30 Kasım 2013

İBB Maçı ve Sonrası

Stada gittik, sıcak havada üşüdük, güneş geldi ısındık, sahaya döndük buz gibi olduk. Bizim özetimiz bu, çok yazmanın anlamı yok.
 
Maça gelince ilk yarı daha iyiydik. Olabilir, gol de yiyebilirdik ama net pozisyonlar bulduk, bir tanesini atabilsek direncimiz bu kadar düşmezdi, atamadık.
 
İşte bizi bizden eden de bu oluyor aslında. Futbol insan oyunu, hata da olur, geriye de düşebilirsin, iki de fark olabilir, ama hırs da insana özgüdür. Saldıracaksınız; yenilecekseniz ayakta yenileceksiniz, dayak da yeseniz siz de vuracaksınız. Yıllardır bunu arıyor bu taraftar. Olmayınca da ne dese haklı, ne desek haklıyız. Günün üzüleni ve haklısıyız anlayacağınız.
 
Grup gelemedi maça, yazıklar olsun sebep olanlara. İstanbul Tayfası her zamanki gibi aratmamak için elinden geleni yaptı ama bir yere kadar. Grup olsa belki o topçuları diriltirdi ama yoktu.
 
Futbolcular ile ilgili ne diyeyim, elimi kime atayım. Mehmet Batdal bir poziyonda ipe dizdi bizimkileri, ipe dizilenlerde bir hırs belirtisi yoktu, çimleri dövün bari, bağırın kızın kendinize, o da yok.
 
Erman ÖZGÜR'ü yaşlı diye mi göndermiştiniz, bu takımda yer bulamaz diye mi? Komedi izliyoruz gerçekten, komedi. Yenen hakların, alınan ahların komedisi.
 
Yönetime gelince boşluk doldurma komitesi. Elindeki güç ile efsane yerine rezil olma kurulu. Tebrik ediyorum sizi.
 
Sene başında önünüzde iki seçenek vardı, ya şampiyonluğa oynayacaktınız, ya da borçları eritip, düzeni değiştirip, gençleri kazanıp gönüller şampiyonluğuna oynayacaktınız.
 
Siz ilkini seçtiniz. Haklı olarak bunu seçtiniz. Çünkü ikinci yolu bilmiyorsunuz, hiç bilmediniz. O yol size göre değildi. Aklınızdan bile geçmedi. Siz taraftara 20 yıldır başarı göstermeyen kuşağın içinde yönetsel becerinizi oluşturdunuz. Bunu aşmak için kendinizi aşmanız lazımdı, aşamadınız. Olmadı işte.
 
Siz ilk yolu seçtiniz, kendi yanlışlarınızdan doğrular yaratma çabalarında ısrar ettiniz. Gençlere sırt döndünüz, ligin en yaşlı takımını kurdunuz. Kalıcı gelir kazandırma adımlarında yavaş davrandınız, davranıyorsunuz. Geleceği değil günü kurtarma telaşına düştünüz. Bu nedenle her kongremiz bir sahiplenilme telaşı ile geçti. Çünkü kendine değil, kişilere ve belediyeye bağımlı bir Demirspor yaratıldı bu süreçte. O zinciri ya kırmadınız bilerek, ya kırmaya gücünüz yetmedi. Oysa biz sizi güçlü sanıyorduk.
 
İkinci yolu seçmek aslında çok daha kolaydı. Taraftar baskısı o kadar fazla olmazdı. Çünkü 20 yıldır başarı görmeyen taraftara, bu sene ortalara oynayacağız ama geleceğinizi kurtarmak için savaşacağız deseniz, kendinizi büyütürdünüz, taraftar da stadı doldururdu. Kendi yolunuzu kendiniz çizdiniz.
 
Tabi bir şey daha var, şimdi siz borçlarımızı artırırken, başarıyı da getirmediniz ya. Biz bugün sayenizde kişilere daha da fazla bağımlıyız. Ama bilmediğiniz bir şey daha var. Demirspor'un potansiyelinin de gücünü biliyoruz. 20 yıldır başarısızlıklarla büyüyen taraftara, 3. Lig'e düşme, kayyuma kalma korkusu çöker sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bundan daha fazla korkan sizlersiniz. Çünkü siz yaptınız. Bugün günü kurtararak sokakta geziyorsunuz, ama yarın gezemeyecek hale gelen siz olabilirsiniz.
 
Bana kalsa kapanalım zaten, kayyuma kalalım, küme düşelim. Şaka yapmıyorum, sizden, sizin gibilerden başka türlü nasıl kurtulacağız? Biz düştük sanıyorduk, kalkarız diyorduk, yeterince düşmemişiz, daha dibe vurmamışız. Dibe vursak hiç fena olmaz. Sizsiz çıkarız hak ettiğimiz yere.
 
Görmüyor musunuz, olmuyor sayın Gökoğlu, sayın Tuncel! Dünya kadar adamınız, paranız var, sizden tek bir şey yaptırmanızı rica ediyorum. Yerel gazeteleri o adamlarınıza tarattırın, bizim blogumuz da olabilir. Bakın, nasıl da her sene aynı şeylerin yapıldığını göreceksiniz. Yaptırın bunu lütfen. Siz de göreceksiniz, aynı yöntemlerle aynı sonuca, başarısızlığa gidilir elbet.
 
Biz sizinle sene başında konuştuk sayın Tuncel. Yayınlandı canlı olarak. İsteyin o kasedi. Hep eleştiriyorsunuz dediniz. Biz de değiştirme gücü sizde, kudret sizde, biz güçsüzüz, siz değiştirin, siz zinciri kırın, biz sizden özür dileyelim dedik. Demirspor için özür dilemek şereftir dedik.
 
Biz sizden özür dilemek için gereğinin yapılmasını bekledik. Yapmadınız, şimdi de gereğinin yapılmasını bekliyoruz. İstifa ediniz. 

İstanbul BB:4-Adana Demirspor:0

Zirve yolundaki takımlara karşı tutunamıyoruz. Ankara ve Ordu'dan sonra İstanbul'da da dağıldık, ilk kez 4 fark yedik.

İlk yarıda kaçan pozisyonlar vardı ve ikinci yarının başında yenen ikinci golle oyundan koptuk. Bu kadar çok pozisyon harcamak direncimizi düşürüyor ki defans hattımız zaten evlere şenlik! Burak Keskin, el bombası görevine devam ederken, 94lü Enver Cenk, Keremcan'ı dağıttı, bir gol bir asisyle yıldızlaştı. Bir diğer genç oyuncu Ömer Sokullu da gol atanlar arasındaydı. Deneyimli-genç dengesini tutturmuş Belediye, bizim yöneticilere de iyi bir mesaj verdi.

Bu tokat artık takımı uyandırır mı?

29 Kasım 2013

Efe Eski Takımına Karşı

İstanbul BB ile 2003-2004 sezonundan beri oynamıyoruz.  Son maçta 5-1 yenilmiştik, o sezon küme düşmüştük. Toplamda 6 maçta 4 mağlubiyet, 2 beraberliğimiz var.

Bizimle beraber düşen İzmirspor'un kadrosunda yer alan Efe İnanç, ertesi sezon İstanbul BB'ye transfer olmuştu. İşte o Efe, 2004'ten itibaren 9 yıl formasını giydiği İstanbul BB'ye karşı forma giyecek.

İstanbul BB'yi hem turuncu renkleri hem de temsil ettiği değerlerle sevmemiz mümkün değil. Tek iyi yanları Efe'yi bize kazandırmaları ve Bozbaykuşlar geyiği!

Olimpiyat Stadı'ndaki ilk maçımızda BB'ye karşı ilk galibiyetimizi alalım.

25 Kasım 2013

Barış Atay serbest!


Demirspor'un güzel çocuğu Barış Atay, olması gerektiği gibi, serbest. Beraberinde gözaltına alınan diğer herkesle birlikte.

Geçmiş olsun Barış kardeşim... Çıkar çıkmaz dediğin gibi, tarih hepimizi yazacak. Aynı tarih, bazılarını affetmeyecek...


Deplasman Galibiyeti Gerekli

Bu sezon deplasmanda maç kazanamadık. Mustafa Uğur'un fark yaratabilmesi için bu engeli de aşması gerekli. Takımın kolay gol yeme alışkanlığını aşması bunu başarmak için ilk adım. İki haftadır, bu konuda önlem alınıyor gibi göründü.

Dış sahada 4 beraberlik, 7 atılan ve 13 yenen gol var. Ankara ve Ordu deplasmanlarında 3'er gol yedik. İkisinde de garip goller vardı. Trabzon ve Samsun'daki maçlarda öne geçmiştik; başabaş oyunlarda beraberlikler geldi.

Bu hafta İstanbul BB deplasmanında ilk galibiyetimizi almamız gerekiyor.

24 Kasım 2013

Öğretmenler Günü

Dün öğretmenler dayak yedi yine devletten. Çünkü onlar eğitimin tektipleştirmesine karşıydılar. Karşılarındaki "uniform", tektip kıyafet tektip kafa onları anlayamazdı. Tıpkı Gezi'deki çeşitliliği anlayamadığı gibi. Tektipleşmeye boyun eğmeyen öğretmenlerimizi hala hatırlıyor ve seviyoruz, diğerleri ise geçmişin karanlığında kaldılar. Aslında 5 Ekim olan ama12 Eylül'ün 24 Kasım'da kutlanmasını uygun gördüğü Öğretmenler Günü de dünkü gadiseyle birlikte, eğitimin tek başına bir anlam ifade etmediğini gösteriyor.

23 Kasım 2013

Adana Demirspor:3-K.Maraş:0

14 haftadır ilk kez gol yemeden kazandık, 8 hafta sonra 3 puanı bir arada gördük. Rakip ligin dibinde de olsa yine de sevindirici. Bir yerden başlamak gerekiyordu, o nokta burası olsun. Artık işler yolunda gitsin! Takımın özgüven kazanması açısından önemli bir galibiyet.

Gol geciktikçe stres arttı, rakibin pozisyonları da can sıktı. Mehmet Eren'in iki golüyle rahatladık, Aybars da ilk golünü kaydetti.

M.Eren biraz kıpırdadığında takımın oynadığını sezon başında beri söylüyorduk. Böyle zor zamanlarda, birinin çıkıp düğümü çözmesi şart oluyor. Skoru değiştire oyuncuya sahip olmak her zaman avantaj. Mehmet Eren'in bu tecrübesini daha sık konuşturmasını bekliyoruz.

Kadroda kaptan Efe'nin olmaması sürprizdi. Keza 11'in sabitlerinden Rajnoch da yedekti. Bu değişikliklerin kalıcı mı olacağını yoksa M. Uğur'un kısa vadedeki uyarıları mı olduğunu zamanla göreceğiz.

22 Kasım 2013

adanademirspor.com Yayında

Şimşekler Grubu'nun websitesi www.adanademirspor.com yayında. Bir süredir sadece Forum kısmı açıktı ancak site tam halini aldı. Emeği geçenlerin eline sağlık!

21 Kasım 2013

Taraftar Yönetimden Daha Olgun

Bir süredir yönetim krizinin Mustafa Uğur'un apar topar getirilmesi ile başlamadan bir çırpıda bitirildiğini görüyoruz.
 
Ve yine bir süredir, insanların temelden değişmeyeceğine dair düşüncelerimizin doğru olduğu yönünde işaretler alıyoruz.
 
Açalım biraz konuyu.
 
Adana Demirspor 13 haftada 13 puan almış, kağıt üstünde iyi oyunculardan kurulu ama takım görüntüsünden uzak bir halde. Savaşanlar ve gizli işsizler var kadroda.
 
Üstelik iyi oyuncular olduğu kabul edilse de ligin en yaşlı ortalaması ile oynuyoruz.
 
Defansımızda bariz hatalar yapılmasına karşın defansa ağır yaptırımlar uygulanmazken, bu defansın yaptığı hataların yanında masum kalacak bir hata yapan gencimiz Emre ise formadan uzaklaştırılıyor.
 
Yönetime gelince kalıcı gelir projesine ilişkin ne bir adım atılıyor, atılıyorsa da açıklama getirilmiyor.
 
Gençlere önem verilmesi vaatleri yine onların profesyonel yapılması ile sınırlı tutuluyor.
 
Borçların artacağı zaten beyan edilmişti.
 
Kurumsallaşma yönünde taraftardan toplanan taleplere ilişkin herhangi bir geri dönüş de olmadı. Bir yapılanma hazırlığı var ise biz bilmiyoruz.
 
Şimdi tüm bunları taraftar yapmadı. Bu bunalımın ve hataların sorumlusu taraftar değil. Taraftar tüm bu sıkıntılara rağmen kendisini utandıracak bir harekette de bulunmadı.
 
Ne beklememiz lazım, yönetimin "tamam istifa etmesini artık beklemiyoruz" da "bari biraz mahçup olması" gerekmez mi? Yani sağlıklı, normal işleyen camialarda böyle olur.
 
Bizde ne oluyor, tribünden istifa talepleri, sataşmalar olunca, taraftarın ruh haline saygı duymak yerine, bir daha gelirsem bilmem beni ne yapsınlar diye küfürle taraftara sataşılıyor.
 
Bir basın organı çıkıyor, taraftar gitti özür diledi, diyor.
 
Yönetim kurulu açıklama yapıyor, Tuncel'in istifasını kabul etmiyor, buraya kadar normal ama ondan sonra sanki her şeyi dört dörtlük yapmışlar gibi, taraftarı ithamda bulunuyor. Hadi onu da anlamaya çalışalım istiyoruz, tüm tirbünlerden organize küfür edilmiş gibi algılanmış olsun istifa çağrısı diyoruz. Bari kendinize iğne batırmıyorsunuz, bir çimdik atın bekliyoruz yok.
 
Tuhaflıklar bitiyor mu, bitmiyor. Yine Tuncel çıkmış diyor ki; ilk karışıklıkta fitne fesat çıkarmak isteniyor. Basın (!) Tuncel sonunda dayanamadı diyor. Sanki bir şeylere sabretmekle yükümlü olan Tuncel'miş gibi.
 
Tuncel, ben istemedim ki kendimi, kamuoyu istedi diyor.
 
İki şeyi birbirine karıştırıyor. Kamuoyu kendisini falan istemedi. Aksine kendisi gelince veya geleceği kesinleşince kamuoyu kendisinden beklentilerini dile getirdi. O da bu kamuya çiçek dağıttı. İnsanlar gerilim bitsin istedi, ama adım karşılığında.
 
Biz de başkan seçildikten sonra kendisine canlı yayında yüzüne baka baka söyledik. Biz sizden özür de dileriz, zira siz muktedirsiniz. Öyle şeyler yapın, öyle şaşırtın ki bizi bir özür dileyelim. Yanıldık diyelim, Demirspor için özür dilemek de şereftir dedik. Şartlı destek verdik.
 
Bunun dışında, taraftar toplantısına katılanların dışında bir kamuoyu varsa bilelim, kim bunlar.
 
Kimse Demirspor'a kendisini lütuf görmesin. Kimse kendini Demirspor'dan da büyük görmesin. Bir şey de unutulmasın. Demirspor başarı ile değil, başarısızlıkla büyüdü. 20 yıl olacak dişe dokunur başarımız yok. Sizsiz küme düşsek, hatta amatöre düşsek ne yazar, bundan mı korkacağız, o devirler geçti.
 
Artık bu tuhaflıkları bırakın, biraz çevreye kulak verin, biraz olsun bizleri pişman edin.

19 Kasım 2013

Mustafa Uğurlu Haftalar

Mustafa Uğur, tıpkı geçen yılki gibi takımı dip notkada devralıyor. 13 haftada 13 puan toplayan bir ekip; geçen yılın 7 puan gerisinde. Uğurlu haftalar, İBB dışında alt sıralardaki takımlarla oynanacak maçlarla ilerleyecek. Devre sonunda kadar, son maçta BAY geçiyoruz, 5 haftada 12-13 puan toplayabilmesi gerekiyor ki geçen seneki noktada tamamlayabilelim devreyi. Mustafa Uğur, 5'te 5 yapar mı, (en azından 5'te 4) bilinmez amaarka arkaya galibiyetlere ihtiyacımız olduğu kesin.

Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da son düzlüğe alt sıradaki takımlarla yapılacak maçlarla giriyoruz. Bir yandan avantaj, bir yandan dezavantaj. Onlar da bizim gibi ligi biraz daha yukarıda bitirmek istiyor. Uğur'un takımda adaleti sağlayıp, ilk 13 haftadaki çalışan ama sonuç alamayan takım görüntüsünden çıkararak, sonuca giden bir takım haline getirmesini bekliyoruz.

Fatih Terim-Adana (Demirspor) Bağlantısı

Milli maç nedeniyle Adana'da bulunan Fatih Terim, tesislerimizi ziyaret edip başkan ve yöneticilerle görüştü. Terim'in Demirspor'un simge isimlerinden biri olup olmadığına dair Adana Futbolu kitabında kısaca yer vermiştik. Adana'dan çıktıktan sonra böyle "özel günler" dışında pek yolu düşmeyen, Demirspor için çaba harcamayan, Türk futbolundaki ağırlığını azıcık da olsa Demirspor için kullanmayan bir Terim var. O, Galatasaraylı Terim. Benim açımdan onun dışında bir sıfat yok. Adana ve Demirspor ile bağlantısı gönül düzeyinde olabilir ancak somut olarak gördüğümüz bir gerçeklik, lehimize bir durum yok. Bunun dışında, Adana'nın ötesinde, Milli takım ve Galatasaray'daki sportif başarılarına rağmen, futbolun daha iyi şekilde yönetilmesi noktasında Terim'in öncü olmadığını söylemek mümkün. Tersine, futbolumuzdaki garip ilişkiler ağının merkezinde yer alan isimlerden biri. Milli maçtan bu yana yapılan Terim güzellemeleri nedeniyle böyle bir notu kendimce düşmek istedim.

15 Kasım 2013

Ankara Tayfası Burs Ödemesi

Bugün oldukça önemli gördüğümüz bir organizasyonun ilk adımını attık. Binbir yokluk içinde bir avuç Demirsporlunun küçük destekleri ile hatırı sayılır bir havuz oluşturduk. Aylık 360 TL toplama taahhüdü aldık ve bunu ilk ay için başardık. Bu havuzdaki parayı Ankara'da okuyan dört Demirsporlu kardeşimize 90'ar TL olarak dağıttık. Sürekli olmasını ve büyümesini umut ediyoruz. Burs dağıtımı konusunda havuza katkı koyanları Pazartesi günü bilgilendireceğiz. Çok teşekkür ederiz. 

13 Kasım 2013

Adana'da Milli Maç

Cuma günü Adana'da Milli Takım'ın Kuzey İrlanda ile hazırlık maçı var. Pek çoğumuzu heyecanlandırmayan bri durum. 5 Ocak gibi yakın zamanda tarih karışacağı anlaşılan bir statta, bir veda niteliğinde uyduruk bir hazırlık maçının oynanması Adana'nın üvey evlat muamalesi görmesinin somut bir örneği. Resim olarak 16bin kapasiteli ve en azından içerideki her maçını bu kapasiteyi zorlayan bir takımın bulunduğu şehirde epi topu 5. kez milli maç oynanması, milli takımı neden milli olmadığının; neden pek kişiyi heyecanlandırmadığının göstergesi.

Yeni yaptıkları birbirinin aynı statlarda, mesela şampiyonluk maçlarında bile dolmayan Kayseri'de ısrarla oynatılan maçlar varken futbola ilgisi belli Adana'nın ve 5 Ocak'ın kenarda köşede unutulması, bu kentin temsilcilerinin vekillerinin belediye başkanlarının ayıbıdır.
Maç biletlerinin en ucuz 20 tl olması, maratonun 35, kapalının 60 tl olması da, bu hazırlık maçına Adanalıların ilgi göstermesinin beklenmediğinin bir kanıtı. yine de stadın yarısı dolacaktır o maçta.
Adana'da oynanan bütün maçlar, hazırlık maçıydı; diğer tabirle özel maçtı. Ne yazık ki Adana'nın Türkiye'deki özel konumuna yakışmayan maçlardı.

Bunların ilki 1985'te Polonya ile oynanmıştı. Bu maçla ilgili olarak bknz: http://www.macanilari.com/11.Aralik.1985_1984-1985.Turk.Milli.Takim._Ozel.Mac_.Dostluk.Maci.Turkiye.1-1.Polonya-198419869512--.html

Adana'da oynanan diğer maçların dökümünü TFF vermişti: http://www.tff.org/default.aspx?pageID=202&ftxtID=19348

11 Kasım 2013

Kupada Rakip Bursaspor

Kupada 4. turda Bursaspor ile eşleştik. Maçlar, 3-4-5 Aralık'ta oynanacak.
 http://www.tff.org/default.aspx?pageID=267&ftxtID=19354

Bursaspor'la doğrudan olmasa da Adana'da oynanan Beşiktaş maçı üzerinden bir gerginlik var. Yıllardır karşılaşmayan iki takımın taraftarları, internet üzerinden gerilimi artırıyor. Tribün yasaklarının tam da bu sanal gerginlikler bahane gösterilerek uygulandığı düşünülürse, kendimiz için biraz daha sukunet talep etmekte fayda var.

Vali Coştu

1930'larda Valiler, CHP'nin il başkanları olarak atanmıştı. Yeni kurulmaya çalışılan düzenin eli olu her yere uzanmalıydı. Parti eliyle yürütülen siyasetin devlet-hükümet çizgisi kalmamıştı. Her şey tek bir bütünün parçasıydı. Günümüzden baktığımızda pek de demokratik gelmiyor bu uygulama. Zaten demokrasi götürmek için yapılmış hamleler değildi bunlar, henüz cumhuriyet kuruluyordu.

Demokrasiden artık birlik bütünlüğü değil farklılığın gözetilmesini anlıyoruz. Ama gelin görün ki devlet-hükümet ayrımının birbirine geçmesi, Valilerin merkezin emir eri olması durumu aynen devam ediyor. AKP'nin hükümet olmaktan çıkıp devletleşmesi ile birlikte, o çok eleştirdikleri 1930 Türkiyesi'ne geri dönüyoruz. Hem de ileri demokrasi iddasını yaşarken.

Bunun son örneği, bizim toprklarda oldu: Adana Valisi Coş, vatandaşına gavat deme cüretinde bulunuyor. Hani bir zamanlar halk denize saldırdığı için vatandaş denize giremiyordu ya, aynı mantık. Vatandaşın sesini çıkaranı, protesto edeni, hakkını arayanı gavat oluyor devletin/hükümetin gözünde.

Vali, o koltuğa merkezin temsilcisi olarak outuruyor. Ama cumhuriyet rejiminde, merkez kimsenin tekelinde  değildir. O yüzden demokrasi ile birlikte yürümesi gerekir. Eğer merkez tekelleşirse o zaman böyle manzaralar oğar işte. 1930 Türkiyesini 2013'te tekrar yaşarız. Birincisi trajedi, ikincisi komedi. Gittikçe komikleşiyorsunuz velhasıl.

10 Kasım 2013

Üni-Adana Demir Anıtkabir'de

Üniversiteli Adana Demirsporlular yeniden Üni-Adana Demir adıyla harekete geçti; ilk etkinliklerini de bugün 10 Kasım'da Anıtkabir ziyaretiyle yaptı. 



Manisaspor:1 - Adana Demirspor:1

İkinci Mustafa Uğur galibiyeti yine bir ilkle başlayabilirdi; ucundan kaçırdık. Aslında ilk kez 90 dakika gol yemedik, uzatmalarda puanı verdik!

7 maçtır kazanamıyoruz; 5'inde berabere kaldık. Zirve mücadelesindeki bir rakipten deplasmanda puan almak kağıt üstünde iyidir ama artık takımın kazanmayı öğrenmesi gerekli. Bu maçta 1-0'ı korumak adına çok geri çekildik. İkinci yarı sol tarafımız felç oldu; rakibin hiç bir atağını kesemedik. Son 10 dk.daki baskı golü getirdi. Topu biraz ileride tutmayı başarsak böyle olmazdı. Ancak topu ileride tutmayı, korner çizgisinde zaman geçirmek olarak anlıyor topçularımız, artık bunun modası geçiyor. Zaman, pas yaparak geçirilir.

Takımı 10 kişi bırakan Rostand'ın artık yedek kulübesine oturma zamanı geldi. Her ne kadar kart konusunda maçın hakemi tam bir acemilik örneği gösterip, Manisalı topçuların baskısıyla bu kararı verse de topa el uzatmanın profesyonellikle hiçbir ilgisi yok. Rostand, yeni hocasına mesajı verdi, ben Yücel İldiz'in topçusuyum dedi.

Kadroda ve performanslarda özel bir değişiklik yok. Mesut'un hatırlanması belki bir parantez olabilir. Uğur'un asıl etkisini bu haftaki antremanlarda görebiliriz. Bir haftalık milli maç arası var, gelecek hafta sonu maç yok. Bu da Mustafa Uğur'un ağırlığını koyması için bir avantaj. Genelde yeni hocaya kendini göstermek için futbolcuların bu geçiş döneminde ekstra efor göstermesi beklenir. Biz de bunu bekleyeceğiz.

9 Kasım 2013

İkinci Mustafa Uğur Dönemi

Demirspor eski teknik direktörlerini göreve getirmeye alışkındır. Geçen yıl görev yapan ve aslında gönderilmesi için bir neden bulunmayan Mustafa Uğur da geri döndü. Takım yeniden dibe vurmuşken, tıpkı geçen yılki gibi, ondan takımı toparlamasını bekliyoruz. Bizden ayrıldıktan sonra takım çalıştırmayan Uğur için aslında değişen bir şey yok. Aynı kötü yönetim mantığıyla, kendi kurmadığı bir takımla çalışacak. Geçen yılki performansını göstermesi bizim için yeterli olur. Her teknik direktörün yapması gerektiği gibi öncelikle takım içi disiplini sağlaması ve oyuncular arası adaleti sağlaması, başarı yolundaki ilk adımlar olarak görünüyor. Umarız ki Demirspor-içi oyunlara karşı da mesafeli olur ve sadece işine odaklanır.

8 Kasım 2013

Ya basta...

Oğuzhan kardeşimiz Yücel İLDİZ'in görevinden ayrılması sonrasında biraz da Hoca'nın ilk günlerine giderek düşüncelerini anlatıyor. Bu takımda taraftar haricindekilerin emanetçi olduklarını hatırlatarak önemli bir noktaya temas ediyor. Yücel İLDİZ'in hatalarında ısrar etmekle birlikte karakterli bir insan olduğuna kanaat getirdim çalıştığı dönemde. Bu vesile ile kendisine teşekkür ediyorum.

"Sezonun ilk maçında Bolu'daydık hep birlikte..Uzun süren bir aranın ardından kaldığımız yerden devam ederek armanın peşinden gitmiştik. Yine olsa yine gideriz.
 
Maç sonucunda skor olarak gerideydik. Hep birlikte takımı ve hocamızı çağırmıştık trübüne. Onlara olan inancımızı aktarmak için. Futbolcular bir an için duraksamıştı ne yapsak diye. Çoğu alışkın değillerdi çünkü bu duruma. Daha yeni tanışıyolardı Şimşek Yürekli Çocuklarla…
 
Yücel Hoca da aynı keza. Hoca’yı da çağırdık yanımıza ama o ilk önce uzaktan el sallamayı tercih etmişti... Sonrasında ısrarımız sonucunda zoraki gelmişti yanımıza... Oyuncularımıza ve hocamıza ne kadar inandığımız belirtildi. Tüm samimiyetimle söylüyorum, o gün Yücel hocaya inancım kayboldu benim. Yüzünde "ben işimi yaparım, paramı alırım, olmazsa valizimi toplar giderim" ifadesi vardı. Belki de o an bana öyle geldi. Yanımdaki arkadaşlara da belirtmiştim bu düşüncemi. Keşke o gün bana öyle gelseydi. Keşke bu düşüncemde haksız çıksaydım.
 
Ve olmadı...Yine bize hüsran oldu geçen haftalar.Mavi Yürekli Çocuklar bir türlü hak ettikleri sevinci yaşayamadılar henüz.
 
Yönetim,teknik heyet ve futbolcularımız:hepsi emanetçiler sadece. Asıl olan Adana Demirspor’dur. Asıl olan Adana Demirspor’un bu yola gönül vermiş taraftarıdır. Keşke görevini en iyi yerine getiren taraftarları biraz örnek alsa emanetçilerimiz. En azından emanete sahip çıkarak onurlandırırlar o zaman bizi…
 
Umarım isimlerle birlikte kötü olan her şey değişir..."

Uğur Ali -forzache- Yıldırım: "Yanıldım, Yanılmadım"

Uğur Ali -forzache- Yıldırım, Yücel İldiz'le ilgili son yazısının ardından durum güncellemesi yapıyor:

"Daha önceki yazımda (http://www.adanademirspor.net/2013/10/ugur-ali-yldrm-hocaya-sabr.htmlYücel İldiz'in takımın başında kalması gerektiğini söylemiştim ama kabul etmem gerekir ki yanılmışım. Bunu artık istifa ettiği için değil yazıyı yazdıktan sonraki iki maçta Yücel İldiz'in oyuncu seçimlerinde ve hatalarında ısrar ettiği için söylüyorum. Açıkçası maça Raşit ile başlayıp daha ilk yarı bitmeden Juninho'yu oyuna alması tam bir iflas göstergesi gibi geldi bana. Raşit'in yeri orası mıdır madem orası olarak belirlendi neden sabır göstermeyip ilk yarıyı bile tamamlamasına izin vermedin? Rostand bence formunu tutmaya başlıyor ama Birol'da neden boşuna ısrar ediyorsun? Ve gol yollarına Rostand ve Juninho dan başka bir M.Eren destek verirken neden diğer oyuncuları da katamıyorsun vs.

Tabii artık Yücel hoca eskide kaldı ve hatalarının bedelini ödedi. Bu konuda özellikle ve tekrar bastırarak belirtiyorum yanıldım. Ancak belirttiğim üzere ben her zaman bir teknik direktörün takımı toparlaması için biraz beklemekten yanayımdır ama gelişme gösteriyorsa. Bu gelişmenin geleceğini sanmıştım Adanaspor ve Urfaspor maçlarını düşünerek ama olmadı ve olmayacaktı.

Aynı tavrı dillendirdim mi hatırlamıyorum ben Ercan Albay ve Mustafa Uğur'un da takımda daha uzun süre kalmasından yanaydım. Gelen haberler Mustafa Uğur'u işaret etse de keşke onunla yola devam edilseydi hiç ayrılmamış olsaydı çok fazla kişinin itiraz edeceğini düşünmüyorum.


Şimdi M.Uğur aynı temposunu tutturabilecek mi? İstikrar gelir mi bunu hep beraber göreceğiz ama yanılmadığım bir nokta varsa o da mevcut yönetim ve Demirspor'da yıllardır varlıklarını sürdüren isimlerin burada kalmakta ısrar edecekleri ve -kendi istikrarlarını- sürdüreceklerdir.  En azından şu an öyle görünüyor.  Keşke bu istikrar anlayışını takım bütçe ve hoca gibi konulara da yansıtmayı gönülden düşünseler ve isteselerdi. Geçmişte de çok rastladık bir senede 3 ,5 hoca değiştirmeye ve sonuçlarını biliyoruz. İnşallah istikrar yakalarız ve bir daha sezon içinde aynı senaryolara rastlamayız. 

Yücel İldiz istifa ederek kendine düşeni yaptı. Peki tek başına bütün sorumluluk onda mıydı? Sırada kim var ya da olmalı.


"Bir daha da Demirspor a başkan olmam" nedir yahu; kim yalvardı onlara ben kaçırmışım. Ayrıca bugün yapılan basın açıklamasında (kulübün resmi sitesinde) "vefalı taraftarımıza bu yakışmadı" gibisinden şeyler deniyor. Ne yakışmadı anlamadım. Tepkisini ortaya koyması mı? Hep bir ağızdan "O formayı giyiyorsan o candan vazgeçeceksin" lafı mı ağırlarına gitti anlamadım. Toplu halde küfür edildi de ben mi bilmiyorum? (Münferit biri çıkıp küfür ediyorsa tasvip etmem ama tüm taraftara mı mal ediyorlar bunu). Eğer taraftarımıza yakışmadı gibi şeyler yazılacaksa geçerli bir nedenleri olmalı. Sonra çıkıp "bir daha başkan olmam" denilemez. Kimse kendisine ne olur gel demedi demez de. 


Yücel İldiz'den sonra bu yönetim de artık adım atmalı. İstifa edecekse etmeli etmeyecekse de şu yıllardır çözülmeyen meseleleri artık çözmeli. Fikir üretmeli, üretmiyorsa üretecek birileri var onlara sormalı. Bir forum bile düzenlese bu taraftardan birçok fikir çıkar. Farzı misal şu reklam alma işini halletmeli güçlü sağlam sponsor bulmalı çok önemli değilmiş gibi görünebilir ama "daha takımın belli bir malzeme ve forma reklamı bile yok" bu bence önemli arkadaşım, cebinden trilyonlar da katsan bu iyi niyet değil. Zaten bu ülkede kim kulüplere cebinden para koysa" bak gidersem görürsünüz" havalarına giriyor, ben olmasam bitersiniz diyor. 

Biz Demirspor taraftarı öyle şeyler yaşadık ki bunlardan korkmuyoruz. O kalan borçları gel öde diyorsanız kusura bakmayın hiç bir kuruşu ben harcamadım, biz harcamadık. Kim har vurup harman savurduysa kim borçlandırdıysa ki size çok uzak değillerdi onlar gelsin ödesin. Kapatsın gidecekse öyle gitsin. Bu tür agresif yazılar yazmamaya özen göstermişimdir ama gelişmeleri takip ediyorum ve yine geçmişte yaşanan senaryoları görüyorum kendinizi Yücel İldiz'in istifası ile kurtaramazsınız. Yönetici iseniz yönetin kalıcı gelir bulun alt yapıdan adam çıkarın takıma yaşlı isimler getirmeyin,oynamayanı kulüpte tutmayın en azından "fikri olan var mı, ne yapmalıyız?" diye sorun. Üç beş kuruş para koyup kurtaramazsınız.  Kimse babasının hayrına iş yapmıyor zaten hepimiz biliyoruz. Aksi halde bu taraftarın gücü, bu camianın tarihi bile sizi uzaklaştırmaya yeter."

7 Kasım 2013

İstifa Gecesi

Demirspor yine karanlık bir döneme giriyor. Artık aydınlığa ulaşılacak bir yol olsun bu!

Tribünün 10 haftalık sabrına ve desteğine rağmen başarılı olamayan yönetim ve teknik direktör Yücel İldiz yolun sonuna geldi.

Karşıyaka maçında tribünlerin büyük tepkisiyle, en az iki hafta önce yapması gerekeni daha yeni yaptı İldiz ve istifa etti. Bir iddiaya göre tazminat da almayacak. (http://www.demirsporplatformu.com/haberler/son-dakika-yucel-ildiz-hangi-kosullarda-istifa-etti.html)

Başarısızlığa "şansızlık" demekten başka bir analiz yapamayan ve aynı oyuncularında ısrar eden İldiz, kariyerine kara bir leke ekledi.

Maç sonunda taraftarın tepkisine sözlü cevap veren ve tribünle küfürleşen Tuncel, twitter hesabından da istifa ettiğini açıkladı. Resmi açıklamayı beklemek gerek; geri dönüş olabilir.

Geriye Gökoğlu kalıyor. Tribünün büyük çoğunluğunun sevmediği Gökoğlu, artık bu yolu zorlamaktan vazgeçmeli. Gökoğlu'nun başkanlığı kulüpte hiç bir şeyi değiştirmeyecek, tersine krizi derinleştirecek.

Peki kim yönetecek? Demirspor camiası içinden yeni isimler çıkaracak kadar büyüktür.

6 Kasım 2013

Adana Demirspor:1 - Karşıyaka:1

2013-2014 rezilliğinde yeni bir halka.

4 Kasım 2013

Bölünmüşlük

Adana Demirspor takım olamadı. Sadece sahadakiler için değil, saha dışındakiler için de geçerli bu. Şu kriz ortamında inandırıcı bir ses, ikna edici bir açıklama duyamadık. Zaten bu yüzden kriz devam ediyor. Şu anda taraftarın sabrı zorlanıyor. Bu kadar sabır, hayra alamet değil; patlarsa fena patlar haberiniz olsun.

Bu bölük pörçük resme baktığımızda, yönetimde iki isim görüyoruz. Tuncel ve Gökoğlu. Sezon başında Tuncel'le toplanıp görüşlerimizi aktardık. "Geçmişten öğrenmemiz gerekli" dedik. Tuncel'in gösterdiği ilgi şaşırtıcıydı ve buradan bir şeyler çıkacağını umduk. Ama olmadı. Takım için para buldu ama onun dışında hiç bir konuda adım atmadı ya da atamadı. Kalıcı gelir, altyapı, takım içi disiplin konularında hiç bir etkisi yok. Hocayla yaptıkları sözleşmedeki tazminatın ağırlığı bile geçmişten bir şey öğrenmediğimizi gösteriyor.

Gölge başkan Gökoğlu'nun taraftarla arası iyi değil. Tuncel'le nadiren de olsa temas kuran, azıcık da olsa güvenmek isteyen tribünün Gökoğlu'ndan bir beklentisi yok gibi. Ama tersine Gökoğlu'nun takıma etkisi daha fazla. Bu noktada da teknik direktör Yücel İldiz'le olan temas sorunları başlıyor. İldiz tecrübeli bir hoca olarak yönetimin kendisine karışmasını istemiyor. Onun doğrudan getirdiği birkaç kilit oyuncu sürekli sahada. Ama Gökoğlu'na yakın olan isimler kesik yiyor ya da yeterli zamanı almıyor.

Futbolcuların yönetime ya da hocaya yakın olmasına göre yaşadıkları ayrımda artık sona geliniyor. Muhakkak ki bu ilk defa yaşanmıyor. Ama durumu idare edebilecek, derleyip toparlayacak birileri çıkardı her zaman. Bu kez yok. Bu takım olmama hali bizi küme düşme potasına getirdi. Hoca/yönetim ayrımının somut bir göstergesi olarak Birol Hikmet'in kötü performansı gösterilebilir. Neredeyse bütün duran topları kötü kullanan Birol, Juninho'un küstürülmesinde de pay sahibi. Kaptan Efe saha içinde takımı toplamaya çalışıyor ama yetersiz. Herkes kafasına göre takılıyor. Bir gerginlik anılarında reaksiyon gösteren topçu neredeyse yok. Mehmet Eren'in, Erçağ'ın kişisel çabaları dışında bir umut verici bir hareket yok takımda. Hırsla oyuna asılan, dişlerini sıkmış bir inanç göremiyoruz.

Bu bölünmüşlük içinde taraftar Gökoğlu'nu görmezden gelip Tuncel'in verdiği sözleri tutmasını beklerken İldiz'in de tecrübesini konuşturmasını bekledi. Ama olmadı, işler yolunda gitmedi. Tribünün de kafası karışık. Teknik direktörün gitmesi yeterli olur mu, bazı futbolcular bilerek mi oynamıyor, tümden yönetimin değişmesi gerçekçi bir talep mi, parası varsa gelsin diyen yönetime alternatif var mı?

Mersin maçında gösterilen tepkinin daha fazlası çarşamba günkü Karşıyaka maçında gösterilebilir. Olası bir galibiyet ise sadece devre arasına kadar zaman kazandırır. Eğer istifa da olmayacaksa bu gidişatı çevirmek için bir araya gelip inandırıcı açıklamalar yapması gerekiyor.

Bu durumda yönetim-kaptan-teknik direktörün toplu bir resim verememesi, ortak bir basın toplantısı yapmaması bir araya gelme ve sorunu çözme ihtimalini azaltıyor. Geçen sezon, taraftarın tepkisine rağmen, yönetim-hoca-topçu dayanışması iyi kötü bir aşarı getirmişti. Bu sene daha birlikte bir basın açıklaması bile yapılmadı.

Hocayla devam edileceğini öğrendik bugün (http://www.mavisimsekler.com/adana-demirspor/mustafa-tuncel-ildizle-devam-dedi.html#axzz2jiD97c00) ama bu söze inanmamız için acilen birlik bütünlük görmemiz lazım. Saha dışında ve tabii ki içinde.

Siz Kalın, Biz Gideriz...

Sizler padişahlarım sizler, sizler kalınız, başımızdan eksik olmayınız.
 
Yüksek tazminat maddeleri koyarak gönderilemeyen hocaları, yapılamayan müdahaleleri biz siz ve sizin gibilerin döneminde gördük.
 
Hoca torpili ile kadroda sürekli kendine yer bulanları ve doğal sonucu olarak hak edenlerin maç başlarını ve primlerini çalanları biz siz ve sizin gibilerin döneminde gördük.
 
Taraftara kulak verir gibi yapıp kendi atını oynatmaları biz aynı dönemlerde gördük.
 
Sürekli yüksek yaş grubu kadrolar oluşturmayı sizlerde gördük.
 
Bunun sonucunda önce ayak oyunu, ayaklara masaj varsa mücadeleyi sizlerde gördük.
 
Gençlerin çürüyüşünü sizlerde gördük.
 
Borçları, darboğazları sizlerde gördük.
 
Kombine satmak için, destek almak için yüzümüze söylenen yalanları sizlerde gördük.
 
Devasa bütçeler yapıp, paraları saçıp, devre arasında bir daha saçmaları sizlerde gördük.
 
Sayenizde gözümüz gönlümüz açıldı.
 
Aman ha padişahım gitmeyin, sizsiz biz ne yaparız.
 
Kıyılara vururuz, kıyımlara geliriz, kayyumlara kalırız.
 
Sakın padişahım siz gitmeyin, biz gideriz.
 
Ceketimizi, umutlarımızı, sevdamızı, ideallerimizi alır gideriz.
 
Padişahım çok yaşa.

3 Kasım 2013

Orduspor:3-Adana Demirspor:1


Yücel İldiz artık istifa etmelisiniz.


29 Yıl Sonra

1984'ten beri ilk kez karşılaşıyoruz Orduspor'la. Hep Super Lig'te oynamışız, eski 1. Ligte. İlk kez bir alt ligte kesişiyor yollar. Zaten 86'dan sonra 2011'de Süper Lige yükselmişlerdi ve iki yıl orada kaldılar. Geçen sezon düştükleri bu lige iyi başladılar ve bu hafta işimiz zor. Demirsporlular yine yollarda arma için ve artık futbolculardan bu sezonu çevirecek oyunu bekliyorlar, bekliyoruz. Futbolcular ve teknik heyet son şanslarını ve belki de fazladan verdiğiz şansı kullanacaklar.

Çok eskileri hatırlatan bu maçta biz de futbolcularımıza diyoruz ki "bitir bu hasreti, yaşatın maziyi, o eski günleri".