı bir yerde taşar. Kimse, Demirspor'dan üstün değildir. Teknik direktör ve hoca göndermek, futbolumuzun bir klişesi; çözüm için bulduğu kolay yol. Önemli olan, meseleye bakış açısı; vizyon. Her şeyi tek başına yapıp, sonra sorumluluk bende diyerek işin içinden çıkmak mı (çıktığında ortada yıkılmış bir takım kalacak) yoksa ortak akılla hareket etmek mi? 

Artık çok para harcanarak değil, doğru para harcanarak başarılı olunacağı düşüncesi güçleniyor. O zaman, parayı ve doğru insanları bir araya getirmek gerekiyor. Nasıl?  Siyasal ve maddi güçle değil, yoldan geçerken Demirsporlu olanlarla değil, Demirspor'un başarısını kişisel ikbalinin önüne koyanlarla, tribünden gelen güçle, yıllarını Demirspor'a vermiş, Demirspor için ömür törpüleyenlerle... 

Futbolcu da o vizyona bakacak ve "hmm bunlar bu işe baş koymuş ben de üstüme düşeni yapayım" diyecek. 

Bu yıllardır yapılmadı, bugün yapılabilir mi göreceğiz. Yapan da zaten Demirspor tarihine geçecek.