30 Nisan 2015

Manisaspor:2-Adana Demirspor:0

Çok kötüydük. İlk yarıdaki Elazığ maçı gibi, kazanmak için hiç bir şey yapmadık. Deplasmana akan, hafta içinde o stadı Adana'ya çeviren taraftara yazık. Ne yazık ki futbolcular sosyal medyada gösterdiği performansı sahada gösteremedi. Ünal hoca'nın yumrukları futbolculara etki etmemiş.

Sahaya sanki 1 puan için çıkmış gibiydik. Defans ağırlıklı bir kadro vardi. Uzun süredir 11'de oynamayan Ferhat sahadaydı, ilk devre bitmeden de çıktı. Topu bir türlü ileri taşıyamadık. Alles' e sadece ikinci yarı net bir kafa topu gönderebildik. Savunmamız zaten dökülüyor ikinci devrenin tamamında olduğu gibi. Kaleci Buda, gol kurtaramıyor, sadece serbest vuruştaki dokunuşu iyiydi. Sahada bu iyiydi diyeceğimiz kimse yoktu. Attamah, sevdiğimiz siyahimiz, ikinci golün kahramanıydı.

Bu maçı unutup, Samsun'u yenmemiz lazım,  buraya kadar getirdik bundan sonra bırakmayalım!

25 Nisan 2015

Masaya Vura Vura

Ünal Hoca'nın sinirden titreyen sesi, masaya vurduğu yumruklar... Antep BB maçından sonra duygularımızı bunlardan anlatan daha iyi bir şey olamazdı. Ünal Hocanın büyük bir inançla söylediği o sözler kulaklarımızda, şampiyon olacağız!

Bundan sonraki süreçte, maç yazısında söylediğim gibi, saha dışında da yönetimin yapacağı açıklamalarla duruma el koyması lazım. İçlerine kötülük kaçmış, istanbul taktiklerine bulanmış, masa başı efendilerine karşı sağlam durmamız gerekiyor. Kayseri, Urfa, Osmanlı, Antep fark etmez, hükümet destekli tüm güçlere karşı tribünden gelen gücümüzle sahadaki ve yönetimdeki gücümüzü birleştirmeliyiz. Yönetim bu sene hep profesyonel işlere imza attı, bundan sonra da profesyonelce bu taktiklere karşı durmalı. Masada kazanmak istedikleri şampiyonluğa karşı, masaya vura vura hakkımızı almalıyız.

24 Nisan 2015

Adana Demirspor:3 - Antep BB:3

Demirspor düşmanlarının bir haftadır sürdürdüğü kamuoyu yaratma çabaları ilk sonucunu verdi. Üzerimize iddiasız Antep BB'yi saldılar, eski adanasporlu forvetiyle, akp destekli kadrolarıyla... Maça iyi başlamak da bize yaramıyor, erken havaya girip sonra dağılıyoruz. Maç sonu iyi yüklendik, çok net pozisyonlar da bulduk, ama atamadık. Savunmada Fazlı çok hata yaptı, Kaleci Buda'nın top çıkaramama hastalığı devam etti. Neyse ki Hurşut, lig boyu yarattığı hayalkırıklığını unutturmak istercesine maça damgasını vurdu. Artık haftasonu oynanacak maçlarda rakiplerin puan kaybetmesini bekleyeceğiz. Belli ki saha içi ve dışı mücadele son haftaya kadar sürecek. Bu sürede her iki cephede de güçlü durmalıyız.

23 Nisan 2015

İstanbul Taktikleri

İstanbul takımlarının yöneticilerini taktiğiyle spekülasyon yaratmaya çalışan rakip takım yöneticileri üzerimizde baskı kurmaya çalışıyor. Rakip takım taraftarlarından, sol edebiyata sahipler bile AKP takımlarını desteklemişti bu sene. Şimdi de futbolu yönetmekten bihaber TFF başkanının heryerde söylediği klişe laflar yüzünde bir saldırı var. Mesele belli, sahada yenemedikleri Demirspor'u dışarıdan bozmak.

Çok fazla para harcamadan mütevazi bir kadro kurup, iyi bir teknik ekiple takım olan, taraftar gücü  bu ligin çok çok üstünde bir takıma şapka çıkarmalarını beklemiyoruz tabii, hamaset bu memleketin genlerine işlemiş, kötülük üretmek meslek olmuş. Ama Demirspor bütün hamasetinizi, kötülüklerinizi, İstanbul'dan öğrendiğiniz taktikleri yenecek!

20 Nisan 2015

Garip Maç Trafiği

28. haftayı da galibiyetle geçtik ve ikinci sıradaki yerimizi koruduk. Ordu'ya karşı atılan 6 gol, bizi mutlu etmez. ama yine de işimizi iyi yapmak sevindirir. Son üç gol rakibin 10 kişi kalmasından sonra geldiği için, ben bu maçı kafamda 3-0 olarak tescil ettim.

Pazar günü deplasmanda maç oynayan takımımız TFF'nin garip maç programı nedeniyle cuma akşam yeniden sahaya çıkacak. Sonra hafta içi deplasmana yollanacağız yeniden, ve bir sonraki hafta da yeniden pazartesi maçı. Cuma-perşembe-pazartesi! 10 günde 3 maç, biri 800 km mesafedeki deplasmana...

TFF'ciler, futbolu bilmediklerini her seferinde ortaya koyuyor. Dahası futbolcu sağlığı da riske atıyorlar. Pazar gecesi evlerine gelip uyuyan, 24 saat bile dinlenmeden antremana çıkmak zorunda kalan oyuncularımız, ilk çalışmayı ter idmanı olarak görürsek, ancak 3 gün ciddi antreman yaptıktan sonra rakibin karşısına çıkacak.

Maç trafiğini futbolcu sağlığını kriteriyle değil de yayıncı kuruluşun kriterlerine göre belirleseniz olacağı bu. Ama bu işi de iyi yapamıyorlar. Şampiyonluğa giden ve maç skorları merakla beklenen maçlar, en çok ilgi görecek saatlere konur. Pazar günü iki maç oynatacaksan, onlar ilk ikinin maçları olmalıdır. Küme düşme hattını cumartesiye, liderin ve takipçinin maçını pazara koyarak daha dengeli bir dağılım yapabilirdiniz.

Diğer takımlar için böyle bir dert yok ama bizim için tribün de önemli. Boş tribünlere oynayacak takımın maçını, koy cuma akşamına. Tribünlerin dolacağını bildiğin maçı ise koy pazar öğleden sonraya. Tribün gücümüzün farkında olan TFF, bu konuda da Demirspor'un aleyhine çalışıyor.

12 Nisan 2015

Adana Demirspor:1-Şanlıurfaspor:0

Birer birer şampiyonluğa gidiyoruz... Yine kaçan gollerin ardından maç sonunda gelen tek gol, bu kez çok kızdığımız Umut'tan! Maç kazandırmış oldu böylece, var olsun!

Geçen haftanın aksine daha temkinli, durgun ve topun arkasında bekleyen bir takım vardı. Hurşut ve Timur uzun süre sonra 11'deydi. Az atan ve az yiyen rakibimzi kanatlara oyunu açarak zorlamak istedik. Beykan oyunu iyi açtı. İlk yarıda Timur ve Oğuzhan'ın iyi vuramadığı, Hakan boş pozisyonda kafayı çakamadıği anlar yine 1-0 yada 2-1lik bir maç olacağı haberini veriyordu.

Ikinci yarı oyun yine kontrolümüzdeydi. Ceza sahası içinde birkaç pas yapacak kadar kendine güveniyor takım, topçular en uygunu bulma ve golü birbirine hediye etmek isteyeğinde... En nihayetinde Özgürcan'ın verdiği pasla Umut'un düzgün vuruşu...

Muhteşem tribünler önünde, yeni pankartlarımızla,  bahar türküleri söylemeye başlama zamanı....

27. Hafta | Kebap Derbisi

Adana, Urfa'ya karşı. Hangisi daha iyi? Hangisi daha acı olur, hangisinin içinde ne vardır, hangisi öbürünü alt eder? Bize göre galip belli, Adana varsa Adana yenir. Alemin kralı da elbette Adana kebaptır. Olayı mutfaktan çıkarıp yeşil çimlere getirelim bakalım. Orada da sonuç değişmez bizim için. Ancaak, sahada sevda değil güç, akıl, dirayet kazanır.

Güçlü, akıllı, dirayetli olmalıyız. Bu üçlüyü bir araya getirip her maç uygulama azminde olmalıyız. "Biz Adana Demirspor'uz, bizimle şaka olmaz" diyen hafif çatık kaşlı delikanlılar olmalıyız.

Bu hafta Urfa ve Samsun galip gelirse 44-48 puan arasında yer bulup ilk iki hayali canlanacak takım sayısı altıya çıkacak.

Kimseyi hayallere boğma Adana Demirspor. Çık ve Urfa'yı ye. Bak yen demiyorum, ye diyorum. Yemek için sahaya çık, gör bak, muhakkakki yeneceksin.

9 Nisan 2015

Unutma Demirsporlu

Ne de çok üzüldük öyle değil mi geride bıraktığımız hafta sonunda? O kadar üzüldük ki; yer yer kendi kimliğimizi unutup, yakın -üstelik çok yakın- geçmişimizi unutup takımımıza yer yer acımasızca yüklendik. 

Oysa biz "sadece yeter, yaşasın renkler" diyenlerdik, biz "sen yaşa bizlere yeter" diyenlerdik. Bir klasik olduğu üzere "sevdamızı şampiyonluk uzak olsa da büyütenlerdik".

Bu şekilde sevdamızı büyütürken nasıl da bekledik içten içe şampiyonluğu değil mi? Nasıl gizlemişiz o çocuğu karlı buzlu puslu havalarda kalbimizin en gizemli ve en sıcak yerinde, hem de kendimize bile göstermeden! İşte bu çocuk kıpır kıpır, büyük bir heyecanla çıktı ortaya gizlendiği, unutulduğu yerden. O heyecanı ile "ben senin şampiyonluğu isteyen yanınım" diye haykırdı bize. 

O çocuk bize dedi ki; "renkler yaşasın" diyen sensin ama "haykır acını, dön mazine" diyen de sensin. O çocuk bize dedi ki; "sen yaşa" diyen de sensin ama "süper lig görmeden gömmeyin bizi" diyen de. 

Bu gelgitleri yüzümüze yüzümüze vurdu o çocuk. 

İç dünyamızda saklı kalan ve tüm varlığı ile kendisini gösteren o duyguya neden "çocuk" diyoruz peki? Çünkü onun istediği şeyin ne olduğunu çoğumuz yaşamadık, çoğumuz çok küçükken yaşadık, çoğumuz çooook özledik. 

Biz hep sıkıntımızı yaşadık, parasızlığımızı, çaresizliğimizi yaşadık. Son dakikada yıkılışları yaşadık, yalnızlığımızı yaşadık. Ayak oyunlarına kurban edilişimizi yaşadık. Yok edilme gayretlerine direnişimizi yaşadık. Bu yönümüzle hiç çocuk olmadık ve çocuk olamadan olgunlaştık, yaşlandık, ruhen yaşlanıyoruz.

Bugün tam da o nedenle şampiyonluk için haykıran çocuğun sesi çok ama çok fazla çıkıyor. Ne güzel bir çocuk tınısı kulaklarımızı dolduruyor, kalbimizi titretiyor. 

Uzatmamaya özen göstereceğim. Demirsporlu! Sen, ben, hepimiz! O çocuğu olgunluğumuzla eğitmeliyiz. O çocuğun sevincine, isteklerine hak verirken o çocuğun çocukça bize zarar vermesinin önüne geçmeliyiz.

Unutma Demirsporlu, geçtiğimiz senelerde 3-0'dan maç versen herkeste ama herkeste "maçı satıp satmadığımıza, futbolcuların bahis oynayıp oynamadığına vs." yönelik şüpheler olurdu. Şimdi bunun zerresi yok hiçbirimizde. Konsantre olamadık ve yenildik, hepsi bu.

Unutma Demirsporlu, sen yıllarca genç, koşan, mücadele eden bir takım istedin. "Yenil ama savaş, gerisi önemli değil" dedin. Şimdi böyle bir takımın var.

Demirsporlu kardeşim. Seninle oynardı, duygularınla oynardı futbolcuların. Sonra sanki üzülmüş gibi çimleri yolar, şov yapardı. Otobüse binmesi ile birlikte ağzına sakızını alır, kulağına kulaklığını takar dünyayı umursamazdı. Şimdi sahada ağlayan topçuların, boynu bükük futbolcuların, moralini aradan kaç gün geçmiş olmasına karşın düzeltemeyecek hassasiyette sana ve işine saygı duyan bir takımın var.

Unutma Demirsporlu. Sen yıllarca hep çevrende karakterli hocaların karaktersiz hocalara yem edildiğine şahit oldun. Şimdi aslan gibi bir teknik adamın var.

Demirsporlu, sen borç sarmalından, siyasi otoritenin sana davranış şeklinden yakındın hep. Şimdi seni borç sarmalından kurtarmaya çalışan bir yönetimin, sana saygı duyan ve el veren siyasi otoritelerin var.

Demirsporlu, sen yırtınırdın unutma. "Yönetim duy bu sesi" derdin de kapı-duvar olurdu her yer. Çok çok daha rahat bir şekilde iletişim kurabileceğin, isteklerine çözüm getirmeye en azından çalışan gayet iyi niyetli ve dinamik bir yönetimin var.

Demirsporlu sen yılların olgunlaştırdığı insansın. Yıllardır bu günler için olgunlaştın, yıprandın sen. Neden yıprandığını, neden böyle olduğunu unutma. Skora üzül ama skor taraftarı olma. Bu değerlerimizi incitme. Destek ol ona. 

O destek belki de kulaklarına çok güzel bir çocuk sesi getirecek: Şaaaaaaampiiiiyonnnn!!! 

5 Nisan 2015

6 Gol

Şampiyonluk yolunda yenen 6 gol, karşılığında kaç atarsak atalım, çok büyük bir sorun. En son ne zaman 6 gol yediğimizi bile bulamadım.  Böylesine saçmasapan bir gece yaşandı dün.

2005'te en kötü günlerimizde Tarsus'tan 7 yemiştik, 1995'te de Süper Lig'ten (eski 1.lig) Gençlerbirliği'nden 7 yemişliğimiz var. Ama onların karşılığı da yok, en son Buca ile böyle düelloya girip kazanıp ve berabere kalmıştık. Bu sene de deplasmanlarda çok attığımız maçlarda Urfa, Altınordu, Kayseri, Denizli maçlarında bu heyecanı -hep olumlu- yaşadık.

Çoğunlukla tek farkla 1-0 ve 2-1 kazandığımız bir sezonda böyle çılgın istisnalar yapmak düşünmemiz gereken bir durum. Artık yolun sonuna geldik ve böyle çılgınlıklara yer yok. 6 gollü yenilgiyi,  yeni bir 1-0'la 2-1'la değil,  çok net skorlu galibiyetlerle unutturabilir futbolcular.

Bu mağlubiyetten ders almak meselesi sıkça vurgulandı; alınacak derslerden ilki, eli belinde oynayan, kendini İstanbul topçusu sanan Umut'tan acilen vazgeçip ortasahanın savunma gücünü artırmak. Attamah'ı rakiplerin ortasahasıyla tek başına güreşmekten, dövüşmekten kurtarmak gerekiyor. Yiğitcansız savunma zaten dökülüyor, orayı toparlayamadık, bari ortasaha savunmasını toparlayalım. Cumali yeniden düşünülebilir. Kolay sandığımız fikstürde sorun yaşamamak için takımın direncini yükseltmek gerekiyor.

Otobüse Saldırı

Fenerbahçe futbolcularını ve teknik heyetini maç dönüşü havaalanına taşıyan otobüse dün gece yapılan silahlı saldırı, memleketin çivisinin iyice çıktığının göstergesi. Polis kontrolünde bir kafileye ateş açacak kadar kendilerine güvenen, beslenmiş garabetler var bu ülkede.  Herkesin birbirini vurabileceği, öldürebileceği bir ortam yarattı ülkeyi yönetenler. Sokakta ne varsa stadyumda da o var demiştik, futbolu yönetenler de "baştakilerin", "imamın" yolundan gidip kin ve nefret saçtılar her gün. Sonuç, otobüsteki onlarca kişinin canının tesadüfen kurtulması. Ölümleri normalleştirince, olacağı bu.

Bizimle ilgisi yok, bize ne denemeyecek kadar önemli bir olay. Gelecek hafta Urfa maçında, bizim takımın da bir şekilde tepkisini dile getirmesi gerekli.

4 Nisan 2015

Karşıyaka:6-Adana Demirspor:5

Efsane goller yiyerek efsane yenildik. Saçma sapan bir halı saha maçı skoru. Kalecilerin top çıkaramadığı bir boş kale oyunu. İki sezondur Buca ile olan maçlara benzedi ama bu kez sevindirmedi.

Maça müthiş başlayıp 3-0'dan, 4-2'den maç vermek ancak Demirspor'a nasip olur. Bunun analiz edilecek bir yanı yok. En baştan beri söylediğimiz gibi maç tutamıyoruz, düştüğümüz zaman kulübeden destek bulamıyoruz.

Sen Demirsporsun, yaparsın böyle şeyler, olsun severiz biz yine de seni!

2 Nisan 2015

Yolunda Giden Tek Şey

Geçenlerde bir twit denk gelmişti, "bugünlerde yolunda giden tek şey Adana Demirspor" minvalinde bir şeydi; ne kadar haklı. Aman bozmasın! Hazır pankart yasağı da kalkmışken... Hayatımızı karartan zihniyet, garip oyunlarına devam ederken; nedenini bile açıklayamadığı kesintilerle hayatımızdan bir günü çalarken; çalıyor ve bizi çarşaf gibi çırpıyorken; ruhumuzu mengeneye almış sıkıyorken; kaçacağımız tek yer deplasmanken, Demirspor iyiye ve güzele dair herşeyimizi sembolize ediyor. Aman bozmasın! Aman bozmasın!

21 Mart 2015

Adana Demirspor:2-Elazığspor:1

Adım adım şampiyonluğa koşuyoruz! Yine tek farklı bir galibiyetle 3 puanı aldık. Futbolcularda, Osmanlı'nın kaybetmesi ve 2.liğin garanti olması nedeniyle bir rahatlık var gibiydi. Ne olsa kazanırız havası yine ilk yarının boşa gitmesine neden oldu. Net bir şutumuz dahi yoktu. İkinci yarı Özgürcan'ın bildik çabası, sonra da Artun'un beklediğimiz yumuşak dokunuşlarıyla galibiyete ulaştık. Bu ikili üzerinden işleyen senaryo bizi ayakta tutuyor. Yediğimiz gol ise, geçen haftaki gibi jeneriklikti!

Şimşekler Grubu'nun cezalı olduğu maçta maraton görevini en iyi şekilde yaptı. Ama grubun en eksikliği hissedildi tabii ki. İyi oynamasak da kazanmak, büyük takım alışkanlığıdır, bu sezon bunu sık sık yapıyoruz, öyle ya da böyle yediğimizden fazla atıyoruz. Biz ayakta kaldıkça, düşmanlarımız kahroluyor ve olmaya devam edecekler!

20 Mart 2015

Demirspor, Bu Kenti de Ayağa Kaldıracak

Bu sezon ligte mücadele ettiğimiz kentler, geçen yıllar içerisinde Adana'yı pek çok alanda geride bıraktı. Uzaktan onlara baktığımızda en çok, gerekli zamanlarda gösterdikleri birlik-beraberlik dikkatimizi çekiyordu. Kayseri, Antalya başta olmak üzere rakip takımların çoğu siyasi iktidarın desteğiyle yıkılmadan yollarına devam ettiler. Ancak siyasi destek, bu başarıları meşrulaştırmaz; kentin takımına sahip çıkması gerekir. Onlarda olmayan işte bu, halen boş tribünler önünde oynamaları; taraftarın camianın itici gücü olamaması...

Taraftarın ne yapıp ne yapamadığını en iyi kendi kentimizden biliyoruz.

Demirspor, bütün kenti birleştirdikçe ve Şirket mantığı ile yönetilenlerin yapamadığı birlik-bütünlük sağlandıkça daha sağlamlar adımlarla ilerliyoruz. Demirspor'u zor zamanlarda yüz üstü bırakan kimi kurumlar şimdi diyet ödüyor olabilir. Önemli olan taraftarın kentteki gücünü hem kulüp yönetiminde, hem sahada hem de kent yönetiminde hissettirebilmek. Adana belini doğrulttukça, bu kente gelen futbolcu da sözde değil gerçekten büyük bir kente geldiğini, bu kentin Demirsporla ayağa kalktığını bilecek.

Zor zamanlarında sadece taraftarıyla ayakta kalan Adana Demirspor, sadece mavi-lacivert bayrağı yükseltmek için değil bir kentin yıllardır hissettiği yenikliği aşmak için de yola devam ediyor.

Elazığ Maçı

İlk devredeki Elazığ maçı, yenilgiler arasında en çok canımızı sıkanların başında geliyordu. Beraberliği yakalamış ve hemen ardından -henüz ilk yarıda- rakip 10 kişi kalmıştı ancak o maçı kaybettik; kazanmaya dair bir çaba göstermeden. Hocanın kadro değişiklikleri sonuç vermemiş ve ilk haftalarda iyi giden takım acaba duraksayacak mı diye korkmuştuk. O vakit şöyle yazmıştık: http://www.adanademirspor.net/2014/11/elazgspor2-adana-demirspor-1.html

İlk devrenin 5-8. haftaları arası 1 puan toplayarak 4.lükten 7.liğe kadar düşmüştük. Karşıyaka galibiyeti ile toparlanarak yola devam etmiştik. İkinci devre ise bu üç haftalık periyodu daha az kayıpla atlattık; ikinciliği koruduk ve bu sürede aldığımız 5 puan bu haftaki galibiyetle 8'e çıkarabilir. Elazığ, ilk yarıda bizimle aynı konumdayken şimdi aramızdaki fark netleşti. Bu farkı sahada da göstermek gerekli.


18 Mart 2015

"Fikstür Kolay Değil"

Yalçın Çetinkaya arkadaşımız, fikstürün kolay olduğuna dair yapılan yorumlara karşı çıkıyor. Her maçın ayrı önemi olduğunu unutmamak lazım gerçekten. Okuyalım:

"Antalyaspor maçından sonra, gerek sosyal medyadaki yorumlarda, gerekse bazı fan sayfalarında, haber sitelerinde kalan maçların daha kolay olduğu gibi tehlikeli bir düşünce hakim…

Orduspor hariç ligdeki hemen her takımın hedefi olduğunu düşünürsek (ligde kalmak ya da play off oynamak), kalan haftalarda çıkacağımız her maçın ne kadar zor olacağını kestirmek zor değil. Direkt rakibimiz olan Kayseri ve Antalya deplasmanlarından puanla ayrılmak, derbide galip gelmek çok önemliyse de bunu takip eden maçlarda da bu başarıyı göstermek aynı derece önemli.
Hatta üçüncü sıradaki rakibimiz Osmanlıspor ile aramızdaki puan farkının sadece 1 olduğunu düşünürsek, mümkün olan en az puan kaybıyla yola devam etmeliyiz. Bunun için bir şampiyonluk klişesi olan içeride 3, dışarıda 1 puan yerine, içeride 3 dışarıda 3 puan amacıyla oynamamız gerektiğini düşünüyorum. Son haftalarda rakiplerin birbiriyle oynaması avantaj gibi görünse de, o zamana kadar işlerin değişebileceğini unutmamakta fayda var.

Geride bıraktığımız maçlarda, alt sıralardaki takımlara karşı pozisyona girmekte sıkıntı çektiğimizi de düşünürsek, kalan fikstürün hiçte kolay olmadığı anlaşılıyor. Rakiplerimizin beklenmedik, sürpriz sayılacak puan kayıplarıyla ikinci sıraya yerleştik. Onların yaptığı hatayı biz yapmayıp, sezon sonuna kadar ipleri elimizde tutalım."

16 Mart 2015

Yiğitcansız Savunma

Yiğitcan'ın sakatlığı savunmada önemli derecede sıkıntı yarattı. Sakatlığı nedir, resmi bir açıklama yok; bu kadar vahim bir durum nasıl oluştu; ona dair de açıklama yok. Arada bir kendi twitter hesabından "bu hafta da yokum" şeklinde açıklamalar geliyor. Kulübün bu konuda bilgilendirme yapması lazım; kaptanımızdı en nihayetinde.

Yiğitcansız 7 haftada 9 gol yedik. Gol ortalamamız bu sürede 1,28 oldu. (sayılarla konuşmayı sevmem ama net bir değişiklik var ortada). İlk yarının bu 7 haftasında ise 7 gol yemiştik; gol ortalaması 1. Toplamda Yiğitcan'ın forma giydiği 17 maçta ise 15 gol yedik; ortalama 0,88.

Dolasıyla Yiğitcansız daha çok gol yiyoruz. Onun yokluğunda Abdülkerim'e çok iş düştü; savunmanın en gediklisi olarak. Ama o da bizi hayalkırıklığına sürüklüyor her hafta. Bu hafta Antalya karşısında hem golü yedirdi, hem net pozisyonu değerlendirip hatasını affettiremedi, hem de kırmızı kartın eşiğinden döndü. Devre başından bu yana yediğimiz gol pozisyonlarının içinde hep o var. Abdülkerim'in acilen toparlanması savunma adına elzem. Tabii o da Yiğitcan'la oynamaya alışmışken şimdi Şaban ve Hakan gibi ikinci devre takıma kadroya adapte olan isimlerle birlikte.

Tabii savunma sadece ceza sahasının içinde ve çevresinde yapılmaz. Orta sahadan itibaren savunma eksikliğimiz var. O hattı tek başına Attamah topluyor. Umut'un kendini hala Florya'da antreman yapıyor sanması belimizi çok büküyor. Burada yer yer Mesut ve Cumali de oynadı. Cumali'nin tatlısert'i aşan sertliği ve savrukluğu; Mesut'un düzeltmediği pas hatalarıyla onlardan da beklenen performans gelmedi.

Bundan sonraki haftalarda kapanan ve kontra ataklarla gol arayan takımlarla daha çok karşılaşacağız. Artık gücümüz ve konumumuz belli; rakipler de bize karşı daha özel hazırlanıyor. Bir şekilde her maçta gol bulsak da (pozisyon sayısı-skor üretme oranımız orada da düştü) daha az gol yiyerek kazanmak şart.

15 Mart 2015

Antalyaspor:1-Adana Demirspor:1

Deplasmanda 1 puana sevinemiyoruz çünkü yine kaçan onca pozisyonla farka gidecek bir maçtı. Son direk pozisyonu da cabası. Beykan, Özgürcan ve Attamah'la ikinci yarı çok net pozisyonları gol yapamadık. Biz kaçırdıkça rakip de toplandı, yan toplarla bizi zorladı.

Bolca sarı kartın çıktığı maçı 11 kişi tamamlamak da şanstı. Defansta Abdülkerim saç baş yolduruhor. Golde hatalıydı, net kafa pozisyonunu vurup gol yapamadı, kırmızı kartla oyundan atılması an meselesiydi. Hücumda Özgürcan canla başla çalıştı, helal olsun ona! Beykan da bugün istekliydi, ilkinde olmadı ama ikinci kafa pozisyonunda golünü attı. Bu sezon ikinci kafa golüydü, ilk haftadaki Giresun maçından sonra... Oğuzhan golün asistini yaptı ama istediğimiz noktada değil.  Umut da yine aldığı paranın hakkını veren bir oyun oynamadı.

Rakibin düştüğü anlarda maçı çevirecek yaratıcı oyuncularımız, mesela Umut, kendini gösterse bu sezon çoktan arayaı açmıştık ama hala ilk ikide olmanın mutluluğundayız tabii ki.


14 Mart 2015

Sene, Gelecek Sene...

Bu senenin sonu nasıl olursa olsun, değişmeyecek bir gerçek var. O da gelecek sezonun süratle yaklaşması...

Gelecek sezona dair hazırlanmak, planlar yapmak iyidir. Şampiyonluk halinde veya 1.ligde devam edilmesi halinde kurulacak takımlara yönelik hazırlıklar yapmakta fayda var. Yönetimin şu ana kadar başarıyla yürüttüğü işleri, bu senenin tecrübesi ile harmanlayarak gelecek seneye aktarması gerekli.

Bu senenin en büyük kazançlarından birisi teknik ekipti. Samet Aybaba - Ünal Karaman ikilisi ile yeni sezonda da devam edilmesi bugün için iyi bir tercih olacaktır. Bu isimlerin etrafında şekillenecek oyuncu kadrosunun da bu senekiler gibi iyi niyetli bir ekipten oluşturulması önemli. Önceki senelerde belli mevkilere menajer oyunları ile yığılmalar yaşanıyordu. Her sezon onlarca futbolcu gelip gidiyordu. Bu sene ile birlikte bu düzen tamamen değişmeli. Kiralıklardan verimli olanlarla yola devam etmenin yolları araştırılmalı.

Yani, en büyük maliyet kalemi olan futbolculara yönelik bir standart belirlenmeli, olası senaryolar ve gelir-gider değişimleri için planlamalar yapılmalı.

Store, dergi, sosyal medyanın kullanımı vb. konularda Demirspor şu an tarihindeki en verimli döneme doğru ilerliyor. Gelecek sene bu adımlar daha ayakları yere basan ve tecrübeli bir şekilde atılacak. Yönetime yeneteklerimiz ölçüsünde her konuda destek vermeye hazırız. Taraftara kulak verilmesi elbette bizi mutlu ediyor, aynı zamanda kulüp-taraftar bütünleşmesi diğer takımlara göre fark yaratıyor.

Bütçe konusu en önemlisi elbette. Olası bir şampiyonluk Demirspor sayacını "sıfırlar", borç sarmalını sonlandırır. Yenisine başlanmaması için, bugünden yarını planlamak gerekiyor. Şampiyon olunmasa da, 1.ligin tartışmasız en havalı takımını, sosyal medyada, ulusal medyada bunca yer bulabilen bu takımı daha da parlatarak gelir kaynaklarını zorlamak gerekir. Mesela Temsa ile yeniden söz kesmenin yolları aranabilir, ya da ulusal markalara bugünden ziyaretler yapılabilir. Burada söz konusu olan "marka" olabilmek. Demirspor bir markadır, diyorsak önce kendimizi tanımalı, sonra tanıtmalıyız.

Her halükarda, geç kalmadan gelecek sezona hazırlanmak gerekli. Umut piyasaların ekmeğidir, umut ekmeye başlamalıyız.


Not Defterim:
- Gelecek sezona dair genel planlama yapılmalı
- İki senaryo için (süperlig, 1.lig) oyuncu temaslarına başlanmalı
- Uygulamalar tek defalık olmamalı, süreklilik şart (dergi vs.)

11 Mart 2015

Sahada ve Tribünde Birliktelik

Mustafa'nın daha önce yazdığı gibi şampiyonluğa giden yolda, koridorun ortalarında ancak sonunda ışık olan bir yoldayız.Bu hafta Adana derbisini kazanırken gösterdiğimiz tavır tribünde ve sahada bu yola nasıl inandığımızın göstergesiydi. Başarılı oldukça kentin dinamiklerini harekete geçime potansiyelimiz de var. Bizi bu potansiyelimiz ayakta tutuyor; zor zamanlarımızda yalnız bırakanlar, aslında bu taraftarın neler başarabileceğini iyi biliyor. Ligte ilk 6'da, şirket takımlarının, sponsorlu takımların, hükümetin ve devletin desteklediği takımlara karşı halkın desteklediği  ve tabanın harekete geçirdiği bir güç olarak Demirspor çok farklı bir yerde. Bu farklılık düşmanlarımızı da korkutuyor.

Kentle korku-nefret-sevgi salınımında bir bağ kuruyoruz; Demirspor'a yardımcı olmanın kendilerine neler kazandıracağını bilen, halkın takımının yanında olmanın sonuçlarını az çok kestiren yöneticiler var kentte. O destek sahada ve tribündeki birleşmeden, bütünleşmeden doğuyor. Farklılığın gücünden...

Bu hafta Antalyaspor maçı da yine kritik bir eşik. Yine güçlü bir camia, çeşitli sorunlar yaşasa da iyi bir kadro, belediye üzerinden ülkedeki siyasi çekişmenin somut olarak yansıdığı, kimsenin kaybetmek istemediği bir kent. Antalyaspor karşısında alınacak puan(lar), zorlu eşiği aşmak adına oldukça önemli. İlk yarıda 0 puanla ayrıldığımız virajdan şimdi 4 puanla geçtik; Alanya ve Giresun kayıplarını kısmen telafi ettik. Deplasmandaki iyi performansımızı bu hafta da sürdürürsek puan alırız.

9 Mart 2015

Derbi Sonrası

Futbolda romantizm bir yere kadar iyidir, taraftarı zinde tutar, hayal kurarsınız, bugünü aşmak için size bir imkan verir. Ama romantizmi abartınca iyice basit komediye dönüyor iş.

Uzan Baba'ların, Bayram Baba'ların şakşakçılarının, 5 ocak'ı tek renge çevirenlerin, hemşehrisi düştügünde sırtını dönenlerin, o çok sövdügünüz Belediye ile 2008'te maç alanların, İstanbulluların hissedarlarının, sarı-lacivertlerlerden renk değiştirenlerin nasıl İnce Memed-Abdi Aga muhabbeti yapabildiğini anlamıyorum; stadı dolduramayanların kentten bahsetmesi komedi mi fars mı, romantizm mi fabl mı, nereye oturtsak bilemiyorum.

Tamam romantik takılın ama gerçek edebiyatı buna alet etmeyin bari, kendi uyduruk edebiyatınızda takılı kalın. Adana adının geçtiği her yerde Demirspor peşinden gelir; her gün bu gerçeklerle boğuşuyorsunuz; emek, sanat, edebiyat, tarih, siyaset fark etmez. Dünyayı azıcık somut analiz edenler biliyor bu gerçeği. Demirspor taraftarının izlerini takip ederek yollarını bulanların kafalarını kaldırıp dünyaya bakması gerekiyor artık. Hemşehri tavsiyesi...

Tünelin Sonu Işık

Adanaspor maçı tünelin sonundaki ışığı gösterdi bize. Şimdi Antalyaspor'u da yenip bahar güneşinin tadını çıkarmak gerekli.

Uzun süredir böyle büyüklükte bir tribün şovuna hasret kalmıştık. Şimşekler Grubu'na, bilfiil emeği geçenlere, tribünde muntazam bir biçimde açılmasına vesile olanlara çok teşekkürler. Güneşle parıl parıl parlayan mavi - gri kağıtlar ve mavi-lacivert bayraklar da çok güzeldi.

Benim de bulunduğum güney ve kuzey kapalılarında da büyük bayraklar açıldı. İnsan üstü masmavi örtülünce ne çok mutlu olurmuş, anladık.

Bu maç her şeyiyle şampiyonluk provasıydı.

O gün gelecek, dertler bitecek...

Altıncı 1-0

Adanaspor A.Ş. galibiyetiyle birlikte bu sezon ligdeki 6. 1-0'lık galibiyetimizi elde ettik (Giresun, Ordu, Samsun, Osmanlı, Bolu). Bunlarla birlikte toplamda 9 maçı tek farkla kazandık. Kupada da Sarıyer'i 1-0 ve Beşiktaş'ı 2-1 yenmiştik. Geçen sezonun aksine, bu sezon az gol atıp az yiyen ama neyse ki yediğinden fazlasını atan bir takım olduk.

"Yılmayın, Yıkılmayın"

Derbi öncesi yorumlarını ileten Şimşekler Grubu'ndan Bilal Nur (@BilalNur_) maçtan sonra da izlenimlerini paylaşıyor, teşekkürlerimizi sunarak paylaşıyoruz. 

"Maç öncesi 2008'de 1-0 mağlup olduğumuz hava vardı. Tedirgindim fakat stada girince birden her şey değişti. Atmosfer ve koreografi harikaydı. Takımın sahaya Dünya Kadınlar Günü ve Yaşar Kemal pankartlarıyla çıkmaları ayrı bir hava kattı. Fakat pankartlar neden mavi lacivert değildi? Gözden kaçmış olabilir, olsun. Maça gelecek olursak ilk yarı biraz durgun başladık kanatları kullanmakta biraz zorluk çektik. İlk yarı sonlarına doğru çalınan penaltı pozisyonu bana göre doğru karardı. 

Defansta Hakan ve Abdulkerim çok iyi bir ikili oldular. Umut kendine çok güveniyor ve bu özgüven bazen olumsuz sonuçlar doğurabiliyor ki maç içerisinde çok top kaybı yaptı. Beykanı'ı diğer maçlarla karşılaştırırsak daha istekli gördüm.Özgürcan her zaman ki gibi çok mücadele etti. Defansa gelip top çıkarması ilerde basması...Nazar değdirmeden umarım böyle devam eder. Oğuzdan değişikliğinde biraz geç kaldık sanırım. İkinci yarı ya moralli girdik saha ve skor avantajını kullanarak oyunu tamamiyle karşı tarafa yıktık. 

Maç bitiminde futbolcuların Şimşekler Grubu'nun olduğu tribüne gelip ADS tezahüratını istemeleri açıkçası beni çok şaşırttı. Ayrıca; Fatih Şen'in üçlüsü uzun yıllar hafızamızdan silinmicek gibi. Çok efsane oldu. Emniyetin iki takım taraftarlarını aynı anda dışarı çıkarması umarım bir sorun yaratmamıştır. Sağ duyu çağrılarını hafta içinde her iki tarafta samimi bir şekilde dile getirdi ki böyle olması gerekiyor. Maç öncesinde İnanırsak başarırız demiştim ve öylede oldu artık önümüzde zorlu karşılaşmalar var. Haftaya Antalya'yı yenersek şampiyonluk şarkılarını söylemeye başlayabiliriz ... Yılmayın, yıkılmayın!"

8 Mart 2015

Adana Demirspor:1-Adanaspor A.Ş.:0


Foto: @Adskulubu

Derbinin galibi, tribünde, sokaklarda, kentin her yerinde olduğu gibi sahada da bizik! Şampiyonluk teker teker adımlarla geliyor!

İlk yarıda tam bir küçük takım mantığıyla kapanan, bizi oynatmamayı hedefleyen rakip kontrataklarda pozisyon buldu. Bu sezon maçlara ilk yarılarda ağırlığımızı koyamıyoruz. Bugünde ilk anlarda İyi organize olamadık, kanatları iyi kullanamadık. Yapılan ortaları Yiğitcan'ın yokluğunda iyi kullanamıyoruz.  Ortadan yapmaya çalıştığımız oyunlar ise etkili olmadı. Devrenin sonunda bulduğumuz penaltı golüyle rahatladık.

İkinci yarıda ise çok net pozisyonları kullanamadık. Artun 3 net pozisyondan yararlansa, maç açık farka gidecekti. Maçın sonlarına doğru tempo iyice düştü, rakip takımın fiziksel gücü maçı çevirecek düzeyde değildi.

Genel olarak orta saha savunmamız iyi değil. Umut ve Oğuzhan savunma yapmıyor, orada tek koşturan Attamah. İleride Özgürcan'ın hareketliliği ancak Artun girince pozisyona dönüşüyor. Umut ve Beykan teknik becerilerini fazla zorluyor, ince pas atacağız diye pek çok kere pas hatası yapıyorlar.

En nihayetinde 3 puan iyidir. Sıcak bir gün ve derbi heyecanı performansları etkiledi ancak yolumuza devam ediyoruz. Rakibimiz olmayan bir takımı yenerek yapmamız gerekeni yaptık, şimdi sıra Antalya'da...





#AdananınRengiMaviLacivert




Derbi başladı, Adana'nın rengi en baştan belli.



8 Mart

Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde, kadınların iş ve sosyal koşullarını konuşmamız gerekirken Türkiye'de ancak onların nasıl hayatta kalabileceklerini tartışıyoruz. 8 Mart, Türkiye'de kadınlar ölmesin gününe dönüştü. Tabii memleketi yönetenlerin, kadınla erkeğin eşit olmadığını söylemesi, onların kahkaha atmaması gerektiğini buyurması, hamileleri başta olmak üzere kadınların eve kapanması gerektiğini söylemeleri kadın cinayetlerini azmettirmekten başka bir şey değil.

www.anitsayac.com sitesi, kadın cinayetlerini görmezden gelmeye çalışanlara inat, bu karanlık gerçeği hayıtlatmaya devam ediyor. Kadınların yaşam hakkının ötesinde toplumsalaktör olarak görünürlüklerini tartıştığımız günler için, mücadeleye devam. Derbi günlerinde kkullandığımız dili ve küfürleri gözden geçirerek işe başlayabiliriz. 8 mart kutlu olsun!

"İnanırsak başarırız!"

Bilal Nur (@BilalNur_ ) arkadaşımız derbi öncesi düşüncelerini bizimle paylaşıyor:

"Yine bir derbi sabahına varmanın mutluluğu ile güne başlıyoruz. Takımın moralinin yerinde taraftarların günler öncesinden çıkan biletleri tüketmeleri ve şehrin dört bir tarafına asılan bayraklar pankartlar... Kayserispor maçında olanlar geliyor aklıma ilk yarı berbat bir futbol sergileyip ikinci yarıda Demirsporluluk ruhunu kazannmaları ve ondan önemlisi inanmaları şampiyonluk yolunda büyük yol katettiğimizi gösteriyor. Çok kritik haftalardayız, Adanaspor ve önümüzdeki hafta oynanacak olan Antalyaspor maçlarından çıkaracağımız 6 puan bu şehrin 20 yıllık hasretine son vereceğini düşünüyorum. 

Takıma yeni gelen oyuncuların adaptasyon sorununu yenip artık kendilerine çeki düzen vermesi gerekiyor ki bu aşamada ve bu maçlarda gösterecekleri performans sıralamada olan kaderimizi belirleyebilir. Sakatların iyileşmesi özellikle Hüseyin ve Tayfur'un takıma dönmesi her şeyin yolunda gittiğinin sinyalini geçen hafta oynanan maçın ikinci yarısında gösterdi. Defansımızın bel kemiği olarak nitelendirdiğimiz Yiğitcan'ın iyileşmesi defans hattında oluşan sıkıntıların çözülmesini sağlayacaktır hoca bu maçta ona görev verirse. Rakibi değerlendirecek olursak maçtan düşmeyen ve kondisyonu yüksek bir takımla oynayacağız. Onlar da geçen hafta son dakikada attığı golle Samsunspor'u mağlup ettiler moralleri yüksek. Dikkat edilmesi gereken futbolcular var Ünal hoca bu yönde çalışmalar yapmıştır umarım.

2008'de oynanan derbinin havası var gibi ama rollerin ve ligin farklı olduğu konumdayız.Bizler tribünde futbolcular sahada son dakikaya kadar mücadele edelim. İnanırsak,başarırız!"

7 Mart 2015

Koridorun Ortalarında

Lige verilen aranın ardından ölüm koridoruna doğru yürüyüşümüzde ilk  yarıya oranla biraz az puan topladık. Alanya'nın iyi performansını sürdürmesini dileriz, bizi yenen herkesi yensin.

Ölüm koridoruna sağ girip mevta çıkmak ihtimali hala mevcut. Kayseri geri dönüşü "inanç" aşısı yaptı ama sahada esas ayaklar oynar, sadece ruhlar değil. 

İlk yarıdaki Adanaspor maçında -bir önceki günün tesis baskınından mıdır nedir?- ayakları gitmeyen, donuk bir takım hatırlıyorum çimlerin üzerinde. Ürkek, güvensiz bir takım.

Şimdi şampiyonluğu günden güne daha fazla isteyen, kendini bu fikre alıştıran bir ekip olma yolunda gidiyoruz. Psikolojik baskıyı arkadaşlık ile, futboldan zevk alarak oynamak gayreti ile aşabilecek bir ekip oluyoruz.

Adanaspor maçını bu yönden puan maçı değil, psikolojik duvarı delebilecek bir maç olarak görüyorum. Bu duvarı bu hafta delebiliriz ve bundan sonra yokuş aşağı raylar üzerinde uçarak ilerleyebiliriz. 

Olmaması dünyanın sonu değil elbette, hala telafisi olan haftalardayız. Puanı da, motivasyonu da tekrar kazanabiliriz. Bizi biraz da bu genişlik ayakta tutuyor. Eskisi gibi tüm maçları final maçı gibi yaşamamayı öğretiyor bana hayat. Her zaman başka fırsatlar olur, olacaktır. Tecrübe bu değil de nedir?

Karşımızda rakip taraftar olacak mı, tribün yapılacak mı? Bunları da merak ediyorum. İşler iyi giderken orada olmak, işler kötüyken olmamak. Belki mantıklısı budur ama tribüncülük biraz da akla, mantığa sığmayan işlerin peşinde koşmak değil midir?

Akılla mantıkla tribünler, stadlar inşa edersiniz. İçini biz doldururuz.


Zamansız, koşulsuz, deli gibi sevenler...

4 Mart 2015

Derbi Öncesi

Gelecek hafta sonu Adana Derbisi var. Geçen iki sezonu altlı üstlü bitiren iki takım arasında bu kez anlamlı bir fark var. Şampiyonluk yolunda her haftanın kıymeti daha fazla. 2007'de şampiyonluğa giderken yediğimiz kazığı da unutmuyoruz. Her maçta bu öfkemiz kabarıyor haklı olarak. İki sezon önce 1. ligteki ilk karşılaşmamızda aldığımız 4-2'lik galibiyet dışında bu öfkemizi dindirecek bir maç yaşamadık. Tribündeki ezici üstünlüğümüzü henüz sahaya yansıtamadık. Bu sefer, bizler yine tribünde işimizi yaparken sahadakilerin de işlerine gereken önemi göstereceğine inancımız tam.


Şirketleri el değiştirdikten sonra işleri yolunda giden ancak iki yıldır sahiplerinin sızlanmasıyla sıkıntılı günler yaşayan rakibimizin, hisselerini Beşiktaş'a satması ve onların pilot kulübü olmasıyla yaşadığı hüznü anlamak mümkün. Tarihi bir camianın böylesine oyuncağa çevrilmesi, hemşehrileri olarak bizi de üzüyor! Bu sezonki tribün performanslarını görünce 5 Ocak Stadı'nın yaşadığı trajediye de üzülüyoruz; bir hafta delicesine sevenlerin doluluğu ile diğer hafta boş betonlar...

Kenti bütün dinamikleriyle sarmalayan, her gün sokaklarda ve hafta sonları tribünlerde gördüğümüz "Adana, Demirsporludur" sözünün karşılığını, bir kez daha sahada göstermek adına çok önemli bir derbinin arefesindeyiz. Maçın gündüz olması da ayrıca keyifli. Tribünde her zamanki gibi tahriklere aldırmadan sadece takımımızı destekleyerek, ceza alacak hiç bir gelişmeye mahal vermeyerek haftayı kayıpsız atlatalım...