31 Ekim 2008

RAYDAN ÇIKTIK...






















Maç Öncesi Öyküleri #7 : Keşke yalnız bunun için sevseydim seni...

Afyon maçı öncesi, hikayemiz yok. Cemal Süreya'nın enfes bir şiiri eşlik edecek bizlere, aşağıya koydum. Afyon, hep "mola" yeri benim için. İçinde yaşanılmayan ama geçilen, durulmayan ama duraksanan, sevilmeyen ama nefret de edilmeyen, yol boyu bana eşlik eden şerit çizgileri gibi, sadece orada olan bir şehir. Yalnız hissettirir bana nedense hep, dostsuz, bir başına...Afyon'a uğranır, Afyon'da kalınmaz...Benden uzak, sevenine yakın. Gidelim, alalım gelelim, molalardan öte bir anım kalmasın...

"Afyon garındaki küçük kızı anımsa, hani,
Trene binerken pabuçlarını çıkarmıştı;
Varto depremini düşün, yardım olarak Batı´dan
Gönderilmiş bir kutu süttozunu ve sütyeni.

Adam süttozuyla evinin duvarlarını badana etmişti,
Karısıysa saklamıştı ne olduğunu bilmediği sütyeni,
Kulaklık olarak kullanmayı düşünüyordu onu kışın;
Tanrım gerçekten çocukluk günlerinizde mi? ..

Eşiklere oturmuş bir dolu insan
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni..."

Cemal Süreya

Serdanka And Justice For All !!!

Ankara Tayfası'nın en bir değerli üyelerinden, "kardeşim" dediğim adamlarından Serdanka, aylardır heyecanla beklediğimiz kurası sonucunda, tam istediği, hayal ettiği gibi HAKİM oldu.

Bu ülkenin adaletine, bugün çok büyük bir isim yazıldı.

Kendim kazansam bu kadar sevinmezdim. Verdiğin tüm emeklere, tüm o çalışmalara helal olsun Serdanka!

Afyon deplasmanının şarkısı, aynı zamanda senin kutlama şarkın olsun:

Serdanka And Justice For All!

"The ultimate in vanity
Exploiting their supremacy
I can't believe the things you say
I can't believe
I can't believe the price we pay
Nothing can save us"


"Serdanka will save us"

30 Ekim 2008

Bloguma Dokunma!

Blogger.com'un Lig TV başvurusu üzerine top yekün engellenmesinin ardından, şöyle kallavi, örgütlü bir tepki aradım açıkcası ancak bulamadım. Yeterince ses çıkaramadık diye düşünüyorum. En temel haklarımızdan olan "bilgi edinme-bilgi sağlama" hakkımız elimizden böyle alınmışken çok daha sert, net ve tutarlı tepkiler verebilirdik gibime geliyor...Olmadı...

Şu an bir "bloguma dokunma" kampanyası yürütülüyor; http://www.bloghareketgunu.com/imza/bloguma-dokunma/ adresinden ulaşılabilir. Orada yer alan metin de hükümete yönelik yazılmış, bana göre biraz konunun etrafından dolanan, çok fazla suya sabuna dokunmamaya çalışan, "teknoloji" söylemini ön planda tutmaya gayret eden bir bildiri. İsmi "Bloguma Dokunma" olmuş ama metin bu netlikte değil gibi...Yine de ben de imza verdim, hiç olmazsa adet artsın diye...

"Bloguma dokunma!" diyeceksek eğer, metnimizi yumuşatmaya gerek yok. Bloglar hakkımızdır, hakkımız gasp edilmiştir. Herhangi bir mercinin yardımını istemeye değil, hesap vermesini sağlamaya yönelik hareket etmeliyiz diye düşünüyorum.

Yönetimspor :7 - Basınspor :8

Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla yönetimimiz, basın mensuplarıyla bir dostluk maçı yapmış. Maçı son dakikada atılan golle Basınspor 8-7 almış, tebrik ederiz. Rövanşı 15 gün sonra olacakmış.

Bence iyi bir organizasyon olmuş, ancak basınla sınırlı kalmasın derim. Taraftarla yönetimde bir maç yapsa? Çıkarlar mı acaba karşımıza?

(Fotoğraf sporadana.com'dan)

Alkol serbest ?

Dünya Dopingle Mücadele Ajansı (kısaltması WADA oluyormuş abilerin) 1 Ocak 2009'dan itibaren geçerli olacak yasaklı maddeler listesini açıklamış. Listeye göre, "müsabaka esnasında alkol alınamayacak sporlar" arasında futbol yok. Okçuluk var, motor sporları var, dokuz ve on lobutlu bowling var, sürat tekneciliği var, bir de karate var.

Gol atınca şampanya patlatmak, yiyince yedek kulübesine gelip iki tek atmak serbest. Çok yaşa WADA!

10.Haftanın Ardından...

Bay geçtiğimiz 10.haftanın toplu sonuçları ve puan durumu yukarıda yer alıyor. Bay geçmek sevimsiz bi şey bana göre. 10.haftaya denk gelmesi, bardağın dolu tarafından bakacak olursak iyi tabi. Ligde devre arası verilmediği için, ilk yarının bitmesine yakın takım biraz dinlenmiş oldu. Bu hafta Afyon'la oynayarak ilk devreyi kapatacağız. Ankara Tayfası, grubun kendine mesafe olarak en yakın deplasmanında tribündeki yerini alacak...Güzel sürprizlerimiz var bakalım...

Akademi Ligi 1.Hafta...

Geçen hafta duyurduğumuz üzere, akademi ligi başladı. Sanırım "Bey, bu oğlan hep top peşinde, derslerine baktığı yok" söylemlerinin önüne geçmek için Futbol Geliştirme Merkezi Direktörü Ahmet Güvener "Bu sene Seviye Belirleme Sınavı'nda 500 üzerinden 200'in altında alan ilköğretim öğrencileri ile yıl sonu not ortalamaları 5 üzerinden 2'nin altında olan ortaöğretim öğrencileri gelecek sezonda ligde yer alamayacaklar" şeklinde bir açıklama yapmış ligin başlangıcında. Okula dikkat diyelim bizim çocuklara...

Organizasyonda, U14 ve U15 olmak üzere iki farklı takımımızla mücadele ediyoruz. Kendi evimizde U14'ler mağlup, U15'ler 5-1 galip. Henüz bir şey söylemek için erken elbette ama sene sonunda bizi sevindireceklerine eminim ben. Haftaya Gaziantep deplasmanında Gaski'yle karşılaşacak takımlarımız...

Zafere doğru yürüyelim...
İnanın çocuklar, inanın çocuklar!

DSGL 6.hafta...

Süper Gençler sonunda kendine gelmiş gibi. Geçen yıldan duymaya alışkın olduğumuz farklı skorlar gelmeye başlıyor yavaş yavaş. Bu hafta 9-0 galip gelmişler, ayaklarına sağlık...

29 Ekim 2008

Bazıları Asla Yılmaz

Yapımına bizim tayfanın da katkı sunduğu, yeni el emeği/göz nuru/yaratıcılık ürünü pankartımız-içine salça bile karışmış!:








Emeği geçen herkesin eline sağlık; salçayı çekenlerin de...

Staddaki fotosu da eklenecek yakında...

Bayram

"I therefore call any Republic a State ruled by laws under whatever kind of administration there might be, because only then does the public interest govern, and is res publica a reality."

"...yönetimi ne türde olursa olsun yasalar tarafından yönetilen bir Devleti, Cumhuriyet diye anarım, çünkü ancak bu şekilde kamu yararı hükmeder ve res publica bir gerçeklik haline gelir."

(Rousseau, Toplumsal Sözleşme)

Bugün Cumhuriyet Bayramı. Res publica'nın şenliği. Res Publica, "kamusal şey" anlamına geliyor. Daha somut bakarsak, kamusal mal-eşya. Romalılar o kamusal mallrı-eşyaları yönetmeyi bir düzene sokarak, cumhuriyet denen işleyişi ortaya çıkardılar. Cumhuriyet, kamusal olanın yönetiminin, hukuk aracılığı ile sürdürüldüğü, o hukukun da genel çıkarı yansıttığı ve herkesin olanı idare eder haline geldiği bir durum olarak tasarlandı.



Ama gelin görün ki bulunduğumuz noktada ne hukuk, herkes için ne de cumhuriyet kamusal olanı temsil ediyor. Yasalar, bizim için mi bize karşı mı? Devlet için halk için mi halka rağmen mi?

Cuhuriyetin 85.yaşında hala sansür gibi darbe gibi ilksel konuları tartışıyoruz; hala 85 yılda gerçekten ilerleyebildik mi diye düşünüyoruz.



Aslında düşünmemiz gereken, kamusal olandan ne anladığımız-"biz" gerçekten var mıyız?

Ya kamusal olan Adana Demirspor, hala bizim mi?

24 Ekim 2008

Demirsporlular, Demiryolcular, Ankara Garı'na !

"Biz bir kenti nasıl severiz..?

Kenti asla sevmeyenlerin, onu bir zenginleşme aracı olarak görenlerin bozduklarına boyun eğerek mi..? Kentimize yabancılaşarak, yüz metre karelik, tartışmalı egemenlik alanımıza saklanarak mı..? Ankara'yı sevmek, Ankara Garı'ndan başlayan, bir zamanlar bütün günümüzü geçirdiğimiz, geceleri serinlediğimiz Gençlik Parkı'na, Küçük Tiyatro'nun bulunduğu binalar topluluğuna, oradan operaya, kısacası Ankara'yı Ankara yapan tüm mekânları... rant ekonomisine, belleksiz toplum yaratma girişimlerine karşı savunmak değil midir..? - Zerrin Taşpınar"


Demiryolu kültürümüzün, demiryolculuğun önemli mekanlarından Ankara Garı, Büyükşehir Belediyesi'nin en sonuncusu "önüne köstebekvari bir alt geçit yapmak" biçiminde gerçekleşen bir çok yıpratma eylemine karşın hala dimdik ayakta. Demiryolcular, garlarına sahip çıkmaya devam ediyor hala...

Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden bir grup öğrencinin oluşturduğu Ankara Garı Çalışma Grubu, 25-31 Ekim tarihleri arasında "Ankara Garı'nın Sesi" başlığıyla bir dizi etkinlik düzenleyecek. Grubunun danışmanlığında, daha çok kadın ve medya üzerine yaptığı çalışmalardan tanıdığımız, cinsiyetçi söyleme karşı duruşuyla bu alanda önemli bir yer temsil eden Doç.Dr.Mutlu Binark ve İshak Kocabıyık bulunuyor.

Etkinliklerin içinde rock konserleri, video ve slayt gösterimleri, Nazım Hikmet'in "Memleketimden İnsan Manzaraları" eserinin sunumu, tiyatro gösterileri var. Açılış Cumartesi sabah 11:00'da...Tüm programa ve daha detaylı bilgiye şuradan ulaşılabilir: http://www.kentvedemiryolu.com/icerik.php?id=402

Ankara'da yaşayan bir grup Adana Demirspor taraftarı olarak, inatla "Demiryolları bizimdir!" demeye devam ediyoruz. Katılabilecek tüm mevcudumuzla bu hafta Ankara Garı'nda olacağız...

Demiryolları, geçmişimiz, geleneğimizdir. Demiryolları, bizim öykümüz, hikayemizdir.

Demiryolları, bizimdir!

23 Ekim 2008

Dilber Hala ve Adana Demirspor

Avrupa Yakası dizisini izleyenler bilir. Adanalı Dilber Koçarslanlı tiplemesi diziye damgasını vurmaya başladı. Buradan hareketle internet ortamında bir tartışma başlamış ve facebook'ta gruplar bile kurulmuş. bu gruplardan biriside "Dilber Koçarslanlı avrupa yakasında Adana Demirspor Atkısı ile çıksın"... Grup şimdiden 5.340 üye toplamış bile. Ayrıca dizinin kendi resmi sitesindeki forumunda da böyle bir başlık açılmış, konu ile ilgili isteklerini mail yoluyla dizi senaristine yazıyorlarmış. Ne kadar doğru, ne kadar yanlış bir istek bilmiyorum ama dizi senaryosunu yazan Gülse Birsel, izleyicilerin bu isteğini yerine getirirse, Demirspor atkılı Dilber Halayı izleyeceğimiz günler yakındır demektir...
Konu ile ilgili linkler:
http://www.facebook.com/group.php?gid=31582870887
http://www.avrupayakasi.com/showthread.php?t=2802

"O zaman"a dönüş yapalım !

"http://www.3puan.net/" yazarlarında "ADE" deplasmandaki Buca maçı öncesi taraftarların idmana gelişini yazısına konu etmiş. Tarih biraz eski kalmış (13 Ekim) . Kusura bakmayın ancak görebildim girdiyi ama çok garip hissetim kendimi. O maça gitmiş o çoşku ile orada bağırmış, bir şeyler vermiş biri olarak anlamı büyüktü benim için bu yazının. Herkesin "o zamana" dönmesini istedim. O hırsa bir daha bakın. Yapılabilecek bir şey varsa ve o şey gerçekten zorsa, herkes bilmeli ki onu kesin Adana Demirspor yapar!!!
İşte o yazı ;
http://www.3puan.net/2008/10/masmavi.html

22 Ekim 2008

MAVİ...GÖZYAŞI...


Derler ki;
Dünyanın çukurlar ve tepelerden oluştuğu zamanlarda,
Küçük bir kırlangıcın yolu düşmüş bizim gezegenimize...
Kırlangıç ürküntüyle bakmış, bu kara parçalarından oluşan gezegene..
Yanlızca taşlar ve korkunç çukurlar olan dünyamızı yaşanılır kılmak istemiş.
O sırada rengarenk bir gökkuşağı belirivermiş.
İşte o zaman kırlangıcın aklına çılgınca bir fikir gelmiş,
Uçmuş....
Gökyüzünün sonsuzluğuna doğru...
Gökkuşağından renkleri taşımaya başlamış yeryüzüne..

Beyazları getirip, yeryüzüne bıraktığında papatyalar açmış.
Kırmızılardan gelincikler..
Sonra yeşil..Hertaraf çayır çimen olmuş...
Maviyi taşırken yorgun kanatları daha fazla çekememiş bu yükü,
Ve kocaman bir yarıktan içeri düşüvermiş Mavi...

Kırlangıç çok üzülmüş.
En fazla o rengi severmiş.
Öyle ağlamış ki,
Gözyaşlarından çukurlar suyla dolmuş.

Derler ki, Deniz ondan MAVİdir, gözyaşı o yüzden tuzludur

Depresif tavırlar içine girdiğimiz şu günlerde acı,keder ve hüzünden oksitleten ruhumuzun nedenini anlatan güzel bir hikaye.Ee,boşuna denmemiş; ''Demirspor aklıma hep hüzün,acı,gözyaşı getirir.'' Ama hep öyle kal Demirspor.


Bizik...! çekimlerindeydik

Fırat ve Sezcan kardeşlerimizin müthiş çabalarıyla artık son dönemecine giren "Bizik...! - Bir Şimşekler Grubu Belgeseli"nin Ankara Tayfası çekimleri için Pazar günü bir aradaydık. Kendimizi, derdimizi, kavgamızı, sevdamızı elimizden geldiğince anlatmaya çalıştık. "Gri bir şehri maviye boyamaya çalışıyoruz" diyorduk, o gün boyadık...Güneşli bir Ankara pazarı nihayetinde, yönetmenimizle keyifli bir yemek ve ardından bir Ankara Tayfası klasiği olarak Nefes'te sonlandı...

Nice güzel günlere tayfam, iyi ki varsınız...

21 Ekim 2008

Milan Junior Camp

23-27 Haziran tarihlerinde "Bir Tanju Çolak organizasyonu" olarak gerçekleştirilen Milan Junior Camp - İstanbul'un sonucunda 4 çocuğumuz beğenilmiş ve uluslararası kampa katılacakları bildirilmişti. 17-20 Ekim'de kampa katılmışlar, bugün yurda dönmüşler. Lakin, ilk açıklanan listede

Ahmet Özer
Orhan Pala
Üseme Karataş
Remzi Gürler

isimleri yer alırken, bugün dönenler;

Arda Ersan
Orhan Pala
Üseme Karataş

şeklinde. Ahmet'le Remzi kayıp anlayacağınız. Listeye son yılların moda ismi "Arda" kontenjanından bir çocuk daha eklenmiş. Umarım, gidiş-geliş v.b. masraflar nedeniyle gidememiş değillerdir. Devlet pek destek olmamış belli ki, Tanju ya da Milan ne denli ellerini ceplerini attılar bilemiyorum.

Gidenlerden Orhan hayli beğenilmiş, Milliyet Gazetesi "Vanlı Messi" demeye başlamış bile kendisine. Orhan, Manchester City ya da Milan'da oynamak istediğini belirtirken diğer iki evladımızın gönlünde Galatasaray yatıyormuş.

Ayaklarına sağlık hepsinin, bu ülkenin yetenekli ve onurlu gençlere ihtiyacı var. Tek endişem Tanju benim. Kendisi neydi ki çocuklara ne kadar iyi örnek olacak?

Bilgi Edinme Hakkı

Geçtiğimiz yaz ayları içinde, iki kez, Adana Büyükşehir Belediyesi'ne bilgi edinme hakkı çerçevesinde başvurarak, 2007-08 sezonu içinde spor fonundan Adana Demirspor ve Adanaspor'a ne kadar pay verildiğini sormuştuk; ancak her iki sorumuz da net bir şekilde cevaplanmadı.

Hukuki hakkımızı kovalamaya devam ettik ve 07 Ağustos 2008 tarihinde, Başbakanlık'a bağlı Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu'na başvurduk. Bu kurul, Bilgi Edinme Hakkı için yapılan başvurularda gelen cevaplara dair itirazları görüşüyor. Adana Büyükşehir Belediyesi'nden gelen cevapları bu kurula şikayet ettik.

Kurul, 25 Eylül 2008 tarihinde ve 2008/1021 sayılı kararı ile itirazımızı haklı buldu. Buna göre, Adana Büyükşehir Belediyesi bu konuda uyarılarak ilgili bilgilerin tarafımıza iletilmesine oybirliğiyle karar verdi.

Kararda şöyle deniyor:

"...Dolayısıyla mezkur cevabi yazı içeriğinin 4982 sayılı Kanuna uyarlığı bulunmamakta olup söz konusu mevzuatın uygulanmasında daha dikkatli olunması hususunda ilgili personelin dikkatinin çekilmesi gerektiğinin Adana Büyükşehir Belediyesi Başkanlığına bildirilmesine;

İtiraz konusu başvuruda yer alan (...) bilginin başvuru sahibinin erişimine açılmasına;

oybirliği ile karar verilmiştir."
--

Tabii ki gelen cevaptan sonra yeni sorularımız olacak. Adana Demirspor'un haklarını sonuna kadar koruyacak ve yapılan haksızlıklara karşı çıkacak bir neslin geldiğini söylemiştik, değil mi? O zaman bir kez daha hatırlatmış olalım.

En uzaktaki Adana Demirsporlu

Fotoğraf, Adana sokaklarından değil, Avustralya'dan. Daha önce kanguruları bile Demirsporlu yapan, Melbourne'da dev ekranda play-off maçlarımızı izleten Ahmet Samat abimizin son icraatı. Minibüs enfes olmuş bence, bununla deplasman yapmak vardı bir de...Ellerine sağlık Ahmet Abi, kazasız belasız yolculuklar...