26 Ocak 2015

Bir Taraftar, Bir Özgürcan, Bir Emre Meselesi

Yavuz yazısında güzel yerlere temas etmiş. Tespitlerinin tümüne katılıyorum. Futbol olarak istediğimiz anlarda topu indirip güzel bir pas trafiği üretebiliyoruz. Gol bölgesine çok rahat inebilecek bireysel yetenekte oyuncularımız var.

"Takım oyunu" kavramı bizim için hala uzak görünüyor ama "takım içi arkadaşlık" günden güne artıyor. Şaban penaltı yaptırıyor, Abdülkerim ona moral veriyor, Emre hatalı bir gol yiyor, takım ona destek oluyor, özel hayatlarında yan yanalar, yüzleri gülüyor... Örnekler uzuyor, saha içi iletişim gelişiyor, arkadaşının hatasını kapatma ön plana çıkıyor. Bunların sonucu puan hanesine yazılıyor. İlk yarının sonunda puan tablosundaki yerimizi sadece iyi oynayarak kazanmadık, biraz da birbirimizi severek kazandık.

Maç başlamadan az önce twitterde Özgürcan ile ilgili bazı yorumlar okudum. Bazısı masumane, bazısı yaralayıcı tarzda yorumlardı. Ayrıca daha önce bu kardeşimizin kendisini eleştiren bir taraftara gayet kibar cevap verdiğini de okumuştum. Birincisi bir kimse bu kadar ağır eleştirilmeyi hak edecek bir davranışta bulunmalı, ki Özgürcan bulunmadı. İkincisi acımasızca eleştirilmek için çok kötü performans göstermesi gerekir, ki maçtan önce oynadığı maç ve attığı gol sayılarına ilişkin bir tablo paylaştım, o kadar da kötü değil. Üçüncüsü, bir insan kötücüldür, ukaladır, umarsızdır vs. eleştirirsiniz. E bu adam işinde, gücünde, ekmeğinin peşinde, göründüğü kadarıyla beyefendi, taraftarla ilişki kurmaktan çekinmeyen birisi. Dördüncüsü, sahaya çıkanlar Demirspor forması giyiyor. O formayı giyiyorlarsa onlara sallamak bu kadar sıradan bir davranış olmamalı. Böyle adama bu şekilde dalmak en hafif tabirle yüreksizliktir.

Özgürcan örneği, Demirspor tribünlerinin aşması gereken bir durumu teşkil ediyor. Bir kısım taraftarın bir huyu var, sezon başında bir oyuncuya kafayı takıyor. Mesela geçen senelerden Erçağ... Adam gidiyor geliyor Erçağ'a sallıyor. Sanki Erçağ gitse Demirspor leblebi gibi gol atacak vs...  "Okumuş" taraftarlardan bile öyle yorumlar duyuyorum ki bazen, "pes artık" diyorum. İlla eleştirecekseniz, o oyuncuyu oraya getiren, performansı çok kötüyse bile ona tahammül eden yönetimi, teknik ekibi eleştirin. Tellerin ardından, güvenli bir bölgeden, size cevap veremeyecek birisine sürekli sataşmak ile sınırlı sığ dünyanızı aşın.

Emre Selen, Adana çocuklarının önünde bir model olarak ışıldamaya başladı. Son maçın dramatik kahramanı oldu. Maçı önce biraz rakibe itti, sonra tam anlamıyla geri getirdi. Ellerine sağlık! Selahattin Aydoğdu yönetiminin şu ana kadar yaptığı en çılgınca iş bu. Acaba bu kararı başkan mı aldı, yoksa Ünal veya Samet hoca mı? Her kim düşündüyse helal olsun. Bu konu hakkında sorularım var:

- Emre ile devam edilecek mi? Yeni bir kaleci alınacak mı?
- Emre'nin teknik / fizik gelişimi için mevcut teknik kadro yeterli mi? Psikolojik destek verilecek mi?
- Emre'ye biz destek oluruz, sabrederiz ama işler ters giderse yönetim bu baskıyı göğüsleyebilir mi?

Tespit ve temennilerim ise şu şekilde:

- Emre, kendisini hiç durmadan geliştirmek zorunda. Aklını, fikrini, bedenini bu işe tamamiyle vermeli.
- Özellikle yan top zaafı uzaydan görülebilecek kadar büyük. Her maç penaltı olmaz ama onlarca yan top olur. Penaltıyı yesin ama diğerlerini değil.
- Bundan sonra hiç bir taraftarın, yöneticinin, hocanın, basın mensubunun altyapıdan bir oyuncu için "bu çocuk daha ham, bu ligi kaldıramaz, pişsin sonra gelsin" deme lüksü, hakkı, şansı yoktur. Bu bahis kapanmıştır. Beşiktaş'a karşı iki defa, ligin tepesindeyken, bunun stresinin yaşandığı maçlarda sahaya çıkan bir oyuncumuz var. Artık bu şansı tüm genç oyuncularımız kovalamalı. Biz sonuna kadar destek oluruz onlara.

Son olarak bu yılın sloganı olan #DELLEN, bu haftalık #SELLEN ile değişti desek yeridir. Daha çok dellenmelerimiz olsun inşallah.

24 Ocak 2015

Altınordu:1-Adana Demirspor:3

"Hayatı monoton olanları Demirspor'a davet ediyoruz"  diyerek maçı özetledi Mustafa. Demirsporluya rahat maç izlemek haram ama sonunda #dellen diyebiliyoruz! Yedek takımla Beşiktaş'a yenilince üzüldüğümüz bir sezon yaşıyoruz, an itibariyle ilk ikideyiz ve ilk devreyi müthiş yerde tamamladık.

Maçta bulduğumuz pozisyonları gole çevirerek rahatladık. Özgürcan kalitesine yakışan tek dokunuşlarla bizi rahatlattı. Ama 2-0'dan sonra gol yeme alışkanlığımız devam etti, 5 dkakiada maç gitti geldi. Emre Selen penaltı kurtararak ilk goldeki hatasını affettirdi ve kaledeki yerini sağlamlaştırdı. Ancak özellikle yan toplar konusunda çok çalışmalı. Bu konuda ekibimiz Emre'ye yardımcı olmalı.

Haftaiçi oynanan maçın yorgunluğu hissedildi ama özellikle Oğuzhan'ın hareketli oyunu dikkat çekti. Beykan'ı daha aktif görmek istiyoruz. Zeminin kötülüğü onun teknik kapasitesini kötü etkilemiştir.  Attamah da sağlam durdu ve sahanın iyilerindi. Yiğitcan kaptan, defans hattını toparladı. Mesut ve Ferhat ise güven vermedi.

Yeni bir macera başlıyor. Artık her hafta daha değerli.

21 Ocak 2015

Adana Demirspor:1-Beşiktaş:4

Beşiktaş'a yenilmek normal ama kötü oynayarak yenilmek kötü. Maçta doğru dürüst pozisyonumuz yok. Beşiktaş'ın istekli olması,  önde basıp bize top yaptırmaması organize olmamızı zorlaştırdı. İlk yarıda oyunun içindeydik ama ikinci yarı skoru korumaya döndük. Rakibin yıldızı Demba Ba'nın harika şutu oyunu çözdü, hemen ardından yenen gol asıl düşünmemiz gereken şey. 3-4 kişinin içinde rahatça vurdurduk kafayı. Cenk'in frikiği de skoru belirledi.

Süper Lig yolundaysak, Süper Lig takımlarına kafa tutmamız gerekli. İlk maçta gördüğümüz isteği, bu muhteşem taraftarın önünde de görmek isterdik. Ünal hoca maçtan sonraki açıklamasında transfer isteğini açıkça dile getirdi. Bu kadro ikinci devre zorlanır.

17 Ocak 2015

Yönetimin Sessizliği

Demirspor taraftarı geçtiğimiz haftayı transfer haberi bekleyerek geçirdi. İlk 11'den 4 oyuncusunu kaybeden takımın en azından bu boşlukları doldurması bekleniyordu. Yönetimin sessizliği nedeniyle, kulübe yakın gazetecilerin ve idari personelin yazıp çizdikleri gündem oluşturdu. Yönetimin iletişim konusunda hatalı olduğunu söyleyebilirim.

Sosyal medyayı aktif kullanmaya çalışan bir yönetimin, futbolcu ismi vermese de, görüşmelerimiz var veya yok diye kamuoyunu bilgilendirici, düzenli açıklamalar yapması gerekiyordu.

Basın sözcümüz ya da halkla ilişkiler birimlerimiz iyi çalışmıyor. Kulübün yaratılan gündemlerle yıpranmaması için gündemi kendinin yönetmesi lazım. Kulübün profesyonellıği derken biraz da bunu kastediyoruz, ortadaki kakafoniyi durdurmayı başarmak. Belli ki yine sezon başında olduğu gibi,  az ama doğru para harcamak istiyor lar.Mantıklı. Ancak hedefi şampiyonluk olarak yükseltince, beklentiler de yükseliyor. Şampiyonluk yerine, ilk 6 hedefi ortaya konsa belki bu kadar beklenti oluşmazdı. Transfer için henüz zaman var. Eski Bucalı ve GSli Umut, açığı kısmen kapatır. Ama o da uzun süredir 90dklık performans sergilemiyor. Takımında düzenli oynayan bir isim gerekiyor şu anda. Kadro yetersiz değil ama yarıştığımız takımların gerisinde.

Haftaiçi Beşiktaş kupa maçıyla ikinci yarıya ciddi bir başlangıç yapıyoruz. Kötü bir sonuç yönetime karşı eleştirileri yükseltecektir. İlk yarıda yükselen havanın kötüye dönmemesini istiyoruz.

12 Ocak 2015

İstanbul Zehirlenmesi

Her ne kadar geçtiğimiz gün, devre arası transferleri kulübeyi güçlendirmeli diye yazsam da olayların gelişimi pek öyle olmayacak gibi duruyor. Mulenga'nın gidişinin ardından yabancı forvet arayışlarının artması, dahası Süper Lig etiketli önemli isimlerin konuşulması Demirspor taraftarını "heyecanlandırıyor". Bu heyecanı anlıyorum, yıllardır gelen başarısızlıkların sonunda bizim takımda da iyi futbolcuların olması, hedefe giden yolda güçlü bir kadronun olması bekleniyor. Ama hak vermiyorum! Sürekli bomba transfer, sürpriz transfer, büyük transfer, çilek, krema beklentisi, İstanbul takımlarının her transfer döneminde medyayı ablukaya almalarının bir sonucu içimize kadar işlemiş.

Bence bu, İstanbul zehirlenmesi! Yarın bir gün Süper Lig'e çıkarsak, bu beklentilerin daha da artacağından korkuyorum. Demirspor taraftarının başarının büyük oyuncularla değil emektar ve hırslı oyuncularla geldiğini biliyor olması lazım. Büyük transfer, takım içinde kime kaç para veriliyor tartışmalarına (çünkü ödenen net paralar açıklanmıyor); ona bu kadar veriliyorsa bana da şu kadar verilsin diye futbolcular arası huzursuzluğa neden olabilir. Ayrıca bugüne kadar ismine, deneyimine güvenerek takımı alt üst eden pek çok futbolcunun Demirspor'dan geçip gittiğini de unutmayalım.

Sözün özü iyi futbolcu transfer edilsin, ama takım içi denge bozulmasın.

10 Ocak 2015

Devre Arası Kadro Değişiklikleri

Adana Demirspor,  uzun yıllar kadro istikrarı yakalamakta zorlandı, sezon başı alelacele toplanan kadrolar devre aralarında neredeyse tamamen değişti. Tabii bu mesele, parasal güçle ilgili; parasını alamayan ya da alamayacağını düşünen oyuncu kendine başka bir yer buluyor. Son bir iki sezonda bu durumu daha az yaşadık. Kadromuz baştan aşağı değişmedi. Bu sezon da iyi giden kadronun bozulacağını düşünmüyorduk. Ancak Ali Tandoğan ve Alaattin Tosun'un ayrılışlarının ardından son olarak Mulenga'nın da para nedeniyle tek tarafli fesih yaptığı haberi moralleri bozdu. Ali ve Alaattin ilk 11 kalitesinde deneyimli oyunculardı, Mulenga'nın katkısı ise zaten tartışılmaz. Bu isimlerin yerine henüz bir adım atmadı yönetim.

Açıkçası sezon başında en iyi yapılan işlerden biri dengeli bir dağılımla, çok para harcanmadan yapılan transferlerdi. Yıllardır isteğimiz buydu. Başarı uğruna kontrolsüz yapılan harcamalar, bugün memleket futbolunun en üstten en alta en büyük sorunu zaten. O yüzden devre aralarında da çok para harcamadan takım içi dengeyi bozmamak gerekli.

Devre arası transferlerin başarı oranı oldukça düşüktür; kimse iyi futbolcusunu bırakmaz ya da iyi oyuncu durduk yere kulübünden ayrılmaz. Bu dönemde büyük transfer beklemek hatalı olur. Ne yazık ki sezon başındaki kötü anlaşmalar kulüpleri zora sokuyor. Futbolcular ve menajerleri takımları parmağında oynatıyor. Yıllarca çektiğimiz sıkıntı buydu. Neyse ki yavaş yavaş bu yanlıştan dönülüyor. Futbolcularının emeğinin verilmesi oldukça önemli ama toplamda camianın her kesiminin  -yönetimin, taraftarın, teknik ekibin- emeklerini zayi edici bir tutum da takınılmamalı. Devre arasında yapılacak en iyi iş, bazı mevkilere iyi birer yedek olacak, ceza veya sakatlık durumunda devreye sokulabilecek isimlerle kulübeyi güçlendirmektir fikrindeyim.

4 Ocak 2015

Adana Demirspor:2 - Buca:0

Çok önemli bir galibiyet! Kırılma maçlarını, alt sıra takımlarına kazanamama alışkanlığımızı yenmek adına önemliydi bu galibiyet. Bu kadar çok gol kaçırıp sonunda kazanmak daha güzel. Atamayana atarlar ilkesi işlemedi. Direkten dönen, altıpastan kaçan gollerin sonunda kilidi Beykan'ın frikiği çözdü. Oyuna sonradan giren Oğuzhan fişi çekti.

İlk yarıda tempo yükseltemeyen,  organize olamayan bir Demirspor vardı.  Konsantrasyon sorunu olduğu belliydi. Hurşut'tan beklediğimiz oyunu bir türlü göremiyoruz. Mesut da kritik paslarda hatalı olunca ataklar başlamadan bitti.

İkinci yarıda istekli bir takım, bu kez şanssızlığına takıldı. Acaba yine olmayacak mı derken goller geldi. Devreyi müthiş tamamladık. Artık hedef büyütmek, daha iyisinin hesabını yapmak gerekecek.

3 Ocak 2015

Şampiyonluk Denklemi

Ben şampiyonluk havasına tam olarak giremediğimden, diğer takımlar ne yapmış, sonuçlar nasıl diye pek bakmıyorum. Hele hele henüz "kimden kaç puan almalıyız" tarzı çok bilinmeyenli denklemlerle uğraşmıyor ya da "kim kiminle nerede oynayacak" gibi magazinsel bir merakla fikstürü didiklemiyorum. Çoğunlukla haftalık yaşıyorum diyebilirim.

Şampiyonluk, bir temenni olarak hep aklımda ama "şampiyonluğa oynamak" denilen şey sadece üç puan almakla alakalı değil. Camianın tüm bileşenlerinin bunu hedef olarak koyması lazım. Sene başında böyle bir hedefle yola çıkılmadığından mıdır, yılların "kaybeden" imajını henüz yenemediğimizden midir nedir, ağız dolusu şampiyonluk konuşamıyorum.

Selahattin Aydoğdu'nun bu seneki yönetimi takımı geç kurmasına rağmen kaliteli oyuncu seçimi, ekonomik rakamlarla anlaşılması, belediye ile yürütülen iyi ilişkiler ve taraftar nezdinde yaratılan samimi ortam ile işlerin düzenli gittiğine dair bir inanç oluşturuyor.

Şampiyonluk konuşabilmem için takımın kazanmayı alışkanlık haline getirmesi, taraftarın sabırlı olması ve taşkınlıktan kaçınması (maçın 10. dakikasında herhangi bir topçuya küfür etmemesi ya da twitterden sallamaması), yönetimin ödemeler konusunda elinden geleni yapması, belediye'nin bu oyunun finansal tarafında yer alması yani herkesin bir şekilde "halkın takımı"nın yanında olması gerekmekte.

Belediye için ekstra birkaç cümle edesim var. Aytaç Durak ekolünden çok çektik. "Ben spordan anlamam" deyip bürokratlarını yolluyordu. Sivilleşme diye bas bas bağırmamız belediyenin sağlayacağı gelirlere sırt dönmek için değil, takımın "belediyespor" olmasının yarattığı yıkımlara engel olunması içindi. Bu yönetim anlayışı iflas etmiştir, çağ dışıdır, karanlıktır ve her türlü suistimale açıktır. Demirspor yönetimleri tekrar aynı düşünceyle oluşturulmasın artık. Aydoğdu ve Sözlü'nün birlikte çalışma sinerjisi yükseldikçe Demirspor tekrar "kazanan" takım oluyor. Demirspor kazanınca önce Adana kazanıyor, insanları kazanıyor. Bu camiadaki herkes kazanıyor. Artık doğruları yapmanın yoluna girdik, takipçisi olalım...

Camia bileşenlerinden birisi olarak yerel basından bahsetmedim. İyi niyetli, taraftar ruhuyla yayın yapan bir iki internet sitesinin haricindekiler olmasalar da olur. Hatta daha iyi olur.

29 Aralık 2014

Bize Göre Deplasman...

Hasan Kalkancı kardeşimiz çok güzel yazdı Beşiktaş-Demirspor maçı sonrası duygularını. Sonra da Doğan abi hemen pazar boşluğunu buldu ve oraya yerleşti :) Şakası bir yana dolu dolu, duygusal gecemizi Hasan kardeşimizin paylaşımları özetliyordu, biz de ufak katkılar koyduk bu paylaşımlarına. Aşağıda olduğu gibi aktarıyoruz. Eline sağlık Hasan.

"Bu galibiyet 90 dakikalık bir maçtan ibaret değil. 

Çok çileler çekildi 20 senelik süreçte! 

Durak’lama devrinden bugüne devam eden ihanetlerin, biz olmazsak kulüp kapanır masallarıyla geçen yılların biriktirdiği psikolojik savaş var bu galibiyette! 

Kapalı kapılar ardında zengin edilen menajerlerin, torpilli oyuncuların, komisyon transferlerinin hikayesi var. Bakırköy’de 4-0 ile 3.lige düşürülen gençliğin, Bursa’da 1-0 dan 5-1’e uzanan derin Demirspor’un hikayesi var, Konya’da kaybedilen şampiyonluk sonrası soyunma odasındaki yumrukların hikayesi, hainlerle ve bastırılmış taraftarın mücadelesinin hikayesi var. 

Aç susuz gidilen deplasmanların, açlık grevi yapan taraftarın, akıtılan göz yaşlarının, stadda bir avuç taraftara oynanan maçların, bitti denen yerde ortaya çıkan Behzat Hocanın hikayesi… 

Önce namuslu hocalara… “hayatını Adana Demirspor’ a adamış bu büyük taraftara sonsuz saygım ve şükranlarım var” 

3.ligde geçen yılların, Abdulkerim’in, Metin Yıldız’ın, Durmuş Ali’nin hikayeleri var. 

Ercan Albay’ın play-off destanlarının, Bugsaş maçında finali getiren Şener Özcan’ın, Emre Hasan’ın, Soner’in hikayesi var, içimizden çıkıp umutları yeşerten Bekir Çınar’ın hikayesi var, taraftar sohbetleri arasında “Demirspor kaçıncı ligde şimdi? 2 mi 3 mü” deyip aşağılayıcı geçiştirmenin, İngiltere’deki Şefik abinin bir maç için binlerce km. yolu göze almasının hikayesi var, evlilik yıl dönümünü kocasız geçiren eşlerin hikayesi var, SON NEFESİNE dek her anında Demirspor’u yaşayan Ahmet Kocabey abimin, Tuğrul dayının, kanserin son evresinde dahi Demirspor’u dilinden düşürmeyen Özkan kardeşimin, armayı yalnız bırakmak olmaz deyip HER deplasmana giden Ramazan Ölçer’in, çocuklarına Demir ismi vererek geleceğe miras bırakan babaların, deplasmana giden oğullarına dua eden anaların, yıllarını bu uğurda harcayan Hasan Kısacık, Serkan Ayvataş, Ferhat Özden, Şevki Kalkancı, Onur Biçer ve nice ismini sayamadığım demir yüreğin çoook hikayesi var bu galibiyetin arkasında… 

Bir galibiyetle bahar gelmez bilirim… Zaten bahar yaşatmayı da sevmez Demirspor’um… 

Sen Yaşa bizlere yeter…"

Bu güzel paylaşımlara o gün şöyle katkı koymuştuk gönlümüzden, deplasman yolculuklarının güzelliklerine de atıf yaparak. Güzel dialoglar oldu. Aktarmaya fazlası ile değer. 

"Tribünde duygulanınca ve hatta ağlayınca sanarlar ki; bir İstanbul takımını yendiğimize verilen tepkiler bunlar. Sanarlar ki; o kadar basittir ve gelip geçicidir duygularımız. Sanarlar ki; maçtan maça yaşarız. Öyle mi oysa!

Yıllar içinde maçtan maça değil yaşamımız, yıldan yıla ölümümüz. Dirilmeye hasretimiz, dirilişe duygularımız. Ah yıllar ah!!!"

"Serkan Ayvataş: benim de gözümün önünden film şeridi gibi geçti o bataklık yılları ve çok duygulandım. Ferami, Mustafa ve diğer gençlerle Adana'da Maraş'ı yendiğimiz maçta Mustafa Uçar'a telefonda penaltıyı anlatırken ikimiz de ağlamıştık. Mersin maçı dönüşü Volkan Tanır ile hayatımızın en kötü günlerinden birini yaşadık. Daha neler neler! Anlatmakla bitmez!"

"Onur Biçer: Küme düşer demişlerdi tekerine çomak soktuklarımız ADS için, attığımız gole sevinmeyen ADS'liler vardı. O galibiyeti bin İstanbul takımı galibiyetine değişmem."

"Hasan Kalkancı: Çok kitap yazdırır bu hikayeler."

"Serkan Ayvataş: Antalya'daki Malatya maçı, Denizli finali, Ah bir de Bekir Çınar görebilseydi :((("

"Hasan Kalkancı: Zaten bu duygusallıkta geçen yılları ve kaybettiğimiz Demirsporluları düşünürken çöktü yüreğime..."

"Serkan Ayvataş: Biz Demirsporlular çok duygusal adamlarız aslında."

Oradan aldım kendi sazımı elime ve devam ettim uzayan giden deplasman dönüş yollarından.

"Duygusala bağladık devam edelim. 

Deplasman yolculukları güzeldir, besteler yaparsın yollarda, dostlar olur, yoldaşların, kardeşin olur. Şarkılar söylersin yollarda, kısık sesin inci gibi gelir kulaklara, bıkmadan güler, yeri gelir ağlarsın.

Deplasman yolculukları güzeldir. Daha bir sensindir o asfaltın üzerinde ve yanında bir dünya sen vardır, yalnız değilsindir.

Nereye baksak mavi, yelkenimizde deli rüzgar, eksiğiz ama deliyiz. (Yavuz, Abdullah, Ankara Tayfası)"

28 Aralık 2014

Çok Yaşa Demirspor

Biz olmazsak Yenice'den öteye gidemezsiniz diyenlere inat; bizi Kozan Stadlarına mahrum bırakanlara, Silifkesporlara Firat Üni.lere rakip edenlere inat, taraftarın gücüyle #AdanaDemirspor74YıldırAyakta

Mavi Lacivert Yaşamak - 16

Kürşat İşler kardeşimiz Hasan'dan gelen ortayı yakalıyor ve duygularını bizlerle paylaşıyor...


"Hasan Çakalcı kardeşimin oyunu açan pasında fizik üstünlüğümü (!) de kullanarak Timur Ekiz den önce topu kontrol ediyorum. Epey geç gelse de, işler ve şehir dışılar nedeniyle unutulduğumuzu düşündürse de pası için öz hemşerime Osmaniyeli tayfadaşıma teşekkürlerimi sunuyorum

Adana Demirspor deyince tarifi imkansız bir platonik aşk, bolca hüzün, gözyaşı, sapasağlam dostluklar, özden öte abiler, ablalar, kardeşler, birlikte yaşanılan onlarca güzel anı, deplasmanlar gibi pek çok şey geliyor insanın aklına. Onlarca abim, ablam, kardeşim oldu Demirspor sayesinde evimden yüzlerce km uzakta, "Gurbette Demir Gibiyiz" demeyi öğrendik hep birlikte. Sımsıkı tutunarak, masmavi hayaller, masmavi bestelerle ısıttık Ankara'nın ayazını.

Pek çok mutluluk dolu, hüzün dolu anı olsa da mavi-lacivert hafızamda; beni en çok etkileyenler hep yolda, sokakta, metroda, otogarda vs karşılaşılan hiç tanımadığım ve aynı benim gibi Demirsporla yaşayan renktaşlarım olmuştur. Bunlardan sonuncusu Ankara'da mavi-lacivert aşkı tek başına onlarca yıldır yaşayan 70 yaşlarında emekli öğretmen Haydar hocayla karşılaşmamız oldu. Sabah sporu yaparken takmış olduğu Adana Demirspor beresiyle tanıdım onu, ürkek bir selamlaşmanın ardından saatlerce süren eğlenceli, hüzünlü ve etkileyici bir sohbetin ardından tayfayla da tanıştıracağımın sözünü vererek ayrıldık Haydar hocayla.

Demirspor'u anlatırken birbirimize; dolan gözlerimiz ve içimizdeki çocuksu mutluluktan sonra durdum, masmavi gökyüzünden içime deriiiin bir nefes çekerek dedim ki "iyi ki Adana Demirsporluyum."

Fizik üstünlüğümü (!) kullanarak nam-ı diğer Togepy'den çaldığım topu, şık bir ara pasla Timur Ekiz'in önüne tekrar bırakıyorum. Saygılar."

Mavi Lacivert Yaşamak - 15

Tayfanın en "konuşkan" simalarından Hasan Çakalcı kardeşimiz pası alıp topu sürüyor. Dinliyoruz...



"Pasın için teşekkürler Ömer Faruk Canpolat, bir an için unutulduğumu zannettim .Bu güzel pas gelmeseydi araya girip topu kendim alacaktım.


Hayatımın en güzel günlerinin Adana’da geçmesine rağmen ben ADS’yi Ankara’da sizlerin sayesinde yakından tanıma fırsatı buldum. ADS’nin tribün videoları ilgimi çekti. Sonra facebookta ADS ile sayfaları beğenirken bizim tayfayı da eklemişim. Onur abinin yoğun ısrarı üzerine halı saha maçlarına gelmeye başladım. Bu ısrarlar her ne kadar beni tedirgin etse de kendime güvenip gelmeye başladım. Velhasıl, tribünde gördüğüm takım aşkını tayfada ve Ankaraspor (şu an ki Osmanlıspor) maçında gördüm. 3 - 0 yenilmemize rağmen içimde bir mutluluk vardı. Artık ben de tam olarak ADANA DEMİRSPORLU birisi olmuştum.


Topu fazla ayağımda tutmayarak ortamı Kürşad İşler ve Timur Ekiz'in olduğu yere açıyorum."

Adana Demirspor 74 Yaşında

Demirsporumuz 74 yaşında, hala yolun başında, mücadele yolunda! Birlikte iş yapmanın, hayatı hep birlikte organize etmenin, sorumluluk ve disiplinin kurduğu bir mantık var Demirspor kültürünün arkasında. Yeni kurulan bir ülkenin emekçilerinin gücünü gösterdiği bir yapıydı. Bu mücadeleyi hala sürdürenlere selam olsun, Demirspor'u kurucu mantığını ayakta tutanlarla omuz omuza yürüme gücü daim olsun!

Daha önceki gıllarda taraftarın kendi azmiyle sürdürdüğü kutlamaları, 75. Yıl içinde kulüp tarafınd  profesyonelce yönetilmesini umuyoruz.

27 Aralık 2014

Adana Demirspor:1 - Osmanlıspor:0

Var ol Mavi Şimşek, ayağınıza sağlık çocuklar! Ne desek az, ne yaptığını bilen, takım oyununu harfiyen uygulayan bir Demirspor vardı sahada. Berbat bir hakem yönetimiyle, Tolga Özkalfa, sarpsaracak maçı tertemiz tamamladık. Sahada sırıtan, görevini yapmayan kimse yoktu. Yine bir korner golüyle galibiyeti aldık. Bu haftaki  3 maçta 3 korner golüne imza attık. Bu maçın analizini bir daha yaparız ama bizi çok mutlu eden futbolcularımıza, bu ligte ilk kez tam dolu tribünlere imza atan müthiş taraftarımızı sevindiren takımımıza çok teşekkürler!

Celaliyim, Celalisin, Celali

Koca bir medeniyeti kendi özel mülkleri gibi algılayan, tarihi değerleri ticarileştiren anlayışla kulüplerini isimlerini Osmanlı'ya çeviren Gökçeklerin Ankaraspor'u bu haftaki rakibimiz. Onların sembolize ettiği her türlü kötülüğe karşı, zaferlerinin karşısında zulümlerine direnen celalileriz. Kamucu, ortak başarıya, birlikte iş yapmaya gönüllü bir camianın neferleri olarak tarih olanlara karşı tarih yazmaya devam edelim. Osmanlı hayali üzerinden kurulmaya çalışılan her türlü muhafazakarlığa birlikte direnelim.

26 Aralık 2014

Adanalı İsmail Usta...

Yapıp ettiklerimizi biraz geriden paylaşabiliyoruz zaman kısıtımıza bağlı olarak. Geçen hafta Samsun maçını Ankara Tayfası'nın 40 bireyi bir arada izledik. Yeni arkadaşlarımızı tanımak, eskileri ile hasret gidermek imkanı bulduk. Bir araya gelmeleri seviyorum. Bir arada daha mutlu, daha güçlüyüz. 

Adanalı İsmail Usta, Ankara'daki yeni mekanımız. Her şeyden önce Demirsporlu ustamız. Üstelik Ankara'da faaliyet göstermesine karşın, kentin diğer takımından müşteri kaçmasın, komşu illerden antipati toplamayayım gibi bir kaygıya kapılmadan, kendi duygularını açıkça dışa vuran bir adam. Bildiğimiz Demirsporlu yani. Islak mendillerin arkasına logomuzu basmış. Mekanın en görünür yerine de atkımızı asmış. Güzel bir abimiz.

Lahmacunu Adana usulü yapıyor, oldukça başarılı, kebabı Ankara'da ilk üçe girer gayet lezzetli. Ciğer, kuşbaşı, kaburga başarılı. Şalgamı da bildiğimiz Adana ev yapımı şalgam. Acısı yanında ayrı gelen cinsten. Biz yerimizi bulduk, bulmuşken Samsun'da güzel de bir galibiytet alınca damak tadımız daha da arttı. 

Bu mutlu günden kareler var aşağıda.





25 Aralık 2014

Daha İyi Kaybetmekten Daha İyi Kazanmaya



Yıkıla yıkıla yenmeyi öğreniyoruz; daha iyi kaybetmekten daha iyi kazanmaya geçiyoruz. Mücadeleye devam ediyoruz, teker teker ve hep birlikte. Büyüyerek, dayanışmayla çoğalıyoruz; inanarak yürüyoruz. 


Dünkü Beşiktaş maçı sadece bir 3 puan değil aynı zamanda yıllardır süren emeğin de küçük/büyük bir yansımasıydı. Bu camiayı daha iyi hale getirmek için emek harcayan herkese teşekkürler.



24 Aralık 2014

ZTK: Beşiktaş:1 - Adana Demirspor:2

Demirspor budur işte, ne yapacağı belli olmaz, yedek kadroyla İstanbul'da Beşiktaş'ı yener... Sağolun çocuklar ayaklarınıza sağlık, böyle oynayıp yenilseniz de üzülmezdik zaten!

Bulduğumuz pozisyonları gole çevirdik, yine ilk golü atınca takımın direnci artı. 2-0'dan sonra hemen gol yeme alışkanlığımızsa devam etti.

Yola devam ,mücadeleye devam; yollara düşen taraftarımız eve mutlu dönüyor asıl sevincimiz bu!

Demirspor Taraftarı İstanbul'da

2012'deki Galatasaray maçı sonrasındaki bir diğer İstanbul çıkarmamız adım adım gerçekleşiyor; tribünsüz bırakılmaya çalışılan memleket futbolunda tribününe sahip çıkan Demirspor taraftarı Sarıyer'e doğru yol alıyor, işte twitterdaki ilk fotoğraflar:






23 Aralık 2014

Beşiktaş Maçı Sarıyer'de

Yarın oynayacağımız Beşiktaş kupa maçı saat 13.30'a ve Sarıyer Yusuf Ziya Öniş Stadı'na alındı. TFF'nin bu son dakika değişikliği deplasman yapacakların da planlarını alt üst etti. Hava koşulları nedeniyle böyle bir değişkliğin yapılmış olma ihtimali var.

Düzeltme: Bu kez de yayıncı kuruluşun isteğiyle 14.00'e alındı maç; bu TFF bi harika doğrusu!

21 Aralık 2014

Samsunspor:0 - Adana Demirspor:1

Çok değerli bir 3 puan aldık Samsun deplasmanında. Açıkçası dişimize göre takımlara karşı daha dirençli oynuyoruz.  Antep-Ordu-Manisa üçlüsüne karşı oynadığımız kötü oyunun yerine bu kez iyi pas yapan, oyunu kontrolünde tutan bir takım vardı. Bu farkta Beykan etkisini hissettirdi. Oğuzhan gibi onun da ayağına top yakışıyor ama oyunu rahatlamayı  daha iyi biliyor.  Son bölümde kapandığımız anlarda da daha şuurluyduk. İlk yarıda Şaban ve Hurşut ile kanatlardan iyi bindirmeler yaptık. Yiğitcan'ın müthiş kafası öncesi golün geleceği belli olmuştu.  İlk golü bizim attığımız maçlarda direncimiz daha çok artıyor. Golü bulunca oyunu kontrol edebiliyoruz. Sonuçta rakiplerin puan kaybettiği haftada kazanmak çok iyi oldu.

20 Aralık 2014

Mavi Lacivert Yaşamak - 14

Ortada kalan pasa birinin gitmesini beklemeden, topun hareketini kesmemek adına tayfamızın gençlerinden birisi olan Ömer Faruk Canpolat'ı göreve çağırmayı görev bildim. Sözü kendisine bırakıyorum...


"Orta alandaki kısa paslardan sonra bana gelen top için teşekkürler. Niğdeli birisi olarak Demirspor'la tanışmam futbolla alakası olmayan babamın Adana'da tesadüfen Demirspor forması alıp bana getirmesiyle oldu, yanlış olmasın ilkokul 6. sınıfa gidiyordum o zamanlar. Önce bir kaç tribün videosu ilgimi çekti. Derken bir sene sonra Ankara'da Şekerspor maçı olduğunu fark ediyordum. Tribün sevdalılarından Mehmetcan arkadaşımı da koluma takıp maça 15 dk rötarlı giriş yapıyorduk. Hatırladığım kadarıyla 200 kişilik bir topluluk, yenilmemize rağmen hiç ses kesmeden tezahürata devam etmişlerdi. O zaman anladım ki bu sevda ne kupa ne de galibiyet sevdası. Aşk orada alevlenmişti.

Ve geçen senede bu tayfanın varlığından da haberim oldu ancak deplasman henüz kısmet olmadı. Üniversiteye kadar sabretmem gerekecek sanırım. Bu kadar topla oynamak yeterli diye düşünüp pasımı Hasan Çakalcı abime yolluyorum."

Mavi Lacivert Yaşamak - 13

Facebook grubumuzda mavi lacivert anılar akmaya devam ediyor. Aydilek İnce de hatıralarını bizimle paylaşan kardeşlerimizden. Paylaşımı için teşekkür ediyoruz...

"Nereden başlamak gerek bilmiyorum aslında. Belki buradaki abilerim kadar uzun bir Demirspor geçmişim yok ama kocaman bir sevda var kalbimde. Demirspor'la tanışalı 2 sene oldu. Eren adında bir arkadaşım vardı. Demirspor hastasıydı bildiğim. "Ne yapıyorsun" diye her sormama ya "maç özeti izliyorum" ya "marş dinliyorum" falan derdi. Sonra bana marşları videoları atmaya başladı. Bir gün bir baktı, mırıldanıyorum, "Şehrin Asi Çocukları" diye.. 

Sonra beni maça götürdü. Resmen aşık olmuştum Şimşekler Grubunun bağırmalarına. Orada olmalıydım o atmosferin hep içinde olmalıydım. O aşkı hep yaşamalıydım o an aklımdan geçen tek şey buydu. Maçlara gider olmuştum sürekli. Tabi evdekilerin haberi yok olsa asla bırakmazlar. "Kızsın", "bir şey olur" falan modu, bilirsiniz işte  Sevdam gün geçtikçe büyüdü, atkısız gezemez olmuştum. Adanasporlu olan babamla sürekli evde bir laf dalaşı içinde devam etti.

Sonra sevdiğim adam ile tanıştığımızda onun da Demirsporlu olması beni gerçekten mutlu etmişti. Bir gün bana dedi ki: "Senden daha çok bağlı olduğum tek şey Adana Demirspor." O gün dedim ki bu adam olmalı işte. 

Geçen sene malum YGS, koptum tribünden. Şimdiki aklım olsa asla kopmazdım ama. Sonra Ankara'yı kazandığım ilk zamanlar düşündüğüm ilk şey maçlara gidemeyeceğim olmuştu. Ama hemen araştırarak kısa sürede böyle bir tayfa buldum ve Ankara'da yanlız olmadığım için çoook mutlu oldum.

Ve en son döndüm dedim ki: 
İYİ Kİ ADANADEMİRSPORLUYUM 

Abileriminki gibi olmaz ama idare edin :) Sinan abinin yaptığı gibi ben de pası ortaya bırakayım. 

Buyrun Mavi Lacivert yaşayanlar..."

19 Aralık 2014

"Yeniden Takım Olabilmek"

Mustafa'nın yazısını yayınladığı sıralarda sıkı takipçilerimizden Yalçın Çetinkaya (@yyalcinkaya) da benzer bir konuda bizle yazısını paylaştı, keyifle yayınlıyoruz.

"Sarıyer’i yenmek, hem kupada iddiamızı devam ettirmek hem de kötü gidişi sonlandırmak için önemliydi. Elbette ki PTT 1.Lig takımlarıyla Sarıyer arasında kalite farkı var. Ama bazı oyuncuların dünkü karşılaşmada sahada görünen performansları, hırsları lig maçlarında da tercih edilmeleri gerektiğini gösterdi. Düşüşe geçtiğimiz son haftalarda oyuncuların isteksizliği, düşük performanslarına rağmen Ünal Karaman’ın hep aynı oyuncularda ısrar etmesi, bir oyun kurgusunun olmamasını klasik Demirspor sorunlarına bağlamıştım. Ama kupa maçındaki oyuncu tercihleri öyle olmadığını, Ünal Karaman’ın kişisel tercihleri olduğunu düşündürdü. Sakatlanana kadar ligde çok iyi performans gösterip, ondan sonra yedek kulübesinde unutulan Beykan Şimşek, hırslı oyunu, ara pasları ve attığı golle maçın yıldızıydı. Emre, Oğuzhan yine sahanın iyilerindendi. Diğer taraftan Hurşut iyi niyetine rağmen hala yetersiz, o bölgedeki rakibi Hüseyin Kala’nın gerisinde. Özgürcan sezon başındaki formundan uzaktaydı, çok fazla gol fırsatını harcadı. Orta sahada, haftalar sonra ilk defa asıl mevkisi orta saha olan Hakan Söyler-Umut Sözen’le oynadık, hatta daha sonra Alaattin de oyuna girdi. Bu oyuncular defansın arkasına top atma işlerini deneyip, daha olumlu top kullanıyorlar. Madem bu oyuncular oynayabiliyor, neden lig maçlarında kadroda bile yoklar ? Neden haftalardır kötü performans gösteren Cumali, asıl mevkileri başka yerler olan Attamah, Mesut ile oynuyoruz ? Zorlama hamleler yerine, her oyuncu kendi bölgesinde oynayınca görüyoruz ki defanstan doldur-boşalt yapmak yerine, daha derli toplu oynayıp, daha fazla pozisyon bulup, daha az pozisyon kalemizde görüyoruz. Sarıyer maçı, hem takımın moralinin yerine gelmesi hem de yeniden takım kurgusunu oluşturmak için önemli bence. Samsunspor maçından itibaren doğru oyuncu, sistem tercihiyle ligde de galip gelmeye başlar, yükselişe geçebiliriz diye düşünüyorum."

Eski ve Zorlu Bir Konu: Takım Olmak

Demirspor’un sahada oynanan futbol açısından çok büyük bir sorunu olduğunu düşünmüyorum. Saha dışı faktörlerin sahaya negatif etki edebileceğini hatırdan çıkarmadan, şu anki durumumuzun sahada futbol oynamaya istekli bir takıma engel olmadığını düşünüyorum. Yani, bir şekilde puan kayıplarımızın sahadaki oyuna gerekli müdahale ile en aza indirilebileceğini savunuyorum.

Taktik vs. gibi konulara, o oyuncuyu şuraya çekelim tarzı diziliş icatlarına ihtiyaç yok. Uzun zamandır bu takımın peşindeyim, bu kadar alternatifli bir kadro bu kadar az maliyetli (bildiğimiz kadarıyla) olarak bir araya getirilmemişti. Örneğin öyle bir forvet hattı var ki, yedeklerle bile bu ligde playoff zorlanır rahatça.

Geçen sene çare bulamadığımız gol yeme alışkanlığımızı bu sene anlamlı bir seviyeye çektik. Yalnız geçen seneden daha dişli bir rakip kümesi var karşımızda. Özellikle orta ve orta-alt ekipler, hatta alt sıradakiler bile form tutmaya başladı. Bu da puan almayı zorlaştırıyor. Özellikle,bir hedefimiz varsa bu hem bize psikolojik bir baskı unsuru oluyor hem de rakiplerin bize motivasyonunu etkiliyor. Bunlar puan kayıplarına bahane değil, sorunların tespiti ve çalışılması gereken alanların netleştirilmesi adına çıkarımlar sadece.

İlk cümleme geri dönüyorum. Takımın dizilişinde, oyuncu seçiminde bir sıkıntı yok. Bana göre sıkıntı sahaya çıkan oyuncuların son haftalarda “takım” görüntüsünden uzaklaşması ile ilgili. Kayseri maçında yaşadığımız haksızlık bizi camia olarak birleştirdi. Ancak arkasından gelen maçlarda kötü futbol bu bütünlüğü bozdu. Daha sonra gelen puanlar geçici bir rahatlama sağladı, o kadar.

Somutlaştırmam gerekirse; takımda topu alan tüm forvetler (Mulenga hariç) kafalarını öne eğip topla bir on beş – yirmi metre gitmeden, bir iki kişiyi çalımlamadan topla vedalaşmıyor. Tayfur, Oğuzhan, Hüseyin, Hurşut, Timur topu sürüp sıkışınca arkadaşlarını görüyorlar. “Teknik” oyuncu olmak çalım becerisini değil, en çabuk sürede ve en kısa yolla gole ulaşma becerisini anlatır. Bu arkadaşlar bilsin ki, biz atana da attırana da aynı mesafedeyiz. Hedefimiz takımımızın kazanmasıdır elbette. Ancak sahada mücadele eden bir takım görmek de en büyük özlemimizdir.

Ünal ve Samet hocaların “takım” olma meselesine eğilmesi aciliyet arz ediyor. Özellikle kiralık oyuncuların iş ciddiyetlerindeki düzey, kazanılan/kaybedilen puanlarla doğru orantılı. Sezon başında şampiyonluk hedefi zikredilmedi, ama gelinen nokta bazı hayaller için heyecanlanmamıza neden oluyor. Tam tersi, sahada takım yoksa, şampiyonluk “hayal” oluyor.


Hayalden hayale fark var gördüğünüz gibi.

18 Aralık 2014

ZTK: Adana Demirspor:1 - Sarıyer:0

Türkiye Kupası'nda kendi sahamızdaki ilk maçta ilk 3 puanı kazandık. Beykan'ın attığı şık golle Sarıyer'i 1-0 mağlup ettik. İlk 11'de yine ideal kadroda yer almayan  Fazlı Kocabaş, Umut Sözen, Hakan Söyler gibi isimler. Kalemizde de altyapıdan yetişen Emre Selen oynadı. Bu isimlerin kazanılması kadar maçı kazanmak da önemli tabii ki. Ortada geçen oyunu lehimizde tutmayı bildik.

Grup maçlarının başında 8 puan (6 sarıyer, 2 Rize) olarak düşünsem de, ideal kadro ile oynamamız nedeniyle, bu planı 5 puana çekiyorum. Yönetimden ve teknik kadrodan kupada ilerleme hedefine dair açıklamalar da görmediğimiz için, bu maçlarda oyuncu kazanmak hedefinin ön plana çıktığını söyleyebiliriz. Yine de Beşiktaş'ın gruptaki tüm takımları yenme ihtimali içinde, daha düşük puanla ikinci çıkma ihtimalimiz var.

16 Aralık 2014

Çarşı'nın Darbesi

Çarşı'nın darbecilikle suçlandığı dava bugün başladı. Bu iktidar döneminde herkesin bir gün darbeci olmakla suçlanması muhtemel! Sıra tribüncülere geldi. Kontrol edemedikleri her türlü kalabalıktan korkuyorlar. Korkuları onları esir aldı ve sağa sola saldırıyorlar, kendi uydurdukları yalanlara inanarak. Tribünler önemlidir, bunu onlar da biliyor. Karşılarına 1453 uydurmasını çıkardılar, yemedi. Kendi mitinglerinde uyduruk Çarşı bayrağı salladılar, olmadı. Tarihe geçecek komik gerekçelerle, suçlamalarla insanları töhmet altına almaya devam ediyorlar.

Benim Çarşı'ya karşı kişisel antipatim var. Ama bu onların yaptıklarını değersiz kılmıyor. Futbol ortamının apolikitkliğinde, hele ki FB ve GS tribünlerinin kötülüğü içinde Çarşı'nın yapıp ettikleri önemli. Çarşı'nın darbesi işte budur; iktidar kontrolündeki tribün ortamına az da olsa soluk aldırmak.

Passolig hadisesiyle tribünleri boşaltmaya çalıştılar. Kimi karşı çıktı, kimi inadına alıyorum, orada olacağım dedi, ikisi de aynı derecede haklıdır. Tribünler de boş kalmayacak sokaklar da. Sokakları boşaltmaya çalışanlar da aynı inatla karşılaşacak. Mücadeleye devam!

14 Aralık 2014

Mavi Lacivert Yaşamak - 12

Sinan Güçlü, öğrencilik yıllarında yolu bereketli topraklara düşen, Demirspor rüzgarına kapılan kardeşlerimizden birisi. Aynı zamanda şu anda Demiryolları'nda çalışan harbi bir Demiryolcu! Sözü ona bırakırken Ankara'da henüz tanışmadığımız, tanışıp da kaynaşamadığımız kardeşlerimize bu vesile ile seslenmek istiyorum. Facebook, twitter, blog, vb. kanalları takip edip bize ulaşın. Sesinizi nefesinizi aramızda görmek hepimizi mutlu edecektir.


"Tayfada bu kadar yeni iken aldığım bu pas beni ne kadar heyecanlandırdı, gururlandırdı, anlatamam. O yüzdendir pası geç fark edip olgun bir atağa çevirmekte gecikmem. Pas için ayrıca teşekkür ederim Türkay Gül kardeşim.

Aksaraylı olmam münasebetiyle Adana ile Adanalıların sıcaklığı, samimiyetiyle ve tabi ki benim için bir tutku, hayata karşı bir duruş olan Demirspor'la tanışmam bir hayli geç, bundan yaklaşık 6-7 yıl önce üniversiteyi mersinde okuduğum sıralarda oldu.

Ev arkadaşlarım, sınıf arkadaşlarım, hepsi Adanalı'ydı, etrafımızda sıklıkla Demirspor konuşuluyordu, böyle bir değere kayıtsız kalmak mümkün değildi.

Ve 04 Mayıs 2008 sıcak bir ilkbahar günüydü, ilk defa Demirspor'u canlı izleme fırsatı bulmuştum. Kısa bir tren yolculuğundan sonra Adana'daydık. 5 ocak stadında maç ama deplasman tarafıyız. Binlerce tutkulu taraftar , mavi lacivert ve "Rafet"... Bu andan sonra skorun ne önemi var? Demirspor'un varlığı yeter.

Pas bekleyen, benim de mavi lacivert anılarım var diyen tayfadaşların koşu yapmasını bekliyorum. Bu attığım en keyifli pas olacak. 

Saygılar sevgiler"


Mavi Lacivert Yaşamak - 11

Türkay Gül, Tayfa'nın geçmişine ışık tutacak kardeşlerimizden... Mavi lacivert hatıralarını dinliyoruz, 2007'den hem de...

"Arka direkte müsait pozisyonda olmama rağmen ayarsın Okan'ın pası arkama düşünce biraz vakit geçirdik haliyle...

"Baba'dan Demirsporlu" kavramı vardır ya, hah işte ben o şanslı kesimdenim. Ama babamdan daha şanslı olmamı sağlayan durum ise Ankara Tayfasını tanımamdan kaynaklanıyor...

Sene 2007, üniversite hazırlıktayım, o gün Kırıkkale ile kupa maçımız var. Biliyorsunuz hazırlıkta kuş kadar devamsızlık hakkınız var ve maç hafta içi gündüz. Küçük bir ikilemden sonra, okulun da otogara yürüyüş mesafesinde olmasının avantajıyla biniyorum otobüse gidiyorum Kırıkkale'ye...Şimşekler Grubu'nun maça organizasyon yapmadığını yolda öğreniyor ve üzülüyorum. Neyse, tek başıma da olsa izler gelirim diyorum. 5-10 dk rötarlı giriş yapıyorum stada. İçeri girdiğimde 15-20 kadar Demirsporlu görüyorum, çok şaşırıyorum. Onların beni gördüğünde yüzlerindeki ifade beni korkutmaya başlıyor  "Bir kişiyi daha ağımıza düşüreceğiz" ifadesini unutmam mümkün değil. Umut Göktuğ Ügü 'nün "detayın oğlu" sorularından sonra yüzümdeki şaşkın ifadenin yerini endişe almaya başlamıştı. Bu hissiyatım konuştukça değişti ve ilgi hoşuma gitmeye başladı :))) Timur Ekiz'in kırık koltuğa basıp, Kırıkkaleli ultras'ların koltuklarını kırdığımızı düşünmesi ve akabinde hakaretler yağdırması trajikomikti. O gün demiştim; bu çocuk bizim başımızı çok belaya sokar. 7 sene geçti, söylediklerimin arkasındayım :))

Demirsporlular ile Demirspor maçında tanışmak gayet sıradan bir hikaye zaten...Sıra dışı olan şey ise; maç dışı yaşanan güzel anılar, paylaşılanlar, arkadaşlıklar, abiler ve kardeşler...Ankara tayfasını bu kadar çekici kılan da budur. Gurbette okumak çok güzeldir, herkesin yaşaması gerekir ama KOLAY değildir. İşte tam da orada tayfa devreye girer ve yeri gelir ailen, yeri gelir arkadaşın, abin, kardeşin olur...Demirspor hepimizin ortak paydasıdır eyvallah..Takım mağlup olur, galip gelir , küme düşer veya şampiyon olur önemli değil..Yeter ki bu mavi-lacivert insanların arkadaşlığı, birlikteliği mağlup olmasın...

Başta dediğim gibi pas bir hayli geriye düşünce biraz dolandırdım topu, baktım olmuyor kanat değiştiriyor ve sağda kendini gösteren Sinan Güçlü' nün adeta ayağına konduruyorum topu...

Sevgiler Saygılar"

13 Aralık 2014

Adana Demirspor:1 - Manisaspor:1

Deplasman mağlubiyetinden sonra kendi sahamızda da iki puan bıraktık. Alt sıralardaki üç takımla yaptığımız maçlarda toplam 2 gol atıp 4 puan alabildik. Bu haftaya kadar 25 gol yemiş Manisa'ya da ancak penaltı golü üretebildik. Kontra atak ve duran top/yan top dışında organizasyon üretemiyoruz. Gol sıkıntımız iyice belirginleşti. Mulenga'nın durduğu haftalar da takım da duruyor. Onu besleyen Ali ve Tayfur da aynı şekilde ilk haftalardaki etkinliklerinden uzak. Orta sahada organize olmamızı sağlayacak elemanımız yok.

Manisa'nın kalecisi Bayram bize karşı devleşti. İlk yarıda cezasahası içinde Abdülkerim'in, ikinci yarıda Mesut ve Tayfur'un şutlarını çıkardı. Penaltıda da doğru köşeye iyi uzandı.

Kötü gidişat sürüyor. Görünen o ki parasal veya teknik nedenlerin bir an önce çözülmesi gerekli.