28 Mayıs 2015

Playoff | Antalyaspor:3 - Adana Demirspor:0

Bu kadar kötü bir Antalya'ya yenildik, buna mı üzülelim; bu takım bu hale nasıl geldi, buna mı? Futbolcular bu sezonu çoktan bitirmişler kafalarında, içeride neler oldu, neler konuşuluyor bilmek mümkün değil ama sahada ne olduğunu görüyoruz. Bir de ne olmadığını, kalecimiz yok. Son 7 maçta 20 gol yedik! Yazık Emre Selen'e...

Futbolcular twitter'da gösterdiği performansı sahada gösteremiyor. Umutlarımızla oynayıp bizim posamızı çıkarıyorlar. Bu sezon zirveyi de gördük dibi de... Tam bir bunalım! Ne hissedeceğini bilememe hali...

27 Mayıs 2015

Ankara Demirspor 2. Ligte

Ankara Demirspor, yarı finalde Silivri'yi geçtikten sonra finalde de Sakaryaspor'u 2-0 yenerek 2.lige yükseldi! Tebrikler Lokomotif! Darısı başımıza...

23 Mayıs 2015

29 hafta vs. 5 hafta

Play-off meselesine alışığız. 3 sezonluk 1.lig maceramızın da ikinci play-off heyecanı olacak. Rakibimiz Antalyaspor. İki maçta da yenilmediğimiz bir takım olması ve lig karşılaşmalarının ortada geçmesi, umut veriyor. Onlar da bizim gibi dalgalanmalar yaşadı lig içinde, bu yıl düştükleri ligten hemen çıkmak istiyorlardı ancak bir kaç kez teknik direktör değiştirdiler ve sezon başındaki doğrudan çıkma hedefini gerçekleştiremediler.

Bizim için ilk 29 hafta ve son 5 hafta sanki iki farklı sezon gibiydi. Özellikle 17. Haftadan beri devam etirdiğimiz lig ikinciliğini bu kadar sert kayıplarla kaybetmek, playoff umudumuzu düşürüyor. 48 golle ilk 6'nın en çok gol yiyen takımıyız. Bu gollerin 14'ünü son 5 hafta yedik, yani neredeyse üçte birini ve çok güvendiğimiz Yiğitcan da bunların üçünde sahadaydı. Az gol atıp az yiyen, 1-0 2-1 gibi skorlarla kazanan takıma bir şeyler oldu.

Play-offlarda ikinci devredeki 12 haftalık rüya mı yoksa 5 haftalık kabus mu sahada olacak. Taraftar her zamanki yerinde, her zamanki yüreğiyle isteyecek, destekleyecek. Ama taraftarın bu haline nasıl karşılık gelecek? Futbolcular, twitter'daki istekliliğini sahaya da yansıttığı ölçüde...

Adana Demirspor:0-Altınordu:5

Önemli önemsiz fark etmez, tarihi bir skorla normal sezonu tamamladık. Kendi sahamızda 5-0 yenilmek tarihi bir yara. Bu futbolcuların bizi bu noktaya kadar getirdiğine inanmak çok zor, son 6 hafta futbolcuların kafasına taş mı düştü! Konsantrasyon sorunu bu kadar mı dağıtır bir takımı. Madem play-offlara hazırlık olarak görmüyoruz bu maçı, o zaman gençlerle oynayıp as kadroyu dinlendirseydik. Kendi gençlerine güvenen Altınordu,  onurlu mücadelesini playofflara taşıyamadı ama gençlere yatırımın neye yaradığını gösterdi. Bizse iki haftada 10 gol yeme sabrını, Emre Selen'e gösteremiyoruz.

Takım play-off öncesi hiç ama hiç umut vermiyor. Sezon başı ilk 6 için başarı derdik ama o son 6 hafta küme düşen takım performansı gösterdik.

19 Mayıs 2015

Kazanma Azmini Yitirmek

Doğrudan Süper Lig'e çıkma şansımızı 5 haftalık inanılmaz kötü performansımızla kaybettik. Her şey bizim elimizdeydi ve biz ayağımıza sıktık. Son hafta bile gayet özetleyici: Ligin Orduspor'dan sonra en kötü averajına sahip Buca'dan, 32 haftada 33 gol atabilmiş ve son 10 haftada -ikisi Ordu'ya- 7 gol atmış takımından 5 gol yedik. Savunma ve kaleci performansı trajik durumda.

Dar kadroyla ama iyi mücadele ederek buraya kadar geldik. Son haftalarda kaybettiğimiz bu mücadele azmi oldu. Artık her takıma, siz bizi yenebilirsiniz, mesajı verdik. Playoff'a dair bizi üzen durum bu.

1.ligteki ve hatta 20 yılın en iyi ve en heyecanlı günlerimizi yaşamışken, sezon sonunda böyle buruk hissetmek de ayrı bir ikilem.

18 Mayıs 2015

Verandasız İştar Fanzin

Can sıkıntısının had safhasındayken, dostça bir ses düştü mailimize; Antep'ten Verandasız İştar Fanzin'i bizlerden destek bekliyor:

"Saat gecenin 02.00'ını gösteriyor. İki Demirsporlu arkadaş muhabbet ediyorduk, nasıl olduysa muhabbetimiz size çıktı. Ankara Tayfası bloğunu ara ara takip eden fanzincileriz bizler. Yazdıklarınızın, sevme biçimimizin benzer bir çok yanı var. Bu yaşamanın ciddiyetiyle yorulurken, nefes ve güç aldığımız duraklarımızın, dost muhabbetlerinin azalması, bizi kederlendiren bir durum. Dediğiniz gibi "modernleşen zamanın" akıntısında sürüklenen güzelliğin peşinden koşmaya çalışan bizlerin birbirine daha çok sarılması gerekir. 

Blog yazılarını okurken, kendi yalnızlığımızı gördük sözlerinizde. Sonra umutlandık elbet, birileri var dedik, hala derinliğinde ve neşesinde olan bu ciddiyetin. Umutlandık, duruşumuzu daha dikleştirdik. Bildik yanlız değilmişiz, sessizleşen sözlerimizin başka yerlerde, başka ağızlarda gökyüzüne haykırılmaktaymış. Velhasıl sözünü etmekten çok, yaşanması gerekir duyguların. Dostlukların fedakarlık ve güzellikle yoğrulması gerekir. Sözün kısası bizler Antep'te yaşayan birkaç insanız. Üretiyoruz, türetiyoruz, elimizden geldiğince özenle yaşamaya çalışıyoruz. 

Uzun zamandır Verandasızlar olarak bir fanzin çıkartıyoruz. Şimdi fanzinimizin ismini Verandasız İştar yaptık. Muhabbetimize dahil oluşunuza gelince, söylendiği gibi hayata tutunamayanların tutunduğu tek daldır DEMİRSPOR. Ki Nazımın Piraye'de yaşamı sevmesidir Demirspor'un içimizde mesken bellediği yer. Ki dost, yüreğimizde hep açtır sevmeye, Demirspor yoldur, katardır arkasında bizi çeken, bizi bu çürümüş yalnızlıkta kalabalıklaştıran. Diyoruz ki Verandasız İştar yaşayacak yeri olmayanların aşkının ve savaşının kağıtla lekeleştiği yerdir, bizim gerçekliğin karşısındaki çocuk yanımızdır. Muhabbetimiz derinleşsin, Verandasız İştarımız sizin de vereceğiniz emekle güzelleşsin isteriz. Fanzinimizin Facebook linki aşağıda. Yakında yeni bir sayı fırlatacağız. İstiyoruz ki sizinde renginiz, sözünüz, çiziminiz yeni çocuğumuzun karakterine yüklensin. GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ GÜNEŞLİ GÜZEL GÜNLER. Hoş geldik, hoş geldiniz.

https://www.facebook.com/profile.php?id=100002304112824&fref=ts"

16 Mayıs 2015

Bir Yerlere Geldik Ama Nerelere?

Şu sıralar şampiyonluk mücadelesi, 20 yıllık hasretin sona erme ihtimali gündemde... Sıra dışı bir gündem desek yerinde olur. Osmanlıspor maçı, her şeyin başarısızlığa alışılmış sezonlardaki gibi bitme ihtimalini hatırlattı bana. Demirspor ahalisi sosyal medyada sessizliğe büründü. Sanki iki hafta önce çok içip dağıtmış ve rezil olmuş, şimdi de utancından sokağa nadir çıkıyor gibiyiz, mahalleliye denk gelmemek için...

Ben de biraz kabuğuma çekildim sanırım, sonradan fark ettim bunu. İlgim başka bir konuya kaydı son zamanlarda. Demirspor'a dair forma koleksiyonu yapıyorum, naçizane. İşte bu işle uğraşırken bolca arşive daldım. Elimdeki formaların ne zaman giyildiğini falan araştırırken haberlere, fotoğraflara, belleğimdeki anılara, bu sitedeki yazılara müracaat ettim. Aslında biz çok değişik bir noktaya gelmişiz. O eski kapana kısılmışlık duygusu yok mesela şu an. Sanki Demirspor isterse çok iyi işler başarabilecek. Sağından solundan çekip kendine mal etmek isteyenler olacak olsa da bu takım efsane kimliğini hatırladı sanki.

Biz de değişiyoruz, olgunlaşıyoruz. Daha yapıcı oluyoruz. Çünkü geleceğe bir şey bırakmak istersen "yapmak" zorundasın, yıkmak değil.

Okumakta olduğunuz internet sitesi 2008 senesinde açıldı. Siteyi açan dünya güzeli insan bu kadar uzun süre devam edebileceğini düşünmüş müdür acaba? Zamanın, insanı ve ona dair güzel olan her şeyi değirmen misali öğütmesine kolayca kurban gidecekti bu site, belki de.

Ama sevda çok büyük, bu sevda yaşattı bir çok şeyi. En başta sevileni yaşattı. Adana Demirspor, onu sevenlerin sayesinde hayatta kaldı. İsmiyle, rengiyle, logosuyla...

Başarısızlık girdabında dönüp durduğumuz 2000'li yılların bizi savurduğu bir köşede, her şeye küskün ve geleceğe dair gözlerimizi yummuş, ölümü bekleyen hastalar gibi sessizliğe gömülebilirdik.

Yapmadık. Çünkü yapamadık.

Çünkü insan sevdiği zaman, çok sevdiğinde yani, bunu herkes bilsin, canlı-cansız, uçan-yüzen, konuşan-koklaşan herkes ve her şey bilsin istiyor. Çok seven insan, vücudunun her hücresiyle, her hücresindeki her molekülle ve atomla seviyor. Varlığı bilimsel olarak ispatlanan atom altı parçacıklar da buna dahil...

Biz de, yani bu sitede yazan, yorumlayan, bu siteyi besleyen, sitenin ötesinde, adına "Ankara Tayfası" dediğimiz, ama bir iki kişiden çok fazlası, bir taraftarlık duruşu ve bir arkadaşlık ortamı olarak hissettiğimiz, sınırının nereye uzandığını bilmediğimiz bir grup Demirsporlu olarak...

Çok sevdik...

Şu anda 2015 sezonunun sonlarında, Süper Lig'in kapısındayız. 3.Liglerden, kayyumlardan, sayılamayacak kadar çok badireden geçmiş, sınanmanın en zorlarıyla hesaplaşmış bir şekilde ileriye bakıyoruz. Zaman geçtikçe bugün nerede durduğumuzu göreceğiz. Belki de "evet, 2015 bir milat oldu, ama o zaman bunu fark edemiyorduk tabii" diyeceğiz. Yine bu siteden diyeceğiz. Çünkü sevgi ile yazan yürekler susmayacak...

Sevdikçe daha çok sevmeye, sevdiğimiz üşüdükçe ona sarılmaya, düştükçe onu kaldırmaya devam edeceğiz. Öyle görünüyor ki, bu sevda ile ancak ömürler bittiğinde vedalaşacağız.

Ahirette Demirspor yoksa muhakkak mahzunlaşacağız.

11 Mayıs 2015

Çuvaldızı

En basit şeyleri bile kısaca yazamayan biri için yazacak o kadar çok şeyin olması çok ama çok vahim bir durum. Başlık başlık gitmeye çalışacağım.

Ünal Karaman

Bize öncelikle karakterli adam lazımdı ve bunu bulduk. Kesinlikle sıkı sıkıya sarılmalıyız hocamıza. O tıpkı bizim gibi. Yürekli ve yürekten. Her Demirsporlu ayrı bir futbol alimi. Herkes ayrı bir yorum yapabiliyor. Peki oyunu şekillendirebilecek bir kadro derinliğimiz var mı? Yok işte, yok. Oğuzhan, Beykan, Hurşut, Umut. Elindeki malzeme bu 4 tane adamdan ibaret. Umut neden oynadı, neden oynamadı, Beykan neden oyundan çıktı, neden Hurşut her maçta oyundan alınıyor, neden Oğuzhan ilk 11'de başlamıyor. 

Ya da Özgürcan. Çok çalıştı, görev gereğinin fazlasına uğraştı hep. Formdan düştü, Artun sakat, Alles ha var ha yok. Ne yapsın Ünal Hoca. 

Yiğitcan. Geçen senenin sıradan oyuncusu. Bu sene efsane oldu. Yokluğunda defansımız çok zorlandı. İkinci bir Yiğitcan yoktu işte. Oldu da oynatmadı mı Hoca.

Taraftarın elinde malzeme bu futbolcular kadar. Değerlendirip, yorumlayıp duralım. Hoca'ya bu kadarlık kadro sunulmuş. Bu kadronun performansı düşerse adamın alternatifi yok, vardı da oynatmadı mı?

Futbolcular

Alın terlerinin önünde saygı ile eğiliyorum. Bizi getirdikleri yer için şükran borçluyum. Dürüst olduklarına inandırabildiler taraftarı, teşekkür ediyorum. Ancak gençliğin verdiği konsantrasyon eksikliği ile kendi yaratabilecekleri zaferi ya kendileri yok ediyorlar ya da kendileri erteliyorlar. Konsantrasyon eksikliği bize 11 puan kaybettirdi. Osmanlı, Samsun ve hatta Manisa maçlarını kasdetmiyorum. İlk Kayserispor, ilk Adanaspor maçlarını ise saymıyorum. İkinci Osmanlı maçında iyi olmasa da savaşan bir takım vardı ya sahada, agresif, ısıran bir takım vardı ya sahada. İşte o takım 10 kişilik ilk Elazığ maçında sahada olsaydı, Antep ile oynanan ilk maçta sahada olsaydı, Karşıyaka maçı 3-1 iken 4-2 iken sahada olsaydı, ikinci Antep maçı 2-1 olduktan sonra sahada olsaydı, bugün şarkılar söylüyorduk be kardeşlerim. Olsun, siz neler yapabileceğinizi gördünüz yine yaparsınız, yeter ki odaklanın.

Yönetim

Siz, belediyenin de desteği ile bize yıllardır arzu ettiğimizi verdiniz. Borçların azaltılmasının savaşı, düşük bütçeli takım kurma savaşı, genç ve koşan bir takım kurma savaşı, kurumsallaşma savaşı. Bu mücadelelerin hepsini sizin döneminizde gördük. Ne kadar teşekkür etsem azdır. Hep böyle bir yönetim olsun, sonuç ikinci planda kalır diyordum. Sözlerimle yüzleşmem gerekiyormuş, ilahi tecelli işte! Yumruk gibi oturuyor şimdi boğazıma. Ne kadar tuhafım oysa. İddiamız olmasa, orta sıra takımı olsaydık şimdi toz kondurmayacaktım size, kahramandınız gözümde. Ama ya şimdi! Kendimle çelişme pahasına sitemliyim size. Büyük sözler ettiniz zira. Eylemlerinizden daha büyük sözler. Söylemeseydiniz ve eylemsiz kalsaydınız dokunmazdı bize, yine kahramadınız. Ama söylediniz. Geniş çevrenizden bahsettiniz. Biz de bunun etkilerini görmek istedik. Yanlış anlamayın kayırılmak istemedik. "Allah haksız bir puan, bir gol, bir kuruş yaşatmasın bizlere!!!" 

Hakkımızı daha gür savunmanızı bekledik. Siyasileri taraftar çağırdı, algı operasyonlarını taraftar bozdu, bilet işi için taraftar çok ama çok yıprandı. Yükün ağırını gönüllü olarak üstlendi. Osmanlı maçında siyasileri siz dolduracaktınız stada. En azından çabalayacaktınız veya çabaladıysanız hissettirecektiniz. Ama bu işler öyle sessizden olmuyor. Seçimlerin hemen öncesinde bu maçın kentimiz ve siyasiler için önemini günler ve hatta haftalar öncesinden bas bas bağıracaktınız. Kamuoyu oluşturacaktınız. Gelmeyecekse onlar, ihaleyi onlara yıkacaktınız. Ne oldu peki, olmadı maalesef, olmadı. 

Çuvaldızı değil, çiviler batırsak kendimize, eşit şartlarda çıkamadık sahaya. Bize hata yapmaktan korkmalıydı hakem Osmanlı'ya hata yapmaktan korktuğu kadar. Bedeli olabileceğini düşünmeliydi. Bir Hüseyin Sözlü ile olmaz bunlar. Üzgünüm sevgili başkan ve yönetimim bunun için siz savaşacaktınız ama ben en kritik anımızda o savaşı sizlerde göremedim. Keşke tek kelime edemeden destekleseydim sizi. Şimdi kelimeler edebilerek destekliyorum. Önümüzde en az 2 en çok 5 maç var. Yapmadıklarınızı da yapın. Kaybedeceksek de kazanacaksak da kol kola, tek yumruk olsun bu.

Osmanlı cephesini bir sonraki yazıda ele alacağım.

9 Mayıs 2015

Bu Maçı Yönetim de Kaybetti

Osmanlı maçında sahda olduğu gibi, saha dışında da kaybettik. Örneğin bir Urfa yönetiminin yaptığını yapamadılar. Kamuoyunu yönrtemediler. Futbolcular çok akıllı. Yönetimin verdiği ve vermediği mesajları çok iyi alıyor. Yönetim,  bu maç öncesinde hem içeride futbolcuyu hem dışarıda kamuoyunu daha iyi yönetmeliydi. TFF ve Osmanlı'nın ayakoyunları karşısında kolay lokma olduk. Sahada yeteri kadar mücadele yoktu ama onlar da yani futbolcular yönetimden aldıkları mesajla hareket ediyor.  Cüneyt Çakır'ın ancak bizim gibi kolay lokmalara verebileceği kararlarla maçı kaybettik. Geçmiş olsun.

7 Mayıs 2015

Osmanlı'nin Bizans Oyunları

Her deplasmanda kendine ayrılan yeri yıllardır dolduran Demirspor taraftarı, bugün satışa çıkan Osmanlıspor maçının bu kadar çabuk bitmesine şüpheyle yaklaşıyor. Çünkü yılların tribüncüleri dışarıda kalırken, en azından bu yıl passolig işkencesinden geçmeye alışmışlar bile bilet alamazken bu biletleri kim aldı, gerçekten merak konusu.

Memleketteki her türlü antipatinin toplandığı Osmanlı'dan her türlü pislik beklenebilir.  Osmanlı'nın Bizans oyunlarına kurban gitmeyelim. Aşağıda da yazdığım gibi sakin olmak gerekli, yönetimin bu konuya profesyonelce el atacağını umuyoruz. Osmanlı maçında tribünde karaborsacılar değil,  tribünün gerçek neferleri yer almalı.

Passolig sisteminiz de yerin dibine batsın ayrıca, Osmanlı gibi siz de tarih olun gidin.

Sakin Olmak Gerek

Demirspor 20 yıldan bu yana ilk kez Süper Lig'e bu kadar yakın.  20 yılın en önemli maçlarından birindeyiz. Geride bıraktığımız zamanlarda da çok önemli maçlar oynadık, pek çoğunu başaramadık ama işte şimdi burdayız. Adım adım, sabırla bu günlere geldik.  Gerçekten bu yol çok uzundu, çok ıssızdı. Hepimiz heyecanlıyız, heyecanla telaş da yapıyoruz. Onca yılın gerginliğiyle hareket ettiğimizden hata yapmamız normal. Sağa sola sataşıyoruz, suçlumarıyoruz vs. Çünkü zorlukla geldiğimiz bu noktada hakkımızın yenmesini istemiyoruz. En ufak şüphe bile sinirimizi patlatıyor. Yine de sakinliğe ihtiyaç var.  Bizim tribündeki telaşımız sahaya da yansıyor. Futbolcuların bu maçın önemini bildiklerinden eminim . Yönetim ve teknik ekip gerekenleri yapıyordur. Biz de görevimizi yapıp, sinirimize hakim olup, takımımızı yükseltelim, yukarı taşıyalım.

6 Mayıs 2015

Açıklama

Şimşekler Grubu açıklaması

Şimşekler Grubu'ndan Samsunspor taraftarı merkezli ancak son haftalardaki gelişmeleri de özetleyen açıklama geldi, her şey çok net!



5 Mayıs 2015

Telefonda Değil Sahada Konuşun

Kadro aynı darlıkta, bir tek Manisa maçında iyice daraldı, oyun hemen hemen aynı, hiç bir maçımızı rahat oynayarak kazanmamıştık. Yiğitcan'ın efsanevi sakatlığına sık sık gidip gelen Hüseyin ve son olarak da nöbetçi golcü Artun'un sakatlığı eklenince, işler bozuldu. Attamah'ın savrukluğu, Umut'un saman alevi performansı, Tayfun'un iyice gerilemesi vs ile sahada ekstra gücü bulduğumuz oyuncu sayısı azaldı. Ama asıl sorun bu değil.

Değişenin psikolojik üstünlük olduğunu düşünüyorum.  Futbolcular ve camia,  "bizi çıkarmayacaklar" düşüncesine fazla kapıldı. O takım şunu yaparsa, bu takım şu puanı alırsa... Evet işin içinde bunlar da var ama kendi işimize odaklanmalıydık. Sürpriz takım olmaktan çıkıp favori takım olunca, işler değişti bizim tarafımızda. Rakiplerin favori takıma karşı gösterdikleri ekstra performansı göğüsleyemedik son bir kaç haftadır.

Futbolcuların tekrar bu havayı yakalması lazım. Bunun için twit atma, fotoğraf paylaşma kadar iyi antreman yapmaları da gerekli. Çok çalışıp sahada konuşsunlar. İnançlarını cep telefonlarına değil, kaslarına akıllarına yansıtıp sahada göstersinler. Hem bedenlerini hem akıllarını sahaya versinler.

Bizi bu noktaya onlar getirdi. Taraftar hep yanlarındaydı, hala öyle. Demirspor tarihinin en önemli maçlarından birinde, artık son söz futbolcularda olacak.

4 Mayıs 2015

Adana Demirspor:0-Samsunspor:0

15 hafta sonra üçüncülüğe düştük, üç haftadır kazanamamanın faturası. Sanki bizim için hazırlanan kuyuya düştük. Ne Antep ne Manisa bizim maçta gösterdikleri performansı başkalarına gösterdi. Samsunspor'la 1.ligteki maçlarımız çoğunlukla berabere bitmişti. Maçın seyrine bakınca, bu sonuç fena değil gibi görünüyor.  İlginç bir şekilde, gol yemedik. tarafın da bolca pozisyonu var. Artık tek ihtimal kaldı, Ankara'dan zaferle dönmek!

Demirsporlu Gözüyle Okumak - 9

Yine bir kırılmanın eşiğindeyiz. Yine ya kıracağız talihi ya da döneceğiz makus talihimize. Bu kez işimiz çok çok daha zor. Rakibimiz Osmanlıspor ve camia olarak bende pek de güven duygusu yarattıklarını söyleyemeyeceğim. Demem o ki; kazanmak için her şeyi yapacaklardır, HER ŞEYİ. O nedenle inanılmaz bir mücadele vereceğiz bu hafta sonunda. 

Rakip Osmanlıspor olunca, Sinan MEYDAN'ın "Cumhuriyet Tarihi Yalanları-1" adlı eserinden alıntı yapmanın günün anlamına uygun olacağını düşündüm.

"Güney cephesinin oluşmasında Atatürk'ün Adana'daki çalışmalarının çok önemli bir yeri vardır. Kurtuluş Savaşı'nın Samsun'dan önce Adana'da başladığını ileri sürmek abartılı bir değerlendirme olmasa gerekir.

... ... ... ...

Atatürk, 'Anadolu direnişi' düşüncesini ilk olarak Adana'da Ali Fuat ve İsmet Paşalarla paylaşmıştır.

... ... ... ...

Bu toplantıda Ahmet Remzi Bey, 'Paşa! Biz bu topraklarda doğduk. Bu topraklarda ölmesini de biliriz. Nihat Paşa'ya emir ver, bize silah bıraksın' demiş, Mücavirzade Mustafa Efendi ise 'Paşam, öldürmeden ölmeyeceğiz' demiştir."

Evet o dönem bir ülkenin kurtuluşunun kıvılcımları Adana'dan da yayılmıştır. Çukurova'nın isyan ruhu, yurt çapında bir zaferin kazanılmasına öncülük etmiştir. Adana, belki de ülkemizin makus talihinin yenildiği yer olmuştur.

Bu hafta da öyle olacak. Türk futboluna Demirspor gerçeğini göstermek için, 20 yıldır direnenlerin emeklerinin karşılığı için Osmanlı'nın tüm gücüne karşı meydan okuyacak Çukurova'nın ruhu. Bir kıvılcım için savaşacak Ahmet Remzi Bey'in, Mücavirzade Mustafa Efendi'nin ruhu ile koca bir camia. O kıvılcım bir yanarsa, ülke de yanacak, açık ve net. 

Biz bu mücadelenin içinde doğduk, bu mücadelenin içinde ölmesini biliriz. Savaşmadan ölmeyeceğiz.

Hodri meydan!!!

30 Nisan 2015

Manisaspor:2-Adana Demirspor:0

Çok kötüydük. İlk yarıdaki Elazığ maçı gibi, kazanmak için hiç bir şey yapmadık. Deplasmana akan, hafta içinde o stadı Adana'ya çeviren taraftara yazık. Ne yazık ki futbolcular sosyal medyada gösterdiği performansı sahada gösteremedi. Ünal hoca'nın yumrukları futbolculara etki etmemiş.

Sahaya sanki 1 puan için çıkmış gibiydik. Defans ağırlıklı bir kadro vardi. Uzun süredir 11'de oynamayan Ferhat sahadaydı, ilk devre bitmeden de çıktı. Topu bir türlü ileri taşıyamadık. Alles' e sadece ikinci yarı net bir kafa topu gönderebildik. Savunmamız zaten dökülüyor ikinci devrenin tamamında olduğu gibi. Kaleci Buda, gol kurtaramıyor, sadece serbest vuruştaki dokunuşu iyiydi. Sahada bu iyiydi diyeceğimiz kimse yoktu. Attamah, sevdiğimiz siyahimiz, ikinci golün kahramanıydı.

Bu maçı unutup, Samsun'u yenmemiz lazım,  buraya kadar getirdik bundan sonra bırakmayalım!

25 Nisan 2015

Masaya Vura Vura

Ünal Hoca'nın sinirden titreyen sesi, masaya vurduğu yumruklar... Antep BB maçından sonra duygularımızı bunlardan anlatan daha iyi bir şey olamazdı. Ünal Hocanın büyük bir inançla söylediği o sözler kulaklarımızda, şampiyon olacağız!

Bundan sonraki süreçte, maç yazısında söylediğim gibi, saha dışında da yönetimin yapacağı açıklamalarla duruma el koyması lazım. İçlerine kötülük kaçmış, istanbul taktiklerine bulanmış, masa başı efendilerine karşı sağlam durmamız gerekiyor. Kayseri, Urfa, Osmanlı, Antep fark etmez, hükümet destekli tüm güçlere karşı tribünden gelen gücümüzle sahadaki ve yönetimdeki gücümüzü birleştirmeliyiz. Yönetim bu sene hep profesyonel işlere imza attı, bundan sonra da profesyonelce bu taktiklere karşı durmalı. Masada kazanmak istedikleri şampiyonluğa karşı, masaya vura vura hakkımızı almalıyız.

24 Nisan 2015

Adana Demirspor:3 - Antep BB:3

Demirspor düşmanlarının bir haftadır sürdürdüğü kamuoyu yaratma çabaları ilk sonucunu verdi. Üzerimize iddiasız Antep BB'yi saldılar, eski adanasporlu forvetiyle, akp destekli kadrolarıyla... Maça iyi başlamak da bize yaramıyor, erken havaya girip sonra dağılıyoruz. Maç sonu iyi yüklendik, çok net pozisyonlar da bulduk, ama atamadık. Savunmada Fazlı çok hata yaptı, Kaleci Buda'nın top çıkaramama hastalığı devam etti. Neyse ki Hurşut, lig boyu yarattığı hayalkırıklığını unutturmak istercesine maça damgasını vurdu. Artık haftasonu oynanacak maçlarda rakiplerin puan kaybetmesini bekleyeceğiz. Belli ki saha içi ve dışı mücadele son haftaya kadar sürecek. Bu sürede her iki cephede de güçlü durmalıyız.

23 Nisan 2015

İstanbul Taktikleri

İstanbul takımlarının yöneticilerini taktiğiyle spekülasyon yaratmaya çalışan rakip takım yöneticileri üzerimizde baskı kurmaya çalışıyor. Rakip takım taraftarlarından, sol edebiyata sahipler bile AKP takımlarını desteklemişti bu sene. Şimdi de futbolu yönetmekten bihaber TFF başkanının heryerde söylediği klişe laflar yüzünde bir saldırı var. Mesele belli, sahada yenemedikleri Demirspor'u dışarıdan bozmak.

Çok fazla para harcamadan mütevazi bir kadro kurup, iyi bir teknik ekiple takım olan, taraftar gücü  bu ligin çok çok üstünde bir takıma şapka çıkarmalarını beklemiyoruz tabii, hamaset bu memleketin genlerine işlemiş, kötülük üretmek meslek olmuş. Ama Demirspor bütün hamasetinizi, kötülüklerinizi, İstanbul'dan öğrendiğiniz taktikleri yenecek!

20 Nisan 2015

Garip Maç Trafiği

28. haftayı da galibiyetle geçtik ve ikinci sıradaki yerimizi koruduk. Ordu'ya karşı atılan 6 gol, bizi mutlu etmez. ama yine de işimizi iyi yapmak sevindirir. Son üç gol rakibin 10 kişi kalmasından sonra geldiği için, ben bu maçı kafamda 3-0 olarak tescil ettim.

Pazar günü deplasmanda maç oynayan takımımız TFF'nin garip maç programı nedeniyle cuma akşam yeniden sahaya çıkacak. Sonra hafta içi deplasmana yollanacağız yeniden, ve bir sonraki hafta da yeniden pazartesi maçı. Cuma-perşembe-pazartesi! 10 günde 3 maç, biri 800 km mesafedeki deplasmana...

TFF'ciler, futbolu bilmediklerini her seferinde ortaya koyuyor. Dahası futbolcu sağlığı da riske atıyorlar. Pazar gecesi evlerine gelip uyuyan, 24 saat bile dinlenmeden antremana çıkmak zorunda kalan oyuncularımız, ilk çalışmayı ter idmanı olarak görürsek, ancak 3 gün ciddi antreman yaptıktan sonra rakibin karşısına çıkacak.

Maç trafiğini futbolcu sağlığını kriteriyle değil de yayıncı kuruluşun kriterlerine göre belirleseniz olacağı bu. Ama bu işi de iyi yapamıyorlar. Şampiyonluğa giden ve maç skorları merakla beklenen maçlar, en çok ilgi görecek saatlere konur. Pazar günü iki maç oynatacaksan, onlar ilk ikinin maçları olmalıdır. Küme düşme hattını cumartesiye, liderin ve takipçinin maçını pazara koyarak daha dengeli bir dağılım yapabilirdiniz.

Diğer takımlar için böyle bir dert yok ama bizim için tribün de önemli. Boş tribünlere oynayacak takımın maçını, koy cuma akşamına. Tribünlerin dolacağını bildiğin maçı ise koy pazar öğleden sonraya. Tribün gücümüzün farkında olan TFF, bu konuda da Demirspor'un aleyhine çalışıyor.

12 Nisan 2015

Adana Demirspor:1-Şanlıurfaspor:0

Birer birer şampiyonluğa gidiyoruz... Yine kaçan gollerin ardından maç sonunda gelen tek gol, bu kez çok kızdığımız Umut'tan! Maç kazandırmış oldu böylece, var olsun!

Geçen haftanın aksine daha temkinli, durgun ve topun arkasında bekleyen bir takım vardı. Hurşut ve Timur uzun süre sonra 11'deydi. Az atan ve az yiyen rakibimzi kanatlara oyunu açarak zorlamak istedik. Beykan oyunu iyi açtı. İlk yarıda Timur ve Oğuzhan'ın iyi vuramadığı, Hakan boş pozisyonda kafayı çakamadıği anlar yine 1-0 yada 2-1lik bir maç olacağı haberini veriyordu.

Ikinci yarı oyun yine kontrolümüzdeydi. Ceza sahası içinde birkaç pas yapacak kadar kendine güveniyor takım, topçular en uygunu bulma ve golü birbirine hediye etmek isteyeğinde... En nihayetinde Özgürcan'ın verdiği pasla Umut'un düzgün vuruşu...

Muhteşem tribünler önünde, yeni pankartlarımızla,  bahar türküleri söylemeye başlama zamanı....

27. Hafta | Kebap Derbisi

Adana, Urfa'ya karşı. Hangisi daha iyi? Hangisi daha acı olur, hangisinin içinde ne vardır, hangisi öbürünü alt eder? Bize göre galip belli, Adana varsa Adana yenir. Alemin kralı da elbette Adana kebaptır. Olayı mutfaktan çıkarıp yeşil çimlere getirelim bakalım. Orada da sonuç değişmez bizim için. Ancaak, sahada sevda değil güç, akıl, dirayet kazanır.

Güçlü, akıllı, dirayetli olmalıyız. Bu üçlüyü bir araya getirip her maç uygulama azminde olmalıyız. "Biz Adana Demirspor'uz, bizimle şaka olmaz" diyen hafif çatık kaşlı delikanlılar olmalıyız.

Bu hafta Urfa ve Samsun galip gelirse 44-48 puan arasında yer bulup ilk iki hayali canlanacak takım sayısı altıya çıkacak.

Kimseyi hayallere boğma Adana Demirspor. Çık ve Urfa'yı ye. Bak yen demiyorum, ye diyorum. Yemek için sahaya çık, gör bak, muhakkakki yeneceksin.

9 Nisan 2015

Unutma Demirsporlu

Ne de çok üzüldük öyle değil mi geride bıraktığımız hafta sonunda? O kadar üzüldük ki; yer yer kendi kimliğimizi unutup, yakın -üstelik çok yakın- geçmişimizi unutup takımımıza yer yer acımasızca yüklendik. 

Oysa biz "sadece yeter, yaşasın renkler" diyenlerdik, biz "sen yaşa bizlere yeter" diyenlerdik. Bir klasik olduğu üzere "sevdamızı şampiyonluk uzak olsa da büyütenlerdik".

Bu şekilde sevdamızı büyütürken nasıl da bekledik içten içe şampiyonluğu değil mi? Nasıl gizlemişiz o çocuğu karlı buzlu puslu havalarda kalbimizin en gizemli ve en sıcak yerinde, hem de kendimize bile göstermeden! İşte bu çocuk kıpır kıpır, büyük bir heyecanla çıktı ortaya gizlendiği, unutulduğu yerden. O heyecanı ile "ben senin şampiyonluğu isteyen yanınım" diye haykırdı bize. 

O çocuk bize dedi ki; "renkler yaşasın" diyen sensin ama "haykır acını, dön mazine" diyen de sensin. O çocuk bize dedi ki; "sen yaşa" diyen de sensin ama "süper lig görmeden gömmeyin bizi" diyen de. 

Bu gelgitleri yüzümüze yüzümüze vurdu o çocuk. 

İç dünyamızda saklı kalan ve tüm varlığı ile kendisini gösteren o duyguya neden "çocuk" diyoruz peki? Çünkü onun istediği şeyin ne olduğunu çoğumuz yaşamadık, çoğumuz çok küçükken yaşadık, çoğumuz çooook özledik. 

Biz hep sıkıntımızı yaşadık, parasızlığımızı, çaresizliğimizi yaşadık. Son dakikada yıkılışları yaşadık, yalnızlığımızı yaşadık. Ayak oyunlarına kurban edilişimizi yaşadık. Yok edilme gayretlerine direnişimizi yaşadık. Bu yönümüzle hiç çocuk olmadık ve çocuk olamadan olgunlaştık, yaşlandık, ruhen yaşlanıyoruz.

Bugün tam da o nedenle şampiyonluk için haykıran çocuğun sesi çok ama çok fazla çıkıyor. Ne güzel bir çocuk tınısı kulaklarımızı dolduruyor, kalbimizi titretiyor. 

Uzatmamaya özen göstereceğim. Demirsporlu! Sen, ben, hepimiz! O çocuğu olgunluğumuzla eğitmeliyiz. O çocuğun sevincine, isteklerine hak verirken o çocuğun çocukça bize zarar vermesinin önüne geçmeliyiz.

Unutma Demirsporlu, geçtiğimiz senelerde 3-0'dan maç versen herkeste ama herkeste "maçı satıp satmadığımıza, futbolcuların bahis oynayıp oynamadığına vs." yönelik şüpheler olurdu. Şimdi bunun zerresi yok hiçbirimizde. Konsantre olamadık ve yenildik, hepsi bu.

Unutma Demirsporlu, sen yıllarca genç, koşan, mücadele eden bir takım istedin. "Yenil ama savaş, gerisi önemli değil" dedin. Şimdi böyle bir takımın var.

Demirsporlu kardeşim. Seninle oynardı, duygularınla oynardı futbolcuların. Sonra sanki üzülmüş gibi çimleri yolar, şov yapardı. Otobüse binmesi ile birlikte ağzına sakızını alır, kulağına kulaklığını takar dünyayı umursamazdı. Şimdi sahada ağlayan topçuların, boynu bükük futbolcuların, moralini aradan kaç gün geçmiş olmasına karşın düzeltemeyecek hassasiyette sana ve işine saygı duyan bir takımın var.

Unutma Demirsporlu. Sen yıllarca hep çevrende karakterli hocaların karaktersiz hocalara yem edildiğine şahit oldun. Şimdi aslan gibi bir teknik adamın var.

Demirsporlu, sen borç sarmalından, siyasi otoritenin sana davranış şeklinden yakındın hep. Şimdi seni borç sarmalından kurtarmaya çalışan bir yönetimin, sana saygı duyan ve el veren siyasi otoritelerin var.

Demirsporlu, sen yırtınırdın unutma. "Yönetim duy bu sesi" derdin de kapı-duvar olurdu her yer. Çok çok daha rahat bir şekilde iletişim kurabileceğin, isteklerine çözüm getirmeye en azından çalışan gayet iyi niyetli ve dinamik bir yönetimin var.

Demirsporlu sen yılların olgunlaştırdığı insansın. Yıllardır bu günler için olgunlaştın, yıprandın sen. Neden yıprandığını, neden böyle olduğunu unutma. Skora üzül ama skor taraftarı olma. Bu değerlerimizi incitme. Destek ol ona. 

O destek belki de kulaklarına çok güzel bir çocuk sesi getirecek: Şaaaaaaampiiiiyonnnn!!! 

5 Nisan 2015

6 Gol

Şampiyonluk yolunda yenen 6 gol, karşılığında kaç atarsak atalım, çok büyük bir sorun. En son ne zaman 6 gol yediğimizi bile bulamadım.  Böylesine saçmasapan bir gece yaşandı dün.

2005'te en kötü günlerimizde Tarsus'tan 7 yemiştik, 1995'te de Süper Lig'ten (eski 1.lig) Gençlerbirliği'nden 7 yemişliğimiz var. Ama onların karşılığı da yok, en son Buca ile böyle düelloya girip kazanıp ve berabere kalmıştık. Bu sene de deplasmanlarda çok attığımız maçlarda Urfa, Altınordu, Kayseri, Denizli maçlarında bu heyecanı -hep olumlu- yaşadık.

Çoğunlukla tek farkla 1-0 ve 2-1 kazandığımız bir sezonda böyle çılgın istisnalar yapmak düşünmemiz gereken bir durum. Artık yolun sonuna geldik ve böyle çılgınlıklara yer yok. 6 gollü yenilgiyi,  yeni bir 1-0'la 2-1'la değil,  çok net skorlu galibiyetlerle unutturabilir futbolcular.

Bu mağlubiyetten ders almak meselesi sıkça vurgulandı; alınacak derslerden ilki, eli belinde oynayan, kendini İstanbul topçusu sanan Umut'tan acilen vazgeçip ortasahanın savunma gücünü artırmak. Attamah'ı rakiplerin ortasahasıyla tek başına güreşmekten, dövüşmekten kurtarmak gerekiyor. Yiğitcansız savunma zaten dökülüyor, orayı toparlayamadık, bari ortasaha savunmasını toparlayalım. Cumali yeniden düşünülebilir. Kolay sandığımız fikstürde sorun yaşamamak için takımın direncini yükseltmek gerekiyor.

Otobüse Saldırı

Fenerbahçe futbolcularını ve teknik heyetini maç dönüşü havaalanına taşıyan otobüse dün gece yapılan silahlı saldırı, memleketin çivisinin iyice çıktığının göstergesi. Polis kontrolünde bir kafileye ateş açacak kadar kendilerine güvenen, beslenmiş garabetler var bu ülkede.  Herkesin birbirini vurabileceği, öldürebileceği bir ortam yarattı ülkeyi yönetenler. Sokakta ne varsa stadyumda da o var demiştik, futbolu yönetenler de "baştakilerin", "imamın" yolundan gidip kin ve nefret saçtılar her gün. Sonuç, otobüsteki onlarca kişinin canının tesadüfen kurtulması. Ölümleri normalleştirince, olacağı bu.

Bizimle ilgisi yok, bize ne denemeyecek kadar önemli bir olay. Gelecek hafta Urfa maçında, bizim takımın da bir şekilde tepkisini dile getirmesi gerekli.

4 Nisan 2015

Karşıyaka:6-Adana Demirspor:5

Efsane goller yiyerek efsane yenildik. Saçma sapan bir halı saha maçı skoru. Kalecilerin top çıkaramadığı bir boş kale oyunu. İki sezondur Buca ile olan maçlara benzedi ama bu kez sevindirmedi.

Maça müthiş başlayıp 3-0'dan, 4-2'den maç vermek ancak Demirspor'a nasip olur. Bunun analiz edilecek bir yanı yok. En baştan beri söylediğimiz gibi maç tutamıyoruz, düştüğümüz zaman kulübeden destek bulamıyoruz.

Sen Demirsporsun, yaparsın böyle şeyler, olsun severiz biz yine de seni!

2 Nisan 2015

Yolunda Giden Tek Şey

Geçenlerde bir twit denk gelmişti, "bugünlerde yolunda giden tek şey Adana Demirspor" minvalinde bir şeydi; ne kadar haklı. Aman bozmasın! Hazır pankart yasağı da kalkmışken... Hayatımızı karartan zihniyet, garip oyunlarına devam ederken; nedenini bile açıklayamadığı kesintilerle hayatımızdan bir günü çalarken; çalıyor ve bizi çarşaf gibi çırpıyorken; ruhumuzu mengeneye almış sıkıyorken; kaçacağımız tek yer deplasmanken, Demirspor iyiye ve güzele dair herşeyimizi sembolize ediyor. Aman bozmasın! Aman bozmasın!

21 Mart 2015

Adana Demirspor:2-Elazığspor:1

Adım adım şampiyonluğa koşuyoruz! Yine tek farklı bir galibiyetle 3 puanı aldık. Futbolcularda, Osmanlı'nın kaybetmesi ve 2.liğin garanti olması nedeniyle bir rahatlık var gibiydi. Ne olsa kazanırız havası yine ilk yarının boşa gitmesine neden oldu. Net bir şutumuz dahi yoktu. İkinci yarı Özgürcan'ın bildik çabası, sonra da Artun'un beklediğimiz yumuşak dokunuşlarıyla galibiyete ulaştık. Bu ikili üzerinden işleyen senaryo bizi ayakta tutuyor. Yediğimiz gol ise, geçen haftaki gibi jeneriklikti!

Şimşekler Grubu'nun cezalı olduğu maçta maraton görevini en iyi şekilde yaptı. Ama grubun en eksikliği hissedildi tabii ki. İyi oynamasak da kazanmak, büyük takım alışkanlığıdır, bu sezon bunu sık sık yapıyoruz, öyle ya da böyle yediğimizden fazla atıyoruz. Biz ayakta kaldıkça, düşmanlarımız kahroluyor ve olmaya devam edecekler!

20 Mart 2015

Demirspor, Bu Kenti de Ayağa Kaldıracak

Bu sezon ligte mücadele ettiğimiz kentler, geçen yıllar içerisinde Adana'yı pek çok alanda geride bıraktı. Uzaktan onlara baktığımızda en çok, gerekli zamanlarda gösterdikleri birlik-beraberlik dikkatimizi çekiyordu. Kayseri, Antalya başta olmak üzere rakip takımların çoğu siyasi iktidarın desteğiyle yıkılmadan yollarına devam ettiler. Ancak siyasi destek, bu başarıları meşrulaştırmaz; kentin takımına sahip çıkması gerekir. Onlarda olmayan işte bu, halen boş tribünler önünde oynamaları; taraftarın camianın itici gücü olamaması...

Taraftarın ne yapıp ne yapamadığını en iyi kendi kentimizden biliyoruz.

Demirspor, bütün kenti birleştirdikçe ve Şirket mantığı ile yönetilenlerin yapamadığı birlik-bütünlük sağlandıkça daha sağlamlar adımlarla ilerliyoruz. Demirspor'u zor zamanlarda yüz üstü bırakan kimi kurumlar şimdi diyet ödüyor olabilir. Önemli olan taraftarın kentteki gücünü hem kulüp yönetiminde, hem sahada hem de kent yönetiminde hissettirebilmek. Adana belini doğrulttukça, bu kente gelen futbolcu da sözde değil gerçekten büyük bir kente geldiğini, bu kentin Demirsporla ayağa kalktığını bilecek.

Zor zamanlarında sadece taraftarıyla ayakta kalan Adana Demirspor, sadece mavi-lacivert bayrağı yükseltmek için değil bir kentin yıllardır hissettiği yenikliği aşmak için de yola devam ediyor.

Elazığ Maçı

İlk devredeki Elazığ maçı, yenilgiler arasında en çok canımızı sıkanların başında geliyordu. Beraberliği yakalamış ve hemen ardından -henüz ilk yarıda- rakip 10 kişi kalmıştı ancak o maçı kaybettik; kazanmaya dair bir çaba göstermeden. Hocanın kadro değişiklikleri sonuç vermemiş ve ilk haftalarda iyi giden takım acaba duraksayacak mı diye korkmuştuk. O vakit şöyle yazmıştık: http://www.adanademirspor.net/2014/11/elazgspor2-adana-demirspor-1.html

İlk devrenin 5-8. haftaları arası 1 puan toplayarak 4.lükten 7.liğe kadar düşmüştük. Karşıyaka galibiyeti ile toparlanarak yola devam etmiştik. İkinci devre ise bu üç haftalık periyodu daha az kayıpla atlattık; ikinciliği koruduk ve bu sürede aldığımız 5 puan bu haftaki galibiyetle 8'e çıkarabilir. Elazığ, ilk yarıda bizimle aynı konumdayken şimdi aramızdaki fark netleşti. Bu farkı sahada da göstermek gerekli.