Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Aralık, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Mutlu Yıllar...

"yıllar geçse de ömür bitse de, mavi lacivert geliyoruz!" diyenlerin, yeni yılı kutlu olsun...

Konuk Yazar: "Bir Hüseyin Özcan Yazısı..."

---- Son dönemde takım olan gelişmelerden oldukça rahatsız olan ve bunu hararetli bir şekilde dile getiren Müslüm arkadaşımızdan bu kez daha mutedil bi yazı! Eski teknik direktörümüz Hüseyin Özcan'a dair hislerini dile getiriyor Müslüm ve onun duruşunu Muhsin Bey'le eşleştiriyor. Konuk yazarlarımızın katkılarını bekliyoruz... ---- Demirspor’dan Bir “Muhsin Bey” Geçti... Takım elbisesiyle, görünüşüyle çok “eski moda”ydı. Çok geçmeden duruşuyla, hali tavrıyla da uzaklardan, başka dünyalardan olduğu anlaşıldı. Sadece takımın başındayken değil, giderken de farklı kaldı. Kolalı yakalarımızın, üç kuruş için özene bezene doldurulan fişlerin serili olduğu evlerimizin dünyasından geliyordu sanki. Adı sanı duyulmamıştı. “Şanlı” başarıları, yüksek yerlerde hatırlı tanıdıkları yoktu. Zaten büyük başarılar beklenerek de getirilmedi. Şimdiki gibi 9 trilyonlardan bahsedilmiyordu o günlerde. Bıyık altından gülerek, “Diğer takımlar nasıl olsa ikinci yarı parasız kalacak” diyen bir başkan

70.Yıl: Söyleşimiz, Kanal A'da...

Ankara'da düzenlediğimiz "Adana Demirspor 70 Yaşında" söyleşisi, bu akşam 20.30'da Kanal A'da Spor Güncel adıyla yayınlanacak. Yayının gerçekleşmesini sağlayan Ergun Kara'ya teşekkür ediyoruz... Kanal A'yı izlemek için: http://onlineyayin.net/tv_yayin_fms.asp?id=256

70.Yıl:İstanbul'da 70 Ağaç, 70 Meşale

İstanbul'daki arkadaşlar, kendi aralarında topladıkları parayla, TEMA'nın Kayapınar Hatıra Ormanı'na 70 fidan bağışı yaptılar. Bağış, Bekir Çınar adına adına yapıldı. Tayfa ayrıca yarın, 28 aralık salı akşamı, 19.00'da Haydarpaşa Garı'nda toplanarak, 19.40'da 70 meşale yakacak ve 70. yılımızı bir kez de görsel şölenle kutlayacak. Teşekkürler arkadaşlar... Detaylar için, tebevolimo.blogspot.com

70. Yıl: "Resmi" Kutlama, Salı Günü

Kuruluş tarihi 28.12.1940 olan Adana Demirspor'un kulüp tarafından organize edilen resmi 70. yıl kutlaması, 28 Aralık salı günü yapılacak. Kutlama, kulüp binası önünden yürüyüşle başlayacak, Atatürk Parkı'nda saygı duruşu ve basın açıklaması ile son bulacak. Kutlamaya, Şimşekler Grubu ve Adana Demirsporlular Derneği de katılacak. Perşembe günü başkan Mustafa Tuncel, bu konuda bir basın açıklaması yaparak tüm Demirsporluları bu etkinliğe davet etmişti. Tuncel, açıklamasında "Herkes formasını giysin, mavi lacivert kaşkolunu, flamasını alsın Demirspor sevgisini anlatan en güzel pankartını hazırlasın ve bu anlamlı yürüyüşe katılsın. Adana Demirspor halkın takımıdır. Adana Demirsporlu ülkesini sever Ata’sına bağlıdır. Kuruluş yıldönümümüzde bütün Demirsporluları Büyük Önder Atatürk’ün manevi huzurunda saygı duruşuna davet ediyorum" ifadelerine yer vermişti (http://www.adanademirspor.org.tr/haberler/ulu-cinarimiz-70-yasinda. Kulübün daha kapsamlı bir programla bu yıldönüm

Söyleşiden Notlar#3

Söyleşinin açılış konuşmasını izlemek için tıklayın: http://www.youtube.com/watch?v=ZT5yckonzeM Ayrıca Anadolu Ajansı'nın geçtiği haber, ajansspor.com da yayınlandı; okumak için buraya tıklayın. Söyleşinin gerçekleşmesinde emekleri geçen, tayfamızın değerli üyeleri, Göktuğ Ügü'ye, Türkay(ADS) Gül'e, Abdullah Çömek'e, stickerlarımızı hazırlayan Fırat Ateş'e, sertifikalarımızı hazırlayan ve orada olamasa da önerileri ile bizi güçlendiren Mustafa Uçar'a, salonun ayarlanmasında aracı olan Nadir Avşaroğlu'na; ayrıca kamera kayıt ve fotoğraf desteği için Ömer Faruk İslim'e özellikle teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Var olun!

Söyleşiden Notlar#2

"DEMİRSPOR'U KİMSE YERİNDEN SÖKEMEMİŞTİR" Söyleşinin en keyifli anlarının, Adana futbolu kitabı yazarlarından, gazeteci-yazar Metin Gören'in eski Adana ve Demirspor’la ilgili anıları olduğunu söyleyebiliriz. Demirspor'un en başarılı kadrosuyla birlikte futbol oynadığını anlatan Metin Gören, daha sonraki dönemde yönetimsel hataların Demirspor'u frenlediğini vurguladı. Bu hataların giderilmesi için ellerinden geleni yaptıklarını söyleyen Gören, camiadaki çapakların temizlenmeden sportif başarının gelemeyeceğinin altını çizdi. Demirspor'un eski dönemlerde de İstanbul takımları kadar paralar harcadağını, en iyi tesislerde kamplar yapıldığını söyleyen Gören,Demirspor'un her konuda büyük potansiyeli olduğunu vurguladı. Demirspor’un kuruluş amacı itibariyle birçok kulüpten farklılaştığını söyleyen Gören, “Demirspor ruhundaki temel öğe her zaman yerinde kalmıştır. Yıllardır süren kötü yönetimlere rağmen Demirspor’u kimse yerinden sökememiştir” dedi. Adana

Söyleşiden Notlar#1

"Adana Demirspor 70 Yaşında" söyleşisinde öne çıkan başlıklar şöyleydi: Açılış konuşmasında, Demirspor'un kuruluş felsefesi gereği, "biz" olma, birlikte hareket etme, ortak olanı birlikte geliştirme gibi dinamiklere dayandığını ve ilk yıllarda gelen önemli başarıların bu ilkelerin doğru şekilde yerine getirilmesiyle yakalandığını belirttim. Gittikçe mekanikleşen, sayısallaşan, bol sıfırlı transfer ücretlerine, ihale bedellerine indirgenen futbolumuzda, futbolu sevmenin başka değerlere dayanabileceğini ve Adana Demirspor'un da bu farklılığı sembolize ettiğini vurguladım. Takımın artık camianın başarılarından ziyade tribünün başarısı ile anıldığını ve kuruluşundaki değerlerin tribünlerin omuzlarında yükseldiğini belirttim. "BİZE KULAK VEREN TEK BAŞKAN, BEKİR ÇINAR'DI" Şimşekler Grubu liderlerinden Adem Tel, "bugüne kadarki yönetimler kalıcı gelir ve altyapı konusundaki önerilerimizi hiç dinlemedi. Bize kulak veren tek başkan, Bekir Çınar&

70. Yılımızı Söyleşiyle Andık...

"Adana Demirspor 70 yaşında" söyleşisini başarıyla gerçekleştirdik. Etkinlik sonunda herkesin memnun olduğunu gördüm; umarım kayda değer bir iş çıkarmışızdır. Konuşmalar oldukça iyiydi; özellikle Akif Kurtuluş'un sözleri sanki bizim blogta yazılanların bir özetiydi! Metin Gören ağabeyimiz de eski Adana ve Demirspor üzerine nüktedan sözler söyledi. Adana'dan etkinliğimize katılan Adem Tel, Demirspor tribünlerinin dünü ve bugünü üzerine söylenmesi gerekenleri özetledi ve Şimşekler Grubu ile ilgili soruları içtenlikle yanıtladı. Detayları daha sonra girmek üzere, şimdilik fotolardan birkaç örnekle yetinelim:

Çarşamba Günü Söyleşimiz Var!

70. yılımızı bir söyleşi ile kutluyoruz. Herşeyi kulüpten beklememek lazım, taraftar kendi organizasyonunu kendi yapıyor: --- 22 ARALIK 2010 ÇARŞAMBA / SAAT: 18.30 MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI EĞİTİM SALONU Adres: Selanik Cad. 19/7, Yeşim Apt. Kat. 3 Kızılay Ankara --- Konuşmacılar: Metin Gören (Adana Futbolu kitabı yazarlarından, gazeteci) Akif Kurtuluş (Spor Yazarı-Avukat) Adem Tel (Adana Demirspor Taraftarlar Derneği-Şimşekler Grubu liderlerinden) Cem Papila (Eski Hakem) --- "2010 yılı biterken Adana Demirspor da 70. yaşını kutluyor. 1940 yılında kamusal bir amaç etrafında örgütlenen Demirspor geleneğinin yaşayan en önemli parçası olan Adana Demirspor, bu önemli sene-i devriyesini üstten üçüncü ligde kutlasa da, taraftarları için sahada olan bitenden daha fazla bir anlam taşıyor. Demiryolları işçileri ve çalışanlarının kurup, Çukurova’dan memleket sathına ulaşan başarıların sahibi olan Adana Demirspor, futbol kültürümüzün en önemli simgelerinden biri durumunda. Memleke

70 Yaşındayız!

Daha önceki bir yazıda belirttiğim gibi, Adana Demirspor 70 yılı geride bırakıyor 2010 itibariyle. Bir süredir sağ menüde, Fırat Ateş'in yaptığı bir logoyla açılıyor blog. 70 Yaşındayız! Demirspor biz yeni neslin omuzlarında 100.yılını tamamlayacak. Bugüne kadar, Demirspor kurucu ilkelerini fazlasıyla yerine getirdi ve memleket futbolunda kamusal bir bilinç ve spor kültürünün yaygınlaşması konusunda önemli adımlar attı. Kurumsal kimliği ile şehirdeki gücünü birleştirip, önce Çukurova'da sistemli bir futbol anlayışını geliştirdi ardından ulusal ligde bu deneyimi paylaştı. Son dönemlerde sahadaki başarılardan çok tribünleriyle öne çıktı; yine orada da öncülük yaptı ve başta yöre takımları olmak üzere memleket sathında örnek alınan, yolu izlenen bir güç haline geldi. 100. yıla giderken bizlerin görevi, 70 yıllık çınarın kurucu ilkelerini daha da ileri taşımak ve tribünde geliştirdiği duruşun da geri gitmesine izin vermemek. Adana Demirspor, Demirsporlar geleneğinin ve kamusal spo

İlk Yarı Bitti...

Bir sezonun daha yarısını geride bıraktık ve bir kez daha canımız sıkkın; umudumuz kırık. Genel olarak ilk yarıya baktığımızda, ne başarılıyız ne de başarısız. Başaltının hassas bir noktasındayız. Sezon başında kadro tamamen değiştiği için, yeni bir yönetim ve yeni bir teknik heyet geldiğinden, kimse "şunu yaparız-bu olur" diyemiyordu. Kötümser senaryolar hariç. Kötümserliğin tutması her zaman daha olasıdır. Özellikle Demirspor gibi muammaların olduğu bir camiada... Baştan başlarsak, Mustafa Tuncel, Aytaç Durak'a ihanet edip, sağ kolluktan baş koltuğa geçince Adana'da yeni bir "tek adam" dönemi başladı. Malum, Mustafa Tuncel'n halini tavrını da biliyoruz; pek öyle diyaloğa-muhabbete açık biri değil; daha çok deklarasyona-asıp kesmeye yakın. Öyle olunca, rahmetli Bekir Çınar döneminin tersine tribünle yönetim arasında sıcak temaslar kurulamadı. Başkan, parasını bastırıp -ne kadar harcadığını bilmiyoruz- kadroyu baştan aşağı değiştirdi. Ama Tuncel önceki

Pendikspor:1-Adana Demirspor:0

İlk yarının son maçında Pedik'e 1-0 yenildik ve liderle aramızdaki puan farkı 13'e çıktı. Sakatlıklar nedeniyle, yeni isimler 11deydi: Emrah, Atahan, Hakan, Murat, Caner, Cihan, Koray, Timuçin, Ertan, Aydın, Ali Kemal İkinci yarı 16 Ocak'ta Konya Şeker deplasmanı ile başlıyor. 1 aylık sürede, artık Soner Hoca'nın istedği kadroyu kurup, mazarete mahal vermeden istikarlı bir takım kurması gerekir. En azından playoff'ları kaçırmayalım. Bu arada spor01.com yeni bir rezalete daha imza atarak, maç haberinde, gruptaki diğer maçların skorlarını yanlış verdi. Haftanın sonuçları şöyle: 1461 Trabzonspor:4-Türk Telekom:2 Balıkesirspor:2-Dardanel:0 Elazığspor:1-Tarsus İ.Y.:0 Fethiye:2-Eyüp:0 Kocaeli:2-Sakarya:0 Konya Şeker:0-Ofspor:1 Pursaklar:3-Belediye Van:0 Tokat:1-Ş.Urfa:1 Haftanın sürprizi, Ofspor ve Pursaklar'dan. Aşağıdaki kaynama devam ediyor.

Pendik...

20 Nisan 2008'te oradaydık; en güzel deplasmanlarımızdan biriydi; galibiyetle ve gülen gözlerle dönmüştük. Bu kez orada olamayacağız ama İstanbul Tayfası, Pendik Stadı'nda mavilacivert atkıları yükseltecek.

Takım İçi Disiplin

Beklenen oldu; takım içi disiplini sağlamanın ve kadro revizyonunun ilk adımı atıldı: 8 ouyuncu ile yollar ayrıldı. Bugüne kadar kadroya pek giremeyen oyuncular... Aralarında kağıt üstünde yetenekli isimler olabilir ancak takımın patronu olan teknik direktörle iyi geçinemedikleri ve istenen performansa gelmedikleri sürece, takımda yer bulamalarına imkan yok. Kadromuzun 40 kişiden oluştuğunu düşünürsek, böylesi durumda olup boşuna para harcadığımız daha birçok isim var diye düşünüyorum. Takımı, menajerlerin kapı arkalarındaki kulisleri ve futbolcuların basınla temasları değil, teknik direktörün ve ona güvenen yönetimin şekillendirmesi gerekiyor. Biz yıllardır, kulislerdeki ayak oyunlarından fazlasıyla çektik. hocaya başka, yöneticiye başka konuşan futbolcuların, menajerleri ve yerel basındaki maşaları ile ne kumpaslar çevirdiklerini ve bunların bize nasıl acı sonuçlar yarattığını biliyoruz. Son günlerde yine buna benzer durumlar yaşanıyor. Takım içi disiplinin sağlanması, ikinci yarıd

Zıkkımın Kökü (1992)

Demirgibiyiz'de sanat kuşağı "İkisi de Cesurdu"dan sonra yine bir "Adanalı" filmle devam ediyor; Zıkkımın Kökü... Filmin tanıtımına geçmeden önce Sevgili yazarımız Muzaffer İzgü'nün yaşamına kısa bir göz atalım: Muzaffer İzgü Kimdir? 1933’de Adana’da doğdu. Küçük yaşlardan itibaren bulaşıkçılık, garsonluk, pamuk işçiliği, seyyar satıcılık gibi çeşitli işlerde çalıştı. Diyarbakır İlköğretmen Okulu’nu bitirdi. Çeşitli okullarda öğretmenlik yaptı. 1979’da emekliye ayrılarak sadece yazılarıyla ilgilendi. İlk mizah yazıları Akbaba dergisinde yayınlandı. Özel tiyatrolarda oynanan, radyolarda yayınlanan oyun ve skeçleriyle ün yaptı. Ulusal ve uluslararası düzeyde pekçok ödül kazandı. Eserlerinde güldürmekten çok düşündürmeyi amaçlayan İzgü, toplumsal çarpıklıklara sınıfsal açıdan bakarak Anadolu insanının sorunlarını kara mizah yöntemiyle yansıtır. İlk kitabı Gecekondu, 1970 yılında Remzi Kitabevi tarafından yayımlanır, bunu 1971 yılında İlyas Efendi,

Bağış Erten'in Yazısı...

Bugün Bağış Erten, Radikal'deki köşesinde, son dönemde tribünde ve sokakta artan şiddet meselesine dair çok yerinde tespitler yapmış; okumayanlar için altını çizmek gereken noktaları buraya alıyorum ve yazının tamamına da göz atılmasını öneriyorum. "Uzun zamandır uğraşıyorsunuz, ama olmuyor. Gerçek taraftar da sesini yükseltiyor, öğrenciler de. Bir gün gelecek o çok sevdiğiniz ‘bir grup kendini bilmez’ de futbol adına iktidarlar tarafından kullanılmaktan bıkacaklar. Ama siz asıl, müşteri muamelesi gören taraftarlar, köhnemiş eğitim sistemine karşı duran öğrenciler, farklı bir kitleselleşme talep eden tüm gençler isyan edecek diye korkuyor, dayak atıyorsunuz. (...) Tribündekilerin dertlerine kulak vermeniz gerek. Şiddetten beslenenlere değil, gerçek tribün insanlarına. Almanya’da kulüp ler niye taraftar temsilcilerini yönetime alıyorlar, bir düşünün. Sorunların üzerini örtmeyin, onlarla yüzleşin. Yani işin bu tara-fından bir bakmaya çalışın. Yoksa hangi ceza olursa olsun, işi

DÜNYA İNSAN HAKLARI GÜNÜ

10 Aralık İnsan Hakları günü bugün. Bu dünyada, ırkcılık, ayrımcılık, insan ticareti, cocuk istismarı, dini sömürü gibi durumlar olmadığı için herkes eğlenebilir(!). İnsan hakkının yalnızca nefes almak olmadığını anla, farklılığa saygı göster !! "Madde 2- Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir görüş, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet, doğuş veya herhangi başka bir ayrım gözetmeksizin bu Bildirge ile ilan olunan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir. Ayrıca, ister bağımsız olsun, ister vesayet altında veya özerk olmayan ya da başka bir egemenlik kısıtlamasına bağlı ülke yurttaşı olsun, bir kimse hakkında, uyruğunda bulunduğu devlet veya ülkenin siyasal, hukuksal veya uluslararası statüsü bakımından hiçbir ayrım gözetilmeyecektir."

Burası SBF...

Burası SBF; muktedirlerin değil öğrencilerin, üniversitenin gerçek sahibi ve olmazsa olmaz unsurlarının söz söylediği yer. Üniversitelerle ilgili olup bitene seyirci kalmayıp söz isteyen, konuşan, tartışan, üreten ve yeri geldiğinde tepkisini veren yer. Burada, her söylediğinizi alkışlayacak, her istediğinizi manşet yapacak, memleketi istediğiniz gibi çekip çevirirken seyirci kalacak bir kitle yok. Sizin özgürlük anlayışınız, sandık demokrasiniz, mecliste inen kalkan elleriniz yok. Burada, kara şemsiyeler altında kalmaya mahkumsunuz; çünkü burası sizin heryere çevirdiğiniz çiftliklerinizden farklı... Burası, her yerde sözünü geçirenlerin, herkesi parmağında oynatanların, namlunun ucuna koyanların kurallarının tersine çevrildiği ve ayakların baş olduğu yer. Burada, ağzını burnunu kırdığınız öğrencinin, tekmeleyerek yerde sürüklediğiniz eylemcilerin hesabını yumurtayı kafanıza yiyerek verirsiniz. Burası SBF, burdan çıkış yok! Kampüsler her daim toplumsal direncin fitilinin ateşlendi

Haftanın Ardından

Haftalar biraz hızlı ilerliyor. Bir haftaya sıkışan iki maçta 4 puan aldık. Pursaklar 7 maçtır kaybetmiyor ve bu süreçte iki deplasman galibiyeti aldı; haftanın dikkat çekeni: Dardanel Konya Şeker'i yendi. Ofspor içeride kazanamıyor. Tarsus, kıpırdanmakta... Alt taraf kaynıyor. Garip bi' gruptayız: 18 takımdan 10'u eksi averajda. Gelecek çarşamba Pendik'i yenersek, devre sonunda yerimizi iyice belli etmiş olacağız. Ha gayret!

Adana Demirspor 2 - 1 Fethiyespor

Kritik haftada zor da olsa galip geldik. İlk yarısı beraberlikle biten karşılaşmada, ikinci yarıda üst üste bulduğumuz gollerle 2-0 öne geçsekte özellikle defanstaki zaafiyetlerden kaynaklı rakip Fethiyespor boğucu ataklarla durumu 2-1'e getirdi. Yan hakemin maçı katletmesiyle de iyice oyun konsantrasyonu bozulan takımımızda Burhan kırmızı kart gördü. Haftaya yine kritik virajdayız (Pendik maçı)... Adana Demirspor: Emrah, Atahan, Murat, Hakan, Volkan (Dk. 40 Hasan), İlhan, Koray , Ali Kemal, Aydın (Dk. 68 Timuçin), Burhan, Ertan (Dk. 85 Evren) Fethiyespor: Oğuzhan, Sabri, Ali, Nuri, Ökkeş (Dk. 84 Murat), Abuzer, Kazım, Selahattin, Salim, Serkan, Uğur Goller: Dk. 48 Burhan, Dk. 52 Ertan (Adana Demirspor), Dk. 68 Kazım (Fethiyespor) Sarı kartlar: Dk. 33 Kazım, Dk. 44 Uğur, Dk. 79 Oğuzhan, Dk. 90 3 Serkan (Fethiyespor), Dk. 86 Murat, Dk. 90 2 Emrah (Adana Demirspor) Kırmızı kartlar: Dk. 79 Burhan (Adana Demirspor)

"Gurbette Miyiz?"!

Şöyle yazarsam daha anlaşılır olur: "gurbetteMİYiz! Mersin İdman Yurtlu taraftarların, Kartal deplasmanında açtıkları, yeni pankartı. Demirspor tribünleri, herzaman ilham verir. Şehir içinde, dışında, uzakta... Güzel bir his!

Gol Atamamak...

İlk yarının sonu gelirken, temel sorunumuz gol atamamak. Bu sorun artık, haftalık form durumu, gününde olmamak, beceriksizlik vs'den bağımsız bir hal aldı. Spekülasyonlardan hoşlanmam, komplo teorisi üretmeyi sevmem. Ama yoğun bir bilgi kirliliği, net olmayan durumlar ve sonuçta iyi işlemeyen bir takım var. Yerel basın, zaten hak getire; hiçbirimiz güvenmiyoruz tarafsızlıklarına. Bu karmaşada bir taraftar olarak, "ne oluyor kardeşim" diye sorup, parçaları birleştirdiğimde yine burnuma pis kokular geliyor. En son Pursaklar maçında gözlemlediğim, oyuncuların gol atmak "istememesi". Yoksa o gollerin nasıl kaçırıldığını açıklayamayız. Eğer -iyiniyetli olup- tek sorunun beceriksizlik olduğunu söylersek, 14 haftadır bir türlü düzelemeyen bu beceriksizliğin nedenini sorgulamak lazım. Önemli bir kesim, Soner Hoca'nın gitmesini istiyor. Bu arkadaşların neden futbolculara güvenip de teknik direktöre güvenmediğini anlamıyorum. Yıllardır sorunumuz, hangi futbulcunun

Pursaklar Deplasmanı #3

Ankara'dan gidilebilecek en yakın deplasmanı yaptık, stada yürüyerek ulaştık marşlarla, bestelerle... Meteorolijinin sağanak yağışlı olarak verdiği hava durumu gerçeğe dönüşmedi. Tam da Cebeci Stadı'na yakışır şekilde Ankara'nın gri seması altında pankartlarla fotoğraflar çektirildikten sonra girdik stada. Maçın ilk yarısında kayda değer bir oyun yoktu sahada, net pozisyonlar olduğu da söylenemez. İkinci yarıda Pursaklarspor'u kendi sahalarına hapsettik. Nefes aldırmadık desek yeridir. Ama Demirspor bize 'mutlak gol pozisyonları nasıl harcanır'ı gösterdi bugün. Herşey iyi, güzel, son vuruş yok! Yapacak birşey de yoktu böyle olunca, bir kaza golü yememek için dua etmekten başka! Sonuç olarak, ortaya çıkan tablo futbolcularımızın biraz daha gayretli ve istekli olmaları gerektiğini bir kez daha gösterdi. Ligin üst sıralarından kopmamak, Konya T. Şekerspor ve Elazığspor ile olan puan farkını azaltmak için bu tür maçları bir şekilde kazanmamız gerekiyor, zira Pursa

Pursaklar Deplasmanı #2

Pursaklar Deplasmanı #1

Bugün bize en yakın deplasmanlardan birinde, ev sahipliğimizi elimizden geldiğince yaptık; parkta 60-70 kişiydik; tekten gelenlerle statta 100'ü geçtik. Grup yoktu, sesimiz gür çıkmadı. Sahadakiler bir garipti, sinirler gerildi... Sahadan anlatacak pek bi şey yok, bizim kanatta olan bitenler şöyle: Kurtuluş Parkı'nda buluştuk... Altgeçit ve Cebeci Pazarı... Müslüm Gürses'ten "Yıkıla Yıkıla..." Stat Girişi...

"Mamak Türküsü"

Bu şarkıyı yazılarımızda pekçok kez kullandık; dizelerinden ilham aldık, mırıldandık... Ankara'da olup, uzakları düşünüp, başı dumanlı, başı dertli, içi kömür karası olup bu şarkıyı anmamak olmaz zaten. Deplasmana gitmeye karar verdiğinde kömür kokusu yapışırken genzine, bu şarkıyı dillendirmemek olmaz. Ama şimdi tam yerinde, Mamak'ın yanıbaşında onu bir kere daha anmak lazım. Cebeci'nin sırtını dayadığı, Mamak'ın türküsü... Yanıbaşımızdaki deplasmana gitmeden önce, gitmekte direnen bir sonbaharda... Dinleyin . " geldiğimizde otlar yemyeşildi ve kuzeydeydi güneş kömür deposu boşaldı işte mamak'a sonbahar geldi güneş altında tutsaklar geçen sonbahara bakıyorlar şirin mi şirin gecekondu evleri samsun asfaltında otomobiller ne güzeldir yollarda olmak şimdi "

"Yanan Tarihi Bir Bina Mıdır?"

(foto:Orhan Cem Çetin) Haydarpaşa Garı'nı yaktılar. İstanbul manzarasının bizim için en değerli yanında kara bir yara açtılar. Güzelim gar, alışveriş merkezi ve otel yapılmak isteniyor. Tıpkı demiryollarını parça parça özelleştirme projesi gibi, Haydarpaşa için de bir süredir devam eden biçim değiştirme planında somut bir adım attılar. Haydarpaşamızı yaktılar. Bile isteye, projelerinin bir parçası olarak... kentvedemiryolu.com'da, Mutlu Binark, -kendisiyle Ankara Garı'nda yürüttükleri bir çalışmada tanışma şansımız olmuştu ve atkımızı da hediye etmiştik- şöyle yazmış: "Haydarpaşa Garının üst katında TCDD 1. Bölge Müdürlüğü bulunmaktadır ve Edirne'den Eskişehir'e kadar uzanan demiryolu hattı trafiği bu Müdürlük tarafından yönetilmektedir. Gar binasının zemin katı, yolcuların Gar'ın bildikleri "yüzünü" oluşturmaktadır. Bu zemin katta Haydarpaşa Gar Müdürlüğü hizmet vermektedir. Banliyö trenleri, ana hat trenlerinin ve yük trenlerinin rutin içi

Pursaklar Maçı...

Pazar günü, 13.30'da Cebeci İnönü Stadı'nda oynanacak Pursaklar-Adana Demirspor maçı için, saat 12.00'de Kurtuluş Parkı'nda toplanalım, stada birlikte gidelim. Parkın, Kıbrıs Cad./İtfaiye tarafında... Mavi-lacivert bayrağı birlikte yükseltelim!

Film: İkisi de Cesurdu (1963)

Bundan böyle haftada bir gün bloğumuzun kültür ve sanat başlığı altında bir film, roman, yazar vs. gibi başlıklarda öznel fikirlerimizle tanıtım yapacağız. Bu konuda ilk adımı ben atıyorum ve blog yazarı arkadaşlarımın da katkılarını bekliyorum. Bu girişimin bloğumuzun içeriğini zenginleştireceğini, sayfamızı takip eden arkadaşlarımıza ve okurlarımıza bir katkısı olacağını düşünüyorum. Ve paylaşacağımız eserlerin yaşamımızda kimi parallelikler taşıyan türlerine daha çok yer vermeye özen göstereceğimizi belirterek sözlerimi bitiriyorum. FİLM : İKİSİ DE CESURDU (1963) Yönetmen: Ferit Ceylan Senaryo: Yılmaz Güney Oyuncular: Yılmaz Güney Samim Meriç Semra Sar Hilal Esen Tamamı Adana'da çekilmiş filmin ana teması cinayet suçundan ötürü iyi halden sürgüne gönderilen bir kabadayının (Ali Duran) hikayesini işliyor. Filmin arka fonunda akıp giden Altmışlı yılların Adana'sı görsel bir şölen gibidir, İstasyon Tren Garı, Büyüksaat, Kalekapısı, Ulus Çaybahçesi, Demirköprü, Taşköp

Geldiğinde öyle çok yakışacaksın ki Cebeci'ye...

Uzungemiciler Sokağı'na uzanan o devasa yokuşun başında kaç kez durdum bilmiyorum... Kaçında "ulan tepende oturan adam olmasa çekilecek çile değilsin yemin ederim" deyip parasızlıktan yürüdüm o yokuşu? Ve kaçında bu defa elimde dolu dolu siyah poşetlerle artan parayı taksiye verip pis pis sırıttım o yola? Kaçında boynumda Göktuğ Kaptan'ın hediyesi "ilk" atkım vardı? Kaçında maça gitmek için Yavuz'da kalacaktım? Kaçında maçtan dönüyordum? Kaçında galip gelmiştik ve kaçında hüzün vardı? Kaç-kaçtı? Cebeci'de hep berabereydi... Cebeci, dünyanın en berabere semtiydi çünkü... Öğrenci miydi, memur muydu, gri miydi, çirkin miydi, güzel miydi? Söz konusu Cebeciyse bunların hepsiydi ve bunların hiçbiriydi...Cebeci'nin kimseyi sıkı presle boğup hızlı ataklarla gol atma gibi bir amacı yoktu ve Cebeci'nin ne kendisine atak yapacak kadar kayda değer iz bırakıp "yeneceğim seni Cebeci!" diye bağıracak bir düşmanı ne de aslına bakarsanız go