28 Kasım 2014

Sportmence'de Şimşekler Grubu

Arkadaşımız Gencay Sivuk (@gencay1940) Şimşekler Grubu adına Sportmence Dergisi'yle söyleşi yapmış, duyuralım, okuyalım:

http://sportmence.org/roportaj-adana-demirspor-simsekler-grubu/1275/

Orduspor'un Durumu

Geçen sezonun 10. haftasında lider olan Orduspor, bu sezon ligin dibinde. Bu ligte işlerin çok çabuk altüst olacağının en yakın kanıtı; bize vermesi gereken mesaj, hemen yükselmek değil istikrarlı ve dengeli gitmek önemli. Geçen sene dipte olan K.Maraş bu yıl 2.ligte de dibe inmiş durumda ya da hızlı bir yükselişle Süper Lig'e çıkan Balıkesir'in durumu da ortada. İyi gidiyoruz zannedilen dönemlerle dibi görmek arasında sadece bir kaç ay olabiliyor. O yüzden ne yaptığını bilen yönetimler bizim için oldukça önemli.

Geçen sezon K.Maraş'a kötü günlerinde derman olmamıştık, bu yıl da Orduspor'a sahada moral vermeyelim. Demirspor taraftarı böyle maçlarda daha karamsar olur, çünkü geçmişte kötü deneyimlerimiz var. 2007'deki Uşak maçı, bunun en kör göze parmak haliydi belki de. Teknik ekibimizin ve futbolcularımızın, Urfa maçındaki azimden vazgeçmeyeceklerine, rakibi küçümsemeyeceklerine inanıyoruz. Bu tür takımlar belki sezon boyu bir iki takımın canını yakıp yine gerilerler; onlardan biri olmayalım. İşimizi iyi yapıp, kazanalım!

Geçen yıl, daha öncesinde hep 1.ligte (eskinni Süper ligi'i) karşılaştığımız Orduspor ile 1983-84'ten sonraki ilk buluşmamızda (yine 11.haftada) dışarıda yenilmiş, içeride ise kazanmıştık. Dışarıda puan alacağımız bir maçı kaybetmiştik; Yücel İldiz'le iyi gittiğimiz bir dönemde. İçerideki maçta ise 5 haftalık mağlubiyetin ardından, zirveyi zorlayan bir rakibi yenerek nefes almıştık. Bu yıl da ilk 6 mücadelemizi pekiştiren bir maç olsun...

Açıklamalar

Geçen hafta bizim de önemsediğimiz ve bahsi geçen konular hakkında bilgilendirme bekliyoruz dediğimiz Teknik Direktör Ünal Karaman'ın açıklamalarına önce Başkan'dan sonra da Şimşekler Grubu'ndan ses geldi. Başkan Selahattin Aydoğdu, Yüksel Evsen'in programın açıklamalarda bulundu; genel olarak işlerin yolunda gittiğine dair bir imaj çizdi. Teknik ekibin uyum içinde olduğunu söyledi. Grubun açıklaması ise daha sert; yerel basına yine eski uyarıyı yaptılar, "şerefinizle yazın" dediler. Açıklamada, "Amaç Hocamızla Yönetimi karşı karşıya getirmek, arasını açmak ve çok önemli Urfa maçı öncesinde futbolcuların kafasını karıştırıp motivesini bozmaktı.. Aynı zamanda biz Demirspor Taraftarlarının da aklını bulandırmak istiyorlardı.. Ama Urfa'da Futbolcularımızın ortaya koyduğu güzel futbol ve taraftarın mükemmel desteği sonrasında gelen galibiyet onlara tokat gibi bir cevap oldu." deniliyor.

Adana'da işlerin karıştırmak için bekleyen hazır grupların olduğu hepimizin malumu. Sahada işler yolunda gittikçe onların sesi daha az duyulur. O yüzden futbolcuların işlerini düzgün yapmaları hepimizin yararına. Teknik ekibin ve yönetimin de çıktıkları bu yolda ısrarcı ve inançlı olmaları gerekiyor. Eleştirilere cevap versinler ama bu onları yollarından çevirmesin. Görüldüğü üzere taraftar onların hep yanında, onları üzmemek ve spekülasyonları canlandırmamak için mücadeleye devam!




27 Kasım 2014

Mavi Lacivert Yaşamak - 6

Merve de sağolsun, Yavuz'dan gelen pası kontrol edip topu sürmeye başlıyor. Çok da iyi ediyor. Söz sırası onda...

"Günaydın, iki gündür o pas bana gelmesin diye takip ediyordum, geldi, neden diye sorarsanız ne benim “mavi lacivert yaşamak” serisinde yazan arkadaşlar kadar tutkulu ve duygusal hissetmemem ve o kadar deplasman hatıramın olmaması.

Benim çok küçükken bir aşkım vardı, daha sonra büyüdüm, ortaokul ya da lise yılları, ilk zamanını hatırlamam ama yavaş yavaş Demirspor’u tanımaya başladım. Futbolu ve hatta sporun her dalını seyretmeyi seven ben için tabi ki şehrimin takımlarını bilmek ve birini desteklemek önemliydi, çünkü Türkiye’de de bu eksik yapılan bir şeydi. Velhasıl, taraftarı, misyonu, renkleri, duruşu ve belki biraz da cefakarlığı nedeniyle Demirspor beni kendine çekmişti. Dolayısıyla mantığımın beni yönlendirdiği ikinci aşkım olmuştu. Bana gelirsek dedim ya yeterince duygusal değilim diye, benim tek çok duygulandığım, çok kızdığım, çok heyecanlandığım zamanlar tuttuğum takımın maçını izlediğim anlardır, neredeyse kişilik değiştiririm. Güngören maçını hatırlıyorum o gün çok mutluydum çünkü Ankara’dan Adana’ya gelmiştim. Maçı televizyondan izliyorum büyük bir umutla. Son dakikalarda yediğimiz gol, ben televizyonun önünde ayakta duruyorum, yıkılmışım. İşte bizimkilerin bir sözü vardı yenildikçe “bağlılığımız” artar, sanırım öyle bir histi o gün bir dönüm noktası daha eklenmişti Demirspor sevgime, artık daha çok ve daha yakından takip edecektim. Tarihini okuyup başarılarını öğrenecektim.

Günler geçti işte bugün oldu, bir Demirspor platformunda ayağıma pas alıp pas veriyorum. Taraftarların hikayesi çoktur, ve özellikle bizimkiler duygusal adamlardır, bir futbol takımı için ülkenin diğer ucuna gider ve hatta ülke değiştir, yenilseler de acıyı paylaşarak evlerine döner, sevdiklerine sarılır ağlarlar. İşte bu hikayeler beni en derinden etkileyen ve duydukça futbolun aslında ne kadar hayat olduğunu ve asla bugün ki endüstriyelliği ve ortamı hak etmediğini düşündürten. Hepinize teşekkürler, iyi ki varsınız.

24 Aralık'a gelince Yavuz Yıldırım, n'apacağımı ben de bilmiyorum ama ilk andan beri mavi lacivert tarafta olacağıma dair bir his var. Çünkü biz hep kazanmaya daha çok ihtiyacı olan takımı tutarız. :) 
ve duygusallığını en takdir ettiğim taraftarlardan birine atıyorum ben pası, Mustafa Uçar söz sizde

Not: bu yazı yüzünden işe geç kalacağım :)"

Mavi Lacivert Yaşamak - 5

Sevgili Yavuz, facebook serimizin kendi ayağını buraya eklememiş. Olsun, bir ekleyen bulunur elbet. Yazılar arasındaki geçiş bütünlüğünü sağlamak adına keyifli yazısını ben ekliyorum. Bahsettiği hatıraları da iyi ki yaşamışız diyorum!

"Teşekkürler Yaşar, o kadar çok anı var ki neresinden tutsak, ne anlatsak eksik kalır. 

Yaşar'ın da olduğu, trenle gidilen GOP deplasmanı, hele ki dönüş yolu unutulmaz. Çanakkale'de otelin önüne doğru topçuların bizi görüp kaçması, Kırıkkale'de başkanın "bizi burada da mı buldunuz" demesi, Tokat'tan dönerken radyoya bağlanmamız... Ankara'da Nefes geceleri, AKE buluşmaları, bizim takımın dertleri yetmezmiş gibi Ankara Demirspor yönetimiyle buluşup onlara bir rapor vermemiz... İtalya'da millet içip dağıtırken bizim yarın maç var diye erkenden yatmamız! 

Onca anımız var, hadi burada benim için en garip olanı, hüngür ağladığım maçı da hatırlatayım. Antalyada Mardan Stadı'nda playofflarda Malatya'ya son dakikada gol atıp, penaltılarla da eleyince -o zamana kadar nice maç görmüş nice stres atlatmış ben- eşimin omzunda hıçkırarak ağlamıştım. 

Bütün anıların ortak noktası arkadaşlık. Her deplasmanda, her buluşmada arkadaşlık arttı, katlandı. Geçen zaman içinde bekar arkadaşlar evlendi, evliler çocuk sahibi oldu, öğrenciler iş güç edindi. Birbirimize kızıp bağırdığımız oldu ama hep saygı duyduk, hiç arkadan iş çevirmedik. Ankara Tayfası bu yüzden hala ayakta ve saygı duyulan bir yapı. Yeni isimlerin aramıza katılmasından da çok mutluyuz. 

Ben pası, kadın kotası gereğince Merve Deveciye atıyorum, bakalım 24 aralık'ta kimi tutacak? :)"

26 Kasım 2014

Konuk Yazar: Bilal Nur

Bilal Nur arkadaşımız ( @BilalNur_ ) Urfa deplasmanından izlenimlerini bizimle paylaştı, teşekkür ediyoruz kendisine:

"Şanlıurfa ile oynadığımız tüm sonuçlar bize hep ters gelmiştir. Adana'ya yakın olmasından ve Şanlıurfa’da yaşayan dostlarımdan dolayı şehre maçtan 2 gün önce geldim dolayısıyla şehri gezip maç hakkında konuştum. Belediye başkanlarından yapılan Şanlıurfaspor bayrakları, afişleri şehre büyük bir renk katmıştı. Halk artık başarıya aç olduklarından büyük bir kenetlenme vardı Urfa’da. Nereye gitsem üstümdeki Demirspor montundan dolayı ilgi gördük hatta maça gitmek için çarşıdan bindiğim otobüste bir dayı’ korkma burada size bir şey yapmazlar seviyoruz sizi’ demeleriydi.


Maç günü erkenden stadyum ve çevresindeydim çok sayıda özel araç ve otobüsler gelmeye başlamıştı. Passolig rezaleti yüzünden turnikede oluşan bir hata nedeniyle taraftarlar  13.05’de stadyuma alınmaya başladı.Tabii öncesinde yaşanan gerginlik stad müdürünün açıklamasından dolayı biraz da olsa hafifletti. İçeri girdik, herkes bir bir geliyor bize ayrılan kısmı doldurmaya başladık.Urfa taraflarından hoş geldiniz tezahüratları bizim de karşılamamızla beraber çok güzel bir görüntü vardı. Maç başladı iyi oynuyordu takım ilk dakikalarda pozisyon buluyorduk buda bizi daha çok motive ederek takımımı desteklemeye itiyordu. Cumali'nin güzel pasıyla Timur’un vuruşu ağlarla buluştu. İlk yarıyı böyle bitirme niyetindeyik ve öyle de oldu. İkinci yarıya çok hızlı başladık ve Mulenga'nın akıllı oyunuyla 47’de penaltı kazanıp farkı 2’ye çıkardık. Tribün olarak çok iyiydik. Oğuzhan'ın düşürülme mevzusunda Urfalı ve eski Adanasporlu Veli'nin gereksiz müdahaleleri ortamı çok gerdi. Gerek saha içinde gerek tribünlerde büyük gerginlik yaşanmasına sebep oldu. İlerleyen dakikalarda istediğimiz oyunu oynayarak galip geldik. 90’dan sonra bir ara gittik geldik ama olsun. Takım olarak çok iyiydik öncelikle çok akıllı oynadık yediğinmiz ikinci golde kalecinin yine tereddütte kalmasından dolayı yediğimizi düşünüyorum onun dışında bir sıkıntı yoktu izlediğim kadarıyla. 

6 puanlık bir maçtı, bu galibiyetle yarıştan kopmadığımızı gösterdik rakiplerimize. Önümüzde bitkin bir Orduspor var bu maçtan da galip gelirsek takımda oluşacak hava bizi liglerin ara verilmesine kadar taşır. Stad çıkışında hiçbir sorun olmadı polislerin eşliğinde yola koyulmaya başladık herkes mutluydu. Büyük umutlarımız vardı…"

25 Kasım 2014

Rostand Göründü


Siyah forvetlerimizden bahsetmişken, geçen sezon 9'u ligte 1'i kupada 10 golle takıma katkı sunan, sezon başında bizi kahretse de sonrada açılan Rostand'ın bu sezon ilk maçına çıktığını da duyuralım. Belçika'nın Lierse takımına transfer olan Rostand, takımında henüz kadroya girememişti. Belçika Pro Lig'te son sırada olan Lierse'in bu hafta oynadığı Mouscron-Peruwelz maçında ilk kez kadroya girip, ilk 11'de sahaya çıkan ve 90 dakika sahada kalan Rostand, bakalım takımının kötü gidişine çare olacak mı?

Mulenga Kendi Zirvesinde


Utrecht'ten transferimiz Jacob Mulenga, kariyerinin en iyi sezon başlangıcını yaptı. 9 haftada 6 gol atan siyahi forvetimiz, son 4 maçı da boş geçmeyerek, ilk kez üst üste 4 gol atmış oldu. Geçen sezon ligte toplam 10 maça çıkan ve 6 gol atan Mulenga, şimdiden gören sezonu yakalamış durumda. 2012-13 sezonunda ise Avrupa Ligi maçları dahil 14 gol atmıştı. Eğer bu sezon kendisinden beklentimiz olan 15 gole ulaşırsa sezon sonunda kendi zirvesine de ulaşmış olacak.

Fofo Ruhu Yaşıyor

Niğde Üniversiteli Adana Demirsporlular, hafta sonu oynanan Niğde bld-Zonguldakspor maçında önce Zonguldaksporlu futbolcuları otelde ziyaret etti, ardından deplasmana gelen taraftarları statta karşıladılar. Hazırladıkları Fofo Ruhu pankartıyla statta yerlerini alan ÜniNiğde Tayfası, facebook gruplarından da muharremgulergin.blogspot.com bloguna link vererek bu konuda üniversiteli gençleri bilgilendiriyor.





23 Kasım 2014

Ş.Urfaspor:2-Adana Demirspor:3

Müthiş bir deplasman galibiyeti, 9 haftada 4gol yemiş takıma 3 gol attık kendi sahalarında. 2-0'dan sonra takımın geri çekilmesi, gereksiz paniğimizle maç riske girmişti. Rakibin iki topu direkten döndü. Bu şans anlarını lehimize çevirmeyi bildik.

İyi oynadığımız anlarda önde baskı yaptık, kaybettiğimiz toplara hemen müdahale ettik. Timur'un sağdan getirdiği toplarla etkili olduk. İlk golde Cumali'nin güzel pasını, bir kaç dakika önce benzer pozisyonu değerlendiremeyen, Timur iyi değerlendirdi. Mulenga yine golünü attı, kendi yarattığı ve bu sezonki ilk penaltımızla. Sezon başı onun için koyduğum 15 gol barajına ulaşacak gibi görünüyor.

Baskı yediğimiz anlarda Ünal Hoca takıma geç müdahale etti. Ortasaha savunmamız düşmüştü ve yeni bir isim gerekiyordu. O anlarda Timur, Mulenga, Oğuzhan gibi savunma yapmayan oyuncular sahadaydı ama o Hüseyin'i almayı tercih etti. Oğuzhan bugün topla çok oynadı, top ayağına yakışsa da zamanında vermediği paslarla saç baş yoldurdu. Yine de 3. Golün pasını verdi. Bal yapmayan arı Timur, beklediğimiz gollerini attı bugün ama o da topla oynama oranına göre oldukça verimsiz.

Fanatik gazetesinin geçen seneki goygoycu manşetine inat, iki sene once olduğu gibi deplasmanda3-2 kazandık. Deplasmanda 2 golden fazlasını atıp da rahat olmamak ise bir Demirspor klasiği!

22 Kasım 2014

Urfa Bizi Zorluyor

Şanlıurfaspor'la son yıllarda oynadığımız maçlar hep sıkıntılıydı. Hele ki 2006-07 sezonunda, Çapanoğlu idaresinde şampiyonluk yolumuza taş koymuşlardı. O sene Urfa'daki maçlar hep sorun olmuştu, ilkbdeplasmanda 5 kırmızı kart gördüğümüz maç, sonra da şampiyonluğa giderken yine kırmızların konuştuğu 2-2lik maçlar... 2 sezondur 1.ligteki 4 maçta da henüz tek galibiyetimiz var. Bu hafta da kritik bir maç oynuyoruz, bu sezon kestiğimiz hesaplara bir yenisini daha ekleyelim.

21 Kasım 2014

Mavi-Lacivert Yaşamak - 4

Yaşar Coşan kardeşim çok içten yazmış, arkadaşını sevmenin önüne geçmiş Demirspor'u sevmek. Oysa arkadaşın zor gününde yanındadır Yaşar kardeşim, Demirspor senin zor gününü zorlaştırmada çok maharetlidir. Arkadaşın sana yanlış yaparsa yollarını ayırırsın, Demirspor yanlış yaparsa yapacak hiçbir şeyin yoktur. Kabullenirsin. Arkadaşın sana hediye falan alabilir, ne bileyim yemek ısmarlar, Demirspor hep kesene zarar :) Arkadaşının tavırlarını eleştirirsin kendine çeki düzen verir, Demirspor'u eleştirirsin, değişmez sinir hastası olursun. Ya işte böyle Yaşar kardeşim, işte hep bu nedenlerle arkadaşını değil Demirspor'u seçersin. Eline sağlık. 

"Neyin kafası arkadaş bu? :) Sabah 6 gurbetin gurbetindesin, telefon titrer aniden uyanırsın, pası aldım sisli bir Eskişehir sabahı uyuman lazım, yoğun bir gün seni bekler, ama gülümsersin kalk heyecanla yaz şu yazıyı diye dürter seni Demirspor sevgisi... 

Gurbette farklıdır Demirspor'u yaşamak, iple çekersin yapabileceğin bir deplasmanı ya da hafta sonu TV'de takımını takip edebilmeyi, hele ki; bir de gördüysen sokakta mavi lacivert formayı, o şehir daha bi' yaşanacak gelir sana. 

Bazen bulamazsın ülkenin merkezindeki Kızılay'ı (daha önce buluşma yeri olarak bulamamışlığım var). Bazen de hafta sonu alınan bir mağlubiyet zehir eder sana haftayı, ama o hep vardır hayatının tam ortasında; seni güldüren, ağlatan ve çoğu zaman deli gibi kendi kendine şarkılar söyletip konuşturan. 

Küçük bir anı belkide itiraf :) 

Sene 2008, Afyon deplasmanı, soğuk bir sonbahar günü takım maddi sıkıntılar yaşıyor, acil 3 puan lazım, kale arkasında gergin bir maç bizi bekliyor aklımda kötü düşünceler :) Rakibin yedek kalecisi kardeşim dediğim çok samimi bir arkadaşım. 

1. kaleci sakatlansa bu girse, kötü bir sezon geçiriyor olsa, hatalı gol falan yese derken maç başladığı gibi bitti. Kötü emellerim yerini bulmadı. 

Garip olan sonraki sezon o kardeşimiz bize transfer oldu ve ağır bir sakatlık geçirdi yedek oturduğunda hazır değil diye korktuğumdan kendimi maçlarda sezon boyunca aman 1. kalecimize bi'şey olmasın diye dua ederken buldum:)) 

Ben en çok seni sevdim.. Oğuzhan kardeşime teşekkür ediyorum ve saygılarımla pası Yavuz Yıldırım abime atıyorum;)"

20 Kasım 2014

Mavi-Lacivert Yaşamak -3

Nuh'un attığı pası Oğuzhan değerlendirdi. Nasıl mı, aşağıda.

"Nuh Abi'nin pasını ayağımdan aşmama rağmen kontrol ediyorum. Onur Abi'nin dediği gibi Demirspor hayatımızın her anında zaten. Bu konuda minik bir anımı paylaşayım. Çocukken etrafımda beni Demirsporlu yapacak büyüklerim olmadığı için Demirspor sevgisiyle yatılı okuduğum lise yıllarımın başlarında tanıştım...

5 Ocak Stadı'nda ilk kez lise 2.sınıfta iken bulundum. Hal böyleyken ilk ciddi (Ankara dışı) deplasmanım da üniversite 1.sınıfta nasip oldu. Kocaelispor'la oynayacaktık. Orda okuyan bir arkadaşım vardı. O zamanlar uslu bir çocuktum ve yola çıkıyorum n'olur n'olmaz diye aileme İzmit'e lise arkadaşımın yanına gittiğimi söyledim. Kocaeli'ye vardım ve arkadaşla buluşup stada geçtik. 

Rakip Kocaelispor kötü günler geçiriyor ve yanlış olmasın ama 23 haftadır kazanamıyordu. Maçın sonucu düşenin dostu Demirspor'umuz 1 yıldır kazanamayan Kocaelispor'a kaybetti. Halen de öyle, yenilince daha çok seviyordum Demirspor'u. 

Otobüse atladım yorgun yorgun Ankara'ya dönerken telefonum çaldı. Babam arıyordu. (Tribüne uzak bir insandır Babam) Öfkeli bir ses ve aramızda direkt şu diyalog geçti: 

-Oğlum Demirspor'un bu hafta kimle oynadı? 
-(yaramazlık yaparken yakalanan çocuk edasıyla) Kocaelisporla baba. 
-Sen maça gittin değil mi oraya? Eşşek herif ahh bi dövselerdi seni orda ne var! Böyle devam et tamam mı afferim sana, böyle devam et... 

Ve telefon yüzüme kapandı. Yediğim fırçadan yola çıkarak o gün bugündür söz dinleyip böyle devam ediyorum. İster güldür, ister ağlat; Lacivert sen, mavi hayat diyerek pası Yaşar Coşan abime atıyorum..."

Bakmayın Oğuzhan'ın o zamanlar usluydum dediğine, halen uslu, halen pırlanta gibi. Eline sağlık kardeşimin. İlk fırsatta Yaşar kardeşimin yazısını paylaşacağım.

Karaman'ın Açıklamaları

Ünal Karaman'ın açıklamaları camia içinde sorunların olduğunu gösteriyor: http://www.5ocaknews.com/haberler/spor/bu-anlayis-devam-ederse.html

Bu sözler kulüp kulislerine yakın olanlar için şaşırtıcı olmayabilir ancak tribündeki taraftar için yeni ve önemli. Ünal Karaman, antreman sahasındaki zemin sorunlarından, antremanların izlenebilmesine, kulüpteki para sıkıntısından eski yönetim anlayışında bir şeyin değişmediğine kadar oldukça kapsamlı eleştirilerde bulunmuş. Bütün bunları söylerken, "biz yine de bunlara rağmen mücadele edeceğiz" demeyi eksik etmiyor. En azından bu detay önemli. Çünkü Demirspor önceki yıllarda şampiyon olduğunda ya da play-off oynarken de çoğu zaman yönetimlerin hatalarına rağmen ya hocasının ya da bir kaç oyuncusunun onurlu duruşu ve azmiyle ilerliyordu.

Karaman, bu konuları muhakkak yönetimle de paylaşıyordur. Belki bu paylaşımlarından bir sonuç almayınca kamuoyuyla ve basınla paylaşma gereği duymuş olabilir. Yönetimden beklentimiz her zaman açık olmaları ve sorunları da atılacak adımları da kamuoyuyla paylaşmalarıydı. Yoksa kapalı kapılar ardından konuşulanlar hakkında çokça spekülasyon yapılır ve takım daha çok yıpratılır. Teknik Direktör Karaman'ın "dost acı söyler" yaklaşımıyla yaptığını düşündüğüm bu serzenişlerin çözümüne ve neler yapılacağına dair açıklamaları yönetimden bekliyoruz; bunları öğrenmek hepimizin hakkı.

19 Kasım 2014

Burs Ödemeleri Başladı

Bu sene havuzumuzda aylık 600 TL birikti. Aldığımız taahhütler bu yönde. Bu kapsamda 6 kardeşimize ayda 100'er TL burs verebilmeyi ümit ediyoruz. İlk ödemeleri gerçekleştirdik. İnşallah alnımızın akıyla bu sene de organizasyonumuzu tamamlarız.

Bu sene geçen seneden burs alan bir kardeşimizin Adana'ya dönmesi nedeni ile kendisini havuzdan çıkardık ve yerine üç yeni kardeşimizi dahil ederek altı kişiye destek olabilecek seviyeye geldik. Bu süreçte muhtelif organizasyonlar yaptık ve yaptığımız duyurular ile katkı koyacağımız arkadaşları tanımaya ve gerçekten ihtiyacı olduğuna inandığımız, kendisini tanıdığımız, bildiğimiz kardeşlerimize destek olmaya çaba gösterdik. 

Geçen seneden farklı olarak bu sene üzülerek birçok arkadaşımıza destek veremedik. Gönül isterdi ki; bize başvuran her kardeşimiz bu havuzdan istifade etsin. Ancak maddi imkanlarımız buna elvermedi. İnşallah dağıtımı yaparken hakkaniyetsizlik yapmamışızdır. 

Yüz akımız olan bu organizasyonu hayata geçirmemize vesile olan tüm abi ve kardeşlerimize can-ı gönülden teşekkür ediyoruz. 

Mavi-Lacivert Yaşamak-2

Pası Nuh TAŞ kardeşime atmıştım. İyi değerlendirdi ve diklemesine hücuma kalktı. Yazı dizimizde ikinci bölüm aşağıdadır.

"Onur abinin pasını karşılıyorum, pası tayfadaşlardan birine vermeden önce golü kim atacak merakla bekliyorum.

Onur abi gibi marşlar söylerek uyuttuğumuz, bize mavi-lacivert renkler sunacak çekirdek aile durumumuz olmasa da, evin içerisinde, sokakta, yolda, otobüste işte marşlar mırıldandığımız, ADS ADS ADS diye zıp zıp zıpladığımız anlarımız oluyor.

Hele ki deplasman kovalamıyorsak –Gurbetteyik ki bize her yer deplasman- televizyon karşısında koltuklara çöreklenip karşılıklı tek kişilik dev tribün olduğumuz saatler. Gün içerisinde durumlar böyle, lakin şimdi size en mavi-lacivert olayımı anlatayım:

Hayatın akışından koptuğunuz anlar olmuştur. Çevrede olan biten her şeyden bihaber olduğumuz günler. Ama benim haftalar sürmüştü. 2012/2013 sezonu. Play-off sezonlarımızdan biri. Tam üç hafta değişen gökyüzünden başka bir şey görmüyorum. Soğuk, sisli ve gri bir sabah, bazen bulutlu bazen bulutsuz, öğle vakti ve renk cümbüşü kızıl akşam vakitleri.

Tamam tamam uzatmıyorum. Mesele askerlik! Bitmeyen günler yaşadığım o acemilik günleri.(Üstüne kızamık vakası ve 45 güne uzayan acemilik) Her şey o kadar düzenli o kadar dakik ve anlık ki sizin düşünmenizi, kafa yormanızı gerektirecek hiçbir şey yok. Bu durum beyninizin ve idrakinizin geçici devre dışı olmasına sebep oluyor. Neyse, askerlikle ilgili geri kalan detayları ciğerci Apo da ya da şiir gecemiz filan olursa anlatırım o zaman. Böyle bir ortamda Mavi Şimşek’ten bir haber alamıyorum tabi -ki aklıma bile gelmiyor itiraf edeyim.!-

Yemin töreni günü kızamık vakasından dolayı yemin törenimiz iptal. Ailelerle görüşmek yassak hemşerim. Açıklama yapmak için olağan sıra düzenimize geçtik. Sonra adımı duydum o kalabalıkta. Tabi bir heyecan oldu bende korkuyla karışık. Çavuş beni çağırdı, elinde bir paket. Gazeteye sarılmış. Nuh sen misin, dedi. Paketi bana verdi. İçinde bir atkı ve bir bere.

Şehrin Asi Çocukları. Duygulandım lan!!! Tabi ailemizi görememenin hüznü de var. Sonra tüm bölük marşlar söyleyerek yürürken ben atkı ve bereyi aldığım o ilk anda atamadığım çığlığı Demirspor marşları söyleyerek attım.

‘’Yürüyüş kararı sayılacaaakk, say’’

Yok ki senden ötesiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii…"

Atkı için kardeşi Fatih'e teşekkür eden Nuh nedense bere için teşekkür etme gereği duymamış. Pası Oğuzhan Akbaş kardeşimize atmış. Oğuzhan da yazısını yazdı, sonrasında üç paslaşma daha oldu, pas trafiğinin hızına yetişemiyorum. Bir sonraki yazıda Oğuzhan'ın hayatından mvi-lacivert bir kesim yayınlayacağız.

18 Kasım 2014

Mavi-Lacivert Yaşamak

Baktık ki Demirspor'un bu hafta maçı yok, hemen özledik, hemen duygulandık, başladık yazmaya. Bizim için olağan elbet Mavi-Lacivert yaşamak, hayatımızın ta kendisi de ondan. Çoğu zaman hiç fark etmeksizin. İstedik ki; hayatımıza işlemiş ADS'yi küçük küçük paylaşalım. Böylece bir kaç satır karaladım ve bir arkadaşa sıramı verdim. Artık o kimi davet ederse dedim ve ortaya güzel şeyler çıkmaya başladı. Kendimden başlıyorum.

... ... ... ...

"İki çocuk babasıyım malum. İki numara henüz bir aylık. Uykusu bir gün iyi bir gün kötü. O uyuyunca sen de uyuyorsun o gazını yapamazsa sana uyku haram. Yine azap gecelerinden birini yaşamışım, belimde ağrılar, çocuk pişpişlemekten kolum tutmuyor. Halsizlikte dip nokta denen bir yer varsa oradayım. Anne elinden geleni yapmış, sıpa uyumuyor.

Tam bittim dediğim yerde alıyorum bebeğimi kucağıma ve bir mırıldanma başlıyor. Gönül sızım yürek yaram... Mırıldanma artıyor, canlanıyorum, halsizlik kayboluyor. Sonsuza uzanır gibi coşkun bir tezahürat dalgasına kaptırmış buluyorum kendimi. Geliyoruz vakit tamam. Çocuk uyuyor ben devam ediyorum.

... ... ... ...

Bir numara hakkında da yazayım. Oyun yerine götürüyorum. Böyle kaydıraklar, zıp zıplar, tırmanma yerleri neyin var. Ve de rengarenk yumuşak top havuzları. Kızım orada oynarken ben onu cam arkasından izliyorum. Sonra bir kahve almak için ayrılıyorum. Geri döndüğümde kızımı hiçbir şeyle oynamayan ve beni arar halde buluyorum. El sallıyorum cama koşuyor. Elinde bir mavi bir lacivert top. Bak baba diyor, en sevdiğin renkler, mutlu oldun mu?"

... ... ... ...

Topu Nuh TAŞ'a atmıştım, birazdan onun yazısını yayınlayacağım. 

17 Kasım 2014

Sizin Milli Takımınız, Bizim Demirsporumuz

Futbolumuzun dönüştüğü kocaman pislik, Milli Takım'da vücut buluyor. Milli Takım hepimizin ortak noktası,  asgari müstereği olması gerekirken sadece İstanbul'un, oradaki dertlerin ve kavgaların görünür olduğu bir yer çünkü. Bizim takımımız değil. Kendi yarattıkları kahramanların, düşmanların, pis ilişkiler ağının ortasında takılıp kalıyoruz. Onların kavgasını izlerken biz takımımızdan uzak kalıyoruz. Futbolcuyu, oyunu, tribünü mekanikleştirenler yüzünden biz kendi yarattığımız duygulara, renklere ve neşeye mahrum bırakılıyoruz. Bizim milli takımımız Demirspor; sizden kaçtığımız, kendimize sığındığımız kurtarılmış mavi-lacivert alanımız.

16 Kasım 2014

Devrenin Ortasında

Devrenin ortasında, başaltı durumundayız. Geçen sezonun bu haftasına göre 4 puan daha fazla topladık. Gelecek hafta sonu Urfa ile oynayacağımız maç yukarıdan kopmamak adına önemli. Arada 4 puanlık bir açık var. Ünal Karaman,  kalan 8 maçta 14 puan hedeflediklerini söylemiş. Bence daha fazlası hedeflenmeli çünkü bu 8 maçın 5ini şu anda son 5 sıradaki takımlarla oynayacağız. Bu süreçte 17 puana kadar çıkılabilir, 1 yenilgi 2 beraberlik öngörüsüyle. Takım içi disiplini koruduğumuz ölçüde bu hedefe ulaşmak mümkün.

14 Kasım 2014

İstikrar Abidesi Yiğitcan

Bir futbolcunun sahiplenilmesi, benimsenmesi tabii ki sahadaki performansıyla ilgili. Hata yapsa bile candan oynayan, yüreğini koyan oyuncu her zaman sevilir. Ama Demirspor'da kadrolar sürekli alt üst olup istikrarlı oyuncular bulunamadığı iç.in tribünün sahipleneceği isim sayısı da çok az durumdaydı. Gerçi bu sayı 1. lig yıllarında biraz artıyor. Geçen sezonlarda Şener, Kerem Can, Erçağ gibi isimler zaman zaman performansları düşse de taraftarın sevdiği oyuncular olarak öne çıktı. Biz de onlar için ayrıca sevgi dolu yazılar yazdık, isimlerini öne çıkardık blogta.

Bu yıl yine önemli ölçüde yenilenen kadroda, geçen yılki oyunculardan kalan en önemlisi Yiğitcan'dı. Geçen sene gösterdiği bu yol da koruyan Yiğitcan ilk 9 maçın tamamında ilk 11'deydi. Dahası takımın performansının düştüğü zamanlarda, tam anlamıyla tekmeye kafa uzatan oyuncu profiliyle dağılmaya başlayan takımda tek tutunacak dal oldu.


Yiğitcan istikrarını önceki takımlarında da sürdürmüş. Bu haftaki rakibimiz Şanlıurfaspor'un onun için yeri ayrı; bizden önce Şanlıurfaspor'da iki sezon oynayıp, ilk sezonunda 2. lig şampiyonluğu yaşadı. Daha önce de Altay'da 3 sezon ve Orduspor'da 1 sezon kadronun önemli isimlerinden biri durumundaydı. Tüm takımlarında sezon boyunca 20 maçın (Ordu'da 30'un) üstünde ilk 11 yapmış bir oyuncu. Bir defans oyuncusu olmasına rağmen henüz kariyerinde kırmızı kart yok. Aman bize denk gelmesin, nazar değmesin!



11 Kasım 2014

"Golcü" Tayfur

Hem kupa hem de lig maçında ağları havalandıran Tayfur Bingöl, Bandırma, Gençlerbirliği ve Hacettepe günlerinde de ağları sıkça havalandırmış. Geçen sezon Bandırma'da 37 maçın 33'ünde ilk 11 çıkan kanat oyuncumuz, bu maçlarda toplam 14 gol atmış. Bu gollerin dördünü bir maçta, Körfez FK karşısında atmış. 2012/13 sezonunda Gençlerbirliği formasıyla da 18 maçta 3 golü, 2011/12 sezonunda da Hacettepe formasıyla 31 maçta 5 golü var. Gençlerbirliği'nde U18 formasıyla bir sezonda 18 gol kadar çıkmış.


Yeni futbolda sağ ve sol açıkların önemi ortadayken, Tayfur'un bu gol özelliğini geliştirmesini dileyelim, nazar değmesin!

10 Kasım 2014

76 Yıl



9 Kasım 2014

Adana Demirspor:2-Karşıyaka:1

Kabus gibi 4 haftanın ardından sonunda kazandık! Hem de mağlup duruma düştükten soran... Bunlar pek sık olan şeyler değil. Tayfur, 73. dakikada oyuna girip 80'de skoru belirledi. Hafta içindeki kupa maçından sonra bu maçta da golünü attı. Helal olsun sana! Sezon başından beri takımın en iyilerindendi zaten. Mulenga da 5. golünü atarak, istikrarını sürdürdü.

Hemen altımızdaki takıma karşı alınmış 3 puan oldukça önemli.

7 Kasım 2014

Kupada Gruplar Belli Oldu

Kupa'da 2007-2008 sezonundan sonra ilk kez gruplara kalmıştık; kura çekimi sonrası F grubunda Beşiktaş, Rize ve Sarıyer'le eşleştik. Eski ve bildik takımlar olması, deplasman için iki kere İstanbul'a gidilecek olması kuranın iyi yanları. Çapraz grupta Fenerbahçe, Kayseri, Altınordu ve Bayburt var. Gruptan ilk iki çıkacak. Maçlar lig usulü, çift maç üzerinden olacak.

İlk maç, 3 Aralık'ta Rize ile deplasmanda; ardından 17 Aralık'ta Sarıyer'le içeride, 24 Aralık'ta BJK ile dışarıda ve 31 Aralık'ta içeride; 28 Ocak'ta Rize ile içeride ve 4 Şubat'ta Sarıyer'le dışarıda oynayacağız.

8 ila 10 puan arası alabilirsek gruptan ikinci olarak çıkabiliriz diye düşünüyorum.

Kupanın bu seneki sürpriz takımlarından Cizre ile hiç bir "büyük" takımın eşleşmemesi, Cizre'nin grubundaki takımların daha sakin tribünlere sahip olması da kuranın dikkat çekici ayrıntılarından...

6 Kasım 2014

Dayan, Yarına İnan!

Kan dökülen sokaklarda kurulan korku imparatorluğu, trilyonların akıtıldığı saraylarda yeni padişahlık denemeleriyle taçlanıyor. Sigara tüttürmek devrimci bir eyleme dönüşebiliyor. Futbolcular sokak ortasında etnik kimliği yüzünden linç ediliyor. Madenler, hala 19. yüzyılda; yolda yürümek ölmek için atılan ilk adım!

Memleketin neresinden tutsak kopup dökülüyor; bir cinnet halinde herkes birbirine düşman. Birliktelik ve dayanışma artık gün geçtikçe zor hissedilen duygular. Daha iyi yarınlar için mücadele, bulunduğumuz alanlarda, elimizin değdiği her yerde, gündelik hayatın içinde başlar. Adım adım büyür, örgütlü mücadeleye dönüşür. Daha iyi yaşam için mücadeleye devam. Burada ve her yerde; tribünde ve sokakta; evde ve sahada. Takılıp tökezlediğimizde birbirimize daha çok ihtiyacımız var; yola devam etmek her geçen gün daha değerli hale geliyor. "Dayan, yarına inan diyoruz" onun için. Daha mavi yarınlar için...

Foto: mavisimsekler.com

5 Kasım 2014

Adana Demirspor:2-Sandıklıspor:0

Türkiye Kupası'nda gruplara kaldık, 3. Lig temsilcisi Sandıklı'yı Timur ve Tayfur'un golleriyle yendik. Diğer maçlardaki skorlara bakıp alt liglerdeki takımların sürprizlerini görünce maç öncesinde çekiniyordum ancak oyuncularımız buna izin vermedi. Asıl 11imizden farklı bir kadroyla oynadık, maçı izlemediğim için yorum yapamayacağım ama kazanmak her zaman güzeldir.

Bu maçtan 26200+40000 dolar yani 66200 dolar da TFF'den para alacağız. Bu önemli. Ayrıca gruplarda alınacak puanlardan gelir sağlayacağız. Tv yayınları ile ülke gündeminde yer almak ve adımızdan söz ettirmek için de iyi bir fırsat.  Kupa maçını önemseyip bu maça asılan oyuncularımıza teşekkür ederiz!

3 Kasım 2014

Lösemili Çocuklar Haftası


Demirsporlu futbolcuların Lösemili Çocuklar Haftası vesilesiyle yaptıkları hastane ziyaretinden fotoğraflar, kulübün resmi twitter adresinden (@ADSKulubu) paylaşıldı. Düşünenlere, uygulayanlara tebrikler!

4 haftadır (ve daha nice zamandır) kanser ettikleri taraftarlarınızın da kalbini bu hafta alınacak galibiyetle almaya ne dersiniz?

Üni-Niğde



Niğde Üniversitesi'nde öğrenci olan Adana Demirsporlular, geçen hafta içi kentteki 29 Ekim yürüyüşüne katıldıktan sonra yeni montlarıyla ilk toplu organizasyonunu Elazığ maçını birlikte izleyerek yaptılar. "Sevdaya 50 Şehir Uzakta" sloganıyla deplasmanlarda onların da pankartlarını göreceğiz. 


1 Kasım 2014

Elazığspor:2-Adana Demirspor :1

Ünal Karaman'ın önemli kadro değişiklikleriyle başladığımız maç, tam bir hayalkırıklığına dönüştü. 10 kişi kalan rakibe karşı gerekli mücadeleyi göstermedik. 70 dk eksik oynayan sanki Elazığ değil de bizdik. İkinci yarıda tek bir net pozisyonumuz yok. Ünal Hoca kafasındaki sistemi futbolculara anlatamamış ya da iyi çalıştırmamış.

Hurşut ilk kez ilk 11 'de çıktı, şansını hiç iyi kullanamadı. Birileri Hurşut'a buranın emeklilik yeri olmadığını söylesin. Cumali yine kart görerek takıma zarar verdi. Kalede Tolga güven vermedi. Rakibin ilk golü yine orta sahada kaptırdığımız golden yedik. Ali Tandoğan beklediğimiz kaliteli ortalarını yapamadı. Tayfur iki haftalık özlemi gideremedi. Takım olarak kötüydük ve bu kez hakem hatalarına dem vurmadan Ünal hocanın bu sonuçların açıklamasını yapmalı.

İlk 4 hafta 10 puanalan takım, dişli rakiplerle oynadığımız ikinci 4 haftada 1 puan alabildik. Deplasamanda takımı yalnız bırakmayan taraftarın boynu bükük.

29 Ekim 2014

Yaşanacak Bir Cumhuriyet

Tersanelerde, madenlerde, inşaatlarda, sokaklarda ölümün kol gezdiği bir memleket değil yaşamın güzelleştiği, el birliğiyle güçlendiği, korkunun değil yaşama sevincinin hakim olduğu bir ülke olmak dileğiyle, Cumhuriyet'in 91. Yılı kutlu olsun.