9 Şubat 2016

Mesele Skor Değil...

Mesele skor değil ama bunu olumsuz skorda dile getirmiş olmamız bu şekilde sorgulanmamıza yol açabilir yine de bir not düşmekte fayda var. Bu notu takımdan daha çok Osman Hoca ile ilgili düşmek zorunda olduğumuzu hissediyorum.

Gerek eski Demirspor tecrübeleri, gerek Osman Hoca'nın samimiyeti ve hırsı, gerek futbolcuların belirgin vurdumduymazlığı ve gerekse istikrar arzusu Osman Hoca'nın geri çağırılması üzerinde belirleyici rol oynadı. Ancak Hoca döner dönmez yapması gerekenlere ilişkin düşüncelerimizi söyleyip, bunları yapmayacaksa dönmesinin pek anlamı olmayacağını da önceki yazılarımızda vurguladık. 

Bugün gelinen noktada sonuç değil ama oyun anlamında alınan yolun hedeflenen yolun gerisinde kaldığını görüyoruz. Sonuç noktasında değil, zira 5 maçtır yeni Osman Hoca dönemine tanık oluyoruz ve 10 puanımız var. Kötü diyemeyiz. Hatta her 5 maçta bu ortalamayı tuttursak şampiyon da oluruz.

Oyun anlamında alınan yola ilişkin de vurgulamamız lazım, artık kolay gol yemiyoruz. Defansif anlamda açıklarımızı kapatmış görünüyoruz. Hedefin gerisinde kalmamız ise ofansif anlamda yeteneklerimizi kullanamamış olmamızdan kaynaklanıyor.

Üretim kabiliyetimizi yitiriyoruz. Evet Samsun'u yendik ama Tiago'nun serbest atışı ile. Çok yaratıcı olamadık o maçta. Karşıyaka maçında "işte bu" dediğimiz anlar oldu ama rakip çok zayıftı, kıstas olamazdı. Altınordu ve Şanlıurfa maçlarını transferlerimiz ile eksiklerimizi gidermemiş olduğumuz için değerlendirme dışı bırakıyorum.

Ligin en çok gol atan ikinci takımıyız. Ancak bunu ilk yarı performansımıza borçluyuz. Ligimizin belki de en iyi hücum hattına sahip olup, ikinci Osman Hoca döneminde bu derece tutuk oynamamıza anlam veremiyorum. 

Bol pas yapmamız, topun bizde kalmasını sağlıyor ve yediğimiz golleri azaltıyor ama bu paslar hep yana-hep yana veya geriye olunca girdiğimiz pozisyonları da azaltıyor. Devre arasını da geride bıraktık, biz neden dikine gidemiyoruz, bu yapıda oyuncumuz neden yok? Oyuncumuz var ise taktiğimiz neden buna dönük değil? Her kim ise bu dikine oynayacak adam onu neden kullanmıyoruz? Oyun kurgusu da dikine oynayacakmışız izlenimi vermiyor. Burak Çalık yok iken adam eksiltemiyoruz, rakip defansları zorlayamıyoruz. E Burak Çalık ilk yarıda bizdeydi. Demek ki bu tipte bir alternatif veya ikinci oyuncu almamışız veya kullanamıyoruz.

Bir diğer husus. Bolu maçı özelinde 1-0 yenilmek ile 3-0 yenilmek arasında fark var mı? Bence yok. Tüm riskleri alıp saldıralım demiyorum, yine ihtiyatlı olalım, 10 kişi kalmış rakipten ikinci golü yememek için defansı bozmayalım ama bir maç içi taktik değiştirmek gerekmiyor mu? Ben zaten aşırı taktik bilgisi olan bir adam değilim. Ancak bir son 10 dakika, vazgeçtim 6-7 dakika doldur-boşalt yapamıyor muyuz biz? Yapabiliyorsak neden yapmıyoruz? Ceza sahasına veya hemen önüne 4-5 futbolcumuz yığılsa zaten Bolu çıkamayacak, oralarda karambol yaratmaya neden uğraşmıyoruz?

Maçın sonları. Artık puanımız gidecek, gidiyor. Neden hırslanmıyor topçularımız? Neden dakika başı yatan Bolulu futbolcuları kolundan tutup kaldırmıyor, neden en azından bizi gaza getirmiyor? Neden pres yapmıyor?

Bunu da geçiyorum. Zemin kötü diyoruz. Tamam zemin kötü, inkar edemeyiz. Peki kaç topumuz kötü zemin nedeni ile sekti de pozisyonu engelledi, kaç öldürücü pasımıza kötü zemin engel oldu? Zemin kötü olduğu için havadan kaç orta yaptık? Ben sorularıma yanıtlar alamıyorum kendi içimde. İddia da etmiyorum futbol konusunda ehil olduğumu. O nedenle, derinlemesine sorular soramıyorum da sormuyorum da. Basit bir taraftarım ve futbolun basit kurallarına ilişkin basit sorular soruyorum. Basit cevaplar arıyorum. Daha doğrusu basit önlemler alınmasını bekliyorum. Basit bir soru daha sorayım.

90. dakikada Anıl'ın oyuna alınmasının gerekçesi nedir? Bu soruyu ben kendime sorduğumda cevabını bulamıyorum. Zaman geçirmek desem, gerideyiz. Oyunu toparlamak desem, uzatmalar başlamış. Serbest atış var ve Tiago oyunda değil desem, değil. Korner mi gerekçe? Korner atsın diye mi? Ben anlayamıyorum. Yoksa sorum mu basit değil?

Sonuç olarak Osman Hocam, bizim takımımız borç batağındaki bir takım ve yönetim bu takıma mali sıkıntı yaşatmıyor. Transfer konusunda da özverili çalıştılar. Size ortam sunulmuyor ise zaten başarı gelmeyecektir, ışık olmayan yerde durmazsınız, durmamalısınız. Size imkanlar sağlanıyor ise göreviniz bu imkanları kullanmak değil mi? Sorun futbolculardan kaynaklanıyor, demeye artık zerre kadar hakkınız yok. "Emek hırsızı" dediniz bu adamlara, yönetim de "al neşteri vur" dedi, devre arasına girdik. Takviyeleri de siz yaptınız, diye biliyoruz. 

Sayın Hocam, bence mesele büyük değil. Bence çok stres altındasınız. Bir rahatlayın, biraz basitleştirin hayatınızı. Gereksiz soru işaretlerini atın kafanızdan. Küçük önlemlerle büyük işler yapabilir bu takım. O küçük önlemleri siz rahatlıkla alabilirsiniz. Lütfen alın. Bizim sizin başarınıza ihtiyacımız var. Başarıdan kastı bu taraftarın (gerçek taraftarı kastediyorum) hiçbir zaman ilk planda şampiyonluk olmamıştır. Başarı futbolun doğrularını yapan ama daha önemlisi yapmaya çalışan bir takım olabilmektir bizim için. Bunları yapalım, şampiyon olamazsak birlikte ağlarız. En azından biz bize ağlarız hocam. Lütfen, lütfen.  

28 Aralık 2015

75 Yaşındayız

Aslında manevisin sen, değerini biz yüklüyoruz sana. Ancak o kadar çok biziz ki; maneviyatın ete kemiğe bürünüyor. O nedenle kavga ediyoruz seninle, o nedenle kızıyoruz sana. Sana anlamlar, karakterler yüklüyoruz. Hatta siyasi bir misyon verdiğimiz de oluyor. Bunca ete kemiğe bürünmüşlükte senin doğum gününü kutlamamak olur mu? İyi ki doğdun Demirsporum. İyi ki hayatımın koyu laciverti, apaçık mavisi oldun.

Hayata karşı savaşlarımızı senin üzerinden veriyoruz Demirsporum. 
Hayatın acımasızlığına senin üzerinden isyan ediyoruz.
Bir şeyleri değiştirme duygusunu senin vesilen ile hayata geçirmeyi istiyoruz.
En kötü günümüzde gülümseyebilmek için seni arıyoruz.
En iyi günümüzde kahrolarak insan olduğumuzu seninle hatırlıyoruz.
Cebimizdeki üç kuruşu sana harcayıp, bir mücadeleye destek olma arzusunu seninle tatmin ediyoruz.
Deplasmanlara gidiyor, çayımızı aşımızı bölüşüyoruz da paylaşabilmeyi tadıyoruz seninle.
Belki normalde uğraşmayacağımız insani bağışlar için senin adını duyurma hevesi güdülüyor bizi.

Kısacası sen bizim insan yanımızsın.
Senin doğum günün ya bugün. 
Aslında hayata ve insanlığa merhaba diyen bizleriz seninle.

Var ol Demirspor, var et Demirspor.
Nice 75 yıllara. 

İlanda yer alan tarih bilgilerini yazım aşamasında olan ADS tarihi kitabımız için sansürlemiş bulunuyoruz.

27 Aralık 2015

Adana Demirspor:2-Ş.Urfaspor:0

2015'in ve devrenin son maçında 3 puanı aldık. İlk kez iki hafta üst üste gol yemedik. Kendi sahamızdaki kötü performansımız maç öncesi tedirgin olmamıza neden olsa da, muhtemelen bazıları son kez Demirspor forması giyen topçular bu kez istekliydi. Maçı kazanmayı gerçekten istediler.  (Anıl ve fazla kiloları bile hareketliydi!) Belki de gidenlerden olmak istemiyorlardır. İkinci devre öncesi potada kalmak için önemli bir maçtı. Haftaiçi hakkında spekülasyon yapılan Pote, özellikle ilk yarı sahanın en iyisiydi.

23 Aralık 2015

Yine Menajerler

Biri geçen yıldan diğer 4 yıl önceden iki yazı, isimler farklı ama konu aynı, değişmeyen dert: Aman menajerlere dikkat! Bir devre arası transfer furyası öncesi, yine oyuna getiriliyoruz, komediden trajediye...

http://www.adanademirspor.net/2011/06/teknik-direktor-ve-transfer-donemi.html

http://www.adanademirspor.net/2015/01/devre-aras-kadro-degisiklikleri.html




Özgür Ortaç Yeniden Milli Takım'da

Altyapı oyuncumuz Özgür Ortaç, U15 Milli Takım'ın İngiltere ile oynayacağı maçın aday kadrosunda yer alıyor. 21 Aralık'ta İngiltere ile oynanan ilk maçta 90 dakika forma giyen Özgür, daha önce üç kez U14 bir kez de U15 milli takım formaları giymişti.

Özgür'ü tebrik ediyoruz!

Özgür'ün milli formaya seçilmesi ile ilgili haber-yorum için bknz: http://www.siporcu.com/detay-sol-ayagi-raket-gibi-kisiligi-10-numara

22 Aralık 2015

Umut Hep Var

Sahada değil sadece Demirspor bunu hep söylüyoruz. Bir kardeşimiz Erzurum'un içinde sadece Ziraat Bankası'nın bir şubeciğinin bulunduğu Tekman İlçesi'nin bir köycüğüne, Hacı Ömer Köyü'ne öğretmen olarak atandı tüm hevesi ve ülkesine faydalı evlatlar yetiştirme arzusu ile. Kitapları yoktu çocukların, kütüphanelerini kurmak da Ankara Tayfası'nın gönlü bol insanlarına düştü. Biliyorum biz okumayan, ezberleyen bir milletiz, biz araştırmayan sembollerle yetinen bir milletiz ama bu zinciri kırabiliriz. Zor değil gerçekten. Yeter ki isteyelim.

Şu çocukların yüzündeki ışık bize güzel bir gelecek olarak dönsün. Zincirlerimizi onlar parçalasınlar.


21 Aralık 2015

Kötü Futbola Ödül: 1 Puan

Futbol yoktu sahada. Altınordu'nun aşırı iştahlı futbolu ne ilk ne de ikinci yarı bize fırsat verdi. Ha, çok iştahlıydılar da kazanacak topu onlar da oynamadı. E ne oldu peki 90 dakika? Ne olacak, futbol diye eziyet seyrettirdiler bize. Peki biz yabancı mıyız bu hisse, değil tabii ki. Yine de unutkan mahlukatlar olduğumuz ve gazla çalıştığımız için hayallere daldık ve bu hafta 3 puanı cepte sandık.

Öncelikle, sahada bir planı olmayan bir Demirspor vardı. Bunu akıldan çıkarmayalım, çünkü planı olmayan bir takım kurban bayramında sahiplerinin elinden kaçan tosuna benzer. Bizim takım da amaçsız bir şekilde koştu durdu. Hani bizim iyi becerdiğimiz ve aslında eleştirdiğimiz uzun toplarla Pote ve Burak'ı arkaya kaçırma operasyonumuz var ya, onu hiç yap(a)madık bu hafta. Bari deneseydik, bari yoklasaydık. Takım ilk haftalardaki paslı oyunu yapmaya çalışıyor ama o zamanlar rakipler daha yaz tatilindeydi. Millet tatilden döndü, hatta tenleri güneşte turuncuya dönenler yanımızdan geçti gitti bile!

Yani köprülerin altında sular aktı. Mevcut kadro yetmiyor. Yetmeyecek. Kaç haftadır bunu söylüyorum. Bunu görmeye profesör olmaya gerek yok elbette. Lakin benim gibi bütçe, gelir-gider durumu, altyapı vs. diyen birisini bile transfere mecbur bırakanlar düşünsün biraz da. Altyapıdan geleceğe dair umut veren bir ışık alamadık 4 yediğimiz Sivas Belediye maçında. Demek ki dışarıdan alınacak. Belediyenin bu kadar işin içindeyken takımı yıkım halinde bırakmaya hakkı yok. Adamsa alınacak, kaynaksa aktarılacak.

Takımı oyuncu bazında ele alacak olursam, ikinci yarıdaki oyunlarıyla defans dörtlüsünü beğendim diyebilirim. Timur'un performansı çıkmayı hak etmiyordu. Anıl ne yaptı, Timur'dan fazla: Hiç. Emin-Attamah ikilisinin amacı nedir, atak kesmek mi, gol atmak mı? İkisini de yapmadılar. Burada bu ikiliyi bozmanın ne zararı olurdu? Anıl'ı buraya alıp Timur oyunda tutulabilirdi. Hatta Astafei bile burada denenebilirdi. Nasıl olsa kazanmak gibi bir gayemiz yoktu, en azından varyasyon denemiş olurduk.

Gerçi transfer dönemi yaklaşıyor, bir çok oyuncu ile yollar ayrılacak gibi duruyor. Attamah'taki isteksizlik bundan dolayı olabilir mi? Ozan, Timur da gidecekler arasında zikrediliyordu. E o zaman göndereceğiniz oyunculara maç başı ödemesi yapmak için mi oynatıyorsunuz? Alın alt yapıdan bir iki çocuğu, onlara primden pay verin. Tamam, oradan bir ışık alamadık ama göndereceğiniz emanetçilerden çok daha fazlasını hak ediyorlar.

Bu kötü futbola hediye olarak 1 puan verildi, teşekkürler Futbol Federasyonu. Hakem de aşırı iyiydi bu arada.

Kaleci Ahmetcan sakin giden maçı sakin tamamladı. En kötü günü bugün değildi, daha zor maçları olacak. Takımın kalecisi gibi hissettsin, öyle sahip çıksın. Kendi kariyeri açısından faydasını görür böyle olursa. Demirspor kendi çocuğuna kale falan vermez. Bunu da bilsin, romantizme girmeden kendini geliştirsin. Abi tavsiyesi.

Tribünlerde armayı temsil eden ve peşinde olan kardeşlerime teşekkürler, ayaklarınıza sağlık. Bir teşekkür de Ankara Tayfası'ndan Fatih ve Esra Taş çiftine. Bizi temsilen İzmir'de, tribündelerdi. Gönül isterdi ki İzmir gülen yüzünü onlara göstersin, olmadı. Bir dahakine inşallah...

Altınordu:0-Adana Demirspor:0

Haftaiçi "hocamız dönsün" diye açıklama yapan topçulara bak. Kendilerini affettirmek için yaptıkları şey: hiçbirşey!  Kötü oyuna iyi sonuç. Bir an önce devre bitsin, herkes yolunu çizsin. Altyapıdan gelen kalecimiz Ahmet güven verdi, bu gecenin tek iyi yanı.

17 Aralık 2015

Döndüğünüze Göre Kulak Veriniz Osman Hoca...

Osman Hoca'nın gelişine fazlasıyla sevindik. Çünkü skordan daha da önemli olan bizler gibi hisseden insanlar ile çalışmak idi. Bir futbol takımı ile bir camiayı birbirinden ayıran en önemli şeylerden biridir camianın hislerinin olması. Biz de bu duygular ile diğer taraftarlar gibi çağrımızı yaptık ve Demirspor'u istediğimiz kişiye emanet ettik.

Ancak duygular ile hareket etmek kısa vadede sonuç verirken uzun vadede hep mantık kazanır. Mantık ile duygu birleşir ise başarı kaçınılmazdır. Bu nedenle artık duygunun yerini mantığın almasını temenni ediyoruz.

Bu noktadan sonra yapılması gereken çok önemli şeyler var.

1-Futbolculara ruhsuz diyerek ayrılan bir teknik adam döndüğünde takımına neşter vurmaz ise o takımın tüm futbolcularını töhmet altında bırakmış olur. Unutmayalım sadece ruhsuz demedi Osman Hoca, emek hırsızı da dedi futbolculara. O halde kimse o hırsızlar onlarla yolların bir an önce ayrılması gerekir. Yoksa bu itham tüm futbolcuların üzerinde yük olmaya devam edecek.

2-Osman Hoca'nın haklı olduğu noktalar vardı sezon içindeki isyanlarında. Özellikle taraftara karşı federasyonun ve takıma karşı hakemlerin tutumu açısından. Bu gerekçeler ile abartmıyorum en az 10-11 puanımız çalındı. Ancak bu husus bir şeyi gölgelememeli. Hakkımızın yendiği maçlar Demirspor'un tek kale oynadığı, rakibe baskı kurduğu, hakimiyetini kabul ettirdiği maçlar da değildi. Hakkımız yenmeseydi de maç sonuçları değişmeyebilirdi. Çünkü takım savaşmıyor. Bu nedenle Osman Hoca artık isyan psikolojisinden sıyrılmalı ve kendi hatalarına odaklanmalı. Aksi takdirde iyi makyaj ile ancak kendimizi kandırırız.

3-Takımımızın kondüsyonuna ilişkin ciddi şüphelerim var. Bu takım Denizli'ye karşı golü attıktan sonra birden şalter indi. Topçular oynamamaya başladı. Aynı şeyi Erciyes maçında da gördük. Koşmuyor takım. Karşıyaka ve Samsun maçlarında en az 30 dk. sahanın her alanında basan ve diğer kısımlarında da topa hakim olup güzel pas yapan bir takım vardı. Bu takım şu anda sadece idare ediyor. Rahmetli Bekir ÇINAR gibi göbekli ama toptan anlayan futbolcularımız var. Anıl gibi. Özgürcan'ın motivasyonu sıfırın altında. Gücü de öyle görünüyor. Yedek forvetimiz yok. Hüseyin Kala, hiçbir şey yapmasa adrese teslim orta yapıyordu, o da gitti. 

4-Takımımızın futbol sistemini ben çözemedim. Kalecimiz sürekli topu ceza sahasının yakınındaki oyunculara veriyor ve oyun kurmasını bekliyoruz ve bu süreçte baskı yiyor, top kaptırıyoruz ve gol yiyoruz. Bunu defalarca gördük ve işin kötü yanı görmeye devam ettik. Aynı hatalı taktik maç içinde dahi iki kez yapılır, tutmuyorsa değiştirilir. Biz maçlar boyunca hatalarda ısrar ediyoruz.

5-Oyuncu değişikliklerinde -Attamah, Burak ve Pote'yi saymıyorum onlar hep dinç- dinç olduğunu düşündüğümüz diğer adamlar kenara alınıyor. Kenardan gelen de katkı koyamıyor. O halde neden bu değişiklik yapıldı diye kendimize anlatmak durumunda kalıyoruz.

6-Defansımız nal topluyor. Pote ve Burak olmasa küme düşme potasındaydık. Hatta Pote olmasa daha çok gol yerdik. Adam defanstan top çıkarıyor. 

Osman Hocam duruşunuz için teşekkür ederiz. Umarız bu hataları gidermek için gereken önlemleri alırsınız. Sizden ricamız taraftara kulak vermeniz. Dileriz sezon sonunda sonuç ne olursa olsun ne güzel savaştık ama diyebiliriz. 

15 Aralık 2015

Osman Hoca Dönsün

Kendisine fevri hareketlerinden dolayı tepki verdik ama biz duygusal bir camiayız. Biz yenilmekten korkmayan çünkü yenilmenin ne demek olduğunu bilen bir camiayız. Biz yenildiğimizde değil pes ettiğimizde, yenilgiyi kabul ettiğimizde yeniliyoruz aslında. O nedenle skor üzerinden değil mücadele üzerinden yorum yapıyoruz.

Erciyes maçı sonrası hepimiz neden bitik hissettik kendimizi, çünkü maç sonucuna talihsizlik diyemiyorduk. Çünkü savaşmadık. Çünkü kemik sesleri gelmedi sahada. Ve buna isyan eden Burak hak ettiği alkışı aldı. Buna isyan eden bir diğer kişi ise teknik adamdı ve bu yılmışlığı hazmedemeyip istifa etti.

Osman Hoca'nın en önemli hatası kendisine verilen tam yetkiyi doğru kullanamaması oldu. Daha kaliteli adam karaktersiz ise ona sahip mi çıkmalıyız yoksa savaşana kucak mı açmalıyız? Biz ikincisini tercih edenlerin camiası olduk hep. Osman Hoca da bunu görecek ve buna göre neşter vuracaktı, vurmadı.

Bu şekilde bizimle birlikte üzülecekse, en önemlisi bize ve duygularımıza kulak verecekse gitmesine hiç gerek yok hocanın. Gelsin birlikte savaşalım, gelsin birlikte yenilelim ve yenildikten sonra hırsımızı birlikte alamayalım ama samimi olalım. Demirsporluluk samimiyet gerektirir. Hırs gerektirir.

Gel Osman Hoca, yeni baştan oynayalım. Kendi içimizdeki ruhsuzlardan başlayarak düşmanımıza karşı önlemlerimiz bıçak gibi keskin olsun. 

14 Aralık 2015

Hakan Kutlu

Demirspor'u tanıyoruz. Bir resmi açıklama görmeden, dedikodular çıkar ve bazı dedikoduları kulak arkası edebiliriz ancak bu gibi konularda bir ön almaz, ses vermez isek olası bir anlaşma sonrasında ses vermiş olmak çok da bir anlam ifade etmeyecektir.

Demirspor'da gündem hızla akıyor. Dün büyük bir hayal kırıklığı, bugün güne yıkılmış başlamış iken Osman Hoca'nın istifası ve devam eden umutsuzluğun yerini iyi bir hoca ile toparlar mıyız sorusuna bırakması, sonra umut kıran bu gibi dedikodular. 

Bırakın arkadaş bizi. Bırakın bir gün acımızı yaşayalım. Bırakın efendi gibi içimiz içimizi yesin, kızalım talihimize. Bırakın bizi bir gün için kendi halimize bırakın. Yok. Derin nefesler alıp sakinleşmeye çalışırken illa bir dedikodu gelip göğüs kafesimize baskı yapacak.

Sayın başkan ve yönetim kurulu üyeleri. Bu kulüpte çok güçlü bir yönetim sergilediğinizi, kentin önemli dinamikleri ile uyum içinde çalışıyor olmanızın bu gücü perçinlediğini biliyoruz. Ancak hep söylüyoruz yine söyleyelim. Demirspor sizinle kurulmadı. Demirspor çok sayıda güçlü ve güçsüz başkanla çalıştı. Demirspor 20 yılı aşkın bir süredir süper ligi görmediği için devasa bir tecrübeye sahip. Futbolcular, yönetici davranışları, teknik ekip davranışları. Hepsi belleğimizde. Sonuçta şunu görüyoruz. Artık aynı uygulamaları farklı kişiler yapınca farklı sonuçlar alınmıyor biz idrak ettik bunu. Sizden çok ama çok rica ediyoruz. Biz taraftarlara yönetsel açılardan kulak verin. 

Sadede geleyim. Biz zamanında Abdülkerim DURMAZ isimli bir teknik adam ile çalıştık. Daha önce yöresel rakip takımların birini çalıştırıyordu. Bize o dönemlerde ağza alınmayacak küfürler etmişti. Çok ısrar ettik almayın diye. Bizi ezdi yönetim ve aldı. Ne oldu, bir süre sonra takım başarısız sonuçlar alınca Abdülkerim DURMAZ'a daha önce ettiği küfürler iade edildi. Taraftar desteğinin hocanın arkasında olmaması hocanın kredisini azaltırken, stresini artırdı. Çalışma koşulları güçleştikçe daha çok hata yaptı. Daha da önemlisi biz kendimize anlatamadık, bize söven adamın bizim başımıza gelmesini. Bunu yapan yönetime karşı defalarca bunu söylemek durumunda kaldık. Yüzlerine vurmak durumunda kaldık. Karşı karşıya geldik onlarla. Oysa gerek yoktu buna. Biz camia olarak tek ses olursak, aramızda kavga etmez, bunlara malzeme vermez isek daha güçlü oluruz, şampiyonluğa oynarız.

Osman Hoca doğrudan Demirspor taraftarına hiçbir şey yapmadı. Ama bir kadın gazeteciye davranışını kendisi özü dilemiş olmasına karşın bugün hatırlamayan var mı? Peki çok eleştiri alan Ünal Karaman'ın kendisini sezon sonuna taraftar nezdinde taşıyacak kredisi nereden geliyordu? Sözün özü Demirspor taraftarı iyi bir teknik adamın yanı sıra hayatının her aşamasında örnek olacak insanlar arıyor sayın yönetim. Bu kişiler ile anlaşılmadığında normal şartlarda başarısızlığa verilecek tepkilerden daha fazlasını alıyor ve süreç yönetilemeze doğru gidiyor. 

Bakınız adı geçen Hakan KUTLU Demirspor'a karşı hakaretvari konuşmuştur. Demirspor maçlarına özel bir güdü ile (türlü sebepleri olabilir-tahmin/duyum paylaşmak yakışmaz) çıkmıştır. Aradığımız duruş onda yoktur. Bu duruş eksikliği kötü günde su yüzüne çıkar ve ola ki kendisine gelen tepkilere ağırbaşlı yaklaşmaz ise burasının Adana olduğu gerçeği ile yüzleşir. Gerek yok olası senaryolara. Sizler de bu tür adımlarla yıpranmayın. 

Taraftara kulak verin, doğru isimlerle krizden çıkalım. Bu güç sizde var.  

13 Aralık 2015

Yeter Ulan Yeter!

Şampiyonluğa oynamayacaksan sorun yok. Mesela sen kümeye oyna, gücün bu olsun, biz anlarız, sonuna kadar destekleriz.

Orta sıraya oynayacaksan oyna, de ki bu sene yok, seneye, tamam ulan, gelecek seneyi bekleriz.

Ama sen bizimle oynuyorsun Adana Demirspor. Onurumuzla oynuyorsun. Sana kolay gelir belki ama hayatımızla oynuyorsun!

Takım gol gelene kadar ısrarlı, istekli, hırslı. Gol geliyor. Takım nerede? Takım duşa gitmiş. İlk yarı sonuna kadar idare ediyor. Gardaş niye gidiyorsunuz duşa, aklınız niye gidiyor? Niye 0-0 gibi oyuna devam etmiyorsunuz?

Emin'i neden aldın hoca? Sakatlandıysa falan tamam da, "taktik" gereği mi aldın oyundan. TAKTİĞİN SENİN OLSUN HOCA? Kurulu takımın aksıyorsa, bu adam mı aksıyor oyunda? Ya da kurulu düzeni bozmak mıdır "taktik" anlayışın?

Arkadaş, oyun kurucu özellikte adamı 80'den sonra alıyorsan, bu adam oyuna ısınana kadar maç bitti zaten. Timur ne yapıyordu da ya da ne yapamıyordu da oyundan aldın? ALLAH AŞKINA, MAL SAHİBİ GİBİ OYNAYAN ÜÇ ADAMDAN BİRİNİ NEYE DAYANARAK ALDIN OYUNDAN? Umut Sözen'i soktuğun gibi geri alsan "hah, helal olsun hoca, hatasını telafi etti" derdim.

Hoca bunları yaparken siz niye uyudunuz, Mojsov, Fereira, Attamah efendiler? Elin oğlu içinizden geçip giderken neredeydiniz? Oğuz efendi, ceza sahasının dibindeki panik halindeki Demirsporlu'ya pas vermek mi büyük kalecilik. O toplar dönüp bize patlar işte böyle.

Lan arkadaş, yeter ya, yeter! YETERİ BİLİYORSANIZ YETER! Bizi madara ettiğiniz her seferde biz sustuk, destekledik. Ama yeteri biliyorsanız YETER. Bak iki taneniz şutlandı. Aklınızı başınıza alın, topunuzu oynayın.

Kazanın demiyorum, TOPUNUZU OYNAYIN. Burak Çalık kadar, Pote kadar, bu maçtaki Timur kadar, iki sene önceki Erçağ Evirgen kadar topunuzu oynayın.

Sedat başkan, mal sahiplerini takımda tut, idare edenleri gönder. Seni mal sahibi gibi gördüğümüz için, kulüp sana emanet olduğu için söylüyorum. Kendi sahasında Sivas Belediye'den 4 yiyen, lig sonuncusundan 1-0'dan maç veren takımın başkanısın. Sokaktaki herhangi birisi değilsin. Umarım sorunu çözersin. Biz çok kayyum tehdidi gördük, çok güya efsane başkan gördük. Ama çok da hakiki efsane başkan gördük. Sen de şimdiden önlem al, hangi listede yer alacağına kendin karar ver.

Adana Demirspor:1-Erciyesspor:2

Ligin son sırasında, 14 haftada 12 gol atabilmiş takıma kendi sahamızda yenildik.  Bravo!

12 Aralık 2015

Başın Sağolsun Göktuğ

Tayfamızın emektarlarından, Demirspor tribünlerinin tanınmış siması Göktuğ arkadaşımızın babasının vefatını üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Yıllar önce, sanırım 2008'teki Karabük maçıydı, keyifli sohbetiyle bizi evinde ağırlamışlardı. Ügü ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.

8 Aralık 2015

Sarmaşık

Tam bir yıl önce Mustafa, Sarmaşık filminin Sundance'ta yarışma heyecanını yazmıştı.(http://www.adanademirspor.net/2014/12/sundance-film-festivalinde-demirspor.html)

Film geçen haftasonu Altın Portakal aldı (Nadir Sarıbacak'ın ödül konuşması canlı yayında sansürlendi). Film vizyona da girdi. Gidip görmek gerekli. Hakkında çokça olumlu eleştiri var. Filmin başrol oyuncusunun Demirspor ürünleriyle, formalarıyla arzı endam etmesi ayrıca önemli ve güzel bizim için. Ki formamızla görünen Nadir Sarıbacak son dönemin yıldızı parlayan alternatif isimlerinden, takip edilmesi gerekiyor. http://www.sarmasikfilmi.com/

Yine bir Demirsporlu, Alper Turgut'un filmle ilgili yorumları da şurada: http://www.beyazperde.com/filmler/film-232790/elestiriler-beyazperde/

6 Aralık 2015

3 Puan ve Fazlası

Malatya'dan 3 puanla dönüyoruz! Oynanan oyunun önceki haftalara nazaran ekstrası pek yok. Pote - Burak Çalık şirketi çalışmaya devam ediyor.

Herkesin birbirini yenme potansiyelinin yüksek olduğu bu ligde ilk etapta başaltında yer edinmek adına bu galibiyet önemliydi. Kağıt üstünde avantajlı görünen fikstürden faydalanamadık, çünkü dediğim gibi, avantaj kağıt üstünden öteye geçmiyor. Lig zorlu ve kopma pek olacak gibi görünmüyor. Biz orta sıra ile farkımızı bir an önce koyarak ligde devre arasına girmeliyiz.

Maçın en önemli isimleri bana göre öncelikle Aykut, Burak Çalık, Attamah ve Pote'ydi. Anıl uzun zaman sonra gelecek için umut verdi. Önceye nazaran daha çalışkan, daha üretkendi. Ancak gereken kadar değil, bunu da not düşelim.

Hüseyin Kala eleştiri alıyor. Katılmıyorum. Takımın aksayan tarafı Hüseyin değil. Kondisyon bazında daha iyi alternatifi olduğunu düşünmüyorum. Atılana kadar sürekli koştu, didindi. Atılması hatalı bir karardı. Ne Timur, ne Astafei farklı nedenlerle buranın oyuncusu değil. Yeni yabancı transfer buraya daha iyi bir alternatif olabilir. Ancak şu an bu mevkide Hüseyin Kala devam edecek. Hocanın tercihinin değişeceğini sanmıyorum. Ancak cezalı olacağı gelecek hafta burada forma bulacak olanın bu şansı iyi değerlendirmesi gerekli.

Malatya taraftarları maç çıkışında bizim otobüslere taş atmışlar. Takım otobüsü de taşlanmış, otobüs şöförümüz Özcan abi yaralanmış. Tüm Malatyaspor camiasını suçlamak doğru olmaz ama şunun üzüntüsünü yaşıyorum ki, o taşları atan insanlık özürlüler Adana'ya gelmeye yüreği yetmeyecek akıl fukaralarıdır. Keşke gelseler de harbi "insanlık" görseler. Maalesef gelemezler...

3 puan aldık, fazlası ne derseniz; özgüven, taraftarla barışma, geleceğe dair umut. Biz her kazanılan 3 puanla bunları tazelemeye hazırız. Taraftar olmak biraz da böyle çocuksu bir heyecanı sürekli yaşamak değil midir?


3 Aralık 2015

Kupadan Elendik

Dün kupadan eledik. Sivas Bld'ye 4-2 yenildik. Bir önceki turu da zar zor uzatmalarda geçmiştik. Yıllardır kupanın gereksiz olduğuna, futbolcuları yorduğuna dair bir algı var. Kısmen haklı da olabilir. Bu sadece bizim için değil pek çok takım için geçerli. Kupa angarya olarak görülüyor. Sırf onun için para ödülleri, maç başına gelir garantisi konusu ama o da tatmin etmiyor kulüpleri. Geçen sezon Sivas'ın teknik direktörü Sergen Yalçın kupa maçlarının gereksizliğini bir şekilde dillendirmişti, elendikleri bir maç sonu.

Demirspor'un her alanda başarılı olmasını isteriz. Gazozuna maçta bile kazanmak, iyidir. Kupadan gelecek gelir fazla bir şeye yaramasa da reddedilecek bir meblağ da değil. Ayrıca grup aşamasında kazandığımız galibiyetler bize bir özgüven olarak dönmüyor mu? geçen yıl Beşiktaş'ı yenmek güzel değil miydi? Ya da 7-8 yıl önce çeyrek finale kadar yükselmek. Olası bir kupa finali?

Sahaya yedeklerle ve altyapı destekli kadroyla çıktık. Bu oyuncular kendilerine verilen şansı kullanamadı. Kadronun rotasyona uygun olmadığını, kenardaki oyuncuların hazır olmadığını gördük. İdeal 11'de sakatlıklar veya cezalılar olunca neden sıkıntı yaşadığımızı anladık. Kulübe sahadakileri zorlamıyor çünkü. Onları çalıştırması ve hazırlaması gereken de teknik ekip. Kenardaki oyuncuların da her an oynayabilecek noktada olması lazım. Bu turu geçsek, gruplarda yedek oyuncular daha çok şans bulup daha hazır hale gelebilirdi.

Dahası, tam da dün gol yeme sorununu yazmışken, bir alt kategorideki takımdan 4 gol yemek! Kendi sahamızda Sivas Bld'den dört gol yedik. Demek ki yedek kalecimiz de aynı derecede kötüymüş. Ahmet Burak Solakel de penaltı yaptırma alışkanlığına devam etti.

Osman Hoca'nın gereksiz gerginlikle herkese posta koymak yerine oyuncularını daha iyi hazırlaması gerekiyor.




1 Aralık 2015

İç Saha ve Gol Yeme Sorunu

Bu sezon iç saha performansımız oldukça kötü. Yarışta geri kalmamızın ilk nedeni bu olabilir. En büyük güvencemiz olan taraftar desteği mi ters tepiyor, yoksa kazanma hırsıyla yüklenen takım gerideki boşlukları mı dolduramıyor? Belki de ikisi birden... Tabii gol diyince akla ilk gelen kaleciler. Her sezon 2 veya 3 farklı kaleci ile oynadık ve beklenen performansı göremedik. Bu sezon da Oğuz henüz herhangi bir maçı tek başına çeviremedi. Golü tek başına kaleciler yemez. İki sezondur orta sahanın savunma yükünü sadece Attamah'a emanet etmemiz, ona eşlik edecek oyunculardan istediğimiz performansı alamamız önemli bir sıkıntı. Savunmanın göbeğindeki istenen ikiliyi bir türlü bulamadı Osman Hoca. Mojsov başta olmak üzere bu hat önemli derecede aksıyor.

Geçen sezon 10 mağlubiyetin sadece ikisini içeride almıştık; bu sezon şimdiden 3 mağlubiyeti gördük. Önceki üç sezon 13 hafta performansları şöyle: 2012-13 3 g-1 b-2 m, 2013-14 2 g-3 b-1 m, 2014-15 3 g-3 b-1 m.

Bu sezon ise 3-1-3'le yola devam ediyoruz. 

Önceki üç sezonun ilk 13 hafta gol yeme oranları şöyle: 
 2012-13 22 (maç başı 1,69) , 2013-14 23 (maç başı 1,76), 2014-15 14 (maç başı 1,07) gol.

Bu sezon 19 (maç başı 1,46) gol. 

Üstümüzdeki 7 takımdan sadece Alanya ile aynı sayıda gol yemişiz (attığımız da aynı!). Altımızdaki takımlardan da sadece son üç sıradakilerden az yemişiz. Onların ikisi de 20 gol.

Son üç sezonda  yenen toplam goller de şöyle: 53 (ort. 1,55), 63 (38 maç, ort. 1,65), 48 (ort. 1,41).

Bu ortalamayı 1,3'lere 1,2'lere düşürmeden önceki sezonlara göre daha başarılı olmamız mümkün görünmüyor. En azından geçen sezonki performansı göstermek için savunmaya toparlamak gerektiği ortada. 

Bu sezon takımlar birbirini yenme kapasitesine daha fazla sahip. Alt sıradaki takımlar da yavaş yavaş toparlanıp yukarıdakilerin canını yakıyor. Geçen sürede kritik bir iki maçı yenilmek yerine beraberlikle tamamlayabilseydik, (örneğin Karabük ve Giresun maçları) şimdi daha iddialı olabilirdik. Puanların çok yakın olduğu sıralamada hızlıca yukarı çıkmak kolay. Yeter ki bir kaç haftalık seri yakalayabilelim. Bugüne kadar sadece iki kere iki maç üstü üste kazanabildik. Kadroda gerekli değişiklikler yapılmadan bu gidişatın tersine dönmesi şimdilik zor görünüyor.



30 Kasım 2015

"Athletic Bilbao, Altınordu ve Altyapılar"

Takipçilerimizden Uğur Ali Yıldırım'ın yazısını paylaşıyoruz; genelde takım kötü giderken hatırlanan ama aslında gündemden düşmemesi gereken bir meseleyi yenide hatırlatıyor: 

"Şimdi bu gündemde hiç yeri değilmiş gibi görünüyor ama aslında tam yeri. Hiç ama hiç kapanmayacak kapanmaması gereken bir konu bu aslında. Alt yapı.

Ankara Tayfası sağolsun alt yapı ile ilgili haberleri buradan takip etme şansımız oluyor ama ben de ne yalan söyleyeyim "Ah ah Altyapıdan oyuncu yok ah ah" diyip hatırlanan ama bu konuya çok da kafa yormayan biriydim. Ta ki Altınordu örneği yüzüme çarpan kadar.

Hepimiz asıl adı Athletic Club olan ama Dünyada Athletic Bilbao olarak bilinen takımı biliriz. Kadrosunda yalnızca Bask olan oyuncuları oynatıyor ve bu geleneğe sıkı sıkıya baskılar. Milli takım gibi görmeleri başka bir mesele burada beni ilgilendiren müthiş bir alt yapıya sahip olmaları.
Athletic Bilbaolular bu alt yapı sistemine LEZEMA diyorlar. Anlamını okumuştum ama şu an hatırlamıyorum. Bu sistem sayesinde bütün Bilbao alt yapı konusunda birbirine bağlanmış durumda. A. Bilbao nun sürekli yeni yıldızlar üretmesine ve Bask bölgesi gibi kısıtlı bir alandan yetişen gençlerin İspanya'da Real Barça gibi devlere kafa tutmasına imkan veriyor. İsmi ülkemizde çok geçmiyor olabilir ama 3 sene önce Uefa finali oynayan, İspanya Kupasında art arda finale kalan ve Barcelona ya 4 gol atan ve Real ile Barça ile birlikte ligden düşmeyen 3 takımdan biri olma başarısını Bilbaolular bu sisteme borçlu . Ve bu sistem beni Endüstriyel futbola karşı durma konusunda hep cezbetmiştir. Nitekim Athletic Bilbao 2. Başkanı Jokin Garatea Altınordu yönetimi ile yapılan toplantıda yaptığı konuşmada, 'futbolun ticari yapısını öldürdüğümüz için bize kızarlar ama bizim yolumuz bu diyerek menajerlerle iş yapmadıklarını, onların aracılığı ile oyuncu almadıklarını kendi yıldızlarını kendilerinin yetiştirdiklerini vurgulayarak, Altyapıda iyiyseniz A takımda da büyük başarılar kazanırsınız' demiştir.

İşte Altınordu ile de yolları alt yapı desteği için yaptıkları toplantıda gerçekleşmiştir. Bu yardımlaşma nasıl işler bilemem ama Altınordu 2. Ligden 1.lige yükseldiği sene yapılanmasını daha önce Bucaspor Futbol Akademisini kuran Seyit Mehmet Özkan`ın kulübün başına geçmesi ile geliştirdi. Takımın alt yapı tesisleri sadece alt yapı oyuncuları için. Çünkü Â takımın tesisleri ayrı. Alt yapı antrenman sahası kakao kabukları ile yapılan çimlere kaplatılması vs. Bunun gibi bir çok tesisleşmede ilke giden Altınordu yaş ortalaması 22 olması ile de 1.ligin en genç takımı. Ayrıntılı bilgi linkte. (http://fourfourtwo.com.tr/2013/12/26/profesyonel-futbol-kulubu-altinordu/)

Genç takımlara en çok oyuncu veren ve Avrupa Şampiyonası da da içinden oyuncu göreceğimizi düşündüğüm Altınordu da Athletic gibi bir ilkeye sahip. İttihat ve terakki kökenlilerin kurduğu Altınordu bünyesinde sadece Türk futbolcuları barındırıyor.

Gelelim Demirspor camiası için fikirlerime. Bu iki kulübün yaptığı gibi bünyemizde sadece Adanalı gençleri barındıran bir takım olsak ne güzel olurdu ancak şu aşamada akıllıca düşünürsek çok gerekli değil. Biz yabancı oynatmaya devam edelim. Edelim de alt yapıları iyice donatalım. Kalıcı gelir elde etmek için yapılan hamleler güzel bunu bir de alt yapılar için hamlelerin takip etmesi gelecek için Demirspor`u çok daha iyi yerlerde görmemişin tek anahtarı olmayabilir ama orada kalmanızı yegane anahtarı. Çünkü kendi özkaynaklarından beslenen bir kulüp ekonomik olarak hep sağlam kalacaktır. Ekonomik darboğazlarda alt yapıdan çok maliyet gerektirmeyen futbolcuların Demirspor'a entegre edilmesi ve diğer takımlara sağlam bedellerle futbolcu gönderme İspanyol takımlarının olduğu gibi bizimde köklüleşmemizde sağlam adımlar sağlayacak ve sorun olan ekonomik sıkıntıları atlatmamızda rol oynayacaktır. Bunun için haddim olmayarak bir kaç önerim olacak.

1. Alt yapı tesisleri gözden geçirilmeli ve her yaş grubunun ihtiyacına yönelik tesisleşmede gidilmelidir.
2. Özellikle bölgemizden başlamak üzere ülkenin her yerinden alt yapıya futbolcu kazanmak için gözlemciler görevlendirilmelidir.
3. Demirspor Futbol Okulları bir akademi halini almalı bölge genç ve çocuklarını bünyesine katmaya burs vs. organizasyonları planlamalıdır. ( Belirlenen sayıda çocuğa-gence burs verme ve Demirspor altyapısını cazip hale getirme bir futbolcuya verilen şu anki paralar düşünüldüğünde çok da maliyetli değil aslında)
4. Altyapı sistemi için bu konuda ülke genelinde genç ligleri için sponsor olan firmalar (mesela Coca Coca gibi isimlerini tesislere verebilecek) ve (fazla bir maliyet gerektirmeyen sadece iyi ilişkiler kurmanın bile yeterli olduğu) altyapı için fikir alınabilecek hatta karşılıklı işbirliği kurulabilecek kulüplere anlaşmak.
5. Gerekli adımlar atılır atılmaz A takım için başta ilk 18 de altyapıdan 3 futbolcu bulundurma ilkesi getirmek. Sistem ürettikçe 18 de 4 hatta 5 futbolcuyu ilk 18 bulundurmak gibi ilkeleri kulübe kazandırılmak.
6.Altyapıdan yetişen futbolcularla onların satışında gelecek transferleri (sonraki satıştan %20 pay gibi) gelire çevirecek ve sürekli getiri sağlayacak sözleşmeler düzenlenmelidir.

forzache Uğur Ali"

28 Kasım 2015

Adana Demirspor:2-Balıkesirspor:2

Adım adım şampiyonluk yarışından kopuyoruz. İç saha fobimiz devam ediyor. Hakemin hatalı penaltısı, son dakika şanssızlığı vs... Artık bunlar mazaret değil. Osman Hoca'nın ciddi bir özeleştiri vermesi gerekiyor. Kadrodaki kimi ısrarlarından vazgeçmesi de gerekiyor. Başta Hüseyin Kala olmak üzere... Oğuz'un da henüz maç çevirebildiğini görmedik. Takımın şimdiden devre arası hazırlıklarına ve kadro değişikliklerine hazırlanması gerekiyor.

Rakip Balıkesirspor

Logolara ilgim var. Öğrenciyken ve dolayısı ile zamanım bolken internette saatler geçirirdim, takım logolarını incelerdim. Özellikle Adana Demirspor için kullanılan farklı logoları araştırırdım.

Logosunu bulamadığım takımlar için üzülürdüm. İnternette olmamak, neredeyse var olmamak gibi bir şeydi. Neyse ki yıllar içinde profesyonel takımların neredeyse tamamının logosu yer aldı internette. Vektörel çizimleri ile uğraşan kardeşlerimizin de çabalarıyla tabii.

Bunca logo içerisinde bir tanesi var ki, bu logoyu hep sevdim, diğerlerinden hep farklı ve hoş gelmiştir bana. Bu hafta evimizde ağırlayacağımız Balıkesirspor logosundan bahsediyorum.


Altmış altı yılında kurulan kulübün logosunda o yılların esintilerini görmek mümkün. Logoda topu büyük bir şevkle ileriye doğru yönlendiren, süren ya da vuran B ve S harflerinin dinamik birleşimi olan futbolcu yer almakta. Memleketin en önemli tarım ürününü logoya koymaktan çok daha yaratıcı bir iş çıkarıldığını söyleyebilirim. Logonun modernizasyonunda kuruluş günlerine daha yakışan bir yazı tipi de kullanılmış. Retro bir hava vermiş bu yazı tipi. Logonun yaratıcısı Erdoğan Güngören ve logo ile ilgili diğer bilgilere buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Ortadaki kalın kırmızı şeridin diagonal olarak yer aldığı eski kullanımlar da oldukça şık ve estetik görünüyor.

İki camia arasında herhangi bir husumetin olmadığı, görece dostça geçmeye aday bir maç bekliyor bizi. Tayfa olarak deplasmanına da gittiğimiz, dostça karşılandığımız bir memleket Balıkesir. Facebook'taki Ankara Tayfası grubumuzun da üyesi olan Balıkesirsporlu Bülent Söğüt abimize de sevgiler gönderiyorum bu vesileyle.

İki takımın da hedefi Süper lig. "Keşke el ele olsa" diyebilirim gönül rahatlığı ile...


1975 / 1976 sezonundan bir gazete küpürü. Kaynak www.balkesarsivi.com

23 Kasım 2015

Herkes İşini Yapsın

Adana Demirspor taraftarı takımını binlerce km.'lik yol yaparak destekleyen bir taraftardır. Bu yol ona ölüm gelmez. Sevgiliye giden yoldur uzayan mesafeler. 

Biraz futbolcu ile taraftarı karşılaştıralım.

Futbolcu uçağa atlar maçın oynanacağı ildeki havaalanına veya en yakın havaaalanına iner. 
Demirspor taraftarı bulabildiği en ucuz ve en konforsuz şehirlerarası araca biner, saatlerce yol gider.

Futbolcu havaalanından bulunduğu bölgenin en iyi otellerinden birine gider.
Taraftar ya yolda sabahlar, ya da uyumadan yeniden yollara düşer.

Futbolcu maçtan sonra duşunu alır.
Taraftar leş gibi terlemiştir, en fazla atletini değiştirebilir.

Futbolcu aynı dönemde taraftarla aynı yere gitmek için para kazanır.
Taraftar para harcar.

Futbolcu ekmeğini futboldan kazanır.
Taraftar ekmeğini keser maça gider.

O nedenle öyle tribünün önünden geçerken el kol hareketleri, küfür, taraftarla tellerin arkasından iletişime geçmek yok. Sen benim ağır eleştirilerim dahil olmak üzere tüm sözlerimi saygı ile dinleyeceksin. Dinlemek zorundasın. Benim çektiğim çilenin yarısını çekmeden kime isyan ediyorsun sen. Sen bana agresif davranacağına, yerde yatan Denizlili futbolcuya git, kalk de, ona agresif davran. Boş boş top bekleyeceğine koş inisiyatif al. İşin özü herkes işini yapsın. Kimseye de kimse hakkında söz söyleme imkanı doğmasın.

Yönetime gelince. Sosyal medyadan futbolculara mesaj veriyorsunuz. Hatırlatmam gereken şeyler var. Bu kadroyu siz kurdunuz. Tahmin ettiğimiz kadarı ile ucuz bir kadro da kurmadınız. Hakan ÇİNEMRE'yi, Artun AKÇAKIN'ı, Tayfur BİNGÖL'ü, Abdülkerim BARDAKÇI'yı vs. gencecik savaşan çocukları siz almamayı tercih ettiniz. Şimdi savaşmayan takım varsa siz de sorumlusunuz.

İkincisi sosyal medyadan kimseyi taraftarın önüne atmaya gerek yok. Kimse elinizi bağlamıyor. Siz kadro dışı bıraktınız, ceza verdiniz, olaya el koydunuz da elinizi biz mi bağladık. Yönetimin görevi mesaj vermek değil, icraat yapmaktır. 

Ayrıca geçmişten farklı şeyler yapayım derken geçmişi unutmamız gerekmez. Ne zaman ki takım içi meseleler ulu orta konuşulmaya başlanır o zaman takımın performansı düşer. O zaman takım yerine bireycilik öne çıkar. 20 yıldır süper lig görmemiş bir camiayız biz. Bu tür açıklamaların sonuçlarını 20 yıldır görüyoruz, 20 yıldır aynı şeyi tekrar tekrar yaşayıp, aynı şeyleri tekrar tekrar söylüyoruz. Geçmiş çok uzakta değil. Hemen yanı başınızda tribünde. Sorun, söyleyelim.

Osman Hocam. Maç sonu açıklamada hakemlere tenkitte bulunmuşsunuz. Bunun haklı gerekçeleri olabilir. Ancak sizin yönetiminizdeki futbolcular oyunu domine edemediler. Rakibe baskı kuramadılar. İki üç topları falan direkten dönmedi. Hırslı değillerdi. İkinci yarıda golü attıktan sonra birden tuhaf şekilde şalteri kapattılar. Sizin yönetiminizdeki futbolcular ligin en dibindeki takımlardan birinden kendi ceza sahası önünde topu çıkaramayıp dakikalarca baskı yedi. Hocam, stresinizi anlıyoruz ama siz de bir rehabilite edin kendinizi. 

Sonuç olarak fikstürümüzün kolay olduğunu düşündüğümüz dönemde anlamsız puan kayıpları ile lider olabilecekken potada anca kalabildik. Herkes işini yaparsa daha çok maç var. Yarın ağlamamak için bugün herkes işine dört elle sarılmalı. 

22 Kasım 2015

Denizlispor:1-Adana Demirspor:1

Şampiyonluğa oynayan takımın böyle hoyratça puan harcama lüksü yok. İçeride kaybedilen 3 puanı mutlaka deplasmanda karşılamak gerekiyordu. Hele ki rakip ligin dibindeyse... Kimse mazeret üretmesin herkes sorumluluğu üstlensin. Başta sahadaki futbolcular. Bu taraftar bu oyunu hak etmiyor.

Hafta içi yapılan açıklamalar içeride sorunlar olduğu hissi veriyor. Futbolcu-teknik adam-yönetici ilişkilerinde sıkıntı var gibi. Osman Hoca sistemden bahsediyor, sisteme uymayan oyuncuları keserim diyor. O zaman ilk yapılacak iş, budur; oynamayan, uyum sağlamayan oyuncuyla yolları ayırmak. Öte yandan bu hocayı, bu oyuncuları seçen de yönetim. Onlar da yola nasıl,  kimle devam edeceğine karar versin.

Ortada bir başarısızlık var ve acilen çözüm içeren adımlar atılmalı. En basitinden, takımı Burak ve Pote'den başka taşıyan yok. Anıl başta olmak üzere bu ikiliye destek olamayan her ismin kulağı mı çekilecek, kadro dışı mı olacak buna karar verilmeli.

13 Kasım 2015

SMS Projesine Dair

Adana Demirspor halkın takımıdır. Halkın takımının halka hitap eden projeler yapması gerektiğini yıllarca söyledik durduk. Bu takımın futbolcularına prim veremediği dönemler oldu. O nedenle küçük büyük demeden hiçbir kalıcı-geçici gelire sırt dönme lüksümüz halen yok. Deplasmana giderken zorluk çektiğimiz dönemleri unutamayız.

Bu nedenle gelirlerini taraftardan toplayacak SMS projesi için yönetime çok teşekkür ederiz. Bildiğimiz kadarı ile eski yöneticilerimizin de bu projede katkıları var. Onlara da teşekkür ederiz. SMS projesine ilişkin olarak geliştirilmesi gerektiğini düşündüğümüz hususlar var. Bunlar gerçekleştirilebilirse proje çok daha sağlıklı işleyecektir.

Öncelikle faturasız hatlardan bağış yapılamadığı yönünde geri bildirim alıyoruz. Önemli bir SMS potansiyelini kaybetmeme adına bu alana eğilinmesi gerektiği kanaatindeyiz.

Diğer taraftan SMS projesinin başarıya ulaşması için bir bütünleyiciye ihtiyacı var. ADS TV. Demirspor'un bir TV kanalı olursa SMS projesinden çok daha sağlıklı gelir elde edilebilecektir. TV yayınlarından kalite beklemiyoruz. İsterse gün boyu klip yayınlasınlar. Demirspor videolarını gün boyu tekrar tekrar da yayınlayabilirler. Yani kaliteli program maliyetleri beklemiyoruz. Beklentimiz ne yayınlanırsa yayınlansın, yayınlarda bir alt yazı olsun ve bu altyazılar taraftarların 1940'a gönderdikleri mesajları yayınlasın. Taraftar küfür içermedikçe SMS yolu ile ADS TV'ye görüşlerini aktarsın. 

Belli dönemlerde (belki günde yarım saat) Demirspor camiasından herhangi biri (futbolcu, yönetici, teknik adam, tribün lideri vs.) ADS TV'de canlı yayına çıksın ve SMS yolu ile taraftarların ilettiği soruları yanıtlasın. Yani SMS projesi sadece gönüllülük esasına değil aynı zamanda katılımcılık esasına dayandırılsın. Bu projenin gerçekleştirilmesi halinde Demirspor'un sadece bugününe değil yarınına da çok önemli katkılar sağlanacaktır.

ADS TV'nin kurulması halinde TV'nin küçük çapta da olsa kendi gelirleri de olacaktır. Bunları TV'nin kurulması projesine sıcak bakılması halinde ayrıca açıklayacağız.  

12 Kasım 2015

Rakı Festivali

Adana Valileri bir garip oluyor. Daha da yükselmek için, Adana valiliği bir basamak. Daha önceki örneklerden biliyoruz. Kamu idaresinin polis marifetiyle tribün üzerinde kurduğu bakı belli.   Geçen yıl 20 bin civarı insanın bu şekilde Kazancılar Çarşısı'na giriş çıkış yaptığı Rakı Festivali olarak bilinen etkinliğe yasak getirilmek isteniyor.  http://www.cnnturk.com/turkiye/adanada-raki-festivaline-yasak-tartisma-baslatti.

Vatandaşın kendi dinamikleriyle geliştirdiği, kendi çapında gülüp eğlendiği, Adana'nın sembol mekanlarını da tanıtmış olduğu bir etkinlik bu. Rakı bunun sadece bir unsuru. Kebabı, şalgamı ve tarihi Adana sokaklarını bir araya getiren, muhabbet etmek, gülüp eğlenmek eksenli bir orginazsoyn. Hayatın her alanını muhafazakarlaştıran zihniyet buna da karşı çıkıyor. Gülmek, eğlenmek de yasak! Bu yasağa karşı, rakı adını çıkarıp, kebap ve şalgam'ı öne çıkarıp Festivali'nin de vali'sini küçültüp yola devam ediyor insanlar.

Kimsenin ağzına zorla içki döküldüğü yok. Vatandaşın cebinden çalanlara, hayatını mahvedenlere, öldürüp süründürenlere çıkaramadığınız sesi gülüp eğlenmeye, içkiye muhabbete çıkarmaya çalışıyorlar. Memleket içki içildiği için mi, rakı yüzünden mi yaşanmaz bir hale geldi, yoksa başka nedenlerle mi?

6 Kasım 2015

Adana Demirspor:2-Giresunspor:3

İç sahadaki sıkıntımız devam ediyor. Şimşekler Grubu olmadan 1-0 yenik başladığımız maçta işler istediğimiz gibi gitmedi. Devre sonunda beraberliği yakalamışken serbest vuruşta Oğuz'un her zamanki etkisizliğiyle yenik duruma düştük. Maçın kötülerinden Aykut'un bir başka hatasıyla hakemin saçma penaltı kararı birleşince maçın kaderi belli oldu. Burak'ın golu sonrasında 10 dk iyi tempo yaptık ama gol atamadık. Serbest vuruşlardaki gereksiz organizasyonlar ve kötü vuruşlar yüzünden bu fırsatları da kullanamadık. Orta sahada Hüseyin'le takım güç kaybediyor. Giresun bu sezon ilk kez 3 gol attı.  Bu bile savunmamızın ne kadar kötü olduğunun göstergesi. Gol atıyoruz ama kolay gol yediğimiz için maçı kazanmak için 2-3 gol bile yetmeyebiliyor. Daha rahat maçlar bizi bekliyor derken, Demirsporlu'ya rahatlığın olmadığını hatırladık.

Şimşekler Grubu'nu Destekliyoruz

Konya'daydık, Güngören maçında. Grubun hemen yanı başındaydım. Sıcağın ve stresin de etkisi ile olacak bir taraftar bıçağını çekiverdi. Sipsivri idi ucu. Güneşte pırıl pırıl parlıyordu. Sağa sola bilinçsizce sallıyordu. İnsanlar arka sıralara birbirlerini ezerek kaçıştılar. Ölmek vardı ucunda, yaralanmak vardı. Göksel TEL gitti, adamın bileğine yapıştı. 
Emin olamadığımız konular oluyordu Şimşekler Grubu'nun aksiyonlarına ilişkin. Doğruyu bulmaya, anlamaya çalışıyorduk. Adres Adem TEL idi. İki saatten az konuşmuyorduk onunla. Tribünde sadece birkaç kişiydik biz ama doğruyu bulma adına saatlerce tartışabiliyorduk.

Kağıt bilet dönemleriydi. Karaborsa bilet satan birkaç kişiyi yakaladıklarını gördüm Şimşek Büfe'nin önünde. Yüzünde koca koca tokat izleri vardı. Öyle bir dövdüler ki onu bir daha Demirsporlu'nun hakkını gasp edemeyecekti.

Türkiye Kupası'nda Rize ile eşleştik. Deplasmanda 2-1 yenildik onlara. Parası yoktu cebinde. Adana'dan otostop ile Rize'ye gitti Ramazan ÖLÇER. Maç bitiminde yağmur yağdı. Şimşekler Grubu pankartı ıslanmış 30 kg. olmuştu. Sırtında otobüs bulana kadar çektiğini kimse çekmemiştir.

Herhangi bir maça girmiştik herhangi bir zamanda. Maç daha başlamamıştı. Tribünler organize halde küfür ediyordu. Sonra bu yukarıda belirttiğim adamlar girdi tribüne. Küfürsüz, bize yakışan şekilde, coşkulu, şen şakrak izledik maçlarımızı. 

Demem o ki; bugün tribünde olaylar daha az ise, küfür daha az ise, daha fazla kadın taraftar varsa tribünde, daha kolay eleştiriliyorsa Şimşekler Grubu, tamamıyla kendileri sayesindedir. Kendileri yüzündendir. "Şimşekler Grubu" kolay olunmuyor. 

Her zorluğun her mücadelenin içinde onlar var. Maçlarda bağırmayan maraton ve diğer tribünler bu gün Grubun performansı kötüydü veya iyiydi diye yorum yapabiliyor. Biz de yapıyoruz eş zamanlı. O mücadelenin içinde olmadan mücadele edenlerin mücadele tarzını eleştiriyoruz. 

Evet hepimizin yaşam tarzı farklı. Evet biz bıçağın üstüne atlayamayız, direklere çıkıp tezahürat yaptıramayız ama biz federasyona, spor büroya, yanlışı yapan kim varsa ona karşı savaşabiliriz. Kolay olan klavye başında grubun hareketlerini sorgulamak. Zor olan tasvip etmediğimiz protestolarının kaynağına ses etmek. 

Bağır Demirsporlu. Harekete geç. Ses ver. Bırak şu klavyeyi, giy formanı ve Demirspor için mücadele et. O mücadele sonrasında biz yine biz bizeyiz. Sokaklar bizim, klavye bizim, tribün bizim. Yine yeriz birbirimizi mesele değil.  Bugün Şimşekler Grubu ile birlikte hareket etme zamanıdır. Onlarla birlikte Demirspor için zor olanla savaşma zamanıdır.

Şimşekler Grubu'nun protestosunu destekliyor ve onlara saygı duyuyoruz. Ancak bu protestoları yetmez. Hep birlikte daha fazlasını yapmaya çağırıyoruz.

Biz birlikte iken biziz.

31 Ekim 2015

Göztepe Deplasmanına Dair

Derbinin yarattığı olumlu hava bu maça da sirayet etti. Takım ve tribün bütünleşmesinin zirve yaptığını söyleyebilirim.

İzmir en sevdiğim deplasmanlardan birisi. Maçın hafta içi olması ilk etapta moral bozdu ama bayrama denk gelmesi mutluluk verdi. Dört kişi sabahın ilk saatlerinde yola düştük, uçağa atladık ve İzmir'e vardık.

Cumhuriyet bayramının belki de en güzel kutlandığı illerden birisi İzmir. Tek adamlığa, birilerinin kulluğuna, eski ve köhne düzene saplanıp kalmaya bu kadar hevesli olmaya ne gerek var. Bize emanet edilen özgürlük düzenine, cumhuriyete sonuna kadar sahip çıkacağız.

Kordon'da, Karşıyaka'da İzmir'i olabildiğince yaşadık ve akşam saatlerinde stada geçtik. Kazanan takım bozulmaz ilkesinden hareketle olsa gerek, Osman hoca derbide tek aksayan oyuncu olarak görünen Özgürcan'ı yanında bekletti ve Timur'a görev verdi. Tespiti yerindeydi ama Özgürcan'ın formsuz olma lüksü pek yok. Form seviyesini yükseltmek için, Özgürcan'ı kazanmak için Osman hocanın bu oyuncuyu hazırlaması gerekli. Allah Pote'ye zeval vermesin ama ligde, hele ki işlerin sertleştiği zamanlarda muhakkak Pote'nin oynayamayacağı maçlar olacaktır. Elimizde iyi bir oyuncu varken üzerine eğilmek gerekli.

Demirspor deplasmanları iyi oynuyor, iyi de oynayacak. Bu kadro yapısı ile, iç sahada kilidi açabilen oyuncu eksikliği ile kapanan takımlara karşı yapabileceklerimiz sınırlı. Ancak; golden sonraki paslaşma becerimizi ve sabrımızı iç sahada gösterirsek olumlu sonuç üretebiliriz.

Maçın yıldızı Pote için paragraf değil, bir sayfa yazmak gerek aslında. O sayfaları da şampiyonluğa saklıyorum. İki gol bir asist ile deplasman fatihi olduğunu ispatladı yeniden. Bu arada, biz bir Mulenga vakası yaşamıştık. Pote için benzerini yaşama lüksümüz yok bu sene. Umarım kötü bir sürpriz yaşamayız.

Şimşekler Grubunun olmadığı deplasman, eksik, riskli... Tribünde bağıran ve destek olmaya çalışan kardeşlerime teşekkürler, nefeslerine sağlık. Ancak maçtan önce Göztepe tribünü ile küfürleşen kardeşlerime "ayıp ettiniz" diyorum. Tribüncülük bu değildi, maçın başlaması ile büründüğümüz kişilik ise tribüncülüktü.

Futbol olarak gelecek haftalara umut aşılayan bir haftayı geride bıraktık. Önümüzde aşılması gereken çok engel olduğunun bilinciyle...

Son olarak, şunu yine yazayım, unutmadığımız bilinsin:

Şimşekler Grubu Yok Edilemez!!!

29 Ekim 2015

Göztepe:1-Adana Demirspor:3

Çok değerli bir deplasman galibiyeti. Burak-Pote attıkça kazanıyoruz. Ama ortasahada istediğimiz değişiklikleri görmek, daha önemli. Bu galibiyetlerin sırrı orada. Deplasman takımı gibi oynadık. Pote'nin gücüyle kaleye gittik ve golleri bulduk. İlk golde Timur'un iyi pası, üçüncü golde Umut'un şık çalımı önemli. 4 haftalık kötü süreçten iyi çıktık.

27 Ekim 2015

Grup Liderlerine Verilen Ceza

Şimşekler Grubu liderlerine verilen/verilecek cezalar, Federasyon'un ve doğrudan ilişkili olduğu siyasi iktidarın toplumu denetleme amacının çok net bir göstergesi. İstedikleri tarzda bir insan ve toplum yaratmak için, tüm farklılıkların törpülenip ortadan kaldırılması hedefi var. Kendilerine biat etmeyen her düşünceyi söküp atmaya çalışıyorlar. Tribünde de hiç bir şeye ses çıkarmayan, -"şak şak" bile değil -"şık şık" alkışını yapıp sessiz sessiz maçını izleyen bir profil yaratmak istiyorlar.

Bugüne kadar Şimşekler Grubu, stat içinde ve dışındaki duruşlarıyla aslında radikal sayılabilecek bir noktaya hiç bir zaman gelmedi. Her zaman itidalli davrandı. Demirspor tribününü sevgi-saygı-bağlılık noktasında birleştirdi. En basitinden, başkalarının bütün seyirci sayısı olacak sayıda binlerce insanı, sadece grup çatısı bir arada tuttu; orkestra gibi yönetti ve denetledi. Belki de bu birliktelik onların gözünü korkuttu. Bir arada olan insanların gücünden korkuyorlar.

Bu birliktelik, yardım dernekleriyle çalıştı, Lösev'e yardım etti (gerçi onlar da artık iktidarın hedefindeler!), Kızılay'a kan bağışı yaptı, köy okullarına kitap kampanyalarına destek verdi. Tribünlerde, pankart, beste, koreografi konusunda daha 2. ligteyken, maçlarımız tv'lerden verilmezken, bu kadar göz önünde değilken (klasik tabirle ıssızlarda-karanlıklarda) yaptılar bu işleri. Bu yörenin, bu memleketin grupları (var mıydı?) asmak kesmek kelle uçurmak derken onlar takımı sahiplenmek, el emeği göz nuru dedi.

Federasyon'un ideal tribünleri bir kaç yüz kişilik, deplasmana gitmeyen, soğukta evinde oturan, çekirdekçi insanlar grubu. Sokakta boyun eğen, tribünde de sesini çıkarmayan takımları, grupları istiyorlar. Taraftar değil seyirci istiyorlar. "Şehrin asi çocukları"nı şehrin sessiz çocuklarına çevirmek istiyorlar. Onlardan her kentte olduğu gibi Adana'da da var zaten. Ama biz onlardan değiliz; olmayacağız. Şimşekler Grubu'nun yarattığı yaşam tarzı, bakış açısı ve kulübünü sahiplenme hissi liderlerine verilecek cezayla son bulmaz. Yine klasik tabirle, düşüncelere mermi işlemez!