22 Temmuz 2014

Şampiyon!

Sabah Gencay arkadaşımız (@gencay1940) twitlemiş; Demirspor'a dair hiç bir olumlu haber duymazken şu güzellikleri yeniden hatırlamak güzel olur... Yıllar sonra gelen şampiyonluk sevinci için şu oyunculara hakkıyla teşekkür ettik mi? 



Şener de...


Erçağ'dan sonra Şener'i de kaybetmişiz; şu takımın birkaç yıldır sembol olan isimleri gidiyor, takım kimliği diye bir şey kalmıyor. Yazık!

Şu yazıyı bize yazdırmıştı sağolsun, elleri dert görmesin:


18 Temmuz 2014

Transfer?

Aydoğdu yönetiminin artık transfer adımlarını atması gerekiyor. Bugüne kadar ses seda yok. Beklentimiz büyük ve pahalı transferler değil. Derli toplu bir takım. Ama ne bir açıklama,  ne bir açıklanan bir bütçe, ne de bir şeyler olacağına dair belirti var. Yönetim seçildikten sonra artık iş zamanı demiştim ama iş göremedikçe karamsarlık artıyor. Ligin başlamasına 1 ay kaldı, ve artık 1 takımımız olmasını istiyoruz.


Fikstür Belli Oldu

Fikstür belli oldu, ilk hafta Denizlispor ile içeride oynuyoruz. Milli maç nedeniyle iki haftalık aranın ardından deplasmanda Giresunspor, içeride Alanyaspor, deplasmanda Boluspor ve içeride Kayserispor'un ardından yeniden milli maç arası ve 6. hafta'da Adanaspor'la oynuyoruz.

Tam liste: http://www.tff.org/default.aspx?pageID=1043

Haftalık fikstür: http://www.tff.org/default.aspx?pageID=142

16 Temmuz 2014

Mali Değerlendirme -2

İlk yazıda kulübün lisans alması sorununa değinmiştik. Bu yazıda ise yönetimin mali yapısı hakkında fikir beyan etmeye çalışacağım.

Selahattin AYDOĞDU'nun canlı yayında eski sponsor desteğinin olmadığını ve ilaveten yönetimin belediyenin desteği olmaksızın yürütülmesinin zor olduğunu açıklaması ile aynı zamanlarda Adana Büyükşehir Belediyesi spor fonu uygulamasına son verileceğini açıkladı.

Bu husus Demirspor'un belediyelerin elinde oyuncak edilmesinin önüne geçmesi açısından olumlu olmakla birlikte mevcut borç yapısı içinde ödemelerin nasıl çevrileceği hususunda da kuşkular uyandırdı. Bir ara sosyal medyada otopark gelirlerinin takımımıza aktarılması temennisi ile bir kampanya başlatıldı. Yürekten desteklediğimiz bu kampanya hedefine ulaştı mı bilemiyoruz ancak yıl içerisinde belediyeden aktarılan kaynakları sadece otopark gelirleri ile telafi etmek mümkün değil.

Yönetimin maddi yapısı bende bazı soru işaretleri uyandırıyor. Elektrik faturalarının uzunca bir süre ödenmemesi, futbolcuların alacaklarının ödenmemesi ve bu suretle serbest kalmaları bir noktaya kadar Selahattin AYDOĞDU yönetiminin eski yönetim anlayışına gösterdiği sessiz bir tepki olarak değerlendirilebilir.

Ancak elde tutulacağı söylenen Juninho'nun başka bir takımın forması ile görüntülenmesi ve yine anlaşıldığı söylenen Nurettin'in başka bir takım ile anlaştığına yönelik haberler çıkması mali yapı açısından sıkıntıların olduğu izlenimi uyandırıyor.

Diğer taraftan futbol piyasasının bilindik iki ismi olan Ünal KARAMAN ve Samet AYBABA'nın takıma getirilmesinin de -ortada paranın önüne geçen ciddi dostluk bağları yoksa- önemli bir maliyetinin olduğunu sanıyorum. Öte yandan futbolcuların kayda değer bölümü ile yollar ayrıldı. Bu demek oluyor ki; yine fazla sayıda transfer yapılacak. Bunun da bir maliyeti olacak. İlerleyen dönemde peşinatı olacak, primi olacak.

Yılda yaklaşık 2 milyon TL gelir getiren (aylık 250 bin TL X 8 ay) iddaa gelirleri zaten bizim değil, eski yönetimlerin. 41 tane icra dosyası olduğu belirtildi. 

Bu tabloda yönetimin kamudan sakladığı bir projesi veya bir kaynağı olmak zorunda. İşin içinden çıkmak mümkün görünmüyor. Yönetim aradaki farkı cebinden koysa buna temlik koyacak, sezonu neresinden baksak 4 milyon TL borç artışı ile kapatacağız gibi görünüyor.

Kombine gelirleri, forma gelirleri, kongre üyeliği aidatı gelircikleri, olursa otopark gelirleri, ve hatta Türkiye Kupası ve maç yayın gelirleri tüm bu yükün altından kalkmaya yeterli olamadı bugüne kadar. Kredi kartı projemizi halka açamadık. Katılım sağlayamadık. Nesine.com üzerinden çok fazla oyun oynandığını ve kulübe gelir kaldığını da sanmıyorum. 

Hocaların şampiyonluk söylemlerini dile getirmesi, şampiyonluğun güçlü ve genelde maliyetli kadro gerektirmesi de gelirine göre harcama ilkesinin uygulanabilirliği açısından şüpheler uyandırıyor. Oysa gönlümden ortalara oynayan ama iskeletini oluşturan ve borç yükünü azaltan bir takım ve yönetim geçiyor. Bence asıl savaş ekonomik alanda verilmeli ve borçların azaltılması şampiyonluk gibi değerlendirilmeli.  

Tüm bu tabloyu göz önünde bulundurduğumda, yönetimin açıklamalarının da çok yetersiz olduğunu dikkate alarak geleceğe pek iyimser bakabildiğimi söyleyemeyeceğim.

13 Temmuz 2014

Dünya Kupası Bitiyor

Dünya Kupası, futbolun zirvesi olarak lanse edilir çoğunlukla ancak Dünya Kupası, dünyanın kupası olmaktan çok uzaktı bu sefer. Gelir dağılımdaki adaletsizliğin, fakirliğin, yoksulluğun dünya kupası oldu. Kupa başlamadan önce Brezilya'da bolca gösteri, grev yapıldı. Protestocular bir ölçüde kupanın güncelliği ile taleplerini gündeme getirmeyi başardılar. Kupa olmasaydı hiçbirisinden kimsenin haberi bile olmayacaktı.

Brezilya 2014 benim aklımda Brezilya'nın yarı finalde aldığı sonuçla beraber tezatlıkların futbolun önüne geçtiği, şöhretli takımların kollandığı, gönlümüzdeki takımların (hani biz yoksak, illa birisini destekleriz ya) turnuvaya yine en başlarda veda ettiği bir turnuva olarak kalacak-tı. Kalacaktı diyorum çünkü biz Demirsporlu'ların gönüllerinin takımı olan Arjantin finalde! Hem de yarı finalde turuncuyu bir marka olarak benimsemiş Hollanda'yı bertaraf ederek!

Şimdi sıra tıkır tıkır işleyen Alman dişlilerinin arasından sağ çıkabilmekte. Demirspor olarak finallerde mavinin şanssızlığını geçtiğimiz yıllarda kırar gibi olmuştuk. Bu gece manevi desteğimizi Arjantine armağan edeceğiz. İnşallah iyi giden bir şeyi dinamitlemiyoruzdur...

10 Temmuz 2014

Ünal Karaman ve Samet Aybaba

Yeni teknik direktörümüz Ünal Karaman oldu. Samet Aybaba da sportif direktörlüğe getirildi. http://www.mavisimsekler.com/adana-demirspor/samet-aybaba-ve-unal-karaman-imzaladi.html

Son olarak Trabzonspor'da antrenör olan Karaman, 2007-08'de Konyaspor'un ve ardından Ankaragücü'nde teknik direktörlük yapmıştı. Kendilerine başarılar dileriz. Öncelikle takım içi disiplin sonra da teknik taktik konularda yetki onlarda. Beklentilerimiz yüksek.

Bu iki simin biri saha içi, diğeri dışarıyla ilgilenecek. Bu tip durumlarda görev ve yetki alanları sıklıkla birbirine karışabilir; öncelikle bu dengenin iyi ayarlanması lazım.

Her iki isme de ne kadar para ödeneceğine dair açıklama yapılmadı. Ayrıca eski teknik direktör Ercan Albay'a yapılacak ödemeler de olacaktır mutlaka. Kulübün transfer bütçesinin önemli bir kısmı kulübeye harcanmış olacak bu durumda. Daha en baştan gelir-gider dengesinin bozulmamasını umuyorum.

İmza töreninin dikkat çeken bir yönü de Büyükşehir Belediye Başkanı Sözlü'nün orada bulunmasıydı. Siyasal bağlantıları nedeniyle olabilir. Onun dışında kulübe destek vermek isteğinde de olabilir. Destek tabii ki iyidir ancak bugüne kadar belediyeden gelen desteklerin pek hayırlı olmadığını biliyoruz. Sözlü'nün bu "açık" desteklerinin sağlam temellere oturmasını dilerim.

9 Temmuz 2014

Burs

Bu sene Ankara Tayfası olarak yaptığımız ve ömür boyu gurur duyacağımız bir faaliyet oldu burs vermemiz. Tabi Ankara Tayfası tek başına yapmadı bu işi. Yaptığımız işe inanan, bize güvenen dostlar da havuzumuza katkı koydular. İlk bursumuzu yanlış hatırlamıyorsam Kasım ayında verdik ve Haziran ayı itibarı ile burslara ara verdik. 4 öğrenci kardeşimize ayda 90'ar TL kaynak aktardık. Birçoğu öğrencilerden veya yeni işe başlamış olan çalışanlardan oluşan küçük bir grubuz biz. Bu nedenle toplamda havuzda yaklaşık 3.000 TL toplayıp bunu kardeşlerimize aktarmaktan kıvanç duyduk.

Havuza katkı koyan dostlar yeni dönemde de katkılarına devam edeceklerini belirttiler. İsteğimiz yeni dönemde havuzun genişlemesi ve hem burs verdiğimiz kardeşlerimize daha fazla tutarda burs vermek ve hem de burs verdiğimiz öğrenci sayısını artırmak. Hepimiz öğrenci olduk, öğrencilikten sonra iş bulmanın ne kadar zor olduğunu da biliyoruz. Bu nedenle burs verdiğimiz kardeşlerimize onlar mezun olduktan sonra da işe girene kadar destek olmaya (en azından iş sınavları sürecinde) devam etmeyi arzuluyoruz. 

Son sözüm havuza katkı koyan tüm dostlara. Tayfa adına böyle bir manevi hazza ortak olan, bu gururu bizimle birlikte yaşamayı tercih eden dostlara ne kadar teşekkür etsem azdır. 

Sağolun güzel yürekli insanlar. 

Mali Değerlendirme -1 (Lisans Sorunu)

Selahattin AYDOĞDU yönetimini daha önceki yöneticilere karşı destekledim, eski yönetim anlayışına karşı yeni bir isim olarak desteklenmesi gerektiğini düşündüm ve hala da öyle düşünüyorum. Kongre üyeliklerine ilişkin radikal düzenlemesini kendim de üyelikten çıkarılmış olmama rağmen destekledim ve destekliyorum. Kulağa farklı gelen söylemlere ihtiyaç duymaktan kaynaklanan bir destek bu belki de, bilemiyorum.

AYDOĞDU yönetimi kongrede yeniden seçilerek ateşten bir gömlek giydi. Kendisini gerçekten çok ama çok zor bir dönem bekliyor. Bu zorluk takımın şampiyonluğa oynaması gerektiğinden kaynaklanan bir zorluk değil. Ankara Tayfası olarak şampiyonluktan ziyade ekonomik sürdürülebilirliğin sağlanmasının asıl başarı olduğunu hep savunduk. Yine aynı düşünce yapısı ile ekonomik olarak bütçesini en azından biraz daha yürütebilir, bu sene ve belki önümüzdeki sene için düşmeyecek, ortalara oynayıp geleceğin temellerini oluşturacak bir takım kurmak daha doğru geliyor bana.

Ama tüm bunların nasıl yapılabileceğini mevcut tabloda çözebilmiş değilim. Zaman gösterecek. Ancak Juninho'nun elde tutulacağı söylenmesine karşın alacaklarından dolayı fesih bildirimi ile kulübümüzden ayrılması ekonomik yapımız hakkında olumsuz bir sinyal olarak kendisini gösterdi.

Diğer futbolcular ile yola devam edilmeyeceği ve hatta o futbolculara karşı tepkili olunduğu ifade edilmiş olduğundan bunların alacaklarının ödenmemesini yorumsuz geçiştiriyorduk. Ancak Juninho olayı bu tabloyu bozdu.

Şimdi önümüzde zor bir dönem var. Eski futbolcularının ödemesini yapmaması nedeni ile federasyon ile karşı karşıya gelecek olan takımımız bu borçları ödemediği takdirde lige katılamayacak veya bize hep bu şekilde söylendi. İşin aslı neymiş bakalım.

Konu TFF'nin Lisans Talimatnamesinin 23 üncü maddesinde düzenlenmiş. Bu maddede kulüplerin Mart ayı sonuna kadar lisans başvurusunda bulunması gerektiği söyleniyor. Lisans için gerekli mali kriterler arasında ise diğer futbol kulüplerine vadesi geçmiş borcun bulunmaması, personele, SGK'ya ve vergi dairelerine vadesi geçmiş borcun bulunmaması sayılıyor. Vadesi geçmiş borcun bulunmaması kavramının kapsamına yapılandırılmış borçların girmediğini sanıyorum.

Ayrıca Talimatname'nin 68 inci maddesi uyarınca federasyon tarafından dikkate alınan borçlar bir önceki 31 Aralık tarihinden önceki döneme ilişkin borçlar olarak değerlendiriliyor.

Bir de yaptırımlara bakalım. Alt lige düşürülme ve Türkiye Kupası müsabakalarına katılamama cezası sadece başvuruda bulunulmaması halinde uygulanır diyor 23. maddede. 25 inci maddede ise lisans alınamazsa, yani kriterler yerine getirilemezse neler olacağı açıklanmış. Buna göre önce kriterlerin yerine getirilmesi için takıma süre veriliyor. Bu süre içinde eksiklikler tamamlanmaz ise kulüp lisans alamıyor, lisans alamamanın yaptırımı ise EK XI'de belirtilmiş. 

Yukarıda belirttiğim mali kriterlere uyulmaması halinde önce uyarı ve 30 gün içinde düzeltme ihtarı yapılıyor. Yine uyulmaz ise 80.000 TL ceza uygulanıyor ve bir 30 gün daha veriliyor. Yine uyulmaz ise 3 puan silme cezası uygulanıyor. Diğer bir ifade ile lige alınmama cezası sadece lisans için başvurmama halinde uygulanıyor. Başvurulması ama alınamaması halinde takımın sahaya çıkamayacağı söylentisi en yumuşatılmış tabir ile mevzuat ile uyumlu değil. 

Özetleyelim. 

AYDOĞDU yönetimi ulusal kulüp lisansı almak için 31.03.2014 tarihine kadar federasyona başvurmuş ise takımın lige katılmaması söz konusu değil.

31.03.2014 tarihinde yapılan başvuruda uyulması gereken mali kriterler 31.12.2013 dönemi öncesine ilişkin borçlara ilişkin mali kriterler; yani Mustafa TUNCEL, Önder SERİN, Mehmet GÖKOĞLU ve önceki yönetimlerin yapmış oldukları borçlarla ilgili. 

AYDOĞDU'nun alacaklarını ödememesi nedeni ile federasyona başvuran futbolcuların kulübe lisans talimatları doğrultusunda ilave yaptırım getirebileceği en erken tarih 01.05.2015.

Bir kavram kargaşasını ortadan kaldırdıktan sonra diğer yazılarda kulübün mali bünyesini ve potansiyel sorunları analiz etmeye devam edeceğiz.

5 Temmuz 2014

Twiiter'daki Hesaplar

Twitter'da Demirsporla ilgili hesaplar sürekli artıyor. Onlar arttıkça karmaşa da artiyor. Kendi ismiyle yazmayan ya da fake (sahte) olduğunu düşündüğünüz hesapları takip etmemenizi öneriyorum. Yazdıklarını retweet yapıp tanıtımlarını da yapmayın derim. Boşuna laf yetiştirip kendinizi yormayın. Sürekli spekülasyon yaparak, ona buna laf atıp, internette ortalığı karıştırmaktan başka bir şeye yaramıyorlar.

3 Temmuz 2014

Küfür!

Daha önce de yazmıştım bununla alakalı bir şeyler. Tribünde kalabalıkların içinde saklanıp veya internette sahte kimliklerle küfür eden zihniyetten tiksinmemek imkansız.

Adamın kafası bir şeylere kızıyor, tepesi atıyor, bazen de sırf laf olsun diye kalkıyor topçunun, hocanın, yöneticinin, rakibin, hakemin anasından başlıyor,sülalesinden çıkıyor, işin içine bacısını hatta çoluk çocuğunu karıştırıyor. Nasıl bu kadar rahat davranıyor, nasıl bu kadar insanlıktan çıkıyor? Birincisi cahil! İstediği kadar doğruları söylesin, ağız ishali olan bu adamın dediklerinin hükmü yok.

İkincisi korkak! Kimi zaman tellerin arkasından, karşı tribünden, internet aracılığı ile evinden odasından rahatça küfrediyor. Küfrettiği kişiler tellerle, duvarlarla ondan korunmuyor, aksine o teller, duvarlar, kapılar onu küfrettiklerinden koruyor. Kaldırın bakalım telleri, şöyle karşı karşıya 3 metre mesafe olsun, kolay olur mu öyle sövmek? Adana küçük yer. Delikanlıysa bu mert vatandaş sokakta küfrüne muhatap olanla karşılaştığında sövmeyi bir deneyiverse de dayağın hasını yeyiverse.

Bu tip adamlarla internette mücadele etmek çoğunlukla yorucu ve yıpratıcı. En isabetlisi yok saymak. Savcılığa suç duyurusunda bulunmak da bir sonuca varabilir. Tribündeyken ise böyle bir tipin etrafında kalabalık olunursa sonuç alınabilir..

Geçen günlerde yeni yönetimde yer alan Zübeyt Şendur kendisine yönelik ahlaksızca saldırılardan dolayı istifa etmişti. Kendisi Adanasporlu veya Galatasaraylı olabilir. Biz de bunu eleştirebiliriz. Ama en hafif tabirle, aşağılık ve kahpece küfür etmeye kimsenin hakkı yok. Aynı haksızlık şu an Demirspor camiasında herkese yapılıyor ve korkarım bu bir camia geleneği haline geliyor. Selahattin Aydoğdu ateşten gömleği tekrar sırtına geçirdi. Ama doğrularıyla ama yanlışlarıyla bir şeyler yapmak gayretinde olduğunu düşünüyorum. En basitinden Erçağ'ın ve Juninho'nun gitmesi bizi taraftar olarak yaraladı. Şimdi bunun telafisini bekliyoruz. Beklerken de kimseye bela okumuyor, ahlak sınırlarından ayrılmıyoruz. Çünkü Demirspor sevgimizi kişilere endekslemedik. Millet ilk fırsatta mübarek sayılan bir ayda kahır bela okumaktan geri kalmıyor!

Diğer taraftan potansiyel başkan adaylarından Mehmet Gökoğlu veya Ali Uğur Akbaş veya Aydoğdu'ya muhalefet olan herhangi birine de aynı dozda küfürlü mesajlar yağıyor. Yahu arkadaş, tamam Demirspor'u seviyoruz ama insanlıktan bu kadar mı çıktık? Bu kadar mı yozlaştık? Böyle olmaz, olmamalı. Herkes birisinin evladı, babası, eşi... İnsan hiç mi kendisini onların yerine koymaz? Empati kurmak bu kadar zor olmamalı.

Bana kolaya kaçıyorlarmış gibi geliyor bunu söylediklerinde ama bazen yöneticilerin veya taraftarların şu lafına hak vermiyor değilim:"Bu gidişle Demirspor'da yöneticilik yapacak kimse koymayacaklar." Doğru, kimse hem para verip hem de kendisine sövdürmek istemez. İnternetin yaygınlaşmasıyla herkesin bir gözü internette artık. Yöneticilerin veya yönetici adaylarının da. Her yazılanı okuyor, kamuoyunun nabzını internetten tutuyorlar. Böyle bir mecrada insanın kendisine edilen küfürlere karşı sakin kalabilmesi gerçekten çok zor. Sakin kalabilenleri tebrik etmek ve onlara helal olsun demek gerek.

Bu işin bitirilmesi, en azından azaltılması yolunda şöyle bir önerim var. Bu işten en fazla mustarip olanlar, örneğin Aydoğdu ve Gökoğlu beraberce, el ele halkın karşısına çıksınlar; "biz bu işten çok çekiyoruz, çok rahatsızız. Bundan sonra ikimizden birisinin kişilik haklarına saldıranlara karşı birleşip yasalar dahilinde en sert şekilde cevap vereceğiz. Demirspor sevgisi ve mücadelesi ayrı, insanlık mücadelesi ayrı" desinler. İki tarafı da destekleyenler böylece eleştirilerinde daha insani davranabilir belki de. Samimiyetle küfüre karşı savaş açanlara toplumun her kesiminden mutlaka destek gelecektir diye düşünüyorum.

Juninho Kalmalı

İki sezondur takımı ayakta tutan isimleri bir bir kaybediyoruz. Sahada olması taraftara güven veren, canını dişine takarak oynayan Erçağ'ın ardından önemli gol silahımız Juninho da takımla bağlarını koparıyor. Geçen sezon performansları düşmüştü doğru. Ama bu oyuncuların kadroda kalması önemliydi. Çünkü sadece saha içi değil takımın kimliği de önemlidir. Takımın baştan aşağı değişmesi her zaman sıkıntı yaratır. Bu eski ve önemli isimleri kadroda tutmalıydık.

Demirspor'la özdeşleşmiş,  taraftarın gönlünü kazanmış kaç isim var son 15 yılda? Bu potansiyele sahip isimlerin biraz vefa, biraz özveri, biraz karşılıklı güvenle gerçekten "bizim" olmasını bu ve bundan sonraki tüm yönetimlerin görevidir.

29 Haziran 2014

Kongre Sürecine Dair

Sosyal medyada bir yöneticimizin kentin diğer takımını tuttuğunu ve bunu en azından zamanında beyan etmekten geri durmadığını belirten haberler dolaşıyor. Demirspor'un diğer takım ile münasebetleri taraftar açısından eskisi gibi değildir, şahsım açısından da olamaz. Bizi kapatmaya yeltenen bir kulüp ve buna karşı gelmeyen taraftarların olduğu bir camianın mensubunun bize yönetici olmasına gönlüm razı gelmiyor. Konu Demirspor ise iyi ilişkiler ve hatta maddiyat temini, Demirspor'un değerlerinden sonra gelmelidir. Yönetim bu duruma açıklama getirmeli, yalanlama yapmayacaksa gerekeni yapmalıdır. İyi ilişkiler sonucunda maddi destek temin ediliyorsa bu kişinin yönetim içinde olması şart değildir. 

Bu süreçte Demirspor'daki monarşik anlayışın mevcut ve potansiyel yöneticilerde aynen sürdüğünü görmüş olduk. Selahattin Aydoğdu yönetimi aday çıkmaması halinde yeni isimlerle yoluna devam edeceğini açıklarken listesi ile ilgili ser verip sır vermedi. Böylece kamuoyunun elinden listeyi değerlendirme imkanını ve kendisinin daha da fazla yıpratılması riskini almış oldu. 

Öte yandan Selahattin Aydoğdu'ya rakip olma potansiyelindeki yöneticiler aslında yönetime gelmeleri halinde pek de bir şeyin değişmeyeceğini son dakikaya kadar bir liste oluşturmayarak ortaya koydular. Bu eski kongrelerimizde de hep olagelen bir şeydi. Önce kimse Demirspor'a sahip çıkmaz, sonra son dakika listesi olarak kurtarıcılarımız gelir ve bizi öcü kayyumdan kurtarırdı. Sonra da kayyuma şükredecek maddi yapı ve çökmüş maneviyat ile bırakır ve film küçük değişikliklerle yeniden oynanırdı. Gördük ki olmayan ama olan aday adayları bıraktıkları, bıraktığımız gibiler. 

Bu olagelişe Selahattin Aydoğdu'nun son vereceği söyleniyor. Yönetim listesini kulübe kongreye 3 gün kala sunmayan adaylar kongrede aday olamayacaklarmış söylenenlere göre. Başlangıçta ciddi kaoslar (listedeki adayları çekilmeye ikna turları, adayları yıpratma girişimleri, habersiz listeye yazıldığını söyleyip çekilen adaylar vs.) oluşturacak bir uygulama ama monarşiye son verme açısından etkili olabilir. 

Gerek Ramazan ayına girmemiz ve gerekse kongrenin bir şekilde sonuçlanması nedeni ile gerginlik bir süre azalacaktır. Yeni yönetimin işi çok zor olacak, başarılar diliyorum. 

Yönetim hakkındaki beklentileri bir sonraki yazıda yazabilmeyi umut ediyorum.

27 Haziran 2014

Artık İş Zamanı

Selahattin Aydoğdu yeniden başkan seçildi.  Yeni yönetim şöyle: http://www.mavisimsekler.com/adana-demirspor/adana-demirspor-yeni-yonetim-kadrosu.html

H.Sözlü pek çok kişiyi hayal kırıklığına uğrattı,  Demirspor'un da çok değerli 1 haftasını yedi. Keşke en baştan daha ortada ve birleştirici bir rol üstlenseydi. Belediyesiz bir yönetim iyidir. Bundan sonra Aydoğdu'nun mazaret değil iş üretmesi gerekiyor. Artık yeni sezona konsantre olmalıyız.

26 Haziran 2014

Seçim Öncesi

Seçim öncesi, benzer cümleleri tekrarlıyoruz: Geçmiş hatalarından dolayı henüz çıkıp herhangi bir özür dilememiş, hataların bundan sonra da tekrarlanmayacağına dair tek bir güven verici söz etmeyen aday-adaylarının Demirspor'a kazandıracağı bir şey yok. En fazla 6 aylık bir kadro kurulup devre arasına kadar idare edilir, sonra yeniden olağanüstü kongreler... Belediye başkanının kuracağı yönetimler, başkanın canı sıkılıp bıraktım bu işleri diyeceği noktaya kadar gidebilir. Aytaç Durak'ın bir küs bir barışık hallerini hatırlayın. Kendi gücünü tesis etmek için arada bir Demirspor'u kullanmaktan başka bir şey değildi yaptığı.

Aydoğdu'nun tıpkı ilk adaylık sürecinde olduğu gibi, ağırlığını koyup yarışa girmemesi de ayrıca hayal kırıklığı. Yönetimini aklamak için önünde bir şans varken net bir açıklama yapmadan kenara çekilmesi, eleştirilerle çarpışmaması ona güvenen taraftarı yarıyolda bırakması açısından kötü oldu.

Demirspor en karanlık günlerinde değil. Bugün kötüyse Fırat Üniversitesi ile, Kozan'la, Cizre ile maç yapılan günler neydi? Yarın umarız ki bir başkan seçilir ve bu kötü günlere yeniden gidişin önü açılmaz.

Daha önce de yazdık; biz Demirspor'u yönetimleri-başkanları için sevmedik. Başkanı yönetimi kim olursa olsun tribünlerde yerimizi alacağız. Kişilerle derdimiz yok. O yüzden herhangi bir korkumuz (twiterda yazıldığı gibi "yusuf yusuf" durumu) yok. Kimseyle doğrudan ya da dolaylı bir bağlantı içinde olmadığımız için rahatız. Bugüne kadar herkesle oturup konuştuk; sözümüzü rahatlıkla söyledik; bundan sonra da böyle olur.

Kongre'ye 24 saat kala hala bir kişinin çıkıp şunları bunları yapacağım diyememesinin üzüntüsünü yaşıyoruz. Ama hepimiz kötü yönetimlere alışığız. Belki de Demirspor sevgimiz, "onlara rağmen" ayakta kalmamızdan kaynaklanıyor.

24 Haziran 2014

Seçim Cuma Günü

Haber sitelerinden okuduğum kadarıyla şu isimler çeşitli şekillerde zikrediliyor:

Mevcut başkan Selehattin Aydoğdu kendisi hakkında "çocuklarımın eğitimine zaman ayıracağım, başkanlıkta yokum" açıklamasını yalanladı. Aday çıkarsa kesinlikle aday olmayacağını, ama aday çıkmazsa devam edeceğini söyledi. Şu anki görüntüsü "devam" der gibi. Yönetim kurulu oldukça aşınmış görünüyor. Göreve geldiklerinde umut var eden bir yapıları vardı. İstanbul ağırlıklı olması eleştiriliyordu. Bence hiç sorun yok, keşke yönetim kurulu takımı Aydan, Mars'tan yönetse. Adana içinde kalmak her daim dedikodu kazanında kaynamak demek bir yerde...

Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü Demirspor'un yönetim sorunlarının konuşulduğu bir yemekte camiada öne çıkan isimlerle bir araya geldi. "Temliksiz" bir liste oluşturmak için kongrenin seçimle ilgili maddesinin görüşülmesini cuma gününe ertelettirdi. 

Çukurova Genç İşadamları Derneği Başkanı Ömer Faruk Sakarya'nın adı geçti. Kendisi twitter adresinde yaptığı açıklama ile böyle bir düşüncesinin olmadığını söyledi, kendisini bu mevkiye layık görenlere teşekkür etti.

Eski yöneticilerden Aziz Kaya'nın bir ekip oluşturduğu söyleniyor. Yine eski yöneticilerden Cesim Korkmaz, Şerif Güler ve Ramazan Çimen bu ekibe dahil görünüyor. Yalnız bu oluşum Hüseyin Sözlü hamlesinden önceydi.

Hüseyin Sözlü'nün yemeğinden ortaya çıkan bu işi başkanın üstüne aldığı. Başkan, temliksiz bir liste kurulması yönünde çalışacak. Kendisi kurduğu listeye her ay düzenli ödeme yapacağını taahhüt ediyor olmalı, yoksa hiçbir niyet sahibi bu işin içine girmez.

Belediye işin içine girdiğinde öyle bir durum oluşuyor ki, işler içinden çıkılmaz bir kısır döngüye dönüyor. Belediye başkanı ayda belli bir meblağı kulübe aktarıyor, ancak yönetimde kendisine en azından siyaseten yakın kişiler / bürokratlar olsun istiyor. Belediyeden nakit desteği alan yönetimler kulübe kalıcı gelir getirecek kaynakları zorlamıyorlar. Gelecek blok parayı bekliyor, emek verilmeden gelen bir para olduğu için rahatça har vurup harman savuruyorlar. Kendi ceplerinden çıkan paraları ise temlikle veriyorlar. Temlikle vermelerinde bir sorun yok, ama bari gelecek iki üç senenin gelirine ipotek koymayın. Gelir yarartıp koyduğunuz meblağı aynı yıl alın. Kulüp size muhtaç olmasın. Diğer yandan belediye başkanı ile kulüp başkanının arası bozulursa vay Demirspor'un haline. Kişisel çekişmeler yüzünden olan kulübe ve taraftara oluyor. Şu anda bile kişisel çekişmeleri izlemiyor muyuz?

Keşke Hüseyin Sözlü "ben hiç karışmam, siz kendi aranızda halledin, bunca borcu ben mi yaptım ki ben ödeyeyim, yüreğine bileğine güvenen gelsin ağam" dese. Ondan sonra bu camiadaki herkes ama herkes bu takım kendi ayakları üzerinde  nasıl durur, bunun için kafa yorsa.

Hüseyin Sözlü başkanımıza nacizane bir tavsiye. Bu taraftar çok yönetim, çok yönetici gördü. Demirspor'un neden dikili bir ağacının olmadığını biliyor. Var olan mallarının da nasıl kaybedildiğine şahit oldu. Demirspor bir oy makinasıdır, kabul. Ama devir değişti, yirmi yıl öncesinin siyaset kafasıyla olaylara yaklaşmamak lazım. Dağ fare doğurursa, eski hatalar tekrarlanırsa, Demirsporlu kimsenin kara kaşına kara gözüne bakmaz. Karizmayı çizdirme riski de var. Atılacak adımları bu yönde atmak gerekli.

Şehrin tüm dinamikleri ile Demirspor etrafında kenetlenmesi için girişimlerde bulunmak gerekiyor. İki - üç hizibin belediye gelirleri destekli yarışmasını seyretmenin Demirspor'a faydası yok. Cuma gününe kadar (kebabıyla ünlü güzel bir abimizin ifadesiyle) bakalım "saflar ve hatlar" nasıl yer değiştirecek?

23 Haziran 2014

Kangren-Yeniden!

Bugün yine bir Demirspor kongresi ertelendi. Ömrümüz ertelenen kongrelerle geçip gidiyor, her sene aynı manzaralar. Haftalar öncesinden alınmış kongre kararı var, ilk toplanti bir klasik olarak ertelendi, ikincisinde artık bu işin bitmesi gerekiyordu. Gerek Aydoğdu gerekse ona eleştiriler getirenlerin hiç bir hazırlık yapmadığını görüyoruz. Bu lakayıtlık, düzensizlik, günübirlik alınan kararlarla hangi yönetim gelirse gelsin başarılı olamaz. Ne bir vizyon, ne azim ne inat var ortada.

Aydoğdu'nun çıkıp eleştirilere cevapvermesi gerekirdi. Onu eleştirenlerin de bugüne kadar internette gösterdikleri etkinligi liste oluşturmakta gösterip biz burdayız demesi gerekirdi. İki taraf da birbirinin aynı durumda!

Büyük şehir belediye başkanı Sözlü'nün himayesine güveniyorlar. Aytaç Durak deneyiminden hiç bir şey öğrenmemişiz. Tek adamparın himmetinden bir sonuç çıkmadı, çıkmayacak. Belediyenin geçici desteğiyle bu iş olmaz.

Her seferinde aynı ağdalı sözleri duymaktan sıkıldık artık.

18 Haziran 2014

Gençlik Aşısı

Takımlara dinamik bir özellik katılmak istendiğinde "gençlik aşısı" tabiri kullanılır. Bazen genç bir transfer sonrası basında bu tip manşetler atılır. Okuyanda iyi bir hamle yapıldığına dair olumlu bir algı oluşturur bu hamleler. Bende de benzer etki yapıyor. Gençlik aşısının doğru ve gerekli  olduğunu düşünüyorum.

Özellikle altyapıdan çıkan oyuncularla kazanılan başarıların daha çok keyif verdiği bir gerçek. Sonuçta mahallemizin çocukları bunlar. Çocuklukları Demirspor tribünlerinde geçen çocuklar. Bu bakımdan onları sahada görmek, tribünden sahaya yapılan transferler olur ki, biz taraftarlıar belki de en iyi anlayacak oyuuncular onlar olacaktır.

Yıllardır genç ve savaşan bir ekip hayali kuran taraftarlarız. Bir çok nedenden dolayı, altyapıdan oyuncu çıkmıyor, çıkamıyor ya da çıkarılamıyor. Yerlinin yerlisi olan genç oyuncuların dışarıdan getirilenlere oranla çok daha az maliyetli olmalarına rağmen bu kaynağa sırt dönülmesi sportif değil politik bir karardır.

Şu anda kulüpte sadece iki oyuncu kaldı, okuduğum kadarıyla: Emre Selen ve Juninho. Başkanın "söz veriyorum, altyapıdan en az altı oyuncu alacağım" açıklamasını baz alarak elimizde en az sekiz oyuncu olduğunu söyleyebiliriz. Toplamda yirmi iki, yirmi üç oyuncu ile kadroyu tamamlayacağımızı düşününce dış transferde en az onbeş oyuncu ile anlaşacak gibi görünüyoruz.

Gönül ister ki, alt yapıdan alınacak oyuncular sadece alınıp kenarda bekletilmez. Bu gönlümüzün istediği. Diğer taraftan lig her sene daha zorlaşıyor. Aşağıda paylaştığım haritayı bir inceleyin derim. Bu sene bana göre geçen seneye göre daha korkutucu. Bu da altyapıdan oyuncu isteyen taraftarın çelişkisi işte: Genç oyuncular takıma girsin isterken sahaya en kaliteli kadroyu koymak zorunda olmak.

Bu problemin çözümü ancak altyapıdan çıkan oyuncunun hem teknik/taktik hem de fizik olarak üst düzey mücadeleye hazır olması ile gerçekleşebilir. Bizde böyle bir altyapı sistemi olmadığından gençlerden istifade etmeyerek/edemeyerek dışarıya yöneleceğiz ve dış transfere yüksek tutarlar ödeyeceğiz.

Yalnız bu senenin değil, gelecek senelerin takımını kurma şansı da yönetimin kullanabileceği bir şans. Eldeki savaşan ve başarıya aç oyunculara benzer özelliklerde genç oyuncular eklenebilir. Bir iki iyi niyetli "abi oyuncu" desteği ile kolej takımı havasına bürünebiliriz. İyi bir planlama yapılırsa bu yöntem ile bir çok seneyi kazanma ihtimalimiz de olabilir. Futbol işte böyle bir ihtimaller oyunu... 

17 Haziran 2014

Harita

Bu tip grafikler yapmayı seviyorum. Bir bakışta nerelere gidilecek, görülebiliyor...

15 Haziran 2014

Üyelik Meselesi

Demirspor'da kongre üyesi olmak hem çok kolaydır hem çok zordur. Hem çok anlamlıdır hem de çok anlamsızdır.

Yıllardır camianın içinde olup artık ilk ne zaman kongre üyesi olduğunuzu bile unutacak kadar çok zaman geçirmiş ve göevler almış olabilirsiniz. Demirsporlu'luğunuz ellibeş (55) seneyi aşmış olabilir. Böyle iseniz kongre üyesi olmanız hem kolay hem de tabiidir. Babam Osman Uçar böyle bir Demirsporlu, böyle bir kongre üyesiydi. Son listede adı yok, çıkarmışlar, ayıp...

Yönetimler ile aranız iyiyse, onları destekliyorsanız kongre üyesi olmanız kolaydır. Sonuçta isminiz listeye yazılır. Gün geçip başka bir yönetim gelirse isminiz silinir. Muhalefette olup üye olmanız zordur. Bir türlü üye yapılmazsınız. Tüzük denir, bahane gösterilir. Bu bakımdan üye olmak zordur.

Kongre üyesi olmak anlamlıdır. Demirspor'u hayatının merkezine koyanlar için çok anlamlıdır hem de. Bu bir onurdur; Demirspor'u onur meselesi yapanar için bu bir onurdur gerçekten. Cebinde, cüzdanında Demirspor logosunu taşımak, bundan kıvanç duymak ne demek, onu da anlatırım bir ara, anlayanlara, anlamak isteyenlere...

Üye olmak anlamsızdır. Seçim yapılmaz. Aday çıkmaz. Çıkarsa oy kullanılamaz. Sandık tekmelenir. Tekmeleyen tarafın adayı mağduru oynar. Diğer taraf mühürü tutmanın avantajını kullanır. Bu görüntüyü unutmayalım, 1-2 sene sonra adayların yerinin değiştiğini göreceksiniz. Olaylar aynı olacak. Sadece simalar değişecek. İlk adımı da yenilenen üyeliklerle atıldı zaten.

Parasal kaynaklar siyaset temelli olduğundan iş adamlarından çok politikacıların dediği olur. Yönetim kurulu işlevsizdir. Başkan tek adamdır. Başka adam olsun istemez. 25 yıldır yönetime talip olanların hepsi Aytaç Durak ekolünün eğitim sisteminden çıktığı için yaptıkları, eylemleri, hatta demeçleri bile aynıdır. Aralarında en "dışarıdan" olan Selahattin Aydoğdu bile yönetimi "daha iyi yapacağına inandığımız adaylara teslim ederiz" dedi. Halef - selefler bu kadar mı benzeşir? Aytaç Durak virüsü bu kadar mı derine işlemiştir? Bunca karbon kopya başkanın arasında farklı bir dille konuşabilen sadece Bekir Çınar olmuştu. O yüzden onu sevmiyorlar. Yaptıklarını eleştirmekle ondan nefret etmek arasında gidip geliyorlar. Şuna inanıyorum: Tribün kafasının protokolde oturmaya en çok yaklaştığı bir dönemdi, değişikti, sıradışıydı, güzeldi.

Onur Biçer ile Demirspor kongre üyeliğimiz Bekir Çınar zamanında başladı. Altın üye olmuştuk, para ödemiştik. Daha sonrasında Yavuz Yıldırım da, eşim Nazife Uçar da aidat ödeyerek üye oldular. Elbette "düzenli olarak" ödeme yapmadık, eksik dönemler var. Yine de bu şekilde üyelikten çıkarılmak en iyi tabirle onur kırıcı. Özellikle ne önceki 800 üyenin, ne de şimdi mevcut 350 üyenin her sene çatır çatır ödeme yapmadıklarını bilerek. Amaç Demirspor'un iyiliği ise, bu "temizlik" hareketinin olumlu sonuçlarını görmek istemek her Demirsporlu gibi bizim de hakkımız. Yok, amaç intikam ve onurları zedelemek ise başarıya ulaştığını söyleyebilirim.

Kendisine "Mardinli", "kebapçı", "Galatasaraylı" deyip yer yer ırkçı eleştirilerde bulunanlara karşı Aydoğdu'nun daha bütünleştirici olmasını beklerdim. Silinen üyelerin hepsi birbirinin kopyası değil, birbirinden farklı düşünen insanlar var. Şimdi bu birbiri ile alakasız insanların hepsini kendi karşısında birleştirmek hangi stratejinin ürünüdür, bunu da düşünmesi lazım, umurundaysa tabii.

Sonuç olarak; kongre üyeliğinin manevi hazzı elimizden alındı. Gel gelelim Demirspor taraftarlığımıza el uzatmaya kimsenin gücü yetmez. Biz yine pankartımızı alacağız, atkımızı takacağız, yollara düşeceğiz. Daha önce yaptığımız gibi...

13 Haziran 2014

Dünya Kupası

Dünya Kupası başladı. 4 yılda bir futbolun küresel çapta en şenlikli en renkli zirvesi bu yıl bizim için pek havaya giremediğimiz bir döneme denk geldi. Hem memleket meseleleri hem Demirspor dertleri derken, Dünya Kupası'nın havasına girmek pek mümkün olmadı. Ben kişisel olarak grupları bile geçen gün öğrendim. Herhangi bir favorim, desteğim yok. Tabii ki her zaman renklerinden ve geçmişinden ötürü Arjantin'e, İtalya'ya bir sempatiğimiz vardır. Ama daha çok sürprizler ilgimi çeker. Farklı formalar, farklı tasarımlar görmek mutlu eder. Daha önceki kupalarda İsveç'in, Hırvatistan'ın, Gana'nın ve Türkiye'nin kattığı renklerin benzerlerini bekliyoruz.



Kupanın saha dışındaki yönü ayrıca dikkate değer; Brezilyalılar uzun süredir Kupa için harcanan paraların kamusal yaşama, sağlığa, eğitime, barınma ve ulaşıma ayrılmasını savunan eylemler yapıyorlar. Fifa'nın yönettiği bu organizasyonda harcanan paralar, oyunun ötesine geçen gösteri merakı, organizasyonun yapıldığı ülkelerdeki gelir adaletsizliğini, yaşam farklarını ve yoksulluğu daha da öne çıkarıyor. Statlar için evlerinden edilenler, mahallerinden kovulanlar, öldürülenler, göz altına alınanlar da cabası... Oyun'u sevsek de saha dışındaki oyunlar bağlılığımızı zedeliyor; biliyoruz ki işin rengi sahadaki gibi şenlikli değil.

10 Haziran 2014

Silinen Üyelikler

Demirspor'un yönetim krizi olmadan geçirdiği bir yaz var mı? Benim hatırladığım yok. 2014 yazında da Güney cephesinin sıkıcı sıcağı devam ediyor. Yine bir grup yönetimi beğenmiyor, önerdikleri eski bir isim olduğu için diğerleri de onu beğenmiyor. Alternatif yok. Ha Veli Ali, ha Ali Veli. Yine hazırlıksız ve geç kalmış, alelacele transferlerle başlayacağımız bir sezon biri bekliyor.

Aydoğdu'nun açıklamaları üzerine Ercan Albay da açıklama yaptı ve "Başkan para vermedi, sözlerini tutmadı" dedi. Kafalar iyice karıştı. Devamında yönetim kongre öncesi üye listesini yeniledi ve 200 civarı üye silindi. Bunlardan biri de benim. Aynı şekilde tayfamızdan Mustafa Uçar ve Onur Biçer de silinmiş. Aidatımızı ödememiştik, doğrudur. En azından bize bir bildirim yapılabilirdi,  "üyeliğinizi siliyoruz bilginiz olsun" diye. Biz de belki, durun hemen bir havale çıkarıyoruz derdik. Olabilirdi. Olmadı.

Pek çok eski isim, bizden daha değerli isimler ve daha çok emeği geçenlerin de durumu aynı; onlar da atılan safralar içinde kaldılar. Eğer Demirspor daha iyi duruma gelecekse ve üyelik sisteminin yenilenmesiyle birlikte kongredeki seçim usulü de yenilenecekse eyvallah.  Daha iyi bir kulüp için atılacak adımları destekleriz. Ama bu adımların bir plan program dahilinde, kamuoyuyla paylaşım içinde yapılması gerekli. Şu anda yönetimi eleştirenlerin sesi daha çok çıkıyor. Yönetimin kendi pozisyonunu, derdini tasasını daha iyi anlatması ve açıklaması lazım.

Pazartesi günkü kongrenin Müzikhollerde Düğün Salonlarında olması yerine düzgün bir otel salonunda olması iyi bir adım. Üye listesinin son halini şu sayfada görebilirsiniz: http://www.adanademirspor.org.tr/kulup-uyeleri.asp

27 Mayıs 2014

Aydoğdu'nun Açıklamaları

Aydoğdu bu akşam önemli açıklamalar yaptı: http://www.mavisimsekler.com/adana-demirspor/selahattin-aydogdu-canli-yayinda-acikladi.html

Açık sözlü, net ve belirgin şeyler söyledi, klişelere sığınmadı. Demirspor kazanı yine kaynadıkça kaynamış, biz sadece dumanları görmüşüz. Futbolcular da teknik ekip de Başkan'la ters düşmüş,  önceki yönetimler ise destek sözlerinde pek de inandırıcı değilmiş. Para peşinde koşanlar yine Demirspor'u mahvetmiş.

Aşağıda değinmiştim, Aydoğdu net projelerle bir yılı hak ediyor. Çok para harcamadan kurulacak dengeli bir kadro ile Demirspor başarıdan önce onurlu bir sezon geçirebilir.

Asıl onur duyulacak şey ise Zonguldak ile yapılacak olan sezon açılışı olacak. Umarım planlar bozulmaz.

Başarı ama Nasıl?

Sezon sonundan bu yana Aydoğdu yönetimine dair hoşnutsuzluğunu belli eden gruplar var, özellikle ADS-DER  Aydoğdu'nun sözlerini tutmadığını, vaat ettiği paraları kulübe aktaramadıgını söylüyor. Aydoğdu bu akşam yerel tvde açıklama yapacak, umarım somut şeyler söyler ve bu eleştirilere cevap verir, çünkü içi boş eleştiriler değil.

Demirspor taraftarı başarı istiyor ve Aydoğdu'nun vaatleri bu süreçte umut yaratmıştı.  Ama unutmayalım ki Demirspor'un son yıllarına damga vuran kavram istikrarsızlıktır. Yönetimi, kadrosu, teknik ekibi neredeyse bir yılı tamamlayamayan yıllar geçirdik. Aydoğdu da henüz 6 aydır yönetimde. Aydoğdu somut adımlar atacağına dair ikna edici açıklamalar yaparsa biraz daha zamanı hak ediyor. Belediye eksenli yönetimlerle başarı gelmediğini gördük. Bundan sonra da alternatif olarak kendini gösterenler de belediyesiz neler yapabileceğini ortaya koymalı.

Başarı gerekli ama başarı için her yol mübah değil.  1 yıllık başarının sonunda gelen yıkımlara alışığız. O yüzden uzun vadeli ve sabırlı adımlar atılmalı, kısa yollar her zaman sonuç üretmez.

26 Mayıs 2014

Soma'dan Cannes'a

Soma'nın karanlığı, Türkiye kapitalizminin 19. yüzyıl koşullarını  aydınlatırken kamuoyu da sanki yeni bir kıtayı keşfeder gibi, bu sorunlar yıllardır bu memleketin sorunu değilmiş şaştı kaldı. Resmi sayı 301'e sabitlendi ama kafalarda soru işaretleri, ünlemler, üç noktalar eksilmedi. Eksilmez de. Bu ağalık paşalık düzeni aynen evam ettikçe, buna karşı mücaelenin yeni hatlarını örmedikçe, bir kişinin ölümüyle 3000 kişinin ölümü arasında bir fark olmadığını anlamadıkça ne yazık ki eksilmez...

Ardından Nuri Bilge Ceylan'ın başarısı bize uzun süredir unuttuğumuz bir mutluluğu yaşattı. Bu memlekette iyi işlerin yapıldığını hatırladık. Sıradan insanın derdini sadece televizyon ekranlarında sürekli bağıran, posta koyan,nefret kusan, "bunlar, onlar" diye ölümleri yuhalatanların temsil etmediğini gördük. Sanki bize uzakmış gibi görünüp aslında bu basit yaşamları en iyi anlatan isimlerden Nuri Bilge Ceylan'a Cannes Film Festival'nin saygı duruşu ile, Avrupa'da sağa sola posta koymaya devam ederek içimizi karartanlar arasında gündüzle gece arasında fark var. Aynı toprağın çocukları olduklarına inanmak güç. Soma'dan Cannes'a uzanan çizgi, işini iyi yapmak, daha iyi yapmak için emek verenler ile emekçileri soyup soğana çevirirenlerin-yetmeyip ölüme gönderenlerin arasındaki farkta hissediliyor.

14 Mayıs 2014

Karalar Bağladık

Daha hafta sonu Zonguldaklı dostların sevincine ortak olmuştuk, kömürün üstüne gülen yüz çizmiştik. Dün yine madenlerden kara haber geldi, gülen yüzümüz asıldı. Madenden gelen haber kaza değil cinayetti, bir iki değil 201 can karaya bulandı, ama bizim vicdanlarımızdan zihnimizden daha karaya değil. Sorumluları hesap vermedikçe bu kara perde ortadan kalkmayacak.

7 Mayıs 2014

Fatih Otluoğlu Röportajı

Haberads sitesinin yöneticimiz Fatih Otluoğlu ile yaptığı röportajı bölümler halinde okuduk.

Demirspor taraftarının yıllardır dile getirdiği sorunların tamamı yöneticimiz tarafından da dile getirilmiş. Mali yapı, bütçe, altyapı, transfer politikası, kurumsallaşma, reklam gelirleri hususunda genel bir bilgilendirme yapılmış. Her ne kadar yapılan açıklamalar kulağa hoş gelse de bana kalırsa bahsedilen sorunların Demirsporun alışılagelmiş kulüp yapısıyla nasıl çözüleceğinin belirtilmemesi projeleri temelsiz bırakmış. Konuya örnek vermek gerekirse; sezon öncesi bütçe oluşturulmasının gerekliliğinden bahsediliyor bu konuda hemfikiriz ancak temliklerden başka varlığı olmayan, belediyenin spor fonuna mahkum edilmiş bir kulüp yapısında bu bütçenin nasıl oluşacağından bahsedilmiyor. Sponsorluklar, forma reklamları bir gelir oluştursa da bütçeler içerisindeki payı %10'u geçmiyor. Yönetimin kısa vadede tek bir yerden uzun vadede borçlanmadan, parçalara bölünmüş ve şişirilmiş olan borçları kesintilere giderek ödemeden ayakları yere basan bir bütçe oluşturması makul görünmüyor. Altyapıya bir haftalığına eğitici getirilebilir, oyuncu izlemesi için scout görevlendirilebilir ama bunlar meselenin ancak tali sorunlarını çözmek olur. Altyapının konaklaması için federasyondan gelip gelmeyeceği kaynağı beklemek yerine bünyesinde 6 adet sahayı barındıran tesise altyapının ana sorunu olan konaklama binasını yapmak, yurt içinde kısıtlı imkanlar ile bu işi başarmış olan kulüp tecrübelerinden yararlanmak temel sorunları giderecektir.

Özetlemek gerekirse hepimizin yıllardır hayalini kurduğu ve herkesten çok istediği, mali disiplin, altyapı, kurumsallaşma, ek kaynaklar vb. konularda yönetimin arayış içerisinde olması, imkanları dahilinde profesyonel kurumlardan yardım alması ve bu sorunlar ile ilgili yönetimin kafa patlatması sevindirici. Yazıyı yazmamın nedeni asla yapılanları ve düşünülenleri değersizleştirmek değildir. Düşüncelerin hepsine katılmakla birlikte kulüp şartlarının değerlendirilerek, sorunların öncelik sırasına konularak, bir planlamaya gidilmesinin doğru olacağı düşüncesidir.

6 Mayıs 2014

Zonguldak, Ankara'da

BAL'da mücadele eden Zonguldakspor, resmiadıyla Zonguldak Kömürspor, 3. Lige çıkmak için Zara Bld ile 11 mayıs' ta Ankara'da, eğer değişmezse Cebeci'de oynayacak.

http://www.tff.org/Default.aspx?pageId=29&macId=129477

Tüm dostları pazar günü işçi emekçi takımı Zonguldakspor'a desteğe çağırıyoruz.

3 Mayıs 2014

Durum Değerlendirmesi

Yine sancı çekerek bir sezonun daha sonuna geldik. Bu sezonda alışılageldik hatalarımızı yine tekrar ettik. Ne yaparsak yapalım, ne yazarsak yazalım bir değişiklik olmayacağını bile bile her sezon sonu olduğu gibi aklımız yettiğince fikirlerimizi paylaşalım.

Sezon boyunca yaptığımız 36 maçta 43 puan alabildik. Bu puanların 11'ini Ercan Hoca ile çıktığımız 9 maçta kazandık. Ercan Hoca'nın gönlümüzdeki yeri ayrı ancak objektif olarak bir değerlendirme yapıldığında son 9 hafta dahil tüm sezon boyunca başarısız olduğumuz aşikar. Zaman kaybetmeden Ercan Hoca'dan geçen sezon dair sıkıntıların neler olduğu, bu sorunların nasıl çözülebileceği ve maliyetinin ne kadar olacağı hakkında bir rapor istenilmesi gerek.

Bu raporun Hoca'nın kendi kurmadığı, play-off şansı varken 3-4 maçta alınan sonuçlar ile düşme potasında kendisini bulan bir takıma geldiğinin göz önüne alınarak değerlendirilmesi ve en kısa sürede gelecek sezonda görev yapacak teknik heyetin belirlenmesi yapılacak ilk iş olmalı. Geçen sezon yapıldığı gibi gelirden fazla gider yaparak istediğim oyuncuyu alır, şampiyon olurum, olamazsam batarım mantığıyla değil. "Gelirime uygun oyuncu alır, takım yaratıp şampiyon olurum" mantığıyla hareket edilmeli. Super Lig'den maliyetli oyuncular almak yerine, PTT 1. Lig'in futbol yapısında uygun, bu ligde oynayan oyunculardan transfer yapılarak takım oluşturulmalı.Sezon bütçesinin ihtimaller üzerine değil, kesin gelirler üzerinden belirlenmesi ve sezon genelinde yapılacak ödemelerde sıkıntı oluşmaması sağlanmalı.

Taraftarın, geçen iki sezonda aldığımız para cezaları ile saha kapatma cezalarını göz önüne alarak takıma verdiği zararın farkına varmalı, kendi içerisinde otokontrolü sağlayarak takımı maddi ve manevi olarak yalnız bırakmamalı. Sezon başlamadan belirlenecek ve sezon genelinde riayet edilecek bir program ile başarının gelmesi zor değil. Balıkesir, Ordu, Samsun bu sene az maliyetler ile başarılı oldular. Önümüzdeki bir aylık sürede gelecek sezonun fikri yapısı belirecektir. Ya kulağa hoş gelen, maliyeti yüksek adamları toplar, batarız. Ya da ismini bildiğimiz bu ligin özverili adamları alır şampiyonluğa aday oluruz.

2 Mayıs 2014

Sezon Analizleri #2- "Bu Sene Düşmemek Başarıdır"

Takipçilerimizden Salih Dost'un sezon analizi daha iyimser, " 2 başkan 4 teknik direktörle bu sene düşmemek bile başarıdır" diyor Salih bey, buyrun:

"Bu yılın sezon analizi sizin de yazdığınız gibi pek iç açıcı değil.

Yine de iyi tarafından bakalım, seneye de 1. ligteyiz. Yıllarca 2. ligin kötü statlarında, ilçe ve belde takımlarıyla oynadıktan sonra 1. ligte oynamak, maçları ulusal kanalda izlemek (bizim gibi uzaklarda olanlar için büyük nimet), adı sanı belli takımlarla oynamak bile iyidir. 

Tabii ki burada kalmamak lazım. Ama istikrarlı olmak iyidir. Bakın Gaziantep BB'ye, Karşıyaka'ya... Yıllardır 1.ligteler, borç harç dertleri yok, hatta Süper Lig'in kapısını zorluyorlar bazen. Bir zamanlar bizim üstümüzde olan Güngören, Altay, Diyarbakır şimdi nerelerdeler. Yani diyeceğim odur ki evet futbolcular, başkanlar, teknik adamlar önemlidir ama biraz da istikrar önemlidir. 

Biraz soluklanalım şu ligte, şu yönetim borç harç işlerini bi düzlüğe çıkaralım. Bir başkanla iki sene üstü süte takım kuralım. Her 6 aya bir başkan değiştirmeyelim. Sonra yavaşta başarı da gelecektir. Süper Lig kapısı çok uzak değil, geçen seneden biliyoruz. Ama düşünce çok pis dibe inebilir bu takım. Başka şehirlerde örnekleri var. Her sene şampiyon olacağı diye bir şey yok. Her seneyi kendi içinde düşünmek lazım. 2 başkan 4 teknik direktörle bu sene düşmemek bile başarıdır. Saygılar."