30 Haziran 2009

www.demirgibiyiz.com

Bir süre önce bu alan adını almıştık. Bir dönem iyi çalıştı, sonra sıkıntı başgösterdi. Teknik yönden eksikliklerimizden birisi de şu bilişim sektörü. Yok mu Ankara'da okuyan, çalışan bir bilgisayar mühendisi?

Şaka bir yana imdadımıza blogumuzun takipçilerinden, bilgisayar üstadı arkadaşımız "Yenidem" yetişti. Sağolsun http://www.demirgibiyiz.com/ adresini yeniden kullanıma açtı.

İyi günlerde kullanın sevgili Demirsporlular...

TFF 2. Lig Yeni Statü Açıklandı

Konu ile ilgili olarak, spor01 sitesi kaynaklı haberi vermiş, TFF'den resmi açıklamayı beklediğimizi belirtmiştik. TFF'den beklenen açıklama geldi. Önceki senelerden farkı, 5 yerine 4 grup oluşturulmuş olması. Buna bağlı olarak, Yükselme Grubundan playofflara kalan takım sayısı, 3'ten 4'e çıkmış durumda. Kulağa daha hoş geliyor. Bakalım bu sene neler yaşayacağız?

''Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu, 2009-2010 futbol sezonunda TFF 2.Lig'in 4 grupta oynanmasını kararlaştırdı. Buna göre yeni sezonda, TFF 2. Lig'te üç grupta 11, bir grupta da 12 takım yer alacak.

Çift devreli lig usulüne göre oynanacak müsabakalar sonucunda 11 takımlı gruplarda ilk iki sırayı alan takımlarla, 12 takımlı grupta ilk üç sırayı alan ekipler Yükselme Grubu'na katılmaya hak kazanacak. Dört grupta kalan 9'ar takım ise klasman gruplarında mücadele edecek.

9 takımdan oluşacak ve çift devreli lig usulüne göre oynanacak Yükselme Grubu'nu, ilk iki sırada bitiren takımlar Bank Asya 1.Lig'ine çıkmaya hak kazanacak.

Bank Asya 1. Lig'ine çıkacak 3. ve son takım ise klasman gruplarını lider olarak tamamlayan ekiplerle, Yükselme Grubu'nda 3,4,5 ve 6.sırayı alan takımların oynayacağı play-off eleminasyon maçları sonucunda belli olacak.

Klasman gruplarında son üç sırayı alan takımlar ise TFF 3.Lig'e düşecek.''

Kaynak: http://www.tff.org/default.aspx?pageID=285&ftxtID=7390

La Gazette Della Mondiali Antirazzisti

Mondiali Antirazzisti'ye artık sayılı günler var ve hazırlıklarımız iyice hızlandı. Orada, bize ayrılmış panolar olacak, kendimizi, takımımızı, taraftarımızı anlatabilmemiz için. O panolara asmak amacıyla bir duvar gazetesi oluşturduk. İngilizcesi hazır. Bir aksilik olmazsa İtalyanca, Almanca ve Fransızca da olacak bakalım...Gazetenin görüntüleri çok yer kapladığından birer küçük (ve daha düşük kalitede) örneği koyabildim aşağıya. Bir blog yazısı için fazla resim içeriyor, kusuruma bakmayın. Herkesin beğenisine sunabilmek amacıyla mümkün olduğunca hazırlanan her sayfayı koymaya çalıştım...

Evet, Pazar'a artık çok az kaldı...

Şehrin Asi Çocukları, sığmıyor ki İtalya'ya!


28 Haziran 2009

Bologna

MONDIALI ANTIRAZZISTI'nin gerçekleşeceği şehir olan Bologna'yı burada biraz okuduğum ve bildiğim kadarıyla anlatmak istiyorum. Bologna Kuzey İtalya'daki Emilia-Romagna bölgesinin başkentidir. Şehir Alp Dağları etekleriyle , Po Irmağı arasında kurulmuştur. Batıdaki en eski üniversite Bologna Üniversitesi'dir. Kuruluş tarihi 1088dir. Bologna 19. yüzyıldaki tarihi eserlerin yeniden yapılandırılmasına kadar eski hüviyetini ve tarihi şehir yapısını koruyan Avrupa şehirlerindendir.İtalyanlara göre yemeğin başkenti Bologna,ve zilyon tane müze var. Tek günlük 6 Avro , 3 günlük 8 Avro olmak üzere müzelere sınırsız giriş yapılabiliniyor. İtalyan salamları ve Bologna'ya uygun salamları varmış. Bütün millet bayılıyor zaten bunların salamlarına. El yapımı tortellinoları da denenmeye değermiş.

Birgün'deyiz...

İtalya yolculuğumuz, bugün Birgün gazetesinde 1 tam sayfa yer alıyor.

Tıklayın:
http://www.birgun.net/report_index.php?news_code=1246188153&year=2009&month=06&day=28




Gülerginler'in Forması'na spor01.com'dan Destek

www.spor01.com sitesi, Demirspor'un Gülerginlerin forması ile maça çıkması talebimize destek verdi. Haberlerinde, Başkan Bekir Çınar'ın blogumuza biraktığı yoruma da yer veren site, Demirspor'un camiası ile bütünleştiği vurgusunda bulundu.

Tıklayın: http://www.spor01.com/haber_detay.asp?haberID=671

Haberde dikkat çeken bir detay da, vertumnus'un İtalya'da giyilecek formaları teslim aldığı sırada çektiği, iki Nijeryalı'nın fotoğrafının kullanılması oldu. Bir yanlış anlamayı(!) gidermek için, bu siyahi arkdaşların henüz tayfamızla organik bir bağının bulunmadığını da vurgulamak isterim!

27 Haziran 2009

Yönetime Mesafeli Durmak...

Hep aldatılmışız, hep hayal kırıklığına uğramışız, hep beklemişiz, hep savaşmışız ve bir gün güzel gelişmelerin olacağı umudunu yaşatmışız küçük kalplerimizdeki dev gönüllerde.

Ben, eleştirmeyi ve eleştirilmeyi seven bir insanım. Kendimi geliştirmenin en önemli yollarından birisi olarak görüyorum en ağır eleştirileri bile sineye çekip en azından bir nefes aldıktan sonra cevaplamayı. Geçen süreç içinde saçlarımda fazladan aklar var ise veya saçlarım olması gerekenden az ise bunda Demirspor yönetimlerinin katkısı büyüktür. Ne o saçlar geri gelir, ne o beyazlar gider artık. Bu dönem bende keskin bir önyargının kalbime işlediği, öyle ki adeta kazındığı bir dönem olmuştur. Yönetimlere yüklenmişimdir, çok küçük ve neredeyse maliyetsiz adımlar ile çok güzel şeyler yapılabileceğinin bile farkına varamayacak düzeyde oldukları için. Buna yüklenmek de denemez, çullanmışımdır. İçimdeki güven duygusu yok olmuştur, güvenin yarattığı sıkılaşan safların yerini mesafeler almıştır, kimi zaman bir telefonun ucu kadar yakındaki adam, kimi zaman aile dostum, ama bu yönetimler bana uzak olmuştur, çok uzak, dağlar kadar uzak.

İşte bu uzaklık hep mesafeli olmayı, ihtiyatlı olmayı telkin etmiştir bana. Yüreğimi acılarla doldurmuştur bu uzaklık, bu güvensizlik, tepilen fırsatlar, hayal kırıklıkları, sözün özü bulunduğu yerin hakkını vermeyen, kapasitesi yetmediği için değil-haşa- hakkını vermeye bile çalışmayan yönetimler. Bu önyargı önümde dağ gibi durmuştur.

Timur kardeşim yazdı ben duygusal yazayım.

Takım elbise gelmiş, Bekir Bey...
Altyapıdan oyuncu enjekte edilmiş, Bekir Bey...
Yardım gecesi düzenlenmiş, Bekir Bey...
Kebap ve Şalgam Günü... Bekir Bey...
Kredi kartı... Bekir Bey...
Alo... Kredi kartında sorun mu var? Hayır sorun yok... Bekir Bey...
Ads Su... Bekir Bey...
Altyapıdan ikinci oyuncu... Bekir Bey...
Sahalarımızdan makbuz, oralara kamera... Bekir Bey...
Ben sevmem maddi olayları gündeme getirmeyi, transfer vesaire, ama Bekir Bey...
Şampiyonluktan çok bahsetmeyin... Yine Bekir Bey...
Üyelikleri düzenleyin... Bekir Bey...
SMS kampanyası düzenleyin... Bekir Bey...
Kombineler...Bekir Bey...

Bugün sağolsun kendileri lütfetmişler, geçmişe borcumuzu biraz olsun ödeme adına, unutulan değerleri bunu hiç yaşamamış kuşaklara tattırma adına, güzel bir adım atıp, forma talebimizi uygun görmüşler... Yine Bekir Bey mi?

Hayır, bu önyargıyı, bu setleri bugün kaldırıyorum, belki bugünlüğüne ama kaldırıyorum.

Bekir Bey değil, Bekir ÇINAR başkanım. Sizi daha çok eleştiririm ben, böyle giderse daha çok da alkışlarım. Ama yıllar yıllar sonra bir insana Başkanım diyebiliyorum, sağolun.

Not: Bu duygusal anımda yazdıklarımın Başkanın nezdinde tüm yönetime atfedilmemesi kendilerine haksızlık olacaktır. Diğer tüm üyelere de ayrı ayrı teşekkürlerimi iletiyorum.

26 Haziran 2009

U-13 Derbisi...

U-13lerimiz Türkiye Şampiyonasında grup finaline yükseldiler. İlk maçlarında Tarsus Belediye'yi 3-2 mağlup etmişlerdi. İkinci maçta Kırşehir Fatihspor'u 12-1 yendiler, gollerin 5'i Sezar'dan gelmiş.

Grubun diğer finalisti Adanaspor A.Ş. oldu.

Cumartesi sabahı 10:30'da Kayseri'de bir Adana Derbisi oynanacak...

Haydi çocuklar!

Gülerginler'in EFSANE FORMAsı, yeni sezon formamız olsun!

Bir süredir, formamızın tarihine ilişkin ufak bir araştırma yürütmeye çalışıyorum. Daha önce takımımızın tarihiyle ilgili araştırma yapanlara, büyüklere, anılara, arşivlere başvurmaya gayret ediyorum. Çalışma, elbette henüz tamamlanmadı ancak bir takım şeyler şekillendi diyebilirim.

Öncelikle, "Adana Demirspor'un klasik bir forması var mıdır?" sorusuyla çıkmıştım yola. Bizim kuşağımız ve bizden bir önceki kuşağa bu soruyu yönelttiğimizde genellikle verilen cevap "Adana Demirspor'un klasik forması ÇUBUKLU'dur" oluyor. Gerçekten arşivler ve fotoğraflar da bunu doğrular nitelikte. Bu kapsamda çubuklu formamız, kesinlikle sahip çıkmamız gereken çok önemli bir değer. O bizim, klasik formamız.

Çubukludan daha öncesine, daha erken kuşaklara gittiğimizde bir formayla daha karşılaşıyoruz. Muharrem Gülergin'lerin de kullandığı "GÖĞSÜMÜZDE DEMİR KANATLAR" olan forma. Demir Kanatlar, tüm dünyada demiryollarının armalarından kullanılıyor. Yine tüm dünyada Demirsporlar da armalarına bu sembolü koyuyorlar. Kulübümüzün 1940'lardaki ilk formaları da Demir Kanatlarla süslenmiş göğüs kısımlarında. Zaman zaman farklı kullanımlar mevcut ancak Demirspor forması denildiğinde direk olarak Demir Kanatlar'la özdeşleştiğini görüyoruz. Muharrem Gülergin'in bugüne ulaşan, en sık kullanılan fotoğrafında da Demir Kanatlar, bir terzilik ustalığıyla, renk geçişiyle korunmuş halde.

(Resimleri tıklayarak büyütüp bakmanızı tavsiye ediyorum)

Formamızın tarihini bu kapsamda üç temel bölümde ele alabiliyoruz kabaca (arada elbette çok farklı tasarımlar da kullanılmış, onlara formamızın tarihini anlatan bir başka yazıda değinmeyi istiyorum)

1940 - 1970'ler: Göğsümüzde Demir Kanatlar dönemi
1970 - 2000'ler: Klasik Çubuklu dönemi
2000'lerden sonra: Maalesef kimi zaman renklerimizin bile tam tutturulamadığı bir fetret devri...Seromonide yanyana duran 2 futbolcumuzun arasında bile bir bütünlük olmayan dönemler.

Çok şükür ki Store'umuz var. Bu taraftarımız arasında bütünlüğün olmasını sağlıyor. Ancak takımımız henüz o durumda değil (Afyon deplasmanındaki turkuaz faciasını hatırlayalım...)

Bu nedenle, bu araştırmadan ve Muharrem Gülerginlerden aldığımız Demirsporlu olma onurundan hareketle; Gülerginlerin Efsane Forması'na sahip çıkmamız gerektiğini düşünüyorum.

Başkanımız hazır bu tip konulara duyarlıyken bence bu kampanyayı gerçeğe dönüştürebiliriz. Ankara'da biz bir deneme yaptık, gayet güzel duruyor forma. Hele ki bunu Lotto'nun yaptığını düşününce...of of of!

Yapalım bu işi abiler, arkadaşlar, kardeşler...

Gülerginler'in Efsane Forması,
Yeni sezon formamız olsun!

Göğsümüzde Demir Kanatlar,
Yüreğimizde Fofo!

İtalya'ya Gülerginler'in Formasıyla !

İtalya'daki futbol turnuvasında nasıl bir forma giyeceğimize ilişkin konuşurken aklımıza geldi. Oraya Muharrem Gülerginlerin formasıyla gitmek istedik hepimiz. Dün akşam itibariyle formalarımız baskıdan çıktı.

Ön kısım Muharram Gülergin formasının aynısı. Mümkün olduğunca aslına sadık kalmaya gayret ettik. Bir tek, göğüsteki üçgenin içine Demir Kanatlarımızı ekledik. Arka kısım kendi tasarımımız, Locomotive Anatolia yazıyor ve Adana Demirsporumuzun logosu mevcut.

Dün ben formaları teslim almaya gittiğimde bir de güzel olay yaşadım. Formalarımız basılırken, dükkana iki tane Nijeryalı geldi spor malzemesi almaya. Bizim formaları görüp "bu kimin forması" diye sordular. Ben de anlattım Adana Demirspor forması diye, İtalya'da ırkçılığa karşı, tüm dünya halklarının kardeşliğinden yana bir turnuvaya gittiğimizi söyledim. Şaşırdılar ve müthiş sevindiler. Türkiye'de böyle bir durumla ilk kez karşılaştıklarını söylediler. Nijerya'dan kalkıp Türkiye'ye okumaya gelmişler, duygulandılar. Formalarla resim çektikmek istediler, çektim ben de. İkisinin de ismi "Mohammad"miş, tüm Adana Demirsporlular'a selamlarını yolladıklarını söylediler.

Ne diyelim, NİJERYA, DEMİRSPORLUDUR!!!

(Bir alttaki yazıda, Nijeryalıların transferine ilişkin "ŞAKA" haberimiz tamamen bu olaydan yola çıkılarak hazırlanmıştır :)))

25 Haziran 2009

Nijeryalılar Tamam Gibi...

Transfer çalışmalarımız hızla sürerken Nijeryalı kaleci Ngobga ve forvet SaoSao ile anlaşma safhasına gelindiği bildirildi. Dün akşam saatlerinde Adana'ya gelen ikili, bir aksilik olmazsa yarın imza atmış olacak.

Ngobga ülkesinde "Nijerya Panteri" olarak biliniyor. Yaptığı açıklamada "şırdan yemeye başladım ancak henüz kırkkat'a hazır değilim" demiş. SaoSao ise Kazım Büfe'de içtiği muzlu sütü dünyanın başka hiçbir yerinde tatmadığını belirtmiş.

TFF 2.ligde yabancı oyuncu hakkı bulunmadığından, Türk vatandaşlığına geçmeleri için çalışmalar sürüyor. İkili, Türk olduklarında Mustafa ve Nazife isimlerini almak istediklerini belirtiyorlar...

Hoşgeldin Ngobga, Hoşgeldin SaoSao!

2009-2010 Sezonu Formamız

2009-10 sezonu formalarımız için Lotto'yla görüşüldüğü söyleniyor. Bence güzel firma. Formada son yıllarda yaşadığımız tuhaflıkların önüne geçilmeli artık, bir bütünlük olmalı. Bekir Başkan, bu tarz konularda çok dikkatli, formada da güzel haberler bizi bekliyor diye düşünüyorum.

Lotto, 2009-10 sezonu için bazı takımlarla anlaşmış durumda. Aşağıda sezonun tasarımlarından birkaç örnek var. Bakalım bizim forma nasıl olacak??

Şu ana dek benim Lotto tasarımlarında en çok hoşuma giden 08-09 sezonu Verona deplasman forması oldu. İşte şu forma:
Verona Dış Saha

2009-2010 tasarımları şöyle:
Queens Park Rangers İç Saha

Recife

Athletic Mineiro

Barnsley

Queens Park Rangers Dış Saha

Lotto'nun 2008-2009 tasarımlarında da şunlar var:
Chievo İç Saha

Udinese Dış Saha

Udinese İç Saha

Fiorentina İç Saha

Palermo Dış Saha

Kazım...

25 Haziran 2005...4 yıl olmuş...

"Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar 'a, ateş hırsızlarına, Ernesto "Çe" Guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz.

Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük.

Biz de öldük.

Ama,
Her şeye rağmen,
Bu yeryüzünde şarkılar söyledik.

Teşekkürler dünya..."

Kazım Koyuncu

24 Haziran 2009

Bianet'teyiz

Mondiali yolculuğumuz bianet.org'ta da haber oldu. Okumak için adreslere tıklayın:

http://bianet.org/bianet/toplum/115439-takimlar-irkciliga-karsi-sahaya-cikiyor

http://bianet.org/bianet/toplum/115443-programda-neler-var-spor-eylem-eglence

U-13 Türkiye Şampiyonası

U-13 Türkiye Şampiyonası dün başladı.

Kayseri Grubu'nda yer alıyoruz. Rakiplerimiz; Adanaspor A.Ş., Tarsus Belediye, Nevşehir İl Özel İdare, Kırşehir Fatihspor, Yozgat Yerköy Belediye, Kahramanmaraş Gençlikspor.

TFF öyle bir statü yapmış ki, hey maşallah diyorum. 7 takımlı grupta olduğumuz için grup 4 takımlı ve 3 takımlı olmak üzere iki alt gruba bölünüyor. Her alt grup kendi içinde tek devreli lig maçlarını yapıyor ve alt grup birincileri, grup birinciliği için final oyunuyor. Aynı şehrin takımları aynı alt grupta yer alamıyor. Şu an 3'lü ya da 4'lü hangi alt grupta olduğumuza ilişkin bir bilgi yok. Çocuklar biliyor mu ona da şüpheliyim, TFF sağolsun. Neyse, çıksın oynasın onlar topunu...

Dün oynadığımız ilk maçta Tarsus Belediye'yi Sezar, Aydın ve Berat'ın golleriyle 3-2 yendik. Julius atmış yine golünü, ben blogda U-13leri ne zaman yazsam Sezar golünü atıyor, nazar değmesin.

Perşembe günü 2.maçımızda Kırşehir Fatihspor'la karşılacağız.

Başarılar çocuklar!

(Bu arada Yozgat Yerköy Belediyespor, sanıyorum geçen yıl trenle Adana'ya tersine deplase olan tüm Ankara Tayfası üyelerinin belli bir sempatisini kazanmış durumda. Yerköylü "emmi"yi hatırlamayan yoktur heralde. İki takım yükselebilecek olsaydı bizden sonra Yerköy yükselsin derdim...Neyse grup finalinde karşılaşalım hiç olmazsa...YIH-YIH-YIH! :))

Yeni Statü: Doğu Grubundayız

Henüz TFF'nin sitesinde görmüş değilim ancak Spor01.com'un verdiği bilgiye göre TFF 2.Lig, 4 grup halinde oynanacak. 3 grupta 11 ve 1 grupta 12 takım mücadele edecek. Biz, Doğu Grubu'nda yer alıyoruz.

Gruplardan TFF 1.lige yükselme nasıl olacak bakalım...Statü tam bir yayınlansın, göreceğiz.

Artık bitsin şu çile!

Muhtemel Doğu Grubu:

Adana Demirspor
Adıyamanspor
Belediye Vanspor
Diyarbakır Diski
İskenderun Demirçelik
Elazığspor
Kahramanmaraşspor
Malatyaspor
Mardinspor
Şanlıurfaspor
Tarsus İdman Yurdu

Taraftarlara Duyuru...

Az önce Bekir Bey ile bir görüşme yaptık. Yaptığımız görüşme kendisinin gerek kulübün gelirlerine nasıl sahip çıktığını, gerekse de taraftarın sesine ne kadar değer verdiğini göstermesi açısından beni oldukça mutlu etti.

Bildiğiniz üzere yönetimimizin icraatlarını konu alan bir yazı kaleme aldı taze doktorumuz Togepy. Sağolsun Bekir Bey de bu konuya ilişkin duygularını bizlerle paylaşma teveccühü gösterdi ve bu duygularını kamp yapılacak yere ilişkin verdiği bilgi ile süsledi. Bu yazının altına bırakılan yorumlardan bir tanesi "adsız" bir okuyucumuza ait. Kendisinin yaptığı yorum, bu yazımızın dayanağını oluşturmakta olduğundan ilgili bölümünü aynen aktarıyorum.

"Sularda yeni açılan sahamızda 2haftadır maç yapıyoruz. Bu paralar kulübe giriyor mu merak ediyorum ama. Çünkü ortada makbuz falan yok. Toprak saha hallerinde de maç yapıyorduk ve para ordaki çalışanlarda kalıyordu. Umarım bunca yatırım yapılan saha denetleniyordur ve verdiğimiz para gerçekten başkanımıza ulaşıyordur."

Bu sözler üzerine Bekir Bey ve yönetimi hemen konunun üzerine gittiklerini ve bu kapsamda tesislerdeki personel ile birebir görüşmeler yaptıklarını ve personelin kendilerine tüm kullanıcılardan makbuz karşılğında para aldıklarını, makbuzsuz iş yapmadıklarını, ifade ettiklerini söyledi. Bekir Bey'in söylediği bir diğer söz de bizi ayrıca mutlu etti. "Bu konuda temizlik yapılması gerekiyorsa temizliğe hazırız."

Bu noktada Bekir Bey'in bizden ricası adsız rumuzu ile yazan arkadaşımızın bizim aracılığımız ile veya doğrudan Bekir Bey ile temasa geçmek suretiyle konu hakkında bilgilendirme yapması. Kendisine ve yönetime hassasiyeti konusunda teşekkür ediyoruz.

Bu hususta bizim de ekleyeceklerimiz var.

Eğer anlatılan olay doğru ise tesislerdeki para, çalışanlara sadece onu kulübe aktarmaları amacıyla teslim edilmektedir. Bu kişiler bu paraları kulübe teslim etmek yerine kendi zimmetlerine geçiriyorlar ise, bunlar hakkında Türk Ceza Kanunu'nun "Güveni Kötüye Kullanma" başlıklı 155. maddesi uyarınca savcılığa suç duyurusunda bulunulması hususunda üzerimize düşeni fazlası ile yapacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.

Öte yandan benzer sıkıntıların farklı alanlarda yaşanması durumunda da taraftar isyan etmek ile kalmayıp ilgili yerler ile mutlaka temasa geçsinler. Bu noktada kayda değer şikayetler açısından bu blogun kapılarının da açık olduğunu belirtmekte fayda var.

Bekir Bey'e ve yönetimine teşekkürlerimizle, Ankara Tayfası...

O, artık "DOKTOR"...

Az önce aldık güzel haberi, Tayfamızın biricik Togepy'si okulundan bugün itibariyle mezun olarak "DOKTOR" olmuş bulunuyor. Tebrikler güzel kardeşim benim, umarım hayatın hep böyle güzel başarılarla dolu geçer...

Böylece tayfamızda 2 tıp doktoru, 1 sosyal bilimler doktor adayı (az kaldı onun da :) olmuş oldu.

3 doktor ordan, bir doktor da blogun sağ tarafında mavi-lacivert gülümsemekte...Bu ne güzel Tayfadır yahu!

Bittii...


Sevgili Vertumnus benden önce davranmış ve yazıyı bloga girmiş.Çok mutlu oldum.Ayrıca annem babam dahil ilk arayıp tebrik eden Vertumnus oldu sağolsun :)
Benim de Tıp Fakültesi yazarken ilginç bir hikayem olmuştu,onu da paylaşmak istedim.

Küçüklüğümden beri kolay yoldan para kazanmanın hayalini kurmuşumdur.Çalışmak, çok yorulmak hep uzak gelmiştir.
Bu yüzden ÖSS'de iyi bir puan alıp güzel bir üniversitede işletme okumak istemiştim. Her türlü cinliğe kafam basan ben-cinin oğlu :)- tercihler yapılırken de ODTÜ İşletme yazmış, tercih formunu okula teslim etmiştim.

Ancak aile baskısı ve çevremdeki insanların üzüntüsü sebebiyle dayanamayıp tercih formlarının tam ÖSYM'ye teslim edileceği gün formu geri almış ve Tıp Fakülteklerini sırayla yazmıştım.

Tıp fakültelerinden birisi gelecekti;ama hangisi gelecekti bilmiyordum.Derken Ankara oldu.
Bir yanda işletme bir yanda Tıp,birbiriyle zıt iki kutup.Ve son anda verilen bir karar ile hayatımda dönüm noktası...Sonradan öğrendim ki okuluma da sonuncu girmişim :)O kadar yalvarıp gel birlikte okuyalım dediğim arkadaşlarımdan birisi yazmış olsa idi İstanbul'da olacaktım. Şu an buralarda bunları yazmıyor olacaktım.Kader işte...

Derken yıllar birbirini kovaladı ve daha dün gibi gözümün önüne gelen kayıt gününden 6 yıl geçti.
Bugün sabah okulumdan mezun olmuş ve Dr. ünavını almış bulunuyorum :)
Çok şükür kazasız belasız uzatmadan bitti.
İyi ki Ankara kazanmışım, iyi ki bir bütün olmuşuz.

23 Haziran 2009

Bekir Çınar Yönetimi...

Tatlı yiyelim, tatlı konuşalım :)

Bugüne kadar ben hiçbir başkanımızın proje ürettiğini görmedim.Şimdi ise kalıcı gelir için bir şeyler yapmaya çalışan başkanımız var.En azından istiyor ve bunu sürekli dile getiriyor,bunun için çabalıyor.

Mesela kredi kartı, muhteşem bir şey.Yanlışlar var,eksiklikler var,daha iyi bir banka ile anlaşılabilir; ama en azından hoş bir şey yapıldı. İlerde daha iyi olacaktır, geliştirilecektir şüphesiz.Ama öncesinde hiç yoktu.Bu sayede hem ödemelerimizde fiyakalı fiyakalı gösteriyoruz kartımızı hem de takımımıza maddi destekte bulunuyoruz.

ADS su projesi var. Hem para getirecek hem karizması olacak. Yediğimiz içtiğimiz ADS olacak.Desteklemeyen var mı?

Kebap ve şalgam günü yapıldı.Belki ilki kötü geçti,tam organize olunamadı.Ama gelenekselleştirmek,Adana'nın Demirsporlu olduğunu göstermek, birlik-beraberlik sağlanması, Adana'nın simgesi olmuş kebap ve şalgamı benimsemek adına atılmış güzel bir adım.Seneye daha güzel olabilir.Başlamak önemliydi.

Takım elbiseler yapıldı.Gayet hoş olmuş.Sanırsam bu da Bekir Çınar döneminde yapıldı.Küçük bir şey ;ama büyük kulüp olma adına karizma bir şey.Şekilli oluyor.

Yardım gecesi düzenledi.Gerçek Demirsporlular elinden geldiğince yardımda bulundu. Başkanımız yalnız kaldı,hepimiz gördük,rezaletti.Kimse destek olmadı.Yardım gecesinden sonra da bağışların iade edilmesi oldukça onurlu bir davranıştı.Bekir Çınar herkesi utandırdı,helal olsun.

Alt yapı açılışı,yeni Muharem Gülerginlerin yetişmesi için ilk adım.Alt yapıda yapılan gösteri maçı...2009-2010 sezonu için planlanan açılış maçı...

Yani diyeceğim şu ki bu kadar güzel şeyler yapmış.Ben Bekir Çınar'ın iyi niyetli olduğuna inanıyorum. ELbette yanlışları olacaktır,eksiklikleri olacaktır.Ama iyi niyetli olduğunu düşünüyorum.Bir de yılların enkazı var,borcu var,altta kuyu kazmaya çalışanlar var,menejerler var,hoşşikçiler var...Var oğlu var.Keşke elimizde sihirli değnek olsa da düzeltsek;ama o da yok :)

Başkanımız çok güzel yolda,umarım bu sezon güzel geçecek.Ben kendisini çok seviyorum,ısınıyorum,destekliyorum. Çok güzel işler yapıyor, eminim arkası da gelecek...

Hepimiz başarıya çölde susuz kalmış gibi açız,inşallah bu yıl mutlu sona ulaşacağız. Ama sportif başarıdan önce onurlu, bağımsız ve kendi ayakları üzerinde durabilen bir Demirspor geliyor. Kurumsallaştığımız, kalıcı kaynakları olan ve kendi ayakları üzerinde duram bir Demirspor olduğu müddetçe de zaten er ya da geç gelecek bu şampiyonluk.

Zor şartlarda yapılan transferler için yönetime destek olmak adına yakın zamanda çıkacak olan kombinelere de elimizden geldiğince destek verelim.Tüm yakınlarımıza söyleyelim.İyi yoldayız.


*Bu yazıyı taslağa kaydetmiş,çok önceleri yayınlamak istemiştim;ama başkanımızın blogumuzu takip etmesinden kaynaklanan yanlış anlaşılabilmek adına bazı çekincelerim vardı.Bugüne kısmet oldu.
Yanlışlar nasıl söyleniyorsa doğruların da söylenmesi gerektiğine Sezar'ın hakkının Sezar'a verilmesi gerektiğine inanıyorum :)

22 Haziran 2009

Şampiyonluk Sesleri...

Planlanan transferler birbiri ardına yerine getiriliyor, arayışlar devam ediyor. Kredi kartı kalıcı gelir getirecek projelerin ilki olarak yürürlüğe konuldu. Su projesi yolda. Yönetim tek vücut halinde. Kombinelere ilginin büyük olacağı düşünülüyor. Kısaca 58.000 TL'lik şehirde bir bahar havası yaşanıyor. Umutlar yeşermiş durumda. Yeşerecek tabi, başarısız geçen sezonlardan sonra, yılların sessizliğinden sonra ben dahil birçok taraftar nerede küçücük bir yeşillik görse, bir çiçek görse bahar geldi diye umuyor ve oraya koşuyor. Sonra yalancı baharlar, taraftarın kış soğuğuna, kara, doluya, tabiri caiz ise don atlet yakalanmasına yol açıyor.

Yine içimizde umutlar var. Hem bu kez güçlü de umutlar. Ancak bu umutların gereğinden fazla dile getirilmesi yönetimin kendisine fazladan yük yüklemesine sebep oluyor.Biz şampiyonluk istiyoruz, kim istemez ki... Ama açık söyleyeyim, şampiyonluk taşının altında da ne kendimin ne de bu yönetimin ezilip gitmesini istiyorum.

Hedefin bu kadar sıkça dile getirilmesi güveni ve umudu artırmakla birlikte, takımın özgüvenini de olması gerekenden fazla artırırsa -tıpkı geçmiş sezonlarda olduğu gibi- saçma sapan mağlubiyetler alınabileceği gerçeği ile karşı karşıya kalabiliriz. Gerçi o mağlubiyetler ilginç İddaa oranlarının olduğu haftalara denk gelse de bu komplo teorisinin gerçeği yansıtmadığı umudu temelinde bunları kaleme alıyorum.

İnanmadığımız bir şeyi başarmamız elbet mümkün değildir. Ancak bu inanç ile yatıp kalkmak üzerimizdeki baskıyı artıracaktır. Bu kulübün başkanı tek kelimesi ile çok önemli bir kitleye yön verebilecek bir güce sahiptir. Yarın futbolcular "şampiyonluk hedefinin -Sivasspor'un başına gelenlerde olduğu gibi- strese dönüşmesi" nedeniyle topunu oynayamadıklarında veya başka bir şekilde, örneğin bizden daha fazla inanan ve iş yapan takımların olması nedeniyle şampiyonluk ipini göğüsleyemediğimizde, başkan veya yönetim "hani şampiyon olacaktık başkan" diye soran bir taraftarı "biz Demirsporlu gibi mücadele ettik, Demirspor duruşuna sahip bir yönetim gösterdik" gibi cevaplarla tatmin edemeyecektir. Tatmin olan da olacaktır ama olmayana da hak verilmesi gerekecektir. Zira taraftara bu sözü söyletebilecek olan yegane şey, yönetimin sezon başından bu yana ve ilerleyen dönemlerde söylediği türküler veya zafer marşları olacaktır.

Gelecek belirsizdir, on saniye sonrası belirsizdir, beklentileri insanların rüyalarına sokacak ölçüde yerleştirmek, iyi niyetin tehlikeli bir silah olarak yönetime doğrultulmasına sebep olacaktır. İhtiyatlı olmak da hiçbir zaman zarar yoktur.

Bir sonraki yazımda -futbolcular ve kefalet- ilişkisine ilişkin görüşlerimi açıklayacağım.

Hoşgeldin...


Her takım bizim gibi olacak değil ya.. Her takım play off larda sonuna kadar getirip bırakacak değil ya... İşte Livorno play off ta Brescia yı mağlup ederek tekrar Serie A ya yükseldi. Benim görüşüme göre İtalya'nın Adanademirspor'u olan Livorno, 1 sene sonra hakettiği yere döndü. Biz ise 13küsür-14 senedir beklemedeyiz ve daha çok yolumuz var en üst lige. Umarım kısır tartışmalar, siyasi oyunlar filan biterde, süper lige çıkmayı geçtim en azından doğru yolda olduğumuzu gösterir bize Şimşeğim bu sene.
Genelde tüm haber portalları "Sahip olduğu taraftar kitlesiyle dünya çapında ün kazanan Livorno'nun Serıe A özlemi fazla uzun sürmedi" şeklinde girmişler haberi. Umarım kısa bir süre sonra bizde " Sahip olduğu taraftar kitlesiyle Türkiye çapında ün kazanmış( hatta Mondiali Antirazzisti sayesinde belki de dünya çapında ün kazanırız belli mi olur..) Adanademirspor, en sonunda layık olduğu Süper Lige yükseldi" şeklinde yazıları okur, mest oluruz.. Ne diyelim. Tebrikler Livorno, darısı başımıza...

21 Haziran 2009

Bugün En Uzun Gündüz...21 Haziran...

Bugün gecelerin aydınlığın yanında küçücük kaldığı, umudun doruğa ulaştığı, karamsarlığın kendi küçücük hücresine çekildiği gün. Bugün 21 Haziran.

Bugün O'nun doğum günü. Azmimizin, neşemizin, yaratıcılığımızın, mücadelemizin, umudumuzun dimdik ve masmavi ayakta kalmasına özel bir çaba harcayarak da değil, sadece kendisi olarak büyük katkı sunan, bizi adı gibi varlığı ile Onur'landıran güzel kardeşimizin doğum günü.

Vertumnus kardeşimiz, seni çok seviyoruz, iyi ki doğdun, iyi ki varsın, belki de en önemlisi iyi ki birlikte savaşıyoruz.

Ankara Tayfası...

20 Haziran 2009

Şadi'yi Alıyor Muyuz Acaba...

Değerli kardeşlerimiz Türkayads ve Göktuğ'dan aldığımız istihbarat sonrasında Şadi'nin uçağının yaklaşık 20 dakika içinde Adana'ya ineceğini öğrendik. Saat 12.45

Beklentiler pürüz çıkmaması ve Şadi'nin transfer edilmesi yönünde. Ama para işi bunlar, olabilir de olmayabilir de. Kim gelirse gelsin, o formanın hakkını versin yeter.
Yine de güzel haberler bunlar...

Saat 15:31

Para konusunda anlaşılamadığı haberini aldık. Transfer şu an itibarıyla askıya alınmış durumda.

Spor01'in haberine göre Şadi Çolak 650.000 TL istemiş. Transferin gerçekleşmemesine bu açıdan sevindim. Takım içinde dengelerin maddi konular nedeniyle bozulmasını istemem. Yönetimin bu konuda gösterdiği hassasiyete de saygı duyuyorum. Erdim'e, Ferami'ye yollar açılır belki bu sayede.

19 Haziran 2009

U-13 Türkiye Şampiyonası

U-13 Türkiye Şampiyonası'nın 23 Haziran'da başlayacağını ilan etti TFF. Gruplar, takımların katılacağı şehirlere göre ayrılmış durumda ancak henüz kuraların çekildiğine ilişkin bir bilgi yok. İki ihtimal var;

Kayseri Grubu

Rakipler: Mersin, Nevşehir, Kırşehir, Yozgat ve Kahramanmaraş temsilcileri

Mersin Grubu

Rakipler: Hatay, Malatya, Kayseri, Niğde, Konya ve Aksaray temsilcileri

İki grup da olsa bence farketmez. Bu turun ardından geriye 16 takım kalacak...

Haydi çocuklar!

Oğuzhan, Galatasaray'da

Haberi Spor01.com'da gördüm. U-14 takımımızın oyuncularından Oğuzhan Gökkaya Galatasaray'a transfer olmuş. Çok iyi bir altyapıya sahip olduğumuzu defalarca söyledik, bu çocukların hemen hepsinin taliplisi çok. Herşeyden önce Oğuzhan için hayırlı olsun dilerim. Kulübümüz adına yetiştirmeden dolayı ne kazandığımız yazmıyordu haberde, umalım ki "değecek" bir şey olsun.

Ciddi bir fabrikaya sahibiz ancak üstyapımız bir türlü tutmuyor. Buna çare bulamadığımız sürece çok yetenekli gençleri kaybedeceğiz. Şu an bu takım Süper Lig'de olabilseydi, belki durum çok daha farklı olurdu...

Hasan Şaş'ın en son Demirspor formasıyla çıktığı maçın haberini veren gazete "Genç yetenek Hasan" diyordu onun için.

Hasan'ı bir kez daha Demirspor formasıyla görebilmek için futbolu bırakıp, altyapı sahamızın açılışındaki Şöhretler Maçı'na gelmesini bekledik...

Söyleyecek başka bir şeyim yok...

18 Haziran 2009

Sende Kalmış...

Alttaki yazıda Geyik1940 şikayetini dile getirmişti. Ben de dile getiriyorum o zaman. Şikayetim var arkadaş, bu saat olmuş (22:30), hala iş yerindeyim, işleri yetiştirmeye çalışıyorum.

Benimkisi haydi neyse de, biliyorum ki, oralarda bir yerlerde şu anda evine benden daha uzakta; ağır şartlarda çalışan, bitirmesi zor okullarda okuyan, bir hücrede tutsak olan, karanlık bir odada hasta yatan, rampada direksiyon sallayan veya sadece hayatta kalmaya çalışanlar vardır. İster misiniz, bunca derdin yanında bu insanlar Demirsporlu, ama tüm olumsuzluklara rağmen gurur dolu olsunlar. Öyleler, hem gurur dolu, hem demir gibi hepsi de...

Gurbetteki tüm Demirsporlu'lara gelsin o zaman:



Sende Kalmış

Nerdeysen bir haber gönder
Diğer yarım yanında kalmış
Yaşayamam gelmezsen eğer
Yarınlarım hep sende kalmış

Ellerinde sıcaklığım
Saçlarında baharlarım
Yüreğinde umutlarım
Gözlerinde gözlerim kalmış

Karanlıklar ülkesindeyim
Işıklarım hep sende kalmış
Çekilmeyen dertlerimleyim
Sevinçlerim hep sende kalmış

Ellerinde sıcaklığım
Saçlarında baharlarım
Yüreğinde umutlarım
Gözlerinde gözlerim kalmış


Dinlemek için...



Şikayetim Var!

Başkan Bekir ÇINAR’ın hayata geçirdiği projeler içerisinde beni en çok heyecanlandıranı ‘ADS Kredi Kartı Projesi’ idi. Adana Demirspor Kredi Kartı… Cüzdanımın en görünür bölümünde taşıyıp, her harcamamda büyük bir gururla kullanacaktım kartımı.

Başvuru tarihim 10 Mayıs. Garanti Bankası Genel Müdürlüğü’nden başvurum üzerine cep telefonumdan aranmam 12 Mayıs. Daha önce yine internet üzerinden yaptığım Garanti Bankası Gold Kart başvurum sonucunda 2 hafta içinde kart elime ulaştığından bu başvurumun da farklı olmayacağını düşünüyordum ki 1,5 ay sonra elinize ulaşır cümlesiyle bir hayal kırıklığı yaşadım. Gold kartı daha sonra kendi isteğimle iptal ettirdiğimi belirtmeliyim.

Birkaç gün sonra iş telefonumdan arandım ve sormama rağmen nereden aradığını söylemeyen bir ses, İnsan Kaynakları Departmanımızdan bir yetkilinin telefonunu istedi benden. Verdim. Öğleden sonra aynı kişi yeniden aradı. Garanti Bankası’ndan aradığını, İnsan Kaynakları Departmanımızdan bilgi alamadığını, benimle ilgili bilgi alabileceği bir yetkilinin telefonunu istedi. Verdim. Aradılar. Müdürüm sordu: “Senin Garanti Bankası ile ne işin var?” “Adana Demirspor Kredi Kartı almaya çalışıyorum!” dedim.

Garanti Bankası’na bankacılık öğretecek değilim ama KKB (Kredi Kayıt Bürosu) sorgusu diye bir kolaylık var bankalar için. Ordan kredi başvurusu yapan kişinin tüm bankalardaki kredileri (kapananlar da dahil olmak üzere) ve ödemeleri (düzenli mi, takipte mi) izlenebiliyor. Burada temiz bir sayfaya sahip olduğumu söylememe gerek yok sanırım. Düzenli gelirim de var ama Garanti Bankası benimle ilgili akılları sıra istihbarat yapma adına nedenini belirtmeden müdürümü arama cüretini gösterebiliyor. İkinci hayal kırıklığı!

Konu ADS Kredi Kartı olmasa başvurumu çoktan geri çekmiştim ama beklemeye başladım. Nihayet geçen hafta içinde bir mektup aldım, “Kartınızı Flexi günlerde güle güle kullanın.” cümlesiyle biten. “Flexi gün” de ne demekse! Bankanın çağrı merkezini aradım, mektup geldi kart yok dedim, kart numarası sordular! Kart gelmiş olsa, numarasını biliyor olacağım ve o zaman zaten sizi aramama gerek kalmayacaktı dedim demesine ama bu şekilde yardımcı olamayacaklarını ve Şubeye gitmemi öğütlediler, eksik olmasınlar!

Şimdi başvurum üzerinden 1 ay, 1 hafta geçti ve hala bekliyorum.

Bu olayı dile getirmek istemememdeki neden, birçok kişinin benzer sorunlar yaşamış ya da yaşıyor olduğunu öğrenmem ve Yönetimimizce de titizlikle üzerinde durulan bu projenin henüz beklenen başarıya ulaşmamasındaki etkenlerden bence en önemlisini gözler önüne sermektir.

Umarım haftaya müjdeli haberi veririm.

Son söz: Flexi Kartla ve Garanti Bankasıyla benzer problem yaşayanlar yorum bırakırlarsa hepsini toparlayarak Banka'ya ve Yönetimimize iletme imkanımız olacaktır.

17 Haziran 2009

Mondiali Antirazzisti : Statü

Temmuz ayında İtalya'da katılacağımız Mondiali Antirazzisti - Irkçılık Karşıtı Dünya Kupası'nda statü belirlendi. Dünyanın çeşitli ülkerinden 204 takım turnuvaya kabul edildi (ülkelere ve hangi takım taraftarlarının katıldığına ilişkin dağılımı sonra vereceğim) Hayli yüksek katılımda öncelikle grup maçları oynanacak. Statü aşağıdaki şekilde...

Grup Elemeleri:
6'şar takımlı 34 grup
Grup 1.cileri direk üst tura çıkıyor
34 adet grup 2.sinden 30 adedi üst tura çıkıyor
Geri kalanlar eleniyor

I.Tur
34 grup birincisi + 30 grup ikincisinden oluşan 64 takım arasında oynanacak. Eliminasyon sistemi geçerli

II.Tur
64 takımdan tur atlayan 32 takım oynayacak, 16'sı yola devam edecek

III.Tur
16 takım çeyrek finalist olmak için karşı karşıya gelecek, 8'i bunu başaracak

Çeyrek Final
Yarı Final
Final

Finale giden yolda toplam 11 müsabaka var...

Haydi bakalım...Rekabete değil, dostluğa, kardeşliğe, eşitliğe gidiyoruz...

Zaman yaklaşıyor, yolumuz açık olsun, Allah utandırmasın...

16 Haziran 2009

Altın Kozalak 2009

Altın Koza ödülleri sahiplerini bulduktan sonra, ben de Altın Kozalak ödüllerimi dağıtıyorum, ödül sahiplerine tebriklerimi değil teessüflerimi ileterek;

En İyi Film: “58 binlik Adana”,
En İyi Kurgu: “28 Mayıs Gecesi Telefonumu Nasıl Kapattım?”
En İyi Senaryo: “28 Mayıs Gecesi Ne Yaptığını Biliyorum”
En İyi Uyarlama Senaryo: "Derin Demirspor Pusu"
En İyi Kostüm: 0-0’lık Afyonspor maçındaki garip renkli forma
En İyi Görüntü Yönetmeni: Futbolcu isyanını Ali Sami Yen’den gören Metin Yıldız
En İyi Set Amiri: Deplasman Fatihi Abdulkerim Durmaz,
En İyi Dublör: Ergun Kara,



En İyi Erkek Oyuncu: “Kaleci” Şenol,
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: “Kaleci” Atalay,
En İyi Efekt: “Akıl değil para verin”
En İyi Efekt Yönetmeni: Mehmet Gökoğlu,
Umut Veren Genç Oyuncu: Yasin Sülün,
Jüri Özel Ödülü: Behzat Çınar’ın gönderilmesi projesi ile Derviş Erten,
Jüri Özel Ödülü-2: Oyunculara önce kaptanlık verip sonra kadro dışı bırakmak düşüncesi.
En İyi Sanat Yönetimi: Alanya’da Kolbastı Show.
Yaşam Boyu Başarı Ödülü: “4 Parti, 5 Dönem”, Aytaç Durak.

Geçen yılki ödüller için tıklayın.