2 Mayıs 2016

Eski ve Yeni Efsanelerimiz: Ziya ve Pote


Üni-AdanaDemir taraftar oluşumuna mensup kardeşlerim geçen gün güzel bir bilgi notu yayınladılar. Bu bilgi notuna ilişkin kendilerinden küçük bir ilave daha yapmalarını istedim ve araştırmaları neticesinde o bilgilere de ulaşma imkanımız oldu. 

Stresli lig sürecinde çok günlük yaşamaya başladık. Genç kardeşlerimizin bu bilgi notu, bu ortamdan bir anlık da olsa sıyrılmak açısından da güzel oldu. 

Konumuz Pote ve Ziya. Gelmiş geçmiş en golcü iki yabancı futbolcumuz. Demirspor kuşak kuşak taraftar eskitiyor. Küçük de olsam kuzey kale arkasının maraton tribününe bakan kısmında asılı bulunan dev Ziya posterinin bulunduğu dönemleri yaşayabilen şanslı kuşaktanım. Erciyes maçında yerde topa kafası ile uzanan Pote, emeğe ve ekmeğe olan saygısı ile zaten başarısının tesadüf olmadığını ortaya koymuş ve gönüllerimizi bir kez daha fethetmişti. Artık konuşmak için erken olmadığı ümidi ile yeni kuşak Demirsporluların da tanık oldukları bir efsaneleri olduğunu söyleyebiliriz.

Daha fazla uzatmadan sözü Üni-AdanaDemir’e bırakıyorum. Blogumuz tertemiz masmavi duygularınız için her daim açıktır güzel kardeşlerimiz. Teşekkür ederiz.

"87-88, 88-89 sezonlarında Adana Demirsporumuzda oynayan Zijad Svrakic (Ziya Yıldız) kulüp tarihinde en çok gol atan yabancı oyuncu unvanını elinde bulundurmaya devam ediyor. Toplam 77 maçımızda formamızı terletmiş olan efsanemiz Ziya 36 kez fileleri havalandırmış. 

Bir diğer istatistiğe göre Adana Demirspor’da bir sezonda en fazla gol atan yabancı oyuncu rekorunu da Zijad Svrakic (Ziya) elinde bulunduruyordu. Erciyes deplasmanında 20. golünü atan Pote, bu rekora ortak oldu. Pote, eğer kalan 2 haftada 1 gol ve üzeri atabilirse Zijad Svrakic’in rekorunu kırarak bir sezonda en fazla gol atan yabancı oyuncu unvanını eline geçirmiş olacak. 

Ziya 20 gol attığı sezonda toplam 39 maçta forma giymiş. 3142 dakika sahada kalmış. Diğer bir ifade ile Demirspor adına bir sezonluk periyodda her 157 dakikada 1 gol kaydına muvaffak olmuş. Pote ise şu ana kadar toplam 32 maçta oynamış ve 2811 dakika sahada kalmış. Bu da her 140 dakikada bir gol anlamına geliyor. 

Tebe Volimo pankartı ile gönlümüzdeki yerini haykırdığımız Ziya’yı bu vesile ile anıyoruz ve Pote için de gönlümüzdeki yerini haykıracağımız bir hazırlıkta bulunacağımızı belirtmek istiyoruz."

28 Nisan 2016

Basın Açıklaması


KAMUOYUNUN DİKKATİNE ! 

Mavilacivert.com, Şimşekler Grubu, Ankara Tayfası, ADS-Der ve Üni-Adanademir ortak basın açıklamasıdır! 

Yıllarca mücadele ettiğimiz ve 21 yıldır uzak kaldığımız Süper Lig’e yükselebilmek için bu sezona yine büyük yatırım ve umutlarla başladık. Bugün geldiğimiz noktada sezon öncesi hedeflerimizden ve beklentilerimizden çok uzakta kalmış olsak da, henüz hiçbir şeyin bitmediği, matematiksel bile olsa ilk 2’ye girerek direkt bir üst lige çıkma şansımızın hala sürdüğü bir gerçektir. 

Bu noktada biz Demirsporlulara düşen görev; bir sezonumuzun daha heba olmaması için, her zaman olduğundan daha fazla duyarlı ve sabırlı olmak, kenetlenmek, üzerimizdeki bu “kaybetme” psikolojisinden bir an evvel kurtulmak ve hedefe ulaşmak için elimizden gelen her şeyi yapmaktır.

Son haftalarda üst üste gelen puan kayıpları sonrasında yine her zaman olduğu gibi bir takım çevreler gerçek yüzlerini göstermişlerdir! Başta sosyal medyada olmak üzere değişik platformlarda çirkin yüzlerini göstererek, çirkin iftiralarla dört koldan saldıranlar, kargaşa ortamından nemalanan, Demirsporun başarısızlığında mutlu olan ve bugüne kadar asla Demirsporluluk ruhuna sahip olamamış zavallılardır! 

Şehrin istisnasız tüm kesimlerinin kenetlenmesine ve desteğine ihtiyacımızın olduğu bu zorlu günlerde, Adana Emniyeti’nin uygulamalarından da bahsetmeden geçemeyeceğiz. Anlayamadığımız ve hiçbir zaman açıkça dile getirilmeyen anlamsız bir yasakla; Adana, Tükiye’de maç günleri stadına pankart asılamayan, astırılmayan TEK (!) şehir haline gelmiştir. Bunun yanı sıra Emniyet güçlerinin istisnasız her maçta taraftarlarımıza çocuk, yaşlı, kadın demeden uyguladığı aşırı sert ve baskıcı tutum hem bizlere zarar vermekte hem de orta vadede insanların spordan ve tribünlerden kopma noktasına gelmesi yönünde sonuçlar doğurmaktadır. Bu kapsamda; “Adana Emniyeti’nden, bu konularla ilgili gerekli hassasiyeti göstermesini ve ivedilikle tutumunu değiştirmesini talep ediyoruz”. Bizler vatanını ve milletini seven, Cumhuriyet ilkelerine ve ATA’sına bağlı, hafta içi veya hafta sonu demeden yürekten bağlı olduğu takımına destek vermek için maça giden bu şehrin öz evlatlarıyız!

Diğer yandan elde ettiği şampiyonluğu doyasıya kutlamak yerine, buldukları her fırsatta Adana Demispor’un, Adana’da sahip olduğu ağırlığı ve konumu bir türlü hazmedemeyenler her demeçlerinde, şehrin Demirsporlu’luğundan dert yanmaktadırlar. Herkes tarafından çok iyi bilinmelidir ki; Adana her zaman Demirsporlu olmuştur ve öyle de kalacaktır. 

Son sözlerimiz kulübümüzün idareci ve futbolcularına olacak; 

Sayın Başkan, değerli Yönetim Kurulu üyelerimiz, Sayın Yılmaz VURAL hocamız, ekibi ve tüm kulüp çalışanlarımız! 

Girdiğimiz bu son virajda artık belki de atılacak son adımlar için gizlilik konusuna özellikle hassasiyet göstermenizi rica ediyoruz. “Haber alıyoruz” söylemiyle kulübümüzü karıştıran ve bunu göremediğimizi sanacak kadar zavallı olan, özellikle yerel basındaki bazı kişilerle, içeride olan ve aile arasında kalması gereken her şeyi anında dışarı taşıyanlar başta olmak üzere “hiç kimseyi tesislere sokmayın”! Psikolojik savaş verdiğimiz bu günlerde ayrıca bireysel sosyal medya kullanımlarına lütfen ara verin. Kulüp adına bir açıklama veya bildiri yapmak gerekiyorsa bunu sadece ve sadece Adana Demirspor Kulübü resmi hesapları aracılığı ile yapın. Bunları yapın ki, gereksiz bütün söylenti ve bunların yaratacağı huzursuzluklardan, hiç değilse, son dönemde camiamızı uzak tutalım. 

Ve sevgili futbolcu kardeşlerimiz; 

Bizler çok iyi biliyoruz ki, bu takım mevcut kadrosu ile şu ana kadar yaptığının çok daha fazlasını yapabilecek kapasiteye sahiptir. Bu yıl içerisinde performansınızdan çok memnun olduğumuz, stadı birlikte şarkılar söyleyerek terk ettiğimiz haftalar olduğu gibi, şu veya bu sebeple kötü sonuçlar aldığımız ve maalesef istenmeyen olayların yaşandığı haftaları da yaşadık. 

Şimdi bunların hepsine bir sünger çekme ve geçmişte yaşanan her şeyi unutma zamanıdır! Artık sözün önemli bir kısmı sizde! Ya arkanızda kenetlenmiş koskoca bir şehrin hayallerini, sezon boyunca verilmiş tüm emekleri hiçe sayıp, önceki yıllarda yaşanmış hüsranlardan bir fark yaratmadan, olduğumuz yerde kalacağız… Ya da kalan haftalar için kader birliği yapıp, ayağa kalkacak, bu gidişata dur diyerek 21 yıldır özlenen hasreti bitirip 76 yıllık maziye sahip olan bu “Büyük Camia”nın tarihine geçeceksiniz. 

BİZLER BU TAKIMIN BAŞARISI, CAMİANIN BİRLİĞİ VE BERABERLİĞİ İÇİN BUGÜNE KADAR OLDUĞU GİBİ, BUGÜN DE YÜREĞİMİZİ ORTAYA KOYMAYA VE HER TÜRLÜ FEDAKÂRLIĞI YAPMAYA HAZIRIZ! 
BU UĞURDA GÖZÜMÜZÜ KIRPMADAN CANIMIZI DAHİ VERİRİZ! BÜTÜN AÇIK YÜREKLİLİĞİMİZLE İFADE EDİYORUZ Kİ, BU TAKIMIN BU SENE ŞAMPİYON OLACAĞINA OLAN İNANCIMIZ TAMDIR. 

Saygılarımızla!

25 Nisan 2016

Sayın Yönetim, Gelin Yara Saralım


Yönetim gücünü elinde bulundurmak mutlak hükmetmeyi gerektirmez. İstişare ve tecrübelerden yararlanmak önemlidir. Kendi yönetimimize söylüyorum bunu. Kaderimize söylüyorum desem yeridir. 

Demirspor’a gelen neredeyse hiçbir yönetim ben başarısız olayım, taraftarı kahredeyim, kanser edeyim diye gelmiyor. Yeni umutlar ve enerji ile yönetime talip oluyor ve iyi şeyler yapmaya çalışıyor. Ben şimdiki yönetimin de iyi niyetinden şüphe etmiyorum. Ancak mezarlık yolları iyi niyet taşları ile örülü. Mevcut yönetimimiz de diğer yönetimler gibi geçmişin hatalarını tekrarlamaktan vazgeçmedi. Vazgeçmedi kelimesi de doğru değil aslında, çünkü geçmişi tekrarladığını bilmiyordu bizim yönetimimiz de. İşin acı olan kısmı şu. Her yeni yönetim Demirspor camiasını tecrübe edecek ve yaşayarak öğrenecek diye, biz taraftarlar aynı acıyı tekrar tekrar çekiyoruz. Heba olup gidiyoruz, kaybolan yıllarımızın muhasebesini yapmadığımız için de yeni bir sezona yine yeni umutlarla girip aynı hüsranlara hazırlanıyoruz. 

Yıllardır ama yıllardır yazıyoruz, çiziyoruz. Demirspor camiasında tecrübeli ve teknik insanlar var. Muhasebe alanında var, sağlık alanında var, sanat alanında var, finans alanında var, işletmecilikte var. Var oğlu var. Bu insanlar kendi uzmanlık alanları ile değil de nasıl Demirsporlu oldukları ile akılda kalan insanlar. Vizyonu biraz geniş tutup bu insanlara danışsanız belki size farklı şeyler söyleyecekler. Belki sizleri hata yapmaktan koruyacaklar, belki de sizinle birlikte hata yaptıkları için yükünüze omuz verecekler. Bu adamlar kalıcı gelir projeleri üretiyor, bu adamlar kurumsal yönetim tüzükleri hazırlıyor, bu adamlar kulübün önemli hukuki davalarına gönüllü olarak çözüm arıyor, bu adamlar kulübün tarihini yazıyor, bu adamların borçluluk yapısına ilişkin, altyapıya ilişkin söyleyecekleri var. Transfer politikasına ilişkin söyleyecekleri var. Bu adamlar tribünün içinde, bir nefes ötenizde sayın yönetim ama çevrenizde değil. Vizyonunuzu genişletin, kararı siz uygulayın ama akıl aldığınız çevreyi genişletin. Hiç zor olmasa gerek. 

Gerek duyulması halinde bir heyet oluşturulsun bu adamlardan, resmi bir heyet. Camianın her kesiminden can parçalarını bir araya toplasın ve başlasın bu adamlar üretmeye, yükünüze omuz vermeye, bakarsınız bir şeyler değişir. Evet ilk konumuz resmi bir taraftar heyeti oluşturulması. 

Gelelim yönetimin tenkitlerine: 

Diğer yönetimlerden farklı olarak maddi olanaklarınızın da yüksekliği ile temlik koymayıp borç yapmayacağınızı söyleyerek sene başından taraftara arzu ettiği şampiyonluğu verdiniz. Biz kendi ayakları üzerinde durabilen bir Demirspor istiyoruz. Borcu olmayan, varlıkları olan bir Demirspor. Bizim için asıl şampiyonluk burada. Umarız bu sözlerin arkasındasınızdır ve temlik koymadan, borç yapmadan seneyi kapatmışızdır. Eğer temlik konulmadı ise temlikli eski yönetici alacakları kadar borcumuz azalmış olacaktır. 

Biz sizden şampiyonluk beklemedik, gelecek senelerde şampiyon olacak bir iskelet oluşturmanızı istedik. Size bizi şampiyon yap diye baskı kurmadık. Bu ortamı siz oluşturdunuz. Biz sizden savaşan ve birbiri ile uyumlu bir kadro bekledik. Karakterli bir kadro. Bu kadronun taşları bu sene yerine oturacak, gelecek sene kilit birkaç transfer ile güçlendirilecek ve ligi domine edecekti. Ancak siz hemen olsun istediniz. Bir şeyleri hemen istemenin maliyetli olacağı açıktı. Milyon TL’leri yığdınız kulübe. O milyon TL’ler mütevazi ama karakterli ve genç bir takım için yığılmış olsa idi, belki borcumuz bitmişti. 

Para ile iyi futbolcular alınabilir ancak iyi takım kurulacağının garantisi yoktur. Nitekim pahalı ama ruhsuz bir kadro ile kanser olduk. Yıllarca dedik ki; genç adam kirlenmemiştir veya daha az kirlenmiştir. Onları motive etmek kolaydır, savaştırmak, onlarla birlikte savaşmak kolaydır. Bize genç ve mücadeleci bir takım verin. Vermediniz. Şimdi kendi kurduğunuz takım size ihanet ediyor. Milyon TL’leri alıp, emeğinize ihanet ediyor. Kusura bakmayın sayın yönetim, emeğinize ihanet edilmesinin taşlarını siz döşediniz. 

Teknik ekip seçiminiz başından beri hatalıydı. Demirspor taraftarı duygusaldır. Bir duruş yaratıp, o duruşu benimsemeye ve benimsetmeye çalışır. Kadın bir muhabiri dövme noktasına gelen birini takımın başına getirmeniz hataydı. Bize yakışmadı. Ama gelince sırt dönmedik. Bıktık çünkü krizlerden, kavgalardan ve dedik ki; madem geldi, artık bizimdir. Osman Hoca takımı gerdikçe gerdi, futbol oynatmadı ve top oynamadığımız haftaları sükunetle geçirdik. Masaya yumruğunuzu vurmadınız, vurduğunuzda hem çok geçti, hem yanlıştı. 

Denizli ile deplasmanda berabere kaldığımızda o yumruk masaya vurulacaktı. Bolu’daki rezil yenilgide vurulacaktı. Erciyes maçı sonrasında iş hocaya bırakılmayacaktı. Demirspor futbolcusu baston yutmuş gibi oynayamaz. Şu saçma kayıplara bir bakın. 10 kişilik Bolu’dan bir, Denizli deplasmanından 2 puan daha alsa idik bugün rakipleri titretiyorduk. Bu ihanete imkan verdiniz. Sonraki sahamızdaki Denizli yenilgisi, Malatya beraberliği, Giresun mağlubiyeti hep bu disiplinsizliklerin sonucu idi. 

Osman Hoca’ya biz burada olduğumuz müddetçe o da burada olacak dediniz. Üç hafta sonra adamı yolladınız. Bu kadar çelişkili beyan veren bir yönetimin sözlerine futbolcular nasıl güvenebilir! Takım içindeki güven ortamı zaten yok gibiydi, o da zedelendi. Osman Hoca ile olmuyordu diyelim. O halde Bolu’dan sonra yollayacaktınız, gelen teknik ekibe de takımı yönlendirebilmesi için zaman verecektiniz. Yapmadınız. Tayfur Hoca’yı ateş çemberinin içine attınız. O da buna gönüllü oldu. 

Dünyanın parasını döktünüz bu takıma. Osman Hoca gönderildikten sonra Tayfur Hoca mı getirilmeliydi Allah aşkına. Hoca başarılı da olabilirdi ama bunu test edecek riski almamalıydık. Başarısı kanıtlanmış bir hoca gelmeli idi ve başarısız olsa idi derdiniz ki; "en iyi hocayı getirdik ama olmadı". Şimdi Tayfur Hoca’nın başarısızlığının sorumlusu sizsiniz. 

Bir diğer husus, defalarca yazdık. Yaş ortalaması yüksek takımda hakim olan futbolculardır. Futbolcuların üzerine oynayan kaybeder diye. Kimse oralı olmadı. Osman Hoca, emek hırsızı dedi futbolcularına, eyvah dedik. O emek hırsızı dediği futbolcular, madem öyle, işte böyle dediler, o lafı yedirdiler hocaya, oynamadılar ve gönderdiler. Tayfur Hoca geldi, ilk kriz anında futbolcular oynamıyor dedi. Yine yazdık, yine eyvah dedik. Yine aynı sonucu aldık. 

Anlamıyorum, anlamakta güçlük çekiyorum, hakim olamadığın bir yapıya savaş açıp o yapı ile birlikte zafer elde etmeyi beklemek nasıl bir şey? Mümkün mü böyle bir şey? 

Bunun üzerine dedik ki; Tayfur Hoca bu takım için çok beyefendi kaçtı. Olmadı, bu futbolcuları yönetemedi, onlarla arkadaş olup motive de edemedi. O halde iş işten geçmeden onların dilinden anlayan birini getirin. 

Ercan Albay’ın ismini verdik. Bayılmıyorum Ercan Albay’a. Hatta çok olumlu duygular besleyemiyorum nedense. Ama kendisi iki kriz ortamında takımı ve taraftarı toplamayı başardı. Metin Türel tarzı sert bir teknik adam. Kriz yöneticisi. Bizi toplarsa o toplar dedik. Toplayamazsa da gözü kara bir adamdır, oynamayan futbolcuyu döver, cezalandırır, bizim içimizi soğutur dedik. Tayfur Hoca’da ısrar ettiniz. Ne oldu, Tayfur Hoca ile futbolcu ilişkisi yine öngördüğümüz gibi çıktı. Yine baltalandık ve rakiplerin birer birer puan kaybettikleri haftalarda kan kaybetmeye devam ettik. Sorumlusu kim? Sizsiniz. 

Bilmediğimiz şeyler olduğunu söyleyenler olacaktır. İnanın bu sözleri de çok duyduk. Konuşursam ortalık karışır diyenleri. Zor değil ki; ortalık zaten durgun değil, bırakın karışsın. Biz alışkınız kaoslara. Yeter ki şeffaf olsun yönetim tarzımız. 

Başka bir husus. Tıpkı diğer yönetimlerin yaptığı gibi, siz de sıfırdan kadro kurdunuz. Osman Hoca istedi ise bunu ona olmaz diyemediniz. 

Bir fotoğraf var, iyi bakın ona. Tribünlerden aşağıya koltuklar yağmış, ortalık toz duman, o koltukların hemen arkasında futbolcular. Taraftar ile konuşuyorlar. Nasıl konuşabiliyorlar, çünkü kötü oynadılar ama davalarını satmadılar. Yapamadılar ama ihanet etmediler. Yürekten savaştılar. Hakan ÇİNEMRE idi onlar, Abdülkerim BARDAKÇI idi, Beykan ŞİMŞEK idi, Tayfur BİNGÖL idi, Artun AKÇAKIN idi, Yiğitcan ERDOĞAN idi. Kalan kardeşlerimizi dostlarından ayırdınız. Bu savaşçı iskeleti bozdunuz. Biz bunlarla orta sıralarda oynasaydık ama dimdik olsaydık. Şimdi şampiyonluk ihtimalimiz var, boynumuz bükük. Sorumlusu kim? Sizsiniz. 

Sayın yönetim. İyi niyetinizden asla şüphe etmiyorum. Gelin yol yakınken bizlere kulak verin. İlk iş olarak taraftar heyetini toplayın, ikinci iş olarak Tayfur Hoca’ya teşekkür edin. Ercan ALBAY veya onun tarzında bir teknik adam ile Erciyes karşısına çıkalım. Gelin yeniden başlayalım, seneye de şampiyonluk değil, karakterli bir iskelet kurulması gerekirse seve seve destekleriz. Gelin geleceğimizi birlikte inşa edelim. Bizlere kulaklarınızı tıkamayın. Bakarsınız kanser de iyileşir.

20 Nisan 2016

Kalıcı Gelir


Çok eskilerde yazdığım yazıları kurcaladım biraz. Bulduklarımın özetini vereceğim buraya. 

Sene 2010. 

Kentin Valisi Boluspor’a üç adet otobüs tahsis edilmesine yardımcı olmuş. Bir otobüsün parasının yarısını da üstlenmeyi kabul etmiş. 
Bolu belediye başkanı şehrin Abant gişelerini Boluspor’a tahsis etmiş. 
4 tane de fırın vermiş. 
Daha önce Kızılay’ın işletmekte olduğu büfelerin ihalesini bu kez Kızılay ve Boluspor’a ortaklaşa vermiş. 
Şehrin tüm sokak ve caddelerinin otopark ihalesini Boluspor almış. 

Sene 2009. 

Otoparkı olan futbol takımlarından örnekler. 

Alanyaspor, Kasımpaşaspor, Kaş Gençlikspor, Boluspor, Yeşilköy SK, Karagümrükspor, Keçiörengücüspor, Beyşehir Belediyespor, Sakaryaspor, Bandırmaspor, Arnavutköyspor, Burdurspor, Elazığspor, Uşakspor, Gençlerbirliği, Ankaragücü ve Ankaraspor otoparkları. 

Demirspor’a otopark ihale etmek mevzuata aykırı ise misal aylık 10.000 TL’ye kiralayın. 

Sayın Hüseyin SÖZLÜ, siyasete ve siyasilere mesafeli duran bir oluşum olarak yürekten ifade ediyorum, Adana’da belki de yakın dönemin en çok çalışan ve üreten siyasetçisisiniz. 

Adana futboluna aktarmış olduğunuz kaynakları da duyuyoruz. 

Ancak izin verin bazı basit örnekler vereyim. 

Demirspor öyle günler yaşadı ki; 

10.000 TL tutarındaki deplasman masraflarını karşılayan iş adamına şükranlarını iletti. 

Basın karşısında yöneticileri sarı zarflar içindeki paralarla aşağılandı. 

Gençlerini maddi imkansızlıktan Türkiye çapındaki turnuvalara gönderemedi. 

Eline baklava alan geldi tesislerde reklamını yaptı. 

Tesislerde çalışan emekçiler evlerine aş götüremediler. 

Elektriksiz kaldık ve kalmakla tehdit edildik. 

Demem o ki; bugün elinizden geleni yapmanız bizi bugün mutlu eder ama yarınımızı kurtarmayabilir. Yarınlar için nefes imkanları yaratmalıyız kendimize. Bunu sizin döneminizde yapamazsak sizin emeklerinize de yazık olacak. 

Gelin Adana Demirspor’un efsanesi olun, gelin gerçek anlamda yıllar boyunca unutulmayacak, kazanılan her kuruşta dualarla anılacak bir belediye başkanı olun. 

Artık sizden kalıcı gelir bekliyoruz. 

Sayın Sözlü, eğer bunu yapamıyorsanız örneği deyin ki; başımdan müfettiş eksik olmuyor, elim kolum bağlı. Yapamıyorum. 

O zaman mevzuatını araştıralım. Yapılacak olanlara ilişkin kendi teknik tecrübemizle sizlere gönüllü danışmanlık yapalım. 

Demirspor taraftarıyız biz. Demirspor’a bir adım hizmet etmek isteyenler için ayaklarımız su toplayana kadar koşmakla geçer ömrümüz. 

Ayaklarımız yorulmak istiyor sayın SÖZLÜ, kalıcı gelir istiyoruz.

19 Nisan 2016

Anlamlı Deplasman


Balıkesir deplasmanı gittiğim en anlamlı deplasmanlardan biri oldu. 

Dünyanın kilometresini, emeğini, enerjini, paranı hiçbir skor beklentisi olmaksızın, hatta yenileceğini bile bile harcamak ne kadar garip değil mi? Bu duygunun bir adı var işte: Armanın peşinde olmak. İnsana büyük bir haz veriyor, armanın peşinde olan diğer insanlarla –bu camianın içinde olmayanlara kolaylıkla anlamsız gelecek şekilde- bir arada bir boşluğun mücadelesini vermek. 

Dün tribünde sessizliğin inanılmaz bir sesi vardı. 16 saat yol gitmiş adamlar suskun bir şekilde sahaya bakıyorlardı. Televizyon karşısında da susabilecek adamlar, sessizliği haykırıyordu usulca. 

Futbolcuların tavırlarına, oynanan oyuna hiç gelmeyeceğim. Onu da ele alacağız elbet. 

Ancak bize rağmen, bize inat alınan bir galibiyet var ortada. Bize atıldığı sanılan goller. 

Sanırım armanın peşinde koşmak biraz da bu. Sana gol attığını düşünen bir kitlenin sana gol atmasını istiyorsun. Seni yenmesini, seni ezmesini. 

Çocuklar inanma diye tezahürat yaparken otobüste, gol yemişliğin verdiği mutlulukla dönmeyi hissedebilen tüm şimşeklere binlerce selam olsun.

15 Nisan 2016

Biz Bu Filmi İzledik, Siz Yenisiniz!!!


Tam bir rezalet söz konusu. Dediğimiz yapılmadığı için değil elbet. Değerlendirme açısından ciddi sorunlar yaşanıyor. Buradan bizim algıladıklarımızla yönetimin ve hocanın algısının çok farklılaştığı sonucunu çıkarıyoruz. 

Elbette, yönetme gücünü elinde bulunduran kararı alacak. Ama biz taraftarız. Sedat SÖZLÜ gördüğümüz ilk başkan değil, son da değil. Tayfur Hoca da ne ilk ne son hoca. Biz buradayız, onlar geçici. Biz tecrübeliyiz, onlar toy. Kusura bakmasınlar. 

Osman Hoca, istifa ederken ne dedi? Bu futbolcular sizin emeğinizi çaldı, dedi. Hırsız dedi adamlara. Sonra aynı adamlarla, asıl adamlarla yoluna devam etmeye kalktı. Peki sonucunda ne oldu? Futbolcular oynamadı, hocayı yolladılar. Osman hoca da akıl almaz hareketleri ve kararları ile futbolcuları haklı çıkaracak bir konuma düşürdü kendini. 

Tayfur Hoca, Denizli maçı öncesinde Giresun maçına atıfta bulunarak, futbolcuların oynamadığını ifade etti. O gün şahsi sosyal medya hesabım üzerinden, kaşarlanmış bir taraftar olarak futbolcuları itham eden hocaların başarılı olamayacağını söyledim. Maalesef bu öngörüm Denizli maçında doğrulandı. 

Sonra Hoca istifa etti. Yönetim, hocanın istifasını kabul etmedi. Peki hoca ne yaptı, ilk beyanında futbolcular oynamıyor dedi. İhaleyi futbolculara yıktı. Başkan ne yaptı, kalan 5 maçımızı kazanmak istiyoruz dedi. 

Önce soralım. Affedersiniz, 5 maçı kiminle kazanmayı planlıyorsunuz? 
Bu tabloda kimi nasıl motive etmeyi planlıyorsunuz? 
Azıcık şansımız var, elleriniz ile yok ettiğinizin farkında mısınız? 

Sonra işin diğer tarafına bakalım. Bu ortamda futbolcuların dediğini yaparsak, ruhsuzlar için mağdur hocayı yakmış olmaz mıyız? 
Bu bize yakışır mı? 
Bu hali ile düşününce yakışmaz. 

Ama şunları göz ardı etmeyelim. 

Tayfur Hoca iyi bir kadroya geldi. Osman Hoca tarafından bunaltılmış, baskılanmış bir takımı toparlamak için geldi. Yapması gereken tek şey, stresi kaldırmak, takıma biraz hareket getirmekti. 

Peki, O’nun döneminde ne oldu? Takım var olan hareket kabiliyetini de yitirdi. Çok beyefendi kaldı bizim ligimize hoca. Hırslı olamadı. Elindeki malzemeyi kullanamadı. Oyuncularına ruh katmayı başaramadı ve maalesef onların oyuncağı oldu. 

Yönetim çıkıp şunu dese idi hareketi bize yakışır ve anlamlı olurdu: 

“Biz bu topçuların bu ruhsuzluklarına meydan verip, hocamızı onlara yedirmeyeceğiz. Oynamak istemeyen oynamasın, burası Adana, hodri meydan. Gerekirse şampiyon da olmayız, ama kimsenin oyuncağı da olmayız.” 

Bunun yerine aynı topçulara bel bağlamayı tercih etti ve kendi ayaklarına sıktı. 

Dilerim ben yanılırım ama yönetimlerin bilmediği bir şey var. Kendilerinin ilk kez içinde oldukları sinema filmini biz yıllardır izliyoruz. Mutlu sonla bitmiyor bu film. 

Sıra yönetimin hakkını vermeye geldi. Bir sonraki yazıda.

Harç Tutmadı hatta Bitti.. Yapı Paydos

Memleketin hali ortadayken futbol konuşup yazmak içimden gelmedi; bir süredir yazmıyordum. Kötülüğün, sıradanlığın, ölümün normalleştiği kan gölüne dönmüş ülkede içimiz kapkara olmuşken buna bir de Demirspor'un vurduğu darbeler ekleniyor.

Onur'un yazdığı gibi isteğimiz canını dişine takan, yenilse de arkasında durabileceğimiz bir takımdı. Olmadı. Biz galibiyetlere alışkın, zafer şarkıları söylemeye yatkın bir ahali değiliz. Ona  rağmen canımız sıkılıyorsa, sizlerin ruhsuzluğuna, halsizliğine ve isteksizliğinedir sevgili futbolcular... Aranızda bir kişi bile, "ya küme düşen takıma yeniliyoruz, bu bana yakışmaz" demiyor mu acaba. Tribünlere oynamayın, kendiniz için oynayın, futbol onurunuz için oynayın... dedik ama dinletemedik. Memleket futbolunda karakteri sağlam futbolcu bulmak da zor. O yüzden geçen sene canı gönülden mücadele eden genç ve hırslı kiralık oyunculara hemen yol vermemek gerekirdi.

Aslında mevzu en başından hatalarla örülmüştü. Ne yazık ki yönetim yersiz yere çıtayı çok yükseltti. Şampiyonluk vaadi doğru değildi. İyi futbol oynayan, ligi maç maç düşünen, istekli arzulu bir takım vaadedilmeliydi. Önce playoff sonra ilk iki hedefi konmalıydı. Adım adım gitmeliydik. Beklenti çok yükseltildi. Takıma ve futbolculara çok güvenmiş olabilirler. Ama iddialı olmak, elindeki malzemeyi iyi tanımaktan geçer. Futbolcular da daha olmadan olduk havasına girdi belki bu yüzden. Yönetimin takım ve kamuoyu üstünde etkisi olumlu değil olumsuz işledi. Yönetim bu süreci yönetmeyi beceremedi. Şimdi playoff bile tehlikede.

İkincisi, bence en büyük hata, Osman Özköylü'nün geri gelmesiydi. Hırsını, azmini taktir ettik, eyvallah ama Osman Hoca zaten kendi kurduğu takıma iyi futbol oynatamadı. Futbolcuları suçlayıp gitti, döndüğünde yeni baştan başlayacağını düşündük ama göstermelik bir iki kaç değişiklikle yola devam etti. Madem gönderilecekti, o zaman devre arasında yeni hoca ve onun seçeceği yeni futbolcularla devam edilmeliydi. O da olmadı. Gelen Tayfur Hoca'nın yapacağı çok bir şey yoktu. Sadece takıma yeni bir hava katması gerekiyordu. Anıl'ı sahaya sürmek iyi bir hamleydi, başta tuttu gibi göründü. Ama Anıl o kadar kilolu ki ilk bir kaç haftalık futbol özlemi sonucundaki iyi oyunu dışında yine ağırlığından hareket demeyen birine dönüştü.

Tek tek futbolcuları analiz etmek yersiz olur. Çünkü bireysel hatalardan ziyade takım olamamak bizim sorunumuz. Yine de sezon başından beri "Burak'ı arkaya kaçıralım, Pote'ye versin o da atsın" dışında taktiğimiz yok. Burak dışında Pote'yi besleyen olmazsa gol atamıyoruz. Tiago iki serbest vuruş dışında hiç bir şey yapmadı, tersine hücum düzenini bozdu. Hüseyin'e kızdık, yedeğe çekildi ama kurtarıcı olarak ona sarılıyoruz hala. Onun da gazı kaçtı tabii. Hücumcu ortasaha eksikliğini çok hissettik. Savunmacı ortasaha ihtiyacını da Murat Akyüz'le kapattık ama bu sefer de Attamah'ın aklı bir yerlere gitti; oynamamaya başladı. Devre arasındaki en iyi transfer kaleci Fevzi imiş, o olmasa zaten çok önceden havlu atmıştık. Onur Akbay da defansı toparladı ama yeterli olmadı. Ger, kalan transferler boşa para israfı...

Velhasıl Osman Özköylü'nün attığı harç tutmadı, kendi de tutturamadı başkası da. Bu harç, futbolcular üzerinde disiplinli bir etki yapacak teknik direktörle tutturulabilirdi. Disiplinden kastettiğim bağırıp çağırmak değil. Taktik deha da aramıyoruz. Biraz takım olmak yeterli. Ama bizde kötü oynayan oyuncu, bir hafta kızağa çekilse de ikinci hafta oynayacağından emin. Formayı garanti görüyor. Belki de en baştan bunun garantisi verilmiş, bilemiyoruz...

Futbolcuyu iyi oynatacak bir sistemi yönetim-teknik direktör işbirliği ile yaratamadıktan sonra başarı gelmez. Futbolcunun kafasına göre takılması en büyük sıkıntı ve futbolumuzda sıkça yaşanan bir durum. Bunu başka takımlarda da görüyoruz. Sahada işi yapan onlar, ama o işi iyi planlayacak ve onları yönetecek olanlar dışarıdakiler. Dışarısı çökünce içerisi de çöküyor. Bütün bu yıkıntının altında taraftar kalıyor yine...

Ercan ALBAY Göreve, Acilen


Defalarca sustuk, biz futboldan anlamayız dedik. Bize de taktiksel anlamda mucizeler sunulmasını istemedik. Basit bir isteğimiz vardı. Kazanan değil, savaşan takım. Bu takımı şampiyonluk havasına taraftar sokmadı. Bu konuları ayrıntılı bir şekilde tartışacağız elbet. 

Ancak bir şekilde bu potaya girdik ve ipler bizim elimizde iken, başkalarının eline hediye etmek çok ağır geliyor bizlere. Yine başkaları şampiyon olsun mesele değil, ama biz vermeyelim onlara, onlar alsın. 

İçinde bulunulan durumda acilen aksiyon almamız gerekiyor. Gördük ki; Tayfur Hoca ile bu iş olmuyor. Hoca değerlendirmesine girmenin alemi yok. Basit bir şekilde söylüyoruz. Tayfur Hoca ile acilen yollar ayrılmalı ve acilen başka bir isimle değil Ercan ALBAY ile anlaşılmalı. 

Ercan ALBAY çok büyük adam olduğu için değil, futbol profesörü olduğu için değil. Ama kriz yöneticisidir bu adam. Biz bu sınavdan Ercan ALBAY’ın defalarca alnının akıyla çıktığını, mucizeler yarattığını gördük. Şu anda da artık bir mucizeye ihtiyacımız var. 

Baktık mucize gerçekleşmiyor. Yine Ercan ALBAY’ı istiyoruz. Çünkü bu adam sert ve disiplinli bir adam. Canım cicim ile değil, yeri geldiğinde dayak ile takım yönetiyor. 

Sayın yönetim, binbir emek ile kurduğunuz takım ruhunu kaybetmiş durumda ve özverinize ihanet ediyor. Bu ihanetten dönmenin, dönülemiyorsa cezasını vermenin bir aracına ihtiyacımız var. Bu kişi Ercan ALBAY’dır. 

Acilen, hiç beklemeden göreve getirmelisiniz. Kendi emeklerinizin de heba olmaması için. Harekete geçin!!!

11 Nisan 2016

Yenilin ama Savaşmadan Değil...

Sözüm sadece futbolculara değil. Hatta aslında içinde bulunduğumuz kırgınlığın temel sebebi hepsinden önce yönetimimizdir. Açıklayalım. Dağınık bir yazı, takımımız gibi dalgalı, o düşünceden bu düşünceye savrulan, saçma sapan bir ruh hali içindeyiz. Ama yine de açıklamaya çalışalım.

Anlamsız Puan Kayıpları, Bir Demirspor hastalığı bu. Anlamsızca puan kaybedip kendi ayağımıza sıkıyoruz. O kadar sudan nedenlerle kahrediyoruz ki kendimizi. Dünyanın adaleti yok ve bu adaletsizliği kendi elimizle güçlendiriyoruz. 

Biz Alanya ile deplasmanda 2-2 berabere kaldık, aslan gibi savaştık. Yenilebilirdik de. Sahamızda Alanya’ya karşı maçı can-ı gönülden istedik ve berabere kaldık. Yine yenilebilirdik. 

Karabük bizi hakkı ile Adana’da yendi. Kendi evinde de yenebilirdi. 

Samsun ile deplasmanda berabere kaldık. Maç kesinlikle bizim hakkımızdı. 

Sahamızda Giresun’a kaybettik. Bence adamlar iyi oynadılar ve yendiler ama biz de oyunu çevirmek için savaştık. 

Sahamızdaki Balıkesir maçı. Böyle olmayabilirdi, ama 90+3’de gol yemek de var futbolda. 

Hatta deplasmandaki Altınordu beraberliğine bile stresin yarattığı olağan tutukluk ve risk almama isteği diyelim. 

Adanaspor maçında varlık gösteremedik ama derbi maçtır, anlayışla karşılanabilir bir ölçüde. 

Bu puan kayıplarına ağzımızı açıp tek kelime etmiyoruz. Zaten ligdeki durumumuzu da bu olağan puan kayıpları değil aşağıdaki anlamsızlıklar şekillendiriyor. 

Sahamızdaki Antep mağlubiyeti. Lideriz, savaşıp kazanıyoruz ilk 4 haftada. Ve sonrasında berbat bir oyun. Çok ama çok saçma. 

Deplasmandaki Elazığ mağlubiyeti. Olacak gibi değil. Baston yutmuş gibi bir takım. 

Kayseri Erciyes ile sahamızda oynadığımız maç. Anlamı yok. Anlatılmaz. 

Denizlispor deplasmanı. Golü attıktan sonra anlamsızca durmamız. 

Boluspor deplasmanı. Hava şartları ile anlatılamayacak kadar saçma. 

Göztepe galibiyetinin ikinci yarısından sonra, Giresun deplasmanındaki bu tutuk oyun. Bir mantığı yok. 

Bu saçmalıklardan iki tanesi yaşanmamış olsa idi, bambaşka şeyler konuşuyorduk bugün. 

İyi de bu hakkı bu takıma kim veriyor? Bizi anlamsızlıklar içinde test etme hakkını bu takıma kim veriyor? 

Demirspor taraftarı diğer taraftarlardan farklı. Birçok taraftar takımını tutar, sever, destekler. Bizim taraftar takımı ile nefes alır, yaşar. Hayatının sembolü, kimi için anlamı, kimi için parçasıdır. 

O halde Demirspor taraftarına uygun kadrolar oluşturulmalıdır. Demirspor taraftarı gibi yaşayabilecek bir kadro oluşturulmalıdır. Bunu yapamayan yönetim bugünkü üzüntülerimizin ilk kaynağıdır. Kusura bakmasın kimse. 

Hakan Çinemre’nin alnındaki kan ile kiralık olmasına karşın kendi geleceğinden çok takımı düşünerek oynamasını unutanlar olabilir, ben unutmadım. Artist Beykan’ın sahada nasıl savaşçı ve yeri geldiğinde çirkefçe de olsa kazanma azmini unutmadım. Tayfur Bingöl’ü unutmadım. Kendisi de Alanya’daki performansı ile unutmamıza imkan vermiyor zaten. Abdülkerim Bardakçı’nın mücadelesini ve Demirspor sevgisini unutmadım. Yedek Artun’un dahi istekliliği çıkmıyor aklımdan. Yiğitcan’ın tüm hatalarına rağmen takımı için savaşması. 

Bu saydığım isimler ne uğruna kaybedildi? Zamanında Erçağ’ın başka bir yöneticinin adamı diye damgalanması gibi değil mi? Ya da Erman Özgür solcu diye, sağcı yönetim tarafından tercih edilmemiş olabilir mi? Bu gençler önceki yönetimin transferleri diye göz ardı edilmiş midir acaba? 

Tam içinde olmadan bilmek mümkün değil ama bir şeyi açık seçik biliyorum. Takımın bu sene önceki senelere kıyasla maddi sıkıntısı yok. Önceki senelerin bütçeleri de hiç fena değildi. Bu durumda maddi olanaklar bu futbolcuları elde tutmaya yeterdi ama tercih edilmedi. Yani savaşçı olduğu kesin olan gencecik, koşan takımın dağılmasına göz yumuldu. Sormayalım mı neden diye? 

Osman Hoca! Önce gelmesini, sonra gitmesini istemedik. Gelmesi de hataydı, gönderildiği hafta da hataydı. Yeni teknik adamın takımını maçlar içinde tanıması zorunluluk arz etti. Bu zorunluluğu biz taraftarlar mı yarattık? Hep futbolcuları ve teknik adamları mı suçlayacağız? 

Tayfur Hoca, zor bir ortama gelmedi aslında. Takım kaliteli bir takımdı. Ancak üretkenliği düşmüş, potansiyelini ortaya koyamayan, keyif vermeyen bir futbol oynuyordu. Yapılması gereken, takımı biraz daha iyiye götürmek, biraz kımıldatmaktı, hepsi bu kadar. Küme düşen takımdan şampiyon takım yaratması beklenmedi kendisinden. Hiç kolay maçı olmadı, hakkını yemeyelim ama biz takım savaşma gücünü yitirmesin, hatırlasın istedik. Osman hoca aşırı agresifliği ile takımı frenlerken, Tayfur hoca aşırı dinginliği ile frenliyor gibi hissediyorum. Takıma hırs versin yeter, gerisi zaten gelecek. Anlayamıyorum. Benim sınırlı futbol bilgim bu dengeleri çözmek için yeterli değil. 

Peki, Osman Hoca’yı göndermek riskti. Bunu yönetim de ifade etti. Büyük bir bütçe ile oynayan, şampiyonluğu tek hedef olarak koyan bir takımın, bu hedefe uygun hoca getirmemesi de bir risk değil mi? Tayfur Hoca başarısız olur demiyorum ama kendini kanıtlaması gereken bir hoca. Kanıtlamışlar tercih edilse daha az risk alınmış olmaz mıydı? Bir hocayı gönderirken alınan riskin en azından kağıt üzerinde yerine alınan ile bertaraf edilmesi gerekmiyor muydu? Umarım Tayfur Hoca, artık görünürde kolay olan rakiplerden gerekli puanları alarak bizi mutlu eder ama bu sonuç bile ortada bir yönetimsel hatanın olmadığı anlamına gelmez. 

Son bir soru? Bu sene bütçeyi hiç sormadık. Sormadık çünkü yönetim dedi ki; temlik yok, haciz yok. Bu yönetimin takımdan alacağı olmayacak. Bu beyanın meali şudur: Borçlar en az temlikli iddaa gelirleri kadar azalmış olmak zorundadır. Borçlarımız azaldı mı? Sayın yönetimimiz, bizi maddi yapı konusunda bilgilendirebilirseniz mutlu oluruz. 

Zor değil, taraftarı anlamak. Zor değil, onların mücadelesini hissetmek. Zor değil, onların dörtte biri kadar da olsa savaşmak. 

İnanmıyorsan çıkma sahaya, savaşacaksan taraftar burada.

2 Nisan 2016

Çıkan Kısmın Özeti

Bir süredir bloga yazmamışız. Ama bu süre zarfında boş durmadık Ankara Tayfası olarak. Her hafta halı saha maçları vesilesiyle buluşmaya devam ettik. Yeni arkadaşlar tanıdık, eskileriyle gönül bağımızı kuvvetlendirdik.

Karabük deplasmanına gittik. Grup cezalıydı ve tarih yine bize Demirspor'u yalnız bırakmama misyonu yüklemişti. Tayfa olarak çok yüksek bir sayı yakaladık; bir midibüs ve bir volt ile gittik. Şimşeğimizi yalnız bırakmadık. Zorlu deplasmandan bir puan ile döndük.

Ardından biletlerin rekor sürede tükendiği bir Adana derbisi yaşadık. Bu sefer deplasmanı tersine yaparak Adana yolunu tuttuk. Skor ve oyun istediğimizin çok uzağında olsa da tribünde olmanın hazzını yaşadık.

Biz geçen zamanı yine Demirspor'la yaşadık. Umudumuzu yitirmeden, yılgınlığa düşmeden yaşadık.

Geleceği de onunla yaşayacağımız gibi...

9 Şubat 2016

Mesele Skor Değil...

Mesele skor değil ama bunu olumsuz skorda dile getirmiş olmamız bu şekilde sorgulanmamıza yol açabilir yine de bir not düşmekte fayda var. Bu notu takımdan daha çok Osman Hoca ile ilgili düşmek zorunda olduğumuzu hissediyorum.

Gerek eski Demirspor tecrübeleri, gerek Osman Hoca'nın samimiyeti ve hırsı, gerek futbolcuların belirgin vurdumduymazlığı ve gerekse istikrar arzusu Osman Hoca'nın geri çağırılması üzerinde belirleyici rol oynadı. Ancak Hoca döner dönmez yapması gerekenlere ilişkin düşüncelerimizi söyleyip, bunları yapmayacaksa dönmesinin pek anlamı olmayacağını da önceki yazılarımızda vurguladık. 

Bugün gelinen noktada sonuç değil ama oyun anlamında alınan yolun hedeflenen yolun gerisinde kaldığını görüyoruz. Sonuç noktasında değil, zira 5 maçtır yeni Osman Hoca dönemine tanık oluyoruz ve 10 puanımız var. Kötü diyemeyiz. Hatta her 5 maçta bu ortalamayı tuttursak şampiyon da oluruz.

Oyun anlamında alınan yola ilişkin de vurgulamamız lazım, artık kolay gol yemiyoruz. Defansif anlamda açıklarımızı kapatmış görünüyoruz. Hedefin gerisinde kalmamız ise ofansif anlamda yeteneklerimizi kullanamamış olmamızdan kaynaklanıyor.

Üretim kabiliyetimizi yitiriyoruz. Evet Samsun'u yendik ama Tiago'nun serbest atışı ile. Çok yaratıcı olamadık o maçta. Karşıyaka maçında "işte bu" dediğimiz anlar oldu ama rakip çok zayıftı, kıstas olamazdı. Altınordu ve Şanlıurfa maçlarını transferlerimiz ile eksiklerimizi gidermemiş olduğumuz için değerlendirme dışı bırakıyorum.

Ligin en çok gol atan ikinci takımıyız. Ancak bunu ilk yarı performansımıza borçluyuz. Ligimizin belki de en iyi hücum hattına sahip olup, ikinci Osman Hoca döneminde bu derece tutuk oynamamıza anlam veremiyorum. 

Bol pas yapmamız, topun bizde kalmasını sağlıyor ve yediğimiz golleri azaltıyor ama bu paslar hep yana-hep yana veya geriye olunca girdiğimiz pozisyonları da azaltıyor. Devre arasını da geride bıraktık, biz neden dikine gidemiyoruz, bu yapıda oyuncumuz neden yok? Oyuncumuz var ise taktiğimiz neden buna dönük değil? Her kim ise bu dikine oynayacak adam onu neden kullanmıyoruz? Oyun kurgusu da dikine oynayacakmışız izlenimi vermiyor. Burak Çalık yok iken adam eksiltemiyoruz, rakip defansları zorlayamıyoruz. E Burak Çalık ilk yarıda bizdeydi. Demek ki bu tipte bir alternatif veya ikinci oyuncu almamışız veya kullanamıyoruz.

Bir diğer husus. Bolu maçı özelinde 1-0 yenilmek ile 3-0 yenilmek arasında fark var mı? Bence yok. Tüm riskleri alıp saldıralım demiyorum, yine ihtiyatlı olalım, 10 kişi kalmış rakipten ikinci golü yememek için defansı bozmayalım ama bir maç içi taktik değiştirmek gerekmiyor mu? Ben zaten aşırı taktik bilgisi olan bir adam değilim. Ancak bir son 10 dakika, vazgeçtim 6-7 dakika doldur-boşalt yapamıyor muyuz biz? Yapabiliyorsak neden yapmıyoruz? Ceza sahasına veya hemen önüne 4-5 futbolcumuz yığılsa zaten Bolu çıkamayacak, oralarda karambol yaratmaya neden uğraşmıyoruz?

Maçın sonları. Artık puanımız gidecek, gidiyor. Neden hırslanmıyor topçularımız? Neden dakika başı yatan Bolulu futbolcuları kolundan tutup kaldırmıyor, neden en azından bizi gaza getirmiyor? Neden pres yapmıyor?

Bunu da geçiyorum. Zemin kötü diyoruz. Tamam zemin kötü, inkar edemeyiz. Peki kaç topumuz kötü zemin nedeni ile sekti de pozisyonu engelledi, kaç öldürücü pasımıza kötü zemin engel oldu? Zemin kötü olduğu için havadan kaç orta yaptık? Ben sorularıma yanıtlar alamıyorum kendi içimde. İddia da etmiyorum futbol konusunda ehil olduğumu. O nedenle, derinlemesine sorular soramıyorum da sormuyorum da. Basit bir taraftarım ve futbolun basit kurallarına ilişkin basit sorular soruyorum. Basit cevaplar arıyorum. Daha doğrusu basit önlemler alınmasını bekliyorum. Basit bir soru daha sorayım.

90. dakikada Anıl'ın oyuna alınmasının gerekçesi nedir? Bu soruyu ben kendime sorduğumda cevabını bulamıyorum. Zaman geçirmek desem, gerideyiz. Oyunu toparlamak desem, uzatmalar başlamış. Serbest atış var ve Tiago oyunda değil desem, değil. Korner mi gerekçe? Korner atsın diye mi? Ben anlayamıyorum. Yoksa sorum mu basit değil?

Sonuç olarak Osman Hocam, bizim takımımız borç batağındaki bir takım ve yönetim bu takıma mali sıkıntı yaşatmıyor. Transfer konusunda da özverili çalıştılar. Size ortam sunulmuyor ise zaten başarı gelmeyecektir, ışık olmayan yerde durmazsınız, durmamalısınız. Size imkanlar sağlanıyor ise göreviniz bu imkanları kullanmak değil mi? Sorun futbolculardan kaynaklanıyor, demeye artık zerre kadar hakkınız yok. "Emek hırsızı" dediniz bu adamlara, yönetim de "al neşteri vur" dedi, devre arasına girdik. Takviyeleri de siz yaptınız, diye biliyoruz. 

Sayın Hocam, bence mesele büyük değil. Bence çok stres altındasınız. Bir rahatlayın, biraz basitleştirin hayatınızı. Gereksiz soru işaretlerini atın kafanızdan. Küçük önlemlerle büyük işler yapabilir bu takım. O küçük önlemleri siz rahatlıkla alabilirsiniz. Lütfen alın. Bizim sizin başarınıza ihtiyacımız var. Başarıdan kastı bu taraftarın (gerçek taraftarı kastediyorum) hiçbir zaman ilk planda şampiyonluk olmamıştır. Başarı futbolun doğrularını yapan ama daha önemlisi yapmaya çalışan bir takım olabilmektir bizim için. Bunları yapalım, şampiyon olamazsak birlikte ağlarız. En azından biz bize ağlarız hocam. Lütfen, lütfen.  

28 Aralık 2015

75 Yaşındayız

Aslında manevisin sen, değerini biz yüklüyoruz sana. Ancak o kadar çok biziz ki; maneviyatın ete kemiğe bürünüyor. O nedenle kavga ediyoruz seninle, o nedenle kızıyoruz sana. Sana anlamlar, karakterler yüklüyoruz. Hatta siyasi bir misyon verdiğimiz de oluyor. Bunca ete kemiğe bürünmüşlükte senin doğum gününü kutlamamak olur mu? İyi ki doğdun Demirsporum. İyi ki hayatımın koyu laciverti, apaçık mavisi oldun.

Hayata karşı savaşlarımızı senin üzerinden veriyoruz Demirsporum. 
Hayatın acımasızlığına senin üzerinden isyan ediyoruz.
Bir şeyleri değiştirme duygusunu senin vesilen ile hayata geçirmeyi istiyoruz.
En kötü günümüzde gülümseyebilmek için seni arıyoruz.
En iyi günümüzde kahrolarak insan olduğumuzu seninle hatırlıyoruz.
Cebimizdeki üç kuruşu sana harcayıp, bir mücadeleye destek olma arzusunu seninle tatmin ediyoruz.
Deplasmanlara gidiyor, çayımızı aşımızı bölüşüyoruz da paylaşabilmeyi tadıyoruz seninle.
Belki normalde uğraşmayacağımız insani bağışlar için senin adını duyurma hevesi güdülüyor bizi.

Kısacası sen bizim insan yanımızsın.
Senin doğum günün ya bugün. 
Aslında hayata ve insanlığa merhaba diyen bizleriz seninle.

Var ol Demirspor, var et Demirspor.
Nice 75 yıllara. 

İlanda yer alan tarih bilgilerini yazım aşamasında olan ADS tarihi kitabımız için sansürlemiş bulunuyoruz.

27 Aralık 2015

Adana Demirspor:2-Ş.Urfaspor:0

2015'in ve devrenin son maçında 3 puanı aldık. İlk kez iki hafta üst üste gol yemedik. Kendi sahamızdaki kötü performansımız maç öncesi tedirgin olmamıza neden olsa da, muhtemelen bazıları son kez Demirspor forması giyen topçular bu kez istekliydi. Maçı kazanmayı gerçekten istediler.  (Anıl ve fazla kiloları bile hareketliydi!) Belki de gidenlerden olmak istemiyorlardır. İkinci devre öncesi potada kalmak için önemli bir maçtı. Haftaiçi hakkında spekülasyon yapılan Pote, özellikle ilk yarı sahanın en iyisiydi.

23 Aralık 2015

Yine Menajerler

Biri geçen yıldan diğer 4 yıl önceden iki yazı, isimler farklı ama konu aynı, değişmeyen dert: Aman menajerlere dikkat! Bir devre arası transfer furyası öncesi, yine oyuna getiriliyoruz, komediden trajediye...

http://www.adanademirspor.net/2011/06/teknik-direktor-ve-transfer-donemi.html

http://www.adanademirspor.net/2015/01/devre-aras-kadro-degisiklikleri.html




Özgür Ortaç Yeniden Milli Takım'da

Altyapı oyuncumuz Özgür Ortaç, U15 Milli Takım'ın İngiltere ile oynayacağı maçın aday kadrosunda yer alıyor. 21 Aralık'ta İngiltere ile oynanan ilk maçta 90 dakika forma giyen Özgür, daha önce üç kez U14 bir kez de U15 milli takım formaları giymişti.

Özgür'ü tebrik ediyoruz!

Özgür'ün milli formaya seçilmesi ile ilgili haber-yorum için bknz: http://www.siporcu.com/detay-sol-ayagi-raket-gibi-kisiligi-10-numara

22 Aralık 2015

Umut Hep Var

Sahada değil sadece Demirspor bunu hep söylüyoruz. Bir kardeşimiz Erzurum'un içinde sadece Ziraat Bankası'nın bir şubeciğinin bulunduğu Tekman İlçesi'nin bir köycüğüne, Hacı Ömer Köyü'ne öğretmen olarak atandı tüm hevesi ve ülkesine faydalı evlatlar yetiştirme arzusu ile. Kitapları yoktu çocukların, kütüphanelerini kurmak da Ankara Tayfası'nın gönlü bol insanlarına düştü. Biliyorum biz okumayan, ezberleyen bir milletiz, biz araştırmayan sembollerle yetinen bir milletiz ama bu zinciri kırabiliriz. Zor değil gerçekten. Yeter ki isteyelim.

Şu çocukların yüzündeki ışık bize güzel bir gelecek olarak dönsün. Zincirlerimizi onlar parçalasınlar.


21 Aralık 2015

Kötü Futbola Ödül: 1 Puan

Futbol yoktu sahada. Altınordu'nun aşırı iştahlı futbolu ne ilk ne de ikinci yarı bize fırsat verdi. Ha, çok iştahlıydılar da kazanacak topu onlar da oynamadı. E ne oldu peki 90 dakika? Ne olacak, futbol diye eziyet seyrettirdiler bize. Peki biz yabancı mıyız bu hisse, değil tabii ki. Yine de unutkan mahlukatlar olduğumuz ve gazla çalıştığımız için hayallere daldık ve bu hafta 3 puanı cepte sandık.

Öncelikle, sahada bir planı olmayan bir Demirspor vardı. Bunu akıldan çıkarmayalım, çünkü planı olmayan bir takım kurban bayramında sahiplerinin elinden kaçan tosuna benzer. Bizim takım da amaçsız bir şekilde koştu durdu. Hani bizim iyi becerdiğimiz ve aslında eleştirdiğimiz uzun toplarla Pote ve Burak'ı arkaya kaçırma operasyonumuz var ya, onu hiç yap(a)madık bu hafta. Bari deneseydik, bari yoklasaydık. Takım ilk haftalardaki paslı oyunu yapmaya çalışıyor ama o zamanlar rakipler daha yaz tatilindeydi. Millet tatilden döndü, hatta tenleri güneşte turuncuya dönenler yanımızdan geçti gitti bile!

Yani köprülerin altında sular aktı. Mevcut kadro yetmiyor. Yetmeyecek. Kaç haftadır bunu söylüyorum. Bunu görmeye profesör olmaya gerek yok elbette. Lakin benim gibi bütçe, gelir-gider durumu, altyapı vs. diyen birisini bile transfere mecbur bırakanlar düşünsün biraz da. Altyapıdan geleceğe dair umut veren bir ışık alamadık 4 yediğimiz Sivas Belediye maçında. Demek ki dışarıdan alınacak. Belediyenin bu kadar işin içindeyken takımı yıkım halinde bırakmaya hakkı yok. Adamsa alınacak, kaynaksa aktarılacak.

Takımı oyuncu bazında ele alacak olursam, ikinci yarıdaki oyunlarıyla defans dörtlüsünü beğendim diyebilirim. Timur'un performansı çıkmayı hak etmiyordu. Anıl ne yaptı, Timur'dan fazla: Hiç. Emin-Attamah ikilisinin amacı nedir, atak kesmek mi, gol atmak mı? İkisini de yapmadılar. Burada bu ikiliyi bozmanın ne zararı olurdu? Anıl'ı buraya alıp Timur oyunda tutulabilirdi. Hatta Astafei bile burada denenebilirdi. Nasıl olsa kazanmak gibi bir gayemiz yoktu, en azından varyasyon denemiş olurduk.

Gerçi transfer dönemi yaklaşıyor, bir çok oyuncu ile yollar ayrılacak gibi duruyor. Attamah'taki isteksizlik bundan dolayı olabilir mi? Ozan, Timur da gidecekler arasında zikrediliyordu. E o zaman göndereceğiniz oyunculara maç başı ödemesi yapmak için mi oynatıyorsunuz? Alın alt yapıdan bir iki çocuğu, onlara primden pay verin. Tamam, oradan bir ışık alamadık ama göndereceğiniz emanetçilerden çok daha fazlasını hak ediyorlar.

Bu kötü futbola hediye olarak 1 puan verildi, teşekkürler Futbol Federasyonu. Hakem de aşırı iyiydi bu arada.

Kaleci Ahmetcan sakin giden maçı sakin tamamladı. En kötü günü bugün değildi, daha zor maçları olacak. Takımın kalecisi gibi hissettsin, öyle sahip çıksın. Kendi kariyeri açısından faydasını görür böyle olursa. Demirspor kendi çocuğuna kale falan vermez. Bunu da bilsin, romantizme girmeden kendini geliştirsin. Abi tavsiyesi.

Tribünlerde armayı temsil eden ve peşinde olan kardeşlerime teşekkürler, ayaklarınıza sağlık. Bir teşekkür de Ankara Tayfası'ndan Fatih ve Esra Taş çiftine. Bizi temsilen İzmir'de, tribündelerdi. Gönül isterdi ki İzmir gülen yüzünü onlara göstersin, olmadı. Bir dahakine inşallah...

Altınordu:0-Adana Demirspor:0

Haftaiçi "hocamız dönsün" diye açıklama yapan topçulara bak. Kendilerini affettirmek için yaptıkları şey: hiçbirşey!  Kötü oyuna iyi sonuç. Bir an önce devre bitsin, herkes yolunu çizsin. Altyapıdan gelen kalecimiz Ahmet güven verdi, bu gecenin tek iyi yanı.

17 Aralık 2015

Döndüğünüze Göre Kulak Veriniz Osman Hoca...

Osman Hoca'nın gelişine fazlasıyla sevindik. Çünkü skordan daha da önemli olan bizler gibi hisseden insanlar ile çalışmak idi. Bir futbol takımı ile bir camiayı birbirinden ayıran en önemli şeylerden biridir camianın hislerinin olması. Biz de bu duygular ile diğer taraftarlar gibi çağrımızı yaptık ve Demirspor'u istediğimiz kişiye emanet ettik.

Ancak duygular ile hareket etmek kısa vadede sonuç verirken uzun vadede hep mantık kazanır. Mantık ile duygu birleşir ise başarı kaçınılmazdır. Bu nedenle artık duygunun yerini mantığın almasını temenni ediyoruz.

Bu noktadan sonra yapılması gereken çok önemli şeyler var.

1-Futbolculara ruhsuz diyerek ayrılan bir teknik adam döndüğünde takımına neşter vurmaz ise o takımın tüm futbolcularını töhmet altında bırakmış olur. Unutmayalım sadece ruhsuz demedi Osman Hoca, emek hırsızı da dedi futbolculara. O halde kimse o hırsızlar onlarla yolların bir an önce ayrılması gerekir. Yoksa bu itham tüm futbolcuların üzerinde yük olmaya devam edecek.

2-Osman Hoca'nın haklı olduğu noktalar vardı sezon içindeki isyanlarında. Özellikle taraftara karşı federasyonun ve takıma karşı hakemlerin tutumu açısından. Bu gerekçeler ile abartmıyorum en az 10-11 puanımız çalındı. Ancak bu husus bir şeyi gölgelememeli. Hakkımızın yendiği maçlar Demirspor'un tek kale oynadığı, rakibe baskı kurduğu, hakimiyetini kabul ettirdiği maçlar da değildi. Hakkımız yenmeseydi de maç sonuçları değişmeyebilirdi. Çünkü takım savaşmıyor. Bu nedenle Osman Hoca artık isyan psikolojisinden sıyrılmalı ve kendi hatalarına odaklanmalı. Aksi takdirde iyi makyaj ile ancak kendimizi kandırırız.

3-Takımımızın kondüsyonuna ilişkin ciddi şüphelerim var. Bu takım Denizli'ye karşı golü attıktan sonra birden şalter indi. Topçular oynamamaya başladı. Aynı şeyi Erciyes maçında da gördük. Koşmuyor takım. Karşıyaka ve Samsun maçlarında en az 30 dk. sahanın her alanında basan ve diğer kısımlarında da topa hakim olup güzel pas yapan bir takım vardı. Bu takım şu anda sadece idare ediyor. Rahmetli Bekir ÇINAR gibi göbekli ama toptan anlayan futbolcularımız var. Anıl gibi. Özgürcan'ın motivasyonu sıfırın altında. Gücü de öyle görünüyor. Yedek forvetimiz yok. Hüseyin Kala, hiçbir şey yapmasa adrese teslim orta yapıyordu, o da gitti. 

4-Takımımızın futbol sistemini ben çözemedim. Kalecimiz sürekli topu ceza sahasının yakınındaki oyunculara veriyor ve oyun kurmasını bekliyoruz ve bu süreçte baskı yiyor, top kaptırıyoruz ve gol yiyoruz. Bunu defalarca gördük ve işin kötü yanı görmeye devam ettik. Aynı hatalı taktik maç içinde dahi iki kez yapılır, tutmuyorsa değiştirilir. Biz maçlar boyunca hatalarda ısrar ediyoruz.

5-Oyuncu değişikliklerinde -Attamah, Burak ve Pote'yi saymıyorum onlar hep dinç- dinç olduğunu düşündüğümüz diğer adamlar kenara alınıyor. Kenardan gelen de katkı koyamıyor. O halde neden bu değişiklik yapıldı diye kendimize anlatmak durumunda kalıyoruz.

6-Defansımız nal topluyor. Pote ve Burak olmasa küme düşme potasındaydık. Hatta Pote olmasa daha çok gol yerdik. Adam defanstan top çıkarıyor. 

Osman Hocam duruşunuz için teşekkür ederiz. Umarız bu hataları gidermek için gereken önlemleri alırsınız. Sizden ricamız taraftara kulak vermeniz. Dileriz sezon sonunda sonuç ne olursa olsun ne güzel savaştık ama diyebiliriz. 

15 Aralık 2015

Osman Hoca Dönsün

Kendisine fevri hareketlerinden dolayı tepki verdik ama biz duygusal bir camiayız. Biz yenilmekten korkmayan çünkü yenilmenin ne demek olduğunu bilen bir camiayız. Biz yenildiğimizde değil pes ettiğimizde, yenilgiyi kabul ettiğimizde yeniliyoruz aslında. O nedenle skor üzerinden değil mücadele üzerinden yorum yapıyoruz.

Erciyes maçı sonrası hepimiz neden bitik hissettik kendimizi, çünkü maç sonucuna talihsizlik diyemiyorduk. Çünkü savaşmadık. Çünkü kemik sesleri gelmedi sahada. Ve buna isyan eden Burak hak ettiği alkışı aldı. Buna isyan eden bir diğer kişi ise teknik adamdı ve bu yılmışlığı hazmedemeyip istifa etti.

Osman Hoca'nın en önemli hatası kendisine verilen tam yetkiyi doğru kullanamaması oldu. Daha kaliteli adam karaktersiz ise ona sahip mi çıkmalıyız yoksa savaşana kucak mı açmalıyız? Biz ikincisini tercih edenlerin camiası olduk hep. Osman Hoca da bunu görecek ve buna göre neşter vuracaktı, vurmadı.

Bu şekilde bizimle birlikte üzülecekse, en önemlisi bize ve duygularımıza kulak verecekse gitmesine hiç gerek yok hocanın. Gelsin birlikte savaşalım, gelsin birlikte yenilelim ve yenildikten sonra hırsımızı birlikte alamayalım ama samimi olalım. Demirsporluluk samimiyet gerektirir. Hırs gerektirir.

Gel Osman Hoca, yeni baştan oynayalım. Kendi içimizdeki ruhsuzlardan başlayarak düşmanımıza karşı önlemlerimiz bıçak gibi keskin olsun. 

14 Aralık 2015

Hakan Kutlu

Demirspor'u tanıyoruz. Bir resmi açıklama görmeden, dedikodular çıkar ve bazı dedikoduları kulak arkası edebiliriz ancak bu gibi konularda bir ön almaz, ses vermez isek olası bir anlaşma sonrasında ses vermiş olmak çok da bir anlam ifade etmeyecektir.

Demirspor'da gündem hızla akıyor. Dün büyük bir hayal kırıklığı, bugün güne yıkılmış başlamış iken Osman Hoca'nın istifası ve devam eden umutsuzluğun yerini iyi bir hoca ile toparlar mıyız sorusuna bırakması, sonra umut kıran bu gibi dedikodular. 

Bırakın arkadaş bizi. Bırakın bir gün acımızı yaşayalım. Bırakın efendi gibi içimiz içimizi yesin, kızalım talihimize. Bırakın bizi bir gün için kendi halimize bırakın. Yok. Derin nefesler alıp sakinleşmeye çalışırken illa bir dedikodu gelip göğüs kafesimize baskı yapacak.

Sayın başkan ve yönetim kurulu üyeleri. Bu kulüpte çok güçlü bir yönetim sergilediğinizi, kentin önemli dinamikleri ile uyum içinde çalışıyor olmanızın bu gücü perçinlediğini biliyoruz. Ancak hep söylüyoruz yine söyleyelim. Demirspor sizinle kurulmadı. Demirspor çok sayıda güçlü ve güçsüz başkanla çalıştı. Demirspor 20 yılı aşkın bir süredir süper ligi görmediği için devasa bir tecrübeye sahip. Futbolcular, yönetici davranışları, teknik ekip davranışları. Hepsi belleğimizde. Sonuçta şunu görüyoruz. Artık aynı uygulamaları farklı kişiler yapınca farklı sonuçlar alınmıyor biz idrak ettik bunu. Sizden çok ama çok rica ediyoruz. Biz taraftarlara yönetsel açılardan kulak verin. 

Sadede geleyim. Biz zamanında Abdülkerim DURMAZ isimli bir teknik adam ile çalıştık. Daha önce yöresel rakip takımların birini çalıştırıyordu. Bize o dönemlerde ağza alınmayacak küfürler etmişti. Çok ısrar ettik almayın diye. Bizi ezdi yönetim ve aldı. Ne oldu, bir süre sonra takım başarısız sonuçlar alınca Abdülkerim DURMAZ'a daha önce ettiği küfürler iade edildi. Taraftar desteğinin hocanın arkasında olmaması hocanın kredisini azaltırken, stresini artırdı. Çalışma koşulları güçleştikçe daha çok hata yaptı. Daha da önemlisi biz kendimize anlatamadık, bize söven adamın bizim başımıza gelmesini. Bunu yapan yönetime karşı defalarca bunu söylemek durumunda kaldık. Yüzlerine vurmak durumunda kaldık. Karşı karşıya geldik onlarla. Oysa gerek yoktu buna. Biz camia olarak tek ses olursak, aramızda kavga etmez, bunlara malzeme vermez isek daha güçlü oluruz, şampiyonluğa oynarız.

Osman Hoca doğrudan Demirspor taraftarına hiçbir şey yapmadı. Ama bir kadın gazeteciye davranışını kendisi özü dilemiş olmasına karşın bugün hatırlamayan var mı? Peki çok eleştiri alan Ünal Karaman'ın kendisini sezon sonuna taraftar nezdinde taşıyacak kredisi nereden geliyordu? Sözün özü Demirspor taraftarı iyi bir teknik adamın yanı sıra hayatının her aşamasında örnek olacak insanlar arıyor sayın yönetim. Bu kişiler ile anlaşılmadığında normal şartlarda başarısızlığa verilecek tepkilerden daha fazlasını alıyor ve süreç yönetilemeze doğru gidiyor. 

Bakınız adı geçen Hakan KUTLU Demirspor'a karşı hakaretvari konuşmuştur. Demirspor maçlarına özel bir güdü ile (türlü sebepleri olabilir-tahmin/duyum paylaşmak yakışmaz) çıkmıştır. Aradığımız duruş onda yoktur. Bu duruş eksikliği kötü günde su yüzüne çıkar ve ola ki kendisine gelen tepkilere ağırbaşlı yaklaşmaz ise burasının Adana olduğu gerçeği ile yüzleşir. Gerek yok olası senaryolara. Sizler de bu tür adımlarla yıpranmayın. 

Taraftara kulak verin, doğru isimlerle krizden çıkalım. Bu güç sizde var.  

13 Aralık 2015

Yeter Ulan Yeter!

Şampiyonluğa oynamayacaksan sorun yok. Mesela sen kümeye oyna, gücün bu olsun, biz anlarız, sonuna kadar destekleriz.

Orta sıraya oynayacaksan oyna, de ki bu sene yok, seneye, tamam ulan, gelecek seneyi bekleriz.

Ama sen bizimle oynuyorsun Adana Demirspor. Onurumuzla oynuyorsun. Sana kolay gelir belki ama hayatımızla oynuyorsun!

Takım gol gelene kadar ısrarlı, istekli, hırslı. Gol geliyor. Takım nerede? Takım duşa gitmiş. İlk yarı sonuna kadar idare ediyor. Gardaş niye gidiyorsunuz duşa, aklınız niye gidiyor? Niye 0-0 gibi oyuna devam etmiyorsunuz?

Emin'i neden aldın hoca? Sakatlandıysa falan tamam da, "taktik" gereği mi aldın oyundan. TAKTİĞİN SENİN OLSUN HOCA? Kurulu takımın aksıyorsa, bu adam mı aksıyor oyunda? Ya da kurulu düzeni bozmak mıdır "taktik" anlayışın?

Arkadaş, oyun kurucu özellikte adamı 80'den sonra alıyorsan, bu adam oyuna ısınana kadar maç bitti zaten. Timur ne yapıyordu da ya da ne yapamıyordu da oyundan aldın? ALLAH AŞKINA, MAL SAHİBİ GİBİ OYNAYAN ÜÇ ADAMDAN BİRİNİ NEYE DAYANARAK ALDIN OYUNDAN? Umut Sözen'i soktuğun gibi geri alsan "hah, helal olsun hoca, hatasını telafi etti" derdim.

Hoca bunları yaparken siz niye uyudunuz, Mojsov, Fereira, Attamah efendiler? Elin oğlu içinizden geçip giderken neredeydiniz? Oğuz efendi, ceza sahasının dibindeki panik halindeki Demirsporlu'ya pas vermek mi büyük kalecilik. O toplar dönüp bize patlar işte böyle.

Lan arkadaş, yeter ya, yeter! YETERİ BİLİYORSANIZ YETER! Bizi madara ettiğiniz her seferde biz sustuk, destekledik. Ama yeteri biliyorsanız YETER. Bak iki taneniz şutlandı. Aklınızı başınıza alın, topunuzu oynayın.

Kazanın demiyorum, TOPUNUZU OYNAYIN. Burak Çalık kadar, Pote kadar, bu maçtaki Timur kadar, iki sene önceki Erçağ Evirgen kadar topunuzu oynayın.

Sedat başkan, mal sahiplerini takımda tut, idare edenleri gönder. Seni mal sahibi gibi gördüğümüz için, kulüp sana emanet olduğu için söylüyorum. Kendi sahasında Sivas Belediye'den 4 yiyen, lig sonuncusundan 1-0'dan maç veren takımın başkanısın. Sokaktaki herhangi birisi değilsin. Umarım sorunu çözersin. Biz çok kayyum tehdidi gördük, çok güya efsane başkan gördük. Ama çok da hakiki efsane başkan gördük. Sen de şimdiden önlem al, hangi listede yer alacağına kendin karar ver.

Adana Demirspor:1-Erciyesspor:2

Ligin son sırasında, 14 haftada 12 gol atabilmiş takıma kendi sahamızda yenildik.  Bravo!

12 Aralık 2015

Başın Sağolsun Göktuğ

Tayfamızın emektarlarından, Demirspor tribünlerinin tanınmış siması Göktuğ arkadaşımızın babasının vefatını üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Yıllar önce, sanırım 2008'teki Karabük maçıydı, keyifli sohbetiyle bizi evinde ağırlamışlardı. Ügü ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.

8 Aralık 2015

Sarmaşık

Tam bir yıl önce Mustafa, Sarmaşık filminin Sundance'ta yarışma heyecanını yazmıştı.(http://www.adanademirspor.net/2014/12/sundance-film-festivalinde-demirspor.html)

Film geçen haftasonu Altın Portakal aldı (Nadir Sarıbacak'ın ödül konuşması canlı yayında sansürlendi). Film vizyona da girdi. Gidip görmek gerekli. Hakkında çokça olumlu eleştiri var. Filmin başrol oyuncusunun Demirspor ürünleriyle, formalarıyla arzı endam etmesi ayrıca önemli ve güzel bizim için. Ki formamızla görünen Nadir Sarıbacak son dönemin yıldızı parlayan alternatif isimlerinden, takip edilmesi gerekiyor. http://www.sarmasikfilmi.com/

Yine bir Demirsporlu, Alper Turgut'un filmle ilgili yorumları da şurada: http://www.beyazperde.com/filmler/film-232790/elestiriler-beyazperde/

6 Aralık 2015

3 Puan ve Fazlası

Malatya'dan 3 puanla dönüyoruz! Oynanan oyunun önceki haftalara nazaran ekstrası pek yok. Pote - Burak Çalık şirketi çalışmaya devam ediyor.

Herkesin birbirini yenme potansiyelinin yüksek olduğu bu ligde ilk etapta başaltında yer edinmek adına bu galibiyet önemliydi. Kağıt üstünde avantajlı görünen fikstürden faydalanamadık, çünkü dediğim gibi, avantaj kağıt üstünden öteye geçmiyor. Lig zorlu ve kopma pek olacak gibi görünmüyor. Biz orta sıra ile farkımızı bir an önce koyarak ligde devre arasına girmeliyiz.

Maçın en önemli isimleri bana göre öncelikle Aykut, Burak Çalık, Attamah ve Pote'ydi. Anıl uzun zaman sonra gelecek için umut verdi. Önceye nazaran daha çalışkan, daha üretkendi. Ancak gereken kadar değil, bunu da not düşelim.

Hüseyin Kala eleştiri alıyor. Katılmıyorum. Takımın aksayan tarafı Hüseyin değil. Kondisyon bazında daha iyi alternatifi olduğunu düşünmüyorum. Atılana kadar sürekli koştu, didindi. Atılması hatalı bir karardı. Ne Timur, ne Astafei farklı nedenlerle buranın oyuncusu değil. Yeni yabancı transfer buraya daha iyi bir alternatif olabilir. Ancak şu an bu mevkide Hüseyin Kala devam edecek. Hocanın tercihinin değişeceğini sanmıyorum. Ancak cezalı olacağı gelecek hafta burada forma bulacak olanın bu şansı iyi değerlendirmesi gerekli.

Malatya taraftarları maç çıkışında bizim otobüslere taş atmışlar. Takım otobüsü de taşlanmış, otobüs şöförümüz Özcan abi yaralanmış. Tüm Malatyaspor camiasını suçlamak doğru olmaz ama şunun üzüntüsünü yaşıyorum ki, o taşları atan insanlık özürlüler Adana'ya gelmeye yüreği yetmeyecek akıl fukaralarıdır. Keşke gelseler de harbi "insanlık" görseler. Maalesef gelemezler...

3 puan aldık, fazlası ne derseniz; özgüven, taraftarla barışma, geleceğe dair umut. Biz her kazanılan 3 puanla bunları tazelemeye hazırız. Taraftar olmak biraz da böyle çocuksu bir heyecanı sürekli yaşamak değil midir?


3 Aralık 2015

Kupadan Elendik

Dün kupadan eledik. Sivas Bld'ye 4-2 yenildik. Bir önceki turu da zar zor uzatmalarda geçmiştik. Yıllardır kupanın gereksiz olduğuna, futbolcuları yorduğuna dair bir algı var. Kısmen haklı da olabilir. Bu sadece bizim için değil pek çok takım için geçerli. Kupa angarya olarak görülüyor. Sırf onun için para ödülleri, maç başına gelir garantisi konusu ama o da tatmin etmiyor kulüpleri. Geçen sezon Sivas'ın teknik direktörü Sergen Yalçın kupa maçlarının gereksizliğini bir şekilde dillendirmişti, elendikleri bir maç sonu.

Demirspor'un her alanda başarılı olmasını isteriz. Gazozuna maçta bile kazanmak, iyidir. Kupadan gelecek gelir fazla bir şeye yaramasa da reddedilecek bir meblağ da değil. Ayrıca grup aşamasında kazandığımız galibiyetler bize bir özgüven olarak dönmüyor mu? geçen yıl Beşiktaş'ı yenmek güzel değil miydi? Ya da 7-8 yıl önce çeyrek finale kadar yükselmek. Olası bir kupa finali?

Sahaya yedeklerle ve altyapı destekli kadroyla çıktık. Bu oyuncular kendilerine verilen şansı kullanamadı. Kadronun rotasyona uygun olmadığını, kenardaki oyuncuların hazır olmadığını gördük. İdeal 11'de sakatlıklar veya cezalılar olunca neden sıkıntı yaşadığımızı anladık. Kulübe sahadakileri zorlamıyor çünkü. Onları çalıştırması ve hazırlaması gereken de teknik ekip. Kenardaki oyuncuların da her an oynayabilecek noktada olması lazım. Bu turu geçsek, gruplarda yedek oyuncular daha çok şans bulup daha hazır hale gelebilirdi.

Dahası, tam da dün gol yeme sorununu yazmışken, bir alt kategorideki takımdan 4 gol yemek! Kendi sahamızda Sivas Bld'den dört gol yedik. Demek ki yedek kalecimiz de aynı derecede kötüymüş. Ahmet Burak Solakel de penaltı yaptırma alışkanlığına devam etti.

Osman Hoca'nın gereksiz gerginlikle herkese posta koymak yerine oyuncularını daha iyi hazırlaması gerekiyor.




1 Aralık 2015

İç Saha ve Gol Yeme Sorunu

Bu sezon iç saha performansımız oldukça kötü. Yarışta geri kalmamızın ilk nedeni bu olabilir. En büyük güvencemiz olan taraftar desteği mi ters tepiyor, yoksa kazanma hırsıyla yüklenen takım gerideki boşlukları mı dolduramıyor? Belki de ikisi birden... Tabii gol diyince akla ilk gelen kaleciler. Her sezon 2 veya 3 farklı kaleci ile oynadık ve beklenen performansı göremedik. Bu sezon da Oğuz henüz herhangi bir maçı tek başına çeviremedi. Golü tek başına kaleciler yemez. İki sezondur orta sahanın savunma yükünü sadece Attamah'a emanet etmemiz, ona eşlik edecek oyunculardan istediğimiz performansı alamamız önemli bir sıkıntı. Savunmanın göbeğindeki istenen ikiliyi bir türlü bulamadı Osman Hoca. Mojsov başta olmak üzere bu hat önemli derecede aksıyor.

Geçen sezon 10 mağlubiyetin sadece ikisini içeride almıştık; bu sezon şimdiden 3 mağlubiyeti gördük. Önceki üç sezon 13 hafta performansları şöyle: 2012-13 3 g-1 b-2 m, 2013-14 2 g-3 b-1 m, 2014-15 3 g-3 b-1 m.

Bu sezon ise 3-1-3'le yola devam ediyoruz. 

Önceki üç sezonun ilk 13 hafta gol yeme oranları şöyle: 
 2012-13 22 (maç başı 1,69) , 2013-14 23 (maç başı 1,76), 2014-15 14 (maç başı 1,07) gol.

Bu sezon 19 (maç başı 1,46) gol. 

Üstümüzdeki 7 takımdan sadece Alanya ile aynı sayıda gol yemişiz (attığımız da aynı!). Altımızdaki takımlardan da sadece son üç sıradakilerden az yemişiz. Onların ikisi de 20 gol.

Son üç sezonda  yenen toplam goller de şöyle: 53 (ort. 1,55), 63 (38 maç, ort. 1,65), 48 (ort. 1,41).

Bu ortalamayı 1,3'lere 1,2'lere düşürmeden önceki sezonlara göre daha başarılı olmamız mümkün görünmüyor. En azından geçen sezonki performansı göstermek için savunmaya toparlamak gerektiği ortada. 

Bu sezon takımlar birbirini yenme kapasitesine daha fazla sahip. Alt sıradaki takımlar da yavaş yavaş toparlanıp yukarıdakilerin canını yakıyor. Geçen sürede kritik bir iki maçı yenilmek yerine beraberlikle tamamlayabilseydik, (örneğin Karabük ve Giresun maçları) şimdi daha iddialı olabilirdik. Puanların çok yakın olduğu sıralamada hızlıca yukarı çıkmak kolay. Yeter ki bir kaç haftalık seri yakalayabilelim. Bugüne kadar sadece iki kere iki maç üstü üste kazanabildik. Kadroda gerekli değişiklikler yapılmadan bu gidişatın tersine dönmesi şimdilik zor görünüyor.



30 Kasım 2015

"Athletic Bilbao, Altınordu ve Altyapılar"

Takipçilerimizden Uğur Ali Yıldırım'ın yazısını paylaşıyoruz; genelde takım kötü giderken hatırlanan ama aslında gündemden düşmemesi gereken bir meseleyi yenide hatırlatıyor: 

"Şimdi bu gündemde hiç yeri değilmiş gibi görünüyor ama aslında tam yeri. Hiç ama hiç kapanmayacak kapanmaması gereken bir konu bu aslında. Alt yapı.

Ankara Tayfası sağolsun alt yapı ile ilgili haberleri buradan takip etme şansımız oluyor ama ben de ne yalan söyleyeyim "Ah ah Altyapıdan oyuncu yok ah ah" diyip hatırlanan ama bu konuya çok da kafa yormayan biriydim. Ta ki Altınordu örneği yüzüme çarpan kadar.

Hepimiz asıl adı Athletic Club olan ama Dünyada Athletic Bilbao olarak bilinen takımı biliriz. Kadrosunda yalnızca Bask olan oyuncuları oynatıyor ve bu geleneğe sıkı sıkıya baskılar. Milli takım gibi görmeleri başka bir mesele burada beni ilgilendiren müthiş bir alt yapıya sahip olmaları.
Athletic Bilbaolular bu alt yapı sistemine LEZEMA diyorlar. Anlamını okumuştum ama şu an hatırlamıyorum. Bu sistem sayesinde bütün Bilbao alt yapı konusunda birbirine bağlanmış durumda. A. Bilbao nun sürekli yeni yıldızlar üretmesine ve Bask bölgesi gibi kısıtlı bir alandan yetişen gençlerin İspanya'da Real Barça gibi devlere kafa tutmasına imkan veriyor. İsmi ülkemizde çok geçmiyor olabilir ama 3 sene önce Uefa finali oynayan, İspanya Kupasında art arda finale kalan ve Barcelona ya 4 gol atan ve Real ile Barça ile birlikte ligden düşmeyen 3 takımdan biri olma başarısını Bilbaolular bu sisteme borçlu . Ve bu sistem beni Endüstriyel futbola karşı durma konusunda hep cezbetmiştir. Nitekim Athletic Bilbao 2. Başkanı Jokin Garatea Altınordu yönetimi ile yapılan toplantıda yaptığı konuşmada, 'futbolun ticari yapısını öldürdüğümüz için bize kızarlar ama bizim yolumuz bu diyerek menajerlerle iş yapmadıklarını, onların aracılığı ile oyuncu almadıklarını kendi yıldızlarını kendilerinin yetiştirdiklerini vurgulayarak, Altyapıda iyiyseniz A takımda da büyük başarılar kazanırsınız' demiştir.

İşte Altınordu ile de yolları alt yapı desteği için yaptıkları toplantıda gerçekleşmiştir. Bu yardımlaşma nasıl işler bilemem ama Altınordu 2. Ligden 1.lige yükseldiği sene yapılanmasını daha önce Bucaspor Futbol Akademisini kuran Seyit Mehmet Özkan`ın kulübün başına geçmesi ile geliştirdi. Takımın alt yapı tesisleri sadece alt yapı oyuncuları için. Çünkü Â takımın tesisleri ayrı. Alt yapı antrenman sahası kakao kabukları ile yapılan çimlere kaplatılması vs. Bunun gibi bir çok tesisleşmede ilke giden Altınordu yaş ortalaması 22 olması ile de 1.ligin en genç takımı. Ayrıntılı bilgi linkte. (http://fourfourtwo.com.tr/2013/12/26/profesyonel-futbol-kulubu-altinordu/)

Genç takımlara en çok oyuncu veren ve Avrupa Şampiyonası da da içinden oyuncu göreceğimizi düşündüğüm Altınordu da Athletic gibi bir ilkeye sahip. İttihat ve terakki kökenlilerin kurduğu Altınordu bünyesinde sadece Türk futbolcuları barındırıyor.

Gelelim Demirspor camiası için fikirlerime. Bu iki kulübün yaptığı gibi bünyemizde sadece Adanalı gençleri barındıran bir takım olsak ne güzel olurdu ancak şu aşamada akıllıca düşünürsek çok gerekli değil. Biz yabancı oynatmaya devam edelim. Edelim de alt yapıları iyice donatalım. Kalıcı gelir elde etmek için yapılan hamleler güzel bunu bir de alt yapılar için hamlelerin takip etmesi gelecek için Demirspor`u çok daha iyi yerlerde görmemişin tek anahtarı olmayabilir ama orada kalmanızı yegane anahtarı. Çünkü kendi özkaynaklarından beslenen bir kulüp ekonomik olarak hep sağlam kalacaktır. Ekonomik darboğazlarda alt yapıdan çok maliyet gerektirmeyen futbolcuların Demirspor'a entegre edilmesi ve diğer takımlara sağlam bedellerle futbolcu gönderme İspanyol takımlarının olduğu gibi bizimde köklüleşmemizde sağlam adımlar sağlayacak ve sorun olan ekonomik sıkıntıları atlatmamızda rol oynayacaktır. Bunun için haddim olmayarak bir kaç önerim olacak.

1. Alt yapı tesisleri gözden geçirilmeli ve her yaş grubunun ihtiyacına yönelik tesisleşmede gidilmelidir.
2. Özellikle bölgemizden başlamak üzere ülkenin her yerinden alt yapıya futbolcu kazanmak için gözlemciler görevlendirilmelidir.
3. Demirspor Futbol Okulları bir akademi halini almalı bölge genç ve çocuklarını bünyesine katmaya burs vs. organizasyonları planlamalıdır. ( Belirlenen sayıda çocuğa-gence burs verme ve Demirspor altyapısını cazip hale getirme bir futbolcuya verilen şu anki paralar düşünüldüğünde çok da maliyetli değil aslında)
4. Altyapı sistemi için bu konuda ülke genelinde genç ligleri için sponsor olan firmalar (mesela Coca Coca gibi isimlerini tesislere verebilecek) ve (fazla bir maliyet gerektirmeyen sadece iyi ilişkiler kurmanın bile yeterli olduğu) altyapı için fikir alınabilecek hatta karşılıklı işbirliği kurulabilecek kulüplere anlaşmak.
5. Gerekli adımlar atılır atılmaz A takım için başta ilk 18 de altyapıdan 3 futbolcu bulundurma ilkesi getirmek. Sistem ürettikçe 18 de 4 hatta 5 futbolcuyu ilk 18 bulundurmak gibi ilkeleri kulübe kazandırılmak.
6.Altyapıdan yetişen futbolcularla onların satışında gelecek transferleri (sonraki satıştan %20 pay gibi) gelire çevirecek ve sürekli getiri sağlayacak sözleşmeler düzenlenmelidir.

forzache Uğur Ali"

28 Kasım 2015

Adana Demirspor:2-Balıkesirspor:2

Adım adım şampiyonluk yarışından kopuyoruz. İç saha fobimiz devam ediyor. Hakemin hatalı penaltısı, son dakika şanssızlığı vs... Artık bunlar mazaret değil. Osman Hoca'nın ciddi bir özeleştiri vermesi gerekiyor. Kadrodaki kimi ısrarlarından vazgeçmesi de gerekiyor. Başta Hüseyin Kala olmak üzere... Oğuz'un da henüz maç çevirebildiğini görmedik. Takımın şimdiden devre arası hazırlıklarına ve kadro değişikliklerine hazırlanması gerekiyor.