29 Mayıs 2010

İlan

TFF; biz 15 yıldır alt liglerdeyiz,hayretler içinde takip ettiğiniz gibi takımımızı bir gün bile bırakmadık bu 16 yıl da olsa 26 yıl da olsa farketmez.Bizim aşkımız başarıya olmadığı için armadan vazgeçmeyiz!Dün satılık topçular,bugün siz sebep olabilirsiniz yükselemememize ama emin olun siz böyle yaptıkça biz daha sıkı bir yumruk oluyoruz!

ADANALI VEKİLLER; Adanalı olmadığınızı biliyoruz bilmesine de hiç olmazsa kartvizitlerinizde bu şehrin adını taşıdığınız için kendinizi biraz sorumlu hissedin de Demirspor'a bi sahip çıkın!Allah aşkına!

ADANALI İŞ ADAMLARI; sayesinde para,itibar,saygınlık kazandığınız şu şehre karşı artık nankörlük etmeyin!Bu şehirden kazandığınız para ve mevkilerde gözümüz yok!Bu kazançlarınızın bir kısmını bana,ona,buna değil bu şehrin en büyük değerine,ulu çınara,DEMİRSPOR'a verin ya! Nolur verseniz?Batacaksanız,iflas edecekseniz,aç kalacaksanız vermeyin kalsın!!!

BÜYÜK DEMİRSPOR TARAFTARI; biz yapılacak her şeyi yaptık!!! Bir taraftardan beklenenleri çoktan aştık!Takım çıkamadı ama biz yıllardır Süper Ligdeyiz!!! Şuan yapmamız gereken tek şey -en kötü gün bugünse- ''en kötü gününde dimdik ayaktaydık!!'' diyebilmek için alnı açık başı dik durmak!!!Biz başarı taraftarı değiliz!!! BİZ DEMİRSPOR ASFALTTA OYNASA KALDIRIMDA DEMİRSPORLUYUZ!!!

28 Mayıs 2010

Suç ve Ceza


yahu düşünüp duruyorum ve bir türlü aklım almıyor. Bir suç varsa, buna karşılık gelen bir ceza da vardır. Bir takım cezalı oyuncu oynatmışsa, bunun cezası dünyanın her yerinde hükmen mağlubiyettir. Pardon.. Türkiye hariç heryerdeymiş...


Kalıpsızsınız TFF. En kıvrak dansözden daha da dansözsünüz TFF. Oranız ayrı buranız ayrı oynuyor TFF. Bu olayı biz yapsaydık, cezalı oyuncuyu biz oynatsaydık aynı kararı verirmiydin TFF. Biiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiip TFF... Daha önce de 90+6 da gol yiyerek küme düşmemize ses çıkarmamış ya da yataklık etmiştin sen zaten TFF. Allahından bul TFF.( ki bugün itibariyle bulmaya başladınız.)


Eeee.Her suçun bir cezası var demiştik. Sen daha alt liglerinde doğru dürüst bir organizasyon yapamazken, utanmadan Avrupa Şampiyonasını düzenlemeye soyunuyorsun. Elin oğlu böyle çarpar suratınıza elinin tersiyle.. Vallahi de billahi de çok sevindim. İki yakanız bir araya gelmesin, yaptığınız her iş elinize yüzünüze bulaşsın, beter olun inşallah...

Söz verdik...

Bugün bize gülenler, hakkımızı yiyenler ve bu hak yenilirken seyirci kalanlar... Size lafım... Yakında, hatta beklenenden de çok yakında göreceğiz... Hepsi giderken biz seyredeceğiz ama gülmeyeceğiz, sadece takdir-i ilahi diyeceğiz... Bizden söylemesi, sonra af dilemeyin, dileyeceğiniz bir şey kalmayacak elinizde... Hesap günü geldiğinde hepinizin defteri dürülecek, Adana ve Demirspor hak ettiği yere gelince hepinizden teker teker hesabı sorulacak... Ben ve inanıyorum ki benim gibi düşünen binlerce Demirsporlu ve Adanalı da and içiyor... Hepimiz bu yapılanların unutulmaması için elimizden geleni yapacağız... Onlar kendi izansız ve insafsız tutumlarını unutsalar bile biz unutmayacağız... "Allah'ın adamları"na çattınız, yanlış yaptınız... Düşerken bir tekme de biz atmayacağız size ama elimizi de uzatmayacağız... Yemin ediyoruz ve söz veriyoruz, süper ligi görecek olan bu gözler bir gün daha ilerisini hedef olarak koyacak önüne ancak tarih sadece "BİZ"i yazacak sizi ise hatırlatmaya bile uğraşmayacak!!!

27 Mayıs 2010

Son


Yoksa bitmedi mi? yazmış Ati abim...Hayır abi!!Bitti... TFF bizi ne zaman haklı gördü ki şimdi görsün?Başvurumuz reddedildi!!!

Yoksa bitmedi mi?

Çeşitli kaynaklardan öğlen saatlarinde duyduğum bir haber, daha sonra resmi sitemize düşünce blogda paylaşma gereği hissettim.

Resmi sitemizden de yapılan bir açıklamada Tavşanlı Linyitspor'un takımımızla oynadığı maçta ,federasyon tarafından daha önce 6 ay hak mahrumiyeti cezasına çarptırılmış olan Kemal Özyurt adlı futbolcusunu oynatmış olduğu,bu sebeple maçın takımımızın hükmen galibiyetiyle sonuçlanması gerektiği şeklinde bir itirazımız olmuş. Konuyla ilgili emsal teşkil eden örneklerinde vurgulandığı bir dilekçe ile federasyona başvurulmuş.

Vallahi öyle ya da böyle, gerek ofsayttan atılan gerekse elle atılan gollerle, her ne şekilde olursa olsun ben bu takımın Bank Asya ligine yükselmesini istiyorum. İnşallah iddiamız haklı bulunur ve play off a kaldığımız yerden devam ederiz. Ama her ne olursa olsun , maçlar bitse de, lig sona erse de , bu takımdaki heyecan sona ermiyor. Sen neymişsin be Demirspor...

26 Mayıs 2010

Yorumsuz...

Maç boyunca ekranın altından başarılar dileyenler; REKLAM kokan hareketler bunlar!!! Yazıklar olsun size...Kafana göre ADANA DEMİR!!!

25 Mayıs 2010

Yine bize hüsran, bize yine hasret var....

O kadar umutluyduk ki.. Gene olmadı. Şaşırdım mı ? Hayır hiç şaşırmadım aslında. Bu kadar sahipsizliğe bu heyecan bile fazlaydı aslında. Ama umuttu insanı yaşatan. Golleri kaçırdık, penaltılarda 5-3 mağlup olduk ve bu sene de bitti. Canınız sağolsun demek istiyorum ama ne bileyim.. Neyse, o sahada ter dökenlerin canları sağolsun, tribünlerde gırtlak patlatanların canları sağolsun. Bir şekilde maçı izleyen ya da dinleyen ve heyecandan hop oturup hop kalkanların canları sağolsun. Ama şu takıma zerre destek vermeyen, sırtlarını dönen, ve artık maalesef inandığım şekilde başarısızlığımızla tebessüm eden, mutlu olan ve hala " Biz ADANALIYIZ" diyebilen tüm kansızların da canları çıksın.. Söz çok, ama burada bir seviye koyulmuş, söyleyeceklerimizi az çok anlar gerçek Demirspor sevdalıları.. Gene de şunu söylemeden edemeyeceğim. Alın işte, istediğiniz oldu. O Adanadan kazanıp, Demirspor'umuzdan sakındığınız her bir lokma etinize yapışsın, Allah sizleri de bildiği gibi yapsın genleri bozuk Adana Büyük(!!!!!!!!)leri....

20:00 Sakarya - Zafer

20.00
Sakarya Caddesi
Zafer Restaurant

Sen olmayınca nasıl eksiğiz, bir bilsen...

24 Mayıs 2010

Maç Yayını

25.05.2010 (yarın) tarihinde oynanacak TKİ Tavşanlı Linyitspor maçımız Kanal A tarafından yayınlanacaktır.

Yönetimimizin TFF ile yaptığı görüşmede ise, yalnızca final maçının TRT'de yayınlanabileceği bildirilmiş.

Finalde Antalya'da, yarın internet başındayız!


Antalya'ya gidecek taraftarlarımıza iyi yolculuklar dileriz.

Bir Dilek Tutalım, Sonu Hüsran Olmasın...


22 Mayıs 2010

Tam 15 yıl oldu hala SAHİPSİZ ADANA...


Bugün 15'inci yılımızı bitiridik, 16'ncı yılımıza teşrif ettik... Ömür geçti derler ya "koca çınar" ilköğrenimini tamamladı alt liglerde ve en iyi ihtimalle okumaya devam edecek gibi duruyor bir süre. Suçlu çok biliyoruz. Neden bu halde olduğumuzu hepimizden çok bizi bu hale getirenler biliyor ve belki utançlarından, belki gururlarından, belki de en kötüsü hiç umurlarında olmadığından susuyorlar...

Onlar sustukça bizim içimiz yanıyor bizim, ruhumuz kavruluyor... Biz üzülüyoruz, onlarsa...

Son söz kıvamında bir şeyler yazmak istemiyorum, çok duygusal olsun da istemiyorum ama Allah'tan korkun, kuldan utanın! O kadar imkanınız var kullanmıyosunuz, kimden korkuyorsunuz, kime hizmet ediyorsunuz anlamıyorum! Bir İstanbul takımının başkanı gelse şehrin girişinde karşılamayı bilirsiniz ama... Takım 25'inde ilk maçını yapacak 3 gün kalmış hepsi hala bekliyor. Neyi bekliyorlar anlamıyorum. Takım son 10 yılın en anlamlı günlerini yaşamaya gidiyor, kimsenin sesi çıkmıyor. Bu takım Adana Demirspor yakın tarihinin en genç takımı, en çok ümit bağlanan takımı, klasman grupları başladığında küme düşer denen takım...

Bu takım Adana'nın onuru, gururu değil mi? Kendi bağrından kopmuş gençleri ile zorlamıyor mu üst sıraları? Para ile değil şerefiyle oynamıyor mu? Yanında şans değil hep şanssızlık olmadı mı bu takımın? En çok destek verilmesi, en çok sevilmesi gereken takım değil mi bu? Farkında değil misiniz "Adana Futbolu"nun geleceği bu takımda yatıyor!

Ancak sizler sırça köşklerinizden çıkmamaya kararlı davranacaksanız, bu takımı yöneticisi, futbolcusu ve cefakar taraftarını yalnız bırakacaksınız, bu halk size gereken payeyi verir. Kime dost kime düşman olduğunuzu, kime kardeş kime kalleş olduğunuzu öğrenir, ona göre davranır bu halk size. Halkın takımını önemsemeyen halkı önemsiyor gibi hiç yapmasın. Böyle zamanlar bu şiir gelir aklıma içim hüzün dolar, üzülürüm. Herkese saygılar ve şampiyonluk getirecek günler dilerim...

"Gitme vatan kavgasına
Yetiş rütbe yağmasına
Daldık dünya sefasına
Ne utanmaz köpekleriz

Vatanın girdik kanına
Leke getirdik şanına
Topumuzun b.k canına
Ne utanmaz köpekleriz

Namık Kemal"

21 Mayıs 2010

Göçük!


Yaşananların son olması umuduyla. Başımız sağolsun.

Bugün...

Tam 15 yıl oldu!

20 Mayıs 2010

TRT'ye Mail

"Sayın Yetkili,

TFF 2.Lig playoff maçlarının TRT tarafından yayınlanmasını talep ediyoruz. TRT'nin, kamusal yayın anlayışı doğrultusunda, binlerce futbolsever tarafından merakla beklenen bu karşılaşmaların canlı yayını için en doğru adres olduğu kanısındayız. Bizler Demirspor taraftarları olarak, bu talebimizi sizlere iletmeyi bir taraftarlık görevi sayıyoruz.

Maçların hafta içi oynanıyor oluşu ve Antalya'nın başta Adana olmak üzere birçok kente günübirlik ulaşımının imkansız olması dolayısıyla, bu karşılaşmaların yayını bizler için hayati önem taşımaktadır.

Liglerin bitimi ile diğer futbolseverlerin de bu yayınlara gerekli ilgiyi gösteceğini düşünüyoruz.

Talebimizin yetkili organlarınızca dikkate alınacağı umuduyla,

Saygılarımızla"

Şu adreslere gönderebilirsiniz:

aktifhat@trt.net.tr
trthaber@trt.net.tr
tff@tff.org.tr

19 Mayıs 2010

Destek?

Son bir hafta... İlk adımın aşılması için az bir zamanımız kaldı. Buraya kadar kendi öz çabasıyla, öz kaynaklarıyla, gencecik kadrosuyla gelen Adana Demirspor'a hala bir destek yok. 70 yıllık çınara bu ayıp olmaz!

"İyi iş çıkardınız, biz de yanınızdayız; ha gayret" diyen yok. "Yönetimin yüküne ortak olmak istiyorum" diyen yok. "Taraftarın cefasına ortak olmak istiyorum" diyen yok. Söz değil, eylem istiyoruz! Pankart-afiş-reklam değil, "ne yapabiliriz sizin için", "birlikte başaralım" diyen yüreklileri istiyoruz...

Bugün bizimle birlikte olmayan, yarın başarıdan nemalanmak için bizimle olmasın!

91. 19 mayıs



İkonlaştırılıp uzaklaştırılan değil, burada bizimle bir Atatürk; ezberlerle değil düşünüp sorgulayarak tartışabilen bir gençlik; sadece yarışmaya ve kavgaya değil birleştirip güçlendirmeye dayalı bir spor...

yaratamadık. 91. yıldayız.

Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, kutlu olsun!

18 Mayıs 2010

Tavşanlı Linyit...

Rakibimiz Tavşanlı Linyit, Kütahya'nın profesyonel liglerdeki tek takımı. İlin en büyük ilçesi Tavşanlı, aynı zamanda Garp Linyitleri İşletmesi'nin ev sahibi. Renkleri, kırmızı-siyah. Geçen yıl 3.ligten yükselmişlerdi. Takımın arkasında kurum desteği var. Bu bir avantaj da olabilir dezavantaj da... Kurum desteği mali gücü gösterse de, bir üst ligin yükünü kaldırmak istemiyor olabilirler.

Tavşanlı Linyit, 1. Grupta, en yakın rakibi Körfez Bld.'ye 7 puan fark yaparak playoff'a rahat bir şekilde yükseldi. Ancak kademe grubu maçlarını, 28 paunla 6. sırada bitirmiş. Ancak Türk Telekom ve Güngören'in yükselme grubuna çıkmasının ardından, istikrarlı bir şekilde yükselip, Pendik, Gebze ve Körfez Bld.'yi geride bırakmış ve 61 puana ulaşmış.

Eski teknik direktörümüz Abdülkerim Durmaz, Tavşanlı Linyit'in grubundaki Pendikspor'un teknik direktörlüğünü yaptı. Teknik ekip ve yönetim, Durmaz'la temasa geçerek rakibimiz hakkında bilgi alabilir.

Tavşanlı Linyit'in genç bir kadrosu var. Resmi websiteleri tavsanlilinyitspor.com'daki takım listesinde, 1985 sonrası doğumlu 11 oyuncuları bulunuyor. Ancak en yaşlı oyuncuları, Abdi ve Tanju, defans hattını oluşturuyor.

En golcü oyuncuları, Tarsus İdmanyurdu'ndan tanıdığımız, İshak Topçu. Bu sezon 19 gole ulaşmış.

Teknik direktörleri, Trabzonspor menşeili, Mustafa Reşit Akçay.

Play-off Kuraları Çekildi


İlk rakibimiz TKİ Tavşanlı Linyitspor. Bu maçtan galip ayrılmamız halinde, Trabzon Karadenizspor-Çorumspor maçının galibiyle yarı final oynacağız.

Başarılı bir kura olduğunu düşünüyorum. Geçtiğimiz yıllarda yaşanan hüsranlardan sonra, -amiyane tabirle- gaza gelmemeye çalışıyorum. Yaşanan süreçte play-offlara kalmak dahi büyük bir başarıdır. Ara transfer döneminde gençlerimizi kadromuza dahil ederek, Teknik Direktörümüz Hüseyin Özcan'ın katkılarıyla, takım olup azimle ter dökerek bugünlere geldik.

Öncelikle, 1. Lig'e çıkamazsak ne olur? Hiçbir şey olmaz! Biz yine takımımızın arkasında, gelecek sene daha da güçlenerek, daha sağlam temellerle üst lige yükseliriz.
Tabi mevcut kadromuzla, rakipleri küçümsemeden, inanarak, gayret göstererek, camiamızın desteğini arkamıza alarak play-offları şampiyon olarak tamamlamamamız için de bir neden yok.

Temennim, bunlar son 2. Lig maçlarımız olsun. Bu kez olsun, bu son olsun...

16 Mayıs 2010

Play-offtaki Muhtemel Rakiplerimiz

Yükselme Grubu'ndan

Tokatspor
İskenderun Demirçelikspor
Türk Telekomspor
Çorumspor

Klasman gruplarından

TKİ Tavşanlı Linyitspor
Eyüpspor
Trabzon Karadenizspor

Son Haftanın Ardından


Geçen haftadan garantilemiştik zaten. Ben play-off'larda 3'te 3 için, bu maçtan galip gelmemeyi istemiştim, oldu. Gençlerimizden oluşan bir kadroyla sahaya çıktık. Golümüz 17 yaşındaki İbrahim Selen'den geldi.

80'li yıllardan bir pankartta yazıyordu: ''Haydi Şimşekler 1. Lig'e'' E haydi!

15 Mayıs 2010

Öğrencilik ve Demirspor

Dün öğrendim, final takvimi açıklanmış. Baktım ki 31 Mayıs'ta başlıyor, kendi kendime söylendim kim demiş 31 Mayıs diye? Bizim için finaller 25 Mayıs'ta başlıyor, en önemli final ise 30 Mayıs'ta...

Kalın hukuk kitapları başında sabahlamanın getireceği motivasyon, tecrübe, bilgi vs. gibi birçok etmenden daha önemli 30 Mayıs'ta DEMİRSPOR'un şampiyon olması. Eğer biz şampiyon olursak bu müthiş motivasyonla ben ve benim konumumdaki öğrenciler de başarılı sonuçlar alacaklar finallerinden. Haydi Mavi Şimşekler üzmeyin bizi!!! Siz orda, biz okullarımızda içinde DEMİRSPOR sevgisi bulunan herkesin başarılı olmaya odaklanıp bunu başardığını gösterelim herkese!!!

DEMİRSPOR'a Antalya'da, öğrenci renkdaşlarımıza finallerinde başarılar...

"Erdal'ın Kanalı", TRT Finali'nde...

Murat Ayman'ın yönetmenliğini yaptığı; Demirspor'un simge isimlerinden ve yüzme efsanaleri arasında yer alan Erdal Acet'in hayatını anlatan "Erdal'ın Kanalı", TRT Uluslararası Belgesel Film Yarışması'nda finale kalmıştı. Ulusal Amatör kategoride 70 aday arasından sıyrılarak finale kalan belgesel, 17 Mayıs Pazartesi saat 13:35'te TRT İstanbul Radyosu/Harbiye'de gösterilecek.

Detaylı program için tıklayın: http://www.trt.net.tr/belgeselfilmyarismasi/index.php?page=index&id=8

Şafak Doğan Güneş!


Tayfamızın değerli üyelerinden Fırat ve Onur nihayet askerden geliyorlar. Yarın sabah itibarıyla Birliklerinden ayrılıyor olacaklar. Yolları açık olsun...

Tayfa'nın 28 Nisan'daki buluşmasında bugün için kebap yemek üzere sözleşmiştik, ancak Fırat ve Onur'un da bizimle olmalarını istediğimizden buluşma ertelendi. Bilahare duyurusunu yapacağız.

14 Mayıs 2010

Hey, Sen!

Sen, evet sen! Demirspor'un başarısı için ne yaptın? 70 yıllık Demirspor ite kaka, el yordamıyla, düşe kalka, sürüne sürüne, döne dolaşa, bata çıka ilerlerken ne yaptın?

Sen, belediye başkanı! Adana sınırları içinde yönetici olup bu kentin en köklü takımının başarısı ve geleceği için ne yaptın?

Sen, eski yönetici! Hizmet ettiğin, prestijini tattığın, hükmünü sürdüğün, kaynaklarından yararlandığın bu takım için ne yaptın? Başarıda benim de payım var diyebiliyor musun?

Sen, işadamı! Adana'dan kazanıp Adana'nın takımına para harcadın mı? Bizim sayemizde birşeyler oldu, ben kazandım ve biz kazandık diyebiliyor musun?

Sen, sivil toplum örgütü lideri! Sivilliğin eşbaşkentlerinden tribün için, bu kentin sokaklarını inleten insanlar, örgütlü ve örgütsüz taraftar için ne yaptın?

Sen, başarı sevdalısı taraftar! Kötü günde sırtını döndüğün, kombinesini almadığın, yardım gecesinde bir kuruş vermediğin, maça beleş girmenin yollarını aradığın bu takım için ne yaptın?

Ve bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Yerinizde oturup söz üretmeye, atıp tutmaya, adam sendecilik oynamaya, sana dokunmayan yılana (hatta dokunup da altını oyanlara) bin yıl dua etmeye, olan biteni seyredip sonra ahkam kesmeye devam mı?

Hiç birşey yapmamanın, bu kötülükleri yapanlarla aynı kefede anılacağını iyi biliyorsun, değil mi?

Yoksa yüzüp yüzüp kuyruğuna gelmiş bu takımı düzlüğe çıkarmak için el atmaya var mısın? Ha gayret diyip, bu kocaman kitleye bir destek de sen atacak mısın? Yarın şampiyonluk şarkıları söylerken çorbada tuzum var diyebilecek misin?

Ben elimden geleni yaptım, vicdanım rahat diyebilecek misin?

Gel, hep birlikte diyelim... Birlikte başarmanın, üzüleceksek birlikte üzülmenin tadını yaşayalım. Bu takım için yapılan herşey, geleneği geleceğe taşımaya yardım edecek.

13 Mayıs 2010

İsveç Allsvenskan

En son gittiğim Adıyaman maçı sonrası zatürre olmuş Doğu Ekspres'i bakıma almıştık 15 gün kadar. Sınavdı, kurstu derken vakit bulamadım bir türlü.

Bu sırada da İsveç Ligi başladı.
Djurgarden kötü başlasa da sonradan biraz toparlanmayı bildi. Hatta geçen hafta en büyük rakipleri AIK Stockholm'u deplasmanda 2-1 mağlup ettiler. Şu anda 7. sıradalar



Perşembe Konukları #25 - "Hakan Gülergin"

-----------------------------------
Perşembe yazılarında konuğumuz yine Zifiri ve çocukluk arkadaşı Hakan Gülergin... Erken yaşta kaybettiğimiz Hakan Gülergin, Muharrem Gülergin'in oğluydu. Gülerginleri bir kez daha saygı ve rahmetle anıyoruz.

Muharrem Gülergin ve ailesinin hikayesini, Adana Futbolu kitabında Hulusi Kılıç'ın yazısında okuyabilirsiniz.

Konuk yazar olmak için yazılarınızı demirgibiyiz@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

------------------------------------

Çocukluğumun, delikanlılığımın, gençliğimin kentidir, Adana. Ancak ben turunç kokan kentimden ayrılalı 30 yıl oldu.

Benim çocukluğumun Adana’sında herkes top oynardı. Ben Cemalpaşa Mahallesi’nin, Gazipaşa Bulvarı’nın çocuğuyum. Bizim evin hemen arkasında Adana’nın en önemli futbol alanlarından biri olan Vali Sahası vardı (şimdiki Ariplex Sinemasının karşısı). Büyüklerimizden meydan kalırsa biz de top oynardık.

Bizim mahalle takımının en önemli oyuncularından biri aynı zamanda sınıf arkadaşım olan Hakan Gülergin’di. Hakan aynı zamanda Demirspor’un genç takımında oynaması ve babası Muharrem Gülergin’in kendisi ile özel olarak ilgilenmesi nedeniyle bizim takımın gözdesi idi. Bu nedenle, aynı takımda olmamıza rağmen kendisini kıskanırdık.

Ben belki de biraz şanslıydım. Hakan’la okulda da arkadaştım. Orada da okul bahçesinde beraber top oynardık. Okul çıkışında da, Hıfzısıhha’nın sokağında top oynardık. Kısacası çocukluk yaşlarımda hep top oynardık. Hele bir de yaz ayları ise, okul yok, eve dönme yok, akşam geç olur, bizi tutabilene aşk olsun. Bahsettiğim bu maçlarımızda hem mahalle arkadaşım, hep sınıf arkadaşım, hem de yakın bir dostum olan Hakan Gülergin hep vardı.

Hakan Demirspor sevdalısıydı. Muharrem Gülergin’in oğlu olduğunu bilen stat görevlileri Hakan’ı ve bizleri çok da sorgulamadan stada “beleş” alırlar, biz de cebimizde kalan 3-5 kuruşla şalgam içerdik.

Tam bıyıklarımızın yeni terlemeye başladığı 1976 yılında, Hakan babası ile İstanbul’dayken ve Demirspor-Mersin İdman Yurdu maçına yetişebilmek için havaalanına giderken, onu kaybettik. En iyi Demirsporlulardan birini, Demirspor yolunda kaybettik.


Hala benim hatıralarımda onunla yaptığımız maçlar,
Seyrettiğimiz Demirspor maçları var.
Ve hala onu unutmayan ve yaşatan dostları var.

ZİFİRİ

12 Mayıs 2010

Acı Kaybımız

''Yıllarca Demirspor tribünlerine emek veren, 15 yıldır mücadelenin içinde yer alan, değerli kardeşimiz Mahmut Kurumoğlu'nu kaybettik... Kardeşimize Allah'tan rahmet, acılı ailesi ve tüm sevenlerine başsağlığı dileriz.

ŞİMŞEKLER GRUBU''

Şimşekler Grubu'nun ve Demirspor camiasının başı sağolsun, başımız sağolsun. Allah yakınlarına sabır versin.

Muhasebe #2

Kaldığım yerden devam edeyim;

* Kademe grubunda başarı gelmedi ve ilk ikiye giremedik. Bunun en büyük nedeni, geçen seneden hiçbir umut vermeyen teknik direktör Abdülkerim Durmaz'da ısrar etmekti. Başta kaleci Kaya olmak üzere, yine yaşlılardan ve daha önce denenmiş isimlerden oluşan kadro, beklendiği gibi başarı getirmedi. Ardından Durmuş Ali Çolak ve Ercan Aslankeser ikilisine emanet edildi takım. Puan bazında önceki dönemden başarılı olunsa da kritik maçların kazanılamaması, yaşanan iç karışıklıklar, belediye ile ilişkiler Çınar'ın bu ikiliyle yollarını ayırmasına neden oldu. Son olarak Hüseyin Özcan, ki benim en beğendiğim tarafı spekülasyon yapmak yerine işiyle ilgilenmesi ve takım elbiseli düzgün duruşu- takımı zirvede tutmayı başardı.

Aslında şu kalitesiz ligte başarılı olmak hiç de zor değil. Teknik-takik hak getire... Biraz mücadele, biri iki yetenekli oyuncu, gençlerin mücadelesi ve inanmış bir yönetim, yeterli. Takımlar birbirinden ufak farklarla ayrılıyor. Özellikle iyi bir forvetin varsa, çok şey halloluyor. Tayfun Özkan, bu seneki en büyük artımızdı.

* Bu yıldan akılda kalacak en önemli konu, tabii ki Livorno maçı. TFF 2. Lig'te mücadele eden bir takımın taraftarları, kulüp gündemine ırkçılık karşıtlığı diye -memleket sathında bile pek dile gelmeyen- bir kavramı yerleştirip dahası ulaşılacak adresi de işaret edip organizasyonun gerçekleşmesinde rol oynadılar. Adana Demirspor, taa 1950'lerden bu yana yaptığı gibi, şehre yabancı takımları konuk etmek konusunda öncüydü. Bir kez daha cümle aleme farkını gösterdi. Geleneğin ve taraftarın gücü biraraya gelip, yönetimin de buna kulak vermesi ile Türkiye spor tarihine geçecek bu olay gerçekleşti.

Gerçi tüm bu süreç, "bizi solcu gösteriyorsunuz" eleştirileri altında ilerledi. Hatta "o parayla transfer yapsaydık ya" bile dendi. Acaba Adana Demirspor, hangi parayla memleket tarihine geçebilirdi? ntvmsnbc.com'da ana sayfadan haber olup, Radikal başta olmak üzere birçok gazetede iki-üç gün boyunca haber olabilirdi? Kişisel olarak ben, en yakınlarımızla bile bu konuda anlaşamamanın verdiği tatsızlıkla, o karnavalı gereğince yaşayamadım. Şimdilerde sıkça anmamın nedeni, biraz da o eksiklik.

* Yıllar sonra profesyonel bir ekiple sezon açılışı yapmamız; o maçta bizim gündeme getirdiğimz 1954 formamızla sahaya çıkmamız; kulüp websitesinin aktif bir şekilde kullanılması/bu konudaki eleştirilerin dikkate alınması; yeni üye alımları; okul ziyaretleri; forma ve logo konusunda daha derli toplu olmamız; grubun yer aldığı Muharrem Gülergin tribününün üstünün kapatılması ve bu kısım için çıkarılan kombinelerin hemen tükenmesi; kaybolan ya da yırtılan pankartların yerine yeni el emeği pankartların yapılması bu senenin sevindirici gelişmeleri arasındaydı.

* Ayın karanlık tarafı: Sezon başında stada gelen seyirci sayısındaki azalış-ki anlaşılabilir bir konu: Yılların başarısızlığı, yönetim krizleri, umut vaat eden bir ekibin kurulamaması, sıradan bir Adanalının Demirspordan soğuması için haklı görülebilecek nedenler. Buna bağlı olarak, yeteri kadar kombine satılamadı. Destek gecesinde yaşanan hayal kırıklığı ve "Aytaç Baba bize sahip çıksın" politikasına geri dönüş; Garanti Bankası ile kredi kartı projesinin yürümemesi, ADS Su işinden bir sonuç çıkmaması; Tarsus maçında sahaya giren taraftar ve ardından yaşanan iki puan kaybı/yükselme grubundan uzak kalmamız; bu konuda grup hiç vakit kaybetmeden özür dilese de yerel basının linç kampanyasına girişmesi ve yıllardır zorlukla oluşturulan imajın zedelenmesi, canımızı sıkan konulardı.

Sonuçta, Torosların diğer tarafına gitmeden önce, kasanın fazla açık vermediğini söyleyebiliriz.

Ha gayret! Demir kanatların çıkarsın yükseğe...

11 Mayıs 2010

Muhasebe #1

Normal sezon sona erip, son haftaya rahat bir şekilde girerken, sezonun muhasebesine "durmak" gerek. Belki biraz erken; önümüzde gelecek sezonki konumumuzu belirleyecek ekstra play-off'lar var. Sezonun muhasebesini oradan gelecek sonuca bağlamak istemedim. Nedense, oradan gelecek sonucun pek bir önemi yok diye düşünüyorum. Tabii ki şampiyonluk bizi çok mutlu edecek ama olası bir kötü sonuç da beni kahretmeyecek. Genel bir giriş yaparak, bu noktaya nasıl geldik, sezonda neler öne çıktı; kendi adıma değerlendirmek istiyorum. Daha detaylı ve kronolojik bir analiz geyik1940 hanım'ın kaleminden çıkabilir.

* Sondan başlamak gerekirse, bu yılın en büyük başarısı, gençlerin ilk 11'de yer bulması oldu. Son haftanın kadrosuna baktığımızda, 1992'li Ömer'i, 87'li Sedat'ı, 92'li Mustafa Taşkın'ı, 91'li Ferami'yi görüyoruz. Keza yedeklerde, 91'li Hasan, 93'lü Serdar, ve yine 93'lü İbrahim var. Klasman grubunun başından beri, başta kaleci Ömer olmak üzere, bu isimlerden birkaçı düzenli olarak kadroya girdi ve sahaya çıktı.

Demek ki, gençlerden oluşan bir kadroyla da başarı gelebiliyormuş.

Varsın hatalı gol yesinler, penaltıya sebebiyet versinler, kendi kalelerine gol atsınlar; bu hataları 77'li-78'li bir topçunun yapmasındansa onların yapmasını tercih ederiz.

Umulur ki gelecek senenin kadrosu, yine gençlerle deneyimlerinin iyi bir şekilde dengelendiği ve tüm kategorilerde başarılı olan altyapımızca desteklenir şekilde oluşsun.

Gençlerin kadroya girmelerini teşvik etmek, onlara güven aşılamak, bu konuyu gündemde tutmak noktalarında bu blogun önemli bir katkısı olduğunu da vurgulamak gerek. Tabii ki asıl rol, onlara güvenerek forma veren teknik direktör Hüseyin Özcan ile bu vizyonu sahiplenen başkan Bekir Çınar ve yönetiminde.

* 2009-10 sezonu birkez daha yönetim krizleriyle geçti. Daha önce krizden ve kritikten bahsetmiştim. Bir türlü nerede olduğumuzu, ne yapacağımızı konumlandıramadık; bu aylar süren bir güç kaybına neden oldu. Yine çokça olağanüstü kongre yaptık, isimler havada uçuştu. Sözler söylendi ama eylem yoktu.

Bu yılın en kritik müdahalelerinden birini, kongreler sürecinde Bekir Çınar lehine ağırlığını koyan Şimşekler Grubu yaptı. Bu kriz anında tarafını belli ederek, olaya doğrudan müdahil olarak kongrelerin gidişatını etkilediler.

Taraftar, büyük çoğunuluğu ile, Çınar'ın istifasını kabul etmedi. Öte yandan Çınar'la bu iş olmaz diyenler de az değildi. Sonuçta birçok açıdan başarısız olan bir yönetim ve takım vardı ortada. Peki çözüm neydi? Krizin devamından, süregiden başarısızlıklardan, ve genel olarak Demirspor'un başarısızlığından beslenen bir kesimin olduğu ortadayken, Çınar'a verilen desteği olumlu buluyorum. Aksi durum, parazitlerin beslenmesinden başka birşeye yaramayacaktı. Kaldı ki Çınar, başta bu blog olmak üzere çeşitli eleştirilere ve önerilere kulak veren, taraftarın sesini dinleyen, yenilikçi bir vizyona sahipti.

Öte yandan eski (başarısız) başkanlar, daha yaptıklarının acısı, onlara duyulan güvenin sancısı bitmeden, kurtarıcı gibi ortaya çıktılar. Bizim onlar konusundaki tavrımız en baştan beri belirgin. Geçmiş yazılar kurcalanabilir bunun için. Gökoğlu ve Tuncel soyadları, mümkünse bu kulüple birlikte anılmasın bir daha.

Çınar'ın çeşitli engellemelere ve belki de kendilerine rağmen birkez daha göreve gelmesi, bu görevi taraftarın desteği ile edinmesi, yaşanacak süreci pamuk ipliğine bağlıyordu. Sportif başarısızlık, bu ipin boyna dolanması için yeterli sebepti. Neyse ki genç kadro, Çınar'ı mahçup etmedi. Ama Çınar'ın en büyük eksikliği, sürekli planlanan ama bir türlü gerçekleşemeyen ya da beklenen sonucu vermeyen projelerdi. Bir proje yığınına dönüşen camiada işlerin istikrarlı şekilde ilerlememesinin en büyük nedenlerinden biri de eski yöneticilerin ve başkanların gidişata sürekli müdahale etmeleriydi. Başta Adem Atılgan olmak üzere, "Aytaç Duraksız hiç birşey olmaz"cılar ekibi, camianın kendi dinamikleriyle bir adım ileri gitmesini engellemek için ellerinden geleni yaptılar; taraftar ve grup üzerindeki oyunlarını da eksik etmediler, doğrudan karalama kampanyaları yürüttüler.

Bu süreçte yerel basın her zamanki gibi, süreci olumlu etkileyecek hiçbir şey yapmadı. Tersine, suskunluklarıyla krizi artırdılar. Tabii bunun nedeni açıktı. Tavırlarını göstermeyerek, olası bir yönetim değişikliğinde, her zaman yaptıkları gibi gücün ve güçlünün yanında yer alıp, "padişahım çok yaşa" diyebilmekti.

Aynı basın, transfer yapılması konusundaki baskısıyla, geçmişteki hataların tekrarlanması için bolca çabaladı. Sahaya çıkan gençlere güvensizliklerini dile getirdiler. Takımın transfersiz küme düşeceğini iddia ettiler. Düşer dedikleri takımın geldiği nokta ortada... Yerel basınımızın ileri görüşlülüğü ve analiz gücü de...

İkinci bölüm; yarın...

Fanzin Çıktı

İstanbul Tayfası'nca 5 aydır süren çalışmalar sonucunda oluşturulan "Tebe Volimo Fanzin" çıktı. İlk etapta İstanbul'da satış ve dağıtımı gerçekleşecek olan Fanzin'in, kısa bir süre sonra Adana, Ankara ve İzmir'den de temin edilebileceği belirtildi.

Hayırlı, uğurlu olsun. Bizler de bir an evvel elimize ulaşmasını bekliyor, devamının gelmesini temenni ediyoruz.

10 Mayıs 2010

Bir mutlu haber daha...


Bu öğlenden sonra maçımızı takip ederken Tayfamızın değerli elemanlarından Togepy'nin TUS sınavında oldukça yüksek bir puan alarak başarılı olduğunu öğrendim. Ankara Tayfası adına kendisini kutluyor, önündeki ihtisas sürecinde ve doktorluk hayatında sonsuz başarılar diliyoruz...

9 Mayıs 2010

Haftanın Ardından


Geçen hafta Adıyamanspor maçında, bu hafta da Elazığspor maçında bizim için yeterli olanı yaptık. Bir kez daha 1-0 geriden gelerek Cihan ve Tayfun'un golleriyle öne geçip sonradan yediğimiz golle karşılaşmayı 2-2 bitirerek ekstra playofflara kaldık. Bizim gurbette Demirspor aşkıyla çarpan kalplerimizdeki gibi, Adana'da da şu anda bayramdır her yer...

Uzun zaman sonra ilk kez, bir başarıya imza attıktan sonra 'gazozuna' maç yapıyor olacağız önümüzdeki hafta. Teknik ekimiz daha iyi değerlendirir muhakkak ama istatistiklere bakarak söylüyorum, daha önce 3'te 3 yapmıştık. Playofflarda da 3'te 3 yapmak için Belediye Vanspor maçından galip ayrılmamamız gerekiyor :)

Futbolcularımıza ve teknik kadromuza sonuna kadar güveniyorum. Hangi şartlarla sezona başlayıp, neler yaşayıp bugünlere geldiğimizi biliyoruz. Bu noktada olmamızı sağlayan herkese, taraftarından yönetimine, futbolcusundan teknik adamına, Livorno'dan altyapımızın her kademesine, stadın önünde kebap satan abiden top toplayıcı çocuğa, tüm annelere ve babalara binlerce teşekkür...

Antalya'dayız...

Elazığ'dan aldığımız bir puanla, son haftaya kalmadan ekstra play-off'ları garantiledik.

Haydi bakalım...

Anneler Günü


Hepimizin hayatının en önemli kişisidir annelerimiz. Tüm annelerin Anneler Günü kutlu olsun, hepsi mutlu olsun.

8 Mayıs 2010

Söz ve Eylem

Belki de tüm insanlığın isteği. Ya da biz uzaylıların insanlıktan beklentisi: Söz ile eylemi birleştirmek. Olması gereken. Teori ile pratiği kesiştirmek. Söz söyleyenle işi yapanı bir araya getirmek. Söylediği kadar iş yapabilmek; en azından söylediklerini yapabilmek ya da eylediği kadar konuşabilmek; ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz dedikleri, özü sözü bir olmak yani... Bu dengeyi bir türlü tutturabilmek; helal olsun tutturabilene!

Tribün "söz"se; yeşil saha "eylem"dir. Tribündekiler konuşur, sahadakiler yapar. Tribün seslenir; saha eyler. Tribün kelimedir; saha kas. Tribün çatlayan ses telidir; saha, yanan laktik asit. Tribün, vicdandır; saha, akıl.

Bu ikisi birleşse, ne güzel olur! O takım ne güzel takımdır; o camia ne güzel camia...

Şöyle bir baktığımızda, Demirspor'da sözün eylemden üstün olduğunu görüyoruz hep. Eylem bir türlü bir memnun etmediğinden olsa gerek, sesler arttıkça artıyor çevremizde yıllardır. Bu eylemsizliği, bu ataleti bastırmak istercesine söylüyoruz, konuşuyoruz, bağırıyoruz... Sesimizle boğmak istiyoruz başarısızlığı. Ama karşı taraf da susmuyor: Yönetici de konuşuyor; futbolcu da konuşuyor. Herkes birşeyler söylüyor. İş yapan gittikçe azalıyor.

Şimdi, belki de uzun süredir ilk kez, söz ile eylem bu kadar yaklaştı birbirine... Söz bilip iş bilmez/işini bilen futbolcular, söz bilip iş bilmez/işine geleni bilen yöneticiler; can sıkıntısından birbirini dinlemez olmuş taraftarlar... Bu yıl sanki el birliğiyle, ama çekinerek, geçmiş yılların tedirginliğiyle, parçapinçik olmuş yüreğiyle biraraya gelmeye çalışıyorlar.

Bu mayıs, herkesin söylediğini, en iyi şekilde uyguladığı bir mayıs olsun. Camianın her kesimi, taraftarı, futbolcusu ve yöneticisi; sözü ile eylemi birleştirsin. Herkes konuştuğu kadar çalışsın-iş yapsın-sonuç alsın; aldığı sonuç kadar-yaptığı iş kadar-çalıştığı kadar konuşsun, söz söylesin. Bu kez dengeyi tutturalım! Ha gayret, oluyor gibi...

Diğerleri

Bu yazıda bizim ülkemizde ve yakın çevremizdeki her ülkede en çok ilgi gören spor dalı olan futbol hakkında bir şeylere değinmeyeceğim. Futbol'un ilk örneklerinin Sümerler'e kadar uzandığı söyleniyor. Modern futbolun ilk örneğini Romalı askerlerin gösterdiği söylenir ama günümüzdeki şekline en yakın halinin İngiltere'de ortaya çıktığı bilinmektedir.

Peki, şu soru akla geliyor mu? Futbol bütün dünya ülkelerinde kendi içlerinde en çok taraf toplayan spor mudur? Cevabı tabii ki hayır. Ek bilgi olarak söylemek isterim ki, burada zaman buldukça futbolun en çok gündemde olmadığı ülkeleri ve onların tutkusu olan spor dalını burada sunmayı düşünüyorum.

İlk örnek olarak, Amerikan Futbolu örneğini vereceğim. Amerika'da futbol denince kimse kesinlikle bizim futbolumuzu aklına getirmiyor, onların aklında sadece Amerikan Futbolu çağrışım yaratıyor. Ve her bir takım kendi şehrinde milli takım olarak görülüyor. Bizim için şehir dışı diye tabir ettiğimiz şehrin bölümlerinde yer alan müstakil evlerinin kapısının önünde takımın bayrağı dalgalanıyor. Bu ritüeller sadece profesyonel liglerde olan takımlar için değil, üniversite takımları için de geçerli bir durum ne de olsa Amerika'daki burs sisteminin önemli bir bölümü profesyonelliğe aday üniversiteli sporculara ayrılıyor. Bu da dolayısıyla, üniversite sporlarına olan ilginin üst düzeye çıkmasını sağlıyor. Çarpıcı bir örnek olması açısından, Mişigın Üniversitesi (University of Michigan) Ann Arbor şehrinde yer almaktadır ve şehrin nüfusu yaklaşık olarak 115 bindir. Çarpıcı olan kısım ise üniversitenin Amerikan futbolu maçlarını yaptığı ve üniversiteye ait stadyumun yaklaşık 108bin kişilik bir kapasiteye sahip olması ve nerdeyse maçlarda tam kapasiteyle hizmet vermesidir. Görüntü aşağıda:



Amerikan Futbolu günümüz Türkiye'sinde birçok üniversite takımıyla kendini gösteriyor. Taktiksel bakımından bizim futbolumuza göre çok daha fazla çeşitlilik gösteriyor ama sabır gerektirecek şekilde uzun sürebilen maçlar oluyor hem üniversite hem profesyonel maçlarda. Bu kadar taktiksel çeşitliliğin sebebi, çok farklı mevkilerin olması ve mevki sayılarının fazlalığıdır. Ayrıca 2 tane ana takım vardır ve bunlar maç içinde hucüm sırasına göre yer değiştirir, defans ve hucüm takımı diye. Ve bir sezon boyunca yapılan maçlar sonunda 2 takım tek bir final maçı oynayıp, ulusal şampiyon belli olur. Üniversite sisteminde ise ulusal şampiyon için oynayacak takımlar davet usulü ile seçilir. Şu ana kadar Amerikan Profesyonel Ligi'nde tek Türk oynamıştır: Tunç İlkin. Bu spor çok detaylı bir spor dalıdır, ben burada kurallardan çok genel olarak okyanusun diğer tarafında ilginin odağını yansıtmaya çalıştım.

6 Mayıs 2010

Son Söz Futbolcuların


Play-off finallerinin yeri belli oldu. Yollar artık bize memleket; binlerce MAVİ ŞİMŞEK sevdalısı yollarda olacak, Antalya'ya akın edilecek, Antalya yeşille mavinin değil mavi ile mavinin kucaklaştığı şehir olacak. Umudumuz o yöndeki Bank Asya'nın yeni takımı ADANA DEMİRSPOR olarak Adana'ya dönülecek.

Bu umudun gerçeğe dönüşmesi için son sözü ise sahadaki ŞİMŞEKLER söyleyecek. Size güveniyoruz, inanıyoruz.

Yepyeni heyecan, yepyeni hızla
Açtık önümüze beyaz bir sayfa
Sen oyna içine yazalım bizler
Bu sene şampiyon MAVİ ŞİMŞEKLER...!

Haydi çocuklar!!! Zafer inananların olacak!!!

Bir Şehir, İki Takım, Bir Gözlem

1980-1981 sezonunda Adanaspor lig ikincisi, Demirspor ise ligde kalma mücadelesi veriyor. Son maç şampiyonluğu garantilemiş Trabzonspor'la. Yenersek ligde kalacağız, aksi taktirde düşüyoruz. Adanasporlu Güntekin Onay'ın kaleminden o gün bakın nasıl anlatılmış:

''(...) Hiç unutmuyorum, annemle biz de stada çok yakın bir yerde misafirlikteyiz. Şehirde inanılmaz bir ambiyans vardı. Ben çocuk aklımla bir türlü kavrayamıyorum durumu. Kendi kendime diyorum ki biz ikinciyiz bunlar 16. falan ama şehir lacivert-mavi! Sokaklarda bayraklar, insanlar, mahşer yeri gibi. Öyle bir ortamdı ve Demirspor 3-2 kazandı.

İnsanlar sokaklara döküldü. Karnaval gibi bir kutlama oldu. Bizim lig ikinciliğinden çok daha fiyakalı oldu sonuçta. O çocuk aklımla, ''Bunlar sonuncu olmalarına neden bu kadar seviniyor?'' diye bir türlü anlayamamıştım.''

Adana Futbolu, Güntekin Onay, S. 86.

Ekstra Play-Off Maçları Antalya'da

TFF resmen açıkladı:

"TFF 2.Lig play-off maçları da 25, 27 ve 30 Mayıs tarihlerinde Antalya'da Antalya Atatürk ve Mardan stadyumlarında oynanacak."

Kayseri veya Eskişehir bekliyorduk; Antalya'yı severiz ama bize uzak oldu, Adana'ya daha uzak oldu...

Hayırlı olsun.

5 Mayıs 2010

Ederlezi...

Bahar olsun, yaz olsun...
Müzik olsun illa ki akordeon olsun...
Saglik olsun, mutluluk olsun bi de huzur olsun...
Hep gulmek olsun...
Demirspor sampiyon olsun...
Emir olmasin, ozgurluk olsun...

Ve lütfen artik icinde yüzebileceğim kadar bira olsun!

Herkesin Hıdrellez'i kutlu olsun :)

4 Mayıs 2010

Raydan Çıktık!


Bugün İstanbul'da tramvay raydan çıkmış.Allah'tan ölen ya da yaralanan olmamış.Haberi görünce pankartımız geldi aklıma ve bir de acaba bu bir işaret mi sorusu?:) Neden olmasın?

RAYDAN ÇIKTIK!!! Geliyoruk!!!

U16: Adana Demirspor 1: Bursaspor 4

U16 Türkiye finallerinin son maçında takımımız Bursapor karşısında 4-1 mağlup oldu. Ankaraspor Karşıyaka karşılaşması ise, Ankaraspor'un üstünlüğüyle 3-1 sona erdi.

Finallere kalarak bize bu heyecanı yaşattığınız tekrar teşekkürler. Orada bulunmak bile bizim için övünç kaynağıdır.

Konuk Şair: Bir Üç Puanın Hikayesi

Hasan Bozaslan'ın demirgibiyiz@gmail.com'a yolladığı şiiri paylaşıyoruz; mavi-lacivert bir pazar gününden nazım izlenimler:

Adana’da bir öğleden sonra
Hava biraz sıcak
Elimizde 1 liralık kebap
Bir üç puan coşkusu her yan

Gazipaşa’nın zengin sokaklarında
Mavi- Lacivert renkli halk çocukları
Nasıl bakıyor
Güneş gözlüklerinin altından
Kolejli kokoş kızlar
Balkonlarda titreyen zengin züppeleri
Gazipaşa’nın zengin sokakları
Halk çocuklarının işgali altında

Anlayamaz gözüm
Mado’nun önünde
Dondurma kaşıklayanlar bizi
Anlayamazlar gözüm
Tek tatil günümüzde manitayı ekip
Maça gelmemizi

Ama olsun be
Sen durma dostum haykır
“Zıplamayan İdman Yurtlu”

Trafiğe kapatırız belki yolları
Dolmuşlardan alkışlar duyarız
Belki bir yaşlı amca
“Mavi” diye bağırır
İşte o zaman
“Lacivert” deriz.

Durma dostum haykır sen de
Halkın takımı için
Halkın çocuklarıyla
“Şampiyon Şimşek” diye

Yeni bir iş gününde ilk parayı
Maç bileti için kazanırız
İkinci günün parasından da
1 lirayı kebap için saklarız be dostum

Usta “Ne var lan! Niye gülüyorsun” derse
Tek puan kazanamayan
Ömrün aynaya yansıyarak
Cevap ver
“Şimşek üç puan aldı be usta”

HASAN BOZASLAN

(Adana Ayışığı Sanat Merkezi Şiir Atölyesi)

3 Mayıs 2010

Gökyüzü, Tribün, Çiftetelli

Fotoğraflar Facebook/Adana Demirspor sayfasından. Muhteşem görüntüler, masmavi tribünler, futbolcularımızın maç sonu sevinci... Ve gökyüzünde 'Vardık, Varız, Varolacağız'





Gol Krallığı

TFF 2. Lig gol krallığında Tayfun ÖZKAN 22 golle 2. sırada yer alıyor. Birinci sırayı ise, TFF 2. Lig Yükselme Grubu'nda son sırada bulunan Etimesgut Şekersporlu forvet Ahmet Güven 24 golle elinde bulunduruyor.

Tayfun'u 21 golle Sakaryaspor'dan Ercan Güneri ve 20 golle Zeytinburnuspor'dan Murat Dilek izliyor.

Süper Lig'de 20 golle Kayserispor'dan Aziza Makukula, 1. Lig'de ise 16 golle Karabüksporlu Yasin Avcı gol kralı.

Ligde iddiası kalmamış Şekerspor'un Ahmet'i gol atamaz. Son 2 haftada Tayfun'dan 3 gol gelir mi, gelir. İnanıyoruz!

MAVİ ŞİMŞEK!

Bizim için!

Tayfun için!

Gol krallığı için!

OYNA, OYNA, OYNA!!!

off ülen off !!!!!!!


Final maçlarında kazanma problemimiz olduğu için dünkü maçtan sonra içimde garip bir his vardı. Kazandık dedim, nihayet kazandık.. Off ülen off.. Ama bu sefer Play-Off!!


Teşekkürler Adanademirspor'umuz.. Teşekkürler.. Haydi bir gayret, seneye şu yukarıda kullandığım resmi kullandırmayın bize, değiştirelim artık.. Haydi...

2 Mayıs 2010

Haftanın Ardından


Bugün 1-0 geriye düşmemize rağmen, playoff yolundaki en kritik maçımızdan İlhan ve Barış'ın golleriyle 2-1 galip ayrılmasını bildik. Bundan sonra oynanacak 2 maçtan alınacak 1 puan playoff için yeterli olacak.

Galibiyeti taraftara hediye eden Hüseyin Özcan'a ve futbolcularımıza biz de teşekkürlerimizi sunuyoruz. Uzun zaman sonra, final niteliğindeki bir maçı kazanarak şeytanın bacağını kırdık. Kendi göbeğimizi kendimiz kestik. Daha ne olsun!

Güzel bir hafta bizi bekliyor...

U16: Adana Demirspor 2: Karşıyaka 4

U16 takımımız bugün oynadığı Karşıyaka karşısında mağlup olarak gruptan çıkma şansını kaybetti. Ben bu maçları tecrübe edinme olarak görüyorum ve sonuç ne olursa olsun üzülmüyorum. Ayaklarınıza sağlık çocuklar. Umarım eksikliklerinizi görerek, geliştirmek için çaba gösterirsiniz. Size ihtiyacımız var, unutmayın.

Son maçımız 4 Mayıs Salı günü grup lideri Bursaspor ile.

Ters Açı

İlginç bir bakış açısı:)

Çifte Zafer


Uzun zaman oldu çifte zafer görmeyeli; haliyle alışık değiliz tabi... Bugün Cebeci İnönü Stadı'ndaydı bedenlerimiz; ama ruhumuz, kalbimiz, dualarımız 5 Ocak'ta... Her iki maçı da 2-1 kazandık!!! Biz Cebeci'de harikaydık, Adana da 5 Ocak'ta-her zaman ki gibi- harikaydı...



Not: Adıyamanspor'a attığımız 2. golün haberini aldığımızda ortasaha mücadelesi şeklinde geçen maçta aniden ''Goooooooooolllllll!!!'' diye bağırdığımızda staddakilerin ''manyak mı bunlar?'' dercesine bakışları görülmeye değerdi...

sibernetik

üç kere üç dokuz eder
bilirsin...
birin karesi birdir
kare kökü de
bilirsin...
"mutlu aşk yoktur"
bilirsin...

ama baharda ya da dışarda
sonsuz göğün altında
aşkın aşkla çarpımı
nedendir bilinmez
garip bir biçimde
hep sonsuzdur.

kare kökü de yoktur.

(turgut uyar/sibernetik)

1 Mayıs 2010

Aleme Rest Çek!


Yıllardır biriken hasret, gelmeyen şampiyonluklar, son anda kaçırılan trenler; içinde acı, hüzün ve keder barındıran onlarca beste yaptırdı bu büyük taraftara...

''Şehrin Asi Çocukları'', ''Tam 10 Yıl Oldu'', ''Issızlarda Karanlıklarda'' bu bestelerden yalnızca birkaçı... Bu bestelere ''Aleme Rest Çek'' bestesiyle bir yenisi eklendi... Bu kez olacak!!! Mutlu anlarda yazılan besteler inletecek dört bir yanı... Zafer inananlarındır ve bizler inandık!!! Sıkılmış bir yumruk gibi geliyoruk!!!

Ne bu ruhsuz, hayırsız şehirden göçtük
Ne bir padişahın önünde çöktük
Savaştık yıllarca; sevdan uğruna
Tapmadık bir gün şampiyonluğa

Ne var bir kere sen de acı çek
Aleme rest çek haydi be ŞİMŞEK!!!

Veda

Kardeş takımımız Livorno İtalya Seri A'ya veda etti. Önümüzdeki sezonu şampiyon tamamlayıp, tekrar Seri A'da boy göstermeleri dileğiyle...

Lokomotif Ankara!!!


Ankara'daki Adana Demirsporlu'ların bir başka gururu olan Ankara Demirspor'un maçına gitmek için SAAT 15:00'de A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin önündeki taş merdivenlerde olacağız, herkesi bekliyoruz. Saygılar.

Yaşasın!

Emeğiyle, alınteriyle geçinen; umut ettiği yarınlar için mücadele eden; sömürüye, eşitsizliğe, haksızlıklara karşı başka bir dünya mümkün-başka bir alternatif var diyen; pankartları boyayan, kaldırıp tellere asan, avuçları patlarcasına davula yüklenen; derdi tasası için kalem oynatan, kafa patlatan; deplasmanda biber gazı, polis copu yiyen herkes... Birlikte güçlü, bölündükçe zayıfız!

Bayramımız kutlu olsun. Yaşasın 1 Mayıs!


"bir şarkı olmalı, özlemi söyleyen
bu koyu günlerden yarına ses veren
bir sevgi olmalı, senden de yükselen
sonra benimle bir yarına yön veren

bir umut olmalı gözlerinde senin
gözlerimde benim yarına erişen
bir yarın olmalı, başka türlü bir şey
bir aydın, bir güzel yarına varmalı"

(Tülay German/Yarının Şarkısı)