25 Ekim 2014

Muhittin, Yunus, Onur

Altyapımızda yetişip kiralık olarak başka takımlarda olan oyuncularımızı göz ucuyla takip ediyoruz.  Onların başarılı olması bizi mutlu ediyor.

U18'den beri isimlerini gayet iyi bildiğimiz Muhittin Tümbül, Yunus Ünsal, Onur Gedikkaya 3.ligte 3. grupta forma giyiyor. Muhittin, busezon Orhangazispor'da, hafta içi oynanan Bayburt maçında takımının galibiyet golünu attı ve bu sezonki ikinci golü oldu. Yunus ve Onur ise Erzin Bld'de. Geçen yıl Ankara Demirspor'da ikinci yarı başarılı maçlar çıkaran Yunus bu sezon ilk maçlarda yedek soyunsa da son üç maçta ilk 11'de başladı, henüz golü yok. Ancak forma dağılımından anlaşıldığı kadarıyla forvet oynamıyor. Savunmada oynayan Onur ise 7 maçta iki kez ilk 11'de soyundu.

24 Ekim 2014

Adana Demirspor:1-Antalyaspor:1

Liderden 1 puan almak fena değil ama geçen 2 haftanın açığını kapatmaya yetmiyor. Aslında o maçları da beraberliğe bağlayabilirdik. Adana'da olduğumuz 3 haftada 1 puan toplamda kötü. Bunu deplasman galibiyetiyle kapatmak zorundayız. Beraberliği Mulenga ile kurtardık, 3. golünü attı.  Ünal hoca devreye iki değişiklikle başladı. Kadronun tam oturmadığı ve arayışların devam ettiği ortada. Bu en önemli sıkıntımız.

1-0 Olsun Bizim Olsun

Bu sezonun ilk cuma maçına, kendi sahamızda Antalyaspor karşısında çıkıyoruz. Futbolcular açısından nasıl bilmiyorum ama cuma maçlarına taraftarın konsantre olması oldukça zor diye düşünüyorum. Geçen iki haftaki "müdahaleli" mağlubiyetler ve şu anda lider olan takımla karşılaşmak tabii ki bu konsantrasyonu zorlaştırıyor. Yine de Antalya'nın fikstür avantajıyla, şu anda son üç sıradaki takımla ilk haftalarda karşılaşmış olması önemli bir detay. Yine son üç maçta Antalya'nın rakiplerinin kırmızı kartla eksik kalması başka bir detay. Demirspor genelde böyle kötü zamanlarda alt sıradaki takımlara mağlup olurken liderleri zorlamayı sever. Bu açıdan moralimizi yüksek tutabiliriz.

Geçen hafta Tayfun'un eksikliğini önemli derecede hissettik, bu hafta da yok oyuncumuz. Sakatlanan Beykan geçen hafta geri dönmüştü. İlk haftalardaki iyi oyunu yakalamak için bir şans olabilir. Daha önce yazdığımızı gibi Hurşut, Cumali, Hakan, Alaattin'in performansını yukarı taşımaması bizim için sıkıntı.

Rakip geçen sene Süper Lig'den düşen kadroyu önemli derecede değiştirdi ve yine iddialı bir kadro kurdu. Antalyaspor'la geçen sezon öncesi iki hazırlık maçı ve 2007'de gruplara kaldığımız süreçte kupa mücadelesi dışında, 10 yıl sonra bir lig maçında karşılaşıyoruz. Ligte en son 2004'te karşılaşmıştık. 2. lige düştüğümüz sezon son maçta Antalya'da 1-0 kazanmıştık; işe yaramayan bir galibiyet olmuştu. 1994'te o zamanki adıyla 1.lig, şimdiki adıyla Süper Lig'te oynadığımız son sene, sezonun ilk maçını da Antalya ile oynayıp 1-0 kazanarak kötü biten sezona iyi başlamıştık. İlginçtir, Antalyaspor karşısındaki 6 lig galibiyetimizi de 1-0'lık sonuçlarla almışız. (http://www.mackolik.com/Comparison/AllMatches.aspx?id=1358090)

Bugün de 1-0 olsun, bizim olsun.

19 Ekim 2014

Adanaspor:2-Adana Demirspor:1



Maçın başında penaltı, ikinci yarı başında çıkan toptan gol... Hakemin yerinde müdahaleleriyle gardı düşen Demirspor maçı çevirmek için yeterli eforu gösteremedi. 

Takımın özellikle ikinci yarı ne oynadığı belli değildi. Topu ileri iyi taşıyamadık. Yine de Hüseyin sol çaprazda çok uygun pozisyonda o topu gol yapsa 1 puan alabilirdik. Maça sonradan giren Hurşut hiç katkı yapamadı, futboldan koptuğu belli. Attamah kimseni  beklemediği kadar kötüydü, ilk golün de asistini yaptı! Maç öncesi kişisel hata yapmazsak, demiştik ; inadına çok hata yaptık. Sağ tarafı Abdülkerim hiç savunamadı. Cumali ve Alaattin yine etkisizdi. Golümüzde Oğuzhan'ın güzel çalımı ve pası, Özgürcan'ın şutu tek iyi olayımızdı.

Ev sahibi rakip Adana derbisinde tribünü dolduramadı. Yenildik ve artık bundan sonrasına bakmak gerekli.


18 Ekim 2014

Derbi Öncesi #2

Derbi öncesi takımıza güveniyoruz. Kayseri maçındaki gibi bir hakem müdahalesi olmazsa kadromuz bu maçı kotaracak güçte. Tribünde bize verilen 2200 bilet, bilet sisteminin rezilliğine rağmen kısa sürede tükendi. Toplamda rakibinden 2 kat fazla passolig alan Demirsporlular açısından tribün hakimiyeti her zamanki gibi normal bir durum. Memlekette tribünü bitirme projesi olan passolige Demirsporlular zort çekiyor!

Sahada da bu hakimiyeti göstermemiz için, orta saha hakimiyetini kurmak gerekli. Hurşut, Cumali ve yeterli süre alsa da Alaattin ve Hakan henüz beklenen katkıyı yapmadı. Mulenga'yı iyi beslemek için bu oyuncuların performansı önemli. Savunmada kişisel hatalar yapmazsak, zaten az gol yediğimiz ortada.  Geçen iki sezonki maçlar bol gollü geçti. 1 galibiyetimiz ve 2beraberlik var. Bu 4 maçta da gol attık ama geçen yıllardaki hastalığımız kolay gol yemekti. Bu yıl bu konuda daha iyiyiz.

Kayseri maçını unutup, ligin ilk haftalarındaki performansımızla bu maçı alalım!

17 Ekim 2014

Mustafa...

Benim adaşım, doğdu! Bu ne güzel mutluluk...

Onur Biçer'in ikinci çocuğu dünyaya geldi. Allah ona ve Başak'a çocuklarıyla mutlu, huzurlu bir hayat nasip etsin.

Zor oldu, Mustafa çok zorladı onları. İnatçıydı, Mustafa çok inat etti.

Bu bebek henüz bilmiyor, zorlukları, inatları, sıkıntıları aşmasını bilen insanlara evlat geldiğini. Bunca kavga dövüş arasında mangallardan büyük yüreklerin arasına doğduğunu.

Öğrenecek.

Adana Demirspor'u öğreneceği gibi. Günü gelince kendisine, "al evlat, bu atkı, bu da pankart" deneceği gibi...



Koyu lacivert dünyamıza düşen masmavi noktacık, Mustafa'mız,
Hoşgeldin!



14 Ekim 2014

Adana Derbisi Öncesi

Adana Derbisi öncesi Şimşekler Grubu gerekli açıklamayı yaptı, memleket futbolunda her şey kötü giderken sorumluluk alarak stat yarı yarıya olsun, artık bir şeyleri değiştirelim dedi. Acaba güvenlikçi zihniyetin buna tahammülü yok tabii ki. Bugün alınan kararlara göre derbide 2200 Demirspor taraftarı olacak, TFF logolu passolig kartları da geçerli olmayacak. İsteklerini biliyoruz, tribünler boş kalırsa sorun çıkmaz diye düşünüyorlar. Onlar için en iyisi futbolun ölümü! Saha futbolu öldürdüler, şimdi sırada tribünler var...

5 Ekim 2014

Adana Demirspor:1-akpspor:2

Demirspor ilk mağlubiyetini hakem bozuntusu Ali Palabıyık'ın tetikçiliği sonucu aldı. Hükümetin resmi takımının kötü gidişi, bizi ancak 10 kişi bırakarak durdurulabildi. Futbola parti siyasetlerini karıştıranlar, stadlara "siyasi" pankartların asılmasını yasaklayıp futbolu güya özerk federasyonlarıyla yönetiyor. Hak yiyenin boğazında kalsın, futbolu bu hale getirenlere yazıklar olsun.

2 Ekim 2014

İyi Yaptığımız İşler

4 hafta 10 puan toplayarak üç yıllık 1. lig maceramızın en iyi başlangıcını yaptık. Hele ki iki deplasman üst üste kazanmak geçen sene hiç yapamadığımız bir işti; bir önceki sezon ise ilk yarı 7. ve 9., ikinci yarı ise 26 ve 28. haftalarda iki kere yapmışız. Deplasman galibiyeti böyle dengeli liglerde her zaman önemlidir.

Ligin zor maçları başlıyor. Gerçi Alanyaspor'un kupa maçı dahil sadece bizden gol yediğini ve toplam 11 gol attığını görüyoruz. Şimdi Kayseri karşısında, lige istedikleri gibi başlamayıp teknik direktör değişikliği yaşasa da 1. ligin bu sezonki en iyi kadrolarından birine sahipler, bu ivmenin devamını bekliyoruz. Sonrasında Adana derbisi var ve ardından yine iddialı bir ekip Antalyaspor ile oynuyoruz. Alt ligden çıkanlarla, üst ligden düşenlerle arka arkaya oynamak ilginç oldu. Adana'da geçireceğimiz üç haftalık süreçte, Sandıklı'yı da eleyip kupada gruplara kalırsak, gelecek adına daha net konuşabiliriz. Bu noktada Şimşekler Grubu'nun yerinde açıklaması ve erken havaya girmeme uyarısı yerinde. Geçen yıllarda da üçer-dörder haftalık galibiyet ve mağlubiyet serileri yaşamıştık; inişli çıkışlı bir takımız. Yine de Adana'da ekim ayı güzeldir; güzel bir sonbahar olması için iyi yaptığımız işleri daha iyi yapmamız gerekiyor.

Bunların başında orta saha direncimiz geliyor. Rakiplere kolay pozisyon vermedik, geride Yiğitcan'ın etkili oyununa önlerinde Hakan, Hüseyin, Alaattin üçlüsünün bozmadan devam etmesi gerekiyor. Hatta Hakan'dan daha fazla çaba görmek istediğimizi söyleyebilirim. Tecrübesini daha fazla göstermesi gerekli, sezon başından beri belki küçük dokunuşlarla önemli işler yapıyor ama biz onun saklanmadan oynamasını ve daha hareketli olmasını bekliyoruz. Aynı şekilde Alaattin, iki sezon üst üste şampiyonluk yaşamış bir isim olarak geçen seneki Efe'nin liderliğine daha fazla bürünmesi gerekli. Yoksa bu oyuncuların yine geçen seneki Birol hayalkırıklığını yaşatmasını istemiyoruz.

Bu sezonun bence en dikkat çeken oyuncusu Tayfun. Gençlerbirliği'nden kiralık genç oyuncu belki de kimsenin beklemediği ölçüde takımı ileri taşıyan isim oldu. Yine geçen seneyle karşılaştırmak gerekirse kanatlardan Mehmet Eren'in ya da Erçağ'ın bindirmelerine benzer bir iticilik görüyoruz onda. İlk hafta oynamadı, ardından onun ilk 11'de olduğu maçları kaybetmedik. Genç ve kiralık kontenjanından Beykan'ın da bir an önce iyileşip dönmesini ve takıma enerji vermesini umuyoruz.

son iki hafta takıma giren ancak hemen adapte olup olumlu katkı sunan tecrübeli Ali Tandoğan'ın performansını koruması da önemli. Sezon başı olduğu için henüz 90 dk yı çıkarabilecek gibi görünmüyor ama Tayfun-Ali Tandoğan işbirliği bu seneki ana motorumuz olabilir. Tanınmadığı için performansı soru işareti olan Oğuzhan da kumaşının iyi olduğunu hemen belli etti. Bolu maçında gol atamasa da ileriyi karıştırdı ve paslaşmaları hep olumluydu. Takımın koyu renkli çocukları Attamah ve Mulenga, ileride ve geride üstlerine düşeni yaptılar. Attamah'ın Bolu maçında kimsenin anlamadığı kırmızı kart dışında bir hatası olmadı diye hatırlıyorum. Mulenga ise yavaş yavaş kendini buluyor. Geçen sene Rostand'ı iyi besleyememiştik, ama bu yıl forvetimize daha iyi top getiriyoruz; onun işi de bunları çizgiden geçirmek. Mulenga, bu yıl 15 gol barajını zorlamalı.

Orta sahada daha Hurşut'tan hiç verim alamadık, onun da devreye girmesi lazım ve kendini biraz gösteren ama sinir harbine yenilen Cumali de aynı şekilde orta saha direncimiz açısından önemli.

Takımın  durumunda Ünal Hoca ve ekibinin katkısı büyük tabii ki; kadro bir kaç isim dışında yeni kurulmasına rağmen onları kısa sürede iyi konuma getiren onlardı. Umarız aynı disiplin ve takım olma ruhu devam eder. Sadece Ekim değil bütün sezon güzel geçsin...


30 Eylül 2014

Burslar İkinci Dönem

Ankara Tayfası olarak en gurur duyduğumuz icraatimiz olan Ankara'da yaşayan Demirsporlu kardeşlerimize verdiğimiz burslarda ikinci döneme giriyoruz.

Geçen sene 4 kardeşimize ayda 90 TL burs vermiştik. Havuzumuzda Tayfa'ya fiilen ve/veya yürekten katılan büyüklerimiz ve arkadaşlarımızın desteği ile aylık 360 TL toplamıştık. Katılım tutarı minimum 20 TL idi. İsteyen daha fazla miktar ile katkıda bulundu elbet. 

Burs alan arkadaşların bulundukları ortamda burs aldıklarının bilinmemesi, onların kendilerini mahçup hissetmemeleri için isimlerini burs verenlerden dahi gizledik. Tabi yine de talep ederlerse burs dağıtımına ilişkin hesap hareketlerini kendilerine verebileceğimizi söyleyerek şeffaf olduğumuzu vurguladık.

Burs alan arkadaşlara da kimlerin burs verdiğini söylemedik. Sonuç olarak Demirspor'un geleceğinde bir şekilde rol alacak bir kuşağa çok küçük de olsa bir katkı sağlamanın hazzını yaşadık.

Şimdi aynı ilkeler ile ikinci sezona giriyoruz. 

Burs alan arkadaşlarımızdan üç tanesi burs almaya devam edecek. Geçen sene havuza katkı koyan büyüklerimiz ile arkadaşlarımızın hepsi bu sene de havuza katkı koyacaklarını beyan ettiler. Bu kapsamda bir arkadaşımıza daha en az 90 TL burs vereceğiz ayda. 

Burs verebileceğimiz kişi sayısı ve burs miktarı havuza ilave katkı koymak isteyen olursa artabilecek. 

Sonuç olarak; burs almak isteyen arkadaşlarımızın demirgibiyiz@gmail.com adresinden ve Facebook grubumuzda kurucu konumunda bulunan Onur BİÇER, Mustafa UÇAR ve Yavuz YILDIRIM'a özel mesaj göndermek sureti ile ulaşabileceklerini beyan ediyoruz. 

Ankara dışından burs vermek istemediğimizi, burs verdiğimiz arkadaşlar ile yüzyüze tanışmak ve bir arada olmak istediğimizi vurgulayalım. 

Burs vermek isteyen arkadaş ve büyüklerimiz de yukarıdaki kanallardan veya doğrudan bize ulaşırlarsa destekleri için müteşekkir oluruz. Halihazırda havuzda olan veya havuza dahil olmak isteyen gönüllülerin havuzun işleyişine ilişkin önerilerine de açığız. 

Saygı ve sevgilerimizle,

ANKARA TAYFASI

29 Eylül 2014

Tayfa Bolu'daydı


Bolu'daki müthiş deplasman tribününde, her zamanki gibi Ankara Tayfası da yerini aldı. 










28 Eylül 2014

Boluspor:0-Adana Demirspor: 3

Tribünde beste şov, sahada gol şov! Eskinin yerine yeniyi koyuyoruz, Son yıllarda galip gelemediğimiz Bolu deplasmanından 3 golle dönüyoruz. Uzun süredir bu kadar rahat bir deplasman galibiyetimiz olmamıştı. Gollerde, Ali'nin, Mulenga'nın, Tayfur'un pasları çok önemliydi. Orta sahadaki baskımız iyiydi,  kaleyi bulan toplarımız gol oldu. Kalede Serdar iki kritik kurtarışıyla bizi ayakta tuttu.

Ayağınıza sağlık çocuklar!

Bolu; Tanıdık Bir Deplasman

Ankara'ya yakınlığı ile her zaman kafadan gidilecek olarak işaretlenen bir şehir, Bolu. Önceki iki sezon ligi açtığımız, bu sezon da ikinci deplasman rotamız olan Bolu'ya karşı dışarda pek başarılı olduğumuz söylenemez.

2007'de bir midibüsle, geçen iki senede de minibüslerle ziyaret ettiğimz şehirden 3 puanla dönememiştik. 2007 sonrasındaki karşılaşmalar, "sezon başının günahı olmaz"la avunduğumuz dönemlerdi. Bugün artık sezon başını iyi geçmenin moraliyle Bolu'ya gidiyoruz. 3 puan umudumuz canlı...
Bu sefer nasıl bir hikaye ile döneceğiz bu maceredan? Bakalım, görelim...

27 Eylül 2014

Eskinin Yerine Yeni

Geçen haftadan kalan keyif, hafta 4-1'lik Güngören galibiyetiyle devam etti. Maçtan önce akla gelen kötü hatıralar, bu sezonun iyi geçeceğine dair umutlara bıraktı yerini.  Aslında Güngören'in suçu yoktu, onlara mağlup olmamızı sağlayan isimlere sövmeliydik, futbolcusundan yöneticisine... Bir daha öyle adamları bağrımıza basmamız gerektiğini hatırlattı bu maç bize. Kötü günleri iyilerle değiştirelim, madem eskinin yerine yenisini yaratıyoruz, Bolu'dan da galibiyetle dönelim!

21 Eylül 2014

Adana Demirspor:3-Alanyaspor:1

Giresun'dan sonra 1.ligin bir diğer yeni takımını da yendik, puanımızı 7 yaptık. Goller Mulenga ve Oğuzhan'dan. Bursa'dan kiralanan Oğuzhan geçen yıl A2'de attığı tek golden sonra bu gollerle  1.lige merhaba demiş oldu. Ünal Karaman'ın devre arası müdahalesi ve taraftarın desteği ile 3 puan geldi. Sezon iyi başladı,  nazar değmesin, böyle devam etsin.

20 Eylül 2014

Hasret

Aydoğdu yönetimi sosyal medyayı boşlamıyor. Özellikle benim gibi twitteri yakından takip edenler son zamanlarda twitterde kulübün resmi hesabından ( @AdsKulubu) gelen güzel twitler ile mutlu oluyorlar. Aşağıya bir örneğini ekliyorum.

Kulübün sosyal medyaya ilgisi için yetkililere teşekkür eder, devamını dileriz...


16 Eylül 2014

Türkiye Kupası Hakkında

Türkiye Kupası'nda kuralar çekilmiş. Buna göre rakibimiz İstanbul Güngörenspor olmuş.

Daha önce defalarca yazdık yine yazalım.

Türkiye Kupası bir gelir kaynağıdır. Yayın gelirleri vardır, ilave iddaa gelirleri vardır, yanlış bilmiyorsak galibiyet başına gelir vardır. Mevcut borç yapısı ile Adana Demirspor kulübünün tek kuruş gelire sırt dönecek lüksü yoktur.

Bu nedenle Türkiye Kupası asla angarya olarak görülmemelidir. 

Ayrıca hafta içi maçlarının takımın performansını olumsuz etkilediği tezi kanıtlanmış, kezin bir tez değildir. Bana göre bu performansa alışan bir takım için olumlu dahi etkileyebilecektir. 

Demirspor takımı hiçbir maça kaybetmek için çıkmamalıdır. 

Takımımızdan başarılı bir kupa performansı bekliyoruz.

15 Eylül 2014

Geçmiş Olsun Beykan



Giresunspor maçının son anlarında omzunun üstüne düşen genç oyuncumuz Beykan'ın sargılı bandajlı hali twitter'da paylaşılmış. Geçmiş olsun diyoruz, hemen düzel de gir yeniden takıma!


14 Eylül 2014

Giresunspor:0-Adana Demirspor:1



Delasmandan üç puanla dönüyoruz, bilindik tabirle "plakayı yazdık". Maçta tek pozisyonumuz gol oldu, Mulenga'nın ayağından. Oyuna gergin başlayıp sarı kart gören Cumali'nin yerine oyuna giren Timur hücuma katkı yaptı ama Tayfur'un pası golün hazırlayıcısıydı. Takımın en iyisi Attamah son saniyede gereksiz yere kırmızı kart gördü, haftaya yok, maçın en kötü yanı bu oldu. Takımda genel olarak bir uyum sorunu dikkat çekiyor.
Genel olarak orta saha mücadelesi şeklinde ve temposuz geçen maçta bulduğumuz pozisyonu değerlendirmek bizim için artı.

Deplasmana giden arkadaşlarımıza kazasız belasız yolculuklar...


Yeniden Başlıyoruz



Gereksiz milli maç arasıyla koptuğumuz Lig havasına bugün geri dönüyoruz. Arada basketbolda Dünya Kupası heyecanı, adrenalinimizi yüksek tuttu neyseki. Tribün emekçileri yeni pankartlar hazırlarken deplasmancılar da kendi imkanlarıyla yola koyuldu. Bugün Giresun'da tayfadan arkadaşlar tribünde olacak, pankartlar asılacak. Kötü hatıralarımızı iyiye çevirelim, ilk galibiyetimizi elde edelim!


10 Eylül 2014

Yeni Pankartlar


Bir süredir teker  teker fotoları geliyordu internete, şimdi hepsini birden görüntülemiş arkadaşlar, fotoyu Rıdvan Tunç'tan (@fuzeselami) aldım.  Emeği geçen herkesin eline sağlık,  2008-2010 ruhu geri dönsün tribüne...


3 Eylül 2014

Rüyalar Gerçek Olsa...

Her çocuk yeni bir umut, yeni bir başlangıç, daha güzel yarınlar.

Yavuz ve Ebru kardeşlerimizin bu sabaha karşı Rüya isminde bir bebekleri oldu. Tayfamızın en genç, en dinamik üyesi hepimizi mutlu etti.

Hoş geldin Rüya!

Rüyalarımızı seninle oyunlar oynadığımız dönemlerde gerçekleştirebilmeyi diliyoruz.

Kardeşlerimizi tebrik ediyoruz, yeğenimize ailesi ile sağlıklı, mutlu, başarılı bir ömür diliyoruz.

2 Eylül 2014

Passolig Değerlendirmeleri #4

Passolig uygulaması ile ilgili bir değerlendirme de takipçimiz Ömer Durmuş'tan geldi; Ömer Bey bu hafta 5 Ocak'ta yaşadığı deneyimi paylaşmış:

"Ben de passo lig uygulaması ve uygulamanın tribünlere yansıması hakkında bir iki şey karalamak ve sizlerle paylaşmak istedim.

Öncelikle passo lig uygulamasını görmeden, yaşamadan olumlu yahut olumsuz fikir beyan etmek istemediğim için maçı yaşadıktan sonra fikirlerimi artık daha rahat paylaşabilirim.

Bir kere aslında uygulamanın pazarlanış şekli, maçı benim gibi takip eden bir tribün insanı için çok mantıklı, nasıl mı?

1)Daha Ekonomik;
Her yıl 17 maç üzerinden peşin ödeyerek kombinemi alıyorum fakat takım ortalama 3-4 maç ceza yiyor, 1-2 de hastalık, seyahat falan olsa toplam 5-6 maç zaten ücretini ödediğim maça gidemiyordum. Şimdi ise gidebileceğim maçın ücretini ödeyeceğim. Üstelik vadeli.

2)Bilet Almak Daha Kolay;
Kombine yoksa , sahte bilet kaygısı ile sadece maç günü satışa çıkan biletler, maçtan 3-4 saat önce açılan gişelerde satılıyor ve özellikle önemli maçlar öncesinde izdihamlar, kavgalar, hırgürler arasında zar zor bilet alınabiliyorsa alınıyordu. Şimdi günler öncesinden ,bilgisayarın başında rahat bir şekilde bilet alınabiliyor.

3) Daha Tüketici Odaklı;
Talebim, parasını ödediğim her üründe olduğu gibi bu işte de isteğimi(koltuğu) seçerek, seçme hakkımı kullanabilmekti ki o imkanı passo kart sunuyor.

4) Daha Koruyucu;
Sonuçta herkes yerine oturacağından koltuk kıran, çevreye rahatsızlık veren, evladımın yanında küfürün bile adabını aşarak sarf edilen sözler, jestler, mimikler azalacak veya olmayacak. Biz de çolumuzla, çocuğumuzla rahat rahat tribünde, marşlar, şarkılar eşliğinde gönül verdiğimiz takımın maçlarını izleyeceğiz.

Peki öyle mi; Ne yazık ki bana pazarladıkları ürün karşılığında oluşan tüm beklentilerimin hepsi yalanmış.

Biletimi günler önce özenle aldım ve maça -yine de bir saat önce-girdim. Stadın en fazla ücret ödenerek girilen tribününde, yerimden 4 blok ileride başka koltuğa razı oldum,o da tribünler boş olduğu için. Sezonun ilk maçı fakat koltuklar yine leş gibi, bazıları kırık. Maçın başlamasına 20 dakika kala alt bölümde oturanların tamamı yukarı çıktı, hiç bir görevli en ufacık bir uyarıda bulunmadı. Maç başladı 3 sıra önümde oturan 3-5 kafadar zaten maçı hiç izlemiyorlar sadece birbirlerine küfür ediyorlardı, su savaşına başladılar , ön sıramda oturan 13 yaşlarına iki arkadaş sırılsıklam ıslanınca biraz sitem etmeye kalktılar, çocukları dayaktan zor kurtardık.

Maç çıkısı anladım ki bu kartın sporda şiddeti önleme, insan gibi maç izleyebilme, ödediğin ücretin karşılığını verebilme vs ile ilgili en ufacık bir kaygısı yok.Futbol müşterisinin paralarını ceplerinden, iktidarı rahatsız edenleri ise tribünlerden toplamaktan başka derdi yok."

1 Eylül 2014

Passolig'i Değerlendirmeye Devam Ediyoruz

Tayfamızdan Nuh kardeşimiz Passolig'e ilişkin düşüncelerini güzel ve etkili bir dil ile kaleme almış. Bu tartışmanın kesilmemesi bilinçlenme ve düşünceleri şekillendirme, körü körüne destek veya köstek olmama açısından faydalı olacak. Görüşü olan herkesi blogumuza bekliyoruz. Teşekkürler Nuh kardeşim.

"Sezonun ilk haftası itibari ile spor camiasının eğlence anahtarı olarak sunulan Passolig stadlarımıza kabus gibi çöktü. Tribünlerdeki taraftar sayısı yok denecek kadar az. ilerleyen haftalarda uygulanmak istenen sistem yerli yerine oturacak mı yoksa tamamıyla çökecek mi hep beraber göreceğiz, fakat bu sistem; bilet satmaktan ziyade bağlı kurumunun mevduat bankacılığı yapması için müşteri toplamaktan başka bir şey değildir. Kanun kulüplere e-bileti şart koşuyor ‘Passolig’i değil! Kulüpler marketlerin,AVM'lerin, otobüs firmalarının indirim kartı gibi bir kartla taraftarı e-bilete geçirmek yerine taraftarını banka müşterisi yaptı. Futbol her geçen gün, futboldan farklı bir şey olmaya başladı. Endüstriyel futbolun kapanları arasına sıkıştık. Nasıl kurtulmalı, ne yapmalı! Taraftar grupları bu işi bir araya gelip çözmeli. Ön ayak olmalı. Bizi müşteri gibi görmeleri engellenmeli. Bu mecburiyete son verilmeli ve e-bilet uygulama hakkı kulüplere bırakılmalıdır. 

Passolig; spor camiasına stad kapılarını kilitleyen anahtarın ta kendisidir. 

"Futbolun ruhu tribünlerdir. Tribünler bizimdir.""

Kaynaklar: www.mavisimsekler.com
@espanaa

30 Ağustos 2014

Adana Demirspor:1-Denizlispor:1

İlk maçta tek puan alabildik, kendi sahamızda kötü sonuç. Golümüz Beykan'dan geldi. İlk yarıda  gol dışında, maçın başlarında Mulenga ve golden sonra da Timur'la pozisyonumuz var. İkinci yarıda ise net bir pozisyon yok. Oyuncular henüz hazır değil. Mulenga bu haliyle Rostand'dan kötü. Orta sahada Alaattin'den başka topu ileri taşıyan oyuncumuz yok. Takımda genel olara organize olmakta sorun var, topu iyi dolaştırsak da daha kim ne yapacağını tam bilmiyor. Mücadelenin sonuca yansımadığı bir maç oldu.

29 Ağustos 2014

Yeni Sezonda Başarı

Yeni sezona başlıyoruz. Geçen seneki kadrodan as takımda olmayan birkaç oyuncuya gecikmeli de olsa çok sayıda futbolcu ekledik. Çoğunlukla yolu Erciyes ve Karabük'ten geçen topçular... Arka arkaya 1. Ligte şampiyonluk yaşayan, Süper Lig tecrübesi olan, deneyimli ve genç bir karma var elimizde. Hurşut, Ali ve Hüseyin gibi Süper Lig'in iyileri de kadroya katıldı. Siyahi forvetimiz, Fransız ve Hollanda ligi deneyimli Mulenga'dan beklentimiz yüksek. Eğer bu isimlerden bir "takım" kurulabilir, ödemeler düzgün yapılırsa başarılı olmak mümkün.

Bununla birlikte U21 takımımız da -passoligsiz seyredebilirsiniz!- yine odağımızda olacak; Demirspor'umuzun köklerini taşımaya devam edecekler.

Bu sezon başarı, saha içinde olduğu kadar gelecek yıllara borçsuz, kalıcı gelir kaynakları yaratmış, kurumsallaşma yolunda adım atmış bir kulüp olmakla da ölçülecek. Daha önce olduğu gibi bundan sonra da bu konu hep gündemimizde olacak.


Kalıcı Gelirler Hakkında

Dün ADS-Der’in Kalıcı gelir ile ilgili açıklamasını okuduk. Bu açıklamaya katıldığımızı ve içinde bulunduğumuz ekonomik darboğazdan bizi çıkarmayı hedefleyen her türlü hareketin içinde olmayı görev saydığımızı belirtmek isteriz. 

Defalarca söyledik yine söyleyelim. Adana Demirspor’un elde ettiği gelirler, buna belediyeden gelenler de dahildir, giderlerini karşılamaya yetmemektedir ve aradaki fark mecburen borç ile karşılanmaktadır. Ve her borç alışımızda yeni temliklerle karşılaştığımız için her sezon giderlerimiz gelirlerimizi daha çok aşmaktadır. 

Adana Demirspor’un bu zinciri kırabilmek için kalıcı gelire ihtiyacı vardır. Kalıcı geliri çeşitli açılardan değerlendirmek mümkündür. 

1-Her sene temlikli olması nedeni ile tahsil edemediğimiz İddaa ve Federasyon gelirleri, temlik yükünün ortadan kaldırılması ile boşa çıkarılırsa Adana Demirspor doğrudan en büyük kalıcı gelirine kavuşacaktır. 

2-Adana Demirspor kulübü tabana yaygın kalıcı gelir projeleri üretmek ve taraftarının maddi desteğini yanında hissetmek zorundadır. Tabana yaygın kalıcı gelir projelerimizi birçok kez blogda paylaşmış ve ayrıca talep eden yönetim kurullarına da sunmuştuk. Gerekirse çalışmaları detaylandırmaya ve tekrar sunmaya hazırız. 

3-Adana Demirspor kulübü iş adamlarına ve iş hayatına yönelik kalıcı gelir projeleri hazırlamalıdır. 

Üç başlık altında değerlendirdiğimiz bu kalıcı gelir adımları bir noktada kesişmektedir: Siyasi otorite ve devlet erkanı. 

Bugün temlik yükünü kırmanın yolları; 
a) Belediyenin hibelerini artırması yolu ile gelirlerin giderleri aşması 
b) Siyasi otoritenin baskı ve desteği ile kulübe tek seferlik yüklü gelir getirecek organizasyonlara girişilmesi 
c) Temlik sahiplerinin temliklerini yeniden yapılandırması 
d) Kalıcı gelirler ile gideri aşacak şekilde gelir sahibi olunmasıdır. 

Bugün tabana yaygın kalıcı gelir projesi örnekleri, 

a) halı saha, 
b) otopark, 
c) muhtelif yerlerde bağış sandıkları kurulması gibi projelerdir. 

Bugün iş çevresine yönelik kalıcı gelir projeleri, 
a) benzin istasyonları ile çalışma yapılması, 
b) AVM’ler ile çalışma yapılması gibi projelerdir. 

Bugün tek seferlik ilave gelir elde etme projeleri 
a) Takıma sponsorluk bulma, 
b) Takıma forma reklamı bulma gibi projelerdir. 

Tüm bu projeleri (belki SMS projesi bunun dışında tutulabilir) Adana’nın güç odaklarından bağımsız bir şekilde yapmak maalesef mümkün değildir. Bunun olmadığını, taraftarın kendi kısıtlı imkanları ile büyük gelirlerin akacağı havuzlar oluşturma potansiyelinden ve ilgisinden çok uzakta olduğunu defalarca anlattık, örneklendirdik. İş çevresinin “Demirspor kentin değeridir, Adana, Demirsporludur” gibi gerekçeler ile harekete geçecek yakınlık düzeyinde olmadığını, hatta ve hatta Demirspor’a zerre ilgi duymadıklarını ve daha da ötesi Demirspor’a elini verenin kolunu kaptıracağı algısı nedeni ile uzak durmaya çalıştıklarını işleyip durduk. Demirspor’un doğru bir iş birliği ile siyasiler açısından oy deposu haline gelebileceğini ama bu tezi harekete geçirecek dinamiklerin suskun olduğunu belirttik. 

Sonuç olarak taleplerin doğru bir şekilde siyasilere ve güç odaklarına iletilmesi ve siyasilerin doğru şekilde yönlendirilerek kulüp üzerinde ilgi ve desteklerinin sağlanması kaçınılmaz görünüyor. Bu noktadan hareketle kalıcı gelire ilişkin adımları destekliyor ve bu tür çağrıların Adana Demirspor’da etkili olan tüm oluşumlarca desteklenmesinin çağrının etki derecesini artırması açısından faydalı olacağını düşünüyoruz.

26 Ağustos 2014

Passolig'e Dair

Gencay kardeşimin yazısının alacağı tepkileri bekledim kendi görüşümü yazmak için. Çok olumlu tepki aldığını belirtmeliyim. Passolig gibi bir uygulamaya karşıyım. Bu tür uygulamalar futbolun ruhunu öldüren, onu mekanikleştiren uygulamalar.

Gelir konusunda Gencay'ın verdiği bilgiler de çok doğru, çok yerinde. Kargo ücretinden, EFT-havale ücretinden, gecikme faizlerinden, bilet işlem ücretlerinden cebimize tek kuruş para girmiyor. Yıllık kesintileri de dikkate aldığımızda Demirspor için harcadığımız her 10 TL'nin yaklaşık 6 TL'sini aslında Demirspor'a vermediğimizi kabul etmek durumundayız. Bu yönüyle bu sistem rezalet, mide bulandırıcı. 

Yalnız bu değerlendirmeyi yaparken Demirspor'un maddi durumunu ve diğer gerçeklerini de belirtmek gerekiyor. Maalesef Passolig üzerinden yapılan ekonomik değerlendirme vurucu ama ziyadesi ile farazi. 100.000 Passolig kartı sayısı bizim için hayal. 

Şöyle ki; Adana Demirspor kulübü bugüne kadar 3 tane kredi kartı projesi yaptı. Flexi kart, Maximum kart ve yürürlüğe girmeyen Denizbank bonus kart. Bunlardan ilk ikisinde kulübün gelir kazanabilmesi için 1500-2000 kişinin kart sahibi olması gerekiyordu ve bu kartlardan kart işletim ücreti alınmıyordu. Bu kota doldurulamadığı için Demirspor'un kasasına tek kuruş girmedi. Bu kredi kartından 100.000 adet satılabilse idi Demirspor'un belki de en büyük kalıcı geliri olacaktı. Takım ile ilgili harcanan her kuruşun %90'ı Demirspor'un kasasına girecekti. Takım ile ilgili olmayan her harcamanın %0,6'sı civarında bir para da kulübün kasasına girecekti. Yani bakkaldan aldığın ekmeği kredi kartı ile alırsan banka Demirspor'a para ödeyecekti. Ayrıca bir bağış kampanyası ile birleştirilip sunulsa idi piyasaya Gencay kardeşimin verileri altında aylık 1 TL bağış ile Demirspor'un yılda 1,2 milyon TL minimum kalıcı geliri olacaktı. Ortalama 2 TL bağış ile 2,4 milyon TL, ortalama 5 TL bağış ile 6 milyon TL. Harcamalar üzerinden gelecek gelirleri hariç tutuyorum. 

Bu hesapları yaparken 100.000 rakamı yerine 5.000 rakamını ideal koyduk kendimize. Yani yılda 60.000 TL kulübe bağış yolu ile gelir gelse yeterdi. Harcamalardan da 10.000 TL gelse razıydık. Yılda 70.000 TL'ye fittik. Onu bile başaramadık. 

Burada bankaların da muhafazakar tutumu vardı. Türkiye'nin 4. büyük kenti iken sıralamada 5.liğe gerileyen Adana, kredi kartı borcu ödememe listesinde de Türkiye'nin ilk üç şehri arasındaydı. Bankalar da başvuruların bir kısmını reddettiler. Ama kabul etmek lazım yeterli başvuru olmadı. 

Bekir ÇINAR yöneticiler tarafından sevilmedi ama taraftara hitap ettiği için çok önemli bir kesimin göz bebeği idi. 28 Mayıs gecesi, yardım gecesi Demirspor'un tarihine geçti, kara bir anı olarak. 58.000 TL para toplanabildi ancak. 58.000 taraftardan 1'er TL yardım gelmiş olsa idi çok anlamlı olurdu ama yine tabana yayılamadı. Samet kumbarasını bağışladı, muhtelif taraftar bağışlarda bulundu, bir iş adamı 25.000 TL bağışladı da 58.000 TL bu şekilde ödendi. Başkan utanıp paraları bağışçılara iade etmişti. 

Yani söz konusu para olunca ve işin içinde zorlama olmayınca Demirspor taraftarı maalesef kayıptı. 

Demirspor ortalama 15.000 taraftara da oynamadı maalesef. Ortalama taraftar sayısında en yakın rakibimize fark attık ama ortalamamız 10.000 biletli seyirci (iki ayrı kaynağın ortalamasını alarak bu sonuca ulaştım.). Demirspor taraftarı kente de hakim ama genel anlamda baktığımız zaman maraton, kapalı, kale arkası taraftarı hep aynı kişiler. Ne olursa olsun maçlara giden kişiler. Yani kabaca 10.000 kişilik ortalama taraftarın 6.000 kişisi aynı kişiler diyebiliriz. Geriye 4.000 kişilik bir değişen kesim kalıyor. Bunların da en iyimser varsayımla 12.000 kişiden oluştuğunu varsaysak, Demirspor'u statta sürekli izleyenlerin sayısı 18.000. Biz bu 18.000 kişiye 1.500 tane ücretsiz kredi kartı satamadık. Bunlardan kulübe ayda 1 TL minimum sınırdan gelir kazandıramadık. Yapsak yılda 216.000 TL kalıcı gelirimiz vardı alt sınırdan. 

İşin içine para ve tercih girince tabana yaygınlığı sağlayamadık, takıma sahip çıkamadık. Şimdi Passolig denen bir uygulama getirdiler. Şu anda 5.000 kişi almış bu kartı. Ya kartı alırsın ya Demirspor'u yerinde izleyemezsin demişler. Ayrıca başvuruları da reddetmemişler. Kredi kartı olmamış ama banka kartı vermişler. Her şekilde başvuranlar bir kart sahibi olmuş. 5.000 kişi gitmiş almış. Geçici kart sahiplerini saymıyorum. Şimşekler Grubu da alacağım demiş ama en az 2.000 kişilik o potansiyeli de saymıyorum. 5.000 kişiden 75.000 TL para toplanmış. Bunun takriben 30.000 TL'si kulübün kasasına girmiş. Çok yazık 45.000 TL bizim kasamıza girmedi. 

Peki biz 5.000 taraftardan 6 TL kulübe bağış yapın deseydik alabilecek miydik? Şimşekler Grubu zamanında açlık grevi yaptı, 5.000 taraftar cebinden bağışta bulunup kulübü kurtardı mı, kulübe destek oldu mu? Gelir durumu az daha iyi olanlar kongre üyeliklerine sahip çıkıp, üye olup, kalıcı gelir yarattı mı? 

Olmuyor, maalesef yerden göğe kadar hak versek de olmuyor. Demirspor taraftarının yapısı bu. Demirspor taraftarı örgütlü değil. Yönlendirilmeye müsait de değil. Sonuna kadar özgür. Elini de cebine atmıyor. Demirspor taraftarı tabana yaygın şekilde takımına katkı koysa bugün bizim sırtımızı kimse yere getiremezdi. Ama biz bugün çok ciddi maddi sıkıntı yaşıyoruz. Biz bugün belediye olmadan borç batağından kurtulamıyoruz. Birey olarak isyanlarımız kitleye sirayet etmediği için, kitlenin pek de umurunda olmadığı için bir sonuç alamıyoruz. 

En önemli neden ekonomik neden. En önemli gelir kaynağımız, şah damarımız iddaa ve federasyon gelirleri ama temlikli. En büyük gelir kaynağımızdan mahrumuz. Ama Passolig denen sömürü düzeninde gelirimize yöneticiler temlik koyamıyorlar. Yani bankalar 10 TL'nin 6 TL'sini alıyor ama 4 TL bize veriyor. Bizim yöneticilerimiz anlık değerlendirildiğinde 10 TL'lik gelirimizin 10 TL'sini kendilerine alıyorlar. Bakacak olursak yaşamamız açısından Passolig çok daha insaflı. Biz en makulünü, en idealini hayata koyamadık. Daha iyi bir seçenek de ortaya koyamadık. Kulübün kasasına girecek her kuruşa da muhtacız. Benim bakış açım bu. 

Demirspor maneviyatın takımı. Geçenlerde yazmıştım. Aklı ile hareket etse idi Adanalı, Demirsporlu olmazdı. özellikle son 20 yılda hiç olmazdı. Demirsporlu maneviyat adamı. O nedenle inadına büyüyor. Gencay kardeşim çok haklı. Savunduğum şeyden tiksiniyorum ama Demirspor'un maneviyatını bitirmeye Passolig'in gücü yetmez. 

Fişleme konusuna gelince. Passolig'e antitez olarak kendi kredi kartını ileri sürüyorsak fişlenmeyi peşinen kabul ediyoruz demektir. Devletin fişlemek için gerçekten de Passolig'e ihtiyacı yok. Ekonomik hayata çok entegreyiz. Her şekilde taraftarı fişlemek mümkün. 

Şiddeti engelleme konusunda ise Gencay'a sonuna kadar katılıyorum. Passolig bu konuda fasa fiso'dur. İstense engellenir. Zaten yazıda da belirtilmiş. Maç günü imza zorunluluğu var sabıkalılar açısından. Tribünlerde kameralar var. Kural koyuyorsan onu uygulayacaksın. Uygulamıyorsan Passolig bunu çözer demek çok ama çok mantıksız. Sadece algı yönetimi, sadece yalan.

Sonuç, iğreniyorum bu sömürüden ama Passolig kartı aldım. Örgütlü taraftar karşı çıksın, ben kulübümün gelirini kendim sağlarım desin. Ben bankalara para yedirmem, bankaya vereceğime kulübüme daha çok veririm desin, kartımı derhal iptal ettireceğim. Passolig karşıtlığının da bayraktarlığına adayım. Mevcut koşullar altında ise sistemin çaresiz bir parçasıyım. Teşekkür ederim Gencay kardeşim. 

24 Ağustos 2014

Metin Kurt

Metin Kurt'un vefatının ikinci yılı, toprağı bol olsun... Çizgi Metin'le ilgili yazılarımız bakmak isterseniz:  http://www.adanademirspor.net/search?q=metin+kurt 


22 Ağustos 2014

Konuk Yazar-Yerli Sinema: Aşkımız Passolig'e Karşı

Gencay SİVUK kardeşimiz sağolsun isteğimi kırmadı Passolig uygulamasının karşısında bir taraftar olarak düşüncelerini ayrıntılı olarak kaleme aldı. Uygulama hakkında daha net fikir oluşturabilmek açısından Gencay'ın yazısının çok yararlı olduğunu düşünüyorum. Tam bir Demirspor taraftarı gibi duygusal ve yüreği ile hareket eden ve olabildiğince rasyonel bir yazı kaleme almış. Passolig uygulamasına ilişkin kendi düşüncelerimi bu yazıya yansıtmayacağım. Bu güzel yazıyı gölgelememek adına ayrı bir yazı ile görüşlerimi paylaşacağım. Gencay'a teşekkür ediyoruz.

"YERLİ SİNEMA: AŞKIMIZ PASSOLİG'E KARŞI 

"En büyük üzüntüm futbolun her geçen gün, futbolun daha da dışına kayması." İnsan 1996 yılında kaybettiğimiz, 70'lerin Almanya'sının ünlü teknik direktörü Helmut Schön'ün bu sözünü görünce; ''Acaba Schön 2014 Türkiye'sinde futbolun halini görse ne derdi?'' diye sormadan edemiyor. Daha çocukken büyüsüne kapıldığımız futbol, şu günlerde e-bilet, nam-ı diğer Passolig zımbırtısı yüzünden platonik aşkımız olma yolunda hızla ilerliyor. Passolig, en kısa haliyle, 6222 sayılı Kanun çerçevesinde maçlara tüm kişisel bilgilerimizin kayıtlı olduğu bir kartla giriş imkanı sağlayan bir sistem. Kafa karışıklığını gidermek amacıyla Passolig denilen uygulamayı 2 farklı temel yönden ele almak daha doğru olur; Maddi ve Manevi. Önce bu uygulamayı getirenlerin, yöneticilerin sevdiği ''maddi'' açıdan bakalım. 

Passolig'in pazarlayıcılarının yarattığı algı operasyonunun bir numaralı mottosu; ''Gelirlerin direkt tuttuğunuz takıma gideceği'' yalanı. Resmi internet sitelerinde yazan bilgiye göre, karta sahip olmak için online başvurumuz sonucunda ödeyeceğimiz ve ''her sene yenilemek zorunda olduğumuz'' kart ücreti 15 ve 25 TL arası değişmekte. Yine sitede yazan bilgiye göre bu kart ücretinin 7.95 liralık kısmıysa banka tarafından kesilmekte. Yani Demirspor özelinden konuşursak aldığımız kart bedelinin sadece %47'si kulübümüze gidiyor. Keza kartın kargo ile ulaştırılması sonucu ödeyeceğimiz 5-10 liralık kargo ücretinin kulübe gelir olarak hiç bir katkısı yok (%0). 

Passolig kartımıza para yüklemesi yaparken yine kulübümüze vermek yerine bankaya vereceğimiz cebimizden alınacak EFT, havale ücretlerinden yine takımımıza aktarılan bir kazanç yok (%0). 

Tüm bunların dışında, Passolig kartımıza yükleteceğimiz her maç bileti için 2 TL işlem ücreti kesiliyor. Maraton bilet fiyatımız 10 lira ama biz bilete 12 lira verip 2 lira fazla parayı kulübe değil Passolig'e veriyoruz. En basit hesapla, maçlarını 10-15 bin seyirciye oynayan Demirspor'un, taraftarının cebinden her maç 20.000-30.000 TL arası bir miktar çalınıyor. Sezon içerisinde 17 maç yaptığımızı varsayarsak sevdalısı olduğumuz kulüp yerine Passolig kartının sahibi olan şirkete bir sezonda 510.000 TL (17 maç x 30.000 TL) para veriyoruz bu sistemle. Kulübün bu alınan işlem ücretlerinden kazancıysa yine yok (%0). 

Tüm bu standartlar üzerinden farazi bir iktisadi değerlendirme yapalım. 100.000 Demirspor Passolig Kartı sayısına ulaşıldığında ve her maçımızı 15.000 seyirciye oynadığımızda, aşığı olduğumuz kulübümüze vermek yerine her sene Passolig hakkına sahip şirkete ve aracı kurumlara ödediğimiz rakam tamı tamına 2.305.000 TL. Yazıyla da yazalım ki daha kolay anlaşılsın, iki trilyon üç yüz beş bin TL. (Kart ücreti=100.000x7.95, kargo ücreti=100.000x10 TL ve 17 iç saha maçının işlem bedelleri=510.000 TL TOPLAM= 2 Trilyon 305 bin TL) Ufak bir dip not: Üstelik Passolig kartına yükleme yaparken bizlerden kesilecek EFT, havale ücretleri de bu hesaba dahil değil. 2 küsür trilyon iyi para...''Peki Demirspor'un toplam borcu ne kadardı?'' 

Passolig'in bir de kredi kartı versiyonu var.Yine resmi internet sitelerinde yazan bilgiye göre bu kart sayesinde harcamalarımızla takımımıza katkı sağlama imkanı doğacak(mış). Kulübümüze aktarılacak meblağ hakkında ise en ufak bir bilgi yok. Örneğin aylık 1000 TL harcamamın kaç lirası kulübüme gidecek, kaç lirası aracı kurumlara veya bankacılık işlemlerine gidecek bilinmiyor. Bizim cebimizden çıkacak gecikme faizi,kart bedeli gibi ücretlerin yine Demirsporla bir alakası yok. Kısacası yukarıda yaptığımız maddi çıkarımlar kredi kartı versiyonu içinde geçerli, tek farkı Passolig yöneticilerinin sevdamızdan nemalanmaları için gereken pasta payı biraz daha geniş. 

Detaylı değerlendirmeye girmeye gerek yok bana kalırsa, bu teze hemen bir anti-tez üretip sorusunu soralım: ''Takımımıza kredi kartıyla yaptığımız harcamalardan katkı sağlamak için neden illa Passolig kullanalım?'' Kulüpler taraftarları için en mantıklı, en hesaplı, daha kolay elde edibilen, daha çok gelir getiren kredi kartları için farklı bankalara yönelip, taraftarının nerelere harcama yapacağını daha iyi bildiklerinden ve buna yönelik kampanyalar da hazırlayabilirler. Keza Demirspor 2009'dan beri zaten kendi kredi kartını taraftarının beğenisine sunuyor. Taraftar-kulüp ilişkisine neden bir 3. kurum dayatma sistemiyle dahil oluyor? 

Passolig'in maddi zararlarını değerlendirirken unutulmaması gereken en büyük örnekse taraftar sayılarındaki mutlak düşüş. 2013/14 futbol sezonu sonundaki seyirci sayılarına ve bu yaz satılan kombine sayılarına bakarsak stadlarda seyirci sayısının bariz azalacağı kaçınılmaz bir son. Süper Lig ve 1. Lig takımlarının stad kapasitesi toplamı 756.000 iken satılan Passolig sayısı sezonun başlamasına 2 hafta kala sadece 146.011. Her passolig sahibinin her hafta stada gitmeyeceğini de varsayarsak maçları 500-1000 kişiye oynayan takımlar nasıl gelir kazanacak bu da ayrı bir tartışma konusu. 

Passolig'in ''tessera del tifoso'' ismiyle İtalya dışında hiç bir ülkede bir muadilinin bulunmadığını belirtirken, İtalya'da dahi taraftar sayılarının yaklaşık yüzde 20 azaldığını ve hatta Roma, Padova, Cagliari gibi kulüplerin kendi kartlarını piyasa sürdüğünü belirterek maddi analizimizi noktalayalım. 

Futbolun kardeşidir maneviyat... ''Futbol arsada güzeldir, borsada değil.'' demişti rahmetli Metin Kurt. Bugün futbolun borsada da güçlü olduğu ülkeler taraftarları tribüne çekmek için her yolu denerken, bizdeyse uzaklaştırmak için her yol deneniyor. Passolig'in maddi zararları bir kenara, manevi zararları da oldukça büyük. Demirspor maddiyatın değil maneviyatın ekolüdür, bunun zararını en fazla hissedecek kulüplerden birisi olacaktır muhakkak. 

Bir kere Passolig, genç-yaşlı, çoluk-çocuk demeden herkesin maça Passolig kartıyla girmesini zorunlu kılan bir sistem. Üstelik başvururken T.C. Kimlik No'muza kadar tüm bilgilerimizi veriyoruz. Fişlenmemiz, kişisel bilgilerimiz kullanılarak kullanılmamız an meselesi. Demirspor'a halkın takımı diyoruz eyvallah, peki bu halkın ne kadarı Passolig'e sahip olabilecek? Muhtemel Passolig yüzünden stadlarımızda göremeyeceğimiz taraftarlar manzaralarından bazıları; 


Passolig pazarlayıcılarının yarattığı algı operasyonlarından birisi de Passolig'in karaborsayı önleyeceği yalanı. Halbuki Passolig karaborsayı daha da kolaylaştırabiliyor. Resmi internet sitesindeki açıklamaya göre; kartımıza tanımladığımız maç biletini başkasına aktarabiliyoruz. Parasını ise banka havalesiyle ya da elden alıyoruz. Passolig sayesinde bilete daha kolay ulaşacağını sananlar hiç düşündüler mi acaba, ilginin çok yüksek olduğu bir maçta, örneğin 6. haftadaki Adanaspor maçında, satışa çıkarılacak 2000 bilete internet sayesinde alakasız insanlar sahip olursa.Oluşacak karaborsa nasıl engellenecek? Biletlerin yarısının gişelerden, yarısının internetten satılması daha mantıklı bir sistem olmaz mı? 

Passolig savunucu az bir zümrenin savunduğu en bariz görüş; ''bilet almak için gişeye gitme derdi artık olmayacak'' görüşü. Bunun da Passolig'le en ufak alakasının olmadığını belirtelim. İnternet üzerinden bilet satışı zaten Biletix gibi sitelerden senelerdir yapılmakta. Hatta isteyen kulüpler biletlerini kendi internet sitelerinden dahi satabilmekte. Demirspor'un da bu sisteme geçmesi zaten gerekli, ama bunun için Passolig'e gerek var mıydı? 

Keza ''Futbolda şiddet bitecek'' görüşü var. Futbolda şiddetin bitmesi Passolig savunucularının değil, herkesin dileği. Peki şiddet nasıl bitmeli? Bir ülke düşünün, sokaklarını geçtim, meclisinde dahi şiddet, küfür var.Sanki tüm ülke opera dinliyor, halkımız sanat aşığı ama tribünler küfür ediyor. Futbol hayatın ta kendisidir, sokakların yansımasıdır. Sokaklardaki şiddet bitmeden, futboldaki şiddet nasıl bitecek. Hadi diyelim ki ülkede tek şiddet yeri tribünler. Eee peki bu ülkede yasalar yok mu? Emniyet güçleri 6222 sayılı kanunla savcı kararına gerek duymadan zaten stad içerisinde istedikleri gibi gözaltı yapabiliyorlar. O futbol programlarının jeneriklerinde kullanmayı çok sevdiği meşalelerden bir tane yaktığınızda dahi gözaltına alınıp nöbetçi mahkemeyle adam öldürme cezasına eşdeğer cezalar alıyorsunuz. Minimum 1600 TL para cezasına çarptırılıp, 2 yıl stadlardan uzaklaştırılıyorsunuz, hatta hapse giriyorsunuz. Maç günleri maç saatinde emniyete gidip imza atmak zorunda bırakılıyorsunuz. Eee Passolig'in burada ne artısı var? Heralde düşünülen sistem; Passolig yüzünden stadlarda seyirci kalmayacak,haliyle şiddette bitecek. En iyi komedi filmi dalında Oscar ödülü Passolig'e gidiyor bu konuda. 

Şu yazıyı okuyan insanların muhtemelen en az yarısı ''Kaç yaşında Demirsporlu oldunuz?'' sorusuna ''çok küçük yaşta'' cevabını verir. Hani ''aşk paylaştıkça güzeldir'' sözü vardır ya, sorarım biz futbol aşkımızı Passolig'le nasıl paylaşacağız? Kolundan tutup küçük kardeşimizi, başka şehirden gelmiş arkadaşımızı,sevdiğimizi nasıl maça getireceğiz, ''Bak bu Demirspor, bu cefakar maraton, şurada Şimşekler var hiç susmazlar'' nasıl diyebileceğiz? Artık ''maçımıza 2 kere gelen adamın ömür boyu Demirsporlu olabilmesi için'' zaten önce Demirspor Passolig'e sahip olması gerekiyor. İroniye gel! 

İşte bizde vaziyet budur Herr Schön. Cennette de passolig yok di mi?"