21 Aralık 2014

Samsunspor:0 - Adana Demirspor:1

Çok değerli bir 3 puan aldık Samsun deplasmanında. Açıkçası dişimize göre takımlara karşı daha dirençli oynuyoruz.  Antep-Ordu-Manisa üçlüsüne karşı oynadığımız kötü oyunun yerine bu kez iyi pas yapan, oyunu kontrolünde tutan bir takım vardı. Bu farkta Beykan etkisini hissettirdi. Oğuzhan gibi onun da ayağına top yakışıyor ama oyunu rahatlamayı  daha iyi biliyor.  Son bölümde kapandığımız anlarda da daha şuurluyduk. İlk yarıda Şaban ve Hurşut ile kanatlardan iyi bindirmeler yaptık. Yiğitcan'ın müthiş kafası öncesi golün geleceği belli olmuştu.  İlk golü bizim attığımız maçlarda direncimiz daha çok artıyor. Golü bulunca oyunu kontrol edebiliyoruz. Sonuçta rakiplerin puan kaybettiği haftada kazanmak çok iyi oldu.

20 Aralık 2014

Mavi Lacivert Yaşamak - 14

Ortada kalan pasa birinin gitmesini beklemeden, topun hareketini kesmemek adına tayfamızın gençlerinden birisi olan Ömer Faruk Canpolat'ı göreve çağırmayı görev bildim. Sözü kendisine bırakıyorum...


"Orta alandaki kısa paslardan sonra bana gelen top için teşekkürler. Niğdeli birisi olarak Demirspor'la tanışmam futbolla alakası olmayan babamın Adana'da tesadüfen Demirspor forması alıp bana getirmesiyle oldu, yanlış olmasın ilkokul 6. sınıfa gidiyordum o zamanlar. Önce bir kaç tribün videosu ilgimi çekti. Derken bir sene sonra Ankara'da Şekerspor maçı olduğunu fark ediyordum. Tribün sevdalılarından Mehmetcan arkadaşımı da koluma takıp maça 15 dk rötarlı giriş yapıyorduk. Hatırladığım kadarıyla 200 kişilik bir topluluk, yenilmemize rağmen hiç ses kesmeden tezahürata devam etmişlerdi. O zaman anladım ki bu sevda ne kupa ne de galibiyet sevdası. Aşk orada alevlenmişti.

Ve geçen senede bu tayfanın varlığından da haberim oldu ancak deplasman henüz kısmet olmadı. Üniversiteye kadar sabretmem gerekecek sanırım. Bu kadar topla oynamak yeterli diye düşünüp pasımı Hasan Çakalcı abime yolluyorum."

Mavi Lacivert Yaşamak - 13

Facebook grubumuzda mavi lacivert anılar akmaya devam ediyor. Aydilek İnce de hatıralarını bizimle paylaşan kardeşlerimizden. Paylaşımı için teşekkür ediyoruz...

"Nereden başlamak gerek bilmiyorum aslında. Belki buradaki abilerim kadar uzun bir Demirspor geçmişim yok ama kocaman bir sevda var kalbimde. Demirspor'la tanışalı 2 sene oldu. Eren adında bir arkadaşım vardı. Demirspor hastasıydı bildiğim. "Ne yapıyorsun" diye her sormama ya "maç özeti izliyorum" ya "marş dinliyorum" falan derdi. Sonra bana marşları videoları atmaya başladı. Bir gün bir baktı, mırıldanıyorum, "Şehrin Asi Çocukları" diye.. 

Sonra beni maça götürdü. Resmen aşık olmuştum Şimşekler Grubunun bağırmalarına. Orada olmalıydım o atmosferin hep içinde olmalıydım. O aşkı hep yaşamalıydım o an aklımdan geçen tek şey buydu. Maçlara gider olmuştum sürekli. Tabi evdekilerin haberi yok olsa asla bırakmazlar. "Kızsın", "bir şey olur" falan modu, bilirsiniz işte  Sevdam gün geçtikçe büyüdü, atkısız gezemez olmuştum. Adanasporlu olan babamla sürekli evde bir laf dalaşı içinde devam etti.

Sonra sevdiğim adam ile tanıştığımızda onun da Demirsporlu olması beni gerçekten mutlu etmişti. Bir gün bana dedi ki: "Senden daha çok bağlı olduğum tek şey Adana Demirspor." O gün dedim ki bu adam olmalı işte. 

Geçen sene malum YGS, koptum tribünden. Şimdiki aklım olsa asla kopmazdım ama. Sonra Ankara'yı kazandığım ilk zamanlar düşündüğüm ilk şey maçlara gidemeyeceğim olmuştu. Ama hemen araştırarak kısa sürede böyle bir tayfa buldum ve Ankara'da yanlız olmadığım için çoook mutlu oldum.

Ve en son döndüm dedim ki: 
İYİ Kİ ADANADEMİRSPORLUYUM 

Abileriminki gibi olmaz ama idare edin :) Sinan abinin yaptığı gibi ben de pası ortaya bırakayım. 

Buyrun Mavi Lacivert yaşayanlar..."

19 Aralık 2014

"Yeniden Takım Olabilmek"

Mustafa'nın yazısını yayınladığı sıralarda sıkı takipçilerimizden Yalçın Çetinkaya (@yyalcinkaya) da benzer bir konuda bizle yazısını paylaştı, keyifle yayınlıyoruz.

"Sarıyer’i yenmek, hem kupada iddiamızı devam ettirmek hem de kötü gidişi sonlandırmak için önemliydi. Elbette ki PTT 1.Lig takımlarıyla Sarıyer arasında kalite farkı var. Ama bazı oyuncuların dünkü karşılaşmada sahada görünen performansları, hırsları lig maçlarında da tercih edilmeleri gerektiğini gösterdi. Düşüşe geçtiğimiz son haftalarda oyuncuların isteksizliği, düşük performanslarına rağmen Ünal Karaman’ın hep aynı oyuncularda ısrar etmesi, bir oyun kurgusunun olmamasını klasik Demirspor sorunlarına bağlamıştım. Ama kupa maçındaki oyuncu tercihleri öyle olmadığını, Ünal Karaman’ın kişisel tercihleri olduğunu düşündürdü. Sakatlanana kadar ligde çok iyi performans gösterip, ondan sonra yedek kulübesinde unutulan Beykan Şimşek, hırslı oyunu, ara pasları ve attığı golle maçın yıldızıydı. Emre, Oğuzhan yine sahanın iyilerindendi. Diğer taraftan Hurşut iyi niyetine rağmen hala yetersiz, o bölgedeki rakibi Hüseyin Kala’nın gerisinde. Özgürcan sezon başındaki formundan uzaktaydı, çok fazla gol fırsatını harcadı. Orta sahada, haftalar sonra ilk defa asıl mevkisi orta saha olan Hakan Söyler-Umut Sözen’le oynadık, hatta daha sonra Alaattin de oyuna girdi. Bu oyuncular defansın arkasına top atma işlerini deneyip, daha olumlu top kullanıyorlar. Madem bu oyuncular oynayabiliyor, neden lig maçlarında kadroda bile yoklar ? Neden haftalardır kötü performans gösteren Cumali, asıl mevkileri başka yerler olan Attamah, Mesut ile oynuyoruz ? Zorlama hamleler yerine, her oyuncu kendi bölgesinde oynayınca görüyoruz ki defanstan doldur-boşalt yapmak yerine, daha derli toplu oynayıp, daha fazla pozisyon bulup, daha az pozisyon kalemizde görüyoruz. Sarıyer maçı, hem takımın moralinin yerine gelmesi hem de yeniden takım kurgusunu oluşturmak için önemli bence. Samsunspor maçından itibaren doğru oyuncu, sistem tercihiyle ligde de galip gelmeye başlar, yükselişe geçebiliriz diye düşünüyorum."

Eski ve Zorlu Bir Konu: Takım Olmak

Demirspor’un sahada oynanan futbol açısından çok büyük bir sorunu olduğunu düşünmüyorum. Saha dışı faktörlerin sahaya negatif etki edebileceğini hatırdan çıkarmadan, şu anki durumumuzun sahada futbol oynamaya istekli bir takıma engel olmadığını düşünüyorum. Yani, bir şekilde puan kayıplarımızın sahadaki oyuna gerekli müdahale ile en aza indirilebileceğini savunuyorum.

Taktik vs. gibi konulara, o oyuncuyu şuraya çekelim tarzı diziliş icatlarına ihtiyaç yok. Uzun zamandır bu takımın peşindeyim, bu kadar alternatifli bir kadro bu kadar az maliyetli (bildiğimiz kadarıyla) olarak bir araya getirilmemişti. Örneğin öyle bir forvet hattı var ki, yedeklerle bile bu ligde playoff zorlanır rahatça.

Geçen sene çare bulamadığımız gol yeme alışkanlığımızı bu sene anlamlı bir seviyeye çektik. Yalnız geçen seneden daha dişli bir rakip kümesi var karşımızda. Özellikle orta ve orta-alt ekipler, hatta alt sıradakiler bile form tutmaya başladı. Bu da puan almayı zorlaştırıyor. Özellikle,bir hedefimiz varsa bu hem bize psikolojik bir baskı unsuru oluyor hem de rakiplerin bize motivasyonunu etkiliyor. Bunlar puan kayıplarına bahane değil, sorunların tespiti ve çalışılması gereken alanların netleştirilmesi adına çıkarımlar sadece.

İlk cümleme geri dönüyorum. Takımın dizilişinde, oyuncu seçiminde bir sıkıntı yok. Bana göre sıkıntı sahaya çıkan oyuncuların son haftalarda “takım” görüntüsünden uzaklaşması ile ilgili. Kayseri maçında yaşadığımız haksızlık bizi camia olarak birleştirdi. Ancak arkasından gelen maçlarda kötü futbol bu bütünlüğü bozdu. Daha sonra gelen puanlar geçici bir rahatlama sağladı, o kadar.

Somutlaştırmam gerekirse; takımda topu alan tüm forvetler (Mulenga hariç) kafalarını öne eğip topla bir on beş – yirmi metre gitmeden, bir iki kişiyi çalımlamadan topla vedalaşmıyor. Tayfur, Oğuzhan, Hüseyin, Hurşut, Timur topu sürüp sıkışınca arkadaşlarını görüyorlar. “Teknik” oyuncu olmak çalım becerisini değil, en çabuk sürede ve en kısa yolla gole ulaşma becerisini anlatır. Bu arkadaşlar bilsin ki, biz atana da attırana da aynı mesafedeyiz. Hedefimiz takımımızın kazanmasıdır elbette. Ancak sahada mücadele eden bir takım görmek de en büyük özlemimizdir.

Ünal ve Samet hocaların “takım” olma meselesine eğilmesi aciliyet arz ediyor. Özellikle kiralık oyuncuların iş ciddiyetlerindeki düzey, kazanılan/kaybedilen puanlarla doğru orantılı. Sezon başında şampiyonluk hedefi zikredilmedi, ama gelinen nokta bazı hayaller için heyecanlanmamıza neden oluyor. Tam tersi, sahada takım yoksa, şampiyonluk “hayal” oluyor.


Hayalden hayale fark var gördüğünüz gibi.

18 Aralık 2014

ZTK: Adana Demirspor:1 - Sarıyer:0

Türkiye Kupası'nda kendi sahamızdaki ilk maçta ilk 3 puanı kazandık. Beykan'ın attığı şık golle Sarıyer'i 1-0 mağlup ettik. İlk 11'de yine ideal kadroda yer almayan  Fazlı Kocabaş, Umut Sözen, Hakan Söyler gibi isimler. Kalemizde de altyapıdan yetişen Emre Selen oynadı. Bu isimlerin kazanılması kadar maçı kazanmak da önemli tabii ki. Ortada geçen oyunu lehimizde tutmayı bildik.

Grup maçlarının başında 8 puan (6 sarıyer, 2 Rize) olarak düşünsem de, ideal kadro ile oynamamız nedeniyle, bu planı 5 puana çekiyorum. Yönetimden ve teknik kadrodan kupada ilerleme hedefine dair açıklamalar da görmediğimiz için, bu maçlarda oyuncu kazanmak hedefinin ön plana çıktığını söyleyebiliriz. Yine de Beşiktaş'ın gruptaki tüm takımları yenme ihtimali içinde, daha düşük puanla ikinci çıkma ihtimalimiz var.

16 Aralık 2014

Çarşı'nın Darbesi

Çarşı'nın darbecilikle suçlandığı dava bugün başladı. Bu iktidar döneminde herkesin bir gün darbeci olmakla suçlanması muhtemel! Sıra tribüncülere geldi. Kontrol edemedikleri her türlü kalabalıktan korkuyorlar. Korkuları onları esir aldı ve sağa sola saldırıyorlar, kendi uydurdukları yalanlara inanarak. Tribünler önemlidir, bunu onlar da biliyor. Karşılarına 1453 uydurmasını çıkardılar, yemedi. Kendi mitinglerinde uyduruk Çarşı bayrağı salladılar, olmadı. Tarihe geçecek komik gerekçelerle, suçlamalarla insanları töhmet altına almaya devam ediyorlar.

Benim Çarşı'ya karşı kişisel antipatim var. Ama bu onların yaptıklarını değersiz kılmıyor. Futbol ortamının apolikitkliğinde, hele ki FB ve GS tribünlerinin kötülüğü içinde Çarşı'nın yapıp ettikleri önemli. Çarşı'nın darbesi işte budur; iktidar kontrolündeki tribün ortamına az da olsa soluk aldırmak.

Passolig hadisesiyle tribünleri boşaltmaya çalıştılar. Kimi karşı çıktı, kimi inadına alıyorum, orada olacağım dedi, ikisi de aynı derecede haklıdır. Tribünler de boş kalmayacak sokaklar da. Sokakları boşaltmaya çalışanlar da aynı inatla karşılaşacak. Mücadeleye devam!

14 Aralık 2014

Mavi Lacivert Yaşamak - 12

Sinan Güçlü, öğrencilik yıllarında yolu bereketli topraklara düşen, Demirspor rüzgarına kapılan kardeşlerimizden birisi. Aynı zamanda şu anda Demiryolları'nda çalışan harbi bir Demiryolcu! Sözü ona bırakırken Ankara'da henüz tanışmadığımız, tanışıp da kaynaşamadığımız kardeşlerimize bu vesile ile seslenmek istiyorum. Facebook, twitter, blog, vb. kanalları takip edip bize ulaşın. Sesinizi nefesinizi aramızda görmek hepimizi mutlu edecektir.


"Tayfada bu kadar yeni iken aldığım bu pas beni ne kadar heyecanlandırdı, gururlandırdı, anlatamam. O yüzdendir pası geç fark edip olgun bir atağa çevirmekte gecikmem. Pas için ayrıca teşekkür ederim Türkay Gül kardeşim.

Aksaraylı olmam münasebetiyle Adana ile Adanalıların sıcaklığı, samimiyetiyle ve tabi ki benim için bir tutku, hayata karşı bir duruş olan Demirspor'la tanışmam bir hayli geç, bundan yaklaşık 6-7 yıl önce üniversiteyi mersinde okuduğum sıralarda oldu.

Ev arkadaşlarım, sınıf arkadaşlarım, hepsi Adanalı'ydı, etrafımızda sıklıkla Demirspor konuşuluyordu, böyle bir değere kayıtsız kalmak mümkün değildi.

Ve 04 Mayıs 2008 sıcak bir ilkbahar günüydü, ilk defa Demirspor'u canlı izleme fırsatı bulmuştum. Kısa bir tren yolculuğundan sonra Adana'daydık. 5 ocak stadında maç ama deplasman tarafıyız. Binlerce tutkulu taraftar , mavi lacivert ve "Rafet"... Bu andan sonra skorun ne önemi var? Demirspor'un varlığı yeter.

Pas bekleyen, benim de mavi lacivert anılarım var diyen tayfadaşların koşu yapmasını bekliyorum. Bu attığım en keyifli pas olacak. 

Saygılar sevgiler"


Mavi Lacivert Yaşamak - 11

Türkay Gül, Tayfa'nın geçmişine ışık tutacak kardeşlerimizden... Mavi lacivert hatıralarını dinliyoruz, 2007'den hem de...

"Arka direkte müsait pozisyonda olmama rağmen ayarsın Okan'ın pası arkama düşünce biraz vakit geçirdik haliyle...

"Baba'dan Demirsporlu" kavramı vardır ya, hah işte ben o şanslı kesimdenim. Ama babamdan daha şanslı olmamı sağlayan durum ise Ankara Tayfasını tanımamdan kaynaklanıyor...

Sene 2007, üniversite hazırlıktayım, o gün Kırıkkale ile kupa maçımız var. Biliyorsunuz hazırlıkta kuş kadar devamsızlık hakkınız var ve maç hafta içi gündüz. Küçük bir ikilemden sonra, okulun da otogara yürüyüş mesafesinde olmasının avantajıyla biniyorum otobüse gidiyorum Kırıkkale'ye...Şimşekler Grubu'nun maça organizasyon yapmadığını yolda öğreniyor ve üzülüyorum. Neyse, tek başıma da olsa izler gelirim diyorum. 5-10 dk rötarlı giriş yapıyorum stada. İçeri girdiğimde 15-20 kadar Demirsporlu görüyorum, çok şaşırıyorum. Onların beni gördüğünde yüzlerindeki ifade beni korkutmaya başlıyor  "Bir kişiyi daha ağımıza düşüreceğiz" ifadesini unutmam mümkün değil. Umut Göktuğ Ügü 'nün "detayın oğlu" sorularından sonra yüzümdeki şaşkın ifadenin yerini endişe almaya başlamıştı. Bu hissiyatım konuştukça değişti ve ilgi hoşuma gitmeye başladı :))) Timur Ekiz'in kırık koltuğa basıp, Kırıkkaleli ultras'ların koltuklarını kırdığımızı düşünmesi ve akabinde hakaretler yağdırması trajikomikti. O gün demiştim; bu çocuk bizim başımızı çok belaya sokar. 7 sene geçti, söylediklerimin arkasındayım :))

Demirsporlular ile Demirspor maçında tanışmak gayet sıradan bir hikaye zaten...Sıra dışı olan şey ise; maç dışı yaşanan güzel anılar, paylaşılanlar, arkadaşlıklar, abiler ve kardeşler...Ankara tayfasını bu kadar çekici kılan da budur. Gurbette okumak çok güzeldir, herkesin yaşaması gerekir ama KOLAY değildir. İşte tam da orada tayfa devreye girer ve yeri gelir ailen, yeri gelir arkadaşın, abin, kardeşin olur...Demirspor hepimizin ortak paydasıdır eyvallah..Takım mağlup olur, galip gelir , küme düşer veya şampiyon olur önemli değil..Yeter ki bu mavi-lacivert insanların arkadaşlığı, birlikteliği mağlup olmasın...

Başta dediğim gibi pas bir hayli geriye düşünce biraz dolandırdım topu, baktım olmuyor kanat değiştiriyor ve sağda kendini gösteren Sinan Güçlü' nün adeta ayağına konduruyorum topu...

Sevgiler Saygılar"

13 Aralık 2014

Adana Demirspor:1 - Manisaspor:1

Deplasman mağlubiyetinden sonra kendi sahamızda da iki puan bıraktık. Alt sıralardaki üç takımla yaptığımız maçlarda toplam 2 gol atıp 4 puan alabildik. Bu haftaya kadar 25 gol yemiş Manisa'ya da ancak penaltı golü üretebildik. Kontra atak ve duran top/yan top dışında organizasyon üretemiyoruz. Gol sıkıntımız iyice belirginleşti. Mulenga'nın durduğu haftalar da takım da duruyor. Onu besleyen Ali ve Tayfur da aynı şekilde ilk haftalardaki etkinliklerinden uzak. Orta sahada organize olmamızı sağlayacak elemanımız yok.

Manisa'nın kalecisi Bayram bize karşı devleşti. İlk yarıda cezasahası içinde Abdülkerim'in, ikinci yarıda Mesut ve Tayfur'un şutlarını çıkardı. Penaltıda da doğru köşeye iyi uzandı.

Kötü gidişat sürüyor. Görünen o ki parasal veya teknik nedenlerin bir an önce çözülmesi gerekli.




12 Aralık 2014

Yaşar Duran


Kaleci antrenörümüz Yaşar Duran, bu aralar reklamlarda boy gösteriyor. O vesileyle kulaklarını çınlatalım istedik. Reklamda kendisiyle inceden dalga geçilmesine izin vererek olgunluğunu ortaya koymuş Yaşar Hoca. Bildiğiniz gibi 8-0'lık İngiltere maçı (İngiltere'de olan, bir de Türkiye'de 8-0 vardı; onda kalede değildi) Yaşar Hoca'nın kariyerine damga vurmuştu. Uzun süre Fenerbahçe'de forma giymiş, 83 ve 85 şampiyonluklarında kaleyi korumuş biri olsa da o maç hep Yaşar Duran'ın yakasında kaldı. Ayrıca, Sarıyer, Malatya ve kariyerinin başında ve sonunda Gaziantepspor formalarını giydi. Tabii esprili kişiliği, o maç ve diğer milli takım maceralarını anlattığı program ve söyleşilerle bu meselenin uzaması ve renklenmesinde kendisinin de payı oldu. O iğneleyici sorulardan hiç gocunmadı, keyifle anlattı. 8-0'lık o maçta yer alan ve yine eski Fenerbahçeli Abdülkerim'in (o da esprili tavrıyla tanınır) bizde teknik direktörlük yapması da ayrı bir tesadüf.


Yaşar Duran, ekşi sözlük'teki bir entryde (https://eksisozluk.com/entry/47536441) vurgulandığı gibi, 80'li yılların kötü futbolunun, kötü Milli Takımının sadece bir parçasıydı. Belki en kötü parçası değildi ama kalecilerin şanssızlığı biraz da budur; tüm takım kötü olsa da fatura size çıkar. Yaşar duran da bu kadersizlikten fazlaca payını almış.



Tabii, tarihinde 10 gol yeme rekoruna sahip bir takımın kaleci antrenörlüğünü, gol yeme alanında başka bir rekora sahip olan bir ismin yapmasında bir ilginçlik var. Son iki sezonda küme düşen takımlar kadar gol yememiz ve kaleci sorunumuzu yıllardır çözemememiz de bu konuyu ilginç kılıyor.

Yaşar Hoca'nın gülen yüzü, esprili tavrının hep sürmesini ve kötü kaderini Adana Demirspor'daki başarısıyla avutmasını dileyelim...


9 Aralık 2014

G. Antep BB:1 - Adana Demirspor:0

Kazansak üçüncü sıraya yükseleceğimiz maçtan puan alamadık. Kötü oyunun sinyalleri geçen hafta Ordu karşısında verilmişti. Hafta içi de kötü giden Rize'ye karşı özellikle ikinci yarı kötü oynamıştık. Belki yorgunluk belki alt sıradaki takımlara karşı konsantrasyon eksikliği ama sahadaki oyun iki haftadır mutlu etmiyor bizi.

Tıpkı geçen hafta bizim yaptığımız gibi maçın başında gelen golle idare etti Antep BB. İlk yarı Timur ve Mulenga ile pozisyon bulsak da sonuç gelmedi; ikinci yarı Oğuzhan ile hücuma hareketlilik getirmeye çalıştık ama olmadı. Pas yapamadık, uzun paslar hep başarısız oldu. Ne Ali ne de Tayfur kapalı savunmayı açacak etkili orta yapabildiler. Ekstra bir oyuncu da çıkmayınca ikinci yarı taraftarı uyutan bir Demirspor izledik. Deplasmda yerini alan yaklaşık 1500 Demirsporlu evlerine üzgün döndü.

Antep BB ilk kez kendi sahasında kazandı, belki ilk kez kendi sahalarıında seyirci açısından deplasman havası yaşadıkları içindir...

7 Aralık 2014

Sundance Film Festivali'nde Demirspor Rüzgarı

Bağımsız sinemanın en prestijli festivallerinden Sundance Film Festivali bu yıl yirmi dokuzuncu kez düzenlenecek. Dünyanın en önemli beş film festivalinden birisi olarak kabul edilen festivalde hangi filmlerin yarışacağı açıklandı. Senarist, yönetmen ve yapımcılığını Tolga Karaçelik'in üstlendiği "Sarmaşık" isimli film 12.700 başvurunun içinde yarışmaya dahil edilen on iki film arasında kendine yer buldu.

Ülkemiz sineması adına mutluluk veren bir gelişme olmasının yanı sıra ajanslara düşen film kareleri bir Demirsporlu olarak heyecanlanmama yol açtı. Filmin başrol oyuncusu Nadir Sarıbacak'ın üzerinde Demirspor poları ve forması görmek oldukça şaşırtıcıydı. Bu sahnelerin filmde kullanılıp kullanılmadığını bilemiyorum elbette. Şu haliyle bile, Demirspor formasının kıtalar arası bir müsabakaya çıkması çok keyifli geliyor. Umarım film ödülle geri döner. Yarışma 22 ocak - 1 şubat arasında gerçekleştirilecek.

Bu arada Nadir Sarıbacak 2009'da Altın Koza'da "Uzak İhtimal" isimli filmle "En İyi Erkek Oyuncu" ödülünü kazanmıştı. Demirspor forması ile aynı başarıyı yakalamasını gerçekten çok isteriz.

Başarılar!









6 Aralık 2014

Mavi Lacivert Yaşamak - 10

Göktuğ pası tekrar Ankara'ya şişiriyor. Bu sefer top tayfanın en sakallı simasında. Okan Akdoğan, mavi lacivert anılarını paylaşıyor bizlerle...


"İnanılmaz derecede güzel gelen pası rahatça kontrol edip rakip kaleye doğru ilerliyorum...

Ben de sizlere lise yıllarında yaşadığım ve unutamadığım bir anımı anlatmak istiyorum. 2008 Mayıs'ının sonu, 30'uydu. Demirsporumuz play-off'ta finale kalmıştı. Ve bu sene hiç olmadığı kadar çok inancımız vardı. Babası Kurttepe Anadolu Lisesi'nin müdürü (fazla disiplinli) olan arkadaşım İlter bize ders çalışma bahanesiyle gelmişti. Daha sonra biz dolmuşa atlayıp Konya'nın yolunu tuttuk. Marşlar söyleyerekten Konya'ya vardık ve Konyaspor taraftarlarının da desteğiyle stadı doldurduk... Her şey tamamdı. Seyirci yine 10 numara. Stad, zemin, hava, inanç hepsi çok iyiydi. Maç başlamadan tezahüratlar başladı ve susmak bilmeden boğazımız şişesiye devam etti. Lakin gol gelmiyor ve gittikçe sevinç yerine gerginlik çöküyordu üstümüze. Son 5 dakikaya girilmişti, Güngören korkusunu bastırıp atağa çıkma çabalarındaydı ve bizler korkmaya başlamıştık. Korkulan, maçın bitimine bir dakika kala olmuştu. 

Sinirler aşırı gergin ve sinirimizi atma arayışlarındaydık. Polisin attığı biber gazı ve ses bombası ortamı daha da gerdi. Bütün stad yıkıldı, sahaya inildi. Telefon çaldı, arayan arkadaşın ailesiydi. Konuşma sanırsam şöyle olmuştu: 

"Neredesin?" 
"Okan'larda ders çalışıyoruz." 
"O zaman bu televizyondaki kim ulan eşşoleşşek!!"

Demirspor yine üzmüştü bizi ama ne kadar çok severse insan o kadar çok üzülmez mi zaten?

Lafı fazla uzatmadan arka direkte boşa çıkan Türkay'a orta açıyorum."

Mavi Lacivert Yaşamak - 9

Göktuğ, Ankara Tayfası'nın harcını karanlardan, tayfayı ayaklandıranlardan, sesimizin gür çıkmasında payı en çok olanlardan...

"Mavi Lacivert Yaşamak" serisinde sırada onun sözleri var.


"Geyik1940'a pası için teşekkür mü etsem kızsam mı bilemedim. Yazmayı pek sevmem, beceremem... Benim mavi-lacivert serüvenim süper ligde olduğumuz 94-95 sezonunda kendi evimizde oynadığımız ve mağlup olduğumuz Kayserispor maçı ile başladı. Serüven başlarken işler fena değildi ama sonraki yıllar pek öyle olmadı. Her sezon sonu düşülen ligler, şehir takımlarından ilçe takımlarına geçiş vs. Geçen her yıl, her başarısızlık sevgimi biraz daha büyüttü. İnsan sevdiğinden uzak kalınca daha çok bağlanır ya Ankara yıllarında bağlılık-bağımlılık daha da arttı. Elbette bu artışta tayfanın varlığı etkili oldu. 

Acısı, tatlısı, başarısı, başarısızlığı, Demirspor'a dair bugüne kadar yaşadığım her an bana iyi ki yaşamışım dedirtti. Geçen yıllara ait çok anımız oldu, yazması zor anlatması kolay, dost sohbetlerinde anlatır paylaşırız... 

Onur abi daha fazla bekletmeyelim, pasım Okan Akdoğan'a gitsin..."

Antep BB'ye Karşı

2005'te bizim gruptan çıktıktan sonra uzun yıllardır bu ligte mücadele ediyor Antep BB ve Süper Lig'in kapısına kadar da gelmişlerdi play-offlarda. Bu sezon özellikle kendi sahasında kötü olan bir rakibe karşı mücadele edeceğiz. Aslında kadro kötü değil, AKP'nin iddialı bir adayla kazandığı belediyenin desteğine rağmen durumları kötü. Kalelerinde, 2008'te Adanaspor maçındaki müthiş içeri alışıyla gönlümüzde ayrı (!)  bir yeri olan İlker Avcıbay var, tıpkı iki yıl önce Ramazan'ı üzdüğümüz gibi onu da üzelim bu kez! Gökay İravul ve Özgür Öcal gibi eski oyuncularımız da Antep BB'de. Geçen iki sezondaki 4 maçta 3 galibiyetimiz var. İşi ciddi tutarsak, Urfa maçındaki gibi tribün desteğiyle 3 puanı alırız.

3 Aralık 2014

ZTK: Rizespor:2-Adana Demirspor:1

Kupada gruplardaki ilk maçımızda yersiz bir golle yenildik, 1 puan alabilirdik. Her iki yarıda net goller kaçırdık. Birbiriyle oynamaya pek alışık olmayan, sezon başından beri çok şans bulmayan oyuncularla sahadaydık. İki takım arasında lig farkı yok gibiydi, biraz daha asılsak maçı alabilirdik ama kişisel hatalar çok belirleyici oldu.

30 Kasım 2014

Mavi Lacivert Yaşamak - 8

Pası Adana'ya kadar uzatmıştım, Meral ve Fırat'a doğru. Meral bir adım öne çıkıp topu istop ediyor. Şimdi hamle sırası onda...

"Fırat Ateş'i geride bırakarak pası aldım Mustafa Uçar.

Demirsporla ilgili anılarımı düşündüğümde, 'hep, hüzün, acı ve keder' çıktı karşıma... Şampiyon olduğumuzda bile, nasıl sevineceğimizi unutmuştuk sanki. Zaten bestelerimizin çok büyük bir kısmı da, mağlubiyetler üzerine değil miydi!

Adana Demirspor bizleri çok kez üzmüştür, ağlatmıştır ama bana hayatımdaki en büyük mutluluklardan birini vermiştir. Hayat arkadaşımı Demirspor sayesinde tanıdım...

Düğünümüzün ertesi günü Demirspor-Sakaryaspor maçına gidişimiz, stada giriş kuyruğunda yerel bir TV kanalının gelip bizimle ropörtaj yapması, bir gün önce düğünümüz olduğunu öğrenmesinden sonra röportajın 'En Güzel Balayı' başlığıyla nete düşmesi, şu anda bile beni gülümseten bir anımızdır.

Maç sonucunu merak eden, ilk paragrafı yeniden okuyabilir;) der, Sayın Umut Göktuğ Ügü'ya uzunca bir pas gönderirim."

Mavi Lacivert Yaşamak - 7

Merve’nin pası “al da at cinsinden” bir pas. Teşekkür ediyorum ve bu pası zevkle alıyorum…

Takım, sportif başarı olarak ortada yoksa, gazetelerin spor sayfalarında 20 yıldır ancak nohut kadar bir yer işgal ediyorsa burada şu an ne yapıyoruz? Geri yazmayacağına emin olduğumuz bir sevgiliye mektuplar yazıyoruz. Yazdığımız mektupları birbirimize okuyoruz, gülümsüyoruz. Okuyup birbirimizin omzuna dokunuyoruz; “ne güzel yazmışsın”… Bir duygu ağı kurmuşuz arkadaşlar, büyüyen, büyümeye niyeti ve azmi olan bir ağ. Merkezinde “aldatmayan tek sevdam” dediğimiz mavi alevden bir çekirdek. Ne mutlu bana, böyle insanlar var etrafımda. Ne mutlu sizlere, yıl olmuş 2014,hala sevdiğine mektup yazan antika çocuklarsınız. Üstelik müzmin romantik arkadaşlarsınız, ilaçlarınızı düzenli olarak alsanız da iyileşmeyecek türden ince bir hastalığınız var. Geçmiş olsun…

-o-

Adana Demirspor, hayatımın en zor günlerinden birisinin sebeplerinden birisi olmuştu. 2004 sonu veya 2005 başıydı. Yavuz ile birlikte Gazi Üniversitesi Hastanesi’ne gittik.1977 – 1981 arası bizde oynayan Paşa lakaplı Hüseyin Çelik hastaydı. Hastalığı ilerlemişti, kurtulamayacaktı.

Odanın olduğu kata çıktık. Eşi ile odasının önünde biraz konuştuk. Gayemiz Adana’dan getirdiğimiz selamları, bir de Adana Demirspor atkısını vermekti. Bolca da moral elbette… “Başaracaksın Paşa abi”, “Adana’ya geleceksin , eski dostları göreceksin”, “ayağa kalkacaksın abi, bize o günleri anlatacaksın”… Aklımızda bunları mı söylemek vardı, ne vardı, bunların hepsini eşi ile konuşurken unuttum. Eşi az ama öz konuştu:

“Lütfen, çok rica ediyorum. Eskilerden bahsetmeyin. Çok duygulanıyor, üzülüyor. Çok üzülüyor hatırlayınca…”

Ah ablam… Bizi incitmemek için kelimeleri özenle seçen asil ablam… Hiç üzer miyiz Paşa’yı, seni? Yavuz bana “sen gir” dedi, ya da “ben tek gireyim” dedim, hatırlamıyorum.

Sırtı kapıya dönük, sol yanına uzanmış. Saçları kır, sık ama çokça kır. Oda loş, gözlerini zor seçtim. Belki de zor baktım. Belki de bakmaktan korktum. Gözlerimi gözleriyle dağlar, gözlerimi her kapattığımda onun gözleri aklıma gelir diye korktum. Bir yabancı olarak onu rahatsız etmekten korktum. Alelacele birkaç cümle edip atkıyı bırakıp çıktım.

Ben o odada ölümden korktum.

Dışarı çıktım. Konuşamıyorum.

Yavuz bir şeyler soruyor, Paşa’nın eşi bana bakıyor. Ağlayacağım. Bir bıraksam salya sümük ağlayacağım. Ama ablam üzülür, çok üzülür, ne hakkım var buna? Sıktım kendimi, sıktım, soru sordular.

Cevap veremedim. Ağzım eğrildi, resmen eğrildi. Boğazımda bir yumruk nefesimi, sesimi tıkıyor. Tek tek kelimeler çıkıyor, zorla, iğrenç bir ses tonuyla.

Çok şükür Yavuz anladı halimi, “tamam” dedi, “tamam boşver”.

Paşa’yı orada bıraktık. Son bir vedaydı bu. 2005 mayısında kaybettik.

Belki de bu ziyaret Demirspor’un da bir gün kaybolabileceğini düşündürttü bana. Eğer biz sahip çıkmazsak, araştırmazsak, yazmazsak hiçbir şey kalmayacaktı geleceğe. Hala da böyle düşünüyorum. Biz yapmazsak kimse yapmaz.

Evet, biraz üzücü bir hatıramı aktardım ama insanların, hepimizin ölümlü olduğunu, geleceğe ancak yaptıklarımızın kalacağını hatırlatmak istedim. Unutmayalım ki Demirspor son 20 yıldır taraftarının koyduğu inisiyatif ile yaşatılıyor. Demirspor’u yaşatmak konusunda mücadele veren tüm arkadaşlarıma başarılar ve kolaylıklar dilerim.

Bende söz bitti. Uzun oldu, sabredip okuyanlara teşekkürler. Pasımı tekrar Ankara dışına, Ateş ailesine gönderiyorum. Ne de olsa Tayfa demek büyük bir aile demek. Onlar da pası tekrar Ankara'ya gönderirler. Herkes hazır olsun, pas illa ki gelecektir. Kimse şahsi oynamaz ki burada.

Sevgili Meral Doğan Ateş ve sevgili Fırat Ateş , neredesiniz? Yakalayın bakalım...

29 Kasım 2014

Toprak Saha'da Muharrem Gülergin

Toprak saha adlı sitede Muharrem Gülergin yazısı yayınlandı, Adana Futbolu kitabından çokça yararlanılmış, emeği geçenlere, akıl edenlere teşekkür edip linkini de verelim:
http://topraksaha.net/?p=4610

Adana Demirspor:1-Orduspor:0

Ünal Karaman maç öncesi en zor maçımız olacak diye açıklama yapmıştı, gerçekten de zorlandık. Yine en alt sıradaki takıma puan mı kaptıracağız diye korktuk. Halbuki maça golle başladık. Mulenga 5 haftadır golsüz geçmiyor. Bu rahatlık yine bize fazla geldi, hem ilk yarıda hem ikinci yarıda net goller kaçırdık, böyle olunca rakibin direnci arttı. İkinci yarı 10 kişi oynamalarına rağmen farkı açamadık. Son dakikada direkten dönen topta, geçen haftaki gibi şans bizden yanaydı. Bu maç, kazansak bile bence iyi bir uyarı olmalı. Mücadele etmeden, puan almak zor. Ünal hoca gereken uyarıları yapar eminim.

Geçen haftaki kadroyla sahadaydık, yine Timur ve Oğuzhan'ın bindirmeleri ile gol aradık. Mesut ortasaha savunmasını güçlendirse de kritik yerde oynadığı için kaptırdığı toplar rakibe atak fırsatı verdi. Savunmamız da Attamahsız daha iyi gibi. Takımda işleyiş oturunca, f8rmayı kaptiran isimler yeniden kazanamıyor, Beykan ve Alaattin de aynı şekilde dışarıda kaldı. Kazanan  Bu kadronun kazanma alışkanlığı kazanması iyi oldu. Kayseri ve Antalya'nın puan kaybettiği haftada kazanmak da cabası...

28 Kasım 2014

Sportmence'de Şimşekler Grubu

Arkadaşımız Gencay Sivuk (@gencay1940) Şimşekler Grubu adına Sportmence Dergisi'yle söyleşi yapmış, duyuralım, okuyalım:

http://sportmence.org/roportaj-adana-demirspor-simsekler-grubu/1275/

Orduspor'un Durumu

Geçen sezonun 10. haftasında lider olan Orduspor, bu sezon ligin dibinde. Bu ligte işlerin çok çabuk altüst olacağının en yakın kanıtı; bize vermesi gereken mesaj, hemen yükselmek değil istikrarlı ve dengeli gitmek önemli. Geçen sene dipte olan K.Maraş bu yıl 2.ligte de dibe inmiş durumda ya da hızlı bir yükselişle Süper Lig'e çıkan Balıkesir'in durumu da ortada. İyi gidiyoruz zannedilen dönemlerle dibi görmek arasında sadece bir kaç ay olabiliyor. O yüzden ne yaptığını bilen yönetimler bizim için oldukça önemli.

Geçen sezon K.Maraş'a kötü günlerinde derman olmamıştık, bu yıl da Orduspor'a sahada moral vermeyelim. Demirspor taraftarı böyle maçlarda daha karamsar olur, çünkü geçmişte kötü deneyimlerimiz var. 2007'deki Uşak maçı, bunun en kör göze parmak haliydi belki de. Teknik ekibimizin ve futbolcularımızın, Urfa maçındaki azimden vazgeçmeyeceklerine, rakibi küçümsemeyeceklerine inanıyoruz. Bu tür takımlar belki sezon boyu bir iki takımın canını yakıp yine gerilerler; onlardan biri olmayalım. İşimizi iyi yapıp, kazanalım!

Geçen yıl, daha öncesinde hep 1.ligte (eskinni Süper ligi'i) karşılaştığımız Orduspor ile 1983-84'ten sonraki ilk buluşmamızda (yine 11.haftada) dışarıda yenilmiş, içeride ise kazanmıştık. Dışarıda puan alacağımız bir maçı kaybetmiştik; Yücel İldiz'le iyi gittiğimiz bir dönemde. İçerideki maçta ise 5 haftalık mağlubiyetin ardından, zirveyi zorlayan bir rakibi yenerek nefes almıştık. Bu yıl da ilk 6 mücadelemizi pekiştiren bir maç olsun...

Açıklamalar

Geçen hafta bizim de önemsediğimiz ve bahsi geçen konular hakkında bilgilendirme bekliyoruz dediğimiz Teknik Direktör Ünal Karaman'ın açıklamalarına önce Başkan'dan sonra da Şimşekler Grubu'ndan ses geldi. Başkan Selahattin Aydoğdu, Yüksel Evsen'in programın açıklamalarda bulundu; genel olarak işlerin yolunda gittiğine dair bir imaj çizdi. Teknik ekibin uyum içinde olduğunu söyledi. Grubun açıklaması ise daha sert; yerel basına yine eski uyarıyı yaptılar, "şerefinizle yazın" dediler. Açıklamada, "Amaç Hocamızla Yönetimi karşı karşıya getirmek, arasını açmak ve çok önemli Urfa maçı öncesinde futbolcuların kafasını karıştırıp motivesini bozmaktı.. Aynı zamanda biz Demirspor Taraftarlarının da aklını bulandırmak istiyorlardı.. Ama Urfa'da Futbolcularımızın ortaya koyduğu güzel futbol ve taraftarın mükemmel desteği sonrasında gelen galibiyet onlara tokat gibi bir cevap oldu." deniliyor.

Adana'da işlerin karıştırmak için bekleyen hazır grupların olduğu hepimizin malumu. Sahada işler yolunda gittikçe onların sesi daha az duyulur. O yüzden futbolcuların işlerini düzgün yapmaları hepimizin yararına. Teknik ekibin ve yönetimin de çıktıkları bu yolda ısrarcı ve inançlı olmaları gerekiyor. Eleştirilere cevap versinler ama bu onları yollarından çevirmesin. Görüldüğü üzere taraftar onların hep yanında, onları üzmemek ve spekülasyonları canlandırmamak için mücadeleye devam!




27 Kasım 2014

Mavi Lacivert Yaşamak - 6

Merve de sağolsun, Yavuz'dan gelen pası kontrol edip topu sürmeye başlıyor. Çok da iyi ediyor. Söz sırası onda...

"Günaydın, iki gündür o pas bana gelmesin diye takip ediyordum, geldi, neden diye sorarsanız ne benim “mavi lacivert yaşamak” serisinde yazan arkadaşlar kadar tutkulu ve duygusal hissetmemem ve o kadar deplasman hatıramın olmaması.

Benim çok küçükken bir aşkım vardı, daha sonra büyüdüm, ortaokul ya da lise yılları, ilk zamanını hatırlamam ama yavaş yavaş Demirspor’u tanımaya başladım. Futbolu ve hatta sporun her dalını seyretmeyi seven ben için tabi ki şehrimin takımlarını bilmek ve birini desteklemek önemliydi, çünkü Türkiye’de de bu eksik yapılan bir şeydi. Velhasıl, taraftarı, misyonu, renkleri, duruşu ve belki biraz da cefakarlığı nedeniyle Demirspor beni kendine çekmişti. Dolayısıyla mantığımın beni yönlendirdiği ikinci aşkım olmuştu. Bana gelirsek dedim ya yeterince duygusal değilim diye, benim tek çok duygulandığım, çok kızdığım, çok heyecanlandığım zamanlar tuttuğum takımın maçını izlediğim anlardır, neredeyse kişilik değiştiririm. Güngören maçını hatırlıyorum o gün çok mutluydum çünkü Ankara’dan Adana’ya gelmiştim. Maçı televizyondan izliyorum büyük bir umutla. Son dakikalarda yediğimiz gol, ben televizyonun önünde ayakta duruyorum, yıkılmışım. İşte bizimkilerin bir sözü vardı yenildikçe “bağlılığımız” artar, sanırım öyle bir histi o gün bir dönüm noktası daha eklenmişti Demirspor sevgime, artık daha çok ve daha yakından takip edecektim. Tarihini okuyup başarılarını öğrenecektim.

Günler geçti işte bugün oldu, bir Demirspor platformunda ayağıma pas alıp pas veriyorum. Taraftarların hikayesi çoktur, ve özellikle bizimkiler duygusal adamlardır, bir futbol takımı için ülkenin diğer ucuna gider ve hatta ülke değiştir, yenilseler de acıyı paylaşarak evlerine döner, sevdiklerine sarılır ağlarlar. İşte bu hikayeler beni en derinden etkileyen ve duydukça futbolun aslında ne kadar hayat olduğunu ve asla bugün ki endüstriyelliği ve ortamı hak etmediğini düşündürten. Hepinize teşekkürler, iyi ki varsınız.

24 Aralık'a gelince Yavuz Yıldırım, n'apacağımı ben de bilmiyorum ama ilk andan beri mavi lacivert tarafta olacağıma dair bir his var. Çünkü biz hep kazanmaya daha çok ihtiyacı olan takımı tutarız. :) 
ve duygusallığını en takdir ettiğim taraftarlardan birine atıyorum ben pası, Mustafa Uçar söz sizde

Not: bu yazı yüzünden işe geç kalacağım :)"

Mavi Lacivert Yaşamak - 5

Sevgili Yavuz, facebook serimizin kendi ayağını buraya eklememiş. Olsun, bir ekleyen bulunur elbet. Yazılar arasındaki geçiş bütünlüğünü sağlamak adına keyifli yazısını ben ekliyorum. Bahsettiği hatıraları da iyi ki yaşamışız diyorum!

"Teşekkürler Yaşar, o kadar çok anı var ki neresinden tutsak, ne anlatsak eksik kalır. 

Yaşar'ın da olduğu, trenle gidilen GOP deplasmanı, hele ki dönüş yolu unutulmaz. Çanakkale'de otelin önüne doğru topçuların bizi görüp kaçması, Kırıkkale'de başkanın "bizi burada da mı buldunuz" demesi, Tokat'tan dönerken radyoya bağlanmamız... Ankara'da Nefes geceleri, AKE buluşmaları, bizim takımın dertleri yetmezmiş gibi Ankara Demirspor yönetimiyle buluşup onlara bir rapor vermemiz... İtalya'da millet içip dağıtırken bizim yarın maç var diye erkenden yatmamız! 

Onca anımız var, hadi burada benim için en garip olanı, hüngür ağladığım maçı da hatırlatayım. Antalyada Mardan Stadı'nda playofflarda Malatya'ya son dakikada gol atıp, penaltılarla da eleyince -o zamana kadar nice maç görmüş nice stres atlatmış ben- eşimin omzunda hıçkırarak ağlamıştım. 

Bütün anıların ortak noktası arkadaşlık. Her deplasmanda, her buluşmada arkadaşlık arttı, katlandı. Geçen zaman içinde bekar arkadaşlar evlendi, evliler çocuk sahibi oldu, öğrenciler iş güç edindi. Birbirimize kızıp bağırdığımız oldu ama hep saygı duyduk, hiç arkadan iş çevirmedik. Ankara Tayfası bu yüzden hala ayakta ve saygı duyulan bir yapı. Yeni isimlerin aramıza katılmasından da çok mutluyuz. 

Ben pası, kadın kotası gereğince Merve Deveciye atıyorum, bakalım 24 aralık'ta kimi tutacak? :)"

26 Kasım 2014

Konuk Yazar: Bilal Nur

Bilal Nur arkadaşımız ( @BilalNur_ ) Urfa deplasmanından izlenimlerini bizimle paylaştı, teşekkür ediyoruz kendisine:

"Şanlıurfa ile oynadığımız tüm sonuçlar bize hep ters gelmiştir. Adana'ya yakın olmasından ve Şanlıurfa’da yaşayan dostlarımdan dolayı şehre maçtan 2 gün önce geldim dolayısıyla şehri gezip maç hakkında konuştum. Belediye başkanlarından yapılan Şanlıurfaspor bayrakları, afişleri şehre büyük bir renk katmıştı. Halk artık başarıya aç olduklarından büyük bir kenetlenme vardı Urfa’da. Nereye gitsem üstümdeki Demirspor montundan dolayı ilgi gördük hatta maça gitmek için çarşıdan bindiğim otobüste bir dayı’ korkma burada size bir şey yapmazlar seviyoruz sizi’ demeleriydi.


Maç günü erkenden stadyum ve çevresindeydim çok sayıda özel araç ve otobüsler gelmeye başlamıştı. Passolig rezaleti yüzünden turnikede oluşan bir hata nedeniyle taraftarlar  13.05’de stadyuma alınmaya başladı.Tabii öncesinde yaşanan gerginlik stad müdürünün açıklamasından dolayı biraz da olsa hafifletti. İçeri girdik, herkes bir bir geliyor bize ayrılan kısmı doldurmaya başladık.Urfa taraflarından hoş geldiniz tezahüratları bizim de karşılamamızla beraber çok güzel bir görüntü vardı. Maç başladı iyi oynuyordu takım ilk dakikalarda pozisyon buluyorduk buda bizi daha çok motive ederek takımımı desteklemeye itiyordu. Cumali'nin güzel pasıyla Timur’un vuruşu ağlarla buluştu. İlk yarıyı böyle bitirme niyetindeyik ve öyle de oldu. İkinci yarıya çok hızlı başladık ve Mulenga'nın akıllı oyunuyla 47’de penaltı kazanıp farkı 2’ye çıkardık. Tribün olarak çok iyiydik. Oğuzhan'ın düşürülme mevzusunda Urfalı ve eski Adanasporlu Veli'nin gereksiz müdahaleleri ortamı çok gerdi. Gerek saha içinde gerek tribünlerde büyük gerginlik yaşanmasına sebep oldu. İlerleyen dakikalarda istediğimiz oyunu oynayarak galip geldik. 90’dan sonra bir ara gittik geldik ama olsun. Takım olarak çok iyiydik öncelikle çok akıllı oynadık yediğinmiz ikinci golde kalecinin yine tereddütte kalmasından dolayı yediğimizi düşünüyorum onun dışında bir sıkıntı yoktu izlediğim kadarıyla. 

6 puanlık bir maçtı, bu galibiyetle yarıştan kopmadığımızı gösterdik rakiplerimize. Önümüzde bitkin bir Orduspor var bu maçtan da galip gelirsek takımda oluşacak hava bizi liglerin ara verilmesine kadar taşır. Stad çıkışında hiçbir sorun olmadı polislerin eşliğinde yola koyulmaya başladık herkes mutluydu. Büyük umutlarımız vardı…"

25 Kasım 2014

Rostand Göründü


Siyah forvetlerimizden bahsetmişken, geçen sezon 9'u ligte 1'i kupada 10 golle takıma katkı sunan, sezon başında bizi kahretse de sonrada açılan Rostand'ın bu sezon ilk maçına çıktığını da duyuralım. Belçika'nın Lierse takımına transfer olan Rostand, takımında henüz kadroya girememişti. Belçika Pro Lig'te son sırada olan Lierse'in bu hafta oynadığı Mouscron-Peruwelz maçında ilk kez kadroya girip, ilk 11'de sahaya çıkan ve 90 dakika sahada kalan Rostand, bakalım takımının kötü gidişine çare olacak mı?

Mulenga Kendi Zirvesinde


Utrecht'ten transferimiz Jacob Mulenga, kariyerinin en iyi sezon başlangıcını yaptı. 9 haftada 6 gol atan siyahi forvetimiz, son 4 maçı da boş geçmeyerek, ilk kez üst üste 4 gol atmış oldu. Geçen sezon ligte toplam 10 maça çıkan ve 6 gol atan Mulenga, şimdiden gören sezonu yakalamış durumda. 2012-13 sezonunda ise Avrupa Ligi maçları dahil 14 gol atmıştı. Eğer bu sezon kendisinden beklentimiz olan 15 gole ulaşırsa sezon sonunda kendi zirvesine de ulaşmış olacak.

Fofo Ruhu Yaşıyor

Niğde Üniversiteli Adana Demirsporlular, hafta sonu oynanan Niğde bld-Zonguldakspor maçında önce Zonguldaksporlu futbolcuları otelde ziyaret etti, ardından deplasmana gelen taraftarları statta karşıladılar. Hazırladıkları Fofo Ruhu pankartıyla statta yerlerini alan ÜniNiğde Tayfası, facebook gruplarından da muharremgulergin.blogspot.com bloguna link vererek bu konuda üniversiteli gençleri bilgilendiriyor.